Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç, Tarsus Belediyesinin ‘Hizmette 100 Gün’ değerlendirme toplantısında, yapılan hizmetlerden ve projelerden bahsetti. Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Boltaç, açıklamalarda bulundu. Tarsus ve Tarsus’un geleceğiyle ilgili konuşan Boltaç, “Bugün burada, ‘Tarsus’ta Gelecek Var’ mottosuyla, bu kadim şehrin son 100 gününde gerçekleştirdiğimiz çalışmaların detaylarını paylaşmak için bir araya geldik. Tarsus, kültürü, doğası ve üretkenliğiyle tarih boyunca parlayan bir yıldız olmuştur. Bu kadim topraklarda yaşayan herkes gibi bizler de Tarsus’un sahip olduğu potansiyelin farkındayız ve bu potansiyeli en iyi şekilde değerlendirmek için var gücümüzle çalışıyoruz. 1 Nisan’da göreve geldiğimiz günden itibaren, Tarsus’un hak ettiği gelişimi sağlamak için büyük bir kararlılıkla ve azimle çalışıyoruz. Şeffaf, katılımcı ve halk odaklı bir yönetim anlayışıyla Tarsus’un her bir köşesinde büyük bir heyecan ve titizlikle çalışmalarımızı sürdürüyoruz” diye konuştu.
“Büyükşehir Belediyesi ile koordineli çalışıyoruz”
Tarsus’un tarihine, kültürüne ve insanına yakışır bir belediyecilik anlayışı ile hareket ettiklerini dile getiren Boltaç, “Halkımızın ihtiyaçlarını karşılamak ve yaşam kalitesini artırmak için önemli adımlar attık. Tüm bu çalışmaların ardında yatan en büyük güç, Tarsus halkının bize olan inancı ve desteğidir. Bu güveni asla boşa çıkarmayacağız. Tarsus’ta gerçekleştirdiğimiz projeler, sadece yerel halkımızın değil, tüm Mersin’in geleceğine de ışık tutmaktadır. Bu doğrultuda Mersin Büyükşehir Belediyesi ile koordineli ve uyumlu çalışıyoruz” dedi.
“Meselemiz Tarsus’un geleceği”
Meselelerinin Tarsus’un geleceği olduğunu belirten Boltaç, “Bu yolda kim olursa olsun, yolumuza taş koyan ve Tarsus’un geleceğini yok sayan herkes karşısında bizi bulacaktır. İşimizi ciddiyetle yapıyoruz. Meselemiz Tarsus. Kimse, Tarsus’un gelişimini ve kalkınmasını engelleyemez. Bu kentin yararına olmayan hiçbir girişime izin vermedik ve vermeyeceğiz” diye konuştu.
Boltaç, şeffaflık ve hesap verebilirliğin ilkelerinin başında yer aldığını ve bu ilkelerden asla taviz vermediklerini kaydetti. “Halkımıza en iyi hizmeti sunmak için var gücümüzle çalıştık” diyen Boltaç, “Bu kente zarar vermek isteyen, gelişimini engellemeye çalışan kim olursa olsun, karşısında dimdik duracağız. Tarsus halkının hakkını, hukukunu korumak için gereken her türlü mücadeleyi vermekten çekinmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
“Her mahalleye bir ekmek satış noktası kurmayı planlıyoruz”
Göreve geldiği günden bu yana çalışmaları aksatmadan sürdürdüklerini ifade eden Boltaç, yaptıkları çalıştaydan bahsederek, yapacakları tüm işlerde ortak akılla karar alıp ortak akılla kenti yöneteceklerini belirtti. Tarsus’a yapılacak projelere de değinen Boltaç, göreve geldiklerinde zarar eden Halk Market’leri kapattıklarını vurguladı. Bunların yerine her mahalleye bir ekmek satış noktası kurmayı planladıklarını kaydeden Boltaç, şöyle devam etti:
“Bu ekmek satış noktalarında ise satışı ve sorumluluğu o mahallede ihtiyaç sahibi bir kadın vatandaşımıza vermeyi düşünüyoruz. Bu ihtiyaç sahibi vatandaşımız buradan elde ettiği gelirle geçimini sağlayacak ve bu vesileyle kendi işlettiği bir işe sahip olacak. Bu projeyi en yakın zamanda dezavantajlı mahallelerimizden başlayarak hayata geçirmeyi planlıyoruz.”
“Tarsus gastronominin merkezi olacak”
Tarsus’un geleneksel lezzetlerini tanıtmak geniş çaplı çalışmalar yaptıklarını ifade eden Başkan Boltaç, “Siptilli Çarşısı’nda çalışmalarını yaptığımız gastronomi merkezimiz Tarsus’un geleneksel lezzetlerini Türkiye çapında tanıtarak şehre yeni bir simge kazandırma yolunda önemli bir rol oynuyor. Bizim için bu yeterli değil. Burayı trafiğe kapatıp Gastronomi Sokağı’na dönüştüreceğiz. Burası şehrin cazibe merkezi haline gelecek. Tarsus’un yemek kültürünü dünyaya tanıtacak. Tarsus’un biraz daha markalaşacağı, Tarsus gastronomisinin gittikçe Türkiye’de ve dünyada çok güzel bir yere sahip olacağı bir alan olacak. Tarsus gastronominin merkezi olacak” diye konuştu.
“Halk Et Market projesini tekrar hayata geçireceğiz”
Halk Et Market’in kapatılma konusuna da açıklık getiren Boltaç, “Halk Et Market’i kapatma sebebimiz, ruhsata uygun olmadan açılmış olmasıdır. Yönetim anlayışımızda herkese eşit ve adil olmak var. Biz belediye olarak ruhsat veren bir konumdayız. Dolayısıyla ruhsata uygun olmayan yer bizim de olsa kapatırız. Kural, yasa neyi gerektiriyorsa onu uygular, onu yaparız. Burada halkın mağduriyetini gidermek ve bu ihtiyaçlarına cevap olabilmek için daha güzel ve yasal zemini uygun bir yer seçerek Halk Et Market projesini tekrar hayata geçireceğiz” dedi.
“Tiyatro Müdürlüğünün kapatılmasının söz konusu değil”
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Boltaç, İsmetpaşa Mahallesi’ndeki kentsel dönüşüm mağdurları konusunda mahalle halkıyla toplantı yapacağını ve konuyu çözüme kavuşturacağını ifade etti. Tiyatro Müdürlüğü’nün kapatılmasının söz konusu olmadığını belirten Boltaç, “Kapatma durumu ancak meclis kararıyla olur. Ben bir belediye başkanı olarak sanata ve sanatçıya asla karşı değilim, hatta tam tersine çok daha fazla destek verilmesi taraftarıyım. Bu süre zarfında algı oluşturulmak istendi. Bu müdürlüğün içinde yapılan bazı sıkıntılı durumlarla ilgili tasarrufta bulunduk. Oradaki arkadaşlarımızın işe girişi de büro personeliydi. ve onları geçici olarak başka birimlere görevlendirdik. Sonra görev yerlerine geri geldiler. Kendilerinden ‘Köyde Hayat Var’ şenliğimizde çalışma yapmalarını talep ettik. Fakat yapamayacaklarını söylediler ve kendi istekleriyle istifalarını verdiler” diye konuştu.
Boltaç, 20 kişilik bir tiyatro ekibi kurarak tiyatro hizmetlerini sürdüreceklerini sözlerine ekledi. – MERSİN
]]>Araştırma şirketi Areda Survey, Türkiye genelinde 3 bin 101 kişinin katılımıyla mutluluk araştırması yaptı. Buna göre araştırmaya katılanların yüzde 58,7’si mutsuz olduğunu belirtti. 10 yıl sonraki halleri sorulduğunda ise yüzde 34,7’si karamsar olduğunu söyledi. Türkiye’nin geleceğine dair pek bir şeyin değişmeyeceğini düşünenlerin oranı yüzde 17,9 geçen yıla göre yüzde 7,7 arttığı görüldü. Dünyanın geleceğini kötü görenlerin oranı ise yüzde 86’ya yükseldi.
2021’de mutlu olduğunu ifade edenlerin oranı yüzde 54,5 iken 2024’te bu oranın yüzde 41,3 olduğu görülmüştü. Araştırma verilerine göre yıllar içerisinde Türk halkının mutluluk oranında yüzde 13,2 oranında bir düşüş yaşandı. Erkeklerin yüzde 57,7’si mutsuz olduğunu ifade ederken kadınlarda bu oran yüzde 59,7 olarak hesaplandı.
Araştırmada kendisini en mutsuz hisseden yaş grubu yüzde 63,5 ile 55 yaş ve üstü olduğu görülüyor. 18-34 yaş aralığındakiler yüzde 58, 35-54 yaş aralığındakiler ise yüzde 56 oranında kendisini mutsuz hissediyor.
KADINLAR, 10 YIL SONRASI İÇİN ERKEKLERE GÖRE DAHA UMUTLU
Araştırmada katılımcılara, on yıl sonraki geleceğiyle ilgili nasıl bir beklentiye sahip oldukları da soruluyor. On yıl sonraki geleceği hakkında daha iyi olacağını düşünenlerin oranı 2021’de yüzde 50,9 iken 2024’te bu oran yüzde 45’e kadar düşüyor. Daha kötü olacağını düşünenler 2021’de yüzde 31,6 iken 2024’te ise yüzde 34,7. Pek bir şey değişmeyeceğini söyleyenlerin oranı son iki yılda anlamlı bir şekilde artış gösteriyor: 2023’te yüzde 13,3 iken 2024’te bu oran yüzde 10 yükselerek yüzde 20,3’e çıktığı görülüyor.
Araştırmanın dikkat çeken detayların biri de kadınların yüzde 48,3’ünün on yıl sonraki geleceği ile ilgili erkeklere (yüzde 41,6) göre daha umutlu olması. Erkeklerin yüzde 36,6’sı on yıl sonraki geleceğinin daha kötü olacağını düşünürken kadınlarda bu oran yüzde 32,9 olarak karşımıza çıkıyor. Erkeklerin yüzde 21,7’si ve kadınların da yüzde 18,8’i pek bir şey değişmeyeceğini söylüyor.
18-34 yaş aralığındaki gençler, diğer yaş gruplarıyla karşılaştırıldığında yüzde 52,7 ile geleceğine dair daha umutlu gözüküyor. 35-54 yaş aralığındakiler yüzde 40,7 ile 55 yaş ve üzerindekiler ise yüzde 41,1 ile umutlu olduğunu belirtiyor. Kendi geleceğini en karamsar gören yaş grubu yüzde 36,3 ile 35-54 yaş aralığındakiler. Yüzde 34,3 ile de onları 18-34 yaş grubu takip ediyor. 55 yaş ve üzerindekilerin yüzde 25,8’i on yıl sonraki geleceğiyle ilgili bir şey değişmeyeceğini düşünürken bu oran 35-54 yaş grubunda yüzde 23 ve 18-34 yaş grubunda da yüzde 13 olarak karşılık buluyor.
Araştırma kapsamında katılımcılara, Türkiye’nin geleceği hakkında nasıl bir kanaate sahip oldukları soruluyor. Daha iyi olacağını düşünenler 2021’de yüzde 56,3 iken, 2024’de yüzde 45,4’e düştüğü görülüyor. Daha kötü olacağını düşünenler ise 2021’de yüzde 34 iken, 2024’te yüzde 36,7 oranına sahip durumda. ‘Böyle devam eder’ cevabını verenler 2021’de yüzde 9,6 iken 2024’te yüzde 17,9’a kadar yükseliyor.
Araştırmaya katılanların cinsiyet dağılımlarına bakıldığında, kadınlar yüzde 49,8 ile erkeklere göre (yüzde 40,8) Türkiye’nin geleceğini daha iyi görüyor. Erkeklerin yüzde 40,4’ü kötümser yaklaşırken bu oran kadınlarda yüzde 33,2. Böyle devam eder diyenlerde ise kadınlar yüzde 16,9 ve erkekler yüzde 18,8.
Türkiye’nin gidişatının daha iyi olacağına dair en yüksek umut yüzde 49,6 ile gençlerden geliyor. Bu oran diğer yaş gruplarında yüzde 43,1’de kalıyor. Ancak daha kötü olacağını düşünenlerin oranına bakıldığında da yine ilk sırayı yüzde 39 ile 18-34 yaş aralığındaki gençler oluşturuyor. Bu oran 35-54 yaş aralığındakilerde yüzde 37,3 ve 55 yaş ve üzerindekilerde yüzde 33 olarak karşılık buluyor. Bir şeyin değişmeyeceğini ve aynı ilerleyeceğini düşünenler arasındaki en yüksek oran ise yüzde 23,9 ile 55 yaş ve üzerindekiler olduğu görülüyor. Bu oranı yüzde 19,6 ile 35-54 yaş grubu ve yüzde 11,4 ile 18-34 yaş aralığındaki gençler oluşturuyor.
Araştırmada katılımcılara dünyanın gidişatı hakkındaki görüşleri de soruluyor ve son dört yılın verileri karşılaştırılıyor. Dünyanın gidişatının kötü olduğunu düşünenler 2021’de yüzde 84,6 iken 2022’de yüzde 85,9’a çıkıyor; 2023’te yüzde 76,9’a kadar geriliyor ancak 2024’te yine yüzde 86’ya ulaşıyor.
ARAŞTIRMANIN METODOLOJİSİ
Türkiye genelinde 3.101 kişinin katıldığı 29 Nisan-2 Mayıs tarihleri arasında yapılan araştırma, kantitatif araştırma yöntemlerinden CAWI tekniği ile ‘Areda Survey’in Profil Bazlı Dijital Paneli’ kullanılarak gerçekleştirildi.
]]>Bahçelievler’de bir restoranda düzenlenen “Gaziantep Hemşehri Sahuru” programında vatandaşlarla bir araya gelen Kurum, Gaziantep’le ayrı bir gönül bağı olduğunu söyledi.
Kurum, 6 Şubat depremlerinin ardından bölgede yürütülen çalışmalara dikkati çekerek, “Gaziantep’i, Nurdağı’nı, İslahiye’yi asla ve asla kaderine terk etmedik. İlk sözleşmelerimizi depremden 46 gün sonra yaptık. 46 gün sonra yine aynı motivasyonla, aynı anlayışla çalıştık. Mayıs ayında ilk konutlarımızın teslimini yaptık. O zaman yine bugünkü Cumhuriyet Halk Partili muhalefet, ‘Bu konutları yapamazsınız, bu konutları bitiremezsiniz, bu konutları yapacak parayı, kaynağı bulamazsınız.’ dediler ama bizim öyle bir gücümüz vardı ki milletimizle birlikte el ele verdik ve 11 ilimizde tüm dünyaya örnek olacak bir çalışmayı Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde tüm bakanlarımızla, tüm arkadaşlarımızla, tüm milletimizle birlikte ortaya koyduk ve her zaman oradaki kardeşlerimizin elini sımsıkı tuttuk.” diye konuştu.
İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar çalışacaklarını dile getiren Kurum, “Onlar ‘Yapamaz.’ dedikleri yerde biz 650 bin konutumuzu asrın felaketinde nasıl yaptıysak aynı anlayışla İstanbul’un 39 ilçesi için yapacağız. Burada bu konutlarımızın sağlam, güvenli hale gelene kadar burada hiçbir annemiz yastığa başını koyduğunda huzursuz uyumayacağı bir İstanbul için yine kollarımızı sıvadık ve bu anlayışla çalışacağız, bu konutlarımızı yapıp İstanbul’umuzu dirençli hale getireceğiz.” dedi.
Kurum, yerel seçimlere 15 gün kaldığını hatırlatarak, “Bu seçimde liyakat, ehliyet ve bir tarafta da işte burada verdiği vaatleri unutan bir belediyecilik anlayışını oylayacağız. Bu 31 Mart’ta geleceğimize, geleceğimizle ilgili yapacağımız yatırımları diğer taraftan da İstanbul’un kaynaklarını rant görenleri ve İstanbul’un kaynaklarını çarçur edip kendi geleceği için harcayanları oylayacağız. Burada bütün Gaziantepli kardeşlerimden ricam gidilmedik ev, çalınmadık kapı bırakmayalım. Tüm kardeşlerimizin gönüllerine girelim. Onları kucaklayalım, projelerimizi, hayallerimizi anlatalım. İstanbul hayalimizin etrafında hep birlikte kenetlenelim. 15 gün sonra sandığa gittiğimizde oy kullanma kabininde karşımızda partilerin bulunduğu uzun bir çarşaf liste olacak ama bunca partiye rağmen karşımızda iki seçenek olacak. İnsanımız bu iki seçenekten birisine oy verecek. ya hayatımızı her anıyla kolaylaştıranlara ya da günden güne zorlaştıranlara oy vereceğiz. ya İstanbul’u ihya etmeye çalışanlara ya da İstanbul’u 5 yıldır ihmal edenlere oy vereceğiz.” ifadelerini kullandı.
“Onlar İstanbul’u yavaşlattılar ama ben durdurmalarına izin vermeyeceğim”
Seçmenlere seslenen Kurum, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu işin partisi, siyaseti veya ideolojisi yoktur. Bu seçimde herhangi bir adaya veya partiye değil kendi hayatımıza, kendi geleceğimize oy vereceğiz, yavrularımızın istikbaline oy vereceğiz. Ben inanıyorum ki Gaziantepli kardeşlerim, 31 Mart’ta İstanbullular, ‘Onlar İstanbul’u yavaşlattılar ama ben durdurmalarına izin vermeyeceğim. Bir oyum var, o da güvenli yuvalara. Bir oyum var, o da yeni sosyal konutlara. Bir oyum var, o da yatırıma, projeye, esere, hizmet belediyeciliğine, gerçek belediyeciliğe.’ diyecektir ve inşallah 31 Mart akşamı tüm İstanbul’umuzun kazanacağı, İstanbul’umuzun Türkiye Yüzyılı’nda parlayan bir şehir olması için hep birlikte kazanacağımız, hep birlikte mutlu olacağımız ve o 5 yıldır onuru, gururu maalesef kırılan İstanbul’umuzun 571 yıllık onuru için ay yıldızlı bayrağımız için 783 bin kilometrekare vatan toprağı için bu mücadeleyi vereceğiz.”
Kurum, İstanbullulara söz vererek, “Nasıl geçmişte gittiğim her ilde söz verdim, o sözleri tuttuysam, inşallah önümüzdeki 5 yıllık süreçte hem trafik çilesini hem deprem korkusunu gidermek için tüm arkadaşlarımızla tüm bakanlarımızla uyum içerisinde çalışacağız.” dedi.
Programda, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül ve AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe de konuşma yaptı.
]]>