Geçen Yıl – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Fri, 02 Aug 2024 21:48:20 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Türkiye Temmuz Ayında Tarihin En Yüksek İhracat Rekorunu Kırdı https://www.haber60.com.tr/turkiye-temmuz-ayinda-tarihin-en-yuksek-ihracat-rekorunu-kirdi/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-temmuz-ayinda-tarihin-en-yuksek-ihracat-rekorunu-kirdi/#respond Fri, 02 Aug 2024 21:48:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43227

TİCARET Bakanı Ömer Bolat, “İftiharla ifade etmek istiyorum ki tarihin en yüksek temmuz ayı ihracat rekorunu kırdık. Geçen yılın temmuzuna kıyasla bu yıl yüzde 13,8’lik aylık artış sağladık. Geçen yıl 19 milyar 800 milyon dolardı. Böylece 1 ayda 2,7 milyar dolar artış sağladık. Bu da yüzde 13,8’e denk gelmektedir. İhracatçılarımıza yürekten teşekkür ediyor, tebriklerimizi sunuyoruz” dedi.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, çeşitli programlara katılmak üzere Kayseri’ye geldi. İlk olarak Kayseri Valiliği’ni ziyaret eden Bakan Bolat, ardından da Kayseri Ticaret Odası’nda düzenlenen ‘Temmuz 2024 Dış Ticaret Rakamları’ programına katıldı. Burada konuşan Bakan Bolat, Kayseri’de olmaktan mutlu olduğunu belirterek, “Dünya ekonomisi ve ticaretindeki durgunluk gibi zorlu süreçlere rağmen ve içeride de önce Covid salgını, ardından Rusya- Ukrayna savaşı ve ardından da iki büyük tarihin en büyük deprem felaketlerini yaşamamıza rağmen 2023 yılını dengeli bir şekilde kapatmıştık. 2024 yılında da ekonomimiz Allah’a şükür Orta Vadeli Program’ın (OVP) hedefleri doğrultusunda olumlu sonuçlar kaydetmeye devam etmektedir. Gerek ilk çeyrek büyüme rakamı yüzde 5,7. İlk yarı yıl dış ticaret rakamları yine mayıs ayı itibarıyla ilk 5 ayı kapsayan istihdam rakamları sevindirici ve olumlu gelişmeleri göstermektedir” diye konuştu.

‘KÜRESEL HİZMET İHRACATINDAN ALDIĞIMIZ PAY YÜZDE 1,29’A ULAŞTI’

Ekonomideki gelişmelere ilişkin de bilgiler veren Bakan Bolat, “Sevindirici olan hususlardan biri de bu yıl ilk çeyrekte başardığımız yüzde 5,7’lik ekonomik büyüme oranının 1,6 puanlık bölümü dış ticaretin, ihracatın katkısından gelmektedir. Bu yolda bizimle yol arkadaşlığı yapan Türkiye İhracatçılar Meclisi’ne şükranlarımızı sunuyoruz. Biz, gerekli düzenlemeleri yapıyoruz, destekleri hazırlıyoruz, yolları açıyoruz, anlaşmaları imzalıyoruz. İhracatçılarımız da açılan bu yoldan ilerleyerek, dünya pazarlarında çok çok iyi neticeler alıyorlar. Kaldı ki Avrupa önemli bir pazar bizim için, ABD, Körfez, Asya yani dünya ekonomisinde biraz şöyle büyüme ve ekonomideki gelişme işaretleri artmaya başlasa ihracatta çok daha iyi rakamlara da ulaşacağımızdan eminiz. Bu ülkemizin 2003 yılından bu yana kaydettiği gelişme, büyüme oranları ki yıllık ortalama yüzde 5,4 ve geçen yıl yüzde 4,5’la kapadık. Bu 4,5, AB içinde birinci, G20 içinde de ikinci sırada olmamızı sağlamıştı. Hamdolsun Türkiye’miz artık 1 trilyon dolardan fazla milli geliri olan ülkeler ligine yükseldi. Geçen yıl da 1 trilyon 118 milyar dolar milli gelirle kapadık. Kişi başına milli gelirimiz 13 bin 110 dolara yükseldi. 14-15 bin dolarlara ulaşmak hayal değil. İnşallah birkaç yıl içinde onu da başaracağız. Bu yıl da ilk çeyrek büyümesinden sonra 1 trilyon 158 milyar dolarlık milli gelire yükseldik. Küresel mal ihracatından aldığımız pay yüzde 1,08’e ulaştı. Bu rakam bundan 21 yıl önce yüzde 0,49’du. Küresel hizmet ihracatından aldığımız pay da 21 yıl önce yüzde 0,89’ken geçen yıl yüzde 1,29’a ulaştık” değerlendirmesinde bulundu.

‘SON 1 YILDA MAL İHRACATIMIZ YÜZDE 3,4 ARTTI’

Temmuz ayı ihracat rakamları hakkında da bilgiler veren Bakan Bolat, “İftiharla ifade etmek istiyorum ki; tarihin en yüksek temmuz ayı ihracat rekorunu kırdık. Geçen yılın temmuzuna kıyasla bu yıl yüzde 13,8’lik aylık artış sağladık. Geçen yıl 19 milyar 800 milyon dolardı. Böylece 1 ayda 2,7 milyar dolar artış sağladık. Bu da yüzde 13,8’e denk gelmektedir. İhracatçılarımıza yürekten teşekkür ediyor, tebriklerimizi sunuyoruz. Yine çok önemli bir rekor haberi daha yıllıklandırılmış yani son 12 ayın ihracat toplamı. Nedir? 261,5 milyar dolar. En son aralık ayında 255,4 milyar dolarla Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırmıştık. Mayıs ayında 260,1 milyar dolara ulaşmıştık. Geçen ay 9 günlük bayram tatili nedeniyle ihracat ve ithalatımızda az da olsa gerileme oldu. Bu da normaldi. Ama temmuz ayında o farkı kapattık ve artıya geçtik. Tam 261,5 milyar dolara ulaştık. Bu şu demek; son 1 yılda toplam mal ihracatımız yüzde 3,4 oranında artmıştır. Son 1 yılda 8,8 milyar dolar net bir artış sağlanmıştır” diye konuştu.

‘267 MİLYAR DOLARLIK İHRACAT HEDEFİMİZE SADIĞIZ’

Yıl sonu hedeflenen rakamlara ulaşacaklarını da sözlerine ekleyen Bakan Bolat, “Hedefimiz, OVP’nin yıl sonu 267 milyar dolar mal ihracatı, 110 milyar dolar hizmet ihracatı hedefimiz doğrultusunda ilerliyoruz. Kaldı 5 ay. Hesaplarımıza göre inşallah yani uluslararası konjonktürde yeni gerilimler, bir savaş durumu ya da başka bir coğrafyada Türkiye için önemli pazar imkanlarının olduğu yerlerde bir aksilikler olmazsa kumbara gibi biriktire biriktire inşallah 267 milyar dolar hedefimize sadığız. Aralık ayında bu tabloyu göreceğiz. Her ay aşağı yukarı 750 milyon ile 1 milyar dolar arasında geçen yılın rakamlarının üzerine ekleyebilirsek bu hedefi de gerçekleştirmek inşallah zor olmayacak. Kolay değil, ihracatçılarımızla birlikte bu mücadeleyi sergileyeceğiz” dedi.

‘İTHALATIMIZ 18 MİLYAR DOLAR AZALDI’

İthalatta azalma trendinin devam ettiğini de belirten Bakan Bolat, “İthalatta da temmuz ayı ithalatımızda yüzde 7,9 yani yüzde 8’lik bir gerilemeyi başardık. Burada ülke için gerekli olan ithalat zaten yapılıyor. Biz burada özellikle Türkiye’yi adeta pazar gibi görüp Türkiye’nin sanayilerini zor duruma sokabilecek ve yasa dışı yollarla yapılmak istenen ithalata karşı ciddi bir mücadele veriyoruz. Bu çabalarımızın sonunda da hamdolsun aylık yüzde 8’lik bir küçülme oldu. Yani 2,6 milyar dolar tasarruf ettik. 30 milyar doların altında kalması sağlandı. 29,7 milyar dolar. Dış ticaret açığı da temmuz ayında yüzde 42 azaldı ve 7,2 milyar dolara geriledi. Geçen yıl temmuz ayında ise bu rakam 12,5 milyar dolardı. Bu sene 7,2 milyar dolara geriledi. Böylece 5,3 milyar dolar döviz rezervi elde ederek, tasarruf etmiş olduk. İhracatın, ithalatı karşılama oranı çok çarpıcı. Geçen yıl temmuzda yüzde 61’ken bu yıl temmuzda 14,5 puan artış ile yüzde 75,7’ye yükseldi. Bu da önemli gelişmedir. Bu yıl haziran ve mart ayında aylık gerilememiz oldu. Nisan ayında başa baştık. Onun dışında ocak, şubat, mayıs ve temmuz aylarında 4 ay geçen yılın epey üzerinde ihracat artışları sağlamış olduk. 7 aylık rakam çok önemli. Bu yılın ilk 7 ayında ihracatımızda yüz 148,8 milyar dolara ulaştık. Geçen yılın ilk 7 ayındaki rakam 142,9’du. İlk 7 ayda yüzde 4,1’lik bir artış sağlamış olduk. İthalatımızda da önemli bir tasarrufumuz var. Burada da ilk 7 ayda yüzde 8,4’lük bir azalma ile 198,6 milyar dolara geriledik. Yani, ilk 7 ayda ithalatımız net 18 milyar dolar azalmış oldu” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-temmuz-ayinda-tarihin-en-yuksek-ihracat-rekorunu-kirdi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Edirne İş Dünyası Buluşması’nda konuştu Açıklaması https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-edirne-is-dunyasi-bulusmasinda-konustu-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-edirne-is-dunyasi-bulusmasinda-konustu-aciklamasi/#respond Sun, 07 Jul 2024 22:18:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37983 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Temmuz ve ağustos enflasyonları geldiğinde çok daha hızlı yıllık enflasyon gerileyecek. Temmuzda özellikle 60’lar civarına, ağustosta 50’ler civarına inen bir enflasyonu bekliyoruz.” dedi.

Yılmaz, Edirne Ticaret ve Sanayi Odasında (ETSO) düzenlenen Edirne İş Dünyası Buluşması’nda yaptığı konuşmada, geçen yıl hazırlanan Orta Vadeli Program’ın yerelde ve merkezde katılımcı bir anlayışla bütün tarafları kapsayacak şekilde yapıldığını anımsattı.

Eylül ayında Orta Vadeli Program’ı güncelleyeceklerini belirten Yılmaz, bunu, ana çerçeve ve politikaları koruyarak Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında yapacaklarını kaydetti.

Yılmaz, dünyanın çok iyi bir dönemden geçmediğine dikkati çekerek, “Özellikle pandemi sonrası hala toparlanamamış bir dünya var. Son 20 yıla baktığınızda dünya ekonomisi yüzde 3,6 büyümüş. Ama 2020 ile 2022 dönemine bakarsanız bu yüzde 2’lere düşmüş.” diye konuştu.

Geçen yıl dünya ekonomisinde bir miktar toparlanma olduğunun, büyümenin ise yüzde 3’lere geldiğinin altını çizen Yılmaz, “Bu yıl da 3’ü birazcık geçmesi bekleniyor. Hala o 3,6’nın oldukça altında bir dünya büyümesi söz konusu. Bir taraftan da dünyada rekabet artmış, bloklaşmalar artıyor, ticari rekabet kızışmış durumda. Korumacılık eğilimlerinin güçlendiğini görüyoruz. Eskisi kadar ticaretin rahat bir şekilde geliştiği bir ortam olmadığını da ifade etmek isterim.” değerlendirmesinde bulundu.

Yılmaz, Türkiye’nin bu şartlar altında büyümede oldukça iyi bir performans gösterdiğini dile getirerek, şöyle devam etti:

“(Türkiye) 2020-2022 büyüme döneminde gerçekten önemli bir büyüme performansı sergiledi. 2023’te de yüzde 4,5 gibi bir büyümemiz oldu. Bu yıl da yüzde 4 civarında bir büyüme bekliyoruz Orta Vadeli Program’ımızda. Yine dünyanın üstünde bir büyüme performansı bekliyoruz. İlk çeyrekte 5,7 gibi bir büyümemiz oldu. Bundan sonraki dönemde de belli bir seviyede büyüyerek inşallah bu büyümeye ulaşacağız. Ülkemiz, dünyanın önemli bir ekonomisi.”

“Dezenflasyon sürecine girdik”

Geçen yıldan bugüne Türkiye’nin büyümesinde farklı bir yaklaşım sergilediklerini belirten Yılmaz, tüketimle değil, üretimle, yatırımla, ihracatla daha çok büyümek istediklerini söyledi.

Yılmaz, bir taraftan enflasyonu düşürürken diğer yandan da büyümeyi ve istihdamı korumak istediklerini vurgulayarak, “Bu da kolay bir iş değil. Bunun sağlanabilmesi için büyümenin kompozisyonunu, bileşenlerini özellikle çok önemli görüyoruz. Daha çok üretimden, ihracattan, yatırımdan kaynaklanan bir büyüme sağlama gayreti içindeyiz. Bunu da belli oranda başarmış durumdayız. Geçen yıldan bu yıla baktığımızda yurt içi talebin büyümeye katkısı bir miktar gerilerken dış talebin katkısı, yani ihracatın katkısının arttığını görüyoruz. Bu yılın ilk çeyreğinde 1,6 puan dış talep büyümemize katkı sundu. Bu da sağlıklı bir büyüme, daha nitelikli bir büyüme açısından çok önemli.” açıklamasında bulundu.

Temel önceliklerinin enflasyon olduğunun altını çizen Yılmaz, “Büyümemiz, ihracatımız, turizmimiz, reel tarafta gerçekten çok iyi bir performansımız var. Hele hele dünyanın bugünkü şartlarını dikkate alırsanız; ama nerede daha çok sıkıntımız, enflasyon konusunda. Dolayısıyla geçen yıl hazırladığımız Orta Vadeli Program’da enflasyonu temel öncelik olarak önümüze koyduk ve üç döneme ayırdık. Adı üzerinde Orta Vadeli Program; bir yıllık programdan bahsetmiyoruz, 3 yıllık bir program. Birinci yıl geçiş süreci olacak dedik. İkinci yıl dezenflasyon süreci, üçüncü yıl kalıcı fiyat istikrarı dönemi. Geçtiğimiz mayıs ayı itibariyle geçiş sürecini tamamlamış olduk, dezenflasyon sürecine girdik.” diye konuştu.

Yılmaz, haziranda aylık enflasyonun 1,64 geldiğini aktararak, şunları kaydetti:

“Yıllık enflasyon ise 3,8 puan azalarak 71,6 oldu. Temmuz ve ağustos enflasyonları geldiğinde çok daha hızlı bir şekilde yıllık enflasyon gerileyecek. Temmuzda özellikle 60’lar civarına, ağustosta 50’ler civarına inen bir enflasyonu bekliyoruz. Daha sonra bu mücadelemiz devam edecek. Yılın ikinci yarısında enflasyonda hızlı bir gerilemeyi hep birlikte göreceğiz. Ama işimiz bitecek mi, bitmeyecek elbette. Tek haneli rakamlara ulaşıncaya kadar bu mücadeleyi sürdürmemiz gerekiyor. Tek haneyi gelecek sene 20’nin altına düşürmeyi öngörüyoruz 2025 yılında. Bu sene Merkez Bankamızın genel çerçevesi var, ona yakın seviyelerde; bir miktar üstünde, bir miktar altında ama ona yakın seviyelerde bekliyoruz. Gelecek sene yüzde 20’nin altını ön görüyoruz. 2026’da ise tek haneli rakamlara tekrar ülkemizi kavuşturmak için tüm gayretimizle, koordineli bir şekilde kararlı bir şekilde programımızı hayata geçiriyoruz. Bu Orta Vadeli Program, sabır isteyen, kararlılık isteyen bir program. Devlet, millet, iş dünyası, kamu hep birlikte bu programı sahiplenip hayata geçirmemiz çok çok önemli.”

“Geçen yıl hizmet gelirlerimiz 102 milyar dolar civarında gerçekleşti”

Maliye politikaları ve yapısal reformlarla da programı güçlü bir şekilde hayata geçirdiklerini dile getiren Yılmaz, cari işlemler dengesinde çok iyi gelişmeler sağlandığını aktardı.

Cari işlemler açığının geçen yılın ortalarında 57 milyar dolara kadar çıktığını, yıl sonunda ise 45 milyara kadar düşürdüklerini söyleyen Yılmaz, “Mayıs ayında bu 25,6 milyar dolara kadar inmiş durumda. Cari açık azaldıkça, ülkenin dışarıdan borçlanma ihtiyacı, döviz ihtiyacı azalıyor. Daha istikrarlı, daha sürdürülebilir bir yapı oluşmuş oluyor. Hizmet gelirlerimiz burada önemli katkı sundu. Geçen yıl hizmet gelirlerimiz 102 milyar dolar civarında gerçekleşti. Bunun içinde turizmin payı oldukça önemli. Geçen yıl 55,9 milyar dolar turizm geliri elde ettik. 57 milyon turist ülkemizi ziyaret etti. Bu yıl hedefimiz 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir. Onu da sağlayacağımıza inanıyoruz. İlk aylardaki gelişmeler de bunu teyit ediyor.” diye konuştu.

Cari açık konusunda çok iyi bir performans gösterdiklerini kaydeden Yılmaz, geçen yıl cari açığın milli gelire oranının yüzde 4 civarında olduğunu belirtti.

Bu yıl Orta Vadeli Program tahminlerinin, yüzde 3’lere düşmesi şeklinde olduğunu söyleyen Yılmaz, “Şu anda 2,5’ler civarında görünüyor. 2’lere kadar düşme ihtimali var cari açığımızın. Bu çok güzel, çok olumlu bir durum. Burada ihracatımızın ciddi katkısı var. Geçen sene ihracatımız 255,4 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu yıl inşallah bunu daha da arttıracağız. Haziran ayında yıllıklandırılmış 12 aylık ihracat 258 milyar dolar civarında, yıl sonunda bunun 260 milyar dolarların üstünde gerçekleşmesini bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Kadınların iş gücünde daha fazla yer aldığını görüyoruz”

En önemli göstergelerden birinin, ihracatın ithalatı karşılama oranı olduğuna dikkati çeken Yılmaz, mal ithalatında geçen yıl ocak-haziran döneminde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 66,7 iken, bu yılın aynı döneminde bu oranın yüzde 74,4 seviyesine yükselmiş olduğunu belirtti.

İstihdamda da makro düzeyde olumlu bir gidişat olduğuna değinen Yılmaz, şöyle konuştu:

“Geçen yıl sonunu 9,4 ile kapattık. Tek haneli işsizlikle ve istihdam edilenlerin sayısı 31,6 milyona ulaşmıştı geçen yıl. Bu yıl nisan ayında bu rakam işsizlik oranı yüzde 8,5’e kadar gerilemiş durumda. Genç işsizliği yüzde 14,5’e kadar düştü. İlk istatistik bu konuda 2005 yılında yapılmıştı. O tarihten bu yana genç işsizliği en düşük seviyesine gerilemiş durumda. Yine kadınlarda işsizlik oranı bir önceki yıla göre yaklaşık 2,9 puan azalarak 11,1’e kadar geriledi. Bu da sevindirici. Giderek kadınların iş gücünde daha fazla yer aldığını görüyoruz.”

Yılmaz, “Mali piyasalarımızda da risk göstergelerinin düştüğünü görüyoruz. Özellikle Merkez Bankamızın rezervlerinde çok olumlu bir gidişat var. Geçen yıl mayısta 98,5 milyar dolara kadar düşmüştü rezervlerimiz. 28 Haziran itibarıyla yaklaşık 143 milyar dolar seviyesine yükselmiş durumda. Swap hariç net rezerv dediğimiz rakam da yine oldukça iyi bir yere gelmiş durumda.” ifadelerini kullandı.

Rezervlerin güçlenmesinin önemli olduğunu söyleyen Yılmaz, şu bilgileri paylaştı:

“CDS denen 5 yıllık ülke risk primimizde yine geçen yılın mayıs ayına göre çok ciddi bir düşüş var. Geçen yılın ortalarında 700 baz puanlara kadar çıkmıştı, bugün geldiğimiz noktada 270 baz puana kadar gerilemiş durumda. Bu CDS niye önemli? Dış dünyadan kamu olarak veya özel sektör olarak borç para aldığınızda, döviz bazlı kaynak kullandığınızda CDS ne kadar yüksekse faiz oranınız da o kadar yüksek oluyor. Borçlanma maliyetimiz yükseliyor. CDS’ler düştüğünde borçlanma maliyetleriniz de düşmüş oluyor. Bu çok çok önemli. 1 puanı bile çok kıymetli. Bu da ülkemizin dış dünyadan kaynak kullanımında kaynak maliyetlerini aşağıya çekmiş durumda.”

Kur Korumalı Mevduat’la ilgili açıklamalarda da bulunan Yılmaz, “O günün şartlarında bir ihtiyaçtı. Şu anda artık o ihtiyaç kalmadı diyoruz ve Kur Korumalı Mevduat’tan aşama aşama, finansal piyasalarda da istikrarsızlığa yol açmadan Kur Korumalı Mevduatı azaltıyoruz. Geçen yıl 3 trilyon 408 milyar TL’ye kadar yükselmişti. Bu da 126,4 milyar dolara denk geliyordu. 28 Haziran itibarıyla 2 trilyon TL civarına düşürmüş durumdayız. Bu da 62 milyar dolara denk geliyor. Yani dolar bazında bakarsanız, yarı yarıya, yüzde 50’sini azaltmış durumdayız. Bu azalış seyri de devam edecek.” şeklinde konuştu.

“3,7 civarında milli gelirimize oranla deprem harcaması yapıyoruz”

Bir ülkenin bütçesinin disiplin ve risk göstergeleri açısından çok önemli olduğuna dikkati çeken Yılmaz, geçen yıl depremle tarihin en büyük felaketinin yaşandığını hatırlattı.

“Birçok ilimizi, 14 milyon insanımızı etkileyen bir afet yaşadık. Bazı ülkelerin nüfusundan, coğrafyasından büyük bir alanda, büyük bir afet yaşadık.” diyen YIlmaz, şunları kaydetti:

“Acil müdahaleler bitti ama asıl işimiz şimdi kalıcı şekilde bu bölgelerimizi rehabilite etmeye çalışıyoruz. Kalıcı konutları inşa ediyoruz. Bozulan, tahrip olan, ulaşımından enerjisine alt yapıları yapıyoruz. Bir taraftan da o bölgelerimizin sosyoekonomik kalkınmasını gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Burada 104 milyar dolar gibi toplam bir maliyetle karşı karşıyayız. Sadece bu sene merkezi yönetim bütçemizden deprem bölge çalışmaları için ayırdığımız kaynak 1 trilyon 30 milyar civarında. Muazzam bir kaynak ayırıyoruz, geçen sene de bunu yaptık. 2023 yılında bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 6,4 olacak demiştik ama daha iyi bir performans gösterdik. Gerçekleşme yüzde 5,2 oldu. Deprem harcamalarını çıkarırsanız, bu açık 1,6’ya düşüyor. Bu açığı 5,2’ye çıkaran deprem harcamalarımız. Maalesef 3,7 civarında milli gelirimize oranla deprem harcaması yapıyoruz. Bu da bütçe açığımızı yukarı taşıyor. Buna rağmen aldığımız tedbirlerle bütçe açığını belli limitler içinde tutuyoruz.

Bu sene de yine orta vadeli programda 6,4 hedef koymuş durumdayız açık olarak ama gerçekleşme yine geçen sene gibi inşallah yüzde 5’ler civarında olacak. Bunun için gayret ediyoruz, harcamalara dikkat ediyoruz, daha verimli bir şekilde kaynakları kullanmaya çalışıyoruz. Hem de kamunun gelir tarafına bakıyoruz. Bu sene en ağır yük; gelecek yıldan itibaren bu yük düşmeye başlayacak. Neredeyse yarı yarıya yükümüz azalacak. Gelecek yıldan itibaren daha rahat bir bütçe perspektifi oluşturacağız. İyi ki güçlü ve istikrarlı bir yönetimimiz var ve bu ağır yükün altından kalkıyoruz. Gerçekten en gelişmiş dediğimiz ekonomiler dahi böyle bir şokla karşılaşsa mutlaka etkilenirler.”

Son dönemde yapılan çalışmalarla Türkiye’nin kredi notunun artma eğilimine girdiğini belirten Yılmaz, ülkenin gri listeden çıktığını hatırlattı.

Yılmaz, finansal piyasaların çok daha güçlü hale geldiğini, kredi derecelendirme kuruluşlarının da bu risklerin azaldığını tespit edip Türkiye’nin kredi notlarını yükseltme eğiliminde olduğunu kaydetti.

Amaçlarının, bir taraftan fiyat istikrarını sağlamak diğer yandan da yatırımları, üretimi, istihdamı, ihracatı göz ardı etmemek olduğunu vurgulan Yılmaz, kalkınma stratejisiyle istikrar programını eş zamanlı şekilde sürdürmek istediklerini ifade etti.

Yılmaz, Edirne’nin, potansiyeli yüksek bir il olduğunu vurguladı.

Edirne’nin tarımsal potansiyelinin yüksek olduğunun belirten Yılmaz, çeltik üretiminde Türkiye’de ilk sırada yer alan kentin, tohum ve hububatta ise önemli bir üretim merkezi olduğunu kaydetti.

Bu noktada Hamzadere Barajı’nın önemli bir proje olduğunu, bunun da bölgeye etkilerinin olacağını dile getiren Yılmaz, “Tarım sektöründe Edirne’ye 2024’te 1,5 milyar lira destekleme ödemesi yapılmış durumda. Yine toplam maliyeti yaklaşık 1,7 milyar lira olan 9 adet gölet projemiz var. Yine önemli sulama projelerimiz var. Toplam yatırım programında yürüyen projelerimizin tutarı 13,5 milyar lira civarında.” dedi.

Edirne- Halkalı Hızlı Tren Projesi’nin hem bölgesel hem ulusal hem uluslararası açıdan kıymetli bir proje olduğunu anlatan Yılmaz, 153 kilometrelik Edirne-Çerkezköy etabının 2025 yılı içinde tamamlanması gerektiğini ifade etti.

Meriç Taşkın Projesi’nin tek başına 5,6 milyar lira bedeli olduğunu vurgulayan Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:

“Göç İdaremiz, Trakya sınırı güvenlik sistemleri projesi yürütüyor. 1 milyar Türk lirası tutarında büyük bir proje ve 500 milyon ödenek ayırmış durumdayız. Bu da sınırlarımızdaki güvenlik açısından yine çok kıymetli bir proje. Sağlık Bakanlığımızın 200 yatak kapasiteli, 1 ikinci basamak sağlık tesisi, 13 birinci basamak sağlık tesisi projesi var. Ayrıca Trakya Üniversitemizin Diş Hekimliği Uygulama ve Araştırma Hastanesi Projesi de yatırım programımızda yer alan önemli bir proje.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-edirne-is-dunyasi-bulusmasinda-konustu-aciklamasi/feed/ 0
Kurbanlık Fiyatlarına Gelen Zamlar, Tüik’in ve Enag’ın Yıllık Enflasyonunu Geçti: Büyükbaş Fiyatları Yüzde 238, Küçükbaş Fiyatları Yüzde 300 Arttı https://www.haber60.com.tr/kurbanlik-fiyatlarina-gelen-zamlar-tuikin-ve-enagin-yillik-enflasyonunu-gecti-buyukbas-fiyatlari-yuzde-238-kucukbas-fiyatlari-yuzde-300-artti/ https://www.haber60.com.tr/kurbanlik-fiyatlarina-gelen-zamlar-tuikin-ve-enagin-yillik-enflasyonunu-gecti-buyukbas-fiyatlari-yuzde-238-kucukbas-fiyatlari-yuzde-300-artti/#respond Fri, 31 May 2024 23:03:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34222

Haber: NİSANUR YILDIRIM/ Kamera: EYLEM LADİN DEĞER

(ANKARA) – Kurbanlık fiyatlarına gelen zamlar, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yüzde 69,80; Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) yüzde 124,35 olarak açıkladığı yıllık enflasyonu geçti. Ankara’da büyükbaş kurbanlık fiyatları yüzde 238, küçükbaş kurbanlık fiyatları ise yüzde 300 arttı. Büyükbaş fiyatları 220 bin TL’ye kadar çıkarken, küçükbaşlar 15-20 bin TL’den alıcı bekliyor. Karslı besici Köroğlu Dağdelen, “Halkın çoğu sadece sormaya geliyor. Boş dönüyorlar. Alım gücü çok düşük” dedi. Şanlıurfalı üretici Cumali İzol, “Bu ülkenin bize bir faydası yok. Olan hep çiftçiye, hayvancılara oluyor” diye konuştu.

Kurban Bayramı’na iki hafta kala Ankara’nın Çankaya ilçesine bağlı Mühye Mahallesi’nde kurulan kurban pazarında besiciler, hayvanlarını satmaya çalışıyor. Neredeyse müşteriye hiç denk gelinmeyen pazarda, besiciler maliyetlerin yüksek olmasından ve hayvanların ellerinde kalacak olmasından endişeli.

TÜİK, nisan ayı yıllık enflasyonunu yüzde 69,80; bağımsız iktisatçıların oluşturduğu ENAG ise yüzde 124,35 olarak açıkladı. TÜİK, nisan ayı gıda enflasyonunu ise yüzde 68,5 olarak bildirdi. Mayıs ayı yıllık enflasyonu 3 Haziran Pazartesi günü saat 10.00’da belli olacak. Türkiye’de asgari ücret hala 17 bin 2 TL, en düşük emekli maaşı ise 10 bin TL…

Büyükbaş fiyatları 220 bin TL’ye kadar çıkıyor

Kurbanlık fiyatlarına gelen zamlar ise hem TÜİK’in hem de ENAG’ın açıkladığı yıllık enflasyonu solladı. Ankara’da büyükbaş kurbanlık fiyatları geçen yıla göre yüzde 238, küçükbaş kurbanlık fiyatları ise yüzde 300 arttı. Büyükbaş kurbanlıklar, geçen yıl 65-70 bin TL’ye alıcı bulurken, bu yıl fiyatlar 220 bin TL’ye kadar çıkıyor. Küçükbaş kurbanlıklar ise geçen yıl 5-6 bin TL’ye satılırken, bu yıl kurbanlık fiyatları 15-20 bin TL arasında değişiyor.

Diyanet’in kurban kesim bedeli de yüzde 97,47 artarak TÜİK enflasyonunu geçti

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, 2024 yılı için vekaletle kurban kesim bedelini yurt içinde 11 bin 750 lira, yurt dışında ise 4 bin 750 lira olarak açıkladı. Böylece, Diyanet’in kurban kesim bedeli de geçen yıla göre yüzde 97,47 artarak TÜİK’in yıllık enflasyonunu geçmiş oldu.

2023 yılında kurban kesim bedeli yurt içinde 5 bin 950 TL iken yurt dışında ise 2 bin 750 TL idi. 2023 yılında yıllık enflasyon yüzde 64,77 iken kurban kesim bedeline yapılan zam yüzde 164,45 olmuş, son 4 yılın rekorunu kırmıştı. Diyanet İşleri Başkanlığı, son dört yıl içinde kurban kesim bedeline sadece 2021 yılında enflasyonun altında zam yaptı. 2021’de yıllık enflasyon 36,08 iken, kurban kesim bedeline yapılan zam yüzde 15,38 oldu.

Satış yapamamaya ve maliyetlerin çok yüksek olduğuna dikkati çeken üreticiler, ANKA Haber Ajansı’na konuştu.

Ortalama kurbanlık fiyatlarının 100 bin TL’den başlayıp 220 bin TL’ye kadar çıktığını belirten Karslı besici Köroğlu Dağdelen, şunları söyledi:

“Halkın çoğu sadece sormaya geliyor. Boş dönüyorlar”

“Hem satan hem alan için çok zor. İnsanların alım gücü çok zayıf. Biz Kars’tan bin 300 kilometrelik yoldan geldik. Emek vererek bu hayvanları 2-3 yaşına kadar yetiştirip buraya getiriyoruz. Emeğimizin karşılığını almak için hayvan yetiştiriyoruz fakat buraya geldiğimizde o talebi göremiyoruz. Şu anda gelen halkın çoğu sadece sormaya geliyor. Boş dönüyorlar. Alım gücü çok düşük. Kurban almak isteyip alamadıklarında biz de üzülüyoruz. Biz de vermek istiyoruz ama maliyetler çok yüksek olduğundan dolayı biz de veremiyoruz. Onların da alım gücü yok. Durumlar, şartlar çok zor.”

Büyükbaş hayvanların hepsinin kesinlikle satılamayacağının altını çizen Dağdelen, şöyle konuştu:

“Çoğu hayvanlarını geri götürecek”

“Türkiye genelinde hayvancılık bitme noktasında, bitiyor. Hayvancılıkta destek az. Maliyetler çok yüksek olduğundan dolayı hayvan da çok yüksek satılıyor. Bir yem şu anda 500 TL. Kurban satışları çok zayıf. Çoğu hayvanlarını geri götürecek. Geri götüremezse de çoğu zarar edecek ve batacak. Bu işten cayacaklar ve ‘Ben bu işi artık yapmayacağım’ diyecekler.”

“Yemi 500 TL’den değil de 200 TL’ye alırsam, hayvana 160 bin TL değil 120 bin TL isteyeceğim”

Dağdelen, “Ben hayvana yedirdiğim yemi 500 TL’den değil de 200 TL’ye alırsam, hayvana 160 bin TL istiyorsam otomatik olarak pazarlıkla 120 bin TL isteyeceğim. Bu neden kaynaklanıyor? Maliyetlerin yüksek olmasından kaynaklanıyor. Devlet, dışarıdan hayvan getirerek değil, çobanına, yemine destek verirse kesinlikle ekonomiye can katacağına inanıyorum” diye konuştu.

“Geçen yıl danayı 65-70 bin TL’ye veriyorduk. Şu anda bu hayvan 170-175 bin TL”

Geçen yıla göre kurbanlık fiyatlarına yüzde 169 zam yapmak zorunda kalan Dağdelen, “Geçen yıl 650 kilogramlık danayı 65-70 bin TL’ye veriyorduk. Şu anda bu hayvana 170-175 bin TL civarı istiyoruz. Bu esnek hali. Piyasa çok durgun. Bizim amacımız buradan yüksek bir kazanç elde etmek değil. Sadece hayvanlarımızı geri götürmemek amaçlı piyasayı daha da aşağı çektik. Esnek bir şekilde veriyoruz. Üstüne çok cüzi karlar koyuyoruz” dedi.

TÜİK’in açıkladığı enflasyon verisine inanmadığını belirten Köroğlu, şöyle konuştu:

“Hayvancılığın bitmesini istemiyorlarsa çoban, yem desteği verilmesi lazım”

“Kesinlikle doğru değil. İçinde biz varız. Maliyetler yüksek olduğundan dolayı zaten yükseliyor. Maliyeti düşük olursa, besiciye ve çiftçiye destek olursa bunların maliyetleri yüzde 70 aşağı düşebilir. Kesinlikle düşer. Çoban desteği de verilirse çok iyi olur. Hayvancılığın bitmesini istemiyorlarsa çoban, yem desteği verilmesi lazım. Saman 30 kuruş iken şimdi kilosu 3,5-4 TL. Bu destekler verilirse fiyatların düşeceğine inanıyoruz.”

Şanlıurfa’dan gelen besici Cumali İzol, küçükbaş kurbanlık fiyatlarının 15-20 bin TL arasında değiştiğini belirterek, şunları söyledi:

“Bu ülkenin bize bir faydası yok. Olan hep çiftçiye, hayvancılara oluyor”

“Kaliteye göre fiyat değişiyor. 15 bin TL’ye de 17 bin TL’ye de kurbanlık var. Geçen yıl 5-6 bin TL’ye satıyorduk. Geçen yıla göre bu sene çok pahalı. Aşırı derecede pahalı. Yemler, arpa pahalı. Urfa’dan buraya hayvanları getirmek için 40 bin TL nakliye parası verdik. Bizi kurtarmıyor. Bu ülkenin bize bir faydası yok. Olan hep çiftçiye, hayvancılara oluyor. Sıkıntılar çok. Geçen sene en kaliteli malı 6 bin TL’ye satıyorduk. Bu sene en kötüsü 15 bin TL. Düşünün, ne kadar yükselmiş.”

“İşimiz iyi değil. Allah’a kalmış”

İzol, “İnsanlarımızın hayvancılığa yönelmesi ve maddi destek verilmesi gerekiyor. Dışardan hayvan gelmemesi gerekiyor. Bizi kurtarmamasına rağmen mecbur bu işi yapıyoruz. Bu işi yapmazsak ne yapacağız? Bir kere bu işe alışmışız. İşimiz iyi değil. Allah’a kalmış” diye konuştu.

“Talep çok az görünüyor”

Iğdır’dan Ankara’ya kurbanlık satmak için gelen Hakan Yiğitalp, “Kurbanlıkların fiyatı, kilosu ve boyuna göre 120-200 bin TL arasında değişiyor. Şu anda talep çok az görünüyor. Yem fiyatlarından dolayı maliyetler arttığı için biz de mecburen fiyatları yükselttik. Geçen yıl neredeyse yarı yarıya bir fiyat farkı var. Yüzde 100’den fazla” dedi.

“Enflasyon, yüzde 70 falan değil, yüzde 170’tir”

TÜİK’in açıkladığı yıllık enflasyonun yüzde 69,80 olmasını eleştiren Yiğitalp, “Resmiyette öyle ama normalde yüzde 70 falan değil, yüzde 170’tir. Enflasyonu çok hissediyoruz. Yemi geçen sene aldığımızda 300 liraya alıyorduk. Şu an 600-700 TL’ye alıyoruz. Geçen yıl yol parası TIR geldiğinde 20-25 bin TL’ye geliyordu. Şu an 50-60 bin TL. Yüzde 100’ün üzerinde zam bize yansıyor. Ama enflasyon yüzde 70 görünüyor. Ondan dolayı fiyatlar baya yüksek” diye konuştu.

“Çiftçiye, üreticiye destek verilmesi gerekiyor. O da biraz zor”

Maliyetler yükseldiği için üreticilerin hayvan saklamadığını belirten Yiğitalp, “Olan da kesime geliyor. Bu yüzden et üretiminde azalma var. Maliyetlerin düşmesi lazım. Yem, nakliye vs. Hepsi yakıt olduğu ve dolar üzerinden geldiği için bunun düşmesi gerek. Çiftçiye, üreticiye destek verilmesi gerekiyor. O da biraz zor görünüyor” dedi.

]]> https://www.haber60.com.tr/kurbanlik-fiyatlarina-gelen-zamlar-tuikin-ve-enagin-yillik-enflasyonunu-gecti-buyukbas-fiyatlari-yuzde-238-kucukbas-fiyatlari-yuzde-300-artti/feed/ 0 Büyükbaş Hayvan Fiyatlarındaki Artış Üreticileri Zorluyor https://www.haber60.com.tr/buyukbas-hayvan-fiyatlarindaki-artis-ureticileri-zorluyor/ https://www.haber60.com.tr/buyukbas-hayvan-fiyatlarindaki-artis-ureticileri-zorluyor/#respond Mon, 22 Apr 2024 07:42:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28749 (ANKARA) –CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Ankara’nın Gölbaşı ilçesine bağlı Tulumtaş köyünde büyükbaş hayvan üreticisi Ertuğrul Koç’u ziyaret etti. Koç ile büyükbaş kurbanlıkların fiyatlarındaki artış ve üreticilerin yaşadıkları sorunları konuşan Gürer, 2023 yılı Kurban Bayramı’nda en yüksek büyükbaş hayvan fiyatı 80 bin TL iken, bu yıl büyükbaş kurbanlıkların en düşüğünün 110 bin TL’den başlayacağını belirti.

CHP’li Gürer, “Kurban Bayramı yaklaşıyor, büyükbaş hayvanlarda da kurbanlık satışları başladı. Kurban fiyatları geçen yıla göre yüzde 100’e yakın artış göstermiş bulunuyor. Bir yıl içinde özellikle yemdeki artış, ahır giderleri, aşılar ve veteriner giderleri artış hayvan fiyatlarını katladı” dedi.

Üretici Ertuğrul Koç da “750 kilo bir tosun 210 bin liraya satıyoruz. Geçen yıl bu hayvan 95-100 bin liraydı. Geçen yıl yemin çuvalı 250 liraydı, şimdi 600 lira oldu. Geçen yıl bakıcı aylığı 15 bin liraydı, şimdi 30 bin lira oldu. Geçen yıl ilaç 150 liraydı, bu yıl 350 lira oldu. Yani, ilaç arttı, yem arttı, ahır gideri arttı, işçilik arttı, veteriner masrafları arttı ve bu yüzde 100’lük artış hayvan maliyetine yansıdı” diye konuştu.

“TULUMTAŞ’TA HAYVANCILIK YAPAN İKİ KİŞİ KALDI”

Gürer, hayvancılık yapan küçük aile tipi işletmelerde çok ahırın boş olduğunu yerinde gidip gördüğünü ifade etmesi üzerine üretici Ertuğrul Koç, “Ben 40 senedir bu işle uğraşıyorum. Bizim köyde benimle beraber bir kişi var, diğerleri sattılar hayvanlarını. Tulumtaş’ta hayvancılık yapan iki kişi kaldı köyde. 30 hane vardı, hepsi hayvancılık yapıyordu, herkes de hayvan vardı. Şimdi iki kişi de kaldı, çünkü bu işi sürdürmek çok zorlaştı. Yükünü çekmek isteyen azaldı. Yem giderleri pahalı, işçilik giderleri pahalı. Bu işi yapmak isteyen böyle giderse kalmayacak” dedi.

Gürer, “Büyükbaş hayvanlarda yetişkinlerin fiyatları 210 bin TL’yi buluyor. Geçen yıl 80 bin liraya kadar büyükbaş kurbanlık vardı, bu yıl ise katlamış” derken; üretici Ertuğrul Koç, büyükbaşların bulunduğu bölümlerde hayvanları göstererek şöyle konuştu:

“Bu yıl danalar 110 bin liradan başlıyor. En ufak hayvan erkek tosun 110 bin lira. Büyükbaş hayvanlar kilosuna göre fiyat değişiyor. Ahırda kurbanlık hayvanlarımız bölüm bölüm ayırdık. Bir grup kurbanlık 140-150 bin lira, diğer bölümdekiler 135-140 bin lira. Holstein Simental, onlarda 120 bin lira. Geçen yıl bu hayvanların fiyatı 40-45 bin lira aralığındaydı. Farklı bölümde cinsine, kilosuna göre hayvanları müşteri daha iyi görsün diye ayrı ayrı koyduk. Geçen yıl 55 bin lira olan hayvan giderlerinden dolayı bu yıl 110 bin lirayı buldu. Bakım masrafı çok arttı. Besici olarak emeğimizi de katarak fiyat koysak bu rakamları da aşar. Piyasada bakın giderleri, her şey ikiye katladı. Geçen yıl 200 lira olan şey, bu yıl 400 lira oldu. Bu hayvan 450 kilo besili hayvan, erkek tosun yüzde 65 randıman verir. Yüzde 65 demek, 100 kiloda 65 kilosu et olur. Zayıf hayvan da yüzde 50’ye düşer, erkek hayvan yüzde 60-65 randıman yapar. 100 kilo gelen hayvanın en az 65 kilo eti olur.”

“KÖYLERİMİZİ KALKINDIRMALIYIZ Kİ TÜRKİYE’DE TARIM, HAYVANCILIK BİTMESİN”

Gürer, hayvancılıkta desteklerin artırılması ve planlı bir politikanın uygulanması, yemin sübvanse edilmesi gerektiğini söyledi. Besici Ertuğrul Koç, “Yemde destek var, yeme az bir destek veriyorlar, o da kurtarmıyor yani. O da az oluyor. Yemin sübvanse edilmesi lazım, yüzde 50 destek olması lazım, yüzde 10 veriyorlar” dedi.

Hayvancılıkta yaşanan sorunlara değinen Gürer, “Hayvancılık giderek sorunlu hale geliyor. Artık bu işi yapanların sayısı geçmişe göre çok azaldı. Tulumtaş köyünde 30 hanede hayvan vardı, şimdi iki hanede hayvan var. Hayvancılık yapanlar hayvancılıktan vazgeçiyor, elde kalan hayvanlarını da maliyeti yüksek olunca satmakta da zorlanıyor, kurban için bekliyorlar. Kurbandan sonra hayvanları satınca, yerine yenisini koymakta zorlanacaklar” diye konuştu.

Gürer’in, “İthal hayvan geliyor, bunun size faydası yok mu” sorusuna cevap veren besici Ertuğrul Koç, “O hayvanlar bizim beslediğimiz hayvanların et lezzetini vermiyor. Alıp bir süre bakıp beslemek gerekiyor da maliyetleri artırıyor” dedi.

CHP’li Gürer, “Ülkemiz besicisi en az altı ay beslediği büyükbaş hayvanın etinin tadıyla ithal gelen hayvanın etinin tadı da bir olmuyor. Yerli ırkımızı geliştirmeliyiz, kendi kaynaklarımıza dönmeliyiz. Bu anlamda besicilerimize ve süt inekçiliği yapanlara gerçekçi destekler vermeliyiz, köylerimizi kalkındırmalıyız ki Türkiye’de tarım bitmesin, hayvancılık bitmesin” ifadesini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/buyukbas-hayvan-fiyatlarindaki-artis-ureticileri-zorluyor/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: “Dövize erişimde problemimiz yok, döviz ihtiyacımız da azalmış durumda” https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-dovize-erisimde-problemimiz-yok-doviz-ihtiyacimiz-da-azalmis-durumda/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-dovize-erisimde-problemimiz-yok-doviz-ihtiyacimiz-da-azalmis-durumda/#respond Sat, 23 Mar 2024 03:12:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22457 Kocaeli’de iş insanları ile bir araya gelen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Dövize erişimde problemimiz yok, döviz ihtiyacımız da azalmış durumda. Temellerimiz bu anlamda sağlam. Buna rağmen son dönemde oluşturulmaya çalışılan spekülatif hava var. Bunu kimsenin prim vermemesi gerekiyor. Rakamlar ortada, döviz ihtiyacımız azaldı, dövize erişimimiz arttı ve cari işlemlerde iyi gidiyoruz” dedi.

31 Mart’ta gerçekleştirilecek Mahalli İdareler Seçimine sayılı günler kala Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Kocaeli’de bir dizi ziyaretlerde bulundu. Önce Kocaeli Valiliği ve Büyükşehir Belediyesini ziyaret eden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ardından iş insanları ile bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz toplantıda yaptığı konuşmada, “Dünya, son 3-4 yıl büyüme ve ticaret açısından tarihsel ortalamaların altında. Önce pandemi, sonrasında toparlanma süreçleri bunun yol açtığı enflasyon, enflasyona karşı ülkelerin ortaya sıkı para politikaları, bütün bunlar büyümeyi, ticareti daraltmış durumda. Bir taraftan da dünyada rekabet var. O rekabetin getirdiği yeni korumacılık eğilimleri var. Bunların getirdiği ticareti daraltıcı etkiler söz konusu. Diğer yandan maalesef savaşlar, çatışmalar yaşıyoruz. Ukrayna-Rusya savaşı, bu anlamda bütün dünyayı küresel ekonomiyi, özellikle Avrupa’yı çok etkileyen bir gelişme oldu. Diğer yandan Körfez’de hepimizin içini yakan manzaralar, özellikle Gazze’de yaşananlar. Bunlarda olumsuz gelişmeler olarak karşımızda duruyor” diye konuştu.

“Geçen yıl Türkiye ekonomisi yüzde 4.5 büyüme kaydetti”

6 Şubat depremine değinen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Geçen yıl tarihimizin en büyük depremini yaşadık. Onun yaralarını sarmaya çalışıyoruz. Çabuk unutuyoruz maalesef. Üzerinden bir yıl geçti. Acil müdahaleler yapıldı bitti ama henüz depremin yaralarını tam anlamıyla sarmış değiliz. Kalıcı şekilde rehabilitasyonu sağlamak belli zaman alıyor. Bunu da üç başlıkta yapıyoruz. Kalıcı konutlar inşa ediyoruz. Altyapıyı rehabilite ediyoruz. Diğer taraftan da ekonomik, sosyal hayatı canlandırmaya çalışıyoruz. Bu üç başlık altında çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Geçen yıl ve bu yıl yoğun bir mesai harcıyoruz. Gelecek yıldan itibaren inşallah yükümüz hafifleyerek devam edeceğiz. Bütün bu şartlar altında küresel ekonomide yüzde 3 civarında büyüme varken, geçen yıl Türkiye ekonomisi yüzde 4.5 büyüme kaydetti. İlk defa tarihimizde 1 trilyon dolar seviyesini geçmiş oldu. Milli gelirimiz 1 trilyon 119 milyar dolar oldu. Kişi başına gelirimiz ise 13 bin 110 dolar seviyesinde gerçekleşti. Yaşadığımız şartları dikkate aldığımızda bunlar önemli rakamlar” şeklinde konuştu.

“Geçen yılın son çeyreğinde sabit sermaye yatırımlarımızdaki artış yüzde 10.7 oldu”

Büyümenin kompozisyonunu da dönüştürme çabalarının olduklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Enflasyonu desteklemeyen, dezenflasyona daha çok destek olan bir büyüme kompozisyonu hedefliyoruz. Bu çerçevede tüketim harcamalarının nispi payının azalmasını, yatırımın ve ihracatın büyümemize daha fazla katkı vermesini arzu ediyoruz. Bu yönde bir politika setimiz var. Bu yönde de gelişmeler olduğunu ifade edebilirim. Geçen yılın son çeyreğinde sabit sermaye yatırımlarımızdaki artış yüzde 10.7 oldu, çeyreklik bazda söylüyorum. Makine teçhizat yatırımlarındaki artış ise yüzde 14 gerçekleşti. Bunlar olumlu rakamlar. Yatırımın büyümemizde, milli gelirimizde daha fazla pay aldığını gösteren rakamlar. Tüketim harcamalarımız da belli bir zaman sürecinden sonra ilk defa tek haneli büyümelere düşmüş oldu. Yine yüksek tüketimimiz var. Ama en azından bir tek haneye düşmüş oldu” ifadelerini kullandı.

“2026’ya geldiğimizde ise tek haneli enflasyonlara yeniden ulaşacağız”

Temel meselenin fiyat istikrarı, enflasyon olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Enflasyonla ilgili olarak kararlı şekilde mücadelemizi başlatmış durumdayız. Politikalarımızı güncellemiş durumdayız. Bir taraftan para politikasıyla, diğer yandan maliye politikasıyla ve yapısal reformlarla, 3 sütunlu politikayla enflasyonla mücadele ediyoruz. Ancak şunu açık yüreklilikle söylememiz lazım, tüm dünyada enflasyonla mücadele zaman alır. Bu bize özgü bir şey değil. Belli seviyeye gelmiş olan enflasyonu düşürmek süreç meselesidir. Kararlı şekilde mücadele edilmesi gereken bir hadisedir. Biz de hemen hükümeti kurduktan sonra yani Mayıs seçimlerinden sonra bu mücadeleye başladık. Geldiğimiz noktada aylık bazda etkileri görmeye başladık. Ocak, Şubat ayında sadece bu yılın bir miktar beklentilerimizin üstünde oldu. Nitekim Merkez Bankamız hemen bu konuda pozisyon aldı. Sıkılaştırıcı bir takım tedbirler aldı. Yeniden patikamıza dönülmesi noktasında tedbirleri hemen devreye soktu. Beklentimiz şu; Mayıs ayından sonra Haziran ayı enflasyonunun çıkmasıyla birlikte hep birlikte yıllık bazda düşüşü göreceğiz. Aylık ivme kayıpları daha önceden olacak. Ama yıllık düşüş Haziran-Temmuz gibi gerçekleşmiş olacak. Belirgin bir düşüşü, yılın ikinci yarısında göreceğiz. Dezenflasyon süreci başlayacak. 2025 yılında orta vadeli programımızdaki hedefimiz yüzde 15 civarında enflasyon. 2026’ya geldiğimizde ise tek haneli enflasyonlara yeniden ulaşacağız. Bunu da laf olsun diye söylemiyoruz. Bunun planını, programını, politika setini oluşturmuş durumdayız ve kararlı şekilde de bunu hayata geçiriyoruz. Hep birlikte de sonuçlarını göreceğiz” dedi.

“Dövize erişimde problemimiz yok, döviz ihtiyacımız azalmış durumda”

Geçen yıl cari işlemler açığında ciddi düşüş olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Geçen yıl Mayıs ayında cari açık 60 milyar dolara kadar çıkmıştı. Son dönem ciddi yavaşlamaya girdi, yıl sonunu 45 milyar dolar cari açıkla kapattık. Ocak ayında ihracat dengesinin ve olumlu gelişmeler etkisiyle 37.5 milyar dolara kadar düştü. Şubat ayının rakamları henüz çıkmış değil ama beklentimiz 32-33 milyar dolarlara kadar cari açığımızın gerilemesi. Yani geçen yılın ortalarıyla mukayese ederseniz cari açığımızda neredeyse yarı yarıya düşüş olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla Türkiye’nin döviz ihtiyacı da azalmış durumda. Bir taraftan da yeni şartlar altında dış finansmana erişimde de çok daha kolay bir döneme girdiğimizi ifade edebiliriz. CDS dediğimiz ülke risk birimlerinin düşmesi hem özel sektörün, hem kamu sektörünün döviz kaynaklarına, finans kaynaklarına erişiminde oldukça kolaylaştırılmış durumda. Bankacılık sistemimiz borçlarını çok rahat şekilde yenileyebiliyor. Dolayısıyla dövize erişimde problemimiz yok, döviz ihtiyacımız da azalmış durumda, temellerimiz bu anlamda sağlam. Buna rağmen son dönemde oluşturulmaya çalışılan spekülatif hava var. Bunu kimsenin prim vermemesi gerekiyor. Rakamlar ortada döviz ihtiyacımız azaldı, dövize erişimimiz arttı ve cari işlemlerde iyi gidiyoruz. Geçen yıl hizmet gelirlerimiz de gayet iyi gerçekleşti. 100 milyar dolar civarında hizmet gelirimiz oldu. Bunun için de geçen yıl turizmden 54 milyar doları aşan gelirimiz oldu. Bu da bizim için çok kıymetli. Bu yıl da 60 milyon turist, altmış milyar dolar turizm geliri diyoruz. İnşallah buna da ulaşırız” diye konuştu.

“32 milyon 222 bin kişilik istihdama ulaşmış olduk”

Dış ticarette baktığınızda geçen yıl ihracatımız 256 milyar dolar oldu. Bu yıla da ihracatımız iyi başladı. Ocak-Şubat döneminde Şubat dönemi yıllıklandırılmış 12 aylık ihracatımız 259 milyar dolara yaklaştı. Dolayısıyla ihracatımızda da iyi gidiyoruz. İş gücü piyasalarında, istihdamda da geçen yılı iyi kapattık. TÜİK son ocak rakamlarını açıkladı. 32 milyon 222 bin kişilik istihdama ulaşmış olduk. Bu da tarihimizin en yüksek seviyelerinde, istihdam oranı dediğimiz rakam yani çalışanların çalışma çağındaki nüfusa oranı yüzde 49’a ulaştı. Tarihimizin yine en yüksek istihdam rakamına ulaşmış olduk. Geçen yılın en üst yıllık bazda işsizlik oranı çıkmış değil. Ama aylık bazdaki rakamlardan şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; geçen yılı tek haneli bir işsizlikle kapattık. Bu da sevindirici. Özellikle son dönemlerde kadın istihdamına, genç istihdamında hızlı artışlar görüyoruz” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İş Dünyası Buluşması Kapsamında iş insanları ile Kocaeli Kongre Merkezi’nde bir araya geldiği toplantıya Vali Seddar Yavuz, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, milletvekilleri ve çok sayıda iş insanı katıldı. – KOCAELİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-dovize-erisimde-problemimiz-yok-doviz-ihtiyacimiz-da-azalmis-durumda/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: 2026’da Tek Haneli Enflasyona Ulaşacağız https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-2026da-tek-haneli-enflasyona-ulasacagiz/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-2026da-tek-haneli-enflasyona-ulasacagiz/#respond Fri, 22 Mar 2024 02:45:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22023 Bursa’da iş dünyasıyla bir araya gelen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2026 yılında tek haneli enflasyona yeniden ulaşılacağını söyledi.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası tarafından organize edilen iş dünyası buluşmasına katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, dünyanın çok iyi bir dönemden geçmediğini söyledi. Yılmaz, “Pandemi sonrası yaşanan olumsuzlar, dünya büyümesi ve ticareti, tarihe ortalamaların altında seyrediyor. Geçen yıl dünya ekonomisi yüzde 3 büyüdü. Türkiye ekonomisine baktığımızda dünyadaki bu olumsuz konjonktüre rağmen, geçen yıl tarihimizin en büyük afetini, deprem afetini yaşamamıza rağmen, yine kuzeyimizde, güneyimizde ticareti, özellikle enerji fiyatları, başka birtakım ekonomik faaliyetleri olumsuz etkileyen jeopolitik gelişmelere rağmen geçen yılı yüzde 4,5 büyümeyle kapattık. Dünyanın 1,5 puan üzerinde bir büyüme performansı gösterdik. İlk defa ülkemiz trilyon dolarlık ekonomiler ligine girmiş olduk. Geçen yıl 1 trilyon 119 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklükle 2023’ü kapatmış olduk. Kişi başına gelirimiz ise, 13 bin 110 dolar seviyesine ulaştı. Bu da bizim için yine tarihsel, yüksek bir kişi başına nominal dolar bazında gelir düzeyidir. Bu rakamlarla dolar bazında 17., satın alma gücü kalitesine göre 11. büyük ekonomik olduğunuzu belirtmek isterim. Yılın son çeyreğindeki büyüme rakamlarını analiz ettiğimizde sevindirici bazı gelişmeler görüyoruz. Bir defa 2023’ün 4’üncü çeyreğinde sabit sermaye yatırımlarının yüzde 10,7 olması, yatırımların artmış olması olumlu bir göstergedir. Yine makine teçhizat yatırımlarındaki artış yüzde 14 seviyelerindedir. Bu da aslında sanayimizin gücünü ortaya koyan geleceğe dönük potansiyel büyümemizi kuvvetlendiren önemlidir” dedi.

Fiyat istikrarının çok önemli olduğunu belirten Yılmaz, “Enflasyonla mücadele bu dönem temel önceliğimizdir. Büyümemizi belli bir makul düzeyde sürdürürken, enflasyonda düşürmeyi hedefliyoruz. Çeşitli dengeleri esnafı olarak gözetmek durumundayız. Manşet Enflasyonu Geçen yılı yüzde 64,8 kapattık. Giderek aylık bazda ivme kaybı yaşıyoruz. Geçen yılın sonlarına doğru ivme kaybı olmuş. Ocak ve şubatta bir miktar beklentilerin üstünden gerçekleşti. Burada hem Merkez Bankamız ve maliye politikalarımızla tepki verdik. Yıllık hedeflerimizi gerçekleştirmeye dönük olarak kurumlarımız hedeflerini gerçekleştiriyorlar. Dolayısıyla bir taraftan büyümemizi, istihdamımızı devam ettirirken, bir yandan da enflasyonu düşürmek istiyoruz. Çünkü şuna inanıyoruz, kalıcı refah artışı da sürdürülebilir büyüme de fiyat istikrarıyla ilişkilidir. Geçici olarak bazı çelişkiler bu hedefler arasında görülebilir. Sosyal refah, büyüme ve enflasyon arasında geçici süreli bazı tercihler görülebilir. Ama bakıldığında aynı hedefe hizmet eden politikalardır. Bu anlayışla enflasyonla mücadelenin önceliğinden durumdayız. Halkımızın önceliği neyse, bizim önceliğimiz de o diyoruz. Halkımız bugün, enflasyonla mücadeleye öncelik verin diyor. En önemli sorun alanı olarak burada görüyor. Dolayısıyla biz de halkımızın sorunu, bizim sorunumuzdur diyoruz ve buna öncelikle vermiş durumdayız. Enflasyonu da göreceksiniz adım adım düşüneceğiz. Yıllık etkileri, enflasyondaki aylık ivme kaybını önümüzdeki aylarda daha net göreceğiz. Ama yıllık etkiyi, yılın ikinci yarısında göreceğiz. Haziran ayı enflasyon rakamlarıyla başlayarak göreceğiz. Ardından yıl boyunca inşallah belirgin bir düşüşü hep birlikte göreceğiz. 2025 yılında ise enflasyondaki hedefimiz yüzde 15’ler seviyesine gerilemesi, orta vadedeki hedefimiz budur. 2026 yılında ise tek haneli enflasyona yeniden ulaşacağız. Bunda kararlıyız. Bunu sırf laf olsun diye söylemiyoruz. Planımızı, programımızı buna göre yaptık. Adım adım bu hedefe ulaşacağız” şeklinde konuştu.

Tüm dünyada, bütün ülkelerde enflasyonla mücadele belli bir zaman aldığını ifade eden Yılmaz, “Bir süreç ve bunun sonucunda inşallah yeniden fiyat istikrarını kalıcı bir şekilde sağlayacağız. Cari işlemler dengemize baktığımız zaman burada yine çok olumlu bir gelişme görüyoruz. Geçen yılın ortalarında 12 aylık cari açık 60 milyar dolarlara çıkmıştı. Yıllı 45 milyar dolar cari açıkla kapattık. Ocak ayında 37,5 milyar dolara kadar geriledi. Cari açıkta ciddi bir gerileme var. Geçen yıl ihracatımız 256 milyar dolar gerçekleşirken, bu yıl Ocak, Şubat aylarında da yine iyi bir performans gösteriyor. Şubat ayı yıllıklandırılmış ihracat 259 milyar dolara yakın bir seviyede gerçekleşti. Bunu da önümüzdeki dönemde arttıracağız. İthalatta daha geçen yıla göre düşük bir seyir olduğunu söyleyebilirim. İş gücü piyasalarımıza baktığımız zaman yine makro düzeyde ocak ayında işsizlik oranımız yüzde 9,1 oldu. İstihdam oranımız, yüzde 49 gerçekleşti. Türkiye için tarihi bir seviyedir. Kadın istihdamındaki artışın önemli bir rol oynadığını ifade etmek isterim” şeklinde konuştu.

31 Mart’ta genel seçim yapılmadığının altını çizen Yılmaz, “Genel seçimlerde meclis belirlenir. Hükümet belirlenir. Ulusal düzeyde politikalar tabii ki genel seçimlerden etkilenir. Ama yerel seçimler ulusal politikalarla ilgili seçimler değil. Yerel kuvvetlerle ilgili halkımızın mahalli müşterek hizmetleriyle ilgili seçimler. Yerel seçimlerinden makro politikaların değişeceğine dair söylemler tamamen spekülatiftir. Bizim politikalarımız belli” diye konuştu.

Kur Korumalı Mevduat hesaplarının geçtiğimiz Ağustos ayında 3 trilyon 408 milyara olduğunu belirten Yılmaz, “Geldiğimiz noktada ise, 72 milyar dolar seviyesine kadar geriledi. TL olarak da 1,1 trilyon lira düşüş var. Bu da yine Türkiye’nin risklerini aşağıya çekiyor. Bütçemizin durumu nedir diye bakacak olursak geçen depremden sonra hatırlarsanız ekonomistler tartışmalar yaptılar. Türkiye’nin yüzde 10’u aşacak. Bütçenin işte sürdürülemez hale gelecek gibi tartışmaları ortala attılar. Orta vadeli programımızı yaptık ve burada biz bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 6,4 olarak ortaya koyduk. Gerçekleşme ise bundan da daha iyi oldu. Yüzde 5,2 ile kapattık. Bu 5,2’nin aşağı yukarı 3,7 puanı tamamen deprem harcamasıdır. Tek seferlik yatırım niteliğinde deprem harcaması. Deprem harcamaları çıktığınızda bütçe açığımızın milli gelire oranı 1,6’dır. Deprem harcamalarının tek seferlik olduğu için bütçede yapısal tahribata yol açmazlar. Yatırım niteliğinde oldukları için de ülkemizi geleceğe daha dirençli hazırlayan harcamalardır. Dolayısıyla biz burada bir sorun görmüyoruz. Bu yıl da biraz deprem harcamamızın yükü ağır. 1 trilyonun üzerinde bir ödeneği merkezi yönetim bütçemize deprem harcamaları için koymuştur durumdayız. 2025 yılından itibaren yükümüz hafifliyor. Bu çerçevede, Bursa’ya ve Bursa Belediyesine yaptığı dayanışma için yürekten teşekkür ediyoruz” dedi. – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-2026da-tek-haneli-enflasyona-ulasacagiz/feed/ 0
Van, Hakkari ve Muş’ta Barajlardaki Su Seviyesi Arttı https://www.haber60.com.tr/van-hakkari-ve-musta-barajlardaki-su-seviyesi-artti/ https://www.haber60.com.tr/van-hakkari-ve-musta-barajlardaki-su-seviyesi-artti/#respond Fri, 01 Mar 2024 03:36:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13577 Van, Hakkari ve Muş’ta etkili olan yağışlarla, enerji üretimi, içme ve tarımsal sulamada kullanılan 9 barajın su seviyesinin, geçen yılın aynı dönemine göre arttığı belirlendi.

Devlet Su İşleri (DSİ) 17. Bölge Müdürlüğünün verilerine göre, geçen yıl aşırı sıcaklar ve kuraklık nedeniyle su seviyesinin iyice düştüğü Koçköprü, Morgedik, Zernek, Sarımehmet, Alparslan1, Alparslan2, Dilimli, Aslandağ ve Beyyurdu barajlarında yağışlar nedeniyle doluluk arttı.

“Kısıntılı sulama hadisesini bu yıl yaşamayacağız”

DSİ 17. Bölge Müdürü Ayhan Şahna, AA muhabirine, Van, Muş, Bitlis ve Hakkari’de 3 yıldır yaşanan kuraklık nedeniyle barajlarda istenen su seviyesine ulaşılmadığını söyledi.

Bu yıl kar yağışında geçmiş yıllara göre artış olduğunu anlatan Şahna, “Havzada şu an 1,5 metre civarında kar bulunuyor. Bu kar barajlardaki doluluk oranına ciddi düzeyde etki edecek. Geçmiş yıllardaki kısıntılı sulama hadisesini bu sene inşallah yaşamayacağız. Bu yıl bölgede bol yağış oldu. Kar şeklinde gerçekleşti. Yani ilkbahar döneminde çiftçimizin yüzünün güleceğinin emarelerini şimdiden görüyoruz.” dedi.

Şahna, üç ildeki barajların doluluk oranlarıyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bölgemizde 9 barajımız var. Bunların hepsi işletmede. Van’ın Erciş ilçesindeki Koçköprü Barajı 64 milyon metreküp depolamaya sahip. Şu anda 17 milyon metreküp suyunu almış durumda. Geçen yıl 20 Şubat’ta barajın su seviyesi yüzde 4 iken bu sene yüzde 26 konumuna geldi. Morgedik Barajı’nda toplam depolama hacmimiz 90 milyon metreküp, şu an 15 milyon metreküp suyumuz var. Geçen yıl su seviyesi yüzde 11 iken bu yıl yüzde 15 seviyelerinde. Zernek Barajı’nın depolama miktarı 86 milyon metreküp, şu an 33 milyon metreküp suyumuz var. Geçen yıl şubatta su seviyesi yüzde 4 iken bu sene yüzde 38 seviyelerinde. Uzun yıllardır doldurulmasında sıkıntı yaşadığımız Sarımehmet Barajı’nda ise toplam depolama hacmimiz 178 milyon metreküp. Geçen yıl su seviyesi yüzde 7 iken şu an yüzde 10 seviyelerinde. Sarımehmet Barajı’nda da bu sene olumlu şeylerin olacağı net olarak görülüyor.”

Hakkari’deki 2 barajda doluluk yüzde 100

Muş’taki barajlarda da seviyenin arttığını belirten Şahna, “Alpaslan1 Barajı’nın toplam depolama hacmi 1 milyar 743 milyon metreküp. Barajımızda 400 milyon metreküp suyumuz var. Geçen yıl şubat ayındaki doluluk oranı yüzde 15 iken bu sene yüzde 23 seviyelerindeyiz. Alpaslan2 Barajı’nda ise depolama hacmimiz 1 milyar 99 milyon metreküp olup barajımızın şu an fili doluluk miktarı 713 milyon metreküp. Geçen yıl yüzde 56 olan doluluk oranımız yüzde 65 düzeyinde.” diye konuştu.

Hakkari’deki Aslandağ ve Beyyurdu barajlarında doluluk oranının yüzde 100 olduğunu vurgulayan Şahna, şu bilgileri verdi:

“Yüksekova sınırlarındaki Dilimli Barajı’nın depolama hacmi 64 milyon metreküp. Geçen yıl yüzde 60 olan doluluk bu sene yüzde 69’a ulaştı. Depolamamız fiili olarak şu an 44 milyon metreküp. Aynı durum Aslandağ ve Beyyurdu barajlarımızda da var. Bunlarda da toplam 11 milyon metreküp suyumuz var. Bu iki barajımızdaki doluluk oranımız da yüzde 100 seviyelerinde. Geçen yıl da aynı düzeydeydi. Sulama sezonuna kadar yağışların devam etmesini temenni ediyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/van-hakkari-ve-musta-barajlardaki-su-seviyesi-artti/feed/ 0
İstanbul’daki barajlardaki doluluk oranı yüzde 118 arttı https://www.haber60.com.tr/istanbuldaki-barajlardaki-doluluk-orani-yuzde-118-artti/ https://www.haber60.com.tr/istanbuldaki-barajlardaki-doluluk-orani-yuzde-118-artti/#respond Wed, 21 Feb 2024 09:00:40 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10459 İstanbul’a su sağlayan barajlardaki doluluk oranı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 118 artış göstererek, yüzde 76,25 seviyesine yükseldi.

İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre, geçen yıl 21 Şubat’ta yüzde 34,92 olan barajlardaki doluluk oranı, bugün itibarıyla yüzde 76,25 olarak ölçüldü.

Buna göre, barajlardaki doluluk geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 118 arttı.

Su miktarı Istrancalar’da yüzde 76,68, Terkos’ta yüzde 71,57, Sazlıdere’de yüzde 55,29, Alibey’de yüzde 75,32, Büyükçekmece’de yüzde 73,08, Ömerli’de yüzde 88,59, Darlık’ta yüzde 90,23, Elmalı’da yüzde 89,21, Pabuçdere’de yüzde 56,8 ve Kazandere’de yüzde 60,68 olarak ölçüldü.

Kente su sağlayan ve azami 868 milyon 683 bin metreküp biriktirme hacmine sahip baraj ve göletlerdeki su miktarı ise 662 milyon 4 bin metreküp seviyesinde bulunuyor.

Son 9 yılın doluluk oranları

İSKİ istatistiklerine göre, 21 Şubat tarihli baraj doluluk oranları 2016’da yüzde 86,79, 2017’de yüzde 86,81, 2018’de yüzde 79,91, 2019’da yüzde 91,46, 2020’de yüzde 62,18, 2021’de yüzde 50,56, 2022’de yüzde 80,37, 2023’te yüzde 34,92 iken, bugünkü oran yüzde 76,25 olarak kayıtlara geçti.

Alibey Barajı’ndaki doluluk geçen yıla göre yüzde 544 arttı

Alibey Barajı’nda geçen yıl 21 Şubat’ta yüzde 11,69 olan doluluk oranı, bugün 75,32’ye yükseldi. Artış, yüzde 544 olarak gerçekleşti.

Büyükçekmece Barajı’nda geçen yıl yüzde 32,79 olarak ölçülen doluluk oranı, bu yıl yüzde 123 yükselişle yüzde 73,08 olarak kayıtlara geçti.

Darlık Barajı’nda geçen yıl aynı tarihte 38,56 olarak ölçülen doluluk oranı, bugün itibarıyla yüzde 90,23 oldu. Darlık’ta doluluk, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 134 arttı.

Elmalı Barajı’nda geçen yıl 21 Şubat’ta yüzde 36,58 olan doluluk oranı, bu yıl yüzde 144 yükselişle yüzde 89,21 olarak kaydedildi.

Istrancalar’da geçen yıl yüzde 42,81 olan doluluk oranı, bugün yüzde 76,68 olarak kaydedildi. Barajdaki doluluk geçen yıla göre yüzde 79’a yükseldi.

En çok artış Kazandere Barajı’nda

Kazandere Barajı’nda 21 Şubat 2023’te yüzde 3,62 olarak ölçülen doluluk oranı, bu yıl yüzde 1576 artışla 60,68 olarak kayıtlara geçti.

Ömerli Barajı’nda su doluluk oranı bugün itibarıyla yüzde 88,59 olurken, geçen yıl aynı dönemde bu oran yüzde 48,79 olarak kayıtlara geçmişti. Geçen yıla göre artış yüzde 82 oldu.

Pabuçdere Barajı’nda su doluluk oranı geçen yıl 21 Şubat’ta yüzde 6,77 iken, bugün yüzde 739 artışla yüzde 56,8’e yükseldi.

Sazlıdere Barajı’nda geçen yıl aynı tarihte yüzde 33,93 olan doluluk, bugün yüzde 55,29 olarak ölçüldü. Geçen yılın aynı dönemine göre barajdaki artış yüzde 63 oldu.

Terkos Barajı’nda su doluluk oranı bugün itibarıyla yüzde 71,57 oldu. Geçen yılın aynı dönemindeki oran yüzde 32,87 olurken, artış yüzde 118 olarak gerçekleşti.

“Daha çok tasarruf yapılması gerekiyor”

İstanbul Aydın Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi, meteoroloji mühendisi Güven Özdemir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geçen yıl büyük kuraklık yaşandığını, bu durumun bir dönem İstanbul’daki barajları kuruma noktasına getirdiğini söyledi.

Eylülden itibaren yağışların artmasıyla barajların yeniden dolmaya başladığını belirten Özdemir, kente su sağlayan barajlardaki doluluk oranındaki artışın İstanbul halkı için sevindirici bir gelişme olduğunu kaydetti.

Özdemir, barajlarda su doluluk oranı artsa da bunun yeterli olmadığını vurgulayarak, “İstanbul’un nüfusu yüksek. Barajlar tam dolu olsa bile yetme ihtimali yok. Onun için vatandaşlarımızın dikkat etmesi, daha çok tasarruf yapılması gerekiyor. Suyu daha fazla biriktirmemiz, gökyüzünden düşen her damlayı tekrar kazanmamız lazım.” diye konuştu.

İstanbul’a su sağlayan barajların her birinin doluluk seviyesinin yüzde 50’nin üzerinde olduğunu aktaran Özdemir, mayısa kadar yaşanacak yağışlarla barajlardaki su seviyesinin daha da yükseleceğini sözlerine ekledi.

“Su kaynağımızı verimli kullanmak zorundayız”

İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros ise barajlarda doluluk oranının artmasının önemli olduğunu belirtti.

Barajlardaki doluluğun yüzde 77 seviyesine yaklaştığını vurgulayan Toros, “Her ne kadar barajların doluluk oranı sevindirici olsa bile su kaynağımızı verimli kullanmak zorundayız. Başta yağmur hasadı olmak üzere su kaynaklarımızı daha verimli kullanma konusunda farkındalık, duyarlılık çalışmaları yanında yeni ürünler geliştirmeliyiz.” değerlendirmesinde bulundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbuldaki-barajlardaki-doluluk-orani-yuzde-118-artti/feed/ 0
Türkiye’de zorunlu deprem sigortalı konut sayısı artıyor https://www.haber60.com.tr/turkiyede-zorunlu-deprem-sigortali-konut-sayisi-artiyor/ https://www.haber60.com.tr/turkiyede-zorunlu-deprem-sigortali-konut-sayisi-artiyor/#respond Tue, 06 Feb 2024 07:36:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6241

TÜRKİYE’de, geçen yıl 6 Şubat’ta meydana gelen ve ‘asrın felaketi’ olarak nitelendirilen Kahramanmaraş merkezli depremler öncesi yüzde 55,6 olan zorunlu deprem sigortalı konut sayısı, aradan geçen 1 yılda yüzde 58,3’e yükseldi. Geçen yıl ocak ayında 11 milyon 147 bin 148 olan DASK’lı konut sayısı, deprem sonrasındaki 1 yıllık süreçte 11 milyon 671 bin 992 oldu.

Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun kısaca DASK olarak da isimlendirilen zorunlu deprem sigortası oranı son 1 yılda Türkiye genelinde yüzde 2,7 oranında artış gösterdi. Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun interaktif deprem haritasına göre, geçen yıl 6 Şubat’taki büyük depremler öncesi ocak ayı itibarıyla Türkiye genelinde 20 milyon 32 bin konuttan yüzde 55,6 oranındaki 11 milyon 147 bin 148’inin zorunlu deprem sigortası bulunuyordu. Depremler sonrası ise DASK üzerinden zorunlu deprem sigortası yaptıranların sayısı, hızla yükseldi. Depremin etkilediği illerde arama-kurtarma çalışmaları sürerken, devamındaki ilk 1 ay içerisinde DASK’lı konut sayısı 400 bin artış gösterdi ve 2023 yılı mart ayında 11 milyon 545 bine yükseldi.

1 YILDA 524 BİN KONUT ARTIŞI

Depremin etkilerinin devam ettiği süreçte zorunlu deprem sigortalı konut sayısındaki artış, ‘asrın felaketi’ unutuldukça yavaşlamaya başladı. Deprem sonrasındaki 1 ayda 400 bine yakın yeni konut için daha zorunlu deprem sigortası yaptırılırken, üzerinden 1 yıl geçen depremde son 11 ayda zorunlu deprem sigortası yaptırılan konut sayısındaki artış 126 binde kaldı. 2024 yılı şubat ayı verilerine göre; Türkiye genelinde zorunlu deprem sigortası sayısı 11 milyon 671 bin 992 konuta yükseldi, sigortalılık oranı da yüzde 58,3 oldu. Geçen yıl deprem öncesi döneme göre; bu yıl şubat ayı itibarıyla zorunlu deprem sigortası yaptırılan konut sayısında 524 bin 844 artış kaydedilmiş oldu.

DEPREMİN ETKİLEDİĞİ İLLERDE DURUM

15 Mart 2023 verilerine göre; 6 Şubat’ta depremden etkilenen illerdeki veriler genelde çok düşük iken; bu illerden 9’unda DASK yaptıranların sayısı arttı, Şanlıurfa ve Hatay’da sayı ve oranlar düşüş gösterdi. Geçen yıl mart ve bu yıl şubat döneminde 11 ilde zorunlu deprem sigortası verileri şu şekilde oluştu. Hatay’da geçen yıl mart ayında 315 bin konuttan 123 bin 441’inde (yüzde 39,2) zorunlu deprem sigortası bulunurken, bu yıl şubat döneminde sigortalı konut sayısı 117 bin 986’ya, toplam sigortalı konut oranı ise yüzde 37,5’e geriledi. Aynı dönemde Şanlıurfa’da 198 bin konuttan 102 bin 204’ü (yüzde 51,6) sigortalıyken, konut sayısı 88 bin 5’e, oran yüzde 44,4’e geriledi. Adıyaman’da 89 bin konutun 38 bin 657’si (yüzde 43,4) sigortalıyken, konut sayısı 40 bin 85’e, oran yüzde 45’e çıktı. Kahramanmaraş’ta 210 bin konuttan 109 bin 445’i (yüzde 52,1) sigortalıyken, konut sayısı 112 bin 694’e, oran yüzde 53,7’ye çıktı. Gaziantep’te 339 bin konuttan 213 bin 729’u (yüzde 63) sigortalıyken, konut sayısı 228 bin 565’e, oran yüzde 67,4’e yükseldi. Osmaniye’de 101 bin konuttan 43 bin 155’i (yüzde 42,7) sigortalıyken, konut sayısı 61 bin 447’ye, oran yüzde 60,8’e yükseldi. Kilis’te 25 bin konuttan 14 bin 623’ü (yüzde 58,5) sigortalıyken, konut sayısı 16 bin 348’e, oran yüzde 65,4’e çıktı. Malatya’da 188 bin konuttan 96 bin 646’sı (yüzde 51,4) sigortalıyken, konut sayısı 116 bin 166’ya, oran yüzde 61,8’e çıktı. Elazığ’da 135 bin konuttan 87 bin 72’si (yüzde 64,5) sigortalıyken, konut sayısı 94 bin 574’e, oran yüzde 70,1’e yükseldi. Diyarbakır’da 231 bin konuttan 78 bin 774’ü (yüzde 34,1) sigortalıyken, konut sayısı 87 bin 285’e, oran yüzde 37,8’e çıktı. Adana’da 479 bin konuttan 222 bin 233’ü (yüzde 46,4) sigortalıyken, konut sayısı 272 bin 742’ye, oran yüzde 56,9’a yükseldi.

İSTANBUL’DA ORAN YÜZDE 65,3

Özellikle kamuoyunda çokça konuşulan deprem beklentisi nedeniyle deprem sigortası bilinci yüksek iller arasında gösterilen İstanbul’da toplam 4 milyon 153 bin konuttan yüzde 64,9’unun zorunlu sigortası bulunurken, geçen yıl mart ayına göre bu yıl şubat ayı itibarıyla sigortalı konut oranı yüzde 65,3’e yükseldi. İstanbul’da zorunlu deprem sigortası bulunan konut sayısı, 2 milyon 693 bin 890 adet oldu. Zorunlu deprem sigortası oranı; Ankara’da 1 milyon 719 bin konutun 979 bini (yüzde 57), Antalya’da 713 bin konutun 415 bin 278’i (yüzde 58,2), Konya’da 584 bin konutun 257 bini (yüzde 44), Mersin’de 492 bin konutun 308 bini (yüzde 62,8), Kayseri’de 376 bin konutun 243 bini (yüzde 64,8), Muğla’da 271 bin konutun 226 bini (yüzde 83,5), Trabzon’da 232 bin konutun 97 bini (yüzde 41,9), Kocaeli’de ise 481 bin konutun 338 bini (yüzde 70,5) şeklinde oldu.

DEPREM, SİGORTA BİLİNCİNİ ARTIRIYOR

6 Şubat depremi öncesi deprem yaşayan Türkiye’nin diğer illerinde de zorunlu deprem sigortalılık oranının Türkiye ortalamasının üzerinde olduğu, bu illerde de genel anlamda son 1 yılda artışlar olduğu belirlendi. Daha önce depremin yaşandığı İzmir’de 1 milyon 265 bin konutun yüzde 62,4’üne denk gelen 789 bini sigortalıyken, Yalova’da 93 bin konutun yüzde 87,2’sine denk gelen 81 bin 135’inin, Düzce’de 82 bin konuttun yüzde 89,7’sine denk gelen 73 bin 541’inin, Bolu’da 71 bin konuttun yüzde 91,6’sına denk gelen 65 bininin, Sakarya’da 240 bin konuttun yüzde 84’üne denk gelen 201 bin 598’inin sigortalı olduğu görüldü. Bingöl’de ise 39 bin konuttan 34 bin 642’sinin sigortalı olduğu ve geçen yıla göre sigortalılık oranının yüzde 83’ten yüzde 88,8’e yükseldiği, Van’da 85 bin konuttan 66 bin 85’inin sigortalı olduğu ve sigortalılık oranının geçen yıla göre yüzde 76,2’den yüzde 77,7’ye çıktığı, Erzincan’da 56 bin konutun 38 bin 625’inin sigortalı olduğu ve sigortalılık oranının aynı döneme göre yüzde 66,3’ten yüzde 69’a yükseldiği belirlendi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyede-zorunlu-deprem-sigortali-konut-sayisi-artiyor/feed/ 0
Yabancılara Konut Satışları 2023’te Yüzde 48,1 Azaldı https://www.haber60.com.tr/yabancilara-konut-satislari-2023te-yuzde-481-azaldi/ https://www.haber60.com.tr/yabancilara-konut-satislari-2023te-yuzde-481-azaldi/#respond Fri, 19 Jan 2024 08:33:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4175 Türkiye’de yabancılara yapılan konut satışları, 2023’te bir önceki yıla göre yüzde 48,1 azalarak 35 bin 5 olarak gerçekleşti.

Türkiye İstatistik Kurumu, geçen yılın aralık ayı ile 2023 yılına ilişkin konut satış istatistiklerini açıkladı.

Buna göre, geçen yıl yabancılara 35 bin 5 konut satıldı. Yabancılara konut satışı bir önceki yıla göre yüzde 48,1 azaldı.

Geçen yıl yabancılara yapılan konut satışlarının toplam konut satışları içindeki payı yüzde 2,9 oldu.

Yabancılara konut satışı illere göre değerlendirildiğinde, ilk sırayı 12 bin 702 satışla Antalya aldı. Bu kenti 11 bin 229 konut satışıyla İstanbul, 3 bin 16 konut satışıyla Mersin izledi.

Yabancılara yapılan konut satışları Aralık 2023’te ise bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 67,7 azalarak 2 bin 64 oldu. Aralık ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışlarının payı yüzde 1,5 olarak gerçekleşti. Geçen ay yabancılara yapılan konut satışlarında ilk sırada 796 konutla İstanbul yer aldı. İstanbul’u 609 konutla Antalya, 230 konutla Mersin izledi.

Rusya vatandaşları geçen yıl Türkiye’den 10 bin 560 konut satın aldı. Rusya’yı, 4 bin 272 konutla İran ve 1917 konutla Irak vatandaşları takip etti.

Aralık 2023’te ise Rusya vatandaşları Türkiye’den 527 konut aldı. Rusya vatandaşlarını 205 konutla İran, 113 konutla Ukrayna vatandaşları izledi.

İpotekli konut satışları Aralık 2023’te azaldı

Türkiye genelinde geçen yılın aralık ayında ipotekli konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 72,3 azalarak 6 bin 42 oldu. Geçen yıl gerçekleşen ipotekli konut satışları ise 2022’ye göre yüzde 36,6 azalışla 177 bin 748 olarak hesaplandı. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı aralık ayında yüzde 4,4, 2023’te yüzde 14,5 oldu.

Aralık ayındaki ipotekli satışların 1831’i, 2023 yılındaki ipotekli satışların ise 53 bin 455’i ilk el satış olarak gerçekleşti.

Diğer konut satışları, Türkiye genelinde 2023 Aralık’ta bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 28,8 azalarak 132 bin 535 oldu. Geçen yıl gerçekleşen diğer konut satışları ise 2022’ye göre yüzde 13 azalışla 1 milyon 48 bin 178 olarak hesaplandı. Toplam konut satışları içinde diğer satışların payı aralık ayında yüzde 95,6, 2023’te yüzde 85,5 olarak belirlendi.

Türkiye genelinde ilk defa satılan konut sayısı, geçen yılın aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 34,2 azalarak 51 bin 243’e düştü. İlk el konut satışları 2023’te bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 17,5 azalışla 379 bin 542 olarak gerçekleşti. Toplam konut satışları içinde ilk el satışların payı aralık ayında yüzde 37, 2023’te yüzde 31 oldu.

İkinci el konut satışları, geçen ay bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 32,9 azalışla 87 bin 334 oldu. İkinci el konut satışları 2023’te bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 17,5 azalışla 846 bin 384 olarak gerçekleşti. Toplam konut satışları içinde ikinci el satışların payı Aralık 2023’te yüzde 63, 2023’te yüzde 69 oldu.

Türkiye genelinde 2023 yılında kadınlar yüzde 32,8 payla 401 bin 933, erkekler yüzde 56,3 payla 690 bin 438 konut satın alırken, yüzde 1,6 payla 19 bin 610 konut kadın ve erkek tarafından ortaklaşa alındı.

(Bitti)

]]>
https://www.haber60.com.tr/yabancilara-konut-satislari-2023te-yuzde-481-azaldi/feed/ 0
Türkiye’deki korunan alanların ziyaretçi sayısı artıyor https://www.haber60.com.tr/turkiyedeki-korunan-alanlarin-ziyaretci-sayisi-artiyor/ https://www.haber60.com.tr/turkiyedeki-korunan-alanlarin-ziyaretci-sayisi-artiyor/#respond Thu, 18 Jan 2024 08:39:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3988 Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürü Kadir Çokçetin, doğa turizmi açısından büyük önemi bulunan korunan alanların yıllık ziyaretçi sayısının 2002’de 5,5 milyon iken geçen yıl 64,7 milyona ulaştığını belirtti.

Çokçetin, AA muhabirine, korunan alanlarda yapılan çalışmalar ve ziyaretçi sayılarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Genel Müdürlük olarak her köşesi ayrı bir güzelliği barındıran Türkiye’nin korunan alan varlığını her geçen yıl artırdıklarına işaret eden Çokçetin, geçen yıl farklı koruma statülerinde 21 yeni alan ilan ettiklerini söyledi.

Çokçetin, bunun sonucunda korunan alan sayısının 660’a ulaştığını belirterek, bu sayının 48’ini milli parklar, 266’sını tabiat parkları, 110’unu tabiat anıtları, 31’ini tabiatı koruma alanları, 85’ini yaban hayatı geliştirme sahaları, 14’ünü ramsar alanlar, 59’unu ulusal öneme haiz sulak alanlar ve 47’sini mahalli öneme haiz sulak alanların oluşturduğunu ifade etti.

Korunan alanları, sahip oldukları kaynak değerlerle koruma gayretinde olduklarını bildiren Çokçetin, ziyaretçilerin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla da alan düzenlemeleri yaptıklarını, tanıtım merkezleri, konaklama tesisleri, seyir terasları, tur güzergahları ve macera parkurları gibi projeler hazırladıklarını anlattı.

Çokçetin, amaçlarının, daha fazla sayıda vatandaşın doğada keyifle vakit geçirmesini sağlayabilmek olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yaptığımız bu çalışmalarında da katkısıyla insanımızın tabiata olan ilgisinin arttığını görüyoruz. Doğa turizmi açısından önemi büyük olan korunan alanlarımızın yıllık ziyaretçi sayısı 2002 yılında 5,5 milyon iken bugün 64 milyon 679 bin 581’e ulaşmış durumda. Korunan alanları ziyaretçilerimizle birlikte koruyoruz ve onlardan gelen önerileri çok önemsiyoruz. Bu nedenle ziyaretçilerimize memnuniyet anketleri düzenliyoruz. Yaptığımız anketler sonucunda, korunan alanlarımızı ziyaret eden kişilerin yüzde 85’inin alandan memnun ayrıldığı bilgisini edindik. Vatandaşlarımızdan da alanlarımızın koruma ve kullanma dengesini gözetmesi konusunda hassas olmalarını istiyoruz.”

Geçen yıl en çok Marmaris Milli Parkı ziyaret edildi

Korunan alanlar için hazırladıkları Doğa Turizmi Master ve Doğa Turizmi Korunan Alan Uygulama Eylem planlarıyla Türkiye’deki potansiyel doğa turizmi faaliyet türleri ve bu aktivitelere imkan verecek sahaların tespit edildiğine işaret eden Çokçetin, doğa yürüyüşü, bisiklet, dağ bisikleti, dağcılık, jip ve foto safari ile tarih ve kültür rotaları belirleyerek sayısal “doğa turizm faaliyet haritaları” hazırladıklarını söyledi.

Çokçetin, tüm bu bilgileri, vatandaşların akıllı cihazlarından ulaşabileceği “Ekotaban Mobil Uygulaması”na aktardıklarını ifade etti.

Geçen yıl en çok ziyaret edilen korunan alanlara ilişkin de bilgi veren Çokçetin, bu alanlar içerisinde 11 milyon 69 bin 465 ziyaretçiyle ilk sırayı Marmaris Milli Parkı’nın aldığını aktardı. Çokçetin, 7 milyon 7 bin 60 ziyaretçiyle Antalya’daki Beydağları Sahil Milli Parkı’nın ikinci ve 4 milyon 172 bin 130 ziyaretçiyle Kocaeli’deki Ormanya Tabiat Parkı’nın ise üçüncü sırada yer aldığını söyledi.

Korunan alanlarda ağırlıklı olarak yaz aylarında yoğun ziyaretçi trafiği yaşandığına işaret eden Çokçetin, “Geçen yıl haziran, temmuz ve ağustos aylarında neredeyse 30 milyon ziyaretçiyi korunan alanlarımızda ağırladık.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyedeki-korunan-alanlarin-ziyaretci-sayisi-artiyor/feed/ 0