Programa Yahyalı Kaymakamı Mehmet Kaya, Yahyalı Belediye Başkanı Esat Öztürk, AK Parti Yahyalı İlçe Başkanı Adem Sarıçiçek, MHP Yahyalı İlçe Başkanı Nebi Akkuş, protokol üyeleri, meclis üyeleri, muhtarlar ve çok sayıda vatandaş katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda, Kur’an tilaveti yapıldı ve şehitler için dualar edildi. Program boyunca vatandaşlar, 15 Temmuz gecesinin anlam ve önemini bir kez daha hatırlama fırsatı buldu. Yahyalı Belediye Başkanı Esat Öztürk programda yaptığı konuşmada; 15 Temmuz 2016 gecesinin Türk Milleti’nin birliğini ve dirliğini koruduğu en uzun ve en karanlık gece olduğunu vurguladı. Öztürk, konuşmasında şunları söyledi;
“2016 yılının Temmuz ayında, 15 Temmuz gecesi, vatan ve millet için canını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, gazilerimize sonsuz şükranlarımı sunuyorum. O gece, izzet ve şerefimizi koruduğumuz, hainlere derslerinin verildiği, birliğe ve dirliğe kurşun sıkılan bir geceydi. Rabbimizin zafer destanı yazdırdığı gecede, kendi selasını duyup şehadete koşan kahramanlarımızı anmak için buradayız.”
Başkan Öztürk, hain darbe girişimini engelleyen kahramanları da unutmadı ve tüm katılımcılara seslenerek şu mesajı verdi; “Bugün bu meydanda herkes şunu haykırmak için burada. Başaramayacaksınız, milletimizi bölemeyeceksiniz, bayrağımızı indiremeyeceksiniz, vatanımızı parçalayamayacaksınız, devletimizi yıkamayacaksınız, ezanlarımızı susturamayacaksınız, bu ülkeye diz çöktüremeyeceksiniz, bu halka boyunduruk vuramayacaksınız. Asım’ın Nesli diyordu’ ya gerçek nesilmiş, işte namusunu çiğnetmedi çiğnetmeyecek. Bu vatan ve bu millet çok ihanet ve çok hainler gördü ama 15 Temmuz gibisini asla görmedi. 15 Temmuz 2016 tarihinde, karanlık güçlerin oyuncağı olmuş hainlerin ihanet planlarını çöpe atan kahramanlarımızı rahmetle anıyoruz.”
Öztürk, konuşmasında merhum Mehmet Akif Ersoy’un ‘Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı, düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı’ sözlerine de yer vererek, şunları ekledi; ” Sultan Alparslan’dan itibaren tekbir sesleriyle Müslümanlaşan ve asırlar boyu iyiliğin, adaletin medeniyetin beşikliğini yapmış Anadolu toprakları, bugünlere kolaylıkla gelmemiştir. Zalimler her zaman olmuş, ama karşılarında hakka ve adalete gönül vermiş, dağ gibi kahramanları bulmuştur. Hainler her zaman olmuş, ama karşılarında ölümü ölümsüzleştiren korkusuz yiğitleri bulmuştur. Hepimiz bu dünyada, mutlu, huzurlu bir hayat yaşamayı, öldükten sonra da rahmetle anılmayı isteriz. O zaman yapacağımız tek şey; çocuklarımızı sokakların insafına terk etmek değil, onları iyi insanlar olarak topluma kazandırmaktır. Onları; Allah’ını bilen, Peygamberini tanıyan, vatanını seven, kul hakkına riayet eden, dürüst, adaletli, merhametli, yardımsever, güzel ahlaklı, kısacası, Müslümanca hayat yaşayan insanlar olarak yetiştirmek zorundayız. O zaman, Allah’ın yardımı hep bizimle olacak ve zalimler hiçbir şekilde bizim birliğimizi, dirliğimizi bozamayacaktır.”
Konuşmanın ardından, günün anlam ve önemini belirten şiirler okundu. Yahyalılı sanatçı Zehir Artun, söylediği türkülerle programa renk kattı ve duygusal anlar yaşattı. – KAYSERİ
]]>Demokrasi ve Milli Birlik Gününde bir yandan şehitlerimizin acısı hissedilirken, bir yandan da kazanılan zaferin gururu yaşandı. Tarihi İnegöl Mehteri ve Sanatçı Esat Kabaklı’nın “Milletin Zaferi” konseriyle milli iradenin nöbetçisi İnegöllüler coşku dolu anlar yaşadı. Türk milletinin verdiği önemli sınavlardan biri olan 15 Temmuz hain darbe kalkışmasının üzerinden 8 yıl geçti. 15 Temmuz 2016’da yaşanan karanlık gece, aziz Türk Milletinin milli iradeye sahip çıkmak için sokaklara dökülmesi ile milletin zaferiyle son bulmuştu. FETÖ terör örgütü üyelerinin milletin silahlarını millete doğrulttuğu 15 Temmuz darbe kalkışmasında 252 vatan evladı şehit düşerken, 2731 kişi yaralanarak gazi unvanı kazandı. 15 Temmuz’un ardından 29 gece, Türk milleti meydanları bırakmadı. 81 vilayette, tüm ilçelerde milli iradenin nöbetçileri sabahlara kadar demokrasi nöbetleri tutarak tarafını belli etti. İnegöl’de Kaymakamlık ve İnegöl Belediyesi organizasyonuyla gerçekleştirilen 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri 12.00’da Garnizon Şehitliğinin ziyaret edilmesi ve burada yapılan dualarla başladı. Gün boyu süren etkinlikler kapsamında öğlen namazı öncesi İshakpaşa Camisinde şehitlerimiz adına Mevlid-i Şerif okundu. 13.50’de ise İnegöl Kent Müzesi Serdar Rubacı Sergi Salonunda 15 Temmuz hain darbe kalkışmasının yaşandığı günleri ölümsüzleştiren görüntülerle “Milletin Zaferi” isimli fotoğraf sergisi açıldı. Demokrasi ve Milli Birlik Günü kutlamaları, akşam ise yine milletin meydanları doldurduğu anma programıyla devam etti. Akşam 21.00’da Atatürk Anıtı önündeki alanda kurulan sahnede, 15 Temmuz şehitleri yad edildi. Demokrasi ve Milli Birlik Günü programına milli iradenin kadim nöbetçisi İnegöl halkı yoğun katılım gösterdi. Tıpkı darbe kalkışmasının yaşandığı gece ve devamında 29 gece gibi binlerce vatansever sokaklara indi, yapılan kalleşliği unutmadığını ve her daim milli iradeye sahip çıkmak için hazır beklediklerini yeniden gösterdi. Kaymakam Eren Arslan ve Belediye Başkanı Alper Taban başta olmak üzere; ilçe protokolü, siyasi partilerin yöneticileri, sivil toplum kuruluşlarının Başkan, yönetici ve mensupları da meydanda hazır bulundu. Bayrağını eline alanın meydana koştuğu Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinliklerinde; kadını erkeği, yaşlısı genci herkes birlik ve beraberlik mesajları vererek caddeleri doldurdu. Kurulan dev sahnede gerçekleştirilen program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Ardından Kuran-ı Kerim tilavetiyle devam eden programda, 15 Temmuz gecesini anlatan video gösterimleri gerçekleştirildi. Video gösterimleri sırasında o karanlık geceyi hatırlayan vatandaşlar duygularını gizleyemedi. Aziz Türk Milletinin kahramanlığı ise yine video gösterimleri sırasında alkışlarla desteklendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşması da yine kurulan ekrandan İnegöl halkına naklen izlettirildi.
“Tek yürek yine hep birlikte meydanlardayız”
Demokrasi ve Milli Birlik Günü anma programında Belediye Başkanı Alper Taban da vatandaşlara hitaben bir konuşma yaptı. Başkan Alper Taban konuşmasında yeniden aynı duygularla bir arada meydanlara akın edildiğini belirterek, “Hain başkaldırının 8. yılında yine meydanlardayız. Gönderlerimizde bayraklarımız, kalbimizde ki hüzün ve sevgiyle; acıda, mutlulukta, tek yürek, yine hep birlikte, meydanlardayız. Öncelikle 15 Temmuz gecesi vatan, ezan, bayrak ve bağımsızlığımız uğruna canını siper eden 252 şehidimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Yaralanan, canlarını bu cennet vatan için gözünü kırpmadan sunan, binlerce vatan evladı gazimizi saygıyla selamlıyorum. “15 Temmuz; Bu vatan topraklarında yüzyıllardır yanan vatan aşkı meşalesinin, genç yaşlı demeden elden ele gönülden gönüle ulaştığı gecedir. 15 Temmuz; Anne babasız, evlatsız kalınır ama vatansız kalınmaz vurgusunun yedi düvele tekrar hatırlatıldığı gecedir. 15 Temmuz; serden geçip, vatandan geçilmeyen sevginin kanıtıdır. 15 Temmuz; 30 kurşunu göğsüne bir şeref nişane gibi alıp, bir an bile tereddüt etmeden, tıpkı Ömer Halisdemir gibi, vatan sevgisi beslemenin adıdır.” ifadelerine yer verdi.
Tarihi İnegöl Mehteri geceye coşku kattı
Konuşmaların ardından 15 Temmuz’a dair video gösterimi ile devam eden programda, daha sonra İnegöl Tarihi Mehteri sahne aldı. Söylenen marşlarla alandaki kalabalığa büyük coşku yaşatan İnegöl Tarihi Mehteri, muhteşem gösterisiyle alkış topladı. Belediye Başkanı Alper Taban, Mehter Derneği Başkanı Mehmet Semiz’e geceye sağladıkları katkı nedeniyle hediye takdimi gerçekleştirdi.
Şehrin bir markası haline gelen İnegöl Belediyesi Halk Dansları Topluluğu, bu özel gecede zeybek gösterisi ile büyük alkış topladı. İzleyenlerin duygulu anlar yaşadığı gecede, halk dansları topluluğunun gösterileri herkesten tam not alırken ortaya koydukları performansla beğeni topladı.
Esat Kabaklı ile ‘Milletin Zaferi’ konseri
Coşkulu kalabalığın alkışları arasında sahneye gelen Halk Müziği sanatçısı Esat Kabaklı, seslendirdiği kahramanlık ezgileri ve eşsiz sesiyle İnegöl’ün 15 Temmuz coşkusuna coşku kattı. Demokrasi zaferinin yıl dönümünde enerjisi ve seslendirdiği eserlerle alkış toplayan Esat Kabaklı, milli iradenin nöbetçisi İnegöllülere coşku dolu anlar yaşattı. Konser sonunda Kaymakam Eren Arslan ile Belediye Başkanı Alper Taban, sanatçıya gecenin anısına hediye takdimi gerçekleştirdi.
Konser sonrası Kuran-ı Kerim Tilaveti, dua ve son olarak salaların okunmasıyla Demokrasi ve Milli Birlik Günü kutlamaları son buldu. – BURSA
]]>SİİRT – Siirt’te 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Anma Programı etkinlikler ile gerçekleştirildi.
İlk olarak Siirt Üniversitesi Merkez Kampüsü önünde başlayan yürüyüş gerçekleştirildi. Yürüyüşün ardından 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda anma programı düzenlendi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşması izlenildi. Ardından programda Kur’an-ı Kerim tilaveti okundu ve dualar edildi.
Siirt Valiliği binasına gelerek vali ve valilik binasını ele geçirmek isteyen askerlerin önünde duran ve askerlere kendini siper eden Nurten Temiz o geceyi anlattı. 15 Temmuz gecesinin Siirt’te bir gün önce başladığını belirten Temiz, darbe akşamının bir gün öncesinde Siirt’te sokağa çıkma yasağının olduğunu söyledi. Temiz, “Hiç unutmam biz dışarıdan civar illerden bize yardıma gelmelerini bekledik. Çünkü yukarı mahallelerin işgal edildiği ve Siirt’i ablukaya aldıklarını söylüyordular. Biz de o akşam sokağa çıkma yasağı ilan edildiği için ilk kez eve erken gitmiştik. Balkonda babamla 20: 30 gibi çay içiyordum. Sonra arkadaşım aradı. Nurten televizyona baktı mı ne oldu? Köprüyü işgal ettiklerini ve o dönemin Başbakanı Binali Bey’in bir açıklama yaptığını gördük.” dedi.
Arabayla geldiğini ve panzerin arabasına doğru yöneldiğini aktaran Temiz, “Bir avuç insandık. Buraya geldiğimizde şu köşede Saat Kulesi’nin orada arabamı bıraktım, çünkü içeri alamadım. Panzerin arabamın üstüne gittiğini hatırlıyorum. Burada silahların üstümüze sıkıldığını hiç unutmuyorum. Valiliğin önüne biz ele geçmesinler diye etten duvar ördük sivil halkla beraber direndik. Tabii onlar taarruz ateşini gittikçe daha alçağa ve daha şiddetli sıkmaya başladı. Hiç unutmam bu geceyi. Her gece gözümün önüne geliyor. Bunlar şiddeti arttırdı. Biz arkadaşlarla kenetlendik. Valiliğe girip valiliği ele geçirmesinler hükümetimizi devirmesinler diye direndik. Kız kardeşimle beraber evden çıktığımızda abdest alarak çıktık. Kız kardeşimin şu sözü her zaman aklımdadır. ‘Anne, bir bebek annesiz yaşayabiliyor ama vatansız yaşayamaz’ deyip öyle gelmiştik ve gerçekten ölümüne gelmiştik” diye konuştu.
“Sabah namazını kıldıktan sonra her yerin tamam denildikten sonra yine bekleyin çünkü ikinci bir kalkışma olabilir denilmişti” diyen Temiz, “Cumhurbaşkanımız zaten canlı telefonla bağlanarak bu bir darbe girişimidir demesiyle tamamen inanmıştık. O dönem birkaç askere silah tutup ne yapıyorsunuz dediğimde biz terörleri öldürmeye gelmişiz. Elimde Türk bayrağım var. Üstümde cumhurbaşkanımın tişörtü var. Bizi terörist zannedip bizi öldürmeye geldiklerini söylüyorlar. İnanılmaz bir şeydi tarifi yok, ölebilirdik. Nice o gece ölen 252 şehidimizi de rahmetle minnetle anıyoruz. Biz de onlardan biri olarak gazileriz, yaşayan birileriyiz. Şükürler olsun ki iman dolu milletimiz var. O zaman bizi yalnız bırakmayan Siirt halkına ve bu bayrağı, bu vatanı terk etmeyip mücadele eden bütün 15 Temmuz ve bugüne kadar şehit olmuş bütün şehitlerimizi hayırla yad ediyoruz. Unutmadık, unutturmayacağız. Nesilden nesille aktaracağız ve anlatacağız.” şeklinde konuştu.
]]>İlk olarak Siirt Üniversitesi Merkez Kampüsü önünde başlayan yürüyüş gerçekleştirildi. Yürüyüşün ardından 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda anma programı düzenlendi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşması izlendi. Ardından programda Kur’an-ı Kerim tilavetinden sonra dualar edildi.
Siirt Valiliği binasına gelerek vali ve valilik binasını ele geçirmek isteyen askerlerin önünde duran ve askerlere kendini siper eden Nurten Temiz o geceyi anlattı. 15 Temmuz gecesinin Siirt’te bir gün önce başladığını belirten Temiz, 15 Temmuz’un 1 gün öncesinde Siirt’te sokağa çıkma yasağı olduğunu söyledi. Temiz, “Hiç unutmam biz dışarıdan civar illerden bize yardıma gelmelerini bekledik. Çünkü yukarı mahallelerin işgal edildiği ve Siirt’i ablukaya aldıklarını söylüyordular. Biz de o akşam sokağa çıkma yasağı ilan edildiği için ilk kez eve erken gitmiştik. Balkonda babamla 20: 30 gibi çay içiyordum. Sonra arkadaşım aradı. Nurten televizyona baktı mı ne oldu? Köprüyü işgal ettiklerini ve o dönemin Başbakanı Binali Bey’in bir açıklama yaptığını gördük” dedi.
Arabayla geldiğini ve panzerin arabasına doğru yöneldiğini aktaran Temiz, “Bir avuç insandık. Buraya geldiğimizde şu köşede Saat Kulesi’nin orada arabamı bıraktım, çünkü içeri alamadım. Panzerin arabamın üstüne gittiğini hatırlıyorum. Burada silahların üstümüze sıkıldığını hiç unutmuyorum. Valiliğin önüne biz ele geçmesinler diye etten duvar ördük sivil halkla beraber direndik. Tabii onlar taarruz ateşini gittikçe daha alçağa ve daha şiddetli sıkmaya başladı. Hiç unutmam bu geceyi. Her gece gözümün önüne geliyor. Bunlar şiddeti arttırdı. Biz arkadaşlarla kenetlendik. Valiliğe girip valiliği ele geçirmesinler hükümetimizi devirmesinler diye direndik. Kız kardeşimle beraber evden çıktığımızda abdest alarak çıktık. Kız kardeşimin şu sözü her zaman aklımdadır. ‘Anne, bir bebek annesiz yaşayabiliyor ama vatansız yaşayamaz’ deyip öyle gelmiştik ve gerçekten ölümüne gelmiştik” diye konuştu.
“Sabah namazını kıldıktan sonra her yerin tamam denildikten sonra yine bekleyin çünkü ikinci bir kalkışma olabilir denilmişti” diyen Temiz, “Cumhurbaşkanımız zaten canlı telefonla bağlanarak bu bir darbe girişimidir demesiyle tamamen inanmıştık. O dönem birkaç askere silah tutup ne yapıyorsunuz dediğimde biz terörleri öldürmeye gelmişiz. Elimde Türk bayrağım var. Üstümde cumhurbaşkanımın tişörtü var. Bizi terörist zannedip bizi öldürmeye geldiklerini söylüyorlar. İnanılmaz bir şeydi tarifi yok, ölebilirdik. Nice o gece ölen 252 şehidimizi de rahmetle minnetle anıyoruz. Biz de onlardan biri olarak gazileriz, yaşayan birileriyiz. Şükürler olsun ki iman dolu milletimiz var. O zaman bizi yalnız bırakmayan Siirt halkına ve bu bayrağı, bu vatanı terk etmeyip mücadele eden bütün 15 Temmuz ve bugüne kadar şehit olmuş bütün şehitlerimizi hayırla yad ediyoruz. Unutmadık, unutturmayacağız. Nesilden nesille aktaracağız ve anlatacağız” şeklinde konuştu. – SİİRT
]]>Tüm yurtta olduğu gibi Edirne’de de 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla kent merkezinde çeşitli etkinlikler düzenlendi. Vatandaşlar ellerinde Türk Bayrakları ile meydanlarda toplanarak şehitleri andı.
Atatürk Heykeli önünde düzenlenen etkinlikte Kur’an-ı Kerim tilavetleri okundu, kahramanlık marşları söylendi. Programa kurum ve kuruluşların müdürleri, şehit yakınları, gaziler ile çok sayıda vatandaş katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan programda şehitler için dua edildi.
FETÖ’nün 15 Temmuz hain darbe girişimi ile ilgili hazırlanan videolar sinevizyon aracılığı ile vatandaşlara izletildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşması meydanda dev ekrana yansıtıldı. Vatandaşlar bu anı cep telefonlarına kaydetti. Din görevlisi Faruk Aşçı tarafından Kur’an-ı Kerim tilaveti okundu.
“15 Temmuz sadece bir tarih değildir”
Edirne Valisi Yunus Sezer, günün anlam ve önemini belirten konuşmasında,15 Temmuz’un sadece bir tarih olmadığını, aynı zamanda milletin azim ve kararlılığını, demokrasiye olan inancını ve vatan sevgisinin de bir sembolü olduğunu söyledi.
Bundan 8 yıl önce 15 Temmuz 2016 FETÖ mensubu hainler tarafından darbe girişiminin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve taarruzu aziz Türk milletinin iradesiyle bertaraf edildiğini söyleyen Vali Sezer, “Milletimiz korkusuzca meydanlara inmiş, tankların, tüfeklerin karşısında dimdik durmuştur o karanlık gecede genç, yaşlı demeden her birimiz vatan savunmasında birleştik. Aziz milletimizin her bir ferdi bu karanlık gecede cumhuriyete, demokrasiye ve iradesine sahip çıkarak FETÖ mensuplarına hain emellerine ulaşmasına izin vermediler.15 Temmuz gecesinde hepimiz bir ihanetle irkildik. Bir ihanetin karanlığını umudun aydınlığına çevirmemizin 251 vatan evladının şahadete yürümesinin bizlere verdiği eşsiz bir onur ve gurur vardır. O gece selalar eşliğinde sokağa inen diliyle ve kalbiyle ülkesi için dua eden tüm vatandaşlarımızın ortaya koyduğu muhteşem direniş ve sahiplenme sadece o ihaneti bastırmakla sınırlı kalmamıştır” dedi.
“Şahadete yürüyebilecek yüz binleri hesap etmediler”
Darbe girişiminde bulunanların her şeyi hesap ettiğini ancak bu milletin 3 bin yıllık bir geçmişine sahip olduğunu hesap edemediklerini ifade eden Vali Sezer, “Bu milletin değerler üzerinde tanımlanmış bir millet olmasını hesap edemediler. On beşlilerin Çanakkale’ye nasıl gittiğini unuttular. İzmir’de Hasan Tahsin’in kurşunu hangi duyguyla ilk gerçekliğini unuttular? Fethi Sekin’i unuttular. 15 Temmuz gecesi sokağa inecek ve şahadete yürüyebilecek yüz binleri hesap etmediler. Bu yüz binlerin içerisinde kuaföründen, teknisyenine, devlet memurundan ev hanımına kadar herkes tek yürek içerisinde bu millet için, bu milletin istiklali için yürüdüler. Bu coğrafyada bin yıldan beri nasıl hayatta kaldığımızı ve birbirimize nasıl tutkun olduğumuzu hesap edemediler. 15 Temmuz gecesi Ömer Halis Demir’in gösterdiği kahramanlık hepimizin yüreğinde bir ateş gibi yanmaktadır. Halis Demir darbenin şehidini değiştiren cesaretiyle Milletimizin bağımsızlık mücadelesine ne kadar kararlı olduğunu bizlere bir kere daha göstermiştir. İstanbul’ Boğaz Köprüsü’nde, Kızılay’da, Çankaya’da, Genelkurmay’ın önünde ve külliye önünde her biri ayrı bir destan olarak tarihe yazılacak muhteşem bir mücadele verilmiştir” ifadelerine yer verdi.
Önümüzdeki yüzyılın Türkiye yüzyılı olacağını söyleyen Vali Sezer, “Şehitlerimizin hatırasını inşallah ilelebet kadar devam ettireceğiz rehavete kapılmak yok. Hepimiz biliyoruz ki bu topraklarda ayakta durmak ve bu topraklarda egemen millet ve devlet olarak yaşamak çok zor. Bunun bedelini biz bu topraklara girdiğimiz bin yıldan beri ödüyoruz ve halen daha ödemeye devam ediyoruz” şeklinde konuştu.
Vali Yunus Sezer, konuşmasının ardından sporcuların getirdiği sancağı teslim aldı.
Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bünyesinde bulunan koruma altındaki çocuklar arasında yapılan resim, şiir yarışmaları ile 15 Temmuz şehitlerine mektup yarışmasında dereceye giren öğrencilere ödülleri Vali Yunus Sezer tarafından takdim edildi.
1. Sınıf Emniyet Müdürü ve Sanatçı Ahmet Sula tarafından “15 Temmuzu Anlamak” konulu sunum yapıldı. Sunum ilgiyle izlendi ve vatandaşlarca telefonlara kaydedildi.
Saatler 00.13’te Selimiye Camii başta olmak üzere kentteki tüm camilerde selalar okundu. – EDİRNE
]]>Bazı vatandaşlar evlerin balkonlarına Türk bayrağı asarak, yürüyüşe destek verdi. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan etkinlikte, ilahiler seslendirildi, şiirler okundu, çeşitli gösteriler sunuldu. 15 Temmuz Şehitler Sancak Koşusu’nda taşınan Türk bayrağı, sporcular tarafından Vali Cevdet Atay’a teslim edildi.
Vali Atay, programda yaptığı konuşmada, 15 Temmuz’daki darbe girişiminde şehit olanlara rahmet diledi.
15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla milletin vatanına milli iradesine sahip çıkmak için meydanlara akın ettiğini ifade eden Atay, şunları kaydetti: “15 Temmuz gecesi, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla aziz milletimiz, vatanına, milli iradesine sahip çıkmak için meydanlara akın ettiler. Hainlerin milletimize yönelttiği tanklara, mermilere canlarını siper ettiler ve bu hain darbe girişimini millet olarak önlediler. Allah milletimizden razı olsun. 15 Temmuz hain darbe girişimi, en alçak ve en karanlık saldırılardan biri olarak tarihimizde yerini alırken, o karanlık gece, aziz milletimizin zaferiyle bir kahramanlık destanına dönüştü.
Milletimiz genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla, erkeğiyle; ülkesi ve bayrağı için o gece canlarını hiçe saydılar. Yani 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü “milletin zaferi” olarak tarihe geçti. Payelerin en yücesi olan şehadete yürümekten asla çekinmeyen aziz milletimiz, o karanlık gecede hiç kimsenin bize esaret gömleğini giydiremeyeceğini tüm dünyaya bir kez daha haykırdı. 15 Temmuz’da milli iradenin zaferi ile yedi düvele bu hakikat bir kez daha hatırlatıldı.
Hain darbe girişiminin seyrini değiştiren birçok önemli olay vardı ve kritik anlardan biri de burada, Şırnak’ta yaşandı. O gece, devletin her kademesine gizli emelleri için sızan Fetullahçı Terör Örgütünün sözde komutanları, bakın bunu özellikle ifade ediyorum “sözde komutanları” hain planları için askeri birlikleri harekete geçirerek Şerafettin Elçi Havalimanına doğru yola çıkardılar. Birliğin amacı havalimanına geçip oradan Ankara ve İstanbul’a ulaşmaktı. Ancak bilmedikleri şey, kıymetli hemşerilerimizin, buradaki Şırnaklı hemşerilerimizin cesaretiydi. Burada Şırnak’ın cesur insanları ile beraber milletinin ve devletin emrinde olan vatansever Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları, vatansever Jandarma personelleri, vatansever Emniyet personeli, korucularımız ile beraber buradaki cesur vatandaşlarımız ile beraber onların kirli oyunlarını bozdular. Darbeciler, beklenmedik direnişle karşılaşıp geri çekilmek zorunda kaldılar. Şırnak halkının bu direnişi, milletimizin birlik ve beraberlik ruhunun en güzel örneklerinden bir tanesidir” dedi.
15 Temmuz Demokrasi nöbeti için alan gelen Şırnaklı vatandaşlardan Kıymet Cavlak, 15 Temmuz’da yürütülen hendek-barikat operasyonları sırasında Şırnak’ta olduğunu ve Çakırsöğüt Komando Tugay’ı emrinde olan FETÖ’cü askerlerin yaptıklarına şahit olduğunu söyledi. Cavlak, “15 Temmuz bizim için milli direnişin şaha kalktığı gündür. 15 Temmuz FETÖ’cülerin veya PKK’lıların bizi yıldıramayacağı bir gündür. O gün, yasak sürecinde Şırnak’taydım. An be an o günü yaşadım. Şırnak’ta o üniformaların arkasına geçip, Şırnak’ı, polisleri, askerlerimize bir tür oyunlar oynak istedi. Ama hiçbir şekilde halk buna fırsat vermedi.
İstanbul köprüde olduğu gibi, namaz kılıp tankların önüne geçen ablamız gibi, Cizre’de köprüde tankın üstüne çıkan Hatice gibi. Bizi FETÖ’cüler, FETÖ kılıflı teröristler Şerife Bacıları, Nene Hatunları düşünmedi. Bizi hiç hesaba katmadılar. O gün milli bir direnişin bileşimiydi. O geceyi, o günü hiçbir zaman yaşamamak üzere sokaklarda bekledik. Anbean olayın takipçisi olan askerlerimiz, polislerimiz hiçbir teröre fırsat vermedi” ifadelerini kullandı.
Programa, Şırnak Valisi Cevdet Atay, 23. Piyade Tümen Komutanı Tümgeneral Emre Tayanç, Şırnak Belediye Başkanı Mehmet Yarka, Cumhuriyet Başsavcısı Hayrullah Şahin, Şırnak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdurrahim Alkış, Vali Yardımcıları Hasan Hüseyin Alpaslan, Ahmet Kavanoz, İl Emniyet Müdür Vekili Ahmet Can, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Murat Bulut, siyasi parti temsilciler, Sivil Toplum Kuruluşu Temsilcileri ile kamu kurumları amirleri, gaziler ve vatandaşlar katıldı. – ŞIRNAK
]]>(ANKARA) – İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla Polis Özel Harekat Başkanlığı’nda yaptığı konuşmada, “Devletimizin bekasına, milletimizin geleceğine kabus gibi çökmeye çalışanlar kendi karanlıklarında boğulmaya mecburdur. Hangi ine saklanırlarsa saklansınlar bu millete ihanetin hesabını soruyoruz, sormaya da devam edeceğiz. Bu vatansızlar nerede olurlarsa olsunlar, bilsinler ki devletimizin nefesi enselerindedir” ifadelerini kullandı.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Beraberlik Günü dolayısıyla Emniyet Genel Müdürlüğü Havacılık Dairesi Başkanlığı ve Polis Özel Harekat Başkanlığı’nı ziyaret etti.
Bakan Yerlikaya, Polis Özel Harekat Başkanlığı’nda yaptığı konuşmada, şunları söyledi:
“Bundan 8 yıl önce, tam da bu dakikalarda, hainlerce, bedeli şehit kanlarıyla ödenmiş kutsal vatan toprağımızda, alçak bir ihanet girişimi yaşandı. O karanlık gecede; gökten bombalar yağdı. Tanklar insanlarımızı ezdi. Masum insanların üzerlerine hedef gözetmeksizin ateş açıldı ama bu hainlerin hedef gözettikleri yerler de vardı. Korktukları, yok etmek istedikleri, ölüm kusmak istedikleri. O yerlerin başında da, bileği bükülmeyen kahramanların yurdu, Gölbaşı Özel Harekat Başkanlığı ile Havacılık Dairesi Başkanlığı geliyordu. O gece bizleri sınadılar kardeşlerim. Vatan sevgimizle sınadılar. Al bayrağımıza duyduğumuz aşkla, canlarımızla, koklamaya doyamadığımız evlatlarımızla sınadılar. Ancak; Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın sözleriyle, ‘Son sözü top, tüfek değil iman belirleyecekti’ öyle de oldu. Dalga dalga yayıldı o ruh. Canı pahasına sokaklara dökülen o koca yürekler, darbeci alçaklara asla geçit vermediler. Kıymetli Kardeşlerim, 15 Temmuz; istiklaline, istikbaline ve iradesine canı pahasına sahip çıkan milletimizin zaferidir. Tarihe altın harflerle nakşedilecek, nesiller boyu anlatılacak büyük bir destandır. Milli Mücadelede olduğu gibi o karanlık gecede Türk milleti ayağa kalkmış; varlığımıza, birliğimize kasteden FETÖ ihanetini bozguna uğratmıştır. Siz; elleri öpülesi analar ve vefakar babaların bin bir zahmetle yetiştirdiği O kahraman evlatlar; hainlerin sinsi planlarını yerle yeksan etti. Sıradağlar gibi karşılarında durdu. Allah sizlerden razı olsun. Allah şehitlerimizden, gazilerimizden razı olsun.”
“Bu vatan evlatlarını bizden koparanlara öfkemiz dinmeyecek”
Yerlikaya, konuşmasına şöyle devam etti:
“Devletimizin bekasına, milletimizin geleceğine kabus gibi çökmeye çalışanlar kendi karanlıklarında boğulmaya mecburdur. Hangi ine saklanırlarsa saklansınlar bu millete ihanetin hesabını soruyoruz, sormaya da devam edeceğiz. Bu vatansızlar nerede olurlarsa olsunlar, bilsinler ki devletimizin nefesi enselerindedir. 15 Temmuz gecesi burada kalbi vatan aşkıyla çarpan kahramanlar ocağında kelime-i şehadet sesleri arşı kuşattı. Secdeye vararak şehit olanlar oldu o gece. O gece ülkemizin dört bir yanında 252 canımız şehadete erdi. 2 bin 740 kahramanımız gazilikle onurlandı. Gölbaşı Özel Harekat Başkanlığımızda 44 kahramanımız; Havacılık Dairesi Başkanlığımızda 7 kahramanımız, Ankara Emniyet Müdürlüğümüzde 13 kahramanımız İstanbul ve Muğla’da 7 kahramanımız şehit oldu. Bu vatan evlatlarını bizden koparanlara öfkemiz dinmeyecek ve mücadelemiz bu hainlerle sonsuza dek devam edecek. 15 Temmuz gecesini direnişleri ve şehadetleriyle destansı bir zafere dönüştüren aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Gazilerimize, o gecenin isimsiz kahramanlarına ve milletimizin her bir ferdine teşekkür ediyorum.”
]]>15 Temmuz Demokrasi ve Birlik Günü etkinlikleri çerçevesinde ülke genelinde olduğu gibi Bingöl’de de il protokolü ve vatandaşlar, demokrasi nöbeti için Hacı Hıdır cami önünde bir araya gelerek Genç caddesi boyunca yürüdü. İl protokolü ve vatandaşlar, demokrasi meydanına ellerinde Türk bayraklarıyla geldi.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından şehitler için Kur’an-ı Kerim okundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mesajının ardından Vali Ahmet Hamdi Usta, günün anlam ve önemine binaen bir konuşma yaptı.
FETÖ’cülerin milletin cesaretini hesaplayamadığını belirten Vali Usta, “Daha birkaç yıl önce, 15 Temmuz 2016 tarihinde, bu milletin imkanları ile palazlanmış FETÖ’cü bir grup; istiklal ve istikbalimize darbe vurmak, Türkiye’yi bölüp parçalamak, ülkede bir iç savaş çıkararak sosyal grupları birbiri ile çatıştırmak, Türkiye’yi terör örgütlerinin barınağı ve uluslararası müdahalelere açık hale getirmek için darbe girişiminde bulundu. 40 yıllık sinsi örgütlenmesi ile suret-i haktan görünen ve muhafazakar Anadolu insanını ‘Allah’ diyerek aldatan FETÖ’cü hainler bir şeyi hesaplayamamıştı. FETÖ’cü hainler bu milletin asil duruşunu, bu milletin cesaretini, ferasetini, birlik ve beraberliğini; kısacası bu milletin özgül ağırlığını hesaplayamamışlardı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘sokakları, meydanları, köprüleri tutun’ talimatını, siyasi parti temsilcilerinin ve kanaat önderlerinin vatandaşları meydanlara davet etmesini hesaplayamamışlardı. “Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır/ Gün batsa ne olur, geceyi onaran bir mimar vardır” diyerek sokaklara, caddelere, meydanlara çıkan cesur Bingöllüler gibi tüm halkımız o gece unutulmaz bir destan yazmış; ezanların susmaması, bayrakların inmemesi uğruna 252 şehit vermiş, 2.194 vatandaşımız da gazi olmuştu. O gece, gökleri onaran mimarın da inayetiyle tarihimize “Milletin Zaferi”; karanlığın, ihanetin, işbirlikçiliğin, hezimeti olarak geçmişti” diye konuştu.
Başkan Arıkan, “Sabahın aydınlığa kavuştuğu çok önemli, unutulmaz bir geceydi”
Bingöl Belediye Başkanı Erdal Arıkan ise, “15 Temmuz ile başlayan kara bir gece demokrasiye, büyük bir darbenin vurulmaya çalışıldığı ama halkımızın büyük desteğiyle sabahın aydınlığa kavuştuğu çok önemli, unutulmaz bir geceydi. Tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biri olan o gece canını, malını ve yüreğini ortaya koyan yüce milletimizi büyük bir saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum. Bugün ihanetin ve aynı gün gelen kurtuluşun ve sonucu çok güzel olan bir günün yıl dönümü. 15 Temmuz sadece bir darbe girişiminin püskürtülmesi değil aynı zamanda bir milletin iradesine ve bağımsızlığına sahip çıkma kararlılığında da sembolüdür” dedi.
Etkinliğe katılan vatandaşlardan Pınar Hatısaru, “8 yıldır meydanlardayız ve daha nice yıllar meydanlarda olmaya devam edeceğiz. Rabbim inşallah bundan sonra hainlere fırsat vermesin ve birliğimiz, beraberliğimiz daim olsun diyorum” şeklinde konuştu.
Programa Vali Usta’nın yanı sıra Belediye Başkanı Erdal Arıkan, İl Jandarma Komutanı Bilgihan Yeşilyurt, İl Emniyet Müdürü Şükrü Orhan, Cumhuriyet başsavcısı Abdullah Sert, BİŞHAK Başkanı Vahap Baysal, 15 Temmuz gazileri Onur Asutay ve Mehmet Akif Özdemir, kurum amirleri ve vatandaşlar katıldı. – BİNGÖL
]]>Ağrı’da 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nün 8. yılı nedeniyle düzenlenen program kortej yürüyüşü ile başladı. Ağrı Valisi Mustafa Koç ve protokol üyelerinin de katılımıyla gerçekleştirilen yürüyüş Millet Bahçesi’nde sonra erdi. Burada devam eden programda birlik ve beraberlik mesajları verilerek, ülkenin bölünmez bütünlüğüne vurgu yapıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Kur’an-ı Kerim okundu.
Programda konuşan Ağrı Valisi Mustafa Koç, darbe girişiminin milletin cesareti ve kararlılığı sayesinde önlendiğine vurgu yaparak, “15 Temmuz 2016 gecesi vatanımızı, milletimizi, demokrasimizi, aydınlık geleceğimizi yok etmek isteyen alçak vatan hainleri, Türk tarihinin en büyük ihanetlerinden birisini sahnelemeye çalışmış; milletin silahlarını yine millete doğrultarak hain ve kanlı bir darbe girişimine kalkışmışlardır. Hain darbe girişimiyle karşı karşıya kalan ülkemiz, milletimizin büyük cesareti ve kararlılığı sayesinde bu kalkışmayı engellemiştir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın dediği gibi o gece tankların, tüfeklerin, uçakların, helikopterlerin karşısına imanıyla, inancıyla, yüreğiyle dikilen milletimiz, demokrasi ve bağımsızlık mücadelesinin en güzel örneğini sergilemiştir. O gece, milli iradenin, demokrasinin ve bağımsızlığın savunulması adına ortaya konulan direniş, tarih boyunca unutulmayacak bir destandır. 15 Temmuz, yalnızca bir darbe girişiminin püskürtüldüğü bir gece değildir. Aynı zamanda milletimizin bir bütün olarak, birlik ve beraberlik içinde hareket ederek neler başarabileceğini gösteren bir gecedir. Hainlere karşı duran, vatanı canı pahasına koruyan milletin zaferini gördük. Hiçbir zaman esarete boyun eğmeyen, demokrasi uğruna cesaretle meydanlara çıkan, karanlığa ışık olan milletin zaferini gördük. Milleti, vatanı, dini ve mukaddesatı için fedakarlıkla direnen, kahramanlık destanı yazan milletin zaferini gördük. Milleti iradeyi haykıran, birlik ve berabelikle kenetlenen mlilletin zaferini gördük. Bu anlamlı günde, demokrasiye ve milli iradeye olan bağlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz. Ülkemizin geleceği için demokrasimizi ve bağımsızlığımızı korumak adına her daim birlik ve beraberlik içinde hareket etmeye devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımızın da belirttiği gibi birlik ve beraberlik içinde güçlü ve bağımsız bir Türkiye için çalışacağız. 15 Temmuz ruhunu yaşatmak, demokrasimizi daha da güçlendirmek için mücadele edeceğiz. Unutmayalım ki bu ihanetler ne ilk ne de son olacaktır. Çünkü, Yüce Allah, kaderimize vatan olarak öylesine güzel ve stratejik bir coğrafya yazmış ki, bu coğrafyada gözü olan şer odakları hiçbir zaman boş durmayacak, sürekli olarak bize zarar vermeye çalışacaklardır. Bu nedenle, geçmişten ders alarak, birlik ve beraberliğimizi koruyarak, her türlü tehdide karşı uyanık olmalıyız. Bu duygu ve düşüncelerle başta Ülkemizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere 15 Temmuz günü Vatan için şehadete koşan kahramanlarımızla birlikte, vatanımızı, bayrağımızı, dinimizi ve tüm mukaddesatımızıkorumak için canlarını seve seve feda etmiş tüm Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Aldıkları yaraları vatanına ve milletine bağlılığın nişanesi olarak gördüğümüz gazilerimize de sağlıklı uzun ömürler diliyorum. Allah bir daha milletimize böyle acılar yaşatmasın. Demokrasimize ve bağımsızlığımıza olan bağlılığımızı her daim diri tutalım. Birlik ve beraberlik içinde, aydınlık yarınlara yürüyelim” ifadelerine yer verdi. – AĞRI
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen 15 Temmuz Anma Programı’nda konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:
“Aziz milletim, yasama ve yürütme organlarımızın kıymetli temsilcileri, siyasi partilerimizin kıymetli genel başkanları, şehitlerimizin değerli yakınları, kahraman gazilerimiz kıymetli misafirler sizlerin kalbi duygularımla hürmetle muhabbetle selamlıyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyesine milletin evine hepiniz hoş geldiniz. Anma toplantımıza katılımlarınız için sizlere şükranlarımızı sunuyorum.
Evet bugün milletimin zaferinin aziz milletimizin FETÖ’cü darbecilere karşı kuru elleriyle yazdı direniş destanının 8 yılını idrak ediyoruz. 15 Temmuz kıyamının 8 seneyi devriyesinde bu gazi mekanda ve 81 vilayetimizin tamamında birbirimize kenetlenmiş durumdayız. Tıpkı 8 yıl önce olduğu gibi bugün de omuz omuzayız. Biriz, beraberiz. Genci yaşlısı, kadını erkeğiyle 85 milyon hepimiz tek yumruğuz.
Bu aziz milletin bir ferdi ve Türkiye Cumhurbaşkanı olarak karşımdaki bu muhteşem kardeşlik tablosundan duyduğum memnuniyeti öncelikle ifade etmek istiyor, bu muazzam birlik ve beraberlik için dosta güven düşmana korku veren bu dik duruşunuz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Kardeşlerim rabbimiz mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerim’de “Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz, zira onlar diridirler ancak siz bunu bilemezsiniz” buyuruyor manevi bakımdan böyle şerefli bir makama ulaşmak şehadetle müşerref olmak dünyada her kula nasip olmaz.
15 Temmuz gecesi darbeye direnen vatandaşlarımızdan 252 şehidimiz bu müjdeye mazhar oldu ve şehitlikle şereflendi. Şehitlerimizin yanı sıra 2740 insanımızda o gece yaralanarak gazi oldu. Rabbim peygamberlikten sonra en yüce mertebe olduğu bildirilen kahramanların hepsinden razı olsun diyorum. Aynı şekilde her biri birer fedakarlık ve cesaret timsali olan gazilerimize de Mevla’dan hayırlı sağlıklı ve bereketli ömürler diliyorum. Yine bu vesileyle o gece televizyondan yaptığımız çağrıya icabet ederken sokaklara meydanlara havalimanlarına akın eden, uçakların, helikopterlerin karşısına korkusuzca dikilen, kurşunlara karşı göğsünü siper eden ellerinde bayraklarıyla bir istiklal şöleni yazan tüm kardeşlerime şahsın ve milletimin adına bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.
Hainlerin başarısız milli iradenin muzaffer olması için tüm kalpleriyle dua eden yurt dışındaki vatandaşlarıma ve gönül coğrafyamızdaki milyonlarca Türkiye sevdalısı kardeşimize ve buradan ayrıca teşekkür ediyorum. 15 Temmuz gecesi darbeciler karşısında canlarını ortaya koyan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, Emniyet primlerimizin ve Milli İstihbarat Teşkilatımızın şerefli mensuplarına teşekkürlerimi iletiyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi o gece halkın meclisi olduğunu milli iradenin temsilcisi olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Milletvekillerimiz savaş uçaklarının sonik patlamaları ve tepelerine yağan bombaları aldırmadan korkusuzca görevlerini yerine getirmişlerdir. 104 yıl önce 7 düvele direnerek galip gelen gazi meclis 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin kuklalarına durun demiştir. Yurt dışındaki şarlatandan emir alarak pis ellerini vatanımıza uzatan FETÖ’cü alçaklar, döktükleri kanla tarihimize kara bir leke olarak geçtiler. Ülkemize, milletimize ve milli iradenin temsilcisi olan hükümetimize kast eden bu ihanet şebekesi, değil 8 yıl, 80 yıl sonra bile nefretle anılacak.
Modern dönem haşhaşilerini ne biz affedeceğiz ne de 252 evladını bir gecede kara toprağa veren milletimiz affedecektir. Üzerinden 8 sene geçmesine rağmen acımız da öfkemiz de tazedir. FETÖ’yle ve vesayetle mücadele azmimiz ilk günkü kadar diridir, güçlüdür, ayaktadır. FETÖ’cü alçakların kurduğu sinsi tuzaklara düşmeden, son darbeci de yargıya hesap verene kadar, inşallah bu süreci hassasiyetle yürüteceğiz. 1960’tan beri ülkemizde yapılan darbelerin arkasında kimin eli varsa, aynı ‘üst akıl’ 15 Temmuz ihanetinde de tüm unsurlarıyla devredeydi.”
Ayrıntılar geliyor…
]]>FETÖ’nün 2016 yılında gerçekleştirdiği darbe girişiminde yaşananların gelecek nesillere aktarılması amacıyla Gaziantep’te kurulan Türkiye’nin ilk 15 Temmuz müzesi olan “15 Temmuz Demokrasi Müzesi”nin ziyaretçileri eksik olmuyor.
Üzerinden 8 yıl geçen FETÖ’nün hain darbe girişiminin anlatıldığı “15 Temmuz Demokrasi Müzesi” darbe girişiminin yıl dönümünde vatandaşlar tarafından ziyaret edildi.
İstasyon Parkı’ndaki müzede, darbe gecesi yaşananların kronolojik anlatısının yanı sıra ziyaretçilerde tanıklık hissini oluşturmak için deneyim alanları da bulunuyor. Müzede, 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “facetime” uygulaması aracılığı ile vatandaşlara yönelik yaptığı konuşmanın yer aldığı video ile halkın selalar eşliğinde sokağa çıktığı anları yansıtan ışık ve ses yerleştirmeleri de bulunuyor.
Gece yarısından sonra şiddetlenen direniş ve çatışmalar müzede önemli bir yer tutarken, bir başka bölümde ise ziyaretçiler, sanal gerçeklik teknolojisinin yardımıyla TRT’ye yapılan baskın ve korsan bildiri okutulması sırasındaki olaylara tanıklık etme imkanı buluyor.
Müzede, tankların 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nü kapatmasından başlayarak darbenin bastırıldığına dair 16 Temmuz’da TBMM’de yapılan resmi açıklamaya kadar olan o süreç de anlatılıyor. Müzenin dış bölümünde ise 15 Temmuz şehitlerinin isimlerinin yazılı olduğu anıt duvar dikkati çekiyor. Müzede, 15 Temmuz’daki karanlık geceyi unutturmayacak olan hain darbe girişimi, özel ses ve görsel efektlerle de anlatılıyor. Darbeye ilişkin birçok görsel çalışmanın yer aldığı mekanda, şehit ve gazilere ait çok sayıda özel eşyaların yer aldığı özel bölümler de bulunuyor. Müzede ayrıca Ankara Emniyet Müdürlüğü otoparkında park halinde bulunan İstihbarat Şube Müdürlüğüne ait polis aracı ile bir vatandaşa ait olan ve zırhlı tanklar tarafından ezilerek hurda haline getirilen iki araç da bulunuyor.
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Kütüphaneler ve Müzeler Şube Müdürü Murat Dağ, üzerinden 8 yıl geçen FETÖ’nün hain darbe girişiminin izlerinin “15 Temmuz Demokrasi Müzesi”nde ziyaretçilere hatırlatıldığını söyledi. Darbeye ilişkin birçok görsel çalışmanın yer aldığı müzede, şehit ve gazilere ait hatıralarının da bulunduğunu belirten Dağ, 15 Temmuz’u unutturmamak için çabaladıklarını söyledi.
Müzede o gece yaşananlara ilişkin güvenlik kameraları kaynaklı görüntülerin yanı sıra vatandaşlara ait cep telefonu çekimlerinin kronolojik bir sırayla ekranlardan aktarıldığını belirten Dağ, ziyaretçilerin bu duyguyu bire bir yaşamalarını sağladıklarını kaydetti.
“O gün 251 şehit ve binlerce yaralı verdik”
Hain darbe girişiminin 8 yıldönümü olduğunu hatırlatan Dağ, “8 yıl önce bir hain, haince bir kalkışma gerçekleştirmek istedi. Türk halkının girişimleri ile darbe teşebbüsü saf dışı bırakıldı. O gün 251 şehit ve binlerce yaralı verdik. Biz de Gaziantep Büyükşehir Belediyesi olarak Türkiye’nin ilk 15 Temmuz Müzesini darbe teşebbüsünden bir yıl sonra Gaziantep’te açtık. Müzemizde 15 Temmuz gecesi şehit ve gazi olanların aziz hatıralarını ölümsüzleştirmek üzere ve o günü unutmamak üzere yapılmış bir müzedir” dedi.
“Müzemize yeni iki tane envanter kazandırdık”
Ankara Emniyet Müdürlüğü otoparkında park halinde bulunan İstihbarat Şube Müdürlüğüne ait polis aracı ile bir vatandaşa ait olan ve zırhlı tanklar tarafından ezilerek hurda haline getirilen iki aracı da bu yıl müzeye getirdiklerini belirten Dağ, “Müzemize yeni iki tane envanter kazandırdık. Bu araçlarımızda 15 Temmuz gecesi darbeciler tarafından derdest edilen araçlardır. Bu araçları müzemize kazandırdık. Gelen ziyaretçiler 15 Temmuz’un acı hatıralarını bu iki araç üzerinden de görebilirler” şeklinde konuştu.
15 Temmuz şehitlerinin ve gazilerimizin aziz hatıralarının Gaziantep’teki “15 Temmuz Demokrasi Müzesi”nde yaşatıldığını belirten Dağ, “Müzemiz Gaziantep’te yaşayanlar başta olmak üzere birçok ilden gelen turistler tarafından ziyaret ediliyor. Müzemize gelen ziyaretçiler adım adım, saniye saniye 15 Temmuz’un izlerini sürebiliyorlar. Müzemizde dijital ağırlıklı olarak temalar bulunmaktadır. Darbe teşebbüsünün ilk başladığı saatlerden darbe teşebbüsünün başarısız olduğu dakikalara kadar o geçen süreçte nelerin yaşandığını ziyaretçilerimiz adım adım müzemizde takip edebiliyorlar. Özellikle okul gruplarından öğrencilerimizi ziyaretçilerimize dahil ediyoruz. Öğrencilerimizi okuldan alıp müzemize getirip tekrar okullarına bırakıyoruz. Bu şekilde de milli şuuru öğretmeye çalışıyoruz” diye konuştu.
Ziyaretçilerden Tuncay Bozbey de 15 Temmuz darbe girişiminin yıl dönümü nedeniyle “15 Temmuz Demokrasi Müzesi”ne geldiğini ve çok etkilendiğini belirtti. – GAZİANTEP
]]>ERÜ 15 Temmuz Şehitler Caddesi’nde saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başlayan programa Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, AK Parti Kayseri milletvekilleri Sayın Bayar Özsoy ile Ayşe Böhürler, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, ERÜ Rektörü Prof. Dr Fatih Altun, protokol üyeleri, akademisyenler ve vatandaşlar katıldı. Programın başlangıcında şehitler için Kur’an-ı Kerim okundu, dualar edildi.
Programda açılış konuşması yapan ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, “15 Temmuz 2016’da Türk Silahlı Kuvvetlerimizin içine sızmış FETÖ/PDY mensubu hain teröristler, anayasal düzeni ve parlamenter sistemi yıkarak bir cunta hükümeti kurmayı hedeflemişlerdir. Devletin imkanları ile bu hainler gece boyunca ise Türkiye Büyük Millet Meclisimizi bombalamış; Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, polis karargahları ile Milli İstihbarat Teşkilat binalarına saldırılmış ve medya kuruluşlarını hedef alarak hain emellerine ulaşacaklarını sanmışlardır. O gece kendini bilmez bir avuç azınlık olan FETÖ’cü teröristler, Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısı ile vatanına, bayrağına, milletine ve demokrasiye sahip çıkmak amacıyla sokaklara inen Türk milletine gözlerini bile kırpmadan haince saldırmışlar ve 251 kahramanımızı şehit, 2 bin 700’ü aşkın kahramanımızı da gazi bırakmışlardır. 15 Temmuz gecesi bu hainlerin emellerine ulaşamamaları için ellerinde bayrak, dillerinde tekbir ile sokaklara inen yüz binlerce vatandaşımız sayesinde hain kalkışma bertaraf edilmiş ve gereken cevap misli ile verilmiştir. Yurdumuzun dört bir tarafında uçaklara, tanklara, kurşunlara ve bombalara göğsünü siper eden yüce Türk milleti o gece sadece ‘ölürsem şehit, kalırsam gazi’ olurum inancıyla bir an bile tereddüt etmeden cumhuriyetine sahip çıkmıştır. Şanlı tarihi boyunca kahramanlık destanlarına adını yazdıran aziz Türk milleti, 15 Temmuz gecesi de birlik ve beraberliğini bir kez daha göstermiş, asla ülkesi üzerinde oynanan oyunlara izin vermeyeceğini meydanlarda haykırmıştır. O karanlık gecede canları pahasına kendilerini siper ederek vatanına, bayrağına ve bölünmez bütünlüğüne sahip çıkan Türk milletini kimse bölmeyi ve parçalamayı dün olduğu gibi bugün de başaramayacaktır. Şunu herkes iyi bilmelidir ki, büyük ülke Türkiye yolunda emin adımlar ile ilerleyen bizleri kimse durduramayacaktır. 15 Temmuz gecesi yaşanılanları unutmamak ve unutturmamak için bugün bir araya geldiğimiz üniversitemiz kampüsünde yer alan 15 Temmuz Şehitler Caddesi, o gece şehadet şerbeti içen her bir şehidimizin adına dikilen fidanlar ve 15 Temmuz Şehitler Anıtı, üniversitemizin en önemli değerlerinden birisidir. Türkiye’nin önemli araştırma üniversitelerinden birisi olan Erciyes Üniversitesi mensupları olarak bizler gerek eğitim-öğretim, gerek ar-ge faaliyetlerimiz gerekse de insanlığa kazandırdığımız bilimsel katkılarımız ile bizleri geride bırakmaya, yavaşlatmaya çalışan hain şer odaklarına asla izin vermeyeceğiz. Milli ve manevi değerlerine bağlı, ülkesine sahip çıkan, bayrağı ve milleti için var gücü ile çalışan genç nesilleri yetiştirerek bizler, üzerimize düşen görevi dün olduğu gibi bugün de yerine getirmeyi devam ettireceğiz. Ben sözlerime son verirken, 15 Temmuz gecesi canlarını feda eden aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyor, katılımlarınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyorum” dedi.
Millet olarak dikkat edilmesi gereken hususun emperyalistler olduğunu söyleyen TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar ise, “Bugün tabi önemli ve anlamlı bir gün. 15 Temmuz’da tarihimizde olmadığı kadar iğrenç ve alçak bir girişimle karşı karşıya kaldık. Çok şükür bu alçaklığa karşı asil milletimiz binlerce yıllık tarihinden gelen milli ve manevi değerlerimiz çerçevesinde asil milletimizin sevgisi, güveni ve duasından aldığımız ilhamla sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde memleketini, vatanını seven, bayrağına, sancağına, cumhuriyetine sahip çıkan asker, sivil, jandarma, polis kim varsa onlarla beraber milletimiz tek yumruk oldu. Tek yürek oldu ve bu alçakların girişimini akamete uğrattı. Burada bizim dikkat etmemiz gereken önemli bir nokta emperyalist güçler. Türkiye’ye karşı hepinizin çok iyi bildiği gibi yıllardan beri çeşitli girişimlerle bizim, milletimizin, ülkemizin ilerlemesini engellemek için dün olduğu gibi bugün de aynı anlayışla her gün bir vesile ile bizi engellemeye çalışıyorlar. Geçmişe bakın PKK, YPG çıktı en sonunda da FETÖ çıktı. Yarın bir gün Allah bilir kim çıkacak. Dolayısıyla bizim buradan çıkaracağımız ders, bizim her zamankinden daha bilinçli, daha güçlü ve kuvvetli olmamız lazım. Güçlü olmaktan başka çaremiz yok. Güçlü olmak için de çalışmaktan başka çaremiz yok. Biz tek yumruk tek yürek olduğumuz takdirde geleceğe güvenle bakabiliriz. Aksi halde topumuz tüfeğimiz de olsa şayet bu birlik ve beraberliğimizi sağlayamazsak bu konuda çok ciddi sıkıntılar yaşarız. Biz Türk’ü ile Kürt’ü ile 85 milyon bir milletiz. Unutmayın Kürtler PKK’lı değil, PKK da Kürt değil. Burada bir illüzyon var, burada bir algı var. Biz biriz, beraberiz. Dolayısıyla inadına 85 milyonun birlik ve beraberliğini takip edeceğiz ve buna göre bu mücadelemizi, karşımıza çıkacak her türlü şer odağına karşı mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı. – KAYSERİ
]]>15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında şehit düşen Yeni Şafak foto muhabiri Mustafa Cambaz’ın anısına düzenlenen “3. Şehit Mustafa Cambaz Fotoğraf Yarışması”nın ödül töreni, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda gerçekleşti. 14 fotoğraf sanatçısı, ödüllerini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden aldı. Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şehit Mustafa Cambaz kendisinden sonra gelen genç yeteneklere yol göstermeye, ilham kaynağı olmaya devam ediyor. Hainler tarafından şehit edilen Mustafa Cambaz kardeşimizi bir kez daha rahmetle, şükranla yad ediyorum. Bugün aramızda bulunan kıymetli ailesine, sevenlerine ve Yeni Şafak gazetesindeki mesai arkadaşlarına tekrar satı cemiyet diliyorum. İki gün sonra 15 Temmuz hain darbe girişiminin 8’inci yılı. Ölüm kusan silahlara göğüsümüzü siper ederek destan yazdığımız o gece, merhum Mustafa Cambaz’la beraber 252 vatan evladını şehit verdik. 15 Temmuz gecesi isimlerini tarihe ve kalbimize yazdıran şehitlerimizin yanı sıra terörle mücadelede ve sınır ötesi operasyonlarda toprağa düşen kahramanlara da Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Aynı gaye uğrunda çarpışırken yaralanan gazilerimize ise şükranlarımı sunuyorum. Rabbim hepsinden razı olsun diyorum. Her fırsatta vurguladığım bir hususu yeniden hatırlatmak istedim. Biliyorsunuz bizim kültürümüzde marifet itifata hangi alanda olursa olsun hüner ehline hak ettiği değerin verilmesi, takdir edilmesi son derece mühimdir” diye konuştu.
“Her türlü alçaklığı yaptılar ancak sinsi ve kanlı emellerine ulaşamadılar”
Erdoğan, “Bizim sanat anlayışımızın temelinde güzel olanı görmek ve göstermek düşüncesi vardır. Merhum Mustafa Cambaz işte böyle bir sanatkar. Şehit Mustafa Cambaz kardeşimizin hayat hikayesini biraz önce izledik. Şehit Mustafa Cambaz ömrünü inandığı değerlere ve mesleğine adamış, takdir ve hayranlık uyandıran eseriyle başarı elde etmiş bir foto muhabirdi. 2000’li yıllardan itibaren Türkiye’yi dolaşarak 10 binden fazla fotoğraf çekti. Mustafa Cambaz bütün zorluklarına rağmen yaptığı işin hakkını vermekten geri durmamış, hiçbir zaman ucuz hesapların, kolay geçitlerin, geçici heveslerin peşinde koşmamıştır. Zor da olsa 15 Temmuz gecesi olduğu gibi sonunda ölüm de olsa daima hakkın, hakikatin, adaletin tarafında yer aldı. O gece şehadetle müşerref olan 252 kahramandan biri merhum Mustafa Cambaz’dı. FETÖ’cü hainler Mustafa Cambaz kardeşimizi göğsünden iki kurşunla vurarak şehit ettiler. Namuslarına emanet edilen silahları millete çevirecek kadar şeref yoksunu olan bu alçaklar, tam da ziynetlerine uygun şekilde insanlarımızı korkakça, namertçe katlettiler. Milletin direnişini kırmak için her türlü alçaklığı yaptılar. İnsanlarımızı korkakça, namertçe katlettiler ancak sinsi ve kanlı emellerine ulaşamadılar. Oysa her şeyi en ince detayına kadar hesaplamışlar. Oysa 40 yıl boyunca bukalemun gibi 40 kılığa bürünerek kendilerini gizlemeyi başarmışlar. 15 Temmuz gecesi de tereyağından kıl çeker gibi Türkiye’yi işgal edeceklerini, milletin iradesine el koyacaklarını zannediyorlardı. Ama 40 yıllık plan ve hazırlık sadece birkaç saat içinde son bulmuştur” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Emperyalist uşaklarına Türkiye’nin teslim alınamayacağını yeniden gösterdik. 15 Temmuz gecesi meydanlar yerine bankamatik kuyruklarına koşanlar, aradan geçen 8 yıla rağmen milletin destanına çamur atanlar, unutturmaya çalışanlar, hayal kırıklığı acısını unutamayanlar istemese de biz 15 Temmuz ruhuna sahip çıkacağız. Pazartesi günü 81 ilde çeşitli etkinliklerle 252 vatan evladını yad edeceğiz” diye konuştu.
“Türkiye bundan sonra da zalimlerin karşısında dimdik duracak”
Erdoğan, ” Gazze’de şahit olduklarımız da birçok perdenin kalkmasına neden olmuştur. Ne oluyorsa hepimizin, tüm insanlığın gözü önünde oluyor. Kayıtsız kalanlar, ikiyüzlü politikalarını saklama gereği duymuyorlar. Gezi olaylarından 24 saat canlı yayın yapanlar, söz konusu Gazze olunca ortadan kayboldular, soykırımı görmediler. Mazlumların çığlıklarını duymadılar. Üç maymunu oynamaya devam ettiler. Gazze’de İslam alemi kurumları da başarılı sınav verememiştir. 7 Ekim’den bu yana üç maymunu oynamaya devam ettiler. Siyonist lobinin baskılarına direnmeyi değil, teslim olmayı seçtiler. On yıllardır geldikleri değerleri bizzat kendi elleriyle İsrail’e destek vermek uğruna Gazze’deki toplu mezarlara gömdüler. Şu gerçeği tüm açıklığıyla burada söylemek durumundayım. Gazze’de sadece uluslararası kuruluşlar değil, maalesef İslam aleminin kurumları da başarılı bir sınav verememiştir. 2 milyarı bulan nüfusu, trilyon dolarları aşan ekonomik gücü ve sayısız stratejik imkanlarına rağmen İslam dünyasının İsrail’e söz geçirememesi üzerinde hepimizin dikkatle düşünmesi gerekiyor. Gazze katliamlarında Batı dünyasını haklı olarak eleştirirken, Müslümanlar olarak kendimizi de hesaba çekmemiz gerektiğine inanıyorum. Şunu bir defa anlamamız gerek. Gelecekte de İsrail 76 yıldır ısrarla yaptığı gibi öldürmekten, masum kanı akıtmaktan, kan dökmekten vazgeçmeyecek. Beş ülkenin çıkarlarına hizmet eden Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, İsrail’e karşı hiçbir adım atmayacak. Türkiye bundan sonra da zalimlerin karşısında dimdik duracak” dedi. – İSTANBUL
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, katıldığı Şehit Mustafa Cambaz Fotoğraf Yarışması ödül töreninde yaptığı konuşmada, İsrail’in Gazze’deki katliamlarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
“NE OLUYORSA HEPİMİZİN GÖZÜ ÖNÜNDE OLUYOR”
“15 Temmuz gecesi bazı maskeleri indirmişse 7 Ekim 2023’ten beri Gazze’de birçok perdenin kalkmasına vesile olmuştur.” diyen Erdoğan, “Bize basın özgürlüğü dersi verenleri gerçek yüzleri ortaya çıkmıştır. Ne oluyorsa hepimizin, tüm insanlığın gözü önünde oluyor. Gazze’ye kayıtsız kalanlar vicdansızlıklarını, iki yüzlü politikalarını saklama gereği duymuyorlar. Gezi olaylarında canlı yapanlar söz konusu Gazze olunca birden ortadan kayboldular. İsrail saldırılarında 150’ye yakın basın mensubu hayatını kaybetti. Gazeteciler katledildi.” ifadelerini kullandı.

“BATILI MEDYA, 7 EKİM’DEN BU YANA ÜÇ MAYMUNU OYNAMAYA DEVAM EDİYOR”
Erdoğan, “Uluslararası medya kuruluşlarının ofisleri polis baskınına uğradı. Tüm bunlar yaşanırken bir avuç yürekli insan dışında hiçbir batılı medya kurumundan gözle görülür tepki yükselmedi. Soykırımı görmediler, mazlumların çığlıklarını duymadılar. 7 Ekim’den bu yana üç maymunu oynamaya devam ettiler. Savunageldikleri değerleri bizzat kendi elleriyle İsrail’e destek verme uğruna Gazze’de toplu mezarlara gömdüler.” dedi.
“GAZZE’DE İSLAM ALEMİ BAŞARILI SINAV VEREMEMİŞTİR”
İslam alemine de eleştirilerde bulunan Erdoğan, “Gazze’de sadece uluslararası kuruluşlar değil, maalesef İslam alemi de başarılı sınav verememiştir. Müslümanlar olarak kendimizi hesaba çekmemiz gerektiğine inanıyorum. Gelecekte de İsrail 76 yıldır ısrarla yaptığı gibi öldürmekten, masum kanı akıtmaktan vazgeçmeyecek.” ifadelerini kullandı.

“YÜZLEŞME CESARETİNİ GÖSTERMEKTEN BAŞKA ÇIKIŞ YOLUMUZ BULUNMUYOR”
Erdoğan, konuşmasının devamında “Batılı güçler holokost utancının etkisiyle İsrail’e koşulsuz destek vermeye devam edecek. BM Güvenlik Konseyi hiçbir adım atmayacak. İslam dünyası zulmün ve zalimin önüne nasıl geçecek? Yüzleşme cesaretini göstermekten başka çıkış yolumuz bulunmuyor. Bunu sorgulamayı ne kadar erken yaparsak o kadar hayırlı olacağı kanaatindeyim.” dedi.
“SİNSİ VE KANLI EMELLERİNE ULAŞAMADILAR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’ne ilişkin olarak da konuştu. Erdoğan, “Sinsi ve kanlı emellerine ulaşamadılar. Her şeyi en ince detayına kadar hesaplamışlardı. 40 yıl boyunca 40 kılığa bürünerek kendilerini gizlemeyi başarmışlardı. 15 Temmuz’da Türkiye’yi işgal edeceklerini, milletin iradesine el koyacaklarını zannediyorlardı. 40 yıllık hazırlık ve plan sadece birkaç saat içinde boşa gitti.” ifadelerini kullandı.

“KAN DÖKTÜKLERİ HER YERDE RABBİMİZ HAİNLERİN HESAPLARINI BAŞLARINA GEÇİRDİ”
Erdoğan, “Yaptıkları o hesap o gece Boğaziçi köprüsünden, Yeşilköy havalimanından, Kızılay meydanından, TBMM’den, Cumhurbaşkanlığı külliyesinden döndü. Millete silah doğrulttukları, kan döktükleri her yerde Rabbimiz hainlerin hesaplarını başlarına geçirdi. 15 Temmuz’da 7 düveli arkasına alan ihanet çetesinin 40 yıllık planını bir gecede bozarak tarihimize ve bizden sonraki nesillere şeref madalyası olarak taşıyacakları yeni bir zafer armağan ettik.” şeklinde konuştu.
“TEMMUZ RUHUNA SAHİP ÇIKACAĞIZ”
“Emperyalistlerin uşaklarına Türkiye’nin teslim alınmayacağına, milletin iradesine zincir vurulmayacağını yeniden gösterdik.” diyen Erdoğan, “15 Temmuz gecesi meydanlar yerine bankamatik kuyruklarına koşanlar hala milletin destanına çamur atanlar, 15 Temmuz direnişini unutturmaya çalışanlar, o gece yaşadıkları derin hayal kırıklıklarının acısını unutamayanlar istemese de biz 15 Temmuz ruhuna sahip çıkacağız.” ifadelerini kullandı.
Erdoğan şunları kaydetti: “Pazartesi günü 81 vilayetimizde çeşitli etkinliklerle 252 kahramanımızı tekrar şükranla yâd edeceğiz. Rabbim tüm yiğitlerden razı olsun. Ruhları şâd eylesin diyorum. FETÖ’cü ağababaları olan diyet borçlarını ödemek adına 15 Temmuz destanına gölge düşürmeye çalışan mankurtları milletin vicdanına havale ediyorum.”
]]>İstiklal Konferans Salonu’nda panele Vali Selçuk Aslan, Belediye Başkan vekili Burak Coşkun, Rektör Prof. Dr. Nedim Sözbir, Vali Yardımcısı Ömer Yılmaz, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. İlhan Genç ve Prof. Dr. Ali Öztürk, Genel Sekreter Nihat Yıldız, il protokol üyeleri ile Düzce Üniversitesi akademik ve idari personeli katıldı.
Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Rektör Sözbir, 15 Temmuz 2016 gecesi milletimizin; demokrasiye, milli iradeye, istiklal ve istikbaline vurulmaya çalışan darbe girişimine karşı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde büyük bir cesaret ve azim göstererek bir demokrasi zaferi yazdığını ifade etti. Kutlu direnişi gelecek nesillere en doğru şekilde aktarmak adına bu etkinliği düzenlediklerini belirten Sözbir, “Bu anlamlı günün yıldönümünde, şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyor, onların aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz. Onların cesareti, fedakarlığı ve vatan sevgisi, bizlere her zaman ilham kaynağı olmaya devam edecektir” dedi.
Valisi Aslan, 8 yıl önce yaşanan ihanet girişimini tekrar yaşamama, bu geceyi tahlil etme adına Düzce Üniversitesi’nin katkılarıyla bu anlamlı panelde bir araya geldiklerini dile getirdi. Hain darbe girişiminde 252 vatandaşın şehit, 2 bin 740 vatandaşımızın ise gazi olduğunu belirten Aslan, şehitlere Allah’tan rahmet, gazilere sağlık ve huzur dileklerinde bulundu. Bu hadisenin içimizde yetişen, devletin her türlü imkanını kullanan kesim tarafından yapıldığına, dünün iyilerinin devletin kurumlarına saldırdığına dikkat çeken Vali Aslan, “Devlete talip olanın devletten başkasına sadakati olamaz” dedi.
Açılış ve protokol konuşmalarının ardından programın panel bölümüne geçildi. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlhan Genç yönetiminde ki panelde, 15 Temmuz darbe girişimi ile FETÖ’nün, devlet içine sızarak ve vesayet rejimi kurarak seçilmiş hükümeti hedef aldığının altını çizdi.
İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Menekşe “FETÖ ve Din İstismarı” başlıklı konuşmasında din adına, Allah adına insanların duygularını istismar eden bu ihtiras şebekesine ibret gözüyle baktıklarını ifade etti. Fitne senaryolarının her asır sürdüğüne işaret eden Prof. Dr. Ömer Menekşe, din istismarını önlemek için Kur’an ve sahih sünnete dayalı din öğretiminin önemini vurguladı.
Akçakoca Bey Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serkan Kekevi ise “FETÖ’nün Analizi ve 15 Temmuz Darbe Girişiminden Alınması Gereken Dersler” temalı konuşmasında, FETÖ’nün, devleti ele geçirip toplumu dizayn etme anlayışından dolayı klasik terör tanımlarına uymadığını söyledi. Diğer örgütlerin daha çok terör faaliyetleri yürüttüklerini, FETÖ’nün ise istihbarat faaliyetlerini daha yoğun kullandığını belirten Kekevi, milletimizin ferasetiyle bu örgütün bertaraf edildiğini sözlerine ekledi.
15 Temmuz gazisi Ferhan Gökmen ise “15 Temmuz gecesi milli iradeye sahip çıkan herkese selam olsun” sözleriyle konuşmasına başladı. O gece şehit olan vatandaşlarımızın destansı mücadelelerinden örnekler veren Ferhat Gökmen, Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi o gece milletimizin yine ülkesine sahip çıktığını vurguladı.
Program, konuşmacılara teşekkür belgesi takdiminin ardından sona erdi. – DÜZCE
]]>15 Temmuz gecesi darbe girişimine karşı direnirken kardeşi Özcan Özsoy’u şehit veren, kendisi de gazi olan Tekin Özsoy, İhlas Haber Ajansı muhabirine o gece yaşadıklarını anlattı. 15 Temmuz gecesi saat 23.00 sıralarında evinde otururken uçakların alçak uçuşu ile seslerden korktuklarını ve o esnada kardeşi Özcan Sayın’ın eve geldiğini aktaran Tekin Özsoy, “‘Sakın evden çıkmayın darbe oluyor’ dedi. ‘Tamam’ dedim bende. Kardeşim gitti sonrasında. 15 dakika sonra tekrar geldi. ‘Hadi sokağa çıkıyoruz, salalar okunuyor, halkı sokağa davet ediyorlar’ dedi. Kardeşimin o sözlerine istinaden beraber çıktık o gece. İlk önce Emniyet Müdürlüğünün oraya gitmeye karar vermiştik. Bindiğimiz taksinin şoförü o bölgenin kalabalık olduğunu, oraya giremeyeceğini söyledi. Biz de Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne gitmeye karar verdik ondan sonra” diye konuştu.
“Yanımıza gelmeyin, ateş ederiz”
Özsoy, Külliye’ye giden yolların kapatıldığını dile getirerek, “Külliye’ye doğru giderken Jandarma Genel Komutanlığı’nın önünde tankların yolu kapattığını ve 150-200 kişilik halktan bir grubun tanklara doğru ilerleyip sloganlarla karşı durduğunu gördük. O grubun içine dahil olduğumuzda ne yaparız, nasıl yaparız şeklinde konuştuktan sonra ön tarafımızda 8-10 kişilik farklı bir grup daha vardı. Onların yanına gitmeye karar verdik. Tabii onların yanına gittikten sonra askerler sürekli bize ateş ediyorlardı. Tekrar Türk bayraklarımızı elimize alıp askerleri ikna etmek amacıyla yanlarına gittiğimizde, ‘Yanımıza gelmeyin, ateş ederiz’ diye bizi tehdit ettiler. ‘Sen bu vatanın askerisin, biz de vatandaşıyız. Kardeşiz sonuçta’ dedik. Yaptıkları şeyin yanlış olduğunu dile getirmemize rağmen ateş etmeye başladılar. Biz de tekrar geri çekildik. Tabii mücadele 1-2 saat gelgitlerle devam etti. En son tekrar biz bunların üzerine gittiğimizde bu sefer hedef gözetmeksizin ateş etmeye başladılar” açıklamasında bulundu.
“Bırak ağabey vatansız kalacağına bu gece burada ölsün’ dedi”
Askerler tarafından açılan ateşte yaralandığını söyleyen Özsöy, “İlk önce kafamdan yaralandım. Sonrasında bacağımdan yaralandım ve düştüm. Kardeşim geldi ve beni kaldırdı. Sonrasında mücadele ettik. Saat gece 02.00-02.30 sularında birkaç sefer helikopter ateşine maruz kaldık orada. Helikopter ateşi esnasında 20’li yaşlarda genç bir kadın ile karşılaştık. Omzunda küçücük bebeği vardı henüz 1 yaşında. Tam helikopter ateş ederken bir anlık refleksle bebeği omzundan aldım ve kendimi yere attım. Helikopter ateşi sonlandı, ortalık biraz sakinleşti. Bebeği annesine verirken dedim ki, ‘Ablacım Allah razı olsun sen geldin mücadele ediyorsun burada ama yazıktır bu çocuğa’ dedim. Ablanın cevabı aslında o gecenin özetiydi, ‘Bırak ağabey vatansız kalacağına bu gece burada ölsün’ dedi. Aslında 15 Temmuz’un özeti buydu. Vatansız kalmaktansa o gece orada ölmekti” şeklinde konuştu.
“Ben bir kardeş kaybettim belki ama bir vatan kazandık”
Özsoy, sabah saatlerinde kardeşinin de vurulduğunu belirterek, “Tabii bu arada yine bir helikopter ateşi vardı. Bir kargaşa ortamı vardı. Tabii birbirimizi de kaybettik orada. Kafasından vurulmuş kardeşim. Tesadüfen Gazi Hastanesi Beyin Cerrahi servisinde bulduk. Doktor, kardeşimin beyninin parçalandığını söyledi. ‘Durumu Allah’a kaldı, dua edin’ dedi doktor. Ben de aileme ve kardeşimin eşine haber verdim durumu. Kardeşim evliydi ve 3 yaşında bir erkek çocuk babasıydı. 118 gün Gazi Hastanesinde tedavi süreci devam etti. 118 gün sonra şehadete erdi. 15 Temmuz’un son şehidi aynı zamanda kardeşim. Rabbim böyle bir geceyi bir daha bu devlete, bu millete yaşatmasın. Ben bir kardeş kaybettim belki ama bir vatan kazandık” ifadelerini kullandı. – ANKARA
]]>Topkapı Sarayı bu gece itibarıyla her Cumartesi gecesi saat 21.00 ile 23.00 saatleri arasında ziyaretçilere kapılarını açtı. Topkapı Sarayı’na gelecek ziyaretçiler, iki grup halinde saray içerisinde gezme imkanı bulacak.
Milli Saraylar Başkanlığı’na bağlı Topkapı Sarayı müzesi tarihinde ilk defa gece ziyaretlerine kapılarını açtı. Gece ziyaretleri, bu gece saat 21.00 ile 23.00 aralarında başladı. Ziyarete geleceklerin iki grup halinde müzeyi gezecekleri bildirildi. Ziyaretçiler, gezi sırasında ikinci avluda yer alan Divan-ı Hümayun, Kubbealtı ve Saray Saatleri Galerisi’ni görebilecek. Harem bölümünde de Karaağalar Mescidi, Karaağalar Taşlığı, Cariyeler Koridoru, Valide Sultan Dairesi, Hünkar Hamamı, III. Murat Has Odası, Gözdeler Dairesi ve Mabeyn Taşlığı, Altın Yol ile yeni sergi düzeniyle yakın zamanda ziyarete açılan Kuşhane Mutfağı gezilebilecek.
MUKADDES EMANETLER DAİRESİ VE HAZİNESİ DE AÇIK OLACAK
Topkapı Sarayı’nın üçüncü avlusunda yer alan Arz Odası, Mukaddes Emanetler Dairesi ve Fatih Köşkü ile Hazine Sergisi de ziyaretçilere açık olacak. Topkapı Sarayı’nın dünyaca ünlü Hazine Sergisi içerisinde yer alan Kaşıkçı Elması, Topkapı Hançeri ve Altın Taht gibi eserler ziyaretçiler tarafından görülebilecek. Topkapı Sarayı’nın ‘Köşkler Bahçesi’ olarak adlandırılan son avluda şehir manzarası ise ziyaretçilerin ilgi odağı oldu.
BİLET FİYATLARI GECE GEZİSİNDE FARKLILIK GÖSTERİYOR
Topkapı Sarayı’nın gece ziyaretlerine açılması ile bilet fiyatlarının da gündüz ziyaretlerinden farklı uygulanacağı öğrenildi. Sabah ziyaretlerinde Müze Kart ile girişler yapılırken, gece ziyaretlerinde Türk vatandaşlarına bin TL, turistlere ise 5 bin TL olarak uygulanacak.
“TARİHİNDE İLK DEFA BÖYLE BİR PROJE GERÇEKLEŞİYOR”
Topkapı Sarayı Daire Başkanı İlhan Kocaman, “Buradaki gerek açık alanlarda gerek kapalı alanları ziyaretçilerimizin gezmesini sağlamak amacıyla bir proje hazırladık. Bugün bu projemizi hayata geçiriyoruz. Topkapı Sarayı tarihinde ilk defa böyle bir proje gerçekleştiriyor. Hedefimiz özellikle insanların gündüz gezdikleri bölümleri, birimleri, avluları gece nasılmış nasıl görünüyor; özellikle harem olsun diğer bahçeler olsun galeriler olsun müzemizin tamamını gezmesini sağlamak amacıyla bugün itibarıyla gece gezilerini başlatmış bulunuyoruz. Burası 400 yıllık bir payitaht olarak yaşanmış bir mekan. Burada gerek harem bölümü olsun gerekse selamlık bölümü olsun herkesin özellikle merak ettiği ve buradaki hayatın nasıl gündüz olduğu gibi gece de nasıl olduğu merak ediliyordu. O merakı gidermek amacıyla hem ziyaretçilerimizin, özellikle avlularımız olsun ve diğer bölümlerde harem de dahil olmakla üzere görmesini sağlamak amacıyla bu projeyi hayata geçirdik” şeklinde konuştu.
“HER CUMARTESİ ZİYARETE AÇIK OLACAK”
Kocaman, “Haftanın Cumartesi günleri akşam saat 21.00 ile 23.00 arasında iki saatlik bir süreçte sarayın bütün bölümlerini açık tutacağız ve gezilerini sağlayacağız. Bizim hedefimiz özellikle grup halinde gezdirebilmek çünkü sarayın içerisinde belli bölümlerinde güvenlik nedeni ile elektrik götürülmemiştir. O bölümlerde geziler bireysel zor olacağını düşündüğümüz için Bab-u Selam kapısında grup oluşturup gruplar halinde içeride gezdireceğiz” ifadelerini kullandı.
“TAHMİN ETTİĞİMİZDEN DAHA GÜZEL”
Ailesi ile birlikte Topkapı Sarayı’nı ziyarete gelen Bora Tayfun Özmeye, “Biz ilk gelenlerden değil, ilk bilet alanlardanız. Sabah sosyal medyadan görmüştüm bunu o yüzden akşam saati geldik, geldiğimizde de kimse yoktu, gündüze göre daha az insanlar vardı. Tahmin ettiğimizden daha güzel. Gece İstanbul’u buradan seyredilmesi, padişahların İstanbul’u izlediği noktadan buradan bakması çok keyifli. Bilet fiyatları normalden farklı ama yabancı turistlerin girdiği fiyattan bir tık daha uygun. Gece olduğu için normaldir diye düşünüyorum, verdiğiniz paraya her türlü değiyor bence” dedi.
]]>
Türkiye’nin en büyük müşterek tatbikatı olma özelliği taşıyan EFES-2024 Birleşik, Müşterek Fiili Atışlı Arazi Tatbikatı İzmir’de devam ediyor. 45 ülkeden yaklaşık 11 bin personelin katıldığı tatbikatın Seçkin Gözlemci Günü kapsamındaki gece faaliyetleri, bugün İzmir’in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atış ve Tatbikat Alanı’nda yapıldı. Tatbikatın gece safhası, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in ve yabancı ülkelerin savunma bakanı ve genelkurmay başkanlarının yanı sıra TSK komuta kademesi ve Milli Savunma Bakan Yardımcılarının alandaki yerini almasıyla başladı. Azerbaycan Savunma Bakanı Zakir Hasanov, Bosna Hersek Savunma Bakanı Zukan Helez, Kongo Cumhuriyeti Savunma Bakanı Charles Richard Mondjo, Tanzanya Savunma ve Ulusal Hizmet Bakanı S. Lawrence Tax ve Uganda Savunma ve Gazi İşleri Bakanı Jacob Marksons Oboth tatbikatı izleyen bakanlar arasında yer aldı.
Jenerik bir senaryoyla yapılan tatbikatın gece safhasında, katılımcı ülke unsurlarından oluşan birleşik özel kuvvet timleri denizden ve havadan sızma harekatı yaptı. Özel kuvvet unsurlarının bir kısmı paraşütle belirlenen alanlara indi. Diğer bir kısmı ise denizden sızma harekatı yaptı.
Botların motorlarını kıyıya belli mesafede susturan su altı taarruz ve su altı savunma timleri, su altı engel ve sığ su mayınlarından sahili temizledi. Akabinde amfibi aldatma harekatı ve amfibi keşif harekatı yapıldı. Amfibi keşif bölüğü, çıkarma yapılacak sahile keşif harekatı düzenledi.
Karartma uygulayarak sahile yaklaşan gemilerin kapak açmasından sonra zırhlı araçların ve personeli kıyıya çıkmasıyla deniz piyade unsurlarının çıkarma harekatı tamamlandı.
Belirlenen hedefler, ATAK helikopterleri ile vurulurken yerli ve milli üretim olan cirit füzeleri ile yapılan atışları önce topçu ve havan, ardından F-16 atışları takip etti. Tatbikatın gece safhası hava savunma silahlarının atışlarıyla tamamlandı.
Türkiye’nin ev sahipliğinde ve Ege Ordusu Komutanlığı sevk ve idaresindeki EFES-2024 Tatbikatı iki safha olarak planlandı. Tatbikatın ilk ayağı, 25 Nisan-8 Mayıs tarihleri arasında yapıldı. Bilgisayar Destekli Komuta aşamasının ardından 9 Mayıs itibarıyla Fiili Atışlı Arazi safhasına geçildi.
Yerli ve milli teknolojiler ilk kez kullanıldı
Tatbikatın kara harekatında; Yeni Nesil Fırtına-2 ve Boran Obüsü, PARS OMTAS Kuleli Tekerlekli Araç, Araca Monteli Mayın Tespit Sistemi, KARGU Hedefe Yönlendirilebilen Mühimmat Sistemi, BAHA İnsansız Hava Aracı, TOGAN Otonom Döner Kanatlı Gözcü İHA Sistemi, Füzyon Silah Gece Görüş Dürbünü, MİLKAR Taarruz Sistemleri, C-70 Termal Silah Nişangahı, E- 60 Termal Silah Dürbünü, A-960 Gündüz Görüş Dürbünü, A-600 Gece Görüş Dürbünleri, Silah Tespit Radarı, SERHAT ve ACAR Radar Sistemleri, İHTAR İhasavar Sistemi ve Şişirilebilir Sahte Tank ve Sistemler ilk olarak kullanıldı. Deniz harekatında TB-3 İHA’nın kullanıldığı tatbikatta Özel Kuvvetler Komutanlığı tarafından Helikopterden Havadan Tahliye Platformu, MİKON Mikro Kamikaze Dron, BOYGA Havan Mühimmatı Taşıyan Döner Kanatlı İHA, MX-908 Patlayıcı Madde Tespit Cihazı, URGAN İp Kamera Sistemi, CADEX Keskin Nişancı Tüfeği ve NIGHT FORCE ATACR Silah Üstü Optik Dürbün gibi silah ve sistemler farklı şekillerde kullanıldı.
Cumhurbaşkan Erdoğan da katılacak
Tatbikatın yarın yapılacak gündüz safhasına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katılacak.
]]>Aydın Veteriner Hekimler Odası, Dünya Veteriner Hekimleri Günü’nü düzenlenen gece ile kutladı. Efeler ilçesindeki bir kır düğün salonunda düzenlenen geceye oda üyelerinin yanı sıra Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, Köşk Belediye Başkanı Nuri Güler, Tarım ve Orman İl Müdürü İbrahim Altıntaş ve çok sayıda davetli katıldı.
Gecede Aydın Veteriner Hekimler Odası Başkanı Cemil Şahin oda üyeleri ve davetlileri karşılayarak yakından ilgilenip sohbet etti. Aydın Veteriner Hekimler Odası Başkanı Cemil Şahin yaptığı konuşmada veteriner hekimlerin sürekli özlük hakkı kaybı yaşadığını belirterek, “Burası dert anlatma, yakınma yeri değil tabii ki ama şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Veteriner Hekimler uzun yıllardır, sürekli özlük hakkı kayıpları yaşıyor, çok fazla sıkıntımız var dolayısıyla bunun aslında kutlanacak bir tarafı da yok. Biz de isteriz ki, Dünya Veteriner Hekimler Günü vesilesiyle, günlerce eğlenelim, 7 gün 7 gece düğün, bayram yapalım ancak maalesef olamıyor. Bu geceyi de, birlik, beraberlik, dayanışma ve moral gecesi olarak değerlendirerek organize ettik. İlerleyen yıllarda inşallah coşkuyla günlerce kutlamalar yapabileceğimiz günleri de görürüz diye umut ediyorum” dedi.
Başkan Şahin odanın kuruluşunun 30’uncu yıl dönümü olduğunu hatırlatarak devam ettiği konuşmasında, “Aynı zamanda, Aydın Veteriner Hekimleri Odamızın kuruluşunun da 30. yılı içerisindeyiz. Odamızın bugünlere ulaşmasında büyük emek veren, değerli oda yöneticilerimize, oda kurullarımızda görev yapan meslektaşlarımıza ve maddi manevi her şartta büyük destek aldığımız, temel taşlarımız, meslek örgütümüzün varlık sebebi olan değerli üyelerimize şükranlarımızı sunuyoruz. Şanla, şerefle, onurla daha nice 30 yıllara erişebilmeyi ümit ediyoruz” diye konuştu.
Organizasyonda emeği geçen ve katılarak gecede kendilerini yalnız bırakmayan tüm misafirlerine teşekkür ederek konuşmasını tamamlayan Şahin, “Organizasyonumuza teşrif ederek gecemizi onurlandıran, Efeler Belediye Başkanımız Av. Anıl Yetişkin’e, Köşk Belediye Başkanımız Veteriner Hekim Nuri Güler’e, Veteriner Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Cavit Kum’a ve Dekan yardımcılarımız Prof. Dr. Bülent Ulutaş ve Prof. Dr. Göksel Erbaş’a, Tarım ve Orman İl Müdürümüz Veteriner Hekim İbrahim Altıntaş’a ve İl Müdür Yardımcımız Veteriner Hekim H. Eray Yeşilçayır’a, Buharkent İlçe Tarım ve Orman Müdürümüz Veteriner Hekim İbrahim Selli ‘ye, TMMOB Aydın İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri ve Makine Mühendisleri Odası Başkanı Tunç Erlaçin’e, Aydın Tabip Odası Yönetim Kurulu’na, Aydın Diş Hekimleri Odası Yönetim Kuruluna, tüm meslektaşlarımıza ve kıymetli ailelerine, sesi ve harika sahne performansıyla gecemize renk katan müzisyen veteriner hekim İncirliova İlçe Temsilcimiz Mehmet Tokalı’ya şükranlarımızı sunuyor, daha nicelerine hep birlikte ulaşabilmeyi temenni ediyoruz “ifadelerini kullandı.
Gecede efelerin sunduğu zeybek gösterisi de büyük beğeni toplarken günün anlam ve önemi dolayısıyla Başkan Şahin, protokol üyeleriyle birlikte pasta kesti. Oda üyeleri canlı müzik eşliğinde doyasıya eğlenerek unutulmaz bir gece yaşarken, üyeler de düzenlediği geceden dolayı Başkan Şahin ve yönetimine teşekkür etti. – AYDIN
]]>Mehmet Yüzügüler Kültür Merkezi Tiyatro salonunda gerçekleştirilen Vefa Konserine eşi Güncü Selek, Belediye Başkan Yardımcısı Selahattin Yılmaz meclis üyeleri, Lütfi Selek’in dost ve arkadaşları, eski koro üyeleri ile çok sayıda sanatsever katıldı. Şefliğini koronun en eski üyelerinden olan İbrahim Bilgenoğlu Sunumunu Yücel Bildiren’in yaptığı konser iki bölümden oluşurken sağlık sorunları nedeniyle kendi onuruna düzenlenen geceye katılamayan Lütfi Selek’in hayat hikayesi slaytlarla anlatıldı. Şef Lütfi Selek’in duygu dolu hayat hikayesinin anlatıldığı slaytın son bölümünde Nazilli Belediyesi Türk Sanat Müziği korosunun kuruluşu dönemin Belediye Başkanları isimleri ile birlikte anıldı.
Lütfü selek’in kızı Hüma Selek Dereli’nin de yer aldığı koro geçmişten günümüze en güzel ve en çok dinlenen muhteşem eserleri seslendirdiği konserde dinleyicilerde şarkılara eşlik etti. Kendisi için düzenlenen vefa gecesinde bulunamayann Lütfü Selek’in duygularını ifade ettiği yazılı mesajı programın sunucusu Yücel Bildiren tarafından okundu.
Yaşadığı kaza sonucu önce hastanede sonra da evinde tedavisi devam eden ve kendisi için düzenlenen vefa konserine katılamayan şef Lütfü Selek mesajında, “Adıma düzenlenen konserime uzaktan yakından gelerek onurlandıran tüm konuklarımıza minnet ve saygılarımla selamlıyor teşekkür ediyorum. Gerek sazı gerek sesi ile konserdeki eserleri seslendiren sazendilerimizi hanendelerimizi kutluyor şükranlarımı arz ediyorum. Konser organizasyonunu büyük özveri ile gerçekleştiren tüm dostlarıma en kalbi duygularımla teşekkürlerimi sunuyor, Allah’tan sağlık ve afiyetler diliyorum. Konserimize kucak açarak desteklerini esirgemeyen varlıklarıyla konserimizi onurlandıran Nazilli Devlet Hastanesi’nin sayın yöneticilerine tekrar tekrar teşekkür ediyor selam ve saygılarımı arz ediyorum. Yine bu konserinin gerçekleşmesi için desteklerini esirgemeyen başta Belediye Başkanımız Dr. Ertuğrul Tetik olmak üzere tüm belediye çalışanlarına en kalbi duygularımla teşekkür ediyor saygılarımla kendilerini selamlıyorum” ifadelerini kullandı.
Mesajın okunmasının ardından sunucu Yücel Bildiren, “Nazilli Belediyesi Türk sanat Müziği grubumuz adına gerekse sizler adına hocamız Lütfi Selek’e yüce Allah’tan acil şifalar diliyor bir an önce sağlığına kavuşmuş olarak bizlerle beraber olmasını arzuladığımızı tüm içtenliğinizle ifade ediyoruz” diye konuştu.
Konser sonunda sahneye davet edilen Güncü Selek böyle bir gecenin düzenlenmesinden dolayı duygu dolu teşekkürlerini ifade etti. Belediye Başkan yardımcısı Selahattin Yılmaz koro şefi İbrahim Bilgenoğlu ve Yüncel Bildiren’e çiçeklerini takdim ettikten sonra tüm Kuro üyelerine onur ve teşekkür belgelerini verdi. Belediye Başkanı Ertuğrul tetik’in çok istemesine rağmen önemli bir toplantısı nedeniyle böyle bir geceye katılamayışının üzüntüsünü yaşadığını belirterek,”Türk sanat müziği korosunu Kur’an bugünlere kadar getiren yaşatan Büyük usta Lütfü Selek hocamıza sonsuz teşekkürlerimi arz etmek istiyorum aynı zamanda şükranlarımı da arz etmek istiyorum geçirdiği rahatsızlık nedeni ile öncelikle Allah’tan acil şifalar diliyorum en kısa zamanda Belediye Başkanımız Dr Ertuğrul Tetik ile kendisini ziyarete gideceğiz. Nazilli Belediyesi Türk Sanat Müziği Konseri bu gece bize çok güzel duygular yaşattı. Bu gece konserin içinde yer alan çok değerli koro sanatçılarına, saz sanatçılarımıza şef İbrahim Bilgenoğlu’na ve çok değerli Yücel Bildiren beyefendiye ve yine ayrıca bu gecenin yaşanmasına katkı sağlayan belediye personelimizin tümüne sonsuz teşekkürler ediyorum” dedi. – AYDIN
]]>Polis şu anda aktif olarak videoları çeken kişi ya da kişileri yakalamaya çalıştıklarını söylüyor.
Videoları çekilen herkesten polise başvurmaları isteniyor.
Manchester’dan 23 yaşındaki Meg, bu rahatsız edici akımın mağdurlarından biri.
Makyöz TikTok fenomeni, Manchester’da bir gece dışarıdayken filme alındığını, videonun linki kendisine gönderilinceye kadar bunu fark etmediğini söyledi.
“Bu şekilde hedef alındığıma inanamıyorum. Demek ki bana baktı ve ‘evet, bunları videoya çekeceğim’ diye düşündü.”
Meg, tanımadığı iki kadınla birlikte yürürken kayda alındığını aktardı. Bir grup erkek tarafından tacize uğradıklarını fark ettiğinde onlarla yürümeyi teklif etmiş.
Meg’in videosu o gecenin ilerleyen saatlerinde bir yabancı tarafından paylaşıldı.
Bu video TikTok, YouTube ve Instagram gibi platformlara her gün yüklenen onlarca videodan biri ve genellikle çekildikleri gece yayınlanıyor.
Genellikle “Manchester gece hayatı” ya da ” Liverpool gece hayatı” başlıklarını taşıyan klipler milyonlarca kez izleniyor ve çok sayıda kadın düşmanı yorum yapılıyor.
Meg olanlar için “Mide bulandırıcı” diyor ve filme çekilen birçok genç için “belki de kaydedildiklerinin farkında olmayan reşit olmayan kızlar” uyarısında bulunuyor.
“Kızların yere düştüğü, iç çamaşırlarının göründüğü ve benzeri videolar var. Ve sonra bu şekilde internette yayınlanıyor, bu konuda gerçekten bir şeyler yapılması gerekiyor.”
Manchester Polisi, videoları çeken kişileri yakalamak için aktif olarak çalıştığını söyledi.
Polis memurları vardiyalarından önce durum hakkında bilgilendiriliyor.
Polis, insanları toplum içinde filme almanın yasadışı olmamasına rağmen, eylemin sıkıntı veya tacize neden olması halinde suç olarak değerlendirilebileceğini belirtiyor.
Kullandıkları teknoloji nedeniyle film çeken kişileri tespit etmenin zor olabileceği vurgulanıyor.
Polis memuru Ellison, “Pek çok insan yanlarından geçerken telefonlarıyla konuşuyor. Caddede ilerlerken video çekip çekmediklerini bilmiyoruz. Bu yüzden bunu yakalamak oldukça zor olabiliyor” diyor.
Manchester Polisi yetkilisi Stephen Wiggins, filme çekilen ya da videolarda yer alan herkesi polise başvurmaya çağırdı.
“Eğer gerçek mağdurlardan bu bilgiyi alamazsak çok zor durumda kalırız” dedi.
Son zamanlarda şehir merkezinde şüpheli davranışlarda bulunan erkeklerin yer aldığı bir dizi olaya müdahale ettiklerini belirten Wiggins, “şehir merkezinde herhangi bir şüpheli davranış” görüldüğünde polisin aranması gerektiğini söyledi.
Tecavüzle ilgili çalışmalarıyla bilinen bir kuruluşta çalışan Charlotte, sosyal medya platformlarını bu tür paylaşımlarda bulunanların hesapları kapatmaya çağırıyor.
Yorumlarda mağdurun suçlanması nedeniyle, cinsel şiddete maruz kalmış kişilerin başvuru yapmasının zorlaştığını belirtiyor.
“Bu tür mağduru suçlayıcı yorumlar başka bir utanç düzeyi yaratıyor. Bu da kadınların desteğe erişiminin önünde bir engel haline geliyor.”
TikTok ve YouTube, kuralları ihlal ettiği için bu içeriklerle bağlantılı bir dizi video ve hesabı kaldırdıklarını söyledi.
Bir TikTok sözcüsü “TikTok’ta kadın düşmanlığı yasaktır. Bu kuralları ihlal ettiği tespit edilen tüm içerikler kaldırılacaktır” dedi.
Meg’e göre bu hesaplar bir an önce kapatılmalı.
“İzin alınmadan internette yayınlanmalarına izin verilmemeli. Bu videolar neredeyse kadınlara yönelik bir şiddet tehlikesi yaratıyor.
“Benimle ilgili çekilen video aynı gece yayınlandı. Yani o gece hala dışarıdaysam ve bu video yayınlandıysa, bunun bir tür şiddet tehlikesi yarattığına inanıyorum.”
]]>Büyükşehir Belediye Başkanı ve Büyükşehir Belediye başkan adayı olarak gün boyu sürdürdüğü mesaisine gece de devam eden Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç, bu kapsamda Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Hüseyin Beyhan ve Genel Sekreter Yardımcıları Hamdi Elcuman, Serdar Öztürk, Ali Hasdal ve Mustafa Türkmen, Etüt ve Projeler Daire Başkanı Ahmet Şeref Bahçecioğlu, Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı İbrahim Özçekiç ve KASKİ Genel Müdürü Yavuz Çağan ile başkanlık makamında proje ve çalışmaları değerlendirerek, gecenin geç saatlerine kadar çalışmaları sürdürmeye devam etti.
“Mesai Mefhumu Gözetmeden Çalışmalara Devam Ediyoruz”
Başkan Büyükkılıç, 31 Mart’ta yapılacak seçimlerle ilgili gündüz süreci yürütürken, gece mesaisi yaparak çalışmalara devam ettiklerini ifade ederek, “Gündüz ister istemez, 31 Mart’ta yapılacak seçimlerle ilgili süreci yürütmek ve çalışmak durumunda kaldığımız için belediyemizin işleriyle ilgili mesaimizi de geceye taşımak zorunda kalıyoruz. Fedakar ekibimize çok teşekkür ediyorum. Elbette değerlendirmemiz, görüşmemiz, yapmamız gereken konular, işler var. Gerek belediyemizin, gerek çalışanlarımızın, yapmış olduğumuz projeleri hayata geçirme düşüncesinde ve süreci yönetirken mesai mefhumu gözetmeden çalışmaya devam ediyoruz. Fedakar mesai arkadaşlarım sizlere teşekkür ediyorum. Saat tam 01.30. İnşallah Berat Kandilini de bu başlayan gecenin sonunda idrak edeceğiz. Kayseri’deki hemşehrilerimiz başta olmak üzere tüm İslam Aleminin Berat Kandili’ni tebrik ediyorum. İnşallah beratını alanlardan oluruz. Ardından tabi temennimiz Ramazan ayı, kadir geceleri ve ardından huzuru içerisinde bayrama erişmeye Mevla’m bize nasip eylesin” diye konuştu.
“Şehrimizi Seviyoruz”
Kayseri’de birlik ve beraberliğin ve dayanışmanın her zaman ön planda olduğunu vurgulayan Başkan Büyükkılıç, ‘Bizleri seven, seçen, güvenen hemşehrilerimize hizmet etme lütfunda Mevla’m bulundursun’ diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu arada Ankara’dan misafirlerimiz de çok şükür eksik olmuyor. Hazine ve Maliye Bakanımızı Kayseri’mizde ağırladık. Tarım ve Orman Bakanımızı da ağırladık. Paydaşlarımızla görüşme fırsatı elde ettik. Üreticilerimizin gönlünde taht kurdu. Hem de Kayseri’mizin beklentilerine cevap verecek projelerin konuşulmasına fırsat vermiş oldu. Ayrıca, Kayseri’mizin her noktasında emeği olan ve tabi ki en önemli bakanlıklardan da birisi olan Çevre Şehircilik İklim Değişikliği Bakanımızda Kayseri’mizdeydi. İş adamlarımızla, yatırımcılarımızla, gururumuz olan hemşehrilerimizle bir araya geldik. Orada gerçekte hepimizin içine sinen güzel bir ortam vardı. Kendisine çok teşekkür ediyorum. İnşallah yeni dönemde projelerine hem vereceği desteğe, kaynak konusunda bütün imkanları seferber edeceğine gecenin bu saatinde temenni ederek, beklentimi de burada şehrimi adına paylaşmış oluyorum. Şehrimizi seviyoruz. Cenab-ı Allah birliğimiz, beraberliğimizi ve huzurumuzu bozmasın. 16 ilçe başkanımızla dayanışma içerisinde bizleri seven, seçen, güvenen hemşehrilerimize hizmet etme lütfunda Mevla’m bulundursun diyoruz.” – KAYSERİ
]]>Erbaş, cuma namazından önce irat ettiği hutbeye, “Benden bağışlanma dileyen yok mu, onu bağışlayayım. Benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım. Belaya düçar olan yok mu, ona afiyet vereyim.” ayetini okuyarak başladı.
Yarın gece şaban ayının 15’i olduğunu, ramazanın habercisi mübarek Berat Gecesi’nin idrak edileceğini anımsatan Erbaş, “Bizleri bu mübarek geceye ulaştıran yüce Rabb’imize sonsuz hamdüsenalar olsun. ‘Recep ve şaban ayını ya Rabb’i bize mübarek kıl ve bizi ramazan ayına ulaştır’ diye dua eden Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa’ya sonsuz salat ve selam olsun.” dedi.
Erbaş, Berat Gecesi’nin, akıp giden ömrün muhasebesini yapmayı, yaratılış gayesine uygun olmayan her türlü söz ve davranıştan uzak kalmayı insanlara hatırlatan önemli bir gece olduğunu ifade ederek, “Kardeşliğimize, birlik ve beraberliğimize zarar veren her türlü öfke, kin, haset ve nefretten uzak durmamız gerektiğini bize öğreten mübarek bir gecedir Berat Gecesi. Berat Gecesi, insanların hata ve kusurlarını örtenlerin Rabb’imizin sonsuz ikramlarına nail olacaklarını bildirir.” diye konuştu.
“Kim affeder ve insanlarla arayı düzeltirse, onun mükafatı Allah’a aittir.” ayetinin de aralarında bulunduğu bazı ayetleri okuyan Erbaş, şöyle devam etti:
“Peygamber efendimiz, daha çok Kadir Gecesi’nde, ‘Allah’ım sen şüphesiz affedicisin, affedersin, affetmeyi seversin, bizleri de affeyle ya Rabb’i’ diye dua ederdi ve Hazreti Ayşe validemize böyle dua etmesini tavsiye etmişti, ondan öğreniyoruz biz affetmenin ne kadar önemli olduğunu, Rabb’imizin affedici olduğunu. İşte bu mübarek günlerde müminler olarak küçücük şeylere kızıp, öfkelenip birbirimize zarar vermeyelim, birbirimizin kalplerini kırmayalım, gücendirmeyelim, mümin affedici olur. Berat Gecesi, tövbe ve istiğfar gecesidir. Tövbe, günahta ısrar etmemektir. Hata ve kusurlarımıza nedamet duyup, tevvab olan Rabb’imizin sonsuz mağfiretine sığınmaktır. Yüce Rabb’imiz, ‘Ey iman edenler. İçtenlikle ve kararlılık içinde Allah’a tövbe edin. Umulur ki Rabb’iniz kötülüklerinizi örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlerine koyar.’ buyurmaktadır. Öyleyse bu mübarek geceyi hayatımızda tertemiz sayfalar açmak için fırsat bilelim. Rabb’imizle aramızdaki en büyük engel olan haramlardan, kul ve kamu hakkından uzak duralım. Günahımızın ölçüsü ne olursa olsun, Allah’ın rahmetinden asla umudumuzu kesmeyelim. Peygamber efendimizin, ‘Rabb’imiz, kulunun tövbe etmesine, önemli bir eşyasını kaybedip sonradan o eşyayı bulan birisinin sevindiğinden daha fazla sevinir.’ hadisi şerifi aklımızdan hiçbir zaman çıkarmayalım.”
Erbaş, Berat Gecesi’nin aynı zamanda dua gecesi olduğunun altını çizerek, şu değerlendirmede bulundu:
“Dua, kulluğun ve ibadetin özüdür. Dua, hayatın zorlukları karşısında bizlere direnme gücü veren eşsiz bir nimettir. Dua, kulun halini rabbine arz etmesi, acziyetini kabul ederek onun lütuf ve inayetine sığınmasıdır. Kur’an-ı Kerim’de Rabb’imiz, ‘Bana dua edin, ben de duanızı kabul edeyim.’ diye bütün kullarını uyarmaktadır. Peygamber efendimiz ise Berat Gecesi’nde Cenabıhakk’ın kullarına şöyle nida ettiğini haber vermektedir, ‘Benden bağışlanma dileyen yok mu, onu bağışlayayım. Benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım. Belaya düçar olan yok mu, ona afiyet vereyim.’ Öyleyse bu kutlu gecede karşılığını yalnızca Allah’tan bekleyerek, rabbimize içtenlikle dua edelim aziz kardeşlerim. Anne ve babamızın, eş ve çocuklarımızın, akraba, komşu ve dostlarımızın sıhhat ve selameti için Rabb’imize niyazda bulunalım. Devletimizin bekası, milletimizin huzuru, ümmet-i Muhammed’in birlik ve beraberliği için Allah’a yalvaralım. Başta Gazze ve Doğu Türkistan olmak üzere, dünya üzerinde zalimlerin, işgalcilerin, işgalci İsrail’in zulmü altında inleyen Filistinli kardeşlerimiz başta olmak üzere nerede bir mazlum varsa, o mazlumların zalimlerin zulmünden kurtulabilmeleri için özellikle berat gecesinde, şu mübarek cuma gününde dua edelim. ‘Ya Rabb’i zalimleri zalimlere musallat eyle, onları birbirine düşür ve müminleri onların zulmünden kurtar.’ diye dua edelim.”
Ali Erbaş, hutbeyi, şu sözlerle tamamladı:
“Beratımızı alanlardan olabilmek için Kur’an ve sünnetin tarif ettiği bir mümin olmaya gayret edelim. Rabb’imizin emirlerine hakkıyla tabi olalım, yasaklarından var gücümüzle sakınalım. Her türlü kötülükten, haksızlıktan ve adaletsizlikten uzak duralım. Kırılan kalpleri onaralım, küskünlük ve dargınlıkları sonlandıralım. Üzerimizde hakkı bulunanlarla helalleşelim. Mazlum ve kimsesizlere el uzatmaya, haklı davalarında onların yanlarında olmaya, zalimlere ve bu zalimleri destekleyenlere karşı boykot vazifemizi hakkıyla yerine getirelim. Zalimlere, işgalcilere, mallarıyla, alışverişleriyle destek olanların mutlaka destekten vazgeçmeleri için gereken boykotu yapalım, yapmaya devam edelim. Bu vesileyle, Cenabıhakk’tan Berat Gecemizin aziz milletimiz, ümmet-i Muhammed ve tüm insanlık için hayırlı olmasını diliyorum. Başta Gazze ve Doğu Türkistan olmak üzere bütün mazlumların felaha ulaşmasını yüce rabbimden niyaz ediyorum.”
Erbaş, daha sonra İstanbul’da elektrik akımına kapılarak vefat eden 42 yaşındaki Murat Koç’un cenaze namazını kıldırdı, ailesine başsağlığı diledi.
]]>MUSTAFA USTA
Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Avlama Teknolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Osman Samsun, “Şu an hamsi bizi terk ettiği için, Gürcistan’a gittiği için Karadeniz’de sadece gırgır teklerinin avlayabilecekleri istavrit balığımız var. Buradaki Sinop ve Karadeniz gırgır tekneleri aralarında anlaşmışlar ve diyorlar ki, ‘Biz gece balık avcılığı yapmak istemiyoruz, güneş doğarken hep beraber denize çıkacağız, ağlarımızı saracağız, akşam güneş batarken de sahile döneceğiz.’ Sürdürülebilir balıkçılık adına kanunların yapmak istediğini balıkçılarımız kendi kalplerinden bu kararı almışlar ve uyguluyorlar. Onları akademik camia olarak tebrik ediyoruz” dedi.
Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Avlama Teknolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Osman Samsun, Sinop açıklarında balık avlamak için açılan balıkçıların aynı saatte denize açılıp aynı saatte limana dönme kararıyla ilgili açıklama yaptı. Samsun, şunları söyledi:
“SÜRDÜRÜLEBİLİR BALIKÇILIK ADINA KANUNLARIN YAPMAK İSTEDİĞİNİ BALIKÇILARIMIZ KENDİ KALPLERİNDEN BU KARARI ALMIŞLAR VE UYGULUYORLAR”
“Türk balıkçısı zor zamanların, zor mücadelelerin insanlarıdır. Hepsine birer selam göndererek bereketli bir avcılık yapmalarını dileyerek, onların bu sıkıntılı faaliyetlerini izleyenlere kısaca özetlemek isterim. Şu an hamsi bizi terk ettiği için, Gürcistan’a gittiği için Karadeniz’de sadece gırgır teklerinin avlayabilecekleri istavrit balığımız var. Eskiden bunu gece de avlayabiliyorlardı. Gırgır balıkçıları istavriti kanuni olarak gece gündüz avlayabiliyorlar. Herhangi bir yasak yok. Onları akademik camia olarak tebrik ediyoruz. Neden? Çünkü, buradaki Sinop ve Karadeniz gırgır tekneleri aralarında anlaşmışlar ve diyorlar ki, ‘Biz gece balık avcılığı yapmak istemiyoruz, güneş doğarken hep beraber denize çıkacağız, ağlarımızı saracağız, akşam güneş batarken de sahile döneceğiz.’ Sürdürülebilir balıkçılık adına kanunların yapmak istediğini balıkçılarımız kendi kalplerinden bu kararı almışlar ve uyguluyorlar. Onları bu manada tebrik ediyorum.
“BİLİMSEL OLARAK BİZ BUNU DESTEKLİYORUZ”
Bilimsel olarak bakarsak geceleyin istavrit balıkları biraz daha hava soğuduğu için suyun daha alt kısımlarında bulunuyorlar. Geceleri dinleniyorlar ve sabahları da beslenme, hareket etme, iç güdüleri gereği denizin biraz daha üst kısımlarına çıkıyorlar. Bilimsel olarak da biz bunu destekliyoruz. Sonuç olarak Türkiye’nin denizlerinde avcılık yapan Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz’de değişik balıkları avlayan gırgır avcıları Moritanya gibi Güney Afrika’da ki denizlerde kazan kazan misaliyle hem Türkiye Cumhuriyeti’nin bayrağını taşıyorlar hem orada yakaladıkları balıkları o bölgenin firmalarına işleterek hem o ülkelere, hem Türkiye’mize döviz kazandırıyorlar. Buradaki teknelerde sürdürebilir balıkçılık anlamında bu balıkçıların bu istavrit, hamsi gibi göçmen balıkların bizden sonraki nesillere devamını sağlamak için kendileri böyle bir kara almışlar. Onları bilim dünyası olarak, akademik camia olarak tebrik ediyoruz. Onlara bereketli bir avcılık diliyor, insanlarımıza da bu doğal ürünü soflarında haftada en az 1-2 defa tüketmelerini tavsiye ediyoruz. Bütün insanlarımızın ekonomik şartlar içerisindeki akaryakıt fiyatlarından etkilenmesi gibi, giderinin büyük bir kısmı akaryakıt olan balıkçılık faaliyetlerinde de bu önemli bir girdi.”
]]>Olay, 2022 yılının aralık ayında Nilüfer ilçesi Çamlıca Mahallesi’nde meydana geldi. Şükrü Karakaya, arkadaşları Cuma Toktaş (25), Gaye K. (29) ve Ayhan Aydın’ın (29) da içinde olduğu 34 BZK 339 plakalı otomobille Lefkoşe Caddesi’nde Bülent K.’nin işlettiği kulübün önüne geldi. Otomobili gece kulübünün karşısına park eden Karakaya, yanındaki tabancayla mekana kurşun yağdırdı. Bu sırada güvenlik kulübesinde oturan kulübün şoförü Murat Kayalı, kapıda bekleyen iş yeri çalışanları Mehmet Cengiz (44) ve Zülfü Eren (38), ağır yaralandı. Şüpheliler kaçarken, yaralılar hastanelere kaldırıldı. Göğsüne mermi isabet eden Kayalı, kurtarılamadı. Murat Kayalı’nın eski polis memuru olduğu ve 10 yıl önce görevinden istifa ettiği öğrenildi.
OLAY ANI KAMERADA
Gece kulübünün kurşunlanma anı, mekanın güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde; şüphelilerin otomobille önce iş yerinin önünde beklediği, ardından yolun karşı tarafına geçip, araç içinden ateş açtığı görüldü. Öte yandan güvenlik kulübesinde oturan Murat Kayalı’nın vurulma anı da görüntülerde yer aldı.
ESKİ SEVGİLİYE TEHDİT
Çalışma başlatan polis, eski çalışanlarından Gaye K.’nin, iş yeri sahibi Bülent K. ile daha önce ilişki yaşadığını, ardından da Ayhan Aydın ile birlikte olduğunu tespit etti. Bu nedenle Bülent K. ile Ayhan Aydın arasında husumet oluştuğu, Gaye K.’nin daha önce de Bülent K.’yi iş yerini kurşunlamakla tehdit ettiği belirlendi. Gaye K. ile Ayhan Aydın’ın azmettirmesiyle Cuma Toktaş ile Şükrü Karakaya’nın gece kulübüne ateş açtıkları ortaya çıktı.
4 ŞÜPHELİDEN 3’Ü TUTUKLANDI
Polis, Gaye K., Şükrü Karakaya, Cuma Toktaş ile Ayhan Aydın’ı yakalayıp, gözaltına aldı. 3 şüpheli ‘kasten öldürmek’ ve ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçlarından tutuklanırken, ‘cinayete azmettirmek’ ile suçlanan Gaye K. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Soruşturma sonrası iddianame hazırlandı. İddianamede, Şükrü Karakaya, Cuma Toktaş ve Ayhan Aydın hakkında müebbet, Gaye K. hakkında 25 yıla kadar hapis cezası istendi.
‘ÖNCE ŞAKA YAPIYOR SANDIM’
Bursa 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın duruşmasında savunma yapan Şükrü Karakaya, arkadaşının ricasını kıramadığını belirterek, Olay akşamı, Ayhan ve Cuma ile birlikte alkol aldım. Otomobille giderken Ayhan, bana gece kulübünde birileriyle tartıştığını söyleyip, ‘Senden o gece kulübüne ateş etmeni istiyorum’ dedi. Önce şaka yapıyor sandım. Alkolün de etkisiyle onu kıramayıp, gazinoya rastgele ateş ettim. Ardından Ayhan evine giderken ben de Cuma ile bir başka gazinoya eğlenmeye gittim. Burada kurşun yağdırdığım gece kulübünde 1 kişinin ölüp, 2 kişinin yaralandığını duydum. Ardından ben de eve gittim. Daha sonra da polisler gelip, beni evden aldı. Üzgünüm, pişmanım. Tahliyemi istiyorum dedi.
Ayhan Aydın ise kendisine yöneltilen suçlamaları reddedip, Şükrü Karakaya’nın kendi özel sorunları nedeniyle gazinoya giderek ateş ettiğini söyledi.
TUTUKLU SANIK TAHLİYE EDİLDİ
Cuma Toktaş da Hakim Bey, benim hiçbir şeyden haberim yok. Birlikte alkol aldık. Otomobilin arkasında uyurken silah seslerini duydum. Çok korktum. Masumum, tahliyemi istiyorum diye konuştu.
Gaye K. ise olay günü başka gazinoda çalıştığını, konuyla ilgisi olmadığını belirterek, Yaşananları daha sonra öğrendim. Beraatimi istiyorum dedi.
Savunmaların ardından mahkeme heyeti, Cuma Toktaş’ın tahliyesine karar verdi.
‘HAVAYA RASTGELE ATEŞ ETTİM’
Davada son olarak savcı, esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Savcı, Gaye K.’nin üzerine atılı suçu işlediğine dair kesin delil bulunmadığını belirtip, beraatini istedi. Şükrü Karakaya için de ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet, ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan da 15’er yıldan 30’ar yıla kadar hapis cezası istendi. Cuma Toktaş ile Aydın Ayhan’ın ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 30’ar yıl hapisle cezalandırılmaları talep edildi.
Sanıklar mütalaaya itiraz ederken, Şükrü Karakaya, Havaya rastgele ateş ettim. Yakalanınca 1 kişiyi öldürüp, 2 kişiyi yaraladığımı öğrendim. Beraatimi istiyorum dedi. Karakaya’nın avukatı Hakan Gündoğdu da müvekkilinin ‘bilinçli taksirle öldürme’ ya da ‘olası kasıtla öldürme’ suçundan yargılanması gerektiğini belirterek, Mekanın dış aydınlatmalarının tamamı kapalı. Bu haliyle mekanın o saatte açık olduğunun ve içeride birilerinin olabileceğinin müvekkilim tarafından bilinmesi mümkün değildir diye konuştu.
Mahkeme heyeti, beraat talepleri reddedip, duruşmayı erteledi. (DHA)
]]>Bu hafta; Ayak Bacak Fabrikası (Eskişehir Şehir Tiyatroları)(Konuk Oyun), Yaftalı Tabut, İki Efendinin Uşağı, Tartuffe, Ay, Carmela!, Godot Geldi, Kimse Öyle Şeyleri Konuşmuyor Artık, Oscar, Fındıkkıran, Herkes Sihirbaz Olacak, Benim Küçük Yıldızım, Rüya, Bir Gece Masalı, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bekçi ile Postacı adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: Oteller Kenti (Edip Cansever)
İBB Şehir Tiyatroları, İstanbul Şiirle Buluşuyor başlığı altında, şairler ve şiirleri üzerinden oluşturulan özel mekan ve ses evreninde yeni bir “anlatı”yı seyircisine sunuyor.
Hümay Güldağ’ın uyarlayıp yönettiği Oteller Kenti’nde müzik tasarımı Hüseyin Tuncel’e, dekor tasarımı Cihan Aşar’a, kostüm tasarımı Ahsen Nur Doğan’a, efekt tasarımı Metin Küçükyılmaz’a, ışık tasarımı Uğur Yıldız’a, görsel tasarım Yakup Altay’a ve koreografi Arda Alpkıray’a ait.
Oteller Kenti’nin oyuncuları Hüseyin Köroğlu, Hümay Güldağ ve Aslı Şahin. Piyanoda Orçun Tekelioğlu, solist olarak Berfu Aydoğan etkinliğin müzikleri için sahnede yerini alıyor. Etkinlik, 18 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
Oyun biletleri ve İstanbul Şiirle Buluşuyor etkinliğinin ücretsiz davetiyeleri gişelerden, https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.
Bu Haftanın Programı (14-18 Şubat 2024)
AYAK BACAK FABRİKASI (Eskişehir Şehir Tiyatroları)(Konuk Oyun)
İnsanlık tarihi boyunca ezenlerin, ezilenler üzerinde kurduğu otorite, baskı ve kandırmacanın değişmediğini vurgulayan oyun, bilinmeyen bir ülkede geçiyor ve aslında çok iyi bilinen bir konuyu, çarpıcı bir anlatımla ele alıyor.
Sermet Çağan’ın yazdığı, Murat Karasu’nun yönettiği oyunda Ali Eyidoğan, Hakkı Kuş, Ecren Can Serim, Korel Cezayirli, Zafer Ergül, Başak Boran Oksal, Mustafa Kılıkçı, Özlem Boyacı, Serhat Onbul, Nigar Berktin, Ceyda Çınar Onbul, Onur Birgi, Ahmet Barut, Kutan Gökkaya, Sinan Aktezcan, Emel Alnady rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
YAFTALI TABUT
Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikayesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.
Bilgesu Erenus’un yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
İKİ EFENDİNİN UŞAĞI
Pantolone, kızı Dottore’yi oğlu Slvio ile evlendirmeye karar vermiştir ve evinde bir tören düzenler. Gençler birbirlerine aşıktır ancak daha önce Pantolone’nin kızını evlendirme sözünü verdiği ve öldüğünü sandıkları Federico Rasponi’nin bu törene gelmesiyle işler karışır.
Sözlü gelenekten beslenen İtalyan Halk Tiyatrosu Commedia Dell Arte’nin seçkin örneklerinden biri olan ve uşak Truffaldino’nun kurnaz hazırcevaplığı ile ilerleyen oyun izleyicilerine keyifli bir seyir sunuyor. Carlo Goldoni’nin yazdığı Aslı Öngören’in yönettiği oyunda Çağlar Ozan Aksu, Dolunay Pircioğlu, Eraslan Sağlam, Hamit Erentürk, Mert Tanık, Murat Bavli, Müslüm Tamer, Seda Çavdar, Volkan Öztürk, Yeliz Gerçek, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
TARTUFFE
Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz.
Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.
Molière’in yazdığı, Orhan Veli Kanık’ın çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
AY, CARMELA!
İspanya’da Milliyetçiler ve Cumhuriyetçiler arasında geçen iç savaş dönemini anlatan oyunda, iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino, Franco önderliğindeki Milliyetçiler tarafından rehin alınır.
Belçite şehrinin işgalini kutlayan Milliyetçiler tarafından istemedikleri bir gösteriye zorlanırlar. Bu zorlamanın sonucunda içinde bulundukları savaşı, “gösteri yapılmalı mı, yapılmamalı mı?” sorusuyla sanatı ve sanatçıyı sorgulamaları, işleri gereği güldürmeyi, eğlendirmeyi hedefleyen bu iki oyuncunun isyanları, gelgitleri, kayıpları anlatılır. Jose Sanchis Sinisterra’nın yazdığı, Yalçın Baykul’un çevirdiği, Naşit Özcan’ın yönettiği oyunda, Ada Alize Ertem, Çağatay Palabıyık, Erkan Akkoyunlu rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
GODOT GELDİ
“Godot Geldi”, İrlandalı yazar Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” adlı yapıtının ardından ve ona bir “gönderme” olarak, Karadağlı yazar Miodrag Bulatovic’in kaleme aldığı bir oyundur… “Olay” bir bataklıkta geçer. Becket’in oyununda; Godot beklenilir… Bulatovic’in oyununda ise, bir fırıncı olarak Godot gelir…
Beckett, yapıtında kavramlardan yola çıkarak evrensel bir resital sunarken, Bulatovic, aynı tematik yapıyı işlemiş olsa da, rol kişilerinin ve kısmen de olsa mekanın yapısını değişime uğratarak, daha çok “simge”lere yönelmiştir…
Beckett’te de, Bulatovic’te de bekleyenler açısından önemli olan, aslında beklenen kişinin kim olduğu değil, bekleyişin kendisidir… İşte bu durumda; kim olduğu tam olarak bilinmeyen bir “gelen”in, kesinlikle tanımlanmış bir “giden”e dönüşmesinin öyküsüdür diyebiliriz “Godot Geldi” için…
Miodrag Bulatovic’in yazdığı, Sevgi Soysal’ın çevirdiği, Ragıp Yavuz’un yönettiği oyunda Ali Mert Yavuzcan, Can Başak, Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Meriç Benlioğlu, Murat Coşkuner rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
KİMSE ÖYLE ŞEYLERİ KONUŞMUYOR ARTIK
Oyun, 12 Eylül darbesi dönemini en acı şekilde yaşayıp parçalanan bir ailenin bugüne uzanan hikayesini konu alıyor. Leyla, ailesinin geçmişiyle yüzleşiyor ve onların hikayesini anlatabilmek için hayatını değiştirmeyi göze alıyor.
Şirin Gürbüz’ün yazdığı Emre Koyuncuoğlu’nun yönettiği oyunda Caner Bilginer, Radife Baltaoğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Ebru Üstüntaş, Hazal Uprak, Can Alibeyoğlu, Kamer Karabektaş rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
OSCAR
Christian Jacqueline’e aşıktır, Colette ise Oscar’a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard’dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard’a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.
Claude Magnier’in yazdığı, Asude Zeybekoğlu’nun çevirdiği, Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Abdullah Topal, Aslı Aybars, Asrın Gurur Kuyucak, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Damla Cangül Yiğit, Aslı Şahin, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz rol alıyor. Oyun, 17 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
Çocuk Oyunları
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada,
sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir.
Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>BURSA’da arkadaş ricası üzerine gece kulübüne tabanca ile ateş edip, eski polis Murat Kayalı’nın (50) ölümüne, 2 kişinin de yaralanmasına neden olan Şükrü Karakaya (26) için müebbet ile 30 yıla kadar hapis cezası istendi. Savcının mütalaasına itiraz eden tutuklu sanık Karakaya, “Havaya rastgele ateş ettim. Yakalanınca 1 kişiyi öldürüp, 2 kişiyi yaraladığımı öğrendim. Beraatimi istiyorum” dedi.
Olay, 2022 yılının aralık ayında Nilüfer ilçesi Çamlıca Mahallesi’nde meydana geldi. Şükrü Karakaya, arkadaşları Cuma Toktaş (25), Gaye K. (29) ve Ayhan Aydın’ın (29) da içinde olduğu 34 BZK 339 plakalı otomobille Lefkoşe Caddesi’nde Bülent K.’nin işlettiği kulübün önüne geldi. Otomobili gece kulübünün karşısına park eden Karakaya, yanındaki tabancayla mekana kurşun yağdırdı. Bu sırada güvenlik kulübesinde oturan kulübün şoförü Murat Kayalı, kapıda bekleyen iş yeri çalışanları Mehmet Cengiz (44) ve Zülfü Eren (38), ağır yaralandı. Şüpheliler kaçarken, yaralılar hastanelere kaldırıldı. Göğsüne mermi isabet eden Kayalı, kurtarılamadı. Murat Kayalı’nın eski polis memuru olduğu ve 10 yıl önce görevinden istifa ettiği öğrenildi.
OLAY ANI KAMERADA
Gece kulübünün kurşunlanma anı, mekanın güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde; şüphelilerin otomobille önce iş yerinin önünde beklediği, ardından yolun karşı tarafına geçip, araç içinden ateş açtığı görüldü. Öte yandan güvenlik kulübesinde oturan Murat Kayalı’nın vurulma anı da görüntülerde yer aldı.
ESKİ SEVGİLİYE TEHDİT
Çalışma başlatan polis, eski çalışanlarından Gaye K.’nin, iş yeri sahibi Bülent K. ile daha önce ilişki yaşadığını, ardından da Ayhan Aydın ile birlikte olduğunu tespit etti. Bu nedenle Bülent K. ile Ayhan Aydın arasında husumet oluştuğu, Gaye K.’nin daha önce de Bülent K.’yi iş yerini kurşunlamakla tehdit ettiği belirlendi. Gaye K. ile Ayhan Aydın’ın azmettirmesiyle Cuma Toktaş ile Şükrü Karakaya’nın gece kulübüne ateş açtıkları ortaya çıktı.
4 ŞÜPHELİDEN 3’Ü TUTUKLANDI
Polis, Gaye K., Şükrü Karakaya, Cuma Toktaş ile Ayhan Aydın’ı yakalayıp, gözaltına aldı. 3 şüpheli ‘kasten öldürmek’ ve ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçlarından tutuklanırken, ‘cinayete azmettirmek’ ile suçlanan Gaye K. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Soruşturma sonrası iddianame hazırlandı. İddianamede, Şükrü Karakaya, Cuma Toktaş ve Ayhan Aydın hakkında müebbet, Gaye K. hakkında 25 yıla kadar hapis cezası istendi.
‘ÖNCE ŞAKA YAPIYOR SANDIM’
Bursa 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın duruşmasında savunma yapan Şükrü Karakaya, arkadaşının ricasını kıramadığını belirterek, “Olay akşamı, Ayhan ve Cuma ile birlikte alkol aldım. Otomobille giderken Ayhan, bana gece kulübünde birileriyle tartıştığını söyleyip, ‘Senden o gece kulübüne ateş etmeni istiyorum’ dedi. Önce şaka yapıyor sandım. Alkolün de etkisiyle onu kıramayıp, gazinoya rastgele ateş ettim. Ardından Ayhan evine giderken ben de Cuma ile bir başka gazinoya eğlenmeye gittim. Burada kurşun yağdırdığım gece kulübünde 1 kişinin ölüp, 2 kişinin yaralandığını duydum. Ardından ben de eve gittim. Daha sonra da polisler gelip, beni evden aldı. Üzgünüm, pişmanım. Tahliyemi istiyorum” dedi.
Ayhan Aydın ise kendisine yöneltilen suçlamaları reddedip, Şükrü Karakaya’nın kendi özel sorunları nedeniyle gazinoya giderek ateş ettiğini söyledi.
TUTUKLU SANIK TAHLİYE EDİLDİ
Cuma Toktaş da “Hakim Bey, benim hiçbir şeyden haberim yok. Birlikte alkol aldık. Otomobilin arkasında uyurken silah seslerini duydum. Çok korktum. Masumum, tahliyemi istiyorum” diye konuştu.
Gaye K. ise olay günü başka gazinoda çalıştığını, konuyla ilgisi olmadığını belirterek, “Yaşananları daha sonra öğrendim. Beraatimi istiyorum” dedi.
Savunmaların ardından mahkeme heyeti, Cuma Toktaş’ın tahliyesine karar verdi.
‘HAVAYA RASTGELE ATEŞ ETTİM’
Davada son olarak savcı, esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Savcı, Gaye K.’nin üzerine atılı suçu işlediğine dair kesin delil bulunmadığını belirtip, beraatini istedi. Şükrü Karakaya için de ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet, ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan da 15’er yıldan 30’ar yıla kadar hapis cezası istendi. Cuma Toktaş ile Aydın Ayhan’ın ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 30’ar yıl hapisle cezalandırılmaları talep edildi.
?Sanıklar mütalaaya itiraz ederken, Şükrü Karakaya, “Havaya rastgele ateş ettim. Yakalanınca 1 kişiyi öldürüp, 2 kişiyi yaraladığımı öğrendim. Beraatimi istiyorum” dedi. Karakaya’nın avukatı Hakan Gündoğdu da müvekkilinin ‘bilinçli taksirle öldürme’ ya da ‘olası kasıtla öldürme’ suçundan yargılanması gerektiğini belirterek, “Mekanın dış aydınlatmalarının tamamı kapalı. Bu haliyle mekanın o saatte açık olduğunun ve içeride birilerinin olabileceğinin müvekkilim tarafından bilinmesi mümkün değildir” diye konuştu.
Mahkeme heyeti, beraat talepleri reddedip, duruşmayı erteledi.
]]>Hatay Defne’de yaşayan 38 yaşındaki Sabahattin Yılmaz, Türkiye’yi yasa boğan deprem felaketinde evini ve ekmek teknesi fırınını kaybetti. Ailesini de alarak İstanbul’a gelen Yılmaz, Çekmeköy’de 3 kızı ve eşiyle kendisine yeni bir hayat kurdu.
Yılmaz, AA muhabirine, 6 Şubat’taki depremde ağır hasar alan evinin bulunduğu 3 katlı apartmanın 20 Şubat’taki 6,9 büyüklüğündeki artçı sarsıntıda yıkıldığını anlattı.
O gecenin bir korku filmi gibi olduğunu, yağmurun çok şiddetli yağdığını ifade eden Yılmaz, depremi hisseden eşinin çığlığıyla uyandıklarını ancak girişteki dolap kapının önüne yıkıldığı için dışarı çıkamadıklarını, aynı binada yaşayan anne ve babasının yardımıyla ikinci katın balkonundan kendi dairelerinin balkonuna uzatılan merdivenle aşağı indiklerini anlattı.
Yılmaz, sokaktaki manzaranın ise dehşet verici olduğunu dile getirerek, “Tek kelimeyle bütün şehir çığlık atıyordu. Herkes korkuyla bir sağa bir sola kaçıyordu. Etraf kapkaranlıktı ve hava çok soğuktu.” dedi.
İstanbul’da fırında çalışmaya başladı
Evini, eşyalarını ve işini kaybetse de ailesinden herkesin hayatta kalmasının en büyük mutluluğu olduğunu vurgulayan Yılmaz, çocukları ve eşiyle el ele vererek, kaybedilen her şeyi telafi edebileceklerine inandığını söyledi.
İstanbul’a geldiğinde bir fırında çalışmaya başladığını belirten Yılmaz, şunları kaydetti:
“Ben gece fırında çalışıyorum, eşim de gündüz bir hastanede temizlik elemanı olarak görev yapıyor. 3 çocuğumuzla yeniden bir hayat kurmaya gayret ediyoruz. En büyük hayalimiz tekrar Hatay’a dönmek. Bu dünyada her şey bir anda yok olabiliyor, bunu yaşayarak gördük. O yüzden kalp kırmaya gerek yok, herkes birbirine destek olsun ve sevsin. Evlendim, ailem için çalıştım, mükemmel bir hayatımız vardı. Bir gecede yıllardır yapmaya uğraştığımız emeklerimiz gitti. Allah bir daha milletimize bu acıları yaşatmasın.”
Sabahattin Yılmaz’ın eşi Zehra Yılmaz da 6 Şubat gecesini hayatları boyunca unutamayacaklarını belirterek, şöyle konuştu:
“İlk hissettiğimde daha önce yaşadığımız öncü depremlerden biridir diye düşündüm ancak şiddeti o kadar yüksekti, işin ciddiyetini anladım. Çocukların yanına koştuk. Küçük kızımı kucağıma aldım, eşim de diğer iki kızımın elinden tuttu kapıya yöneldik. Ancak kapının önüne devrilen dolap çıkmamızı engelledi. Kızlarım, ‘Anne gel şu üçgenin altına gidelim, şu dolabın altına sığınalım, öğretmenimiz bize böyle öğretti’ diye bağrışıyordu. Kendimize uygun bir yer bulup, depremin bitmesini bekledik.”
Olayın vahametini ancak hava aydınlandığında anladıklarını ifade eden Yılmaz, bütün şehrin yerle bir olduğunu görünce üzüntülerinin daha da arttığını söyledi.
“3 yaşındaki kızımı verecek kreş bulamadık”
Zehra Yılmaz, o gecenin korkusunu hem kendisinin hem de çocuklarının hala atlatamadığını vurgulayarak, çocuklarının ne zaman bir gürültü olsa ya da şiddetli yağmur yağsa yine deprem olacak diye endişelendiklerini belirtti.
İstanbul’da olası Marmara depreminden de korktuğunu, ilk geldiğinde her an deprem olacak endişesiyle yaşadığını anlatan Yılmaz, “İstanbul’da 3 çocuğumla birlikte bir hayat kursak da aklım Hatay’a dönmekte. Toprağımı ve yakınlarımı çok özledim. Eşim ve ben çalıştığımız için 3 yaşındaki kızıma da bakmakta zorlanıyoruz. Kızımı verecek bir kreş bulamadık. Büyük kızım 13 yaşında, dershaneye gitmesi lazım, dershane ücretini ödemekte de zorlanıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bu zamana kadar depremzedelere yapılan yardımlardan dolayı hayırseverlere teşekkür eden Yılmaz, Türkiye’nin büyük bir dayanışma örneği sergilediğini vurguladı.
Yuvalarına dönmeyi bekliyorlar
Yılmaz ailesinin büyük kızı 13 yaşındaki Büşra Yılmaz ise 6 Şubat gecesinin hiçbir zaman hafızasından silinmeyeceğini belirterek, tek tesellisinin ailesinden ve arkadaşlarından kimseyi kaybetmemek olduğunu anlattı.
Ailenin ortanca kızı 9 yaşındaki Zeyna Yılmaz ise İstanbul’u sevse de memleketini, arkadaşları ve akrabalarını özlediğini ifade ederek, Hatay’ın yeniden inşa edilmesini ve yuvalarına dönmeyi sabırsızlıkla beklediklerini söyledi.
]]>Sapanca Belediye Başkanı Özcan Özen, mesajında, mübarek üç ayların başlangıcı olan Regaip Kandili’nin tüm İslam alemine sağlık, birlik, beraberlik, sevgi, barış ve kardeşlik getirmesini temenni etti.
Barış ve huzurun sağlanabilmesi için bugünlerin en iyi şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Özen, “Üç aylardan recep ayının ilk kandil gecesi olan Regaip Kandili de mübarek günlerden biridir. Üç aylar, dini duyguların yoğunluk kazandığı merhamet, şefkat, yardımlaşma ve dayanışma hislerinin doruk noktaya ulaştığı, hayır ve iyiliklerin arttığı günlerdir. İnsanımızın anlam ve gönül dünyasına ışık tutan Regaip Kandili de tıpkı diğer kandil geceleri gibi toplumumuz için vazgeçilmez manevi öneme sahiptir.” ifadelerini kullandı.
Özen, bütün İslam aleminin Regaip Kandili’ni tebrik etti.
“Regaip Kandili, insanoğlu için manevi fırsattır”
Serdivan Belediye Başkanı Yusuf Alemdar da mübarek üç ayların başlangıcı olan Regaip Kandili’nin tüm İslam alemine birlik, beraberlik, sevgi, barış ve kardeşliğe vesile olmasını diledi.
Regaip Kandili’nin insanları birbirine yaklaştıran, komşuluk, akrabalık, kardeşlik ve dayanışma duygularını artıran, insanoğlunun gönül dünyasının da aydınlanmasına vesile olan mübarek bir gece olduğuna işaret eden Alemdar, şunları kaydetti:
“Üç ayların da başlangıcı olan Regaip Kandili, insanoğlu için manevi fırsattır. Rahmet ve merhamet kapılarının ardına kadar açıldığı, günahların bağışlanması için el açıp dua edildiği bu müstesna geceyi bir kez daha hep birlikte eda etmenin mutluluğunu yaşayacağız. Birliğe, beraberliğe, kardeşliğe ve dayanışmaya daha çok ihtiyaç duyduğumuz bu mübarek günlerde insani ve ahlaki meziyetlerin de yaygınlaşmasına çaba göstermeli, yaptığımız hatalardan dönmeyi bilerek bir an önce tövbe etmeliyiz.
Bu düşüncelerle tüm hemşehrilerimizin mübarek kandilini kutlar, bu kutlu gecenin insanlığa ve tüm İslam alemine huzur, barış ve hayırlara vesile olmasını temenni ederim.”
“Mübarek gün ve geceler, yeni başlangıç yapmak için önemli fırsat”
Ferizli Belediye Başkanı İsmail Gündoğdu üç ayların merhamet, şefkat, yardımlaşma ve dayanışma duygularının zirveye ulaştığı, hayır ve iyiliklerin arttığı manevi mevsim olduğunu belirtti.
Müslümanların en büyük arzusunun Allah’ın rızasını kazanmak ve rahmetine ulaşmak olduğunu vurgulayan Gündoğdu, üç ayların, bu arzuyu gerçekleştirmek için önemli fırsat olduğunu kaydetti.
Başkan Gündoğdu, mesajında şu ifadelere yer verdi:
“Üç aylar, birbiri ardına açılan rahmet ve mağfiret kapıları olan recep, şaban ve ramazan ayını içinde barındıran, Regaip Kandili ile başlayan, Miraç ve Berat ile devam eden, bin aydan daha hayırlı Kadir Gecesi’yle zirveye ulaşan, Ramazan Bayramı’yla da maddi ve manevi alanda bayrama dönüşen manevi yükseliş, bağışlanma ve fırsat aylarıdır. Mübarek gün ve geceler, yaratılış gayemizi, kendimize, Rabbimize, çevremize ve bütün mahlukata karşı sorumluluklarımızı muhasebe etmek ve daha güzel hayat adına yeni başlangıç yapmak için önemli fırsatlardır.
Bu duygu ve düşüncelerle değerli hemşehrilerimizin, aziz milletimizin ve tüm Alem-i İslam’ın Regaip Gecesi’ni tebrik ediyorum. İdrak ettiğimiz mübarek gün ve gecelerin başta aziz milletimiz olmak üzere Müslümanların birlik ve beraberliğine, insanlığın barış, huzur ve hidayetine vesile olmasını temenni ediyorum.”
]]>