Gazeteciler – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Wed, 24 Jul 2024 23:36:07 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Denizli Sanayi Odası, Basın Buluşması Düzenledi https://www.haber60.com.tr/denizli-sanayi-odasi-basin-bulusmasi-duzenledi/ https://www.haber60.com.tr/denizli-sanayi-odasi-basin-bulusmasi-duzenledi/#respond Wed, 24 Jul 2024 23:36:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42050 Denizli Sanayi Odası (DSO) Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu ve Yönetim Kurulu üyeleri, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı nedeniyle, odada düzenlenen basın buluşmasında kentte görev yapan ulusal ve yerel medya temsilcileriyle bir araya geldi.

DSO Müjdat Keçeci Meclis Salonunda gerçekleştirilen medya buluşmasına; DSO Başkanı Selim Kasapoğlu, DSO Yönetim Kurulu Üyeleri Mehmet Sarı, Ali Fuat Özel, Orçun Alptekin, DSO Genel Sekreteri Dr. Sezgi Akbaş, Denizli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Osman Nuri Boyacı ve Yönetimi ile kentte görev yapan yerel ve ulusal medya temsilcileri katılım sağladı.

Basın mensuplarına teşekkürlerini sunan Başkan Selim Kasapoğlu, “116 yıldır basın hürriyeti içinde görevlerini yerine getiren ulusal ve yerel basınımızın temsilcileri, kamuoyu oluşumunda büyük bir güce sahiptir. Gerek ülkemizin gerekse Denizli’mizin her alanda hedeflenen başarıya ulaşmasında ve bu başarının ülkemiz ve ilimiz ekonomisine olumlu yönde yansımasına, basın mensuplarının gösterdikleri duyarlılık ve bu konuda yaptıkları başarılı çalışmalar büyük katkı sağlamaktadır.” ifadelerine yer verdi.

Kasapoğlu, “Eleştiriyi doğru yapabilmek, takdiri doğru yapabilmek, doğru yapılan işleri alkışlayabilmek, yanlış olan işler hakkında da eleştiride bulunabilmek çok önemli. Bu noktada siz basın mensuplarımızın ve biz kurumların üzerinde büyük bir yük olduğunu düşünüyorum. Söyleyeceklerimiz, anlatacaklarımız, eleştirilerimiz ve tavsiyelerimiz vicdani olmalı. Toplumun ve şehrin geleceğine önderlik edecek şekilde yapılmalı. Basın, halkın haber alma ve bilgi edinme hakkının teminatıdır. Doğru habercilik anlayışı ile toplumun bilinçlenmesine, gelişmesine katkıda bulunan gazetecilerimiz, zor koşullarda bile görevlerini yerine getirerek, kamuoyunun sesi olmaya devam ediyor. Doğru bilginin ve doğru haberin kaynağı basınımızdır. Ortak paydamız şehrimiz diyerek özveriyle şehrimiz için çalışan tüm gazetecilerimizin ve basın mensuplarımızın bu özel gününü kutluyorum.” dedi.

“Basin kuruluşları hayatta kalma mücadelesi veriyor”

24 Temmuz 1908 tarihinde sansürün kaldırılmasıyla her yıl bugünün Basın Bayramı olarak kutlandığına dikkat çeken Denizli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Osman Nuri Boyacı, “Türk basınında sansür gazetecilerin gerçekleştirdiği onurlu direniş sonucu kaldırılmıştır. Basın özgürlüğü önündeki engeller kalkmadıkça biz gazeteciler 24 Temmuz’u bayram olarak değil dayanışma günü olarak kutluyoruz.” diye konuştu.

Denizli ve Türkiye genelindeki ekonomik darboğazın, özellikle yerel medyayı olumsuz etkilediğini söyleyen Boyacı, pandemi sonrası ekonomik tedbirlerin ve kısıtlamaların yerel gazeteleri yok olma noktasına getirdiğini söyledi. Boyacı, “Geleneksel medya kuruluşları halkın haber alma hakkını kullanabilmesi için sundukları haberlerde birçok yasal mevzuata uygun hareket etmek, halka doğrulanmış bilgi vermek, halk arasında panik ve korkuya neden olmamak, yerel ve ulusal hassasiyetleri gözetme sorumluluğu ile hareket ederler. Halkın doğru habere ulaşması ancak gerçek gazetecilerle mümkündür” dedi.

Konuşmaların ardından kentte görev yapan ulusal ve yerel medya temsilcileri, gündem ile ilgili sorularını yöneltti. Toplantının sonunda, Denizli Sanayi Odası tarafından hazırlanan “Sanayinin Kadim Şehri Denizli” adlı tanıtım filmi toplantıya katılım sağlayan basın mensuplarıyla birlikte izlendi. Başkan Selim Kasapoğlu, günün anısına Cemiyet Başkanı Boyacı’ya Çeşm-i Bülbül ve Sanayinin Kadim Şehri Denizli Kitabını hediye etti. – DENİZLİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/denizli-sanayi-odasi-basin-bulusmasi-duzenledi/feed/ 0
TGS, MHP’nin gazetecilere yönelik hedef göstermesine tepki gösterdi https://www.haber60.com.tr/tgs-mhpnin-gazetecilere-yonelik-hedef-gostermesine-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/tgs-mhpnin-gazetecilere-yonelik-hedef-gostermesine-tepki-gosterdi/#respond Tue, 23 Jul 2024 23:09:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41720 (ANKARA) – Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), 24 Temmuz Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü nedeniyle yaptığı açıklamada; MHP’nin aralarında sendika üyelerinin de bulunduğu 63 gazeteciyi hedef göstermesine tepki gösterdi. Açıklamada, “Tehditler ve hedef göstermeler endişe verici boyutlara ulaşıyor. Halkın haber alma hakkı ve kamu yararı için çalışan gazetecilerin 116 yıllık mücadelesi bugün de sürüyor. Bugünün sansür memurlarını ancak dayanışma ile medyadan gönderebileceğimizi unutmayalım” denildi.

TGS, 24 Temmuz Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü nedeniyle yazılı açıklama yaptı. TGS, yaptığı açıklamada; MHP’nin Sinan Ateş Davası’na sunduğu dilekçede aralarında gazeteci, siyasetçi ve akademisyenlerin de bulunduğu 154 kişinin hedef gösterilmesine de değindi.

TGS, aralarında sendika üyelerinin de olduğu 63 gazetecinin hedef gösterilmesine tepki göstererek bugünün sansür memurlarının da dayanışma ile yenilebileceğini belirtti.

TGS’nin açıklaması şöyle:

“Bundan 116 yıl önce, bu ülkede yayımlanan tüm gazeteler önce sansür memurlarının okumasından geçer ve ancak onlar tarafından uygun bulunursa basıma gönderilirdi. Sansür, 2. Abdülhamid’in İstibdat Döneminin alameti farikalarından biriydi. Meşrutiyetin ilan edildiği 24 Temmuz 1908 günü, gazeteciler sansür memurlarını kapıdan sokmayarak gazeteleri doğrudan baskıya gönderdiler. O günden sonra da sansür memurları bir daha gazeteleri denetleyemedi. Bu o kadar önemli bir gündü ki, 24 Temmuz 63 yıl boyunca basın bayramı olarak kutlandı. Bu arada Osmanlı gitti, Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. 12 Mart 1971 Muhtırası sonrası yaşananlar İstibdat Dönemi’ni hatırlattığı için o tarihten sonra 24 Temmuz ‘Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü’ olarak anılmaya başlandı.

“Belki artık sansür memurları yok ama Basın İlan Kurumu, RTÜK, İletişim Başkanlığı var”

O günden bu yana da 53 yıl geçti. Ama Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskılar hiç bitmedi. Belki artık sansür memurları yok ama Basın İlan Kurumu, RTÜK, İletişim Başkanlığı var. 2024 yılındayız ve hemen her gün gazeteciler mahkeme salonlarında haberlerini savunmak zorunda bırakılıyor. Şu anda 13 meslektaşımız gazetecilik faaliyetleri nedeniyle Türkiye’nin çeşitli cezaevlerinde tutuklu bulunuyor. Tam 24 Temmuz öncesi basın özgürlüğüne yönelik yeni bir saldırı, iktidar ortağı MHP’den geldi. Ülkü Ocakları Başkan Yardımcısının, Sinan Ateş cinayeti davasını takip eden gazetecilere yönelik tehditlerinin ve hedef göstermesinin ardından, dün de parti merkezinin bir grup gazeteci ve siyasetçi hakkında şikayette bulunduğu ortaya çıktı.

“MHP, aralarında sendika üyelerimizin de bulunduğu 63 gazetecinin ismini vererek mahkemeye çağrılmalarını istedi”

Sinan Ateş davasına ‘suçtan zarar gören’ olarak katılma talebinde bulunan MHP, başvuru dilekçesinde aralarında sendika üyelerimizin de bulunduğu 63 gazetecinin ismini vererek mahkemeye çağrılmalarını istedi. Dilekçede ‘Bölücü, liberal, marksist, FETÖ’cü yapıların elemanları, sistematik ve istikrarlı bir şekilde, küresel çeşitli güçlerle ittifak içinde ve siyasi meşreplerine de uygun paylaşım, haber ve yazılarla MHP’ye iftira etmektedir’ deniyor, gazeteciler yine hedef gösteriliyor.

“Bugünün sansür memurlarını ancak dayanışma ile medyadan gönderebileceğimizi unutmayalım”

Gazetecilere yönelik saldırıların cezasız bırakılması, saldırı çıtasını her geçen gün bir basamak yukarı taşıyor. Tehditler ve hedef göstermeler endişe verici boyutlara ulaşıyor. Halkın haber alma hakkı ve kamu yararı için çalışan gazetecilerin 116 yıllık mücadelesi bugün de sürüyor. Bugünün sansür memurlarını ancak dayanışma ile medyadan gönderebileceğimizi unutmayalım.”

]]> https://www.haber60.com.tr/tgs-mhpnin-gazetecilere-yonelik-hedef-gostermesine-tepki-gosterdi/feed/ 0 Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, MHP’nin gazetecileri hedef göstermesine tepki gösterdi https://www.haber60.com.tr/turkiye-gazeteciler-cemiyeti-mhpnin-gazetecileri-hedef-gostermesine-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-gazeteciler-cemiyeti-mhpnin-gazetecileri-hedef-gostermesine-tepki-gosterdi/#respond Tue, 23 Jul 2024 23:06:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41717 (İSTANBUL) – Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, MHP’nin gazetecileri hedef göstermesiyle ilgili açıklama yaptı. Açıklamada “Bugüne kadar gazetecileri tehdit ederek, hedef göstererek, yaralayarak ve öldürerek kimse bir yere varamamıştır. Gerçekler saklanamamıştır. Cinayetleri işleyenler gazeteciler değildir. Meslektaşlarımızın başına gelecek her türlü olumsuzlukta hedef gösterenleri, olaylarda adı geçenleri sorumlu tutacağımızı kamuoyunun bilgisine sunarız. İktidara ve muhalefete basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünün korunması için sağduyu çağrısında bulunuyoruz” denildi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, MHP’nin gazetecileri hedef göstermesiyle ilgili açıklama yaptı.

Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“TGC Basın Müzesi’nde Öldürülen Gazeteciler Galerisi’nde Türkiye’de siyasetçiler tarafından hedef gösterildikleri için öldürülmüş 67 gazetecinin adı ve fotoğrafı bulunmaktadır. Tetikçileri ortaya çıkarılsa bile tetiği çektiren karanlık ellerin bulunamadığı ülkemizde gazeteciler her gün hedef gösterilmekte, saldırıya uğramakta ve saldırganlar cezasızlıkla ödüllendirilmektedir.

Son olarak Sinan Ateş Ateş Cinayet Davası’nın dosyası üzerinden gazeteciler yine hedef gösterilmiştir. İktidar ortağı MHP, Sinan Ateş cinayetine ilişkin haber yapan gazeteci, değerlendirmede bulunan  siyasetçi, akademisyen ve hukukçuların yer aldığı 154 kişiden şikayetçi olmuştur. Dava dilekçesinde yer alan 63 gazeteci MHP sözcüleri tarafından etki ajanlığı ile suçlanmakta ‘yakın takipteyiz’ diyerek açıkça tehdit edilmekte, fişlenmektedir.

Listede TGC Başkan Vekilimiz Doğan Şentürk, Denetim Kurulu üyemiz Hilmi Hacaloğlu, üyelerimiz Emre Kongar, İsmail Saymaz, Hakan Çelenk, Merdan Yanardağ, Miyase İlknur, Murat Ağırel, Yalçın Doğan, Murat Yetkin, Namık Koçak, Orhan Bursalı, Murat Muratoğlu, Mustafa Balbay, Çiğdem Toker, Deniz Zeyrek, Fatih Polat, Atakan Sönmez, Orhan Uğuroğlu, Nurcan Gökdemir, Taha Akyol ve Uğur Dündar yer almaktadır. Listede ayrıca  meslektaşlarımız; Akif Beki, Ali Kemal Erdem, Altan Sancar, Asuman Aranca, Ayşen Şahin, Bahadır Özgür, Barış Pehlivan, Caner Taşpınar, Dinçer Gökçe, Nedim Türkmen, Elfin Tataroğlu, Elif Doğan Şentürk, Ersin Eroğlu, Fatih Ergin, Fırat Fıstık, Fikret Bila, Hüsnü Mahalli, İbrahim Kahveci, İnanç Uysal, İslam Özkan, Kemal Göktaş, Masum Gök, Mehmet Bal, Mehmet Tezkan, Murat Karan, Nevşin Mengü, Nevzat Çiçek, Özlem Akarsu Çelik, Sertaç Eş, Seyhan Avşar, Timur Soykan, Yaşar Aydın, Yavuz Oğhan, Yavuz Selim Demirağ, Yıldız Yazıcıoğlu, Zübeyde Sarı, Mustafa Kurdaş, Hilal Köylü, Umut Taştan, Alican Uludağ, Özlem Gürses bulunmaktadır.

“Cinayatleri işleyenler gazeteci değildir”

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu olarak uyarmaya devam ediyoruz. Bugüne kadar gazetecileri tehdit ederek, hedef göstererek,  yaralayarak ve öldürerek kimse bir yere varamamıştır. Gerçekler saklanamamıştır. Cinayetleri işleyenler gazeteciler değildir.

“Gazeteci halka ve gerçeğe karşı sorumludur”

Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ne göre; Gazeteci; basın özgürlüğünü, halkın doğru haber alma, bilgi edinme hakkı adına dürüstçe kullanır. Her türlü sansür ve otosansürle mücadele eder. Gazeteci, önce halka ve gerçeğe karşı sorumludur. Gazeteci; tüm bilgi kaynaklarına serbestçe ulaşma ve kamu yaşamını belirleyen, halkı ilgilendiren tüm olayları izleme, araştırma hakkına sahiptir. Gazeteci; bilgiyi yok edemez, görmezlikten gelemez, metinleri ve belgeleri değiştiremez”

“Basın özgürlüğü demokratik basın özgürlüğü demokratik toplumun temelidir”

Basın ve ifade özgürlüğünün önemine vurgu yapılan açıklama şöyle devam etti:

“AİHM ve AYM kararlarında ifade edildiği gibi basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü demokratik  toplumun temelidir. Sadece lehte olduğu kabul edilen  haber ve düşünceler için değil, devletin veya nüfusun bir bölümünün aleyhinde olan, onlara çarpıcı gelen, onları rahatsız eden haber ve düşünceler için de uygulanır. Bunlar, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleridir.

“Gazetecilik suç değildir”

Gazeteciler, kamu yararının bulunduğu tüm alanlarda olduğu gibi, mahkemelerin önüne gelmiş sorunlarla ilgili haber ve düşünceleri vermekle yükümlüdür. Bu bir görevdir. Anayasamızda Basın Kanunu da bunu söylemektedir. Üyelerimiz ve meslektaşlarımıza yönelik her türlü şiddet eyleminin sorumluları bellidir. Meslektaşlarımızın başına gelecek her türlü olumsuzlukta hedef gösterenleri, olaylarda adı geçenleri sorumlu tutacağımızı kamuoyunun bilgisine sunarız. İktidara ve muhalefete basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünün korunması için sağduyu çağrısında bulunuyoruz. #Gazetecilik suç değildir”

]]> https://www.haber60.com.tr/turkiye-gazeteciler-cemiyeti-mhpnin-gazetecileri-hedef-gostermesine-tepki-gosterdi/feed/ 0 Denizli Ticaret Odası Başkanı Uğur Erdoğan, Gazeteciler ve Basın Bayramı’nı kutladı https://www.haber60.com.tr/denizli-ticaret-odasi-baskani-ugur-erdogan-gazeteciler-ve-basin-bayramini-kutladi/ https://www.haber60.com.tr/denizli-ticaret-odasi-baskani-ugur-erdogan-gazeteciler-ve-basin-bayramini-kutladi/#respond Tue, 23 Jul 2024 21:00:24 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41600 Denizli Ticaret Odası (DTO) Başkanı Uğur Erdoğan, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı dolayısıyla yazılı bir basın açıklaması yaptı. Gazetecilerin halkın gözü, kulağı ve sesi olduğunu vurgulayan Başkan Erdoğan Türk basınında sansürün kaldırılmasının 116’ncı yıl dönümünü ve medya emekçilerinin bayramını kutladı.

Denizli Ticaret Odası (DTO) Başkanı Uğur Erdoğan, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı dolayısıyla yazılı bir basın açıklaması yaptı. Gazetecilerin haberleri, yazdıkları ve yayınlarıyla halkın gözü, kulağı ve sesi olduğunu, toplumsal hayatın en önemli düzenleyici denge unsurlarından biri olarak nitelediği gazeteciliğin ise demokrasinin temel taşlarından biri sayıldığını vurguladı. Türk basınında sansürün kaldırılmasının 116’ncı yıl dönümünü ve medya emekçilerinin bayramını kutladı; “Bilgiye ve toplumsal gelişmeye olan katkılarınızın ve tarafsız habercilik anlayışınızın devam etmesini, sağlıklı ve başarılı bir yıl geçirmenizi diliyorum” dedi.

DTO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan’ın, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı dolayısıyla yayımladığı ve medya çalışanlarına seslendiği yazılı açıklaması şöyle, “Sansürün kaldırılışını kutladığımız 24 Temmuzlar, aynı zamanda basının ve gazeteciliğin önemini ve özgürlüğünü yeniden hatırladığımız, tüm dünyada teşkilatlanmış en büyük sektörlerden biri olarak önemli bir istihdamı bulunan iş kollarımızdan biri durumundaki medyamız için anlamlı ve çok özel bir gündür. Haber verme, bilgilendirme ve kamuoyunu çeşitli konularda aydınlatma gibi önemli bir kamusal görevi üstlenen siz değerli basın mensupları, özverili çalışmalarınızla toplumun bilinçlenmesine, bilgiye ulaşmasına ve doğru haber alma hakkını kullanmasına vesile oluyorsunuz. Ekonomimizin ve toplumumuzun gelişimi için de yaptıklarınız büyük önem taşımaktadır. Yereldeki ticari faaliyetlerle bunların sosyoekonomik yansımalarının toplumun çeşitli katmanlarına ulaştırılması ve yayılmasını, bu vesileyle girişimciliğin de teşvik edilmesini sağlıyorsunuz. O nedenle, Denizli Ticaret Odası olarak özellikle yerel basının desteklenmesi ve daha da güçlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Sizler aracılığıyla hem camiamıza hem de vatandaşımıza daha hızlı ulaşıyoruz. Hem iş dünyamızın hem de halkımızın sesi olmanızı, takdir ediyoruz. Atalarımızın da dediği gibi kalem kılıçtan keskindir! İçinde bulunduğumuz bilgi ve iletişim çağında, her geçen gün bunun önemini daha iyi kavrıyoruz. Şuna da inanıyoruz ki ülkemizdeki her kesimin temsilcisi olan sizler milli birlik ve beraberliğimize de katkıda bulunuyorsunuz. Değerli basın mensupları, Mustafa Kemal Atatürk ‘Basın, milletin müşterek sesidir. Bir milleti aydınlatma ve irşatta, bir millete muhtaç olduğu fikri gıdayı vermekte, hulasa bir milletin hedefi saadet olan müşterek bir istikamette yürümesini teminde, basın başlı başına bir kuvvet, bir mektep, bir rehberdir! Türkiye basını, milletin gerçek ses ve iradesinin doğduğu yer olan cumhuriyetin etrafında çelikten bir kale oluşturacaktır’ demiştir. Bu doğrultudaki başarılı çalışmalarınızın artarak devamını diliyorum. Bu vesileyle, tüm basın mensuplarımızın Gazeteciler ve Basın Bayramı’nı en içten dileklerimizle kutluyor, aileleriyle ve meslektaşlarıyla sağlıklı, huzurlu, mutlu ve daha müreffeh günler görmelerini temenni ediyorum” ifadelerini kullandı. – DENİZLİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/denizli-ticaret-odasi-baskani-ugur-erdogan-gazeteciler-ve-basin-bayramini-kutladi/feed/ 0
Başkan Büyükkılıç, Gazeteciler ve Basın Bayramı’nı kutladı https://www.haber60.com.tr/baskan-buyukkilic-gazeteciler-ve-basin-bayramini-kutladi/ https://www.haber60.com.tr/baskan-buyukkilic-gazeteciler-ve-basin-bayramini-kutladi/#respond Tue, 23 Jul 2024 07:24:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41546 Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımlayarak, basın mensuplarının bu özel gününü tebrik etti.

Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Gazeteciler ve Basın Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında 24 Temmuz 1908 tarihinde II. Meşrutiyet’in ilanı ile Türk basınında sansürün kaldırıldığını, gazetelerin ilk kez sansürsüz olarak yayınlanmaya başlandığı gün olan 24 Temmuz’un her yıl ‘Basın Bayramı’ olarak kutlandığını hatırlattı.

Türkiye basın tarihinde önemli bir yere sahip olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı’nı kutlayan Başkan Büyükkılıç, bu anlamlı günde, toplumu bilgilendirme misyonuyla özveriyle çalışan tüm gazeteci ve medya mensuplarına en içten teşekkürlerini iletti.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Basın, milletin müşterek sesidir. Basın başlı başına bir kuvvet, bir mektep, bir rehberdir’ sözlerini hatırlatan Büyükkılıç, Kayseri’de gazetecilerin sağduyunun sesi olduğunu, adeta bir mektep ve vatandaşa rehber olduğunu vurguladı.

“Basın, demokrasinin dördüncü gücüdür”

Başkan Büyükkılıç, basının demokrasinin temel taşlarından birisi olduğunu belirterek, “Basınımız, yasama, yürütme, yargıdan sonra dördüncü güç olarak bilinirken, tarafsız ve doğru habercilik ilkeleri çerçevesinde sürdürdükleri çalışmalar, demokrasinin temel taşlarından biri olarak kabul edilir. Kamuoyunu aydınlatma görevlerini yerine getiren fedakar gazetecilerimiz, karşılaştıkları zorlukların ve engellerin üstesinden gelerek topluma ışık tutmaya devam ediyorlar” diye konuştu.

Objektif ve etik haberciliğin öneminin her geçen gün daha da arttığının altını çizen Büyükkılıç, “Basın mensuplarımızın sosyal medyada oluşan dezenformasyondan uzak bir şekilde, dijital medya mecralarının da gazetecilik adına sunduğu imkanlar doğrultusunda meslek ilkeleri ve basın ahlakından taviz vermeden mesleklerini yerine getirmeleri de hayati önem arz etmektedir” dedi.

Gazetecilerin özverili çalışmaları sayesinde toplumun doğru ve tarafsız bilgilere ulaştığını söyleyen Büyükkılıç, “Medyamız, günümüzde çeşitli formlarıyla siyasetten ekonomiye, sanattan edebiyata, gündelik hayatı, sosyal pratikleri ve küresel toplumsal ilişkileri önemli ölçüde etkileyen, bireysel ve toplumsal hayatın tam da merkezinde yer alan önemli bir unsur olarak dikkat çekiyor” ifadelerini kullandı.

Başkan Büyükkılıç’tan Veli Altınkaya Basın Müzesi’ne davet

Başkan Büyükkılıç, Kayseri Gazeteciler Cemiyeti ile birlik ve beraberlik içerisinde çalışmaların süreceğini belirterek, tüm Kayserilileri, geçtiğimiz 24 Temmuz’da Büyükşehir Belediyesi, Erciyes Üniversitesi ve Kayseri Gazeteciler Cemiyeti iş birliği ile tarihi Kayseri Mahallesi’nde açılışı yapılan 114 yıllık Kayseri basın tarihine ışık tutan Veli Altınkaya Basın Müzesi’ni gezmeye de davet etti.

Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç mesajında gece gündüz, yaz kış, yağmur çamur demeden fedakarca görevlerini yerine getirmeye çalışan haber merkezinden, sahada çalışan ekibe, yazı işlerinden matbaa çalışanlarına kadar tüm basın mensuplarına teşekkür edip, çalışmalarında başarılar dilerken, vefat eden basın mensuplarına da Allah’tan rahmet dileyerek, sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Görevlerini yaparken hayatlarını kaybeden tüm gazetecileri saygıyla anıyorum. 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı’nın tüm medya mensuplarımıza sağlık, mutluluk ve başarı getirmesini temenni ediyorum. Toplumun doğru, tarafsız ve hızlı bilgi ihtiyacını karşılayan, kamuoyunun sesi olan tüm gazetecilerimizin bu özel günlerini kutluyorum.” – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/baskan-buyukkilic-gazeteciler-ve-basin-bayramini-kutladi/feed/ 0
İzmir’deki Gazeteciler Açlık Sınırının Altında Kalan Maaşları Protesto Etti https://www.haber60.com.tr/izmirdeki-gazeteciler-aclik-sinirinin-altinda-kalan-maaslari-protesto-etti/ https://www.haber60.com.tr/izmirdeki-gazeteciler-aclik-sinirinin-altinda-kalan-maaslari-protesto-etti/#respond Mon, 22 Jul 2024 21:36:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41397 (İZMİR) – Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) İzmir Şubesi üyeleri, açlık sınırının altında kalan maaşları protesto etti. “Geçinemiyoruz haberiniz olsun” diyen gazeteciler, medya patronlarına “Bir an önce ücretlerin insanca yaşanabilecek bir seviyeye gelmesi için adımlar atın. İzmir’de çalışan gazeteciler olarak bir kez daha söylemek isteriz ki, geçinemiyoruz” çağrısında bulundu.

Artan yoksulluk ve hayat pahalılığı milyonlarca vatandaşı açlık sınırının altında yaşamaya mecbur bırakırken, İzmirli gazeteciler de ‘Geçinemiyoruz’ eylemi yaptı. Türkiye Gazeteciler Sendikası(TGS) İzmir Şubesi’nin düzenlediği eylemde gazeteciler, açlık sınırının da altında kalan maaşları protesto etti.

Eyleme, TGS İzmir Şube Başkanı Nil Kahramanoğlu’nun yanı sıra eski CHP İzmir Milletvekili ve eski İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Atila Sertel, eski CHP Milletvekili Musa Çam ve sendika temsilcileri de katılarak gazetecilere destek verdi.

Konak ilçesi ÖSYM Binası önünden Türkan Saylan Kültür Merkezi’ne yürüyen gazeteciler, “İş, ekmek yoksa haber de yok”, “Herkesin sesi basın emekçisi”, “Mesleğimiz için yürüyoruz” ve “Emek özgürse basın özgürdür” sloganları attı.

Gazeteciler adına konuşan TGS İzmir Şube Başkanı Kahramanoğlu, enflasyonist ortamda sene başında alınan zamlı maaşların karın tokluğuna dahi yetmediğini belirterek, şunları söyledi:

“Karın tokluğuna bile çalışmıyoruz”

“Türkiye ağır bir ekonomik kriz yaşıyor. İktidar her ne kadar bu krizi kabul etmese de özellikle son iki yıldır ciddi bir yoksullaşma yaşanmakta. Elbette bu yoksullaşmadan gazeteciler de nasibini alıyor. Biz gazetecilerin ortalama ücretleri, açlık sınırına hatta onun da altına geriledi. Türk-İş’in haziran verilerine göre Türkiye’de açık sınırı 18 bin 978 lira. Son yıllarda TÜİK, gerçek enflasyonun yarısının da altında oranlar açıkladığı için, ücretlerimize yapılan zamlar da gerçekçi olmadı. TÜİK’in yıllık enflasyonu yüzde 71.06, bağımsız akademisyenlerin oluşturduğu ENAG’ın yüzde 113.08, İstanbul Ticaret Odası’nın enflasyonu ise yüzde 82.14. Peki temmuzda bizlerin ücretlerine ne kadar zam yapıldı? Yüzde 0. Yazıyla da rakamla da sıfır. Yılın başında asgari ücret seviyesine getirilen maaşlarımızla ayakta kalmaya çalışıyoruz. Aldığımız yemek ücretleriyle 10 gün yemek yiyemiyoruz. Yani karın tokluğuna bile çalışmıyoruz. Tüm bu kötü tabloya rağmen üç kuruşa, kalemimizi satmadan, mesleğimizin ilkelerini yerine getirmeye mücadele ediyoruz.”

“Haber yapmak için değil haber olmak için toplandık”

Geçim derdine düşmüş gazetecilerin işlerinde verimli olamayacağını hatırlatan Kahramanoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Hemen her gün yurdun dört bir yanında açlık, yoksulluk haberleri yapan, işçinin, memurun, emeklinin ‘Geçinemiyoruz’ çığlıklarını iktidara, patronlara duyurmaya çalışan bizler de bu çığlığa ses katıyoruz. Geçinemiyoruz! Burada haber yapmak için değil haber olmak, gazete patronlarına sesimizi duyurmak için toplandık. Evine girecek ekmeğin derdine düşmüş bir gazeteciden iyi haber bekleyemezsiniz. Ev sahibinden gelecek telefondan, elektrik-su faturasına bakmaktan korkan gazeteciden özverili çalışma bekleyemezsiniz. Çocuğunun oyuncak istemesinden korkan gazeteciden basın özgürlüğünü savunmasını bekleyemezsiniz. Kitap alamayan, sinemaya, tiyatroya, konsere gidemeyen gazeteciden yaratıcılık bekleyemezsiniz.”

“Bıçak kemikte!”

Medya patronlarına çağrıda bulunan Kahramanoğlu, şunları kaydetti:

“Gazetecilik, tarihin hiçbir döneminde çok para kazanılan bir meslek olmadı ancak bu dönemki kadar da yoksullaşmamıştık. Gazeteciler bu kadar yoksulken, İzmir’de açlık sınırında, Anadolu’nun birçok ilinde açlık sınırının altında ücretlerle çalışırken, bu toplumun gerçeklere ulaşma şansı olamaz. Yoksullaşmamızın tek sorumlusu medya patronları değil hiç şüphesiz. Yıllardır iktidarın bu alanda uyguladığı politikaların da büyük katkısı var. Kağıt fiyatları her gün artarken gazetelerin ana gelir kaynaklarından biri olan resmi ilan fiyatları aynı oranda artmadı. Gazetecilik mesleği hedef göstermeler, gözaltılar, tutuklamalar, yargılamalar ile iktidar eliyle itibarsızlaştırıldı. Gazeteciye duyulan güven yok edildi. Patronlar baskı altına alındı, medya kurumlarına el kondu. Türkiye Gazeteciler Sendikası olarak defalarca çağrı yapmamıza rağmen uyarılarımız dikkate alınmadı ve bugün ülkenin dört yanında bu tabloyu yaşıyoruz. Türkiye Gazeteciler Sendikası İzmir Şubesi olarak İzmir’deki tüm medya patronlarına, işverenlere çağrımızdır. Bir an önce ücretlerin insanca yaşanabilecek bir seviyeye gelmesi için adımlar atın. İzmir’de çalışan gazeteciler olarak bir kez daha söylemek isteriz ki, geçinemiyoruz! Artık bıçak kemikte. Bu kentte gazeteciliğin devam edebilmesi için, basın özgürlüğü için, okuyucunuzun haber alma hakkı için adım atmak zorundasınız. Çünkü bizim artık daha fazla sıkacak kemerimiz, yapacak fedakarlığımız, daha fazla küçültecek bir hayatımız kalmadı.”

“Çünkü haberci olmazsa haberiniz olmaz”

Sektördeki baskılara da değinen Kahramanoğlu, ‘Gazeteci olmazsa haber olmaz’ diyerek şunları söyledi:

“Biz gazetecilerin haklarının gasp edilmesine sessiz kalmayın. Sesimizin ve sözümüzün özgürlüğü tüm toplumun özgürlüğüdür. Çünkü haberci olmazsa haberiniz olmaz. Bugün aynı zamanda bizimle ses çıkarmak isteyen ama sendikaya yürüdüğü için işten çıkarılma korkusuyla yüz yüze olduğundan yanımızda olamayan meslektaşlarımızdan haberdarız. TGS İzmir olarak bunun da takipçisi olacağız Haklarımızı alamadığımız yerde eylemlerimizi çeşitlendirecek ve sürekli hale getireceğiz. Biz gazeteciyiz ve buradayız. Haberiniz olsun.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmirdeki-gazeteciler-aclik-sinirinin-altinda-kalan-maaslari-protesto-etti/feed/ 0
Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı Güven Tazeledi https://www.haber60.com.tr/bursa-gazeteciler-cemiyeti-baskani-nuri-kolayli-guven-tazeledi/ https://www.haber60.com.tr/bursa-gazeteciler-cemiyeti-baskani-nuri-kolayli-guven-tazeledi/#respond Sat, 29 Jun 2024 11:00:21 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36504 Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı, kongreye katılan delegelerin tüm oyunu alarak güven tazeledi.

Basın Kültür Sarayı’ndaki Nilüfer Sahnesi’nde bugün yapılan BGC Genel Kurulu Divan Başkanlığına Ahmet Emin Yılmaz, Başkan Yardımcılığına Tahsin Ardıç, Katipliğine de Sinan Tunç ve Elif Sezgin, üyelerin oy birliği ile seçildi. Çalışma raporlarının onaylandığı genel kurulda tek liste ile gerçekleşen seçimde Nuri Kolaylı BGC Başkanlığına oy birliği seçilirken, Bursa Gazeteciler Cemiyetinin 2024- 2027 dönemi kurulları alfabetik olarak şöyle oluştu:

“Yönetim Kurulu Üyeleri: Ahmet Emin Yılmaz, Ahmet Akhan, Barış Yankı İçöz, Bülent Sezgin, Erdinç Aksoy, Ersin Yıldıran, Eyüp Turan, Fuat Kars, Hakan Işıkkent, Hasiye Yiğitbay, İbrahim Öge, İhsan Altıkardeş, Kenan Kibar, Musa Öztürk, Okan Tuna, Orhan Güney, Tevfik Fikret Sönmez, Burhan Kaya, Enhar Güneş, Hurşit Topal, Necat Kırbulut, Rıdvan Tümenoğlu ve Ruhi Berber. Denetleme Kurulu Üyeleri: Cemal Ekentok, Tahsin Ardıç ve Teoman Alper. Denetleme Kurulu Yedek Üyeleri: Cihat Özkan, Halil Özçoban ve Şaban Önen. Federasyon Delegeleri: Nuri Kolaylı, Celil İnce, Erol Bilenser, Huriye Gül Kolaylı, Hüseyin Yeşilkavak, Mehmet Gerçeksi, Namık Göz, Nurullah Nuri Yavuz, Serkan Yetişmişoğlu ve Selahattin Adıgüzeller.”

Mayıs ayında yapılan ve 9 gazeteciler federasyonu ile 86 gazeteciler cemiyetinin üye olduğu Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu genel başkanlığına delegelerin tamamının oyunu alarak seçilen Nuri Kolaylı, Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı’na da yeniden seçilerek güven tazelemiş oldu. Yönetim Kurulunda yapılan görev bölümde ise BGC Başkan Vekilliğine Ahmet Emin Yılmaz, Başkan yardımcılıklarına Fuat Kars, İhsan Altıkardeş ve Erdiç Aksoy, Genel Saymanlığa Tevfik Fikret Sönmez oybirliği ile seçildi.

2021-2024 döneminde görev yapan BGC yönetim ve denetim kurulu üyelerine teşekkür eden BGC Başkanı Nuri Kolaylı, “Üç yıllık süreçte dayanışma ve uyum içinde çalışma sergilendiğini ifade eden Kolaylı, “Hiçbir ücret veya hakkı huzur almadan, kişisel çıkar gözetmeksizin mesleğimiz ve meslektaşlarımız için benimle birlikte gönüllü olarak çalışan arkadaşlarımla dostluğumuzun ve birlikteliğimizin ömür boyu süreceğine inanıyorum” dedi.

Konuşmasında basın sektöründe yaşanan sorunlara ve çözüm önerilerine değinen BGC Başkanı Nuri Kolaylı, sözlerini şöyle sürdürdü;

“Basınımızın özgür, objektif ve tarafsız çalışma olanağı bulması için ilk şart, gazetecilik mesleğini ve bu mesleği kimlerin yapabileceğini düzenleyen ‘Basın Meslek Yasası’nın çıkartılmasıdır. Yıllardır her fırsatta tekrarladığım çağrımı; bugünkü genel kurulumuzda bir kez daha tekrarlamak istiyorum; mesleğimize saygınlığını yeniden kazandırabilmemiz için, gazetecilik mesleğini ve bu mesleği kimlerin yapabileceğini düzenleyen “Basın Meslek Yasası”, yazılı basının yanı sıra görsel ve elektronik medyayı da kapsayacak şekilde günümüz şartlarına uygun olarak mutlaka çıkarılmalıdır. Böyle bir düzenleme fikir özgürlüğünü kısıtlayıcı değil, tam tersine haber alma özgürlüğünü gerçek anlamda hayata geçirmeyi sağlayıcı nitelikte olmalıdır.”

BGC genel kurulundaki konuşmasında basın özgürlüğü konusuna geniş yer veren Nuri Kolaylı, “Sektörümüzde yaşanan çok önemli bir diğer sorunumuz, darbe dönemlerinden bu yana değişmeyen Türk Ceza Kanunu’nda ve Terörle Mücadele Yasası’nda yer alan basın özgürlüğünü kısıtlayıcı maddelerdir” dedi.

Gazetecilerin yazdıkları yazılar ve haberler nedeniyle tutuklanabildiğini, ağır ceza tehdidi ile karşı karşıya kaldığına vurgu yapan BGC Başkanı Kolaylı, “Türkiye’de insanımıza herhangi bir baskı ve müdahaleye maruz kalmadan, kendini meşru bir şekilde ifade edebilme hakkının evrensel ölçülerde tanınması ve sorunsuz bir şekilde uygulanması, toplumsal barış, hoşgörü, uzlaşı, ifade ve basın özgürlüğünün sorun olmaktan çıkması en büyük dileğimizdir” diye konuştu.

Basın sektöründe, yasal düzenleme eksiklerinden kaynaklanan sorunların yanında, çalışma şartlarının neden olduğu olumsuzluklar da yaşandığına dikkat çeken BGC Başkanı Nuri Kolaylı, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“5953 Sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun, kısa adı ile Basın İş Kanunu olarak da biliniyor. Basın işkolunda “gazeteci” olarak çalışan kişiler ve işverenleri arasındaki ilişkiler ve çalışma şartları Basın İş Kanunu ile düzenleniyor. Yaklaşık 70 yıl önce, 20 Haziran 1952’de yürürlüğe giren 5953 sayılı kanunda, 1961 yılında kapsamlı bir değişikliğe gidilerek meslektaşlarımıza önemli kazanımlar sağlanmıştı. Yıpranma hakkından yıllık izinlere, tazminat hakkından fazla mesaiye kadar geniş bir yelpazedeki bu kazanımlar, aradan geçen sürede bir bir değiştirildi ve özlük haklarımızın birçoğu geri alındı. Bu yasanın günümüz şartlarında uygun olarak yeniden düzenlenmesi sadece biz gazetecilerin değil, toplumumuzun bir ihtiyacı haline geldi. Basın İş Kanunu yeniden ele alınarak, elektronik medyayı da kapsayacak şekilde düzenlenmelidir. Bu kapsamda istihdam sağlayan, gerçek anlamda habercilik yapan ve kurumsallaşan gazeteler, radyolar, televizyonlar ve internet haber siteleri desteklenmeli, bu kurumlarda habercilik yapan meslektaşlarımız yeni düzenleme yapılarak gazeteci sayılmalıdır. Kanun; yıpranma hakkından yıllık izinlere, tazminat hakkından fazla mesaiye kadar geniş bir yelpazede ele alınarak meslektaşlarımız lehine güncellenmelidir. Özellikle, “yıpranmada basın kartı sahibi olma şartı” mutlaka kaldırılmalıdır. Gazetecilik mesleği basın kartı sahibi şartına bağlı olmadan yapılan ağır ve tehlikeli bir iş olarak kabul edilmeli, gazetecilere basın kartı sahibi olsun veya olmasın anayasal sosyal güvenlik hakkının sonucu olan fiili hizmet süresi zammı geri verilmelidir.” – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/bursa-gazeteciler-cemiyeti-baskani-nuri-kolayli-guven-tazeledi/feed/ 0
AGC ödülleri sahiplerini buldu https://www.haber60.com.tr/agc-odulleri-sahiplerini-buldu/ https://www.haber60.com.tr/agc-odulleri-sahiplerini-buldu/#respond Sun, 02 Jun 2024 23:57:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34549 AGC ödülleri sahiplerini buldu

İHA Muhabiri Suat Metin 2 ödül birden aldı

ANTALYA – Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nin ‘2023 Yılın Gazetecileri Ödülleri’ törenle sahiplerini buldu. Törende İhlas Haber Ajansı Muhabiri Suat Metin, ‘Kuşağı kırmızı gözü kara’ adlı çalışmasıyla Spor Haberi mansiyon, ‘Yaşam nefesi’ adlı fotoğrafıyla da Yılın Basın Fotoğrafı ödülüne layık görüldü.

AGC’nin 2023 Yılın Gazetecileri Ödülleri töreni, Konyaaltı ilçesinde bulunan bir otelde yapıldı. Törenin açılışında konuşan AGC Başkanı İdris Taş, cemiyetin gücünü meslek ilkelerinden ve köklü geçmişinden aldığını ifade etti. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanvekili Bayram Ali Çeltik de, AGC’nin yer talebini gerçekleştirdiklerini belirterek, basının her zaman yanında olduklarını söyledi.

Antalya Valisi Hulusi Şahin ibe, “Ödül alan almayan Antalya’mızdaki tüm gazeteciler bence bu zor koşullarda hepsi birer yılın gazetecisidir, hepsini tebrik ediyorum. Zehir zemberek konuşmalardan sonra ben ne diyeyim diye epey terledim. Üniversiteye başladığım 1988 yılında Siyaset Bilimine Giriş dersinde rahmetli Prof. Dr. Bülent Daver hocamız ilk ders dedi ki; ‘Günde en az dört gazete ve en az sekiz ila on köşe yazarı okumuyorsanız dersime gelmeyin’ dedi. Çünkü o yıllarda gerçekten ülkenin gündemini Türkiye’nin belli başlı 8-10 köşe yazarı belirlerdi, onları okumazsanız ne olup ne gidiyor bilemezdiniz. Hem sağdan hem soldan mutlaka onları okumanız gerekirdi ki, siyaset dünyası nereye gidiyor bilebilesiniz. Bugün geldiğimiz noktada maalesef ülke kamuoyunu, ülke gündemini sosyal medya belirliyor. Tamamen denetimsiz, tamamen subjektif ve doğru mu yanlış mı kontrolü olmayan denetimsiz bir kaotik ortam ülke gündeminin hakimi konumunda. Bu son derece sağlıksız bir durum. Halbuki biraz önce kıymetli başkanlarımız söylediler; şehirlerin hafızası gazeteciler, toplumun vicdanı gazeteciler, kendi etik kuralları çerçevesinde işlerini yaparken sorumlulukla hareket eden yine gazeteciler. Gazetelerin yaşaması lazım, gazeteler yaşarsa gerçekten o anayasal hak olan toplumun haber alma hakkı tam olarak tezahür eder. Aksi takdirde sosyal medyanın insafına bırakırsak kimin bizi ne kadar manipüle edeceğini nereden bileceğiz. Bu çerçeve içerisinde genelgeler yazılırken bu vazgeçilmez düşünce ve ortam eğer içselleştirilirse, nasıl adalet, güvenlik, deprem hariç diyorsa belki o zaman basın da hariç denilebilir. Son olarak ben de Alex ile bitireyim. Türkçe’ye bir deyim kazandırmak Türkiye’de hiçbir futbolcuya nasip olmamıştır. Türkçe’de bir deyim var; ‘İşte filanca çok iyi ama bir Alex değil.’ Bu sadece spor için değil, her ortamda kullanılabilen bir deyim oldu. Sinan başkana teşekkür ediyoruz, ‘Bir Alex değil’ diyemeyeceğimiz bir teknik direktör getirdi, Alex’i getirdi.”

Törende konuşmaların ardından gazetecilere ödülleri verildi. İhlas Haber Ajansı Muhabiri Suat Metin, ‘Kuşağı kırmızı gözü kara’ adlı çalışmasıyla Spor Haberi mansiyon ödülünü CHP Antalya Milletvekili Aliye Coşar’ın elinden alrken, ‘Yaşam nefesi’ adlı fotoğrafıyla da Yılın Basın Fotoğrafı ödülünü Antalya Belek Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Yazıcı’dan aldı.

Ödül alan gazeteciler

Yazılı Basında Yılın Gazetecileri kategorisinde Haber dalında Gazete Duvar’dan Ceren Deniz ‘Heykeli dikilecek dava-Savcının büstünü yaptı yine de ikna edemedi’ adlı çalışmasıyla ödül alırken, Araştırma- İnceleme dalında ödüle layık eser bulunamadı. Mansiyon ödülünü Hürses Gazetesi’nden Selim Çelik, ‘İhanetin arkasındaki büyük ittifak’ adlı çalışmasıyla aldı. Röportaj dalında Incity Dergisi’nden Güldal Siğinç ‘Dünyanın ilk insansı robotu-Sophia’, Köşe Yazısı’nda Güney Haberci Aksu Gazetesi’nden Hilal Kara ‘Plancia Magna heykelini istiyor’ adlı çalışmasıyla ödül aldı. Spor Haber kategorisinde ödüle layık eser bulunamazken, mansiyonda İhlas Haber Ajansı’ndan Suat Metin ‘Kuşağı kırmızı gözü kara’ adlı çalışmasıyla, Ekonomi dalında da Anadolu Ajansı muhabiri Ayşe Yıldız ‘Erkenci çilek ihracatı’ çalışmasıyla ödül aldı.

Televizyon kategorisinde haber dalında Kanal V’den Sevgi Gümüş ile Kerim Osman Demirel ‘Ölüm tarlaları’ çalışmasıyla, Jüri Özel Ödülü’nde TRT Antalya’dan Ceyda Muslu ve Sayit Ersan ‘İsmail öğretmen’ adlı çalışmasıyla, mansiyon ödülünde ise Anadolu Ajansı’ndan Oktay Özden ‘Parkenin topuklu antrenörü’ adlı eseriyle ödüle layık görüldü.

Program dalında ödüle değer eser bulunamazken, En İyi Görüntü ödülü TRT Antalya’dan Ufuk Ulusoy’un ‘Tır şoförü kadın’ çalışmasına verildi. Haber Fotoğrafı kategorisinde ise Güncel Haber Fotoğrafı dalında DHA’dan Tolga Yıldırım ‘Cumburlop’, Spor Haberi Fotoğrafı’nda Akdeniz Manşet Gazetesi’nden Ramazan Bozca ‘Antalyaspor kupada turladı’, Yılın Basın Fotoğrafı ödülü de İHA’dan Suat Metin’in ‘Yaşam nefesi’ adlı fotoğrafına verildi. Kültür Sanat Haberi Fotoğrafı dalında ise ödüle layık eser bulunamadı.

Yılın Radyo Ödülü’nde ödüle layık eser bulunamazken, Sayfa Tasarımı kategorisinde Akdeniz Gerçek Gazetesi’nden Nihat Saraç’ın 30 Ağustos 2023 yılındaki 1. sayfa tasarımı ödül aldı.

Genç İletişimci Ödülü kategorisinde Yazılı Haber’de Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Doğa Arı ‘Hastasını enkaz altında bile yalnız bırakmadı’ adlı çalışması, Görsel Haber’de Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Adilcan Özdemir ‘Atölyesinden çıkarıldı sanatını sokağa taşıdı’ çalışmasıyla, Teşvik’te ise AÜ İletişim Fakültesi’nden Alev İlyas ‘Geçmişin subayı şimdinin sahafı’ ve Yaşar Can Soylu ‘Su altında sanatsal pozlar’ eseriyle ödüle layık görüldü.

Ödül törenine Antalya Valisi Hulusi Şahin, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Antalyaspor Başkanı Sinan Boztepe, Antalyaspor Teknik Direktörü Alex de Souza, belediye başkanları ve başkan vekilleri, çok sayıda STK başkanı ve basın mensubu katıldı. Tören toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/agc-odulleri-sahiplerini-buldu/feed/ 0
Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nden 2023 Yılın Gazetecileri Ödülleri https://www.haber60.com.tr/antalya-gazeteciler-cemiyetinden-2023-yilin-gazetecileri-odulleri/ https://www.haber60.com.tr/antalya-gazeteciler-cemiyetinden-2023-yilin-gazetecileri-odulleri/#respond Sun, 02 Jun 2024 23:54:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34547 Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nin (AGC) ‘2023 Yılın Gazetecileri Ödülleri’ törenle sahiplerini buldu. Törende İhlas Haber Ajansı Muhabiri Suat Metin, ‘Kuşağı kırmızı gözü kara’ adlı çalışmasıyla Spor Haberi mansiyon, ‘Yaşam nefesi’ adlı fotoğrafıyla da Yılın Basın Fotoğrafı ödülüne layık görüldü.

AGC’nin 2023 Yılın Gazetecileri Ödülleri töreni, Konyaaltı ilçesinde bulunan bir otelde yapıldı. Törenin açılışında konuşan AGC Başkanı İdris Taş, cemiyetin gücünü meslek ilkelerinden ve köklü geçmişinden aldığını ifade etti. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanvekili Bayram Ali Çeltik de, AGC’nin yer talebini gerçekleştirdiklerini belirterek, basının her zaman yanında olduklarını söyledi.

Antalya Valisi Hulusi Şahin ibe, “Ödül alan almayan Antalya’mızdaki tüm gazeteciler bence bu zor koşullarda hepsi birer yılın gazetecisidir, hepsini tebrik ediyorum. Zehir zemberek konuşmalardan sonra ben ne diyeyim diye epey terledim. Üniversiteye başladığım 1988 yılında Siyaset Bilimine Giriş dersinde rahmetli Prof. Dr. Bülent Daver hocamız ilk ders dedi ki; ‘Günde en az dört gazete ve en az sekiz ila on köşe yazarı okumuyorsanız dersime gelmeyin’ dedi. Çünkü o yıllarda gerçekten ülkenin gündemini Türkiye’nin belli başlı 8-10 köşe yazarı belirlerdi, onları okumazsanız ne olup ne gidiyor bilemezdiniz. Hem sağdan hem soldan mutlaka onları okumanız gerekirdi ki, siyaset dünyası nereye gidiyor bilebilesiniz. Bugün geldiğimiz noktada maalesef ülke kamuoyunu, ülke gündemini sosyal medya belirliyor. Tamamen denetimsiz, tamamen subjektif ve doğru mu yanlış mı kontrolü olmayan denetimsiz bir kaotik ortam ülke gündeminin hakimi konumunda. Bu son derece sağlıksız bir durum. Halbuki biraz önce kıymetli başkanlarımız söylediler; şehirlerin hafızası gazeteciler, toplumun vicdanı gazeteciler, kendi etik kuralları çerçevesinde işlerini yaparken sorumlulukla hareket eden yine gazeteciler. Gazetelerin yaşaması lazım, gazeteler yaşarsa gerçekten o anayasal hak olan toplumun haber alma hakkı tam olarak tezahür eder. Aksi takdirde sosyal medyanın insafına bırakırsak kimin bizi ne kadar manipüle edeceğini nereden bileceğiz. Bu çerçeve içerisinde genelgeler yazılırken bu vazgeçilmez düşünce ve ortam eğer içselleştirilirse, nasıl adalet, güvenlik, deprem hariç diyorsa belki o zaman basın da hariç denilebilir. Son olarak ben de Alex ile bitireyim. Türkçe’ye bir deyim kazandırmak Türkiye’de hiçbir futbolcuya nasip olmamıştır. Türkçe’de bir deyim var; ‘İşte filanca çok iyi ama bir Alex değil.’ Bu sadece spor için değil, her ortamda kullanılabilen bir deyim oldu. Sinan başkana teşekkür ediyoruz, ‘Bir Alex değil’ diyemeyeceğimiz bir teknik direktör getirdi, Alex’i getirdi.”

Törende konuşmaların ardından gazetecilere ödülleri verildi. İhlas Haber Ajansı Muhabiri Suat Metin, ‘Kuşağı kırmızı gözü kara’ adlı çalışmasıyla Spor Haberi mansiyon ödülünü CHP Antalya Milletvekili Aliye Coşar’ın elinden alrken, ‘Yaşam nefesi’ adlı fotoğrafıyla da Yılın Basın Fotoğrafı ödülünü Antalya Belek Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Yazıcı’dan aldı.

Ödül alan gazeteciler

Yazılı Basında Yılın Gazetecileri kategorisinde Haber dalında Gazete Duvar’dan Ceren Deniz ‘Heykeli dikilecek dava–Savcının büstünü yaptı yine de ikna edemedi’ adlı çalışmasıyla ödül alırken, Araştırma- İnceleme dalında ödüle layık eser bulunamadı. Mansiyon ödülünü Hürses Gazetesi’nden Selim Çelik, ‘İhanetin arkasındaki büyük ittifak’ adlı çalışmasıyla aldı. Röportaj dalında Incity Dergisi’nden Güldal Siğinç ‘Dünyanın ilk insansı robotu–Sophia’, Köşe Yazısı’nda Güney Haberci Aksu Gazetesi’nden Hilal Kara ‘Plancia Magna heykelini istiyor’ adlı çalışmasıyla ödül aldı. Spor Haber kategorisinde ödüle layık eser bulunamazken, mansiyonda İhlas Haber Ajansı’ndan (İHA) Suat Metin ‘Kuşağı kırmızı gözü kara’ adlı çalışmasıyla, Ekonomi dalında da Anadolu Ajansı muhabiri Ayşe Yıldız ‘Erkenci çilek ihracatı’ çalışmasıyla ödül aldı.

Televizyon kategorisinde haber dalında Kanal V’den Sevgi Gümüş ile Kerim Osman Demirel ‘Ölüm tarlaları’ çalışmasıyla, Jüri Özel Ödülü’nde TRT Antalya’dan Ceyda Muslu ve Sayit Ersan ‘İsmail öğretmen’ adlı çalışmasıyla, mansiyon ödülünde ise Anadolu Ajansı’ndan Oktay Özden ‘Parkenin topuklu antrenörü’ adlı eseriyle ödüle layık görüldü.

Program dalında ödüle değer eser bulunamazken, En İyi Görüntü ödülü TRT Antalya’dan Ufuk Ulusoy’un ‘Tır şoförü kadın’ çalışmasına verildi. Haber Fotoğrafı kategorisinde ise Güncel Haber Fotoğrafı dalında DHA’dan Tolga Yıldırım ‘Cumburlop’, Spor Haberi Fotoğrafı’nda Akdeniz Manşet Gazetesi’nden Ramazan Bozca ‘Antalyaspor kupada turladı’, Yılın Basın Fotoğrafı ödülü de İHA’dan Suat Metin’in ‘Yaşam nefesi’ adlı fotoğrafına verildi. Kültür Sanat Haberi Fotoğrafı dalında ise ödüle layık eser bulunamadı.

Yılın Radyo Ödülü’nde ödüle layık eser bulunamazken, Sayfa Tasarımı kategorisinde Akdeniz Gerçek Gazetesi’nden Nihat Saraç’ın 30 Ağustos 2023 yılındaki 1. sayfa tasarımı ödül aldı.

Genç İletişimci Ödülü kategorisinde Yazılı Haber’de Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Doğa Arı ‘Hastasını enkaz altında bile yalnız bırakmadı’ adlı çalışması, Görsel Haber’de Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Adilcan Özdemir ‘Atölyesinden çıkarıldı sanatını sokağa taşıdı’ çalışmasıyla, Teşvik’te ise AÜ İletişim Fakültesi’nden Alev İlyas ‘Geçmişin subayı şimdinin sahafı’ ve Yaşar Can Soylu ‘Su altında sanatsal pozlar’ eseriyle ödüle layık görüldü.

Ödül törenine Antalya Valisi Hulusi Şahin, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Antalyaspor Başkanı Sinan Boztepe, Antalyaspor Teknik Direktörü Alex de Souza, belediye başkanları ve başkan vekilleri, çok sayıda STK başkanı ve basın mensubu katıldı. Tören toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/antalya-gazeteciler-cemiyetinden-2023-yilin-gazetecileri-odulleri/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel: Türkiye’de sokak hayvanları sorunu var ama çare uyutma değil https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-turkiyede-sokak-hayvanlari-sorunu-var-ama-care-uyutma-degil/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-turkiyede-sokak-hayvanlari-sorunu-var-ama-care-uyutma-degil/#respond Sun, 26 May 2024 22:24:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33183 (ANKARA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM gündemine gelmesi beklenen sokak hayvanları hakkındaki yasal düzenlemeye ilişkin açıklamalarda bulundu. Özel, ” Türkiye’de bir sokak hayvanları sorunu var ama çare uyutma değil” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TV100’de gazeteciler; Erdoğan Aktaş, Kübra Par, Gürkan Hacır ve Betül Araz’ın sorularını yanıtladı.

Gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Özel, şunları söyledi:

“Fonla etkin bir kısırlaştırma seferberliği ve yeterince barınak yapılacaktı”

“Türkiye’de bir sokak hayvanları sorunu var. Kovid’den sonra ciddi şekilde var çünkü o sırada çok ciddi şekilde ürediler ve kısırlaştırma faaliyetlerine de yeterli çaba gösterilmediği anlaşılıyor. Artık bu sabah işine, okula, camiye gidene bir tehdit. Bu bir sınıfsal sorun haline dönüşüyor. Toplu taşıma kullanana veya korunaklı bir sitede oturmayana sorun, diğeri açısından değil gibi. 2020 yılında Meclis’te bir komisyon kurduk. Hayvan Haklarının Korunması Komisyonu raporu yayımlandı ve Genel Kurul’da da görüşüldü. Hayvan hakları fonu kurulacak diyor bu rapor. Fon parayı; belediyelerin aldığı vergilerden, şans oyunlarından, kesilen idari para cezalarından, yapılacak bağışlardan alacak. Fonla etkin bir kısırlaştırma seferberliği ve yeterince barınak yapılacaktı. Bunu yapsaydık 4 yılda böyle bir sorun olmayacaktı. Bu raporda uyutma diye bir şey yok. Uyutma konusu tedavi edilemeyen, kuduz gibi hastalık durumlarında sadece var. Bunların dışında uyutma yok. Bugün karşı karşıya olduğumuz konu, ‘Tasarruf yapacağız, buna ayıracağımız para yok. Ne yapacağız, öldüreceğiz.’ Elimizi taşın altına koymaya hazırız. Bu fonun mutlaka kurulması lazım. Çare itlaf, uyutma değil.

“Roma ziyaretine gazetecilerin götürülmesini mahsurlu görmüyorum”

Eğer belediyemiz kaynaklarıyla gazeteciler götürülüp CHP lehine bir siyasi faaliyet olsa bu hoş bir durum olmaz, yanlış olur. AKP’nin bunu ayda 5 sefer yaptığı oluyor. Ama bu sefer CHP’nin yaptığı iş, İstanbul için bir lobicilik faaliyeti ve yapılan işin sonucunda iyi bir sonuç alındığı takdirde hep birlikte kazanacağız. Türkiye’ye olimpiyatların gelmesi için gerekli şartlardan bir tanesi böyle bir organizasyonu başarıyla tamamlamak. O açıdan ben meseleyi mahsurlu görmüyorum. Keşke gazetecilerin davet edilme meselesi bu kadar masumane olsa. Keşke gazetecilere böyle bir davet yapmak ayıplı bir durum olsa. Eskiden öyleydi. Ben daha önceki gezilerimde gazetecileri götürmedim.

“Erdoğan’ın ziyaretini Haziran’ın ilk yarısında bekliyorum”

MHP Lideri Sayın Bahçeli’den randevu aldım. Önce hakkını teslim edelim. Kurultayı kazandıktan sonra Sayın Bahçeli 2. gün beni arayıp tebrik etti. Ben de yılbaşında, bayramda kendisini aradım. Sayın Erdoğan’la yaptığımız görüşmeden Sayın Bahçeli’ye de ayrıntılı olarak bilgi verdim. Erdoğan’dan neler talep ettiğimiz anlattım dolayısıyla mini bir Erdoğan görüşmesindeki benim 28 dakika süren söz hakkını 10-12 dakika Bahçeli’ye özetledim. Sayın Bahçeli’de diyalog ortamıyla ilgili geri bildirimleri de olumlu yöndeydi. Kendisinin diyalog meselesinde geride duran bir siyasetçi olmadığını vurgulayan önemli yaklaşımları oldu. Bahçeli’nin normalleşme sürecine kredi verdiğini oradan anladım. Hasan Doğan’a da hem taziye dilekleri ilettik hem teşekkür ettik. Resmi Gazete’de bu kararlar yayınlanacağı dakikada bizim Namık Tan’a WhatsApp’tan Sayın Genel Başkanın Cumhurbaşkanımızla görüşmede bahsettiği konuyla ilgili bir bildirim yapmış, bu da çok nazik bir şey. Bunun bilinmesini istedim ben. Ben de kendisini aradım ve bu çok önemli  Sayın Cumhurbaşkanımıza da teşekkür ettim. 22 yıllık İktidar, muhalefet çelişkisinde bir ziyarete karşı iadeyi ziyaretin 15 gün içinde olması beklenmez. Haziran’ın ilk yarısında bekliyorum.

“‘Ben bu camiye gelmezsem bana bir daha CHP Başkanlığı yaptırmazlar, kukla olurum’ dedim”

Kuzey Irak’ta eleştirdiğimiz yerde şehit verince önüme bir kağıt geldi, ‘imza at’ dediler, ‘atmam sizinle bir yanlışın altında bir A4’te buluşmam’ dedim ve ardından da o şehidin cenazesine gittim Manisa’ya. Bana orada bir kamu görevlisi ‘Camiye gelmezseniz iyi olur, bir hazırlık var, provokasyon var’ dedi, ‘öleceğimi bilsem geleceğim’ dedim. ‘Ben bu camiye gelmezsem bana bir daha CHP Başkanlığı yaptırmazlar, kukla olurum’ dedim. Büyükşehir ve ilçe belediyesinin birçok çalışanını da alet etmişler. Pişman olup bize anlatanlar var. O caminin bahçesinde bulunduğu belediyeyi o olay olduktan 2 ay sonra yüzde 60 oyla aldım.

“Belediyesi olan partilere Belediyeler Birliği’nde güçleri nispetinde yer vereceğiz”

Şu anda bütün Belediyeler Birliği yönetimini CHP’lilerden oluşturabiliriz AKP’nin yaptığı gibi ama yapmayacağız. Belediyesi olan partilere Belediyeler Birliği’nde güçleri nispetinde veya temsiliyet olabilecek oranda yer vereceğiz. Belediyeler Birliği’nin bütün kaynaklarını CHP’ye aktarabiliriz. AKP ve MHP geçen dönem yüzde 98’ini kullandı, öyle de yapmayacağız. Herkese gücü nispetinde dağıtacağız. Birlik Başkan adayımıza çalışacağız. Bir CHP’li olacak şüphesiz ama CHP’li biri olacak şüphesiz.

“Kocagöz’ün 11’inde olacak duruşmada salınmasını bekliyoruz”

Daha dün Seçim ve Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcım Gül Çiftçi cezaevinde Mesut Kocagöz yanındaydı. 2 günde bir milletvekili arkadaşımız ziyaret ediyor ailesiyle ve avukat arkadaşla görüş alışverişi içindeyiz. 11’inde olacak duruşmada salınmasını bekliyoruz. Kendisi hakkında ifadeyi veren kişinin duran sistemi manuel olarak başlatan kişi olduğunu görüyoruz. Suçlandığı dönemden sonra 3 kere daha bakım geçirmiş orası. Sanki bizimki de suçlu da onların suçluları tutuksuz yargılandı. Bizimkinin suçsuzluğu da aşikar ortada ama 301 kişinin hayatını kaybettiği Soma’da bir tane kamu görevlisi tutuklu yargılanmadı.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-turkiyede-sokak-hayvanlari-sorunu-var-ama-care-uyutma-degil/feed/ 0
İmamoğlu: Roma gezisi 2027 Avrupa oyunları için yapıldı https://www.haber60.com.tr/imamoglu-roma-gezisi-2027-avrupa-oyunlari-icin-yapildi/ https://www.haber60.com.tr/imamoglu-roma-gezisi-2027-avrupa-oyunlari-icin-yapildi/#respond Tue, 21 May 2024 22:24:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32690 (İSTANBUL) – İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından eleştirilen Roma gezisiyle ilgili gazetecilerin sorularına yanıt verdi. İmamoğlu, “Bu işi Sayın Cumhurbaşkanı 2027’de Avrupa oyunlarını İtalya’yı, Roma’yı şaraba nasıl bağladı onu anlamadım. Ama muhtemelen kendisine bilgi veren kim ise İtalya ve Roma deyince aklına şarap geliyordu tahmin ediyorum, ya da akşamdan kalmaydı diyebiliriz. Neyse hani günün sonunda biz 2027 oyunları için oradaydık” dedi.

Türkiye Belediyeler Birliği, Meclis Üyesi seçimi için Haliç Kongre Merkezi’ne geldi. İmamoğlu, Roma gezisiyle ilgili gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Soru: “Geçen hafta Roma’daydınız. 2027 Avrupa oyunları için ama bu imza töreni amacından çok farklı konularla yankı oluşturmaya ve  konuşulmaya devam ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kabine toplantısında dile getirdi. Özel uçak kiralayıp gazetecileri toplayıp şarap festivaline götürmek belediyelerin işi değildir “dedi. Yorumunuz ne olacak?”

Birçok yerde ve salonlarımızda meydanlarımız da muazzam organizasyonları hazırlıyoruz”

İmamoğlu: “İlginç, Sayın Cumhurbaşkanı’nın yorumu ilginç. Öncelikle 2027 Avrupa oyunları İstanbul’umuzun ilk kez çoklu bir spor organizasyonunda yer alacağı bir organizasyon çok önemsiyoruz. Çok güçlü bir iş yapmak istiyoruz. Çünkü 2027’deki bu organizasyon aynı zamanda 2036 Olimpiyat oyunlarına adaylığımızın, paralimpik ve olimpik oyunlara adaylığımızın da öncesinde en önemli organizasyon olarak İstanbul’da yapılıyor olacak. Aynı zamanda 2027 Avrupa Oyunları, 2028’de Los Angeles’ta yapılacak olimpiyatlar öncesinde de kotaların en fazla elde edileceği yarışma olacak. Dolayısıyla hem o döneme dönük bu kapsadığı olaylar çok değerli. Hem de İstanbul’da ilk defa böyle çoklu organizasyon, çoklu branşların işte Haliç’in kıyısındayız, Haliç’te Marmara Denizi’nde, Boğaz’da birçok yerde ve salonlarımızda meydanlarımızda muazzam organizasyonları hazırlıyoruz.

“Ya da akşamdan kalmaydı diyebiliriz”

Öncelikle Sayın Cumhurbaşkanına buradan bilgi vereyim. Biz oraya 2027 Avrupa oyunlarının protokolünü imzalamak için gittik ve Avrupa Olimpiyat Oyunları komite başkanıyla çok önemli bir tören düzenledik, bunun için gittik. Evet bazı gazeteciler bize eşlik etti. Bu tarihi olaya hem şahitlik yaptılar hem de bunun kamuoyu tarafından duyurulmasını sağladılar. Bu işi Sayın Cumhurbaşkanı 2027 de Avrupa oyunlarını İtalya’yı, Roma’yı şaraba nasıl bağladı onu anlamadım. Ama muhtemelen kendisine bilgi veren kim ise İtalya ve Roma deyince aklına şarap geliyordu, tahmin ediyorum, ya da akşamdan kalmaydı diyebiliriz. Neyse hani günün sonunda biz  2027 oyunları için oradaydık. 2027 Avrupa oyunlarına Sayın Cumhurbaşkanını da şimdiden davet etmiş olayım.”

“Eleştirileri dinliyoruz”

Soru: “Cumhurbaşkanı’nın açıklaması dışında bu toplantıyla ilgili başka eleştiriler de oldu. Masraflarının İBB tarafından karşlanması, lüks olarak bulundu. Masrafları İBB mi karşıladı? Nasıl bir maliyet oldu bu gezinin?”

İmamoğlu: “Farklı şekillerde, yani tabii kurumsal karşılamamız ana gövdesinde var. Gazetecileri davet etmemiz kadar doğal bir şey yok. Kaldı ki biz yaklaşık beş buçuk yıllık görev süremiz içerisinde ilk kez yurt dışındaki bir organizasyona ya da yurt içinde de diyebiliriz hatta ilk defa İBB’nin kendi bütçesiyle getirdiğimiz bir organizasyon yaptık. Bundan daha doğal bir şey yok. Avrupa oyunları İstanbul tarihinde ilk kez yapılıyor. Bunun yadırganacak bir tarafı yok önemli bir organizasyondur. Etik kurallar, eleştirileri  dinliyoruz. Bir eksiğimiz varsa bakarız, bir sonrakinde yapmayız. Ama ilk kez yapıyoruz. Bunu yüzlerce kez yapan ahalinin temsilcilerinin buna dönüp haberler yapması ve eleştirilerini de böyle enteresan bir biçimde izliyorum. Dediğim gibi biz altı yıla yakın zaman dilimi içinde ilk kez böyle bir organizasyon gerçekleştirdik.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/imamoglu-roma-gezisi-2027-avrupa-oyunlari-icin-yapildi/feed/ 0
ÇGD ‘Yılın Başarılı Gazetecileri-2023’ Ödülleri Sahiplerini Buldu https://www.haber60.com.tr/cgd-yilin-basarili-gazetecileri-2023-odulleri-sahiplerini-buldu/ https://www.haber60.com.tr/cgd-yilin-basarili-gazetecileri-2023-odulleri-sahiplerini-buldu/#respond Sat, 11 May 2024 00:30:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31245 (ANKARA) – Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) ‘Yılın Başarılı Gazetecileri-2023’ ödülleri Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde düzenlenen törenle sahiplerini buldu. ÇGD Genel Başkanı Kıvanç El, “Halkın haber alma hakkı için kamu adına mesleğini yapan bizler, sesimizi yükselttikçe, birleştikçe aslında daha güçleneceğimize olan inancım tam”dedi.

Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) ‘Yılın Başarılı Gazetecileri-2023’ ödülleri Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Ödül törenine çok sayıda gazetecinin yanı sıra CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyigit, CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner ve RTÜK üyeleri Tuncay Keser ve Necdet İpekyüz katıldı.

“ÇGD HER ZAMAN DOĞRU YERDE DURDU VE DOĞRU MÜCADELEYİ VERDİ”

Ödül töreninin açılış konuşmasını yapan ÇGD Genel Başkanı Kıvanç El, “Zorluklar ve sıkıntılar var. On sene önce terörist ilan ediliyorduk, iki sene önce manipülatif dezenformasyon yapan insanlar olduk. Büyük ihtimalle bir kaç ay sonra etki ajanı sıfatı yiyeceğiz. Ama sıkıntılı süreçleri de her zaman aştık. Bize destek vermiş insanların olduğunu görmenin de heyecanıyla kimsenin moralini bozmaya gerek yok. Halkın haber alma hakkı için kamu adına mesleğini yapan bizler, sesimizi yükselttikçe, birleştikçe aslında daha güçleneceğimize olan inancım tam. ÇGD her zaman doğru yerde durdu ve doğru mücadeleyi verdi. Kurucularımızdan bu güne gönlümüz çok rahat. Sansürden, otosansürden, açlık koşullarında çalışan gazetecilere kadar çok fazla problemimiz var. Hepimiz ortak mücadele ettiğimiz zaman bu sorunları aşacağımıza olan inancım sonsuz” ifadelerini kullandı.

“BİRLİKTE MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

Ödül takdim etmek için sahneye çıkan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Basın Türkiye’nin mevcut durumunda bizim soluk borumuz. Siz yazmazsanız bir çok şey karanlıkta kalacak. Basın emekçileri sayesinde hakikat bir nebze de olsa bizlere, topluma ulaşıyor. Kalemi kırılmaya çalışıldığı halde, cezaevlerine atılmaya çalışıldığı halde yazana, çizene bin selam olsun. Cezaevinde bulunan gazetecilere selam gönderiyorum. Birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, ise “İyi ki varsınız diyorum. Her zaman zor zamanlarınızda yanınızda olacağız. Zor zamanlarınızın olmaması ve özgür basın için mücadele edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, “Gerçek ve doğru haberin peşinde adliyede, emniyette, sokakta, parlamentoda nerede olması gerekiyorsa orada olup, durmadan heyecanla koşan gazetecileri saygıyla selamlıyorum. Gazetecilik geçmişten bugüne zor bir meslek ama baskılara, sürgünlere, tehditlere, cezaevi koşullarına rağmen her türlü bedeli ödemeyi göze alan insanlar sayesinde dünyanın en saygın mesleklerinden bir tanesi” diye konuştu.

“33 BASIN EMEKÇİSİ ARKADAŞIMIZI RAHMETLE ANIYORUM”

Ödül etkinliğine il dışında bir programı olduğu için katılamayan CHP Genel Başkanı Özgür Özel gönderdiği mesajda şu ifadelere yer verdi:

“Gazetecilik mesleğini her türlü baskıya, sansüre rağmen bağımsız bir şekilde icra eden tüm basın emekçilerini saygıyla selamlıyorum. Geçtiğimiz yıl, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyıl kutlamaları, 6 Şubat depremi, genel seçim ve yoğun siyasi gündem nedeniyle habercilik anlamında gündemin çok hareketli olduğu bir yıl oldu. Yaptığı haberlerle, 2023 yılının en başarılı gazetecileri seçilen değerli gazetecileri tebrik ediyorum. Ayrıca, deprem bölgesinden büyük fedakarlıklarla yaptıkları haberler nedeniyle dayanışma ödülüne layık görülen basın emekçilerine teşekkürlerimi, gönülden tebriklerimi sunuyor, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden 33 basın emekçisi arkadaşımızı rahmetle anıyorum.”

“GAZETECİLERE MİNNETTARIZ”

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ise gönderdiği mesajında “Tarafsız gazetecilik için mücadele eden, tüm zor zamanlarında meslektaşlarının yanında duran Çağdaş Gazeteciler Derneği’ne nazik davetleri için teşekkür ediyorum. “2023 Yılın Başarılı Gazetecileri Ödül Töreni’ne iş programımdaki yoğunluk nedeniyle katılamayacağımı üzüntü ile belirtmek isterim. Sansürün ve baskının son bulduğu, gazetecilik mesleğinin onurunun teslim edildiği günlere kısa zamanda kavuşacağımıza yürekten inanıyor, kalemini yalnızca gerçekleri aktarmak için kullanan gazetecilerimizi kutluyorum.” dedi.

Ödül törenine mesaj gönderen bir diğer isim İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ise “Gazeteciler yurttaşlarımızın doğru habere ulaşabilmesi için çok zorlu koşullar altında dahi özveriyle çalışıyorlar. Bu değerli görevi her zaman halkın ve haklının yanında durarak sürdüren, gerçeklerin ortaya çıkması için çabalayan gazetecilere minnettarız” ifadelerini kullandı.

ÇGD’nin ödül verdiği gazeteciler ve haberleri şöyle:

UĞUR MUMCU ARAŞTIRMACI GAZETECİLİK ÖDÜLÜ:

Asuman Aranca – T24

‘Sinan Ateş cinayeti dosyasındaki bilirkişi raporuna T24 ulaştı: Ateş’in adresini Ülkü Ocakları Başkanı istemiş’ haberi.

MUSTAFA EKMEKÇİ HABER ÖDÜLÜ:

Hazar Dost ve Ersin Eroğlu – 10Haber

Şüpheli Bir Ölümün Krokisi ve Gabonlu Dina’nın Ölümü başlıklı haberleri.

RAFET GENÇ HABER ÖDÜLÜ:

Burcu Günüşen – Sol Haber

‘Devlet koruması altındaki çocuklar 40 günlük tarikat kampına yollandı’ haberi.

BEHZAT MİSER KENT HABERİ ÖDÜLÜ:

Pelin Ünker – DW Türkçe

‘Fay hattında altın madeni: 7,2 milyon dolar borcu silindi’ haberi.

RÖPORTAJ ÖDÜLÜ:

Sorel Dağıstanlı – Halk TV

Diyanet personeli anlattı: Keyfi harcamalar ve talan…’ röportajı.

İZZET KEZER HABER FOTOĞRAF ÖDÜLÜ:

Adem Altan – AFP

Enkazda kaybettiği kızı Irmak’ın başından ayrılmayan Mesut Hançer’in fotoğrafı.

TV HABER ÖDÜLÜ:

Barış Kaya – Mahmut Özgün – FOX TV

‘Hatay’da sokak sokak yardım aradı’ haberi

BELGESEL ÖDÜLÜ:

Mahmut Hamsici – Ege Tatlıcı – BBC Türkçe ‘ Kahramanmaraş: Bir yıkımın anatomisi’ belgeseli.

SAYFA TASARIMI ÖDÜLÜ:

Buse İlkin Yerli – Birgün Gazetesi

‘Baskılara karşı hep birlikte direneceğiz’ sayfa tasarımı.

TEŞVİK ÖDÜLÜ:

Asya Tekyaşar, Gökmen Mumcular, Görkem Deniz Berk, İlke Çıtır, Merve İşen, Tolga Çifci, Zeren Gültekin – Görünüm Gazetesi

DAYANIŞMA ÖDÜLÜ:

Deprem bölgesindeki gazeteciler

]]>
https://www.haber60.com.tr/cgd-yilin-basarili-gazetecileri-2023-odulleri-sahiplerini-buldu/feed/ 0
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Basın Özgürlüğü Günü’nde Gazetecilerin Serbest Bırakılmasını İstedi https://www.haber60.com.tr/turkiye-gazeteciler-cemiyeti-basin-ozgurlugu-gununde-gazetecilerin-serbest-birakilmasini-istedi/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-gazeteciler-cemiyeti-basin-ozgurlugu-gununde-gazetecilerin-serbest-birakilmasini-istedi/#respond Fri, 03 May 2024 22:21:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30240 (İSTANBUL) – Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, (TGC) 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, “Basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünden söz edebilmek için cezaevinde tutuklu gazetecileri serbest bırakın, haberin serbest dolaşımını engellemeyin” çağrısı yaptı.

TGC’nin açıklamasında, gazetecilerin 2024 yılında da Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü yine işsizlik, sansür, otosansür, tehdit, fiziksel saldırı, dava, haksız gözaltı ve tutuklulukların baskısı altında karşıladığı vurgulandı. Açıklamada, düşünce kuruluşu Freedom House’un yayınladığı 2024 Dünyada Özgürlük Raporu’nda, Türkiye’nin özgürlük puanında son 10 yılda en fazla düşüş yaşayan ülkeler arasında yer almayı sürdürdüğüne de dikkat çekildi.

“BASIN KARTI SAHİBİ OLUNMASI ZORUNLU TUTULUYOR”

TGC’nin açıklaması şöyle:

Bir gazetecinin yazdığı haber nedeniyle tehdit edilmesi, fiziksel saldırıya uğraması, saldırganların cezasız kalması suç olmasına rağmen cezasızlıkla ödüllendiriliyor. Gazetecilerin yaptıkları araştırma dosyalarının, nitelikli haberlerin, birçok işveren tarafından kar ve siyasi avantaj uğruna feda edildiğini görüyoruz. Gazeteciler bu dönemi ‘Asıl yapamadığımız, ya da yaptığımız ama yayınlanmasına izin verilmeyen çalışmalarımızın haber olduğu dönem’ diye tanımlıyor. Gazetecilerin sigortasız, düşük ücretlerle, sendikasız, editoryal bağımsızlık olmadan çalıştırılması, haksız yayın yasakları ve erişim engeli kararları haberin özgürce yurttaşlara ulaşmasını engelliyor. Basın İlan Kurumu’nun haksız ilan ve reklam kesme, ilan hakkını iptal etme kararları, RTÜK’ün yayın durdurma ve verdiği yüksek para cezaları bağımsız gazeteciliği tehdit ediyor. İktidarın kamuoyu yararına olmayan faaliyetlerini haber yapan gazetecilerin basın kartları İletişim Başkanlığı tarafından ya verilmiyor, ya da iptal ediliyor. Valilikler ise gazetecilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde olduğu gibi sahada etkinlikleri izlemesi için basın kartı sahibi olmasını zorunlu tutuyor. Gazetecilerin çalıştıkları iş yerlerinin ya da bağlı oldukları basın meslek örgütlerinin verdiği kimlik kartlarıyla görev yapmalarına engel oluyor.”

POLİS ‘SÜPÜRÜN’ EMRİ VEREBİLİYOR

Açıklamada, polisin 1 Mayıs’ı kutlamak için Taksim’e çıkmak isteyenleri gözaltına almak isterken görüntü çeken gazetecilerin “süpürülmesi” yönünde talimat verilmesine de değinildi ve şu ifadelere yer verildi:

“İktidar basın özgürlüğünün var olduğunu savunurken, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde bir polis haber yapmak için sahada bulunan gazetecileri engellemek için ekiplere ‘süpürün’ emrini verebiliyor. Ülkenin hemen her yerinde gazetecilere ‘haber yapmasınlar’ diye biber gazı sıkılıyor. İşverenleri tarafından gaz maskesi bile verilmeyen gazeteciler sahada tüm bu zorluklara rağmen yurttaşların haber alma kanallarını açık tutmak için özveriyle çalışıyor. Son 15 yılda bine yakın gazetecinin tutuklandığı ülkemizde 16 gazeteci yaptıkları haberler nedeniyle hala cezaevlerinde tutuluyor.

Gazeteciler dönemlerin tanığıdır, tarihe not düşerler. Bu nedenle ısrarla diyoruz ki ‘gazetecilik suç değildir’. Gazetecilik halkın haber alma, bilgilenme hakkına hizmet eden saygın, onurlu bir meslektir. Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde tekrar hatırlatıyoruz. Gazeteciler bedeller ödeseler de kamuoyunu aydınlatmaktan geri durmayacaklar. Basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünden söz edebilmek için haberin özgürce dolaşabildiği, cezaevindeki meslektaşlarımızın serbest kaldığı bir toplum olmalıyız. 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü mesleğini özenle ve özveriyle yapan bütün gazetecilere kutlu olsun. Umuyoruz ki gelecekte, demokrasinin yeşerdiği, cezaevlerinde gazetecisi bulunmayan aydınlık ve barışçıl bir ülkede 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü gururla kutlayacağız”

]]> https://www.haber60.com.tr/turkiye-gazeteciler-cemiyeti-basin-ozgurlugu-gununde-gazetecilerin-serbest-birakilmasini-istedi/feed/ 0 Nisan Ayında Gazetecilere 66 Kez Dava Açıldı, 3 Gazeteci Tutuklandı https://www.haber60.com.tr/nisan-ayinda-gazetecilere-66-kez-dava-acildi-3-gazeteci-tutuklandi/ https://www.haber60.com.tr/nisan-ayinda-gazetecilere-66-kez-dava-acildi-3-gazeteci-tutuklandi/#respond Fri, 03 May 2024 21:25:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30208 (ANKARA) – CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde nisan ayı Basın Özgürlüğü Raporu’nu açıkladı. Rapora göre nisan ayında gazeteciler 66 kez hakim karşısına çıktı, gözaltına alınan 10 gazeteciden 3’u tutuklandı. Çakırözer, “Türkiye’de basın özgürlüğünde 3 Mayıs’ta maalesef durumumuz vahim. Nasıl düzelir bu tablo? Bu tablo demokrasiyle düzelir, basının önünü açmakla düzelir. Türkiye’yi artık dünyada basın özgürlüğünde en dipteki ülkeler arasından kurtarmamız gerekiyor. Bu vahim tabloya artık bir ‘dur’ deme zamanı çoktan gelmiş durumda” dedi.

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde nisan ayı Basın Özgürlüğü Raporu’nu açıkladı. 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü ve nisan ayı Basın Özgürlüğü Raporu’yla ilgili değerlendirmelerde bulunan Çakırözer, Türkiye’de gazetecilerin görevlerini yapamaz hale getirildiğini söyledi. Çakırözer, depremlerde, maden facialarında, yangınlarda, seçimlerde dahi gazetecilerin haber yapmasının, halkın haber alma hakkının ortadan kaldırıldığını vurguladı.

Çakırözer açıklamasında şunları söyledi:

“Bugün 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü. Ancak Türkiye’de basın özgürlüğünün kutlanacak hali yok. Nisan ayında gazeteciler tam 66 kez hakim önüne çıkarak haberini, paylaşımını savunmak zorunda bırakıldı. Gazeteciler ev baskınlarıyla gözaltına alındı. 10 gazeteci gözaltına alındı, bunlardan üçü tutuklandı. Gazeteciler yine hedef gösterilmekte, saldırıya uğramakta. İslahiye’nin Sesi gazetesi kurşunlandı. Gazeteciler eski bakanlar tarafından hedef gösterildi. Yine Türkiye’de Sinan Ateş gibi önemli bir davada aylar boyu iddianame ortaya konmazken, bu süreci haberleştiren gazeteci hakkında jet hızıyla dava açıldı, üç yıl hapis istendi. Gazeteciler Sansür Yasası nedeniyle yine soruşturmalara uğramakta. En son İsmail Saymaz hakkında soruşturma başlatıldı. Yine Anadolu’nun dört bir yanında gazeteciler yaptıkları haberler nedeniyle davalar, soruşturmalarla karşı karşıyalar.

ERİŞİM ENGELLERİYLE ONLARCA HABER MAALESEF BİLİNEMEZ, DUYULAMAZ, OKUNAMAZ HALE GETİRİLDİ

Basın özgürlüğünün bir başka sorunlu alanı olan erişim engelleri konusunda da yine bir çok belgeli, gerçek haber erişime engellendi, ucu iktidara, iktidarın Anadolu’daki temsilcilerine dayandığı için. Erişim engelleri konusunda da yine onlarca haber maalesef bilinemez, duyulamaz, okunamaz hale getirildi. Türkiye’de öyle bir ortam var ki artık maalesef gazeteciler görev yapması gereken yerde görevini yapamaz hale getirildi. Depremlerde, maden facialarında, yangınlarda, seçimlerde dahi gazetecilerin haber yapması, halkın haber alma hakkı ortadan kaldırılmakta.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNDE DURUMUMUZ VAHİM

İşin özü, Türkiye’de basın özgürlüğünde 3 Mayıs’ta maalesef durumumuz vahim. Nasıl düzelir bu tablo? Bu tablo demokrasiyle düzelir, basının önünü açmakla düzelir. Türkiye’yi artık dünyada basın özgürlüğünde en dipteki ülkeler arasından kurtarmamız gerekiyor. Bu vahim tabloya artık bir ‘dur’ deme zamanı çoktan gelmiş durumda.”

3 GAZETECİ TUTUKLANDI

Çakırözer’in hazırladığı rapora göre basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlaller şöyle:

Nisan ayında gazeteciler haberleri, yazıları, sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek 66 kez hakim karşısına çıktı. 10 gazeteci gözaltına alındı, 3’ü tutuklandı. İstanbul, Ankara ve Urfa’da gerçekleştirilen ev baskınlarında Mezopotamya Ajansı ve Yeni Yaşam Gazetesi’nden 9 gazeteci gözaltına alındı. Gözaltına alınan gazetecilerden 3’ü tutuklandı. İstanbul’da Mecidiyeköy metro durağında mülteci bir kadının darp edilerek gözaltına alınmasını görüntüleyen gazeteci Ekim Veyisoğlu gözaltına alındı.

Gazetelere yönelik saldırılar ile siyasilerin gazetecileri hedef gösteren açıklamaları Nisan ayında da devam etti. Gaziantep’in İslahiye ilçesinde İslahiyenin Sesi gazetesinin ofisi kurşunlandı. İçişleri eski Bakanı Süleyman Soylu katıldığı bir programda gazeteciler Timur Soykan, Murat Ağırel ve Fatih Altaylı’yı hedef gösterdi. İsrail’in Gazze Şeridi’ne yaptığı saldırılarda TRT Arabi ekibi kameramanı Sami Şahada yaralandı.

Eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin davada soruşturma 16 aydır tamamlanamazken, cinayete ilişkin bilirkişi raporunu haberleştiren T24 Muhabiri Asuman Aranca hakkında dava açıldı. Aranca hakkında 3 yıla kadar hapis istemiyle iddianame düzenledi. Davanın asıl iddianamesi de haberi yapan gazeteci Aranca’ya açılan davadan sonra geldi. Gazeteciler hakkında sansür yasası gerekçe gösterilere soruşturmalar açılmaya devam etti. Gazeteci İsmail Saymaz hakkında Gaziosmanpaşa’da 31 Mart seçimlerindeki oyların yeniden sayımında çıkan gerginlikle ilgili paylaşımı nedeniyle ‘halkı yanıltıcı bilgiyi yaymak’ ve ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. Erzincan Ergan’da mera alanlarına yapılmak istenen taş ocağı projesini haberleştiren gazeteci Duygu Kıt hakkında soruşturma açıldı. Gazeteci Oktay Candemir hakkında 31 Mart yerel seçiminde AKP’den Van Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı olan Abdulahat Arvas’ın şikayeti üzerine soruşturma açıldı. Cumhuriyet gazetesi yazarı, sanatçı Müjdat Gezen hakkında yazsısı nedeniyle 50 bin TL’lik tazminat davası açıldı.

Basın özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını kısıtlayan ihlaller arasında yer alan erişim engellerine Nisan ayında da devam edildi. İstismar, dolandırıcılık, görevi suistimal iddialarını konu alan haberler erişime engellendi. Erişim engelleri alanında çalışmalar yürüten EngelliWeb ve FreeWeb verilerine göre Nisan ayında erişime engellenen haberler şöyle:

“Ağrı İl Kültür ve Turizm Müdür Vekilinin çocuk sporculara cinsel istismarda bulunduğu iddialarına ilişkin paylaşım ve haberler, Elazığ’da 8 kız öğrencinin okul müdürü tarafından cinsel tacize uğradığı iddiası hakkındaki haberler, Nwork isimli şirketin saadet zinciri oluşturduğu ve buna katılanların dolandırıldığına ilişkin haberler, Emniyetteki Menzil yapılanması ve eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bu yapılanmadaki rolüyle ilgili köşe yazısı, Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu’nun soyismine benzer şekilde Esenler’de içinde ‘Gök’ geçen çok sayıda sokak isminin yer aldığıyla ilgili haber, The Sun gazetesi muhabirinin Türkiye’deki sağlık turizmi hakkında yaptığı haberler, kayyım atanan şirketlerde danışman olarak görevlendirilen ve Bilal Erdoğan ile yakınlığıyla bilinen Murat Teksöz hakkındaki haber.”

]]> https://www.haber60.com.tr/nisan-ayinda-gazetecilere-66-kez-dava-acildi-3-gazeteci-tutuklandi/feed/ 0 Türkiye, Basın Özgürlüğü Sıralamasında 158’inci Oldu.. Rsf Temsilcisi Önderoğlu: “Yargı Üzerinden Baskılar, Sektörü İşlevsiz Hâle Getiriyor.” https://www.haber60.com.tr/turkiye-basin-ozgurlugu-siralamasinda-158inci-oldu-rsf-temsilcisi-onderoglu-yargi-uzerinden-baskilar-sektoru-islevsiz-hale-getiriyor/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-basin-ozgurlugu-siralamasinda-158inci-oldu-rsf-temsilcisi-onderoglu-yargi-uzerinden-baskilar-sektoru-islevsiz-hale-getiriyor/#respond Fri, 03 May 2024 04:24:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30169 Haber: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: MEHMET ÇALPAR

(İSTANBUL) – 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde, Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Örgütü’nün 2024 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi, Türkiye’nin basın özgürlüğü açısından bulunduğu noktayı gözler önüne serdi. Türkiye, 180 ülkenin yer aldığı endekste  basın özgürlüğü sıralamasında 158’inci sırada yer aldı. Örgütün Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, “Ne yazık ki Türkiye’de iktidar merkezli baskıların, yargı üzerinden tercüme edilen baskıların sektörü gerçekten işlevsiz hale getirmeye başladığını görüyoruz” dedi.

RSF örgütünün 2024 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi açıklandı. Buna göre Türkiye, 180 ülke içerisinde 158’inci sırada yer bulabildi. Geçen yıl 165’inci sırada olan Türkiye’nin yedi sıralık ilerleyişi, medya özgürlüğü açısından bir iyiye gidiş olarak yorumlanmadı, medya özgürlüğü durumu itibarıyla Türkiye “çok vahim” kategorisinde kaldı. Endekse göre, Norveç ilk sıradaki konumunu korurken son sırada Eritre yer aldı.

Türkiye’nin sırılamadaki yükselişinin, geçen yılki endekste Türkiye’nin önünde yer alan Hindistan, Azerbaycan, Rusya, Belarus ve Bangladeş gibi ülkelerin son bir yılda özellikle “politik” ve “güvenlik” göstergeleri bakımından daha büyük kayıp vermesinden kaynaklandığına vurgu yapıldı.

Ayrıca, seçim sürecinde kamu yayıncılığının tarafgirliğinin, onlarca gazetecinin tutuklanmasının ve cezasızlık gibi gelişmelerin Türkiye’yi, medyaya yönelik “politik” faktörler bakımından en çok gerileyen ülkelerden biri haline getirdiğine işaret edildi. Gazeteciler hakkında 6 Şubat merkezli Kahramanmaraş depremlerinin ardından “dezenformasyon” iddiasıyla yürütülen soruşturmaların ve kovuşturmaların da işlerin “yasal” alanda da iyi gitmediğinin gözler önüne serildiğine de hatırlatma yapıldı.

TÜRKİYE, 2002’DE 99’UNCU SIRADAYDI

Raporda, “Türkiye, Doğu Avrupa ve Orta Asya (EECA) bölgesinde siyasi gösterge olarak en ciddi gerileme yaşayan ülkelerden oldu. Genel skor olarak 2023’te 100 üzerinden 33,97 puan toplayan Türkiye, 2024’te 31,6 ile (2,37 puanlık kayıp) yetinmek zorunda kaldı” bilgisine yer verildi. Ayrıca, “Türkiye’de Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin yeniden seçilmesi endişe kaynağı. Türkiye, gazeteci tutuklamaya devam ediyor, neredeyse sistematik online sansür ve yargı kontrolüyle medyayı zayıflatmayı sürdürüyor” tespiti de öne çıktı. Türkiye, 2002 yılında 99’uncu sırada kendine yer bulduğu sıralamada 2016’da 151, 2017’de 155, 2018 ile 2019’da 157’nciliğe kadar gerilemiş, 2020’de 154, 2021’de 153, 2022’de 149, geçen yıl da 165’inci sırada gösterilmişti.

EROL ÖNDEROĞLU: “ONLARCA GAZETECİNİN TUTUKLANDIĞINA ŞAHİT OLDUK”

Rapora ilişkin RSF örgütü Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, rapora ilişkin İstanbul’da ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu. “Sıra olarak Türkiye’nin ilerlemesini yanılsama olarak” yorumlayan Önderoğlu, şunları söyledi:

“Türkiye’nin önünde ve arkasında yer alan ülkelerdeki durumla da bağlantılı. Sıralamaya baktığımız zaman bu gelişme, Türkiye’de medya özgürlüğü lehinde olup bitenlerle bir alakalı değil çünkü Türkiye’de bu yönde olumlu gelişme pek yaşanmadı. Oldukça zor bir yılı geride bıraktık ama Rusya, Suriye, Bangladeş, Hindistan gibi ülkelerdeki özellikle güvenlik ve politik parametrelerin daha da kötüye gitmesi nedeniyle, Türkiye’nin gerisine düşmüş olmalarıyla ilgili Türkiye’nin ilerlemesi. Tabii acı bir tablo çünkü yıllardan beri Türkiye, kendi kapasitesiyle, harekete geçen sivil toplum toplumuyla, medya özgürlüğünün sorunlarını canhıraş dile getiren muhalefet milletvekilleriyle ya da davalarda dayanışma gösteren gazetecilerin faktörüyle değil; ne yazık ki başka ülkelerin daha kötüye gidişiyle beslenen bir ülkeymiş gibi görüntü veriyor. Ne yazık ki Türkiye’de iktidar merkezli baskıların, yargı üzerinden tercüme edilen baskıların sektörü gerçekten işlevsiz hale getirmeye başladığını görüyoruz. Birkaç örnek vermek gerekir belki. İşte seçim döneminde, seçimler öncesinde ve sonrasında onlarca gazetecinin kitleler olarak tutuklandığına tanık olduk. Herkes seçim döneminde olumsuz bir şeylerin yaşanacağına düşüncesine kapılıyordu. Nitekim bu doğrulandı ve toplu gazeteci tutukluluğuna tanık olduk. Bu aynı zamanda hukukun bağımlılığına da işaret eden ve hukuk devletinin de ne kadar zayıflatıldığına da işaret.”

“GAZETECİLERE ŞİDDETTE CEZASIZLIK KURAL OLDU”

Sulh ceza hakimliklerinin erişim engelleme kararlarına da değinen Önderoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Diğer bir örnek, neredeyse günlük bir mesele haline gelen online sansür meselesi. Burada da aktör olarak sulh ceza hakimliklerini görüyoruz. Sulh ceza hakimliklerinin yargı mekanizması içerisinde yer aldığını biliyoruz fakat sulh ceza hakimlikleri, gerekçesiz ve seri sansür kararlarıyla aslında siyasi mekanizmanın bir aktörüymüş gibi devreye giriyorlar. Onun dışında özellikle politik temeli olan gazetecilere yönelik şiddette, buna dair soruşturma ve yargılamalarda aslında cezasızlığın çok belirgin bir kural olduğunu da görüyoruz. Tüm bu faktörlerden şunu söyleyebiliriz. Medya sektörüne uzanan politik el, sektörü oldukça tehdit eder bir noktaya geldi ve Türkiye’nin demokratik kurumsallığı açısından bunun bir göz boyamadan öteye gitmediğini görebiliyoruz. Dışarıdan da görülüyor. En belirgin kazanım olarak belki Türkiye’de canlı sivil toplum hareketliliği ve gazeteci dayanışması dışında halen temel özgürlüklerde aktif rol alan Anayasa Mahkemesi’ni görebiliyoruz. Dolayısıyla bunlar Türkiye’nin RSF endeksinde daha da dibe gitmesine engel olan kazanımlar fakat Türkiye’nin çok daha ileri ve hak ettiği yerlere gidebilmesi çok büyük bir siyasi iradeye ve çok büyük bir toplumsal uzlaşıya, Türkiye’de şeffaf toplumun tekrardan gündeme getirilmesi için çok daha büyük bir ittifaka ihtiyaç var. Demokrasi ve halkın haber alma hakkı ancak bu şartlarda temel olarak güvence altına alınabilir.”

“HER 3 AYDA 200 KİŞİ MAHKEMELERE ÇIKIYOR”

Erol Önderoğlu, gazetecilerin hukuksal açıdan yaşadığı zorlukları da dile getirerek, şunları anlattı:

“Türkiye’de her üç ayda bir 200’den fazla medya temsilcisi mahkemelere çıkıyor. Her üç ayda bir 10-15’i mahküm oluyor; 10-15’i beraat ediyor fakat bu yargılamaların sonunun gelmediğini görüyoruz. Dolayısıyla oldukça kutuplaşmış bir medya sektörü de gözlemliyoruz. İktidarın, medya sahiplerinin yüzde 85’ten fazlasını denetlediği, diğer eleştirel ya da bağımsız medya çevrelerinin, yüzde 10-15’le sıkıştırıldığı ama online sansür ve keyfi kovuşturmalarla boğuştuğu bir zehirli bir ortam diyebiliriz. Dolayısıyla buna dair kayda değer bir dayanışma var. Medyanın ne kadar Türkiye toplumu için önemli olduğunu bilen çevreler de var. Onların dayanışması da oluyor. Bu, insanları ayakta tutuyor. Bu inanç gazeteciliği çekici bir meslek olarak ayakta tutuyor fakat ekonomik darboğaz, mütevazı şartlarda yayın yapan gazeteleri de dize getirmeye yakın. O nedenle atılıma geçmemiz lazım çünkü sonsuza dek bir eleştirel ya da bağımsız çevresinin kendisini var etmesi mümkün olmuyor. Toplumun gazetecilere, gazetecilerin de kendi sektörlerine, yapay zekanın ve sosyal medya platformlarının müdahalesini iyi görmeleri için belirli hazırlıklara da girişmeleri zorunlu diye düşünüyorum.”

“DEZENFORMASYONU ÜRETENLER, SİYASİ AKTÖRLER”

Raporda yer alan diğer ülkelerdeki durumlara da değinen Önderoğlu, “Medya özgürlüğünü güvencesiz bırakan aktörlerin başında siyasi aktörler geliyor ve birçok ülkede asıl dezenformasyonu üreten faktörlerin başında da yine siyasi aktörlerin geldiğini görüyoruz. Medyaya belirli bir yasal ve belirli bir sektörel güven getirmesi gereken siyasilerin aslında en en başında rollerinden feragat ettiklerini görüyoruz. Bu da endişe verici tabii ki” diye konuştu.

Erol Önderoğlu, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü için Türkiye’deki meslektaşlarına “direnç ve dayanışma” dileğini iletti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-basin-ozgurlugu-siralamasinda-158inci-oldu-rsf-temsilcisi-onderoglu-yargi-uzerinden-baskilar-sektoru-islevsiz-hale-getiriyor/feed/ 0
Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği 2024 Medya Konferansı başladı https://www.haber60.com.tr/gazeteciler-cemiyetinin-duzenledigi-2024-medya-konferansi-basladi/ https://www.haber60.com.tr/gazeteciler-cemiyetinin-duzenledigi-2024-medya-konferansi-basladi/#respond Fri, 26 Apr 2024 23:33:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29553 (ANKARA) – Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği “Gazeteciliğin Dönüşümü ve Arayışlar” başlıklı 2024 Medya Konferansı başladı. Konferansın açılışında konuşan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, “Yeni, çağdaş ve özgürlükçü yeni bir basın yasasına çok şiddetle ihtiyacımız var. Sanıyorum bu konu yakında Meclis’e gelecek. Meslek örgütlerinden ricam bizi ilgilendiren bir yasanın siyasiler tarafından hazırlanmasına müsaade etmeyin” çağrısında bulundu. Konferansta, “2023 Medya İzleme Raporu” ve “Gazetecilerin Mesleki Memnuniyeti Araştırması” ilk defa kamuoyuyla paylaşıldı.

Gazeteciler Cemiyeti’nin Avrupa Birliği finansal desteği ile yürütmekte olduğu M4D Projesi kapsamında düzenlediği “Gazeteciliğin Dönüşümü ve Arayışlar” başlıklı 2024 Medya Konferansı başladı.

Litati Türkiye Barolar Birliği (TBB) Konuk Evi’nde düzenlenen konferansa yaklaşık 200 kişi katıldı. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer de konferansı izleyenler arasındaydı. Konferansın açılışını M4D Direktörü Yusuf Kanlı yaptı. Açılış konuşmasını yapan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin ise “Gazeteciler Cemiyeti kurulduğu yıldan bu yana basın özgürlüğü için mücadele etmiştir. Çok dağınığız, çok örgütlüyüz ancak güçlerimizi bir araya getiremediğimiz için sesimizi çok duyuramıyoruz. Türkiye’de gazeteciliğin sorunları hiç bitmedi. Ne yazık ki mesleğimiz her dönemde suç sayıldı. Yeni çağdaş ve özgürlükçü yeni bir basın yasasına çok ciddi ihtiyacımız var. Sanıyorum bu konu yakında Meclis’e gelecek. Meslek örgütlerinden ricam bizi ilgilendiren bir yasanın siyasiler tarafından hazırlanmasına müsaade etmeyin. Bu konu başkalarına bırakılmayacak kadar önemlidir” dedi.

“2015 YILINDAN SONRA TÜRKİYE’DE CİDDİ BİR KÖTÜLEŞME OLDU”

Bilgin’in ardından konuşan AB Türkiye Delegasyonu Mali İşbirliği Bölüm Başkanı Odoardo Como, İtalya’da özgürlük gününde televizyonda yapılan bir konuşma nedeniyle bir televizyon kanalının kapatıldığını belirterek, “Medyanın ve basının özgürlüğü için yapılacak çok şey var ve bunları ancak birlikte yapabiliriz. Bir ülkede yaşananları ancak basın aracılığı ile duyurabiliriz bunu unutmamalıyız. İfade özgürlüğü ve basın özgürlüğü açısından Türkiye’de ciddi bir kötüleşme var. Bu istatistiklerde de kendisini göstermiş durumda. Özellikle 2015 yılından sonra Türkiye’de ciddi bir kötüleşme var. Türkiye ortalardayken en altlara doğru ilerliyor. Bunun için Avrupa Birliği’nde bizim yaptıklarımız çok önemli. Sivil toplum hala Türkiye’de çok iyi durumda, medya da hala kendi hakları ve özgürlükleri için savaşıyor” ifadelerini kullandı.

TBB BAŞKANI ERİNÇ SAĞKAN: “MADALYONUN BİR TARAFINDA İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KORUMAK DİĞER TARAFINDA DA TUTUKLU GAZETECİLER VAR”

Konferansa ev sahipliği yapan Türkiye Barolar Birliği’nin Başkanı Erinç Sağkan ise Anayasa’da bulunan haberleşme hürriyeti, düşünce ve kanaat hürriyeti, düşünceyi açma ve yayma hürriyeti, süreli ve süresiz yayın hakkı gibi maddeleri sıralayarak “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile düşünce ve ifade özgürlüğünden başlayıp basın araçlarının korunmasına kadar basın özgürlüğünü her yönüyle koruma altına alınmıştır. Madalyonun bir tarafında bu koruma varken diğer yüzünde ise onlarca gazeteci tutuklu olarak bulunuyor. Türkiye’de bir yeni anayasa değişikliği tartışmasından önce temelde hukuk devletini güçlendirmek ve demokrasinin içselleştirilmesinden yanayım” dedi.

HASAN TAHRAVİ: “GAZZE’DE ÖLDÜRÜLEN GAZETECİLERİN SAYISI 141 OLDU”

Filistinli Gazeteci Hasan Tahravi de 7 aydan beri Gazze’de devam eden bir savaşın olduğunu vurguladı. Tahravi, “7 Ekim’den sonra Gazze’de yaşam tarif edilemez bir hale geldi. Her yerde ölüm ve yaralı var. Şu ana kadar İsrail güçleri 34 bin Filistinliyi öldürdü. Gazze’de öldürülen gazetecilerin sayısı 141 oldu. Filistinli gazetecilerin amaçları olup biteni dünyaya göstermek. Filistin’de gazeteci olmak ölümle her an karşı karşıya gelmektir. Filistinli gazeteciler baskı, tehdit ve tutuklamalardan geri adım atmayacaklar çünkü biz haklıyız ve gücümüzü haklılığımızdan alıyoruz” şeklinde konuştu.

“SAHTE HABERLERE DAHA AZ, İYİ GAZETECİLİĞE DAHA ÇOK ODAKLANMAMIZ LAZIM”

Avrupa Gazeteciler Federasyonu Genel Sekreteri Ricardo Gutierrez ise “Gazze’deki mevcut soykırım karşısında şoktayım. Daha önce bizim mesleğimiz böyle bir soykırım görmedi. Bu kadar kısa sürede bu kadar fazla bir gazeteci kaybı yaşamamıştık. Bombaların altında, açlık içinde mesleklerini yapmaya çalışıyorlar. Onlara teşekkür ediyoruz ve hayatını kaybedenleri saygıyla anıyoruz.” dedi. Dezenformasyon ve ifade özgürlüğüne değinen Gutierrez, “Avrupa Birliği’nin dezenformasyona karşı politikasını anlatmak için geldim. İfade özgürlüğünün korunması demokrasinin en önemli değerlerinden biri. Sahte haberi ortadan kaldırmaya çalışırken nasıl ifade özgürlüğünü koruyabiliriz biraz bundan bahsetmek istiyorum. Sahte haberlere daha az, iyi gazeteciliğe daha çok odaklanmamız lazım” diye konuştu.

KENAN ŞENER: “BU YIL HALA RTÜK VERİLERİNE ULAŞAMADIK”

Açılış konuşmalarının ardından Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri ve ANKA Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Kenan Şener “2023 Medya İzleme Raporu”nu sundu. Raporun bu yıl geç çıktığını vurgulayan Şener, “Çünkü bu yıl bazı verilere ulaşamadık hala. RTÜK hala raporunu yayınlamadı. Gazetecilere beyzbol sopalı, bıçaklı saldırılar düzenleniyor. Korumalar arasına alıp gazeteci dövüyor. Sinan Aygül, Tatvan Belediye Başkanı’nın korumaları darp etti” dedi. Şener, özellikle küçük yerlerde yaşananların dikkat çekici olduğunu belirterek yerellerde meydana gelen gazetecilere dönük saldırıları anlattı.

“2023’TE GÖZALTINA ALINAN GAZETECİLERİN YAKLAŞIK ÜÇTE İKİSİ YILIN İLK ALTI AYINDA GÖZALTINA ALINDI “

Cezasızlığın önemli sorunlardan biri olduğunu belirten Şener, “2024 yılında daha iyi şeyler yazabileceğimizi düşünüyorum bu rapora. 2023 yılında 85 gazeteci gözaltına alınırken bunların 56’sı yılın ilk 6 ayında yaşandı. İkinci 6 ayda bu durumlar daha da azaldı. Seçimden sonra ise öyle anlaşılıyor ki 2024’te siyaset daha fazla yerel zemine oturacak. İktidarın demokratik perspektifini artıracağını düşünmüyorum ancak basın ve ifade özgürlüğüne yönelik baskıların bir önceki dönem kadar yoğun olacağını düşünmüyorum” dedi.

“GAZETECİLER ÇOK ÇALIŞIYORLAR AZ KAZANIYORLAR”

53 ilden 401 gazetecinin katılımıyla gerçekleştirdiği ‘Gazetecilerin Mesleki Memnuniyeti Araştırması’nı sunan Dr. Çağrı Kaderoğlu Bulut, “Gazeteciler çok çalışıyorlar, az kazanıyorlar ve mesleki inançları günden güne azalıyor” dedi. Kadın gazetecilerin erkek gazetecileri sadece ‘işsizlik oranı’nda geçtiğini bildiren Bulut, “Kadınların durumu erkeklere göre daha vahim. Cam tavan kadınların önüne bir sorun olarak çıkartılıyor” değerlendirmesini yaptı ve “Her 3 gazeteciden 2’sinin haberini yaptıktan sonra yargılanma korkusu taşıdığını, yargılandıklarını, gözaltına alındıklarını görüyoruz. Otosansür çok derinleşmiş durumda. Gazetecilerin yarısından çoğu haberinin yayınlanmayacağını düşündüğü için haberi hazırlamaktan vazgeçiyor” ifadelerini kullandı.

Konferans bugün ve yarın sürecek oturumlarla devam edecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/gazeteciler-cemiyetinin-duzenledigi-2024-medya-konferansi-basladi/feed/ 0
Bodrum Gazeteciler Cemiyeti Dayanışma Gecesi’nde Zeki Müren Unutulmadı https://www.haber60.com.tr/bodrum-gazeteciler-cemiyeti-dayanisma-gecesinde-zeki-muren-unutulmadi/ https://www.haber60.com.tr/bodrum-gazeteciler-cemiyeti-dayanisma-gecesinde-zeki-muren-unutulmadi/#respond Sun, 18 Feb 2024 21:27:17 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9556 Bodrum Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği dayanışma gecesinde “Sanat Güneşi” olarak anılan Zeki Müren unutulmayarak, konuklara sanatçının sesinden kesitler dinletildi.

Bodrum Gazeteciler Cemiyeti, Bitez Ambrosia Hotel’de ‘Basın Dayanışma Gecesi’ ve 1’inci yıl kutlama programı düzenledi. Program saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Bodrum Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Eren Ayhan ve Başkan Yardımcısı Ali Ballı, günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yaptı. Programda Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın da mesajı okunurken, daha sonra Bodrum Kaymakamı Mustafa Çit konuşma yaptı. Renkli görüntülere sahne olan gecede Bodrum’un duayen gazetecileri Ercan Vuranlar, Zeki Özkeskin, Yaşar Anter, Selda Öztürk, Miyase Hakalan Karlıova, Hüseyin Anıl, Mehmet Özalın ve Oğuz Poyraz adına eşi Asiye Poyraz’a onur plaketi takdim edildi.

Zeki Müren’in sesi duygulandırdı

Gecede onur plaketi alan Zeki Özkeskin, konuklara unutulmayacak bir sürpriz yaptı. Özkeskin, 1990’lı yıllarda Bodrum’da kendisinin sunuculuğunu yaptığı bir radyo programına konuk olan Zeki Müren’in konuşmalarından kesitler dinletti. Duygusal anların yaşandığı gecede, radyo programına konuk olan Zeki Müren’in doğum gününün kutlandığı ve Müren’in “Bodrum’da yaşadığım için çok mutluyum. Şirin kasabanın sıcacık insanları arasında olmak bana büyük bahtiyarlık veriyor. Ne mutlu bana ki doğum günümü Bodrum’da kutluyorum” ifadelerini kullandığı görüldü. Gecede Bodrum Gazeteciler Cemiyetine üye olan gazetecilere rozet takdimi yapıldı. Rozet töreninin ardından Bodrum’da müziğiyle ve sesiyle efsaneleşen Aycan Adalı ve grubu sahne aldı.

“Dayanışmayı büyüteceğiz”

Cemiyetin dayanışma ilkesiyle kurulduğunu söyleyen Bodrum Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Eren Ayhan, “İlçemizde ilk defa böyle bir çalışmayı başarmış olmaktan dolayı gurur duyuyoruz. Bu gururu bizimle paylaştığınız ve bu özel günde bizleri yalnız bırakmadığınız için teşekkürlerimi sunuyorum. Gazetecilik mesleğini icra eden ve bu mesleğin hakkını veren tüm gazeteci arkadaşlarımızla birlikte çıktığımız bu yolda yaklaşık 30 üyemizle birlikte 1 yılı geride bıraktık. Amacımız yıllardır gazetecilik mesleğinde birçok engel ve sorunla karşılaşan, gece gündüz demeden yazılı ve görsel platformlarda kamu yararına hizmet veren basın emekçileri olarak bir araya gelmekti. Meslek sorunlarımız ve sahada yaşadığımız mücadelelerimiz artık birlik ve beraberlik içerisinde çözüme kavuşacaktır. Bu dayanışmayı el ele verip birlikte büyüteceğiz” dedi.

Bodrum Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı Ali Ballı ise, “Oldukça fedakarlık gerektiren bu mesleğe gönül verenler olarak hep bir arada omuz omuza çalışmak amacıyla bu yola çıktık. Sizlerin de bu gecede bizlere verdiğiniz bu destekle ne kadar doğru yolda olduğumuzu bir kez daha anladık” diye konuştu.

“Gazeteciler Bodrum’un imajına katkı sağlıyor”

Bodrum’da görev yapan gazetecilerin Bodrum’u ulusal ve uluslararası arenada iyi yerde tutuklarını söyleyen Bodrum Kaymakamı Mustafa Çit, “Genelde gazetecilerimiz hep haber yapar, bugün kendileri haber olacak.. Bodrum adına kendilerini alkışlıyorum. Bodrum’a çok önemli katkı sağlıyorlar. Bodrum’un Türkiye basınındaki yeri bazen İstanbul’dan önde gelir, bazen sonra gelir ama her zaman haber değeri olan haberler yaparlar. Bodrum’umuzu hem ülkemizde hem uluslararası alanda iyi yerde tutarlar. Bodrum’a yaptıkları katkılardan dolayı kendilerine teşekkür ediyorum. Bodrum’umuzun imajına faydalı olan gazetecilere katkılarından dolayı teşekkür ediyorum” diye konuştu. – MUĞLA

]]>
https://www.haber60.com.tr/bodrum-gazeteciler-cemiyeti-dayanisma-gecesinde-zeki-muren-unutulmadi/feed/ 0
Tolga Şardan, Çgd’nin “Gazetecilik Denince: Adalet, Demokrasi, Laiklik” Panelinde: “Çok Ciddi Bir Baskı Sarmalı Altında Mesleği İdame Ettiriyoruz” https://www.haber60.com.tr/tolga-sardan-cgdnin-gazetecilik-denince-adalet-demokrasi-laiklik-panelinde-cok-ciddi-bir-baski-sarmali-altinda-meslegi-idame-ettiriyoruz/ https://www.haber60.com.tr/tolga-sardan-cgdnin-gazetecilik-denince-adalet-demokrasi-laiklik-panelinde-cok-ciddi-bir-baski-sarmali-altinda-meslegi-idame-ettiriyoruz/#respond Thu, 25 Jan 2024 22:18:18 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5023 Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin (ÇGD), “Gazetecilik Denince: Adalet, Demokrasi, Laiklik” panelinde konuşan gazeteci Tolga Şardan, “Kaynakları korumakta eskisine göre daha çok zorlandığımı görüyorum. Kaynağı koruduk cezaevine girdim. Kaynağı korumasaydım belki cezaevine girmeyecektim ama bu da bize meslekte öğretilen bir şey, kaynağı korumak önemli. Çok ciddi bir baskı sarmalı altında mesleği idame ettiriyoruz. Bu iş nasıl çözülür, belki siyasi iktidar geçen seneki seçimlerde değişmiş olsaydı biraz nefes alabilirdik” dedi.

Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin (ÇGD), bugün 31. Adalet ve Demokrasi Haftası kapsamında düzenlediği “Gazetecilik Denince: Adalet, Demokrasi, Laiklik” paneli, Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde yapıldı. Panelde konuşmacı olarak; gazeteci Tolga Şardan, akademisyen Çağrı Kaderoğlu Bulut ve gazeteci Mustafa Mert Bildircin yer alırken panelin kolaylaştırıcılığını ÇGD Genel Başkanı Kıvanç El yaptı.

Tolga Şardan panelde şunları kaydetti:

“Ben buraya biraz da konumum itibarıyla geldim, TCK 217’deki dezanformasyon yasasının yürürlüğe girmesinden sonra, haberciliğe ve gazeteciliğe yönelik mevcut iktidarın en önemli aparatlarından biri olan dezanformasyon yasası çerçevesinde benden önce de meslektaşlarımız adli soruşturmaya uğramışlardı. Kovuşturmalar da yürütülüyordu haklarında yani yargılamalar da devam ediyordu. Ancak ilk tutuklanan gazeteci ben oldum. Dolayısıyla sanki benim ayrı da bir konumum oldu, onun için bu akşam sizinle beraberiz.

Ben mesleğe başladığımda, tek parti hükümetinin sonlarıydı. Mesleki kariyerimin en önemli süreçlerini koalisyon hükümetleri döneminde geçirdim. Meslek büyüklerimiz daha önce tek parti hükümetlerinde gazetecilik yaptılar ama koalisyonlarda ben gazetecilik yaptığım için biraz zorlandığımı düşünmüştüm. Çünkü koalisyonda siyasi partiler birbirlerine zarar vermemek için, bilgiye ulaşımı çok daha zordu. Özellikle benim çalıştığım alanda, ben güvenlik üzerine çalışıyorum. Polis adliye muhabirliği yaptım, hala da onu devam ettiriyorum. Bilgiye ulaşmak kolaydı, fakat bilgiyi kullanmak zordu. Ben çok iyi niyetli olarak düşündüm ki belki tek parti iktidarında gazetecilik daha rahat olur, bürokratlar daha sağlam yere sırtlarını dayadıklarında daha rahat olabilirler, bilgiye ulaşmamız ve bilgiyi kullanmamız işlememiz daha kolay olabilir diye düşünmüştüm. Ben çok pembe düşünmüşüm. Dolayısıyla hele ki son dönemki 2010 yılında itibaren, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişten itibaren bunun maalesef çok kötü örneklerini yaşadık ve yaşamaya da devam ediyoruz.

“ÇOK CİDDİ BİR BASKI SARMALI ALTINDA MESLEĞİ İDAME ETTİRİYORUZ.”

Son dönemde, bilgiye ulaşmada çok fazla sıkıntımız yok. Bilgiyi işleyip, haber haline getirip, üretime verdikten sonra okura iletim aşamasında çok büyük sıkıntılar var. Kimi mecralarda, içerik itibarıyla sıkıntı oluyor, kimi haberlerde kaynağı korumak çok önemli hale geliyor. Çünkü maalesef şu anki sistemde bilginin doğru mu yanlış mı ondan ziyade bu habere konu olan bilgilerin nereden çıktığı şeklinde geriye dönük yapılan araştırmalar, ister istemez haber kaynaklarında da endişeye neden oluyor. Kaynakları korumakta eskisine göre daha çok zorlandığımı görüyorum. Kaynağı koruduk cezaevine girdim. Kaynağı korumasaydım belki cezaevine girmeyecektim ama bu da bize meslekte öğretilen bir şey, kaynağı korumak önemli. Çok ciddi bir baskı sarmalı altında mesleği idame ettiriyoruz. Bu iş nasıl çözülür, belki siyasi iktidar geçen seneki seçimlerde değişmiş olsaydı biraz nefes alabilirdik.

MUHALİF MEDYA, İKTİDAR MEDYASI DİYE BİR KAVRAM OLUŞTU. KENDİ MESLEKTAŞLARIMIZ ARASINDA DA BU KAVRAM YAVAŞ YAVAŞ BİR KUTUPLAŞMAYA DOĞRU GİDİYOR.”

Muhalif medya, iktidar medyası diye bir kavram oluştu. Kendi meslektaşlarımız arasında da bu kavram yavaş yavaş bir kutuplaşmaya doğru gidiyor. Daha önceki yıllarda özellikle bu kutuplaşmanın olmadığı yıllarda; arkadaşlarımız, meslektaşlarımız, hangi yayın organında, hayata hangi açıdan bakan yayın organı olursa olsun, en azından bir birliktelik sergiliyorlardı. Sergiliyorduk. Haber kaynaklarıyla ya da habere erişim konusunda bir sıkıntı olduğu zaman birlikte bir direnç gösterebiliyorduk. Maalesef şimdi öyle bir şey kalmadı. Sahiplik ve idare anlamında muhalif medya ya da iktidar yakın medya çerçevesine biz kendi meslektaşlarımız da sokmuş durumdayız. Bu mesleğimiz için en önemli erozyonlardan bir tanesi.

Bugün gelinen noktada, iktidarın alternatif medya diye tanımladığı haber mecraları neredeyse artık ana akım haline geldi. Eskiden ana akım içinde yer alan yayın organlarının büyük bölümünün artık saf dışı olduğunu veya çok dikkate alınmadığını, eskisi kadar itibarlı olmadıklarını görüyoruz. Bu durum muhalif medya anlamına gelen meslektaşlarımızın önünü açmak için bir fırsat olabilir ama biz muhalif ya da iktidar yandaşı gibi görünmekten ziyade gazeteciler olarak bir arada durmak gerektiğini düşünüyorum. Mesleği erozyonunu anca bu şekilde önleyebileceğiz.

Haberde adalet ya da adaletli haber bu artık bir çelişki haline dönüştü. Daha önceki yıllarda habere ulaştığımızda, bilgiye ulaştığımızda mutlaka bunu gazeteciliğin kuralı olarak en az iki kaynaktan ya da üç kaynaktan teyit ettirmek gibi zorunluluk olmasa da bir meslek teamülü vardı. Fakat şimdi ulaşılan bilgiler çok kritik ya da kaynaklara ulaşamıyorsunuz. Bazen onun riskini de haberci olarak üzerimize alıyoruz. Evet bu işin doğasında var ama bilgiye ulaştıktan sonra bunu teyidini almak açısından da kamu kurumlarıyla olan ilişkilerde ya da oradan geri dönüşlerde yeterli sağlıklı cevabın da alındığını düşünmüyorum. Bu da bizim için bir handikap, haberde adalet şu an artık en konuşulmaması gereken noktaya geldi çünkü ne adaletli haber var ne de haberde adalet unsurunu biz doğrudan yansıtabiliyoruz. Kamuoyunu bilgilendirmekten ziyade algı sistemi üzerine hareket edilmesi, bu şekilde habercilik tarzının uygulanması, bizim haberlerimizde de ne kadar adil olduğumuzu tartışmaya açıyor ki bence bu da çok doğru bir durum.

Bu noktada akademinin desteği gerekiyor, bizim meslek kurumlarımızın kuruluşlarımızın bu noktada biraz daha çalışması gerekiyor. Biraz daha bu etik ya da habercilik içindeki bu adalet sistemi üzerinde biraz kafa yormamız gerekiyor, çünkü bu mesleğin devamını sağlayacak genç kardeşlerimiz var. Genç kardeşlerimize de bir zemin oluşturmak açısından, çalışma alanı açmak açısından bizim bunu yapmamız gerekiyor.”

Gazeteci Mustafa Mert Bildircin:

“2023 YILINDA TAM 479 LAİKLİK İHLALİ YAŞANMIŞ TÜRKİYE’DE”

“2023 yılında tam 479 laiklik ihlali yaşanmış Türkiye’de, bizzat iktidar ve kamu kurumları tarafından. Bugün de en az 1 kere iktidar tarafından laikliğin hedef alındığını gösteriyor. Alan körlüğü diye bir tanım var. Bir süre sonra bunları yazarken belki bir şey ifade etmiyor, yazıp geçiyoruz ancak hafızalarda taze bir örnek var: ÇEDES Projesi. ÇEDES Projesi’nin üzerinde yeterince durulmadığını düşünüyorum. Aslında ilk imzalandığında Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet ve Aile Bakanlığı arasında bir taslak program gönderdiler gazetecilere ve aslında açık kaynaklardan da bakılabilir bir programdı bu. Programa göre 120 madde vardı ÇEDES Projesi kapsamında uygulanması planlanan. Bir çevre projesi olarak lanse edildi ancak bu 120 maddenin 100’ü şöyleydi: Çocukların camiye götürülmesi, imamların çocukların ev ödevlerine yardım etmesi, çocukların hafta sonları Kur-an kurslarına taşınması gibi.

“GAZETECİ HABERİ YAZDIKTAN SONRA KAMUOYUNDAN TEPKİ BEKLİYOR”

Bunu benimle birlikte birçok meslektaşım haberleştirdi. Ancak kamuoyu yeterince tepki göstermemiş olacak ki bugün yeni bir uygulamaya daha imza atılabildi bu proje kapsamında. Diyanet görevlileri velilerin talep etmesi durumunda evlere giderek çocuklarla birlikte oyun oynayıp, çocukların ödevini yapacak. Buradan bakınca çok anlamsız bir proje, bununla ne amaçlanıyor olabilir, bunu net şekilde ortaya koyamıyorlar. Sorduğunuz zaman size cevap vermedikleri gibi bir de sizi din düşmanı ilan ediyorlar. Bu haberler kamuoyu yararı için yazılıyor. Haliyle bir gazeteci de bu haberi yazdıktan sonra kamuoyundan tepki bekliyor.

“EĞİTİMDE TEK BİR TAŞ YERİNDEN OYNATILSA DAHİ BİR DOMİNO ETKİSİYLE BİR NESİL BUNDAN ETKİLENİYOR”

Laiklik ihlalleriyle ilgili yapılan 479 haberin ne yazık ki büyük bir bölümü eğitim alanındaki laiklik ihlalleri. Elbette yargıda ya da toplumdaki en temel alanlarda laiklik ihlal ediliyor, cumhuriyet hedef alınıyor bizzat iktidar ve kullandığı aparatlar tarafından ancak eğitimin bu anlamda en önemli alan olduğunu düşünüyorum çünkü eğitimde tek bir taş yerinden oynatılsa dahi bir domino etkisiyle bir nesil bundan etkileniyor. Dolayısıyla bu haberler yapılırken okuyup geçiyoruz, belki oturduğumuz yerden tepki veriyoruz ancak daha ciddi bir tepki verilmesi gerektiğini düşünüyorum.”

Çağrı Kaderoğlu Bulut ise şöyle konuştu:

“Gazetecilerle ilgili tabii ki çok faza sorun ama üç önemli kategori bulmak mümkün bununla ilgili, ilki gazetecilerin çalışma koşulları. Çalışma koşullarıyla ilgili duruma baktığımızda; çok şaşırtıcı olmayacak bir şekilde oldukça düşük ücretlerde çalışıyorlar. Fakat asıl şaşırıcı kısmı şu, ortalamanın altında ücretlerle çalışıyor gazetecilerin çok büyük bir kesimi ama yüzde 70’inden fazlası asgari ücret düzeyinde ya da asgari ücretin çok az üzerinde ücretlerle çalışıyor. Bu bence en çarpıcı olan şey çünkü bu kadar düşük ücretlerle çalışan, bu kadar da güvencesizleşmiş bir alanda çalışan gazetecilerin, fikir ve ifade özgürlükleri konusunda, kırılgan olmamaları, iradelerini, yeri geldiğinde dirençlerini gösterebilmeleri konusunda bu zaten en büyük nesnel engellerden birisi maalesef karşımıza çıkıyor.

HER 10 GAZETECİDEN SADECE 4’Ü KENDİ İŞ SİGORTASINDAN SİGORTALANABİLİYOR.”

Bir diğeri bu kadar düşük ücretlere paralel olarak inanılmaz uzun saatlerde çalıştırılıyorlar. Şu anda yaklaşık 9-12 saat arasındaki çalışma süreleri gazetecilikte yerleşmiş durumda. Normalde 8 saatle sınırlı yasal çalışma süresi ama gazeteciler artık 9-12 saatler arasında çalışıyorlar. Çok önemli bir bölümü sigortasız çalışıyor. Önemli bir bölümü de basın iş sigortası kapsamının dışında çalışıyor. 212 ile çalışanlar yalnızca gazetecilerin yüzde 40’ı 42’si gibi bir oran. Her 10 gazeteciden sadece 4’ü kendi iş sigortasından sigortalanabiliyor.

Eskiden gazetecilik daha kurumsal formlarla icra edilirdi. Belirli gazetecilik kurumlarında yapılırdı. Geldiğimiz noktada hem bu siyasal iktidarın merkez medyayı dağıtması hem de bu teknolojilerin yeni kanallar açmasıyla birlikte, gazeteciler bugün artık kurumlardan çok daha fazla şekilde yeni medya mecralarından haber yapıyorlar. Fakat bundan da daha ilerisi var gazeteciler kendi portallarını kurmaya başlıyorlar. Bir adım daha ilerisi var gazeteciler tek başlarına sosyal medyada habercilik yapmaya çalışıyorlar. Bu süreç hem mesleğin kodlarının, kurallarının, dayanıklılığının korunması için oldukça yıpratıcı, hem de bir gazetecilik kültürünün yeniden üretilmesi ve aktarılabilmesi için oldukça pürüzlü, üzerine çok düşünülmesi gereken bir alan.

İKTİDARIN ARTIK MEDYAYA NÜFUZ ETME AŞAMALARI GÜN GEÇTİKÇE DERİNLEŞİYOR.”

Şu anda iktidar yalnızca medyanın içeriğini dönüştürmüyor. Medyanın kurumsal yapısını da dönüştürmekle kalmıyor, medyanın doğrudan bürolarını dönüştürüyor. Örneğin bugün havuz medyası olarak bildiğimiz kurumlarda, eskiden kurum ne kadar havuz medyası olursa olsun orada çalışan emekçi, mesleğine inançlı gazeteciler bulmak mümkündü. Ama özellikle son yıllarda taşradan getirdikleri elemanlarla bürolarda yeni yeni gazeteciler ektiklerini görmek mümkün. Gelenlerin çoğu tahmin edebileceğiniz gibi gazeteci değil. Yerel taşra ağlarıyla, yerel teşkilat bağlarıyla gelip yaygın bir havuz medyasının Ankara bürosuna gazeteci olarak kondurulabiliyorlar. Dolayısıyla iktidarın artık medyaya nüfuz etme aşamaları gün geçtikçe derinleşiyor.

GAZETECİLER ‘YAPACAĞIM HABER ZATEN SANSÜRE UĞRAR’ DÜŞÜNCESİYLE HABERİ YAPMAKTAN VAZGEÇTİĞİNİ SÖYLÜYOR.”

Bu kadar baskıya, bu kadar sistematik bir dönüştürme stratejisine bağlı olarak; sansür ve otosansür mekanizmalarının oldukça artmış olması. Sansür zaten özellikle bizimki gibi bir ülkede çok yadırgayacağımız bir şey maalesef değildi. Ama bugün hiç olmadığı kadar artmış durumda, kaynaklara ulaşmaktan, kaynaklarınızın size bilgi vermesinden, o bilgiye teyit etmenizden, onları yayınlamanıza kadar hemen her aşamada doğrudan ya da dolaylı açık ya da örtük sansür ve otosansür süreci maalesef işliyor. Her 4 gazeteciden 3’ü mesleğini özgürce yapamadığını söylüyor, yarısından daha fazlası da ‘yapacağım haber zaten sansüre uğrar’ düşüncesiyle haberi yapmaktan vazgeçtiğini söylüyor. Gazeteciler için oldukça yıpratıcı bir süreç. Mesleki deformasyonu mesleki saygınlığı zedeleyen bir süreç olarak yaşanıyor. Dezanformasyon yasası gibi formal hukuki süreçler gazetecilerin sınırlarını kısıtlamakta ve sıkmakta çok kullanılıyor.

Mesleğin değersizleşmesini getiren bir diğer unsur; medyanın çoğunda haber yok. Gazeteci mesleğini yapamadıkça, gazetecilik faaliyeti yalnızca bir aktarım işine dönüşüyor. O aktarımın dahi gazeteci tarafından üretilmesine izin verilmeyen bir çağda yaşıyoruz. Bakanlıkların, İletişim Başkanlığı’nın, haber toplamak istediğiniz bütün siyasal kurumların, basın birimlerinden çoğunlukla size gönderilen ve dışına çıktığınızda çoğu zamanda ‘hayırdır, bu neden böyle oldu’ diye sorgulanan bir süreci yaşıyoruz.

Gündelik hayatları da oldukça sıkışık, önemli bir kısmı memleketin tümü gibi borçlular. Çok düşük ücretlerle çok ağır koşullarda çalıştıklarını düşünürsek borçlanma şaşırtıcı değil. Ama bu borçlanmanın ve bu sıkışık koşullarda yaşamanın şöyle bir mesleki etkisi oluyor. Gazetecilerin kendilerini yeniden üretmeleri için, kendilerini geliştirebilmeleri için, mesleğin gerektirdiği entelektüel, politik, toplumsal donanımı yeniden edinebilmeleri için yaptıkları işi yeniden anlamlı kılabilmek için gereken zamanları da yok, paraları da yok, imkanları da yok, politik olarak destekleri de yok.

Yine de gazetecilerin çoğu imkanları olsa bu mesleği yapmaya devam edeceklerini söylediler. Örgütlülüğün olmadığı yerde gazeteciler ya bireysel kahramanlara dönüşebiliyorlar ve çok büyük bedeller ödüyorlar. ya da çok kırılgan her şeye boyun eğmek zorunda kalan dolayısıyla ne kendine, ne mesleğine, ne toplumuna saygısı kalan meslektaşlara maalesef dönüşüyorlar. İkisine de düşmeden kurtuluş yok tek başına şiyarını yeniden hatırlayarak, şöyle bitirmek istiyorum. Cumhuriyet’in 100. yılındayız, Cumhuriyet olmadan laiklik olmaz, laiklik olmadan cumhuriyet olmaz. Bu mekanizmayı sağlayacak laiklik ve cumhuriyet arasındaki yurttaşlık mekanizmasını kuracak şey gazeteciliğin kendisi.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tolga-sardan-cgdnin-gazetecilik-denince-adalet-demokrasi-laiklik-panelinde-cok-ciddi-bir-baski-sarmali-altinda-meslegi-idame-ettiriyoruz/feed/ 0
Soykırımın şahidi gazeteciler İsrail’in hedefinde https://www.haber60.com.tr/soykirimin-sahidi-gazeteciler-israilin-hedefinde/ https://www.haber60.com.tr/soykirimin-sahidi-gazeteciler-israilin-hedefinde/#respond Tue, 23 Jan 2024 21:18:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4686 Sosyolog İsmail Mansur Özdemir, İsrail’in gazetecilere yönelik katliamını ve İsrail’in bu suçla yargılanması için atılabilecek adımları, AA Analiz için kaleme aldı.

***

Filistin toprakları kadim yıllardan itibaren bir şiddet ve işgal sarmalının içinde oldu. Bu sürecin modern dünya tarihine karşılık gelen boyutu da 1948’den itibaren bu topraklardaki sistematik İsrail terörü ve işgalidir. Her geçen yıl artan bu işgal süreci, Filistin topraklarının demografik yapısının yanı sıra bölgesel istikrarı da tümüyle yok eden bir duruma doğru evrildi. Bölgede bulunan Filistin halkı topraklarından sürüldü. Topraklarında kalarak direnenler de şiddetin her türlüsüne maruz kalıyor. Filistin halkının işgalci terör devletinin topraklarından çıkartılması için verdikleri mücadele ise tüm insanlığın gözü önünde gerçekleşiyor.

İsrail işgal rejimi, 7 Ekim 2023 itibarıyla Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere, Fransa, Almanya başta olmak üzere bazı ülkelerden aldığı destekle kontrolsüz ve ölçüsüz bir saldırganlık içine girdi. Bugün işgal ve saldırının geldiği nokta korkunç bir haldedir. İnsanlığın modern dönemlerde ürettiği tüm vicdani ve normatif değerlerin ayaklar altına alındığı, savaş hukuku prensiplerinin devre dışı bırakıldığı bu saldırı tüm dünyanın gözleri önünde gerçekleşiyor. Tüm bu saldırılar ve katliamlar arasında en cüretkarı da gazetecilere ve medya mensuplarına yönelik olanlardır.

İsrail neden bu kadar açık bir katliama yöneldi?

İsrail, 7 Ekim sonrasında içine düştüğü travmatik korku halinin etkisiyle saldırı ve vahşetini korkunç düzeylere ulaştırdı. Savaşın başından itibaren Gazze’deki gazeteciler ve bazı uluslararası medya kuruluşları olağanüstü gayretleriyle bu vahşeti dünyaya duyurmak için muazzam bir çaba ortaya koydu. Neredeyse yaşanan her türlü ihlal ve savaş suçu tüm insanlığa gazeteciler eliyle servis edildi.

İsrail’in yalan üzerine kurulan propaganda makinesi de gazetecilerin muazzam gayretiyle püskürtüldüğü için İsrail “savaşı” propaganda boyutunda da kaybetti. Yani İsrail, propaganda gücünü ve dolayısıyla meşruiyetini tamamen kaybetmesinden gazetecileri sorumlu tutuyor. Bu sebeple de kendince gazetecilere bu sürecin diyetini ödetiyor. Tüm dünya Gazze’de yaşanan süreci fedakar gazetecilerin gayretleriyle tüm şeffaflığıyla izliyor. Ancak tüm normatif değerler gibi basın özgürlüğü ve gazetecinin emek ve yaşam hakkı da İsrail eliyle yok ediliyor.

Gazetecilik mesleği ve gazeteci emeği uluslararası teamüller ve yasal uygulamalar temelinde özel bir anlama ve korunmaya sahiptir. Basın özgürlüğü temelinde ele alınabilecek pek çok küresel ilke ve uygulamadan bahsedilirken bugün 121 gazeteci Gazze’de ve civar sınır bölgelerde bizzat İsrail güvenlik birimlerince katledildi. Görevini yaparken katledilen gazeteciler arasında farklı ülke vatandaşları yanında Filistin vatandaşları da bulunuyor.

İnsanlık tarihinin milatlarından biri olarak görülecek İsrail’in Gazze’ye saldırılarında, İsrail tarafından 121 gazeteci öldürülmesine rağmen uluslararası kuruluşlardan hatırı sayılır bir yaklaşım, tutum ve tavır hala çıkmadı. Sadece ülkemizde Ankara Filistin Dayanışma Platformu ve bünyesinde oluşturulan Diplomasi ve Basın Komisyonu, tarihin hiçbir döneminde bu kadar cüretkar bir hal almayan gazeteci katliamına odaklanarak bir yol haritası çıkardı ve bazı çalışmalar ortaya koydu. Ulusal ve uluslararası düzeyde basın ve medya konusunun tüm taraflarına açık çağrı yapan Ankara Filistin Dayanışma Platformu gazeteci katliamlarına karşı etkin mücadeleye odaklı ve 2 temel hedefle çalışıyor.

Platform, ulus ötesi etkileşimi temin edecek tematik eylemlerde bulunmaya odaklanarak İsrail vahşetinin etkisini ortadan kaldırmaya ve İsrail’in hukuk ve diplomasi nezdinde haksızlığının ifşasına ve yargılanmasına yönelik çalışmalar hedefliyor.

Gazze’deki gazeteci katliamıyla mücadele

Bir stratejik yol haritasıyla hareket eden komisyon devlet ve devlet dışı tüm organizasyonları da bu sürece destek vermeye çağırdı ve ulusal kuruluşlar yanında uluslararası kuruluşların da katkı verdiği çalışmalarda şu ana kadar çok etkili eylemler gerçekleştirdi. Bu eylemlerden ilki 24 Aralık’ta Ankara’da gerçekleşen Büyük Gazze Yürüyüşü’ndeki Gazeteci Korteji oldu. Yüzlerce yerli ve yabancı gazetecinin katıldığı bu devasa yürüyüşte on binler İsrail’in gazetecilere yönelik katliamına “hayır” dedi. Pek çok mülakat ve görüşmeyle ülkemizde bulunan küresel ölçekli kuruluşlarla beraber Gazze’de yaşanan süreç ve özellikle gazeteci katliamı değerlendirildi. Görüşmeler sonucunda geniş bir uzlaşma ve ortak hareket zemini sağlandı. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kapsamında, çalışırken katledilen gazeteciler güçlü ve uluslararası bir anma programıyla gündemde tutulmaya çalışıldı. Uluslararası gazetecilere verilen röportaj ve mülakatlarla konunun geniş bir evrende algılanmasına yönelik çalışmalar yapıldı.

Vicdan ve ahlakın iki kahramanı: Anadolu Ajansı ve Al Jazeera

Gazze’de yaşanan süreçte iki önemli yayın kuruluşu Anadolu Ajansının (AA) ve Al Jazeera’nın da tarihi bir misyon üstlendiği görülüyor. Bu iki kuruluş sahada oynadığı etkin tarihi rol sebebiyle İsrail’in saldırılarına uğruyor ve şu ana kadar şehit verdikleri gazetecilerle de aslında tarihi bir sürecin tarafı oldular.

İki kuruluşla yapılan görüşmeler neticesinde ortak iki önemli faaliyet gerçekleştirildi. AA muhabirlerinin sahadaki etkin faaliyetleri sebebiyle neredeyse tüm dünya Gazze’yi AA kadrajından görüyor. AA tarafından çekilen fotoğraflar, tüm dünya medyası tarafından kullanılıyor. AA, İsrail’in yalan makinesini çökertti ve işin bu boyutuyla milletimizin yüz akı konumundadır. Bu sebeple, AA tarafından çekilen ve başta Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’na (UAD) soykırım belgeleri olarak sunulan fotoğraflar olmak üzere “Gazze’de Şahitlik” isimli fotoğraf sergisi düzenleniyor. Bu sergi, gazetecilerin sahada yaşadıkları olağanüstü zorluğun anlatıldığı bir tematik sergi olarak önemli anlamlar taşıyor.

Nasıl katledilen gazetecilerin sesi oluruz?

Açılış programında bizzat fotoğrafların sahiplerinin orada hazır bulunduğu buluşmanın aynı gününde yapılan Uluslararası Gazze’ye Özgürlük Konferansı’nda ise gazeteci katliamı ve İsrail’in basın özgürlüğüne yönelik ihlalleri konuşuldu. Pek çok uluslararası kuruluşun canlı verdiği bu etkinlikler, gazeteci katliamlarını gündemde tutmak açısından çok büyük bir anlam taşıyor.

Fakat bu çalışmalar devam eden gazeteci katliamlarını durdurmaya yetmiyor. Bu sebeple tamamlayıcı diğer çalışmaların da devam etmesi gerekiyor. Bu çerçevede hazırlanan yol haritasında yapılması gereken birçok önemli çalışma bulunuyor. Örneğin, uluslararası katılımlı konferansların “İsrail tarafından katledilen gazeteciler” başlığı ile Avrupa başkentlerine taşınması gerekiyor. Avrupa’da kaybolan ve İsrail’in tekeline giren devlet aklının bizzat Avrupalı gazetecilerle birlikte Avrupa başkentlerinde sorgulanması gerekiyor. Bizzat Avrupalı gazeteci konseylerinin bu sürecin etkin tarafı olarak baskılanması gerekiyor.

Bu konuda artık zaman kaybetmeden İletişim Başkanlığı koordinesinde ve etkin bir biçimde, TRT ve AA marifetiyle nitelikli kamu diplomasisi içerikleri oluşturulmalıdır. Yani belgeseller ve infografiklerle basın şehitlerinin biyografik içerikleri üretilmeli ve bunlar çok dilli bir şekilde uluslararası toplantılara taşınmalıdır. Kısacası güçlü bir kamu diplomasisi hamlesi yapılmalıdır. Ayrıca, “İsrail tarafından katledilen basın mensupları” konusunda davalara mesnet oluşturacak nitelikte, katledilen gazetecilerin biyografileri ve katledilme anlarına yönelik bilgilerin ve görsellerin olduğu raporların ve kitapların kaleme alınması gerekiyor.

Ülkemizin yanı sıra yurt dışında da şehirlerin merkezi noktalarında sivil partnerler eliyle katledilen gazeteciler konusunda anma programları gerçekleştirilmesi ve katledilen gazetecilerin aileleriyle etkileşime geçilerek yaygın etki oluşturulması gerekiyor. Ayrıca, Avrupa ülkelerindeki basın konseyleri ülkemizden ve yurt dışından gazeteciler vasıtasıyla ziyaret edilerek tutumlarına göre birlikte ya da ayrı basın açıklamaları yapılmalıdır. Son olarak, İsrail’in bu açık suç sebebiyle uluslararası mahkemelere şikayet edilmesi ve “Gazeteci Katili ve Basın Özgürlüğü Düşmanı” sıfatının uluslararası mahkemeler yoluyla tescilli hale getirilmesinin sağlanması gibi alanlarda da çalışmalar yapılmalıdır.

İsrail’in gazetecilere yönelik katliamı savaş suçudur

İsyanımızı yükselttiğimiz ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvuru adımını atacağımız günlerde Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütünün (RSF) bu konuyu uluslararası gündeme taşımasını olumlu fakat ihtiyatla karşıladık. RSF dahil herhangi bir örgütün bu konuyu uluslararası mahkemelere yüksek bir inanç, iyi delil, nitelikli izleme ve sonuçlandırma ilkeleriyle yapmasını arzu ediyoruz. Bu sürecin takipçisi olacak ve günü kurtarma ya da başkalarını oyunda düşürme adımı olarak kullanılmasına müsaade etmeyeceğiz. Bu konudaki en temel tedirginliğimiz RSF’nin her yıl çıkardığı Basın Özgürlüğü Endeksi’nde İsrail ve ABD’yi kapsam dışı tutmasıdır. Bir Fransız kuruluşu olarak İsrail gibi bir vahşi rejimi bu konuda kapsam dışı bırakması, endeks dışı tutması RSF’ye güven konusunda bizi tedirgin ediyor. Tüm bunlara rağmen iyi niyet perspektifi temelinde RSF’nin İsrail’in gazeteci katliamı hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) yaptığı başvuru talebini değerli buluyoruz.

İsrail Gazze’de insanlık tarihinde şu ana kadar görülmemiş bir kontrolsüzlük içinde soykırım yapıyor. Güney Afrika Cumhuriyeti, bu konuyu Lahey’deki UAD’ye taşıdı. İsrail’in bu sefil saldırganlığına karşı mücadele etmeyi bir insani ödev olarak sayıyoruz.

Ankara Filistin Dayanışma Platformu olarak bileşenlerimizle bu süreci gücümüz yettiğince; çok uluslu, çok dilli bir şekilde devam ettirmeye gayret edeceğiz. Kamuoyu önünde gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerimiz ve haykırdığımız isyanımızla bu sürecin arkasındayız. Kim yaparsa yapsın, niyet sorgusu yapmadan destek verecek ve nihayetinde İsrail’in bir gazeteci katili olduğunu tescil ettirmeye ve hüküm giymesine gayret edeceğiz.

[Sosyolog İsmail Mansur Özdemir, Türk dış politikası ve kamu/kültür diplomasisi üzerine yazılar kaleme almaktadır.]

Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

]]>
https://www.haber60.com.tr/soykirimin-sahidi-gazeteciler-israilin-hedefinde/feed/ 0
CHP Milletvekili Aysu Bankoğlu: Türkiye’de Basın Özgürlüğü İhlalleri En Ağır Yaşanan Ülkelerden Biridir https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-aysu-bankoglu-turkiyede-basin-ozgurlugu-ihlalleri-en-agir-yasanan-ulkelerden-biridir/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-aysu-bankoglu-turkiyede-basin-ozgurlugu-ihlalleri-en-agir-yasanan-ulkelerden-biridir/#respond Wed, 10 Jan 2024 21:03:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2971

CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, “Bugün gerçekleri korkmadan dile getiren gazeteciler korku saltanatının yıkılmasının en kıymetleri öncüleridir. Türkiye basın tarihi; basın özgürlüğü ve meslek etiği için, adalet, barış ve demokrasi için çabalayanları; ocak ayında yitirdiğimiz Uğur Mumcu’nun, Metin Göktepe’nin, Hrant Dink’in yolundan giden korkusuz gazetecileri yazacaktır. Biz, CHP olarak, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde kalemini satmayan onurlu gazetecileri, halkın haber alma hakkı için haberin her alanında gece gündüz demeden çalışan basın emekçilerini kutluyor ve mücadelelerini destekliyoruz. Türkiye’de medya özgürlüğünün önündeki tüm engellerin kaldırılması için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

CHP Bartın Milletvekili Av. Aysu Bankoğlu, 10 Ocak Dünya Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla yazılı açıklama yaptı. Bankoğlu’nun açıklaması şöyle:

“TÜRKİYE, AVRUPA’DA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ İHLALLERİNİN EN AĞIR YAŞANDIĞI ÜLKELERDEN BİRİ”

“Türkiye, Avrupa’da basın özgürlüğü ihlallerinin en ağır yaşandığı ülkelerden biri. Basın alanında çalışan ulusal ve uluslararası birçok organizasyonun raporlarında da bu durum açıkça görülüyor. Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasından 165’inci sıraya geriledik. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) raporundan Avrupa’da basın ve medya özgürlüğü ihlallerini izleyen Medya Özgürlüğü Acil Müdahale (MFRR) raporlarına kadar birçok organizasyon Türkiye’yi kırmızı listeye almış durumda. Tehdit, baskı, sansür ve yargı yoluyla tutuklama gibi yaptırımlarla basın özgürlüğünün gittikçe daha da yok edildiğini görüyoruz. Şu anda savaş yaşayan Ukrayna, Suriye gibi ülkelerle aynı kategorideyiz. Tüm bu yaşananları iktidarın ekonomik gidişat ve yönetim krizini, yanlışları örtbas etme girişimi olarak yorumlamak gerekiyor. Gazeteciler halkın haber alma hakkı doğrultusunda ne zaman bir skandalı haber yapsa anında cezaevine yollanıyor. Furkan Karabay ve Seyhan Avşar’ın yaşadığı süreç, son örnekler olarak karşımıza çıkıyor. Gazetecilerin yolu yılda en az bir kez cezaevinden geçiyor; cezaevleri gazeteciler için bir staj yerine dönüşmüş durumda ve ne yazık ki, Türkiye dünyada gazetecileri en çok hapse atan ülkelerden biri.

“İKTİDAR, GAZETECİLER ÜZERİNDEN GERÇEKLİĞE SAVAŞ AÇTI”

Önceki yıl yürürlüğe giren Dezenformasyon Yasası, toplumsal muhalefeti ve gazetecileri susturmak için kullanıldı. Deprem ve genel seçimler sonrası, ekonomik kriz ve enflasyonun sürdürülemez hale gelmesiyle baskı ve sansür daha da arttı. Yazılı basının yanı sıra sosyal medyada da birçok paylaşım engellenir hale geldi. Görsel medyada da Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), sarayın medya aparatı olarak eleştirel haberler nedeniyle medya kuruluşlarına ağır yaptırımlar uyguluyor. TV programlarına para cezası, süreli engellemeler gibi yaptırımlarla gözdağı veriliyor. AKP’nin İsrail lehine ticari ilişkilerinin ortaya çıkarılması, yargıda rüşvet skandalının ayyuka çıkması, dolandırıcılığın yaygınlaşması, Türkiye’nin uyuşturucu baronlarının merkezi haline gelmesi, torpil ve liyakatsizliğin aleni hale gelmesi gibi haberler özellikle son süreçte anında cezalandırılmaya başlandı. Tüm bu gelişmeler bize iktidarın gazeteciler üzerinden gerçekliğe savaş açtığını gösteriyor. AKP iktidarı, her şeyin güllük gülistanlık olduğu, dünyanın kıskandığı bir Türkiye imajıyla sanal bir gerçeklik kurarak buna karşı çıkanları terörist ilan ediyor.

“İKTİDAR REFERANSINI TARİHSEL BASKI REJİMLERİNDEN ALARAK AYNI ŞEKİLDE KORKU VE TEHDİT SALTANATI YARATMA ÇABASINDA”

II. Abdülhamit döneminde olduğu gibi korku saltanatının yerleşikleştirilmeye çalışıldığı bir dönemi yaşıyoruz. O günlerde padişah gazetelere aylık ödenekler bağlatarak yandaş basın yaratmış ve basına ‘ekonominin çok iyi durumda olduğunu anlatma’ ve ‘memurların yolsuzluğundan bahsetmeme’ gibi kurallar getirmiş; aynı zamanda baskı ve sansürle kitleleri kontrol altında tutmaya yeltenmişti. Görüyoruz ki iktidar da referansını tarihsel baskı rejimlerinden alarak aynı şekilde korku ve tehdit saltanatı yaratma çabasında. İletişim Başkanlığı’nın varlığı ve amacıysa bu yönüyle hepimizin bildiği başka bir baskı rejimiyle oldukça örtüşüyor. Bu faşizan rejimlerinin sonunun nereye vardığı herkesin malumu. İktidarlar istediği kadar propaganda tekniklerine, hukuksuz yaptırımlara, tehdit ve cezalara başvursun, gerçek er geç gün yüzüne çıkıyor. Gerçek gündemi iktidar değil, halk belirliyor.

“BASIN TARİHİ; UĞUR MUMCU’NUN, METİN GÖKTEPE’NİN, HRANT DİNK’İN YOLUNDAN GİDEN KORKUSUZ GAZETECİLERİ YAZACAKTIR”

Bugün de gerçekleri korkmadan dile getiren gazeteciler korku saltanatının yıkılmasının en kıymetleri öncüleridir. Türkiye basın tarihi; basın özgürlüğü ve meslek etiği için, adalet, barış ve demokrasi için çabalayanları; ocak ayında yitirdiğimiz Uğur Mumcu’nun, Metin Göktepe’nin, Hrant Dink’in yolundan giden korkusuz gazetecileri yazacaktır. Biz, CHP olarak, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde kalemini satmayan onurlu gazetecileri, halkın haber alma hakkı için haberin her alanında gece gündüz demeden çalışan basın emekçilerini kutluyor ve mücadelelerini destekliyoruz. Türkiye’de medya özgürlüğünün önündeki tüm engellerin kaldırılması için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.”

]]> https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-aysu-bankoglu-turkiyede-basin-ozgurlugu-ihlalleri-en-agir-yasanan-ulkelerden-biridir/feed/ 0 Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, 10 Ocak İdareciler ve Gazeteciler Günü dolayısıyla açıklama yaptı https://www.haber60.com.tr/zonguldak-valisi-osman-hacibektasoglu-10-ocak-idareciler-ve-gazeteciler-gunu-dolayisiyla-aciklama-yapti/ https://www.haber60.com.tr/zonguldak-valisi-osman-hacibektasoglu-10-ocak-idareciler-ve-gazeteciler-gunu-dolayisiyla-aciklama-yapti/#respond Tue, 09 Jan 2024 22:45:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2862 Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, 10 Ocak İdareciler ve Gazeteciler Günü dolayısıyla açıklama yaptı.

Vali Osman Hacıbektaşoğlu, açıklamasında şöyle dedi:

“Türk İdareciler Derneği tarafından 1978 yılı genel kurulunda Mülki İdare Amirleri sınıfının ilk mesleki toplantısı milat alınarak 10 Ocak tarihi “İdareciler Günü” olarak kabul edilmiştir.

İdareciler, toplumun çeşitli sektörlerinde önemli roller üstlenip eğitimden sağlığa kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösterirken yönetim becerileri, vizyonları ve liderlikleriyle toplumun gelişimine katkı sağlamaktadırlar.

Mülki İdare Amirleri, devletin temel taşlarından biri olarak kamu düzenini sağlama, vatandaşların güvenliğini temin etme ve yasaların uygulanmasını sağlama gibi kritik görevleri yerine getirirken adeta birer kılavuz ve güvence olarak hareket ederken toplumun istikrarı ve huzuru için Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadeleriyle: “Efendi değil, hizmetkarız.” anlayışıyla fedakarca çalışmaktadırlar.

Mensubu olmaktan büyük onur duyduğum Mülki İdare Amirliği mesleğinin bu anlamlı gününde; Zonguldak için birlikte çalıştığımız mesai arkadaşlarımın, kaymakamlarımızın, mukaddes vatanımızın her bir köşesinde görev yapan Mülki İdare Amirlerimizin “10 Ocak İdareciler Günü”nü kutluyor; ebediyete irtihal edenlere Allah’tan rahmet, hayatta olanlara aileleri ve sevdikleriyle birlikte sağlıklı, huzurlu ve başarılı bir yaşam diliyorum. 10 Ocak, kaleminden düşen her kelimeyle toplumu aydınlatan ve kamerasıyla gerçeği yansıtan gazetecilerin özverili ve kutsal görevini kutlama günüdür. Bu özel gün, demokrasinin ve basın özgürlüğünün korunmasında kilit bir rol oynayan gazetecilere teşekkür etmek ve onların çabalarını takdir etmek için bir önemli bir fırsattır.

Gazetecilik, demokrasinin temel taşlarından biridir çünkü güçlü bir demokrasi, özgür ve adil bir basınla mümkündür. Toplumun nabzını tutan, gerçekleri araştıran ve halkı bilgilendiren gazeteciler; objektiflik, doğruluk ve tarafsızlık ilkelerini benimseyerek güvenilir bilgi kaynakları olma yolunda önemli bir görev üstlenirler. Ancak, bu görevin altında pek çok zorluklar yatar. Gerçekleri araştırmak, nesnel bir bakış açısıyla olayları sunmak ve kamusal çıkarları korumak, gazetecilerin titizlikle öncelemeleri gereken sorumluluklarıdır.

Dijitalleşmenin hız kazandığı, bilgiye ulaşmanın kolaylaştığı günümüz dünyasında, gazetecilik mesleği yeni dinamiklere ayak uydurmak zorundadır. Sosyal medyanın etkisi, hızlı haber akışı ve çeşitlenen iletişim araçları, gazetecilerin işini daha karmaşık hale getirirken, aynı zamanda daha etkileyici olma potansiyeli sunmaktadır. Bu değişimlere uyum sağlayarak haber yapmak, gazetecilik mesleğinin ruhunda olan yenilikçi bakış açısıyla öne çıkmaktadır.

Zonguldaklı gazeteciler, sadece haber yapmakla kalmayıp aynı zamanda kentin kalp atışlarını da yakalamaktadırlar. Bu güzide kalemler, klavyelere dokunan parmaklar; maden ocaklarından çıkan sesleri, kömür tozundan sıyrılan umutları ve Zonguldak’ın renkli hikayelerini sayfalarına taşıyan, bu şehrin tanığı, tarihinin kaydedeni ve geleceğin yolunu aydınlatan kılavuzlarıdır. Tarihi, kültürel zenginlikleri ve endüstri mirasıyla öne çıkan bu şehrin gerçek güzellikleri; yerel gazetelerde, haber sitelerinde ve sosyal medya platformlarında, Zonguldak’ın yaşamına dair bir kesit sunan kıymetli gazetecilerin çabaları sayesinde gün yüzüne çıkarken özverili çalışmaları sayesinde daha geniş kitlelere ulaşarak kentin gelişmesine katkı sağlamaktadır.

Bu duygu ve düşüncelerle; toplumun gözü, kulağı, sesi, vicdanı olan; kentin sosyal, ekonomik ve kültürel dinamiklerini derinlemesine anlayarak sundukları yerel bakış açısıyla kent sakinlerinin daha kapsamlı ve bilinçli bir perspektife sahip olmalarına ve şehrin kalkınmasına katkıda bulunan tüm basın çalışanlarımızın “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü”nü en kalbi duygularımla kutluyor, meslek hayatlarında kolaylıklar ve başarılar diliyorum. ” – ZONGULDAK

]]>
https://www.haber60.com.tr/zonguldak-valisi-osman-hacibektasoglu-10-ocak-idareciler-ve-gazeteciler-gunu-dolayisiyla-aciklama-yapti/feed/ 0