Füze – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Fri, 02 Aug 2024 02:24:35 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Hizbullah, İsrail’le 2006’daki savaşı sonrası nasıl değişti? https://www.haber60.com.tr/hizbullah-israille-2006daki-savasi-sonrasi-nasil-degisti/ https://www.haber60.com.tr/hizbullah-israille-2006daki-savasi-sonrasi-nasil-degisti/#respond Fri, 02 Aug 2024 02:24:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43175 Bir dizi yüksek profilli cinayet ve saldırının ardından İsrail, Lübnan merkezli Hizbullah ve örgütün destekçisi İran arasındaki gerilim her zamankinden daha yüksek. Bundan sonra ne olacağını tahmin etmenin anahtarı, Hizbullah’ın askeri kapasitesini ve İsrail ile geçmişini anlamakta yatıyor.

2006’daki İsrail-Hizbullah savaşı 12 Temmuz’da başlamış ve 34 gün sürmüştü.

10 aydır süren yıpratma savaşının ardından iki taraf yeniden bu kez cephede savaşabilir.

İsrail’in üstün yanları hava kuvvetleri ve istihbaratı. Hizbullah’ın elinde ise geniş bir füze stoğu ve silahlı insansız hava araçları var.

İki taraf arasında çıkabilecek büyük bir savaşın neye benzeyebileceğini anlamak için iki temel faktörü göz önünde bulundurmak gerek: 2006’daki savaştan alınan dersler ve taraflar arasında 10 aydır süren çatışmalar.

İsrail, kava kuvvetlerinin üstün gücü nedeniyle Lübnan’da büyük yıkıma neden olabilir. Ancak İsrail ordusu Gazze’de ülkenin onlarca yıldır dahil olduğu en uzun savaşı yürütüyor.

Hizbullah şu ana kadar aralarında üst düzey askeri komutanı Fuad Şükür ve üç önemli liderin de bulunduğu 350’den fazla savaşçısını kaybettiğini, İsrail’in bu kişilerin tamamını hava saldırılarında öldürdüğünü söylüyor.

Ancak Şii Müslüman bir parti olan Hizbullah, olası bir topyekün savaşa, yıllardır Suriye’deki savaşta tecrübe kazanan yeni komutanlarıyla katılacak.

Hizbullah’ı destekleyen İran, örgüte maddi ve askeri destek veriyor.

ABD ve İngiltere dahil birçok Batılı ülkenin ve bazı Arap ülkelerinin “terör örgütleri” listesindeki Hizbullah, Lübnan hükümetine göre, meşru bir direniş örgütü. Siyasi bir parti de olan Hizbullah, Lübnan Meclisi’nde önemli sayıda milletvekiliyle temsil ediliyor.

2006 yılındaki savaş, Hizbullah’ın sınır ötesi bir baskında 8 İsrail askerini öldürmesi, 2 İsrail askerini kaçırması ve İsrail’le esir takası talep etmesi sonrası çıktı.

Gözlemciler, İsrail ve Hizbullah arasındaki mevcut yıpratma savaşının topyekun veya kapsamlı bir savaşa dönüşmesi halinde, İsrail’in 18 yıl önceki durumla yine karşı karşıya kalabileceğine inanıyor. İsrail o dönem önce yoğun bir hava saldırısı, sonra da kara harekatı başlatmıştı.

İsrail’in hedefleri, kaçırılan iki askeri kurtarmak ve Hizbullah’ı askeri olarak ezmekti. Ancak bu hedeflere varılamadı.

Savaş, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı Kararının 11 Ağustos 2006’da oy birliğiyle kabul edilmesiyle sona erdi.

İsrail’in operasyonlarını durdurmasının ardından Hizbullah da 14 Ağustos sabahı İsrail’e yönelik füze saldırılarını durdurdu.

İki taraf da, BM Güvenlik Konseyi kararlarını ihlal ettikleri gerekçesiyle eleştiriliyor. Hizbullah’a yönelik eleştiri, silahlarını muhafaza etmesi. İsrail’e yönelik eleştiri ise hala Lübnan topraklarını işgal, Lübnan hava sahasını da düzenli olarak ihlal etmesi.

Hizbullah’ın İsrail’e yönelik saldırıları

Hizbullah, 8 Ekim 2023’te İsrail mevzilerini bombalamaya başladı.

Örgüt bunu, İsrail’in, Hamas’ın bir gün önce ülkenin güneyinde sivillere ve askerlere yönelik saldırılarına yanıt olarak Gazze’yi bombalamasının ardından, “Gazze’ye destek olmak için” yaptığını açıkladı.

Hizbullah ayrıca bu cepheyi, Gazze’de ateşkes sağlanana dek açık tutacağını duyurdu.

İsrail’e karşı oluşturulan stratejik askeri ittifak; Hizbullah, Hamas, İslami Cihad, Yemen’deki Husiler ve İran tarafından desteklenen Iraklı grupları kapsıyordu

Hizbullah ve İsrail yetkilileri savaşa hazır olduklarını ancak İsrail’in Hizbullah’la savaş çıkması halinde Lübnan’ı “Taş Devri”ne döndürme tehdidine rağmen, topyekun bir çatışmadan kaçınmayı tercih ettiklerini söyledi.

BM’ye göre sınır ötesi saldırılar nedeniyle Lübnan’da çoğu sivil 90 binden fazla kişi evlerinden etmek zorunda kaldığı; İsrail’in saldırılarında 100 sivil ve 366 Hizbullah savaşçısı öldü.

İsrail yetkilileri ise Hizbullah’ın saldırıları nedeniyle 10’u sivil 33 kişinin öldüğünü, 60 bin sivilin de evlerini terk etmek zorunda kaldığını söylüyor.

BBC, Güney Lübnan’da 3 bin 200’den fazla binanın çatışmalar nedeniyle tamamen veya kısmen hasar gördüğünü gösteren bir uydu görüntüleri analizi yayımladı.

İsrail medyasına göre ise Kuzey İsrail’de 1000’den fazla bina hasar gördü.

‘İsrail’in en zorlu rakibi olabilir’

İngiliz askeri uzman Justin Crump, Hizbullah’ın “halen İsrail’in en zorlu rakibi” olabileceğini ve çatışmanın genişlemesi halinde muhtemelen büyük sürprizlere imza atacağını söylüyor.

Yıllarca İngiliz ordusunda görev yapan ve Londra’da askeri danışmanlık şirketi Sibylline’ı kuran Crump, “Hizbullah bugün 2006’da sahip olduğu her şeye sahip ama daha büyük miktarlarda” diyor.

Amerikan Merkezi İstihbarat Teşkilatı’na (CIA) göre Hizbullah’ın çeşitli tip ve menzillerde yaklaşık 150 bin mermi ve füzesinin yanı sıra 45 bin de savaşçısı var. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ise daha önce 100 binden fazla savaşçıları olduğunu iddia etmişti.

Hizbullah, 2006’da İsrail ile savaşta Katyuşa ve Grad roketleri ile tanksavar füzelerinin yanı sıra, Rus yapımı Kornet füzesi de dahil güdümlü füzelerden de yoğun şekilde yararlandı.

İsrail’in hava üstünlüğüne sahip olmasına rağmen Crump, “Hizbullah’ın da arazi avantajı var ve bunu lehine çeviriyor” diyor ve ekliyor:

“Hizbullah artık araçlarını ve füze fırlatma sahalarını daha iyi gizleyebiliyor. Bu yüzden İsrail sadece hava saldırılarıyla Hizbullah’ın ülkeye yönelik füze saldırılarını durduramaz. Bu nedenle İsrail kara harekatı seçeneğini ciddi olarak değerlendirebilir.

“Eğer İsrailli bir tank komutanı olsaydım, kesinlikle askerleri Hizbullah’a ve tanksavar füzelerine karşı (Güney Lübnan’da) Litani Nehri’nin güneyine göndermek istemezdim. Bu beni mutlu etmezdi.”

Silah ve füze cephaneliği

Hizbullah, cephaneliğinin büyüklüğünü veya sahip olduğu füzelerin türünü, bu silahlar kullanılıncaya dek açıklamıyor.

Geçtiğimiz yıllarda yayımlanan çok sayıda istihbarat raporuna göre, Hizbullah’ın silahlarının ana kaynağı İran ve bu silahlar örgüte İran, Irak ve Suriye üzerinden kara yoluyla ulaşıyor.

Bu silahlar arasında İran’ın yeni nesil hassas tanksavar füzesi Elmas-3 de var.

Hizbullah ayrıca, Burkan füzesini ve adını 2015’te Suriye’de öldürülen örgüt liderinin adını taşıyan Cihad Muğniye füzesini de ilk kez İsrail’e karşı kullandı.

Cardiff Üniversitesi profesörü ve “Hizbullah: Politika ve Din” kitabının yazarı Emel Saad, “Bugün tanık olduğumuz şey, 2006’da tanık olduğumuz Hizbullah’ın ileri ve gelişmiş versiyonu” diyor ve ekliyor:

“Hizbullah, konvansiyonel bir ordunun ve konvansiyonel olmayan askeri grupların özelliklerini birleştirdi. Böylece hibrit bir askeri aktör tanımının ötesine geçti.”

Hizbullah lideri Hasan Nasrallah daha önce İsrail’in derinliklerine ulaşabilecek hassas ve gelişmiş füzelere sahip olduklarını söylemişti.

Askeri konularda uzman gazeteci ve Lübnan’da Hizbullah’a yakın Mayadeen kanalının analisti Ali Jazini’ye göre Nasrallah’ın bu sözleri, örgütün 300 km menzile ulaşabilen kısa menzilli, hassas balistik füzelere sahip olduğunun ipucu olabilir.

Ali Jazini, İsrail’e yakın mesafeden atılabilecek bu tür füzelerin, Hizbullah’a avantaj sağlayabileceğini ve İsrail ordusunun reaksiyon süresini sınırlayabileceğini söylüyor. Bunlar İran’ın Zelzal ve Fateh 110 tipi füzeleri olabilir.

Ayrıca bazı füzelerin veya bunların bir kısmının ortalıkta dolaşan fotoğraflarından, Hizbullah’ın Rus füzelerini de kullandığı anlaşıldı.

İngiliz askeri uzman Justin Crump’a göre Hizbullah bu füzeleri Suriye’den almış olabilir zira İran birçok Rus sisteminin kopyalarını üretiyor ve dolayısıyla Hizbullah’a aynı silahları sağlayabiliyor.

SİHA savaşları

Füzeler dışında, mevcut savaşın önemli bir özelliği de, özellikle Hizbullah’ın ilk kez saldırı amaçlı füze yüklü silahlı insansız hava araçlarına (SİHA) aşırı derecede bağımlı olması.

Justin Crump, “Hizbullah SİHA’ları daha iyi ve yenilikçi bir şekilde kullanıyor” diyor.

İsrail medyasında geçtiğimiz günlerde Hizbullah’ın “sessiz İHA” olarak tanımladığı bir silahı kullanmaya başlayacağına dair bir haber yayımlandı.

İran’ın Shahed 101 tipi elektrikli SİHA’sı uçarken neredeyse hiç ses çıkarmıyor, bu da özellikle alçak irtifada uçtuğu ve radarlar tarafından kolayca tespit edilemediği için silaha müdahale edilmesini zorlaştırıyor. Hizbullah’a yakın kaynaklara göre bu SİHA daha önce Yemen’de ve Iraklı gruplar tarafından kullanılmıştı.

Ali Jazini ise Ekim 2023’teki Hizbullah ile bugünkü Hizbullah arasında büyük bir fark olduğuna dikkat çekiyor:

“İsrail ordusu sinyal istihbaratı, sinyal bozucu ve iletişim alanında dünyanın en ileri teknolojisine sahip olabilir. Dolayısıyla Hizbullah’ın, sınıra 20 kilometre uzaklıktaki Safed’de olduğu gibi İsrail’in derinliklerini hedef alan SİHA gönderebilmesi veya İsrail’deki hassas bölgelerin fotoğrafını çekmek için bölgeye İHA göndermesi, bu konuda ders aldığını ve esneklik gösterdiğini gösteriyor.”

SİHA’ların yeteneklerini gösteren Hizbullah, Hermes 450 veya Hermes 900 tipi çok sayıda çok gelişmiş İsrail SİHA’sını düşürme yeteneğini gösterdi, İsrail savaş uçaklarını Lübnan hava sahasını terk etmeye zorladığını duyurdu. Bunlar, Hizbullah’ın İsrail’e karşı havada caydırıcılık sağlamaya çalıştığını yolunda yorumlara yol açtı.

Ancak gözlemciler bu tip yorumların fazla abartılı olduğunu düşünüyor.

Ali Jazini, “Hizbullah, İsrail Hava Kuvvetleri’nin Lübnan hava sahasında tamamen faaliyet göstermesini engellemekten çok uzakta” diyor.

Justin Crump’a göre de Hizbullah, İsrail uçaklarının alçak irtifada uçmasını kısıtlayabilir ancak İsrail uçakları daha yüksek sortiler gerçekleştirebilir; bu nedenle de Hizbullah hava sahasını İsrail uçaklarına kapatamaz.

‘Direniş ekseni’

Crump ayrıca Hizbullah’ın, Yemen’deki Husilerin kullandığı silahlara sahip olabileceğine, Hamas veya Husilerin sahip olduğu silahların Hizbullahınkilerle aynı olduğuna inanıyor:

“Bu grupların tümü ‘aldıkları dersleri, teknolojiyi ve silah sistemlerini’ paylaşıyor; Hizbullah bunların en gelişmiş olanı.”

Profesörü ve Emel Saad’a göre, savaşın genişleyeceğine dair herhangi bir tahmin, savaşın gerçekleştiği bağlamı, yani İsrail’e karşı “direniş ekseni” olarak adlandırılan tek bir eksende faaliyet gösteren farklı askeri grupları dikkate almalı:

“Eskiden böyle bir şey yoktu. Bugün tüm bu gruplar, büyümesi muhtemel stratejik bir ittifak bünyesinde savaşıyor.”

Kendisini “direniş ekseni” olarak adlandıran bu eksenin unsurları, her biri ayrı bir kimliğe sahip olmasına karşın, İran tarafından desteklenen birçok askeri grubu içeriyor.

Bu grupların çoğu, ABD ve bazı Arap ülkeleri tarafından “terör örgütü” olarak görülüyor.

“Direniş ekseni” Lübnan Hizbullahı’nın yanı sıra Filistinli örgütler Hamas ve İslami Cihad ile Yemen’deki Husi Ensarullah’ı ve Iraklı grupları da içeriyor.

İran Dışişleri Bakanlığı, İsrail’i, “Lübnan’daki herhangi bir yeni eylemin beklenmedik yansımaları olacağı” yolunda uyarmıştı. Bu durum göz önüne alındığında, söz konusu grupların Hizbullah’a karşı girişilecek herhangi bir genişletilmiş savaşta rol oynayıp oynamayacağı bilinmiyor.

2006’daki İsrail-Hizbullah savaşı ile Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’in güneyinde düzenlediği saldırılar arasında, Lübnan ile İsrail arasındaki sınır bölgesi, tüm gerilimlere ve sınır ihlallerine rağmen iki ülke arasındaki en uzun sükunete sahne oldu.

Ancak bu, çok yakında meydana gelebilecek gelişmelere yönelik hazırlıkların yapılmadığı anlamına gelmiyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/hizbullah-israille-2006daki-savasi-sonrasi-nasil-degisti/feed/ 0
İran ve İsrail’in askeri güçleri ve savunma kapasiteleri ne durumda? https://www.haber60.com.tr/iran-ve-israilin-askeri-gucleri-ve-savunma-kapasiteleri-ne-durumda/ https://www.haber60.com.tr/iran-ve-israilin-askeri-gucleri-ve-savunma-kapasiteleri-ne-durumda/#respond Tue, 16 Apr 2024 22:30:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27704 İran Cumartesi gecesi ilk kez doğrudan kendi topraklarından İsrail’e yönelik saldırılar gerçekleştirdi.

Şimdi ise tüm gözler İsrail’de. İsrail savaş kabinesi, İran’ın insansız hava aracı ve füze saldırılarına verilecek cevabı tartışmak için görüşüyor.

Peki İran ve İsrail’in askeri güçleri ve savunma kapasiteleri ne durumda? Ülkelerin nükleer silahları var mı?

İran’ın eksiği modern hava savunması ve savaş uçakları

İsrail ordusu sözcüsü Daniel Hagari’ye göre İran, Cumartesi gecesi başlayan saldırısında 170 insansız hava aracı, hiçbiri İsrail topraklarına girmeyen 30 seyir füzesi ile bir kısmı İsrail’e ulaşan en az 110 balistik füze kullandı.

İran, İsrail’den çok daha büyük bir coğrafyaya ve nüfusa sahip.

Yaklaşık 90 milyon nüfuslu ülke, İsrail’in neredeyse 10 katı büyüklüğünde.

Ama bu İran’ın daha büyük bir askeri güç olduğu anlamına gelmiyor.

İran yıllar içinde füze ve insansız hava araçlarına büyük yatırımlar yaptı.

Kendisine ait geniş bir cephaneliğe sahip olmakla birlikte, Yemen’deki Husiler ve Lübnan’daki Hizbullah gibi uzantılarına da önemli miktarda silah tedariği sağlıyor.

İran’ın eksiği daha ziyade modern hava savunma sistemleri ve savaş uçakları.

Rusya’nın, Tahran’ın Ukrayna savaşında Moskova’ya verdiği askeri desteğe karşılık olarak bunları geliştirmek için İran ile işbirliği yaptığına inanılıyor.

İran’ın gönderdiği Şahed adlı insansız hava araçlarını Rusya’nın üretmeye çalıştığı da bildiriliyor.

İsrail’in envanterinde hangi savaş uçakları var?

İsrail ise dünyanın en gelişmiş hava kuvvetlerinden birine sahip.

Uluslararası Stratejik Çalışmalar Enstitüsü’nün (IISS) hazırladığı, küresel askeri kapasiteleri değerlendiren ve savunma bütçelerini içeren rapora göre İsrail F-15, F-16 ve en yeni F-35 uçakları da dahil olmak üzere en az 14 savaş uçağı filosuna sahip.

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) küresel silah transferlerine ilişkin yayınladığı son araştırmasına göre 2019-2023 yılları arasında İsrail’in silah ithalatının yüzde 69’u ABD, yüzde 30’u ise Almanya tarafından gerçekleştirildi.

Gelişmiş hava savunma sistemi

İsrail bunun yanı sıra dünyanın en gelişmiş hava savunma sistemlerinden birine sahip.

10 yıldan uzun süredir kullanılan Demir Kubbe, İsrailli savunma şirketi Rafael ile İsrail devletine ait Hava ve Uzay Sanayileri kurumu tarafından ortak geliştirildi.

İsrail basınında yer alan haberlerde, üretiminin ilk etapta tamamen ülkenin kendi kaynaklarından karşılanması planlanıyordu.

Ancak seri üretime geçilmesinin ardından ABD’den alınan finansal destek karşılığında sistem bileşenlerinin yarısı ABD’de üretilmeye başlandı.

Demir Kubbe, roket, füze ve havan toplu gibi kısa menzilli saldırılara karşı kullanılıyor.

İran ve İsrail’in nükleer silahları var mı?

İsrail’in kendi nükleer silahları olduğu düşünülüyor ancak bu konudaki resmi açıklamalarında muğlak yanıtlar vermeyi sürdürüyor.

İran’ın nükleer silahı olmadığına inanılıyor ve Tahran yönetimi sivil nükleer programını nükleer silah geliştirmek için kullanmaya çalıştığı yönündeki iddiaları reddediyor.

Geçen yıl Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu, İran’ın yer altındaki Fordo adlı nükleer tesisinde yüzde 83,7 saflığa kadar zenginleştirilmiş uranyum parçacıkları tespit etmişti.

Zenginleştirilmiş uranyum, nükleer yakıtın yanı sıra nükleer silah yapımında da kullanılabiliyor.

Nükleer silah için uranyumun yüzde 90 oranında zenginleştirilmesi gerekiyor.

İran, yanıt olarak zenginleştirme seviyelerinde “istenmeyen dalgalanmalar” meydana gelmiş olabileceğini söyledi.

Tahran yönetimi, 2015 yılında ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa ve Almanya ile imzaladığı bir nükleer anlaşma kapsamında sadece düşük düzeyde zenginleştirilmiş uranyum üretmeyi kabul etmişti.

Ancak eski ABD Başkanı Donald Trump’ın 2018’de anlaşmadan çekilmesi ve İran’a yönelik yaptırımları sürdürme kararı almasından bu yana anlaşma çökmeye yakın.

Tahran yönetimi anlaşmayı ihlal ederek iki yılı aşkın süredir uranyumu yüzde 60 saflığa kadar zenginleştiriyor.

İsrail, İran’a askeri yaptırım uygulanmasını talep ediyor

İsrail Dışişleri Bakanı İsrael Katz sosyal medyadan yaptığı paylaşımda 32 ülkeye yazıp İran’ın füze programına yaptırım uygulanması yönünde çağrıda bulunduğunu söyledi.

Füze ve insansız hava araçlarıyla yapılan saldırıya yönelik askeri yanıtın yanı sıra “İran’a karşı diplomatik bir saldırı yürüttüğünü” söyleyen Katz ayrıca “İran’ı frenlemenin ve zayıflatmanın bir yolu olarak” İran Devrim Muhafızları’nın (IRGC) “terör örgütü ilan edilmesi” çağrısında bulundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iran-ve-israilin-askeri-gucleri-ve-savunma-kapasiteleri-ne-durumda/feed/ 0
İsrail, İran’a verilecek yanıtı tartışırken, ABD ve müttefikleri savaşı durdurabilir mi? https://www.haber60.com.tr/israil-irana-verilecek-yaniti-tartisirken-abd-ve-muttefikleri-savasi-durdurabilir-mi/ https://www.haber60.com.tr/israil-irana-verilecek-yaniti-tartisirken-abd-ve-muttefikleri-savasi-durdurabilir-mi/#respond Mon, 15 Apr 2024 21:45:40 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27489 İsrail savaş kabinesi, İran’a karşı bir sonraki hamleleri için, aşina olunan, “Kendi seçtiğimiz şekilde ve zamanda karşılık vereceğiz” ifadesini tercih etti.

7 Ekim sonrası kurulan savaş kabinesinin önemli isimlerinden Benny Gantz da İsrail ve Batılı müttefiklerinin birlikteliğinin altını çizdi ve “İsrail, İran’a karşı; dünya İran’a karşı. Sonuç budur. Bu, İsrail’in güvenliği için kullanmamız gereken stratejik bir başarıdır.” ifadelerini kullandı.

Gantz’ın kullandığı ifadeler, İran’a yönelik bir başka saldırıyı (İsrail, İran’ın nükleer programını, bilim insanlarına yönelik suikastlar da dahil defalarca hedef aldı) ya da İsrail’in İran topraklarında yapabileceği ilk açık saldırıyı ihtimal dışı bırakmıyor.

ABD Başkanı Joe Biden’ın, G7 üzerinden verilmesini istediği diplomatik yanıtın gelmesi zaman alabilir.

İsrail, 1 Nisan’da İran’ın Şam’daki büyükelçiliğini hedef aldı ve üst düzey bir İranlı general ile yardımcılarını öldürdü.

Ancak bu saldırı kararı Amerikalılarla koordine edilmemişti. İsrail, İran Devrim Muhafızları’nın üst düzey komutanlarını öldürme fırsatını, alınabilir bir risk olarak değerlendirmiş olmalı.

İsrail, diplomatik binalarda üst düzey askeri yetkililerin bulunmasının bu binaları meşru bir hedef haline getirdiği yönünde ikna edici olmayan bir argüman sunuyor.

İran’ın bu saldırıya karşılık vereceği hızla belirginleşti. Tahran’ın mesajı imalarla değil, dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in kesin ifadeleriyle duyuruldu.

İsrail, ABD ve müttefikleri, İran’ın yaklaşan saldırısı konusunda yeterince uyarıldı.

Biden, hafta sonu gezisinden Beyaz Saray’a dönmek için de zaman bulabildi.

İran saldırıyı süpersonik balistik füzelerle değil, hedeflerine yaklaşırken iki saat boyunca radar ekranlarında kalan yavaş insansız hava araçlarıyla başlatmayı tercih etti.

‘ABD, itidal istiyor’

Bu birçok uzmanın beklediğinden çok daha büyük bir saldırıydı. İran ilk kez kendi topraklarından İsrail’i hedef aldı. 300 civarında insansız hava aracı, seyir füzesi ve balistik füze fırlattı. Bunların neredeyse tamamı, ABD, Birleşik Krallık ve Ürdün tarafından desteklenen İsrail’in hava savunma sistemleri tarafından durduruldu.

Müttefikleri İsrail’e gece boyunca büyük askeri destek verdi. Bu anlamda Biden, İsrail’e “sarsılmaz” güvenlik sözünü yerine getirmiş ve “arkanızdayız” demiş oldu.

Bu desteğe karşın Amerikalılar da İsrail’den itidal bekliyor. Başkan Biden Başbakan Binyamin Netanyahu’ya açık bir mesaj gönderdi: “İran’ın saldırısı engellendi, İsrail zafer kazandı, bu yüzden İran topraklarına askeri saldırılarla karşılık vererek olayı daha fazla tırmandırmayın.”

Konuştuğum üst düzey bir Batılı diplomat, gerilimin daha da tırmanmasını engellemek için bir çizgi çizmenin artık hayati önem taşıdığını söyledi. Bir çizgi, İran’ın da umudu gibi görünüyor. İranlılar, İsrail’in Şam’daki diplomatik yerleşkelerine saldırmasıyla başlayan iki haftalık krizi soğutmak istiyor gibi görünüyor.

İran Cumartesi günü yapılan saldırıda, İsrail’e daha fazla zarar vermeyi ummuş olabilir. Buna karşın İsrail’e olası bir misilleme için daha az neden vermek istemiş de olabilir.

İran, İsrail’in Şam’daki elçilik binasına saldırmasıyla kaybettiği caydırıcılık gücünü geri kazanmak istedi. Ancak İsrail’e doğru sıktığı neredeyse tüm kurşunlar durdurulmuşken aradığı gücü kazanması zor olabilir.

‘Netanyahu memnun olabilir’

Bu İsrail’e yönelik topyekün bir saldırı değildi. İran yıllardır roket ve füze gücünü artırıyor. Tahran’ın elinde çok daha güçlü silahlar bulunuyordu.

Lübnan’daki Hizbullah da saldırıya katılabilirdi ama katılmadı. Hizbullah, roket ve füze cephaneliğiyle İran’ın en güçlü müttefiki durumunda.

Başbakan Netanyahu ise, Gazze’nin manşetlerden uzaklaşmasından bir miktar memnuniyet duyabilir. Bu saldırı sayesinde, rehineler, Hamas’ı ortadan kaldırma ve insani felaket eksenli baskılara karşı biraz olsun nefes aldı.

Daha birkaç gün önce uluslararası kamuoyu, Gazze ablukasının yarattığı açlık nedeniyle Biden ve Netanyahu arasında yükselen sürtüşmeye odaklanmıştı.

Ancak şimdi birlikten bahsediliyor. Netanyahu, ülkesindeki pek çok kişi görevden alınmasını istese de kendisini kararlı ve makul bir lider, halkının koruyucusu olarak sunabiliyor.

Muhaliflerine göre Netanyahu, 7 Ekim’den önceki politikalarıyla Hamas’ın İsrail’in savunmasız olduğuna inanmasına neden oldu.

Değişmeyen şey ise Amerikalıların topyekün bir Orta Doğu savaşına doğru gidişi durdurmanın yolunu bulmak istemesi.

İsrail’in, İran’ın diplomatik merkezini hedef alması; İran’ın da İsrail’e doğrudan füze saldırısıyla yanıt vermesi ile kırmızı çizgiler aşıldı.

İsrail’deki bazı sağ siyasetçiler, İran’a derhal bir yanıt verilmesi çağrısını yapıyor. Ve bu çağrılar azalmayacak.

G7’deki diplomatların görevi, bölgenin geniş çaplı daha yıkıcı bir çatışmaya girmesini önlemek olacaktır. Hamas’ın İsrail’e saldırmasından bu yana geçen altı ayda, korkulan yöne doğu, yavaş ama istikrarlı bir ilerleyiş devam ediyor.

Eğer İsrail, Biden’ın karşılık vermeme tavsiyesine uyarsa, Orta Doğu coğrafyası biraz nefes alabilir. Gelinen noktanın bu tehlikeli bölümün sonu olabileceği görüşü hiç ama hiç kesin değil.

]]>
https://www.haber60.com.tr/israil-irana-verilecek-yaniti-tartisirken-abd-ve-muttefikleri-savasi-durdurabilir-mi/feed/ 0
İran’ın İsrail’e SİHA ve füze saldırısı hakkında neler biliniyor? https://www.haber60.com.tr/iranin-israile-siha-ve-fuze-saldirisi-hakkinda-neler-biliniyor/ https://www.haber60.com.tr/iranin-israile-siha-ve-fuze-saldirisi-hakkinda-neler-biliniyor/#respond Sun, 14 Apr 2024 22:45:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27399 İran, ilk kez doğrudan İsrail topraklarına yönelik bir saldırı düzenledi.

Cumartesi gecesi İsrail’de hava saldırısı sirenleri çaldı ve halka sığınaklara gitmeleri çağrısı yapıldı ve hava savunma sistemleri devreye girerken, patlamalar duyuldu.

Ülke genelindeki bazı noktalarda İran’ın yolladığı çok sayıda SİHA ve füzeler imha edilirken, bir çoğu da İsrail topraklarına giremeden önce İsrail ve müttefiklerince vuruldu.

Çatışmada en az dokuz ülke rol oynadı. İran, Irak, Suriye ve Yemen’den yollanan SiHA’lar ve füzeler İsrail, ABD, İngiltere, Fransa ve Ürdün tarafından vuruldu.

Saldırı hakkında bilinenleri derledik.

Saldırıda SİHA’lar, güdümlü ve balistik füzeler kullanıldı

İsrail Ordusu, İran’ın İsrail’e doğru 300’den fazla SİHA ve füze gönderdiğini açıkladı.

İsrail’e göre 170 SİHA, 30 güdümlü füze yer alırken, bunların hiç biri İsrail hava sahasına ulaşamadı. İsrail Ordu Sözcüsü Amiral Daniel Hagari ateşlenen 110 balistik füzenin de küçük bir kısmının ülkeye ulaşabildiğini söyledi. BBC, bu sayıları bağımsız kaynaklarca doğrulatamadı.

İran’dan İsrail’e en kısa mesafe Irak, Suriye ve Ürdün üzerinden 1000 kilometre civarında.

Bombardıman farklı ülkelerden yapıldı

İran Devrim Muhafızları (IRGC) Cumartesi gecesi SİHA ve füzelerin ateşlendiğini açıkladı.

Irak güvenlik güçleri, Reuters’a yaptıkları açıklamada, Irak üzerinden İsrail’e yönüne giden füzeler görüldüğünü söyledi.

ABD Savunma Bakanlığı, Amerikan güçlerinin İran, Irak, Suriye ve Yemen’den gönderilen onlarca füze ve SİHA’yı imha ettiğini duyurdu.

Lübnan’daki İran destekli örgüt Hizbullah da İsrail işgali altındaki Golan tepelerine iki ayrı roket saldırısı düzenlediklerini belirtti.

İsrail ve müttefikleri SiHA ve füzelerin çoğunu imha etti

İsrailli Sözcü Hagari, füze ve SİHA’ların % 99’unun ya İsrail’e giremeden ya da İsrail üzerinde imha edildiğini söyledi.

Gönderilen SİHA ve güdümlü füzeler düz bir güzergah izliyor. Balistik füzelerse, çok büyük hızlara ulaşabilmesi için yerçekimini kullanan yay şeklindeki bir güzergahta ilerliyor.

ABD Başkanı Joe Biden, ABD güçlerinin İran tarafından yollanan SİHA ve füzelerin “neredeyse tamamının imhası için” İsrail’e yardımcı olduğunu söyledi. Biden ayrıca, ülkesinin saldırıdan önce bölgeye savaş uçakları ve gemileri kaydırdığını belirtti.

Güvenlik kaynakları Reuters Haber Ajansı’na, bölgedeki açıklanmayan üslerden faaliyet gösteren ABD güçlerinin Suriye’nin güneyinde, Ürdün sınırı yakınlarında bir çok İran SİHA’sı düşürdüklerini söyledi.

İngiltere Başbakanı Rishi Sunak, Kraliyet Hava Kuvvetlerine ait Typhoon tipi savaş uçaklarının bazı İran SİHA’larını imha ettiğini doğruladı. Sunak İran’ın saldırısını “en güçlü ifadelerle kınadığı, tehlikeli ve gereksiz bir gerilim” diye tanımladı.

İsrail’le barış anlaşması bulunan, ancak aynı zamanda İsrail’in Gazze’deki saldırılarını kınayan Ürdün’de ise kabine, vatandaşlarının güvenliği için hava sahasına giren bazı uçan cisimleri imha ettiklerini duyurdu.

İsrail Ordusu, Fransa’nın da hava sahasının devriyesine yardımcı olduğun belirtti ancak herhangi bir SİHA ya da füze düşürüp düşürmedikleri bilinmiyor.

Kaç füze İsrail’e ulaştı ve ne hasar verdi?

Kudüs’teki BBC Muhabirleri, siren sesleri duyduklarını ve İsrail’in Demir Kubbe adlı füze savunma sisteminin faaliyetini gördüklerini aktardı. Sistem gelen roketleri takip ediyor ve meskun mahallere düşecek ya da düşmeyecekleri ayırt edebiliyor.

Savunma sistemi roketleri sadece meskun mahallere düşmesi beklendiğinde imha ediliyor.

İsrailli Sözcü Hagari, birkaç balistik füzenin İsrail hava sahasına girmeyi başardığını belirtti ve birinin ülkenin güneyindeki Necef Çölü’nde bulunan Nevatim Hava Kuvvetleri Üssüne hafif zarar verdiğini aktardı. Sözcü üssün “hala faaliyet gösterdiğini” bildirdi.

İran’ın resmi haber ajansı IRNA ise, saldırıda hava üssüne “ağır darbeler vurulduğunu” söyledi.

Sözcü Hagari, 10 yaşındaki bir kız çocuğunun evine düşen şarapnel parçasıyla ağır yaralandığını ve yoğun bakımda olduğunu açıkladı.

Ürdün de bazı şarapnel parçalarının topraklarına düştüğünü, ancak “önemli bir hasara ve yaralanmaya yol açmadığını” duyurdu.

Şimdi ne olacak?

İsrail Kanal 12 televizyonu, adını açıklamak istemeyen İsrailli bir yetkilinin İran’ın saldırısına “önemli bir karşılık vereceğini” söylediğini aktardı.

İsrail ve komşu ülkelerin hava sahası yeniden açıldı, ancak İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, İran’la çatışmanın “henüz sona ermediğini” söyledi.

Bu arada İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bagheri de devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, “İsrail’in İran’a karşılık vermesi halinde misillemenin dün gecekinden çok daha büyük olacağı” uyarısında bulundu.

Bagheri, İsrail’in muhtemel karşılığına ABD’nin yardımcı olması halinde Amerikan üslerine saldıracaklarını söyledi.

IRGC Komutanı Hüseyin Salami de Tahran’ın çıkarlarına, yetkililerin ve vatandaşlarına İsrail’in saldırması halinde, karşılık verileceğini belirtti.

BM Güvenlik Konseyi, İsrail’in talebi üzerine Türkiye saatiyle 23:00’te acil bir toplantı yapacak.

Biden da, İran’ın saldırısına “ortak bir diplomatik tepki” vermek için G7 ülkelerinin liderleriyle bir toplantı yapacağını açıkladı

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranin-israile-siha-ve-fuze-saldirisi-hakkinda-neler-biliniyor/feed/ 0
ROKETSAN, Türkiye’nin uzay yarışında var olmasını hedefliyor https://www.haber60.com.tr/roketsan-turkiyenin-uzay-yarisinda-var-olmasini-hedefliyor/ https://www.haber60.com.tr/roketsan-turkiyenin-uzay-yarisinda-var-olmasini-hedefliyor/#respond Sun, 18 Feb 2024 08:30:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9507 ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, “Amacımız mikro uydu fırlatma sistemi ile 100 kilogramlık kendi yaptığımız bir uyduyu yörüngeye yerleştirmek. Ülkemizin uzay yarışında var olduğunu göstermesi, uzaydaki ekonomik potansiyeli değere çevirecek teknolojilerin geliştirilmesi bizim için çok kritik.” dedi.

İkinci, Antalya’daki Belek Turizm Merkezi’nde düzenlenen “Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı”nda AA muhabirine, ROKETSAN olarak Türkiye’nin uzaya bağımsız erişimini sağlamak için de çaba gösterdiklerini kaydetti.

Uydu gibi yükleri uzaya taşıyabilecek platformları inşa etmek için çalıştıklarını belirten İkinci, Ar-Ge çalışmalarını ve ilk denemeleri yaptıklarını söyledi.

Türkiye’nin uzay yarışında rekabet edecek aşamaya gelmesi için teknoloji geliştirdiklerini aktaran İkinci, “Amacımız mikro uydu fırlatma sistemi ile 100 kilogramlık kendi yaptığımız bir uyduyu yörüngeye yerleştirmek. Ülkemizin uzay yarışında var olduğunu göstermesi, uzaydaki ekonomik potansiyeli değere çevirecek teknolojilerin geliştirilmesi bizim için çok kritik.” dedi.

İkinci, ROKETSAN olarak sadece Türkiye’nin ihtiyacı için değil, dost ve kardeş ülkeler başta olmak üzere bir çok ülkeye silah sistemlerini ihraç etmek için çaba gösterdiklerini söyledi.

Son dönemde büyük bir ihracat hamlesi başlattıklarını ifade eden İkinci, Orta Doğu ve Uzak Doğu ülkelerinin yanı sıra Avrupa ve Amerika kıtası dahil çok geniş bir ihracat ağına sahip olduklarını kaydetti.

Türk savunma sanayisindeki başarılarla kendi ürünlerinin de çok ciddi ilgi görmeye başladığına dikkati çeken İkinci, dünyadaki çatışma ortamlarının, silahlanmanın artmasıyla beraber mühimmat, roket ve füze ürünlerine ilginin de arttığını vurguladı.

ROKETSAN olarak bu pazardan pay almaya çalıştıklarını belirten İkinci, “Çok da başarılı sonuçlar alıyoruz. Avrupalı ve Amerikalı rakiplerimizle girdiğimiz ihalelerden başarılı sonuçlar elde ederek ülkemizin ihracat potansiyelini hızla artıracak hamleler içerisindeyiz. 2023 yılında 30’dan fazla ülkeye 300 milyon doların üzerinde ihracat gerçekleştirdik. Bu rakamı 500 milyon doların üzerine taşımayı düşünüyoruz. ROKETSAN’ın ihracattan elde ettiği cironun yarısını Ar-Ge ve üretim faaliyetlerine aktarıyoruz. Ülkenin en büyük Ar-Ge kuruluşlarından bir tanesiyiz.” dedi.

TAYFUN füzesinin seri üretimi devam ediyor

Gelirlerinin büyük bir kısmını araştırma ve geliştirmeye ayırdıkları için çıkardıkları yeni ürünlerin TSK ve uluslararası pazarda kendisine yer bulduğunu anlatan İkinci, “TAYFUN füzesi kendimizin geliştirdiği uzun menzilli füzemiz. Yakın zamanda Savunma Sanayi Başkanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı ile seri üretim sözleşmesini imzaladık. Seri üretimleri devam ediyor.” dedi.

İkinci, NATO’ya üye ülkelerin taleplerinin Türkiye’nin savunma sanayisi tarafından karşılanması için çaba gösterdiklerini vurguladı.

“KARAOK ihraç edildi, sözleşmesi imzalandı”

Savaş alanındaki etkinliği görüldükten sonra portatif hava savunma sistemleri ve tank savar sistemlerinin büyük potansiyel içerdiğinin fark edildiğini anlatan İkinci, şunları kaydetti:

“Bu konuda herkes talepte bulunuyor. Bu alandaki ürünler de bu talebi karşılayacak seviyede değil. Ülkemizin bu alana yatırım yapmış olması portatif hava savunma füze sistemi SUNGUR’u hem de kısa menzilli tanksavar füze sistemi KARAOK’u üretmiş, seri üretime geçirmiş olması bizim ülkemiz açısından büyük şans. TSK’nın ihtiyacını karşılamakla kalmıyor ihracat potansiyelini de değerlendiriyoruz. Bu ürünleri üretmemiş olsaydık dünyada zor bulunan bu teknoloji açısından ülkemiz sıkıntıda olacaktı. KARAOK ihraç edildi, sözleşmesi imzalandı. SUNGUR için de ihracat sözleşmeleri konusunda görüşmeler devam ediyoruz. Bunlar en hızlı satacağımız ürünlerin başında yer alacak.”

Milli Dikey Atım Lançer Sistemi’nin (MİDLAS) İstanbul Fırkateyni’ne entegrasyonunun tamamlandığı bilgisini veren İkinci, “MİDLAS’tan hava savunma sistemi füzemizin atışını gerçekleştirmek istiyoruz. MİDLAS’ın diğer fırkateynlere de yaygınlaştırılmasını istiyoruz. MİDLAS da ‘kötü komşu mal sahibi yapar’ örneklerinden bir tanesi. Türkiye’nin alamadığı bu sistemi ROKETSAN olarak geliştirdik. Büyük bir ihracat potansiyeli var. Uzak Doğu’daki ülkelerle gemi modernizasyonu ve gemi inşası konusunda MİDLAS’ın ürün olarak yerleştirilmesi noktasında ciddi çalışmalarımız var. Bunu da en kısa sürede sözleşmeye çevirmeyi düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/roketsan-turkiyenin-uzay-yarisinda-var-olmasini-hedefliyor/feed/ 0
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler: Savunma sanayi endüstrimizin dünya çapındaki etkisi ve pazar payının geliştirilmesi hedefimiz https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-savunma-sanayi-endustrimizin-dunya-capindaki-etkisi-ve-pazar-payinin-gelistirilmesi-hedefimiz/ https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-savunma-sanayi-endustrimizin-dunya-capindaki-etkisi-ve-pazar-payinin-gelistirilmesi-hedefimiz/#respond Sat, 03 Feb 2024 09:00:27 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5841 Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Cumhuriyetimizin ikinci asrında ve Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda Silahlı Kuvvetlerimizin üstün teçhizat ve sistemlerle donatılması ve savunma sanayi endüstrimizin tüm dünya çapındaki etkisi ve pazar payının geliştirilmesi yegane hedefimizdir.” dedi.

Bakan Güler, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı Nuri Demirağ Konferans Salonu’nda düzenlenen “Kara Füze Sistemleri İmza Töreni”ne katıldı.

Güler, buradaki konuşmasında, anlaşmalar kapsamında üretilen değişik çap ve özelliklerdeki sistemlerin ordunun ihtiyaçlarını karşılayarak harekat, imkan ve kabiliyetlerini artıracağına olan inancının tam olduğunu belirtti.

Yıllar önce hayal olan birçok savunma sanayi ürününün artık Türkiye’nin kendi imkanlarıyla tasarlanıp üretildiğine dikkati çeken Güler, “Ayrıca yerli ve milli ürünlerimiz çok sayıda kardeş ve dost ülkeye ihraç edilerek onların da ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Bu sayede ülke ekonomimize de ciddi kazançlar temin ediliyor.” şeklinde konuştu.

Bakan Güler, yerli ve milli savunma sanayinin birçok ülkeyle ilişkilerin geliştirilmesi ve işbirliğin arttırılması hususunda önemli katkılar sağladığına işaret ederek, şöyle konuştu:

“Gururla ifade etmeliyim ki, savunma sanayi ekosistemimiz, güçlü altyapısı ve ileri teknolojisiyle uluslararası sektöre de yön veren bir konuma ulaşmıştır. Ülkemiz yapılan her türlü engellemeye, uygulanan gizli ve açık ambargolara rağmen başta Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu yüksek irade ve stratejik vizyon ile tüm zorluklara meydan okudu ve muhteşem bir hikaye yazdı. Şu ana kadar elde ettiğimiz tüm bu başarılar daha büyük hedeflere emin adımlarla ilerleyeceğimizin de en açık göstergesidir.”

“Güçlü bir Silahlı Kuvvetlere sahip olmamız hayati öneme haizdir”

Başta yakın coğrafya olmak üzere tüm dünyada çoklu krizlerin, çatışmaların arttığı, hatta savaşlara dönüştüğü bir sürece şahit olunduğuna vurgu yapan Yaşar Güler, şöyle devam etti:

“Bu kaotik ortam, risk ve tehlikeler, her zamankinden daha öngörülemez hale gelmiştir. Dolayısıyla bu hassas dönemde ülkemizin hakkını ve hukukunu korumak için güçlü bir Silahlı Kuvvetlere sahip olmamız hayati öneme haizdir. Bu anlayışla binlerce yıllık şanlı mazisiyle dünyadaki emsalleri arasında seçkin ve saygın bir konuma sahip olan Kara Kuvvetlerimizi daha modern, daha etkin ve daha güçlü kılmak için çalışmalarımızı yoğun şekilde gayretle sürdürüyoruz. Bu çalışmalarımızın bir yansıması olarak bugün de 4 önemli füze sistemimizin tedarik sözleşmelerini imzalıyoruz.”

Bakan Güler, imzalanan sözleşme kapsamında Türk Silahlı Kuvvetlerinin envanterine girecek silah sistemleri dolayısıyla gurur duyduğunu belirterek, “Bu ürünler yurt içi ve sınır ötesinde başta terörle mücadele olmak üzere yoğun ve kapsamlı faaliyetler icra eden Kara Kuvvetlerimize çok değerli katkılar sağlayacaktır.” ifadesini kullandı.

“Yerli ve milli savunma sanayimizi bekamızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz”

Milli Savunma Bakanı Güler, ordunun envanterine kazandırdıkları sistemlerin ne kadar kritik ve gerekli olduğunun, savunma ve güvenlik konularının her geçen yıl daha fazla önem kazandığı son günlerde daha da ön plana çıktığını vurguladı.

Güler, “Bir yandan ülkemizin ve asil milletimizin güvenlik ve huzuru için her türlü tedbiri proaktif bir şekilde alırken, yerli ve milli savunma sanayimizi de bekamızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.” dedi.

Bakan Güler, savunma sanayi ürünleri üretilirken, değişim ve yeniliklere hızlıca uyum sağlanması, modern teknolojiye entegre şekilde geliştirilmesi, üretim, imkan ve kapasitelerinin en üst seviyeye çıkartılması, ayrıca alanda istihdam edilecek donanımlı ve yeterli sayıda personele sahip olunması gibi olgularla ulaşılan seviyenin önemine de dikkati çekti.

Durmadan, yorulmadan daha çok çalışma, daha çok üretme mecburiyetinde olduklarını söyleyen Güler, şöyle konuştu:

“Kaybedecek, boşa harcayacak tek bir günümüz dahi yok. Bu anlayışla başta Savunma Sanayii Başkanlığımız olmak üzere tüm paydaşlarımızla güçlü işbirliğimizi sürdürüyoruz. Cumhuriyetimizin ikinci asrında ve Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda Silahlı Kuvvetlerimizin üstün teçhizat ve sistemlerle donatılması ve savunma sanayi endüstrimizin tüm dünya çapındaki etkisi ve pazar payının geliştirilmesi yegane hedefimizdir.”

“TSK milletin hak ve menfaatlerini kararlılıkla korumaya devam ediyor”

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak da son yıllarda dünyada ve bölgede yaşanan gelişmelerin yarattığı risk, tehdit ve belirsizlik ortamının güçlü bir Silahlı Kuvvetlere sahip olunmasına yönelik gerekliliği artırdığına dikkati çekti.

Gürak, “Bu kapsamda gücünü asil milletimizin sevgisi, güveni ve duasından alan, mazisi şan ve şeref dolu kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, başta terörle mücadele harekatı olmak üzere, hudut hattında ve hudut ötesinde, mavi ve gök vatanımızda, dünyanın farklı coğrafyalarında ülkemizin ve asil milletimizin güvenini sağlamakta, hak ve menfaatlerini kararlılıkla korumaya devam etmektedir.” ifadelerini kullandı.

Orgeneral Gürak, Kara Kuvvetleri Komutanlığının Türk Silahlı Kuvvetlerinin ayrılmaz bir parçası olduğuna vurgu yaparak, şunları kaydetti:

“Savunma sanayimiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği, teşvik ve desteğiyle, artan millilik ve yerlilik oranıyla, son yıllarda çok önemli projeler gerçekleştirerek, silahlı kuvvetlerimize başta ana muharebe platformları, hava savunma sistemleri, insansız hava araçları, sensör ve mühimmat sistemleri olmak üzere bir çok alanda yeni yetenekler kazandırmış ve bu çalışmalarını artan bir ivme ile sürdürmeye devam etmektedir.”

“Kara Kuvvetleri görevlerini üstün disiplin anlayışıyla sürdürüyor”

İmza törenine katılan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ise Kara Kuvvetleri Komutanlığının Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en önemli gücü olduğunu vurguladı.

Bayraktaroğlu, sorumluluklarının bilincinde olduklarını, nitelikli personel ve üstün teknolojik yetenekler sayesinde, yurdun güvenliğinin yanı sıra milletin hak ve menfaatlerini korumak için gece gündüz demeden üstün disiplin anlayışıyla görevlerine devam ettiklerini söyledi.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin farklı coğrafyalarda üstlendiği vazifeleri başarıyla yerine getirmesinde, yerli ve milli imkanlarla üretilen silah sistemlerinin büyük bir katkı sağladığını belirten Bayraktaroğlu, “Özellikle Kara Kuvvetlerinin kullandığı yerli ve milli savunma sanayimizin ürünü olan sistemler kendini muharebe sahasında ispat etmiş, muharebenin seyrini değiştirerek ezber bozmuş ve kuvvet çarpanı olduğunu göstermiştir.” ifadelerini kullandı.

“Füze sistemlerinin envantere girecek olması son derece önemli”

Orgeneral Bayraktaroğlu, alçak ve orta irtifa hava savunma sistemlerinin envantere girmesinin kritik birlik, tesis ve kara unsurlarının korunmasında büyük bir etki sağladığına dikkati çekti.

Kara Kuvvetlerini, güncel ve gelebilecek tehditlere karşı milli savunma sanayinin desteği ile güçlendirdiklerine vurgu yapan Bayraktaroğlu, şöyle devam etti:

“Gücümüze güç katan ateş destek sistemlerinin üstün versiyonu olan füze sistemlerinin kısa süre sonra envantere girecek olması son derece önemlidir. Bu kapsamda geliştirilen TAYFUN füzesi ve TRG-230 füzelerini muharebe sahasının derinliğindeki yüksek öncelikli taktik, operatif ve stratejik hedeflerin hassas angajman ile ilk atışta etkisiz hale getirilmesi, KARAOK projesiyle komando birliklerimize ‘at-unut’ özelliğine sahip milli modern güdümlü tank savaş silahı yeteneği kazandırarak harekat etkinliğinin arttırılması ve taşınabilir yeni nesil tanksavar silahıyla muharebe etkinliğinin artırılması, halen kullandığımız silah sisteminden daha iyi, daha kaliteli ve daha kullanışlı olan SUNGUR Hava Savunma Füze Sistemi’yle nokta hava savunma kapsamında tehditlerin bertaraf edilmesi ve kademeli hava savunma şemsiyesine katkı sağlanması hedeflenmektedir.”

Orgeneral Bayraktaroğlu, imzalanan sözleşme sonrasında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin envanterine alınacak füze sistemlerinin muharebe sahasında ellerini güçlendireceğine dikkati çekerek, milli menfaatlerin korunmasında, bölgesel barış ve istikrara daha fazla katkı sunulmasına imkan sağlayacak projelerin ülkeye kazandırılmasından da gurur duyduklarını ifade etti.

İmza töreni sonrası Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Milli Savunma Bakanı Güler’e “TAYFUN Füze Sistemi”nin maketini hediye etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-savunma-sanayi-endustrimizin-dunya-capindaki-etkisi-ve-pazar-payinin-gelistirilmesi-hedefimiz/feed/ 0
İran Devrim Muhafızları, üç farklı ülkedeki hedefleri vurdu https://www.haber60.com.tr/iran-devrim-muhafizlari-uc-farkli-ulkedeki-hedefleri-vurdu/ https://www.haber60.com.tr/iran-devrim-muhafizlari-uc-farkli-ulkedeki-hedefleri-vurdu/#respond Thu, 18 Jan 2024 00:27:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3916 24 saat içinde balistik füzeler ve insansız hava araçları fırlatarak üç farklı ülkedeki hedefleri vuran İran Devrim Muhafızları son yıllarda önde gelen bir bölgesel güç olarak konumunu sağlamlaştırdı.

Önceki gün Irak ve Suriye’nin kuzeyini vuran Devrim Muhafızları, bir sonraki akşam da Pakistan’da iki hedefe saldırdı.

Devrim Muhafızlarına yakın medya, Pakistan saldırılarının geçtiğimiz haftalarda İranlı sınır muhafızlarını öldüren Ceyş el-Adl adlı militan gruba misilleme olduğunu bildirdi.

Ceyş el-Adl, İran’ın güneydoğusundaki Beluçların hakları için savaştıklarını söyleyen İranlı Sünni Beluç bir grup.

Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami, İran İslam Cumhuriyeti’nin hiçbir düşmanının korkusuzca uyuyamayacağını ilan etti.

Orta Doğu’daki ABD üslerinin yanı sıra Tel Aviv ve Hayfa’daki İsrail üslerinin de balistik füzelerinin menzili içinde olduğunu açıkça ifade ediyor.

Pazartesi gecesi Devrim Muhafızları’nın Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) başkenti Erbil’i hedef alan 11 balistik füze fırlatmasıyla Tahran niyetini açıkça ortaya koydu.

Bölgesel hükümet en az dört sivilin öldüğünü ve altı sivilin de yaralandığını açıkladı. Başbakan Mesrur Barzani bunu “Kürt halkına karşı işlenmiş bir suç” olarak nitelendirdi.

İran Devrim Muhafızları’na yakın Fars haber ajansı, saldırıda İsrail istihbarat servisine bağlı üç Mossad üssünün imha edildiğini iddia etti.

IKBY hükümeti topraklarında yabancı ajanların varlığını reddederken İsrail sessizliğini koruyor.

Ancak Devrim Muhafızları, önde gelen Kürt iş insanı Peşrev Dizayee’nin evini hedef alarak nokta saldırıları düzenleyebileceğini gösterdi.

Dizayee, 2003’te ABD’nin Irak’ı işgalini takip eden yıllarda Falcon Group ve Empire World adlı iki şirketin sahibi ve kurucusuydu. Reuters haber ajansına göre Barzani ailesine yakındı.

Evine dört füze isabet etti ve yerel haberlere göre 11 aylık kızı da saldırıda hayatını kaybetti.

Falcon Group güvenlik, inşaat, petrol ve gaz gibi çeşitli sektörlerde faaliyet gösteriyor. Grubun güvenlik bölümü Irak’taki Amerikan ve çeşitli Batılı temsilci ve şirketlere destek sağladı.

Bu nokta saldırıları, Devrim Muhafızları’nın sadece sivil yapıları hedef almakla kalmayıp, ABD öncülüğündeki koalisyon üssünden sadece birkaç kilometre ötedeki Erbil Uluslararası Havaalanı yakınlarındaki askeri tesisleri de vurabileceği mesajı veriyor.

ABD’nin Irak’ta, Erbil de dahil olmak üzere, IŞİD örgütüne karşı ABD öncülüğündeki koalisyonun bir parçası olarak 2 bin 500 askeri bulunuyor.

Washington, yerel güçleri desteklemek ve bir zamanlar Irak ve Suriye’nin büyük bölümünü kontrol eden IŞİD’in yeniden canlanmasını önlemek için orada olduklarını söylüyor.

Ancak bu saldırılar, İsrail’in Suriye’deki son eylemleri göz önüne alındığında, İran açısından ülke içi amaçlara da hizmet ediyor.

25 Aralık’ta üst düzey bir Devrim Muhafızları komutanı Şam’ın dış mahallelerinden birine yönelik İsrail hava saldırısı olduğuna inanılan bir saldırıda öldürüldü.

Devrim Muhafızları 15 Ocak’taki saldırısında da Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib vilayetine balistik füzeler fırlattı. Saldırıda IŞİD ve diğer “terörist grupların” hedef alındığı belirtildi.

İdlib, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a karşı 2011’deki ayaklanmaya destek veren 2,9 milyon yerinden edilmiş Suriyeliye ev sahipliği yapan son muhalif kale.

Esad, Rusya ve İran’ın askeri desteğiyle iktidarda kalmayı başardı.

İslamcı grup Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) İdlib’de kontrolü elinde tutan ana grup olmakla birlikte IŞİD ve El-Kaide de İdlib’de varlık gösteriyor.

Devrim Muhafızları saldırının 3 Ocak’ta İran’ın güneyindeki Kerman’da misilleme olduğunu açıkladı.

Devrim Muhafızları komutanı Kasım Süleymani’nin ölüm yıl dönümü nedeniyle mezarı yakınında toplanan kalabalığa yönelik iki intihar bombacısının saldırısı olmuştu.

İran Devrim Muhafızları İdlib’i hedef almak için bin 450 km menzile kadar gidebilen Hayber Şekan (Kale Yıkan) füzesi kullandığını açıkladı.

Ayrıca saldırıyı güneydeki Huzistan vilayetinden yaptığını söylüyor.

Ancak Devrim Muhafızları füzeleri İdlib’e çok daha yakın olan Batı Azerbaycan eyaletinden de fırlatabilirdi.

Yer seçimi ve Hayber Şekan füze sistemi, İran’ın Suriye sınırındaki İsrail’in çeşitli noktalarına ulaşma kabiliyetini dünyaya göstermek istediğine işaret ediyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iran-devrim-muhafizlari-uc-farkli-ulkedeki-hedefleri-vurdu/feed/ 0
Yemen’deki Husi Saldırıları ve Deniz Taşımacılığına Etkileri https://www.haber60.com.tr/yemendeki-husi-saldirilari-ve-deniz-tasimaciligina-etkileri/ https://www.haber60.com.tr/yemendeki-husi-saldirilari-ve-deniz-tasimaciligina-etkileri/#respond Tue, 16 Jan 2024 03:03:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3588 Dünyanın en yoksul ülkelerinden biri olan Yemen, Husi adlı Şii hareketinin başkent Sana’yı ele geçirdiği 2014 yılından bu yana iç savaş nedeniyle harap olmuş durumda.

Suudi Arabistan öncülüğünde, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’in de dahil olduğu bir koalisyonun Husilere karşı yürüttüğü uzun süreli hava harekatı ülkede daha fazla yıkıma ve yoksulluğa neden oldu.

Ancak Husiler, Kasım ayından bu yana deniz taşımacılığını sekteye uğratma tehdidinde bulunabileceklerini gösterdi. Geçen günlerde İngiltere ve ABD de buna karşılık verdi.

Çatışmanın küresel ekonomi üzerinde ciddi yansımaları olabilir.

Yemen nerede ve stratejik açıdan neden önemli?

Husilerin deniz taşımacılığını sekteye uğratma gücünün büyük bir kısmı kontrol ettikleri bölgenin coğrafi konumundan kaynaklanıyor.

İran destekli Husiler, 2014 yılında iktidarı ele geçirdiklerinden bu yana başkent Sana ile ülkenin kuzeyi ve Kızıldeniz kıyı şeridi dahil olmak üzere Yemen’in büyük bir bölümünü kontrol ediyor.

Bu durum da onlara Avrupa’yı Asya’ya bağlayan en kısa deniz yolu olan Babülmendep Boğazı üzerinde güç kazandırıyor.

Husiler neden Kızıldeniz’deki gemilere saldırıyor?

ABD Merkez Komutanlığı’na göre Husiler 19 Kasım 2023’ten bu yana Kızıldeniz’in güneyi ve Aden Körfezi’nden geçen ticari gemilere karşı en az 26 ayrı saldırı gerçekleştirdi.

Husi temsilcileri bu saldırıların İsrail’in Gazze’ye saldırısına bir tepki olduğunu iddia ediyor ve İsrail bağlantılı gemileri hedef aldıklarını söylüyor.

Ancak Husileri eleştirenler son saldırıların çoğunun İsrail bağlantısı olmayan gemilere yönelik yapıldığını, Husilerin Gazze’deki durumu popülaritelerini artırmak, kabiliyetlerini göstermek ve İran’a etkili bir müttefik olabileceklerini kanıtlamak için kullandıklarını öne sürüyor.

Husilerin askeri kapasitesi ne?

Kızıldeniz’deki gemilere yönelik son saldırılarda Husiler seyir füzeleri, balistik füzeler, insansız hava araçları (İHA) ve mürettebatsız su üstü gemileri (USV) kullandı.

Husiler ilk saldırılarında küçük botlar ve/veya helikopterler kullanarak gemilere çıkmaya veya gemileri ele geçirmeye de çalıştı.

Husilerin gemi saldırılarında kullandığı, “kamikaze drone” diye adlandırılan İHA’ları Suudi Arabistan’la uzun süredir devam eden çatışmalarda kullanmak üzere edindiği düşünülüyor.

Bunların hem Qasef hem de kendine özgü V şeklindeki kuyruk yüzgeciyle daha uzun menzilli Samad tipi İHA’lar olduğuna inanılıyor.

Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü adlı düşünce kuruluşuna göre Husiler, aralarında Sayyad ve Sejil füzelerinin de bulunduğu, 80 ile 300 kilometre menzilli çeşitli gemisavar seyir füze sistemlerine de sahip.

Kuruluşa göre Husilerin gemisavar balistik füzeleri de 300 kilometre uzaklıktaki hedefleri vurabiliyor. Washington Enstitüsü, bu füzelerin çok daha yüksek bir yörüngede hareket ettikleri ve hızlı bir şekilde hedefleri vurdukları için önlenmesi çok daha zor olduğunu ve “insansız hava araçları, gemiler veya ortak güçler tarafından sağlanan zamanında hedefleme istihbaratı gerektirdiğini” belirtiyor.

BBC’ye konuşan denizcilik tarihçisi Sal Mercogliano, balistik ve seyir füzelerinin “daha büyük savaş başlıklarına sahip oldukları ve daha fazla kinetik enerji barındırdıkları için” daha korkutucu olduğunu söylüyor.

Mercogliano’ya göre tek yönlü insansız hava araçlarının sayısı ise daha ucuz olmaları ve kolay monte edilmeleri nedeniyle daha fazla. Ancak bunlar aynı zamanda daha yavaş.

Gemileri su hattının üzerinden vurduğu için bu İHA’ların kullanımında en büyük endişe kaynağı gemide yangın çıkması.

Ancak Mercogliano, asıl USV’lerin “son derece endişe verici” olduğunu söylüyor.

Mercogliano, USV’lerin gemileri su hattından vurarak onları deldiğini ve “su basması nedeniyle batmasını sağladığını” belirtiyor.

ABD Donanması’na göre Husiler mevcut çatışmada patlayıcılarla dolu tek yönlü insansız bir su üstü gemisini ilk olarak 4 Ocak’ta kullandı ve bu gemi uluslararası nakliye yollarında infilak etti.

ABD Donanma Komutanı Koramiral Brad Cooper o gün yaptığı açıklamada saldırıyı “yeni bir askeri kapasitenin kullanılması” diye niteledi, “Neyse ki can kaybı olmadı ve hiçbir gemi vurulmadı, ancak tek yönlü bir saldırı USV’sinin tanıtılması endişe verici” dedi.

Ancak Suudi hükümetine göre Husiler daha önce Ocak 2017’de Suudi fırkateyni El Madinah’a yönelik bir saldırıda ve ardından tekrar “Mart 2020’de Yemen’de Aden’e giden bir petrol tankerine yönelik başarısız bir saldırı girişiminde” USV’leri kullanmıştı.

Husileri kimler destekliyor?

Husiler İran tarafından destekleniyor ve kendilerini İsrail ile ABD’ye karşı olduklarını söyleyen, Lübnan’daki Hizbullah, Suriye’deki Esad rejimi, Gazze’de Hamas gibi İran destekli diğer grupların da dahil olduğu “direniş ekseninin” bir parçası ilan ediyor.

Şubat 2023’te İngiltere hükümeti Birleşmiş Milletler’e (BM), “İran devleti ile, Husiler tarafından Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne saldırmak için kullanılan füze sistemlerinin kaçakçılığı arasında doğrudan bir bağlantı olduğunu gösteren kanıtlar” sunduğunu söylemişti.

İngiltere hükümeti, Kraliyet Donanması gemisi HMS Montrose’un 2022 yılı başlarında İran’ın güneyindeki uluslararası sularda kaçakçılar tarafından işletilen sürat botlarında iki kez İran silahları ele geçirdiğini açıklamıştı.

Açıklamada karadan havaya füzeler, karadan karaya seyir füzeleri için motorlar ve keşif faaliyetleri için tasarlanmış ticari bir quadcopter İHA’sının da ele geçirildiği belirtilmişti.

ABD öncülüğündeki saldırılar Husileri durdurabilir mi?

ABD, İngiltere ve çok sayıda diğer ülke Husileri saldırılarını durdurmaları konusunda uyarmış ve Aralık 2023’te Kızıldeniz’in güneyi ve Aden Körfezi’ndeki güvenlik sorunlarını ele almak üzere “Refah Koruyucu Operasyonu” olarak bilinen çok uluslu bir koalisyon kurmuştu.

Bu koalisyon 11 Ocak Perşembe gecesi Husilerin saldırılarına karşılık verdi.

ABD Hava Kuvvetleri’nden yapılan açıklamada “ABD kuvvetleri; İngiltere, Avustralya, Bahreyn, Kanada ve Hollanda ile işbirliği içinde Yemen’de Husi isyancılar tarafından kullanılan 16 noktada 60’tan fazla hedefi vurdu” denildi.

Ancak analistler yıllardır süren Suudi ve müttefik hava saldırılarının Husileri kapsamlı bir şekilde yenilgiye uğratamadığına dikkat çekiyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/yemendeki-husi-saldirilari-ve-deniz-tasimaciligina-etkileri/feed/ 0