Fransız – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Thu, 05 Dec 2024 21:34:25 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Real Madrid’de Carlo Ancelotti’den flaş Mbappe sözleri! https://www.haber60.com.tr/real-madridde-carlo-ancelottiden-flas-mbappe-sozleri/ https://www.haber60.com.tr/real-madridde-carlo-ancelottiden-flas-mbappe-sozleri/#respond Thu, 05 Dec 2024 21:34:25 +0000 https://www.haber60.com.tr/real-madridde-carlo-ancelottiden-flas-mbappe-sozleri/ Real Madrid’in bu sezon büyük umutlarla transfer ettiği Fransız yıldız Kylian Mbappe, şu ana kadar bekleneni veremedi.

Yıldız isim, son olarak üst üste penaltı fırsatlarını değerlendiremediği için eleştirilerin hedefinde yer aldı. Kylian Mbappe için Carlo Ancelotti’den açıklama geldi.

“DAHA İYİSİNİ YAPABİLİR”

Tecrübeli teknik direktör Mbappe için, “Daha iyisini yapabilir ve bunun için çalışıyor. Maçta penaltı kaçırdık ama bunun üzerinden oyuncumu yargılamam. Kylian 10 gol attı şu ana kadar ve daha iyi olacaktır.” dedi.

Mbappe şu ana kadar Real Madrid’de 20 maçta 10 gol ve 2 asist katkısı sağladı.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/real-madridde-carlo-ancelottiden-flas-mbappe-sozleri/feed/ 0
SON DAKİKA HABERİ: Galatasaray’ın yıldızı Victor Osimhen’in dev talibini duyurdular! 220 milyon Euro’luk çılgın paket detayı… https://www.haber60.com.tr/son-dakika-haberi-galatasarayin-yildizi-victor-osimhenin-dev-talibini-duyurdular-220-milyon-euroluk-cilgin-paket-detayi/ https://www.haber60.com.tr/son-dakika-haberi-galatasarayin-yildizi-victor-osimhenin-dev-talibini-duyurdular-220-milyon-euroluk-cilgin-paket-detayi/#respond Thu, 05 Dec 2024 21:34:23 +0000 https://www.haber60.com.tr/son-dakika-haberi-galatasarayin-yildizi-victor-osimhenin-dev-talibini-duyurdular-220-milyon-euroluk-cilgin-paket-detayi/ SON DAKİKA HABERİ: Galatasaray’ın yıldızı Victor Osimhen’in dev talibini duyurdular! 220 milyon Euro’luk çılgın paket detayı...

Galatasaray’ın sezon başında Napoli’den kiraladığı Victor Osimhen, taraftarın da bir numaralı sevgilisi haline geldi.

SON DAKİKA HABERİ: Galatasaray’ın yıldızı Victor Osimhen’in dev talibini duyurdular! 220 milyon Euro’luk çılgın paket detayı...

Sarı-kırmızılı ekip, Avrupa’nın dev kulüpleri gibi Osimhen’in bonservisini almak için çalışmalar yürütüyor.

SON DAKİKA HABERİ: Galatasaray’ın yıldızı Victor Osimhen’in dev talibini duyurdular! 220 milyon Euro’luk çılgın paket detayı...

Victor Osimhen’in bonservisini almak isteyen Cimbom’un, Çinli bir otomotiv şirketiyle görüşmelerini sürdürdüğü iddia ediliyor.

SON DAKİKA HABERİ: Galatasaray’ın yıldızı Victor Osimhen’in dev talibini duyurdular! 220 milyon Euro’luk çılgın paket detayı...

Başkan Dursun Özbek, geçtiğimiz gün A Spor’da katıldığı canlı yayında da Nijeryalı oyuncu için, “Devre arası ayrılması için çok zor bir madde var. Bizim anlaşmamıza göre sezon sonuna kadar bizde oynayacak. Kimse eğip bükmesin. Sezon sonunda kendi kararını verecek.” dedi.

SON DAKİKA HABERİ: Galatasaray’ın yıldızı Victor Osimhen’in dev talibini duyurdular! 220 milyon Euro’luk çılgın paket detayı...

Fransız basını, Galatasaray’ın yıldızı Victor Osimhen ile ilgili çarpıcı bir transfer iddiası ortaya attı.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/son-dakika-haberi-galatasarayin-yildizi-victor-osimhenin-dev-talibini-duyurdular-220-milyon-euroluk-cilgin-paket-detayi/feed/ 0
Paris 2024: Olimpiyatların kökeni Friglere dayanan, Fransız Devrimi’nin simgesi olan maskotu https://www.haber60.com.tr/paris-2024-olimpiyatlarin-kokeni-friglere-dayanan-fransiz-devriminin-simgesi-olan-maskotu/ https://www.haber60.com.tr/paris-2024-olimpiyatlarin-kokeni-friglere-dayanan-fransiz-devriminin-simgesi-olan-maskotu/#respond Thu, 25 Jul 2024 09:12:47 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42165 Paris 2024, öncekilerden farklı bir Olimpiyat olmak hedefiyle yola çıktı.

Yarışacak kadın ve erkek sporcu sayısının eşit olmasının yanında, Paris 2024 “tüm cinsiyetlerin” yarışacağı ilk Olimpiyat Oyunları da olacak.

Açılış töreninin alışılageldik üzere kapalı bir stadyumda değil, güvenlik sorunu görülmezse Eiffel Kulesi’nin gölgesi altında Sen (Seine) Nehri kenarında yapılması planlanıyor.

Fransızlar 33. Yaz Olimpiyatları’nın maskotu olarak da kasıtlı olarak geleneklerin dışına çıktı.

Ev sahibi ülkeyi temsil eden bir hayvan ya da şahsiyetin yerinde, tarihi önemiyle tüm dünyada bilinen bir şapkayı maskot olarak seçtiler.

Frigler – ya da Frig şapkası – Fransız Devrimi sırasında (Mayıs 1789 – Kasım 1799) özgürlüğün simgesiydi.

Kenarsız, tepesi öne doğru eğimli koni şeklindeki bu kırmızı başlık, Fransız bayrağındaki kırmızı, beyaz ve mavi renklerde (Tricolour) bir arma da barındırıyor.

Paris 2024 Yaz Olimpiyatları ve Paralimpik Oyunları organizasyon komitesi, sporun hayatları değiştirebilme gücüne inandıklarını ve “sporda bir devrim” başlatabilmek umuduyla bu tasarımı seçtiklerini söylüyor.

Paralimpik atletleri de kapsaması için maskotlardan biri koşucuların kullandığı protez bir bacağa sahip.

Frig maskotların sloganı ise “Tek başımıza daha hızlı koşabiliriz ama birlikte daha uzağa gideriz”.

Paris 2024 Komitesi Başkanı, üç olimpiyat madalyası sahibi eski atlet Tony Estanguet “Bir hayvan yerine bir ideali maskot olarak seçtik. Frig şapkasını seçmemizin nedeniyse bunun Fransız Cumhuriyeti’nin çok güçlü bir sembolü olması. Bu Fransızların çok iyi bildiği, bağımsızlığı simgeleyen bir obje” diyor.

Ama bu objenin tarihi çok daha eskilere gidiyor.

Friglere kadar uzanan tarihi sembol

Frig şapkasının kökeni, antik çağda Orta ve Batı Anadolu’da bulunan ve Yunanların “Frigler” olarak bahsettiği toplumun yaşadığı Frigya’ya dayanıyor. Britannica Ansiklopedisi’ne göre Frigler, Hititlerin çöküşü (M.Ö. 12. yy) ve Lidyalıların yükselişi (M.Ö. 7. yy) arasında “Küçük Asya”da hüküm sürmüştü.

Bu şapkanın çok benzeri, Roma İmparatorluğu döneminde bazı bölgelerde “pileus” adıyla da kullanılıyordu. İspanya’daki Burgos Üniversitesi’nden tarihçi Sergio Sánchez Collantes bu başlığın o dönemde, “sahipleri” tarafından özgür bırakılan köylü ya da kölelerce takıldığını söylüyor.

Düzenlenen özel törenlerde bir “hakim” köleye bir asayla dokunarak ona “özgürlüğünü” verirdi. Özgürlüklerini kazanan eski köleler daha sonra kafalarındaki saçları kazıtarak, yeni sosyal statülerinin simgesi olarak bu şapkayı takarlardı.

Tarih kitaplarında Roma İmparatoru Julius Ceasar’ın (Jül Sezar) öldürülüşünde de bu şapkaya rastlıyoruz. Ceasar’a suikast düzenleyen ve kendilerine Liberatores (Kurtarıcılar) diyen grup, kanlı hançerleriyle sokaklarda geçit yaparken taşıdıkları bir mızrağın ucuna özgürleştirilmiş köle şapkası da takmışlardı.

Hollandalılar’dan Amerikan İç Savaşı’na kadar uzanan yol

Modern çağda bu şapkanın yeniden hatırlanması ise 17. yüzyıla denk geliyor. Tarihçi J David Harder “Özgürlük Şapkaları ve Özgürlük Ağaçları” (Liberty Caps and Liberty Trees) kitabında, Hollandalıların 17. yüzyılda İspanya’ya karşı verdiği bağımsızlık mücadelesini referans gösteriyor.

Hollandalılar daha sonra şapkayı Amerika’ya “taşıdı” ve bu kırmızı başlık hem 1765-1783’te Büyük Britanya’ya karşı verilen bağımsızlık mücadelesinde Amerikan cumhuriyetçiler tarafından, hem de yaklaşık 100 yıl sonra, kölelerin büyük ölçüde özgürleşmesiyle sonuçlanan Amerikan İç Savaş’ı (1861-1865) ve ona giden süreçte Amerikalı devrimciler tarafından kullanıldı.

Günümüzde bile bu şapka Amerikan Senatosu’nun armasında ve ABD ordusunun resmi bayrağında yer alıyor.

Fransa’ya ulaşması

Peki bu şapka nasıl ve ne zaman Fransa’da takılmaya başlandı?

Fransız Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde yer alan bilgiye göre Akdenizli denizciler ve köylüler, Orta Çağ’da buna çok benzer bir şapka kullanıyordu.

Ama 18. yüzyıl sonuna doğru, Fransız Devrimi’inin liderleri bu başlığı amblemlerine eklediler ve şapka bir özgürlük simgesi olmaktan çok daha öteye gitti.

İspanyol tarihçi Sánchez Collantes, şapkanın anlamının zamanla evrildiğini söylüyor: “…Devrim sırasında, belli bir andan itibaren Cumhuriyetçiliğin simgesi oldu”.

Fransız Kralı 16. Louis’nin sonunu getiren 14 Temmuz 1789’daki Bastille Baskını’yla şapkanın tarihteki yeri perçinlendi.

Artık bu şapka sanatta, posta pullarında, bozuk paralarda “özgürlük” metaforu olarak sıklıkla kullanılıyor. Fransa’da devlet binalarının duvarlarındaki nişanlarda da bu şapka var.

Yeniden Atlantik’in diğer yakasında

Kırmızı başlık 19. yüzyılda yeniden Atlas Okyanusu’nu geçerek, Latin Amerika’daki özgürlük savaşçılarınca kullanılmaya başlandı.

Sánchez Collantes “Bu tüm Amerikan cumhuriyetlerine yayılmış, uluslar ötesi bir sembol. Küba ve Arjantin de dahil birçok ülkede tarihi anıtlarda ve armalarda hâlâ kullanılıyor” diyor.

Bolivya, Kolombiya, El Salvador, Haiti ve Nicaragua’nın bayraklarında ve resmi armalarında bu şapkayı öne çıkan bir şekilde görmek mümkün.

Akılda kalan maskotlar

İlk kez 1968’de Meksika’daki olimpiyatlarda bir maskot kullanılmıştı. Bu avına kilitlenmiş, kırmızı bir jaguardı.

Ondan beri kullanılan 27 maskottan bazıları yine hayvandı.

Ama 1996’daki Atlanta Olimpiyatları’nda organizatörler farklı bir şey denedi.

Atlanta Olimpiyat Komitesi, o dönemde yükselen teknolojiye atıfla, bilgisayar tarafından yaratılmış bir maskot kullandı, ancak Izzy adlı bu maskot tartışma yarattı.

Muhtemelen hafızalara en çok kazınan maskotsa, 1980 Moskova Olimpiyatları’nın maskotu ayı Misha’ydı.

Kapanış töreninde yüzlerce kişi bir mozaik oluşturmuş ve ortaya çıkan ağlayan Misha görüntüsü, atletlere gözyaşlarıyla hoşçakal demişti.

Peki Fransa’nın Frig şapkası da akıllara kazınan bu maskotlar arasına girebilecek mi?

Göreceğiz.

Bu maskot belki de herkese Fransız Devrimi’nin “Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik” (Liberté, Égalité, Fraternité) sloganını hatırlatarak, kendine “en sevilen olimpiyat maskotları” arasında yer bulabilir.

]]>
https://www.haber60.com.tr/paris-2024-olimpiyatlarin-kokeni-friglere-dayanan-fransiz-devriminin-simgesi-olan-maskotu/feed/ 0
Yeni Kaledonya’nın bağımsızlık yanlısı lideri Fochi’ye göre Fransa, Ada’da barış yolundan saptı Açıklaması https://www.haber60.com.tr/yeni-kaledonyanin-bagimsizlik-yanlisi-lideri-fochiye-gore-fransa-adada-baris-yolundan-sapti-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/yeni-kaledonyanin-bagimsizlik-yanlisi-lideri-fochiye-gore-fransa-adada-baris-yolundan-sapti-aciklamasi/#respond Wed, 29 May 2024 21:42:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33681 Fransa’nın denizaşırı kolonisi Yeni Kaledonya’nın bağımsızlık yanlısı liderlerinden Dominique Fochi, Fransız devletinin, Ada’nın yerli halkı Kanakların bağımsızlık süreci için önem taşıyan Noumea Anlaşması’nı bozduğunu ve barış yolundan saptığını söyledi.

Fransız hükümetinin “anayasal reform” adı altında Yeni Kaledonya’nın yerel halkı Kanakları seçimlerde etkisizleştirmek için Ada’ya yerleştirilen Fransızları seçmen listesine alma girişimi, buradaki halkın tepkisini çekti.

Fransa’nın 1853’te kolonisi haline getirdiği Hint-Pasifik bölgesindeki Yeni Kaledonya’da seçmen sayısını artıracak ve dolayısıyla seçimle siyasi süreçleri etkileyebilecek potansiyele sahip reform, Ada’dan 17 bin kilometre uzakta Fransız Parlamentosunda görüşülürken, 13 Mayıs’tan itibaren bağımsızlık yanlısı Kanaklar gösterilere başladı.

Fransız hükümeti, Ada’nın bağımsızlık sürecini Paris’te alınacak karara terk etmek istemeyen yerel halka karşı kısıtlayıcı önlemler alırken başta başkent Noumea olmak üzere Ada’nın farklı noktalarında yaşanan olayları bastırmak için bölgeye polis ve jandarma sevk etti.

Ardından Ada’da 15 Mayıs’ta sosyal medya platformu TikTok yasaklandı ve 12 günlüğüne olağanüstü hal (OHAL) ilan edildi.

Ada’da Fransız resmi kaynaklarına göre, 7 kişi hayatını kaybederken 370’ten fazla kişi gözaltına alındı.

Yeni Kaledonya halkı Kanakların köklü partilerinden Kaledonya Birliğinin Genel Sekreteri Dominique Fochi, Ada’nın Fransa tarafından bugüne kadar nasıl koloni olarak kullanıldığını ve bu süreçte yaşanan olayları AA muhabirine anlattı.

Fransa’nın 171 yıl önce 1853’te Yeni Kaledonya’yı ele geçirdiğini belirten Fochi, Ada’nın yerlisi Kanakların topraklarında Fransa’nın sömürgesini asla kabul etmediklerini, sürekli mücadele halinde olduklarını belirtti.

Fochi, “Ülkenin tarihi boyunca Fransa ve yerli Kanak halkı arasında sadece çekişmeli ilişkiler oldu.” ifadesini kullandı.

Fransa’nın Ada’yı elinde tutmak için yürüttüğü iskan politikasının yanı sıra burayı dışarıdan getirilen mahkumlar için hapishane olarak da kullandığını anlatan Fochi, Paris’in iskan politikasına karşı 19. yüzyılda Ada’da birçok direniş olayının yaşandığını kaydetti.

Fochi, Yeni Kaledonya topraklarının gaspı sırasında başkent Noumea bölgesinde yerli kabile üyelerinin, Fransız sömürge güçlerince öldürüldüğünü ve 1878’deki direniş hareketi sırasında 1000 Kanak ve 200 Avrupalının yaşamını yitirdiğini aktardı.

“Fransız tebaası olarak görülüyorlardı”

Kanakların 1887-1946 tarihlerinde oy verme hakkı olmadığını ve ABD’deki Kızılderililer gibi ayrı bir yasal yaşam alanı olan “rezervlere” sürüldüklerini söyleyen Fochi, şunları kaydetti:

“Yerli kanununa tabi tutuldular. Vergi ödemeleri, rezervlerden izinsiz çıkmamaları gerekiyordu. Oy verme hakları yoktu. Büyük Dünya Savaşları sırasında Fransa’nın kurtulmasına katkı sağlamalarına rağmen onlar vatandaş olarak değil, Fransız tebaası olarak görülüyorlardı.”

“Kanaklar, ülkelerinde giderek azınlık hale geldi”

Fochi, Kanakların bir kısmının 1946’da, tamamının ise 1957’de oy kullanma hakkına erişebildiğini söyledi.

Çok sayıda Fransız’ın 1970’te çalışmak için Ada’ya geldiğini kaydeden Fochi, “Bu yüzden demografik ve özellikle de seçmen dağılımı dengesizleştirildi. Böylece Kanaklar, ülkelerinde giderek azınlık hale geldi.” ifadesini kullandı.

Hükümetin 1972’de Messmer Kararnamesi ile Fransa’dan gelen sömürgecilerin özellikle Yeni Kaledonya’ya yerleşmelerini teşvik ettiğini belirten Fochi, “bu sömürgecilerin Ada’nın bağımsızlık taleplerini bastırmak için geldiklerini” ifade etti.

Fochi, 1980’lerde farklı Fransız hükümetlerinin Yeni Kaledonya dosyasını Paris’ten çözmeye çabaladığına işaret ederek, seçmen kütüğünün o dönem de tartışma konusu olduğunun altını çizdi.

Dominique Fochi, Kanakların 1983’te Nainville-les-Roches’da kaderlerini tayin etme haklarını sömürge döneminde Fransızlarca Ada’ya yerleştirilenlerle kullanmaya karar verdiklerini kaydetti.

Fochi, bu nedenle 1988’deki Matignon Anlaşması, yerli halkın bağımsızlık süreci için önem taşıyan 1998’deki Noumea Anlaşması ve ardından yapılan 3 referandumun tarihin mağdurlarını da kapsadığını anlattı.

Ada’da 1980’li yıllarda 90 kişinin öldüğü olayların ardından Matignon Anlaşması’nın biraz da olsa bölgede barışı pekiştirdiğini ifade eden Fochi, “sömürgesizleştirme anlaşması” olan Noumea Anlaşması’nın Fransız devletinin elindeki yetkilerinin Yeni Kaledonya’ya transfer edilmesini kapsadığını anlattı.

Fochi, bu anlaşmanın Ada’nın egemenliğine tümüyle kavuşması için en fazla 3 referandumun düzenlenmesini öngördüğünü, Yeni Kaledonya’da 2018’deki bağımsızlık referandumunun yüzde 43 “evet”, 2020’dekinin de yüzde 47 “evet” oyu aldığını aktardı.

Referandumlar her 2 yılda bir düzenlenirken, dönemin Fransız hükümetinin aceleci davranarak 3. referandumun Aralık 2021’de düzenlenmesine karar verdiğine değinen Fochi, aslında Kanakların, bu 3. referandumun Fransa’daki 2022 cumhurbaşkanı seçimi ve yerel seçimlerden sonra düzenlemesini istediğini dile getirdi.

Fochi, her şeye rağmen bağımsızlık yanlıları bu tarihi kabul edip referandum kampanyası için hazırlandığını belirterek, ardından Kovid-19 salgını nedeniyle, Ada’daki Geleneksel Senato ve bağımsızlık yanlısı Kanak Sosyalist Ulusal Kurtuluş Cephesi Partisinin (FLNKS) kampanyanın uygun koşullarda düzenlenebilmesi adına referandumun ileri bir tarihe ertelenmesini talep ettiğini söyledi.

İlk iki referandum arasında bağımsızlıktan yana olan oyların artığına dikkati çeken Fochi, özellikle 3 referandumu kazanma şansları olduğunu ifade etti.

“Fransız devleti galibiyetimizi çalmak için işleri zorladı”

Fochi, Kanakların erteleme talebine rağmen Paris’in 3. referandumu 2021’de düzenlemesini şöyle değerlendirdi:

“Fransız devleti galibiyetimizi çalmak için işleri zorladı. Sonuç olarak Noumea Anlaşması’nı bozdu. Bu andan itibaren devleti tarafsızlığını kaybetmiş olarak kabul ettik.”

Kanakların gelenekleri gereği, salgın nedeniyle hayatını kaybedenler için 2021’de yas döneminde olduğunu, bu nedenle insanların evine girip siyasi kampanyalar yürütemeyeceklerini anlatan Fochi, salgın nedeniyle Ada’da 300 kişinin yaşamını yitirdiğini kaydetti.

Fochi, tüm bu nedenlerden ötürü 3. referandumun meşruiyetini kaybetmesi için bağımsızlık yanlılarının halkı oylamaya katılmamaya çağırdığını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“Her şeye rağmen bugüne kadar Fransa sadece hukuka bakarak bu 3. referandumun meşruiyetini tanımaya devam ediyor. Sömürgeleştirilmiş Kanak halkı katılmamışken referandumun meşru olduğunu nasıl söyleyebiliriz? Bu ülkenin tarihine karşı bir hakaret. Ardından FLNKS’nin Fransız devletiyle her türlü bağı kestiği bir dönem oldu.”

Ada’da sükunetin sağlanması için uzlaşı sağlanması ve Fransız devletinin “tarafsız” davranması gerektiğinin altını çizen Fochi, seçmen kütüğünde değişiklere yol açacak anayasal reformun Ada’da uzlaşı sağlanmadan Fransa tarafından Parlamentoya sunulduğunu dile getirdi.

“Ülkede yaşanan her şeyden hükümet sorumlu”

Fochi, hükümetin şu an yaptığı yanlışları, dönemin hükümetinin 1980’lerde Ada’da yaşanan olaylara götüren süreçte yaptığını kaydederek, reform mecliste geçmeden önce 6 kişilik Kanak delegasyonuyla Paris’e gelerek bu projenin riskleri konusunda milletvekillerini uyardıklarını söyledi.

Fransız yetkililerin kendilerine dinlemediğini ve oylamanın mecliste kabul edildiğini belirten Fochi, “Ülkede yaşanan her şeyden hükümet sorumlu. Yasa tasarısı geri çekilseydi bunların hepsi engellenebilirdi.” dedi.

Fransız devletinin Yeni Kaledonya’da olağanüstü hal ilan ederek, Kanak temsilcilerinin ev hapsine koyduğunu anlatan Fochi, diyaloğa devam edebilmek için FLNKS’nin Ada’ya gelen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan reformun geri çekilmesini, OHAL’in kaldırılmasını ve ev hapsindekilerin serbest bırakılmasını talep ettiğini anlattı.

“6 aydır barışçıl şekilde seferber oluyoruz”

Fochi, “Hedefimiz, ülkenin tam egemenliğine kavuşması” diyerek, bağımsızlık yanlılarının barışçıl şekilde hareket ettiğini söyledi.

“Ne FLNKS ne de Saha Eylemleri Koordinasyon Birimi CCAT ülkeyi yakıp yağmalamaya çağırmadı. Ülkenin karşı karşıya bulunduğu tehlikelerle ilgili devleti, Fransız hükümetini uyarmak için 6 aydır barışçıl şekilde seferber oluyoruz.” ifadesini kullanan Fochi, Fransız devletinin Yeni Kaledonya’da barışa götüren yoldan saptığını belirtti.

Fochi, “Herkesin Yeni Kaledonya’nın sömürgeleştirilmiş ülke olduğunu kabul etmesine ihtiyacımız var.” diyerek, Ada’nın “dekolonizasyon sürecinin” devam ettiğine dikkati çekti.

Noumea Anlaşması’nın 1998’den sonra Ada’ya gelenlere Yeni Kaledonya’daki yerel seçime oy hakkı verilmemesini öngördüğünü hatırlatan Fochi, anayasal reform yürürlüğe girdiği takdirde yerel seçime çoğu Fransa’dan gelen ek 25 bin 900 seçmenin katılacağını kaydetti. Fochi, bunun seçmenlerin yüzde 14’üne tekabül ettiğinin altını çizdi.

“Fransa’nın sömürgeleştirdiği topraklar”

Bağımsızlık sürecindeyken Ada’ya dışarıdan gelenlerin oy kullanmasına izin veremeyeceklerini söyleyen Fochi, “Yeni Kaledonya, Okyanusya’da, Melanezya’da, Avrupa’da değil, Fransa’da değil. Fransa’nın sömürgeleştirdiği topraklar.” dedi.

Fochi, Ada’da son haftalarda yaşanan olayların Kanak halkının sömürgeciliği kabul etmediğini ve etmeyeceğini gösterdiğini vurgulayarak, “Mücadelemiz doğru ve meşru ancak uluslararası düzeyde de gelip bize yardım etmeleri için çağrı başlatıyoruz çünkü ülkemizde sömürgesizleştirme sürecine saygı gösterilmesi için desteğe ihtiyacı olan Pasifik’teki küçük bir halkız.” diye konuştu.

Kanak gençlerin reforma tepki için seferber olduğunu aktaran Fochi, Yeni Kaledonya’daki olaylar sırasında milislerin genç Kanakları öldürdüğünü söyledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/yeni-kaledonyanin-bagimsizlik-yanlisi-lideri-fochiye-gore-fransa-adada-baris-yolundan-sapti-aciklamasi/feed/ 0
Xi Jinping’in Fransız Kültürüne Olan İlgi ve Çin-Fransa İlişkileri https://www.haber60.com.tr/xi-jinpingin-fransiz-kulturune-olan-ilgi-ve-cin-fransa-iliskileri/ https://www.haber60.com.tr/xi-jinpingin-fransiz-kulturune-olan-ilgi-ve-cin-fransa-iliskileri/#respond Sat, 11 May 2024 00:33:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31247 Xinhua yazarları Ni Siyi, Shi Xiaomeng ve Shang Jun

BEİJİNG, 10 Mayıs (Xinhua) — Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in her Yeni Yıl konuşması, ülkedeki ve dünyadaki meraklı kitap kurtlarına, Xi’nin Zhongnanhai yerleşkesindeki ofisinin raflarında bulunan kitapları inceleme fırsatı sunar.

Dikkatli izleyiciler, kamera hareket ettikçe Xi’nin kitap koleksiyonlarında Kanunların Ruhu Üzerine, Sefiller, Kırmızı ve Siyah ve İnsanlık Komedisi gibi Fransız başyapıtlarının en mükemmel örneklerinin bulunduğunu fark eder. Xi bir keresinde, “Gençliğimde Fransız kültürüne, özellikle de Fransız tarihi, felsefesi, edebiyatı ve sanatına derin bir ilgi geliştirdim” demişti.

Xi, iyi bir okuyucu. Kapsamlı okuma alışkanlığı ise kendisinin küresel bakış açısını şekillendirmiş. Xi, Çin’in yönetimini devraldıktan sonra Çin’le dünya arasında daha iyi bir anlayış geliştirilmesini sağlayan kültürel etkileşimi, diplomasisinin alamet-i farikası haline getirdi.

Fransız aydınlarının klasik eserleri bu kitap kurdu üzerinde o kadar derin izler bırakmış ki, Xi konuşmalarında başta Victor Hugo olmak üzere bu aydınlardan sık sık alıntı yapıyor. 2015 yılında düzenlenen Paris İklim Değişikliği Konferansı’ndaki konuşmasında anlaşma çağrısı yapan Xi, Sefiller’den şu cümleyi alıntılamıştı: “En üstün kaynaklar en zorlu kararlardan çıkar.”

Aslında Xi, Fransız kültürüne ilgi duyan ilk Çinli lider sayılmaz. Merhum Çinli liderler Zhou Enlai ve Deng Xiaoping, 1920’lerdeki Sıkı Çalışma ve Tutumlu Araştırma Hareketi esnasında, o dönemde savaş, yoksulluk ve işgallerden bitap düşmüş bir ülke olan Çin için bir çıkış yolu arayışıyla Fransa’ya giderek eğitim amacıyla geçici olarak bu ülkede ikamet etmişlerdi.

“ZHİYİN” YA DA CANCİĞER DOSTLAR

Xi’nin Fransız kültürüne yönelik takdiri, Fransız liderleriyle temaslarında ve iki ülke arasındaki etkileşimlerde kültürel etkileşimin niçin giderek daha öne çıktığını açıklıyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 2019 yılında Fransa’nın Nice kentinde, Akdeniz’e bakan, Avrupa medeniyetini yansıtan ve küçük bir evren olarak görülen asırlık Kerylos Villası’nda Xi’yi ağırladı. Macron burada Xi’ye antik “Konfüçyüs ya da Prenslerin Bilimi” kitabının özgün Fransızca versiyonunun değerli bir nüshasını hediye etti.

Kahverengi ebruli dana derisinden bir kapağı, altın desenli bir sırtı ve kızıl kenarları olan bu Konfüçyüs eseri, 1688 yılında Aydınlanma Çağı’nda basılmıştı. Kitabın birkaç sayfası çevrildiğinde, dalgalı yazı tipiyle eski Fransızca yazılmış şu satırlar göze çarpıyordu: “Okuyuculara– bu kitap, Konfüçyüs okumaları için bir anahtar ya da giriş niteliğindedir.”

Macron, kitabı kapağı açık şekilde nazikçe elinde tutan Xi’ye, Konfüçyüs öğretilerinin ilk çevirilerinin, Fransız düşünürleri Montesquieu ve Voltaire’e esin kaynağı olduğunu söyledi. Xi, “Bu son derece kıymetli bir hediye” dedi. Kitap daha sonra Çin Ulusal Kütüphanesi’nin değerli koleksiyonuna katıldı.

Avrupa, 17. yüzyılda “Chinoiserie” diye adlandırılan bir akıma tanıklık etti. Bu akım, Çin’le artan ticaretin etkisiyle 18. yüzyılda tüm kıtayı sardı. Aynı dönemde geleneksel Çin kültürünün felsefi temelini oluşturan Konfüçyüsçülüğü araştırmaya başlayan Fransız Çin bilimciler ise bu fikirleri tüm Avrupa’ya yaydı.

Gözlemciler, bu tür kültürler arası etkileşimleri tarihe not düşüyor. Ünlü modern Çinli akademisyen Gu Hongming, “Görünüşe göre yalnızca Fransızlar Çin halkını ve medeniyetini en iyi şekilde anlıyor. Çünkü Fransızlar, hakiki Çin halkını ve Çin medeniyetini anlamak için her şeyin ötesinde gerekli olan zihinsel niteliğe rakipsiz düzeyde sahipler” diyor.

Xi, 2023’ün Nisan ayında Çin’in güneyindeki Guangdong eyaletinin merkezi Guangzhou’da Macron ile görüşmesi sırasında muazzam kültürel zenginlikleri sayesinde birbirini derinden anlayabilen Çin ve Fransa’nın, “zhiyin” yani canciğer dost olabileceğini söylemişti.

Antik Çin efsanesine göre Yu, başarılı bir Qin sanatçısıyken, onun sadık dinleyicisi Zhong ise Yu’nun müziğiyle taşınan duyguları kavrama konusunda türüne az rastlanır bir yeteneğe sahipti. Zhong’un ölümü üzerine kedere boğulan Yu, “Zhiyin’ini” kaybettiği için çalgısını kırarak bir daha çalmamaya ant içti. “Zhiyin” kelime anlamıyla Çincede diğerinin müziğini anlayabilen çok yakın dost anlamına geliyor.

Xi, Macron’a, “Sadece Zhiyin (canciğer dostlar) bu müziği anlayabilir” dedi.

İKİ BAĞIMSIZ

Xi, 2014 yılında Paris’te düzenlenen UNESCO toplantısındaki simgesel konuşmasında Hugo’dan alıntı yaparak, “Denizden daha engini vardır, o da gökyüzüdür; gökyüzünden daha engini vardır, o da insan ruhudur” dedi.

Uluslararası konjonktürde köklü değişimlerin yaşandığı bir dönemde medeniyetlerin uyum içinde bir arada yaşamasının sarsılmaz bir savunucusu olan Çin Cumhurbaşkanı, “Gerçekten de farklı medeniyetlerle temas ederken gökyüzünden daha engin bir zihne ihtiyaç duyarız” diye ekledi.

Paris’in UNESCO’ya ev sahipliği yapması ve Xi’nin Fransa’yı Batı medeniyetinin önde gelen bir temsilcisi olarak görmesi dikkate alınacak olursa, Çinli liderin medeniyet vizyonunu dünya sahnesinde ilk kez açıklamak için mekan olarak Fransa’nın başkentini seçmesi şaşırtıcı değil.

O dönemde UNESCO Genel Direktörü olan İrina Bokova, “Xi’nin, bugün yaşadığımız yerde farklı kültürleri, dinleri ve etnik grupları temsil ettiğimizi, ancak ortak kadere sahip bir topluluğun parçası olduğumuzu söylediğini net şekilde hatırlıyorum. On yıl sonra bugün, Cumhurbaşkanı Xi’nin sözlerinin hiçbiri eskimedi. Günümüzde karşı karşıya olduğumuz sorunlara bakacak olursak daha da anlamlı hale geldiler” diyor.

Zamanı tersine çevirip 60 yıl öncesine, 1964’e gidelim. Çin ve Fransa 27 Ocak’ta resmen diplomatik ilişki kurarak tarihi bir gelişmeye imza atmıştı. Soğuk Savaş’ın yarattığı tecritin buzdan pençesini kırmış ve küresel durumun çok taraflı dünya düzenine doğru dönüşümünü hızlandırmıştı. Fransız gazetesi Le Monde, ertesi gün yayımladığı başyazıda bu tarihi anı, “iki bağımsızın rastlaşması” olarak nitelemişti.

Başkan Mao Zedong ve General Charles de Gaulle, Xi’nin ifadesiyle olağanüstü bir bilgelik ve cesaret sergileyerek Çin ile Batı arasında etkileşim ve işbirliğinin kapısını aralamış, “Soğuk Savaş sırasında dünyaya umut getirmişti.”

Beijing Yabancı Çalışmalar Üniversitesi Avrupa Birliği ve Bölgesel Kalkınma Çalışmaları Merkezi Direktörü Cui Hongjian, “Çin ve Fransa bağımsız medeniyetler ama aynı fikirdeler” diyor.

“Zengin kültürlerinden ve tarihlerinden yararlanan bu iki ülke, dünya eğilimlerine ilişkin temel bir anlayışı paylaşıyor” ifadelerini kullanan Cui, “Başkalarına hükmetmek istemiyorlar, dolayısıyla kendilerine hükmedilmesini de istemiyorlar” diye de ekliyor.

İki ülkenin de çok taraflılığa ve barışa adanmış olduğunu belirten Anayasa Konseyi Başkanı ve eski Fransa başbakanı Laurent Fabius da, “Bu tehlikelerle dolu dünyamızda, barışı ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlayacak güçler olmalı ve bu, farklılıklarımızı gözardı ederek, Çin ve Fransa’nın önemli bir misyonu olmalı” ifadelerini kullanıyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/xi-jinpingin-fransiz-kulturune-olan-ilgi-ve-cin-fransa-iliskileri/feed/ 0
Senegal’deki Diourbel Ulu Cami: Türklerin İnşa Ettiği Tarihi Bir Yapı https://www.haber60.com.tr/senegaldeki-diourbel-ulu-cami-turklerin-insa-ettigi-tarihi-bir-yapi/ https://www.haber60.com.tr/senegaldeki-diourbel-ulu-cami-turklerin-insa-ettigi-tarihi-bir-yapi/#respond Thu, 11 Apr 2024 08:24:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27020 Senegal’de Müridi tarikatının önemli yapılarından ve inşaatında Türklerin de çalıştığı Diourbel Ulu Cami, neredeyse 100 yıllık geçmişiyle tarihe meydan okuyor.

Başkent Dakar’a yaklaşık 150 kilometre mesafedeki Diourbel kentinde bulunan cami, Afrika’ya özgü yalın mimarisi ve Müridi tarikatı için taşıdığı anlam itibarıyla ülkedeki en önemli camiler arasında yer alıyor.

Müridilik’in kurucusu Şeyh Ahmadu Bamba’nın (1853-1927) ömrünün son 15 yılını geçirdiği Diourbel, aynı zamanda Fransız sömürgeciliğinin İslamiyet’in ülkede yayılmasını engellemek için verdiği mücadelenin izlerini taşıyor.

İslamiyet’in 11. yüzyılda Kuzey Afrika ve Orta Doğu’dan gelen tüccar ve din alimleri sayesinde ulaştığı Senegal’de tarikatlar da 19. yüzyıl ortaları ve 20. yüzyıl başlarında hızla yayılmaya başladı.

Senegal, Fransa’nın 19. yüzyılda Batı Afrika’da başlattığı sömürgecilik faaliyetlerinin merkezinde yer alırken, Fransız sömürgeciliğine karşı da tarikatları ve alimleriyle barışçıl ama yılmaz bir mücadele verdi.

Benin, Burkina Faso, Fildişi Sahili, Gine, Mali, Moritanya, Nijer, Senegal ve Togo’nun bulunduğu toprakları kapsayan “Fransız Batı Afrikası” olarak adlandırılan koloni bölgesi, Senegal’den yönetildi.

Fransızlar, Senegal’de İslam’ın yayılmasını engellemeye çalışsa da tasavvuf temelli tarikatların pasif direnişi sayesinde başarılı olamadı. Bu süreçte özellikle Bamba’nın sömürgeciliğe karşı şiddet içermeyen mücadelesi, Fransızların tepkisini çekti ve sömürge yönetimi, Bamba’yı talebelerinden uzaklaştırmak için Gabon ve Moritanya’ya sürgüne gönderdi.

Yapımında Türklerin çalıştığı Diourbel Camisi

Bu sürgünlerin, Senegallilerin Bamba’ya olan sevgisini artırarak, takipçilerinin daha da çoğalmasını sağladığını gören Fransız sömürge idaresi, bu sefer de Bamba’yı aşina olmadığı bir şehirde ev hapsinde tutmaya karar verdi.

Müridilik’i kurduğu kutsal Touba kentine girişi yasaklanan Bamba, o dönem ülkenin geri kalanına nazaran daha laik düzenin hüküm sürdüğü Diourbel kentine getirildi.

Ömrünün son 15 yılını Volofçada “Ndiarem” olarak da bilinen Diourbel’de kısmi ev hapsinde geçiren Bamba’nın tek başına ayakta durduğu ve yüzünü bir şalla örttüğü meşhur siyah beyaz fotoğrafı da gözlem altında tutulduğu evin önünde çekildi.

Bamba’nın yaşadığı evin çevresinde oldukça kısıtlı bir alan içerisinde hareket etmesine izin verildi ve her hareketi de Fransızlar tarafından yakından takip edildi.

Ev hapsinde tutulduğu konutun tam karşısına da Bamba’nın arzusu üzerine Diourbel Ulu Cami inşa edildi. Yapımına 1918’de başlanan ve temelini Bamba’nın attığı Diourbel Ulu Cami, 1925’te Bamba’nın vefatından 2 yıl önce tamamlandı.

Müridi kaynaklarına göre, Bamba’nın bir grup talebesi, bir vesileyle İstanbul’a gitti ve oradaki camilere hayran kalarak, Türk işçileri Diourbel’e davet etti. Bunun üzerine inşaatta çalışmak üzere Diourbel’e gelen Türk işçiler bir süre kentte ikamet etti.

Bazı rivayetlere göre, yaklaşık 100 yıllık geçmişi bulunan tarihi yapı, İstanbul’daki Osmanlı camilerinden esinlenilerek inşa edildi.

Türk işçilerin o dönem giydiği kıyafetlerin de bugün ülkede “Turki Ndiarem” ismiyle bilinen bir çeşit geleneksel kaftana ilham verdiği belirtiliyor.

Türklerin inşaatta ağır kaldırırken bellerine taktıkları kalın kemerlerin ise Müridilik’in mistik bir kolu olan Baye Fall topluluğunun bugün sıklıkla kullandığı kemerlerin çıkış noktası olduğu da rivayetler arasında yer alıyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/senegaldeki-diourbel-ulu-cami-turklerin-insa-ettigi-tarihi-bir-yapi/feed/ 0
Gazze’den dönen Fransız doktor Benboutrif, “soykırımın” sürdüğünü söyledi Açıklaması https://www.haber60.com.tr/gazzeden-donen-fransiz-doktor-benboutrif-soykirimin-surdugunu-soyledi-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/gazzeden-donen-fransiz-doktor-benboutrif-soykirimin-surdugunu-soyledi-aciklamasi/#respond Thu, 15 Feb 2024 09:12:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8225 Gazze’de, yakın çevresinde 25 bin Filistinlinin yaşadığı Avrupa Hastanesi’nde iki hafta görev aldıktan sonra ülkesine dönen Fransız acil servis doktoru Khaled Benboutrif, İsrail’in yoğun saldırıları altındaki bölgede “soykırımın” devam ettiğini söyledi.

Aralarında 7 Fransızın da yer aldığı 21 kişilik sağlık personeli heyeti, ocak ayı sonunda Gazze’ye giderek 3 hastanede görev aldı.

Fransa’ya 6 Şubat’ta geri dönen heyetin Fransız üyelerinden acil servis doktoru Benboutrif, bölgede 2 hafta boyunca tanık olduğu olayları AA muhabirine anlattı.

Benboutrif, bölgeye doktorların kurduğu Palmed Derneği aracılığıyla gittiğini, çok zorlu bir sahada görev aldığını belirterek, heyetin geldiğini gören Gazzelilerin sevindiklerini ifade etti.

Büyük bir yabancı heyet gören halkın umutlanmış ve daha az bombardımana maruz kalacaklarını düşünerek daha güvende hissetmiş olabileceklerini dile getiren Fransız doktor, heyettekilerin çoğunun Arap asıllı ve Müslüman olduğunu kaydetti.

Avrupa Hastanesi’nin, Gazze’deki 13 sağlık kuruluşundan ayakta kalan tek hastane olduğunu söyleyen Khaled Benboutrif, içinde, dışında ve etrafında insanların toplandığını belirtti.

Hastanenin yakın çevresinde yaklaşık 25 bin kişinin yaşadığına dikkati çeken Benboutrif, binanın içinde, koridorlar dahil her yerde birilerinin olmasının mesleklerini icra etmeyi zorlaştırdığını dile getirdi.

Benboutrif, hastanelerin uluslararası sözleşmelerle korunan alanlar olduğuna işaret ederek, Gazzelilerin kendilerine İsrail ordusunun hastaneleri ve doktorları hedef aldığını anlattığını aktardı.

Gazze’ye girerken Mısır’dan satın aldıkları tıbbi malzemeleri sınırdan geçirebildiklerini ifade eden Benboutrif, “Refah Sınır Kapısı’na gelince kilometrelerce uzunlukta konvoylar var ve (Gazze’ye) geçmesine izin verilmiyor.” dedi ve bunların yarısının gıda malzemelerinden oluştuğunu söyledi.

Fransız doktor, hastanede boş alan eksikliği ve temizlik sorunu yaşandığını belirterek “O kadar çok insan var ki temizleyemeyiz. Toz var. Hastanede yemek yeniliyor, yemek pişiriliyor, oyun oynanıyor. Hastane değil artık.” değerlendirmesinde bulundu.

Benboutrif, sağlık personelinin yorgun düşmesinin, hastanenin karşı karşıya kaldığı bir diğer zorluk olduğunu söyleyerek “(Hastanenin) Bir diğer eksiği ise ilaçlar. Ağrı kesiciler, morfinde çok eksikler var. Günübirlik idare ediyorduk.” ifadelerini kullandı.

Fransız doktor, Gazzelilerin çektikleri onca şeye rağmen çok onurlu davrandıklarını vurguladı.

Hastanenin 24 saat aralıksız İsrail dronlarıyla gözetlendiğini kaydeden Benboutrif, bölgede İsrail ordusunun silahlı insansız hava aracı (SİHA) ile savaş uçaklarının da kullanıldığını belirtti.

Benboutrif, “Yakınlarda ateş sesi duyduk yani bombalama ve çatışma mahallinden çok uzakta değildik.” dedi.

Görevde kaldıkları son 3 gün bomba parçalarının hastaneye de isabet ettiğini anlatan Benboutrif, “Bomba parçası 16 yaşındaki gencin kafasına denk geldi.” diye konuştu.

Benboutrif, çok sayıda yaralının hastaneye varamadan yolda yaşamını yitirdiğini dile getirerek yaralıları, ambulanslardan önce halkın hastaneye taşıdığını, Gazzelilerin ölüleri de buraya getirdiklerini söyledi.

İsrail’in Gazze’deki bombardımanlarını planlı şekilde yaptığı, bunların hata olmadığı değerlendirmesinde bulunan Benboutrif, şunları ifade etti:

“En dikkat çekici olan keskin nişancı atışları. Pek çok insan keskin nişancılar tarafından kafasından vuruldu. Her gün keskin nişancılar ortalığı kasıp kavuruyor. Bazı apartman, ev, iş merkezleri füzelerce hedef alınıyor. Genel olarak hareket eden her şeyi hedef alan bombardımanlar var. Ne yaptıkları ne oldukları fark etmeksizin Gazzeli olduğu için kadın, yaşlı, çocuklar hedef alınıyor.”

İnsanların öldürüldüğüne, dövüldüğüne, aşağılandığına, mallarından edildiğine şahit olduklarını aktaran Benboutrif, “Gazze’de soykırım sürüyor.” dedi ve bölgede İsrail’in Filistinlilere yönelik “soykırımının” 7 Ekim 2023’te başladığını söyledi.

Benboutrif, Gazze’nin felaketin eşiğinde olduğuna dikkati çekerek “Salgın hastalıklar var, kıtlık var. Hijyen eksik. Hepatit A salgın halinde.” ifadelerini kullandı.

Khaled Benboutrif, Gazze’de çadırlarda buzdolabı olmadığı için insülin iğnesine ihtiyaç duyan çoğu kişinin ve kentteki tek kanser merkezinin de bombalanıp yıkılması nedeniyle kanserli hastaların tedavi göremediklerini anlattı.

Gazze’de veba ve kolera salgını riski

Tedavi göremedikleri için yaşamını yitirenlerin olduğunu ve İsrail’in Gazze’ye saldırıları sırasında hastalık yüzünden ölenlerin kayda geçmediğini belirten Benboutrif, bölgedeki insanların yaşadıkları koşullar sebebiyle veba ve kolera salgını riski olduğunun altını çizdi.

Benboutrif, “İnsanlar yıkanamıyor, yeterli su yok.” diyerek, içme suyunun da eksik olduğunu söyledi.

Khaled Benboutrif, “Tüm halk iltica etmeye, güneye gitmeye zorlandı. Barış ve hayatta kalacakları vadedildi ancak şimdi Refah’ın bombalanacağı açıklanıyor. Buradaki herhangi bir bomba, füze, obüs, felakete neden olur.” dedi.

Bölgede ateşkes sağlanmadığı takdirde hiçbir yardımın işe yaramayacağını kaydeden Benboutrif, “Sivilleri bombalayan bir orduyla karşı karşıyayız, eğer bunu yapmasına izin verirsek suç ortağı oluruz. İsrail’i silahlandırmaya son vermeliyiz. Bombardımanlar acilen sona erdirilmeli.” çağrısında bulundu.

Gazzelilerin sadece resim ve görselden ibaret olmadığını söyleyen Fransız doktor, “Onlar, sadece resim değil sizin ve benim gibi insanlar. Acı çeken insanlar. Çocukları, duyguları, tarihleri, hayatları olan insanlar. İzleyici gibi seyrediyoruz onları. Bazı zamanlarda izlemek bile bir suç bence.” diye konuştu.

Benboutrif, bölge halkıyla bağ kurdukları için gitmenin zor olduğunu, Gazzelileri terk ettikleri hissine kapıldığını sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/gazzeden-donen-fransiz-doktor-benboutrif-soykirimin-surdugunu-soyledi-aciklamasi/feed/ 0
Senegal’de cumhurbaşkanı seçimi süresiz ertelendi, sokaklar savaş alanına döndü https://www.haber60.com.tr/senegalde-cumhurbaskani-secimi-suresiz-ertelendi-sokaklar-savas-alanina-dondu/ https://www.haber60.com.tr/senegalde-cumhurbaskani-secimi-suresiz-ertelendi-sokaklar-savas-alanina-dondu/#respond Mon, 05 Feb 2024 05:30:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6009 Senegal’de 25 Şubat’ta yapılacak cumhurbaşkanı seçiminin süresiz ertelenmesi sonrasında başkent Dakar’da göstericiler sokaklara çıktı.

MUHALEFETTEN SEÇİMİN ERTELENMESİNE SERT TEPKİ

Cumhurbaşkanı Macky Sall’in meclis ile Anayasa Konseyi arasında yaşanan krizi gerekçe göstererek cumhurbaşkanı seçimini ertelemesine muhalefetten ağır eleştiri geldi. Bazı muhalif cumhurbaşkanı adayları, normal şartlarda dün resmen başlayacak seçim kampanyası takvimine sadık kalacaklarını belirterek, Dakar’da toplanma çağrısı yaptı.

KALABALIĞA BİBER GAZIYLA MÜDAHALE ETTİLER

Güvenlik güçleri, başta Saint-Lazare kavşağı olmak üzere kentin çeşitli noktalarında toplanan kalabalığa biber gazıyla müdahale etti. Eski başbakan ve muhalif siyasetçi Aminata Toure, cumhurbaşkanı adayı Daouda Ndiaye ve Anta Babacar gözaltına alındı. Kentin bazı ana geçiş noktalarında lastik yakarak trafiği durduran göstericiler, polis müdahalesine taşlarla karşılık verdi. Bazı sokaklarda Fransız bayraklarının yakıldığı görüldü.

ECOWAS BİLDİRİ YAYIMLADI: OLUŞACAK ATMOSFERDEN ENDİŞELİYİZ

Cumhurbaşkanı Sall’in dünkü açıklamasından sonra Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) tarafından yayımlanan bildiride, erteleme kararı sonrasında oluşacak atmosferden endişe duyulduğu kaydedildi. Bildiride, söz konusu siyasi krizi çözmek için Senegalli siyasetçiler, “şeffaf, kapsayıcı ve güvenilir seçimler için diyalog ve işbirliğine” davet edildi. Avrupa Birliği (AB) tarafından yayımlanan bildiride de seçimin ertelenmesinin ülkede belirsizlik başlattığının altı çizilerek, Senegal’de uzun yıllara dayanan istikrar ve demokrasi geleneğini korumak adına seçimlerin en kısa sürede hukukun üstünlüğüne uygun şekilde düzenlenmesi çağrısında bulunuldu.

YENİ SEÇİM EN ERKEN NİSANDA YAPILABİLİR

Normal şartlarda 25 Şubat’ta seçim yapılması beklenen Senegal’de bir daha aday olmayacak mevcut Cumhurbaşkanı Macky Sall, 2 Nisan’a kadar görevde kalacaktı. Seçim kanununa göre, bir seçimin düzenlenmesi için en az 80 gün önceden bildirilmesi gerektiğinden yeni cumhurbaşkanı seçiminin en erken nisanın son haftası düzenlenmesi mümkün görünüyor. Bir diğer olası senaryoda da seçim 6 ay ertelenerek, ağustos sonunda yapılabilir. Öte yandan Cumhurbaşkanı Sall da dünkü açıklamasının ardından eleştirilerin hedefi oldu. Sall, “Kurumsal darbe yapmakla” ve seçimi erteleyerek Anayasa’yı ihlal etmekle suçlanıyor.

CUMHURBAŞKANI ADAYININ FRANSIZ VATANDAŞLIĞI ORTALIĞI KARIŞTIRDI

Senegal’de son birkaç gündür Ulusal Meclis ile cumhurbaşkanı seçimi için aday listesini belirleyen Anayasa Konseyi arasında ciddi bir kriz yaşanıyordu. Eski Cumhurbaşkanı Abdoulaye Wade’nin oğlu Karim Wade’nin adaylığı, Fransız vatandaşlığından geç ayrılması nedeniyle Anayasa Konseyi tarafından kabul edilmemişti. Wade’ın Fransız vatandaşlığından ayrılması 17 Ocak’ta Fransız resmi gazetesinde yayımlanmış, Anayasa Konseyi ise nihai aday listesini 21 Ocak’ta kamuoyuyla paylaşmıştı. Seçimin en güçlü adaylarından gösterilen Wade’nin yarış dışı kalması başta partisi olmak üzere birçok çevre tarafından tepki ile karşılanmıştı. Kamuoyunda Wade’nin “haksız yere” saf dışı kaldığı yorumları yapılırken, Anayasa Konseyi’nin onay verdiği Rose Wardini isimli adayın Fransız vatandaşı olduğunun ortaya çıkması eleştirileri güçlendirdi. Bunun üzerine başta Wade’nin partisi Senegal Demokrat Parti (PDS) olmak üzere birçok çevrede Anayasa Konseyinin yetkinliği sorgulanmaya başlandı ve bazı hakimler için rüşvet iddiaları gündeme geldi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/senegalde-cumhurbaskani-secimi-suresiz-ertelendi-sokaklar-savas-alanina-dondu/feed/ 0