Fotoğraf – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Fri, 26 Jul 2024 22:33:10 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Beren Su’nun ölümünde ihmal söylentilerini kanıtlayan fotoğraf https://www.haber60.com.tr/beren-sunun-olumunde-ihmal-soylentilerini-kanitlayan-fotograf/ https://www.haber60.com.tr/beren-sunun-olumunde-ihmal-soylentilerini-kanitlayan-fotograf/#respond Fri, 26 Jul 2024 22:33:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42392 Ankara’da asansörde mahsur kalan Beren Su Bolat’ın (13), itfaiye ekibinin kurtarma çalışması sırasında asansör boşluğuna düşerek hayatını kaybetmesiyle ilgili itfaiye personeli hakkında adli ve idari soruşturma başlatıldı. Beren Su, asansörden indiği sırada kendisini tutması gereken itfaiye görevlisinin elinde termos olduğu ortaya çıktı. Bu ana ilişkin fotoğraf, soruşturma dosyasına girdi.

KÜÇÜK BEREN, ASANSÖR BOŞLUĞUNA DÜŞEREK HAYATINI KAYBETTİ

Beren Su Bolat, salı günü Sincan ilçesi Fevzi Çakmak Mahallesi 4’üncü Cadde’de sınıf arkadaşının oturduğu apartmana gitti. Beren Su ile arkadaşı, 5 ve 6’ncı katlar arasında duran asansörde mahsur kaldı. İhbar üzerine gelen itfaiyenin çalışması sırasında Beren Su, asansör boşluğuna düşerek hayatını kaybederken, arkadaşı kurtarıldı.

Beren Su Bolat

İTFAİYE GÖREVLİLERİ HAKKINDA SORUŞTURMA BAŞLATILDI

Beren Su’nun ölümüne ilişkin hazırlanan bilirkişi raporu doğrultusunda itfaiye görevlileri hakkında Ankara Batı Başsavcılığı’nca ‘Taksirle ölüme neden olma suçlamasıyla’ adli soruşturma, Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) tarafından ise idari soruşturma başlatıldı.

İTFAİYE PERSONELİ, BEREN’İ KURTARMAK YERİNE ELİNDE TERMOSLA BEKLEMİŞ

Öte yandan Beren Su ile arkadaşının kurtarılma çalışması sırasında çekilen bir fotoğraf da soruşturma dosyasına girdi. Fotoğrafta Beren Su, iki kat arasında kalan asansörden arkası dönük bir şekilde indiği sırada, kendisini tutması gereken itfaiye personelinin bir elinde termos olduğu görüldü. Beren Su’nun, asansörden indiği sırada alttaki boşluğa düştüğü belirtildi.

BELEDİYEDEN AÇIKLAMA GELDİ

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi: “23 Temmuz 2024 tarihinde Sincan ilçesi Fevzi Çakmak Mahallesi’nde bulunan bir binada meydana gelen asansörde mahsur kalma vakasında yapılan kurtarma çalışmaları esnasında meydana gelen üzücü kazada 13 yaşında bir kız çocuğunun hayatını kaybetmesi üzerine; gerek savcılık makamınca gerekse Ankara Büyükşehir Belediyesi ilgili makamlarınca olaya müdahale eden personeller hakkında adli ve idari soruşturma başlatılmıştır. Devam eden hukuki süreçler ve açılan soruşturmalar neticesinde ilgili makamlarca üzücü olaydaki sorumluluğun Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde olduğunun tespiti halinde ise tüm yasal işlemlerin hassasiyetle takip edileceğini ve uygulanacağını bildiririz.”

“GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ALMIYORLAR”

Beren Su Bolat’ın dayısı Fatih Büyükata, itfaiyenin ihmali olduğunu ve kurtarma çalışması sırasında çekilen fotoğrafın bunu ortaya koyduğunu söyledi. Büyükata şu ifadeleri kullandı: “Çevredekiler ‘5’inci kattan değil, 6’ncı kattan açın kapıyı’ diyor. ‘Yapacağımız işi bize mi öğreteceksiniz, çekilin kenara biz halledeceğiz’ diyor. Açıyorlar, ondan sonra çocuğa ‘Hadi in’ diyorlar. Çocuğu önce normal sandalyede oturur gibi oturtturuyorlar. Sonra diyorlar ki ‘dön arkanı, ağaçtan iner gibi inmeye çalış, biz seni tutacağız’ diyor. Normalde tutacakken bir emniyet kemeri bağlaması ya da gerekli güvenlikleri alması gerekir; ama almıyor.

“ELİNDE FİNCANLA, ‘İN BEN SENİ TUTACAĞIM’ DEYİP TUTMUYOR”

Herhangi bir şey yaptığı yok. Elinde fincan, ‘dön arkanı, ağaçtan iner gibi in, ben seni sarılıp tutacağım’ diyor. Çocuk arkasını dönüp aşağı doğru sarkınca, boşluğa bırakınca tutmuyor. Beren aşağıya düşüyor. Tamamen ihmalkarlık. 6’ncı kattan açsaydı eğer kapıyı sandalyeye dahi gerek kalmayacaktı, rahatlıkla çıkabilecekti. Fotoğrafta gördüğünüz şekilde adam asansörün yüzde 80i yukarıda olmasına rağmen aşağıdan açıyor kapıyı. ‘Ben çocuklarla iletişime geçemedim’ diye ifade veriyor, ‘panikle kendini attı’ diyor. Burada panikle kendini atabilme şansı var mı sizce? ‘Kucaklarım, ben seni tutarım’ diye güven verip, çocuğu kendi üstüne bıraktırıyor. Çocuk da bu şekilde asansör boşuna direkt düşüyor.”

“BEREN MÜKEMMEL BİR LİSEYİ KAZANMIŞTI”

Olayda büyük ihmal olduğunu söyleyen Büyükata, “İtfaiye şoförüne sordum ne oldu? Adam donmuş şekilde söylediği tek cümle şu, ‘Beyefendi benim hiçbir suçum yok, ben hiç yukarıya çıkmadım inanın.’ Psikolojik olarak siz ne anlarsınız? Yani bir suç işlenmiş. İfadesindeki vermiş olduğu yalanın karşılığında bu fotoğraf var. Başka kişilerin canının yanmamasını istiyoruz. Oradan asansör boşluğuna atlama mesafesi yok. Beren, 466 puan olarak mükemmel bir liseyi kazanmıştı. Hatta oturdukları yerden o ilçenin olduğu yakınlarına taşınıp orada ikamet etmenin peşindelerdi. Ama hayat işte bu şekilde çocuğumuzu elimizden aldı. Gözümüzde bir avukat, ileriye dönük mükemmel bir doktordu. Başka canların yanmaması için bizim bütün uğraşlarımız” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/beren-sunun-olumunde-ihmal-soylentilerini-kanitlayan-fotograf/feed/ 0
İstanbul-Cumhurbaşkanı Erdoğan; 40 yıllık plan ve hazırlık, sadece birkaç saat içinde boşa gitti https://www.haber60.com.tr/istanbul-cumhurbaskani-erdogan-40-yillik-plan-ve-hazirlik-sadece-birkac-saat-icinde-bosa-gitti/ https://www.haber60.com.tr/istanbul-cumhurbaskani-erdogan-40-yillik-plan-ve-hazirlik-sadece-birkac-saat-icinde-bosa-gitti/#respond Sat, 13 Jul 2024 23:51:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39274 CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, Şehit Mustafa Cambaz 3. Fotoğraf Yarışması Ödül Töreni’nde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletin direnişini kırmak için her türlü alçaklığı yaptılar, ancak sinsi ve kanlı emellerine ulaşamadılar. Oysa her şeyi en ince detayına kadar hesaplamışlardı. Oysa 40 yıl boyunca bukalemun gibi kırk kılığa bürünerek kendilerini gizlemeyi başarmışlardı. 15 Temmuz gecesi de tereyağından kıl çeker gibi Türkiye’yi işgal edeceklerini, milletin iradesine el koyacaklarını zannediyorlardı. Ama 40 yıllık plan ve hazırlık, sadece birkaç saat içinde boşa gitti” dedi.

15 Temmuz darbe girişimi sırasında şehit düşen Yeni Şafak Gazetesi foto muhabiri Mustafa Cambaz anısına ‘Şehit Mustafa Cambaz 3. fotoğraf yarışması ödül töreni’ düzenlendi. Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda gerçekleşen törene Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, İstanbul Valisi Davut Gül ve şehit Mustafa Cambaz’ın ailesi ile çok sayıda vatandaş katıldı. Yeni Şafak Gazetesi tarafından düzenlenen yarışmada, 14 fotoğraf sanatçısı ödüllere layık görüldü. 4 temel kategoride verilen ödüllerin yanı sıra 2 özel kategoride de ödül verildi. 8 bin fotoğraf arasında dereceye giren fotoğraf sahiplerine ödüllerinin verildiği törende konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ölüm kusan silahlara göğsümüzü siper ederek destan yazdığımız o gece, merhum Mustafa Cambaz’la beraber 252 vatan evladını şehit verdik. Her fırsatta vurguladığım bir hususu yeniden hatırlatmak isterim. Biliyorsunuz bizim kültürümüzde marifet iltifata tabiidir. Hangi alanda olursa olsun, hüner ehline hak ettiği değerin verilmesi, taltif ve takdir edilmesi son derece mühimdir. Mükafatı verilen her başarının, çok daha büyük atılımların, daha kaliteli, daha nitelikli çalışmaların müjdecisi olacağı açıktır. Mustafa Cambaz fotoğraf yarışmasının, şehidimizin ismini yaşatma yanında asıl yeni kabiliyetlerin keşfine imkan sağlayacağına inanıyorum. Yarışmamıza ülkemizin her köşesinden fotoğrafların katılımını, bunun bir işareti olarak görüyorum. Bu yıl ki Mustafa Cambaz Fotoğraf Yarışmasına katılan ve dereceye giren tüm kardeşlerimizi yürekten tebrik ediyorum. Vizörün arkasına sadece gözünü değil, gönlünü de yerleştiren; eserleriyle kalplerimizle birlikte gözümüze de hitap eden tüm fotoğrafçılarımıza elinize, yüreğinize, gönlünüze ve gözünüze sağlık diyorum. İnşallah, daha nice yıllar, nice güzel fotoğraflar çekmeye devam edersiniz” dedi.

“DÜRÜSTLÜĞÜ, ÇALIŞKANLIĞI VE SAMİMİYETİYLE BİLENEN VATANPERVER BİR GÖNÜL İNSANIYDI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sanatın Allah’ın insana bahşettiği güzellikleri arama ve eşsiz güzelliklere vasıl olma yolculuğunun adı olduğunu söyleyerek, “Hayata ve icra ettiği sanatına bu zaviyeden bakan her sanatçı, güzeli görür, güzelliklerin arkasında, asıl büyük kuvveti görür. Merhum Mustafa Cambaz işte böyle bir sanatkar, işte böyle bir şahsiyetti. Şehit Mustafa Cambaz, ömrünü inandığı değerlere ve mesleğine adamış; fotoğraf makinasını hiçbir zaman yanından ayırmayan, takdir ve hayranlık uyandıran eserleriyle temayüz etmiş, başarılı bir foto muhabiriydi. Mustafa Cambaz, tüm bunlarla birlikte doğruluğu, dürüstlüğü, çalışkanlığı ve samimiyetiyle bilenen vatanperver bir gönül insanıydı. Türkiye’yi, her karışında İslam medeniyetinin bir izi olan bu aziz toprakları büyük bir tutkuyla sevdi. 2000’li yıllardan itibaren bütün Türkiye’yi adım adım dolaşarak, her bir albümü arşiv değerinde 10 binden fazla fotoğraf çekti. Bütün zorluklarına rağmen yaptığı işin hakkını vermekten geri durmadı. Hiçbir zaman ucuz hesapların, kolay geçitlerin, geçici heveslerin peşinde koşmadı. Zor da olsa, 15 Temmuz gecesi olduğu gibi sonunda ölüm de olsa, daima hakkın, hakikatin, adaletin tarafında yer aldı” ifadelerini kullandı.

“40 YILLIK PLAN VE HAZIRLIK, SADECE BİRKAÇ SAAT İÇİNDE BOŞA GİTTİ”

15 Temmuz gecesi şehadetle müşerref olan 252 kahramandan birinin Mustafa Cambaz olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “FETÖ’cü hainler, Mustafa Cambaz kardeşimizi göğsünden iki kurşunla vurarak şehit ettiler. Namuslarına emanet edilen silahları millete çevirecek kadar şeref yoksunu olan bu alçaklar, tam da tıynetlerine uygun şekilde, insanlarımızı korkakça, namertçe katlettiler. Milletin direnişini kırmak için her türlü alçaklığı yaptılar; ancak sinsi ve kanlı emellerine ulaşamadılar. Oysa her şeyi en ince detayına kadar hesaplamışlardı. Oysa 40 yıl boyunca bukalemun gibi kırk kılığa bürünerek kendilerini gizlemeyi başarmışlardı. 15 Temmuz gecesi de Tereyağından kıl çeker gibi Türkiye’yi işgal edeceklerini, milletin iradesine el koyacaklarını zannediyorlardı. Ama 40 yıllık plan ve hazırlık, sadece birkaç saat içinde boşa gitti. Yaptıkları hesap, o gece, Boğaziçi Köprüsü’nden döndü. Yaptıkları hesap, o gece Yeşilköy Havalimanı’ndan döndü. Yaptıkları hesap, o gece Kızılay Meydanı’ndan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nden döndü” dedi.

“TÜRK MİLLETİNİN İRADESİNE ZİNCİR VURULMAYACAĞINI YENİDEN GÖSTERDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Merhum Mehmet Akif’in şu muhteşem mısralarına ilham veren direnişin, mücadelenin ve imanın bir benzerine 15 Temmuz gecesi bir kez daha hep beraber şahitlik ettik. Bundan 109 sene önce, 7 düvelin bir araya gelip tüm gücüyle yüklendiği Çanakkale’de herkesi şaşırtan bir zafere imza atmıştık. 15 Temmuz’da da 7 düveli arkasına alan bir ihanet çetesinin, 40 yıllık planını bir gecede bozarak, tarihimize ve bizden sonraki nesillere şeref madalyası olarak iftiharla taşıyacakları yeni bir zafer armağan ettik. Emperyalistlerin uşaklarına, Türkiye’nin teslim alınmayacağını, Türk Milletinin iradesine zincir vurulmayacağını yeniden gösterdik. Burada şu gerçeği de tekraren vurgulamak istiyorum. 15 Temmuz gecesi meydanlar yerine bankamatik kuyruklarına koşanlar. Aradan geçen 8 yıla rağmen hala milletin destanına çamur atanlar. Uyduruk bahanelerle, 15 Temmuz direnişini unutturmaya çalışanlar. Velhasıl o meşum gece yaşadıkları derin hayal kırıklığının acısını yıllardır unutamayanlar isteme de, biz 15 Temmuz ruhuna sahip çıkacağız. FETÖ’cü ağababalarına olan diyet borçlarını ödemek adına 15 Temmuz destanına, gölge düşürmeye çalışan mankurtları da milletin vicdanına havale ediyorum” dedi.

“GAZZE’DE MAALESEF, İSLAM ALEMİNİN KURUMLARI DA BAŞARILI BİR SINAV VEREMEMİŞTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Ekim’den itibaren Gazze’de yaşananlara vurgu yaparak, “Nasıl 15 Temmuz gecesi yaşananlar ülkemizde bazı maskeleri indirmişse, 7 Ekim 2023’den beri Gazze’de şahit olduklarımız da birçok perdenin kalkmasına vesile olmuştur. Yıllardır bize basın özgürlüğü dersi verenlerin, lafa gelince insan hak ve hürriyetlerini kimseye bırakmayanların gerçek yüzleri ortaya çıkmıştır. Ne oluyorsa, hepimizin, tüm insanlığın gözü önünde oluyor. Gazze’deki insani trajediye kayıtsız kalanlar, vicdansızlıklarını ve ikiyüzlü politikalarını saklama gereği dahi duymuyorlar. Gezi olayları sırasında 24 saat canlı yayın yapanlar, dikkat ederseniz, söz konusu Gazze olunca birden ortadan kayboldular. Soykırımı görmediler. Mazlumların çığlıklarını duymadılar. Hakkı ve hakikati konuşmadılar. 7 Ekim’den bu yana üç maymunu oynamaya devam ettiler. Siyonist lobinin baskılarına direnmeyi değil, teslim olmayı seçtiler. On yıllardır savunageldikleri değerleri, bizzat kendi elleriyle, İsrail’e destek vermek uğruna, Gazze’deki toplu mezarlara gömdüler. Gazze’de sadece uluslararası kuruluşlar değil, maalesef, İslam aleminin kurumları da başarılı bir sınav verememiştir. İki milyarı bulan nüfusu, trilyon dolarları aşan ekonomik gücü ve sayısız stratejik imkanlarına rağmen İslam dünyasının İsrail’e söz geçirememesi üzerinde hepimizin dikkatle düşünmesi gerekiyor. Gazze katliamlarında Batı dünyasını haklı olarak eleştirirken, Müslümanlar olarak kendimizi de hesaba çekmemiz gerektiğine inanıyorum. Şunu bir defa anlamamız önemlidir. Gelecekte de İsrail, 76 yıldır ısrarla yaptığı gibi öldürmekten, masum kanı akıtmaktan, kan dökmekten vazgeçmeyecek” dedi.

“TÜRKİYE BUNDAN SONRA DA MAZLUMUN YANINDA, ZALİMLERİN DİMDİK KARŞISINDA YER ALMAYA DEVAM EDECEKTİR”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Batılı güçler, Holokost utancının da etkisiyle, ilkelerini çiğneme pahasına İsrail’e koşulsuz destek vermeye devam edecek. 5 ülkenin çıkarlarına hizmet eden Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, İsrail’e karşı hiçbir adım atmayacak… Uluslararası basın organları, tıpkı bugün olduğu gibi, ne İsrail’in vahşetini gösterecek, ne de mazlumların feryatlarını duyacak… Peki, böyle bir tablo karşısında İslam dünyası ne yapacak? Hangi tedbirleri alacak? Zulmün ve zalimin önüne nasıl geçecek? Gazze’yle birlikte bu sorunları kendimize daha sık somaktan, gerçeklerle yüzleşme cesaretini göstermekten başka çıkış yolumuz bulunmuyor. Bunu sorgulamayı ne kadar erken yaparsak, İslam ümmeti ve insanlık için o kadar hayırlı olacağı kanaatindeyim. Mazlumların sığınağı olan Türkiye; bundan sonra da mazlumun yanında, zalimlerin dimdik karşısında yer almaya devam edecektir” ifadelerini kullandı.

ÖDÜLLER SAHİPLERİNİ BULDU

Kültürel ve Tarihi Fotoğraflar kategorisinde, Mursel Yağcıoğlu ‘Semazenler’ adlı fotoğrafıyla ödül aldı. Yeni Nesil Fotoğraflar/ Cep Telefonu Çekimi kategorisinde, Hüseyin Türk – ‘Kabotaj Bayramı Etkinlikleri’ adlı fotoğrafıyla ödül aldı. Yeni Nesil Fotoğraflar/ Drone Çekimi kategorisinde Evrim Aydın ‘Çaba’ adlı fotoğrafıyla ödül aldı. 2023’e Damgasını Vuran Haber Fotoğrafları kategorisinde, Sergen Sezgin ‘Mucize’ adlı fotoğrafıyla ödül aldı. Hikayeyi Tamamla Demokrasi ve Özgürlükler Adası Özel Ödülü kategorisinde Kudret Deniz Kalaycı ‘Yol’ adlı fotoğrafıyla ödülünü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinden aldı. Gazze Özel Ödülü’nü ise, Filistin’de şehit olan tüm gazeteciler adına, Mustafa Hassona – ‘Gaza is on fire’ adlı fotoğrafıyla ödülünü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden aldı. Ödül töreninin ardından hatıra fotoğrafı çekindikten sonra program son buldu.

]]> https://www.haber60.com.tr/istanbul-cumhurbaskani-erdogan-40-yillik-plan-ve-hazirlik-sadece-birkac-saat-icinde-bosa-gitti/feed/ 0 İzmit Belediyesi, Atatürk’ün İzmit’le olan bağını fotoğraflarla anlatan duvarı açtı https://www.haber60.com.tr/izmit-belediyesi-ataturkun-izmitle-olan-bagini-fotograflarla-anlatan-duvari-acti/ https://www.haber60.com.tr/izmit-belediyesi-ataturkun-izmitle-olan-bagini-fotograflarla-anlatan-duvari-acti/#respond Sat, 29 Jun 2024 10:51:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36495 İzmit Belediyesi, Tren Garı yolundaki duvarı Atatürk’ün İzmit’le olan bağını ve kent tarihini anlatan fotoğraflarla donattı. Bölgeyi gezen Başkan Hürriyet, “İzmit, Atatürk’ün ruhunun özgür kaldığı şehir. Biz de bu şehre, tarihine, anılarına, Ata’mızın İzmit’e olan sevgisine sahip çıkmaya devam edeceğiz” dedi.

İzmit Belediyesi, Atatürk’ün hatırasını yaşatmak ve kentin tarihini gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla özel projeyi hayata geçirdi. Tren Garı yolu üzerindeki tarihi duvar, Atatürk’ün İzmit’le olan bağını ve kentin tarihini anlatan fotoğraflarla süslendi. Bu yol, kentin girişi olması ve tarihi Atatürk anıtının hemen altında yer alması sebebiyle büyük önem taşıyor. Kente kazandırılan bu anlamlı proje ile ilgili açıklamalarda bulunan İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet, “İzmit Tren Garı yolu üzerindeki yer alan tarihi duvardaki minyatür maketler ömrünü tamamlamıştı. Görsel olarak da kente yakışmıyordu. Kentimizin tarihine ışık tutacak, Atatürk’ün bu kente verdiği değeri de anlatacak özel bir proje çalıştık. Biz halkımızı da sorarak bu projeyi hayata geçirdik. Şu anda projemiz tamamlandı. 1900’lü yılların başındaki İzmit’ten başlayarak, Atatürk’ün Milli Mücadele dönemindeki askerlik yıllarını, Cumhurbaşkanlığı dönemini ve son yolculuğuna uğurlanırken çekilen fotoğraflarını kronolojik sıra çerçevesinde bir araya getirdik. Kentin girişinde olması ve kentin tarihi noktalarının da başlangıcı olması sebebiyle çok özel duvar. Yaptığımız bu çalışmayla daha da özel hale geldi” diye konuştu.

“Bu duvarın tarihin izlerini barındırıyor olması bizim için çok önemli”

Toplamda 16 fotoğraf olduğunu dile getiren Başkan Hürriyet, “Her bir fotoğraf tarihimizin en önemli anlarını hatırlatıyor. Atamızın Time Dergisi’ne kapak olduğu İzmit’te çekilen fotoğrafının tam önündeyiz. Atatürk’ün yaptığı ilk ve tek basın toplantısında çekilen fotoğraf olması sebebiyle çok anlamlı. Bu fotoğrafların, Atatürk’ün sağlığında bizzat görmüş olduğu ve 1933 yılında Mimar Nejat Sirer tarafından yapılan heykelin hemen altında yer alması, bu çalışmaya ayrı anlam kattığını düşünüyorum. Atatürk’ün sağlığında yapılmış ve kendisinin de gördüğü o tarihi heykel için zaman zaman açıklamalar yaptık. O heykel yalnızlaştırılmamalı. Resmi törenler mutlaka orada yapılmalı. Bugün 28 Haziran İzmit’in kurtuluşu vesilesiyle törenimizi orada gerçekleştirdik. Hemen o alanın altında böylesi güzel duvarın olması ve bu duvarın tarihin izlerini barındırıyor olması bizim için çok önemli” şeklinde konuştu.

” İzmit, Atatürk’ün ruhunun özgür kaldığı şehir”

Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün İzmit’te birçok kez bulunduğunu hatırlatan Başkan Hürriyet, “Atatürk bu güzel şehrin insanlarıyla bir araya geldi ve bizlere Cumhuriyetimizin değerlerini miras bıraktı. Onun izinde yürüyen bizler de bu değerlere sahip çıkmaya ve gelecek nesillere aktarmaya kararlıyız. Bu vesileyle bu anlamlı çalışmanın hayata geçirilmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün hatırasını yaşatmak ve onun izinden yürümek, bizim en büyük sorumluluğumuz. İzmit, Atatürk’ün ruhunun özgür kaldığı şehir. Biz de bu şehre, tarihine, yaşanmışlıklarına, anılarına, Ata’mızın İzmit’e olan sevgisine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Hayırlı ve uğurlu olsun” ifadelerini kullandı. – KOCAELİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmit-belediyesi-ataturkun-izmitle-olan-bagini-fotograflarla-anlatan-duvari-acti/feed/ 0
Gaziantep Ticaret Borsası, ‘Kadim Şehir Gaziantep’ Fotoğraf Yarışması Düzenliyor https://www.haber60.com.tr/gaziantep-ticaret-borsasi-kadim-sehir-gaziantep-fotograf-yarismasi-duzenliyor/ https://www.haber60.com.tr/gaziantep-ticaret-borsasi-kadim-sehir-gaziantep-fotograf-yarismasi-duzenliyor/#respond Thu, 27 Jun 2024 23:24:28 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36246 Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) bu yıl 4’üncüsünü düzenlediği Gaziantep’te Hasat Mevsimi’ temalı geleneksel fotoğraf yarışması ile birlikte Gaziantep’in tarihi, turistik ve kültürel zenginliklerini tanıtmak amacıyla bu sene ilkini düzenlediği ‘Kadim Şehir Gaziantep’ fotoğraf yarışmasının startını aynı anda verdi.

25 Kasım 2024 tarihine kadar başvuruların internet üzerinden kabul edileceği ödüllü fotoğraf yarışmalarına Türkiye genelinden çok sayıda amatör ve profesyonel fotoğraf sanatçısının katılım sağlaması bekleniyor.

GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, geçen yıl yaşanan deprem felaketi nedeniyle erteledikleri ‘Gaziantep’te Hasat Mevsimi’ fotoğraf yarışmasını bu sene sanatsal etkinlikler takvimine yeni ekledikleri ‘Kadim Şehir Gaziantep’ fotoğraf yarışmasıyla birlikte gerçekleştirdiklerini bildirdi.

“Sadece Gaziantep fotoğrafları kabul edilecek”

Başvuruların alınmaya başlandığı her iki fotoğraf yarışmasının konusunun ve amacının birbirinden farklı olmasına rağmen ortak paydalarının Gaziantep olduğunu belirten Akıncı, “Türkiye’den çok sayıda fotoğraf tutkununun ilgi gösterdiği Gaziantep’te Hasat Mevsimi fotoğraf yarışmamız tarımı merkezine alan sanatsal bir aktivitemiz. Bu yarışmadaki temel gayemiz şehrimizin zengin tarım ürünlerini tanıtmak ve unutulmaya yüz tutmuş geleneksel hasat yöntemlerini fotoğraf kareleriyle geleceğe taşımak. Yarışmamızın temel kuralını ise fotoğrafların Gaziantep il sınırları içerisinde çekilmiş olması oluşturmakta. Gaziantep dışında çekilen hiçbir fotoğraf karesi jüri üyelerimiz tarafından değerlendirmeye alınmayacak. Aynı şekilde bu yıl startını verdiğimiz diğer bir yarışmamız ‘Kadim Şehir Gaziantep’ fotoğraf yarışması da tamamen Gaziantep’i odağına alan bir etkinlik. Bu yarışmadaki temel hedefimiz ise Gazi şehrimizin tarihi, turistik ve kültürel zenginliklerini tanıtmak ve yıllar içerisinde mekanlar ile insanlar arasında oluşan bağı fotoğraflarla kent arşivi haline dönüştürmek. Fotoğraf sanatının gücü ile Gaziantep’in kadim tarihini ve modern dokusunu bir arada sunacak olan bu yeni yarışmamız, hem fotoğraf sanatına ilgi duyanları bir araya getirecek hem de şehrin tanıtımına katkı sağlayacak. Her iki yarışmamızda da katılımcılarımız, Gaziantep’in eşsiz güzelliklerini keşfetme ve paylaşma fırsatı bulacaklar” dedi.

Başvurular GTB’nin web sitesi üzerinden

Fotoğraf yarışmalarına eser kabullerinin 24 Haziran 2024 tarihi itibariyle başlandığını kaydeden Akıncı, 25 Kasım 2024 tarihine kadar devam edecek yarışmaya tüm Türkiye’den fotoğraf tutkunlarının eserleriyle katılım sağlayabileceklerini söyledi.

Yarışmaya iştirak edecek katılımcılara kolaylık ve zaman kazandırmak açısından eserlerin Gaziantep Ticaret Borsasının resmi web sitesi www.gtb.org.tr adresi üzerinden kabul edildiğini aktaran Akıncı, posta yoluyla yapılacak müracaatların ise kabul edilmeyeceği uyarısında bulundu.

Dereceye giren eserlere ödül

Her iki fotoğraf yarışmasının birbirinden bağımsız olduğunu ve farklı kategorilerde değerlendirilerek ödüllendirileceğini vurgulayan Akıncı, seçici kurulun belirleyeceği sonuçlara göre, dereceye giren katılımcılara iki farklı kategoride altın ödülleri verileceğini söyledi.

Katılımcıların yarışmalarla ilgili tüm detaylı bilgilere ve başvuru şartlarına GTB’nin resmi web sitesi üzerinden ulaşabileceklerini vurgulayan Akıncı, yarışma duyurularının ise GTB sosyal medya hesapları üzerinden katılımcılara zaman zaman hatırlatılacağını sözlerine ekledi. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber60.com.tr/gaziantep-ticaret-borsasi-kadim-sehir-gaziantep-fotograf-yarismasi-duzenliyor/feed/ 0
İzmir’de 19 Mayıs Yol Koşusu ve Kadınlar 17 Yaş Altı Futbol Turnuvası Tamamlandı https://www.haber60.com.tr/izmirde-19-mayis-yol-kosusu-ve-kadinlar-17-yas-alti-futbol-turnuvasi-tamamlandi/ https://www.haber60.com.tr/izmirde-19-mayis-yol-kosusu-ve-kadinlar-17-yas-alti-futbol-turnuvasi-tamamlandi/#respond Sat, 18 May 2024 23:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32379 (İZMİR) – İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin organize ettiği 19 Mayıs Yol Koşusu’nun 11’incisi yapıldı. Cumhuriyet Meydanı’nda başlayan ve biten 10 kilometrelik koşuya yaklaşık bin sporcu katıldı. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kapsamındaki etkinliklerden “Kadınlar 17 Yaş Altı Futbol Turnuvası” da tamamlandı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında düzenlediği bu yıl 11’inci kez gerçekleşen 19 Mayıs Yol Koşusu tamamlandı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın Kurtuluş Savaşı’nın fiili başlangıcı olarak kabul edilen 19 Mayıs programları için Samsun’da yer alması nedeniyle koşunun çıkışını İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Zafer Levent Yıldır verdi.

Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı tarafından organize edilen İzmir’in uluslararası alanda marka değerine sahip ‘Maratonİzmir’ çatısı altındaki 19 Mayıs Yol Koşusu Cumhuriyet Bulvarı’ndan başladı. Mustafa Kemal Sahil Bulvarı üzerinde 5 kilometre koşulduktan sonra Sadık Bey Tramvay Durağı’ndan dönüldü ve 10 kilometrelik koşu startın verildiği Cumhuriyet Meydanı’nda son buldu. Gençleri spora teşvik etmek amacı ile sadece 16-34 yaş kategorilerinde kupa ve para ödülü veren Türkiye’deki tek yarış olan koşuda yaklaşık bin sporcu ter döktü.

KÜRSÜYE ÇIKANLAR ÖDÜLLERİNİ ALDI

Dereceye girenler ise; 16-18 yaş erkekler kategorisinde Kaan Miyazaki Öztürk üçüncü, Doğukan Ömür Altundaş ikinci, Ercan Geleş birinci oldu. 16-18 yaş kadınlar kategorisinde Tuğçe Nur Şimşek üçüncü, Fatma Sarhan ikinci, Irmak Şereflioğlu ise birinci geldi. 19-21 yaş erkekler kategorisinde Kerem Baybatur üçüncülüğü, Mehmet Ali Kara ikinciliği, Muhammed Kasar birinciliği elde etti. 19-21 yaş kadınlar kategorisinde Gülten Koncagüller üçüncü, Rojin Selgi ikinci, Elif Güldiken birinci oldu. 22-24 yaş erkekler kategorisinde Baran Ertoğum üçüncülük, Okan Yumuk ikincilik, Said Kerem Yetişir birincilik kazandı. 22-24 yaş kadınlar kategorisinde Begüm Tahhan üçüncü, Rojda Baran ikinci, Hasibe Demir birinci oldu. 25-27 yaş erkekler kategorisinde Hakan Çoban birinci, Halil Yaşın ikinci ve Cengiz Karaduman üçüncü geldi. 25-27 yaş kadınlar kategorisinde Mervegül Özdemir birinci, Güler Nur Akgün ikinci ve Ayşenur Karapınar Özkılınç üçüncü oldu. 28-30 yaş erkekler kategorisinde Mesut Akpınar birinci, Alihan Savaşçı ikinci ve Hüseyin Sezgin üçüncülük ödülünü aldı. 28-30 yaş kadınlar kategorisinde Muborak Muqımı birinci, Aylin Bütün ikinci ve Gökçe Hayırlı üçüncü oldu. 31-34 yaş erkekler kategorisinde Suat Karoğlu birinci, Mehmet Aydıngör ikinci, Iurıı Palchuk üçüncü geldi. 31-34 yaş kadınlar kategorisinde de Özlem Işık birincilik, Elif Acar ikincilik ve Merve Dede üçüncülük ödülünü elde etti.

FOTOĞRAF YARIŞMASINI KAZANANLAR DA BELLİ OLDU

Ayrıca törende 4’üncü Maratonizmir Avek Ulusal Fotoğraf Yarışması’nda dereceye girenlere de ödülleri verildi. Start isimli fotoğrafıyla Murat Yılmaz üçüncü, “3” isimli fotoğrafıyla Erkan Çamlılar ikinci, Meydan adlı fotoğrafıyla Murat Atılcan birinci oldu. İyilik Peşinde Koş adlı fotoğrafıyla Hasan Uçar ile Maraton ve İzmir isimli fotoğrafıyla Hacı Emre Polat mansiyon ödüllerini kazandı. Ödüller sahiplerine İzmir Büyükşehir Belediyesi CHP Grup Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ertuğrul Tugay, İzmir Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanı Hakan Orhunbilge, İzmir Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü Başkanı Hüseyin Egeli tarafından verildi.

KADINLARDA ŞAMPİYON KARŞIYAKA

Ayrıca kutlamalar çerçevesinde Behçet Uz Rekreasyon Alanı’nda “Kadınlar 17 Yaş Altı Futbol Turnuvası” da yapıldı. Orbit Karabaglar, Karşıyaka Besem, Eski İzmir Gençlik, Selçuk Çamlık, Bornova Genç Yıldızlar, Menemen Gençlik spor kulüplerinin kıyasıya rekabet yaşadığı turnuvada kazanan belli oldu. Karşıyaka Besem rakiplerini geride bırakarak kupaya ulaştı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-Genel ve detay görüntüler

Koşu öncesi toplu ısınma

Seyirciler

19 Mayıs Yol Koşusu görüntüleri

19 Mayıs Yol Koşusu ödül töreni

Maratonizmir Avek Ulusal Fotoğraf Yarışması ödül töreni

Kadınlar 17 Yaş Altı Futbol Turnuvası maçlarından görüntüler

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmirde-19-mayis-yol-kosusu-ve-kadinlar-17-yas-alti-futbol-turnuvasi-tamamlandi/feed/ 0
Bitlis’te Fotoğraf Sanatçıları Gökkuşağını Bekledi https://www.haber60.com.tr/bitliste-fotograf-sanatcilari-gokkusagini-bekledi/ https://www.haber60.com.tr/bitliste-fotograf-sanatcilari-gokkusagini-bekledi/#respond Thu, 16 May 2024 21:03:40 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31982 BİTLİS (İHA) – Bitlis’in Tatvan ilçesinin eşsiz siluetiyle birlikte Van Gölü ve gökkuşağını aynı karede yakalamak isteyen fotoğraf sanatçıları, saatlerce yağmur ve dolu yağışının altında “gökkuşağını” bekledi.

Bitlis’in doğal güzelliklerle bezenmiş ilçesi Tatvan, fotoğraf sanatçılarını kendine hayran bırakıyor. Son bir haftadır sağanak yağışların etkili olduğu ilçede; şehir merkezi, Van Gölü ve gökkuşağını aynı karede yakalamak isteyen fotoğraf sanatçıları elleri deklanşörde sabırlı bekleyişlerini sürdürdü. İlçedeki hava durumunun yeniden yağmur göstermesi üzerine ilçeyi tepeden gören hakim noktalardan biri olan Taşlı Tepe mevkiine çıkan fotoğraf sanatçıları, yağışlardan dolayı çamurlaşan dağ yolunu aşarak yağmur ve dolu yağışının altında saatlerce “Gökkuşağını” bekledi. Hava şartlarının zorluğuna rağmen, doğanın muhteşem anlarına tanıklık etmek için saatlerce bekleyen fotoğraf sanatçıları, gökkuşağının çıkmasıyla birlikte ardı ardına deklanşöre bastı. Bu anın kıymetini bilen sanatçılar, doğanın sunduğu eşsiz güzellikleri objektiflerine yansıtarak fotoğraf arşivlerine bir birinden değerli fotoğraf kareleri ekledi. Zorlu “Gökkuşağı” nöbeti sonrası şehir merkezinin eşsiz siluetiyle birlikte Van Gölü ve gökkuşağını aynı karede yakalamayı başaran fotoğraf sanatçılarının mutluluğu ise objektiflere yansıdı.

Yağmur, çamur ve dolu gibi zorlu hava şartlarına rağmen sanatçıların kararlılığı ve sabrı, doğanın büyüleyici anlarını yakalama arzularının bir göstergesi oldu. Tatvan’ın benzersiz coğrafyası ve doğal güzellikleriyle birlikte gökkuşağının eşsiz kombinasyonu ise seyrine tatminsiz bir görüntü oluşturdu.

“Çok bekledik ama beklediğimize değdi”

Eşsiz fotoğraf karesini çekmek için günlerdir havayı takip ettiklerini belirten Fotoğraf Sanatçısı Oktay Subaşı, günlerdir çekmeyi planladıkları kareyi çekmeyi başardıkları için mutlu olduklarını söyledi. Son günde de saatlerce yağmur ve dolu yağışı altında sabırlı bekleyişlerini sürdürdüklerini kaydeden Subaşı, “Yağmur sonrası Tatvan’ın gökkuşağı ile fotoğraflarını çekmek için epeydir takipteydik. Bugünün sonunda düşündüğümüz şey gerçekleşti. Yoğun yağmur sonrası tam Tatvan’ın üzerinde gökkuşağı belirlendi. Bizimde bunu fotoğraflama imkanımız oldu. Kısa süreli de olsa bunu görmek son derece güzeldi” dedi.

Dron Pilotu ve Fotoğraf Sanatçısı Hakan Okay da, ilk defa şehir merkezinin eşsiz siluetiyle birlikte Van Gölü ve gökkuşağını aynı karede yakalama imkanı bulduğunu ifade etti. Uzun ve sabırlı bir bekleyiş ve takibin ardından arşivlerine bir birinden değerli kareler eklemiş olmanın mutluluğunu yaşadıklarını anlatan Okay, “Yediğimiz yağmur ve dolunun ardından bu eşsiz manzarayı hem görmek hem de fotoğraflamak ayrı bir keyif oldu. Çektiğimiz fotoğraf karelerinde şehir merkezinin eşsiz siluetiyle birlikte Van Gölü ve gökkuşağını aynı karede ilk defa yakalama imkanı bulmuş olduk. Tabi fotoğraf sabır iş, bazen saatlerce bezen ise günlerce beklemek gerekebiliyor. Bu da onlardan biriydi. Sonu güzel olduğu için mutluyuz” diye konuştu.

Öte yandan; fotoğraf sanatçıları tarafından farklı dron ve farklı çekim teknikleriyle görüntülenen hava değişimi ve gökkuşağının çıkış anı ise seyrine tatminsiz görüntüler oluşturdu. – BİTLİS

]]>
https://www.haber60.com.tr/bitliste-fotograf-sanatcilari-gokkusagini-bekledi/feed/ 0
İzmir’de Mutfak Sanatları ve Tasarım Sempozyumu Gerçekleştirildi https://www.haber60.com.tr/izmirde-mutfak-sanatlari-ve-tasarim-sempozyumu-gerceklestirildi/ https://www.haber60.com.tr/izmirde-mutfak-sanatlari-ve-tasarim-sempozyumu-gerceklestirildi/#respond Mon, 01 Apr 2024 08:18:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25545 İzmir, mutfak sanatlarının tasarımla buluşacağı önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. İstanbul Beykent Üniversitesi, İzmir Kavram Meslek Yüksekokulu ve Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nin ortaklaşa düzenlediği Mutfak Sanatlarında Tasarım ve Göstergebilim Sempozyumu’nda; mobil fotoğrafçılık, tabaklama tasarımı ve daha birçok farklı başlıkta atölyelere de yer verdi.

Mutfak sanatlarını tasarım ve göstergebilimle buluşturan sempozyum İzmir’de gerçekleştirildi. Sempozyum, sinema, mobil fotoğrafçılık, görsel iletişim tasarımı, video tasarımı, sosyal medya ve göstergebilim gibi çeşitli konuları kapsayan atölyeler ve sunumlarla dolu bir programla katılımcılara farklı bir deneyim sundu. Düzenlenen atölyelerde katılımcılar; yemek pişirme, tabaklama tasarımı, mobil yemek fotoğrafçılığı ve reels video hazırlama gibi pratik bilgilere erişme imkanı sağladı.

İzmir Kavram Meslek Yüksekokulu (İKMYO) Müdürü Prof. Dr. Derman Küçükaltan’ın açılış konuşması ve sunuşuyla başlayan sempozyumda, alanında uzman konuşmacılar önemli başlıkları ele aldı. İstanbul Beykent Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Oğuz Makal “Sinema Sanatında Yemek”, Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi (EÜ GSTMF) Dekanı Prof. Dr. Alev Fatoş Parsa “Gıda Göstergebilimi” başlıklarında sunumlar gerçekleştirdi.

“Sinema sanatı bu sempozyumun ana konusu oldu”

Prof. Dr. Oğuz Makal, sempozyumla ilgili yaptığı konuşmada;

“İnsanın varoluşunun temelinde yer alan yemek aynı zamanda sosyal, kültürel ve sanatsal etkileşim, iletişimin de bir parçasıdır. Karmaşık ve değişken anlam katmanları içeren yemek üretim-tüketimi ve hikayelerinin en çok görünür olduğu sinema sanatı bu sempozyumun ana konusu oldu. Ayrıca bu sempozyumda gündelik hayatta önemli yeri olan yemeğin pişirmeden tabaklama tasarımına, fotoğraf sanatından sosyal medyadaki sunumuna kadar çeşitli konularda kıymetli sunumlar gerçekleştirildi. Öğleden sonra oturumlarında ise öğrenciler tabaklama tasarımının, fotoğraf sanatının ve reels videosu hazırlamanın inceliklerini alanında uzman akademisyenlerden uygulayarak öğrenme şansına sahip oldular. Bu sempozyuma ev sahipliği yapan başta İKMYO Müdürü Prof. Dr. Derman Küçükaltan’a, EÜ GSTMF Dekanı Prof. Dr. Alev Fatoş Parsa’ya, EÜ GSTMF’nin ve İKMYO’nun kıymetli akademisyenlerine teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Sempozyum ortaklarından Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Alev Fatoş Parsa, “Bu sempozyum, yemeğin sadece bir ihtiyaç olmanın ötesinde, kültürel, sosyal ve sanatsal bir olgu olarak ele alındığı, disiplinlerarası bir diyalog ve bilgi alışverişinin mükemmel bir örneği oldu. İstanbul Beykent Üniversitesi, İKMYO ve diğer katkıda bulunanlarla iş birliği içinde gerçekleştirilen bu etkinlik, öğrencilere ve katılımcılara yemek tasarımı, fotoğrafçılık ve sosyal medya içerik üretimi gibi konularda pratik beceriler kazandırmakla kalmadı, aynı zamanda bu alanlardaki uzmanlardan doğrudan bilgi alma fırsatı sunarak teorik bilginin pratiğe dönüşümünü sağladı. Türk Kızılay Kadın İzmir ve diğer tüm destekçilere, bu zengin içerikli ve ilham verici etkinliği mümkün kıldıkları için minnettarım. Bu sempozyumun gastronomi ve tasarım alanlarında yeni fikirler ve iş birlikleri için sağlam bir temel oluşturduğuna inanıyorum” şeklinde açıklamada bulundu.

Prof. Dr. Küçükaltan: Gastronomi bir sanattır

Gastronominin içerisinde pek çok disiplini barındıran bir yemek sanatı olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Derman Küçükaltan ise “Gastronomi bir sanattır. Çünkü sinema, fotoğrafçılık, tasarım, estetik hep bu sanatın paydaşları, olmazsa olmazlarıdır. Bu sempozyumda yemeğin bu yönlerini de değerli akademisyenlerle sergiledik. Öğrencilerimize bu yönüyle bir ufuk açtık. Bu sempozyumda değerli katkılarını sunan Prof. Dr. Alev Fatoş Parsa’ya ve Prof. Dr. Oğuz Makal’a ve Ege Üniversitesi’nin çok değerli genç akademisyenlerine teşekkürlerimi sunuyorum” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmirde-mutfak-sanatlari-ve-tasarim-sempozyumu-gerceklestirildi/feed/ 0
BBC muhabiri, Banksy evinin duvarına resim yaptıktan sonra yaşadıklarını anlatıyor: ‘Kiran arttı mı diye sordular?’ https://www.haber60.com.tr/bbc-muhabiri-banksy-evinin-duvarina-resim-yaptiktan-sonra-yasadiklarini-anlatiyor-kiran-artti-mi-diye-sordular/ https://www.haber60.com.tr/bbc-muhabiri-banksy-evinin-duvarina-resim-yaptiktan-sonra-yasadiklarini-anlatiyor-kiran-artti-mi-diye-sordular/#respond Thu, 21 Mar 2024 23:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21899 Hiç bu kadar çok gülümseyen Londralıyı bir arada görmemiştim.

Manzaram dünyanın en ünlü sokak sanatçılarından Banksy’nin yaşadığım binaya yapışık duvara son eserini yerleştirmesiyle bir anda değişti.

Duvar resminin ortaya çıktığı Pazar gününden bu yana insanlar penceremin etrafında toplanıyor, gülümsüyor ve “Bahçeye girip bir fotoğraf çekebilir miyim?” der gibi bana bakıyorlar.

Ben de eserleri milyonlarca dolara satılan Banksy’nin duvar resmi benimmiş gibi onlara “Evet” diyorum; “İstediğiniz gibi fotoğraf çekebilirsiniz”

Londra sakinlerini ciddi yüz ifadeleriyle sosyal hayatta görmeye alışmış olan ben, birdenbire soru yağmuruna tutan yabancı kişilerle sohbet eder buluyorum kendimi.

“Banksy’yi duvar resmini yaparken gördün mü? Artık bir Banksy’nizin olması nasıl bir duygu? Duvar resminin anlamı nedir? Burada sizi rahatsız mı ediyoruz? Duvar resmi kiranızı artırıyor mu?”

Bazıları ise daha cesur ve doğrudan konuya giriyor:

“Yoksa Banksy sen misin?”

Bu soruyu “Evet” diye yanıtlamıyorum elbette ama olmadığımı da söylemiyorum.

Bahçeme girmesine izin verdiklerimden bazıları da nezaket ve ne yapacağını bilememekle karışık bir ruh haliyle, çocukları aracılığıyla bana 5 sterlin bahşiş vermek istiyor.

Bir an kiramın bu duvar resmi nedeniyle uçabileceğini düşünsem de sonra vicdanım devreye giriyor ve uzatılan parayı reddediyorum. Çocuklara dairemin yanındaki dükkandan kendilerine şeker almalarını söylüyorum.

Para konusunda burnu benden daha iyi koku alan biri, daireyi Airbnb’ye koymamı öneriyor:

“Orijinal bir Banksy ile dekore edilmiş güzel daire” diye reklam verebileceğimi öneriyor.

Kiraz ağacından düşen elmalar

Hayır, Banksy’yi resmi yaparken görmedim. Duvar resmini çizdiğinde evde değildim.

Her şey Pazar sabahı erken saatlerde olmuş gibi görünüyor. Bu yüzden de tesellim şu ki, evde olsaydım bile o saatte olan bitenin farkında varmayacaktım.

Öğleden sonra eve geldiğimde ise fotoğraf ve video çeken, eser hakkında konuşan insanlarla karşılaştım.

Onlardan biri, duvar resmindeki yeşil rengi ile 17 Mart’daki Aziz Patrick Günü’nün sembol rengi olan yeşil arasında bağlantı kuruyordu.

Bir diğer bağlantı da, duvar resminin ve evimin bulunduğu Londra’nın kuzeyindeki Islington’ın sosyal konut tabelalarında yeşil renk kullanıldığı söylenerek kuruldu.

Banksy Pazartesi günü Instagram hesabında duvar resmini sahiplenen şekilde bir paylaşım yaptı.

Görünen o ki Banksy, her kimse, çatlaklarla dolu beyaz duvara boyayı püskürtmek için yangın söndürücü kullanmıştı.

Yaprakları tamamen dökük kiraz ağacı ölü gibi görünüyordu. Bu yüzden Banksy’nin yaprakları boyayla canlandırdığı söylendi.

Peki resme karşıdan bakıldığında sol alt köşede duran kızın (ya da erkek) elinde tuttuğu hortumla ne mesaj veriliyordu? Bu bir çevre mesajı mıydı?

Duvarıma yapılan sanat eseri halen gelişmeyi sürdürüyor. Bazıları sanki dallardan düşmüş gibi elmalar da bıraktı. Bir anlamda Banksy elma yetiştiren tek kiraz ağacını yaratmış oldu.

Çarşamba gününe gelindiğinde, duvar resminin üzerine beyaz boya serpilmiş olduğunu fark ettim. Peki bu vandalizm olarak tanımlanabilir mi?

15 dakikalık şöhret

Dairem turistik bir cazibe merkezi haline geldi.

Bu satırı yazarken ara veriyorum çünkü, insanlar resminden benim açımdan fotoğrafını çekmem için cep telefonlarını bana veriyorlar.

Bir saatten az bir sürede Japonya ve Almanya medyasının da aralarında olduğu dört yayın organına röportaj veriyorum.

Avustralyalı bir adam bana çektiği polaroid bir fotoğraf karesi hediye ediyor.

TikTok’ta canlı yayın yapan Meksikalı bir gencin takipçileriyle etkileşime giriyorum. Benim gibi Kolombiyalı olan bir kadın, eğer benim yerimde olsa çoktan fast food ve bira satmaya başlamış olacağını söylüyor.

Londra’da yalnızca sekiz saat kalacak olan Norveçli bir kadın, bu süreyi mahalleme gelip resmi görmeye ayırdığını söylüyor.

Sanat nedir?

Altı aydır bu dairede yaşıyorum, ancak komşumla ilk kez dün konuştum. Etrafta bu kadar çok insan varken mahremiyetinin endişesine kapılmış bir Somalili o.

Tüm bunlar bir duvar resmi sayesinde oldu.

Son zamanlarda hayatım böyle geçiyor. Çeşitli ülkelerden insanlarla tanışıyor, sanki bir şey başarmış gibi tebrikleri kabul ediyor, halkımı bir güzellik kraliçesi gibi selamlıyor ve duvar resmiyle ilgili görüşlerimi sunuyorum.

“Uzman değilim ama bence…” diye başlayan cümleler kuruyorum.

Şimdilik bu ilgiden rahatsız değilim. Ama hafta sonu bir otobüs dolusu turist, Big Ben ile Buckingham Sarayı’nı ziyaret ettikten sonra benim sokağıma gelmeye karar verirse bu fikrim değişebilir.

Bu duvar resmi kış sonlanırken, şehir renklenmeye başladığında ve herkes daha iyi bir ruh halindeyken ortaya çıktı.

Bu olay benim için baharı başlatmanın harika bir yolu oldu.

Esrarengiz bir deha sanatçı, ölmekte olan bir ağaç ve kırıklarla dolu bir duvar sayesinde etrafım güzel insanlarla doldu. Bir göçmen olmama rağmen gerçekten bu ağaç topluluğuna ait olduğumu hissettim.

Sanat sanırım bu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bbc-muhabiri-banksy-evinin-duvarina-resim-yaptiktan-sonra-yasadiklarini-anlatiyor-kiran-artti-mi-diye-sordular/feed/ 0
90 Yaşındaki Fotoğraf Sanatçısı Ozan Sağdıç’ın Sergisi İstanbul Modern’de https://www.haber60.com.tr/90-yasindaki-fotograf-sanatcisi-ozan-sagdicin-sergisi-istanbul-modernde/ https://www.haber60.com.tr/90-yasindaki-fotograf-sanatcisi-ozan-sagdicin-sergisi-istanbul-modernde/#respond Thu, 14 Mar 2024 03:39:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18742 Türkiye’nin görsel belleğine önemli katkılarda bulunan 90 yaşındaki fotoğraf sanatçısı Ozan Sağdıç’ın “Fotoğrafçının Tanıklığı” başlıklı sergisi, İstanbul Modern’in Fotoğraf Galerisi’nde sanatseverlerle buluştu.

Sergide, sanatçının 1950’lerden itibaren çektiği 400 binin üzerindeki fotoğraf arasından seçilen 128 eser beğeniye sunuluyor.

AA muhabirine açıklamalarda bulunan Sağdıç, sergide 50 yıllık hikayesinin olduğunu belirterek, “Sergiye gelenler, bu maceradan çeşitli bölümler seyredecek. Portreden manzaraya, insan ilişkilerinden sokağa kadar geniş bir yelpazede çekilmiş, Cumhuriyet’in 70 yılına tanıklık edecekler. Ben, an be an tanıklık etmiştim. Şimdi bu sergiyle izleyenler de tanıklık edecekler.” dedi.

Sergideki seçkiye bakınca mutlu olduğunu dile getiren sanatçı, şöyle devam etti:

“Böylesi bir sergiyle birlikte, geriye dönüp baktığınızda aslında kendinizi de görüyorsunuz. Buradaki fotoğraflar benim bir parçam. Türk fotoğrafçılığı açısından onların değerini benim tayin etmem doğru olmaz. Ben bir devlet sanatçısıyım ve 70 senelik bir serüven var burada. İnsanlar, eleştirmenler sergiyi ziyaret edip, bu hikayeyi görüp, ona göre bir değerlendirmede bulunsunlar.”

“Türkiye’nin görsel hafızasını oluşturan bir seçki”

Açılış konuşmasını yapan serginin küratörlerinden Demet Yıldız Dinçer, İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi’nin ikinci sergisini Ozan Sağdıç’la yaptıklarını aktararak, şunları kaydetti:

“Sanatçımızın geniş bir seçkisine yer vermek istedik. İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi hem Türkiye’deki ve dünyadaki fotoğraf tarihinin önemli ustalarına hem de genç sanatçılara yer veriyor. Daha önce Yıldız Moran, Ara Güler, Şahin Kaygun, Gökçe Sipahioğlu gibi ustaların sergilerine ev sahipliği yaptık. Ama Ozan Sağdıç bizim için ayrı ve büyük bir gurur kaynağı. Çok uzun bir süredir hazırlanıyoruz bu sergi için. Ozan Bey’in 400 binin üzerindeki çalışmasından bir seçki yapmaya çalıştık. Elimizden geldiğince kendisini en güzel şekilde temsil edecek, hem bilinen hem bilinmeyen fotoğraflarına yer vermeye gayret ettik.”

Dinçer, Sağdıç’ın aynı zamanda Türkiye’nin 1950’lerden beri geçirdiği değişimi ve dönüşümü gözler önüne serdiğine dikkati çekerek, “Biz de bu seçkiyle bu değişimi anlatmaya, temsil etmeye çalıştık. Karşımızda 70 yıllık kariyeri boyunca Türkiye’yi pek çok açıdan kayıt altına alan bir usta var. Bu açıdan Türkiye’nin görsel hafızasını oluşturan böylesi bir ismin burada eserlerini sergilemek, bu işin bir parçası olmak çok özel. Bir yandan politikacılar, onların hikayeleri var ama bir yandan da sokaktaki sıradan insanın hayatı var. Dolayısıyla burada bütünlüklü bir hafızaya şahitlik ediyoruz aslında.” değerlendirmesini yaptı.

“Politikacılardan sanatçılara, sokaktaki insana kadar yakın dönemin tarihi var”

Serginin diğer küratörü Merih Akoğul ise Ozan Sağdıç’ın ilk fotoğrafını 14 yaşındayken “Yeni Fotoğraf” dergisinde gördüğünü ve sanatçıyla 40 yıllık bir dostluğu olduğuna işaret ederek, “O benim abimdir. Onun çalışmaları Cumhuriyet tarihimizin yakın dönemini çok iyi özetleyen bir anlama sahip. Burada, 1953 yılında çektiği ilk eser olan Kurşunlu Camii’nin fotoğrafı var. O zaman henüz 18 yaşında bir delikanlı Ozan Sağdıç ve onun estetik kaygılarını o dönemde bile görmek mümkün.” diye konuştu.

Sağdıç’ın büyük bir külliyatı olduğunu ve onlar arasından meşakkatli bir sürecin sonucunda burada sergilenen eserleri belirlediklerinin altını çizen Akoğul, şunları söyledi:

“Karşımızda bir kültür ve sanat tarihi var aslında. Politikacılardan sanatçılara, sokaktaki insana kadar yakın dönemin tarihi var. İstanbul’dan başlayan, oradan Ankara’ya ve Anadolu’ya uzanan bir hikaye var. Bütün bunlar bize Türkiye’nin yakın tarihindeki değişimlerini, dönüşümlerini anlatıyor bir bakıma. O dönemki tasarımlara, dizaynlara şahitlik ediyorsunuz bu fotoğraflarla. Bir kez daha kendisine teşekkür ediyorum.”

Sergi, 20 Ekim’e kadar gezilebilecek.???????

]]>
https://www.haber60.com.tr/90-yasindaki-fotograf-sanatcisi-ozan-sagdicin-sergisi-istanbul-modernde/feed/ 0
Atatürk’ün Çanakkale Cephesi’nde fotoğrafını çeken makine, müzede sergileniyor https://www.haber60.com.tr/ataturkun-canakkale-cephesinde-fotografini-ceken-makine-muzede-sergileniyor/ https://www.haber60.com.tr/ataturkun-canakkale-cephesinde-fotografini-ceken-makine-muzede-sergileniyor/#respond Wed, 13 Mar 2024 07:27:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18417 Atatürk’ün Çanakkale Cephesi’nde fotoğrafını çeken makine, müzede sergileniyor

ÇANAKKALE – Çanakkale Savaşları’nda Gelibolu’da düşman askerini durdurarak Anafartalar Kahramanı olan Mustafa Kemal Atatürk’ün, Binbaşı Haydar Mehmet Alganer tarafından cephede çekilen orijinal fotoğrafı ile fotoğrafı çeken fotoğraf makinesi, Çanakkale Deniz Müzesi’ndeki Çimenlik Kalesinde sergileniyor.

Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda, 8 Ağustos 1915 tarihinde Anafartalar Grup Komutanlığa atanan Mustafa Kemal Atatürk, Gelibolu’da düşman askerini durdurarak Anafartalar Kahramanı oldu. Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman Mehmetçik, ‘Çanakkale Geçilmez’ destanını kıldı.

Çanakkale Savaşları’nda ‘Çanakkale Geçilmez Destanı’nın dönüm noktası olan ‘Anafartalar Zaferi’nin kahramanı Mustafa Kemal Atatürk’ün, Binbaşı Haydar Mehmet Alganer tarafından 17 Haziran 1915 tarihinde 18’nci Alay’ın siperlerinin bulunduğu bölgede tarihi fotoğrafı çekildi. Atatürk’ün cephedeki orijinal fotoğrafı ile fotoğrafı çeken fotoğraf makinesi Alganer’in torunları tarafından 2007 yılında Çanakkale Deniz Müzesi Komutanlığına hediye edildi. Fotoğraf ve fotoğraf makinesi, müzenin en nadide parçaları arasında bulunuyor.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İnsani ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, “Çimenlik Kalesine gittiğimiz zaman oradaki sergilenen malzemelerden bir tanesi Mustafa Kemal’in Gelibolu Yarımadası’nda siperde bulunan fotoğrafı ve o fotoğrafı çeken fotoğraf makinesiyle karşılaşırız. Bu fotoğraf Haydar Mehmet Alganer tarafından 17 Haziran 1915 tarihinde çekilmiştir. Haydar Algener kendisi Psikolojik Hareket Subayı olarak görev yapmış olan bir kişidir. O kendi hatıratında baktığımız zaman 17 Haziran tarihinde 19’uncu Tümen bölgesine geldiğini, Mustafa Kemalpaşa’yla görüştüğünü görüyoruz. Onlar daha önceden de birbirlerini tanıyorlardı. ve orada Mustafa Kemal’le karşılaştığında iki eski arkadaş olarak kucaklaştıklarını ve onun karargahında biraz oturduğunu ve kahve içtiğini görüyoruz. Ayrıca orada Mustafa Kemal’in karargahının çok düzenli olduğunu, karargahta bir tane kuzu, bir tane de köpek bulunduğunu belirtiyor. Mustafa Kemal, Haydar Algener ve yanındaki askerleriyle birlikte siperleri gezmeye çıkıyorlar. Özellikle yer altı siperlerinden de geçerek korunaklı bölgelerden geçtiklerini, Mahmut Sırtı ve Kemikli’yi görecek bir yere geldiklerini ve burada fotoğraf çektiklerini görüyoruz. Bu fotoğraf o bölge de çekilen bir fotoğraf ve orada hatıratında diyor ki, ‘Biz bugün 27’nci Alay, 57’nci Alay ve 18’inci Alay siperlerini dolaşmış olduk.’ ve muhtemelen de bu fotoğrafın 18’nci Alay’ın siperlerinin bulunduğu köşe de çekildiğini söyleyebiliriz. Akşamüzeri kendisi tekrar birliğine dönmüş. ve Vilmerle beraber o gün yaşadıklarını anlatmıştır. Bu fotoğraf makinesi ve çekilen fotoğraf ailesi tarafından Çimenlik Kalesine hediye edilmiş ve bugün Çimenlik Kalesi’nin en önemli koleksiyonları arasında bulunmaktadır. Mutlaka Çanakkale’ye gelen bu fotoğraf makinesi ve Atatürk’ün o tarihi fotoğrafını görmeleri tabiki tarihimiz açısından çok önemli. Gezi yapacak kişiler için de önemli bir hatıradır” dedi.

Binbaşı Haydar Mehmet Alganer

Haydar Mehmet Alganer, 1880’de İstanbul’da doğdu, 1966’da vefat etti. Çanakkale Cephesi’nde bulunduğu dönemde binbaşı ve 35 yaşında olan Alganer, 28 Nisan 1915’te Arıburnu’ndaki 16’ncı Kolordu Kurmay Başkanlığı 1’nci Şube Müdürlüğüne tayin edildi. Aynı yıl 28 Mayıs’ta yeniden Gelibolu üzerinden Kolordu Kurmay Başkanı olarak cepheye hareket eden Alganer, 15 Ağustos’ta, 1’nci Kolordu Kurmay Başkanı sıfatıyla Kumkale civarındaki Asya Grubu’nda görev aldı. Alganer’in cephedeki son görevi ise 1 Kasım 1915’te Uzunköprü civarında bulunan 3’üncü Piyade Tümeni Kurmay Başkanlığı oldu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ataturkun-canakkale-cephesinde-fotografini-ceken-makine-muzede-sergileniyor/feed/ 0
Dikkat!.. Bu tuzağa düşmeyin… DAHA FAZLA MEGAPİKSEL, DAHA İYİ GÖRÜNTÜ MÜ DEMEK?.. https://www.haber60.com.tr/dikkat-bu-tuzaga-dusmeyin-daha-fazla-megapiksel-daha-iyi-goruntu-mu-demek/ https://www.haber60.com.tr/dikkat-bu-tuzaga-dusmeyin-daha-fazla-megapiksel-daha-iyi-goruntu-mu-demek/#respond Tue, 27 Feb 2024 00:12:16 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12445 Son zamanlarda teknoloji dünyasında sık sık tartışılan konulardan biri, daha fazla megapikselin daha iyi görüntü kalitesi anlamına gelip gelmediği.

Megapiksel sayısı, bir kameranın veya bir akıllı telefonun kamerasının görüntü çözünürlüğünü belirleyen önemli bir faktördür.

Ancak, daha fazla megapikselin her zaman daha iyi görüntü kalitesi sağladığına dair yaygın bir yanılgı bulunuyor.

Telefonların megapiksel değerleri artıyor

Akıllı telefon üreticileri, son yıllarda piyasaya çıkardığı telefonlarla adeta megapiksel savaşına girdi.

8, 16, 24, 32 ve 64 derken, günümüzde 200 MP kameralara sahip telefonlar karşımıza çıkmaya başladı.

Üreticiler, yüksek megapiksel değerine sahip kameraları yalnızca bir pazarlama stratejisi olarak kullanıyor. Peki yüksek megapiksel değerleri daha iyi kalite mi demek?

Önce megapikselin tam olarak ne anlama geldiğinden bahsedelim.

Megapiksel nedir

Megapiksel, bir görüntünün çözünürlüğünü ifade eden bir ölçü birimidir. Bir kamera ne kadar çok megapiksele sahipse, o kadar çok piksele sahip bir görüntü yakalar.

Bu da genellikle daha fazla detay ve netlik anlamına gelir. Ancak, megapiksel sayısı yalnızca bir faktördür ve görüntü kalitesini belirleyen tek etmen değildir.

Bir kameranın veya akıllı telefonun görüntü kalitesini etkileyen diğer önemli faktörler arasında sensör boyutu, lens kalitesi, görüntü işleme yetenekleri ve ışık koşulları bulunur.

Örneğin, daha büyük bir sensöre sahip bir kamera, daha iyi düşük ışık performansı ve daha iyi renk doğruluğu sunabilir. Aynı şekilde, kaliteli bir lens, daha keskin ve detaylı görüntüler elde etmenizi sağlayabilir.

Basitçe söylemek gerekirse, bir megapiksel bir milyon pikseldir. Bu nedenle, bir görüntünün çözünürlüğünü biliyorsanız, içindeki megapikselleri hesaplayabilirsiniz.

Örneğin bilgisayar ekranı için mevcut en iyi çözünürlük genellikle 1920 x 1080’dir. Bu nedenle, bu boyutta net bir resim 1920 x 1080 = 2.073.600 piksel olacaktır.

Büyük MP değerlerine ihtiyacınız var mı

Yukarıdaki örneğin kanıtladığı gibi, niyetiniz sadece Instagram hesabınıza koymaksa, büyük megapiksellerin hiçbir önemi yoktur.

Tek başına çekilen megapiksel sayısı, fotoğraf kalitesinin garantisi değildir. Aslında insanlar, yüksek megapiksel değerlerine iki şekilde ihtiyaç duyarlar:

1. Bir görüntüyü basmak gerektiğinde

Fotoğraf basmak artık popüler bir trend değil. Çoğu insan, fotoğrafları bastırmak için çaba harcamak yerine, fotoğrafları çevrimiçi olarak yüklemek ve dijital kopyalarını kaydetmekten oldukça memnun.

Fotoğrafı bastırmakla ilgileniyorsanız, megapiksel sayısına dikkat etmelisiniz. Açıkçası, daha fazla piksel daha keskin bir görüntüye dönüşür ve bu da görüntüyü çok daha büyük baskılar için büyüttüğünüzde bile net görünmesini sağlar.

Bununla birlikte, göz önünde bulundurmanız gereken başka bir faktör daha vardır – baskıdan izleme mesafesi.

Örneğin reklam panolarını ele alalım. Kabul edilebilir derecede net görünen bir görüntüye sahip bir reklam panosu, daha yakından bakarsanız genellikle çok piksellidir. Ancak, uzaktan baktığınızda oldukça kaliteli görünür.

İster inanın ister inanmayın, iyi bir 16 megapiksel kamera, reklam panosu boyutunda baskılar için ihtiyacınız olan tek şey!

Daha fazla günlük ihtiyaç söz konusu olduğunda, çoğu poster genellikle 7 megapikselden fazlasını gerektirmez!

2. Bir görüntüyü kırpmak veya yakınlaştırmak gerektiğinde

Çok fazla yakınlaştırmanın olumsuz etkilerini hepimiz biliyoruz. Güzel ve renkli görüntünüz, yakınlaştığında oldukça kötü görünüyor.

Neyse ki, bugün kameraların sensörlerine çok fazla piksel sığdırılmış olduğundan, bu artık bir sorun değil.

Megapiksellerin bir fotoğrafçı olarak size yardımcı olmasının bir başka yolu da, çektiğiniz fotoğraflarla oynamanız için size daha fazla alan sağlamasıdır.

Yüksek megapiksel değerine sahip fotoğrafları daha etkili bir şekilde yakınlaştırabilir ve kalite kaybı endişesi duymadan fotoğrafları kırpabilirsiniz.

Ancak bu durumlarda bile çoğu telefon ve kamera şirketinin sunduğu kadar megapiksele ihtiyacınız yok.

Sonuç olarak, daha fazla megapiksel her zaman daha iyi görüntü kalitesi anlamına gelmez.

Bu nedenle, bir kamera satın alırken veya bir akıllı telefon seçerken sadece megapiksel sayısına odaklanmak yerine, genel görüntü kalitesini etkileyen diğer faktörleri de dikkate almalısınız.

Kaliteli bir kamera veya telefon seçmek isteyen tüketicilerin, megapiksel sayısının yanı sıra sensör boyutu, lens kalitesi ve diğer teknik özellikleri de göz önünde bulundurmaları öneriliyor.

Neden daha yüksek megapiksel değerine sahip kameraların reklamları yapılıyor

Yüksek megapiksel tek başına kaliteli fotoğraf anlamına gelmiyorsa, neden hala üreticiler megapiksel savaşlarına giriyor?

Gerçekte bu, daha yeni ve “daha iyi” bir telefon veya kamera satın almak istemenizi sağlayan bir pazarlama stratejisidir.

Gerçek şu ki; 5 megapiksel kameradan çekilen bir fotoğraf, 12 megapiksel kamerayla çekilmiş bir fotoğraf kadar iyi olabilir. Fotoğrafın kalitesi, tamamen kameradaki sensörlere bağlıdır.

Görüntü sensörü, sunulan megapiksel sayısını işleyemezse, resimlerin kalitesi açıkça düşük olacaktır.

Samsung: Megapiksel savaşlarında yokuz

2021 yılında bir açıklama yapan Samsung, müşterilerine en yüksek megapiksel değerini sunabilmek için adeta birbirleriyle yarışan üreticiler arasında yer almayacağını açıklamıştı.

Samsung, megapiksel değerinden çok piksel boyutu ile sensör çözünürlüğü arasında dengeyi sağlamaya çalışıyor.

Öte yandan, yıllardır yeni iPhone modellerini piyasaya süren Apple da benzer bir yol izliyor.

Şirket, geçtiğimiz eylül ayında piyasaya sürdüğü iPhone 15 serisinin en güçlü modelinde bile 48 MP değerinde kameralar kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/dikkat-bu-tuzaga-dusmeyin-daha-fazla-megapiksel-daha-iyi-goruntu-mu-demek/feed/ 0
İstanbul’un Renkleri ve Zıtlıkları Fotoğraf Sergisinde Buluştu https://www.haber60.com.tr/istanbulun-renkleri-ve-zitliklari-fotograf-sergisinde-bulustu/ https://www.haber60.com.tr/istanbulun-renkleri-ve-zitliklari-fotograf-sergisinde-bulustu/#respond Thu, 22 Feb 2024 06:48:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10779 İstanbul’un tarihine tanıklık eden sokaklarından, gizemli köşelerine kadar birçok farklı noktasından ilham alarak, “Renkli Renksiz” adını verdiği fotoğraf sergisini sanatseverlere ulaştıran Ayşegül Ekin Odabaşı, Atatürk Kültür Merkezi Çok Amaçlı Salon’da izleyicilerle buluştu.

Sanatseverleri İstanbul’un ruhunu, renklerin ve siyah-beyazın kontrastı aracılığıyla keşfetmeye davet eden sergiye ilişkin AA muhabirine açıklamada bulunan Odabaşı, eserlerinde İstanbul’un zıtlıklarının nasıl bir arada dengede kaldığını anlatmaya çalıştığını dile getirdi.

Bir kısmı siyah beyaz, bir kısmı renkli olan fotoğraf karelerinde renklerin canlılığını ve siyah beyazın derinliğini ifade etmeye çalıştığını belirten Odabaşı, görsel bir deneyim sunmanın yanı sıra, izleyiciyi düşünmeye, hissetmeye ve farklı bir perspektiften görmeye teşvik etmeyi amaçladığını söyledi.

“Her bir kare İstanbul’un zıtlıklarının ve güzelliklerinin de yansıması”

Odabaşı, “Renkli Renksiz” sergisinin çıkış noktasının, İstanbul’un zengin dokusuna, bu şehrin bireyler üzerindeki etkisine ve şehrin kendine has ikilemlerine olan derin ilgisiyle oluştuğunu belirterek, şu bilgileri verdi:

“Bu sergi, şehrin ve onun sakinlerinin yaşadığı zıtlıkları, renklerin ve renksiz anların iç içe geçtiği, gözle görülenin ötesindeki derinlikleri keşfetme arzusunun bir ürünüdür. İstanbul, hem tarihi hem de modern, hem kaotik hem de huzurlu yüzleriyle, bu sergi için bitmez tükenmez bir ilham kaynağı oldu. Karşıt duyguların bir aradalığı ve İstanbul’un bunu mükemmel bir şekilde dengede tutuyor olması, aslında sosyolojik bir realiteyi temsil ediyor. Sergi, bu realitenin keşfedilmesini, şehrin bu eşsiz dengesinin ve zıtlıkların bir arada nasıl uyum içinde var olabildiğinin anlaşılmasını arzuluyor. İstanbul, tarihi boyunca pek çok farklı kültürü, inancı ve yaşam tarzını bünyesinde barındırmış; bu çeşitlilik, şehrin sosyal dokusunu şekillendirmiş ve zengin bir kültürel miras oluşturmuştur. “Renkli, Renksiz” sergisi, izleyicilere, İstanbul’un bu sosyolojik çeşitliliğini, onun sunduğu zıtlıkları ve bu zıtlıkların bir aradalığını göstermeyi amaçlıyor.”

İstanbul’un her sokağında farklı bir duygu, farklı bir hikaye olduğuna dikkati çeken sanatçı, sergide fotoğraf karelerini “Sessiz Sokaklar” “Yorgun”, “Masumiyet”, “Bekleyiş”, “Şehirler Şehri”, “Doku”, “İkilem-İzler”, “Yansımalar”, “Dinginlik” ve “Portreler” isimlerinde 10 farklı bölüme ayırdığını ve 97 eserinin yer aldığını aktardı.

Odabaşı, projenin bir sene önce başladığı bilgisini vererek, şunları kaydetti:

“İstanbul sokaklarını, caddelerini, eski yapılarını, gizli kalmış köşelerini gezmeyi çok seviyorum. Üslubum, gerçeklikle hayalin, ışıkla gölgenin, renkle renksizliğin sınırlarında dolaşıyor. Fotoğraflarım, genellikle anın dramatik ve duygusal yönlerini vurgulayan görsel hikayeler anlatma çabasında. Gölgeler ve yansımalar kullanarak, görünenin ötesine geçmeye, izleyicilerin bakış açılarını değiştirmeye ve onları, gördüklerinin daha derinlerindeki anlamları düşünmeye teşvik etmeye çalışıyorum.”

“Yağlı boya çalışmalarımı biraz daha ön plana çıkarmak istiyorum”

Ayşegül Ekin Odabaşı, 2017’de siyah beyaz sanatsal fotoğraflarının, heykellerinin ve kolajlarının yer aldığı “Çağdaş Eserlerle Göç” adında göç temalı bir sergi düzenlediğini aktararak, “Göç konusundaki hassasiyet o dönemde çok yoğun bir gündem oluşturuyordu. Duyarlılık açısından bu konunun insan hikayeleri boyutunun ön plana çıkmasını dilemiştim.” dedi.

Yeni projeler üzerine çalışmaya devam ettiğini söyleyen Odabaşı, “Bir sonraki sergimde, yağlı boya eserler, kolajlar ve çağdaş sanat tekniklerini harmanlayarak, İstanbul’un detaylarına yeni bir bakış açısı getirmeyi planlıyorum. İstanbul’un Karaköy, Tomtom, Tarlabaşı, Balat, Galata, Çukurcuma gibi benim için özel anlam taşıyan bölgeleri, bu yeni projemde önemli bir yer tutacak. Bu bölgelerin kendine has atmosferi, sokakları ve insanlarının, yağlı boya tablolarımda ve diğer sanatsal çalışmalarımda hayat bulmasını arzuluyorum. Filistin’deki insanlık dramı ile ilgili de duyarlılığı ve farkındalığı artırmayı hedefleyen yağlı boya eserler üretmek istiyorum. Çalışmalara çok yönlü olarak devam edeceğim.” ifadelerini sözlerine ekledi.

“Renkli Renksiz” sergisi, izleyicilere, İstanbul’un çok katmanlı yapısını, bir fotoğraf sergisi aracılığıyla yeniden deneyimleme ve şehrin göze çarpmayan güzelliklerini, hüzünlerini keşfetme imkanı sunmayı amaçlıyor.

Tarihi yarımada, Beyoğlu, Balat ve Sarıyer’den fotoğraf karelerinin yer aldığı “Renkli Renksiz” fotoğraf sergisi, 4 Mart’a kadar Atatürk Kültür Merkezi’nde ziyarete açık olacak.

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbulun-renkleri-ve-zitliklari-fotograf-sergisinde-bulustu/feed/ 0
KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın Anma Etkinliği Düzenlendi https://www.haber60.com.tr/kktc-kurucu-cumhurbaskani-rauf-raif-denktasin-anma-etkinligi-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/kktc-kurucu-cumhurbaskani-rauf-raif-denktasin-anma-etkinligi-duzenlendi/#respond Wed, 21 Feb 2024 01:12:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10284 Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) ile KKTC’nin Ankara Büyükelçiliği işbirliğinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ı anma etkinliği düzenlendi.

TÜRKSOY Genel Sekreterliğinde düzenlenen “Doğumunun 100. yılında Sanatçı Kimliğiyle KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Anma Toplantısı” etkinliğine; KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, KKTC Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu, KKTC’nin Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu, TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev ve birçok davetli katıldı.

KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, burada yaptığı konuşmada, bugünün kendileri için anlamlı bir gün olduğunu belirterek, Türk devletlerinin, Türk ulusunun özden gelen kültürünü, sanatçısını, edebiyatını, her türlü güzelliğiyle ilgili çalışmalar yapan TÜRKSOY’a Denktaş’ı konu alan etkinliği için teşekkürlerini iletti.

Denktaş’ın sanatsal kimliğiyle güzel tespitler yaptığını anlatan Tatar, Denktaş’ın KKTC’yi gezerken fotoğraflarla Kıbrıs’ın güzelliklerini ve Kıbrıs Türkü’nün hayatını da yansıttığını dile getirdi.

Tatar, “(Denktaş) Kıbrıs Türkü’nün bağımsızlığı için kendisine bu görevi layık görmüş ve kendisini defalarca tehlikeye attı.” dedi.

Kıbrıs Türk halkına reva görülenlerin büyük bir haksızlık olduğuna işaret eden Tatar, “Ayrı dili, ayrı diniyle, ayrı kültürüyle, her türlü kültürel mirası ile ayrı bir halk olma özelliği taşıyan Kıbrıs Türk halkı, elbette kendi geleceğini tayin etme hakkına sahiptir.” ifadesini kullandı.

Tatar, Türkiye’nin desteğiyle Denktaş’ın vasiyetini ileri taşımak için mücadele ettiğini belirterek, Kıbrıs Türk halkının bağımsız ve hür olduğunun altını çizdi.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in, Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Zirve Toplantısı’nda, “Şuşa’da yapılacak zirvede, KKTC Cumhurbaşkanı da benim davetimle yer alacaktır. Bu, Türk halklarının birliğine ivme kazandıracaktır.” ifadesini hatırlatan Tatar, Aliyev’e davetlerinden dolayı teşekkür etti.

“Denktaş bir barış savunucusuydu”

Ataoğlu da Denktaş’ın Kıbrıs Türk halkının unutulmaz liderlerinden olduğunu, Denktaş’ın hayatını Kıbrıs Türk halkının bağımsızlığı için adadığını söyledi.

Denktaş’ın 1960’lardan itibaren Türklerin yaşadığı baskılara karşı mücadele etmeye başladığını ve KKTC’nin kurulmasına öncülük ettiğini dile getiren Ataoğlu, “Kıbrıs Türk halkı, sesini onun sayesinde duyurdu. Denktaş, bir barış savunucusuydu. Diyalog yoluyla çözüm arayışını hep destekledi.” diye konuştu.

Ataoğlu, Denktaş’ın fotoğraf makinesini yanından hiç ayırmadığını anımsattı.

Büyükelçi Korukoğlu, Denktaş’ın hayatı boyunca KKTC’nin bağımsızlığı için mücadele ettiğini ve Kıbrıs Türkü’nün sesini tüm dünyaya duyurmaya çalıştığını söyledi.

Denktaş’ın fotoğraf çekmeyi çok sevdiğini belirten Korukoğlu, bugün açılan sergide Denktaş’ın çektiği karelerin yer aldığını dile getirdi.

“Siyasi hayatının yanı sıra sanatçı, yazar ve şair olarak da önemli bir şahsiyet haline gelmiştir”

Raev de Denktaş’ın 88 yıllık ömrünü Kıbrıs Türkü’nün hürriyetine adadığını vurgulayarak, “Hayatı mücadele ile dolu, ülkesine sınırsız sevdayla bağlı olan, siyasi hayatının yanı sıra sanatçı, yazar ve şair olarak da önemli bir şahsiyet haline gelmiştir.” dedi.

Fotoğrafçı kimliğiyle de bilinen Denktaş’ın resmi görüşmelerinde bile fotoğraf makinesini yanında taşıdığını anlatan Raev, “Ülkesinin kültürel değerlerini, coğrafyasını, örf ve adetini çekmiştir. ?, Amerika’da, Avrupa’da, Türk dünyasında ve Türkiye’de fotoğraf sergileri açmıştır. Fotoğrafları çeşitli kitaplarda, broşür ve takvimlerde kullanılmıştır.” ifadesini kullandı.

Konuşmaların ardından Raev tarafından Yılmaz, Tatar, Ataoğlu ve Korukoğlu’na plaket takdim edildi ve daha sonra panele geçildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kktc-kurucu-cumhurbaskani-rauf-raif-denktasin-anma-etkinligi-duzenlendi/feed/ 0
Kocaeli’de Fotoğraf Teknolojileri Müzesi Açıldı https://www.haber60.com.tr/kocaelide-fotograf-teknolojileri-muzesi-acildi/ https://www.haber60.com.tr/kocaelide-fotograf-teknolojileri-muzesi-acildi/#respond Sun, 18 Feb 2024 21:00:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9532 Kocaeli’de körüklü, casus ve piyasa değeri çok yüksek fotoğraf makinelerinin sergilendiği Fotoğraf Teknolojileri Müzesi, fotoğrafçılık tarihine ışık tutuyor. Müzede en yoğun ilgiyi ise 1969 yapımı “Majestelerinin Gizli Servisinde (On Her Majesty’s Secret Service)” filminde James Bond’un kullandığı “Minox B”nin aynısı casus fotoğraf makinesi görüyor.

Temeli 1934 yılında atılan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk sanayi kuruluşlarından SEKA Kağıt Fabrikası, restore edilmesinin ardından 2016’da müze olarak hizmete açıldı. Kağıt üretim sürecinde kullanılan makine ve teçhizatların sergilendiği müzede Dünya Fotoğrafçılık Günü olan 19 Ağustos 2022’de “Fotoğraf Teknolojileri Müzesi” de kuruldu. İzmit’te yaşayan ve 6 Ağustos 2021’de vefat eden fotoğrafçı ve yazar İlker Kumral’ın koleksiyonunda bulunan 310 fotoğraf makinesi, 2010’da Büyükşehir Belediyesi tarafından satın alındı. Kumral’ın özenle biriktirdiği ve gözü gibi baktığı bu değerli parçalar, Fotoğraf Teknolojileri Müzesi’ne konuldu.

İğne deliği ile fotoğraf deneyimi

163 yıllık kamera başta olmak üzere körüklü fotoğraf makineleri, filmler ve yardımcı ekipmanların sergilendiği müzede, fotoğraf ve kameranın icadına yol gösterici olan “camera obscura” alanı da bulunuyor. Karanlık oda ya da kutu olarak bilinen bu görüntü üretme mekanizmasında vatandaşlara iğne ucu genişliğindeki delikten içeri giren ışıktan nasıl görüntü oluşturulduğu gösteriliyor.

Fotoğrafın ve fotoğraf makinelerinin tarihinin anlatıldığı bilgilendirici yazılar ile donatılan müzede, en yoğun ilgi de casus makinelere gösteriliyor. Bu bölümde en dikkati çeken ürün ise 1969 yapımı “Majestelerinin Gizli Servisinde (On Her Majesty’s Secret Service)” filminde James Bond’un kullandığı “Minox B”nin aynısı fotoğraf makinesi oluyor.

İlker Kumral’ın zengin koleksiyonu sergileniyor

SEKA Kağıt Müzesi Koleksiyon yöneticisi Arkeolog Salim Saraç, Fotoğraf Teknolojileri Müzesi’nin SEKA Kağıt Müzesi’nin matbaa bölümünde kurulduğunu söyledi. Müzede sergilenen fotoğraf makinelerinin İlker Kumral’ın koleksiyonu olduğunu ifade eden Saraç, “2010 yılında Büyükşehir Belediyemiz, İlker Kumral’dan fotoğraf makinelerini satın aldı. Zaten belediyemizin müze kurma fikri vardı. Bu fikri 2022 yılında faaliyete geçirdik” dedi.

“Depodaki vitrine, vitrindeki depoya koyarak sirkülasyon sağlıyoruz”

Müzede 310 fotoğraf makinesinin ve yardımcı ekipmanların sergilendiğini ifade eden Saraç, “Bir bu kadar da depoda ekipmanımız var. Farklı zamanlarda depodaki vitrine, vitrindeki depoya koyarak sirkülasyon sağlıyoruz. Toplamda bine yakın fotoğraf makinemiz bulunmaktadır. Müzemizde 1860 yılındaki körüklü fotoğraf makinelerinden başlayarak, 2011 yılındaki dijital makinelere kadar birçok eser var. Burada bunları kronolojik sıraya göre dizip, gelen insanlara makineler üzerinden fotoğrafın tarihini anlatıyoruz” diye konuştu.

“Hepsi gerçek”

Saraç, camekanlı alan içerisinde casus makinelerin de sergilendiğini kaydederek, “James Bond’un 1969 yılındaki filminde kullandığı casus makinenin bir benzeri de müzede sergilenmektedir. Minyatür makineler bölümümüz var. Özellikle Soğuk Savaş döneminde casusların kullandığı makineler var. Aslında literatürde minyatür makine diye geçer ama halk tarafından casus makineler diye bilinir. 20’ye yakın minyatür casus makineler var. Hepsi gerçek, kişilerce kullanılmış makinelerdir” ifadelerini kullandı.

“Film banyomuz bulunmaktadır”

Fotoğraf Teknolojileri Müzesi’nin pazartesi günleri hariç diğer günler 09.00-17.30 saatleri arasında ziyarete açık olduğunu belirten Saraç, “Ücretsiz hizmet vermektedir. Rehberlik turlarımız mevcuttur. Müzemizde ayrıca iğne deliği yani camera obscura bölümü bulunmaktadır. Ayrıca fotoğraf meraklıları için film banyomuz bulunmaktadır” şeklinde konuştu.

“Türkiye’deki 3’üncü en büyük fotoğraf müzesi”

Salim Saraç, Kocaeli’de fotoğrafa ilginin yoğun olduğunu da vurgulayarak, “Kentte iki fotoğraf derneği var. Dernekler fotoğraf turlarında burayı özellikle kullanıyorlar. Vatandaşın da ilgisi güzel. İlkokul ve ortaokul öğrencilerinin de ilgisi var. Müzemize Türkiye’deki 3’üncü en büyük fotoğraf makinesi müzesi diyebiliriz” dedi. – KOCAELİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/kocaelide-fotograf-teknolojileri-muzesi-acildi/feed/ 0
Ana haber spikerleri 2023’e damga vuran fotoğrafları oyladı https://www.haber60.com.tr/ana-haber-spikerleri-2023e-damga-vuran-fotograflari-oyladi/ https://www.haber60.com.tr/ana-haber-spikerleri-2023e-damga-vuran-fotograflari-oyladi/#respond Sun, 21 Jan 2024 08:18:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4387 Ana haber spikerleri Cem Öğretir, Pınar Erbaş ve Nazlı Çelik, Anadolu Ajansı muhabirlerinin 2023’e damga vuran olaylara dair çektikleri fotoğraf karelerini oyladı.

Televizyonların ana haber bültenlerinin spikerleri, AA foto muhabirleri ile muhabirlerinin yurt içi ve dışında çektiği “Çevre-Yaşam”, “Haber”, “Spor”, ” Deprem: Umut” ve ” Gazze: Kanıt” kategorilerindeki fotoğrafları inceledi.

ATV ana haber spikeri Cem Öğretir, Gazze: Kanıt kategorisinde Belal Khaled’in İsrail’in saldırılarında yaralanan baba ile oğlunun hastane önünde beklediği anı gösteren “Çaresiz Hayatlar” fotoğrafına oy verdi.

Deprem: Umut kategorisinde Sergen Sezgin’in “Kurtarıcı” fotoğrafına oy kullanan Öğretir, Çevre-Yaşam kategorisinde yine Sezgin’in “Kaçış”, Haber kategorisinde Mustafa Kamacı’nın “Yalnız Adam”, Spor kategorisinde ise Dursun Aydemir’in “Dünyanın Sultanları” karelerini seçti.

-“Bu mesleğe gönül verenler için bence izlenmesi gereken bir seçki”

Fotoğrafların hepsinin çok çarpıcı olduğunu kaydeden Öğretir, “Çok güzel bir seçki, çok da zorlandım aslına bakarsanız. İşin hem tekniği hem de duygusal boyutunu birbiriyle ilintilendirmeye çalıştım. Bazılarında duygu, bazılarında ise teknik ağır bastı. Ama bu mesleğe gönül verenler için bence izlenmesi gereken bir seçki.” ifadelerini kullandı.

Öğretir, oy verirken duygu yönüne ağırlık verdiğini belirterek, “2023 bizim için çok duygusal geçti aslında. Hala da öyle devam ediyoruz. 2024’e de öyle girdik. Dolayısıyla duygu biraz daha ağır bastı sanki. Ama meslektaşlarımın emeğine de haksızlık etmek istemem. Tabii ki deklanşöre basarken muhtemelen onlar da duyguyla basıyorlar ama o kareyi yakalamak için çok iyi bir de göz lazım, işin tekniği lazım. Birazcık da ondan serpmeye çalıştım içine. Hem duygu hem işin teknik tarafına baktım.” diye konuştu.

Show TV ana haber spikeri Pınar Erbaş, yarışmaya bu yıl ilk kez eklenen Deprem: Umut ve Gazze: Kanıt kategorilerindeki fotoğrafları incelerken duygusal anlar yaşadı.

Erbaş, Deprem: Umut kategorisinde Aytuğ Can Sencar’ın “Hayata Tutunan”, Gazze: Kanıt kategorisinde Belal Khaled’in “Anneye Bakış”, Çevre-Yaşam kategorisinde Emin Sansar’ın “Ata’nın Huzurunda”, Haber kategorisinde Yassine Gaidi’nin “Umut ve Korku”, spor kategorisinde ise Emin Sansar’ın “Yumruk” fotoğrafına oy verdi.

“Her gördüğümüzde duygulanıyoruz”

Erbaş, deprem ve Gazze ile ilgili fotoğrafları görünce duygulandığını belirterek, “Aslında bu yeni bir şey değil, her gördüğümüzde duygulanıyoruz. Duygulandığımda ya da böyle gözüm yaşardığında hiç hoşuma gitmiyor çünkü iyice insan kendisini çaresiz hissediyor. Elinizden bir şey gelmediği zaman, ağladığınız zaman ‘Neden acaba elimden başkası gelmiyor?’ diye kendinize de kızıyorsunuz.” diye konuştu.

Fotoğraflara baktığında gözlerinin önünden adeta 2023’ün fragmanının geçtiğini aktaran Erbaş, “Fotoğrafın etkileyici yanı şu: Tam da o anı anlatıyor ya o duyguyu, o kadar çarpıcı oluyor ki o zaman onu görmek. Öncesini, sonrasını da yaşıyorsunuz. Dahası özellikle öznede insan varsa hissediyorsunuz da o an tam olarak ne yaşandığını. Hepsi aslında kanıt, delil, aynı zamanda tarihe düşülen notlar. O yüzden de çok kıymetli. Fotoğraflar da hakikaten çok iyi yakalanmış anların fotoğraflarıydı. O yüzden çok etkileyiciydi. Seçmek de bir hayli zordu.” ifadelerini kullandı.

Erbaş, oy verirken öznesi çocuk olan fotoğrafları seçtiğini dile getirerek, “İnsanın gözünden gördüğümüz zaman biz aslında vahşeti, sevinci, öfkeyi her neyse o, o fotoğrafın yansımasını, hep onu görüyoruz. Beni daha çok etkiliyor. Ete kemiğe bürünüyor.” dedi.

Star Haber Genel Yayın Yönetmeni ve ana haber spikeri Nazlı Çelik ise oylarını Deprem: Umut kategorisinde Halil Fidan’ın “İçimdeki Çocuk”, Gazze: Kanıt kategorisinde Belal Khaled’in “Haykırış”, Çevre-Yaşam kategorisinde Emin Sansar’ın “Ata’nın Huzurunda”, Haber kategorisinde Mehmet Akif Parlak’ın “Sel Aldı”, spor kategorisinde ise Emin Sansar’ın “Yumruk” fotoğrafına verdi.

“Olayların hepsini anbean çok önemli karelere sığdırmışlar”

Çelik, yapılan işin suya yazı yazmak gibi olduğunu belirterek, “O yüzden tarihe not düşmek adına meslektaşlarımız özenle çalışmışlar. 2023’e damga vuran sadece Türkiye’de değil dünyada da gerçekleşen bu tür olayların hepsini anbean çok önemli karelere sığdırmışlar. Böylece uzun yıllar da hafızalarımızdan gitmeyecek.” diye konuştu.

Fotoğrafları çok güçlü bulduğunu kaydeden Çelik, “Özellikle Gazze’ye bakacak olursak her gün 108 çocuğun hayatını kaybettiği soykırıma varan vahşetin tüm dünyanın gözü önünde gerçekleştiği bir yerden bahsediyoruz. Çok kuvvetli fotoğraflar gerçekten ama bence hiçbir fotoğraf karesi orada yaşanan vahşeti anlatmak için yeterli olmayacaktır. ‘Kelimeler kifayetsiz kalıyor.’ denir ya tam olarak öyle bir yer Gazze. Zaten her gün bu haberleri sunarken oldukça zorlanıyoruz ama bu bizim için de önemli bir görev. Milyonlarca insana ve tüm dünyaya bunları bir şekilde anlatmamız lazım.” ifadelerini kullandı.

Çelik, 6 Şubat depremlerinde bölgeye gittiğini ve depremzedelerin yaşadıklarına birebir şahit olduğunu kaydederek, “2023 sarsıcı bir yıl oldu. Gerek 50 bin kişinin hayatını kaybettiği deprem felaketi, gerekse Gazze’de yaşanan soykırıma varan vahşet ve birçok olay. Bunun yanı sıra Cumhuriyetimizin 100. yılı gibi çok önemli bir seneyi de geride bıraktık.” dedi.

Nazlı Çelik, deprem kategorisinde bir jandarma personelinin depremzede çocuklarla ip atladığı fotoğrafa umut barındırdığı için oy verdiğini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ana-haber-spikerleri-2023e-damga-vuran-fotograflari-oyladi/feed/ 0
Türk Hava Kuvvetleri’ne ait uçakları havada fotoğraflayan Cem Doğut, hava fotoğrafçılığını anlattı https://www.haber60.com.tr/turk-hava-kuvvetlerine-ait-ucaklari-havada-fotograflayan-cem-dogut-hava-fotografciligini-anlatti/ https://www.haber60.com.tr/turk-hava-kuvvetlerine-ait-ucaklari-havada-fotograflayan-cem-dogut-hava-fotografciligini-anlatti/#respond Thu, 18 Jan 2024 07:36:27 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3948

NATO Müttefik Hava Komutanlığı’nın birçok tatbikata davet ettiği Türk Hava Kuvvetleri’ne (THK) ait savaş uçağı, İHA ve diğer uçakları havada fotoğraflayan Cem Doğut, hava fotoğrafçılığını anlattı.

Profesyonel olarak 2011 yılında THK’nin 100’üncü kuruluş yıl dönümünün kutlandığı hava gösterilerinde havacılık fotoğrafçılığına adım atan Cem Doğut, birçok savaş uçağı, İHA ve diğer uçakları havada fotoğrafladığını söyledi. THK’nin 100’üncü yıl etkinliğiyle havacılık fotoğrafçılarına bakışının değiştiğini belirten Doğut, “Etkinliğe katılan çok sayıda yerli ve yabancı havacılık fotoğrafçısı olması nedeniyle başta Anadolu Kartalı tatbikatlarında havacılık fotoğrafçıları günü (Spotter Day) yapılmaya başlandı. Yaptığımız iş aslında gönüllü olarak hava kuvvetlerinin tanıtımını yapmak olduğu için bu her iki taraf için karlı bir ilişki” dedi.

HAVADA MUHTEŞEM LAR

Doğut’un fotoğrafları arasında uçuş esnasında Panter Filoya ait F-4E/2020 Phantom II uçağı, Alanya üzerinde Erken İkaz ve Komuta Kontrol uçağı olan E-7T, Anadolu Kartalı Tatbikatı’nda gece uçuşu için hazırlanan F-16D uçağı, Antalya Havalimanı üzerinde KC-135R tanker uçağı, TUSAŞ tarafından geliştirilen eğitim uçağı HÜRKUŞ, Özgür Projesi kapsamında milli imkanlarla modernize edilen ilk F-16C Block 30 uçağı, Polonya’da Türk bayrağını dalgalandıran 161’inci filoya ait F-16C, Baltık Hava Polisliği görevinde Hel Yarımadası’nda devriye uçuşundaki Savaşan Şahin, NATO görevinde uçan F-16’lar gibi çok sayıda THK’ye ait uçağın fotoğrafı bulunuyor. Çekimlerde gün batımında Van Gölü üzerinde Bayraktar TB-2, Erciyes Dağını selamlayan A400M uçağı, Deniz Kuvvetleri’ne ait P-72 Deniz Karakol Uçağı fotoğrafları da bunlar arasında yer alıyor.

TÜRK HAVA KUVVETLERİ’NE KİTAP HAZIRLADI

O dönemde THK envanterindeki Phantom uçaklarını anlatacak bir kitap hazırlamak için başvuruda bulunduğunu belirten Cem Doğut, “2014 yılında THK’nin izni ve desteğiyle ‘Türk Hava Kuvvetleri’nde F/RF-4E Phantom II’ adlı bir kitap hazırlamaya başladım. Bu kitap, Ocak 2023’te yayımlandı. Bu süreçte THK’ye ait KC-135R tanker uçağından, envanterimizde bulunan diğer savaş uçaklarını havadan havaya fotoğraflama şansım oldu. Böylece askeri uçaklarda uçma şansına erişen az sayıdaki fotoğrafçıdan biri oldum” diye konuştu.

THK ile ilgili başka bir kitabın hazırlıklarına devam ettiğini de söyleyen Doğut, “Kitap için çalışmalarım devam ederken tatbikatları ve halka açık hava gösterilerini takip etmeye başladım. Buralarda çektiğim fotoğraflar ile makaleler hazırlamaya başladım. 2019 yılından itibaren Defence Turkey’de yazar ve havacılık fotoğrafçısı olarak çalışmaya başladım. Ayrıca uluslararası havacılık dergilerinde de makalelerim yayımlandı” dedi.

UÇUŞ ESNASINDA ÇEKİMİ

Havacılık fotoğrafçılığının tanınırlığını artırmak ve gelişimine destek olmak için uzun yıllardır uğraş verdiğini kaydeden Doğut, “2018 ve 2019 yıllarında EurasiaAirshow ve Teknofest etkinliklerinde ‘Havacılık Fotoğrafçıları Koordinatörü’ olarak çalıştım. EurasiaAirshow’da Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen ve birden fazla havacılık fotoğrafçısının katılımıyla sivil bir uçaktan havadan havaya fotoğraf çekimlerinde yer aldım. Dünyada sıkça yapılan havadan havaya fotoğraf çekimlerinin Türkiye’de de yapılabileceğini göstermiş olduk. Bu çekimde Türk Hava Kurumu’na ait bir uçakta uçarken Airshow’a katılan Türk Hava Kuvvetleri, Çek ve Polonya Hava Kuvvetleri’ne ait savaş uçaklarını uçuş esnasında fotoğrafladık” diye konuştu.

NATO, DAVET ETTİ

Sonrasında yurt dışındaki etkinlikleri takip edip, buralarda da fotoğraf çekmeye, makaleler yazmaya devam ettiğini belirten Doğut, şunları anlattı:

“Bu etkinliklerden en önemlisi 2021 yılında Türk Hava Kuvvetleri’nin Polonya’da katıldığı Baltık Hava Polisliği görevi için NATO Müttefik Hava Komutanlığı tarafından düzenlenen PHOTEX oldu. Polonya Hava Kuvvetleri’ne ait C295M kargo uçağının rampasından Türk Hava Kuvvetleri’nin 161’inci filosuna ait 2 adet F-16C Savaşan Şahin uçağını havadan havaya fotoğraflama şansım oldu. Bu uçuşta çektiğim fotoğraflar dünyadaki çeşitli havacılık dergilerinde yayımlandı. Gene bu çekim ile ilk kez bir Türk havacılık fotoğrafçısı, yurt dışında düzenlenen havadan havaya çekime katılmış oldu. NATO Müttefik Hava Komutanlığı, daha sonra beni farklı hava kuvvetleri ile düzenlediği çekimlere davet etti. Bu sayede Türk havacılık fotoğrafçılarının da uluslararası standartlarda fotoğraflar çekebileceğini göstermiş olmaktan çok mutluyum. Umarım ilerleyen dönemde benzer havadan havaya çekimleri diğer arkadaşlarımızla ve Türk Hava Kuvvetleri ile yurt içinde de yapabiliriz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-hava-kuvvetlerine-ait-ucaklari-havada-fotograflayan-cem-dogut-hava-fotografciligini-anlatti/feed/ 0
İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğrencilerinin Gözünden İstanbul Sergisi https://www.haber60.com.tr/istanbul-ticaret-universitesi-ogrencilerinin-gozunden-istanbul-sergisi/ https://www.haber60.com.tr/istanbul-ticaret-universitesi-ogrencilerinin-gozunden-istanbul-sergisi/#respond Fri, 12 Jan 2024 06:48:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3159 İstanbul Ticaret Üniversitesi Medya ve İletişim Bölümü 1’inci sınıf öğrencilerinin objektifinden yansıyan ‘Gençlerin Gözünden Işık, Renk, Doku ve İstanbul’ konulu fotoğraf sergisi İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yeni Camii Hünkar Kasrı’nda sanatseverlerle buluştu. Sergide Galata Köprüsü’ndeki balıkçılardan mahalle esnaflarına, Boğaziçi’nden camiilere kadar İstanbul’un dokusunu oluşturan özgün fotoğraflar yer alıyor. Sanatseverler 28 Ocak tarihine kadar 10.00-19.00 saatleri arasında sergiyi ziyaret edebilecek. İstanbul’un tarihi ve modern mekanlarında çekilen 55 fotoğraf, ‘Gençlerin Gözünden Işık, Renk, Doku ve İstanbul’ adıyla İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yeni Camii Yeni Cami Hünkar Kasrı’nda sanatseverlerle buluştu. Sergi, İstanbul Ticaret Üniversitesi öğretim görevlisi ve fotoğraf sanatçısı Metin Yener’in hazırladığı proje çerçevesinde düzenlendi. Medya ve İletişim Bölümü 1’inci sınıf öğrencilerinin şehrin dokusuna yaptığı ışık ve renk yolculuğundan elde edilen fotoğraflarla hazırlandı. Serginin açılış töreni İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. İsrafil Kuralay, İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdulhamit Avşar, İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Yakup Köç, İstanbul Ticaret Odası Meclis ve Komite üyeleri, İTO Genel Sekreteri Prof. Dr. Nihat Alayoğlu, İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Öğretim Görevlisi Gazeteci Metin Yener ve öğrencilerin katılımıyla gerçekleşti. KURALAY: GERÇEKTEN ÇOK GÜZEL İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. İsrafil Kuralay, ‘Bu mekan benim için çok ayrı bir anlam ifade ediyor. Bugün İstanbul Ticaret Üniversitesi olarak burada daha farklı bir anlam ve önem ifade ettiğinin altını çizmek istiyorum. Biraz önce fotoğrafların bir kısmını görme imkanım oldu, gerçekten çok güzel. Metin hocamı ve arkadaşları tebrik ediyorum. Yıllarca fotoğraf çekmiş bir kardeşiniz olarak söylüyorum İstanbul gerçekten güzel ama sizin objektifinizle daha güzel olmuş, tebrik ediyorum. Böyle güzel bir sergiye imkan verdiği için İTO’ya çok teşekkür ediyorum’ dedi. KÖÇ: İSTANBUL’UN ÇOK GÜZEL KARELERİNİ ÇEKMİŞLER İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Yakup Köç ise ?Ticaret Odası olarak biliyorsunuz ayda 1 defa Hünkar Kasrı’mızda çeşitli sergiler yapıyoruz. Dolayısıyla iş dünyası olarak sanata sanatçıya desteklerimizi biliyorsunuz, bugün bununla ilgili de bir aradayız. Bugün özel bir sergimiz var. Bugünün özelliği bir fotoğraf sergisi, Metin Yener hocam ve kıymetli öğrencilerimiz İstanbul’un çok güzel karelerini çekmişler. Emekleri ve çalışmaları için hepsine teşekkür ediyorum, sergimizin hayırlı olmasını diliyorum? ifadelerini kullandı. REKTÖR AVŞAR: MESLEKLE İLGİLİ KENDİLERİNİ GÖSTERME FIRSATI ELDE ETTİLER İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdülhamit Avşar da ?Önemli bir etkinlik, biz teoriyi uygulamayla güçlendirmeye yönelik bir eğitim modeli uyguluyoruz. Bu da Medya ve İletişim Bölümünde 1’inci sınıf öğrencilerinin İstanbul’da çektiği fotoğraflarından oluşan bir sergi. Tabii teorik eğitimin uygulamayla güçlendirilmesi çok önemli ama buna bir değer katılması da önemli. Biz öğrencilerimizin kadrajlarından İstanbul’u nasıl gördükleri o çerçeveye nasıl bir değer atfettiklerini de onlara anlattırmak istedik, bu fotoğraf sergisi öyle ortaya çıktı. Bu öğrenciler için çok büyük bir heyecan. Daha 1’inci sınıftalar hemen meslekle ilgili kendilerini gösterme fırsatı elde ettiler. Bu tip projelerimiz devam edecek. Özellikle Cumhuriyet’in 100’üncü yılı kapsamında bir projemiz daha var. Yine öğrencilerimiz yoluyla hayata geçirmek istediğimiz bir sergi. Burada bizim Metin Yener hocamızın çok önemli bir rolü var, uluslararası ödüllü bir gazeteci ve bizim öğretim görevlimiz. Onun katkısı çok büyük? diye konuştu. YENER: İSTANBUL’UN GÖRÜNMEYEN YÜZÜNÜ AKTARMAYA ÇALIŞTIK İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Öğretim Görevlisi Gazeteci Metin Yener ise ?Bu serginin en önemli özelliği 4 ay gibi kısa bir sürede 1’inci sınıf öğrencilerine sahada eğitimle fotoğraf çekme konusunu ilerlettik ve bu aşamaya getirdik. Güzel bir sergi oldu, öğrenciler en azından sahada pratikle bu işi becerdi. Çok daha iyi şeylere imza atacaklarına inanıyorum. İstanbul’un görünmeyen yüzünü aktarmaya çalıştık ve gençlerimize İstanbul’u tanıtmış olduk. Bu fotoğraflar sayesinde birçok insanın İstanbul’u merak edip gezeceklerine eminim. O yüzden önemli bir sergi diye düşünüyorum. Herkese de tavsiye ediyorum, gelsinler? ifadelerini kullandı. YILMAZ: GENÇLERİN GÖZÜNDEN GÖRMELERİ GEREKEN ŞEYLER OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM İstanbul Ticaret Üniversitesi Medya ve İletişim 1’inci sınıf öğrencisi Utku Yılmaz da ?Buradaki eserler 55 fotoğraftan oluşan medya bölümü öğrencileri tarafından çekilmiş fotoğraflar. Hepsinde büyük emek var. Benim fotoğraflarımdan bir tanesi Cumhuriyet’in 100’üncü yılında çekilmiş bir fotoğraf, Türk bayrakları iki tane hanımefendiyi çektim, Cumhuriyet’in 100’üncü yıl coşkusunu hissettirmek istedim. Diğer fotoğraflarım da biri Ayvansaray’da camiden çıkan amcamızın fotoğrafını çektim. Olayın doğallığı ve perspektifle birleşmiş bir fotoğraftı o da. Bir diğeri de arkadaşımın modelliğini üstlendiği bir fotoğraf. Ziyaretçilere tavsiyem hepsini tek tek incelesinler gerçekten gençlerin gözünden görmeleri gereken şeyler olduğunu düşünüyorum? dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbul-ticaret-universitesi-ogrencilerinin-gozunden-istanbul-sergisi/feed/ 0
Ağrı’ya gelen doğa tutkunları tarihi ve doğal güzellikleri fotoğraflıyor https://www.haber60.com.tr/agriya-gelen-doga-tutkunlari-tarihi-ve-dogal-guzellikleri-fotografliyor/ https://www.haber60.com.tr/agriya-gelen-doga-tutkunlari-tarihi-ve-dogal-guzellikleri-fotografliyor/#respond Thu, 11 Jan 2024 08:45:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3075 Ülkenin farklı illerinden Ağrı’ya gelen doğa tutkunları, Ağrı Dağı, tarihi İshak Paşa Sarayı ile Diyadin Kaplıcaları gibi tarihi ve doğal güzellikleri gezip fotoğraflıyor.

Doğu Anadolu Bölgesi’nin önemli tarihi ve doğal güzelliklerinin bulunduğu Ağrı, yılın her mevsimi ziyaretçilerin gezi rotası arasında yer alıyor.

Özellikle son yıllarda bölgeye ilgi gösteren fotoğraf tutkunları, bu sene de karın yağmasıyla beyaza bürünen tarihi ve doğal güzellikleri yerinde görmek için bölgeye gelmeye başladı.

İstanbul, Kocaeli, Sakarya gibi batı illerinden grup halinde kente gelen fotoğraf tutkunları ilk olarak UNESCO’nun Dünya Miras Geçici Listesi’nde yer alan Osmanlı yadigarı tarihi İshak Paşa Sarayı’nı geziyor.

Ardından 5137 metrelik rakımıyla yurdun en yüksek noktası olan Ağrı Dağı’nın yakınlarına giden fotoğrafçılar, arazide otlayan atlar ile dağın fotoğraflarını çekerek vakit geçiriyor.

Diyadin ilçesindeki Murat Kanyonu ile jeotermal alanda yerin altından çıkan sıcak suyun bulunduğu kaplıca alanını gezen fotoğraf tutkunları, buradaki doğal güzellikleri fotoğraflıyor.

Bölgenin sahip olduğu tarihi ve doğal güzellikleri fotoğraflayanlar, il merkezine bağlı Başçavuş köyünde barajın yapılmasıyla su altında kalan yapılardan geriye kalan minareyi de ziyaret ediyor.

Minare, kar ve buzla kaplı baraj gölünün çevresini gezenler, hem Balık Gölü’ne yakın köylerde yaşama dair fotoğraf çekiyor hem de gittikleri köylerde yeni doğan kuzuları sevip vatandaşlarla sohbet ederek keyifli vakit geçiriyor.

Sakaryalı fotoğraf tutkunu Hüseyin Can, AA muhabirine, özellikle İshak Paşa Sarayı’nı görmek için Ağrı’ya geldiğini söyledi.

“Fotoğrafçılar için ideal bir destinasyon”

Kentin turistik destinasyonuna dikkati çeken Can, “Bu geziyle Ağrı’yı keşfedebildiğimiz güzel destinasyonlarla karşılaştım. Kaplıcaları da çok beğendim. İshak Paşa Sarayı zaten başlı başına harika bir tarihi eser. Fotoğrafçılar için ideal bir destinasyon. Herkesi buraya bekliyorum. Bu benim buraya ilk gelişimdi ve çok memnun kaldım. İkinci bir defa da gelmek istiyorum. Ağrı Dağı da harikaydı. Dağın çevresinde otlayan atlar ayrı bir heyecan kattı.” diye konuştu.

Bursa’dan gelen Hüseyin Gediklioğlu ise kentin havası, doğası ve insanının çok iyi olduğunu anlattı.

Gezdikleri her yeri çok beğendiğini dile getiren Gediklioğlu, “Gelip görülmesi gereken yerler, anlatmakla olmuyor. Yaşanılması gereken bir yer. Herkesi buraya davet ediyorum. Doğası harika.” dedi.

İstanbul’dan gelen Gülhiz Arslan Öztürk de havanın soğuk olduğunu ancak çok güzel fotoğraflar çektiklerini belirtti.

Fırsat buldukça Ağrı’ya geldiğini dile getiren Aslanöztürk, şöyle devam etti:

“Manzara çok güzel. Her yer bembeyaz. Doğa da harika ve kar çok güzel. Havanın soğuk olduğuna bakmıyoruz, yılmıyoruz, fotoğraf çekiyoruz. Ortalama 2 ayda bir Ağrı’ya geliyorum. Doğası ve insanları çok güzel, fotoğraflar da çok güzel. 3 gün boyunca fotoğraflar çektik. Mutluyuz ve mutlu döneceğiz inşallah.”

“Hiç unutulmayacak anılarla evimize dönüyoruz”

Ayşe Çalışkan ise gruptaki herkesin bölgenin tarihi ve doğal güzelliklerini çok beğendiğini, ilkbaharda da bölgeye gelmeyi düşündüğünü aktararak, şunları kaydetti:

“Buralar hayatımda gezip gördüğüm en güzel yerler olabilir. İhtişamlı Ağrı Dağı’nın önünde çok güzel manzaralara şahitlik ettik. Murat Nehri’ne gittik. Diyadin Kaplıcaları inanılmaz etkileyici bir manzara sunuyordu. Çok keyifli bir gezi oldu. Hiç unutulmayacak anılarla evimize dönüyoruz.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/agriya-gelen-doga-tutkunlari-tarihi-ve-dogal-guzellikleri-fotografliyor/feed/ 0
Öğretmen, öğrencisine cinsel istismarda bulunduğu suçlamasıyla 12,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı https://www.haber60.com.tr/ogretmen-ogrencisine-cinsel-istismarda-bulundugu-suclamasiyla-125-yil-hapis-cezasina-carptirildi/ https://www.haber60.com.tr/ogretmen-ogrencisine-cinsel-istismarda-bulundugu-suclamasiyla-125-yil-hapis-cezasina-carptirildi/#respond Thu, 11 Jan 2024 08:24:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3060

BURSA’da, yabancı dil öğretmeni olarak çalıştığı özel okulda, sınavından 100 tam puan aldığı için ödül olarak kahve ikram etme bahanesiyle evine davet ettiği 14 yaşındaki kız öğrencisine cinsel istismarda bulunduğu suçlamasıyla tutuklu yargılanan S.Y. (38), ‘cinsel istismar’dan 10 yıl, ‘hürriyeti yoksun kılma’ suçundan ise 2,5 yıl olmak üzere toplam 12,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Bursa’da, özel bir okulda yabancı dil öğretmenliği yapan S.Y., sınavından 100 tam puan alan öğrencilerine, ödül olarak kahve ısmarlama sözü verdi. S.Y., 16 Haziran’da sınavından tam puan alıp verdiği sözü hatırlatan kız öğrencisi Ö.K.’yi, evine davet etti. Eşinden boşanan öğretmen S.Y., birlikte kahve ve şarap içtiği öğrencisine cinsel istismarda bulundu. Öğretmen ile öğrencisi arasındaki iletişim, daha sonra cep telefonu ile cinsel içerikli mesaj, fotoğraf ve kamera görüntülerinin gönderilmesiyle devam etti.

AİLESİ CEP TELEFONUNDA LARINI GÖRDÜ

Kızının hareketlerinden şüphelenen ailesi, cep telefonunu alıp konuştuğu kişileri ve telefonunun fotoğraf galerisini inceledi. Aile, öğretmen S.Y.’nin kızlarına cinsel istismarda bulunduğunu, birbirine cinsel içerikli fotoğraflar gönderdiğini belirledi. Ö.K.’nin telefonundan S.Y.’ye mesaj atan aile fertleri, bir kafede buluşmak istedi. Belirlenen kafeye kızlarıyla giden aile burada bekleyen öğretmen ile önce tartıştı sonra kavga etti. Yaşanan arbedenin ardından aile bireyleri, öğretmenin otomobilinin camlarını kırıp lastiklerini patlattı.

‘BANA YAŞINI SÖYLEMEDİ’

Ailenin şikayeti üzerine gözaltına alınan S.Y., tutuklanarak cezaevine gönderildi. Savcılık soruşturması sonunda hakkında, Bursa 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde, ‘çocuğu müstehcen yayınları okumaya ve seyretmeye teşvik’, ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ ve  ‘çocuğun cinsel istismarı’ suçlarından 9,5 yıldan 22 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılan S.Y., savunmasında, “Olayların bu noktaya geleceğini düşünmedim. Çok büyük hata yaptım. Pişmanım. Ayrıca kendisinin 15 yaşından büyük 16 yaşlarında olduğunu sanmıştım. Bana yaşıyla ilgili hiçbir şey söylememişti” dedi.

S.Y.’nin avukatı Sedat Gülen de müvekkilinin, öğrencisinin yaşını bilmesinin mümkün olmadığını belirtip, “Müvekkilim, Ö.K.’nin yaşı konusunda hataya düşmüştür. 16 yaşında olduğunu bilerek hareket etmiştir. 14 yaş 11 aylık olan Ö.K.’nin, öğretmenine göndermiş olduğu fotoğraflarda 15 yaşından büyük gösterdiği açıktır Ayrıca bu ilişkide zorlama yoktur. Müvekkilim sadece bir aylık bir süreyle ilgili olarak yüklenen suçtan yargılanmaktadır. Eğer bu bir aylık süre de geçmiş olsaydı rıza da olduğundan ortada suç olmayacaktı” diyerek beraatini talep etti.

CEP TELEFONUNDAKİ GÖRÜNTÜLER İÇİN DE DAVA AÇILDI

Yargılama devam ederken, cep telefonunda kız öğrencisine ait cinsel içerikli mesaj, görüntü ve fotoğraflar bulunan tutuklu sanık hakkında, genel ahlaka karşı suçlar kapsamındaki ‘müstehcenlik’ suçundan da 2,5 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Dosya, Bursa 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davayla birleştirilirken, S.Y., öğrencisinin kendisine gönderdiğini iddia ettiği cinsel içerikli fotoğraf ve mesajların cep telefonunda kayıtlı kalmasının suç olduğunu bilmediğini iddia etti.

Sanık avukatı Sedat Gülen de müvekkilinin, öğrencisine ait görüntü ve fotoğraflarını, cep telefonunda tutmasının suç olduğunu bilmesinin mümkün olmadığını belirterek, ayrıca bu fotoğraf ve görüntüleri öğrencisinin kendi rızasıyla gönderdiğini söyledi.

‘SUÇ OLDUĞUNU BİLMİYORDUM, BERAATİMİ İSTİYORUM’

Bursa 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki karar duruşmasına tutuklu sanık S.Y. ile öğrencinin yakınları ve taraf avukatları katıldı. S.Y. son savunmasında da önceki ifadelerini tekrarlayarak, “Mesaj ve görüntülerin suç olduğunu bilmiyordum. Bilsem hemen silerdim. Ayrıca öğrencimin yaşının 14’ten büyük olduğunu düşünüyordum. Beraatimi istiyorum” dedi.

Mahkeme heyeti, suçunu sabit gördüğü S.Y.’ye, ‘cinsel istismar’ suçundan 10 yıl, ‘hürriyeti yoksun kılma’ suçundan da 2,5 yıl olmak üzere toplam 12,5 yıl hapis cezası vererek, tutukluluk halinin devamına hükmetti. S.Y.’ye ‘müstehcen görüntüleri depolama’ suçundan verilen 1 yıl 8 ay hapis cezasında ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ogretmen-ogrencisine-cinsel-istismarda-bulundugu-suclamasiyla-125-yil-hapis-cezasina-carptirildi/feed/ 0