Fiziksel – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Wed, 10 Jul 2024 08:00:07 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 İzmir Ekonomi Üniversitesi, ‘Sağlıklı Kampüs Konsepti’ni Avrupa Üniversitelerine Anlattı https://www.haber60.com.tr/izmir-ekonomi-universitesi-saglikli-kampus-konseptini-avrupa-universitelerine-anlatti/ https://www.haber60.com.tr/izmir-ekonomi-universitesi-saglikli-kampus-konseptini-avrupa-universitelerine-anlatti/#respond Wed, 10 Jul 2024 08:00:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38312 Öğrencilerin fiziksel, sosyal ve sportif gelişimini artırmak amacıyla ‘sağlıklı kampüs’ konseptini hayata geçiren İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ), yaptığı çalışmaları anlatmak üzere Avrupa’daki üniversitelerde görev yapan akademisyenleri ve idari çalışanları konuk etti. 7 farklı ülkeden İzmir’e gelen konuklara, İEÜ’nün sağlıklı kampüs temelinde gençlere ve öğretim üyelerine yönelik yaptığı çalışmalar detaylıca anlatıldı.

İEÜ Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü ile Sağlık, Kültür ve Spor Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen etkinlik, ‘Erasmus Uluslararası Eğitim Haftası: Sağlıklı Kampüs Konsepti’ başlığıyla gerçekleşti. 4 gün süren programa; Almanya, Fransa, İtalya, Slovakya, Polonya, Yunanistan ve Romanya’dan öğretim üyeleri ve idari çalışanlar katıldı.

Güzelbahçe Kampüsü örnek göserildi

Konuklara; İEÜ’nün sağlıklı kampüs yatırımları, fiziksel aktivite ve spor faaliyetlerine ilişkin imkanları, sağlıklı beslenme ve psikolojik destek fırsatları hakkında sunumlar yapıldı. İEÜ Öğrenci Dekanı Doç. Dr. Evrim Üstünlüoğlu, ‘sağlıklı kampüs’ kavramının yükseköğretim kurumları için önemi ve sağlıklı topluma katkısı hakkında kapsamlı bir seminer verdi. İEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Aslı Ceylan Öner ise, ‘sürdürülebilir sağlıklı kampüs örneği’ olarak, 12 Haziran’da temeli atılan İEÜ Güzelbahçe kampüsünün tasarımı hakkında katılımcıları bilgilendirdi.

Fiziksel ve mental sağlık

Prof. Dr. Öner, sağlıklı kampüs konseptini baz alarak İEÜ genelinde yapılan bazı çalışmalar hakkında da bilgi verdi. İEÜ Sağlıklı Kampüs Komisyonu’nun da yürütücüsü olan Prof. Dr. Öner; fiziksel ve mental sağlığı, sağlıklı beslenmeyi, çevre sağlığını ve sürdürülebilirliği temel aldıklarını ifade ederek, “Üniversitemizde çalışanlarımız ve öğrencilerimiz için sıklıkla sportif faaliyetler ve turnuvalar düzenliyoruz. Pilates, zumba ve yoga derslerini, masa tenisi turnuvalarını örnek olarak söyleyebilirim. Kampüsümüzde yer alan spor salonumuz, gençlerimiz ve öğretim üyelerimiz tarafından ücretsiz kullanılabiliyor. Kampüs içinde ve dışında, fiziksel sağlığa katkı sağlayacak, Sağlıklı Gün (Wellbeing Day) adıyla sosyal etkinlikler düzenlemeye başladık. Kampüsümüzde sağlıklı yiyeceklere erişimi kolaylaştırdık. Örneğin; bir etkinlik olduğunda ikram olarak börek ya da tatlı yerine konuklarımıza meyve vermeye, incir ve ceviz gibi ürünler servis etmeye başladık. Farkındalık için önemli bir adım attık. Herkesi sağlıklı beslenmeye teşvik etmek için kampüsümüzde ilgili çekici çeşitli görseller de kullanıyoruz” dedi.

Psikolojik destek

Psikolojik Gelişim ve Danışma Merkezi bünyesinde görev yapan iki klinik psikoloğun, talep eden öğrencilere psikoterapi seanslarıyla destek verdiğini ifade eden Prof. Dr. Öner, “Bağımlılık ve kaygı yönetimi gibi konularda farkındalık seminerleri düzenliyoruz. Tüm öğrencilerimizin eğitim imkanlarına eşit bir şekilde erişebilmesini sağlıyor, bu konuda çok hassas davranıyoruz. Kampüs içerisinde geri dönüşüm noktalarının sayısını artırdık. Geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik noktasında daha etkin rol almaya başladık. Plastik kullanımını azaltmak amacıyla kampüsümüzde birçok noktaya su sebilleri yerleştirdik. Gençlerimiz, her defasında plastik şişeler kullanmak yerine sebillerden su alabiliyor ya da termoslarını doldurabiliyor. Kampüsümüz bünyesinde yürüyüş alanları oluşturduk. Yemekhanemizde çıkan tüm yemekler, besin ve kalori değeri açısından kontrol ediliyor. Karbon ayak izinin düşürülmesi için farkındalık çalışmalarının, seminerlerin sayısını artırdık. Tüm bunlar, ‘sağlıklı kampüs’ hedefi doğrultusunda attığımız temel adımlar arasında yer alıyor” ifadelerini kullandı.

Sağlıklı kampüsü deneyimlediler

İEÜ Uluslararası İlişkiler Ofisi Müdürü Hülya İncekara, uluslararası alanda örnek bir etkinliğe imza attıklarını belirterek, konukların da İzmir’den oldukça mutlu ve memnun ayrıldığını söyledi. Sağlıklı yaşam konseptine uygun olarak misafirlerle bazı sportif etkinlikler de düzenlediklerini belirten İncekara, İEÜ olarak farklarını bir kez daha gösterdiklerini dile getirdi. İncekara, “Katılımcıların sağlıklı kampüsümüzü bireysel olarak deneyimlemeleri amacıyla pilates ve yoga gibi çeşitli fiziksel egzersizler yaptık. Etkinlik sonunda katılımcılar, kendi ülkelerine özgü sağlıklı atıştırmalıkları, İEÜ Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Eğitmen Şefi Aypar Satı ve gastronomi öğrencileriyle hazırlayarak ikram etti. Konuklarımız için Efes, Meryem Ana ve Şirince gezileri ile İzmir turu da düzenledik. Onlara, bölgelerin sosyal ve kültürel yaşamı hakkında da bilgi verdik” diye konuştu. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmir-ekonomi-universitesi-saglikli-kampus-konseptini-avrupa-universitelerine-anlatti/feed/ 0
Çocuk İstismarı Artıyor: Son 9 Yılda Cinsel İstismar Oranları 3 Kat Arttı https://www.haber60.com.tr/cocuk-istismari-artiyor-son-9-yilda-cinsel-istismar-oranlari-3-kat-artti/ https://www.haber60.com.tr/cocuk-istismari-artiyor-son-9-yilda-cinsel-istismar-oranlari-3-kat-artti/#respond Wed, 14 Feb 2024 08:54:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7766

TEKİRDAĞ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) öğretim görevlisi Ayşe Mine İşler, TÜİK verilerine göre çocuk istismarının artış gösterdiğini belirterek, “Son 9 yılda cinsel istismar oranları özellikle çocuklarda 3 kat artmış durumda. Bu konuda kız çocukları erkek çocuklarına oranla 4 kat daha risk altında” dedi.

NKÜ Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Sosyal Hizmet ve Danışmanlık Bölüm Başkanı öğretim görevlisi Ayşe Mine İşler, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, çocuk istismarının artış gösterdiğini söyledi. 2022 yılında güvenlik birimlerine gelen ya da getirilen çocukların karıştığı olay sayısının 601 bin 754 olduğunu belirten İşler, “Suç mağduru olarak gelen veya getirilen 232 bin 739 çocuğun yüzde 13,7’sinin cinsel istismara maruz kalan çocuklar olduğu belirtildi. Geçen yıl çocuk istismarı sayısının 4 bin 151’i erkek, 27 bin 739’u kız çocuğu olmak üzere 31 bin 890 olarak kayıtlara geçti. Çocuk istismarı dediğimiz zaman akla sadece cinsel istismar gelebiliyor. Ancak duygusal istismar, fiziksel istismar ve cinsel istismar, istismarın türleri aslında. Önemli bir sorun haline gelmiş durumda. TÜİK’in 2022 yılı verileri bize bunu gösteriyor. Son 9 yılda cinsel istismar oranları özellikle çocuklarda 3 kat artmış durumda. Bu konuda kız çocukları erkek çocuklarına oranla 4 kat daha risk altında” dedi.

‘DUYGUSAL İSTİSMAR UZUN VADEDE ORTAYA ÇIKIYOR’

Çocuğun fiziksel gelişimine, sağlığına, psiko-sosyal gelişimine zarar veren her türlü eylemin istismar olduğunu söyleyen İşler, “Bunu da fiziksel, cinsel, duygusal istismar başlıkları altında ele alıyoruz. Şimdi baktığımız zaman fiziksel istismar, bir yetişkinin güç kullanarak çocuk üzerine etki etmesi aslında. Bu vurma şeklinde olabilir, asılma, sarsma ya da çocuk üzerinde herhangi bir alet kullanmak şeklinde olabilir. Bunlar, bize fiziksel istismarı gösteriyor. Peki, nasıl şüphe edeceğiz? Baktığımızda çocukta açıklanamayan yara izleri varsa, yanık, darbe izleri varsa, kırık çıkıklar söz konusuysa; yine çocuğun fiziksel yakınmaları varsa karın ağrısı, baş ağrısı gibi; bununla beraber yarayı örtmek için mevsime uygun olmayan bir giyim söz konusuysa, bu noktada şüphe duymalıyız. Bu çok önemli bir belirti. ya da okul devamsızlığı artıysa, bunlar çocuğun fiziksel istismarını bize çağrıştırabilir. Duygusal istismara baktığımızda; belirtileri daha geç, aslında uzun vadede ortaya çıkıyor. Duygusal istismarı da şöyle tanımlıyoruz. Çocuğu yok saymak, aşağılamak, yeterli ilgiyi, sevgiyi göstermemek, dalga geçmek gibi davranışlar, duygusal istismarın türleri. Duygusal istismarın belirtilerine baktığımız zaman, bir çocukta öz saygı düşükse, içe kapanıksa ya da tam tersi saldırgan davranışlar gösteriyorsa, akran ilişkilerinde çatışmalar yaşıyorsa, işte bu noktalarda da duygusal istismar aklımıza gelebilir” diye konuştu.

‘ÇOCUĞA İNANMAK ÇOK ÖNEMLİ’

Cinsel istismara ilişkinse İşler, “Cinsel istismarı nasıl anlarız? Baktığımız zaman, çoğu çocuk bunu anlatmaktan çekiniyor, korkuyor, kendisine inanılmayacağını düşünüyor. İlk etapta çocuğa inanmak, bu noktada önemli. Şüpheleneceğimiz durumlara bakacak olursak; eğer bir çocukta açıklanamayan ani duygu durum değişiklikleri söz konusuysa, ağız, dudak bölgesinde, cinsel bölgelerinde yara izleri, şişme, kızarıklık, kanama söz konusuysa, oturmada ya da yürümede zorluk çekiyorsa, cinsel istismardan şüphelenmemiz gerekiyor. İntihar girişimleri, kendine zarar verme davranışları, alt ıslatma, gece kabuslarının görülmesi ya da kabusların artması da bizi cinsel istismardan şüphelenmeye götürmeli. Oldu ki bir istismar durumundan şüphelendik, bu noktada her vatandaşın bildirim yükümlülüğü bulunuyor” dedi.

‘ÇOCUKLA ETKİLİ VE DOĞRU İLETİŞİM GERÇEKLEŞMELİ’

Çocukların istismardan korumak için ailelerin bilinçlendirilmesinin önemli olduğunu kaydeden İşler, “Öncelikle ailelerin bu konu hakkında bilinçlenmesi gerekiyor, farkındalık seviyelerini artırmak gerekiyor. Bununla birlikte çocuğun ilk doğduğu andan itibaren büyüme dönemine kadar geçen süreçte güvenli bir bağlanmanın sağlanmış olması gerekiyor. Çocukla etkili ve doğru iletişim gerçekleşmeli. Çocuk başına bir şey geldiği zaman bunu ailesine anlatabilecek kadar güven duymalı. Bir çocuğun istismarı anlatabilmesi çok kolay değildir zaten. Kendisine inanılmayacağını düşünür, suçluluk hisseder, korkabilir; bu durumda aile çocuğa inanmalı. Bununla birlikte daha erken çocukluk döneminden itibaren vücut organlarımızı öğretirken adlandırmalara başladığımızda, işte göz gibi, kulak gibi, burun gibi, burada cinsel organlarımızın da isimlerini öğretmek gerekiyor. Lakaplar üzerinden öğretmemek gerekiyor. Çünkü çocuk bir kişiden yardım istediğinde bu lakabı başkası bilmeyebilir. Dolayısıyla buradaki adlandırmaların da o bilimsel sınıflandırmalara göre yapılması önemli. Bununla birlikte çocuğa mahremiyet eğitiminin verilmesi, özel bölgelerine kimler nasıl, ne şekilde dokunabilir bunların öğretilmesi gerekiyor” diye konuştu.

‘SOSYAL MEDYAYA DİKKAT EDİLMELİ’

Sosyal medyaya ilişkin de İşler, “Günümüz dünyasına sosyal medya oldukça hakim. Sosyal medyada da çocuk istismarını önlemek gerekiyor. Çocukların 7-24 hayatlarının paylaşılması; onları oldukça istismara açık hale getiriyor, bir risk altına sokuyor. Özel hayatları da aslında ihlal ediliyor. Aileler, sosyal medyada çocukların paylaşımlarına oldukça dikkat etmeli. Çocukların yakın çevresi gözlemlenmeli. Çünkü istismarcılar genellikle çocukların yakın çevresinden karşımıza çıkıyor. Aile, o iletişim ağlarını iyi bir şekilde kontrol edebilmeli. Yine çocuklar kendi aralarında bunu gerçekleştirebilir. Cinsel oyun ve cinsel istismar birbirinden farklı kavramlar. Bazen çocuklar cinsel oyun amacıyla bu faaliyetlerde bulunabilir ama çocuklar arasında yaş farkı çoksa, bir zarar amacı söz konusuysa; bu da cinsel istismardır. Bu noktada da ailelerin, çocuklarının arkadaşlarına dikkat etmesi, o ilişkilerin içinde yer alması, gözlemler yapması oldukça önemli” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cocuk-istismari-artiyor-son-9-yilda-cinsel-istismar-oranlari-3-kat-artti/feed/ 0