Fotoğraf: AAYUNAN ADALARINA SADECE DENİZ, KUM VE EĞLENCE İÇİN GİTMİYORLAR
Ayvalık’tan da Yunan adalarına geçişlerin olduğunu belirten Başkan Ali Uçar, geçen yıl 105 bin kişinin bu şekilde Midilli’ye gittiğini kaydetti. Geçtiğimiz Ramazan ve Kurban Bayramı tatili dönemlerinde de 20 binden fazla kişinin Midilli’ye geçtiğini dile getiren Ali Uçar, şöyle konuştu:
“Yunan adalarına geçişin çok farklı nedenleri var bizden genelde Midilli’ye geçişler oluyor. İstanbul’a yakınlığı nedeniyle ve Schengen vizesini çalıştırmak ve yurtdışına çıkış gözükmesi için bu tür girişimlerde bulunanlar var ve uzun süreli konaklayan yok. Bizim amacımız da oraya gidenlerden Ayvalık’a gelmelerini sağlamak ve bu yolla karşıdan buraya transferler gerçekleştirmek. Geçtiğimiz yıl, Midilli dönüşünde, buraya 35 bin kişi gelmiş. Zaman içinde böyle durumlar parlar. Euro 35 TL’den 45 TL’ye çıkarsa ve yurtdışı harcı 150 liradan 1500 lira olursa bu iş durur. Geçen yıl telefon almaya ve kaydettirmeye gidenler vardı ve feribotların yüzde 70-80’i cep telefonu kaydettirmek için gitti. Oraya gidenlerin hepsinin deniz, kum ve eğlence için gittiğini düşünmeyin. Genelde Yunan Konsolosluğundan vize almak ve bunu çalıştırmak için gidenler de oluyor.”
Ayvalık TSO Başkanı Ali UçarORADA ALKOL UYGUN ÇÜNKÜ VERGİLER BİZDEKİ GİBİ DEĞİL
“Orada alkol uygun ve dönüşte free shop alışveriş için gidenler oluyor. Bir kısım rakamları uygun bulduğu için gidiyor ve bu segment farklı bir segment” diyen Uçar, şöyle devam etti: “Kapıda 80 euro vize alıyorsunuz, çıkıyorsunuz ve liman vergisi ödüyorsunuz. Bunun çok da bir avantajı yok. Orada alkol tabi ucuz ve bizdeki gibi vergi yok. Adam yazıyor 20’lik uzoyu 5 euroya içtim diyor ve bizdeki vergi zaten 10 eurodan fazla. Bizde maliyetler de yüksek ve baktığınız zaman işletmelerin personel, işletme ve kira maliyetleri de katlandı.”
Fotoğraf: AATÜRKİYE’DEKİ HİZMET KALİTESİ YUNAN ADALARINA GÖRE DAHA İYİ
Türkiye’deki otel ve restoranlardaki hizmetin Yunan adalarına nazaran daha kaliteli olduğunu belirten Ali Uçar, “Yunan Adaları’nda genelde aile işletmeleri var, baba kasada, anne mutfakta ve çocuk serviste. Bizdeki gibi orada kaliteli bir hizmet yok. Bizdeki fiyatlar oraya göre bölge bölge yüksek kalıyor. Bizdeki Cunda Adası’nda biz fiyat tarifesi veriyoruz ve hizmet kalitesi yüksek olan işletmelerle başka restoranlardaki fiyatlar farklı oluyor.Bizdeki restorana gittiğinizde adam rakı içtiğinde bardağını ve sürekli küllüğünü değiştiriyor. Orada ise ekmeği ve çatalı sepetle veriyorlar ve tabağı bırakıp kalkana kadar kimse uğramıyor.”
Begüm ÖnerOYUNCU BEGÜM ÖNER: SAMOS’TA FİYATLAR YARI YARIYA DAHA UCUZ
Oyuncu Begüm Öner, önceki gün sosyal medyada bir açıklama yapmıştı. Yunan adalarının Türkiye’ye göre daha ucuz olduğunu belirten Öner, şöyle söyledi:
“Bodrum’da fiyatlar korkunç seviyede gerçekten. Bodrum’dan sonra Samos’a gittik ve fiyatlar yarı yarıyaydı. Karides, kalamar ve ahtapot yeseniz Türkiye’de 5 bin TL’den aşağı çıkamazsınız, Samos’ta bin 500 liraya çıkarsınız. Şezlong ücreti ödemezsiniz ve beach ücreti yok. Bunlar üzücü ve çünkü herkesin tatil yapmaya ihtiyacı var.”
]]>Her yıl milyonlarca tatilciyi ağırlayan Antalya’nın bu yılki turist hedefi, 17 milyon. Ramazan ve Kurban bayramlarında yoğunluk yaşanan kentte, 650 bin yatak kapasiteli turizm tesisleri tam kapasite doldu. Yoğun sezona giriş yapılan bugünlerde Antalya’nın dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili, turistlerin en çok tercih ettiği yerlerden biri oldu. Tatilciler, sahilde plaj işletmelerinin yanı sıra halka açık bölümleri de tercih edebiliyor. Halka açık bölümlerde şezlong, şemsiye bulunmuyor. Havlusunu serip şemsiyesini açarak yanında getirdiği yiyecek ve içecekleri tüketen tatilci, günü en az maliyetle değerlendirebiliyor. Tatilci eğer işletmeleri tercih ederse şemsiye, şezlong, yiyecek ve içeceğin yanı sıra özel localarda değişen fiyatlarda hizmet alabiliyor.
LOCALAR 3 BİNDEN BAŞLIYOR
Localar, tatilcilerin sıklıkla tercih ettiği yerlerden. 6 ya da 8 kişilik kapasiteleriyle localar, meyve tabağı ve locaya özel hizmet veren personel nedeniyle özellikle Rus ve Alman tatilciler tarafından tercih ediliyor. 3 bin liradan başlayan fiyatlar sahil bandında değişiklik gösterip, 5 bin liraya kadar çıkıyor. Loca yerine şemsiye ve şezlong tercih edenlerin cebinden ise minimum 300 lira çıkıyor. Yiyecek ve içecekle gün boyu şezlong ve şemsiyenin kişi başı alkolsüz maliyeti de 1500 lira.
‘FİYATLARDA ARTIŞ YAPMADIK’
Sahildeki işletmelerden birinin sorumlusu Erdoğan Kudal, fiyatlarda artış yapmadıklarını söyledi. Geçen yılki fiyatlardan vatandaşa ve tatilcilere hizmet sunduklarını belirten Kudal, “300 lira, şemsiye ve şezlong fiyatımız. 3 bin liraya 8 kişilik özel menülere sahip localarımız da var. Locada gün boyu gölgelik bir alan imkanı oluyor. Sürekli ilgilenen bir arkadaşımız ve ikramlarımız oluyor” dedi. Kudal, sabah kahvaltısı, öğle ve akşam yemeği imkanı sunduklarını da belirterek, “Gün boyu her türlü yiyecek ve içecek imkanını sunuyoruz. Minimum maliyetle misafirlerimiz, 1 günde burada 1500 lira ödemiş oluyor” diye konuştu.
SERPME KALVALTI 1000 LİRA
Sahildeki işletmelerde kahvaltı, genelde serpme kahvaltı şeklinde veriliyor. Denize sıfır serpme kahvaltının maliyeti, 900 liradan başlıyor. Öğle yemeği hamburger olurken, akşam yemeklerinde tavuk, et ya da balık ızgara şeklinde sunuluyor. Tercihe göre fiyatlar değişiklik gösteriyor. Sahildeki bir başka işletmenin yetkilisi Malik Velizade, ilgiden memnun olduklarını söyledi. Şezlong ücretinin 350 lira olduğunu belirten Velizade, “Kahvaltı tabağı, çift kişilik ya da tek kişilik. Tek kişi 200 lira, serpme olursa 1000 lira. Öğlen hamburger 250 lira, akşam yemeğinde ızgara tercih ederlerse minimum ceplerinden 1500 lira çıkar. Locayı tercih ederlerse 5 bin lirayı buluyor” dedi.
‘TÜRKİYE ÇOK PAHALILAŞMIŞ’
Tatil için ABD’den Antalya’ya geldiğini, 2 aydır Konyaaltı Sahili’nde denize girip, güneşlenerek vaktini değerlendirdiğini anlatan Bora Kılıçoğlu, fiyatların şaşırtıcı olduğunu söyledi. Kılıçoğlu, “Genel olarak Türkiye çok pahalılaşmış. Antalya, Bodrum ve İstanbul’a göre daha hesaplı. Restoranların fiyatları çok artmış. Neredeyse ABD seviyesinde. Artık ABD’de kazanıp, Türkiye’de harcamak o kadar kolay değil” dedi. Bora Kılıçoğlu’nun eşi Jennifer Kılıçoğlu da Antalya’ya 30 yıldır geldiğini, fiyatların bu yıl çok arttığını söyledi.
]]>CHP Manisa Milletvekili ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, Manisa’nın Akhisar ilçesinde kasap, lokanta ve köfteci esnafını ziyaret ederek sorunlarını ve taleplerini dinledi.
“Erken seçim olması şart”
Bakırlıoğlu’nun ziyaret ettiği kasap, şöyle konuştu:
“Kıyma 600 lira. Karkastaki düşüş etkilemiyor. Yeri geliyor cebimizden de karşılıyoruz ama şu anda indirim yapacak vaziyette değil. Satışlara çok yansıyor, aşırı. Yiyemiyor zaten ekonominin durumu belli. Bir kilo alan yarım kiloya düşüyor. Yarım kilo alan 250 grama düşüyor. Pahalı geliyor. Marketler daha ucuza satıyor ama onlar da kalitede biraz düşük. Dana diyor ama dana değil sattığı et. Biz biliyoruz ne olduğunu. Vatandaş et yiyemiyor. İyi gitmiyor durumlar. En güzeli, en erken seçim yapılması. Erken seçim olması şart. Ben hemen hemen 10-15 yaşından beri bu işin içindeyim. Hiç böyle bir dönemle karşılaşmadım.”
“AKP’li vekiller de dinlesin bizi”
Merkez Çarşı’daki lokanta esnafı ise şunları söyledi:
“1974 yılından beri buradayız. En kötü beş yılı yaşıyoruz. Bundan kötüsünü görmedim. Sıkıntı pahalılık, alışveriş yok. Eti yüzde 1 KDV ile alıyoruz, yüzde 10 KDV ile satıyoruz. Et fiyatlarını kimse tutamaz, uçak gibi gidiyor. Dur diyen yok. Düşmesi mümkün değil. İthal ettikleri eti, 150 liraya marketlere veriyorlar. Biz de 370 liraya karkas alıyoruz. Bize maliyeti 580 lira. Sekiz porsiyona böl, işçileri koy, bir porsiyon köftede 18 kalem var. Tuzu, yağı, tüpü, soğanı… 18 kalemi biz bir araya getiresiye kadar göbeğimiz çatlıyor. Biz bir yerde yabancılaştırıldık. Hep cepten yiyoruz. Esnaf kefaletten 200 bin lira borç aldık. İşler zaten durgun, piyasa durgun. Okullar kapansın daha da beter olacak. 180 lira köfte burada. İzmir’de, İstanbul’da 300 lira. Türkiye’nin en ucuz yeri Akhisar. Günde en az 300 porsiyon köfte satıyordum. Şimdi 70, 80, 50. Eskiden cumartesi de vardı, o da yok. Bursa’dan, İstanbul’dan çıkıp köfte yemeye gelenler oluyor. Yabancı müşterimiz çok. Sadece yerli müşteri kalsa yandık. Bugün üç kişi gelse bin lira. Adam 700 lira yevmiyeye geliyor. Bin lira köfteye nasıl ödesin? Olmaz yani. Bu işin çivisi çıktı. Keşke sizin gibi AKP’li vekiller de gelse. Köfteyi biz ikram edeceğiz onlara, dinlesinler bizi.”
“Müşteri olmadıktan sonra 500 liraya satsan ne faydası var”
Başka bir esnaf ise şunları söyledi:
“Marul 15, biber 50 lira. Sadece şu pidenin tanesi 10 lira. Şu anda ben köfteyi 180 liraya satıyorum. Salça sosunun kilosu 400 lira. Geçen sene köfte 80 liraydı, bu sene yapılan zam yüzde 100’ü de geçmiş durumda. Biz para kazanmayı geçtik, sadece idare ediyoruz. Beş-altı insan çalışıyor burada. Yevmiyeler, sigortalar, dükkan kirası… Sadece bizim ekmek paramız değil ki. Müşteri olmadıktan sonra 500 liraya satsan ne faydası var? Önemli olan müşteri olması. Geçen sene 25-30 kilodan aşağıya düşmüyordu; bu sene 10 kiloyu zor satıyorum. Geçen seneki fiyatlarla bu seneki fiyatlar arasında yüzde 200 fark var. Geçen sene pide üç buçuk liraydı, bu sene 10 lira. Geçen sene hayvan 170 liraydı, 380 lira oldu. Her şey çok pahalı. Bizim başka bir mesleğimiz yok.”
“Dükkana giren 10 kişiden beşi fiyat soruyor”
Bir başka lokanta esnafı şunları söyledi:
“İşlerden yana şikayetçiyiz. Piyasalar, özellikle bayramdan sonra bu pahalılık iyice hissedilmeye başladı. Masraflar arttıkça biz de bunu fiyatlara yansıtmak zorunda kalıyoruz, ayakta durabilmek için. Fiyatlara yansıtınca da insanların alım gücü zaten az olduğu için onlar da gelip yiyemiyorlar eskisi gibi. İçeri giren 10 kişiden beş tanesi ‘kaç para’ diye soruyor. Haklı. Nasıl çıkacağız işin içinden bilmiyorum. Biz eskiden akşamları neredeyse gündüz gibi iş yapıyorduk. Kışın 18.00’den sonra el ayak bir çekiliyor, Merkez Çarşı’nın Merkez Çarşı olduğuna inandıramazsınız kimseyi. Dışarıdan gelen birine ‘burası Merkez Çarşı’ desen inanmaz. Ben 21.20’da, 22.00’de dükkan kapatmaya başladım. Ne kadar beklersem o kadar adam koymak zorundayım. Bana külfet. 20 yıldır buradayım. Bundan beş-altı sene öncesine kadar Çarşamba Pazarı öncesinde, salı gününden hazırlık yapardık. Korkardık, yetiştiremeyeceğiz diye. Şimdi ne salısı ne çarşambası. Görüyorsunuz öğlen saati… İşimiz zor, Allah sonumuzu hayır etsin. Düzelmesi içinde bir sebep göremiyorum ben. Adet satışlarımızda çok ciddi düşüşler var. Kiralar, doğal gaza, elektriğe olan zamlar, her şey o kadar etken ki artık. 10-20 bin doğal gaz geliyor.”
“Geçen haftaki indirimi fiyatlarıma yansıttım, bu hafta yine zam geldi”
Bir başka esnaf ise şu ifadeleri kullandı:
“İnsanlar sanıyor ki her hafta zam geliyor. Evet, gerçekten her hafta zam geliyor. Karkasa geçen hafta yapılan 20-25 liralık indirimi ben de fiyatlarıma yansıttım. Bu hafta 35 lira zam geldi. Et ithalatı konusunda bir adım atılması lazım. Geliyorsa herkese gelsin. Belli başlı firmalara, yerlere değil; geliyorsa herkese gelsin. Bu fiyatlar belki vatandaşımıza pahalı geliyor ama ülke şartlarında gayet makul durumda. Ama büyükşehirdekiler ne yapsın, emekli ne yapsın? Bir memur 30-40 bin lira maaş alsın. Evi kira olsa, elektrik, su, çocuğun okul masrafı… İnsanlar kendini ödüllendirecek bir yaşam tarzı oluşturamaz. Dayanacak gücümüz kalmamaya başladı. İnsanlar da bize tepki gösteriyor.”
“Esnafın dayanacak hali kamadı”
CHP’li Bakıroğlu ise şöyle konuştu:
“İthalat rakamlarına baktığınız zaman katlanmış. Özellikle canlı hayvan, et ithalatında müthiş bir artış var, rekora doğru gidiyor. 2024 yılında rekorlar kırılacak. 2018 yılında büyük bir rekor kırılmıştı, bu sene onları da egale edeceğiz ama yine de fiyatlara yansımıyor. Ciddi problem var, eğer bu şekilde giderse esnaf kepenk kapatmak noktasına gelir. Ki burası Türkiye’de yeme-içme konusunda kaliteli ve ucuz. Ama buradaki esnafının da artık dayanacak hali kalmamış durumda.”
]]>Yılbaşından bu yana art arda zam yapılan kırmızı et fiyatlarında aylar sonra düşüş oldu. Et ve Süt Kurumu’nun et ithalatı ile arz-talep dengesinin sağlanması üzerine kırmızı ette yüzde 8 ile 10 oranında indirim yapıldı. Gelen indirimin ardından kilogramı 650 liraya satılan kuşbaşı et 580 liraya, 600 liraya satılan kıyma ise 550 liraya düştü. İstanbul Kasaplar Esnaf Odası üyesi Veysel Günal, “Et ve Süt Kurumu’nun ithal et getirmesi ve sanayicilere eti vermesi nedeniyle piyasalarda biraz arz-talep dengelendi. Kırmızı et şu anda 650-700 lira bantlarından 580 lira bantlarına kadar geriledi. Aşağı yukarı kilogramında 70 lira civarında bir düşüş oldu” dedi. Et ve Süt Kurumu’ndan alınan bilgiye göre yıl sonuna kadar kırmızı et ithalatı devam edecek.
Ocak ayından bu yana aralıklarla zam yapılan kırmızı ette fiyatlar düşmeye başladı. Yılbaşından bu yana artan fiyatların önüne geçmek için Et ve Süt Kurumu kırmızı et ithalatına başlamıştı. Kurumun ithal ettiği etleri zincir marketler üzerinden uygun fiyatla satarak arz-talep dengesini sağlaması ve kasapların daha fazla kırmızı ete ulaşmasıyla birlikte aylar sonra kırmızı ette indirim oldu. İstanbul Kasaplar Esnaf Odası üyesi Veysel Günal, Et ve Süt Kurumu’nun ithal et getirmesiyle birlikte etin kilogram fiyatında 70 liraya yakın bir indirim olduğunu söylerken, Kurban Bayramı’na kadar 20 liralık bir indirim daha beklediklerini belirtti. Kasap Haluk Doğan ise Kurban kesileceği için hayvan sayısında bir düşüş olacağını ve bundan dolayı fiyatların daha fazla inmeyeceğini öne sürdü. Vatandaşlar, aylardır yapılan zamların ardından gelen bu indirimi yeterli bulmazken, Et ve Süt Kurumu’ndan alınan bilgilere göre piyasanın et ihtiyacını karşılamak, fiyat istikrarını ve vatandaşların daha uygun fiyatlarla kırmızı ete ulaşabilmesini sağlamak için yıl sonuna kadar et ithalatına devam edileceği öğrenildi.
“ET VE SÜT KURUMU’NUN İTHAL ET GETİRMESİ ARZ TALEBİ DENGELEDİ”
İstanbul Kasaplar Esnaf Odası üyesi Veysel Günal, “Kırmızı ette ocak ayından itibaren yüzde 40’ın üzerinde bir zam gelmişti. Bu arz talebinin artması üzerine tabii bu piyasadaki dengeyi bozdu. Tabii Et ve Süt Kurumunun ithal et getirmesinden ve sanayicilere eti vermesinden dolayı piyasalarda biraz arz talebi dengeledi. Kırmızı ette şu anda 650-700 lira bantlarından 580 lira bantlarına kadar geldi. Aşağı yukarı kilogramında 70 lira bandında düşüş oldu. Her sene kurban olduğu zaman fiyatlar artardı. Kurban fiyatları yüksek olduğundan dolayı, piyasaların ve esnafların da biraz işlerinde düşüklük olduğundan dolayı fiyatlar geriledi” diye konuştu.
“MAHALLE KASAPLARI OLARAK 360-370 LİRA BANDINDA ET ALIYORUZ”
Et ve Süt Kurumu’nun piyasaya, sanayicilere 340 liradan et verdiğini söyleyen Günal, “Mahalle kasapları olarak 360-370 lira bandında et alıyoruz ama bizim aldığımız yerli ettir. Bakın burada ayırmamız gerekiyor. Markette de satılıyor, market ve AVM’lerin içinde satılan etlerin yüzde 90’ı ithal ettir. O yüzden de fiyatlar, arz talep dengesine göre farklıdır. Bu fiyatlar semtlere göre de değişiyordur” dedi. Ocak ayından bu yana yapılan zamları ‘köpük zam’ olarak değerlendiren Günal, “Şu anda piyasa dengeledi. Kurbanın da gelmesi fiyatları şu anda dengeledi. Biz isteriz ki fiyatlar daha da düşsün ama besici de diyor ki, ‘Bizim de maliyetlerimizi kurtarmıyor’, kasap da diyor ki, ‘Biz de kendi maliyetimizi kurtarmıyoruz’. Kırmızı et bundan 2 ay önce Ramazan ayı sonlarına doğru 395 bandını görmüştü, şu anda 370-365 bandından gidiyor” ifadelerini kullandı.
“KIRMIZI ET FİYATLARI 20 LİRA DAHA DÜŞECEK”
Kurban Bayramı’na yaklaştığımız şu günlerde kırmızı etteki fiyat düşüşünün biraz daha sürebileceğini ifade eden Veysel Günal, “Çünkü vatandaşın alım gücü beyaz ete yönlendiği için kırmızı et fiyatları 20 lira daha düşecek gibi gözüküyor. Kuzu biraz geriledi. Kuzu bandı 480 liradan 440 liraya düştü. Bizim de satışımız 490 liradan aldığımızda 630-650 liraya veriyorduk. Şu anda biz 440’a alıyoruz, 580-600 bandında, yalnız bizim kıvırcık süt kutusudur. Danaya geldiğimiz zaman da 670 liradan 600 liraya kuşbaşı, kıymayı da 580 lira veriyoruz. Dana biftek antrikot 700 lira, bonfile bin 100 liradan 900 liraya düştü. Kuzu kuşbaşı 750 lira, kuzu eti de 600 lira şu anda” diye konuştu.
“KURBAN BAYRAMININ YAKLAŞMASI FİYATLARIN DÜŞMESİNDE BİR ETKEN OLAMAZ”
Sultangazi’de kasap olan Haluk Doğan, “Kırmızı ete 50 liralık bir indirim geldi. Bunu biz ithal ete ve alım gücünün azalmasına bağlıyoruz. Bu arada satışlarımız da düştü. İthal et biraz fazla geldi, alım gücü de azaldığı için fiyatlarda düşme oldu. 650 liraya sattığımız kuşbaşını 600’e çektik. 600 liraya sattığımız kıymayı ise 550 liraya çektik. Fiyatlar zaten çok yüksekti, şu anda 300-350 lira bandında olması gerekiyordu. Kurban bayramının yaklaşması fiyatların düşmesinde bir etken olamaz. Çünkü kurban kesildiği için hayvan sayısı düşecek. Ramazan’ın içinde zamlar geldi, Ramazan’ın son haftası düşüşler başladı. 2-3-5 derken 50 lira kadar bir indirim oldu. Daha aşağı ineceğini düşünmüyorum çünkü maliyetler belli. Yetiştiren de kazanmıyor, satan da alan da kazanmıyor. Hiç kimse bu fiyatlardan memnun değil. Fiyatların düzene girmesi lazım, fiyatlar çok değişken. Her hafta fiyatlar düşüyor veya çıkıyor, biz de şaşırdık. Sürekli bağlantıda olduğumuz yerlerin ‘Ne oldu da zam geldi’ sorusuna cevap veremiyoruz” dedi.
“DAHA FAZLA OLMASI GEREKİYOR”
Fiyat düşüşünün devam etmesini istediklerini dile getiren Sevgi Dağlı, “Bizim faydamıza olur, inşallah böyle düşmeye devam eder. Asgari ücretle geçiniyoruz, almakta zorlanıyoruz” dedi. Art arda gelen zamlardan sonra indirimi yeterli bulmayan Abdullah Köse ise, “Yılbaşından beri ne kadar zam geldi, ne kadar indirim oldu. Yapılan zamların yanında indirim insanları cezbediyor mu? Burası daha önemli ama yapılan zamların yanında bu indirim bir şey ifade etmiyor. İnsanların 50 liralık indirimle mutlu olacağını sanmıyorum. Daha fazla olması gerekiyor ki milletin bütçesine daha çok hitap etsin” diye konuştu.
]]>
(DİYARBAKIR) – Ülkedeki yüksek enflasyon ve hayat pahalılığının sıkıntılarını yaşayan Diyarbakırlı Derya Çolak, “Rızkımızı Allah’a değil sanki kula bağlamış gibiyiz. Söylemesi ayıp, çocuklarımıza elmayı alsak portakalı alamıyoruz, karpuzu alsak diğerlerini alamıyoruz” dedi.
Diyarbakır merkez Yenişehir ilçesinde kurulan semt pazarında Diyarbakır’da yurttaşlar, yüksek enflasyon ve her geçen gün artan hayat pahalılığı nedeniyle yaşadıkları sıkıntıları, temel gıda ihtiyaçlarını bile karşılayamadıklarını ANKA Haber Ajansı’na anlattı.
Semt pazarında alışverişe gelen Derya Çolak, “Fiyatlar hiç uygun değil. Aslında rızkımızı Allah’a değil, kula bağlamış gibiyiz. Herkes kendi çıkarı için fiyatları yükseltiyor. Buna hiçbir anlam veremiyoruz. Şu an 500 lirayla pazara geliyoruz ancak aldığımız doğru dürüst bir şey yok. Meyve zaten alamıyoruz. Söylemesi ayıp, çocuklarımıza elmayı alsak portakalı alamıyoruz, karpuzu alsak, diğerlerini alamıyoruz” şeklinde konuştu.
Mehmet Metin de daha önce semt pazarından bir haftalık ihtiyaçlarına 100-150 lira öderken, bugün bin lira harcayarak bile ihtiyaçlarını karşılayamadıklarını söyledi. Fiyatların yüksekliğinden yakınan Metin, şöyle konuştu:
“Fiyatlar şu an ateş pahası. Şu an mevsim itibarıyla sebze ve meyvelerin ucuz olması gerekirken, biz semt pazarına geldiğimizde bir kilo domates ve salatalık alabiliyoruz. Diğer yıllarla kıyaslama yapıldığı zaman örneğin 100 lirayla pazar alışverişi yapıp haftalık ihtiyaçlarımızı alabiliyorken, şu an 100 liraya değil, 200 liraya bile sadece bir akşam yemeği için sebze alamıyoruz. Bu durum, yaşadığımız ekonomik sorunların ne boyutta olduğunun ispatıdır. Eskiden 150 lirayla eşim veya ben pazara gelebiliyorduk. Şu an da bin liranın altından pazara gelemiyoruz. Bu rakamla da yeterli ihtiyacımızı da alamıyoruz. Artık her şeyi kısarak alıyoruz. Kavun ve karpuz gibi ürünler artık parçayla satılmaya başlandı. Bu durum ekonomimizin hangi boyutta olduğunun bariz bir göstergesidir. Keşke bu durumda olmasaydık, daha da iyi yönetilebilseydik. Bakalım bundan sonra daha nelerin üzerine vergi eklenecek. Bu durum da fakirin cebini etkileyecektir. Vergilerin durumuna göre artışlar olacak. Semt pazarında almamız gereken ürün 3-4 lira olması gerekirken, 30-40 lira bandındadır.”
“İnsanlar atıkları toplamaya geliyor”
Tezgahtar Metin Coşkun da “yaptığı eleştiriler nedeniyle gözaltına alınabileceği kaygısı taşıdığını” dile getirdi. Coşkun, “Fiyatlar yüksek. İnsanlar eskisi gibi alışveriş yapamıyor. Bu sorunun nedeni hükümettir. Almasınlar mı beni? Artık domatesler taneyle alınıyor. Kimse artık kilolarca alamıyor. İnsanlar bizim atıklarımızı toplamaya geliyorlar. Geçen yıl 3 kilo domatesi 10 liraya satarken, şu an bir kilosunu 15 liraya satıyorum” şeklinde konuştu.
‘Çilek veya muz gibi ürünleri alamıyoruz’
Emekli Mehmet Ekin, çilek ve muz gibi meyveleri alamadıklarını söyledi. Ekin, “Pazarda gezdim, fiyatlar çok pahalı. Alım gücü, bizim gelirimize göre çok yüksek. Semt pazarlarında meyve fiyatları çok yüksek. Marketlerde zaten alamıyoruz. Semt pazarına geliyoruz, dolaşıp ardından akşama doğru fiyatların düşmesini bekledikten sonra alışveriş yapıyoruz. Semt pazarında gezdiğimizde çilek veya muz gibi ürünleri alamıyoruz” diye konuştu.
Emekli İbrahim Akyiğit ise hükümete emeklilerin yaşadığı durumu göz önüne alarak, çözüm üretmesi çağrısında bulundu. Akyiğit, “Her şey çok pahalı. Bir emekli olarak alım gücüm yok. Yetkililere sesleniyorum, emekliler için bir şeyler yapsınlar artık” dedi.
Semt pazarına alışverişe gelen Aysel Bayram da tezgahlardaki ürün fiyatının düşmesi için akşam saatlerinde alışveriş yapacağını belirtti. Birkaç kuruşun hesabını yaptıklarını söyleyen Bayram, “Bir şey alamıyoruz. Alım gücümüz geriledi. Eskiden her şey ucuzdu. Fakiri de zengini de doyuyordu. Maalesef şu an fakir doyamıyor zengin de yiyip, ütünden atıyor. Ürünlerin ucuz olacağı saati bekliyorum. Akşam saatlerinde ürünler ucuz olunca alışverişimi yapacağım. Belki birkaç kuruş ucuz olur diye umuyoruz” ifadelerini kullandı.
]]>(İZMİR)- İzmir Otogar’a yolculuk yapmak ya da bilet almak için gelen vatandaşlar otobüs fiyatlarının yüksek olmasından yakındı. Bir öğrenci, “Gün geçtikçe daha çok fiyatlar artıyor ve öğrenciler olarak çok şikayetçiyiz. Ankara’ya yılda 2-3 kez ailemi gidip görebiliyorum” dedi. Bir diğer yurttaş ise “2 kişi geliş gidiş yol parasına neredeyse asgari ücretin yarısını veriyoruz” diye konuştu.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) nisan ayı enflasyon rakamları açıklandı. Nisan ayında bir önceki aya göre fiyatı en fazla artan temel başlık, yüzde 34,24 oranla karayolu ile şehirlerarası yolcu taşımacılığı oldu. İzmir Otogar’da yolcular, ANKA Haber Ajansı’na bilet fiyatlarını değerlendirdi.
“ÇOCUĞUM BAYRAM TATİLİNDE MEMLEKETİNE GELMESİN Mİ?
3 çocuk annesi bir yurttaş, “10 bin TL emekli maaşı ile geçiniyoruz. Şimdi cenazemiz var. Bin lira yol parası veriyoruz. Biz bir ay ondan sonra nasıl geçineceğiz? Üniversitede 2 tane çocuğumuz okuyor. Lisede çocuğum okuyor. Evimiz kendimizin ama nasıl idare edeceğiz? Ben rahatsızım çalışamıyorum. 10 bin lirayla nasıl geçinebileceğiz? Mesela gezmeye gitmiş olsaydık 500 liradan 4 kişi 2 bin lira yol parası yapıyor. 2 bin TL gidiş geliş, 4 bin lira. Kalan 6 bin lirayla bir ay nasıl geçineceğiz? Kızım bayramda geldi gitti 650 liraya bilet aldık. Onun da en ucuzunu aldık. Çocuk gelmesin mi bayramda okuyor diye. Onun için bilet fiyatlarından çok şikayetçiyiz” dedi.
“10 BİN LİRAYI BİR GÜNDE VERİRSEN KALAN 29 GÜNDE NE YAPACAK O İNSAN?”
Emekli 3 çocuk babası bir vatandaş, “Bugün düğünümüz vardı. Eşimin dayısı vefat etmiş. Buradan yol parası veriyorsun, 4 bin TL gitti. Oradan dönerken de 4 bin TL veriyorsun. 8 bin lira gitti. Kalan 2 bin lirayla ben çocuğa harçlık mı vereceğim? Kızım üniversitede okuyor. Oğlum okuyor. Ne diyeceğim oğluma? Kusura bakma. Param yoksa yaya mı git diyeceğim? Bankaya gidiyorsun. Bankaya da borcum harcım var. Gereken yapılsın. 10 bin lirayı bir günde verirsen kalan 29 gün ne yapacak o insan? Eşini alıp da bir yere gidemiyorsun, bir şey yapamıyorsun. Gereken neyse o yapılsın. Bu şekilde bu olmaz. Gitmez böyle” diye konuştu.
“2 KİŞİ GELİŞ GİDİŞ YOL PARASINA NEREDEYSE ASGARİ ÜCRETİN YARISINI VERİYORUZ”
Asgari ücretle geçinen bir yurttaş ise “Ben her sene İzmir’e geliyorum. Tanıdıklarım da var. Geçen sene 200 liraya geldiğim yol bileti bu sene 600 liraya geldi. Onu da indirimde bilet arayarak aldık 2-3 hafta önceden. Bilet fiyatları çok yüksek olduğu için hem ziyaret yapamıyoruz hem akrabalarımızı falan da göremiyoruz. İlk önce paramızı ayarlamamız gerekiyor. Biraz sıkıntılı. Ben Konya’dan geliyorum. Konya’yla İzmir arasında ne kadar saat var ki? Siz 600 lira alıyorsunuz. Tamam benzin fiyatları diyorlar ama devletin bu konuya biraz el atması gerekiyor. Çünkü yakında Kurban Bayramı var biliyorsunuz. Herkes memleketine gidecek. Yazık insanlara. O parayı vermeleri çok zor. Çünkü 2 kişi geliş gidiş neredeyse asgari ücretin yarısını veriyoruz yol parasına. Bunların ilçeleri var. İlçeler daha yüksek fiyat alıyor o da garip. 800 TL” şeklinde konuştu.
“8 AYDIR GİDEMİYORUM”
Emekli maaşıyla geçindiğini söyleyen bir diğer yurttaş da “Hani şimdi mecburiyetten gidiyoruz sağlık söz konusu. Ama normalde gidip geliyorduk senede 3-5 kez İstanbul’a. En son 10’uncu ayda gitmiştim geçen sene. Yani kaç ay oldu? 8 aydır gidemiyorum hep fiyatlar yüzünden. Bir emekli maaşıyla olmuyor” ifadelerini kullandı.
“FİYATLAR YÜZÜNDEN ANKARA’YA AİLEMİN YANINA YILDA 2-3 KEZ GİDEBİLİYORUM”
Ankara’ya ailesinin yanına giden bir öğrenci ise “Bence bilet fiyatları öğrenciler açısından çok uçuk fiyatlarda. Mesela geçen yıl daha uygun fiyatlarda daha kolay gidip gelebiliyorduk. Şimdi daha az maalesef. Yani bir indirim olsa süper olur aslında. Ankara’ya cenazeye gidiyorum. Ben burada öğrenciyim. Tek başıma burada yaşamaya çalışıyorum ve yine zor şartlarda. Otobüs dışında market fiyatları olsun her şey çok pahalı maalesef. Gün geçtikçe daha çok fiyatları artıyor ve öğrenciler olarak çok şikayetçiyiz bu durumlardan. Yılda 2-3 kez gidip görebiliyorum. Yani çünkü fiyatlar yüzünden” dedi.
Bir diğer vatandaş da “Fiyatlar bayağı pahalı kızım. Ama yapacak bir şey yok. Gitmek zorundayız, gidiyoruz” diye konuştu.
]]>(iZMİR) İzmir Balçova Pazar Yeri’nde yurttaş fiyatlardan dert yandı. Bir vatandaş, “Hayat çekilecek gibi değil. Bir emekli maaşıyla ne yapabilirsin? Esnaf da ağlıyor. Üretici de tüketici de herkes ağlıyor. Bunun sonu nereye gidecek?” diye isyan etti.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) nisan ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. TÜİK’e göre enflasyon nisan ayında yüzde 69,80’e yükselirken, aylık enflasyon ise yüzde 3,18 oldu. Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise nisanda enflasyonu aylık yüzde 5,02, yıllık yüzde 124,35 olarak hesapladı.
İzmir Balçova Pazar Yeri’nde ise vatandaşlar fiyatlara tepki gösterdi. ANKA Haber Ajansı’na konuşan vatandaş, “Hayat yani çekilecek gibi değil. Bir emekli maaşıyla ne yapabilirsin? Bu kadar halk, bu kadar millet, bu kadar esnaf… Esnaf da ağlıyor. Üretici de tüketici de herkes ağlıyor. Bunun sonu nereye gidecek? Ne olacak? Meçhul” dedi.
“ALDIĞIMIZ 10 BİN LİRA MAAŞLA GEÇİNMEYE GÜCÜMÜZ YETMİYOR”
Bir diğer vatandaş ise “Pahalı, hem de aşırı pahalı. Güç yetmiyor aldığımız 10 bin lira parayla, kiraya mı, yemeğe mi çoluk çocuğa mı alışverişe mi yetirelim. Allah yardımcımız olsun” şeklinde konuştu.
Başka bir vatandaş da “Fiyatlara yetişilecek gibi değil. Ne alırsan 50 lira. 50 lira burada para değil. Hani nerede bu hükümet? Hükümet gelmiyor pazarı yoklamaya. O da yok. Cebine koyuyorsun 500 lira bir şey alamıyorsun işte. 500 lira gitti. Ne var burada? Domates, limon, salatalık, bir de çilek, marul alabildik. Başka bir şey yok. İşte bitti. Vallahi gitti işte 500 lira para. Bir kayısı alamadık” dedi.
“ASGARİ ÜCRETLİ NE ALABİLİR?”
Pazar esnafı ise “Ne almaya kalkarsan 30 TL, 40 TL, 50 TL, 70 TL fiyatlar. İnsanlar alamıyor. Biz de esnaf olarak satamıyoruz. 3 kilo domates koyduk tezgaha 50 TL. Kilosu 15 TL, 12 buçuk TL diyoruz, malı satamıyoruz. İnsanlar yüksek diyorlar. Alım gücü yok diyorlar. ya asgari ücretle çalışıyor adam diyor ben geçinemiyorum. E tabii ki buna göre de halk alışveriş yapamıyor. Herkes mağdur. İş olmuyor. Ondan sonra hiç satış olmuyor. Millet rahatça alışveriş yapamıyor. Elini uzattığı zaman ateş pahası, ‘alamıyoruz, fiyatlar çok yüksek, alım gücümüz yok’ diyor. Millet geçinemiyor. Gerçekten akşamüstü görürseniz insanlar ezik çürük ürünleri topluyor. O durumdalar. Ne alırsan al bir kilosunu 30 TL’nin aşağısından bir şey alamıyorsun. Biz peynirini, zeytini karıştıramıyoruz Sadece meyve sebze için konuşuyoruz. En ucuz olan şey 25 TL. E ne alabilir gariban adam? Asgari ücretli ne alabilir ki? Yani bir pazara gelmesi için, alışveriş yapması için en azından bin 500 – 2 bin TL haftalık gelip pazar masrafı için ayarlaması lazım. O da yok. İnsanlarda o güç yok yani” ifadelerini kullandı.
“VATANDAŞ DA ALIM GÜCÜ KALMADI”
Bir diğer pazarcı ise “Vatandaş da alım gücü kalmadı. Bazıları bir tane iki tane limon alıyor. Bu pazara gelen vatandaşlar çoğunlukla emekli. Dolaşıyorlar, belki pazarda iki tur atıyor ondan sonra alışveriş yapıyor insanlarımız. Yani onlara da hak vermek gerekir” diye konuştu.
Pazar esnafı da “Çoğunlukla patates soğan gidiyor ama yani hep hüsran. Milletle alışveriş yapamıyor. ya da istediği kadar alamıyor. 5 kilo alan artık 1 kilo alıyor, 1 buçuk 2 kilo alıyor” şeklinde konuştu.
“BOŞ YARIM PAZAR ARABASIYLA DÖNÜYORUZ”
Bir yurttaş ise “İşte gördüğünüz gibi 70 lira taze fasulye. Ne yemek pişireceğiz, ne yiyeceğiz bilmiyoruz. Alabildiğimizi alabiliyoruz. Alamadığımızı boş yarım pazar arabası gidiyoruz. Söylememize gerek yok anca geçinebiliyoruz. Bir hafta geliyorsak bir hafta gelemiyoruz. Evden idare ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“HER ŞEY PAHALI”
Bir diğer yurttaş ise “Yani her şey pahalı, para yetmiyor. 10 bin lirayla emekli maaşıyla nereye? Ev kirası, çoluk çocuk var. Yani bunları düşünmek lazım değil mi? Allah sonumuzu hayır etsin. Gittikçe de kötü mü olacak? Onu da bilemiyoruz. Hayat şartları çok zor” dedi.
“BUGÜN HİÇBİR ŞEY ALAMADIM”
Bir diğer vatandaş “Bugün hiçbir şey alamadım. Akşamüstünü bekleyeceğim. Yaprak alayım dedim. 100 lira. Patatesin kilosu 20 lira. Limonun kilosu 20 lira. Akşamüstü saat 6’dan sonra geleceğim. Ne emeklim var ne bir şey. Allah herkese yardım etsin. Devletimiz bizim gibi insanlara böyle yardım etsin. Benim emeklim yok, bir şeyim yok. Allah herkese yardım etsin” dedi.
Almanya’da yaşadığını söyleyen bir vatandaş da “Yurt dışından geliyorum. Burada yaşamıyorum. Ama gördüğüm fiyatlar yüksek. Almanya ile kıyasladığımız zaman Almanya’dan daha yüksek diyebilirim. Allah buradakilere yardım etsin” diye konuştu.
]]>Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Uğur Toprak, Ulusal Süt Konseyi tarafından açıklanan 1 Mayıs 2024 tarihi itibarıyla çiğ süt fiyatlarında uygulanacak yüzde 8,5 oranında zammı değerlendirdi. Toprak, “Çiftçinin de para kazanacağı, hayatını idame ettirebileceği bir fiyatlandırmanın tekrar yapılması gerekiyor. Aksi takdirde ne yazık ki bu sütler ya dökülecek ya hayvanlar kesime gidecek. Dolayısıyla süt olmadığı için de peynir ve yoğurt başta olmak üzere süt ürünlerinin üretiminde ciddi problemler yaşanacak” dedi.
Ulusal Süt Konseyi resmi internet sitesinden yapılan açıklamada, çiğ süt tavsiye fiyatı 1 Mayıs 2024 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yüzde 8,5 artışla litre başına 14,65 TL olarak belirlendi.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Uğur Toprak, Ulusal Süt Konseyi tarafından açıklanan 1 Mayıs 2024 tarihi itibarıyla çiğ süt fiyatlarında geçerli olmak üzere yüzde 8,5 oranında zamma ilişkin ANKA Haber Ajansı’na konuştu.
Çiğ süt alım fiyatıyla marketlerde ve bakkallarda satılan fiyatlar arasında uçurum olduğuna idkkati çeken Toprak, fiyat belirleme kriterlerinde mutlaka bir revizyona gidilmesi gerektiğinin altını önemle çizdi. Süt fiyatlarının makul değerlere çekilmediği takdirde oluşabilecek sorunları da aktaran Toprak, şunları söyledi:
“Bu rakamın çok kabul edilebilir bir durum olduğunu söylemek pek mümkün değil. Süt konseyinin vermiş olduğu belirlenen fiyatla şu anda alım yapılan fiyatlar arasında da bir uçurum olduğu, çiftçilerin de buradan para kazanamadığı, dolayısıyla bu sürecin sonunda da maalesef ki daha önce de olduğu gibi bu hayvanların kesime gidebileceği bir makul şüphe olarak önümüze duruyor. Çünkü daha önce de aynı durumlarla maalesef ki karşı karşıya kaldık. Çiğ sütün alım fiyatıyla marketlerde ve bakkallarda satıldığı fiyatlar arasında uçurum olduğunu da hepimiz biliyoruz. Buradaki fiyat belirleme kriterlerinde mutlaka bir revizyona gidilmesi gerekiyor. Çünkü yem dahil olmak üzere birçok girdi maalesef ki ithal ve Dolar veya Euro bazında alımları yapılıyor. Türk lirasının da yabancı para birimleri karşısında sürekli değer kaybettiğini de düşünürsek buradan çiftçi ne yazık ki zararlı çıkıyor. Yapılması gerekenler bu paritelerinin tekrardan hesaplanması. Çiğ süt fiyatlarının makul değerlere çekilmesi ve çiğ sütün satışıyla, paketlenip alışı arasındaki farkın mutlaka azaltılması gerekiyor. Çiftçinin de para kazanacak, hayatını idame ettirebileceği bir fiyatlandırmanın tekrar yapılması gerekiyor. Aksi takdirde ne yazık ki bu sütler görüyoruz ya dökülecek ya hayvanlar kesime gidecek. Dolayısıyla süt olmadığı için de peynir ve yoğurt başta olmak üzere süt ürünlerinin üretiminde ciddi problemler yaşanacak. Bununla birlikte de tekrar ürün azlığından dolayı da süt ürünlerinin raflardaki satış fiyatları maalesef ki yükselecek. Bunun önüne geçmek için de tekrardan bu paritelerinin hesaplanması gerekiyor.”
“VATANDAŞLAR SOKAK SÜTÜNE RAĞBET ETMEMELİ”
“Sokakta satılan sütlerin özellikle yaz aylarında mikrobiyal yük taşıma riski, soğutma işlemlerinin yapılıp yapılmadığı şüphesi ve araçların hijyeni konusunda ciddi bir gıda güvenliği riski barındırabileceğini” ifade eden Toprak, vatandaşlara sokakta satılan sütlere rağbet etmemeleri çağrısında bulunarak, sözlerini şöyle noktaladı:
“Bir uyarıyı da yapmadan geçmeyelim. Normal şartlarda da aslında yasak. Sokakta satılan sütlere itibar etmemek gerekiyor. Çünkü ciddi bir mikrobiyal yük olma ihtimali yüksek. Antibiyotik ihtimalleri yüksek. Özellikle yaz aylarında soğutma işlemlerinin yapılıp yapılmadığı hakkında çeşitli şüpheler var. Sağım araçlarının ve araçlarının temizliğiyle ilgili ciddi sıkıntılar olabilir. O yüzden de sokak sütüne rağbet etmemek gerektiğini de bir uyarı olarak sunalım.”
]]>CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gıda fiyatlarıyla ilgili açıklama yaptı. Bu yılın şubat ayı Gıda Fiyat Endeksi’ne göre dünya genelinde bir önceki yıla göre yüzde 10.5’lik bir azalış yaşandığının açıklandığına dikkat çeken Gürer, şeker ve et dışındaki tahıl ürünleri, buğday, pirinç ve mısırın yanı sıra bitkisel ham yağlarda da fiyatların gerilediğini ifade etti.
“SON 5 YILDA HAYVANCILIK POLİTİKALARI YANLIŞ UYGULANMASAYDI ÜLKEMİZ DÜNYADAN AYRIŞIRDI”
Şeker, et ve süt ürünlerinde ise Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FAO) göre bir artış olduğuna değinen Ömer Fethi Gürer, “Son beş yılda uygulanan hayvancılık politikaları yanlış uygulanmasa idi ülkemiz bu bağlamda dünyadan ayrışırdı. Yem ve ahır giderleri artışın yanından buzağı ölümleri, hayvan hastalıkları ve çiğ süt fiyatlar ile ilgili yanlışlar ülkemizi de sorunlu kıldı” diye konuştu.
Gürer, “Brezilya’da olası kuraklığın, Hindistan ve Tayland’a şeker üretimi düşük olma beklentisi dünya farklı ülkelerinde şeker fiyatları olumsuz etkiliyorsa temel gıda ürünlerinde kendi kendine yeten ülke olmanın önemi daha iyi anlaşılmalıdır. Globalleşen dünyada ‘param var gider alırım’ anlayışı ‘ürünü bulursan alırsın’ anlayışına yerini terk etmiştir. Ülkeler kendi kendine yeterlilik için çaba harcarken bazı ülkelerde üretimleri ile gıdadan önemli gelir sağlar konuma ermişlerdir ve bu yolla fayda sağlar boyutta tarımsal ürün ticaretini artırmışlardır” dedi.
“TEMEL GIDADA DOĞRU PLANLAMA ŞART”
Gürer, temel gıda ürünlerinde doğru planlama ile üretimin sağlanması halinde Türkiye’nin dünyadan ayrışacağı gibi gıdada avantajlı konuma da erişebileceğini söyledi. Ülkede 21 gıda ürününde arz açığı bulunduğunu ve bu ürünlerin başlıca gıda ürünü olduğuna işaret eden Gürer, şunları söyledi:
“Örneğin kuru fasulye üretimi 2023 yılında 2002 yılı üretiminin altında oluyorsa ve artan nüfusa göre düşük üretim gerçekleşiyorsa, mevsim etkilerinin rekolteye etkisi de varsa, buna göre bir ekim planlaması sağlanmalıdır. Dünyada tahıl kullanımı 2023/24 yılları için 2 milyar 823 milyon ton olarak öngörülmektedir. Bir önceki üretim yılına göre yüzde bir oranında artış beklenmektedir. 2024 yılı için FAO üretim tahmini buğday için bir önceki yıla göre yüzde 1 artış ile 797 milyon tonu bulabileceği tahmin edilmektedir. Rusya, Çin, Hindistan, İran, Pakistan yanında ülkemizde de 2024 buğday üretim rekoltesinin olumlu seyir izlemesi beklenmektedir. Ülkemiz için bu öngörü DİR kapsamında yurt dışından ürün bulmayı olanaklı kılsa da yerli üretici için artan girdi maliyeti karşında daha düşük taban fiyat verilerek mağdur edilme riskini de yaratmaktadır.”
“RAFTA FİYATLAR BİR ÖNCEKİ YILA GÖRE KATLADI”
Gürer ülkemizde gıda fiyatları bir önceki yıla göre katladığını, bunun da gerçekçi bir desteleme ile planlı bir tarım anlayışından uzaklaşılmasından kaynaklandığını ifade etti. Tarım girdileri gibi gıdada ithalatçı anlayışın gıda fiyatlarının önemli ölçüde artışına vesile olduğuna vurgun yapan Gürer, “Raftaki ürünün ucuz olmasının yolu ithalat değil, kamucu bir anlayışla girdi maliyetlerini düşürüp, çiftçiye tarım kanununda yer alan milli gelirin yüzde birini vermekten geçiyor. Gıdada, Ramazan ayı dolayısıyla sabitlendiğini söylenen fiyatlar dahi el yakıyor. Vatandaş ihtiyacını sınırlı alabiliyor. Tencere zor kaynıyor. Emekli gün doğarken et kuyruğunda, ekmek içinde belediye ekmek satış noktalarında bir ekmeğe erişim için sırada bekliyor. Çarşı-pazar fiyatları market fiyatlarına yetişiyor. Akaryakıttaki fiyat artışı, girdi maliyet artışı ve de aracılık sistemi fiyatların durmasının önünü kesiyor” diye konuştu.
]]>KIYMANIN KİLOSU KASAPLARDA 600 LİRAYA YÜKSELDİ
Et ve Süt Kurumu’nda 230 liraya satılan kıymanın kilosu bazı marketlerde 412, kasaplarda ise 600 liraya kadar yükseldi. Et çeşitlerinde fiyat tarifelerinin Et ve Süt Kurumu’nda, marketlerde ve kasaplarda değiştiği görülürken, fiyatlar semtten semte de değişti. Beylikdüzü’nde kıymanın kilosu 540 liradan satılırken, Başakşehir’de ise fiyatlar 600 liraya kadar çıktı. Kıyma, Et ve Süt Kurumu’nda ise 229 liraya satılıyor. Yine Beylikdüzü ilçesinde 570 lirayı bulan dana kuşbaşının fiyatı Başakşehir’de 620 liradan tezgahtaki yerini aldı. Kuşbaşı marketlerde de 500 lira olarak fiyatlandırıldı.
SUCUK MARKETLERDE 655 LİRAYA KADAR ÇIKIYOR
Öte yandan Et ve Süt Kurumu’nda 299 liraya satılan sucuk, marketlerde 615 ile 655 liradan, kasapta ise 555 liradan satılıyor. Pirzolanın kilosu ise Et ve Süt Kurumu’nda 380 lirayken, markette 600 ile 800 lira arasında değişiyor. Pirzola kasaplarda ise 830 ile 1100 lira arasında satışa sunuluyor.
“KASAPTAN EN FAZLA 100 GRAM KIYMA ALABİLİRİM”
Artan et fiyatlarıyla beraber vatandaşlar, fiyatları daha uygun olduğu için Et ve Süt Kurumu önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Fiyatlarla ilgili konuşan Mustafa Tuzcuoğlu, “Burası uygun ama saat 05.00’te geldim, saat 10.00 oldu. 5-6 saattir 1 kilo kıyma için bekliyorum. Kasapta 600-700 liraya satılıyor. Oradan en fazla 100 gram alabilirim. Kime yetecek 100 gram kıyma. Benim evimde nüfusum 4 kişi” dedi.

SEMTLERDE FİYAT FARKININ SEBEBİ KİRALAR VE ÇALIŞAN MALİYETLERİ
Fiyatlardaki artıştan rahatsız olduğunu dile getiren kasap Savaş Üzek, semtler arasında değişen fiyatları ise bölgedeki kira bedellerine bağladı. Savaş Üzek, “Biz bu malı tezgaha koymak zorundayız. Satarken zorlanıyoruz. Vatandaşın alım gücüyle fiyatların artış hızı aynı oranda olmadığı için vatandaş almakta zorlanıyor. Fiyatlarımız düzenli olarak değişiyor. Marketlerle kasaplar kesinlikle aynı kefeye konulmamalı. Çünkü marketlerin temin ettiği etin kalitesi ile kasapların sunduğu et aynı değil. Marketler ve büyük toptancılar maalesef vatandaşa ithal et sunuyorlar. Vatandaşın şu an için bunu seçme şansı kalmadı. Vatandaş şu anda sofraya koyabileceği ürününü, en iyi şekilde en ucuz şekilde almaya çalışıyor. İyi semtlerde kira oranları farklı, çalışan personelin maaşı farklı. Her işletme aynı kar marjıyla çalışmak istemeyebilir” ifadelerini kullandı.
“FİYATLAR ÜZERİNDEN SPEKÜLASYON YAPIYORLAR”
Et fiyatlarındaki artışla ilgili konuşan Türkiye Kasaplar, Besiciler Et ve Et Ürünleri Esnaf ve Sanatkârları Federasyonu Bölge Başkanvekili Veysel Günal, “Son zamanlarda 1-2 ay içinde, ete ne olduysa birden zamlar art arda geldi. Karkas 260 liraya alırken 290 oldu. 310 oldu, şu anda 325 bandına geldi. En çok zam gelen ürün kuzu oldu. Aldı başını gidiyor. Kuzu oldu 450 lira. Kasaplar 550’ye satacak. Alan haklı, satan haklı. Peki vatandaş nasıl yiyecek? Yazıktır, günahtır. Bu vatandaşın üzerinden ellerini çeksinler. 3-5 tane firma spekülasyon yapıyor. Kesmeyin, dana 300 olacak, 320 olacak. Bugün et 500 liraya dayandı. Et ve kuzu şu anda yarışıyor. Çok şükür tavuk aynı fiyatta durdu. Bir de tavuk tırmanırsa vatandaşa günah. 330 liraya aldığın karkas sana 460-470 liraya mal oluyor. Peki neyi öngörüyoruz? Biz istiyoruz ki taban düşsün, vatandaşımız et yesin. Sayın Tarım Bakanımız, büyük çiftlikleri denetledi. Bizim yeteri kadar hayvanımız var” diye konuştu.
]]>SERRA TAYLAN
Doğal gaz faturalarına yansıyan zamlar vatandaşı odun ve kömür kullanımına yöneltiyor. Elazığ Odun Ambarı esnafı Ömer Faruk Özdemir, “Doğal gazdan dolayı zaten fiyatlar arttı. Doğal gaz fiyatları arttığı için odun kömüre rağbet de arttı. Tabi odun kömür de yüksek olduğu için insanlar biraz daha tasarrufa gidiyorlar bu nedenle torba bazında satışlarımız daha çok oluyor” dedi.
Doğal gaza gelen zamların odun ve kömüre olan rağbeti arttırdığına değinen Elazığ Odun Ambarı esnafından Ömer Faruk Özdemir, şunları söyledi:
“ALIM GÜCÜ DÜŞÜK OLDUĞU İÇİN TORBA BAZINDA SATIŞ FAZLA”
“Doğal gazdan dolayı zaten fiyatlar arttı. Doğal gaz fiyatları arttığı için odun kömüre rağbet de arttı. Tabi odun kömür de yüksek olduğu için insanlar biraz daha tasarrufa gidiyorlar bu nedenle torba bazında satışlarımız daha çok oluyor. Ton bazında pahalı olduğu için milletin de alım gücü az olduğu için torba bazında alıyorlar. Günü kurtarmanın peşindeler. Depremden sonra odun kömür satışımız arttı çünkü insanlar bahçelere yöneldi. Biraz daha rağbet gördü. Yüksek katlı binalardan insanlarımız kaçıyor. Bu nedenle bahçelere dönüş oldu. Oralarda sobalı olduğu için odun kömür tüketimi oralarda daha çok oluyor. Doğal gaz tüm evde yakılıyor, ancak sobayı bir odada yakarak tasarrufa kaçıyorlar bu biraz daha insanlar için önemli oluyor daha ekonomik oluyor.”
“DOĞALGAZ PAHALI OLDUĞU İÇİN ODUN KÖMÜR ALIP BİR ODADA ISINMAYI GÖZE ALIYORLAR”
Elazığ Odun Ambarı esnaflarından Necati Özdemir, “Yaşanan son depremden sonra odun kömür talebi daha da arttı çünkü insanlar bağ evleri gibi yerlere yerleşmeye başladı. Buralarda da odun kömür kullanıyorlar. Sonrasında baktığımız zaman odun kömür işi yapanların sayısı düştü. Doğal gaza göre odun kömür daha pahalı. Odun şu an 4 bin ile 5 bin arası değişiyor. Kömür 7 bin 500 ile 10 bin arası değişiyor. Normalde doğal gaz daha pahalı olduğu için adam soba kuruyor bir odada soba kurarak en azından maliyeti biraz daha düşürürüm hesabını yapıyor. Neticede kömür daha pahalı onlar idare yolunu arıyorlar” dedi.
“ODUN KIRACAK ADAM BULAMIYORUZ”
Sözlerine devam eden Özdemir, “İşçi problemi var odun kıracak odun kesecek adam bulamıyoruz. Elazığ’ın en büyük sıkıntılarından biri de budur. Yani işçi konusunda çok sıkıntı yaşıyoruz. Yakıt zamlarından dolayı maliyetler çok yükseldi. Bu odun dağdan gelene kadar her şeyi yakıtla. Kamyonudur, hızardır, doğramasıdır her şeyi yakıt ve işçilikten dolayı maliyetlerin fiyatı arttı geçen yıla göre. Geçen yıl 2 buçuk bin lira olan odun bu yıl hemen hemen 5 bin lira” diye konuştu.
“GEÇEN SENE ODUN ALIYORDUK BU SENE KABAK”
Kömür fiyatlarını yüksek bulan Elazığlı Ali Günaydın, “Açıkçası odun kömür fiyatları biraz yüksek. Geçen sene meşe odun alıyorduk bu fiyata. Bu sene kavak alıyoruz. Doğal gaz kullananlar da aynı şekilde odun kömür kullanıyorlar doğal gaz fiyatlarını yüksek olmasından dolayı. Yaptıkları yatırım sadece bir ay gidiyor onun dışında 4-5 ay doğal gaz kullanıyor” dedi.
]]>14 Şubat Sevgililer Günü öncesi çiçekçiler yoğun bir mesai ile çalışıyor. Türkiye’nin kesme çiçek üretiminin yüzde 45’ini karşılayan İzmir’in Menderes ilçesindeki çiçekçilerde, gül ve karanfil seralarında hasat yoğunluğu yaşıyor. Yurt içinden ve yurt dışından gelen siparişleri yetiştirmek için yoğun bir şekilde çalışan çiçekçiler, gelen talepten memnun.
Hasat için seranın yolunu tutan üreticiler, toplanan çiçekleri önce mezatta satıyor, ardından da ülkenin dört bir yanındaki alıcılarla buluşturuyor. Birçok çeşit çiçek mezatlarda toplanırken, üreticiler geçen yıl deprem sebebiyle buruk geçen Sevgililer Gününden bu yıl beklentiyi yüksek tutuyor. Mezatta tanesi 75 lira ile 150 lira arasında satışa sunulan gülün 20’li demeti 500, karanfilin 20’li demeti ise 50 liradan satılıyor.
Gül erken açtı, fiyatlar yükseldi
Gül fiyatlarının ürün miktarının az olması sebebiyle yükseldiğini aktaran İzmir Çiçekçiler Odası Başkanı Kazım Kış, “Burada vatandaşlar dükkanlarına çiçek alabilmek için birbirleriyle yarışıyor. Ürün çeşitliliği bol. Sadece İzmir’den değil Türkiye’nin her yerinden çiçek almak için gelenler var. Ürün kalitesi olarak çiçekler gayet güzel. İklim şartlarından dolayı bu yıl için güllerde biraz sorun yaşadık. Şubat’ta açacak güller ocak ayında açtı. Gül fiyatları ürün az olduğu için yükseldi. Burada bütün çiçekler açık artırma ile alınıyor. Ne kadar çok talep olursa fiyatlar o kadar çok yukarıya doğru çıkıyor” ifadelerini kullandı.
Aşıkların alabileceği en ucuz hediye ‘çiçek’
Çiçeğe olan talebin yüksek olduğunu söyleyen Kış, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sevgililer Günü tüm dünyada kutlanan bir gün. İnşallah bu sene umudumuz iyi yönde gitmesi, bereketli geçmesi. Geçen yıl gül 75 ile 100 lira arasında satılmıştı. Bu yıl da fiyatlar birbirine yakın. Ürünün kalite ve cinsine göre fiyatlar 75 ile 150 TL arasında seyredecek. Alınabilecek en ucuz hediye çiçektir. Bugün bir gül aldığınız zaman sevdiğinizin gönlünü alabiliyorsunuz.”
Gül alacaklara tavsiye: “Elinizi çabuk tutun”
14 Şubat için gül alacaklara seslenen çiçek üreticisi Abdullah Geh, “Bu yıl çiçekler erken açtı. Sevgililer Gününde sıkıntı yaşadık. Karanfil piyasası normal piyasanın üzerinde; ama yeteri kadar umutlu olamıyoruz. Karanfilin 20 adet demet hali 50 ile 70 lira arasında satılıyor. Yazlık gülün 20 adet demet hali 200-250 TL arasında, kışlık; yani Sevgililer Günü için hazırlanan 20’li demet güller ise 500 ile 750 TL arasından satılıyor. Alıcılar Sevgililer Günü için biraz daha erken davranmalılar. Ellerini çabuk tutmalılar. Bence Sevgililer Gününü beklemesinler, piyasada gül sıkıntısı var” dedi.
“Kaliteli çiçekler daha önce satılıyor”
Seradan topladıkları çiçekleri demet haline getirip toplama merkezlerine gönderdiklerini belirten üretici Saliha Geh, “Çiçekleri toplama merkezinden nereye istersek kasa ve barkodlarla bölgelere gönderiyoruz. Giden ürünün çokluğuna göre fiyat uygun hale geliyor. Şuan özel gün olduğu için fiyatlarımız yüksek. Özellikle alıcılar son dakikaya bırakıyor. Kaliteli gül ve karanfiller aslında daha önceden satılıyor. Karanfilin üretim süreci biraz daha zor; ama gülün daha kolay” diye konuştu.
“Çiçeğin en tazesi bahçede”
Çiçek alırken yaprakların taze olmasına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Saliha Geh, “Çiçeklerin uçları sarı olursa daha önce kesilmiş ve daha dayanıksız oluyor; fakat hiçbir zaman bahçedeki gibi taze çiçek bulamazlar. Müşteriye ulaşana kadar uzun süreçten geçiyor. En taze çiçek bahçede” ifadelerine yer verdi. – İZMİR
]]>Gayrimenkul fiyatlarında bir tık durağanlık yaşandığını, bunun da fiyatlarda ‘düşmeden ziyade yerinde sayma’ olarak nitelendireceğini belirten Mersin Emlakçılar Odası Başkanı Mehmet Sinan Canpolat, “Hükümetimiz almış olduğu kararla; yabancılara ikamet amaçlı konut satışında 75 bin dolarlık alt sınırı 200 bin dolara çıkardı, vatandaşlık sınırını da 400 bin dolara çıkardı. İster istemez bu durum yabancılarda bir ters göçe neden oldu. Bundan kaynaklı yabancıların edindiği mülklerde bir tık fiyatlar aşağıya düştü. Yabancılar bir an önce mülklerini satıp gitmek için aşağı fiyata vermeye başladı” ifadelerini kullandı.
“Fiyat artışlarının önüne geçebilmek için ‘ucuz konut’ üretilmeli”
Mersin genelindeki kira fiyatlarına da değinen Canpolat, şöyle devam etti:
“Bugün 1+1 kiralık daireyi 10 bin liranın altında bulma durumumuz söz konusu değil. 2+1’ler ortalama 15-16 bin lira bandında. Metrekaresine göre 3+1’leri de 20 bin lira ve üzerinde değerlendirebiliriz. Gerçekten bu bizim şu an günümüzün kanayan bir yarası. Emeklilerimizi, asgari ücretli çalışanlarımızı düşündüğümüz zaman hakikaten çok zor bir durum söz konusu. Bu konunun bir an önce ivedilikle yapılacak çalışmalarla önüne geçilmesi noktasında biz hem Mersin Emlakçılar Odası, hem de genel başkan yardımcılığını yaptığım Türkiye Tüm Emlak Müşavirleri Federasyonu (TEMFED) olarak her türlü çalışmanın yanında var olduğumuzu içtenlikle belirtebilirim.”
Fiyat artışlarının önüne geçebilmek için ‘ucuz konut’ üretmenin önemine değinen Canpolat, belediyelerin bünyelerindeki arazileri uygun şekilde kat karşılığı vererek ucuz konut üretileceğini, böylelikle dar gelirli vatandaşlara ev kirası ödermiş gibi konut sahibi olma imkanı sunulabileceğini kaydetti.
Mersin’de geçmişte bunun örnekleri bulunduğunu ifade eden Canpolat, “Güneykent, Halkkent ve Çağdaşkent’teki gibi bir yol izlenebilir. Bu şekilde biz oda olarak üzerimize düşen her şeye varız. Kira artışlarının önlenmesinde ister istemez arz ve talep dengesinin bozulması ön plana çıkıyor. Bugün arz 3, talep 13 olduğu zaman uygun rakamlı kiralık konut fiyatlarından bahsetmek söz konusu olmaz. Ama dengeyi sağladığımız zaman en azından kiralık konutların artması bir nebze de olsa fiyatların aşağı çekilmese bile dengede tutulmasını sağlayacaktır” dedi.
“Hem mülk sahiplerine, hem de kiracılara çağrı”
Kira artışı konusunda hem mülk sahiplerine, hem de kiracılara çağrıda bulunan Canpolat, “2024’ün Temmuz ayında yüzde 25’lik kira artışının biraz serbestleşeceği durum söz konusu. Tabii burada iki tarafı da koruyup kollamak, teraziyi dengede tutmak lazım. Orta bir yol bulunarak evi tutan yeni kiracının da bir sonraki yılda ne olacağı kaygısını düşünmeden, o kaygıyı yaşamadan bir standart getirilip, belki bölgesel fiyatlar tespit edilebilir. Belki oranlarda bir donma yapılabilir. Hem kiracımızı, hem mülk sahibimizi bu şekilde korumuş ve kollamış oluruz” şeklinde konuştu. – MERSİN
]]>