Finansman – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Wed, 29 May 2024 21:36:52 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Eximbank’tan 1 milyar euroluk kredi anlaşması https://www.haber60.com.tr/eximbanktan-1-milyar-euroluk-kredi-anlasmasi/ https://www.haber60.com.tr/eximbanktan-1-milyar-euroluk-kredi-anlasmasi/#respond Wed, 29 May 2024 21:36:52 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33677 Türk Eximbank, Dünya Bankası garantisi ile 1 milyar euro kredi anlaşması imzaladığını duyurdu.

Türk Eximbank, Türkiye’nin iklim değişikliği mücadelesi ve karbon notu hedefi doğrultusunda sürdürülebilir bir kalkınmanın sağlanması amacıyla ihracatçıların yeşil dönüşümle ilgili yapacakları yatırımları desteklemek üzere sağlamış olduğu öncü finansman imkanlarına bir yenisini ekleyerek 7 Mayıs 2024 tarihinde Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın karşı-garantisi ve Dünya Bankası Grubu üyesi olan International Bank for Reconstruction and Development’ın (IBRD) 600 milyon euro tutarında ilk zarar tazmin yapısında sunduğu garantisi altında, toplam 1 milyar euro tutarındaki ‘Türkiye Yeşil İhracat Projesi’ kredi sözleşmesine imza attı. Deutsche Bank, Standard Chartered Bank, BNP Paribas ve ING Bank’ın katılımlarıyla gerçekleştirilen 10 yıl vadeli kredi, Türk Eximbank’ın bugüne kadarki en büyük borçlanma işlemi, aynı zamanda IBRD’nin ise ihracatçıların yeşil dönüşümünü destekleyen ilk garanti işlemi olma özelliğine sahip.

Söz konusu finansman işlemi (Türkiye Yeşil İhracat Projesi kapsamında); IBRD, kreditörler ve Türk Eximbank arasındaki iş birliği ile Türk ihracatçılarının Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) sonucunda ortaya çıkabilecek zorlukların üstesinden gelmelerine yardımcı olmayı amaçlıyor. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) ilk aşamada, 2026 yılı itibarıyla karbon salınımı yoğun sektörlere yönelik olmakla birlikte, ilerleyen dönemlerde diğer karbon salınımı yoğun sektörlerde ve diğer ihracat pazarlarındaki karbon vergilerinde uygulamaya konulacak. Etkilenen sektörlerde faaliyet gösteren ihracatçıların maruz kalabileceği olumsuz etkilerin önüne geçilmesi ile yeşil ürün üreten ihracatçıların ihracatlarını artırmasının desteklenmesi amaçlarıyla; gerçekleştirecek yenilenebilir enerji üretimleri, enerji verimliliği yatırımları ve bu yatırımları yapan ihracatçıların işletme sermayesi ihtiyaçları finanse edilecektir. Kredinin bahsedilen yeşil dönüşüm ana odağına ek olarak, kadının işgücüne katılımını destekleyen firmaların finanse edilmesi ile KOBİ finansmanı gibi sosyal hedefleri de bulunuyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığı Dış Ekonomik İlişkiler Genel Müdürü Kerem Dönmez konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Ekonomimizin itici gücü olan ihracatçılarımızın uygun koşullu finansmana erişiminin sağlanması ve Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması’na (CBAM) adaptasyonun desteklenerek ihracatçılarımızın uluslararası rekabet gücünün artırılmasına büyük önem veriyoruz. Bu amaçla geliştirilen Türkiye Yeşil İhracat Projesi’nin ülkemiz ihracatçılarının yeşil dönüşümüne öncülük edeceğine, yeni istihdam imkanları oluşturacağına ve ülkemizin 2053 net sıfır emisyon hedefine ulaşılmasına destek vereceğine inanıyorum. Önümüzdeki dönemde de verimlilik temelli ve ihracata dayalı nitelikli büyümeyi desteklemek için Dünya Bankası ve diğer kalkınma ortaklarımız ile çalışmayı sürdüreceğiz” dedi.

Anlaşmaya ilişkin değerlendirmede bulunan Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez, “İhracat sektörünün devam eden başarısı Türkiye ekonomisi için hayati önem taşıyor ve sürdürülebilirliğe doğru geçiş Hükümet için yüksek bir öncelik olmaya devam ediyor. Dünya Bankası, yalnızca dünya çapında düşük karbonlu bir geleceğe doğru geçişi desteklemekle kalmayıp aynı zamanda hem firmaların hem de ülkenin rekabet gücünü artıracak olan bu girişimlere yardımcı olmaktan memnuniyet duyuyor” ifadelerini kullandı.

Türk Eximbank Genel Müdürü Ali Güney yaptığı açıklamada, “IBRD garantisi ile temin ettiğimiz 1 milyar Euro tutarındaki 10 yıl vadeli kaynak ile Türkiye’nin iklim değişikliğine uyum çabalarına eşlik ederek, Türk ihracatçılarının yeşil dönüşümlerini ve uygun maliyetli uzun vadeli finansman yoluyla yeşil ihracatı desteklemekten memnuniyet duyacağız. Avrupa Birliği’nin belirlediği sera gazı emisyon azaltımı hedefine ulaşılması amacıyla düzenlediği CBAM, Türk yapımı mallarını “karbon vergisi” şeklinde ithalat tarifelerine maruz bırakacak. Bu durum, ihracatçılarımızı düşük karbonlu üretim süreçlerini kullanan şirketlere kıyasla rekabet açısından dezavantajlı hale getirecek ve potansiyel olarak ürünlerinin Avrupa Birliğinde ve diğer ihracat pazarlarında pazarlanabilirliğini etkileyecektir. CBAM’ın, 2030 yılına kadar, nispeten yakın bir gelecekte, daha da genişlemesi ve tüm sektörleri içermesi bekleniyor. Bu nedenle ihracatçılarımızın ihracat potansiyellerini korumak için uyum sağlaması ve üretimlerini mümkün olduğunca karbondan arındırması bekleniyor. Sağladığımız bu kaynak ile düşük karbonlu ihracata geçiş ve CBAM’den etkilenecek sektörlerdeki ihracatçıların rekabet gücünün korunması doğrultusunda çizilecek olan stratejik yol haritasında biz de üstümüze düşeni yapacağız. Bu bakımdan söz konusu kaynak Türkiye’nin iklim değişikliğine uyum çabalarına eşlik edecek ve Türk ihracatçılarının uzun vadeli finansman ihtiyaçlarına da destek olacaktır. Diğer taraftan, Türk Eximbank olarak iklim değişikliği ile mücadele ve karbonsuzlaşma konusunda önemli bir aktör olmanın yanı sıra Dünya Bankası için de bir ilk olan bu öncü işlemle Türkiye ihracatının yeşil dönüşümüne aktif katkı sağlamaya devam edeceğiz” dedi.

Türkiye Ülke Müdürü ve Deutsche Bank A.Ş. Genel Müdürü Orhan Özalp, “Ülkemizin lider İhracat Kredi Kuruluşu olan Türk Eximbank’a sağlanan 1 Milyar Avro değerindeki anlaşma, Deutsche Bank’ın Türkiye’ye ve bankaya olan bağlılığını gösteren dönüm noktası niteliğinde bir anlaşmadır. Ülkenin makro görünümündeki iyileşme ile Deutsche Bank’ın Türkiye’ye olan bağlılığı artmaya devam edecektir. Dünya Bankası’nın garantisi altında hızlı bir şekilde gerçekleştirilen anlaşmanın tüm paydaşlarına, Türk Eximbank ekibine, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve diğer eş kreditörlerine teşekkür ederiz” diye konuştu.

Standard Chartered Genel Müdürü Kaşif Atun, “Standard Chartered, IBRD, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve diğer kreditörler ile yakın iş birliği içerisinde çalışarak Türk Eximbank’ın IBRD garantisi altında sağladığı önemli ve en yüksek tutardaki finansmanında Global Koordinatör, Yetkilendirilmiş Lider Düzenleyici ve Kredi Aracısı olarak görev almaktan gurur duymaktadır. Bu anlaşma, Türk Eximbank’ın çok rekabetçi oranlarla uzun dönem finansman sağlamasına yardımcı olmuştur. Müşterilerimizi ve faaliyet gösterdiğimiz toplumları enerji geçişi ve karbondan arındırma konusundaki sürdürülebilirlik yolculuğunda desteklemek Bankamızın strateji odağında yer almaktadır. Ülke için çok önemli olan bu işlemin bir parçası olduğumuz için müteşekkiriz” şeklinde konuştu.

Türk Ekonomi Bankası (TEB) Genel Müdürü Ümit Leblebici, “TEB olarak, müşterilerimizin sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarına finansman sağlanması ve bu alandaki projelerinin desteklenmesi konusunda aktif rol alıyoruz. İhracatçılarımız başta olmak üzere kurumsal müşterilerimize yeşil dönüşüm süreçlerinde danışmanlık desteği veriyor, ihtiyaç duyabilecekleri finansman ürünlerini sunuyoruz. Global ortağımız BNP Paribas Grubu’nun ESG ve sürdürülebilir finansman alanındaki bilgi birikimi ve deneyiminden de yararlanıyoruz. Türk Eximbank ile gerçekleştirdiğimiz bu başarılı işlem, BNP Paribas Grubu’nun Türkiye’deki kurumsal müşterilerinin iklim değişikliği risklerine uyum sağlamasını ve daha az karbon salımı yapan faaliyetlere geçişini kararlı bir şekilde destekleyen stratejisinin de önemli bir göstergesi. TEB olarak, BNP Paribas Grubu ile birlikte müşterilerimize yeşil dönüşüm süreçlerinde eşlik etmeye devam edeceğiz” dedi.

ING Türkiye CEO’su Alper Gökgöz, “ING olarak sürdürülebilirliği stratejik önceliklerimiz arasında konumluyor ve yeşil dönüşümün kolektif bir çaba ve eylem gerektirdiğine inanıyoruz. Sürdürülebilir finansman alanındaki uluslararası uzmanlığımız, deneyimimiz ve güçlü global ağımızdan faydalanarak ülkemize katkıda bulunuyoruz. Müşterilerimizin sürdürülebilir finans yol haritalarını oluşturmalarına destek oluyor, uluslararası kredi ve borç sermaye piyasalarına erişimlerine katkı sağlıyoruz. Türkiye’deki ihracatçılarımızın yeşil dönüşümlerinin, ihracat kapasitelerini korumak ve rekabet avantajı kazanmak açısından oldukça önemli olduğuna inanıyoruz. Bu kapsamda, sürdürülebilirliği stratejisinin merkezine alan ING Grubu’nun bir parçası olarak, uluslararası düzenlemeler alanındaki uzmanlığımızı, müşterilerimizin net sıfır dünyaya geçişlerini desteklemek için deneyim ve bilgimizi aktarabileceğimiz bir fırsat olarak görüyor, müşterilerimizin yeşil dönüşümüne katkıda bulunmayı önemsiyoruz. Aynı zamanda, iş hayatında kadının güçlendirilmesinin sürdürülebilir bir ekonomi ve toplumsal gelişim için önemli olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda, ihracatçılarımızın yeşil dönüşümünü destekleyen, kadın dostu şirketlerin ve KOBİ’lerin finansmanını teşvik eden, Türkiye’nin sürdürülebilirlik yol haritasına ve ekonomisine katkı sağlayan bu değerli iş birliğinde yer almaktan mutluluk duyuyoruz” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/eximbanktan-1-milyar-euroluk-kredi-anlasmasi/feed/ 0
İSO Başkanı: Sermaye akımlarında toparlanma eğilimi var https://www.haber60.com.tr/iso-baskani-sermaye-akimlarinda-toparlanma-egilimi-var/ https://www.haber60.com.tr/iso-baskani-sermaye-akimlarinda-toparlanma-egilimi-var/#respond Fri, 01 Mar 2024 00:06:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13407 İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, “Sermaye akımlarında son aylarda belirli bir toparlanma eğilimi görülüyor olsa da henüz arzu edilen seviyelere gelinmedi. Yerel seçimlerle birlikte siyasi belirsizliğin azalması, CDS primlerinin daha da düşmesi, enflasyonun ana eğiliminde gerileme ve rasyonel ekonomi politikalarında kararlı duruş çok kritik olacak.” dedi.

AK Parti Ekonomi İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci’nin konuk olarak katıldığı İSO Meclisi’nin 2024 yılı şubat ayı olağan toplantısının ana gündemi, “Küresel Gelişmeler Işığında Türkiye Ekonomisini Değerlendirirken; Sanayicilerimizin Vizyoner Bir Bakışla Bugün ve Geleceğe Dair, Ekonomi, Üretim, Çalışma Hayatına Yönelik Düzenleme Talepleri ve Çözüm Önerileri” olarak belirlendi.

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Bahçıvan, 2024’ün ekonomik açıdan zorluklarla geçeceğine işaret ederek, bu süreçte toplumun diğer kesimleri gibi sanayicilerin de gidişatı anlamaya, geleceği kestirmeye çalıştığını söyledi.

Önlerinde sabır ve fedakarlık gerektiren bir süreç olduğunu kaydeden Bahçıvan, “Ancak fedakarlık sadece biz sanayicilerden, ihracatçılardan beklenirse bu hem haksızlık olur hem de üretim hayatında çok daha fazla sıkıntılara neden olur. Bu nedenle içinde bulunduğumuz süreçte tasarruf, herkesin görev ve sorumluluğu olmalı.” dedi.

-“Rezerv gelişmeler, en önemli barometrelerden biri olacak”

Son dönemlerde yaşanan ekonomik gelişmeler hakkında da değerlendirmelerde bulunan Erdal Bahçıvan, şöyle devam etti:

“Sermaye akımlarında son aylarda belirli bir toparlanma eğilimi görülüyor olsa da henüz arzu edilen seviyelere gelinmedi. Yerel seçimlerle birlikte siyasi belirsizliğin azalması, CDS primlerinin daha da düşmesi, enflasyonun ana eğiliminde gerileme ve rasyonel ekonomi politikalarında kararlı duruş çok kritik olacak. Bu bakımdan, rezerv gelişmelerinin en önemli barometrelerden biri olacağını da belirtmemiz gerekiyor.”

Geçiş döneminde herkesin gözünün enflasyonda olacağına dikkati çeken Bahçıvan, “Bu noktada, Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadelede kararlılık mesajını güçlendirmiş olması önemli. Zira sürecin tüm zorluklarına karşın fiyat istikrarının ve öngörülebilirliğin ne kadar değerli olduğunu da fazlasıyla tecrübe etmiş durumdayız. Ekonomide sert bir durgunluk ve ani işsizlik artışına yol açmaksızın iç talebin dengelenmesini ve beklentilerin iyileşmesini sağlamak elbette zorlu bir süreç.” diye konuştu.

-“Finansman koşullarının sıkı kalacağının farkındayız”

Ekonomi yönetiminin son dönemlerde dezenflasyon sürecinin temel unsurlarından biri olarak Türk lirasında “reel değerlenme” vurgusunu öne çıkardığını aktaran Bahçıvan, şunları kaydetti:

“Yaşadığımız enflasyonist sürecin başlıca kaynağı olan döviz kurlarında istikrar sağlanırken bunun dış dengeleri ve rekabet gücünü gözetecek makul bir patikada olması gerektiğine inanıyoruz. Bu vesileyle finansman meselesine de kısaca değinmek istiyorum. Hiç kuşkusuz, üretim hayatının sağlıklı işleyişi için uygun finansman koşullarının yaratılması çok önemli. Merkez Bankamız bu ay itibarıyla faiz artışlarını durdurmuş olsa da yaşadığımız geçiş sürecinde finansman koşullarının bir süre daha sıkı kalacağının ve bunun reel sektör açısından oluşturacağı zorlukların farkındayız. Öte yandan, finansman koşullarında sağlıklı bir rahatlama sağlanabilmesi için asli koşul, dezenflasyonun kalıcı bir şekilde sağlanması ve bu yolla faizler üzerindeki baskının ortadan kalkmasıdır. İçinden geçtiğimiz bu geçiş sürecinde ekonomi yönetimimizden başlıca beklentimiz budur.”

Konuşmasında nüfus ile ilgili açıklanan son TÜİK verilerine de değinen Bahçıvan, özellikle İstanbul’da yaşanan tersine göç rakamlarına dikkati çekerek, bunun gelecek yıllarda ciddi bir nitelikli istihdam sıkıntısının göstergeleri olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.

Teknoloji ve yüksek katma değerli üretimde bilgi ve becerilerini üretime yansıtabilen nitelikli insanın en temel faktör olduğunu belirten Erdal Bahçıvan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Günümüz dünyasında bu hedeflere ulaşmak ancak ve ancak nitelikli insana yatırım yapmakla mümkün. Bu doğrultuda, üniversite ve meslek lisesi eğitiminin nitelikli işgücü ihtiyacına cevap verebilmesi büyük önem taşıyor. Türkiye’nin orta vadeli, tutarlı ve sürdürülebilir bir istihdam politikasına ihtiyacı var. İkiz dönüşüm olarak adlandırılan süreçte sanayinin dijital ve yeşil dönüşümü için önümüzdeki dönemde teşvik-destek mekanizmalarının, insan kaynakları ve eğitim politikalarını da içerecek şekilde kurgulanması önemlidir. Bu ihtiyaç, insan kaynağımızın etkin ve verimli bir şekilde değerlendirilmesi için YÖK’ün de dahil olacağı bir eğitim planlamasıyla geleceğimiz adına eğitimin her kademesinde mutlaka giderilmelidir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/iso-baskani-sermaye-akimlarinda-toparlanma-egilimi-var/feed/ 0
Vakıf Katılım, aktif büyüklüğünü 2024’te 506 milyar TL’ye çıkarmayı hedefliyor https://www.haber60.com.tr/vakif-katilim-aktif-buyuklugunu-2024te-506-milyar-tlye-cikarmayi-hedefliyor/ https://www.haber60.com.tr/vakif-katilim-aktif-buyuklugunu-2024te-506-milyar-tlye-cikarmayi-hedefliyor/#respond Tue, 27 Feb 2024 22:12:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12692 Vakıf Katılım Genel Müdürü Mehmet Ali Akben, üretim, istihdam ve ihracat temelli yatırımlara ve projelere kanalize olmaya devam edeceklerini belirterek, “Bu yıl, aktif büyüklüğümüzü 506 milyar TL’ye, nakdi ve gayri nakdi finansman toplamını 400 milyar TL’ye, toplanan fonlarımızı da yaklaşık 392 milyar TL’ye çıkarmayı hedefliyoruz.” dedi.

Vakıf Katılım’ın 2023 yılı finansal sonuçları ve 2024 hedefleri ile katılım bankacılığı sektörünün ele alındığı toplantı Mehmet Ali Akben’in ev sahipliğinde Çırağan Sarayı’nda gerçekleştirildi.

Akben, toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye’de katılım finans pazar payının her geçen yıl arttığını ve sektörün coğrafi olarak yayılmaya devam ettiğini dile getirdi.

Sektörün geçmişte olduğu gibi geçen yıl da kaynaklarını reel sektörün kullanımına sunduğunu kaydeden Akben, sektörün katma değerli üretim ve ekonomik dinamizmi merkeze alarak Türkiye Ekonomi Modeli’ni desteklemeye devam ettiğini söyledi.

Akben, Türkiye Katılım Bankaları Birliği’nin Aralık 2023 verilerine göre, bugün 9 katılım bankasının toplam 1455 şube ve yaklaşık 20 bin personelle hizmet sunduğunu anımsatarak, “Bankacılık sektörünün 2023 Aralık itibarıyla toplam nakdi finansman hacmi yüzde 54,7 düzeyinde büyürken, katılım bankalarında bu oran yüzde 63,7 seviyesinde gerçekleşmiştir. Yine toplanan fonlarda aralık ayı itibarıyla bankacılık sektörü yüzde 69 düzeyinde büyürken, katılım bankaları yılbaşına kıyasla yüzde 71,5’lik büyüme kaydetmiştir.” ifadelerini kullandı.

Vakıf Katılım’ın Aralık 2023 itibarıyla katılım bankacılığı sektörü içindeki nakdi finansman pazar payının yüzde 17,51, öz kaynak pazar payının ise yüzde 20,29 şeklinde gerçekleştiğinin altını çizen Akben, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Toplam aktif büyüklüğümüzü bir önceki yıla kıyasla yüzde 67,62 artırarak 315,3 milyar TL’ye ulaştırdık. Bu dönemde, toplanan fon hacmini de yüzde 83,41 artışla 254,2 milyar TL’ye yükselttik. Yine geçtiğimiz yıl, güçlü fonlama?kaynaklarımız?ve öz kaynaklarımızla?reel sektöre desteğimizi artırarak nakdi ve gayri nakdi toplamda?260,4 milyar TL fon kullandırdık. Takipteki alacak oranımız yüzde 1’in altında. Sektör ortalamasının altında kalan bu oran başarılı olduğumuz alanlardan biri.” diye konuştu.

Akben, bütün kaynaklarını reel sektörün gelişimi ve büyümesi için yönlendirdiklerini belirterek, “Kullandırdığımız krediler içinde KOBİ kredilerinin payı 2023 sonu itibarıyla yüzde 42,7 seviyesine yükseldi. Sunduğumuz nakdi ve gayri nakdi desteği de 2023’de bir önceki yıla oranla yüzde 72,1 artırarak 100 milyar TL’ye ulaştırdık.” şeklinde konuştu.

Katılım bankalarında kredi hacminin bankalara oranla 9 puan daha fazla büyüdüğüne dikkati çeken Akben, “Katılım bankaları konvansiyonel bankalara kıyasla bir miktar fazla büyüyor. Toplanan fonlardaki düşük büyümenin sebebi faiz artışı ya da indirimlerine çabuk intibak edemiyor.” yorumunda bulundu.

Akben, Vakıf Katılım’da enflasyonun üzerinde büyüme olduğuna dikkati çekerek, toplanan fonlarda görülen büyümenin bu şartlara rağmen önemi bir başarı olduğunu söyledi.

“Toplamda 5,2 milyar TL tutarında finansman desteği sunduk”

Yenilenebilir ve sürdürülebilir finansmanlar konusunda da önemli çalışmalara imza attıklarını ifade eden Mehmet Ali Akben, bu kapsamda yaklaşık 2 milyar TL’si geçen yıl olmak üzere toplamda 5,2 milyar TL tutarında finansman desteği sunduklarını dile getirdi.

Akben, sürdürülebilirlik çalışmaları kapsamında hayallerini gerçekleştirmek isteyen kadın girişimciler ve hakim ortağı kadın olan işletmelere desteklerini sürdürerek 4,1 milyar TL’si nakdi, 1,5 milyar TL’si gayri nakdi olmak üzere yaklaşık 5,6 milyar TL finansman sağladıklarını aktardı.

Büyüme stratejisinin temelini dijital kanalların güçlendirilmesi üzerine inşa eden bir kurum olduklarının altını çizen Akben, “Müşterilerimizin ihtiyaçlarını şubelerimizin yanı sıra dijital kanallarımız aracılığıyla da karşılamalarını oldukça önemsiyoruz.” diye konuştu.

Akben, tüzel kişiler için uzaktan müşteri edinimi sürecini başlatan ilk finans kurum olduklarını ifade ederek, “2023 yılında dijital kanallardan kazandığımız müşteri sayımızın bir önceki yıla göre 5 kat artış gösterdiğini özellikle belirtmek isterim. Bugün geldiğimiz noktada ise işlemlerin yaklaşık yüzde 94’ü dijital kanallar aracılığıyla yapılıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“TROY logolu kartlar İsrail’in Gazze’ye saldırıları sonrası daha fazla talep gördü”

TROY logolu kartların İsrail’in Gazze’ye saldırıları sonrası daha fazla talep gördüğüne dikkati çeken Akben, “Debit’le birlikte ülkede 350 milyona yakın kart var. TROY kart, BDDK Başkanı olduğum dönemde hassasiyet gösterdiğim bir konu oldu. Türkiye’de yüzde 100’den fazla artışlar var. Bizde de talep artıyor. Talebe göre şekillenecek.” ifadelerini kullandı.

Akben, Türkiye’de kredi kartlarının vadeli çek gibi bir ödeme aracı olduğunu belirterek, “Nasıl ki bankalar bireysel ya da tüzel kredi notundan sonra kredi veriyor. Taksiti bir şirket yapıyor, ilave banka yapıyor. Vatandaşlar mobilya, elektronik eşya gibi yüksek tutarlı ürünlerde kredi kartının taksiti sayesinde sahip olabiliyor. Bizim çalıştığımız dönemde ithal ürünlerde, yüksek tutar içeren taksit sınırlaması getirdik. Az taksit uygulanmıştı. Amaç ithal yerine yerli ürünlerin tercih edilmesi idi.” diye konuştu.

Kredi kartlarında faizlerin düşük kaldığını ifade eden Akben, “Kredi kartının gelirle ilişkilendirilmesi gerekiyor. Bizim dönemimizde dar gelirli için bant aralığı getirmiştik. Çok etkilenmesinler diye kademeli geçişler yapmıştık. Benzeri uygulamalar yapılabilir. Dar gelirlileri düşünerek dikkatli hareket etmek gerekir.” ifadesinde bulundu.

“Aktif büyüklüğümüzü 506 milyar TL’ye çıkarmayı hedefliyoruz”

Kaynakları reel sektörün finansmana erişmesi için kullanmayı sürdüreceklerini ifade eden Akben, “Üretim, istihdam ve ihracat temelli yatırımlara ve projelere kanalize olmaya devam edeceğiz. Bu yıl, aktif büyüklüğümüzü 506 milyar TL’ye, nakdi ve gayri nakdi finansman toplamını 400 milyar TL’ye, toplanan fonlarımızı da yaklaşık 392 milyar TL’ye çıkarmayı hedefliyoruz.” diye konuştu.

Akben, Vakıf Katılım’ın tüzel müşteri hedef kitlesinin ana odakları arasında yer alan KOBİ’ler için çalışmalarına büyük bir hızla devam edeceklerini belirterek, “Hem mevcut KOBİ müşterilerimizle olan hacmi büyütecek hem de yenilikçi ürünlerle KOBİ müşterileri sayımızı artıracağız. Bu yıl KOBİ’lerimize nakdi ve gayri nakdi toplam 177 milyar TL destek sunmayı hedefliyoruz.” dedi.

2024 yılında da veriyi merkeze alan dijital odaklı iş yapış kültürünü daha da artırarak, yapay zeka ve robotik süreç uygulamalarına ağırlık vereceklerini ifade eden Akben, “Dijital Olgunluk” seviyelerini 2024 yılında daha da yükselteceklerini ve gelişen teknolojiye uygun bir şekilde müşterilerin beklentilerine en etkili ve hızlı şekilde yanıt vermeyi sürdüreceklerini aktardı.

Akben, “Ürün geliştirmelerimizin yanı sıra, web kanallarımıza entegre edilen yeni destek noktalarıyla müşteri temas noktalarını artırarak, müşteri memnuniyetini maksimum düzeyde tutma çalışmalarımızı da devam ettireceğiz.” diye konuştu.

Şubeleşmeye ve coğrafi kapsama alanlarını genişletmeyi sürdürerek mevcuttaki 196 şube sayılarını da yılsonuna kadar 210’a çıkarmayı planladıklarını kaydeden Akben, “Her zaman olduğu gibi önümüzdeki dönemde de hedeflediğimiz tüm kalemlerde başarılı sonuçlar alacağımıza, hem sektörümüzün hem de ülke ekonomimizin gelişimi için önemli faaliyetler ortaya koyacağımıza yürekten inanıyorum.” açıklamasını yaptı.

“Toplumun sadece ekonomik anlamda değil kültürel anlamda da kalkınmasına büyük önem veriyoruz”

Kuruldukları günden bu yana toplumun sadece ekonomik anlamda değil kültürel anlamda da kalkınmasına büyük önem verdiklerini belirten Vakıf Katılım Genel Müdürü Akben, kurumsal vatandaş kimlikleri doğrultusunda Vakıf Eserleri Envanter Projesi adlı çok özel bir projeyi hayata geçirdiklerini kaydetti.

Akben, 2022 yılında başladıkları projenin ilk durağının Hatay olduğuna dikkati çekerek, “Şehirdeki 117 vakıf eserini 3 ay süren bir çalışmayla 2600 karede fotoğrafladık ve bunu çok kıymetli bir referans kitap haline getirdik. Hatay’ı fotoğraf karelerine taşıdığımız o günlerin ardından ne yazık ki hepimizi büyük acılara sevk eden bir deprem felaketi yaşadık. Deprem, sizlerin de bildiği gibi fotoğrafladığımız eserlerin çoğunu ya yıktı ya da büyük hasara uğrattı.

Dolayısıyla bu kitap çalışması bizler için artık vakıf eserlerinin tespit edilmesi amacının ötesinde, geçmişle aramızda bağ kuran çok kıymetli bir köprü niteliğinde. Bu anlamda çalışmamızın, eserlerin restorasyon çalışmasında kurum ve kuruluşlara kılavuzluk edecek nitelikte olduğunu düşünüyorum. Projemize şimdi de Konya ile devam ediyoruz. Yakında bu çalışmamızı da nihai haline getireceğiz.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/vakif-katilim-aktif-buyuklugunu-2024te-506-milyar-tlye-cikarmayi-hedefliyor/feed/ 0
Kuveyt Türk Genel Müdürü Uyan 2024’te katılım finansta yüzde 50 büyüme bekliyor https://www.haber60.com.tr/kuveyt-turk-genel-muduru-uyan-2024te-katilim-finansta-yuzde-50-buyume-bekliyor/ https://www.haber60.com.tr/kuveyt-turk-genel-muduru-uyan-2024te-katilim-finansta-yuzde-50-buyume-bekliyor/#respond Thu, 28 Dec 2023 21:06:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=1401 Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan, yıl sonunda katılım bankacılığı için yüzde 70’e yakın büyüme beklediklerini belirterek, “Katılım finansın geçmiş yıllarda olduğu gibi 2024’te de sektörün üzerinde bir aktif büyüme sergileyeceğini düşünüyoruz. 2024’te yüzde 50’ler seviyesinde bir büyüme öngörüyoruz.” dedi.

Uyan, “Bankacılık Söyleşileri” kapsamında AA’ya yaptığı açıklamada, enerji ve gıda fiyatlarındaki görece normal seviyelere dönüş ve Çin ekonomisinin yeniden açılmasıyla birlikte önceki yıllardaki bir dizi finansal ve salgın gibi finansal olmayan şoklardan sonra küresel ekonomik aktivitenin 2023’e pozitif başladığını, tüm dünyada tarihi yüksek seviyeleri gören enflasyon oranlarının ise sıkılaştırıcı para ve maliye politikaları ve arz zincirindeki normalleşmeyle düşüş eğilimine girdiğini söyledi.

2022’de başlayan faiz artışları bu yıl da devam ederken, çekirdek enflasyondaki katılığın birçok ülke için kalıcı enflasyon riskinin henüz tamamen ortadan kalkmadığını gösterdiğini belirten Uyan, enflasyonun geçen yılki zirvelere göre düşürülmesinde kaydedilen ilerlemeyle birlikte fiyat istikrarının ekonomiler için artık bir problem olmadığını söylemek için henüz erken olduğunu, ekonomik aktivitenin, özellikle yükselen piyasalarda ve gelişmekte olan ekonomilerde hala salgın öncesi seyrinin gerisinde kalırken, küresel toparlanmada bölgeler arasındaki önemli farklılıkların dikkati çektiğini ifade etti.

Enerji ve emtia fiyatlarındaki normalleşme ve düzelen tedarik zincirleri nedeniyle gelişmiş ekonomilerde manşet enflasyon oranlarının düştüğünü, bununla birlikte çekirdek enflasyondaki, değişken gıda ve enerji hariç tutulduğunda, katılık nedeniyle enflasyon oranlarının merkez bankalarının yüzde 2 hedefine ulaşmasının yakın gelecekte muhtemel görünmediğini dile getiren Uyan, şöyle devam etti:

“Çin ve Japonya gibi istisnalar dışında dünyanın çoğu yerindeki merkez bankaları, ekonomik büyümeyi yavaşlatmak, reel ücret artışlarını sağlamak ve enflasyonu düşürmek amacıyla son 2 yıldır hem parasal hem de miktarsal sıkılaşma adımları atıyor. Doğal faiz hadlerinin oldukça üzerine çıkan merkez bankalarının en önemli önceliği fiyat istikrarı olurken, merkez bankalarının enflasyonla mücadele ile finansal istikrarı korumak arasında hassas bir denge kurma çabaları devam ediyor. Sermaye çıkışı, yerel para birimlerinin değer kaybetmesi, tüketici güveninin azalması ve ülke risk primlerinin yükselmesi olarak etkilerini gösteren küresel faiz artışları, özellikle gelişmekte olan ülke ekonomilerini daha derinden etkiliyor. ABD faizlerinin yüksek seyretmesi dolar cinsinden varlıkların değerlenmesine ve gelişmekte olan ekonomilerden sermaye çıkışlarının artmasına yol açarken, bu da para birimlerinde değer kayıplarının yaşanmasına neden oluyor. Yerel para birimlerindeki değer kaybı bir yandan dolar cinsinden ihraç edilen borçların geri ödemelerinde zorluklar oluştururken, artan borçlanma maliyetleri ve likidite dışarıya akışları bu ekonomiler için enflasyon baskılarından dolayı yükselen faizlerin fiyat istikrarındaki iyileşmelere rağmen gelecek yıl da bir süre için devam edeceği anlamına geliyor.”

“TL mevduat payı artacak ve enflasyondaki düşüşle daha fazla mudi TL talep edecek”

Ufuk Uyan, salgından bu yana gelen birikimli şokların sebep olduğu küresel makroekonomik risklerin enflasyon başta olmak üzere Türkiye ekonomisine yönelik etkilerini yakından takip ettikleri bir yılı geride bıraktıklarını belirterek, bankacılık alanında bir yandan miktarsal sıkılaşma amaçlı piyasadaki likiditeyi azaltmaya yönelik regülasyonlar gelirken diğer yandan üretim ve yatırımın durmaması için selektif finansman düzenlemelerinin devam ettiğini gördüklerini bildirdi.

Ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadele kapsamında aldığı tedbirlerin 2024’te devam etmesini ve bankacılık sektörünün bu hususta önemli bir rol oynamasını beklediklerini ifade eden Uyan, “Tedbirlerin, üretimdeki aktiviteyi azaltmaması ve bir resesyona neden olmaması için ekonomi yönetiminin hassas adımlar attığını görmekteyiz. Ekonomi politikalarının sektör üzerindeki etkisinin fon tarafında döviz tevdiat hesapları, finansman tarafında ise selektif finansman düzenlemeleri üzerinden devam etmesini beklemekteyiz. Yılın ikinci yarısında başlayan güçlü enflasyonla mücadele söylemi ve parasal sıkılaşma adımlarının dezenflasyonist etkilerini 2024’ün ikinci yarısında görmeyi bekliyoruz.” diye konuştu.

Uyan, 2024’ün ikinci yarısında başlamasını bekledikleri enflasyondaki düşüşün, finansmana erişimin rahatlamasına ve bankacılık sektörü düzenlemelerinde bir miktar sadeleşmeye gidilmesine neden olmasını beklediklerini ifade etti.

Döviz konusunda ise ağustos sonunda alınan KKM’den TL vadeli mevduata geçişi teşvik eden kararların olumlu etkilerini gördüklerini belirten Uyan, yükselen getiri oranları ve yapılan teşviklerle birlikte TL mevduat payının artacağını ve enflasyondaki düşüşle birlikte daha fazla mudinin TL talep edeceğini söyledi.

Enflasyonla mücadele ederken ekonomik büyümeyi ve istihdamda artışı sağlamanın ekonomi yönetimleri için oldukça zor bir süreç olduğunu vurgulayan Uyan, Türkiye ekonomisinin geçmişte bunu başardığını ifade etti. Uyan, “Enflasyonda düşüş sağlanırken iktisadi büyümenin devam ettiğini biliyoruz. Mevcut ekonomi yönetimi de bu konuda büyük çaba sarf ediyor. 2024 için ekonomi yönetiminin güçlü enflasyonla mücadele vurgusu, parasal ve miktarsal sıkılaşma adımları ve bankacılık düzenlemelerinin gelecek yılın ikinci yarısı itibarıyla etkisini göstermesi beklenirken dezenflasyonist süreç takip edilecektir.” diye konuştu.

“Bankaların finansman verme iştahı KOBİ’lerde yoğunlaşmaya devam edecek”

Kuveyt Türk Genel Müdürü Uyan, yükselen enflasyon beklenti ve tahminleri, ayrıca TL dönüşüm hedefleri kapsamında vadesi biten KKM müşterilerine sunulan yüksek oranlarla birlikte eylül ayından itibaren faiz ve kar oranlarında yükseliş eğilimi olduğunu ifade ederek, ağustos ayında görmeye başladıkları istikrarlı marj oranlarının devam ettiğini söyledi.

Ekonomi yönetiminin liralaşma stratejileri ve KKM uygulamalarıyla yılın 9 ayında döviz fonlarının reel anlamda yüzde 10’a yakın azalış gösterdiğini belirten Uyan, önümüzdeki dönemde de yabancı para rasyo hedefleri ve KKM’nin, sektör genelinde en önemli gündemler olmaya devam edeceğini öngördüklerini, KKM bakiyelerinin hala toplam fon içinde kayda değer paya sahip olduğunu vurguladı.

Toplanan fonlar içindeki TL cinsinden fonların, haziran ayındaki kur artışıyla bir miktar gerilese de eylül sonu itibarıyla yaklaşık yüzde 60 seviyesinde olduğunu belirten Uyan, KKM bakiyelerinin, toplam fon içinde kayda değer paya sahip olduğunu, ayrıca, Merkez Bankası kararı ile bankalar üzerindeki dönüşüm hedefinin gevşetilmesi ve kur korumalı hesaplardan TL fonlara geçiş için yeni hedefler getirildiğini anlattı.

Uyan, “Bireysel ve kurumsal finansmanlardaki menkul kıymet tesisi gereksinimleri kademeli olarak gevşetilse de 2024’te de devam edeceğini öngörüyoruz. Bu yüzden bankaların finansman verme iştahı, bazı finansman türleri hariç olmak üzere, KOBİ finansmanında yoğunlaşmaya devam edecektir. İhracat finansmanı, yatırım finansmanı ve tarımsal finansman gibi istisnai sektörlerde yüksek büyüme oranları görebiliriz.” diye konuştu.

Karlılık tarafına bakıldığında, bankacılıktaki düşük finansman iştahının bir süre daha devam etmesini öngörüyorken marjlarda belirgin bir daralma beklemediklerini ifade eden Uyan, “Hem bireysel kredi kartlarında hem de tüketici finansmanları genelinde enflasyon ve ücret artışları kaynaklı yüksek talep var. Fakat 2 yıldır süren makroihtiyati tedbirler ve yeni ekonomi yönetimiyle birlikte son dönemde artan parasal sıkılaştırıcı politikalar buradaki talebi de sınırlandıracaktır.” dedi.

“Katılım finans, toplumumuz tarafından giderek daha fazla tercih edilmekte”

Ufuk Uyan, 2023’ün 9 ayında, aktif büyüklükte kamu bankalarının yüzde 48 büyüdüğünü, bankacılık sektörünün aktif büyüklüğündeki kamu payını dikkate aldıklarında, yıllık bazda aktif büyüme oranındaki yüksek sektör büyümesinin kamu taraflı olduğunu gördüklerini söyledi.

Söz konusu dönemde katılım bankalarının, geçmişte olduğu gibi sektörün yüzde 47 büyüme ortalamasının üzerinde, yüzde 51 büyüme performansı gösterdiğini, ayrıca katılım finans tarafında sermaye piyasası ürünlerinde bu dönemde ciddi artışlar gözlemlediklerini dile getiren Uyan, şunları ifade etti:

“Özetle, katılım finansın kaynak tarafında çeşitlenme dikkati çekiyor. Yılın son çeyreğinde, katılım finans sektörünün aktif büyüklüğünde, nominal anlamda yılın ilk 9 ayında görülen performansa benzer şekilde bankacılık sektör ortalamalarının üzerinde seviyeler öngörüyoruz. Yıl sonunda katılım bankacılığı için yüzde 70’e yakın yıllık büyüme seviyeleri bekliyoruz. Katılım finans sektörü, çalışanların gayretiyle ve halkımızın teveccühüyle istikrarlı büyümesine 2023’te de devam etti. Bununla birlikte sektörümüz, 2023’teki ajandasını oluşturan etkin bilanço yönetimi, dijitalleşme, yetenek yönetimi ve sürdürülebilirlik ekseninde karlılıktan ödün vermeden Türkiye ekonomisine verdiği desteği sürdürdü. Tüm dünyada konvansiyonel finans sisteminin alternatifi olarak kabul edilen katılım finans, temel kurallarını faizsiz finans prensibine göre şekillendirdiği için toplumumuz tarafından giderek daha fazla ilgi görmekte ve tercih edilmektedir.”

Türk bankacılık sektörünün, yeni nesil bankacılık kavramını farklı açılardan ele alarak şekillenmeye devam ettiğini belirten Uyan, dijital bankalar, finansal teknoloji şirketleri, e-para şirketleri, ödeme sistemleri ve dijital cüzdanlar gibi alanlarda faaliyet gösteren şirketlerin yeni nesil bankacılık ekosistemini oluşturduğunu anlattı. Uyan, “Türk bankacılık sektörü, önümüzdeki dönemde özellikle şu konulara özel bir vurgu yapacak gibi görünüyor; Açık Bankacılık, API Bankacılığı, Servis Model Bankacılığı, Platform Bankacılığı, Yatırım Teknolojileri ve Müşteri Deneyimi.” dedi.

“2024’te özellikle TL katılım hesapları odakta olacak”

Kuveyt Türk Genel Müdürü Uyan, Türk bankacılık sektörüne kullandırılan fon/kredi büyümeleri açısından bakıldığında, 2023’ün ilk dönemindeki büyüme ivmesinin; bankacılık düzenlemeleri, TCMB’nin faiz artışları, miktarsal sıkılaşma adımları ve selektif kredi uygulamaları gibi sebeplerle yılın geri kalanında giderek yavaşladığını ifade ederek şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bankacılık sektörü yatırım ve ihracat gibi istisnai sektörlere yönelirken yılın ilk 9 ayı itibarıyla yüzde 40’lık bir kredi büyümesi gerçekleşti. Katılım finans kuruluşlarının kullandırılan fon büyümesi ise geçmişte olduğu gibi Kuveyt Türk öncülüğünde bu yıl da sektörden ayrışarak üçüncü çeyrek itibarıyla yüzde 46 oranında gerçekleşti. Hem bireysel kredi kartlarında hem de tüketici finansmanları genelinde, enflasyon ve ücret artışları kaynaklı yüksek talep halen devam etmektedir. Ancak enflasyonla güçlü mücadele vurgusu ile son dönemdeki parasal ve miktarsal sıkılaşma adımlarının, artan maliyetlerin de etkisiyle özellikle tüketici finansmanı ürünlerindeki talepleri düşürmesini beklemekteyiz. Kaynak tarafında ise hem ekonomi yönetiminin TL vurgusunun devam etmesi hem de artan kar payı oranları, 2024’te özellikle TL katılım hesaplarının odakta olacağını göstermektedir.

Politika yapıcıların bankacılık ve ekonomik dengeye dikkat ederek aldıkları tedbir ve düzenlemeler büyüme ve karlılık üzerinde etkisini göstermektedir. Öte yandan, katılım finans kuruluşlarının 2024’te şubeleşme stratejilerini özellikle kamu katılım finans kuruluşları tarafında güçlendirmesi muhtemel ancak dijitalleşmenin etkisiyle şube sayılarında daha kontrollü bir artış görebiliriz. Fiziksel ve dijital kanalların entegrasyonuyla müşteri deneyimi daha da ön planda olacaktır. 2024’te personel sayısındaki artışın daha dengeli ve dikey uzmanlık odaklı gerçekleşmesi beklenebilir. Katılım finans sektörünün olumlu yönde ayrışarak 2024 yılında da pazar kazanımına devam edeceğini ifade edebiliriz. Yüksek dijitalleşme oranı, kredi portföyü ve fon yapısı gereği konvansiyonel bankalardan olumlu yönde ayrışan katılım finansın, bankacılık sektöründen aldığı payın gelecek yıllarda yüzde 15’lik pazar payı hedefine ulaşma noktasında emin adımlarla yol alacağını belirtebiliriz.”

“2024’te mevcut faiz/kar payı gelirlerini bankacılık sisteminde göremeyeceğiz”

Ufuk Uyan, KKM’nin, sektöre göre dolarizasyon oranı daha yüksek olan katılım finans kuruluşları için daha dikkatli olunması gereken bir enstrüman olduğunu, katılım finans kuruluşlarının daha yüksek yabancı para cinsi fon oranlarına sahip olduğu için TL dönüşüm düzenlemelerine ayak uydurmakta daha fazla zorlandığını vurguladı.

Uyan, “Geldiğimiz seviyede TL fonların, daha da iyileşmesi mümkün olmakla birlikte istediğimiz düzeylerde olduğunu söyleyebiliriz. Ağustosta başladığımız KKM’den normal TL fonlara geçiş sürecinde ise katılım finans kuruluşları için bir miktar dezavantaj oluşturduğunu söyleyebiliriz. Katılım finans kuruluşları, fon toplama ve kar payı dağıtımında havuz mantığıyla çalıştığı için piyasa koşullarına anında uyum sağlayamıyor. Bu durum da faizin yukarı yönlü hareketlerinde, katılım finans kuruluşlarının konvansiyonel bankalarla olan rekabetinde olumsuz ayrışmasına neden olabiliyor. Mevcut faiz politikası, katılım bankalarındaki rasyolara kademeli olarak yansımaktadır. Gelecek getiri için kesin oran belirtemediğimiz ve mevcut kar paylarını hemen artıramadığımız için normal TL fonlar katılım finans müşterileri için kademeli olarak avantajlı hale gelecektir. Bunlardan dolayı Merkez Bankası standart TL’ye geçiş düzenlemelerinde katılım bankalarında ayrışmaya gidildiğini ve başlangıç hedeflerinde daha düşük oranlar verildiğini belirtmek isterim.” diye konuştu.

Katılım finans sektöründe yılın 9 ayı itibarıyla kullandırılan fonlarda yüzde 46 seviyesinde bir büyüme görüldüğünü ifade eden Uyan, katılım finans tarafında bankacılık sektörünün üzerinde bir kullandırılan fon büyümesi gördüklerini, geçmişte olduğu gibi 2024’te de katılım finans sektöründeki kullandırılan finansmandaki büyüme oranlarının sektörden olumlu yönde ayrışacağını beklediklerini söyledi.

Finansman tarafında selektif kredi uygulamaları, kredilerde büyüme düzenlemeleri ve özellikle tüketici kredilerindeki kısıtların devam ettiğini dile getiren Uyan, “Hem mali politikalar hem de para politikaları tarafında ise yetkililerin söylemlerinden kredilerdeki büyümenin sınırlandırılmasına devam edileceği ve enflasyon üretmeyecek alanlara kanalize edileceği sinyallerini alıyoruz. Hacimsel etkilerden dolayı 2024’te, 2022 ve 2023’teki mevcut faiz/kar payı gelirlerini bankacılık sisteminde göremeyeceğimizi ifade edebiliriz.” dedi.

Uyan, katılım finansın geçmiş yıllarda olduğu gibi 2024’te de sektörün üzerinde bir aktif büyümesi sergileyeceğini düşündüklerini, 2024’te yüzde 50’ler seviyesinde bir büyüme öngördüklerini kaydetti.

Yapay zekanın tüm iş modellerine girmesiyle birlikte açık bankacılık uygulamalarında sağlayacağı değer ile hiper kişiselleştirmenin önemli bir trend olacağını belirten Uyan, yine kişiselleştirilmiş uygulamalara ek olarak platform bankacılığının gelişmeye açık diğer bir alan olduğunu, finans dışı hizmetlerin bankacılık uygulamaları içinde sunulmasının finteklerle yapılan işbirliklerinin sayısını artıracağını söyledi.

Uyan, “Özellikle Türkiye’de servis modeli bankacılığı (BaaS) konusunda farklı iş modelleri ve iş birlikleri açısından düzenleyici kurumlar tarafından izinlerin gelebileceği öngörülüyor. Bu tarafta iş modellerinin standartlaşmasını ve adım adım yaygınlaşmasını beklemekteyiz.” dedi.

“2025’e ulaştığımızda en iyi müşteri deneyimini 10 milyon müşterimize sunmayı hedefliyoruz”

Kuveyt Türk’ün 9 aylık performansına değinen Uyan, Kuveyt Türk’ün 2023’ün 3. çeyreğindeki net karını geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 87 artırarak 17 milyar liraya çıkarmayı başardıklarını, öz varlıklarını 39 milyar liraya, aktif büyüklüklerini ise 590 milyar liraya ulaştırdıklarını bildirdi.

Uyan, “Önümüzdeki dönemde müşteri tabanımızı genişletip müşterilerimizin bankamız ile olan ilişkilerini derinleştirmeyi hedefliyoruz. Böylece müşterilerimizi daha yakından tanıyıp onların finansal çözüm ortağı olmayı arzuluyoruz. 2025’e ulaştığımızda en iyi müşteri deneyimini 10 milyon müşterimize sunmayı hedefliyoruz. Müşterilerimizi tüm faaliyetlerimizin ana odağına almaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

35. faaliyet yılını idrak edecekleri 2024’te de Kuveyt Türk Finans Grubu’nu büyütmeye ve geliştirmeye devam edeceklerini belirten Uyan, dijital ürün yelpazelerini genişleterek dijital yeteneklerini güçlendirmek, API entegrasyonları ve servis bankacılığı iş modelleriyle yeni nesil bankacılıkta sektörde öncü olmak gibi alt stratejiler üzerinde çalıştıklarını anlattı.

Uyan, yakın dönemde tüzel müşterilerinin teminat mektubu başvurularını Kuveyt Türk Mobil aracılığıyla almaya başladıklarını hatırlatarak, dijitalden teminat mektubu verme oranlarının 2025’e kadar yüzde 90’lara taşımayı hedeflediklerini kaydetti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kuveyt-turk-genel-muduru-uyan-2024te-katilim-finansta-yuzde-50-buyume-bekliyor/feed/ 0