
Merkez Bankası’nın faiz indirimi yapması durumunda ekonomide büyük değişiklikler yaşanabileceğini kaydeden Prof. Dr. Ferhat Pehlivanoğlu konuşmasına şöyle devam etti:
Beklenti Merkez Bankası’nın 100 ile 250 baz puan arasında faiz indirimine gideceği yönünde. Sıkı bir para politikası yürütmüştük faizlerimiz 50 baz puana gelmişti. Enflasyonda nispeten geriye gelen adımlardan sonra küçük de olsa bir rahatlama payı oldu Merkez Bankası için. Dolaysıyla gerek üretici kesim, gerekse kredi maliyetlerinin düşmesi adına faizlerin düşmesi gerekli.

FAİZ DÜŞERSE KONUT VE TAŞIT FİYATLARI DA DÜŞER Mİ?
Bu risk talep artışı yönünden. Eğer arz yeterli olmadığı durumlarda fiyatların yükselmesine, enflasyon üzerinde bir baskı oluşturmasına yol açabilir. Faizler düştüğü için Türk lirası yabancılar için cazibesini kısmen yitirmiş olabilir. Döviz kurlarında artış ortaya çıkabilir. Bu ithalat maliyetlerini bu da enflasyonu yukarıya taşıyabilir.

Abdurrahman YazıcıHaberler.com – EkonomiKocaeli ÜniversitesiMerkez BankasıEkonomiFinansYaşamDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CEP TELEFONUNDA 3 AY SINIRI
Bakanlık tarafından hazırlanan “Perakende Ticarette Uygulanacak İlke ve Kurallar Hakkında Yönetmelik’te Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Buna göre, yenileme merkezleri ve yetkili satıcılarca gerçekleştirilen, yenilenmiş ürün niteliğinde olup fiyatı 25 bin lirayı geçen veya bu nitelikte olmayıp fiyatı 20 bin lirayı aşan cep telefonu satışlarında taksit süresi 3 ayla sınırlandırıldı.
2 MİLYON TL ÜZERİ ARAÇLARA TAKSİT YOK
Yönetmelikle taşıt satışlarındaki taksit süreleri de yeniden belirlendi. Buna göre, taksitlendirme süresi, nihai fatura değeri 400 bin lira ve altında olan taşıt satışlarında 48 ayı, 400 bin liranın üzerinde olup 800 bin lirayı aşmayanlarda 36 ayı, 800 bin liranın üzerinde olup 1 milyon 200 bin lirayı geçmeyenlerde 24 ayı ve 1 milyon 200 bin lira ila 2 milyon lira arasındakilerde 12 ayı geçemeyecek. Nihai fatura değeri 2 milyon liranın üzerindeki taşıt satışlarında ise taksitlendirme yapılamayacak.

Cep TelefonuTeknolojiOtomobilEkonomiFinans
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özistek, İstanbul’da gerçekleştirilen ve teknoloji, girişimcilik ve finans dünyasından önde gelen isimlerin yapay zekanın geleceğini ve sektöre etkilerini değerlendirdiği “Beyond the Visible” zirvesinde, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Boğaziçi Ventures olarak, merkezine yapay zekayı alan ve geleneksel endüstrileri dönüştürmeyi hedefleyen şirketlere yatırım yapmaya öncelik verdiklerinin altını çizen Özistek, bu anlamda yatırımcıları hem global hem Türkiye‘deki şirketlerle buluşturduklarını söyledi.
Özistek, “Halka açık şirketler tarafında oyun fonumuz var. Tamamen yapay zeka dönüşümünden etkilenecek şirketler fonumuz da var. Uzay ve teknoloji gibi alanlar da ön planda. Çünkü bugün uzay teknolojisi, yapay zeka sayesinde hızla büyüyor. Robotik teknolojiler de aynı şekilde hızla gelişiyor.” ifadelerini kullandı.
Girişimlere yönelik yatırımlar da yaptıklarını belirten Özistek, “Girişimlere yatırım yapan fonlarımız tamamen Türkiye‘deki girişimlere odaklanıyor. Burada finans teknolojileri, perakende, dijital sağlık, oyun gibi birçok alanda yatırımlarımız var. Ama önceliğimiz, merkezine yapay zekayı almış, yapay zekayı üst düzeyde kullanarak farklı sektörleri baştan yaratmaya ve klasik geleneksel endüstrileri yapay zeka ile dönüştürmeye çalışan şirketler. Bu anlamda yapay zekada her sektörde yatırım yapıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Özistek, yapay zekanın bütün sektörleri dönüştüreceğini, ortaya çıkacak yeni sektörlere ilaveten gelecekte sektörlerinin yeni hallerinin de görüleceğini vurgulayarak, şunları söyledi:
“Bir de yapay zekanın hızlandırıcı etkisi var. Yani burada bir ilaç bulunma sürecini de hızlandırıyor. Uzay teknolojilerinin gelişimini de hızlandırıyor. Belki 2050’de, 2100’de ulaşacağımız noktalara çok daha hızlı ulaşacağız. Malzeme teknolojileri belki sektör olarak bakarsanız her zaman hayatımızda olacak ama şu an kullanmadığımız ya da şu an çok pahalı, üretim maliyetleri çok yüksek olduğu için kullanmadığımız, teknik olarak kullanamadığımız belki birçok malzemeyi önümüzdeki 3-5 yıl içerisinde, 10 yıl içerisinde kullanmaya başlayacağız.”
Türkiye‘de birçok yetenekli girişim bulunduğuna işaret eden Özistek, şöyle devam etti:
” Türkiye‘deki teknoloji şirketleri, Türkiye‘deki girişimler bu teknolojiyi kaldıraçlı şeklinde kullanarak globalde büyük işler yapma, ekonomiye büyük değerler yaratma fırsatına sahip. Türkiye‘de çok sayıda yetenekli girişimimiz var. Onları hem doğru fonlarsak hem de doğru yönlendirirsek, global network ile doğru şekilde bir araya getirirsek, Türkiye ekonomisinde büyük bir sıçrama yaratabiliriz.” dedi.
Özistek, “Buradan yani 3-5 tane şirketin çok başarılı olmasından bahsetmiyorum. Totalde ekonomiye büyük etki sağlayabilecek bir fırsat var önümüzde. Çok da uzun değil yani önümüzdeki 5-10 yıl içerisinde bunlar olacak.” ifadelerini kullandı.
Teknolojideki yapay zeka trendinin gerisinde kalmanın risklerine değinen Özistek, “Bunları yapamazsak, Türkiye geriye düşebilir. Yani risk de var. Bu, Türkiye, Amerika, Çin, Kore, İngiltere gibi ekosistemler arasında bir yarış ve bu yarışı kazanmak zorundayız.” açıklamasında bulundu.
Özistek, girişimciler, yatırımcılar ve teknoloji üreticilerini bir araya getirmenin önemine vurgu yaparak, şunları kaydetti:
“Bugün bu etkinliği yapmadaki temel sebebimiz ekosistemi bir araya getirmek. Girişimciler, yatırımcılar, teknoloji üreticileri, kullanıcıları, sivil toplum kuruluşları hepsini bir araya getirmek. Çünkü diğer ekosistemlerle mücadele edebilmek için bu birleşmeden, birlikte öğrenmeden, deneyimleri paylaşmadan faydalanmamız lazım. Ancak o şekilde güçlenebiliriz. Bu etkinliği de temel yapma nedenimiz bu.”
“Türkiye’nin girişimcilik potansiyeli avantaj sağlıyor”
Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Eczacıbaşı Bilişim Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Eczacıbaşı da Türkiye’de yapay zeka alanında girişimcilik ekosisteminin büyük bir potansiyele sahip olduğunu vurguladı.
Eczacıbaşı, “Bu alanda ilerleme sağlamak için sivil toplum, devlet ve özel sektörün iş birliği yapması gerekiyor. Özellikle politikaların geliştirilmesi ve kullanım alanlarının verimliliğe yönlendirilmesi için tüm kurumların önünün açılması çok önemli.” değerlendirmesinde bulundu.
Yapay zekanın farklı sektörlere etkisini bir metaforla açıklayan Eczacıbaşı, “Yapay zeka, çekiç gibi bir şey. Kafa da kırabilirsiniz, hayat da kurtarabilirsiniz. Kullanımına bağlı olarak her sektörde fayda sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı.
Eczacıbaşı ayrıca Türkiye Bilişim Vakfı olarak geleceğin çevresel ve sürdürülebilirlik sorunlarına çözüm üretmek için yapay zekanın kritik bir araç olduğunu belirterek, “Yapay zekanın geleceğin sorunlarını halletmek için kullanılması lazım. Bizi ileriye yönelik, önümüzdeki kuşakları bekleyen, çok büyük çevresel ve sürdürülebilirliği önleyen bir takım sorunlar bekliyor. Küresel ısınma, çevresel sorunlar, gelir dağılımı bozukluğu gibi konuların küresel olarak üzerine gidilmesi gerektiğini düşünüyorum.” dedi.
“BV Portfolio olarak bu hızlı değişim dönüşümü aslında önceden keşfedenlerdeniz”
BV Portföy Genel Müdürü Zeynep Özgür Çağlayan da yapay zekanın yalnızca teknoloji değil, endüstri, sağlık, eğitim ve finans gibi pek çok alanda dönüştürücü bir teknoloji olarak öne çıktığını vurguladı.
Çağlayan, “Biz BV Portfolio olarak bu hızlı değişim dönüşümü aslında önceden keşfedenlerdeniz. Bu yüzden de yatırımcılarımıza yapay zeka deyince akla gelen ilk portfolyo yönetim şirketi olma vizyonunu benimsedik.” değerlendirmesinde bulundu.
Yapay zekanın tüm alanlara hızla yayıldığına dikkati çeken Çağlayan, “Yapay zekanın herkes için erişilebilir ve doğru kullanılabilir hale gelmesi gerekiyor. Bu sağlandığında teknolojiyi gerçekten verimli kullandığımızı söyleyebiliriz.” ifadelerini kullandı.
Yapay ZekaTeknolojiistanbulEkonomiTürkiyeFinans
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BURSA’da polis ekipleri, bankalarda tanıdıkları olduğu ve uygun oranlarda yüksek meblağda kredi çıkartabileceklerini söyleyip 20 milyon lira dolandırıcılık yaptığı öne sürülen 1’i cezaevinde olan 21 kişilik çetenin üyelerini eş zamanlı operasyonla gözaltına aldı. Şüphelilerden 14’ü tutuklanırken 6’sı ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
İl Emniyet MüdürlüğüKaçakçılık ve Organize Suçlar Müdürlüğü ekipleri, ihbar üzerine, sosyal medyadan ‘Kredi Danışmanlık’ ismiyle yanıltıcı paylaşımlar yapıp paraya ihtiyacı olanlara, bankalarda tanıdıkları olduğunu belirterek uygun oranlarda faizle yüksek meblağlarda kredi çekebileceğini söyleyip ‘Nitelikli dolandırıcılık’ yapan çeteyi belirledi. Dolandırıcıların, ikna ettikleri kişilerden kimlik bilgilerini alıp, kredinin onaylanması için hesaplarına para yatırmasını istediği 20 kişi adına krediler çekip, çıkardıkları kredi kartlarıyla cep telefonu, bilgisayar, akıllı saat gibi pahalı elektronik eşyalar satın alıp, bunları 2’nci el olarak satarak haksız kazanç elde ettiklerini de ortaya çıkardı.
Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şubesi’ne bağlı ekipler, isimlerini belirledikleri 1’i başka suçtan cezaevinde olan 21 kişi için Bursa, İstanbul, İzmir, Tekirdağ, Antalya, Muğla ve Mardin’de eş zamanlı operasyon düzenledi. Polisler, yaklaşık 20 milyon lira dolandıran şüphelileri gözaltına aldı. Emniyet Müdürlüğü’ndeki sorgularından sonra adliyeye çıkarılan F.D., H.Ö., S.Ö., H.T. savcılık, M.O., H.Ö. ise mahkeme tarafından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ş.D., B.D., D.D., B.E., B.O., M.A., H.K., E.S., S.Ö., U.A., Y.G., O.D., M.E. ve O.Y. ise ‘Nitelikli dolandırıcılık’ suçundan tutuklandı. Şüphelilerden cezaevinde olan A.L. hakkındaki incelemenin ise devam ettiği belirtildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SPOT ETF onayları, Bitcoin yarılanması, Ethereum Dencun yükseltmesi ve ABD seçimlerine tanıklık eden 2024’ün sonuna yaklaşırken, 2025’in kripto olaylarına dair takvim de netleşmeye başladı. Test ağının devreye alınmasıyla gözler, Ethereum’daki büyük güncellemelerden biri olması beklenen ve yılın ilk çeyreğinde tamamlanması öngörülen Pectra’ya çevrildi. Konuyla ilgili değerlendirmelerini paylaşan Gate.TR CEO’su Kafkas Sönmez ise “Geniş bir kesim tarafından yalnızca alım satım ve yatırım amaçlı kullanılsa da kripto ekosisteminin arkasındaki teknolojiler, blokzinciri ağlarını her geçen yıl daha güçlü kılıyor. Ethereum’un 15 Eylül 2022’de gerçekleştirdiği The Merge yükseltmesinden sonraki en büyük üçüncü hard fork’u olması beklenen Pectra, 2025’in yakından takip edilecek kripto olaylarından biri olarak öne çıkıyor” dedi.
Spot Bitcoin borsa yatırım fonlarının onaylanmasıyla başlayan, küresel kurumsal Bitcoin benimsemesinin arttığı, Bitcoin yarılanmasının (halving) gerçekleştiği ve ABD seçimlerinin de etkisiyle Bitcoin’in tüm zamanlarının en yüksek seviyesini tazelediği bir yılın sonuna yaklaşırken, gözler 2025’te gerçekleşmesi beklenen büyük kripto ekosistemi olaylarına çevrildi. Geçtiğimiz günlerde yayına alınan test ağıyla yükseltmenin adım adım yaklaştığını sezdiren, 2025’in ilk çeyreğinde tamamlanması öngörülen önemli Ethereum güncellemesi Pectra, yeni yılın yaklaşmasıyla gündeme girdi.
Konuyla ilgili değerlendirmelerini paylaşan Gate.TR CEO’su Kafkas Sönmez, “Geniş bir kesim tarafından yalnızca alım satım ve yatırım amaçlı kullanılsa da kripto ekosisteminin arkasındaki teknolojiler, blokzinciri ağlarını her geçen yıl daha güçlü kılıyor. Ethereum’un 15 Eylül 2022’de gerçekleştirdiği The Merge yükseltmesinden sonraki en büyük üçüncü hard fork’u olması beklenen Pectra, 2025’in yakından takip edilecek kripto olaylarından biri olarak öne çıkıyor” dedi.
‘ETHEREUM, KÜRESEL EKOSİSTEMİN GENİŞLEMESİNE EN ÇOK KATKI SUNAN BLOKZİNCİRLERİ ARASINDA BAŞI ÇEKİYOR’
Kriptonun Durumu 2024 raporunda, 6 milyon aylık aktif kullanıcıyla en büyük blokzincirleri arasındaki yerini koruyan Ethereum’un, yüzde 20,8’lik bir oranla geliştirici ilgisinin en yoğun olduğu ekosistem ağı olduğu da görüldü. “Bitcoin’in yapısal problemlerine çözüm bulmak amacıyla Vitalik Buterin tarafından geliştirilen ve Ethereum topluluğunun katkılarıyla genişleyen Ethereum, inovasyonla özdeşleşti” diyen Sönmez, “Ethereum, zemin oluşturduğu çok sayıda ağ ve kripto para projesiyle blokzinciri teknolojisinin ve küresel ekosistemin genişlemesine en çok katkı sunan blokzincirleri arasında başı çekiyor. Ekosistemin dahi isimlerinden Vitalik Buterin, Ethereum ağının günün sonunda Web2 çağında kredi kartı kullanmak kadar yalın, entegre, hızlı ve verimli olmasını hedefliyor. Çekirdek ekip ve bağımsız geliştiriciler tarafından ölçeklenebilirlik, işlem ücretleri ve hız gibi konularda günden güne iyiye giden Ethereum ağı, ismini Prag ve Electra kelimelerinin birleşiminden alan Pectra güncellemesiyle birden fazla teknoloji iyileştirmesine odaklanacak” açıklamasını yaptı.
‘PECTRA İÇİN, İKİ YILA YAYILMASI BEKLENEN TAKVİMİYLE ‘AĞIN EN ÖNEMLİ YÜKSELTMELERİNDEN BİRİ ‘DEMEK DOĞRU OLUR’
Ethereum’un 2023 ve 2024’te sırasıyla Shapella ve Dencun gibi kritik yükseltmelere tanıklık ettiğini hatırlatan ve hard fork olarak adlandırılan, ağın geleceğini belirleyen bu yükseltmelerin Ethereum’u Buterin’in idealine adım adım yaklaştırdığına dikkat çeken Sönmez, “İki aşamada gerçekleştirilmesi beklenen ve hem uygulama hem de protokol katmanını odağına alan Pectra, temelde ağdaki veri lojistiğine, esnek ve kaynakları verimli kullanan staking uygulamalarına, akıllı kontrat dağıtımının kusursuzlaştırılmasına ve Katman-1/ Katman-2 ağlarının etkileşimlerine odaklanacak. Tam bir takvim verilmese de geçtiğimiz haftalarda devreye alınan Mekong test ağı, 2025 ve 2026’da iki faz halinde gerçekleştirilmesi beklenen Ethereum güncellemesi için hazırlıkların son sürat devam ettiğini doğruladı. Gündeme alınan Ethereum İyileştirme Teklifleri (EIP) sayısı sebebiyle birden çok kez ertelenen Pectra için, iki yıla yayılması beklenen takvimiyle ‘ağın en önemli yükseltmelerinden biri ‘demek doğru olur” diye konuştu.
‘MERKEZİYETSİZ TEKNOLOJİLERİ BİR SONRAKİ AŞAMAYA TAŞIYACAK’
Blokzincirinin yerel para birimi ETH’nin 2024’ün başından bu yana Bitcoin ve en yakın rakiplerinden Solana gibi kripto para birimlerine kıyasla daha düşük performans gösterdiğini, bunun başlıca sebebinin Ethereum’daki kapasite problemleri olduğunu söyleyen Sönmez, değerlendirmelerini şu ifadelerle sonlandırdı:
“Ethereum’un işlem hacmi hızı (TPS), yeni nesil blokzincirlerine kıyasla daha yavaş kalıyor ve bu da yoğun zamanlarda Ethereum ağının kullanılabilirliğini sınırlandırıyor. Bu gibi yapısal sorunlara rağmen en çok geliştirici ilgisinin Ethereum’da kalmaya devam ettiğini görüyoruz. Güçlü ve ideallere bağlı bir geliştirici topluluğu, Vitalik Buterin’in ekosistemdeki kanaat önderi rolü ve Ethereum Vakfı etrafında buluşan ekiplerin ağı her dönemde daha iyi bir seviyeye çıkarma gayreti, ETH’yi dünyanın en değerli ikinci kripto para birimi konumunda tutmayı sürdürüyor.Buterin ve ETH topluluğu merkeziyetsiz ruhu bozmadan kullanıcı deneyimini iyileştirmeye, zincirler yerine kullanıcıları önceleyen bir ekosistem kurmak için çalışmaya devam ediyor. Ethereum Pectra yükseltmesinin yalnızca ağın merkeziyetsiz teknolojisini sonraki aşamaya taşımakla kalmayacak, aynı zamanda staking konusunda yapacağı iyileştirmelerle daha çok kişinin oyuna dahil olmasına da zemin hazırlayacak. Gate.TR olarak Ethereum cephesindeki tüm gelişmeleri yakından izlemeye ve kullanıcılarımıza aktarmaya devam edeceğiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Halfina, olayı ilk kez anlatarak yaşananları şöyle açıkladı: “James’in kendisi istedi çöpe atmamı. Siyah poşetler içinde birkaç parça eşya vardı. Okul servisinden dönerken çöp merkezine bıraktım. İçinde böyle değerli bir şey olduğunu bilmiyordum. Şimdi umarım bulur da artık bu konudan bahsetmeyi bırakır! Parasından bir kuruş bile istemiyorum, yeter ki sussun.”
James, 2009 yılında Bitcoin madenciliği yaparak 8.000 Bitcoin kazanmıştı. O zamanlar Bitcoin’in bugünkü kadar değerli olmadığını ve hard diskte sakladığı şifreleri unuttuğunu söylüyor. Şimdi bu Bitcoin’ler yaklaşık 23 milyar TL değerinde.
James, Newport Belediyesi’nin çöp sahasını kazıp hard diskini bulmak istiyor. Hatta bulursa paranın %10’unu şehre bağışlayacağını ve Newport’u “İngiltere’nin Dubai’si” yapacağını söylüyor. Ancak belediye, çevreye zarar vereceği gerekçesiyle izin vermiyor.
Hikayenin başlangıcı aslında basit bir ev kazasına dayanıyor. James’in laptop’ına limonata dökülmüş ve bilgisayar bozulmuş. Parçalarını satarken hard diski saklamış ama sonra bu hard disk diğer eski eşyalarla birlikte çöpe gitmiş.
James son olarak belediyeyi 495 milyon sterlinlik tazminat davası ile mahkemeye verdi. İlk duruşma bu ay yapılacak ve karar 3 Aralık’ta verilecek. Belediye ise “Çevresel izinlerimiz buna uygun değil, kazı çalışması çevreye büyük zarar verecek” diyor.


Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
S&P Global, yaptığı açıklamada “Ekonomik risk trendimizi pozitiften durağana, sektörel risk trendimizi ise durağandan pozitife revize ettik” ifadelerini kullandı.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın ( Tcmb ) uyguladığı sıkı parasal duruşun enflasyonu düşürdüğüne ve rezerv birikimine katkı sağladığına dikkat çekilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: Haziran 2023’ten bu yana TCMB, politika faizini yüzde 8,5’ten yüzde 50’ye yükseltti ve kredi büyümesini sınırlayıcı bir dizi önlem aldı. Bu politika değişiklikleri, kredilerde yavaşlama, enflasyonda düşüş, Türk lirasında istikrar ve dış hesaplarda yeniden dengelenme ile sonuçlandı. Ayrıca, cari açığın düşmesi ve rezervlerin artması bu iyileşmeyi destekleyen unsurlar oldu.
ENFLASYON KADEMELİ OLARAK DÜŞECEK
Açıklamada Türkiye’de enflasyonun kademeli olarak düşmesini beklediklerini ifade eden S&P Global, 2023 sonunda enflasyonun yüzde 43 civarında gerçekleşeceği, 2025’e kadar ise yüzde 25 seviyelerine kadar gerileyeceğini öngördüklerini aktardı.
Ancak S&P Global, sıkı finansman koşullarının devam etmesinin hanehalkı harcamalarında daralmaya yol açacağını belirtti. Türkiye’nin ekonomik büyümesinin yavaşlayacağını kaydeden kuruluş, şu değerlendirmelerde bulundu: Reel GSYH büyümesi, 2021-2023 yılları arasında yüzde 7,3 ortalamasındayken, 2025’te yüzde 2,3’e gerileyecek. Türk lirası, enflasyona paralel olarak değer kaybetmeye devam edecek. Ayrıca 2024 ve 2025’te bankacılık sektöründe daha yüksek kredi zararları bekliyoruz.
Abdurrahman YazıcıHaberler.com – EkonomiEnflasyon farkıTeknolojiEkonomiTürkiyeFinansTCMB
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
KANUNU İHLAL ARAŞTIRMASI YAPILIYOR
Buna göre, Mastercard Incorporated kontrolünde bulunan Mastercard Europe SA, MasterCard Europe SA İstanbul İrtibat Bürosu ve Masterpass Teknoloji Hizmetleri AŞ ile Visa Inc. kontrolünde bulunan Visa Europe Limited, Visa Europe Services LLC ve Visa Europe Services LLC Türkiye Temsilciliğinden oluşan ekonomik bütünlük hakkında, faaliyet gösterdikleri şema ve dijital cüzdan hizmetleri pazarlarında çeşitli dışlayıcı eylemler aracılığıyla kanunu ihlal edip etmediklerinin tespiti amacıyla soruşturma açılmasına karar verildi.
RAKİPLERE YÖNELİK ETKİSİ MERCEK ALTINDA
Kurul, soruşturma kapsamında, Türkiye’de ihraç edilen banka, kredi ve ön ödemeli kartların büyük çoğunluğuna sahip Mastercard ve Visa’nın şema hizmetleri pazarında kart ihraç eden teşebbüslerle kurulu dikey ilişkileri bağlamında fiili münhasırlığa sebebiyet verebilecek şekilde ayrı ayrı geliştirdikleri indirim/teşvik sistemlerinin, tek başına veya birikimli etki doğurarak pazarın rakiplere kapanma riski yaratıp yaratmadığını inceleyecek.
HAKİM DURUM KÖTÜYE Mİ KULLANILDI?
İnceleme kapsamında, Visa’nın dijital cüzdan hizmetleri pazarında üye iş yerlerinden oluşan alıcılarına getirdiği rakip sağlayıcılardan hizmet alınmamasına ilişkin rekabet etmeme yükümlülüğünün pazarda doğurduğu muhtemel rekabet karşıtı etkiler ile Mastercard’ın dijital cüzdan hizmeti pazarında yıkıcı fiyatlama başta olmak üzere rakiplerinin faaliyetini zorlaştıracak nitelikte çeşitli eylemlerle hakim durumunu kötüye kullanıp kullanmadığı da araştırılacak.
Öte yandan, Kurulca alınan soruşturma kararları, hakkında soruşturma açılan teşebbüslerin ya da teşebbüs birliklerinin kanunu ihlal ettiği ve yaptırımla karşı karşıya kaldıkları veya kalacakları anlamına gelmiyor.

Rekabet KuruluMastercardTeknolojiPolitikaEkonomiTürkiyeFinansHukukVisa
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Howells, belediyeyle görüşme çabalarının sonuçsuz kalması üzerine yasal yola başvurmak zorunda kaldığını belirtti. Önümüzdeki ay ilk duruşması görülecek davada, belediyenin ret başvurusu değerlendirilecek. Howells, başvurunun reddedilmesi durumunda altı ay içinde iki haftalık tam duruşma yapılacağını umut ediyor.
Howells, “Eski partnerim tarafından iznim ve onayım olmadan atılmış olsa da, hard diskteki dijital mülkiyet hala bana ait. Ya malımı kendi masraflarımla geri alma hakkına sahibim ya da arazi sahibi bunu reddederse malımın değerini ödemeli” dedi.
Kazı izni verilmesi durumunda elde edilecek paranın yüzde 10’unu bölgenin gelişimi için bağışlamayı taahhüt eden Howells, “Belediye karanlık çağlarda yaşıyor. Eğer öngörüleri olsaydı Newport şu an Las Vegas veya Dubai gibi olabilirdi. Ama kripto para birimini anlamadılar ve öğrenmeyi reddettiler” diye konuştu.
Newport Belediyesi sözcüsü ise, “2013’ten beri Mr. Howells’la defalarca iletişime geçildi. Çevre iznimiz kapsamında kazı yapmanın mümkün olmadığı ve bu tür çalışmaların çevreye büyük zarar vereceği kendisine bildirildi. Sahada operasyon yapma yetkisi sadece belediyeye aittir. Mr. Howells’ın iddiası temelsizdir ve belediye buna karşı direnmektedir” açıklamasında bulundu.”



Birleşik KrallıkKripto ParaTeknolojiSterlinBitcoinFinansHukukDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Meme coinlerin kolay kazanç sağlama potansiyeli ve spekülatif etkileri kripto varlık piyasalarında yeniden tartışma konusu oldu.
13 yaşındaki bir çocuğun canlı yayında ürettiği meme coinlerinin toplam değeri, kısa sürede 4 milyon dolara ulaştı. NTV’nin aktardığına göre, çocuğun bu coinden kazancı ise 53 bin dolar oldu.
Çocuğun coinleri elinde tutmuş olması halinde kazancının katlanacağı kaydedilirken, söz konusu olay kripto dünyasında dikkatli olunması gerektiği mesajını yatırımcılara bir kez daha hatırlattı.
MEME COİN NEDİR?
Yaratıcılıkla kripto para üretimini birleştiren meme coinler, genellikle mizah ya da popüler kültürden esinlenen dijital paralardır.
Spekülatif yapılarıyla dikkat çeken bu coinler, piyasada büyük dalgalanmalar meydana getirebilir ve bazı durumlarda oldukça yüksek miktarlarda kazanç sağlatabilirler.
TeknolojiEkonomiFinansÇocukCoin
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
PARALAR YATIRILMAYA BAŞLANDI
Öğrencilerin T.C kimlik numaralarının son hanesine göre yapılacak ödemeler, ilk defa burs ve kredi alacak öğrenciler için 18-22 Kasım tarihleri arasında yatırılacak.
T.C kimlik numarasının son hanesi “0” olan öğrencilere 18 Kasım, “2” olan öğrencilere 19 Kasım, “4” olan öğrencilere 20 Kasım, “6” olanlara 21 Kasım, “8” olan öğrencilere ise 22 Kasım’da burs ve kredi ödemesi yapılacak.
Sadece ilk ödeme için geçerli olan bu tarihlerde öğrenciler, burs/kredilerini Ziraat Bankası ATM’lerinden çekebilecek.
2024 yılı burs ve kredi miktarları baz alındığı için lisans öğrencilerine 2000 lira, yüksek lisans öğrencilerine 4000 lira ve doktora öğrencilerine 6000 lira üzerinden iki aylık para ödenecek.

GüncelEğitimFinansYaşamBurs
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Birçok ilde geleneksel ATM’ler yerlerini çok daha fonksiyonel olan yeni nesil ATM’lere bırakacak. Yeni nesil ATM’lerin sağladığı özellikler ile artık işlemler daha verimli ve hızlı hale gelecek.
İŞLEMLER DAHA HIZLI YAPILACAK
Para çekme ve yatırma işlemleri için iki farklı bölmenin bulunduğu geleneksel ATM’lerin aksine yeni nesil ATM’lerde bu işlemler tek bir bölmede birleşecek. Böylelikle para çekme ve yatırma işlemleri aynı anda ve daha hızlı bir şekilde yapılabilecek.

BANKNOT SIKINTISINI ORTADAN KALDIRACAK
Yüksek enflasyon ve Türk lirasındaki değer kaybı, piyasada dolaşımda bulunan nakit paranın çoğunluğunun 200 TL’lik banknotlardan oluşmasına sebebiyet verdi. Bu durum bankacılık sektörü için ciddi sorunlara yol açtı. Yeni nesil ATM’ler ile yatırılan paralar sistemde hemen kullanılabilir duruma gelecek ve diğer müşteriler tarafından da çekilebilecek. Böylece, banknot sıkıntısının ortadan kaldırılması hedefleniyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
MicroStrategy 4,6 Milyar Dolarlık Bitcoin Alımıyla Rekora Gidiyor
MicroStrategy’nin son Bitcoin alımı, kurumsal kripto adaptasyonunda yeni bir dönemin başlangıcını işaret ediyor. Şirketin yürütme kurulu başkanı Michael Saylor liderliğinde gerçekleştirilen stratejik hamleler kapsamında, 51.780 BTC için yaklaşık 4,6 milyar dolar ödendi. Bu alımlarla birlikte şirketin Bitcoin başına ortalama maliyeti 49.874 dolara düşerken, toplam yatırım maliyeti ücret ve masraflar dahil yaklaşık 16,5 milyar dolar olarak gerçekleşti.
ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na (SEC) sunulan 8-K dosyalamasında yer alan detaylara göre bu alım şirketin bugüne kadarki en büyük Bitcoin alım seti olarak kayıtlara geçti. Şirketin geliştirdiği “Bitcoin Verimi” adlı performans göstergesi, Bitcoin varlıklarındaki artışın seyreltilmiş hisse sayısına oranını ölçüyor ve yılbaşından bu yana yüzde 41,8’lik bir artış kaydetti. Bu oran, şirketin hisse seyreltme etkisini dengelemek için uyguladığı stratejinin etkinliğini gösteriyor.
Toplam portföy değeri 29,7 milyar dolara ulaşan şirket hem alım büyüklüğü hem de uzun vadeli yatırım stratejisiyle kurumsal Bitcoin yatırımlarında lider konumunu pekiştiriyor. Şirketin gelecek üç yıl için planladığı 42 milyar dolarlık yatırım hedefi, kurumsal kripto adaptasyonunun hızlanabileceğinin güçlü bir işareti olarak yorumlanıyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Güvenli Ödeme Sistemi bugünden itibaren alıcıları da kapsayacak şekilde herkes için zorunlu hale geldi. Böylece ikinci el araç piyasasında alıcıyla satıcı arasında ödeme açısından yaşanan ihtilafların ortadan kaldırılması hedefleniyor.
Söz konusu sisteme ilişkin merak edilen 10 soru ve 10 cevap şöyle:
SORU 1- GÜVENLİ ÖDEME SİSTEMİ NEDİR?
İkinci el araç alışverişini daha güvenli hale getirmek amacıyla geliştirilen ödeme sistemidir.
SORU 2- GÜVENLİ ÖDEME SİSTEMİ NE ZAMAN ZORUNLU OLACAK?
Sistemin kullanımı bugüne kadar ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti faaliyetinde bulunan işletmelerin (oto galerilerin) satışlarında zorunlu iken artık bugünden itibaren herkes için zorunlu hale gelecek.
SORU 3- SİSTEMDE ÖDEME SÜRECİ NASIL İŞLEYECEK?
Uygulamada, önce satıcı güvenli ödeme sürecini başlatacak, sonra alıcı notere gitmeden önce referans numarası ile parayı aracı kuruluşa yatıracak. Satışın onaylanmasının ardından güvenli hesapta bekleyen para anında satıcının hesabına geçecek.
SORU 4- SİSTEM HANGİ AMAÇLA UYGULANIYOR?
Sistemle nakit taşıma, sahte para ve satış bedelinin ödenmemesi gibi risklerin ortadan kaldırılması hedefleniyor.
SORU 5- UYGULAMA TÜKETİCİLERİ NASIL ETKİLEYECEK?
Söz konusu sistemle ikinci el araç piyasasında güven ortamının oluşması bekleniyor. Uygulama, tüketici mağduriyetlerini önleyerek, ödeme açısından alıcı ve satıcı arasındaki ihtilafları ortadan kaldıracak.
SORU 6- UYGULAMANIN DENETİMİ KİM TARAFINDAN YAPILACAK?
Sistemin işleyiş ve denetimine ilişkin çalışmalar Ticaret Bakanlığınca yürütülecek.
SORU 7- SİSTEME DAHİL OLAN BANKALAR HANGİLERİ?
Türkiye Noterler Birliği ile protokol imzalayan banka, elektronik para veya ödeme kuruluşlarının hepsi sisteme dahil edilecek.
SORUS 8- SİSTEMİN KULLANIMI İÇİN HERHANGİ BİR ÜCRET OLACAK MI?
Banka tarafından her bir işlem karşılığında satıcıya aktarılacak araç satış bedelinden mahsup edilmek suretiyle 105 lira alınacak. Söz konusu ücretin 52,5 lirası işlem katılım payı olarak Türkiye Noterler Birliğine aktarılacak.
SORU 9- SATIŞ İŞLEMİNDEN CAYILMASI HALİNDE SİSTEM ÜZERİNDEN YAPILAN BAŞVURU İPTAL EDİLEBİLECEK Mİ?
Bu durumda başvuru iptal edilebilecek ve alıcı tarafından yatırılan tutar ilgili banka, elektronik para veya ödeme kuruluşu tarafından iade edilecek.
SORU 10- SATIŞ KAYDI SONRASI BİLGİLERDE GÜNCELLEME YAPILABİLECEK Mİ?
Başvuru oluştuktan sonra bilgilerde düzenleme yapılamayacak. Bunun için mevcut başvurunun iptal edilmesi ve yeni bir işlemin başlatılması gerekecek.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>27 Eylül’de ‘Güvenli Ödeme Sistemi’ zorunlu hale gelecek
2’nci el araç satışında yeni dönem başlıyor
İSTANBUL – Araç satışında alıcıyı ve satıcıyı koruma amacıyla uygulanacak ‘Güvenli Ödeme Sistemi’ 27 Eylül itibariyle zorunlu hale geliyor.
İkinci el araç alım satımı sırasında nakit olarak ödenecek araç satış bedelini güvence altına alan ‘Güvenli Ödeme Sistemi’ 27 Eylül’de zorunlu hale geliyor. Yeni sistem ile dolandırıcılıkların önüne geçilmesi, alıcıyı ve satıcıyı korumak hedefleniyor.
Araç satışında sahte para ve satış bedelinin ödenmemesi gibi riskler ortadan kalkıyor
Ticaret Bakanlığı ile Türkiye Noterler Birliği işbirliğiyle uygulamaya alınan Güvenli Ödeme Sistemi ile nakit taşıma, sahte para ve satış bedelinin ödenmemesi gibi risklerin ortadan kaldırılması hedefleniyor.
Uygulamada, önce satıcı güvenli ödeme sürecini başlatacak, sonra alıcı notere gitmeden önce referans numarası ile parayı aracı kuruluşa yatıracak. Yeni ruhsatın çıkması yani satışın onaylanmasının ardından güvenli hesapta bekleyen para anında satıcının hesabına geçecek.
Güvenli Ödeme Sistemi’nin 27 Ağustos’ta yetki belgesi bulunan işletmelerde zorunlu olarak uygulanmaya başladığını, 27 Eylül’de ise tüm araç satışları için zorunlu hale geleceğini belirten Galerici Gökhan Ardeşen, “Güvenli Ödeme Sistemi çok basit uygulanacak bir sistem. Bu yöntem ile araç alım satımı çok daha güvenli oluyor. Sisteme dahil olan bankalarda araç bedeli ortak havuzda tutuluyor. Araç satışı gerçekleştiğinde siteme dahil bankaya bildirim gidiyor ve banka havuzda bekleyen satış bedelini anında satan kişinin hesabına aktarıyor” dedi.
Uygulama güvenli bir sistem olduğunu ifade eden Ardeşen, “Biz yetki belgesi bulunan işletmeler olarak güvenli ödeme sistemini şuanda kullanıyoruz. Araç satışında banka, satış bedelinden 105 lira mahsup edecek. Bu bedelin 52,5 lirası işlem katılım payı olarak Türkiye Noterler Birliği’ne aktarılacak. Sistemi Ticaret Bakanlığı denetleyecek” şeklinde konuştu.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye’ye uluslararası doğrudan yatırım girişi temmuz ayı itibariyle 5,9 milyar dolara ulaştı. Bu süreçte en fazla yatırım ise Almanya, Hollanda ve ABD’den geldi. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan BankPozitif Kredi ve Kalkınma Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Erkan Kork, Türkiye’nin, AB ülkeleri arasında en çok uluslararası doğrudan yatırım çekerek istikrarlı yükselişini sürdürdüğünü belirterek, “Ülkemiz, stratejik konumu ve güçlü yatırım ortamı ile yatırımcılar için öne çıkan küresel bir destinasyon konumunda. Temmuz ayı itibariyle ülkemize gelen 5,9 milyar dolarlık uluslararası doğrudan yatırım bu başarının en somut göstergesidir. Son 10 yılı baza aldığımızda Türkiye’nin, Orta Doğu, Orta ve Doğu Avrupa ile Kuzey Afrika’yı kapsayan bölgede özellikle imalat sektöründeki yatırımlarda lider pozisyonda olduğunu görüyoruz. Eminim ki ülkemiz çok yakında fintech alanında aldığı yatırımlarla da uluslararası yatırımların merkezi olacaktır” diye konuştu.
“Fintech alanında teknolojik dönüşümü hızlandıran yatırımlar gelecek”
Türkiye’nin emin adımlarla doğru yolda ilerlediğini ifade eden Dr. Erkan Kork, “Türkiye, 2024 yılında Fitch Ratings, Moody’s ve S&P Global’den not artışı alan tek ülke oldu. Yatırımlar bu olumlu gelişmelere paralel olarak artmaya devam edecek. Mevcut yatırımcıların ülkemize olan güvenleri ve ülkemizdeki yatırımları sonucu elde ettikleri olumlu deneyimler, aynı ülkeden ve bölgeden diğer firmaların da ilgi göstermesini sağlıyor. 2024 yılının ağustos ayı itibariyle 16 fintech şirketine 182 milyon dolar yatırım gerçekleşti. Bu veriler tüm zamanların rekoru anlamına geliyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde uygulanan programlarla ve Hazine ve Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek’in kararlı duruşuyla özellikle fintech alanında teknolojik dönüşümü hızlandıran ve rekabetçiliği üst düzeye çıkaran uluslararası doğrudan yatırımların ülkemize geleceğini düşünüyorum” dedi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yıl sonu yaklaştıkça asgari ücretlilerin bu sorunun yanıtını merak ettiği biliniyor. Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 38, 2025 yılı için hedeflenen enflasyon oranı ise yüzde 14 olarak açıklandı.
ARA ZAM YAPILMADI, BEKLENTİLER ARTTI
Bu yıl temmuz ayında asgari ücrete ara zam yapılmadığı için, yeni yılda yapılacak zamma yönelik beklentiler arttı ve asgari ücret hesaplamaları yeniden gündeme geldi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, memur ve emekli maaşlarının hedeflenen enflasyona göre düzenleneceğini açıklamıştı.
ORTA YOL FORMÜLÜNÜN SONUCU: YÜZDE 26
Asgari ücret için dikkate alınan formüllerden biri, gerçekleşen enflasyon ile hedeflenen enflasyon oranlarının ortalamasının alınması oldu. Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 38, 2025 yılı için hedeflenen enflasyon oranı ise yüzde 14. Bu iki oranın ortalamasına göre asgari ücretli, yıl sonunda maaşlarına sadece yüzde 26 oranında bir zam alabilecek. “Orta yol formülü” son günlerde asgari ücretli için en çok konuşulan konu haline geldi. Asgari ücretlinin maaşı 17 bin 2 TL olarak bekleniyor, ancak bu beklentinin karşılanıp karşılanmayacağı ya da tepki çeken bir oran mı belirleneceği merak ediliyor. Milyonlarca asgari ücretli çalışan, zam oranı için geri sayarken, yeni yıl yaklaştıkça başka hesaplamaların da gündeme gelmesi olası görünüyor.
ASGARİ ÜCRET ŞUAN NE KADAR?
2022 ve 2023 yıllarında asgari ücret ocak ve temmuz aylarında iki kez zamlanmıştı. Son olarak hükümet tarafından yapılan yüzde 49 artış ile birlikte yeni asgari ücret tutarı 17 bin 2 lira olarak belirlenmişti.
ZAM ORANI NASIL BELİRLENİYOR?
Asgari ücret zammı, Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından belirleniyor. Süreç ise şu şekilde ilerliyor; toplam 15 kişiden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu, en az 10 üyenin katılımıyla toplanabilir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca üyelerden biri komisyon başkanı olarak seçilir. Kararların oylama usulüyle alındığı komisyonda eşitlik çıkması halinde başkanın bulunduğu tarafın görüşü geçerli sayılır. İlk toplantısını Bakanlıkta gerçekleştiren komisyona sonraki toplantılarda işçi ve işveren sendikaları ev sahipliği yapar. Bakanlıkta gerçekleşen son toplantıyla nihai karar açıklanır.
NET VE BRÜT ÜCRET NE DEMEK?
Asgari ücret ve maaş zammı konuları konuşulurken net ve brüt ücretler kafa karıştırıcı olabiliyor. Zira bazı işverenler maaş teklifini brüt olarak bazıları ise net ücret üzerinden sunabiliyor. Peki net ve brüt ücret ne demek?
Çalışanlar; gelir vergisi, SGK primi ve sendika aidatı gibi aylık ödemeler yapmakla yükümlüdür. Çoğunlukla bu ücretler işveren tarafından maaştan kesilerek ödenir. İşte bu kesintilerin hesaba katılmadığı ücrete brüt maaş deniyor. Ödemeler yapıldıktan sonra kalan ücret ise net maaş oluyor. Yani net maaş, çalışanın doğrudan eline geçen toplam ücreti tarif ediyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Toplantının açılışında yaptığı konuşmada 15 Temmuz hain darbe girişimine değinen Meclis Başkan Vekili Ali Bayram Sarıca, “15 Temmuz’da hain darbe girişiminin 8. yılını geride bıraktık. Türk halkının demokrasiye, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne her şartta ve tereddütsüz tek yürek olarak sahip çıktığı, egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğunu tüm dünyaya gösterdiği bir gün olarak tarihe geçti. Bu coğrafyada güçlü bir şekilde var olabilmenin temel şartı; birliğimizi, beraberliğimizi ve vatanımızın bölünmez bütünlüğünü korumaktır. Bizler bu ruhu kaybetmeden bizden sonraki kuşaklara aktarabildiğimiz takdirde; hiçbir hain, emeline ulaşamayacak ve bu cennet vatanda hür ve bağımsız Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. Böyle bir günün bir daha yaşanmamasını temenni ediyor, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günümüzü bu vesileyle bir kez daha kutluyorum” dedi.
“Hedefimiz, karbon ayak izi en düşük oda olmak”
Meclis toplantısında konuşan ve GTO’nun temmuz ayında yürüttüğü faaliyetler hakkında meclis üyelerini bilgilendiren GTO Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, yeni dünya düzeninin “Yeşil ve Dijital” olmasının planlandığını ve en önemli ticaret ortaklarından Avrupa Birliği için bu iki konunun öncelikli olduğunu belirterek GTO olarak ana hedeflerinden birinin de üyeleriyle birlikte bu sürece ayak uydurmak olduğunu vurguladı.
Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasına geçişin 1 Ekim 2023’te başladığını ve 2026 Ocak ayında vergilendirme sürecinin başlayacağını söyleyen Yıldırım, “TEPAV tarafından yapılan çalışmaya göre Türkiye, bu düzenlemeden Çin ve Rusya’nın ardından en fazla etkilenecek üçüncü ülke Bu çalışma aynı zamanda ülkemizdeki her 4 şirketten yalnızca 1’inin karbon ayak izi hesabı yapabildiğini ortaya koyuyor. Bu sonuçlar firmalarımızın bu sürece adapte olabilmeleri için uzun bir yolumuz olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla Odamızın stratejik hedeflerinden biri de yeşil dönüşüm. Üyelerimizi bu sürece hazırlamak için pek çok çalışma ve proje yürüttüğümüz gibi Odamızı da örnek teşkil edecek şekilde bu sürece adapte edeceğiz. Yani GTO, üyesiyle birlikte dönüşecek. Ana hedefimiz karbon ayak izi en düşük Oda olmak” dedi.
“Gelişmeler ne yazık ki daha da yorulacağımızın sinyalini veriyor”
İsrail’in Haniye suikastıyla ilgili konuşan ve “Çok yorgunuz ama gelişmeler ne yazık ki daha da yorulacağımızın sinyalini veriyor” diyen Yıldırım, “İsrail’in, Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye’yi şehit etmesi hem de bunu İran’da yapması zaten gergin olan bölgedeki tansiyonu daha da yükseltti. Hiç şüphesiz bu olayın, siyasi ve ekonomik sonuçları olacaktır Petrol ve dolardaki yükselişle piyasalardaki ilk yansımaları görmeye başladık bile. Tüm dünyanın endişe duyduğu bölgesel bir savaş başlamadan bir an önce bölgede ateşkesin sağlanmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.
“Finans şirketlerine seslenmek istiyorum: Biz yoksak siz de yoksunuz”
Son yıllarda üyelerini en çok yoran şeylerden birinin finansmana erişim olduğunun altını çizen Başkan Yıldırım, maliyeti çok yüksek olduğu halde yine de bulamadıkları finansmana erişim yollarının şimdi de dedikodularla tıkanmaya başladığını söyleyerek, “Bu konuya TOBB Başkanımız Hisarcıklıoğlu da dikkat çekti. Firmalarla ilgili ‘zordalar, batıyorlar’ gibi dedikodular çıkarmanın alçaklık, ahlaksızlık, ülkemize ve ekonomimize ihanet olduğunu dile getirdi. Ben de meclisimizdeki finans sektörü temsilcilerimiz aracılığıyla tüm banka ve finans şirketlerine seslenmek istiyorum: Reel sektör ve finans sektörü birbirinin tamamlayıcısıdır. Biz yoksak siz de yoksunuz, siz olmazsanız biz de yokuz Dedikodulara bakarak hareket etmeyin, sektörlerimizin ve firmalarımızın yanında durmaya devam edin” diye konuştu. – GAZİANTEP
]]>Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, 11 büyük kamu ve özel bankanın bölge müdürleriyle istişare toplantısında bir araya geldi. Toplantıda sanayicilerin finans sektörüne ilişkin sorun, görüş ve beklentileri kapsamlı şekilde değerlendirildi.
Ankara Sanayi Odası’nda gerçekleşen toplantıda konuşan ASO Başkanı Seyit Ardıç, reel sektör ve finans sektörünün Türkiye’nin büyümesinde iki itici güç olduğunu vurgulayarak, karşılıklı fikir alışverişinde bulunmanın önemine dikkat çekti.
Ardıç, Reel sektörün ve bankacılık sektörünün ortak akılla somut öneriler ortaya koymasını kıymetli bulduğunu belirtti.
“Politikaların başarılı sonuçlara ulaşması için tüm kesimlere fedakarlık düşüyor”
Türkiye’de yüksek enflasyon, öngörülemeyen döviz kuru, negatif kredi faizinden kaynaklı talep odaklı büyüme modeli terkedilerek, düşük enflasyona odaklanan sıkı para ve maliye politikası uygulanmaya başlandığını söyleyen Ardıç, şunları kaydetti:
“Yapısal reformlarla da desteklenmesi beklenen sıkılaştırılmış politikalar, Türkiye’nin uluslararası piyasalardan fon temin etmesi, üreticiler için yatırım ortamını sağlaması, tasarruflarını artırması, cari açığını azaltması bakımından kritik bir dönemeçtir. Politikaların başarılı sonuçlara ulaşması için tüm kesimlere fedakarlık düşüyor. Biz sanayiciler bu fedakarlığa katlanmaya hazır olduğumuzu her platformda dile getiriyoruz. Ekonominin diğer aktörlerinin de bu fedakarlığa kendi ölçeklerine göre katılmasını bekliyoruz.”
“Kredi imkanları daralırsa reel sektörde daralır”
Uygulanan sıkı para politikasının bir yansıması olarak son dönemde krediye ulaşma maliyetlerinin artması ve ticari kredilerdeki yavaşlamanın reel kesimdeki ekonomik aktivitelerin yavaşlamasına da yol açabileceğine dikkat çeken Ardıç, şunları kaydetti:
“Bankalarımızın kullandırdıkları kredi imkanları ne kadar daralırsa reel sektörün faaliyetleri de o derece daralacaktır. Son dönemdeki veriler, bankacılık sektörümüzün reel sektörü finanse etmekte isteksiz kaldığını ve kredi kanallarının etkin bir şekilde çalışmadığını teyit etmektedir. Artan girdi maliyetlerinden kaynaklı işletme sermayesi yanında rekabetçiliğimizi yükseltecek yatırımlar için de sermaye ihtiyacı; sanayicilerimizin bankalarla yakın ve karşılıklı ilişki gerekliliğini ortaya koymaktadır. Sanayicilerimizin üretim maliyetleri, hammadde ve enerji fiyatlarına gelen zamlarla oldukça yükselmiştir. Buna yüzde 50-60 oranında finansman maliyeti de eklenip, bu maliyetleri tüketiciye yansıtamadığımız durumda, biz üreticiler maalesef varlığımızı devam ettiremeyecek seviyeye gelebiliriz.”
“Kredilerde daha destekleyici rol üstlenmenizi bekliyoruz”
Sanayiciler olarak bankacılık sektöründen finansmana erişim noktasında gerekli hassasiyeti göstermesini beklediklerini söyleyen ASO Başkanı Ardıç, “Aynı çatının altındayız, reel sektörde yaşanan bir sıkıntı finans sektörüne de yansıyacaktır. Mademki birbirimize ihtiyaç duymaktayız, her hava şartında da birlikte olmalıyız. Sadece piyasanın iyi olduğu dönemlerde fonlama yapmanın yanında, piyasanın zor günler geçirdiği dönemlerde de kredi işlemlerinde daha duyarlı ve destekleyici bir rol üstlenmenizi bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
Bankacılık sektöründen zor durumda olan sanayicilerin kredilerini makul fiyatlarla yeniden yapılandırmasını talep ettiklerini belirten Ardıç, “Ödeme zorluğuna düşen müşterilerin takibe düşmesini bekleyip daha sonra kredi yapılandırmasını teklif etmek yerine, takibe düşmeden önce makul bir fiyatlandırma ile yapılandırılmaya gidilmesi daha yerinde olacaktır” dedi.
Sanayicilerin bankacılık sektöründen beklentilerini aktaran Ardıç, şu ifadelere yer verdi:
“Enflasyon karşısında, enflasyon kayıplarını karşılayamayan yeniden değerlendirme oranları ile değersizleşen aktiflerin, piyasa rayiçlerine getirilmesi gerekiyor. Özel bankaların ticari kredi faiz oranları devlet bankalarına göre daha yüksek. Faiz oranlarının devlet bankalarıyla aynı seviyeye çekilmesi uygun olacaktır. Bankaların kredi kullandırmalarında sigorta ve masraf paketi satışını zorunlu tutması önemli bir sorun. Bankaların faiz dışı geliri artırıcı yönde yaptığı ve kendilerine bağlı bulunan grup firmaları üzerinde yapılan bu tarz satışlar kaldırılmalı. İhraç taahhütlü kredilerde taahhüt süreleri konjonktürel olarak yetersiz kalıyor. Bankaların 12 ay süre uzatımı daha sağlıklı olacaktır. Her yıl tekrarlanan ‘Limit Çalışması’ adı altında ekspertiz ücreti ve kredi tahsis ücreti alınmaya devam ediyor. İpotek verilmesine rağmen bu uygulamanın doğru olmadığını düşünüyoruz. Limit tahsislerinde 10 binde 25 oranında alınan ücret konusunda da düzenleme yapılmalı.”
“Ortak çözümle zor günleri aşarız”
ASO Başkanı Ardıç, “Üretebileceğimiz ortak çözümlerle bu zor günleri aşacağımıza inanıyorum. Aynı çatının altındayız, reel sektörde yaşanan bir sıkıntı finans sektörüne de yansıyacaktır. Finansmana erişim noktasında bankacılık sektörünün gerekli hassasiyeti göstereceğine inanıyorum. Biz ülkemize güveniyoruz, gelecek yarınlardan umutluyuz” ifadelerini kullandı.
ASO’da yapılan istişare toplantısına, kamu ve özel 11 bankanın 20’ye yakın bölge müdürünün yanı sıra ASO Yönetim Kurulu Üyeleri Mehmet Osmanbeyoğlu, Burcu Özbozkurt, Ertuğrul Onat ile ASO Genel Sekreteri Prof. Dr. Mehmet Cansız, Genel Koordinatörü Prof. Dr. Yavuz Cabbar, Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Ahmet Dinçer ve Ekonomi Müşaviri Prof. Dr. Murat Çetinkaya da katıldı. – ANKARA
]]>Bankadan yapılan açıklamaya göre, TEB, 2024 yılı ikinci çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı.
Bu dönemde TEB’in aktif toplamı 499 milyar lira olurken, net karı 5 milyar 70 milyon lira olarak gerçekleşti. TEB’in ekonomiye ve müşterilerine sağladığı desteğin en önemli göstergesi kredileri, toplam aktiflerinin yüzde 57,5’ini oluşturdu. Bankanın toplam kredileri yılın ikinci çeyreğinde 287 milyar lira seviyesinde gerçekleşirken, aynı dönemde toplam mevduatı ise 344 milyar lira oldu.
Bu yıl güçlü sermaye yapısıyla istikrarlı büyümeyi sağlayan ve karlılığını sürdürülebilir bir şekilde devam ettiren TEB’in özkaynak büyüklüğü 38,7 milyar lira olurken, sermaye yeterlilik rasyosu, hedef yüzde 12’nin çok üstünde, yüzde 15,13 olarak gerçekleşti.
IFC’ye 100 milyon avro sermaye benzeri tahvil ihracı yapıldı
TEB, bankacılık faaliyetleriyle ülke ekonomisinin gelişmesine katkıda bulunurken, “daha iyi bir gelecek” için sürdürülebilir finansı desteklemeye devam etti. Yılın ikinci çeyreğinde TEB, Uluslararası Finans Kurumu’na (IFC) 100 milyon avro tutarında Basel-III uyumlu sermaye benzeri tahvil ihracı gerçekleştirdi. Banka, 2024’te sağladığı ikinci tahvil finansmanıyla Türkiye’de iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılmasına ve uyumlanmasına yönelik projelere, kadınlara ait işletmelere ve tarım işletmelerine odaklanarak KOBİ finansmana erişimini desteklemeyi amaçladı.
Orta ve uzun vadeli finansman kaynaklarının çeşitlendirilmesi kapsamında TEB, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile 25 milyon avro tutarında işbirliği anlaşması imzaladı. Söz konusu anlaşmayla EBRD’nin uygulamaya aldığı Dijital Dönüşüm Finansman Programı, TEB aracılığıyla KOBİ’lerle buluşturuldu. Program kapsamında sağlanacak kaynak, KOBİ’lerin dijital dönüşüm süreçlerindeki finansman ihtiyaçları için kullanılacak.
TEB, 2013’te hayata geçirdiği Girişim Bankacılığı’nın 10. yılı dolayısıyla, bankanın yenilikçi ve girişimci bakış açısıyla hayata geçirdiği çalışmaların başarısını ekosistemin paydaşlarıyla kutlamak üzere özel bir etkinlik düzenledi. 10 yıl boyunca TEB, Girişim Bankacılığı ile finansal ve finansal olmayan hizmetleriyle 2 bini aşkın girişimciye destek sağladı. Girişimcileri desteklemeye ve girişimcilik ekosistemini geliştirmeye yönelik çalışmaları kapsamında TEB Girişim Bankacılığı, ODTÜ Teknokent işbirliğiyle hızlandırma programı hayata geçirdi. Bu yıl ilki gerçekleştirilen programda, farklı aşamalardan 10 girişimci, Fransa’da düzenlenen teknoloji fuarı VivaTech’e katıldı. Program ile girişimcilere yurt dışında yeni iş fırsatları yaratmaları, işbirliği geliştirmeleri ve potansiyel müşterilerle bağlantı kurmaları için imkanlar sunuldu.
“BES Teminatlı İhtiyaç Kredisi” uygulamaya kondu
Türkiye’de Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) katılımcılarının sözleşmelerini bankalara teminat olarak göstererek uygun faiz ve şartlarda kredi kullanabilmesine imkan veren uygulamanın devreye alınmasıyla TEB, bu ürünü ilk sunan bankalar arasında yer aldı. BES Teminatlı İhtiyaç Kredisi ile TEB müşterileri, tüm emeklilik şirketlerindeki birikimlerinin devlet katkısı hariç bir kısmını ya da tamamını, alacağın devri sözleşmesi ile bankaya devredebiliyor.
TEB, müşterilerinin bankacılık işlemlerini daha hızlı ve pratik bir şekilde yapabilmeleri için CEPTETEB Mobil’i yeniledi. Yenilenen giriş ekranıyla kullanıcılar, CEPTETEB Mobil’in birçok özelliğini giriş yapmadan kolayca gerçekleştirebiliyor.
Ticari nitelikli müşterilerinin ihtiyaçlarına özel olarak tasarladığı “CEPTETEB İŞTE”yi geliştiren TEB, firmaların günlük ticari işleriyle ilgili ihtiyaç duydukları hizmetleri bir araya getiren yeni ticari çözüm platformu “CEPTETEB İŞTE Süper”i de hizmete sundu. CEPTETEB İŞTE Süper ile kolay üyelik, hızlı giriş, TEB kredi kartlarıyla indirimli hizmetler, hızlı satın alma ve hizmetlere kolay erişim gibi birçok kolaylık sağlanıyor. CEPTETEB İŞTE kullanıcılarına sunulan yeniliklerden biri de “Dijital Teminat Mektubu” hizmeti oldu.
“TurWIB II Kredisi” kadın iş sahiplerine sunuldu
TEB, “Kadın Bankacılığı” ile sürdürülebilir ekonomik büyüme için kadın işletme sahiplerinin ve girişimcilerin iş dünyasındaki varlığını güçlendirmeye, ekonomiye daha fazla dahil olmalarına katkıda bulunmaya devam etti. Kadın iş sahiplerinin kullanımına sunulan TurWIB II Kredisi ile deprem bölgesindeki kadın iş sahipleri öncelikli olmak üzere kredi kullandırmayı sürdüren TEB, kadınlara ait işletmelere ve tarım işletmelerine odaklanarak KOBİ’lerin finansman erişimini desteklemek üzere IFC ile yeni bir kredi anlaşması yaptı. Banka, ihracatçı kadın girişimcilere finansman desteği sağlamak üzere İhracatı Geliştirme A.Ş. (İGE) ile işbirliğine imza attı. TEB Kadın Bankacılığı’nın kadın iş sahiplerinden oluşan kredi hacmi, yılın ikinci çeyreğinde geçen yıla göre yüzde 44 arttı.
Banka, “Aile Akademisi” çatısı altında finansal okuryazarlık çalışmalarına devam etti. İlk altı ayda 10’dan fazla kurumun 5 bine yakın çalışanı, Aile Akademisi’nin finansal okuryazarlık eğitimlerine katıldı. “Çevre Hukuku Okuryazarlığı” ve “İklim Okuryazarlığı” eğitimleri sürerken, yatırım ürünlerine yönelik detaylı bir finansal okuryazarlık eğitimi de sunulmaya başlandı.
TEB, müşterilerinin yurt dışı projelerinin gerektirdiği teminat mektupları ve makine yatırımlarına finansman imkanları sağlama konusunda global ortağı “BNP Paribas” işbirliğiyle uzun vadeli ve uygun maliyetli finansman desteği sağlamaya devam etti. İhracatçıları desteklemek amacıyla uygun maliyetli “TCMB reeskont kredisi” ve “Exim kredi” kullanımlarının yakından takip edildiği ilk 6 ayda, TEB’in aracılık ettiği TCMB reeskont kredi kullanım rakamı 5 milyar liraya ulaştı.
]]>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, İslam ekonomisine dair küresel düzeyde öngörülerin ele alındığı İslami Finans Zirvesi’nde konuştu. Karahan, enflasyonla mücadelede izlenen politika ile ilgili açıklamalarda bulundu. Karahan, enflasyonla mücadele ve fiyat istikrarını sağlamanın temel görevleri olduğunu belirtti. TCMB rezervlerinin 140 milyar doları aştığını da sözlerine ekleyen Karahan, “Dezenflasyonun eşiğindeyiz. Haziran ayında başlattığımız kademeli ve güçlü parasal sıkılaştırma süreci finansal koşullara beklendiği şekilde yansıdı” ifadelerini kullandı.
“TCMB rezervleri 140 milyar doları aştı”
Merkez Bankası rezervlerine değinen Karahan, “Bu ortamda TL getirisi yükselirken tasarrufa yönelim artmaya başlamıştır. Bu çerçevede tüketimin büyümeye katkısı azalırken net ihracatın büyümeye olumsuz etkisi zayıfladı ve cari açık yaklaşık yaklaşık 60 milyar dolar seviyesinden 30 milyar dolar düzeyine geriledi. Bu süreçte Merkez Bankamızın rezervleri de 40 milyar doların üzerinde artarak 140 milyar doları aştı. İyileşmeyle paralel olarak Merkez Bankası’nın yabancı para cinsi yükümlülüğü önemli miktarda gerilemiş ve döviz likiditesinde önemli bir iyileşme olmuştur” şeklinde konuştu.
“Dezenflasyonun eşiğindeyiz”
Enflasyonu düşürmeye yönelik izlenen politikaya ilişkin de konuşan Karahan, “Enflasyonun 2024 yılının ilk yarısında yıllık bazda artmasını beklediğimizi kamuoyuyla paylaşmıştık. Bu kapsamda manşet enflasyonun Mayıs ayında baz etkisiyle tepe noktasına ulaşıp sonrasında belirgin bir düşüşe geçeceğini belirtmiştik. Geldiğimiz noktada dezenflasyonun eşiğindeyiz. Para politikası duruşumuzun ana belirleyicisi, dezenflasyon sürecinin patikamızla uyumlu şekilde gerçekleşmesi olmayı sürdürecektir. Yakından izlediğimiz aylık enflasyon ana eğiliminde seviyesi yüksek olmakla birlikte bir zayıflama görmekten memnunuz” ifadelerini kullandı.
“Enflasyonun 2026 yılında tek haneye düşeceğini öngörüyoruz”
Karahan, enflasyondaki düşüş tahminleriyle ilgili olarak da, “Tahmin patikamızda, yaz aylarından itibaren yıllık enflasyonun hızlı bir şekilde gerileyeceğini ve bu gerilemenin baz etkisinden bağımsız olarak aylık enflasyonun temel eğilimindeki iyileşme ile birlikte süreklilik kazanacağını öngörmekteyiz. Bu doğrultuda 2024 yılı enflasyonunu yüzde 38, 2025 yılı sonunda yüzde 14’e, 2026 yılında tek haneli seviyelere gerilemesini öngörüyoruz” diye konuştu.
“Sıkı para politikası sürdürülecek”
Karahan, “Dezenflasyon sürecinde aylık enflasyonun ana eğiliminde belirgin ve kalıcı bir düşüş sağlanana ve enflasyon beklentilerinin öngörülen tahmin aralığına yakınsayana kadar sıkı para politikası duruşumuzu kararlılıkla sürdüreceğiz. Öngördüğümüz dezenflasyon patikasının temel sürükleyicileri; iç talepteki dengelenme, enflasyon beklentilerindeki düzelme ve TL cinsindeki finansal varlıklara artan taleple TL’de görülecek istikrarlı seyir olacaktır. Dezenflasyon patikasının gerçekleşmesi için gerekli kararlılığı sürdürmeye devam edeceğiz. Merkez Bankası olarak toplumsal refaha en büyük katkımızın fiyat istikrarının tesisi olduğunun bilincindeyiz. İstikrarlı ve kaynakları itibariyle sürdürülebilir bir büyüme fiyat istikrarının sağlanmasıyla mümkündür. Uygulamakta olduğumuz bütüncül politika seti, enflasyon beklentilerinin gerçekleşmesine yurt içi talepte dengelenmeye özel bir önem atfetmektedir. Fiyat istikrarında oluşacak dengeli büyüme kompozisyonu; tasarrufların arttığı, aşırı tüketimin sınırlandığı ve cari açığın azaldığı bir makroekonomik görünüme katkı sağlayacaktır. Öngörülebilirliğin arttığı ortamda, ülkemizin risk piriminin düşmesi sayesinde ekonomimizin verimlilik artışına dayalı büyümesi için gereken finansal kaynaklarda güçlenecektir. Merkez Bankası olarak önceliğimiz enflasyon ve fiyat istikrarı” şeklinde konuştu.
“Katılım finans sektörünün güçlü bir mevzuat altyapısına kavuşturulması, ürün ve hizmet çeşitliliği kazandırılması önem taşıyor”
Finans sektörünün gelişiminin yakından takip edildiğini belirten TCMB Başkanı Fatih Karahan, “Türkiye’de katılım finansın, finansal sektörün daha rekabetçi ve çeşitlendirilmiş bir yapıya kavuşarak ülke ekonomisinin gelişimine katkısının artırılmasının önemli olduğunu değerlendiriyoruz. Veriler Katılım Finans’ın öneminin uluslararası düzeyde de artacağına işaret ediyor. İslami Finansal Hizmetler Kurulu’nun istikrar raporuna göre Küresel İslami Finans Varlıklarının 2024 yılı sonunda 3,7 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Türkiye’nin bu piyasadan alacağı payın gerekli hukuki ve finansal altyapının oluşmasına bağlı olduğuna inanıyoruz. Katılım Finans sektörünün güçlü bir mevzuat altyapısına kavuşturulması ile ürün ve hizmet çeşitliliği azami önem taşıyor. Bizde Merkez Bankası olarak tüm paydaşlarla uyum içindeyiz. Geçtiğimiz yıllarda kurulan Katılım Finans Müdürlüğü TCMB bünyesinde kurduk. Böylece Katılım Finansa özgü risklerin takip ve analizine yönelik çalışmaları bir çatı altında topladık. Katılım finans kuruluşlarının ihtiyaçlarına yönelik Katılım Finans esaslarına uygun düzenlemeler yaparak uyumu konvansiyonel bankalarla eşitlemeye çalışıyoruz. Son dönemde konvansiyonel bankalara zorunlu karşılık faizi ödenirken katılım finans kuruluşlarına ilgili esaslara uygun şekilde alternatif getiri sağlayacak mekanizma geliştirdik. Kurumlar arası eşgüdüm bağlamında ise Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi ve Hazine ve Maliye Bakanlığı ile koordineli bir şekilde ülkemizde katılım finansı geliştirmeye yönelik çalışmalara teknik katkı veriyoruz, vermeye devam edeceğiz. Merkez Bankası olarak yasal ve finansal altyapı hususunda üzerimize düşen görevleri yerine getireceğiz” dedi. – İSTANBUL
]]>Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen Albaraka İslami Finans Zirvesi’nde konuşan Erdoğan, katılımcıları İstanbul’da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Zirveye öncülük eden Albaraka İslam Ekonomisi Forumu, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, İstanbul Finans Merkezi, Türkiye Varlık Fonu, İbn Haldun Üniversitesi ve İslam İşbirliği Gençlik Forumuna teşekkür eden Erdoğan, zirveye yurt içi ve yurt dışından gelen ilim erbabına ve sektör temsilcilerine katkılarından dolayı şükranlarını sunduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Zirvenin ülkemiz, bölgemiz, ekonomimiz ve insanlık için hayırlara vesile olmasını Rabb’imden niyaz ediyorum. Bu vesileyle Albaraka Zirvelerini hayata geçiren aziz kardeşim merhum Şeyh Salih Kamil’i buradan rahmetle yad ediyorum. Merhum Şeyh Salih Kamil sadece vizyoner ve başarılı bir iş adamı değil aynı zamanda ihtiyaç sahiplerine el uzatan, öğrencileri destekleyen hak ve halk için imkanlarını seferber eden hayırsever bir insandı. Şeyh Salih Kamil’in ufkunun bir ürünü olan Albaraka Zirveleri İslam ekonomisi ve finansının dünyada gelişmesine ciddi katkılar yapmıştır. Alternatif finans araçlarının her türlü zorluğa rağmen elde ettiği başarıda merhum Şeyh Salih’in, Albaraka İslami Finans Vakfının ve Albaraka Zirvelerinin çok önemli payı vardır. Mevla kendisinden razı olsun diyorum.”
Zirveye 75 ülkeden 1500’den fazla kişi katılıyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Albaraka Zirvesi’ne ilk kez ev sahipliği yaptığını belirterek, “İslam ekonomisine dair küresel düzeyde öngörüler, temel yapı taşları ve ihtiyaçlar” temasıyla düzenlenen bu seneki zirvenin başarılı geçmesini, sektör açısından hayırlara vesile olmasını diledi.
Dünyadaki 75 ülkeden yaklaşık 1500’den fazla katılımcıyı zirve münasebetiyle Türkiye’de misafir edeceklerini dile getiren Erdoğan, seçkin isimleri, yatırımcıları, yöneticileri ve uzmanları bir araya getiren zirvenin ülkede İslami finans ve katılım sektörünün büyümesine ivme kazandıracağına inandığını vurguladı.
Zirvede 2 gün boyunca konuşulacak, tartışılacak başlıklara bakıldığında kapsamlı bir hazırlığın yapıldığını gördüğünü belirten Erdoğan, “İslam ekonomisinin tarihi serencamından ahlaki ilkelerine, İslami yatırım araçlarından sürdürülebilir büyümeye, kar odaklı teşebbüslerden vakıf ve zekat müessesesine kadar geniş bir yelpazede belirlenen paneller yol gösterici tartışmalara zemin olacaktır. Kıymetli fikirleriyle zirveye katkı sunan tüm katılımcılara şimdiden teşekkür ediyorum.” diye konuştu.
Erdoğan konuşmasını ilgiyle dinlediği Albaraka Mütevelli Heyeti Başkanı Şeyh Abdullah Kamil’i tebrik ettiğini söyleyerek, şunları ifade etti:
“Böyle bir zirvenin ülkemizde düzenlenmesi ayrıca önemlidir. Doğu-Batı arasında tarih boyunca ticari ve beşeri köprü vazifesi üstlenen Türkiye, finansal piyasalar arasında da aynı rolü oynamaya başladı. Geçen sene hizmete açtığımız İstanbul Finans Merkezi, bu çabalarımızın ve vizyonumuzun adeta bir sembolü oldu. İstanbul’un finans ve İslami finans alanında büyük bir potansiyele sahip olduğunu uluslararası yatırımcılar da tasdik ediyor. Albaraka Zirvesi inşallah İstanbul’un bölgesel finans merkezi konumunu küresel düzeye çıkarmaya matuf çabalarımızı destekleyecektir.”
Zirvenin İslami ekonomi sisteminin temel taşı olarak İslami finansın etik standartlarının daha iyi anlaşılmasına vesile olacağını düşündüğünü kaydeden Erdoğan, bunun yanında global ölçekte, İslam ekonomisine yönelik hizmet ve ürün pazarlarının keşfedilmesine zirvenin yardımcı olacağı kanaatinde olduğunu dile getirdi.
(Sürecek)
]]>Fahiş fiyat artışı ve stokçuluk yaparak piyasa dengesini bozanlara karşı beklenen adım geldi. Söz konusu faaliyetlerde bulunanların cezalarını artıran kanun teklifi TBMM Komisyonu'nda kabul edildi.
Teklifle, Anayasa Mahkemesinin kararı doğrultusunda Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'unda değişikliğe gidiliyor. Buna göre, Kanun'un ekinde yer alan cetvellerde yer alan kadro unvanlarıyla sınırlı olmak kaydıyla dolu kadrolarda derece değişikliği ile boş kadrolarda sınıf, unvan ve derece değişiklikleri Rekabet Kurulu kararıyla yapılacak.
Rekabet Kurulu, başlattığı soruşturmaları, soruşturmaya başlanması kararının verildiği tarihten itibaren 15 gün içinde ilgili taraflara bildirecek. Kurul, bu bildirim yazısı ile birlikte iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli bilgiyi ilgili taraflara gönderecek. Böylece hem tarafların daha etkin savunma yapabilmesine olanak sağlanması hem de soruşturma süreçlerinin daha seri ilerlemesi amaçlanıyor.
Taraflara yazılı savunmalarını soruşturma raporunun tebliğinden itibaren 30 gün içinde Kurula konya escort bayan göndermeleri tebliğ edilecek. Haklı gerekçeler sunulması halinde bu süre bir kereye mahsus olmak üzere ve en çok bir katına kadar uzatılabilecek. Soruşturmayı yürütmekle görevlendirilenler, gelen yazılı savunmalar sonucunda soruşturma raporundaki görüşlerinde bir değişiklik olması halinde 15 gün içinde yazılı görüşlerini tüm Kurul üyeleri ile ilgili taraflara bildirecek. Taraflar 30 gün içinde bu görüşe cevap verebilecek.
Teklifle, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nda değişiklik öngörülüyor.
Buna göre, ürün senetleri ve alivre sözleşmelere ilişkin işlemlerde, devir ile bedelin ödenmesi, alıcı ve satıcının diğer yükümlülüklerinin ürün ihtisas borsalarında alım satımına aracılık edenlerce veya takas ve saklama hizmeti aldıkları kuruluşlarca yerine getirilmesi, alım satımın tescili ve alım satıma ilişkin diğer hususlar yasa ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak ürün ihtisas borsası tarafından yürütülecek.

Ürün ihtisas borsasının veya ürün ihtisas borsası tarafından takas merkezi olarak yetkilendirilen kuruluşun takas işlemlerinde mali sorumluluğu, tesis edecekleri limitler dahilinde ve alınacak teminatlar ile garanti fonu varlıklarıyla sınırlı olacak.
Ürün ihtisas borsalarında gerçekleştirilen işlemlerden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmesini sağlamak ve zararların tazmini için alınacak teminatların ve oluşturulabilecek garanti fonunun kuruluşu, işletimi, kullanımı ve katılımcılarına ilişkin usul ve esaslar, Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek. Düzenlenen teminatlar ve garanti fonundaki varlıklar tevdi amaçları dışında kullanılamayacak, üçüncü kişilere devredilemeyecek, kamu alacakları için olsa dahi haczedilemeyecek, rehin edilemeyecek, iflas masasına dahil edilemeyecek ve üzerlerine ihtiyati tedbir konulamayacak.
Ürün senetleri ve alivre sözleşmelerin ürün ihtisas borsalarında alım satımına aracılık edilmesine, aracıların bursa escort bayan yetkilendirilmesi ile bu yetkinin askıya alınması ve iptaline, aracıların gözetim ve denetimine, ürün senetleri ve alivre sözleşmeler üzerindeki aracılık hizmetlerine dair diğer işlemlere müşterinin verdiği yetkiye bağlı olarak müşteri hesaplarındaki nakit alacak bakiyelerinin nemalandırılmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık ve Sermaye Piyasası Kurulunun birlikte çıkaracağı yönetmeliklerle düzenlenecek.
Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu'nda değişiklik yapılarak, cezaların etkinliği ile caydırıcılığının artırılması amacıyla bazı fiillere yeni cezai yaptırımlar getiriliyor ve idari para cezaları artırılıyor.
Buna göre, lisanslı depoculuk ücret tarifesinde belirlenenin üzerinde veya ücret tarifesinde yer almayan hizmetler için ücret talep ve tahsil eden ya da ürün teslimi sırasında mevzuata aykırı şekilde ürün miktarından kesinti yapan, yasanın "teşhir" hükmüne aykırı hareket eden, ürün senedinin ilgili yönetmeliğinde düzenlenen içerik, şekil ve muhafaza şartlarına uymayan lisanslı depo işletmelerine 200 bin liradan 1 milyon liraya kadar idari para cezası kesilecek.
Teslim yükümlülüğü düzenlenmiş ve iptal edilmemiş ürün senedinin temsil ettiği tarım ürününün tümü veya bir bölümü için başka bir ürün senedi düzenlenememesi, teslim yükümlülüğü, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının uyarı ve idari tedbirlerine rağmen verilen sürede kanuna ve ilgili yönetmeliklere aykırı ya da eksik hususların giderilmemesinin de aralarında bulunduğu hükümlere aykırı hareket eden lisanslı depo işletmelerine 200 bin liradan 1 milyon liraya kadar idari para cezası verilecek.
Analiz ve sınıflandırma işlemi yapılmadan ürünün depoya kabul edilmesi veya depodan çıkarılması, tartım makbuzunun ilgili yönetmelikte belirlenen şartları taşımaması, alet ve ekipmanların kalibrasyonunun ya da periyodik kontrollerinin yapılmadan kullanılması, muhafaza marmaris escort bayan şartlarına uyulmaması nedeniyle ürünü temsil eden elektronik ürün senedinde belirtilen sınıf ve kalite ile depoda bulunan ürünlerin sınıf ve kalitesi arasında farklılık tespit edilmesi durumlarında, bu fiilleri gerçekleştiren lisanslı depo işletmelerine her bir aykırılık için 200 bin lira idari para cezası uygulanacak.
Şahit numune alınmaması ve ilgili yönetmelikte belirlenen süre boyunca saklanmaması, analiz ve sınıflandırma belgesinin ilgili yönetmelikte belirlenen şartları taşımaması, laboratuvarda yer alan alet ve ekipmanların kalibrasyonunun ya da periyodik kontrollerinin yapılmadan kullanılması, şahit numune ile bu numunenin temsil ettiği ürünün analiz ve sınıflandırma belgesinin farklı olması, analiz esnasında tutulan kayıtlardaki değerler ile analiz ve sınıflandırma belgesindeki değerlerin farklı olması durumlarında bu fiilleri gerçekleştiren yetkili sınıflandırıcılara her bir aykırılık için 200 bin lira idari para cezası kesilecek.
Yetkili sınıflandırıcılık ücret tarifesinde belirlenenin üzerinde veya ücret tarifesinde yer almayan hizmetler için ücret talep ve tahsil eden ya da ilgili hükme aykırı hareket eden yetkili sınıflandırıcılara 200 bin liradan 1 milyon liraya kadar idari para cezası verilecek.
İdari para cezalarının verilmesini gerektiren aykırılığın bir takvim yılı içinde tekrarı halinde her bir tekrar için bir önceki cezanın iki katı idari para cezası uygulanacak.
Yasa teklifiyle, Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'da da değişiklik yapılması öngörülüyor.
Düzenlemeye göre, kapalı pazar yerlerindeki satış yerleri ve diğer yerlerin, pazarcılara yüksek fiyatlarla kiralanmasına neden olan sınırlı ayni hak yöntemiyle kiralama usulü kaldırılıyor. Pazar yerlerinde bulunan satış yerleri yalnızca tahsis usulüyle kullandırılarak pazarcıların maliyetlerinin azaltılması amaçlanıyor.
Teklifle, kapalı pazar yerlerindeki satış yerlerinin sınırlı ayni hak yöntemiyle pazarcılık mesleğinden olmayan diğer kişilere verilmesi sonucu pazarcıların maliyetlerinin artmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.
3 Mayıs 2024'ten önce kapalı pazar yerlerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve kiracılık hakları, bu hakların kullanımı için öngörülen sürenin sonuna kadar geçerli olacak.

AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan düzenlemeyle Kooperatifler Kanunu'nda değişikliğe gidiliyor. Buna göre, kooperatif ve üst kuruluşları yönetim kurulu üyelerinin, kooperatifin ticaret sicili kayıtlarını, finansal tablolarını, yönetim kurulu yıllık faaliyet raporlarını, genel kurul toplantı evrakını, ortaklarının kimlik, iletişim, pay ve ödemelerine ilişkin bilgilerini Kooperatif Bilgi Sistemi'ne (KOOPBİS) aktarmaya yönelik geçiş sürecinin tamamlanamadığının tespit edilmesi halinde Ticaret Bakanlığınca birer yıl olmak üzere iki defa daha süre uzatımı yapılabilecek.
Bu süre sona erinceye kadar kooperatif ve üst kuruluşlarının yönetim kurulu üyeleri ve memurları hakkında KOOPBİS yükümlülüğüne aykırı davranmalarına yönelik hükümler uygulanmayacak. Bu düzenleme, 26 Nisan 2024 tarihinden itibaren uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girecek. Kooperatiflerin ana sözleşmelerini intibak ettirmeleri için öngörülen süre, 2 yıl daha uzatılıyor.
Fahiş fiyat uyguladığı tespit edilen işletmelere uygulanan ceza 100 bin liradan 1 milyon liraya, stokçuluk yapanlara uygulanan ceza ise 1 milyon liradan 12 milyon liraya çıkarılacak.
Stokçuluğu sürdüren işletmelerin bu suçu bir yılda 3 kez işlediği tespit edilirse 6 güne kadar kapatma cezası uygulanabilecek.
]]>Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), nisan ayı faiz samsun escort kararını açıkladı. Buna göre, banka politika faizini beklentiler doğrultusunda yüzde 50 seviyesinde sabit bıraktı.
Merkez Bankası, genel seçimlerin ardından haziranda 650, temmuzda 250, ağustosta 750, eylül, ekim ve kasımda 500'er baz puan, aralık ve ocakta 250'şer ve mart ayında 500 baz puan olmak üzere 9 konya escort toplantıda, toplam 4 bin 150 baz puan faiz artırdı. Banka, şubat ayında ise faizde değişiklik yapmadı.
Son faiz kararının alındığı 21 Mart’ta dolar 32,31 düzeyinde kayseri escort olan dolar kuru 32,51 seviyesinde hareket ediyor. Aradan geçen bir aylık dönemde dolar kurunda ciddi bir artış yaşanmaması ve enflasyon görünümünde beklentilerin dışında bir gelişme olmaması TCMB’nin faizi sabit bırakacağı yönünde beklentileri artırmıştı. Bu yönde alınan kararın ardından izmir escort yayımlanan karar metninde "Enflasyonda kalıcı düşüş sağlanana kadar sıkı para politikası sürecek" ifadelerine yer verildi. TCMB, "Hizmet enflasyonundaki yüksek seyir ve katılık, enflasyon beklentileri, jeopolitik riskler ve gıda fiyatları enflasyonist baskıları canlı tutmaktadır" uyarısında bulundu.
KREDİ FAİZLERİ MEVDUATTAN HIZLI ARTTI
Merkez Bankası, politika faizini yüzde 50 seviyesinde sabit bıraksa da dövize talebi azaltmak, özellikle KKM’den çözülen paranın döviz yerine TL mevduata geçmesini özendirmek için bankaları mevduat faizini artırmaya zorluyor. Ancak bankalar mevduat faizini daha düşük, kredi faiz oranlarını ise daha yüksek hızda artırıyor.
Bankaların, 5-9 Nisan arasında açtıkları tüm vadelerdeki TL mevduatın bursa escort ortalama faizi önceki haftaya göre 1,56 puan azalarak yüzde 57,89’e geriledi.
Ancak aynı dönemde bankaların, ihtiyaç kredisine uyguladığı yıllık faiz yüzde 83,06 seviyesine ulaştı. Bütün bireysel kredilerin ortalama faizi ise 2,99 puanlık artışla yüzde 82,03 seviyesine geldi.
Merkez Bankası'nın faizi sabit tutmasına karşın bireysel kredilerde yurttaşın faiz yükü sürekli artıyor. Bir bankanın 100 bin TL tutarında 24 ay vadeli bir ihtiyaç kredisinde aylık maliyet oranı yüzde 7,48 oldu. Kredide KKDF, BSMV gibi maliyetler dâhil yıllık maliyeti yüzde 137,53 olarak hesaplandı. Aylık yüzde 5,79 faiz uygulanan adana escort kredide aylık 9 bin 126 TL taksit ödeniyor. Ödemenin ilk yılında aylık taksit tutarının yalnızca bin 599 TL’si anapara olurken 5 bin 790 TL’si faiz, 868 TL’si KKDF, 868 TL’si ise BSMV’den kaynaklandı. İki yıl vadeli kredinin ilk yılında faiz ödemesi anapara ödemesinden fazla oldu.
FAİZDEN BEZDİRENE KADAR
İktisatçı Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, faiz kararına ilişkin sosyal medya platformu X'ten yaptığı değerlendirmede TCMB'nin "İşler yolunda gitmiyor. Halkı enflasyonun düşeceğine ikna edemedik. İnsanlar yüksek ankara escort faizden bezip talebini kısana kadar sıkılaştırmaya devam edeceğiz" mesajını verdiğini ancak fazla sıkılaşmayla ekonominin durgunluğa saplanacağını belirtti.
FAİZ SABİT KALDI
TCMB, geçtiğimiz ay sürpriz bir kararla 500 baz puanlık faiz artışına imza atmıştı.

∗∗∗
500 BİN YENİ İCRA DOSYASI
Faiz oranlarındaki yükseliş sonrası icradaki dosya sayısı arttı. TCMB faiz antalya escort oranını yüzde 8 buçuktan yüzde 50’ye çıkarıldı. Bankalar da bu durumu kredi ve kredi kartı faizlerine yansıttı.
Artan borç yükü ile icradaki dosya sayısı yılbaşından bu yana 500 bin adet artış kaydetti. Ulusal Yargı Ağı Projesi verilerine göre, 1 Ocak’ta icradaki dosya sayısı 21 milyon 307 bin adetti. 22 Nisan’a gelindiğinde bu sayı 21 milyon 798 bine yükseldi. İcra takibi borcun bir ay ödenmemesinden sonra başlatılabiliyor. Süreç gaziantep escort ortalama 32 ile 93 gün arasında değişiyor. Artan faiz oranları en az üç ay gecikmeli olarak icra dosyası sayısına yansıyor. Geçen ay bankalar nakit avans çekim tutarlarını düşürdü. Çekim tutarları limitin yüzde 25’ine indirildi. Uzmanlar bunun da ödenemeyen borçların sayısını artıracağını belirtiyor.
∗∗∗
FITCH: DAHA FAZLA SIKILAŞTIRMA
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings’ten Türkiye’nin maliye politikasıyla ilgili eleştiri geldi. Fitch’in Kıdemli Direktörü ve Türkiye Analisti Morales, Türkiye’nin mali mersin escort duruşunun genişleyici olduğunu savunarak, "Enflasyonu sürdürülebilir şekilde düşürmek için politikaların sıkılaştırılması gerekiyor" dedi. Morales, Türkiye ekonomisinde kırılganlıkların azaldığını ve cari açıkta daralmanın sürdüğünü dile getirdi. Türk bankalarının ihraçlarında büyük bir artış gözlemlediklerini belirten Morales, bankalar için bazı risklerin sürdüğünü de kaydetti.
]]>Merkez Bankası'ndan yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı: "Kredi kartı işlemlerinde uygulanacak aylık azami akdi faiz oranı yüzde 3,66'dan yüzde 4,25'e çıkarıldı. Menkul ataşehir escort kıymet tesisine tabi yükümlülüklere uygulanan menkul kıymet tesis oranının yüzde 4'ten yüzde 1'e düşürülmesine, kredi büyümesine göre menkul kıymet tesisine ilişkin uygulamanın sonlandırılmasına karar verilmiştir"
Akdi faiz; kredi kartının dönem borcu ödendikten sonra uygulanan bir faiz türüdür. Eğer kredi kartı borcunuzun yalnızca asgari tutarını öderseniz, geriye kalan borç üzerine akdi faiz uygulaması yapılmaktadır.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre bir yılda krediler yüzde 50'nin, kredi kartlarıysa yüzde 150'nin üzerinde büyümüştü. Enflasyon Raporu kartal escort 2024 Bilgilendirme Toplantısı'nın ardından konuşan Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, kredi kartlarına düzenlemelerin gündemde olduğunu söylemişti.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de kredi kartları için düzenleme sinyali vermişti: "Kredi kartları, bireysel kredi, taşıt kredisi ve ikinci konut kredisinde sadece faizleri artırarak değil, bankalar üzerinden kredi verme iştahını keserek de kredi büyümesini düşüreceğiz. Başkasının parasıyla, krediyle, kartla zenginlik olmaz."
Kredi kartı kullanımını sınırlama kapsamında daha önce azami taksit sayısı 12'den üçe indirilmişti. Nakit avans limiti de yüzde 25'e düşürülmüştü. Sonra da nakit avans faiz oranı yüzde 4.42'den yüzde 5'e çıkarılmıştı. Bugün de aylık azami akdi faiz oranı yüzde 3,66'dan yüzde 4,25'e yükseldi.
]]>
Düzenlenen meclis toplantısına Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, protokol üyeleri, oda yönetim kurulu üyeleri ve oda üyeleri katıldı. Ekonomideki sorunların temelinde enflasyonun yattığını söyleyen KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, “Türkiye ekonomisinin en büyük ve öncelikli sorunu enflasyondur. Ekonomiye dair yaşadığımız pek çok sorunun temelinde yüksek enflasyonun olduğunu hepimiz biliyoruz. Sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz. Enflasyonla mücadele kararlılığımızı tavizsiz sürdürmemiz gerekiyor. Devlet, millet el ele vererek enflasyonla mücadele etmeliyiz. Bizim için en önemli şey fiyat istikrarı. Fiyat istikrarı için her türlü fedakarlıklara katkı vermeliyiz. Enflasyonla mücadelede fiyat istikrarı ile finansal istikrar arasındaki dengenin oluşturulması gerekiyor. Bizler inanıyoruz ki bu süreç uzun olabilir ama sorunlarımız çözümsüz değil. Elbette fiyat ve finansal istikrar sağlanması için geçicide olsa bazı zorluklar yaşanacaktır. Bu zorlu sürecin ardından kavuşacağımız istikrar yeniden toparlanmanın önünü açacak en güçlü kazanımızın olacağını düşünüyorum. Bizler önümüzün açık olduğuna inanıyoruz. Risk iştahı hala güçlü duruyor ama bu faiz oranlarıyla yatırım yapmak hiç te kolay değil. Finansa erişim konusunda bir rahatlama var ama finansmanın, yüksek mali yükünü taşıma noktasında beklenen seviyede değil. Finans sektörü ile reel sektör birbirinden ayrılmaz parça. Bu sebeple finans sektörünün atacağı adımları uzun vadede düşünerek atması gerekiyor” dedi.
Gülsoy, kararlı irade ile doğru yolda olunduğunu ve üreticileri yılsonuna kadar fiyat arttırmamaya davet ettiğini söyleyerek, “Piyasaların hareketlenmesi, yatırım, üretim, istihdam ve ihracatın artması için sürekli dile getirdiğimiz üzere uzun vadeli finans kaynaklarına erişmemiz gerekiyor. Girişimcinin, yatırımcının yani özel sektörün önü açılacak ki yatırım yapsın, üretsin, ticaretine devam etsin. İstihdam oluştursun. Bu yöndeki olumlu adımları yakından takip ediyoruz. Kayseri iş dünyasının temsilcileri olarak bizler, ilimizin, bölgemizin ve ülkemizin siyasal, sosyal ve ekonomik anlamda refaha ve istikrara kavuşmasını can-ı gönülden istiyoruz. Kayseri Ticaret Odası olarak tüm var gücümüzle çalışıyor ve emek veriyoruz. Moral bozucu haberlere olumsuz söylemlere de kulak asmamalıyız. Orta Vadeli Program (OVP) işliyor, dengelenme sürecine girdik. Yaşadığımız sıkıntıları aşacağız. Yol doğru, ekonomik program doğru. Seçimler bittikten sonra pozitif anlamda değişikleri hep beraber göreceğiz. İnşallah yılsonunda da enflasyonun kademeli olarak düştüğünü de görmeye başlayacağız. Her gecenin sabahı, her kışında baharı olduğunu unutmamamız gerekiyor. Çünkü biz filmin aynısını daha önce de gördük. Tekrar söylemem gerekirse en büyük rahatsızlığımız yüksek enflasyon. Bu sadece bizim sıkıntımız değil, Türk halkının tamamının sıkıntısı. Kararlı bir siyasi irade ile doğru bir ekonomik program ile doğru yoldayız. Tüm üyelerimizi, üretici ve tüccarımızı, en az yıl sonuna kadar fiyatlarını artırmamaya ve imkanı olanları indirimlerle enflasyonla ve hayat pahalılığıyla mücadeleye destek vermeye davet ediyorum” ifadelerini kullandı.
Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar ise, “Şimdiye kadar yapmış olduğumuz Kocasinan’daki 2015 yılından başlayıp bugüne kadar gelen süreçteki çalışmalardan bazı başlıklar ama daha çoğunda da sonrasında Allah nasip ederse 2024’ten sonrasında Kocasinan ile birlikte Kayserimize yapacağımız çalışmaların bazılarını anlatacağımız, sizlerle istişare edeceğimiz kısa bir program yapacağız” dedi.
Konuşmaların ardından Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, katılımcılara hayata geçirecekleri projeler hakkında sunum yaptı. – KAYSERİ
]]>Banka, kısa vadeli faiz oranlarını yüzde eksi 0,1’den yüzde 0 ila yüzde 0,1 aralığına yükseltti. Böylece, BoJ, 17 yıl sonra yaptığı ilk faiz artırımıyla, dünyanın önde gelen merkez bankaları arasında negatif faiz politikasını terk eden son banka oldu.
BoJ, negatif faiz politikasına son vermenin yanında, 10 yıllık Japon devlet tahvillerine ilişkin getiri eğrisi kontrolünü de sona erdirdi.
Başkan Kazuo Ueda, diğer merkez bankaları gibi kısa vadeli faiz oranlarını hedefleyen ‘normal para politikası’na dönüşten söz etti.
Faiz oranlarındaki geri dönüş hisse senedi piyasalarını desteklerken, Japon yeni şaşırtıcı şekilde baskı altına girdi. Dolar/yen paritesi 150 seviyesinin üzerine çıktı.
Analistler, yenin tepkisinin muhtemelen belirsiz görünümün bir sonucu olduğunu belirterek, Başkan Ueda’nın başka adımlar atılıp atılmayacağı ve ne ölçüde adımlar beklenebileceği konusunda bir işaret vermediğini anımsattı.
NEGATİF FAİZ, HARCAMALARI TEŞVİK EDİYOR
Düşük büyüme ve deflasyonla mücadele için başvurulan negatif faizler, para politikasının ‘olağan dışı’ araçlarından biri olarak tanımlanıyor.
Negatif faizler, bankaların merkez bankalarında tuttuğu rezervler için faiz alması yerine faiz ödemesi anlamına geliyor.
Bankaların rezervlerini merkez bankasında tutmak yerine kredi vermesi için kullanmaya teşvik eden negatif faizler, aynı zamanda borçlanma maliyetini düşürerek kredi talebini artırmayı amaçlıyor.
Düşük enflasyon veya ekonomik gerileme dönemlerinde ekonomik faaliyetleri canlandırmak için merkez bankalarınca uygulanan negatif faiz oranları, paranın banka hesaplarında nakit olarak tutulması maliyetli hale geldiğinden borçlanmayı ve harcamaları teşvik ediyor.
Nispeten alışılmadık bir para politikası aracı olan negatif faiz oranları, genellikle uzun vadeli bir strateji değil, ekonomik toparlanmayı desteklemek veya deflasyonist baskılarla mücadele etmek için geçici bir önlem olarak uygulanıyor.
Dünya genelinde birçok merkez bankası, geçmişte para politikası araçlarının bir parçası olarak negatif faiz oranlarını uygulamaya koyarken, BoJ’un yanı sıra Avrupa (ECB), Danimarka, İsveç (Riksbank) ve İsviçre (SNB) merkez bankaları bir süre politika faizlerini negatif seviyede tuttu.
Negatif faiz oranlarına karşı olanlar, sıfırın altındaki faiz oranlarının piyasalardaki fiyat mekanizmasını bozduğunu belirterek, negatif oranların aynı zamanda finans kuruluşlarının borç vermekten kazandıkları marjı da daralttığını savunuyor.
PARASAL GENİŞLEME UYGULAMASINA BAŞLANDI
ABD’de mortgage krizi sonrasında 2008’de yaşanan küresel finansal krizin ardından, dünyanın önde gelen merkez bankaları Fed, ECB ve BoJ, faiz oranlarını da “sıfıra yakın” seviyelere indirerek, parasal genişleme dönemine geçti.
Fed, 2008 sonundan 2015 yılı sonunda kadar politika faizi oranını yüzde 0-0,25 aralığında tutarken, diğer merkez bankaları deflasyonun ekonomilerini resesyona sürükleyebileceği endişesiyle faiz oranlarını sıfırın altına çekmeye karar verdi.
ECB, borç vermeyi teşvik etmek ve bölgede ekonomik faaliyeti canlandırmak amacıyla Euro Bölgesi’ndeki bankaların tuttuğu rezervler için negatif faiz oranları uyguladı.
Avrupa Merkez Bankası, 2014’te bankaların merkez bankasında tuttukları mevduat için ödenen faiz oranını yüzde eksi 0,1’e indirerek negatif para politikası rejimine geçerken, Banka Eylül 2019’da da mevduat faizini yüzde eksi 0,5’e kadar çekti. ECB, negatif faiz politikasına Temmuz 2022’de son verdi.
İSVİÇRE, PARASININ DEĞERLENMESİNİN ÖNÜNE GEÇTİ
SNB, İsviçre frangının ülkenin ihracata dayalı ekonomisine zarar verebilecek seviyede hızlı değer kazanmasını engellemek amacıyla 2014-2022 yılları arasında negatif faiz politikası benimserken, faiz oranlarını yüzde eksi 0,75’e kadar düşürdü.
Riksbank deflasyonist baskılarla mücadele etmek için 2015-2020 döneminde, Danimarka Merkez Bankası da para biriminin euroya sabitlenmesini sağlamak ve sermaye akışlarını yönetmek için 2021-2022 arasında faizleri sıfırın altına çekti.
BoJ da 2016’da politika faizini yüzde eksi 0,10’a düşürerek negatif faiz uygulayan ülkeler arasına katıldı. Banka, bu hafta negatif faiz politikasını terk etti.
Faiz oranlarında yukarı dönüşü 2022’de başlatan Fed ve ECB, artık ilk faiz indirimlerine ne zaman başlayacağını değerlendiriyor.
PARA BİRİMİNİN DEĞER KAYBI ELEŞTİRİLDİ
Küresel finansal kriz sonrası can çekişen ekonomilerde büyümeyi teşvik etmek ve deflasyonla mücadele etmek amacıyla uygulanan negatif faiz politikası çeşitli kesimlerden eleştirilere de maruz kaldı.
Negatif faiz oranları, bankaların ve diğer finansal kuruluşların karlılığını baskılaması, tasarruf ve emeklilik hesaplarında daha düşük veya hatta negatif getirilere yol açması ve para biriminin değer kaybına neden olması konularında eleştirildi.
Yatırımcıların gelir elde etmeleri için riskli varlıklara yönelten negatif faiz oranlarının aynı zamanda varlık balonlarına ve finansal istikrarsızlığa katkıda bulunabileceği, uzun vadede krizlere yol açabileceği öne sürüldü.
Deflasyonist baskıların sinyali olarak değerlendirilen negatif faiz oranlarına zaman zaman da tüketici ve iş dünyasının güvenini zedeleyebileceği, tüketicileri harcamaları ve işletmeleri yatırımları konusunda daha temkinli davranmaya itebileceği gerekçesiyle karşı çıkıldı.
ECB’nin negatif faiz oranlarının kredi büyümesine katkıda bulunsa da Euro Bölgesi enflasyonunu %2 hedefine çıkarma konusunda yetersiz kaldığı değerlendirildi.
Nihayetinde, Kovid-19 salgını ve Rusya-Ukrayna Savaşı’nın yol açtığı küresel tedarik zinciri aksamaları ile mali şoklar, düşük enflasyon dönemini sonlandırarak bankaların negatif faiz oranlarını terk edebilmesine olanak tanıdı.
SERMAYE AKIŞLARINI BÜYÜK ÖLÇÜDE ETKİLENMESİ BEKLENMİYOR
BoJ’un kararı öncesinde, Japonya’daki yüksek faiz oranlarının ülkedeki sigorta şirketleri ve emeklilik fonları gibi büyük yatırımcıların yurt dışına yatırdıkları ve geçen yıl sonu itibarıyla 4 trilyon doların üzerinde bulunan sermayelerini çekmelerine yol açabileceği ve bunun da piyasa istikrarı açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceği endişesi ortaya çıkmıştı.
Analistler, BoJ’un kararını bir dönüm noktası olarak görürken, bu adımın çok küçük olması ve başka hızlı faiz artışlarının olası görülmemesi nedeniyle, başlangıçta küresel sermaye piyasaları üzerinde çok az etki yapacağını belirtti.
Şu an için sermaye akışlarında büyük bir değişim beklemeyen analistler, büyük bir kısmı yurt dışında bağlanmış durumda olan Japon sermayesinin geri dönmesi için ülkede faizlerin çok daha fazla artması gerekeceğini kaydetti.
TOPLU İŞ SÖZLEŞMELERİ FİYAT BASKISINA İŞARET EDİYOR
Japonya’da ücretlerde gözle görülür bir büyüme, faiz oranlarının yükselmesinin koşuluydu. Ancak, son 33 yılın en yüksek seviyesine ulaşan ücret artışlarının ardından bazı analistler, enflasyonist baskının artması tehlikesine dikkati çekerek, artan ücret ve fiyatların potansiyel olarak tehlikeli bir enflasyonist spirale yol açma olasılığını anımsattı.
Analistler, faiz oranlarındaki geri dönüşe rağmen Japonya’da finansman koşullarının son derece gevşek kalmaya devam ettiğine vurgu yaparak, bunun da enflasyonu daha da güçlendirebileceğini kaydetti.
BoJ, aslında canlandırmak istediği iç talebi baltalama riskiyle de karşı karşıya. Japonya’da ev sahiplerinin yüzde 80’i mülklerini piyasa faiz oranlarına dayanan kredilerle finanse ediyor. Bu nedenle faiz oranlarındaki keskin bir yükselişin hane halklarının geri ödemelerini hızla artırması ve dolayısıyla tüketimi azaltması muhtemel görülüyor.
Birçok uzman ve yatırımcıya göre BoJ temmuz ayına kadar yeni faiz adımları atmayacak. Analistler, ücret görüşmelerinden iyi bir sonuç çıkmasının iyi bir haber olsa bile tüketimde keskin bir artışın beklenmemesi gerektiğini belirterek, BoJ’un bir dizi hızlı faiz artırımı yapmasının olası olmadığını ifade ediyor.
Faiz oranlarındaki geri dönüşe rağmen Japonya’da finansman koşulları son derece gevşek kalmaya devam ederken, bunun da enflasyonu daha da güçlendirebileceği aktarılıyor.
Yüksek ulusal borç ve Japonların yatırım davranışlarının, BoJ’un faiz oranlarını diğer gelişmiş ülkelerdeki seviyeye çıkarmasını çok zorlaştırması bekleniyor.
Japonya’nın kamu borcu tek başına gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) yüzde 250’sine denk gelirken, hane halkları ve şirketler dahil toplam borç GSYH’nin yüzde 426’sını oluşturuyor. Çin’de bu oran yüzde 295, ABD’de ise yüzde 264’te.
Hesaplamalara göre, 50 baz puanlık bir faiz artışı Japon özel sektörüne 11 trilyon yen ya da GSYH’nin neredeyse yüzde ikisi oranında ek faiz maliyetine mal olabilecek.
BoJ, 1999’dan beri temel faiz oranını iki kez (2000-2007) yükseltmeyi denedi ancak daha sonra tekrar yüzde sıfıra indirdi.
2000 yılında BoJ’un Para Politikası Kurulu faiz oranlarını çok erken yükseltti ve hızla düzeltmek zorunda kaldı. Şu anki merkez bankası başkanı Ueda, komitenin buna karşı oy kullanan tek üyesiydi.
2008 küresel finansal krizden sonra BoJ, büyük miktarda tahvil alımı yaparak enflasyon oluşturmaya çalıştı ama uzun süre başarılı olamadı.
]]>Bankadan 2023 yılı finansal verilere ilişkin yapılan açıklamada, Ziraat Katılım’ın sağlıklı bir mali performansla hızlı büyümesini sürdürerek 2023’ü başarıyla tamamladığı bildirildi.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Ziraat Katılım Genel Müdürü Metin Özdemir, müşterilerinin ihtiyaç ve beklentilerini en doğru kanaldan ve en uygun çözüm önerilerini sunarak karşıladıklarını belirterek, bölgede ve uluslararası piyasalarda da etkin bir katılım finans kurumu olma vizyonu doğrultusunda çalışmalarına devam ettiklerini vurguladı.
Ziraat Katılım’ın 2023 yıl sonu itibarıyla toplam aktiflerini önceki seneye göre yüzde 80 artırarak 384,2 milyar liralık bilanço büyüklüğüne ulaştığını kaydeden Özdemir, bankanın kullandırdığı nakdi fonların da yüzde 80 yükselişle 261,7 milyar liraya ulaştığını bildirdi.
Özdemir, “Gayri nakdi fonlar ise yüzde 73 büyümeyle 78,3 milyar liraya ulaşmış olup ülkemiz ekonomisine sağlanan destek 340 milyar lira seviyesinde gerçekleşti. Bu süreçte, ekonomimizin can damarı konumundaki KOBİ’ler başta olmak üzere reel sektörün finansmanına yönelik desteğimiz artarak devam etmiştir. 2023 yıl sonu itibarıyla toplanan fonlar ise önceki yıla göre yüzde 76 artarak 304,3 milyar lira büyüklüğe ulaştı.” bilgisini paylaştı.
“2023 yılında kullandırılan fonlar hızlı büyümesini sürdürdü”
Metin Özdemir, Ziraat Katılım olarak, aktif kaliteyi korumayı ve geliştirmeyi öngören bir büyüme stratejisini benimsediklerini bildirdi.
“Bankanın tahsis ve fon kullandırım süreçleri ile erken uyarı ve risk izleme alt yapısı bu doğrultuda sürekli olarak geliştirilmektedir.” ifadesini kullanan Özdemir, sürdürülebilir büyüme ve müşteri odaklı stratejileri doğrultusunda, 2023 yılında kullandırılan fonların hızlı büyümesini sürdürdüğünü anlattı.
Özdemir, “Risk yönetimi politikalarının ödünsüz icra edildiği bu dönemde, takipteki alacaklar rasyosu sektör ortalamasının oldukça altında kalarak yüzde 0,8 seviyesinde, sermaye yeterlilik rasyosu ise yüzde 15,10 olarak gerçekleşmiştir.” ifadesini kullandı.
Ziraat Katılım’ın geçen yıl toplamda 17,1 milyar liraya ulaşan 33 adet kira sertifikası ihracını başarıyla tamamladığını kaydeden Özdemir, Bankanın kurulduğu tarihten 2023 yıl sonuna kadar değişik tutarlı tertipler halinde 70,3 milyar liralık ihraç gerçekleştirdiği bilgisini verdi.
“Finansal kiralamada sektör lideriyiz”
Ziraat Katılım Genel Müdürü Özdemir, finansal kiralama işlemlerinde katılım finans sektöründeki liderliklerini sürdürdüklerini ve finansal kiralama ürünlerinde de sektör liderliklerini korumaya devam edeceklerini bildirdi.
Afrika’da 2020 yılında faaliyete başlayan Sudan Şubesi ile Türk bankacılık tarihinde bir ilke imza atan Ziraat Katılım’ın Somali’nin başkenti Mogadişu’da yurt dışındaki ikinci şubesini açtığını anımsatan Özdemir, Cumhuriyetin 100. yıl dönümü olan 29 Ekim 2023’te tarihinde açılışını yaptıkları Someli şubesi ile iki ülke arasındaki dış ticareti gelişimine ve ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesine katkı sunacaklarını anlattı.
Özdemir, 2023 yılı içerisinde toplamda 191 şubeye ulaştıklarını ve insan kaynaklarını yeni katılımlarla geliştirdiklerini belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Köklü kurumsal kültürümüzün yansıması olan değerlerimiz ve etik ilkelerimiz doğrultusunda, reel ekonomiye katkımızı artırmak üzere özveriyle çalışmaya devam ediyoruz. Katılım bankacılığını yaygınlaştırma misyonumuza sıkıca bağlı kalarak, projelerimize kararlılıkla devam ederken, nihai hedefimiz Türkiye ekonomisine artan oranda değer üretmek ve sürdürülebilir kalkınmayı çok yönlü desteklemektir.”
]]>Ekim 2023’te girişimcilerin hayallerini hayata geçirmek amacıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır tarafından açılışı yapılan Cube Ümraniye Kuluçka Merkezi’nde geliştirilen Turan projesi, United Payment liderliğinde gerçekleşen devam yatırım turunda 35 milyon TL yatırım aldı. Türk devletlerinde yaşayan kullanıcıların finans çözümlerine tek bir platform üzerinden erişmelerini hedefleyen proje ekibi bir araya gelerek mutluluklarını dile getirdi.
Ümraniye Belediyesi, girişimcilerin fikirlerini hayata geçirmek ve onların gelişimine destek sağlamak amacıyla Teknopark İstanbul ve İstanbul Ticaret Üniversitesi ile iş birliğinde Cube Ümraniye Kuluçka Merkezi kurulmuştu. Finansal teknolojiler alanında girişim ve projelerin geliştirilmesin katkı sağlama hedefiyle yola çıkılan merkez ilk meyvesini verdi.
Merkezde geliştirilen Turan projesi, United Payment liderliğinde gerçekleşen devam yatırım turunda 35 milyon lira yatırım aldı. Proje ile Türkiye, Azerbaycan, KKTC, Kırgızistan, Özbekistan, Gürcistan ve Kazakistan’da hızlı bir sürede para transferi yapılması hedefleniyor.
TÜRK DEVLETLERİ ARASINDA TEK BİR CÜZDAN ALT YAPISI
Fiziksel ve sanal olan Turan kart kullanıcılara; 7 gün 24 saat para transferi, temassız ödeme, fatura ödeme ve karekodla ödeme gibi birçok hizmeti sağlıyor. Aldığı devam yatırımı ile tüm Türk devletleri arasında tek bir cüzdan altyapısı ile dijital para transferi sağlıyor.
10 GİRİŞİMCİNİN BAŞVURUSU ONAYLANDI
Projeye ilişkin konuşan Teknopark İstanbul Kuluçka Merkezi Takım Lideri Özkan Can, “İlk kuluçka merkezini Beyoğlu’nda; oyun, dijital sanat, mobil uygulamalar odaklı açmıştık. Cube Ümraniye ise açılan ilk finans odaklı kuluçka merkezi oldu. Bugüne kadar yapılan başvurular kapsamında 10 girişimci başvurusunu onayladık. Bu şirketlerin personelleri de burada görev almaktadır. Açılışından 3 ay süre içinde ise Turan şirketimiz ilk yatırımını aldı, burada ilk meyvesini verdi” dedi.
“KAYIT DIŞI EKONOMİNİN DE ÖNÜNE GEÇECEK”
Turan App Kurucusu Özgür Bayraktar ise “Türk devletleri arasında finansal köprü kurmayı hedefliyoruz. Özellikle son dönemde Türkiye ile diğer Türki devletlerinin yakın ilişkisiyle birçok anlamda ortak çalışmalar oldu. Bölgede de Teknoparkların ve çeşitli projelerin birlikte yürüdüğünü gördük ve deneyimleme fırsatımız oldu. Ümraniye Cube bizim için sadece klasik bir teknopark faaliyetinden ziyade bölgedeki kurulan iş birliği açısından işimize yarayacak ve iyi bir network oluşturacak bir merkezdir. Türkiye’de yaşayan 1 milyona yakın Türk soydaşımız var. Bu Türk soydaşlarımız finansal işlemlerin çoğunu illegal tabir ettiğimiz kayıt dışı yöntemlerle yapıyorlardı. Kendi devletlerine para transferi yapma süreçlerini yüzde 100 dijitalleştirerek, bununla birlikte regülasyonel ve mevzuat yeterliliklerini de sağlayarak kayıt dışı ekonominin önüne de ciddi anlamda geçmek istiyoruz” diye konuştu.
Bayraktar, “Özellikle yeni bir girişimseniz ve finansal teknolojilerde faaliyetlerde bulunuyorsanız gerçekten doğru bir program içerisinde, doğru bir kuluçka merkezinde yer almanız çok önemli. Başladığımız dönem itibariyle çok fazla imkanımız yoktu. Özellikle finansal teknoloji şirketleri için Cube Ümraniye’de çok fazla fırsat var” ifadelerini kullandı.
]]>
