Farklı – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Sun, 28 Jul 2024 21:36:16 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Cumhurbaşkanı Erdoğan: Mahmud Abbas’ı davet ettik ama olumlu cevap alamadık https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-mahmud-abbasi-davet-ettik-ama-olumlu-cevap-alamadik/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-mahmud-abbasi-davet-ettik-ama-olumlu-cevap-alamadik/#respond Sun, 28 Jul 2024 21:36:16 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42509 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Mahmut Abbas’ı biz davet ettik. Ama Mahmud Abbas maalesef bize olumlu cevap veremedi. Tabii bundan sonraki süreci ona göre işleteceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hafta sonunu geçirdiği baba ocağı Rize’de bir dizi programa katıldı. AK Parti Rize İl Teşkilatı ile bir araya geldiği toplantıda teşkilat mensuplarına seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, gayrisafi milli hasılanın 1 trilyon 411 milyar dolara ulaştığını dile getirdi. Merhum annesi Tenzile Erdoğan’dan örnek veren Erdoğan, Türkiye’nin geçmişten bugüne gayrisafi milli hasılasının arttığının altını çizerek, “Anam Vonit sırtlarından çarşıya gelirken, tabii o zaman çarık giyiyorlar ama çarığı evde giymezlerdi. Aron Tepesi’ne gelinceye kadar yalınayak, Aron Tepesi’ne gelince orada onu suya sokar, yumuşatır yumuşatır oradan çarığını giyerek çarşıya öyle inerlerdi. Bak ne günlerden ne günlere geldik. ve Rabbim lütfetti, o anadan bizler doğduk. Mekanı cennet olsun inşallah. Şu anda gayrisafi milli hasılası 1 trilyon 411 milyara çıkmış bir Türkiye var. Biz göreve geldiğimizde böyle bir para yoktu. İhracatımız 36 milyon dolardı, ama şimdi artık iki 250’yi yakaladık. Daha iyi olacak” dedi.

Savunma sanayisinde ülkenin geldiği noktaya dikkat çekerek, bu noktanın kimseyi aldatmaması ve gelişme noktasında atılan adımların devam etmesi gerektiğine vurgu yapan Erdoğan, “Savunma sanayinde bizim ithalat ihracatımız neydi, nereye geldik? Ama sevgili kardeşlerim bunların hiçbiri bizi aldatmasın. Biz çok güçlü olmalıyız ki bu İsrail, Filistin’e bu akara makarayı yapamasın. Biz nasıl Karabağ’a girdiysek, nasıl Libya’ya girdiysek, bunun benzerini aynen onlara da yaparız. Yapmamak için hiçbir şey yok. Sadece biz güçlü olmalıyız ki bu adımları da ne yapalım? Atalım. Eğer biz bugün İsrail’e karşı önünüze gelen evelallah lafları yapıyorsak, onlarla bütün ticareti kestiysek, ilişkilerimizi kestiysek, çıktı bir tanesi affedersin terbiyesizin teki ‘Parlamentomuzda Mahmut Abbas konuşturulmalı.’ Kim bu? Yeniden Refah’ın bir tane var, kafadan da galiba sıkıntısı var onun. Mahmut Abbas’ı davet etmediğimizi sana kim söylüyor? Biz davet ettik. Ama Mahmud Abbas maalesef bize olumlu cevap veremedi. Tabii bundan sonraki süreci ona göre işleteceğiz. Bütün bu adımları biz atarken kendi içimizden ne yazık ki vuruluyoruz. Biz bu parlamentoyu kimlere açmadık ki, evelallah hak yolda olan herkese açarız ama bunların bu işlerden haberi yok. Eğer bugün partiden birkaç kişi parlamentoya girdiyse sayemizde girdi ya. Bunu gör. Ama bunu göremeyecek kadar gözü var görmüyor” şeklinde konuştu.

Partililere “Kucaklayıcı olalım, kaybeden olmayalım” diyerek seslenen Erdoğan, “Biz bulunmamız gereken yerde değiliz. Eğer siz bulunmamız gereken yere geldik diyorsanız benim de söyleyecek hiçbir lafım yok. Çünkü gönlümüz farklı çok şey bekliyor. Biz de bu konuda örnek olmalıyız. ve bundan sonraki süreçte bütün köylerdeki kardeşlerim, mahallelerdeki, ilçelerdeki kardeşlerimin Rize’yi farklı yere taşımaları lazım. Biz de ‘Sen nerelisin’ dediklerinde ‘Ben Rizeliyim’ dediğinde Rize’den farklı bir ses çıkması lazım. Gerek ana kademe, gerek kadın kolları, gerek gençlik kolları bu sesi çıkarması lazım. Belediyelerimizin olduğundan farklı çalışma ortaya koymaları lazım ve Rize’de yaşayan kardeşlerimin belediyesinden şikayetçi olmaması lazım. İşte dün ve evvelsi gün bazı doğal gaz şikayetleri vardı. Bu doğalgaz şikayetlerini de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız da yanımızdaydı. Onlar da notlarını aldılar ve oraları takip ediyorlar. İnşallah en kısa zamanda doğal gaz sıkıntılarını da buraların gidereceğiz. Belediyelerimiz de kendi üstlerine düşen bütün görevleri yerine getirmek suretiyle Rize’de bulunmamız gereken yere bir an önce ulaşalım. Hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Diyorum ki yoğun bir şekilde kucaklayıcı olalım, sakın kaybeden olmayalım. ve bu şekilde olursak darıltmadan, gücendirmeden tüm hemşehrilerimizle bütünleşirsek inşallah sonuç çok daha farklı olacaktır” ifadelerini kullandı. – RİZE

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-mahmud-abbasi-davet-ettik-ama-olumlu-cevap-alamadik/feed/ 0
Cevdet Yılmaz: Üniversitelerin misyon farklılaştırması önemli https://www.haber60.com.tr/cevdet-yilmaz-universitelerin-misyon-farklilastirmasi-onemli/ https://www.haber60.com.tr/cevdet-yilmaz-universitelerin-misyon-farklilastirmasi-onemli/#respond Wed, 10 Jul 2024 21:57:18 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38395

CUMHURBAŞKANI Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Bütün üniversitelerimizi aynı gözle görmemek gerekir, diye inanıyorum. Bir misyon farklılaştırması bu anlamda önemli. Özellikle kalkınma fonksiyonu açısından misyon farklılaştırması” dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Ankara’da Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Araştırma Merkezleri’nin açılış törenine katıldı. Yılmaz, 1983-1988 döneminde ODTÜ Kamu Yönetimi Bölümü’nde öğrenim gördüğünü belirterek, “ODTÜ’yü kazandım, hayatımda çok önemli bir dönüm noktası oldu. Birçok insanın hayatında eminim aynı şekilde bir dönüm noktası olmuştur ODTÜ’de aldıkları eğitim. Bu da bizi çok önemli bir kavrama götürüyor aslında; ‘Fırsat eşitliği’ dediğimiz kavrama. Ülkemiz, artık 100 yılık bir Cumhuriyet. Cumhuriyet’i çok farklı şekillerde tarif edebilirsiniz belki; ama bana göre en önemli özelliklerinden bir tanesi tüm toplumu kucaklayan, bunlara çeşitli fırsatlar sunan yönetim sistemi olması. Bu anlamda eğitim de bu sistemde çok ciddi bir role sahip. Sosyal bilimlerle uğraşanlar bilirler, ‘Sosyal mobilite’ dediğimiz bir kavram var; sosyal hareketlilik. Bu sosyal hareketliliğin olmasında toplumun her bölgesinden, her kesiminden insana fırsatlar sunulmasında eğitim sisteminin rolü çok büyük. Ben de hayatımdan bunu biliyorum. Dolayısıyla ODTÜ’nün öncülük yaptığı bu konunun her zaman gündemimizde olması gerektiğinin altını bir kez daha çizmek istiyorum” diye konuştu.

‘BİLGİLERİN MUTLAKA GERİ DÖNMESİ LAZIM’

Bir üniversitenin çevresini dönüştürememesi, içinde bulunduğu topluma katkı sunmaması durumunda, görevini tam anlamıyla yerine getirmediğini söyleyen Yılmaz, “Bu üniversiteler milletin üniversiteleri; milletimizin katkısıyla, emeğiyle oluşturulan üniversiteler. Mutlaka milletimize geri dönmesi lazım, bu üniversiteden elde edilen bilgilerin. Bu anlamda tarımdan sanayiye, savunma sanayisinden sağlığa, her alanda üniversitelerde birtakım çözümlerin üretilmesi, birtakım yeni teknolojilerin geliştirilmesi, ticarileştirilmesi, hayata geçirilmesi son derece kıymetli. Hele bugünkü dünyada artık bilgiyle rekabet oluyor. Ekonomiler, bilgi ekonomileri şeklinde organize oluyor. Üniversite sisteminiz güçlü değilse, güçlü bir ekonomik yapı oluşturup, bir refah üretmeniz de mümkün olmuyor. Bu anlamda da geçmişte YÖK (Yükseköğretim Kurulu) ile güzel çalışmalar yapmıştık doğrusu. Bütün üniversitelerimizi de aynı gözle görmemek gerekir diye inanıyorum ben. Bir misyon farklılaştırması bu anlamda önemli. Özellikle kalkınma fonksiyonu açısından, misyon farklılaştırması. Bingöl’deki üniversitemizin de kalkınma fonksiyonu var, ODTÜ’nün de var, başka üniversitelerimizin de var; ama her birinin kendi çevresi içinde anlamlı bir şekilde tarif etmemiz gerekiyor bunu” diye konuştu.

‘ÜNİVERSİTELERİN HEP YANINDA OLDUK’

Yılmaz, üniversiteye girişte fırsat eşitliğinden öğrencilerin barınma imkanlarına, bilim insanı desteklerinden burslara, yükseköğrenimi her yönden dönüştürme çabası içinde olduklarını ifade ederek, “Gerçekten çok ciddi kaynaklar ayırdık bu alana. Bu çerçevede Sayın Cumhurbaşkanımızın da sizlere selamlarını, başarı dileklerini iletmek istiyorum. Gerek yaptığımız birtakım reformlarla gerekse bütçeden ayırdığımız kaynaklarla üniversitelerin hep yanında olduk, bundan sonra da devam edeceğiz. Dünya çapında tanınmış programları, gelişen fakülteleri, yenilikçi araştırma merkezleriyle ODTÜ ülkemizin en saygın üniversitelerinden bir tanesidir. ODTÜ’nün güçlü araştırma altyapısı; öğrencilerin ve akademisyenlerin bilimsel çalışmalarını destekleyerek, geleceğin teknolojilerini geliştirmelerine imkan tanımaktadır. 10 bin araştırmacıdan bahsediyoruz. Bu, gerçekten müthiş bir rakam. Bu bakımdan ayrıca tebrik ediyorum. Times Higher Education 2024 Dünya Üniversiteleri Sıralaması’nda ilk 351-400 bandında yer alarak, Türkiye’deki devlet üniversiteleri arasında birinci sıraya yerleşmiş olmasını gönülden tebrik ediyoruz” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cevdet-yilmaz-universitelerin-misyon-farklilastirmasi-onemli/feed/ 0
Türkiye’de Görülen Işık Hüzmesi Merak Uyandırdı https://www.haber60.com.tr/turkiyede-gorulen-isik-huzmesi-merak-uyandirdi/ https://www.haber60.com.tr/turkiyede-gorulen-isik-huzmesi-merak-uyandirdi/#respond Sat, 06 Jul 2024 22:00:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37830

Feridun AÇIKGÖZ/ TÜRKİYE’NİN birçok bölgesinde dün gece saatlerinde görülen ışık hüzmesi merak uyandırdı. İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Bartın, Zonguldak ve Ankara’dan da görülen ışık hüzmesini, vatandaşlar cep telefonlarıyla kaydetti. Görülen ışık huzmesinin, meteor sanıldığını söyleyen Uzman Astronom Ersin Kaygısız, “Uydu enkazı olabilir. Yakın zamanda bildiğim kadarıyla bir Rus uydusunun parçalandığı söylenmişti. Uydu enkazı olabilir. En geniş haliyle uzay çöpü diyoruz. Uzay çöpü olabilir. Umarım meteorittir ve kimseye zarar vermeyecek bir yere düşmüştür” dedi. Öte yandan Türkiye Uzay Ajansı sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, gökyüzünde görülen ışık süzmesinin meteor olduğu bildirildi.

Dün gece 22.30 sıralarında, başta İstanbul olmak üzere Kocaeli, Sakarya, Bartın, Zonguldak ve Ankara’nın da içinde bulunduğu birçok ilde görülen ışık huzmesi merak uyandırdı. Vatandaşların cep telefonu kameralarına yansıyan ışık hüzmesi, sosyal medyada ‘Meteor ve Göktaşı’ olarak paylaşıldı. Özellikle ışık hüzmesinin Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün üzerinden geçtiği anlar büyük dikkat çekti. Sosyal medyada birçok kullanıcı o anları paylaştı. Türkiye’nin kuzeyinden başlayarak güney yönüne doğru ilerleyen yeşil renkli ışık hüzmesi, bir süre sonra gözden kayboldu. Görülen cismin herhangi bir noktaya düşmemesi, hızının yavaş oluşu, çok parçacıklı olması ve yaydığı ışık renginden dolayı meteor olamayacağını vurgulayan Uzman Astronom Ersin Kaygısız, “Uydu enkazı olabilir. En geniş haliyle uzay çöpü diyoruzö ifadelerini kullanırken Türkiye Uzay Ajansı sosyal medya hesabından yapılan açıklamada gökyüzünde görülen ışık süzmesinin meteor olduğu bildirildi.

“BU BİR UYDU ENKAZI OLABİLİR”

Meteoritlerin atmosfere girdikten sonra yanarak görsel şölen oluşturmasının vatandaşlarda merak uyandırmasının normal olduğunu söyleyerek değerlendirmelerine başlayan Uzman Astronom Ersin Kaygısız, “Belli bir yağmurda geçiş yapabilecek bir meteoritten daha büyük bir parça ki meteorit olduğunu düşünmüyorum açıkçası. Çünkü videolarda gördüğümüz kadarıyla birden fazla parça var. Büyük parça önde ilerlerken arkada 2-3 parçada arkada seyahatini sürdürüyor. Dolayısıyla öndeki büyük parça yanma ve sürtünmeden dolayı daha fazla ışıma yapıyor. Meteoritlerde atmosfere giriş açısı oldukça önemli. Dik açıyla girerse daha kısa sürede yere ulaşabilir, daha hızlı yanıp tükenebilir. Dün akşam videolarda gördüğümüz gibi çok yatay bir açıda geçiyor, o yüzden süresi uzun yani uzun süre devam ediyor. Dolayısıyla bu bir uydu enkazı olabilir” dedi.

“EN GENİŞ HALİYLE UZAY ÇÖPÜ DİYORUZ”

Kesin ifadeler kullanmak için bir yere düşmüş olması ve örneklerin laboratuvarda incelenmiş olması gerektiğini söyleyen Ersin Kaygısız, “İçerdiği minerallere göre yaydığı ışık değişebilir. İşte sodyumluysa farklı bir renk, demir içeriği yüksekse, kalsiyum içeriği yüksekse farklı bir renk ya da atmosferdeki nitrojen ve oksijenle sürtünmeden kaynaklı bir kimyasal etkileşime girdiyse farklı ışıma yapmak zorunda. Dolayısıyla o rengin bizim için bir belirteç olduğunu düşünmüyorumö derken dün gece gözlemlenen cismi değerlendiren Kaygısız, “Uydu enkazı olabilir. Yakın zamanda bildiğim kadarıyla bir Rus uydusunun parçalandığı söylenmişti. Uydu enkazı olabilir. En geniş haliyle uzay çöpü diyoruz. Uzay çöpü olabilir. Umarım meteorittir ve kimseye zarar vermeyecek bir yere düşmüştür. Çünkü meteoriti incelemek bize güneş sisteminin başlangıcındaki koşulları daha iyi anlamamıza sağlıyor” diye konuştu.

“TÜRKİYE’YE AİT 29 TANE METEORİT VAR”

Şu ana kadar hiçbir yerden meteorun düşme haberinin gelmediğini söyleyen Kaygısız, “Ya meteorit ya da bir farklı bir parçanın düştüğü bilgisi geldikten sonra gerekli incelemeleri tabii ki gerçekleştiririz üniversitede, laboratuvarımızda. Saniyede ortalama 65 kilometre hızla gelmesi gerekiyor. Yani bu oldukça yavaş gözüküyor. Seyri sırasında çok yavaş ilerliyor. Gözlemlenmesi aşırı nadir bir olay değil, yere ulaşması biraz nadir bir olay diyebilirim. İstanbul, Bursa ve Ankara gibi yani birbirine olabildiğince uzak, farklı illerde gözlendiği söyleniyor. 11 yılda şimdiye kadar 4 binin üzerinde gözlem kaydımız var ama hepsi sadece geçiş” dedi. Türkiye’ye düşmüş meteorit sayısını da söyleyen Kaygısız, “Şu an da resmi kayıtlı, uluslararası meteorit literatüründe kayıtlı, koordinat olarak Türkiye’ye ait 29 tane meteorit var” ifadelerini kullandı.

]]> https://www.haber60.com.tr/turkiyede-gorulen-isik-huzmesi-merak-uyandirdi/feed/ 0 TBMM Dijital Mecralar Platformu Komisyonu’nda Google’a Tepki: “Türkiye’ye Nasıl Bir Model Öngörüyorsunuz? İnsan İki Cümle Söylemez Mi?” https://www.haber60.com.tr/tbmm-dijital-mecralar-platformu-komisyonunda-googlea-tepki-turkiyeye-nasil-bir-model-ongoruyorsunuz-insan-iki-cumle-soylemez-mi/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-dijital-mecralar-platformu-komisyonunda-googlea-tepki-turkiyeye-nasil-bir-model-ongoruyorsunuz-insan-iki-cumle-soylemez-mi/#respond Tue, 25 Jun 2024 22:51:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35873

(ANKARA)- TBMM Dijital Mecralar Platformu Komisyonu’nda Google şirketi temsilcileri sunum yaptı. CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp, “Siz kendinizi öyle anlatıyorsunuz ki size haksızlık yapanlar bizleriz, her şey dört dörtlük. Google’la ilgili bir dert var arkadaşlar, yokmuş gibi konuşmayın. Siz neye razısınız? Siz Türkiye’ye nasıl bir model öngörüyorsunuz? İnsan iki cümle de olsa bir şey söylemez mi? Bence kaçıyorsunuz” diyerek tepki gösterdi. CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan ise, “Türkiye’ye ayrıca bir muamele, Japon’a ayrıca bir muamele, Kanadalı’ya ayrıca bir muamele, Amerika’da zaten şartlar başka, İngiltere başka derseniz o zaman biz buradan zarar görmemek için her şeyi yaparız” diye konuştu.

TBMM Dijital Mecralar Platformu Komisyonu, bugün ‘dijital telif’ gündemiyle yeniden toplandı. Komisyonda Google Bilgi Teknolojileri Limited Şirketi temsilcieri temsilcileri sunum yaptı. Sunum ve soru cevap sonrası yeterli yanıtları alamadıklarını belirten komisyon üyeleri ‘ticari sır’ gerekçesiyle bazı bilgilerin verilmemesine ve Türkiye’deki dijital telif modeline ilişkin bir projeksiyon sunulmamasına tepki gösterdi.

“Google yükümlülüklerini farklı ülkesel sorumluluklarına göre yerine getiriyor”

Avukat Gönenç Gürkaynak telif konusuna ilişkin şunları söyledi:

“Telif meselesiyle ilgili olarak da şu nota bağlıyorum; bazı ülkelerde serbest piyasa ekonomisinin bir yapısı olarak görüldüğü için bu konu pazarda çözülsin diye bırakılabiliyor ve eğer piyasa etkinsizlikleri yahut rekabet eksiklikleri görülüyorsa da rekabet enstürmanları eliyle müdahil olunabiliyor, bazı başkalarında ise açık düzenleme var ve o düzenleme Google’ı emrediyor telifle yürümesini yani şunu son söz olarak söylemek isterim; ‘Google ikili bir yapı benimsiyor, Google tutturabildiği muhattabına belli bir şekilde davranıyor da diğerine daha farklı davranıyor’ gibi bir evrende değiliz. Google kendi yükümlülüklerini farklı ülkesel sorumluluklara göre yerine getiriyor, bu ülkelerden bir bölümü bu ekosistemin ihtiyacının parasal ödeme olduğu kanaatinde ve buna göre mevzuat geçirmiş vaziyette. Google da buna göre adım atıyor. Bizim açımızdan özellikle şöyle bir konu var ki şu anda bize bunu tam açıklama fırsatı veriyorsunuz. Biz istedik ki Google sanki dünya haritasına bakıyor da belli ülkelere belli muamele ediyormuş gibi bir durum olmasın.”

Komisyon Başkanı Yayman ise, “Bizim böyle bir tavrımız yok. Bunun adı biliyorsunuz niyet okuma. Sizin niyet okuduğunuzu söylemiyorum ama biz çok netiz, o adalet kılıcını elinde tutan anıtta olduğu gibi gözümüz kapalı bakıyoruz” diyerek tepki gösterdi.

Konuralp: “Google ile ilgili bir dert var, yokmuş gibi konuşmayın”

Sunumlarda Google’ı telif hakları meselesi özelinde somut bir yaklaşım getirmediği yönünde eleştiren CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp şunları ifade etti:

“Sizin açınızdan meseleyi o kadar güzel anlatıyorsunuz ki, Google penceresinden bakıldığında hiçbir sorun yok. Dolayısıyla biz size haksızlık etmişiz gibi bir durum ortaya çıkartıyorsunuz. Google’la ilgili bir şekilde kafasında sorular oluşmuş on binlerce insan var. Google gibi yapılara yönelik eleştirileri var ama siz kendinizi öyle bir anlatıyorsunuz ki size haksızlık yapanlar bizleriz, her şey dört dörtlük, harika. Size bu soruları neden soruyoruz ki, neden Google’la ilgili böyle bir yargı var? Google’la ilgili bir dert var arkadaşlar, yokmuş gibi konuşmayın. Yokmuş gibi bir sunuş yaptınız. Bu şık bir durum değil. Sayın Gürkaynak belki de Google’dan daha fazla vergi ödediniz siz. Büyük ihtimalle öyle bir tablo çıkıyor ortaya. Google ne verdi, gizli. Tamam söylemeyin, sorun Google’ın ne kadar vergi verdiği değil, başka yolla öğrenilir. Fakat bu kadar mı hatasızsınız yani? Bu kadar mı her şey yolunda? Mesela biz burada Google’ın değil Google reklamcılık şirketinin sunumunu dinledik. Bu şirketin temsilcileri nerede, başında kim var? İkincisi siz neye razısınız? Kanada modeline mi razısınız, Avusturalya modeline mi razısınız? Bakın biz iyisiyle kötüsüyle yaparız ya siz neye razısınız? Siz Türkiye’ye nasıl bir model öngörüyorsunuz? İnsan iki cümle de olsa bir şey söylemez mi? Bence kaçıyorsunuz, topu uzaklarda çeviriyorsunuz. Harika bir Google var, tıpkı bir ay önce harika bir Tiktok portresi çizildiği gibi. Hiçbir sorumun yanıtını alamadım. İlk defa çok uzun zaman sonra medya Türkiye’de ortak bir noktada buluştu. Turkuaz medyanın da bağımsız medyanın da Google’la problemi var. Bu sorunla yüzleşin. Bu iş Türkiye’de büyük bir toplumsal mutabakata doğru gidiyor. Siz bu probleme ilişkin hiçbir gelecek tahayyülü sunmadınız.”

“Farklı u¨lkelerde farklı formu¨llerin dogˆru is¸ledigˆini go¨rdu¨k”

Gönenç Gürkaynak ise Konuralp’in sorusunu şu şekilde yanıtladı:

“Google s¸una elbette razı; ya serbest piyasa ekonomisinin dogˆal sonuc¸ların neyse bu korunarak gerekli mekanizmalarıyla dogˆacak olan yapı ve bunun gu¨du¨lmesi yahut da egˆer Tu¨rkiye Bu¨yu¨k Millet Meclisi’nin tasarrufu o yo¨ne dogˆru giderse o zaman iyi c¸alıs¸ılmıs¸, parametreleri c¸ok belirgin, o parametrelere bizim de mu¨dahil olup kendi pozisyonumuzu beyan etmemize el veren yapılarında ac¸ık oldugˆu ama bizim de bilgi alabildigˆimiz, Tu¨rkiye’deki ekosistemle ilgili olarak da Tu¨rkiye Bu¨yu¨k Millet Meclisi’nin elindeki bilgiler ne olacaksa ona dair bir fikir edinip buna go¨re katkı sunabildigˆimiz bir yapının sonucu olan mevzuata razıyız. Yani biz burada angaje vaziyetteyiz ve bunun bir parc¸ası olmak istiyoruz, bunun o¨nemli bir giris¸im ve konu oldugˆunu, bu komisyonun s¸u anda yu¨ru¨mekte oldugˆu yolun da farklı farklı sonuc¸lara yol ac¸abilecek bir yol oldugˆunu iyi biliyoruz. Bas¸ka u¨lkelerde bunu tecru¨be etmis¸ligˆimiz de var, bir tek eksigˆimiz, belki sizi rahatsız eden bir eksik bu ‘bunun dogˆrusu s¸udur’, ‘Google’ın pozisyonu budur’ diye kars¸ınıza c¸ıkamıyoruz c¸u¨nku¨ biz de farklı u¨lkelerde farklı formu¨llerin dogˆru is¸ledigˆini go¨rdu¨k.”

“Bo¨yle bir du¨zenlemede reklamla dönen küçük siteleri nasıl koruyacagˆız?”

DEM Parti Diyarbakır Milletvekili ve İletişim Uzmanı Sevilay Çelenk ise şunları dile getirdi:

“Hu¨kümetle mesafesini hic¸ bir bic¸imde ayarlayamayan bir medya ortamında, dijital medya ortamı bir alternatif imkaan ic¸in nefes alıcı bir ortam yaratan da bir yer. Dolayısıyla burada gelir dagˆılımı dendigˆi zaman da bu yeni gelir dagˆılımında belki bugu¨n is¸te, aklıma gelen ku¨c¸u¨k medyalar, Bianet olsun, Sendika.Org olsun, Gazete Duvar olsun, Medyascope olsun; bunlar bugu¨n Google u¨zerinden belirli bir reklam ediniyorlar zaten, sayfalarına reklam gelirleri du¨s¸u¨yor ama bo¨yle bir du¨zenlemede onları nasıl koruyacagˆız, yoksa birc¸ok bas¸ka du¨zenlemede onları iyice susturan bir s¸ey bu sefer bu ku¨c¸u¨k gelirden bile mahrum bırakacak bir bic¸imde mi işleyecek? Çu¨nku¨ konvansiyonel medyaya baktıgˆınızda egˆer orada bir adil gelir bo¨lu¨s¸u¨mu¨ go¨rmu¨yorsanız burada go¨recegˆimizi nereden bilecegˆiz? Siz bunu mesela Google tarafı olarak teknik altyapısında bu adil gelir bo¨lu¨s¸u¨mu¨nu¨ bas¸ka u¨lkelerde nasıl yapıyorsunuz, burada kendinize bir sorumluluk tanımlıyor musunuz? Tabii ki, sizlere de birc¸ok konuda hak vermiyorum. U¨lkeler bir taleple gelmedikc¸e bu sistem bo¨yle gitmek durumunda degˆil. I·s¸te, bildigˆimiz o¨rnekler var; Avusturya’da News Media Bargaining Code is¸letiliyor bas¸ka bir yerde bas¸ka bir sistem var ama ‘bir gu¨n bıc¸ak kemigˆe dayansın, bize gelsinler, biz de bir yol bulalım’ yerine Google’ın bo¨yle bir sorumlulugˆu var.”

Özkan: “Biz buradan zarar görmemek için her şeyi yaparız”

CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, şirket yetkililerinin ticari sır gerekçesiyle bazı bilgileri vermemesini eleştirdi. Özkan şunları söyledi:

“400 milyar dolar global geliriniz var, 400 milyar dolar global gelir Amerika’da serbest. Amerika’da herhangi bir bilgisayara oturup ‘hisse senedi alacağım, bu arkadaşlar ne satıyor, ne alıyor, ne veriyorlar’ dediğinde öğrenebildiğimize göre, burada da hisse senedi alıcısı olarak öğrenebileceğimiz bilgileri yani şeffaflık konusunu burada ısrarla büyük şirketlerin saklıyor olması bizde sıkıntıya yol açıyor. Geçen sefer de söylemiştik, bu makamın sorduğu soruya açıklıkla yanıt vermezseniz o zaman sıkıntı oluyor. Ben hisse senedi alıcısı olarak bilmem gerekeni TBMM üyesi olarak size sorduğumda siz bana, ‘bunlar bizim ticari sırrımız’… Hayır ticari sır değil. Sizin konuşmanızdan anladığım kadarıyla taraflarla diyalog içinde olmak istiyorsunuz. Bu diyaloğu sadece bizimle sınırlı tutmayın. Cemiyetlere, sendikalara gidin, müzik eserleriyle ilgili aracı kurumlara gidin. Ama bize bir yanıtla gelin. Bir de uluslararası dijital pazarı regüle ediyorsunuz, bütün dünyayı regüle ediyorsunuz, tek tipleştiriyorsunuz. Standartlarınız var, reklam konusunda uyguladığınız yanlışlar, uygulamalar var. Siz bir ekonomik bütünlüğü temsil ederken bütün şirketlerinizle, dünyada bir standart belirlerken bu işlere geldiğinde ‘biz yerel kalalım’. Türkiye’ye ayrıca bir muamele, Amerika’da zaten şartlar başka, İngiltere başka derseniz o zaman biz buradan zarar görmemek için her şeyi yaparız.”

“Kapalı oturumda o bilgileri alırım”

Komisyon Başkanı Yayman ise, “Ayrıca şunu da söyleyelim arkadaşlar; bu ticari sır meselesi, ‘biz gelirlerimiz açıklamayız’. Bak burası bir hukuk devleti, ben buradaki milletvekillerimizin imzasını toplamak suretiyle sizden kapalı oturum talep ederim ve kapalı oturumda o bilgileri alırım. Gerçekten, burada ikna edici cevaplar bekliyoruz ve birbirimizi yargılamadan, sorgulamadan gerçekten açık, şeffaf bir biçimde sorulara cevapları rica ediyoruz” diyerek tepki gösterdi.

Google: “Her düzenlemeye uyacağımızı belirtiyoruz”

Google Hükümetle İlişkiler ve Kamu Politikası Birimi Müdürü Duygu Yücesoy, “Tüm paydaşlarımız ile masaya oturmaya, görüşmeye hazırız” dedi. Google Reklamcılık ve Pazarlama Hükümetle İlişkiler Başkanı Tolga Sobacı ise, “Google olarak TBMM’nin yapacağı her düzenlemeye saygı duyuyor ve uyacağımızı belirtiyoruz” açıklamasını yaptı. Avukat Gönenç Gürkaynak ise, yapılacak olan düzenlemenin parçası olmak isteyeceklerini belirtti.

]]> https://www.haber60.com.tr/tbmm-dijital-mecralar-platformu-komisyonunda-googlea-tepki-turkiyeye-nasil-bir-model-ongoruyorsunuz-insan-iki-cumle-soylemez-mi/feed/ 0 Engin Altan Düzyatan, farklı bir rol için ‘Dünya Varmış’ filminde yer alıyor https://www.haber60.com.tr/engin-altan-duzyatan-farkli-bir-rol-icin-dunya-varmis-filminde-yer-aliyor/ https://www.haber60.com.tr/engin-altan-duzyatan-farkli-bir-rol-icin-dunya-varmis-filminde-yer-aliyor/#respond Fri, 31 May 2024 08:30:23 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34112 Oyuncu Engin Altan Düzyatan, birbirinden farklı rolleri oynamayı sevdiğini belirterek, “Ben biraz konfor alanımdan çıkmayı seviyorum yani ‘konfor alanımda kalıp da aynı tarz işleri oynayayım ve hani nasıl olsa buralarda iyiyim, iyi olduğum yerden çıkmayayım ki bir eleştiriyle karşı karşıya kalmayayım’ durumunda değilim.” dedi.

Altın Portakal ödüllü Ali Adnan Özgür’ün yönettiği, Ali Adnan Özgür ve Sarp Bozkurt’un senaryosunu kaleme aldığı post-apokaliptik ögeler taşıyan macera ve komedi filmi “Dünya Varmış”ın başrollerini Engin Altan Düzyatan, Bozkurt, Melisa Şenolsun paylaşıyor.

Oyuncu, çekimleri devam eden filmin Bodrum’daki setinde AA muhabirine, post apokaliptik ve komedi sevenleri sinema salonlarına çekmeyi bekleyen filme dair şunları söyledi:

“Keyifle kabul ettiğim bir proje oldu. ‘Dünya Varmış’, değişik tarzda bir film. Post apokaliptik başlayıp macera filmine doğru yönelip ama bir yandan içinde ciddi komedi unsurları da barındıran bir tür. Şimdiye kadar oynadığım rollerden farklı. İçinde olmak istememin sebebi de bu aslında. Çünkü beni tanıyanlar biliyordur, birbirinden farklı rolleri oynamayı ve bunları deneyimlemeyi seviyorum. Yeni şeyler öğreniyorum ve bu öğrendiklerimin yanıma kar kaldığını düşünüyorum. O yüzden burada yeni bir şey deniyorum. Çok da keyifli gidiyor şimdilik.”

Düzyatan, güzel bir senaryo olduğunu ve sette güzel ekiple çalıştıklarını vurgulayarak, “Çok güzel bir yerde çalışıyoruz her şeyden önce. İstanbul’un keşmekeşinden uzakta, böyle bir sahil kasabasında çalıştığımız için çok keyifli her şey. Umarım seyirciler de benim kadar beğenir senaryoyu.” değerlendirmesinde bulundu.

Yapımda, yaşanan bir salgın sonrası bir yerde toplanan insanların ve bunun üzerine gelişen olayların aktarıldığını söyleyen oyuncu, filmdeki rolüne dair şunları kaydetti:

“Ben bir taksi şoförünü oynuyorum aslında. O tür taksi şoförleriyle çok karşılaşırız, o kadar çok insanla konuşuyor olmaktan ve hani o yaşanmışlıktan, değişik bir bilgi birikimine sahip taksi şoförleri vardır. Hiçbir şeyden haberi yokken, tamamen tesadüf, bu ortamın içinde buluyor kendini. Aslında doğal liderlik yeteneğinden dolayı diyelim, içeride liderlik göstermeye başlıyor ve insanları etkileyip, onları aslında etkisi altına almaya başlıyor ve hikaye bir şekilde evrilip devam ediyor.”

“Konfor alanımdan çıkmayı seviyorum”

Rolüne hazırlanma sürecine de değinen sanatçı, “Taksiye çıkmadım bu role hazırlanırken. Aslında bir dramaturjik çalışma yaptım diyebilirim. Karakterin duygusal anlamda başladığı ve bitirdiği yerdeki o kesintisiz çizgiye baktım ve bunun üzerine de aslında karakteri inşa etmeye çalışıyorum bir şekilde. Son zamanlarda çalıştığım rollere göre daha az fiziksel gerekliliği vardı rolün. Daha fazla beynimle çalıştığım bir rol oldu diyebilirim.” diye konuştu.

Düzyatan, oynadığı her yapımda farklı bir karakteri canlandırmak istediğinin altını çizerek, şöyle dedi:

“Ben biraz konfor alanımdan çıkmayı seviyorum yani ‘Konfor alanımda kalıp da aynı tarz işleri oynayayım ve hani nasıl olsa buralarda iyiyim, iyi olduğum yerden çıkmayayım ki bir eleştiriyle karşı karşıya kalmayayım’ durumunda değilim. Sürekli konfor alanımı bozmaya ve yeni bir şeyler denemeye çalışıyorum. Genelde arka arkaya aynı tarz iki iş yapmamaya dikkat ediyorum. Bunun da aslında farklı bir tür olması, seçmemin önemli nedenlerinden bir tanesiydi. Beni zorlaması, biraz farklı olması gerekiyor aslında yapacağım karakterin. Yeni bir şey öğrenmem gerekiyor bundan.”

Dünya çapında gördüğü ilgi ve sevgiye ilişkin de Düzyatan şunları söyledi:

“Her şeyden önce şükrediyorsunuz halinize. Sonuçta yaptığınız işin kitleler tarafından beğenilmesi çok kıymetli, çok değerli bir şey. Böyle bir beklentiyle çıkmamıştım yola açıkçası. Dert anlatmak ve gerçekten sanat yapmaktı derdim. İşte o yüzden tiyatro, oyunculuk okudum, bitirdim. Sonrasında hayat bir şekilde bu tarafa doğru evrildi. Televizyonda, sinemada oynadım. Bunlar da dünyada tanınmışlığı beraberinde getirdi. Buna minnettarım bir şekilde. Her şeyde olduğu gibi bunun da artı tarafları olduğu gibi, eksi tarafları da var. Yani dünyanın hiçbir yerinde rahat, gerçekten özgür olamıyorsunuz. Bir şekilde her zaman sizi gözetleyen bir göz var. Herkes bunu ister miydi ya da her gittiğiniz yerde sizi birileri tanısın ister miydiniz? Bunlar tartışılır. Tabii ki güzel tarafı, evet var. Yaptığınız işte demek bir başarı göstermişsiniz ki insanlar sizi seviyor ve tanıyor ama bir yandan da özgürce ailenizle sadece vakit geçirmek için bir yere gidiyorsunuz ve asla rahat olamıyorsunuz. Bu da işin diğer tarafı. O yüzden her şey dışarıdan göründüğü kadar güllük gülistanlık değil ama elbette ki bir yandan da şükretmek gerekiyor her şeye.”

“Anadolu topraklarında çok fazla hikaye var”

Engin Altan Düzyatan, Türk dizilerinin dünyada gördüğü ilgiye ilişkin de şöyle dedi:

” Amerika Birleşik Devletleri’nden sonra, dünyada en fazla dizi ihraç eden ülke konumundayız ve burada aslında bir söz sahibiyiz diyebiliriz dünyada. Birçok ülkede gerçekten Türk oyuncuları ve Türk dizileri tanınır durumda özellikle. Böyle de devam edecektir bir süre daha. Tabii ki hikayelerimiz değişebilir, çeşitlenebilir. Anadolu topraklarında yaşıyoruz. Burada çok fazla hikaye var ve bu hikayeleri anlatabilir, dönüştürebiliriz ama bu noktada hak da vermek lazım yapımcılara. Tutan şeyin devamından gitmek, aynı şeyleri yapmak ve bir şekilde kendilerini garanti altına almak istiyorlar.”

Teknik ve aktörlük olarak dünyadan bir eksiklerinin olmadığının altını çizen oyuncu, “O yüzden de bu başarıları elde ediyoruz televizyonda. Dijitalin Türkiye’ye girmesiyle aslında işler biraz değişti. Çok daha fazla iş üretilmeye başlanıyor. Dijital de bize farklı bir bakış açısı sunuyor aslında. Biraz daha hikayeleri renklendirebilme avantajı sağlıyor bize. Şu anda dijitaller ana akım gibi devam etseler de konu olarak daha farklı hikayeleri anlatmak gibi bir yol seçerlerse o zaman daha farklı hikayeleri de izleyebilecek konuma geliriz.” ifadelerini kullandı.

Düzyatan, daha fazla tiyatro oyunu oynamak istediğini de söyleyerek, ancak televizyon dizilerinin çok vaktini aldığını ve tiyatroya zaman ayıramadığını belirtti. Düzyatan, yakında bir oyunda sahneye çıkmak isteğini de sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/engin-altan-duzyatan-farkli-bir-rol-icin-dunya-varmis-filminde-yer-aliyor/feed/ 0
Isparta32 Spor U19 Takımı Başkan Başdeğirmen’i Ziyaret Etti https://www.haber60.com.tr/isparta32-spor-u19-takimi-baskan-basdegirmeni-ziyaret-etti/ https://www.haber60.com.tr/isparta32-spor-u19-takimi-baskan-basdegirmeni-ziyaret-etti/#respond Sat, 04 May 2024 22:21:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30403 Isparta32 Spor U19 takımının yönetici, teknik heyet ve sporcuları, pazar günü Antalya’da saat 18.00’da İzmir Buca ile oynayacağı yarı final karşılaşması öncesinde Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’ı ziyaret etti. Başkan Başdeğirmen, müsabaka öncesinde sporculara başarı dileklerini iletti.

Isparta32 Spor U19 takımının yönetici, teknik heyet ve sporcuları, Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’i ziyaret etti. Sporcularla bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Başkan Başdeğirmen, “Futbol tabii ki sporun en önemli dallarından bir tanesi. Bir çok sporun dalları var ama futbol en önemlisi en önde gelen, insanların en çok değer verdiği bir kol. Gençlerimiz haliyle orada çok daha başarılı olmak için bir mücadele veriyorlar. Sizler nereye giderseniz her şeyden haberim var. Sizlerle beraber gidip geliyorum sanki. Amaç sizlerin başarılı olup şehrimizin ismini üst planlara çıkarması. Bu bir sevgidir, bu gönülden gelir herkes yapamaz. Futbol sevgisi spor sevgisi farklı bir şey. Herkesin yapacağı bir şey değil. Sağ olsun böyle bu işe gönül veren abilerimiz olduğu sürece de sporumuz çok daha ileri gidecektir. Tabii sizlerin burada başarılı olması hocalarımızın ve başkanımızın göğsünü daha çok kabartacak, bizleri mutlu edecek. Ispartaspor’da sizler oynarsanız biz çok gurur duyacağız. Ispartaspor maçını izlerken içerisinde bir tane bile Ispartalı varsa Ispartalı seyirci ona karşı farklı bir duygu hissediyor. Benim memleketimin çocuğu diyor. Yani Ispartalı derken Isparta’da doğmuş anlamını düşünmeyin. Burada yaşayan bir gencimiz o takımın içerisindeyse biz farklı bir heyecan duyuyoruz. Avrupa’da da böyle. Avrupa maçlarını izlerken eğer o oyuncuların içerisinde bir tane Türk oyuncu varsa o maçı izliyorum, diğer maçlarına bakmıyorum. Niye orada Türk olduğu için değer veriyorum. Benden birisi. Ispartaspor’un içerisinde de bu memlekette yaşayıp büyüyen bir çocuğumuz varsa, benden birisi diye farklı bakıyorum” dedi.

Yarı finale kalan U 19 takımını tebrik eden Başkan Başdeğirmen, “Tebrik ediyorum. Çok büyük bir başarı. Ispartaspor’da güzel başarılı maçlardan sonra böyle kıl payı play-off’u kaybetti. Bugünkü geldiği yerde çok önemli ve çok başarılıydı. Bu başarıyı biz sizlerle daha ileriye götürmek istiyoruz. Altyapıdan gelen gençlerimizin istek ve hırsları bizi daha ileri götürecektir. Hem maddi hem manevi bu çok değerli bir şey. Kendi çocuğumuzun olması kendi bölgemizin evladı olması bizi çok daha farklı bir coşturuyor. Şimdi sizlerin Buca maçınız var. Antalya’da inşallah o maçı kazanarak finale kalacaksınız. Ondan sonra da finali yapacağız. Dileğimiz şampiyon olmak. Sizleri inşallah orada o şampiyonluk kupasını kaldırırken görmek istiyoruz. Nasip olursa şampiyonluk maçınızda bizler de orada olmak isteriz. Biz de Isparta Belediyesi olarak aslında spora en yakın kişilerden birisiyiz. Sporu yapan kişilere ve gençlerimize bugüne kadar amatör kulüplere verilmediği kadar desteği, profesyonel takıma verilmediği kadar desteği veren bir yönetim olarak bulunuyoruz ve bundan sonra da aynı şekilde her türlü hizmeti vereceğiz. Bu başarılı çalışmalarından dolayı arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Buca maçında başarılar diliyorum, o maçı alacağınıza inanıyorum, inşallah finalde beraber olacağız” dedi. – ISPARTA

]]>
https://www.haber60.com.tr/isparta32-spor-u19-takimi-baskan-basdegirmeni-ziyaret-etti/feed/ 0
Farklı Markaların İkiz Kardeşi Modeller https://www.haber60.com.tr/farkli-markalarin-ikiz-kardesi-modeller/ https://www.haber60.com.tr/farkli-markalarin-ikiz-kardesi-modeller/#respond Wed, 01 May 2024 21:57:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30013 Farklı markaların otomobilleri bazen birbirlerine benzer. Bazen daha da fazla benzer. Bazense birebir aynı olur. Mesela Türkiye’de Fiat Egea, Fiat Doblo olarak bildiğimiz modeller Amerika pazarında Fiat Tipo ve Ram Promaster olarak satılıyor. Bizde sizler için farklı markaların ikiz kardeşi modelleri belirledik. İşte detaylar…

Bursalı Fiat Egea Amerika’ya gidince isim değiştirip Fiat Tipo olmuş! İşte farklı markaların ikiz modelleri

Bazen üretim maliyetlerini azaltmak bazense pazardaki açığı kapatmak bazense hedef kitle farklılığı sebebiyle markalar ortak üretimler yapabilir. Bunun dışında bir marka aynı otomobili farklı model isimleriyle de satabilir. Bizde sizler için bahsi geçen ikiz otomobilleri derledik.

Zirve değişti! Golf artık en çok satılan otomobil değil

1- Fiat Egea/ Fiat Tipo

Türkiye pazarının Bursalı ezber bozan sedanı Fiat Egea ile başlıyoruz. Fiat Türkiye içerisinde ve birkaç pazarda Egea ismini tercih ediyor. Ancak Amerika pazarına gittiğinizde Egea değil Tipo ismiyle otomobil yer alıyor. Burada marka kullanıcıların eskiden sevdiği bir model ismini kullanarak kullanıcı alışkanlıklarını bozmamış. Ayrıca bölgeye göre uygun farklı donanımları da Tipo modellerine eklemiş.

2- Fiat Doblo/ Ram ProMaster

Yine Bursalı bir modelle devam ediyoruz. Yeni modeli artık gurbetçi olsa da Fiat Doblo’nun bir önceki nesli Amerika’da Ram çatısı altında satılıyordu. Ram o dönem Fiat çatısı altındaydı. Geçtiğimiz aylardaki yeniden yapılanma ile birlikte Steallantis çatısına geçen Ram, Doblo’nun panjur ve logolarını değiştirerek Amerikan pazarında ProMaster modelini satışa sundu.

3- Renault Clio/ Mitsubishi Colt

Bursa’dan dünyaya satılan 2 sevilen model var. Renault Clio ve Mitsubishi Cold. Marka ve model isimleri farklı olsa da iki otomobil aslında ikiz kardeşler. Renault ve Mitsubishi tarafından geçen yıl imzalanan yeni anlaşma ile Clio ve Cold modeli ikiz kardeş oldular. Türkiye pazarında sadece Clio yer alsa da Avrupa pazarında Clio ve Cold rekabetini görüyoruz.

4- Peugeot 301/ Citroen C-Elysee

Peugeot 301 ve Citroen C-Elysee aşkını duymayan yoktur. Türkiye’de her iki model de oldukça seviliyor ve satıldı. Özellikle filoların gözdeleri olan bu modeller ortak platform üretimi anlaşmalarının sonucu. Sadece ızgara, tampon ve direksiyon gibi parçaları farklı olan iki model de ortak üretim metodunun bir sonucu.

5- Ford Tourneo Connect/ Volkswagen Caddy

Biri Alman diğeri Amerikan. Nereden geliyor bu benzerlik? Eskiden “Alman Ford’u” diye bir tabir vardı bilenler bilir. O dönem Almanya’da Ford fabrikası vardı ve bu fabrikada üretilen Ford’lar diğerlerine göre daha az işçilik hatalarına sahipti. Daha sonrasında o fabrika kapandı ve Alman Ford’u tabiri geçmişte kaldı.

Ancak yeni Volkswagen ve Ford ortaklığı bu anıları tekrar canlandırabilir. Zira yeni Volkswagen Caddy ve Ford Tourneo Connect ikiz kardeş sayılırlar. Ford ve Volkswagen yaptıkları ortak üretim anlaşması ile ticari araç üretimlerini birleştirdi. Bu kapsamda yeni Ford Toruneo Connect ve Volkswagen Caddy büyük oranlarda birbirlerine benziyor hatta ikiz kardeşler bile diyebiliriz.

]]>
https://www.haber60.com.tr/farkli-markalarin-ikiz-kardesi-modeller/feed/ 0
TÜSİAD, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne İlişkin Müfredat Değişikliğinin Şeffaflıkla Yürütülmesini İstiyor https://www.haber60.com.tr/tusiad-turkiye-yuzyili-maarif-modeline-iliskin-mufredat-degisikliginin-seffaflikla-yurutulmesini-istiyor/ https://www.haber60.com.tr/tusiad-turkiye-yuzyili-maarif-modeline-iliskin-mufredat-degisikliginin-seffaflikla-yurutulmesini-istiyor/#respond Tue, 30 Apr 2024 08:27:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29864

(İSTANBUL) – Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD), Milli Eğitim Bakanlığı’nın açıkladığı “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” başlıklı eğitim müfredatıyla ilgili, “Gerçek beka meselesi olan eğitimde müfredat değişikliği oldubittiye getirilmemelidir. Müfredat çalışmasında yer almış kişi ve kurumlar, yapılan ihtiyaç analizleri, çalıştay sonuçları gibi bilgi ve belgelerin kamuoyuna açıklanması faydalı olacaktır” açıklamasını yaptı.

TÜSİAD, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” başlıklı eğitim müfredatına ilişkin bugün yazılı açıklama yaptı. “Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yakışır çağdaş bir eğitimin gerekliliklerini ne kadar karşıladığı kapsamlı şekilde tartışılmalıdır” denilen açıklamada şunlar kaydedildi:

“Bilimi esas alan, farklılıklara duyarlı, çocukların ve gençlerin potansiyellerini özgürce gerçekleştirmesini ve dünya çapında üst düzey bilgi, beceri, yetkinliklere sahip olmasını sağlayan bir müfredat hedeflenmelidir. Farklı görüşlerden eğitim paydaşlarının müfredatın hazırlık sürecine dahil olması için bilimsel ve mutlaka daha fazla zamana yayılan bir geri bildirim süreci işletilmesi gereklidir. Bu süre zarfında ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ başlıklı müfredat değişikliğinin askıda kalmaya devam etmesi, eğitim paydaşlarının eleştiri ve önerileri ışığında yeniden ele alınması katılımcılığı ve uzlaşıyı artıracaktır. Eğitim hepimizin en öncelikli ve ortak meselesidir. Müfredatın çağın gerektirdiği bilgi, beceri ve yetkinlikleri kazandırması kritik önemdedir. Çocuklarımıza ve gençlerimize Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yakışır çağdaş bir eğitim sunulmalıdır. Yeni nesillerin ve ülkemizin geleceğinde belirleyici önemdeki müfredat çalışmasının hem yöntem hem içerik olarak bilimsel temelde, şeffaflık ve katılımcılık ile yürütülmesi esas olmalıdır.

“KAPSAMLI ŞEKİLDE TARTIŞILMALI”

Dünyada eğitim sistemleri yarış halindeyken ve yüksek katma değerli ekonomi olma hedefimiz varken, ülkemizin en kıymetli varlığı çocuklarımız ve gençlerimizin vasat bir eğitime mahkum edilmeyeceğinden emin olmalıyız. Çağdaş uygarlık seviyesini aşmanın yolu; Cumhuriyet değerlerini ve demokrasi ilkelerini özümsemiş, bilim-teknolojide yetkinleşmiş, sosyo-duygusal becerileri gelişmiş, özgür düşünceli nesiller yetiştirmektir. Bu çerçevede, geçtiğimiz cuma günü açıklanan ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ başlıklı eğitim müfredatının, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yakışır çağdaş bir eğitimin gerekliliklerini ne kadar karşıladığı kapsamlı şekilde tartışılmalıdır. Ülkemiz; eğitim STK’ları, öğretmenleri, öğrencileri, velileri, akademisyen ve uzmanları, eğitim-iş dünyası etkileşimi ile çok geniş bir “eğitim paydaş ekosistemi”ne sahiptir. Oysa müfredat hazırlık sürecinde yer alan kişi ve kurumlar açıklanmamış, farklı görüşlerden eğitim uzmanı ve STK’lar sürece yeterince dahil edilmemiş, yeni müfredata ilişkin görüşlerin iletilmesi için sadece bir hafta süre verilmiş, yeni müfredatın hemen önümüzdeki öğretim yılında belirli sınıflarda uygulamaya geçeceği kaydedilmiştir.

“ÇALIŞTAY SONUÇLARI AÇIKLANMALI”

Gerçek beka meselesi olan eğitimde müfredat değişikliği oldubittiye getirilmemelidir. Müfredat çalışmasında yer almış kişi ve kurumlar, yapılan ihtiyaç analizleri, çalıştay sonuçları gibi bilgi ve belgelerin kamuoyuna açıklanması faydalı olacaktır. Farklı görüşlerden eğitim paydaşlarının müfredatın hazırlık sürecine dahil olması için bilimsel ve mutlaka daha fazla zamana yayılan bir geri bildirim süreci işletilmesi gereklidir. Bu süre zarfında ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ başlıklı müfredat değişikliğinin askıda kalmaya devam etmesi, eğitim paydaşlarının eleştiri ve önerileri ışığında yeniden ele alınması katılımcılığı ve uzlaşıyı artıracaktır. Alınan geri bildirimlerin neler olduğu ve müfredat revizyonunda nasıl dikkate alındığının açıklanması sürecin şeffaflığına katkı sağlayacaktır. Bilimi esas alan, farklılıklara duyarlı, çocukların ve gençlerin potansiyellerini özgürce gerçekleştirmesini ve dünya çapında üst düzey bilgi, beceri, yetkinliklere sahip olmasını sağlayan bir müfredat ülkemizin çağdaş uygarlık seviyesini aşma hedefine hizmet edecektir.”

]]> https://www.haber60.com.tr/tusiad-turkiye-yuzyili-maarif-modeline-iliskin-mufredat-degisikliginin-seffaflikla-yurutulmesini-istiyor/feed/ 0 Elazığ Belediye Başkanı, desteklemeyen personeli cezalandırıyor iddiası https://www.haber60.com.tr/elazig-belediye-baskani-desteklemeyen-personeli-cezalandiriyor-iddiasi/ https://www.haber60.com.tr/elazig-belediye-baskani-desteklemeyen-personeli-cezalandiriyor-iddiasi/#respond Mon, 22 Apr 2024 23:51:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28841

(ELAZIĞ) – 31 Mart yerel seçiminlerde Elazığ Belediye Başkanı seçilen AKP’li Şahin Şerifoğulları’nın, seçim sürecinde başka adayları destekleyen 110 belediye personelini Temizlik İşleri ve Park ve Bahçeler Müdürlüğü’ne gönderdiği ileri sürüldü. Elazığ Belediyesi Yeniden Refah Partisi Grup Sözcüsü Osman Cem Karahüseyinoğlu, “Yönetim bunu yer değişikliği diye ilan ediyor ama görev yeri değiştirilen personelin çoğu Veteriner İşleri Müdürlüğü, Arıtma Tesisleri, Temizlik İşleri Müdürlüğü, Park Bahçe Müdürlüğü’nde görevlendirme yapıldığını görüyoruz. Bu listedeki arkadaşların birçoğu farklı siyasi düşünceye sahip kişiler” dedi.

31 Mart yerel seçimlerinde Elazığ’da  AKP’nin adayı Şahin Şerifoğulları yüzde 38,19 ile tekrar belediye başkanı seçildi. AKP’li Şerifoğulları, göreve başlamasının ardından seçim sürecinde kendisine destek vermeyen, aday adaylık sürecinde Şerifoğulları’nın karşısında olan işçi ve memur statüsünde olan personelleri Temizlik İşleri Müdürlüğü ve Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nde görevlendirme yaptığı öne sürüldü.

“FARKLI SİYASİ TERCİHTE BULUNAN PERSONELLERİ CEZALANDIRIYOR”

AKP’li Başkan Şahin Şerifoğulları’nın farklı siyasi görüşe sahip olan ve seçimlerde kendisini desteklemeyen personelin yerini değiştirerek cezalandırdığını kaydeden Elazığ Belediyesi Yeniden Refah Partisi Grup Sözcüsü Osman Cem Karahüseyinoğlu, şunları söyledi:

“Yönetim bunu yer değişikliği diye ilan ediyor ama görev yeri değiştirilen personellerin çoğu Veteriner İşleri Müdürlüğü, Arıtma Tesisleri, Temizlik İşleri Müdürlüğü, Park Bahçe Müdürlüğü’nde görevlendirme yapıldığını görüyoruz. Bu listedeki arkadaşların birçoğu farklı siyasi düşünceye sahip kişiler. Saadet Partisi’nden, MHP’den, Yeniden Refah’tan hatta aday adaylık sürecinde Ak Partili olup mevcut başkanı değil de başka aday adaylarının sosyal medya paylaşımlarını beğenmiş ya da o isimleri desteklemiş arkadaşlar da var. Belediye başkanı personelin siyasi fikri olamazmış gibi değerlendirip bu farklı tercihlerde bulunanları bu şekilde cezalandırıyor. Sayın başkanın bu tür hadiseleri var. Özellikle Ak Parti aday adaylığı sürecinde Ramazan Gürgöze, Ali Tekataş gibi isimleri destekleyen veya yakın akrabası olan Ak Partili personelleri de sürgün ettiler. Seçimi kazanır kazanmaz birçok personelleri farklı birimlere sürgün etmesi birilerine gözdağı veriyor. Ancak burada en büyük gözdağını cumhurbaşkanına veriyor. Çünkü cumhurbaşkanı balkon konuşmasında farklı fikirlere saygı göstereceklerini, halka tepeden bakmayacaklarını ifade etmişti. Buna rağmen belediye başkanının insanımıza verdiği gözdağının en büyüğünü sayın cumhurbaşkanına vermiş oluyor. Cumhurbaşkanın koymuş olduğu siyaset tarzını kendisinin benimsemediğini, ayrı bir yoldan gideceğini ifade etmiş oldu.

“ONLAR SERTLEŞTİKÇE BİZDE SERTLEŞECEĞİZ”

Bunların temelinde sayın belediye başkanında milli iradeyi, demokrasiyi, şeffaflığı içselleştirmemiş, içine sindirememiş bir siyaset tarzı ve anlayış tarzı olduğunu düşünüyoruz. İnşallah bu hatalardan vazgeçer çünkü beş yıl belediye başkanlığı yapacak bu sürdürülebilir bir şey değil diye düşünüyorum. Türkiye’de birçok şey değişiyor. Yerel yönetimlerde değişiklik oldu, yeni siyasi parti ve aktörler ortaya çıktı. Artık eski Türkiye yok bir önceki dönem artık yok. Çünkü farklı muhalefet partileir var, mevcut partilerin tavırları değişti, yerel seçimlerde siyasi dengeler değişti. Dolayısıyla Türkiye’de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Elazığ’da da biz Yeniden Refah Partisi olarak dürüst, ilkeli ve halka hesap verebilir bir muhalefet anlayışıyla yola çıktık ve bununla devam edeceğiz. Buyursunlar kendileri bu tavırlarına devam etsinler ama biz bu noktada onlar sertleştikçe bizde sertleşeceğimizi ifade etmek isteriz.”

Konuyla ilgili bilgi alınmak istenen Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları ise telefonlara ve mesajlara cevap vermedi.

]]> https://www.haber60.com.tr/elazig-belediye-baskani-desteklemeyen-personeli-cezalandiriyor-iddiasi/feed/ 0 İBB Başkanı İmamoğlu, Uluslararası 23 Nisan Çocuk Festivali’ne katılan çocukları ağırladı https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-uluslararasi-23-nisan-cocuk-festivaline-katilan-cocuklari-agirladi/ https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-uluslararasi-23-nisan-cocuk-festivaline-katilan-cocuklari-agirladi/#respond Fri, 19 Apr 2024 22:36:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28300 Haber: OKTAY YILDIRIM – Kamera: UMUT EMRE GÖKBULUT

İBB Başkanı İmamoğlu, 15 farklı ülkeden ‘Uluslararası 23 Nisan Çocuk Festivali’ için İstanbul’a gelen çocukları ağırladı. İmamoğlu, aralarında Filistin ve Ukrayna’dan gelen çocukların da bulunduğu katılımcılara seslendi. İmamoğlu, “Dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan savaşların, acıların son bulması, Atatürk’ün dediği gibi, yurtta ve dünyada barışın egemen olması için, çocuklardan öğreneceğimiz çok şey var. Dilerim, dünyanın tüm büyükleri de çocukların savaşla ilgili duygu ve düşüncelerinden gerekli dersi bir an önce alırlar. Dilerim, misafir ettiğimiz Filistinli ve Ukraynalı çocuklar, en kısa zamanda barış ve huzur dolu bir hayata kavuşurlar” dedi.

İmamoğlu, dünyanın ilk ve tek çocuk bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı için kente gelen çocukları Saraçhane’deki tarihi Meclis Salonu’nda ağırladı. İmamoğlu, aralarında savaşı, yıkımı ve felaketi yaşayan Filistinli ve Ukraynalı çocukların da bulunduğu 15 farklı ülkeden gelen çocuklara şu konuşmayı yaptı:

“ÇOCUKLARIN ÇOK İYİ BİLDİĞİ, BÜYÜKLERİN UNUTTUĞU DİL, SEVGİNİN VE ARKADAŞLIĞIN DİLİ”

“Çok güzel bir manzarayla karşı karşıyayız. Çok farklı ülkelerden ve ülkemizin farklı coğrafyalarından çocuklarla bir aradayız. Dünyanın ve ülkemizin dört bir yanından İstanbul’a gelerek, buradaki kardeşleriyle buluşan sevgili çocuklar; bizlere enerji verdiniz, neşe verdiniz umut verdiniz, hoş geldiniz. Düzenlediğimiz, ‘Uluslararası 23 Nisan Çocuk Festivali’ boyunca, İstanbul’un 19 farklı noktasında, çocuklar, doya doya eğlenecekler. Kendi ülkelerinin, yörelerinin danslarını sergileyecekler. Birbirlerinin kültürlerini tanıyacaklar. Hep birlikte konserler izleyecek, şarkılar söyleyip, oyunlar oynayacaklar. Farklı dilleri konuşsalar da yeryüzündeki tüm çocuklar, evrensel bir dille hemen anlaşır ve kaynaşırlar.  Çocukların çok iyi bildiği, büyüklerin ise maalesef unuttuğu o dil, sevginin ve arkadaşlığın dilidir.  O dil, barışın ve kardeşliğin dilidir.

“MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN DEĞERİNİ HER GEÇEN GÜN DAHA İYİ ANLIYORUZ”

Dünyanın ilk ve tek çocuk bayramı olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, yalnız ülkemizin değil, tüm dünya çocuklarının bayramıdır. Bu eşsiz bayramı ülkemize ve tüm insanlığa armağan etmiş olan, ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün değerini her geçen gün daha iyi anlıyoruz. Dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan savaşların, acıların son bulması, Atatürk’ün dediği gibi, yurtta ve dünyada barışın egemen olması için, çocuklardan öğreneceğimiz çok şey var. Öncelikle, çocuklara saygı duymayı, onlara özen göstermeyi öğrenmemiz gerekiyor. Çocuklara saygı duymak, onların da haklara sahip olduğunu kabul etmekle başlar. Çocuklara özen göstermek, onların da kendilerine özel kişilikleri bulunduğunu kabul etmekle başlar.

“DÜNYANIN BÜTÜN ÇOCUKLARININ SAVAŞA KARŞI OLDUKLARINI ÇOK İYİ BİLİYORUM”

Çocukları hayata hazırlamak, risk ve tehlikelerden korumak için bütün toplumlar çaba harcıyorlar.  Çocukların eğitimi, sağlığı, güvenliği, mutluluğu için kurallar koyuyor, kurumlar oluşturuyorlar. Ama ne yazık ki, savaşlar bütün bu çabaları bir anda boşa çıkarıyor. Bu güzel festivalde misafirimiz olan tüm çocukların, ülkemizin ve dünyanın bütün çocuklarının savaşa karşı olduklarını çok iyi biliyorum. Dilerim, dünyanın tüm büyükleri de çocukların savaşla ilgili duygu ve düşüncelerinden gerekli dersi bir an önce alırlar. Dilerim, misafir ettiğimiz Filistinli ve Ukraynalı çocuklar, en kısa zamanda barış ve huzur dolu bir hayata kavuşurlar. Uluslararası 23 Nisan Çocuk Festivali’nin çok güzel, çok eğlenceli geçeceğine, katılan herkesin unutulmaz hatıralarla evine döneceğine inanıyorum”

HEDİYE VE ANI FOTOĞRAFLARI

İmamoğlu, konuşmasının ardından, alfabetik sırayla; Bulgaristan, Çin Halk Cumhuriyeti, Filistin, Gürcistan, Kosova, Kolombiya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kuzey Makedonya, Litvanya, Macaristan, Meksika, Polonya, Sırbistan, Slovakya, Ukrayna ve Ağrı Cumhuriyet İlkokulu Halk Dansları Topluluğu, Gaziantep Kılıçarslan Ortaokulu, Hatay Samandağ Halk Eğitim Merkezi, Malatya Gazi ilkokulu Halk Dansları Topluluğu ile Trabzon Akçaabat Folklor Spor Kulübü’nden gelen çocuklara çeşitli hediyeler vererek, anı fotoğrafı çektirdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-uluslararasi-23-nisan-cocuk-festivaline-katilan-cocuklari-agirladi/feed/ 0
Sağlığa zararlı olduğu gerekçesiyle İsviçre’de yasaklanan Beypazarı’ndan ilk açıklama https://www.haber60.com.tr/sagliga-zararli-oldugu-gerekcesiyle-isvicrede-yasaklanan-beypazarindan-ilk-aciklama/ https://www.haber60.com.tr/sagliga-zararli-oldugu-gerekcesiyle-isvicrede-yasaklanan-beypazarindan-ilk-aciklama/#respond Wed, 17 Apr 2024 00:20:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27748 İsviçre Federal Gıda Güvenliği ve Veterinerlik Bürosu, Türkiye’den gelen Beypazarı markasına ait maden suyunda yüksek miktarda bor bulunduğunu açıkladı. İsviçre hükümeti ise Beypazarı marka maden suyunun tüketilmemesi gerektiğini duyurdu ve ürünü yasakladı.

BEYPAZARI’NDAN İLK AÇIKLAMA

Konuyla ilgili Beypazarı Soda’dan ilk açıklama geldi. Açıklamada maden suyunda yüksek miktarda bor bulunduğu ve sağlığa zararlı olduğu yalanlandı. Öte yandan farklı ülkeler ve kuruluşların kalite standartlarını belirlerken farklı veriler kullandığı ifade edilirken; firmanın Türkiye’deki yönetmeliğe ve ABD Çevre Koruma Ajansı’nın belirlediği parametrelere uyduğu vurgulandı.

Şirketten yapılan açıklama şu şekilde: “Bir kısım sosyal medya mecralarında İsviçre kaynaklı bir habere dayandırılarak markamız Beypazarı Doğal Maden Suyu hakkında haksız ve gerçek dışı dezenformasyon amaçlı yayınlar yapılarak ürün içeriğindeki bor miktarının yüksek olduğu ve sağlığa zararlı olduğu yönünde asılsız itham ve içerikler paylaşılmıştır.

“ÜRÜNLERİMİZ SAĞLIK BAKANLIĞI TARAFINDAN DA DENETLENEREK DÜZENLİ ANALİZLERİ YAPILMAKTADIR”

Bu tür kötü niyetli ve haksız ithamlar ile ilgili tüketicilerimizi aydınlatmak ve doğru bilgileri aktarmak isteriz. Ülkemizin %100 yerli ve milli değeri olan ‘BEYPAZARI’ markası uluslararası arenada hızla büyümektedir. Firma olarak 30’u geçkin ülkeye ihracat yaparak Türkiye, Avrupa ve Dünya kalite ödülleri almış, ISO 22000; ISO 9001; ISO 14001; ISO 45001; FSSC 22000 ve ESMA kalite sertifikalarına sahip olan ve sektörde saygın bir yere sahip olan bir markayız. Şirketimiz ürünlerinin kalitesini sürekli olarak titizlikle izlemekte, yine ürünlerimiz Sağlık Bakanlığı tarafından da denetlenerek düzenli olarak analizleri yapılmaktadır.

“FARKLI ÜLKELER VE KURULUŞLAR, KALİTE STANDARDI BELİRLERKEN FARKLI VERİLERE DAYANIRLAR”

Farklı ülkeler ve uluslararası kuruluşlar içme suyuyla ilgili kalite standartlarını belirlerken farklı bilimsel verilere ve politik yaklaşımlara dayanarak değişiklikler yapabilirler. Bu politika ve yaklaşımlar, hangi bilimsel çalışmanın temel alındığı, tüketim alışkanlıkları, vücut ağırlıkları ve diğer faktörlere göre değişiklik arz etmektedir. Başka uluslararası kuruluşlar da içme suyundaki bor miktarı için farklı rehber değerler belirlemişlerdir.

İçme suyundaki bor için sağlık temelli düzenleyici sınırlar Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından 2,4 mg/L, Avustralya Ulusal Sağlık ve Tıp Araştırmaları Konseyi tarafından 4 mg/L ve Avrupa Birliği tarafından 1 mg/L olarak belirlenmiştir. Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Ajansı (U.S. EPA) ise içme suyundaki Bor minerali için bir düzenleyici sınırlama belirlememiş ancak ömür boyu sağlık danışma değerini 5 mg/L olarak belirlemiştir.

“FİRMAMIZ, TÜRKİYE’DEKİ YÖNETMELİĞİNE UYGUNLUĞUNU AÇIKÇA BEYAN EDER”

Firmamız, Türkiye’deki Doğal Mineralli Sular Yönetmeliği’ne ve uluslararası standartlara uygunluğunu açıkça beyan eder, Dünya Sağlık Örgütü ve Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Ajansı tarafından belirlenen parametrelerin tamamında uygun değerler içinde olduğumuzu vurgularız. Haberin İsviçre kaynaklı olmasına rağmen, bu haberin yerel basında “yüksek değer çıktı” şeklinde sunulmasının, bilgiyi yanlış algılamaya yönelik bir çaba olduğunu düşünüyoruz.

“YANLIŞ ALGI OLUŞTURMA ÇABALARI”

Önceki yıllarda İsviçre akredite analiz laboratuvarı EUROFİNS tarafından yapılan bor analiz sonucunu da paylaşarak, şeffaf ve doğru bilgi aktarımını sağlamaya önem verdiğimizi belirtmek isteriz. (analiz sonucu sapma değeri ile birlikte 0,80 mg/lt ye denk gelmektedir) Tüm bu olumsuz haberlere ve yanlış algı oluşturma çabalarına rağmen yanımızda olan, güvenini koruyan, desteğini esirgemeyen değerli ve bilinçli tüketicilerimiz ile doğru haberi paylaşabilmek adına bizlerle iletişime geçen kıymetli basın mensuplarına teşekkürü bir borç biliriz.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sagliga-zararli-oldugu-gerekcesiyle-isvicrede-yasaklanan-beypazarindan-ilk-aciklama/feed/ 0
Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli: “İzmir’de Kent Nüfusunun Yüzde 40’ını Kadınlar Yönetiyorsa, Bu Değişim Hikayemizin Başarısıdır” https://www.haber60.com.tr/cesme-belediye-baskani-lal-denizli-izmirde-kent-nufusunun-yuzde-40ini-kadinlar-yonetiyorsa-bu-degisim-hikayemizin-basarisidir/ https://www.haber60.com.tr/cesme-belediye-baskani-lal-denizli-izmirde-kent-nufusunun-yuzde-40ini-kadinlar-yonetiyorsa-bu-degisim-hikayemizin-basarisidir/#respond Fri, 12 Apr 2024 07:24:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27131 HABER: GİZEM ÇETİNKOL KAMERA: KERİM UĞUR

Çeşme’nin ilk kadın belediye başkanı Lal Denizli, İzmir’de 8 kadın belediye başkanının göreve başladığına dikkat çekerek, “Bugün İzmir’de kent nüfusunun yüzde 40’ını kadınlar yönetiyorsa bu değişim hikayemizin başarısıdır. Bu değişim için yola çıkmış genel başkanımızın öncülüğündeki yöneticilerimizin başarısıdır” dedi. Bugün İzmir’de kent nüfusunun yüzde 40’ını kadınlar yönetiyorsa bu değişim hikayemizin başarısıdır. Bu değişim için yola çıkmış genel başkanımızın öncülüğündeki yöneticilerimizin başarısıdır” dedi.

Çeşme’nin ilk kadın belediye başkanı Lal Denizli, ANKA Haber Ajansı’na Çeşme’de hayata geçireceği proje ve hedeflerine ilişkin açıklamalarda bulundu. İzmir’de 8 kadın belediye başkanının göreve gelmesinde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in etkisine işaret eden Çeşme’nin genç Belediye Başkanı Denizli, şunları söyledi:

“Genç ve kadın olmam tabii ki çok kıymetli ikisini ayrı ayrı değerlendirmemiz lazım aslında gençlerin bugün dünyada bizleri genç olarak tanımlıyorlar ama bizim yaşımızdaki insanlar ülke yönetiyor, bakanlıklarda yer alıyor ve hatta en büyük örneği Fransa, başbakanlık yapıyor. Bizler aslında gençler olarak siyasette yer bulmak için büyük bir mücadele verdik ama bunu sadece gençler olarak değil; kadınlar olarak da yaptık. Türkiye’de siyasette temsiliyet olarak büyük bir mücadele verdik Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel değişim hareketini ilk başlattığı dönemde çok net bir şekilde şunu vurguladı: ‘Kadınların ve gençlerin siyasetteki temsiliyetlerinin arttırılması için büyük bir çabam olacak’ dedi. Bana özel görüşmemizde de ‘Sizlerin siyasette önünü açmak konusunda son derece kararlıyım’ dedi. ve bu kararlılığını özellikle İzmir listelerinde gördük, bugün İzmir’de kent nüfusunun yüzde 40’ını kadınlar yönetiyorsa bu değişim hikayemizin başarısıdır. Bu değişim için yola çıkmış genel başkanımızın öncülüğündeki yöneticilerimizin başarısıdır. 8 belediye başkanı ve onbir 40 yaş altı belediye başkanı olarak sadece kendi çalışma bölgelerimizde değil, büyükşehir belediye başkanımızla da uyumlu bir şekilde İzmir’de bir bütün olarak genç ve dinamik bir vizyon katacağız.”

“SAĞLIĞI, SPORU VE TARIMI KULLANARAK ÇEŞME’DE TURİZMİ FARKLI BİR NOKTAYA ÇEKMEYİ HEDEFLİYORUZ”

Çeşme’de turizmi 12 aya yayacak planlamaların yapıldığını kaydeden Denizli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kendi çalışma bölgelerimizde ben Çeşme’de gençliğin ve dinamizmin verdiği enerji ile turizmi sadece deniz sezonuna sıkıştırılmış bir anlayıştan çıkarıp senenin farklı dönemlerinde hareketlendirecek adımlar atmayı planlıyorum. Bunu nasıl yapacağız? Öncelikle tarım turizmini hareketlendirerek yapmayı planlıyoruz, tarım turizmi gerçekten çok çok önemli, bugün dünyanın bir çok yerinde tarım turizmi beraberinde gastronomi ve sağlık turizmi dünyada milyonlarca dolarlık bir sektör. Bu nedenle bizim Çeşme olarak yapacağımız öncelikli şey evet yazlık turizm sezonunu uzatmak ama aynı zamanda turizmi senenin farklı farklı dönemlerine yaymak. Bununla ilgili dediğim gibi sağlığı, sporu ve tarımı kullanarak Çeşme’de turizmi farklı bir noktaya çekmeyi hedefliyoruz. Bunu kültür sanattan bağımsız olarak yapamayız. Özellikle kış aylarında kültür ve sanat faaliyetlerinde biraz uzakta kalıyoruz. Bununla ilgili yeterli alanımız yok. Bu nedenle önceliğimiz aynı zamanda kültür ve sanat aktivitelerini yapabileceğimiz, konser sergi gibi alanları arttırmak, edebiyatla tarihle ilgili söyleşilerin yapılabileceği alanlar yaratıp buraya özellikle kış aylarında gelen misafirlerimize farklı alternatifler sunmayı hedefliyoruz ve en büyük girişimlerimiz de bununla ilgili olacak.”

“SEÇİM SONUÇLARINA DAİR BİR AN BİLE HİÇBİR ŞÜPHEM OLMADI”

Seçim öncesi ile seçim sonrası arasında hayatında hiçbir farklılık olmadığının altını çizen Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, şunları kaydetti:

“Başkanlık koltuğuna oturduktan sonra hayatımda hiçbir değişiklik olmadı, bir fark yok aslında sadece sorumluluk artık arttı gibi düşünüyorum ama aslında öyle de değil. Çünkü ben zaten aday gösterildiğim ilk günden itibaren belediye başkanı gibi davranmaya başladım. Çünkü halkın teveccühünü sokakta zaten görüyordum. Benim seçim sonuçlarına dair bir an bile hiçbir şüphem olmadı. Bu nedenle de ot festivali bile daha başkanlık yetkisini almadan 45 gün önce başlattığım, komitesini kurduğum ve organizasyonun startını verdiğim bir festival. Adaylık çalışmamı da yapmaya bu sorumlulukla başladım. Makamlar gelip geçici bunu kendime hatırlatmaya önem veriyorum. Neden? Çünkü bugün ben Çeşme Çarşı’ya başım dik genç bir kadın belediye başkanı olarak girdim. En büyük hedefim karakterimde hiçbir fark olmaksızın Lal olarak başlayıp Lal olarak bitirebilmek. Çünkü bugün toplumla yakaladığım bütün o sıcaklık ve dinamizm aslında benim karakterim ile ilgili tüm sıfatların yanı sıra aslında Lal olarak toplumun kalbinde yer kazandım. O gönülde edinilmiş yeri belediye başkanlığım biterken de aynı tazelik ve sevgi ile koruyabilmek önemli olan. O nedenle kendi kendime sürekli makamların ve sıfatların gelip geçici olduğunu önemli olanın toplumun beni takdir ettiği özelliklerimi ilk günk gibi son gün de muhafaza etmek.”

“ÇEŞMEDEKİ TURİZMİ HAKETTİĞİ YERE GETİRECEĞİZ”

Yaz aylarında günübirlik ziyaretçilerin uğrak yerlerinden olan Çeşme’nin, günübirlik turizmden konaklı turizme geçişi için de projeleri olduğunu belirten Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, bu projeleri hayata geçirirken turizimcilerle bir araya gelerek fikir alışverişi yapacaklarını söyledi. Denizli, şunları söyledi:

“Günübirlik turizmi konaklamalı turizme çevirecek tabii ki projelerimiz var. Bu noktada truzimciler birliğimiz hem Alaçatılı hem de Çeşmeli turizimcilerle sık sık bir araya geleceğimiz bir komisyon ve danışma kurulu kurmayı hedefliyorum öncelikle. Çünkü belli alanları işin uzmanları ve ileri gelenleri ile fikir alışverişi yapmadan kendi başımıza aldığımız kararlarla sonuç almaya çalışmamızın zor olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle turizm alanına yatırım yapmış aynı zamanda bu işin uzmanları ile burada konaklamayı artıracak bir turizm anlayışını genişleteceğiz. Fakat bunun yanı sıra daha önce de bahsettiğim gibi tarım, sağlık ve spor konusunda istediğimiz turizm ağlarını oluşturabilirsek zaten burada hem sağlık alanında gelip termal olsun, saç ekimi için olsun farklı konuları ön plana çıkaracağımız konaklamayı artırıcı projelerimiz olacak. Özellikle kış aylarında bunun daha da mümkün olduğunu biliyoruz. Türkiye’de son yıllarda ekonominin geldiği yer itibarıyla toplumumuzun bir yerlere tatile gitmesi giderek zorlaşmaya başladı. Günübirlik ziyaretçilere de daha fazla yer vermemizin sebebi de bundan kaynaklanıyor. Ama biz bu alanda Çeşme’deki turizmi senenin belli dönemlerine farklı farklı zamanlara yayabilirsek bir çok farklı misafiri ağırlayabileceğimiz bir ağ olabileceğini düşünüyoruz. Aynı zamanda bu festivaller için de geçerli. Özellikle Alaçatı Ot Festivali döneminde maalesef konaklamalı misafir ağı da bazen sekteye uğrayabiliyor. Bununla ilgili uluslararası düzeyde atılımlar yapmayı planlıyoruz. Birçok festivalimiz ile ilgili sadece yerli turistlerimizi ağırlayabileceğimiz değil; aynı zamanda dünyanın farklı ülkelerinden misafirlerimizin de festivallerimizden haberdar olup kendi tatil dönemlerinde Çeşme’ye gelmelerini sağlayıcı belli atılımlar yapacağız. ve bunu yaptığımız zaman ülkemize yabancı misafirlerimizi özellikle Çeşme’ye getirmeyi başardığımız nokta itibarıyla hem döviz sokmuş olacağız hem de aynı zamanda senenin farklı dönemlerinde yurt dışındaki tatil dönemlerini denk getirip Çeşme’de farklı bir turizm ağı oluşturarak hareketliliği sağlamayı hedefliyoruz. ve bu alanda her zaman işin uzmanları ve bilenleri ile birlikte yol yürüyeceğiz ve fikir alışverişi yaparak Çeşme’deki turizmi hakettiği noktaya getireceğimizi düşünüyorum.”

“EN BÜYÜK HEDEFİMİZ YAZA HAZIRLANMAK”

Genç Başkan Denizli, yaz sezonu öncesinde ve sonrasında zaman kaybetmeden hayata geçirecekleri projeleri de kısaca şöyle özetledi:

“Öncelikle yaza hazırlanacağız biliyorsunuz. 15 Haziran ile 15 Eylül arasında zaten bir inşaat yasağı var. Bu nedenle yapmak istediğimiz tesisler ve alanlarla ilgili adımları eylül sonrası atabileceğiz. Bu nedenle en büyük hedefimiz yaza hazırlanmak, yol bakım ve onarımlarımızı yapmak, gelen misafirlerimizin temiz ve güzel yollarda seyahat etmesini hedefliyoruz. Tabii ki sahil alanlarımızın temizliği ve onarımını yapmak istiyoruz. En önemlisi plajlarımız. Bazı plajlarımız tuvalet, duş kabini, üst değiştirme kabinlerimiz eksik. Hızlıca onları tamamlayıp var olanların bakım ve onarımını yapıp sahil alanlarımızı hazır hale getirmek istiyoruz. Peyzaj çok önemli. Parklarımızın düzenlenmesi ve temizlenmesi keza çocuk parklarımızın onarımlarının yapılması, spor alanlarının bakım ve onarımlarını yapıp hızlıca yaza temiz bir başlangıç yapmayı planlıyoruz. Sonrasında eylül ayı itibarıyla hızlıca Büyükşehir Belediyemiz ile birlikte altyapıya dönük çalışmaları başlatmak istiyoruz. Bunların ilki tabii ki kanalizasyon çalışmaları olacak. Sonrasında otopark, kültür sanat merkezi, çocuklarımız için hayata geçireceğimiz kurslarımızı yapmayı hedefliyoruz. Kütüphanelerimiz hızlıca aktif etmeyi istiyoruz. Bazı kafelerimize kitaplıklar kurmak istiyoruz. Gençler geldikleri zaman oradaki kitaplardan faydalanabilsin, yaş almışlar kulübü olarak tanımladığımız emeklilerimizin kendi sosyal alanlarını yaşayabilecekleri kulübümüzü hayata geçirmeyi planlıyoruz. ve bunların önümüzdeki sene çok hızlı bir şekilde adımlarını atmak istiyoruz.”

“45 GÜN İÇERİSİNDE HIZLICA ESNAFIMIZIN HEYECAN İLE BEKLEDİĞİ OT FESTİVALİ’Nİ HAYATA GEÇİRMEK İÇİN KOLLARI SIVADIK”

Lal Denizli, bu yıl 18-21 Nisan 2024 tarihleri arasında gerçekleştirilecek Alaçatı Ot Festivali’ne ilişkin de şu bilgileri paylaştı:

“Alaçatı Ot Festivali tarihinin bayramdan hemen sonra olması biraz riskli oldu. Ama bu riski almak zorundaydık. Çünkü ay sonuna bıraktığımız takdirde yerli üreticilerimiz aradığımız otları bulamayacağımız konusunda bizleri uyardı. Bu nedenle de ot festivalinin tarihini belirlerken buna dikkat ettik. Bayramdan hemen birkaç gün sonraya planlanmasının sebebi bu. Yoksa benim hedefim aslında tabii seçim gerekçesi ile çok üst üste geleceğinden biraz daha ay sonuna bırakmayı istiyordum. Fakat ot bulamayacağımızı söyledikleri içinde hızlıca 18-21 Nisan tarihlerini belirledik. Bunu da yerli üreticilerimiz ile birlikte kararlaştırık, Ot Festivali’nde bu sene tabii ki benden bazı parçalar göreceğiz. Bazı farklı dokunuşlar ama yüzde yüz tam arzu ettiğim Ot Festivali olacak mı? Pek bunu söyleyemem çünkü dediğim gibi mevcut belediyemizin bir hazırlığı yoktu ot festivali için. Bizler 45 gün içerisinde hızlıca esnafımızın heyecan ile beklediği ot festivalini hayata geçirmek için kolları sıvadık ama güzel olacak. Ediz ve Mor ve Ötesi olacak, zaten kıymetli Ayhan Sicimoğlu gastronomi de bize yol gösterici bilgiler aktarıyor. Kendisi yıllarca Ot Festivali’ne emek vermiş insanlardan biridir, ot festivali konusunda tecrübeli bir kadromuz var. Onların uzmanlığında ilerliyoruz yine turizmcilerimiz değerli fikirlerini ve yapmamızı istedikleri şeyler konusunda bizleri uyarıyorlar. Bu nedenle güçlü bir ot festivali olmasını hedefliyoruz.”

“TURİSTLERİMİZ BURADA İLK KADIN BELEDİYE BAŞKANI OLMAMIZA SON DERECE İLGİ GÖSTERİYOR”

Bu yıl Ramazan Bayramı’nın yaz sezonuna denk gelmemesine rağmen bayramın Çeşme’de hareketli ve yoğun geçtiğine dikkati çeken Denizli, “Bayramda doluluğumuz güzel geçiyor, bir kere tabii ki Çeşme’nin her dönem ilgi gören bir yer olması beni daha da mutlu ediyor. Çünkü önceki senelerde bayram bildiğiniz gibi daha yaz aylarına denk geliyordu yani tam Çeşme’nin sezonuydu. Fakat artık kışa doğru yaklaşırken bile insanlarımızın bayramda da Çeşme’ye ilgi gösteriyor olması bizi tabii ki çok mutlu ediyor. Ben bu bayramı sahada vatandaşlarımızla ve gelen turistlerimizle birlikte geçirdiğim bir planlama yaptım ve son derece güzel geri dönüşler alıyorum. ve gelen turistlerimiz burada ilk kadın belediye başkanı olmamıza son derece ilgi gösteriyor. Hem de aynı zaman da esnafımızla da bayramlaşmış oluyorum. Bu da beni ayrıca mutlu ediyor. Bu nedenle de bayram benim için tıpkı seçim dönemindeki tempo gibi hareketli geçiyor” dedi.

“PARTİMİZİN BAYRAMA ÜLKEMİZİN 1. PARTİSİ OLARAK GİRİYOR OLMASI BİZE ADETA ÇİFTE BAYRAM MUTLULUĞU YAŞATIYOR”

Yerel seçimlerin ardından devir teslim törenininde belediye başkanlığı görevine gelmesi ile 14 yıl boyunca taşıdığı Cumhuriyet Halk Partisi rozetini çıkardığını söyleyen Denizli, partisinin seçimlerde birinci parti olmasını da ‘çifte bayram’ olarak nitelendirdi. Denizli, sözlerini şöyle noktaladı:

“Cumhuriyet Halk Partisi rozetini tabii ki mazbata gününde çıkarttım çünkü eşit temsiliyet, eşit hizmet anlayışımız gereği birçok farklı görüşe yer vereceğimiz bir yönetim anlayışımız olacak. Toplumun her kesimi bize geldiği zaman, Çeşme Belediyesi’nden bir şey talep ettiği zaman kendisini evinde hissedecek ve kendi görüş farklılıkları yüzünden bize destek vermemiş dahi olsa kendini dışlanmış hissetmeyeceği bir yerel yönetim anlayışımız olacak. Bu partimizin tüm belediyeleri için geçerli. Bu nedenle aslında öncelikle bu kucaklaşmayı ve hoşgörü ortamını bayramda da korumaya devam ediyoruz. Ek olarak tabii ki bizler Cumhuriyet Halk Partisi ailesi olarak bayrama çok güzel bir giriş yaptık, partimizin bayrama ülkemizin birinci partisi olarak giriyor olması bize adeta çifte bayram mutluluğu yaşatıyor. Bu nedenle bayram tüm ülkemize hoşgörünün, barışın, sevginin ve birbirini dinleme sanatının ön planda olduğu, küslüklerin barışa döndüğü bir bayram temenli ediyorum. İyi bayramlar diliyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cesme-belediye-baskani-lal-denizli-izmirde-kent-nufusunun-yuzde-40ini-kadinlar-yonetiyorsa-bu-degisim-hikayemizin-basarisidir/feed/ 0
Azerbaycanlı Yazar ve Doktor Türkiye’yi Seviyor https://www.haber60.com.tr/azerbaycanli-yazar-ve-doktor-turkiyeyi-seviyor/ https://www.haber60.com.tr/azerbaycanli-yazar-ve-doktor-turkiyeyi-seviyor/#respond Wed, 03 Apr 2024 21:52:24 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25959 Azerbaycanlı yazar ve doktor Sabrin İsmetli, Türkiye’ye olan sevgisini, “Türkiye’yi çok seviyorum. Türkiye’deyken kendimi hiç yabancı hissetmiyorum. O yüzden burada bir şeyler yapmak benim için aslında Azerbaycan’da bir şeyler yapmakla eş değer ve aynı mutluluğu, gururu duyuyorum.” sözleriyle aktardı.

Almanya’da doktorluk yapan İsmetli, edebiyat ve seyahat tutkusunu, yazarlık serüvenini ve Türkçe yayımlanan “Yeniden Doğuş” adlı ilk kitabını AA muhabirine anlattı.

Edebiyatı çok sevdiğini ve çok fazla kitap okuduğunu dile getiren İsmetli, “Çok iyi bir yazar olduğumu iddia edemem ama iyi bir okuyucu olduğumu düşünüyorum.14, 15 yaşındayken evimizin hemen karşı tarafında bir kütüphane vardı ve bir gün öğretmenimiz, ‘Herkes bir kütüphaneye gitsin ve seçtiği bir kitabı okusun. Onu özet geçsin’ dedi. Ben o güne kadar kütüphaneye hiç gitmemiştim. Okuldan sonra o kütüphaneye gittim ve birçok kitabı bir arada gördüm. O an çok farklı duygular içimi kapladı. Her kitapta birçok bilgi vardı. Hepsine birdenbire sahip olma iç güdüsü büründü bende. Böyle okumaya başladım ve okudukça kitaplardaki dünyanın beni daha çok cezbettiğini fark ettim.” dedi.

“İnsan kitaplardan medet umuyor”

Yazmaya üniversite yıllarında karar verdiğini aktaran İsmetli, “Tıp fakültesinde okumam da aslında edebiyatla felsefeyle bu kadar haşır neşir olmama sebep oldu bence. 18, 19 yaşımızda artık hastanelere gidip geliyorduk ve insanın en genç yaşlarında, hayatın rengarenk göründüğü bir dönemde her gün ölüm gerçeğiyle yüzleşiyorduk. Yardıma muhtaç insanlar görüyorduk ve ister istemez insan hayatın anlamını sorguluyor. Bu noktaya geldiği zaman insan kitaplardan medet umuyor.” diye konuştu.

Sabrin İsmetli, Almanya’da çok farklı kültürlerden insanlarla tanıştığını ve çok mutlu olduğunu belirterek, bunun da kaleme aldığı yazılara yansıdığını vurguladı.

Yazmaya başladıktan sonra kitap okuma farkındalığının da arttığına kaydeden İsmetli, en büyük hayalinin Türkiye’de bir kitap çıkarmak olduğunu söyledi.

Genç yazar, “Yeniden Doğuş” adlı ilk kitabını bu nedenle Türkçe kaleme aldığını belirterek, “Türkiye’de daha çok insana ulaşabileceğimi düşünüyorum ve kitabımın başka dillere de çevrilmesini istiyorum.” ifadelerini kullandı.

“Bence yazmanın en güzel tarafı insanlara umut aşılamak”

Azerbaycan’da Türk kültürünün oldukça yaygın olduğundan ve bu sayede Türkçeyi rahatlıkla öğrendiğinden bahseden İsmetli, romanına dair şunları kaydetti:

“Türk ve Azeri kültürü aslında kitabın çıkış noktası. Ama kitabı Azerbaycan, Türkiye kültürü diye sınırlandırmak istemiyorum. Bence dünya insanına hitap ediyor. Daha çok felsefi yönden hayatın sorgulamasını, bir insanın toplum içindeki varoluş mücadelesini anlatıyor. Varoluşçuluk felsefesi de ilk okuduğum andan beri beni çok heyecanlandırmıştı ve çok büyük bir ilham kaynağı oldu. Her insan, olmayı seçtiği kişidir ve seçimlerinin sonucudur. Aslında bu fikir omuzlara çok büyük bir sorumluluk yüklüyor ama aynı zamanda çok büyük bir özgürlük duygusu aşılıyor.”

İsmetli, kitaba dair çok güzel yorumlar aldığını aktararak, “Bence yazmanın en güzel tarafı insanlara umut aşılamak ve hayata farklı farklı pencerelerden bakılmasını sağlamak. İkinci kitabım da bitti, editörlük aşamasında.” dedi.

Rus edebiyatını çok sevdiğini ve Fyodor Dostoyevski üzerine bir belgesel hazırlığında olduğunu dile getiren İsmetli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu hayalimin gerçekleşmesini de çok istiyorum. Dostoyevski, aslında anlaşılması çok zor bir yazar ve her kitabında onun farklı farklı yüzleriyle karşılaşıyoruz. Zaten hayatı çok ağır koşullarda yaşamış. Bu yüzden kendi anladığım şekilde Dostoyevski’yi anlatmak istiyorum. Özellikle onun romanlarından, yazdığı karakterlerden yola çıkarak yeniden Dostoyevski’yi tanımlamak istiyorum.”

Sabrin İsmetli, film, dizi ve senaryo yazdığını da aktararak, “Türkiye’yi çok seviyorum. Türkiye’deyken kendimi hiç yabancı hissetmiyorum. O yüzden burada bir şeyler yapmak benim için aslında Azerbaycan’da bir şeyler yapmakla eş değer ve aynı mutluluğu, gururu duyuyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

Yazarın “Yeniden Doğuş” kitabı Alfa Yayınları’ndan okurlarla buluştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/azerbaycanli-yazar-ve-doktor-turkiyeyi-seviyor/feed/ 0
Bursa’da Endüstriyel Tasarım ve Yaratıcı Etki Paneli Gerçekleştirildi https://www.haber60.com.tr/bursada-endustriyel-tasarim-ve-yaratici-etki-paneli-gerceklestirildi/ https://www.haber60.com.tr/bursada-endustriyel-tasarim-ve-yaratici-etki-paneli-gerceklestirildi/#respond Fri, 29 Mar 2024 23:51:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24932 Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye Kreatif Endüstriler Meclisince organize edilen “Turuncu Konuşalım” etkinliği kapsamında Bursa’da “Endüstriyel Tasarım ve Yaratıcı Etki” başlıklı panel gerçekleştirildi.

TOBB Türkiye Kreatif Endüstriler Meclisi Başkanı Ali Ata Kavame, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’ndaki (BTSO) panelin açılışında yaptığı konuşmada, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın tasarım anlamında Bursa’ya getirmeye çalıştığı vizyonu, sanayisi ve gençleriyle ortak bir zemin bularak ortaya koyduğu liderliği desteklemek için de kente geldiklerini söyledi.

Türkiye’de bu anlamda birkaç şehrin sayıldığını ancak Bursa’nın çok farklı bir yere ulaştığını vurgulayan Kavame, “Eskiden derlerdi bizim endüstrilerle ilgili, ‘Geleceği yok o işlerin’ diye. Sakın aldanmayın. Türkiye artık bu anlamda dünyada liderlik gösteren bir pozisyonda. Hem maddi olarak o pozisyonda hem de itibar anlamında dünyada yer eden bir yerde. Sizler de daha iyisini başaracaksınız. Biz sadece sizin önünüzü açmak için buradayız.” değerlendirmesinde bulundu.

İbrahim Burkay da kalkınmanın vazgeçilmez dinamiklerinden birinin yaratıcı fikirlerin gelişeceği ortamları sağlamak ve bu ekosistemi ortaya çıkarmak olduğunu dile getirdi.

Bursa’da yurt dışından birçok heyet ağırladıklarını aktaran Burkay, şöyle konuştu:

“Yaptığımız görüşmelerde Bursa’nın rakamları bu ülkelerin ekonomik rasyolarının çoğunun üzerinde. Şimdi tabii bu geçmişten günümüze hem kentimizin hem de ülkenin bu başarısında büyük rol oynamış olan bu başarı sürdürülebilir olmak zorunda. Dünya üzerindeki teknolojiler çok benzeşiyor. Yani bugün Avrupa’daki özellikle sanayi devrimiyle kullanılan teknolojilerle ülkemizde kullanılan teknolojiler ve artık üretimin, sanayinin son 20 yılda kaymış olduğu Asya Pasifik Bölgesi’nde kullanılan teknolojiler neredeyse birbirinin aynı. Fakat bunu çok net olarak görüyoruz; bu kullanılan teknolojilerde üretilen mallarda bazı bölgelerde Avrupa Birliği başta olmak üzere 10 dolar, 20 dolar olan değerler Asya Pasifik Bölgesi’ne kaydığımızda neredeyse 3’te 1 düşmekte. ‘Peki burada bu farklılığı ortaya koyan ne?’ diye baktığımızda aslında bizlerde de olduğu gibi sanayide de üretimde de işin ruhunu temsil eden, bizim tasarım dediğimiz, AR-GE dediğimiz, inovasyon dediğimiz, markalaşma dediğimiz o ruhu veren bölgeler, ülkeler, şehirler, işte o zaman farklılaşıyorlar.”

Burkay, ülke olarak yoksulluktan kurtulmak için çok çalışmanın yeterli olabildiğini anlattı.

Zengin dünyanın en gelişmiş 7 ülkesinin, ilk 10 ülkesinin arasında yer almak için çok çalışmanın artık yeterli olmadığına dikkati çeken Burkay, “Peki ‘Yeterlilik ne?’ dediğimizde, işte o yeterlilik farklılaşmakla başlıyor. O bahsetmiş olduğumuz katma değeri ortaya koymakla başlıyor.” ifadesini kullandı.

Yerel seçimlerin iki gün sonra yapılacağını anımsatan Burkay, “Bizim ülke olarak en büyük beklentimiz bu yaratıcılığın, farklılaşmanın en önemli besin kaynağı olan ekosistemi oluşturacak projeleri hayata geçirmemiz.” dedi.

Turuncu Konuşalım Komisyonu Başkanı İsa Doğmuş ise panelde endüstriyel tasarımın tüm yönleriyle ele alınacağını ve özel sektörün sorunları, talepleri, kurumların destekleri ve teşvikleri, sektörel ve sektöre yeni dahil olacaklara yol haritası olacağını bildirdi.

Panel, oturumlarla devam etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bursada-endustriyel-tasarim-ve-yaratici-etki-paneli-gerceklestirildi/feed/ 0
Erdoğan: AK Parti ve Cumhur İttifakı’na kaybettirerek CHP’ye kazandırmak için mesai harcayanlara karşı yakınlarımızı ikaz edeceğiz https://www.haber60.com.tr/erdogan-ak-parti-ve-cumhur-ittifakina-kaybettirerek-chpye-kazandirmak-icin-mesai-harcayanlara-karsi-yakinlarimizi-ikaz-edecegiz/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-ak-parti-ve-cumhur-ittifakina-kaybettirerek-chpye-kazandirmak-icin-mesai-harcayanlara-karsi-yakinlarimizi-ikaz-edecegiz/#respond Fri, 29 Mar 2024 01:51:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24627 Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “AK Parti ve Cumhur İttifakı’na kaybettirerek CHP’ye kazandırmak için mesai harcayanlara karşı yakınlarımızı lisanımünasiple ikaz edeceğiz. Özellikle belediye başkanlığında oyumuzun heba ve heder olmasına izin vermeyeceğiz.” dedi.

Erdoğan, partisinin Kocaeli Kongre Merkezi Miting Alanı’nda düzenlediği mitingde yaptığı konuşmada, buraya 85 bin kişinin katıldığını söyledi.

Seçim kazanamayan CHP’nin bu durumu bilemeyeceğini dile getiren Erdoğan, “Sen yoksan her şey eksik, sen varsan her şey tamam reis” yazılı dövizi okudu.

Erdoğan, seçimlere artık iki gün kaldığını kaydederek, “Hayatta pek çok şeyin telafisi olur ama sandığın telafisi olmaz. Pazar günü hep birlikte sabah erkenden sandıklara koşacağız. Tercihimizi bize hizmet edecek, verdiği sözleri unutmayacak, göreve geldiğinde vaatlerinin arkasında duracak isimlerden yana kullanacağız. Öncesinde telefon rehberimize bakıp nazımızın geçtiği, hatırımızın olduğu insanları tek tek arayacağız.” diye konuştu.

İstanbul’da yaşayan eşi, dostu ve akrabayı mutlaka sandığa gitmeleri konusunda teşvik etmeleri gerektiğini vurgulayan Erdoğan, “AK Parti ve Cumhur İttifakı’na kaybettirerek CHP’ye kazandırmak için mesai harcayanlara karşı yakınlarımızı lisanımünasiple ikaz edeceğiz. Özellikle belediye başkanlığında oyumuzun heba ve heder olmasına izin vermeyeceğiz. Ben milletimin basiretine, ferasetine ve sağduyusuna güveniyorum.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, kendisinin “Cumhurbaşkanı olarak efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldiğini”, Kocaeli halkının en doğru kararı vereceğine yürekten inandığını, seçim maratonunda 52 farklı şehre gittiklerini, son il mitingini burada yaptıklarını söyledi.

Bu iki aylık dönemde Diyarbakır’dan Trabzon’a, Hatay’dan Samsun’a, Muğla’dan Çorum’a, Karabük’ten Hakkari’ye kadar ülkenin dört bir ucundaki vatandaşlarla kucaklaştıklarını, gençlerle selamlaştıklarını, yaşlıların hayır duasını aldıklarını, hanım kardeşleriyle hasbihal ettiklerini belirten Erdoğan, sanayicilerle üreticilerle bir araya geldiklerini, emekçilerin sesine kulak verdiklerini, ahilik geleneğinin temsilcisi esnafla istişare ettiklerini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, miting alanındaki vatandaşların “Gençlik burada reisinin yanında” sloganına “Ben de sizin yanınızdayım.” yanıtını verdi.

Yeni yuvalarına kavuşan depremzedelerin sevincini paylaştıklarını kaydeden Erdoğan, “Hiçbir ayrım yapmadan milletimizin tamamıyla dertleştik. Hasret giderdik muhabbet ettik. Gittiğimiz yerlerde gördüğümüz manzara şudur. Bizler tüm farklılıklarımızla 85 milyonluk, burada gördüğünüz gibi büyük bir aileyiz. Görüş farklılıklarımıza rağmen hepimiz kardeşiz, biriz, beraberiz. Hani seçim şarkımızda diyorduk ya, ‘Aynı yoldan geçmişiz biz, aynı sudan içmişiz biz, yazımız bir kışımız bir, aynı dağın yeriyiz biz.’ Evet işte hepimiz aynı bağın gülüyüz, aynı dağın yeliyiz. Bu birlikteliği ne kadar sağlam tutarsak geleceğimize o derece güvenle bakabiliriz. Kardeşliğimize ne kadar sıkı yapışırsak sorunların üstesinden o derece rahat geliriz.” değerlendirmesini yaptı.

Erdoğan, Türkiye’nin en büyük gücünün vatandaşlarının birliği, beraberliği, vahdeti ve aralarında tesis ettikleri sarsılmaz bağ olduğunu ifade etti.

“Türkiye bizlerin ortak yurdu, ortak çatısı, ortak yuvasıdır”

Bu bağı hem korumaları hem de perçinlemeleri gerektiğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bu bağı hem korumamız hem de perçinlememiz gerekiyor. Seçim döneminde yükselen siyasi tansiyonu farklı yerlere yönlendirmek isteyen odaklara karşı çok dikkatli olmalıyız. Türkiye rüştünü defalarca ispat etmiş, olgun bir demokrasiye sahiptir, seçim sistemimiz her açıdan dünyaya örnek olacak seviyededir. Uğruna bedel ödediğimiz bu kazanımların elimizden kayıp gitmesine izin veremeyiz. Siyasi görüşlerimiz farklı olabilir, gönül verdiğimiz partiler farklı olabilir, kökenimiz, meşrebimiz, hayat tarzımız farklı olabilir ama Türkiye bizlerin ortak yurdu, ortak çatısı, ortak yuvasıdır. Milli iradenin tecelli aracı olan sandık, 85 milyon olarak hepimizin namusuna emanettir. Sandığın itibarının korunması noktasında siyasetçisi, kamu görevlisi ve seçmeniyle hepimize sorumluluklar düşüyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hem sandığa gidip oy kullanarak hem de oya sahip çıkarak, demokrasiye karşı mesuliyetin yerine getirilmesi gerektiğini, bu konuda adaylarla birlikte tüm vatandaşların gerekli hassasiyeti göstereceğine inandığını anlattı.

“Kazanımlarımızın hiçbiri bize altın tepside sunulmadı”

Seçimlerin diğer vilayetlerle birlikte Kocaeli için de hayırlara vesile olmasını dileyen, mitingdeki büyük katılımın benzerini az önce Bursa’da gördüğünü belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

“Türkiye olarak bugünlere büyük mücadeleler sonunda ulaştık, kazanımlarımızın hiçbiri bize altın tepside sunulmadı. Demokraside, ekonomide, hak ve özgürlüklerine sahip olduğumuz hiçbir imkan bize lütuf olarak verilmedi. Son 21 yılda milletçe pek çok kez kazandık, nice zorlukla karşılaştık. Gizli, açık, nice sabotaja maruz kaldık. Bir başka ülkenin ve milletin başına gelse bir daha yeniden ayağa kalkamayacağı büyük felaketler yaşadık. İşte son olarak, 6 Şubat’ta bir gecede 53 binden fazla canımızı toprağa verdiğimiz 104 milyar dolarlık zarara yol açan asrın felaketi depremle imtihan edildik. Allah’a sonsuz şükürler olsun, tüm bu badirelerin üstesinden alnımızın akıyla gelmeyi başardık.”

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogan-ak-parti-ve-cumhur-ittifakina-kaybettirerek-chpye-kazandirmak-icin-mesai-harcayanlara-karsi-yakinlarimizi-ikaz-edecegiz/feed/ 0
Kurum: ‘Ne yapsak da milletimizin aklını çelsek diye uğraşıyorlar’ https://www.haber60.com.tr/kurum-ne-yapsak-da-milletimizin-aklini-celsek-diye-ugrasiyorlar/ https://www.haber60.com.tr/kurum-ne-yapsak-da-milletimizin-aklini-celsek-diye-ugrasiyorlar/#respond Fri, 29 Mar 2024 01:42:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24619 İmamoğlu’nun Kürtçe seçim şarkısı hakkında konuşan Kurum: “Ne yapsak da milletimizin aklını çelsek diye uğraşıyorlar”

Kurum: “Mal beyanını 1 gün önce farklı, 1 gün sonra farklı vermez”

İSTANBUL – İstanbul İçin Hızlı ve Sağlam Adımlar Tanıtım Toplantısı’nın lansmanı çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan ve İmamoğlu’nun Kürtçe seçim şarkısı hakkında konuşan Kurum, “Dini, dili, ırkı, inancı, mezhebi ne olursa olsun o anlayışla çalışacağız. Onların ne yaptığıyla ilgilenmiyoruz. Ne yapsak da milletimizin aklını çelsek diye uğraşıyorlar. İşe başlama töreni ve farklı farklı törenler yaparak gündemi başka noktalara çekmeye çalışıyorlar ama nafile” dedi.

Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Şişli’de bir otelde düzenlenen İstanbul İçin Hızlı ve Sağlam Adımlar Tanıtım Toplantısı’nın lansmanında ilk 6 ay ve 1 yıllık acil eylem planını detaylı bir şekilde anlattı. Kurum, program çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtladı. İBB’ye ait iştiraki şirketlerde maaş konusunda yaşanan grevlerle ilgili soruları yanıtlayan Kurum, adaletin meydanlarda gezmekle sağlanamadığını belirtti. Kurum, İmamoğlu’nun Kürtçe seçim şarkısı çıkarması ve mal beyanı ile ilgili değerlendirmelerini de paylaştı.

“Mal beyanını 1 gün önce farklı, 1 gün sonra farklı vermez”

Bir gazetecinin “Ekrem İmamoğlu’nun 1,5 milyarlık villa mevzusu olduğunu, Murat Kurum’un başına böyle bir şey gelse ne olurdu? sorusunu cevaplayan Kurum, “Murat Kurum’un başına böyle bir süreç gelmez. Çünkü Murat Kurum milletten bir şey gizlemez, saklamaz. Mal beyanını 1 gün önce farklı, 1 gün sonra farklı vermez. Mal beyanını verip 1 gün sonra 1,5 milyarlık malı olmaz. Üstüne böyle bir malı geçirmez. Biz kendimizle, kendi işlerimizle ilgileneceğiz. İstanbul’a mal beyanı niye açıklanmadı, bunu kendilerinin net bir şekilde açıklaması, ifade etmesi gerekir. Maalesef bunları hala açıklamıyorlar. Bunları soracak televizyon programlarına katılmaktan imtina ediyorlar. Hatırlamıyoruz, vaatlerimiz unuttuk, balya balya paralarını cevaplarını vermekten imtina ediyorlar. İstanbullular 31 Mart geldiğinde sandıkta hesabı kesecekler. İstanbullular sandıkta kendilerini unutanlara, kendisinin zor gününde yanında olmayıp balya balya kuleler yapanlara 31 Mart’ta gereken cevabı verecek” diye konuştu.

“Biz bu projeleri tüm İstanbul’la birlikte yapacağız”

Tanıtım toplantısı ile ilgili konuşan Kurum, “Şu çalışma bizim için çok kıymetlidir. İstanbul’un içine düşmüş olduğu durumu ve bu durumdan kurtarabilmek adına atacağımız adımları burada ifade etmeye çalıştık. CHP’li yönetimin 5 yılda yaptığı işlerin 6 ayda, 1 yılda nasıl yapılacağını tüm İstanbul’a anlatmaya çalıştık. Biz bu projeleri tüm İstanbul’la birlikte yapacağız. İstanbul’un, İstanbulluların yüzü gülecek. Hep birlikte o huzuru ve mutluluğu hissedeceğiz” dedi.

“Davranışlarınızla samimi, yaptıklarınızla adaletli olacaksınız”

Kendisine yöneltilen ‘Şu anda İBB’ye ait iştiraki şirketlerinde maaş konusunda yaşanan grevler hakkında neler söylemek istersiniz?’ soruyu yanıtlayan Kurum, “O haksızlıkları gidermemiz lazım. ‘Hak, hukuk, adalet’ deyip meydanlarda gezmekle adalet sağlanmıyor. Bir kere adaletli olacaksınız. Davranışlarınızla samimi, yaptıklarınızla adaletli olacaksınız. Dürüst olacaksınız, mal beyanınızı gizlemeyeceksiniz. Dolayısıyla biz attığımız her adımda dürüst, samimi olacağız. İstanbullular bu dürüstlüğü her alanda görecekler. 5 yıldır İstanbul’un gündemine gelen taksi sorununun 6 ayda çözüldüğünü göreceksiniz. 6 ayda o yarım bırakılan metroların nasıl bitirildiğini, 5 yıldaki o hatlardan daha fazla hattın nasıl açıldığını, depremle ilgili 5 yılda yapılan işlerin daha fazlasının 6 ayda nasıl yapılabildiğini tüm İstanbul’a göstereceğiz. Bu süreçleri hep birlikte yürütüyor olacağız” şeklinde konuştu.

“Ne yapsak da milletimizin aklını çelsek diye uğraşıyorlar”

Kurum bir gazetecinin ‘Sayın İmamoğlu Kürtçe bir seçim şarkısı çıkardı, son zamanlarda Kürtçe kelimeleri de dillendirmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?’ sorusuna ise, “İstanbullular 5 yıldır samimiyetin olup olmadığını gördüler. Kim samimi, kim değil, kim doğru söylüyor, kim yalan söylüyor bunu net bir şekilde ortaya koydular. Artık 2 gün sonra 31 Mart’ta İstanbullular kendilerine hizmet edenle, etmeyeni, doğru söyleyenle söylemeyeni sandıkta ayıracaktır. Biz tüm İstanbulluların oyuna talibiz. Burası tüm etnik kökenlerin, inanışların, tüm medeniyetlerin bir arada yaşadığı yer. İstanbul’u böyle tarif ediyoruz. Bizim kimseyle bir sorunumuz yok. Bizim kırmızı çizgimiz terördür. Dolayısıyla bunun dışındaki her bir vatandaşımız başımızın tacıdır. Dini, dili, ırkı, inancı, mezhebi ne olursa olsun o anlayışla çalışacağız. Onların ne yaptığıyla ilgilenmiyoruz. Ne yapsak da milletimizin aklını çelsek diye uğraşıyorlar. İşe başlama töreni ve farklı farklı törenler yaparak gündemi başka noktalara çekmeye çalışıyorlar ama nafile” diyerek yanıt verdi.

‘Muammer Keskin’in paralar ile ilgili adliyeye ifadeye gitmesi hakkında ne diyeceksiniz?’ sorusuna cevap veren Kurum, “Adli süreç yürüyor. Hakimlerimiz, savcılarımız takip ediyor, gereği yapılacaktır” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kurum-ne-yapsak-da-milletimizin-aklini-celsek-diye-ugrasiyorlar/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan Kocaeli Mitinginde Vatandaşlara Seslendi https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kocaeli-mitinginde-vatandaslara-seslendi/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kocaeli-mitinginde-vatandaslara-seslendi/#respond Fri, 29 Mar 2024 01:18:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24608 KOCAELİ (İHA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Kocaeli mitinginde vatandaşlara seslendi. Cumhurbaşkanı Erdoğan “Uğruna bedel ödediğimiz bu kazanımların elimizden kayıp gitmesine izin veremeyiz. Siyasi görüşlerimiz farklı olabilir, gönül verdiğimiz partiler, kökenimiz, meşrebimiz farklı olabilir ama Türkiye bizlerin ortak yurdu, ortak çatısı, ortak yuvasıdır. Sandık, 85 milyon olarak hepimizin namusuna emanettir.

Kocaeli sahilde bulunan miting alanında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı dinlemek için yaklaşık 85 bir kişi alanı doldurdu. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı ve adayı Tahir Büyükakın, Kocaeli Valisi Seddar Yavuz, AK Parti Kocaeli ilçe Belediye Başkan adayları, MHP Kocaeli İl Başkanı Murat Nuri Demirbaş, Büyük Birlik Partisi Kocaeli Bölge Koordinatörü Metehan Küpçü’de alanda hazır bulundu.

Alanda kendisini dinleyenlere konuşan Erdoğan, “Burada 31 Mart gecesi kazanılacak zaferin müjdesini görüyorum. İnanıyorum ki Kocaeli, bir kez daha ‘Eser ve hizmet’ diyecek. Büyükşehirde ve ilçelerde bir yol kazasına mahal vermeyeceğinize inanıyorum. Yatırım ve kalkınma hamlelerimizi kesintiye uğratmadan sürdüreceğiz. İşte bizi asla yalnız bırakmayan vefa abidesi Kocaeli bu. Rabbim sizlerden razı olsun. Tabii içeri girerken emniyete dedim ki, ‘Sorun bakalım şu anda meydanda katılım ne kadar?’ Hadi ben söyleyeyim. 85 bin. İyi değil mi? Şuraya bak. CHP nereden bilsin? Hiç seçim kazanmamış ki… Biliyorsunuz artık 2 gün kaldı. Hayatta pek çok şeyin telafisi olur ama sandığın telafisi olmaz. Pazar günü hep birlikte, sabah erkenden sandıklara koşacağız. Tercihimizi bize hizmet edecek, verdiği sözleri unutmayacak, göreve geldiğinde vaatlerinin arkasında duracak isimlerden yana kullanacağız. AK Parti ve Cumhur İttifakına kaybettirerek, CHP’ye kazandırmak için mesai harcayanlara karşı yakınlarımıza uyaracağız” diye konuştu.

“Son il mitingimizi burada yapıyoruz”

Efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldiklerini ifade eden Erdoğan, “Kocaeli halkının en doğru kararı vereceğine yürekten inanıyorum. 2 ay önce başladığımız mahalli idareler seçim maratonumuzda doğudan batıya, kuzeyden güneye 52 farklı şehrimize gittim. Son il mitingimizi burada yapıyoruz, final. Bu 2 aylık dönemde Diyarbakır’dan Trabzon’a, Hatay’dan Samsun’a, Muğla’dan Çorum’a kadar ülkemizin dört bir ucundaki vatandaşlarımızla kucaklaştık, gençlerimizle selamlaştık, yaşlılarımızın hayır duasını aldık. Hanım kardeşlerimizle hasbihal ettik, üreticilerimizle bir araya geldik. Emeklilerin, emekçilerimizin sesine kulak verdik. Yeni yuvasına kavuşan depremzedelerimizin sevincini paylaştık. Hiçbir ayrım yapmadan, milletimizin tamamıyla dertleştik, hasret giderdik. Gittiğimiz yerlerde gördüğümüz manzara şudur; bizler tüm farklılıklarımızla, 85 milyonu burada gördüğünüz gibi büyük bir aileyiz. Görüş farklılıklarımıza rağmen hepimiz kardeşiz. Biriz, beraberiz” şeklinde konuştu.

“Sandık, 85 milyon olarak hepimizin namusuna emanettir”

“Kardeşliğimize ne kadar sıkı yapışırsak, sorunların üstesinden o derece rahat geliriz” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin en büyük gücü, vatandaşlarının birliği, beraberliği ve sarsılmaz bağıdır. Bu bağı hem korumamız, hem de perçinlememiz gerekiyor. Seçim döneminde yükselen siyasi tansiyonu, farklı yerlere yönlendirmek isteyen odaklara karşı dikkatli olmalıyız. Türkiye olgun bir demokrasiye sahiptir. Seçim sistemimiz dünyaya örnek olacak seviyededir. Uğruna bedel ödediğimiz bu kazanımların elimizden kayıp gitmesine izin veremeyiz. Siyasi görüşlerimiz farklı olabilir, gönül verdiğimiz partiler, kökenimiz, meşrebimiz farklı olabilir ama Türkiye bizlerin ortak yurdu, ortak çatısı, ortak yuvasıdır. Sandık, 85 milyon olarak hepimizin namusuna emanettir. Sandığın itibarın korunmasında siyasetçisi, kamu görevlisi ve seçmeniyle hepimize sorumluluklar düşüyor. Hem sandığa gidip oy kullanarak, hem de oyumuza sahip çıkarak demokrasimize karşı mesuliyetimizi yerine getireceğiz. Bu konuda adaylarla birlikte tüm vatandaşlarımın gerekli hassasiyeti göstereceğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.

“Kazanımlarımızın hiçbiri bize altın tepside sunulmadı”

Türkiye olarak bugünlere, büyük mücadeleler neticesinde ulaştıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kazanımlarımızın hiçbiri bize altın tepside sunulmadı. Demokraside, ekonomide, hak ve özgürlüklerde sahip olduğumuz hiçbir imkan bize lütuf olarak verilmedi. Son 21 yılda milletçe pek çok kez kazandık. Nice zorlukla karşılaştık. Nice sabotaja maruz kaldık. Bir başka ülkenin milletin başına gelse bir daha yeniden ayağa kakamayacağı büyü felaketler yaşadık. Son olarak 6 Şubat’ta bir gecede 53 binden fazla canımızı toprağa verdiğimiz, 104 milyar dolarlık hasara yol açan asrın felaketi depremle imtihan olduk. Allah’a sonsuz şükürler olsun. Tüm bu badirelerin üzerinden alnımızın akıyla çıkmayı başardık. Geçtiğimiz 21 yıl boyunca darbecileri püskürttük, terör örgütlerine tarihlerinin en ağır bedellerini indirdik, çevresindeki savaşlara rağmen Türkiye’yi bölgesinin istikrar ve güven adası haline dönüştürdük. Depremin üzerinden 1 sene geçmeden şehirlerimizi ayağa kaldıracak çalışmaları tamamlamaya başladık. Şimdiye kadar 80 bine yakın konutu ve köy evini hak sahiplerine teslim ettik. İnşallah yıl sonuna kadar bu rakamı 200 bine çıkaracağız. Deprem bölgesinin imarı yanında, Marmara’dan başlayarak riskli yerleşim yerlerini de depreme hazırlıklı haline getireceğiz. Bu bizim İstanbul ve Kocaeli’nin de içinde yer aldığı Marmara Bölgesine karşı öncelikli görevimizdir. TOKİ vasıtasıyla bugüne kadar attığımız adımların hayat kurtardığını 6 Şubat depreminde bir kez daha gördük. Yıkılan yapıların yüzde 90’dan fazlası 1999 öncesi inşa edilenlerdi. Burada şu gerçeği tüm samimiyetimle ifade etmek isterim; tarihin tekerrür etmesini istemiyorsak, hangi siyasi partiye gönül verirsek verelim, deprem meselesini beka sorunu olarak görmek zorundayız. Bunu sadece kendimiz için değil, gözümüzden sakındığımız evlatlarımız için yapmalıyız. Önümüzdeki 5 yıl boyunca gündemimizin ilk sırasında depreme hazırlık başlığı olması bizim açımızdan hayati önemdedir. Biz tüm planlarımızı bu gerçeklerin ışığında yapıyoruz. Seçim sürecinin neticelendirilmesiyle kentsel dönüşüm projelerine hız vereceğiz. Bilim insanlarının uyardığı deprem, kapımızı aniden çalmadan mümkün olan en üst seviyede hazırlıklarımızı tamamlayacağız” dedi.

“Her seçim öncesi petrol buluyorlar’ diyerek bizimle alay edenler, bugün Gabar’daki günlük 37 bin varil üretimimizi takdir etmek zorunda kalıyorlar”

Hiçbir zaman tribünlere oynayanlardan olmadıklarını belirten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Kısa vadeli kazanımlar uğruna, milletimize ve devletimize bedel ödetecek adımlar atmadık. Türkiye’nin bugünüyle birlikte, geleceğini de kurtarmaya inşa etmeye çalıştık. Hep ileriye baktık. Gözümüzü ufuktan hiçbir zaman ayırmadık. Bundan 15-20 yıl önce savunma sanayinde projelerimizi başlatırken bizi hayalperestlikle suçlayanlar, bugün başarımızı gıptayla takip ediyor. Doğu Akdeniz ve Karadeniz’deki sondaj faaliyetlerine ‘israf’ diyenler, tarihimizin en büyük keşfi karşısında mahcubiyet yaşıyorlar. ‘Her seçim öncesi petrol buluyorlar’ diyerek bizimle alay edenler, bugün Gabar’daki günlük 37 bin varil üretimimizi takdir etmek zorunda kalıyorlar. Yerli ve milli markamız TOGG’dan, 5. nesil savaş uçağımız KAAN’a, şehir hastanelerinden köprülere, yollara tren hatlarına, havalimanlarına kadar, her konuda aynı durumla karşılaşıyoruz. Geriye baktığımızda şunu çok net görebiliyoruz; şayet Türkiye son 20 yıldır muhalefetin takoz siyasetine teslim olsaydı bugün bunların hiçbiri olmaz, ülkemiz yerinde saymaya devam ederdi. Ne savunma sanayisinde yerli ve milli üretimin payı yüzde 80’e çıkardı, ne ihracatta 256 milyar doları yakalayabilirdik. Ne turizmde 54,5 milyar dolarla rekor kırabilirdik, ne istihdamı artırabilir, ne de milli gelirimizi 1,1 trilyon doların üzerine taşıyabilirdik. Bunların ve daha saymaya kalksak saatler sürecek hamlelerimizin hiçbirini gerçekleştiremezdik. Biz ne yaptıysak CHP’nin sabotaj siyasetine rağmen yaptık. Neyi başardıysak bu zihniyetin çelmelerine rağmen başardık. Engelleri tek tek aşarak, zincirleri parçalayarak, zorlukları göğüsleyerek Allah’a hamd olsun bugünlere geldik” şeklinde konuştu. – KOCAELİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kocaeli-mitinginde-vatandaslara-seslendi/feed/ 0
Murat Kurum: İstanbul İçin Hızlı ve Sağlam Adımlar Tanıtım Toplantısı https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-istanbul-icin-hizli-ve-saglam-adimlar-tanitim-toplantisi/ https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-istanbul-icin-hizli-ve-saglam-adimlar-tanitim-toplantisi/#respond Fri, 29 Mar 2024 00:18:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24568 İstanbul İçin Hızlı ve Sağlam Adımlar Tanıtım Toplantısı’nın lansmanı çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan ve İmamoğlu’nun Kürtçe seçim şarkısı hakkında konuşan Kurum, “Dini, dili, ırkı, inancı, mezhebi ne olursa olsun o anlayışla çalışacağız. Onların ne yaptığıyla ilgilenmiyoruz. Ne yapsak da milletimizin aklını çelsek diye uğraşıyorlar. İşe başlama töreni ve farklı farklı törenler yaparak gündemi başka noktalara çekmeye çalışıyorlar ama nafile” dedi.

Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Şişli’de bir otelde düzenlenen İstanbul İçin Hızlı ve Sağlam Adımlar Tanıtım Toplantısı’nın lansmanında ilk 6 ay ve 1 yıllık acil eylem planını detaylı bir şekilde anlattı. Kurum, program çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtladı. İBB’ye ait iştiraki şirketlerde maaş konusunda yaşanan grevlerle ilgili soruları yanıtlayan Kurum, adaletin meydanlarda gezmekle sağlanamadığını belirtti. Kurum, İmamoğlu’nun Kürtçe seçim şarkısı çıkarması ve mal beyanı ile ilgili değerlendirmelerini de paylaştı.

“Mal beyanını 1 gün önce farklı, 1 gün sonra farklı vermez”

Bir gazetecinin “Ekrem İmamoğlu’nun 1,5 milyarlık villa mevzusu olduğunu, Murat Kurum’un başına böyle bir şey gelse ne olurdu? sorusunu cevaplayan Kurum, “Murat Kurum’un başına böyle bir süreç gelmez. Çünkü Murat Kurum milletten bir şey gizlemez, saklamaz. Mal beyanını 1 gün önce farklı, 1 gün sonra farklı vermez. Mal beyanını verip 1 gün sonra 1,5 milyarlık malı olmaz. Üstüne böyle bir malı geçirmez. Biz kendimizle, kendi işlerimizle ilgileneceğiz. İstanbul’a mal beyanı niye açıklanmadı, bunu kendilerinin net bir şekilde açıklaması, ifade etmesi gerekir. Maalesef bunları hala açıklamıyorlar. Bunları soracak televizyon programlarına katılmaktan imtina ediyorlar. Hatırlamıyoruz, vaatlerimiz unuttuk, balya balya paralarını cevaplarını vermekten imtina ediyorlar. İstanbullular 31 Mart geldiğinde sandıkta hesabı kesecekler. İstanbullular sandıkta kendilerini unutanlara, kendisinin zor gününde yanında olmayıp balya balya kuleler yapanlara 31 Mart’ta gereken cevabı verecek” diye konuştu.

“Biz bu projeleri tüm İstanbul’la birlikte yapacağız”

Tanıtım toplantısı ile ilgili konuşan Kurum, “Şu çalışma bizim için çok kıymetlidir. İstanbul’un içine düşmüş olduğu durumu ve bu durumdan kurtarabilmek adına atacağımız adımları burada ifade etmeye çalıştık. CHP’li yönetimin 5 yılda yaptığı işlerin 6 ayda, 1 yılda nasıl yapılacağını tüm İstanbul’a anlatmaya çalıştık. Biz bu projeleri tüm İstanbul’la birlikte yapacağız. İstanbul’un, İstanbulluların yüzü gülecek. Hep birlikte o huzuru ve mutluluğu hissedeceğiz” dedi.

“Davranışlarınızla samimi, yaptıklarınızla adaletli olacaksınız”

Kendisine yöneltilen ‘Şu anda İBB’ye ait iştiraki şirketlerinde maaş konusunda yaşanan grevler hakkında neler söylemek istersiniz?’ soruyu yanıtlayan Kurum, “O haksızlıkları gidermemiz lazım. ‘Hak, hukuk, adalet’ deyip meydanlarda gezmekle adalet sağlanmıyor. Bir kere adaletli olacaksınız. Davranışlarınızla samimi, yaptıklarınızla adaletli olacaksınız. Dürüst olacaksınız, mal beyanınızı gizlemeyeceksiniz. Dolayısıyla biz attığımız her adımda dürüst, samimi olacağız. İstanbullular bu dürüstlüğü her alanda görecekler. 5 yıldır İstanbul’un gündemine gelen taksi sorununun 6 ayda çözüldüğünü göreceksiniz. 6 ayda o yarım bırakılan metroların nasıl bitirildiğini, 5 yıldaki o hatlardan daha fazla hattın nasıl açıldığını, depremle ilgili 5 yılda yapılan işlerin daha fazlasının 6 ayda nasıl yapılabildiğini tüm İstanbul’a göstereceğiz. Bu süreçleri hep birlikte yürütüyor olacağız” şeklinde konuştu.

“Ne yapsak da milletimizin aklını çelsek diye uğraşıyorlar”

Kurum bir gazetecinin ‘Sayın İmamoğlu Kürtçe bir seçim şarkısı çıkardı, son zamanlarda Kürtçe kelimeleri de dillendirmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?’ sorusuna ise, “İstanbullular 5 yıldır samimiyetin olup olmadığını gördüler. Kim samimi, kim değil, kim doğru söylüyor, kim yalan söylüyor bunu net bir şekilde ortaya koydular. Artık 2 gün sonra 31 Mart’ta İstanbullular kendilerine hizmet edenle, etmeyeni, doğru söyleyenle söylemeyeni sandıkta ayıracaktır. Biz tüm İstanbulluların oyuna talibiz. Burası tüm etnik kökenlerin, inanışların, tüm medeniyetlerin bir arada yaşadığı yer. İstanbul’u böyle tarif ediyoruz. Bizim kimseyle bir sorunumuz yok. Bizim kırmızı çizgimiz terördür. Dolayısıyla bunun dışındaki her bir vatandaşımız başımızın tacıdır. Dini, dili, ırkı, inancı, mezhebi ne olursa olsun o anlayışla çalışacağız. Onların ne yaptığıyla ilgilenmiyoruz. Ne yapsak da milletimizin aklını çelsek diye uğraşıyorlar. İşe başlama töreni ve farklı farklı törenler yaparak gündemi başka noktalara çekmeye çalışıyorlar ama nafile” diyerek yanıt verdi.

‘Muammer Keskin’in paralar ile ilgili adliyeye ifadeye gitmesi hakkında ne diyeceksiniz?’ sorusuna cevap veren Kurum, “Adli süreç yürüyor. Hakimlerimiz, savcılarımız takip ediyor, gereği yapılacaktır” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-istanbul-icin-hizli-ve-saglam-adimlar-tanitim-toplantisi/feed/ 0
İBB Başkanı İmamoğlu, Hemşehri Dernekleri ve STK’larla Bir Araya Geldi https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-hemsehri-dernekleri-ve-stklarla-bir-araya-geldi/ https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-hemsehri-dernekleri-ve-stklarla-bir-araya-geldi/#respond Mon, 25 Mar 2024 02:06:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23157 Haber: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: UMUT EMRE GÖKBULUT

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, hemşehri dernekleri, vakıflar ve sivil toplum kuruluşları ile bir araya geldiği programda konuştu, “STK’ların daha etkin olabilmeleri için yerel idarenin de merkezi idarenin de sorumluluk alması şarttır. Biz payımıza düşeni fazlasıyla yapacak; ortak aklı, ortak iradeyi, katılımcı mekanizmaları, yani demokrasinin temel yapı taşlarını yaşatmak için hiçbir engel tanımayacağız” dedi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, hemşehri dernekleri, vakıflar ve sivil toplum kuruluşları ile birlik sofrası iftar programına katıldı. Yenikapı’daki Dr. Mimar Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi’ndki programda konuşan İmamoğlu, Ramazan ayının eşitlik, adalet, birlik ve beraberlik duygularını hatırlattığını belirtti. İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Büyük bir İstanbul ailesi olarak bir aradayız. Çok değerli kuruluşlarımızla bir aradayız. Hemşehri dernekleri bu toprakların özellikle kültürel çeşitliliğini yaşamak ve yaşatmak adına da önemli bir yerde duruyor. Tabii çok önemli de bir irade koyuyor ortaya. Bunu da önemsiyorum, çok değerli buluyorum. Tabii şu yönünü de söylemek isterim. Hemşehri derneklerimiz, bu güzel cennet vatanımızın farklı kültürlerini, yaşam biçimlerini temsil eden muazzam bir topluluk ama her zaman ifade etmek isterim; hemşehri derneklerimiz, aynı zamanda İstanbul’umuzun -ben hepinizi İstanbullular derneği gibi de kabul ediyorum- bu şehrin birlik ve beraberliğinin de teminatı olduklarının altını çizmek istiyorum. Bu duygularla sizleri misafir ediyorum. Aynı zamanda sivil toplum kuruluşlarının güçlenmesi ve yaygınlaşması da güçlü bir demokrasi ve müreffeh bir toplumun en önemli kriterlerinden birisi. İstanbul, 30 bini aşkın sivil toplum kuruluşuyla tabiri caizse Türkiye’mizde sivil toplumun kalbi konumunda. Sadece İstanbullu hemşehri dernekleri değil, genel toplumun sorun ve ihtiyaçlarını tespit eden, buna yönelik çözüm üreten pek çok sivil toplum kuruluşu pek çok farklı başlıkta, farklı konularda İstanbul’umuza, topluma hatta insanlığa, farklı inançlara hizmet eden büyük topluluklar olarak İstanbul’da örgütlenmiş durumda.

“SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNİN GÜÇLENMESİNE DESTEK OLMAK ÖNCELİĞİM”

Bu anlamda, yeni kurulmuş olan sivil toplum kuruluşları şube müdürlüğümüzün de çok büyük bir misyonu olduğuna inanıyorum. Aynı zamanda tabii böylesi bir birimimizin önümüzdeki dönem farklı ihtiyaçlar üzerinden çok daha yüksek seviyede güçlendirilmesine ve bu kapsamda çok daha geniş kapsamda bu görünen büyük yapıyı ihtiyaçlarıyla karşılayan, ağırlayan ve onların gelişimlerine katkı sunacak statüde bir ortama kavuşmasını sağlamak da bizim en önemli kararlarımızdan birisidir. Vatandaşların sesi ve demokrasisinin temel bir aktörü olan sivil toplum örgütlerinin güçlenmesine, daha etkin çalışmalar yapmasına, toplumsal fayda üretme, karar alma ve politika yapma mekanizmalarında etkin aktörler haline gelmelerine destek olmak; inanın, benim kişisel yaşamımın da siyasi yaşamımın da belediye başkanlığımın da öncelikleri arasında olduğunu tekrar ifade etmek isterim.

“ÇALIŞMALARIMIZI HEP BİRLİKTE YÜRÜTECEĞİZ”

Bugüne kadar birçok konuda birlikte çalıştık. Bundan sonra da çalışmaya devam edeceğiz. Sivil toplum kuruluşları, toplumun sahip olduğu kültürel farklılıkları yaşatmanın en önemli aracılarından da biridir. Bununla birlikte toplumsal sorunlara ayna tutan, kamu ile sivil alan arasında bağ kuran, bizi toplumla buluşturan çok önemli yapılardır. Göreve geldiğimizden bu yana yaptığımız işlerde sivil toplumla pek çok paydaşlık kurduk. Kurduğumuz bu paydaşlıklarda olduğu gibi önümüzdeki dönemlerde de sivil toplum kuruluşlarının ihtiyaç ve sorunlarının haritasını birlikte çıkaracağız. Çözüme yönelik süreçleri katılımcılık, ortak akıl ve güçlü bir birliktelik iradesiyle ortaya koymak için çalışmalarımızı hep birlikte yürüteceğiz. Bu alanda üretilen bilgi ve tecrübenin görünürlüğüne destek olmaya devam edeceğiz. Elbette STK’ların daha etkin olabilmeleri için önündeki engellerin kaldırılması ve çalışmaların desteklenmesi konusunda yerel idarenin de merkezi idarenin de sorumluluk alması şarttır. Bu yadsınamaz bir gerçek fakat biz her zaman olduğu gibi payımıza düşeni fazlasıyla yapacak; ortak aklı, ortak iradeyi, katılımcı mekanizmaları, yani demokrasinin temel yapı taşlarını yaşatmak için hiçbir engel tanımayacağız.

“HİÇBİR SİVİL TOPLUM KURULUŞUYLA SİYASİ MENFAAT İLİŞKİSİ KURMADIK”

Mübarek Ramazan ayında bir iftar sofrasındayız. Bilinmelidir ki, hiçbir sivil toplum kuruluşuyla siyasi menfaat ilişkisi kurmadık, kurmayacağız. Hiçbir sivil toplum kuruluşu bizim için bize oy verirse vardır, oy vermezse yoktur anlayışını hiçbir zaman savunmadık, karşısında durduk, karşısında olmaya devam edeceğiz. Bu anlayışla hareket eden siyasilerin de siyasi yaşamlarını suni yaşam olarak görüyoruz. Hiçbir zaman organik değildir. Şunu net olarak söylüyorum. Siyasi yapılar, sivil toplum kuruluşları kendi bağımsızlıklarını ve kendi bağımsız haklarını sağlıklı organize ettikleri takdirde ülkemizde güçlü bir demokrasi var olacaktır. İnsanın insana saygısı büyüyecektir. Her kurumun her kuruma olan saygısı da o ölçüde yukarıya taşınacaktır. Bu anlamda ben, gördüğüm bütün sivil toplum kuruluşlarına eşit bir büyükşehir belediye başkanı, eşit bir siyasi kimlik ve her birinizin görevlerinde başarı dileyen bir insan; aynı zamanda yapması gerekenleri yapmakta asla geri durmayan ve çıkar amaçlı, süreci bir farklı amaca evirecek şekilde asla kullanmayacak sizlerin bir hemşehrisi olarak görmenizi istiyor, Ramazan ayınızın mübarek olmasını diliyor, tutulan oruçların kabul olmasını diliyor, hepinizi sevgi, saygı ve hürmetle selamlıyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-hemsehri-dernekleri-ve-stklarla-bir-araya-geldi/feed/ 0
Antarktika’daki Buzulların Değişimi ve Hareketleri İnceleniyor https://www.haber60.com.tr/antarktikadaki-buzullarin-degisimi-ve-hareketleri-inceleniyor/ https://www.haber60.com.tr/antarktikadaki-buzullarin-degisimi-ve-hareketleri-inceleniyor/#respond Fri, 22 Mar 2024 22:00:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22221 Bilim insanlarının Antarktika’daki buzullarda yaşanan değişimin ve buz tabakasındaki hareketlerin haritalandırılması için yaptığı çalışmalarla dünyanın geleceği için çözüm aranıyor.

Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı uhdesinde, TÜBİTAK MAM Kutup Araştırmaları Enstitüsü koordinasyonunda gerçekleştiren, 24 kişilik bilim heyetinin yer aldığı 8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi, 36 gün süren başarılı çalışmalarla tamamlandı.

Sefere katılan bilim insanları, yıllardır araştırdıkları en önemli konulardan biri olan deniz buzu ve buzul takipleri sonucunda buzların içindeki saklı bilgilere ulaşmayı hedefledi. Dünyanın farklı dönemlerindeki buzul oluşum süreçlerini de inceleyen bilim insanları, buzların içindeki yaşamı çözebilirlerse dünyanın geleceğini daha iyi anlayacaklarını düşünüyor.

Halihazırda büyük kısmı Antarktika ve Grönland’da bulunan buzullar, gezegenin en büyük tatlı su kaynağı olması sebebiyle dünyanın geleceği için önemli rol oynuyor. Yeryüzündeki tatlı su kaynağının yüzde 75’lik kısmının Antarktika’da bulunduğu biliniyor.

Buz dağları, buzullardan kopmuş, yüzer ya da deniz tabanına oturmuş olarak bilinen ve isimlendirilen şekilleriyle 7 ayrı tipte gözlemlenebiliyor. Sivri tepeli, kubbe, aşınmış, havuzlu, eğimli, tabla ve blok buz dağı şeklinde görüntülere sahip buz dağları, Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi ve Avrupa Uzay Ajansı gibi kurumlar tarafından izleme programlarıyla da takip ediliyor.

“Kar ve buzul alanlardaki erimelerin yıllara oranla farklılıklarını ortaya koyduk”

8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi Koordinatörü Prof. Dr. Burcu Özsoy, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, yüksek lisans eğitimine başladığı günden beri buzullar ve buz dağlarıyla ilgili uydu verileriyle çalışmalar yaptığını söyledi.

Gidemedikleri veya sürekli gözlemleyemedikleri çok büyük alanların uzun zamanlı verilerle izlenmesinde uzaktan algılama imkanlarını kullandıklarını dile getiren Özsoy, 20 yıl boyunca yürüttüğü çalışmalara son yıllarda hızla eriyen buzulları da eklediğini ifade etti.

Özsoy, kendisi gibi öğrencilerini de kutup alanındaki çalışmalara yönlendirdiğini belirterek, “Bu sene de önceki yılların devamı niteliğindeki çalışmamızla İHA ve uydu tabanlı sistemlerle kar ve buzul alanlardaki erimelerin yıllara oranla farklılıklarını ortaya koyduk. Bu projenin çıktıları, Antarktika’daki kar ve buzul alanlarının sürekli olarak izlenmesi ve iklim modellerinin güncellenmesi, gelecekteki değişikliklerin tahmin edilmesi için çok önemli.” diye konuştu.

“Buz kütlesi, aslında dünyanın bütün verilerini içinde saklıyor”

8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi Lideri Prof. Dr. Ersan Başar da buzulların nasıl oluştuğundan, farklı yapılarından, ekosistemi nasıl hareketlendirdiklerinden ve son yıllarda buzullarda yaşanan erimeden bahsetti.

Üzerindeki buz kütlesinin aslında dünyanın bütün verilerini içinde sakladığını ifade eden Başar, “Bunun içinde mineraller, bakteriler, canlılar, farklı ekosistemler sabit olarak kalarak günümüze kadar formlarını koruyabilmişler ve bazı ekosistemler oluşturmuşlar.” dedi.

Başar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Buzulun içinde bulunan mineral maddeler, bakteriler, zaman içinde erimeyle birlikte etrafına dökülüyor ve birçok canlı da bunlardan beslenerek bir ekosistemle okyanusa doğru hareket ediyorlar. Bu buz dağlarının farklı tiplerine rastlayabiliyoruz. Buz dağları, buzul oluşumu sırasında hızlı bir şekilde yüksek basınç altında donmuş ise renklerinde farklılıklar görebiliyoruz.”

“Yerküre üzerindeki beyaz alanlar azaldığı için güneşin dünyamızı ısıtması artıyor”

Buz dağına yaklaşıldığında gazoz şişesi açıldığında çıkan köpükler gibi hava kabarcıklarının çıktığının görüldüğüne dikkati çeken Başar, buz oluşumu sırasında havanın sıkışarak kabarcıklar oluşturduğunu, bu kabarcıkların o buzul kaç milyon yıl önce oluşmuşsa o anki atmosferik veriyi gaz olarak dışarıya çıkardığını dile getirdi.

Ersan Başar, “Yerküre üzerindeki beyaz alanlar azaldığı için güneşin dünyamızı ısıtması artıyor ve böylelikle birbirini tetikleyen, domino taşı etkisi yapan bir sürecin içine giriyoruz. Özellikle Antarktika’da bir buz kütlesinin buz dağı olarak okyanusa gelmesi bizim henüz daha bilmediğimiz birçok minerali, bakteriyi, canlıyı sistem içine sokuyor. Aslında biz onları çözebilsek, bir buzul çağından kalan o buz parçasının içindeki hayatı çözebilirsek, içindeki gazları, mineralleri ve yaşamı çözebilirsek hayatın gerçeğini daha iyi anlayabileceğiz.”

“Küresel iklim değişikliğinin etkilerini net bir şekilde gözlemledik”

İstanbul Teknik Üniversitesi Geomatik Mühendisliği Bölümü de İHA ve uydu tabanlı gözlemlerle kar ve buzul alanlarında önemli miktarda erime tespit etti. Antarktika’da yıllardır uydu izleme programlarıyla projelerini yürüten ekip, Türkiye’nin bilimsel araştırma kampının da bulunduğu Antarktika Horseshoe Adası’ndaki erimeyi gösteren uydu görüntülerini yayınladı.

İTÜ Geomatik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mahmut Oğuz Selbesoğlu, Horseshoe Adası ve çevresinde yaptıkları araştırmalarda, küresel iklim değişikliğinin etkilerini net bir şekilde gözlemleyebildiklerini söyledi.

Selbesoğlu, “Son 5 yılda yoğunlaşarak devam eden izleme çalışmalarımızdan elde edilen veriler, buzul ve kar alanlarında alarm verici derecede erimelerin yaşandığını ortaya koydu. 2022 ve 2023 yıllarında sadece Horseshoe Adası’nda, özellikle kıyı alanlarda daha fazla olmak üzere yaklaşık yüzde 11 buzul kaybı kaydedilmiştir.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/antarktikadaki-buzullarin-degisimi-ve-hareketleri-inceleniyor/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: CHP’nin Kandil ile gizli ittifakı kimse tarafından bilinmiyor https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-chpnin-kandil-ile-gizli-ittifaki-kimse-tarafindan-bilinmiyor/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-chpnin-kandil-ile-gizli-ittifaki-kimse-tarafindan-bilinmiyor/#respond Fri, 22 Mar 2024 02:42:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22021 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Kandil’in güdümünde siyaset yapanlarla kurdukları gizli ittifakın boyutu ve derinliğini CHP’li vatandaşlarım dahil kimse bilmiyor. Neyin karşılığında hangi ilçelerde adaylarını çektiklerinden, belediye meclisi listelerini neye göre belirlediklerinden, devşirme adaylarla ne yapmaya çalıştıklarından, kapalı kapılar arkasında çevirdikleri dolaplardan, CHP’li pek çok yöneticinin de haberi yok. Doğan görünümlü şahin misali dışı farklı içi farklı bir muhalefet anlayışıyla karşı karşıyayız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Kilis’te miting meydanında halka seslendi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her hali güzel olan Kilisli kardeşlerimizle kucaklaşmanın mutluluğu içindeyim. Kilis son seçimlerdeki dik ve dirayetli duruşuyla bu yeri perçinleşmiştir. Şahsıma teveccüh gösterdiniz. Bu kardeşinize sahip çıktığınız için sizlere teşekkür ediyorum. Rabbim dayanışmamızı daim eylesin. Kilisin bizden beklentisinin farkındayız. İnşallah bu umutları boşa çıkartmayacağız. Eser ve hizmet üretmeye devam edeceğiz. Şuan meydan da 28 bin kişi var. Allah nazardan saklasın. Bundan bir sene önce asrın felaketinde 53 binden fazla canımızı toprağa verdik. Kilis’te de 33 vatandaşımız hayatını kaybetti. Vefat eden tüm kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Deprem şehirlerimizi asla ihmal etmedik. Tüm meselelere rağmen elimizi deprem bölgesinden çekmedik. Her sıkıntı ve adımı tek tek takip ettik. Deprem turistleri ise bölgeye uğrayıp enkazlarda poz vererek gittiler. Buralara bir daha uğramadılar. Kendilerine istismar edecek yeni konular buldular. Oy vermediler diye depremzedelere hakaret ettiler. Biz bunu asla unutmayacağız. Kibirli tarihlerini yüzlerine vurmayı sürdüreceğiz. Deprem ülkemizin en acil meselesiyken hala bu çevrelerin gerekli dersi almadıklarını görüyoruz” diyen Erdoğan, “Yönettikleri şehirlerin depreme hazırlamak gibi ne bir dertleri var ne de böyle bir gündemleri var. Reklama harcadıkları paralar depreme ayırdıkları bütçelerden kat kat yüksek. Kentsel dönüşümle ilgili hiçbir hedef ortaya koymuyorlar. Türkiye bir sene önce sanki 53 bin insanını depremde kaybetmemiş asrın felaketini yaşamamış gibi davranıyorlar. Allah milletimizi bunların eline düşürmesin” dedi.

“Bizim birinci önceliğimiz deprem bölgesini yeniden ayağa kaldırmaktır”

“Bizim birinci önceliğimiz deprem bölgesini yeniden ayağa kaldırmaktır. Asrın felaketinin yaralarını sarıyoruz” ifadelerini kullanan Erdoğan, “Şimdiye kadar 76 binden fazla konut ve köy evini hak sahiplerine teslim ettik. Her ay 15-20 bin konutu teslim edeceğiz. Yıl sonuna kadar inşallah 200 bin evi hak sahiplerine vermeyi hedefliyoruz. Kilis diğer illerimize nazaran depremden daha az etkilendi. Depremde Kilis’te 457 bina yıkıldı. Acil yıkılacak ve yıkık 608 bina enkazının tamamı kaldırıldı. Ağır hasarlı bin 928 binadan bin 769’nunda enkazı temizlendi. Kilis’te toplam bin 741 hak sahibimiz var. Şimdiye kadar bin 494 konutu kurasını çektik. Bunları Kilisli hak sahibi kardeşimize teslim ettik. Kilisli depremzedelerimize 72 milyon kira yardımı yapıldı. Deprem çalışmalarında kullanılmak üzere şehrimize 500 milyon liranın üstünde kaynak aktardık. Bundan sonrada Kilis’i çaresiz bırakmayacağız. Rabbim ülkemizi her türlü afetten korusun. Tek bir gayemiz var oda Kilis’in kalkınmasıdır. Biz taş üstünde taş koymanın derdindeyiz. Muhalefet neyin derdinde siz iyi biliyorsunuz. Onlar siyasi ikballeri uğruna her türlü gayrimeşru, gayriahlaki yola başvurmaktan çekinmiyorlar” dedi.

“Kaynağı karanlık para desteleriyle kule yapmak dışında ortada icraatları yok”

CHP’nin para sayma görüntüsüne değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kaynağı karanlık para desteleriyle kule yapmak dışında ortada icraatları yok. Dolar dolu çantalar euro’lar. Neymiş CHP’ye bina satın alacaklarmış. Kim İBB Başkanı. Akıllı telefonlar çıkınca malum hayatımız çok kolaylaştı. Uygulamaya giriyorsunuz eşinizin, dostunuzun, ticaretle uğraşıyorsanız mal aldığınız tedarikçilerinize saniyeler içerisinde parayı zahmetsizce gönderiyorsunuz. Sıra beklemeniz kağıt kırtasiye uğraşmanız gerekmiyor. Anlaşılan bu teknoloji henüz CHP’ye ulaşmamış. Çünkü ulaşmış olsa kendilerini yormaz işin kolayı varken herhalde zorluk tercih etmezlerdi. Ama bakıyorsunuz deste deste paraları çanta ve valizlerle taşıyor. 5-6 kişi saatlerce dolar EURO saymaya yetiştiremiyor. Hatta para saymak için etrafta kim varsa toplayıp onlardan da yardım istiyor. Akıllı telefonla 30 saniyede yapabilecekleri basit bir işlem için neden bu kadar zahmete girdiklerini bir türlü açıklayamıyorlar. Paranın nereden geldiği ve nereye gittiği belli değildir. Eline mikrofonu alan farklı bir senaryo yazıyor. Medyada ne kadar tetikçileri varsa hepsi birden uğraştılar didindiler ama milletin zihnini bulandıran olaya tatmin edici cevap veremediler. Hesap uzmanı Bay Kemal bunu çok rahat izah edebilirdi. Ama nedense skandalın başından beri onunda sesi soluğu çıkmıyor” şeklinde konuştu.

“Doğan görünümlü şahin misali dışı farklı içi farklı bir muhalefet anlayışıyla karşı karşıyayız”

Muhalefete yüklenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlar lafa gelince şeffaflıktan, dürüstlükten bahsetmeyi çok severler. Ama ne para işlerinde ne ittifak işlerinde bu sözlerine sadık kalırlar. Kandil’in güdümünde siyaset yapanlarla kurdukları gizli ittifakın boyutu ve derinliğini CHP’li vatandaşlarım dahil kimse bilmiyor. Neyin karşılığında hangi ilçelerde adaylarını çektiklerinden, belediye meclisi listelerini neye göre belirlediklerinden, devşirme adaylarla ne yapmaya çalıştıklarından, kapalı kapılar arkasında çevirdikleri dolaplardan, CHP’li pek çok yöneticinin de haberi yok. Doğan görünümlü şahin misali dışı farklı içi farklı bir muhalefet anlayışıyla karşı karşıyayız. 30 yıldır huzurunuzdayım. Hiçbir işimizi milletimizden gizli saklı yapmadık. Cumhur ittifakıyla hangi illerde ittifak yaptığımız hangi illerde seçimlere ayrı girdiğimiz bellidir. Kilis’e de AK Parti olarak biz kendi adaylarımızla yarışıyoruz. 5 sene daha kilise hizmet için sizlerden icazet almak istiyoruz. Biz belediye başkanlarımızın yanında olacağız. Sizleri yalnız bırakmayacağız” ifadelerini kullandı.

“Kilis’e son 21 yılda 26 milyar lira yatırım yaptık”

Kilis’e yapılan yatırımları anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz icraatlarıyla konuşan bir kadroyuz. Kilis’e son 21 yılda toplam 26 milyar lira yatırım yaptık. Bin 45 adet yeni derslik kazandırdık. 2 bin 500 seyirci kapasiteli Kilis spor salonu başta olmak üzere 10 spor tesisi inşa ettik. Kilisli ihtiyaç sahiplerine 2 milyar lira kaynak aktardık. Kilis’e 21 sağlık tesisi kazandırdık. TOKİ Vasıtasıyla bin 929 konutu tamamlayıp sizlere teslim ettik. Merkezde Karataş millet bahçemizin yapımına TOKİ eliyle devam ediyoruz. Ulaştırmada 2 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol uzunluğunu 51 kilometreye ulaştırdık. Gaziantep Kilis demiryolu etüt projesini tamamladık. Kilis’e 2 baraj 6 sulama tesisi 7 içme suyu tesisi 12 taşkın koruma tesisi 3 gölet 4yeraltı depolama tesisi inşa ettik. Kilisli çiftçilerimize 7,5 milyar lira tarımsal hibe desteği verdik. Kilis’in içme suyu problemini çözdük. Polateli-Şahinbey organize sanayi bölgesini kurduk. Kilisli işverenlere 1 milyar lira pirim teşviki verdik. Kilis merkez ve Polateli’ne doğalgaz arzını sağladık” diye konuştu. – KİLİS

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-chpnin-kandil-ile-gizli-ittifaki-kimse-tarafindan-bilinmiyor/feed/ 0
Türkiye’deki Saf Arı Irkı Sayısı Azaldı https://www.haber60.com.tr/turkiyedeki-saf-ari-irki-sayisi-azaldi/ https://www.haber60.com.tr/turkiyedeki-saf-ari-irki-sayisi-azaldi/#respond Wed, 20 Mar 2024 22:15:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21359 Düzce Üniversitesi (DÜ) Arıcılık Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezince (DAGEM) 58 il ve komşu 3 ülkeden alınan örneklerle yapılan çalışmada, bu bölgelerdeki saf arı ırkı sayısının 5’ten 2’ye düştüğü belirlendi.

DAGEM uzmanları, “Türkiye Bal Arısı (Apis mellifera L.) Alt Türlerinde Genetik Çeşitlilik Kaybı” isimli TÜBİTAK projesi kapsamında Türkiye’de arıcılığın yoğun yapıldığı 58 il ile komşu ülkeler Yunanistan, Bulgaristan ve Gürcistan’dan alınan örneklerle “gen haritası” çalışmalarını tamamladı.

Anadolu, Kafkas, İran, Suriye ve Karniyol (Apilis mellifera Anatoliaca, Caucasica, Meda, Syriaca, Carnica) ırkları üzerinden 48 ayrı lokasyonda işçi arı örnekleri toplanarak yapılan incelemede, yerel ırkların muhafaza edildiği lokal alanlar bulunsa da önceki çalışmalarda bildirilen yurttaki biyoçeşitliliğin korunamadığı belirlendi.

Anadolu ve Kafkas ırkı arılar gözlemlendi

Farklı bölgelerden farklı ırkları temsil eden örneklerin üst üste çakışmasının Türkiye arı biyoçeşitliliğinin ticari ana arı kullanım faaliyetlerinden önemli düzeyde etkilendiğini gösterdiği tespitine yer verilen çalışmada, daha önce görülen 5 saf ırktan Anadolu ve Kafkas ırkı arıların gözlemlendiği kaydedildi.

DAGEM Müdürü Doç. Dr. Meral Kekeçoğlu, AA muhabirine, arı kayıplarının multifaktöriyel sebeplerden kaynaklandığını belirtti.

Kekeçoğlu, bu faktörlerin arıcılık uygulamaları ve tabii çevre faktörleri olarak ikiye ayrıldığını anlatarak, “Çevre faktörleri de çok kompleks. Çevre faktörleri deyince ilaçlama geliyor, tarım ilaçları, endüstriyel atıklar karşımıza çıkıyor. Klimatik ısınma, küresel ısınma, iklim değişikliği gibi çok fazla faktörle karşı karşıyayız.” dedi.

Bu faktörler bir araya getirildiği zaman hem arıların sayı olarak azalmasının hem de çok miktarda arı kayıpları yaşanmasının anormal olmadığına işaret eden Kekeçoğlu, bugün arı kayıplarını konuşmaktan ziyade ne gibi önlemler alınabileceğinin masaya yatırılması gerektiğini vurguladı.

Kekeçoğlu, önlemlerin en başında arı ırklarının korunmasının geldiğine dikkati çekerek, “Irk koruması çok önemli çünkü gelecekteki küresel ısınma, iklim değişikliği gibi durumlara karşı her bir ırkın göstereceği performans ve direnç farklı olacaktır. Bazı ırklarımız hırçınlığıyla ön plana çıkarken bazıları gün geçtikçe artan sıcaklıklara karşı daha dirençli olacaktır. Bu çevre faktörlerine karşı dirençli ırkları mutlaka saf olarak muhafaza etmemiz gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Arıcılık faaliyetinin yerel ırklarla yapılması vurgusu

DAGEM olarak çok fazla ilden örnek toplayarak farklı gen kaynaklarını belirlediklerini ancak söz konusu çalışmanın sonuçlarının kendilerini üzdüğünü dile getiren Kekeçoğlu, “Bu gen kaynaklarına baktığımız zaman şok olduk ve çok üzüldük çünkü çok güzel, çok büyük genetik çeşitliliği olan ülkeyiz. Neredeyse tüm dünyadaki arı ırklarının yüzde 20’si ülkemizde bulunuyor ama ne yazık ki şu an genetik çeşitlilik diye bir şeyden söz edemiyoruz.” diye konuştu.

Doç. Dr. Kekeçoğlu, Yunanistan, Bulgaristan ve Gürcistan’dan da alınan öneklerle yapılan incelemelerde, yabancı ırkların yerli ırklara vermiş olduğu zararı ve dejenerasyonu gördüklerini aktardı.

Yurt dışından arı ırkı getirilmemesi ve arıcılık faaliyetlerinin yerel ırklarla yapılmasının gerektiğinin altını çizen Kekeçoğlu, “Çünkü yerel ırklarımız, çevresel faktörlere karşı en dayanıklı, en dirençli ırklardır. Eğer yarın küresel ısınma ve iklim değişikliği ciddi anlamda sorun yaratmaya başlarsa, geleceğimizin güvencesi bu farklı ırk ve biyoçeşitliliktir.” şeklinde konuştu.

Kekeçoğlu, arı ırklarıyla ilgili genetik çeşitlilik çalışmalarını tamamladıklarını belirterek, “Bilimsel çalışmalara baktığımızda aslında ülkemizde 5 farklı arı ırkı var ancak şu an sadece 2 farklı saf ırk var gözüküyor. Bu, hem göçer arıcılığın hem de yurt dışından farklı ırklar temin etmenin sonucu.” ifadesini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyedeki-saf-ari-irki-sayisi-azaldi/feed/ 0
Z Kuşağı Rahatlığı Tercih Ediyor: Akademisyen Dr. Ayşe Betül Tanrıverdi https://www.haber60.com.tr/z-kusagi-rahatligi-tercih-ediyor-akademisyen-dr-ayse-betul-tanriverdi/ https://www.haber60.com.tr/z-kusagi-rahatligi-tercih-ediyor-akademisyen-dr-ayse-betul-tanriverdi/#respond Wed, 20 Mar 2024 21:57:42 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21343 Akademisyen Sosyolog Dr. Ayşe Betül Tanrıverdi, Z kuşağının rahatlığı tercih ettiğini ve herhangi bir zorluk yaşadıklarında bunun üstesinden gelmekte güçlük yaşadıklarını söyledi.

Genç kuşak ile yaşlı kuşak arasındaki tüketim alışkanlıkları, kültürel değerler ve yaşam tarzlarındaki farklılıklar, toplumda gerilimlere yol açabiliyor. Toplumda kuşaklar arasındaki çatışmalar, özellikle tüketim alışkanlıklarında belirginleşiyor. Kuşak çatışmalarına ilişkin çalışmaları bulunan Akademisyen Sosyolog Dr. Ayşe Betül Tanrıverdi, farklı yaş gruplarının tüketim tercihlerinde önemli farklılıklar olduğunu belirterek, yaşlı ve genç nesil arasındaki çatışmaların her dönem görülmekte olduğunu ve bunun yaygınlaştığını ifade etti. 2022-2023 yılları arasında yaptıkları çalışmaların 2023 yılının ortalarında yayımlandığını söyleyen Tanrıverdi, “Bu çalışmayı biz 2022-2023 yıllarında yaptık. 2023 yılının ortalarında ise yayımladık. Şu an bu çalışmaya katılan kişiler, kuşaklar kapsamında tekrar değerlendirilebilir” ifadelerini kullandı.

“Farklı algılar kuşaklar arasında çatışmalara neden olabilir”

Tanrıverdi, toplumdaki değişmelerin her kuşak tarafından farklı algılanabildiğini belirterek, “Sade yaşam tarzı ve minimalizmin kuşaklar arasındaki farkını araştırdık. Tüketim kimi zaman aşırı ve gösteriş içeren imajlardan meydana gelebilmektedir. Tüketim temel ihtiyaçların karşılanmasının ötesinde günümüz toplumlarında bir statü göstergesidir. Toplumsal onay, mutlu olma ve kendini gerçekleştirme öğesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmayı biz 2022-2023 yıllarında yaptık. 2023 yılının ortalarında ise yayımladık. Şu an bu çalışmaya katılan kişiler, kuşaklar kapsamında tekrar değerlendirilebilir. 50 yaş üstüne X kuşağı, 30-49 yaş grubuna Y kuşağı, 2024 yılı itibarıyla 19-29 yaş grubuna ise Z kuşağı ifadesini verebiliriz. Y kuşağının çocukları da alfa kuşağı olacaktır. Alfa kuşağından sonra beta ve gama kuşakları gelecektir. Gönüllü sade yaşam tarzı, gösterişe dayalı olmayan bir tüketim, sürdürülebilir kalkınma hedefleri açısından önem arz etmekte. Kuşakların yaşamış oldukları ekonomik zorluklar, içinden geçtikleri kültürel ve politik süreçler kuşakların tüketici davranışlarına etki etmektedir. Toplumdaki değişmeler her kuşak tarafından farklı algılanabilmektedir. Bu farklı algılar, kuşaklar arasında çatışmalara neden olabilir” dedi.

“Z kuşağı rahatlığı tercih ediyor”

Z kuşağının bir zorlukla karşılaştığında üstesinden gelmekte güçlük yaşadığını söyleyen Tanrıverdi, “İnsanların ve kuşakların tüketim alışkanlıkları her dönem farklıdır. Tüketim alışkanlıkları onların yaşam tarzını önemli bir şekilde etkileyerek toplumsal uyum kapsamında önem arz etmektedir. Toplumdaki kuşak çatışması her dönem görülmekle beraber özellikle yaşlı ve genç nesil arasında daha sıklıkla meydana gelmektedir. Günümüz X kuşağı geçmişte yaşadığı zorluklardan dolayı alışveriş yaparken ürünün kendisi için gerçekten gerekli olup olmadığını düşünerek satın alma davranışını belirlemektedir. Z kuşağının ise tam tersi bir tüketim alışkanlığı geliştirdiği görülmekte. Özellikle Z kuşağı açısından rahatlık tercih edilen bir durumdur. Z kuşağının alışveriş yaparken sade ürünlerden ziyade daha çok gösterişli ürünler tercih etme eyleminde olduğunu fark ettik. Herhangi bir zorluk yaşadıklarında bunun üstesinden gelmekte güçlük yaşayacaklardır. Ekonomik politikalarda sosyal ve çevresel öncelik yerine ekonomik önceliğe yer verilmesi, kuşaklar açısından risk unsuru oluşturabilmektedir. Elimizde bulunan kıt kaynakların sınırlı bir şekilde tüketilmesi, özellikle çevresel bir sorunun meydana gelmesini engellemede önem arz etmektedir” diye konuştu. – SİVAS

]]>
https://www.haber60.com.tr/z-kusagi-rahatligi-tercih-ediyor-akademisyen-dr-ayse-betul-tanriverdi/feed/ 0
Öğrenciler Çanakkale’yi tarihi mekanda öğrendi https://www.haber60.com.tr/ogrenciler-canakkaleyi-tarihi-mekanda-ogrendi/ https://www.haber60.com.tr/ogrenciler-canakkaleyi-tarihi-mekanda-ogrendi/#respond Tue, 19 Mar 2024 22:33:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20924 Öğrenciler Çanakkale’yi tarihi mekanda öğrendi

İl Milli Eğitim Müdürü Bahameddin Karaköse: “Dünya gençleri ile yarışabilecek gençler yetiştirmek istiyoruz”

KAYSERİ – Kayseri İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen Sınıfım Kayseri projesi ile öğrenciler, sanat galerisine dönüştürülen bin 500 yıllık tarihi Tol Kilisesi’nde işlenen tarih dersi ile Çanakkale Savaşı’nı öğrendi.

Sınıfım Kayseri proje programı Talas ilçesinde bulunan bin 500 yıllık Tol Kilisesi’yken Talas Sanat Galerisi’ne dönüştürülen mekanda gerçekleşti. Öğrenciler, tarih öğretmenleri tarafından anlatılan Çanakkale Savaşı’nı tarihi mekanda hem yeniden dinledi, hem de tarihin dokusunun içinde ders işledi. Düzenlenen programa İl Milli Eğitim Müdürü Bahameddin Karaköse, Fatma Kemal Timuçin Anadolu Lisesi öğretmenleri ve öğrencileri katıldı.

Proje ile amaçlarının çocukları ve gençleri geleceğe hazırlamak olduğunu söyleyen İl Milli Eğitim Müdürü Bahameddin Karaköse, “Sınıfım Kayseri projesi devam ediyor. Amacımız çocuklarımızı ve gençlerimizi geleceğe hazırlamak. Buna hazırlarken de bu vatanın, milletin geçmişten beri ortaya koymuş olduğu ruhu, kültürü, anlayışı ve inancın farkında olmalarını sağlamak. Geleceğe bu ruhu, inancı ve anlayışı gençlerimiz aracılığıyla taşımak. Malumunuz 18 Mart dolayısıyla her yerde kutlamalarımız, törenlerimiz, anma programlarımız devam ediyor. Bugün de bu mekanda bu konuyla ilgili çocuklarımız tarih dersi işleyecekler, biz de onlarla beraber katılacağız. Ne olursa olsun bizim amacımız şu; öncelikle iyi insan yetiştirmek. Mutlu, huzurlu insan yetiştirmek. Daha sonra kendi akranlarıyla, dünya gençleri ile her alanda yarışabilecek insanı yetiştirebilmemiz lazım ve aidiyet duygusunu hisseden, bayrağın, sancağın, inancın ve dinin bu hassasiyetlerin, milli şuurun farkında olan gençler yetiştirmek istiyoruz. Bilimde, sanatta, kültürde, sporda yani her alanda çocuklarımızın iyi olmasını istiyoruz. Bunun için de elimizden geleni çocuklarımıza sunmaya çalışıyoruz, onları maruz bırakmaya çalışıyoruz. Farklı alanlarda, özellikle yaşadıkları şehrin, bölgenin kültürünü, ruhunu görsünler istiyoruz. Bunun için de farklı farklı organizasyonlar düzenliyoruz. Bugün de onlardan bir tanesinde Talas’tayız. Çocuklarımızla beraber dersimizi yapacağız inşallah” dedi.

Fatma Kemal Timuçin Anadolu Lisesi 12. sınıf öğrencisi Sinemis Zeynep Şimşek, “Burada olmaktan gerçekten çok mutlu ve gururluyum. Bize bu organizasyonu düzenleyen İl Milli Eğitim Müdürümüze, Belediye Başkanımıza ve okul müdürümüze teşekkür ediyorum. Burada olduğum için gerçekten çok mutluyum. Değişik mekanlarda ders işlemek beni gerçekten mutlu etti. Farklı bir ortam, farklı bir atmosfer” ifadelerini kullandı.

Yine 12. sınıf öğrencilerinden Kerem Özgen ise, “Öncelikle böyle tarihi bir mekanda İl Milli Eğitim Müdürlüğümüzün bize yaptığı eğitimden dolayı teşekkür ediyorum. Çünkü eğitim sadece okulda gösterilecek bir şey değil. Eğitim her yerde ve hayatımızın her noktasındadır. Böyle bir eğitimi de tarihi mekanlarda göstermek gerçekten çok güzel. Çünkü biz tarihi mekanlarla kendi kültürümüzü öğrenebiliriz. Bu özgür devlette ve özgür eğitim sisteminde Mustafa Kemal Atatürk’e çok büyük teşekkür ediyorum” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ogrenciler-canakkaleyi-tarihi-mekanda-ogrendi/feed/ 0
İçişleri Bakanı Yerlikaya: Otizm bir eksiklik değil, farklılık https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-otizm-bir-eksiklik-degil-farklilik/ https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-otizm-bir-eksiklik-degil-farklilik/#respond Fri, 08 Mar 2024 04:36:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16896 İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “Dünya tarihi birçok kez göstermiştir ki farklı düşünenler, fark yaratırlar. Otizm ise bir eksiklik değil, farklılık. Kırmızı güllerle süslü bir bahçedeki mavi güllerdir.” dedi.

Yerlikaya, Selçuklu Kongre Merkezi’nde düzenlenen Selçuklu Otizmli Bireyler Eğitim Merkezi (SOBE) Bağışçı Yemeği Programı’nda, gün boyu Konya’da bir dizi programlara katıldığını söyledi.

Her insanın birbirinden farklı yetenekleri olduğunu anlatan Yerlikaya, şöyle konuştu:

“Dünya tarihi birçok kez göstermiştir ki farklı düşünenler, fark yaratırlar. Otizm ise bir eksiklik değil, farklılık. Kırmızı güllerle süslü bir bahçedeki mavi güllerdir. Canınızdan çok sevdiğiniz çocuklarımızın bazıları da nörobiyolojik farklılıklarla dünyaya geliyor. Sosyal etkileşimlerini engelleyen özellikler onları iç dünyalarında bazı sıkıntılarla baş başa bırakabiliyor. İşte SOBE Vakfı’mızın çıkış noktası tam da budur. Otizmli bireylerin dertlerine derman olmak, onların ve ailelerinin omuzlarındaki yükü bir nebze olsun hafifletmek. Bir çocuğun hayatına dokunmak, onun içindeki cevheri çıkarmak için emek sarf etmek, eğitimleri için maddi manevi destek olmak. Allah hepinizden razı olsun, iyi ki varsınız.”

Yerlikaya, SOBE Vakfı’nın bağışçılarının birer kahraman olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Bugün varlığıyla gurur duyduğumuz SOBE’nin çıkış noktası Selçuklu Belediyemiz tarafından 2011’de bir sosyal sorumluluk projesiydi. Her şey bu ulvi düşünce ile başladı. Merkezin inşası ise 2014’te tamamlandı. 8 yıl öncesi ise bu eğitim merkezinin bir gönüllülük ve adanmışlıkla sürdürülebilir kılınması için Selçuklu Otizmli Bireyler Eğitim Vakfı kuruldu. 21 bin metrekare üzerinde inşa edilen ki şu an 37 bine doğru gidiyor, bu alanda Türkiye’nin en kapsamlı, büyük merkezine sahip olan vakfımız çalışmalarının büyük bir özveriyle sürdürüyor. Merkezimizde şu anda 102 öğrenciye hizmet veriliyor. Hatay’da açtığı 6 derslikte de 30 otizmli çocuğumuz eğitim görüyor. Otizmli çocuklarımıza hizmet veren bu tür merkezlerimizin önemini her geçen gün artıyor.”

Türk milletinin zorlukların sevgi ve muhabbetle aşılacağına inanmış bir milleti olduğunu vurgulayan Yerlikaya, şunları söyledi:

“Sabrın sorunun selamet olduğunu, her türlü güçlük ve mahrumiyeti azimle, gayretle, çalışmayla yenebileceğimizi biliyoruz. Otizmli bireylerin dertleriyle dertlenmek, onlarla hemhal olmak, hayatın her alanında yanlarında olmak insana ve topluma karşı olan sorumluluğumuzun bir gereğidir. Bu bilinç ve inançla inşa edilen SOBE’nin manevi harcında öyle güçlü bir malzeme var ki işte biz ona sevgi diyoruz. Bu sevgi öylesine özel, öylesine güçlü ki açmadığı kapı, aşamadığı bir engel yok. Sevgiyle ve merhametle yorar bu anlamlı merkez, inşallah yaradılıştan ayrıcalıklı olan evlatlarımıza umut ve tebessüm olacak.”

Öte yandan Yerlikaya, Konyaspor Kulübünü ziyaret etti. Burada bazı taraftarlar Bakan Yerlikaya’yı meşalelerle ve sloganlarla karşıladı.

Konyaspor Başkanı Ömer Korkmaz’dan takım hakkında bilgi alan Yerlikaya’ya, ziyaret sonunda isminin yazılı olduğu forma takdim edildi.

Bakan Yerlikaya’ya ziyaretinde AK Parti Konya milletvekilleri Selman Özboyacı, Mehmet Baykan, Ziya Altunyaldız, Orhan Erdem, Konya Valisi Vahdettin Özkan, Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ve AK Parti İl Başkanı Hasan Angı eşlik etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-otizm-bir-eksiklik-degil-farklilik/feed/ 0
Afyonkarahisar Valisi Kübra Güran Yiğitbaşı: ‘Farklı bir meslekle aynı şeye hizmet ettim’ https://www.haber60.com.tr/afyonkarahisar-valisi-kubra-guran-yigitbasi-farkli-bir-meslekle-ayni-seye-hizmet-ettim/ https://www.haber60.com.tr/afyonkarahisar-valisi-kubra-guran-yigitbasi-farkli-bir-meslekle-ayni-seye-hizmet-ettim/#respond Fri, 08 Mar 2024 01:45:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16777 Afyonkarahisar Valisi Kübra Güran Yiğitbaşı, savaş muhabiri olma hedefiyle okuduğunu, ancak şimdi başka bir yerde olduğunu belirterek, “Aslında farklı bir meslekle aynı şeye hizmet etmiş oldum. Şimdi insanların gönlüne girip, onların hayatını güzelleştirebileceğimiz başka işler yapıyorum.” dedi.

Marmara Üniversitesi Göztepe Kampüsü’nde düzenlenen “Türkiye’nin Yeni Yüzyılında Kadınlar” başlıklı söyleşiye katılan Yiğitbaşı, öğrencilerle bir araya geldi, sorularını yanıtladı.

Yiğitbaşı, buradaki konuşmasında, İletişim Fakültesi’ni bitirip akademide kariyer yapmaya başladığını, doktora yaptığı dönemde iki çocuğuyla birlikte zorlu bir süreç yaşadığını, fakat hiçbir zaman çalışmaktan ve üretmekten vazgeçmediğini söyledi.

Kadınların aile ve iş arasında ikilemde kalabildiğini, ancak iki alanda da başarının mümkün olduğunu belirten Yiğitbaşı, şunları söyledi:

“Çocuk sahibi olmak ve akademik kariyer yapmak birbirine engel değil. Zor da olsa bunu başarmak mümkün. Savaş muhabiri olma hedefiyle okudum fakat şimdi başka bir yerdeyim. Aslında farklı bir meslekle aynı şeye hizmet etmiş oldum. Şimdi insanların gönlüne girip, onların hayatını güzelleştirebileceğimiz başka işler yapıyorum. Farklı mesleklerde de kadına, çocuğa, topluma, ülkenize, dünyaya değer katacak, iyiye hizmet edecek işler yapmak mümkün.”

Yiğitbaşı, kariyeri boyunca çocuk, kadın ve aile sorunlarıyla yakından ilgilendiğini, bu konuda televizyon programları ve belgeseller hazırladığını anlattı.

Her toplumda önyargılar olduğunu söyleyen Yiğitbaşı, “Siz kendiniz olun. Ön yargılardan ve etiketlenmelerden uzak durmaya çalışın.” tavsiyesinde bulundu.

Yiğitbaşı, Türkiye’nin bu konuda çok ilerleme kaydettiğini vurgulayarak, “Toplumda ön yargılar ve etiketler giderek azaldı. Daha da azalması için bizim de doğru olanı samimiyetle, gayretle yapmamız lazım. Bizim için adil olmak, doğru olmak, kişiye ve gruplara göre değişen bir şey olmamalı.” ifadelerini kullandı.

“Sivil toplum kuruluşlarında mutlaka görev alın”

Vali Yiğitbaşı, sonrasında başarılı olabilmek için üniversitede neler yapılması gerektiğini soran bir öğrenciye, şu yanıtı verdi:

“Sivil toplum örgütlerinde mezun olmayı beklemeden mutlaka görev alın. Her türlü farklı STK’lere gidin, tanışın. Oradaki ilişkiler çok şey öğretecek. Akademisyenken çocuklarla ve kadınlarla ilgili neler yapabilirim diyerek içerikler üretmeye çalışıyordum. Ayrıca yabancı dil öğrenimine gayret etmek ve farklı alanlarda kendinizi geliştirmek, mesela bir hikaye kitabı yazmak gibi kendi yeteneğinize göre çalışmalar yapmak önemli.”

Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından deprem bölgesine giden ilk kadın vali olduğunu kaydeden Yiğitbaşı, bu göreve gitmeyi kendisinin istediğini anlattı.

Yiğitbaşı, deprem bölgesinde kamu görevlilerinin zorlu şartlarda tüm gayretleriyle çalıştıklarını ifade ederek, “Bölgeye gittikten sonra özellikle kadın ve çocuklar için neler yapabilirim, sosyal hizmetler alanında neler yapabilirim diye düşünerek çalışmalar yaptım. Bir kadın vali ya da daha doğrusu bir kadın yöneticinin orada olmasının ne kadar önemli olduğunu gördüm.” dedi.

Oraya gidince eğitimle, aileyle ve sosyal yardımlaşmayla ilgili konulardaki çalışmaları üstlenmek istediğini aktaran Yiğitbaşı, “Eğitimle ilgili çalışmaları yaptıktan sonra hasarlı olmayan okullarımızı bir hafta içinde açtık. Öğretmenler, aileler, çocuklar çok mutlu oldu. O atmosferden çıkmak, çocukların akranlarıyla görüşmeleri aslında bir terapi oldu. İyi ki gitmişim dedim.” şeklinde konuştu.

Yiğitbaşı, söyleşinin ardından öğrencilerle sohbet ederek, hatıra fotoğrafı çektirdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/afyonkarahisar-valisi-kubra-guran-yigitbasi-farkli-bir-meslekle-ayni-seye-hizmet-ettim/feed/ 0
Dini ve kültürel sembollerin televizyon dizilerindeki temsili üzerine panel düzenlendi https://www.haber60.com.tr/dini-ve-kulturel-sembollerin-televizyon-dizilerindeki-temsili-uzerine-panel-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/dini-ve-kulturel-sembollerin-televizyon-dizilerindeki-temsili-uzerine-panel-duzenlendi/#respond Wed, 06 Mar 2024 22:18:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16165 Bilim Sanat Vakfı tarafından “Kızılcık Şerbeti”, “Kızıl Goncalar” ve “Ömer” dizileri başta olmak üzere son dönem televizyon yapımlarında dini ve kültürel sembollerin ve farklı yaşam tarzlarının nasıl temsil edildiği üzerine panel düzenlendi.

Vakfın Zeyrek Salonu’nda gerçekleştirilen ve yönetimini yazar Havva Yılmaz’ın üstlendiği panelde, gazeteci ve yazar Nihal Bengisu Karaca, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zeynep Kevser Şerefoğlu Danış ile yazar Hüseyin Etil konuşmacı olarak yer aldı.

“Türk televizyonlarındaki dizilerin kendi iç çıkmazları var”

Karaca, “Kızıl Goncalar” dizisinin dindarlara karşı bir yapım olarak lanse edildiğini fakat dizinin tarikatların bir mesele olduğunu anlattığını belirterek, “Aynı zamanda ‘bu dizi seküler hayatı, laik yaşam tarzını da çok aşındırıyor’ denildi. Buna da cevabım hayır. Aslında dizi 28 Şubat’ta Suavi Alkanlı gibi tavan arasında kalmış Kemalizm’i temsil eden bir bakış açısını da ortaya koyuyor.” dedi.

Dizinin dindar yaşama karşı bir duruşta olmadığı görüşünü paylaşan Karaca, Kur’an kursunda Feyza karakterinin attığı dayak sahnesinin gereksiz ve yanlış olduğunu, bunun dışında da dizide kendisini rahatsız eden bir şey görmediğini söyledi.

Karaca, dizinin devamına dair ise bir yorumda bulunmak istemediğini ifade ederek, “Kefil olmak da istemiyorum. Çünkü senaryo yazımı ve Türk televizyonlarındaki dizilerin kendi iç çıkmazları var. O çıkmazlardan çıkmak için meseleyi gevşetebilir, cıvıklaştırabilirler. O zaman biz de sesimizi yükseltiriz. Ama bence gerçekçilik dokunuşu açısından özel bir dizi. Mesela Birgül karakterinin idealizasyonu üzerinden bize başka bir şey söylenmeye çalışıldığını da düşündürüyor. Çok gerçekçi çizilmiş.” diye konuştu.

“Psikolojinin ve psikiyatrinin sahneye hediye ettiği dizilerden farklıymış gibi görünüyor”

Doç. Dr. Zeynep Kevser Şerefoğlu Danış da “Kızıl Goncalar”ı bir anne yoksunluğu dizisi olarak gördüğünü dile getirerek, “Son 3, 4 yıldır psikolojinin ve psikiyatrinin sahneye hediye ettiği dizilerden farklıymış gibi görünüyor. Çünkü tefrişat, diyalogları çok iyi ama alt yapı annelik mitine dayanıyor ve bunun toplumsal inisiyatif açısından Kızılcık Şerbeti’ndeki dikotomik mekan gibi bilinç dışında ayrı problemleri olduğunu düşünüyorum.” değerlendirmesini yaptı.

Yazar Hüseyin Etil ise İslami edebiyat alanının güçlenmesiyle dizilerdeki temsillerin farklı bir noktaya taşınabileceğini söyleyerek, “Dindarların kendi hikayelerini daha fazla anlatmaları lazım. Seküler bakıştan kurtulmak istiyorlarsa, kendi hikayelerini anlatacaklar. Bence bunun başka bir yolu yok.” ifadelerini kullandı.

Sinemanın anlatısının dizilerden çok daha modern ve farklı olduğunun altını çizen Etil, “Toplumlarda sosyo ekonomik yapıdaki bir takım çözülmeler, sosyo kültürel zeminde başka temsillere sebep oluyor. Yani estetiğin teorisi de bir ölçüde bu.” görüşünü paylaştı.

Etil, Türkiye’nin çok fazla dünyaya dizi ihraç ettiğini ve bu yapımların çoğunun muhafazakar diziler olduğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir taraftan da böyle ilginç bir trend var. Bu aile dizileri dışında çok epik bir anlatı var. Bana göre ironinin bittiği, epiğin başladığı an ‘Leyla ile Mecnun’ TRT’de bitip, ‘Diriliş Ertuğrul’un başladığı andır. İroni dönemi kapandı, artık başka gerçek bir hikaye başladı. Diriliş Ertuğrul ile başlayan ve sonra dini figürlerle devam eden dönem. Bugün TRT Tabii’nin kültür politikasına bakın. Orada başka bir hikaye kurgulanmaya çalışılıyor. Ama bir taraftan da bunlar küresel piyasada karşılık buluyor. Yani küresel ve Türkiye’deki trendler açısından bence ters bir akıntı var. İçeriden de alternatif bir modernleşme anlatısı giderek gelişiyor. Dindar kadınlar, modernleşen kadınlar üzerinden gelişiyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/dini-ve-kulturel-sembollerin-televizyon-dizilerindeki-temsili-uzerine-panel-duzenlendi/feed/ 0
Dışişleri Bakanı Fidan, Antalya Diplomasi Forumu 2024’te konuştu: (2) https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-fidan-antalya-diplomasi-forumu-2024te-konustu-2/ https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-fidan-antalya-diplomasi-forumu-2024te-konustu-2/#respond Sun, 03 Mar 2024 03:03:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14308 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’na (ADF) ilişkin “Forum, farklılıklara açık olma, kuşatıcı olma ve küresel kriz alanlarına bölgesel çözümler üretme anlayışıyla dünyadaki benzerlerinden ayrışmaktadır.” dedi.

Fidan, Antalya NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen ve Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu ADF’nin açılışında konuştu.

Devlet adamlarını, kanaat önderlerini, akademisyenleri, iş dünyası liderlerini, basın mensuplarını ve gençleri burada ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını belirten Fidan, “Antalya Diplomasi Forumu her meseleyi sahiplenen, insanlığın ortak şuuru ve vicdanına tercüman olmaya çalışan, devletler ve toplumlar arasında dayanışmayı ve diplomasiyi önceleyen, farklı kültürlerin kendi diliyle ve bakış açısıyla sorunlarını konuşabildiği ve farklı kıtaların birbirleriyle görüş alışverişinde bulunabildiği bir zemin oluşturan, kutuplaşmanın yerine kapsayıcılığı, gerilimin yerine sağduyuyu teşvik eden bir platform olmayı hedeflemektedir.” ifadelerini kullandı.

Fidan, ADF misafirleriyle bu hedefleri gerçekleştireceklerine yürekten inandıklarını dile getirdi.

Uluslararası ilişkilerin her geçen gün daha çok boyutlu ve çok paydaşlı bir görünüm arz ettiğini kaydeden Fidan, klasik diplomasinin devletlerarası ilişkilerle sınırlı olup sadece diplomatlar vasıtasıyla yürütüldüğünü vurguladı.

Fidan, bugün de devletlerarası ilişkilerin çok ötesine geçmiş bir diplomasiyle karşı karşıya olduklarına dikkati çekerek yeni aktörlerin, yöntemlerin, platformların ve hatta konuların diplomasiyi dönüştürdüğünü belirtti.

“Diplomasiye duyulan ihtiyaç”

Değişmeyen hususun diplomasiye duyulan ihtiyaç olduğuna işaret eden Fidan, ekonomiden güvenliğe, teknolojiden enerjiye, ulaştırmadan kültüre pek çok alanın diplomasinin asli konusu haline geldiğini söyledi.

Fidan, çok kutuplu bir uluslararası sistemin daha belirgin hale gelirken, kaba kuvvet üzerinden sonuç devşirme pratiklerinin giderek öne çıktığını kaydetti.

Afrika’dan Latin Amerika’ya, Avrupa’dan Asya ve Orta Doğu’ya egemenlik, refah ve güvenlik arayışının uzlaşıyla çözülmesine ihtiyacın daha da arttığını kaydeden Fidan, bu nedenle bu yıl ADF’nin başlığını “Krizler Döneminde Diplomasiyi Öne Çıkarmak” olarak belirlediklerini ve yoğun bir program hazırladıklarını aktardı.

Hakan Fidan, forum süresince bir yandan katılımcı ülkeleri ve uluslararası toplumu yakından ilgilendiren sorunları tartışırken diğer yandan stratejik bir bakış açısıyla daha barışçıl ve müreffeh bir geleceğin imkanlarını ele alacaklarını anlattı.

“Adalet üzerine kurulu olmayan hiçbir düzen kalıcı olamaz”

Mevcut uluslararası düzenin barış, istikrar, adalet ve eşitlik üretmediğine dikkati çeken Fidan, güçlü kurumlara ve ortaklıklara ihtiyaç duyulan bu dönemde uluslararası sistemin giderek zayıfladığının aşikar olduğunu belirtti.

Fidan, her geçen gün adeta “güçlünün haklı olduğunu gösteren” olayların yaşandığı bu uluslararası düzende, adaletsizliklerin her alanda devam ettiğini vurgulayarak “Oysa biliyoruz ki; adalet üzerine kurulu olmayan hiçbir düzen kalıcı olamaz. Elbette, bu kötü gidişatı gören ve küresel adalet için sesini yükselten ilkeli ülkeler de var.” diye konuştu.

Adaletin Türkiye’nin geleneğinde çok özel yeri olan bir mefhum olduğunu kaydeden Bakan Fidan, “Türkiye, sorunların çözümüne her daim yapıcı katkı sağlamakta, krizler ve çatışmalar karşısında ilkeli ve etkin bir tutum sergilemektedir.” dedi.

Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yıllardır uygulanan dış politikanın yakın coğrafyadan başlamak suretiyle barış, istikrar ve refah kuşağı tesis etmeyi hedeflediğinin altını çizdi.

Bakan Fidan, herkesin uzun zamandır şahit olduğu gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bütün samimiyeti ve gayretiyle küresel adaletsizlikleri ortadan kaldıracak, etkin, adil ve kapsayıcı bir uluslararası düzenin kurulması için var gücüyle mücadele ettiğine dikkati çekti.

“Türkiye, coğrafyasındaki sorunların çözümüne öncülük etmektedir”

Fidan, uluslararası sistemdeki krizlerin bir diğer yansımasının da 3. yılına giren Rusya-Ukrayna Savaşı olduğuna işaret ederek şöyle devam etti:

“Savaşın geldiği aşamada, tarafları bir araya getirmenin yollarını ciddi biçimde aramamız gerekiyor. Barış müzakerelerini kolaylaştırmak için her türlü çabayı sergilemeye dün olduğu gibi bugün de hazırız. Aynı zamanda Karadeniz’de seyrüsefer güvenliğini yeniden tesis etmek ve tahıl ticaretinin güvenli şekilde yapılmasını temin etmek amacıyla çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.”

Küresel sistemin “hegemonların çıkarlarını öncelemesi nedeniyle” bölgesel sorunları çözmede yetersiz kaldığını vurgulayan Fidan, “Bundan dolayı Türkiye, bölgesel sahiplenme anlayışıyla yeni yöntem, aktör ve platformları sürece dahil ederek coğrafyasındaki sorunların çözümüne öncülük etmektedir.” diye konuştu.

Fidan, uluslararası sistemin, Suriye’deki krize yıllardır çözüm sağlayamadığını belirterek “Ülkemizin bölgesel sahiplenme anlayışıyla başlattığı Astana Süreci, iç savaşın durmasını ve siyasi çözüm arayışlarının tartışılmasını sağlamıştır.” dedi.

Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki anlaşmazlığın çözümünün de bölgesel sahiplenme girişimleriyle sonuca doğru evrildiğini söyleyen Fidan, şöyle devam etti:

“Bölgesel işbirliği ve entegrasyon çabalarımız çerçevesinde öncülük ettiğimiz Türk Devletleri Teşkilatı ile Türk Dünyası’nın kurumsal bir zeminde bir araya gelmesini güçlü bir şekilde destekledik.”

Fidan, bölgesel sahiplenmenin bir boyutunun da enerji ve bağlantısallık projelerinden oluştuğuna işaret ederek “Bu konuda da küresel dayatmalardan ziyade, bölgenin ihtiyaçlarını önceleyen projeleri önemsiyoruz. TANAP, TAP, ‘Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridor’ ve ‘Kalkınma Yolu Projesi’ gibi girişimleri destekliyoruz.” dedi.

“Türkiye, Orta Doğu ve Afrika’da terörle mücadele çabalarına desteğini kesintisiz sürdürmektedir”

Terörle mücadelenin de bölgesel dayanışma ve işbirliğini zorunlu kılan başka bir önemli husus olduğunu belirten Fidan, şunları kaydetti:

“Birçok kıtada farklı şekillerde baş gösteren terörizm tehdidi karşısında, ortak bir tavır sergilenemediğini de üzülerek görmekteyiz. Bu şartlar altında terörizmle mücadelede, ortak akılla hareket edilmesi ve bölgesel işbirliği daha da önem kazanmıştır. Türkiye, Orta Doğu ve Afrika’da terörle mücadele çabalarına desteğini kesintisiz sürdürmektedir.”

Fidan, başta Afrika Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı, Arap Birliği, Avrupa Birliği (AB), Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN), CELAC, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı, Türk Devletleri Teşkilatı olmak üzere bölgesel işbirliği mekanizmalarıyla işbirliği konusuna önem verildiğinin altını çizerek “Yakın coğrafyamızın ötesinde de dostluklarımızı ve işbirliklerimizi güçlendirmenin ve bu amaç doğrultusunda diplomasiden tam anlamıyla istifade etmenin gayreti içerisindeyiz.” diye konuştu.

Türkiye’nin dış politikasında özel bir yere sahip olan Afrika ülkeleriyle ilişkilerin, karşılıklı saygı ve eşit ortaklık anlayışıyla derinleştiğini belirten Fidan, “Afrika’da güvenlikten sağlığa her alanda yoğun işbirliği yürütüyoruz.” dedi.

Fidan, Türkiye’nin, Asya kıtasıyla da binlerce yıllık geçmişe dayalı tarihi, kültürel ve beşeri bağlara sahip olduğunu vurgulayarak “Asya ülkeleriyle ilişkilerimizi, ‘Yeniden Asya Girişimi’ çerçevesinde kapsamlı ve çok boyutlu bir yaklaşımla geliştiriyoruz.” ifadesini kullandı.

“Latin Amerika ve Karayipler Açılım Politikası” kapsamında tesis edilen güçlü zemin temelinde, ülkeler arasındaki bağların her geçen gün daha da pekiştiğine dikkati çeken Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tüm bu coğrafyalarda iklim değişikliğinden, borç yükünden, gıda güvenliği krizinden ve kalkınmayla ilgili sorunlardan etkilenen dostlarımızın seslerini, çok taraflı platformlarda duyurmaya çaba sarf ediyoruz. Dünyanın farklı köşelerinden forumumuza teşrifiniz, tüm bu gayretlerimizin sonuç verdiğini göstermektedir.”

“Forum, dünyadaki benzerlerinden ayrışmaktadır”

Fidan, ADF’nin, uluslararası ilişkilere getireceği yeni perspektiflere ilaveten, yeni pratiklerin de hayata geçmesine zemin hazırlayacağına inandığını vurgulayarak “Forum, farklılıklara açık olma, kuşatıcı olma ve küresel kriz alanlarına bölgesel çözümler üretme anlayışıyla dünyadaki benzerlerinden ayrışmaktadır.” diye konuştu.

ADF’nin, “aynı notaların farklı enstrümanlarla çalındığı yekpare, tekdüze bir dünya değil, içinde yaşanan gerçekliğin konuşulduğu, farklı yaklaşımların dile getirildiği, farklı tecrübelerin paylaşıldığı, farklı dünya tahayyüllerinin hayırda yarıştığı bir mecra olmaya çalıştığına” dikkati çeken Fidan, şunları kaydetti:

“Bulunduğumuz yerden gördüğümüzü paylaşmaya ve müzakere etmeye çalışan bir forum olmaya çalışıyor. Diplomasi, ancak bu farklılıklar tartışıldıkça gerçek yerini bulacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle Sayın Cumhurbaşkanı’mıza (Recep Tayyip Erdoğan), Antalya Diplomasi Forumu’na başından beri verdikleri güçlü destek ve himayeleri için şükranlarımızı arz ediyorum. Antalya Diplomasi Forumu’na büyük emeği geçen Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’na ayrıca teşekkür ediyor, foruma üstün başarılar diliyor ve hepinizi saygıyla selamlıyorum.”

(Bitti)

]]>
https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-fidan-antalya-diplomasi-forumu-2024te-konustu-2/feed/ 0
Savunma ve Havacılıkta İşbirliği Günleri Etkinliği Nisan Ayında Düzenlenecek https://www.haber60.com.tr/savunma-ve-havacilikta-isbirligi-gunleri-etkinligi-nisan-ayinda-duzenlenecek/ https://www.haber60.com.tr/savunma-ve-havacilikta-isbirligi-gunleri-etkinligi-nisan-ayinda-duzenlenecek/#respond Sat, 02 Mar 2024 03:15:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13915 Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı İhsan Kaya, nisanda 6’ıncısı yapılacak “Savunma ve Havacılıkta İşbirliği Günleri” (ICDDA) etkinliğinin çok kıymetli olduğunu belirterek “Nisan ayında olacak programla beraber şimdiye kadar ortaya çıkan istatistiklerin çok daha etkili bir şekilde geride bırakılacağını hem Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) hem de Türk sanayisi açısından çok faydalı çıktılar ortaya konulacağını düşünüyorum.” dedi.

OSTİM Savunma ve Havacılık Kümelenmesi (OSSA) ev sahipliğinde 17-19 Nisan tarihlerinde 6’ncısı düzenlenecek ICDDA etkinliğine ilişkin OSTİM Konferans Salonu’nda tanıtım toplantısı düzenlendi.

Burada konuşan OSSA Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Yarsan, etkinliği, daha önce yaptıkları etkinliklerden daha bir üst sınıfa taşıyarak devam etmeyi planladıklarını ifade ederek SSB’nin etkinliğe verdiği desteğin değerli olduğunu söyledi.

Etkinliği Ankara Congresium’da yapılacağını anımsatan Yarsan, “ICCDA her ne kadar askeri görülse de havacılıkla ve diğer alanlarda da fazlasıyla değerli. Havacılık tarafımız giderek büyümekte. OSSA olarak burada KOBİ’lerimizin bu dünya düzeni içerisinde güçlü bir şekilde yer alması için efor sarf etmekteyiz.” diye konuştu.

Yarsan, etkinliğe gelen yabancı firmalarla KOBİ’lerin bir araya geldiklerini belirterek Türkiye’nin mevcut konumu ve artan değeriyle daha da güçlü hale geleceklerine inandıklarının altını çizdi.

Kümenin kurulduğu günden bugüne kadar firmalarının kazandığı değerlerin, bu etkinliklerle fazlasıyla artmasını temenni ettiklerini dile getiren Yarsan, etkinliğin herkes için hayırlı ve uğurlu olmasını diledi.

OSTİM Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın da 10 yıl önce SSB’nin talimatıyla Meksika ziyareti yaptıklarını, oradaki işbirliği programının kendilerini çok etkilediğini belirterek “Biz dedik ki, bunu Türkiye’de yapmalıyız. Bu etkinliği OSTİM’de yapacağız dedik ve etkinliği yapmaya başladık.” ifadelerini kullandı.

Organizasyonun yapılmasında SSB’nin önderliğinin ve desteğinin kendileri için önemli olduğunun altını çizen Aydın, “Onların desteği ile buralara geldik. Aynı zamanda Ticaret Bakanlığımızın da ismini zikretmemiz lazım. Uluslararası rekabeti geliştirme projesi kapsamında, bu etkinliğe onların da çok ciddi katkıları oldu.” dedi.

“Farklı katılımcıları bir araya getirip neler yapabildiğini görebilmek çok kıymetli”

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Kaya da bu tür organizasyonlarla SSB’nin yüklenmiş olduğu misyona yardım etmeye gayret gösteren herkese teşekkür etti.

Etkinliğin kendileri için çok kıymetli olduğunun altını çizen Kaya, “Temel durumda sayılara bakmıştım. Savunma ve havacılıkta endüstriyel işbirliği odaklı olarak 2016 için söyleyeyim, 33 ülkeden katılımcının, 200’ün üzerinde firmanın olması ve yaklaşık 5 bin 400 bire bir görüşmenin yapılması inanılmaz kıymetli bir şey.” değerlendirmesinde bulundu.

Kaya, temel amaçlarının, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarını giderme, modernizasyon faaliyetleri ve teknolojik olarak güçlü bir yapının ortaya konulmasına imkan sağlamak olduğuna dikkati çekerek “Bunu gerçekleştirirken AR-GE’de olabildiğince çığır açan, farklılık yaratan, daha ucuz ve kaliteli ortaya koyabilmeniz lazım. Farklılık yaratacak bir ürün ortaya koymanız lazım.” diye konuştu.

Kaya, şunları kaydetti:

“2002’de yaklaşık yüzde 20’lerde olan yerlilik oranımız, bugün yüzde 80’ler civarında. Gelecek 5 yıl içerisinde bunu yüzde 85’in üzerine çıkarmak gibi bir niyetimiz var. Bu tarz kümelenmelerle bizim ihtiyacımız olan ürünlerin mümkün olduğunca milli ve yerli olması yönünde bir gayretimiz oluyor. Bu açıdan bu organizasyon çok kritik. Farklı ülkelerden, kendi ülkemizden, bu kadar farklı katılımcıyı bir araya getirip neler yapabildiğini görebilmek çok kıymetli. Yakın dönemde yayınlayacağız, 2024-2028 Stratejik Planı’nı hazırladık. Planı hazırlarken temel durumda 7 temamız vardı. Bunlardan en önemli farklılığın ihracat ve sürdürülebilir bir ihracat politikası olduğunu değerlendiriyoruz. Nisan ayında olacak programla beraber şimdiye kadar ortaya çıkan istatistiklerin çok daha etkili bir şekilde geride bırakılacağını hem SSB hem de Türk sanayisi açısından çok faydalı çıktılar ortaya konulacağını düşünüyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/savunma-ve-havacilikta-isbirligi-gunleri-etkinligi-nisan-ayinda-duzenlenecek/feed/ 0
Bağımsız Belediye Başkan Adayı Saman Yüklü Traktörle Seçim Çalışması Yapıyor https://www.haber60.com.tr/bagimsiz-belediye-baskan-adayi-saman-yuklu-traktorle-secim-calismasi-yapiyor/ https://www.haber60.com.tr/bagimsiz-belediye-baskan-adayi-saman-yuklu-traktorle-secim-calismasi-yapiyor/#respond Wed, 28 Feb 2024 06:57:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13003 Büyükçekmece’de yaşayan 40 yıllık ziraat mühendisi Murat Karakoç, bağımsız belediye başkan adayı olduğu ilçesinde sıra dışı seçim çalışmasıyla dikkat çekti. Karakoç’un anons aracı yerine, kendi kullandığı, saman yüklü traktör, su tankeri, kepçe ve minibüs yer alıyor. Bağımsız Belediye Başkanı Adayı çalışmasıyla ilgili, ” Herkes tarafından sahiplendiğimi hissediyorum” dedi.

Türkiye genelinde gerçekleştirilecek olan 31 Mart yerel seçimleri sürecinde, belediye başkanı, belediye meclis üyeleri ve muhtarlık seçimleri adaylarının seçim çalışmaları devam ediyor. İstanbul Büyükçekmece’de belediye başkanlığı için yarışan adaylar arasında yer alan bağımsız aday 40 yıllık Ziraat Mühendisi Murat Karakoç, propagandası için farklı bir yol seçti. İlçedeki tarım alanlarından daha çok faydalanılması gerektiğine dikkat çekmek isteyen Karakoç, arkasında saman yüklü kendi sürdüğü traktörü, su tankerini ve bir kepçeyi seçim çalışmasında kullanıyor. Çalışmalar kapsamında Karakoç, sokak sokak gezerek vatandaşları selamlıyor. Bağımsız aday Karakoç’un traktöründe ses sistemi ve afişlerde bulunmazken vaatlerini ise slogan halinde araçların üzerinde taşıyor.

Bağımsız Belediye Başkan Adayı Murat Karakoç, sorunları çözmek için aday olduğunu ifade ederek, “Ziraat Mühendisiyim. Yaklaşık 40 yıldır mesleğimi icra ediyorum. Son 20 yıldır ise bölgede tarımsal sulama projeleri yapmaktayım. Şu ana kadar belediyeye yapmış olduğum işlerde gerekse mesleğimin vermiş olduğu doğadan kaynaklı artık ikili üçlü toplantılarda sadece konuşmak tartışmaktan ve sonuçlanmayan sohbetler yapmaktansa bunları çözüme ulaştıracak yaklaşımlarla hayata katılmam gerektiğini düşündüm. Asıl adaylık sebebim budur”dedi.

Sıra dışı seçim çalışması ile ilgili konuşan Karakoç, “Artık değişim çok klasik söylem ve eylem. Değişime sadece kuru bir gürültü olmaktan ziyade biz değişim değil dönüşüm sloganı ile yola çıktık. Değişimin bizde başlamadığı hiçbir olayı sonuca kadar götürüp sonuçlandıramıyoruz. Biz o yüzden çalışmalarımızın adına toprak, su, gençler, yaşlılar ve çocuklar koyduysak da bütünsel bir dönüşüm niyeti ile yola çıktık. Niye sıra dışı bir propaganda çünkü kullandığımız her aracın kendisine ait bir mesajı bir anlamı var. Mesela traktör, ziraat mühendisi olmamım dışında şu anda Büyükçekmece’de var olan tarım alanlarının yüzde 55’i ekilebilir seviyede. Maalesef ki çok aktif bir tarım yapılmıyor. Aynı şekilde kamyonumuz da slogan ise ‘Çöpte hayat var’ çöpü sadece çöp olarak değil onu da değiştirip değil, dönüştürerek bitkisel üretim alt yapısı olarak kullanıp aynı zamanda bu işte niyetli olanlara alt yapı olarak vermek istiyoruz” diye konuştu.

“Herkes tarafından sahiplendiğimi hissediyorum”

Çalışmasının vatandaşlar tarafından farklı algılanması ile ilgili konuşan Karakoç, ” Ben bu kadar farklı karşılanacağımı tahmin etmiyordum. Aykırılık, özgürlük ve ya farklı yapım da var ama insanlar o kadar çok sıkılmış ki standart şeylerden kendi halinde bir traktörü, tankeri ve ya kamyonu ile farklı görebiliyorlar. Şu ana kadar 1 kişi bile karşı çıkmadı. Herkes tarafından sahiplendiğimi hissediyorum. Gördükçe hoşuma gidiyor. En azından inandığım doğru yolu gösterdiğim için daha bir heyecanlı ve şevkle koşturmamı sağlıyor. Ben bir şekilde niyetlenen konuşan, şikayetçi bile olsa eleştiren herkese çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/bagimsiz-belediye-baskan-adayi-saman-yuklu-traktorle-secim-calismasi-yapiyor/feed/ 0
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Gümüşhane Üniversitesi’nde öğrencilerle buluştu https://www.haber60.com.tr/diyanet-isleri-baskani-ali-erbas-gumushane-universitesinde-ogrencilerle-bulustu/ https://www.haber60.com.tr/diyanet-isleri-baskani-ali-erbas-gumushane-universitesinde-ogrencilerle-bulustu/#respond Sat, 24 Feb 2024 02:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11531 Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Gümüşhane Üniversitesi’nde düzenlenen “İslam’ın Rehberliğinde Bilgiden Bilince” programında öğrencilerle buluştu.

İl buluşmaları kapsamında Gümüşhane’ye gelen Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Gümüşhane Üniversitesi Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen “İslam’ın Rehberliğinde Bilgiden Bilince” isimli programa katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program Ahmet Hamdi Akseki Cami İmam-Hatibi Mansur Sağır’ın Kur’an-ı Kerim tilaveti ile devam etti. Programda kendisini dinlemeye gelen gençlere bilimsel gelişme yolunda çok çalışmaları tavsiyesinde bulunan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları ve son olarak ilk uçuşunu gerçekleştiren milli savaş uçağı KAAN ile ilgili de açıklamalarda bulundu.

“Kudüs’teki zulmün bitmesi için 88 yıl beklemeyeceğiz”

Kudüs’ün Hz. Ömer döneminde farklı inançtan, mezhepten ve ırklardan insanların huzur içerisinde yaşadığı bir yer olduğunu fakat haçlıların gelmesiyle birlikte bu huzurun bozulduğunu belirten Prof. Dr. Erbaş, “637 yılında Hazreti Ömer Kudüs’ü İslam diyarı yaptığında esasında en büyük sevinci Yahudiler yaşadılar. Orayı Hazreti Ömer ‘Darü’s-Selam’ yaptı sevgili gençler. Darü’s-Selam ne demek? Barışın yurdu. 400 sene devam etti Hz. Ömer’in Darü’s-Selam yaptığı Kudüs’teki farklı inançlardan, ırklardan, hatta mezheplerden insanların barış içerisindeki yaşama süreci. Ne zaman ki bugünkü batılıların yine ataları olan haçlılar, 1099 yılında Kudüs’ü işgal etti. Yine büyük bir katliam. Kaçabilenler kaçtı, hayatını kurtaranlar kurtardı. Kudüs, Darü’s-Selam’dan Darü’l-Harb yani kaosun, savaşın, kavganın yaşandığı bir yer haline geldi. Kimler yüzünden? Bugünkü batılıların ataları, haçlılar yüzünden. Şimdi 1099’dan 1187’ye kadar. 88 sene bu zulüm sürdü. Bu işgal 88 yıl sürdü. Selahaddin Eyyubi’nin Kudüs’ü tekrar Haçlıların işgalinden kurtardığı zamana kadar. Selahaddin Eyyubi ve askerleri, İslam ordusu 1187’de tekrar Kudüs’ü barışın yurdu haline getirdi. Ne zamana kadar? 1900’lü yıllara kadar 800 yıl. Farklı inançlardan, farklı dinlerden, farklı kültürlerden, farklı mezheplerden insanların barış içerisinde yaşadığı yer haline geldi. 1917’de Batılılar, Haçlıların torunları orayı tekrar kaosun yaşandığı yer haline getirdiler. 1948 yılında bugün terör devleti dediğimiz İsrail’i kurdurdular. Osmanlı’yı parçaladıktan sonra, İslam Devleti’ni parçaladıktan sonra ve 75 yıl oldu. Daha önce bu zulüm 88 yıl sonra bitmiş idi. Şimdi bekleyecek miyiz 88 yılı. Ben 88 yıl beklemeyeceğiz diye düşünüyorum” dedi.

“KAAN gibi daha nice uçaklar uçacak”

Gençlere alanlarında çok iyi çalışmaları gerektiğini vurgulayan Erbaş, “Dün ben sosyal medyada bir ayet paylaştım. Ayeti okuduğumda sanki bu ayet yeni inmiş gibi fark ettim. KAAN uçağımızı yaptık ya, KAAN uçağımızı uçurduk ya Elhamdülillah. Daha nice böyle uçaklar uçacak inşallah yakın zamanda. İşte o KAAN’ı uçurduğumuz zaman Enfal Suresi’nin 60. ayetinin altına KAAN’ın fotoğrafını koyarak paylaştım. Düşmanlarınıza karşı hazırlıklı olun, besili atlar yetiştirin diyor Allah-u Teala. Bugün o günün besili atları işte bugünün kağanları, bugünün kızıl elmaları, o günün besili atları bugünün savunma sanayiinde ürettiğimiz o silahlar ya da benzeri şeyler. İlmi kim geliştiriyor olursa olsun ondan istifade edeceğiz. Bizim de yeni yeni buluşlara imza atmamız lazım. Alanlarımızda çok iyi çalışmamız lazım. Müslüman her zaman en iyi olur. Bu ilkeyi de zihnimizden, hafızamızdan hiçbir zaman çıkarmamamız lazım. Yeryüzünde iyilik hakim oluncaya kadar diyoruz biz, Türkiye Diyanet Vakfı’nın logosunun altında. Yeryüzünde iyilik hakim oluncaya kadar. Bizim yaptığımız her işteki hedefimiz, yeryüzünde iyiliğin hakim olmasıdır. Kötülüklerin ortadan kalkması, iyiliklerin yaygınlaşması. Müslüman’ın, müminin en önemli vazifelerinden birisidir. O yüzden hem eğitim süreçlerinizde hem de eğitim süreçleriniz bittikten sonra hayata atıldığınızda hep iyilik peşinde olun. Çünkü dünyayı iyilik değiştirecek diyorum” diye konuştu. – GÜMÜŞHANE

]]>
https://www.haber60.com.tr/diyanet-isleri-baskani-ali-erbas-gumushane-universitesinde-ogrencilerle-bulustu/feed/ 0
Trebenna Antik Kenti Define Avcılarının Hedefi Oldu https://www.haber60.com.tr/trebenna-antik-kenti-define-avcilarinin-hedefi-oldu/ https://www.haber60.com.tr/trebenna-antik-kenti-define-avcilarinin-hedefi-oldu/#respond Mon, 12 Feb 2024 07:39:08 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7450

ANTALYA’daki Trebenna Antik Kenti’nde dedektörle arama yapan define avcılarının mezarları kazdığı, antik yapılara zarar verdiği ortaya çıktı. Antalya Valiliği Kültür Varlıkları Birim Sorumlusu Cemil Karabayram, “Çerez gibi satıyorlar bu cihazları. Bunların ruhsata tabi olması lazım. Arkeolojiye sıkılmış bir kurşun bu” dedi.

Konyaaltı ilçesi sınırlarında bulunan ve tarihi M.S. 2’nci yüzyıla kadar uzanan Trebenna Antik Kenti, kaçak kazı yapan defineciler tarafından talan ediliyor. Kent merkezine yakın olmasına karşın, çok az bilinen antik kente gelen define avcıları, beraberinde getirdikleri dedektörlerle değerli metal arıyor. Antik kentin kapısı başta olmak üzere ayakta duran yapıların birçoğuna zarar veren bu kişiler, mezar başlarının bulunduğu alandaki 3 antik mezarı da kazdı. Bir mezarı 2 metre kadar kazan definecilerin altın ya da benzeri değerli metal bulup bulmadıkları bilinmiyor.

‘CİHAZ BİLİNENİN AKSİNE İŞE YARAMIYOR’

Bazı kişilerin antik kentlerde define aradığını, bunu da dedektörlerle yaptığını anlatan Antalya Valiliği Kültür Varlıkları Birim Sorumlusu Cemil Karabayram, cihazın bilinenin aksine işe yaramadığını söyledi. Bir pazarlama stratejisi olarak altına farklı tonda, gümüşe farklı tonda ses çıkarıp uyardığı yönündeki bilgilerin doğru olmadığını anlatan Karabayram, ” Likya’nın dağları, Pamfilya’nın dağları, hatta Güneydoğu Anadolu ve İç Anadolu’da birçok yeri tahrip ediyorlar. Bunu da dedektörle yapıyorlar. Aslında bu cihaz bir yalan, kabus” dedi.

‘SABAHA KARŞI VE GECE KAZIYORLAR’

Avrupa’da bu türden cihazların ruhsatsız satışının yasak olduğunu belirten Cemil Karabayram, “Bu dedektör satışlarının kısıtlanması lazım. Arkeolojik alanlar bir kabusa mahkum edildi. Devlet elinden geldiğince her yeri koruyor ama sabaha karşı ve gece kazıyorlar. Çerez gibi satıyorlar bu cihazı. Ruhsata tabi olması lazım. Arkeolojiye sıkılmış bir kurşun bu. İnternette her yerde var bu cihaz. Kişi silah ruhsatı aldığı gibi dedektör için de ruhsat alsın. Arkeolojiye sıkılan bu kurşunları temizlemek bizim görevimiz” diye konuştu.

‘TENEKE PARÇASINA DAHİ ÖTEN BİR CİHAZ’

Jeofizik Mühendisi İlyas Toklu da dedektörün çalışma mantığını anlattı. Bu türden cihazları satanların para kazandığını, alanların ise kazanç elde edemediğini söyleyen Toklu, “Altın, gümüş, bakır ayrımı yapabilecek kapasitede bir cihaz değildir. Altında farklı, gümüşte farklı, bakırda farklı sinyaller veriyor, diye pazarlanıyor. Böyle bir cihaz da yok zaten. Değerli metallerin elektrik geçirgenlik özelliği virgülden sonraki rakamlarla ifade edilecek kadar küçük farklılık gösterir” dedi.

Dedektörlerin aslında mayın tespiti için geliştirildiğini anlatan Toklu, “Yerin 30-50 santimetre altındaki mayını tespit etmek için geliştirilmiş cihazlar. Öyle metrelerce derindeki altını falan bulamaz. Kaz babam kaz, sonra kendini üzüyor. Ufak bir teneke parçasına bile öten bir cihaz. 30 santimetreye kadar hassasiyeti olan cihazlar” diye konuştu.

Diğer yandan internette dedektör satışı da açık şekilde yapılıyor. Üstelik herhangi bir belge de istenmiyor. 15 bin liradan başlayıp 200 bin liraya kadar fiyatlarla dikkati çeken dedektörlerin bazıları ise ‘Altın ve define avcıları için geliştirilen dedektör’ yazılarak pazarlanıyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/trebenna-antik-kenti-define-avcilarinin-hedefi-oldu/feed/ 0
Alpu Belediyesinde Mobbing İddiası: İşten Çıkarılan Çalışan Davayı Kazandı, Ancak İşe Geri Dönemedi https://www.haber60.com.tr/alpu-belediyesinde-mobbing-iddiasi-isten-cikarilan-calisan-davayi-kazandi-ancak-ise-geri-donemedi/ https://www.haber60.com.tr/alpu-belediyesinde-mobbing-iddiasi-isten-cikarilan-calisan-davayi-kazandi-ancak-ise-geri-donemedi/#respond Wed, 31 Jan 2024 08:18:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5529 Eskişehir’in Alpu Belediyesinde babası ile birlikte çalışan Süreyya Naldemir, babasına uygulanan mobbinge itiraz ve alacaklarını icra yoluyla tahsil etmek istemesi nedeniyle iddiaya göre önce tehdit edildi, sonra işten çıkarıldı. Mahkemeye başvuran Naldemir, kazandığı davaya rağmen işine geri dönemedi.

Alpu Belediyesi’nde çalışan Süreyya Naldemir, kendisi gibi belediyede çalışan babasına uygulanan mobbing ve iş yerinin değiştirme kararına itiraz etti. 2023 yılının Temmuz ayında emekli olan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabii ve engelli olduğunu iddia ettiği babasının yeri değiştirilerek ilçeden uzak bir mahallede belediyeye ait bir koyun çiftliğinin bekçisi tayin edildiği için duruma itiraz eden Süreyya Naldemir, yine iddiasına göre kendisinin ödenmemiş geçmiş dönem maaşlarını da icra yoluyla almaya çalıştı. İcra yolunu kullanması üzerine Naldemir, iddiasına göre Alpu Belediye Başkanı’nın özel kalemi, kendisini işten çıkarmak ile tehdit etti. Bir süre sonra ise işten çıkarılan Süreyya Naldemir, belediyeye dava açtı. Mahkeme tarafından işe dönmesine hükmedilen Naldemir, karara rağmen işine geri dönemediğini belirtti.

“Beni işten çıkarttılar, babamı farklı yerlere sürdüler”

Babasına uygulanan mobbing ve belediyeden alacaklarını alma yöntemi hakkında Süreyya Naldemir, “Babama, mobbing uygulamalarından ve farklı yerlere sürdüklerinden dolayı babam hakkını savunamadığı için, ben babamı savundum. Bunun sonrasında beni işten çıkarmakla tehdit ettiler. Daha sonrasında geçmiş dönemde maaş alacaklarım varken, ben bunu haciz işlemine koyduğum için Alpu Belediye Başkanı’nın özel kalemi tarafından, ‘neden haciz işlemine koydun’ diye tehdit edildim. Sonrasında icra çekmediğimden dolayı beni işten sorgusuz sualsiz çıkardılar. Alpu Belediye Başkanı Gürbüz Güller, beni işten çıkardı. Arabuluculuk devreye girdiği zaman da ‘Ne biz onu işe alırız ne de haklarını veririz’ gibi ithamda bulunuldu. Ben de dava açmak zorunda kaldım. Dava açtıktan sonra bir buçuk yıl gibi bir süre oldu. Sonunda davayı kazandım. Ama hala işe geri alınmadım. Babam hiçbir sorun yaşamadı, emeklilik süresi dolduğu için yaşından dolayı çalışma hakkı vardı. Bizde babam durumunu hep arz ettiğinde işte farklı yerlere gitmemesi gerektiğinde babam Bu arada devlet memuru engelli olduğu için ben babamı savunduğumdan dolayı böyle oldu babam gibi diğer 9 insanın hakkında bir şey yapmadılar sırf babamla uğraştılar. Beni işten çıkarttılar, babamı farklı yerlere sürdüler. Bu farklı sürüldüğü yerlerde çoban bekçiliği farklı farklı işlere görevlendirildi. Babam devlet memuru 657’ye tabiydi ama şu an babam zaten temmuz ayından itibaren 2023 yılı temmuz ayından itibaren emekli oldu. Bunların Fevziye Mahallesi’nde koyunların olduğu bir çiftlik var. Büyükşehir Belediyesi’ne ait yere gece bekçisi olarak görevlendirdiler. Taşeron işçi olarak çalışıyordum. Farklı farklı işlere zaten beni de oralara sürüyorlardı, mobbing uyguluyorlardı” dedi.

“Mahkemeyi kazandım hala beni işe almıyorlar”

Süreyya Naldemir konuşmasına şöyle devam etti:

“Ben en son olayda babamı Bozan Mahallesi’ne gündüz bekçisi olarak görevlendirdiler. Babam en son savunmaya girdiğim zaman özel kalem tarafından, ‘fazla uzatma işte başkan böyle uygun görüyor. Babanı Han gibi bir yerlere sürgün göndeririz’ gibi laflar etmişlerdi. Bu yüzden, ben de eski alacaklarımdan dolayı, haciz işlemi başlattığımdan dolayı, ‘Sen haciz işlemini geri almazsan seni işten çıkarırız’ gibi ithamlarda bulundular. Ben de onlara ‘Beni çıkarmanızda bir gerekçe yok. Ne gösterip de beni işten çıkaracaksınız’ dediğim zaman, ‘Bize çalışan adama gerek yok’ diye ithamda bulundular ve beni o zaman çıkarttılar. İşten çıkarılmamla alakalı dava açtım. Dava sonucunda mahkemeyi kazandım. 25 Ocak tarihinde en son ihtar sürecim vardı. İhtar sürecim dolduktan sonra hala beni işe almıyorlar. Ben görevime geri dönmek istiyorum.” – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/alpu-belediyesinde-mobbing-iddiasi-isten-cikarilan-calisan-davayi-kazandi-ancak-ise-geri-donemedi/feed/ 0
AYM, Yargıtay ve Danıştay üyelerinin maaşlarına yapılan ek zamı iptal etti https://www.haber60.com.tr/aym-yargitay-ve-danistay-uyelerinin-maaslarina-yapilan-ek-zami-iptal-etti/ https://www.haber60.com.tr/aym-yargitay-ve-danistay-uyelerinin-maaslarina-yapilan-ek-zami-iptal-etti/#respond Tue, 30 Jan 2024 09:06:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5469 Anayasa Mahkemesinin (AYM), Yargıtay ve Danıştay üyelerinin maaşlarına birinci sınıf hakim savcılardan daha çok ek zam yapılmasını öngören kanun hükmünü iptaline ilişkin kararının gerekçesi açıklandı.

Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında, Yüksek Mahkemece 11 Ekim 2023’teki Genel Kurul gündeminde karara bağlanan Yargıtay ve Danıştay üyelerinin birinci sınıf diğer hakim ve savcılardan fazla ek zam almasını ve maaşlarının AYM üyelerine eşitlenmesini öngören düzenlemenin iptaline ilişkin kararı yer aldı.

Buna göre, Ankara 25. İdare Mahkemesi, yargılamasına baktığı bir davada, Yargıtay ve Danıştay üyelerine 40.000, birinci sınıf hakimler için ise 15.000 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarda söz konusu kişilerin aylık ek zam alması düzenlemesinin iptali için AYM’ye başvurdu.

İptal başvurusunda, söz konusu düzenlemeyle, Yargıtay ve Danıştay üyelerine, birinci sınıf diğer hakim ve savcılara göre daha fazla maaş verilmesinin öngörüldüğü, bunun Anayasa’ya aykırı olduğu ifade edildi.

AYM, belirtilen yasal düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verdi.

Kararın gerekçesinden

AYM’nin kararında, Yargıtay ve Danıştay üyelerinin, yer aldıkları yargı kolundaki ilk derece ve istinaf mahkemelerinde görev yapan hakim ve savcılarla Anayasa’da güvence altına alınan “hakimlik teminatı” bakımından farklılıklarının bulunmadığı belirtildi.

Yargıtay ve Danıştay üyelerinin maaşlarını AYM üyelerine eşitlemek için yapılan düzenlemenin nesnel, makul ve zorunlu bir nedeninin bulunmadığı anlatılan kararda, şu ifadeler kullanıldı:

“Yargıtay ve Danıştay üyelerinin özlük haklarına ilişkin düzenleme yapılırken yalnızca görev ve yetkileri, yapısı ve niteliği Anayasa’da özel olarak düzenlenen ve onlardan farklı durumda bulunan Anayasa Mahkemesi üyelerinin özlük hakları ile eşit duruma getirilmesi amacıyla, içinde bulundukları birinci sınıf hakim ve savcılardan belirgin şekilde ayrışmaları sonucunu doğuracak bir düzenleme yapılmasının anayasal açıdan nesnel, makul ve zorunlu bir nedene dayanmadığı görülmüştür.”

Kanun koyucunun, Anayasa’ya aykırı olmamak şartıyla, yapacağı düzenlemenin içeriğini belirleme konusunda takdir yetkisinin bulunduğuna işaret edilen kararda, Yargıtay ve Danıştay üyeleri için diğer birinci sınıf hakim ve savcılardan farklı bir rakam da öngörebileceği ancak bu farklılığın, adli ve idari yargı sistemi içinde görev yapan mahkemeler arasındaki uyumu bozmaması gerektiği bildirildi.

Düzenlemeyle Yargıtay ve Danıştay üyeleri ile birinci sınıf hakim ve savcılar aleyhine önemli ölçüde gelir farkı meydana getirildiği belirtilen kararda, “Bu durum, adli ve idari yargı sisteminde yer alan mahkemeler arasında yargı hizmetinin yerine getirilmesinde huzursuzluk ve kırgınlığa neden olacak, Yargıtay ve Danıştay üyelerinin birinci sınıf hakim ve savcılardan tamamen farklı bir statüde olması sonucunu doğuracak niteliktedir.” değerlendirmesi yer aldı.

Kararda, şunlar kaydedildi:

“Anayasa’da güvence altına alınan hakimlik teminatı bakımından farklılıkları bulunmayan birinci sınıf hakim ve savcılar ile Yargıtay ve Danıştay üyeleri arasında çalışma barışını bozacak düzeyde olduğu ve söz konusu farklılığın makul ve orantılı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu değerlendirmeler ışığında kuralın hukuk devleti ilkesi ile mülkiyet hakkı bağlamında eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu kanaatine varılmıştır. Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle kuralın Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.”

İptal hükmü 6 ay sonra yürürlüğe girecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/aym-yargitay-ve-danistay-uyelerinin-maaslarina-yapilan-ek-zami-iptal-etti/feed/ 0
İkinci Zaman Sergisi Bursa’da Açıldı https://www.haber60.com.tr/ikinci-zaman-sergisi-bursada-acildi/ https://www.haber60.com.tr/ikinci-zaman-sergisi-bursada-acildi/#respond Tue, 23 Jan 2024 07:15:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4586 Yerli ve yabancı 15 sanatçının çalışmalarında Bursa’yı farklı üsluplarla tasvir ettiği “İkinci Zaman” sergisi, Bursa’nın Osmangazi ilçesinde ziyarete açıldı.

Tayyare Kültür Merkezi’ndeki açılış törenine katılan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, “Bu sergi benim için çok heyecan verici ve çok özel oldu.” dedi.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Beş Şehir” adlı eserinde Bursa’yı tanımlarken kullandığı “ikinci zaman” ifadesinden ilhamla serginin isminin belirlendiğini kaydeden Aktaş, “Büyük edebiyatçımızın, Bursa’da gördüğü bu ihtişamı ortaya çıkarmak için yapılması gereken çalışmalar var ama sanata da ciddi şekilde ihtiyaç var. Zira sanatın ruhumuzu besleyen ve bakış açımızı zenginleştiren yönünü her zaman aklımızda tutuyoruz.” şeklinde konuştu.

Aktaş, sergiye eserleriyle destek veren her bir sanatçının, bakış açılarıyla Bursa’nın tarihi ve kültürel yapısını çok iyi yansıttığına vurgu yaparak, serginin farklı illere de taşınacağını söyledi.

“Sanatçılar kendi Bursalarını gösterdi”

Serginin küratörü İsmail Erdoğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Bursa’ya özel bir muhabbet beslediğini belirterek, “Osmanlı kültürü açısından sevilesi bir şehir burası. Çok farklı yapıları, o yapıların uyandırdığı farklı sesleriyle insanı devamlı kendine çeken, çağıran bir şehir.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, yaptığı işle Bursa’yı buluşturma isteğinden dolayı serginin doğduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:

“Bursa için ne yapabilirim diye düşünürken yolumuz Kültür A.Ş. ile kesişti. Onlarla Bursa’yı Bursalılara, bu şehrin bilinenlerini başka gözlerle anlatmak fikrinde birleştik. Bu projenin aynı zamanda şöyle bir tarafı var. Üretilen bu eserler aynı zamanda bir defterin, bir yapbozun üzerinde hayatımıza dokunan ürünlere de dönüşüyor. Bu kapsamda işi organize etmeye başladım ve farklı alanlardan sanatçıları bir araya getirdim. Bu fikirden onlara bahsettim. Çok hoşlarına gitti. Sonrasında sanatçılarımızı Bursa’da ağırladık, Bursa’da belirli mekanlara götürdük, gezdirdik. Onlardan bize kendi Bursalarını göstermelerini istedik. Kendi üslupları çerçevesinde bu şehre dair gördüklerini eserlerine yansıttılar ve böyle bir sonuç çıktı ortaya.”

“Bursa İstanbul’dan sonra en çok sevdiğim şehir”

Sergiye iki çalışmasıyla katılan sanatçı Aygül Okutan ise ilk eserinde Yeşil Türbe’yi çizdiğini belirterek, “Bursa benim için çok önemli. İstanbul’dan sonra en çok sevdiğim şehir. Çok ilhamla yaptım bu eserimi. Yeşil Türbe’nin girişi ve bir dervişin figürü var. Tavsiye üzerine Bursa’da yaşayan biri üzerinden yola çıktım ve buranın yerlilerinden Fahri Dede’nin yüzünden esinlenerek bu eserimi yaptım.” dedi.

Okutan, ikinci eserine dair ise “Üç sene önce başladığım bir seri var. Farklı ülkelerin ve milletlerin danslarını resmediyorum. Bu eserde ilk defa Türkiye’nin bir geleneksel dansını yaptım. Geleneksel dansları çizince değişik bir enerji hissediyorum. Çünkü geleneksel dans normal bir şey değil, yüzyıllarca geçmişe ait kültürel bir kod.” değerlendirmesinde bulundu.

Hikmet Barutçugil, Cemal Toy, Ahmet Öğreten, Engin Korkmaz, Levent Karaduman, Dağıstan Çetinkaya, Zafer Örs, Mehlika Hilal Kırca, Yasin Yaman, Büşra Yurtseven, Hüseyin Ünlü ve Ömer Faruk Boyacı’nın yanı sıra Çinli sanatçı Ali Lei Gong ve Said Lei de eserleriyle sergiye katkı sağladı.

Sergi 5 Şubat’a kadar ziyaret edilebilecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ikinci-zaman-sergisi-bursada-acildi/feed/ 0
Puantiyeler, örgü ürünler ve kısa şortlar: 2024 modasına hangi trendler hakim olacak? https://www.haber60.com.tr/puantiyeler-orgu-urunler-ve-kisa-sortlar-2024-modasina-hangi-trendler-hakim-olacak/ https://www.haber60.com.tr/puantiyeler-orgu-urunler-ve-kisa-sortlar-2024-modasina-hangi-trendler-hakim-olacak/#respond Thu, 28 Dec 2023 04:45:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=1311 2024 İlkbahar Yaz modasıyla ilgili sekiz öne çıkan trendi BBC’nin eğlence hayatı muhabiri Steven McIntosh hazırladı.

İşte o sekiz trend:

Puantiyeler

Bu yıl podyumlar farklı boy ve renklerde puantiyelerle doluydu.

Genellikle yaz elbiselerinde popüler olan bu desen, aslında zamansız bir trend ve gelecek yıl boyunca karşınıza çok çıkacağını göreceksiniz.

Telegraph gazetesi moda yazarı, puantiyelerin, “Zarif şekilde dikkat çekici olma” konusunda her zaman güvenilir olduğunu ortaya koyuyor:

“Ama büyük ve cesur olsunlar ama neredeyse görünmez olsunlar. Puantiyeler eğlencelidir; cinsiyetsizdir, yaşlanmazlar ve zamansızdırlar. Noktaları yan yana getirmenin zamanı geldi”

Kiraz kırmızısı

Sonunda ağzımızdan bir şekilde çıkarmak zorunda kaldığımız sinir bozucu çekirdeği dışında kirazlarla ilgili her şeyi seviyoruz.

Kiraz rengi bu sene podyumlara farklı, canlı ve kendinden emin bir hava kazandırdı.

Bazı moda evleri tepeden tırnağa kiraz kırmızısı tasarımlar öne çıkarırken, bazıları da bu rengi, etek veya ceketle sınırlı tuttu ve başka renklerle kombinledi.

Vogue dergisinden Alex Kessler, “Moda dünyasının, parlak kırmızı takıntısını göz ardı etmek imkansız hale geldi. Hem podyumlarda hem de kırmızı halıda durum böyle.” diyor.

Metalik parlaklığı

Pek çok tasarımcı, bu trend için mutfak lavabosunun altındaki borulardan ilham almış olmalı.

Parlak metalik kıyafet ve elbiseler sezonun hakim trendlerinden biri.

Moda dünyasının en büyük gecelerinden biri sayılan Met Gala gecesinin 2016 yılındaki kıyafet teması, “İnsan Makineye karşı” idi.

Ünlülerin gümüş aksesuarlarla bezeli fütüristik kıyafetleri geceye damga vurmuştu.

Bu tür kıyafetler 2024 İlkbahar Yaz modasının görücüye çıktığı Paris moda haftasındaki hakim trendlerden biriydi.

Net-A-Porter da bu tespiti yapıyor ve “2024 modasının tanıtıldığı podyumlarda metalik giysiler parıltılı bir gövde gösterisi yaptı” diyor.

Ancak bir uyarı: Eğer altın rengi tercih edecekseniz gladyatör gibi görünmemeye dikkat etmelisiniz.

StyleCaster bu uyarıya şu öneriyi getiriyor: “Tonunu hafifletmek istiyorsanız metalik altını kot veya deri gibi alternatif malzemelerle eşleştirin.”

Örgü ve triko giyim

Eğri oturup doğru konuşalım: İngiltere’de hava o kadar berbat ki, güzel bir hırka ya da kazak tüm yıl giyilebilir bir kıyafet haline geliyor.

Who What Wear’a göre 2024 koleksiyonları da bunu kabul etti ve “trikonun en az diğer kıyafetler kadar dikkat çekmemesi için bir sebep olmadığı” görüşü hakim oldu.

W dergisi ise bu tespiti yapıyor: “Hırkalar ve İskandinav kazak modelleri, sezonun en öne çıkan triko trendiydi”

Kar tanesi

Yukarıdaki fotoğraftaki detaylı tasarımların, okulda kağıt ve makasla yarattığımız kar tanelerinden biraz daha sofistike olduğunu kabul ediyoruz.

Drapers da “kar tanesi” yorumlayan tasarımcıların hakkını veriyor ve “Paris podyumları 2024 kocaman danteller ve Broderie Anglaise tasarımlarıyla doluydu”.

(Google’da arattık; Broderie Anglaise, kar tanesi görünümü sağlayan, kumaştan kesilmiş küçük yuvarlak veya oval delikli desenleri ifade ediyor.)

Moda haftalarında sergilenen kıyafetlerin birçoğunda kar tanesi tasarımı en ön plandaydı.

Fiyonk ve kurdeleler

Eğer bu makaleyi açılmış hediye paketleriyle dolu bir odada okuyorsanız, fiyonk ve kurdelelerin çöp kutusuna atılmadığına emin olun.

Farklı moda haftalarında birçok büyük tasarımcı koleksiyonlarında dev fiyonklar kullandı. Bu yüzden fiyonkları gelecek yıl elbiseleri farklı tasarımlarla süslerken görebiliriz.

InStyle dergisine göre “Sixdo ve Aknvas gibi moda şovlarında, büyük boy ve gösterişli fiyonklar, normalde sade elbiselere farklı bir dokunuş kattı.”

Farklı moda evleri farklı tasarımlar anlamına geliyor. Bir kısım modacı ise kıyafetleri süslemek veya birbirine bağlamak için çok daha küçük fiyonklar ve kurdeleler tercih etti.

Nylon dergisi, “Bu zarif aksesuar, nasıl giyilirse giyilsin kıyafete yumuşak, romantik bir görünüm katıyor.” diye yazıyor.

Çok kısa şortlar

Podyumlar açıkça gösteriyor ki, bu yaz çeşitli renk, tarz ve kumaşlardaki kısa şortlara ilgide büyük bir patlama yaşanacak.

Net-A-Porter, “Spor salonunda bacak çalıştığınız günler meyvesini vermek üzere” diyor ve 2024 yazının ciddi anlamda kısa şortların hakimiyetinde olacağını öngörüyor.

‘Yeşil’ moda

Önümüzdeki yıl hepimizin benimseyebileceği en önemli moda trendi ise tartışmasız yeşil olacak. Ama bu renk olan yeşil değil.

Sürdürülebilirlik, hızlı tüketim modası söz konusu olduğunda her zaman endişe yarattı.

Çok sayıda tüketici ucuz bir şey satın aldıktan sonra birkaç kez giyiyor ve sonra çöpe atıyor.

İkinci el kıyafetlerin daha fazla dolaşıma girmesi ve buna odaklanan sitelerin artması olumlu bir gelişme olsa da daha yapılması gereken çok şey var.

Bu nedenle, çalışma pratiklerini değiştiren ya da kullanılmış malzemeleri tasarımlarına dahil ederek sürdürülebilirliği ön plana çıkaran tasarımcıları övmeye doyamıyoruz.

İngiliz Vogue’u Stella McCartney markasının daha düşük karbon ayak izine sahip olduğu söylenen deniz yosunu bazlı bir elyaf olan Kelsun’u kullanmasını bu şekilde örnekler arasında sayıyor.

Fashion United, “Çöp gözüyle bakılan malzemelere ve ölü stok olarak bakılan kıyafetlere, dönüşümle yeni giysiler olarak ikinci bir hayat veriliyor” diyerek bu yeni trendi öne çıkarıyor.

Kurtarılmış kıyafetlerin daha makbul görüldüğü bir döneme giriliyor olabilir.

Tüketicilerin karbon ayak izi konusundaki farkındalığı arttıkça, belki de pek çok kişinin önümüzdeki yıl en çok giymeyi tercih edeceği ürünler, halihazırda gardırobunda bulunan kıyafetler olacak.

]]>
https://www.haber60.com.tr/puantiyeler-orgu-urunler-ve-kisa-sortlar-2024-modasina-hangi-trendler-hakim-olacak/feed/ 0