Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın’ın talimatları doğrultusunda, Sosyal Yaşam Merkezi’nde çocukların yaz tatillerini verimli bir şekilde geçirmelerini sağlamak amacıyla düzenlenen yaz spor okulu birinci dönemi devam ediyor. 2 Temmuz’da başlayan yaz okulunun ilk dönemi 28 Temmuz’da sona erecek. 7-14 yaş arasındaki çocuklara farklı spor dallarını deneme ve yeteneklerini keşfetme imkanı sunuluyor. Haftanın 6 günü 09.00-16.00 saatleri arasında futbol, basketbol, voleybol, jimnastik, taekwondo, satranç, eğitsel oyun gibi faaliyetler yapılıyor. Ağustos ayında başlayacak yaz kursunun 2.döneminde Adab-ı Muaşeret ve Değerler Eğitimi dersleri de verilmeye başlanacak. Adab-ı Muaşeret ve Değerler Eğitimi dersleriyle çocukların kişisel, sosyal ve ahlak gelişimlerine de katkı sunulmuş olacak.
“Çocuklara Değer Katmak İstiyoruz”
Battalgazi Belediyesi Sosyal Tesisler Sorumlusu İbrahim Ethem Yazıcı, ilk dönem verdikleri derslere ilave olarak Adab-ı Muaşeret ve Değerler Eğitimi derslerini eklediklerin belirterek, ” Battalgazi Belediyesi Sosyal Yaşam Merkezi bünyesinde yürütülen yaz okulu faaliyetleri çerçevesinde, Temmuz ayı dönemi çalışmalarımızı tamamlamak üzereyiz. Yoğun talep ve gelen geri bildirimler doğrultusunda, Ağustos grubunda da benzer faaliyetleri hizmete açtık. Ağustos ayı kayıtlarımızda büyük bir ilgi görüyor. Yaz aylarında çocuklar tatillerini daha verimli geçirmek için bu tür sosyal faaliyetlere katılmak istiyorlar. Velilerimiz, yaptığımız çalışmalardan oldukça memnun kaldıklarını söylüyorlar. Bu anlamda gelen talepleri dikkate alarak Ağustos ayı çalışmalarımıza başladık. Kayıtlarımız şu anda devam ediyor. Çocuklarımız sabah 9’da geliyorlar. İlk olarak basketbol ve voleybol gibi sportif faaliyetlerle başlıyoruz. Erkek çocuklarımız futbolu daha çok tercih ettiği için onları bu yönde yönlendiriyoruz. Alanında uzman hocalarımız, sahadaki tecrübelerini çocuklarımızı eğitmek için kullanıyorlar. Bu kapsamda öğlene kadar çocuklarımız sportif faaliyetlerle enerjilerini harcıyorlar. Öğle yemeği arası verdikten sonra, iç mekan faaliyetlerine geçiyoruz. Bu faaliyetlerin, çocuklarımızın gelişimi açısından çok değerli olduğuna inanıyoruz. Burada satranç ve bilgisayar gibi takım çalışmaları yapılıyor. Özellikle Ağustos ayı velilerimizin talepleri doğrultusunda, adab-ı muaşeret, görgü kuralları ve değerler eğitimi çalışmaları da başlayacak. Çocuklarımızın bu tür çalışmalardan istifade etmeleri ve topluma değer katmalarını, kazandıkları bu kazanımları hayatlarında kullanmalarını temenni ediyoruz. Geleceğimiz olan gençlerimizin örf, adetini bilen, ahlaki değerlere önem veren bireyler olmasını istiyoruz. Bu dersler de öğrencilerimize, gençlerimize çok faydalı olacaktır” dedi.
Sosyal Yaşam Merkezi Antrenörlerinden Murat Alkale’de çocuklar sportif, kültürel ve daha birçok alanda eğitimler verdiklerini belirterek, “Bunun yanı sıra havuz, fitness, jimnastik ve step aerobik derslerimiz de bulunuyor. Çocuklarımızın günleri derslerin yanı sıra dolu dolu geçiyor. Teorik derslerde bir miktar ders modundayız, ancak diğer zamanlarda çok eğlenceli ve dolu dolu etkinlikler düzenliyoruz” ifadelerini kullandı. – MALATYA
]]>Aydın İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü görevlileri, günümüz dünyasının en önemli sorunları arasında yer alan uyuşturucu madde kullanımı ile mücadele konusunda, uyuşturucu kullanan veya uyuşturucu madde ticareti yapan şahıs ve gruplara yönelik olarak çalışmalarını sürdürüyor. Edinilen bilgiye göre, 2024 yılı ilk 6 ayda Aydın’da yapılan operasyonlarda uyuşturucu madde kullanımı ve ticareti ile kenevir ekiminden işlem yapılan ve adli makamlara sevk edilen 25 şahıs hakkında adli kontrol kararı verilirken, 89 şahıs tutuklanarak cezaevine gönderildi. Yapılan çalışmalarda; 20 bin 182 gram metamfetamin maddesi, bin 67 gram eroin maddesi, 5 bin 131 gram esrar maddesi, bin 140 gram sentetik kannobinoid, 159 gram kokain maddesi, 6 bin 752 adet sentetik ecza, 299 adet ecstasy hap, 104 kök kenevir, 10 adet tabanca, 3 adet tüfek, 2 adet kurusıkı tabanca, 150 adet mühimmat ile 200 bin 545 TL nakit para ele geçirildi.
Önleyici faaliyetler aralıksız sürüyor
Önleyici faaliyetler kapsamında, Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (TUBİM) Büro Amirliği görevlilerince; 2023-2024 eğitim öğretim yılında Narkorehberler tarafından Aydın merkez ve ilçelerdeki okullarda öğretmen, öğrenci velisi, öğretim görevlisi ile kamu personellerinden oluşan toplam 12 bin 71 kişiye En İyi Narkotik Polisi Anne, 16 bin 781 kişiye ulaşılarak NARKOYETİŞKİN, vatandaşın yoğun olduğu yerlerde broşür dağıtımı ve tanıtım yapmak suretiyle 15 bin 921 kişiye ulaşılarak NARKONOKTA, 10 bin 889 üniversite öğrencisine ulaşılarak NARKOGENÇLİK faaliyetlerinde bulunuldu.
Ayrıca, Türkiye’de yalnızca iki tane bulunan NARKOTIR ile, Adnan Menderes Üniversitesi ADÜFEST Kültür, Sanat ve Spor Şenliklerinde festival alanında üniversite öğrencileri ile akademisyenlere, 16 Mayıs 2024 günü ise Atatürk Kent Meydanı’nda lise ve dengi okul öğrencileri ile vatandaşlarımıza yönelik eğitim ve tanıtım faaliyetlerinde bulunuldu. Faaliyetler kapsamında 17 bin 800 kişiye ulaşılarak, ‘uyuşturucusuz bir toplum gençliğin ürünü olacak” mottosuyla bilgilendirme faaliyetleri yapıldı. Düzenlenen önleyici faaliyetlerle, Aydın merkez ve ilçelerimizde toplam 73 bin 462 kişiye ulaşılarak bilgilendirme yapıldı.
26 Haziran 2024 günü 19.00-22.00 saatleri arasında Atatürk Kent Meydanı’nda, Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü TUBİM Büro Amirliği, Aydın İl Sağlık Müdürlüğü, Aydın Yeşilay Cemiyeti ve YEDAM ile beraber 26 Haziran Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü’ne dikkat çekmek adına çeşitli etkinlikler düzenlendi.
Aydın İl Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, “Narkotik suçlarla mücadelemiz, uyuşturucu madde ticareti yapan şahıs yada şahısların yakalanmasına yönelik yapılan operasyonel faaliyetlerin yanı sıra, uyuşturucu madde bağımlılığı, aile içi iletişim, çocuk/ergen, ebeveyn genç iletişimi, bağımlılık sorunu karşısında çözüm yolları ve önerileri gibi konularda anne baba ve adaylarının bilinçlendirilmesi ve farkındalık düzeylerinin artırılarak uyuşturucu madde kullanımının önüne geçmek, madde kullanımının erken tespiti ile bağımlılık sarmalına yakalanmadan geleceğimizin teminatı olan gençlerimizi tehlikeden uzak tutmak, korumak adına süreklilik arz eden farkındalık ve bilinçlendirme faaliyetleri ile devam edecektir” ifadelerine yer verildi. – AYDIN
]]>İstanbul’un manevi önderlerinden Aziz Mahmud Hüdayi, döneminde yazdığı 30 kadar eseriyle Anadolu ve Balkanlar’da dini-tasavvufi hayat üzerinde derin etkiler bıraktı.
Şehrin en çok ziyaret edilen mekanlarından olan Üsküdar’daki türbe ve külliyesindeki yoğunluk ramazan ayı boyunca TRT’de yayınlanan “Aziz Mahmud Hüdayi: Aşkın Yolculuğu” dizisiyle daha da arttı.
Aziz Mahmud Hüdayi Camii İmam Hatibi Fatih Kılıçoğlu, AA muhabirine onun manevi yönünü anlattı.
“Kendisine Zü’l-cenaheyn denir. Yani iki kanatlı hem dünyevi ilimleri hem uhrevi ilimleri dünyasında barındırmış çok büyük bir Allah dostudur.” diyen Kılıçoğlu, Aziz Mahmud Hüdayi’nin Kadı Mahmud iken Hüdayi olmasını sağlayan en büyük özelliğinin her şeyden vazgeçip yaptığı nefis terbiyesi olduğunu söyledi.
Kılıçoğlu, onun Üftade Hazretleri’ne bağlanmak için kadı naipliği görevinden istifa ettiğini, mal varlığını bağışlayıp altın yaldızlı kaftanıyla pazarda ciğer sattığını dile getirdi.
Hüdayi’nin, mensupları, sevenleri ve türbesini ziyaret edenler için “Bizi sevenler denizde boğulmasınlar, ahir ömürlerinde fakirlik görmesinler. İmanlarını kurtarmadıkça ölmesinler.” diye duası bulunduğuna dikkati çeken Kılıçoğlu, türbenin İstanbul’da Eyüp Sultan’dan sonra Sümbül Efendi ve Yahya Efendi’yle en çok ziyaretçisi olan türbeler arasında yer aldığının kaydetti.
Türbeye halkın ziyaretlerinin ramazan ayında katlanarak arttığını ifade eden Kılıçoğlu, “Hüdayi Hazretleri’nin hayatı, duası insanların çok hoşuna gidiyor. Gerçekten çok inanarak gelip ona Fatiha okuyorlar. Hüdayi Hazretleri ve camimiz kandil geceleri ve Ramazan-ı Şerif günlerinde ziyaretçi akınına uğruyor. Burada Hüdayi Vakfımızın adak işleri de olduğundan dolayı insanlar hem görmek hem de burada varsa böyle bir adak görevleri, onu da yerine getirmek için külliyemizi ziyaret ediyorlar.” dedi.
Zengin, fakir herkes yemek yiyebiliyor
Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Abdurrahman Topbaş ise külliyenin 16. yüzyılın sonlarında yapıldığını, içerisinde cami, tekke, imarethane ile aşevinin yanı sıra Anadolu’dan ve şehrin uzak bölgelerinden gelenler için misafirhanelerin yer aldığını söyledi.
Tekkenin aşhanelerinde Cumhuriyet’in kuruluş dönemlerindeki kesinti dışında yüzyıllardır her gün yemek çıktığını anlatan Topbaş, “Benim çocukluğumda, 1984’ün ramazan ayında yemek dağıtma, aşevi yeniden faaliyete geçiriliyor. Hatta meşhur bir hikayemiz vardır, ben şahidiyim bunun. Ramazan günü sokakta yatan birkaç sarhoşun da kapıya gelmesiyle, ‘Bunlara yemek verelim, vermeyelim” tartışması oluyor. Sonra “Bunlar Allah’ın kuludur, bunlar da yesin.” diye karara varılınca Üsküdar’da, zengin, fakir, yolda kalmış, sokakta yatıp kalkan herkesin rahatlıkla yemeğini yiyebildiği bir imarethane, aşevi fonksiyonunu kazanıyor.” diye konuştu.
Topbaş, Aziz Mahmud Hüdayi’nin külliyeyi oluştururken hem gelen insanların karnını hem de ilim ve hikmetle gönüllerini doyurmayı hedeflediğini, bugün de bunun için çalıştıklarını belirtti.
Vakfın temel misyonunu aktaran Topbaş, şu ifadeleri kullandı:
“Anadolu’daki tekke ve tasavvuf ocakların genel faaliyetine baktığımızda ‘itham-ı taam’ dedikleri yani karnı doyurmak çok önemli bir şeydir. Çünkü özellikle eskiden insanların sıcak ve sağlıklı yemeğe ulaşması çok önemliydi. Şimdi çok kolaylaştı ama eskiden bu çok önemliydi. Aynı zamanda dervişlerin gelenlere yemek çıkarması ve hizmet etmesi de bir eğitim metodu. O tekkeye girenin karnı doyduktan sonra yine insanoğlunun en önemli ihtiyaçlarından bir tanesi olan gönül açlığının doyması da önemlidir. Gönlün doyması için burada gerek sohbetler, gerek ziyaretler, gerekse çeşitli okumalarla bu faaliyetler devam etmiştir. Esasında insan-ı kamil, kaliteli bir insan çıkarma sayısını arttırma faaliyetleri gibi özetleyebiliriz.”
Topbaş, bugün vakfın faaliyetleri içerisinde insani yardım, adak, eğitim faaliyetleri, burslar, yurt hizmetleri, kursların yanı sıra halka açık mesnevi dersleri ve tasavvuf okumalarının yer aldığını kaydetti.
“Gazze saldırılarının ardından bölgeye Türkiye’den yardım ulaştıran kurumlar arasındayız”
Vakfın 1985’te resmen kurulduğunu dile getiren Topbaş, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) dağılmasının ardından Azerbaycan, Kırım ile Balkanlar başta olmak üzere yurt dışına açılarak bu bölgelerde sosyal yardım, ilim ve hikmet çalışmaları yürüttüklerini söyledi.
Yaklaşık 15 yıldır Afrika’nın birçok noktasında da yardım ve eğitim faaliyetleri yürüttüklerine dikkati çeken Topbaş, “Türkiye bir kriz coğrafyasında bulunuyor. Bu coğrafyada ve gönül yakınlığımız olan bölgelerde vakıf olarak yoğun bir insani yardım faaliyetleri yürütüyoruz. İsrail’in son Gazze saldırılarının ardından bölgeye Türkiye’den yardım ulaştıran kurumlar arasındayız. Depremde de konteyner kent, insani yardım, eğitim ve psikolojik destek noktasında yardımlarımız oldu. Bu sene deprem mağdurlarımızın unutulduğunu gördük ve bu faaliyetleri hızlandırmaya karar verdik. Şu an sahada arkadaşlarımız devam ediyorlar.” dedi.
Topbaş, hem yurt içi hem yurt dışında Orta Asya’dan Balkanlara, Kafkasya’dan Afrika’ya ve Orta Doğu’nun birçok bölgesine kurban çalışması yaptıklarını, ayrıca ramazanda iftar ve erzak yardımı ulaştırdıklarını anlatarak, Hüdayi’nin hem manevi hem de fiili lokmasını onlara ulaştırmaya çalıştıklarını vurguladı.
TRT’de ramazan ayı boyunca yayınlanan “Aziz Mahmud Hüdayi: Aşkın Yolculuğu” dizisini seyrettiğini, ilk bölümleri beğendiğini dile getiren Topbaş, böyle yapımların ziyaretleri artırdığını da sözlerine ekledi.
Hocasının vefatının ardından Muhyiddin Üftade’ye bağlandı
İstanbul’un manevi önderlerinden olarak görülen ve türbesi ziyaretçi akınına uğrayan Aziz Mahmud Hüdayi, Şereflikoçhisar’da 1541’de dünyaya geldi.
İlk eğitimini Sivrihisar’da aldıktan sonra İstanbul’da Küçükayasofya Medresesi’nde eğitim gören, hocası Nazırzade Ramazan Efendi ile onun görev yaptığı Selimiye Medresesi’ne, Mısır ve Şam’a giden Aziz Mahmud Hüdayi 1573’te Mısır’dan dönüşünde Bursa Ferhadiye Medresesi’ne müderris ve Cami-i Atik Mahkemesi’ne naib tayin edildi. Hocasının vefatının ardından görevlerini bırakıp Muhyiddin Üftade’ye bağlandı.
Sivrihisar’da, Trakya ve Balkanlar’da irşat faaliyetlerinde bulunduktan sonra İstanbul’da Küçükayasofya, Fatih, Üsküdar Mihrimah Sultan camilerinde vaizlik yapıp tefsir ve hadis okutan Aziz Mahmud Hüdayi, Üsküdar’da dergahını kurdu.
Sultanahmet Camii’nde ilk hutbe
Aziz Mahmud Hüdayi, Sultanahmet Camii’nin açılışında ilk hutbeyi okudu ve her ayın ilk pazartesi günü burada vaaz verdi. Devrin padişahlarıyla yakınlık kurmayı başaran Aziz Mahmud Hüdayi, III. Murad, I. Ahmed ve II. Osman gibi padişahlara mektuplar yazdı, öğütler verdi, IV. Murad’a saltanat kılıcını kuşattı.
Zaman zaman padişahların davetlisi olarak saraya gidip sohbetlerde bulundu. Evliya Çelebi’nin “yedi padişahın onun elini öptüğünü, 170 bin müride de el verdiğini” belirttiği Aziz Mahmud Hüdayi’nin, halktan sultanlara kadar uzanan geniş bir tesir halkası meydana getirdiği biliniyor.
Aziz Mahmud Hüdayi, 1628’de vefat ettiğinde 60 kadar halifesi ve yazdığı 30 kadar eseriyle Anadolu ve Balkanlar’da dini-tasavvufi hayat üzerinde derin etkiler bırakıp, bu şekilde şöhreti bugüne kadar ulaştı.
]]>TARIMDA KÜÇÜLME
Üretim yöntemine göre cari fiyatlarla GSYH, 2023 yılında bir önceki yıla göre %75,0 artarak 26 trilyon 276 milyar 307 milyon TL oldu. Kişi başına GSYH 2023 yılında cari fiyatlarla 307 bin 952 TL, ABD doları cinsinden 13 bin 110 olarak hesaplandı.
GSYH’yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2023 yılında bir önceki yıla göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak; finans ve sigorta faaliyetleri toplam katma değeri %9,0, inşaat %7,8, hizmetler %6,4, diğer hizmet faaliyetleri %4,6, kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri %3,8, gayrimenkul faaliyetleri %2,7, bilgi ve iletişim faaliyetleri %1,3, mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri %1,2 ve sanayi %0,8 arttı. Tarım sektörü ise %0,2 azaldı.
ÇEYREKLİK BÜYÜME YÜZDE 1
GSYH 2023 yılının dördüncü çeyrek ilk tahmini; zincirlenmiş hacim endeksi olarak, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %4,0 arttı.
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre %1,0 arttı. Takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 2023 yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %4,0 arttı.
Üretim yöntemiyle Gayrisafi Yurt İçi Hasıla tahmini, 2023 yılının dördüncü çeyreğinde cari fiyatlarla bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %75,9 artarak 8 trilyon 431 milyar 375 milyon TL oldu. GSYH’nin dördüncü çeyrek değeri cari fiyatlarla ABD doları bazında 304 milyar 402 milyon olarak gerçekleşti.
TÜKETİMDE YÜZDE 12,8’LİK ARTIŞ
Yerleşik hanehalklarının nihai tüketim harcamaları, 2023 yılında bir önceki yıl zincirlenmiş hacim endeksine göre %12,8 arttı. Hanehalkı tüketim harcamalarının GSYH içindeki payı %59,1 oldu.
Yerleşik hanehalklarının nihai tüketim harcamaları 2023 yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak %9,3 arttı. Devletin nihai tüketim harcamaları %1,7, gayrisafi sabit sermaye oluşumu ise%10,7 arttı.
Bir önceki yıl zincirlenmiş hacim endeksine göre 2023 yılında mal ve hizmet ihracatı %2,7 azalırken ithalatı %11,7 arttı. Mal ve hizmet ihracatı, 2023 yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak %0,2, ithalatı ise %2,7 arttı.
İŞGÜCÜ ÖDEMELERİ YÜZDE 116 ARTTI
İşgücü ödemeleri 2023 yılında bir önceki yıla göre %116,0 artarken, net işletme artığı/karma gelir %49,2 arttı. 2023 yılının dördüncü çeyreğinde ise işgücü ödemeleri bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %107,6 artarken, net işletme artığı/karma gelir %55,0 arttı.
İşgücü ödemelerinin cari fiyatlarla Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı geçen yıl %26,3 iken bu oran 2023 yılında %32,8 oldu. Net işletme artığı/karma gelirin payı ise %53,7 iken %46,3 oldu.
]]>Ticaret Bakanlığına 2018-2023 yılları arasında UR-GE proje desteği kapsamında iş birliği kuruluşları tarafından yapılan başvurular neticesinde; başvurusu yapılan tüm projeler arasından Gaziantep Sanayi Odası Gaziantep Gıda Kümesi, Kanada Yurt Dışı Pazarlama Faaliyeti ile iyi uygulama örneği olarak seçildi.
Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın katılımıyla gerçekleştirilen 6. Kümelenme Konferansı’na, GSO adına Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Özgüler ve Genel Sekreter Yardımcısı M. Sermest Çapan katıldı.
Programda, GSO Gaziantep Gıda Kümesi’nin ödülü, Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat tarafından Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Özgüler’e takdim edildi.
Ödül töreninde bir konuşma gerçekleştiren Mustafa Özgüler, Ticaret Bakanlığının yürüttüğü, iş dünyasının ve ihracatın gelişmesine büyük katkılar sağlayan kümelenme projelerinin ödüllendirildiği Kümelenme Konferansı’nda Gaziantep Sanayi Odası olarak yer almaktan büyük mutluluk duyduklarını söyledi.
Gaziantep sanayisinin geçmişine bakıldığında Kurtuluş Savaşı’ndan bugüne her zaman zorlukların üstesinden gelen bir şehir portresi görüldüğünü ifade eden Özgüler, “Tarihe geçen Antep Savunmasının zorlu şartlarında Gaziantepliler İmalat-I Harbiye Fabrikası’nı kurmuş, bomba, fişek ve kapsül imalatı ile bundan 100 yıl önce kendi cephanesini üreterek sanayimizin temellerini atmıştır. Gazi şehrimiz müteşebbis ruh ve girişimciliği ile sanayi alanında sürekli bir büyüme kaydederek bugünlere gelmiştir” dedi.
Gaziantep Sanayi Odası olarak Ticaret Bakanlığının önderliğinde yürüttükleri UR-GE projeleri ile firmaların uluslararası alanda rekabetçiliğine katkı sağlamak için çalışmalarını sürdürdüklerini kaydeden Özgüler, “Bakanlığımızın destekleri sayesinde yurt dışı pazarlama faaliyetleri, fuarlara katılım, alım heyetleri, eğitim ve danışmanlık faaliyetleri aracılığıyla firmalarımızla önemli kazanımlar elde ettik. Bugün bu organizasyonda yer almamızı sağlayan ve ödüle layık görülen Gaziantep Gıda Kümemiz, bizim için bir gurur kaynağıdır. Kümemiz, pandeminin en yoğun olduğu dönemde hayata geçirilmiş bir projedir. Buna rağmen küme üyesi firmalarımızın da desteğiyle önemli ve başarılı faaliyetler ortaya konmuştur. Projemiz kapsamında gerçekleştirilen ihtiyaç analizi çalışması ile belirlenen yol haritamız doğrultusunda firmalarımıza ticari istihbarat ve dış pazarlarda müşteri bulma konusunda eğitimler düzenlenmiştir. Bu organizasyonun gerçekleşmesine öncülük eden Ticaret Bakanlığımıza, değerli bakanımız Sayın Ömer Bolat’a, çok değerli bakanlık uzmanlarımıza, Türkiye’nin dört bir yanında UR-GE projeleri aracılığı ile nitelikli faaliyetler gerçekleştirerek bizi gururlandıran iş birliği kuruluşlarımıza, kümelerde yer alarak bu faaliyetlerin hayata geçmesini sağlayan firmalarımıza teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Ticaret Bakanlığı Ur-Ge Proje Desteği ve Kümelenme Konferansları hakkında
Ticaret Bakanlığı tarafından düzenlenen Kümelenme Konferansları ile 2014 yılından bu yana UR-GE projelerini başarı ile yürüten iş birliği kuruluşlarının tecrübelerinin paylaşılması, iyi uygulama örneklerinin yaygınlaştırılması ve tüm illerin UR-GE projelerinden faydalanması amaçlanmaktadır.
5973 sayılı Karar kapsamında yer alan “Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi Hakkında Genelge” UR-GE Proje Desteği ile iş birliği kuruluşlarının, kümelenme anlayışı ve proje yaklaşımı çerçevesinde ihracata yönelik gerçekleştirdikleri faaliyetler desteklenmektedir.
Bu kapsamda Gaziantep Sanayi Odası, 2011 yılından bu yana 15 farklı UR-GE projesini hayata geçirdi. Tekstil, gıda, kimya plastik, makine metal, yazılım ve bilişim sektörlerine yönelik yürütülen projeler aracılığı ile 300’den fazla firmaya 50’nin üzerinde faaliyet ile katkılar sağlanmıştır.
Bu faaliyetler ile firmaların ihracat kapasitesinin artırılması ve dış pazarlardaki rekabetçiliklerinin geliştirilmesi hedeflenmiştir.
Gaziantep Sanayi Odası’nın 2016 ve 2017 yıllarında da yine 2 UR-GE projesi, Kümelenme Konferanslarında iyi uygulama örneği olarak seçilmiş ve ödüllendirilmiştir. – GAZİANTEP
]]>Sevk yazısında, geçmiş dönemlerde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca İsrail İstihbarat Servisinin faaliyetlerinin akamete uğratılması amacıyla yapılan çalışmalar neticesinde toplanan deliller ışığında soruşturmalar yürütüldüğü anımsatıldı.
İsrail İstihbarat Servisi ile bağlantılı kişi veya kişilerin, ülkede bulunan Filistin ve Suriye uyruklu kişilerle irtibatlanarak İsrail Devleti için önem arz eden bilgi ve belgelerin elde edildiği, aktarılan bilgiler karşılığında uluslararası para transfer şirketleri, havale ofisleri ve canlı kuryeler vasıtasıyla bilgi aktaran kişilere para transfer edilerek ödeme gerçekleştirildiğinin tespit edildiği hatırlatıldı.
Profesyonelce yapılması istenilen işlerde dedektiflerden istifade edildiği aktarılan yazıda, taktik işlerde ise ağırlıklı olarak şüphe uyandırmayan kişilerden faydalanıldığı, dedektiflere biyografik bilgi toplama, keşif, tahkikat, fotoğraf, video, bilgi, belge, canlı takip etme, takip cihazı yerleştirme, canlı kurye bulma ve siber faaliyetler görevlerinin verildiği, dedektiflerin sistem açıklarından, kritik öneme haiz devlet kurumlarında görev yapan çevrelerinden faydalandığı ve devletin veri tabanındaki bilgileri temin ettikleri kaydedildi.
Yazıda, bu kapsamda uluslararası casusluk faaliyetlerinin tespit ve deşifresine yönelik iltisaklı kurumlarla yürütülen çalışmalar ve savcılığa gönderilen bilgi ve belgeler neticesinde, İsrail İstihbarat Servisi Çevrimiçi Operasyon Merkezi’nin (İÇOM) olası hedeflerine işaret edildi.
Bu kapsamda şüpheli oldukları tespit edilen 46 kişiyle bağlantı kurulduğu belirtilerek, “Tüm bu faaliyetler ile güncel olarak devam eden İsrail-Filistin çatışmasının küresel boyuta evrilmesi kapsamında İÇOM’un ülkemizde insani mülahazalarla ikamet eden Filistin uyruklu şahısları ve ailelerini hedef almayı amaçladığı değerlendirilmektedir.” denildi.
Sevk yazısında ayrıca, tüm dosya kapsamı ve deliller incelendiğinde, şüphelilerin İsrail istihbaratı oluşumu olan İÇOM adına faaliyetlerde bulunarak İsrail Devleti için önem arz eden ve tehlikeli görülen özellikle Filistin vatandaşı ve Hamas bağlantılı kişilerin bilgi, belge ve fotoğraflarını temin etmek suretiyle İsrail istihbaratına aktardıkları, bunun karşılığında özellikle terör örgütleri tarafından kullanılan para sistemlerini kullanarak menfaat temin ettiklerinin anlaşıldığı kaydedildi.
Yazıda, Hazem M.A.E. isimli zanlının sağlık destek personeli olarak çalıştığı, özellikle son dönemde Filistin’den getirilen yaralı ve yardıma muhtaç kişilerle ilgilendiği, bu kişilerle ilgili toparladığı bilgileri de İsrail istihbaratı ile paylaştığının değerlendirildiğine yer verildi.
Şüpheli Muhammed B’nin, amacı Filistin’de yaşayan Müslümanların İsrail tarafından uğradıkları zulmü anlatmak olan bir dernekte çalıştığı belirtilen yazıda, şüphelinin toplantılara katılacak kişilerin kişisel bilgi formlarını topladığını ve bu bilgileri Lübnan uyruklu Kanada vatandaşı Cemal H’ye 500 dolar karşılığında ilettiğini beyan ettiği belirtildi.
Sevk yazısında, şüpheli Amal S.E.S’den Türkiye’deki Süleymaniye Camisi’nin iç ve dış kısımlarının videosunun istendiği, hasta olduğu için kocasına çektirerek bu videoyu irtibat kurduğu kişiye gönderdiği ve bunun karşılığında 150-200 dolar aldığı kaydedildi.
Yazıda, zanlıların telefon trafiği ve para transferlerine dair detaylara da yer verilirken, bazılarının suçtan kurtulmaya yönelik savunma yaptıkları ifade edildi.
Adalet Bakanı Tunç’un paylaşımı
Öte yandan, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, sosyal medya hesabından soruşturmayla ilgili paylaşımda bulundu.
Bakan Tunç, paylaşımında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, İsrail İstihbarat Servisine yönelik “siyasal veya askeri casusluk” suçundan yürütülen soruşturma neticesinde gözaltına alınan ve tutuklanması istemiyle sulh ceza hakimliğine sevk edilen 34 şüpheliden 15’inin tutuklanmasına, 11 şüpheli hakkında adli kontrol hükümlerinin uygulanmasına, 8 şüphelinin ise sınır dışı edilmek üzere İl Göç İdaresine teslim edilmesine karar verildiğini kaydetti.
Ne olmuştu?
İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünün faaliyetleri kapsamında MİT Başkanlığı ve İstihbarat Şube Müdürlüğünce yapılan çalışmada, İsrail Dış İstihbarat Servisi Mossad’ın, Türkiye’de insani mülahazalarla ikamet eden yabancı uyruklu kişilere yönelik keşif, takip, darp ve kaçırma gibi işler yapmayı amaçladığı yönünde bilgiler elde edilmişti.
Söz konusu faaliyetlerin “uluslararası casusluk” kapsamında olabileceğinin değerlendirilmesi üzerine 46 şüphelinin yakalanmasına yönelik harekete geçen emniyet güçleri, 2 Ocak’ta İstanbul’da 15 ilçe ile Ankara, Kocaeli, Hatay, Mersin, İzmir, Van ve Diyarbakır’da belirlenen 57 adrese düzenlenen eş zamanlı operasyonda 34 şüpheliyi yakalamıştı.
Adreslerde yapılan aramalarda 143 bin 830 avro, 23 bin 680 dolar, muhtelif miktarda farklı ülkelere ait nakit para, ruhsatsız tabanca ve çok sayıda fişek ile dijital materyale el konulmuştu.
Şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne getirilmişti.
Adliyeye gönderilen 34 şüpheliden 26’sı, “siyasal veya askeri casusluk” suçundan tutuklanmaları talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti.
Hakimlik, şüphelilerden 15’inin tutuklanmasına, 11’i hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermişti.
8 şüphelinin de sınır dışı edilmek üzere İl Göç İdaresine teslim edildiği öğrenilmişti.
]]>