AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET VE 24 YIL HAPİS
Sanık Erdoğan Özdemir’e ağırlaştırılmış müebbet ve 24 yıl hapis cezası verildi. Azmettiricilikle suçlanan baba Orhan Özdemir ise beraat etti.
İSTENEN CEZALAR
Cumhuriyet savcısı sanık ve babasının ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etmişti ancak saldırgan 18 yaşından küçük olduğu için 24 yıla kadar hapis cezası ise yargılanıyordu.
Cinayeti azmettirdiği öne sürülen baba hakkında ise ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyordu.
Savcılık tarafından hazırlanarak Balıkesir 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan iddianamede, katil zanlısı E.Ö’ye tasarlayarak canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesi istenmişti.
Şüphelinin yaşının 18 yaşından küçük olması nedeniyle iddianamede, E.Ö. için “Fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmuş olup da 18 yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde 14 yıldan 20 yıla, müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde 9 yıldan 12 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” maddesinin uygulanması talep edilmişti.
KANLI ELBİSELERİNİ MAKİNEYE ATARKEN YAKALANDI
İddianamede, şüphelinin eylemi gerçekleştirdikten sonra olay yerine yakın bölgedeki evine kaçtığı, kanlı elbiselerini çamaşır makinesine yıkamak için attığı sırada yakalandığı aktarılarak E.Ö’yü azmettirdiği öne sürülen babası Orhan Ö’nün de gözaltına alındığı belirtildi.
E.Ö. iddianamede yer alan ifadesinde, babasının eski dini nikahlı eşi S.D. ile aralarında husumet bulunduğunu, olay günü alkol aldığını ve babasıyla geç saatte eve gittiğini anlattı.
Babası uyuduktan sonra aklına kadınla yaşadığı sorunlar gelince masadaki bıçağı alarak dışarı çıktığını ileri süren E.Ö, evin önünde maktul Akman ile karşılaşarak birtakım sorular sorduğunu, genci kendisini terslemesi nedeniyle bıçakladığını ifade etti.
BABA İÇİN AYRI İDDİANAME HAZIRLANDI
Azmettirici olduğu iddiasıyla tutuklanan E.Ö’nün babası Orhan Ö. hakkındaki soruşturma da tamamlandı.
Ayrı olarak hazırlanarak mahkemeye sunulan iddianamede, Orhan Ö’nün dini nikahlı eşi ile ayrılmasından sonra aradan geçen zaman zarfında sürekli olarak bu kişiye rahatsızlık verdiği, şüphelinin işlediği başka bir suç nedeniyle hükümlü olarak bulunduğu Buca Açık Ceza İnfaz Kurumundan 2 Mayıs’ta izinli olarak çıktığı belirtildi.
“MERMİ GİBİ OĞLAN YETİŞTİRDİM” DİYEREK KATİL EVLADI SAVUNDU
İddianamede, Orhan Ö’nün 4 Mayıs’ta tanık K.Ş’nin evine gittiğini ve burada karşılaştığı S.D’ye ona ya da evinde bulunan kişilere zarar vereceğine dair sözler söylediğine yer verildi. Şüphelinin daha sonra buradaki kişilere yönelik “Evdekilerden hiçbirine zarar vermeyeceğim ancak o evin önünde birinin başına bir şey gelecek. Kim olduğu umurumda değil, bunu ben değil oğlum ya da babam yapacak. Mermi gibi oğlan yetiştirdim.” şeklinde sözler sarf ettiği kaydedildi.
“SENİ YA BABAMA YA OĞLUMA ÖLDÜRTECEĞİM”
Zanlının, S.D’yi 7 Mayıs’ta cep telefonuyla arayarak “Seni ya babama ya da oğluma öldürteceğim.” şeklinde ifadeler kullandığı, bu hadiselerin yaşanmasından sonra E.Ö’nün saat 01.48 sıralarında S.D’nin ikamet ettiği Karaoğlan Mahallesi’ndeki ikametin önüne gittiği, buraya sipariş getiren maktul Ata Emre Akman’ın apartmanın içine girdiğini görerek kısa süre bir arabanın arkasına saklandığı iddianamede yer aldı.
CANAVARCA HİSLE ÖLDÜRDÜ
Maktulün kısa bir süre sonra apartmandan çıkması üzerine E.Ö’nün Akman’ın yanına elinde bıçakla yaklaştığı, maktul ile kısa bir süre konuştuktan sonra hayati bölgelerine canavarca hisle fazla sayıda bıçak darbesi vurmak suretiyle onu öldürdüğü aktarıldı.
Cumhuriyet Savcısı, Orhan Ö’nün, tasarlayarak ve canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürmeye azmettirme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını ve alt soy ilişkisinden doğan nüfuz kullanılmak suretiyle suça azmettirme hali nedeniyle cezasının artırılmasını talep etti.
]]>Achimeir, Batı Şeria’da uluslararası hukuka göre yasadışı kabul edilen yaklaşık 150 İsrail yerleşiminden biri olan Malachei HaShalom yerleşiminin yakınındaki küçük bir çiftlikte yaşıyordu.
İsrail polisine göre genç o sabah koyunlarını otlatırken öldürüldü, cesedi 24 saat sonra bulundu.
Koyun sürüsü çiftliğe onsuz döndüğünde, İsrail polisi, ordusu, hava kuvvetleri, istihbarat servisleri ve yerleşimcilerden binlerce gönüllünün katıldığı geniş çaplı bir arama başlatıldı.
Bazıları için bu yeterli değildi.
Aşırılık yanlısı yerleşimci Elisha Yered isimli kişi, yerleşimciler için kurulan bir WhatsApp grubunda paylaşımda bulundu.
Yered, geçen Ağustos ayında bir Filistinlinin öldürülmesi şüphelisiydi ve bir milletvekilinin de eski sözcüsüydü.
Yered, “Benjamin’in meradan kaçırıldığına dair ağır şüphelerin üzerinden neredeyse 24 saat geçti ve hala bariz önlemler alınmadı” diye yazdı.
Aynı mesaj o sabah çeşitli yerleşimci WhatsApp gruplarında da paylaşıldı.
Bu mesajlarda, yakındaki Filistin köylerini “kuşatma”, “evden eve arama” ve “katil Arap nüfusa karşı toplu cezalandırma” çağrıları yapıldı.
Mesajda buluşma noktalarının listesi de yer alıyordu.
WhatApp gruplarında paylaşılan başka bir mesajda ateş emojileri eklenmiş, “düşmanı yok etme”, “canavarları yok etme” ve yakındaki bir Filistin köyüne atıfla “tüm Duma yansın” ifadeleri kullanılıyordu.
Bunu takiben 11 Filistin köyünde 10’dan fazla ev ve 100’den fazla arabanın yakıldığı, binlerce hayvanın katledildiği, dört kişinin vurularak öldürüldüğü ve çok sayıda kişinin ağır yaralandığı silahlı ve kundaklı saldırı dalgası yaşandı.
Bu olaylarla ilgili olarak daha sonra beş İsrailli yerleşimci gözaltına alındı. Bir Filistinli de Benjamin Achimeir’in öldürülmesiyle bağlantılı olarak gözaltında tutuluyor.
Achimeir’in cesedi bir yasadışı yerleşimin çok yakınında bulundu. Ama yerleşimciler 7 km ötedeki Filistin köylerine de saldırdı.
WhatsApp grup mesajları ve saldırıya uğrayan köylerdeki Filistinli yetkililer ve ailelerin ifadeleri, olayla hiçbir bağlantısı olmayan sıradan Filistinlileri hedef alan organize bir intikam kampanyasının düzenlendiği izlenimi veriyor.
Mesajlarda yerleşimciler Filistin köylerinin etrafındaki kilit noktalarda kontrol noktaları kurmaya ve arabaları ve yolcuları durdurup arama yapmaya çağrılıyordu. Oysa yerleşimcilerin yasal olarak bunu yapma yetkisi yoktu.
WhatsApp grupları tarafından organize edilen bu saldırılar Batı Şeria’da on yıllardır yaşanan en yoğun ve sistematik yerleşimci saldırılarından biriydi.
İsrailli insan hakları gruplarına göre geçtiğimiz Ekim ayındaki Hamas saldırısından bu yana geçen aylarda Batı Şeria’daki Filistinlilere yönelik şiddet büyük ölçüde arttı ve yerleşimciler neredeyse hiç ceza almadı.
Achimeir’in kaybolmasından birkaç saat sonra yerleşimcilerin WhatsApp gruplarında Filistinli köylülere karşı açıkça intikam saldırıları çağrısında bulunan mesajlar yayıldı.
Achimeir’in fotoğrafı üzerinde “İNTİKAM” yazan bir poster görseli paylaşılmış, bu afiş işgal altındaki Batı Şeria’da duvarlara da yapıştırılmıştı.
Bazı mesajlarda ise ateş emojileri ile birlikte yeni bir buluşma yeri listesi paylaşıldı.
Bunlar arasında, kasabaya giden ana yolun çıktığı Duma Kavşağı da vardı ve buraya yakın evlerden biri ateşe verildi. Bu, 52 yaşındaki inşaat işçisi ve üç çocuk babası Murad Davbşeh’in eviydi, ve evin yakınlarında ağaçların arasında büyük bir yerleşimci grubu toplanmıştı.
Davbşeh ailesi pencereleri parmaklıklı bir odaya girdiğinde yerleşimciler evin tüm camlarını kırmış, kapıyı ateşe vermiş ama içeri girmeyi başaramamıştı. Hepsi de işitme engelli olan üç oğlu çok korkmuştu. Yerleşimciler, evin bir kısmını yakmıştı.
“Geçmişim, bugünüm ve geleceğimle ilgili her kağıt parçası oradaydı. Bu telafisi mümkün olmayan bir kayıp. Bir uzvunu kaybetmek gibi. Bir yanınız eksik kalıyor.”
2015’te şiddet ve teröre teşvikten hüküm giymiş bir yerleşimci olan Şmulik Fine, WhatsApp grubuna İsrail polisinin Duma’daki yerleşimcileri tutuklamaya başladığını yazdı.
Bir sınır kapısında İsrail polisi için çalıştığı açığa çıkan Tali Dahan adlı grup üyesi, “Neden tutuklanıyorlar? Bırakın tüm Duma yansın!” diye cevap verdi ve Duma’nın yanarken çekilmiş fotoğraflarına “İşte böyle” diye yorum yazdı ve ekledi: “Korkutun o canavarları. Onları yok edin.”
(Dahan, daha sonra polis için çalıştığını ve WhatsApp mesajlarını yazdığını reddetti. Polis sorulara yanıt vermedi).
El Halil’de önde gelen aşırı sağcı yerleşimci aktivist Ofer Ohana, WhatsApp grubuna uyarıda bulundu: “Bunun açık bir grup olduğunu her zaman hatırlayın” diye uyardı. “Buradaki tüm mesajlar bize karşı bilgi toplayanlara sızabilir.”
Saldırı dalgası Benjamin Achimeir’in kaybolmasından saatler sonra başlamıştı. Achimeir’in yerleşimine 1,5 km mesafedeki yaklaşık 2.500 nüfuslu el-Muğayyir köyünden Abdüllatif Ebu Aliye kaybolma olayını duyduğunda Cuma namazındaydı.
Köyün en kuzey ucundaki evde yaşayan 52 yaşındaki inşaat işçisi eve döndüğünde yerleşimcilerin evinin etrafında toplandığını görmüş. Daha önce de evinde saldırıya maruz kalmış olsa da Ebu Aliye, yerleşimciler arasında daha önce hiç görmediği düzeyde bir örgütlenmeye tanık olduğunu söyledi.
Çektiği videolarda, en az ikisi asker üniformalı silahlı yerleşimcilerin evin etrafında devriye gezdiği görülüyor.
“Saldırmadan önce evi dört bir yandan kuşattılar. Gruplar halinde çalışıyorlardı ve biri üniformalı diğeri üniformasız iki adamdan emir alıyorlardı. Yüzlerini kapattılar, sonra bir grup taş atmak ve arabaları ateşe vermek için öne çıktı. Başka bir grup da ellerinde tabancalarla arazinin kenarında duruyordu. Onların arkasında da zeytinliklerden eve ateş eden M16’lı bir grup vardı.”
Yerleşimciler ayrıca evin elektriğini kestiler ve evin su depolarına ateş ederek boşalttılar. Evi savunmak için gelen Filistinli erkekler çatıdan yerleşimcilere doğru taş attılar. Ancak yerleşimciler ateşe karşılık vererek Abdüllatif’in kuzeni 20 yaşındaki Cihad’ı başından vurarak öldürdü.
Cihad’ın kanının izi hala evin duvarlarında ve zeminde görülüyor. Pencerelerde ve duvarlarda kurşun delikleri var. Abdüllatif arazinin kenarından yaklaşık 20 mermi kovanı topladığını ve daha fazlasının yerel yetkililer tarafından götürüldüğünü söyledi. Yerleşimciler köy ile ev arasındaki yolda10’dan fazla arabayı ateşe verdi.
O gün el-Muğayyir yakınlarında evleri saldırıya uğrayan diğer iki aile de benzer, organize saldırıları anlattı. Çiftçilik yapan 50 yaşındaki Şehade Ebu Raşit’in evine bir grup yerleşimcinin gelip aileye taş attığını, karısının yüzüne vurup yere düşürdüğünü, bir diğerinin de arabalarını ateşe verdiğini söylediler.
17 yaşındaki kızı Nur annesinin yanına koştuğunda, iki bacağından vurulduğunu söyledi. Her iki kurşun da yumuşak dokusuna isabet etmiş, ama o gün Ramallah’taki acil hastanede sadece bir tanesi çıkarılabilmiş.
Köyden ailesinin evini savunmaya giden 17 yaşındaki Yakup Nasan, videoya göre tek başına ve silahsızken uzaktan boynundan vurulmuş, bu yaralanma sonucu bacaklarını kullanamamak da dahil olmak üzere bir dizi komplikasyon ortaya çıkmıştı.
Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre o hafta sonu el-Muğayyir’de 32 kişi açılan ateş sonucu yaralandı.
Şehade’nin evinin karşısındaki yolda, yerleşimciler 25 yaşındaki tamirci Muhammed Ebu Aliye’ya ait bir garaja saldırdı. Cuma günü, arazideki 14 arabayı yaktıkları, Cumartesi günü dönüp garajı da ateşe verdikten sonra, yolun karşısında Ebu Reşit’in evini yaktıkları ortaya çıktı.
Cumartesi akşamı Achimeir’in cesedinin bulunmasının ardından iki Filistinli öldürülmüş, en az 20 ev ve 100’den fazla araba yakılmıştı. Ancak yerleşimcilerin WhatsApp gruplarında intikam çağrısı yapan mesajlar yayılmaya devam ediyordu. Şiddet sona ermeden önce, Achimeir’in kaybolduğu yerden 7 km uzaktaki Akraba köyünde iki Filistinli daha öldürülecekti.
30 yaşındaki Abdurrahman Bani Fadel ve 21 yaşındaki Muhammed Bani Camia, bir yerleşimci WhatsApp grubunda ateş emojileriyle işaretlenmiş buluşma yerlerinden biri olan Gitit Kavşağı’ndan sadece 1,5 km uzaklıkta, çoğu silahlı onlarca yerleşimcinin saldırısı sırasında vurularak öldürüldü.
Olayın video görüntülerinde, asker üniformalı kişilerin, bazıları silahlı olan büyük bir yerleşimci grubunun köyden birkaç Filistinli erkeğin etrafını sararken izledikleri görülüyor. Fadel’in ağabeyi Ahmed Maher, “Yerleşimciler bize karşı saldırganlıklarını arttırmak için bahane arıyorlar. Binyamin’in ölümü de bunlardan biriydi” diyor.
O gün Filistinli köylülerin evleri yanarken, WhatsApp grubunun üyeleri, mesajların nasıl kalıcı olarak silineceğine dair tavsiyeler paylaşarak izlerini silmeye çalışıyordu.
Yönetici David Zvi-Atia, “Herkes mesajlarını silsin! Sonra bu gruptan çıkın ve ayarlarınızdan gizleyin” diye mesaj atmıştı. Ama haber için yorumu sorulduğunda bunu reddetti ve BBC’yi ” Yahudi düşmanı propaganda” yapmakla suçladı.
BBC’nin yorum istediği diğer birçok yerleşimci de yorum yapmayı reddetti ya da yanıt vermedi.
İsrail ordusu, kuvvetlerinin hafta sonu bölgede “tüm vatandaşların mallarını ve canlarını korumak amacıyla” görev yaptığını ve şiddet olayları sırasında askerlerin davranışlarına ilişkin şikayetlerin inceleneceğini söyledi. İsrail polisi BBC’ye herhangi bir yanıt vermedi.
15 Nisan Pazar günü, Duma ve El Muğayyir’in bazı bölgeleri harabeye dönmüş ve bazı sakinler hala hastanedeyken, Amichai yerleşiminden 29 yaşındaki DJ Adar Lpair, saldırılardan sonra bir WhatsApp grubunda şunları yazıyordu:
” İntikam almak için yola çıkan yüzlerce ve binlerce cesur insana teşekkür ederim. Cumartesi günü Duma ve el-Muğayyir’i gören gözler kutsanmıştır.”
Pazar günü ayrıca Nur Ebu Raşit, Ramallah Hastanesi’nden bacakları sargılı bir şekilde ailesinin yanmış evinin yanında kurduğu derme çatma çadıra döndü.
Yangından iki hafta sonra, kurtardıkları kararmış eşyaları ailesi temizlemeye çalışırken Nur, “Okula dönmeyi ve sınavlarımı bitirmeyi umuyorum” dedi ve ekledi:
“Eğer hayatta kalırsam.”
Muath Al-Khatib bu habere katkıda bulundu. Fotoğraflar Joel Gunter tarafından çekildi.
]]>18 YAŞINDAN KÜÇÜK OLDUĞU İÇİN CEZA DÜŞECEK
Savcılıkça hazırlanarak Balıkesir 3. Ağır Ceza Mahkemesine sunulan iddianamede, katil zanlısı E.Ö’ye “tasarlayarak canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesi istendi. Şüphelinin yaşının 18 yaşından küçük olması nedeniyle iddianamede, E.Ö. için “Fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmuş olup da 18 yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde 14 yıldan 20 yıla, müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde 9 yıldan 12 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” maddesinin uygulanması talep edildi.
İddianamede, şüphelinin eylemi gerçekleştirdikten sonra olay yerine yakın bölgedeki evine kaçtığı, kanlı elbiselerini çamaşır makinesine yıkamak için attığı sırada yakalandığı aktarılarak E.Ö’yü azmettirdiği öne sürülen babası Orhan Ö’nün de gözaltına alındığı belirtildi.

E.Ö. iddianamede yer alan ifadesinde, babasının eski dini nikahlı eşi S.D. ile aralarında husumet bulunduğunu, olay günü alkol aldığını ve babasıyla geç saatte eve gittiğini anlattı.
Babası uyuduktan sonra aklına kadınla yaşadığı sorunlar gelince masadaki bıçağı alarak dışarı çıktığını ileri süren E.Ö, evin önünde maktul Akman ile karşılaşarak birtakım sorular sorduğunu, genci kendisini terslemesi nedeniyle bıçakladığını ifade etti.
BABA İÇİN AYRI İDDİANAME
Azmettirici olduğu iddiasıyla tutuklanan E.Ö’nün babası Orhan Ö. hakkındaki soruşturma da tamamlandı. Ayrı olarak hazırlanarak mahkemeye sunulan iddianamede, Orhan Ö’nün dini nikahlı eşi ile ayrılmasından sonra aradan geçen zaman zarfında sürekli olarak bu kişiye rahatsızlık verdiği, şüphelinin işlediği başka bir suç nedeniyle hükümlü olarak bulunduğu Buca Açık Ceza İnfaz Kurumundan 2 Mayıs’ta izinli olarak çıktığı belirtildi.
“O EVİN ÖNÜNDE BİRİNİN BAŞINA BİR ŞEY GELECEK”
İddianamede, Orhan Ö’nün 4 Mayıs’ta tanık K.Ş’nin evine gittiğini ve burada karşılaştığı S.D’ye ona ya da evinde bulunan kişilere zarar vereceğine dair sözler söylediğine yer verildi. Şüphelinin daha sonra buradaki kişilere yönelik “Evdekilerden hiçbirine zarar vermeyeceğim ancak o evin önünde birinin başına bir şey gelecek. Kim olduğu umurumda değil, bunu ben değil oğlum ya da babam yapacak. Mermi gibi oğlan yetiştirdim.” şeklinde sözler sarf ettiği kaydedildi.
“YA BABAMA YA OĞLUMA ÖLDÜRTECEĞİM”
Zanlının, S.D’yi 7 Mayıs’ta cep telefonuyla arayarak “Seni ya babama ya da oğluma öldürteceğim” şeklinde ifadeler kullandığı, bu hadiselerin yaşanmasından sonra E.Ö’nün saat 01.48 sıralarında S.D’nin ikamet ettiği Karaoğlan Mahallesi’ndeki ikametin önüne gittiği, buraya sipariş getiren maktul Ata Emre Akman’ın apartmanın içine girdiğini görerek kısa süre bir arabanın arkasına saklandığı iddianamede yer aldı.
Maktulün kısa bir süre sonra apartmandan çıkması üzerine E.Ö’nün Akman’ın yanına elinde bıçakla yaklaştığı, maktul ile kısa bir süre konuştuktan sonra hayati bölgelerine canavarca hisle fazla sayıda bıçak darbesi vurmak suretiyle onu öldürdüğü aktarıldı.
Cumhuriyet Savcısı, Orhan Ö’nün, “tasarlayarak ve canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürmeye azmettirme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını ve alt soy ilişkisinden doğan nüfuz kullanılmak suretiyle suça azmettirme hali nedeniyle cezasının artırılmasını talep etti. Mahkemenin iddianameleri değerlendirme aşamasında olduğu öğrenildi.
]]>Üç çocuk annesi Canatar, kedilerine daha geniş bir yaşam alanı sağlamak için şehir merkezindeki evinden Kahramankazan’da satın aldığı iki katlı müstakil eve taşındı.
Evin giriş katını kedilere tahsis eden Canatar, tellerle çevirdiği bahçede de kedileri için güvenli alan oluşturdu. Canatar, kışın evinin giriş katında ilgilendiği 60 kedinin bakımını, havaların ısınmasıyla bahçede onlar için ayrılan alanlarda sağlıyor.
Hayatını kedilere adayan ve 12 yıldır onlara adeta annelik yapan Canatar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hayvanlardan korktuğunu, İstanbul’dan getirilen kedilerle korkusunu yendiğini ve sokakta bulduğu yavru kedilere evini açtığını söyledi.
Evinde himayesine aldığı kedi sayısı artınca Kahramankazan’da aldığı evin bahçesi ve bir katını kedilere göre dizayn ettiğini anlatan Canatar, sokakta bulduğu, kaza geçiren, hasta olan, doğum yapan kedileri evine aldığını söyledi.
Canatar, “100’ün üzerinde kedi vardı, çok fazla kedi sahiplendirdim. Yalnız başıma bunlara sahip çıkıyorum. Bana kedi getirdiler, söz verdiler ‘Biz de sahip çıkacağız’ diye ama hiçbiri sahip çıkmadı, bırakıp gittiler. Her şeyleriyle tek başıma ilgilendim. Hayvanların perişan olduğunu görünce aldım. Bu vicdan meselesi.” dedi.
Güne kedilerini besleyerek ve hasta olanlara ilaçlarını vererek başladığını dile getiren Canatar, veterinerlerden öğrendiği bilgilerle neredeyse “veteriner teknikeri” gibi olduğunu kaydetti.
“Kışın sıcak odalarda yazın da bahçede bakımlarını yapıyorum”
Canatar, kedilerin masraflarını eşinin karşıladığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sosyal medyada ‘Nurhan Teyzenin Kedileri” adında sayfam ve mama kumbaram var, oradan mama gönderiyorlar. Evde sıcak ortamları var. Kapı açık, kışın eve giriyorlar, istediklerinde bahçeye çıkıyorlar, yazın bahçeye salıyorum. 6 tane de inşaat çöplüğünden aldığım köpeğim var.”
Kedilerin bakımlarıyla ilgilenebilmek için yardım isteyen Canatar, şunları söyledi:
“Allah’ım insanların hepsine vicdan, merhamet versin. Ben Kabe’ye gittim, Kabe’de bile onlara devamlı dua ediyorum. Ben orada da hayvanlara mama götürdüm, onlara sahip çıktım. Hayvanları sokaklara atmamalarını istiyorum. Eğer sokağa atacaklarsa almasınlar. Bana bir kedi geldi, sahibi ölmüş, annesi kediyi bana attı, insan yavrusunun hatırı için bakar ona.”
“Kedilerim hastalığıma çok iyi geldi”
Canatar, parkinson hastalığı geçirdiğini ve bu süre içinde kedilerini yanından ayırmadığını ifade ederek, “Hastalığımda kediler bana çok iyi geldi. Belki de hastanede yatacaktım ama onlar bana çok iyi geldi. Onlar benim yavrularım gibi, torunlarım var ama bunlar da ön plandalar benim için.” diye konuştu.
“Öldüklerinde çok ağlıyorum”
Canatar, ölen kedilerini evinin arka tarafındaki boş araziye gömdüğünü belirterek, “Çok üzülüyorum, çok ağlıyorum, geçen de bir tane öldü, çok üzülüyorum, Allah yardımcımız olsun, insan ibret almalı, can vermek çok zor. Mezarlıkta 60 tane var.” dedi.
Canatar, kedilerin temizliği için kendisine ücret karşılığı bir yardımcı aradığını, tek başına ilgilenirken zorlandığını kaydetti.
Sokakta baktığı köpekleri için de mama desteği çağrısında bulunan Canatar, şunları söyledi:
“Bir kilogram olsun yardım etsinler. Kapıma geliyorlar, boş çeviremiyorum, bir yere gitmiyorlar, hipnoz gibi kapıya bakıyorlar. Kapının önünde soğukta titriyorlar, onları sıcak alana koyuyorum. Kendi yiyeceğinden kesip onlara veriyorum. Hepsinin ismi var, isim seçme yerinden onlara isimler seçtim. Onlarla çok güzel günler geçirdim.”
]]>Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının ve İl Emniyet Müdürlüğünün 12 Ekim 2023’te Hacılar ilçesi Erenler Caddesi’nde 50 SF 514 plakalı otomobille geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybettiği zannedilen Eyüp Arslantürk’ün (57) ölümüyle ilgili şüphe üzerine başlattığı ve yaklaşık 5 ay süren detaylı soruşturma sonucu 4’ü tutuklu 6 sanık hakkında iddianame hazırlandı.
Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, tutuklu sanıklar B.E, K.S.Y, F.P. ve B.G’nin, “tasarlayarak öldürme”, “cebir kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya azmettirme”, “kamu hizmetine tahsis edilmiş eşyaya zarar vermeye azmettirme” ve “gece vakti konut dokunulmazlığını ihlal etmeye azmettirme” suçlarından cezalandırılmaları istendi.
Tutuksuz sanıklar M.T. ve A.T. için de “tasarlayarak öldürmeye yardım etme”, “cebir kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya yardım etme”, “kamu hizmetine tahsis edilmiş eşyaya zarar vermeye yardım etme” ve “gece vakti konut dokunulmazlığını ihlal etmeye yardım etme” suçlarından ceza istenen iddianame, Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.
Sanık, müşteki ve tanık beyanlarına yer verilen iddianamede, Eyüp Arslantürk’ün ölümüne ilişkin detaylar yer aldı.
Soyadını değiştiren iki kardeşten sanık B.E’nin, annesi sanık M.T. hakkında çirkin ithamlarda bulunduğu iddiasıyla, daha önce ikamet ettikleri Develi ilçesinden ailece tanıştıkları Arslantürk’ü kaçırmak için kardeşi K.S.Y, bacanağı F.P. ve arkadaşı B.G’yi azmettirdiği belirtilen iddianamede, sanıkların B.E’nin iş yerinde toplanıp plan, maktulün evinin yakınlarında ise keşif yaptıkları belirtildi.
Önce maktulü camiye giderken araçla önünü keserek kaçırmayı düşünen, sonra bu plandan vazgeçen sanıklardan B.E’nin, maktulün evde yalnız kalmasını sağlamak için annesinden yardım istediği bilgisi de iddianamede yer aldı.
İddianamede, sanık M.T’nin maktulün eşi ve kızını evinde misafir ettiği 12 Ekim 2023 akşamı, diğer sanıklar B.E, K.S.Y, F.P. ve B.G’nin eylemi gerçekleştirmek üzere harekete geçtiği kaydedildi.
“Kar maskeli 3 sanık, maktulün ağzını bez ve koli bandı ile bağladı”
B.E’nin kar maskeleri, fenerler, plastik kelepçeler, bez ve koli bandını, F.P’nin ise maktulün evinin elektriğini kesmede kullandığı makası temin ettiği belirtilen iddianamede, şu bilgilere yer verildi:
“4 sanığın B.E’nin kullandığı araçla, güvenlik kameralarına yakalanmamak için arka yollardan maktulün evinin bulunduğu yere gittiği, plan doğrultusunda sanıklardan K.S.Y’nin evin elektriğinin bağlı olduğu trafonun kablosunu kestiği tespit edilmiştir. 3 sanığı evin arka kapı tarafına bırakan B.E’nin aracıyla iş yerine geri döndüğü, evin kapısını açan maktulü darbeden kar maskeli 3 sanığın, maktulün ağzını bez ve koli bandıyla, ellerini de plastik kelepçeyle bağladığı belirlenmiştir. Daha sonra maktulü kendi aracına bindiren 3 sanığın, B.E’nin nişanlısının üzerine kayıtlı parselde bulunan bağ evine gitmek üzere yola çıktığı, yolda sanıklardan B.E’nin de aracıyla kendilerine katıldığı, sanıkların maktulü bağ evinin kömürlük olarak kullanılan deposuna götürdüğü tespit edilmiştir. Sanıkların sandalyeye oturttukları maktulü ağzı bağlı olarak darbettikleri, göğsünde kaburga kırıkları oluşacak şekilde darbedilen maktulün olay yerinde hayatını kaybettiği belirlenmiştir. Sanıkların, olaya trafik kazası süsü vermek amacıyla, maktulü öldürdükten sonra aracının şoför koltuğuna taşıdığı, F.P’nin maktulün kucağına, yan koltuğa da K.S.Y’nin oturduğu, B.E’nin aracıyla takip ettiği, F.P’nin vitesi boşa alarak araçtan indiği ve aracı iterek su kanalına doğru yönlendirdiği tespit edilmiştir. Aracın çok fazla ilerlemeden durduğu, sanıkların diğer araç ile olay yerinden ayrıldığı belirlenmiştir.”
Sanık B.E. ise iddianamede yer alan ifadesinde, annesi hakkında asılsız ve çirkin sözler sarf ettiğini öne sürdüğü maktulü evinden alıp, korkutup bırakmayı amaçladığını iddia etti.
B.E, “Maktul beni tanıdığı için aracımdan inmedim, yüzümü görmesini istemedim. B.G. veya F.P. maktulün nefes almadığını söyledi.” dedi.
Maktulü aracıyla yolda bıraktıklarını belirten B.E, “Biz şehir merkezine döndük. Maktulün aracının hareket edip su kanalına girdiğini görmedim.” ifadesini kullandı.
Sanıklardan M.T. ve kocası A.T. de olay hakkında bilgileri olmadığını iddia etti.
Diğer sanıklar da maktulün ölümüne sebep olacak herhangi bir şey yapmadıklarını öne sürdü.
]]>Olay, geçtiğimiz Çarşamba günü akşam saatlerinde merkez Meram ilçesi Uluırmak Mahallesinde bulunan 2 katlı kerpiç bir evde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, kerpiç evin birinci katında kiracı olarak oturan A.E.A., evdeki böcekleri öldürmek için geçtiğimiz Pazartesi günü dairenin ilaçlanmasının ardından pencere ve kapıyı bantlayarak evden ailesini de alarak ayrıldı. Böcek ilacının kokusunun ikinci katta N.D.’nin oturduğu daireye sızmasının ardından evde bulunan N.D.’nin kızı ve torunları kokudan etkilendi. Rahatsızlanan N.D.’nin kızı A.T. (40) ve çocukları F.T. (18), Y.T. (15) ile yeğenleri S.G.B. (21) ve M.B. (17) mide bulantısı şikayetiyle hastaneye giderken, anneanne N.D. ile 8 yaşındaki Ahmet Enes Temel evde kaldı. Bir süre sonra anneanne N.D., torunu Ahmet Enes Temel’in hareketsiz olduğunu fark etmesi üzerine durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi. Adrese sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Konya Numune Hastanesine kaldırılan Ahmet Enes Temel kurtarılamayarak hayatını kaybetti.
“Sağlığınız için iyi olmaz diye uyardıktan sonra ailemi alıp evden çıktık”
Olayla ilgili çalışma başlatan Meram İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı ekipler, böcek ilacını daireye döken kiracı A.E.A.’yı Çumra ilçesinde yakınlarının evinde gözaltına aldı. Emniyetteki işlemlerinde kiracı A.E.A., “Sosyal medya platformda gezerken ilaçlama işiyle uğraşan bir kişiyi gördüm ve onunla iletişime geçtim. 29 Ocak günü buluştuk. Eve gelerek keşif yaptı 4 oda için benden 800 lira istedi, bende kabul ettim. Daha sonra bu kişi eve gelerek odaları ilaçladı. Evde 3 gün oturmayın sağlığınız için iyi olmaz diye uyardıktan sonra ailemi alıp evden çıktım. Eşim ve çocuklarımla birlikte akrabamın evine gittik, orada kaldık. Daha sonra Çumra’ya gidip oradaki akrabamızın yanında kaldık. Üst kattakilerin neden zehirlendiklerini ve Ahmet Enes Temel’in neden öldüğünü bilmiyorum. İlacın parasını elden verdim” dediği öğrenildi.
“İlacı nasıl kullanacağını sordum, bana ilacı nasıl kullanılacağını bildiğini söyledi”
A.E.A.’nın emniyetteki ifadesinin ardından ilacı sattığı iddia edilen A.E.M. de polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. İlacı satan A.E.M. ise, “Sosyal medya hesabımdan böcek ilacını satmak için ilan verdim. Evini ilaçladığım kişiyi tanımıyorum. Beni aradı ve evini ilaçlamak için ilaç lazım olduğunu söyledi. Elimdeki böcek ilacını sana satayım dedim ve 800 liraya anlaştık. 29 Ocak günü bana evin konumunu attı ve öğle saatlerinde evine gittim. Ben evine hiç girmedim. İlacı verdim, parasını aldım oradan ayrıldım. İlacı nasıl kullanacağını sordum, bana ilacı nasıl kullanılacağını bildiğini söyledi” şeklinde ifade verdiği öğrenildi.
Olayda ilaçtan etkilenenler hastanedeki tedavilerinin adından taburcu edildi
Her 2 şüpheli ‘tksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan sevk edildikleri mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Öte yandan, böcek ilacından etkilenen anne A.T., çocukları F.T. ve Y.T. ile yeğenleri S.G.B. ve M.B. ise hastanedeki tedavilerinin adından taburcu edildi. Olayda hayatını kaybeden 8 yaşındaki Ahmet Enes Temel için Hacıfettah Mezarlığında öğle namazını müteakip cenaze namazı kılındı. Cenazeye, ailenin yakınları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Ahmet Enes’in cenazesi namazın ardından dualarla defnedildi.
“Bizim canımız yandı başkalarının canı inşallah yanmasın”
Ahmet Enes’in babası Selahattin Temel, olayın acısını yaşadıklarını belirterek, “Ne olduğunu bilmiyoruz ama fare zehrinden çocuklarımızın hepsi zehirlendi. Çoğu kurtuldu ama oğlumuz Ahmet Enes vefat etti. Bu ilaçlar denetim altına alınsın. Bunlar her yerde satılmasın. Herkes bunu kullanmasın. Bizim canımız yandı başkalarının canı inşallah yanmasın. Bunun için bütün yetkililere sesleniyorum, gerekli denetimler yapılsın. Başka canlara zeval gelmesin. Bizim dileğimiz bu, başka bir isteğimiz yok” diye konuştu. – KONYA
]]>