Başından geçen olayı anlatan kadın:
“Kendisin uyardım dinlemedi, hak ettiği cezayı verdim. Osmanlı Tokadını yapıştırdım”
“Bütün kadınlara cesaret olsun, Osmanlı Tokadını yapıştırsınlar”
SAKARYA – Sakarya’nın Pamukova ilçesinde yaklaşık iki ay önce eşi vefat eden Nuran Kul, bir süredir kendisini rahatsız ettiğini öne sürdüğü kişiyi ilçenin ortasındaki parkta evire çevire dövdü. Yaşanan olayı anlatan Kul, “Kendisini uyardım, dinlemedi. Hak ettiği cezayı verdim, Osmanlı Tokadını yapıştırdım” ifadelerine yer verdi.
Edinilen bilgiye göre, Pamukova’da yaşayan Nuran Kul iki ay önce akciğer kanserinden eşini kaybetti. İddiaya göre, eşi vefat ettikten sonra Kul’u bir adam telefon ile sürekli arayarak rahatsız etmeye başladı. Uyarılarına kulak asmayan adamı parkta gören Nuran Kul, öfkesine engel olamadı. İlçe merkezinde bulunan parkın ortasında adama tokat atarak, evire çevire dövdü.
O anlar kamerada
O anlar ise cep telefonu kamerası ile saniye saniye kaydedildi. Görüntülerde adama tokat atan Kul’un, “Kocam daha yeni öldü, seni gebertirim, adam ol. Arama diyorum sana niye arıyorsun, yaşından başından utan, acımı yaşıyorum kocam daha yeni öldü. Ben kocamı daha yeni kaybettim, bana gel para vereyim diyor sen kimsin?” ifadeleri ve çevredekilerin araya girerek kadını sakinleştirmeye çalıştığı anlar yer aldı
“Çevredeki vatandaşlar geldi elimden aldı”
Adamın, kendisini telefonla sürekli rahatsız ettiğini söyleyen ve yaşanan olayı anlatan Nuran Kul, “Güzel bir Osmanlı Tokadını yedi, çevredeki vatandaşlar geldi elimden aldı. Daha sonrasında kalktı gitti. Eşim öleli daha iki ay oldu, onun acısını unutmadım uyardığım halde yine aynısını yaptı. Telefonda sürekli rahatsız ediyordu, ben kendisine eşimi yeni kaybettiğimi söyledim ve derdim çok dedim. İki tane torunum var onlara bakıyorum, yaptığın terbiyesizlik diyerek birkaç defa uyardım, dinlemedi” dedi.
“Osmanlı kadını olduğum için Osmanlı Tokadını yapıştırdım”
Şahsı tanımadığını ve numarasını üye olduğu bir dernekten aldığını ifade eden Kul, “Aramaya devam etti ‘para vereyim, yardımcı olayım’ dedi ve ben de ‘senin paranı istemiyorum, beni rahatsız’ etme dedim. Kendisine ‘tuttuğum yerde seni döverim’ diye de söyledim bana bir şey yapamazsın dedi. Parka geldiğinde yanına gittim, telefonda söylediklerini şimdi de söyle deyince hiçbir şey diyemedi. Osmanlı kadını olduğum için Osmanlı Tokadını yapıştırdım ona. Sonra tuttum yere attım, yerde de biraz hırpaladım daha sonrasında çevredeki erkekler geldi elimden aldılar onu. Giderken arkasından bir tekme daha attım. Tanıdığım bir şahıs değil. Sokak hayvanları derneği var oraya yardımcı oluyoruz, oradan numaramız her yere gidebiliyor bizim” diye konuştu.
“Bütün kadınlara cesaret olsun, Osmanlı Tokadını yapıştırsınlar”
İki ay oldu akciğer kanserinden eşimi kaybettim, iki tane torunum var onlara bakıyorum onlarla uğraşıyorum, ama bu sapıkta benimle uğraşıyor. Hak ettiği cezayı verdim, Osmanlı Tokadını yapıştırdım. Bütün kadınlara da bu cesaret olsun, korkmasınlar ve Osmanlı Tokadını yapıştırsınlar” şeklinde konuştu.
]]>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Yeni Samsun Müzesi’nin açılış törenine katıldı. Bakan Ersoy burada yaptığı konuşmada, “Bugün Samsun’a, kurtuluş meşalesinin yandığı bu topraklara çağdaş bir eser daha kazandırmış olmanın mutluluğuyla karşınızdayım. Cumhuriyetimizin 101. yılında, Karadeniz gibi kendine özgü ve onun dalgalarından esinlenilerek yapılan yeni Samsun Müzemizin şehrimize ve Samsunlulara hayırlı olmasını diliyorum. Tabii, Samsun deyince biliyoruz ki tarih ve kültür bu topraklarda çok köklü, çok derin. Şehrimiz; Hitit, Pers, Roma, Doğu Roma, Selçuklu ve Osmanlı gibi birbirinden eşsiz medeniyetlerin yönetimi altında daima önemli bir yerleşim yeri olmuştur. ve günü gelmiş, medeniyetlerin kök saldığı bu topraklar 20. yüzyılın şekillenmesini sağlayacak mücadelenin doğumuna ev sahipliği yapmıştır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a attığı ilk adım, Türk milletinin nihayetinde Türkiye Cumhuriyeti ile taçlanacak istiklal ve istikbal yürüyüşünün de ilk adımı olmuştur. Bu vesileyle Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, aziz şehit ve gazilerimizi bir kez daha saygıyla, minnetle, rahmetle anıyorum” ifadelerini kullandı.
“Örnek alınan bir Türkiye”
Bakan Ersoy sözlerine şöyle devam etti:
“İnsanlık tarihinin önemli merhalelerinin, Türk tarihinin dönüm noktasıyla kesiştiği Samsun’da böylesi büyük bir mirası yaşatmak adına ciddi mesai harcamaktayız. Müzecilik çalışmaları bu mesainin sacayaklarından birini teşkil ediyor. İstiyoruz ki müzeler tarihi ve kültürel eserlere sadece bakılıp geçilen yerler olmasın. Yaşayan, anlatan, iletişim kuran bir mekan olarak bilime, akademik çalışmalara ve sosyal hayata hizmet etsin, bunların ayrılmaz bir parçası olsun. İşte bu hedef doğrultusunda gerek ihya ettiğimiz gerekse yeni inşa ettiğimiz her bir müzemizi, tasarımından teknolojisine kadar çok yönlü kullanıma olanak sağlayacak, her kesimden ve her yaştan insanımızın ihtiyaç ve ilgisine cevap verecek, verimli olduğu kadar keyifli zaman geçirme imkanı sunacak bir konsepte kavuşturmaktayız. Bu çabanın, bu kararlılığın karşılığını da aldık, almaya devam ediyoruz. Yaklaşık 20 yılda müzecilik sahasında kat ettiğimiz muazzam mesafe, uluslararası alanda en saygın ödüllerle tescillenmiştir. Bugün müzecilikte öncü ve örnek alınan bir Türkiye vardır.”
Müzelerin eserlerle dolup taşacağını, ören yerlerinin Türkiye’nin en önemli cazibe merkezleri arasında hak ettiği yeri alacağını vurgulayan Bakan Ersoy, “Binalar inşa edilir, eserler sergilenir. Ama müzecilik burada bitmiyor. Güvenlikten tanıtıma, en iyi şekilde yerine getirilmesi gereken bir sorumluluk zinciri var. ‘Google Arts and Culture’, ‘Tarihi Eserlerin Kimliklendirilmesi’, ‘Hitit Tabletlerinin Yapay Zeka Yöntemi ile Okunması’, ‘Dijital Deneyim Müzeleri’, ‘Türk-İslam Dönemi Mezar Taşları ve Kitabeleri Ulusal Envanter Projesi’ gibi prestij projeler bu sorumluluğu ne denli ciddiye aldığımızın birer göstergesidir. ve şunu da memnuniyetle ifade ediyorum. Müzelerimiz eserlerle dolup taşacak, ören yerlerimiz ülkemizin en önemli cazibe merkezleri arasında hak ettiği yeri alacaktır. Zira, ‘kazıların 12 aya yayılması’ ve ‘geleceğe miras’ projeleri ile Türk arkeolojisinin altın çağını başlattık. Bu alanda 60 yılda yapılanlara eş değer işi inşallah dört yılda yapacak; bu toprakların medeniyet zenginliğini, her bir paçasıyla gün yüzüne çıkaracağız” diye konuştu.
Karadeniz dalgalarından esinlenilen bir mimari
Yeni Samsun Müzesi hakkında bilgi veren Bakan Ersoy, “Malumunuz, Samsun Müzesi 19 Mayıs 1981’de hizmet vermeye başlıyor. Geçen 40 yıllık zaman zarfında doğal olarak hem artan eser sayısına göre hizmet verebilecek hem de modern teknolojiyi kullanarak çağdaş müzeciliğin gereklerini karşılayabilecek bir müzenin yapımı şart olmuştur. ve bugün Karadeniz Bölgesi’nin en büyük müzesini Samsun’da hizmete açarak bu ihtiyaç en üst düzeyde karşılanmıştır. 15 bin metrekarelik bu eserin uygulama çalışmalarını Samsun Büyükşehir Belediyemizle imzaladığımız iş birliği protokolü kapsamında yürüttük. İfade ettiğim gibi Karadeniz dalgalarından esinlenilen bir mimariye sahip ve bu konseptiyle, 16. Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri programında, proje dalında ödüle layık görüldü. İçerisinde arkeolojik ve etnografik eserlerin sergilendiği salonlar, geçici sergi salonları, konferans salonu, kütüphane, çocuk müzesi, laboratuvar, idari ve ticari birimler ile depolar ve kafeterya yer alıyor. Bir yandan böylesi istisna bir yapı inşa edilirken bir yandan da eserlerin restorasyon ve konservasyon çalışmalarını gerçekleştirdik. Bu noktada, bölgedeki tüm önemli eserlerin bu müzede sergilendiğini ifade etmeliyim. Dolayısıyla Yeni Samsun Müzemiz bir bölge müzesi niteliği de taşımaktadır. Sergilenen eser sayısı 7 bin 165 adettir” şeklinde konuştu.
1 ay boyunca ücretsiz
Yeni Samsun Müzesi’nin 1 ay boyunca ücretsiz ziyaret edilebileceğini açıklayan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Şöyle bir baktığımızda müzemiz; Amisos Antik Kenti buluntuları ve Amisos Mozaiği, bronz atlet heykeli, Helenistik Çağa ait takılar, Klasik, Helenistik, Roma, Doğu Roma, Selçuklu ve Osmanlı döneminden eser grupları ile gerçekten görülmeye değer bir koleksiyon, tecrübe edilmesi gereken bir kültür ve tarih yolculuğu sunuyor. Müzenin etnografya bölümü ise Selçuklu dönemi mezar taşlarını, Osmanlı dönemine ait kervansaray, han ve medrese modellerini; mutfak, hamam ve giyim-kuşam kültürünü, takı sanatını ve Milli Mücadele dönemini içeren koleksiyonuyla Türk kültür ve tarihine eşsiz bir kapı açmaktadır. Şehrimize mimarisiyle, teşhir ve tanzim uygulamalarıyla ve zengin koleksiyonuyla yeni bir cazibe merkezi kazandırılmıştır. 1 ay boyunca ücretsiz ziyaret edilebilecek olan Yeni Samsun Müzesinin Samsun’un tarihine, kültürüne ve sosyal hayatına en iyi şekilde hizmet etmesini temenni ediyorum.”
Konuşmaları ardından kurdele kesilerek Yeni Samsun Müzesi’nin açılışı gerçekleştirildi.
Törende Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir, AK Parti Samsun Milletvekilleri Mehmet Muş, Çiğdem Karaaslan ve Samsun Valisi Orhan Tavlı da birer konuşma yaptı.
Açılışa ayrıca AK Parti Samsun Milletvekilleri Orhan Kırcalı, Ersan Aksu, Cumhur İttifakı AK Parti Samsun Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Halit Doğan, Samsun Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Sabri Kılıç, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yavuz Ünal, Sahil Güvenlik Karadeniz Bölge Komutanı Tuğamiral Ahmet Bahadır, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Mustafa Bakçepınar, İl Emniyet Müdürü Ahmet Arıbaş, İl Kültür ve Turizm Müdürü Cemal Almaz, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Ağar, İl Müftüsü Seyfullah Çakır ve diğer protokol üyeleri katıldı. – SAMSUN
]]>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında savcılığın mahkemeye gönderdiği sevk yazısında, soruşturma ve zanlılarla ilgili detaylar yer aldı.
Yazıda, İsrail istihbarat mensubu “Victoria” kod adlı ajanın kendisini “Global Investigative Services” isimli şirket çalışanı olarak tanıttığı, Slovakya ve Güney Afrika operatörleri üzerinden dosya şüphelisi özel dedektif Hamza Turhan A. ile 2019’da ilk teması sağladığı ve 9 farklı numara üzerinden iletişim kurduğu belirtildi.
“Victoria” kod adlı kişinin ilk görüşmede Hamza Turhan A’dan, dedektif olarak sağladıkları hizmetlerin neler olduğunu, Türkiye’de bulunan kişiler hakkında herhangi bir araştırma yapıp yapmadığını, yapıyorsa ne tarz bilgiler elde edebildiğini öğrenmek istediğini beyan ettiği anlatılan yazıda, Hamza Turhan A’nın ise hedef kişilerin ev, iş adreslerini, telefon numarasını, kimlik ve pasaport numarasını, Türkiye’ye giriş-çıkış bilgilerini temin edebileceğini belirttiği aktarıldı.
Yazıda, “Victoria”nın Mayıs 2019’da Hamza Turhan A’dan elde ettiği bilgileri mail yoluyla raporlayarak göndermesini istediği, ödemelerin ilk etapta banka üzerinden gerçekleştirildiği, Hamza Turhan A’nın banka hesabına İsrail İstihbarat Servisi tarafından kullanılan “Emıl Slalov” isimli kişiye ait İsviçre’deki banka hesabından 1484 avro ödeme yapıldığı kaydedildi.
Şüpheli Hamza Turhan A’nın İsrail istihbarat mensubuyla görüşmek amacıyla Temmuz 2019’da Belgrad’a gittiği, seyahat ve konaklama gibi harcamaları için şüpheliye “Kryptomagnetic Venture Traders” isimli şirketin Kenya’daki banka hesabından 1030 avro ödeme yapıldığı belirtilen yazıda, şüphelinin ödemelerin devamını kripto para cinsinden aldığı anlatıldı.
Yazıda, şüpheli Hamza Turhan A’nın Ocak 2020’de “Victoria” ile görüşmek amacıyla plan yaptığı ancak Kovid-19 salgını nedeniyle görüşemediği, sürecin devamında ajanın sağlık sorunlarını bahane ederek Eylül 2020’de şüpheliyi “Robert” ve “Andrea” isimli MOSSAD ajanlarıyla tanıştırdığı aktarılırken, şüphelinin bu ajanlarla eş zamanlı görüştüğü, “Victoria”nın ilk etapta şüphelinin imkan ve kabiliyetini test etmek amacıyla deneme görevleri verdiği belirtildi.
Ajan “Victoria”nın “Andrea” ve “Robert” aracılığıyla şüpheliyi İsrail’in dış politikasına ve ulusal çıkarlarına tehdit olarak algıladığı kişiler ile şirketler hakkında araştırma yapması doğrultusunda talimatlandırdığı aktarılan yazıda, şüphelinin yine bu ajan tarafından “Marc” kod adlı başka bir ajana Temmuz 2022’de devredildiği anlatıldı.
Yazıda, ajan “Marc”ın şüpheliyi Dubai, Irak/Kerbela ve Güney Afrika’da bağlantı bulmaya yönlendirdiği ve buradaki kişiler hakkında bilgi-belge talep ettiği anlatılırken, şüpheliye bu işler karşılığında ödemeyi kripto para cinsinden yaptığı kaydedildi.
Sahte hesapla taciz nitelikli mesaj
Şüpheli Hamza Turhan A’nın, 6’sı dosyanın şüphelisi 7 kişiden MOSSAD’ın taleplerini karşılamak amacıyla bilgi ve doküman temin ettiği, Tunus uyruklu Hamza K’ye yönelik tehdit eyleminde ise şüpheli Funda K’yi kullandığı belirtilen yazıda, bu kapsamda Hamza K. adına sahte Instagram hesabı açtığı, bu hesaptan Funda K’ye taciz nitelikli mesajlar gönderdiği, Funda K’yi Hamza K. hakkında şikayetçi olması için ikna ettiği, 15 Haziran 2021’de Güngören Polis Merkezi Amirliği’nde konuyla ilgili tutanak tutulduğu aktarıldı.
Yazıda şüpheli Hamza Turhan A’nın olay sırasında Hamza K’yi tehdit etmesi ve bunu görüntülü kayda alarak ajan “Victoria”ya göndermesi üzerine soruşturma işlemlerine başlandığı anlatıldı.
Hamza Turhan A’nın 63 aktif, 35 kapatılmış banka hesabı olduğu belirlendi
Şüpheli Hamza Turhan A. hakkında detaylı tespitlere yer verilen yazıda, şüphelinin yurt dışı seyahatlerinde genellikle MOSSAD ajanlarıyla görüştüğünün tespit edildiği, MASAK araştırma ve tespit raporuna göre ise 63’ü aktif 35’i kapatılmış toplam 98 banka hesabının bulunduğu kaydedildi.
Hamza Turhan A’nın çok sayıda banka hesabıyla ajanlık faaliyetleri kapsamında elde ettiği menfaatleri gizlemeyi amaçladığı aktarılan yazıda, dosya şüphelileri ile aralarındaki para transferlerinin casusluk faaliyeti kapsamında olduğunun değerlendirildiği anlatıldı.
Şüpheliden ele geçirilen dijital materyallerde çok sayıda el yazısı not kağıdı ve doküman tespit edildiği, cep telefonuyla MOSSAD tarafından kullanıldığı belirlenen yurt dışı numaralarıyla çok sayıda görüşme yaptığının belirlendiği, “belgeler” kısmında ise Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’ndeki mitinge ilişkin emniyet tedbirleri kapsamında hazırlanmış kroki bilgisinin yer aldığı, bu bilginin de illegal yollarla temin edildiği kaydedildi.
Yazıda, Hamza Turhan A’nın telefonunda Suriyeli bir kişiye ait pasaport bilgilerinin yer aldığı, fotoğraflar bölümünde İsrail Başkonsolosluğu önünde gerçekleştirilen eyleme ait görüntülerin bulunduğu, bu görüntülerin de İsrail istihbarat servisiyle paylaşıldığının değerlendirildiği anlatıldı.
Şüpheli Hamza Turhan A’nın “Victoria Z”, “Andrea Tours” ve “Demet Kes” isimli kullanıcılarla casusluk faaliyetleri kapsamında sohbet kayıtları bulunduğuna, bu kişilerin de MOSSAD’a çalıştığının tespit edildiğine vurgu yapılan yazıda, şüphelinin konuşmalarında ise bilgi toplama, fotoğraflama ve koordinat bilgilerinin yer aldığı, bu konuşma içeriklerinden de şüphelinin eylemleri karşılığında menfaat temin ettiğinin belirlendiği aktarıldı.
Şüpheli Hamza Turhan A, hakkındaki tespitleri doğruladı
Yazıda, şüpheliden ele geçirilen sim kartta 14 kişinin kayıtlı olduğu, kartın gizliliğe riayet edilmek üzere kullanıldığı ve diğer şüpheliler Mehmet Y, Özkan Ş, Ercan K, Hakan K, Ömer Burak G. ve İsmail K ile çok sayıda ortak baz bilgisinin tespit edildiği, Hamza Turhan A’nın da bunu doğrulayarak kabul ettiği belirtildi.
Şüphelinin alınan ifadesinde de birçok konuyu doğruladığına, özellikle dosyanın diğer şüphelileri ve “Victoria” ile “Robert” isimli ajanlarla birlikte hareket ederek casusluk faaliyetlerini gerçekleştirdiğine işaret edilen yazıda, şüphelinin üzerine atılı “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme” suçunun vasfı dikkate alındığında kaçma ve delil karartma şüphesi bulunduğu ifade edildi.
Yazıda, şüpheli Funda K’nin satış elemanı olarak sigorta kaydı olduğu, Hamza Turhan A. ile gönül ilişkisi bulunduğu ve birlikte hareket ederek casusluk faaliyeti gerçekleştirdiği, özellikle İran uyruklu kişilerin takip edildiği illerde Hamza Turhan A. ile aile görüntüsü vererek dikkat çekmemeye çalıştıkları aktarıldı.
Şüpheli Mehmet Y’nin ise İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığında memur olarak görev yaptığı, özellikle şirket bazında bazı bilgilere kolay erişiminin bulunduğu bildirilen yazıda, memur olan şüphelinin 24 aktif, 12 de kapatılmış banka hesabı bulunmasının olağan akışa aykırı olduğu tespitine yer verildi.
Yazıda, Mehmet Y’nin hesabına Hamza Turhan A’dan farklı tarihlerde toplam 59 bin 501 lira para transferi gerçekleştirildiği aktarıldı.
Polislikten ihraç edilen şüpheli de casusluk yaptığını kabul etti
Meslekten ihraç edilen eski polis memuru şüpheli Özkan Ş. hakkında birçok suçtan adli kayıt bulunduğu, 35’i aktif 70 banka hesabı tespit edildiği, diğer şüphelilerle çok sayıda para transferine rastlandığı bildirilen yazıda, “Şüphelinin swift alma bilgilerine bakıldığında, hesabına 74.047,15 değerinde dolar ve avro girişi olduğu, telefonunda yapılan incelemede Mustafa Modoğlu başlıklı not dökümüne rastlandığı, dökümde ‘TC’si bulunup oteline de bakılacak.’ şeklinde içeriğin yer aldığı, dolayısıyla bunun casusluk faaliyeti kapsamında bir not olduğu” bilgisi yer aldı.
Yazıda, şüphelinin ifadesinde Hamza Turhan A. ile takip ve bilgi toplama eylemlerini kabul ettiği, otel kayıtlarının da bu eylemler sırasında gerçekleştirildiği, takip sürecinde şüpheli Ercan K’nin de kendilerine katıldığını söylediği aktarıldı.
Şüpheli Ömer Burak G’nin polis memuruyken istifa ettiği, birçok suçtan kaydı bulunduğu, çok sayıda kamu görevlisiyle para transferlerinin tespit edildiği, bu transferlerin de İsrail istihbarat servisi tarafından talep edilen veya Hamza Turhan A. tarafından iletilen bilgilerin temin edilmesi sebebiyle gerçekleştiğinin değerlendirildiği anlatıldı.
Yazıda, şüpheliye ait hesaplar arasındaki transferlerde 2023’te 279 milyon 64 bin 194 lira para girişi olduğu ve 9 milyon 685 bin 174 dolar para transferi gerçekleştiğine vurgu yapılarak, söz konusu rakamların hayatın olağan akışına aykırı olduğu kaydedildi.
]]>Çelik, parti genel merkezinde toplanan AK Parti Merkez Yürütme Kuruluna (MYK) ilişkin gazetecilere açıklama yaptı.
Toplantıda, seçimlere yönelik çalışmaların ele alındığını ifade eden Çelik, bugüne kadar yapılan çalışmaların AK Parti’nin, kurumsal kapasitesi itibarıyla seçimlere hazırlıklı olduğunu gösterdiğini kaydetti.
Çelik, bundan sonra da takvime uygun olarak seçimle ilgili çalışmaların partinin Seçim İşleri Başkanlığı başta olmak üzere kurullar tarafından yerine getirilmesinin takip edileceğini bildirdi.
Ömer Çelik, bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın doğum günü olduğunu hatırlatarak, AK Parti’nin bütün yetkili kurulları ve teşkilatları adına Erdoğan’ın doğum gününü kutladı.
Erdoğan’a bereketli, hayırlı, uzun yıllar temenni eden Çelik, “Şimdiye kadar vatandaşlarımızın da zarif şekilde ifade ettiği milletine adanmış bir ömürle, bedeli ödenmiş pek çok süreci yöneterek bu yaşlara, büyük işlere, büyük devrimlere imza atarak geldiler. Bundan sonrasında da kendilerine sağlık, mutluluk içerisinde büyük başarılarla milletimiz ve mazlumlar için yapacakları çalışmalarda başarılar dileyerek nice yaşlar, yollar diliyoruz.” diye konuştu.
Dünya liderlerinden doğum günü kutlaması için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayanlar olduğunu anımsatan Çelik, vatandaşların partiye gelerek, mesajla, telefonla, sosyal medya üzerinden ilettiği tebrikleri Erdoğan’a ulaştırdıklarını söyledi. Çelik, bütün vatandaşlara hassasiyetleri ve zarafetleri için teşekkür etti.
Antalya’daki sel felaketi ve Erzincan İliç’teki toprak kayması nedeniyle büyük üzüntüler yaşandığını ifade eden Çelik, hayatını kaybedenler için rahmet diledi.
“Sınırlarımızın yakınlarında teröristan devletçikleri kurdurulmaya çalışılıyor”
Seçim sürecinde çalışmalar devam ederken aynı şekilde ülkenin güvenliğinin korunması bakımından terörle mücadelenin kararlılıkla sürdüğünü dile getiren Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizim terör örgütlerine karşı bu mücadelemiz sürerken esas amacımız tabii ki ülkemizin iç ve dış güvenliğini korumak, aynı zamanda da birtakım siyasi projelerin neticesi olarak sınırlarımızın etrafında birtakım teröristan adacıkları kurmak isteyenlere müsaade etmemektir. Şimdiye kadarki kararlılığımız sınırlarımızın yakınında teröristan kurmak isteyenlere hiçbir şart altında müsaade etmeyeceğimizi göstermiştir.
Eğer Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı gibi harekatlar çok güçlü bir şekilde yapılmasaydı, birtakım siyasi projeler, bölgenin haritasını değiştirmek isteyen birtakım karanlık emeller çerçevesinde sınırlarımızın da yakınlarında birtakım teröristan bölgeciklerinin, devletçiklerinin kurdurulmaya çalışıldığını biliyoruz. Bunların arkasındaki odakları da biliyoruz. Dolayısıyla bunlara şimdiye kadar müsaade etmedik. Bundan sonrasında da müsaade etmeyeceğiz.
Aynı zamanda bu, bizim milli güvenliğimizi sağladığı gibi komşularımızın da güvenliğinin sağlanması bakımından son derece önemlidir. Eğer komşularımız bu terör örgütlerini bertaraf etme konusunda yeterli, yerinde ve zamanında kapasite ortaya koyabiliyorlarsa zaten sorun olmayacaktır. Ama bu kapasite ortaya koyulmadığı zaman ortaya çıkan tablo çerçevesinde Türkiye, Birleşmiş Milletler Şartı’nın kendisine verdiği yetki ve meşruiyet çerçevesinde bu hakkını kullanacaktır.”
“Yaraların sarılması konusundaki çalışmaları kararlılıkla sürdüreceğiz”
Son zamanlarda Irak merkezli birtakım konuların gündeme geldiğini ifade eden Çelik, şöyle konuştu:
“Arkadaşlarımız Irak’ı üst üste ziyaret ettiler, burada hem bu terör örgütlerine karşı ortak mücadele bakımından hem de Irak’ta hayata geçirmeyi planladığımız Kalkınma Yolu Projesi’nin sağlığı ve geleceği açısından bu terör örgütleriyle güçlü mücadele ve ortak mücadele iradesinin ne kadar önemli olduğunu net bir şekilde ifade etmiş oldular. Dolayısıyla güney sınırlarımızda özellikle hiçbir şekilde bu terör yapılanmalarına müsaade etmeyeceğimizi, bu terör örgütlerinin faaliyetlerini takip ettiğimiz gibi bunları kullanan birtakım odakların ortaya koymaya çalıştığı siyasi projeleri de net bir şekilde gördüğümüzü, hepsiyle topyekun mücadele ettiğimizi ifade etmek isterim.”
Çelik, aynı şekilde FETÖ, DEAŞ gibi terör örgütleri, organize suç örgütleri, milleti ve demokrasiyi tehdit eden her türlü unsurla gerekli mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini söyledi.
Seçim sürecinde olunduğuna dikkati çeken Çelik, “Ne seçim ne başka bir gündem hiçbir şekilde deprem bölgesindeki vatandaşlarımızın yaralarını sarma konusundaki irademizin önüne geçemez.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın depremin birinci yıl dönümünde Hatay, Gaziantep, Kahramanmaraş, Şanlıurfa ve Adıyaman’ı ziyaret ettiğini hatırlatan Çelik, “Bu bizim her gündem içerisinde, her şart altında deprem bölgesindeki vatandaşlarımızla beraber olduğumuzu, kaybettiğimiz canları her zaman hatırımızda tuttuğumuzu ve yaraların sarılması konusundaki çalışmaları kesintisiz bir kararlılıkla sürdüreceğimizin ifadesidir.” diye konuştu.
“Enflasyonla ilgili olumlu gelişmeleri görmeye devam edeceğiz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın güçlü desteğiyle, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in koordinasyonunda yürüyen ekonomik programın meyvelerini verdiğini ifade eden Çelik, enflasyonda düşüş, cari açığın azalması, kadınların istihdam oranının artması, genç işsizlik oranının azalması gibi pek çok alanda güçlü neticenin görülmeye başlandığını vurguladı.
Bunların, 2023’ün son ve bu yılın ilk çeyreğine ilişkin makro ekonomik finansal göstergelere yansımaya başladığını aktaran Çelik, kadınların iş gücüne katılım oranının yüzde 35,9’a çıktığını, genç işsizlik oranının da 4,7 puan iyileşerek yüzde 15,3’e gerilediğini belirtti.
Çelik, şöyle konuştu:
“Enflasyonla ve diğer alanlarla ilgili olarak da olumlu gelişmeleri görmeye devam edeceğiz. Tabii bununla paralel olarak ülkemize giren yatırım miktarı, ülkemize gelen yabancı para miktarı da bu çerçevede artmaktadır. Kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye’nin kredi notunu yükseltmektedir. Bütün bu göstergelere baktığımızda Cumhurbaşkanı’mızın güçlü desteğiyle, Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek’in koordinasyonunda yürüyen bu programın olumlu etkilerinin görüldüğünü, bundan sonra vatandaşlarımızın bu olumlu etkileri daha çok göreceğini ve vatandaşımızın refahına katkıda bulunma konusunda bu programın daha güçlü neticeler vereceğini değerlendiriyoruz.”
“Altı çocuktan biri Gazze’de şiddetli kıtlık yaşıyor”
İsrail’in Gazze’deki soykırım faaliyetlerinin devam ettiğini ifade eden Çelik, Batı Şeria’daki saldırılarda da hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısının arttığını söyledi. Çelik, “hiçbir çağrı ve girişimin Netanyahu hükümetini soykırım faaliyetinden geri döndürmediğini” kaydetti.
Açlık çeken Gazzelilerin hayvan yemi yemek durumunda kaldığını dile getiren Çelik, Birleşmiş Milletler raporlarına göre, Gazze’deki altı çocuktan birinin şiddetli kıtlık yaşadığını aktardı.
Çelik, İsrail güvenlik güçlerinin “İsrail’in güvenliği çerçevesinde değil, soykırım amacıyla sistematik bir katliam çerçevesinde hareket ettiğini” ifade etti.
Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ni ihlal ettiği için İsrail’e karşı Uluslararası Adalet Divanına başvurmasının önemli bir dönüm noktası olduğunun altını çizen Çelik, “Birileri Güney Afrika’yı bu girişiminden dolayı eleştiriyorsa bunun açık anlamı onların aslında bu soykırım faaliyetlerini destekledikleri ve bu çerçevede bu soykırım suçuna ortak olduklarıdır.” şeklinde konuştu.
Divan’ın İsrail’in ihlallerini tespit ettiğini anlatan Çelik, “Ama netice itibarıyla bir ateşkes çağrısının olmaması ve bu ateşkesi hayata geçirecek bir mekanizmanın olmaması bu büyük eksikliği maalesef devam ettirmektedir. İsrail Divan’ın hükümleri çerçevesinde bir ay içerisinde bir rapor verecek. Ama İsrail, bu safhalardan defalarca geçmiştir ve her seferinde de uluslararası hukuk kurallarını ihlal ederek, yok sayarak bu faaliyetlere devam etmiştir.” dedi.
(Sürecek)
]]>Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca tutuklu sanık S.A. hakkında hazırlanan iddianame, 1. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.
İddianamede, 5 Eylül 2023’te damat A.E’nin, F.A. ile merkez Kayapınar ilçesinde bir düğün salonunda kına gecesi merasimi olduğu, sanık S.A’nın gelin F.A’nın amcasının torunu olduğu belirtildi.
Sanığın, yaklaşık 3 yıl önce evlenmek amacıyla F.A’yı ailesinden istediği ancak ailenin rıza göstermemesi nedeniyle evliliğin gerçekleşmediği kaydedilen iddianamede, sanığın olay tarihinden 1 ay önce F.A’nın müşteki A.E. ile evleneceğini öğrenmesi üzerine bu evliliğe engel olmak amacıyla plan yaptığı, olay tarihinde yaşadığı köyden kent merkezine tek başına gelerek düğün salonunda beklediği anlatıldı.
Sanığın, müşteki A.E. ve F.A’nın düğün salonuna geldikleri esnada belinden çıkardığı tabancayla damada karşı öldürmek amacıyla yakın mesafeden 5 el ateş ettiği vurgulanan iddianamede, müştekinin hayati tehlike geçirecek ve kemik kırığının hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkileyecek şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği ifade edildi.
“Sanığın öldürme amacıyla hareket ettiği değerlendirilmiştir”
Sanık S.A’nın, müşteki A.E’yi öldürmek amacıyla ateş ettiği esnada kurşunlardan birinin mağdur E.K’ye isabet ettiği ifade edilen iddianamede, yaralı çocuğun basit tıbbı müdahale ile giderilemeyecek ve kemik kırığının hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkileyecek şekilde yaralandığı aktarıldı.
İddianamenin, değerlendirme ve sonuç kısmında şu tespitlerde bulunuldu.
“Her ne kadar şüpheli ifadesinde amacının müştekiyi öldürmek olmadığını ve düğünü bozmak olduğunu belirtse de kullanılan tabancanın öldürmeye elverişli ateşli silah olması, yakın mesafeden 5 el ateş etmesiyle, müşteki A.E’nin hayati tehlike geçirmesine neden olmuştur. Müştekinin, F.A. ile evlenecek olması nedeniyle şüphelinin kendisine husumet duyması dikkate alındığında, sanığın öldürme amacıyla hareket ettiği değerlendirilmiştir. Şüpheli olaydan bir ay önce F.A’nın müşteki ile evleneceğini öğrenmesi üzerine evliliği istemediği için engel olmak amacıyla planlı şekilde ve tasarlayarak hareket ettiği için eyleminin ‘tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs’ suçunu oluşturduğu anlaşılmıştır. Sanığın düğün salonunda ve kalabalık bir ortamda ateş ettiği, kurşunların bir kısmının başkasına isabet edebileceğini öngörmesine rağmen ‘olursa olsun’ düşüncesiyle hareket ederek, müşteki E.K’ye yönelik ise ‘olası kastla kasten yaralama’ suçunu işlemiştir. Olayda kullandığı tabancanın da yasak niteliğe haiz olduğu tespit edilmiştir.”
İstenilen ceza
İddianamede, tutuklu sanık S.A. hakkında “tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs”, “olası kastla kasten yaralama” ve “ruhsatsız ateşli silahla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma” suçlarından 15 yıldan 26 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
Diyarbakır’ın merkez Kayapınar ilçesindeki bir düğün salonunda 5 Eylül 2023’te damat A.E, gelinle salona girdiği sırada silahlı saldırıya uğramış, saldırıda damat ile seken kurşunların isabet ettiği E.K. isimli çocuk yaralanmıştı.
Ağır yaralanan damat yakınları tarafından özel bir hastaneye, çocuk da sağlık ekiplerince Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılmış, polis ekiplerince yakalanan S.A. gözaltına alınmış, çıkarıldığı hakimlikçe tutuklanmıştı.
Saldırıda yaralanan damat A.E. (20), tedavisinin ardından F.A. ile 1 Ekim 2023’te Batman’da düzenlenen törenle evlenmişti.
]]>CHP Bolu Milletvekili, Sanayi ve Ticaret Komisyonu Üyesi Türker Ateş, Merkez Bankası’nın faiz politikasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Ateş’in açıklaması şöyle:
“ENFLASYONLA MÜCADELE ARTIK ÇOK DAHA ZOR. BAKAN ŞİMŞEK’İN İŞARET ETTİĞİ 2026 YILINDA TEK HANELİ ENFLASYON HAYAL”
“Merkez Bankası’nın geçen haziranda başlatarak kesintisiz sürdürdüğü faiz artış sürecinde bu ay itibarıyla sona gelindiği izleniyor. Ancak yetkililerin de açıklamalarıyla itiraf ettiği üzere ekonomide bozulan dengeler ve kopan bağlar onarılamadı. Fatura ağırlaştı, riskler ortaya çıktı. Enflasyonla mücadele artık çok daha zor. Bakan Şimşek’in işaret ettiği 2026 yılında tek haneli enflasyon hayal. Merkez Bankası’nın bu hafta yapılacak Para Politikası Kurulu toplantısında, politika faizinin yüzde 45’te sabit tutulması bekleniyor. Üst üste faiz artışı kararı alınan 8 toplantının ardından yolun sonu gözüktü. Hatta bu yıl içinde faiz indirimlerine başlanması da olası görülüyor. Ancak geçen zamanda faiz artışlarına rağmen enflasyon kontrol altına alınamadı ve döviz kuru tutulamadı. Yanı sıra oldukça yüksek olan politika faizine rağmen yabancı sermayenin Türkiye’ye ilgisi sınırlı kaldı. Acı reçete, sıkı para politikasının büyüme ve istihdam üzerindeki olumsuz etkileri de cabası.
“ATIL İŞ GÜCÜ YÜZDE 24,7 GİBİ OLDUKÇA YÜKSEK BİR ORANA ÇIKTI. İŞ BULMA ÜMİDİNİ YİTİRENLER 1,9 MİLYONU AŞTI”
Aralık 2023 itibarıyla gerçek işsizliği ortaya koyan atıl iş gücü yüzde 24,7 gibi oldukça yüksek bir orana çıktı. Potansiyel iş gücü içinde olup iş bulma ümidini yitirenler 1,9 milyonu aştı. İş başı yapabilecek olup iş aramayanlar 1 buçuk milyonun üzerinde. Hane halkı borçluluğu da alarm veriyor. Vatandaşın takipteki kredi kartı büyüklüğü, geçen yıl yüzde 108 ve yıl sonundan şubat başı arasında da yüzde 15 artarak 17,7 milyar TL’ye ulaştı. Ayrıca yüksek faiz ortamında işletmeler tarafında finansmana erişim mümkün olmazken ticari kredi faiz oranı son olarak yüzde 54,4 ile 21 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
“SEÇİMDEN SONRA HEM VATANDAŞ HEM İŞLETMELER İÇİN BİR DE VERGİ ARTIŞLARI KAMBUR OLACAK”
Bu şartlarda enflasyonla mücadele daha zorlaşıyor. Ekonomi yönetiminin odaklandığı iç talepte düşüş, fiyat istikrarı sağlanacağına dair güven tesis edilemediğinden sınırlı kaldı. Ayrıca zorunlu harcamalar da düşen alım gücüyle ağırlıkla borçlanarak yapılır oldu. Tüketici kredilerinin ardından kredi kartlarında beklenen sınırlandırmaların özellikle dar gelirli için kritik etkileri olacağı açık. Yıla, bütçede açıkla ve kapsamında rekor faiz ödemesiyle başladık. Dolayısıyla seçimden sonra hem vatandaş hem işletmeler için bir de vergi artışları kambur olacak. Ayrıca, Merkez Bankası’nın önceki dönem koparıldığını itiraf ettiği faiz-kur bağının tesisi için TL mevduatına yönelik önlemlerine ilişkin ise vatandaşın TL tasarruflarının enflasyondan korunacağına güven duyması kolay değil ve dolarizasyon riski sürüyor.”
]]>