Etti – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Wed, 31 Jul 2024 08:03:05 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Adana’da Silahlı Saldırıda Ölü Numarası Yapan Adam Kurtuldu https://www.haber60.com.tr/adanada-silahli-saldirida-olu-numarasi-yapan-adam-kurtuldu/ https://www.haber60.com.tr/adanada-silahli-saldirida-olu-numarasi-yapan-adam-kurtuldu/#respond Wed, 31 Jul 2024 08:03:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42773

ADANA’da oğlu İsmail Babat’ın (37) silahlı saldırısında ağır yaralan Rifat Babat (63), duruşmada ölü numarası yaparak kurtulduğunu anlattı. Saldırıda eşini kaybeden Rifat Babat, oğlundan şikayetçi oldu.

Sarıçam ilçesi Cerenli Mahallesi’nde oturan İsmail Babat, iddiaya göre 16 Ocak 2018’de emekli uzman çavuş olan bacanağı Nuri Özdemir’i (49) tabancayla öldürdü. İsmail Babat, denetimli serbestlikle geçen yıl mayıs ayında tahliye oldu. İsmail Babat’in babası Rifat ve üvey annesi Hürü arasında iddiaya göre ailevi nedenlerle husumet oluştu. İsmail Babat, 21 Kasım 2023’te yanına aldığı tabanca ve av tüfeğiyle babası ve üvey annesini evlerine giden yolda pusu kurarak beklemeye başladı. Babasının otomobilini gören İsmail Babat önce av tüfeğiyle, fişek bitince de tabancayla peş peşe ateş edip, kaçtı. Saldırıda yaralanan Rifat ve Hürü Babat çifti, Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Yaralılardan Hürü Babat, doktorların tüm çabasına karşın kurtarılamadı.

SOSYAL MEDYADAN PAYLAŞIM YAPTI

Cinayet şüphelisi İsmail Babat’ın, olaydan bir süre önce sosyal medya hesabından paylaşım yaptığı ortaya çıktı. Babat, yayınladığı görüntüde, “İhanetin bedeli, ölümdür. Kalem kırılırsa, geri yapıştırırsın” dediği görüldü.

Olaydan 2 gün sonra yakalanıp tutuklanan İsmail Babat, birlikte hereket ettiği ileri sürülen amcası Adil Babat (46) ile yeğeni A.B. (17) hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı. 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın ikinci duruşmasına katılan Rifat Babat, ilk kez ifade verdi.

‘PUSU KURDULAR’

Olay günü eşi ile birlikte dünürlerinin yemek davetine gittiklerini belirten Rifat Babat, “Yemekten sonra saat 15.00 gibi eve gitmek için yola çıktık. Eve yaklaştığımızda yol kenarında yeğenim A.B. bir aracın içinden kafasını çıkartıp sırıttı, kardeşim Adil ise yolun köşesine gizlenmişti. Onları görünce pusuya düştüğümü anlayıp gaza bastım. Bir anda silahlar patlamaya başladı. Kaç silahla kaç kişi ateş etti bilmiyorum. Araçla evin önüne kadar geldim. Arabayı durdurdum, benim ve eşimden kan akıyordu. Sanıyorum okulun oradan sıkan Adil’di, yolda sıkan ise oğlum İsmail’di. Eşim bayıldı, ben de ölmüş numarası yaptım. Öldüğümü sanıp daha fazla ateş etmediler. Bana pusu kuran oğlum İsmail, kardeşim Adil ve yeğenim A.B.’den şikayetçiyim” dedi.

OĞLU SUÇUNU İTİRAF ETTİ

Babası Rifat Babat’ın ifadesi üzerine söz hakkı verilen sanık İsmail Babat, psikolojisinin iyi olmadığını belirterek, “Babam atamdır. Evimi bastı, ölümden döndüm. Ben öksüz büyüdüm. Babam ve üvey annem hayatı bana zindan etti. Olayı yapan benim. Olay anında şuurumu kaybettim. Bana suç işlettiler, infazımı yaktılar, cinnet geçirttiler” diye konuştu. Adil Babat ise iftiraya uğradığını belirterek suçlamaları kabul etmedi.

AKIL HASTANESİNE GÖNDERİN

Sanık İsmail Babat’ın avukatı, müvekkilinin akli melekelerinin yerinde olmadığını iddia ederek tam teşekküllü bir akıl hastanesine sevk edilerek akıl sağlığı ile ilgili rapor alınmasını istedi, ayrıca, olay yerinde keşif yapılmasını talep etti. Mahkeme heyeti, İsmail Babat ve A.B.’nin tutukluluğunun devamına karar verirken, duruşmayı olay yerinde keşif yapılması ve eksikliklerin giderilmesi için erteledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adanada-silahli-saldirida-olu-numarasi-yapan-adam-kurtuldu/feed/ 0
Karabük’ün Yenice İlçesinde Köylüler İl Genel Meclis Üyesine Karşı Eylem Yaptı https://www.haber60.com.tr/karabukun-yenice-ilcesinde-koyluler-il-genel-meclis-uyesine-karsi-eylem-yapti/ https://www.haber60.com.tr/karabukun-yenice-ilcesinde-koyluler-il-genel-meclis-uyesine-karsi-eylem-yapti/#respond Sat, 20 Jul 2024 23:15:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41174

TUNAKAN YILDIRIM

(KARABÜK) – Karabük’ün Yenice ilçesine bağlı Kayadibi köylüleri ilçenin İl Genel Meclis Üyesi Recep Tetik tarafından köylerine çivi dahi çaktırılmadığını iddia etti. Aynı zamanda alanda kereste fabrikası bulunan Tetik’in kendi çıkarları için alan açmaya çalıştığını belirten köylüler bir araya gelerek yaptıkları açıklamada ‘Biz de AKP’ye oy verdik hani Cumhurbaşkanı nerede’ diye tepki gösterdi.İddialara yanıt veren Recep Tetik ise köye 5 yıldır hizmet getirdiklerini belirterek köy halkının iddialarının asılsız olduğunu söyledi.

Karabük’ün Yenice ilçesine bağlı Kayadibi köylüleri AKP Karabük İl Genel Meclis Üyesi Recep Tetik’e karşı eylem yaptı. Köylüler, Tetik’in 4 yıldır kendi çıkarları için çalıştığını, fabrika kurmak için köy halkı tarafından Gençlik Spor Bakanlığı’na devredilen top sahasını kullanmak istediğini, kendi fabrikası haricinde faaliyet gösteren iki kereste fabrikasının kapatılması için köylüden destek istediğini, köy mezarlığına giden yolun kapatılmasını istediğini kapatılmadığı takdirde üst makamlardan işini halledeceğini, köy için kaymakamlık tarafından verilen kanalizasyon borularını fabrikasına istediğini iddia etti.

İsteklerinin yerine gelmediği için AKP İl Genel Meclis Üyesi Recep Tetik’in ‘bu köye çivi dahi çaktırmam’ diyerek kendilerini tehdit ettiğini öne süren köy halkı, muhtar Sebahattin Karakaya’ya da Tetik tarafından küfür ve tehditler savrulduğunu ve evinde saldırıya uğradığını iddia etti. Köy meydanında toplanan yaklaşık 70 kişi ellerinde ‘Hak, hukuk, adalet, köylü muhtar el ele, mafya il genel meclis üyesi istemiyoruz, köyün imara açılmasına karşıyız’ yazılı pankartlarla eylem yaptı.  Öte yandan köy halkı, muhtarın su sayaçlarını kontrol ettiği sırada mezarlık yolunun kapatıldığını görmesi bu durumu emniyet güçlerine haber vererek yolu tekrar açtırmasına tepki göstermesi üzerine Recep Tetik ve oğularının muhtara küfrederek ve evini bastığını belirtti. Recep Tetik ve muhtar arasında yaşanan kavga anı güvenlik kameralarına yansıdı.

“Köyümüzde mafya İl Genel Meclis üyesi istemiyoruz”

Köy halkı adına açıklamayı okuyan Cavit Karakaya şunları söyledi:

“Olaylar AKP İl Genel Üyesi Recep Tetik’in Gençlik Spor İl Müdürlüğü’ne bağlı futbol sahamıza talip olması ile başladı. Bu köylümüzün ve muhtarımızın girişi ile engellenmiştir. Köyümüzde aktif olarak faaliyet gösteren iki kereste fabrikasının kapatılması için muhtarımıza ve köylümüze baskı yapılmıştır. Köyümüzden tarım arazisi almış ve bu araziden kamu yolu geçmektedir. Bu yol mezarlıklara ve diğer orman sahalarına geçiş sağlamaktadır. Bu yolun kendisine devredilmesini muhtarlıktan talep etti ve devrine izin verilmedi. 40 yıllık mezarlığımızın kaldırılması için girişimlerde bulunmuştur. Köyümüze kaymakamlık tarafından verilen kanalizasyon borularını kendi fabrikasında kullanmak için talep etti ve bu talep de reddedildi. Kapatılan mezarlık yolu muhtar tarafından kolluk kuvvetleri ile açtırıldı diye AKP İl Genel Meclis Üyesi Recep Tetik çocukları ile birlikte muhtarın evine giderek muhtar ve eşini darp etti. Recep Tetik köyümüzdeki kamu alanlarını kendi rantı için talep etmektedir. Buna çıktığımız için köye çivi dahi çaktırmayacağını dile getirdi. 5 senedir hizmet alamıyoruz. Biz burada mafya il genel meclis üyesi istemiyoruz.”

“Bu olayı durduracak güçleri yok muydu?”

Köy halkından Elvan Çaylı ise açıklamalarında şunları söyledi:

“Recep Tetik ile muhtarımız arasında yaşanan kavganın ardından muhtarımız göz altında iken Tetik 40’a yakın kişi ile toplanıp ‘köy muhtarının evini basmaya, yakmaya, kundaklamaya gidiyoruz, kana kan alacağız sözleri ile karakolun önünden ayrılıp muhtarın evine gitmesi evde o sırada hiçbir erkek olmaması, biri hamile olmak üzere iki kadın, 2 ve 15 yaşları arasında 9 çocuğun bulunmasına rağmen evin etrafında boş bir an kovaladı. O esnada emniyet güçleri tarafından muhtarın evinin korunduğunu gördükleri için bu girişimde bulunamadılar. Bu olayı ilgili Karabük Milletvekilleri, AKP yetkilileri sessizlikle karşıladı. Durduracak güçleri yok muydu?”

“Çamur at izi kalsın diye uğraşılıyor”

AKP İl Genel Meclis Üyesi ve iş insanı Recep Tetik’e köy halkının iddiaları üzerine şunları söyledi:

“Bizim fabrika parselimiz arasından geçerek mezarlığa giden bir kamu yolu var. Yolu kapattığımıza dair 112’ye ihbarda bulunuldu ve jandarma geldi. Tutanaklarda yolun açık olduğu beyan edildi. Bu olay 2021 yılında da bölge idare mahkemesine intikal etti ve mahkeme haklılığımızı ortaya koydu. Köy halkının mezarlık yolunu kapatma gibi bir durum söz konusu değil. Biz ticari ve siyasi yanımızla topluma hizmet etmek için uğraşıyoruz. 2020 yılından beri muhtar bize karşı husumet içerisinde. Çamur at izi kalsın diye uğraşılıyor.”

Köy halkının 5 köyün ortak alanı olan futbol sahasını Recep Tetik’in kendi arazisine katmaya çalıştığı ile ilgili iddialara yanıt veren Tetik, “Gençlik Spor İl Müdürlüğü’neden böyle bir talebim var mı yok mu araştırılsın. Böyle bir şey varsa gerekli cezayı çekmeye hazırım” dedi.

“Filyos Entegre küçük işletmeleri için Kayadibi’nden imar geçmesi gerekiyor”

Köyde yapılan imar çalışmaları hakkında konuşan Tetik şu ifadeleri kullandı:

” Türkiye’de 100 bin ölçekli imar geçmemiş tek il olarak tahmin ediyorum Karabük var. Bunun için doğal gaz çalışmaları ile ilgili Safranbolu Yazıköy’de bir imar çalışması başlatılmıştı. Filyos’a en yakın ilçe Yenice ve ilçenin de en yakın köyü Kayadibi. Filyos Entegre yaklaşık 800 dönümlük bir alana ihtiyaç duyuyor küçük işletmeler için ve bunun içinde imar geçmesi gerekiyor buradan. Bu konuyu farklı yere çekiyorlarsa ona bir şey diyemem ama devlet yaptığından emin. 2019’da seçildiğimde iller bankasından bin 500 metrekare hibe alındı ve buraya parke yapıldı. Karayolları bölge müdürlüğümüzle irtibata geçerek 3 köyün ortak yoluna okul servisleri zarar görmesin diye cep yapıldı. Köye iki noktadan gelen memba suyu var. Kanalizasyon çalışmaları komple yenilendi. Kayadibi – Yamaç grup yolu 8.5 kilometre sıcak asfalt yapıldı. Muhtarın kendi evinin önüne kadar sıcak asfalt yapıldı. Neyin hesabı yapılıyor anlaşılmış değil. İddianın da bir samimiyeti olur.”

Muhtarla yaşadıkları kavga ile ilgili de konuşan Recep Tetik, “Muhtarın evinin orada yer alan araç bindirme rampasını ve keresteleri fotoğraflarken muhtar geldi. Napıyorsun burada dedi? ‘Hep sen beni mi şikayet edeceksin biraz da ben seni şikayet edeyim. Senin bu yaptığın tahribattır ve ben de seni şikayet edeceğim.’ O arada benim büyük oğlum geldi. ‘Biz gidelim’ dedi. O sırada muhtar eline sopayı aldı ve ilk bana vurmaya çalışırken kendimi kurtardım ama yanında bulunan azaları beni tuttu. Benden kurtulduğunda oğluma vurdu ve oğlumun kafasında kalıcı bir hasar bıraktı. Daha sonra kardeşleri, yeğenleri geldi. Yaklaşık 25 kişi oldular. Saldırı sonucu konu mahkemeye taşındı. Artık yargı karar verecek” dedi.

Öte yandan muhtar ile il genel meclis üyesi arasında yaşanan kavganın savcılık sürecinde olduğu ve muhtarın valilik onaylı koruma kararının olduğu edinilen bilgiler arasında.

]]> https://www.haber60.com.tr/karabukun-yenice-ilcesinde-koyluler-il-genel-meclis-uyesine-karsi-eylem-yapti/feed/ 0 Batı Balkan Ülkelerinde 15 Temmuz Anma Etkinlikleri Gerçekleştirildi https://www.haber60.com.tr/bati-balkan-ulkelerinde-15-temmuz-anma-etkinlikleri-gerceklestirildi/ https://www.haber60.com.tr/bati-balkan-ulkelerinde-15-temmuz-anma-etkinlikleri-gerceklestirildi/#respond Mon, 15 Jul 2024 23:30:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39659 Batı Balkan ülkeleri Bosna Hersek, Sırbistan, Karadağ ve Hırvatistan’da “15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü” kapsamında anma etkinlikleri gerçekleştirildi.

Türkiye’nin Saraybosna Büyükelçiliğindeki program, saygı duruşunda bulunulması, İstiklal Marşı okunması ve şehitler için dua edilmesiyle başladı.

Saraybosna Büyükelçisi Sadık Babür Girgin, burada yaptığı konuşmada, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensuplarınca gerçekleştirilmek istenen darbe girişiminin direnişle engellendiğini, demokrasiye sahip çıkan milletin zafer elde ettiğini söyledi.

Canlarını feda eden şehitlere rahmet dileyen Girgin, “15 Temmuz 2016’da darbe teşebbüsünde bulunan FETÖ, 40 yıl boyunca örgüt elebaşısının kendi ifadesiyle, ‘devletin kılcal damarlarına sızma’ çalışması yürüttü. FETÖ, terör örgütü olmasının yanı sıra bir casusluk örgütüdür.” diye konuştu.

FETÖ’nün sadece Türkiye için değil diğer ülkeler için de tehlikeli olduğunu belirten Girgin, tüm ülkelerin bu konuda dikkatli olması gerektiğini kaydetti.

Büyükelçilikteki anma töreninin ardından Girgin ve beraberindeki heyet, Kovaçi Şehit Mezarlığı’na geçerek burada şehitler için dua etti. Saraybosna’daki tarihi Gazi Hüsrev Bey Camisi’nde de dua programı düzenlendi.

Anma etkinlikleri kapsamında Saraybosna Yunus Emre Enstitüsü tarafından Başçarşı’da Anadolu Ajansı fotomuhabirlerinin 15 Temmuz’da yaşananları anlatan fotoğraflarından oluşan sergi de açıldı.

Sırbistan

Sırbistan’da ise Müslümanların çoğunlukta yaşadığı Sancak Bölgesi’ndeki Novi Pazar şehrinde Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansınca (TİKA) Dositey Obradovic Kütüphanesi’ne yaptırılan 15 Temmuz Tercüme ve Dijitalizasyon Atölyesi’nin açılışı yapıldı.

Türkiye’nin Belgrad Büyükelçisi Hami Aksoy, burada yaptığı konuşmada, darbe girişimi sırasında Novi Pazarlıların kendileriyle olan dayanışmasını asla unutmayacaklarını söyledi.

Sırbistan’ın da devlet olarak FETÖ ile mücadelelerine destek verdiğini belirten Aksoy, şunları ifade etti:

“(Sırbistan) Balkan coğrafyasında FETÖ’ye yaşama imkanı vermeyen ender ülkelerden bir tanesi. TİKA’mız bugüne kadar 370’ten fazla proje yaptı Sırbistan’da, bunun yarısından fazlası Sancak Bölgesi’ne yapıldı. Bundan sonra da Sancak’ın bütün bölgelerine TİKA’mızın ve tüm devlet kurumlarımızın yardımları devam edecek. İki ülkenin cumhurbaşkanı arasında çok yakın bir dostluk ilişkisi bulunuyor. Son 10 senede Sırbistan ile ilişkilerimiz gelişti ve aynı ivme ile devam ediyor.”

TİKA Sırbistan Koordinatörü Mehmet Mete Anaç ise projenin bölgenin zengin kültürel mirasının dünyaya açılmasına önemli katkı sunacağını dile getirdi.

Novi Pazar Belediye Başkanı Nihat Bisevac da TİKA tarafından yapılan proje için Türk halkına ve Türk kurumlarına teşekkür etti.

Karadağ

Karadağ’da 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü anma programı, Türkiye’nin Podgoritsa Büyükelçiliği’nde yapıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından Podgoritsa Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşaviri Bahattin Akbaş, şehitler için dua etti ve Kur’an-ı Kerim okudu.

Podgoritsa Büyükelçisi Barış Kalkavan, Türk milletinin 15 Temmuz 2016 gecesi vatanı ve milleti uğruna ölmeyi göze alarak demokrasisine, milli iradesine ve manevi değerlerine kahramanca sahip çıktığını anlattı.

Kalkavan, FETÖ’yü Karadağ’da barındırmadıkları için dost ve müttefik Karadağ makamlarına müteşekkir olduğunu belirterek, FETÖ’nün eğitim ve hayır işleriyle uğraşan toplumsal bir hareket olmadığını, siyasi ve ekonomik emelleri bulunan karanlık ve sinsi bir örgüt konumunda bulunduğunun uluslararası planda da kabul görmeye başladığını aktardı.

Karadağ İslam Birliği Başkan Yardımcısı Behlul Kanaçi ise 15 Temmuz gecesi ve sonrasında kalplerinin Türkiye ile attığını, darbenin akim kalmasıyla büyük sevinç yaşadıklarını, bir daha asla böyle bir olay yaşanmamasını temenni ettiğini kaydetti.

Ayrıca büyükelçilikte Anadolu Ajansının 15 Temmuz fotoğrafları sergilendi.

Hırvatistan

Hırvatistan’da da Türkiye’nin Zagreb Büyükelçiliği’nde büyükelçilik personeli, Türk kurum ve kuruluşlarının temsilcilerinin katılımıyla anma etkinliği düzenlendi.

Şehitler anısına saygı duruşunda bulunulmasının ardından İstiklal Marşı okundu.

Zagreb Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşaviri Ahmet Hamdi Şuşoğlu’nun Kur’an-ı Kerim tilaveti ve dua etmesinin ardından, geçici maslahatgüzar Ertan Yılmaz, günün anlam ve önemine dair konuşma yaptı.

Programda ayrıca 15 Temmuz 2016’da FETÖ’nün darbe girişiminde yaşananların anlatıldığı video gösterimi oldu ve fotoğraf sergisi de açıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bati-balkan-ulkelerinde-15-temmuz-anma-etkinlikleri-gerceklestirildi/feed/ 0
İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu: Türkiye çaresiz değildir, umutsuz değildir https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-genel-baskani-dervisoglu-turkiye-caresiz-degildir-umutsuz-degildir/ https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-genel-baskani-dervisoglu-turkiye-caresiz-degildir-umutsuz-degildir/#respond Fri, 12 Jul 2024 23:39:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39009

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “Türkiye çaresiz değildir, umutsuz değildir. Bugün iş başında bulunan iktidara da mecbur ve mahkum değildir. Herkes rahat ve müsterih olsun. Biz varız, iyiler var, iyilerin teşekkür ettirdiği tarihi sorumlulukları yüklenmiş kadrolarımız var. Bu kadrolarla Türkiye’yi bu karanlık günlerden kurtarıp, yarını aydınlık ufuklarıyla buluşturmak üzere mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin il başkanlığı ve yerel seçimlerde kazandıkları 2 ilçe belediyesini ziyaret etmek üzere Isparta’ya geldi. Parti binası önünde İl Başkanı İbrahim Tekeli, yönetim kurulu üyeleri ve partililer tarafından karşılanan Dervişoğlu’na, Kadın Politikaları Başkanı Duygu İşler tarafından çiçek takdim edildi. Parti binasına çıkan ve il başkanlığı makamında basın açıklaması yapan Müsavat Dervişoğlu, Isparta’nın siyasi anlamda önemli bir yer tuttuğundan söz etti. Genel Başkan Dervişoğlu, “Babanın memleketindeyiz, burası bizim için çok önemli, Süleyman Demirel’in doğduğu, büyüdüğü, serpildiği ve Türk milletinin hizmetine koşulduğu bir yer. Kendisinin demokrasi tarihimizde de önemli izleri var. 6 kere gitmeyi halkın iradesi ve tercihi sayan, 7 defa gelmeyi de demokrasinin erdemi olarak zihinlerimize işleyen, kalkınmış Türkiye’nin, büyük Türkiye’nin, demokrat, hür, müreffeh Türkiye’nin mimarlarından biridir. Onun mirasının takipçisi olmak bizim açımızdan da bir görev ve sorumluluktur” dedi.

‘UMUTSUZ BİR TÜRKİYE TABLOSU İLE KARŞI KARŞIYAYIZ’

Ülkenin ekonomik durumuna da değinen Dervişoğlu, “Ülkenin çok önemli problemleri var. Bu problemlerin müsebbiplerini vatandaşa şikayet etmek için Anadolu’yu karış karış dolaşacağız. Türkiye’de olup bitenler herkesin malumu. Çiftçi toprağa düşürdüklerinin karşılığını alamıyor. Gençlerimiz vize kuyruklarında kendilerine gelecek arıyor. Emeklilerimiz tencerelerini kaynatamıyor. Umutsuz bir Türkiye tablosuyla karşı karşıyayız. Ben bugün Isparta’ya yeni bir umudun yeşertileceğinin sözünü vermeye geldim. Türkiye çaresiz değildir, umutsuz değildir. Bugün iş başında bulunan iktidara da mecbur ve mahkum değildir. Herkes rahat ve müsterih olsun. Biz varız, iyiler var, iyilerin teşekkür ettirdiği tarihi sorumlulukları yüklenmiş kadrolarımız var. Bu kadrolarla Türkiye’yi bu karanlık günlerden kurtarıp, yarını aydınlık ufuklarıyla buluşturmak üzere mücadelemizi sürdüreceğiz. Türk milletine buradan sesleniyorum; umutsuz olmasınlar, müsterih olsunlar. Türkiye’nin sorunlarını çözme iradesi sergileyen yetişmiş kadrolarımızla, milletimizin hizmetine talibiz” diye konuştu.

‘İSTİFALAR TEK TARAFLIDIR’

Genel başkan değişiminden sonra İYİ Parti’de istifalarla gelen kopmalar olduğu yönünde kendisine yöneltilen soruya cevap veren Müsavat Dervişoğlu, şunları söyledi:

“Biz bir siyasi yolculuğa çıktık, ayrıca anketler öyle söylediğiniz gibi kabus haberler vermiyor. Yerel seçimlerden sonra belki uyguladığımız yanlış stratejiler ve aldığımız yanlış kararlar nedeniyle ki bundan hepimiz sorumlusuyuz. Yani bu geçmiş dönemle falan ilgili bir şey değil, parti kurumsal bir kimliği de aynı zamanda temsil eder. Bugün ciddiye alınan kamuoyu araştırmalarında İYİ Parti’nin oyları bizim görevi teslim aldığımız güne bakarsanız 3 misli artmış durumda. Yani burada İYİ Parti içinde birtakım istifalar var doğru, bu istifalar keşke olmasaydı diyorum ama istifa biliyorsunuz tek taraflı bir karardır. Partimiz yükselmeye devam ediyorsa günün şartları içerisinde demek ki bu istifalardan olumsuz etkilenmediğimiz sonucu çıkıyor.”

‘TASARRUF ETMESİ GEREKEN CUMHURBAŞKANLIĞI MAKAMIDIR’

Tasarruf tedbirleriyle ilgili yöneltilen soruyu da yanıtlayan Genel Başkan Dervişoğlu, “Hükümet aslında beklentilere karşılık vermeyeceği alanda tasarruf tedbirleri uygulamaya çalışıyor. Bize göre Türkiye’de tasarruf etmesi icap eden tek makam var o da Cumhurbaşkanlığı makamıdır. Tek şahıs var o da Recep Tayyip Erdoğan’dır. Türkiye nasıl tasarruf edecek? Amerika Birleşik Devletleri’ndeki toplantıya 5 ayrı uçakla giden bir Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, vatandaşından hangi fedakarlığı isteyebilir? Ayrıca Tasarruf Tedbirleri Paketi’nin tebessüm edilecek tarafları da var. Yani servislerin kaldırılması tasarruf sayılıyor. Bütün paketin tamamında 100 milyar liralık tasarruf bekleniyor ama kur korumalı mevduattan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası 818 milyar lira zarar ediyor. Öyleyse bu tedbirler paketi diye kamuoyunun önüne koydukları bu paket nereden bakarsanız bakın bir aldatma ve kandırma paketidir” diye konuştu.

DEMOKRASİ MÜZESİ VE ANIT MEZARI ZİYARET ETTİ

Müsavat Dervişoğlu, parti ziyaretinin ardından cuma namazını kıldı, sonrasında merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in doğup büyüdüğü Atabey ilçesine bağlı İslamköy’e giderek burada Demokrasi Müzesi’ni ve Çalcatepe’de bulunan Demirel’in anıt mezarını ziyaret etti. Demirel’in kabrine karanfil bırakan ve dua eden Dervişoğlu, anı defterine duygularını yazdıktan sonra Gelendost ilçesine hareket etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-genel-baskani-dervisoglu-turkiye-caresiz-degildir-umutsuz-degildir/feed/ 0
Demirci’de Güzellik Salonu İşletmecisinin Ölümüyle İlgili Tutuklu Yargılanan Komiser Yardımcısı Beraat Etti https://www.haber60.com.tr/demircide-guzellik-salonu-isletmecisinin-olumuyle-ilgili-tutuklu-yargilanan-komiser-yardimcisi-beraat-etti/ https://www.haber60.com.tr/demircide-guzellik-salonu-isletmecisinin-olumuyle-ilgili-tutuklu-yargilanan-komiser-yardimcisi-beraat-etti/#respond Fri, 12 Jul 2024 23:33:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39003

MANİSA’nın Demirci ilçesinde polis lojmanında başından tabanca ile vurulmuş halde bulunan güzellik salonu işletmecisi Yeşim Akbaş’ın (27) ölümüyle ilgili tutuklu yargılanan komiser yardımcısı Doğan Can Yıldız (28); suçu sabit görülmeyerek beraat etti.

?Demirci ilçesindeki polis lojmanında geçen yıl 14 Nisan’da, saat 08.00 sıralarında silah sesi duyuldu. Sesin geldiği komiser yardımcısı Doğan Can Yıldız’ın kaldığı odaya giren polis ekipleri, ilçede güzellik salonu işleten Yeşim Akbaş’ı başından vurulmuş halde buldu. Akbaş, yapılan ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırılırken hayatını kaybetti. Yeşim Akbaş’ın vurulduğu tabancanın komiser yardımcısı Yıldız’a ait olduğu belirlendi. İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından gözaltına alınan Doğan Can Yıldız, sevk edildiği hakimlikte adli kontrol şartıyla serbest kaldı. Cumhuriyet Savcılığı’nın itirazı üzerine 19 Nisan’da İzmir’in Bayraklı ilçesinde gözaltına alınan Yıldız, bu kez tutuklandı.

‘SEKME YÖNÜ DE İNCELENDİĞİNDE, MERMİ ÇEKİRDEĞİNİN O POZİSYONDA BULUNMA İHTİMALİ YOK’

Doğan Can Yıldız hakkında Salihli Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘kadına karşı kasten öldürme’ ve ‘kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma’ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemi ile dava açıldı. Salihli Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, mermi çekirdeğinin Yeşim Akbaş’ın sağ temporoparietal bölgesinden girip sol temporal bölgeden vücudu terk ederek tavana çarptığı hususu dikkate alındığında; kovanın olay yerinde ne amaçla bulunduğu belli olmayan, evin tabanından da bağımsız yaklaşık 20 santim uzunluğundaki 3 santim enindeki beyaz bir mermer blok üzerinde yan yatmış şekilde, çekirdeğin de hemen bloka bitişik vaziyette bulunmasının böyle bir pozisyonda intihar etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtildi. Çekirdeğin sekme yönü de incelendiğinde, o pozisyonda bulunma ihtimalinin olmadığına da iddianamede yer verildi. Ayrıca Akbaş’ın sağlak olduğu ve merminin sağ taraftan girdiği hususu nazara alındığında her iki elinden atış artığı çıkmasının mümkün olmadığı belirtildi.

‘ELİNDEKİ KAN İZLERİNİ KOLONYA İLE SİLMİŞ’

İddianamede; daha önceki ifadesinde yüzündeki yaralanmayı sevdiği kedinin yaptığı ve vücudundaki izlerin görev yaptığı sırada yakaladığı suçlu ile boğuşurken olduğunu ileri süren Doğan Can Yıldız’ın, olaydan sonra hemen üzerini değiştirdiği, elinde ve tırnak aralarında bulunan kanı silmek için kolonya kullandığı vurgulandı. Yeşim Akbaş’ın sol el tırnak aralarındaki doku örneklerinin Yıldız’ın doku örneği ile örtüştüğüne de dikkat çekildi. Doğan Can Yıldız’ın olaydan hemen sonra üzerinde gördükleri şortta ve görmedikleri ikinci bir şortta atış artığının tespit edilmesinin de hayatın olağan akışına aykırı bulunduğu kaydedildi. Yıldız’ın, görevinde kullandığı beylik tabancasıyla Akbaş’ı, başına tek el ateş ederek öldürüp, ‘Kadına karşı kasten öldürme’ ve ‘Kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma’ suçlarını işlediğine yönelik yeterli delil oluşturduğu belirtildi.

İNTİHAR ETTİĞİNİ SÖYLEDİ

Salihli Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 22 Mart’taki ilk duruşmada tutuklu sanık Doğan Can Yıldız hakkındaki tüm suçlamaları reddederek Akbaş’ın psikolojik sorunları olduğunu öne sürüp intihar ettiğini söyledi. Duruşmada dinlenen tanıklar ise Yeşim Akbaş’ın hayat dolu bir insan olduğunu, intihar etmesinin mümkün olmadığını belirtti. Davanın 3’üncü duruşması bugün görüldü. Duruşmaya tutuklu sanık Doğan Can Yıldız, hayatını kaybeden Yeşim Akbaş’ın annesi Aysun Akbaş ve tarafların avukatları katıldı. Duruşmada Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Çağlar Özdemir, tarafından hazırlanan bilirkişi raporu okundu. Raporda Yeşim Akbaş’ın aldığı alkolün ve kullandığı ilaçların etkisiyle intihar etmiş ya da etmemiş de olabileceği belirtildi. Raporda ayrıca, Akbaş’ın silahı tutuş şekliyle de intihar etmiş ya da etmemiş de olabileceği kaydedildi.

Bilirkişi tarafından verilen bu rapor hakkında tarafların avukatları söz aldı. Akbaş Ailesi’nin avukatı Barış Özbay, bilirkişi raporunun çelişkilerle dolu ve taraflı olduğunu ifade ederek bir heyet tarafından yeniden rapor hazırlanarak mahkemeye sunulmasını talep etti. Sanık avukatları ise komiser yardımcısı Doğan Can Yıldız’ın bilirkişi raporuna göre de masum olduğunu ve üzerine atılı tüm suçlardan aklandığını belirterek beraatini talep etti. Sanık avukatları ayrıca dosyada Yıldız’ın söz konusu eylemi gerçekleştirdiğine dair hiçbir delil bulunmadığını belirtti.

‘ŞAHSIMA AİT EN UFAK BİR DELİL YOK, BERAATİMİ İSTİYORUM’

Sanık Doğan Can Yıldız ise “Yeşim’i çok seviyordum. Keşke hayatta olsaydı. Olaydan sonra onu kurtarmak için elimden geleni yaptım ama ne yazık ki kurtaramadım. Bu olayla bir ilgim olmadığını, daha önceki duruşmalarda da söyledim.  Her iki bilirkişi raporunda da şahsıma ait en ufak bir delil yok. Bu nedenle beraatimi istiyorum” dedi.

SAVCI MÜTALAASINI AÇIKLADI

Tarafların dinlenmesinin ardından savcı mütalaasını açıklayıp, sanık Yıldız’ın ‘kadına karşı kasten öldürme’ suçundan cezalandırılmasın talep etti. Mütalaanın ardından duruşmaya 20 dakika ara verildi.

BERAAT ETTİ

Aranın ardından mahkeme heyeti, suçunun sabit olmaması nedeniyle tutuklu sanık Doğan Can Yıldız’ın ‘Şüpheden sanık yararlanır’ ilkesi gözetilerek beraatına karar verdi.

‘BUGÜN YAVRUMUN KEMİKLERİ SIZLADI’

Mahkeme çıkışında maktul Yeşim Akbaş’ın yakınları gözyaşı dökerek karara tepki gösterdi. Mahkemenin kararına tepki gösteren Yeşim Akbaş’ın annesi Aysun Akbaş, “Benim kızım intihar etmedi. Bugün beklediğimiz adalet sağlanmadı. Ama Türkiye’de adaletin olduğuna inanıyorum. Bugün alınan bu kararla kızımın kemikleri sızladı” dedi.

‘KARARI KESİNLİKLE KABUL ETMİYORUZ’

Akbaş ailesinin avukatlarından Barış Özbay da “Bugün Yeşim Akbaş’ın duruşması için buradaydık. Karar duruşması olacağını beklemiyorduk. Çünkü dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu konuyu, olayı çözebilecek nitelikte olmadığı gibi yanlı ve tam anlamıyla sanık bakış açısıyla ele alınmış bir değerlendirmeydi. Biz itirazlarımızı sunduk ancak mahkeme itirazlarımızı kabul etmeyerek konuyla ilgili mütalaa istedi. Savcılık sanığın kadına yönelik kasten öldürme suçundan cezalandırılmasını istese de mahkeme intihar edip etmediği ya da öldürülüp öldürülmediği konusunda bir şüphe oluştuğunu belirterek beraat kararı verdi. Biz bu kararın takipçisi olacağız. Çünkü Yeşim intihar edebilecek birisi değil. Verilen bu kararı kesinlikle kabul etmiyoruz” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/demircide-guzellik-salonu-isletmecisinin-olumuyle-ilgili-tutuklu-yargilanan-komiser-yardimcisi-beraat-etti/feed/ 0
Liderlerin buluşmasında dikkat çeken detay! Erdoğan-Özel görüşmesine eşlik eden Elitaş “Alışkın değiliz” diyerek anlattı https://www.haber60.com.tr/liderlerin-bulusmasinda-dikkat-ceken-detay-erdogan-ozel-gorusmesine-eslik-eden-elitas-aliskin-degiliz-diyerek-anlatti/ https://www.haber60.com.tr/liderlerin-bulusmasinda-dikkat-ceken-detay-erdogan-ozel-gorusmesine-eslik-eden-elitas-aliskin-degiliz-diyerek-anlatti/#respond Mon, 08 Jul 2024 08:57:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38039 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in karşılıklı gerçekleştirdiği ziyaretlerde bulunan AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, iki liderin görüşmesine ilişkin yeni ayrıntıları aktardı.

“ONLAR NOT TUTTU DİYE, BİZ DE TUTTUK”

Karşılıklı olarak birbirini ziyaret eden iki liderin görüşmesinde AK Parti’nin heyetinde yer alan Mustafa Elitaş, o buluşmaya dair dikkat çeken bir açıklamada bulundu. Elitaş, “CHP ile güzel görüşmeler oldu. O görüşmelerimizde not tutuldu. Niye not tutuldu? Onu bilmiyorum. Onlar tutuyor diye biz de not tuttuk. Satır satır da yazdık. Alışkın olmadığımız bir şeydi. Diplomatik işlerde not olur. Ben pek çok kez siyasi görüşmelere katıldım ama hiç not tutulmadı. Bu tür görüşmeler, bir uzlaşma varsa ya metne dökülür veya söylenen şeyler varsa orada bilgi paylaşılır; “Şöyle olsun biz böyle düşünüyoruz, öyle yapıyoruz” diye. Ama söylenen sözleri farklı noktaya doğru götürüp, farklı algılarla yapılması kurallara uygun bir iş değil” dedi.

KÜLLİYE Mİ? GENEL MERKEZ Mİ?

Liderlerin görüşmesinden önce CHP’ye buluşma yeri için alternatif sunulduğunu dile getiren Elitaş, “İki siyasi partinin genel başkanı görüşüyor. Ama aynı zamanda ülkenin Cumhurbaşkanının görüşmesi. Nitekim Sayın Cumhur- başkanımız Külliye’de randevu verebilirdi. Sayın Cumhurbaşkanımız, bize ilettik biz de onlara sorduk; “Külliye’yi mi istersiniz, Çankaya Köşkü’nü mü, Genel Merkez mi istersiniz? Tercihi sizin” dedik. Sayın Özgür Özel de çok teşekkür etti. Genel Merkezi tercih etti” ifadelerini kullandı.

KAFALARI KARIŞTIRAN “BOŞ KOLTUK” DETAYI

Erdoğan ve Özel’in görüşmesinden sonra salonda yer alan boş koltuk dikkat çekmiş ve bunun hakkında çok sayıda iddia ortaya atılmıştı. Elitaş, “Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Devlet Bahçeli ile görüştüğünde, nasıl bir koltuk daha varsa, Sayın Özgür Özel’le yapılan görüşmede de aynı koltuk var. Yani Sayın Cumhurbaşkanı’nın birini, AK Parti’de kabul etmesiyle, Çankaya Köşkü’nde, Külliye’de ya da herhangi bir mekânda kabul etmesi arasında bir fark yok. Bu onun Cumhurbaşkanlığı makamını kaldırmaz. CHP ev sahipliği yaptığında, koltukları yan yana koymuş, ona da diyecek bir şeyimiz yok. Çünkü ev sahibi öyle demiş. Sayın Cumhurbaşkanı’nı da nezaketli karşıladılar. Biz de teşekkür ediyoruz bu nezaketleri için. Çok güzel hazırlanmışlar. Güzel karşılama oldu” sözleriyle konuya son noktayı koymuş oldu.

“SEÇMEN CHP İLE AK PARTİ’NİN GÖRÜŞMESİNİ OLUMLU BULUYOR”

31 Mart Yerel Seçimleri’nin ardından siyasette yumuşama rüzgarları esmeye başladı. Elitaş’ta milletin özlem duyduğu şeyin bu olduğunu ifade etti ve bu durumun seçmende bir karşılığının olduğunu söyleyerek “AK Partili seçmenlerin büyük bir kısmı, CHP’yle AK Parti’nin görüşmesini çok olumlu buluyor. Geçtiğimiz günlerde bir araştırma şirketi getirdi; Sayın Bahçeli’yle Sayın Özgür Özel’in görüşmelerini MHP’liler de çok olumlu buluyor. İşin enteresan tarafı CHP’liler daha az olumlu buluyor. Niye öyle olduğunu da tam bilemiyorum, onu kendileri değerlendirirler. Biz ülkeyi idare eden bir siyasi parti olmamız hasebiyle kim olursa olsun, iktidarların en büyük görevi uhuletle ve suhuletle bu işi götürebilmektir” ifadelerini kullandı.

“15 TEMMUZ’DA BOMBANIN ALTINDA OLAN KİŞİ ÖZGÜR ÖZEL’Dİ”

15 Temmuz 2016’da yaşananlara dikkat çeken Elitaş, “15 Temmuz gecesi, tüm milletvekillerimizi Ankara’ya davet ettik. 85 civarında AK Partili milletvekili geldi. Ben Kayseri’deydim. Oradan Meclis Başkanımızla görüştük. “Meclisi açalım” dedik. Kayseri’den CHP’nin genel başkan vekilleri hem Sayın Özgür Özel’le, hem Sayın Engin Altay’la, hem Sayın Levent Gök’le konuştum. Parlamentoya davet ettim. “Geliyoruz” dediler. Geldiler, sağ olsun o gün o bombanın altında olan kişi Özgür Özel’di. O girişimin darbe olduğunu içinde ruhuyla hissetti. Ama Sayın Kılıçdaroğlu Bakırköy Belediye Başkanı’nın evinde televizyonun önünde oturarak darbeyi izledi. Sayın Özgür Özel 15 Temmuz günü Meclis’te kürsüdeydi. Hatta bizim bir arkadaşımızın ceketini giyerek kürsüde konuştu” sözleriyle Özgür Özel’in o gece yaptıklarını anlattı.


]]>
https://www.haber60.com.tr/liderlerin-bulusmasinda-dikkat-ceken-detay-erdogan-ozel-gorusmesine-eslik-eden-elitas-aliskin-degiliz-diyerek-anlatti/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özel, KKTC CTP Genel Başkanı Erhürman ile ortak basın toplantısında konuştu Açıklaması https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozel-kktc-ctp-genel-baskani-erhurman-ile-ortak-basin-toplantisinda-konustu-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozel-kktc-ctp-genel-baskani-erhurman-ile-ortak-basin-toplantisinda-konustu-aciklamasi/#respond Wed, 26 Jun 2024 22:36:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35997 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “‘Normalleşelim muhalefet etmeyin’ diyorlarsa biz orada yokuz. Ama ‘Yumruğunuzu yeniden sıkacak mısınız?’ diyorlarsa biz orada da yokuz.” dedi.

Özel ve KKTC Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Tufan Erhürman, CHP Genel Merkezi’ndeki bir araya geldi.

Görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Özel, Erhürman’ı 15 Kasım’da Lefkoşa’da ziyaret ettiğini belirtti. Özel, “Hem değerli heyetleriyle çok faydalı bir çalışma toplantısı gerçekleştirmiş, hem de akşam bir yemekte kendilerinin misafiri olmuş ve süreci bütünüyle değerlendirme fırsatı bulmuştuk. Kendileri bugün bize iadeiziyarette bulundular ve bu iadeiziyaret sırasında Sayın Genel Başkan’ımıza, Dış İlişkiler Sekreteri Sayın Fikri Toros eşlik etti.” bilgisini paylaştı.

Özel, CHP Genel Başkan Yardımcısı İlhan Uzgel’in de bulunduğu görüşmede, KKTC ve Türkiye ile partileri arasındaki ilişkileri bunun yanında da Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yılında KKTC’ye yapacakları seyahati değerlendirdiklerini anlattı.

Özgür Özel, Kıbrıs Barış Harekatı’nın CHP’nin 3. Genel Başkanı, Başbakan Bülent Ecevit’in yönetiminde gerçekleştiğini hatırlatarak, o kabineden bugüne halen hayatta olan 3 bakanın bulunduğunu söyledi. Bakanlar Önder Sav ve Erol Çevikçe’yle telefonda görüşerek kendileriyle KKTC’ye gitme arzusunu dile getirdiğini bildiren Özel, şöyle devam etti:

“Her ikisi de bundan büyük memnuniyet duydular. Yalnız Sayın Erol Çevikçe, sağlık sorunları nedeniyle böyle bir seyahate imkanının olmadığını ifade etti ve kendisinin Önder Bey’in şahsında Kıbrıs’ta temsil edilecek olmasından büyük bir memnuniyet duyacağını söyledi. Sayın Önder Sav davetimizi kabul ettiler ve CHP heyeti olarak törenlerden bir ya da iki gün önce Kıbrıs’a gideceğiz. Yine Kıbrıs’ta daha önce olduğu gibi protokol gereği yapmamız gereken tüm ziyaretleri eksiksiz olarak gerçekleştireceğiz. Daha önceki cumhurbaşkanlarıyla, başbakanlarla ve Kıbrıs’ta bir araya gelip sohbet etmekten keyif alacağımız tüm dostlarımızla bir arada olmayı ümit ediyoruz.”

Özel, CTP’nin de Kıbrıs ziyaretlerinde çok önemli bir yeri olacağını belirterek, “Biz Sayın Başkan’la kişisel hukukumuzun ötesinde partilerimizin köklü ilişkilerinin geliştirilmesinden yanayız. Sadece karşılıklı ziyaretlerle değil bugün bile Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinde partilerimizin temsilcileri ülkelerimizin çıkarına, Kıbrıs’ın çıkarına birlikte mücadele veriyorlar. Bugün dahi Strazburg’ta birlikte çalışıyorlar. Biz de onların çalışmalarını yakından takip ediyoruz. Yine her iki parti Sosyalist Enternasyonalde birlikte temsil ediliyorlar. Oradaki dayanışmamız son derece kıymetlidir.” diye konuştu.

“Türkiye’de Türkiye’nin ana muhalefet partisi, yurt dışında Türkiye’nin partisiyiz”

Bundan sonraki süreçte KKTC’nin haklı davasını takip etmeye, Kuzey Kıbrıs’taki vatandaşların geleceklerine yönelik en doğru, en kapsayıcı, en barışçıl çözüm için hep birlikte mücadele etmeye devam edeceklerini vurgulayan Özel, şunları kaydetti:

“Biz Türkiye’de Türkiye’nin ana muhalefet partisi, yurt dışında Türkiye’nin partisiyiz. Önümüzdeki yapılacak seçimlerden sonra her ikimiz de partilerimizi ülkelerimizde iktidar yapmak istiyoruz. Biz kardeş partiler olarak ülkelerimizde iktidar olduğumuzda hem Kıbrıs için hem Türkiye için çok daha iyi günlerin müjdeleneceğine yürekten inanıyoruz. Kardeşliği savunan, barışı savunan ve her zaman iyi ilişkileri savunan iki taraf olarak ben bugün burada Sayın Genel Başkan’ımızı ağırlamaktan büyük bir keyif duyduğumu ifade etmek isterim ve kendisine bir kez daha nazik ziyaretleri için teşekkür ediyorum.”

Erhürman’ın açıklamaları

Erhürman da konuşmasında Özel’e daveti ve misafirperverliği için teşekkür etti.

İki parti arasındaki işbirliğine değinen Erhürman, bunun Türkiye ile KKTC ilişkileri açısından “önemli” olduğunu söyledi.

Erhürman, 20 Temmuz’da Özel’i KKTC’de misafir edeceğini, iki partinin görüş alışverişinde bulunacağı önemli konular olduğunu dile getirdi.

Soru cevap

CHP Genel Başkanı Özel, açıklamaların ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin TBMM Grup Toplantısı’ndaki, “Bizim, siyasette yumuşama, muhataplarımızın ifadesiyle ‘normalleşme’ çabamız, aslında muhalefeti normalleştirme çabasıdır. Sıkılı yumrukları açacak olan muhalefettir.” sözlerinin sorulması üzerine Özel, “Normal bir açıklama olmamış. Bu açıklamanın da normalleşmeye ihtiyacı var.” dedi.

El sıkışmak için tek elin yetmeyeceğini, iki elin gerektiğini belirten Özel, “Biliyoruz ki geçmişte yumruklar sıkılıydı ve 31 Mart akşamı milletimiz bize birinci parti olmayı teveccüh ettiğinde, seçimlerden CHP’yi 47 yıl sonra birinci parti olarak çıkardığında ilk açıklamamızda şunu söyledik, kibre kapılmayacağız, birinci parti olmanın sorumluluklarını yerine getireceğiz dedik. İlk bayramda Sayın Erdoğan’ı aradım, o görüşmemizde randevu talep ettim, ilk ziyareti gerçekleştirdim ve yıllar sonra el sıkışma imkanı oldu. Daha önce Anıtkabir’de el sıkışmayan, cenaze törenlerinde ana muhalefet partisi lideri ile selamlaşmayan bir çizgiden bugün geldiğimiz çizgi son derece olumludur.” diye konuştu.

Özel, bu işin bir tarafı ve sahibinin olmadığını dile getirerek, şunları söyledi:

“Ne benim ne tek başına Sayın Erdoğan’dır. Muhalefeti belli bir şekle sokmak için normalleşme tanımı yapmak, olsa olsa ittifak ortağının gönlünü yapmaya yönelik kurulmuş bir cümledir. Bu konuda da Sayın Erdoğan’ı anlıyorum. Kendisinin bazı gazetelerdeki bir değerlendirmesini okuduk, ‘Özgür Bey’in kullandığı bir ifade bizi incitti’ gibi. Oradaki o ifadenin kullanılmasına sebep, Sayın Bahçeli’nin bize Grup Toplantısı’nda normalleşmeden duyduğu rahatsızlık sonucunda ‘Erdoğan’la ittifakı bozup bizim Erdoğan’la ittifak yapmamızı’ teklif etmesi üzerine Bahçeli’ye verdiğim bir cevaptı. O cevabı, o günden sonra Sayın Erdoğan, Sayın Bahçeli ile olan ilişkileri onarmak için kullanıyor. Bunu anlayışla karşılıyorum.”

Millletin, iktidarıyla muhalefetiyle birbiriyle diyalog kurabilen, sorunları konuşabilen, tartışabilen, birbirini ikna etmese de birbirine düşman gözüyle bakmayan ama mücadeleyi de eksik bırakmayan bir anlayışı takdir ettiğini söyleyen Özel, muhalefet muhalefet olmaktan çıktıktan sonra demokrasinin de demokrasi olmaktan çıkacağını ifade etti.

CHP Genel Başkanı Özel, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bugün daha asgari ücrete zam yapmayacaklarını açıkladılar. Asgari ücrete zam yapmayacak bir iktidarla artık bu alanda yapılacak bir müzakere kalmadıysa yapılacak iş, mücadeledir. 30 Haziran günü Kocaeli’nde yapılacak Büyük Emek Mitingi’nde biz iktidara, asgari ücrete zam yapmama noktasındaki tavrının cevabını vermek üzere sokaklarda, meydanlarda olacağız. Biz milletten muhalefet partisi olarak yetki ve sorumluluk aldık. Bizim MHP’den bir farkımız şu, biz bu anlayışa karşıyız diye oy toplayıp araya bir daha sandık girmeden 180 derece taraf değiştirecek bir anlayış bizde yok. Bizden bunu bekleyen varsa boşuna beklemesin. Biz, milletten kavga etmek için, seçilmiş Cumhurbaşkanı’na hakaret etmek için ya da siyasi muhataplarımızla sadece itişip kakışmak için de yetki almadık.”

Özel, kendilerine ne kadar kötü sözler söylenirse söylensin onlara, oy veren seçmenlerine saygılarından dolayı makamlarının hak ettiği saygıyı göstermeye devam edeceklerini belirtti.

“Müzakereye de mücadeleye devam”

Muhalefet sorumluluğundan bir adım geri atarlarsa milletin kendilerine haklarını helal etmeyeceğini dile getiren Özel, şunları kaydetti:

“Halkın bizden beklediği onun hakkını savunmaktır. Erdoğan’ın memleketinde unuttuğu çay üreticisinin de Trakya’daki, Adana’daki, Osmaniye’deki, Konya’daki buğday üreticisinin de Ordu’daki fındık üreticisinin de Manisa’daki üzüm üreticisinin de Antalya’daki, güney sahillerimizdeki narenciye üreticisinin de sorununu dile getirmek, onun için mücadele etmek, gün geldiğinde önlerine düşmek, meydanlara çıkmak benim görevimdir. Bizim üslubumuzda kavga, hakaret, iftira yok. Ama bizim siyasetimiz en dirençli ve en etkili siyasettir. ‘Normalleşelim muhalefet etmeyin’ diyorlarsa biz orada yokuz. Ama ‘Yumruğunuzu yeniden sıkacak mısınız?’ diyorlarsa biz orada da yokuz. El sıkışmaya, selamlaşmaya müzakereye de devam, mücadeleye de devam. Millet bizden bunu bekliyor.”

Sinan Ateş davası

Özel, “Sinan Ateş davasını takip edecek misiniz?” sorusunu, “Sinan Ateş davasını takip edeceğiz. Bu konuda birtakım haberler vardı, o haberlerin ne olduğuna bakmaksızın biz orada olacağımızı söylemiştik. Sayın Bahçeli’nin dün, davaya nasıl bir katılım gösterecekleri konusundaki tavrını da Türkiye’nin ihtiyaç duymadığı bir yüksek tansiyonu düşürmüş olması açısından son derece önemli buluyorum. MHP’yi birçok yönden eleştiriyoruz ancak Sayın Bahçeli’nin dünkü açıklamalarında da katılmadığım, şiddetli itiraz ettiğim noktalar var ancak davayı avukatlarıyla takip edeceklerini ve gerilimi arttırmayacaklarını söylemesini son derece önemli buluyorum.” şeklinde cevapladı.

“O yemek mutlaka yenecek, yeneceğini görüyoruz”

Özel, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun görüşeceği yönünde kulis bilgilerinin hatırlatılması üzerine de şunları kaydetti:

“Bu konuda da bir normalleşmeye ihtiyaç var. Partinin bir önceki genel başkanı mevcut genel başkanıyla görüşmüyorsa, konuşmuyorsa, yemek yemiyorsa, bu kötü bir şeydir. Normali bizim yaptıklarımız. Yine kendisinin vaktiyle aday gösterdiği Ankara ve İstanbul’u yıllar sonra kazanmış, o büyük zaferin hem iki adayı hem de onları aday gösteren genel başkan, ömürleri boyunca birbirlerini bayramda, seyranda aramıyorlarsa, her fırsatta birbirleriyle bir araya gelmiyorlarsa, ara ara yemek yemiyorlarsa bu anormal bir durumdur. Ben dün akşam yenen yemekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Önümüzdeki haftalarda tahmin ediyorum yemek yenecek, işte bugün için bir tarih verilmişti ama onlar doğrulanmayan kulis bilgileriydi zaten. Sayın Ekrem İmamoğlu da beni aramıştı, ‘Öyle bir yemek tarihi kararlaştırmadık ama bir yemek yeme isteğimizi dile getirdik’ diye ifade etmişti. O yemek mutlaka yenecek, yeneceğini görüyoruz açıklamalardan. Ondan da büyük bir memnuniyet duyuyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozel-kktc-ctp-genel-baskani-erhurman-ile-ortak-basin-toplantisinda-konustu-aciklamasi/feed/ 0
Bodrum’da Avukat ve Emekli İcra Müdürü Cinayeti Davası Açıldı https://www.haber60.com.tr/bodrumda-avukat-ve-emekli-icra-muduru-cinayeti-davasi-acildi/ https://www.haber60.com.tr/bodrumda-avukat-ve-emekli-icra-muduru-cinayeti-davasi-acildi/#respond Sun, 02 Jun 2024 22:06:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34485 MUĞLA’nın Bodrum ilçesinde araçta tartıştığı avukatı Mehmet Erdal Çam (73) ile emekli icra müdürü Özcan Çavdar’ı (57) öldüren Galip Özmen (63) için 2 kez ağırlaştırılmış müebbet, yardım ettiği belirlenen Osman Kemiklioğlu (28) hakkında da 20 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. İddianamede, Özmen’in 2018’de kiraladığı apart otel ile ilgili açılan davayı kaybetmesinden avukatı Çam’ı sorumlu tutup, kendisini dolandırdığını, Çam’la tanıştıran Çavdar’ı da zararını karşılamadığı gerekçesiyle planlayarak öldürdüğü belirtildi.

Olay, 22 Eylül 2023’te saat 17.30 sıralarında Turgutreis Mahallesi Turgut Özal Caddesi’nde meydana geldi. Galip Özmen, arkadaşı Osman Kemiklioğlu, avukatı Mehmet Erdal Çam ve emekli icra müdürü Özcan Çavdar ile bir kafeteryada buluşup, kahve içti. Ardından Galip Özmen, Çam ve Çavdar ile yemeğe gitmek üzere bir hafif ticari araca bindi. Osman Kemiklioğlu ise kendi aracıyla gruba eşlik etti. Yolda Galip Özmen ile avukatı Çam arasında tartışma çıktı. Tartışma sırasında Galip Özmen, yanında tabancasıyla önce Özcan Çavdar’ı, araçtan indiği sırada da Mehmet Erdal Çam’ı başından vurdu. Galip Özmen daha sonra arkada gelen Kemiklioğlu’nun aracına binerek uzaklaştı. Çavdar ile Çam’ın hayatını kaybettiği belirlenirken, Özmen bir süre jandarmaya teslim oldu. Özmen’i bıraktıktan sonra Denizli’ye gittiği belirlenen Kemiklioğlu’nu da yakalanıp, Bodrum’a getirildi.

SORGUSUNDA SUÇUNU İTİRAF ETTİ

Galip Özmen, jandarmadaki sorgusunda suçunu itiraf edip, Çam ve Çavdar’ı işlettiği otelin tahliye davasının kaybedilmesinden sorumlu tuttuğu için öldürdüğünü söyledi. Özmen’in eski Denizli Baro Başkanı da olan Çam’ı, Çavdar aracılığıyla bulduğu belirtildi. Özmen ve Kemiklioğlu, işlemlerinin ardından tutuklandı. Öte yandan Kemiklioğlu, 28 Kasım 2023’te tahliye oldu.

4 SAYFALIK İDDİANAME HAZIRLANDI

Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı, 4 sayfalık iddianame hazırlandı. İddianamede, Özmen’in 2018 yılında işletmek üzere apart otel kiraladığı ve mal sahibi ile aralarında kira artışı nedeniyle anlaşmazlık olduğu belirtildi. Mal sahibinin konuyu yargıya taşıdığı ve Özmen’in arkadaşı Özcan Çavdar’ın aracılığıyla dosyayı Avukat Mehmet Erdal Çam’a verdiği kaydedildi. Aradan geçen zamanın ardından Özmen’in davayı kaybettiği ve oteli tahliye ettiği iddianamede vurgulandı. Özmen’in iddiasına göre, davanın bitmesine rağmen Çam’ın kendisinden para istediği ve dolandırıldığını iddia ederek zararın karşılanması için ödediği paraları Çavdar’dan karşılamasını istediğine de iddianamede yer verildi. Parasını alamayan Özmen, öldürme planı yaparak bu planı Kemiklioğlu ile paylaştığına da dikkat çekildi. Özmen’in, Kemiklioğlu’nun aracıyla yanında getirdiği ruhsatsız tabancayla Denizli’den Bodrum’a geldiği de iddianameye girdi.

‘İKİLİNİN BAŞLARINA ATEŞ ETTİ’

Bodrum’a gelen Özmen ve Kemiklioğlu’nun Mehmet Erdal Çam ve Özcan Çavdar ile buluştuklarına dikkat çekilen iddianamede, “Özmen daha sonra Çam ve Çavdar’ın aracına bindi. Bu sırada Özmen, ikiliye ‘Siz benden para aldınız, beni dolandırdınız. Beni bitirirsiniz, ben de sizi bitireceğim’ dedi. Daha sonra aracın arkasında oturan Özmen, çantasından çıkardığı tabancayla ikilinin başlarına ateş etti. Özmen arkasında seyir halinde devam eden Kemiklioğlu’nun aracına binerek bölgeden uzaklaştı ve ardından jandarmaya giderek teslim oldu. Kemiklioğlu ise Bodrum’dan ayrılarak Denizli’ye gittiği, burada kolluk tarafından yakalandı” denildi.

YAKIN MESAFEDEN ATEŞ, MERMİ ÇEKİRDEĞİ YOK

İddianamede ayrıca yapılan otopsilerde öldürülen Çam ve Çavdar’a sağ alt enseye yakın mesafeden ateş edildiği ve mermi çekirdeğine rastlanılmadığı belirtildi. Savcılık, tutuklu sanık Özmen için 2 kez ağırlaştırılmış müebbet, tutuksuz yargılanan Kemiklioğlu’na da 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası istedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bodrumda-avukat-ve-emekli-icra-muduru-cinayeti-davasi-acildi/feed/ 0
Eski öğretmen özgün enstrümanlar yaparak emeklilik hayatını değerlendiriyor https://www.haber60.com.tr/eski-ogretmen-ozgun-enstrumanlar-yaparak-emeklilik-hayatini-degerlendiriyor/ https://www.haber60.com.tr/eski-ogretmen-ozgun-enstrumanlar-yaparak-emeklilik-hayatini-degerlendiriyor/#respond Sat, 01 Jun 2024 23:00:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34388 Eski öğretmen emeklilik hayatını özgün enstrümanlar oluşturmaya adadı

Çaldığı sazı bile elleriyle yapan emekli öğretmen 15 yılda 30’dan fazla enstrüman imal etti

Emekli öğretmen Sedat Sümbül:

“Her yaşta üretilebilir ve insanlar öğrenebilir düşüncesiyle hareket ettim”

“Son yaptığım enstrümana kendi soyadımdan esinlenerek ‘Sümbülin’ adını verdim”

ESKİŞEHİR – Eskişehir’de yaklaşık 15 yıl önce bağlama çalmaya başlayan merakı ile enstrüman yapmayı öğrenerek kullandığı çalgıları da kendisi imal eden 65 yaşındaki emekli fen öğretmeni Sedat Sümbül, soyadından yola çıkarak adını koyduğu ‘Sümbülin’ adındaki yeni çalışmasıyla özgün bir ses tonu yakalamaya çalıştı.

Uzun yıllar boyunca eğitim sektöründe çalışan Sedat Sümbül, 2015 yılında bağlama ile birlikte enstrümanlara karşı merak beslemeye başladı. İlk olarak notaları öğrenerek saz çalmak konusunda kendisini geliştiren Sümbül, emeklilik hayatını boş geçirmemek istemesi nedeniyle bir süre sonra çaldığı enstrümanları da kendisi yapmak istedi. Her yaşta üretilebileceğini ve insanların öğrenebileceği düşünerek enstrüman yapımıyla ilgili kursalara da giden emekli eğitimci bir süre sonra çaldığı tüm çalgıları kendi emekleriyle yapar hale gelirken, bu süreç içerisinde 3 adet de özgün fikir tasarlayarak farklı çalışmalar ortaya çıkarttı. İlk çalışmasını bir su kabağını saza dönüştürerek yapan Sedat Sümbül, Ali Rıza Kalaycı’dan esinlenerek oluşturduğu baston sazın ardından kendi soyadından ilham alarak ‘Sümbülin’ adını verdiği yeni bir enstrüman da imal etti. Gelecek dönemlerde bağlama ailesinden cura üzerinde çalışmayı düşünen emekli öğretmen, farklı çalışmalar yapmayı planladığı ‘Sümbülin’ adındaki enstrümanını geliştirmeyi hedefliyor.

“Her yaşta üretilebilir ve insanlar öğrenebilir düşüncesiyle hareket ettim”

Öğretmenlik mesleğine 2013 yılında son verdikten 2 sene sonra enstrümanlar ile içli dışlı hale gelen Sedat Sümbül, “Daha önce 26 yıl devlette, 8 yıl da özel de çalıştım. Mesleği bıraktıktan sonra emekli hayatına geçtim. 2015 yılından sonra da bağlamaya merak saldım. Önce nota öğrendim. Sonra bağlama çalmayı kısmen öğrenmeye çalıştım. 2016 yılında da enstrüman yapmaya ilgi duydum. Eskişehir Odunpazarı Belediyesi’nin açtığı enstrüman yapım kursuna devam ettim. Sonra Sinan Aygün ve İlker Negiş ustaların yanında enstrüman yapımıyla ilgili çalışmalar yürüttüm. Şuan da yürüttüğün çalışmalar hobi amaçlı. İstiyorum ki, belli bir yaş ve emeklilikten sonra hayat bitmiş olmasın. Her yaşta üretilebilir ve insanlar öğrenebilir düşüncesiyle hareket ettim. Doğrusu, kendi yaşantımdan da böyle olduğunu gördüm. Öncelikle bağlama yapımıyla ilgili çalışmalar yürüttüm. Daha sonra da kendimce bazı özgün enstrümanlar yapmaya çalıştım” dedi.

“Son yaptığım enstrümana kendi soyadımdan esinlenerek ‘Sümbülin’ adını verdim”

En son yaptığı ‘Sümbülin’ adındaki yaylı çalgıyı kabaktan ve bağlama klavyesinden esinlenerek oluşturduğunu ifade eden Sümbül, “Sümbülin’in yapımı uzun sürdü çünkü farklı aşamalarda denemeler yapmak zorundaydım. Ama fiilen yaklaşık 15 günlük bir süreye ihtiyaç var. Zor olan hiçbir şey yok. Bir eğitimci olarak şunu düşünüyorum, dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir insan bir şey yapabiliyorsa herkes yapabilir. Yeterli zaman ve emek harcamak şartıyla. Emek harcamadan iyi bir ürün elde etmek mümkün değil. Sümbülin deneme amaçlı başlayan ve hoş ses tutturduğumuz bir enstrüman oldu. Onu biraz daha geliştirmemiz gerekiyor. Çünkü ‘ben bir tane yaptım, oldu’ demek doğru değil. Hatta başkalarına sormak lazım. Şu anda planladığım şey fırsat buldukça bağlama ailesinden özellikle cura ve sümbülin üzerinde çalışmaktır” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/eski-ogretmen-ozgun-enstrumanlar-yaparak-emeklilik-hayatini-degerlendiriyor/feed/ 0
Fransa’da Belediye Başkanı ve Falcı Arasındaki Skandal https://www.haber60.com.tr/fransada-belediye-baskani-ve-falci-arasindaki-skandal/ https://www.haber60.com.tr/fransada-belediye-baskani-ve-falci-arasindaki-skandal/#respond Mon, 27 May 2024 21:51:40 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33412 Fransa’nın güneyinde Akdeniz kıyısındaki Agde kasabası, güzel kumsalları ve yıl boyu güneşli olmasıyla tanınıyor. Bölge aynı zamanda seks partileriyle de ünlü.

Kasaba Avrupa’nın en büyük swinger topluluğuna ev sahipliği yapıyor. Her yıl on binlerce çift, eş değiştirmek için Avrupa’nın dört bir yanından bu kasabaya geliyor.

Ancak şu anda kasaba, Fransa kamuoyunun ilgiyle takip ettiği yepyeni bir skandalla sarsılıyor.

Bu skandal, kasabada oldukça meşhur olan bir falcı Sophia Martinez ile eski bir gizli servis görevlisi ve polis memuru olan belediye başkanı Gilles d’Ettore etrafında geçiyor.

Her iki isim de şu anda hakların başlatılan soruşturma kapsamında hapiste. Falcı, belediye başkanını dolandırmakla, belediye başkanı da kamu kaynaklarını harcadığı için yolsuzlukla suçlanıyor.

Martinez yıllar içerisinde ölülerle konuşabildiğini söyleyerek bir üne sahip oldu. Belediye başkanı da ondan kendisini ölen babasıyla görüştürmesini istedi. Martinez’in ruh çağırma seansları sırasında sesi aniden değişiyor ve belediye başkanının babasının tonuna bürünüyordu.

Falcı kadının geçen dört sene boyunca, olağanüstü vantrilokluk yetenekleriyle belediye başkanını şahsen ve telefonla manipüle ettiği iddia ediliyor.

Vantrilokluk aynı ortamda bulunan kukla ve kukla sanatçısının karşılıklı diyaloğunun teatral olarak sunuma dayandırıldığı bir sanat. Vantrilok ağzını kıpırdatmadan karnından konuşarak kuklaya hayat veriyor.

Belediye başkanı, melekler de dahil olmak üzere ölülerin “seslerinden” binlerce gizemli telefon almış ve bunlardan bazıları belediye başkanını falcıya yardım etmeye çağırmış.

Yolsuzlukla ilgili haberler de burada ortaya çıkıyor.

Belediye başkanının Martinez ve ailesi için Polinezya ve Tayland da dahil olmak üzere lüks tatiller için kamu fonlarından ödeme yaptığı iddia ediliyor.

İddialara göre “sesler” belediye başkanını, falcının ailesinden birkaç kişiyi belediye meclisinde işe alması ve evini yenilemesi için de ikna etmiş. Belediye başkanıyla bağlantıları olan yerel işletmeler, belediye başkanıyla gelecekte yapacakları sözleşmeleri kaybetme korkusuyla işi ücretsiz yapmışlar.

Belediye başkanının avukatı Jean Marc Darrigade Montpellier yakınlarındaki ofisinde, “Bu çılgınca bir hikaye” diyor.

“İnanılmaz bir şey çünkü siyasetin içinde, belediye başkanı ve eski milletvekili olan çok zeki bir adamınız var. Ve böyle bir adamın bir kadın tarafından manipüle edilebileceğini fark ediyorsunuz.”

Falcının belediye başkanının hayatına girdiğini, ölmüş babasıyla konuşabileceğini söylediğini aktaran avukat, “Onda zihinsel bir zayıflık buldu ve bunu kişisel çıkarları için kullandı. Dolandırıldığını kabul etmesi uzun zaman aldı” diyor.

Ancak Martinez’in avukatı Luc Abratkiewicz farklı bir görüşe sahip.

Abratkiewicz, “[Martinez] belediye başkanının itimadına ihanet ettiğini kabul etti ama bu bir manipülasyon vakası değil çünkü [Martinez] yaptıklarını kabul etti. Aralarında doktorlar ve mimarların da bulunduğu diğer müşterileri onun mistik güçleri olduğunu söyledi” diyor.

“[Martinez] onların hayatları hakkında başka kimsenin bilmediği ayrıntıları ortaya çıkardı.”

Avukatlar bunu reddediyor. Yerel halksa zaten çok fazla seksin olduğu bir kasabada yine her şeyin sekse bağlı olduğunu söylüyor.

Belediye binasının yakınındaki güneşli bir kafede oturan müşterilerden Jean-Max, “Belediye başkanını severim. Bana kalırsa iyi bir adam ama kandırıldı. Belki de ona aşıktı” diyor.

Bir başkası da gülerek, “Benim için skandalın merkezinde seks var. İşin içinde para varsa, seks de işin bir parçası demektir. İkisi birlikte gidiyor” diye ekliyor.

Aşırı sağ son yıllarda Fransa’nın bu bölgesinde önemli kazanımlar elde etti. Belediye başkanını en çok eleştirenlerden biri, Marine Le Pen’in partisinden hızla yükselen yerel bir politikacı olan Fabienne Varesano.

Varesano belediye başkanını istifaya çağırıyor ve “Eli açık olabilir, pek çok farklı kadına aşık olabilir, bu onun özel hayatı. Ancak kamunun parasını kullanmak, bu farklı bir şey” diyor.

“Kasabamızla alay eder hale geldi.”

Mahkeme ise hem belediye başkanını hem de falcıyı gözaltında tutuyor.

Martinez, sadece kadınların kaldığı hapishane koğuşunda kendisini cadılıkla suçlayan mahkumlar tarafından saldırıya uğradıktan sonra hücreye konuldu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/fransada-belediye-baskani-ve-falci-arasindaki-skandal/feed/ 0
Engelli kızını sırtında taşıyan 73 yaşındaki baba için bakanlık, valilik ve belediye harekete geçti https://www.haber60.com.tr/engelli-kizini-sirtinda-tasiyan-73-yasindaki-baba-icin-bakanlik-valilik-ve-belediye-harekete-gecti/ https://www.haber60.com.tr/engelli-kizini-sirtinda-tasiyan-73-yasindaki-baba-icin-bakanlik-valilik-ve-belediye-harekete-gecti/#respond Fri, 03 May 2024 08:18:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30193 Engelli kızını sırtında taşıyan 73 yaşındaki baba için bakanlık, valilik ve belediye harekete geçti

– İçişleri Bakanlığından belediyeye kadar herkes yardım için harekete geçti

– 36 yıldır engelli kızına bakan Nurettin Toprak:

– “Allah devletimize zeval vermesin”

– “İçişleri Bakanlığından 3-4 kere müsteşar bizi aradı”

– ” ‘Engelli çocuk için biz asansör yapacağız’ dediler”

– “Gerektiği gibi devlet bize el atıyor şu anda, bir şeyler yapmaya çalışıyorlar sağ olsunlar”

ESKİŞEHİR – Eskişehir’de 36 yıldır engelli kızına bakan 73 yaşındaki Nurettin Toprak’ın, İhlas Haber Ajansı muhabirine verdiği röportajda talep ettiği engelli rampası için İçişleri Bakanlığı, Eskişehir Valiliği, Eskişehir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ve Odunpazarı Belediyesi çalışma başlattı.

Eskişehir’in Orhangazi Mahallesi’nde yaşayan 73 yaşındaki Nurettin Toprak, 75 yaşındaki eşiyle birlikte, 36 yaşındaki yüzde 93 zihinsel engelli kızına adeta bir bebek gibi bakıyor. Hafta içi her gün kızını sırtına alarak oldukça dik merdivenlerden indiren baba, onu servise kadar taşıyor. Kızını çok seven Toprak, İhlas Haber Ajansı muhabirine verdiği röportajda evinin, önündeki yoldan yüksek olması nedeniyle yetkililere seslenmişti. Nurettin Toprak’ın seslenişi yanıtsız kalmadı. İçişleri Bakanlığı, Eskişehir Valiliği, Eskişehir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ve Odunpazarı Belediyesi yetkilileri babayı arayarak talepleri doğrultusunda çalışma başlatacaklarını bildirdi. Baba Toprak, yetkililerden merdivenlere çözüm bulmasını talep etti. Bizzat İçişleri Bakanlığı müsteşarının 4 defa aradığı Toprak, sağduyudan dolayı oldukça memnun olduğunu belirtti. Toprak’ın, evinin önündeki beton kırılarak rampa çalışmaları başladı. Odunpazarı Belediyesi tarafından, rampa çalışmalarını başlatıldığını belirten Nurettin Toprak İHA muhabirine de seslerini duyurduğu için teşekkür etti.

“İçişleri Bakanlığından 3-4 kere müsteşar bizi aradı”

Yapılan röportaj sonrası gelişmeleri aktaran 73 yaşındaki Nurettin Toprak, “Allah, sizden razı olsun. Allah, devletimize zeval vermesin. Sizin sayenizde sesimiz duyuruldu. Burada olan tüm yetkili kişilere ben teşekkür ediyorum. İlk önce belediyeden geldiler, kontrol ettiler. Çocuğun durumuna baktılar. Baktılar ki ben 73 yaşındayım, hanım 75 yaşında hem kanser hem de her iki dizinde de platin var. Çocuk da yüzde 93 zihinsel engelli. Sonrasında Eskişehir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’nden Soner Bey geldi. Allah, ondan razı olsun. Sonra Eskişehir Valiliği’nden Deniz Hanım geldi, bize kömür de gönderdi. Sonra Ankara’dan İçişleri Bakanlığı’ndan 3-4 kere müsteşar bizi aradı. Birkaç gün önce de aradılar ve belediye yardım etti mi etmedi mi, biz bu işin takipçiyiz diye. Biz de dedik, ‘Gelip başladılar, yapıyorlar.’ Şu anda 1 metre betonu kırdılar. Bizim hayatımız zaten merdivenle geçiyor. Çocuğu çoğunlukla sırtımıza alıyoruz. Eğer bir raylı asansör yapsalar biz de rahat ederiz, çocuk da rahat eder” dedi.

“Sesimi duyurdunuz, Allah sizden razı olsun”

İhlas Haber Ajansı muhabirine de sesini duyurduğu için teşekkür eden baba Toprak şöyle devam etti;

“Sesimi duyurdunuz. Allah, sizden razı olsun. Odunpazarı Belediyesi, sağ olsunlar geldiler, kontrol ettiler. Pazartesi dediler biz başlayacağız. Demir merdiveni zaten iptal edecekler, betondan yapacaklar. Ondan sonra, bir arkadaş var sağ olsun, o da dedi, ‘Biz asansör yapacağız bu engelli çocuk için.’ Dedim, ‘Kış günü için asansörü nasıl kullanacağız?’ Sonra onlara söylenen talimatın öyle olduğunu söylediler. Biz büyüklerimizden rica ediyoruz. Kışın biz ne yapacağız? Büyüklerime de saygılarımı sunarım. Allah, razı olsun. Gerektiği gibi devlet bize el atıyor şu anda, bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Sağ olsunlar.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/engelli-kizini-sirtinda-tasiyan-73-yasindaki-baba-icin-bakanlik-valilik-ve-belediye-harekete-gecti/feed/ 0
Eskişehir’de Engelli Kızına Bakmak Zorunda Olan Baba İçin Yardım Çağrısı https://www.haber60.com.tr/eskisehirde-engelli-kizina-bakmak-zorunda-olan-baba-icin-yardim-cagrisi/ https://www.haber60.com.tr/eskisehirde-engelli-kizina-bakmak-zorunda-olan-baba-icin-yardim-cagrisi/#respond Fri, 03 May 2024 07:15:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30183 Eskişehir’de 36 yıldır engelli kızına bakan 73 yaşındaki Nurettin Toprak’ın, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine verdiği röportajda talep ettiği engelli rampası için İçişleri Bakanlığı, Eskişehir Valiliği, Eskişehir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ve Odunpazarı Belediyesi çalışma başlattı.

Eskişehir’in Orhangazi Mahallesi’nde yaşayan 73 yaşındaki Nurettin Toprak, 75 yaşındaki eşiyle birlikte, 36 yaşındaki yüzde 93 zihinsel engelli kızına adeta bir bebek gibi bakıyor. Hafta içi her gün kızını sırtına alarak oldukça dik merdivenlerden indiren baba, onu servise kadar taşıyor. Kızını çok seven Toprak, İhlas Haber Ajansı muhabirine verdiği röportajda evinin, önündeki yoldan yüksek olması nedeniyle yetkililere seslenmişti. Nurettin Toprak’ın seslenişi yanıtsız kalmadı. İçişleri Bakanlığı, Eskişehir Valiliği, Eskişehir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ve Odunpazarı Belediyesi yetkilileri babayı arayarak talepleri doğrultusunda çalışma başlatacaklarını bildirdi. Baba Toprak, yetkililerden merdivenlere çözüm bulmasını talep etti. Bizzat İçişleri Bakanlığı müsteşarının 4 defa aradığı Toprak, sağduyudan dolayı oldukça memnun olduğunu belirtti. Toprak’ın, evinin önündeki beton kırılarak rampa çalışmaları başladı. Odunpazarı Belediyesi tarafından, rampa çalışmalarını başlatıldığını belirten Nurettin Toprak İHA muhabirine de seslerini duyurduğu için teşekkür etti.

“İçişleri Bakanlığından 3-4 kere müsteşar bizi aradı”

Yapılan röportaj sonrası gelişmeleri aktaran 73 yaşındaki Nurettin Toprak, “Allah, sizden razı olsun. Allah, devletimize zeval vermesin. Sizin sayenizde sesimiz duyuruldu. Burada olan tüm yetkili kişilere ben teşekkür ediyorum. İlk önce belediyeden geldiler, kontrol ettiler. Çocuğun durumuna baktılar. Baktılar ki ben 73 yaşındayım, hanım 75 yaşında hem kanser hem de her iki dizinde de platin var. Çocuk da yüzde 93 zihinsel engelli. Sonrasında Eskişehir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’nden Soner Bey geldi. Allah, ondan razı olsun. Sonra Eskişehir Valiliği’nden Deniz Hanım geldi, bize kömür de gönderdi. Sonra Ankara’dan İçişleri Bakanlığı’ndan 3-4 kere müsteşar bizi aradı. Birkaç gün önce de aradılar ve belediye yardım etti mi etmedi mi, biz bu işin takipçiyiz diye. Biz de dedik, ‘Gelip başladılar, yapıyorlar.’ Şu anda 1 metre betonu kırdılar. Bizim hayatımız zaten merdivenle geçiyor. Çocuğu çoğunlukla sırtımıza alıyoruz. Eğer bir raylı asansör yapsalar biz de rahat ederiz, çocuk da rahat eder” dedi.

“Sesimi duyurdunuz, Allah sizden razı olsun”

İhlas Haber Ajansı muhabirine de sesini duyurduğu için teşekkür eden baba Toprak şöyle devam etti;

“Sesimi duyurdunuz. Allah, sizden razı olsun. Odunpazarı Belediyesi, sağ olsunlar geldiler, kontrol ettiler. Pazartesi dediler biz başlayacağız. Demir merdiveni zaten iptal edecekler, betondan yapacaklar. Ondan sonra, bir arkadaş var sağ olsun, o da dedi, ‘Biz asansör yapacağız bu engelli çocuk için.’ Dedim, ‘Kış günü için asansörü nasıl kullanacağız?’ Sonra onlara söylenen talimatın öyle olduğunu söylediler. Biz büyüklerimizden rica ediyoruz. Kışın biz ne yapacağız? Büyüklerime de saygılarımı sunarım. Allah, razı olsun. Gerektiği gibi devlet bize el atıyor şu anda, bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Sağ olsunlar.” – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/eskisehirde-engelli-kizina-bakmak-zorunda-olan-baba-icin-yardim-cagrisi/feed/ 0
İran ve İsrail Arasındaki Saldırılar: Bir Ders mi, Yoksa Yeni Bir İttifak mı? https://www.haber60.com.tr/iran-ve-israil-arasindaki-saldirilar-bir-ders-mi-yoksa-yeni-bir-ittifak-mi/ https://www.haber60.com.tr/iran-ve-israil-arasindaki-saldirilar-bir-ders-mi-yoksa-yeni-bir-ittifak-mi/#respond Sun, 28 Apr 2024 21:18:45 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29671 Orta Doğu’da haberler çok hızlı ilerliyor. İran ve İsrail arasındaki eşi benzeri görülmemiş füze ve insansız hava aracı saldırıları birden gündeme damga vururken, ardından manşetler Gazze’deki çatışmalara ve yaşanan acılara dönüyor.

Ancak politika belirleyiciler, siyasi yorumcular ve askeri liderler hâlâ birkaç gün önce iki eski düşman arasında yaşanan ve yıkıcı bir uluslararası çatışmayı tetikleme potansiyeli belki de küçük bir teknolojik nedenle engellenmiş olan karşılıklı saldırıların niteliğini anlamaya çalışıyor.

İran ve İsrail ilk kez birbirlerine doğrudan saldırmışlardı. Bazı analistler İran saldırısının şimdiye kadarki en büyük birleşik füze ve İHA saldırısı olduğunu söylüyorlar. Bu 1991’de Saddam Hüseyin’in Scud füzelerinden bu yana İsrail’e yönelik ilk dış bombardımandı.

İran’a ait 300’den fazla İHA ve füzenin çoğu düşürüldü. Ancak GPS yönlendirme sistemlerinden birinin arızalanması, bir füzenin yerleşim alanına düşerek büyük sivil can kaybına yol açabilirdi.

Üst düzey bir Batılı güvenlik yetkilisinin ifadesiyle, o zaman “Çok farklı bir sonuç olabilirdi.”

Yine de bazı Batılı yorumcular 13 Nisan’daki saldırıdan ve İsrail’in geçen haftaki sınırlı misillemesinden olumlu sonuçlar çıkarılabileceğini düşünüyor. İsrail’in savunmasının müttefikler arası askeri işbirliğinin iyi bir örneği olduğunu ve hem İran hem de İsrail’in tırmanma merdiveninden nasıl ineceklerini öğrendiklerini savunuyorlar.

İstihbarat bakımından, ABD’nin İran’ın planlarını Cumartesi akşamı yapılacak saldırıdan önceki Çarşamba sabahı öğrendiği söylendi. Üst düzey bir Batılı kaynak, “İran’ın vereceği yanıtın beklentilerin en üst sınırında olacağını öğrendik” dedi. “Ve bu biraz şok etkisi yarattı. Ama uluslararası tepkinin güçlenmesine yardımcı oldu.”

İran’a karşı yeni bir bölgesel ittifak mı?

En önemlisi de, ABD böylelikle Körfez’de Ürdün ve Suudi Arabistan gibi bazı ülkeleri İsrail’in savunmasına katılmaya ikna edebildi.

Bu ülkeler, İran’ın saldırı planlarının boyutunu anladıklarında, İsrail’in sert bir misillemeye yönelmesi halinde bölgesel bir savaşın tırmanmasından korkuyordu. Dolayısıyla iyi bir istihbarat ve (ABD reddetse de) İran’ın verdiği özel sinyallerle İsrail ve müttefikleri hazırlanmak için zaman kazandı.

Ürdün ve Suudi Arabistan’ın oynadığı roller hala tam olarak açıklığa kavuşmuş değil. Ürdün, egemenliğini korumak için meşru müdafaa kapsamında İran’a ait İHA’ları düşürdüğünü kabul etti. Ürdün’ün ayrıca İsrail savaş uçaklarının hava sahasına erişimine de izin verdiği anlaşılıyor. Suudilerin ABD’ye bilgi sağladığı ve Yemen’deki İran destekli silahlı gruplardan gelebilecek her türlü tehdidi izlediği düşünülüyor.

ABD, İngiliz, Fransız, Ürdün ve Suudi orduları ortak hava savunması konusunda birlikte çalışabileceklerini gösterdiler.

Güvenlik kaynağına göre, “Olağanüstü başarılı bir taktik operasyondu. İstihbarat bunu işaret etti, tüm bölgeyi görebiliyorduk ve birlikte çalıştık. Dünyada başka hiçbir ülkeler grubu bunu yapamaz”.

Bazıları bunun İran’a karşı yeni bir bölgesel ittifakın başlangıcı olabileceğini de söylüyor. Bazılarına göre ise bu, teknolojik başarıyı kutlarken daha büyük siyasi resmi gözden kaçıran tipik bir güvenlik ve askeri bakış açısı.

Daha kötümser analistler de İran’ın İsrail’e önemli bir zarar vermeyi istemesi halinde önceden uyarıda bulunmaktan kaçınabileceğini, hedeflerini genişletebileceğini, ikinci bir saldırı dalgası başlatabileceğini, hatta Hizbullah’a Lübnan’dan büyük bir saldırı düzenlemesi emrini verebileceğini savunuyor.

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü adlı düşünce kuruluşundan Emile Hokayem’e göre, operasyon İsrail’in savunması için müttefiklerine ne kadar güvenmesi gerektiğini gösterdi. Hokayem ayrıca İsrail’in daha yüksek yoğunluklu bir çatışma için yeterli hava savunma füzesine sahip olup olmadığını da merak ediyor.

“Ukrayna ve Rusya arasındaki savaşta gördüğümüz gibi, stokta ne kadar iyi malzemeye sahip olduğunuz önemli” diyor.

Hokayem ayrıca bu krizin yeni bir bölgesel askeri ittifakın başlangıcı olabileceği fikrine katılmıyor.

“Yeni bir dönemin eşiğinde değiliz. Arap devletleri işbirliği yaptı çünkü öncelikle bölgesel bir çatışmadan kaçınmak istiyorlar. Batılı müttefiklerine iyi bir ortak olduklarını göstermek istiyorlar. Bu aynı zamanda basit bir ulusal egemenlik meselesi. Gökyüzünde bir şeylerin uçmasını ve patlamasını istemiyorlar.”

İki ülke ders çıkardı mı?

İyimserlerin ikinci iddiası ise İran ve İsrail’in bu deneyimden ders çıkardığı yönünde. Her iki ülkenin de niyetlerini doğru bir şekilde ifade ettiklerini; itibar kaybetmeden gerilimi azaltabileceklerini fark ettiklerini ve karşılıklı caydırıcılığı yeniden tesis edecek bir korku yaşadıklarını söylüyorlar.

İran İsrail’e saldırmış olabilir ama müttefiklerini niyeti konusunda uyardı ve bunun bir defaya mahsus olduğunun sinyalini verdi.

İsrail, İran’ın merkezindeki hava savunma sistemlerini hedef alarak İran’ı istediği zaman ve istediği yerde vurabileceğinin sinyalini verdi.

Hatta İsrail’in misilleme konusunda İran’ı uyarmış olabileceği bile söylendi. İran’ın ise İsrail’in misillemesine hemen karşılık verme niyetinde olmadığının sinyalini verdi.

Her iki tarafın askeri dersler çıkardıkları kesin. Savaş Araştırmaları Enstitüsü’ne göre “Saldırı muhtemelen İran’ın İsrail hava savunma sisteminin güçlü ve zayıf yönlerini tespit etmesine yardımcı oldu”. İsrail ve ABD de İran’ın taktik stratejilerini daha iyi anlamış olacak.

Doğrudan saldırı kolay bir seçenek haline mi geldi?

Bazıları ise bunun tersini, hem İran’ın hem de İsrail’in bir tabuyu yıktığı ve doğrudan saldırının artık daha kolay bir seçenek olduğunu savunuyor.

Foreign Affairs dergisi için kaleme aldığı makalede Dış Politika Araştırma Enstitüsü’nden Afshon Ostovar’a göre, İran’ın saldırısının boyutu artık itidal politikası konusunda ikna olmadığını gösteriyor.

“İran’ın kasıtlı olarak zayıf bir saldırı düzenlediği düşüncesi temelsiz. İran İsrail’e karşı etkili bir darbe indirmeyi umuyordu.”

Hokayem, İran ve İsrail’in birbirlerini anlamayı öğrendikleri fikrine karşı çıkıyor. İsrail’in, İran’ın Şam’daki konsolosluğunda İran Devrim Muhafızları’nın birkaç komutanını öldürme kararının sonuçlarını idrak edememesini örnek gösteriyor.

“Bu iki ülke birbiriyle konuşmuyor. Bunun yerine askeri duruşları ve üçüncü taraflar aracılığıyla sinyal veriyorlar. Bu işler oldukça hızlı bir şekilde kötüye gidebilir. Karşı tarafın niyetini ya da risk iştahını yanlış okumak ilişkilerde hatadan ziyade bir özellik.”

İki tarafın da caydırıcılığı yeniden tesis ettiğine dair şüpheler de var. İsrail gazetesi Haaretz’in savunma analisti Amos Harel’e göre “İki ülke de oyunun önceki kurallarını ihlal etti ve bunun maliyeti sınırlı oldu… İki ülke arasındaki caydırıcılık dengesi (şu anda) sarsılmış durumda”.

Belki de bu krizden pek çok kişinin çıkardığı en önemli ders, bölgenin tam ölçekli bir savaşa ne kadar yaklaşmış olduğuydu.

Batılı bir diplomatın ifadesiyle “Büyük bir rahatlama oldu. Her şey çok farklı olabilirdi.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/iran-ve-israil-arasindaki-saldirilar-bir-ders-mi-yoksa-yeni-bir-ittifak-mi/feed/ 0
Down Sendromlu Selin Naz Özcan, Dünya Şampiyonluğu Sonrası Avrupa Şampiyonası’na Hazırlanıyor https://www.haber60.com.tr/down-sendromlu-selin-naz-ozcan-dunya-sampiyonlugu-sonrasi-avrupa-sampiyonasina-hazirlaniyor/ https://www.haber60.com.tr/down-sendromlu-selin-naz-ozcan-dunya-sampiyonlugu-sonrasi-avrupa-sampiyonasina-hazirlaniyor/#respond Sun, 07 Apr 2024 21:01:25 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26552 Down Sendromlular Dünya Spor Oyunları’nda (Trisome Oyunları) cimnastikte 2 altın madalya kazanarak dünya şampiyonluğu elde eden Selin Naz Özcan, Avrupa Şampiyonası’nda da aynı başarıyı elde etmeyi hedefliyor.

Hobi olarak 2018’de ritmik cimnastiğe başlayan Adanalı 14 yaşındaki milli sporcu Selin Naz Özcan, daha sonra antrenör Erkan Sert ile çalışarak kendini geliştirdi. Milli takıma 2023 yılında seçilen Selin Naz, geçen ay Antalya’da düzenlenen Down Sendromlular Dünya Spor Oyunları’na (Trisome Oyunları) katıldı.

Organizasyonda Selin Naz, ritmik kategorisinde çember ve top aletinde sergilediği performans ile 2 altın madalya kazanarak dünya şampiyonu oldu. Labut ve kurdelede de dünya ikincisi olarak 2 gümüş madalya kazanan ay-yıldızlı sporcu, genel tasnifte de dünya ikincilik madalyası ve kupasını elde etti.

Çalışmalarını sürdüren Selin Naz, gelecek yıl düzenlenecek Avrupa Şampiyonası’nda da altın madalya alarak başarısını sürdürmek istiyor.

“Benim hayallerim kızımın hayalleri oldu”

Anne Dilek Özcan, AA muhabirine, Selin Naz’ın çok çalıştığını ve hazırlık aşamasında rejime başlayarak yaklaşık 10 kilo verdiğini anlattı.

Selin Naz’ın 6 yıldır cimnastik yaptığını belirten Özcan, hobi olarak başladığı sporda başarı elde eden kızıyla gurur duyduğunu söyledi.

Kızının Antalya’da düzenlenen Down Sendromlular Dünya Spor Oyunları’nda başarılı olabilmek için çok çalıştığını anlatan anne Özcan, “Özellikle son bir ay çok çalıştık. Gecelere kadar hiç durmadan sürekli antrenman yaptık. Çünkü serileri ezberlemek zordu. Ritmik jimnastiğe katılması için baya bir emek verdi. Çok mücadele etti ama sonucunda güzel bir derece elde ettik. Bundan sonraki hedeflerimiz Avrupa şampiyonası. Hiç durmadan ona hazırlanacağız.” diye konuştu.

Selin Naz’ın azimle antrenmanlara devam ettiğini belirten Özcan, artı bir farkın neler yapabileceğini tüm dünyaya gösterdiklerini söyledi

Anne Özcan, down sendromlu çocukların çok özel olduklarını vurgulayarak, şöyle konuştu:

“Benim hayallerim kızımın hayalleri oldu. Bütün özel çocuk annelerine şu mesajı vermek istiyorum; lütfen çocuklarınızın arkasında durun. Her çocuk her dalda başarılı olacak diye bir şey yok. Çocuğunuz hangi dalda, hangi sporu yapmak istiyorsa onun arkasında durun ve çocuğunuzun peşinden gidin.”

“Beklenmedik bir dalda dünyaya ismimizi duyurduk”

Beden eğitimi öğretmeni ve cimnastik antrenörü Erkan Sert, Selin Naz’ın ilk başta sosyalleşmesi için cimnastiğe geldiğini anlattı.

Selin Naz’ın zamanla kendisini geliştirdiğinin altını çizen Sert, şöyle devam etti:

“Gelişmeye başladıktan sonra biz inanmaya başladık. Özel durumlu bir çocuk olduğu için önce bize baya zor geldi. Selin Naz, çok yetenekli, algısı çok açık bir çocuk. Beklenmedik bir dalda dünyaya ismimizi duyurduk. İstiklal Marşı’mızı da okuttuk, çok gururluyuz. Selin’in yaşı daha çok küçük. Yıllarca bizi gururlandıracağına, Türk bayrağımızı temsil edeceğine inanıyoruz. Bu şekilde çalışmalarımıza devam edeceğiz.”

Artistik cimnastik üçüncü kademe antrenörü Tezcan Kocakaya da zor bir branş olan ritmik cimnastikte en önemli kısmın motivasyon olduğunu belirterek, down sendromlu çocuklarda bunu ödüllendirmelerle, oyunlarla, konuşma tarzlarıyla sağlamaya çalıştıklarını kaydetti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/down-sendromlu-selin-naz-ozcan-dunya-sampiyonlugu-sonrasi-avrupa-sampiyonasina-hazirlaniyor/feed/ 0
Meral Akşener Sultanbeyli’de esnaf ziyareti gerçekleştirdi https://www.haber60.com.tr/meral-aksener-sultanbeylide-esnaf-ziyareti-gerceklestirdi/ https://www.haber60.com.tr/meral-aksener-sultanbeylide-esnaf-ziyareti-gerceklestirdi/#respond Sat, 30 Mar 2024 23:09:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25317 HABER-KAMERA: HAKAN KAYA

İYİ Parti lideri Meral Akşener, yerel seçimlere 1 gün kala Sultanbeyli’nde esnaf ziyareti gerçekleştirdi. İl ve ilçe belediye başkanlarına oy isteyen Akşener’e esnaf ziyareti sırasında bir kişi çağrıda bulundu. Kalabalığın arasından Akşener’e seslenen kişi, “Senin de evladın, torunun var. Türkiye kadın mezarlığı oldu. Bir yasa çıkartın. Sayın cumhurbaşkanına ulaşamıyorum.” diye sitem etti. Akşener ise “Şu anda basın benle beraber seni duydu. Ben de ileteceğim.” cevabını verdi.

Yerel seçimlere saatlet kala seçim gezilerini sürdüren İYİ Parti lideri Meral Akşener, bugün İstanbul Sultanbeyli’ndeydi.Akşener burada partisinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Buğra Kavuncu ve Sultanbeyli Belediye Başkan adayı Fatih Karataş ile birlikte esnaf ziyareti gerçekleştirdi, adaylarına oy istedi.

BELEDİYE BAŞKAN ADAYININ ANNESİ DE AKŞENER’E EŞLİK ETTİ

Dükkan dükkan gezen Akşener’e Sultanbeyli Belediye Başkan adayı Fatih Karataş’ın annesi de eşlik etti, oğluna oy istedi. Bir züccaciye dükkanına giren Akşener, dükkan işletmecisinden adaylarına oy istedi. Esnaf esnaf gezdiğini anlatan Akşener, “Şimdi bir taraf diyor ki ceketimi assam kazanırım, öbür taraf kola kutusunda olmuyor işte. Ben de diyorum ki uyanın. Yaptığım iş bu.” dedi.

Esnaf ise başından iki gün önce geçen bir olayı hatırlatarak şöyle konuştu: “Siyasi bir mevzu oldu. Biz farklı söyledik, o farklı söyledi. ‘Siz böylesiniz’ dedi bizi dışladı. Güldük kendi aramızda. Biz de artık neyin ne olduğunu görüyoruz. Biz de bir siyasi partiye oy vermek istiyoruz ama ‘ona vereceksiniz, şuna vereceksiniz’ diyor.”

“MÜŞTERİYİ MEMNUN ETMEK ESASTIR”

Akşener ise esnafa, “Biz sadece talep ederiz. Sen benim müşterimsin. Müşteriyi memnun etmek esastır. Memnun edip, edemediğimize bağlı. Biz talep edeniz, talep ederken nazik olmak zorundayız. Çünkü müşteri velinimet. Bunu biz oturtturabilirsek Türkiye kurtulur. Asıl mevzu bu.” şeklinde cevap verdi.

Akşener daha sonra aynı dükkana ilçe belediye başkan adayı Fatih Karataş’ın annesiyle gelerek oy sözü istedi.

AKŞENER’E ÇAĞRI! TÜRKİYE KADIN MEZARLIĞI OLDU

Esnaf ziyareti sırasında kalabalığın içinden bir kişi kadın cinayetleri üzerinden Akşener’e seslendi. Tepki gösteren kişi, Akşener’e, “Senin de evladın torunun var. Türkiye kadın mezarlığı oldu. Bir yasa çıkartın. Sayın cumhurbaşkanına ulaşamıyorum.” diye sitem etti.

Akşener ise “Şu anda basın benle beraber seni duydu. Ben de ileteceğim.” cevabını verdi.

Bir gözlükçü dükkanına giren Akşener, “Ben şimdi yemin ettiremediğim için gezerken ablamı getirdim yemin ettirmeye” diyerek başkan adayının annesinden esnafı ikna etmesini istedi.

Esnaf ise büyükşehir seçimlerinde oyunu vereceğini söyledi.

AKŞENER, ESNAFA TAKILDI, “ABLAMI BAŞINA SALARIM”

Bir giyim mağazasına giren Akşener, “Bu arkadaş Erzurumlu. Şimdi annesi de burada orada bir hanımı ikna ediyor. ya beni paketle tamam diye gönder ya da ablamı başına sararım” diyerek takıldı.

Eczacı dükkanına da uğrayan Akşener, “Burada bizim durumumuz nedir?” diye sordu. Eczacı çalışanı ise “Bakacağız duruma” dedi. Bunun üzerine Akşener, “Fatih’in annesini getiririm buraya yemin ettirtirim sana. Bir an evvel bakacağızdan geç” diyerek espri yaptı.

“HALKI GERÇEKTEN DUYUN!”

Bir giyim mağazası çalışanı ise Akşener’e Pendik’ten iş için geldiğini ve otobüs seferlerinin seyrek olması nedeniyle işe geç kaldığını anlatarak, “Halkı gerçekten duyun. Boş vaat vermeyin artık. Biz çok yorulduk çünkü. Her gelen boş vaatler veriyor.” dedi.

Sultanbeyli’de ziyaretlerini tamamlayan Akşener, seçim çalışmaları kapsamında Tuzla’ya geçti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/meral-aksener-sultanbeylide-esnaf-ziyareti-gerceklestirdi/feed/ 0
İmamoğlu : Topunuz Gelin Ne Olacak! Kasap Dükkanı Bilmem Ne Dükkanı Gezerek Oy İstiyorsun. Yazık! Üzülüyorum https://www.haber60.com.tr/imamoglu-topunuz-gelin-ne-olacak-kasap-dukkani-bilmem-ne-dukkani-gezerek-oy-istiyorsun-yazik-uzuluyorum/ https://www.haber60.com.tr/imamoglu-topunuz-gelin-ne-olacak-kasap-dukkani-bilmem-ne-dukkani-gezerek-oy-istiyorsun-yazik-uzuluyorum/#respond Sat, 23 Mar 2024 00:51:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22339 Haber: OKTAY YILDIRIM, Kamera: ADEM KARABAYIR

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kağıthane ve Sarıyer’i kapsayan, ‘Cendere Yaşam Vadisi 1. Etap ve 2. Etaplarını’, gazetecilerle birlikte yerinde inceledi. İmamoğlu, yağmur altında gerçekleştirlen inceleme gezisi sonrasında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını da yanıtladı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın da rakibi Murat Kurum lehine seçim çalışmalarına katılmasıyla ilgili bir soruyu da yanıtlayan İmamoğlu, “Eskiden biliyorsunuz; Adalet, İçişleri ve Ulaştırma bakanı, seçim dönemlerinde bağımsız olsun diye istifa ettirilir ve bürokrasiden insanlar atanırdı ki orada hak-hukuk çiğnenmesin. Nereden nereye? Haydi bakalım. Demokrasiye bak! Yani 17 tane bakanın, 20 tane bakan, kaç tane bakanın… Topunuz gelin, ne olacak? Şimdi kasap dükkanı, bilmem ne dükkanı gezerek oy istiyorsun. Yazık! Üzülüyorum” dedi.

“VAHŞİ BİR YAPILAŞMA YAŞANIYOR”

İmamoğlu, Cendere Yaşam Vadisi 1. Etap ve 2. Etaplarında, CHP İstanbul Milletvekili Yunus Emre, CHP Kağıthane Belediye Başkan adayı Tonguç Çoban ve basın mensuplarıyla birlikte inceleme gezisinde bulundu. “İstanbul’umuzun özellikle dere yatakları ve bu bölümlerde oluşan yapılaşma süreçleri ya da işgal alanlarından kurtularak, kentin rekreasyon alanına ve yeşil alanına dönüşme sürecinin bizim için ne kadar önemli olduğunu ve bunları bir yaşam vadisi kimliğiyle tanımladığımızı artık herkes biliyor” diyen İmamoğlu, bunun bazı noktalarda Türkiye’ye de örnek olduğuna dikkat çekti. Beylikdüzü’nde başlattıkları uygulamanın, kent genelinde 20’ye yakın vadide vücut bulduğunu belirten İmamoğlu, bu sayede olası sel baskınlarının da kısmen önüne geçildiğine vurgu yaptı. Kağıthane ve Sarıyer ilçelerini içine alan Cendere Vadisi’nde, yakın zamanda “vahşi bir yapılaşma” yaşandığının altını çizen İmamoğlu “Burada hoş bir yaşam vadisi oluştu. Bu yaşam vadisi oluşurken, açıkçası çok hoş etkileşimler de yaşadık. Bazen birkaç yapının bize destek olduğunu da gördük ve bazılarında işgallerini temizleyerek, güzel bir süreci burada var ettik. 1,6 kilometre gibi bir alanın bittiği seviyedeyiz. Bunun tamamı 4 kilometreye ulaşacak. Bir taraftan eski İETT garajından, diğer taraftan metro durağına kadar, muazzam bir alanda yürüyüş alanı, rekreasyon alanına dönüşecek” bilgilerini paylaştı. Bölgedeki üniversitelerin de oluşturulan alandan yararlanacağını kaydeden İmamoğlu, “Burada böyle bir adımı attıktan ve yol yürüyüşü sergiledikten sonra, benzer bir durumun Kağıthane Belediyesi tarafından da örnek alınarak, yine benzer düzenlemenin onların yetki sahası olan noktalarda da ilçe belediyesi tarafından yapılması sevindirici. Zaten iyi şeylerin kopyalanması kadar güzel bir şey yok” dedi.

“KAĞITHANE BELEDİYESİ DE BİZİM, BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ DE BİZİM”

Arkadaşlarıma, ‘Onların, bunların işi yok; millet faydalanacak’ dedim” diyen İmamoğlu, “Kağıthane Belediyesi de bizim, Büyükşehir belediyesi de bizim. Yeter ki oturun, bunu bir mukaveleye dönüştürün dedim. 39 ilçenin tamamında, yaklaşımımız bu olmuştur. ve böyle olmaya da devam edecektir. Elbette Kağıthane’de iddialıyız. Bütün bu projeleri takip eden Tonguç Başkanımız, bizim burada çok iddialı bir belediyeci adayımızdır. Ona yürekten inanıyoruz. Bir yarış olacaktır ama sonuçta 39 ilçenin hangisinde kimin kazandığına bakmayız. Yine ‘bizim kurumlarımız’ bakışıyla yol yürürüz. Ben bu tavrın tek bir anını bile yaşamadım. 5 yıllık ilçe belediye başkanlığım döneminde. Ama ben herkese bu nezaketi gösterdim. Bunu gösterirken de bir lütuf olarak değil, sorumluluğum olarak gösterdim. Ne biz bir parti devletiyiz, ne bir parti belediyesiyiz, ne bir parti projesi yapıyoruz. Böyle bakarsak zaten, Türkiye’de kamu yönetimi, kamu ahlakı, kamu terbiyesi hak ettiği yere oturacaktır. Verdiğimiz mesaj bu” diye konuştu.

İmamoğlu, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını da Cendere Yaşam Vadisi içinde yanıtladı. Gazetecilerin soruları ve İmamoğlu’nun bu sorulara verdiği yanıtlar şöyle oldu:

“GAYET GÜÇLÜ VE İYİ BİR MESAJ OLACAK”

-Seçimi kazanmanız durumunda, bu Türkiye’ye nasıl bir mesaj olacak?

-Gayet güçlü ve iyi bir mesaj olacak. Pırıl pırıl bir mesaj olacak, içi demokrasi dolu. Milletin dediği olur. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Baskıya, zulme, kumpasa, yalana, iftiraya boyun eğmeyen halk gibi, çokça duyguya sahip. Daha moralli, daha umutlu, gerçekten çocukların bile, gençlerin bile yüzünün nasıl güleceğini, daha güçlü bir gülümsemeyle 1 Nisan’da hepiniz yaşayacaksınız.

“DİKKAT ETMESİ GEREKİRDİ”

-Rakibiniz Kağıthane’de oy kullanacak. Burada bir dairesi var. Mal varlığını da açıklayınca çok dikkat çekmişti. Bakanlığı döneminde verdiği ‘olur’la yapılan bir proje. Lüks konut projesi. Biraz da eleştiriliyor bu açıdan. Siz vakıf mısınız mevzuya; bakabildiniz mi? Koruma alanındaki bir alanın daha sonra lüks konut projesine çevrildiği ve oradan da ev sahibi olduğu ortaya çıktı…

-Vallahi bilmiyorum. Mal varlığını incelemedim. Böyle bir ilgi alanım da yok açıkçası. Ama tabii bir kamu projesinde, kendi imza attığı bir kamu projesinde böyle bir varlığın elde edilmesi meselesi biraz dikkat çekici. Dikkat etmesi gerekirdi. Hani bizde bir laf var… Ben inşaatçı bir ailenin çocuğuyum yani. Babam derdi ki, ‘Kendi yaptığın binada oturmuyorsan senden müteahhit olmaz’ diyordu. Ama o müteahhitlik meselesi. Bu başka bir mesele. Birbirinden farklı. Hayırlısı.

“KASIMPAŞA ÇÜRÜYOR”

-Çünkü çevresi biraz yeşil alan, bir Kağıthane’den, hastanesi depreme dayanıksız diye tahliye edilen bir Kağıthane’den bahsediyoruz. Çok fazla lüks konuta evriliyor…

-Bu konuda, İstanbul’da en kötü şey zaten bir yandan lüks konut üreten, devlet eliyle bu izinleri veren, yapan ama bir yandan Kasımpaşa’nın tümden çürük halde olması. Kağıthane ve Kasımpaşa çürük. Ben Kasımpaşa’da ilk Dolapdere’ye gidip, açtığım lokantanın, köfteci dükkanının mutfak malzemelerini aldığımda analiz etmiştim, 91 yılında. Yani Dolapdere, o civarı, Kasımpaşa, bildiğiniz o tarihteki Kasımpaşa. Aynı binalar çürük. Hani kentsel dönüşüm hikayesi? Orası Sayın Cumhurbaşkanı’nın mahallesi değil mi, köyü değil mi? Neyi dönüştürdünüz? Neyi yapabildiniz yani? İnsanların hayatına ne katabildiniz? Girin bir sokak arkasına… Ben orada Kızılay’ın olduğu yerde, meydanda, dün miting yaptım. Bir sokak arkasında insanların mağduriyeti, balkondaki insanların halleri… 22 senedir iktidarsınız. İşte görünen yüzle, arka sokak meselesi. Yani bugünün zihniyeti; görünen yüzle cilalı bir sokak, ‘Efendim oraya devletin eski bir yapısını kaymakamlık olarak kazandırdık.’ E ne iyi ettiniz? Onu da yapmasaydınız yani. Kendinize saray mı yapacaktınız? E kazandırın tabi.  Kaymakamlık binası yapın, belediye binası yapın tabii. Güzel bir şey. Ama mahalle çürüyor.

“KAĞITHANE’DE NE DEĞİŞTİ?”

Kağıthane… Şimdi 20 küsur senedir buradasınız. 30 senedir Kağıthane’yi yönetiyorsunuz. Ne yaptınız? Kağıthane’de ne değişti? Bakın; karneleri kötü. Bu meseleyle ilgili karneleri çok kötü. Düşünsenize; ‘Evet, İstanbul depreme hazır değil…’ Yani İstanbul’da, Ekrem’in elinde bir sihirli değnek var! Siz 99 depreminden bu yana, 20 senedir bu şehri yönetiyorsunuz. Bunun 17 senesinde Türkiye’de iktidarsınız. Hiçbir şey yapamadınız noktasındasınız. 5 senede Ekrem’in elinde sihirli… Beni kötüleyeceğine, kendini kötülüyor acemi aday. Biz onun için diyoruz ki, birlikte düzeltelim. Bak ben ne diyorum? Güzel bir şey yaptık. İlçe belediyesi de güzel bir şey yaptı bize bakarak. Ki o protokolü beraber yaptık. Bizim bakışımız bu. Yeter ki hizmet ortaklaşa yürüsün. Mesele, anlayış meselesi. Çünkü mesele, belediye başkanlığı seçimini aştı. Bir anlayış meselesinin tarihe gömülmesi meselesi. Tarihe gömülürse, demokrasi canlanacak. Tarihe gömülürse, bu ülkede özgürlük yeniden vücut bulacak. Tarihe gömülürse bu anlayış -ki 31 Mart öyle bir seçim- gerçekten hukuk ve adalet kendine gelecek. O bakımdan büyük bir sorumluluğumuz var.

“BİZ, ‘8 KATI DAHA AŞAĞI DÜŞÜRÜN’ DERKEN, ADAM ORAYA 80 TANE KULE DİKMEYE İZİN VERDİ ANKARA’DAN”

Kötü bir Kağıthane’de, bir bölümünde lüks konut yapmış ve orada daire sahibi olmuşsa, kendisi onun hesabını versin. Ama çok kötü uygulamaları var İstanbul’da. Ben 100 tane sayarım. Daha şimdi Şişli’nin meydanında, kaşla göz arasında geçirdikleri yapılar. ya o nedir? Ayıp. Yazık. Günah. Benim masama geldi. Oranın hak sahipleri de geldi kardeşim. Biz, ‘Orada 8 kat olmaz’ dedik. Yahu, ‘8 katı daha aşağı düşürün’ derken, adam oraya 80 tane kule dikmeye izin verdi Ankara’dan. ve bu adama İstanbul emanet edilecek. Rezerv alanı kastediyorum. Şişli Belediyesi’nin karşısı. Vakfın yerinde başlanılan kulelerin hemen karşısı. Hiçbir hesap, kitap yok. Bakın burada yatırımcı, şu, bu suçlu değil. Bunun altını çizeyim. Burada suçlu arıyorsanız; bu işe imza atana bakacaksınız. İmza atan… Biz niye buradayız? Biz niye bir tane saçma sapan bir imara imza atmadık? 5 yıldır karşısında durduk. Ha bire yapılan birtakım yanlış imar planı vesaire, hukuktan geri dönüyor.

“ÇİLLER’İN İMAR DÜZENLEMESİ YAPILAN SARIYER’DEKİ ARSASINDA HUKUKİ İPTAL ÇIKTI”

Ve bugün de geçenlerde desteğini açıklayan, işte Sayın Başbakan’ın (Tansu Çiller) tekrar imar düzenlemesi yapılan Sarıyer’deki arsasında, yine bir hukuki iptal çıktı. Bugün kararı geldi. Biz mücadele ediyoruz. Onlar; ‘Verelim verelim…’ Neyi veriyorsunuz? Kimin malını kime veriyorsunuz? Kimin havasını, kimin suyunu, kimin ormanını, kimin vadisini kime veriyorsunuz? Yeter; bu şehir bir nefes alsın, bu şehir kendine gelsin. Çocukların yüzü asık, gençlerin yüzü asık. Şu yapılaşmanın zannetmeyin insanların yüzünün asılmasına katkısı yok. Çok var. Yüzün asılmasına vesile. Bu vahşiliği gördükçe, ‘Biz nerede yaşayacağız’ diyor. Ben bazen iki yaşında, üç yaşındakilerin gözünde bile o kaygıyı hissediyorum. O kaygıyla hareket ediyoruz. Ama bu şehrin muhafızlığı, değerli bir kavram. Bakın bu çok kutsal bir tarif olacak, bu şehrin muhafızlığı. ve bir gün şu olacak: Bu şehirde yaşayan herkes, ‘Evet, ben bu şehrin muhafızıyım’ diyecek. Yanlış yapan bir belediye başkanına, yanlış yapan cumhurbaşkanına çıkacak, ‘Ben bu şehrin muhafızıyım, bunu yapamazsın’ diyecek. Bu cesareti, bu özgüveni biz bu şehrin ve Türkiye’nin her bireyine vermek için mücadele veriyoruz. Benim yaptığım iş bu

“TALİMAT GELMİŞ, GİDECEK, NE YAPSIN? YOKSA KOLTUĞUNDAN OLACAK”

-İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın seçim çalışmalarına katılması biraz tepki çekti sosyal medyada özellikle. Sizin düşünceniz nedir?

-Eskiden biliyorsunuz; Adalet, İçişleri ve Ulaştırma bakanı, seçim dönemlerinde bağımsız olsun diye istifa ettirilir ve bürokrasiden insanlar atanırdı ki orada hak-hukuk çiğnenmesin. Nereden nereye? Haydi bakalım. Demokrasiye bak! Yani 17 tane bakanın, 20 tane bakan, kaç tane bakanın… Topunuz gelin, ne olacak? Şimdi kasap dükkanı, bilmem ne dükkanı gezerek oy istiyorsun. Yazık! Üzülüyorum. Kendisine üzülüyorum yani. Ona da yazık. Zor durumda. Allah yardımcısı olsun. Yani talimat gelmiş, gidecek, ne yapsın? Yoksa koltuğundan olacak. Af isteyecek. Ona da üzülüyorum. Yazık! Öbürlerine de üzülüyorum. Ama bu kadar insan yok edilir mi? Bugün aslında Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu ülkeye yaptığı en büyük kötülüklerden biri, kendi yakın çevresindeki yetenekli insanları bile çürütüyor olması. Çürüttü. Onları bile yok etti. İnanın o insanların evindeki eşi, çocukları, bakanların aileleri utanıyordur yani, ‘Bizi niye bu duruma düşürüyorsunuz kardeşim. Biz bakanız. Bırak, biz 3600 ek göstergeyi çıkaralım, şu polisleri rahatlatalım. Bırak bizi, gidelim şu enflasyonu düşürelim, faizle uğraşalım. Gidelim Merkez Bankası’na disiplin getirelim. Bizi niye yolluyorsun bir kasap dükkanına, oraya buraya. Aday çıkamıyor, ben çıkacağım onun yerine. Aday gidemiyor, ben gideceğim onun yerine!

“BAKANLARI NİYE ZOR DURUMA DÜŞÜRÜYORSUN?”

Bakanları niye zor duruma düşürüyorsun? Yazık değil mi onlara? Gitsinler 2 saat, 3 saat devlete fayda versinler. Bunlar devlet adamı, kamu yöneticisi. Yani her şeyi karıştırdı birbirine. Onun için bu mesele, sadece bir yerel seçim meselesi değil. Sadece bir İstanbul seçimi değil. Bu mesele; bir demokrasi, kamu terbiyesi, kamu ahlakı, kamu yönetici olma… Bütün bu meseleler önemli. Ben sonuna kadar… Benim dilimin kemiği niye olsun? Milletten aldığım vahlanmaları, milletten aldığım isyanları, vatandaştan aldığım duyguları duyurma sorumluluğum var ve koca kentin yöneticisiyim. Öyle sus pus olayım, yatayım köşede işte… ‘Ben sadece yerel yöneticiyim’ falan; olmaz o iş. Ben İstanbul’da Büyükşehir Belediye Başkanıyım. 16 milyon insanının temsilcisiyim. Bütün bu haksızlıklara, hukuksuzlara hak ettiği cevabı vermekle yükümlüyüz. Vereceğiz. Halkımız da milletimizin hak ettiği şekliyle, kararını 31 Mart’ta verecek. Ben, buna inanıyorum.

“HERKES, ELBET BİR GÜN DOĞRU YOLU BULUYOR”

-Rakibiniz katıldığı bir programda 65 kilometre metro yapıldığını itiraf etti aslında. Siz ne söylemek istersiniz?

-Herkes, elbet bir gün doğru yolu buluyor, bulacak yani. Yapacak bir şey yok. Zaten en azından doğru sayısı üçe mi çıktı. Bir yüzde 87’de tutturdu. 65 kilometreyi sonuçta hesaplayabildi. Bir şey daha vardı sanki. (Muhabir: ‘İstanbul, 11 iline koştu.’) Evet, teşekkür ederim. Dolayısıyla doğruları söylüyorlar. Yani bununla uğraşır mı bir insan? Yani ‘8 kilometre mi, 65 kilometre mi…’ Bununla uğraşır mı ya? İnsan açmış. Dersin ki, ‘Açtın ama şurasını beğenmedim. Yani şurası eksik.’ Ben ne diyorum? ‘Bakanlık, teşekkür ederiz; Sabiha Gökçen hattını yaptınız, Bakırköy-Kirazlı hattını yaptınız.’ Ama 9 sene sürdü. Yazık! Tamam, o da hayırlı olsun. Tamam da parasını benden niye 10 ayda kesiyorsun? Eskiden 20 senede, 10 senede kesiyordun. Bak, ben bunu diyorum; sen de başka bir şey de. Bunu anlarız. Ama yani görünen köy kılavuz ister mi? 65 kilometreyi 6,5 kilometre… ya bir de sekiz adım at bilmem ne… Çocuklar dalga geçiyor seninle. Yazık. Yani teşekkür et ya da tespit yap. Ama eleştirin varsa yanına ekle. O ayrı bir şey. Bunu anlarım. Bununla uğraşıyorum. Garip şey.

“HAYAT DERSİDİR, ÖĞRENECEK”

Geçen bir vatandaş, YouTube’da, ‘Ne yaptı ki, işte çivi çakmadı’ diyor. Şimdi bu ‘çivi çakmadı’ lafı, malum TV kanallarının sloganı: Çivi çakmadı! Ey Allah’ım ya Rabb’im. Ben inşaatlarda çalıştım, bayağı çivi çakmıştım çocukluğumda. Yani bu çivi çakmak neymiş yani? Kalıp çakardık. Yani gerçekten çivi çaktım. Çivi de sattım ben nalbur dükkanında. Bu esnaflık meselesini de söyleyeyim. Öyle yani köfteciyle laf ettirmem ha. Bu şehrin yüzde 40’ı esnaflıktan para kazanıyor. Köftecilik öyle önemli meseledir. Ben sabah 05.00’te dükkan açar, gece saat 01.00’de, 02.00’de Bolu’dan et taşırdım. Hem de 21 yaşındaydım. Öyle laf ettirmem. Hayatımın en önemli deneyimleridir yani. Sıcak çorbayı arabama koyup, soğumasın diye 2 kilometre arabamla götürürdüm müşterime, onun gönlünü hoş etmek için. Onu anlayamazsın. Ama hayat dersidir, öğrenecek. Konudan konuya geçiyorum. Bu meselede de yani ‘çivi çakmaz’, işte yanan otobüsler… Ne yapsın? Adamlar promosyon yapıyor, Hollywood promosyonu. Ondan sonra koyuyorlar A Haber’e, şuna buna; izliyor garibim vatandaş da… İşte ‘yanan otobüs’, ‘çivi çakmadı’, bir-iki bir şey daha! Bunun üzerinden Ekrem’i karalama propagandası falan.

“BU ÖYLESİNE BİR YOKSULLUK DEĞİL… ŞU AN AFET YAŞIYOR ASLINDA ŞEHİRLERİMİZ”

Aldanıyor benim garip insanım, aldanıyor. Ben üzülüyorum. Ablalarımın gözüne bakıyorum, aldananı anlıyorum. Giderim, onu 1 günde ikna ederim biliyorsunuz yani. Bazısı 5 sene sürüyor, bazısı 5 saat sürüyor ama ikna ederim yani. Yani keşke o fırsatı alsam diyorum. Üzülüyorum onlara. Çünkü masum insan o. Masum. O abla masum. O teyze masum. O amca masum. Masum o insan. Yani o bakımdan mücadele edeceğiz. Aldatan bir yönetimin, geçmişte de ‘aldatıldık’ diye kendine bahane üreten bir yönetimin ne bu şehre ne bu ülkeye faydası olmaz. Ama yine diliyorum, istiyorum ki; bu seçimde iyi bir ders yaşasınlar. ve bu dersi yaşadıktan sonra da Türkiye’nin gerçek sorunlarına geri dönsünler. Emeklinin şu an büyük ızdırabı var. Bakın; şu an yoksulluk, -yanına tire koyuyorum- açlık, bir afet gibidir. Yani şu an bir afet yaşıyor aslında şehirlerimiz. Bu öylesine bir yoksulluk değil. Bakın, bir çaresizlik ve bir afet. Ben arkadaşlarıma her gün diyorum ki, ‘Yeni bir şey daha bulalım.’ Mesela dün bir arkadaşım geldi; çalışıyoruz. ‘Çocuklara acaba, sütün yanı sıra, belli bir yaş grubuna, yani 3-6 yaş olabilir, balık verebilir miyiz?’ Yani gıda alsın çocuklarımız. Ben zayıf çocuk görebilir miyim ya? Benim içim yanar ya. Ben köyde büyüdüm kardeşim. Köyde her ev benimdi. Şimdi her ev, insanın çocuklarının değil. Her ev, eskiden köyde benimdi. Ben, kapıyı çalar girerdim. Şimdi her eve girilmiyor. Çocukları, insanın canı yandı. Onun için ne varsa vereceğiz kardeşim.

]]>
https://www.haber60.com.tr/imamoglu-topunuz-gelin-ne-olacak-kasap-dukkani-bilmem-ne-dukkani-gezerek-oy-istiyorsun-yazik-uzuluyorum/feed/ 0
MSB: Son bir haftada 63 terörist etkisiz hale getirildi https://www.haber60.com.tr/msb-son-bir-haftada-63-terorist-etkisiz-hale-getirildi-2/ https://www.haber60.com.tr/msb-son-bir-haftada-63-terorist-etkisiz-hale-getirildi-2/#respond Thu, 14 Mar 2024 22:18:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18905 Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyi dahil yürütülen operasyonlarda son bir haftada 63 teröristin etkisiz hale getirildiğini bildirdi.

MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) terörle mücadelesinin kararlılıkla devam ettiğini belirtti.

Aktürk, başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı gerçekleştirilen operasyonlarla Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyi dahil son bir haftada 63 teröristin etkisiz hale getirildiğini, 1 Ocak 2024’ten bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısının, 229’u Irak’ın kuzeyinde, 353’ü ise Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 582’ye ulaştığını söyledi.

Tuğamiral Aktürk, son olarak geçen hafta içerisinde Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 2 PKK’lı teröristin, Habur’daki hudut karakoluna teslim olduğu bilgisini verdi.

Aktürk, Suriye’de istikrarın sürdürülmesi, Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşleri ve normalleşmenin sağlanmasına yönelik çalışmalara devam edildiğini kaydetti.

34 bin 447 kişinin sınırdan yasa dışı geçmesi önlendi

Tuğamiral Aktürk, sınırlardan son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 4’ü terör örgütü mensubu 138 kişinin yakalandığını, 2 bin 861 kişinin ise sınırı geçemeden engellendiğini aktardı.

Aktürk, “Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 1747’ye yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 34 bin 447 olmuştur.” dedi.

Askeri heyet Mogadişu’yu ziyaret etti

TSK’nın ikili ilişkiler ve uluslararası misyonlar çerçevesinde bölgesel ve küresel barış ile istikrara katkı sağlamayı da sürdürdüğünü ifade eden Aktürk, Türkiye ile Somali arasında imzalanan, “Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması” kapsamında ikili askeri işbirliğini daha da güçlendirmeye yönelik olarak MSB ile Deniz ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı temsilcilerinden oluşan heyetin 5-8 Mart arasında Mogadişu’yu ziyaret ettiğini belirtti.

İsrail’in, ramazan ayının hassasiyetini de göz ardı ederek Filistinli sivilleri hedef almaya devam ettiğine dikkati çeken Aktürk, İsrail’in uyguladığı bu katliama derhal son vermesi gerektiğini vurguladı.

Bakan Güler’den, Irak’a resmi ziyaret

Tuğamiral Aktürk, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in, bugün Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın ile Irak’a resmi bir ziyaret gerçekleştireceğini bildirdi.

Bakan Güler’in yarın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hakkari ziyaretine refakat edeceğini aktaran Aktürk, Bakan Güler’in, 16 Mart’ta Şehitler Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109’uncu yıl dönümü kapsamında bakanlıkta düzenlenecek törene katılacağını, ardından şehit aileleri ile gaziler ve aileleriyle iftar yemeğinde bir araya geleceğini ifade etti.

Aktürk, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi etkinlikleri kapsamında, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı yüzer unsurları ile Çanakkale Boğazı’nda denizde geçit töreni ve Çanakkale Deniz Müzesinde ULUÇALİREİS müze denizaltısının açılışının gerçekleştirileceğini söyledi.

18 Mart’taki etkinlikler kapsamında ayrıca SOLOTÜRK tarafından Çanakkale’de hava gösterisi ve muharip uçak geçişi de yapılacağını bildiren Aktürk, Mehteran Birlik Komutanlığınca da konser düzenleneceğini dile getirdi.

Savunma sanayisi

Aktürk, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde kapsamlı ve büyük adımların atıldığı yerli ve milli savunma sanayi ürünlerinin katkısıyla TSK’nın etkinliğinin ve caydırıcılığının her geçen gün daha da arttığına işaret etti.

Tuğamiral Aktürk, ilk milli fırkateyn TCG İstanbul’a entegrasyonu yapılan Milli Dikey Lançer Atım Sistemi (MİDLAS) ile HİSAR-D Kontrol Test atışının, 10 Mart’ta Sinop açıklarında başarıyla icra edildiğini hatırlattı.

Kara Kuvvetleri Komutanlığınca muhtelif miktarlarda, “Zırhlı Tanksavar Aracının (UMTAS CİRİT/Paletli)” muayene ve kabul faaliyetlerinin tamamlandığını aktaran Aktürk, ASFAT ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü arasında imzalanan “8 Adet Liman Kontrol Botu Projesi” kapsamında, yerli ve milli asayiş ve emniyet botu ASBOT’un 7’ncisinin 9 Mart’ta teslim edildiğini kaydetti.

Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) Anonim Şirketinin 74’üncü kuruluş yıl dönümünü de kutlayan Aktürk, bakanlığa bağlı kuruluş olan MKE’nin hayata geçirdiği önemli projelerle ülkenin gücüne güç kattığını ifade etti.

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/msb-son-bir-haftada-63-terorist-etkisiz-hale-getirildi-2/feed/ 0
Pendik’te Emlak Dolandırıcılığı Operasyonu: 5 Tutuklama https://www.haber60.com.tr/pendikte-emlak-dolandiriciligi-operasyonu-5-tutuklama/ https://www.haber60.com.tr/pendikte-emlak-dolandiriciligi-operasyonu-5-tutuklama/#respond Sat, 09 Mar 2024 03:18:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17287 Pendik’te ev sahibi olmak isteyen vatandaşlardan, ev sahiplerinden habersiz evleri için satış ilanı verip ön ödeme toplayarak emlak dolandırıcılığı yaptıkları gerekçesiyle gözaltına alınan 6 şüpheliden 5’i tutuklandı.

İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri, bazı kişilerin Pendik’te açtıkları emlak şirketi üzerinden ilan sitelerine daire satışı ilanı verip, sonradan görüştükleri vatandaşlardan kapora alarak dolandırıcılık yaptıkları ihbarına yönelik çalışma yürüttü.

Çalışmalarda, söz konusu şirket çalışanlarının, geçmiş yıllarda kiraya verdikleri evlerin satış durumunu takip etmeye devam ettikleri, ev sahiplerince farklı firmalar aracılığıyla satışa çıkarılmasını fark ettikten sonra geçmişten ellerinde bulunan ev fotoğrafları, tapu kaydı gibi belgelerle bu evleri sahiplerinin bilgisi olmadan internet üzerinden satışa sundukları tespit edildi.

Mevcut kiracıları tanımalarından dolayı evleri müşterilere gösterirken samimi ortam oluşturan şüphelilerin mağdurlara güven verdiği de belirlenirken, şüphelilerin aynı zamanda evin satış fiyatını piyasanın altında tutup, “bu fiyata kaçırmayın, bu fırsat kaçmaz” diyerek mağdurları ikna ettiklerini ve “ön ödeme” adı altında mağdurlardan para alarak haksız kazanç sağladıkları da saptandı.

Aynı yöntemle 7 farklı eylem gerçekleştirildiğini de ortaya çıkaran ekipler, eş zamanlı operasyonla biri kadın 6 şüpheliyi gözaltına aldı. İş yerindeki aramada bir tabanca ele geçirildi.

Zanlılar, emniyetteki işlemlerinin ardından Anadolu Adliyesine sevk edildi.

Savcılıktaki ifadelerinin ardından tutuklanma talebiyle sevk edildikleri hakimlikçe, 6 şüpheliden 5’i tutuklandı, biri hakkında adli kontrol uygulandı.

Mağdurlar polise teşekkür etti

Ev satışı vadiyle kandırıldıklarını belirten müştekilerden Mustafa Alkama, kardeşi için Sultanbeyli’den ev baktıkları ve dolandırıldıklarını söyledi.

İnternetten bir daire bulduğunu ve kardeşiyle bakmaya gittiklerini anlatan Alkama, şöyle konuştu:

“Emlak ofisinde daireyi 935 bin liraya satın almak üzere anlaştık. 10 bin lira kapora teklif ettim, kabul etmediler. Paramızı toplamak için 20 gün müsaade istedik, kabul ettiler. 135 bin lira kapora verdik, sözleşmemizi yaptık. Bunlar kardeşimin iş yerine gelerek, ucuza daire verdiklerini, iyilik yaptıklarını, ticaretle uğraştıklarını, paraya ihtiyaçları olduğunu söyleyip kardeşimin beynine öyle bir giriyorlar ki…’Bak biz sana iyilik yaptık, sen de bize iyilik yap, 20 gün bekletme, eline ne geçerse ufak ufak bize ödeme yap, hatta biz başkasını satıp senin kaporanı verelim.’ demişler.”

Şüphelilerin daire almak için altınını bozduran kardeşinden 600 bin lira aldıklarını belirten Alkama, kendisinden de ilgisi olmadığı halde 14 bin lira tapu harcı yatırmasının istenmesi ve tapu dairesinden böyle mesaj gelmemesi nedenleriyle kuşkulandığı, sonra polise giderek bu kişilerden şikayetçi olduğu bilgisini paylaştı.

Alkama, İstanbul Emniyet Müdürlüğüne teşekkür ederek, mağduriyetlerinin giderilmesini beklediğini de sözlerine ekledi.

290 bin lira kapora verdi

Müştekilerden Nilüfer Apak da Kartal’dan almak istediği ev için 290 bin lira kapora verdiği için mağdur edildiğini söyledi.

Aynı gün alacağı daire ilanının başka bir firmada olduğunu fark ettiğini, görüştüğü daire sahibinden de bu satıştan haberi olmadığını öğrendiği ve daireyi almaktan vazgeçmesine rağmen parasını geri alamadığını aktaran Apak, haklarında şikayetçi olduktan sonra korkan şüphelilerin daha sonra parasını peyderpey ödediğini anlattı.

Apak, parasını geri almasına rağmen şikayetinden vazgeçmeyeceğini vurgulayarak,”İnsanları bu konuda uyarıyorum, çok dikkatli olsunlar. Aynı zamanda Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliğine çok teşekkür ediyorum. Çok ilgilendiler, çok hızlı bir şekilde bu işi bitirdiler.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/pendikte-emlak-dolandiriciligi-operasyonu-5-tutuklama/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye ile Güçlenen, Türkiye’ye Güç Veren Kadınlar Programı”nda konuştu: (3) https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-ile-guclenen-turkiyeye-guc-veren-kadinlar-programinda-konustu-3/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-ile-guclenen-turkiyeye-guc-veren-kadinlar-programinda-konustu-3/#respond Sat, 09 Mar 2024 02:21:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17249 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Her kim, kadın hakları konusunda eski Türkiye’den övgüyle bahsediyorsa biliniz ki sizlerin mücadelesine kara çalıyor demektir. Çünkü hiçbir şey kolay olmadı, kolay elde edilmedi. 28 Şubat’ın karanlığından çıkmak öyle zahmetsiz, çilesiz olmadı.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Türkiye ile Güçlenen, Türkiye’ye Güç Veren Kadınlar Programı”nda yaptığı konuşmada, inançları gereği cennetin anaların ayakları altına serildiğini belirtti.

Millet olarak tarihlerinin kadınların başarıları ve fedakarlıklarıyla örüldüğünü söyleyen Erdoğan, “Nene Hatun’dan Nezahat Onbaşı’ya, Şerife Bacı’dan Kara Fatma’ya kadar nice kadın kahramanlarımızın mücadelesini biz nasıl unutabiliriz? Bölücü terör örgütü tarafından şehit edilen Aybüke Yalçın öğretmenin ve daha nice kahramanımızın fedakarlıklarını nasıl yok sayabiliriz? 15 Temmuz gecesi ellerinde bayraklarla tanklara ve darbeci hainlere meydan okuyan kadınların cesaretlerini biz nasıl görmezden geliriz? Son 21 yılda yazılan başarı destanından kadınların emeğini, alın terini, katkısını, çabasını nasıl inkar edebiliriz?” diye konuştu.

Erdoğan, şayet ekonomiden eğitime, güvenlikten tarıma, demokrasiden hak ve özgürlüklere varıncaya kadar her alanda ortada göz kamaştıran bir başarı varsa burada en az erkekler kadar kadınların da katkısı ve emeğinin olduğunu vurguladı.

Önlerine çıkartılan engellerden, hayatlarına kast etmeye varan saldırıların üstesinden hep kadınların desteğiyle geldiklerini belirten Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Yürek yüreğe, omuz omuza verdik. Türkiye’yi tarihinin en aydınlık, en özgürlükçü her açıdan en güçlü günlerine birlikte kavuşturduk. Her kim, kadın hakları konusunda eski Türkiye’den övgüyle bahsediyorsa biliniz ki sizlerin mücadelesine kara çalıyor demektir. Çünkü hiçbir şey kolay olmadı, kolay elde edilmedi. 28 Şubat’ın karanlığından çıkmak öyle zahmetsiz, çilesiz olmadı. Sizler bugünkü haklarınızı üniversite kapılarında gözyaşı dökerek, sırf kıyafetinizden dolayı işinizden ayrılmak zorunda kalarak baskıya uğrasanız bile hukuk ve demokrasi içinde hareket ederek, gerektiğinde 15 Temmuz gecesi olduğu gibi darbecilere cesaretle meydan okuyarak yani hep mücadele ile elde ettiniz. Ne olursa olsun, yılmadınız. Geri adım atmadınız. Böylece siyasetten akademiye, bürokrasiden iş dünyasına, spordan sanata farklı alanlarda özgürce var oldunuz, başarıdan başarıya koştunuz. Biz de sizlerin bu asil ve zorlu mücadelenize sahip çıktık. Elimizdeki tüm imkanlarla sizlere destek olduk.”

“Karar alma mekanizmalarında kadın temsil oranı 4-5 kat arttı”

Kadının statüsünün güçlendirilmesi, kadınların önündeki engellerin kaldırılması, kadınlara iş, eğitim, temsil ve diğer alanlarda destek verilmesi hususlarında neler yapıldığını en iyi kadınların bildiğine dikkati çeken Erdoğan, “Başörtüsüne özgürlük başta olmak üzere kadınlar lehine pozitif ayrımcılık yapılmasını anayasa kuralı haline getirdik. ŞÖNİM, kadın konuk evi, KADES, elektronik kelepçe gibi uygulamaları hayata geçirdik. Aile içi şiddeti şikayete tabii olmaktan çıkardık. Daha pek çok alanda tarihi nitelikte adımlar attık. Bu çabalarımız neticesinde de en az bir eğitim düzeyini tamamlama oranı kadınlarda yüzde 70’lerden yüzde 90’lar seviyesine ulaştı.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Karar alma mekanizmalarında kadın temsil oranı 4-5 kat arttı. İstihdamdaki kadın sayısı 6 milyondan 10,5 milyona çıktı. Covid-19 salgını döneminde eşim Emine Erdoğan’ın liderliğinde başlatılan destek paketiyle, kadın girişimcilerimizin yanında olduğumuzu gösterdik. Bu kapsamda Halk Bankamız aracılığıyla son 3 yılda 220 bin kadın girişimcimize 60 milyar lira finansal destekte bulunduk. Daha bunun gibi burada saymaya kalksak nice reformu, hayal dahi edilemeyen atılımları son 21 yılda sizlerle beraber hayata geçirdik”

Bu süreçlerde bir sürü asılsız ithamla, iftira ile saldırıyla da karşılaştıklarını vurgulayan Erdoğan, attıkları her adımın itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını söyledi.

“Bizi itham edenlerin ellerine güç geçtiğinde kadınlara nasıl hakaret ettiklerini gördük”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kadınlar arasındaki ayrımcılığa son veren reformlarımız bile hedef alındı. Bizi itham edenlerin aslında kendilerinin yasakçı ve baskıcı olduğunu, geride bıraktığımız 21 yıllık dönemde defalarca tecrübe ettik. Kadınlar konusunda aleyhimizde yürütülen onca propagandaya rağmen siyasi hayatımızın hiçbir safhasında kimsenin hayat tarzına karışmadık.” diye konuştu.

Hem belediye başkanlığı hem de 21 yıllık iktidarlıkları döneminde bu tavırlarının aksine tek bir örnek gösterilemeyeceğini dile getiren Erdoğan, “Bugün de aynı çevrelerin raf ömrü dolmuş söylemlerle kadınları tekrar korkutmaya çalıştığını üzülerek müşahede ediyoruz. Nefes alamayacaksınız, şu gelecek, bu olacak diyerek tamamı yalan, tamamı hezeyan ürünü ifadelerle güya kadınları kendilerine oy vermeye ikna edebileceklerini sanıyorlar. Aynı korku siyasetine 14-28 Mayıs seçimleri öncesinde de başvurmuşlar ama milletin ve kadınların feraseti karşısında hezimete uğramışlardır. Biz kadınların haklarını kısıtlayıcı hiçbir adım atmadık ama bizi itham edenlerin ellerine güç geçtiğinde kadınlara nasıl hakaret ettiklerini, fiziki saldırıda bulunduklarını hep birlikte gördük, görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadınların 31 Mart’ta bir kez daha korku siyasetini ellerinin tersiyle iteceklerine yürekten inandığını ifade ederek, 31 Mart’ta İstanbul başta olmak üzere tüm şehirlerde kadınlardan yine güçlü destek beklediklerini söyledi.

Erdoğan, ödüle layık görülen kadınları kutlayarak, Türkiye’ye güç veren kadınlara teşekkürlerini iletti.

Oya işlemeli yazma hediye edildi

Programda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum birer konuşma yaptı.

Törende, “Türkiye’ye Güç Veren Kadınlar” başlıklı bir gösteri sahnelendi. Gösteri sonunda bir kız çocuğu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a elindeki minyatürü hediye etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasını tamamlamasının ardından, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, Erdoğan’a Türkiye’deki kadınları temsilen ve 81 ilden kadınlar tarafından işlenen oya işlemeli yazmayı hediye olarak takdim etti.

Erdoğan, 12 kadına ödül takdim etti

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin ilk kadın generali olan Tuğgeneral Özlem Yılmaz, Kahramanmaraş depreminde eşi ile iki çocuğunu kaybeden ve iki erkek kardeşe korucuyu aile olan Aliye Üzüm, “From Your Eyes” isimli yapay zeka uygulamasını geliştiren görme engelli Zülal Tannur, Türkiye’nin uzay misyonu doğrultusunda çalışmalar yürüten Prof. Dr. Didem Balkanlı, FETÖ’nün 15 Temmuz Darbe Girişimi’nde Ankara’da şehit olan ikiz polisler Ahmet ve Mehmet Oruç’un annesi Senem Oruç ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının koruma altında yetişen ve Nice Sophia Antipholis Üniversitesi Nice Konservatuarında sınıf atlayarak lisans flüt-profesyonel müzik yorumlaması dalından 3 yılda mezun olan Merve Başoğlu’na ödül verdi.

Erdoğan, daha sonra Ankara’da 2022’de Kurban Bayramı’nda esnaf babasına yardım ederken kolunu kıyma çekme makinesine kaptıran ve sağ eli bileğinden ampute edilen Rabia Birsen Göğercin, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde Gaziantep’te hastanedeki hasta bebekleri kurtaran hemşire Şeyma Alakuş, Gazze’den gelen, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanlığı Program Koordinatörlüğü görevi yürüten Nihad Abunasser ve 9 yaşında geçirdiği trafik kazası sonrasında omurilik felci olan paralimpik atlet Hamide Doğangün’e ödüllerini takdim etti.

Törende ayrıca, “Vefa Ödülleri” kapsamında merhum yazar ve mütefekkir Alev Alatlı için Funda Firuz Aktan’a, 60 yılı aşkın süre boyunca Kasımpaşa Çocuk Evleri Sitesi’nde gönüllü görev yapan Oya Kayacık için ise Belkıs Kayacık Metin’e ödülleri Erdoğan tarafından verildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödül takdimi sırasında paralimpik atlet Hamide Doğangün’ün oğluna harçlık verdi.

Törende, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, ödüle layık görülen 12 kadın ve protokol üyeleri aile fotoğrafı çektirdi.

Programa, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, İstanbul Valisi Davut Gül, eski başbakanlardan Tansu Çiller ve kadınlar katıldı.

(Bitti)

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-ile-guclenen-turkiyeye-guc-veren-kadinlar-programinda-konustu-3/feed/ 0
Pendik’te Emlak Dolandırıcılığı Operasyonu: 6 Şüpheli Gözaltına Alındı https://www.haber60.com.tr/pendikte-emlak-dolandiriciligi-operasyonu-6-supheli-gozaltina-alindi/ https://www.haber60.com.tr/pendikte-emlak-dolandiriciligi-operasyonu-6-supheli-gozaltina-alindi/#respond Fri, 08 Mar 2024 22:12:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17071 Pendik’te ev sahibi olmak isteyen vatandaşlardan, ev sahiplerinden habersiz evleri için satış ilanı verip ön ödeme toplayarak emlak dolandırıcılığı yaptıkları iddia edilen 6 şüpheli gözaltına alındı.

İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri, bazı kişilerin Pendik’te açtıkları emlak şirketi üzerinden ilan sitelerine daire satışı ilanı verip, sonradan görüştükleri vatandaşlardan kapora alarak dolandırıcılık yaptıkları ihbarına yönelik çalışma yürüttü.

Çalışmalarda, söz konusu şirket çalışanlarının, geçmiş yıllarda kiraya verdikleri evlerin satış durumunu takip etmeye devam ettikleri, ev sahiplerince farklı firmalar aracılığıyla satışa çıkarılmasını fark ettikten sonra geçmişten ellerinde bulunan ev fotoğrafları, tapu kaydı gibi belgelerle bu evleri sahiplerinin bilgisi olmadan internet üzerinden satışa sundukları tespit edildi.

Mevcut kiracıları tanımalarından dolayı evleri müşterilere gösterirken samimi ortam oluşturan şüphelilerin mağdurlara güven verdiği de belirlenirken, şüphelilerin aynı zamanda evin satış fiyatını piyasanın altında tutup, “bu fiyata kaçırmayın, bu fırsat kaçmaz” diyerek mağdurları ikna ettiklerini ve “ön ödeme” adı altında mağdurlardan para alarak haksız kazanç sağladıklarını da saptandı.

Aynı yöntemle 7 farklı eylem gerçekleştirildiğini de ortaya çıkaran ekipler, eş zamanlı operasyonla biri kadın 6 şüpheliyi gözaltına aldı. İş yerindeki aramada bir tabanca ele geçirildi.

Zanlılar, emniyetteki işlemlerinin ardından Anadolu Adliyesine sevk edildi.

Mağdurlar polise teşekkür etti

Ev satışı vadiyle kandırıldıklarını belirten müştekilerden Mustafa Alkama, kardeşi için Sultanbeyli’den ev baktıkları ve dolandırıldıklarını söyledi.

İnternetten bir daire bulduğunu ve kardeşiyle bakmaya gittiklerini anlatan Alkama, şöyle konuştu:

“Emlak ofisinde daireyi 935 bin liraya satın almak üzere anlaştık. 10 bin lira kapora teklif ettim, kabul etmediler. Paramızı toplamak için 20 gün müsaade istedik, kabul ettiler. 135 bin lira kapora verdik, sözleşmemizi yaptık. Bunlar kardeşimin iş yerine gelerek, ucuza daire verdiklerini, iyilik yaptıklarını, ticaretle uğraştıklarını, paraya ihtiyaçları olduğunu söyleyip kardeşimin beynine öyle bir giriyorlar ki…’Bak biz sana iyilik yaptık, sen de bize iyilik yap, 20 gün bekletme, eline ne geçerse ufak ufak bize ödeme yap, hatta biz başkasını satıp senin kaporanı verelim.’ demişler.”

Şüphelilerin daire almak için altınını bozduran kardeşinden 600 bin lira aldıklarını belirten Alkama, kendisinden de ilgisi olmadığı halde 14 bin lira tapu harcı yatırmasının istenmesi ve tapu dairesinden böyle mesaj gelmemesi nedenleriyle kuşkulandığı, sonra polise giderek bu kişilerden şikayetçi olduğu bilgisini paylaştı.

Alkama, İstanbul Emniyet Müdürlüğüne teşekkür ederek, mağduriyetlerinin giderilmesini beklediğini de sözlerine ekledi.

290 bin lira kapora verdi

Müştekilerden Nilüfer Apak da Kartal’dan almak istediği ev için 290 bin lira kapora verdiği için mağdur edildiğini söyledi.

Aynı gün alacağı daire ilanının başka bir firmada olduğunu fark ettiğini, görüştüğü daire sahibinden de bu satıştan haberi olmadığını öğrendiği ve daireyi almaktan vazgeçmesine rağmen parasını geri alamadığını aktaran Apak, haklarında şikayetçi olduktan sonra korkan şüphelilerin daha sonra parasını peyderpey ödediğini anlattı.

Apak, parasını geri almasına rağmen şikayetinden vazgeçmeyeceğini vurgulayarak,”İnsanları bu konuda uyarıyorum, çok dikkatli olsunlar. Aynı zamanda Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliğine çok teşekkür ediyorum. Çok ilgilendiler, çok hızlı bir şekilde bu işi bitirdiler.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/pendikte-emlak-dolandiriciligi-operasyonu-6-supheli-gozaltina-alindi/feed/ 0
Bakan Işıkhan: “Her kesimi ‘istismar edilebilir’ olarak gören CHP zihniyeti hiç değişmiyor” https://www.haber60.com.tr/bakan-isikhan-her-kesimi-istismar-edilebilir-olarak-goren-chp-zihniyeti-hic-degismiyor/ https://www.haber60.com.tr/bakan-isikhan-her-kesimi-istismar-edilebilir-olarak-goren-chp-zihniyeti-hic-degismiyor/#respond Wed, 06 Mar 2024 22:30:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16174 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Anayasa Mahkemesine başvurusu sonucu iptal edilen kamu görevlilerinin toplu sözleşme ikramiyesinden faydalanabilmesi için “yüzde 2 barajını aşan sendikalara üye olma” şartı getiren düzenlemeyle ilgili, “Biz hükümet olarak gerek toplu sözleşmeler yoluyla, gerek diğer yasal düzenlemelerle memurlarımızın haklarını geliştirirken, CHP Anayasa Mahkemesine götürerek iptal ettiriyor. Toplumdaki her kesimi ‘istismar edilebilir’ olarak gören, her şeye muhalif bu CHP zihniyeti maalesef hiç değişmiyor” dedi.

Sabah saatlerinde havayolu ile Adana’ya gelen Bakan Işıkhan, önce Adana Valiliği’ni ziyaret etti ardından da ‘Kadın İstihdam Sistemi İş Pozitif Tanıtım Programı ve Fuar Açılışı’na katıldı.

“Depremin yaraları sarılıyor”

Burada konuşan Bakan Işıkhan, deprem yaralarının sarıldığını belirterek, “Hamdolsun ki depremde büyük yaralar alan diğer 10 ilimizle birlikte Adana’nın da yaralarının sarılmış olduğunu gördük. Biliyorsunuz artık, yıkılan evlerimizi, iş yerlerimizi, binalarımızı yeniden ayağa kaldırmaya başladık. Şehirlerimizin çalışma hayatını, sosyal hayatını, ticaretini, ekonomisini yeniden güçlendirmeye, hareketlendirmeye başladık çok şükür. ‘İnşallah, devlet millet el ele verip bu bereketli topraklara, bu kadim coğrafyaya daha güzel günleri hep birlikte getireceğiz’ demiştik, getiriyoruz. ‘Maddi kayıplarımızı bir bir telafi edeceğiz’ demiştik, ediyoruz. ‘Adana’yı ve Çukurova’nın has evlatlarını eskisinden daha huzurlu, daha müreffeh günlere hep birlikte kavuşturacağız’ demiştik. Kavuşturuyoruz. Adana, bereketli topraklar üzerine kurulmuş, ülkemizin tarımına, ekonomisine, kalkınmasına öncülük eden merkezlerimizden birisidir” ifadelerini kullandı.

“En büyük destekçiler kadınlar olacak”

Kadınların ekonomiye ciddi katkılar sağladığını aktaran Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, şunları söyledi:

“Biliyorsunuz ki kadın istihdamı, bizim bakanlık olarak üzerinde hassasiyetle durduğumuz bir konudur. Kadınların, sosyal, ekonomik ve hukuki özgürlükleri 21 yıldır büyük mücadeleler vermiş Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da çok önemsediği konuların başında geliyor. Geleceğin güçlü Türkiye’sine giden yol, kadın erkek her bir insanımızın sosyal ve ekonomik kalkınma sürecinde kapasitesi ölçüsünde yer aldığı topyekun bir seferberlik şuurundan geçmektedir. Gerek Milli Mücadele’de gerekse kalkınma mücadelemizde nasıl kadınların desteğiyle, fedakarlıklarıyla bugünlere geldiysek, Türkiye Yüzyılı hedefimize giden yolda da yine en büyük destekçilerimiz Adana’nın emektar kadınları olacaktır. Nüfusumuzun yarısını oluşturan kadınların gücü olmadan sürdürülebilir kalkınma hedeflerimize ulaşmamız mümkün değildir. Kadınların emeğine, vizyonuna ve fikirlerine ihtiyacımız var. Bu sebeple kadınların toplumsal hayata aktif ve üretken katılımını destekleyecek projeler geliştirme gayreti içerisindeyiz. Kadınların yenilikçi bakış açısına, çözüm odaklı fikirlerine güveniyoruz.”

“Kadınlar yeri geldiğinde anne, yeri geldiğinde yöneticidir”

‘İş Pozitif Kadın İstihdamı Proje’sinin öneminden bahseden Bakan Işıkhan, “Bu alanda somut, kalıcı çözüm mekanizmaları üretiyor, fırsatlardan eşit ve adil bir şekilde yararlanmalarına yönelik etkin politikalar yürütüyoruz. Çünkü biz biliyoruz ki kadınlar yeri geldiğinde iyi bir girişimci, yeri geldiğinde iyi bir yönetici yeri geldiğinde ise iyi bir annedir. Bu anlayışla kadınları her alanda güçlendirmeye, toplumda ve ekonomide daha etkin roller üstlenmelerine büyük önem veriyoruz. Biliyorsunuz geçtiğimiz şubat ayı içerisinde, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına mührünü vuracak Türkiye’nin kadınları adına önemli bir projeyi daha hayat geçirdik. Emine Erdoğan’ın himayelerinde ‘İş Pozitif Kadın İstihdamı Projemizin’ açılışını gerçekleştirdik. Bu vesileyle ülke genelinde bir seferberliğe dönüşmesini arzu ettiğimiz yeni projemizi tüm kadınlara duyurmak üzere şehirlerimizi adım adım gezip projemizi anlatmaya başladık” diye konuştu.

“Kısa sürede 30 bin istihdam”

9 Şubat’ta başlatılan İş-Pozitif sistemi ile kısa bir sürede 30 binden fazla kadının istihdam edildiğini anlatan Bakan Işıkhan, “Proje kapsamında, 10 bakanlığımızın proje ortağı olduğu, tüm kamu ve özel sektör kuruluşları ile sivil toplum kuruluşları arasındaki istihdam eşleştirme süreçlerini kayıt altına alacak, İş-Pozitif adı altında bir bilgi sistemi kurduk. 9 Şubat’ta başlattığımız sistem ile daha 1 ay olmadan, 30 binden fazla kadının işe yerleşmesini sağladık. İnşallah bu sayı her geçen gün daha da yükselecek projemizi tanıttıkça, toplumda farkındalık oluştukça, çalışma hayatına katılan kadın sayısı katlanarak artacaktır. İş Pozitif istihdama yönelik eğitim veren ve çeşitli kurslar düzenleyen, işgücü ihtiyacı olan ve istihdam oluşturma potansiyeline sahip aktörlerin çevrimiçi olarak bir araya gelebileceği bir iş birliği sistemidir. Çünkü biz biliyoruz ki kadına sağlanan destek, ülkemizin ve milletimizin geleceğine sağlanan destektir. Bu anlayışla mesleki danışmanlıktan, sosyal güvenliğe varıncaya kadar çalışma hayatına girişteki her adımda ve her anlarında kadınların yanındayız” dedi.

“Kadın girişimciliğinin etkin olduğu toplumların gelişmişlik düzeyi de yükseliyor”

İstihdamda kayıt dışılığın önüne geçmek içinde çalıştıklarını vurgulayan Işıkhan, daha sonra şunları söyledi:

“Kayıt dışılık özellikle kadınların sosyal güvenliğini ve geleceğini tehdit etmektedir. Bu projeyle, inşallah bu tür problemleri de azaltmayı hedefliyoruz. Böylece, kadınların kayıtlı olarak çalışma hayatına aktif olarak katılımlarının artırılması hibe, teşvik, kredi ve muafiyetler aracılığıyla kadın girişimciliğinin yolunun açılması ve aynı zamanda işverenlerin de teşvik edilmesine önemli katkılar sağlamış olacağız. Kadınların çalışan olarak bir işletmede ya da kurumda yer alması kadar, kendi kadınların bilgi, üretkenlik ve sezgileriyle yenilikçi fikirler geliştirebileceğine ve günümüzde ortaya çıkan fırsatları değerlendirerek başarılı birer girişimci olabileceklerine inanıyoruz. Her şeyden evvel, girişimcilik kadınların toplumdaki konumlarını güçlendiriyor. Bildiğiniz gibi kadın girişimciliğinin etkin olduğu toplumların gelişmişlik düzeyi de yükseliyor. Tüm bu nedenlerle, hem ekonomik hem de toplumsal değer üreten kadın girişimci sayısını artırmamız hem de var olan kadın girişimcilerimizi de daha fazla güçlendirmemiz gerekiyor. Adına iş yapan veya işveren olarak ekonomide aktif bir şekilde yer almaları da son derece önemlidir.”

“Adana, Türkiye Yüzyılı yolculuğumuzun öncü merkezlerinden biri olacak”

Türkiye Yüzyılı için çalışmalarına hız kesmeden devam ettiklerini kaydeden Bakan Işıkhan, “İstihdam, Mesleki Eğitim, Mali Destek, Hibe, Kayıtlı İstihdama SGK Teşviki, Mesleki Yeterlilik Belgelendirmesi, İhracat, Ortaklık, Girişimcilik, İş birliği, Bilgilendirme ve Danışmanlık gibi alanlarda öncelik sağlayacağız. Şu an Adana’nın da dahil olduğu bölge illerimizin kadın istihdam oranlarına baktığımızda bu oranın yüzde 24’e ulaştığını görüyoruz. Bölge illerimizin istihdama katılım oranları ise yüzde 28’in üzerindedir. İnşallah yeni projemizin de katkısıyla bu rakamları daha da artıracağız. Tabi bu noktada devreye sizlerin azmi, gayreti, kararlılığı giriyor. Biz, Adana’nın kadınlarına güveniyoruz, inanıyoruz. Geçmişten bugüne ülkemiz her neyin mücadelesini verdiyse her daim kadınlarıyla birlikte vermiş, onların hem fiziki hem de manevi desteğiyle başarıya ulaşmıştır. Bugün de yine aynı güçle çalışarak, üreterek, hem toplumsal hem de iktisadi kalkınmamıza destek veren emektar kadınlarla birlikte Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılını inşallah Türkiye Yüzyılı yapacağız. Çalışmanın, üretmenin, bereketin, bolluğun şehri Adana, Türkiye Yüzyılı yolculuğumuzun öncü merkezlerinden biri olacaktır” ifadelerini kullandı.

Memur ve işçilerin haklarını savunmak için her türlü fedakarlığı yaptıklarını belirten Bakan Işıkhan, CHP’nin başvurusu sonucu sendika üyelerine ödenen 538 lira ödemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini söyledi. Işıkhan, “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak memurlarımızın, işçilerimizin haklarını korumak ve geliştirmek bizim önceliğimiz olmuştur. Bildiğiniz gibi memurlarımız, birlikte imzaladığımız toplu sözleşmelerle önemli kazanımlar elde etmişlerdir. Toplu sözleşme ikramiyesi bu kazanımlardan birisidir. En son geçtiğimiz yıl 7. Dönem Kamu Toplu Sözleşmesiyle, memurlarımız için ‘Toplu Sözleşme İkramiyesi’, aylık 707 gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı tutarında belirlenmişti. Buna göre, hizmet kolunda toplam kamu görevlisi sayısının en az yüzde 2’sini üye kaydeden sendikaların üyelerine aylık 538 TL ödeme yapıyorduk. 2 milyonu aşkın memurumuz bu kapsamda ödemeden faydalanıyordu. Ancak memurlarımızın bu önemli toplu sözleşme kazanımını, Cumhuriyet Halk Partisi, Anayasa Mahkemesine götürmüştür. Maalesef, bu ödemeye ilişkin düzenleme, dün itibarıyla Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. İlgili düzenlemenin iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesine başvuran ve ödemenin iptaline neden olan CHP’dir” dedi.

“Kamu görevlilerimizin yanında olacağız”

CHP’nin toplumdaki her kesimi ‘istismar edilebilir’ olarak gördüğünü vurgulayan Bakan Işıkhan, daha sonra şunları kaydetti:

“Cumhuriyet Halk Partisi, daha önce de sendika üyesi kamu görevlilerine ödenen toplu görüşme primini Anayasa Mahkemesine götürerek iptal ettirmişti. CHP zihniyetinin memurlarımızın, birlikte imzaladığımız toplu sözleşmeyle kazandığı hakları iptal ettirmesi son derece anlaşılmaz bir tutumdur. Ama milletimiz CHP’nin bu tutumuna alışkındır. Daha önce öğrencilere verilen bursları iptal ettiren, memurların toplu görüşme primini iptal ettiren CHP, şimdi de emekçilerimizin kazanımı olan toplu sözleşme ikramiyesini iptal ettirmiştir. Biz hükümet olarak gerek toplu sözleşmeler yoluyla, gerek diğer yasal düzenlemelerle memurlarımızın haklarını geliştirirken, CHP Anayasa Mahkemesine götürerek iptal ettiriyor. Toplumdaki her kesimi ‘istismar edilebilir’ olarak gören, her şeye muhalif bu CHP zihniyeti maalesef hiç değişmiyor. Bu iptal kararı ile ikramiyeden yararlanan 2 milyonu aşkın kamu görevlimizin aylıklarında, maalesef 345 TL azalma meydana gelecektir. Ama kamu görevlilerimiz müsterih olsun ve şunu iyi bilsin bugüne kadar nasıl emeğin ve emekçinin yanında olup, birçok kazanımı AK Parti hükümetleri döneminde sendikalarımızla birlikte elde ettiysek bundan sonra da kamu görevlilerimizin yanında olacak, sendikalarımızın yanında olacak, emekçimizin yanında olacağız. Bize göre yanlış olan bu kararla ilgili olarak da gerekli adımları atma noktasında üzerimize düşeni yapacağız.” – ADANA

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-isikhan-her-kesimi-istismar-edilebilir-olarak-goren-chp-zihniyeti-hic-degismiyor/feed/ 0
İskilip Belediye Başkanı’na hakaret ve tehdit iddiası https://www.haber60.com.tr/iskilip-belediye-baskanina-hakaret-ve-tehdit-iddiasi/ https://www.haber60.com.tr/iskilip-belediye-baskanina-hakaret-ve-tehdit-iddiasi/#respond Wed, 28 Feb 2024 08:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13056

ERKAN KARACA

Çorum’un İskilip ilçesinde taksicilik yapan Yılmaz Özel, İskilip Belediye Başkanı Ali Sülük’ün telefonda kendisine hakaretler ettiğini, 5 kişiyle arabasının sol aynasını kırdığını ileri sürdü. Sülük hakkında suç duyurusunda bulunan Özel, “Karakolluk olduk. Daha sonra da gece birkaç kişi beni tehdit etti” dedi. İskilip Belediyesi ise Özel’in iddialarının gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Çorum’un İskilip ilçesinde taksicilik yapan Yılmaz Özel, öncelikle “yol düzenlemesi” gerekçe gösterilerek durağının kaldırıldığını ardından çalıştığı yere belediye tarafından dubalar yerleştirildiğini söyledi. Şikayetlerini iletmek için İskilip Belediye Başkanı Ali Sülük’le görüşmek istediğini, ancak görüşemediğini sonrasında Sülük’ün babası ile görüşerek sorununu aktardığını belirten Özel’in iddiaları şöyle:

“Ben İskilip Şeyh Muhittin Caddesi’nde 34 yıldır Yılmaz Taksi olarak ikamet ettiğim durağımı 2010 yılında belediye kaldırdı. 2010 yılından 2024 yılına kadar da duraksız olarak çalışıyordum. Dün ben yokken arabamın yerine duba çakmış dubaları ben kaldırmadım ondan sonra gittim kendisiyle görüşmek istedim. Randevu da vermedi. Akşam da bana telefon etti o bana WhatsApp üzerinden küfür etti. Ondan sonra geldi arabamı 5 kişiyle birlikte Ali Sülük beyefendi aynamı kırdı. Ondan sonra da karakolluk olduk. Daha sonra da gece birkaç kişi beni tehdit etti. O ‘WhatsApp’taki yazılarını kaldır’ diye bende kaldırdım ondan sonra. Arabamdaki hasarın faturasıyla birlikte mahkemeye sunacağım. Suçumuz ne ise onu öğrenelim, cezamız ne ise onu öğrenelim diyoruz. Öğrenemiyoruz. Adam ne randevu veriyor ne görüşüyor. Direkt geldi arabamı bu hale getirdi. Emniyette gittim, emniyette ifademizi verdik. Şikayetçiyim. Ali Sülük kendisi aradı WhatsApp’tan iki sefer. Ali Sülük ‘babama gitmişsin’ dedi. Ben de ‘evet gittim’ dedim. ‘Babamla küfürleştiniz mi’ dedi. ‘Hayır’ dedim. Babamla küfürleşmişsin ya dedi. Bende küfürleşmedim dedim bana çok ağır hakaretler etti. Ben de aynısını sana geri iade ediyorum dedim. 5 dakika sonra 5 kişiyle geldi arabamı bu hale koydu. Ondan sonra sabahleyin Facebook üzerinden ‘babama uzanan elleri ben kendi ellerimle kırarım’ gibi yayın yapmış.”

Özel, “Öbürlerini tanımıyorum. Onları tanımıyorum. Bu sabah yine 4 tane zabıta gönderdi. Tamamen sen buradan çekil evinin önünde taksicilik yapacaksın görürsek sana ceza yazarız dediler. Bana ihbar tutanağı verdiler. Ben de bu halle geldim. Parasal cezamızı da belediye meclis toplantısında ne çıkarsa onu kesecekler. Zabıtalar biz emir kuluyuz. Verilen emri uyguluyoruz. Sadece verilen emri uyguluyoruz sen burada durmayacaksın dediler” ifadelerini kullandı.

“DURAĞI TRAFİK GÖRÜŞ AÇISINI İŞGAL ETTİĞİ İÇİN KALDIRDIK”

İskilip Belediyesi’nden yapılan yazılı açıklamada ise şu ifadelere yer verildi:

“26 Şubat 2023 tarihinde Yeni Cami Mahallesi Şeyh Muhittin caddesi, Şeyhyavsi köprüsü yanında bulunan korsan taksi durağı, trafik görüş açısını ve yaya kaldırımını işgal ettiği için, belediyemize gelen şikayetler ve talepler üzerine zabıta ekiplerimiz çalışma başlatılmışlardır. Kaldırım kenarına yapılan duba çalışması ve resmi olmayan levhaların kaldırılması sonucunda, ticari taksi sahibi Yılmaz Özel, belediyemiz sekreterlik sabit numaramızı arayarak hem belediye başkanımız Ali Sülük beyefendiye ve çalışanımız sekreter hanıma hakaret ve küfürler ederek tehditler yağdırmıştır. Bu konuşmanın ardından Belediye Başkanımız Ali Sülük’ün babası Mehmet Sülük beyin iş yerine giderek sökülen tabelaları fırlatıp hakaret, kışkırtma ve tehditlerine devam etmiştir. Bunun üzerine Belediye Başkanımız Ali Sülük, Yılmaz Özel’i aradığında telefonu açar açmaz kendisine de telefonda küfür, tehdit, hakaret ve ağır ithamlarda bulunmuştur. Ayrıca sözde taksi durağının olduğu yere Belediye Başkanımız Ali Sülük’ü çağırıp olayı siyasi boyuta taşımaya çalışmıştır.”

]]> https://www.haber60.com.tr/iskilip-belediye-baskanina-hakaret-ve-tehdit-iddiasi/feed/ 0 Norveçli Profesör Mads Gilbert: İsrail’in Gazze’deki zulmü hayatımda gördüğüm en büyük zulüm https://www.haber60.com.tr/norvecli-profesor-mads-gilbert-israilin-gazzedeki-zulmu-hayatimda-gordugum-en-buyuk-zulum/ https://www.haber60.com.tr/norvecli-profesor-mads-gilbert-israilin-gazzedeki-zulmu-hayatimda-gordugum-en-buyuk-zulum/#respond Tue, 27 Feb 2024 21:01:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12644 Norveçli profesör Mads Gilbert, İsrail’in, “Filistin halkını aç ve susuz bıraktığı, dondurduğu, bombaladığı ve sakat bıraktığı” Gazze’de yaşananlara ilişkin “Hayatımda gördüğüm tüm zulümlerin ötesinde.” dedi.

İbn Haldun Üniversitesince “Filistin ve Küresel İlişkilerin Geleceği” temasıyla düzenlenen konferansa katılmak için İstanbul’a gelen Norveçli profesör Gilbert, AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Gilbert, İsrail’in Gazze’de Soykırım Sözleşmesi’ni ihlal ettiği gerekçesiyle Uluslararası Adalet Divanında (UAD) yargılanmasına ve bu konuda ellerinde birçok argüman olduğuna değinerek şunları kaydetti:

“Benim için ise İsrail işgal ordusunun Gazze’deki Filistin halkını nasıl aç ve susuz bıraktığını, dondurduğunu, bombaladığını ve sakat bıraktığını görmek yeterli. Benim için bu bir savaş suçudur ve hayatımda gördüğüm tüm zulümlerin ötesindedir. Bu, sadece bir askeri harekat olmaktan çok daha fazlası. Bu, tüm halkın cezalandırılmasıdır ki toplu cezalandırma yasa dışıdır. Bu, sivil halka, kadınlara, çocuklara, yaşlılara, silah taşımayan herkese yönelik bir saldırıdır ve uluslararası hukuka aykırı olan Filistin sağlık sistemine karşı topyekun bir savaştır.”

Aç bırakmanın bir kitle imha silahı olduğunu vurgulayan Gilbert, “Ne tür bir insan, tam bir niyet ve planla bir milyondan fazla çocuğun açlıktan ölmesine ve temiz suya ulaşamamasına neden olur? Hangi yıldayız? 1600’de miyiz, 1400 mü yoksa 2024’te miyiz?” diye sordu.

Gilbert, insanları açlığa ve susuzluğa sevk etmenin, önceden planlanmış bir kötülük ve Filistin halkının direniş iradesine saldırmasının en üzücü yolu olduğunu söyledi.

İsrail’in Filistin halkına yönelik sömürgeci bir saldırı politikası izlediğinin altını çizen Gilbert, İsrail’in halkı aç bırakarak Gazze’den çıkmaya zorladığını kaydetti.

Gilbert, “Filistin-İsrail meselesi zor bir çatışma değil, bu zor bir işgaldir.” ifadesini kullandı.

Profesör Gilbert, uluslararası hukuka göre, işgal altındaki nüfusun sağlık hizmetlerinden, eğitiminden ve güvenliğinden sorumlu olan İsrail’in, bu sorumlulukları hiç karşılamadığını, faturayı daima uluslararası topluma kestiğini ve şimdi de 1948’den beri Filistinlilere destek olan Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansına (UNRWA) saldırdığını belirtti.

“Tüm bu değerler işgal altındaki Filistin’de ve özellikle Gazze’de İsrail devletinin saldırısına uğruyor”

Gilbert, “Batılı hükümetlerin, Ukrayna’nın işgali nedeniyle Rusya’ya karşı yaptıkları gibi İsrail’i, yaptırımlar, boykot ve barışçıl siyasi araçlarla durdurmamaları beni dehşete düşürdü, şok etti ve çok kızdırdı. Bu çifte standartlar, kendilerine insan ırkının dostları, insanlığın dostları ve uluslararası hukukun savunucusu diyen herkes için çok utanç vericidir.” dedi.

Artık yeni bir dilin kullanılmaya başladığını söyleyen Gilbert, “sömürgeleştirme”, “apartheid” ve “ırkçılık” gibi kavramların daha sık kullanılması gerektiğini çünkü ABD ve İsrail’in politikasını bu kavramların açıkladığını belirtti.

Gilbert, “Bence yeni bir neo-kolonyalizm çağındayız, ki bu çok tehlikeli, doğrunun değil gücün doğruyu tanımladığı bir çağ. En güçlü olanın hiçbir sınırlama olmaksızın, uluslararası hukuka ve temel insani değerlere saygı duymaksızın istediğini yapabildiği orman kanununa geri dönüyoruz.” diye konuştu.

İnsanların birbirine saygı duyduğunu, susuzluk çekene su, açlık çekene yiyecek bulmanın insani bir değer olduğunu ve bu değerleri herkesin çocuklarında görmek isteyeceğini ifade eden Gilbert, “Tüm bu değerler işgal altındaki Filistin’de ve özellikle Gazze’de İsrail devletinin saldırısına uğruyor.” dedi.

“Daha fazla gösteri, daha fazla faaliyet, daha fazla bilgi”

Gilbert, İsrail saldırılarına karşı dünyanın her yerinde insanların Filistin’le dayanışma içinde olmak için ayağa kalktığını, özellikle de gençlerin “bizim istediğimiz dünya bu değil” diyerek sokaklara dökülüp gösteriler yaptığını aktardı.

Tüm dünyada gerçekleşen gösterilerin umut verici olduğunu kaydeden Gilbert, özellikle de ülkesi Norveç’te genç kadınların Gazze’de olup bitenlere karşı gösterilere öncülük ettiğini belirtti.

Gilbert, iyi insanların ve genç Yahudilerin yaşananlara karşı çıkmasının ABD Başkanı Joe Biden, Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Pentagon için sorun teşkil ettiğinin, hatta bunun büyük güçler için büyük bir sorun olduğunun altını çizdi.

Avrupa hükümetlerinin tavrındaki değişimin sebebinin de sokakların zorlaması olduğuna işaret eden Gilbert, devletler ile halklar arasındaki uçurumun giderek derinleştiğini, iktidarlar için büyük bir sorun haline geldiğini, dolayısıyla Filistin’e destek veren gösterilerin artarak devam etmesi gerektiğini kaydetti.

Gilbert, Ukrayna’yı işgali nedeniyle Rusya’ya karşı boykot, tecrit ve yaptırım politikası uygulayan Avrupa, ABD ve NATO’nun, Filistinliler İsrail’i boykot ettiğinde buna karşı çıktıklarını hatırlattı.

Profesör Mads Gilbert, sözlerini şöyle noktaladı:

“Faaliyetlerimizi sürdürmeliyiz, daha fazla gösteri, daha fazla faaliyet, daha fazla bilgi ve neler olup bittiğini anlamak için çalışmalıyız. Politika, politikacılara bırakılamayacak kadar önemli bir konudur.”

AA Global Haberler Direktörü Faruk Tokat, Gilbert’e “Kanıt” kitabını takdim etti

İbn Haldun Üniversitesince “Filistin ve Küresel İlişkilerin Geleceği” temasıyla düzenlenen konferansa katılan AA Global Haberler Direktörü Faruk Tokat, AA’nın “Kanıt” kitabını Gilbert’e takdim etti.

Tokat, Gilbert’e AA tarafından hazırlanan kitabın İsrail’in Gazze’de işlediği insanlık suçlarını belge niteliğindeki fotoğraflarla gözler önüne serdiğini ve kitaptaki bazı görsellerin uluslararası mahkemelerde kanıt olarak kullanılacağını söyledi.

Gilbert, bu hediyeden dolayı memnuniyetini ifade etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/norvecli-profesor-mads-gilbert-israilin-gazzedeki-zulmu-hayatimda-gordugum-en-buyuk-zulum/feed/ 0
Diyarbakır’da Kahramanmaraş merkezli deprem davası devam ediyor https://www.haber60.com.tr/diyarbakirda-kahramanmaras-merkezli-deprem-davasi-devam-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/diyarbakirda-kahramanmaras-merkezli-deprem-davasi-devam-ediyor/#respond Tue, 27 Feb 2024 00:36:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12478 Diyarbakır’da 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde yıkılan ve 89 kişinin hayatını kaybettiği Galeria Sitesi’ne ilişkin aranan 3 müteahhidin de aralarında bulunduğu 4’ü tutuklu 7 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Diyarbakır 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, tutuklu müteahhitler Sedat Eser, Mehmet Şirin Yiğit, Şeyhmus Yiğit, inşaat mühendisi fenni mesul Tevfik Demir, tutuklu bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi’yle (SEGBİS) katılırken, avukatları ise salonda hazır bulundu.

Duruşmada savunma yapan Sedat Eser, Galeria Sitesi’nin eski halinden eser kalmadığını iddia ederek, iş yerlerinde duvarların kaldırıldığını, kolon kesme iddialarının olduğunu öne sürerek, üzerine isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini belirtti.

Sanık Mehmet Şirin Yiğit, “İnşaatın yapım sürecinde herhangi bir katkım söz konusu değil. Hiçbir süreçte imzam yok. Tanıkların ifadelerinde kolon kesme iddiası var. Zeminin sert olduğu raporlara yansımıştır. Bilirkişi raporlarında çelişkiler mevcuttur. Tahliye ve beraatimi talep ediyorum.” dedi.

Sanık Tevfik Demir de Galeria Sitesi inşaatı ile ilgili hiçbir bağlantısının olmadığını öne sürerek, suçlamaları reddetti.

Sanık Şeyhmus Yiğit ise üzerine isnat edilen suçlamayı kabul etmeyerek, tahliye talebinde bulundu.

Duruşmada tanık olarak dinlenen Feride Laçin, Galeria Sitesi inşaat halindeyken buradan ev ve büro aldığını belirtti.

Depremde komşularının da öldüğünü ifade eden Laçin, “25 yıl boyunca bu sitede oturdum. Sitenin altında olan marketten sürekli alışveriş yapardım. Markette kolon sıkıntısı vardı. Büromun bulunduğu bloğun diğer kısmı ikinci depremde yıkıldı. D blok altında ise spor salonu vardı. Orada da kolon yoktu. Yan tarafta yapılan inşaatın temel kazısı da etkiledi. Burada sadece sanıklar değil kusuru olan herkes yargılansın.” dedi.

“Raporda temelin riskli olduğunu söylemiştik”

Tanıklardan inşaat mühendisi Mehmet Fuat Ezber ise talep doğrultusunda temel atılmadan önce zemin etüdü yaptıklarını ve zeminin taşıma gücünün zayıf olduğunu tespit ettiklerini ileri sürdü.

O dönemlerde zeminde yer altı suyu olduğunu tespit ettiklerini öne süren Ezber, “Bu tespitler doğrultusunda rapor tuttuk. Zeminin 6 metre daha kazılıp uygun hale getirilmesi gerekiyordu. Haliyle daha da maliyetli olurdu. Bütün binalarda temel atılmadan önce zemin etüdünün yapılması lazım. Yoksa yapılan binalar riskli olur. Raporda temelin riskli olduğunu söylemiştik. Raporun projeye eklenmesi gerekiyordu ancak raporun sonradan projeye eklenmediğini öğrendik.” ifadelerini kullandı.

Tanık jeoloji mühendisi Halis Dabaz da bina yapılmadan önce zemin etüdüne ilişkin hazırladıkları raporda zemin killi olması nedeniyle zayıf ve taşıma gücü düşük olduğunu tespit ettiklerini öne sürdü.

Rapora göre, temelin derin kazılması gerektiğini belirten Dabaz, söz konusu raporu inşaat mühendisleri odasına sunduklarını belirtti.

Tanık Aziz Sabri Özdemir ise sitenin altında bulunan marketin sahibi olduğunu belirterek, kolon ve kirişlere yönelik herhangi bir müdahalenin olmadığını iddia etti.

Marketin eski işletmecisinin dükkan içinde merdiven yaptığını öne süren Özdemir, “Çünkü marketin alt kısmında bulanan bölümü başkasından kiralamışlardı. Galeria İş Merkezinde duvar kırdırmayan esnaf kalmamıştı.” dedi.

Tanık Şükrü Özkılıç da Galeria Sitesi’nde iş yerlerinin bulunduğunu ve resmi kurumlara kiraladığı için depreme dayanıklı olduğuna dair rapor tuttuğunu iddia ederek, kolon ve kiriş kesmelere şahit olmadığını iddia etti.

Tanık Sabri Yılmaz ise binanın yapımından sonra sadece ilk iki yılda yağışlı havalarda binanın bodrumunda su biriktiğine şahit olduğunu öne sürdü.

Depremde yakınlarını kaybeden 2 müşteki de sanıklardan şikayetçi olduklarını belirterek, cezalandırılmalarını talep etti.

Savcı sanıkların cezalandırılmasını talep etti

Cumhuriyet savcısı esas hakkında hazırladığı mütalaasında, tutuklu sanıkların isnat edilen suçtan cezalandırılmasına, tutukluluk hallerinin devamına ve firari sanıkların dosyalarının ayrılması yönünde görüş bildirdi.

Avukatlar, savcının esas hakkında hazırladığı mütalaasına iştirak etmediklerini, müvekkillerinin suçsuz olduğunu savunarak, tahliyelerini talep etti.

Savunmaların ardından mahkeme, 4 sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı 22 Mart’a erteledi.

İstenilen ceza

İddianamede, tutuklanan müteahhitler Sedat Eser, Mehmet Şirin Yiğit, Şeyhmus Yiğit, inşaat mühendisi fenni mesul Tevfik Demir ile haklarında yakalama kararı bulunan M.E, H.M.Y. ve İ.H.Y. hakkında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ve yaralanmasına neden olma” suçundan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası isteniyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/diyarbakirda-kahramanmaras-merkezli-deprem-davasi-devam-ediyor/feed/ 0
Bursalı ve Ankaralı Dağcılar, Ağrı Dağı’nda Ezber Bozdu https://www.haber60.com.tr/bursali-ve-ankarali-dagcilar-agri-daginda-ezber-bozdu/ https://www.haber60.com.tr/bursali-ve-ankarali-dagcilar-agri-daginda-ezber-bozdu/#respond Sun, 25 Feb 2024 07:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11965 Bursalı ve Ankaralı 2 dağcı, Türkiye Dağcılık Federasyonu (TDF) tarihinde daha önce hiç denenmemiş bir yürüyüş gerçekleştirip, adeta ezber bozdu. 30 kişilik dağcı ekibinde 28’i 4 bin 200 metreden geri dönerken, sadece 2 dağcı 5 bin 137 metre yükseklikteki zirveye ulaşabildi.

Türkiye Dağcılık Federasyonunun düzenlemiş olduğu 2024 yılı Ağrı Dağı kış tırmanışına Bursalı ve Ankaralı iki dağcı damga vurdu. 30 dağcı ekibinden 28’i 4 bin 200 metrede tırmanışı bitirirken, Bursalı ve Ankaralı iki dağcı daha önce TDF tarafından hiç yapılmamış bir günde 3 bin metre yükselip 4 bin 200 metreden 5 bin 137 metre yükseklikteki zirveye tırmandı. Zirve yürüyüşünde kar suyunu eritip içerek susuzluklarını gideren 2 dağcının zor anları kameraya yansıdı.

10’u kadın 30 dağcının katılımıyla gerçekleştirilen yürüyüş için Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesindeki bir otelde buluşan ekipler Teknik Direktör Şahap Eryılmaz eşliğinde 2 bin 200 rakımlı çevirme mezrasından yola çıktı. Geceyi 3 bin rakımlı kamp alanında geçirerek bir gün sonra Ağrı Dağı’nın zirvesi 5 bin 137 metreye ulaşmayı hedefleyen 30 dağcı gece yarısı 02.00’de başladıkları yürüyüşe saat sabah 10.00’da 4 bin 200 metreye ulaştı. Ancak teknik direktör ve teknik ekibin durum değerlendirmesinin ardından kış şartları göze alındığında geç kalındığı için geri dönme kararı alıp ekibe bildirildi.

3 dağcı yürüyüşe devam etti, zirveye 2’si ulaştı

Teknik ekibin geri dönme kararına rağmen Bursa Uludağ Dağcılık Kulübü Başkanı Ömer Faruk Kaya ile birlikte 2 dağcı yürüyüşe devam etmek istediklerini bildirdi. İzin verilmesinin ardından 3 dağcı 4 bin 200 metreden yürüyüşe devam etti ancak dağcılardan biri 4 bin 300 metreye geldiğinde geri döndü. Bursalı ve Ankaralı iki dağcı bu metreden sonda zirve yürüyüşüne ikisi birlikte devam etti. Yolda suları tükenen usta dağcılar yanlarında taşıdıkları kamp tüpleriyle erittikleri kar sularını içerek susuzluklarını giderdi. Soğuk hava ve rüzgara rağmen iki dağcı 5 bin 137 metre yükseklikteki Ağrı Dağı’nın zirvesine ulaşıp birlikte fotoğraf çektirdi.

Bursa Uludağ Dağcılık Kulübü Başkanı Ömer Faruk Kaya, “Başta 3 kişiydik ancak bir arkadaş 4 bin 300 metreden geri döndü. Biz iki arkadaş Ankara’dan bir dağcı arkadaş Nesrin hanım ile birlikte yolumuza devam ettik. 5 bin 137 metreye vardığımızda akşam 17.35’ti. Gün batımını izledik. Çok yüksek rüzgar yoktu. Soğuk rüzgar vardı. Orada birkaç fotoğraf çektikten sonra tekrar geriye döndük. 4 bin 200 kampında tüplerde kar kaynatarak su elde ettik ve onları içtik. TDF daha önce 3 binden 5 bin 137’ye tırmanış denemedi ama bu imkanlar sporculara verilmeli. Hem kendi kapasitemizi hem de bunun yapılabilirliğini görmek gerekiyor. İnsan denemediği şeyler hakkında bilgi sahibi olamıyor maalesef. Gidilebiliyor muymuş? Evet gidiliyormuş. Denedik gördük” dedi. – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/bursali-ve-ankarali-dagcilar-agri-daginda-ezber-bozdu/feed/ 0
Avni Özgürel: Bulgaristan’daki Türklerin dramını senaryo yazarak anlatmaya başladım https://www.haber60.com.tr/avni-ozgurel-bulgaristandaki-turklerin-dramini-senaryo-yazarak-anlatmaya-basladim/ https://www.haber60.com.tr/avni-ozgurel-bulgaristandaki-turklerin-dramini-senaryo-yazarak-anlatmaya-basladim/#respond Thu, 22 Feb 2024 08:30:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10814 Türk basınının önemli isimlerinden, 1960’lardan günümüze kadar birçok gazetede çalışan gazeteci-yazar ve senarist Avni Özgürel, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın teşvikiyle Bulgaristan’taki Türklerin dramını anlatarak senaryo yazmaya başladığını, sonrasında bunu tarihi dizi ve belgesellerle sürdürdüğünü söyledi.

Kültür, sanat, bilim, spor, siyaset ve iş dünyasının duayen isimlerini “Türkiye’nin Çınarları” projesi kapsamında fotoğraflayan Anadolu Ajansı, meslekte 55 yılı geride bırakan gazeteci-yazar ve senarist Avni Özgürel’le gazeteciliği ve hayatının dönüm noktalarını konuştu.

Özgürel, gazetecilikten senaryo yazarlığına geçişini, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve merhum MHP’nin kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş’le olan ilişkisine kadar hayatının önemli kesitlerini aktardı.

Ailesinin, Balkan Savaşlarının ardından Bulgaristan’dan Anadolu’ya göç ettiğini, kendisinin de 1948’de Ankara Altındağ’da dünyaya geldiğini belirten Özgürel, lisedeki edebiyat öğretmeni ve aynı zamanda Nihal Atsız’ın kardeşi olan Nejdet Sançar’ın sürekli kompozisyonlar yazdırıp, yarışmalara sokarak gazeteciliği tercih etmesinde önemli bir figür olduğunu dile getirdi.

Özgürel, UNESCO çerçevesinde düzenlenen uluslararası bir yarışmada üçüncü olduğunu belirterek, “Eğer bu mesleği yapıyor ve elimde kalemle dolaşıyorsam edebiyat öğretmenimin emekleri sayesinde. O dönem gazeteleri dolaşmış, ‘Bakın bu öğrencimiz UNESCO’dan derece aldı, Türkçesi, dili güzel.’ diye beni taltif edip, ‘Ona yazılar yazdırabilirsiniz.’ diye öneride bulunmuştu.” ifadelerini kullandı.

Ulus gazetesinde mesleğe başladığını, ilk olarak edebiyat, kültür sanat, sergiler üzerine yazı ve haberler hazırladığını anlatan Özgürel, daha sonra Yeni İstanbul gazetesine geçtiğini aktardı.

Sonrasında Dünya gazetesinde mesleğine devam ettiğini dile getiren Özgürel, şöyle konuştu:

“Sonra Abdi İpekçi Milliyet gazetesine çağırdı ve o vesileyle İstanbul’a geldim. Milliyet, o dönem ekonomik olarak zor durumdaydı ama Abdi Bey’in tecrübesinden istifade etmek için geldim. Milliyet’te Abdi Bey’in desteğine rağmen 4-5 ay kalabildim. Gazeteden tek aldığımız öğle yemeğiydi. Abdi Bey’in öldürülmesinin ardından da Milliyet satıldı. Sonra tekrar Ankara’ya döndüm ve Dünya, Adalet, Son Havadis gibi gazetelerde çalıştım. İleriki yıllarda dönüp tekrar bir süre Milliyet’te çalıştım.”

“Türkeş Bey beni teselli etti”

Özgürel, 12 Eylül askeri darbesi olduğunda MHP’yi destekleyen Hergün gazetesinin Ankara temsilcisi olduğunu ifade ederek, darbenin ardından gazetenin kapatıldığını ve kendisinin de gözaltına alınıp sonrasında yargılandığını kaydetti.

Bu dönemde tutuklanan siyasi liderlerden Alparslan Türkeş’in, kendisini tedavi gördüğü Ankara Mevki Askeri Hastanesine görüşmeye çağırdığını dile getiren Özgürel, şunları anlattı:

“Hastaneye gittiğimde acı veren bir tabloyla karşılaştım. Ayağından hastane yatağının sütununa kelepçelenmiş. Ağlamaklı olmuştum. Türkeş Bey beni teselli etti. Bana ‘Bizim sesimizi, soluğumuzu kestiler. Bize bir gazete çıkar.’ dedi. Ben, ‘Bu ortamda bize gazete çıkarma şansı vermezler.’ deyince ‘Haftalık, ne olursa olsun, isterse teksirle…’ dedi. ‘Emredersiniz.’ deyip çıktım. Gazeteci İlnur Çevik’in babası İlhan Çevik’e gittim. Matbaaları vardı ve Daily News gazetesini çıkarıyorlardı. İlhan Bey, ‘Kağıdını getir basayım.’ dedi. Eski milliyetçi insanlardan, oradan, buradan toparladığımız paralarla biraz kağıt aldık ve rahmetli Erol Güngör’ün başyazarlığında Yeni Sözcü isminde haftalık gazeteye başladık. Bütün milliyetçi kesimin ağabey dediği Galip Erdem de yazılarıyla dergide yer aldı.

İlk sayısıyla birlikte gazete bir anda tırmandı ve 40 bine kadar çıktı. Millet destek olmak için mektupların içerisinde para gönderiyordu. Vatansever bir insan olan Ankara Sıkıyönetim Komutanı rahmetli Recep Ergun paşanın çabalarına rağmen Milli Güvenlik Kurulu Konseyi’nin baskısıyla gazeteyi 27 hafta çıkarabildim. Hem sahibi hem de sorumlu yazı işleri müdürü olduğum için son 8-10 sayısında sürekli gözaltı, ifadeler, davalarla uğraştım.”

Senaryo yazma serüveni tarih diziler ve belgesellerle devam etti

Gazetenin kapatılmasının ardından iki seneye yakın işsiz kaldığını aktaran Özgürel, Madeni Eşya Sanayicileri Sendikası’nda görev yaptığı dönemden tanıştığı Turgut Özal’ı başbakanlığı döneminde ziyaret ettiğini söyledi.

Özgürel, Bulgaristan göçmeni bir aileden geldiği için o dönem Türklere yönelik baskıları yakından takip ettiğini dile getirerek, şöyle konuştu:

“Hatta daha önce kaçak olarak gidip tutuklanmıştım. Turgut Bey, Bulgaristan’daki Türklere yönelik baskıları senaryo olarak yazmamı istedi. ‘Anladığım bir iş değil.’ deyince o dönemki TRT Genel Müdürü Tunca Toskay’ı arayarak ‘Avni’ye senaryo bilen birisini ve bir yönetmen gönder.’ dedi. İki ay zarfında TRT için Bulgaristan’daki Türklerin dramını anlatan 4 bölümlük Belene dizisini yazdım. Belene, Tuna Nehri üzerinde bir ada ve toplama kampı. Türkleri oraya götürüyorlar. Bir toplama kampında yaşanabilecek her türlü eziyet orada var. Dizi nedeniyle Bulgaristan Türkiye’yi protesto etti. Bir süre durdurdular yayını. Sonra Turgut Bey baktı ki oradaki Türklerin üzerindeki baskı artarak devam ediyor, dizinin devamına karar verildi. Hatta dönemin Dışişleri Bakanı Mesut Yılmaz, TBMM’deki bir konuşmasında ‘Yarın TRT bu diziyi yayınlayacak, haberiniz olsun.’ dedi. Ertesi gün de dizi yayınlanmaya başladı.”

TRT’nin o dönemki ücret standartları nedeniyle bu işten cüzi bir para aldığını anlatan Özgürel, bu duruma üzülen Turgut Özal’ın kendisine yardımcı olmaya çalıştığını kaydetti.

Özgürel, sonrasında şirket kurduklarını ve ilk olarak başrollerinde Mehmet Aslantuğ, Osman Yağmurdereli ve Erol Taş’ın oynadığı “İz Peşinde” dizisini yazdığını söyledi. Özgürel, senaryo yazma serüveninin Kösem Sultan’ı anlatan “Mahpeyker” ve diğer tarih dizileri ile belgesellerle devam ederek bugüne kadar geldiğini anlattı.

Bugün imtiyaz sahibi olduğu Yeni Birlik gazetesinde yazılar yazıp film çalışmalarına devam eden Özgürel, gençlere “Bizim gençlerimiz biraz daha dünyaya ilgili olur ve bakarlarsa kendi ülkelerinin tahmin ettikleri kadar sıkıntı içerisinde olmadığını görürler. Elbette eleştirmek lazım ama Türkiye’yi bir yaşamak, gezip görmek lazım. Doğusu, güneydoğusuyla halkı, insanları gördükçe daha çok gayret sarf etmemiz gerektiğini bileceksiniz.” tavsiyesinde bulundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/avni-ozgurel-bulgaristandaki-turklerin-dramini-senaryo-yazarak-anlatmaya-basladim/feed/ 0
Erdoğan: “Klasik Belediyeciliğin Çok Ötesinde Bir Standart Vaat Ediyoruz” https://www.haber60.com.tr/erdogan-klasik-belediyeciligin-cok-otesinde-bir-standart-vaat-ediyoruz/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-klasik-belediyeciligin-cok-otesinde-bir-standart-vaat-ediyoruz/#respond Sun, 18 Feb 2024 02:39:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9420

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Trabzon’da; “Ülkemize geçtiğimiz 21 yılda yaptığımız bu yatırımlar sayesinde merkezi yönetimin temel hizmet alanlarıyla birlikte şehirlerimizde de eser ve hizmet standartları çok yükseldi. Klasik belediyecilik hizmetleri artık ayırt edici vasıf olmaktan çıktı. Gerçi hala bunu bile beceremeyen muhalefet belediyeleri mevcut. Ama artık onları yok hükmünde kabul ediyoruz. Biz Türkiye Yüzyılı şehirleriyle sizlere ileri teknoloji altyapısından, insanımızın hayat kalitesini yükseltecek hizmetlere kadar klasik belediyeciliğin çok ötesinde bir standart vaat ediyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Trabzon’da Meydan Parkı’nda düzenlenen mitinge katıldı. Erdoğan, özetle şöyle konuştu:

“Her iki seçimde de yaklaşık yüzde 65’erlik oy oranlarıyla bizlerin yanında yer alarak Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüze tarihi bir destek verdiniz. Trabzon siyasi hayatımız boyunca daima yoldaşımız oldu. Biz de buradan aldığımız güçle ülkemiz ve milletimiz için ter döktük. Nice eserlere imza attık. Siyaset yapma tarzımızı da Karadeniz’in mertliğinden, ataklığından, çalışkanlığından ilhamla şekillendirdik. Bize göre siyaset, gölgede yürüme, sadece belirli değerlerin istismarıyla mevzi kapma, hak ettiğinden fazlasını almak için her türlü pazarlığa müsait olma yarışı değildir.

“ÜLKEMİZ ADINA ELDE ETTİĞİMİZ HER KAZANIMLA SEVİNDİK”

Allah nasip etti sergilediğimiz duruşla tüm dünyada mazlumların ümidi olduk. Birileri karamsarlığa sürüklense de biz daima umudun tarafında yer aldık. Hayalleri gerçeğe dönüştürmek için çalışırken ülkemiz için her kazanımda sevindik. Yüreğimizin kanadığı anlar oldu. Ama asla şartlara teslim olmadık. Yılgınlığa kapılmadık, geri adım atmayı düşünmedik. Hep daha ileriye gittik. Hep ya yeni bir yol bulmaya ya yeni bir yol açmaya gayret ettik. Bugün geriye baktığımızda başımızı yere eğdirecek hiçbir işimizin ve sözümüzün olmadığını görüyoruz. Bir eksiğimiz, yanlışımız varsa bunu kimsenin yüzümüze vurmasını beklemedik. Kendi öz eleştirimizi yaptık. Diklenmeden, dik duruşumuzdan taviz vermedik, ülkemiz adına elde ettiğimiz her kazanımla sevindik.

“TRABZON’A SON 21 YILDA GÜNCEL RAKAMLARLA 191 MİLYAR LİRA TUTARINDA KAMU YATIRIMI YAPTIK”

Sizlerin huzuruna gelip AK Parti ve Cumhur İttifakı için istediğimiz desteğin gerisinde böyle bir hikaye var. Her sözümüzün altında kısa sürede hayata geçirdiğimiz asırlara bedel eser ve hizmetler yatıyor. Ülkemize kazandırdığımız kalkınma yatırımlarını hatırlatıyoruz ki, Türkiye’mizin ve şehirlerimizin nereden nereye geldiği unutulmasın. Trabzon’a son 21 yılda güncel rakamlarla 191 milyar lira tutarında kamu yatırımı yaptık. Eğitimde 3 bin 84 adet yeni derslik inşa ettik. Şehrimizin ikinci devlet üniversitesi olan Trabzon Üniversitesi’ni faaliyete geçirdik. 9 bin 610 kişi kapasiteli yurt binaları açtık. 96 spor tesisini hizmete açtık. Trabzonlu ihtiyaç sahiplerine toplam 5 milyar lira tutarında ödenek aktardık.

“TRABZON-GÜMÜŞHANE ARASINDA AVRUPA’NIN EN UZUN ÇİFT TÜP KARAYOLU TÜNELİ ZİGANA’YI HİZMETE AÇTIK”

Şehrimize 1543 yataklı 19 hastanenin de aralarında olduğu 58 sağlık tesisi kazandırdık. Yapımı süren 900 yataklı Trabzon Şehir Hastanesi’nin de içinde olduğu 6 sağlık tesisini en kısa sürede tamamlıyoruz. 8 bin 102 konutu hak sahiplerine teslim ettik. 2012 konutun yapımına devam ediyoruz. Şehrimizde 1467 bağımsız bölümünü dönüşümünü gerçekleştirdik. İktidara geldiğimizde ilimizde 6 adet atık su arıtma tesisi var iken bugün 16 tesisle belediye nüfusunun yüzde 91’ine hizmet veriyoruz. 73 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol uzunluğunu 267 kilometreye çıkardık. Trabzon-Gümüşhane arasında Avrupa’nın en uzun çift tüp karayolu tüneli Zigana’yı hizmete açtık.

“AKÇAABAT, KTÜ, OTOGAR, HAVALİMANI VE YOMRA’YI BİRBİRİNE BAĞLAYACAK OLAN RAYLI SİSTEM HATTINI ŞEHRİMİZE KAZANDIRACAĞIZ”

Maliyet bedeli 28 milyar liraya yakın olan bünyesindeki tünel, köprü ve kavşaklarıyla Trabzon’un çehresini değiştirecek Kanuni Bulvarı ve sahil bağlantı yollarının yapımında sona yaklaştık. İnşallah bu yıl içinde tamamlıyoruz. Trabzon’u Rize ve Giresun’a bağlayan sahil yolun yanı sıra çok sayıda yol inşa ettik. Şehrimizin muhtelif yerlerde çalışmaları devam eden çok sayıda yol projesi var. Akçaabat, KTÜ, Otogar, Havalimanı ve Yomra’yı birbirine bağlayacak olan raylı sistem hattını şehrimize kazandıracağız. 235 kilometre uzunluğundaki Erzincan-Trabzon hızlı demiryolu hattıyla ilgili proje çalışmaları sürüyor. Havalimanımızın kapasitesini ve konforunu artıracak 20 milyar liralık yatırımları yakında hizmetinize sunuyoruz.

“KARADENİZ AK PARTİ’Yİ KURDUĞUMUZ GÜNLERDEN BERİ HEP OLDUĞU GİBİ 31 MART’TA DA BÜKÜLMEZ ÇELİK İRADESİYLE SAHİP ÇIKTIĞINA İNŞALLAH GÖSTERECEKTİR”

Son 21 yılda Trabzon ve ilçelerinde inşa ettiğimiz dere ıslahlarıyla 242 yerleşim yeri ve 10 bin dekar araziyi taşkın zararlarından koruduk. Çiftçilerimize 34 milyar lira tutarında tarımsal hibe ve yatırım desteği verdik. Şehrimizde bir yeni organize sanayi, bir endüstri bölgesi, 1 teknopark kurduk. Trabzon’daki işverenlere toplam 4 milyar lira tutarında prim teşviği verdik. Trabzon ve 11 ilçemize doğal gaz arzı sağladık. 31 Mart’tan sonra inşallah çok daha fazla hizmet ve eseri sizlere kazandıracağız. Karadeniz AK Parti’yi kurduğumuz günlerden beri hep olduğu gibi 31 Mart’ta da bükülmez çelik iradesiyle sahip çıktığına inşallah gösterecektir.

“KLASİK BELEDİYECİLİK HİZMETLERİ ARTIK AYIRT EDİCİ VASIF OLMAKTAN ÇIKTI”

Tüm Karadeniz’i ziyaret ederek sizlerden aldığımız güçle Türkiye’nin 81 vilayetini kucaklama hedefiyle yolumuza devam ediyoruz. Ülkemize geçtiğimiz 21 yılda yaptığımız bu yatırımlar sayesinde merkezi yönetimin temel hizmet alanlarıyla birlikte şehirlerimizde de eser ve hizmet standartları çok yükseldi. Klasik belediyecilik hizmetleri artık ayırt edici vasıf olmaktan çıktı. Gerçi hala bunu bile beceremeyen muhalefet belediyeleri mevcut. Ama artık onları yok hükmünde kabul ediyoruz. Biz Türkiye Yüzyılı şehirleriyle sizlere ileri teknoloji altyapısından, insanımızın hayat kalitesini yükseltecek hizmetlere kadar klasik belediyeciliğin çok ötesinde bir standart vaat ediyoruz.”

Erdoğan’ın konuşmasının ardından tanıttığı belediye başkan adayları ise şöyle:

Trabzon Büyükşehir Belediyesi adayı: Ahmet Metin Genç

Akçaabat Belediye Başkan adayı: Osman Nuri Ekim

Araklı Belediye Başkan adayı: Hüseyin Avni Coşkun Çebi

Arsin Belediye Başkan adayı: İbrahim Küçük

Beşikdüzü Cumhur İttifakı Belediye Başkan adayı: Barış Öztürk

Çarşıbaşı Cumhur İttifakı Belediye Başkan adayı: Ahmet Keleş

Çaykara Belediye Başkan adayı: Hanefi Tok

Dernekpazarı Belediye Başkan adayı: Mehmet Aşık

Düzköy Belediye Başkan adayı: Selim Çelenk

Hayrat Belediye Başkan adayı: Mehmet Nuhoğlu

Köprübaşı Belediye Başkan adayı: Ali Aydın

Maçka Belediye Başkan adayı: Koray Korcan

Of Belediye Başkan adayı: Salih Sarıalioğlu

Ortahisar Belediye Başkan adayı: Ergin Aydın

Sürmene Belediye Başkan adayı: Hüseyin Azizoğlu

Şalpazarı Cumhur İttifakı Belediye Başkan adayı: Refik Kurukız

Tonya Belediye Başkan adayı: Osman Beşel

Vakfıkebir Belediye Başkan adayı: Muhammet Balta

Yomra Belediye Başkan adayı: Abdülkadir Özdemir

]]> https://www.haber60.com.tr/erdogan-klasik-belediyeciligin-cok-otesinde-bir-standart-vaat-ediyoruz/feed/ 0 Markale pazarı saldırısının görgü tanıkları 30 yıl sonra dehşeti hatırlıyor https://www.haber60.com.tr/markale-pazari-saldirisinin-gorgu-taniklari-30-yil-sonra-dehseti-hatirliyor/ https://www.haber60.com.tr/markale-pazari-saldirisinin-gorgu-taniklari-30-yil-sonra-dehseti-hatirliyor/#respond Sat, 10 Feb 2024 09:15:23 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6859 BBC Sırpça servisinin 30’uncu yılında Saraybosna’daki Markale pazar yeri saldırısının görgü tanıklarıyla yaptığı görüşmeler, saldırıdan hayatta kalanların olanları tüm dehşetiyle hatırladığını gösteriyor.

“Şubat’tan nefret ediyorum.”

66 yaşında Saraybosnalı Advija Mujaric bu birkaç kelimeyi söylerken sesindeki yoğun acı ve dehşet hissediliyor.

30 yıl önce, 5 Şubat 1994’te, eski Yugoslavya topraklarındaki en ağır savaş suçlarından birinin yaşandığı Markale pazar yerindeki saldırıda ağır yaralanmıştı.

BBC Sırpça’ya konuşan Mujaric, “Benim için 5 Şubat her şeyi yok etti. Yaşamım alt üst oldu, bütün ailem yok edildi” diyor.

Saraybosna pazar yerine o gün alışveriş yapmak için giden 68 kişi saldırıda öldürüldü ve 142 kişi yaralandı.

Aynı pazar yerine 28 Ağustos 1995’te yapılan ikinci bir saldırıda da 37 kişi öldü ve 90 kişi yaralandı.

Saldırıların doğrudan faili bulunamadı ancak Markale farklı mahkeme kararlarına konu oldu.

Saraybosna’da yıllar süren ve 10 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği kuşatmayı yöneten Sırp ordusunun Saraybosna-Romanya Kolordu Komutanı Stanislav Galic, 2006 yılında Markale’nin bombalanması dahil farklı suçlardan ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Çatışma nasıl başladı?

1980’lerin sonundaki siyasi kriz, eski Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’nde (SFRJ) hızla çatışmaları tetikledi.

Önce Slovenya, sonra çatışmaların başladığı Hırvatistan bağımsızlığını ilan etti ve ardından Bosna-Hersek’e sıçradı; burada en güçlü ivmeyi kazandı.

Saraybosna kuşatması çok geçmeden başladı.

Bundan sonraki üç buçuk yıl boyunca 250 binden fazla insan, Sırp ordusunun bombardımanı ve keskin nişancı saldırılarının altında yaşayacaktı.

Hayat, elektrik ve ısınma olmadan, yiyecek ve su sıkıntısı içinde devam etti.

71 yaşındaki Amra Kihic, BBC’ye, “Büyük açlık vardı. Salam, tereyağı, kremanın neye benzediğini yıllar içinde unuttum” diyor.

Ve bu ortamda Markale pazarının önemini şöyle anlatıyor:

“Burası yaşamın kaynağıydı, para bile yoktu, herhangi bir şey için sadece takas vardı.

“Kıyafetler, ayakkabılar, insani yardımdan gelen gıda, vakumlu peynir, konserve gıdalar, çorba, un, şeker, tuz ve diğer şeyler.”

Ödeme aracı sigaraydı ve fiyatlar genellikle inanılmaz derecede yüksekti.

Pazarda ayrıca kentte ve cephede yaşanan olaylarla ilgili bilgi alışverişinde bulunulurdu.

Kihiç, “Buraya, binaların arasına bir bombanın düşeceğini asla düşünemezdik” diyor.

30 yıldan sonra görgü tanıklarının hafızalarında olay canlılığını koruyor.

O dönem Saraybosna Emniyetinde polis memuru ve müfettiş olan Dragan Miokovic, patlama anından 45 dakika sonra olay yerine gittiğini anlatıyor:

“Ne bir ceset ne de yaralı bulabildim, kelimenin tam anlamıyla bir mezbahayı andırıyordu.

“Her yer kan içindeydi, bağrışmalar duyuluyordu, insanlar sevdiklerini arıyordu, gerçekten korkutucuydu”.

Katliamın ardından Sırp Ordusu ve Bosna Hersek Ordusu, saldırının sorumluluğuyla ilgili birbirlerini hızla suçlamaya başladı.

Birleşmiş Milletler’in eski Yugoslavya Özel Delegesi Japon diplomat Yasushi Akashi, beş balistik uzmanın yer aldığı bir komisyon kurdu.

2013 yılında Bosna Hersek’te yayın yapan Nezavisne’ye verdiği demeçte, “Uzmanların bombanın nereden düştüğünü değerlendirmesi zordu.

“Tamamen kabul ettiğim sonuç, saldırının her iki taraftan da gelebileceği yönündeydi” dedi.

Akashi daha sonra, Lahey’deki Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesinde Bosnalı Sırpların eski lideri Radovan Karadiç’in ömür boyu hapse mahkum edilmesinin istendiği duruşmada savunma tanığı olacaktı.

Markale’den sonraki günlerde, “bir ya da iki günlüğüne sessizlik oldu” diyor Mikoviç.

Ancak sonraki günlerde yaşam mücadelesi devam ettiğini anlatıyor.

Markale’de bugün de pazar kuruluyor. Her tür ürün var. Taze sıkılmış nar oldukça popüler.

Ancak satıcılar pazarın kışları iyi çalışmadığından şikayet ediyor.

Büyük sorunun süpermarketler olduğunu ve bu yüzden meyvelerini aldıkları fiyata sattıklarını söylüyorlar.

Ancak bunun her yerde, hem Sırbistan hem Hırvatistan’da da aynı olduğunu ekliyorlar.

]]>
https://www.haber60.com.tr/markale-pazari-saldirisinin-gorgu-taniklari-30-yil-sonra-dehseti-hatirliyor/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı Gençlik Forumu’na video mesaj gönderdi https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-islam-isbirligi-teskilati-genclik-forumuna-video-mesaj-gonderdi/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-islam-isbirligi-teskilati-genclik-forumuna-video-mesaj-gonderdi/#respond Fri, 09 Feb 2024 08:09:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6655

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı Gençlik Forumu 5’inci Genel Kurulu’na video mesaj gönderdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan mesajında, “İslam ülkelerinin Gazze’deki İsrail zulmüne ortak tepki vermesi ve ortak hareket etmesi için diplomatik temaslarımızı sürdürüyoruz. Filistin’de işgal politikaları ve katliamlar sona erince 1967 sınırları temelinde başkenti Kudüs olan bağımsız, egemen ve toprak bütünlüğü haiz bir Filistin Devleti kuruluncaya kadar mücadelemizi devam ettireceğiz” dedi.

İstanbul’da 56 üye ülke temsilcisinin katılımıyla İslam İşbirliği Gençlik Forumu 5’inci Genel Kurulu düzenlendi. Şişli’deki bir otelde gerçekleşen genel kurula Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da video mesaj gönderdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan mesajında forum üyelerini selamlayarak, davetleri için teşekkür etti ve Müslüman gençlerin birlikte hareket etmesinin hayati öneme sahip olduğunu vurguladı.

GENÇLİK FORUMU GİDEREK ADINDAN DAHA FAZLA SÖZ ETTİRİYOR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İslam İşbirliği Teşkilatı Gençlik Forumu’nun değerli üyeleri, sevgili genç kardeşlerim, kıymetli misafirler, sizleri şahsım ve milletim adına en kalbi duygularımla selamlıyorum. Nazik davetiniz için teşekkür ediyor, İslam İşbirliği Gençlik Forumu 5. Genel Kurulu’nun başarılı geçmesini diliyorum. Genel Kurulun siz gençlerimizle birlikte tüm İslam alemi ve insanlık için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. İslam Dünyası’nın dört bir yanından forum vesilesiyle ülkemizi teşrif eden misafirlerimize hoş geldiniz diyorum. 2004 yılında tohumunu aziz gardaşım Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev ile birlikte attığımız Gençlik Forumu başkanımızın ve ekibinin de gayretleriyle giderek adından daha fazla söz ettiriyor. İslam Gençlik Forumu’nun bugün Asya’dan Afrika’ya, Amerika’dan Arap Yarımadası’na kadar geniş bir coğrafyada, Müslüman gençlere yönelik yürüttüğü faaliyetleri yakından takip ediyoruz. Müslüman gençlerin, ekonomik, kültürel ve sosyal alanlarda güçlenerek özgüvenli yetişmeleri için geniş bir yelpazede çalışmalar gerçekleştiren forumumuzu tebrik ediyorum” dedi.

SİVİL ALT YAPIYA DAİR NE VARSA İSRAİL’İN NAZİLERİ ARATMAYAN SALDIRILARININ HEDEFİ OLDU

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Müslüman gençler olarak sizlerin birlikte hareket etmenizin ne kadar hayati öneme sahip olduğunu, 7 Ekim’den bu yana Gazze’de ve işgal edilmiş Filistin topraklarında yaşanan katliamlarda bir kez daha müşahede ettik. Tüm dünyanın gözleri önünde İsrail’in işgalci güçleri çoğu çocuk ve kadın, 28 bin Filistinli kardeşimizi canice şehit etti. İsrail’in doğrudan sivilleri hedef alan bombardımanları sonucu 67 binden fazla Filistinli masum yaralandı. İbadethaneler, okullar, hastaneler ve sivil alt yapıya dair ne varsa İsrail’in Nazileri aratmayan saldırılarının hedefi oldu. Bu saldırılar karşısında Türkiye olarak Filistinli kardeşlerimizle tam bir dayanışma içindeyiz. İnsani yardım malzemelerinin ulaştırılmasından kanser hastalarının ülkemize getirilerek tedavilerinin sağlanmasına kadar pek çok adım attık. Uluslararası alanda İsrail’in işlediği insanlık ve savaş suçlarının gözlerden kaçırılmaması adına yoğun çaba harcıyoruz” dedi.

DİPLOMATİK TEMASLARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İslam ülkelerinin Gazze’deki İsrail zulmüne ortak tepki vermesi ve ortak hareket etmesi için diplomatik temaslarımızı sürdürüyoruz. Filistin’de işgal politikaları ve katliamlar sona erince 1967 sınırları temelinde başkenti Kudüs olan bağımsız, egemen ve toprak bütünlüğü haiz bir Filistin Devleti kuruluncaya kadar mücadelemizi devam ettireceğiz. İslam İşbirliği Gençlik Forumu’nun Filistin davasında her daim sergilediği dirayetli ve aktif duruşu takdirle karşıladığımızı belirtmek isterim. Rabbim sizlerden razı olsun diyorum. Sizlerden ülkelerinize döndüğünüzde tüm vatandaşlarınıza özellikle genç kardeşlerimize bizden selam iletmenizi rica ediyorum. İslam İşbirliği Gençlik Forumu 5. Genel Kurulu’nun başarılı geçmesini diliyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-islam-isbirligi-teskilati-genclik-forumuna-video-mesaj-gonderdi/feed/ 0
Beyoğlu’nda 19 yaşındaki genci darp ederek ölümüne neden oldukları iddia edilen 4 çocuğa hapis cezası talebi https://www.haber60.com.tr/beyoglunda-19-yasindaki-genci-darp-ederek-olumune-neden-olduklari-iddia-edilen-4-cocuga-hapis-cezasi-talebi/ https://www.haber60.com.tr/beyoglunda-19-yasindaki-genci-darp-ederek-olumune-neden-olduklari-iddia-edilen-4-cocuga-hapis-cezasi-talebi/#respond Fri, 09 Feb 2024 07:36:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6646 Beyoğlu’nda 19 yaşındaki genci tekme tokat darp ederek sığındığı iş yeri bahçesinde ölümüne neden oldukları iddia edilen 14-17 yaş aralığındaki 4 çocuk hakkında ‘kasten öldürme’ suçundan 9 ile 15 yıl arasında hapis cezası talep edildi.

Beyoğlu’nda 25 Ağustos 2023’de 19 yaşındaki Abdullah Şakun’u tekme ve tokatlarla darp ederek, sığındığı iş yerinin bahçesinde ölümüne neden oldukları iddia edilen E.A. (16), E.D. (17), E.Ö. (14) ve M.E.D. (15) hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, suça sürüklenen çocuklarrı olay günü 19 yaşındaki Abdullah Şakun’u el ve ayaklarıyla vurarak darp ettikleri, Şakun’un kaçtığı sırada bir iş yerinin bahçesine sığındığı ve orada şdud yığılarak vefat ettiği belirtildi. Vefat eden Şakun’un iş yeri bahçesine sığınarak demir parmaklıklı kapıyı kapatması sonucu saldırılardan kurtulduğunun aktarıldığı iddianamede, aksi durumda suça sürüklenen çocukların Şakun’u darp etmeye devam edecekleri ve öldürme kastıyla hareket ettiklerinin anlaşıldığı belirtildi.

Ani solunum durması sonucu vefat etti

Suça sürüklenen çocukların fikir ve eylem birliği içerisinde Şakun’u darp ettikleri kaydedilen iddianamede, darp sonucu Şakun’un maruz kaldığı travmanın etkisiyle sinir uçlarının aşırı uyarıldığı, buna bağlı olarak ani solunum ve dolaşım durması ile gelişen komplikasyonların Şakun’un ölümüne neden olduğu aktarıldı.

“Ağzından burnundan hiç kan gelmedi, gelmiş olsaydı kendisine yardımcı olurduk”

İddianamede ifadesine yer verilen şüpheli M.E.D., Şakun’u hayatında ilk kez gördüğünü söyleyerek, “Mahalleden tanıdığımız yaşı benden küçük bir arkadaşım, Şakun ile daha önceden bir sorun yaşadığı için yanıma gelerek ‘Ağabey beni dövmeye geldiler’ dedi. Bunun üzerine Şakun’un olduğu meydana gittik ve kendisiyle konuştuk. Şakun’un yanında yaşı küçük 2-3 çocuk daha vardı. Şakun benim ölmüş babama küfür etti, özür dilemesini istedim ancak bunu reddetti ve bana yumruk atmaya çalıştı. Eğildim, yumruk E.A.’nın çenesine geldi. Daha sonra Şakun’a yumruk ve tokat attılar. Ben de tekme atmaya çalıştım ama tekme değmedi. Şakun daha sonra kaçtı, demir kapıya gelip kendisini içeri sakladı, ‘Bittiniz siz’ diye bağırdı. Kavga sırasında normaldi, kendisine vurduğumuzda asla yere düşmemişti. Ağzından burnundan hiç kan gelmedi, gelmiş olsaydı kendisine yardımcı olurduk. Kendisinin oradan ayrılırken yere düştüğünü de görmemiştim. 3-4 saat sonra hastaneye kaldırıldığını ve vefat ettiğini öğrendim. Amacım kesinlikle kavga etmek değildi, kendisine fiziki müdahalede bulunmadım, neden öldüğünü bilmiyorum” dedi.

“Öldürmek istesem başka türlü hareket ederdim, tokat atmazdım”

Suça sürüklenen çocuk E.A. ise ifadesinde, “Tartışma kavgaya dönüşünce yumruk çeneme geldi. Bunun üzerine Şakun’a bir tokat attım, vurmaya ve tekme atmaya başladılar. Şakun da kaçtı. Kavga sırasında normaldi, ben kendisine sadece bana vurdu diye tokat attım. Öldürme kastıyla hareket etmedim, öldürmek istesem başka türlü hareket ederdim, tokat atmazdım” ifadelerine yer verdi.

3 suça sürüklenen çocuğa 15’er yıla kadar hapis talebi

Hazırlanan iddianamede suça sürüklenen çocuklar E.A., E.D. ve M.E.D.’nin ‘kasten öldürme’ suçundan 18 yaşından küçük oldukları da dikkate alınarak 12’şer yıldan 15’er yıla kadar hapis, suça sürüklenen çocuk E.Ö.’nün ise ‘kasten öldürme’ suçundan 15 yaşından küçük olduğu da dikkate alınarak 9 yıldan 11 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Çocukların yargılanmasına önümüzdeki günlerde İstanbul Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlanacak. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/beyoglunda-19-yasindaki-genci-darp-ederek-olumune-neden-olduklari-iddia-edilen-4-cocuga-hapis-cezasi-talebi/feed/ 0
Zonguldak’ta düğün sonrası çıkan olayda ölen kişinin babası suçlamaları reddetti https://www.haber60.com.tr/zonguldakta-dugun-sonrasi-cikan-olayda-olen-kisinin-babasi-suclamalari-reddetti/ https://www.haber60.com.tr/zonguldakta-dugun-sonrasi-cikan-olayda-olen-kisinin-babasi-suclamalari-reddetti/#respond Fri, 26 Jan 2024 08:09:21 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5077

ZONGULDAK’ta, düğün sonrası eğlencede çıkan, Akın Kaçmak’ın (25) öldüğü, kardeşi Ogün Kaçmak’ın da yaralandığı olaya ilişkin oğlu Mertcan Kaçmaz (20) ile birlikte yargılanan Volkan Kaçmaz (46), duruşmada suçlamaları reddetti. ‘Kasten öldürmeye teşebbüs ile ruhsatsız silah bulundurma’ suçlamasıyla 18 yıla kadar hapis istemiyle tutuksuz yargılanan Volkan Kaçmaz, düğünden sonra müzisyenleri bırakmak için şehir dışına çıktığını, döndüğünde de çevreden duyduklarını olay yerindeymiş gibi polise anlattığını belirterek, “Olay yerinde yoktum” dedi.

Olay, 11 Haziran 2023’te Karaelmas Mahallesi Alsancak Caddesi’nde meydana geldi. Bir düğün sonrası düzenlenen eğlence sırasında akrabalar arasında ‘havaya ateş açma’ nedeniyle tartışma çıktı. Tartışmada, Akın Kaçmak, akrabası Mertcan Kaçmaz’ı sol bacağından silahla vurarak yaraladı. Bunun üzerine Mertcan Kaçmaz da silahla Kaçmak’ı vurdu. 3 mermi isabet eden Kaçmak, kanlar içinde yerde kaldı. Mertcan Kaçmaz’ın babası Volkan Kaçmaz’ın da yerde yatan Akın Kaçmak’a ateş ettiği ancak isabet ettiremediği öne sürüldü. Kardeşi Akın’a yardım etmek için koşan Ogün Kaçmak da Mertcan Kaçmaz tarafından silahla yanağından vuruldu. Akın Kaçmak kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Adliyeye çıkarılan Mertcan Kaçmaz tutuklanırken, Volkan Kaçmaz adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Tedavisi tamamlanan Ogün Kaçmak ise taburcu edildi.

BOŞ KOVANIN AİT OLDUĞU SİLAH ARACINDA BULUNMUŞ

Volkan Kaçmaz’ın otomobilinde olay yerinde boş kovanları bulunan tabanca ele geçirildi. Volkan Kaçmaz hakkında Akın Kaçmak’a yönelik ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ ve ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçlamasıyla 18 yıla kadar, oğlu Mertcan Kaçmaz için ise ‘kasten öldürme’ Ogün Kaçmak’a yönelik ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ ve ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçlarından müebbet hapis ile 18 yıla kadar hapis cezasıyla dava açıldı.

Zonguldak 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmaya tutuklu sanık Mertcan Kaçmaz cezaevinden, tutuksuz sanık Volkan Kaçmaz da can güvenliği sebebiyle taşındığı Ankara’dan SEGBİS aracılığıyla katıldı. Yaralı kurtulan Ogün Kaçmak ile ailesi ve avukatlar ise mahkeme salonunda hazır bulundu. Polis ekipleri de adliye binasında güvenlik önlemi aldı.

OGÜN’Ü DE AKIN’IN VURDUĞUNU İDDİA ETTİ

Sanık Mertcan Kaçmaz, yaşanan tartışma sonrası Akın Kaçmak’ın kendisini ve o sırada olaya müdahale etmeye çalışan Ogün Kaçmak’ı vurduğunu söyledi. Mertcan Kaçmaz, “Ogün, Akın’ı tutuyordu, ‘yapma etme’ gibisinden. Ogün, Akın’ı durdurmaya çalışırken Akın silahı ateşledi. Yanlış hatırlamıyorsam mermi Ogün’ün çenesine geldi. Akın koşarak bana geldi. Sol bacağıma ateş edince belimden silahı çıkararak o korku ve acıyla hedef almaksızın ateş ettim. Pişmanım ama çok korkmuştum” dedi.

‘ORADAYMIŞ GİBİ İFADE VERMEYİ KABUL ETTİM’

Tutuksuz sanık Volkan Kaçmaz ise düğünden sonra müzisyenleri bırakmak için şehir dışına çıktığını, olay yerine geldiğinde de çevreden duyduklarını yaşamış gibi polise anlattığını söyleyerek suçlamaları reddetti. Volkan Kaçmaz, “Olay yerinde kimse ifade vermeyince ben oradaymışım gibi ifade vermeyi kabul ettim. O zaman ne Mertcan’ın ne Akın’ın durumundan haberim vardı. Mahallede olay yerinde olan çoğu kişi ‘musallat olurlar’ korkusuyla ifade vermek istemeyince, ben ifade verdim. Önceki ifadelerim gördüklerim değil, aslında mahallede konuşulanlardan duyduklarımdı. Olay yerinde yoktum” diye kendini savundu.

‘MERTCAN SUÇU ÜSTLENDİ’ İDDİASI

Olayda yaralanan Ogün Kaçmak ise tutuklu sanığın suçu üstlendiğini öne sürerek, “Kardeşimi hedef alıp ateş ettiğini gördüm. Bu şahsın Volkan olduğuna kanaat getirdim. Volkan olay yerindeydi. Kendisi Mertcan’ın arkasındaydı. Bana kurşun sıkanlardan birinin Volkan olduğunu düşünüyorum. Volkan daha sonra Mertcan’a 2 el havaya ateş açtırdı. Mertcan’ın babası yerine suçu üstlendiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Duruşmada ölen Akın Kaçmak’ın eşi, annesi ve babası ile 8 tanığın da ifadesi alındı. Tanıkların olayları birbirinden farklı şekillerde anlattığı görüldü. Mahkeme heyeti, Mertcan Kaçmaz’ın tutukluluğuna, Volkan Kaçmaz’ın ise imza şeklindeki adli kontrolünün devamına karar vererek eksik hususların giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/zonguldakta-dugun-sonrasi-cikan-olayda-olen-kisinin-babasi-suclamalari-reddetti/feed/ 0
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun Türkiye’nin Birikimi 30 Yaşında Programı’nda konuştu Açıklaması https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-altun-turkiyenin-birikimi-30-yasinda-programinda-konustu-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-altun-turkiyenin-birikimi-30-yasinda-programinda-konustu-aciklamasi/#respond Tue, 23 Jan 2024 21:48:17 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4716 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Günümüzün Türkiye’si sadece kendi sınırlarında değil, bölgesel ve küresel düzlemde oyun kurucu, kendi aleyhine oluşturulmaya çalışılan oyunları bozan ve sorunların, krizlerin çözümünde aktif rol alan bir Türkiye’dir.” dedi.

Yeni Şafak gazetesinin kuruluşunun 30’uncu yılı dolayısıyla Rami Kütüphanesi’nde düzenlenen “Türkiye’nin Birikimi 30 Yaşında” programında konuşan Altun, gazetenin, hakkaniyetli haber ve gazetecilik anlayışıyla Türk basın tarihinde müstesna bir yere sahip olduğunu söyledi.

Altun, Yeni Şafak gazetesinin yayın hayatına başlar başlamaz jenerasyonları için gerçekten müstesna bir yere sahip bulunduğunu, siyasi perspektif kazanmalarına ve entelektüel zenginlik elde etmelerine katkı sunan önemli bir mecra olduğunu ifade etti.

Gazetenin yaptığı haberlerle gizlenmek isteneni, üstü örtüleni, gösterilmek istenmeyeni, hakikatleri görünür kıldığını söyleyen Altun, sesi kısılan, ötekileştirilen, itilen mazlumun, mağdurun sesi olduğunu kaydetti.

Altun, dönemi itibarıyla gazetenin hem eleştirel bir çizgide yayın yaptığını hem de milli bir duruş sergilediğini anlattı.

Yeni Şafak’ın köşe ve yorum yazılarıyla da entelektüel birikimlerine hatırı sayılır katkılarda bulunduğunu ifade eden Altun, bu yazıların sadece aktüel, yerel olanı değil bölgesel, küresel ve tarihsel olanı ele alan, muhatabına, okurlarına perspektif kazandıran yazılar olduğunu dile getirdi.

Altun, birçok değerli ismin Yeni Şafak gazetesinde Türkiye’nin meselelerini ele aldığını, okurlarına istikamet verdiğini belirtti.

Gazetenin eski genel yayın yönetmenlerinden Akif Emre’yi anan Altun, üniversiteyi bitirdikten sonra kitap yayıncılığına başladığında Emre’nin İzler ve Küreselliğin Fay Hattı isimli iki eserinin editörlüğünü yapma imkanına eriştiğini, bu eserlerin de Emre’nin gazetede yazdığı yazılardan derlendiğini anımsattı.

Altun, Yeni Şafak’ın gazetecilik, habercilik, ve düşünce okulu olduğunu ifade etti.

Gazetenin “Türkiye’nin Önü Aydınlık” manşetiyle yayın hayatına başladığını hatırlatan Altun, “Bugün bu cümleyi kurmak kolay. Hepimiz Türkiye’nin önünün aydınlık olduğuna çok güçlü bir şekilde inanıyoruz hamdolsun. Fakat Yeni Şafak gazetesi bu manşeti zor, karanlık günlerde attı, ‘Türkiye’nin önü aydınlık.’ dedi. Nitekim bu manşetten bir süre sonra Türkiye, 28 Şubat sürecini, zulmünü yaşadı. 28 Şubat sadece milletin değerlerini hedef alan bir saldırı da değildi, esas itibarıyla toplumun yerli ve milli kesimlerini tarih dışına itmeye yönelik kirli bir operasyonun, siyasal mühendislik projesinin de adıydı. Türkiye’yi Batılı sömürü düzeninin ve Batıcı bağımlılık sisteminin bir parçası haline dönüştürmeye, daha doğrusu onu geri döndürülemez şekilde bu bağımlılık düzeninin ve sisteminin bir unsuru yapmaya yönelik bir darbe girişimiydi. Amaç, Türkiye’yi içe kapatmak ve ilelebet kendi çelişkileriyle malul bir halde onu sıkıştırmaktı.” diye konuştu.

Altun, bin yıl süreceği söylenen bu fetret devrinde Türkiye’nin kültürel, siyasal ve toplumsal hatlarının yeni baştan düzenlenmeye çalışıldığını belirterek, şöyle devam etti:

“Hatırlayın, bazı gazete yöneticilerinin, köşe yazarlarının adeta aynı merkezden işaret almış gibi benzer argümanlarla bu ülkenin çocuklarına nasıl saldırdıklarını gördük, izledik. O yıllarda ‘militan gazetecilerin’, sözüm ona gazetecilerin zafer sarhoşluğu içinde hareket ettiklerini ve dönemin gazete manşetlerini, köşe yazılarını nasıl kötücül bir şekilde şekillendirdiklerini gördük. Herkesin sus pus olduğu bu dönemde bütün baskı ve politikalara rağmen Yeni Şafak gazetesi susmadı. O nedenle Yeni Şafak gazetesini bugün büyük bir şerefle anıyoruz. O gün orada gerçeklerin ve hakikatin gür sesi olmayı tercih ederek, tarihin doğru yerinde durdu. Böylesi bir ortamda ‘Türkiye’nin Önü Aydınlık’ manşetiyle yayın hayatına başladı ve dahası darbe ortamına rağmen haktan, hakikatten ve milli iradeden yana durdu. Böylelikle bu ülkeye, bu topraklara, bu vatanın evlatlarına inanarak ve güvenerek hareket etti.”

O günlerden sonra umudu, “Türkiye’nin önü aydınlık” sözünü haklı çıkaran gelişmeler olduğunu ifade eden Altun, “Hamdolsun ki devreye sokulmaya çalışılan tüm siyasi ve toplumsal mühendislik çabaları akim kaldı ve 2002 yılından itibaren Türkiye yeni bir döneme girdi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı ve dirayetli liderliği ve milletimizin ferasetiyle ülkemizin önüne konulmak istenen bariyerleri yerle bir etti ve Türkiye o dönemden bu döneme bir şahlanış dönemine girdi. Sanayide, dış politikada, savunmada, iletişim ve medya alanında, birçok alanda bugün 30 yıl öncesiyle mukayese edilemeyecek bir Türkiye var karşımızda.” ifadelerini kullandı.

Altun, günümüz Türkiye’sinin artık üniversite kapılarından kovulan başörtülü öğrencilerin olmadığı, kılık-kıyafeti, dini inancı ne olursa olsun özgürce eğitim almanın ve aynı zamanda da eğitim vermenin mümkün olduğu bir Türkiye olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:

“Günümüz Türkiye’si, demokratik iradesine cuntacılar tarafından balans ayarı yapılamayan, iç ve dış birtakım mihraklarla işbirliği halinde darbe yapmak isteyenlerin bizatihi milletimiz tarafından derdest edildiği bir Türkiye’dir. Günümüz Türkiye’si, dünyanın neresinde olursa olsun, mazlum ve mağdurun yanında olmayı en önemli insani, tarihi ve vicdani vazifesi telakki eden bir Türkiye’dir. Günümüzün Türkiye’si sadece kendi sınırlarında değil, bölgesel ve küresel düzlemde oyun kurucu, kendi aleyhine oluşturulmaya çalışılan oyunları bozan ve sorunların, krizlerin çözümünde aktif rol alan bir Türkiye’dir. Bugünün Türkiye’si şanla, şerefle kutladığı yüzüncü yılında bir kısım çevrelerin hayal bile edemediği bilimsel başarılara imza atan, uzay yolculuğunu başlatan bir Türkiye’dir.”

Bugün Türkiye’de siyasal alanda yaşanan çoğulculukla birlikte medya alanında da çoğulculuğun yaşandığını gördüklerini kaydeden Altun, “Türkiye’de ne yazık ki yıllar yılı Batıcı elitler nasıl ki toplumun büyük bir kesimini siyasal alandan, kamusal alandan kovmaya çalıştılarsa medya alanından da kovmaya çalıştılar. Medya, bu yönüyle Batılı ideolojinin ve hayat nizamının bir endoktrinasyon aygıtına dönüştü adeta. Tepeden inmeci modernleşmenin bir aracı olarak kurumsallaştı. Ne var ki Türkiye özgürleştikçe, demokratik alan genişledikçe, toplumun farklı kesimleri de kamusal alanda görünür hale geldi. Böylelikle medya alanı da çeşitlendi, güçlendi, genişledi.” diye konuştu.

“Türkiye yeni medya araçları üzerinden devşirilen hibrit tehditlere en fazla maruz kalan ülke konumundadır”

Altun, Necip Fazıl’ın “Türkiye’nin bir buçuk asırdır beklediği gerçek ruh ve kültür ihtilali, önce Babıali’nin millileştirilmesi, ahlakileştirilmesi ve temel görüşe oturtulmasıyla mümkündür.” sözlerini anımsatarak, şöyle konuştu:

“Gerçekten de basın, medya ve iletişim alanında yaşanan millileşme 2002 sonrasında kendisine kurumsal bir karşılık bulabilmiştir. Elbette nasıl ki bir dönem Büyük Doğu gibi yayınlar zorlu dönemlerde varlık göstererek bir değer ve fikir aktarımına imkan tanıdıysa aynı şekilde 1990’ların çetin koşullarında da Yeni Şafak bu değer zincirini başarıyla temsil etmiştir. Bu gayretler olmasaydı biz bugünün medya ekosisteminde nefes alıp veremezdik. Bu gayretler olmasaydı medyada hala Batıcı tahakküm arzıendam etmeye ve milletimizi Batılı sömürge düzeninin beklentileri doğrultusunda büyük bir rahatlıkla manipüle etmeye devam edecekti. Hamdolsun ki bu rahatlığa sahip değiller. Fakat bu demek değil ki rahat duruyorlar. Geleneksel medya araçlarıyla elde edemedikleri ne varsa bunları yeni medya düzeniyle dijital medya araçlarıyla elde etmeye çalışıyorlar. Türkiye’ye karşı hibrit tehditler aracılığıyla, yeni medya yol ve yöntemleriyle bir yıpratma savaşı yürütüyorlar. Türkiye bugün bütün dünyada yeni medya araçları üzerinden devşirilen hibrit tehditlere en fazla maruz kalan ülke konumundadır. Oxford Üniversitesi başta olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşların yaptığı somut araştırmalarda Türkiye bugün dünyada en çok dezenformasyona maruz kalan ülke olarak tasnif edilmektedir.”

Altun, bunun arkasında iktidar mücadelesi olduğunu vurgulayarak, “Bunun arkasında, açık ve net bir şekilde ifade etmemiz gerekirki bir küresel, siyasal mühendislik projesi var. Nedir bu? Türkiye’yi yeniden Batıcı bağımlılık düzeninin bir unsuru haline getirmek. Yeniden Batılı sömürge düzeninin izinde giden, bağımlı bir aktöre dönüştürmek ve onu iddialarından vazgeçirmek.” diye konuştu.

Türkiye’nin son 10 yılda bu bağlamda birçok melez saldırı ve darbeye maruz kaldığını kaydeden Altun, “Gezi kalkışmasından darbe görünümlü 15 Temmuz işgal girişimine, ekonomik ataklardan terör saldırılarına kadar birçok saldırıyla Türkiye karşı karşıya kaldı. Şimdi buna sistematik dezenformasyon saldırıları eklenmiş durumda. Tam da bu nedenle biz gayretimizin önemli bir bölümünü dezenformasyonla mücadeleye ayırıyoruz. Bu sistematik dezenformasyonlar sadece medya ve iletişim alanıyla, basın sektörüyle sınırlı bir mesele de değildir. Daha geniş bir alanda siyasi ve stratejik bir zeminde karşımıza çıkan bir tehditten bahsediyoruz. Bu nedenle biz, dezenformasyonla mücadele etmeyi bir ulusal güvenlik meselesi olarak telakki ediyoruz. Bu mücadeleyi de sadece ulusal bir mücadele olarak değil, küresel bir mücadele olarak görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

İsrail’in zulümlerine eşlik eden dezenformasyon kampanyalarına da tam da bu gerekçeyle karşı çıktıklarını ifade eden Altun, İsrail’in dezenformasyon saldırılarını böylelikle sadece Türkiye içinde değil, bütün dünyada bertaraf ettiklerini, bunun için yoğun gayret sarf ettiklerini anlattı.

Altun, dezenformasyonla mücadele noktasında Yeni Şafak gibi güçlü, kurumsal, geleneksel medya kuruluşlarının gayretine çok önem verdiklerine dikkati çekerek, “Zira bizler ortak bir mücadele veriyoruz. Bu mücadelenin adı kelimenin tam anlamıyla hakikat mücadelesidir. Zira bugün ziyadesiyle muhtaç olduğumuz temel değer hakikattir. Yalanın sıradanlaştığı, artık hakikatin önemsizleştirilmek istendiği bu dönemde hakikat için verilen mücadele en şerefli mücadeledir. Bu hakikat mücadelesinde doğru haberin, doğru yöntemlerle ve hızla ortaya çıkarılması, gazeteciliğin bir meslek olarak uluslararası alanda savunulması son derece önemli, stratejik, hayati bir unsurdur.” diye konuştu.

Yeni Şafak’ın bu anlamda analog dönemde ortaya koyduğu başarıyı dijital dönemde de sergilemesinin çok önemli olduğunu söyleyen Altun, bu yöndeki gayretleri için gazeteye teşekkür etti.

“Yeni meydan okumalarla karşı karşıyayız”

Altun, bu alanın sürekli geliştiğini ve bu alanda sürekli yeni hibrit tehditlerle karşı karşıya kaldıklarını dile getirerek, “Özellikle yapay zeka teknolojileri sonrasında yeni meydan okumalarla karşı karşıyayız. Yapay zeka alanını yönetmek bu anlamda son derece önemli bir husus. Bugün Türkiye’deki köklü medya kuruluşlarının bir diğer meydan okuması da uluslararasılaşma meselesidir. Yeni Şafak’ın bu yöndeki güçlü gayretlerinin de farkındayız. Bunun için de kendilerini tebrik ediyoruz. Zira artık Türkiye Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bir uluslararası adalet mücadelesi veriyor ve bu mücadelede gerçekten medyamızın desteği çok ama çok önemli.” dedi.

Türkiye’nin uzun yıllar vesayete karşı bir demokratikleşme mücadelesi verdiğini kaydeden Altun, bu mücadelede Yeni Şafak’ın doğru yerde durduğunu, mücadeleyi desteklediğini söyledi.

-“Cumhurbaşkanımızın ‘Dünya beşten büyüktür’ mottosuyla ifade ettiği mücadele, uluslararası alanda etkili sonuçlar doğuracak bir mücadeledir”

Altun, gelinen noktada Türkiye’nin uluslararası alanda adalet mücadelesine öncülük ettiğini dile getirerek, “Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Dünya beşten büyüktür.’ mottosuyla ifade ettiği bu mücadele, önümüzdeki dönemde, uluslararası alanda son derece etkili sonuçlar doğuracak bir mücadeledir. Biz buna inanıyoruz ve medyamız bu noktada Yeni Şafak gazetesi de dahil olmak üzere yerli ve milli medyamız, Türkiye’nin uluslararası adalet mücadelesine destek verecek şekilde uluslararasılaştırma kabiliyeti geliştirmesi gereken yapılardır. Biz, dezenformasyon rejiminin el birliğiyle, sizlerle, hep birlikte gayret ederek hakikatin yerini almasına müsaade etmeyeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de gazetelerin Tanzimat’tan bu yana yayın hayatlarına devam ettiğini, bu 200 yıllık süre zarfında kimi yayınların eskidiğini, tarih olduğunu, kiminin yaptıkları yayınlarla tarihe geçtiğini belirten Altun, Yeni Şafak’ın 30 yıllık birikimiyle tarihe geçtiğini, önemli işlere imza attığını sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-altun-turkiyenin-birikimi-30-yasinda-programinda-konustu-aciklamasi/feed/ 0
Gençlerbirliği’nin efsane başkanı İlhan Cavcav vefatının 7. yılında anılıyor https://www.haber60.com.tr/genclerbirliginin-efsane-baskani-ilhan-cavcav-vefatinin-7-yilinda-aniliyor/ https://www.haber60.com.tr/genclerbirliginin-efsane-baskani-ilhan-cavcav-vefatinin-7-yilinda-aniliyor/#respond Sun, 21 Jan 2024 08:36:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4396 Türkiye futbol tarihinde transferler, teknik direktör değişiklikleri, altyapıya verdiği önem ve demeçleriyle iz bırakan Gençlerbirliği’nin efsane başkanı İlhan Cavcav, vefatının 7’nci yılında anılıyor.

Kosova’nın başkenti Priştine’den 1910’da Türkiye’ye göç eden bir ailenin çocuğu olan Cavcav, 4 Ekim 1935’te Ankara Hamamönü’nde doğdu.

Çocukluğunda babasının değirmeninde çalışan, iş hayatına da un sektöründe atılan İlhan Cavcav, fabrikatörlüğe kadar ulaşan başarısını futbol sahalarına da taşıdı.

Gençlerbirliği Kulübünün altyapısından yetişen ya da uygun maliyetle transfer ettiği futbolcuları Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzonspor’a yüksek bonservis bedelleriyle satan Cavcav, “un tüccarlığının” yanına “futbol tüccarı” ünvanını da ekledi.

Başkent ekibinin onursal başkanı Cavcav, transfer hikayeleri, teknik direktör değişiklikleri ve kendine has üslubuyla Türk futbolunun “nevi şahsına münhasır” simalarından oldu.

Kulüp başkanlarıyla yaptığı tartışmalar ve gündeme dair çıkışlarıyla futbol kamuoyunda her zaman kendisinden bahsettirmeyi başaran Cavcav, 37 yıl Gençlerbirliği’nin başkanlığını yaptı.

Hacettepe’den Gençlerbirliği’ne uzanan başkanlık serüveni

Hayatında bir süre futbol da oynayan İlhan Cavcav, ilk başkanlık tecrübesini Hacettepe’de yaşadı.

İş insanı olarak Ankara’nın büyük sanayicileri arasına girmeyi başaran Cavcav, başkanlık kariyerine başladığı Hacettepe ile yeniden futbola döndü.

Doğduğu Hamamönü Mahallesi’nin mor-beyazlı takımının başına 1975’te geçen Cavcav, aynı yıl kulübün küme düşmesini engelleyemeyince istifa etti.

Yahya Demirel’in 1977 yılında başkanlık yaptığı Gençlerbirliği Kulübünün yönetim kuruluna giren Cavcav, kırmızı-siyahlılarda 1978 yılında başkanlığa getirildi ancak dönemin yöneticileriyle anlaşmazlığa düşünce görevinden ayrıldı.

Gençlerbirliği’ne 1981 yılında yeniden başkan seçilen İlhan Cavcav, 3. Lig’e düşme tehlikesi yaşayan kırmızı-siyahlı ekibi, kümede tutmak için gayret etti. Türkiye Futbol Federasyonunda dönemin yöneticilerine 2. ve 3. liglerin birleştirilmesi projesini kabul ettiren Cavcav, takımını 2. Lig’de tuttu.

Başkent ekibi, bir sezon sonra Birinci Lig’e (Süper Lig) yükselerek uzun yıllar mücadele etti ve Türkiye Kupası’nı da 2 kez müzesine götürme başarısı gösterdi.

Genç ve yetenekli oyuncuları yüksek bonservis bedelleriyle satarak adından söz ettiren duayen başkan, kazandırdığı modern tesis ve borçsuz kulüp yönetimi anlayışıyla da futbolda örnek oldu.

Cavcav’dan “teknik müdahale”

İlhan Cavcav, başkanlığı döneminde teknik direktör değiştirmesiyle sık sık gündeme geldi.

Teknik direktör değişikliğini “taktik” gibi kullanan Cavcav, görev süresinde 42 farklı teknik adamla çalıştı.

Başkanlık koltuğunda oturduğu 37 yılda 56 teknik direktör değişikliğine giden İlhan Cavcav, kırmızı siyahlı takımı bu süreçte en çok Mesut Bakkal’a emanet etti.

Afrika açılımı

Yetenekli futbolcuları keşfetmek için amatör maçlara bile giden İlhan Cavcav’ın yöneticiliği süresince yaptığı ucuz maliyetli transferler ses getirdi. İlhan Cavcav Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzonspor’a toplam 34 futbolcu sattı.

Kulüpte yetişen Tarık Daşgün’ü Fenerbahçe’ye “astronomik” bir rakama veren Cavcav, Türk kulüplerinin Afrika kıtasına açılmasına da ön ayak oldu.

Afrika kıtasındaki ülkelere giderek maçlar izleyen Cavcav’ın transfer ettiği Moshoeu, Kushe ve Kona’nın başarılı performansları çok sayıda Afrika kökenli futbolcunun Türkiye’ye gelmesinin yolunu açtı.

Real Madrid’e oyuncu sattı

Kamerunlu Njitap Geremi’yi İspanya’ya giderek Real Madrid’e 5 milyon dolar bonservis bedeli karşılığında satan Cavcav, bu macerasını her fırsatta anlattı.

İngilizce ya da İspanyolca bilmediği için garsondan istediği peçeteye “5 milyon dolar” yazarak masadan kalkıp odasında uyumaya gittiğini ve pazarlığa son verdiğini anlatan Cavcav, transferlerden elde edilen gelirin önemli kısmını kırmızı-siyahlı kulübün tesisleşmesinde kullandı.

Türk futboluna yön verdi

Cavcav, Kulüpler Birliği Vakfının kurulmasına da öncülük etti.

Birliğe 2000-2002, 2004-2005 ve 2013-2014 yıllarında başkanlık yapan Cavcav’a, Kulüpler Birliği Vakfı Onursal Başkanı ünvanı da verildi.

Türk futboluna yön veren isimlerden Cavcav, yayın gelirlerinin kulüplere dağıtımında uygulanan “havuz modeli”nin oluşturulmasında da önemli rol oynadı.

81 yaşında vefat etti

İlhan Cavcav, yaşamının son günlerinde sağlık problemleri yaşamasına rağmen futboldan uzak kalmadı.

Doktorların uyarılarına rağmen statta battaniyeye sarılı halde maçlar izlemeye devam eden, yaşlılığa bağlı hastalıkları da bulunan Cavcav, 22 Ocak 2017’de Ankara’da yaşamını yitirdi.

Futbol kamuoyunun yoğun katılım gösterdiği cenaze töreninin ardından İlhan Cavcav’ın naaşı, Cebeci Asri Mezarlığı’ndaki aile kabristanına defnedildi.

Gençlerbirliği efsane başkanını arıyor

İlhan Cavcav’ın hayata veda etmesinin ardından Gençlerbirliği Kulübünde başkanlığa oğlu Murat Cavcav getirildi.

Gençlerbirliği, efsane başkanı İlhan Cavcav’ın isminin verildiği 2017-2018 sezonunda, 29 yıl kesintisiz yer aldığı Süper Lig’den düştü.

Kırmızı-siyahlılar, bir sezon aranın ardından Süper Lig’e dönmeyi başarsa da 2020-2021 sezonunda yeniden küme düşme üzüntüsü yaşadı.

Süper Lig’e veda eden Gençlerbirliği’nde başkan Murat Cavcav, 10 Haziran 2021’de yapılan olağanüstü seçimli genel kurulda aday olmazken, başkanlığa Niyazi Akdaş seçildi.

Son üç sezondur Spor Toto 1. Lig’de yer alan Gençlerbirliği, efsane başkanının vefatı sonrası hem ekonomik hem de sportif açıdan İlhan Cavcavlı günlerinden uzak bir görüntü sergiliyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/genclerbirliginin-efsane-baskani-ilhan-cavcav-vefatinin-7-yilinda-aniliyor/feed/ 0
Haluk Levent, Şehit Müslüm Özdemir’in ailesine ev aldı https://www.haber60.com.tr/haluk-levent-sehit-muslum-ozdemirin-ailesine-ev-aldi/ https://www.haber60.com.tr/haluk-levent-sehit-muslum-ozdemirin-ailesine-ev-aldi/#respond Sat, 20 Jan 2024 02:00:42 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4251 AHBAP Derneği’nin kurucusu ünlü şarkıcı Haluk Levent, şehit Müslüm Özdemir’in depremzede ailesine verdiği ev sözünü tuttu. Levent, aileye 2+1 dairenin anahtarını teslim ettiklerini, eşyaların da şarkıcı Melek Mosso’nun karşılayacağını söyledi.DEPREMDE EVLERİ YIKILMIŞTI

12 Ocak’ta Irak’ın kuzeyinde yer alan Pençe-Kilit Harekatı bölgesinde üs noktasına sızmaya çalışan teröristlerle çıkan çatışmada şehit olan Piyade Sözleşmeli Er Müslüm Özdemir’in ailesinin evi, 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde yıkılmıştı.

“EVLENMEDEN ÖNCE SİZE EV ALACAĞIM” DEMİŞ

Şehit Müslüm Özdemir’in ailesinin komşularından Nazire Keskin, “Şehidimizin komşusuyuz. Annesiyle sürekli konuşurum ben, bugün yine konuştum. ‘Evlenmeden önce size bir ev alacağım’ demiş. Bekardı, askere gitti, çok terbiyeli bir çocuktu, asil bir çocuktu.

Evleri 2 katlıydı, amcaları üst katta oturuyordu, alt katta da bunlar oturuyordu. Depremde de ev gitti. Çadırda yaşıyorlardı” diye konuşmuştu.

“ANNEMİZE EV ALACAĞIZ”

AHBAP Derneği’nin kurucusu Haluk Levent, konserinden elde edilen gelirle Müslüm Özdemir’in ailesine ev alacaklarını belirterek; “Şehit Müslüm Özdemir’in ailesinin ev hakkı mevcut.

Bu konuda Kahramanmaraş Valimiz Sayın Mükerrem Ünlüer bizleri aydınlattı ama bizler de bir ucundan tutalım dedik. Bursa konserimin geliri Hasan Can Kaya kardeşimin bir gösteri hasılatıyla birlikte haftaya annemize bir ev alacağız” demişti.

EV SÖZÜNÜ TUTTU

Haluk Levent, Hasan Can Kaya ile birlikte Şehit Müslüm Özdemir’in ailesine ev aldıklarını duyurdu. Levent, evin eşyalarını da şarkıcı Melek Mosso’nun karşılayacağını söyledi.

ÇİFTE STANDARDA SİTEM ETTİ

Haluk Levent, yas günlerinde çifte standart yapıldığını belirterek sitemde bulundu. Levent, sitemini şöyle dile getirdi: İçimdekileri söyleyeyim: Bunu aşamadık ülkece. Ben belki de 100 yakın konser iptal etmişimdir müzik yaşamımda.

İptal edilen her konserin ekonomiye de zararı oluyor. 16 – 17 kişilik müzik ekibinin alın terinden o bölgedeki esnafa kadar. Sonra ben bir karar aldım. Şehidimiz olduğu gün kendi adıma o konseri ailesine bağışlamaya başladım.

Hem emekçi müzisyenler hem esnaf kaybetmesin hem de konsere gelenler şehidimiz için şarkılarıma eşlik etsin istedim. Bu böyle devam etti. Geçtiğimiz hafta şehit Müslüm Özdemir’in ailesini aradım. Çadırda yaşadıkları görüntüyü gördüm. Aileye sordum.

Onlar da Kahramanmaraş Valiliği’nin ve Dulkadiroğlu Kaymakamlığın ziyaret ettiğini, ilgilendiğini hatta yapılacak evlerden hakkı olduklarını bana söylediler. Ben de “Madem öyle şehidimizin size ev sözü var biz bu geçici süreyi evde geçirmenizi istiyoruz” dedim. ve ev teklifinde bulundum.

Kabul ettiler. Hasan Can Kaya da ‘Ağabey, yarısını ben karşılarım’ dedi. ve evi annemizin üstüne aldık. Az önce 12 Şubat ilçesi Tekerek caddesinde 2+1 dairenin tapusunu aldılar.

Ev yeni yapılmış. Deprem yönetmeliği evraklarını inceleyip teslim ettik. Eşyalarını da Melek Mosso karşılayacak. 3 gün içinde eve yerleşmiş olacaklar. Bölgede AHBAP gönüllülerine bu konuda desteğini esirgemeyen Kahramanmaraş Valimiz sayın Mükerrem Ünlülere, güzel indirim yapan ev sahibine, emlak komisyonu almayan emlakçı Taner Barışık’a, ev için “Nasıl destek olabilirim?” diye yazan sanatçı, dizi oyuncusu ve spor dünyasından her arkadaşıma tek tek teşekkür ediyorum. Tüm konu tüm açıklığı ile böyle arkadaşlar. Bilginize…”

]]>
https://www.haber60.com.tr/haluk-levent-sehit-muslum-ozdemirin-ailesine-ev-aldi/feed/ 0
Ormanda öldürülen kişinin yarasını tedavi ettiren sağlık çalışanları hakkında suç duyurusu https://www.haber60.com.tr/ormanda-oldurulen-kisinin-yarasini-tedavi-ettiren-saglik-calisanlari-hakkinda-suc-duyurusu/ https://www.haber60.com.tr/ormanda-oldurulen-kisinin-yarasini-tedavi-ettiren-saglik-calisanlari-hakkinda-suc-duyurusu/#respond Mon, 15 Jan 2024 08:48:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3524 BURSA’da, kaybolduktan 6 gün sonra, ormanda 9 kurşunla öldürülmüş olarak bulunan Recep Arı (31) ile ilgili davada, boğuşma sırasında bacağından bıçaklanan tutuklu sanık Kadir Ilgız’ın (24) cinayetin ardından, yarasını tedavi ettirmek için gittiği sağlık ocağında görevli 1’i kadın, 2 sağlık çalışanı tanık olarak dinlendi. Mahkeme heyeti, Ilgız’ı tanıdıklarını ve yaralandığını söyleyince şüphelenmediklerini söyleyen sağlık çalışanları hakkında, kolluk kuvvetlerine bilgi vermedikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.

Kestel ilçesi Çataltepe Mahallesi’nde oturan Recep Arı, 24 Şubat 2023’te eşiyle tartıştıktan sonra, av tüfeğini de yanına alıp evden çıktı. 16 ATD 714 plakalı kamyonetine binip giden Arı’dan haber alamayan ailesi, kayıp başvurusu yaptı. Jandarma arama çalışması başlatırken, yakınları, 1 Mart’ta, evine 6 kilometre uzaklıktaki Burhaniye Mahallesi’ndeki ormanda, Recep Arı’nın cesedini buldu. Arı’nın cebinde 4 bin 500 TL olduğunu tespit eden jandarma, cüzdanıyla cep telefonuna ulaşamadı. Bursa Adli Tıp Kurumu’nda yapılan otopside, Recep Arı’nın, başından ve vücudundan 9 kurşunla vurulup öldürüldüğü tespit edildi. Olayın ardından İl Jandarma Komutanlığı Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT), cinayet şüphelisi olarak Arı’nın eşi S.A. ile arkadaşı Kadir Ilgız’ı gözaltına aldı.

ARKADAŞI İTİRAF ETTİ

Jandarma Komutanlığı’nda susma hakkını kullanan şüphelilerden Kadir Ilgız, bir süre sonra suçunu itiraf etti. S.A. ile ilişkisi olduğunu söyleyen Ilgız’ın, durumu öğrenen Recep Arı ile çıkan tartışma sonrası cinayeti işlediğini söylediği iddia edildi. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Kadir Ilgız tutuklanırken, S.A. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

‘2 KURŞUN SIKTIM, 9 DEĞİL’

Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma, 6,5 ay sonra tamamlandı. 2 sanık hakkında hazırlanan 4 sayfalık iddianamede, Kadir Ilgız’ın cinayeti itiraf ettiği ancak maktul Recep Arı’ya 2 kurşun sıktığını söylediği belirtildi. İddianamede Ilgız’ın, olay günüyle ilgili, “Evinden alıp ormana götürdüm. Orada aramızda tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi sonucu bacağından bıçakla yaraladım. Bu sırada Recep silah çekti. Boğuşma sırasında elindeki tabancayı aldım, 2 el ateş ettim. Adli Tıp Kurumu raporunda 9 adet kurşun atıldığı söyleniyor. Kabul etmiyorum” savunmasına yer verildi.

‘SÜREKLİ DARBEDİYORDU’

İddianamede, Recep Arı ile 2011 yılında evlendiğini ve sürekli şiddet gördüğünü öne süren S.A.’nın da ifadesine yer verildi. S.A. yöneltilen sorulara, “Recep beni darbederken, Kadir de tanık oldu. Olaydan 1 yıl önce Kadir ile aramızda gönül ilişkisi başladı. Kadir ile mesajlaştığımı Recep gördü ve beni darbetti. Eline tüfek alıp, ‘Önce Kadir’i, sonra gelip seni öldüreceğim’ diyerek evden çıktı. Ertesi gün sabaha kadar gelmedi. Ben de KADES’i aradım, yardım istedim. Daha sonra Kadın Sığınma Evi’ne gittim. Burada cep telefonumdaki WhatsApp görüşmelerini sildim. 2 gün sonra Kadın Sığınma Evi’nden çıktım” dedi.

İddianamede, sanıkların telefon mesajlaşmaları da yer aldı. S.A.’ya WhatsApp mesajıyla, ‘Onu paketledim. Artık seni rahatsız edemez. Eve bir daha gelemez. Annenin evine git ve orada kal’ diyen Ilgız’a, Arı’nın eşinin ise yaptıkları telefon görüşmesinde, ‘Oh, iyi olmuş, süpersin’ yanıtını verdiği belirtildi.

‘ÖLDÜRMEMESİ İÇİN YALVARDIM’

Tutuklu sanık Kadir Ilgız ile tutuksuz sanık S.A. hakkında, ‘tasarlayarak, canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürmek’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı. Bursa 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yaptığı savunmada, kendisine yöneltilen suçlamaları reddeden Ilgız, “Kimseyi canavarca hisle öldürmedim. Recep Arı’nın ailesinden özür dilerim. Recep, eşi ile olan mesajlaşmalarımızı görmüş ve çok sinirlenmiş. Olay günü telefonla beni arayıp, ‘Seninle gezmeye çıkalım’ dedi. Olay yerine geldiğimizde bir anda küfredip, tüfekle darbetmeye başladı. Bir anda cebinden ekmek bıçağı alıp, bacaklarıma doğru saplamaya başladı. Kendisine beni öldürmemesi için yalvardım” dedi.

‘KAÇ EL ATEŞ ETTİĞİMİ HATIRLAMIYORUM’

Jandarmadaki ifadesinin aksine, Recep Arı’nın eşi S.A. ile ilişkileri olmadığını öne süren Ilgız, “Karısı ile ilişkimiz olduğunu düşününce bana saldırmaya devam etti. Ben de o hırsla tabancamın ağzına mermiyi verip ateş ettim. Olayın ardından taksiye binerek Kestel’e gittim ve hastanede ayağımı diktirdim. Silahım 8 mermi alıyor, kaç el ateş ettiğimi hatırlamıyorum. Pişmanım” diye konuştu.

‘ÖNCE O BENİ ALDATIYORDU’

Recep Arı’nın eşi tutuksuz sanık S.A. ise ifadesinde eşinin kendisine her gün şiddet uyguladığını söyledi. Kadir Ilgız ile 1 yıldır aralarında gönül ilişkisi olduğunu, ilk olarak eşinin kendisini aldattığını söyledi. Kocasının ölümüyle ilgisi olmadığını belirten S.A., “Eşim bir gece eve alkollü geldi. Cep telefonunu parmak iziyle açtım ve yeğeniyle uygunsuz mesajlarını gördüm. Kendisine, ‘Bunlar nedir” diye sorduğumda beni dövmeye başladı. Beni, ‘Aileme söylersen seni öldürürüm’ diyerek tehdit etti. Kadir bizim bahçemizde çalışıp eşime yardım ediyordu. Beni üzgün gördüğü zaman oturur dertleşirdik. Aramızda ilişki yaşanmadı. Eğer eşim benim uygunsuz mesajlarımı görseydi tavana değil, kafama sıkardı. Kadir’in, Recep’i öldürdüğünü bilmiyordum, ben her şeyi jandarmadan öğrendim. Ertesi gün Kadir’i aradım ve Recep’in kayıp olduğunu söyledim. Kadir, bana bilgisi olmadığını söyledi” dedi.

PANİKLE BAKMIŞ

Dava dosyasına, sanıkların telefon mesajlaşmalarının yanı sıra internet aramaları da girdi. Ilgız’ın cinayetin ardından cep telefonundan internete girerek, ‘Eldeki barut izi kaç günde çıkar?’ diye arama yaptığı ortaya çıktı. Ilgız, cinayetin ardından yaşadığı panikle, cep telefonundan internete girerek baktığını söyledi.

TANIK OLARAK DİNLENDİLER

Davanın ikinci duruşmasında, Kadir Ilgız’ın cinayetin ardından, bacağındaki bıçak yarasını tedavi ettirmek için gittiği sağlık ocağında görevli 1’i kadın, 2 sağlık çalışanı tanık olarak dinlendi. Kadir Ilıgız’ın komşusu olduğunu ve bu nedenle şüphelenmediğini söyleyen sağlık çalışanı ifadesinde, ‘Kadir benim komşum. Ayağını o halde görünce açıkçası şüphe duymadım. Ayağı kesikti. Şüphe uyandıracak bir durum da olmadı. Sebebini sorduğumda, ‘Yaralandım. Aileme söylemeyin. Panik olmasınlar, üzülmesinler’ dedi. Ben de müdahale ettim? diye konuştu.

Kadın sağlık çalışanı da ‘Olay günü ayağı kesikti. Ben de dikiş atmak için gerekli her şeyi yaptım. Birini öldürmüş olabileceğini hiç düşünmedim. Bana yaralandığını söyleyince üstünde durmadım’ dedi.

‘KOLLUK KUVVETLERİNE BİLGİ VERMEDİLER’

Kadir Ilgız’ın tutukluk halinin devamına hükmeden mahkeme heyeti, kolluk kuvvetlerine bilgi vermedikleri gerekçesiyle, sağlık çalışanları hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar vererek, duruşmayı erteledi. (DHA)

]]>
https://www.haber60.com.tr/ormanda-oldurulen-kisinin-yarasini-tedavi-ettiren-saglik-calisanlari-hakkinda-suc-duyurusu/feed/ 0
Ormanda öldürülen kişinin yaralayan sanığın tedavi için gittiği sağlık çalışanları hakkında suç duyurusu https://www.haber60.com.tr/ormanda-oldurulen-kisinin-yaralayan-sanigin-tedavi-icin-gittigi-saglik-calisanlari-hakkinda-suc-duyurusu/ https://www.haber60.com.tr/ormanda-oldurulen-kisinin-yaralayan-sanigin-tedavi-icin-gittigi-saglik-calisanlari-hakkinda-suc-duyurusu/#respond Mon, 15 Jan 2024 07:33:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3477

BURSA’da, kaybolduktan 6 gün sonra, ormanda 9 kurşunla öldürülmüş olarak bulunan Recep Arı (31) ile ilgili davada, boğuşma sırasında bacağından bıçaklanan tutuklu sanık Kadir Ilgız’ın (24) cinayetin ardından, yarasını tedavi ettirmek için gittiği sağlık ocağında görevli 1’i kadın, 2 sağlık çalışanı tanık olarak dinlendi. Mahkeme heyeti, Ilgız’ı tanıdıklarını ve yaralandığını söyleyince şüphelenmediklerini söyleyen sağlık çalışanları hakkında, kolluk kuvvetlerine bilgi vermedikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.

Kestel ilçesi Çataltepe Mahallesi’nde oturan Recep Arı, 24 Şubat 2023’te eşiyle tartıştıktan sonra, av tüfeğini de yanına alıp evden çıktı. 16 ATD 714 plakalı kamyonetine binip giden Arı’dan haber alamayan ailesi, kayıp başvurusu yaptı. Jandarma arama çalışması başlatırken, yakınları, 1 Mart’ta, evine 6 kilometre uzaklıktaki Burhaniye Mahallesi’ndeki ormanda, Recep Arı’nın cesedini buldu. Arı’nın cebinde 4 bin 500 TL olduğunu tespit eden jandarma, cüzdanıyla cep telefonuna ulaşamadı. Bursa Adli Tıp Kurumu’nda yapılan otopside, Recep Arı’nın, başından ve vücudundan 9 kurşunla vurulup öldürüldüğü tespit edildi. Olayın ardından İl Jandarma Komutanlığı Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT), cinayet şüphelisi olarak Arı’nın eşi S.A. ile arkadaşı Kadir Ilgız’ı gözaltına aldı.

ARKADAŞI İTİRAF ETTİ

Jandarma Komutanlığı’nda susma hakkını kullanan şüphelilerden Kadir Ilgız, bir süre sonra suçunu itiraf etti. S.A. ile ilişkisi olduğunu söyleyen Ilgız’ın, durumu öğrenen Recep Arı ile çıkan tartışma sonrası cinayeti işlediğini söylediği iddia edildi. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Kadir Ilgız tutuklanırken, S.A. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

‘2 KURŞUN SIKTIM, 9 DEĞİL’

Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma, 6,5 ay sonra tamamlandı. 2 sanık hakkında hazırlanan 4 sayfalık iddianamede, Kadir Ilgız’ın cinayeti itiraf ettiği ancak maktul Recep Arı’ya 2 kurşun sıktığını söylediği belirtildi. İddianamede Ilgız’ın, olay günüyle ilgili, “Evinden alıp ormana götürdüm. Orada aramızda tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi sonucu bacağından bıçakla yaraladım. Bu sırada Recep silah çekti. Boğuşma sırasında elindeki tabancayı aldım, 2 el ateş ettim. Adli Tıp Kurumu raporunda 9 adet kurşun atıldığı söyleniyor. Kabul etmiyorum” savunmasına yer verildi.

‘SÜREKLİ DARBEDİYORDU’

İddianamede, Recep Arı ile 2011 yılında evlendiğini ve sürekli şiddet gördüğünü öne süren S.A.’nın da ifadesine yer verildi. S.A. yöneltilen sorulara, “Recep beni darbederken, Kadir de tanık oldu. Olaydan 1 yıl önce Kadir ile aramızda gönül ilişkisi başladı. Kadir ile mesajlaştığımı Recep gördü ve beni darbetti. Eline tüfek alıp, ‘Önce Kadir’i, sonra gelip seni öldüreceğim’ diyerek evden çıktı. Ertesi gün sabaha kadar gelmedi. Ben de KADES’i aradım, yardım istedim. Daha sonra Kadın Sığınma Evi’ne gittim. Burada cep telefonumdaki WhatsApp görüşmelerini sildim. 2 gün sonra Kadın Sığınma Evi’nden çıktım” dedi.

İddianamede, sanıkların telefon mesajlaşmaları da yer aldı. S.A.’ya WhatsApp mesajıyla, ‘Onu paketledim. Artık seni rahatsız edemez. Eve bir daha gelemez. Annenin evine git ve orada kal’ diyen Ilgız’a, Arı’nın eşinin ise yaptıkları telefon görüşmesinde, ‘Oh, iyi olmuş, süpersin’ yanıtını verdiği belirtildi.

‘ÖLDÜRMEMESİ İÇİN YALVARDIM’

Tutuklu sanık Kadir Ilgız ile tutuksuz sanık S.A. hakkında, ‘tasarlayarak, canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürmek’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı. Bursa 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yaptığı savunmada, kendisine yöneltilen suçlamaları reddeden Ilgız, “Kimseyi canavarca hisle öldürmedim. Recep Arı’nın ailesinden özür dilerim. Recep, eşi ile olan mesajlaşmalarımızı görmüş ve çok sinirlenmiş. Olay günü telefonla beni arayıp, ‘Seninle gezmeye çıkalım’ dedi. Olay yerine geldiğimizde bir anda küfredip, tüfekle darbetmeye başladı. Bir anda cebinden ekmek bıçağı alıp, bacaklarıma doğru saplamaya başladı. Kendisine beni öldürmemesi için yalvardım” dedi.

‘KAÇ EL ATEŞ ETTİĞİMİ HATIRLAMIYORUM’

Jandarmadaki ifadesinin aksine, Recep Arı’nın eşi S.A. ile ilişkileri olmadığını öne süren Ilgız, “Karısı ile ilişkimiz olduğunu düşününce bana saldırmaya devam etti. Ben de o hırsla tabancamın ağzına mermiyi verip ateş ettim. Olayın ardından taksiye binerek Kestel’e gittim ve hastanede ayağımı diktirdim. Silahım 8 mermi alıyor, kaç el ateş ettiğimi hatırlamıyorum. Pişmanım” diye konuştu.

‘ÖNCE O BENİ ALDATIYORDU’

Recep Arı’nın eşi tutuksuz sanık S.A. ise ifadesinde eşinin kendisine her gün şiddet uyguladığını söyledi. Kadir Ilgız ile 1 yıldır aralarında gönül ilişkisi olduğunu, ilk olarak eşinin kendisini aldattığını söyledi. Kocasının ölümüyle ilgisi olmadığını belirten S.A., “Eşim bir gece eve alkollü geldi. Cep telefonunu parmak iziyle açtım ve yeğeniyle uygunsuz mesajlarını gördüm. Kendisine, ‘Bunlar nedir?’ diye sorduğumda beni dövmeye başladı. Beni, ‘Aileme söylersen seni öldürürüm’ diyerek tehdit etti. Kadir bizim bahçemizde çalışıp eşime yardım ediyordu. Beni üzgün gördüğü zaman oturur dertleşirdik. Aramızda ilişki yaşanmadı. Eğer eşim benim uygunsuz mesajlarımı görseydi tavana değil, kafama sıkardı. Kadir’in, Recep’i öldürdüğünü bilmiyordum, ben her şeyi jandarmadan öğrendim. Ertesi gün Kadir’i aradım ve Recep’in kayıp olduğunu söyledim. Kadir, bana bilgisi olmadığını söyledi” dedi.

PANİKLE BAKMIŞ

Dava dosyasına, sanıkların telefon mesajlaşmalarının yanı sıra internet aramaları da girdi. Ilgız’ın cinayetin ardından cep telefonundan internete girerek, ‘Eldeki barut izi kaç günde çıkar?’ diye arama yaptığı ortaya çıktı. Ilgız, cinayetin ardından yaşadığı panikle, cep telefonundan internete girerek baktığını söyledi.

TANIK OLARAK DİNLENDİLER

Davanın ikinci duruşmasında, Kadir Ilgız’ın cinayetin ardından, bacağındaki bıçak yarasını tedavi ettirmek için gittiği sağlık ocağında görevli 1’i kadın, 2 sağlık çalışanı tanık olarak dinlendi. Kadir Ilıgız’ın komşusu olduğunu ve bu nedenle şüphelenmediğini söyleyen sağlık çalışanı ifadesinde, “Kadir benim komşum. Ayağını o halde görünce açıkçası şüphe duymadım. Ayağı kesikti. Şüphe uyandıracak bir durum da olmadı. Sebebini sorduğumda, ‘Yaralandım. Aileme söylemeyin. Panik olmasınlar, üzülmesinler’ dedi. Ben de müdahale ettim” diye konuştu.

Kadın sağlık çalışanı da “Olay günü ayağı kesikti. Ben de dikiş atmak için gerekli her şeyi yaptım. Birini öldürmüş olabileceğini hiç düşünmedim. Bana yaralandığını söyleyince üstünde durmadım” dedi.

‘KOLLUK KUVVETLERİNE BİLGİ VERMEDİLER’

Kadir Ilgız’ın tutukluk halinin devamına hükmeden mahkeme heyeti, kolluk kuvvetlerine bilgi vermedikleri gerekçesiyle, sağlık çalışanları hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar vererek, duruşmayı erteledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ormanda-oldurulen-kisinin-yaralayan-sanigin-tedavi-icin-gittigi-saglik-calisanlari-hakkinda-suc-duyurusu/feed/ 0
BABALARININ KARDEŞLERİNİ DÖVEREK ÖLDÜRDÜĞÜNÜ İHBAR ETMİŞLERDİ: BUGÜN YAŞIYOR OLMAMIZ TESADÜF https://www.haber60.com.tr/babalarinin-kardeslerini-doverek-oldurdugunu-ihbar-etmislerdi-bugun-yasiyor-olmamiz-tesaduf/ https://www.haber60.com.tr/babalarinin-kardeslerini-doverek-oldurdugunu-ihbar-etmislerdi-bugun-yasiyor-olmamiz-tesaduf/#respond Thu, 04 Jan 2024 21:21:44 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2273 İSTANBUL’da 20 yıl önce babalarının 15 aylık kardeşleri Armağan’ı döverek öldürdüğünü ve olayı gizlemek için de bir arkadaşıyla beraber yetkililere haber vermeden gömdüğünü ihbar eden kardeşlerden V.K. (25), “Bugün bizim ölmemiş olmamız, yaşıyor olmamız, bu noktalarda mücadele verebiliyor olmamız, tamamen bir tesadüftür. Bizim yaşamamız normal değildi. Bu süreç içerisinde kaç sefer biz yataklarda kaldık, yediğimiz dayaklardan dolayı ayağa kalkamadık. Korkumuz yıllarca sürdü ve en son evden çıkış noktamız şuydu; öleceksek bir kere ölürüz, ne olacaksak oluruz ama bu zulüm artık yıllarca devam etmez diye yola çıktık” dedi.

Ailesinden uzakta İzmir’de yaşam kuran ve burada çalışan 25 yaşındaki V.K., DHA’ya konuştu. Aydın, Söke’de yaşayan babası Hüseyin K.’dan 18 yaşına kadar işkence boyutuna varan bir şiddet gördüğünü belirten V.K., “Gözümüzü açtığımız an itibarıyla aile içi şiddet, kavga, gürültü, akıl almaz bir şekilde işkence boyutu vardı. En ufak yaşlarımdan itibaren şiddet gördüm. Aynı şekilde kardeşlerim de. Yani bizim ailede eksik olmayan bir şiddet süreci vardı” dedi.

Babasının “Şeytan çocuk” diyerek döve döve öldürdüğünü iddia ettiği 15 aylık kardeşi Armağan’ın, öldüğünde 5 buçuk yaşında olduğunu belirten V.K., babasının hasta olduklarında bile döverek kendilerini iyileştireceğini söylediğini anlattı. Babasının kardeşini döverek öldürüp gizlice gömdüğünü söyleyen V.K., 2010 yılında, ölen kardeşinin okul vakti gelince Milli Eğitim görevlilerinin geldiğini, babasının bir şekilde kardeşini nüfustan sildirtmeyi başardığını öne sürdü.

YAŞAYAN 9 KARDEŞTEN 5’İ BABASININ YANINDA

Resmi kayıtlara göre toplam 12 kardeş göründüklerini dile getiren V.K., şu anda yaşayan 9 kardeş olduğunu, 5’inin babalarıyla yaşadığını ifade etti. Kayıt dışında 6 kardeşleri olduğunu, bunların kendilerine ölü doğdu denilerek evlerinin yanına gömüldüklerini iddia eden V.K., bu iddiasıyla ilgili dava açmaya çalıştığını ancak kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiğini belirtti.

“ÜÇ KARDEŞ EL ELE AYRILDIK O EVDEN, GECE KAÇTIK”

2002 yılında bir dönem İstanbul’da yaşadıklarını söyleyen V.K. daha sonra Aydın’a taşındıklarını belirterek, 2016 yılında babalarını polise ihbar etmeye karar verme sürecini ise şöyle anlattı: “Kendisini kabullenmiştik, ama yaptıklarını kabullenemiyorduk. Yaptıklarından dolayı nefret noktasına geldik. Kız kardeşlerimle birlikte üç kişi bir araya geldik. Biz bu süreçte artık ne yapabiliriz, okul kaydımız dahi yokken hayatta sıfırdaydık. Aynı zamanda devlet düşmanıydı babam. Devlet memurlarının onlara giden kadınlara tecavüz ettiğini, kızları sattığını, çocukları organ mafyalarına verdiğini, bu tür korkularla tuttu bizi yıllarca. Biz evden çıktıktan sonra ilk polise gidemedik bu korkuyla. Üç kardeş el ele ayrıldık o evden. Gece uyurken kaçtık evden. 2016 yılında bir akrabamıza sığındık. Onu tehdit etti. Akrabamız da dedi ki, ‘Böyle olmaz, babanızla baş edilmez. Siz gidin en iyisi kendinizi güvenceye alın. Onun anlattığı gibi değil devlet. Devlet menfaat uğruna insanlara bir şey yapmıyor. Devlet her zaman mağdurun yanındadır.’ Biz devlete sığındık.”

“7 YILDIR DAVA SÜRECİNDEYİZ”

Dava sürecine 7 yılda gelinebildiğini söyleyen V.K., “Yıllarca elimizden alınan özgürlüğümüz, eğitim hayatımız, bizden alınan kardeşlerimiz, bütün bu yapılanların hesabı sorulsun. Yaklaşık 7 yıldır dava sürecindeyiz. 7 yılda katedebildiğimiz yol, anca ilk duruşmaya katılabildik. Tutuksuz olarak yargılandı. Bu süreçte evde yaşanabileceklerin sıkıntıların haddi hesabı yok. ve babamın öyle bir huyu var ki her gün mutlaka birini döver, dövmeden duramaz” dedi. Ablasının engelli kalmasına sebep olanın da babası olduğunu öne süren V.K. ablasının babasının yanında olmasına da dikkat çekti.

“KORKUMUZ YILLARCA SÜRDÜ”

Babasının kendilerini kablo, kemer ne varsa onunla dövdüğünü anlatan V.K., “Yerden yere çalarak kafamızı yumruklayarak ‘Şeytanı dövüyorum’ diye diye döverdi. Bugün bizim ölmemiş olmamız, yaşıyor olmamız, bu noktalarda mücadele verebiliyor olmamız, tamamen bir tesadüftür. Bizim yaşamamız normal değildi. Bu süreç içerisinde kaç sefer biz yataklarda kaldık, yediğimiz dayaklardan dolayı ayağa kalkamadık. Korkumuz yıllarca sürdü ve en son evden çıkış noktamız şuydu; öleceksek bir kere ölürüz, ne olacaksak oluruz ama bu zulüm artık yıllarca devam etmez diye yola çıktık. Birbirimize tutunaraktan, gayret vererekten her zaman, bir kötüyü, bir zulmü durdurabilmek için birlik olmak gerekiyordu. Bizim de o evde psikolojimiz hiç normal değildi, yaşadıklarımızdan dolayı. Kendi başımıza akli irademizi toparlayıp da savcıya, polise şikayetçi olayım diyebilecek durumda değildik. Çünkü bize gittiğimiz yerde çok affedersiniz, tecavüz edecekler, satacaklar mantığıyla büyüdük” diye konuştu.

“AYRILDIKTAN SONRA DÖNÜP 10 AY DAHA O EVDE KALDIM”

Armağan’ın teyzesinin kucağında öldüğünü söyleyen V.K., teyzesinin kendisine bir zarar verir endişesiyle babası aleyhine ifade vermediğini ileri sürdü. Kardeşleriyle beraber evden ayrıldıktan 6 ay sonra eve döndüğünü de anlatan V.K., “Kardeşlerimin ölümüyle tehdit etti beni. Evde kalan kardeşlerimin yaşaması için o eve döndüm ve 10 ay daha o evde kaldım. ve artık o evde kalarak onları kurtaramayacağımı, onlara yardımcı olamayacağımı anladım ve ayrıldım o evden. Bu sistemiyle de beni durdurmayı başaramadığı için olur olmaz iftiralar attı. Benim hakkımda şikayetçi oldu, ‘Kızlarımı satıyor’ gibi, bir sürü. Ortalığı karıştırdı. Sonra da çevrede hiç kimse ona karşı gık demez oldu” dedi.

“ÜÇ KARDEŞ EL ELE VERDİK BU ZULMÜ DURDURMAK İÇİN UĞRAŞIYORUZ”

Şu anda babasıyla biri 30 yaşlarında zihinsel engelli ablası da olmak üzere en küçüğü 13 yaşında 5 kardeşinin yaşadığını ifade eden V.K., onlarla görüşmediğini ancak sağlık durumlarını kontrol edebilmek için sık sık Aydın’a gittiğini belirtti. V.K., “Şu an tek tasam, engelli olan, kendisini koruyamayan ablamın böyle psikopat, vahşi bir ailenin elinde olmasıdır. Onun oradan kurtulması için elimden geleni yapıyorum ve yapacağım da. Bizim için çok sıkıntılı bir süreç, şöyle söyleyeyim o lanet olası herifin yaptıklarından biz utandık. Biz utandıkça o arsızca devam etti. Şu anda çevresine oldukça zarar vermekte. Fakat kaç tane dosyası oldu, hiçbirinden ceza almadı çünkü dağ başında kamera kaydı yok. Üç kardeş el ele verdik, yıllardır devam eden bu zulmü durdurmak için uğraşıyoruz. En ağır şekilde cezalandırılmasını talep ediyoruz. Yarın bir gün bir tane daha ölü çıkmayacağının bir garantisi yok” şeklinde konuştu.

OLAYIN GEÇMİŞİ

Arnavutköy’de üç kardeş, 20 yıl önce babaları Hüseyin K.’nın 15 aylık kardeşleri Armağan’ı döverek öldürdüğünü ve olayı gizlemek için de bir arkadaşıyla gömdüğünü 2016 yılında polise ihbar etmişti. İfade veren kardeşlerden Ö.K., “Ben 3-4 yaşlarındayken babamdan şiddet görmeye başladım. Eline ne geçerse onunla bizi döverdi. 2001 yılında doğan kardeşim Armağan için babam ‘Şeytan çocuk’ derdi. Bir gece babam kardeşimi kötü dövdü. Çocuk sabaha karşı öldü. Annem ve babam bizden gizli bu çocuğu götürüp Arnavutköy Mezarlığı’na gömdüler. Biz, sonraki konuşmalardan bunu anladık. 5-6 yıl sonra okul kaydı çıktığından nüfus müdürlüğüne öldüğünü belgelemek için başvuruda bulundular. Tanık olarak teyzemi gösterdiler” demişti.

V.K. (25), Ö.K. (23) ve M.K. (21) adlı kardeşlerin ihbarı sonrasında soruşturma başlatılmış, bebeğin gömüldüğü yer de açılmıştı. Söz konusu bebeğin baba Hüseyin K.’ya ait olduğunun tespit edilmesi sonrasında baba Hüseyin K. hakkında “Olası kastla çocuğunu öldürme” suçundan müebbet hapis istemiyle dava açılmıştı.

İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada, tutuksuz yargılanan baba Hüseyin K. suçlamaları reddederek, “Vefat öncesi eşim bebeğin merdivenden yuvarlandığını söyledi. Kontrol ettim herhangi bir bulgu yoktu. Eşimin anlattığına göre o gün biraz ateşlenir gibi olmuş. Akşam bir şeyi yoktu. Sabaha karşı eşim beni kaldırdı. Çocuk hareketsizdi. Nabzı atmıyordu. Vefat ettiğini anladım” demişti. Sanık Hüseyin K. maddi imkanlarının yetersiz olduğunu, daha önceden vefat eden bebeğinin cenaze masraflarını karşılayamadığını ve aynı sıkıntıları yaşayacağı düşüncesiyle defin işlemlerini kendisinin yaptığını belirterek beraatini istemişti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/babalarinin-kardeslerini-doverek-oldurdugunu-ihbar-etmislerdi-bugun-yasiyor-olmamiz-tesaduf/feed/ 0