(İSTANBUL) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Erikli Baba Cemevi ziyaretinde; “Madımak, utanç müzesi olup da orada o utanç müzesinin açılışını orada kaybettiğimiz canların aileleri ile acılı kardeşleri, eşleri, çocukları, anneleri babalarıyla yapana kadar, cemevlerini yasal ibadethane yapana kadar, Alevileri hiç şüphesiz, hiç tartışmasız tam ve eşit yurttaşlar yapana kadar hep birlikte mücadele edeceğiz” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul’un Zeytinburnu ilçesinde bulunan Erikli Baba Cemevi’ni ziyaret etti. Ziyarette Özel’e CHP İstanbul Milletvekili Yunus Emre ve İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de eşlik etti. Burada konuşan Özel, şunları söyledi:
“Erikli Baba’nın şahsında, o günden bugüne bu ocağın ateşini tüttürenlere, çorbasını kaynatanlara, aç olanı doyuran, susayanı kandırtan, günü geldiğinde dayanışmanın en iyi örneklerini gösteren ve asla ve asla kan davası gütmeyen, kan davaları bir gün biter ama sizin davanız bizim davamız, can davasıdır. Kan davasını silahla sürdürürler, günü gelince de bitirirler. Can davası silahla sürmez. Can davası kalemle sürer. Can davası yürekle sürer. Can davası inançla, sevgiyle sürer. Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta, Kerbela’da canlarını kaybedenleri ve can davasını yüreklerinde insan sevgisiyle sürdürenleri yürekten selamlıyorum, hepinizin önünde saygıyla eğiliyorum. Hazreti Hüseyin’in de beraberindeki 72 şehidin şehadet günü olan 10 Muharrem’i geride bıraktık. Bir kez daha Kerbela’da yaşanan acıları anıyor, Yas-ı Muharrem oruçlarınızın kabul olmasını niyaz ediyor, tüm canların tuttukları oruçlar, paylaştıkları lokmalar, ettikleri duaların hak katında kabul olmasını yürekten diliyorum.
“Azı çok edip yürekten paylaşıyorsunuz”
Aleviler, ‘İncinsen de incitme’ anlayışındaki bu ülkenin en müstesna, bu ülkenin birliğine, bütünlüğüne kardeşliğine, dostluğuna, komşuluğuna en çok katkı yapan yürekleridir. Horasan Erenlerinin evlatları olarak sizler tarihinde olduğu gibi bugün de bu toprakların insanına, birliğine, dirliğine, beraberliğini hizmet için, katkı için emek veriyorsunuz, zaman ayırıyorsunuz, kısıtlı bütçelerinizden artırıyorsunuz, azı çok ediyorsunuz. O çoğu yürekten paylaşıyorsunuz. Her sene Nevruz’da Manisa’da Saruhanlı ilçesinin Kemiklidere köyündeki Horasan Erenlerinden bir mümtaz şahsiyetin türbesinin başında, o türbeyi bekleyenlerle beraber oturur, bir iki lokmayı paylaşır, onlarla birlikte güzel sohbetlerine, tatlı yemeklerine, aşlarına, demlerine eşlik eder ve Horasan Erenlerinin Anadolu’ya gökyüzüne saçılmış yıldızlar gibi nasıl saçıldığını, nasıl en yüksek insan, bilinci, ahlakı, edebi Anadolu’ya dağıttıklarını ve halen daha Horasan Erenlerinin torunlarının bu ülke için ne kadar kıymetli olduğunu, her sene o yeni günde bir kez daha orada yaşarız. Buradan Horasan Erenlerinin Kemiklidere’deki dergahını bekleyen Atanur Dedeme, onun şahsında Horasan Erenlerinin bütün torunlarına selam olsun.
“Kerbela’dan Gezi’ye acıların sonuçlarını yüreğine gömenlerle birlikteyiz”
Tarih boyunca yaşanılan bütün haksızlıklara rağmen ‘Gelin canlar bir olalım’ diyenlerle bugün birlikteyiz. Kurtuluş Savaşı’nda şüphesiz Mustafa Kemal Paşa’nın yanında dimdik duranlarla, onu ilk ziyaret ettiğinde Hacıbektaş’ı madden ve manen destekleyenlerle, arkasında duranlarla, yanında duranlarla, önünden koşanlarla birlikteyiz. Kerbela’dan Çorum’a, Maraş’a, Sivasa, Gazi’den Gezi’ye yaşanan tüm acıların acı sonuçlarını yüreklerine gömen, acılarını unutmayan ama kini değil, yüreklerinde insan sevgisini büyütenlerle birlikteyiz. Çocuklarınıza tarihteki acılarınızın feryadı yerine gelecek güzel günlere seslenen bir turna havası bırakan güzel canlarla birlikteyiz. Herkesi berrak zihninizle, tatlı dilinizle bu topraklardaki tüm eşitsizliklerle yüzleştirdiniz. Bizi, deyişlerinizin içindeki o büyük felsefe ile zenginleştirdiniz. Kimseye ‘Bize borcunuz var’ demeden sizlere olan borcumuzu en naif şekilde, söylemeden hepimizin dimağına işlediniz.
“Camiye ne yapılıyorsa cemevine de yapılana kadar talebin arkasındayız”
Cemevleri ile ilgili talepleriniz yıllardır ortadayken, bir yandan bu ülkede Anayasa’ya göre her yurttaş eşitken, Sünni ve yurttaşın ibadethanesi camilerin her ihtiyacı karşılanırken, aynı vergiyi ödeyen, vergi verirken eşit ama hizmet alırken eşit olmayan Alevi yurttaşlarımızın ibadethaneleri, cemevleri devlet nezdinde ibadethane kabul edilip camiye ne yapılıyorsa cemevine de aynısı yapılacağı güne kadar bu talebinizin sonuna kadar arkasındayız. Tabi anayasaya rağmen camiye ibadethane sayan, ki öyledir, cemevinin ibadethane saymayan, gün gelince ‘Cemevi cümbüş evi’ diye küstahlaşan, sonra o söylemleri terk eden ama cemevlerini bağlayacak bir birim ararken Kültür Bakanlığı’na bağlayan yani Alevilik inancını bir inanç, semahı bir ibadet değil de Alevilik inancını bir kültürel faaliyet, bir renk; semahı ibadet yerine sanki bir eğlenceymiş gibi gören, o ibadetin yasını hissetmek yerine onu cümbüşle, müzikle eş tutan, eğlenceyle eş tutan anlayış, ÇEDES projeleriyle güzelim, gencecik, biricik, küçücük evlatlarımızın zihinlerine kendi -dindar olmalarına bir diyeceğimiz yok- ama kendi ifadeleriyle ‘kindar bir nesil yetiştirme’ hevesiyle ortaya koydukları ÇEDES projesine, sadece Alevilere ayrımcılık olduğu için de değil, onu da görerek ama hakkı zatında gericilik olduğu için, hakkı zatında akıl dışı, bilim dışı küçücük çocuklara okulun ortasına maket koyup ağlatmak, mezar koyup korkutmak; eğitmek yerine o çocukları travmalara tanıştıran bu zihniyete sonuna kadar hep beraber direneceğiz. Bu mücadele bir yerde bitecek.
“Görevimiz eşit yurttaşlığı haykırmak”
Her birimizin görevi eşitliği haykırmaktır. Her birimizin görevi birlik, beraberlik, özgürlük demektir. Her birimizin görevi aydınlıktan, çağdaşlıktan, laiklikten yana tavır almaktır. Her birimizin görevi Anayasa’da yazan eşitlik ilkesinin gerçekten hayata geçene kadar, siz baş ettiniz diye Türkiye’de herkes eşittir, Türklerle Kürtler eşittir. Kürtler, ‘Eşit hissetmiyorum’ diyorsa o hissedene kadar eşit anayasal yurttaşlık için, Aleviler, ‘Eşit hissetmiyorum’ diyorsa senin demenle eşit olmayacak, burasında hissedecek. ‘Ben eşittim, ayrımcılığa tabi tutulmuyorum, ötekileştirilemiyorum, şeytanlaştırılmıyorum, birileri kırılırken ben bir kenarda dezavantajlı bir grup olarak devletin kontrolünde sanki himaye edilirmiş gibi tecrit edilmiyorum, ben eşitim’ dedikleri güne kadar Alevilerin eşitliği için hep birlikte mücadele edeceğiz. Sizin yolunuz bizim yolumuzdur. Sizin aşkınız bizim aşkımızdır. Koca Haydar Pir Sultan’ın dediği gibi kim dönerse dönsün, siz yolunuzda yürüdükçe sizin yolunuzdan bu kardeşiniz de dönmeyecektir. Madımak, utanç müzesi olup da orada o utanç müzesinin açılışını orada kaybettiğimiz canların aileleri ile acılı kardeşleri, eşleri, çocukları, anneleri babalarıyla yapana kadar, cemevlerini yasal ibadethane yapana kadar, Alevileri hiç şüphesiz, hiç tartışmasız tam ve eşit yurttaşlar yapana kadar hep birlikte mücadele edeceğiz. O sizin güzel gönülleriniz, sıcak kalpleriniz, açık zihinleriniz hep var olsun. Allah sizi var etsin, hepinizi saygıyla selamlıyorum.”
]]>
TBMM Genel Kurulu’nda bugün Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümü dolayısıyla Meclis Başkanlığı tezkeresi okundu. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş imzalı tezkerede şu ifadeler yer aldı:
“Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümü büyük bir gurur ve mutlulukla idrak ediliyor. Kıbrıs Türk halkının barış ve özgürlük bayramını içtenlikle tebrik ediyoruz.
“Enosis hayalleriyle ve bir oldubittiyle ilhakının da önüne geçilmiştir”
20 Temmuz yıllardır çektiği acı ve zorluklara cesaret ve sabırla karşı koyan Kıbrıs Türk halkının kurtuluş günüdür. Adadaki egemenlik haklarının ve eşit statüsünün korunmasının sembolüdür. 1963 yılında Kıbrıslı Rumların ortaklık devletini gasp etmesiyle başlayan sürgün ve katliamlarla devam eden karanlık dönem bu harekatla son bulmuş, Kıbrıs Türkü’nün varlık ve güvenliği teminat altına alınmış, adada huzur ve güven ortamı tesis edilmiştir. İzleyen yarım asır boyunca Kıbrıs adasında kan dökülmemiş olması Barış Harekatı’nın kalıcı mirası ve başarısının tartışılmaz kanıtıdır. Adını barıştan alan Kıbrıs Türkü’nü mutlak bir yok oluştan kurtaran bu harekat, Türkiye Cumhuriyeti’nin 1960 Garanti Anlaşması’ndan kaynaklanan hak ve yükümlülükleri temelinde icra edilmiştir. Bu sayede adanın Enosis hayalleriyle ve bir oldubittiyle ilhakının da önüne geçilmiştir.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kahraman askerleri ve Kıbrıslı mücahitlerin el ele ulaştıkları zafer, bağımsız Kıbrıs Türk Devleti’nin teşekkülünde atılan ilk adım olmuştur. Bu vesileyle harekat kararını alan Başbakan Bülent Ecevit’i, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan’ı, zorluklarına rağmen harekatı büyük bir başarıyla icra edip zaferle sonuçlandıran Genelkurmay Başkanı Semih Sancar’ı, bağımsızlık mücadelesinin öncü isimleri Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş’ı saygıyla, minnetle ve rahmetle anıyoruz. Kıbrıs Türkü’nün varoluş mücadelesinde omuz omuza çarpışan mehmetçik ve mücahitlerimizi, harekatın isimsiz kahramanlarını, şehit ve gazilerimizi rahmet ve şükranla yad ediyoruz.
“Kıbrıs Türkleri, sonsuza kadar bağımsız devletlerinin çatısı altında huzur ve güvenle yaşamaya devam edecektir”
Geride bıraktığımız 50 yılda Barış Harekatı’nın açtığı yolda başarı ve güvenle yürüyen Kıbrıs Türkleri, 1983 yılında kurucu Cumhurbaşkanı merhum Rauf Denktaş’ın önderliğinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ilan ederek egemenlik mücadelelerini taçlandırmıştır. Kıbrıs Türkü, Türkiye’nin de desteğiyle adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm için iyi niyetle bir çaba sarf etmiştir. Ancak 50 yıldır devam eden müzakere sürecinde Türk tarafının yapıcı rolüne rağmen Rum tarafının uzlaşmaz tavrı nedeniyle sonuç alınamamıştır. Kıbrıslı Rumlar, Avrupa Birliği üyeliğiyle ödüllendirilirken haksız ve insanlık dışı bir izolasyona, kısıtlama ve ambargolara maruz kalmıştır. Kıbrıs Türkü, bu duruma ne layıktır ne razıdır. Oyalanmaya siyasi eşitliği ve adanın doğal kaynaklarını eşitlik temelinde paylaşımı öngörmeyen önerilerle zaman kaybına tahammülleri de kalmamıştır. Artık adada tek ve kesin çözüm, Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarının teslim edilmesi. Egemenlik eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesidir. İki devletli çözüm siyaseti, Akdeniz bölgesinde istikrar ve kalıcı barışı sağlamanın da yegane yoludur. Adada iki ayrı halkın ve iki ayrı devletin varlığı daha fazla göz ardı edilmemelidir. Kıbrıs meselesinin çözümüne yönelik teşebbüslerin bu gerçek üzerine inşa edilmesi şarttır. Kıbrıs Türk Devleti’nin uluslararası toplumun bağımsız ve eşit, egemen bir üyesi olarak hak ettiği yeri alması daha fazla tehir edilemez. Bu çerçevede, Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türk Devletleri Teşkilatında ve Türk Devletleri Parlamenter Asamblesinde gözlemci üye statüsü kazanması memnuniyet vericidir. Bu gelişmelerin ileri adımlarla tamamlanması en tabii beklentimizdir. Uluslararası toplumu Ada’daki gerçekleri kabul ederek Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı insanlık dışı izolasyona bir an önce son vermeye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni hak ettiği şekilde tanımaya davet ediyoruz. Kıbrıs Türkü kardeşlerimizle birlikte bu yöndeki gayretlerimizi sonuca ulaşana dek sürdüreceğimizi vurguluyoruz. Türkiye, bugüne kadar olduğu gibi gelecekte de Kıbrıs Türklerinin özgürlük ve refahının teminatı olmaya devam edecek, garantör devlet ve anavatan olarak sorumluluklarını hassasiyetle yerine getirmeyi sürdürecektir, Kıbrıs Türk halkının meşru hak ve çıkarlarının aşındırılmasına hiçbir şekilde müsaade etmeyecektir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne tam desteği her koşulda ve kesintisiz olarak devam edecektir.
Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıl dönümünü idrak ettiğimiz bu tarihi günde Kıbrıslı soydaşlarımızla gönül ve dava beraberliğimizi teyit ediyoruz, sarsılmaz birlik ve dayanışmamızı bir kez daha tüm dünyaya ilan ediyoruz. Kıbrıs Türkleri, sonsuza kadar bağımsız devletlerinin çatısı altında ve kendi bayraklarının gölgesinde barış, huzur ve güvenle yaşamaya devam edecektir.”
Tezkere, Genel Kurul’da okunduktan sonra oylanarak kabul edildi.
]]>
ESMA TURAN
(MUĞLA) – Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, göreve başlamasının ardından geçen ilk 100 günde gerçekleştirdiği projelerini anlattı. Aras, “Seçimlerden önce başladığımız yolculukta ‘Dünya Kenti Muğla’ misyonuyla yola çıkmıştık. Atamızın bize bıraktığı çok önemli bir miras var. Bu 100 yıllık birikim, 100 yıllık bir güç. Bizler aslında bununla hareket ediyoruz. Atamızın ışığında, onun yolunda ilerliyoruz. Önümüzde talansız ve yalansız yarınları hedefliyoruz” dedi.
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi’nde “100 günde neler yapılabilir” başlıklı proje tanıtım töreni düzenledi. Tanıtım törenine ilçe belediye başkanları, CHP il ve ilçe örgütü, daire başkanları, birim müdürleri ve partililer katıldı.
‘Dünya Kenti Muğla’ misyonu ile yola çıktıklarını belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Aras “Seçimlerden önce başladığımız yolculukta ‘Dünya Kenti Muğla’ misyonuyla yola çıkmıştık ve 31 Mart’ta tabii ki kentimizin teveccühüyle yeni bir aşamaya geçtik. Seçim başarı ile sonuçlandı ve göreve başladım. İlk 100 gün için bir tanıtım programı hep kafamızda zaten vardı. Neler yapabiliriz diye bakıyorduk. Tabii ki 100 gün aslında çok kısa bir süre. Yeni seçilmiş bir belediye başkanı için masasına oturduğunda kadrosu yeni ekibi yeni o yüzden 100 günde neler yapılabilir çok tartıştık” dedi.
“Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ni Muğla olarak revize edeceğiz”
Vizyonlarının bir tanesinin ‘Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ olduğunu söyleyen Başkan Aras, şunları söyledi:
“Biz şunu biliyoruz ki Atamızın bize bıraktığı çok önemli bir miras var. Bu da 100 yıllık bir birikim. Bu 100 yıllık birikim, 100 yıllık bir güç. Bizler aslında bununla hareket ediyoruz. Atamızın ışığında onun yolunda ilerliyoruz. İçimizdeki hizmet aşkı, vatan, millet sevgisinden, memleket sevgisinden geliyor. Yine önümüzde refah dolu, özgür, demokratik ve talansız ve yalansız yarınları hedefliyoruz. Şeffaflığı, yetim hakkını, kaynaklarımızın adil eşit etkin kullanımını önceliyoruz. Geliştirdiğimiz tüm projelerde bu doğrultuda planlıyor ve bu doğrultuda hayata geçiriyoruz. Bizim pusulamız sizlersiniz. İkinci yüzyılın ilk yerel seçiminde çok büyük bir başarı yakaladık. CHP, bu başarısıyla halkımızın gözünde bir umut oldu, biz de onun bir parçası olan, onun bir belediyesi olmanın gururu ile hedefleyebileceğim tek şey onurlu bir yaşamdır. Bizler onurlu bir yaşamı emekle, üretim ile eşit ve adil haklarla mümkün kılacağız. Vizyonumuzun yapı taşlarından bir tanesi de Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri bizim için öncelikle bir çatı oldu ancak bu hedefleri daha sonra biz ‘Muğla’nın Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ olarak revize edeceğiz.”
“Özgür, demokratik bir kent kurmak bizimde görevimiz”
Bu yolda Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in sağladığı vizyon hem partimize hem de belediyecilik anlayışınıza bir fener tutmaktadır. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında tüm yurttaşlarımızın, Cumhuriyet’in sağladığı tüm haklardan eşit yararlanacakları özgür demokratik bir kent kurmak bizim de görevimiz. Yerel yönetim olarak bizler halkçı sosyal demokrat belediyecilik manifestosuyla hareket ediyoruz. Sosyal demokrasinin evrensel ilkelerinin gösterdiği yönde ilerliyor, doğayla çevreyle uyumlu, eşitlikçi, özgürlükçü dayanışma ilkeleri etrafında bir yaşamı talep ediyoruz. Bugün ülkemiz müthiş bir yoksulluğun yoksunluğu içindedir. Toplum açlıkla sınır haldedir. Yaşadığımız yıkım neoliberalizmin dayattığı eşitsizliklerin doğa kıyımının haksız rekabetin kıyımıdır. Eşitsizliklerin had safhaya çıktığı toplumsal barışın ve adaletin temelden sarsıldığı bir zamandayız. Bu sebeple dönüşümde ve katılımda adalete katkı sağlamak için tüm gücümüzle çalışacağız. Çabamız sosyal demokrat duruşumuz ve tutarlılığımızı gereğidir. Emekçilerinin gençlerin yoksulların artan ve ağırlaşan sorunlarına sosyal demokrat kimlikte çare ve umut olmak için tüm gücümüzle buradayız. Bugün artık Cumhuriyet Halk Partili belediyeler geleneksel belediyecilik anlayışının dışında aramızda eşitsizlik yaratan merkezi uygulamalara karşı halkçı çözümler bulmakla yükümlü yönetimlerdir.”
İlk 100 günün projeleri
Başkan Aras güçlü bir yapılanma ile 1 Nisan’da projelerine başladıklarını belirterek şunları anlattı:
“Ülkemizin önceliği kadına şiddete karşı Kadın ve Aile Hizmetleri Daire Başkanlığımızı kurduk. Avrupa Yerel Yaşamda Kadın-Erkek Eşitliği Şartı’nı ve Şiddete Karşı Tutum Belgesi’ni hemen imzaladık. Kadın sığınma evleri açmak için adımları attık. Muğla Planlama Ajansı’nı kurduk. Bütün paydaşların katılım sağlayacağı, ortak kararların alınıp Muğlamızın planlanacağı bir hizmeti devreye soktuk. 108 belediyenin yer aldığı Kıyı Ege Belediyeler Birliği başkanlığını devraldık. Katılımcı belediyeciliğin ilk uygulamasını Menteşe Evleri bölgesinde sandık koyarak başlattık.”
Aras yeni projelerinden de bahsederek, “Kadın sığınma evi, muhtarlık hizmet binaları, gündüz bakımevi, etüt merkezleri, semt polikliniği, HPV aşı uygulaması, ‘Oyna, öğren, Muğla istihdam ofisleri’, belediye plajları, 4 paylaş otobüsü hizmetleri için çalışmaları başlattık. Cenaze nakil hizmetlerini tamamen ücretsiz hale getirdik. Vektörle mücadele ve itfaiye için yeni araç alımı yapıyoruz. 100 yeni içme suyu deposu, Datça Betçe 3.Etap çalışmalarını başlatıyoruz. En çok önemsediğimiz konulardan biri de emeklilerimiz. Emeklilerimiz için kapsamlı bir destek paketi hazırlıyoruz. Muğla Kart ile emeklimiz, öğrencimiz, çiftçimizin yanında olacağız” dedi.
Tarımsal üretim ve üreticiye destek konusuna da değinen Başkan Aras, çiftçi kart, 4 ilçede tarım market, Fethiye salça üretim tesisi, makine desteği, Muğla’nın ilk flake yem tesisi, yem desteği projelerinin hayata geçirileceğini, sulama kanalları temizliği ve bakımı çalışmalarının da devam edeceğini söyledi. Ayrıca başkan Aras, Bodrum Katı Atık Aktarma İstasyonu yapımına başladıklarını, güneş enerji santralleri yapımına devam edeceklerini, Denizova’ya yapılan güneş enerji santralinin devreye girdiğini ve MUSKİ’nin elektrik ihtiyacının yüzde 10’unun buradan karşılandığını belirtti.
]]>
(ESKİŞEHİR) – Eskişehir Barosu Kadın Hakları Komisyonu’ndan Funda Güney Kökçınar, kadınların evlendikten sonra bekarlık soyadlarını tek başına kullanmasının önüne geçen düzenlemeye tepki gösterdi. Kökçınar, “Kadınların medeni birer varlık ve eşit birer vatandaş olarak toplumsal hayatta yer alabilmeleri için en temel haklardan biri kendi soyadını kullanabilme hakkının ellerinden alınması kabul edilemez” dedi.
Eskişehir Barosu Kadın Hakları Komisyonu, kadının soyadıyla ilgili 9. Yargı Paketi’nde yer alan düzenlemeyle ilgili açıklama yaptı. Komisyon adına konuşan Funda Güney Kökçınar, şunları söyledi:
“9. Yargı Paketi olarak bilinen kanun teklifi, TBMM gündemine sunuldu. Teklif içeriğinde, Anayasa Mahkemesi’nin 22 Şubat 2023 tarihli kararı ile eşitlik ilkesine aykırı olması nedeni ile iptal edilen, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ‘kadının soyadı’ başlıklı 187. maddesi de bulunmaktadır. Kanun teklifi TBMM Adalet Komisyonu’nda 12 Temmuz 2024 tarihinde kabul edildi. Hukuka, cinsiyet temelli eşitlik ilkesine ve temel haklara aykırı olan ve bizler için ‘kazanılmış hak’ olarak kabul edilen soyadı hakkımıza ilişkin yapılan bu kanun teklifini kesinlikle kabul etmiyoruz.
“Kadın hareketinin 25 yılda verdiği mücadele ile kazanıldı”
Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun 187. maddesini ‘cinsiyet temelinde eşitlik ilkesine uygun olmadığı’ gerekçesiyle iptal etmişti. 28 Ocak 2024 tarihi itibarıyla da karar yürürlüğe girmişti. Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği hüküm maddelerinden sonra kadınlar artık evlendikleri eşlerinin soyadlarını almak zorunda değildi. Bu kararla tabiri caizse uzun yıllardır, bu konuda emek sarf edenler için artık net bir aşama daha atlanmış ve sonuç alınmıştı. Kadın hareketinin 25 yıldır verdiği mücadele sonrası alınan bu karar en büyük kazanılmış haklarımızdan olmuştur.
“İktidarın ilk hedefi kadınlar”
Ne var ki iktidar, artık Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına, normlar hiyerarşisini hiçe sayarak uymamayı alışkanlık haline getirmiş ve tabii ki iktidarın yine ilk hedefi kadınlar olmuştur. 9. Yargı Paketi’ndeki kanun teklifine göre, kadınlara sadece kendi doğum soyadlarını kullanma hakkı tanınmış, kocasının soyadını almak konusunda da kadınlar özgür bırakılmamıştır. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 9. Yargı Paketi’ndeki düzenlemede, hükmün Adalet Komisyonu’nda aynı şekilde korunduğunu ancak Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçelerine atıf yapılarak yeni bir düzenleme gerçekleştirildiğini söylemiş ise de teklifteki düzenleme, Anayasa Mahkemesi’nin kararını karşılamak şöyle dursun iptal edilen düzenlemenin hemen hemen aynısıdır.
“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ile de örtüşmektedir”
Anayasa Mahkemesi’nin, kadın-erkek soyadı eşitliğini sağlamak amacıyla vermiş olduğu karar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ile de örtüşmektedir. Bununla birlikte, iktidar partisinin TBMM’ye sunduğu ve TBMM Adalet Komisyonu tarafından kabul edilen yasa teklifi, cinsiyet temelli farklı işlemi devam ettirerek Anayasa Mahkemesi’nin kararına ve uluslararası sözleşmelere açıkça aykırıdır. İktidar tarafından, soyadı konusunda da kadının eşitliğinin bilinçli olarak sağlanmasına izin verilmeyerek aile içi eşitliğe zarar verilmektedir. Kadınların medeni birer varlık ve eşit birer vatandaş olarak toplumsal hayatta yer alabilmeleri için en temel haklardan biri kendi soyadını kullanabilme hakkının ellerinden alınması kabul edilemez.
“Tüm kadınları tepki göstermeye davet ediyoruz”
Kazanımlarımızdan asla vazgeçmiyoruz, kadının soyadı konusunda eşitlik sağlanıncaya, kadınlar evlenmeden önceki soyadlarını dava açmak zorunda kalmaksızın tek başına kullanabilme hakkını elde edinceye kadar yürütülecek mücadelenin Eskişehir Kadın Hakları Komisyonu olarak parçası olacağımızı kamuoyuna bildiriyoruz. Kadınları, TBMM’deki tüm siyasi partileri, baroları, sivil toplum kuruluşlarını, kazanılmış bir hakkı gasp eden yeni yasal düzenlemeye karşı tepki göstermeye çağırıyoruz.”
]]>
Holdingden yapılan açıklamaya göre, Rapor, Adapazarı Şeker, Aytaç Gıda, Bizim Toptan, Kerevitaş, ŞOK Marketler ve Ülker’in 1 Ocak-31 Aralık 2023 faaliyet dönemini kapsıyor.
Yıldız Holding ve şirketlerinin sosyal ve çevresel performans göstergelerinin konsolide edildiği ve GRI Standartları Temel Seçeneğine uygun olarak hazırlanan raporda, Yıldız Holding’in “Doğanın Geleceği İçin Çalışıyoruz”, “Paydaşlarımızla Güçleniyoruz” ve “Geleceğe İlham Veriyoruz” başlıkları altındaki taahhütlerine ve yenilikçi projelerine yer veriliyor.
Raporda Yıldız Holding’in imzacısı olduğu Birleşmiş Milletler (BM) Küresel İlkeler Sözleşmesi (UNGC) ve BM Kadının Güçlenmesi Prensipleri (WEPs) kapsamındaki faaliyetleri ve performansının yanı sıra Holding’in BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na (SDGs) olan doğrudan ve dolaylı katkısı da aktarılıyor.
2050’ye kadar tüm değer zincirinde “net sıfır” sera gazı emisyonu hedefiyle çalışmalarını sürdüren Yıldız Holding, bu taahhüdünü somut aksiyonlarla destekliyor. Bu hedefe yönelik olarak daha önce Ülker ve Kerevitaş’ta başlatılan karbonsuzlaşma projesine, 2023’te Aytaç ve Bizim Toptan da dahil edildi. Yıldız Holding ve şirketlerinde plastik azaltımı konusunda da önemli gelişmeler kaydedilirken, holdingin “İş Dünyası Plastik Girişimi”ne vermiş olduğu 2023’e kadar 1000 ton taahhüdü aşılarak, 2 bin 250 ton plastik azaltımı sağlandı.
Tüm şirketlerinde yeşil dönüşüm yolculuğuna hız veren Yıldız Holding, şirketlerindeki yenilenebilir enerji yatırımlarını da hızlandırdı. Aytaç’ın fabrika arazisinde kurulacak güneş enerjisi santraliyle de fabrikanın elektrik ihtiyacının tamamı yenilenebilir kaynaklardan sağlanacak.
Kadın platformu öncülüğünde fırsat eşitliğine yönelik çalışmalar
Yıldız Holding, 2021’de kurduğu Kadın Platformu öncülüğünde tüm değer zincirinde fırsat eşitliğine yönelik çalışmalarına devam ediyor. 2030’a kadar tüm yönetim kademelerinde çeşitliliği artırmayı, üst yönetimdeki kadın oranını güçlendirmeyi hedefleyen Yıldız Holding’de fırsat eşitliği temelli dönüşüm sonrası grup şirketlerinde görev alan kadın yönetim kurulu üyesi oranı yüzde 14’ten yüzde 26’ya yükseldi. Holdingin temel prensiplerinden biri olan eşit işe eşit ücret yaklaşımını uluslararası standartlara göre belgelemek amacıyla gönüllü başvurulan ve birinci fazı başarıyla tamamlanan uluslararası sertifikalandırma sürecinde ise son aşamaya gelindi.
Holding’in fırsat eşitliği ve kapsayıcılığa yönelik çalışmaları 2023 Eylül ayında Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’ndeki özel oturumda dünyaya örnek gösterildi.
Geleceğe ilham vermek odağında tüm şirketlerinde, yeni ürün geliştirmeden sürdürülebilir ambalaj uygulamalarına, su tüketimini azaltmadan tarımda teknolojik uygulamalara kadar birçok alanda AR-GE faaliyetlerine devam eden Yıldız Holding, gıda ve perakende sektörleri başta olmak üzere faaliyet gösterdiği tüm sektörlerde liderliğini pekiştirmek üzere inovasyon yatırımlarını sürdürüyor.
2030’a kadar sürdürülebilirlik odaklı inovasyon yatırımlarını iki katına çıkarmayı hedefleyen Holding’in yenilikçi çalışmaları “Yerinde AR-GE Merkezi” statüsü alan Yıldız Tech tarafından yürütülüyor.
“Yıldız Holding ve tüm şirketlerinde sürdürülebilirlik odaklı çalışmaları hızlandırdık”
Açıklamada görüşlerine yer verilen Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Üst Yöneticisi (CEO) Mehmet Tütüncü, Yıldız Holding’de, “İsrafsız Şirket” iş modeliyle uzun zamandır yürütülen sürdürülebilirlik çalışmalarına bütüncül bir sistem dönüşümü anlayışıyla devam edildiğini belirtti.
Tütüncü, faaliyet gösterdikleri coğrafyalarda etki ettikleri geniş ekosistemde tüm paydaşlarıyla birlikte güçlenerek dönüşmeyi hedeflediklerini vurguladı.
2024’te 7’ncisini yayımladıkları sürdürülebilirlik raporunda “Bu Dünya Bizim” yaklaşımıyla hayata geçirdikleri ilerlemeyi, hedefleri ve somut aksiyonları paylaşmaktan memnuniyet duyduklarına dikkati çeken Tütüncü, “Yıldız Holding ve tüm şirketlerinde sürdürülebilirlik odaklı çalışmaları hızlandırdık. Sürdürülebilirlik raporumuz da bu yöndeki başarılı performansımızı gözler önüne seriyor. Bu uzun yolculukta, sürdürülebilirlik alanında şimdiye dek kat ettiğimiz gelişmenin ötesine geçmek için cesur ve kararlı adımlar atmaya devam edeceğiz.” açıklamalarında bulundu.
]]>Bünyesindeki 56 kadın derneği bulunan Açık, Avrupa Birliği’nin kadına yönelik şiddeti önleme ve şiddetle mücadele etme amacıyla tarihinde ilk kez yaptığı ortak yasa hakkında değerlendirmede bulundu. Kadınların dünyanın her yerinde benzer sorunlarla mücadele ettiğini belirten Prof. Dr. Açık, “AB, kadınları her türlü şiddetten korumak için güçlü bir yasal çerçeve sundu. Ülkemizde de benzer adımların atılması, kadına yönelik şiddetle mücadelenin yanı sıra AB ile uyum sürecinde de kritik bir adım olacaktır. Bu alandaki çalışmalara destek vermeye hazırız” dedi.
“Bu yasa şiddetle mücadelede bir kilometre taşı”
Yeni yasanın dünyanın her yerinde şiddetle ve eşitsizlikle mücadele eden kadınlar için bir umut ışığı olduğunu aktaran Prof. Dr. Yasemin Açık, “Avrupa Birliği’nin hazırladığı yasa, kadınların ve kız çocuklarının yaşadığı her türlü eşitsizlik, ayrımcılık ve şiddetle mücadelede bir kilometre taşıdır. Güçlü bir yasal çerçeve sunan bu ortak metin, kadınların temel haklarını güvence altına alarak tacizden ve şiddetten korkmadan yaşayabilecekleri, kendilerini evde, sokakta, sosyal medyada güvende hissedebilecekleri bir zemin hazırlıyor. Gerçek eşitlik ancak kadınların güvende oldukları bir dünyada sağlanabilir. Bu yasa da bu hedefe ulaşmada önemli bir adım” diye konuştu.
“Ülkemizde yapılacak çalışmalara katkı sunmaya hazırız”
Türkiye’de bu alanda yapılacak çalışmalara destek vermeye hazır olduklarını ifade eden Prof. Dr. Açık, “Toplumun yarısını oluşturan kadınların toplumsal cinsiyet ve fırsat eşitliği temelinde, hayatın her alanına etkin ve yetkin bir şekilde katıldığı, şiddetin her türünden uzak bir Türkiye hayal ediyoruz. AB’nin bu yasasının sadece üye ülkelerde değil, ülkemizde de şiddetle ve eşitsizlikle mücadele etmek için son derece önemli olduğunu düşünüyoruz. Üye ülkelerin kendi yasalarını bu yasa doğrultusunda yeniden düzenlemek için üç yıl zamanları var. Bizim de benzer adımlar atmamız, kadına yönelik şiddetle mücadelenin yanı sıra AB ile uyum sürecimizde de kritik bir adım olacaktır. Kadına yönelik şiddetin her türlüsüne karşı mücadele etmek için elimizden gelen desteği sunmaya, bu alanda kamu nezdinde yapılacak tüm çalışmalara katkı sunmaya, daha adil ve eşit bir toplum için şiddetin ve eşitsizliğin her türüyle kararlılıkla mücadele etmeye hazırız” şeklinde konuştu.
13 Mayıs 2024/ İstanbul – Avrupa Birliği (AB), kadına yönelik şiddeti önleme ve bu şiddetle mücadele etmeye yönelik ortak bir yasa hazırladı. Nisan ayında Avrupa Parlamentosu’nda, geçtiğimiz hafta da üye ülkeleri temsil eden AB Konseyi’nde onaylanan yasada, kadın sünneti, zorla evlilik, mahrem görüntülerin rızasız paylaşımı, siber alanda ısrarlı takip-taciz, nefret ile şiddetin teşvik ve tahrik edilmesi suç sayılırken bu suçların mağdurlarının korunması için standartlar belirlendi. AB ülkelerinin yasanın yürürlüğe girmesinden itibaren ilgili hükümleri/kuralları ulusal hukuklarına aktarmak için üç yıl süreleri olacak. – ELAZIĞ
]]>Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İzmir Şubeler Platformu, Cumhur İttifakı ve AKP adaylarının okullarda seçim propagandası yapmasına tepki gösterdi. KESK adına açıklama yapan platform üyesi Ali Rıza Boz, eğitim kurumlarında herhangi bir partinin adayının yazılı ya da sözlü olarak siyasi propaganda yapmasının yasak olduğunu belirterek, “Okullarda siyasi propaganda yapanlar ve buna izin verenler suç işlemekte ve seçim yasaklarını çiğnemektedir” dedi.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İzmir Şubeler Platformu, Eğitim Sen (İzmir 1 Nolu Şube’de okullarda seçim propagandası yapılmasına ilişkin basın toplantısı düzenledi. KESK İzmir Şubeler Platformu adına açıklamayı yapan Ali Rıza Boz, şunları söyledi:
“31 Mart 2024 yerel seçimleri yaklaştıkça, kendilerini her şeyin üzerinde gören Cumhur İttifakı adayları, yasak olmasına rağmen okullarda serbestçe siyasi propaganda yapmaya devam etmektedir. Bu durumun son örnekleri, Seferihisar’da bir okulun yemekhanesinde Eğitim Bir Sen’in iftar yemeğinde İl Milli Eğitim Müdürü, İlçe Milli Eğitim Müdürü, İlçe Müftüsü ve Cumhur İttifakı belediye başkan adayı birlikte boy gösterebiliyor. Diğer taraftan Çiğli AKP Belediye Başkan adayı, İsmail Rahmi Karadavut İlkokulu önünde öğrencilere boyama kitabı ve velilere çanta dağıtarak seçim propagandasını yapabiliyor. Bunlara benzer onlarca yüzlerce örnek gösterilebilir.
Türkiye’deki bütün kamu kurumlarında olduğu gibi, eğitim kurumlarında da herhangi bir partinin adayının yazılı ya da sözlü olarak siyasi propaganda yapması yasaktır. Bu açık yasağa rağmen sendikal-siyasal referanslar üzerinden yönetici olan ve iktidarı açıktan destekleyen tutumlar gösteren bazı idareciler, okullarda iktidar partisi adaylarının propagandasının yapılmasına izin vererek açıkça suç işlemektedir. Okullarda siyasi propaganda yapanlar ve buna izin verenler suç işlemekte ve seçim yasaklarını çiğnemektedir. Hukuk kuralları toplumun sadece belli bir kesimi için değil, siyasi iktidar bileşenleri dahil, herkes için eşit derecede uyulması gereken kurallardır.”
SEÇİM TUTUM BELGESİ…
Konfederasyonun kuruluşundan bugüne kadar sendikal hak ve özgürlükler mücadelesini ülkenin emek, demokrasi, eşitlik, laiklik, özgürlük ve barış mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade eden Boz, 31 Mart 2024 yerel seçimlerindeki tutumlarını şöyle sıraladı:
“-Emekçilerin demokratik, ekonomik, sosyal ve özlük haklarına öncelik vererek çalışanları gözeten,
-Başta toplu sözleşme ve grev hakkı olmak üzere emekçilerin sendikal hak ve özgürlüklerini tanıyan,
-Tüm yönetim düzeylerinde kadınların eşit temsiliyetini esas alan,
-Kentlerin toplumsal mülkiyeti olan kamusal alanları sermayenin değil, toplum ve halk yararına kullanan,
-Barınma ihtiyacını karşılamak üzere başta öğrenciler olmak üzere engelliler, yaşlılar, kadınlar, işsizler vb. toplumun dezavantajlı kesimlerine yönelik konut ve sosyal alanların inşasına gerekli bütçeyi ayıran, depreme ve afetlere dirençli konut inşa eden,
-Demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla eksiksiz bir biçimde yaşama geçirilmesi gerektiğine inanan, yerel düzeyde bunun gereklerini yerine getiren, karar alma ve denetleme mekanizmalarında gerçek katılımcılığı ve şeffaflığı gözeterek, yönetimleri halkın katılımına açan ve ‘geri çağırma’ ilkesini kabul eden,
Eşitlikçi ve özgürlükçü bir yaklaşım üzerinden çok kültürlü, çok dilli ve çok kimlikli yaşamı birer zenginlik olarak görerek birlikte yaşamı temel alan, kamusal hizmetleri herkes tarafından ulaşılabilir, nitelikli, eşit, parasız ve anadilinde sunan,
Yurttaşlar arasında kan bağı, cinsiyet, cinsel yönelim, yaş, din veya inanca dayalı hiçbir ayrımcılığa izin vermeyerek yerelleri eşitlik idealinin yaygınlaşma alanları olarak gören, yaşlılar, engelliler, kadınlar, gençler ve çocukların toplumsal yaşama katılımını artırmaya yönelik ücretsiz sosyal ve kültürel tesisler ile kreşler, bakımevleri ve eğitim merkezleri oluşturmayı hedefleyen,
-Ulaşım, temiz su, alt yapı, ısınma, çöp gibi hizmetlerin halka doğrudan, sürekli, nitelikli ve ücretsiz ulaştırılmasını birincil görevi olarak gören,
-Ormanları, mera ve yaylaları betonlaşmaya, talan ve ranta karşı imara kapatan,
-Kentsel dönüşüm vb. uygulamaları rant ve talan aracı olarak değil, değişik kültürlerden insanların beraber yaşayabilecekleri bir kent algısı üzerinden ele alan,
-Hayvanları ölüme terk eden her türlü barınağı, parkı vb. kapatan, hayvan haklarını savunup gereğini yapan,
-Demokratik ve katılımcı bir yerel yönetim anlayışının öncelikle il genel ve belediye meclislerinde karşılık bulması gerektiğine inanan, gereğini yerine getiren,
-Yerel yönetimleri birer şirket olarak değil, halka hizmet veren kurumlar olarak gören ve yerel hizmetlerin verilmesinde kar değil, toplumsal yararı esas alan,
-Yerel hizmetlerin sunumunda özelleştirme ve taşeronlaştırmaya karşı çıkan,
-Tarikat ve cemaat yapılarına karşı mücadelede yerel yönetimlerin önemini kavrayan ve bu ve benzeri yapılara karşı geleceğimiz olan çocuklarımızın hayatına sahip çıkmayı ve mücadele etmeyi önüne hedef olarak koyan,
-Yerel yönetimlerin bütün plan ve uygulamalarını toplum merkezli, eşitlikçi ve demokratik bir biçimde hazırlamayı ve uygulamanın her aşamasında, sokak, mahalle ve kent meclislerine şeffaf bir şekilde hesap vermeyi taahhüt eden,
-Bütçe hakkı kapsamında katılımcı, şeffaf, hesap verilebilir, toplumsal cinsiyete duyarlı ve ekolojik bütçe oluşturma süreçlerini işleten,
-Üretimden tüketime kadar bütün toplumsal süreçlerin adil, eşit ve demokratik işleyişini savunan,
-Yerel yönetimleri, doğa insan yabancılaşmasının aşılmasının temel alanı olarak kabul edip, her düzeyde “tavizsiz” bir şekilde ekolojik yerel yönetim anlayışını esas alan,
-Yerellerde yaşayan halkı evrensel kültür ve gelişmelerle buluşturmaya yönelik sosyal ve kültürel katılım projeleri oluşturmayı hedefleyen,
-Mülteci, sığınmacı ve göçmenlere yönelik ayrımcılığın son bulması ve haklarını kullanmaları önündeki engellerin kaldırılması için mücadele eden, anlayışı temsil eden adaylara oy verilmesini savunmaktadır.”
]]>
Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin Aydın’ın yerel tohumlarının kaybolmasının önüne geçip gelecek nesillere aktarabilmek için başlattığı “Ata Tohumları” projesinde elde edilen fideler vatandaşlar ile buluşturulmaya devam ediliyor. Onlarca farklı sebze ve meyvenin farklı varyantından elde edilen fideler, her yıl olduğu gibi bu yıl da vatandaşlara ücretsiz olarak dağıtıldı. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu ise tohumları korumanın en iyi yolunun onların yaşatılması olduğunun altını çizerek “Ata Tohumları” projesinin her geçen yıl daha da güçlenerek devam ettiğini vurguladı. Atatürk Kent Meydanı’nda yapılan ve domates, biber, patlıcan, salatalık, acur ve fasulye fidelerinin dağıtımına vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Kuyrukta bekleyen vatandaşlar dağıtılan fideler almak için adeta birbiriyle yarıştı. Vatandaşlar için Kent Meydanı’na getirilen 35 bin fide ise yoğun ilgi sonrasında yarım saatte bitti.
“Tam da istediğimiz bu”
Tohumların yerli tohum olduğuna dikkat çeken Başkan Çerçioğlu; “Biz toplamda 3 milyon adet fide dağıttık ama bugün de 35 bin civarında fidelerimizi vatandaşlarımızla buluşturduk. Her yıl düzenli olarak bunu yapıyoruz. Ata tohumlarımız. Büyüklerimizin sandıklarından topladık. Amacımız kendi yerli ve milli tohumlarımızı gelecek nesillere aktarmak. Fark ettiyseniz vatandaşımız da ‘Biz tohumlarını alıyoruz, saklıyoruz ve gelecek yıl tekrar büyütüyoruz’ diyor. Tam da bizim istediğimiz bu. Yerli ve milli böyle olur. Bunlar İsrail tohumu değil yerli tohum bunlar” dedi.
“65 bin başvuru var”
Emeklilerin Halk Ege Et mağazalarından indirimli ürün alabilmeleri ve emekliye destek kapsamında hayata geçirdikleri ‘Emekli Kart’a başvuruların yoğun olduğunu ifade eden Başkan Çerçioğlu, şu ana kadar 65 bin civarı başvuru yapıldığını belirterek “65 bin civarında bir başvuru var. Et devam ediyor bilindiği gibi. Bugün de süt ve süt ürünlerinde de yüzde 20 indirimimiz başlıyor ve bu indirimler devam edecek. Emeklilerimizin durumu düzelinceye kadar biz buna devam edeceğiz. Her zaman söylüyorum. Emeklimizi bir somun ekmeğe muhtaç ettiler. Ne zaman emeklilerimiz bu duruma düşmüştü. Ben utanıyorum söylerken. Yani biz sosyal yardımlarımızdan bahsederken utanıyoruz artık” dedi.
“Aydın için 18 saat çalıştım”
Her zaman parti ayırt etmeden eşit ve adil bir şekilde hizmet ettiğinin altını çizen Başkan Çerçioğlu, tüm partililere seslenerek “Ben belediye başkanlığı sürecimde hiçbir partiyi ayırt etmedim. Herkese eşit mesafede oldum. Adil oldum. Herkese eşit hizmet götürdük. Sadece kadınlara ve gençlere pozitif ayrımcılık uyguladık ve fakir fukara, garip gurebanın yanında olduk. Çünkü biz varız. Cumhuriyet Halk Partili belediyeler var. Bundan sonra da bu sosyal projelerimize de Anıl başkanım ile birlikte devam edeceğiz. Evet, bir parti çatısı altından seçiliyoruz ama ondan sonra rozetimizi çıkartıyoruz. Herkese eşit mesafede yaklaşıyoruz. Buradan tüm partilerin mensuplarına, vatandaşlarımıza sesleniyorum. Aydın için 18 saat çalıştım. Bundan sonra da Efeler’de Anıl başkanımla beraber, Aydın için 18 saat çalışacağımıza söz veriyorum. Elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz. Yapmaya da devam edeceğiz ve herkesin oyunu istiyorum. Çünkü ben belediye başkanlığı sürecimde herkese eşit ve adil davrandım. Eşit ve adil davranmaya da devam edeceğim” şeklinde konuştu. – AYDIN
]]>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Aras, “Muğla’yı 1 Nisan’da şu anda elimizdekilerden çok daha fazlasıyla, bütün belediyelerimiz ve büyükşehir belediyemizle beraber Atatürk ilkelerine bağlı aydınlık gelecek Türkiye için çok önemli bir temel haline getireceğiz” dedi.
CHP Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Aras, Muğla Menteşe’deki Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi’nde proje tanıtım toplantısı düzenledi. Toplantıya, CHP PM Üyesi Baran Bozoğlu, CHP Muğla milletvekilleri, İl Başkanı Zekican Balcı, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün, ilçe belediye başkanlarının yanı sıra çok sayıda partili ve davetli katıldı.
“BU BAHAR CUMHURİYET HALK PARTİSİ KAZANACAK. MUĞLA KAZANACAK, HALK KAZANACAK”
Toplantının açılışında konuşan CHP Muğla İl Başkanı Zekican Balcı, Muğla’yı talandan ve yalandan korumaya kararlılıkla devam edeceklerini söyledi, “CHP Muğla örgütü olarak 31 Mart’ta çok büyük bir başarı elde edeceğiz. Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız Sayın Ahmet Aras’ın liderliğinde tüm ilçe belediye başkan adaylarımızla birlikte Muğla’nın 569 mahallesine eşit hizmet götüreceğiz. Ayakları yere basan, kalplere dokunan, ortak vicdanın kabul ettiği ve en önemlisi yetim hakkı gözetilerek üretilen projelerle Muğla’mızı hep birlikte geleceğe taşıyacağız… Kimsesizlerin kimsesi olan bu Cumhuriyet bizlerden fedakarlık ve başarı bekliyor. Başarılı olacağımıza yürekten inanıyorum. Bu bahar Cumhuriyet Halk Partisi kazanacak. Muğla kazanacak, halk kazanacak” ifadelerini kullandı.
“ÜLKEMİZİN VE MUĞLA’MIZIN YOLU AÇIK OLSUN”
Seçime 16 gün kaldığını hatırlatan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün, “Muğla’da çok büyük bir zaferin kazanılabileceğini ve büyük oranda ilçe başkanlıkları ve tabii ki büyükşehir belediye başkanının olacağını ve Ahmet Başkanımın kaptanlığında diğer belediye başkanlarımızla bu takımın Muğla’ya çok büyük bir hizmet vereceğini düşünüyorum” dedi.
Yerel seçimin sadece bir yerel seçim değil; sonuçları itibarıyla mevcut hükümet ve önümüzdeki siyasi süreci de belli noktalarda belirleyebileceğini söyleyen Gürün, vatandaşların mutlak sandığa gitmesi gerektiğini ve şu anda şikayetleri varsa bu şikayetlerini orada oy vererek göstermeleri gerektiğini ifade etti.
Gürün, “Muğla nasıl gidiyor diye bana sorduklarında söylediğim şey ‘Muğlalı işini biliğ’ diyorum. Yolunuz açık olsun. Ahmet başkanım başta olmak üzere tüm belediye başkan adaylarımızın yolu açık olsun. Ülkemizin ve Muğla’mızın yolu açık olsun” dedi.
“HEPİMİZ ‘DÜNYA KENTİ MUĞLA’ İÇİN ÇALIŞIYORUZ”
CHP Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Aras proje tanıtımı öncesi yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Başkanı halktan, yöneticiyi çiftçiden, üreticiyi, hizmet sektöründen, kamu çalışanını, turizm sektörümüzden, çocuklarımızı ve gençlerimizi yaşlılarımızdan ayrı görmeyeceğiz. Hepimiz bu kentte yaşayan eşit yurttaşlarız. Hepimiz “Dünya Kenti Muğla” için çalışan insanlarız. Bunun farkındayız. Muğla’yı bir bütün olarak ele alacağımızı ve tüm sorunların birlikte çözülmesi için elimizden geleni yapacağımızı ifade etmek isteriz. Bugün sadece Muğla’da yaşayan bizlerin bu kenti uluslararası standartlara nasıl çıkaracağımızı konuşacağız. ve bu büyük yolculuğun ilk adımlarını birlikte atacağız. Önümüzde 31 Mart gibi önemli bir seçim duruyor. Bugüne kadar göstermiş olduğunuz dayanışmayı ve gayreti görmemek mümkün değil. Bunun için hepinize teşekkür ediyorum. Ancak asıl üzerinde duracağımız şey 1 Nisan sabahı itibariyle ne yapacağımız olacaktır.”
“MUĞLA KENT VİZYONUNU ULUSLARARASI HEDEFLERE ATIFTA BULUNARAK ŞEKİLLENDİRECEĞİZ”
Dünya’da her kentin kendine ait tarihi, kültürü, ekonomisi, koşulları ve sorunları olduğunu ifade eden Aras, şöyle devam etti:
“Bu tarihi, kültürü, ekonomiyi ve en önemlisi sorunların ne olduğu elbette görüyoruz ve biliyoruz. Bundan en ufak bir şüpheniz olmasın. Bizim için temel mesele bu sorunları görmezden gelmek veya akut çözümler üretmek değil. Bilakis tüm sorunları masaya yatırıp, paydaşlarla birlikte süreçleri tanımlayıp, bir eylem planı ve uluslararası standartlar çerçevesinde çözüm üretmektir. 1 Nisan itibariyle bizi nasıl bir Muğla bekliyor sorusuyla başlayalım. Muğla kent vizyonunu uluslararası hedeflere atıfta bulunarak şekillendirecek. Bu hedefleri elinizdeki broşürlerde daha net göreceksiniz ancak bazılarına burada değinmem gerekecek. Bu hedefler arasında yoksullukla mücadele, iyi bir eğitim, nitelikli sağlık hizmetlerine erişim, toplumsal cinsiyet eşitliği, temiz ve yeterli su, temiz enerji, yağmadan uzak ekonomik büyüme, iş ve endüstriyel yenilikler, yaşanabilir ve çağdaş şehir Muğla gibi hedefler bulunmaktadır. Bu hedefleri ortaya koyarken üzerinde durduğumuz en temel ilke “eşitlik” ilkesidir. Yoksulluk, niteliksiz eğitim, sağlık hizmetlerine erişememek, kaynakların dağılımındaki adaletsizlik ve ulaşım sorunları gibi sorunlar bizi eşit yurttaşlıktan uzaklaştırmaktadır. Buradan tüm Muğlalı kardeşlerime sesleniyorum. Hepimiz eşitiz ve bu eşitliği tehdit eden her şeyi ortadan kaldırmak için canla başla mücadele edeceğiz.”
“MUĞLA’DA DEĞİŞİMİN YÜZYILI BU BİRİKİM ÜZERİNDEN YÜKSELECEKTİR”
Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin halihazırda Muğla kent vizyonu hedeflerinin gerçekleştirilmesi için çeşitli alanlarda çalışmalar yürüttüğünü söyleyen Aras, “Osman Başkanımızın deneyimi, vizyonunu ve ilkesel duruşunun yarattığı değer kentimizin ve asırlık Partimizin hafızasında hakettiği yeri almıştır. Muğla’da değişimin yüzyılı bu birikim üzerinden yükselecektir. Şimdi bütün olarak kent vizyonunu hayata geçirmek üzere görevi devralıyoruz. Bizim için çevre dostu politikalar ne kadar önemliyse, yenilikçilik, altyapı ve sanayi de bir o kadar önemlidir. Temiz su ne kadar önemliyse güçlü kurumlarımız da bir o kadar önemlidir. Kırsal kalkınma ne kadar önemliyse turizm de o kadar önemlidir. ve hepsinden önemlisi bahsettiğimiz her şeyin bizi eşit kılması için ortaya koyacağımız dayanışma ve mücadeledir. Tüm bunları tek başımıza yapmamız elbette mümkün değil. Burada hepinizi büyük bir dayanışmaya davet ediyorum. Yerel demokrasiyi güçlendirmek için sivil toplum örgütlerimizi, ilçe belediyelerimizi, özel sektör temsilcilerimizi, akademik kuruluşlarımızı, sanayi ve ticaret odalarımızı, meslek örgütlerimizi, sendikalarımızı, Muğla’yı bir dünya kenti olarak görmek isteyen tüm yurttaşlarımızı bu dayanışmanın bir parçası kılmak zorundayız” diye konuştu.
“PLANLAMA AJANSI KURACAĞIZ”
Tanımlanmayan her süreç ve çözümün problemden daha bir büyük bir sorun olarak ortaya çıkacağını ifade eden Aras, “1 Nisan itibariyle Büyükşehir Belediyesi bünyesinde tüm paydaşlarla süreçleri koordine edecek, tüm sorunları ve çözüm önerilerini teknik olarak değerlendirecek, uluslararası kuruluşlarla temas halinde olacak sahasında uzmanlaşmış arkadaşlarımızla bir “Planlama Ajansı” kuracağız. Aklımıza ilk geleni değil, ortak aklın ürettiği evrensel çözümleri hayata geçireceğiz” dedi.
“HEPİMİZ EŞİT ŞEKİLDE VE İNSANCA YAŞAYACAĞIZ”
Aras, “Bizi yoksullaştıran, çocuklarımızın geleceğini çalan, bize böyle güzel bir kentte güzelce yaşamı çok gören iktidara iki çift lafımız var. Biz Muğla olarak çiftçisinden, işçisine, memurundan, gencine, tüm yurttaşlarımızla birlikte baskıya karşı özgürlüğü, gericiliğe karşı Cumhuriyeti ve aydınlanmayı, üstünlerin hukukuna karşı eşitliği savunacağız. Hepimiz eşit şekilde ve insanca yaşayacağız” diye konuştu.
“SEÇİMİ KAZANACAĞIMIZDAN HİÇ ŞÜPHEM YOK”
Seçimi kazanacaklarından hiç şüphesi olmadığını söyleyen Aras, konuşmasını şöyle noktaladı:
“Çünkü Muğla Atatürkçü, çağdaş, aydın, Cumhuriyet değerlerine bağlı insanların yaşadığı bir kent. Ben ne olursa olsun ilçelerimizle beraber bu zihniyete teslim edilemeyeceğini, kesinlikle düşünüyorum ve inanıyorum. Bütün ilçe belediye başkanlarıma da başarılar diliyorum. Hepsi canla başla çalışıyorlar. Biz de çalışmalarımıza devam ediyoruz. Muğla’yı 1 Nisan’da inşallah şu anda elimizdekilerden çok daha fazlasıyla bütün belediyelerimiz ve büyükşehir belediyemizle beraber yine partimizin altı oklu bayrağıyla tekrar şahlandıracağız, canlandıracağız. Muğla’yı Atatürk ilkelerine bağlı aydınlık gelecek Türkiye için çok önemli bir temel haline getireceğiz.”
PROJELERİNİ AKTARDI
CHP Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Aras, konuşmasının ardından göreve geldiği takdirde hayata geçireceği projerini aktardı.
Aras, projelerini; ‘yoksullukla mücadele’, ‘toplumsal cinsiyet eşitliği’, ‘temiz su’, ‘temiz enerji’, ‘insana yakışır iş ekonomik büyüme’, ‘karasal yaşam’, ‘suda yaşam’, ‘eşitsizliklerin azaltılması’, ‘kültür ve sanat’, ‘sorumlu tüketim üretim’, ‘sanayi, yenilikçilik ve altyapı’, ‘sağlıklı toplum’, ‘yaşanabilir şehir’, ‘iklim eylemi’, ‘barış, adalet ve güçlü kurumlar’ ve ‘hedefler için ortaklıklar’ başlıkları altında anlattı.
“SAĞLIKSIZ, ESKİMİŞ ALTYAPI VE İÇME SUYU HATLARI YENİLENECEK”
Sağlıksız, eskimiş altyapı ve içme suyu hatlarını yenileyeceklerini söyleyen Aras, önceliğin nüfus yoğunluğun fazla olduğu bölgelere vereceğini belirtti.
Dezavantajlı gruplardaki öğrenciler için açtıkları ücretsiz etüt merkezi sayısını artıracaklarını söyleyen Aras, dezavantajlı gruptaki öğrencilerin sınav giriş ücretlerini karşılayacaklarını, lise ve üniversitedeki gençlerin sağlıklı meslek tercihleri yapabilmesi konusunda rehberlik hizmeti vereceklerini ifade eti. Aras, ücretsiz mesleki eğitim kursları açacaklarını ve mevcut belediye hizmet binalarını modern, sağlıklı ve güvenilir öğrenci yurtlarına dönüştüreceklerini belirtti. Aras, ayrıca gençlerin, ülke ve tüm dünya gençleri ile entegre olacağı gençlik merkezleri kuracaklarını da sözlerine ekledi.
“BELEDİYEMİZDE KADIN ÇALIŞAN SAYIMIZI ARTIRACAĞIZ”
Kadın sığınma evleri yaparak şiddete uğramış kadınların sağlıklı bir ortamda barınmalarını sağlayacaklarını söyleyen Aras, belediyede kadın çalışan sayısının artırılacağını, Kadın Dayanışma Merkezlerinin açılacağını ve 6 ay içinde ‘Alo Şikayet Hattı’ kuracaklarını vurguladı.
TURİZMİN DESTEKLENMESİ
Aras, turizmin desteklenmesi için Turizm Daire Başkanlığı kurularak, turizmin sorunlarının çözülmesi ve geliştirilmesine yönelik çalışmaların başlatılacağına dikkati çekti, paydaşlarla birlikte 13 ilçeyi kapsayacak Turizm Master Planı hazırlanacağını ve bunun sonucunda turizmin geliştirilmesine yönelik çalışmalar başlatılacağını belirtti.
ÜRETİCİLERİ KOOPERATİFLEŞTİREREK GÜÇLENDİRECEĞİZ
Tarım ve hayvancılığın desteklenmesi için üreticilere canlı hayvan, dide, tohum, gübre, fidan, yem, sıvat desteği vereceklerini, seracılığı destekleyeceklerini ve üreticileri kooperatifleştirerek güçlendireceklerinin altını çizdi.
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonunun 68’inci Oturumu marjında, Arnavutluk ve BM Kadın Birimi işbirliğiyle “Kapsayıcı ve eşitlikçi bir topluma yönelik dönüştürücü bir yaklaşım olarak cinsiyete duyarlı bütçeleme” konulu yan etkinlik düzenlendi.
Panelde konuşan Göktaş, kadın ve erkeklerin farklı ihtiyaçlarını, önceliklerini ve etkilerini dikkate alan bütçeleme yaklaşımlarının dönüştürücü etkilere sahip olduğunu belirtti.
Kamusal gelirler ve harcama planlanmasının daha sağlam bir toplumun oluşturulmasına katkıda bulunduğunu da ifade eden Göktaş, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu görüş, kadın ve erkeklerin farklı ihtiyaçları için kaynakların etkin bir şekilde tahsis edilmesi yoluyla etkili planlama ve bütçeleme oluşturmayı amaçlar. Kadın ve erkek arasında eşitliğin sağlandığı, eşit hak, hizmet ve fırsatlardan yararlandıkları bir toplum yaratmayı hedefler. Böylece, kadınlar ve erkekler arasındaki eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasıyla eşitliğin sağlanmasına, kadın haklarının ilerletilmesine, yoksulluğun azaltılmasına, ekonomik verimliliğin, hesap verebilirliğin ve şeffaflığın artırılmasına ve eşit toplumlar yaratılmasına destek olmayı amaçlıyoruz.”
“12. Kalkınma Planı, güçlü bir politika çerçevesi oluşturuyor”
Merkezi ve yerel yönetimleri, farklı ihtiyaçlara ve önceliklere cevap veren daha etkili politikalar için planları ve bütçeleri yeniden düzenlemeye teşvik ettiklerini bildiren Göktaş, Türkiye’nin bu konuda güçlü bir yasal çerçeve, stratejik planlar ve temel istatistikler konusundaki çalışmalarına işaret etti.
Bakan Göktaş, Türkiye’nin kadın-erkek eşitliği ve kadınların güçlendirilmesi alanlarında birçok taahhütte bulunduğunu, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW), Pekin Bildirisi ve Eylem Platformu’nu destekleme taahhüdünü verdiğini anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kadın ve erkeklerin ihtiyaçlarına duyarlı bütçeleme uygulamalarımız, hükümetimizin bu taahhütleri yerine getirme kararlılığının bir göstergesidir. 12. Kalkınma Planı, çevresel duyarlılığı ve adil gelir dağılımına önem veren istikrarlı ve müreffeh bir Türkiye yaratmayı hedefler. Planda ‘Nitelikli İnsan, Güçlü Aile, Sağlıklı Toplum’ teması altında kadınlara ayrılmış bir bölüm bulunur. Bu plandaki temel politika önceliği, tüm politika ve programlarda kadın-erkek eşitliğinin sağlanması ve kadınların güçlendirilmesidir. Ayrıca, plan, kadın ve erkekler için eşit fırsatları teşvik eden bütçeleme faaliyetlerini genişletmeyi ve entegre etmeyi amaçlamaktadır. Bu yaklaşım, 2024-2028 döneminde kadın ve erkekler arasında eşitliği teşvik etmek için güçlü bir politika çerçevesi oluşturur.”
Kadınların güçlendirilmesine yönelik Strateji Belgesi ve Eylem Planı
Bakan Göktaş, 2020’den bu yana kadın ve erkeklerin farklı ihtiyaçlarını ve önceliklerini dikkate alan planlama ve bütçeleme odaklı projelerin bu alandaki girişimleri artırmaya yardımcı olduğuna dikkati çekerek, bu çabaların bir sonucu olarak temel göstergelerde iyileşmelerin kaydedildiğini söyledi.
Kadın ve erkeklerin ihtiyaçlarına duyarlı bütçeleme uygulayan OECD ülkelerinin sayısı 2016’da 12 iken 2022’de 23’e yükseldiğini dile getiren Göktaş, “Bu rakam OECD ülkelerinin yüzde 61’ini oluşturmaktadır. Türkiye, bütçeleme süreçlerinde kadın ve erkeklerin farklı ihtiyaç ve gereksinimlerini dikkate alan 23 ülke arasında yer almıştır. Kadın-Erkek Eşitliğine Duyarlı Bütçeleme Strateji Belgesi ve Eylem Planı, projenin diğer önemli bir çıktısı olup, Türkiye’nin sürdürülebilirliğine katkıda bulunacak ve gelecek için bir yol haritası olarak hizmet edecektir.” diye konuştu.
Bakan Göktaş, şunları kaydetti:
“Strateji Belgesi ve Eylem Planı, Türkiye’de kadınların güçlendirilmesi ve kadın-erkek eşitliğinin sağlanmasına yönelik 1 amaç, 4 hedef, 16 strateji ve 57 eylemden oluşmaktadır. Hedefler arasında demografik istatistiklerin geliştirilmesi, planlama ve bütçeleme süreçlerinde kadın ve erkeklerin farklı ihtiyaçlarının, önceliklerinin ve etkilerinin dikkate alınması, kurumsal kapasitelerin geliştirilmesi, bütçeleme süreçlerinin ve izleme mekanizmalarının iyileştirilmesi yer almaktadır.
UN Women Türkiye ile iş birliği içinde gerçekleştirilecek olan bu projenin yaklaşan ikinci aşamasıyla, ülkemizin bu alandaki çabalarını bir adım daha ileriye götüreceğiz. Plan, kadınlarla erkekler arasında eşitliği sağlamak için daha fazla kaynağın tahsis edilmesini amaçlayarak, hem kadınların hem de toplumun yararına olan daha adil bir kalkınma modeline öncülük etmeyi hedefliyor.”
Arnavutluk Sağlık ve Sosyal Koruma Bakanı Albana Koçiu’nun da konuşmalarının ardından TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) Başkanı ve AK Parti Sakarya Milletvekili Çiğdem Erdoğan, Arnavutluk Sağlık ve Sosyal Koruma Bakanlığı Sosyal İçerme ve Cinsiye Eşitliği Politikaları Direktörü Etleva Sheshi, Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Kazan ile UN Women Program Uzmanı Ermira Lubani’nin yer aldığı panele geçildi.
]]>Erdoğan, partisinin İl Kadın Kolları Başkanlığınca 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla bir otelde düzenlenen programda yaptığı konuşmada, bugün farklı duyguları bir arada yaşadıklarını söyledi.
Gazze’de yaşananlar nedeniyle bir taraflarının hüzünlü olduğunu dile getiren Erdoğan, “Gerçekten Gazze’de binlerce insan katledildi. Yıllardır sistematik, bilinçli ve gerçekten planlı soykırım devam ediyor. Gazze’de bir kadın öldürüldüğünde o siyonistler fotoğrafını alıyor, sosyal medyada paylaşıyorlar. Diyorlar ki ‘Bir taşla iki kuş vuruldu.’ Dolayısıyla özellikle kadınları öldürüyorlar, bebekleri katlediyorlar çünkü biliyorlar ki Gazze’nin kadınları hayatta olduğu sürece Gazze düşmeyecek.” diye konuştu.
Erdoğan, Gazze’deki doğum oranlarının ciddi şekilde düştüğüne, erken doğum riskinin arttığına, doğan bebeklerin hayatta kalmalarının çok zor olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Gerçekten acının artık tarif edilemediği bir nokta yaşanıyor orada. Artık insanlığın geldiği en son nokta olarak görüyoruz bu noktayı. Siyasiler olarak bu anlamda gerçekten sesimizi en yüksek oktavdan her noktaya iletmeye çalışıyoruz. Gittiğimiz her uluslararası toplantıda sesimiz ve sözümüz yettiğince ifade ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, bu anlamda yıllardır mücadele ettiği gibi son süreçte de çok ciddi emek sarf ediyor. Bir taraftan dua edeceğiz, bir taraftan destek olmaya devam edeceğiz. Bize düşen bu. Allah bizim yaşadığımız huzuru, mutluluğu, esenliği onlara da yaşatsın diye dua ediyoruz.”
“Kadının erkekle eşit haklara, fırsatlara ve imkanlara sahip olması gerekir”
KEFEK olarak 27 milletvekiliyle yürüttükleri çalışmalara değinen Erdoğan, toplumda kadının statüsünün erkekle eşit olması gerektiğini düşündüklerini söyledi.
Kadının erkekle eşit haklara, fırsatlara ve imkanlara sahip bulunması gerektiğini düşündüklerini, bu anlamda Türkiye’de son 22 yılda önemli işler yapıldığını vurgulayan Erdoğan, “Yıllarca başörtüsünden zulüm görmüş binlerce, milyonlarca kardeşimizin en önemli sorununu ortadan kaldırarak önce kadını kadına eşitledik, kadının erkekle fırsat eşitliği için de mücadeleye devam ediyoruz.” dedi.
Serdivan Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı’nın Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Yusuf Alemdar da Gazze’de yaşanan zulüm nedeniyle bugünü buruk kutlayabildiklerini dile getirdi.
Alemdar, “Allah onlara da bir an önce bizim gibi yaşama fırsatı versin. İnşallah bir olacağız, beraber olacağız, kardeş olacağız. Sadece kendimiz için değil tüm dünyadaki mazlumlar için mücadele eden, adalet götüren, mazlumun yanında kimsesizin kimi olan Cumhurbaşkanımıza destek vererek onları da inşallah özgürlüğüne kavuşturmuş olacağız.” ifadelerini kullandı.
AK Parti İl Başkanı Yunus Tever ve İl Kadın Kolları Başkanı Yasemin Turan da programda konuşma yaptı.
Erdoğan ve Alemdar, konuşmaların ardından masaları dolaşıp karanfil verdikleri kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı.
]]>Erdoğan, mesajında, Türk kadınının tarihin her safhasında ön saflarda mücadele ettiğini belirterek, kadınların her gün hatırlanması gerektiğini kaydetti.
Politika yapıcılar olarak kadınların toplumsal hayatın her alanına katılımının önündeki engelleri kaldırmaları, onlara eşit fırsatlar sunmaları ve özgür tercihler yapmalarına imkan tanımaları gerektiğini vurgulayan Erdoğan, “Kamu kaynaklarının dağıtılmasında kadınlar ile erkekler arasında adil ve hakkaniyetli bir yaklaşım benimsemeliyiz. Zira Türk kadını, tarihin her safhasında, her sahasında vatanı ve milleti için hiçbir fedakarlıktan geri durmamıştır. Bu uğurda gerektiğinde ön saflarda her türlü cefaya ve çileye katlanmasını bilmiştir. Geçmişin başarılarının kahramanları olan kadınlar, geleceğin de başarısının anahtarıdır.” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, AK Parti döneminde kadınların birçok kazanımının olduğunu aktararak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde tüm kurum ve kuruluşların, kadınların erkeklerle fırsat eşitliği edinmesi için çalışmaya devam ettiğini anlattı.
Kadın haklarının güvence altına alınması için 2002 yılından bu yana devrim niteliğinde işler yapıldığının, anayasal ve yasal pek çok düzenlemeyle kadın haklarının korunması ve güvence altına alınmasının sağlandığının altını çizen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Kadının statüsünü güçlendirmesi, kadın istihdamını teşvik edilmesi, kadına yönelik şiddetin engellemesi ve kız çocuklarının eğitimi ve benzeri pek çok alanda önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu olarak kadın politikalarını bütüncül bir yaklaşımla ele alıyor, diğer kurumlarımızla koordinasyon halinde daha iyisi için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Tüm imkanlarımızla hem kadınların hem de erkeklerin her alanda fırsat eşitliği için çalışıyoruz, bundan sonra da çalışmaya devam edeceğiz. Türkiye Yüzyılının inşasında en önemli gücümüzün kadınlar olduğunun, kadınların ülkemizin ve toplumun refahının yükseltilmesinde tartışmasız bir yere sahip olduğunun farkındayız. Ülkemizi hep daha ileriye taşımak, hedeflerimizi gerçekleştirmek için kadınıyla erkeğiyle bütün bir millet olarak omuz omuza mücadele edeceğiz.”
“Filistin davası için sonuna kadar mücadele edeceğiz”
Erdoğan, Gazze’de yaşanan insanlık dramına da değinerek, şunları kaydetti:
“Katil İsrail devleti Filistin’de anneleri, kız çocuklarını acımasızca öldürürken bu zulme sessiz kalanların, Kadınlar Gününden ve kadın haklarından söz etmeye hakları yoktur. Hamdolsun Gazzeli kadınların haklarını savunan liderimiz, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan var. Hamdolsun onun yol arkadaşları var. Hamdolsun Türkiye var. Filistin’deki çocuklar için, kadınlar için, Filistin davası için sonuna kadar mücadele edeceğiz.”
Kadınların gücünün, Türkiye’nin gücü olduğunu belirten Erdoğan, mesajında “Kadınlarımızın toplumsal hayattaki varlığını artırdığımızda ülkemizin de güçleneceğini düşünüyoruz çünkü kadın elinin değdiği her şey güzelleşir. Bu duygularla başta işgallerin ve savaşların hüküm sürdüğü mazlum ve mağdur coğrafyaların kadınları olmak üzere bütün dünya kadınlarının Dünya Kadınlar Gününü en içten dileklerimle kutluyorum. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün barışa, dostluğa, kardeşliğe, dayanışmaya vesile olmasını diliyorum.” ifadelerine yer verdi.
]]>Birlik ve bağlı kadın girişimciler kurulunun işbirliğiyle TOBB İkiz Kuleler’de düzenlenen etkinliğe oda ve borsaların kadın yönetim kurulu, meclis başkan ve üyeleri ile kadın genel sekreterleri katıldı.
Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Nurten Öztürk, buradaki konuşmasında, ekonomide ve sosyal yaşamda sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasının nüfusun yarısını oluşturan kadınların, yaşamın tüm alanlarına aktif katılımlarıyla mümkün olduğunu söyledi.
“Ekonomik krizler kadınların iş hayatına katılmalarıyla düzelecek”
Öztürk, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde 100 kadından 60’nın çalıştığını, Türkiye’de ise 100 kadından 31’inin iş gücüne katıldığını belirterek, şunları kaydetti:
“İş yaşamına katılsa da ‘görünmez emek’ denen ücretsiz işler yapıyorlar. Kadının iş gücüne katılımı ekonomik ve sosyal yaşamının sürdürülebilirliği açısından kesinlikle gerekliliktir. Dünya genelinde var olan ekonomik krizler ve adaletsiz büyüme kadınların iş hayatına katılmaları ile düzelecektir. Eğer kadınlar ekonomiye erkeklerle eşit oranda katkı sağlarsa gayri safi milli hasıla büyüyecek, yoksulluk azalacak, karar alma süreçleri kısalacak, toplumsal hayat iyileşecek ve dünya barışı da güçlenecektir.”
“Kadın istihdamı desteklenmelidir”
Kadınların iş ve sosyal hayatta güçlendirilmesine ve cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına da değinen Öztürk, bu konudaki önerilerini şöyle sıraladı:
“Her şeyden önce milli politikalar, devlet ve kurumlardaki mevzuatlar gözden geçirilmelidir. Kadın siyasetçi, kadın istihdamı, kadın kota uygulamalarında ciddi hedefler koyulup desteklenmelidir. Eşit işe eşit ücret almamız sağlanmalıdır. Kısa çalışma saatleri ve esnek çalışma saatleri ile kadına pozitif ayrımcılık yapılmalıdır. Miras hukukunda kızlara adil davranılması son derece önemlidir. Kreş sayısı artırılmalı ve yaygınlaştırılmalı kadınlarımızın her yaş çocuklarını güvenip bırakabilecekleri eğitim kurumları açılmalıdır. İş kurmak isteyen kadına maddi destek sağlama, daha önce kredi verilen ama nefesi kesilen kadın şirketlerine ‘ikinci şans’ uygulaması getirilmelidir. Vergi afları veya benzer aflar çıkarırken pozitif ayrımcılık konularında ciddi adımlar atılmalıdır. Kadınlar eşit hak ve eğitim fırsatlarından yararlanmalı, sanayi, ekonomi, teşvik politikalarının dağılımında eşitlik, ücret ve fırsat eşitliği sağlanmalıdır.”
Kadınların üzerindeki sosyal baskıların kaldırılması gerektiğine işaret eden Öztürk, üst düzey yönetici kadınların, rol model olarak desteklenmesinin önemini vurguladı.
Öztürk, her meslekte kadınlara öncelik tanınması gerektiğine inandıklarını dile getirerek, “Misyon ve stratejiler belirlenirken kadın ve erkek dengeli görevlendirilmelidir. Hak ve sorumluluklarda eşitlik sağlanmalıdır. Eşitlik sağlanıncaya kadar kadınlara her alanda öncelik sağlanması son derece önemlidir.” diye konuştu.
“Kadın girişimciler teşvik edilmeli”
TOBB Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Faik Yavuz da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Dünyada hiçbir milletin kadını, milletini kurtuluşa ve zafere götürmede, Anadolu kadınından daha fazla çalıştım diyemez.” sözünü hatırlatarak, İstiklal Harbi’nde üstün başarılar gösteren bütün kadınları rahmet ve minnetle andı.
Cinsiyet ayrımcılığının ortadan kalktığı bir dünya temennisinde bulunan Yavuz, Türkiye’de gelişme sağlanan alanlardan olan kadın girişimciliği ve istihdamında TOBB’un, kadın ve genç girişimci kurullarının büyük rolü olduğunu ifade etti.
Yavuz, TOBB Kadın Girişimciler Kurulunun, kadınların ekonomide daha fazla söz sahibi olmasını sağlayacak çalışmalara imza attığını belirtti.
Son 15 yılda Türkiye’deki tüm işverenler içinde kadınların oranının iki katına çıktığını ve yüzde 12’ye ulaştığını anlatan Yavuz, “Şimdi hedefimiz, kadın girişimci oranını daha da yukarılara taşımaktır. Buna destek vermek üzere, kamu ihalelerinde kadın imalatçının ürünlerinin yüzde 15 kota ile alınarak, kadın girişimcilerin teşvik edilmesini her fırsatta dile getiriyoruz.” dedi.
Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Nurten Öztürk’e, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü anısına, plaket takdim edildi.
]]>Proje ile kız öğrencilerin yaratıcı ve cesur rol modelleri olabilecek akademisyenlerle, sanat tarihçileriyle ve sanatçılarla buluşması hedefleniyor.
BSH Türkiye CEO’su Alper Şengül, AA muhabirine yaptığı açıklamada, projenin kendileri için çok önemli ve değerli olduğunu belirterek, “Birkaç ay evvel startını verdiğimiz, Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla lansmanını bugüne bıraktığımız, o günden bugüne de çok pozitif ilerleyen bir proje. Bosch Ev Aletleri olarak, bizim açımızdan özellikle kızlarımızı birer birey olma yolunda desteklemek ve onların içindeki potansiyeli topluma pozitif anlamda katkı sağlayacak şekilde ortaya çıkarmak çok önemli.” dedi.
Şengül, projenin İstanbul Modern iş birliğiyle hayata geçtiğine işaret ederek, “Tabii ki bu bir başlangıç. Bizim için uzun bir yolculuk. Bu şekilde fırsat eşitliğini hem evin içinde hem sanat yoluyla evin dışında desteklemeye devam edeceğiz. Bu projenin yanında her zaman kızlarımızı pozitif anlamda destekleyeceğiz.” ifadelerini kullandı.
“Yeni nesillerin daha eşitlikçi yetişmesine imkan sağlayacak çok kıymetli bir proje”
BSH Türkiye Kıdemli Pazarlama Müdürü Özlem Koçdar da Bosch Ev Aletleri olarak ev içinde eşit iş bölümünü teşvik ettiklerini dile getirdi.
İstanbul Modern ile yapılan proje ile evin dışına da adım attıklarını vurgulayan Koçdar, şunları kaydetti:
“Eşitliğin her alanda olması gerektiğine inanan iki kuruluş olarak yollarımız kesişti. Bu uzun bir yolculuk. Biz inanıyoruz ki kamuda ve sosyal hayatta kadın ve erkeğin eşitliğini göreceğimiz yıllar yakındır. Çok küçük gibi görünen ama yeni nesillerin daha eşitlikçi yetişmesine imkan sağlayacak çok kıymetli bir proje. Bu projenin içinde imkanı olmayan kızlarımız var. İmkanlarınız olsa dahi erişemeyeceğiniz kaliteli ve benzersiz bir iş. Akademisyenlerle lisedeki kızlarımızı bir araya getiriyoruz.”
Proje ile kız çocuklarının hayatına dokunduklarını ve kız çocuklarının önlerinde muazzam kapılar açıldığını aktaran Koçdar, katılımcı kızların sanat tarihi kitaplarında kendi isimlerini görmeyi hayal ettiğini söyledi.
İstanbul Modern Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı ise 2004’ten bugüne İstanbul Modern’in eğitim programlarına verdiği önemin altını çizerek, “Bu projeyi sanat eğitiminde toplumsal cinsiyet eşitliğini desteklemek amacıyla yeteneğini ve sanatsal bakış açısını geliştirmek isteyen genç kızlarımız için hazırladık.” diye konuştu.
Etkinlikte İstanbul Modern Eğitim ve Sosyal Projeler Direktörü Neslihan Varol da kısa bir konuşma yaptı.
“Bir Hayalin İzinde” projesi
Proje kapsamında İstanbul’un farklı ilçelerindeki devlet okullarında 40 kız öğrenci çeşitli eğitimler alıyor.
Genç kızların sanatsal ifade becerilerini güçlendirmelerine, yaratıcı ve yenilikçi bakış açıları geliştirmelerine aracı olan projede Doç. Dr. Ebru Nalan Sülün ve Doç. Dr. Seda Yavuz ile yönetilen “Çağdaş Sanat Tarihi Dersleri”, yapıt inceleme çalışmaları ve sanatçıların izinde atölyeler, sanatçılardan branş dersleri ve sanatçılarla seminer ve atölyeler düzenleniyor.
Bu yıl haziran ayına kadar devam edecek projenin gelecek yıllarda da sürdürülmesi hedefleniyor.
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te moderatörlüğünü Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Şebnem Akçapar’ın üstlendiği panele Dışişleri Bakanlığı Orta ve Kuzey Avrupa Genel Müdürü Büyükelçi Hayriye Kumaşçıoğlu, Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Siyasi İşler Genel Müdürü Büyükelçi Nilvana Darama Yıldırımgeç ile Dışişleri Bakanlığı Doğu ve Afrika Genel Müdürü Büyükelçi Elif Çomoğlu Ülgen konuşmacı olarak katıldı.
Dışişleri Bakanlığı Orta ve Kuzey Avrupa Genel Müdürü Kumaşçıoğlu, kariyerinde 32 yılı devirdiğini ve meslek seçiminden hiç pişman olmadığını söyledi.
Türkiye’nin dış politikası için önemli olan ülkelerde görev yaptığını belirten Kumaşçıoğlu, görev aldığı tüm ülkelerde Türkiye’yi temsil etmenin ve bu ülkelerin politikalarını anlamaya çalışmanın çok öğretici bir tecrübe olduğunu dile getirdi.
Kumaşçıoğlu, diplomasi alanında kadın ve erkeğin görevlerinde başarı konusunda eşit olduklarını vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:
“Bence insanların karakteri ve yetenekleriyle ilgili bir meslek yürütüyoruz. Kadınların daha güçlü olduğu yerler var, erkeklerin daha güçlü olduğu yerler var ama sonuç itibarıyla bizim mesleğimiz hem kadınlar hem de erkekler tarafından yeterli donanıma ve belli özelliklere sahip kişiler ise yapılabilecek bir meslek diye düşünüyorum. Bu, tabii kadınların aynı fırsatlarla karşı karşıya olduğu anlamına gelmiyor.”
Büyükelçi Kumaşçıoğlu, mesleğe yeni başladığı dönemlerde kadın olarak bazı bölgelerde zorluklar yaşadığına işaret etti.
Kadın-erkek eşitsizliğinin dünyanın her yerinde olduğunu kaydeden Kumaşçıoğlu, kadın diplomat adaylarının kararlı şekilde Bakanlıkla ilişki kurmaları gerektiğinin altını çizdi.
“Diplomasi alanında çalışmak büyük bir emek gerektirir”
Yıldırımgeç, diplomasi alanında çalışmak isteyen gençlerin mesleklerini ideal olarak benimsemelerinin çok önemli olduğunu vurgulayarak, bu meslekte çalışmalarının somut sonuçlarını görmenin mutluluk verdiğini söyledi.
Diplomasi alanına kadın-erkekten ziyade hep insan merceğinden baktığını anlatan Yıldırımgeç, “Karşınızdaki her şeyden önce bir insan. Dolayısıyla sizin insan ilişkilerinde kullandığınız üslup, tarz, taktik, iletişim modeli, aynı şekilde diplomasi için de geçerli.” dedi.
Mesleğinin hayat biçimi olduğunu dile getiren Yıldırımgeç, diplomasi alanında çalışmanın büyük emek gerektirdiğinin altını çizdi.
Büyükelçi Yıldırımgeç, diplomaside kullanılan üslubun da önemli olduğunu kaydetti.
“Gerçekten içinizde vatan sevgisi, insan sevgisi olması şart”
Ülgen de “Gerçekten bu meslek para, şan şöhret için yapılmaz. Bayrağın gölgesinde o hissiyatla gerçekten ülkenizi temsil etmek için ve ülkenizi en uzak, en zor coğrafyalarda temsile hazır olduğunuzu hissettiğiniz anda seçebileceğiniz bir meslek diye düşünüyorum.” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin diplomaside, akademide ve tıp dünyasında kadınların liderlik ettiği dönemi yaşadığına dikkati çeken Ülgen, “Ben inanıyorum ki inşallah Türk siyaseti de önümüzdeki dönemde bu işi gerçekten çok isteyen, tabandan gelen kadınlara teslim edilir.” ifadesini kullandı.
Ülgen, diplomaside kadın ve erkek eşitliğiyle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:
“Kadın ve erkeği ayırıyorum.’ demem ama ‘Gönlümden biraz daha pozitif ayrımcılığa yatkın duruyorum.’ demeliyim ya da ‘Eşitler arasında kadını seçerim.’ demeliyim çünkü gerçekten biz (Bakanlığa) girdiğimizde 30 yıl önce eşitler arasından erkekler seçiliyordu. O nedenle şu anda benim kadını seçmemin son derece adil olduğunu düşünüyorum.”
Ülgen, mesleğine ilişkin şunları kaydetti:
“Bu, bir maraton, kısa vadeli değil. Başlamak için gerçekten içinizde vatan sevgisi, insan sevgisi olması şart çünkü sadece dış politika değil gerçekten insanı da yönettiğiniz ve yönetildiğiniz bir sisteme giriyorsunuz. O sistemin parçası oluyorsunuz. Adaletsizliklere uğrayıp küsmek, darılmak, sistem dışına itildiğini düşünmek mümkün olabilir çok uzun vadeli bu maratonda ama ben 32 yıllık kariyerimde şunu gördüm ki orta vadede mutlaka adalet de var. Yeter ki gerçekten bu devletin birliği, dirliği yerinde olsun ve onun için gayret etmeye, aynı ülkü uğruna yürümeye devam edelim.”
“Eşit olmayı istemekten asla yorulmamamız gerektiğini düşünüyorum”
Güney Afrika Uluslararası İlişkiler ve İşbirliği Bakanı Naledi Pandor da dinleyici olarak katıldığı panel hakkındaki düşünceleri sorulduğunda şunları söyledi:
“Bu, mükemmel bir panel. Bence hem kadınların sahip olduğu becerileri hem de fırsatları çok iyi anlattınız. Kadınlar olarak eşit olmayı istemekten asla yorulmamamız gerektiğini düşünüyorum çünkü adil olan bu. Bizler de diğerleri gibi insanız ve en az onlar kadar zekiyiz, bundan dolayı sizi gerçekten kutluyorum.”
]]>CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, “Ekonominin böylesine kötü gittiği bir dönemde sarayda bir günde 33,6 milyon TL harcanıyor. Hani emeklilere bir asgari ücret tutarındaki ödemeyi çok gördüler ya sarayda bir emekli maaşını kırk saniyede harcıyorlar.” dedi.
Seçim çalışmalarını İzmir Karabağlar’da sürdüren CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, CHP Karabağlar Belediye Başkan Adayı Helil Kınay ile Esendere Seçim Koordinasyon Merkezi’ni ziyaret etti. Nazlıaka ve Kınay, seçim ofisinde kadınlarla biraraya geldi.
Ziyarette konuşan CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, Türkiye’nin değiştiğine ve değişime ayak uydurmak için eşitliği inşa etmenin önemine vurgu yaparak şunları söyledi:
“Kimsenin bizden olan olmayan diye ayrımcılığa uğramaması için kutuplaşmanın sona ermesi için, siyasetin birleştirici ve iyileştirici gücünü yeniden hissettirebilmek için bugün buradayız. Çünkü öyle bir dönemden geçiyoruz ki arkadaşlar her alandaki eşitsizlikler giderek derinleştiriliyor. Yoksulun daha yoksul, zenginin daha zengin olduğu bir düzen kuruluyor altta kalanın canı çıksın isteniyor. Çocuklarımıza bir öğüncük bile ücretsiz olarak verilmesi istenildiğinde çok görülüyor. Kadınlar sokak ortasında ya da kendilerini en güvenli hissetmeleri gereken yerde yani evlerinde şiddete maruz kalıyor. İşçimiz, emekçimiz, emeklimiz, açlık sınırının altında bir hayata mahkum ediliyor.
“SARAYDA BİR EMEKLİ MAAŞINI KIRK SANİYEDE HARCIYORLAR”
İşsizlik ise neredeyse olağan kabul edilir hale geldi. ve üstelik bugün iş sahibi olanlar da acaba yarın işini kaybeder miyiz korkusu yaşıyor. Kaldı ki bugün Türkiye’de kayıt dışı çalışma halen çok yaygın. O yüzden çalışanlarımızın bir sosyal güvencesi de yok. Asgari ücret ortalama ücret haline gelmiş durumda. ve böylesine ekonominin kötü gittiği bir dönemde sarayda bir günde 33,6 milyon TL harcanıyor. Hani emeklilere bir asgari ücret tutarındaki ödemeyi çok gördüler ya sarayda bir emekli maaşını kırk saniyede harcıyorlar.
“SOSYAL DEMOKRAT BELEDİYECİLİK ANLAYIŞINA DAHA FAZLA İHTİYAÇ VAR”
Zorlu bir dönemden geçtiğimizi tespit edelim. İşte böyle bir aşamada Cumhuriyet Halk Partisi’ne her zamankinden çok daha fazla ihtiyaç var Cumhuriyet Halk Partisi’nin eşitlikçi politikalarına, sağ elin verdiğini sol el görmeyecek mantığıyla yoksul, ezilenlerin yanında olan, sosyal demokrat belediyecilik anlayışına daha fazla ihtiyaç var. Çocukların, kadınların, engellilerin toplumun tüm dezavantajlı kesimlerinin, romanlarının her kesiminin yanında olan bir Cumhuriyet Halk Partisi’yle yerelden başlayan dönüşümün genelde de devam edeceğine dair hepimizin yüreğinde çok güçlü bir inanç var”
“TARİHİN EN CİNSİYETÇİ MECLİSİNİ OLUŞTURDULAR”
Konuşmasında AKP hükümetini hedef alan Nazlıaka, “Öylesine bir meclis oluşturdular ki tarihin en cinsiyetçi meclisi. Kadınların sahiplenilmesini iddia edenlerden tutun, domuz bağcılara, insanları diri diri evinin altına gömenlenlere, Gaffar Okan’ın katilleri olan Hizbullah örgütünün Siyasi uzantısı olan Hüdapar’ı meclise soktular. Öylesine bir meclis oluşturdular ki çok eşliliği savunan milletvekilleri var. Kadınların görüntüsüne dahi tahammül edemeyip silüet olarak görselinin yayınlanmasını isteyen milletvekilleri milletvekili adayları var. Işte bizler bu anlayışı hep birlikte reddediyoruz değerli arkadaşlar. Devletimiz giderek bu gerici zihniyetin karanlığında boğulmak isteniyor. İstanbul’un göbeğinde hilafet çağrıları yapılıyor. Adalet sarayı ortasında şeriat sloganları atılıyor. ve yetmiyor Konya’da yaşasın şeriat pankartları asılıyor. Yetmiyor Hizbullahın Milli Eğitim Bakanlığı içerisindeki uzantısı olan bir yapılanma adına, ‘peygamber sevdalıları platformu’ diyerek daha da istismar etmeye kalkmışlar dinimizi. Bu yapı Diyarbakır’da surlara şeriat istiyoruz. Şeriat adalettir. Şeriat hürriyettir gibi gerçek dışı pankartlar asıyor. İşte bunların bu cesareti nereden aldıklarını çok iyi biliyoruz. ve bunların bu laiklik düşmanlarının hedefinde öncelikle kadınlar olduğunu da hepimiz gayet iyi biliyor, onları çok iyi tanıyoruz.
“KADIN ADAYLARIMIZLA GURUR DUYUYORUZ”
Neden laiklik düşmanlarının hedefinde kadınlar vardır. Çünkü kadın dönüştürücü güce sahiptir. Çünkü kadın üretkendir. Çünkü kadın cesurdur. O yüzden hedeflerinde kadınlar var. O yüzden hedeflerinde laiklik var. Işte biz böyle bir dönemden geçerken Türkiye’nin birçok büyük şehrinde, ilinde, ilçesinde, beldesinde Cumhuriyet Halk Partisi olarak, kadın adaylarımızla gurur duyuyoruz. ve bugün tüm kadın adaylarımızın kazandığı koşulda her dört buçuk kişiden birisini kadınlar yönetecek arkadaşlar. On dokuz milyon nüfuslu bir seçmen bölgesini yönetecek kadın adayımız var. İstanbul’da Bakırköy, Maltepe gibi Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin olduğu yerlerde. İzmir’de Karabağlar gibi, Konak gibi, Çeşme gibi birçok Cumhuriyet Halk Partili belediye olduğu yerde kadın adaylarımız var. ve bizler biliyoruz ki bu kadın adaylarımızla bir kez daha bu ilçelerimize, bu illerimize beş büyük şehrimize Cumhuriyet Halk Partisi bayrağını dikeceğiz Özellikle buralarda sandıkları patlatacak arkadaşlar. Karabağlar’da da İzmir’de de tüm Türkiye’de de büyük bir iddiayla geliyoruz işimiz, gücümüz Türkiye, işimiz gücümüz Karabağlar diyoruz” diye konuştu.
“KADINLAR EŞİTLİĞİN HAYATLARINA NASIL YANSIDIĞINI GÖRÜYORLAR”
Nazlıaka konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Neden bu dönemde daha fazla kadın belediye başkanına ihtiyaç var? Birkaç cümleyle bunu da özetlemek isterim. Çünkü Cumhuriyet Halk Partili belediyeler tarafından yönetilen yerlerde ayrımcılık yok. Cumhuriyet Halk Partili belediyeler tarafından yönetilen yerlerde kadınlar eşitliğin, özgürlüğün, adaletin hayatlarına nasıl yansıdığını görüyorlar. Örneğin açılan kreşlerle, açılan otizm merkezleri, alzaymır merkezleri, gündüz bakım evleri, yaşlı evleri, engelli evleri, mola merkezleri ve daha adını sayamayacağım birçok hizmetle kadınlar özgürleştiriliyor. Aynı zamanda kadınlara meslek edinme kursları veriliyor. Kadınların istihdama katılımı için eğitimler veriliyor. Kadın kooperatifleri kuruluyor ve kadınların hayatın her alanında eşit olabilmesi için politikalar üretiliyor. Toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı bir bütçe ayrılıyor. ve aynı zamanda cinsiyet kodlarından ayrıştırılmış istihdam politikalarıyla kadın zabıtalar, kadın itfaiyeciler, kadın otobüs şoförleri, kadın gemiciler Cumhuriyet Halk Partili belediyelerde istihdam edilerek kadının her alanda çalışabileceği, erkek işi, kadın işi diye bir ayrımın olmadığı da çok net bir şey gösterilmiş oluyor”
“KADINI YOK SAYANLARA, KARABAĞLAR’DAN KADININ GÜCÜNÜ GÖSTERECEĞİZ”
Seçim çalışmalarına hız kesmeden devam eden CHP Karabağlar Belediye Başkan Adayı Helil İnay Kınay ise “”Bizler Karabağlar’da bir arada başladığımız yolculuğumuzda burada gördüğümüz göremediğimiz tüm kadın arkadaşlarımız, örgüt emekçilerimizle birlikte sahada gece gündüz demeden 1 Nisanın hazırlığını yapıyoruz. Karabağların her yerinde kadın eli değdiğini, kadınların emeği olduğunu, her yerinde emeğin, hakkın, çağdaş ve aydınlık Türkiye’nin geleceği olduğunu biliyoruz. Bizler biliyoruz ki Karabağ’ın her yerinde eli olan, emeği olan dünyanın yarısı olan, göğün yarısı olan kadınlar Karabağlar’da da seçim zaferinin yarısından fazlası olacaklar. En büyük emekçisi olacaklar. ve biz kadını görmek istemeyenlere, kadını yok sayanlara, kadının varlığını görmeyenlere, Karabağlar’dan kadının gücünü de, sesinide, İzmir ve Türkiye’nin her yerinde değişimde kadının elinin değdiğini birlikte göstereceğiz” diye konuştu.
Esentepe Seçim Kordinasyon Merkezi ziyaretinin ardından Kınay ve Nazlıaka Karabağlarda esnaf ziyareti gerçekleştirdi.
]]>TBMM Genel Kurulunda gündem dışı söz alan Yerebakan, 20 Şubat’ın Dünya Sosyal Adalet Günü olduğunu belirterek, “Kardeşlik ve dayanışma ruhuyla yoğrulmuş, adalet ve eşitliği temel alan bir medeniyetin evlatları olarak Genel Kurulda bulunuyoruz.” diye konuştu.
Yüzyıllar boyunca insanlık tarihini şekillendiren bir ideal olan sosyal adalet kavramının tarifinde, toplum içindeki ilişkilerin herkesin ortak iyiliği için düzenlenmesi gerektiğinin ifade edildiğini vurgulayan Yerebakan, Türkiye’nin, coğrafyasının zenginliği kadar kültürlerin, dillerin ve inançların bir arada yaşama uyumunun da simgesi olduğunu dile getirdi. Yerebakan, şunları kaydetti:
“Bu topraklar yüzyıllar boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, her biri kendi döneminde sosyal adalet anlayışıyla toplumsal düzeni sağlamaya çalışmıştır. Cumhuriyet’imizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Hakimiyet, bila kaydü şart milletindir.” sözü, bu topraklarda adaletin temel taşıdır. Bu söz, milletimizin iradesinin üstünlüğünü ve her bir vatandaşımızın eşit haklara sahip olduğunu vurgular. Büyük Millet Meclisimiz kurulduğu günden bu yana adaleti, eşitliği, halkımızın refahını temel alan yasaları hayata geçirmek için çalışmıştır.”
Bu büyük milletin evlatları olarak adaletin yalnızca yasalarla değil, aynı zamanda gönüllerde de tecelli ettiğinin bilinciyle hareket ettiklerini ifade eden Yerebakan, “Bu anlayış komşuya yardım etmekten ihtiyaç sahiplerine destek olmaya kadar günlük yaşantımızın her alanında kendini göstermektedir. Bizler birinin ayağına taş değdiğinde onun acısını kalbinde hisseden, birinin gözü yaşlı olduğunda onun gözyaşını kendi yanağımıza süzülen bir damla olarak gören bir milletiz. Bu, yalnızca adalet ve eşitlik uğrunda değil, aynı zamanda her birimizin bu topraklarda huzur içinde, başı dik bir yaşam sürdürmesi için gerekli olan kardeşlik ve dayanışma ruhudur.” değerlendirmesinde bulundu.
Bir toplumu yücelten şeyin, zenginliğinin büyüklüğü veya ihtişamı değil, en zayıf bireylerine nasıl davrandığı olduğunu vurgulayan Yerebakan, şöyle devam etti:
“Ülkemizde sosyal hizmetlerin genişletilmesi, kamu yatırımlarındaki gelişmeler, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması, engelli ve yaşlı vatandaşlarımıza yönelik özel programların hayata geçirilmesi adalet ve eşitlik yolundaki kararlı adımlarımızı göstermektedir. Son 20 yılın istatistikleri, Türkiye’yi daha adil, daha müreffeh ve her bir vatandaşımızın hak ettiği yaşam standartlarına kavuştuğu bir ülke haline getirme konusundaki kararlılığımızı yansıtmaktadır. Bu, hepimizin ortak çabasıyla gerçekleşmiştir ve Türkiye her daim her bir vatandaşına değer vererek adaletin ve merhametin sancak taşıyıcısı olmaya devam edecektir.”
Yerebakan, bugün insanlık tarihindeki en büyük meydan okumalarla karşı karşıya olunduğunu belirterek, “Küresel çapta artan sosyal ayrışma ve kuşaklararası büyüyen sosyal dengesizlikler, toplumlarımızın temelini oluşturan değerler üzerinde yeniden düşünmemizi gerektiren konular haline gelmiştir.” dedi.
İnsanlık medeniyetinin içinde bulunduğu alacakaranlığın sessiz seyircileri olmak zorunda olmadıklarını ifade eden Yerebakan, aksine, bugünün olaylarının seyrini, yarının dünyasının yüzünü değiştirecek bir güce sahip olduklarını kaydetti. Sosyal adaletin, bu zorlukların üstesinden gelinmesinin anahtarı olduğunu dile getiren Yerebakan, şunları söyledi:
“Buradaki adalet tarifi yalnızca hukuki bir kavram değil, aynı zamanda toplumsal bir gerekliliktir. Sosyal adaletin ve eşitlik mücadelesinin sadece bir hayal olmadığını ancak asla bitmeyecek bir yolculuk olduğunu ifade etmek isterim. Birlikte yürüdüğümüz bu yolda adalet bize pusula, insanlık bize rehber olmalıdır. Her adımda adaletin ve eşitliğin izini sürmeli, sosyal adaletin her bireyin hayatında hissedilebilir bir gerçeklik olması ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmamız için ulusal politikalarımızı şekillendirmek zorundayız. Zira biz gelecekten korkmak için değil, geleceği şekillendirmek için buradayız.
İnanıyorum ki biz milletimiz söz konusu olduğunda kutuplaşmayı uzlaşıyla ve tıkanıklığı ilerlemeyle değiştirebilme kudretine sahibiz. Bu, ülkemizin yeni yüzyılında, Türkiye Yüzyılı’nda bizim neslimizin imtihanıdır ve hepimizin bunu başarıyla geçeceğine inanıyorum. Unutmayalım ki bir toplumda sosyal adaletin güneşi doğduğunda umutsuzluk ve karanlık, aydınlığın ve eşitliğin parlak ışığıyla silinip gider.”
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün Ankara Yenimahalle’de Pir Sultan Abdal Cemevi’nin açılışına katıldı. Özel, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“ÇEDES PROGRAMI ADI ALTINDA LAİK EĞİTİMİN ÖRSELENDİĞİ SALDIRILARA KARŞI SİZLERLE BİRLİKTE MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”
“Buraya CHP Genel Başkanı olarak geldim, bunu önemsiyorum. Her sene temmuz ayının başında yüreğimizde bir kor gibi yanmaya devam eden Madımak’a giderdik, bu sene de yıl dönümüne CHP Genel Başkanı olarak gidip, biraz önce anonsta söylendiği gibi orası bir utanç müzesi olana kadar, devlet mağdurlardan özür dileyene kadar, o ayıptan hepimiz bu ülkeyi, devleti kurtarana kadar bu mücadeleye sizlerle birlikte devam edeceğim.
Bir kucağında ceylanı bir kucağında aslanı tutabilen Hacı Bektaşı Veli’nin, ‘Kadılar müftüler fetva yazarsa, işte kement, işte boynum asarsa, işte hançer, işte kellem keserse, dönen dönsün ben dönmezem yolumdan’ diyen Pir Sultan Abdal’ın ve bu topraklarda kardeşlikle, bu topraklarda beraberce, bu topraklarda yalana, harama bulaşmadan kimsenin ekmeğine, kimsenin namusuna yan gözle bakmadan kardeşçe yaşamak isteyip de bir kirli, karanlık zihniyet tarafından sürekli ötekileştirilmeye çalışılan; hatta Cumhuriyet’in 100’üncü yılını geri bıraktığımız bu dönemde Anayasa’nın eşitliğe bütün vurgularına rağmen ‘herkes eşittir ama Aleviler daha az eşittir’ anlayışı ile bu ülkeyi yönetenlere inat, Alevilerin maaşlarından kesilen vergi herkesin maaşından kesilenden aynıyken, hatta tüm dezavantajlarıyla geri bırakılmışlıklarıyla, yoksul bırakılmışlıklarıyla, dolaylı vergilerle aslında bu ülkede en büyük yükün altında ezilen, toplumun mağdur kesimlerden olan bu canların, maaşlarından aynı vergi kesiliyorken, vergi yükü altında daha çok eziliyorken herkes ibadethanesini seçebiliyorken, ibadetine karar veriyorken Alevilerin ibadetini ibadet görmeyen, onların ibadethanesini ibadethane olarak görmeyen, onlara bu hizmeti vermeyen bir anlayışa karşı bugün burada kahramanca bir iş yapan bir yerel yöneticimizle, bugün burada gurur duyduğum bir örnek belediye başkanımızla karşınızdayım. Daha önce Serçeşme Cemevi, şimdi Pir Sultan Abdal Cemevi’ni Türkiye’de kamu bütçesiyle yapmaya cesaret eden belediye başkanımızı yürekten alkışlıyorum. Hepiniz adına ona binlerce teşekkür ediyorum. İyi ki varsın Fethi Yaşar.
Biz CHP olarak bundan sonra ‘Kim ne der’ demeden, kimseden çekinmeden hem doğrularımızı hem de sizin bildiğiniz doğruları özgürce savunmaya devam edeceğiz. Anayasal eşit vatandaşlık hakkı talebini dile getirmeyi sanki ifade edilemeyecek bir mesele ya da var olmayan bir eşitsizliğe itiraz olarak küçümseyenlere, bu talebi küçük görenlere ya da bu talebi yersiz görenlere karşı ana muhalefet partisinin genel başkanı olarak diyorum ki; anayasal eşit vatandaşlık hakkı tanınana ve sonuna kadar yaşanana kadar bu toplumun yanındayız, omuz omuzayız, kol kolayız. Camilerin ibadethane olarak kabul edilip, bunun yasal güvenceyle, Meclis’ten çıkacak kanunla, Cumhurbaşkanı’nın onayı ile Resmi Gazete’de yayınlanması ile cemevlerinin yasal bir ibadethane kabul edilmesine kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz. ÇEDES programı adı altında laik eğitimin örselendiği bu saldırılara karşı sizlerle birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı adı altında Alevilerin inançlarını bir ibadet değil de kültürel faaliyet olarak gören, onların ibadethanesini bir zamanlar dediği gibi ‘cemevi cümbüş evi’ mantığı ile sanatın, kültürün bir parçası ilan edenlere karşı günün birinde bu ülke Sünnilere hangi imkanları tanıyorsa, Alevilere de o imkanları tanıyana, onların bu haklarını görene kadar sizinle birlikte mücadele edeceğiz.
Mülakatlarda mezhep ve din ayrımı yapılıp da Alevi canlar teker teker elenip, bu devlette bir yere gelmesine engel olanların zihniyeti ortadayken sanki bu yokmuş gibi söylemlerle, göstermelik atamalarla, ‘Siz gidin burada oyalanın’, ‘Bu mevki ve makamı da size vereyim’ gibi yapmacıklıklara karşı hep birlikte samimi gayret göstermek durumundayız.
“AJANDALARINDA ANKARA’YA, ANKARA’YI PARSEL PARSEL SATAN MELİH GÖKÇEK ZİHNİYETİNİ GERİ GETİRMEK VAR”
Bu hafta içimize çok sinen, içinize çok sinen bir süreci hep beraber başlatacağız. CHP aday belirleme süreçlerini tamamladı. Pazartesi günü itibarıyla da son bulacak. Bundan sonra hep beraber sokaklarda, meydanlarda, kahvelerde, evlerde, beldelerde, köylerde büyük bir mücadele başlayacak. Bir seçim var. Bu seçimi şöyle tanımlamak mümkün, bu seçimde iki ittifak, iki anlayış yarışacak. Biri Cumhur İttifakı, Adalet ve Kalkınma Partisi ve MHP’den oluşan, her geçen gün birbirine benzeyen, farklılıkları reddeden, tekçi, baskıcı ve bu ülkede ittifakı genişletmek istediğinde aklına domuz bağcılar gelen, onları ittifakına dahil eden, kadınları sahiplendirilecek varlıklar gibi gösterenleri Meclis kürsüsüne taşıyan hadsizlikte olan ve bu ülkeyi her geçen gün biraz daha baskının arttığı, bir inancın alabildiğine serbest, diğer inançların dışlandığı, baskılandığı, bu ülkede etnisite farklılıklarını renk olarak görmeyip ayrım olarak gören bir anlayış Cumhur İttifakı olarak seçimlere giriyor. Hedefleri belli. Kimse seçim beyannamelerini merak edip açmıyor. Çünkü yapacakları iş ne sosyal donatı alanıdır, ne sosyal yardımdır, ne halkçı belediyeciliktir, ne başka bir şeydir. Ajandalarında şu var: Ankara’ya Ankara’yı parsel parsel satan, peşkeş çeken Melih Gökçek zihniyetini geri getirmek. İstanbul’a üzerinde helikopter ile uçup, kupon arsaları Arap şeyhlerine ve Katar emirlerine ayıran, satacak arsa kalmıyor endişesi ile Kanal İstanbul gibi İstanbul’un böğrüne bir bıçak dayayarak, yeni bir boğaz yaratıp, etrafını satmayı planlayan rantçı ve talancı anlayışı geri getirmek istiyorlar. Onlardan alıp, özgür ve insanların istedikleri gibi kendilerini ifade edebildikleri, yaşayabildikleri, ayrımcılığın ve kötü muamelenin her geçen gün azaldığı, Mersin’de, Adana’da, Antalya’da bir önceki baskıcı, iktidara geldikleri gün binlerce canı, binlerce garibanı, binlerce sosyal demokratı kapı önüne koyan bir aşırı politik ve karşısındakileri düşman gören anlayışı oralara tekrar hakim kılmak istiyorlar. Bu, Cumhur İttifakı ve onun 31 Mart’tan sonraki 1 Nisan planı.
“BU SEÇİM YA ERDOĞAN’IN ADAYLARI YA DA MEVCUT BELEDİYE BAŞKANLARIMIZ YA DA İDDİALI ADAYLARIMIZ TARAFINDAN KAZANILABİLİR”
Karşısında bir ittifak var mı? Karşısında ittifak olsun diye, resmi işbirlikleri olsun diye samimi gayret gösterdik. Maalesef, eleştirmeyeceğim, saygı duyacağım gerekçelerle birlikte olma taleplerimiz reddedildi. Maalesef pek çok yerde karşımıza geçmiş dönemlerde birlikte olduğumuz siyasi partiler, rakipler çıkardılar. Oysa bu seçim ya Recep Tayyip Erdoğan’ın adayları ya da mevcut belediye başkanlarımız ya da iddialı adaylarımız tarafından kazanılabilir. Bu durum bize kaybettirirse Türkiye’ye kaybettirir. Çünkü Cumhur İttifakı’nın hedefi bellidir. Bunun karşısında bir çare var mı? Evet var. Bunun karşısında ikinci bir ittifak, çok güçlü bir ittifak, aslında kendine inandığında, güvendiğinde Cumhur İttifakı’nın yanından bile geçemeyeceği bir ittifak var. O ittifakın adı Türkiye ittifakıdır.
Türkiye ittifakında Alevi olsun, Sünni olsun eşitliği savunan herkes var. Türkiye ittifakında Kürt olsun, Türk olsun kardeşliğe inanan herkes var. Türkiye ittifakında sağcı olsun, solcu olsun belediyeler namuslu yönetilsin, israf olmasın, dayanışma olsun, garibe, fukaraya sahip çıkanlar olsun, rantçıların yerine halkçılar olsun diyen herkes var. Türkiye ittifakında karşı tarafın despotluğuna karşı demokratlar var. Sadece sosyal demokratlar yok, sosyal demokratlar var, muhafazakar demokratlar var, milliyetçi demokratlar var. Ama Türkiye’nin birliğine, bütünlüğüne inanan bütün demokratlar var. Tüm demokratlar olduğu gibi Kürt demokratlar da var. Alevi’si, Sünni’si, Çerkez’i, Laz’ı var ama bizim içimizde iyi insanlar var.
“KORKMAYIN. 31 MART’TA BİZ BİRLİKTE OLURSAK 31 MART BİZİMDİR, YARINLAR BİZİMDİR”
Buradan, Ankara’dan Yenimahalle’den bütün Türkiye’ye, Pir Sultan Abdal Cemevi’nin karşısından binlerce candan, ülkesini seven, namuslu, dürüst, çalışkan, haramdan, yalandan korkan bu güzel insanlardan aldığım enerji ile Türkiye’ye sesleniyorum: Korkmayın. 31 Mart’ta biz birlikte olursak, iyi insanlar birlikte olursak, dürüst insanlar birlikte olursak, çalışkan insanlar birlikte olursak, bu ülkede Cumhuriyet’e inanan, Atatürk devrimlerine inanan, Atatürk ve Cumhuriyet’in kurucu kadroları ile bir sorunu olmayan, onlara husumet değil hayranlık duyan bizler birlikte olursak 31 Mart bizimdir, yarınlar bizimdir.”
]]>