Aradığı mutluluğu bir türlü bulamayan İsmail Hacıoğlu, 2020 yılında anlaşmalı olarak boşandığı eski eşi Duygu Kumarki ile yeniden barışmıştı.
ESKİ EŞTEN SEVGİLİ OLMADI
Boşandıktan sonra bir dönem Merve Çağıran ve Aslıhan Gürbüz ile aşk yaşayan Hacıoğlu, “Ne varsa eskilerde var” dedi ve eski eşi Duygu Kumarki ile tekrar denedi. Ancak ünlü çiftin mutluluğu kısa sürdü ve Hacıoğlu ile Kumarki’den geçtiğimiz günlerde ayrılık haberi geldi.
Kumarki, “Eski eşim ile yeniden ortak bir yaşam sürmeye başlamıştık. Bir süre önce konuşarak ortak hayatımıza son vermiş bulunmaktayız.” dedi.
KAPATTI
Kumarki, bu kez de Instagram hesabından yaptığı paylaşım ile gündeme geldi. Hacıoğlu’nun soyadını Instagram hesabından bir türlü silemediğini açıklayan Kumarki, çareyi hesabını kapatmakta buldu.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Kara para aklama” ve “Örgüt kurma” suçlamasıyla hakkında 40 yıl hapis cezası istenen sosyal medya fenomeni Dilan Polat, dün tahliye edildi. 9 ay cezaevinde kalan Polat, tutuksuz yargılanacak.
Dün akşam saatlerinde Dilan Polat’ın açıklama yapıp yapmayacağı merak edilirken, kardeşi Sıla Doğu’dan paylaşım gelmişti.
İLK PAYLAŞIM EVDEN GELMİŞTİ
Instagram hesabından Dilan Polat’la birlikte evde çekildiği fotoğrafı paylaşan Doğu, “Güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederiz. Beyazlarını ben ve Nilda boyayacağız. Toparlanacaksın kardeşim.” yazmıştı.
BOĞAZ HAVASI ALDI
Bugün eşi Engin Polat’ı cezaevinde ziyarete giden Dilan Polat’tan yeni bir video geldi.
Ailesinin ve çocuklarının yanında vakit geçiren Polat, cezaevinden çıkar çıkmaz Boğaz havası aldı. O anlar sosyal medyada yayınlandı.



Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSHAK KARA
(VAN) – DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Van’da düzenlenen Demokratik Yerel Yönetimler Çalıştayı’nda yaptığı konuşmada kentlerde Kürtçe yazılan trafik uyarı yazılarının silinmesine tepki gösterdi. Bakırhan, “Her şeyi yaptılar şimdi sıra trafik akışını kolaylaştırmak için yapılan yazıya geldi. Her akşam sanki ülkede darbe oluyormuş gibi o yazıları siliyorlar” dedi. Sokak hayvanlarıyla ilgili yasayı tanımayacaklarını belirten Bakırhan, “Köpek ve kedileri cadde ve sokaklardan toplatıp izolasyon altındaki o ölüm kamplarına kesinlikle koymayacağız” diye konuştu.
Van’ın Edremit ilçesinde iki gün süren DEM Parti Demokratik Yerel Yönetimler Kadın Çalıştayı’nın ardından tüm belediye eş başkanlarının katılımıyla Demokratik Yerel Yönetimler Çalıştayı düzenlendi. Çalıştaya, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, DBP Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır, Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları Neslihan Şedal ve Abdullah Zeydan, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanları Serra Bucak ve Doğan Hatun, Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanları Devrim Demir ve Ahmet Türk, bir süre önce cezaevinden tahliye olan eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Gültan Kışanak, eski milletvekili Sebahat Tuncel, eski belediye başkanlarından Çağlar Demirel, DEM Parti milletvekilleri ve tüm il, ilçe ve belde belediye eş başkanları katıldı.
“Halkımıza en iyi hizmeti sunacağız”
Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Abdullah Zeydan “Van halkının seçimde büyük bir direniş göstererek, demokrasi ve özgürlük konusunda tavrını net bir şekilde ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi:
“Kayyım demek sadece mali yıkım yaratmak değil, aynı zamanda asimilasyon ve halklara yönelik tahribatlarıdır. Kayyımlar tarihimizi, kültürümüzü ve bütün değerlerimizi talan etmek üzerine kurulmuştu. Bizler de buna karşı bu değerlere sahip çıkarak bunun üstesinden gelebiliriz. Kayyım zihniyetine en iyi cevabı vermek halka en iyi hizmeti sunmaktır. Ortak ve toplumsal akılla halkımıza en iyi hizmeti sunacağız.”
Zeydan, tüm engellemelere rağmen çok dilli belediyecilik çalışmalarını sürdüreceklerini söyledi.
“Köpek ve kedileri cadde ve sokaklardan toplatıp o ölüm kamplarına kesinlikle koymayacağız”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise şunları söyledi:
“Bir pusu iktidarı ile karşı karşıyayız. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir uygulama olmaz. Bu pusu iktidarı Van’da aynı yöntemi denediler ama halkın iradesiyle karşılaştı. Her şeyi yaptılar şimdi sıra trafik akışını kolaylaştırmak için yapılan yazıya geldi. Her akşam sanki ülkede darbe oluyormuş gibi o yazıları siliyorlar. Şimdi halaylara taktılar. Kürdün kendi geleneksel giysileriyle çekmiş olduğu halaylara katılanları tutukluyorlar, işkence ediyorlar, dövüyorlar, çırılçıplak soyup Hakkari’nin dört bir merkezine birer birer bırakıyorlar. Uygulamadıkları vahşet yok. Bunların uyguladıklarının adı faşizmdir, ırkçılıktır. Burada insanlık yok, burada adalet yok. İnandıkları dine de uygun bir yaklaşım değil. Keşke sadece bize düşman olsaydılar. Hayvanları katletme yasasını Meclis’te kavgayla gürültüyle geçirdiler. Buradan sizlere çağrımdır, biz bu yasayı tanımayacağız, uygulamayacağız. Kentler, sokaklar, caddeler ne kadar insanlarınsa o kadar diğer canlıların, köpeklerin ve kedilerindir. Köpek ve kedileri cadde ve sokaklardan toplatıp izolasyon altındaki o ölüm kamplarına kesinlikle koymayacağız.”
]]>
İSHAK KARA
(VAN) – Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) Demokratik Yerel Yönetimler Kadın Kurulu, ‘Yerel Yönetimler Kadın Çalıştayı’ düzenliyor. Tüm kadın belediye eş başkanlarının katıldığı çalıştay iki gün devam edecek. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Bizler kendimizi de kentimizi de en iyi yönetme konusunda iddialıyız ve kararlıyız” dedi.
Van’ın Edremit ilçesinde düzenlenen DEM Parti Demokratik Yerel Yönetimler Kadın Çalıştayı başladı. Çalıştaya, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Neslihan Şedal, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Serra Bucak, bir süre önce cezaevinden tahliye olan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eski Eş Başkanı Gültan Kışanak, Siyasetçi Sebahat Tuncel, eski belediye başkanlarından Çağlar Demirel ve tüm il, ilçe ve belde belediye eş başkanları katıldı.
“Yerel Yönetimlerde Eğitim Çalıştayı’nın ilk iki gününü kadınlarla gerçekleştireceğiz. Bizler dört günlük süre boyunca yerel yönetim anlayışımızın nasıl daha derinleştirilip dönüştürülebileceğini, demokratik, ekolojik kadın özgürlükçü yönetim anlayışımızı daha derinleştirip içleştirip hayata nasıl en iyi şekilde tatbik edebileceğimizi bu çalıştayda konuşacağız” diyen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Çalıştay ile ilgili ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu:
“İlk iki gün kadınlarla kadın eş başkanlarımızla olacağız. Diğer iki gün ise karma yapacağız. Bu çalıştayda Dem Parti’nin yerel yönetim anlayışının ve paradigmasını hayata geçirme konusunda atılabileceğimiz adımların neler olabileceğini daha güçlü çalışmalara nasıl imza atabileceğimizi, kadın politikalarımızı demokratik yerel yönetim anlayışımızı nasıl en güçlü anlamda hayata geçirebileceğimizi detaylı bir biçimde konuşacağız. Elbette bir yanıyla kendi programatik yerel yönetimlerle ilgili programatik yaklaşımımızın nasıl hayata geçeceğini konuşurken güncel aktüel gelişmeleri de hep birlikte değerlendireceğiz.
“AKP’nin seçimle yenemediği siyasi partilere dönük farklı biçimlerde gerçekleştirdiği operasyonlar var”
Bugün AKP’nin seçimle yenemediği siyasi partilere dönük çok farklı biçimlerde gerçekleştirdiği operasyonlar var. Dem Parti belediyeleri üzerinde geçmiş dönemde denemiş olduğu kayyum stratejileri çökmüş durumdadır. Bugün kayyum rejimi Türkiye’nin hiçbir kesimi tarafından hatta kendi seçmenleri tarafından da kabul görmemektedir. Hakkari’ye Kayyum atandı. Hakkari’ye atanan kayyumun derhal el çektirilmesi gerektiği talebini yeniliyoruz. Mevcut yasalar çerçevesinde Viyan Tekçe eş başkanımızı belediye meclisi seçmiştir ve onun resmi başkan vekili olarak atanması gerekiyor.
Yine ikinci operasyonel yaklaşım mali operasyonları bugün 2024 yerel seçimlerinde ağır yenilgi alan AKP belediyeleri muhalefette olan belediyeleri nasıl çalıştıramam üzerine belli ki oturup ince bir mühendislik faaliyeti yürütmüş ve Mersin’de mal varlıklarına, hesaplarına haciz kondu. SGK’ya olan borçlar sanki yeni akılları başlarına gelmiş gibi bir adım atıyorlar. Oysa ki bütün belediyeler ne borçları varsa yapılandırılarak peyder pey ödemesi yapılıyor. Ama buradaki amaç belediyeleri tamamen çalışamaz hale getirmek bugün belediyelere yönelik bu mali yaptırımlar merkezi hükümetin kendi merkezdeki gücünü kullanarak yerelin gücünün üzerinde güç estirmesini kabul etmiyoruz. Bu bizim açımızdan kayyumla ve atamayla eş değerdir. Kayyum anlayışının başka tezahürüdür. Bunu da batı belediyeleri üzerinde sergilemektedir. Kabul etmek mümkün değildir. Bizler kendimizi de kentimizi de en iyi yönetme konusunda iddialıyız ve kararlıyız. Bütün engellemelere ve kaynak kesintilerine rağmen belediyelerimizin en iyi şekilde yönetilme konusunda her türlü adımı ve pratiği atacağımız bilinsin.”
]]>
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Kürtçe şarkılarla çekilen halaylar üzerinden operasyonel bir yaklaşım olduğunu söyleyerek, “Buradan iktidara sesleniyoruz; ana dilimizde konuşmaya, şarkılar söylemeye, dans etmeye, halay çekmeye, ana dilimizde rüya görmeye, hislerimizi ana dilimizle yaşamaya devam edeceğiz. Hiçbir güç bizi ana dilimizden koparamaz. Bu konuda bütün yerel yönetimlere çağrımızdır; o belediyenin sınırları içinde konuşulan bütün dillerle hizmet sağlanmasının çağrısını, o dillerle kültürel faaliyetlerin yerel yönetimler eliyle sürdürülmesinin çağrısını yapıyoruz” diye konuştu.
Edremit ilçesindeki bir otelde düzenlenen ‘DEM Parti Demokratik Yerel Yönetimler Çalıştayı’ başladı. İki gün sürecek olan çalıştaya, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğlulları’nın yanı sıra il, ilçe, belde kadın belediye eş başkanları katıldı.
Çalıştayda açılış konuşması yapan Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Neslihan Şedal, seçimlerin üzerinden 4 aylık zaman geçtiğini hatırlatarak, “Her zaman söylüyoruz; seçimler bizler için sıradan geçmiyor, mücadeleyle geçiyor. Bize yönelik gelişen saldırılara karşı bir mücadele alanı olarak görüyoruz seçimleri. Geride bıraktığımız seçim sürecinde kirli politikalar hayata geçirilmeye çalışıldı, ancak buna rağmen ciddi başarı elde ettik. Bu çalıştayda daha güçlü bir çıkış yaparak mücadelemizin topluma yayılmasını sağlayacağız” dedi.
‘EŞ BAŞKANLIK, EŞİT TEMSİLİYETİN VAZGEÇİLMEZİDİR’
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise yönetim anlayışlarının tamamında eş başkanlık ve eşit temsiliyetin vazgeçilmezleri olduğunu söyleyerek, “Eş başkanlık ve eşit temsiliyet mor çizgimizdir’ dedik, bunun için çok bedel ödedik. Tüm belediyelerde kadın eş başkanlarımız var. 78 kadın eş başkan ile tüm Türkiye ve Orta Doğu’ya model olduk. Erkek egemen zihniyeti ile mücadele ettik ve başardık diyebileceğimiz bir süreçte değiliz. Bizler, sürekli başarmak zorundayız. Çünkü erkek egemen, iktidarcı anlayış bulduğu her alanda, bizlerin kadın hareketinin zayıfladığını hissettiği her anda karşımıza çıkar. Boşlukları iktidarlar çok kolay doldurur. Mücadelemizdeki diriliği çok önemli. Bu konuda da yerellerde seçilmiş kadın eş başkanlar olarak da sanıyorum ki en büyük görev sorumluluk, sizlerin üzerindedir. Çünkü sizler halkın iradesini, kadınların iradesini temsil ediyorsunuz. Sizlerin her birinin pratik bir adımı o ilde belediyede örnek teşkil edecektir. Biz, sadece biz değiliz. Seçilmişler sadece kendileri değildir, temsil ettikleri kadınlardır. O yüzden attığımız her adımın sorumluluğumun bilincinde davranmak gibi çok önemli bir görev ve sorumluluğumuz var” diye konuştu.
Hatimoğulları, Kürtçe şarkılar eşliğinde çekilen halaylar üzerinden operasyonel bir yaklaşım gözlemlediklerine işaret ederek, şunları söyledi:
“Buradan iktidara sesleniyoruz; ana dilimizde konuşmaya, şarkılar söylemeye, dans etmeye, halay çekmeye, ana dilimizde rüya görmeye, hislerimizi ana dilimizle yaşamaya devam edeceğiz. Hiçbir güç bizi ana dilimizden koparamaz. Bu konuda bütün yerel yönetimlere çağrımızdır, o belediyenin sınırları içinde konuşulan bütün dillerle hizmet sağlanmasının çağrısını, o dillerle kültürel faaliyetlerin yerel yönetimler eliyle sürdürülmesinin çağrısını yapıyoruz” dedi.
Hatimoğulları’nın konuşmasının ardından çalıştay basına kapalı olarak devam etti.
]]>HAKKARİ Belediyesine kayyım ataması sonrası tepkiler devam ederken, Türkiye’nin bir çok ilinden gelenler, Van’dan Hakkari’ye ‘İdareye saygı yürüyüşüne’ katıldı. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “İradeye saygı yürüyüşü yapıyoruz, belediyelerimizin önünde nöbet tutuyoruz. Eskiden insanlar iş yerlerinin önünde nöbet tutarlardı hırsızlık olmasın diye. Şimdi belediyelerimiz çalınmasın, idareleri gasp edilmesin’ diye gece gündüz nöbet tutuyoruz. Bu Türkiye’nin ayıbıdır, bu ayıptan vazgeçilmelidir.” dedi.
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Özgür Kadın Hareketi (TJA), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), öncülüğünde milletvekilleri, demokratik kitle örgütleri, il, ilçe belediye eş başkanları ve parti yöneticilerinin katılımıyla Van’dan Hakkari’ye ‘İradeye Saygı yürüyüşü’ düzenlendi. Hakkari Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın görevden alınıp tutuklanmasının ardından, belediyeye kayyım atanmasına karşı tepkiler devam ediyor. İstanbul, Ankara, Muğla, Adana gibi birçok ilden gelenler, kayyım atamalarına karşı Van’da buluştu. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, çeşitli sivil toplum örgütleri, milletvekilleri, belediye eş başkanlarının da aralarında bulunduğu kalabalık, Milli Egemenlik Caddesi üzerindeki Musa Anter Parkında bir araya geldi. ‘Kayyım ve faşizme geçit yok’, ‘Halkın idaresini tanıyın’, Belediyeler bizimdir gaspa izin vermeyeceğiz’ pankartlarının açıldığı yürüyüş öncesi DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan açıklama yaptı.
Belediyelere kayyım atamasının irade gaspı olduğunu söyleyen Bakırhan, “Sandıklar kuruluyor. Türkiye’nin dört bir yanında insanlar kendilerini yönetecek yöneticilerini seçiyorlar, iradelerini seçiyorlar. İktidar üç dönemdir diyor ki, eğer DEM partiyi seçiyorsanız iradenizi tanımıyoruz’ diyorlar. Allah aşkına böyle bir şey olabilir mi? İradeye saygı yürüyüşü bu ülkenin ayıbıdır. Sandık kuruyorsun, iki dönem kayyımlarla yönetmişsin, üçüncü dönem sandığı koyuyorsun, Vanlıya, Siirtliye, Amedliye Dersimliye ‘hadi buyrun yöneticilerini seçin diyorsunuz. Halk eş başkanlarını seçiyor. Birisinin boyunu, diğerinin gülüşünü, bir diğeri Cumhurbaşkanının resminin önünden geçerken esas duruşa geçmemiş gibi bahaneler uyduruyorlar. Çok ayıp. Türkiye halklarına yazık, Türkiye’de yaşayan insanlara yazık, büyük bir ayıp. ya sandığı koymayacaksın, ya da sandığı kurduğunda ‘Kürtler oy kullanamaz’ diyeceksin, Kürt evlerine kırmızı çarpı işareti koyacaksın, sonra da oy kullanamazsın diyeceksin. Sandığı koymuşsan kusura bakma saygı duyacaksın. Saygı duymayacaksan, insanlar yöneticilere sahip çıkar. Van’da sahip çıktı, Iğdır’da sahip çıktı. Daha bir kaç gün önce Hakkari’de yaptığımız mitinge on binlerce insan katıldı.” dedi.
‘BELEDİYELERİMİZİN ÖNÜNDE NÖBET TUTMAK TÜRKİYE’NİN AYIBIDIR’
Bakırhan, sandığın irade beyanı olduğunu ve Kürtleri de bu cumhuriyetin vatandaşı olarak görülmesi gerektiğini ifade ederek, “Bu irade beyanına hepiniz saygı duymak zorundasınız. Kaldı ki; 2 dönem bu iradeyi gasp ettiniz, yerine kayyımlar atadınız. En iyi örneği Van’dır. Belediyeler borç batağına sokulmuş. Hizmet yok, üretim yok. Göç var, işsizlik var, altyapı yok, yol yok, su yok. Birilerine belediyelerin olanakları peşkeş çekilmiş, Kürdün inancına, yaşamına dair ne varsa yok etmişsin. Buradan çağrı yapıyorum. Hakkari’de vermiş olduğunuz hukuk dışı antidemokratik yaklaşımınızdan vazgeçin. Mehmet Sıddık eş başkanımızdır, serbest bırakın Hakkari halkını yönetsin. Tekrar kendinize güveniyorsanız bir seçim sonra adaylarınızla karşımıza çıkın. Halk kimi seçiyorsa biz de saygı gösterelim. Aksi bu ülkeye kaybettiriyor. İradeye saygı yürüyüşü yapıyoruz, belediyelerimizin önünde nöbet tutuyoruz. Eskiden insanlar işyerlerinin önünde nöbet tutarlardı hırsızlık olmasın diye. Şimdi belediyelerimiz çalınmasın, idareleri gasp edilmesin diye gece gündüz nöbet tutuyoruz. Bu Türkiye’nin ayıbıdır, bu ayıptan vazgeçilmeldir. Bu ülkeyi yönetenleri bu ayıptan vazgeçmeye çağırıyoruz. Buradan Hakkari’ye kadar 6 günlük yürüyüş düzenliyoruz. Bu yürüyüşle eğer verdiğimiz mesajı almıyorlarsa biz bu mücadeleyi tekrar devam ettireceğiz.” diye konuştu.
Açıklamanın ardından kalabalık, polisin güvenlik önlemleri altında Hakkari’ye doğru yürüyüşe geçti.
]]>“EŞLERİNİ DÖVMÜŞ, AKIL HASTANESİNDE YATMIŞ”
Canlı yayında Selahattin Yalnız’ın dayısından aldığı bilgilerle vukuatlarını sıralayan Müge Anlı, “İlk eşiyle 6 ay evli kalmış. Eşini darbederek kalçasından bıçaklamış. Çocukları olmadığı için hemen boşanmışlar. Sonra Selahattin’i Avustralya’da akıl hastanesine yatırmışlar. Orada 10 gün yatmış. İkinci evliliğini Kıbrıslı biriyle yapmış. Bununla 15-20 sene evli kalmış ve 4 kızları olmuş. Daha sonra kadın istediği boşanmışlar ve çocukların velayeti Selahattin’e verilmiş. Evliliği içinde karşı komşusunun kızını istismar etmiş. Kız hamile kalmış ve bebeği doğurduktan sonra hastaneden direkt yurda göndermişler. 3. evliliğini de Avustralya’da yapmış. Ondan da 2 kızı 1 oğlu var. Avustralya’daki eşini de darbettiği için cezaevine girmiş. O esnada eş velayetleri almış ve Selahattin’i sınır dışı etmişler” dedi.

“KOMŞUSUNUN KIZINI HAMİLE BIRAKTI”
Canlı yayına bağlanan Selahattin Yalnız’ın dayısı Necati Bey ise canlı yayında anlattıkları tüyleri diken diken etti. Yalnız’ın yıllar içinde yaptıklarından bahseden Necati Bey, şunları söyledi. İlk evliliğini teyzesinin kızıyla yaptı. Yeğenim evlendikten sonra pişman oldu. Evlilikleri 6 ay sürdü. Sonra Kıbrıslı bir kızla tanıştı onu istemeye gittik. Ben o kıza her şeyi anlattım ama beni dinlemedi. Bu evliliğinden 4 tane kızı oldu. Ben ikinci eşiyle konuştum bana her şeyi anlattı. İlk çocuğunu 3 ila 5 yaşları arasında istismar etmiş. İkinci kızı 4 yaşındayken istismara uğramış. Diğer kızı 6 yaştan 11 yaşa kadar istismara uğradığını söylüyor. 3 evliliğini Avustralya’da yapmıştı. O evliliğinden 2 kız 1 oğlu var. O kızlarının biri de istismar edilmiş. Bütün çocuklar bunu annelerine anlatmış. Bende 4 sayfalık ifadeler var bunları göndereceğim. İkinci evliliği esnasında karşı komşularının kızını istismar etmiş. İstismarda kız hamile kalıyor ve doğum yaptıktan sonra bebeği bir doktora evlatlık vermişler. Ben bu olayları yeni öğrendim. Ben bilmediğim için o zamanlar onun yanında oldum. Avustralya’da olaydan sonra report edildi. Bunu beyni 15-16 yaşlarında. Süper bir yalancı. 9 çocuğu istismar ettiğini biliyorum.”
MUHTARIN ŞÜPHELENMESİYLE GERÇEKLER ORTAYA ÇIKTI
Ortaca’nın Ekşiliyurt Mahallesi’nde yaşayan Selahattin Yalnız geçtiğimiz hafta mahalle muhtarı Meral Uysal’ı arayarak, yanında yaşayan 2 kızın kaçtığını söyledi. Muhtar Meral Uysal, Selahattin Yalnız ile yaptığı görüşmede, Yalnız’ın kendisine, “Bu kızlar bana uyku ilacı içirdiler, öldürmeye çalıştılar, bana her türlü iftirayı attılar” deyince olaydan şüphelenen muhtar Meral Uysal, konuyu Müge Anlı ile Tatlı Sert programına iletti. Konunun gündeme gelmesiyle Selahattin Bey de çıkarak üvey kızlarının bulunmasını istedi.

MÜGE ANLI ÖFKEDEN DELİYE DÖNMÜŞTÜ
Kısa sürede bulunarak Müge Anlı’nın programına çıkan kızlar, üvey babanın kendilerini yıllardır istismar ettiğini hatta “Dördünüz de benim karımsınız” dediğini söyledi. Elinde istismar görüntülerinin olduğunu söyleyen Müge Anlı ise Sen utanmadan benim stüdyoma nasıl geldin ahlaksız. Terbiyesiz adam. Senin bu kızlara yaptıkların videosu elimde. Ahlaksız… Sen bu kızları istismar edip nasıl gelip bir de ararsın?” diyerek ateş püskürdü. Canlı yayında gözaltına alınan Selahattin Bey tutuklanarak cezaevine gönderildi.
]]>(DİYARBAKIR) – Diyarbakır’da DEM Parti’nin kazandığı Yenişehir Belediyesi’nde 31 Mart seçimleri öncesinde “kayyım tarafından güvenlik kamera kayıtlarının hard disklerine el konulduğu” ileri sürüldü. Yenişehir Belediyesi Eş Başkanı Safiye Akdağ, görüntülere ulaşmak için ilgili firmayla görüştüklerini belirterek, “4 Nisan 2024 tarihinde de kuruma ait kamera kayıtlarının tümünün silinerek hard disklere el konulduğu, ilgili güvenlik şirketinden hard disklerin iadesi talep edildiğinde bedel olarak 200 milyon dolar karşılığında iade edileceği tarafımıza bildirilmiştir” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partili (DEM Parti) Yenişehir Belediyesi Eş Başkanları Safiye Akdağ ile Mehmet Ergün, düzenledikleri basın toplantısıyla, kayyım yönetimleri döneminde biriken borçlar, devredilen ve satışı yapılan taşınmazlara ilişkin bilgi verdiler. Safiye Akdağ, kayyım yönetimi döneminde birçok usulsüz işlemin yapıldığını tespit ettiklerini savundu.
“Göreve başladıkları 4 Nisan’da belediyedeki güvenlik kameralarının kaydedildiği hard disklerin olmadığını, bunun üzerine sözleşme yapılan ilgili firmayla görüştüklerini” aktaran Akdağ, şunları söyledi:
“Hukuksuz şekilde belediyelerimizi gasp eden kayyım yönetimi yarattığı tahribatlarla kalmamış, yarattığı usulsüzlük ve yolsuzlukların üstünü örtmeye çalışması da ayrı bir kamu zararına neden olmuştur. 4 Nisan 2024 tarihinde de kuruma ait kamera kayıtlarının tümünün silinerek hard disklere el konulduğu, ilgili güvenlik şirketinden hard disklerin iadesi talep edildiğinde bedel olarak 200 milyon dolar karşılığında iade edileceği tarafımıza bildirilmiştir.”
“Kayyımın bıraktığı borç 140 milyon 879 bin”
Kayyımın bıraktığı borç ve sattığı taşınmazlar hakkında da bilgi veren Akdağ, şunları kaydetti:
“Elbette halkçı ve sosyal belediyecilik anlayışı ile temel belediyecilik hizmetlerini aksatmadan, kayyım yönetiminin bu kente ve halka ait olan belediye bütçesinin kişi veya kurum fark etmeksizin, mevzuata aykırı ve usulsüzce nerelere verdiğinin tespitini ve hukuk mücadelesini de vermeye devam edeceğiz. Bugün itibarıyla toplam borcumuz 140 milyon 879 bin 119 lira. Satılan taşınmazların bedeli 653 milyon 347 bin 643 lira. Belediyeyi yürütmekle mükellef olduğu kamu hizmetlerini devasa borçlandırmalarla yapamaz hale getiren kayyım zihniyetinin sadece irade gaspıyla yetinmediğini; halkın hakkı olan belediye bütçesini yandaşlara peşkeş çeken, yüksek faizlerle çekilen krediler ve kamu mallarına yönelik tahribat talan uygulamalarıyla tüm sosyal ve kentsel hizmetlerin de gasp edildiği görülmektedir.”
‘Kayyım hakkında suç duyurusunda bulunduk’
Akdağ’ın ardından söz alan Yenişehir Belediyesi Eş Başkanı Mehmet Ergün ise, kayyım hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, incelemelerin yapılması için İçişleri Bakanlığı’ndan mülkiye müfettişi talep ettiklerini ifade etti.
Hukuki incelemelerin devam ettiğini belirten Ergün, şuyle konuştu:
“Sözüm ona burada görev yapan kayyım, kamu düşünerek hareket ettiği iddia etmiş. Aslında böyle bir şey yok. 2021-2024 tarihleri arasında 650 milyon lira değerinde arsa satmış. Peki bu arsada elde edilen gelir nerede? Onu da ben kısaca anlatayım. Seçim döneminde beyaz eşya, tabletler alındı. Bu alınan beyaz eşya ve tabletler ise seçim döneminde halka dağıtarak, halktan oy almak amacıyla yapıldı. 1-5 Nisan 2024 tarihleri arasında eşyalar buradaki depoda tutulmuş. Bu tarihlerde malzemeleri çıkarıp, götürürken güvenlik kameralarımız ve hard disklerimiz alınıyor. Nedeni bu görüntülerin ortaya çıkmaması. Biz bunlara dönük gerekli hukuki mücadelemizi yürüteceğiz ve suç duyurusunda bulunduk. 45 gündür buna yönelik çalışmalarımızı yürütüyoruz. Aynı zamanda bakanlıktan inceleme yapması için müfettiş talebinde bulunduk.”
]]>YETİNMEYECEKLERİNİ ANLAYINCA POLİSE KOŞTU
Şebeke üyelerinin o parayla yetinmeyeceğini anlayan B.C., polise giderek şikayette bulundu. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü tarafından özel ekip kurularak çalışma başlatıldı. Yapılan çalışmada, şüphelilerin internet siteleri ve sosyal medya hesapları üzerinden eskort ve masöz ilanı verdikleri, ilana koydukları yabancı uyruklu kişiler adına mağdurlara ulaşıp ‘kapora’ adı altında para alarak dolandırıcılık yapıldığı belirlendi. Çalışma sonunda belirlenen şüphelilerin Kocaeli ve Denizli’deki adreslerine eş zamanlı ‘Silikon’ operasyonu düzenlendi. Operasyonda, şebeke lideri M.K.’nin de aralarında bulunduğu 18 şüpheli gözaltına alındı. Tunceli’ye getirilen şüpheliler işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
AYLIK 60 BİN LİRAYI AZ BULUNCA ‘AYRILACAĞIM’ DEMİŞ
Şüphelilerin 81 ilde faaliyet yürüttükleri ve bugüne kadar birçok kişiyi dolandırdıkları, bu yöntemle 2 yılda yaklaşık 50 milyon lira haksız kazanç elde ettikleri öğrenildi. Ayrıca, şebeke üyelerinin birbirleriyle yaptıkları görüşmeler de kayıt altına alındı. Şebeke üyelerinden olan ve mağdurlarla telefonda görüşme yapan kadının aylık 60 bin lira aldığı, maaşını az bulduğu için işten ayrılacağını söylediği, bunun üzerine yeniden anlaşma yapılarak elde edilen gelirden yüzdelik pay verilmesi yönünde anlaştıkları belirlendi.
“EŞİM VE ÇOCUKLARIMLA TEHDİT ETTİLER”
Başından geçenleri DHA’ya anlatan B.C., öncelikle eşini aldatma yoluna gittiği için çok pişman olduğunu ifade ederek, “Sosyal medyada gezinirken mutlu sonla biten masaj reklamına denk geldim. Biraz ilgimi çekti açıkçası. Reklama bir kere tıkladım. Sonra kendi WhatsApp uygulamasında mesaj sohbeti açıldı. Kendileriyle görüştüm, birçok bayan fotoğrafı attılar ve içlerinden bir kadını seçtim. Öncelikle düşük miktarda yapıyorlar. Bin lira istendi, kendilerine yolladım. Geceliği 5 bin liraydı kabul ettim. Değişik fantezi özellikleri varmış, bunlardan bazılarını seçtim ve ücret arttı. Ondan sonra, ‘Bu bayan size gelirken normal bir şekilde gelmeyecek, birazcık riskli, bunların silikonları var. Göğsünde silikonları var, dudak silikonu var. Bunlara zarar gelirse bunların teminatı adı altında biz para alıyoruz sizden’ dediler. İlk olarak bunun için 7 bin 500 lira istendi, kabul edip gönderdim. Sonra ekstralar eklendi, 50 bin liraya kadar çıktı. Ben bir kısım daha ödedim. Kadın adresime gelmedi ve benden tekrar para istendi. Ben de göndermedim ve ‘Paramı geri istiyorum’ dedim. Bu sefer, ‘Biz eşinizi, çoluk çocuğunuzu biliyoruz. Onlardan ücreti alırız’ diyerek tehdit ettiler. Şaşırdım ve çok korktum. ‘Siz evlisiniz, eşiniz şu, çocuklarınız bu, görüşme kayıtlarını onlara atarız’ denildi” dedi.
“AİLE HAYATIMI SÜRDÜRECEĞİM”
Bu tehditten sonra benden tekrar para istendiğini anlatan B.C., “Kredi çektim ve toplam 220 bin lira onlara yolladım. Pişmanım, sonuna kadar pişmanım. Çünkü siz bu duruma kapılıyorsunuz. ‘Bin liradan ne olacak’ diyorsun. Ama bir bakıyoruz cebinizden 200 bin lira para gitmiş. Bu durum herkesin başına gelebilir. Hem param gittiği için hem de eşimi aldatmayı seçtiğim için çok pişmanım. En iyisi hiçbir şeye bulaşmayacaksın. Düz bir aile hayatımı sürdüreceğim. Öbür türlü başına her şey gelebilir. Başka şeyler de gelebilirdi. Şebekenin çökertildiğini öğrendim. Emniyet Müdürlüğü Asayiş ekipleri kısa sürede onları yakalamış, çok mutlu oldum. Kendilerini tebrik ederim. Ayrıca bana çok iyi davrandılar, ilgilendiler. Allah hepsinden razı olsun” diye konuştu.
]]>(ANKARA) – CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, Kadın Kolları Genel Başkanlığı için yeniden aday olduğunu açıkladı. Nazlıaka, “Her gün evde, işte, sokakta, otobüste öldürülen, tacize tecavüze uğrayan kız kardeşlerimizin hakkını savunmak için adayım. Kadınların nasıl giyineceğinden, nasıl konuşacağına; kaç çocuk doğuracağından ne zaman evleneceğine kadar dikte eden, bize ‘itaat et, rahat et’ diyerek pasif rol biçenlere hadlerini bildirmek için adayım” dedi.
CHP Kadın Kolları, 4 Ağustos 2024 tarihinde 15’inci Olağan Kurultayı’nı düzenleyecek. Mevcut Kadın Kolları Genel Başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı Aylin Nazlıaka, CHP Genel Merkez binası önünde yaptığı basın açıklamasıyla başkanlık için tekrar aday olduğunu açıkladı. Nazlıaka’ya il kadın kolları başkanları eşlik etti. Nazlıaka, şunları söyledi:
“Siyasete adım attığım o ilk günden beri şuna inandım, şuna inanıyourm: Kurucu Genel Başkanımız, Ebedi Liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği gibi, ‘Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır.’ Yalnız bir tek şeye ihtiyacımız var: Çalışkan olmak, çalışmak. Haklarımız, geleceğimiz, ülkemiz, Cumhuriyet, halk, adalet için çalışmak. Bizim yolumuz yorulana kadar değil, dinlenmek için değil; başarmak, kazanmak için çalışmak. Kazandırdıklarımızı korumak, geliştirkmek, büyütmek için çalışmak. Ben hayatım boyunca hep çalışarak var oldum. Herkes gibi benim de önüme zaman zaman çeşitli engeller çıktı. Bütün kız kardeşlerimin yaşadığı gibi zaman zaman bana da çelmeler takıldı. O engelleir hep çalışarak aştım. Ne zaman düştüysem çalışarak ayağa kalktım. Kendi ayaklarımın üzerinde çalışarak yükseldim. ve hep örgütlü mücadeleye ve dayanışmanın gücüne inandım. Kadınlardan aldığım gücü yine kadınlara vermeye çalıştım. Hep şunu söyledim: Hiçbirimiz, hepimiz kadar güçlü değiliz.
Siyasi hayatıma kadın kollarında başladım. Buradaki kız kardeşlerim gibi ben de mücdele ederek partimizde birçok görevler ve sorumluluklar üstlendim. Şu anda Kadın Kolları Genel Başkanı ve Aile ve Sosyal Hizmetlerden sorumlu Gölge Bakan olarak ülkeme, partime, milletime hizmet etmekten büyük bir onur ve gurur duyuyorum. Meydanlarda hep bir ağızdan söylemiyor muyuz, biz çalışa çalışa kazanacağız. Çünkü biz kendini yenileyen, gücünü tarihinden alan, geleceğe umutla ve cesaretle bakan 100 yıllık bir çınarın mensuplarıyız. Ne mutlu ki CHP’liyiz. Geçmişte kökümüz, gelecekte imzamız var. Geçmişin mirasıyla yeni yüzyılı kuracak yine bizleriz. ‘Değişimin yüzyılı, yüzyılın değişimi’ sloganıyla Genel Başkanımız Özgür Özel’in önderliğinde yürüdüğümüz bu yolda, 1977 yılından beri ilk defa Türkiye’de birinci parti olmanın haklı gururunu ve aynı zamanda da büyük sorumluluğunu yaşıyoruz. Biz CHP’li kadınlar önce yerelde iktidarı kazanan, şimdi de Türkiye’de iktidara yürüyen partinin öz gücü, öncü gücü olmak için çalışmaya devam ediyoruz.
“Dört yıl önce, ‘Kotalar bize dar, rotamız iktidar’ diyerek yürüyüşe başlamıştık”
Dört yıl önce, CHP Kadın Kolları Genel Başkanlığı için yola çıkarken ‘Kotalar bize dar, rotamız iktidar’ diyerek yürüyüşümüzü başlatmıştık. Şimdi yine bir kurultay süreci içerisindeyiz. Bu ay ilçe kongrelerimiz başladı. İl kongrelerimiz ise temmuz ayında sonuçlanacak ve 4 Ağustos’ta da Büyük Kadın Kolları Kurultayımızı gerçekleştireceğiz. Dört yıl önce Kadın Kolları Genel Başkanlı’na adaylığımı açıklarken şunları söylemiştim: ‘Bizler bu partinin emektarıyız. Biz partimizi karşılıksız seviyoruz. Biz ülkemizi, Cumhuriyetimizi karşılıksız seviyoruz. Kadın kadının yurdudur diyoruz ve birbirimizi de karşılıksız seviyoruz çünkü ben değil, biz varız. Ben değil, biz oldukça biz mutlaka başaracağız.’ İşte o günlerde başardığımız bu ‘biz olma, hep birlikte olabilme hali’ bugün Türkiye’de yaşadığımız baharın müjdecisiydi. Göreve geldikten sonra partimizi Türkiye’de toplumsal muhalefetin öncüsü olan kadın mücadelesinin merkezi haline getirdik. ‘Kadın umuttur, mücadeledir, eşitiktir, gelecektir, azimdir, emektir’ dedik. ‘Yaşam kadındır’ dedik. ‘Kadın dönüştürücü güce sahiptir, değişimin kendisidir’ dedik. Bu anlayışla birçok başarıya imza attık.
“YaşamHak otobüsümüzle 81 ile gittik”
Ortalama her ay 81 ilde ve 973 ilçede eş zamanlı basın açıklamaları yaptık. YaşamHak projemizle kadınlara dokunduk. Ülkemizin en can yakıcı sorunlarından olan kadına yönelik şiddet -fiziksel, cinsel, ekonomik, dijital, psikolojik şiddet diye açmalıyım bunu- türlerine ve kadın cinayetlerine karşı bir mücadele başlattık. İstanbul Sözleşmesi’nin bir maddesini hayata geçirdik. ve partimizde genel merkezimizde kurduğumuz 7/24 faaliyet gösteren Alo Şiddet Hattı ile 444 82 85 numaralı hattımızı arayan tüm şiddet mağduru kadınlara ve istismara uğrayan çocuklara ve yakınlarına destek olduk. Projemizin sloganı ‘Yalnız değilsin, biz varız.’ Mağdur arkadaşlarımıza ücretsiz hukuki ve psikolojik destek verdik, vermeye de devam ediyoruz. Projemizin ülke genelinde bilinirliğini arttırmak ve şiddet mağduru kız kardeşlerimize ulaşmak amacıyla YaşamHak otobüsümüzle 81 ile gittik, dünyanın çevresini dört kez dolaşacak kadar yol katettik. Gittiğimiz her ilde, her ilçede, her beldede, her mahallede, her köyde şiddet mağduru olan kız kardeşlerimizle buluştuk. ve onlara elimizi uzattık. Projemiz kapsamında barolar ve meslek odalarıyla 120 protokol metninin altına imza attık. Böylece şiddet mağduru kadınlara barınma ve istihdam, çocuklarına da burs gibi çeşitli imkanlar sağlayabildik.
“Depremden etkilenen 11 ilde, YaşamHak konteynerleri kurduk“
Afet bölgelerinde hızla ihtiyaçları tespit ettik ve örgütlü gücümüzle çözüm ürettik. Doğa katliamlarında halkımızla nöbet tuttuk, hukuk mücadelelerine omuz verdik. Toplumsal mücadeleyi büyütmek adına nerede bir hak gaspı varsa orada hak arayanlar bizler olduk. Ülke tarihimizin en büyük felaketlerinden olan Kahramanmaraş merkezli, 11 ili etkileyen depremde bölge halkının yanından hiç ayrılmadık. Bizzat 41 gün deprem bölgesinde kaldım. Enkaz altında yakınlarını arayanlarla nöbet tutup, yakınlarını kaybedenlerin acısına ortak oldum. Depremden etkilenen 11 ilde, YaşamHak konteynerleri kurduk ve kadınların, çocukların özel ihtiyaçlarını giderdik.
“9. Yargı Paketi ile göz dikilen haklarımıza ve soyadımızı kullanma hakkımızın gaspına karşı mücadeleyi örgütlüyoruz“
CHP olarak ana hedefimiz toplumsal cinsiyet eşitliği, tam eşitlik. Bu konuda dev bir adım attık ve kadınların siyasette eşit temsilini sağlayabilmek amacıyla Siyasi Partiler Yasası’nda değişiklik öngören kanun teklifimizi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunduk. Listelerin bir kadın, bir erkek şeklinde ‘fermuar yöntemi’ ile yapılmasını şart koştuk. Teklifimiz, AKP ve MHP oyları ile reddedildi ancak bu konudaki haklı ve kararlı mücadelemiz sürüyor. Bugün Genel Başkanımızın atadığı Merkez Yönetim Kurulu’muzun da yarısı kadınlardan oluşuyor. Genel ve yerel seçimlere stratejik programlarımızla ve planlamalarımızla hazırlandık. Ülke tarihimizde hiç kadın milletvekili seçilmemiş 20 ilden 2’sinde kadın milletvekili çıkardıysak, CHP’li kadın belediye başkanı sayısını ve kadın belediye meclis üyesi sayısını 4’e katladıysak, Türkiye’yi kırmızıya boyadıysak, partimizin bu başarısında Kadın Kolları olarak kararlı, örgütlü ve eşgüdümlü olarak yürüttüğümüz çalışmaların payı büyük. Bu dönemde CHP Kadın Kolları’ndan belediye başkanları, milletvekilleri, il, ilçe başkanları çıkardık. Yeter mi? Yetmez. Hedefimiz net: Tam eşitlik. Dünyadaki ve Türkiye’deki kadın hareketiyle sımsıkı kenetlendik. İstanbul Sözleşmesi’ne nasıl sahip çıktıysak, budanmaya çalışılan 6284 Sayılı Kanun’a da, sil baştan yazılmak istenen Medeni Kanun’a da aynı karalılıkla sahip çıktık, çıkıyoruz. Şimdi de 9. Yargı Paketi ile göz dikilen haklarımıza ve soyadımızı kullanma hakkımızın gaspına karşı mücadeleyi örgütlüyoruz. Bu haklarımızın elimizden alınmasına asla ve asla izin vermeyeceğiz.
“Kadın voleybol takımımızı,tarifeli uçaklarla seyahat etmek zorunda bırakanları kınıyorum“
Başarılarıyla göğsümüzü kabartan, bu ülkenin kadınlarının her şeyi başarabileceklerini tüm dünyaya kanıtlayan sporcularımız… A Milli Kadın Voleybol Takımımız, elde ettiği zaferlerle bayrağımızı en yukarıya taşıdı. Milli oyuncumuz İlkin Aydın ne güzel söylemişti: ‘Filenin Sultanları diyoruz ama nam-ı diğer Atatürk’ün Kızları demek benim daha çok hoşuma gidiyor.’ Gururumuz olan bu kadın sporcularımız, birilerinin her türlü karartma, ötekileştirme, yok sayma çabalarına rağmen hiç yılmadan, yorulmadan, vazgeçmeden mücadele etmeye devam ediyor. Yalnızca kazandıkları maçlar, kaldırdıkları kupalar için değil çocuklarımızın hayallerine ışık oldukları için de her birine ayrı ayrı bir kez daha canı gönülden teşekkür ediyorum. Dünyanın en iyisi olmayı başarmış kadın voleybol takımımızı, ülkemizi temsil etmek için katılacağı turnuvaya tarifeli uçaklarla seyahat etmek zorunda bırakanları da bir kez daha kınıyorum. Bu ayrımcılığı, bu ötekileştirmeyi asla unutmayacağız ve günü geldiğinde hesabını mutlaka soracağız.
“Kadın cinayetlerine sadece ‘sayı’ olarak bakılmasına karşı kadın cinayetlerini durdurmak için mücadeleye devam etmek var“
4 yıllık görev sürecinde yaptıklarımızı kısaca özetlemeye çalıştım. Görevde olduğumuz her günün, her dakikanın hakkını vermeye çalıştık. Bundan sonra da, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği hedefe doğru; laik, demokratik ve çağdaş bir Türkiye inşası için en iyi bildiğimizi yapmaya; yani çalışmaya devam edeceğiz. Şimdi sırada ne mi var? Kadın Sivil Toplum Kuruluşları’nın da katkısıyla hazırladığımız ‘Eşit temsil ve fermuar sistemini’ partimize getirmek var. Kadın kollarımızı daha da güçlendirmek var. Kadın üye sayımızı 1 milyona çıkarmak var. Her il ve ilçede ‘Ev Kadınları Komiteleri’ kurup; her iki ev kadınından birinin partimize oy vermesini sağlamak var. Partimizin ve belediyelerimizin eşitlikçi politikalarını tüm Türkiye’ye yaymak var. Toplumsal, kültürel, ekonomik ve siyasal yaşamda kadınların ve erkeklerin eşit haklara sahip olması adına Medeni Kanun’a sahip çıkmak var. ‘Medeni Kanun’u sil baştan yazacağız’ diyenleri siyaset sahnesinden silmek var. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’unu değiştirmeye çalışanlara karşı kadın mücadelesini büyütmek var. Şiddet uygulayanı durdurmaya yönelik verilen zorlama hapsine itiraz yolunu açmak isteyenlere ‘Haddinizi Bilin’ demek var. 9. Yargı Paketi’nde yer alan ve haklarımızı gasp eden düzenlemelere karşı, ülke genelinde kadın örgütleriyle mücadeleyi büyütmek var. Kadınlar çantalarında koruma kararları varken öldürülürken, 6284’ün işlevsizleştirilmesine izin vermemek var. Kadının soyadını kullanma hakkına sahip çıkmak var. ‘Etki ajanlığı’ adı altında demokrasinin askıya alınmasına karşı demokrasiden yana saf tutmak var. Mahkemede sırf kravat taktı, efendi durdu diye verilen ceza indirimlerini ifşa etmeye ve yargı kararlarını üst mahkemeye taşımaya devam etmek var. ‘Şüpheli ölüm’ adı altında kadın cinayetlerinin gizlenmeye çalışılmasına, kadın cinayetlerine sadece ‘sayı’ olarak bakılmasına karşı kadın cinayetlerini durdurmak için mücadeleye devam etmek var.
“Yoksulluğu yönetmek değil, bitirmek var”
Kadınları şiddet sarmalına mahküm eden zihniyetle mücadele etmek, YaşamHak projemizle daha fazla mağdura destek olmak var. Kadınların meslek sahibi olmasını ve istihdama katılmasını teşvik etmek yerine, anneliği en büyük kariyer olarak sunan zihniyetin karşısında dimdik durup, kadın istihdamını artırmak var. ‘Evdeki işler yetmiyor mu?’ diyenlere, meslekleri kadın-erkek mesleği diye ayıranlara karşı, cinsiyet kodlarını kırmak var, kadın otobüs şoförleri, kadın itfaiyeciler, kadın vatmanlarla çalışan belediyelerimiz kanalıyla kadın istihdamını her alanda teşvik etmek var. AKP iktidarının hayata geçirdiği ‘evlenen, nişanlanan öğrencilerin örgün eğitimle ilişiği kesilir, açık öğretime yönlendirilir’ uygulamasıyla çocukların okuldan uzaklaştırılmasına son vermek var. Erken yaşta ve zorla evliliklere hukuki kılıf hazırlayanların karşısında dimdik durmaya devam etmek var. 4+4+4 ucube sistemi ile uygulamaya giren ‘ilkokuldan sonra hafızlık eğitimi için okula ara verilebilir’ maddesi ile zorunlu eğitimin fiilen düşürülüp çocukları tarikatlara teslim eden anlayışı yerle bir etmek var. Çocuk istismarı davalarında utanmaksızın ‘çocuğun rızasından’ bahsedenlerin iktidarına son vermek var. 2018 yılında Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği ile uygulamaya geçen; Çok Programlı Anadolu Liseleri üzerinden yaptıkları değişiklikle liselerde karma eğitim yapılmamasına imkan tanıyan yönetmeliği kaldırmak var. Laik, eşit, adil, özgür, demokratik ve herkesin tok olduğu bir Türkiye tesis etmek var. Yoksulluğu yönetmek değil, bitirmek var. Şimdi sırada CHP’yi iktidara taşımak var.
“Çalıştığı şirketlerde mobbinge uğrayan, cam tavana takılan, eşit işe eşit ücret almayan kadınlar için adayım”
İktidara geldiğimizde ilk iş olarak İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden uygulamaya koymak var. Eşitlik, demokrasi, laiklik için, kadının insan hakları mücadelesini büyütmek için, birlikte, el ele, kol kola, yürek yüreğe mücadeleyi ileriye taşımak için, ebedi liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Partimizi iktidar yapmak için yeniden kadın kolları genel başkanlığına adayım. Evine ekmek götürmek, çocuğunun okul masraflarını karşılamak için sigortasız, güvencesiz çalışan, çalıştırılan kız kardeşlerimizin hakkı için; gülmeyi unutan yüzleri için adayım. Ev işçileri için, tekstil işçileri için, tarım işçileri için adayım. Çalıştığı şirketlerde mobbinge uğrayan, cam tavana takılan, eşit işe eşit ücret almayan kadınlar için adayım. Elinde diplomasıyla her gün iş kuyruklarından evine çaresizce yürümek zorunda kalan gençler için adayım. Görünmeyen emeğin iktidarı için adayım. Bu ülkede iki cinsiyetten biri değil de ikinci cinsiyet olarak görülen kadınların kazanılmış haklarını savunmak; gasp edilen haklarımızı söke söke geri almak için adayım. Her gün evde, işte, sokakta, otobüste öldürülen, tacize tecavüze uğrayan kız kardeşlerimizin hakkını savunmak için adayım. Kadınların nasıl giyineceğinden, nasıl konuşacağına; kaç çocuk doğuracağından ne zaman evleneceğine kadar dikte eden, bize ‘itaat et, rahat et’ diyerek pasif rol biçenlere hadlerini bildirmek için adayım.”
]]>TBMM Genel Kurulu’nda, bugün CHP ve AKP arasında “belediyelere akraba, eş dost ataması” tartışması yaşandı. Grup önerilerinden önce söz alan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, dün yaptıkları mesaiye atıfta bulunarak “21 yıllık iktidarınızın sonucunda Meclis gündemine getirebileceğiniz bir tane kanun teklifi dahi yoktur. İfade ediyorum, geçmişinizle kıyaslanmayacak bir gerileme içerisindesiniz. Bir kanun teklifini bir hafta içerisinde Meclis’e getirememek demek ‘Memleketin sorunu yoktur dolayısıyla yasal bir düzenlemeye ihtiyacı yoktur’ demektir. ya değilse bunu beceremiyorsunuz anlamına gelir. Getirin memleketin yararına yasal düzenlemelerinizi, biz bu uluslararası sözleşmeleri yarım saatte geçiririz. 600 insan maaş alıyor, 600 insan burada mesai harcıyor ama Meclis’i çalıştıramadığınız için memleketin hiçbir gündemi burada ele alınamıyor” dedi.
AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta ise Günaydın’a şöyle yanıt verdi:
“EHLİYET VE LİYAKATTEN KONUŞANLAR BİRAZ GÜNDEMLERİNE BU MESELELERİ ALSIN”
“Hiç merak etmesinler, komisyonlarımız çalışıyor, kanunlarımız geliyor, biz de ülkenin ve milletin sorunlarıyla ilgili her türlü çalışmamızı devam ettiriyoruz. ‘Liyakat ve ehliyet’ denilince, atamalar akla geliyor, biraz bunlara girelim isterseniz. ‘Aile belediyeciliği’ kavramı diye yeni bir kavram gelişti. 31 Mart yerel seçimleri sonrasında CHP belediyelerindeki ehliyet ve liyakatli aile atamalarından birkaç örnek vermek istiyorum. Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’in eşi Duygu Adıgüzel, Çekmeköy’de başkan yardımcılığına atandı. Eskişehir Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un kızı Tutku Kurt Bayyurt ise Çankaya’da başkan yardımcılığına getirildi. İstanbul Sarıyer Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Coşkun’un eşi Filiz Coşkun, Kültür İşleri Müdürü olarak atandı. Denizli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcılığı’na, Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkan Vekili Osman Bartal’ın eşi Hülya Bartal atandı. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yeğeni Furkan Bozbey, şehirdeki kentsel dönüşüm, imar ve inşaat işlerinden sorumlu olan belediye şirketi BURKENT Yönetim Kurulu Başkanı olarak atandı. Yine, Bursa’da, aynı Belediye Başkanı, baldızı olan Sezen Uğurlu’yu daire başkanı olarak atadı. Yine CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala’nın eşi Şafak Pala, Bursa Büyükşehir Belediyesine daire başkanı olarak atandı. Yine, Bursa Büyükşehir Belediyesi CHP meclis üyesi Yalçın Işıkyıldız’ın eşi Pınar Işıkyıldız da Bursa Büyükşehir Belediyesi Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı görevine atandı. CHP Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu’nun kayınbiraderi Hamza Çam ile bacanağı Mustafa Orman’ın Belediye Başkan Yardımcıları olarak atandığı da notlarımız arasında. Bunlar ehliyet ve liyakat atamaları, takdir ediyoruz, görüyoruz. Burada hep ehliyet ve liyakatten konuşanların biraz gündemlerine bu meseleleri almasının faydalı olacağını, milletin faydasına olacağını düşünüyorum.”
“İDDİALAR DOĞRU DEĞİL TROLLERİN PEŞİNE BİR GRUP BAŞKANVEKİLİ DÜŞMEZ”
Günaydın ise sataşma gerekçesiyle söz olarak bu iddiaların doğru olmadığını söyledi. “Yani trollerin peşine bir Grup Başkanvekili düşmez” diyen Günaydın, şöyle devam etti:
“Kayıhan Pala milletvekili olalı bir yıl olmadı, Kayıhan Pala’nın eşi 15 yıldır belediyede çalışıyor. Ayıp değil mi bir milletvekilinin eşini, bir milletvekilini burada herhangi bir zemini olmadan suçlamaya kalkışmak? Ha, şunu söyleyeyim ben: Mesela, sizin Keçiören Belediyenizde, devraldığımız belediyede yalnızca belediye yüksek yöneticileri için yapılmış 10 yataklı, 10 odalı bir otel bulduk; Sancaktepe’de bir saray bulduk; bir gecede 300 milyon liralık çek kestiniz ve ödeme yaptınız, bunları bulduk. Aramızdan birileri ahlaka aykırı bir iş yaparsa CHP bir denetleme birimi kuruyor, onu en başta takip ediyor. Ben sizin koltuklarımızda otursam bugün derhal yerel yönetimler dahil olmak üzere her türlü kamuya alımı KPSS zorunluluğuyla kılarım rahmetli Bülent Ecevit’in yaptığı gibi, hiç kimse KPSS’siz ve mülakatla alım yapamaz. Bunu niye yapmıyorsunuz biliyor musunuz? Çünkü siz bunun geçmişini ve geleceğini temsil ediyorsunuz.”
Ardından Şahin Usta ve Günaydın arasında “yalancılık” tartışması yaşandı.
“EŞİM 15 YILDIR BELEDİYEDE ÇEŞİTLİ BAŞARILARA İMZA ATTI”
Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, “Şafak Baba Pala, 2009 yılında Nilüfer Belediyesi’ne şimdi Büyükşehir Belediye Başkanı olan Mustafa Bozbey’in davetiyle gelmiş, 15 yıldır orada çalışıyor, 14 yıldır Kültür Müdürü ve Kütüphane Müdürü. Büyükşehir Belediyesi kazanıldıktan sonra Kültür Daire Başkanı olarak atandı. Bu atama nedeniyle eğer gerçekten bir liyakatsizlik olduğunu düşünüyorsanız bu sözünüzde ısrarcı olun ama kendisi 15 yıldır başarılara imza atmış, 3 kitabı olan bir yazar, değişik ödüller almış, belediyeye değişik ödüller kazandırmış, üstelik de Nilüfer’in bütün Türkiye’de bir kültür kenti olarak anılmasına katkıda bulunmuş insanlardan bir tanesi” açıklamasını yaptı.
]]>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, anayasa değişikliği çalışmaları için Meclis’te grubu olan parti ziyaretlerine devam ediyor. Kurtulmuş, bugün ilk olarak DEM Parti’yi ziyaret etti. Kurtulmuş’a TBMM Genel Sekreteri Talip Uzun eşlik ederken, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, Grup Başkanvekillleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli Kurtulmuş’u karşıladı.
Görüşmenin ardından açıklama yapan Numan Kurtulmuş, üç partiye yapacağı ziyaretin ardından detaylı açıklama yapacaklarını belirterek, “Bu süreci açık, şeffaf, demokratik bir şekilde sürdürme talebimizi kendilerine ilettik. Değerli Genel Başkan, Eş Genel Başkanlar ve eş grup başkanları, arkadaşlarla müzakere ettikten sonra bu yola ilişkin görüşlerini parti olarak kamuoyuyla da paylaşacaktır” dedi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, şunları söyledi:
“Bizim temennimiz TBMM’de çok büyük bir çoğunluk var. Siyasi partilerin üzerinde uzlaşabileceği bir Anayasa çalışmasının ortaya konulması ve bunun bizler de DEM Parti olarak bir demokratik anayasa yapım sürecine Türkiye’nin ihtiyacı olduğu kanaatindeyiz. Biz 12 Eylül Anayasa’sının uygulanmadığı bir dönemden geçerken ne yazık ki… 12 Eylül Anayasası’nın değişmesi ve demokratik bir Türkiye’nin inşa edilmesi konusunda adımlar atılmasıyla ilgili görüşlerimiz kamuoyunca bilinmektedir. Bu dönemde elbette bir yol temizliğine ihtiyaç var. Türkiye’de bir demokratik Anayasa yapım sürecini inşa edebilmek için mevcut olan baskı sürecinin ortadan kalkması antidemokratik uygulamaların ortadan kalkması Anayasanın hükümlerinin uygulanması, AİHM kararlarının hükümlerinin uygulanması bütün bunlar bizler açısından çok önemli.
“1 MAYIS’TA YAŞANAN ŞİDDET OLAYLARI ANAYASA ZEMİNİNDEKİ ZORLUKLARI GÖSTERİYOR”
Dün 1 Mayıs’ta yaşanan şiddet olaylarını olumsuz gördüğümüzü ve böylesi bir zeminde bir Anayasa yapım sürecinin zorluklarının olabileceğinin altını da çizdik bugün. Bizim de en büyük temennimiz ciddi bir yol temizliğinin yapılması, bir demokratik zeminin oluşturulması, en geniş yelpazedeki toplumsal bir mutabakatla Türkiye’deki bütün farklılıkları ve inançları eşit yurttaşlık hakkı… Bütün haklarının anayasal güvence altına alındığı bir zeminde bir anayasa yapım sürecinin açılması bizler açısından da önemli.
“TARTIŞMA ÜLKENİN ALARM VEREN SORUNUNUN ÜSTÜNÜ ÖRTMESİN”
Türkiye’nin içinden geçtiği bir ekonomik kriz ve yoksulluk var. Elbette bu anayasa tartışmalarının ülkenin en acil ve alarm veren bu sorunun üstünü örtmeyecek bir şekilde gelişmesi ve bu soruna parlamento zemininde hep birlikte bütün siyasi partiler olarak üzerimize düşen görev ve sorumluluğu yerine getirme konusunda değerli halklarımıza, bu ülkenin yoksullarına, işçilerine, emekçilerine karşı öyle bir görev ve sorumluluğumuz vardır.”
]]>Gaziosmanpaşa Belediyesi tarafından 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle çeşitli etkinlikler düzenlendi. Belediye binası önünde düzenlenen etkinliklere, birçok aile çocuklarıyla birlikte katıldı. Etkinlikte Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe’ye de eşi Gözde Bahçetepe eşlik etti. Programda ilk olarak, 3 ve 5 yaş arası çocuklar orf gösterisi yaparken, Sanat Akademisi öğrencileri ise tiyatro oyunu sergiledi. Tiyatronun ardından sahneye çıkan çocuklar şiirler okurken, Gaziosmanpaşa Kültür Sanat Merkezi öğrencileri de gitar, bağlama, piyano ve bateri dinletisi yaptı. Ayrıca etkinlikte çocuklar için sihirbaz gösterisi ve GKM Oyunculuk Akademisi oyuncuları tarafından ‘Çöpleri Dönüştürelim Tiyatro Oyunu’ oynandı. Alana kurulan etkinlik çadırlarındaki çeşitli atölyelerde, çocuklar keyifli vakit geçirdi. Çocuklar alandaki oyun alanlarında oynayıp, ikramlıkların da tadına baktı. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı festival havasında kutlanırken, çocuklar doyasıya eğlendi.
“Sizlerin mutluluğu bizlerin mutluluğu ile eş değer”
Programda konuşan Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe, “Bugün Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Gazi Mustafa Atatürk’ün dünya çocuklarına armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı coşkuyla kutluyoruz. Aynı zamanda TBMM’nin açılışı olduğu ve Türk milletinin egemenliğini ilan ettiği günün yıl dönümü olarak tarihimizde büyük bir önem tutuyor. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın dünya sahnesinde barış ve dostluk mesajlarını yaydığı bu günlerde Atatürk’ü yurtta barış dünyada barış idealinin sizlerin yetiştirdiği çocukların omuzlarında yükseldiğini hatırlatmak isterim. Gaziosmanpaşa Belediyesi olarak çocuklarımızın en iyi eğitimi almasını, sağlıklı güvenli bir çevrede büyümesini sağlamak için belediyemizin tüm imkanlarını seferber edeceğimizi bildirmek isteriz. Çocuklarımızın bilgi, sevgi ve güvenle dünya çocukları olmasını ve ülkemizin aydınlık geleceğini şekillendireceğini çok iyi biliyoruz. Sevgili çocuklar bu özel gün sizin gününüz, dilediğiniz gibi eğlenin, dans edin, şarkılar söyleyin. Sizlerin mutluluğu bizlerin mutluluğu ile eş değer. Çocuklarımız ne kadar mutlu ve başarılı olursa ülkemiz de gelecekte o kadar güçlü olur. Tüm çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyorum” dedi.
“Burada olmaktan çok mutluyum”
Etkinliğe babaannesiyle gelen Zeynep Nur Aydoğdu, “Bugün 23 Nisan. Çok güzel bir gün. Burada resim yaptım ve diğer alanlara gittim. Bugün resim çiziyorum daha bitmedi. Güzel vakit geçiriyorum. Buraya babaannemle geldim. Burada olmaktan çok mutluyum” şeklinde konuştu.
“Güzel vakit geçiriyorum”
Resim yapmayı sevdiğini söyleyen Sümer Sayan ise, “Biraz oyun oynayıp vakit geçirdim. Güzel vakit geçiriyorum. Oyunlar oynadım. Resim yapmayı seviyorum” ifadelerini kullandı.
“Çok eğleniyorum”
Etkinliğe anne ve basıyla katılan Yade Karen Özaltun ise, “Bugün 23 Nisan. Burada uçak yaptım, birazdan da ebru yapacağım. Ailemle geldim. Çok eğleniyorum. Çok güzel vakit geçiriyorum. Sabah okuluma gidip gösterileri izledim. Burada da şarkılar dinledim” diye konuştu.
“Belediyemize teşekkür ediyoruz”
Çocukları ile etkinliklere katılan Hilal Tanju ise, “Bugün çocuklarımı etkinlikler için buraya getirdim. Kitaplarımızı alıp çaylarımızı içtik. Palyaçolar eşliğinde yüzlerimizi boyadık. Belediyemize teşekkür ediyoruz. Çocuklarımız için yapılan etkinliklere katılıyoruz” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>AHMET ÜN
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Diyarbakır’da düzenlenen Nevruz kutlamalarında iktidara ve muhalefete altı başlıkta çağrıda bulundu. “Birinci çağrımız devlete, iktidaradır” diyen Bakırhan, “Sizi savaş yerine Türk ve Kürt ittifakını demokratik bir şekilde güncellemeye davet ediyoruz” ifadelerini kullandı. Kutlamaya katılan Leyla Zana da konuşmasında barış ve çözüm sürecinin yeniden başlatılması için çağrı yaptı.
DEM Parti öncülüğünde Nevruz kutlamalarının sonuncusu Diyarbakır’da yapıldı. Bağlar ilçesindeki Nevruz Parkı’nda yapılan kutlamalara DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Demokratik Toplum Kongresi Eş Başkanı Berdan Öztürk, HDK Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek, DBP Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır, DEM milletvekilleri Ayşegül Doğan, Sezai Temelli, Gülistan Kılıç Koçyiğit ve CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ile çok sayıda siyasetçi katıldı.
Kutlamada 2016 yılından bu yana siyasi faaliyetlerde yer almayan Kürt siyasetinin önde gelen isimlerinden, eski milletvekili Leyla Zana da konuşmacı olarak yer aldı. Zana konuşmasında barış ve çözüm sürecinin yeniden başlatılması için çağrı yaptı, Diyarbakırlalara “Bu ülkeyi yönetenlere sesiniz ulaştı, hep beraber seçimden sonra barışın yolunu açacağız” diye seslendi.
“BÜYÜK OPERASYON YERİNE MÜZAKEREYİ TERCİH EDİN”
Programda konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Savaş sevenler, çatışma isteyenler, Kürt düşmanları bu ülkeye barış gelmesin diye, demokrasi gelmesin diye maalesef 2013 yılındaki deklarasyonu görmediler, tanımadılar, dikkate almadılar” dedi. DEM Parti olarak barış ve demokrasi deklarasyonunun arkasında olduklarını vurgulayan Bakırhan, iktidarı diyalog ve müzakereden kaçmakla eleştirdi ve sözü son günlerde gündemde olan Irak merkezi hükümetiyle işbirliği konusunda ve olası askeri operasyona getirdi. DEM Parti Eş Başkanı, Irak’ın kuzeyine yönelik olası askeri operasyon hazırlıklarını hatırlatarak “Savaşın maliyeti büyük, maliyeti en az olan şeyi tercih edin. Gelin savaş yerine, ‘büyük operasyon’ yerine, Süleymaniye ve Duhok’ta sivil Kürt insanlarını öldürmek yerine barışı tercih edin, diyalog ve müzakereyi tercih edin” dedi. Bakırhan şunları söyledi: “Bu ülkenin geleceği savaş ve çatışmada değildir; bu ülkenin geleceği İstanbul’un, emekçilerin, Amed’in, Kürtlerin, ezilenlerin ortaya koymuş olduğu barış iradesindedir. Bunların derdi, biz değiliz; bunların derdi Kürtler değil, emekçiler değil, emekliler değil. Bunların derdi savaş, rant ve ölümdür. Savaşa hayır, savaşa izin vermeyeceğiz. Büyük operasyonlara karşı el birliğiyle, güç birliğiyle duracağız. Türkiye’nin emekçileri ve yoksullarıyla birlikte büyük bir barış iradesi örgütleyerek bu savaş çığırtkanlığına, savaş üzerinden rant devşirenlere hep birlikte gereken cevabı vereceğiz.”
“TÜRK-KÜRT İTTİFAKINI GÜNCELLEMEYE DAVET EDİYORUZ”
Bakırhan, iktidar ve muhalefet partilerine de altı madde halinde çağrıda bulundu ve şunları söyledi:
“Birkaç çağrı yaparak sözlerimi bitirmek istiyorum. Birinci çağrımız devlete, iktidaradır. Savaşla, statüsüzlükle, cezaevlerine koyarak bu halkı yolundan çeviremezsiniz. İşte meydan, işte halkın ortaya koyduğu irade görüyor ve duyuyorsanız buradadır. Onun için sizi savaş yerine Türk ve Kürt ittifakını demokratik bir şekilde güncellemeye davet ediyoruz. İkinci çağrımız toplumsal kesimleredir. Türkiye’nin önünde iki yol var; ya bunların dediği gibi savaş-çatışma ya da demokratik-barışçıl yöntem. Onun için toplumsal kesimleri, bu savaş çığırtkanlığı karşısında doğru yol olan barış ve demokrasi mücadelesini büyütmeye ve yürütmeye çağırıyoruz. Üç; ‘bilinmeyen dil’, ‘teröristan’ kavramlarından vazgeçeceksiniz. Bilinmeyen dil dedikleri 13 bin yıldır bu topraklar üzerinde konuştuğumuz Kürtçe’dir. Teröristan dedikleri yer dört parçaya ayrılan Kürdistan’dır. Bir an önce bu siyasetinizden vazgeçin. Kürt gerçekliğini, Kürdistan gerçekliğini anlamak ve tanımak zorundasınız. Dördüncü çağrımız ezilenlere ve muhalefetedir. Kürt meselesinde cesur olalım, doğruları dile getirelim. İktidarın baskıcı ve yok sayan tutumunun yanında hizalanmaktan ziyade Kürt meselesini, demokrasi ve özgürlük meselesini daha fazla sahiplenerek muhalefeti büyütelim. Savaş çığırtkanlığı yapanların karşısında büyük bir barış zemini örelim.
“ORTAK MÜCADELE ZEMİNİNİ YAKALAMAK ZORUNDAYIZ”
DEM Parti Eş Başkanı Bakıhan çağrısında beşinci maddenin muhatabının ise Kürtler olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bütün Kürt partilerine, oluşumlarına; dört parçada yaşayan Kürtlerin oluşumlarına çağrı yapıyorum; şimdi ulusal birlik zamanı değilse ne zaman? Şimdi ulusal birliğimizi kuramazsak, bu büyük operasyonu, bu Kürt karşıtı savaşı nasıl önleyeceğiz? Bugünden tezi yok Kürtler ulusal birliklerini sağlamalı, ulusal birlikleri önündeki engelleri ortadan kaldırmalıdır. Son çağrımız Türkiye’deki devrimci sol sosyalist demokrat kesimlere, bu faşizan düzene itiraz eden ezilen ve yoksullaradır. Bizler büyük bir ortak mücadele zemini yakalamak zorundayız. Türkiye’nin yarısı açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşıyor. Yarısı dilini kullanamıyor, inancını yaşayamıyor. Bütün kesimlerin taleplerinin demokratik bir zeminde karşılık bulması için sol sosyalist güçleri, demokratik ve büyük bir devrimci mücadele zemininde bir araya gelmeye çağırıyoruz.”
GENİŞ GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ALINDI
DEM Parti öncülüğünde Bağlar ilçesindeki Nevruz Parkı’nda gerçekleştirilen etkinlik sabah saatlerinde başladı. 136 bin metrekarelik alanda toplam uzunluğu 10 kilometreyi bulan bariyerle çevrilen kutlama noktasında 7 bin 500 polisi görev yaparken, alana gelenler altı ana giriş kapısında oluşturulan üç kademeli arama noktasından geçerek içeri alındı. Birçok noktada bomba imha uzmanı ve eğitimli bomba arama köpekleri ile aramalar yapıldı. Nevruz alanı helikopterle havadan kontrol edildi. Emniyet güçlerinden alınan bigiye göre alana girişte ve kutlamalar sırasında zaman zaman polisle karşı karşıya gelen gruplar arasında yer alan toplam 166 kişi gözaltına alındı.
EMEL MATHLOUTHİ’DEN FİLİSTİN MESAJI
Diyarbakır Nevruzu sanatçıların sahne almasıyla sona erdi. Alandaki coşkulu kitle, yağışlı havaya aldırış etmeden çalınan şarkılar eşliğinde uzun süre halaylar çekerek eğlendi. Leyla Zana’nın konuşmasının ardından dünyaca ünlü Tunuslu sanatçı Emel Mathlouthi sahne aldı. Mathlouthi, Filistin halkı için de bir parça seslendirdi.
]]>KESK, 31 Mart tarihinde gerçekleşecek olan yerel seçimler öncesinde “tutum belgesini” açıkladı. Eğitim-Sen Genel Merkezi’nde yapılan basın açıklamasıyla belgeye ilişkin bilgi veren KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, KESK’in “Toplumsal cinsiyet eşitliğini ve özgürlüğü, sermayeden ve devletten bağımsız sendikacılığı savunduğunu” belirtti. Koçak, şunları kaydetti:
“Eşit ve özgür yurttaşlığı yeni anayasanın esası olarak gören, düşünce ve ifade özgürlüğünü, bilimselliği, laikliği vazgeçilmez ilke olarak kabul eden, farklılıklarımızla birlikte yeni bir yaşamı inşa eden bir anlayışı savunmaktadır. Kuruluşundan bugüne sendikal hak ve özgürlükler mücadelesini ülkemizin emek, demokrasi, eşitlik, laiklik, özgürlük ve barış mücadelesinin ayrılmaz bir parçası kabul eden Konfederasyonumuz; demokratik dönüşümün ve toplumsal demokrasinin pratikleşme alanı olan yerel yönetimlerin emekten yana, demokratik, katılımcı, şeffaf, toplumsal cinsiyet eşitliğini odağına alan, özgürlükçü ve ekolojik bir biçimde yeniden yapılanmasını en temel ilkelerden biri olarak kabul etmektedir. 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde tutumumuz da bu çerçevede olacaktır.”
“TOPLUMSAL YARARI ESAS ALAN ADAYLARA OY VERİLMESİNİ SAVUNMAKTADIR”
Konfederasyonumuz; Emekçilerin demokratik, ekonomik, sosyal ve özlük haklarına öncelik vererek çalışanları gözeten, başta toplu sözleşme ve grev hakkı olmak üzere emekçilerin sendikal hak ve özgürlüklerini tanıyan, tüm yönetim düzeylerinde kadınların eşit temsiliyetini esas alan, kentlerin toplumsal mülkiyeti olan kamusal alanları sermayenin değil, toplum ve halk yararına kullanan, barınma ihtiyacını karşılamak üzere başta öğrenciler olmak üzere engelliler, yaşlılar, kadınlar, işsizler vb. toplumun dezavantajlı kesimlerine yönelik konut ve sosyal alanların inşasına gerekli bütçeyi ayıran, depreme ve afetlere dirençli konut inşa eden, demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla eksiksiz bir biçimde yaşama geçirilmesi gerektiğine inanan, yerel düzeyde bunun gereklerini yerine getiren, karar alma ve denetleme mekanizmalarında gerçek katılımcılığı ve şeffaflığı gözeterek, yönetimleri halkın katılımına açan ve ‘geri çağırma’ ilkesini kabul eden, eşitlikçi ve özgürlükçü bir yaklaşım üzerinden çok kültürlü, çok dilli ve çok kimlikli yaşamı birer zenginlik olarak görerek birlikte yaşamı temel alan, kamusal hizmetleri herkes tarafından ulaşılabilir, nitelikli, eşit, parasız ve anadilinde sunan;
Ormanları, mera ve yaylaları betonlaşmaya, talan ve ranta karşı imara kapatan, kentsel dönüşüm vb. uygulamaları rant ve talan aracı olarak değil, değişik kültürlerden insanların beraber yaşayabilecekleri bir kent algısı üzerinden ele alan, hayvanları ölüme terk eden her türlü barınağı, parkı vb. kapatan, hayvan haklarını savunup gereğini yapan, demokratik ve katılımcı bir yerel yönetim anlayışının öncelikle il genel ve belediye meclislerinde karşılık bulması gerektiğine inanan, gereğini yerine getiren, yerel yönetimleri birer şirket olarak değil, halka hizmet veren kurumlar olarak gören ve yerel hizmetlerin verilmesinde kar değil, toplumsal yararı esas alan, yerel hizmetlerin sunumunda özelleştirme ve taşeronlaştırmaya karşı çıkan, tarikat ve cemaat yapılarına karşı mücadelede yerel yönetimlerin önemini kavrayan ve bu ve benzeri yapılara karşı geleceğimiz olan çocuklarımızın hayatına sahip çıkmayı ve mücadele etmeyi önüne hedef olarak koyan, yerel yönetimlerin bütün plan ve uygulamalarını toplum merkezli, eşitlikçi ve demokratik bir biçimde hazırlamayı ve uygulamanın her aşamasında, sokak, mahalle ve kent meclislerine şeffaf bir şekilde hesap vermeyi taahhüt eden, bütçe hakkı kapsamında katılımcı, şeffaf, hesap verilebilir, toplumsal cinsiyete duyarlı ve ekolojik bütçe oluşturma süreçlerini işleten, üretimden tüketime kadar bütün toplumsal süreçlerin adil, eşit ve demokratik işleyişini savunan, yerel yönetimleri, doğa insan yabancılaşmasının aşılmasının temel alanı olarak kabul edip, her düzeyde ‘tavizsiz’ bir şekilde ekolojik yerel yönetim anlayışını esas alan, yerellerde yaşayan halkı evrensel kültür ve gelişmelerle buluşturmaya yönelik sosyal ve kültürel katılım projeleri oluşturmayı hedefleyen, mülteci, sığınmacı ve göçmenlere yönelik ayrımcılığın son bulması ve haklarını kullanmaları önündeki engellerin kaldırılması için mücadele eden anlayış ve programların taşıyıcısı adaylara oy verilmesini savunmaktadır.”
]]>Nilüfer’de kadınlar, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde ‘Karanlığa İnat Güneşi Doğuracağız’ sloganıyla yürüyüş yaparak, kadına yönelik şiddettin ve eşitsizliklerin son bulmasını istedi. Nilüfer Belediyesi Nilüfer Kent Konseyi ve Nilüfer Kadın Meclisi işbirliğiyle düzenlenen yürüyüş Nilüfer Kent Konseyi önünden başladı. Nilüfer Belediyesi Başkan Yardımcısı Dr. Sibel Özer, Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Neslihan Binbaş, Nilüfer Kadın Meclisi Başkanı Nazlı Ünalan ve CHP Nilüfer Belediye Başkan Adayı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir’in de katıldığı yürüyüşe çok sayıda kadın da eşlik etti. Sloganlar eşliğinde gerçekleşen yürüyüş Nilüfer Belediyesi Halk Evi önünde son buldu.
Kadınlar adına Nilüfer Cumhuriyet Meydanı’nda ilk açıklamayı Nilüfer Gençlik Meclisi Eş Başkanı Yağmur Akın yaptı. Kadınların cinsiyet eşitsizliğini iliklerine kadar yaşadığına değinen Yağmur Akın, “Yaşamımızın her alanında cinsiyet ayrımcılığına maruz kalırken bir yandan da her an taciz, istismar ve şiddetle yüz yüzeyiz. Ne liselerde, ne de üniversitelerde bu sorunu çözmeye, sorunla karşılaşan kadınlara destek olmaya yönelik programlar var. Derinleşen ekonomik krizde barınma, ulaşım, beslenme ve hatta ısınma sorunları yaşıyoruz. Yarınımız için endişeliyiz çünkü üniversiteyi kazansak bile ailelerimizin ekonomik gücü bizi okutmaya yetmeyebilir ya da okuyup mezun olsak bile devasa işsizler ordusunun bir parçası olabilir veya güvencesiz esnek, düşük gelirli geçici işlerde çalışmak zorunda kalabiliriz” dedi.
Nilüfer Kadın Meclisi Başkanı Nazlı Ünalan da kadın mücadelesine değinerek erkek iktidarın kadın düşmanı politikalarını kabul etmeyerek mücadeleye devam ettiklerini belirtti. Kadına şiddetin her geçen gün arttığını ifade eden Ünalan, “Bundan 10 gün önce 24 saat içinde Bursa, Sakarya, Erzurum, Denizli ve İstanbul’da toplam 7 kadın öldürüldü. 2023 yılında 407 kadın cinayeti işlendi. 2024 yılına girdiğimiz bugüne kadar ise 71 kız kardeşimiz erkekler tarafından katledildi. Bu yaşananlar, tam anlamıyla bir cinskırımdır. Erkek vahşeti artarak devam ederken katledilen her bir kız kardeşimiz için isyanımızı sürdürüyoruz. Biz kadınlar tüm bunlara dur demek, kadın dayanışmasını büyütmek için bir araya geldik. Bir kişi daha eksilmemek için, hayatlarımızı savunmak için bir araya geldik. Bizi sosyal yaşamdan dışlamaya çalışan, eve hapseden, emeğimizi, işimizi görünmez kabul eden zihniyetlerin karşısında ‘Biz her yerdeyiz’ demek için bir araya geldik. Uzun yıllar süren kadın mücadelesi sonucunda elde ettiğimiz haklarımızdan tam da bu yüzden vazgeçmeyeceğiz. Biliyoruz ki gücümüzle, cesaretimizle yaşamı yeniden kuracak, karanlığa inat güneşi yeniden doğuracağız” diye konuştu.
Nilüfer Belediyesi Başkan Yardımcısı Dr. Sibel Özer de, 8 Mart’ın anlamına işaret etti. Kadın mücadelesinin bıkmadan usanmadan devam edeceğini belirten Özer, “Yapısal adaletsizliklere, ötekileştirme politikalarına, yaşamlarımızı tehdit eden hak ihlallerine rağmen bu yıl da bütün gücümüzle 8 Mart’ı coşkuyla kutluyoruz. Temel insan haklarımıza sahip çıkmak, her türlü sömürüye karşı birbirimizi güçlendirmek için çağrımızı yineliyoruz. Bu vesileyle birbirimizi kucaklarken, bütün baskılara meydan okuyan, politik mücadelemize ses olan, gelecek nesiller için yolu aydınlatan tüm kadınları sevgiyle selamlıyoruz. Birbirimize verdiğimiz eşit yaşam sözünü tutarak karanlığa inat güneşi doğuracağız. Yaşasın 8 Mart, yaşasın kadın dayanışması” şeklinde konuştu.
Nilüfer’de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinlikleri sanatçı Aylin Demir’in Nazım Hikmet Kültürevi’nde açılan ‘Öz ve İz’ sergisi ve Flu Lysistrata adlı tiyatro oyunu ile devam etti. – BURSA
]]>DEM Parti, 31 Mart yerel seçim bildirgesini açıkladı. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Yerel yönetim seçimleri, bu iktidar aklına karşı eşitlikçi ve özgürlükçü bir aklı, halka en yakın yerden, tam da mahallinden yeşertmek ve tüm ülkeye yaymak için bizlere eşsiz bir olanak sunuyor. Bizler, 2024 yerel seçimlerini; rejimin eril, sömürgeci, ayrımcı politikalarına karşı eşitlik ve özgürlük bayrağının yükseleceği, savaşa karşı barış seslerinin gürleşeceği, merkezileşmeye karşı yerel demokrasilerin güçleneceği bir eşik olarak görüyoruz” dedi.
DEM Parti, bugün Ankara’da 31 Mart yerel seçim bildirgesini açıkladı. Belediye eşbaşkan adaylarının yanı sıra çok sayıda kişinin katıldığı programda DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları konuştu.
Hatimoğulları, şunları söyledi:
“2024 YEREL SEÇİMLERİNİ MERKEZİLEŞMEYE KARŞI YEREL DEMOKRASİLERİN GÜÇLENECEĞİ BİR EŞİK OLARAK GÖRÜYORUZ”
“Bölgemizde ve dünyamızda büyük alt üst oluşların yaşandığı bir konjonktürde 2024 yerel seçimlerine gidiyoruz. Savaş, şiddet, açlık, yoksulluk, göç, afetler ve kapitalist medeniyetin neden olduğu birçok risk doğayı, toplumu ve kentleri tehdit etmeyi sürdürüyor. Bu felaketlerle baş etmenin yolu, bu hakim anlayışlara karşı yerelden başlayarak her düzeyde ortak mücadele zeminlerini çoğaltmaktan ve halklarla birlikte hayalini kurduğumuz dünyayı inşa etmekten geçiyor.
Türkiye’yi yönetenler; tüm dünyaya yayılan yeni şiddet ve savaş sarmalına sırtını yaslıyor. Barışı tanımıyor. Kürt meselesinde, içeride ve dışarıda savaş ve kaostan besleniyor. İstanbul Sözleşmesi’ni reddediyor. Emekçileri insafsızca sömüren rejimini derinleştiriyor. Göçmenleri ve mültecileri her türlü haktan yoksun bırakıyor. Gençleri geleceksizliğe itiyor. Yerel yönetim seçimleri, bu iktidar aklına karşı eşitlikçi ve özgürlükçü bir aklı, halka en yakın yerden, tam da mahallinden yeşertmek ve tüm ülkeye yaymak için bizlere eşsiz bir olanak sunuyor. Bizler, 2024 yerel seçimlerini; rejimin eril, sömürgeci, ayrımcı politikalarına karşı eşitlik ve özgürlük bayrağının yükseleceği, savaşa karşı barış seslerinin gürleşeceği, merkezileşmeye karşı yerel demokrasilerin güçleneceği bir eşik olarak görüyoruz.”
“HALKIN OLANI GERİ ALMAK İÇİN GELİYORUZ”
DEM Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da “Demokratik yerel yönetimler yürüyüşümüz büyük bir umutla, inançla ve kararlılıkla sürüyor” dedi. “Katledilen belediye başkanlarımız başta olmak üzere, hukuksuz bir şekilde görevlerinden alınan, tutuklanan ve sürgüne yollanan yol arkadaşlarımızın yarım kalan hayallerini gerçeğe dönüştürmek için her zamankinden daha kararlı, inançlı ve umutluyuz” diyen Bakırhan, “Yerel yönetim deneyimlerimiz süresince, insanların özgürce yaşayacağı kentler ve yerel birimler yaratmak için uğraştık. Çift dilli belediyeciliği, eş başkanlık sistemini ve yerel demokrasi deneyimlerini bu ülkenin tarihine yazdık. Tüm bu kazanımları büyütmek ve halklarımızla birlikte ileriye taşımak için geliyoruz. Bizler defalarca kazandık, defalarca başardık. Yine kazanacağız, yine başaracağız. Bizim, yani halkın olanı geri almak için geliyoruz. Daha iyisini hep birlikte kurmak için geliyoruz” şeklinde konuştu.
“YEREL DEMOKRASİ İÇİN KAYYIM REJİMİNE KALICI OLARAK SON VERME ZAMANI”
Demokratik bir cumhuriyet için yerel demokrasi vurgusu yapan Bakırhan, “Yerel demokrasi, her yerelin kendi özgünlüklerini esas alarak halka rağmen değil halkla birlikte yönetmenin mimarisidir. Yerel demokrasi, sadece yerellerde yaşanan sorunların değil, aynı zamanda merkeziyetçilikten kaynaklanan sorunların çözümünün de anahtarıdır. Yerel demokrasi için kayyım rejimine kalıcı olarak son verme zamanı: Halkın olanı geri alacağız. Bir daha kayyımlar yoluyla halkın iradesinin gasp edilmesine izin vermeyeceğiz. Bu hukuksuzluğu asla kabul etmeyeceğiz. Gasp yoluyla bizden aldıklarınızı fazlasıyla geri almaya hazırız. Halkın olanı geri almak için geliyoruz” diye konuştu.
“KENTLERİ AYRIMCILIKTAN, EŞİTSİZLİKTEN VE CİNSİYETÇİLİKTEN ARINDIRACAĞIZ”
Yerel demokrasinin kadın ile başladığını ve “kadın özgürlükçü belediyeciliği” devam ettireceklerini vurgulayan Hatimoğulları, şunları söyledi:
“DEM Parti belediyelerinde, özgür ve eşit bir yaşam için kadınlar özgün ve özerk olarak örgütlenir. Eş başkanlık ve eşit temsiliyeti yaygınlaştırarak büyüteceğiz. Kadın politikalarının etkin bir şekilde uygulanabilmesi için Kadın Politikaları Daire Başkanlıkları ile Kadın Politikaları Müdürlüklerini yeniden açacağız. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Dayanışma Günü çalışan kadınlar için idari izin; tüm kadınlar için ise ücretsiz ulaşım günüdür. Kentleri ayrımcılıktan, eşitsizlikten ve cinsiyetçilikten arındıracağız. Erkek şiddetine karşı her alanda etkili bir mücadele yürüteceğiz. Kadınların toplumsal, ekonomik ve kültürel gelişimini destekleyecek ‘özgür kadın köyleri’ ile şiddetsiz bir yaşamın olanaklarını kadınlarla birlikte inşa edeceğiz.
“DEPREME DAYANIKLI, SAĞLIKLI VE EKONOMİK KONUT PROJELERİNİ HAYATA GEÇİRECEĞİZ”
Hatimoğulları, kent planlamasına ilişkin de şunları dile getirdi:
“Merkezi hükümetin kent-rant anlayışına karşı, kırsal alanları da kapsayacak şekilde yurttaşların ‘yerellik hakkı’nı savunmaya devam edeceğiz. Kent merkezlerini ve meydanlarını her kesimden yurttaşın bir araya gelebileceği; sosyal, siyasal, sanatsal ve ekonomik faaliyetler için yararlanabileceği ortak alanlar haline getireceğiz. ‘Kent Estetiği Kurulları’ oluşturacağız. Kır-kent dengesini kuracağız. Tarım alanlarının imara açılmasına izin vermeyeceğiz. Engelsiz kent, enerjisini üreten kent, kadın kenti, sakin kent, ekolojik kent gibi pilot belediyecilik uygulamaları yapacak; her başlık altındaki uygulamaları en az bir belediyemizde uygulayacağız. Depreme dayanıklı, sağlıklı ve ekonomik konut projelerini hayata geçireceğiz. Tüm belediyelerimizde afet öncesi, afet anı ve sonrasında ortaya çıkacak sorunların çözümü için Afet Daire Başkanlıkları/Müdürlükleri kuracağız. Afetlerin etkisini en aza indirmek için belediye bünyesinde yapılacak stratejik plan doğrultusunda Afet Bütçeleri oluşturacağız. Dere yatağı, fay hattı, bataklık gibi zemin açısından risk oluşturacak alanlarda yapılaşmaya izin vermeyeceğiz. Afetlere karşı dirençli kentler kuracak, halkla birlikte afetlere hazır olacağız.”
“TÜM KENT YURTTAŞLARI İÇİN DOĞAL VE UCUZ GIDAYA ERİŞİMİ KOLAYLAŞTIRACAĞIZ”
Hatimoğulları, bütçe, yoksulluk ve sosyal politikalara değinerek şunları kaydetti:
“Katılımcı ekonomi ile yerel demokrasiyi büyüteceğiz. Siyasal alanda olduğu gibi iktisadi alanda da demokratikleşme ve yerelleşmeyi büyüteceğiz. ‘Bütçe Haktır ve Halkındır’ ilkesi ile katılımcı, toplumsal cinsiyete duyarlı ve ekolojik bütçe modelleri yaratacağız. Güçlü yerel demokrasi için toplumcu ekonomiyi uygulayacağız. Özgürleştiren sosyal politikaları hayata geçireceğiz. Kentlerimizde hiçbir yurttaşımızın aç ve sokakta yatmasına izin vermeyeceğiz. Aşevleri ve eve yemek götüren birimler kuracağız. Evsizler ve sokakta yaşayanlar için yaşam evleri açacağız. Yoksul bırakılmış bölgelere pozitif ayrımcılık uygulayacağız. Yerelin kolektif yönetimini esas alan, halka dayanan ve halkın yaşamını tüm ihtiyaçlarıyla donatacak yerel yönetim ekonomisini hayata geçireceğiz.”
“Yoksulluk devlet ve sermayenin ortak politikasıdır, mücadele edeceğiz” diyen Hatimoğulları, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Öz yeterlilik ilkesiyle yerel ekonomiyi güçlendirerek yoksulluğa ve işsizliğe dur diyeceğiz. Yoksullukla Mücadele Derneklerini yaygınlaştıracağız. Gıda ve Giyim Bankası uygulamalarını yaygınlaştıracağız. Eğitim, sağlık, ulaşım ve barınma gibi hizmetleri toplumun dezavantajlı kesimleri için ulaşılabilir hale getireceğiz. Emeğin kentlerini kent emekçileriyle kuracağız. Sendikal örgütlenme hakkını güvence altına alacağız. KHK’larla işlerinden atılan emekçiler için yeniden istihdam olanağı yaratacağız. Yerel yönetimlerde ‘eşit işe, eşit ücret’ ilkesini benimseyerek kadınların istihdamına öncelik vereceğiz. İstihdamda yüzde 50 kadın kotası uygulayacağız. Bütün belediye çalışanları için ücretsiz kreş hizmeti vereceğiz. 21 Mart’ı bütün çalışanlar için, 8 Mart ve 25 Kasım’ı kadın çalışanlar için ücretli tatil olarak kabul edeceğiz ve ücretsiz ulaşım sağlayacağız.”
“ENGELLİLER İÇİN YENİ BİR YAŞAMI ENGELLİLER İLE BİRLİKTE, YERELLERDEN BAŞLAYARAK MÜMKÜN KILACAĞIZ”
Bakırhan, DEM Parti olarak ayrımcı ve hiyerarşik kentleşmeye karşı yerel demokrasi ile eşitlikçi ve özgürlükçü sosyal politikaları savunduklarını kaydetti. Bakırhan, bu bölümde şunları söyledi:
“Tüm belediyelerimizde engellilere, yaşlılara, çocuklara, kadınlara, yoksullara, mültecilere ve diğer dezavantajlı bırakılan gruplara öncelik verecek. Kamusal alanların ticarileşmesine ve ranta açılmasına izin vermeyeceğiz. Şehir dışından tedavi amaçlı kent ve ilçe merkezlerine gelenler için misafirhaneler yapacağız. Halk ekmek fabrika sayısını artıracağız. Tüm büyükşehirlerde sosyal hizmet kampüsleri kuracağız. Engelliler için yeni bir yaşamı engelliler ile birlikte, yerellerden başlayarak mümkün kılacağız. Büyükşehir belediyelerinde Engelliler Daire Başkanlığı, diğer belediyelerde ise Engelliler Şube Müdürlükleri kuracağız. Tüm birimler ve her düzeyde engelli istihdamı oluşturacağız. Ücretsiz ve kesintisiz hizmet verecek Yaşam Destek Merkezleri kuracağız. İşaret dilleri kursları açacağız. Anadili Türkçe olmayanlar, okuma yazma bilmeyenler, yaşlılar, Alzheimer/Demans gibi hastalıkları olanlar ve tüm engelliler için ulaşım araçlarını bölgelere ve mahallelere göre renk kodlarına ayırarak ulaşım hatlarının karmaşıklığına son vereceğiz.”
Bakırhan, “Çocuk Danışma Kurulu” oluşturarak, kent uzlaşısına çocukların eşit katılımını sağlayacaklarını aktararak, şunları ekledi:
“Çocukların işçileştirilmesinin önüne geçeceğiz. Çocuklarla birlikte ekolojik çocuk kooperatifleri kuracağız. Çocuk Akademilerini hayata geçireceğiz, çocuklara duyarlı bütçelemeyi hayata geçireceğiz. 18 yaşına kadar tüm çocuklar için şehir içi ulaşımı ve kültürel etkinliklere katılımı ücretsiz hale getireceğiz. Çok dilli kreşler ile tüm gün hizmet vereceğiz. Çocuk bakım hizmetlerini yaygınlaştıracağız. Kolektif hafızanın yeni kuşaklara aktarımını sağlamak için ‘Masal Evleri/Oyun Evleri/Mala Çirokbejan’ ve ‘Çocuk Müzik Evleri’ inşa edeceğiz. Tüm okullarda ve köylerde gezici ve ücretsiz ağız ve diş sağlığı taraması çalışmalarını yaygınlaştıracağız.”
]]>AA muhabirinin derlediği bilgilere göre Emine Erdoğan, 2023’te tüm ülkeyi yasa boğan 6 Şubat’taki Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından yaraların sarılması için yoğun çaba harcadı.
Gazze’de akan kanın durması için yurt içi ve yurt dışında yoğun bir insani yardım çalışması yürüten Emine Erdoğan, 2017’de başlattığı Sıfır Atık hareketinin küresel boyuta taşınması için de önemli adımlar attı.
Yıl boyunca depremzedeleri yalnız bırakmamaya özen gösterdi
Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından afetzedelerin yanında yer alan, başta bebek ve çocuklar olmak üzere tüm vatandaşların ihtiyaçlarının karşılanması için yoğun çaba harcayan Emine Erdoğan, yıl boyunca da her fırsatta depremzedelerle bir araya gelerek onları yalnız bırakmamaya özen gösterdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın deprem bölgesine gerçekleştirdiği ziyaretlere eşlik eden Emine Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) Habitat İcra Direktörü Maimunah Mohd Sharif ile de bölgeye giderek, Gaziantep’in Nurdağı ve İslahiye ilçelerinde incelemelerde bulundu.
Emine Erdoğan, depremden etkilenen tüm illeri ziyaret etmesinin yanı sıra evleri yıkıldığı için başta Ankara olmak üzere farklı şehirlerde yaşamlarını sürdüren depremzedelerle de sık sık bir araya geldi.
Ramazanın ilk iftarını da Malatyalı depremzede ailenin Ankara’daki yeni evinde yapan Emine Erdoğan, daha sonra Devlet Konukevi’ndeki iftar programında da birçok depremzede aile ile buluştu.
ABD’den Ukrayna’ya birçok ülke devlet ve hükümet başkanının eşi ve uluslararası kuruluşların temsilcilerinin taziye ve “geçmiş olsun” mesajlarını kabul eden Emine Erdoğan, pek çok lider eşiyle de telefonda görüştü.
BM Genel Kuruluna hitap eden ilk Türk lider eşi
Emine Erdoğan, 2023’te de geçmiş yıllarda olduğu gibi yurt içi ve yurt dışında sıfır atık konusundaki çalışmalarını aralıksız sürdürdü.
BM Genel Kurulu kararıyla 30 Mart’ın “Uluslararası Sıfır Atık Günü” ilan edilmesinde öncü rol oynayan Emine Erdoğan, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in özel davetiyle 2023’te ilki düzenlenen 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü etkinliklerine ve BM özel oturumuna katılmak üzere New York’a gitti.
Burada Genel Sekreter Guterres’le bir araya gelen Emine Erdoğan, BM 77. Genel Kurul Başkanı tarafından düzenlenen, “sıfır atık” konulu, eş sunucu 105 ülkenin yer aldığı özel oturumda katılımcılara hitap etti. Emine Erdoğan, hitabında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Dünya beşten büyüktür ve daha adil bir dünya mümkündür.” sözlerini bir kez daha BM Genel Kurul Salonu’nda uluslararası kamuoyuna hatırlattı.
BM Genel Kuruluna hitap eden ilk Türk Cumhurbaşkanı eşi olan Emine Erdoğan’a, BM Genel Sekreteri Guterres tarafından da sıfır atık bağlamında kurulacak Danışma Kurulu’nun başkanlığı teklif edildi.
Emine Erdoğan, New York temasları kapsamında Azerbaycan Milli Meclis Başkanı Sahibe Gafarova, Uluslararası Göç Örgütü Genel Direktörü Antonio Vitorino, Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic’in eşi Tamara Vucic, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) İcra Direktörü Catherine Russell ile de görüştü.
Emine Erdoğan, BM Sıfır Atık Danışma Kurulunun ilk toplantısına başkanlık etti
BM Genel Kurulu hitabının ardından BM Sıfır Atık Danışma Kurulu Başkanı olmayı kabul eden Emine Erdoğan, kurulun 27 Temmuz’da tanışma amaçlı gerçekleştirilen çevrim içi toplantısına da başkanlık etti.
Erdoğan, bu toplantıda Sıfır Atık Hareketi için küresel çağrıda bulunarak, “Temizlemekten ziyade kirletmemeyi esas almalı, atık üretmeyen bir yaşam modelini tüm dünyada yaygınlaştırmalıyız.” mesajını verdi.
BM Dünya Şehirler Günü
Sıfır Atık Danışma Kurulunun tanışma toplantısındaki hitabında Danışma Kurulunun ve 3 senelik görev süresinin hayırlı olmasını dileyen Emine Erdoğan, Birleşmiş Milletler İnsani Yerleşim Programı UN-Habitat tarafından her yıl farklı bir kentte kutlanan 31 Ekim Dünya Şehirler Günü etkinliğinin, bu yıl Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı himayesinde İstanbul’da Üsküdar Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleşeceğini ifade etti. Erdoğan, Dünya Şehirler Günü vesilesiyle Danışma Kurulunun ilk resmi toplantısının İstanbul’da yapılacağını da duyurarak kurul üyelerini İstanbul’a davet etti
Emine Erdoğan, “Herkes için sürdürülebilir kentsel geleceğin finansmanı” temasıyla düzenlenen “Dünya Şehirler Günü” programındaki hitabında, Sıfır Atık Projesi ile edinilen kazanımları her düzeyde güçlendirmek amacıyla Sıfır Atık Vakfı kurulduğunu bildirerek, “Vakıf, yerelde atıksız yaşam biçimini yerleştirmeyi, uluslararası boyutta da uygulamanın teşvikini sağlamayı hedefliyor. Vakfımızın hayırlara vesile olmasını diliyor, başarılı çalışmalara imza atmasını canıgönülden temenni ediyorum.” dedi.
BM Sıfır Atık Danışma Kurulu ise 1 Kasım 2023’te İstanbul’da Vahdettin Köşkü’nde ilk resmi toplantıda bir araya geldi.
BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı Emine Erdoğan, kurul işbirliğinde başarılı sıfır atık hikayelerini taltif için küresel bir Sıfır Atık Ödülleri’nin tertip edilmesi üzerine çalışmaları gerektiğini belirterek, söz konusu ödüllerin, halihazırda var olan başarı hikayelerini dünyaya tanıtırken, yeni girişimlerin oluşmasına da kayda değer katkı sağlayacağını vurguladı.
Küresel Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı’na ilk imza atıldı
BM 78. Genel Kurul toplantıları kapsamında 17 Eylül’de New York’a yeniden giden Emine Erdoğan, Sıfır Atık Projesi’nin küreselleşmesine atılan ilk adım başta olmak üzere birçok konuda girişimlerde bulundu.
Erdoğan’ın öncülüğünde, Türkevi’nde “Küresel Sıfır Atık Hareketine Doğru” etkinliği kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da katılımıyla imza töreni düzenlendi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, eşi Emine Erdoğan’ın önderlik ettiği Küresel Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı’na ilk imzayı attı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu ilk imzası ile açılan “https://zerowastecommitment.com” internet sitesi halihazırda bugün 73 ülkeden 10 binin üzerinde sıfır atık gönüllüsünün de iyi niyet beyanını imzaladığı ve her geçen gün dünyanın dört bir yanında katılan kişi sayısının arttığı bir mecra haline geldi.
Türkevi’nde, devlet başkanı eşleri, BM’nin üst düzey yöneticileri, diğer ülke diplomatlarının hazır bulunduğu programda, “Küresel Sıfır Atık Hareketine Doğru” isimli etkinlikte konuşan Emine Erdoğan, “İnsanlık ailesini, Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı’nı imzalayarak yarın değil, bugünden değişimin bir parçası olmaya davet ediyorum. Bugün, ülkemde ektiğimiz sıfır atık tohumunun gölgesinin, dünyayı ferahlatacak bir çınara dönüşmesine tanıklık ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
Programa katılan Surinam, Bosna Hersek, Seyşeller, Sırbistan, Bulgaristan, Litvanya, Zimbabve ve Sierra Leone liderlerinin eşleri de Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı’nı imzalayarak, sıfır atık gönüllüsü oldu. 2023 yılında Küresel Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı’na imza atarak Sıfır Atık gönüllüsü olan lider eşi ve uluslararası temsilcilerin sayısı 40’ı aştı.
New York’ta çocuğa yönelik şiddetin engellenmesi için “güç birliği yapma” çağrısı yaptı
BM 78. Genel Kurul toplantıları kapsamında Emine Erdoğan, Sierra Leone Cumhuriyeti Devlet Başkanı’nın eşi Fatima Maada Bio’nun ev sahipliğinde BM’de düzenlenen ve kendisinin özel davetli olarak katıldığı “Şiddetin Önlenmesi ve İyileşme Günü” etkinliğinde, çocuğa yönelik şiddetin engellenmesi için “güç birliği yapma” çağrısında bulundu.
Emine Erdoğan, Türk kültürünü New York Türkevi’nde tanıtma misyonuyla Anadolu’nun en eski dokuma ürünlerini, misafir ettiği devlet başkanları eşlerine tanıttı.
ABD Başkanı Joe Biden’ın eşi Jill Biden’ın ev sahipliğinde lider eşleriyle bir araya gelen Emine Erdoğan, Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro’nun eşi Veronica Alcocer Garcia ile Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani’nin annesi Şeyha Moza bint Nasır’la da görüştü.
“Su Verimliliği Seferberliği”
Yurt içinde de birçok sosyal sorumluluk projesini himaye eden Emine Erdoğan, projelerin ilk adımını düzenlenen tanıtım toplantılarıyla yaptı.
Bu kapsamda Emine Erdoğan’ın himayesi, Tarım ve Orman Bakanlığının koordinasyonunda “Su Verimliliği Seferberliği” başlatıldı. Projenin tanıtım toplantısında konuşan Emine Erdoğan, “Gelecek nesillerimizin bir bardak suya muhtaç kalmaması için bugünden çalışan bütün duyarlı insanlarımıza çağrıda bulunuyorum, Türkiye Yüzyılı’na bir damla da siz olun.” mesajını verdi.
Gazze için somut adım çağrısı
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının başladığı ilk günlerden itibaren mesaisinin büyük bir bölümünde Gazze’de akan kanın durması için çaba harcayan Emine Erdoğan, uluslararası toplumu “Gazze için somut adım atmaya” çağırdı.
Bu çağrısını sosyal medya hesabından Türkçe, İngilizce ve Arapça açıklamalarla duyuran Emine Erdoğan, Ürdün Kraliçesi Rania el Abdullah ve Katar Emiri’nin annesi Şeyha Moza bint Nasır’ın da aralarında bulunduğu birçok ülkenin lider eşi ile Gazze’ye yönelik saldırılar ve yaşanan sürece ilişkin telefon görüşmeleri gerçekleştirdi.
“Filistin İçin Tek Yürek” Zirvesi
Emine Erdoğan, 15 Kasım’da Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde, ev sahipliğini yaptığı, 15 ülkeden devlet ve hükümet başkanlarının eşleri ile özel temsilcilerin bizzat, 3 ülke lider eşinin de video mesajlı ile katılımıyla düzenlenen “Filistin İçin Tek Yürek” temalı zirvede konuklara hitap etti.
Gazze’nin bugün artık meçhul çocuklar şehri olduğunu belirten Emine Erdoğan, “Bir anne, bir kadın, bir insan olarak böyle kirli bir mirası hesabı görülmeden sonraki nesillere devretmeyi reddediyorum. İsrail devletinin ilgili bütün mensuplarının, işledikleri tüm savaş suçları sebebiyle Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanmalarını talep ediyorum.” dedi.
“Filistin İçin Tek Yürek Zirvesi” kapsamında hazırlanan ve Emine Erdoğan tarafından okunan ortak çağrı metninde, “Devlet ve hükümet başkanlarının eşleri ve ülke temsilcileri olarak tüm dünyaya, Gazze’de süren katliamları durdurmak için derhal ve topyekun harekete geçilmesi, Gazze’de okul, hastane ve diğer tıbbi tesisler, mülteci kampları, Birleşmiş Milletler tesisleri ve ibadethaneler dahil tüm sivil yerleşim yerlerini hedef alan İsrail saldırılarının derhal durdurulması, bu doğrultuda çatışmalara son verecek bir ateşkesin acilen tesisi çağrısında bulunuyoruz.” ifadelerine yer verildi.
Emine Erdoğan, zirvenin ardından oluşturulan eylem planlarına ilişkin olarak da Doha’da, Katar Vakfı Başkanı Şeyha Moza ile Filistin İçin Tek Yürek Zirvesi İnisiyatif Hareketi’nin devamı niteliğindeki eylem planlarını görüştü. Yine bu inisiyatif hareketinin devamı niteliğinde İstanbul Taksim Meydanı’nda açılan “Kurşun Geçirmez Düşler: Gazzeli Çocuk Ressamlar” sergisini ziyaret etti.
Emine Erdoğan’ın, öncülüğünde “Uzat Elini Ey İnsanlık” sloganıyla 2009’da düzenlenen zirvedeki hitabında göz yaşı dökerek yaptığı barış çağrısını televizyondan izleyen Gazzeli Maysa Yousuf’un, “Sayın Hanımefendi, göz yaşlarınız bize ulaştı.” notuyla Emine Erdoğan’ı resmettiği portre de sergide dikkati çekti.
“Türkiye Yüzyılı hepimize kutlu olsun”
Emine Erdoğan, bu yıl mayıs ayında ikinci turda sonuçlanan seçim öncesi birçok yurt içi mitingde ve yurt dışı ziyaretlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a eşlik etti.
İkinci turda sonuçlanan seçimin ardından, “İlk günkü aşkla bir ve beraber olmaya devam edecek, Türkiye Yüzyılı idealimize 85 milyon, tek yürek olarak ulaşacağız. Bu yolda desteğini ve emeğini esirgemeyen yol arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Türkiye Yüzyılı hepimize kutlu olsun.” açıklamasında bulundu.
Emine Erdoğan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni’nde de yalnız bırakmadı.
Emine Erdoğan, 2023’te ayrıca, Cumhuriyetin 100. yılı, Kiev Lider Eşleri Zirvesi, Yüzyılın Anıları Geçmişten Günümüze Kültürel Diplomasi, Koruyucu Aile Günü, İlk Togg T10X Teslim Töreni, Sürdürülebilir Yüzyıl Zirvesi Ödül Töreni, Esenler Şule Yüksel Şenler Hanımlar Konağı Açılış Töreni, TİKAD Dünyaya Yön Veren Kadınlar, Gönül Elçileri, BM-Habitat 31 Ekim Dünya Şehirler Günü, Çocuklar ve Gençler İş Başında – Orta Asya’da İklim Değişikliği, Sosyal Refahın Adil Dağılımı programları gibi yurt içi ve yurt dışında birçok toplantıya da katıldı.
]]>