Olay, 6 Temmuz 2023 tarihinde Kastamonu’nun Seydiler ilçe merkezinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, düğün merasimine katılan Y.A., A.A., H.A. ve B.Y. ile Ersoy Demirci arasında tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine çıkan kavgada Ersoy Demirci, aldığı bıçak darbeleri sonrası kaldırıldığı Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hayatını kaybetti.
Olayın ardından inceleme başlatan polis ekipleri tarafından olaya karıştığı tespit edilen Y.A., A.A., H.A. ve B.Y. gözaltına alınarak tutuklandı. Tutuklu sanıklardan B.Y.’nin soruşturma aşamasında tahliye edilerek tutuksuz yargılanmasına karar verildi.
Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde sanıklar hakkında “kasten öldürme” suçundan dava açıldı. Davanın ilk duruşmasında sanıklar kendilerini savundu.
“Ağzındaki tükürükler suratıma geldi, bende korktum, bıçağı salladım”
Cinayetin dedikodu sebebiyle işlendiğini belirten sanıklardan Y.A., “Annem ile Ersoy arasındakiler dedikodudan ibarettir. Seydiler, küçük bir yer. Dedikodu çıkartıyorlar” dedi.
Olay gününü anlatan Y.A., “Telefonla arayıp ‘baban, düğün salonunda birisiyle kavga etmiş’ dediler. Düğün salonuna giderken Ersoy ile karşılaştık. Arabayı park ederken Ersoy kapıyı açıp boğazımı sıktı, bana saldırdı. Bana neden saldırdığını bilmiyorum. Aramızda kavga çıktı. Beni öldüreceğini, arabanın benim mezarım olacağını söyledi. Benim üzerimde iken bana vururken bıçak aklıma geldi. Bıçağı korkutmak için belden aşağıya vurmak isterken göğsüne geldi. Bir yanım toprakta bir yanımda araçtaydı. Ben öldürme kastı gütmedim. Amacım korkutmaktı” diye konuştu.
Bıçağı 2-3 kere salladığını belirten Y.A., “Bıçağı sallarken Ersoy elimden almaya çalıştı. Bende vermedim. Beni araçtan dışarıya çıkarttı. Vücudum araçta, bir elim koltukta, ayağım dışarıdaydı. Bıçak isabet edince bende sallamayı bıraktım. Aracın kapısını Ersoy açtı ve boğamızı sıkıp yumruk atmaya başladı. Ağzındaki tükürükler suratıma geldi. Bende korktum, bıçağı salladım. 2 veya 3 defa vurdum. Ondan sonra beni bıraktı. Tahliyemi istiyorum” şeklinde konuştu.
“Kardeşimi korumak istedim, benim tek amacım buydu”
Diğer tutuklu sanık A.A. ise, “Biz, alkol alırken arkadaş aradı ve baban, düğün salonunda kavga etti, gel babanı al dedi. Kiminle kavga ettiğini söylemedi. Korku ve panik ile aracı durdurdum. Ersoy küfür ederek aracın kapısını açtı. Kardeşimin boğazıma sarıldı. Gücümün yetmeyeceğini bildiğim için bende araçtan çıkıp Ersoy’a tekme attım. Sonra beni geri çektiler. Ellerinden kurtulup tekrar Ersoy’un üzerine gittim. Kardeşimi öldürecekti. Ersoy’u o kalabalıktan 1-2 kişi çekip alsaydı, bizler de Ersoy’da ailesinin yanında olacaktı. Ben, bıçağı sapla diye bir şey demedim. Ben, kardeşimi korumak istedim. Benim tek amacım buydu. Tahliyemi istiyorum” diye konuştu.
“Ersoy, araçtan Y.A.’nın boğazını sıkıp dışarı çıkarmaya çalışıyordu”
Savunma yapan H.A. da, “Beraber alkol alırken telefon geldi ve düğün salonunda kavga çıktığı söylendi. Kiminle olduğunu bilmiyoruz. Olay yerine gelince arbede vardı. Nasıl başladığını bilmiyordum. Biz, olayı ayırırken Ersoy’u fark ettim. Ardından Y.A. yere düştü. Ersoy, Y.A.’nın boğazını tutuyordu. Bizde ayırdık kavgayı. Ersoy ile ablam arasında son bir yıl içinde bazı söylentiler oldu. Bundan dolayı ablam ile aram açıldı. Yine de ben, bu söylentilere ihtimal vermedim. Benim Ersoy ile bir musibetim yoktur. Fakat Ersoy, araçtan Y.A.’nın boğazını sıkıp dışarı çıkarmaya çalışıyordu, sora dışarı çıkarıp diziyle de üzerine bastırdı. Ben, Y.A.’da bıçak olduğunu görmedim. Tahliyemi isterim” ifadelerini kullandı.
“Ben kavga edenleri ayırmaya çalışıyordum”
Tutuksuz yargılanan sanıklardan B.Y. ise, “Ersoy ile bir husumetim yok, kendisiyle yakınız. Olay yerine gittiğimizde Ersoy olduğunu dahi bilmiyordum. İki araç ile gidiyorduk. Olay yerine vardığımızda Y.A. ile Ersoy arasında kavga yaşanıyordu. Bıçağı kimin salladığını görmedim. Bıçak, Y.A.’nın elindeydi. Fakat bıçakladığını görmedim. Ben kavga edenleri ayırmaya çalışıyordum. Ersoy’a karşı bir saldırım olmadı. Ersoy, yere düşünce kanını durdurmak için elimle bastırdım. Başka bir temasım olmadı. Suçlamaları kabul etmiyorum, Yere düşerken bırakmadım. Elimle tampon yapıp ambulansı aradım ve başından hiç ayrılmadım. Beraatımı talep ediyorum” şeklinde konuştu.
Tanıkları da dinleyen mahkeme heyeti, H.A., Y.A. ve A.A.’nın tutukluluğunun devamına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. – KASTAMONU
]]>Bakan Ersoy, Samsun Müzesi’nde Samsun Kültür Yolu Festivali’nin açılışı dolayısıyla düzenlediği basın toplantısında, sadece Türk tarihini değil, 20. yüzyıl ve sonrasının dünya tarihini şekillendiren mücadelenin başladığı şehirde olduklarını söyledi.
Samsun’un Türk turizminin Karadeniz’deki lokomotifi olduğunu belirten Ersoy, “Dünya Turizm Örgütü verilerine göre Türkiye bugün ilk beş turizm ülkesinden biridir. Ziyaretçi sayısı, turizm geliri, ürün çeşitliliği, tesisleşme ve altyapı, sürdürülebilirlik uygulamaları, pazar çeşitliliği, yıl boyuna ve ülke geneline yayılan turizm hareketi derken her başlıkta büyük ilerlemeler kaydettik. Bunu kamu ve özel sektör paydaşlarımızla birlikte başardık. Kazanımlarımızı koruyarak bu başarının devamlılığını da yine birlikte sağlayacağız.” ifadesini kullandı.
Bu yükseliş ivmesinin sadece turizmle sınırlı olmadığına işaret eden Ersoy, şöyle devam etti:
“Rekorlar kıran izleyici ve temsil sayılarıyla, ödülleri ve ihraç başarılarıyla konserlerden sergilere, tiyatrodan opera ve bale temsillerine, sinemadan dizi sektörüne bugün sanatta da Türk rüzgarı esmektedir. Yine dünyanın en yoğun ve kapsamlı arkeoloji çalışmalarıyla, aldıkları ödüllerle gerek yapısal gerek işlevsel anlamda uluslararası birer mimari simgeye dönüşen kültür sanat merkezleri ve müzelerimizle, yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarılan kültür varlıklarımızın iade çalışmalarındaki başarımızla, gelenekselden evrensele uzanan kültür ürünlerimiz ve bilimsel faaliyetlerimizle kültür sahasında da öncü ve özgün bir Türkiye var artık. İşte Türkiye Kültür Yolu Festivali bütün bu başarıların hem sonucu olan hem de onlara katkı sunarak sürekliliği sağlaması için düşünülmüş bir projedir. Dünyanın en büyük ve kapsamlı festivalidir. Avrupa Festivaller Birliği üyeliğine kabul edilmiştir ve her yıl rekorlarla yoluna devam etmektedir. Samsun da artık bu büyük markanın bir parçası, kültür ve sanatla bütünleşmiş turizm vizyonumuzun bir aktörüdür.”
Festival boyunca konserlerden opera ve bale temsillerine kadar vatandaşları çok geniş yelpazede sahne performanslarıyla buluşturacaklarına dikkati çeken Ersoy, “Batı Park’a kurduğumuz ana sahnemizde Oğuzhan Koç, Buray, Uğur Aslan, Ferhat Göçer, Can Bonomo, Mert Demir, Fatma Turgut, Cem Adrian ve Bengü sahne alacaklar. Aslı Hünel, Dolapdere Big Gang, Şükriye Tutkun gibi farklı müzik dallarından daha birçok sanatçımız, koro ve topluluklarımız da verecekleri konserlerde Samsunlularla buluşacak. Sanatseverler, Devlet Tiyatroları ile Devlet Opera ve Balesi sanatçılarımızın eşsiz performanslarını da izleme imkanı bulacaklar. Farklı oyun ve temsillerin yanında ‘Şahmeran’ operasının dünya prömiyerinin, festival kapsamında Samsun’da gerçekleştirileceğini özellikle belirtmek isterim. Çok değerli sanatçılarımızın eserlerini içeren ‘Atatürk Kültür Yolunda’, ‘Samsun’dan Cumhuriyet’e Yüzde 100’, ‘Anadolu ve Zümrüd-ü Anka’ gibi resim, fotoğraf, hat, deri rölyef ve dijital içerikli birbirinden özel sergiler sanatseverler için kapılarını açacak.” diye konuştu.
Gastronominin de festivalin önemli başlıklarından biri olduğunu vurgulayan Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü:
“15 festival lezzet durağı oluşturduk. Ziyaretçilerimiz hem bu coğrafyanın köklü ve geleneksel lezzetlerini tadacaklar hem de onların hikayesini, içeriğini ve yapılışını öğrenecekler. Merak ettikleri konulara cevap bulsunlar, ilgi ve bilgileri artsın, perçinlensin istiyoruz. Söyleşi ve panel gibi etkinlikleri bu bilinçle düzenliyoruz. Yeşilçam’ın duayenleri Ediz Hun ve Türkan Şoray gibi yıldızlarımızın da arasında bulunduğu Türk sinemasının çok değerli isimleriyle söyleşiler yapılacak. Bununla birlikte ‘Rıfat Becerikli ve Aydın Sarman ile Orhan Gencebay Film ve Müzik Okumaları’ etkinliği de bu alana meraklı vatandaşlarımız için son derce bilgilendirici ve aydınlatıcı olacak. ‘Pelin Çift ile Gündem Ötesi- Yerinde Tarih’ programında Doç. Dr. Ali Faik Demir ile Atatürk’ün yolculuğu her yönüyle masaya yatırılacak. Herkesi bir devrin başlangıcına, Türk tarihinin yeni merhalesine dair ayrıntıları dinlemeye ve öğrenmeye davet ediyorum. Yaklaşık bin sanatçımızın katılımıyla 30’dan fazla noktada 600’e yakın etkinlik olacak.”
“Filistin halkı galip gelecek, özgürlüğünü kazanacaktır”
Bakan Ersoy, Hazreti Musa’nın Firavuna karşı verdiği mücadele gibi bugün de Filistin halkının İsrail’e karşı mücadele ettiğinin altını çizerek, “Firavunu aratamayan bir vahşet, acımasızlık ve kibirle İsrail soykırım yapmaktadır. Ancak bilinsin ki dünyanın vicdanında çoktan mahkum edildiler. Hiç kimse unutmasın ki Allah’ın izni ve yardımıyla Filistin halkı galip gelecek, özgürlüğünü kazanacaktır. Bütün bu gerçekleri her platformda vurguladığımız gibi sanat ve kültür çatısı altında da Filistin’in özgürlük mücadelesini anlatmaya devam ediyoruz. Türkiye Kültür Yolu Festivali şehirlerinde bu doğrultuda etkinliklerimiz oluyor ve olmaya devam edecek.” değerlendirmesinde bulundu.
FTI grubunun operasyonlarını durdurma kararı alması
Ersoy, Almanya’nın tur operatörü FTI grubunun operasyonlarını durdurma kararı almasını da değerlendirerek, “Almanya’nın en büyük tur operatörlerinden biri olan FTI grubu; 4 Haziran itibarıyla operasyonlarını dünya genelinde durdurma kararı aldı. Bakanlığımızca kriz masası oluşturduk. İlk olarak ülkemizde tatilde bulunan 25 binden fazla FTI misafirinin ülkelerine dönüşleri, herhangi bir mağduriyet oluşmasına izin verilmeden ve çok büyük oranda sorunsuz şekilde organize edildi. Bu bağlamda sürece yapıcı şekilde yaklaşan ve işbirliği yapan başta FTI Türkiye çalışanları olmak üzere konaklama tesislerimize, transfer şirketlerimize, hava yolu firmalarımıza, kamu görevlilerimize bakanlığım ve sektörüm adına teşekkür ederim.” diye konuştu.
FTI bünyesinde bulunan ileriye dönük 400 bin ziyaretçi rezervasyonunun minimum iptalle tekrar Türkiye’ye yönlendirilmesi için çalışma yaptıklarını anlatan Ersoy, şöyle konuştu:
“Başta firmaya atanan kayyum heyeti olmak üzere bu rezervasyonlara talip olan, içlerinde Türk kökenli operatörlerin de yer aldığı Almanya’nın önde gelen tur operatörlerinin yöneticileri ile görüşmelerimizi tamamladık. Dün itibarıyla da Bakanlık ve TGA olarak Almanya genelinde mevcut kampanyalarımıza ilave olarak yoğun ve uzun süreli tanıtım kampanyasını da başlattık. Tüm bu gelişmelerin sonucu olarak aldığımız bilgilere göre FTI misafirlerinin ileriye dönük Türkiye rezervasyonları, çok büyük oranda yine Türkiye olarak gerçekleşmekte. Türkiye genelinde işletmelerden olan alacaklarının işletmelere olan borçlarından çok daha fazla olduğunu sözlü olarak beyan etmektedirler. Bu konudaki mutabakat süreci sürmektedir.”
Krize yakalanan misafirlerin seyahat süreçlerinin diğer ülkere nazaran sorunsuz şekilde gerçekleştiğini vurgulayan Ersoy, “Tur operatörleri ile başlattığımız yeni kampanyanın da olumlu etkisi ile süreci Türkiye olarak çok az kayıpla kapatacağımızı ve sezon başında belirlediğimiz 7 milyon Alman ziyaretçi hedefini yakalayacağımızı öngörüyoruz. Bugün sınava YKS adayı bütün gençlerimize başarılar diliyorum. Sınavlardan sonra buyursunlar, festivalimizde bu uzun maratonun yorgunluğunu atsınlar. Bir kez daha festivalimizin Samsun’a hayırlı olmasını, gerek kültürel gerek sosyal gerekse ekonomik alanda Samsunlu vatandaşlarımızın hayatında fark ve fayda yaratmasını temenni ediyorum.” dedi.
Basın toplantısına Samsun Valisi Orhan Tavlı, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş, AK Parti Samsun milletvekilleri Ersan Aksu ve Orhan Kırcalı, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı ve İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz da katıldı.
]]>“ALINAN ÜCRET MİSAFİRE İADE EDİLDİ”
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın inceleme başlattığı otelle ilgili açıklama yapan Bakan Osman Nuri Ersoy, “Milliyet farkı ile haksız gerekçeyle ücret alınması nedeniyle firmaya 54 bin lira ceza verildi, alınan ücret farkı misafire iade edildi” ifadelerini kullandı.

OTELE KESİLEN CEZA TEPKİ ÇEKTİ
Antalya’daki lüks otele verilen 54 bin 694 TL’lik cezanın otelin bir haftalık konaklama ücretinden bile daha az olması sosyal medyada tartışma konusu oldu. Otelin rezervasyon sayfasına girildiğinde 6 gecelik standart bir oda için 92 bin 400 TL istendiği görülüyor.

BAKAN ERSOY’DAN DİKKAT ÇEKEN AÇIKLAMALAR
Türkiye’de 2024 yılının ilk çeyreğine ilişkin turizm verileri açıklayan Kültür ve Turizm Bakanı Osman Nuri Ersoy’un sözlerinden satır başları şu şekilde; “Turizm geliri Ocak, Şubat ve Mart aylarından oluşan I. çeyrekte bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %5,4 artarak 8 milyar 784 milyon 800 bin dolar oldu. Turizm gelirinin %21’i ülkemizi ziyaret eden yurt dışı ikametli vatandaşlardan elde edildi. Ziyaretçiler, seyahatlerini kişisel veya paket tur ile organize etmektedirler. Bu çeyrekte yapılan harcamaların 7 milyar 775 milyon 627 bin dolarını kişisel harcamalar, 1 milyar 9 milyon 174 bin dolarını ise paket tur harcamaları oluşturdu.
ZİYARETÇİ SAYISI GEÇEN YILIN AYNI ÇEYREĞİNE GÖRE %10,1 ARTTI
Ülkemizden çıkış yapan ziyaretçi sayısı 2024 yılı I. çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %10,1 artarak 9 milyon 10 bin 90 kişi oldu. Ziyaretçilerin %21,6’sını 1 milyon 942 bin 94 kişi ile yurt dışında ikamet eden vatandaşlar oluşturdu. Bu çeyrekte ülkemizden çıkış yapan ziyaretçilerin gecelik ortalama harcaması 93 dolar oldu. Yurt dışında ikamet eden vatandaşların gecelik ortalama harcaması ise 64 dolar oldu. Bu çeyrekte turizm geliri içerisindeki yeme içme harcamalarının payı %22,6, uluslararası ulaştırma harcamalarının payı %16,7, paket tur harcamalarının payı ise %11,5 oldu. Bir önceki yılın aynı dönemine göre yeme içme harcamaları %2,8, uluslararası ulaştırma harcamaları %11,8 ve paket tur harcamaları %19,4 arttı. İkinci sırada %31,3 ile “akraba ve arkadaş ziyareti”, üçüncü sırada ise %9,6 ile “alışveriş” yer aldı. Yurt dışı ikametli vatandaşlar ise ülkemize %73,6 ile en çok “akraba ve arkadaş ziyareti” amacıyla geldi.
TURİZM GİDERİ GEÇEN YILIN AYNI ÇEYREĞİNE GÖRE %11,3 ARTTI
Yurt içinde ikamet edip başka ülkeleri ziyaret eden vatandaşlarımızın harcamalarından oluşan turizm gideri, geçen yılın aynı çeyreğine göre %11,3 artarak 1 milyar 779 milyon 649 bin dolar oldu. Bunun 1 milyar 444 milyon 620 bin dolarını kişisel harcamalar, 335 milyon 30 bin dolarını ise paket tur harcamaları oluşturdu.
Kültür ve Turizm Bakanı Osman Nuri Ersoy.YURT DIŞINI ZİYARET EDEN VATANDAŞLAR 2023 YILI I. ÇEYREĞİNE GÖRE %18,4 ARTTI
Bu çeyrekte yurt dışını ziyaret eden vatandaş sayısı bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %18,4 artarak 2 milyon 449 bin 225 kişi oldu. Bunların kişi başı ortalama harcaması 727 dolar olarak gerçekleşti.
BAKAN ERSOY: REKOR TURİZM GELİRİ ELDE ETTİK
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy “Tarihimizdeki en yüksek ilk çeyrek turizm gelirini elde ettik. 2024 yılı ilk çeyreğinde ziyaretçi sayısı geçen seneye göre yüzde 16,7 artarak 9 milyon 68 bin oldu. Yılsonu hedefi olan 60 milyon ziyaretçi hedefine uyumlu şekilde ilerliyoruz” dedi.
MİLLİYET FARKI ÜCRETİ
Milliyet farkı ile haksız gerekçeyle ücret alınması nedeniyle firmaya 54 bin lira ceza verildi, alınan ücret farkı misafire iade edildi.”
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve RTÜK’ün ortak çalışmasıyla yürütülen Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 4. Ulusal Eylem Planı Etik İlkeler Rehberi Tanıtım Toplantısı, ATO Congresium’da gerçekleştirildi.
Burada konuşan Ersoy, Türkiye’de kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda özellikle son yıllarda çok ciddi çalışmaların hayata geçirildiğini, özellikle “geçmiş dönemlerle mukayese edilemeyecek şekilde” alınan önlemler sayesinde toplumda ciddi bir hassasiyetin oluştuğunu söyledi.
Kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusuna bugün Türkiye’de en üst düzeyde dikkat çekildiğini belirten Ersoy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın bu konuda çok sayıda kampanyaya destek verdiklerini, bu sorunla ilgili konferans, sempozyum, ulusal ve uluslararası toplantılar düzenlediklerini anımsattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın, kadına yönelik şiddetin çok farklı boyutlarına dikkati çektiklerini, kadın derneklerinin yürüttüğü çalışmalara katkı sağladıklarını belirten Ersoy, savaş ve şiddet bölgelerinde kadınların yaşadığı mağduriyete işaret ederek, kadına şiddet sorununun uluslararası boyutunu gözler önüne serdiklerini anlattı.
Tüm bu çalışmalar ve kadın haklarını önceleyen sivil toplum kuruluşlarının da önemli katkılarıyla bu konuda ciddi bir bilinç oluştuğunu dile getiren Ersoy, bu çerçevede kamu kurumları tarafından birçok yasal düzenlemenin hayata geçirildiğini bildirdi.
“Kadına yönelik şiddetin son bulması için daha fazlasını yapacağız”
Bürokrasi, yerel yönetimler, iş dünyası, spor kamuoyu, dernekler ve vakıfların bu alanda farkındalık oluşturacak kampanyalar düzenlendiğini aktaran Ersoy, meselenin psikolojik, sosyolojik, kültürel yanına dikkati çeken çalışmalar yapıldığını kaydetti.
Olumsuz haberlerin geldiğini üzülerek görmeye devam ettiklerini dile getiren Ersoy, “Kadınlarımızın bireysel özgürlüklerinin yanı sıra siyasi ve sosyal alandaki etkilerinin artmış olmasına rağmen karşılaştığımız bu tablo ne kadar büyük bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir.” diye konuştu.
Ortaya konan mücadelenin, uzun soluklu ve zorluklarla dolu olduğunu gözler önüne serdiğini anlatan Ersoy, “Sorun ne kadar büyük olursa olsun, bu sorunu çözmek ne kadar karmaşık gibi görünse de biz kadına yönelik şiddetin son bulması için elimizden gelen gayretin daha fazlasını yapmaya devam edeceğiz.” ifadesini kullandı.
Bakan Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki bu soruna asla alışmayacağız. Kadına yönelik şiddeti asla normalleştirmeyeceğiz. Televizyon ekranlarında bu sorunla ilgili bir haberle karşılaştığımızda bunu sıradan bir olay olarak görmeyeceğiz. Unutulmamalıdır ki toplumsal yaşamı, insan onurunu, iyi bir yaşamı tehdit eden bir sorun karşısında en büyük tehlike onu normalleştirmektir. Bu soruna alışmaktır. İşte biz bu bakış açısını reddediyoruz. Kadına şiddeti asla normalleştirmeyeceğiz ve buna alışmayacağız.”
Bu açıdan en büyük rolün medya yöneticilerine düştüğünün altını çizen Ersoy, medyanın, üretilen içeriğin etkisini arttırmak adına kadına karşı şiddeti normal bir olay gibi göstermesi tehlikesinin de önemli bir sorun olduğunu vurguladı.
Dünyanın dört bir yanında ilgi gören, 150’den fazla ülkede seyredilen yapımlara imza atan medya temsilcileri ve yapımcılarından bu konuya biraz daha hassasiyet göstermelerini isteyen Ersoy, “Artık Türkiye Yüzyılı’nda bu meseleyi sorun olmaktan çıkartmak zorundayız. Bize yakışmayan, kültürel değerlerimizle bağdaşmayan şiddete karşı topyekun bir mücadele içine girerek bu sorunu kökten halletmek durumundayız.” değerlendirmesinde bulundu.
Ersoy, bu açıdan RTÜK tarafından hazırlanan “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Etik İlkelerine” bağlı kalınmasının, bu sorunun çözümüne katkı sağlayacak önemli adımlardan biri olduğuna inandığını aktardı.
“Toplumsal sorunun körüklenmesine sebep olan bazı içerikleri de görmüyor değiliz”
Programda konuşan RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin de medyanın kadına yönelik şiddetle mücadeleyi, yayınlar yoluyla yapmaları gerektiğini belirtti.
Kuşak programlarıyla ilgili daha önce televizyonların üst yöneticileriyle yaptıkları toplantılarda hassasiyetlerini dile getirdiklerini bildiren Şahin, üst yöneticilere konuyla ilgili tavsiyelerde bulunduklarını anlattı.
Şahin, “Dramatik yapımlar başta olmak üzere, bir takım haber bültenlerinde veya kuşak programlarında, belli ki bazen bilinçsizce bazen de bilinçli bir şekilde dikkatsizce, bu toplumsal sorunun körüklenmesine sebep olan bazı içerikleri de görmüyor değiliz.” sözlerini sarf etti.
Özellikle kuşak programlarına ilişkin çok sayıda şikayet aldıkları bilgisini veren Şahin, bu programların içeriklerini, kadın eğitimi, çocuk bakımı veya kadın hakları konularında oluşturmaları tavsiyesinde bulunduklarını hatırlattı.
Haber programlarına da akıllı işaret uygulaması gelecek
Haber bültenlerindeki durumların da bundan farklı olmadığını ifade eden Şahin, şöyle konuştu:
“Sabah kalktığımız zaman cinayet haberiyle başlayan haber programları akşam geç saatlere kadar cinayet ve şiddet, kadına yönelik şiddet içerikli haber programlarının yapılması sanki ülkemizde cinayetlerin, kadına yönelik şiddetin, toplumsal şiddetin en üst noktada olduğunu gösteren haber programlarına tahammül etmemiz mümkün değildir.”
Şahin, Üst Kurul’un onayının ardından haber programlarında da akıllı işaretler uygulamasını hayata geçirmeyi planladıklarını bildirdi.
Yayınlarda yer alan kadına yönelik şiddet konusundaki hassasiyetlerini bugüne kadar her fırsatta dile getirdiklerini anımsatan Şahin, “Bundan sonraki süreçte kusura bakmasınlar, programları yapanlar veya bu şekilde devam edenler. Artık, maalesef, üzülerek belirtmek istiyorum ki hiç sevmediğimiz, hiç gündeme getirmek istemediğimiz müeyyide konuları ve en ağır müeyyide konuları gündeme gelecektir.” görüşünü paylaştı.
RTÜK Başkanı Şahin, etik kurallarını “Mağduru değil faili göster”, “Şiddeti meşrulaştırma”, “Saygın değil suçlu”, “Cezayı yayınla, adaleti göster”, “Mücadeleyi destekle, çocuklara örnek ol”, “Güçlü kadını anlat, kadını güçlü anlat” şeklinde özetledi.
Konuşmaların ardından etik kurallarına ilişkin sunum yapıldı.
]]>Bakan Ersoy, festivalin bu yılki ilk durağı olan Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı’nın Adana Müze Kompleksi’nde düzenlenen basın toplantısında, Kültür Yolu’nun Anadolu’nun 7 bölgesine yayıldığını ifade etti.
Festivale dahil edilen şehir sayısının her yıl artırıldığını belirten Ersoy, “İnşallah 2028’de 35 şehirde Türkiye Kültür Yolu Festivali’ni gerçekleştiriyor olacağız. Geçen sene 11 şehirdeydi, bu sene 16 şehre çıktık. Her sene de artırarak festivallerimizi devam ettiriyoruz.” dedi.
Ersoy, öncelikli amaçlarının, her yaş grubundan ve kesimden vatandaşın sanatın türlerine rahat erişimini sağlayacak festivaller gerçekleştirmek olduğunu anlattı.
Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin birçok amaca hizmet ettiğini dile getiren Ersoy, şöyle konuştu:
“Festivalin gerçekleştirdiği şehrin, başta Türkiye olmak üzere tüm dünyada bilinirliğini artırmak, markalaşmasını sağlamak da ikinci hedefimiz. Festivalleri gerçekleştirirken kültür ve sanatı desteklemiş oluyoruz. Dolayısıyla da sanatçılarımıza destek oluyoruz ama en önemlisi, şehirlerimizin uluslararası anlamda markalaşması yönünde çok önemli bir adım atmış oluyoruz. Kültür Yolu Festivalleri’ni gerçekleştirirken özellikle şehirlerin mevcut devam eden festivalleriyle de etkileşim içinde olmaya özen gösteriyoruz. Onları da Kültür Yolu Festivali’nin bir parçası haline getiriyoruz. Yine kendi isimleriyle daha zengin, etkili bir şekilde gelişimlerini, devamlılığını sağlamaya özellikle dikkat ediyoruz.”
16 şehirde yaklaşık 7 bin etkinlik
Ersoy, Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin bu yıl Adana ile başladığını belirterek, şöyle devam etti:
“Bugün başlayan festival zincirimiz, 8 aya yakın bir süreyle devam edecek. Adana’yı Şanlıurfa izliyor. Şanlıurfa’dan Bursa’ya, daha sonra Samsun’a geçiyoruz. Adana, Şanlıurfa, Bursa ve Samsun özelinde baktığınız zaman bu ilk dört şehir, aslında bu sene Kültür Yolu Festivali’ne ilk kez dahil olan şehirlerimiz. Samsun’u Trabzon izleyecek, sonra Van ile devam edeceğiz. Van da bu sene Kültür Yolu Festivali’ne dahil olan yeni kentlerimiz arasında 5’inci şehir oluyor. Van’dan Nevşehir’e, Erzurum’a, Çanakkale’ye, Ankara’ya, Konya’ya, Diyarbakır’a, Gaziantep’e, İzmir’e geçeceğiz ve Antalya’da son bulacak. İstanbul’u da dahil ettiğimiz zaman 16 şehirde 8 ay boyunca sürecek olan bir festival zincirinden bahsediyoruz.”
Ersoy, 16 şehirdeki festivallerde yaklaşık 7 bin etkinliğin gerçekleşeceğini açıkladı.
Festivali başlatan Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı’na da birçok sanatçının katılacağını dile getiren Ersoy, Haluk Levent, Fatma Turgut, Emir Can İğrek ve Mert Demir gibi isimlerin sahne alacağını belirtti.
Karnavalın bazı etkinliklerine değinen Bakan Ersoy, şu bilgileri verdi:
“Atatürk Parkı’nda İsmail Altunsaray ve Öykü Gürman, seslendirecekleri Neşet Ertaş türküleriyle sahne alacaklar. Dijital sanata geldiğiniz zaman özellikle Merkez Park’ta Güvenç Özel’in 18 metre yüksekliğinde holoflux gösterisi, dijital ve plastik sanatın birleştiği bir etkinlikle sanatseverlerin karşısına çıkıyoruz. Yine dijital sanat dediğimiz zaman Türkiye’nin dünyaca ünlü bir markası Refik Anadol, Adana’da yeni bir sergisiyle, ‘Makine Halüsinasyonları: Mercan Rüyaları’ performansıyla karşımıza çıkacak. Atatürk olmazsa olmazımız. ‘Atatürk Kültür Yolunda’ dijital performansını da Portakal Çiçeği Karnavalı sırasında sanatseverlerle buluşturmayı planlıyoruz.”
“Şehirlerimizin uluslararası bilinirliğini artırmayı hedefliyoruz”
Ersoy, karnaval kapsamında çocuklar için sahne ve etkinlik alanları ile “çocuk köyü” oluşturduklarını belirterek, çocukların bunlardan doyasıya faydalanacağını vurguladı.
Festivalin uluslararası bir marka olması yönünde bu yıl bazı değişikliklere gittiklerini dile getiren Ersoy, şunları kaydetti:
“Bu yıldan itibaren Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak Kültür Yolu Festivalleri’nin uluslararası kimliğinin daha fazla kuvvetlendirdiğimiz, ülkemizin ve şehirlerimizin kültür sanat adına uluslararası marka haline geleceği etkinliklere daha fazla yer vereceğimiz bir Kültür Yolu Projesi’ni hayata geçirmeye karar verdik. Yani hem katılan şehirlerin sayısını artırıyoruz hem de bu şehirlerde uluslararası, yabancı etkinliklere de fazlasıyla yer vererek şehirlerimizin uluslararası bilinirliğini artırmayı hedefliyoruz.”
Ersoy, vatandaşları 9 gün sürecek Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı’na davet etti.
Toplantıya Adana Valisi Yavuz Selim Köşger, AK Parti Adana Milletvekilleri Ahmet Zenbilci ve Faruk Aytek de katıldı.
]]>Ersoy, Antalya’nın Konyaaltı ilçesindeki bir otelde Doğu ve Güneydoğu Dernekleri üyeleri ve iş insanlarıyla iftar programında bir araya geldi.
Bakan Ersoy, burada yaptığı konuşmada, son zamanlarda herkesi derinden yaralayan çok acı olaylara şahit olduklarını, bu vesileyle kısa bir süre içinde kutlanacak Ramazan Bayramı’nın tüm insanlık için barışa, huzura ve esenliğe vesile olmasını temenni etti.
Bir süredir Antalya’da bazı ziyaretler gerçekleştirip esnafla, iş insanlarıyla, sivil toplum örgütleriyle ve turizm sektörü temsilcileriyle bir araya gelerek değerlendirmelerde bulunduklarını anlatan Ersoy, “Bu kapsamda ilçelerimizi ziyaret ederek hem ilçelerimizde yapılan çalışmaları inceleme fırsatı elde ettik hem de şehrimizdeki eksiklikleri yerinde tespit etme imkanına sahip olduk. Vatandaşlarımızı dinledik, çiftçilerimizle dertleştik, basınımızla buluştuk, esnafın taleplerini not ettik. Kısacası güzel şehrimiz Antalya’nın tüm noktalarına nüfuz ederek adeta şehrimizin röntgenini çekmiş durumdayız.” diye konuştu.
Ersoy, dernek başkanları ve iş insanlarının bugüne kadar hiçbir zaman samimiyetini esirgemediğini, her zaman yanında olduklarını vurgulayarak, Antalya’nın dünya turizm başkentleriyle rekabetinde öne geçmesi adına yapılan çalışmalara güç verildiğini ifade etti.
Küresel düzeyde yaşanan bazı olumsuzluklar nedeniyle turizm sektörünün çok büyük sorunlar yaşadığını dile getiren Ersoy, şunları kaydetti:
“Herkesin kara kara düşündüğü bir ortamda hayata geçirdiğimiz doğru politikalar ve geliştirdiğimiz stratejiler neticesinde hem şehrimiz hem de ülkemiz adına büyük bir başarı elde ettik. Antalya’da transfer yolcular dahil 16 milyonu aşkın ziyaretçiyle rekor kırarak tüm zamanların en yüksek ziyaretçi sayısına ulaştık. İnşallah bu yıl daha da yüksek rakamlara ulaşacağız. Bu başarıların elde edilmesi, milyonlarca insanın seyahatlerinde rotayı Antalya’ya çevirmesi, Danimarka’da insanların Antalya’daki kültürel mirası araştırması sadece tesadüfle açıklanabilir mi? Elbette hayır. Emin olun başarılı olmak için çok çalışıyoruz. Hiçbir sorunu halının altına süpürmüyor, kalıcı çözümler geliştiriyoruz. Turizmi 12 aya yaymak için kültür, tarih, sağlık, doğa, inanç, gastronomi, spor gibi alanlarla turizmi çeşitlendiriyoruz. Bugün dünyanın dört bir yanında, 200’den fazla ülkede Antalya’nın, Kemer’in tanıtımını gerçekleştiriyoruz.”
“Altyapı sorunlarını çözüme kavuşturuyoruz”
Ersoy, dünyada en çok izlenen televizyon kanallarında Antalya’nın reklamını yaptıklarını, Çin’de, Japonya’da, Amerika’da, Almanya’da, Rusya’da, Manavgat’ı, Kemer’i, Side’yi tanıttıklarını söyledi.
İnsanlık tarihinin en önemli kültürel mirasına sahip olan bölgede bu mirası gün yüzüne çıkartıp, her yıl milyonlarca insanın kenti, ilçeleri ziyaret etmesi için tarihin en yoğun arkeoloji çalışmalarını gerçekleştirdiklerini vurgulayan Ersoy, şöyle devam etti:
“Yeni kütüphaneleri, müzeleri, sanat merkezlerini, restorasyonları, galerileri, festivalleri Antalya’mıza kazandırıyoruz. En çok izlenen uluslararası filmlerin Antalya’da çekilmesini sağlıyoruz. İlçelerimize yapmış olduğum ziyaretlerin bazılarında, gördüğüm ve duyduklarımın ardından yaşadığım şaşkınlığı sizinle paylaşmak istiyorum. Biz dünyanın bir ucunda Avustralya’da gözbebeğimiz Antalya’nın tanıtımını yapıyor, bölgeye turist çekip, turizm gelirimizi artırmanın çabası içine girmişken şehrimizdeki bazı yerel yöneticilerimizin temel görevlerini dahi yerine getirme konusunda çok da başarılı olduklarını söyleyemiyoruz. Biliyorsunuz yeri geldiğinde bu güzel şehir ve bu şehrin insanları kaybetmesin diye yerel yönetimlerin sorumluluğundaki birçok soruna el atıyoruz. Altyapı sorunlarını çözüme kavuşturuyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak arıtma tesisleri inşa ediyoruz. Antalya’nın kanalizasyonuna, içme suyuna, yağmur suyuna el atıyoruz.”
“Belediyecilik laf üretmek değil, iş üretmek ister”
Diğer bakanlıklarla görüşerek şehrin ihtiyaçlarının karşılanması adına ellerinden gelen gayreti ortaya koyduklarını bildiren Ersoy, “Biz Antalya’nın turizmde dünyanın süper ligine yükselmesi ve oradaki yerini kalıcı hale getirmek için gece gündüz demeden çalışırken, yerel yönetimlerimizin de başarılı çalışmalar ortaya koymasını beklemek sanırım tüm Antalyalıların en doğal hakkıdır. Sadece kısır siyasi tartışmalar oluşturup, bu tartışmalardan medet umarak başarılı olmak mümkün değildir. Belediyecilik aynı zamanda bilgi, çalışma, proje ister. Belediyecilik laf üretmek değil, iş üretmek ister. İyi bir belediye başkanı kendini değil kentini düşünen kişidir.” diye konuştu.
Bakan Ersoy, 16 milyonun üzerinde turistin geldiği Antalya’da temel altyapı problemlerini çözme konusunda dahi yeterli olunamadığını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tüm desteğimize rağmen sosyal ve kültürel yatırımlar konusunda, şehrin hak ettiği projeler hayata geçirilmedi. Maalesef Antalya bunu hak etmiyor. Biz Antalya’nın dünyanın en önemli turizm merkezleriyle rekabet edip bir adım öne geçmesi için çalışırken, maalesef bazı yerel yöneticilerimiz bu iddianın çok uzağında kaldılar. Eğer biz Antalya’nın küresel bir vizyonla hareket edip, rakiplerinden ayrışmasını istiyorsak yerelde de böyle iddialı bir bakış açısı geliştirmek zorundayız. Bunun için biz Antalya’nın hizmet alanında kaybedecek tek bir saniyesi dahi olmadığını söylüyoruz. Bizim şehir için çalışan, dinamik kadrolara ihtiyacımız var. Antalya’nın bugün burada olduğu gibi birbirine karşı samimi olan, birbirine gönlünü açan, dürüst, çalışkan ve üreten kadrolara ihtiyacı var.”
Ersoy, Antalya’da yaşayan, kent için üreten, kalbi şehir için atan, vatandaşlara yönelik ayrımcılık yapmayan, hiç kimseyi ötekileştirmeyen, herkesin inancına, kültürüne, geleneğine saygı duyan, herkese eşit davranan, adil yerel yöneticilere ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Cumhur İttifakı’nın Konyaaltı Belediye Başkan Adayı Durali Kolpak da seçimlerin önemine işaret ederek, destek istedi.
]]>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Antalya’da Doğu ve Güneydoğulu iş insanlarının iftar yemeğine katıldı. Burada konuşan Bakan Ersoy, Antalya ve ilçelerinde gerçekleştirdikleri ziyaret ve buluşmalarda yapılan çalışmaları inceleme ve eksiklikleri yerinde tespit etme imkanını bulduklarını söyledi. “Vatandaşlarımızı dinledik, çiftçilerimizle dertleştik, basınımızla buluştuk, esnafın taleplerini not ettik” diyen Ersoy, Antalya’nın tüm noktalarına nüfuz ederek adeta şehrin röntgenini çektiklerini aktardı.
“Bu yıl daha da yüksek rakamlara ulaşacağız”
Turizm konusuna da değinen Bakan Ersoy, küresel düzeyde yaşanan olumsuzluklar nedeniyle sektörün büyük sorunlar yaşadığını belirterek, “Herkesin kara kara düşündüğü bir ortamda hayata geçirdiğimi doğru politikalar ve geliştirdiğimiz stratejiler neticesinde hem şehrimiz hem de ülkemiz adına büyük bir başarı elde ettik. Antalya’da transfer yolcular dahil 16 milyonu aşkın ziyaretçiyle rekor kırarak tüm zamanların en yüksek ziyaretçi sayısına ulaştık. İnşallah bu yıl daha da yüksek rakamlara ulaşacağız. Peki bu başarıların elde edilmesi, milyonlarca insanın seyahatlerinde rotayı Antalya’ya çevirmesi, Danimarka’da insanların Antalya’daki kültürel mirası araştırması sadece tesadüfle açıklanabilir mi? Elbette hayır. Emin olun başarılı olmak için çok çalışıyoruz. Hiçbir sorunu halının altına süpürmüyor, kalıcı çözümler geliştiriyoruz” dedi.
“Dünyada en çok izlenen televizyon kanallarında Antalya’nın reklamını yapıyoruz”
Turizmi 12 aya yaymak için kültür, tarih, sağlık, doğa, inanç, gastronomi, spor gibi alanlarla turizmi çeşitlendirdiklerini kaydeden Ersoy, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bugün dünyanın dört bir yanında, 200’den fazla ülkede Antalya’nın, Kemer’in tanıtımını gerçekleştiriyoruz. Dünyada en çok izlenen televizyon kanallarında Antalya’nın reklamını yapıyoruz. Çin’de, Japonya’da, Amerika’da, Almanya’da, Rusya’da, Manavgat’ı, Kemer’i, Side’yi tanıtıyoruz. İnsanlık tarihinin en önemli kültürel mirasına sahip olan bölgemizde bu mirasın gün yüzüne çıkartıp, her yıl milyonlarca insanın şehrimizi, ilçelerimizi ziyaret etmesi için tarihin en yoğun arkeoloji çalışmalarını gerçekleştiriyoruz. Yeni kütüphaneleri, müzeleri, sanat merkezlerini, restorasyonları, galerileri, festivalleri Antalya’mıza kazandırıyoruz. En çok izlenen uluslararası filmlerin Antalya’da çekilmesini sağlıyoruz.”
“Belediyecilik laf üretmek değil iş üretmek ister”
İlçelere yapmış olduğu ziyaretlerde, gördüğü ve duyduklarını paylaşan Ersoy, “Biz dünyanın bir ucunda Avustralya’da gözbebeğimiz Antalya’nın tanıtımını yapıyor, bölgeye turist çekip, turizm gelirimizi arttırmanın çabası içine girmişken şehrimizdeki bazı yerel yöneticilerimizin temel görevlerini dahi yerine getirme konusunda çok da başarılı olduklarını söyleyemiyoruz. Biliyorsunuz yeri geldiğinde bu güzel şehir ve bu şehrin insanları kaybetmesin diye yerel yönetimlerin sorumluluğundaki birçok soruna el atıyoruz. Altyapı sorunlarını çözüme kavuşturuyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak arıtma tesisleri inşa ediyoruz. Antalya’nın kanalizasyonuna, içme suyuna, yağmur suyuna el atıyoruz. Diğer bakanlıklarımızla görüşerek şehrin ihtiyaçlarının karşılanması adına elimizden gelen gayreti ortaya koyuyoruz. Biz Antalya’nın turizmde dünyanın süper ligine yükselmesi ve oradaki yerini kalıcı hale getirmek için gece gündüz demeden çalışırken, yerel yönetimlerimizin de başarılı çalışmalar ortaya koymasını beklemek sanırım tüm Antalyalıların en doğal hakkıdır. Sadece kısır siyasi tartışmalar oluşturup, bu tartışmalardan medet umarak başarılı olmak mümkün değildir. Belediyecilik aynı zamanda bilgi ister, çalışma ister, proje ister. Belediyecilik laf üretmek değil iş üretmek ister. İyi bir belediye başkanı kendini değil kentini düşünen kişidir” diye konuştu.
“Antalya bunu hak etmiyor”
Bakan Ersoy, 16 milyonun üzerinde turistin geldiği Antalya’nın temel altyapı problemlerini çözme konusunda yeterli olamadığını ileri sürerek, “Tüm desteğimize rağmen sosyal ve kültürel yatırımlar konusunda, şehrin hak ettiği projeler hayata geçirilmedi. Maalesef Antalya bunu hak etmiyor. Biz, Antalya’nın dünyanın en önemli turizm merkezleriyle rekabet edip bir adım öne geçmesi için çalışırken, maalesef bazı yerel yöneticilerimiz bu iddianın çok uzağında kaldılar. Eğer biz Antalya’nın küresel bir vizyonla hareket edip, rakiplerinden ayrışmasını istiyorsak yerelde de böyle iddialı bir bakış açısı geliştirmek zorundayız. Bunun için biz Antalya’nın hizmet alanında kaybedecek tek bir saniyesi dahi olmadığını söylüyoruz. Bizim şehir için çalışan, dinamik kadrolara ihtiyacımız var. Antalya’nın bugün burada olduğu gibi birbirine karşı samimi olan, birbirine gönlünü açan, dürüst, çalışkan ve üreten kadrolara ihtiyacımız var. Bu şehirde yaşayan, bu şehir için üreten, kalbi bu şehir için atan vatandaşlarımıza yönelik; ayrımcılık yapmayan, hiç kimseyi ötekileştirmeyen, herkesin inancına, kültürüne, geleneğine saygı duyan, herkese eşit davranan, adil yerel yöneticilere ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı. – ANTALYA
]]>Van’daki sektör temsilcileriyle bir araya gelen Ersoy, daha sonra Van Kalesi’nin arkasındaki Eski Van Şehri’nde bulunan Hüsrev Paşa Camisinin önünde düzenlenen Geleceğe Miras Eski Van Şehri Tanıtım Programına katıldı.
İzmir, Denizli, Antalya, Aydın ve Muğla’daki projelere benzer projelerden biri olan Geleceğe Miras Eski Van Şehri Projesi için çalışmaların başladığını belirten Ersoy, milattan önce 3 binli yıllardan 20. yüzyılın başlarına kadar kesintisiz olarak iskan görmüş bir kentte olduklarını söyledi.
Erken Tunç Çağı’na kadar uzanan tarihi, Urartu medeniyetinin merkezi olması ve daha birçok medeniyete ev sahipliği yapması, ayrıca İran ve Orta Asya bölgesini Anadolu’ya bağlayan bir konumda bulunmasının Van’ı tarih boyunca önemli ve değerli kıldığını belirten Ersoy, 20. yüzyılın başlarında savaş ve çatışma ortamında tahrip olan Eski Van Şehri’nin, birkaç yapı kalıntısı dışında tümüyle yok olma durumuna geldiğini kaydetti.
Tahribattan kısmen kurtulup bugüne ulaşan Saray Kapı, Maarif Dükkanları, Kızıl Minareli Cami, Kaya Çelebi ve Horhor Cami, Hüsrev Paşa Hanı ve Hamamı, Mir-i Ambar, Kaya Sarnıcı ve Ulu Cami, Kethuda Ahmet Cami, doğu-güney surlar, Surb Stephanos ve Surb Vardan Kiliselerinin bulunduğu tarihi alanın 1970’li yıllardan bu yana yüzde 7’lik bir diliminin kazıldığını belirten Ersoy, Geleceğe Miras Projesi ile kazıların kapsamını artıracaklarını ifade etti.
Eski Van Şehri ile ilgili yol haritasını belirlediklerini dile getiren Ersoy, yürütülecek çalışmalar neticesinde, bölgenin kültürel belleğine dair önemli izler barındıran Eski Van Şehri’ni sahip olduğu tüm değerlerle ülkenin kültürel cazibe noktalarından biri haline getirmenin temel hedefleri olduğunu vurguladı.
Bu hedefe ulaşmak adına belirledikleri yol haritasının arkeolojik kazılar, restorasyon uygulamaları ve çevre düzenleme çalışmaları olmak üzere üç ayak üzerinde kurgulandığını aktaran Ersoy, şöyle konuştu:
“Geleceğe Miras Eski Van Şehri Projesi’nin en önemli ayağını kuşkusuz arkeolojik kazılar oluşturmakta. Bu kazılardan elde edilecek bilimsel bulgu ve sonuçların, kent ve bölge tarihinin kültürel kodlarının çözümlenmesine yönelik önemli veriler sunacağı aşikar. Proje kapsamında Maarif Dükkanları ve Kamu Alanları, Hüsrev Paşa Hamamı, Ulu Cami çevresi ile Aziziye Kışlası kazı çalışmalarına hızlıca başlıyoruz. Kentin Osmanlı öncesi dönemine ait en önemli mimari kalıntıları olarak kabul edilen Ulu Cami ve Kızıl Minareli Cami ile Osmanlı Dönemi’ne tarihlenen Hüsrev Paşa Hanı’nda projelendirme çalışmaları, Vakıflar Genel Müdürlüğümüzce tamamlandı. Ulu Cami’de restorasyon çalışmalarına da başladık. Bu eser, kentin en eski Türk-İslam yapısı olması ve Anadolu öncesi Türk sanatının İran’la bağlantılı izlerini üzerinde taşıyan özgün yapısı sebebiyle öne çıkmakta.”
“Eski Van Şehri’ni ören yeri statüsü kazandırmayı da hedefliyoruz”
Ersoy, 19. yüzyılda tahıl ambarı olarak kullanıldığı bilinen Mir-i Ambar ile Kaya Sarnıcı’nda restorasyon, rekonstrüksiyon ve işlevlendirme çalışmaları yapacaklarını dile getirdi.
Çalışmaların ardından her iki eseri de koruma ve kullanma dengesini gözeterek ziyaretçilerin kullanımına açacaklarını dile getiren Ersoy, “Kentin güney surlarında yapılacak proje ve restorasyon çalışmaları ile Eski Van Şehri sınırlarını görünür hale getireceğiz. Geleceğe Miras Projemiz ile Eski Van Şehri’ni ören yeri statüsü kazandırmayı da hedefliyoruz. Bakanlığımızca hazırlanan Ziyaretçi Karşılama ve Çevre Düzenleme Projesi kapsamında, restorasyonlarla ayağa kaldırılacak yapıları özgün yürüme yolları ile birbirine bağlayacağız. Kısa ve uzun tur olmak üzere yürüyüş rotaları oluşturarak ziyaretçilere Eski Van Şehri’nin orijinal sokaklarında yürüme imkanı sağlayacağız.” şeklinde konuştu.
Bu heyecan verici projeyi tüm ayrıntılarıyla ve hızlıca hayata geçirmeyi hedeflediklerini belirten Ersoy, şunları kaydetti:
“Geleceğe Miras çalışmaları neticesinde Eski Van Şehri’nin halihazırda taşıdığı sorunların büyük bölümünü çözüme kavuşturmuş olacağız. 4 yılın sonunda Eski Van Şehri’nin yüzde 30’unda kazıları, yine yüzde 30’luk bir alanda da restorasyon, onarım ve koruma çalışmalarını tamamlamayı planlıyoruz. Bu hedefimize ulaşmak için toplam 800 milyon lira ödenek ayıracağız. İnşallah bütün bu çalışmalar sonuçlandığında Van’ın köklü tarih ve kültürünün, asırlarca kök saldığı bu topraklar üzerinde yeniden yükseldiğini hep birlikte göreceğiz. Van’da olduğu gibi ülkemizin dört bir köşesindeki antik kentlerimizde yeniden ayağa kalkışı mümkün kılan Geleceğe Miras projesine, fikir aşamasından saha çalışmalarına kadar emek ve destek veren herkese canı gönülden teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Bakan Ersoy, daha sonra Eski Van Şehri’ni gezerek tarihi yapılarla ilgili Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülsen Baş’tan bilgi aldı.
Programa, Vali ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ozan Balcı, AK Parti Van milletvekilleri Burhan Kayatürk, Kayhan Türkmenoğlu, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Gülşen Orhan, AK Parti İl Başkanı Emre Güray, AK Parti Van Büyükşehir Belediye Başkan adayı Abdulahat Arvas, DAKA Genel Sekreteri Halil İbrahim Güray, kurum amirleri, sektör temsilcileri ve Turizm Fakültesi öğrencileri katıldı.
]]>Programlara katılmak üzere Van’a gelen Bakan Ersoy, valiliği ziyaret etti; Vali ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ozan Balcı’dan kentteki yatırım ve çalışmalarla ilgili bilgi aldı.
Daha sonra kentteki bir otelde Van Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve Kapadokya Üniversitesi işbirliğiyle düzenlenen “Van Turizm Master Planı Lansmanı”na katılan Ersoy, Van’ın kadim geçmişiyle turizm noktasında ciddi bir potansiyeli beraberinde getirdiğini, bunu en doğru şekilde değerlendirerek şehre ve insanlara en yüksek faydayı sunmanın gayreti içinde olduklarını söyledi.
İller söz konusu olduğunda, geniş yetki ve sorumluluk alanlarıyla belediyelerin en önemli paydaşları konumunda olduğunu anlatan Ersoy, bakanlık olarak belediyelerden “İl Turizm Master Planı” hazırlamalarını ısrarla talep ettiklerini belirtti.
En önemli hedeflerinden biri olan turizmi 12 aya ve 81 ile yayma konusunda elde edilecek başarılarda bu çalışmaların temel teşkil edeceğini vurgulayan Ersoy, şöyle konuştu:
“13 Mart’ta Samsun Büyükşehir Belediyemiz ile ilk master plan lansmanımızı yaptık. Van’ın da Samsun’la birlikte bu alanda öncülük ettiğini görmekten büyük bir memnuniyet duydum. İl Turizm Master Planları yoğun bir sürecin sonunda şekilleniyor. Sonuç vermesi için titizlikle yürütülmesi gereken bir çalışma bu. Sürekli bir iletişim ve istişare halinde, ortak aklın tesis edilmesine ve ortaya en doğru ve eksiksiz planın konulmasına çalışılıyor. Bu sürecin alanında uzman, geniş bir akademisyen kadrosunun idaresi altında bilimsel yöntemlerle yürütüldüğünü özellikle belirtmek isterim. Zira hiçbir işimiz günü kurtarmak adına yapılmıyor. Geleceği bugünden şekillendirmenin gayretindeyiz.”
“Şehrimiz için artık detaylı bir turizm rotası çizilmiş durumda”
Başarıya ulaşabilmek için somut veriler ışığında, doğru ve akılcı hedefler belirlemek zorunda olduklarını kaydeden Ersoy, Türkiye Turizm Ana Planı’ndaki stratejik amaç ve hedeflere uyumlu şekilde, Van’ın turizmdeki geleceği için 47 politika, 16 öncelikli alan ve bunlar doğrultusunda hayata geçirilmesi gereken 10 kapsamlı projenin belirlendiğini ifade etti.
Genel çerçeveden bakıldığında sürdürülebilir ve rekabetçi bir büyüme için etkili bir turizm yönetimi, güçlü bir altyapı, cazip ürün ve etkili tanıtım yapılması gerekliliğinin ortaya konulduğunu belirten Ersoy, şöyle devam etti:
“İl sathına yayılmış bir turizm hareketi için Urartulardan Eski Van Şehri’ne ilin tüm kültürel mirasını kullanmak, Mavi Bayrak ödüllü bir plaja da sahip olan Van Gölü’nü eğlence, spor ve macera rekreasyonlarıyla daha büyük bir cazibe merkezi haline getirmek, gastronomiden sağlık ve kış turizmine uzanan bir ürün çeşitliliği sunmak gibi adımlar hazırlanmış. Diyebilirim ki Van Turizm Master Planı ile şehrimiz için artık detaylı bir turizm rotası çizilmiş durumda. 2027 yılı için yerli ve yabancı dahil olmak üzere toplam ziyaretçi sayısı 2 milyon 175 bin, toplam gelir miktarı ise 494 milyon dolar olarak öngörülüyor. İnşallah bu yolda birlikte yürüyecek ve bütün bu hedeflere ulaşacağız.”
Bakanlık olarak bütün şehirler için var olan potansiyeli en iyi şekilde kullanmak, elde edilen kazanımları koruyarak sürdürülebilirlik çerçevesinde hedefleri sürekli daha ileriye taşımak istediklerini söyleyen Ersoy, yerelde bu çalışmaların bütünlük içinde yürütülmesi için kurdukları İl Tanıtım ve Geliştirme Kurullarının valilerin başkanlığında ve illerdeki paydaşların katılımıyla faaliyetlerini sürdürdüğünü anlattı.
“Van’ı, dünya vitrinine çıkaracağız”
Kurulların tesis ettiği birlikteliğin şehirlerin markalaşma süreçlerine ciddi bir ivme kazandırdığını belirten Ersoy, “Zira hem illerin tanıtımı için ayrılan kurum bütçeleri efektif şekilde kullanılır oldu hem de tek merkezden etkili ve sonuç odaklı tanıtım çalışmaları gerçekleştirilmeye başlandı. Ulusal ve uluslararası alanda ise bakanlık olarak tanıtım, ürün ve pazar çeşitliliği ile nitelikli turist olmak üzere belirlediğimiz üç sac ayağı üzerinden çok kapsamlı çalışmalarla 81 ile ve 12 aya yayılmış Türk turizmi inşa etmenin adımlarını atıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Van’ın Doğu Anadolu Bölgesi’nde en fazla yabancı turist çeken destinasyonlardan biri olduğunu aktaran Ersoy, şunları kaydetti:
“Van’ın bu konumunu güçlendirmek ve daha da geliştirmek için TGA çatısı altında uluslararası düzeyde marka iletişim çalışmaları yürütüyor, ağırlama etkinlikleri gerçekleştiriyoruz. 29 Haziran-7 Temmuz tarihleri arasında Van’da gerçekleştireceğimiz Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında, özel olarak düzenleyeceğimiz iki etkinlikte 8 basın mensubu ve 8 influencer olmak üzere toplamda 16 kişiyi ağırlamayı planlıyoruz. 2021’de İstanbul’da başlattığımız Türkiye Kültür Yolu Festivali bugün 7 bölgemizdeki 16 farklı şehrimizde düzenlenir duruma gelmiş. Van da artık, Avrupa Festivaller Birliği üyeliğine de kabul edilen bu festivalimize ev sahipliği yapacak şehirlerimizden biridir. Gastronomisinden kültür varlıklarına, doğal güzelliklerinden tarihi mirasına Van’ı, Türkiye’nin en büyük kültür, sanat ve turizm markasının bir parçası olarak dünya vitrinine çıkaracağız.”
Son dönemde dijital platformların ve sosyal medyanın geniş kitlelere ulaşmanın en güçlü araçları olduğunu hatırlatan Ersoy, şu bilgileri verdi:
“Ülkemizdeki ağırlama etkinliklerinin arkasında yatan gerçek bu. Ancak bu alandaki faaliyetlerimiz sadece ağırlamalarla sınırlı değil. Bugün ülkelerin resmi turizm tanıtım platformları arasında lider konumda olan GoTürkiye üzerinden de Van’ın tarihi ve turistik yerlerini, doğasını, müziğini ve otantik atmosferini, gastronomisini ve rotalarını 10 farklı dilde tanıtmaya ve anlatmaya devam ediyoruz. 2023’te GoTürkiye sosyal medya hesaplarından yapılan Van paylaşımları 5,7 milyon gösterime ulaşmıştır. Akdamar Kilisesi, Van Kalesi ile Van Tarihi Kenti ve Höyüğü olmak üzere Van’ın UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ndeki kültür varlıkları hem UNESCO sayfamızda hem de UNESCO rotalarımızda yer almakta ve bunlar da yine 10 dilde tanıtılmakta ve anlatılmaktadır. Yabancı hedef kitlemize yönelik olarak İngilizce hazırlanan GoVan web sitemizin ziyaretçi sayısını artırmak ve ilimizin tanıtımını yapmak amacıyla Google Display Network üzerinden 2023 yılı Ocak-Aralık dönemi içerisinde 47 ülkede reklam çalışması yaptık ve 63 milyon gösterim rakamına ulaştık.”
Van’a yönelik kültür-turizm yatırımlarına hız kesmeden devam ettiklerini dile getiren Ersoy, kültür varlıkları noktasında Akdamar Adası bakım onarım işi, Hoşap Kalesi restorasyonu ve Van Kalesi aydınlatma işinin titizlikle sürdürüldüğünü söyledi.
“Türkiye Kültür Yolu Festivali’nde olduğu gibi Van’ı yine kültür turizm noktasında tarihimizin en önemli projelerinden biri olan ‘Geleceğe Miras’a da dahil ediyoruz” diyen Ersoy, “Geleceğe Miras” ile bu alanda yeni bir dönemin kapısını açtıklarını ve Türk arkeolojisinin altın çağını başlattıklarını vurguladı.
“Türkiye, bugün konaklama tesisleriyle dünyada öncü ve örnek gösterilen bir ülkedir”
Van’ın bu çağın aktörlerinden biri olacağını, Eski Van Şehri’ni arkeolojik kazılar, restorasyon ve çevre düzenleme olmak üzere üç koldan yürütecekleri çalışmalarla ayağa kaldıracaklarını dile getiren Ersoy, şöyle konuştu:
“Bu proje hem Van hem de Türkiye turizmi için büyük bir kazanım olacak ve şehrimize çok ciddi bir katma değer sunacak. Bugün 103 acentenin faaliyet gösterdiği Van’ın turizmde katettiği mesafeyi anlamamız açısından tesis ve yatak kapasitesindeki artış da önemli bir göstergedir. 2002’de işletme belgeli konaklama tesisi sayısı 10, bu tesislerdeki yatak kapasitesi ise 1239’du. 2024 mart ayı itibarıyla işletme belgeli konaklama tesisi sayısı 77’ye, bu tesislerdeki yatak kapasitesi ise 6 bin 122’ye yükseldi. Bu tesislerde konaklayan kişi sayısı da 97 bin seviyesinden 336 bin kişi seviyesine kadar yükselmiştir. Türkiye, bugün konaklama tesisleriyle dünyada öncü ve örnek gösterilen bir ülkedir. Uluslararası olarak onaylanmış Sürdürülebilir Turizm Sertifikasyon Programımızla bu liderliği daha da pekiştiriyoruz. Van, bu noktada da üzerine düşeni yapmaya başlamıştır. 25 Mart itibarıyla Van genelinde 4 tesis 3. Aşama Sertifikası, 63 tesis ise 1. Aşama Belgesi almıştır. Bütün bunlar Van’da yaşanan değişim ve gelişimin sonucu. Bugün sürmekte olan çalışmalar ve Turizm Master Planı ile birlikte hayata geçirilecek projeler Van için yeni bir dönemin kapısını açacaktır.”
Turizm alanında çok önemli çalışmaların yapıldığını, ülkede büyük bir gelişimin yaşandığını vurgulayan Ersoy, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bugün Türkiye’ye baktığımızda, 60’tan fazla ürün çeşitliliği sunan, pazar çeşitliliğini sağlamış, lise çağından başlayarak kendi nitelikli personelini yetiştiren, dünyanın en etkili ve yoğun tanıtım çalışmalarını ve yine dünyanın en yoğun arkeolojik faaliyetlerini yürüten, bütün bunlarla birlikte nitelikli turistin tercihi olmaya başlamış bir turizm ülkesi görmekteyiz. Bütün paydaşlarımızla ülkemizi bugünlere taşıdık. O yüzden biliyoruz ki daha fazlasını da yapabiliriz. Ülkemizin potansiyelini esere, hizmete, faydaya dönüştürmeyi sürdüreceğiz. 12 ay boyunca 81 ilinde turizm hareketi olan bir turizm ülkesi olarak Türkiye’yi lider ülkelerin arasına sokacak ve kalıcı olmasını sağlayacağız.”
Van Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ozan Balcı da “Bugün ilimize yaklaşık 1 milyon turist geliyor. Turizmde güvenlik çok önemli. İlimizde huzur, güven ve esenlik hakim. Gece saatlerine kadar Van sokaklarında misafirlerimizi ve hemşehrilerimizi görebiliriz. Her ne kadar güvenliği polisimiz, jandarmamız sağlasa da asıl başarı Vanlı hemşerilerimizindir.” dedi.
Bakan Ersoy, konuşmaların ardından sektör temsilcileriyle toplantı yaptı.
Programa, AK Parti Van milletvekilleri Burhan Kayatürk, Kayhan Türkmenoğlu, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, Emniyet Müdürü Murat Mutlu, AK Parti İl Başkanı Emre Güray, AK Parti Van Büyükşehir Belediye Başkan adayı Abdulahat Arvas, kurum amirleri, sektör temsilcileri ve Turizm Fakültesi öğrencileri katıldı.
]]>Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) düzenlenen tanıtım toplantısına katılan Ersoy, Kültür Yolu Festivali’nin Türkiye’nin en büyük ve en zengin marka projelerinden biri olduğuna dikkati çekerek, “2021 yılında ‘olmazcıları, yapılamazcıları, ne gerek varcıları’ aşıp, İstanbul’da o ilk adımı attığımız günün üzerinden geçen bu dört yılda, Avrupa’nın en seçkin kültür sanat festivallerini bünyesinde barındıran Avrupa Festivaller Birliği üyeliğine kabul edilmiş, Türkiye’nin 7 bölgesinde, 16 şehrimizde düzenlenecek yaygınlığa ulaşmış ve büyümeye devam eden bir Türkiye Kültür Yolu Festivali başarı hikayesi yazılmıştır.” dedi.
Bakan Ersoy, yıllar içinde halkın festivallere büyük teveccüh gösterdiğinin altını çizerek, “Ne mutlu bize ki komşu şehirlerden sitemler duyuyoruz. ‘Bizde de olsun’ talepleri alıyoruz. Demek ki oluyormuş, yapılabiliyormuş ve gerekliymiş.” ifadesini kullandı.
Turizmde ürün çeşitliliği ve markalaşmanın, Bakanlığın en ciddi hedeflerinden biri olduğuna vurgu yapan Ersoy, şunları kaydetti:
“Aslında söz konusu hedefe ulaşmamızı sağlayacak her şeyi, yaşadığımız bu muazzam coğrafya ve medeniyetimizin binlerce yıllık birikimini barındıran kültürel değerlerimiz bize sunuyor. Mesele bunları doğru şekilde kullanmayı bilmekte yatıyor. Türkiye Kültür Yolu Festivali bu doğrulardan biridir. Eğer öyle olmasaydı yaşayarak tecrübe ettiğimiz büyüme ve ilgi artışı kesinlikle mümkün olmazdı. Zira hiçbir başarı tesadüf değildir. Geldiğimiz bu nokta, ‘Kültür ve sanatla bütünleşmiş turizm’ vizyonuyla her adımını ince ince hesapladığımız kültür politikalarımızın sonucudur. Hep söylüyoruz; sürdürülebilirliği gözeterek, turizm ile kültür sanatın birbirini beslediği bir ekosistem bina ettik. Bunu sadece kültür sanat etkinliklerinin ve sebep oldukları turizm hareketinin birbirlerine karşılıklı fayda sağlaması ile sınırlandırmayın. Festival güzergahında restore edilen ve yeniden işlev kazanarak hayata dahil olan tarihi eserleri düşünün. Görünür ve bilinir hale gelen kültür sanat kurumlarını, parçası ve varisi olduğu kültür sanat mirasını yaşayarak öğrenen çocuklarımızı, hem milli hem evrensel değerlerin etrafında sağlanan sosyal birliktelik ve bütünleşmeyi düşünün.”
Mehmet Ersoy, kültür ve sanat temelinde bireysel ve toplumsal fayda sunan bir etkinlik silsilesini, uluslararası bir markayı Türkiye’ye kazandırdıklarının altını çizdi.
2024’te 40 bin sanatçı, 600 mekan, 6 bin etkinlik
Festivalin kapsamını bu yıl daha da genişletmeyi planladıklarını aktaran Ersoy, “2021’de 2 binden fazla sanatçının katılımıyla başladığımız festivalimize her geçen dönem Türkiye ve dünyadan farklı sanatçıları ve sanat kurumlarını dahil etmeyi sürdürdük. 2023’e geldiğimizde festivale katılan sanatçı sayımız 34 bin’e ulaştı. Bu yılki hedefimiz ise 40 bin sanatçı.” diye konuştu.
Ersoy, festival mekanlarının da her yıl arttığını vurgulayarak, 2024’te mekan sayısını 600’ün üzerine çıkarmayı planladıklarını ifade etti.
Festival kapsamında geçen yıl 5 bin etkinlik düzenlendiğini kaydeden Ersoy, bu yıl etkinlik sayısını 6 bine çıkarmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.
Festival Adana’da başlayacak
Ersoy, bu yıl 8 aya yayılacak festival programının 13-21 Nisan’da Adana’daki Portakal Çiçeği Karnavalı ile başlayacağını söyledi.
Festivalin 25 Mayıs-2 Haziran Şanlıurfa, 1-9 Haziran Bursa, 8-16 Haziran Samsun, 22-30 Haziran Trabzon, 29 Haziran-7 Temmuz Van, 3-11 Ağustos Nevşehir, 17-25 Ağustos Erzurum, 31 Ağustos-8 Eylül’de Çanakkale’de yapılacağını vurgulayan Ersoy, Gaziantep Uluslararası Gastronomi Festivalini (Gastroantep) de kapsayan Gaziantep Kültür Yolu Festivali’nin ise 14-22 Eylül’de gerçekleştirileceğini aktardı.
Mehmet Ersoy, 21 Eylül’de başlayacak Ankara ayağı ile programa dahil olan Konya Mistik Müzik Festivali’nin 29 Eylül’de sona ereceğini dile getirdi.
İstanbul Kültür Yolu Festivali’nin 28 Eylül-6 Ekim’de yapılacağını sözlerine ekleyen Ersoy, 12-20 Ekim’de Diyarbakır, 26 Ekim-3 Kasım’da İzmir, 2-10 Kasım’da ise Antalya’da festivalin gerçekleşeceğini aktardı.
Picasso ve Salgado’nun eserleri sergilenecek
Pablo Picasso’nun ölümünün 50. yılı dolayısıyla, ünlü ressamın 80’den fazla orijinal eserinin yer aldığı serginin 3 ay boyunca farklı şehirlerde sanatseverlerin beğenisine sunulacağını söyleyen Ersoy, bu kapsamda Sebastiao Salgado, Güvenç Özel, Refik Anadol ve Frida Kahlo gibi sanatçıların eserlerine de yer verileceğini ifade etti.
Ersoy, yapay zeka algoritması kullanarak üretilen “Atatürk Kültür Yolunda” dijital yerleştirmesiyle, “Atatürk bugün hayatta olsaydı, festivalin hangi duraklarından kareler verirdi?” sorusuna yanıt veren dijital bir sergi açılacağını da aktardı.
Festivale konuk olacak topluluklarla sanatçılara da değinen Ersoy, şu bilgileri verdi:
“Uluslararası iş birliklerimiz ve büyükelçiliklerimizle yapılan görüşmeler neticesinde Avrupa, Latin Amerika, Asya ve Afrika ülkeleriyle hem görsel sanatlar hem de sahne sanatları alanlarında iş birlikleri gerçekleştirmekteyiz. Deutsches Senfoni-Orkestra Berlin, Estonya Orkestrası ve Korosu, Çin Sahne Performansları ve daha birçok uluslararası sürpriz ekibi ve orkestrayı sahnelerimizde ağırlayacağız. Caz müziğinin en büyük isimlerinden, Grammy ödüllü trompet sanatçısı Chris Botti, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) ile sanatseverlere muazzam dinletiler sunacak. Başta CSO olmak üzere, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğümüze bağlı orkestralarımız ile koro ve topluluklarımız, sanatın evrensel dilini müzik ve dansla sahneye taşıyacak.”
Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, festivalin bu yıl yeni logoyla tanıtılacağını belirterek, “Kültür ve sanatın bunca zenginliğini bünyesinde buluşturan Türkiye Kültür Yolu Festivalinin yeni logosu 7 farklı renk içeriyor. Renk, sanatın varoluşsal bir parçasıdır. Tuvalde, seste, sözde, sahnede ya da nesnede renk sanatçının düşün dünyasından süzülüp eserine geçer. Sanatın kendisi zaten hayatın bir rengidir. Belki herkes için farklıdır ama biliyoruz ki kimin gözünden bakarsak bakalım sanat hep göz alıcıdır. O yüzden biz de renkleri kullandık.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>Çeşitli temaslarda bulunmak üzere kente gelen Ersoy, AK Parti Mardin Milletvekili Faruk Kılıç ile Mardin’in Midyat ilçesinde Giyimciler ve Kuyumcular Çarşısı Cephe Yenileme ve Meydan Düzenleme Projesi kapsamında tamamlanan çarşı ve meydanı gezdi, esnaf ve vatandaşlarla görüştü.
Telkari Müzesi, Midyat Millet Bahçesi Millet Kütüphanesi, Midyat Bebek ve Çocuk Kütüphanesi ve restorasyonu tamamlanan Binbaşı Hacı Abdurrahman Efendi Konağı’nda incelemelerde bulunan Ersoy, çalışmalar hakkında Midyat Belediye Başkanı Veysi Şahin’den bilgi aldı.
Midyat Belediyesi Kültür ve Kongre Merkezi’ni de gezen Ersoy, burada yaptığı konuşmada, ilçede bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Turizmde 2018 itibarıyla bir paradigma değişimine gittiklerini, turizmi 12 aya ve 81 ile yaymak istediklerini kaydeden Ersoy, bu bağlamda birçok yeniliği de turizm sektörünün içine kattıklarını söyledi.
Dünyada en yoğun ve etkili tanıtım yapan ülke olduklarını, bunu ürün çeşitliliğiyle desteklediklerini ifade eden Ersoy, şöyle konuştu:
“Bunu belgelendirmeyle destekledik. Artık aşamalı bir şekilde bütün konaklama tesisleri Bakanlığımızdan belgeli hale geldiler. Sürdürülebilirlik sertifikasyon programında Avrupa’da öncü durumdayız. Geriden gelmemize rağmen. Dünyada en iyi sertifikasyon programına sahibiz. Bütün bu turizmin altyapı çalışmalarını tamamladıktan sonra da rakamlara yansımaya başladı. 2019’dan itibaren artık Türkiye rekorlar kıran bir ülke oldu. İlk etapta 7’nci, 6’ncı, sonrasında ise 4’üncü sıraya kadar yani dünyada en fazla ziyaretçi alan 4’üncü sıraya kadar geldi. Ama bizim hedefimiz 4’üncü değil, 2028’e kadar hedefimiz 3’üncü sıraya gelmek. Yani dünyada en çok ziyaretçi alan 3’üncü ülke olmak istiyoruz. Bu sebeple 81 vilayetimizde artık turizmi canlandırmamız gerekiyor.”
Bakan Ersoy, Mardin ve Midyat’ın sahip oldukları turizm potansiyeli, arkeolojik değerleri, kültürel zenginlikleri, farklı medeniyetleri ve inançları bir arada yaşatabilen özellikleriyle tüm dünyadan ayrışan ve örnek olan bir şehir olduğuna dikkati çekti.
Dünyada farklılıklar sebebiyle bir araya gelmenin savaş sebebi olmaya başladığını anlatan Ersoy, “Böyle bir dönemde Midyat’ımız bütün farklılıklarıyla beraber barış ve huzur içerisinde yaşayan bir ilçedir. Bu nedenle biz, Türkiye ve dünya olarak şükranlarımızı sunuyoruz. Midyat’ımız gastronomisiyle, arkeolojik değerleriyle, kültürel zenginlikleriyle farklı inançların beraber yaşadığı çok önemli bir turizm lobisi ve destinasyonudur.” ifadesini kullandı.
Turizm sektörünü birinci sıraya getirmeyi amaçladıklarını aktaran Ersoy, esnaf ve turizmdeki tüm paydaşların çok daha fazla pay alarak, ekonomik olarak da turizmden faydalanmasını sağlamak istediklerini belirtti.
Yatırımlara devam edeceklerini bildiren Ersoy, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Amacımız, Mardin’imizin, Midyat’ımızın uzun yıllar sonra tekrar elde ettiği, huzur ve barış ortamını korumak. Onun için en önemli kaynağımız, turizm. Turizm ile birlikte yatırım ve istihdam geliyor. Mardin bizim için her anlamda önemli, yatırımlarımıza devam ediyoruz. Geçen yıl yaptığımız kütüphane yatırımları var. Mardin’de kütüphane olmayan ilçe kalmadı. Son bir dokunuşumuz daha var, o da Mardin İl Kütüphanesi, 8 bin 500 metrekarelik bir alanda çok büyük bir kütüphanenin ihalesini mayıs ayında yapıyoruz. Mardin’e ilk gelişim değil, daha çok geleceğiz ve yatırımlarımıza devam edeceğiz.”
Midyat Belediye Başkanı Veysi Şahin de ilçede özellikle turizm alanında çok büyük mesafeler katettiklerini aktararak, ilçenin simgesi haline gelen telkari sanatının tescillendiğini anımsattı.
Esnafın telkari işlemeciliğinden çok büyük kazanımlar elde ettiğini vurgulayan Şahin, “Allah’a şükür, sayenizde dünyada ve Türkiye’de ilk Telkari Müzesi’ni de kurduk. Sizlere teşekkür ediyorum. Tarihi sokaklarda ve cephe yenileme çalışmalarıyla Midyat’ta büyük çalışmalar yaptık. İlçemizin turizmine çok büyük katkı sağlayacak yer altı şehrindeki çalışma büyük bir hızla devam etmekte. Midyat, inanç ve kültür turizmi açısından önemli bir ilçe, bölgenin parlayan yıldızı. En büyük kaynağımız turizm.” diye konuştu.
]]>Ersoy, Antalya Organize Sanayi Bölgesi’ndeki konferans salonunda iş insanlarıyla bir araya geldiği toplantıda, seçimlerin halka hizmetin onay mekanizması olduğunu belirtti.
Milletin gönlüne dokunan, rasyonel vaat, proje ve planlarıyla öne çıkan adayların seçimde yönetme yetkisi aldığını söyleyen Ersoy, hizmet ve eser üretme vesilesiyle yetki ve kaynaklara sahip olmanın bir ayrıcalık olmadığını, bu kazanımın insanların güveninin, muhabbetinin bir ikramı olduğunu kaydetti.
“Milletimizin neye ihtiyacı varsa o bizim gündemimizdedir” ifadesini kullanan Ersoy, Türkiye’yi daha gelişmiş, müreffeh, güvenli ve huzurlu kılmanın kendilerinin olmazsa olmazı olduğunu vurguladı.
Bakan Ersoy, “Adayımız Bekir Kıvrım, Döşemealtı’nın ihmal edilmiş hangi sorunu varsa onu çözmek için hazır. Ajandası dolu. Devlet hastanesi konusuna en kısa sürede çözüm getirilecek. Eğitim yatırımlarında eksiklik yok ama eğitim sürecindeki kimi maddi şikayetlerle ilgili İnşallah belediye merkezli destek kalemleri geliştireceğiz.” diye konuştu.
“Antalya için, Döşemealtı için canla başla çalışacağız”
Tarım ve hayvancılığa yönelik destekleri arttıracaklarına işaret eden Ersoy, “Sahipli, sahipsiz köpekler, sokak lambaları yetersizliği, asfaltlama ve tamirat, içme suyu dağıtım borularının iyileştirilmesi, kanalizasyon düzenlemesi, doğal gaz getirilmesi, belediyede otomasyon ve hız, insana dokunan sosyal belediyecilik ve daha burada sayamayacağım pek çok alanda aksayan ne varsa bu dönem düzelteceğiz. Vatandaşlarımızın teveccühüyle Antalya Büyükşehir Belediyesinde Hakan Tütüncü ve 18 ilçedeki adaylarımız 1 Nisan sabahı yepyeni bir Antalya için görevlerinin başında olacaklar. Biz de merkezi idare olarak, dün ve bugün olduğu gibi yarın da Antalya için, Döşemealtı için canla başla çalışacağız. Yaptık, yine yapacağız.” ifadelerini kullandı.
Ersoy, belediyeciliğin sadece çöp toplama, su ve kanalizasyon, toplu taşıma, park ve bahçe ile sınırlı olmadığının altını çizdi.
Geniş ufuklu, katma değer üretmeye odaklı, topyekun kazanımları çeşitlendirici bir yönetim anlayışına sahip olduklarını aktaran Ersoy, “Cumhur İttifakı’nın, AK Parti’nin her bir belediye başkanı yöresini nasıl daha gelişmiş, daha mamur, daha müreffeh, daha huzurlu kılabileceğinin gündemiyle meşguldür. İlk bakışta yerel yönetimlerin alanı gibi görünmeyen sahalarda bile ‘Bir tuğla üzerine bir tuğla daha nasıl koyabiliriz?’ arayışındadır.” değerlendirmesinde bulundu.
Antalya Organize Sanayi Bölgesi’nin yüzde 99’luk doluluk oranıyla 21 bin vatandaşa istihdam sağladığı bilgisini veren Ersoy, hükümet olarak yıllar içinde OSB’yi geliştirmek için pek çok düzenleme yaptıklarını vurguladı.
“5. Etap Genişleme Alanı için de kamulaştırma faaliyeti var”
Antalya OSB’de 4. Etap Genişleme Alanı için yeni imar planı hazırlanması çalışmalarının sürdüğünü belirten Ersoy, şöyle devam etti:
“5. Etap Genişleme Alanı için de kamulaştırma faaliyeti var. Bir belediye, bölgesindeki artı değer üreten her gelişmeyle yakından ilgili olmalıdır. Şehrine, ilçesine, o yörenin insanına katkı getirecek ne varsa, bununla ilgili hassasiyet, heyecan, pratiklik sahibi olmalıdır. Ona güvenip mührü teslim eden hemşehrilerinin aşını, işini çoğaltmada da payı, çorbada tuzu olmalıdır. Antalya OSB örneğinde olduğu gibi. Merkezi idare etap etap gelişmeler sağlamış, sağlıyor. Bu çabalara bir de yerel bazda aynı hizmet ve eser heyecanını duyan ekiplerin çabaları eklendiğinde, alınacak sonuç çok daha farklı olur, olacaktır. İnşallah Antalya Büyükşehirde Hakan Tütüncü, Döşemealtı’nda Bekir Kıvrım işbaşı yaptığında Organize Sanayi Bölgemiz yerel yönetimin de sinerjisini arkasına alarak çok daha farklı bir ilerleme, büyüme içerisinde olacak. Böylece, daha fazla sayıda Döşemealtılı kardeşimin kazancı, refahı artacak.”
Bakanlık olarak ilçede çok sayıda iş ve hizmeti gerçekleştirdiklerine dikkati çeken Ersoy, şunları kaydetti:
“Karain Mağarası kazıları, karşılama merkezi yapımı, Kızılin’deki kazı çalışmaları, Döşemealtı halısının tescillendirilmesi, Termessos ve Ariassos kentindeki ziyaretçi kabul ortamlarının iyileştirilmesi, Bebek ve Çocuk Kütüphanesi bunlardan sadece birkaçı. İlçe Halk Kütüphanesinin açılmasıyla ilgili süreç de ilerliyor. Antalya turizmde bir dünya markası ve bu markanın potansiyelinden bu güzel şehrin hemen her köşesi de payına düşeni almalı. Bu amaçla Döşemealtı’nda da turizm potansiyelini arttırmak adına yapılabilecek neler varsa her zaman yapıyoruz.”
Ersoy, önlerindeki 4-5 yıllık süreçte Antalya’yı Avrupa standartlarına sahip bir şehir yapmak istediklerini sözlerine ekledi.
Toplantıya, AK Parti Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal, AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ali Bahar da katıldı.
]]>Sektör buluşması kapsamında Kastamonu Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi’nde sivil toplum kuruluşları ve turizmcilerle bir araya gelen Ersoy, konuşmasında, dünya genelinde turizm sektörünü olumsuz etkileyecek olaylar yaşandığına işaret etti.
Kovid-19, deprem ve savaşların sektörü olumsuz etkilediğini vurgulayan Ersoy, “Geçmişte de bu tür krizlerle karşılaşıyorduk. Günümüzde de karşılaşacağız, gelecekte de karşılaşacağız. Önemli olan sektörümüzü bunlara bağışıklı hale getirmek. Bunlarla ilgili çok doğru adımları ülke olarak son 5 yılda atıyoruz. Tanıtım noktasında yaptığımız doğru adımlar, belgelendirme konusunda yaptığımız doğru adımlar…Bu doğru adımların sonucu olarak da görüyoruz ki çok büyük felaketler ve krizlerle karşılaşsak bile, dünyadaki diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda bunlardan en az etkilenen ülke oluyoruz artık ve felaket sonrası, krizden sonrası en hızlı krizden çıkan ülke konumuna geldik.” diye konuştu.
“Bu seneki hedefimiz 60 milyon ziyaretçi 60 milyar dolar gelir”
Turizmde dünyada takip edilen bir ülke haline geldiklerini aktaran Ersoy, şöyle devam etti:
“Şimdi artık daha büyük hedefler koyabiliyoruz. Geçen sene biliyorsunuz rekor kırdık. Yedinci sıradan önce 6.’lığa, sonra 4.’lüğe kadar ülke sıralamasında geldik. 56,7 milyon ziyaretçi ağırladık. Bundan sonra da rekorlar kırarak, turizm sektöründe yürümeye devam edeceğiz. Bu seneki hedefimiz 60 milyon ziyaretçi 60 milyar dolar gelir. 2028’e kadar bu rakamları 100 milyar dolara çekmek gibi bir iddiamız var. Dünya 4.’lüğü de yetmez ve çabalayıp, dünya 3.’lüğüne çıkacağız. Dünyada en çok turist ağırlayan 3’üncü ülke olacağız.”
Turizmi ülke geneline yaymak gerektiğini vurgulayan Bakan Ersoy, “81 vilayetimize, Anadolu’muzun tüm köşelerine turizm yaymamız gerekiyor. Sadece yerli turiste değil, yabancı turiste de yaymak gerekiyor. Sezonu 12 aya çıkarmak gerekiyor. Turizm sektörünü sezonluk olmaktan çıkarıp, 12 ay çalışan bir sektör haline getirmemiz gerekiyor. Yeni yeni ürünler sahaya koymamız gerekiyor. Yeni yeni ürünleri de eve sokmamız gerekiyor. 5 yıl önce, 10 yıl önce Türkiye sadece deniz, kum, güneşle ön plana çıkıyordu. Bir kısım kültür turlarıyla ön plana çıkıyordu. Ama baktığınız zaman 2-3 tane ana ürünü vardı. Şimdi 60’tan fazla ürünle Türkiye turizm sahasına çıkmış durumda. Bugün 200’den fazla ülkede tanıtım yapıyoruz. Bakın dünyada en etkili, en yoğun tanıtım yapan ülke Türkiye. Şimdi de bu gücümüzü, kullanarak bütün şehirlerimizin turizm pastasından pay almasını istiyoruz.” ifadelerini kullandı.
Kastamonu’nun tarihi, doğası ve kültürü ile turizm şehri olduğunu belirten Ersoy, “Potansiyeli çok yüksek olan bir şehirden bahsediyoruz. Önemli olan ne? Bu potansiyelin, farkındalığının tüm dünyada, başta ülkemiz olmak üzere tüm dünyada farkındalığının sağlanmasını gerçekleştirmemiz gerekiyor.” dedi.
Ersoy, turizm için yerel yönetimler ile Bakanlığın birlikte çalışması gerektiğinin altını çizerek, şunları dile getirdi:
“Tabii turizm sadece Kültür ve Turizm Bakanlığının çabalarıyla olacak bir sektör değil. Turizm söz konusu olduğu zaman yerel yönetimlerle Kültür ve Turizm Bakanlığı bir şekilde iç içe, el ele çalışması gerekiyor. Yani varlıklarımız, belediyelerimiz, ilgili kurumlar, Bakanlığımız, sektör temsilcisi olan sizler, sektörün paydaşları hepimiz el ele vererek, kalp kalbe vererek, omuz omuza vererek konsantre olup bir şekilde, doğru, planlı, programlı bir şekilde çalışmamız gerekiyor.”
Ersoy, şehirlerin turizm master planı olması gerektiğine vurgu yaparak, “Herkes bu pastadan pay olmak istiyor. Biz Türkiye olarak bir pay almak istiyoruz. Türkiye’nin 81 vilayeti bu pastadan, Türkiye’ye gelen turistler bir pay almak istiyor. O yüzden şehir şehir, ilçe ilçe çalışmamız gereken bir durum söz konusu.” değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti Kastamonu Belediye Başkan adayı Tahsin Babaş ile projelerinin bir bölümünü görüştüklerini aktaran Ersoy, Kastamonu’nun projelerine destek vereceklerini söyledi.
Hatay Antakya’da uyguladıkları projeyi anlatan Bakan Ersoy, benzer projeyi Kastamonu’da da uygulayabileceklerine işaret ederek şunları kaydetti:
“Antakya’da biliyorsunuz depremden etkilenen kültür varlıkları var…Biz orada mülkiyeti, kamuya ait olanları zaten ilgili kamu kurumlarıyla konuşarak Bakanlık olarak, Vakıflar olarak biz devralıp hızlı bir şekilde ayağa kaldırmaya başladık. Ama mülkiyeti özel şahısta olanlar için de bir hibe programı başlattık. Yerinde, restorasyonla ilgili. Onlara da yüzlerce başvuru şu anda geldi. Muhtemelen 3 bin civarında bir başvuru almayı düşünüyoruz. Çok ciddi hibe destekleri yaparak Antakya’yı bir müze şehir haline getirmekle ilgili adımları attık. Şimdi aynı şey Kastamonu için neden olmasın? Yani yeter ki şehirde niyet olsun, istek olsun, heves olsun. Bizim zaten istediğimiz şey bu. Biz dünden hazırız. Bu beş yıl çok önemli kazanımları sağlayabileceğimiz bir dönem. Ehil olduğuna güvendiğiniz, ehil ellere yönetimi vermemiz gerekiyor.”
Programda, AK Parti Milletvekilleri Halil Uluay ve Serap Ekmekci, AK Parti İl Başkanı Hasan Yağcıoğlu ve AK Parti Kastamonu Belediye Başkan adayı Tahsin Babaş da selamlama konuşması yaptı.
]]>Muğla’nın Fethiye ilçesindeki bir restoranda düzenlenen “Fethiye Turizm Sektörü Temsilcileri Buluşması” programında konuşan Ersoy, son zamanlarda dünyanın çok büyük küresel ve bölgesel sorunlarla karşı karşıya kaldığını, ülke olarak devlet ve sektör el ele verip sektörü krizlerden en az etkilenen, kriz sonrası da en hızlı geriye dönen ve büyümeye devam eden bir konuma getirdiklerini kaydetti.
Türkiye’nin Kovid-19 krizinden en hızlı çıkan ülke olduğuna dikkati çeken Ersoy, “Turizm Geliştirme Ajansıyla çok kısa bir sürede Türkiye’nin 200’den fazla ülkede tanıtımını yapan, dünyada en etkili, en yoğun tanıtım yapan ülke olduk. Eskiden Türkiye altıncı sıraya kadar gelmişti şimdi dördüncü sırada. Yani Türkiye dünyada en fazla turist alan dördüncü ülke konumuna geldi. Bundan sonra da inşallah hedefimiz 2028’e kadar üçüncü sıraya gelebilmek.” dedi.
Bakan Ersoy, 2018’de bir hedef koyduklarını anımsatarak, artık nicelik kadar niteliğin de önemli olduğunu, sadece fazla turist hedefi koymayarak kişi başı gecelik gelirleri de artıracaklarını dile getirdi.
Kişi başı gecelik gelirin 2017 sonunda 65 dolara düştüğünü belirten Ersoy, yaptıkları çalışmalar sonucu geçen yılı 99 dolarla kapattıklarını, önlemler sayesinde yüzde 54 artış gerçekleştirdiklerini kaydetti.
Ersoy, bu yıl da yeni rekorlarla karşılaşmayı hedeflediklerini ifade ederek, geçen yıl 54,3 milyar dolar gelir hedefiyle kapattıklarını, bu yıl hedeflerinin 60 milyar dolar, kişi başı gecelik hedefinin de 106 dolar olduğunu, 2028’e kadar da kişi başı gecelik hedefin 130 doları geçeceğini söyledi.
Ege Bölgesi’nin turizmden alması gereken pasta payını yüzde 10’lardan yüzde 20’lere çıkarmak gerektiğini aktaran Ersoy, şöyle konuştu:
“Bu işler sadece Kültür ve Turizm Bakanlığının çalışmasıyla olmuyor. Büyükşehir belediyeleri ve yerel yönetimlerle koordine edilmesi gereken bir çalışma. Eğer siz büyükşehir belediyeleri ve yerel yönetimlerle koordineli bir çalışma gerçekleştirmezseniz, turizmde ne kalıcı hedefler yakalayabilirsiniz, ne de sürdürülebilir ve büyüyen hedefler yakalayabilirsiniz. Aydın Ayaydın hocamız inşallah 31 Mart’ta seçildiği takdirde Muğla’nın master planını oluşturacağız. Bu büyükşehir belediyesinin yapması gereken bir şeydir. Biz bakanlık olarak ne kadar yaparsak yapalım sonuçta belediyelerle birlikte çalışmamız gerekiyor.”
“Fethiye Kalesi’nde 12 ay kazı yapılacak”
Ersoy, 144 kazı başkanlığıyla kazı programını başlattıklarını belirterek, Fethiye Kalesi’ni de 12 ay kazı programına aldırma talimatını verdiğini söyledi.
Çalışmalara “Geleceğe Miras” projesini de dahil edeceklerine işaret eden Ersoy, “Geleceğe Miras programı son 60 yılda arkeoloji adına Türkiye’de ne yapıldıysa, aynı oranda işi gelecek dört yılda yapıyoruz. Bunu yoğun kazı programıyla yapıyoruz. Gece müzeciliğini de ekliyoruz. Antik şehirlerin amfi tiyatrolarında ve antik meydanlarda Kültür ve Turizm Bakanlığına ait Devlet Opera ve Güzel Sanatlar birimlerimiz artık bütün yaz etkinliklere başlıyor. Kültür Yolu Festivallerimiz geçen yıl 11 şehirdeydi bu yaz 16 şehirde var, önümüzdeki yılda 20 şehre çıkacağız.” diye konuştu.
Muğla’yı da önümüzdeki yıl Kültür Yolu Festivallerine davet ettiklerini dile getiren Ersoy, şöyle devam etti:
“Muğla’da önümüzdeki yıldan itibaren Kültür Yolu Festivallerine davet edilecek. Bu festival 9 gün sürüyor. Sadece ilkbahar mı yoksa sonbahar mı olacak onun zamanına karar vereceğiz. Bunu bölgede sezonu uzatmak için yapıyoruz. Göreceksiniz ki Kültür Yolu Festivali olduğu tarihte oteller de dolu olacak, çarşınız da dolu olacak. Bu her yıl yapılıyor. Festival grubuna dahil edildikten sonra 9 gün boyunca otellerde de yer bulunmuyor. Bütün gastronomi yerlerinde de veya etkinlik alanlarının hiç bir yerinde yer bulunmuyor. Çok yoğun bir turizm oluyor. Sezonunu uzatmış veya erken başlatmış oluyoruz. Biz turizm sektöründe kalıcı başarılar istiyorsak, hem yerel yönetimleri doğru sorgulamamız lazım, büyükşehirler olsun ilçe belediyeleri olsun. Artı hükümetlere de vadettikleri şeylerin nasıl olacağını doğru bir şekilde anlatmasını istememiz lazım.”
Ersoy, Bodrum’da son 5 yılda bir tane arıtma altyapısı yapıldığını onu da Kültür ve Turizm Bakanlığının hayata geçirdiğini söyledi.
Dünyanın hiçbir yerinde Kültür ve Turizm Bakanlıklarının arıtma altyapıları yapmadığına dikkati çeken Ersoy, kendilerinin gereksinim duyulması halinde bunu yaptığını kaydetti.
Buna yapmalarının önemli sebepleri bulunduğunu ifade eden Ersoy, “Biz gerekirse yapıyoruz. Yapmazsak mavi bayrakları kaybedeceksiniz. Mavi bayrağı kaybederseniz turizmi kaybedeceksiniz, turizmi kaybedersiniz Fethiye’yi kaybedeceksiniz. Bu kadar basit bir matematiği var bunun. Siz kendi haklarınızı arayacaksınız, talep edeceksiniz. İnsanları vadedenleri doğru sorgulayacaksınız.” dedi.
Programa Muğla Valisi İdris Akbıyık, Fethiye Kaymakamı İsmail Hakkı Ertaş, AK Parti Muğla Büyükşehir Belediye Başkan adayı Aydın Ayaydın, Fethiye Belediye Başkan adayı Muhammet Kökten, AK Parti İl Başkanı Gültekin Akça ile ilçedeki otel ve turizm sektör temsilcileri katıldı.
]]>Ersoy, Antalya’nın Manavgat ilçesindeki Side Antik Kenti Karşılama Merkezi’nin açılışında yaptığı konuşmada, dünyanın en güzel şehirlerinden biri olan Antalya’ya yeni eserler kazandırmak için çalışmalar yürüttüklerini söyledi.
Dünyanın en önemli kentleriyle rekabet içerisinde olan Antalya’nın, bu rekabette bir adım öne geçmesi ve dünya turizminden daha yüksek oranda pay alabilmesi için gece gündüz hizmet etmenin mücadelesi içinde olduklarını belirten Ersoy, “Zaten yapmış olduğumuz çalışmalar neticesinde, şehrimize dönük rakamlar bu çabanın karşılığını almaya başladığımızı gösteriyor. Bildiğiniz gibi turizmde rekorlarla dolu bir yılı geride bıraktık. İnşallah 2024’te daha da başarılı bir sezon geçireceğiz.” diye konuştu.
Ersoy, bu noktaya tesadüf eseri gelinmediğini, çok çalıştıklarını ifade ederek, değişen turizm algısını dünyada en iyi anlayan ve buna uygun adımlar atan ülkelerin başında Türkiye’nin olduğunu vurguladı.
“Arkeolojik çalışma sayısını yıllık 720’ye yükselttik”
Eskiden Türkiye’de turizm dendiğinde, başka ülkeden eğlenmek, dinlenmek için insanların gelmesinin anlaşıldığını aktaran Ersoy, bu süreçte ülkenin sahip olduğu doğal güzelliklerin yanı sıra tarihi ve kültürel zenginlikler için de yeterli farkındalığın yaratılamadığını dile getirdi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak yeni turizm anlayışını en doğru şekilde analiz edip, buna uygun altyapı geliştirerek Türkiye’nin dünyada bir turizm markası olması için çalıştıklarını bildiren Ersoy, şunları kaydetti:
“Bugün, dünya medyasında ülkemizle ilgili en önemli içerikleri biz oluşturuyoruz. Dünyanın dört bir yanında 200’den fazla ülkede, en çok takip edilen kanallarda Side’nin, Antalya’nın tanıtımını gerçekleştiriyoruz. Doğal kaynaklarımızı koruma adına sadece bugünü değil geleceği de göz önünde bulundurarak hareket ediyoruz. Farklı ülkeler bizim yaptıklarımızı anlamak ve kendi ülkelerinde tatbik etmek için bizim stratejilerimizi, politikamızı yakından takip ediyor. İşte bu sayede artık Türkiye, turizm dinamikleri başkaları tarafından yönlendirilen ülke olmaktan çıkıp turizme yön veren bir ülke konumuna erişmiştir. Bu başarıları elde ederken turizmi 12 aya yaymak ve nitelikli turizmi güçlendirmek adına attığımız adımlar da en önemli çalışmalarımızdan biri oldu. Bunu başarmanın, turizmin 12 aya yayılmasının kültür turizmiyle çok güçlü bir ilişkisi olduğunu sürekli dile getiriyorum. 60 yılda Türkiye’de arkeolojiyle ilgili yapılanlara eş değer işi, önümüzdeki 4 yılda tamamlamayı hedefliyoruz. Antalya’yı merkeze alan ‘Türk Arkeoloji Tarihinin Altın Çağı-Geleceğe Miras’ Projemiz kapsamında arkeolojik çalışma sayısını, yıllık 720’ye yükselttik.”
Dünyada en çok arkeolojik çalışma yapan ülkelerin başında Türkiye’nin geldiğine dikkati çeken Ersoy, “Türk arkeolojisi artık hem kazılarıyla hem de kazılardaki koruma çalışmalarıyla dünya arkeolojisinin en önemli paydaşlarından biri haline gelmiştir. 2028 yılı sonuna kadar Antalya’daki arkeolojik alanlarımıza kazılar, restorasyon ve çevre düzenlemeleri için 5,5 milyar lira ödenek ayırdık. Dünyanın en önemli koleksiyonlarından birine sahip olan Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yeniden yapımıyla ilgili çalışmalara başladık.” diye konuştu.
“Antalya’da ve bölgemizde yapacak çok işimiz var”
Bakan Ersoy, Antalya’nın yer altına da yer üstüne de tarihi ve kültürel mirasına da denizine, suyuna, gastronomisine, tarımına, hayvancılığına da sahip çıkarak, hem Antalya’nın hem de Antalyalıların kazanması için gece gündüz demeden çalışmaya devam ettiklerini ifade etti.
Side Antik Kenti Ziyaretçi Karşılama Merkezi’nin 785 metrekare kapalı alan, seyir terasları, otopark alanı, yürüyüş yolları, gece müzeciliği için ören yeri aydınlatma sistemi ve 17 bin metrekare peyzaj alanından oluştuğunu anlatan Ersoy, merkezin 125 milyon liraya mal olduğunu kaydetti.
Ersoy, Antalya’da turizmle bağlantılı olarak bir kültürel miras koridoru oluşturmak için çalışma yaptıklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gazipaşa’dan Kaş’a kadar tüm ören yerlerimizde çok kapsamlı çalışmalara hız verdik. Biz tarihi, kültürü gün yüzüne çıkardıkça ülkemize ve şehrimize olan ilgi de her geçen gün artmaktadır. Daha Antalya’da ve bölgemizde yapacak çok işimiz var. Bizim şehrimize faydası olmayan meselelerle kaybedecek zamanımız yok. Bu hayallerimizi gerçekleştirmek için aynı hedeflere yönelecek, Antalya’ya değer katacak projeler üzerinde çalışacak birlikteliğe ihtiyacımız var. Her noktasında ayrı bir güzellik olan şehrimizde bu hazineleri keşfedip, gün yüzüne çıkarmaya devam edeceğiz.”
Bakan Ersoy, konuşmanın ardından protokol üyeleriyle ziyaretçi merkezini gezdi.
]]>Ersoy, Antalya’nın Kemer ilçesinde finansmanı ve yapımı kendi bakanlığınca gerçekleştirilen Kemer Çamyuva Atık Su Arıtma Tesisi’nin açılışında yaptığı konuşmada, bölgenin atık su arıtma sorununu 50 yıl süreyle çözecek önemli bir projeyi açtıklarını söyledi.
Tesisin sadece bölgenin çevresel sürdürülebilirliği için değil, aynı zamanda turizm potansiyelinin korunması ve geliştirilmesi için de kritik bir rol oynayacağını vurgulayan Ersoy, tesisin bölgedeki atık su sorununu etkili bir şekilde çözerek deniz ve kara ekosistemlerinin korunmasına katkı sağlayacağını ve temiz bir çevre, sağlıklı bir yaşam alanı sunacağını belirtti.
Tesis Antalya’nın turizmine güç katacak
Geçen yıl inşasına başlanılan ve 13 ay gibi kısa bir sürede tamamlanan projenin yaklaşık 2 milyar lira yatırım bedeline sahip olduğunu aktaran Ersoy, tesisin günlük 45 bin metreküp kapasiteyle hizmet vereceğini bildirdi.
Toplamda 2 terfi merkezi, yaklaşık 10 bin metrelik kanalizasyon hattı ve 3 bin 500 metrelik derin deşarj hattından oluşan arıtma tesisinin ileri biyolojik arıtma teknolojileriyle donatıldığını anlatan Ersoy, “Bugün itibarıyla test suyunu alarak tesis faaliyete geçirilmiştir. Bölge atık suları da kontrollü ve kademeli bir şekilde tesise alınacaktır. Doğa ve çevre dostu bu tesisler neticesinde Antalya’mızın turizm potansiyeli daha da güçlenecek. Bizler de bu potansiyeli katlamak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” diye konuştu.
Bakan Ersoy, Antalya’daki bakanlık tarafından işletilen 10 mavi bayraklı halk plajına bu yıl Kemer- Tekirova ve Manavgat-Ilıca olmak üzere 2 mavi bayraklı plajı daha eklediklerini belirterek, Antalya’da bakanlık tarafından işletilen mavi bayraklı halk plajı sayısını 12’ye yükselttiklerini kaydetti.
Antalya’da Geleceğe Miras Projemiz kapsamında 21 alanda kazı çalışmalarını sürdürdüklerini dile getiren Ersoy, 2028 yılı sonuna kadar Antalya’da yürütülen kazı çalışmaları için toplam 5,5 milyar liralık bir bütçe ayrıldığını bildirdi.
Kazıların yanı sıra geleceğe miras projeleriyle tarihi alanların restorasyonlarını ve renovasyonunu gerçekleştirdiklerini söyleyen Ersoy, “Gece müzeciliğini hayata geçiriyoruz. Böylelikle gelecek kuşaklara bu tarihi mirası ulaştırmış oluyoruz. Geleceğe Miras Myra ve Andriake Limanı Projesi ve dün açılışını yaptığımız Geleceğe Miras Projesi Aspendos’un yanı sıra Sillyon Antik Kenti’nin de bu kapsama alındığının müjdesini sizlerle paylaşmak isterim.” ifadelerini kullandı.
“Bakanlığımızın asli görevleri arasında bulunmayan yatırımları da yapıyoruz”
Mehmet Nuri Ersoy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde kendisinin ve tüm bakan arkadaşlarının ülkenin kalkınması, refahı ve güvenliği için her zaman en iyisini yapmaya kararlı olduklarını vurguladı.
Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda, ülkenin her alanında gelişimi ve ilerlemesi için çalıştıklarını belirten Ersoy, bakanlık olarak bu vizyon çerçevesinde kültürel mirası korumak ve geliştirmek, turizm potansiyelini artırmak ve ülkeyi uluslararası alanda hak ettiği yere gelmesi için gayret gösterdiklerini söyledi.
Türkiye’nin geçen yılı 56,7 milyon turist ve 54,3 milyar dolar turizm geliriyle kapattığını anımsatan Ersoy, bu yıl için de 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir hedefi belirlendiğini hatırlattı. Bu hedeflere kolay ulaşılmadığının altını çizen Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bakanlığımızın görev alanındaki tüm sorumlulukları yerine getiriyoruz. Yetmiyor bir de belediyelerin de yapması gerekenleri yapıyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığının asli görevleri arasında, arıtma altyapıları yapmak bulunmuyor. Ancak ülkemizin turizm potansiyelini artırmak ve sürdürülebilir bir turizm sektörü oluşturmak amacıyla turizmi etkileyen altyapı eksikliklerine de el atıyoruz. Kemer’de olduğu gibi, Antalya Büyükşehir Belediyesinin yapmakla yükümlü olduğu yatırımları yap-işlet-devret protokolleri ile devir alıyoruz. Alıyoruz, çünkü almaz isek, mavi bayraklarımızı kaybederiz. Mavi bayraklarımızı kaybedersek turizmi, turizmi kaybedersek Antalya’yı kaybederiz. Maalesef bunu yaptığımızda da muhalefet bizi takdir edeceğine, aksine birtakım ithamlarla karşı karşıya kalıyoruz. Kendi başkanlarına dönüp, ‘Neden sen bunu yapmadın’ diye sormak yerine ‘Neden Antalya’ya yatırım yaptınız?’ diye bizlere soruyorlar.”
“Son 5 senede Antalya’da yapılan arıtma tesisini bakanlık olarak yaptık”
Bakan Ersoy, son 5 senede Antalya’da sadece 2 adet arıtma tesisi inşa edildiğini ve bunun ikisinin de bakanlık tarafından yaptırıldığını bildirdi.
Artık muhalefetin bahane üretmek yerine hizmet etmenin peşine düşmesi gerektiğini dile getiren Ersoy, “Muhalefetin söylediklerine değil halkımızın söylediklerine bakarız. Ülkemizin turizm şehirlerinin gelişimine katkı sağlamak adına, pozitif gündemle hareket etmeyen herkese kulaklarımızı kapatırız ve atılması gereken adımları atmaktan kaçınmayız.” dedi.
Sadece bugünü kurtarmak için değil, gelecek nesiller için de temiz bir çevre ve sağlıklı bir turizm sektörü bırakma gayretiyle hareket ettiklerini aktaran Ersoy, bakanlık olarak çevreye duyarlı turizmin önemini vurgulamaya ve sürdürülebilir turizm alanında ilerlemeye devam edeceklerini kaydetti.
Tesisin açılışında emeği bulunan herkese teşekkür eden Ersoy, açılış sonrası tesiste incelemelerde bulundu.
Açılışa Antalya Valisi Hulusi Şahin, AK Parti Antalya Milletvekili Atay Uslu, kamu kurum müdürleri ve vatandaşlar katıldı.
]]>Ersoy, Antalya’nın Kumluca ilçesindeki Olympos Ören Yeri Karşılama Merkezi açılışında, turizmde rekorlarla dolu bir yılın geride bırakıldığını ifade ederek, 2024 yılı için 60 milyon turist ve 60 milyar dolar turizm geliri hedeflendiğini kaydetti.
Sadece Türkiye’nin değil dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biri olan Antalya’nın da geçen yıl tüm zamanların en yüksek ziyaretçi sayısına ulaştığını anımsatan Ersoy, “Bu başarılar kesinlikle tesadüf değil. Bu rekorları kırmak, Türkiye’yi dünya turizminde parlayan bir yıldız haline getirmek elbette kolay olmuyor. Biz hedefleri belirlerken bir strateji bir planlama ortaya koyuyoruz. Bu süreçte turizmi 12 aya yaymak ve nitelikli turizmi güçlendirmek adına attığımız adımlar da en önemli çalışmalarımızdan biri oldu.” diye konuştu.
“Antalya’daki arkeolojik alanlara 5,5 milyar lira ödenek ayırdık”
Turizmin 12 aya yayılmasının kültür turizmiyle çok güçlü bir ilişkisi bulunduğunu belirten Ersoy, bu doğrultuda kültürel mirası gün yüzüne çıkarıp tüm dünyanın ziyaret edebileceği bir altyapı oluşturmak adına tarihin en yoğun çalışmalarını başlattıklarını kaydetti.
Son 60 yılda Türkiye’de arkeolojiyle ilgili yapılanlara eş değer işi, gelecek 4 yılda tamamlamayı hedeflediklerini vurgulayan Ersoy, şunları söyledi:
“Antalya’yı merkeze alan Türk Arkeoloji Tarihinin Altın Çağı – Geleceğe Miras projemiz kapsamında, arkeolojik çalışma sayısını, yıllık 720’ye yükselttik. Bu dünyada rekordur, şu anda dünyada bir yıl içinde en çok kazı ve kurtarma çalışması yapılan ülke Türkiye’dir. Bu sayıyı 2024 yılında 750’ye, 2026’ya kadar da yıllık 800’e çıkarmayı planlıyoruz. 2028 yılı sonuna kadar Antalya’daki arkeolojik alanlarımıza kazılar, restorasyon ve çevre düzenlemeleri için 5,5 milyar lira ödenek ayırdık.”
Bakan Ersoy, dünyanın en önemli koleksiyonlarından birine sahip Antalya Arkeoloji Müzesinin yeniden yapımıyla ilgili proje çalışmalarına başladıklarını ve bununla Kemer’e de bir Sualtı Arkeoloji Müzesi kazandıracaklarını ifade etti.
Geleceğe Miras projesi kapsamında Aspendos Antik Kenti’nin de lansmanını 3 gün önce gerçekleştirdiklerini anımsatan Ersoy, Aspendos Antik Kenti’nde de tarihi gün yüzüne çıkaran çalışmaların hızlı bir şekilde devam edeceğini belirtti.
“Antalya’nın hizmet anlamında kaybedecek tek bir dakikası dahi yok”
Öte yandan Olympos Antik Kenti’nde geçen yıl karşılama merkezi yapılmasıyla ilgili bir söz verdiğini hatırlatan Ersoy, bugün de bu sözü tutmanın gururunu yaşadığını ifade etti.
Olympos’ta otopark alanını, yürüyüş yollarını düzenlediklerini aktaran Ersoy, 65 milyon liraya mal olan Olympos Ören Yeri Karşılama Merkezi’ni de Antalyalıların hizmetine sunduklarını söyledi.
Antalya’da turizmle bağlantılı olarak kıyı şeridi boyunca bir kültürel miras koridoru oluşturmayı hedeflediklerini anlatan Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gazipaşa’dan Kaş’a kadar tüm ören yerlerinde çok kapsamlı çalışmalara hız verdik. Özellikle Olympos ve Phaselis özelinde bu bölgede doğasıyla bütünleşik, kültüre miras unsurları ile doğa turizmini öne çıkaran, nitelikli bir kültür turizmi destinasyonun oluşmasını hedefliyoruz. Ayrıca bölgede gastronomi turizminin gelişmesi için de çalışmalar yapacağız. Böylelikle bölgeyi Antalya’nın kültürel miras ve eko turizm destinasyonu olarak tescillemiş oluyoruz. Her zaman ifade ediyorum, Antalya’nın dünyanın en önemli turizm şehirlerinin önüne geçmesini sağlayacak çalışmaların hayata geçirilmesi için hizmet anlamında kaybedecek tek bir dakikası dahi bulunmuyor. Bizim kısır siyasi tartışmalara değil Antalya’ya değer katacak projeler üzerinde çalışacak birlikteliğe ihtiyacımız var.”
Antalya Valisi Hulusi Şahin de Bakan Ersoy’un girişimiyle antik kentlerde çok hızlı kazı çalışmaları yürütüldüğünü söyledi.
AK Parti Antalya Milletvekili Atay Uslu da kentteki ören yerlerde ciddi değişimler yaşandığını ve bunun turizme önemli katkı sağlayacağını belirtti.
Bakan Ersoy ve beraberindekiler Olympos Antik Kenti’nde kazı çalışmalarını inceledi.
]]>Ersoy, Antalya’nın İbradı ilçesindeki halk kütüphanesinin açılışında yaptığı konuşmada, 21. yüzyıla damgasını vuran en önemli kavramlardan birinin bilgi toplumu olduğunu ve bilginin topluma ulaşabilmesinde en önemli rolü kütüphanelerin üstleneceğini söyledi.
Halk kütüphanelerinin bireylere hayatlarının her döneminde bilgi sağlayan, kılavuzluk eden, gerektiğinde eğitim ve öğretim imkanları oluşturan hizmet kuruluşları olarak da değerlendirildiğini anlatan Ersoy, şunları kaydetti:
“Değişen ve gelişen yeni düzene ayak uydurabilen halk kütüphanelerimiz, bilgi ve kültürün sürdürülebilir kılınmasında en değerli yapı taşlarını oluşturacaktır. Halk kütüphanelerinin, toplumların şekillenmesinde ve toplumsal paylaşımın sağlanmasında oldukça önemli rolleri var. Bu kurumlar, bilginin depolandığı yerler olmaktan çıkıp bir bilgi üretim merkezine dönüşmüşlerdir. Kütüphaneler, sadece kitap depoları değildir. Kütüphane, bireyin farklı dünyaları keşfetmesini sağlayan, kültürün, sanatın ve düşüncenin merkezde olduğu farklı bir sosyalleşmeyi mümkün kılan merkezlerdir.”
Bakanlığa bağlı kütüphanelerin sayısı 1298’e ulaştı
Hedeflerinin ülkenin dört bir yanındaki vatandaşların kültüre, sanata, kitaba ulaşma konusunda herhangi bir sıkıntı yaşamayacakları sistem kurmak olduğunu vurgulayan Ersoy, bu doğrultuda vatandaşların kitapla bağlarını güçlendirmek, kitaba erişimlerini kolaylaştırmak adına yeni bir kütüphanecilik vizyonu geliştirdiklerini kaydetti.
Bakanlık olarak kütüphane yatırımlarına ağırlık verdiklerini anlatan Ersoy, “Bakanlığımıza bağlı kütüphane sayısı 1298’e ulaşmış durumda. Son beş yılda 300’e yakın halk kütüphanesi inşa edilmiş ya da yeniden yapılandırılmıştır. Bakanlığımızın yatırımları ve yerel yönetimlerle ortak yaptığı yatırımlar kapsamında 200’e yakın halk kütüphanesinin yapım, onarım ve iyileştirilme çalışmaları devam etmektedir.” diye konuştu.
2024’te 100 yapay zeka temelli akıllı kütüphane
Yerleşik kütüphane hizmetlerinden yararlanamayan kullanıcılara çağdaş araç ve gereçlerle donatılmış 85 gezici kütüphaneyle hizmet verildiğini söyleyen Ersoy, “Cumhuriyet’in 100. yılında 100 yeni kütüphane hedefimize gururla ulaştık. 2024 yılında 100 yapay zeka temelli akıllı kütüphaneyi de ülkemize kazandırmayı hedefliyoruz.” dedi.
Kütüphane hizmetlerinin teknolojik ve sosyolojik dönüşümlere bağlı olarak bireylerin talepleri, ihtiyaçları ve özel gereksinimleri doğrultusunda geliştirildiğini ve çeşitlendirildiğini belirten Ersoy, bu kapsamda yeni kütüphanecilik vizyonuyla AVM, gar, bebek ve tematik kütüphaneler kurduklarını anlattı.
Bakan Ersoy, Antalya’da Bakanlığına bağlı hizmet veren bir il halk, 14 ilçe halk, 2 semt, bir havalimanı, bir turizm seyahat, bir bebek ve çocuk kütüphanesi olmak üzere 20 halk kütüphanesi ile 2 gezici kütüphanenin bulunduğunu söyledi.
Memleketi İbradı’da da bir halk kütüphanesinin açılışını gerçekleştirmekten büyük gurur yaşadığını ifade eden Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İbradı’mıza yenilikçi kütüphane anlayışıyla tam uyumlu hizmet sunan, aynı zamanda yöremizin mimari özelliklerini de yansıtan önemli bir eser, yeni bir kültürel mekan kazandırdık. Daha önce kütüphanecilik hizmetleri açısından çok da uygun olmayan küçük bir mekanda hizmet veriliyordu. Yeni kütüphanemizde ise 2 bin 176 metrekare kapalı alana sahip ve yüzlerce kullanıcımızın aynı anda faydalanabileceği bir yapı oluşturduk. Yeni kütüphanemiz bebek, çocuk ve gençlere özel bölümleri, oyun alanları, konferans ve etkinlik salonu, atölyeleri, bilişim salonu ile yeni nesil bir kütüphane deneyimi imkanı sunuyor.”
“Kütüphanelerimizi geliştirmeye devam edeceğiz”
Kütüphanede 30 binden fazla kitabın bulunduğunu dile getiren Ersoy, bu koleksiyonu hızla büyütmeye ve çeşitlendirmeye devam edeceklerini vurguladı.
Kütüphanenin kültürel, bilimsel, sanatsal etkinlikler, atölyeler, söyleşiler, aile seminerleri ve farkındalık eğitimleriyle de kente değer katacağını anlatan Ersoy, İbradı’da tüm gençlerin kitaba, kültürel etkinliklere ulaşmasını istediklerini ifade etti.
Ülkenin kültür, sanat ve düşünce hayatına yön verecek, çalışan, üreten ve kendine güvenen nesillerin oluşmasına katkı sağlayacak çalışmaları hayata geçirmeye devam ettiklerini söyleyen Ersoy, şunları kaydetti:
“İnşallah ülkemizin yeni sanatçıları ve bilim insanları bu topraklardan çıkacaktır. Uluslararası sinema festivallerinde ödül alan, dünya sanat çevrelerinin adından saygıyla bahsettiği, bilim dünyasına yön veren gençlerin yetişmesine katkı sağlamak, bizim temel motivasyonumuzdur. Bakanlık olarak her alanda kendini yetiştirmiş, okuyan, yaşadığı çağa değerler üreten nesiller yetiştirmek amacıyla kütüphanelerimizi geliştirmeye devam edeceğiz.”
Ersoy, açılış sonrası kütüphaneyi gezdi ve vatandaşlarla sohbet etti.
]]>Ersoy, Denizli Kent Müzesi’nin açılış töreninde yaptığı konuşmada, bugün başarıyla tamamlanan bir dönüşüm projesinin açılışını yaptıklarını ifade etti.
Kentte 1940’lı yıllarda Yusuf Batur Endüstri Meslek Lisesi’nin uygulama birimleri olarak inşa edilen atölye binalarının artık Denizli Kent Müzesi olarak şehre hizmet vermeye başladığını belirten Ersoy, müzenin hayırlı olmasını temenni etti.
Ersoy, müzenin ortaya çıkması için ilk adımı 2021 yılında attıklarını aktararak, “Denizli Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Denizli Valiliği ile Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğümüz arasında bir protokol imzalanarak çalışmalara başlandı. Ardından da bir Danışma Kurulu oluşturularak atölye binaları restore edildi ve kamusal kullanıma açılarak kentin önemli bir değeri haline getirildi.” dedi.
Denizli ve çevresinin Anadolu’da ilk kentlerin ortaya çıktığı ve tarih öncesi dönemlerden beri önemli yerleşim merkezlerinin kurulduğu bir bölge olduğunu hatırlatan Bakan Ersoy, kentin bir yandan doğal güzellikleri ve kültürel unsurları ile diğer taraftan da tekstil, sanayi, ticaret ve turizm sektörlerindeki uzmanlıkları ile ön plana çıktığını anlattı.
Bakan Ersoy, şunları kaydetti:
“Denizli Kent Müzesi, kentin geçmişten günümüze sahip olduğu bütün bu değerlerin gelecek kuşaklara miras olarak bırakılabilmesini, kent kimliğinin korunmasını, gerek yerel gerekse uluslararası ölçekte ön plana çıkmasını sağlayacak önemli bir aktör olacaktır. Müze, geçmişi bugünle buluşturan çok zarif bir mimariyle tasarlandı. Parçalı mekan kurgusuna sahip mimari özellikleri, yalın hatların oluşturduğu mekan ve cephe detayları, betonarme ve taşın bir arada kullanıldığı yapım tekniği ile özel bir eser oldu. Kapalı alanı 2 bin 500 metrekare ve bünyesinde 9 adet sergi salonu, laboratuvar, çalışma ofisleri ve depo alanları bulunuyor. Sergi kurgusunda Anadolu’da bulunan en eski insan fosili olan Denizli İnsanı’ndan başlayarak ilk çağlardan Roma, Selçuklu, İnançoğulları, Germiyanoğulları, Osmanlı ve Atatürk’ün Denizli’yi ziyaretini de kapsayan Milli Mücadele dönemlerini yansıtan çok geniş bir tarih aralığına yer verilmiştir.”
İbrahim Çallı adına özel salon
Ersoy, müzede ayrıca kültür ve sanat noktasında da şehre has ayrıntıların göze çarptığını ifade etti.
Müzede Denizli’nin ünlü ses sanatçılarını ve eserlerini dünyaca ünlü ressam İbrahim Çallı adına düzenlenen salonda ziyaretçilerin görebileceğini dile getiren Ersoy, ayrıca Denizli’nin tarım, sanayi ve turizmi ile ilgili canlandırmaların yer aldığı kapsamlı bir teşhir hazırlandığını söyledi.
Ersoy, başta gençler olmak üzere herkesin burayı görmesi gerektiğini vurgulayarak, “Bu vesileyle müzemizin 1 ay boyunca ücretsiz ziyaret edilebileceği bilgisini de buradan vermiş olalım.” dedi.
“Müzecilik alanında çok büyük başarılar elde ettik”
Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak müzecilik alanında çok büyük başarılar elde ettiklerini aktaran Ersoy, şöyle konuştu:
“Dünyada gelişen müzecilik anlayışı doğrultusunda yeni müzeler açarken mevcut müzelerimizi de bu doğrultuda yeniledik, yeniliyoruz. Devlet müzelerimizin yanı sıra özel müzelerimizle de gücüne güç katan Türk müzeciliği, dünyada ödül üstüne ödül alan ve örnek gösterilen bir konuma geldi. Eser zenginliğimiz de her geçen gün artmaya devam ediyor. Zira kazıların 12 aya yayılması ve Geleceğe Miras projeleriyle Türk arkeolojisinin altın çağını bu dönemde başlattık.”
Bakan Ersoy, öncü ve en kapsamlı uygulamalardan biri olarak Denizli’nin göz bebeği Hierapolis’te Geleceğe Miras çalışmalarını yürüttüklerini anlatan Ersoy, “Kararlıyız. Kendi yüksek medeniyetimizin ve varisi olduğumuz Anadolu medeniyetlerinin emaneti olan her bir kültür varlığını itinayla koruyacak, ihya edecek ve bizden sonraki kuşaklarımıza aktararak nesiller boyu yaşatılmasını sağlayacağız.” diye konuştu.
Etkinlikte Vali Ömer Faruk Coşkun, Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci de birer konuşma yaptı.
Törene, AK Parti Denizli milletvekilleri Cahit Özkan, Şahin Tin ve Nilgün Ök, AK Parti İl Başkanı Yücel Güngör, MHP İl Başkanı Mehmet Ali Yılmaz, Pamukkale Kaymakamı Uğur Bulut, İl Jandarma Komutanı Albay Hıdır Ayçiçek, İl Emniyet Müdürü Yavuz Sağdıç, İl Kültür ve Turizm Müdürü Turhan Veli Akyol ve davetliler katıldı.
Bakan Ersoy ve beraberindekiler kurdele kesiminin ardından müzede düzenlenen ilk geziye katıldı.
]]>Ersoy, Panoroma Müzesi’ne ziyaretinin ardından Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen Samsun Turizm Master Planı Basın Lansmanı’na katıldı.
Burada yaptığı konuşmada Ersoy, 2021 yılında, bütün paydaşlarla istişare ederek Türkiye Turizm Ana Planı’nı güncellediklerini, Türk turizmi için atılacak her adımın bu plana uyumlu olması gerekliliğini ortaya koyduklarını vurguladı.
Sunumu yapılan Samsun Turizm Master Planı’nın bu anlamda çok değerli bir çalışma olduğunu belirten Ersoy, planın her şeyden önce küresel ve bölgesel turizm değişimleri ile eğilimler doğrultusunda şekillendiğini vurguladı.
Turizmde yerel yönetimlerin her şeyi Bakanlıktan beklemesini doğru bir yaklaşım olarak görmediğini ifade eden Bakan Ersoy, şunları dile getirdi:
“Eğer söz konusu bölgenin bütün potansiyelini bir faydaya dönüştürmek istiyorsanız tarım, gastronomi, geleneksel sanatlar gibi yöresel zenginliklerin tanıtılması ve değerlendirilmesinden tutun da kültür varlıklarının korunması, altyapı ve çevre düzenleme çalışmaları yanında doğru ve sağlıklı yapılaşmanın gerçekleştirilmesi, doğal zenginliklerin koruma kullanma dengesi gözetilerek ekonomiye kazandırılması, doğru ve sürdürülebilir istihdam imkanlarının sağlanması gibi birçok politikanın uygulanması gerekiyor. Hemen hepsi belediyelerimizin yetki ve görev sahası içinde. Elbette Bakanlık olarak biz daima belediyelerimizin yanındayız. Bugüne kadar gerek sorumluluklarımız çerçevesinde gerekse bizim görevimiz olmasa da ihtiyaç hasıl olduğunda belediyelerimizden desteğimizi esirgemedik. İnşa edilen eserler, yatırımlar ve ödenekler ortada.”
Ersoy, göreve geldikleri günden itibaren en önemli hedeflerinden birinin Türk turizmini 12 ay boyunca hareketli kılmak ve 81 ilin kendi zenginlikleriyle bu hareketin öznesi yaparak turizmden hak ettikleri payı almalarını sağlamak olduğunun altını çizdi.
Tanıtımdan, gastronomi ve arkeolojiye kadar bölgeleri ve illeri sahip oldukları zenginliklerle ulusal ve uluslararası turizm vitrinine çıkardıklarını belirten Bakan Ersoy, 81 ilde “İl Tanıtım ve Geliştirme İşbirliği Protokolleri” imzalandığını, program kapsamında oluşturulan İl Tanıtım ve Geliştirme Kurullarının valilik başkanlığında faaliyet gösterdiğini aktardı.
“Türkiye dünyanın en yoğun ve etkili tanıtım yapan ülkesi konumuna gelmiştir”
Bakan Ersoy, öznesi insan olan turizmin savaşlar, insani krizler, afetler, siyasi gerilimler ve küresel ekonomik dalgalanmalardan etkilendiğine işaret ederek, “Ancak biz Türk turizmini ileriye taşıma kararlılığımızdan hiçbir zaman ödün vermedik ve neticede 2023’ü yine rekorlarla kapattık. Başarıyı getiren unsurlardan biri şüphesiz Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA). Kurulduğu 2019 yılından bugüne tanıtım, iletişim ve durum yönetimi başlıklarında, kendisinden 60-70 yıl önce kurulmuş uluslararası kurumların arasından sıyrılmış ve muazzam bir iş çıkarmıştır. Bugün de bu performansını devam ettirmektedir. Öyle ki bugün Türkiye dünyanın en yoğun ve etkili tanıtım yapan ülkesi konumuna gelmiştir.” ifadelerini kullandı.
Başarı için önemli bir diğer unsurun ürün ve pazar çeşitliliği olduğunu aktaran Ersoy, şunları kaydetti:
“Biz, Türk Havayollarının uçtuğu her destinasyonu kendimize pazar olarak gören bir anlayışla çalışmalarımızı planladık ve uyguladık. Ayrıca ülkemizin ana turizm destinasyonlarına doğrudan uçuş sayılarını artırdık. Bunların sonuç vermesi için de farklı turist profillerini cezbedecek ürün çeşitliliği sunmaya başladık. Bugün gastronomiden arkeolojiye, mavi yolculuktan tren yolculuğuna, inanç rotalarından festivallere, cruise destinasyonlarına kadar 60’dan fazla ürün sunan bir Türkiye var. Son olarak nicelikten niteliğe geçişi başlattık. Zaten diğer iki unsurun da kendi içinde asli hedefi nitelikli turisti ülkemize getirmek idi. Turizm gelirlerimizin ulaştığı seviye ve kişi başı gecelik harcamada yakaladığımız ciddi yükseliş ivmesi bunu da başardığımızın rakamsal ispatıdır.”
Turizmde nitelikli personelin de çok önemli olduğunu söyleyen Ersoy, bunun için de eğitimde çok ciddi bir değişim sağladıklarını anlattı.
Bakan Ersoy, Türkiye Yüzyılı’nda Türk turizmini dünyadaki zirve yarışının değişmez isimlerinden biri yapmanın kararlılığını taşıdıklarını sözlerine ekledi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan da Samsun için yeni bir dönemin başladığına işaret etti.
Samsun’un çok güzel bir şehir olduğuna vurgu yapan Karaaslan, “Tüm bu güzellikler bir marka değerine dönüşecek. İnanıyorum ki yerel olan aynı zamanda evrensel olacak. Samsun çok güçlü bir altyapıya sahip. Biz Kültür Yolu Festivali’yle birlikte Samsun’umuzda milyonları ağırlayacağımız bir süreci yaşayacağız. Samsun bütün bunların üstesinden gelebilecek bir şehir. Ama bu master planla birlikte bütün bu adımları çok daha kendinden emin atacak.” dedi.
Vali Orhan Tavlı, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş ile Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir de birer konuşma yaptı.
Konuşmaların ardından Bakan Ersoy ve protokol üyeleri, toplu fotoğraf çektirdi. Ersoy, daha sonra kentten ayrıldı.
]]>Ersoy, Samsun Müzesi’nin açılış töreninde yaptığı konuşmada, Samsun’a, kurtuluş meşalesinin yandığı bu topraklara çağdaş bir eser daha kazandırmış olmanın mutluluğunu yaşadıklarını vurguladı.
Mimarisinde Karadeniz’in dalgalarından esinlenilen Samsun Müzesi’nin şehre ve Samsunlulara hayırlı olmasını dileyen Ersoy, “Tabii Samsun deyince biliyoruz ki tarih ve kültür bu topraklarda çok köklü, çok derin. Şehrimiz, Hitit, Pers, Roma, Doğu Roma, Selçuklu ve Osmanlı gibi birbirinden eşsiz medeniyetlerin yönetimi altında daima önemli bir yerleşim yeri olmuştur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a attığı ilk adım, Türk milletinin nihayetinde Türkiye Cumhuriyeti ile taçlanacak istiklal ve istikbal yürüyüşünün de ilk adımı olmuştur.” diye konuştu.
“Bugün müzecilikte öncü ve örnek alınan bir Türkiye var”
Bakan Ersoy, müzelerin yaşayan yerler olmasını istediklerini belirterek, modern müzecilik çalışmalarıyla ilgili şunları dile getirdi:
“İstiyoruz ki müzeler tarihi ve kültürel eserlere sadece bakılıp geçilen yerler olmasın. Yaşayan, anlatan, iletişim kuran bir mekan olarak bilime, akademik çalışmalara ve sosyal hayata hizmet etsin, bunların ayrılmaz bir parçası olsun. İşte bu hedef doğrultusunda gerek ihya ettiğimiz gerekse yeni inşa ettiğimiz her bir müzemizi, tasarımından teknolojisine kadar çok yönlü kullanıma olanak sağlayacak, her kesimden ve her yaştan insanımızın ihtiyaç ve ilgisine cevap verecek, verimli olduğu kadar keyifli zaman geçirme imkanı sunacak bir konsepte kavuşturmaktayız. Bu çabanın, bu kararlılığın karşılığını da aldık, almaya devam ediyoruz. Yaklaşık 20 yılda müzecilik sahasında katettiğimiz muazzam mesafe, uluslararası alanda en saygın ödüllerle tescillenmiştir. Bugün müzecilikte öncü ve örnek alınan bir Türkiye var.”
Müzeciliğin sadece inşa edilen binalarda eserlerin sergilenmesi olmadığını aktaran Ersoy, “Güvenlikten tanıtıma, en iyi şekilde yerine getirilmesi gereken bir sorumluluk zinciri var. Google ‘Arts and Culture’, ‘Tarihi Eserlerin Kimliklendirilmesi’, ‘Hitit Tabletlerinin Yapay Zeka Yöntemi ile Okunması’, ‘Dijital Deneyim Müzeleri’, ‘Türk-İslam Dönemi Mezar Taşları ve Kitabeleri Ulusal Envanter Projesi’ gibi prestij projeler bu sorumluluğu ne denli ciddiye aldığımızın birer göstergesidir.” ifadesini kullandı.
Yaşayan müzelerin eserlerle dolup taşması için çalışmalar yaptıklarını vurgulayan Ersoy, “Müzelerimiz eserlerle dolup taşacak, ören yerlerimiz ülkemizin en önemli cazibe merkezleri arasında hak ettiği yeri alacaktır. Zira, kazıların 12 aya yayılması ve geleceğe miras projeleri ile Türk arkeolojisinin altın çağını başlattık. Bu alanda 60 yılda yapılanlara eş değer işi inşallah dört yılda yapacak, bu toprakların medeniyet zenginliğini, her bir parçasıyla gün yüzüne çıkaracağız.” sözlerini sarf etti.
Bölgedeki tüm önemli eserler Samsun Müzesi’nde
Samsun Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’nin 19 Mayıs 1981’de hizmet vermeye başladığını, geçen 40 yıllık zaman zarfında artan eser sayısına karşılık veremez duruma geldiğini ve yeni bir müze inşa ettiklerini anlatan Ersoy, Karadeniz dalgalarından esinlenilen yeni müzenin mimarisinin 16. Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri programında, proje dalında ödüle layık görüldüğünü hatırlattı.
Bakan Ersoy, müzeyle ilgili şu bilgileri paylaştı:
“Bugün Karadeniz Bölgesi’nin en büyük müzesini Samsun’da hizmete açarak bu ihtiyaç en üst düzeyde karşılanmıştır. 15 bin metrekarelik bu eserin uygulama çalışmalarını Samsun Büyükşehir Belediyemizle imzaladığımız işbirliği protokolü kapsamında yürüttük. İçerisinde arkeolojik ve etnografik eserlerin sergilendiği salonlar, geçici sergi salonları, konferans salonu, kütüphane, çocuk müzesi, laboratuvar, idari ve ticari birimler ile depolar ve kafeterya yer alıyor. Bir yandan böylesi istisna bir yapı inşa edilirken bir yandan da eserlerin restorasyon ve konservasyon çalışmalarını gerçekleştirdik. Bu noktada, bölgedeki tüm önemli eserlerin bu müzede sergilendiğini ifade etmeliyim. Dolayısıyla Yeni Samsun Müzemiz bir bölge müzesi niteliği de taşımaktadır. Sergilenen eser sayısı 7 bin165 adettir.”
Yeni müzede Amisos Antik Kenti buluntuları ve Amisos Mozaiği, bronz atlet heykeli, Helenistik Çağa ait takılar, Klasik, Helenistik, Roma, Doğu Roma, Selçuklu ve Osmanlı döneminden eser gruplarının yer aldığını aktaran Ersoy, müzenin gerçekten görülmeye değer bir koleksiyon, tecrübe edilmesi gereken bir kültür ve tarih yolculuğu sunduğunu belirtti.
Bir ay boyunca müze ücretsiz ziyaret edilebilecek
Ersoy, “Müzenin etnografya bölümü ise Selçuklu Dönemi mezar taşlarını, Osmanlı Dönemi’ne ait kervansaray, han ve medrese modellerini, mutfak, hamam ve giyim-kuşam kültürünü, takı sanatını ve Milli Mücadele dönemini içeren koleksiyonuyla Türk kültür ve tarihine eşsiz bir kapı açmaktadır. Şehrimize mimarisiyle, teşhir ve tanzim uygulamalarıyla ve zengin koleksiyonuyla yeni bir cazibe merkezi kazandırılmıştır. Bir ay boyunca ücretsiz ziyaret edilebilecek olan Yeni Samsun Müzesi’nin Samsun’un tarihine, kültürüne ve sosyal hayatına en iyi şekilde hizmet etmesini temenni ediyorum.” dedi.
Vali Orhan Tavlı, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş ile Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir de birer konuşma yaptı.
Konuşmaların ardından Bakan Ersoy ve protokol üyeleri, müzede inceleme yaptı ve ardından açılış kurdelesi kesildi.
]]>Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Bayram Ali Ersoy, 8-9 Haziran’da düzenlenecek Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (2024-YKS) 3 milyon 36 bin 945 adayın başvurduğunu bildirdi. Adayların 1 milyon 404 bin 156’sı sınava ilk kez başvuru yaparken, geçen yıla göre YKS’ye başvuru sayısı 490 bin 518 kişi azaldı.
Ersoy, yaptığı yazılı açıklamada, YKS başvurularıyla ilgili verileri açıkladı. 8-9 Haziran’da düzenlenecek Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na 3 milyon 36 bin 945 aday başvurdu. Ersoy, şu bilgileri verdi:
“9 Haziran Pazar saat 10.15’te yapılacak ikinci oturum olan AYT’ye 1 milyon 983 bin 766 aday, aynı gün saat 15.45’te gerçekleşecek üçüncü ve son oturum olan YDT’ye ise İngilizceden 218 bin 316, Arapçadan 5 bin 717, Almancadan 2 bin 849, Fransızcadan 1172, Rusçadan 760 kişi olmak üzere toplam 228 bin 814 aday katılacak.”
EN GENÇ ADAY 15, EN YAŞLI ADAY 85 YAŞINDA
Ersoy, 2024-YKS’ye başvuran adayların 1 milyon 580 bin 984’ünün kadın, 1 milyon 455 bin 961’inin erkek olduğunu belirterek, “En genç aday 15, en yaşlı aday 85 yaşında. Sınava başvuranlar, 17-23 yaş arasında yoğunlaşmış durumda, 50 yaş ve üzeri 26 bin 331 aday başvurusu bulunuyor. 34 yaş üstü kadın aday sayısı ise 118 bin 923 olmuştur.” ifadelerini kullandı.
EN ÇOK ADAY ANADOLU LİSESİNDEN
ÖSYM Başkanı Ersoy, adayların okul türlerine ve öğrenim durumlarına ilişkin de şunları kaydetti:
“Adayların 974 bin 521’i Anadolu lisesi, 717 bin 732’si meslek lisesi, 570 bin 415’i açık öğretim lisesi, 232 bin 967’si imam hatip lisesi, 96 bin 524’ü fen lisesi, 10 bin 795’i sosyal bilimler lisesi, 10 bin 647’si spor ve güzel sanatlar liselerinden.
Lise son sınıfta olan aday sayısı 1 milyon 93 bin 697, lise mezunu olup bir yükseköğretim programına yerleşmemiş aday sayısı 1 milyon 184 bin 189. Bir yükseköğretim programına yerleşmiş kayıtlı aday sayısı 316 bin 260, bir ortaöğretim kurumunun son sınıfında beklemeli olan aday sayısı 12 bin 652, bir yükseköğretim programına yerleşmiş fakat kayıt olmayan aday sayısı 58 bin 455, bir yükseköğretim programından mezun olan aday sayısı 293 bin 925, yükseköğretim kurumundan kaydı silinen ve sınava başvuran aday sayısı da 77 bin 767’dir.”
15 BİN 821 ŞEHİT VE GAZİ YAKINI ÜCRET MUAFİYETİNDEN YARARLANDI
Sınavlara başvuran gaziler ile şehit ve gazilerin eş ve çocuklarından sınav ücreti, başvuru hizmet ücreti ve yerleştirme ücreti alınmadığını hatırlatan Ersoy, “Bu kapsamda 2024-YKS’ye başvuran 15 bin 821 aday sınav ücretinden muaf tutuldu” bilgisini paylaştı.
Engelli adaylar ile ilgili de bilgi veren Ersoy, TYT ‘ye toplam 12 bin 691, AYT’ye 8 bin 171, YDT’ye ise 988 engelli adayın katılacağını bildirdi.
Ersoy, engelli adayların hiçbir olumsuzluk yaşamaması, engel durumlarının kendilerine dezavantaj olarak dönmemesi için hassasiyetle çalıştıklarını vurgulayarak, “Emeklerinin, gayretlerinin karşılığını alabilecekleri ortamı sağlamak temel arzumuzdur” değerlendirmesini yaptı.
1 MİLYON 404 BİN ADAY İLK KEZ BAŞVURDU
Bayram Ali Ersoy, “Adayların 1 milyon 404 bin 156’sı sınava ilk kez başvuru yaparken, 798 bin 409 adayın ikinci başvurusu, 442 bin 64 adayın üçüncü başvurusu, 219 bin 390 adayın dördüncü başvurusu, 172 bin 926 aday ise beş ve daha fazla başvuru yapmış durumda.” bilgisini verdi.
]]>
Ersoy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımlarıyla düzenlenen Sebilürreşad Kültür ve Sanat Merkezi Açılış Programı’ndaki konuşmasına, İstiklal Marşı’nın kabulünün 103. yıl dönümü vesilesiyle büyük şair ve yazar, fikir ve mücadele insanı Mehmet Akif Ersoy’u rahmet ve saygıyla anarak başladı.
Dünyanın ilk dergi müzesinin açılışını yaptıklarını, bu müzeye adını veren Sebilürreşad dergisinin aslında Sırat-ı Müstakim adıyla 1908’de yayın hayatına başladığını belirten Ersoy, yaşanan birtakım badirelerin, kısa süreli kapanıp sonra yeniden açılmasının ardından 1912’de 183. sayısıyla adının Sebilürreşad olarak değiştiğini ifade etti.
Derginin İstanbul’da başlayan yayın hayatının Mehmet Akif’in Milli Mücadele’yi desteklemek üzere Anadolu’ya geçmesiyle Ankara’da devam ettiğini belirten Ersoy, şöyle konuştu:
“Bu derginin fikir babasının Mehmet Akif Ersoy olması ve İstiklal Marşı’mızın ilk kez bu sayfalarda yayınlanmış olması müzemizin muhafaza ettiği tarihi anlamamız, değerine hakkıyla vakıf olmamız açısından önemli. Sebilürreşad’ın sayfaları Osmanlı İmparatorluğu’nun yaklaşık son 15 yılının, Türk milletinin istiklal ve istikbal mücadelesinin ve Cumhuriyet’imizin doğuşunun adeta güncesi olmuştur. Mehmet Akif Ersoy ve Eşref Edip Fergan’dan Mehmet Şemsettin Günaltay, Yusuf Akçura ve Ahmet Hamdi Aksekili’ye kadar o yılların en değerli kalemleri, 20. yüzyılı şekillendiren günlere dair yaşanmışlıkları, düşünceleri, gelişmeleri ve değişimleri sayfa sayfa tarihe not düşmüşlerdir.”
“Herkesi müzemize davet ediyorum”
İstiklal Marşı’nın yanı sıra Safahat’ın sayfalarının da önce burada dolmaya, o ölümsüz eserin bu derginin sayfalarında doğup, olgunlaşmaya başladığına işaret eden Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Mehmet Akif’in kalemine, düşünce dünyasına, mücadelesine erken dönemlerden itibaren vakıf olmak, onunla birlikte, ifade ettiğim gibi tarihin en önemli dönüm noktalarının yaşandığı bir dönemde, Anadolu’nun sesi olan mücadele insanlarına kulak vermek isteyen herkesi müzemize davet ediyorum. Uzun yıllar sinema olarak hizmet veren bu tarihi mekan İstiklal Marşı’mızın kabulünün 103. yıl dönümü olan bugünden itibaren, dünyanın ilk dergi müzesi sıfatıyla Ankara’nın kültür ve sanat hayatına değer katacaktır.”
“Özel müzelerimizin uluslararası başarıları mutluluk vesilesidir”
Ersoy, geçmişi muhafaza eden kurumsal yapılardan biri olan müzelere özen ve hassasiyet gösterilmesi gerektiğini vurgulayarak, bakanlık olarak müzecilikte ciddi adımlar attıklarını, teknoloji kullanımını yeni bir seviyeye çıkararak, ziyaretçisinin iletişim kurabildiği, deneyimleyebildiği, öznesi olabildiği yaşam alanları inşa ettiklerini söyledi.
Ersoy, bakanlık müzeleri ile özel müzeler arasında imzalanan protokollerle bugüne kadar 38 müzenin envanterinden toplam 5 bin 57 eserin, 29 özel müzeye 1 ila 5 yıl arasında değişen sürelerle sergilenmek üzere ödünç verildiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Bu işbirliğinin sonuçlarını da en güzel şekilde aldık, almaya devam ediyoruz. Özellikle son 3 yılda rekor bir artış gösteren ve bugün itibarıyla sayısı 403’e ulaşan özel müzelerimizin yakaladığı uluslararası başarılar bizler için büyük bir mutluluk vesilesidir. Bugünden sonra da işbirliği içinde müzecilikte çıtayı yükseltmeyi sürdüreceğiz.”
Ersoy, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, kültür sanat hayatına değer katan eserlerin, kurumların ve hizmetlerin fikir aşamasından açılışına kadar, her süreçte daima ilgi ve destekleriyle yanlarında oldukları için şükranlarını sunarak, Sebilürreşad Dergisi Müzesi’nin hayırlı olmasını diledi.
“Burası bir fikir ve düşünce atölyesi”
İstiklal şairi Mehmet Akif Ersoy’un torunu Selma Ersoy Argon da ailesi adına yaptığı konuşmada, Sebilürreşad dergisinin bir fikir ve düşünce atölyesi olduğunu vurguladı.
Dedesi Akif’in şiirlerine verdiği ruhun, 5 bin yıllık kadim bir geleneği yansıttığını dile getiren Argon, Mehmet Akif’in ailesi olarak son 17 yıldır Anadolu başta olmak üzere, Avrupa’da, Asya’da, Balkanlar’da yüzlerce programda binlerce gençle bir araya geldiğini aktardı.
“Ailesinin neden son 17 yıldır kamuoyuna sesini duyurduğuna” ilişkin sorular aldığını belirten Argon, şöyle konuştu:
“Şu cevabı veriyoruz: Sessizlik bize dedemden mirastır. Dedem Mehmet Akif, ‘Sessiz yaşadım, kim beni nereden bilecektir’ diyerek, sessiz bir çığlığın sahibi olmuştur. Bu çığlık bize miras kalmıştır. Ancak son 17 yıldır ülkemizin siyasi iklimi, uluslararası diplomasi, ülkemize yapılan saldırılar ve Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde verilen mücadeleyi görünce bu sessizliğimizi bozarak meydana çıktık. Nasıl dedem, 1920’de Gazi Mustafa Kemal Paşa’dan davet alarak Ankara’ya koştuysa, öncesinde verilen görevleri nedeniyle Necid Çöllerine, Halep’e, Şam’a gittiyse biz de vatanımız söz konusu olduğunda aynı eylemci ruhumuzla buna karşı harekete geçeriz.”
Argon, dedesinin şiirlerini yeniden en gür sesleriyle haykıracaklarını ifade ederek, “Bu iklimde Cumhurbaşkanı’mızın verdiği milli mücadeleye destek veriyoruz. Her zaman yanında olacağız. Bayrağımızı her zaman yükseklere çıkartacak gayretlerinin elbette yanında olacağız.” diye konuştu.
]]>Bakan Ersoy, Antalya’nın Demre ilçesindeki Myra Antik Kenti’nde düzenlenen programda, “Geleceğe Miras Myra ve Limanı Andriake Projesi”ni tanıttı.
Geleceğe Miras Projesi’ni geçen yıl başlattıklarını hatırlatan Ersoy, “Geleceğe Miras Sonsuz Efes” ile başladığımız ve Türk arkeoloji tarihinin altın çağına doğru attığımız büyük adımın bugün altıncı ayağındayız. Proje kapsamında 5 ayda 7 farklı alanı içeren 5 büyük arkeoloji projesini başlatarak detaylarını paylaşmıştık. Şimdi altıncı ayımızda Myra ve Limanı Andriake ile altıncı projemizin tanıtımını yapıyoruz. Bu hızlı ilerleyiş, Türk arkeolojisinin son 60 yılında yapılanlara eş değer işi 4 yılda yapma konusunda kararlılığımızın neticesidir.” diye konuştu.
Ersoy, kültür ve turizm alanında ortaya koydukları tüm hedefler gibi bu projedeki hedeflerini de hızla gerçekleştireceklerini dile getirdi.
Myra Antik Kenti’nin kalkolitik dönemden bugüne 6 bin yıldır kesintisiz yerleşim gördüğünü anlatan Ersoy, şöyle devam etti:
“Bu kadim kent klasik dönemde Likya’nın büyük önem taşıyan yerleşim birimlerinden biriydi. Milattan önce 1. yüzyılın başlarında Metropolis unvanını almış, Roma İmparatorluk döneminde de önemini fazlasıyla korumuştur. Kentteki imar faaliyetlerinin yoğunlaştığı Hadrianus dönemi ise Myra’nın altın çağı olmuştur. Myra’nın dinler tarihi noktasındaki değeri de gerçekten istisnadır. Burası Aziz Nikolas’ın kilisesini kurduğu, öğretisini yayarak tüm yaşamını tamamladığı yerdir. Milattan önce 5 ila 4. yüzyılda yapılan ve ahşap mimariyi taklit eden cepheleriyle kentin simgesi olan kaya mezarları ise Myra klasik çağının en görkemli yapı grubunu oluşturmaktadır.”
“Roma Tiyatrosu’nun restorasyonuna yoğunlaşacağız”
Kentin yaklaşık 10 bin kişi kapasitesiyle bölgenin en büyük ve iyi korumuş Roma tiyatrosuna sahip olduğunu da aktaran Ersoy, antik kentin milattan önce 13. yüzyılın ortalarında büyük bir sel afeti yaşadığını vurguladı.
Ersoy, antik kentin 4 ila 10 metre derinliğinde alüvyonlarla kaplandığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu afetten sonra kent Anadolu’nun Pompeisi diye anılmaya başlanmıştır. 1960’larda yüzey araştırmaları gerçekleşmiştir. Kazı ve restorasyon çalışmaları ise ilk kez 2009’da Akdeniz Üniversitesinden Prof. Dr. Nevzat Çevik başkanlığında başlamış olup bu süreç halen devam etmektedir. Akropol yapıları, devasa tiyatrosu, hamamı, Aziz Nikolas Kilisesi ve kaya mezarları Myra’yı Anadolu’nun en özel medeniyet miraslarından biri yapmaktadır. Bu alanda kazıları büyük oranda tamamlanmış olan Roma tiyatrosunun restorasyonuna yoğunlaşacağız. Acil koruma müdahaleleri dışında asıl büyük adımı projemiz kapsamında atacak ve Roma tiyatrosunun muhteşem sahne binasını orijinal malzemesiyle ayağa kaldırmak için çalışmaları bu yeni dönemde başlatmış oluyoruz.”
Ersoy, sütunların ve diğer mimari unsurların restorasyonla asıl yerine konulacağını ve tiyatronun hayata döndürüleceğini kaydetti.
Andriake Antik Limanı ve Sinagog alanında kazı çalışmaları yapılacak
Projenin ikinci kısmının yürütüleceği Andriake Limanı’nın ise uluslararası ticaret ve ulaşım merkezi olarak özel fonksiyonlarla düzenlenen yerleşim yapısına sahip olduğuna dikkati çeken Ersoy, Myra’nın zenginliğini Akdeniz’in en önemli uğrak noktası olan bu ünlü limana borçlu olduğunu anlattı.
Ersoy, limanın bronz çağından itibaren gemicilerin vazgeçilmez bir uğrak noktası olduğunu ifade ederek, “Projemiz kapsamında Andriake Antik Limanı’ndaki Gümrük bölgesi ve Likya Müzemizin çevresinde henüz kazı çalışmaları yapılmamış alanlardaki kazıları tamamlamayı hedefliyoruz. Likya Uygarlıkları Müzesi teşhir, tanzim ve yenileme uygulamalarını başlatıyoruz. 168 kuş çeşidini barındıran Andriake Kuş Cenneti üzerinde yayalar için bir gezi köprüsü inşa edeceğiz. Andriake Batı Hamamı’nda kazı çalışmalarını tamamladık. Şimdi ise projelerini hazırlayarak hamam restorasyonunu yapacağız. Andriake, Doğu Hamamı, Roma ve Doğu Roma evrelerini çok iyi yansıtan,özellikle duvar içi ısıtma sistemlerinin tahrip edilmemiş ve yeri değiştirilmemiş durumda bulunduğu çok özel bir yapı. Bu hamamın da projelerini titizlikle hazırlayarak restorasyonunu bu dönemde gerçekleştirmiş olacağız.” diye konuştu.
Anadolu Akdeniz’indeki ilk sinagogun Andriake’de keşfedildiğini hatırlatan Ersoy, tarihe ışık tutan önemli eser ve kalıntıların ele geçirildiği bölgenin kuzeyinde kazı çalışmalarının devam edeceğini bildirdi.
Ersoy, Myra ve Andriake’deki çalışmaların önemli kazanımlar doğuracağının altını çizerek, “Myra ve Andriake’de üreteceğimiz Geleceğe Miras Çalışmaları neticesinde bu istisnai antik kenti ve limanını Türk arkeolojisine, kültür ve turizm hayatımıza mümkün olan en kısa sürede eksiksiz, korunmuş ve ihya edilmiş bir şekilde kazandıracağız. Hedefimize ulaşmak için bakanlık olarak Myra ve Andriake kazı ve restorasyon çalışmalarına 500 milyon lira ödenek ayırıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Konuşmaların ardından Bakan Ersoy ve beraberindekiler antik kentti gezdi.
]]>Antalya’nın Kaş ilçesinde Turizm Sektörü ve Sivil Toplum Kuruluşları Temsilcileri Buluşması’na katılan Ersoy, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri kapsamında ilçe ilçe dolaşarak, birinci elden ihtiyaçları tespit etme fırsatı bulduklarını ve yerel yöneticilerle doğru yol haritalarını belirlediklerini anlattı.
Kaş ilçesini ilk kez havadan gözlemleme şansı yakaladığını belirten Ersoy, ilçenin potansiyelinin oldukça yüksek olduğunu vurguladı.
Bakanlık olarak büyükşehir belediyelerinden turizm master planı talep ettiklerini aktaran Ersoy, “Turizm master planı Kültür ve Turizm Bakanlığının yapması gereken bir plan değil, büyükşehir belediyeleri tarafından yapılması gereken planlardır. Turizm sadece bakanlık etkinlikleriyle gerçekleşen bir çalışma değil. Bir bölgede turizm yapmak istiyorsanız oranın potansiyelini ortaya çıkarıyorsunuz. Bu kültür varlıkları, gastronomi veya doğal değerlerle olabilir. Bunları altyapı ve üstyapı çalışmalarıyla, restorasyon ve inovasyon çalışmalarıyla, istihdam ve diğer politikalarla birleştirerek geleceğe hazırlamamız gerekiyor. Büyükşehir Belediye Başkan adayımız Hakan Tütüncü ile bu konuda sık sık görüşüyoruz. 31 Mart’ta Hakan Tütüncü sizlerin destekleriyle göreve geldikten sonra ilk yapacağımız iş turizm master planını hazırlamak.” diye konuştu.
“Turizm master planını özellikle ben birebir takip edeceğim”
Ersoy, Antalya’daki turizm master planlarında ilçe bazında da farklı bir çalışma yapacaklarını dile getirdi.
Antalya’nın turizm anlamında oldukça önemli bir kent olduğunu vurgulayan Ersoy, “Türkiye geçen yıl rekor sayıda turist ağırladı ve gelir elde etti. Antalya geçen yıl 16 milyon ziyaretçi aldı. Bu sene de 17 milyondan fazla ziyaretçi bekliyoruz. Antalya çok ciddi bir geliri ülke ekonomisine kazandıran bir nokta. O yüzden Antalya bizim, Cumhurbaşkanı’mızın da hassasiyetle takip ettiği bir ilimiz.” ifadelerini kullandı.
Kaş ilçesinin oldukça güzel korunduğunu dile getiren Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İnşallah Mutlu Ulutaş yeni dönemde de devam ettiği zaman, kendisiyle birlikte çok ayrı bir çalışma yapacağız. Kaş’ta butik turizmin ön planda olduğu, doğal değerlerinin çok iyi korunduğu, arkeolojik potansiyelinin tamamıyla yeryüzüne çıkarıldığı, restore edildiği ve turizme entegre edildiği, eko turizmin ön planda olduğu bir çalışma yapacağız. Çünkü burada yaylalarımız var. Tarım potansiyelimiz var. Bunların hepsinin beraber planlanması gerekir. Korunması gereken yerlerin çok iyi korunması, eko turizme dahil edilmesi gerekiyor. Mevcut yatak potansiyeliniz dahil bütün sorunlarınızın da bir plan dahilinde çözülmesi gerekiyor. Bu nedenle nisan itibarıyla ilk yapılması gereken şey koruma imar planlarıyla sizin imar planlarınızın çözülmesi, netleşmesi gerekiyor. Kaş’ın ilçe bazındaki turizm master planını özellikle ben birebir takip edeceğim. Kaş inanılmaz bir şehir. Kaş, Kekova, Kalkan, Demre, Finike hattı apayrı çalışılması gereken butik bir destinasyon. Dünyada da marka olabilecek bir destinasyon. Şu anda ufak ufak markalaşma süreci başladı ama bugün yurt dışında nerede ismini söylersek duyulması gereken bir nokta.”
“Önemli olan Kaş’a hak ettiği değeri kazandırmak”
Turizm master planlarının belli bir aşamaya geldikten sonra sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler ve diğer paydaşlarla paylaşıldığını ifade eden Ersoy, süreç boyunca tüm paydaşların görüşleri alınarak doğru bir planın ortaya çıkarıldığını vurguladı.
Bakan Ersoy, ilçenin potansiyelinin doğru işlenmesi gerektiğine dikkati çekerek, “Önemli olan Kaş’a hak ettiği değeri kazandırmak. Çok değerli bir potansiyeli var. İnşallah biz bunu doğru bir şekilde işleyerek, farkındalığının daha iyi oluşmasını sağlayacağız. Şu anda en başarılı olduğumuz iş tanıtım. Tanıtımını Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı ile bakanlığımız yapacak. Özlediğiniz, gelir durumu yüksek, harcama kapasitesi yüksek turizm potansiyelleriyle sizi yan yana getireceğiz. Biz artık burada sezonluk bir turizm istemiyoruz. Sizin 12 ay turist çekebilecek potansiyeliniz var. Bununla ilgili çalışmaları da yapacağız. Bu master plan çalışması bittikten sonra burada butik turizmin avantajı var. Doğru bir butik turizm çalışması yapılırsa 12 ay turist alabileceğiz. Bunun Kuzey Ege’de, Marmara Bölgesi’nde çok güzel örnekleri var. Aynı güzel örneği Kaş’ta gerçekleştirebiliriz.” diye konuştu.
Programa, AK Parti Antalya Milletvekili Atay Uslu, MHP Antalya Milletvekili Abdurrahman Başkan, AK Parti İl Başkanı Ali Çetin, Kaş Belediye Başkanı Mutlu Ulutaş ve Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Akdeniz Bölge Temsil Kurulu Başkanı Rıza Perçin de katıldı.
]]>Bakan Ersoy, Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen 55. Uluslararası Turizm Borsası (ITB) Fuarı’na katıldı.
Geçen yılın verilerine ve Türkiye’nin turizm hedeflerine ilişkin basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Ersoy, Türkiye’nin geçen yılı, deprem felaketi, savaşlar ve seçim süreci gibi sıkıntılarla karşılaşmış olsa da rekor sayıda ziyaretçi ve turizm geliriyle kapattığını anlattı.
Bakan Ersoy, turizm konusunda 2024 hedefinin çok daha iddialı olduğunu dile getirerek, “Bu sene inşallah 60 milyon ziyaretçi ve 60 milyar dolar gelir hedefimiz var. İnşallah bu hedefi aşacağız. Erken rezervasyon ülkelerden ilk veriler gelmeye başladı. Bunlardan önemlisi Almanya pazarı. 2023’ü çok iddialı bir rekor sayıyla kapatmıştık. Almanya’dan 6,2 milyon ziyaretçiyle 2023’ü kapattık. İlk veriler de çok çok iyi. Erken rezervasyonlarda yüzde 20’nin üzerinde artış gözlemleniyor. Bazı operatörlerde bu sayının çok fazla olduğunu gözlemliyoruz. 2024’te Almanya bazında 7 milyon sayısını geçmeyi umuyoruz.” şeklinde konuştu.
“Türkiye olarak 2028’e kadar kişi başı harcamada 130 dolarları geçmeyi planlıyoruz”
Türkiye’nin özellikle Avrupa pazarında pasta payını arttırmayı hedeflediğini ifade eden Ersoy, şunları kaydetti:
“Bunun yanında da Uzak Doğu pazarlarında yeni destinasyonları hedef pazar olarak portföyümüze koymuş durumdayız. Avrupa pazarında özellikle nitelikli turisti arttırabilmek için 2018 sonu itibarıyla yeni stratejilere geçmiştik. 2017’yi kişi başı harcama olarak 65 dolarla kapatmıştık. Geçen sene de kişi başı harcamayı 99 dolar rakamına kadar taşıdık. Önümüzdeki sene 106 dolar hedefliyoruz. Türkiye olarak 2028’e kadar kişi başı harcamada 130 dolarları geçmeyi planlıyoruz. Bu bağlamda da farklı ürün çeşitleriyle pazara girmeyi hedefliyoruz.
Eskiden olduğu gibi sadece deniz, kum, güneş değil. Turizm Geliştirme Ajansı’nın yoğun tanıtım gücüyle hem ürün çeşitliliği yakalamak istiyoruz hem de hedeflenen destinasyon, yani bize yolcu, turist sağlayan hedef destinasyon sayısını artırmayı planlıyoruz. Başarılı da sonuçlar almaya başladık. Son dört yıldır 200’den fazla ülkede şu anda ülkemiz yoğun turizm tanıtımı yapıyor. Bütün bu ülkelerden yolcu trafiği başlattık.”
Ersoy, özellikle Türk Hava Yolları’nın 330’dan fazla şehre direkt uçuyor olmasının bu noktadaki önemine değindi.
Türkiye’nin tanıtımı amacıyla arkeolojiyi de ön plana çıkaran “Geleceğe Miras Sonsuz Efes” projesini hazırladıklarına işaret eden Ersoy, özellikle arkeolojik kazı noktalarındaki hem kazı hem restorasyon hem de yeniden ihya bütçelerini 15-20 kata varan oranlarda, bölgesine göre değişen noktalarda artırdıklarını söyledi.
Ersoy, şu anda 144 ayrı noktada çok yoğun kazı programları başladığını anlatarak, aşamalı olarak da şehir merkezlerinde olan veya bu noktalara yakın konumdaki arkeolojik bölgelerde gece müzeciliğini başlattıklarını ifade etti.
Gündüz hava sıcaklığının yüksek olduğu bölgelerde gece müzeciğiyle turistlerin rahat gezebileceği bir ortam oluşturulduğunu, o nedenle saat 00.00’a kadar belli başlı müzeleri açık tutma kararı aldıklarını belirten Ersoy, “Aşamalı bir şekilde talep gören bütün müzelerimize bu sistemi kaydıracağız. Bu sene, en çok ziyaretçi alan 15 noktada inşallah yetiştirebilirsek başlıyoruz. Sonra aşamalı olarak bu sayıyı da arttırmayı planlıyoruz.” diye konuştu.
Ersoy, arkeolojinin ürün çeşitliliği olarak yeterli olmadığını vurgulayarak, “Almanya’da bisiklet turlarıyla ilgili çalışmalarımızı da hazırladık. Özellikle buradaki bisiklet federasyonuyla son birkaç yıldır yoğun çalışma içindeyiz ve buradaki Avrupa bisiklet destinasyonlarına Türkiye rotalarını eklemeye başladık. Oradan da yoğun bir şekilde talep alıyoruz. Bugün de aslında burada Alman milli takımından bir sporcunun bir etkinliği olacak.” ifadelerini kullandı.
Bakan Ersoy, bunların yanında Türkiye’nin gastronomi değerlerinin çok fazla olduğunu ve bunu tanıtmaya çalıştıklarını kaydetti.
Türkiye’nin 3 yıldır Michelin Rehberi’ne dahil edildiğini, aşamalı bir şekilde önce İstanbul’da başladıklarını, geçen sene itibarıyla İzmir, Çeşme, Urla ve Bodrum’u bu rehbere dahil ettiklerini dile getiren Ersoy, gastronomi konusunda da artık Türkiye’yi marka bir ülke haline getirmeyi ve gastro stillerini ön plana çıkarmayı hedeflediklerini, bu çalışmanın da başarıyla devam ettiğini söyledi.
“2028’e kadar (turizm) geliri 100 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz”
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, bundan sonra inanç, doğa, spor turizmi gibi yeni ürünleri sisteme dahil ederek hem sezonu 12 aya yaymak istediklerini hem de hedeflenen pazar sayısını arttırmayı hedeflediklerini vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bunu da her yıl birbirini izleyen rekorlarla taçlandırmayı umuyoruz. Bu sene inşallah 60 milyon ziyaretçi ve 60 milyar dolar gelir hedefimiz var. 2028’e kadar (turizm) gelirini 100 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Şu andaki ilk göstergeler 2024 için çok çok iyi. Daha açıklanmadı ama havalimanlarından bana şubat verileri geliyor. Geçen seneyle kıyaslandığında şubat ayında çok ciddi bir sıçrama var. Zaten nisan sonunda üç aylık veriler açıklandığında göreceğiz. Mart verileri şubattan da iyi gidiyor. İnşallah bu şekilde giderse 60 milyar dolar gelir hedefimizi aşacağımız bir yıl olur diye düşünüyorum.”
Türkiye’nin Almanya’da yaz tatil paketleri için erken rezervasyonlarda İspanya’yı geçerek birinci sıraya yerleştiğini aktarması üzerine Ersoy, şunları kaydetti:
“Tabii biz çok yoğun tanıtım yapıyoruz. Türkiye bu yoğun tanıtımın karşılığını alıyor. Türkiye ürün çeşitliliğine gitti ve artık tek ürünle çıkmıyor. Herkesin zevkine, keyfine uygun ürünleri de piyasaya sürmüş durumdayız. Aslında bunlar eskiden de vardı ama bu kadar yoğun ve detaylı şekilde tanıtılmıyordu. Bu bütün bunlar sağlandığı için Türkiye özellikle Almanya pazarında parlayan yıldız. Almanya pazarında daha çok potansiyelimiz var alabileceğimiz. Özellikle Almanya ve İngiltere pazarlarında bu güçlü büyüme ivmesini göreceğiz. Ama biz sadece Avrupa’yla sınırlı kalsın da istemiyoruz. Özellikle Amerika kıtasına çok yoğunlaştık. Kültür turlarında da Uzak Asya pazarlarına yoğunlaştık. İnşallah bu çeşitliliği Anadolu’nun her yerinde göreceğiz.”
Mehmet Nuri Ersoy, sürdürülebilirlik konusunda Türkiye’nin sahip olduğu sertifikalarla Avrupa’da en iyi durumda olduğunu belirterek, bunu daha ileriye taşımak için yoğun çalışmalar yaptıklarını sözlerine ekledi.
Bakan Ersoy daha sonra Türk şirketlerinin stantlarını ziyaret ederek bilgi aldı.
Berlin Uluslararası Turizm Borsası Fuarı
Kovid-19 sonrası hızlı değişim sürecinde olan seyahat endüstrisi, dünyanın en büyük ve önemli turizm fuarlarından olan Berlin Uluslararası Turizm Borsası Fuarı’nda (ITB Berlin) bir araya geliyor.
Her yıl mart ayında Almanya’nın başkenti Berlin’de gerçekleştirilen ITB Berlin, bu yıl “Seyahat ve Turizmde Dönüşüme Birlikte Öncülük Edin” temasıyla kapılarını açtı.
Alanında dünyanın en büyüğü olarak kabul edilen fuarda, bu yıl 165 ülkeden yaklaşık 5 bin 500’den fazla firmanın yer alması bekleniyor. Fuar 7 Mart’a kadar devam edecek.
Pazarlama, satış, teknoloji, konaklama ve destinasyon yönetimi alanlarındaki güncel eğilimlerin yer alacağı fuarda, teknolojik ve ekolojik zorluklar, düzenlenecek etkinliklerle masaya yatırılacak.
Fuarda 17 farklı alanda düzenlenecek oturumlarla sürdürülebilirlik, iklimin korunması ve sosyal adalet için küresel turizmin neler yapabileceği değerlendirilecek, iklim değişikliği, yapay zekanın etkisi, kalifiye eleman sıkıntısının devam etmesi ve Kovid-19 sağlık krizinin turizme etkileri gibi zorluklar tartışılacak.
Popüler seyahat destinasyonları ve turizmdeki en son yeniliklere ek olarak fuarda, dünyada turizmi etkileyen ve etkileyecek krizlerle nasıl başa çıkılacağı da masaya yatırılacak.
Türk turizmciler fuarda
Fuarın bu yılki konuk ülkesi Arap Yarımadası’ndaki Umman olacak. Türkiye 2010’da ITB’de konuk ülke olmuştu.
Ummanlı sanatçılar, ülkelerinin kültür çeşitliliğini ulusal kıyafetlerle fuara gelen izleyicilere sunacak. Umman Kraliyet Senfoni Orkestrası da fuar kapsamında konser verecek.
Fuarı, geçen yıl 186 ülkeden yaklaşık 170 bin kişi ziyaret etmişti. Bu yıl ziyaretçi sayısının daha da artması bekleniyor.
Türk turizm sektöründen temsilciler de yenilikleri ve trendleri sergilemek için fuarda yerini alacak. Turizmciler, Türkiye’nin en önemli pazarlarından olan Alman turizm pazarına ve diğer ülkelerden gelecek konuklara ülkeyi anlatacak.
Gelecek yıl ise ITB Berlin’in konuk ülkesi Arnavutluk olacak.
]]>Ersoy, etkinlikteki konuşmasında, bakanlık olarak her ilde turizme yönelik yerel zenginliklerin değerlendirilmesini savunduklarını söyledi.
İbradı için eko turizminin değerlendirilmesi gereken bir potansiyeli bulunduğunu belirten Ersoy, “Bu yüzden de 2022’de işletmecilerimize, esnafımıza ve girişimcilerimize eko turizm eğitimi verdik. Bir diğer potansiyeli olan alanımız ise taşınmaz varlıklarımız. Bu varlıklarımıza yaptığımız hibe yardımları 2022 ve 2023’te hem proje hem uygulama işleri kapsamında toplam 9 milyon lirayı aştı. Bugünkü güncel rakamlarla 30 milyon civarında. İbradı’nın sahip olduğu kültür ve turizm varlıkları açısından 800 yıla yaklaşan tarihiyle Türkiye’nin en büyük, dünyanın üçüncü en büyük yeraltı gölüne sahip Altınbeşik Mağarası’nın özellikle vurgulanması gerekiyor.” dedi.
Ersoy, kültür ve turizm denildiğinde İbradı’da geçen yıl 56. kez düzenlenen Ormana Üzüm Festivali’nin öne çıktığını dile getirerek, şöyle konuştu:
“Çoğu büyük ilimizde bile bu devamlılığı koruyan bir festival görmek çok zor. Bu festivaller, belde kültürünün korunması, yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması açısından çok değerli. Geçtiğimiz yıl bakanlık olarak 2,4 milyon liralık bütçe sunduğumuz festival, çevre beldelerin de ilgi alanına girdi ve onlardan da birçok katılım oldu. İki festivalin toplam süresi olan 3 günde 6 bin ziyaretçi ağırlanması da çok önemli bir başarıdır diye düşünüyorum.”
İbradı için yapılan altyapı yatırımları hakkında bilgi veren Ersoy, “Sokak sağlıklaştırması projesi kapsamında birinci etap çalışmaları 8 milyon liralık yatırımla 2023’te tamamlanmıştı. Bu yıl ikinci etap çalışmalarını da gerçekleştireceğiz.” ifadelerini kullandı.
Bakan Ersoy, İbradı’da yöresel mimariye uyumlu şekilde inşa edilen İlçe Halk Kütüphanesi’nin resmi açılışının da 15 Mart’ta gerçekleştirileceğini duyurdu.
İbradı’da geçen yıl açılan Necla-Yaşar Duru Gerontoloji Merkezi’ne değinen Ersoy, bu merkezi ilçeye kazandıran Necla ve Yaşar Duru’ya teşekkür etti.
“Antalya 16,1 milyon misafiri ağırladı”
Ersoy, Antalya’nın geçen yılki turizm sezonunu çıtayı yükselterek kapattığını vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Transfer yolcular dahil yaklaşık 16,1 milyon misafiri geçen yıl Antalya’da ağırlamayı başardık. Bununla yetinmiyor ve bu rakamları daha yukarı taşımak için çalışıyoruz. Antalya Havalimanı’nı genişletme çalışmalarımız aralıksız devam ediyor. Bu çalışmaları 2025’te tamamlamış olacağız. 122 kilometre uzunluğunda 2×3 şeritli Antalya- Alanya Otoyolu ihalesini de geçen yıl aralıkta yaptık. Bu çalışmaya paralel olarak halihazırdaki trafik yükünün kaldırılması adına B-400 Otoyolu için rehabilitasyon çalışmalarına başladık. Uygulamasına başladığımız Geleceğe Miras projesiyle başta Antalya olmak üzere farklı illerimizdeki antik kentlerimizde son 60 yıldır yapılan işlere değecek işi gelecek 4 yılda tamamlayarak, görülmemiş yoğunlukta bir mesaiyi başlatmış oluyoruz. Antalya Arkeoloji Müzesi’ni yenileme çalışmalarının yanında Kemer’e de bir Sualtı Arkeoloji Müzesi kazandırmak için planlarımızı yapıyoruz.”
Türkiye’ye yeni kazandırılan 15 halk plajının 10’unun Antalya’da olduğunu anlatan Bakan Ersoy, bu yıl Manavgat Ilıca ve Kemer- Tekirova halk plajlarının sezon öncesi açılışının gerçekleştirileceği bilgisini verdi.
Bu yıl Antalya dahil 16 şehirde düzenlenecek Kültür Yolu Festivali’nde Türkiye’nin bütün kültürel zenginliklerinin öne çıkacağını ifade eden Ersoy, “Kültür ve turizme dair bütün bunlar ve çok daha fazlası hem Antalya hem de bütün Türkiye için tek tek planlanarak hayata geçiriliyor. İbradı, turizmde böylesi muazzam mesafeler kat etmiş ülkemizin turizm başkenti Antalya’ya bağlı bir yer olarak bundan payını almalıdır diye düşünüyoruz. İbradı’yı kültür ve turizmde hak ettiği ilgiye kavuşturmalıyız.” değerlendirmesinde bulundu.
Ersoy, 31 Mart’taki yerel seçimlere değinerek, AK Parti’nin İbradı Belediye Başkan adayı Hatice Sekmen’e destek istedi. Bakan Ersoy, “Hatice Sekmen’i 6 yıldır tanıyorum. Sağ olsun çok dürüst, çok çalışkan, çok da hırslı bir arkadaşımız. Benim asıl ilgimi çeken şey, sayın Cumhurbaşkanımızın Hatice hanımı benden çok daha öncesinden tanıması ve kendisine ismen hitap ediyor olması. İnşallah bu dönem Hatice hanımla beraber, sizlerle beraber el ele vererek İbradı’yı hak ettiği yere getireceğiz.” diye konuştu.
Ormana Kalkındırma ve Yardımlaşma Derneği yetkilileri, konuşmasının ardından Bakan Ersoy’a plaket takdim etti.
]]>Bakan Ersoy, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Kepez ilçesinde düzenlenen mitingde, 22 yılda eğitimden sağlığa, kültürden ulaşıma, turizmden tarıma Antalya’nın adeta yeniden inşa edildiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Antalya’ya ayrı bir ilgi gösterdiğini söyleyen Ersoy, Türkiye’nin dünyaya açılan en önemli kapılarından biri olan Antalya’nın uzun yıllar yok sayılan, görmezden gelinen sorunlarının çözümü için hükümetin her türlü imkanı sağladığını kaydetti.
Ersoy, hükümetin sorunların çözümü için sağladığı destekler sayesinde Antalya’nın sadece Türkiye’nin değil dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biri haline geldiğini vurgulayarak, 2023 yılında Antalya’nın transfer yolcular dahil 16 milyonu aşkın ziyaretçiyle rekor kırarak, tüm zamanların en yüksek ziyaretçi sayısına ulaştığı bilgisini verdi.
Türkiye’yi turizmde dünyanın süper ligine yükseltmek ve oradaki yerini kalıcı hale getirmek istediklerini aktaran Ersoy, “Hedefimiz Antalya’yı geleceğe hazırlamaktır. Bunun için kaybedecek bir dakikamız dahi bulunmuyor. Antalya’nın ideolojik takıntılarla zaman kaybetmeye vakti yok. Antalya’nın hizmet anlamında kaybedecek zamanı yok. Biz Antalya’yı birilerinin siyaset malzemesi haline getirmesine rıza gösteremeyiz.” dedi.
Ersoy, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın destekleriyle 2019 yılında kurulan Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı aracılığıyla dünyanın dört bir yanında Antalya’nın tanıtımını gerçekleştirdiklerine dikkati çekerek, “200’den fazla ülkede Antalya’yı, Alanya’yı, Kemer’i tanıtıyor, Amerika’da, Rusya’da, Almanya’da Manavgat’ın, Kaş’ın güzelliklerini gösteriyoruz. Her yıl dünyanın en tanınan isimlerini şehrimizin reklamını yapması için Antalya’ya getiriyoruz. Yeni yatırımları şehrimize çekiyoruz. Turizmi sadece 4-5 ayla sınırlandırmıyor, 12 aya yaymak için çalışmalar yapıyoruz.” diye konuştu.
“Bu başarısızlık Antalya’nın kaderi olamaz”
Bakan Ersoy, Antalya’nın kültürel mirasını gün yüzüne çıkaracak tarihin en önemli projelerini hayata geçirdiklerini, arkeolojik hazineleri kazıp çıkartmakla kalmadıklarını, restorasyon yaparak yeniden ihya ettiklerinin altını çizdi.
Tüm desteklere rağmen Antalya’yı yönetenler son yıllarda temel altyapı problemlerini çözme konusunda dahi yeterli başarıyı gösteremediklerine işaret eden Ersoy, şöyle konuştu:
“Bu başarısızlık Antalya’nın kaderi olamaz. Bunu değiştirmek, Antalya’nın dünya turizm merkezleriyle olan rekabetinde öne geçmesini sağlayacak güce kavuşması bizim elimizde. Antalya’mızın biriken birçok sorunu var, ancak çözemeyeceğimiz hiçbir sorunu yok. Yeter ki şehrimizin yönetimi ehil ellere verelim. Bunu birlikte başaracağız. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde Antalya’da üniversitemizle, belediye başkanlarımızla, sivil toplum kuruluşlarımız, muhtarlarımız, sektör temsilcilerimiz ve siz değerli Antalyalı hemşerilerimizle el ele vererek bu hedeflerimize ulaşacağız.”
Mehmet Nuri Ersoy, Antalya olarak bu hedeflere bir adım daha yaklaşmak adına 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde Cumhur İttifakı’nın Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tütüncü’nün seçileceğine inandığını kaydetti.
Ersoy, Antalyalıların “Türkiye Yüzyılı” mücadelesinde her zaman olduğu gibi yine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında olmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.
Tütüncü: “31 Mart’tan itibaren Antalya’da yeni bir dönem başlayacak”
Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tütüncü de kentin AK Parti’nin iktidarda olduğu dönemlerde daima hizmet aldığını, en güzel yıllarını yaşadığını söyledi.
Son 5 yılın Antalya için kayıp olduğunu belirten Tütüncü, “Antalya’nın kaybedilen geçmiş yıllarını, zamanını hep birlikte iade edeceğiz. 31 Mart’tan itibaren Antalya’da yeni bir dönem başlayacak. İmar, ulaşım, altyapı gibi sorunların hepsini çözeceğiz. Eserlerimizle, projelerimizle Antalya’nın ve bütün ilçelerinin altın çağını başlatmaya hazırız.” diye konuştu.
Antalya’nın AK Partili bir belediye tarafından yönetilmeyi hakkettiğini ifade eden Tütüncü, büyükşehrin yanı sıra tüm ilçelerinde Cumhur İttifakı adaylarının seçimi kazanacağına inandığını vurguladı.
AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin de mitingdeki coşkunun Antalya’nın seçime hazır ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında olduğunu gösterdiğini ifade etti.
Cumhur İttifakı ile Antalya’nın yeniden şahlanacağını ve tüm ilçelerde altın çağı başlatacaklarını belirten Çetin, AK Parti’nin eserleriyle, hizmetleriyle vatandaşın gönlünde taht kurduğunu kaydetti.
]]>Marmaris ilçesindeki bir otelde düzenlenen “Marmaris Turizm Sektörü ve Sivil Toplum Kuruluşları Buluşması” programında konuşan Ersoy, son zamanlarda dünyanın çok büyük küresel ve bölgesel sorunlarla karşı karşıya kaldığını, son 6 yıldır bilinçli attıkları adımlarla devlet ve sektör el ele verip sektörü krizlerden en az etkilenen, kriz sonrası da en hızlı geriye dönen ve büyümeye devam eden bir konuma getirdiklerini söyledi.
Ersoy, 2023 yılının her şeye rağmen rekorlarla dolu bir yıl olduğunu, 2024’ün de turizm açısından yeni rekorları kucaklayacakları bir yıl olacağını kaydetti.
Türkiye’nin 2028 vizyonu çerçevesinde çizdiği hedeflere adım adım ilerlerken her sene bir önceki seneden daha iyi rakamları, hedefleri tutturarak yoluna devam ettiğini anlatan Ersoy, Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) ile en yoğun ve en etkili tanıtım yapan ülke olduklarını ifade etti.
Ersoy, gereken altyapı ve üstyapıları tanıtım ve diğer stratejileri oluşturarak sektör, devlet ve bakanlık el ele verip kentin istenilen noktaya ulaşmasını sağlamak olduğunu dile getirdi.
Yıllardır Marmaris’e geldiğini, ilçenin sorunlarını gördüğünü belirten Ersoy, “Özellikle turizm ilçelerimizin çok büyük sorunları var. Çok büyük sorunlarımız var ama çözülemeyecek hiçbir sorunumuz yok. Yeter ki ehil ellerde doğru programlarla yol haritamızı oluşturalım, emin adımlarla işimize sahip çıkalım. Adım adım ilerleyerek sorularınızın hepsini çözeriz. Marmaris’in çözülemeyecek hiçbir sorun yok.” diye konuştu.
Bakanlık olarak turizmin gelişiminden sorumlu olduklarını anlatan Ersoy, turizmin sadece bakanlığın desteğiyle, koordinasyonuyla gerçekleşecek bir sektörel faaliyet olmadığını kaydetti.
Turizmin merkezi yönetimle yerel yönetimin koordineli bir şekilde işbirliği yaparak yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Ersoy, şöyle konuştu:
“Bölge koordinasyonunu yerel yönetimler sağlıyor. Bakanlık olarak bütün büyükşehir belediyelerinden turizm master planlarını talep ediyoruz. Uzun vadeli bir turizm gelişimi planlıyorsak, öncelikle yapılması gereken turizm mastır planı. Turizm planları Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılmaz. Turizm master planları Büyükşehir Belediyeleri, valilikler, ilgili kurumların destek vermesi gereken çalışmalardır. Bölgenin yerel potansiyelini yerel yönetimler bilir. Sınırsız potansiyelimiz var, sınırlı kaynağımız var. Belli plan çerçevesinde bunları hayata geçirmemiz lazım. Bakanlık, belediye, bütün devlet kurumları ne yapması gerektiğini bu planda mutabık olarak bilecekler ve üzerlerine düşenleri gerçekleştirecekler.”
31 Mart’ın çok önemli olduğunu belirten Ersoy, 31 Mart’ta verilecek kararla 5 yıl boyunca bu sorumlulukların hangi ehil ellere teslim edeceğinin belirleneceğini vurguladı.
5 yıl boyunca 10 yıllık işi nasıl yapacaklarına karar vereceklerini belirten Ersoy, “Kaybettiğimiz zamanı nasıl kazanacağız, nasıl ileri gideceğimize hep birlikte karar vereceğiz. Sabah Aydın Ayaydın ile, şimdi de Serkan Yazıcı ile bir toplantıya katıldım. Gözlerindeki ışıltıyı, hırsı, azmi gördüm. Beni de motive ediyorlar, eksik olmasınlar. Detaylara çok hakim olmuşlar, kimden ne isteyeceklerini biliyorlar. Bizi nasıl zorlayacaklarını da biliyorlar. Biz zorlanmaya hazırız. Marmaris ne kadar iyi olursa o kadar arkadan gelecek turizm kentlerine örnek olur.” dedi.
“60 yıllık işi gelecek 4 yıla sığdıracağız”
Sektör açısından nitelikli turizme geçiş yapacakları bir program hazırladıklarını ifade eden Ersoy, şöyle devam etti:
“Nitelikli turistin önemli unsurlarından biri de nitelikli personel. Nitelikli personel sadece eğitimle olmuyor. Milli Eğitim Bakanlığımızla çok çalışmalar yaptık ama esas personeli yetiştirdikten sonra korumanız gerekiyor. Korumak içinde mümkünse 12 ay istihdam etmeniz gerekiyor. O yüzden sektörün 12 aya yayılması lazım. En azından sezonluktan çıkıp biraz daha genişlemesi lazım.”
“Gece müzeciliği projesini başlattık”
Bakan Ersoy, gece müzeciliği projesini başlattıklarına işaret ederek, şehir merkezlerinde, şehir merkezine yakın olan bölgelerdeki müzeleri aydınlatma sistemleri ile donattıklarını söyledi.
Özellikle bu konuda turizm bölgelerindeki alanlara sıcak baktıklarını anlatan Ersoy, böylelikle turistlerin müzeleri gece de ziyaret edebilmelerine imkan sağlayacaklarını dile getirdi.
TGA’nın kültür turlarının tanıtımına başladığını belirten Ersoy, “Kültür varlıklarımızı ön plana çıkaran yeni film hazırlıyoruz. Amacımız klasik pazarların dışında Amerika ve Asya kıtasından, kültür turu turistini ülkemize getirmek. Son bir iki yıldır buradaki artış alanları gözlemliyoruz. Çalışmalarımız hızlı bir şekilde karşılık veriyor ve her yıl ortalama yüzde 50 ile yüzde 100 arasında bu noktalardan gelen ziyaretçiler artıyor.” dedi.
12 aylık turizm açısından hava trafiğinin önemli olduğunu vurgulayan Ersoy, Antalya’nın başardığı gibi Muğla’da da golf noktaları tespit ettiklerini, bu noktaların da önümüzdeki yıllarda hızlı bir şekilde hayata geçeceğini söyledi.
12 aylık hava trafiğinde kesin sonuç veren durumun golf noktaları olduğuna işaret eden Ersoy, “Golf noktalarını hayata geçirdiğiniz zaman hava trafiğini de otomatikman başlatmış oluyorsunuz. Hem 12 personelin aylık istihdamını sağlıyorsunuz hem de otellerin kış boyunca belli bir kısmının en azından belli bir doluluk oranıyla ayakta kalmasını sağlıyorsunuz. Hava trafiği açık olduğu zaman zaten 12 ay boyunca devam ettiği için bunu kültürel faaliyetlerle desteklediğinizde belli bir potansiyel kendinden oluşmuş oluyor. Antalya’da her gün ortalama 15 bin civarı yabancı turist iniyor. Zaman içinde az da olsa Dalaman Havalimanı’nda aynı yolcuları görebiliriz. Doğru adımları doğru zamanda atmamız lazım. Doğru adımları atanlar yol aldı. Dünyanın her yerinde bu böyle.” diye konuştu.
“100 milyar dolar hedefimize varmak için adımlarımızı doğru bir şekilde atıyoruz”
Son 5-6 yılda çok büyük krizlerle karşı karşıya kaldıklarını dile getiren Ersoy, sektör temsilcileri ile el ele omuz omuza verip her türlü olumsuz propagandaya rağmen, tünelin ucundaki ışığa inanarak gayretle çalıştıklarını ve sonunda çok mutlu olduklarını ifade etti.
Dünyada en hızlı yükselen turizm ülkelerinden birinin Türkiye olduğunu belirten Ersoy, “İnşallah bundan sonra da 100 milyar dolar hedefimize varmak için adımlarımızı doğru bir şekilde atıyoruz. Bu ekibin içinde Marmaris’te olacak inşallah. Bunların hepsine 31 Mart günü karar vereceğiz. Hep beraber ulaşacağız hedefimize. Bugüne kadar vermiş olduğunuz destekten dolayı hepinize teşekkür ediyorum.” diye konuştu.
Programda, AK Parti Muğla Milletvekili Kadem Mete, Cumhur İttifakı Muğla Büyükşehir Belediye Başkan adayı Aydın Ayaydın, Cumhur İttifakı Marmaris Belediye Başkan adayı Serkan Yazıcı da birer konuşma yaptı.
Toplantıya, Muğla Valisi İdris Akbıyık, Marmaris Kaymakamı Nurullah Kaya, AK Parti İl Başkanı Gültekin Akça, MHP İl Başkanı Oğuz Akarfırat, turizm sektörü ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri de katıldı.
]]>Bakan Ersoy, Muğla’nın Yatağan ilçesindeki Stratonikeia Antik Kenti’nde düzenlenen programda, “Geleceğe Miras Stratonikeia-Lagina-Labranda” projesini tanıttı.
Ersoy, Antik Çağlarda gladyatörleri ile adını duyurmuş Stratonikeia’da, “Geleceğe Miras” projesinin 5. toplantısını gerçekleştirdiklerini söyledi.
“Geleceğe Miras” çalışmalarına Efes, Hierapolis, Aphrodisias ve Bergama olmak üzere 4 muazzam kültür mirası üzerinde başladıklarını anlatan Ersoy, “Bugün Stratonikeia Antik Kenti ile Lagina ve Labranda Kutsal Alanları’nı kapsayan 3 ayaklı bir çalışmanın detaylarını paylaşacağız. Tabii Stratonikeia dendiğinde neredeyse 5 bin yıllık bir tarihten söz ettiğimizin altını çizmek gerekiyor. Anadolu medeniyetleri güncesinin en dolu sayfalarından bazıları burada tarihe not düşülmüştür. Bu kentin adı Hititler Dönemi’nde Atriya, Klasik Dönem’de ise Hekatesia idi. Milattan önce 3. yüzyılın ikinci çeyreğinde Seleukos Kralı I. Antiokhos karısı Stratonike’ye atfen kentin adını ‘Stratonikeia’ olarak değiştirmiştir. Doğu Roma Dönemi’ne kadar bu isimle gelmiş, Türk Dönemi’nde Eskihisar olarak adlandırılmıştır.” diye konuştu.
Ersoy, kent içinde yapılan çalışmalarda Karca, Grekçe, Latince ve Osmanlıca yazıtların bulunduğunu, hem hicri hem de rumi tarih kayıtlarının varlığının bilindiğini dile getirdi.
Türk tarihi penceresinden bakıldığında Menteşe Beyliği döneminden cami ve hamam ile 18. ve 20. yüzyıla ait kahvehaneler, evler, fırınlar, çeşmeler, dükkanlar ve sokak dokusu ile birlikte köy meydanlarının kendini gösterdiğini belirten Ersoy, şunları kaydetti:
“Stratonikeia, Antik Dönem ile Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ait yapı ve kent dokusunun birlikte görülebileceği en nadide yerleşimlerden birisidir. Antik kentte 1977-1999 yıllarında Prof. Dr. Yusuf Boysal ve 2003-2006 yılları arasında Prof. Dr. Çetin Şahin başkanlığında kazılar yapılmıştır. 2008 yılından itibaren Prof. Dr. Bilal Söğüt başkanlığındaki ekibimiz tarafından yılın 12 ayı arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmaları yürütülmektedir. Bu süreçte 800 dönümlük geniş bir alana sahip olan kentin yüzde 20’si kazılmış ve yapıların yüzde 10’u restore edilmiştir. Stratonikeia’da surlar, anıtsal çeşme ile birlikte şehir kapısı, sütunlu caddeler, gymnasion, meclis binası, hamamlar, latrina, tiyatro, tapınaklar, agoralar ve su yapıları önemli örnekler olarak karşımıza çıkmaktadır.”
Ersoy, Stratonikeia’da hayata geçirecek “Geleceğe Miras” projesi kapsamında atılması planlanan adımları anlattı.
“Hedefimiz, antik kentin içindeki köy meydanını yaşayan bir alana dönüştürmektir”
Kentteki kazı, restorasyon çalışmaları ve planlanan çalışmalar hakkında bilgi veren Ersoy, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Yazıtlardan varlığını bildiğimiz Agora, kentin merkezinde ve önemli yapıların yakınındadır. Kenti gezen ziyaretçilerin tamamının göreceği yerlerden birisi olan bu yapının kazısını yapacak, ayağa kaldırma çalışmalarını gerçekleştireceğiz. Yine Çeşme Anıtı’nda da aynı şekilde kazı çalışmalarını yaparak mimari parçaların ayağa kaldırılması çalışmalarını başlatıyoruz. Köy meydanındaki evlerin ve dükkanların restorasyonunun yapılmasıyla bakırcılık, ayakkabıcılık, terzilik, el sanatları gibi yok olma tehlikesi taşıyan mesleklerin burada yaşatılmasını planlıyoruz. Ayrıca evlerde de oturulmaya başlanacaktır. Hedefimiz, antik kentin içindeki köy meydanını yaşayan bir alana dönüştürmektir.”
Bakan Ersoy, proje kapsamında kent kazısının yüzde 40, yapılara yönelik restorasyon çalışmalarının ise yüzde 30’unun tamamlanmış olacağını bildirdi.
“Burası, Batı Anadolu’da Osmanlı’dan birisinin ilk kazı yaptığı yerdir”
Projenin ikinci başlığının Lagina Kutsal Alanı olduğunu, alandaki kazıların Stratonikeia Kazı Başkanı Prof. Dr. Bilal Söğüt tarafından yürütüldüğünü belirten Ersoy, şunları kaydetti:
“Yapılan araştırmalar Lagina çevresindeki kalıntıların geçmişinin milattan önce 3 bine yani Tunç Çağı’na kadar gittiğini göstermektedir. Lagina’yı 18. yüzyıldan günümüze kadar pek çok seyyah ve araştırmacı ziyaret etmiştir. Türk arkeolojisinin ve müzeciliğinin mimarı Osman Hamdi Bey, 1891-92 yıllarında burada kazılar yapmıştır. Burası, Batı Anadolu’da Osmanlı’dan birisinin ilk kazı yaptığı yerdir. Bu çalışmalar ile eserlerin Avusturya’ya gitmesine de engel olan Osman Hamdi Bey bulunan eserlerin tamamını İstanbul Arkeoloji Müzesine nakletmiştir. Lagina’da Prof. Dr. Yusuf Boysal ve Prof. Dr. Ahmet Tırpan ile Muğla Müzesi başkanlığında da çalışmalar yapılmıştır. 2016’dan itibaren ise Prof. Dr. Bilal Söğüt başkanlığında arkeolojik kazı, konservasyon ve restorasyon çalışmaları sürdürülmektedir. Bu süreçte Lagina’nın yüzde 20’si kazılmış ve yapıların yüzde 10’unun ayağa kaldırma ve restorasyon çalışmaları gerçekleştirilmiştir.”
Lagina’daki Hekate Tapınağı ve altarı ile girişi ve tören kapısı, planları, mimarileri ve Hekate adına yapılmış yapılar olmaları yönünden Antik Dönemin istisnai örneklerinden olduğunu anlatan Ersoy, dünyanın hiçbir yerinde Hekate adına yapılmış böyle bir kutsal alanın bulunmadığını vurguladı.
Ersoy, proje kapsamında Lagina’da hayata geçirilecek kazı ve restorasyon çalışmalarını anlattı.
Bakan Ersoy, proje kapsamında Lagina’nın yüzde 30’unun kazısını, yapıların ise yüzde 40’ının ayağa kaldırma ve restorasyon çalışmalarının tamamlanmış olacağını dile getirdi.
Projenin üçüncü ve son ayağının Labranda Kutsal Alanı olduğunu bildiren Ersoy, şu ifadeleri kullandı:
“Prehistorik yani tarih öncesi döneme uzanan izlerle gerçekten kadim ifadesini hak eden bir bölge burası. İlerleyen süreçte Hellenistik, Roma, Geç Antik ve Doğu Roma dönemlerinde de yapı faaliyetlerinin sürdüğünü görebiliyoruz. Zaten Labranda’nın özgün değeri ve önemi, Anadolu’da Klasik Dönem mimarlığının en anıtsal ve en iyi korunmuş kalıntılarını barındırmasında yatmaktadır. Zeus Labraundos kültüne ev sahipliği yapan bu alan milattan önce 4. yüzyılda, Hekatomnidler Dönemi’nde en görkemli dönemini yaşamıştır.”
Labranda Kutsal Alanı’nın geçmiş yıllardaki kazı ekipleriyle ilgili bilgi veren Ersoy, Labranda’da yıl boyunca sürdürülecek kazı ve restorasyon çalışmaları için koordinatörlük görevini Prof. Dr. Bilal Söğüt’ün yürüteceğini bildirdi.
Proje kapsamında Labranda’da sürdürülecek çalışmaları anlatan Ersoy, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Geleceğe Miras projesi kapsamında yapacağımız bu çalışmalar ile kutsal alanın yüzde 60’ında restorasyon ve konservasyon çalışmalarını tamamlamış olacağız. ‘Geleceğe Miras Stratonikeia Antik Kenti ile Lagina ve Labranda Kutsal Alanları’ adı altında hayata geçireceğimiz bütün bu çalışmaların yanı sıra söz konusu bu üç sahada da gece müzeciliğini başlatacağımızı belirtmek isterim. Efes, Hierapolis, Aphrodisias ve Bergama’da olduğu gibi Stratonikeia, Lagina ve Labranda’yı da bilimsel kriterlere uygun olarak yürüteceğimiz titiz çalışmalarla en iyi şekilde korumak, restore ederek ayağa kaldırmak ve gelecek nesillerimize ulaştırmak temel hedefimizdir. Ayrıca bütün bu eşsiz medeniyet miraslarımızı kültür turizmin ulusal ve uluslararası vitrininde ön plana çıkaracak, hak ettikleri ilgiye ve ziyaretçi sayısına ulaşmalarını sağlayacağız. Stratonikeia Antik Kenti ve Lagina Kutsal Alanı için 900 milyon lira, Labranda Kutsal Alanı için 600 milyon lira olmak üzere toplam 1,5 milyar lira ödenek ayrılmıştır.”
Toplantının ardından Ersoy, kentte yürütülen çalışmaları inceledi ve Kazı Başkanı Söğüt’ten bilgi aldı.
Toplantıya, Muğla Valisi İdris Akbıyık, protokol üyeleri, kazı başkanları ve kazı ekibi katıldı.
]]>Bodrum ilçesindeki bir otelde düzenlenen “Bodrum Turizm Sektörü ve Sivil Toplum Kuruluşları Buluşması” programında konuşan Ersoy, 2023 yılının her şeye rağmen rekorlarla dolu bir yıl olduğunu, 2024’ün de turizm açısından yeni rekorları kucaklayacakları bir yıl olacağını söyledi.
Arkeolojik değerlerin önemine işaret eden Ersoy, “5 yıllık dönemde arkeoloji konusunda 12 aylık kazı programları başlattık. ‘Yeni dönemde, çok daha hızlı gitmemiz gerekiyor’ dedik ve geleceğe miras projesini başlattık. Çok da iddialı hedefler koyduk. ‘Son 60 yılda arkeoloji dünyasında ne kadar iş yaptıysak gelecek 4 yılda aynı oranda işi gerçekleştireceğiz’ dedik.” ifadesini kullandı.
Türkiye’de turizm rakamlarına ve dağılımlarına değinen Ersoy, şöyle konuştu:
“Pastanın yüzde 40’ı Marmara, yüzde 40’ı Akdeniz, yüzde 10’u Ege ve kalan yüzde 10’u da Karadeniz ve Anadolu’nun diğer bölgelerine dağılmış durumda. Özellikle Ege’ye baktığımız zaman olması gereken pasta payının çok altında olduğunu görüyoruz. Ben bugün Stratonikeia, Lagina ve Labranda bölgelerindeki arkeolojik geleceğe miras projesinin başlangıcını yapmak için uğrayacağım. Oradan da Marmaris’e gideceğim. Bu tarz yatırımları hızlı bir şekilde hayata geçirmemiz gerekiyor. Bodrum dünyanın en gelişmiş yani en zengin turist gruplarını ağırlayan bölgesi. Bodrum çok büyük bir hazine Ama onlara hizmet edecek ne altyapımız, ne üstyapımız var. İşte o yüzden turizm sadece Kültür ve Turizm Bakanlığıyla olabilecek bir sektör değil. Turizm bütün bölgenin sahip çıkması gereken yerel yönetimlerin de merkezi yönetimle birlikte ortak projeleri hayata geçirmesi ve işbirliği yapması gerektiği bir sektör.”
“Biz bir turizm şehri isek yerel yönetim seçimlerinden mutlaka adaylardan turizm master planlarını istememiz gerekir.” diyen Ersoy, “Turizm master planları büyükşehir belediyesinin konusudur. Büyükşehir belediyesi planlardan sorumludur, hem altyapılardan hem üstyapılardan sorumludur. Biz Bakanlık olarak master plan uygulanırken mutlaka desteği veririz. Bu planlar ortalama 50 yıllık planlar şeklinde hazırlanıyor.” ifadelerini kullandı.
Bakan Ersoy, öncelikle sezonun 12 aya yayılması gerektiğinin altını çizerek, master planın bu anlamda katkısının önemli olacağını vurguladı.
Ersoy, konuşmasına şöyle devam etti:
“Krizler bize pazar çeşitliliğini öğretti. Pazar çeşitliliği olmayan ülkeler krizlerden çok olumsuz etkileniyor. Biz çok büyük krizleri, sektörümüzü bağışıklı hale getirmeye başladıktan sonra aşmaya başladık. İstanbul Havalimanı dünyanın en büyük havalimanı. Türk Hava Yolları da dünyanın sayılı hava yollarından birisi. 300’den fazla şehre direkt uçuş yapıyor. Dünyada hiçbir hava yolu bu kadar şehre direkt uçuş yapmıyor. Bunun sonucu ne oldu? Dünyanın her yerinden turist almaya başladık. Başta İstanbul olmak üzere aktarmalı bir şekilde Bodrum’a da Marmaris’e de Antalya’ya da geliyor. Biz hava trafiğini ne kadar çeşitlendirirsek hava yollarımızı ne kadar kuvvetli hale getirirsek krizlere o kadar bağışıklı hale geliriz. Hava trafiğinin oluşması için arz talep dengesinin sağlanması lazım. Bizim turizm master planlarıyla 12 ay farklı mevsimlerde gelecek turizm potansiyelini planlayıp hayata geçirmemiz gerekiyor. Her zaman söylüyorum, burada da söyleyeceğim. Bu seçimler çok çok önemli. Büyükşehir belediye başkanlarımızı seçerken, ilçe başkanlarımızı seçerken, bilin ki geleceğimizi de seçiyoruz. Tek başına ideolojik kararlar vererek, şehrimize bir faydamız olmaz. Lütfen kimin projelerine inanıyorsanız, sektörümüzle ilgili projeler gerçekleştiriyorsa bunları sorgulayın, kim sizi tatmin ediyorsa oyunuzu ona göre kullanın.”
Bodrum’u sadece Bodrum olarak görmediklerini dile getiren Ersoy, “Türkiye’nin marka yüzü olarak görüyoruz. Bir tanıtım yüzü olarak görüyoruz. Bodrum nitelikli turist açısından Türkiye’nin bir cazibe noktası ve biz bu durumu çok iyi değerlendirmek istiyoruz. Sizden tek isteğim bize destek olmanız, yardımcı olmanız. Atacağınız adımlarda birçok proje geliştiriyoruz ama birçok projemizde dinlenmeden veya siyasi gerekçelerle direkt rant projesi, denilip reddediliyor. Bir şekilde projeler kilitleniyor.” ifadesini kullandı.
Ersoy’a programın ardından otel çıkışında Bodrumspor atkısı ve forması ile seramik tablo hediye edildi.
Programda, AK Parti Muğla Milletvekili Kadem Mete, Cumhur İttifakı Muğla Büyükşehir Belediye Başkan adayı Aydın Ayaydın, Cumhur İttifakı Bodrum Belediye Başkan adayı Mehmet Tosun da birer konuşma yaptı.
]]>Ersoy, Manavgat ilçesindeki bir otelde yapılan Turizm ve Otel İşletmecileriyle Sektör Değerlendirme Toplantısı’nda, Türkiye’nin geçen sene 56,7 milyon ziyaretçi ile rekor sayıya ulaştığını söyledi.
Antalya’nın da 16 milyon ziyaretçiyle bu sayıda en fazla paya sahip şehirlerin başında geldiğini ifade eden Ersoy, “İnşallah 2024 yılı da 17 milyondan fazla ziyaretçiyle tekrar yeni bir rekor kıracağımız yıl olacak. İlk verileri biz görebiliyoruz. Ocak verileri açıklandı zaten. Şubat verileri de oldukça iyi gidiyor. İnşallah hedefimizin daha üstünde bir sayıyla 2024’ü de gerçekleştireceğiz, kapatacağız gibi gözüküyor.” dedi.
Side ve Manavgat’ın kendisi için ayrı bir önemi olduğunu dile getiren Ersoy, turizm otel işletmeciliğine ilk başladığı yerin Sorgun bölgesi olduğu anlattı.
Bölgenin dinamiklerinin 2000’li yıllardan itibaren geliştiğini, son 20-25 yıllık gelişimini de yakinen takip ettiğini vurgulayan Ersoy, Antalya’da turizmin çok eski tarihlerden beri başladığı yerin Side olduğunu belirtti.
Ersoy, birçok otelci ve yönetici ile çok sayıda yatırımcının mesleği bu bölgede öğrendiğini, daha sonra başka bölgelere geçiş yaptığını aktararak şöyle devam etti:
“Side’yi yeni bir projeyle taçlandırmaya karar verdik. Yeni bir markalaşma, destinasyon markalaşması gerçekleştirmek istedik. Burada da birkaç tane amacımız vardı. Amacımız sadece yoğun turist almak değil, sezonu 12 aya yaymak. Eğer siz nitelikli turist istiyorsanız, nitelikli personele ihtiyacınız oluyor. Nitelikli personel için de mümkünse 12 ay turizm gerçekleştirmek gerekiyor. Bu açıdan turizmin en önemli hazinesi arkeolojik değerleri ve doğası. Arkeolojik değerlerle ilgili de Side şehir merkezi öncelikli noktalardan biri. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak 2014 yılında koruma imar planını Side bölgesinde gerçekleştirerek aslında ilk örnek projelerden biridir. Burada koruma kullanma dengesi sağlayarak bir çalışma başlattık. Bakanlık olarak, o bölgede yatırımları olan vatandaşlarımızın desteği ile hem kazı programlarımızı yürüttük hem de koruma kullanma dengesi çerçevesinde bölgenin gelişmesine çok büyük katkı sağlamış olduk. Geçen sene de bir deneme yaptık. 12 aylık kazı programını yoğun bir şekilde bu bölgede uyguladık.
‘Geleceğe Miras’ projesinin de ilk adımını attık. Neydi bu ‘Geleceğe Miras’ projesi? Geçmişle kıyaslandığında çok yoğun kazı programları oluşturuyoruz. Kazı başkanlıklarına çok geniş bütçeler, ekip ve ekipman desteği sağlıyoruz. Belli bir program dahilinde, bu tarz şehir merkezlerinde veya şehir merkezlerine çok yakın olan noktaları gece müzeciliğiyle buluşturuyoruz. Çok da başarılı geçti. Burada geçen sene 79 milyon liralık bir bütçe ile çok yoğun kazı programı gerçekleştirildi. Aynı zamanda da aydınlatma projeleri hızlandırıldı. Bu sene bütçesini çok daha fazla arttırdık. Müze programını da içine dahil ettik. ve inşallah ikisi birden gerçekleştiği zaman bu sene de yaklaşık 400 milyon liralık bir başlangıç bütçe ayırdık. İnşallah sezon sonuna kadar da müzeyi de hayata geçirerek burada gece 12.00’ye kadar aktif bir şekilde turistlerin gezeceği bir ortamı yaratmış olacağız.”
Antalya bölgesinde yaz aylarında gündüz saatlerinde hava sıcaklığının çok yüksek olduğuna dikkati çeken Ersoy, turistlerin de 40-45 derece sıcaklıkta havuz başında veya deniz kenarında olmak istediğini söyledi.
Bu projeyle güneş battıktan sonra, gece boyunca gezebilecekleri bir ortamı yaratmış olacaklarına işaret eden Ersoy, “Turistler otellerinden ayrılarak şehir merkezinde gezecek. Bunu niye yapıyoruz? Hem turistin cazibe noktalarına erişmesini ve gelecek potansiyel turistlere bu potansiyeli aktarmalarını, tanıtmalarını hem de şehirdeki diğer paydaşların, sektör paydaşlarının turizm gelirlerinden faydalanmalarını sağlamak için. Yani esnafın, taksicinin, bu tarz kişilerin sektörden, sektörün diğer paydaşlarının turizm gelirlerinden faydalanmasını sağlamak için.” diye konuştu.
Ersoy, “Geleceğe Miras” projesinin bu başarısının ardından projeyi tüm Anadolu’ya yayma kararı aldıklarını belirterek, özellikle bu sene Olympos, Patara ve Ege Bölgesi’ndeki Efes’te hem kazı programlarının bütçelerini çok ciddi oranda arttırdıklarını hem de gece aydınlatmaları ile gün battıktan sonra gezilebilecek noktalar haline getirmeye başladıklarını kaydetti.
Konuşmanın ardından toplantı basına kapalı devam etti.
Toplantıya AK Parti Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal, AK Parti MKYK Üyesi Menderes Türel, AK Parti Manavgat Belediye Başkan adayı Süleyman Okudan ve turizm sektörü temsilcileri katıldı.
]]>Antalya’da ziyaretlerini sürdüren Ersoy, Gazipaşa Belediye Kültür Merkezi’nde, sivil toplum kuruluşları ve AK Parti’nin mahalle başkanlarıyla bir araya geldi.
Yeni bir seçimin arifesinde olduklarını ve seçimlerin demokrasinin şöleni olduğunu anlatan Ersoy, “Seçimlerde partiler, adaylar, milletin kantarında tartılır. Sonunda da seçmen, adaylar arasında tercihini kullanır ve yönetim yetkisini tevcih eder. Bu yarışta, müktesebatı zengin, geçmişi hizmet ve eserlerle dolu, bütün bunların yanında da vatandaşın gönlüne ve aklına hitap edebilenler halka hizmet onuruna erişirler.” diye konuştu.
Halkın nabzını tutmada gönüllü kuruluşların, meslek odalarının katkısının tartışılmaz olduğuna dikkati çeken Ersoy, bu buluşmalarda hasret giderdiklerini, sahanın sorun ve talepleri konusunda ilk elden bilgiler alabildiklerini söyledi.
Bu buluşmaların politikaları geliştirirken değişik yaklaşımları fark etme ve buna göre revizeler yapma imkanı tanıdığını aktaran Ersoy, “Çiftçimizi, işçimizi, esnafımızı, iş insanımızı, toplumun her kesimini dinliyoruz. Sonra da milletimiz bizden ne istiyorsa onun gereğini yapıyoruz. Zaten AK Parti belediyeciliğinde de köklü partimiz Milliyetçi Hareket’in geleneğinde de ayrımcılığa, ayrıştırmaya hiçbir zaman yer olmamıştır. Halkımızdan aldığımız yetkiyi, yine vatandaşlarımızın her biri için ayrımsız kullanırız, kullanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
“Gazipaşa’nın sorunlarını, beklentilerini biliyoruz”
Ersoy, seçimler öncesinde yerel yönetimlerde görevde oldukları ve olmadıkları her yerde projelerini anlattıklarını belirterek, yönetimine talip oldukları her kente dair hayallerini ve projelerini aktardıklarını bildirdi.
Gazipaşalılarla gönül bağlarının güçlü olduğunu anlatan Ersoy, şunları kaydetti:
“Gazipaşa’nın sorunlarını, beklentilerini biliyoruz. Gerek yerel yönetimin uhdesinde olan konularda, gerekse merkezi yönetimle birlikte yürütülecek konularda mevcut duruma ve yapılması gerekenlere vakıfız. İlçemizde ilkokul ve ortaokul ihtiyacının farkındayız. Hem yeni okullar hem de mevcut okulların bakım onarımı konusunda gerekli çalışmaların yürütüldüğünü biliyorum. Ben de bu konuda Milli Eğitim Bakanımız ile görüşeceğim. Ama biliyorsunuz tüm kaynaklarımızı ‘Asrın Felaketi’nin yaşandığı deprem bölgesine yönlendirdik. O bölgeye bir öncelik sağlıyoruz ama peyderpey sizlere de hizmet ulaştıracağız.”
Ersoy, Gazipaşa’da nitelikli tarım yapıldığını ve bunu desteklediğini, bununla birlikte tarım ürünlerinin pazarlanması ve lojistiği konusunda sıkıntıların farkında olduklarını dile getirdi.
Yol yapımı, bakımı ve diğer altyapı şikayetlerinden haberdar olduklarını, imar işleri alanında da beklentilerin olduğunu ifade eden Ersoy, şöyle konuştu:
“Sıkıntıların farkındayız. Biliyorsunuz, bu düzenlemeler yerel yönetimlerden geçiyor. Büyükşehir ile ilçe belediye uyumu söz konusu olduğunda çok daha etkin, verimli neticeler alınabiliyor. Bu nedenle bizim Büyükşehirde Hakan Tütüncü’ye, Gazipaşa’da da Mustafa Aksoy’a mührü emanet etmemiz gerekiyor. Başkanlarımın planları, projeleri hazır. Gazipaşalı hemşehrilerimizin teveccühüyle inşallah başkanımız ve ekibi 1 Nisan’da işinin başında olacak. Sıkıntılarınıza çözümler geliştireceğiz. İnanç oldu mu tekeden süt çıkar. Bu ekip, bu kadro işinin ehli.”
“Gazipaşa Havalimanı geliştirilecek”
Arkeolojik alanların ihyası konusunda önemli projelere imza attıklarını hatırlatan Ersoy, Side, Phaselis, Olympos ve Alanya’daki Syedra’ya çok önemli kaynak aktardıklarını ve aktarmaya devam ettiklerini söyledi.
Gazipaşa’daki Antiochia ad Cragum Antik Kenti’ni ziyaret ettiğini anlatan Ersoy, “Oraya da yeni koordinatör kazı başkanı atayarak 12 aylık kazı projesini başlattık. Çok kısa sürede alandaki değişimi fark edeceksiniz. Bunun yanında Selinus’ta çevre düzenleme projesini hazırladık. Bu yılın ilk yarısında orayı düzenlemiş, turistik ziyarete uygun hale getirmiş olacağız. Yine Gazipaşa Havalimanını önemsiyoruz. Gazipaşa’nın turizm gelirlerinden daha da fazla pay alabilmesi için geliştirilecek.” diye konuştu.
Gazipaşa’nın turizmde çok daha iyi noktalarda olabileceğine işaret eden Ersoy, bakanlık olarak ellerinden geleni yaptıklarını kaydetti.
Bakan Ersoy, burada yerel yönetime de düşen görevlerin olduğunu vurgulayarak, Gazipaşa Belediyesinde de işbaşına geldiklerinde çok daha iyi noktalarda olacaklarını sözlerine ekledi.
]]>Ersoy, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Şubat Ayı Meclis Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, turizmde rekorlarla dolu bir yılı geride bıraktıklarını, 2022’de 51,3 milyon olan ziyaretçi sayısını 2023’te yüzde 10 artışla 56,7 milyona ulaştığını söyledi.
Turizm gelirinin yüzde 17 artışla 46,5 milyar dolardan 54,3 milyar dolara, kişi başı gecelik harcamanın ise 89 dolardan, 99 dolara yükseldiğine işaret eden Ersoy, Antalya’da transfer yolcular dahil 16 milyonu aşkın ziyaretçiyle rekor kırarak, tüm zamanların en yüksek ziyaretçi sayısına ulaştıklarını vurguladı.
Türkiye’yi turizmde dünyanın süper ligine yükselterek, oradaki yerini, daima yükselen bir grafikle kalıcı hale getirmeyi hedeflediklerini belirten Ersoy, “Bunu başarabilmenin yolunun krizlere karşı bağışıklık kazanmış bir turizm sektör yapısına kavuşmaktan, pazar çeşitliliğini olabildiğince artırmaktan, 12 aya yayılmış nitelikli turizmden, etkili iletişim, pazarlama ve tanıtım stratejilerinden geçiyordu.” diye konuştu.
İngiltere ve Almanya başta olmak üzere Avrupa ve İskandinav pazar ülkelerindeki ziyaretçi sayılarında yüksek oranlarda artış kaydettiklerine değinen Ersoy, 2023’te ise asrın felaketini yaşadıklarını, seçim süreci ve Orta Doğu’da yaşananların da etkisiyle bir parça gevşeme yaşandığını ancak yıl sonunu 56,7 milyon ziyaretçi ve 54,3 milyar dolar turizm geliriyle kapatmayı başardıklarını vurguladı.
200’den fazla ülkede tanıtım çalışması
BBC, Bloomberg, Euronews, CNN, Al Jazeera gibi kanallarda ve 200’den fazla ülkenin geleneksel ve dijital medyasında Türkiye turizminin tanıtım filmlerinin yayımlandığını aktaran Ersoy, “Antalya’yı merkeze alan Türk Arkeoloji Tarihinin Altın Çağı-Geleceğe Miras projemiz kapsamında arkeolojik çalışma sayısını 720’ye yükselttik. Bu dünyada rekordur. Bu sayıyı 2024’te 750’ye, 2026’ya kadar da 800’e çıkarmayı planlıyoruz.” diye konuştu.
Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yeniden yapımıyla ilgili proje çalışmalarına geçen hafta başladıklarının müjdesini veren Ersoy, Kemer’e de Sualtı Arkeoloji Müzesi kazandıracaklarını aktardı.
Kültür Yolu Festivalleri’nin önemine işaret eden Ersoy, Sürdürülebilir Turizm Sertifika Programı kapsamında üç aşamayı tamamlayarak sertifikayı almış tesis sayının 800’ü geçtiğini bildirdi.
Arıtma altyapıları yatırımları
Bakan Ersoy, son 20 yılda turizm amaçlı çevre düzenlemesiyle altyapının geliştirilmesi, ücretsiz halk plajı yapımı ve sürdürülebilir turizm kapsamındaki faaliyetler için yaklaşık 3,6 milyar lire kaynak kullanıldığını anlatarak, “Bu yatırımların güncel değeri 22,5 milyar liradır. Bu kaynağın yaklaşık 2 milyar lirası, 2018-2023 yılları arasındaki çalışmalarda kullanılmıştır ki bunun da güncel değeri 4,3 milyar liradır. Bu kapsamda Belek bölgesinin atık su sorununu 50-60 yıla kadar çözecek Belek-Serik 2 Atık Su Arıtma Tesisi ve bağlantılı altyapı tesislerinin yapımını 2021 sonunda tamamlayarak hizmete aldık.” dedi.
Kemer Çamyuva’daki tesisi de martta açmayı planladıklarını vurgulayan Ersoy, şöyle devam etti:
“Özellikle belirtmek istiyorum. Aslında arıtma altyapıları yapmak Kültür ve Turizm Bakanlığının konusu değil. Biz de zaten arıtma altyapısı yapmaya çok meraklı değiliz. Ancak mavi bayraklarımızı kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalındığı zaman Bakanlık olarak bizim devreye girmemiz gerekiyordu, girdik. Yap-işlet-devret formülüyle ki her ne kadar yap-işlet-devret gözükse de yapsanız da devredene kadar bunların geri alımı imkansız. 25 yıllık bir protokolle yapıyorsunuz ancak 50 yıl da işletseniz bu yatırımı finansman dahi geri alma şansınız yok. Zaten Bakanlık olarak öyle hesabımız yok. Bizim öncelikli hedefimiz kıyılarımızın mavi bayraklarının korunması. Antalya genelinde deniz, kum ve güneş üzerinden turist alan bir şehir. Eğer biz mavi bayrağımızı kaybedersek turizmi kaybederiz, turizmi kaybedersek şehri kaybederiz. Bu sorumluluğu Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak üzerimize aldık ve hiç sorgulamadan yatırımlarımızı yapmaya başladık. Bundan sonra yapmaya devam edeceğiz.”
Ersoy, Manavgat, Kemer, Muratpaşa, Konyaaltı ve Serik’te hizmete açtıkları mavi bayraklı plajlara bu yıl Manavgat Ilıca ve Kemer Tekirova’da yapımını planladıkları iki halk plajını daha ekleyeceklerini bildirdi.
Yabancı yapımcılar Türkiye’ye gelecek
Türkiye’de çekilen yapımların sayısında büyük artış olduğunu vurgulayan Ersoy, gelecek dönemde hem Hollywood hem de Bollywood’dan yapımcılar yeni projeleriyle ülkeye gelmeye devam edeceğini bildirdi.
Ersoy, 2024 yılı hedefini 60 milyon turist ve 60 milyar dolar gelir olarak belirlediklerini, kişi başı gecelik harcamanın ise 106 dolara çıkmasını beklediklerini ifade etti.
Antalya’nın temel altyapı problemlerini çözme konusunda yeterli olamadığını ifade eder Ersoy, şu değerlendirmede bulundu:
“Tüm desteğimize rağmen sosyal ve kültürel yatırımlar konusunda, şehrin hak ettiği projeler hayata geçirilemiyor. Özellikle sanatsal faaliyetler Antalya gibi uluslararası şehir için çok zayıf kaldı. Bu çerçevede şehrin ticaret erbabının, şehrin kaderini etkileyecek tercihinde ideolojinin yerine şehrin geleceğini ve hizmet siyasetini dikkate alacağına inanıyorum.”
Antalya’nın hizmet anlamında kaybedecek zamanı olmadığını vurgulayan Ersoy, “Antalya’nın dünyanın en önemli turizm şehirlerinin önüne geçmesini sağlayacak, akıllı kent ve turizm uygulamalarına, doğru şehir planlamasına, kent müzelerine, kütüphanelere, uluslararası kültür ve sanat camiasıyla entegre olmuş yönetim anlayışına ihtiyacı var. Değil mi Hakan Başkan? (Cumhur İttifakı’nın Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı) Hakan Başkan Kepez Belediye Başkanlığı döneminde hem ilçesinde hem de Ankara’da uyumlu çalışarak çok önemli yatırımları ilçesine çekti.” dedi.
]]>Ersoy, Alanya Ticaret ve Sanayi Odasında gerçekleşen Turizm ve Otel İşletmecileriyle Sektör Değerlendirme Toplantısı’nda, geçen ay turizmde 56,7 milyon ziyaretçi ve 54,3 milyon dolarla Türkiye tarihinin en iyi rakamlarını sektör olarak elde ettiklerini açıkladı. Burada Antalya ve Alanya’nın pastadaki payının büyük olduğunu ifade eden Ersoy, Antalya’nın geçen yıl 16 milyon turisti ağırlayarak en yüksek geliri elde ettiğini belirtti.
Ersoy 2024 yılına umutla baktıklarını anlatarak, “60 milyon ziyaretçi ve 60 milyar dolar hedefimiz var. Antalya’nın da 17,5 milyon sayısına ulaşacağını bekliyoruz. El birliğiyle çalışarak sektör olarak bu hedeflere ulaşacağız.” dedi.
Bu hedeflere ulaşmak için birçok etkinliği paralel götürmek, birçok hamleyi önceden görüp atmak gerektiğinin altını çizen Ersoy, dünyada turizm sektöründe lider konumda olmak için orta ve uzun vadeli projeleri hazırlamak ve bunları harfiyen uygulamak gerektiğini belirtti.
“2022 yılında pandemiyi iyi yönettiğimiz için dünyada en çok turistle dördüncü sıraya kadar geldik”
Bakan Ersoy, 2018’de belirledikleri orta ve uzun vadeli yol haritasında belirlenen hedeflere tek tek yaklaştıklarını anlatarak, “Eksiklerimizin başındaki tanıtımdı. Bunu Turizm Geliştirme Ajansıyla 2019 yılında yoluna soktuk. Şu anda dünyada en iyi, en yoğun şekilde tanıtım yapan turizm ülkesi Türkiye. Bunun sonuçlarını da aldık. Çok hızlı bir şekilde basamaklarda yukarı çıktık. 2022 yılında pandemiyi iyi yönettiğimiz için dünyada en çok turistle dördüncü sıraya kadar geldik. Şimdi bu sene inşallah beşinci sıramızı korumuş olacağız. Hedefimiz burada kalmak değil. 2028’e kadar üçüncülüğe gelmek. Gelir hedefimiz de çok büyük. 2028’de 100 milyar dolar hedefimiz var. Bunu da aşama aşama bütün planları zamanda ve adımları yerinde atarak gerçekleştireceğiz diye düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Ersoy hedefleri koymanın kolay, sonuçları görmenin de güzel olduğunu ifade ederek, bunun kendi kendine olmadığını sistemli ve programlı çalışarak gerçekleştirildiğini kaydetti.
Bakanlık olarak, arıtma tesisleri ve halk plajları projelerini de hayata geçirdiklerini dile getiren Ersoy, Antalya’da son beş yıl içerisinde iki arıtma tesisi ve 15 halk plajı açtıklarını vurguladı.
Turizmde en önemli konunun gelen turistten şehrin bütün paydaşlarının yaralanması olduğunun altını çizen Ersoy, şöyle konuştu:
“Geçen dönem gelen turistin otele hapsolmaması, esnafla buluşmasını sağlamakla ilgili bir çalışma hazırladık. Arkeolojik çalışmaları 12 aya çıkardık. Eskiden 45-60 günlük kısa vadeli çalışmalar vardı ve yıllar sürüyordu. Şu anda 172 kazı noktasında ‘Geleceğe Miras Projesi’ kapsamında 12 ay kazı programı ve kazı noktalarımızı hazırlıyoruz. Bu anlamda da çok iddialı bir hedef koyduk. Son 60 yılda gerçekleştirdiğimiz kazı sayısını gelecek dört yılda gerçekleştireceğiz. Ortalama 15 kat daha yoğun çalışacağız demektir. Eskiden bir noktada kazı varken şimdi 15 noktada kazı çalışması yapıyoruz. Otomatikman 15 yılda yaptığınız işi 1 yıla sığdırabiliyorsunuz. Bu kolay olmuyor. Kazı ekibini ciddi şekilde desteklemeniz gerekiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak inanılmaz derecede bütçeleri artırdık. Basit bir rakam verecek olursam 2019 yılında 36,7 milyon lira olan kazı bütçemizi geçen sene 1,1 milyara çıkarttık. Bu seneki rakamı da 6 milyar lira olarak belirledik.”
Ersoy, bu konuda bir adım daha atarak gece müzeciliği uygulamasına başlayacaklarını anlatarak, sahil bölgelerindeki yüksek sıcaklık nedeniyle gündüz plajları tercih eden tatilcileri akşam saatlerinde otellerinden çıkararak müzelere yönlendirmek istediklerini vurguladı.
Gece müzeciliğini şehir merkezi ve yakın bölgelerdeki müzeler başta olmak üzere yavaş yavaş yoğunluğuna göre yayacaklarını anlatan Ersoy, “Bu çalışmaları bu yıl tamamlayıp aşamalı şekilde gece müzeciliğini başlatacağız. Amaç turist dışarı çıksın, esnafla buluşsun.” dedi.
Toplantı basına kapalı gerçekleştirilen soru cevap kısmıyla sona erdi.
]]>Bakan Ersoy, Aydın’ın Kuşadası ilçesinde turizm sektörü temsilcileri ile bir araya geldi. Kuşadası’nın kendisi için ayrı bir önemi olduğunu ifade eden Ersoy, 1985 yılına sektöre başladığında ilk görev yerinin Kuşadası olduğunu anlattı. 2019’da Türkiye’nin rekor kırdığını ve hızlı büyüme planları yapıldığını kaydeden Ersoy, “Maalesef pandemiyle tüm dünya kapılarını kapattı. Çok şükür o dönemi iyi yönettik. Çünkü mümkün mertebe kapılarımızı açık tutmaya çalıştık, hava trafiğini açık tutmaya çalıştık. 2021’den itibaren pandemiden, turizm sektörü olarak en hızlı çıkan ülke olduk. 2022’de bu verilere de yansıdı. Türkiye, normalde 6’ncılığa kadar çıkmıştı. 2022’de 4’üncü sıraya kadar turist sayısında yükselme başarısını elde etti. ‘Bundan sonra hep rekorlar kırarak yolumuza devam edeceğiz’ dedik. 2023, zor bir yıldı. 6 Şubat depremleri ile başladı. Daha sonra savaş derken 2023 her şeye rağmen rekor bir yıl olarak karşımıza çıktı. Rakamlara bakacak olursak; 54,3 milyar dolarlık gelir, 56,7 milyonluk bir ziyaretçiyle tarihin en iyi turizm verilerini elde ettiğimiz bir yıl oldu. 2028’e kadar çok iddialı hedefler koyduk. Her sene rekorlar kırarak yolumuza devam edeceğiz. Önümüzdeki yıl itibarıyla 60 milyon ziyaretçi, 60 milyar dolar gelir hedefiyle yolumuza başladık. İlk veriler de iyi geliyor. Ziyaretçi rakamlarında artışlar var. Rezervasyonlar da iyi” dedi.
‘KUŞADASI, ARKEOLOJİ CENNETİ’
Kuşadası ve Ege’nin turizm açısından çok önemli bir bölge olduğunun altını çizen Ersoy, şöyle devam etti: “Kuşadası, turizmin ilk başladığı noktalardan biri. Turizm geçmişi çok eski. Burada yetişen birçok sektör temsilcisi diğer yerlerde genel müdür ya da üst düzey yönetici olarak başladı. İnsan kaynağı yaratan bir bölgedeyiz. Aynı zamanda Türkiye’nin ‘cruise’ kapısı. En çok turist ağırlayan noktası. Bu yıl 560’ın üzerinde gemi ağırladınız. 2 bin 400 kapasiteli bir limanımız var. İstanbul’da Galataport’un devreye girmesiyle bu sayı hızlı şekilde artacak. Deniz, kum, güneşin yanı sıra kültür varlıklarının zengin olmasından dolayı burası çok değerli. Arkeoloji cenneti diyebiliriz. Binlerce yıl önce insanlar buraya antik şehirler kurmuş. Geniş kapsamlı yerleşimler olduğunu görüyoruz.”
‘BU DÖNEM HEDEFLERİ BÜYÜTTÜK’
Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak geçen dönem kazıları 12 aya çıkardıklarını belirten Ersoy, “Kazı başkanlarımızı buna alıştırdık. Türkiye’de 144 tane yerli kazı başkanlığı var. 32 tane de yabancı kazı başkanlığı var. Bunların kazı çalışma programına aşamalı şekilde yerli ve yabancılar dahil edildi. Bu dönem hedefleri büyüttük. Bütün kazı başkanlıklarını 12 aylık programa aldık” dedi. ‘Geleceğe Miras’ projesini başlatarak arkeolojinin altın çağı olarak iddialı bir hedef koyduklarını söyleyen Ersoy, “Bu hedef, son 60 yılda arkeolojide ne kadar iş gerçekleştirdiysek; gelecek 4 yılda aynı oranda işi Anadolu genelindeki bütün arkeolojik noktalarımızda gerçekleştirmekti. Bu bağlamda ilk açıklamayı Efes’te yapmıştım. ‘Geleceğe Miras’ projesine bütün arkeolojik kentleri dahil ediyoruz. Arkeoloji, Türkiye’de 1860’lı yıllarda yabancılarla başladı. 163 yıl sonra ilk defa bütün kazı başkanlıklarına koordinatör kazı başkanları atandı. Hocalarımızı atarken ekip, ekipman ve finansman desteği veriyoruz. Kuşadası için bu çok önemli. Cruise gemilerinin gelmesinin nedenlerinin başında sizin arkeolojik değerleriniz yatıyor. Türkiye geneline baktığınızda, Anadolu’nun daha yüzde 10’unun kazıldığını görüyoruz. Yüzde 90’ı hala toprak altında. Eğer kazdıklarınızı koruyamayacaksanız, restore edip, üst yapıyı oluşturamayacaksanız, toprak altında kalması da faydalı. Doğru ve düzenli kaynak aktarımı yapmanız lazım. Önce kazmalı, sonra korumalı sonra restore etmelisiniz. Bunlar bizi turizmde rakiplerimizden ayrıştıran ve cazibe noktası olmamızı sağlayan yönlerimiz” diye konuştu.
‘YEREL YÖNETİMLERE DE GÖREVLER DÜŞÜYOR’
Bakanlık olarak kazı alanına çok ciddi bütçe ayırdıklarının altını çizen Ersoy, “2019’da kazı bütçemiz 36,7 milyondu, geçen sene bu rakamı 1,1 milyara çıkardık. Bu yıl da 6 milyar lira olacak. Kazı başkanları bize projeleri gönderiyor, hızlı şekilde hayata geçiriyoruz. Aydın olarak geçen yıl 3,7 milyon ziyaretçi almışsınız. Gelecek 4 yılda rakamların yükseleceğini göreceğiz. Turizm Bakanlığı’nın tanıtımı tek başına yeterli olacak değil. Burada yerel yönetimlere ciddi görevler düşüyor. Turizm genişledikçe gerekli alt yapı yatırımlarının yol, atık, su gibi yatırımların da yapılması gerekiyor. Bakanlık olarak görevimiz hava trafiklerinin oluşturulması, destinasyonların tanıtılması, turizm noktalarının doğru planlanarak gelişmesini sağlamak ve mümkünse turist trafiğini 12 aya yaymak” açıklamalarında bulundu.
‘SEZONU UZATMAK İSTİYORUZ’
Ersoy, turizm sezonunu uzatmak için arkeolojiye önem verdiklerini belirtip, “Kuşadası deniz, kum, güneşten oluşan 6 aylık bir sezon ile sınırlı değil, 8-9 aylık bir sezonla anılması lazım. Burada arkeoloji devreye giriyor. Turizm sektörü paydaşları değil, şehrin tüm paydaşlarının pay alması gerekir. Arkeolojik noktaları ön plana çıkarıp, parlattığınızda turist otelden dışarı çıkmaya başlayacak. Yazın çok sıcak. 50 dereceyi bulan sıcaklıklarda kimse ören yeri gezmek istemiyor. Gece müzeciliği çalışması başlattık. Turizm merkezlerine yakın olan ören yerlerin tamamını gece müzeciliği kapsamına alıyoruz. Hem daha fazla turist almamızı sağlayacak hem sezonu uzatmak istiyoruz hem de sezon içinde turist hareketliliğini arttırmak istiyoruz. Birkaç yıl içinde bu projenin olumlu sonuçlarını göreceğiz. Kuşadası’nın marka değerini arttırmak istiyorum” dedi. ‘MUSLUKLARDAN KALİTELİ SU AKACAK’
Toplantıda konuşan AK Parti’nin Aydın Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mustafa Savaş ise “Gelişen büyüyen Türkiye’den daha fazla pay alacak bir Aydın vadediyorum. Altyapı, trafik, otopark, içme suyu problemini halletmiş bir Kuşadası ve Aydın vaat ediyorum. Hala Kuşadası’ndaki musluklardan kötü su akıyor. Sarıçay Barajı’nın ihalesi 2019 yılında Sayın Bakanımızın müdahalesiyle yapıldı. Şu anda Sarıçay Barajı yüzde 40 seviyeye geldi. 2026’da bitecek, Söke, Kuşadası, Davutlar ve Güzelçamlı’da musluklardan memba suyu kalitesinde su akacak” diye konuştu. Daha sonra sektör temsilcilerinin sorularının yanıtlandığı toplantı basına kapalı olarak devam etti.
]]>Kuşadası ilçesinde turizm sektörü temsilcileriyle bir otelde bir araya gelen Ersoy, konuşmasında turizmde 2019’da rekorlar kıran Türkiye’nin pandemi sürecinden en hızlı çıkan ülke olduğunu, olumsuzluklara rağmen 2023’ü de rekorla kapattıklarını ifade etti.
2028’e kadar çok ciddi hedefler koyduklarını, bu hedeflere de her sene rekorlar kırarak ulaşacaklarını kaydeden Ersoy,”60 milyon ziyaretçi, 60 milyar dolar gelir hedefiyle yıla başladık. İlk veriler de iyi geliyor. Ziyaretçi rakamlarında çok ciddi artışlar var. Rezervasyonlar da iyi gidiyor. İnşallah bu şekilde devam edersek 2024 hedeflerimizi de rahat bir şekilde gerçekleştireceğimizi umuyoruz.” diye konuştu.
Kuşadası ve Ege’nin kendileri için çok önemli olduğunu vurgulayan Ersoy, Kuşadası’nın turizm geçmişinin çok eskiye dayandığını, özellikle kruvaziyer turizminin ana merkezlerinden biri olduğunu söyledi.
???????- “Kazı bütçelerini artırıyoruz”
Yabancı kazı başkanlarının görev yaptığı arkeolojik kazılarda çalışmaları 12 aya çıkardıklarını bildiren Ersoy, “Geleceğe Miras” projesiyle gelecek 4 yıl için iddialı hedeflerin konulduğuna işaret etti.
Türkiye’nin arkeolojik zenginliğinin yüzde 10’unun kazılarla ortaya çıkarıldığını dile getiren Ersoy, şunları kaydetti:
“Yüzde 90’ı aslında hala toprak altında. Eğer kazdıklarınızı koruyamayacaksanız, restore edip üst yapıyı oluşturamayacaksanız toprak altında kalması daha faydalı olur. Doğru ve düzenli bir kaynak aktarımı yapmanız lazım. Önce kazmalı sonra korumalı sonra restore etmelisiniz, peş peşe götürürseniz o zaman kazmak faydalı. Ama bunlar bizi turizmde rakiplerimizden ayrıştıran, cazibe noktası olmamızı sağlayan ürünlerimiz. İşte bugün Afrodisias’da göreceksiniz çok ciddi bütçeler ayırdık. Şöyle örnek vereyim. 2019’da bizim kazı bütçemiz 36,7 milyon liraydı. Geçen sene bu rakamı kazı ve restorasyonu da dahil ederek 1,1 milyar liraya çıkardık. Bu seneki bütçemiz de 6 milyar lira olacak. Yani çok ciddi şekilde bütçeleri artırıyoruz. Kazı başkanlarımız, bize projelerini gönderiyor ve hızlı bir şekilde bu sene itibariyle bütün projeleri hayata geçiriyoruz.”
“Yerel yönetimlere çok ciddi görevler düşüyor”
Arkeolojik zenginliğin turizmin 12 aya yayılması hedefi kapsamında önemli olduğunu da kaydeden Ersoy, Kuşadası’nın 8-9 aylık bir sezonla anılması gerektiğini, kültür turizmiyle bunu başaracaklarını aktardı.
Turizmde hedeflerin yakalanması için yerel yönetimlere de ciddi görevler düştüğünü, yol, atık su, içme suyu gibi altyapı yatırımlarının tamamlanmasının önemli olduğunu belirten Ersoy, bu hedeflere ilçedeki tüm paydaşların sahip çıkması gerektiğini kaydetti.
Toplantıda söz alan AK Parti Aydın Büyükşehir Belediyesi Başkan adayı Mustafa Savaş da seçildikleri takdirde yerel yönetim olarak turizm alanında hayata geçirmeyi öngördükleri projeler hakkında bilgi verdi.
Programa, AK Parti Aydın İl Başkanı Gökhan Ökten ve AK Parti MKYK Üyesi Umut Tuncer de katıldı.
]]>Ersoy, AA muhabirine, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu, zaman zaman yaşanan depremlerin bazılarının yıkıcı olabildiğini söyledi.
Türkiye’deki en büyük depremlerin Kuzey Anadolu Fay Hattı’nda olduğunu anlatan Ersoy, bu hattın yaklaşık 1500 kilometre uzunluğunda olduğunu belirtti. Prof. Dr. Ersoy, şunları kaydetti:
“Kuzey Anadolu fayı peş peşe kırılıyor, fay üzerinde depremler oluyor ve gerilim Marmara’ya doğru taşınıyor. Bu durum Marmara depremlerinin biraz daha erkene alınması anlamını taşımaktadır. Marmara Bölgesi’nde 7’den büyük deprem olmakta. Marmara’da en son 1766’da bir yıl içinde 7’den büyük iki deprem oldu. Bunların tekrarlanma aralığının dolduğunu ve gelecek Marmara depreminin yaklaştığını buradan söylüyoruz.”
Türkiye nüfusunun 3’te 1’inin Marmara Bölgesi’nde yaşadığını aktaran Ersoy, “Yapı stoku çok ciddi şekilde fazla. Sanayi tesisleri ile kritik tüm tesisler ve ulusal bütçemizin önemli bir kesimi burada. Onun için zaman zaman diyoruz ki buradaki büyük bir deprem bir milli güvenlik sorunu yaratabilir.” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Ersoy, tehlikeyi herkesin bildiğini ve artık sorunların giderilmesi için planların yapılması gerektiğini vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Türkiye’nin en önemli projesi depremdir. Bunun önüne geçebilecek hiçbir proje yok. Depremde zemin önemli. Bu anlamda İstanbul’u ele alacak olursak zemin açısından zafiyet gösteren yerler var, göstermeyen yerler var. Mesela İstanbul’un merkezi, Türkiye’nin en sağlam kayaçlarının olduğu yer. Özellikle Avrupa Yakası’nın kıyıdan itibaren kısımları daha çürük yapıya sahipken merkezi kesim çok sağlam. Anadolu Yakası da sağlam kayaçlardan oluşuyor. Biz şimdiye kadar bütün depremleri bu sağlam kayaçlar üzerindeki yapı stokunda yaşadık tarihsel dönem içerisinde. Bundan sonra deprem İstanbul’un hemen yakınında olacak. Deprem dalgaları zemini de tercih edecek. Çürük zeminlerde daha şiddetli, yıkıcı davranacak, sağlam zeminlerde farklı. Fakat bu söylemler İstanbul zemini için çok genel. Yani ‘Anadolu Yakası sağlam, Haliç’ten kuzeyi sağlam’ dediğim zaman herkes kendine güvende hissetmesi çok doğru olmaz. Mahalle bazında, parsel bazında, ada bazında zeminler değişebilir.”
“İstanbul’da acil dönüştürülmesi gereken, depremde yıkılabilecek 300 bin bina var”
10 yıl öncesine kadar İstanbul’da bu kadar yüksek binaların olmadığını vurgulayan Ersoy, yüksek binaların yakın depremlerden değil, uzak depremlerden de etkilenebildiğini kaydetti.
Prof. Dr. Ersoy, şöyle devam etti:
“İstanbul’da 4 milyona yakın konut var. Bu çok büyük bir sayı. Bakanlığın açıklamasına göre, İstanbul’da acil dönüştürülmesi gereken, depremde yıkılabilecek 300 bin bina var, yani 1,5 milyon konut var.”
İstanbul’da bazı ilçelerde bulunan yapı stokunun sorunlu olduğunu belirten Ersoy, “Avrupa Yakası’nda Bağcılar, Esenler, Güngören, Zeytinburnu gibi semtler daha sıkıntılı. Bir yandan da kültürel yapıların fazla olduğu ilçeler var. Fatih, Üsküdar, Kadıköy olsun, buralardaki sorunlar daha ayrı.” diye konuştu.
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin şokunun sürdüğünü aktaran Ersoy, şunları kaydetti:
“En azından İstanbul’da, Marmara’da aynı şeyi yaşamamak için büyük bir çaba sarf etmemiz gerekiyor. Kentsel dönüşüme devam etmek gerekiyor. Bu konu siyaset üstü bir konudur herkesi aynı şekilde ilgilendirir ve bu işin paydaşıdır. Ortak çözüm arayışı içinde tüm paydaşların işin içinde olması lazım. Kentsel dönüşüm şehrin tarihi yapısına göre yapılmalı. Kendi kültürümüzle birlikte bir kentsel dönüşüm yapmamız lazım. Kentsel dönüşümü yeni bina yapmak değil, şehrin ruhunu koruyarak depreme dayanıklı binalar, şehirler inşa etmektedir.”
]]>ÖLÇME, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, 2023 yılında sınavlara başvuran depremzede, şehit yakını, gazi ve gazi yakını 1 milyon 614 bin 280 adaya, ücretsiz başvuru, tercih ve yerleştirme hizmeti verildiğini açıkladı.
ÖSYM Başkanı Ersoy, 2023 yılında yalpan merkezi sınavlara ilişkin yazılı değerlendirme yaptı. Ersoy, 2023 yılında düzenlenen 52 sınava 11 milyondan fazla adayın başvurduğunu ve 1,5 milyondan fazla adayın ücretsiz sınav uygulamalarından yararlandığını belirtti. Kamu kurum ve kuruluşları için 26 merkezi yerleştirme işlemi yapıldığını aktaran Ersoy, “Uygulanan sınavlarda toplam 194 test, testlerde toplam 10 bin 696 soru kullanıldı. Soruların oluşturulması ve bilimsel denetim sürecinde bin 820 akademisyen görev aldı” dedi.
‘TÜM AŞAMALAR ÖZVERİYLE GERÇEKLEŞTİRİLDİ’
2023 yılında 25 ilçede yeni sınav merkezi açıldığını kaydeden Ersoy, sınavlar için 30 binden fazla bina, 20 bin üzeri yedek salon ve yaklaşık 600 bin salon, 11 milyondan fazla kitapçık ve kırtasiye seti, yaklaşık 1000 jammer ve 53 bin dedektör kullanıldığını açıkladı. Sınav süreçlerinin yaklaşık 350 bin kamera çekimiyle takip edildiğini vurgulayan Ersoy, “En ufak aksaklık yaşanmaması için tüm aşamalar özveriyle gerçekleştirildi. Yıl boyunca uygulanan sınavlarda 8 bin 313 cezaevi görevlisi ve öğretmeni, 143 bin 284 emniyet görevlisi, 4 bin 298 nüfus müdürlüğü görevlisi, 32 bin 141 bina sınav sorumlusu, 34 bin 431 bina yöneticisi, 569 bin 705 salon başkanı, 425 bin 176 gözetmen yer aldı. Diğer görevler ile birlikte toplam 1 milyon 530 bin 663 kişi 2023 yılında sınavlarda görev yaptı” ifadelerini kullandı.
‘DEPREM BÖLGESİNDEKİ ADAYLARDAN ÜCRET ALINMADI’
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti dahil toplam 228 sınav merkezinde gerçekleştirilen Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) 3 milyon 527 bin adayın başvurduğunu aktaran Ersoy, YKS’nin 3 oturumundaki toplam 691 sorudan hiçbirinin iptal edilmediğini belirtti. Sınava ikamet ettiği sınav merkezi dışında giren depremzede adaylara ulaşım ve barınma desteği sağlandığını kaydeden Ersoy, “Deprem bölgesindeki adaylardan sınav ücreti alınmadı. Böylece YKS’de 1 milyon 27 bin 209 bin kişi başvuru ücretinden muaf tutuldu. Ayrıca tüm oturumlar baz alındığında 1 milyon 799 bin 485 aday, 2023 yılı Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) oturumlarına katıldı. Birey bazlı düşünüldüğünde 792 bin 229 aday KPSS oturumuna katıldı. Bu süreçte 29 test, 1835 soru kullanıldı. 2023-KPSS oturumlarına 400 binin üzerinde deprem bölgesinden başvuru geldi ve bu adaylar sınav ücretinden muaf tutuldu” açıklamasında bulundu.
‘E-SINAV MERKEZLERİNİN SAYISI ARTTIRILACAK’
Elektronik sınavlar (e-sınav) hakkında bilgi veren Ersoy; Adana, Ankara, İstanbul ve İzmir e-sınav merkezlerinde Almanca, Arapça, Bulgarca, Farsça, Fransızca, İtalyanca, İngilizce, İspanyolca, Rusça ve Yunanca dillerinden sınav yapıldığını bildirdi. Ersoy, “Aynı anda yaklaşık 6 bin aday, e-sınav merkezlerinde sınava alınabilmekte ve sınav sonuçları aynı gün açıklanmaktadır. Adaylar tam güvenlikli e-sınav merkezlerine biyometrik yöntemlerle, kendilerine özel kabinlerde alınmaktadır. 2023 yılında 12 Yabancı Dil Sınavı, 3 Yükseköğretim Kurumları Yabancı Dil Sınavı, Eczacılıkta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı, STS Eczacılık ile toplam 17 sınav elektronik ortamda uygulandı. Bu sınavlara 60 bine yakın aday katıldı. Ayrıca Dört Becerili İngilizce Sınavı’nın pilot uygulamaları elektronik ortamda düzenlendi. Teknolojik gelişmelerin sınav uygulamalarına entegre edilmesi, e-sınav merkezlerinin sayısının artırılması hedeflenmektedir. Sınav uygulama sayılarının ve çeşitliliğin artırılması ve tam güvenlikli e-sınav merkezlerinin her bölgede en az bir olmak üzere bölgesel olarak artırılması için Başkanlığımızca çalışmalar sürdürülmektedir” dedi.
Ersoy, ücretsiz uygulamalardan yararlanan adaylara ilişkin, “6 Şubat’ta meydana gelen depremler sonrası afet bölgesinden YKS), KPSS ve Dikey Geçiş Sınavı’na başvuru yapan adaylar ile çeşitli sınavlarda şehit eşi, şehit çocuğu, gazi, gazi eşi ile gazi çocuklarından 1 milyon 614 bin 280 adaya ücretsiz sınav başvurusu ile sınav tercihi ve yerleştirme hizmeti verilmiştir. Afet bölgesinde dönemsel olarak gerçekleştirilen ücretsiz sınav uygulaması şehit eşi, şehit çocuğu, gazi, gazi eşi ve gazi çocuklarına yönelik sürekli olarak devam etmektedir” ifadelerini kullandı.
’33 BİN 766 ÖZEL DURUMLU ADAY SINAVLARA BAŞVURDU’
Engelli adaylar için adil sınav uygulamaları sağlıklarını bildiren Ersoy, “Adaylarımızın engel durumlarına göre nasıl bir desteğe ihtiyaç duyduklarını ve sınav sırasında bu desteğin hangi araçlarla sağlanacağı belirliyoruz. Tekli/çoklu salon ataması, özel araç gereç ve ek süre uygulaması, büyük punto soru kitapçığı, çift soru kitapçığı, ekran okuyucu ve ekran büyüteci ve okuyucu, işaretleyici yardımı olanakları sağlıyoruz. 2023’de Başkanlığımız tarafından yapılan sınavlara 33 bin 766 sağlık sorunu veya özel durumu bulunan aday başvurmuştur” bilgisini paylaştı.
‘ÖSYM’Yİ DAHA YUKARIYA TAŞIYACAĞIZ’
2023 yılında ÖSYM Başkanlığının, hedeflerinin daha ilerisine ulaştığını kaydeden Ersoy, “Hizmet içi eğitimler düzenli hale getirilerek 47 eğitim gerçekleştirildi. ÖSYM Akademi kuruluşu için gerekli çalışmalar tamamlanma aşamasına geldi. Dijital dönüşümü sürekli kılacak faaliyetlere ağırlık verildi. Yaşanabilir bir dünyaya sahip olmak ve çevre koruma bilincini geliştirmek amacıyla kurumumuzda gerekli çalışmalara başlanarak Temel Seviye Sıfır Atık Belgesi alındı. 27001 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi bütün daireleri kapsadı. İl Özel İdareleri, Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Bunların Üyesi Olduğu Mahalli İdare Birlikleri Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavı ilk kez yapıldı. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında ‘Türkiye Yüzyılı’ bilinciyle çıkılan yolda ÖSYM olarak bizler de üzerimize düşen sorumluluğu yerine getireceğiz. ÖSYM’yi 50’nci yılında geçmişten aldığımız mirasla daha yukarıya taşıyacağız” dedi.
]]>Ersoy, ÖSYM’nin 2023 yılı verilerine ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, bu yıl içinde 66 oturumda 52 sınavın düzenlendiği bilgisini verdi.
Bu sınavlara 11 milyon 202 bin 784 adayın başvurduğunu aktaran Ersoy, “Kamu kurum ve kuruluşları için 26 merkezi yerleştirme işlemi yapıldı. Sınavlarda 194 testte toplamda 10 bin 696 soru kullanıldı. Soruların oluşturulması ve bilimsel denetim sürecinde 1820 akademisyen görev aldı.” ifadelerini kullandı.
Ersoy, 2 yurt dışı, 3 genel, 91 il, 111 ilçe sınav koordinatörlüğü ve 6 bin adayın aynı anda sınava katıldığı elektronik sınav merkezleriyle adayların ihtiyaçlarına cevap verildiğini vurgulayarak, 229 sınav merkezi ve 14 bin 474 başvuru merkezi ile bu kapsamda faaliyet gösterildiğini, bu yıl içinde 25 ilçede yeni sınav merkezinin hizmete açıldığını belirtti.
“Tüm aşamalar özveriyle gerçekleştirildi”
Ersoy, “Sınav evraklarının bölgelere, ilçelere kadar gönderilmesi, sınav bitişinde evrakların merkeze ulaştırılması işlemlerinde yaklaşık 2 bin şehirler arası, 17 bin şehir içi nakliye aracı kullanıldı. Sınavlar için 30 binden fazla bina, 20 bin üzeri yedek salon ve yaklaşık 600 bin salon, 11 milyondan fazla kitapçık ve kırtasiye seti, yaklaşık 1000 jammer ve 35 bin dedektör kullanıldı. Sınav süreçleri yaklaşık 350 bin kamera çekimiyle takip edildi. Toplam 1 milyon 530 bin 663 kişi sınavlarda görev yaptı.” bilgisini verdi.
“YKS başarıyla tamamlandı”
Ersoy, 3 milyon 527 bin adayın başvurduğu 2023 Yükseköğretim Kurumları Sınavının (YKS) başarıyla tamamlandığını ifade ederek, YKS’nin 3 oturumunda uygulanan testlerdeki 691 sorudan iptal edilen sorunun olmadığını kaydetti.
Bu sınavda 902 bin 95 kişinin görev aldığını aktaran Ersoy, tüm süreçlerin 91 bin 963 kamerayla izlendiğini, 2023-YKS’nin 22 sınav merkezinde ilk kez uygulandığını bildirdi.
Sınava ikamet ettiği sınav merkezi dışında giren depremzede adaylara ulaşım ve barınma desteği sağlandığını aktaran Ersoy, “Deprem bölgesindeki adaylardan sınav ücreti alınmadı. Böylece YKS’de 1 milyon 27 bin 209 bin kişi başvuru ücretinden muaf tutuldu.” ifadesini kullandı.
Ersoy, Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) süreciyle ilgili de şunları aktardı:
“Genel Yetenek-Genel Kültür oturumuna 790 bin 317, Eğitim Bilimleri oturumuna 480 bin 543 aday katıldı. Alan Bilgisi oturumları 29-30 Temmuz’da 100 bin 265 adayın katılımıyla gerçekleştirildi. KPSS süreci, Öğretmenlik Alan Bilgisi Testi’nin (ÖABT) yapılmasıyla son buldu. ÖABT’ye 428 bin 360 aday katıldı. Tüm oturumlar baz alındığında 1 milyon 799 bin 485 aday 2023 yılı KPSS oturumlarına katıldı. Birey bazlı düşünüldüğünde 792 bin 229 aday KPSS oturumuna katıldı. Bu süreçte 29 test, 1835 soru kullanıldı. 2023-KPSS oturumlarına 400 binin üzerinde deprem bölgesinden başvuru geldi ve bu adaylar sınav ücretinden muaf tutuldu.”
“e-Sınav merkezlerinin sayısının artırılması hedeflenmekte”
Adana, Ankara, İstanbul ve İzmir’deki e-Sınav merkezlerinde Almanca, Arapça, Bulgarca, Farsça, Fransızca, İtalyanca, İngilizce, İspanyolca, Rusça ve Yunanca dillerinden elektronik sınav yapıldığına değinen Ersoy, aynı anda yaklaşık 6 bin adayın e-Sınav merkezlerinde sınava alınabildiğini ve sınav sonuçlarının aynı gün açıklandığını ifade etti.
Adayların, tam güvenlikli e-Sınav merkezlerine biyometrik yöntemlerle ve kendilerine özel kabinlerde alındığını kaydeden Ersoy, “2023 yılında 12 e-YDS, 3 e-YÖKDİL, EUS ve STS Eczacılık ile toplam 17 sınav elektronik ortamda uygulandı. Bu sınavlara 60 bine yakın aday katıldı. Ayrıca Dört Becerili İngilizce Sınavının (e-TEP) pilot uygulamaları, elektronik ortamda düzenlendi. e-Sınav merkezlerinin sayısının artırılması hedeflenmektedir.” açıklamasını yaptı.
“EUS ve STS Eczacılık ilk kez elektronik ortamda uygulandı”
ÖSYM Başkanı Ersoy, “Eczacılıkta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (EUS) ve Eczacılık Alanında Yurt Dışı Yükseköğretim Diploma Denkliği İçin Seviye Tespit Sınavı (STS Eczacılık) bu yıl ilk kez elektronik ortamda uygulandı. Daha önce kağıt tabanlı olarak yapılan sınavlar, yabancı dil sınavlarının dışında uygulanan ilk elektronik sınav oldu.” ifadelerini kullandı.
Türkiye Yurt Dışından Öğrenci Kabul Sınavını 13 yıl aradan sonra 2 kez düzenlediklerini belirten Ersoy, şunları kaydetti:
“TR-YÖS/1 yurt dışında KKTC Lefkoşa, Tunus, Suudi Arabistan, Kazakistan, Kırgızistan, Almanya, Azerbaycan, Özbekistan ve Afganistan’da, TR-YÖS/2 KKTC Lefkoşa, Tunus, Suudi Arabistan, Kırgızistan, Almanya, Afganistan, Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Katar, Kuveyt, Moritanya ve Rusya’da uygulandı. Türkiye’deki yükseköğretim kurumlarında öğrenim görmek isteyen yabancı öğrencilerin katıldığı TR-YÖS ile yurt dışından öğrenci kabulünde standartlaşmayı kalıcı hale getirmeyi hedefliyoruz.”
“1 milyon 614 bin 280 adaya ücretsiz sınav uygulaması”
Ersoy, 6 Şubat’ta meydana gelen depremler sonrası afet bölgesinden YKS, KPSS ve Dikey Geçiş Sınavına (DGS) başvuru yapan adaylar ile çeşitli sınavlarda şehit eşi, şehit çocuğu, gazi, gazi eşi ile gazi çocuklarından 1 milyon 614 bin 280 adaya ücretsiz sınav başvurusu ile sınav tercihi ve yerleştirme hizmetinin verildiğini bildirdi.
Afet bölgesinde dönemsel olarak gerçekleştirilen ücretsiz sınav uygulamasının şehit eşi, şehit çocuğu, gazi, gazi eşi ve gazi çocuklarına yönelik sürekli olarak devam ettiğini aktaran Ersoy, engellerinden bağımsız olarak her adayın barındırdığı bilgi ve becerilerin ölçülebilmesini önemli bir amaç olarak kabul ettiklerini ve adil sınav uygulamalarının gerçekleştirilmesini sağladıklarını kaydetti.
Adayların engel durumlarına göre nasıl bir desteğe ihtiyaç duyduklarını ve sınav sırasında bu desteğin hangi araçlarla sağlanacağını belirlediklerini aktaran Ersoy, ÖSYM tarafından bu yıl yapılan sınavlara 33 bin 766 sağlık sorunu veya özel durumu bulunan adayın başvurduğu bilgisini paylaştı.
“ÖSYM’yi 50. yılında daha yukarıya taşıyacağız”
Ersoy, ÖSYM Başkanlığının 2023 yılında hedeflerinin daha ilerisine ulaştığını belirterek, şunları kaydetti:
“ÖSYM Akademi kuruluşu için gerekli çalışmalar tamamlanma aşamasına geldi. Cumhuriyetimizin 100. yılında ‘Türkiye Yüzyılı’ bilinciyle çıkılan yolda ÖSYM olarak bizler de üzerimize düşen sorumluluğu yerine getireceğiz. ÖSYM’yi 50. yılında geçmişten aldığımız mirasla daha yukarıya taşıyacağız.”
]]>