Aliyev, Şuşa’da düzenlenen “Yanlış Haberin İfşası: Dezenformasyonla Mücadele” başlıklı Global Media Forumu’nun açılışında bölgesel ve küresel gelişmeleri değerlendirdi.
Dünyada dezenformasyonun yaygınlaşmasına işaret eden Aliyev, Azerbaycan’ın da yıllarca dezenformasyona maruz kaldığını söyledi.
Aliyev, “Artık Azerbaycan hakkında doğru haber yapıldığında şaşırıyoruz. Biz etnik temizliğe maruz kalmamıza rağmen, işgale uğramamıza rağmen saldırgan olarak gösterildik.” ifadesini kullandı.
“ABD seçimlerinde kimin kazanmasını istersiniz?” sorusunu yanıtlayan Aliyev, “Kararı ABD halkı verecektir fakat bu dünya için de büyük önem taşıyor. Çünkü ABD başkanının verdiği kararlardan bazı ülkelerin kaderi etkileniyor. Trump’ın seçim kampanyasında seslendirdiği düşüncelerden biri de savaşların olmaması yönündedir. Bu söylem saygıyı hak ediyor.” diye konuştu.
Aliyev, ülkesinin Rusya ile ilişkileri hususunda da “Rusya ile ilişkilerimizde çözülemeyecek bir konu yok. Karşılıklı saygı, anlayış, çıkarların gözetilmesi doğrultusunda işbirliğimiz var. Sık sık yüksek düzeyli görüşmeler yapıyoruz. Yıl sonuna doğru yine görüşeceğiz. Gündemimiz çok geniş. Şu an çok yönlü ilişkiler ön planda. İkili ilişkilerde neredeyse tüm konuları çözmüş bulunuyoruz. Çok yönlü iş birliğinde ise Kuzey-Güney Ulaştırma Koridoru ön plandadır. Bu koridor, yeni jeopolitik durum nedeniyle Rus tedarikçiler için daha önemli hale gelmiştir.” şeklinde konuştu.
Bazı Avrupa ülkelerinin Azerbaycan’a karşı ön yargılı tutum sergilediğini vurgulayan Aliyev, “Batı’nın bize karşı tutumuna eskiden şaşırıyorduk, şimdi umursamıyoruz. Bizde de turuncu darbe girişimleri oldu. Bu, Azerbaycan’ı uydu devlete dönüştürmeyi amaçlıyordu. Biz bunları önledik. Biz bağımsız dış politikayı, kendi kendine yeten ekonomiyi, verimli işbirliklerini seçtik. Avrupa Parlamentosu veya Avrupa Konseyindeki bizimle ilgili beyanları umursamıyoruz.” dedi.
Aliyev, 2. Karabağ Savaşı’nda zafer elde ettiklerini hatırlatarak, “İşgali, verdiğimiz kurbanları ve zaferi unutmayacağız fakat bu konulara takılıp kalmayacağız.” ifadesini kullandı.
Gürcistan ve Ermenistan’ın dış politikasında keskin dönüşümler yaşandığına dikkati çeken Aliyev, şöyle devam etti:
“Herkes diyor ki ‘barış içerisinde bir Güney Kafkasya istiyoruz’. Bu, kadeh kaldırıldığında güzel sözlerdir. Fakat reel jeopolitikte bu böyle değildir. Ermenistan ve Gürcistan’da yeni dış politika şekillendiği bir dönemde biz bunu derinden analiz etmeliyiz. Bizim politikamız ise değişmedi ve değişmeyecek. Güney Kafkasya’da şimdi birlikte barış içerisinde yaşama olanağı var. Fakat Gürcistan ve Ermenistan’daki dış politika değişimlerinin nasıl sonuçlanacağını beklemeliyiz.”
Aliyev, Sovyetler Birliği’nin son döneminde Ermenistan’da yaşayan yüz binlerce Azerbaycanlının kovulduğunu belirterek, “Biz Erivan yönetiminden Ermenistan’dan kovulan Azerbaycanlıların tarihi topraklarına nasıl döneceklerine dair açıklamalar bekliyoruz. Azerbaycanlıların bir gün Ermenistan’a döneceğine inanıyorum. Biz oraya tanklarla değil otomobille gideceğiz.” diye konuştu.
Barış anlaşması metninin yaklaşık yüzde 90’ı üzerinde mutabakat sağlandı
Ermenistan’la yürüttükleri barış müzakerelerine değinen Aliyev, şunları söyledi:
“Müzakereler sürüyor. Barış anlaşması metninin yaklaşık yüzde 90’ı üzerinde mutabakat sağlandı. Ermenistan ve Azerbaycan birlikte AGİT’e Minsk Grubunun feshi için başvuruda bulunmalıdır. Minsk Grubu artık işlevsizdir. Eş başkanlar ABD ile Rusya ihtilaf halinde. Fransa’nın ise biz istemeden bu bölgede olması imkansızdır. Minsk Grubunun var olmasının bir anlamı yok. Diğer taraftan Ermenistan’ın anayasası değişmelidir. Bu onların iç işlerine karışmak anlamına gelmiyor. Ermenistan anayasasından bağımsızlık bildirgelerine atıfta bulunuyor. Bağımsızlık bildirgelerinde ise Karabağ’ın Ermenistan’a birleştirilmesi yönünde madde var. İlerleyen zamanda düşüncelerini değiştirip bizi Eylül 2020’de attığımız adımların benzeri adımlar atmayı zorlamasınlar diye anayasalarını değiştirmeliler.”
“Mevcut ABD yönetimi konusunda derin hayal kırıklığı yaşıyoruz”
Aliyev, Azerbaycan’ın mevcut ABD yönetimi ile ilişkileri hususundaki soruya, “Mevcut ABD yönetimi konusunda derin hayal kırıklığı yaşıyoruz. Ermenistan’ın askeri yönde finanse edilmesi bizim için tamamen kabul edilmezdir. Güney Kafkasya’da Azerbaycan’ın çıkarlarını gözetmeyenler başarısızlığa uğrayacaktır.” yanıtını verdi.
“Her zaman Filistin’in bağımsızlığını destekledik”
İsrail-Filistin çatışmasına da değinen Aliyev, “Bu çatışma bir an önce sona erdirilmelidir. Biz uzun yıllar Filistin’i ekonomik ve siyasi olarak destekledik. Her zaman Filistin’in bağımsızlığını destekledik. İki devletli çözümden yanayız. Filistin devleti kurulmalı ve Doğu Kudüs bu devletin başkenti olmalıdır. Davet edilirsek arabulucu olarak katkı verebiliriz. Fakat Arap Birliği daha etkin olmalıdır.” şeklinde konuştu.
“Azerbaycan, Rus gazı satmıyor”
Aliyev, Azerbaycan’ın Rus doğal gazını sattığı yönündeki iddialara ilişkin, “Biz Rusya gazını satmıyoruz. Bu tamamen yalandır. Evet biz 1 milyar metreküplük doğal gaz anlaşması imzalamıştık. O zaman Rus gazının fiyatı daha münasipti. Bu tamamen ticari bir anlaşmaydı. Biz yılda 25 milyar metreküp gaz ihraç ediyoruz. Azerbaycan’ın Rus gazının ihracatçısı gibi sunulması tamamen yalan haberdir.” ifadelerini kullandı.
Üç gün sürecek forumda, 50 ülkeden 150’den fazla katılımcı yer alıyor.
]]>“150 BİNİ AŞKIN ERMENİ ZORLA YERİNDEN EDİLDİ”
Ermenistan Dışişleri Bakanlığı, Dağlık-Karabağ’ı da hatırlatarak şu ifadeleri kullanmıştı; “Halihazırda 21’inci yüzyılda, 2020-2023 yıllarında, etnik temizlik politikasının yeni tezahürleri ve sonuçları ile karşı karşıya kaldık. 150 bini aşkın Ermeni, savaş, yabancı düşmanlığı, kimlik temelli suçlar, kuşatma ve nüfusa yönelik sürekli yıldırma eylemleri sebebiyle zorla yerinden edildi ve tarihi vatanlarından ayrılmaya zorlandı.”
DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI’NDAN ERMENİSTAN’A SERT TEPKİ
Dışişleri Bakanlığı, 1915 Olayları’nın 109’uncu yıl dönümü dolayısıyla bir açıklama yayımladı. Ermenistan Dışişleri’nin kullandığı ifadelere tepki gösterilen açıklamada, “Tarihi gerçekleri çarpıtan bu açıklamalar uluslararası hukuka da aykırıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 1915 olaylarının meşru tartışma konusu olduğunu açık biçimde kayda geçirmiştir” denildi.
“ERMENİSTAN İLE BAŞLATILAN NORMALLEŞME SÜRECİNE DESTEK VERİN”
Dışişleri Bakanlığı, “Bazı radikal çevreleri memnun etmek amacıyla 1915 olayları hakkında yapılan tek taraflı açıklamaları reddediyoruz” açıklamasında bulundu. Bakanlık, açıklamasına şu ifadelerle devam etti; “Tarihi gerçekleri çarpıtan bu açıklamalar uluslararası hukuka da aykırıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 1915 olaylarının meşru tartışma konusu olduğunu açık biçimde kayda geçirmiştir. Tarihle ilgili bu ön yargılı ve tarafgir açıklamalar, iki toplum arasındaki uzlaşı çabalarına zarar vermenin yanı sıra nefret suçları işlemeye meyilli radikal grupları da cesaretlendirmektedir. Tüm tarafları, Ortak Tarih Komisyonu kurulması önerimize ve Ermenistan ile başlatılan normalleşme sürecine destek vermeye çağırıyoruz.”

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’DAN MAŞALYAN’A 1915 MESAJI
Cumhurbaşkanı Erdoğan da 1915 olaylarına ilişkin Türkiye Ermenileri Patriği Sahak Maşalyan’a bir mesaj gönderdi. Mesajında, Birinci Dünya Savaşı’nın ortaya çıkardığı olumsuz şartlarda hayatını kaybeden Osmanlı İmparatorluğu vatandaşı Ermenileri anan, torunlarına taziyelerini ileten Erdoğan, çatışmalar, isyanlar, çete hareketleri ve tedhiş eylemleri nedeniyle vefat eden, şehit edilen Osmanlı toplumunun tüm mensuplarına Allah’tan rahmet diledi.
“TARİHTE YAŞANANLARI BİLİMİN REHBERLİĞİNDE ELE ALMAK ÖNEMLİ”
Birinci Dünya Savaşı’nın Osmanlı topraklarında yol açtığı yıkımın, hafızalarda derin izler bıraktığını belirten Erdoğan, şunları kaydetti; “Ecdadımızdan bize miras kalan huzur ve barış ikliminin devamı, ancak müşterek gayretlerimizle mümkün olabilir. Ürettikleri kültürel ve beşeri eserlerle Anadolu topraklarını zenginleştiren Ermeni vatandaşlarımızın emniyeti, refahı ve mutluluğu bugün de teminat altındadır. Tek bir Ermeni vatandaşımızın dahi ötekileştirilmesine, dışlanmasına, kendini vatanında ikinci sınıf hissetmesine müsaade etmedik, etmeyiz. Tarihte yaşananları, radikal söylemlere, ötekileştirmeye, nefret diline geçit vermeden, aklın, vicdanın ve bilimin rehberliğinde ele almamız önemlidir. Milli belleğimize kazınan hadiseler arasında ayrım yapmaksızın, empati kurulması, ekilen nefret tohumlarının kök salmasını da engelleyecektir.”
ERMENİ TOPLUMUNUN MENSUPLARINA SELAMLARINI İLETTİ
Dünyayı çepeçevre saran şiddet ve savaş sarmalından gelecek kuşakları korumanın yolunun, ortak acılardan çıkarılacak dersler ışığında, geleceği birlikte inşa etmekten geçtiğine işaret eden Erdoğan, Ermeni toplumunun mensuplarına selamlarını iletti.
]]>Bakan Yardımcısı Mammadov, Ermenistan’ın, daha önce işgali altında bulunan Karabağ’da, 1991’den itibaren çeşitli ihlallerde bulunması ve karıştığı suçların soruşturulması amacıyla süreci uluslararası mahkemelere taşıdıklarını belirtti.
Azerbaycan tarafından, Uluslararası Adalet Divanı (UAD) nezdinde “Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme”nin ihlal edildiği iddiasıyla Ermenistan’a karşı açılan dava duruşmasında konuşan Mammadov, süreci ve Divan’dan beklentilerini AA muhabirine değerlendirdi.
Mammadov, “2. Karabağ Savaşı’ndan sonra Azerbaycan, kendi egemenliğinde kabul edilen bu topraklarda, Ermenistan’ın işlediği çeşitli suçlardaki sorumluluğu sebebiyle uluslararası mahkemelerde bazı davalar açtı. Bunlardan biri de Eylül 2021’de Ermenistan’a karşı Uluslararası Adalet Divanında 1965 tarihli ‘Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme’ kapsamında açtığı dava.” dedi.
Ermenistan’ın, Azerbaycanlılara karşı etnik temizlik politikaları
Ermenistan’ın, uzun süren işgal sürecinin tamamında işlediği suçları ele alan davaya ilişkin itirazlarda bulunduğunu ifade eden Mammadov, “İlk turda Ermenistan tarafı itirazlarını sundu sonra Azerbaycan bu itirazlara ilişkin cevabını sunacak. Daha sonra da ikinci tur sunumlar yapılacak. İlk olarak Ermenistan, daha sonra Azerbaycan meseleye ilişkin cevaplarını Mahkeme’ye sunacak.” diye konuştu.
Azerbaycanlılara karşı soykırım ve etnik temizlik politikaları uyguladığı gerekçesiyle Ermenistan’ı dava ettiklerini anlatan Mammadov, “Ermenistan’ın, bu topraklarda bir daha Azerbaycanlıların yaşamaması ve sadece Ermenilerin yaşamasını sağlamaya yönelik planları vardı.” değerlendirmesinde bulundu.
Mammadov, açtıkları davayla Ermenistan’ın bu zamana kadarki ihlallerinin UAD tarafından tespit edilmesi ve Azerbaycanlıların Karabağ’daki topraklarına geri dönüşleri sürecinde Ermenistan’ın yükümlülüklerine uymasını sağlamayı amaçladıklarını ifade etti.
Mammadov, 2. Karabağ Savaşı’ndan sonra buradan sürülen Azerbaycanlıların yeniden topraklarına dönmesine yönelik programlarının devam ettiğini kaydetti.
Tazminat ve Karabağ’a dönüş
Ermenistan’ın işlediği ihlaller sebebiyle UAD tarafından tazminata mahkum edilmesini talep ettiklerini aktaran Mammadov, Divan’ın yargı yetkisine sahip olduğuna karar vermesinin ardından davanın esası aşamasında Azerbaycan’ın taleplerini ele alacağını aktardı.
Mammadov, Ermenistan’ın toprağa yerleştirdiği mayınları, Azerbaycanlılara yönelik etnik temizlik politikasının bir unsuru olduğunu Divan yargıçlarına anlattıklarını belirterek “Mahkeme bu haftaki sunumların ardından henüz temizlenmemiş mayınlara ilişkin de bir değerlendirme yapacak. Bizim değerlendirmemiz göre Ermenistan, Azerbaycanlılara karşı yaptığı ırk ayrımcılığında farklı araçlar kullandı ve bunlardan biri de döşediği mayınları Azerbaycanlıların dönüşünü engellemek için kullanması.” ifadelerini kullandı.
Mayınların temizlenmesi
2. Karabağ Savaşı’ndan sonraki süreçte, Ermenistan’ın işgal döneminde döşediği mayınların patlaması nedeniyle 352 Azerbaycanlının yaralandığını veya yaşamını yitirdiğine işaret eden Bakan Yardımcısı Mammadov, bundan önceki duruşmalarda olduğu gibi bu haftaki duruşmalarda da Ermenistan’ın kullandığı mayınları Divan’ın dikkatine sunacaklarını belirtti.
Mammadov, şöyle devam etti:
“Ermenistan, uzun süre bu arazilerdeki mayınların yerini gösteren haritaların kendisinde olmadığını iddia ediyordu. Daha sonra uluslararası baskıların neticesinde bu haritaların kendisinde olduğunu kabul etti. Son üç yılda bu haritaları parça parça verdiler. Bunların yaklaşık yüzde 25’lik doğruluk oranı bulunuyor ve bunlar da bizim için bir şey ifade etmiyor. Bu da Azerbaycanlılara olan nefretin bir göstergesidir.”
Ermenistan’ın mayın meselesinde gerektiği gibi işbirliğine gitmediğini ve uluslararası yükümlülüklerine uygun davranmadığını vurgulayan Mammadov, “Bu bakımdan, bizim için bu meseleleri uluslararası mahkemelere taşımaktan başka yol kalmıyor.” dedi.
Azerbaycan’ın gerekçeleri
Azerbaycan, Ermenistan’ın, “Her Türlü Irk Ayrımcılığının Tasfiye Edilmesine Dair Uluslararası Sözleşmesi”ni etnik temizlik, kültürü yok etme, çevresel saldırı ile nefret söylemi ve dezenformasyon yapmak suretiyle 4 farklı şekilde ihlal ettiğini bildiriyor.
Azerbaycan ilk olarak, Ermenistan’ın, 1987’den 2020’ye kadar “ulusal ve etnik köken” temelinde eskiden işgal ettiği topraklarda ve Ermenistan’da yaşayan Azerbaycanlılara karşı “etnik temizlik” yaptığını ve bu “etnik temizlik politikasının” Karabağ’da sadece Ermeni etnisitesine mensup kişilerden oluşan bir devlete ulaşmak amacıyla uyguladığını ifade ediyor.
Azerbaycan, en üst düzeyindeki devlet kademesinden itibaren tüm Ermenistan makamlarının ırkçı ve nefret söylemlerinde bulunduğunu beyan ediyor.
Azerbaycan, Ermenistan’ın işgal ettiği topraklarda yaşayan yaklaşık 1 milyon Azerbaycanlıyı topraklarından sürerek Azerbaycan şehirlerini, kasabalarını ve kültürel mirasını tahrip ettiğini belirtiyor.
Azerbaycan son olarak Ermenistan’ı, Azerbaycanlıları temel kaynaklardan mahrum bırakmak, işgal altındaki topraklarda doğal kaynakları sömürmek ve çevreyi tahrip etmekle suçluyor.
Azerbaycan’ın UAD’den talepleri
Azerbaycan, Divan’dan, Ermenistan’ın devlet organları, temsilcileri ve hükümet yetkisini kullanan veya yönlendirmesi altında hareket eden diğer kişi ve kuruluşlar aracılığıyla Irk Ayrımcılığı Sözleşmesi’nin 2, 3, 4, 5, 6 ve 7. maddelerini ihlal ettiğinin tespitini;
Ermenistan’ın, diğer kişi, grup ve kuruluşlar tarafından yürütülen Irk Ayrımcılığı Sözleşmesi’yle bağdaşmayan faaliyetlere yardım, destek ve sponsorluk yaparak Sözleşme’yi ihlal ettiğini;
Azerbaycanlılara yönelik her türlü etnik temizlik politikası ve uygulamasından derhal vazgeçmesini;
Mayın sahalarının yerlerine ilişkin kapsamlı ve doğru haritalar ve diğer bilgilerin sağlanması, Azerbaycan topraklarında kara mayınlarının döşenmesinin durdurulması ve mayın temizleme operasyonları için Azerbaycan’la işbirliği yapmasını;
Azerbaycanlıların doğal kaynak ve kültürel miraslarına erişim hakkına yönelik engelleri kaldırmasını;
Azerbaycanlılara yönelik ırk ayrımcılığının engellenerek bunlara karışanların cezalandırılmasını ve Ermenistan’ın ihlalleri sonucunda uğradığı zarar için Azerbaycan’a tazminat ödenmesine hükmedilmesini istedi.
İki ülke arasındaki karşılıklı dava
İki ülke birbirine karşı karşılıklı aynı davayı açtı.
Ermenistan, 16 Eylül 2021’de “Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme”nin ihlal edildiği iddiasıyla Azerbaycan aleyhine UAD’de dava açtı.
Ermenistan’ın Azerbaycan aleyhine iddiaları, Azerbaycanlıların “Vatan Muharebesi” dediği, Eylül 2020’de başlayarak 44 gün süren 2. Karabağ Savaşı ve sonrasında yaşananları kapsıyor.
Azerbaycan, 21 Nisan 2023’te, mahkemenin yargı yetkisine ilişkin ön itirazlarda bulundu ve bu itirazlar hakkında verilecek karara kadar davanın esası hakkındaki yargılamanın askıya alınmasını istedi.
Divanın, 15-19 Nisan tarihlerinde her iki ülkenin de yargı yetkisine ilişkin sözlü beyanlarının alındığı duruşmalarda Azerbaycan, mahkemenin yargı yetkisinin bulunmadığını, Ermenistan’ın gerekli kabul edilebilirlik şartları oluşmadan siyasi amaçla dava açtığını ve UAD nezdindeki dava açma amacını kötüye kullandığını belirterek davanın reddini istemişti.
22 Nisan’da başlayan duruşmalar ise Azerbaycan’ın 23 Eylül 2021’de, yine aynı sözleşmenin ihlal edildiği iddiasıyla Ermenistan aleyhine açtığı davaya ilişkin bulunuyor.
Ermenistan, 21 Nisan 2023’te Azerbaycan’ın açtığı davada mahkemenin yargı yetkisine ilişkin ön itirazlarda bulundu ve bu itirazlara ilişkin bugün başlayan duruşmalar 26 Nisan’da sona erecek.
]]>Azerbaycan tarafından, “Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme”nin ihlal edildiği iddiasıyla 2021’de Ermenistan aleyhine açılan davada, Ermenistan “ırk ayrımcılığı” yaptığı iddialarını reddetti
Hollanda’nın Lahey kentinde yer alan Birleşmiş Milletlerin yargı organı UAD’de, bugün başlayan duruşmalarda Ermenistan, bu iddialara karşı çıkarak UAD’den davayı düşürmesini talep etti.
Ermenistan avukatları, Ermenistan’ın, 1987’den 2020’ye kadar, eskiden işgali altındaki topraklarda ve Ermenistan’da yaşayan Azerbaycan Türklerine karşı “ulusal ve etnik köken” temelinde ırk ayrımcılığı yaptığına dair suçlamaları reddederek, “zaman bakımından yetkisi olmadığı” gerekçesiyle Divan’dan davayı, esasına girmeden reddetmesini talep etti.
Azerbaycan’ın davasına dayanak teşkil eden Irk Ayrımcılığı Sözleşmesi’nin iki ülke arasında 15 Eylül 1996’dan itibaren yürürlüğe girdiğini savunan Ermenistan avukatları, Azerbaycan’ın Ermenistan’a yönelik iddialarının 1987’de ve sonrasındaki olayları da kapsadığını belirterek, sözleşmenin geriye dönük uygulanamayacağını öne sürdü.
Ermenistan tarafından Karabağ ve çevresindeki illerde geçmişte döşenen mayınların savunma amaçlı olduğunu iddia eden avukatlar, Azerbaycan’ın asıl amacının Ermenistan’ın UAD’de Azerbaycan aleyhine açtığı davaya karşı koymak olduğunu savundu.
Azerbaycan’ın Divan’a yeterli delil sunmadığını iddiasında bulunan avukatlar, söz konusu iddiaların, Irk Ayrımcılığı Sözleşmesi’nin kapsamında yer almadığını ileri sürdü.
26 Nisan’da sona erecek duruşmaların ardından Divan hakimlerinin birkaç yıl içerisinde karar vermesi bekleniyor.
Azerbaycan’ın iddiaları
Azerbaycan, Ermenistan’ın, “Her Türlü Irk Ayrımcılığının Tasfiye Edilmesine Dair Uluslararası Sözleşmesi”ni, etnik temizlik, kültürü yok etme, çevresel saldırı ile nefret söylemi ve dezenformasyon yapmak suretiyle 4 farklı şekilde ihlal ettiğini savunuyor.
Azerbaycan ilk olarak, Ermenistan’ın, 1987’den 2020’ye kadar “ulusal ve etnik köken” temelinde eskiden işgal ettiği topraklarda ve Ermenistan’da yaşayan Azerbaycanlılara karşı “etnik temizlik” yaptığını ve bu “etnik temizlik politikasının” Karabağ’da sadece Ermeni etnisitesinden olanlardan oluşan bir devlete ulaşmak amacıyla uyguladığını ifade ediyor.
Azerbaycan, en üst düzeyindeki devlet kademesinden itibaren tüm Ermenistan makamlarının ırkçı ve nefret söylemlerinde bulunduğunu ileri sürüyor.
Azerbaycan, Ermenistan’ın işgal ettiği topraklarda yaşayan yaklaşık bir milyon Azerbaycanlıyı topraklarından sürerek Azerbaycan şehirlerini, kasabalarını ve kültürel mirasını tahrip ettiğini belirtiyor.
Azerbaycan son olarak Ermenistan’ı, Azerbaycanlıları temel kaynaklardan mahrum bırakmak, işgal altındaki topraklarda doğal kaynakları sömürmek ve çevreyi tahrip etmekle itham ediyor.
İki ülke arasındaki karşılıklı dava
İki ülke birbirine karşı karşılıklı aynı davayı açtı.
Ermenistan, 16 Eylül 2021’de “Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme”nin ihlal edildiği iddiasıyla Azerbaycan aleyhine UAD’de dava açtı.
Ermenistan’ın Azerbaycan aleyhine iddiaları, Azerbaycanlıların “Vatan Muharebesi” dediği, Eylül 2020’de başlayarak 44 gün süren 2. Karabağ Savaşı ve sonrasında yaşananları kapsıyor.
Azerbaycan, 21 Nisan 2023’te, mahkemenin yargı yetkisine ilişkin ön itirazlarda bulundu ve bu itirazlar hakkında verilecek karara kadar davanın esası hakkındaki yargılamanın askıya alınmasını istedi.
Divanın, 15-19 Nisan’da her iki ülkenin de yargı yetkisine ilişkin sözlü beyanlarının alındığı duruşmalarda Azerbaycan, mahkemenin yargı yetkisinin bulunmadığını, Ermenistan’ın gerekli kabul edilebilirlik şartları oluşmadan siyasi amaçla dava açtığını ve UAD nezdindeki dava açma amacını kötüye kullandığını belirterek, davanın reddini istemişti.
Bugün başlayan duruşmalar ise Azerbaycan’ın, 23 Eylül 2021’de, yine aynı sözleşmenin ihlal edildiği iddiasıyla Ermenistan aleyhine açtığı davaya ilişkin.
Ermenistan, 21 Nisan 2023’te Azerbaycan’ın açtığı davada mahkemenin yargı yetkisine ilişkin ön itirazlarda bulundu ve bu itirazlara ilişkin bugün başlayan duruşmalar 26 Nisan’da sona erecek.
]]>Türkiye Büyük Büyük Millet Meclisi (TBMM) NATO Parlamenter Asamblesi (PA) Türk Delegasyonu Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu, temaslarda bulunmak üzere dün Azerbaycan’a geldi. Çavuşoğlu, Başkent Bakü’deki Azerbaycan’ın ulusal lideri Haydar Aliyev’in mezarı ile Azerbaycan Şehitliği ve Türk Şehitliği’ni ziyaret ederek çelenk bıraktı. Türk Şehitliği’nde hatıra defterini imzaladıktan sonra gazetecilere açıklama yapan Çavuşoğlu, Azerbaycan’da bulunmaktan büyük bir mutluluk duyduğunu belirterek, “Azerbaycan Milli Meclisi’nin Başkanı Sahibe Gafarova hanım ve NATO Parlamenter Asamblesi heyeti Başkanı Ziyafet beyin daveti üzerine geldik. Sabah umumi milli liderimizin mezarını ziyaret ettik ve merhume eşleri Zarife hanımın mezarını ziyaret ettik, dualar yaptık. Şimdi de şehitlerimizi ziyaret ediyoruz. Hem 1990’da burada direniş gösteren hem de 1992’de Karabağ’da şehit düşen ve 1918’de Kafkas Türk İslam Ordusu’yla buraya gelip Azerbaycan topraklarını kurtarmak için savaşırken şehit düşen Türk şehitlerini ziyaret ettik. Dualarımızı ettik” dedi.
Azerbaycan Milli Meclisi’ne gideceklerini belirten Çavuşoğlu, “Bugün yine kardeşim, çok kıymetli kardeşim Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov’la da görüşeceğiz. İnşallah Cumhurbaşkanımızla da görüştükten sonra ülkemize döneceğiz” şeklinde konuştu.
“Bölgemizin kalıcı barışı için barış anlaşmasının imzalanması gerekiyor”
Türkiye olarak her zaman Azerbaycan’ın yanında olduklarını vurgulayan Çavuşoğlu, “44 gün süren Karabağ Savaşı zamanında da can Azerbaycan’ın yanındaydık. Başta Cumhurbaşkanımız Erdoğan olmak üzere. Şimdi barış sürecinde de can Azerbaycan’ın yanındayız. Bölgemizin istikrarı, bölgemizin kalıcı barışı için bir an önce bu kapsamlı barış anlaşmasının imzalanması gerekiyor. Bunu Antalya Diplomasi Forumu’nda görüştüğüm Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat beye de söyledim. Her fırsatta kendilerine de tüm yetkililerimiz söylüyor” ifadelerini kullandı.
Ermenistan’a baskı yapmayan ülkelere değinen Çavuşoğlu, “Bu bölgenin barışı, istikrarı özellikle batı ülkelerinin yararına. Dünyanın enerji krizi çektiği ve yaşadığı bir dönemde ve özellikle ticaret ve nakliyatta önemli bir koridoru olan Orta Koridor bölgesinde olan Güney Kafkasya’nın istikrarı Batı’nın da yararına. O nedenle bu bölgede barışı istemeleri gerekiyor ve barış için çalışmaları gerekiyor” diye konuştu.
“Azerbaycan hiçbir zaman yalnız değildir”
Başta Fransa olmak üzere bazı ülkelerin Ermenistan’ı barış anlaşmasının tam tersine teşvik ettiğini belirten Çavuşoğlu, “Yani barış anlaşmasını imzalamaması yönünde telkinlerde bulunduğunu biliyoruz. Bunun yanlış olduğunu Fransızlara da her fırsatta başta Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan olmak üzere Cumhurbaşkanımız ve tüm yetkililerimiz muhataplarımıza, biz de parlamenterlere NATO’da da söylüyoruz” dedi.
Ermenistan’ı başka yollarla desteklemeye çalışanlara seslenen Çavuşoğlu, “Şunu hiçbir zaman unutmasın Azerbaycan hiçbir zaman yalnız değildir, yalnız kalmayacaktır. Biz barış istiyoruz. Azerbaycan barış için çaba sarf ediyor. Cumhurbaşkanımız İlham Aliyev, Karabağ Savaşı’nı kazandıktan sonra barış istediğini söyledi. Terörle mücadele operasyonlarından sonra da söyledi, şimdi de söylüyor. Azerbaycan ve Türkiye barış istiyor. Ermenistan’ın da buna olumlu cevap vermesi gerekiyor” şeklinde konuştu.
“Bunlar Yunanistan’a destek verirken hedef Türkiye değil gibi söylemlerde de bulundular”
Azerbaycan ve Ermenistan’ı barışa gördürecek sürece özellikle ikili görüşmelerin daha etkili olacağını belirten Çavuşoğlu, “Evet, farklı ülkeler. Avrupa Birliği bu görüşmelere arabuluculuk yapmak istiyor. Kolaylaştırıcı rolü oynamak istiyorlar. Fakat ikili düzeyde görüşmelerden daha iyi netice çıkacağını düşünüyorum. O yüzden son görüşmelerden de memnun olduğumuzu Türkiye olarak söylemek isterim. Bundan sonra da ikili düzeyde devam etmelerinde fayda olduğunu düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
Şuşa Beyannamesi ile beraber ilişkilerin müttefiklik düzeyine çıkarıldığını aktaran Çavuşoğlu, “Yani kardeşlik ilişkilerimizi, bağlarımızı hukuki olarak da güçlendirdik. Bu beyanname çerçevesinde Türkiye, Azerbaycan’ın neye ihtiyacı varsa o konuda her zaman olduğu gibi bundan sonra da yardım edecektir. Bu ülkelerin efendim bizim hedefimiz siz değilsiniz. Ermenistan’a destek verirken hedef Azerbaycan değildir söylemlerine de biz inanmıyoruz. Bunlar Yunanistan’a ve Rum kesimine de destek verirken hedef Türkiye değil gibi söylemlerde de bulundular. Aynı şeyleri tekrar ediyorlar. ‘Hedef Rusya veya başka sebeplerden dolayı destek veriyoruz’ diyor” diye konuştu.
Ülkelerin bölgeye ekonomik destek verebileceklerini vurgulayan Çavuşoğlu, “Projeleri destekleyebilirler. Bölgenin ekonomik kalkınmasının önemini biraz önce söyledim. Ama özellikle silah ve diğer alanlarda verdikleri desteklerin Ermenistan’a da kendilerine de bölgeye de bir faydası olmaz. Bunu daha önce denediler, faydası olmadığını gördüler. Bundan sonra bu tür olumsuz adımlar yerine barışı desteklemeleri herkesin yararına, özellikle de Ermenistan’ın yararınadır diye düşünüyorum” dedi.
“Ermenistan’a faydası olacak”
Başta Zengezur olmak üzere Ermenistan’ın da imzaladığı üçlü bildiri çerçevesindeki tüm projelerin hayata geçmesi gerektiğini ifade eden Çavuşoğlu, “Defalarca defalarca söyledik. Türkiye’nin de yararına, Azerbaycan’ın da yararına ama en çok Ermenistan’ın yararına. Çünkü en çok ekonomik entegrasyona, bölgedeki ekonomik entegrasyona ve bu tür projelere entegre olmaya Ermenistan’ın ihtiyacı var. Biz zaten farklı koridorlarla, Bakü-Tiflis-Kars demiryoluyla, boru hatlarıyla ve nakliyat koridorları ile biz bu konularda önemli adımlar attık. Ama bu koridorun da, Zengezur koridorunun da adına ne derseniz onlar geçiş diyor, koridor diyor fark etmez. Bu projenin de herkese, özellikle de Ermenistan’a faydası olacak ve anlaşmalara uymak gerekiyor. O projenin de hayata geçmesini biz de destekliyoruz Türkiye olarak.” diye konuştu.
Çavuşoğlu, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ile görüşecek
Çavuşoğlu, Bakü temasları kapsamında Azerbaycan Milli Meclisi Başkanı Sahibe Gafarova ve Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ile görüşecek. Azerbaycan Milli Meclis NATO PA heyeti ve Milli Meclis AKPM heyeti üyeleriyle de görüşecek olan Çavuşoğlu, ziyareti kapsamında Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından kabul edilecek. Çavuşoğlu, Bakü’deki tamamladıktan sonra yarın akşam saatlerine doğru Azerbaycan’dan ayrılacak. – BAKÜ
]]>NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Kafkasya turu kapsamında geldiği Ermenistan’da temaslarına devam ediyor. Stoltenberg, Ermenistan Cumhurbaşkanı Vahagn Haçaturyan tarafından kabul edildi. Görüşmede, Haçaturyan ve Stoltenberg, Ermenistan-NATO işbirliğine ilişkin konuları, bölgesel gelişmeleri ve Ermenistan ve Azerbaycan arasında devam eden barış müzakerelerini ele alındı.
Haçaturyan, bölgedeki istikrarlı ve kalıcı barışın sağlanması konusunda Ermenistan’ın ilkeli tutumunu bir kez daha teyit ederek, Ermenistan’ın ve tüm Güney Kafkasya bölgesinin kalkınmasının ancak barış ve demokratik ilkelerin tesis edilmesi yoluyla olacağını vurguladı. Ermenistan ve Azerbaycan arasında barışın sağlanmasını bölgedeki diğer ülkelerin çıkarlarını da göz önünde bulundurarak olumlu bir şekilde tamamlanmasının önemine vurgu yapılan görüşmede Haçaturyan, “Ermenistan’ın samimi isteği, tüm komşularıyla komşuluk ve ortaklık ilkelerine dayalı ilişkiler kurmaktır” ifadelerini kullandı. Görüşmenin ardından Haçaturyan ve Stoltenberg, ortak basın toplantısı düzenledi.
“Ermenistan’ın NATO ile 30 yıldan fazla bir işbirliği geçmişi var”
Stoltenberg’i ve heyetini karşılamaktan mutluluk duyduğunu belirten Haçaturyan, “Ziyaretiniz, Ermenistan-NATO işbirliğinin sürekliliğini ve önemini bir kez daha belgelenmesi açısından önemlidir. Ermenistan’ın NATO ile 30 yıldan fazla bir işbirliği geçmişi var. 1994’ten bu yana, NATO ile Ermenistan arasında, esas olarak. Ermenistan’ın dayanıklılığını ve yeteneklerini artırmaya ek olarak, demokratik kurumların kurulmasına katkıda bulunmayı hedefleyen kurumsal işbirliği zaten başlamıştı. Bütün bunlar bugün Ermenistan için çok daha anlamlıdır. Bölgede gerçek barışın tesisi için her şeyi yapmaya çalışan bir ülkeyiz. Demokratik ilke ve fikirlerin rehberliğinde olduğumuzu bir kez daha vurgulamak isterim” dedi.
Görüşmede, NATO’nun kuruluş yıldönümüne değinen Haçaturyan, “Bu yıl NATO’nun 75. yıldönümü. NATO kurulduğunda iki ana fikir etrafında toplanmıştı. Birincisi, NATO üyesi ülkelerin güvenliğini ve bu ülkelerin savunduğu değerleri korumaktır. Bu değerler özgürlük, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğüdür. Şimdi bu ilkeler bize rehberlik ediyor ve mevcut zorluklarla yüzleşmek, bağımsızlığımızı ve demokrasimizi güçlendirmek için her şeyi yapıyoruz” dedi.
“Ermenistan, NATO’nun uzun vadeli bir ortağı”
Ermenistan’ı ziyaret etmekten ve Haçaturyan’la tanışmaktan mutluluk duyduğunu belirten Stoltenberg, “Bahsettiğiniz gibi, Ermenistan, NATO’nun uzun vadeli bir ortağı, 30 yıllık bir ortaklığımız var. Bu süre zarfında, yakın ortaklar olarak çalıştık, birbirimize destek olduk ve yardımcı olduk” dedi
Stoltenberg, “Ermenistan’ın, Kosova’daki NATO misyonlarını ve faaliyetlerini desteklemek için yaptıklarından dolayı çok minnettarız, bu arada Ermeni askerlerinin kişisel olarak Kosova’da bulunmaları da dahil. Daha önce birkaç kez Ermeni askerleriyle tanıştım ve her zaman onların profesyonelliklerinden, özverilerinden ve bağlılıklarından etkilenmişimdir” dedi.
Stoltenberg, ayrıca Ermenistan’ın son zamanlarda Kosova’daki varlığını güçlendirmeye yönelik yaptığı açıklama için de teşekkürlerini ileterek, bunun Balkanlar’daki istikrar için çok önemli olduğunu vurguladı. – ERİVAN
]]>NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, temaslarda bulunmak üzere geldiği Ermenistan’ın başkenti Erivan’da Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile bir araya geldi. Görüşmede Ermenistan-NATO iş birliğine ilişkin konular ele alınırken, Azerbaycan-Ermenistan barış anlaşması müzakerelerine ilişkin fikir alışverişinde bulunuldu. Stoltenberg ve Paşinyan görüşmenin ardından basın açıklaması yaptı.
NATO Genel Sekreteri olarak ilk defa Erivan’ı ziyaret ettiğini belirten Stoltenberg, “Ermenistan uzun süredir NATO’nun ortağıdır ve NATO misyon ve operasyonlarına katkılarınızı memnuniyetle karşılıyorum. Ermenistan, yaklaşık 20 yıldır NATO’nun barışı koruma misyonunda önemli bir ortak olarak Kosova’daki tüm topluluklar için emniyetli ve güvenli bir ortam sağlanmasına destek oluyor ve son yıllarda artan askeri katkılarınızı memnuniyetle karşılıyorum” dedi. İkili görüşmede Güney Kafkasya’da istikrarın önemine de değindiklerini aktaran Stoltenberg, “Bu durum, daha tehlikeli bir dünyayla karşı karşıya olduğumuz şu günlerde Avrupa-Atlantik güvenliği açısından önem arz ediyor” dedi.
Ermenistan ve Azerbaycan barış müzakerelerine değinen Stoltenberg, “Ermenistan ve Azerbaycan’ın savaşın ardından kalıcı bir barışa ulaşma fırsatına sahip. Bu nedenle her iki ülkeyi de ilişkilerin normalleşmesinin önünü açacak ve halklarınız için kalıcı bir katkı sağlayacak bir anlaşmaya varmaya çağırıyorum” ifadelerini kullandı. Stoltenberg, NATO’nun Ermenistan’ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve barış arzusunu desteklediğini söyledi.
Rusya ve Ukrayna savaşına da değinen Stoltenberg, “Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı, barışı hafife alamayacağımızı hatırlatıyor. Ukrayna ile dayanışmanızı memnuniyetle karşılıyor ve tüm ortakları, Putin’in savaşı kazanmamasını sağlamak için ellerinden geleni yapmaya davet ediyorum. Savaş alanındaki durum hala zor. Ancak bu, desteğimizi azaltmak için değil adım atmak için bir nedendir. Putin Ukrayna’da başarılı olursa, saldırılarının burada bitmeyeceğine dair gerçek bir risk var ve diğer otoriter aktörleri de cesaretlenecek” dedi.
Paşinyan: “Bakü’den henüz olumlu bir yanıt alamadık”
Stoltenberg ve heyetini birlikte ağırlamaktan mutluluk duyduğunu bildiren Paşinyan ise, “Ziyaretiniz, Ermeni-NATO ortaklığının yanı sıra bölgesel ve küresel istikrar ve güvenlik konularında fikir alışverişinde bulunmak için iyi bir fırsat oldu” dedi. Paşinyan, Ermenistan-NATO ortaklığının yeni formatı olan “Bireysel Ortaklık” programının yakın zamanda onaylanmasını umduğunu belirtti. Ermenistan’ın barışı koruma çabalarının uluslararası barış ve güvenliğe önemli bir katkı sağladığını belirten Paşinyan, “Ermeni barışı koruma birimi katkı sağlamaya devam ediyor ve bildiğiniz gibi Temmuz 2023’te Kosova’da istikrarsız bir durum yaşandığında, Ermenistan barışı koruma birimi personeline 17 asker daha ekledi” diye konuştu.
Paşinyan, “Azerbaycan’la ilişkileri, defalarca dile getirdiğim, en üst düzeyde mutabakata varılan üç prensip temelinde çözmeye hazır olduğumu bir kez daha teyit ediyorum. Bu, Alma-Ata Deklarasyonu temelinde, birbirlerinin toprak bütünlüğünün tanınması, 1991 yılında SSCB’nin çöküşü sırasında iki cumhuriyet arasındaki mevcut sınırın restorasyonu, Ermenistan-Azerbaycan devletlerarası sınırının 1991’e uygun olarak çizilmesidir. Alma-Ata Deklarasyonu’na göre bölgesel altyapıların geliştirilmesinin yanı sıra ablukanın kaldırılması da ülkelerin egemenlik ve yargı yetkisine saygı gösterilerek eşitlik ve karşılıklılık ilkeleri temelinde gerçekleştirilmelidir” ifadelerini kullandı.
Paşinyan, açıklamasını şu şekilde sürdürdü:
“İkincisiyle ilgili olarak bu konudaki anlayışımızı tamamlayan ‘Barışın Kesişimi’ projesini sundum. Ermenistan ile Azerbaycan arasında bilinen ilkelere dayanan barış sürecinin yanı sıra baskı ve tehditlerin açıkça reddedilmesi konusunda NATO dahil uluslararası toplumdan güçlü destek bekliyoruz. Ayrıca 1991 yılında askerlerin Ermenistan-Azerbaycan sınırından ‘ayna’ ilkesine göre çekilmesi ve karşılıklı silahların kontrolü ve saldırmama anlaşmasının imzalanması yönündeki önerileri de Genel Sekretere sundum. Ancak bu tekliflere ilişkin resmi Bakü’den henüz olumlu bir yanıt alamadık.”
“Türkiye ile ilişkilerin normalleştirilmesi gündemine de bağlıyız”
Paşinyan, Türkiye ile ilişkilerin normalleştirilmesi gündemine de bağlı olduklarını ifade ederek, “Türkiye ile 2022 yılında varılan ve daha sonra tekrarlanan anlaşmaların uygulanmasının Güney Kafkasya bölgesinde barışa ulaşma sürecini olumlu yönde etkileyebileceğine inanıyoruz” açıklamasını yaptı. Stoltenberg ile yaptığı görüşmede Ermenistan Silahlı Kuvvetlerinin reform gündemini de ele aldığını belirten Paşinyan, “Bu sürecin herhangi bir ülkeyi hedef almadığını, Ermenistan Silahlı Kuvvetlerinin savunma yeteneklerini geliştirmeyi hedefleyerek Ermenistan’ın toprak bütünlüğünü güvence altına almayı amaçladığının altını çizmiştim” dedi. – BAKÜ
]]>ADF 2024’ün Türkiye-Ermenistan ilişkilerine katkısı ne oldu?2021 yılından bu yana geleneksel hale gelen Antalya Diplomasi Forumu (ADF), bu yıl da uluslararası gündeme yansıyan bir etkinlik olarak “Krizler Döneminde Diplomasiyi Öne Çıkarmak” temasıyla ön plana çıktı. 1-3 Mart 2024 tarihleri arasında gerçekleşen ADF 2024’e 147 ülkenin temsilcileri ile 19 devlet başkanı katıldı. Forumda bölgesel ve küresel konuları ele alan 51 panel gerçekleştirildi. Pek çok ülkenin diplomatik liderlerini bir araya getiren ADF 2024’e, Ermenistan’ı temsilen Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan ile Türkiye-Ermenistan normalleşme süreci özel temsilcisi ve aynı zamanda Ermenistan Cumhuriyeti Milli Meclisi Başkan Yardımcısı olan Ruben Rubinyan da katıldı. Forumda Türkiye’yi temsilen Türkiye-Ermenistan normalleşme sürecinin özel temsilcisi olarak atanan Büyükelçi Serdar Kılıç da yer aldı. Kılıç ADF’de bir kez daha mevcut sorunların çözümü için bölge dışından çözüm dayatmanın faydasız olduğunu dile getirdi. Ülkelerin kendi çözümlerini üretmelerine fırsat verilmesi gerektiğine işaret ederek bölgede kalıcı bir barış için bunun elzem olduğuna işaret etti.
ADF2024’te, bölgesel düzeyde Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi ön plandaydı. İlgili pek çok panelde Ermenistan ve Azerbaycan temsilcileri yer aldı ve özellikle de “Güney Kafkasya’da Barış, Kalkınma ve Bağlantısallık” oturumunda tüm taraflar bölgedeki son gelişmeleri müzakere etti. Bu panele ve diğer ikili görüşmelere damga vuran konu ise Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi oldu. Özellikle Mirzoyan toplantılarda, Türkiye-Ermenistan sınırlarının bir an önce açılması beklentilerini ön plana çıkardı. Mirzoyan’ın konuşmalarında sınırların açılması, diplomatik ilişkilerin kurulması ve iki toplum arasındaki temasların artması gerekliliği bir kez daha vurgulandı. Mirzoyan sınırların açılmasıyla ekonomik ilişkilerin gelişeceğine de dikkat çekti ve Ermenistan vatandaşlarının da bunun farkında olduğunu dile getirdi. Ermenistan ayrıca Güney Kafkasya’da barış ve istikrarın sağlanması için kendilerine düşen görevleri yerine getirdiklerine de vurgu yaptı. Bu açıdan Mirzoyan’ın katılımı bölgesel çapta ilişkilerin normalleşmesi için görüşmelerin devam ettiğini ve tarafların müzakereleri sürdürdüğünü göstermesi açısından önemliydi.
Türkiye-Ermenistan sınırının açılmasında hangi konular gündeme geliyor?ADF 2024’deki açıklamalardan hareketle özel temsilciler arasındaki görüşmelerin sağlıklı bir şekilde devam ettiğini söylemek mümkün. Öte yandan üçüncü ülke vatandaşlarına açılan kara sınırının Ermenistan ve Türkiye’deki diplomatik pasaport sahibi kişiler için de geçerli olacağı anlaşılıyor. Mirzoyan’ın tarihi Ani Köprüsü’nü restorasyonu ve sınır bölgelerindeki altyapı ve yolların inşası konusunda da bazı anlaşmalara varıldığını belirtmesi yakın bir dönemde sınırların açılabileceği ihtimalini de güçlendiriyor.
Ermenistan her platformda sınırların bir an önce açılması gerektiğine işaret ederek aslında en başından beri bu konudaki kararlı tavrını devam ettiriyor. Öte yandan yeni dönemde gerek Fransa gerekse de diğer Batılı devletlerle olan yakınlaşma sürecinin ilişkiler üzerinde olumsuz etkisi görülebilir. Zira son olarak Ermenistan’da gerçekleştirilen bir ankette ülkenin en önemli güvenlik ortağı olarak Fransa, İran ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) öne çıkması önemli bir gösterge. Dolayısıyla bu eksen kaymasının Rusya tarafından da rahatsızlıkla ve yakından takip edildiğini belirmek gerekir. Son olarak Erivan’ın gerekirse Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’nden (KGAÖ) çıkabileceklerini dile getirmesi ve Rus askerlerinin Zvartnots Havalimanı’ndan çıkması gerektiğine dair açıklamaları da gerginliğin tırmandığının önemli bir göstergesi. Fransa’nın bölgede tansiyonu artırması özellikle de Azerbaycan’a yönelik tutumu da görüşmeleri sekteye uğratabilecek bir diğer sorun. Zira Azerbaycan ve Fransa arasında diplomat kriziyle başlayan gerginlik halen dinmiş değil.
Bu noktada Ermenistan’ın “barış kavşağı” projesinin hayata geçirilmesi konusunda istekli olduğunu ve bu projenin ekonomi ve bölgede kalıcı barış için önemine vurgu yaparak projeyi gündemde tutmaya çalıştığını da belirtmek gerek. Bu yönüyle Mirzoyan’ın açıklamalarından da hareketle tarafların barışa hiç olmadığı kadar yakın oldukları görülmekle birlikte sürecin halen bıçak sırtı ilerlediğini de belirtmek gerek. Son olarak Ermenistan’ın Hindistan’la ilişkilerinde önemli birtakım gelişmelerin yaşanmaya başlanması, Erivan’ın Hindistan’dan sadece askeri malzeme değil aynı zamanda ciddi bir nüfus göçü de almaya başlaması Ermenistan’ın müttefiklerini çeşitlendirmeye de ayrı bir özen gösterdiğine işaret ediyor.
Azerbaycan ve Ermenistan sınır belirleme komisyonları görüşmelerinde güncel gelişmeler nelerdir?Karabağ’ın işgalden kurtarılması ve Ukrayna’da yaşanan gelişmelerin Güney Kafkasya’da önemli yansımaları oldu. Ermenistan “tarihsel hami” olarak gördüğü Rusya ile ilişkilerde gerginlikler yaşamaya başladı ve Güney Kafkasya’da adeta bir statüko değişimi başladı. Bu değişimin ilk yansımaları Rusya ile ilişkilerde görüldü ve Ermenistan’da Rusya’dan Batı’ya doğru bir kopuş başladı. Bu kopuşun ilk halkasını Rusya’ya bağımlılık “stratejik bir hataydı” şeklinde açıklamalar oluşturdu. Ermenistan’ın yeni dönemde yüzünü çevirdiği taraf ise ABD ve Avrupa Birliği (AB) ülkeleri özellikle de Fransa oldu. Bu nedenle Azerbaycan ile ilişkilerin normalleşmesi ve mevcut sorunların çözümü için sıklıkla AB ülkelerine ziyaretler başladı. Türkiye ve Azerbaycan ise bölgesel sorunların çözümünde AB ülkelerinden ziyade bölgesel aktörleri işaret etti.
Bu çerçevede Azerbaycan-Ermenistan arasında sınır belirleme komisyonları bugüne kadar pek çok kez bir araya geldi ancak sınır belirleme konusunda yasal çerçevenin oluşturulmasında henüz bir uzlaşmaya varılamadı. Sınır belirleme konusunda Batılı komisyonların devreye girmesi ise süreci olumsuz etkiledi. Zira 30 yıllık işgal sürecinde inisiyatif almayan Batılı devletlerin şimdi bu sürece dahil olma çabalarının temelinde küresel ve bölgesel gelişmelerin önemli bir payı bulunuyor. Bu gelişmelerden biri de Zengezur Koridoru oldu. Bu koridorun sağlayacağı yararların herkes farkında olduğu için özellikle de AB üyesi ülkeler sürece dahil olma konusunda her yolu deniyor. Bu süreç Ermenistan’ın AB ve NATO’ya üyelik iddialarını dahi gündeme getirmeye başladı.
Erivan her ne kadar bu adımları “ülkenin ekonomik direncini ve ekonomik kaynaklarını çeşitlendirmek” olarak adlandırsa da asıl mesajın Rusya’ya verilmek istendiği de aşikar. Bu nedenle önümüzdeki günlerde Erivan’ın hem AB hem de ABD ile ilişkilerinin daha da derinleşeceği söylenebilir. Bu tarihi eksen kaymasının temelinde ise Batı dünyasının bu kez Güney Kafkasya’da Ermenistan üzerinden Rusya’yı yalnızlaştırma politikasının da önemli bir payı olduğunu hatırlatmakta yarar var.
???????[Prof. Dr. Yıldız Deveci Bozkuş, Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi]
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
]]>Mirzoyan, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde 1-3 Mart tarihlerinde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2024’te, AA muhabirinin, Türkiye-Ermenistan normalleşmesi ve Azerbaycan-Ermenistan barış sürecine ilişkin sorularını yanıtlayarak değerlendirmelerde bulundu.
ADF’deki atmosferi değerlendiren Mirzoyan, “Antalya Diplomasi Forumu gerçekten çok etkileyici. İkinci kez katılma şansım oldu. İlk kez iki yıl önce katılmıştım.” diye konuştu.
Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle geçen yıl ADF’nin düzenlenmediğini anımsatan Mirzoyan, depremin ardından Türkiye’ye gelerek afetten etkilenen bölgeleri ve Ankara’yı ziyaret ettiğini dile getirdi. Mirzoyan, Ermenistan ile Türkiye arasında normalleşme süreci için özel temsilciler atandığını ve özel temsilcilerin yüz yüze ve telefonda temaslarının olduğunu anımsattı.
Ararat Mirzoyan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan arasında da telefon görüşmeleri olduğunu belirterek “Devamlı bir temas var ve bunlar olumlu dinamik sağlıyor.” ifadesini kullandı.
Türkiye ile Ermenistan arasındaki kara sınırının iki ülkeyi ziyaret eden üçüncü ülke vatandaşlarının geçişine açılması için anlaşmaya varıldığını hatırlatan Mirzoyan, bunun yalnızca üçüncü ülke vatandaşları için değil, aynı zamanda Ermenistan ve Türkiye’deki diplomatik pasaport sahibi kişiler için de geçerli olacağını aktardı.
Mirzoyan, ayrıca tarihi Ani Köprüsü’nün yeniden restorasyonunun söz konusu olduğunu belirterek sınır bölgelerindeki altyapıların ve yolların inşası konusunda da bazı anlaşmalara varıldığını hatırlattı.
Ermeni Bakan, “Ermenistan Cumhuriyeti olarak samimi şekilde devlet sınırlarının bir an önce açılmasını istiyoruz. Diplomatik ilişkilerin kurulmasını ve insanlar ve kültürler arasında temasların artmasını istiyoruz.” değerlendirmesini yaptı.
İki ülke arasındaki sınırların açık olmasının ne gibi faydalar sağlayacağına ilişkin soruya Mirzoyan, “Bunun getireceği faydaları açıktır. Öncelikle sıradan insanlar için çok önemli. İlişkilerin gelişmesi, ekonomik ilişkilerin gelişmesi ilk önce insanlara fayda sağlayacak ve Ermenistan vatandaşlarının çoğu bunun bilincinde.” yanıtını verdi.
“Azerbaycan ile müzakereleri sürdürüyoruz”
Mirzoyan, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki barış görüşmelerine ilişkin de bu fırsatı, barış gündemine olan bağlılığı yeniden teyit etmek için kullanmak istediklerini belirterek “Azerbaycan ile barış anlaşması imzalamak için müzakereleri sürdürüyoruz ve genel olarak Kafkasya’da, Güney Kafkasya bölgesinde istikrar ve barışın pekiştirilmesi için bu sürece devam ediyoruz.” dedi.
Taraflar arasında birtakım sorunlar olduğunu, bunlardan bazıları hakkında Azerbaycan ile anlaşmaya vardıklarını kaydeden Mirzoyan, iki önemli konuda tarafların yaklaşımının farklı olduğunu ifade etti. Mirzoyan, bu sorunların ilkinin iki ülke sınırlarının belirlenmesi ilkeleri, diğerinin bölgesel bağlantı ve ulaşım hatlarıyla ilgili olduğunu söyledi.
Tarafların öncelikle birbirlerinin toprak bütünlüğünü tanıdığını yinelemek istediğini söyleyen Mirzoyan, Ermenistan olarak “sınırların belirlenmesi ve çizimini öngören demarkasyon sürecinin 1991’de imzalanan Almatı Bildirgesi çerçevesinde olması gerektiğini” savunduklarını ifade etti.
Hiç kimsenin yeni sınırlar çizme yetkisinin olmadığını belirten Mirzoyan, Erivan yönetiminin bu bildirgenin barış anlaşması taslağında yer almasını istediğini iddia etti. Mirzoyan, bu konuda Azerbaycan’dan olumlu yanıt alamadıklarını öne sürdü.
Mirzoyan, öte yandan, “bölgedeki tüm bağlantı ve ulaşım hatlarıyla ilgili”, “Ulaşım yollarının açılmasında istekliyiz. Öncelikle bu bölgesel ulaşım bağlantılarının açılması bizim için de çok önemli ve bize de ekonomik faydalar sağlayacaktır.” ifadesini kullandı.
Ermeni Bakan, gündeme getirdikleri “barış kavşağı” projesinin ekonomik açıdan önemli ve bölgede kalıcı barışın garantörü olacağını öngördüklerini kaydetti.
Ermenistan Dışişleri Bakanı Mirzoyan, ülkesinden geçen ulaştırma yollarının can ve mal güvenliğinin üçüncü ülkeler tarafından sağlanmasına karşı olduklarını belirterek bölgedeki ulaşım yollarının “bulundukları ülkenin egemenliği ve yargı yetkisi altında olması gerektiğini” savundu.
Mirzoyan, “Eşitlik, mütekabiliyet ilkeleri önemli. Süreç, bu ilkeler üzerine inşa edilmeli.” diye konuştu.
Ermenistan Dışişleri Bakanı, Azerbaycan’dan geçecek ulaşım yolları için de aynı eşitlik ilkesinin geçerli olacağını, buradan geçen yollarla ilgili aynı yetkilerin Bakü yönetimine ait olması gerektiğini ifade etti. Mirzoyan, söz konusu çerçeveye Azerbaycan tarafının uygun görüş vermediğini iddia etti.
Almanya’nın başkenti Berlin’de, Azerbaycanlı mevkidaşı Ceyhun Bayramov’la görüşmesinde bir sonraki görüşme için tarih belirleyip belirlemediklerinin sorulması üzerine Mirzoyan, yeni görüşme için tarihin belli olmadığını söyledi. Mirzoyan, mevkidaşı Bayramov ile sürekli temas halinde olduklarını belirterek yakın zamanda yeni görüşme tarihini belirlemeyi umduklarını dile getirdi.
“Şu an gerçekten barış imkanımız var”
“Ermenistan-Azerbaycan barışı, iki ülke ve bölgeye ne tür fırsatlar ve imkanlar sunacak?” sorusuna Mirzoyan, “Barışın faydalarından bahsetmek biraz anlamsız olur. Çünkü barışın getireceği faydalar açıktır. Bu, tartışma götürmez bir konudur.” yanıtını verdi.
Mirzoyan, “Halklarımızın barışa ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Dünyadaki diğer halklar gibi, halklarımız barışa layıklar ve devamlı ebedi düşmanlığa biz hiçbirimiz mahkum değiliz. Bizim şu an gerçekten barış imkanımız var.” değerlendirmesini yaptı.
Ermenistan-AB ilişkileri
Ermenistan’ın Avrupa Birliği (AB) ile yakınlaşmasına ilişkin soruya ise Mirzoyan, farklı alanlarda AB ve Avrupa ülkeleriyle ilişkileri derinleştirmeyi sürdürdüklerini ve çok yoğun siyasi diyalog içinde oldukları yanıtını verdi.
Mirzoyan, Ermenistan’ın ekonomik direncini ve ekonomik kaynaklarını çeşitlendirmesini sağlamak için Avrupa ile işbirliği içinde olduğunu dile getirdi.
“Avrupa Birliği’yle ilişkilerimizi daha da derinleştirmek istiyoruz.” diyen Mirzoyan, Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ın, “Avrupa Birliği Ermenistan’la ilişkileri derinleştirmeye ne kadar hazırsa Ermenistan da o kadar hazırdır.” ifadesini aktardı.???????
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024’e katılan Bayramov, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Bayramov, Antalya Diplomasi Forumu’na üçüncü kez katıldığını bildirerek, foruma ilginin her geçen yıl artmasından memnuniyet duyduklarını belirtti.
Antalya Diplomasi Forumu’na ilginin Türkiye devleti ve Türk diplomasinin dünya çapında artan nüfuzunun göstergesi olduğunu söyleyen Bayramov, Azerbaycan olarak bundan gurur duyduklarını vurguladı.
Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış müzakerelerinden bahseden Bayramov, Ermeni mevkidaşı Ararat Mirzoyan’la 7 ayın ardından 28-29 Şubat’ta Berlin’de bir araya geldiklerini hatırlattı.
Barış müzakerelerinde yüz yüze görüşmelerin önemli olduğunu kaydeden Bayramov, “İki gün süren müzakerelerin genel olarak faydalı olduğunu düşünüyorum. Önceki müzakerelerden farklı olarak taslak metin ya da belirli maddeler üzerinde konuşmadık. Birkaç açık konu ve tarafların uzlaşmadığı yaklaşımlar var. İki günümüzü bu hususların müzakeresine ayırdık. Görüşmeler sonucunda her iki taraf açısından da somut çözümlere ulaşıldığını söyleyemem. Ancak durumu daha iyi anlamak ve daha sonraki temaslara temel oluşturmak için genel olarak faydalı görüşme oldu. Taraflar, temasların devam ettirilmesi gerektiği yönünde mutabık kaldı.” bilgisini paylaştı.
Bayramov, önceki müzakerelerde Ermenistan’ın Karabağ’daki Ermenilerin hakları hususunu ön plana çıkardığını ve bu konuda özel yaklaşım beklentisi içinde olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
“Azerbaycan ise barış anlaşmasının Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki ilişkileri düzenleyen bir anlaşma olması ve Azerbaycan topraklarındaki Ermenilerle ilgili konuların ülkenin iç meselesi olduğu görüşünü savunuyordu. Yasa dışı Ermeni güçlerin Azerbaycan arazisinden çıkmasını talep ediyorduk. Ermenistan ise bu durumu kontrol edemediğini belirtiyordu. Biz ise bunu kabul etmiyorduk. 19 Eylül’deki antiterör operasyonunda yasa dışı silahlı güçlerin mevcudiyetine son verildi, yasa dışı rejim feshedildi. Artık müzakere masasında bu konu yok. Ermenistan da bu konuyu gündeme getirmiyor.”
Ermenistan’la uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde anlaşma imzalamak istediklerini bildiren Bayramov, “Öyle bir anlaşma imzalanmalı ki bu sürdürülebilir olsun ve gelecekte herhangi açık konu kalmasına neden olmasın.” dedi.
Bayramov, tüm ülkelerle birbirlerinin iç işlerine karışmamak ilkesi temelinde ve karşılıklı saygıya dayanan dostluk ilişkisi kurmanın Azerbaycan diplomasinin önceliği olduğunu vurgulayarak, “Fakat her devletle aynı düzeyde ilişki kurmak mümkün değil. Her devletin daha iyi ilişki kurduğu devletler vardır. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler dünyada benzeri olmayan ilişkilerdir. Bugün ise daha geniş Türk coğrafyasında, Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkeler arasındaki daha da artan işbirliğine şahit oluyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Türkiye’nin başarıları dünya çapında örnek niteliğindedir”
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki askeri ve savunma sanayi alanındaki işbirliklerinden de bahseden Bayramov, şunları söyledi:
“Azerbaycan ordusu Türk ordusu modeline uygun olarak yeniden yapılandırılıyor. Bu hususta somut reformlar ve değişimler yapılıyor. İki ülke her yıl çok sayıda ortak tatbikat yapıyor. Savunma, her devletin ulusal güvenlik konusudur. Her devletin silah ve mühimmat açısından bağımsızlığını sağlaması çok önemlidir. Dünyada savunma ihtiyaçlarını tam olarak kendi üretimleriyle karşılayan çok az ülke vardır. Bu hususta Türkiye’nin başarıları dünya çapında örnek niteliğindedir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, savunma sanayinde yerlilik oranını yüzden 20’den yüzde 80’e çıkardıklarını açıkladı. Bu çok büyük göstergedir. Çok az ülke bunu başarabiliyor. Azerbaycan da kendi askeri ihtiyaçları için somut adımlar atıyor. Türkiye’den silah alımı, Azerbaycan’da Türk şirketleriyle ortak üretim ve Türkiye’deki şirketlerin projelerine Azerbaycan şirketlerinin ve uzmanlarının katılımı gibi çeşitli işbirliği ve entegrasyon yöntemleri mevcuttur.”
]]>Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Alman Doğu İş Dünyası Birliği İcra Direktörü Michael Harms başkanlığındaki heyeti kabul etti. Aliyev, 17 Şubat’ta Almanya’nın Münih kentinde Almanya Başbakanı Olaf Scholz’un ev sahipliğinde Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’la yaptığı görüşmeyi hatırlatarak, Almanya’nın Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki barış sürecine katkı sağladığını vurguladı.
“Almanya, Fransa’nın aksine, barış sürecinde tarafsız kalıyor”
Almanya’nın önerisi üzerine Azerbaycan ve Ermenistan dışişleri bakanları arasında başkent Berlin’de bir toplantı yapılmasını desteklediğini belirten Aliyev, “Almanya, ateşi körükleyen ve Ermenistan’a öldürücü silahlar sağlayan Fransa’nın aksine, barış sürecinde tarafsız kalıyor. Uluslararası hukuk normları bizden yanadır. Ülkemizin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü sağladığımız için asılsız ve taraflı suçlamalarla karşı karşıya kaldık. Azerbaycan kendi topraklarını ve egemenliğini sağlamak için diğer ülkelerin attığı adımlardan farklı adımlar atmıyor” dedi.
“Bu açıklamaları ülkemize yönelik üstü kapalı tehditler olarak değerlendiriyoruz”
AB de dahil olmak üzere bir dizi uluslararası kuruluşlarda çifte standartlığın sıradan bir hale geldiğini belirten Aliyev, “Bu konuda Joseph Borrell’in doğru olmayan açıklamaları bizi hayal kırıklığına uğrattı. Öncelikle kendisinin bu açıklamaları hiçbir gerçeği yansıtmamakta ve uluslararası hukuk normlarına aykırıdır. İkinci olarak Azerbaycan tarafı bu açıklamaları ülkemize yönelik üstü kapalı tehditler olarak değerlendiriyor. Borrell, Azerbaycan’ın Ermenistan’a saldırması durumunda bunun acı sonuçlarla karşılaşacağını söyledi. Öncelikle Borrell, Azerbaycan’ın Ermenistan’a saldırmayı planladığı bilgisini nereden aldı? Bizim böyle bir planımız yok. Bunlar Bay Macron’un imaları. Bütün bunlar, Azerbaycan’ın Ermenistan’a saldırmaya hazırlandığı iddiasıyla bağlantılı olarak ülkemizi kötülemeye dayanan Fransa’nın Azerbaycan aleyhi politikasının bir parçasıdır” dedi.
Azerbaycan-Ermenistan sınırında Eylül 2023’te yaşanan son ciddi gerilimin ardından bu aya kadar sınırdaki durumun sakin olduğunu vurgulayan Aliyev, “Ancak şubat ayında bir Ermeni keskin nişancının bir Azerbaycan askerini ağır yaralaması üzerine, buna zamanında ve doğru bir şekilde karşılık vermek zorunda kaldık. Cevabımız birkaç dakika sürdü ve Ermenistan’ın Azerbaycanlıları öldürme girişiminin cezasız kalmayacağını anlaması yeterliydi ve dediğim gibi geçen yılın eylül ayından bu yana bu olay dışında sınırda sükunet hakimdi. Yani Sayın Borrell ve Sayın Macron bu bilgiyi gerçeklikten değil, hayallerinden alıyorlar” dedi.
“Macron, Borrell ve onlar gibiler tarafından suçlanıyoruz”
Azerbaycan’ın Karabağ’ı Ermenistan işgalden kurtarmasının ardından bazı AB’li politikacılar tarafından saldırıya uğradıklarını belirten Aliyev, “Toprak bütünlüğümüzü ve egemenliğimizi sağladıktan ve Karabağ’da bölücülüğün yuvasını yok ettikten sonra saldırılara maruz kaldık. Macron, Borrell ve onlar gibiler tarafından suçlanıyoruz. Ukrayna’yı ele alalım. Ukrayna da toprak bütünlüğünü yeniden sağlamak istiyor. Almanya ve diğer ülkeler Ukrayna’ya silah gönderiyor. Hepiniz Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü sağlaması gerektiğini beyan ediyorsunuz. Peki bizim toprak bütünlüğümüz? Bu konu Ukrayna sorunundan daha mı az önemli?” ifadelerini kullandı.
“Avrupa Konseyi’nden tamamen çekilme konusunu ciddi olarak ele alabiliriz”
Almanya Başbakanı Scholz’un açıklamaları ve eylemlerinde tarafsızlık gösterdiğini belirten Aliyev, “Liderliğini yaptığı partinin üyesi, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde Hristiyan olmayan 2 ülkeden biri olan Azerbaycan’ı dışlamak istiyor ve bunu gösterişli ve bilinçli bir şekilde yapıyor. Bildiğiniz gibi bu kurumun oturumlarına katılmama kararı aldık. Çünkü eğer duruşumuzu ifade etme hakkımız yoksa neden orada olalım? Bir yıl içinde heyetimizin hakları iade edilmezse Avrupa Konseyi’nden tamamen çekilme konusunu ciddi olarak ele alabiliriz” dedi.
“Rusya’nın yeni gerçekleri kabul ettiğini düşünüyorum”
Fransa, ABD ve Rusya’nın eş başkanlığındaki AGİT Minsk Grubu’nun 30 yıl boyunca Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki sorunun çözümü için hiçbir adım atmadığını söyleyen Aliyev, “Topraklarımızı kurtarmaya başladığımızda bu 3 ülke bize baskı yapmaya başladı. Her biri bizi yolumuzdan döndürmek için farklı araçlar kullandı. Topraklarımızı kurtarmamızı istemediler. Geçen yıl Eylül’de bölücülüğe son verdiğimizde yine yanlış yaptılar. Bazıları hala yanlış yapıyor. ABD ve Fransa’dan bahsediyorum. Rusya’nın artık olup biteni çok iyi anladığını ve yeni gerçekleri kabul ettiğini düşünüyorum. ABD ve Fransa da aynısını yapmalı. Aksi takdirde durum planladıkları gibi olmayacaktır. Bu ülkeler, ekonomisiyle, ordusuyla, geniş uluslararası ilişkileriyle Güney Kafkasya’nın lider ülkesi olan Azerbaycan ile çalışmalıdır” ifadelerini kullandı. – BAKÜ
]]>Türkiye Yüzyılı İş Birliği ve Dayanışma Platformu’nun Azerbaycan İktisat Üniversitesi’nde (UNEC) düzenlediği panelin açılışına Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Cahit Bağcı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Bakü Temsilcisi Ufuk Turganer, UNEC yöneticileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Şehitlerin saygı duruşu ile anıldığı programın açılışında milli marşlar okunduktan sonra konuşan Büyükelçi Bağcı, küresel düzeyde bozulmanın olduğunu, kural temelli sistemin çöktüğünü ve uluslararası düzeyde güven aşınmasının olduğunu söyledi.
Bağcı, Birleşmiş Milletler’in (BM) acil reforma ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, “Küresel mekanizmaların bölgesel ihtilafların çözümünde gerekli kapasite ve araçlara sahip olmadığı pek çok kez görülmüştür. Bu durumun en çarpıcı örneklerini Filistin ve Karabağ’ın işgalinde, Kıbrıs davasında, Minsk ve Annan planlarında gördük.” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllardır ifade ettiği, “Dünya beşten büyüktür” ve “Daha adil bir dünya mümkündür” sözlerinin günümüzde daha iyi anlaşıldığını belirten Bağcı, “Bölgemizde Filistin ve Kıbrıs ile başlayan işgal, zulüm ve adaletsizlikler, Karabağ, Kırım ve Ukrayna ile devam etmiştir. Yaklaşık 50 yıldır, 4 ayrı krizin etkilerini, yansımalarını, sancılarını, diplomatik ve jeopolitik yorgunluğunu ve yükünü hissediyoruz. Türkiye başta Güney Kafkasya, Filistin ve Ukrayna olmak üzere bölgesinde kalıcı barışın tesis edilmesi için büyük çaba sarf etmektedir. Türkiye ve Azerbaycan doğunun en batısında ve batının en doğusunda kardeş ve müttefik iki ülke olarak, kilit konumdadır.” ifadelerini kullandı.
Bağcı, Zengezur Koridoru’nun bölgesel bağlantıları arttıracağını, sağlanacak barış, huzur ve istikrara yararlı olacağına inandıklarını vurgulayarak, “Türkiye olarak Türk devletleri arasındaki kardeşliğin kurumsallaşmasına imkan tanıyan Türk Devletleri Teşkilatı’nın siyasi, kültürel, ekonomik ve stratejik hedefleri olan bir birlik olduğuna, keza gücümüzün kaynağının da birliğimiz olduğuna yürekten inanıyoruz. Bu uğurda her seviyede çalışmalarımızı siyasi, diplomatik, akademik, kültürel ve ticari düzeyde sürdürerek Türk birliğini, birlikte el ele, omuz omuza, sırt sırta vererek tesis edeceğiz.” diye konuştu.
UNEC Rektörü Prof. Dr. Adalet Muradov, Türk dünyasının geleceğini ilgilendiren bir etkinliğe ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, “Tarih bize gösterdi ki Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de yemin töreninde yaptığı konuşmada ‘Azerbaycan’ın ailesi Türk dünyasıdır’ mesajını verdi.” değerlendirmesinde bulundu.
Muradov, Türk dünyasının geleceğinin eğitim ve bilime bağlı olduğunu belirterek bu alanlardaki potansiyelini daha hızlı geliştirmesi gerektiğini vurguladı.
Panel, açılış konuşmalarının ardından Hazar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Telman Nusretoğlunun moderatörlüğünde, Uluslararası İlişkilerin Analizi Merkezi Başkanı Ferit Şefiyev, Bahçeşehir Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Abdullah Ağar ve gazeteci Sevil Nuriyeva’nın görüşlerini paylaştığı müzakerelerle devam etti.
“Ermenistan, yasalarını değiştirmelidir”
Uluslararası İlişkilerin Analizi Merkezi Başkanı Ferit Şefiyev, Azerbaycan’ın 1. Karabağ Savaşı’nın ülkedeki istikrarsızlık, ekonomik açıdan kötü durumda olması ve Rusya’nın Ermenistan’ı desteklemesi nedeniyle kaybettiğini söyledi.
Şefiyev, o zamanlar Türkiye’nin Güney Kafkasya politikasının henüz tam şekillenmediğini fakat son 15 yılda Türkiye’nin bölgedeki rolünün arttığını hatırlatarak, 2. Karabağ Savaşı’nda Azerbaycan’ın elde ettiği başarıda Türkiye’nin payının büyük olduğuna dikkat çekti.
Ermenistan’la yürütülen barış müzakerelerine de değinen Şefiyev, “Ermenistan yasalarında Azerbaycan ve Türkiye’ye karşı toprak iddiaları bulunuyor. Barış elde etmek için Ermenistan her şeyden önce kendi yasalarını değiştirmelidir. Çünkü bugün imzalanacak bir barışı yarın Ermenistan’da bu yasaları gerekçe göstererek iptal edebilirler.” görüşünü paylaştı.
“Dünya güvenlik bunalımıyla savruluyor ve çareye ihtiyaç var. Çare bizdedir”???????
Bahçeşehir Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Ağar, 2. Karabağ Savaşı’nda Azerbaycan ordusunun kahramanlıklarına değindi.
Ağar, “2. Karabağ Savaşı sadece Azerbaycan, Türkiye için, Güney Kafkasya için değil insanlık ve gelecek için değerli bir savaştı. Hakkın nasıl alınacağının insanlığa öğretilmesi açısından örnek olması için önemli bir savaştır. 2. Karabağ Savaşı Türkmençay Antlaşması’ndan beri bölünen Azerbaycan’ın bölünme ve geri çekilmeyi durdurduğu savaştır.” diye aktardı.
Dünyadaki savaşlara ve risklere de dikkati çeken Ağar, “Dünya, güvenlik bunalımıyla savruluyor ve bir çareye ihtiyaç var. İnsanlığa ve geleceğe bu çareyi kim sunabilir. Türkiye ve Azerbaycan’ın birlikteliği ve rolü bu anlamda çok değerlidir. Çare bizdedir. Hamaset yapmıyorum.” görüşünü paylaştı.
“Türkiye’nin açılımları gelecek için yatırımdır”
Gazeteci Nuriyeva ise konuşmasında Türkiye ile Azerbaycan’ın ittifakının Türk dünyasında ve daha geniş bölgede oluşturduğu etkinin öneminden bahsetti.
Türkiye’nin Güney Kafkasya’daki rolü ve potansiyeli, Orta Asya’daki etkileşimi, Ortadoğu’ki varlığı, Afrika’daki atılımlarının önemine değinen Nuriyeva, “Türkiye’nin açılımları ve uzun vadeli düşünce sistemi gelecek için yatırımdır.” ifadelerini kullandı.
]]>***
Ermenistan’ın, Azerbaycan ve Türkiye ile normalleşme süreci ilerledikçe Ermenistan Anayasa’sının revizyonu tartışma konusu oldu. Ermenistan Anayasa’sının ruhu ve felsefesi, Azerbaycan ve Türkiye’nin sınırları içinde olan bazı bölgeleri Ermeni olarak tanıyan bir bağımsızlık ilanına dayanıyor. Ermeni yetkililer son 30 yıldaki eylemleriyle bunun sadece bir metinden ibaret olmadığını, aynı zamanda Ermenistan’ın resmi politikasının bir parçası olduğunu gösterdiler. Ermenistan, Azerbaycan topraklarını işgal ederken, eski Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, 2011 yılında genç aktivistlere yaptığı bir konuşmada, “Batı Ermenistan” olarak görülen Doğu Anadolu’nun ilhakının gelecek nesillere miras bırakıldığını söyledi. İkinci Karabağ Savaşı sonrasında Ermenistan’ın Azerbaycan ve Türkiye ile normalleşme sürecinin etkili olabilmesi ve gelecekte olumsuz sonuçlar doğurmaması için Ermenistan Anayasa’sının revize edilmesi gerekiyor.
Tek çözüm: Anayasa’nın yeniden yazılması
İkinci Karabağ Savaşı’nın ardından Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Eylül 2021’de konuyu ilk kez gündeme getirdi ve gerçek barışın sağlanması için Ermenistan Anayasa’sının gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan da son zamanlarda benzer ifadeleri dile getirerek Anayasa’nın revize edilmesinden ziyade yeniden yazılması gerektiğini dile getirdi. Paşinyan’ın yorumlarının ardından Aliyev, barış anlaşmasının imzalanabilmesi için Ermeni Anayasa’sında değişiklik yapılması gerektiğini yineledi. Bu değişiklik için ülke genelinde referanduma gidilmesi gerekiyor. Ermenistan’ın 23 Ağustos 1990 tarihli Bağımsızlık Bildirisi, Türkiye ve Azerbaycan’a karşı toprak taleplerini içeriyor. Bildiride Azerbaycan’a yönelik, Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (SSC) Yüksek Konseyi ve Karabağ Ulusal Konseyi’nin 1 Aralık 1989 tarihli Ermenistan SSC ve Karabağ Dağlık Bölgesi’nin yeniden birleşmesi ortak kararı yer alıyor. Bildirinin 11’inci maddesinde ise Türkiye topraklarından “Batı Ermenistan” olarak bahsediliyor ve Türkiye’ye yönelik; “Ermenistan Cumhuriyeti, Osmanlı Türkiye’sinde ve Batı Ermenistan’da 1915 Soykırımının uluslararası tanınmasını sağlama görevini destekliyor” iddiaları yer alıyor. Buradaki “Batı Ermenistan” ifadesi Türkiye’nin doğu illerini işaret ediyor. Bildirinin kabul edildiği 13 Şubat 1988’de Ermenistan’da kurulan ve Ermenistan’ın ilk Cumhurbaşkanı Levon Ter-Petrosyan’ın da dahil olduğu Karabağ komitesinin çabaları sayesinde Taşnaklar da dahil olmak üzere Ermeni milliyetçileri Ermenistan’da önemli bir güce sahip oldu. Ayrıca, 1995 yılında yayınlanan Ermenistan Anayasa’sının ön sözünde, Ermeni halkı Bağımsızlık Bildirgesi’nde yer alan Ermeni devletinin temelleri ve pan-ulusal özlemleri dile getiriliyor. Ermenistan Anayasa’sı Azerbaycan ve Türkiye’ye karşı toprak taleplerini onaylarken ülkenin iç ve uluslararası politikalarını düzenleyen diğer tüm yasalar Anayasa’ya uygun olarak yazıldı ve geliştirildi. Türkiye sınırları içinde yer alan Ağrı Dağı, Ermenistan devlet bayrağında Ararat olarak yer aldı ve “Batı Ermenistan” ile yeniden birleşmeyi sembolize etti.
Sonuç olarak, 2010 yılında Türkiye ile Ermenistan arasında kabul edilen diplomatik ilişkilerin normalleştirilmesi ve geliştirilmesine ilişkin protokol uygulanamadı. Çünkü Ermenistan yasalarına göre, bu tür yabancı anlaşmaların yürürlüğe girebilmesi için Anayasa Mahkemesi tarafından onaylanması gerekiyor. Anayasa Mahkemesi protokollere izin verdi, ancak bunların Bağımsızlık Bildirgesi’ni veya Anayasa’yı ihlal edeceğini belirtti. Daha sonra Anayasa Mahkemesi, Türkiye ile imzalanan ve Türkiye’nin coğrafi bütünlüğünü tanıyan protokollerin Bağımsızlık Bildirgesi’ne aykırı olamayacağına, dolayısıyla Türkiye’ye karşı toprak talebinin devam ettiğine karar verdi. Aynı durum Azerbaycan ile müzakere edilen barış anlaşması için de geçerli olabilir. Bu durumda Ermenistan ve Azerbaycan tarafından imzalanan barış anlaşması kalıcı normalleşme ve barışla sonuçlanmayabilir. Özellikle Azerbaycan’la yapılan barış anlaşması, tarafların karşılıklı olarak birbirlerinin toprak bütünlüğünü kabul etmesini öneriyor. Ancak öncelikle Ermenistan Anayasa Mahkemesi’nin bu anlaşmayı onaylaması gerekiyor. Aynı mahkeme başlangıçta anlaşmaya izin verse de bunun Bağımsızlık Bildirgesi’ne ve Anayasa’ya aykırı olduğunu beyan edebilir. Mevcut Anayasa Mahkemesi üyelerinin tamamının Paşinyan tarafından atanmış yargıçlar olduğunu ve anlaşmayı itirazsız kabul ettiklerini varsayalım. İktidar partisinin sandalye çoğunluğuna sahip olması nedeniyle anlaşmanın parlamento tarafından da kabul edildiğini düşünelim. Ermenistan’ın mevcut Bağımsızlık Bildirgesi ve Anayasa’sı Türkiye ve Azerbaycan’a karşı toprak taleplerini içerdiği sürece, Ermenistan’da hükümetin değişmesi ve radikallerin iktidara gelmesi halinde barış anlaşması tehlikede olacaktır. Bu durumda herhangi bir siyasi parti ya da örgüt Azerbaycan ile imzalanan anlaşmaya karşı Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle dava açabilir ve imzalanan anlaşma hükümsüz ilan edilebilir.
Yeni bir anayasanın faydaları
Anayasa’nın yeniden yazılması, Ermenistan için siyasi açıdan faydalı bir hamle olacaktır. Ermenistan komşularına karşı toprak iddialarında bulunduktan ve komşu topraklarından birini işgal ettikten sonra bölgesel projelerin dışında kaldı. 2020 savaşındaki yenilgi Ermenistan’ı Karabağ etrafındaki toprak macerasından kurtardı. Ermenistan’daki muhalefet ise olası anayasa referandumuna karşı harekete geçmeye başladı. Kamuoyu yoklamaları, Ermenilerin çoğunluğunun Azerbaycan ve Türkiye’ye yönelik toprak taleplerinin Anayasa’dan çıkarılmasına karşı olduğunu ortaya koydu. Dolayısıyla görevdeki Paşinyan için anayasayı değiştirmek kolay olmayacak. Ancak anayasanın yeniden yazılması, Türkiye ve Azerbaycan’la normalleşme adına hükümet ve halk düzeyinde kavramsal bir değişime neden olacaktır. Yeni anayasa Türkiye ve Azerbaycan ile normalleşmeye ve bölgesel işbirliğine giden yolu açacağı için Ermenistan’da ve bölgede geniş çaplı bir değişime yol açabilir.
[Dr. Cavid Veliyev, Azerbaycan Uluslararası İlişkiler Analiz Merkezi’nde Dış Politika Analizi bölümünün başkanıdır.]
Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
]]>Azerbaycan’da 7 Şubat’ta yapılan erken cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev için Azerbaycan Milli Meclisi’nde yemin töreni düzenlendi. Cumhurbaşkanı Aliyev, bakanlar, milletvekilleri ve üst düzey konukların katıldığı yemin törenin ardından konuşma yaptı.
Azerbaycan’ın kapsamlı kalkınması ve toprak bütünlüğünün korunması için hiçbir çabadan kaçınmayacağını belirten Aliyev, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kendisine bir kez daha büyük güven ve destek gösteren Azerbaycan halkına teşekkür etti.
“Ermenistan 2. Karabağ Savaşı’nın sonuçlarını unutmuş gibiydi”
Azerbaycan’ın 2. Karabağ Savaşı’ndan sonrası dönemde her konuda ilkeli duruş sergilediğini vurgulayan Aliyev, “Ermenistan üstlendiği tüm yükümlülükleri yerine getirilmesi gerekir. Ancak zaman geçtikçe bize karşı toprak iddialarında yeniden bulunduklarını gördük ve kirli işlerinden vazgeçmediler. Biz haklı olarak tüm yükümlülüklerin yerine getirilmesini talep ediyorduk. Ermenistan kendisi bu yükümlülüklere imza attı. Ermenistan bu yükümlülüklerini 3 yıl boyunca yerine getirmedi. Ermenistan 2. Karabağ Savaşı’nın sonuçlarını unutmuş gibiydi. Belki birileri bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi için onlara bazı tavsiyelerde bulunuyordu. Üç yıl boyunca Ermenistan kendi silahlı güçlerini Azerbaycan topraklarından çekmemekle birlikte, bizim topraklarımıza silah ve mayınlar gönderdi. Ermenistan Karabağ’dan silahlı güçlerini çektiğini söyleyerek bütün dünyayı kandırmaya çalışıyordu. Bu yalana inananlar Ermenistan yönetimi ile birlikte bütün sorumluluğu taşıyor. Onun için terörle mücadele operasyonu kaçınılmazdı” dedi.
“Bize asılsız iddialarla şantaj yapmak onlara pahalıya mal olacaktır”
Hankendi’de sandığa attığı oy pusulasının Ermeni ayrılıkçıların tabutuna çakılan son çivi olduğunu belirten Aliyev, “Ermenistan’ın ne kadar destekçisi olursa olsun bizi kimse durduramaz. Bizim Ermenistan topraklarında hiçbir iddiamız yok ama onların da kendi iddialarını geri çekmeleri gerekiyor. Bize asılsız iddialarla şantaj yapmak onlara pahalıya mal olacaktır ve bunu herkes görmektedir. Ordumuz gücünü eğitimlerde, geçit törenlerinde değil, savaş alanlarında göstermiştir. Ermenistan ve onu askeri olarak destekleyenler şunu bilmelidir ki bizi hiçbir şey durduramaz. Bize yönelik toprak iddialarına son verilmezse, Ermenistan mevzuatını düzeltmesi ise elbette barış anlaşması da olmayacaktır” dedi.
Azerbaycanlıların Karabağ’daki topraklarına geri dönme sürecinin başarıyla devam ettiğini ifade eden Aliyev, “Bu yıl en az 20 yerleşim yerine insanlar geri dönecek. Yılsonuna kadar 5 il ve 15 köyde 20 bin vatandaşımızı işgalden kurtarılan topraklara yerleştirmeyi planlıyoruz. 100’den fazla şehir ve köyün ana planları hazırlanarak onaylandı ve birçok şehir ve köyde inşaat çalışmaları başladı. Karabağ ve Doğu Zengezur ekonomik kalkınmamızın yeni destek noktası olacaktır. O bölgelerde hem tarım hem de yenilenebilir enerji ile ilgili projeler, turizm projeleri gibi petrol dışı sektörlere büyük destek sağlayacaktır” dedi.
Azerbaycan’ın dünyada ulaşım merkezi olarak tanındığını söyleyen Aliyev, “Batıdan, Doğudan, Kuzeyden, Güneyden başvuru alıyoruz. Azerbaycan’da tüm ulaşım altyapısı çalışır durumda. Sadece bazı demiryollarının modernizasyonu gerekiyor, biz de yapıyoruz. Dünyadaki jeopolitik durumun yakın gelecekte değişmesi muhtemelen mümkün değildir. Böyle bir durumda ulaşım altyapımıza olan ihtiyaç artacaktır” dedi.
Aliyev’den Avrupa Konseyi’ne tepki
Bazı ülkelerin veya bir grup ülkenin uluslararası toplumun işlevlerini üstlenmek istediğini ve uluslararası toplum adına konuşmaya çalıştığını belirten Aliyev, “Sözü bitince uluslararası toplumun o ve bu konuyu iyi kabul etmeyeceğini söylüyor. Sınırlı sayıdaki 20-30 ülke uluslararası toplum adına konuşamaz, bir ülke ise hiç konuşamaz. Uluslararası toplum bizim yanımızdadır, İkinci Karabağ Savaşı’nda, terörle mücadele operasyonunda da uluslararası toplum bize destek vermiştir. Bugün Azerbaycan’ın uluslararası itibarı kimseye sır değildir” ifadelerini kullandı.
“Türk Devletleri Teşkilatı bizim ailemizdir”
Uluslararası kuruluşlarla ilgili adımlar atmaya devam edeceklerini vurgulayan Aliyev, “Öncelikle Türk Devletleri Teşkilatı çerçevesinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu bizim için bir önceliktir. Bu bizim için temel uluslararası kuruluştur, çünkü o bizim ailemizdir. Başka bir ailemiz yok. Bizim ailemiz Türk dünyasıdır. Türk Devletleri Teşkilatına üye olan tüm ülkelerle kardeşlik ilişkilerimiz mevcut olup, politikamız Türk Devletleri Teşkilatı’nı güçlendirmektir. Geniş bir coğrafya, geniş bir toprak, büyük bir askeri güç, büyük bir ekonomi, doğal kaynaklar, ulaşım yolları, genç bir nüfus, artan bir nüfus ve aynı soydan, kökenden gelen halklar. Bundan daha güçlü bir birlik olabilir mi? Tabii ki hayır. Türk Devletleri Teşkilatı’nın küresel alanda önemli bir aktör ve güç merkezi haline gelmesi için ortak çaba sarf etmeliyiz. Bunu ancak birlikte başarabiliriz” dedi.
“Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerinin normalleşme sürecinin uluslararası gündemden çıkarılması gerektiğine inanıyorum”
Ermenistan Azerbaycan’a yönelik asılsız iddialarda bulunmaya devam ederse iki ülke arasında barış anlaşmasının imzalanmayacağını belirten Aliyev, “Hakkımızda hala asılsız iddialar ileri sürülürse bu sözleşme imzalanmayacak ama Azerbaycan için hiçbir şey değişmeyecek. Önümüzdeki zorluklara, bize karşı yürütülen çirkin politikalara karşı hazırlıklı olmamız gerektiğini daha önce söylemiştim. Bu nedenle Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerinin normalleşme sürecinin uluslararası gündemden çıkarılması gerektiğine inanıyorum. Çünkü konuyla alakası olmayan kişiler bile bu meseleyle ilgilenmek istiyor, gidin kendi işinizi yapın. Bu yüzden bu konuya çok fazla zaman harcamak istemiyorum çünkü buna değmez. Sorunumuzu çözdük. Bugün Ağdam, Fuzuli, Laçin, Cebrayıl, Zengilan, Gubadlı, Kelbecer, Şuşa, Hadrut, Hocalı, Ağdere, Askeran ve Hankendi’deyiz. Bu yeni dönem başarıyla başlıyor. Başarıyla devam edeceğinden eminim. Hepimize bu yolculukta başarılar, yolumuz açık olsun” ifadelerini kullandı. – BAKÜ
]]>2. Karabağ Savaşı sonrasında 10 Kasım 2020’de Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya liderlerinin imzaladığı bildiriyle, Azerbaycan ile Nahçıvan arasında kara ve demir yolu açılması mutabakatı sağlandı.
Azerbaycan, savaşın ardından vakit kaybetmeden, kendi topraklarından Ermenistan sınırına uzanan kara ve demir yollarının yapımına başladı. Zengezur Koridoru güzergahının Azerbaycan topraklarındaki kısmında demir yolu ve kara yolu çalışmaları hızla devam etse de Ermenistan, bu hususta henüz adım atmadı.
Ermenistan’la olmaması halinde alternatif güzergahlar üzerinde de çalışan Azerbaycan, ülkeyi İran üzerinden Nahçıvan’a bağlayacak kara ve demir yolu hatlarının yapımı hususunda Tahran yönetimiyle anlaştı.
İki ülke arasında imzalanan anlaşmalar gereği Aras Nehri üzerinde kara yolu ve demir yolu köprüleri inşa edilerek Nahçıvan’a İran üzerinden de ulaşım sağlanacak.
Ermenistan’la mutabakat sağlanırsa Azerbaycan, Nahçıvan’a hem bu ülke hem de İran üzerinden iki ulaşım alternatifine sahip olacak.
AA kameraları, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun, “Türkiye, Azerbaycan ve İran’ın çalışmalar yürüttüğünü” açıkladığı Zengezur Koridoru’na uzanan Azerbaycan topraklarındaki kara ve demir yolu ağındaki çalışmaları görüntüledi.
Fuzuli ilinin Horadiz kasabasından Ermenistan sınırına, Zengilan ilinin Ağbend kasabasına uzanan Horadiz-Ağbend hattının inşasını Azerbaycan Devlet Demir Yolları gerçekleştiriyor. Hattın yapımında Türk şirketleri de aktif yer alıyor.
110,4 kilometrelik hattın üzerinde 9 istasyon ile köprü, araç geçidi, tünel, drenaj borusu gibi yaklaşık 500 yapı bulunuyor.
Horadiz-Ağbend hattında projelendirmenin yüzde 82’si, inşaat çalışmalarının ise yüzde 45’i tamamlanarak 69,7 kilometrelik ray döşendi. Hattın her iki kısmındaki 30’ar metre alan mayınlardan temizlendi.
Ermenilerin işgal döneminde döşediği mayınların ve zor arazi koşullarının yapımında birtakım zorluklara neden olan hattın yıl sonuna kadar tamamlanması öngörülüyor.
Kara yolunun yüzde 80’inden fazlası tamamlandı
Demir yoluna paralel olarak Azerbaycan, Horadiz’den Ağbend kasabasına 123,5 kilometrelik yeni kara yolu inşa ediyor.
Azerbaycan Otoyolları Devlet Ajansının koordinesinde gerçekleştirilen inşaatı Türk şirketleri hayata geçiriyor.
Bazı bölümleri 4, bazı bölümleri ise 6 şeritli olan kara yolunun üzerinde 58 alt geçit, 27 köprü ve 3 tünel bulunuyor. AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, kara yolunun yüzde 80’inden fazlası tamamlandı.
Türkiye ile Azerbaycan arasında yeni bağlantı: Zengezur Koridoru
Bakü’den Horadiz kasabasına kadar kara yolu ve demir yolu hatları işlek durumda. Bu hatların Horadiz’den Ermenistan sınırına kadarki kısmının bazı bölümleri Ermenistan işgali döneminde tahrip edildi, bazı bölümleri ise yapılan barajın suları altında kaldı. Dolayısıyla Horadiz’den Nahçıvan’ın Ordubad iline uzanan 166 kilometrelik yeni demir yolu hattı inşa edilecek.
Hattın Ermenistan kısmından, Zengezur bölgesinden geçecek 43 kilometrelik bölümünün inşaatı iki ülke arasında sağlanacak nihai mutabakattan sonra başlayacak.
Ordubad’dan, Nahçıvan’ın kuzeyinde bulunan, Türkiye, Ermenistan ve İran’a yakın Velidağ İstasyonu’na kadarki 158 kilometrelik hat ise kapsamlı tamir edilecek.
Türkiye ve Azerbaycan’ın, Kars’ı, Nahçıvan’a bağlayacak demir yolu hattı projesi de bulunuyor. İhalesi yapılan projenin çalışması yıl içerisinde başlayacak.
Bu projelerin tümü gerçekleştirildiğinde Türkiye ile Azerbaycan arasında yeni ulaşım bağlantısı sağlanacak. Aynı zamanda Türkiye ile Rusya arasında Azerbaycan üzerinden kesintisiz kara ve demir yolu iletişimi sağlanmış olacak.
]]>