Erhürman – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Thu, 27 Jun 2024 22:03:04 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 KKTC’den CTP ile Ak Parti Arasında Beş Yıldan Sonra İlk Resmi Temas… CTP Lideri Erhürman: “Normalleşme Yaşanmaya Başladı” https://www.haber60.com.tr/kktcden-ctp-ile-ak-parti-arasinda-bes-yildan-sonra-ilk-resmi-temas-ctp-lideri-erhurman-normallesme-yasanmaya-basladi/ https://www.haber60.com.tr/kktcden-ctp-ile-ak-parti-arasinda-bes-yildan-sonra-ilk-resmi-temas-ctp-lideri-erhurman-normallesme-yasanmaya-basladi/#respond Thu, 27 Jun 2024 22:03:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36189 (ANKARA) – KKTC’de ana muhalefet partisi CTP’nin Genel Başkanı Tufan Erhürman, CHP lideri Özgür Özel’in davetiyle geldiği Ankara’da AK Parti’li yetkililerle de görüştü. Beş yıl aradan sonra gerçekleşen ilk resmi temasın ardından gazetecilerle bir araya gelen Erhürman, “Normalleşme yaşanmaya başladı” dedi. Erhürman, Rum kesiminden açılan mülkiyet hakkı davalarının inşaat sektörünü zora soktuğunu belirterek, “İki devletli çözüm ve Türkiye’nin garantörlüğünü aynı anda savunmak paradoks yaratıyor” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in daveti üzerine Türkiye’ye gelen KKTC ana muhalefet lideri Tufan Erhürman, Ankara’da temaslarda bulundu. KKTC’de ana muhalefette olan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Erhürman, Özel’in yanı sıra AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş ile görüştü. Görüşme, AK Parti ile CTP arasında beş yıl aradan sonra ilk resmi temas oldu.

Erhürman’ın heyetinde, CTP Milletvekili ve KKTC eski Ticaret Odası Başkanı Fikri Toros da yer aldı. CTP heyeti, CHP ve AK Parti dışında ayrıca, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu ile de bir görüşme yaptı.

CTP lideri Erhürman, temaslarına dair Ankara’da bir grup gazeteciyle yaptığı sohbetinde, ziyaretinin arka planını “Biliyorsunuz Özgür Bey, seçimden çok kısa bir süre sonra Kıbrıs’a gelip, orada bizi ziyaret etmişlerdi. Sonra akşam biz onları yemekte konuk ettik. Onun ardından da Özgür Bey böyle bir davete bulundu. Esas geliş sebebimiz bu. Ama gelmişken diğer randevuları da aldık” diyerek açıkladı.

AK Parti ile CTP arasında 2019’dan beri resmi temas yoktu

AK Parti ile CTP arasında, 2019’dan bu yana hiç bir resmi temas yaşanmadığını da söyleyen Erhürman, aradaki iletişimsizliğin CTP Grubunun 2019’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın KKTC Meclis toplantısına katıldığı sırada Genel Kurul’dan ayrılmasıyla başladığını düşünenlerin olduğunu, ancak AK Parti-CTP kopukluğunun bundan daha öncesine dayandığını anlattı. Erhürman, “Kimileri temassızlığı bizim Meclis’e girmememizle açıklar. Ama temassızlık daha önceden başlayan bir şeydi. Onu da çok anlamlandıramamıştık aslında” dedi. O dönemde CTP Lideri olarak kendisinin ısrarla AK Parti ya da Türkiye’deki hükümetin KKTC’ye yönelik tavrına dair “suçlayıcı bir dil geliştirmediğini” de aktaran Erhürman, AK Parti ile gelinen son noktayı şu sözlerle açıkladı:

“Biz gelirken o randevuyu talep ettik. Zaten son dönemde ilişkilerde hafif bir düzelme başlamıştı. Mesela bir dönem biz KKTC’deki Türkiye Büyükelçisi’nin verdiği 29 Ekim resepsiyonlarına da davet edilmedik. Ama son dönemde bunlar düzeldi. Arada bir normalleşme yaşanmaya başladı.”

AK Parti’de Mustafa Elitaş ile görüşmede, Kıbrıs meselesiyle ilgili son gelişmeleri kendi cephelerinden anlatma fırsatı bulduklarını da ifade eden Erhürman, masaya özellikle kendilerinin önemli bulduğu bazı acil meseleleri getirdiklerini kaydetti. Bu acil meseleleri “hot potatoes/ sıcak patatesler” diye nitelendiren Erhürman, “Kıbrıs’ta şu anda “hot potato” diyebileceğim birkaç sıcak konu var. ve biz buraya bunlar ne kadar aktarılıyor, burası bunu ne kadar biliyor, burayı da ilgilendiren konulardan bahsediyoruz” dedi.

“Davalar, inşaat sektörü üzerinde ciddi olumsuz etki yaratmaya başladı”

Elitaş’a ve CHP heyetine de aktardığı kritik ve acil meselelerin başında Kıbrıs Rum tarafında yeniden açılmaya başlanan mülkiyetle ilgili davaların geldiğini anlatan Erhürman, 2000’lerde Kıbrıs Rum yönetiminin “devlet olarak” Kuzey’deki Rum mülkleri konusunda dava açarken, şimdilerde Rum tarafından vatandaşların, Kuzey’deki yurttaşlara karşı “bireysel davalar” açmaya yeniden başladıklarına dikkat çekti.

Erhürman, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Türkiye’ye karşı açılan davaları biliyorsunuz. Bunlar ise doğrudan bireylere karşı açılıyor. Mesela Hurma diye bilinen dava, Hurma diye bir restoran vardı. Onun işletmecisine karşı açılmış olan davaydı. Neden? Çünkü restoranın bulunduğu yer 1974’ten önce bir Kıbrıs Rum’una ait bir yer. Orams davası ise adı üstünde Orams soyadlı bir İngiliz aileye karşı açılan bir davaydı. Tamamen pilot davalar. Aynı davalar, onlar gibi binlerce başka insana açılabilirlik özelliği taşıyor” dedi.

Son olarak da bir inşaat grubunun CEO’sunun Rum Kesimi’ne geçtiğinde, “arazi gasbının” da içinde olduğu 12 ayrı suçlamayla tutuklandığını anlatan Erhürman, ” Eylül’e duruşma tarihi verdiler. Beş altı tane dava var. Hepsi mülk. El koydu ve işletiyor. İzin almadan işgal etti. İzin almadan sattı. Hepsinin ortak özelliği kişisel haklar. Tamamıyla mülkiyet hakkı üzerine” diye konuştu.

Bu davaların KKTC’deki tüm müteahhitlere, emlakçılara, komisyonculara ya da mal satın alan vatandaşlara dahi uzanabilecek bir dava türü olduğunu vurgulayan CTP Lideri, “İnşaat sektörü üzerinde ciddi olumsuz etki yaratmaya başladı. Dolayısıyla sektörü ciddi etkileyecek bu” ifadelerini kullandı.

Erhürman, ikinci sıcak meselesinin Kıbrıslı Rumlar’ın KKTC’deki üniversiteler konusunda attıkları son adım olduğunu söyledi. CTP Lideri, KKTC’deki üniversitelerden kabul alıp Ada’ya gelen, ancak kısa bir süre sonra Güney’e geçip iltica başvurusu yapan Afrikalı öğrencileri “gerekçe” gösteren Kıbrıslı Rumlar’ın, AB’deki üniversite kalite kuruluşuna şikayette bulunduklarını ifade etti.

Erhürman, bu adımlarla Rumlar’ın KKTC’de gelişen inşaat sektörü ile ana gelir kaynaklarından biri olan üniversiteleri de itibarsızlaştırmanın önünü açmaya çalıştıkları mesajını verdi.

“İki devletli çözüm ve garantörlük hakkını aynı anda savunmak paradoks yaratıyor”

Erhürman, Türkiye ziyaretlerinin bir başka amacının da Kıbrıs meselesinin çözümünde Ankara’nın ve KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın savundukları “iki devletli çözüm” konusunda herhangi yeni bir unsur olup olmadığını anlamak, ayrıca CHP’nin bu konudaki tavrını da öğrenmek olduğunu da söyledi. CTP lideri, hem iki devletli çözümü hem de Türkiye’nin garantörlük hakkını aynı anda savunmanın bir “paradoks yarattığını” da ifade ederek, şöyle konuştu:

“Şimdi Türkiye neyin garantörü? Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anayasal düzeyinde garantörü, yani Ada’nın garantörü. Toprak bütünlüğünün garantörü. Şimdi sen ‘Türkiye’nin garantörlüğünden vazgeçmeyiz’ diyorsun. Biz de bunu diyoruz. Ama biz hangi garantörlükten bahsediyoruz? Tek yanlı müdahale hakkı tüm Ada’yı kapsıyor. Şimdi sen diyorsun ‘iki ayrı devlet.’ O zaman Güney’de  garantörlük orada kalır mı? Orada kalkar. Yani sen KKTC için bir garantörlük istiyorsun. O da saçma. Çünkü KKTC gider Türkiye’yle istediği anlaşmayı imzalar. Onun adı da garantörlük falan olmaz. Yani kendi içinde paradoksal şeylerden bahsediyorum.”

İki devletli çözüm politikasında “anlatılamayan” ikinci meselenin ise, Akdeniz’deki doğalgaz ve petrol yatakları meselesiyle ilgili olduğuna dikkat çeken CTP lideri, “İki ayrı devlet olacak. Ama ben güneydeki hidrokarbonlar üzerinde de hak iddia edeceğim. İki ayrı devlet olduğunda biri kuzeydir, biri güneydir. Kuzeyde çıkarsa senindir, güneyde çıkarsa onundur gibi. Bunlar, mesela yumuşak karınlar” dedi.

KKTC Cumhurbaşkanı Tatar’ın “masada eşit ortaklığa ilişkin” için son dönemde ortaya attığı ve “3 D” olarak tanımlanan yeni koşulları değerlendiren Erhürman, “3 D’yi doğrudan ticaret, doğrudan uçuş ve doğrudan temas anlamında kullanıyorlar. Bu 3 D ile egemen eşitlik talebinin altını doldurmaya çalışıyorlar. Bu üçü olursa, egemen eşitlik konusundaki taleplerinin karşılandığını söyleyecekler halka” diye konuştu.

Erhürman ayrıca Ankara ziyaretinde, Özel-Erdoğan görüşmelerinde Kıbrıs’ın kapsamlı şekilde ele alınıp alınmadığını anlamak istediklerini de ifade etti. AK Parti ve CHP arasındaki “normalleşme” görüşmelerinin ardından yapılan ortak açıklamaların ikisinde de Kıbrıs meselesine değinildiğine dikkat çeken CTP lideri, CHP’nin “Dış politikada hükümetle ortak hareket etme” amacı kapsamında Kıbrıs’ta AK Parti’nin savunduğu “iki devletli çözümü” CHP’nin de benimseyip benimsemediğini anlamaya çalışacaklarını ifade etti.

Erhürman, Rum kesimine seslendi: “Hiç ilgim olmadığı halde beni de Hizbullah’ın hedefi haline getirdin”

Gazze meselesiyle bağlantılı olarak Lübnan’daki İran destekli Hizbullah örgütünün, Güney Kıbrıs’taki Baf üssünü hedef ilan etmesine de değinen Erhürman, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da Baf üssünün İsrail’e uluslararası askeri lojistik destek üssü haline geldiğine ilişkin açıklamasına hatırlattı. CTP lideri, şöyle konuştu:

“16-17 ülkeyle anlaşmalar var Baf’ın kullanımıyla ilgili olarak. Bu Güney’in yarattığı kaos. Sonuç itibarıyla bizi şuraya getirdi; O ülkeler Baf üssünü kullanabilir hale geldiyse, savaşta karşı taraf da seni hedef haline getirebiliyor. Ama burada esas kritik nokta şu;  bunca yılın anomalisi neyi yarattı? Bizim hiçbir dahlimiz yok. Biz kimseye üs, müs vermemişiz. Böyle bir şeye irade de koymamışız. Ama gelen tehdit sadece Güney’e değil, bize de gelen bir tehdit. Bizim de yaşama hakkımızı, ne bileyim ben işte memleketimizin yanmama hakkını etkileyen bir tehdit geliyor.”

Rumlar’ın Baf anlaşmaları ile büyük güçleri arkalarına almak istediklerini söyleyen Erhürman, “Onları defalarca uyardık, ‘bu büyük ağabeyler arkanızda durmaz, önümüze geçerler’ dedik. Nitekim şimdi de öyle oldu” dedi. Erhürman, Rumlar’a yönelik şu eleştiriyi getirdi:

“Senin Kıbrıs Cumhuriyeti diye tanımladığın yer üzerinde benim de hakkım var. Sen kendini öyle bir duruma düşürdün ki hiç ilgim olmadığı halde beni de Hizbullah’ın hedefi haline getirdin.”

“Özgür Özel’le çok özel bir iletişimdeyiz”

CTP lideri Erhürman, CHP’de Genel Başkanlık görevine Özgür Özel’in seçilmesi ile Türkiye’deki ana muhalefet partisinin CTP’ye yönelik tavrının da büyük oranda değiştiğini de anlattı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığı döneminde, her iki partinin de Sosyalist Enternasyonel üyesi olmasına rağmen CTP ile CHP arasında kayda değer herhangi bir resmi temas olmadığını söyleyen Erhürman, Özel’in ise göreve gelir gelmez kendileriyle temasa geçtiğini, KKTC gezisinde özel olarak CTP’yi ziyaret ettiğini, ayrıca iki parti arasında kurumsal anlamda temas kurulduğunu da vurguladı. Erhürman şöyle devam etti:

“Özgür Özel’le çok özel bir iletişimdeyiz. CHP ile bizim iletişimimiz Sayın Özgür Özel’in gelmesinden sonra ilk defa gerçekten arzu ettiğimiz gibi bir hale geldi. Özgür Özel kendi en yakınındaki arkadaşları aracılığıyla Kıbrıs’la ilgili bir şey olduğunda bizimle temasla geçmeye başladı.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/kktcden-ctp-ile-ak-parti-arasinda-bes-yildan-sonra-ilk-resmi-temas-ctp-lideri-erhurman-normallesme-yasanmaya-basladi/feed/ 0
KKTC’de yabancılara mülk satışı ve Kıbrıs sorunuyla ilgili açıklamalar https://www.haber60.com.tr/kktcde-yabancilara-mulk-satisi-ve-kibris-sorunuyla-ilgili-aciklamalar/ https://www.haber60.com.tr/kktcde-yabancilara-mulk-satisi-ve-kibris-sorunuyla-ilgili-aciklamalar/#respond Fri, 29 Mar 2024 21:30:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24843 MELİS YILDIRIM

KKTC’nin ana muhalefet partisi Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Tufan Erhürman, “Yoksullaşıyoruz, yoklaşıyoruz ve çocuklarımız göç ediyor. Can güvenliği yok, öyle suçlar ve suç türleri görmeye başladık ki, şu anda Ada’da can ve mal güvenliği riski var. Ekonomik olarak alım gücü yerlerde sürünüyor. Düzen anlamında mutlu olduğumuz bir yer değil. Çevre sürekli olarak kirleniyor.” dedi. Son dönemde artan yabancılara mülk satışına ilişkin Erhürman, “İskele bölgesi artık başka bir yer. Yani KKTC’nin değilmiş gibi. Farsça, Rusça ilanları görmüşsünüzdür. Gelenler zannedildiği gibi yaşlı başlı, emekliliğini geçirmek üzere gelenler değil.” ifadelerini kullandı.

KKTC’nin ana muhalefet partisi CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman, Lefkoşa’da Türkiye’den bir grup gazeteciyle bir araya gelerek gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Erhürman, Kıbrıs sorununun çözümüne dair CTP’nin temel tutumunda bir değişiklik olmadığını belirterek, “Çözümün tek gerçekçi modeli vardır, iki toplumlu iki bölgeli siyasi eşitliğe dayalı federasyon” dedi. Müzakerelerde Türk tarafının federasyon zeminini konfederasyona doğru çekmeye çalıştığını, Rum tarafının ise olabildiğince üniter devlete doğru çektiğini belirten Erhürman, “Bu pozisyonlar hiç değişmedi. Biz CTP olarak hep çözüm süreçlerinde her kim olursa olsun masada çözüme ulaşsın diye zorlayan taraf olduk. Çünkü çözümsüzlüğün bir maliyeti var.” ifadelerini kullandı.

“MÜZAKERE EDELİM DİYE BİR 10 SENE DAHA MASADA OTURALIM İSTEMİYORUZ. ÇÖZÜM İSTİYORUZ”

5 Ocak 2024 tarihinde atanan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs Şahsi Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar ile yaptıkları görüşmeye ve CTP’nin müzekere tutumuna dair Erhürman şu bilgileri verdi:

“Biz artık şunu istemiyoruz, müzakere olsun diye müzakere edelim bir 10 sene daha masada oturalım, biz bunu istemiyoruz. Biz çözüm istiyoruz. Çözüm istediğimiz için de bugüne kadar hiç olmadığı şekilde CTP olarak biz ön şart koyuyoruz. Ön şartlarımız metodolojiye dair. Dört tane şart koyuyoruz ortaya. Birincisi, siyasi eşitlik dediğimiz şeyi pazarlık konusu yapamazsınız, ki hep yapıldı maalesef. 2004’te de 2017’de de yapıldı ve hala da Rum tarafı bunu yapmaya, yapmaya çalışmaya devam ediyor.

Sayın Guterres Crans Montana’da 2017’de masadan kalktıktan sonra iki laf etti, dedi ki tekrar bir süreç başlayacaksa, zaman sınırlaması olacak ve sonuç odaklı bir süreç olacak. Üçüncüsü muhakkak surette sonuç odaklı olacak. Dördüncüsü ise Rumların 2004’te hayır dedikleri ve 2017’de Crans Montana’da masayı devirdikleri gibi herhangi bir şekilde masayı devirmeleri durumunda statükoya geri dönülmeyecek. Yani bugünkü hale geri dönülmeyecek çünkü bize 2004 referandumunda çok sözler verildi, sadece bize değil Türkiye’ye de. Türkiye de destekliyordu.”

Erhürman, aralarında ANKA Haber Ajansı’nın da bulunduğu gazetecilerin sorularını cevpladı. Müzakere masasında hedeflerine ulaşamamaları halinde B planlarına ilişkin soruya Erhürman, “B planımız, aslında statükoya geri dönmeyeceğiz. Statükoya dönmeyeceğimizin minimumu Annan raporu olur. Kıbrıs Türk halkı üzerindeki bütün izolasyonların kalkmasıdır ve bizim güçlü olduğumuzu düşündüğümüz taraf şu, 4 ön şartımız şartımız var hiçbirini biz icat etmedik.” karşılığını verdi.

“ERSİN BEY ‘KKTC’Yİ TANITACAĞIM’ DİYOR. TANIT, TUTAN MI VAR?”

Bu konuda halka gerçekçi olmayan bir vaatte bulunmayacağını belirten Erhürman, “Minimumuz Annan raporudur, onun üzerine çıkmaya çalışıyoruz müzakere masasında ama onun altına inmeyeceğimizi söylüyorum. Ama Ersin Bey ‘KKTC’yi tanıtacağım’ diyor. Tanıt, tutan mı var?” diye konuştu.

“ARKA KAPI DİPLOMASİSİ YÜRÜYOR İZLENİMİNE SAHİBİZ”

Yeni sürecin referandum aşamasına gelip gelmeyeceğine ilişkin Erhürman şu değerlendirmeyi yaptı:

“Benim düşüncem arka kapı diplomasisinin devam ettiği ve arka kapı diplomasisinde bir umut ışığı gördükleri için bu 6 aylık süreyi verdikleridir. İlla ki bu bizi kesin müzakereye taşır gibi iddialı bir lafım yok.

8 ay önce düşünseydiniz ‘Asla böyle bir şey olmaz’ diyeceğimiz şeyler yaşanıyor. Türkiye’nin Yunanistan, Mısır, ABD ile ilişkileri vesaire 8 ay önce düşünseydiniz olmaz diyeceğiniz şeyler. Dahası var; Avrupa Birliğ’nin (AB) son dönemdeki raporlarında bir miktar yumuşama gibi birtakım işaretleri görüyoruz. Bunları birleştirdiğinizde Kıbrıs ile doğrudan ilgisi var var mıdır, yok mudur elbette bu bilgiye sahip değiliz ama bölgeyle ilgili yeni bir tanzim sürecinin, arka kapı diplomasisinin sürdüğünü görüyoruz. Önümüzde yapbozun parçaları bunlar. Bu yapboz parçalarını hep beraber değerlendirdiğimizde bu konular da dahil olmak üzere bir kapı diplomasisi yürüyor izlenimine sahibiz. Eğer bu arka kapı diplomasisi bir mesafe kaybederse düşüncem müzakereye doğru gitmek mümkün olur.”

“NÜFUSU YAKLAŞIK 14 BİN OLAN LEFKE’NİN BİR KÖYÜNDE 20 BİNE YAKIN KONUT İNŞA EDİLİYOR”

Gazimağusa’daki İskele bölgesinde yoğunlaşan ve son dönemin önemli gündem maddelerinden olan yabancılara mülk satışını CTP olarak üç yıldır gündemde tuttuklarını belirten Erhürman, “İskele bölgesi artık başka bir yer. Yani KKTC’nin değilmiş gibi. Farsça, Rusça ilanları görmüşsünüzdür. Gelenler zannedildiği gibi yaşlı başlı, emekliliğini geçirmek üzere gelenler değil. Gelenler iş yerini açıyor, bakkal dükkanı da açıyor, bilmem ne de yapıyor, yatırım da yapıyor ama küçük küçük” dedi. Erhürman İskele, Esentepe, Tatlısu ve Gaziveran bölgelerinin tamamen elden çıkmış durumda olduğuna dikkat çekerek; “Lefke dediğimiz yerin projeksiyon nüfusu 14 bin 250 civarında. Şu anda Lefke’nin bir köyü olan Gaziveran’da sadece 20 bine yakın konut inşa ediliyor. Bunların hepsi yabancılara satılmak üzere.” örneğini verdi.

“ANADİLİ TÜRKÇE OLMAYANLARIN SAYISI ARTTI”

Yabancılara mülk satışından duydukları kaygıyı aktaran Erhürman, nüfus yapılarının değiştiğini, İskele’deki kamu okullarında anadili Türkçe olmayan öğrenci sayısının anadili Türkçe olan öğrenci sayısını geçtiğini söyledi. Erhürman, “Okul nüfusunun yüzde 25’i Türkçe konuşamıyor. Buralarda bizim öğretmenlerimiz hepsi İngilizce zaten biliyor ama İngilizce ile de iletişim kuramıyorlar.” diye konuştu.

İkinci büyük parti olarak konuya ilişkin yasa tasarılarını Meclis’e getirmeye güçlerinin yettiğini belirten Erhürman sorunun yasal boşluk olmadığını çünkü yasada yabancıların bir daire veya bir dönüm alabileceğinin yazdığını belirtti. Erhürman, “Ama bu arkadan dolanılarak şöyle aşıldı. İşte yabancı aslında ama emanetçi sıfatıyla, yediemin sıfatıyla bir avukatın üstünde görünüyor. Ama bunu yasaklayan, suç haline getiren bir mevzuat yok. Yabancıların kurduğu şirketler var. KKTC vatandaşı yüzde 49’u, yabancının üstündeyse şirket de mal sahibi olabiliyor.” dedi.

Erhürman, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın çok endişe edilecek bir durum olmadığı yönündeki açıklamasına dair “Çok endişe edilecek bir durum var. Nüfusu zaten bilemiyoruz, öngöremiyoruz, planlayamıyoruz. ve bu tabii özellikle piyasada konut fiyatlarını, taşınmaz fiyatlarını inanılmaz arttırdı. Şimdi kimse çoluğuna çocuğuna ev alma hayali kuramadığı gibi gün gele evi nasıl kiralayacağımı da endişeyle düşünmeye başladık. Çünkü Lefkoşa’da işte 350-400 Sterlin’den aşağı değil aylık ev kiraları” ifadelerini kullandı.

Erhürman “Yoksullaşıyoruz, yoklaşıyoruz ve çocuklarımız göç ediyor. Can güvenliği yok, öyle suçlar ve suç türleri görmeye başladık ki, şu anda Ada’da can ve mal güvenliği riski var. Ekonomik olarak alım gücü yerlerde sürünüyor. Düzen anlamında mutlu olduğumuz bir yer değil. Çevre sürekli olarak kirleniyor.” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kktcde-yabancilara-mulk-satisi-ve-kibris-sorunuyla-ilgili-aciklamalar/feed/ 0