Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, 52 gündür TBMM Çankaya Kapısı yanında bulunan Milli Egemenlik Parkı’nda taban maaş hakları için başlattıkları eğitim nöbetini sonlandırdıklarını açıkladı. Mülkiyeliler Birliği’nde sendika üyelerinin katılımıyla düzenlenen basın toplantısında konuşan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Basın Sekreteri Duygu Ergen, “Talebimiz başta elimizden 2014 yılında alınan taban maaş hakkımızın geri getirilmesi için adım atılması olmak üzere özel öğretim kurumlarında çalışan bizlerin yakıcı taleplerinin Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri, vekiller ve kamuoyunda görünür olması ve tartışılmasıydı. Bu amaç için yola çıktık” dedi.
“Sorunları çözmek, gelecek kuşaklara borçtur”
53 gün süren eğitim nöbetine Türkiye’nin birçok ilinden özel sektör öğretmeninin katıldığını hatırlatan Ergen, “Bu mücadele dersi içinde sendikamız bakanlık ve yetkililerle görüşmelerinde çözüme açık bir hat izledi” ifadelerini kullandı. Ergen, şunları kaydetti:
“Doğrudan Milli Eğitim Bakanı ile iki kez olmak üzere bakanlık yetkilileriyle bir çok görüşme gerçekleştirdik. Sadece sorunu tanımlayan bir yerde olmadık. Çözüm yollarımızla yetkililere gittik. Bu çözüm yollarını iktidar muhalefet ayırmadan tüm partilere götürdük. Var olan sorunun sadece özel sektör öğretmenlerinin sorunu olmadığını bunun eğitimin paydaşları olan veliler, öğrencileri de içine alan bir kaç milyonluk bir insan topluluğunu doğrudan etkilediğini, ürettiğimiz değerin kamusal bir hizmet olması açısından tüm toplumu ilgilendirdiğini bir çok kez yineledik. Yaşadığımız sorunları çözmek hem iktidar hem muhalefet için gelecek kuşaklara bir borçtur.”
“Duymayan kulak kalmadı, görmeyen göz kalmadı”
Öğretmenlik Mesleği Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin durdurulmasının da olumlu bir gelişme olduğunu ifade eden Ergen, kanunun eğitim sendikalarının talepleri üzerinden tekrar şekillendirilmesi gerektiğini söyledi. Ergen, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu görüşmelerin durdurulmasında başta sendikamızın başlattığı eğitim nöbeti olmak üzere tüm toplumsal kesimlerin tepkilerinin etkili olduğu kanaatindeyiz. Bugün olumlu adımlara rağmen hala çözülmeyi bekleyen sorunlarımız var. Bunlardan en yakıcısı ise taban maaş talebimizdir. Yıllardır özel sektör öğretmenlerinin üstünde olan görünmezlik pelerinini kaldırdığımızı görüyoruz. Özel sektör öğretmenlerinin çığlığının toplum gündeminde bir yeri var artık. Duymayan kulak kalmadı, görmeyen göz kalmadı. Nöbetimizin bu anlamda amacına ulaştığını düşünüyor ve 52 gün önce başlattığımız eğitim nöbetini bitiriyoruz. Yeni dönemde sendikamız bu alanda yapılacak çalışmalarda sorumluluk almaya hazırdır. Bizler elimizi taşın altına koyduk. Patronların insafına bırakılmayan bir eğitim sistemi için yola çıktık. Şimdi sıra bakanlık başta olmak üzere tüm yetkililerde. Atılan adımların bir sonuca varması için biz burada olacağız.”
]]>
Malatyalı depremzede çift, yeni hayatlarını Bursa’da kurdu
Asrın felaketinin yıldönümünde depremzede çift deprem sonrası yaşadıklarını anlattı
Yeşilyurt ilçesindeki evleri yıkılınca bir süre yakınlarının yanında yaşayan, ardından Bursa’ya göç edip ev kiralayan 3 çocuklu çift, minibüste başladıkları çi börek ve gözleme işini kiraladıkları dükkana taşıdı
BURSA – Kahramanmaraş merkezli depremlerde Malatya’nın Yeşilyurt ilçesindeki evleri yıkıldığı için Bursa’ya göç eden Ergen ailesi, ilk başta minibüste başladıkları gözleme ve çi börek işini dükkan açarak büyüttüler.
Osman ve Zeynep Ergen ile 3 çocuğu, geçen yıl 6 Şubat’taki depremlerde yıkılan evlerini terk etmek zorunda kalarak bir süre akrabalarının yanında barındıktan sonra nisan ayında Bursa’ya geldi. Osmangazi ilçesinde kiraladıkları evde yaşayan aile üyelerinden baba Osman Ergen, emekli olmadan önce yaptığı inşaat ustalığına dönmek istedi ancak sağlığı elvermediği için başka işleri araştırdı. El ele veren çift, eski bir minibüs satın alarak gözleme, çi börek, çay ve kahve yapıp satmaya başladı. Yıldırım ilçesi Millet Mahallesi’nde yaklaşık 10 metrekare dükkan kiralayarak börekçiliği sürdüren çiftin çocukları da farklı işlerde çalışıyor.
49 yaşındaki Zeynep Ergen, daha önce hiç çalışmadığını, depremle hayatlarının kökten değişime uğradığını söyledi. Malatya’da yazları bahçede kendi ihtiyaçları için ekip biçmekle uğraştıklarını, kurslara katıldıklarını belirten Zeynep Ergen, “Bursa’ya taşınmak benim için çok zordu. Daha önce hiç çıkmadığım memleketimi, ailemi, komşularımı orada bıraktım. Buraya geldiğimde insanlar, evler yabancıydı. Bize her şey yabancıydı. Mecbur kaldık. Kimse kendi yurdundan gelmek istemez” şeklinde konuştu.
“Bu yaştan sonra ev hanımlığından iş hayatına geçiş yaptık”
Memleketini çok özlediğini, anıları aklına geldiğinde duygulandığını söyleyen Zeynep Ergen, “Tabi ki süreç bizim için de kolay olmadı. Depremden sonra kızımın arkadaşları bize yardımcı olmuşlardı. Onlar sayesinde burada ev tuttuk. Yoksa tutamazdık. Orada zaten eşyalarımız yoktu. Evimiz depremde yıkıldı, eşyalarımızı getiremedik. Öylece çıkıp geldik. Çocuklar evlenme yaşına geldi, onların eline de bakacak durumumuz yok. Eşim elindeki parayla minibüs aldı. Minibüste gözleme yapmaya başladık. Bir süre bu şekilde ilerledi, sonra buraya geldik. Mücadelemiz bu şekilde başladı. Bu yaştan sonra ev hanımlığından iş hayatına geçiş yaptık” dedi.
“Döndüğümde kendi şehrimi bulamayacağım”
Evlendikten sonra 31 yıl yaşadığı ilçeden ayrılmak zorunda kalmasının üzücü olduğunu kaydeden Ergen, “Geri dönmek isterim. Ama döndüğümde kendi şehrimi bulamayacağım. Komşularımı bulamayacağım. Kendi sokağımı göremeyeceğim. O yüzden gitmek istemiyorum. Ama tabi ki gitmek isterim” ifadelerini kullandı.
60 yaşındaki Osman Ergen ise Bursa’ya gelirken inşaat ustalığında kullandığı malzemeleri de getirdiğini ancak bu mesleğe devam edemediğini bildirdi. Ergen, eşinin börek ve gözleme yaptığını, kendisinin de çay servisi, bulaşık yıkama, kurulama gibi işlerde ona yardımcı olduğunu ifade etti.
“Malatya’da hiçbir şeyimiz yok, o yüzden geri dönme şansımız da yok”
Ellerindeki her şeyi enkaz altında bıraktıklarını ifade eden Ergen, “Depremden kurtulduktan sonra kızım Bursa’ya geldi. Üniversiteyi bitirmişti, boştaydı. Burada iş buldu. Diğer kızım ve oğlum da burada iş buldu. Daha sonra eşim, arkasından da ben geldim. Şu an Malatya’da hiçbir şeyimiz yok, o yüzden geri dönme şansımız da yok. Geçinmemiz için bir şeyler yapmamız lazım. Bu dükkanı tutmamıza yardım ettiler. Burada gözleme, tost ve börek yapıyoruz” dedi.
Hayat mücadelesi kaldığı yerden devam ediyor
Geleceğe baktıklarını ve bir şekilde hayatın devam ettiğini kaydeden Ergen, “Bir süre baldızımın evinde kaldık. Çocuklarımız işe girince ev tuttular. Büyük kızımız evlendi. İlk başta biz de minibüs alıp içini büfeye çevirdik. İşlerimiz iyi gitmedi. Soğuk havalarda da çok üşüyorduk. Eşimle ben birlikte çalışıyoruz. Sonra da bu dükkanın sahibi Sinan beyle tanıştık. Bize dükkanını açtı buraya taşındık. Bir şekilde çalışıyoruz” diye konuştu.
Kızlarından birinin mekatronik mühendisi, diğerinin elektrik teknikeri olduğunu aktaran Ergen, oğlunun ise kuaför dükkanında çalıştığını dile getirdi.
]]>