MALATYA’da 6 Şubat depremlerinin ardından kaldığı evi ağır hasar alan ve ailesiyle konteynerde yaşamaya başlayan Murat Engin (39), eğitim süresi boyunca geldiği Kayseri’deki Erciyes Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden mezun oldu. 2007 yılında Harita ve Kadastro bölümünden mezun olup, 16 yıldır belediyede çalışan Engin, okul döneminde derslerine, konteynerde uzaktan eğitimle girdi. Engin, “Geçmişten kalan izinlerimi de biriktirerek, 4 senedir sadece okul için izin kullandım. Bundan sonraki hedefim, ‘Malatya’yı daha çabuk nasıl ayağa kaldırabiliriz, nasıl düzenleyip planlayabiliriz, daha hızlı nasıl yaşanabilir hale getirebiliriz?’ olacak” dedi.
Malatya’da yaşayan Murat Engin, 2007 yılında Harran Üniversitesi Harita ve Kadastro bölümünden mezun oldu. Engin, mezun olduktan bir yıl sonra belediyenin harita biriminde çalışmaya başladı. 2020 yılında Dikey Geçiş Sınavı’na (DGS) giren Engin, 4 yıllık Erciyes Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’ni kazandı. Pandemi döneminde okula başlayan Engin, ilk sınıfı uzaktan eğitimle bitirdi.
Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerde, Murat Engin ve ailesinin Malatya’da kaldığı ev ağır hasar aldı. Ailesiyle konteynere yerleşen Engin, okuluna uzaktan eğitimle kaldığı konteynerde girdi. Yıllık izinlerini de 4 yıl boyunca eğitimi için kullanan Engin, Erciyes Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden mezun oldu. Yaşadığı süreci anlatan Engin, “16 senedir Malatya’da belediyede harita birimi personeliyim. Hayatta her zaman insanın ayağına fırsatlar gelmiyor. Gelen fırsatı değerlendirme ve gelecekte de hem belediyede yükselme hem de yıkılmış bir şehre katkı sağlamak adına tekrar planlı harita bölümünün yanında planlama bölümünde okumak istedim. Hamdolsun bitirdik. İlk depreme evde yakalandık. Binamız çökmediği için şanslı olanlardandık. Dışarı çıktık. İkinci depreme de dışarıda yakalandık. Yine hamdolsun sağdık, sağlıklıydık. Şu anda Malatya’da bir konteynerde yaşıyoruz. Ev bayağı hasar aldı zaten kiracıydım. Öyle bir evde oturmak akıl karı değildi. Evi boşalttık” ifadelerini kullandı.
‘YILLIK İZNİMİ KULLANARAK HAFTADA 3 GÜN GELİYORDUM’
İlk eğitim döneminin pandemiyle başladığını belirten Engin, “Covid-19, 2019’da başlamıştı. Ben 2020’de üniversiteye başladım. Bunu bir fırsata çevirip sınava girdim ve kazandım. En yakın olan bölge Erciyes’ti. Hem eğitimi hem üniversitenin disiplinini araştırma yapıp bilerek bir tercih yaptım. Birinci sınıfın, birinci ve ikinci dönemleri uzaktan eğitimle geçti. İkinci sınıfta teorik derslerimiz yine uzaktan eğitimle olduğu için haftada bir gün izin alıp geliyordum. Üçüncü sınıfta beşinci dönemde tüm derslerimiz yüz yüze oldu. Yıllık iznimi kullanarak haftada 3 gün geliyordum. Altıncı dönem zaten deprem oldu. Yine uzaktan eğitimle devam ettik. Son seneye gelmeden önce, üstten de ders aldığım için yedi ve sekizinci dönemde sadece proje dersi bıraktım. Bunlara da haftada bir gün katılarak tamamladım” diye konuştu.
‘KONTEYNERDE UZAKTAN EĞİTİMLE BAĞLANTI KURARAK DERSLERE KATILDIK’
Deprem döneminde eğitim sürecine değinen Murat Engin, “Deprem süresince üniversiteye uzaktan eğitimle katılıyorduk. Bu süreçte bir dönem gelmedik. Konteynerde uzaktan eğitimle bağlantı kurarak derslere katıldık. Okul, haftada bir gün olduğu ve 15 yıllık personel olduğum için yılda bir ay iznim oluyordu. Geçmişten kalan izinlerimi de biriktirerek 4 senedir sadece okul için izin kullandım. Bir gün dahi bir yere gitmedim. Tatile veya başka bir gezmek için bir izin kullanmadım. Hepsini okulu bitirme adına okula sakladım. 4 sene boyunca yıllık izinlerimin tamamını üniversiteye gelip gitmek için kullandım. 4 senede okulu bitirdim. Mimarlık Fakültesi Şehir Bölge Planlama bölümünden mezun oldum. Öncelikle katkı sağlayacaksam 16 senedir emek verdiğim kurumumda devam etmek isterim. Bundan sonraki hedefim, ‘Malatya’yı daha çabuk nasıl ayağa kaldırabiliriz, nasıl düzenleyip planlayabiliriz, daha hızlı nasıl yaşanabilir hale getirebiliriz?’ olacak. Hedeflerim bunlara iyi çalışmak ve bir şeyler başarmak olacak” dedi.
‘FIRSAT VARSA ZAMANINDA OKUMALARINI TAVSİYE EDERİM’
Fırsatı olan herkese zamanında okumalarını tavsiye eden Engin, “Okumanın yaşı yoktur derler ama her şey zamanında daha güzeldir. Fırsat varsa zamanında okumalarını tavsiye ederim. Ama hiçbir zaman da okumaktan vazgeçmesinler. 39 yaşındayım. İlk üniversitem, Harran Üniversitesi, Harita ve Kadastro Bölümü 2007 mezunuyum. 17 yıl aradan sonra Erciyes’te ikinci mezuniyetim oldu. Ben 39 yaşıma rağmen ikinci üniversitemi bitirmiş bulunuyorum. İkinci üniversitem Erciyes Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama bölümü, 2023-2024 yılı mezunuyum ve bununla gurur duyuyorum” ifadelerini kullandı.
]]>“DİLAN POLAT BENİM ECE RONAY’LA GÖRÜŞTÜĞÜMÜ GÖRÜNCE LİNÇ EDİCİ PAYLAŞIMLAR YAPTI”
Engin ve Dilan Polat çiftinin de aralarında bulunduğu 28 şüpheli kara para aklama iddiasıyla yargılanıyor. Polat’larla ilgili hazırlanan iddianamede başka bir soruşturma kapsamında cezaevinde bulunan sosyal medya fenomeni Erkan Şahin’in tanık olarak verdiği ifade de yer aldı. Polat çiftiyle bir dönem iş birliği yaptığı ancak sonra araların açıldığını söyleyen Şahin, yaptığı intikam planını da şöyle anlattı:”Fenomenim ve sosyal medya tanıtım ajansım var. Engin-Dilan Polat çiftini ve yanlarındaki Mıstık’ı da Seyhan Soylu’nun çalışanı Ahmet Selim Yazıcı vasıtasıyla tanıdım. 16 Mart 2021 tarihinde buluştuk ve 2022 yılının şubat ayına kadar iş birliği yaptık. Kazancın yüzde 40’ı benim yüzde 60’ı da onların olacaktı ama bütün parayı bana verdiler. Dolayısıyla onlara karşı sempatim artmıştı. Ben şubat ayında Ece Ronay ile buluşup video çektiğim için benim hesabımı kapattırdılar. Durumu Dilan Polat öğrenince de benim hakkımda linç edici ve saldırgan paylaşımlar yapmaya başladı.”
“BENİ SOSYAL MEDYADA BİTİRİP BARINDIRMAYACAKLARINI SÖYLEDİLER”
“Ece Ronay o dönem güzellik merkezleri açmak istediği için onlarla arasında ilçeler ve semtlerden dolayı bir anlaşmazlık vardı. Olayların ardından Mıstık ile görüştüğümde bana açık açık ya sadece onlarla çalışmam gerektiğini ya da beni sosyal medyada bitirip, barındırmayacaklarını söyledi. Hiçbir suçun yokken bu saldırıya uğradığım için sinirlendim. Zira ben sadece sosyal medya fenomeni olarak para kazanıp geçimimi sağlıyordum.”
“POLATLARIN BİLGİSAYARLARINA UZAKTAN BAĞLANIP İÇERİKLERİNE BAKTIM”
Bu kızgınlıkla onların cep telefonlarına ve bilgisayarlarına uzaktan erişim sağlayıp, içeriklerini görmek istedim. Biz buna bilişim dünyasında, ‘rat atma’ deriz. Bir kişinin telefon ya da bilgisayarına rat atıldığında o kişinin telefonunda ki bütün veriler görülebilir. Bu bir uzaktan erişim türüdür. Kişi telefonuna rat atıldığının farkında bile değildir. Yani bir çeşit hack yöntemidir. Ben de yıllardır bilişim işleriyle uğraşmış biri olarak kızgınlıkla 2022 yılının Ekim ayında Engin Polat’ın telefonuna, 2023 yılının Şubat ayı gibi ise Dilan Polat ve Engin Polat’ın telefonlarına, 2023 yılının Ağustos ayında ise Mıstık isimli şahsın telefonuna rat attım. Sonraki süreçte erişim sağladığım bu dijital materyallerde işime yarayabileceğini düşündüğüm bilgileri toplamak istedim.
“ENGİN POLAT’IN YASA DIŞI BAHİSLE ALAKALI KONUŞMALARINI GÖRDÜM”
“Engin Polat’ın telefonu takip ettiğim dönem içerisinde, ICQ üzerinden yaptığı yazışma içeriklerinden yasa dışı bahis ile alakalı konuşmalar yaptıklarını gördüm. Ancak konuştuğu kişilerin kim olduğunu üzerinden zaman geçmesi sebebiyle hatırlamıyorum. Hatırladığım kadarını burada size anlatmaktayım. Örneğin Engin Polat yaptığı yazışmalarda, bir yasa dışı bahis sitesinin yasa dışı bahis oranları ile alakalı konuşmalar yapıyordu. Casino olarak bilinen bir sistemden söz ediyordu. Bu site ve sistem kapsamında oynanacak bahislerde kendi payına kalacak tutarlardan, günlük kazançlardan ve cirodan söz ediyordu.”
“ENGİN BAHİS SİTESİNE 10 MİLYON TL SERMAYE KOYDU”
“Ben bu yazışmaları gözümle gördüm. Yine bir bahis sitesi kapsamında kazanılacak paralardan söz ediliyordu. Hatta bu ikinci bahsettiğim siteye Engin’in koyduğu bir sermaye ve anapara gibi bir büyük tutardan söz ediliyordu. Hatta bu anaparanın tutarının 10 milyon TL’lerle ifade edilebilecek kadar yüksek olduğunu hatırlıyorum ancak tam rakamı hatırlamıyorum. Yine Engin, bu konuşmalarında bu bahis işlerine Veysel isimli soy adını tam olarak hatırlamadığım bir büyüğünün yönlendirmesiyle girdiğinden söz ediyordu.
“ANA PARANIN YÜZDE 40’INI KRİPTO PARA OLARAK ALIYORDU”
Yine konuşmalardan anladığım kadarıyla, Engin Polat bu kurulan sitelere koyduğu anaparasının yüzde 40’ı kadarını kar payı olarak günlük şekilde kripto para olarak geri alıyordu. Benim konuşmalarda gözlemlediğim sistem bu şekildeydi. Ben bu sitelerin ne amaçlı olduğunu araştırmaya başladım ve sitelere erişim sağlamak istediğimde, bu sitelerin her gün engellendiklerini gördüm. Ancak bu engellemede kolay şekilde bertaraf edilebilmişti, zira bugün siteye erişim engeli aldığında yarın yeni site üstünden tekrar faaliyete başlıyordu. Dolayısıyla gördüğüm kadarıyla bu yasadışı bahis sisteminin önüne geçilebilmiş değildi. Hatta işi o kadar ileriye taşımışlardı ki ben bu dönemde Dilan Polat’ın sosyal medya hesaplarından bu yapının Instagram çekilişi şeklinde reklamını yapmıştı. Yani kendi takipçilerine o hesabı takip edenler arasından bir çekiliş yaparak ödüllendireceğini belirtmişti ve bu sitenin takipçi sayısını artırmıştı.
“KENAN ÖZKAN, İLAYDA TOPAL VE NEZ DEMİR’İN DE KRİPTO PARA TRANSFERİ VARDI”
Ben yine bu sitelerin menşeini araştırdığımda, bu sitelerin Gürcistan Batum menşeili olduklarını, dijital iz sürerek tespit ettim. Soruşturma kapsamında istenirse siber birimler bunu kolaylıkla tespit edebilecektir. Yine Engin Polat’ın telefonuna uzaktan erişim sağladığım dönemde konuşma içeriklerinde, Kenan Özkan, İlayda Topal, Tolunay Topal ve Nez Demir’in kripto para transferinde yer aldıklarına dair gözlemlerim oldu.
“ENGİN, KENAN’A KASA GELİRİ OLARAK KRİPTO PARA GÖNDERİYORDU, EKRAN GÖRÜNTÜLERİNİ KAYDETTİM”
Zira örneğin; Kenan Özkan ile Engin Polat arasındaki bir görüşmede, kripto para aktarımı için kullanılan cüzdan numarası paylaşımlarına rastladım.Bir kripto para türünün transferine ilişkin bir konuşmaydı. Bu konuşmada Engin, Kenan’a kasa gelirin olarak bu kripto para gönderimini yapmış oluyordu. Yine Engin’in Nez Demir ile yaptığını düşündüğüm bir konuşmada, Nez’in sosyal medya paylaşımlarından yukarıda bahsettiğim sitelerin reklamlarını yapacağını ve bu kapsamda payını alacağını gözlemledim. Yine Engin’in Tolunay ile yaptığı bir konuşmada, kasa sohbetinin geçtiğini ve aralarında bir kripto cüzdan numarası paylaşımı olduğunu gördüm. Ben tüm bunları ekran görüntüsü alarak kaydettim.
“ENGİN, ÜÇÜNCÜ ŞAHISLARIN KART BİLGİLERİNİ DEPOLUYORDU”
“Yine ben Engin’in üçüncü şahıslarla yaptığı konuşmalarda mail order yöntemiyle para kazandığını, Engin’in telefonunda bir çok üçüncü şahsın adına kayıtlı olan kredi kartı 16 haneli numaralarını cvv kodlarını ve son kullanma tarihlerini depoladığını görmüş oldum.”
“DİLAN VE ENGİN’İN YASA DIŞI BAHİSLERLE İLGİLİ VERİLERİ DEPOLADIM, KIZGINLIKLA YAPTIM”
“Benim o dönem itibariyle daha da gözlemlediğim ve Engin Polat, Dilan Polat çiftinin yasa dışı bahis ile bağlantısını ortaya koyabileceğini düşündüğüm verileri uzaktan erişerek kendimde depoladım. Sonrasında bu verileri bir usb içerisine koydum. Ben bir bilişim uzmanı ve fenomen olarak bana çok ağır derecede saldırıda bulundukları için bu şahısların dijital materyallerine uzaktan erişim sağlayarak kızgınlıkla böyle bir şey yaptım. Esasında bunun teknik ve hukuken doğru olmadığını biliyorum ancak bu elde ettiğim verileri adli makamlarla paylaşmanın da en doğru şey olacağına karar verdim.
“ELDE ETTİĞİM VERİLERİ CİMER’E ŞİKAYET ETTİM”
Hatta şunu da söyleyeyim; ben o dönem itibariyle elde ettiğim bu verileri, Cimer’den şikayet ederek, Usom’dan başvuru yaparak ve devlet kurumlarına mail atarak birçok yol ile devlet makamlarına ilettim. Ancak görüyorum ki bugüne kadar işleme koyulmamış. Bu sebeple soruşturmadan haberdar olunca soruşturmaya katkı sağlamak için sizlerle bunu paylaşmak istedim. Resmi kurumlar olduğu için benim bu şahısların bahisle ilişkisini ortaya koymaya çalıştığım başvurularımın sizin soruşturmanızın bile öncesinde olduğu resmi şekilde teyit edilebilir.”
Benim yukarıda bahsettiğim usul ile uzaktan erişim sağlayarak Dilan Polat ve Engin Polat’ın dijital materyallerinden elde ettiğim tüm veriler cezaevine girmeden önce ikamet ettiğim ve şuan halen annemin yaşadığı adreste bulunan usb içerisindedir. Benim bu tarz eşyaları bulundurduğum bir kutum var, onun içerisindedir. Bu kutu da benim odamda bilgisayar masamın bulunduğu alandadır. Bu usb içerisinde bahsettiğim konuşmalar şifresiz şekilde yer almaktadır. Dosya dosya klasör yapmıştım. Dijital materyallere nasıl eriştiğimi gösteren kısım ise şifrelidir. Ben bu usb’yi soruşturma makamları temin edemezse, ben avukatım aracılığıyla da Cumhuriyet Başsavcılığınıza gönderebilirim. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir.”
]]>Ağrı’da doğuştan cam kemik hastalığı nedeniyle tekerlekli sandalye ile hayatını sürdüren ve ilk ile ortaöğretimini uzaktan ve örgün olarak tamamlayan 20 yaşındaki Erim, bu hastalık yüzünden çeşitli illerde çok sayıda ameliyat oldu.
Farklı bir merkezde 2019’da dizine uygulanan platini kırıldıktan sonra Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalından Doç. Dr. Çağatay Engin’e başvuran Erim’in tetkiklerinde, her iki kemiğinde kırık ve eğrilikler tespit edildi.
Engin ve ekibince yapılan başarılı operasyonlarla bacaklarındaki kırıkları düzeltilen ve teleskopik çivi uygulanan Erim, ameliyat sonrası gördüğü tedavilerle yürümeye başladı.
Üniversite okumak ve daha çok madalya kazanmak istiyor
Bedensel engelliler yüzme yarışlarında şu ana kadar 5 Türkiye birinciliği elde eden ve “Süper kahramanım” dediği doktoru Engin sayesinde tekerlekli sandalyeye bağımlı olmaktan kurtulan Erim, üniversite okumayı ve daha çok madalya elde etmeyi hedefliyor.
Engelli yüzücü Erim, AA muhabirine, hastalığı nedeniyle ailesinin de kendisi kadar zor bir süreç yaşadığını söyledi.
Bugüne kadar 17 kez ameliyat olduğunu ifade eden Erim, “Hayata her zaman 1-0, hatta 2-0 geriden başladığımı düşünüyordum. Hayatım boyunca tekerlekli sandalyeye mahkumiyetim vardı, kendi işlerimi yaparken birilerinden sürekli destek alıyordum. Sürekli ameliyat ve farklı şehirlere gitmem nedeniyle ailem de çok zor durumda kalıyordu.” dedi.
Erim, önceden geçirdiği ameliyatlardan sonuç alamadığını ve yaklaşık 5 yıl öncesine kadar hiç yürüyemediğini belirterek, şöyle konuştu:
“Çağatay hocam süper kahramanım, onu çok seviyorum. 4-5 yıl önce bacaklarım yamulmuş ve platin kırılmıştı. O zamana kadar hiç yürüyememiştim ve muazzam ağrı vardı. Çağatay hocamın ameliyatından sonra yürümeye başladım. Şu an toplamda 5 Türkiye birinciliği, 7 ikincilik, iki de nazar boncuğu üçüncülüğüm var. Çağatay hocamın ameliyatlarından sonra özgürlüğüme kavuştum, yani kendi başıma sandalyesiz kişisel bakımımı yapıyor, dışarıya çıkıp istediğim gibi geziyorum, hocama minnettarım. Tarif edilmeyecek mutluk, yani hiç kavuşamayacağım bir şeye kavuşmak gibiydi. Bir şeyi çok istersiniz ama imkansız dersiniz işte o imkansızlığı başardık.”
“Bize geldiğinde ayakta duramıyordu”
Doç. Dr. Engin de Erim gibi cam kemik hastalarının kendilerine başvurduğunu anlattı.
Bu hastalarda kemik kırılması ve deforimitelerin önüne geçmeyi hedeflediklerini söyleyen Engin, “Süleyman bize geldiğinde ayakta duramıyordu çünkü kemiklerinde ciddi deformiteler vardı. Aynı zamanda kemik kalitesi kötüleştiği için kırıklara meyli artmıştı. Biz, daha önceki ameliyatlarında uygulanan ve kısa kalan çivileri çıkartıp onların yerine uzama potansiyeli olan cam kemik hastalığına uygun biyomekanik özelliklere sahip çivilerle tespit sağladık. Bu esnada eski ameliyatların yetersizliğine bağlı oluşan deformiteleri de düzelttik.” ifadelerini kullandı.
Engin, tekerlekli sandalye ile gelen Süleyman’ın şimdi ayakta durup kişisel ihtiyaçlarını rahatlıkla gördüğünden bahsederek, şunları kaydetti:
“Onu tekerlekli sandalyeden kurtarıp yürürken görmek bizi çok mutlu ediyor. Ameliyat öncesi ayakta durmakta zorlanan Süleyman şimdi profesyonel olarak yüzme sporuyla meşgul. Bu tarz hastaların özellikle doğumdan itibaren takip edilmesi gerekiyor çünkü bu hastalığı yok edemiyoruz, ancak zayıflayan kemiklerin mukavetini artırıp hastalığın kemik deformitesi oluşturmasını önleyebiliyoruz. Bu hastalarda kemiklerde oluşacak deformiteleri önlemek ve doğru anda müdahale etmek lazım. Doğru ve uygun tedaviyi yapmadığımızda ameliyatlar başarısız olacağı için hasta çok sayıda ameliyat olmak zorunda kalıyor, bu da hasta için ciddi bir yük.”
Her bir kemiğini ameliyatla düzelttikleri Erim’in bazı alt kemiklere de kurtarıcı ameliyatlar yaptıklarını dile getiren Engin, ilerleyen dönemlerde diz altı kemiklere de ameliyat planladıklarını aktardı.
]]>