TAF Başkanı Fatih Çintimar: Birçok madalya ile ülkemize döneceğiz
Ercan ATA – Mikail KARAMAN/ ANKARA, – Türkiye Atletizm Federasyonu (TAF) Başkanı Fatih Çintimar, “Federasyon olarak hedefimiz, Paris 2024 Yaz Olimpiyat Oyunları’na 20’nin üzerinde sporcu ile katılmaktı. Bugün sporcularımın çeşitli problemlerinden dolayı 5 paralimpik sporcumuz olmak üzere toplam, 20 kotayla olimpiyatlara katılıyoruz. Sporcularımızla orada yüzümüz gülecek diye umut ediyorum. Birçok madalya ile ülkemize döneceğiz” dedi.
Fransa’nın başkenti Paris’te 26 Temmuz-11 Ağustos tarihleri arasında düzenlenecek 33’üncü Yaz Olimpiyatlarında Türkiye’yi atletizmde 16 sporcu temsil edecek. Paralimpik Oyunları’nda ise 4 sporcu Türkiye için ter dökecek. Olimpiyat oyunları öncesinde Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanı Fatih Çintimar, Demirören Haber Ajansı’na özel açıklamalarda bulundu.
Genç sporcuların olimpiyatlar için büyük bir önem arz ettiğini belirten Fatih Çintimar, “Sporcu kafilemiz içerisinde Yasmani Copello hariç sporcularımızın tamamı genç çocuklar. Olimpiyatlara giden sporcu listemize bakarak kısa bir analiz yapacak olursak; genç sporcularımızdan Salih Korkmaz olimpiyatlara katılan en favori sporculardan birisi. Orada en iyi şekilde yürüyeceğine inanıyorum. Yasmani Capelo olimpiyat ve dünya madalyalı tecrübeli bir sporcumuz. Kendisi, takımın büyüğü pozisyonda bir sporcu. Ondan da burada performansının en iyi noktada olmasını arzu ediyoruz. Berke Akçam, şu an 400 metre engel branşında 48 saniye koşabilen Avrupa’daki 3-4 sporcudan birisi. Avrupa Şampiyonası’nda da son anda 5’inci oldu. Yasmani’den sonra bu alanı doldurabilecek sporcumuz olacak. Ben eminim ki olimpiyatta da final koşmak için her türlü çabayı sarf edecek. Çünkü 400 engelde özellikle son 3 yıldır dünyada inanılmaz bir gelişme var. Biz şu anda 400 engellide 2 sporcuyla olimpiyata katılıyoruz. Bu bizim bu branştaki gücümüzü gösteriyor. İnşallah 400 engelde bu alanı hem Yasmani hem Berke yine forse edecek. Olimpiyatta bu iki sporcumuzun da final grubunda olabilmesi canı gönülden arzumuzdur. En azından bir sporcumuz da orada final koşacağız. Tabii Berke, genç olması hasebiyle de önümüzdeki dönemlerin bu branşta hem Avrupa hem dünyada madalya umudumuz olabilecek bir sporcumuz” diye konuştu.
“SPORCULARIMIZ YÜZLERİ GÜLDÜRECEK”
Paris’te Türkiye’yi temsil edecek sporcuların yüzleri güldüreceğini umut ettiğini söyleyen Çintimar, “Sporcumuz Tuğba Danışmaz, son derece güzel bir ivme ve güzel bir programla hep ileriye doğru giden bir ivmesi var. Bu ivmeyi olimpiyatta da sürdüreceğine inanıyorum. Avrupa’daki başarıyı olimpiyatta da gerçekleştireceğini düşünüyorum. Ersu Şaşma da aynı şekilde şu an Almanya’da antrenmanlarına devam ediyor. Genç sporcumuzun herhangi bir psikolojik dağılma yaşamaması için olimpiyata kadar annesini de yanına göndereceğiz. Annesi de onunla birlikte olimpiyata kadar, kampta Ersu’nun yanında kalacak. Mental olarak sporcumuza destek olacak. Tüm sporcularımızla Paris’te yüzümüz gülecek diye umut ediyorum” ifadelerini kullandı.
“CİDDİ BİR HAZIRLIK SÜRECİ YAŞADIK”
Pandemiden sonra ciddi bir hazırlık süreci yaşadıklarını kaydeden Çintimar, “Tokyo Olimpiyatları’ndan sonra 3 yıllık bir sürede bir sonraki olimpiyata hazırlık aşamamız oldu. Hazırlık sürecini yaparken genç bir jenerasyonla olimpiyatlara hazırlıklarımızı devam ettirdik. Bu süreçte bizim hedefimiz olimpiyatlara 20’nin üstünde kota ile gidebilmekti. Ancak bugün 20 kota ile olimpiyatlara katılıyoruz. Burada bazı şanssızlıklarımız oldu. Bunlarla alakalı olarak özellikle kota yarışmaları esnasında hasta olan ve sakatlık yaşayan birkaç sporcumuz oldu. 2 sporcumuz ise ranking sisteminde yaşanan sorunlar nedeniyle elendiler. Bunlar tabii bizim şansızlıklarımız. Olimpiyatlar için tedbirli olarak tutulan fakat cezası bulunmayan sporcumuz Sultan Haydar’ın da olimpiyatlarda yarışmasını bekliyoruz. Yarışmasına izin verilebilir de verilmeyebilir de. Yaşanan bu aksilikler dışında diğer 16 sporcumuz olimpik, 4 sporcumuz da Paralimpik olmak üzere olimpiyata hazır pozisyonda çalışmalarına devam ediyor. Birçok madalya ile ülkemize döneceğiz” dedi.
Fransa’nın başkenti Paris’te yapılacak olan 33’üncü Yaz Olimpiyatlarında Türkiye’yi, atletizmde branşında temsil edecek milli takım kadrosu şu şekilde:
“Tuğba Danışmaz üç adım atlama, Buse Savaşkan yüksek atlama, Emel Dereli gülle atma, Eda Tuğsuz cirit atma, Meryem Bekmez 20 kilometre yürüyüş, Ayşe Tekdal ve Mazlum Demir maraton yürüyüş karışık bayrak, Kayhan Özer 100 metre, Berke Akçam ve Yasmanı Copello Escobar 400 metre engel, Salih Kokmaz 20 kilometre yürüyüş, Ersu Şaşma sırıkla atlama, Necati Er üç adım atlama, Özkan Baltacı çekiç atma, Alperen Acet yüksek atlama, Kaan Kigen Özbilen maraton.”
26 Ağustos, 8 Eylül 2024 tarihleri arasında yapılacak olan Paralimpik Oyunları’nda ise Türkiye’yi atletizmde 4 sporcu temsil edecek. T53 Engel Sınıfında Hamide Doğangün 100-400-800 metre, F57 Engel Sınıfında Muhammed Khalvandi Cirit Atma, T47 Engel Sınıfında Abdullah Ilgaz Yüksek Atlama, F40 Engel Sınıfında ise Rabia Cirit Gülle Atmada temsil edecekler.
]]>
Diyarbakır’da 18 Mayıs 2022’den bu yana kentte görev yapan ve yaş haddinden emekli olan Vali Ali İhsan Su, bugün sosyal medya hesabından paylaştığı mesajla veda etti. Su, veda mesajında, şunları kaydetti:
“12 bin 500 yıldır kesintisiz yaşamın devam ettiği ve 33 farklı medeniyete ev sahipliği yapmış kadim şehir Diyarbakır’da görev yapmaktan ve siz değerli halkımıza hizmet etmekten büyük memnuniyet ve onur duydum.
Görev süremiz boyunca Diyarbakır’ı her alanda daha da ileriye taşımak için hep birlikte çaba sarf ettik. Bu süre zarfında desteğini esirgemeyen başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere İçişleri Bakanımız Sayın Ali Yerlikaya ve tüm sayın bakanlarımıza, sayın milletvekillerimize, askeri ve adli teşkilatlarımızın değerli mensuplarına, üniversitemize, kamu kurum ve kuruluşlarımızın çok değerli yöneticilerine ve personellerine, vali yardımcılarımız, kaymakamlarımız, güvenlik kuvvetlerimize, muhtarlarımıza, meslek odalarımıza ve sivil toplum kuruluşlarımıza, basın mensuplarımıza ve tüm Diyarbakırlı hemşehrilerime en derin şükran, sevgi ve saygılarımla veda ediyorum. Allah’a emanet olunuz.”
Sanayi odasından tepki…
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Vali Su’nun mesajına, “Sayın Vali hakkımızı helal etmiyoruz” başlığıyla yayınladığı açıklamayla karşılık verdi. Açıklamada, Vali Su’ya yönelik şu eleştiriler yöneltildi:
“Sizden önceki İl Valisi’yle taşınmalarında mutabık kaldığımız, 1. 2. ve 3. Küçük Sanayi Sitelerinin (KSS) il dışına taşınma projesinin arsa tahsisini keyfi bir şekilde engelleyip, Sanayi Sitelerinin kent dışına taşınmasını engellediğiniz için,
2021 yılında büyük emeklerle tapusu alınan Karacadağ Organize Sanayi Bölgesi’nin arsalarının dağıtımını engelleyip, ilimize gelecek olan yatırımcıları engellediğiniz için,
Türkiye’nin en fazla Coğrafi İşaret Tescili alan ve Mehdi Eker Bakanımız ile sizden önceki İl Valisi’nin de katkı sunduğu Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’na tahsis edilen Gastro İnovasyon Merkezi’ni kapatmaya çalıştığınız için,
İlimizin trafik sorununu büyük oranda ortadan kaldıracak olan ve Bakanlığın ödenek ayırmış olmasına rağmen Hafif Raylı Sistem Projesini başlatmadığınız için,
Türkiye’nin ve bölgenin fuarlar konusunda merkezi olan Diyarbakır’da yeni fuar merkezinin yapılmasını engellediğiniz için,
Sivil toplum örgütleri işbirliğinde başlatılan Lojistik Köy Merkezi Projesi 2024 sonunda bitmesi gerekirken henüz yüzde 5’inin yapılmasına göz yumduğunuz için,
İlçelerimizde kurmak istediğimiz Küçük Sanayi Sitelerine engel olduğunuz için,
Kentteki meslek odalarının depremden sonra defalarca yaptığı uyarılara rağmen, çadır kenti Dicle Nehri kenarında kurduğunuz ve ilk yağmurda sökerek ülke kaynağını heba ettiğiniz için,
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne ait Organize Sanayi Bölgesi hisselerini YİKOB’a devrederek, sanayicilerin belediyeden hizmet almasını engellediğiniz için,
İlimizin güzide takımı Amedspor’a destek vermediğiniz gibi engelli takım ve altyapının belediyeden aldığı destekleri kestiniz ve Amedspor’un desteklere ulaşmasını engellediğiniz için,
Bu engellemeler dışında kentin gelişimine yönelik Valilik ve Büyükşehir Belediyesinin yapması gerekenleri yapmadığınız için, hakkımızı helal etmiyoruz, sizi Allah’a havale ediyoruz.”
]]>Engelsiz Yaşam Parkı’nda düzenlenen ‘Başarı Engel tanımaz’ programında milli takıma yükselmiş, çeşitli ulusal ve uluslararası dereceler elde etmiş olan engelli sporcular başarı hikayelerini anlattı. Oldukça duygulu geçen program engelli hafız Berna Deligöz’ün Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından saygı duruşu ve istiklal marşının okunması ile başladı. Açılış konuşmasında Kent Konseyi Başkanı Hüseyin Tanfer, kendisi yerine bir engelli velisinin konuşmasını isterken Türkiye Sakatlar Derneği Erzurum Şube Başkanı Sadullah Efe’de engellilerin yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Efe, engellilerin sadece yıldan yıla hatırlanması yerine hayatın her gününde değişik ortamlarda birlikte yaşam mücadelesi verdikleri engelsiz bireylerin de anlayışlı ve engellilerin yaşamının kolaylaşmasında yardımcı olmalarını istedi.
Türkiye nüfusunun yüzde 12’si engelli
Erzurum Yeni Medya Derneği (ERMED) Başkanı Gamze İspirli’de Türkiye nüfusunun yüzde 12’sinin engelli bireylerden oluştuğuna dikkat çekerek şöyle konuştu: “Dünya Sağlık Örgütünün hesaplamalarına göre Türkiye nüfusunun yüzde 12’sinin engellilerden olduğu tahmin edilmektedir. Bir ülkenin gelişmişliğinin en önemli göstergelerinden biri engelli bireylerine sağladığı haklarla ölçülür. Bu konuda kamu kurumlarına, yerel yönetimlere ve sivil toplum kuruluşlarına önemli görevler düşmektedir. Bugünkü programımızda özel bireylerimiz konusunda farkındalık oluşturduk. Üçüncü sektör olarak tanımlanan sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri olarak toplumsal konulardaki duyarlılık bilincinde olmak bizler için büyük önem arz etmektedir. Üç yıl önce kurulan Erzurum Yeni Medya Derneği olarak her kesimle kucaklaşarak farkındalık oluşturmaya devam edeceğiz. Bizleri ayrıcalıklı kılan toplumsal farkındalık çalışmalarımızla medyanın paydaşlarını bir araya getirmektir. Bugün burada başarının engel tanımadığı yönündeki başarı öykülerini dinledik ve çok duygulandık. Programımıza desteklerini esirgemeyen Erzurum Büyükşehir Belediyesi Başkanımız Sayın Mehmet Sekmen’e, paydaşlarımız Kent Konseyi Başkanı Sayın Hüseyin Tanfer’e ve Türkiye Sakatlar Derneği Erzurum Şubesi Başkanı Sayın Sadullah Efe’ye teşekkürlerimi sunarım.”
Daha sonra ise Erzurum Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Serhat Akyüz ile MHP Erzurum İl Başkan Vekili Cihan Aksakal günün anlam ve önemini belirten birer konuşma yaptılar.
Son olarak kürsüye gelen AK Parti Erzurum Milletvekili Fatma Öncü, asıl engellinin uzvu eksik olanın değil, yaşamdan kopmuş, topluma veya bireylere, çevresine faydası olmayan, sosyal yaşamdan uzak olanların engelli olduğunu söyledi. Hükümetin engellilere yönelik çalışmalarını ve hazırladığı projelere de değinen Öncü, “Ben okuma yazma bilmeyen bir ananın evladıydım. Rahmetli annem benimle birlikte okuma yazmayı öğrendi. Benim okumam için her zorluğa göğüs gerdi elinden gelen çabayı sarf etti. Başta aile gerçekle yüzleşecek, bunu kabul edecek. Kabul ettikten sonra süreyi nasıl olumluya dönüştürür ve engelli bireyi nasıl nitelikli hale getirir, toplumla entegrasyonunu nasıl kolaylaştırır diye çözüm üretmeye çalışacak. Engelli kardeşlerim için hizmet kalitesinin değişim ve dönüşümünde onların sorunlarını yaşayan biri olarak, onların gözünden bakarak çözüm odaklı çalışmaya gayret ediyorum.” diye konuştu.
Konuşmaların ardından spor hayatlarında başarılara imza atmış olan engelli bireyler Muhammet Yaşar Bingöl, Sümeyye Duruk, Filiz Acar, Ömer Faruk Bektaş, Cihan Polat, Berna Deligöz, Doğan Hancı, Züleyha Bingöl, Sadullah Efe ve Muhammet Yaşar Bingöl’e birer plaket takdim edildi.
Programda ayrıca empati oluşturma adına il bürokratlarından SGK İl Müdürü Nizamettin Durmuş, İş Kur İl Müdürü Abdulkadir Mutlu, AK Parti Bölge Koordinatörlerinden Nimet Aydemir, gözleri bantla bağlanarak görme engelliler yerine empati yaparak halka attı, beyaz bastonla budalar arasında yürüyüş yaptılar.
Erzurum Milletvekili Fatma Öncü, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Serhat Akyüz, Kent Konseyi Başkanı Hüseyin Tanfer, Palandöken Belediye Başkan Yardımcısı Ömer Menderes Acar, İl Emniyet Müdür Yardımcısı Ahmet Çıtak, İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir, SGK İl Müdürü Nizamettin Durmuş, İŞKUR İl Müdürü Abdulkadir Mutlu, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Hasan Aykut, Aile ve Engelli Hizmetleri Şube Müdürü Mahmut Temel, MHP İl Başkan Vekili Cihan Aksakal, MHP Palandöken İlçe Başkanı Abdullah Karaoğlu, Harp Malulü Gaziler ve Şehit Yakınları Derneği Başkanı Recep Akgül’ün katıldığı program Büyükşehir Belediyesi’nin etli pilav ve ayran ikramının ardından engelliler yerel sanatçı Metin Kara’nın seslendirdiği şarkı ve türküler eşliğinde çektikleri halaylarla sona erdi. – ERZURUM
]]>2018 yılında Samsun’da katıldığı seçmelerde basketbola yeteneği olduğu belirlenen down sendromlu milli basketbolcu Onur Kurtulmuş (32) çalışmalarını Adana Gençlik Merkezi Spor Salonu’nda antrenör Hakan Tulay eşliğinde sürdürüyor. 2024 Dünya Down Sendromlular Spor Oyunları’nda dünya ikinciliği elde eden Türkiye Down Sendromlular Basketbol Milli Takımı’nın da formasını terleten Kurtulmuş, basketbol antrenörü olmanın hayalini kuruyor. 5 yıldır basketbol oynayan ve spor yapmaktan çok keyif aldığını anlatan Onur Kurtulmuş, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine yaptığı açıklamada, basketbolda en sevdiği şeyin 3’lük atmak olduğunu söyledi.
Cemile Kurtulmuş: “Adana’nın tek down sendromlu milli basketbolcusu”
Onur’un basketbola olan yeteneğinin 2018 yılında Samsun’da katıldığı seçmelerde tespit edildiğini belirten Anne Cemile Kurtulmuş, “Onur’la 2018’de Samsun’a seçmelere gittik. Orada basketbol takımına seçildi. 2018’den beri basketbol oynuyor. 5 yıldan bu yana Adana’da ilk ve tek şimdiye kadar Down Sendromlu milli basketbolcu Onur. Milli takım ile iki defa İtalya’ya gittiler. Bu sene de milli takım bazında dünya ikincisi olduk” dedi.
“İyi ki böyle bir oğlum var, o da kendisi ile gurur duyuyor”
Down sendromlu sporcular için farkındalık ve imkanların geçmişe oranla çok daha iyi olduğunu belirten Kurtulmuş, “Bizim zamanımızda bu kadar imkan yoktu. Olsa daha iyi olurdu da ama şimdi çok iyi. İyi ki de benim böyle bir oğlum var. Bazen sabah bazen de öğleden sonra haftanın 5 günü antrenmana götürüyorum. Onur da kendi kendine gurur duruyor. Arkadaşları için, ‘Anne ben onlara örneğim’ diyor mesela. ‘Ben onlara maç göstereceğim, antrenman göstereceğim’ diyor” şeklinde konuştu.
Engellerin spora engel olmadığının altını çizen ve engelli çocuk annelerine mesaj vermeyi de ihmal etmeyen Cemile Kurtulmuş, “Engel, spora hiç engel olmuyor, spor yaparsa engelli çocuklarınız normal çocuklardan daha üstün olabiliyorlar” ifadelerini kullandı.
Onur Kurtulmuş: “3’lük atmayı daha çok seviyorum”
Türkiye Down Sendromlular milli takımı oyuncusu Onur Kurtulmuş da, basketbolu çok sevdiğini ve basketbolda en sevdiği şeyin şut atmak olduğunu söyledi. Attığı şutların sayıya dönüşmesiyle kendisini çok mutlu hissettiğini anlatan Kurtulmuş, “Ben 3’lük atıyorum. İkilik ve üçlük atıyorum ama üçlük atmayı daha çok seviyorum” diye konuştu.
Hakan Tulay: “Onur’un basketbola ilgi ve merakı çok fazla”
Onur’la 1 senedir birlikte çalıştıklarını kaydeden basketbol antrenörü Hakan Tulay ise, “Onurla yaklaşık 1 senedir beraber çalışıyoruz. Sezon başından beri diyebiliriz. Onur gayet yetenekli bir arkadaşımız. Basketbola ilgi ve merakı çok fazla. Onun da bu isteğini cevapsız bırakmamak adına birlikte çalışıyoruz. Kendisiyle çalışmaktan da çok memnunum. Onur diğer arkadaşlarına göre biraz daha önde. Biraz daha basketbol olarak da daha yetenekli kendisi. Bunun sonucunda da milli takımda görev yapıyor aynı zamanda. Bundan sonraki süreçte de başarılarının devamı gelecektir diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı. – ADANA
]]>Gazeteci Cüneyt Özdemir’in Youtube yayınına konuk olan Kurum, İstanbul’un öncü bir şehir olabilmesi için kendisine oy verilmesini istedi.
İstanbul’un kaynaklarının bu kente yeter düzeyde olduğunu belirten Kurum, “Eğer bunu kullanırsan, İstanbul’a harcarsan yapamayacağın hiçbir şey yok. Bizim bütün vaatlerimizin, ulaşım, sosyal yardım, kentsel dönüşüm, otopark, hepsi 58 milyar dolar. İBB’nin bütçesi yıllık 7 milyar dolar. 5 yılda 35 milyar dolar eder. Bu paranın yüzde 70’ini yatırıma ayırırsanız, reklama, algıya değil, yatırıma ayırırsanız, yaklaşık yarısı zaten kendi bütçesinden çıkıyor. Diğer taraftan kalan işle alakalı biz diyoruz ki bütçeyi iki katına çıkaracağız.” diye konuştu.
Murat Kurum, Kanal İstanbul projesinin sorulması üzerine, bu projenin şu an İstanbul’un gündeminde olmadığını, önceliklerinin deprem, ulaşım, sosyal yardımlar ve gençlerin geleceği olduğunu ifade etti.
İmamoğlu’nun engellendiği yönündeki iddiasına ilişkin Kurum, şöyle konuştu:
“İstanbul’un önündeki engel Ekrem İmamoğlu’dur. Bırakın engellemeyi, İstanbul’un önündeki engel kendisidir. Engellenmişse madem ‘İstanbul’un 7 milyar dolar kaynağı var.’ diyorum. Madem biz engelledik, yaptırmadık, önüne taş koyduk; bu 7 milyar dolar kaynak nerede? Biz onlar gibi kuleler dizmiyoruz balya balya, kusura bakmasınlar. Ben, ‘7 milyar dolarla 5 senede bunları yapabilirim.’ diyorum. Bu kaynak nerede? Borcu çıkmış 2,3 milyar dolardan 4 küsur milyar dolara. ‘Engelleniyorum.’ dediği yerde devlet bütçesini katbekat arttırmış. 6-7 kat arttırmışız 2018’den bugüne tıkır tıkır günü gününe ödemişiz parasını. ya hep aynı siyaset, aynı ifadeler. Rakibimiz mazeret siyaseti yaparak, vurdumduymazlığının, tembelliğinin, ihmalkarlığının üstünü örtmeye çalışıyor.”
“İstanbul Belediyesini rant olarak görmeyeceğiz”
Beltur, İSPARK, İSKİ gibi İBB iştiraki şirketlerin zarar ettiğini söyleyen Kurum, “Öncelikle biz İstanbul Belediyesini rant olarak görmeyeceğiz. Kaynaklarını kendi içinde, iştirakleriyle bütçesini arttırarak, yurt dışı fonlarıyla, ilgili bakanlıklarımızla uyum içerisinde, onlarla yarışarak, onlara laf yetiştirerek değil, uyum içerisinde çalışacağız ve İstanbul’a hizmet edeceğiz. İstanbul Belediye Başkanı’ndan beklenen bu.” dedi.
İstanbul’u çeşmeden su içilebilecek hale getireceklerini söyleyen Kurum, mevcut kapasiteyi yüzde 21 arttıracaklarını, içme suyu barajları ve arıtma tesisleri yapacaklarını anlattı.
Kurum, İstanbul’da taksiyi tek merkezden yöneterek, bu sorunu da çözeceklerini söyledi.
Sokak hayvanlarına ilişkin de çözüm ortaya koymak zorunda olduklarını dile getiren Kurum, her ilçeye hayvan bakım merkezi yapacaklarını, İstanbul’un iki yakasına kurulacak büyük tesislerle de hayvan yaşam alanları oluşturacaklarını kaydetti.
Dijital beyaz masayla birlikte İstanbulluların tüm sorunlarını dijital ortamda iletebileceklerini ifade eden Kurum, sorunların çözümünü de bizzat kendisinin takip edeceğini belirtti.
Ulaşım sorununun çözümü
Murat Kurum, trafik sorununun çözümüne ilişkin de şunları söyledi:
“Şu anki 340 kilometre metro hattını 5 yılda 650 kilometreye çıkaracağız. İki yakaya iki tünel yapacağız ki bu tünellerle birlikte o 122 kilometrelik tüneli birbirine bağlayıp alternatif yol güzergahları koyacağız. Lojistik köyler yapıp, şehrin içindeki ağır vasıta, kamyon trafiğini, yine otobüs trafiğini şehrin kuzeyine alacağız. İki otogarımızı şehrin kuzeyine taşıyarak, metro hatlarıyla birlikte şehrin içine bağlayacağız. Bisiklet yolları yapacağız. 250 bin araçlık otopark yapacağız. İSPARK zarar ediyor. İSPARK’a yüzde 25 indirim yapacağız. Evinin önüne park eden vatandaşımızdan ücret almayacağız, İSPARK da zarar etmeyecek. Bir kere liyakatli ekiple çalışacağız. İBB kimsenin arka bahçesi olmayacak. Liyakatli ekip kimse, orada o işi yapacak en iyi arkadaşımız kimse, o arkadaş gelecek, görevini yapacak.”
]]>Kalıtsal bir metabolizma hastalığı olan “mukopolisakkaridoz tip 6” tanısı konulan ve aynı zamanda albino olan Beyza Kılıç, spordaki başarısı ile hayata tutunuyor.
Hastalığına bağlı görme ve işitme engeli de bulunan Kılıç, ailesinin ve öğretmeninin yönlendirmesiyle karateye başladı.
Engeli nedeniyle zaman zaman spora devam etmek istemeyen Kılıç, antrenörünün çabalarıyla müsabakalara katılarak dereceler elde etti ve adından söz ettirmeyi başardı.
Bu yıl Ankara’da düzenlenen “Türkiye Büyükler – Para Karate – Veteranlar – İşitme Engelliler Karate Şampiyonası”na katılarak birincilik elde eden Kılıç, şimdi Avrupa Şampiyonası’nda altın madalya kazanıp milli sporcu olmak istiyor.
“Öğretmenim olmasaydı bunları yapamazdım”
Kılıç, AA muhabirine, çocukluğundan beri rehabilitasyon merkezine gittiğini ve bunun kendisini çok yorduğunu söyledi.
Yoğunluğu ve engeli nedeniyle müsabakalara katılmak istemediğini dile getiren Kılıç, “Öğretmenim olmasaydı bunları yapamazdım. Ben pes ettiğimde Serap öğretmenim, ailemle konuştu ve tekrar spora başladım.” dedi.
Söz verdiği öğretmeni için müsabakalarda derece elde ettiğini aktaran Kılıç, “Serap öğretmenimle birlikte çalıştık, bana çok destek oldu. Ailem ve öğretmenim için yarışmaları kazanmak istedim. Türkiye Büyükler – Para Karate- Veteranlar- İşitme Engelliler Karate Şampiyonası’nda birinci oldum. Şimdi tek hedefim Avrupa Şampiyonu olmak.” diye konuştu.
Baba Emrah Kılıç da doğduğu günden bu yana hastalıklarıyla boğuşan kızının ilk defa 2 yaşında duyduğunu belirtti.
Beyza’nın eğitimi için çok çaba sarf ettiklerini dile getiren Kılıç, “Beyza’nın en büyük şansı hayatına dokunan eğitimciler oldu ama karate antrenörümüz Serap hocanın yeri ayrı. Beyza sporla ilgili olmamasına rağmen Serap hocamızın yaklaşımıyla spora başladı. Serap hocam başladıklarında bir söz vermişti. ‘Size madalya kazandıracağım’ demişti. Beyza’ya özel bir ilgi göstererek bu süreçte çok destek oldu.” diye konuştu.
Kızının müsabakalarda birincilik elde etmesinin kendisini çok gururlandırdığını ifade eden Kılıç, “Hiç hayal etmediğimiz bir durumdu. Özel çocukların aileleri çocuklarına kesinlikle inanmalı. Beyza gibi şanslılarsa hayatlarını değiştirebilecek eğitimcilerle tanışmalı.” dedi.
“Başarının önünde hiçbir engel yoktur”
Antrenör Serap Yıldız ise Beyza’yı ilk gördüğünde çok içine kapanık bir çocuk olduğunu ve bunu kırmak istediğini söyledi.
Beyza ile sık sık konuştuğunu ve onu hem sosyal hayata hem de müsabakalara hazırladığını aktaran Yıldız, şunları kaydetti:
“Ona, ‘Şampiyon olmak ister misin? Böyle bir yol var önümüzde.’ dedim. Ancak süreç biraz uzadı çünkü Beyza buraya ilk geldiğinde kendini diğer arkadaşlarından farklı gördü ve çekindi. Ailesiyle tekrar iletişim kurdum ve süreci onlara anlattım. Bunun büyük bir şans olduğunu ve işin Avrupa’ya kadar uzanabileceğini, bunun da Beyza’ya özgüven ve saygınlık kazandıracağını söyledim. Ailesi, kızlarına çok büyük destek verdi ve her an arkasında durdu.
Sonra Beyza’yı tekrar ikna ettim ve çalışmaya başladık. İlk maça gittiğimizde çok korktu. ‘Burası çok büyük, ben burada yapamam’ dedi. Alanı gezdirdim ve rahatlamasını sağladım. Daha sonra girdi ve madalyasını kazandı. Müsabakadan sonra bir yürüyüşü vardı böyle özgüvenli saçlarını sallaya sallaya. Dedim ki, ‘İşte bu.’ Çocuğumuza kazandırmak istediğimiz şey buydu. Başarının önünde hiçbir engel yoktur. Yeter ki azmedin, doğru kişiyle karşılaşın ve arkanızda duran bir aile olsun.”
]]>Alzheimer, zihinsel engelliler ve yaşlılar gibi kaybolma durumu fazla ve riskli olan kişilere yaptırılan sevgi izi dövmesi dini açıdan caiz mi merak edilen konular arasında yer aldı. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Sivas Müftülüğü Başvaiz’i Saffet Bölükbaşı, “Normal şartlarda dövme caiz değildir. Ancak ‘Zaruretler mahzurlu şeyleri mubah kılar’ diye bir fıkıh kaidesi var. Yani rahatsız olan kişinin kaybolması daha mahzurlu bir durum. Bundan dolayı sevgi izinin Alzheimer gibi kişilerin rahatlıkla bulunabilmesi için onlara has olmak üzere caiz görebiliriz” dedi.
Sivas bedensel, zihinsel engel ve engelli aileleri yardımlaşma derneğinin ay içinde 24 özel insan ve Alzheimer hastasına sevgi izi yaptırarak kaybolma riskini engelledi.
“Dövme namaz abdesti ve gusül abdestine engel teşkil etmez”
Sivas Müftülüğü Başvaizi Saffet Bölükbaşı, deri altına işlenerek yapılan dövmenin abdeste engel olmadığını fakat bu durumunda dövmenin caiz olduğu anlamına gelmediğini belirterek; “Dövme çok eski geleneklere dayanan bir adettir. Peygamberimiz döneminde de gündemde olduğundan dolayı hadis kaynaklarına baktığımızda dövmeyle alakalı hadislerimiz bulunmakta. Çok meşhur olan; ‘Cenabı Hak dövme yapanı ve yaptıranı rahmetinden uzaklaştırsın’ diye aslında tehditkarı bir hadisimiz var. Normal şartlarda deri altına işlenen birtakım zehirli maddelerden oluştuğunu bildiğimiz dövmelerin yapılması kesinlikle haramdır ama tabi şöyle bir yönü de var dövme namaz abdesti ve gusül abdestine engel teşkil etmez. Halk arasında dövme yaptırmanın günah olduğu bilinmekle birlikte bir taraftan da abdest ve gusül abdestine engel olduğuna dair ifadeler bulunuyor fakat bu doğru değil. Tabi bu durum dövmenin caiz olduğu anlamına gelmiyor” dedi.
“Zaruriyeler mecburiyetleri ortadan kaldırabilir”
Din İşleri Yüksek Kurulu’nun günümüzde ihtiyaç olduğundan dolayı engelli vatandaşların sevgi izi adı verilen dövmeyi yaptırabilecekleri konusunda fetva verdiğini ifade eden Bölükbaşı, “Şimdi şöyle bir kural var mecelle kaidesi olarak da geçer ‘zaruriyeler mecburiyetleri ortadan kaldırabilir’. İfade ettiğimiz gibi dinimizde keyfi olarak yapılan dövmeler caiz değilken hastalıktan dolayı sevgi izi dövmesinin yapılmasını uygun görülüyor. Yapması ve yapılmasında dini açıdan hiçbir sıkıntı bulunmamakta. Fakat hiçbir engeli veya zorunluluğu bulunmayan kişinin dövme yaptırması dini açıdan uygun değil. Ailelerimizin bu bilgiden kaynaklı çekincelerinin olması normal karşılanmakta ama dini sahada en yüksekte olan din işleri yüksek kurulunun aldığı karar aileleri rahatlatacak mahiyette çünkü başka çare olmadığından dolayı İslam dini açısından bu dövmeye müsaade edilmiş. Ailelerde çok rahatlıkla bunu yaptırabilirler. Sevgi izinin yapılmasında ki maksat kaybolduklarında yardımcı olabilmek. Ailelerin bunu yaptırmalarında dini hiçbir sorumluluk günah olmadığını rahatlıkla ifade edebiliriz” açıklamasında bulundu.
“Özel çocuklarda bir işaretin bulunması şart”
Sevgi izi dövmesinin çocuğunu koruma yönünden çok şey kazandırdığını belirten 50 yaşındaki zihinsel engelli Levent Oyal’ın annesi Huriye Oyal, “Şimdi nispeten gözüm de arkada kalmıyor. Allah korusun çocuğum kaybolursa bileğinde ki sayıyla bulmak çok daha kolay oldu. Böyle özel çocuklarda bir işaretin bulunması şart” dedi.
“Bizim çocuklarımızın ihtiyacı var”
Bizlere güvence oldu diyen 25 yaşındaki zihinsel engelli İkbal Malatyalı’nın annesi, “Çocuklarımız gitmez diyoruz yapmaz diyoruz ama ne zaman ne yapacakları belli olmuyor. Bizim çocuklarımız özel çocuklar. Bizim çocuklarımızın ihtiyacı var. Çocuklarımız için çok gerekli bir şey” ifadelerine yer verdi.
“Sevgi izi için sadece bir engel olması şart değil”
Bedensel engelim olmasına rağmen yine de sevgi izini yaptırdığını söyleyen Gülseren Geçkil, “Ben hiçbir sakıncasını görmüyorum. Her insan bu sevgi izi dövmesini yaptırmalı. Sevgi izi için sadece bir engel olması şart değil” dedi. – SİVAS
]]>Gümüşhane’de yaşayan 18 yaşındaki Doğukan Kurt, doğuştan serebral palsi (beyin felci) hastası olması nedeniyle tekerlekli sandalyeye mahkum bir hayat yaşıyor. Duruş ve hareket bozukluğu bulunan ve sadece sağ kolunu verimli şekilde kullanan Doğukan’ın en büyük hayali ise bilek güreşi sporcusu olmaktı. Doğukan’ın bu hayali 1 sene önce Gümüşhane Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nde görevli 25 yıllık bilek güreşi antrenörü Davut Altuntaş ile tanışmasıyla gerçek oldu.
1 yıl boyunca azim ve kararlılıkla antrenmanlarını gerçekleştiren Doğukan Kurt, 27 Şubat-02 Mart 2024 tarihleri arasında Samsun’da gerçekleştirilen Türkiye Bilek Güreşi Şampiyonası’nda kol ampute erkekler oturarak sağ kol açık sıklet kategorisinde Türkiye şampiyonu oldu. Doğukan, ayrıca bu şampiyonlukla beraber Türkiye’yi mayıs ayında Slovakya’da yapılacak Avrupa şampiyonasında da temsil etme hakkı kazandı.
Hayallerini gerçekleştirdiğini dile getiren Doğukan Kurt, bilek güreşine başlamadan önce içine kapanık biri olduğunu fakat bilek güreşiyle beraber hayata tekrar tutunduğunu ifade ederek, kendisine bu noktada güvenen antrenörü ve takım arkadaşlarına teşekkür etti.
Doğukan Kurt: “Bilek güreşi benim hayatımın mucizesi ve ışığı oldu”
Bilek güreşine başlamadan önce çok kötü bir hayatı olduğunu ama bilek güreşine başlamasıyla birlikte artık bir amacı ve heyecanı olduğunun altını çizen Doğukan Kurt, “Küçüklükten beri bilek güreşi hayalimdi, başlayalı 1 sene oldu. Davut hocamdan Allah razı olsun, benim her zaman destekçim oldular. Türkiye turnuvasına gittik, o heyecanı, o zevki, her şeyi tattırdılar bana. O gururu yaşadım. Rahatsızlığım Serebral Palsi, kasların çekmesi. Kaslarım çektiği için doğuştan oksijeni beyne çok vermişler yürüme hücresi dediğimiz şeyi öldürmüşler. O yüzden beynim komut vermiyor, ayağa kalkmam için. Fiziksel sorunum var, beynimde hiçbir sorun yok. Antrenmanlarda bilek bükme, ağırlık kaldırma, parmak antrenmanları gibi hareketler yapıyoruz. Bilek güreşi benim hayatımın değişimi oldu. Bilek güreşine başladım, hayatımda her şey değişti. Benim hayatım kötüydü yani. Kendime kapalıydım ama bilek güreşine başladım hayatıma ışık oldu, umut oldu, heyecan oldu, amacım ve hedefim oldu, her şey oldu. Biz bu salonda, bu ekiple aile gibiyiz, rakip değiliz. Gidiyoruz, onurumuzu ve sevincimizi yaşıyoruz. Allah takımımdan da hocamdan da bin kere razı olsun. Her zaman destekçimdiler, asla yalnız bırakmadılar. Ben engelli kardeşlerimize şunu söylemek isterim; engel beyindedir, fiziksel değildir, engel sınır tanımaz. İstedikleri her şeyi yapsınlar, kapatmasınlar kendilerini. Engelli diye bir şey yoktur, sen istersen bütün engelleri kaldırırsın. Bu yolda azmetmek önemli, pes etmesinler mücadele etsinler ve hiçbir zaman bırakmasınlar” dedi.
Davut Altuntaş: “Doğukan bize huzur, mutluluk ve başarma azmi veriyor”
Doğukan Kurt’un azmi ve kararlılığıyla diğer sporcuları da motive ettiğini söyleyen Gümüşhane Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Bilek Güreşi Antrenörü Davut Altuntaş, “Doğukan yaklaşık 1 sene önce bilek güreşine başladı, tabii onun bizdeki yeri çok farklı. Doğukan kardeşimizi biz bu yıl Samsun’da gerçekleştirilen Türkiye şampiyonası ve milli takım seçmelerine götürdük. Doğukan orada ampute açık sıklette yarıştı ve Türkiye şampiyonu oldu. Mayıs ayında Slovakya’da yapılacak olan Avrupa şampiyonasında da inşallah ülkemizi güzel bir şekilde temsil edeceğine inanıyorum. Doğukan bizim salonumuzdaki neşe ve gurur kaynağımız. Doğukan’ın salondan içeri girdiği anda bize verdiği huzur, bize vermiş olduğu mutluluk, bize vermiş olduğu azim, bizim ve diğer sporcularımız için çok önemli. Takımdaki herkes onu çok seviyor. Samsun’da gerçekleştirdiği başarıdan dolayı da biz çok mutluyuz. Doğukan benim 25 yıllık antrenörlük hayatımdaki ilk engelli sporcum, yeri bende ayrı. 1 yıl içerisinde hazırlıklarımızı tamamladık ve Samsun’da da neticesini aldık. Bu imkanları bize sağladığı için de Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ve Gençlik ve Spor Bakanlığımıza da çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. – GÜMÜŞHANE
]]>-Yürüme engelli Muammer Emre Gökgöz:
-“Engellerin müzikte de var olduğunu, müziği de yapabildiklerini görsünler istedim”
ISPARTA – Isparta’da yaşayan doğuştan yürüme engelli Muammer Emre Gökgöz hayatın hiçbir noktasında engel olmadığını kanıtlamak amacıyla şarkı besteledi. Engelliler konusunda farkındalığı artırmayı hedefleyen Gökgöz “Engellerin müzikte de var olduğunu, müziği de yapabildiklerini görsünler istedim” dedi.
Isparta’da yaşayan 30 yaşındaki doğuştan yürüme engelli Muammer Emre Gökgöz engelliler konusunda farkındalığı artırmak amacıyla şarkı besteledi. 12 kez geçirdiği ameliyat sonrası 15 yaşında iken yürümeye başlayan Gökgöz hobi olarak sürdürdüğü müzik hayatını, engelsiz bir hayatın olabileceğini göstermek amacıyla profesyonel olarak dijital platforma taşıdı. Isparta Belediyesi Engelli Koordinasyon birimi sorumlusu olarak iş hayatına devam eden Gökgöz 15 yaşından sonra tam olarak hayata bağlanmaya başladığını belirterek “Engelsiz bir hayatım olabileceğini gördüm ve sonrasında hayallerimi gerçekleştirmeye başladım. Adım adım bunlara çabaladım ve cidden engelsiz bir yaşamın olabileceğini net bir şekilde görmüş oldum. İş hayatına atıldıktan sonra engelsiz bir hayata adım atmanın aslında zor gibi görünen kolay bir şey olduğunu gördüm ve “Engelsiz hayata dair” sloganıyla kendi yaşamıma yön vermeye karar verdim ve hayat felsefe hayat felsefem “mutluluk” dedim” dedi.
“Hayatın hiçbir noktasında engel olmadığını kanıtlamak amacıyla yazdım”
Sosyal hayattan hiç kopmak istemediğini ve bunun için birçok faaliyet gerçekleştirdiğini söyleyen Gökgöz “Bir anım olsun, bir şeyler yapayım insanlar bunu görsünler ve engellilerin hayatın her noktasında olabildiğini görsünler istedim. Tekerlekli sandalye basketbol takımından başlayarak sosyal faaliyetlerde daha fazla aslında ama müzik hayatına girdik. “Sensiz kalayım” isimli şarkısı ile aslında bir çok kişi aşka yoracak biliyorum ama bu tamamen benim kendi öz düşüncemle yazdığım tamamen aşka adamadığım bir parça oldu. Engelli bir bireyin hayatının hiçbir noktasında yine engel olmadığını kanıtlamak amacıyla yazdım. Benim herhangi bir kişi yanımda olmadan ben bir şeyleri becerebilirim ya da görme engelli bir arkadaşımız elindeki bastonla bir yerden bir yere gidebilir. Hayatta hani muhtaçlık diyoruz ya aslında muhtaç değiliz, özgürüz sadece bunu göstermek amacımız inşallah bunu başaracağımızı düşünüyorum” şeklinde konuştu.
“Engellerin müzikte de var olduğunu, müziği de yapabildiklerini görsünler istedim”
Geçmiş dönemlerde yaptığı internet radyo yayıncılığı ile müziğe olan ilgisini fark eden Gökgöz “Kendimi geliştirerek söz yazarlığına başladım ve yazabildiğimi fark ettim. 2021 yılında da ilk parçam olan “Engel yok” isimli parçayı yaptım ve 16 Mayıs Engeller Haftasında yayınladım. Şimdi ise daha fazla kişiye ulaşsın, daha büyük bir anım olsun istedim yine bu konuda da hayatın hiçbir noktasında engel olmadığı gibi müzikte de engelin olmadığını göstermeye uğraştım. Engellerin müzikte de var olduğunu, müziği de yapabildiklerini görsünler istedim” dedi.
Hayalini gerçekleştirmek isteyen birçok engelliye örnek olan Gökgöz “İçine kapanık yaşıyor birçok engelli. Ben de zamanında öyleydim. Kesinlikle içine kapanık yaşamasınlar. Hayatta bir yerlere gelebileceklerini, bir adım atabileceklerini görsünler. Bizlere ulaşsınlar, hayallerini söylesinler birlikte gerçekleştirelim” dedi.
Gökgöz konuşmasının devamında engellilerin sosyal yaşam konusunda hayatını kolaylaştırmak amacıyla vatandaşlara mesaj verdi.
]]>Hatay’ın Dörtyol ilçesinde yaşayan bedensel engelli 29 yaşındaki Hüseyin Adlim, 3 yıl önce Şanlıurfalı bedensel engelli 29 yaşındaki Güllü Zengin ile tanıştı. Ailelerin evlenmelerine izin vermediği çift, yaklaşık 2 buçuk yıl mücadele etti. Aşkı için memleketi Hatay’ı terk eden Hüseyin Adlim, Güllü Zengin’in yaşadığı Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesine yerleşti. Burada tezgahtarlık da dahil birçok iş yapan Adlim, 3 Aralık 2023 Dünya Engelliler Günü’nde Güllü Zengin ile evlendi. Hayırseverlerin yardımıyla evlenerek bir ev tutan çift, birlikte yaşamaya başladı.
Engelli çift, yaklaşık 3 yıl mücadele ederek her güçlüğün üstesinden gelmeyi başardı. Kısa süre içerisinde evdeki eksik eşyalarını tamamlayan çift, tek akülü tekerlekli sandalyeleri olduğu için dışarıya sırayla çıkmak zorunda kalıyor. Evdeki her işte birbirlerine yardımcı olan çift, dışarı çıkıp birlikte gezemiyor. Hüseyin Adlim tekerlekli sandalyeye binip dışarı çıkarken eşi Güllü onu apartmandan uğurlamakla yetiniyor. Güllü dışarı çıktığında ise Hüseyin evde tek başına kalıyor. Sadece bir tane tekerlekli sandalyeleri olduğu için birlikte gezme imkanları olmayan çift, hayırseverlerden yardım istiyor.
“Sandalyeye çıkıp indiğim için zorlanıyorum”
Birlikte her zorluğu aştıklarını söyleyen Güllü Adlim, “Hüseyin ile 3 yıldır tanışıyoruz. Biz birbirimizi çok seviyorduk ama ailesi istemediği için önüne engeller koyuyordu. Engelleri göz önünde bulundurdukları için istemiyorlardı. Eşim de beni kazanmak için tezgahlarda çalıştı, gecesini gündüzüne kattı. Şehrini değiştirdi ve benim için buralara kadar geldi. Ailelerimiz bizim yanımızda olmadığı için kira öderken zorlanıyoruz. Evin mutfağı bana göre değil. Mutfakta çalışırken zorlanıyorum. Bana göre bir ev olsa, bir mutfak olsa ben de zorlanmam. Sandalyeye çıkıp indiğim için zorlanıyorum” dedi.
Birlikte çıkmak istiyor
Tek başına dışarı çıkan eşi için endişelendiğini söyleyen Güllü Adlim, “Eşimin bir tane sandalyesi var. Onun da aküsü hemen bittiği için gidiyor, acaba yolda mı kaldı, bir şey mi oldu diye düşünüyorum, onun için endişe ediyorum. Ben de gidemiyorum. İki kişi olsak beraber çıkarız, geliriz, aklımız birbirimizde kalmaz” ifadelerini kullandı.
“Sevgi varsa engel yoktur”
Eşi için memleketini değiştirdiğini söyleyen Hüseyin Adlim, “Ben Hatay’dan Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesine geldim. Eşim için memleketimi değiştirdim. İkimiz de engelliyiz. Başta aileler karşı çıktı, istemedi, onaylamadı ama biz her şeye rağmen, bütün zorluklara rağmen yolumuza devam ettik. Birbirimizi bırakmadık. Biliyoruz, her şeyin farkındaydık. Hayatta zorluklar elbette vardır, elbette olacaktır ama sevgi varsa engel yoktur diye yolumuza devam ettik. Şu anda kiradayız, çalışmıyorum” dedi.
“Ben dışarı çıktığımda eşim evde kalıyor”
Eşini evde bırakmak zorunda kaldığı için kendini kötü hissettiğini söyleyen Hüseyin Adlim, “Aileler için en büyük engel maalesef engellilerin engellerini aşabilmeleridir. Biz bu engelleri aştık, çok şükür beraberiz, çok şükür zorlukları beraber geçiyoruz. Her şeyi beraber aşacağız ama bazı yerlerde de gerçekten ihtiyaçlarımız oluyor. Mesela ulaşım. Bir tane akülü tekerlekli sandalyem var. Ben dışarı çıktığımda eşim evde kalıyor. Bahar geliyor, hava güzelleşiyor, yaz geliyor, eşimin de dışarı çıkmasını istiyorum. Onun da hava almasını istiyorum. Bir tane tekerlekli sandalyem var ama onun da aküsü, gücü zayıf olduğu için fazla uzun mesafe yapamıyorum. Eşim evde kaldığı için ben de haliyle kendimi kötü hissediyorum. Onun da dışarı çıkmasını, birlikte, beraber çıkmayı istiyorum. İki kişi için sandalye olsa gerçekten bizim için iyi olur” dedi.
Çiftin komşuları Ali Toprak ise, komşu olarak çifti birlikte dışarıda görmek istediklerini söyleyerek, “Hüseyin ile Güllü’ye bir tane sandalye lazım. Bir tane sandalyeleri var arızalıdır, aküsü bozuktur. Çift kişilik tekerlekli sandalye olursa, beraber çarşıya çıksalar. Beraber hava almaya çıkmalarını istiyoruz” diye konuştu. – ŞANLIURFA
]]>Görme engellerine rağmen, neşeli tavırlarıyla dikkat çekiyorlar
SİVAS – Sivas’ta yaşayan görme engelli 3 kardeş engellerine rağmen neşelerinden vazgeçmeyerek herkesin dikkatini çekiyorlar.
Sivas’ta 5 çocuğundan 3’ü görme engelli olan Fatma ve Recep Işık çiftinin kızları Eda Işık doğuştan görme engelli olarak dünyaya gelirken Emre Işık geçirdiği çiçek hastalığından Hasan Işık ise Menenjit hastalığından dolayı görme kabiliyetini kaybetti. Buna rağmen yaşam azimlerinden hiçbir şey kaybetmeyen 3 kardeş adeta kendilerini müziğe adadı. Eda eğitim alarak bağlama çalmayı öğrenirken diğer iki kardeş ise kendi kendilerini darbuka ve ney çalmayı başardı. Engellerine rağmen neşeli halleriyle dikkat çeken kardeşler, müzik sayesinde hayata tutundu. Eşini yaklaşık 1 yıl önce kaybeden anne Fatma Işık ise çocuklarının mutluluğu için elinden gelen her şeyi yapıyor.
“Ben yalnız kaldım ama çocuklarım gülsün ağlamasın”
Anne Fatma Işık, çocuklarının mutluluğunun kendisi için önemli olduğunu ifade ederek, ” İlk kızım sağlıklı doğdu, diğer çocuklarımda doğuşta sağlıklıydı. Doğduktan sonra birisi menenjit diğeri de çiçek hastalığı geçirdi. Kızımda ben hamileyken karnımda taşırken geçirdiğim hastalıktan dolayı görme engelli oldu. Eşimle akrabaydık ama çocuklarımızın böyle olmasının akraba evliliği ile bir alakası yok, kanlarımızda bir sorun çıkmamıştı. Çocuklarımla mutluyum, eşimi kaybettim çok üzüldüm ama çocuklarıma yansıtmadım. Babalarının yokluğunu hissettirmemeye çalışıyorum. Ben yalnız kaldım ama çocuklarım gülsün ağlamasın engelliyim deyip de geride kalmasınlar. Her şeyden önce ben çocuklarıma bakarım önce onların karınlarını doyururum, önce onları giydiririm sonrasında ben kendime bakarım. Eşimi kaybettim içim kan ağlıyor ama çocuklarım mutlu olsun, onların mutluluğu bana yeter. Mutluluğumun kaynağı çocuklarım oldu, eşim oldu her ne olursa olsun mutlu olmaya çalışıyorum. Kimi insanlar engelli diyerek daha çok engel oluyor ama engeller aşılabilir, anne baba aştıktan sonra çocukların engeli olduğunu unutuyor. Benim çocuklarım benim için gören çocuklardan üstündür” şeklinde konuştu.
“Çoğunlukla neşem annemden, bağlamamdan gelir”
Ailesinin her zaman arkasında olduğunu belirten Eda Işık, “Biz 5 kardeşiz ben ve abilerim görme engellidir. Ben müzik öğretmeniyim, bu yıl atandım. Annemizden kaynaklı çok neşeliyizdir, babam artık yok onu çok arıyoruz ama annemiz neşe kaynağımız olmaya devam ediyor. Çoğunlukla neşem annemden, bağlamamdan gelir. Bağlamayı okuduğum görme engelliler ilkokulunda öğrendim. Bağlama kursu açılmıştı bende oraya gittim, 3 ay içeresinde türkülerden çalmaya çalışıyordum. İlk çaldığımda babamın da duymasını çok istemiştim. Sonrasın da çok gördü beni bağlama çalarken. Babam bana ‘ne güzel öğrenmişsin’ demişti. Azimden hiçbir şey kurtulmaz, ben engelliyim diye pes etmedim. Evet, pes ettiğim oldu ama babam dedi ki ‘başarırsın’, annem dedi ‘başarırsın’ hep arkamda oldular. Ailemin beni sevenlerin duasıyla azim ettim başardım. Öğretmen olacağımdan da pek emin değildim. Arkadaşımın söylemesiyle girdim, nasibimde varmış ki öğretmen oldum” dedi.
]]>Sultangazi Belediyesi ve Sultangazi Halk Eğitim Merkezi iş birliğinde kamuda çalışmak isteyen engelli vatandaşlar için ücretsiz EKPSS (Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı) hazırlık kursu düzenleniyor. 2022 yılında hayata geçirilen proje kapsamında bu sene kursa başvuru yapan 46 öğrenci için ‘EKPSS Hazırlık Kursu Kitap Dağıtım’ programı düzenlendi. Sezai Karakoç Gençlik, Spor ve Engelliler Merkezi’nde gerçekleştirilen programa Sultangazi Belediye Başkanı Av. Abdurrahman Dursun, Sultangazi Halk Eğitim Müdürü Aziz Akdoğan ve çok sayıda öğrenci katıldı.
‘EKPSS İLE İLGİLİ BİR HAZIRLIK DÖNEMİ BAŞLATIYORUZ’
Engelli bireylerin önlerindeki engelleri kaldırmak için belediye olarak büyük gayretle çalıştıklarını ifade eden Sultangazi Belediye Başkanı Av. Abdurrahman Dursun, ‘Öncelikle teşekkür ediyorum. Bugün Sultangazi’de Sezai Karakoç Gençlik, Spor ve Engelliler Merkezi’ndeyiz. Burası çok güzel bir kültür merkezi oldu. Ama kültür merkezimizin engellilere yönelik hizmet vereceğimiz alanı bizim için çok daha önemli. Onların önündeki engelleri de kaldırıyoruz. Bugün de EKPSS ile ilgili bir hazırlık dönemi başlatıyoruz. Engelli kardeşlerimizden 46 başvurumuz oldu. Onları EKPSS’ye hazırlayacağız. 2022 yılında başladık. Başladığımız yıl Türkiye birincisini çıkartmıştık. İnşallah bundan sonra da Türkiye birincilerinin Sultangazi’den çıkması için belediye olarak elimizden gelen bütün gayreti göstereceğiz. Engelli kardeşlerimizin önlerinde engel olarak ne varsa en başta da zihinlerde olan engelleri kaldırmak için gayret edeceğiz. Fiziki engelleri kaldırmak için gayret edeceğiz. Hem engelli kardeşlerimiz için hem de Sultangazi’de yaşayan bütün komşularımız için çalışmaya devam edeceğiz. İyi bir eğitim süreci olmasını umut ediyoruz’ şeklinde konuştu.
‘ENGELSİZ SAATLER’ PROJESİ İLE AİLEYE ZAMAN HEDİYE ETMİŞ OLACAĞIZ
‘Engelsiz Saatler’ projesinden bahseden Dursun, ‘Engelli kardeşlerimize bakan anneler, babalar veya başka kişilerin zamana ihtiyacı olduklarını biliyoruz. Hastaneye giderken veya herhangi bir komşusuna giderken engellisini yanında taşımak kadar zor bir şey yoktur. Dolayısıyla biz ‘Engelsiz Saatler’ projemizle bu saatleri o kardeşlerimize vereceğiz. O engelliye biz bakacağız. Evinden alıp tekrar evine götüreceğiz. Ama engelliye bakan aileye zaman hediye etmiş olacağız. Onun o zamanı kendi başına geçirmesi için bir zaman dilimi tanımış olacağız. Böylece bu merkezimizde ‘Engelsiz Saatler’ projemizde başlamış oluyor. Hayırlı uğurlu olsun? dedi.
Sınava dördüncü kez giren Ömer Teker, ‘İlk defa girdiğim sınavdan 69 puan, son girdiğim sınavdan 80 puan aldım. Şu an hedef puanım 90 almak. 2024 EKPSS sınavlarına hazırlanıyorum. Bu arada başta Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun’a teşekkür ediyorum. Kursun bana muhteşem katkıları oldu’ ifadelerini kullandı.
EKPSS Hazırlık Kursu öğrencilerinden Eren Can, ‘Çok iyi bir yöntem şeklinde ilerleniyor. EKPSS kursunu başka belediye yapıyor mu yapmıyor mu bilemiyorum. Ama böyle bir şey yapılması gerçekten çok iyi. KPSS girecek kişilere karşı çok iyi bir kurs. Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun’a teşekkür ediyorum’ dedi.
Sınava Sultangazi Belediyesi’nin kurslarında hazırlanan 2022 EKPSS birincisi Mehmet Hüseyin Can Ağkoç ise ‘Çalışın. Olmuyor diye bir şey yoktur. Siz kendiniz istemiyorsunuzdur. Çünkü yaparsanız en iyisini yapacağınızı tek kendiniz bilirsiniz. Başkası değil. Çünkü onlar çalışmıyor siz kendiniz için çalışıyorsunuz’ şeklinde konuştu.
Program kitap dağıtımından sonra toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
]]>Sultangazi Belediyesi Engelliler Koordinasyon Merkezi tarafından ‘EKPSS Hazırlık Kursu Kitap Dağıtım’ programı düzenlendi. Program kapsamında sınava girecek 46 öğrenciye ücretsiz olarak kitap dağıtıldı.
Sultangazi Belediyesi ve Sultangazi Halk Eğitim Merkezi iş birliğinde kamuda çalışmak isteyen engelli vatandaşlar için ücretsiz EKPSS (Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı) hazırlık kursu düzenleniyor. 2022 yılında hayata geçirilen proje kapsamında bu sene kursa başvuru yapan 46 öğrenci için ‘EKPSS Hazırlık Kursu Kitap Dağıtım’ programı düzenlendi. Sezai Karakoç Gençlik, Spor ve Engelliler Merkezi’nde gerçekleştirilen programa Sultangazi Belediye Başkanı Av. Abdurrahman Dursun, Sultangazi Halk Eğitim Müdürü Aziz Akdoğan ve çok sayıda öğrenci katıldı.
“EKPSS İLE İLGİLİ BİR HAZIRLIK DÖNEMİ BAŞLATIYORUZ”
Engelli bireylerin önlerindeki engelleri kaldırmak için belediye olarak büyük gayretle çalıştıklarını ifade eden Sultangazi Belediye Başkanı Av. Abdurrahman Dursun, “Öncelikle teşekkür ediyorum. Bugün Sultangazi’de Sezai Karakoç Gençlik, Spor ve Engelliler Merkezi’ndeyiz. Burası çok güzel bir kültür merkezi oldu. Ama kültür merkezimizin engellilere yönelik hizmet vereceğimiz alanı bizim için çok daha önemli. Onların önündeki engelleri de kaldırıyoruz. Bugün de EKPSS ile ilgili bir hazırlık dönemi başlatıyoruz. Engelli kardeşlerimizden 46 başvurumuz oldu. Onları EKPSS’ye hazırlayacağız. 2022 yılında başladık. Başladığımız yıl Türkiye birincisini çıkartmıştık. İnşallah bundan sonra da Türkiye birincilerinin Sultangazi’den çıkması için belediye olarak elimizden gelen bütün gayreti göstereceğiz. Engelli kardeşlerimizin önlerinde engel olarak ne varsa en başta da zihinlerde olan engelleri kaldırmak için gayret edeceğiz. Fiziki engelleri kaldırmak için gayret edeceğiz. Hem engelli kardeşlerimiz için hem de Sultangazi’de yaşayan bütün komşularımız için çalışmaya devam edeceğiz. İyi bir eğitim süreci olmasını umut ediyoruz” şeklinde konuştu.
‘ENGELSİZ SAATLER’ PROJESİ İLE AİLEYE ZAMAN HEDİYE ETMİŞ OLACAĞIZ
‘Engelsiz Saatler’ projesinden bahseden Dursun, “Engelli kardeşlerimize bakan anneler, babalar veya başka kişilerin zamana ihtiyacı olduklarını biliyoruz. Hastaneye giderken veya herhangi bir komşusuna giderken engellisini yanında taşımak kadar zor bir şey yoktur. Dolayısıyla biz ‘Engelsiz Saatler’ projemizle bu saatleri o kardeşlerimize vereceğiz. O engelliye biz bakacağız. Evinden alıp tekrar evine götüreceğiz. Ama engelliye bakan aileye zaman hediye etmiş olacağız. Onun o zamanı kendi başına geçirmesi için bir zaman dilimi tanımış olacağız. Böylece bu merkezimizde ‘Engelsiz Saatler’ projemizde başlamış oluyor. Hayırlı uğurlu olsun” dedi.
Sınava dördüncü kez giren Ömer Teker, “İlk defa girdiğim sınavdan 69 puan, son girdiğim sınavdan 80 puan aldım. Şu an hedef puanım 90 almak. 2024 EKPSS sınavlarına hazırlanıyorum. Bu arada başta Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun’a teşekkür ediyorum. Kursun bana muhteşem katkıları oldu” ifadelerini kullandı.
EKPSS Hazırlık Kursu öğrencilerinden Eren Can, “Çok iyi bir yöntem şeklinde ilerleniyor. EKPSS kursunu başka belediye yapıyor mu yapmıyor mu bilemiyorum. Ama böyle bir şey yapılması gerçekten çok iyi. KPSS girecek kişilere karşı çok iyi bir kurs. Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun’a teşekkür ediyorum” dedi.
Sınava Sultangazi Belediyesi’nin kurslarında hazırlanan 2022 EKPSS birincisi Mehmet Hüseyin Can Ağkoç ise “Çalışın. Olmuyor diye bir şey yoktur. Siz kendiniz istemiyorsunuzdur. Çünkü yaparsanız en iyisini yapacağınızı tek kendiniz bilirsiniz. Başkası değil. Çünkü onlar çalışmıyor siz kendiniz için çalışıyorsunuz” şeklinde konuştu.
Program kitap dağıtımından sonra toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Iğdır’da 1987 yılında dünyaya gelen Yusuf Akgün, 6 yaşında yüksek gerilim direğine tırmanması sonucu iki kolunu da kaybetti.
Yaklaşık 3 ay Erzurum’da hastanede tedavi gören Akgün, çevresindekilerin “iyileşemez” sözlerine karşı azmedip, yeniden hayata tutundu.
Kaza sonrası ailesi tarafından 6 yaşında Ankara Saray Çocuk Yuvası’na yerleştirilen Akgün, 8 yaşına geldiğinde ağzıyla kalem tutarak yazı yazmaya başladı.
Yurtta sanat ve spor alanındaki eğitimlere katılan Yusuf Akgün, yüzme ve atletizmde çok sayıda derece elde etti.
Bir vakıf üniversitesinde yüzde yüz burslu okuduğu Moda ve Tekstil Tasarımı Bölümünü tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Bilim ve Toplum Çalışmaları üzerine yüksek lisans yapan Akgün, ağzıyla tuttuğu kalemle AKSUNGUR İHA ile TEBER Güdüm Kiti’ni resmederek, örnek çalışmalara imza attı.
Bu çalışmalarından sonra Akgün’ü keşfeden TUSAŞ Genel Müdürü Temel Kotil, kendisinden Milli Muharip Uçak KAAN’ı resmederek modellemesini istedi. Ağzında tutuğu kalemle KAAN’ın karşısına geçerek çizimini yapan Akgün, “Hayaller Engel Tanımaz” başlığıyla KAAN’ın reklam ve tanıtım yüzü oldu.
“Hiç kimsenin beklemediği hızlı bir iyileşme sürecim oldu”
Yusuf Akgün, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çok meraklı ve hareketli bir çocukluk dönemi geçirdiğini söyledi. 6 yaşındayken elektrik direğine tırmanması sonucu elektrik çarptığını belirten Akgün, şöyle devam etti:
“Köylüler ne yapacağını bilemiyor. Beni battaniyeye sarıp Iğdır merkeze götürüyorlar. Doktorlar ‘Maksimum iki saat ömrü var’ diyor. Oradan Erzurum’a götürüyorlar ve 3 ay hastanede kalıyorum. Ciddi yanıklar olduğu için sol bacağımın kesilme ihtimali olduğunu söylüyorlar. Bunun üzerine babam beni hastaneden kaçırıyor. Iğdır’da bir yayla köyüne götürüyorlar ve burada bir tandırlıkta tedavi görüyorum. Düşünün yanıklarınız var ama tandırda tedavi görüyorsunuz. Herkes yanıma gelirken maske takıp geliyordu. İnsanların o acıyan gözlerle bakışı beni çok rahatsız etti. Yaşım küçük olsa da zoruma gitti ve bu kollardan kurtulmak istedim. Yattığım yerde sadece başımı kıpırdatarak, sağa sola dönebiliyordum. Annem beni yanındaki yatağa yatırıp, günlük işlerini yapıyordu. O sırada arkadaşlarımın bahçelerde koşması, meyve toplaması, kuş sesleri beni yeniden hareketlendirdi ve ayağa kalkma sürecim başladı. Hiç kimsenin beklemediği hızlı bir iyileşme sürecim oldu.”
Birinin babasına, “Sen bu çocuğa bakamazsın, devlete verelim” demesi üzerine babasının Ankara’ya gelip girişimlerde bulunduğunu anlatan Akgün, 1993’te bir çocuk yuvasına yerleştirildiğini dile getirdi.
Ankara’ya ayak bastığında hayatında ilk defa yüksek binalar ve çeşitli arabalar gördüğünü ifade eden Akgün, “Gördüklerimi heyecanla babama anlatmaya çalışıyorum ama babam durgun ve cevap vermiyor. Beni bırakacağını hissediyorum, hep yakınında duruyorum. Vücudumdaki yaralar tam iyileşmemiş, ona rağmen babam hareket ederken mümkün olduğunca ondan tutacak yer arıyorum. Kayıt yapıldıktan sonra revirde yaralarım tedavi edilirken babam ‘Ben sana çikolata alıp geleceğim’ dedi. Hemen peşinden koştum ama sağ tarafa koşacağıma sola koşmuşum, yetişemedim.” diye konuştu.
“Keşiflerim başlayınca bağımsızlığım da başladı”
Akgün, yaraları iyileşmeye başladıktan sonra fizik tedaviye başladığını, doktorların kendisine temel fizik hareketlerini yaptırdığını aktaran Akgün, şöyle konuştu:
“Onlar öğle yemeğine gittikten sonra kol bandı çekiyordum, ayak ağırlığına ve koşu bandına giriyordum. Belki koşu bandına 3 defa tırnağımı kaptırmışımdır. Kol bandını kullandıktan sonra koltuk altlarımın yarası açılırdı ve sessizce bir odada ağlardım. Sonra üzerimi siler yeniden gelirdim. Mesela orada ilk önce bardağı düşürmeden çay içmeyi öğrendim. O bardağı kırmamak için belki 3 ay çalıştım. Kendi kendime yetinme yöntemleri buluyordum. Basketbol topunu çenemin altına doğru sürükleyerek potaya atıyordum. Bu sayede kendi eşofmanımı da çekebileceğimi fark ettim ve öyle yaptım. Keşiflerim başlayınca bağımsızlığım da başladı. Böylece fikirlerim ve bağımsız hareketlerim ortaya çıktı.”
Yusuf Akgün, 8 yaşında ağzıyla kalem tutup yazı yazmayı keşfettiğini belirterek, “Bana göre bu, engelle en büyük mücadelelerden birisiydi. Kendimi ispat edebilmeye başladım. Ne bulduysam çalışmaya başladım. ‘İngilizce eğitimi var’ dediler hemen başladım. Edebiyat, tiyatro, spor ne bulduysam katıldım.” dedi.
“Sayın Cumhurbaşkanımıza, ‘Yusuf Akgün’e biz referansız’ diyorlar”
Akgün, çocuk evlerinde tanıştığı bir arkadaşının TAİ’de mühendis olarak çalışmaya başladığını belirterek, “2018’de arkadaşım ‘AKSUNGUR’umuz var. Bize destek olmak adına çizimini yapar mısın?’ dedi. ‘Benim için gururdur’ dedim. Tasarım alanıma giriyordu ve başladık çalışmalara.” dedi.
Ağzıyla çizimleri yapmaya başladığını anlatan Akgün, şunları kaydetti:
“Benim bu şekilde çalışmam Temel Kotil hocamızın dikkatini çekiyor. Beni makamlarına davet ettiler. Konu sayın Cumhurbaşkanımıza iletiliyor. ‘Yusuf Akgün’e biz referansız’ diyorlar. Temel hocam bana, ‘Bir göz bebeğimiz var, bizim için çok kıymetli. Hayatını araştırdım, senin hayatınla entegre Milli Muharip Uçağımız KAAN. Sen engellerle mücadele etmişsin biz de engellerle mücadele ettik ve bugüne getirdik. Gözbebeğimizi uçuracağız. Bunu bize resmeder misin?’ dedi. Şahsım adına böyle bir projede yer almak gurur verici. Bu çalışmam sadece bugün için değil, yarınlara da bir imza olacak. Bir yurt çocuğu olarak Milli Muharip Uçak KAAN gibi bir projede yer alıyorsunuz. Bu gurur verici. Sadece Türkiye için söylemiyorum, dünyada da savunma ve uzay sanayi gibi üst düzey bir teknolojide bir engellinin yer alması gurur verici.”
Daha önce TEBER 82 ve Şimşek projelerinin tanıtımında yer aldığını belirten Akgün, Türkiye’nin ilk uçan arabası “Cezeri” ile “Altay Tankı” için de teklif aldığını aktardı.
]]>Bursa’da engelli vatandaşların sosyal hayatın her alanında rahatlıkla yer alabilmesi amacıyla birbirinden farklı projeleri devreye alan Büyükşehir Belediyesi, 2023 yılı boyunca da özel bakım gerektiren bireylere yönelik pozitif ayrımcılık politikasından taviz vermedi. Özel bireylerin çeşitli branşlarda mesleki becerilerinin gelişmesine yardımcı olmak ve engelli ailelerinin gündelik hayatlarını kolaylaştırmak amacıyla düzenlenen kurslara, yıl boyunca 2836 öğrenci katıldı. Eğitim hizmetleri çerçevesinde bilgisayar, el sanatları, resim, müzik ve halk oyunları gibi derslere katılan engelli bireylerin sosyal entegrasyonuna katkı sağlanmış oldu.
Sosyal destek
Bursa’da ikamet edip ‘sosyoekonomik yetersizlikten dolayı’ korunmaya, bakıma ve yardıma muhtaç kişi ve gruplara yönelik farklı sosyal destek programları düzenlendi. İşitme ve takip cihazları, protez-ortez, manuel ve akülü tekerlekli sandalye, hasta yatağı, hasta bezi, solunum aparatı, glütensiz gıda, Kart16 ve gıda ile afet durumlarında ev eşyası destekleri ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldı. Yıl boyunca 144 adet manuel ve akülü tekerlekli sandalye, 94 adet hasta yatağı ve karyolası, 2254 adet tıbbi malzeme, 641 adet hasta bezi ve 100 koli glütensiz gıda paketi desteği sağlandı.
Yol yardım
Engelli bireylerin ulaşım özgürlüğünün kısıtlanmaması amacıyla tekerlekli sandalyelerin tamir ve bakımı, akü değişimi ve yedek parça ihtiyaçlarını ücretsiz karşılayan Büyükşehir Belediyesi’nin Yol Yardım Hizmeti de (SEYYAH) büyük ilgi gördü. 2 adet hafif ticari araçla mobil olarak sağlanan hizmetten, yıl boyunca 1027 kişi yararlandı. Bunun yanında vatandaşların sorunsuz bir şekilde gezebilmeleri ve akülü araçlarını rahatlıkla şarj edebilmeleri amacıyla, şehrin farklı noktalarındaki dolum istasyonu sayısı 21’e çıkarıldı. Akülü ve manüel araç kullanan 291 vatandaşın kamu kurum ve kuruluşlarına ulaşımı da özel liftli engelli araçları ile sağlandı.
Farkındalık çalışmaları
Özel öğrencilerin sosyal, kültürel ve sportif becerilerinin geliştirilmesi için toplantı, seminer, konferans, sosyal kültürel etkinlikler ve farkındalık faaliyetleri kapsamında yıl boyunca düzenlenen 48 etkinliğe yaklaşık 6 bin kişinin katılımı sağlandı. Engelli bireyler ile yakınlarının kendilerine verilen tüm haklar, belediye hizmetleri ve nasıl faydalanacakları konusunda da yıl boyunca 5032 kişiye danışma ve yönlendirme hizmeti verildi. ‘Bir Ev Bir Dünya’, ‘Spora Engel Yok’, ‘Engelsiz Dart Takımı’, ‘Pastam Glütensiz Olsun’ gibi projelerle engelli bireylerin kendilerini özel hissetmeleri sağlandı. Pastam Glütensiz Olsun projesi kapsamında 755 adet glütensiz pasta dağıtılarak özel vatandaşların doğum günleri kutlandı.
Engelsiz şehir Bursa
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, ‘Engelsiz şehir Bursa’ vizyonu doğrultusunda ‘engelli vatandaşların hizmete erişimi noktasındaki tüm engellerin kaldırılması için’ yoğun çaba harcadıklarını söyledi. Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 15’inin farklı engellilik durumlarına sahip olduğunu hatırlatan Başkan Aktaş, “Büyükşehir Belediyesi olarak engelli vatandaşlarımızın karşılaştığı sorunlara dikkat çekmek ve çözüm üretmek için projeler geliştiriyoruz. Engelsiz şehir Bursa vizyonumuz doğrultusunda ‘Bu şehirde engel yok’ diyerek, sorumluluk alanımızdaki kaldırım, yol, üst ve alt geçit, tarihi ve turistik mekanları engelli bireylerin kimseye ihtiyaç duymadan kullanabileceği hale getiriyoruz” dedi. – BURSA
]]>