Enfeksiyon – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Mon, 04 Nov 2024 20:12:58 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Grip mevsimi https://www.haber60.com.tr/grip-mevsimi/ https://www.haber60.com.tr/grip-mevsimi/#respond Mon, 04 Nov 2024 20:12:58 +0000 https://www.haber60.com.tr/grip-mevsimi/ İnfluenza virüsünün yol açtığı grip, bir enfeksiyon hastalığı. Havaların soğumasıyla birlikte grip görülme sıklığı da artıyor. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Şirin Elmi, gripten korunmak için alınması gereken önlemleri anlattı. Uzm. Dr. Elmi, “Gripten korunmada kişisel hijyen çok önemlidir. Özellikle çocukların ve tüm bireylerin kişisel hijyen konusunda bilinçlenmeleri, hayatları boyunca hastalıklardan korunmalarında büyük katkı sağlayacaktır” dedi.

BULAŞMA İÇİN RİSKLİ ALAN
Gribin, influenza virüslerinin sebep olduğu yüksek ateş, baş ağrısı, yaygın vücut ağrısı ile gibi belirtiler verdiğini söyleyen Uzm. Dr. Elmi, şöyle dedi: “Hastalık belirtilerinin başlamasından 1 gün önce bulaştırıcılık başlar ve 7 gün süresince devam edebilir. Küçük çocuklarda bulaştırma süresi 10 güne kadar uzayabilir. Enfeksiyon öksürme, hapşırma, konuşma esnasında çıkan damlacıklarla ve solunum yolu salgılarının ağız, burun mukozası ve göze teması ile yayılır. Öksürük ya da hapşırık sırasında ağız ellerle kapatıldığında virüsler ellere, oradan da dokunulan çeşitli yüzeylere bulaşır. İnsanlar bu yüzeylere elle temas ederek, virüsü alırlar ve ellerini ağızlarına, burunlarına ve gözlerine temas ettirerek, hastalığı yayarlar. 1 metrelik mesafe bulaşma için riskli alandır. Virüs 0-4 C arasında haftalarca canlılığını sürdürebildiği için kış aylarında daha sık enfeksiyon oluşturur.”

AŞI KORUYOR
Gripten korunmada en etkili yollardan bir tanesinin de aşı olduğunu belirten Uzm. Dr. Elmi, “Grip aşısının içeriği her yıl yenilenmektedir. Aşı ile vücuda verilen cansız influenza virüs antijenleri, savunma hücrelerini harekete geçirir ve vücutta virüse karşı savunma oluşturur. Savunma hücrelerinin oluşması için 2-3 haftalık bir süre geçmesi gerekir. Bu süreden sonra vücut, influenza virüsü ile karşılaştığında, daha önceden aşı ile vücut, virüsü tanımış olduğu için hastalık oluşmasını önlemektedir. Koruyuculuğu yüzde 80 civarındadır. Grip aşısı canlı virüs içermediği için gribe, sebep olmaz” dedi.

EL HİJYENİ ÇOK ÖNEMLİ
UZM. Dr. Elmi, günlük yaşantıda tüm ihtiyaçları karşılayan ellerin, birçok bulaşıcı hastalık taşıyabileceğinin altını çizerek, şunları söyledi: “Temiz görünen ellerde hastalık yapıcı binlerce mikroorganizma bulunabilir. Grip, sarılık, ishal yapan etkenler, bağırsak parazitleri, eller aracılığı ile ağza, oradan da vücuda yayılır. Çocuklar, vücut dirençleri daha zayıf olduğu için daha kolay hasta olurlar. Özellikle tuvaletten sonra ellerin gerektiği gibi yıkanmaması, okulda çocuklar arasında yapılan silgi, kalem gibi eşyaların alışverişinde bile mikrop transferine neden olur. Öksürme ve hapşırma ile bu eşyalara bulaşan hastalık yapıcı mikroplar eller aracılığıyla vücuda alınabilir.”

1 DAKİKA BOYUNCA YIKAYIN
EL yıkamanın, diğer birçok bulaşıcı hastalıkta olduğu gibi gribin bulaşmasının engellenmesinde altın kural olduğunu belirten Uzm. Dr. Elmi, nasıl el yıkanacağını ise şöyle anlattı: “El yıkarken, ellerin bütün yüzeyleri ve parmak araları su ve sabun ile iyice köpürtülerek yıkanmalıdır. Suya ulaşılamayan durumlarda alkol içeren el antiseptikler kullanılabilir. Yıkama süresi en 1 dakika olmalıdır. Eller normal zamana göre daha sık ve şüpheli yüzeylere temastan sonra yıkanmalıdır.

5 GÜNDEN FAZLA SÜRÜYORSA DİKKAT
GRİBİN, çoğunlukla hastaneye gitmeyi gerektirecek bir hastalık olmamasına rağmen 5 günden fazla süren 38°C ve üstü ateş, koyu iltihaplı balgam, zor nefes alma veya nefes darlığı, bilinç bulanıklığı, ishal ve kusma gibi şikayetler oluştuğunda ise mutlaka bir hastaneye başvurmak gerektiğinin altını çizen Uzm. Dr. Elmi, şöyle dedi:”Risk altındaki kişilerin ve gribe yakalanmak istemeyen herkesin grip aşısı olması gerekir. 60 yaş üstü olanlar, huzur evlerinde yaşayanlar, kronik kalp, akciğer, böbrek ve şeker hastalığı olanlarda, sağlık çalışanlarında gribin riski daha yüksektir.”

İSTİRAHAT EDİN
GRİBİN tedavisinde istirahatin çok önemli olduğunu ve bulaştırıcılığı önlemek için hastalık belirtilerinin geçmesinden bir gün sonrasına kadar sürdürülmesi gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Elmi, şunlara dikkat çekti: “Bol sıvı alınmalı, beslenmeye dikkat edilmeli ve sigara içilmemeli. Hastalık bir virüs tarafından oluşturulduğu için antibiyotik kullanımı gereksiz ve faydasızdır.”

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/grip-mevsimi/feed/ 0
Tırnaklar, vücut sağlığının aynası https://www.haber60.com.tr/tirnaklar-vucut-sagliginin-aynasi/ https://www.haber60.com.tr/tirnaklar-vucut-sagliginin-aynasi/#respond Wed, 21 Aug 2024 02:45:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/tirnaklar-vucut-sagliginin-aynasi/ Tırnaklar, vücut sağlığının aynası

Tırnak sağlığını korumak, sadece estetik nedenlerle değil aynı zamanda genel sağlık açısından da önemli.

Tırnaklarda herhangi bir anormallik veya rahatsızlık fark edildiğinde, bir sağlık uzmanına başvurmak gerekiyor.

Uzmanlar, tırnak sağlığını korumak için oje kullanımını dengelemek ve düzenli bakım yapmanın çok önemli olduğunu; ayrıca eğer tırnaklarda kalıcı bir sorun veya anormallik fark edilirse, bir dermatolog veya uzmanla görüşmenin faydalı olacağını savunuyor.

İşte tırnak sağlığının neden önemli olduğunu açıklayan bazı temel sebepler:

GENEL SAĞLIK GÖSTERGESİ

Tırnaklar, vücut sağlığının bir aynası gibi görev görür. Tırnaklardaki renk değişiklikleri, şekil bozuklukları veya dokusal farklılıklar, vücutta bazı sağlık sorunlarının belirtisi olabilir. Örneğin, anemi, diyabet, tiroid hastalıkları, beslenme eksiklikleri ve enfeksiyonlar gibi durumlar tırnaklarda belirgin değişikliklere yol açabilir.

KORUYUCU FONKSİYON

Tırnaklar, parmak uçlarımızı korur ve parmaklarımızın hassas bölgelerini darbelere karşı savunur. Sağlıklı tırnaklar, bu koruma görevini daha etkili bir şekilde yerine getirir.

GÜNLÜK FONKSİYONLAR

Tırnaklar, günlük yaşamda pek çok işlevi yerine getirir. Nesneleri tutmak, kazımak veya açmak gibi küçük ama önemli işlerde tırnaklar aktif olarak kullanılır. Sağlıklı tırnaklar bu tür görevlerde daha dayanıklı ve etkili olur.

ESTETİK VE ÖZGÜVEN

Tırnaklar, ellerin ve ayakların estetik görünümünde önemli bir rol oynar. Bakımlı ve sağlıklı tırnaklar, kişisel bakım ve özgüven açısından önemli. Tırnakların sağlıklı görünmesi, kişinin kendini daha iyi hissetmesine katkı sağlar.

ENFEKSİYON RİSKİNİ AZALTMA

Zayıf veya hasarlı tırnaklar, enfeksiyonlara karşı daha savunmasız olabilir. Tırnak altındaki alanlar, bakteri ve mantarların üremesi için uygun bir ortam oluşturabilir. Sağlıklı tırnaklar, bu tür enfeksiyon risklerini azaltır.

BESİN ALIMI VE TIRNAK SAĞLIĞI

Sağlıklı tırnaklar, vücudun yeterli vitamin ve mineral alımının bir göstergesi. Biyotin, çinko, demir gibi besinlerin eksikliği tırnaklarda zayıflama, kırılma veya şekil bozukluklarına yol açabilir. Sağlıklı tırnaklar, dengeli beslenmenin bir kanıtı.

DENGELİ BESLENME

Tırnak sağlığı için dengeli beslenme çok önemli. Biyotin, çinko, demir ve E vitamini gibi vitamin ve mineraller tırnakların sağlıklı uzaması için gerekli.

TIRNAKLARIN NEMLENDİRİLMESİ

Tırnakların ve tırnak etlerinin düzenli olarak nemlendirilmesi, kırılmalarını ve soyulmalarını önlemeye yardımcı olabilir. Tırnak yağları veya el kremleri bu konuda faydalı.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tirnaklar-vucut-sagliginin-aynasi/feed/ 0
Hepatit Virüsleri Hakkında Uyarı: Hepatit Bekleyemez https://www.haber60.com.tr/hepatit-virusleri-hakkinda-uyari-hepatit-bekleyemez/ https://www.haber60.com.tr/hepatit-virusleri-hakkinda-uyari-hepatit-bekleyemez/#respond Wed, 24 Jul 2024 23:09:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42023 Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Elif Doyuk Kartal, hepatit virüsleri ile ilgili açıklamada bulundu.

DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) ve DHB’nin (Dünya Hepatit Birliği) 28 Temmuz’u Dünya Hepatit Günü olarak belirlediğini hatırlatan Prof. Dr. Kartal bu seneki temanın “Hepatit Bekleyemez” olduğunu belirtti. Prof. Dr. Kartal, Yeni enfeksiyonları azaltmak ve bakıma erişimi iyileştirmek için çağrıda bulunulduğunu anlatarak,”Hepatit, genellikle viral etkenlerin neden olduğu karaciğer enfeksiyonudur. Vakaların çoğundan hepatit virüsünün beş ana türü (A, B, C, D ve E) sorumludur. Hepatit B ve C en yaygın olanlardır ve hepatite bağlı ölümlerin yüzde 90’ından fazlasını oluşturur. En çok Hepatit C olmak üzere Hepatit B ve D kronikleşebilir. Kronik hepatit enfeksiyonları siroz, karaciğer kanseri ve karaciğer yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Dünya Sağlık Örgütü’nün tahminlerine göre dünya çapında yaklaşık 325 milyon kişi kronik hepatitle yaşıyor ve hepatite bağlı komplikasyonlar nedeniyle yılda 1,3 milyondan fazla ölüm meydana geliyor. Ülkemizde HBV sıklığı yüzde 4, HCV sıklığı ise yüzde 1 olup, yaklaşık 2-3 milyon hepatit B ve 500 bin hepatit C hastası olduğu tahmin edilmektedir. Hepatit B ve C; virüsle enfekte olmuş kan ve kan ürünleriyle, steril olmayan aletlerle yapılan tıbbi ve cerrahi girişimlerle, damar içi uyuşturucu kullanımıyla, dövme ve piercing uygulamaları ile, doğum sırasında anneden bebeğe ve nadiren korunmasız cinsel ilişkiyle bulaşmaktadır. Hepatit B ve A virüs enfeksiyonundan aşıyla korunulabilir. Ülkemizde tüm yenidoğanlara 1998 yılından beri hepatit B aşısı uygulanmakta olup, yüzdee 90’ların üzerinde başarı ile bu programına devam etmektedir. Yetişkin grupta ise talep edilmesi de dahil olmak üzere riskli kişilerin aşılanması yapılmaktadır. Hepatit A aşısı da rutin çocukluk aşı takviminde bulunmaktadır” dedi.

“Kronik viral hepatitlerin tedavisi mümkündür”

Tedavinin ve bulaşıcılığın azaltılmasının önemini vurgulayan Prof. Dr. Kartal, “Kronik viral hepatitlerin tedavisi mümkündür. Kronik Hepatit B enfeksiyonu günde tek tabletlik tedavi seçenekleri ile kontrol altına alınabilmektedir. Kronik hepatit C de 2 ay gibi kısa bir sürede günlük bir kez kullanılan yeni antiviral ilaçlar sayesinde %100 yakın tedavi edilebilir bir konumuna gelmiştir. Tedavi edilen hastalarda hastalık bir daha tekrar etmemekte ve siroz ve kansere bağlı ölümleri önemli ölçüde azaltmaktadır. Tedavinin en önemli sonuçlarından biri de hastalığı başkalarına bulaştırma riskini ortadan kaldırmasıdır. Ülkemizde Hepatit B ve C hastaları dünya standartları ölçüsünde tedavi imkanına sahip olup, tüm tedaviler geri ödeme kapsamında karşılanmaktadır. Viral hepatiti ortadan kaldırmaya yönelik küresel ve ulusal çabalara katkı sağlamak için Hepatitler bulaşması, önlenmesi ve tedavisi hakkında bilgi ediniminin ve farkındalığın artırılması gereklidir. Başlıca risk altındakiler olmak üzere hepatit testi yaptırılması geniş çerçevede desteklenmelidir. Ülkemizde tanı alma oranı yaklaşık yüzde 20 olarak tahmin edilmektedir. Bu ise kronik hepatitleri olup da tanısını bilmeyen milyonlarca hastanın tablosunun sessizce siroza ve karaciğer kanserine ilerlemesi, öte yandan da hastalıklarını başkalarına bulaştırarak aramızda yaşamaya devam ettiklerini gösterir. Sessiz giden ve hastalıklarını bilmeden yaşayanlar için mutlaka öncelikli olarak riskli gruplardan başlayarak tarama programları uygulamaya sokulmalıdır. Sonuçta viral hepatitlerin; gerekli aşılama programlarının uygulanması, korunma yolları konusunda toplumsal farkındalığın sağlanması, tarama programları ile olguların tanımlanması ve takiben tedavi edilmesi ile kontrol edilebilir olduğu açıktır. Bu nedenle dünyada ve ülkemizde bu enfeksiyonların toplumdan uzaklaştırılabilme hedefine her yıl daha fazla yaklaşma çabasına katkı sağlama noktasında kararlıyız” diye konuştu. – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/hepatit-virusleri-hakkinda-uyari-hepatit-bekleyemez/feed/ 0
İngiltere’de 30 Bin Kişi HIV ve Hepatit ile Enfekte Kanla Tedavi Edildi https://www.haber60.com.tr/ingilterede-30-bin-kisi-hiv-ve-hepatit-ile-enfekte-kanla-tedavi-edildi/ https://www.haber60.com.tr/ingilterede-30-bin-kisi-hiv-ve-hepatit-ile-enfekte-kanla-tedavi-edildi/#respond Tue, 21 May 2024 22:39:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32700 İngiltere’de yapılan yeni bir kamu soruşturması, 1970-1991 yılları arasında 30 bin kişinin sağlık hizmetleri alırken HIV ile hepatit bulaşmış kanla tedavi edilmesinin ve enfekte olmasının büyük ölçüde önlenebileceğini tespit etti.

‘Enfekte kan skandalı’ diye bilinen ve ülke tarihinin en kötü tedavi felaketi olduğu belirtilen olaya ilişkin 20 Mayıs’ta yayımlanan raporda yaklaşık 3 bin kişinin kontamine kan naklinden sonra hayatını kaybettiği belirtiliyor. Ölü sayısının bundan sonra artması bekleniyor.

Eski yargıç Brian Langstaff tarafından hazırlanan raporda doktorların, Ulusal Sağlık Servisi (NHS) ve diğer sağlık kurumlarının ve peş peşe gelen hükümetlerin olaydan etkilenen kişileri “defalarca” yüzüstü bıraktığı belirtiliyor. Langstaff, sağlık sisteminde “felaket” ile sonuçlanan bir dizi başarısızlık tespit ediyor.

Rapora ilişkin açıklama yapan İngiltere Başbakanı Rishi Sunak olanları “yıllardır süren ahlaki bir başarısızlık” diye nitelendirdi.

Hükümet bugün olaydan etkilenenler için hazırlanan tazminat paketini açıkladı.

Hükümetin ödemelerden sorumlu yetkilisi John Glen, Avam Kamarası’nda yaptığı açıklamada olaydan etkilenenlerin hala her hafta enfeksiyon nedeniyle hayatını kaybettiğini ve bazılarının tazminat alacak kadar yaşayamayacaklarını söyledi.

Glen bu nedenle hükümetin, nihai programın oluşturulmasından önce “yaşayan hak sahiplerine” yapacağı 210 bin sterlin tutarındaki ara ödemelerin 90 gün içinde yapılacağını duyurdu.

İlk nihai ödemelerin ise 2024 yılı bitiminden önce yapılması bekleniyor.

Peki 1970’ten bu yana neler yaşandı, bundan sonrası için ne bekleniyor? Raporda öne çıkan bulguları derledik.

Hastalar ‘kabul edilemez risklere’ maruz kaldı

Enfekte kan skandalı İngiltere sağlık sisteminde en büyük tedavi felaketi olarak biliniyor.

Enfekte Kan Soruşturması, 1970’lerden itibaren binlerce insanın kontamine kan ve kan ürünleri naklinden enfeksiyon kapmasının öncesinde, sırasında ve sonrasında 50 yılı aşkın bir süre boyunca alınan kararları inceliyor.

Beş yıl süren çalışmanın sonucunda, kan ve kan ürünleri naklinde viral enfeksiyonların bulaşma riskinin NHS’nin kurulduğu 1948 yılından bu yana bilindiğine işaret ediliyor ve karar alma sürecinde güvenliğin ön planda olmadığı belirtiliyor.

Kan ve kan ürünlerinin güvenlik riskine rağmen yıllarca hastalara verilmeye devam edildiği aktarılıyor.

Rapor, bu durumun hastaları “kabul edilemez risklere” maruz bıraktığını kaydediyor.

Bu riskler şöyle sıralanıyor:

‘Kaza değildi’

Raporda çeşitli kurumların gerçeği sakladıkları ayrıntılı olarak şöyle anlatılıyor:

Raporu hazırlayan Brian Langstaff, enfekte kan vakalarının ‘kaza olmadığını’ söylüyor.

“Yetkililer, doktorlar, kan hizmeti sağlayıcıları ve birbirini izleyen hükümetler hasta güvenliğini ilk sıraya koymadıkları için bu enfeksiyonlar meydana geldi” diyen Langstaff, yetkililerin tepkisinin “insanların acılarını daha da arttırdığını” vurguluyor.

Raporda, kanama bozukluğu olan yaklaşık 380 çocuğun, kan ürünleri verildikten sonra HIV’e yakalandığı kaydediliyor.

Birçoğunun çocukluk ya da genç yetişkinlik döneminde, hiçbir çocuğun ya da gencin yüzleşmek zorunda kalmaması gereken düzeyde acı ve korkuya katlanarak öldüğü aktarılıyor.

Raporda eski Başbakan Margaret Thatcher ve hükümeti, özellikle mağdurlara “mevcut en iyi tedavinin” uygulandığı yönündeki “yanlış” iddialarla tazminat çağrılarını geri çevirdiği söylenerek eleştiriliyor.

Neler farklı yapılabilirdi?

Rapora göre hastalar, tedavilerinin riskleri hakkında bilgilendirilmeliydi.

Bilgi eksikliği, insanların enfeksiyonlara maruz kalma olasılıklarının ne kadar olduğunun farkında olmadıkları anlamına geliyordu.

Raporun kapsadığı yıllarda birbirini izleyen hükümetler sık sık hastaların o dönemde mevcut olan en iyi tıbbi tedaviyi aldıklarını ve kan taramasının ilk fırsatta başlatıldığını söyledi.

Rapor, bu iddiaların hiçbirinin doğru olmadığı sonucuna varıyor.

Brian Langstaff, Temmuz 1983’te hükümetin, AIDS’in kan yoluyla bulaşabileceğini bilmesine rağmen ticari kan ürünlerinin ithalatını durdurmama kararının yanlış olduğunu savunuyor.

Buna ek olarak, İngiltere’de kan hizmetleri sağlayıcıları, kan bağışçılarının taranmasında yeterince titiz davranmamakla suçlanıyor.

İnsanlar nasıl etkilendi?

Brian Langstaff, skandalın sonucunda “hayatlar, hayaller, arkadaşlıklar, aileler ve mali durumların yok olduğunu” söylüyor.

Langstaff, “Hastalığa yakalanan ve etkilenen insanlar acı, hastalık ve kayıplarla ilgili güçlü hikayeler anlatıyor. Zarar gören ve yok olan hayatlar, enfeksiyondan önceki hallerinden tanınmaz hale gelenler ve hayatlarına dair tüm umutları ve hayalleri yok olanlar” diyor.

Langstaff, insanlara yanlış bir şekilde en iyi tıbbi bakımı aldıklarını söylediği için hükümeti “zalim” olarak nitelendiriyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ingilterede-30-bin-kisi-hiv-ve-hepatit-ile-enfekte-kanla-tedavi-edildi/feed/ 0
Çocuklarda Enfeksiyonlar Daha Hafif Geçiyor https://www.haber60.com.tr/cocuklarda-enfeksiyonlar-daha-hafif-geciyor/ https://www.haber60.com.tr/cocuklarda-enfeksiyonlar-daha-hafif-geciyor/#respond Sun, 03 Mar 2024 21:39:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14604 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ergin Çiftçi, Kovid-19’un etkisini kaybettiği geçen sene ağır enfeksiyonlarla karşılaşıldığını belirterek, “Çocuklarda bu yıl hastalıklara karşı bağışıklık oluştuğu için enfeksiyonlar açısından daha hafif bir kış geçiriliyor.” dedi.

Çiftçi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocuklarda sık görülen solunum yolu enfeksiyonlarına ilişkin bilgileri paylaştı.

Kovid-19 salgınında virüsün baskınlığı, maske, mesafe gibi önlemlerin etkisiyle diğer solunum yolu enfeksiyonlarının görülmediğini anımsatan Çiftçi, “Kovid-19 salgını sonrası, önlemlerin kaldırıldığı ilk yıl, çok ağır enfeksiyonlarla karşılaştığımız bir kış mevsimi geçirdik. Bunun temel sebebi, çocukların pek çok hastalığı uzun süre geçirmemiş olmasıydı.” ifadesini kullandı.

Salgında, her kış beklenen influenza ve RSV’nin bile neredeyse görülmediğine işaret eden Çiftçi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Salgın sonrası ilk kış, önlemler ortadan kaldırılınca hastalıkları hiç geçirmemiş olan büyük bir nüfus birikmişti ve bu nedenle hastalıklar ağır seyretti. Sadece ülkemiz değil, dünya genelinde çok ciddi enfeksiyonlar, ağır zatürreler gördük ve maalesef kayıplar oldu. Fakat sonrasında hastalıklara karşı bir bağışıklık oluştuğu için bu yılın biraz daha hafif geçmesini bekliyorduk. Gerçekten bu yıl önceki yıla göre biraz daha iyi bir yıldı. Büyük olasılıkla önümüzdeki yıl Kovid-19 öncesi dönemde gördüğümüze benzer bir sıklıkta enfeksiyon görmeye başlayacağız.”

“Beklediğimiz hastalıkların yeniden ortaya çıktığını gördük”

Solunum yolu enfeksiyonlarının azalmasının korunma yöntemlerinin önemini ortadan kaldırmadığını vurgulayan Çiftçi, hasta olan kişilerin maske takması, kalabalık, kapalı ortamlarda maske kullanımı ve sık el yıkamanın her zaman önem taşıdığını dile getirdi.

Prof. Dr. Çiftçi, “Bu kış mevsimi ise aslında bir önceki yıla göre daha hafif seyrediyor ama bir yandan da mevsimsel etkiyle beklediğimiz hastalıkların yeniden ortaya çıktığını gördük. İnfluenza salgınını, RSV virüsünü, boğmaca bakterisi ile beta yani Strep-A bakterisine bağlı vakaları görmekteyiz. Bu geçtiğimiz haftalarda oldukça yoğundu ama son birkaç haftadır vaka sayısında azalma olduğunu gözlemliyoruz.” diye konuştu.

Bunun beklenen bir süreç olduğunun altını çizen Çiftçi, “Yine de bu hastalıkların şu an tamamen ortadan kalktığını söyleyemeyiz. Çoğunlukla mart sonuna kadar bu tip enfeksiyonlar sürer, mevsim bittikten sonra da arada az da olsa vakalar görmeye devam ederiz. Fakat sonuçta önceki aylara göre bundan sonra çok ciddi bir artış beklemiyoruz.” açıklamasında bulundu.

“Bağışıklık sistemi sürekli eğitilen, öğrenen bir sistem”

Prof. Dr. Çiftçi, çocukluk çağı aşılarının ve grip aşılarının yaptırılmasının da önemine dikkati çekti.

Dengeli beslenme, sıvı tüketimi ve düzenli egzersizin bağışıklık sisteminin önemli koruyucularından olduğunu belirten Çiftçi, “Bağışıklık sisteminin eğitilmesi gerekiyor. Bir mikroorganizmayla, mikropla karşılaştığında ona karşı bağışıklık sisteminde tepki gelişiyor. Bu savunma bizi sonraki hastalıklardan da koruyor. Yani bu aslında sürekli eğitilen, öğrenen bir sistem. Bunu yapay zekaya da benzetebiliriz. Ancak bütünüyle mükemmel olmadığı için desteklemek, fazla yormamak önemli.” dedi.

“Gıda takviyesi” uyarısı

Çiftçi, çocuklarda sık gıda takviyesi kullanımının da doğru olmadığını vurgulayarak, şöyle konuştu:

“Çocuklarını hastalıklara karşı korumak düşüncesiyle ailelerin yaygın şekilde çeşitli gıda takviyelerine başvurduğunu görüyoruz. Bunlar akılcı kullanılmadığında olumsuz sonuçları da beraberinde getirebilir. Sadece bazı çocuklar, bireysel durumları çerçevesinde doktorlarının önerisiyle bazı gıda takviyelerinden fayda görebilir. Bütün çocuklar için uygulanabilecek bir gıda takviyesi önerisinde bulunmak doğru olmaz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cocuklarda-enfeksiyonlar-daha-hafif-geciyor/feed/ 0
Okulların Tatil Olmasıyla Üst Solunum Yolu Enfeksiyonları Azaldı https://www.haber60.com.tr/okullarin-tatil-olmasiyla-ust-solunum-yolu-enfeksiyonlari-azaldi-2/ https://www.haber60.com.tr/okullarin-tatil-olmasiyla-ust-solunum-yolu-enfeksiyonlari-azaldi-2/#respond Mon, 05 Feb 2024 21:09:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6107 TEKİRDAĞ Çorlu Devlet Hastanesi Başhekimi ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Doğan, üst solunum yolları enfeksiyonları hastalıklarında yaşanan artışın, okulların sömestir tatiline girmesiyle birlikte düşüşe geçtiğini söyledi. Hastane aciline günlük başvuran 900 kişiden sadece 200’ünün üst solunum yolları şikayetiyle geldiğini belirten Doç. Dr. Doğan, “Viral üst solunum yolları enfeksiyonları pikini yaptı ve azalma seyrine girdi. Ocak ayı ile mukayese ettiğimizde şu an üst solunum yollarına bağlı hastane başvurularında yüzde 75 oranında bir azalma gözlemekteyiz” dedi.

Çorlu Devlet Hastanesi Başhekimi ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Doğan, aralık ayından itibaren influenza virüs, respiratuar sinsityal virüs, adenovirüs, rinovirüs ve koronovirüsün de aralarında bulunduğu bir virüs potpurisi yaşandığını belirterek, hastalığın pik sevisine ulaştığını ve hastaneye başvuran hasta sayısını günlük 1750 kişiyle iki katına çıktığını söyledi. Okulların sömestr tatiline girmesiyle üst solunum yolları hastalıklarındaki artışın azaldığını, hastaneye başvuran 900 kişiden sadece 200’ünün üst solunum yolları şikayetiyle geldiğini kaydeden Doç. Dr. Doğan, “Özellikle aralık ayının ilk haftasında başlayan çoklu viral etkenlere bağlı olarak bir üst solunum yolu enfeksiyon sıklığında bir artış trendi başladı. Bu etkenlerde de en sık olarak gördüğümüz enflüanza virüsüydü. Adenavirüs, linevirüs, koronovirüs bunlarda bunlara eşlik eden diğer etkenlerdi bir artış trendi girdik. Özellikle ocak ayının ilk haftasında bunun zirve noktasına ulaştık. Yani viral üst solunum yolları enfeksiyonları pikini yaptı ve azalma seyrine girdi. Ocak ayı ile mukayese ettiğimizde şu an üst solunum yollarına bağlı hastane başvurularında yüzde 75 oranında bir azalma gözlemekteyiz” dedi.

‘BULAŞ ZİNCİRİNDE KIRILMA YAŞANDI’

Yaşanan virüs potpurisinde okulların tatil edilmesiyle bulaş zincirinde kırılma yaşandığını ifade eden Doç. Dr. Doğan, “Okulların tatil olmasıyla birlikte bulaş zincirinde bir kırılma yaşandı. Ayrıca diğer sosyal alanlarda da aileler tatile gitti ve sosyal alanlarda da bir boşalma, azalma bunu devam ettiren nedenlerden biri. Birçoğumuz bu etkenleri gördüğümüz için yüksek bir pik beklemeyiz. Fakat okulların açılmasıyla beraber yine enfeksiyon hızında bir artış gözlemleyebiliriz” diye konuştu.

‘YOĞUN BAKIMLARDA AZALMA VAR’

Doç. Dr. Doğan, hastalığın pik döneminde acil servislerde yaşanan yoğunluğun, yoğun bakım bölümlerinde de yoğunluğa sebebiyet verdiğini şimdi servislerde de azalmanın söz konusu olduğu belirterek şöyle konuştu:

“Her kış mevsiminde olduğu gibi bu kış mevsiminde de yoğun bakım kullanımında bir doluluk var. Zaman zaman yatak erişiminde de sorunlar yaşanabilmekte. Fakat yine yoğun bakımda yatışlarda da bir azalma gözlemlemekteyiz. Şimdi yoğun bakıma yatışlar ya da hastaneye üst solunum yolu enfeksiyonunu tetiklediği işte alt solunum yolu enfeksiyonları, pnömoni veya diğer durumlar yetişkinlerde daha fazla görünmekte, çocuklarda buna bağlı yatışlar daha az. Özellikle yetişkinler için önerebileceğimiz eşlik eden hastalığı olan kişilerin, semptomu olan bireylerle aralarında sosyal mesafeleri korumaları, ayrıca semptom başlangıçlarında başlanacak tedavilerin etkinliği daha yüksek, bu nedenle bir aile sağlığı merkezine başvurup tedavi edilmelerini öneririz. Maske tabii ki özellikle yetişkinlerde, sosyal ortamlara girilecekse, çoklu insanlarla temasta bulunacaksa koruma açısında maske kullanımını öneririz.” (DHA)

]]>
https://www.haber60.com.tr/okullarin-tatil-olmasiyla-ust-solunum-yolu-enfeksiyonlari-azaldi-2/feed/ 0
Okulların Tatil Olmasıyla Üst Solunum Yolu Enfeksiyonları Azaldı https://www.haber60.com.tr/okullarin-tatil-olmasiyla-ust-solunum-yolu-enfeksiyonlari-azaldi/ https://www.haber60.com.tr/okullarin-tatil-olmasiyla-ust-solunum-yolu-enfeksiyonlari-azaldi/#respond Mon, 05 Feb 2024 08:45:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6077

TEKİRDAĞ Çorlu Devlet Hastanesi Başhekimi ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Doğan, üst solunum yolları enfeksiyonları hastalıklarında yaşanan artışın, okulların sömestir tatiline girmesiyle birlikte düşüşe geçtiğini söyledi. Hastane aciline günlük başvuran 900 kişiden sadece 200’ünün üst solunum yolları şikayetiyle geldiğini belirten Doç. Dr. Doğan, “Viral üst solunum yolları enfeksiyonları pikini yaptı ve azalma seyrine girdi. Ocak ayı ile mukayese ettiğimizde şu an üst solunum yollarına bağlı hastane başvurularında yüzde 75 oranında bir azalma gözlemekteyiz” dedi.

Çorlu Devlet Hastanesi Başhekimi ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Doğan, aralık ayından itibaren influenza virüs, respiratuar sinsityal virüs, adenovirüs, rinovirüs ve koronovirüsün de aralarında bulunduğu bir virüs potpurisi yaşandığını belirterek, hastalığın pik sevisine ulaştığını ve hastaneye başvuran hasta sayısını günlük 1750 kişiyle iki katına çıktığını söyledi. Okulların sömestr tatiline girmesiyle üst solunum yolları hastalıklarındaki artışın azaldığını, hastaneye başvuran 900 kişiden sadece 200’ünün üst solunum yolları şikayetiyle geldiğini kaydeden Doç. Dr. Doğan, “Özellikle aralık ayının ilk haftasında başlayan çoklu viral etkenlere bağlı olarak bir üst solunum yolu enfeksiyon sıklığında bir artış trendi başladı. Bu etkenlerde de en sık olarak gördüğümüz enflüanza virüsüydü. Adenavirüs, linevirüs, koronovirüs bunlarda bunlara eşlik eden diğer etkenlerdi bir artış trendi girdik. Özellikle ocak ayının ilk haftasında bunun zirve noktasına ulaştık. Yani viral üst solunum yolları enfeksiyonları pikini yaptı ve azalma seyrine girdi. Ocak ayı ile mukayese ettiğimizde şu an üst solunum yollarına bağlı hastane başvurularında yüzde 75 oranında bir azalma gözlemekteyiz” dedi.

‘BULAŞ ZİNCİRİNDE KIRILMA YAŞANDI’

Yaşanan virüs potpurisinde okulların tatil edilmesiyle bulaş zincirinde kırılma yaşandığını ifade eden Doç. Dr. Doğan, “Okulların tatil olmasıyla birlikte bulaş zincirinde bir kırılma yaşandı. Ayrıca diğer sosyal alanlarda da aileler tatile gitti ve sosyal alanlarda da bir boşalma, azalma bunu devam ettiren nedenlerden biri. Birçoğumuz bu etkenleri gördüğümüz için yüksek bir pik beklemeyiz. Fakat okulların açılmasıyla beraber yine enfeksiyon hızında bir artış gözlemleyebiliriz” diye konuştu.

‘YOĞUN BAKIMLARDA AZALMA VAR’

Doç. Dr. Doğan, hastalığın pik döneminde acil servislerde yaşanan yoğunluğun, yoğun bakım bölümlerinde de yoğunluğa sebebiyet verdiğini şimdi servislerde de azalmanın söz konusu olduğu belirterek şöyle konuştu:

“Her kış mevsiminde olduğu gibi bu kış mevsiminde de yoğun bakım kullanımında bir doluluk var. Zaman zaman yatak erişiminde de sorunlar yaşanabilmekte. Fakat yine yoğun bakımda yatışlarda da bir azalma gözlemlemekteyiz. Şimdi yoğun bakıma yatışlar ya da hastaneye üst solunum yolu enfeksiyonunu tetiklediği işte alt solunum yolu enfeksiyonları, pnömoni veya diğer durumlar yetişkinlerde daha fazla görünmekte, çocuklarda buna bağlı yatışlar daha az. Özellikle yetişkinler için önerebileceğimiz eşlik eden hastalığı olan kişilerin, semptomu olan bireylerle aralarında sosyal mesafeleri korumaları, ayrıca semptom başlangıçlarında başlanacak tedavilerin etkinliği daha yüksek, bu nedenle bir aile sağlığı merkezine başvurup tedavi edilmelerini öneririz. Maske tabii ki özellikle yetişkinlerde, sosyal ortamlara girilecekse, çoklu insanlarla temasta bulunacaksa koruma açısında maske kullanımını öneririz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/okullarin-tatil-olmasiyla-ust-solunum-yolu-enfeksiyonlari-azaldi/feed/ 0
Kış Aylarında Solunum Yolu Enfeksiyonlarına Dikkat https://www.haber60.com.tr/kis-aylarinda-solunum-yolu-enfeksiyonlarina-dikkat/ https://www.haber60.com.tr/kis-aylarinda-solunum-yolu-enfeksiyonlarina-dikkat/#respond Wed, 24 Jan 2024 21:18:21 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4860

Her yıl kış aylarında solunum yolu enfeksiyonlarının sıklığı artarken, bu yıl üst solunum yolunu etkileyen üç virüsün arka arkaya görülmesinin uzun süren şikayetlere sebep olduğunu ifade eden Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Ahmet Cem Özuğuz, grip -influenza-, Covid-19 ve RSV enfeksiyonlarının art arda yaşandığını belirtti. Uzm. Dr. Özuğuz, “Et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri, meyve, sebze, kuru baklagil, tahıl ve yağlı tohumların yer aldığı bir beslenme planı, bu enfeksiyonlara karşı güçlü bir bağışıklık için olmazsa olmazlar arasında. Bu süreçte mümkün olduğunca doğal beslenilmeli” uyarısında bulundu.

Üçlü virüs salgını; çoğunlukla ateş, burun akıntısı, hapşırma, bulantı-kusma, diyare, kas-eklem ağrısı ve iştahsızlık gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Belirtileri benzer olduğu için bu üç enfeksiyonun birbirine karıştırılabildiğini söyleyen Medicana Kadıköy Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Ahmet Cem Özuğuz, “Farklı virüsler uç uca eklendiği için enfeksiyondan kaynaklanan şikayetler de uzun sürüyor. Unutulmamalıdır ki, her viral enfeksiyon farklıdır ve tedavi yaklaşımı enfeksiyonun tipine, şiddetine ve bireyin sağlık durumuna bağlı olarak değişebilir. Viral enfeksiyonlarla ilgili herhangi bir tedavi kararı, bir sağlık profesyoneli tarafından verilmelidir. Kendi kendine ilaç kullanımı, özellikle de antibiyotiklerin virüslere karşı etkisiz olması sebebiyle, hiç uygun değildir ve doktor önerisi olmadan ilaç kullanılmamalıdır” diye konuştu.

Uzm. Dr. Özuğuz, virüslerden korunmak için bağışıklığı güçlendirmenin önemine dikkat çekerek “Tüm besin öğeleri dengeli bir şekilde tüketilmeli, mümkün olduğunca doğal içerikler kullanılmalıdır. Et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri, meyve, sebze, kuru baklagil, tahıl ve yağlı tohumların yer aldığı bir beslenme planı, bu enfeksiyonlara karşı güçlü bir bağışıklık için olmazsa olmazdır” ifadelerini kullandı.

“BAZI CİDDİ VİRAL ENFEKSİYONLAR KENDİLİĞİNDEN İYİLEŞMEYEBİLİR”

Yaşanan salgında görülen viral enfeksiyonların genellikle kendiliğinden iyileştiğini ve birçok durumda antiviral ilaçların kullanılmadığını belirten Uzm. Dr. Özuğuz, “Bazı viral enfeksiyonlar ise daha ciddi olabilir ve tıbbi müdahale gerektirebilir” diyerek, genel olarak viral enfeksiyon tedavisinde yararlanılan bazı tedavi yöntemlerini şöyle sıraladı:

“Semptomatik tedavi: Viral enfeksiyonlar, genellikle semptomatik olarak tedavi edilir. Ateş, ağrı ve diğer rahatsız edici semptomları hafifletmek için ağrı kesiciler, ateş düşürücüler ve diğer semptomatik ilaçlar kullanılabilir.

Antiviral ilaçlar: Bazı viral enfeksiyonlara karşı antiviral ilaçlar mevcuttur. Örneğin, influenza (grip) için oseltamivir (Tamiflu) gibi antiviral ilaçlar reçete edilebilir. Ancak bu ilaçların etkili olabilmesi için enfeksiyonun erken evrelerinde kullanılması önemlidir.

İmmünoglobulin tedavisi: Bağışıklık sistemini güçlendirmek amacıyla bazı durumlarda immünoglobulin tedavisi uygulanabilir. Bu tedavi, bağışıklık sistemini desteklemek ve virüsle savaşmak için kullanılan antikorları içerir.

Aşılar: Bazı viral enfeksiyonlara karşı aşılar mevcuttur ve bu aşılar enfeksiyonu önleme veya enfeksiyonun şiddetini azaltma konusunda etkili olabilir. Özellikle influenza, Hepatit B ve HPV gibi virüslere karşı aşılardan yararlanılır.

Hidrasyon: Sıvı alımı, vücudun enfeksiyonla mücadele etmesine yardımcı olabilir ve dehidrasyonu önleyebilir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/kis-aylarinda-solunum-yolu-enfeksiyonlarina-dikkat/feed/ 0
İzmir’de gribal enfeksiyon başvurularında artış yaşanıyor https://www.haber60.com.tr/izmirde-gribal-enfeksiyon-basvurularinda-artis-yasaniyor/ https://www.haber60.com.tr/izmirde-gribal-enfeksiyon-basvurularinda-artis-yasaniyor/#respond Wed, 10 Jan 2024 07:03:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2886

İZMİR’de gribal enfeksiyon bulgularıyla Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi’ne başvurularda yüzde 50’den fazla artış olduğunu söyleyen Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Güneş Şenol, bu başvuruların daha da artmasını beklediklerini açıkladı. Solunum yolu enfeksiyonlarına yol açan hastalıklardaki artışın normal olduğunu ifade eden Prof. Dr. Şenol, “Hastaların kapalı alanda vakit geçirmesi bulaş riskini arttırıyor. Hasta kişilerin ve çocukların mümkün olduğu kadar kapalı alanlarda bulunmaması, işe ya da okula gitmemesi, sağlıklı insanlardan uzak durmaya çalışması toplumsal sorumluluğun bir gereğidir” dedi.

İzmir Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Güneş Şenol, her yıl kış aylarında soğuk algınlığı şikayetlerinin arttığını kaydetti. Özellikle acil servise hem erişkin hem çocuk hasta geldiğini anlatan Prof. Dr. Şenol, sürecin sürpriz olmadığını belirterek, “İki, üç hafta öncesine göre polikliniğe başvurularda en az yüzde 50 artış var. Acilde ise daha da fazla oranda gribal enfeksiyon bulgularıyla başvuran erişkin ve çocuk hasta görüyoruz. Bakanlık yıllardır bunu takip ediyor. Tahmin ettiğimiz gibi en fazla influenza, koronavirüs, parainfluenza enfeksiyonları geliyor. Ancak her başvuruda hangi virüsün olduğunu ayırt etmek çok gerekli değil. Hastalığın ne kadar ağır olduğu ve nereye kadar evrilebileceğini öngörmemiz gerektiğinden özellikle yaşlı ve eşlik eden başka hastalıklara sahip kişilerin eklenebilecek problemleri öngörmek açısından virüsün türü önemli olabiliyor. Zaten ağır seyredecek enfeksiyonlar, laboratuvar bulgularıyla kendini belli ediyor. Onlarda ek önlemler almak gerekiyor. Bağışıklığı normal, erişkin ve herhangi bir ek hastalığı olmayan kişilerde beklentimiz, bulguların birkaç gün içinde gerilemesidir” ifadelerini kullandı.

TOPLUMSAL SORUMLULUK VURGUSU

En sık nezle olgusuna rastladıklarını Prof. Dr. Şenol, bunların ateşsiz, burun akıntısı, hapşırık ve göz kızarıklığıyla seyreden hastalık grubu olduğunu kaydetti. Bunun yanı sıra üst solunum yolu enfeksiyonu, grip, influenza ya da Covid-19 dışı diğer koronavirüs enfeksiyonlarının da görüldüğünü söyleyen Prof. Dr. Şenol, “Grip benzeri hastalık yapan, bazı alt solunum yolu enfeksiyonlarına yol açan hastalıklar son haftalarda arttı. Giderek artmasını bekliyoruz. Hastaların kapalı alanda vakit geçirmesi bulaş riskini arttırıyor. Kişinin hastalığı hafif geçirmesi için genel bağışıklığı arttırıcı, uyku düzeni ve açık alan aktivitelerine ağırlık verilmesi gerekir. Şikayetler başladığında önce aile hekimlerine başvurulmalı. Onların yönlendirmesi doğrultusunda ilgili birimler müdahaleyi gerçekleştiriyor. Hasta olan kişilerin ve çocukların mümkün olduğu kadar kapalı alanlarda bulunmaması, işe ya da okula gitmemesi sağlıklı insanlardan uzak durmaya çalışması toplumsal sorumluluğun bir gereğidir” açıklamalarında bulundu.

‘GRİP OLGULARI KÜMELENME BAŞLADI’

Hasta kişilerin zorunluluk hallerinde topluluk içinde bulunması gerektiğinde maske takarak virüsün etrafa saçılmasını engelleyebileceğini belirten Prof. Dr. Şenol, alışveriş merkezlerinde ve toplu taşıma araçlarında maske takılması gerektiğini ifade etti. Risk grubunda olan kişilerin, influenza geçirmediyse halen grip aşısı yaptırabileceğini kaydeden Prof. Dr. Şenol, “Grip aşısını belli risk faktörleri olan kişilere, 65 yaş üzeri, kronik bronşiti olanlar ve bağışıklık sistemini etkileyen ilaç kullananlara tavsiye ediyoruz. Verilerimize göre dünyada da Türkiye’de de grip olguları kümelenmeye başladı. Risk grubunda olan kişiler eğer influenza geçirmediyse halen aşı yaptırabilir. Covid-19 ya da influenza aşılarının iddiası, ‘Bu aşıyı olduk, hiçbir şekilde enfeksiyon bulaşmaz’ değildir. Özellikle bu grup aşılarda amaç, enfeksiyonun klinik olarak ortaya çıkmamasıdır. Temelde bizim beklentimiz hastaneye, yoğun bakıma yatışların, entübasyon ve ölümlerin azaltılmasıdır. Aşılar bu konuda başarılıdır. Yan etkileri de göz ardı edilebilecek kadar azdır” dedi.

‘ANTİBİYOTİKLER GEREKSİZ VE ÇOK FAZLA KULLANILIYOR’

“Antibiyotiklerin gereksiz ve çok fazla kullanıldığını görüyoruz” diyen Prof. Dr. Şenol, “Soğuk algınlığı kliniği olan hastalarda öncelikle düşünülmesi gereken ilaç grupları değildir. Bazen grip tarzı enfeksiyonlardan sonra bu virüsün yaptığı yapısal hasarlardan kaynaklanan nedenlerden dolayı antibiyotik kullanılması gereken durumlar oluşabiliyor. Ama bu çok nadirdir. Bir günlük burun akıntısında asla antibiyotiğin hiçbir yeri ve iyileştirici etkisi yoktur. Sadece kişi kendini güvenli modda hissedebilir. Aile hekiminin önerisiyle ağrı kesici, öksürük için rahatlatıcı ilaçlar kullanılabilir. İstirahat ile bu süreç atlatılabilir. İnfluenza ve koronavirüs enfeksiyonlarında ise Covid-19’un dışında soğuk algınlığı benzeri enfeksiyonlara yol açan koronavirüsler var. Bunlar mevsimsel olarak karşımıza çıkar. Bu virüslerde hastalık süreci biraz uzayabilir. Ateş ve vücut ağrısının yanında bazen birkaç hafta süren öksürük şikayetleri olabilir” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmirde-gribal-enfeksiyon-basvurularinda-artis-yasaniyor/feed/ 0