IĞDIR Emniyet Müdürlüğü, İl Emniyet Müdürü Erden Sakarya’nın işten çıkarıldıkları için oturma eylemi yapan işçileri ziyaretine yönelik DEM Parti tarafından sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşıma yönelik açıklama yapıldı.
1 Mart 2024 Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nden sonra göreve gelen DEM Parti’li Mehmet Nuri Güneş tarafından 5 Temmuz akşamı cep telefonlarına gönderilen SMS ile iş akitleri sona eren 204 işçi, 8 Temmuz’da oturma eylemine başladı. 10 Temmuz günü işçileri ziyaret eden Iğdır Emniyet Müdürü Erden Sakarya, ‘itidal’ çağrısında bulundu. Sakarya, eylemci işçilere yönelik konuşmasında, “Öncelikle bu kutsal günlerde muharrem ayının başında böyle adaletsiz, hukuksuz, haksız bir işlem olmaz. Sizden bir ricam, haklı, hukuksal durumunuzu muhafaza etmeniz. Bu şekilde gösterilere hukuk çerçevesinde devam etmeniz. Size karşı dışarıdan gelecek olan her türlü saldırı, emniyet güçleri tarafından bertaraf edilecektir. Allah’tan size sabır diliyorum. Hak, hukuk, adalet diyorsunuz benim inancımda hak, hukuk, adalet en kısa zamanda tecelli edecektir” ifadesinde bulundu.
DEM PARTİ’DEN SOSYAL MEDYA MESAJI
DEM Parti Genel Merkezi, bu olay sonrası sosyal medyadan açıklama yaptı. Belediye yönetimi, sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
“Iğdır İl Emniyet Müdürü’nün Iğdır Belediyemiz önünde yaptığı provokatif açıklama, iktidarın ülkeyi getirdiği çeteleşmenin fotoğrafıdır. Bir emniyet mensubunun haddi olmayan bu açıklamasıyla ilgili hukuksal mücadelemizi sonuna kadar kullanacağız. Halkın iradesini böyle ucuz tehdit ve şantajlara gasp etmenize izin vermeyeceğiz.”
EMNİYETTEN AÇIKLAMA
Belediyenin paylaşımlarının ardından Iğdır Emniyet Müdürlüğü’nden yazılı açıklama yapıldı. Yapılanları eksik ve art niyetli paylaşımlar olarak değerlendiren açıklamada, “Emniyet Müdürlüğümüz tüm vatandaşlarımıza, -Türk, Kürt, Alevi, Sünni, Caferi vb. dil, din, ırk ayrımı yapmaksızın- hakkaniyetle güvenlik hizmeti sağlamaktadır. Yine Müdürlüğümüz Anayasa ve Kanunların kendisine tevdi ettiği görev ve sorumlulukları, Mülki İdare Amirinden aldığı talimatlar doğrultusunda kişi veya kurum ayırt etmeksizin yerine getirmektedir. Bahse konu olayda da gerek işten çıkarılan işçilerin Belediyeye zorla girmek isteyebilecekleri gerekse Belediye zabıtalarının işçilere karşı güç kullanabilecekleri şeklinde edinilen bilgiler sonrasında, kolluk kuvveti olarak Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun (PVSK) vermiş olduğu önleyici hizmet görevi yerine getirilerek, oluşabilecek yasa dışı olayların önüne geçilerek, olayların kontrol dışına çıkması ve menfur bir hal alması engellenmiştir. Hal böyleyken yasal mevzuat çerçevesinde her vatandaşının hakkını korumakla görevlendirilmiş olan Müdürlüğümüzün başarıyla yapmış olduğu bu görevi, ‘Biji Portekiz’ deyip de ‘Biji Türkiye’ diyemeyen, sırtını PKK, YPG ve PYD gibi vatanımızı bölmeye çalışan terör örgütlerine dayamış olanların anlamasını beklemek mümkün olmadığı gibi, Müdürlüğümüzün bu güruhlardan çete ve çeteleşme hakkında öğrenecek bir durumu da söz konusu değildir” denildi.
IRKÇI VE KİRLİ ZİHNİYETE PRİM VERMEMEKTE
Belediye işçilerinin demokratik haklarını kullandıklarına yer verilen açıklamada şunlar dile getirildi:
“2009 yılında Iğdır Belediyesini 86 yıl sonra aldık diyenler şunu bilmelidir ki; 1923 tarihinde Iğdır, Hocalı’da bebeklerin gözlerini oyan, hamile kadınların karınlarını deşerek katleden Hınçak ve Taşnak Ermeni çetelerin ağababalarından alınmış olup, ilelebet de Türkiye Cumhuriyeti’nin müstesna bir ili olarak kalmaya devam edecektir. Iğdırlı hemşehrilerimiz de kasıtlı, art niyetli ve haince konuyu mecrasından saptırma gayretinde olan bu ırkçı ve kirli zihniyete prim vermemekte, kanunların kendilerine tanımış olduğu haklarını molotof atmadan, polise saldırmadan, bayrak yırtmadan, kimsenin canına ve malına zarar vermeden, dükkanları yağmalamadan demokratik bir şekilde hakkını kullanmaktadır. Bahse konu gösteriler hukuk çerçevesinde bu şekilde devam ettiği sürece ülkemizin herhangi bir yerinde olduğu gibi Iğdır’da da aynı şekilde gerek kamunun ve göstericilerin güvenliği için alınan tedbirler tavizsiz bir şekilde uygulanmaya devam edecektir.”
]]>Toplumsal olaylarda bazı kısıtlamaların hukuka uygun olduğunu söyleyen Avukat Emir Akpınar, “Toplumumuz meşgul eden en büyük sorunlardan biri Kayseri’de meydana gelen olaydır. Valimizin olayla ilgili yaptığı açıklamaya göre, ‘İlimiz Danişmentgazi Mahallesi’nde Suriye uyruklu bir şahsın, küçük yaştaki Suriye uyruklu bir çocuğa yönelik taciz davranışı neticesinde emniyet birimlerimizce şahıs gözaltına alınmış olup, çocuğumuz ise birimlerimizce koruma altına alınmıştır. Konu tarafımızca titizlikle takip edilmekte olup vatandaşlarımızın itidalli davranarak resmi makamlarca belirtilen açıklamalar haricinde herhangi bir eylemin içerisinde olmamaları hususunda kamuoyuna saygıyla sunulur’ şeklinde açıklama yapılmıştır. Bu ayaklanmalar sonucu yetkili makamlarımız ve emniyet güçleri oldukça sıkıntılı süreçler geçirmektedir. Halkımızın yetkili makamlarımızı anlayışla karşılamaları gerekmektedir. Yaşanan olayın ardından toplanan kalabalık grup şahsa saldırmaya başlamış ve şahsı almak için taşkınlık çıkarmıştır. Ardından bölgemizde olayın seyri şiddetlenmiştir. Halkı sakinleştirmek isterken bazı kolluk kuvvetlerimiz yaralanmış hastaneye kaldırılmıştır. Görüldüğü gibi halkımız bir grup kesim tarafından yapılan eylemlerden galeyana gelip emniyet güçlerimizin işini zorlaştırmıştır. Olayın ardından İl Emniyet Müdürümüz ise şu şekilde açıklama yapmıştır ‘Tepkinizi gösterdiniz. Sizi anladık, mesajınızı aldık. Bundan sonraki yapacağınız her türlü hareket sizinle ilgili konulara dönecek. Buradaki mağdur şahıs Türk değil. Şu anda şüpheli şahıs gözaltında. Mağdur şahsın sağlığıyla ilgili herhangi bir problem gözükmüyor. O şahsın ve ailesiyle ilgili sınır dışı dahil her türlü işlemlerinde size söz veriyorum. Bir hafta sonra tekrar bu mahalleye geleceğim. Bu olayla ilgili neler yaptığımızı söyleyeceğim. Lütfen ailelerinizi alın, evlerinize geçin. Biz gerekeni yapacağız, bunun sözünü veriyorum.’ Halkımız iletişimin kısıtlanması, sosyal medyalara girememe gibi sorunlar yaşamaktadır. Kısıtlamalar olayın daha fazla büyümemesi adına bu tür olaylarda uygulanmaktadır. Nasıl ki olağanüstü durumlarda insanların anayasal temel hak ve özgürlükleri kısıtlanıyorsa bu durumda da bazı hak kısıtlamaları gerçekleştirilmesi hukuka uygun ve yadsınamaz bir gerçektir” dedi.
Akpınar, kamu güvenliği açısından bir tehlikenin ortaya çıkması durumunda 1 ile 3 yıl arasında hapis cezası olacağını söyleyerek, “Bazı provokatif insanların yaptığı dükkan yakma, ev taşlama gibi eylemler ne bizim milletimize ne de insanlığa yakışan hareketler değildir. Kamu düzenini ortadan kaldırmaya yönelik bu eylemler suç sayılmaktadır ve gereken cezalandırma da yapılacaktır. Gecesini gündüzüne katan, halkı için günlerdir uykusuz kalan valimizin çağrısına halkımızın kulak vermesi gerekmektedir. Valinin ve emniyet müdürlerinin emir ve talimatı dışında, resmi makamların verdiği bilgiler dışında başka hiçbir çağrıya itibar edilmemelidir. Tüm bu çağrıya rağmen halkı provoke eden, niyeti asla Türk Milliyetçiliği olmayan insanlara emniyet güçlerimiz günün sonunda gereken işlemleri yapacaktır. Halkımıza ehemmiyetle duyurmaktayız. Yasa dışı yollara başvurularak gerçekleştirilen provokatif eylemler sonrası 474 kişinin gözaltına alındığını belirtildi. Yerlikaya gözaltına alınanların 285’inin göçmen kaçakçılığı, yaralama, uyuşturucu, yağma, hırsızlık, mala zarar verme, cinsel taciz, dolandırıcılık, parada sahtecilik, tehdit, hakaret, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma gibi çeşitli suçlardan adli kaydı olduğunun tespit edildiği açıklandı. Bu ayaklanmalar masumane olmayıp aşağıdaki suçları da beraberinde getirmektedir. Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama Suçu TCK Madde 216 da düzenlenmiş olup halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” ifadelerini kullandı.
Vatandaşların resmi açıklamalar dışında hiçbir açıklamaya inanmaması gerektiğini vurgulayan Emir Akpınar, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır şeklinde cezası bulunmaktadır. Mala zarar verme suçu Türk Ceza Kanunu’nun 151. maddesinde düzenlenmiş olup ‘Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır’ şeklinde cezası vardır. Kasten yaralama suçu TCK madde 86’da düzenlenmiş olup, ‘Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır’ şeklinde cezası bulunmaktadır. Eğer kamu düzenini bozmaya yönelik bu eylemlere halkımız devam ederse yukarıda sayılan ve özel kanunlarda sayılan suçlardan yargılanacak olup bu yaşanacakları önceden halkımıza duyuruyor ve uyarıyoruz. Tekrar söylemek gerekir ki halkımız bölgemizdeki resmi makamların yaptığı açıklamalar dışında hiçbir açıklamaya kulak asmamalı ve sosyal medyada yayılan bilgi kirliliğine itibar etmemelidir.” – KAYSERİ
]]>“HER YERE AYNI ANDA YALANLAR SERVİS EDİLMİŞ”
X hesabından yaptığı açıklamada hakkındaki tüm iddiaları yalanlayan Hasan Can Kaya, “Arkadaşlar bahse konu haberler gerçek dışı iddialardan ibaret olup ahlaksızca iftira atanlara yönelik tüm yasal haklarımı kullanacağımın bilinmesini isterim. Arkadaşlar itibar suikasti var. Her yere aynı anda aynı yalanlar servis edilmiş. Sabahtan beri okuduğum mide bulandırıcı Emniyet, savcılık, gözaltı, madde verme, alıkoyma vb iftiraları atanlardan hukuk önünde hesap soracağım. Büyük şaşkınlık ve üzüntü içerisindeyim.”

NE OLDU?
Olay, geçtiğimiz hafta Salı günü saat 04.00 sıralarında Beşiktaş Levent’te meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, ünlü komedyen Hasan Can Kaya, İstanbul’daki özel bir üniversitenin mezuniyet partisine katıldı. Kaya, burada eğlendiği esnada yine partiye katılan 23 yaşındaki Nazlıcan A. ile tanıştı. Bir süre sohbet eden ikili, partinin bitiminde Kaya’nın Levent’teki evine gitti. İçeride sohbet etmeye başlayan ikili bu esnada iddiaya göre alkol aldı. Sohbet devam ederken gecenin ilerleyen saatlerin Nazlıcan A. iddiaya göre, Hasan Can Kaya’nın kendisiyle yakınlaşmasından rahatsız oldu. Bunun üzerine genç kız evden çıkmak istedi ancak iddiaya göre Kaya, çıkmasına izin vermedi. Kaya’ya tepki gösteren genç kız cep telefonundaki mesajlaşma uygulaması üzerinden arkadaşına canlı konum attı. Daha sonra da “Bana madde verdiler, nerede olduğumu bilmiyorum. Evden çıkmama izin vermiyor” dedi.

GENÇ KADIN, POLİS EŞLİĞİNDE EVDEN ÇIKARILDI
Mesajları gören arkadaşı polis ekiplerine ihbarda bulundu. Canlı konumdan genç kızın yerini tespit eden Beşiktaş polisi, gece saatlerinde adrese geldi. Genç kızın içeride olduğu belirlenmesi üzerine polis ekipleri, Nazlıcan A.’yı içeriden çıkarttı. Genç kızın şikayetçi olduğunu söylemesi üzerine Hasan Can Kaya da emniyete götürüldü.
“BENİMLE YAKINLAŞMAK İSTEDİ”
Emniyette ifadesi alınan genç kız, özel bir üniversitenin mezuniyet partisinde Hasan Can Kaya ile tanıştığını, daha sonra birlikte evine gittiklerini, burada bir süre alkol alıp sohbet ettiklerini, sohbet esnasında Kaya’nın kendisiyle yakınlaşmak istediğini, kendisinin ise reddedince evden çıkmak istediğini söyledi. Kaya’nın kendisinin evden çıkmasına izin vermediğini anlatan genç kız, bunun üzerine arkadaşına canlı konum ve mesaj atarak polise ihbarda bulunmasını istediğini söyledi. Ancak Nazlıcan A. emniyette, kendisini alıkoyan Kaya’dan şikayetçi olmadığını belirtti.

GENÇ KADIN ŞİKAYETÇİ OLMADI, HASAN CAN SERBEST KALDI
Bunun üzerine polis ekipleri genç kıza, olay yasal hakları hakkında bilgi vererek yaşanan olayı ve genç kızın ifadesine savcılığa aktardı. Savcılık ise tutanak tutulması sonrasında emniyette bulunan Hasan Can Kaya’nın serbest bırakılmasını talimatını verdi. Emniyette ifadesi alınan Kaya ise suçlamaları reddederek iddia edilenlerin yaşanmadığını ve Nazlıcan A. evde bulunduğu esnada evde başka kadınların da olduğunu iddia etti. Tutanak tutulması sonrasında Hasan Can Kaya serbest bırakıldı.
]]>Hasan YILDIRIM-Zeki GÜNAL/İSTANBUL, 2023 yılında, İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından ÇOGEP (Çocuk ve Gençler Koruma ve Destek Programı) çerçevesinde oluşturulan Kuştepe Çocuk Korosu, Darülaceze’de konser verdi. Polislerle yetenekli çocukların bir araya gelerek oluşturduğu koro, Darülaceze sakinlerine konser verdi.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Büro Amirliğince 2023 yılında “Gençlerle Geleceğe Bir Adım” projesi hazırlandı. Projede, 11-14 yaşları arasında bulunan maddi durumu yetersiz, sosyal ve kültürel imkanlardan yoksun roman çocuk ve gençlere, müzik ve koro çalışması eğitimi verildi. Eğitimler sonucunda oluşturulan Kuştepe Çocuk Korosu bugün, Darülaceze sakinlerine konser verdi. Konsere İstanbul Vali Yardımcısı Şevket Atlı, Darülaceze Başkanı Esra Ceceli İslam, Şişli Kaymakamı Ahmet Gazi Kaya, Şişli İlçe Emniyet Müdürü Özay Kayhan, polisler ve Darülaceze sakinleri katıldı. Yapılan konuşmaların ardından polisler ve Kuştepe Mahallesi’nden seçilen yetenekli çocukların oluşturduğu Kuştepe Çocuk Korosu Darülaceze sakinlerine unutulmaz bir gün yaşattı. Söylenen şarkı ve türkülere Darülaceze sakinleri eşlik etti. Sahneye çıkan sakinler unutulmaz bir gün yaşadı.
“KOLLUK KUVVETLERİMİZ TARAFINDAN BÖYLE BİR PROJENİN YAPILMASI ÇOK ANLAMLIDIR”
İstanbul Vali Yardımcısı Şevket Atlı, “Sayın Cumhurbaşkanımızın özellikle romanlara olan ilgisini sevgisini hepimiz biliyoruz. Bu kapsamda 2013 yılında başlatılan Cumhurbaşkanlığı Roman Strateji Belgesi ve eylem planlarının İstanbul ayağını sorumluluğu da bana verildi. 4 yıldır bu kapsamda İstanbul’da çeşitli etkinliklerle ve özellikle Roman Strateji Belgesinin 6 önemli ayağı var. İstihdam, eğitim, barınma, sağlık, sosyal hizmetler ve yardımlar ile diğer konular başlıkları altında. Özellikle dezavantajlı kesimlerin bu dezavantajlarını gidererek avantaja çevirmesiyle ilgili sahada çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu alanda özellikle ilçelerimizde hem de kolluk birimlerimiz tarafından böyle bir projenin yapılması çok anlamlıdır” dedi.
“EV SAHİPLİĞİ YAPMAKTAN ONUR DUYUYORUZ”
Görevine yeni atanan ve Darülacezede yapılan ilk programa ev sahipliği yapan Darülaceze Başkanı Esra Ceceli İslam “Asayiş Daire Başkanlığı Koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğümüzce, ÇOGEP (Çocuk ve Gençler Koruma ve Destek Programı) çerçevesinde düzenlenen bu çok güzel programa ev sahipliği yapmaktan onur duyuyoruz. Çok mutluyuz. Bugün burada gençlerimizi ve çok kıymetli görevdeki polis arkadaşlarımızı gördüğümde için coşku ve sevgiyle doldu. Burada sakinlerimizle beraber olmaktan ne kadar mutlu olduklarını gördüm” diye konuştu.
“POLİS ARKADAŞLARIMIZLA YETENEKLİ ÇOCUKLARI BİR ARAYA GETİRDİK”
Şişli Kaymakamı Ahmet Gazi Kaya, “Bugün ilçe emniyet müdürlüğümüzün yapmış olduğu bir proje kapsamında, emniyetimizin sadece sokaklarda güvenliği sağlayan, suçluyu kovalayan, suçluyu yakaladığı zaman adli birimlere sevk eden görevinin dışında aynı zamanda toplum destekli çalışmaları da var. Bunlardan bir tanesi de ilçe emniyet müdürümüzün koordinesinde emniyetteki polis arkadaşlarımızın nezaret ve denetiminde Kuştepe Mahallesi’nden seçilen yetenekli çocuklarla emniyetimizi bir araya getirdik” şeklinde konuştu.
“GÜNÜMÜZ ÇOK GÜZEL GEÇTİ”
43 senedir Darülacezede kaldığını söyleyen Ayşe Yücel, “Çok güzel diyorum. Günümüz çok güzel geçti. Eğlendik. Allah razı olsun. Ben her zaman konsere gelmem ama bugün geldim. Eğlendim” diye konuştu.
Darülaceze sakini Ahmet Aslan da, “Tabi ki memnun olduk. Çok mutlu olduk. Ben bu işin içinde büyüdüm. Maksim’de çalıştım. Artık bizden geçti artık” dedi.
]]>
(İSTANBUL) – Taksim’deki Gezi Parkı eylemleri sırasında polisin attığı gaz fişeği kapsülü ile bir gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya, kask numarası belli olmasına karşın polisin tespit edilemediğini ve davalarda sonuca ulaşamadığını söyledi. Sarıkaya, “Adalet binalarının önüne ‘saray’ yazılarak sarayların içinde adalet ararken siyasallaşmış yargıyla, adaletsizlikle tanıştım. Dosyamda 4 tane bilirkişi raporu olmasına rağmen, Anayasa Mahkemesi kararı olmasına rağmen hala dosyamda bir adım ilerleyememiş durumdayız. Tek bir polisi dahi yargı karşısına çıkartamadık. Artık savcılar bile bırakmış durumda” dedi.
Gezi Parkı eylemlerinin üzerinden 11 yıl geçti. Direniş sırasında çok sayıda kişi polis şiddeti sonucu yaşamını yitirdi, birçok kişi da yaralanarak sakat kaldı. Dava kapsamında iş insanı Osman Kavala, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili seçilmesine karşın vekilliği düşürülen avukat Can Atalay, şehir plancısı Tayfun Kahraman, belgeselci Mine Özerden ile film yapımcısı Çiğdem Mater cezaevinde tutulurken, Gezi için hak arama mücadeleleri de devam ediyor.
Taksim’de 11 Haziran 2013 akşamı polisin attığı gaz fişeği kapsülü ile bir gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya da mağdurlardan birisi. Sarıkaya, o günden bu yana aradığı adaleti bulamadı. Sarıkaya, Taksim Meydanı’nda, olayın hemen olduğu yerde ANKA Haber Ajansı’na konuştu.
“Karanlık bir Türkiye’ye iki gözle bakmaktansa aydınlık bir Türkiye’ye tek gözle bakmayı yeğlerim” diyen Sarıkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“O gün çok yoğun bir gündü. Normalinden kat be kat daha fazla bir polis ablukasıyla karşı karşıyaydık. Süreci izliyordum ve ben de herkes gibi vandalizm olarak değil; sözümüzle, bedenimizle sahada yer alıp bu sürece katkı sunuyorduk lakin devlet terörü, polis vahşeti karşımıza çıkana kadar. Bulunduğum zaman zarfı boyunca herhangi bir çakıl taşı dahi atmış bulunmazken 11’i (Haziran) 12’ye bağlayan gece polis vahşetiyle sağ gözümden vuruldum. Buna bağlı olarak süreç çok da iyi ilerlemedi. Gezi şunu göstermiştir iktidara; ‘Bizler bir bütünüz. Bizleri ayrıştıramazsın. Bizlerin karşısında kulaklarını tıkayamazsın’ demiştir. O akşam ben vurulduktan sonra tabi burada bulunan arkadaşlar hemen kucakladılar. Çünkü vurulduğum an her yerim kan gölüne dönmüştü. Beni hemen sağlıkçı arkadaşların bulunduğu bölgeye götürdüler. Ambulans çağrıldı. Ambulansın girişine izin verilmedi polisler tarafından. Yarım saatten fazla ambulansın içeriye girmesini bekledim. Ambulansın girilmesiyle birlikte hastaneye götürüldüm. Hastanede ilk müdahalede hemen sağ gözümü kaybettiğim ve asla bir daha göremeyeceğim söylendi. Sağlık süreci olarak devamlı süre zarfında 4 kere ameliyat oldum. Gözüm alındı. Şu an protez kullanıyorum. Devlet terörü ve polis vahşeti yüzünden yüzde 50 engelli bir bireyim. 11 Haziran akşamına kadar sağlam bir bireyken 12 Haziran sabahı artık engelli bir birey olarak hayatımı devam ettirmeye çalışıyorum.”
“Hedef gözetilerek vuruldum”
Olay anını anlatan Sarıkaya, “Hastaneye geçtiğimde doktorlar bana direkt şunu söylediler. ‘Gözündeki tahribatı sana özetleyelim. Bir üzüm tanesini düşün. Üstüne bin kiloluk bir balyozla vurulmuş halini algıla. Gözün işte bu halde’ dediler bana. Göz çevremin hiçbir yerinde kırık yok. Direkt göz bebeğimden vurulmuşum. Nişan alınmış, bilerek ve hedef gözetilerek bir atış sonrasında bu vurulma olayı gerçekleşti” diye konuştu.
“Savcım Selim Kiraz öldükten sonra görüntüler kayboldu”
Erdal Sarıkaya, yargı sürecini de şöyle anlattı:
“Adalet binalarının önüne ‘saray’ yazılarak sarayların içinde adalet ararken siyasallaşmış yargıyla, adaletsizlikle tanıştım. Dosyamda 4 tane bilirkişi raporu olmasına rağmen, Anayasa Mahkemesi kararı olmasına rağmen hala dosyamda bir adım ilerleyememiş durumdayız. Tek bir polisi dahi yargı karşısına çıkartamadık. Artık savcılar bile bırakmış durumda. Polislerin kim olduğu biliniyor. Dönemin savcısı Mehmet Selim Kiraz, benim savcımdı. Onun hazırlatmış olduğu bilirkişi raporunda, alanda görev alan ama Emniyet’in savcılığa vermemiş olduğu, göndermiş olduğu listede ortaya çıkmayan 4 tane polis memuru, 2 tane emniyet müdürü, artı orada hazır olarak bulunan vurma ihtimali olup da ya da vuranları alenen tanıyan 8 tane polis memuru deşifre oldu. İsimleri, sicil, kask numaraları her şeyiyle raporun içinde bulunuyor lakin Mehmet Selim Kiraz savcım adliyede öldürüldükten sonra bu rapor rafa kaldırıldı. Ondan sonraki gelen savcılar hiçbir şekilde bu raporu değerlendirmeye almadı. Biz yeniden bilirkişi raporları istedik. Bunda Jandarma Kriminal Büro, ellerindeki veri sistemlerinin, bu görüntülerin içeriğini açamayacağı gibi absürt bir rapor gönderdi. Sonra özel bir bilirkişiye gönderildi. O kişinin de adliyede zabıt katibi olduğunu öğrendik. O da herhangi bir şey bulamadı. Hatta ATM kuyruklarında bekleyen insanların resimlerini gönderdiler. Buna karşılık savcım Mehmet Selim Kiraz, olay gerçekleşmeden önce kendisi bana bir söz söylemişti. Elinde 8 terrabaytlık bir görüntünün olduğunu ve bu görüntülerin içinde birçok vurulan kişinin ve vuranları kendisinin tespit ettiğini söyledi ama sayın savcım öldürüldükten sonra o 8 terrabaytlık görüntü de kayboldu. Bulamadık, bulunamadı. Defalarca biz sordurmamıza rağmen onun da bir karşılığı çıkmadı.”
“Emniyet, ‘Kask numarası bulunamadı’ cevabını veriyor”
Anayasa Mahkemesi’nin 2021 yılında dosyanın etkin şekilde yürütülmediğine yönelik karar aldığını da anlatan Sarıkaya, şöyle devam etti:
“Anayasa Mahkemesi kararından sonra o dosyada bulunan polis memurları demiyorum, AKP iktidarının lejyonerleri, militan askerlerini savcılık makamı ifadeye çağırdı ve hepsi ortak bir cümle kurdu: ‘Ben o gün yediğimi bile hatırlamıyorum. Ben o gün orada mıydım, onu dahi bilmiyorum. Ben o gün o kaskı kullandım mı, kullanmadım mı; onu dahi bilmiyorum’. Şimdi biz savcılık makamına soruyoruz. Savcılık makamı da Emniyet’e yazı yazıyor. ‘Bu kask numaralı kişileri tespit edin, bize gönderin’. Emniyet’in vermiş olduğu cevap, adaleti bırakın, demokrasi tarihinin en vahim cevapları. ‘Biz araştırdık. Böyle bir kask numarası bulunamadı’. Şimdi ben merak ediyorum. Yargı olsun, Emniyet olsun, devlet kurumları bütün yapmış oldukları fiili hareketler olsun kayıt altında tutar. Şimdi bu kask numaraları, Emniyet araştırmasının içinde yapılan incelemede bulunamıyorsa o zaman bu numaralar kime ait? Otomatikman şu akıllara geliyor. Olmayan kask numaralarıyla kimi militanlara polis üniforması giydirilerek Gezi’yi kana bulayıp halk direnişini kırmaya mı çalıştılar? Eğer böyle bir şey varsa hangi unsurlardan yararlanıldı, hangi militan gruplardan yararlandılar, hangi yapılardan adamlar seçildi, tetikçi olarak sahaya sunuldu? Bunu sorgulatıyoruz. Buna da herhangi bir cevap gelmiyor.
“Bu kask numaralı kişiler kimdi”
Savcılık makamına yazılar veriyoruz. Savcılık makamı yazı gönderiyor ama sadece yazı gönderiyor. Emniyet ise ‘Aradık, bulamadık; soruşturduk, bulamadık’. Peki, şimdi ben merak ediyorum. Bu kask numaralı kişiler kimdi? Bu numaraları bunlara kim verdi? Bu üniformanın içindeki insanlar kimdi? Tamamıyla bir muallakla karşı karşıya bırakılıyoruz. Amaç burada şu. Gezi davası ortada. İçeride yatanlar Osman Kavala olsun, Can Atalay olsun; neden daha içeride yattıkları bile bilinmezken Gezi davası, bizim açtığımız davalarda bir ilerleme kaydedildiğinde, bunu devlet de yargı mensupları da Emniyet unsurları da çok iyi biliyor ki; o gün bizi katledenleri kahraman ilan edene kadar gidecek. Buna bağlı olarak korku imparatorluğundan dolayı kimse ses çıkartamıyor.”
“Mücadeleme devam edeceğim”
Sarıkaya, “Bu zamana kadar yılmadım. Bütün siyasallaşmış yargıya, devlet baskısına karşı mücadele vermeye devam ettim ve devam da edeceğim çünkü tarihi yılanlar değil, mücadele edenler yazar. Ben de bu tarihin sürecinde demokrasinin tecelli edeceğine inanaraktan mücadeleme devam edeceğim” diyerek sözlerini tamamladı.
]]>(ANKARA) – Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne dair 20’si tutuklu 61 sanığın yargılandığı davanın duruşmasında tutuklu sanık Ayhan Bora Kaplan’ın avukatlarından Rıdvan Şahin, “Ayın 18’inde, 5 gün önce Suriye’den biri ‘Bora Kaplan İtalya’ya firar edecek’ ihbarı geliyor, bu, 19’unda dosyaya giriyor. Neden dosyaya giriyor? Eminim bu, basına ‘Bora Kaplan firar edecekti, Emniyet engelledi’ diye girecek. Bu dosya, kolluk kuvvetlerinden, kamu görevlilerinden usulsüzlük yapanlara atacağınız yargı tokadınızla ya da onlara inanmanızla tarihe geçecek bir dosya olacak” diye konuştu.
Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne ilişkin 20’si tutuklu 61 kişi hakkında Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın duruşması Sincan Cezaevi’nde devam ediyor. Bugünkü duruşmada sanıkların ve avukatların tahliyelerine ilişkin talepleri alındı.
Ayhan Bora Kaplan’ın avukatı Tarık Teoman savunmasında “Örgüt soruşturmasıyla ilgili dosyaya Erkan Doğan’ın beyanı konuldu. Bu bahse konu olay nasıl bu dosyaya eklenebilir. Zaten o olay takipsizlik kararı ile sonuçlandırılmış. Bu iddianameye dayanan dosya aslında yok hükmünde. Ben hayatım boyunca bu kadar polisin bir davayı takip ettiğini, not aldığını görmedim. Dosyaya sonradan savcının isteği olmadan delil kazandırılması ne demek? Biz hukuka iman etmiş insanlarız. Derdimizi başka anlatacak bir yerimiz yok. Sanki müvekkilim yıllardır istediğini yapıyormuş da bugün yargılanmaya başlanmış gibi bir algı yaratılıyor. Burada algı olgunun önüne geçiyor. Erkan Doğan bir kuyuya taş etti ve biz de bunu çıkarmaya çalışıyoruz.” dedi.
“Cezaevinde kalmasını gerektiren bir durum yoktur”
Mahfuz Tatar olayına ilişkin savunma yapan avukat Tarık Teoman, “Yargıtay diyor ki ‘Söz konusu olay küfredilme üzerinden, haksiz tahrik altında yapılmıştır.’ Burada yeniden yargılamaya ilişkin bir durum söz konusu değil. Zaten müvekkilime ilişkin küfür edildiği ortada ve yargılamanın da bunun üzerine yapıldığı ortada. Müvekkilimin bir gün daha tutuklu olarak cezaevinde kalmasını gerektiren bir durum yoktur. Yargılama sonucunda da beraat edeceğinden şüphemiz yoktur. Bu yüzden tahliyesini istiyoruz.” savunmasını yaptı.
“Kamuoyu baskısı ve yalanlar nedeniyle müvekkilimiz tutuklu”
Tutuklu sanık Ayhan Bora Kaplan’ın avukatlarından Umut Köroğlu, “Dışarda son derece büyük bir algı yönetimi devam ediyor. Bora Kaplan’ın gözaltına alınması dahi usule aykırıdır. Yurt dışından kaçak gazetecilerin bize servis ettiği görüntüleri buraya getirip izletecektim çünkü evrakta sahtecilik orada başlıyor. Daha baştan sakat bir dosya bu. 2020 yılında Yargıtay’ın takipsizlik kararı verdiği tapeler bu dosyaya girdi usulsüz olarak. Bilirkişi raporunda bazlar yönünde yanlışlıklar var. Bu kamuoyu baskısı ve yalanlar nedeniyle müvekkilimiz tutuklu. Bu kadar iddianamede yanlış yalan beyan gerçekten ayrılarak yazılamaz. Dosyanın artık temelden çöktüğüne inanıyorum. Müvekkilimin tahliyesini talep ediyorum, aksi halde de adli kontrol şartlarının uygulanarak tahliyesini talep ediyorum” dedi.
“Müvekkilim Türkiye’nin en hızlı kolluk soruşturmasına neden oldu”
Tutuklu sanık Ayhan Bora Kaplan’ın avukatlarından Rıdvan Şahin de şu savunmayı yaptı:
“Kerem Gökay Öner öyle bir çürümüşlükten bahsediyor ki ben olsam Emniyet’te Organizede çalışan hiç kimseyi bir daha kapıdan almam. Türkiye tarihinin en hızlı kolluk soruşturmasına neden oldu benim müvekkilim. Bunu ortaya çıkardı müvekkilim. Bu dosya Erkan Doğan’dan üredi ve zehirli olan şeyden üreyen her şey de zehirliydi. Güç zehirlenmesi olduğunda liyakat, korku ve denetleme ortadan kalkıyor. Bu dosyada kimlerin adı geçmiyor ki? Savcı Yüksel Kocaman’ın adı neden bizim dosyamızda geziyor? Ne alakası var? Bora Kaplan suç örgütü dosyasına Altan Tozar ile giriyor. Ama Bora Kaplan bundan da yargılandı ve takipsizlik kararı aldı.
“18 Mayıs’ta ‘Bora Kaplan İtalya’ya firar edecek’ ihbarı geliyor ve bu dosyaya giriyor”
Ayrıca Türk emniyet teşkilatının itirafı mahiyetindedir tutuklanan emniyet görevlilerinin ‘günümüzdeki konjonktür değişimi’ ifadesi. Emniyet’te, adalette ne konjonktürü Sayın Hakim Bey? Emniyet bu dosyaya nasıl kendiliğinden evrak gönderiyor? Biz burada bir şey konuşuyoruz evrak geliyor o sırada. Ayın 18’inde 5 gün önce Suriye’den birinden ‘Bora Kaplan İtalya’ya firar edecek’ ihbarı geliyor bu 19’unda dosyaya giriyor. Neden dosyaya giriyor? Eminim bu, basına ‘Bora Kaplan firar edecekti Emniyet engelledi’ diye girecek. Bu dosya, kolluk kuvvetlerinden, kamu görevlilerinden usulsüzlük yapanlara atacağınız yargı tokadınızla ya da onlara inanmanızla tarihe geçecek bir dosya olacak. Erkan Doğan’ın periodontitis (diş eti çekilmesi) hastalığı var. Konuya dair bir doktor getirmek istedim ama kimse ne geliyor ne de rapor veriyor. Korkuyorlar. Neden korkuyorlarsa onu da anlamıyorum. Bir gün şurada Erkan Doğan’a soru sormadınız, Başkanım. Ben müvekkilimin tahliyesini talep ediyorum.”
“Hedef Cumhur İttifakı’nın bütün bileşenleri ve ona bağlı siyasilerdir”
Sanık Deniz Uğurcan’ın avukatı Sidar Yurtçiçek de şu savunmayı yaptı:
“Organize şube yöneticilerinin yaptığı kumpas çöktü. Hedef Cumhur İttifakı’nın bütün bileşenleri ve ona bağlı siyasilerdir. Süleyman Soylu, Hasan Doğan ve Mücahit Arslan’ın isimlerinin verilmesi istenmiştir. Sayın Devlet Bahçeli’nin söylediği gibi bu 3-5 emniyet görevlisinin yapabileceği bir şey değildir. Bu dosyada Organize Şube Müdürü itirafçı oldu. KÖZ grubu tarafından yapıldığı yayılmaktadır. Kemalettin Özdemir, Fetullahçı çeteden ayrılan bağımsız bir yapıdır. Müvekkilim Deniz Uğurcan, Semih Arslan’ın ölümünün azmettiricisi olarak suçlanmaktadır oysa Semih Arslan’ın öldürüldüğüne dair bir somut delil yoktur. Müvekkilim Bora Kaplan ile son görüşmesi 2015’tir. Sadece onunla da değil buradaki hiçbir sanıkla irtibatı yok. Müvekkilimin tahliyesini talep ediyorum.”
Tutuklu sanık Emir Akyol’un avukatlarından Melek Akdağlı da tahliye talebinde bulundu. Sanık Akyol’un avukatlarından Berk Özen ise “Davaya konu olan soruşturmayı yürüten polisler şu an tutuklu. Dosyayı en başınden etkileyecek bir gelişmedir bu. Bizler aylardır burada hukuk savaşı vermekteyiz. Bu yargılama sonucunda mağdurların beraat edeceğine şüphemiz yoktur ancak geç gelen adalet de adalet değildir. Müvekkilimin şu aşamada tutuklu olması hukuksuzdur. Gerekirse en ağır güvenlik tedbiri ile tahliye edilmesine dosya kapsamında da beraatini talep ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Tutuklu sanık Fethi Koyuncu’un avukatı Uğur Ulutaş, “Gizli tanıklara hukuku aykırı beyanlar oluşturulmuştur. O yüzden bu gizli tanık beyanlarının makamınızca hükme esas alınmaması kanaatindeyiz.” diyerek müvekkilinin tahliyesini talep etti.
Ayrıca sanıklardan Furkan Anıl Bahar, Hasan Arslantaş, Hasan Can Saraçoğlu, Kanber Keskin, Levent Erdoğan, Sercan Keleş, Uğur Pekşen ve Umut Can Yıldırım’ın müdafileri sanıkların tahliyelerini talep etti.
Duruşma yarın sabah saat 09.00’da devam edecek.
]]>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Gündeme ilişkin değerlendirmelered bulunan Bahçeli, Filistin’in Birleşmiş Milletler’e (BM) tam üyeliğinin yeniden görüşülmesi kararına ilişkin şunları ifade etti:
“SOYKIRIMIN BAHANESİ OLAMAZ”
“Netenyahu yönetimi terör arıyorsa, terörist görmek istiyorsa bir boy aynasına ilk elden bakamyı tercih etmelidir. İsrail’in azgın şımarıklığı, işlediği korkunç cinayetler haddi ve hududu çoktan aşmıştır. ABD’nin Filistin üyeliğini bir kez daha veto etmesi muhtemeldir. Uluslararası toplum İsrail saldırılarını durdurmak kalıcı barışı temin etmek için mutlak suretle somut adımlar atmalıdır. Gazze’de bebekler katledilirken BMGK’da veto silahına sarılıp İsrail’e payende olanlar bunun hesabını asla veremeyecekler. Soykırımın bahanesi olamaz. 35 bin insanın cinayeti örtbas edilemez.
Türkiye atılgan, ahlaklı ve cesur politikalarıyla Fİlitinli kardeşlerimizin destekçisidir. Öylesine insani ve vicdanlı bir dış politika takip edilmektedir ki İsrail’le yapılan 9.5 milyar dolarlık ticaret bir kalemde silinmiş atılmıştır. Bu süreçte Cumhurbaşkanımızın ve kabinesinin sonuna kadar yanında olduğumuzu, ne karar alınırsa alınsın arkasında duracağımızı herkesin bilmesinde sayısız yarar olacaktır. Vaat edilmiş toprakların nihai hedefi Anadolu coğrafyasıdır. Bugün Gazze’de boyun eğersek gelecekte, son yurdumuzda çok çetin olaylar yaşanabilecektir. Gazze’yi savunmak demek Gaziantep’i savunmak demektir. Hiç kimse Gazze’yi günlük polika malzemesi haline getirmesin.”
Bahçeli, şöyle devam etti:
“ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUNU’NDA YAPILACAK DEĞİŞİKLİK TEKLİFİNİ DE YÜREKTEN DESTEKLEYECEĞİZ”
“Milli Eğitim Bakanlığı marifetince hazırlanan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni yeni yüzyılın milli eğitim çatısı olarak değerlendiriyor samimiyetle destekliyoruz. Mesnetsiz eleştirilerin iyi niyetten yoksun olduğu kanaatindeyiz. Beden ve ruh üzerine kurulan bir modele canlı ceset gibi ortalıkta dolaşanlar dışında itiraz edenlerin tuttarlı dalı veya haklı eleştirileri söz konusu mudur? Karalamak için kuyruğa girenlerin asıl amacı nedir? Niyet halistir, hedef parlaktır. Milli eğitimin milli geleceğimizi inşa etmesi başlıca temennimdir. Ümit ederim ki yeni yüzyılda atanamayan tek bir öğretmen kalmasın bu dram artık sonlansın. TBMM gündemine gelecek Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda yapılacak değişiklik teklifini de yürekten destekleyeceğiz. Öğretmenlerimize yönelik her şiddeti lanetliyor faillere tutuksuz yargılama yerine doğrudan tutuklama tedbirlerinin uygulanacak olmasını da son derece yerinde görüyoruz.
“BİZİ DOYURAN ÇİFTÇİLERİMİZİN DOYMASI İÇİN ÖTV VE KDV SORUNUNA NEŞTER VURULMALI”
Tarımsal üretimdeki girdi fiyatlarının yüksekliğine bağlı sorunların gün geçtikçe büyümesi çiftçilerimizin başlıca şikayetidir. Bir litre mazorun satış fiyatının yaklaşık yüzde 38’ini vergilerden oluştuğunu göz önüne alındığında tarımsal üretimin sürdürülmesinin ve sorunun köklü çözümünün tarımda kullanılan mazottaki ÖTV ve KDV’nin kaldırılmasına bağlı olduğu da görülecektir. Bizi doyuran çiftçilerimizin doyması için ÖTV ve KDV sorununa neşter vurulmalıdır. Gübre hammadesininyüzde 90’dan fazlası ithal edilmektedir. Kİmyasal gübre fiyatındaki artışın temel nedenleri arasında döviz kurundaki oynaklıklar ve dünya piyasalarına tesir eden gerilimler yer almaktadır.
“GÜBRE VE MAZOT DESTEĞİNİN BÜTÇE İMKANLARI DAHİLİNDE YÜKSELTİLMELİ”
Dün açıklanan ‘Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi’yle eşzamanlı olarak, Türkiye ekonomisinde düzelme yaşandıkça, enflasyon canavarının boğazı sıkıldıkça ve döviz piyasalarında hedeflenen istikrar sağlandıkça bundan çiftçilerimiz de kazançlı çıkacak, onlar da rahata ve feraha ulaşacaktır. 2024 yılı bütçesinde tarım kesimine verilecek destek yüzde 44,4 artırılmış ve 91,5 milyar liraya çıkarılmıştır. Buna rağmen çiftçilerimize verilen gübre ve mazot desteğinin bütçe imkanları dahilinde yükseltilmesi dileğimizdir.
“HEDEF CUMHUT İTTİFAKI”
Olan biten tüm kanun dışı irtibat ve ilişki ağlarının farkındayız. Birkaç emniyet müdürünün açığa alınmasıyla geçiştirilemeyecek bir komplo devrededir, nitekim hedef Milliyetçi Hareket Partisi, AK Parti, Cumhur İttifakı ve son tahlilde Türkiye’dir. 17-25 emniyet ve yargı ortaklı darbe girişiminin tekrarını planlayanlara boyun eğersek boyumuz devrilsin, göz yumarsak gözümüz çıksın, eyvallah edersek de kanımız kurusun. Gizli tanık ifadeleriyle şerefli isimleri karalama kumpasını ve tecelli eden millet iradesini gölgeleme arayışını himaye eden ve buna hizmetkarlık yapan kim varsa haindir, haşhaşidir, emniyet, yargı ve medya uzantılarının tepesine binilmelidir. Bakalım temiz eller operasyonu nasıl oluyormuş, hepsine göstermek, hepsini yaka paça içeri tıkmak da hukuk devletinin varlık ve şeref konusudur.
“DEVŞİRİLMİŞ SÖZDE GAZETECİLERİN BEDEL ÖDEMESİ YAKINDIR VE KAÇINILMAZDIR”
Meclis gündemine gelecek olan 9’uncu yargı paketinde, casusluk suçu ilgili yeni düzenlemeden rahatsız olanlar çok iyi araştırılıp incelenmelidir. Yurt içinden ve yurt dışından hain FETÖ’cülerin, onlara sözcülük yapan satılmış, devşirilmiş sözde gazetecilerin bedel ödemesi yakındır ve kaçınılmazdır.”
(SON)
]]>ANKARA – İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Afyonkarahisar, Nevşehir, Malatya ve İzmir merkezli 23 ilde düzenlenen “SİBERGÖZ-36” operasyonlarında 109 şüphelinin yakalandığını açıkladı.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, ‘futbol ve diğer spor müsabakalarında bahis ve şans oyunları düzenlenmesi hakkında kanuna (7258 sayılı) muhalefet, bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle kumar oynanması için yer ve imkan sağlama, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve nitelikli dolandırıcılık’ suçlarına yönelik Afyonkarahisar, Nevşehir, Malatya ve İzmir merkezli 23 ilde düzenlenen “SİBERGÖZ-36” operasyonlarında 109 şüphelinin yakalandığını açıkladı.
Bakan Yerlikaya, sosyal paylaşım sitesi Twitter hesabından operasyonlara ilişkin yaptığı açıklamada, “Aziz milletimizin bilmesini isterim ki; yasa dışı bahis oynatanların, bilişim sistemlerini kullanarak nitelikli dolandırıcılık yapanların enselerindeyiz. Onlara göz açtırmayacağız. Siber suçlar ve suçlularla mücadelemiz kararlılıkla devam edecek. Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve İstihbarat Başkanlığı koordinesinde; Afyonkarahisar, Nevşehir, Malatya ve İzmir merkezli İstanbul, Mersin, Antalya, Ankara, Van, Kayseri, Diyarbakır, Kars, Erzurum, Gaziantep, Kocaeli, Şanlıurfa, Balıkesir, Bursa, Hatay, Amasya, Muğla, Niğde ve Sivas’ta gerçekleştirilen “SİBERGÖZ-36” operasyonlarda;
Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan çalışmalar sonucu; Afyonkarahisar merkezli İstanbul, İzmir, Mersin, Antalya, Ankara, Van, Kayseri, Diyarbakır, Malatya, Kars, Erzurum, Gaziantep, Kocaeli, Şanlıurfa, Balıkesir, Bursa, Hatay, Amasya, Muğla, Niğde ve Sivas’ta düzenlenen operasyonlarda;
14 farklı yasa dışı bahis sitesinde bahis ve sanal kumar oynattıkları, yasa dışı bahis siteleriyle bağlantılı olarak para transferinde kullanılmak için başkalarına ait banka ve ödeme kuruluşu hesaplarını para karşılığında temin ettikleri ve suçtan elde edilen gelirlerin kripto varlık hizmet sağlayıcıları aracılığıyla akladıkları tespit edilen 62 şüpheli yakalandı.
Nevşehir İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan çalışmalar sonucu; Sosyal medya platformundaki Marketplace üzerinden “Ürün Satışı” temasını kullanarak vatandaşlarımızı mağdur edip nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği tespit edilen26 şüpheli yakalandı.
Malatya İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan çalışmalar sonucu; Sosyal medya platformundaki Marketplace üzerinden “Ürün Satışı” temasını kullanarak vatandaşlarımızı mağdur edip nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği tespit edilen 12 şüpheli yakalandı.
İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce nitelikli dolandırıcılık suçunu işleyen şahıslara yönelik yapılan çalışmalar sonucu; Sosyal medya platformu üzerinden “Ürün Satışı” temasını kullanarak vatandaşlarımızı mağdur edip, haksız kazanç sağladığı tespit edilen 9 şüpheli yakalandı.
Operasyonlar sonucu ilk belirlemelere göre: 116 adet banka, elektronik para ve kripto varlık hizmet sağlayıcı hesabı, çok sayıda dijital materyal ve çok miktarda döviz ve Türk Lirası ile 10 adet otomobil, 2 adet villa/daire, 5 adet arsa olmak üzere toplam 52 Milyon TL’lik taşınır/taşınmaz mal varlığına el konuldu.
Operasyonları gerçekleştiren Kahraman Polislerimizi tebrik ediyorum. Allah ayaklarına taş değdirmesin. Milletimizin duası sizinle” dedi.
]]>Dün saat 16.30 sıralarında Sarıyer Tarabya Mahallesi Pamuk Sokak’ta yabancı uyruklu Y.B.G. isimli şahıs, taksici Yaşar Yanıkyürek’in (58) kullandığı 34 TFY 89 plakalı ticari taksiye binmişti. Taksici ve yabancı uyruklu şahıs taksi ücreti konusunda tartışmıştı. Şahıs, Yanıkyürek’i 5 yerinden bıçaklayarak araçtan atıp, araçla birlikte kaçmıştı. Olay yerinde taksicinin hayatını kaybettiği belirlenmiş, saldırgan ise kısa sürede yakalanmıştı.
Taksici son yolculuğuna uğurlandı
Hayatını kaybeden taksici Yaşar Yanıkyürek için Beyoğlu Yenişehir Camii’nde öğle namazına müteakip cenaze namazı kılındı. Cenaze namazına Yanıkyürek’in ailesi, sevenleri ve çok sayıda taksici katıldı. Düzenlenen cenaze töreninde taksicinin 2 oğlu, babalarının tabutunun başından ayrılmadı. Namazın ardından taksicilerin oluşturduğu konvayla, cenaze Feriköy Mezarlığı’na defnedilmek üzere götürüldü.
“Bir taksici olarak gasp edilip öldürülmemiz en korktuğumuz şeyler bunlar”
Hayatını kaybeden taksicinin meslektaşı ve kayınçosu Selahattin Taşdelen, “Yaşadığımız en acı olaylardan bir tanesi. Bir taksici olarak gasp edilip öldürülmemiz en korktuğumuz şeyler bunlar. Kesici veya ateşli silahlarla bizim gasp edilmemiz. Kesinlikle önlem alınabilir. Kabin yapılabilir. 8+1’ler var. Sayın Belediye Başkanımızın 2 bin tane çıkardığı 8+1’lerde kabinler var. Ne kadar sağlıklı bilinmez ama en azından kendini koruyabilir. İlk müdahalede taksici kendini koruyabilir. Kendini dışarı atar ya da yana kaçar. Fakat yine söylüyorum emniyet kemeri. Taksilerden emniyet kemerinin kaldırılması gerekiyor. Çünkü taksici ona saldıran kişiyle boğuşma anında kendini dışarı atabilir. Emniyet kemeri takılı olduğu için adam hareket edip de kendini dışarı atamadı. Emniyet kemerini mi çıkarsın, kendini mi kollasın. Adam bıçakla saldırıyor. Elleriyle bıçağı tutmaya çalışıyor. O an emniyet kemeri takılı olmasa belki itip dışarı çıkabilecek. Araçta güvenlik kamerası vardı. Görüntüler şu anda emniyette, bize vermediler. Yüksek ihtimalle size de verirler. Olayın nasıl geliştiğini tam olarak bilmiyoruz. Emniyetten bizim öğrendiğimiz bu. 20 seneden fazladır taksicilik yapıyordu. Ben de taksiciyim beraber çalışıyorduk” dedi.
“Maalesef bir meslektaşımızı daha kaybetmenin üzüntüsü içerisindeyiz”
Olaya ilişkin açıklama yapan İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Başkanı Eyüp Aksu, “Dün yine bir meslektaşımızı daha kaybettik. Acımız büyük, camiamızın başı sağ olsun. Sarıyer’de saat 17.00 civarında yabancı uyruklu bir yolcu tarafından emekçi şoför Yaşar ağabeyimiz maalesef bir saldırıya uğradı. Bıçaklama sonucunda vefat etti. Bu olayı gerçekleştiren yolcu, tutuklandı. Şu anda adli işlemleri devam ediyor. Biz de konuyu takip ediyoruz. Maalesef bir meslektaşımızı daha kaybetmenin üzüntüsü içerisindeyiz. Konu caninin ifadesine göre, taksimetre ücretiyle alakalı olduğunu söylüyor. Emniyette verdiği ifade de ‘ücret nedeniyle ben bu suçu işledim’ diyor. Ümit ediyoruz ki bundan sonra böyle olaylarla bir daha karşılaşmayalım. Biz bütün yetkililerimizden, bütün bakanlıklarımızdan, İstanbul Büyükşehir Belediyemizden bu hadiselerin bir daha yaşanmaması ve can güvenliğimizin sağlanması için kabinli araçların bizim tarafımıza ekonomik şartlarda, kolaylıklar sağlayarak temin edilmesi, biz de bu konu da güvenliğimizin sağlanmasını istiyoruz. Bu olayın tekrarı olmamasını temenni ediyoruz. Başımız sağ olsun. Verdiği ifade de, ‘Benden istenilen ücret şuydu ondan dolayı ben bu suçu işledim’ diyor. Tabii araçta kamera var. Ses kayıtlarına emniyet muhakkak ulaşacak. Yakında bu konuyla alakalı detaylı bilgi emniyet tarafından ortaya çıktığı zaman konuyu kamuoyuyla paylaşacağız” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Olay, Edirne Dilaverbey Mahallesi Darül Hadis Caddesi yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Oğuzhan Akman, dışarda tek başına olduğu esnada bir süre tanımadığı bir kişi tarafından takip edildi. Daha sonra kimsenin olmadığı Darü’l-Hadis Camii yakınlarında Down sendromlu Oğuzhan Akman’ı tek başına bir köşede sıkıştıran hırsızlık şüphelisi Can Ç., engelli gencin cep telefonunu ve cebindeki bütün parasını gasp etti. Büyük korku yaşayan engeli genç Oğuzhan Akman yardım istemek için vatandaşların yanına koştu ve polise ihbarda bulunuldu. İhbar üzerine harekete geçen Edirne İl Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliği ekipleri, kaçan şüpheli Can Ç.’yi bulmak için çalışma başlattı.
Engelli gençten şüphelinin eşkali hakkında bilgi edinen polis, çevredeki kameraları tek tek inceleyerek kısa süre içerisinde gasp şüphelisi Can Ç.’yi tespit etti. Daha sonra ekipler, şüphelinin yerinin belirledi ve vicdansız hırsızı saklandığı yerde kıskıvrak yakaladı. Gözaltına alınan şüpheli Can Ç., engelli genç Oğuzhan Akman’ın telefonunu sattığını söyledi. Polis ekiplerinin yaptığı araştırmalar sonucu cep telefonu bulunarak, özel genç Oğuzhan Akman’a İl Emniyet Müdürlüğü bahçesinde teslim edildi. Öte yandan, daha önce de özel bireyleri gözüne kestiren hırsızın, 3 engelli vatandaşı daha gasp ettiği ortaya çıktı.
Emniyetteki işlemlerinin ardından Edirne Adliyesi’ne sevk edilen şüpheli Can Ç., çıkarıldığı hakimlikçe adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
“Emniyetimiz sağ olsun çok kısa süre içerisinde bu olayı çözdüler”
Oğuzhan Akman’ın babası Yüksel Akman, “Ben Edirne’mizde böyle olayların yaşanmasından dolayı çok rahatsızlık duyuyorum. Benim oğlum yüzde 70 engelli olmasına rağmen onun bile başına böyle bir şey geldiği için gerçekten çok üzülüyorum. Emniyetimiz sağ olsun çok kısa süre içerisinde bu olayı çözdüler ve oğlumun mağduriyetini giderdiler. Polisler oğlumun gasp edilen telefonunu bir gün içerisinde teslim ettiler. Bu açıdan emniyet teşkilatımıza gerçekten çok teşekkür ediyorum, bizi hiç mağdur etmediler” dedi.
“Allah polisimizin ve askerimizin ayağına taş değdirmesin”
Edirneli esnaf Erdal Akgün, “Oğuzhan’ımız bu bölgenin çiçeğidir ve bütün dükkanlar Oğuzhan’ındır. Bizim de çok sevdiğimiz Oğuzhan kardeşimiz dün cebindeki paraları bize gösterdi ve harçlığı olduğu için çok mutluydu. Bizler de kendisine bayram harçlığı vermiştik. Devamlı burada bütün esnaf tarafından sevilen ve sahip çıkılan bir evladımız, Tunca Nehri kenarında iken insana ve insanlığa yakışmayan bir şahıs tarafından hem cüzdanındaki parası hem de telefonu alınıyor. İlk olarak bizim dükkanımıza geldi ve çok kötü durumdaydı, çok üzgündü. Bizler de burada kendisine üzülmemesini söyledik ve motive etmeye çalıştık. Babasına haber verdik ve babası geldi oğlunun yanına. Oğuzhan üzüntüden durduğu yerde duramıyordu. Daha sonra babasıyla birlikte emniyette gidip şikayetçi oldular. 24 saat içerisinde polis ekipleri tarafından Oğuzhan’ın telefonunu gasp eden şüphelinin bulunması ve kardeşimizin telefonunu teslim edilmesi bizleri çok mutlu etti. Biz Oğuzhan’ı çok seviyoruz. Çok kısa süre içerisinde Oğuzhan’ın telefonunu bulup teslim eden Edirne polisimize sonsuz teşekkürlerimizi ve şükranlarımızı sunuyoruz. Allah polisimizin ve askerimizin ayağına taş değdirmesin” diye konuştu. – EDİRNE
]]>Kütahya İl Güvenlik ve Asayiş Koordinasyon Toplantısı, Vali Musa Işın’ın başkanlığında Valilik Toplantı Salonunda yapıldı. Toplantıya; İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Murat Kırbaç, İl Emniyet Müdürü Hakan Sıralı, emniyet ve jandarma yetkilileri, STK temsilcileri ile muhtarlar katıldı.
Toplantıda konuşan İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Murat Kırbaç, Jandarma bölgesindeki son 2 yıla ilişkin veriler değerlendirildiğinde mala karşı işlenen suçların 181 olaydan 143’e düştüğünü, böylelikle yüzde 21’lik bir azalma yaşandığını belirtti.
İş yerlerinden hırsızlık olaylarında yüzde 33, kamu kurumlarından hırsızlık olaylarında yüzde 68, hayvan hırsızlığı olaylarında yüzde 83 ve bağ-bahçe ile tarla hırsızlığı olaylarında ise yüzde 39’luk bir azalma sağlandığını açıklayan Kırbaç, dolandırıcılık olaylarında ise yüzde 8’lik bir azalma görüldüğünü kaydetti.
2023 – 2024 yıllarının ilk 2 ayını değerlendiren İl Emniyet Müdürü Hakan Sıralı, 2023 yılının ilk 2 ayında 90 hırsızlık olayının yaşandığını, 2024 yılının aynı döneminde bu sayının 56’ya düştüğünü, evden hırsızlık olaylarında ise yüzde 58,8 azalma yaşandığını kaydetti.
323 aranan şahıs adli makamlara sevk edildi
İş yeri ve kurum hırsızlıklarında da düşüş olduğunu aktaran Sıralı, 2023 yılında 15 olan olay sayısının 2024 yılında 13’e gerilediğini ifade etti. Motosiklet hırsızlığı olaylarında ise yüzde 50’lik bir azalma kaydedildiğini bildirdi.
Sıralı, yapılan kontrollerde 172 bin 119 şahsın sorgulandığını; hırsızlık suçundan 73, dolandırıcılık suçundan 24, cinsel suçlardan 8, yağma suçundan 7 ve öldürme suçundan 1 kişinin yakalandığını dile getirdi. Toplamda 323 aranan şahsın adli makamlara sevk edildiğini aktardı.
Narkotik olaylar hakkında da bilgiler veren Sıralı, “2023 yılı ilk 2 ayında 168 olay meydana gelirken, 2024 yılı ilk 2 ayında bu sayı 305’e yükselerek yüzde 82 artış göstermiştir. Aynı dönemde, 2023 yılında 237 şüpheli şahıs yakalanırken, 2024 yılında bu rakam 451’e çıkarak yüzde 90 artış kaydetmiştir. Bununla birlikte, 2023 yılında ilk 2 ayda 8 kişi tutuklanırken, 2024 yılında bu sayı 39’a ulaşarak yüzde 388 artış göstermiştir” diye konuştu.
Trafik kazalarına ilişkin de bilgi veren Sıralı, ölümlü kaza sayısında değişiklik olmadığını, yaralanmalı kazalarda yüzde 26,3, maddi hasarlı kazalarda ise yüzde 30,5 artış olduğunu belirtti.
“Mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz”
Toplantı sonrası açıklama yapan Vali Musa Işın, kentteki asayiş suçları ile mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini söyledi.
İlin huzur ve güvenliğini sağlamak kendilerinin en önemli görevi olduğunu belirten Işın, “Vatandaşımızın can ve mal güvenliğini sağlamak devletin asli görevlerinden birisi olduğu gibi biz de ilimizde bunu birinci öncelik olarak görüyoruz. İlimiz asayiş ve güvenlik konusunda çok şükür huzurlu bir kenttir. Biz bu huzurun bozulmasını istemiyoruz. Asayiş bakımından, olayın türüne ve geçen seneye göre yüzde 40-60 bir azalma söz konusu. Bu da emniyet ve jandarmanın çok başarılı ve özverili bir şekilde çalışmasının bir neticesidir. Uyuşturucuyla ilgili de arkadaşlarımız son derece aktif bir şekilde ve başarılı bir şekilde çalışmalarını yürütmektedir. Türkiye’de il sıralamasında ilimiz büyükşehirler de dahil olmak üzere ilk sıralarda başarı açısından yer almaktadır” ifadelerini kullandı.
“Uyuşturucu tacirlerine göz açtırmayacağız”
Uyuşturucu tacirlerine göz açtırmayacaklarını ve bu konuda ciddi çalışmalara imza atıldığına da vurgu yapan Vali Işın, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Bugün emniyet ve asayiş olaylarını değerlendirdiğimizde en önemli meselenin uyuşturucu meselesi olduğunu görüyoruz. Arkadaşlarımız bununla başarılı bir şekilde mücadele ediyor. Ancak her zaman söylediğim gibi toplumun, sivil toplum kuruluşlarının basının uyuşturucu konusunda, özellikle uyuşturucu konusunda bize yardımcı olmaları gerekir. Devlet, emniyet ve asayiş birimlerimiz bu konuda gerekeni yapmaktadır. Ancak çocukların bundan uzak tutulması gerekiyor. Burada ailelere çok büyük güç düşüyor. Sivil toplum kuruluşlarının, basının devletimize, emniyete, jandarmaya destek vermesi gerekir.”
Toplantı görüş ve önerilerin paylaşılmasının ardından sona erdi. – KÜTAHYA
]]>Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, 2024 yılının Ocak ve Şubat aylarında gerçekleştirilen asayiş uygulamaları ile ilgili kentte görev yapan gazetecilerle basın toplantısı gerçekleştirdi. Basın toplantısında İl Emniyet Müdürü Murat Türesin, İl Jandarma Komutanı Ali Güngör ve İl Sahil Güvenlik Komutanı Teğmen Alican Özbey de Vali Baydaş’a eşlik etti. Vali Baydaş, geçen 2 aylık süre boyunca gerçekleştirilen güvenlik ve asayiş uygulamaları hakkında bilgi verdi.
“Zehir tacirleriyle ilgili en ufak bir duyumu bile titizlikle değerlendiriyoruz”
Uyuşturucu ile ilgili herhangi bir duyumu değerlendirdiklerine vurgu yapan Rize Valisi İhsan Selim Bayda, “Emniyet ekiplerimiz tarafından emniyet sorumluluk bölgesinde 122 narkotik olaya müdahale edilmiş. Meydana gelen bu olaylar sonucunda Ocak ve Şubat aylarında 146 şahsa şüpheli olarak işlem yapılmış. Bu 146 şahıstan 13’ü tutuklanmıştır. Jandarma Bölgemizde 16 operasyonda 18 şahısla ilgili işlem yapılmış. Bu şahıslardan 2 tanesi tutuklanmıştır. İl genelinde toplamda 164 kişiye narkotik suçlarla ilgili işlem yapılmış. Bu 164 kişiden 15’i tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir. Bu operasyonlarda toplamda emniyet ve jandarma ortak olmak üzere 566 gram kubar esrar, bin 853 gram toz esrar, 324 gram Metamfetamin, bin 198 gram bonzai ve ham madde ve çeşitli miktarlarda uyuşturucu maddeyi ele geçirmiştir. Özellikle uyuşturucu maddeyle Zehir tacirleriyle ilgili en ufak bir duyumu bile titizlikle değerlendiriyoruz. Şehir eşkıyaları, sokaklarımızı, ailelerimizi, evlatlarımızı, geleceğimizi tehdit eden ve terörizmle eş tuttuğumuz bu faaliyete asla geçit vermeyeceğiz bu konuda gevşekliğe müsaade etmediğimizi, etmeyeceğimizi tekraren vurgulamak istiyorum” şeklinde konuştu.
“Okulun en büyük güvenliği, okulun etrafındaki esnafıdır”
Okul çevrelerinde de güvenliği sağladıklarını ifade eden Vali Baydaş, “Özellikle bu kapsamda mahallelerimizde ve uygulama için belirlediğimiz noktalarda emniyet bölgesinde iki aylık süre zarfında 211 uygulama yapılmıştır. Bu uygulamalarda 6 bin 920 şahıs sorgulanmış. Bu sorgulamalarda 12 aranan şahıs tespit edilmiş. Yine bu sorgulamalar esnasında çeşitli miktarlarda uyuşturucu maddeler ele geçirildi. 2 bin 93 araç bu uygulamalar esnasında kontrolden geçmiştir. Okulları ziyaret ettiğimizde gerek ben, gerekse mesai arkadaşlarım, emniyet müdürümüz, jandarma komutanımız, sahil güvenlik komutanımız, kaymakamlarımız, vali yardımcılarımız sadece okulu ziyaret edip ayrılmıyoruz. Okulun çevresindeki esnafı da ziyaret ediyoruz. Okulun en büyük güvenliği, okulun etrafındaki esnafıdır. O okulları, o esnafımıza da emanet ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Kaçakçılıkta 43 operasyon yapılmış”
Kaçakçılığı önlemek açısından operasyonlar gerçekleştirdiklerini belirten Vali Baydaş, “Emniyet ekiplerimizce il genelinde 36 kaçakçılık ve organize suç olayına müdahale edilmiş. Bu 36 olayda elli 55 şahsa şüpheli olarak işlem yapılmış. Bu 55 şahıstan da 5’i tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir. Yine jandarma ekiplerimizce 7 kaçakçılık olayına müdahalede bulunulmuş. 10 şüpheli ile ilgili işlem yapılmış Bunlardan 3’ü tutuklanmış, diğerleri de adli kontrolle serbest bırakılmıştır. Toplamda ilimiz geneli kaçakçılıkta 43 operasyon yapılmış. 65 şüpheli hakkında işlem yapılmış. Bunların 8’i tutuklanmıştır” bilgisini paylaştı. – RİZE
]]>Alınan bilgilere göre, MİT ve İstanbul Emniyeti İstihbarat Şube ile Terörle Mücadele ekipleri, edindikleri bilgileri İsrail dış istihbarat servisi MOSSAD’a sızdırdıkları iddiasıyla aranan 8 kişilik ajan ağını deşifre etti. Yapılan çalışmalar sonunda bu sabah operasyonun düğmesine basıldı. MOSSAD’a bilgi sattıkları iddiasıyla aranan ve uluslararası casusluk faaliyetleri tespit edilen 8 kişiden 7’si yakalanarak gözaltına alındı. Bir şüphelinin firar olduğu öğrenilirken, operasyona ilişkin çarpıcı detaylara ulaşıldı.
FETÖ üyesi hangi sırları MOSSAD’a aktardı
Şüpheliler arasında bulunan ve hücrenin tepesindeki isim; eski emniyet amiri Hamza Turhan Ayberk, Tehdit, taciz ve takip eylemlerinde de bulunduğu öğrenilen Ayberk’in kurduğu ekipte FETÖ/PDY üyesi kilit bir isim de bulunuyor. Hücrenin başındaki eski Emniyet Amiri Hamza Turhan Ayberk’ten sonra en kilit isim olarak öne çıkan FETÖ/PDY üyesi ihraç polis, MİT ve emniyet İstihbaratın düzenlediği operasyonda 4 buçuk kilo kokain ve uyuşturucu ticaretinde kullanılan hassas terazi ile birlikte yakalandı. Yakalanan hücredeki isimlerden Mehmet Yetimova’nın ise İstanbul Vergi Dairesi’nde görevli memur olduğu tespit edildi. Para karşılığı MOSSAD’a bilgi sızdırmakla suçlanan uluslararası casusluk şebekesinin içinde yine cinsel istismar suçundan hakkında soruşturma açılan ve bu nedenle emniyet teşkilatından ihraç edilen Özkan Şahin de bulunuyor. Emekli polis memuru Ercan Kama’nın yanısıra polislikten istifa ettiği öğrenilen Ömer Burak Gezer, özel güvenlik görevlisi Funda Kadayıfçıoğlu ile rüşvet suçundan emniyet teşkilatından atılan Hakan Kabaca, söz konusu casusluk faaliyetlerinde bulunan kişiler olduğu kaydedildi.
Eğitim MOSSAD ajanları tarafından Belgrad’da verildi
Sosyal medya platformlarında İsrail saldırılarına karşı Filistin lehine paylaşımlarda bulunduğu ortaya çıkan hücrenin başındaki Hamza Turhan Ayberk’in, Tel Aviv’de bulunan MOSSAD karargahındaki “Victoria” kod adlı İsrail ajanıyla teması kuran kişi olduğu aktarıldı. Ayberk’in, Victoria kod adlı MOSSAD ajanı tarafından yönlendirildiği anlaşıldı. Özel dedektiflik yaptığı belirtilen Hamza Turhan Ayberk’in, para karşılığında İsrail istihbaratına Filistinli kişi ve kuruluşlarla ilgili bilgi sızdırdığı belgelenirken, Ayberk’in, aldığı talimatlar üzerine Türkiye’de yaşayan Ortadoğu kökenli başka kişi ve şirketler hakkında da bilgi derlediği öğrenildi.
Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da 2019’da, MOSSAD’dan eğitim aldığı öğrenilen Ayberk’in, İsrail gizli servisi tarafından önce “yem” diye tabir edilen basit işlerde kullanıldığı kaydedildi. Hamza Turhan Ayberk’in, MOSSAD’ın yönlendirmesiyle gizli haberleşme uygulamaları kullanırken, resmi kayıtlara yansımaması için ödemeleri ise kripto para cinsinden aldığı belirlendi.
İsrail’e çalışan hücrenin, hedef kişilere ait sırlara ulaşıp ulaşmadıkları henüz bilinmiyor
MOSSAD’a bilgi sızdırmanın yanı sıra tehdit ve takip eylemlerinde de bulunan Ayberk’in, hedefindeki kişilerin araçlarına yerleştirdiği takip cihazıyla konumlarını anlık olarak MOSSAD’a aktardığı, bu kişileri taciz ettiği ve zaman zaman tehditlerde bulunduğu öğrenildi.
MİT İsrail istihbarat servisi MOSSAD adına casusluk yapan 8 kişiyi deşifre etmiş, ajan ağıyla ilgili bilgiler tek tek tespit edip bu sabah operasyon için düğmeye basılmıştı. Düzenlenen operasyonla 8 kişiden 7’si yakalandı. İsrail dış istihbarat servisi MOSSAD’a bilgi sattıkları iddiasıyla aranan ve uluslararası casusluk faaliyetleri nedeniyle yakalanan 7 şüphelinin hedef kişilere ait sırlara ulaşıp ulaşmadıkları henüz bilinmiyor. – İSTANBUL
]]>EDİRNE’de ilk, orta ve lise öğrencileri, ‘Çocuklar Geleceğimiz, Biz Bize Yeteriz’ projesi kapsamında, Emniyet Müdürlüğü’nde görevli, alanında uzman lisans mezunu polis memurlarından matematik, biyoloji ve geometri konularında destek alıyor. İl Emniyet Müdürü Onur Karaburun, “Gerek sınava hazırlanan çocuklar, gerekse ara sınıftaki eğitimine devam eden çocuklarımızın okulda anlayamadığı ya da bazı eksik kalan konuları burada tekrar öğretmenlerine sorma şansları, onlardan tekrar dinleme şansları oluşuyor” dedi.
Edirne Emniyet Müdürlüğü tarafından, kentte eğitim gören çocuklara yönelik ‘Çocuklar Geleceğimiz, Biz Bize Yeteriz’ projesi başlatıldı. Proje kapsamında ilkokul, ortaokul ve lisede eğitim gören 22 aile, çocukları için başvuru yaptı. Müdürlük bünyesinde görevli alanında uzman öğretmenlik bölümlerinden lisansını tamamlayan polis memurları, ekim ayında çocuklara mesai saatleri dışında matematik, biyoloji ve geometri branşında ders vermeye başladı. Çocuklar derslerde okulda anlayamadıkları konuların yanında, öğrendiklerini pekiştirip, test çözme imkanı da buldu.
‘GÖNÜLLÜ EĞİTMENLERİMİZDEN DERS ALIYORLAR’
Projeyle ilgili konuşan İl Emniyet Müdürü Onur Karaburun, “Emniyet teşkilatında görevli lisans seviyesinde eğitimini tamamladıktan sonra polis memuru ya da komiser olmuş arkadaşlarımızdan gönüllüler arasından eğitim vermek isteyen arkadaşlarımızla bir proje oluşturduk. Bu proje kapsamında il emniyet müdürlüğümüzdeki eğitim sınıflarından birisini uygun zamanlarda çocuklarımıza tahsis ettik. Polis memuru ve komiserlerden oluşan eğitmen arkadaşlarımız da çocuklarımıza burada kendi uzmanlık alanlarıyla ilgili konu anlatımlı, soru çözümlü ve pekiştirmeye yönelik eğitimlerini sürdürüyorlar” dedi.
‘SINAVLARDA CİDDİ BAŞARI SAĞLAMALARINI BEKLİYORUZ’
Çocukların projeyi çok benimsediğini anlatan Karaburun, “Tabi bu çocuklarımız tarafından çok ciddi bir kabul gördü. Gerek sınava hazırlanan çocuklar, gerekse ara sınıftaki eğitimine devam eden çocuklarımızın okulda anlayamadığı ya da bazı eksik kalan konuları burada tekrar öğretmenlerine sorma şansları, onlardan tekrar dinleme şansları oluşuyor. Tabi bunu biz sivil toplumdan da destekle, hali hazırdaki bazı kaynak kitapları da bazı deneme sınavlarını da temin ederek bu çocukların bu yayınlara da ulaşımını kolaylaştırdık. Bu sayede çocuklarımızın hem sınavlarda ciddi bir başarı sağlamasını bekliyoruz. Ara sınıfların eğitimlerinde bir dezavantajları varsa bunları ortadan kaldırmayı hedefliyoruz” diye konuştu.
‘UMARIM BİR NEBZE YARDIMCI OLURUZ’
Çocuklara matematik konusunda yardımcı olan Edirne Emniyet Müdürlüğü personeli Fulya Dizman, “Çocuklarımızın derslerine bir nebze de olsa katkıda bulunabilmek, bir tık daha yardımcı olabilmek adına kendi adıma matematik branşında onlara elimden geldiğince yardımda bulunmak, derslerine bir takım katkıda bulunmak amacıyla böyle bir proje başlattık. Biz de ekim ayından bu yana projede ders vermeye devam ediyoruz. Umarım çocuklarımıza bir katkımız olur, bir nebze destek vermiş oluruz” ifadelerini kullandı.
‘KENDİ GELECEKLERİNİ DAHA İYİ KURMALARI İÇİN DESTEK OLMAYA ÇALIŞIYORUZ’
Biyoloji öğretmenliği mezunu polis memuru Sedat Karakoç da “Biyoloji öğretmeni olarak üniversiteden mezun oldum. Mesai saatleri dışında polis çocuklarına eğitim vermekteyiz kendi alanımızda. 5’inci sınıftan başlayıp 11’inci sınıfa kadar çocuklara derslerinde yardımcı olmaya çalışıyoruz. Sayın il emniyet müdürümüzün eğitime ve bize verdiği destek doğrultusunda çocuklara geleceklerinin daha sağlıklı olması ve kendi geleceklerini daha iyi kurmaları için bir nevi destek olmaya çalışıyoruz” dedi.
‘SINAVLARIM DAHA YÜKSEK GELİYOR’
5’inci sınıf öğrencisi Ayşe Naz Yıldırım (10), dersler sayesinde okulda öğrendiklerini pekiştirme şansı bulduklarını belirterek, “Buraya okul çıkışı arkadaşımın babası beni getiriyor. Matematik derslerinde destek alıyorum. Derslerde çok katkısı oluyor bana. Sınavlarım daha yüksek geliyor. Daha iyi oluyor benim için hem tekrar yapıyoruz hem de bilgileri pekiştirmiş oluyoruz” dedi.
‘ÖĞRENDİKLERİMİZİN ÜSTÜNE KATIYORUZ’
10’uncu sınıf öğrencisi Elif Naz Demir de “Matematik ve biyoloji dersleri görüyoruz, okulda işlediğimiz konuları burada gelip üstüne katarak bir daha öğrenip, konularla ilgili test çözüyoruz. Bize çok yararı dokunuyor. Test kitapları dağıttılar bize doğal olarak çok daha fazla şeyler öğrenmiş oluyoruz” diye konuştu.
]]>KÜÇÜKÇEKMECE’DE AK PARTİ’NİN SEÇİM ÇALIŞMASINA SİLAHLI SALDIRI
AK Parti Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay’ın seçim çalışmasına dün uzun namlulu silahlarla saldırı düzenlendi. Olayda yoldan geçen 22 yaşındaki E.G.D. isimli kişi başından vurularak ağır yaralandı.
12 ŞÜPHELİ GÖZALTINA ALINDI
Saldırının ardından başlatılan soruşturmada yeni gelişme yaşandı. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç yaptığı açıklamada gözaltıların olduğunu söyledi. Bakan Tunç açıklamasında şu ifadelere yer verildi: “Küçükçekmece Belediye Başkan Adayımız Aziz Yeniay’ın seçim çalışması yaptığı sırada gerçekleştirilen silahlı saldırı ile ilgili olarak Küçükçekçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen adli soruşturma kapsamında olayla bağlantısı olduğu düşünülen; 12 şüpheli gözaltına alınmış, 7 şüphelinin ise yakalanmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir. Soruşturma çok yönlü ve titizlikle sürdürülmektedir.”

GENİŞ ÇAPLI TAHKİKAT BAŞLATILDI
Saldırıya ilişkin İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Bugün saat 16.30 sıralarında AK Parti Küçükçekmece Belediye Başkan adayı Sayın Aziz Yeniay’ın Kanarya Mahallesindeki aday tanıtım etkinliğinin olduğu yere uzun namlulu silah ve tabanca ile ateş açılmıştır. Saldırıda E. G. D adlı kadın vatandaşımız yaralanmıştır. Saldırıya ilişkin geniş çaplı tahkikat başlatılmıştır. Yaralı vatandaşımıza acil şifalar diliyorum. Seçim sürecine ve demokrasimize yönelik bu tür menfur saldırıları şiddetle kınıyorum.” demişti.

YOĞUN BAKIMDA TEDAVİSİ SÜRÜYOR
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yaralanan vatandaşına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Beyin ameliyatının devam ettiği bilgisini verdiğimiz, İstanbul Küçükçekmece’de silahlı saldırı sonucu başından ağır yaralanan vatandaşımızın operasyonu tamamlanmış olup, kendisi yoğun bakıma alınmıştır. Ameliyat sonrası hastamızın durumu ciddi olup yakından takip edilmektedir. Tekrar acil şifalar diliyorum.” ifadelerini kullanmıştı.

SALDIRIYA UĞRAYAN BAŞKAN ADAYI OLAY ANINI ANLATTI
Saldırıyla ilgili Aziz Yeniay’dan ilk açıklama geldi. Tv100 canlı yayınına katılan Yeniay şunları söylemişti: “Biz derneğimizde oradaki insanlarla programlı bir toplantı yapıyorduk seçim çalışmaları kapsamında. Sokağa girmeden otomatik silahlarla bulunduğumuz bölgeye ateş edildi. Oradaki hedefim kim olduğu noktasında emniyetimiz bir açıklama yapmadan net bir bilgi vermemiz söz konusu değil. Bir vatandaşımız başından ağır yaralandı. Durumu oldukça kritikti.
“BULUNDUĞUMUZ YERDEN 20 METRE MESAFEDEN ATEŞ EDİLDİ”
Sokağa cephe olan, tamamıyla cam olan bir mekanda sokağa da 2-3 metre mesafede oturduğumuz bir noktada bu sesler geldi. Dolayısıyla ilk etapta bizim duyumumuz, otomatik silahların ateşlendiğiydi. Orada emniyet güçleri vardı. Kuvvetle muhtemel, emniyet güçlerinin varlığı ürküttüğü için muhtemelen sokağa girmediler. O sırada sokaktan geçen bir vatandaşımız ağır şekilde yaralandı. Bulunduğumuz yerden 20 metre mesafeden ateş edildi. Emniyet güçlerimiz takibini yapıyor. Kısa sürede failler yakalanacak. Emniyetimiz olayın aslının ne olduğun açıklayacaktır.”
“Bir aşiret, dernek ve hemşeri kavgası olabileceğine dönükte güvenlik güçlerinin tahminleri var bize gelen bilgilerde” sorusuna Yeniay, “Her şey olabilir, burada vurulan kişinin hedef alınması söz konusu olabilir başka başka kişilerin gerekçeler olabilir. Emniyetimiz açıklama yapmadan bir yorumda bulunmak yanıltıcı bir bilgi olur.” yanıtını verdi.
“SALON AĞZINA KADAR DOLUYDU”
Yeniay sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Arkadaşlarımızın hepsi içerideydi. Salon ağzına kadar doluydu. Konuşma yaparken silahlarını ateşlenmesiyle büyük bir panik yaşandı. İnsanlar siper almaya gayret gösterdi. Gerekli güvenlik tedbirini hemen aldık. Bölge halkına da geçmiş olsun diliyorum.
“HİÇ KİMSE BİRLİĞİMİZE, BERABERLİĞİMİZE GÖLGE DÜŞÜREMEYECEKTİR”
AK Parti İBB Başkan adayı Murat Kurum, Küçükçekmece AK Parti ilçe binasında saldırıya ilişkin yaptığı açıklamada, “Yaralı vatandaşımızı ziyaret ettik, müdahale sürüyor. Hiç kimse bizim birliğimize, beraberliğimize gölge düşüremeyecektir. Milletimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Kaza, 22.49’da Nurdağı ilçesine bağlı Kartal köyü yakınlarına meydana geldi. Hatay’daki görevine tamamladıktan sonra havalimanından Gaziantep Havalimanı’na gitmek için havalanan Havacılık Daire Başkanlığı’nda görevli Pilot Emniyet Amiri Cemil Gülen ve Sözleşmeli Pilot Levent Öztürk ile bir teknisyenden oluşan personelin bulunduğu polis helikopterinden, alınan bilgiye göre saat 22.49’da sinyal alınamadı. Helikopterle iletişim kesilmesinin ardından Nurdağı ilçesine bağlı Kartal köyü sakinleri bir helikopterin düştüğü yönünde ihbarda bulundu. Bölgeye giden köylüler, yaklaşık 6 kilometre uzaklıkta kaza kırıma uğrayan helikopterin enkazı ile karşılaştı.
Bunun üzerine bölgeye çok sayıda polis, jandarma, AFAD, UMKE ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yaptığı kontrolde 2 pilotun şehit, teknisyenin ise yaralı olduğu belirlendi. İlk müdahalesi yapılan teknisyen, daha sonra ambulansla Gaziantep Şehir Hastanesi’ne götürülerek tedavi altına alındı. Ekiplerin çalışması ile pilot Gülen ile sözleşmeli pilot Öztürk’ün cenazeleri de enkazdan çıkarılarak aynı hastaneye götürüldü. Kaza bölgesi jandarma ekipleri tarafından güvenlik çemberine alınırken, uzman ekipler çalışma başlattı.
KAZA HABERİNİ BAKAN YERLİKAYA DUYURDU
Polis helikopterinin kaza kırıma uğradığını ilk olarak İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medyadan yaptığı paylaşım ile duyurdu. Bakan Yerlikaya, bir polis helikopterinin Gaziantep’in Nurdağı ilçesi Kartal Köyü mevkisinde kaza kırıma uğradığını ve 2 pilotun şehit, bir teknisyenin de yaralandığını bildirerek, şu açıklamayı yaptı:
“Milletimizin başı sağ olsun. Bu akşam Gaziantep Havalimanına gitmek için Hatay Havalimanından havalanan Emniyet Genel Müdürlüğü Havacılık Daire Başkanlığı envanterine kayıtlı EM 708 kuyruk numaralı helikopterimiz, Gaziantep’in Nurdağı ilçesi Kartal Köyü mevkiinde kaza kırıma uğramıştır. En son saat 22.49’da Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezinin temas ettiği helikopterimizde bulunan 2 pilotumuz şehit olmuş, teknisyenimiz yaralanmıştır. Kahraman pilotlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine, Aziz Milletimize ve Emniyet Teşkilatımıza başsağlığı diliyorum. Şehitlerimizin makamı ali olsun. Yaralı polisimize acil şifalar diliyorum.”
EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ŞEHİTLERİN İSMİNİ AÇIKLAYIP, TAZİYEDE BULUNDU
Emniyet Genel Müdürlüğü, Gaziantep’te helikopterin kaza kırıma uğraması sonucu şehit olan 2 pilot için taziye mesajı yayınladı. Emniyet Genel Müdürü Erol Ayyıldız, kazada şehit olan Pilot Emniyet Amiri Cemil Gülen ve Sözleşmeli Pilot Levent Öztürk’e Allah’tan rahmet, ailelerine ise başsağlığı diledi. Açıklamada, “03.02.2024 tarihinde Havacılık Daire Başkanlığı kadrosunda görevli Pilot Emniyet Amiri Cemil Gülen ve Sözleşmeli Pilot Levent Öztürk, bulundukları helikopterin Gaziantep Nurdağı bölgesinde kaza kırıma uğraması sonucu şehit olmuşlardır. Aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve milletimize başsağlığı ve sabırlar dilerim” ifadeleri kullanıldı.
BAKAN KOCA’DAN AÇIKLAMA
Polis helikopterinin kaza kırıma uğramasının ardından siyasilerden de taziye mesajları yapıldı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, “Gaziantep Havalimanına gitmek üzere Hatay Havalimanından havalanan Emniyet Genel Müdürlüğümüze ait bir helikopter, Gaziantep’in Nurdağı ilçesi Kartal Köyü mevkiinde kaza geçirdi. 2 pilotumuz şehit oldu, teknisyenimiz yaralandı. Şehit pilotlarımıza yüce Allah’tan rahmet, milletimize ve Emniyet Teşkilatımıza başsağlığı diliyorum. Şehitlerimizin mekanı cennet olsun. Tedavi altına alınan yaralı polisimize acil şifalar temenni ediyorum” dedi.
BAKAN TUNÇ’TAN ŞEHİT PİLOTLAR İÇİN TAZİYE MESAJI
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Gaziantep’te helikopter kazası sonucu 2 pilotun şehit olmasının ardından taziye paylaşımı yaptı. Bakan Tunç sosyal medya üzerinden paylaştığı mesajda, “Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde polis helikopterinin kaza kırıma uğraması sonucu şehit olan pilotlarımıza Allah’tan rahmet, yaralı teknisyenimize acil şifalar diliyorum. Şehit pilotlarımızın ailelerinin, emniyet teşkilatımızın ve aziz milletimizin başı sağ olsun. Şehitlerimizin makamı ali olsun” dedi.
BAKAN IŞIKHAN’DAN ŞEHİT PİLOTLAR İÇİN TAZİYE MESAJI
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşım ile helikopter kazasında şehit olan pilotların ailelerine başsağlığı diledi. Bakan Işıkhan paylaşımda, “Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde gerçekleşen, Emniyet Genel Müdürlüğümüze ait helikopterin kaza kırıma uğraması sonucu şehit olan 2 kahraman pilotumuza Allah’tan rahmet; ailelerine ve Emniyet Teşkilatımıza başsağlığı diliyorum. Yaralı polisimizin en kısa zamanda şifa bulmasını temenni ediyorum. Aziz milletimizin başı sağ olsun” ifadelerine yer verdi.
BAKAN KACIR: MİLLETİMİZİN BAŞI SAĞ OLSUN
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ise sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, “Gaziantep’e gitmek üzere Hatay’dan havalanan polis helikopterinin kaza kırıma uğraması sonucu şehit olan pilotlarımıza Allah’tan rahmet, yaralı polisimize acil şifalar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun” dedi.
]]>Emniyet Genel Müdürlüğünce Bitlis Emniyet Müdürlüğüne tahsis edilen kontrol botu, Türkiye’nin en büyük iç suyu olan Van Gölü’nde kullanılmaya başlandı.
“Şehit Çarşı ve Mahalle Bekçisi İsa Budak”ın isminin verildiği 12 metre uzunluğa sahip olan botta, gece görüş kamerası, çevre güvenlik, radar, sonar ve otomatik yangın söndürme sistemleri bulunuyor.
Sualtı Grup Amirliği’nde “kurbağa adam” olarak görev yapan 6 polis memuru ve 3 deniz polisi, tam donanımlı kontrol botu ile Van Gölü’nde uyuşturucu, göçmen, silah ve akaryakıt gibi her türlü kaçakçılık suçunun önlenmesinde, suya atılan ceset veya delil niteliği taşıyan suç aletlerinin bulunmasında önemli rol oynuyor.
Kaçak avlanmanın önlenmesi için çalışma yürüten kurbağa adamlar ve deniz polisleri, gölde yaşanabilecek kazalara, arama kurtarma ve boğulma olaylarına anında müdahale edebilmek için hazır bekliyor.
Van Gölü’ne açılarak gerçekleştirdikleri dalışlarla sürekli kendilerini geliştiren kurbağa adamlar, yüksek manevra kabiliyetine sahip botla gölde çalışmalarını sürdürüyor.
Bitlis Emniyet Müdürlüğü Koruma Şube Müdürü Soner Ersoy, AA muhabirine, Van Gölü’nde suç ve suçluyla azim ve kararlılıkla mücadele ettiklerini söyledi.
Emniyet Genel Müdürlüğünün illerin deniz taşıtı ihtiyacını karşılamak için Savunma Sanayii Başkanlığının yürüttüğü “Kontrol Botu Projesi”ne dahil olduğunu belirten Ersoy, “Bu kapsamda Emniyet Genel Müdürlüğü, Koruma Daire Başkanlığı, Bitlis Valiliği ve İl Emniyet Müdürlüğümüzün desteğiyle Bitlis’e yüzde 100 yerli ve milli bir kontrol botu kazandırılmıştır. 12 metre uzunluğa, 35 knot (saatte 1 deniz miline eşit hız birimi) hıza ve yüksek manevra kabiliyetine sahip teknemiz, deniz polisimizin yapacağı hizmetlere önemli katkı sunacaktır.” dedi.
“Van Gölü’nde huzur ve güvenin teminatıyız”
Deniz polisinin, Van Gölü ve kentteki iç sularda özellikle akaryakıt, göçmen, silah ve uyuşturucu gibi her türlü kaçakçılık suçlarıyla kararlılıkla mücadele ettiğini dile getiren Ersoy, şöyle konuştu:
“Ekibimiz, suya atılan ya da suda gizlenen cesetler ile suç aletlerini bularak delil niteliğini kaybetmeden ilgili birimlere teslim etme konusunda da görevlidir. Her türlü deniz taşıtını kontrol etmek, ülkeye giriş ve çıkışlarda pasaport kontrolü yapmak, deprem ile su baskınlarında arama kurtarma faaliyetinde bulunmak ve devlet büyüklerimizi korumak gibi görevlerimiz de bulunmaktadır. Türkiye’nin en büyük iç suyu olan Van Gölü’nde suç ve suçluyla azim ve kararlılıkla mücadele ediyoruz. Hiçbir suçluya göz açtırmayacağız. Vatandaşımızın Van Gölü ve çevresinde huzur ve güvenle yaşamasını temin etmek en öncelikli görevimizdir.”
Kurbağa adamlar ile deniz polislerinin Van Gölü’nde eğitimler gerçekleştirdiğini kaydeden Ersoy, “Gemi ve kurbağa adamlarımızla Van Gölü’nde huzurun ve güvenin teminatıyız. Halkımızın, huzur içinde yaşaması için 24 saat esasına göre göreve her an hazır şekilde beklemekte ve suçlulara göz açtırmamaktayız.” diye konuştu.
]]>