ANTALYA Adliyesi Adli Emanet Memurluğu’nun uyuşturucu muhafaza edilen bölümünden 6 kilo kokain çalınmasına ilişkin 5’i tutuklu, 8 sanığın yargılandığı davada, tutuklu adli personel Özlem Ö. ve Sedef S. tahliye edildi.
Antalya İl Emniyet Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, geçen yıl 28 Nisan’da Kepez ilçesi Ahatlı Mahallesi’ndeki bir eve operasyon düzenledi. Evdeki Berkay Kılınç ile Antalya Adliyesi Adli Emanet Memurluğu’nda görevli zabıt katibi Gençay Hacı Aytan gözaltına alındı. Kılınç’ın üzerinde daralı 117 gram kokain bulundu. Aytan’ın da evine giden ekipler, daralı 10 gram esrar ile 1 hassas terazi ele geçirdi. Berkay Kılınç, ilk ifadesinde, uyuşturucu maddeyi Gençay Hacı Aytan’dan aldığını söyledi. Aytan ve Kılınç, geçen 29 Nisan’da tutuklandı. Soruşturma kapsamında olayla ilişkisi olduğu belirlenen Koray Güneş de geçen 10 Haziran’da tutuklandı. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı, Gençay Hacı Aytan’ın Adli Emanet Memurluğu’nda görevli zabıt katibi olması nedeniyle idari soruşturma başlattı. Bu kapsamda Adli Emanet Memurluğu’nun uyuşturucu muhafaza edilen bölümünde yapılan kontrolde, 6 kilo kokainin olmadığı anlaşıldı. Bunun üzerine başsavcılık yeni bir soruşturma başlattı. Gencay Hacı Aytan ve Berkay Kılınç’ın tutuklandıkları süreçte alınan kolluk ve savcılık ifadelerinde; uyuşturucu ödemesinin Bitcoin üzerinden yapılacağına yönelik beyanların bulunması ile şüphelilerin genel bankacılık hareketlerinin tespiti amacıyla Mali Suçları Araştırma Kurulu’ndan (MASAK) rapor talebinde bulunuldu. Aytan ve Kılınç’ın dijital materyalleri ve MASAK verileri üzerinden yapılan incelemede, şüpheliler arasında uzun süredir uyuşturucu madde trafiği olduğu anlaşıldı. Bu süreçte etkin pişmanlıktan faydalanan Berkay Kılınç, 18 Ağustos’ta ek ifade verdi. Kılınç ifadesinde, Gençay Hacı Aytan ile arasındaki uyuşturucu ticaretine ilişkin detaylı bilgiler verdi. İfadesinde, Adli Emanet Memurluğu’nda görevli zabıt katibi Özlem Ö.’den (41) uyuşturucu madde aldığını söyleyen Kılınç, MASAK raporunda da tespiti yapılan para transferi ile ilgili detayları anlattı.
UYUŞTURUCU TİCARETİ YAPTIKLARI ANLAŞILDI
Soruşturmanın devamında, Gençay Hacı Aytan, Özlem Ö. ve Berkay Kılınç’ın süreklilik arz edecek şekilde örgütlü faaliyet içerisinde uyuşturucu madde ticareti yaptıkları anlaşıldı. Berkay Kılınç’ın ayrıca Koray Güneş adlı kişinin Gençay Hacı Aytan’dan uyuşturucu alması için aracılık ettiğini, kendisine temin edeceği uyuşturucuyu Aytan’ın yönlendirmesi ile yine Emanet Memurluğu’nda görevli Sedef S.’ın (36) yardımıyla aldığına yönelik ifadesi, dijital materyal tespitleri ile doğrulandı. MASAK verilerinde yapılan incelemede de yoğun para akışları tespit edildi.
2 DOSYA BİRLEŞTİ
Antalya Adliyesi Adli Emanet Memurluğu’nda 6 kilo kokainin kaybolmasına yönelik soruşturmanın yanı sıra yine Adli Emanet Memurluğu’ndan uyuşturucu madde çıkarıldığına yönelik ihbara ilişkin soruşturma dosyaları birleştirildi. Soruşturma kapsamında geçen yıl 30 Ağustos’ta adli personellerin de aralarında bulunduğu Özlem Ö., Sedef S., Enes Y., Soner Ş., Tarık P., Ayşe Ç., Kubilay D., Sait K., Ali C., Cumhur U., Ali A. ve Aydın Adil A. gözaltına alındı. Ayşe Ç. ifadesinde, “Adli Emanet Memurluğu’nda görevli Gençay Hacı Aytan’ın uyuşturucu madde kullandığını biliyordum. Şahsın esrar içtiğine defalarca şahit oldum. Kokain kullandığına denk gelmedim” dedi.
ADLİ EMANET ÇALIŞANLARI TUTUKLANDI
Şüphelilerden Ayşe Ç., Kubilay D., Sait K., Ali C., Cumhur U., Ali A. ve Aydın Adil A. ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. Enes Y., Tarık P. ve Soner Ş., adli kontrol talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Soruşturma sürecinde Enes Y. ve Tarık P.’nin tutuksuz yargılanmasına karar verildi. Adli emanet çalışanları Özlem Ö. ile Sedef S. ise tutuklandı. Ayrıca geçen yıl 10 Haziran’da Koray Güneş ve arkadaşları hakkında yürütülen soruşturma kapsamında Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen operasyonda, Serhat Ç. ve Ensar B.’nin uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçlarından yakalandığı, tutuksuz yargılanmasına karar verildiği öğrenildi.
SANIKLAR HAKİM KARŞISINDA
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nca hazırlanan iddianame, 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ikinci duruşmaya tutuklu sanıklar Gençay Hacı Aytan, Berkay Kılınç, Koray Güneş, Özlem Ö., Sedef S. ve tutuksuz sanık Enes Y. katıldı. Duruşmada Adli Emanet Memurluğu Müdürü, emanet çalışanları tek tek dinlendi.
‘EMANETE TESLİM EDİLEN SİGARALARDAN İÇİYORDUK’
Emanet Memurluğunda görevli Ahmet Ö., depoda 2 kişi olarak görev yaptıklarını, Gençay Hacı Aytan’ın depoda görevli olarak çalıştığını, deponun anahtarının sadece depo görevlileri 3 kişide olduğunu, uyuşturucu muhafaza edilen odanın anahtarının farklı olduğunu, çalışma arkadaşları arasında olağanüstü bir durum olmadığını anlattı. Gençay Hacı Aytan ile ilgili çalışmaları boyunca hiçbir olumsuzluğa rastlamadığını söyleyen Ahmet Ö., “Görev haricinde Gençay’ın uyuşturucu muhafaza edilen yere girdiğini görmedim. Özlem emanete teslim edip gidiyordu. Özlem ve Sedef’in uyuşturucu muhafaza edilen bölüme girdiğini görmedim. Personeller yetersiz olduğu için taşeron işçiler müsadere işlemi gerçekleştiriyordu. Adli emanette bulunan değerli değersiz eşyalar müsadere işlemi esnasında bazen açıyorduk. Örneğin 3-4 sigarayı kendimiz kullanıyorduk. Müsadere yapan müdür ve orada bulunanlar sigara içebiliyorduk” dedi.
EMANETTE ‘SÖZLÜ EMİRLE’ ÇALIŞTIĞI ORTAYA ÇIKTI
Adliye çalışanı Kubilay D., adli emanet deposunda 2 hafta boyunca resmi olmadan, sözlü emirle görevlendirildiğini, olay sonrasında durumu öğrendiğini, depoda alarm sistemi olduğunu belirterek, “Ahmet Ö. kapıyı açmadan içeriye giremiyorduk. Her personel kafasına göre giremiyordu” diye konuştu.
Adli Emanet Memurluğunda yer alan kameraların görüntü kayıtları bilirkişi raporları dosyaya eklendi. Görüntü raporlarında adli emanette çalışan tutuklu sanıklar Gençay Hacı Aytan, Özlem Ö. ve Sedef S.’nin uyuşturucu muhafaza edilen bölüme girmedikleri tespit edildi. Raporda ayrıca adli emanette eksik çıkan uyuşturucu muhafaza edilen torbada 20 santim kesik olduğu ve dikiş izi olduğu belirtildi.
‘TEK BAŞIMA EMANETE İNMEDİM’
Sanık Özlem Ö. önceki savunmalarını tekrar ederek, “Suçlamaları kabul etmiyorum. Bilirkişi raporları da sabittir. Tek başıma emanete inmedim” dedi.
Sanık Gençay Hacı Aytan, “Bilirkişi raporuna göre Adli Emanet bölümünde uyuşturucu muhafaza edilen bölümde olmadığım sabittir. Depodan uyuşturucu almadım. Kimseye uyuşturucu satmadım. Beraatımı ve tahliyemi talep ediyorum” diye konuştu.
Sedef S. ise “Gerçek failler dışarıda gezerken ben içeride yatıyorum. Beraatımı talep ediyorum” dedi.
Sanık Gençay Hacı Aytan’ın avukatları ise Aytan’ın uyuşturucu muhafaza edilen bölüme girmediğinin tespit edildiğini belirterek, “Görüntü kayıtlarında tespit edilen 1’inci kişi 63 kez, 2’nci kişi 11 kez, 3’üncü, 4’üncü ve 5’inci kişiler ise 7 kez giriş çıkış yapmıştır. Emanette bulunamayan 6 kiloluk kokainin Gençay Hacı Aytan tarafından satıldığı iddia edildi. Olay tarihinde Berkay’ın üzerinde çıkan uyuşturucunun saflık oranı yüzde 76, emanetten 6 kilo eksik çıkan uyuşturucu maddenin saflık oranı yüzde 52’dir. Saflık derecesi örtüşmemektedir. Emanete alınan uyuşturucuyla üzerlerinde yakalanan uyuşturucu farklı” diyerek, savunma yaptı.
‘ÖRGÜT KURMA, ÜYE OLMA VE ZİMMET’ SUÇLARINDAN BERAATLERİ TALEP EDİLDİ
Duruşma savcısı mütalaasında, Gençay Hacı Aytan’ın ‘örgüt kurma ve üye olma’ ile ‘zimmet’ suçlarından beraat, ‘uyuşturucu ticareti yapma’ suçundan tutukluluk halinin devamını talep etti. Tutuklu adli personeller Özlem Ö. ve Sedef S.’nin ‘örgüte üye olma’ ve ‘zimmet’ suçlarından beraatını isteyen duruşma savcısı, Berkay Kılınç’ın ‘örgüte üye olma’ suçundan beraat, ‘uyuşturucu ticareti yapma’ suçundan tutukluluk halinin devamını istedi. Tutuklu sanık Koray Güneş hakkında ‘örgüte üye olma’ suçundan beraat, ‘uyuşturucu ticareti yapma’ suçundan tutukluluk halinin devam edilmesini isteyen duruşma savcısı, Enes Y., Ensar B., Serhat Ç. ve Tarık P. hakkında ‘uyuşturucu ticareti yapma’ suçlarından beraat talep etti.
Duruşmaya bir süre ara verilmesinin ardından mahkeme heyeti, Gençay Hacı Aytan’ın ‘örgüt kurma ve üye olma’ ile ‘zimmet’ suçlarından beraatine, ‘uyuşturucu ticareti yapma’ suçundan tutukluluk halinin devamına karar verdi. Özlem Ö. ve Sedef S.’nin ‘örgüte üye olma’ ve ‘zimmet’ suçlarından beraatına karar veren mahkeme heyeti, tutuklu iki sanığın tahliyesine hükmetti. Sanıklar Berkay Kılınç ve Koray Güneş’in ‘uyuşturucu ticareti yapma’ suçlarından tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme, duruşmayı erteledi.
]]>“ÇEVRE KONUSUNDA EN BÜYÜK ADIMLAR CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN LİDERLİĞİNDE ATILDI”
“Dünyada olan biten her şeyden ‘bize ne’ diyemeyiz” diyen Bakan Özhaseki, “Muson Asyası’nda meydana gelen bir atık da, Pasifik kıyılarında israf edilen su da, Kuzey Afrika’da karbon salınımıyla atmosferi kirleten bir ortam, birbirinden bağımsız değil ve ortak evimiz dünyayı kirletmeye devam ediyor.” diye konuştu. Bakan Özhaseki, bugün en çok konuşan, en güçlü gözüken ülkelerin dünyaya kirletmeye devam ettiğine vurgu yaparak, “Bizim ülkemizin ciddi bir sorumluluğu olmamasına rağmen, çevrenin bize bir emanet olduğu düşüncesiyle hem kirletmemeye gayret ediyoruz hem de bir taraftan kalkınmamızı sağlıyoruz. Ana hedefimiz; kalkınmamızı sağlayacağız ama hiçbir şekilde çevreyi de kirletmeyeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Bakan Mehmet Özhaseki, 22 yıldır Türkiye’de çevre konusuna hassasiyetle yaklaşıldığını belirterek, bu konuda en büyük adımların ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti hükümetleri döneminde atıldığına vurgu yaptı.
“‘SIFIR ATIK HAREKETİ’ HEPİMİZİN İFTİHAR MESELESİ OLDU”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Emine Erdoğan’ın himayelerinde başlatılan “Sıfır Atık” hareketine de dikkat çeken Bakan Özhaseki, Türkiye’de 7 yıldır “Sıfır Atık” hareketinin uygulandığını söyledi. Bakan Özhaseki, “Sıfır Atık, Türkiye’nin ortaya koymuş olduğu önemli bir marka olarak da hepimizin iftihar vesilesi oldu. 185 milyar TL ekonomik kazanç sağladık. 498 milyon ağacı kurtardık, 127 milyon varil petrolden tasarruf ettik.” ifadelerini kullandı.

“ÇEVRE GELECEK NESİLLERE BIRAKACAĞIMIZ EN BÜYÜK MİRAS OLACAK”
Bakan Mehmet Özhaseki, inanç değerlerinde “emanet” diye bir kavram olduğunu vurgulayarak, “Zaman bize emanet. Mekan, eşya, bize emanet. Ömür, bize emanet. Çevre de bize emanet. Bu çevreyi kirletemeyiz. Bu çevre gelecek nesillere bırakacağımız en büyük miras olacak.” dedi.
“TÜRKİYE YÜZYILINA YAKIŞIR ÖNEMLİ PROJELERİ AÇIKLAYACAĞIM”
Açılışta, önümüzdeki hafta Türkiye Yüzyılına yakışır önemli projeleri açıklayacağı müjdesini de veren Bakan Özhaseki, birincisi ‘Denizler Halkındır’ projesi ile halkın denizlere erişimini engelleyen ne varsa ortadan kaldırılacağını söyledi. İkincisi, Mapa Şamandıra sistemi ile Türkiye sahillerini Türkiye yüzyılına yakışır bir hale getireceklerinin altını çizen Bakan Özhaseki, son olarak Türkiye’de Depozito Yönetim Sistemini hayata geçireceklerini kaydetti.

ÇEVREFEST’E HABİTAT İCRA DİREKTÖRÜ MAİMUNAH MOHD SHARİF DE KATILDI
BM önceki dönem Habitat İcra Direktörü Maimunah Mohd Sharif’in de katıldığı programda, Kum sanatı sanatçısı Veysel Çelik Demir de kumla hazırladığı gösterisini sundu.
ÇEVREFEST, 9 HAZİRAN’A KADAR DEVAM EDECEK
ÇEVREFEST kapsamında kurulan stantlarda, çocuklara çevre bilinci kazandırmaya yönelik oyun alanları ve maketler de dikkat çekti. Sıfır Atık ve temiz üretim teknolojilerinin tanıtıldığı ÇEVREFEST, 9 Haziran’a kadar devam edecek. ÇEVREFEST etkinliği, 4 gün boyunca başarılı çevre ve sıfır atık projeleriyle öne çıkan belediyeler ve sektör temsilcileriyle, ünlü isimler ve fikir işçilerinin katılacağı söyleşilerle, iklim tüneli ve kitap fuarıyla, çevre ve sıfır atık uygulamalı atölyeler ve sergilerle, çevre ve sıfır atık temalı oyun alanlarıyla misafirlerini ağırlayacak.

İstanbul Valiliği, “İstanbul’un Fethi’nin 571. Yıldönümü Kutlama Programı” kapsamında, Fatih Camii haziresinde bulunan Fatih Sultan Mehmet Türbesi’nde anma töreni düzenledi. İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, resmi tören öncesinde, Fatih Cami Külliyesi haziresinde bulunan eski İBB başkanlarından Kadir Topbaş’ın kabrini ziyaret edip, dua etti. İmamoğlu, daha sonra aralarında İstanbul Valisi Davut Gül ve Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan’ın da bulunduğu protokol heyetiyle birlikte Fatih Sultan Mehmet Türbesi’ne ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaret sırasında, İstanbul İl Müftülüğü’nce görevlendirilen hatipler tarafından Kuran-ı Kerim okunup, dualar edildi.
“Fethin çok derin anlamları var”
İmamoğlu, ziyaret sonrasında duygularını, sosyal medya hesaplarından yaptığı canlı yayınla, kamuoyu ile paylaştı. Fatih Sultan Mehmet Türbesi önünde konuşan İmamoğlu, şunları söyledi:
“Bugün, devlet erkanımızla birlikte, Fethin 571. yıl dönümünde, hep beraber dua ettik. Fatih Sultan Mehmet Han’ı rahmetle, minnetle andık. Ruhu şad olsun. Bir fetih yıl dönümünü bugün hep birlikte kutlayacağız. Fethin çok derin anlamları var. Fatih Sultan Mehmet Han, Peygamberimizin müjdelediği bir fethin kumandanı. ve aslında bir çağın değişimine vesile olan bir fetihten bahsediyoruz. Çağın çok ilerisinde bir komutan ve bir devlet yöneticisi, padişah. Osmanlı İmparatorluğu’nun belki en parlak sürecine imza atan ve o sürecin başlamasına vesile olan padişah.
“Sadece savaşla fethedilen bir şehir döneminden bahsetmiyoruz”
Tabii fethin farklı anlamları var. Sadece savaşla fethedilen bir şehir döneminden bahsetmiyoruz. Tutum, tavır ve o dönemde yönetme anlayışı, inançları kucaklayarak ve burada yaşayan insanların yüzyıllar boyu yaşayacakları zemine hazırlayarak, fethi bir istila, bir talan değil, tam aksine kültürlerin kendisini muhafaza ettiği, koruduğu bir dönemin İstanbul’da var olmasıyla, aslında çağlar öncesinden çok farklı bir barışçıl ortamı sağlama gayretini ortaya koyan, çok entelektüel, çok özgün bir insan. Çok farklı bir komutan, farklı bir padişah. Biz de onun fethedip, bize emanet ettiği bu güzel şehre layık olma çabasında olan yöneticileriz.
“İstnbul’umuz çok kıymetli dünya kendi”
Bugünün çağında fethin farklı anlamları var ve ben de bu anlamla yüklü bir şehrin Belediye Başkanı olarak, derinden bu süreci aslında hisseden ve bunu koruyan, muhafaza eden bir anlayışla bu kentin yönetilmesine inanan birisiyim. İstanbul’umuz çok kıymetli dünya kenti, kadim dünya kenti. Aynı zamanda bir benzeri, bir eşi olmayan bir şehir; coğrafyasıyla, kültürüyle, geçmişiyle, medeniyetleriyle… Üç imparatorluğa başkentlik yapmış bu şehrin varlığı, çok kıymetli. İşgali de yaşadı bu şehir ve o işgal dönemi 5 yıl sürdü. Kurtuluş Savaşı öncesinde işgal edilen, 1918 ile 1923 yılları arasında işgal kuvvetlerinin olduğu bu kenti, yine büyük mücadeleyle, Atatürk önderliğinde kurtararak, tekrar toplumumuzun, milletimizin dersaadeti İstanbul’u, güzel şehri olmaya devam etti.
“Emanete en güçlü şekliyle sahip çıkacağız”
Bu emanete hep beraber, en güçlü şekliyle sahip çıkacağız. Bu kentin korunması, doğasıyla, tarihiyle, kültürleriyle, farklılıklarıyla, inançlarıyla korunması, hepimize Fatih Sultan Mehmet’in emanetidir. Fethin yıl dönümünü kutluyoruz. Maltepe’de kutlamalarımız, bugün devam edecek. 19.30’dan itibaren, her yıl olduğu gibi, 6 yıldır, Fethin yıl dönümünü coşkuyla, insanlarımızla paylaşarak, konuşarak, eğlenerek, ama aynı zamanda bu şehri koruyarak ve bu şehri emanet eden insanlara minnet duyarak kutlamaya devam edeceğiz. Fatih Sultan Mehmet Han’ın ruhu şad olsun. İstanbul’umuz, ebediyen yaşayan ve her zaman bu kadim ruhunu ve varlığını koruyan bir şehir olsun.”
]]>Bu yıl 104’üncüsü kutlanan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, İstanbul’da resmi törenle başladı. Taksim Cumhuriyet Anıtı önündeki programa İstanbul Valisi Yardımcısı Mustafa Kaya, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İstanbul Barosu Başkanı Filiz Saraç, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, çok sayıda siyasi parti, dernek ve kurum temsilcisi ve İBB’nin düzenlediği “Uluslararası 23 Nisan Çocuk Festivali” kapsamında İstanbul’da ağırlanan, aralarında Filistin ile Ukrayna’dan gelen öğrencilerin de bulunduğu yabancı ülkelerden çocuklar da katıldı.
Resmi törenin ardından diğer çelenkler de anıta bırakıldı. Burada gazetecilere açıklama yapan Ekrem İmamoğlu, Taksim’deki Cumhuriyet Meydanı’nın İstanbul için önemine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Sultanahmet Meydanı, işgale karşı direnişin ilk sesinin çıktığı yerdir. Daha sonra Cumhuriyet dönemi boyunca Taksim Meydanı, birçok gösteriye, birçok hak arama mücadelesine şahitlik etmiş bir meydandır ve burası, hepimiz için Ata’mızın huzurunda, İstanbul’umuzun en güzel, en önemli anlarında buluşma noktasıdır. Bugün de içimizi çok kıpır kıpır eden ve her insanın çocukluğundan beri hafızalarında belki en güzel anılarını hissettiren, hatırlatan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mızın kutlamasının başlangıç anını yaşıyoruz. Az önce protokol gereği Milli Eğitim Müdürlüğü’nün çelengi koyuldu. Ardından büyükşehir belediyemiz, Beyoğlu Belediyemiz ve bütün siyasi parti başkanlıkları çelenkleri sunuldu.
“ÇOCUKLARA EMANET EDİLMESİ MUAZZAM DÜŞÜNCELER”
Gün boyu etkinliklerimiz var. İstanbul’umuzun farklı noktalarında çok değerli kutlamalarımız var. Aslında bayramı kutlamak, bir arada olmak, tarifi şöyle yapabiliriz. Milletimiz adına iyi günde, kötü günde bir olabilmek, birlikte olabilmek duygusunun en önemli anlarından birisi de bayramları kutlayabilmekte. Bayramları kutlayabilmekte derken bu coşkuyu hissedebilmekte. Bir de dünyada çok az millete nasip olan, Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde kurulan Cumhuriyetimizin belki ilk ışığını yakan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşunun, milletin egemenliği kavramıyla insanlarımıza hediye edilmiş bir bayram haline gelmesi, dünyada çok az rastlanır bir şey. Cumhuriyet Bayramı’mız var, ülkelerin benzer kuruluş gün, bayramları var ama tematik anlamda baktığınızda çocuklara emanet edilmiş, gençlere emanet edilmiş 100 yıl önce. Bunlar, muazzam düşünceler.
“DÜNYADA HER ÇOCUĞUN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ TALEP EDİYORUZ”
Çocuklara emanet edilen duyguya bakar mısınız? Milli egemenlik duygusuyla beraber çocukların bayramı. Yani çocukların aslında özgürlüğü. Bugün neyi haykırıyoruz? ‘Filistin’de çocuklar ölmesin’ diyoruz ya da başka savaş olan ülkelerde çocuklar savaşlarda katledilmesin, öldürülmesin istiyoruz. Aslında dünyada her çocuğun özgürlüğünü talep ediyoruz. Ata’mız ise 1920’deki Millet Meclisi’nin kuruluşundan sonra çocukların özgürlük duygusunu yaşayabilecekleri, hissedebilecekleri, özgürlüğün ne kadar önemli olduğunu, kula minnet etmemenin, bireysel olarak özgür olmanın, fikri hür vicdanı hür olmanın, aklın, bilimin ışığında hayata bakabilmenin bayramını ilan etmiş. Kime etmiş? Bu cennet vatanın her köşesindeki insanın evlatlarına. Hakkari’deki çocuklarımıza, Diyarbakır’daki çocuklarımıza, Artvin’deki çocuklarımıza, Edirne’deki, Kars’taki, Samsun’daki, Sivas’taki, Trabzon’daki, Antalya, Mersin, Gaziantep, Burdur, Uşak, İzmir… Fark etmiyor. Etnik köken fark etmiyor.
“23 NİSAN, MİLLETİMİZİN HER FERDİNE EMANETTİR”
Az önce bir evladımız yanımıza geldi. Annesi Afrikalı, babası Türk olan bir çocuğumuz ve bizim çocuğumuz. Onun fikri hür, vicdanı hür yetişmesi için bize bir çocuk emanet edilmiş. Onun için 86 milyon insanımızın coşkuyla ve gururla kutlaması gereken bir bayramdır 23 Nisan. Milletimize emanettir. Milletimizin her ferdine emanettir. Siyaset vesaire her şey bir kenara; milletimizin bir arada olma, bir olma duygusuna emanettir. Ben bu emaneti karşılamanın gururunu yaşıyorum ve burada, bu güzel anıtın önünde coşkuyla, duyguyla, yüksek duyguyla ve sorumluluk duygusuyla Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mızı kutluyorum. Elbette içim neşeyle dolu ama aynı zamanda içim büyük sorumluluklarla dolu. Umarım bu memleketin evlatlarına, güzel bebelerine, çocuklarına mahcup olmayan yöneticiler oluruz. Muhtemeldir ki bir şehrin, bir ülkenin uygarlık seviyesi, çocuklarının ne kadar mutlu, huzurlu ve umutlu olduğuyla paraleldir. Biz umut ederiz ki, o çağdaşlık seviyesini bu milletin bütün evlatlarına yaşatan yöneticiler olalım. Bayramımız kutlu olsun.”
Alanda bulunan yabancı ülkelerden ve Türkiye’nin farklı noktalarından gelen çocuklarla hatıra fotoğrafları çektiren İmamoğlu, itfaiye ekipleri ile de selamlaştı.
]]>Yeniden Refah Partisinden Başkan adayı gösterilen Murat Daban, 31 Mart Yerel Seçimlerde 5 bin 729 (yüzde 42.35) oy alarak Manisa’da Yeniden Refah Partisinin kazanan tek belediye başkanı olarak göreve başladı. Murat Daban ilk olarak parti binasında kendisine destek veren seçmenlerle birlikte kalabalık bir şekilde İlçe Seçim müdürlüğüne giderek Seçim Kurulu başkanı Hakim Erol Karamanoğlu’nun elinden mazbatasını aldı. Ardından Daban, kendisine destek veren vatandaşlarla birlikte yürüyerek belediye binasına kadar yürüdü. Belediye binasında Belediye Başkan yardımcısı Aşkın Akkoç ve Belediye çalışanları tarafından karşılanan Daban burada yaptığı konuşmada, “Halka hizmet, halka hizmettir düşüncesiyle çıktığımız bu kutlu yolu Allah’ın izni sizlerin desteğiyle bugün başlangıcını yaşıyoruz. Seçimi kazandığımız gün yakamızdaki parti rozetini çıkaracağız demiştik, evet çok şükürler olsun ki Biz bu seçimi kazandık. Yakamızdaki parti rozetini de çıkardık ve Türk bayrağı rozetini taktık. Çünkü bu seçimi Selendi kazandı. Selendi İttifakı kazandı. İnanmışlar Ordusu kazandı. Hepinize Dolayısıyla sizler kendinizi başkan seçtiniz. Beni de hizmetkar seçtiniz. Artık bana düşen bu saatten sonra sizlere en iyi bir şekilde hizmet etmek, hizmetkarınız olabilmek. İnşallah daha önce de söylediğim gibi ilçemiz refahlı belediyeyle huzurlu belediyeyle, ahlaklı belediyeyle tanışacak. Selendi halkının iradesi otuz bir Mart’ta tecelli etmiştir. ve demokrasinin gereği olarak halkımız kendisine en uygun olanı kendisine en yakışanı kendisine en iyi hizmet edecek olanı seçmiştir. Artık bu saatten sonra önemli olan başlıyor. Önemli olan sizlerin oylarıyla emanet ettiğiniz bu hizmet binasında bu belediyede en güzel sizlere yakışık hizmetleri yapabilmek olacak. Evet bugün bana bir emanet teslim ediyorsunuz. Çok kıymetli hemşerilerim bu emaneti sahip çıkaracağından hiç şüpheniz olmasın. Bu emanete soru işaretiyle insanların aklında kalacak hiçbir şekilde bir işlem yapılmayacak. Ne yazık ki şimdi buraya geldiğimizde bakın biraz önce söyledim. Dedim ki bu bina Bu hizmet binası siz birilerine emanet ettiniz. Maşallah bizim burası sahipsiz kalmış. Sanki sizin ettiğiniz emaneti teslim etme gereksiniminde dahi duyulmamış. Maşallah. Beni burada O yüzden burada beni karşılayan arkadaşım benim memur arkadaşım, benim çalışanım. Biz beraber çalışacağız. Ben burayı halk kime emanet ettiyse o emaneti ondan almam gerekirdi değil mi, Evet. Ama ne yazık ki böyle bir durumda yine karşı karşıya kalmadık. Emanetinize yine sahip çıkılmamış anlaşılan. Arkadaşlar ben sizlere söz veriyorum. Önümüzdeki zaman neyi gösterir bilemiyorum. Bir daha aday olur muyuz, olmaz mıyız bilemiyorum. Bir daha kazanır mıyız, kazanamaz mıyız bilemiyorum. Ama burada yapacağım şerefli hizmetlerle en azından sizin emanetinizi buraya elbette demokrasinin gereği olarak demokrasinin gereği olarak herkes bir aday seçimi yapacak. Herkesin kendine göre, kendi düşüncelerine göre bir seçimi, bir aday seçimi olacaktır. Bu demokrasinin gereğidir. Buna şahsım olarak saygı duyuyorum dedi. Daban, Bundan sonraki süreçte çalışacağız, çalışacağız, çalışacağız. Bu ilçe hepimizin, bu ilçeye hep birlikte sahip çıkacağız rabbim bizleri sizlere mahcup etmesin” dedi.
Adaklık hayvan kesiminden ve yapılan duaların ardından başkanlık makamına geçen Murat Daban ardından tebrikleri kabul ederken makam koltuğuna oturmayarak ahşam sandalyeye oturdu. Törene Yeniden Refah partisi İlçe Başkanı Halil İbrahim Kaya, partinin kadın ve gençlik kolları başkanları, oda başkanları, belediye eski başkanları, muhtarlar ile çok sayıda vatandaşlar katıldı. – MANİSA
]]>Bakırköy’deki bir otelde düzenlenen “İftarda Rumeli ve Balkan Buluşması” programında konuşan Özel, genel başkan seçildikten sonra ilk ziyaretini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne, ikinci ziyaretini de Bosna Hersek’e yaptığını söyledi.
Eski Bosna Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzetbegoviç’ten bahseden Özel, şöyle konuştu:
“Aliya İzetbegoviç’in mezarının başında şunu hatırladık. ‘Unutulan, unutturulan katliamlar, tekrarlanır.’ Çok büyük acılar çektik. Çok büyük haksızlıklara uğradık. Soykırımlara uğradık ama orada çektiğimiz acıları unutmadığımız ve unutturmadığımız sürece bir daha öyle acılar yaşamayacağız. Katliamlarda, soykırımlarda, devletlerin uyguladıkları baskılarda hayatını kaybeden şehitlerimize Allah’tan rahmet, o günden bugüne bizleri taşıyan büyüklerimize de minnet duygularımızı ifade etmek isterim.”
Osmanlı Devleti’nin, Batı’ya doğru yürüyüşünün durmasıyla yükselişinin durduğunu dile getiren Özel, Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet’in, 6 dil bildiğini, bilime, fenne, mühendisliğe önem verdiğini, bir çağ kapatıp bir çağ açtığını ve İstanbul’u armağan ettiğini belirtti.
Bilimin terkedilmesiyle nelerin yaşandığını tarihin tanıklarının torunları olarak bildiklerini söyleyen Özel, Türkiye siyasetine son dönemlerde istikamet vermeye çalışan ve seçmen davranışlarını etkilemeye yönelik olarak bir “beka sorunu” tartışması yaşandığını söyledi.
Osmanlı döneminde, devrin ülkelerinin bilimle, matbaayla, fenle, teknolojiyle, mühendislikle geliştiğine, Osmanlı’nın ise bambaşka yerlere savrulduğuna işaret eden Özel, “En nihayetinde ‘beka sorunu’ ortaya çıktı. Bu toprakları istila ettiler, işgal etmeye kalktılar. İlk kez Çanakkale’de tanınan, devleşen ve daha sonra da Kurtuluş Savaşı’nı gerçekleştiren Gazi Mustafa Kemal de İstanbul’daydı. O işgal donanmaları geldiğinde birileri o donanmaya kırmızı halı sererken bizimki Kartal istimbotunun ucuna çıkmış, yanındaki yaverine ufuktaki gökyüzü renkli gözleriyle şöyle sesleniyordu: ‘Üzülme evlat geldikleri gibi gidecekler.'”
Bugünkü esas beka sorununun, dünyadaki güçlü, gelişmiş ülkelerin Türkiye üzerinde hayal kurması olmadığını kaydeden Özel, “Bugün esas beka sorunu, bu ülkenin gençlerinin, dünyanın başka ülkelerinde hayal kurmasıdır.” diye konuştu.
Özel, “Bu ülkede 5 vakit camilerden ezan okunuyorsa, bu ülkede ay yıldızlı al bayrak özgürce dalgalanıyorsa, bu ülkede herkes istediği gibi inanıyor, ibadet ediyorsa, bunların hepsi, bu salondakilerin, bu ülkedekilerin dedelerinin, ninelerinin, mavi gözlü o devin hayaline inandıkları ve onunla birlikte yürüdükleri içindir.” ifadelerini kullandı.
“Bu ülkeye sahip çıkmanın en kısa vadeli eylemliliği, pazar günü sandıklara gitmektir”
Gençlere bir sorumluluk hatırlatmak istediğini söyleyen Özel, şunları kaydetti:
“Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu ülkeyi Cumhuriyet Halk Partisinin genel başkanlarına emanet etmedi. Ne milletvekillerine emanet etti ne belediye başkanlarına… Çok kolaydı, askerdi, orduya emanet edebilirdi, genelkurmay başkanlarına dahi emanet etmedi. Bu ülkeyi biz kurduk. Onu yükseltecek ve yüceltecek sizlersiniz derken, vasiyeti, emaneti siz gençlerimizeydi. Bu emaneti hatırlatıyorum. Size çok güvendiğimizi sizinle birlikte olduğumuzu, bu ülkenin, yarınlarının bütün umudunun siz gençlerde olduğunu, asla küskünlük, kırgınlık, yılgınlık yerine size yakışan enerjiyle, umutla, şevkle bu ülkeye sahip çıkmanızı bekliyorum. Bu ülkeye sahip çıkmanın en kısa vadeli eylemliliği, pazar günü sandıklara gitmektir, Atatürkçülere, Atatürk’ün partisine oy vermektir.”
Orucun sadece sahurla iftar arasında aç ve susuz kalmak ile nefse hakim olmak olmadığını belirten Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“O midenin orucudur. Tutulan oruçları Allah kabul etsin. Ağzın orucu, kulağın orucu, dinin orucu ve kalbin orucu ramazanı tam olarak idrak etmek, yaşamak ve hak etmek için önemlidir. Ağzın orucu, şüphesiz kötü söz söylememek, yalan konuşmamak, iftira atmamakken, kulağın orucu, kötü sözü duymamak, dedikoduya kulak asmamak, kötü de duysa duymazdan gelmek, bağışlayıcı olmaktır. Zihnin orucu, hep iyiyi hayal etmek, güzel şeyler için plan yapmak, iyi bir gelecek hayal etmekken, kalbin orucu da, dünyanın neresinde bir çocuk kalbi korkuyla, dünyanın neresinde bir kadının kalbinde evlatlarıyla ilgili, kendisiyle ilgili bir korku varsa o korkuyu duymak, o kalple o kalbin duygularıyla hislenmek ve onun için mücadele etmek her Müslüman’ın görevidir. Bugün Filistin’de İsrail’in aylardır sürdürdüğü saldırılarla 30 binin üzerinde, yarısı kadın ve çocuklardan oluşan şehitlerimiz vardır.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Sultangazi, Gaziosmanpaşa ve Bayrampaşa’yı kapsayan şehir turu sonrası Eyüpsultan’da vatandaşlara hitap etti. Eyüpsultanlılarla yol arkadaşı olduklarını belirterek konuşmasına başlayan Murat Kurum, “Böylesi fedakar, böylesi candan, böylesi yol arkadaşlarımız olduğu için, bizleri bağrınıza bastığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Burası Eyüpsultan, ‘Sağlam Adam’ onların yanında duruyor. Eser adamı onların yanında duruyor. Eyüp Sultan 31 Mart’ı müjdeliyor. 31 Mart’ta inşallah hep birlikte sandığa gidip, sandıkta İstanbul’u unutanlara, İstanbul’u hatırlamayanlara sandıkta cevap verecek misiniz? İstanbul’un parasını çarçur edenlere, İstanbul’un kaynaklarını israf edenlere sandıkta cevap verecek miyiz? Sandıkta İstanbul’un çocuklarının geleceğine sahip çıkacak mıyız?” dedi.
“Hayalimiz İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar kentsel dönüşümü yapmak”
İstanbulluların hayallerini gerçekleştirmek için çalışacaklarının altını çizen Kurum, “Nasıl 5 yıldır 81 ilimizde hizmet ettiysek, afetlerde milletimizin zor zamanında hep yanında olduysak yine 1 Nisan’dan sonra milletimizle beraber olacağız, milletin yanında olacağız, milletimizle el ele olacağız ve inşallah İstanbul’un güzel yarınlarını sizlerle birlikte; Eyüpsultanlı kardeşlerimizle birlikte hazırlayacağız. Bizim hayalimiz İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar kentsel dönüşümü yapmak. Bizim hayalimiz İstanbul’daki trafik çilesi bitene kadar orada metroları ve yolları, kavşakları, tünelleri yapmak. Bizim hayalimiz İstanbul’un her sokağında huzur ve güvende olana kadar, orada gençlerimiz kadınlarımız geleceğe umutla bakana kadar çalışmak, çabalamak, alın teri dökmektir” sözleriyle konuşmasına devam etti.
“İstanbul’u bir rant olarak gördüler”
Mevcut İBB yönetiminin İstanbul’a hizmet etmediğini söyleyen Murat Kurum, “İstanbul’a verdikleri sözleri unuttular. İsrafı burada bitirdik deyip israf yaptılar ve İstanbul’u bir rant olarak gördüler. En acısı da İstanbul’un kaynaklarını kendi gelecekleri için harcadılar. 5 yılda 230 kilometre metro sözü verip, 17 kilometre 88 metre metro yaptılar. 5 yılda 100 bin konut yapacağız dediler, 5 bin 489 konut yaptılar. İstanbul’u görmezden geldiler. İstanbul’u hatırlamadılar ama hiç merak etmeyin biz İstanbul’un her anında hep yanında olacağız. Bu söz eser adamlarının sözüdür. Bu söz Murat Kurum sözüdür. Bu söz Recep Tayyip Erdoğan’ın sözüdür” dedi.
“31 Mart’ta gelin İstanbul’un emanetine sahip çıkalım”
31 Mart’taki seçime sayılı günler kaldığını dile getiren Kurum, “31 Mart’ta sandığa gideceğiz, irademizi koyacağız. Bir tarafta 5 yıldır Eyüpsultan’a, İstanbul’a hizmet yapmayanlar; diğer tarafta onlar büyükelçilerle görüşürken 81 ilimizde bizim eserlerimiz, hizmetlerimiz var. 31 Mart’ta bir tarafta sözlerini unutanlar, İstanbul’u unutanlar; diğer tarafta da İstanbul için şu 5 yılda 365 milyar lira yatırım yapanlar olacak. İstanbul’un geleceğine 31 Mart’ta gelin birlikte sahip çıkalım. 31 Mart’ta gelin İstanbul’un emanetine sahip çıkalım. Çünkü bu emanet bize Sultan Fatih’in emanetidir. Bu emanet bize Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetidir. Bu İstanbul bize rahmetli Erbakan hocamızın emanetidir. Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun emanetidir. İstanbul bize Alpaslan Türkeş’in emanetidir. İstanbul bize 22 yıldır İstanbul için, Türkiye için gecesini gündüzüne kadar Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın emanetidir. İstanbul bize eli kınalı analarımızın, ağzı dualı babaların emanetidir. Bu emanete biz gözümüz gibi sahip çıkacağız. Bu emanete hep birlikte 31 Mart’ta sahip çıkmaya hazırız. Allah sizlerden razı olsun. Biz de sizler için gece gündüz koşturacağız. Gece gündüz mücadele edeceğiz. Depremlerde, afetlerde sellerde ne yaptıysak, İstanbul’un sokaklarında olacağız. İstanbullunun yanında olacağız. Bir elimizde kentsel dönüşümü, bir elimizde metro projelerini, bir elimizde inşallah çocuklarımızın geleceğini inşa edeceğiz” diyerek konuşmasını sonlandırdı. – İSTANBUL
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kilis Halk Buluşması programının ardından Gaziantep’e geçerken ANKA Haber Ajansı mikrofonlarından genç seçmene çağrıda bulundu. Özel, “Onlara şöyle sesleniyorum: Enseyi karartmayın. Umutsuzluğa kapılmayın. Bu ülkeyi Atatürk bana emanet etmedi. Askerdi ama orduya bile emanet etmedi, gençlere emanet etti. Emanete hep birlikte sahip çıkacağız. Bu ülkeyi Atatürk’ün istediği gibi gelişmiş bir ülke yapacağız. Gençlerimizin istediği gibi özgür ve mutlu bir ülke haline getireceğiz. Bunun yolu demokrasiye sahip çıkmaktır. Dünyanın bütün diktatörleri, bütün kötü adamları, bütün kötü yöneticileri gençleri yıldırıp sandıktan uzaklaştırmaya çalıştılar. Sonra istediklerini yaparlar o ülkeye. Gençler sandığa sahip çıkarsa -ki gençlerin yüzde 80’i artık bu iktidar değişsin istiyor- o zaman her şeyi değiştirebiliriz. Gençler sandığa sahip çıkarlarsa kendi geleceklerine sahip çıkmış olacaklar.” dedi.
“PROPAGANDA YASAKLARI BAŞLADIĞINDA MANİSA’DA OLACAĞIM”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kilis Halk Buluşması programını tamamlamasının ardından Gaziantep Halk Buluşması programı için yola çıktı. Seçim otobüsünde ANKA Haber Ajansı’nın sorularını yanıtlayan Özel, seçim gününe kadar olan programını “Bugün İstanbul’a dönüyoruz. Yarın Balıkesir’in, miting yapmadığımız -üç büyük ilçesinde- Edremit, Bigadiç ve Bandırma’da miting yapacağız. Ardından ertesi gün İstanbul programım var. İstanbul’da ilçelerde olacağım, ilçe mitingleri yapacağım. Ardından Edirne ve Kırklareli’nde gündüz ve gece mitingleriyle bir kez daha Trakya’da çalışacağız. Cuma günü sabah İstanbul’da bir televizyon programına katıldıktan sonra memleketim Manisa’da iki büyük ilçemizde mitingler yapıp iftarda İzmir’de Kemalpaşa’da olacağım. Cumartesi günü de İzmir’de ve Manisa’dayım, halkı selamlayacağız. Yasaklar başladığında Manisa’da olacağım. Pazar günü oyumu Manisa’da kullanacağım, Ankara’da seçim sonuçlarını takip edeceğim.”şeklinde özetledi.
“SANDIĞA ÇAĞRI NOKTASINDA EN ÖNEMLİ ÇAĞRIM GENÇLERE”
Genel Başkan Özel, genç seçmenlere çağrıda bulundu. Heyecanlı ve zorlu bir seçim dönemi olduğunu dile getiren Özel, şöyle devam etti:
“Ama bir yandan da şöyle bir güzellik var, Kilis bizim normal takvimimizde yoktu. Son hafta yaptığımız son ölçümlerde Kilis’teki adayımızın başa baş yarıştığı bir noktadaydık. Bir program koyduk. Yağmura rağmen Kilisliler ilgi gösterdiler. Biz de yağmur altında herhalde bir yarım saatten fazla konuştuk. Bir şehre yağmurla gelmek Anadolu’da çok olumlu algılanan bir şey. Rahmet yağıyor, bereket yağıyor… ‘Ümit ediyoruz haftaya pazar da oylar sandığa yağmur gibi yağar’ dedik ve Kilis’ten ayrıldık. Şimdi Gaziantep’e gidiyoruz seçim otobüsümüzle. Toplumun tüm kesimlerine ‘Sesinizi duyurun’ diyoruz. Emeklileri çağırıyoruz, çftçileri çağırıyoruz. Geçim sıkıntısı çekenleri çağırıyoruz, işçileri çağırıyoruz. Ama sandığa çağrı noktasında benim en önemli çağrım gençlere. Gençler, 14 ve 28 Mayıs’ta büyük bir hayal kırıklığı, ümitsizlik, kırgınlık yaşadılar. Çünkü onlar özgürlük istiyorlar. Oysa ülkeyi 22 yıldır yönetenler ülkedeki özgürlükleri kısıtlıyorlar. Gençler konsere gitmek istiyor, konserler yasaklanıyor. Festivallere gitmek istiyorlar, festivaller yasaklanıyor. En çok kullandıkları platformlar yasaklanıyor. Üniversitelerine kayyumlar atanıyor. Ne giyeceklerine ne yiyeceklerine karışıldığı ortamlar, olur olmaz yaklaşımlarla gençler her geçen gün biraz daha endişeleniyorlar.
“GENÇLER VALİZLERİ KAFADA TOPLAMIŞ. VALİZLERİN GERÇEKTEN TOPLANMASI 15 DAKİKA İŞ”
Gençlerin yurt dışı ile ilgili hayaller kurduklarına işaret Özel, şöyle konuştu:
‘Beka sorunu… Dış güçler gelecek. Türkiye’yi de hesap yapıyorlar. Türkiye ile ilgili hayal kuruyorlar. Türkiye’yi işgal edecekler’ diye söylüyorlar. Esas beka sorunu; dış güçlerin buraya gelip burada hesap yapması, bu topraklarla ilgili hayal kurması değil, bizim dört gencimizden üçü o dış güçler dediğimiz ülkelerde hayal kuruyor. Gençler valizleri kafada toplamış. Valizlerin gerçekten toplanması 15 dakika iş. Ama kafada toplandıysa çok tehlikeli. O yüzden bizim gençleri bu ülkede tutmamız -elbette isteyen gider. Biz vize serbestisi getireceğiz. Biz Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne (AB) soktuğumuzda gençlerimiz dünyanın her yerine, özellikle Avrupa’ya vizesiz gidecekler. İstedikleri gibi gezecekler. Türkiye’ye gezer gibi bütün Avrupa ülkelerini gerçekler. Okumaya gidecekler. Kısa süre çalışmaya gidecekler. Ama tamamen gitmek, ‘Gerekirse orada garson olurum ama ben buradan kurtulmak istiyorum’ yaklaşımlarına karşı biz gençlere ümit vermek istiyoruz.
“GENÇLER SANDIĞA SAHİP ÇIKARSA O ZAMAN HER ŞEYİ DEĞİŞTİREBİLİRİZ”
Özgür Özel, “Onlara şöyle seslenmek istiyorum.” diyerek şunları kaydetti:
“Enseyi karartmayın. Umutsuzluğa kapılmayın. Bu ülkeyi Atatürk bana emanet etmedi, partinin genel başkanına. Askerdi ama orduya bile emanet etmedi, gençlere emanet etti. Emanete hep birlikte sahip çıkacağız. Bu ülkeyi Atatürk’ün istediği gibi gelişmiş bir ülke yapacağız. Gençlerimizin istediği gibi özgür ve mutlu bir ülke haline getireceğiz. Bunun yolu demokrasiye sahip çıkmaktır. Dünyanın bütün diktatörleri, bütün kötü adamları, bütün kötü yöneticileri; gençleri yıldırıp sandıktan uzaklaştırmaya çalıştılar. Sonra istediklerini yaparlar o ülkeye. Gençler sandığa sahip çıkarsa, ki gençlerin yüzde 80’i artık bu iktidar değişsin istiyor, o zaman her şeyi değiştirebiliriz. Gençler sandığa sahip çıkarlarsa kendi geleceklerine sahip çıkmış olacaklar.”
]]>Özel, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ Dijital Deneyim Müzesi’nde, “Kentleri Gençler Yönetecek-Dijital Gençlik Buluşması”na katıldı.
Son günlerde beka sorununun sürekli gündemde olduğunu belirten Özel, bu yüzyılın beka sorununun ülkedeki gençlerin başka bir ülkeye gitmek için hayal kurmasıyla oluştuğunu söyledi.
Özel, bugün 4 gençten 3’ünün kafasında bavullarını topladığını vurgulayarak, “Anketlerde gençlerin yüzde 70’i ‘Fırsatını bulursam yurt dışına gitmek, oraya yerleşmek ve orada kalmak istiyorum.’ diyor. Bu memleketin en büyük beka sorunu bu. Beka sorununu kendimize, gençlere inanarak, ülkenin geleceğine dair iddia koyarak çözeriz. Sesimin eriştiği tüm gençleri, hangi görüşten olurlarsa olsunlar siyasete, uygun görmeleri durumunda da CHP’ye davet ediyorum.” diye konuştu.
“Cumhuriyet sizlere emanet”
CHP’nin gençlerin siyasette önlerindeki bütün engelleri kaldıracağını ve onlara her türlü olanağı sağlayacağını aktaran Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Partinin Genel Başkanı olarak sorumluluğum sizlerden az çünkü partinin kurucusu Cumhuriyet’i bana emanet edip gitmedi. Demedi ki CHP’nin genel başkanlarına, büyükşehir belediye başkanlarına, genelkurmay başkanlarına emanettir. Orduya bile emanet etmedi. Başkomutanı olduğu orduya emanet etmek en kolayıydı ama kimselere emanet etmedi. Biz de sizlere inanıyoruz, güveniyoruz. Cumhuriyet sizlere emanet. CHP de sizin partinizdir. Her iki emanete de sahip çıkmanızı bekliyoruz.”
“Siyasette gençlere çok güveniyorum”
Özgür Özel, 5 yıl önce İstanbul’un gençlerinin verdikleri oydan memnun olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:
“Okuduğum araştırmalarda, 5 yıl önce Ekrem İmamoğlu’na oy vermiş gençler tekrar veriyor ama vermemiş gençlerin de çok önemli bir kısmı İmamoğlu’na yöneliyor. Gençler emeğin karşılığını veriyor. O yüzden siyasette gençlere çok inanıyorum, güveniyorum. Bu seçimde bütün genç adaylarımızı her yaştan Atatürk’ün gençlerine emanet ediyoruz. Bütün kadın adaylarımızı ise önce kadın seçmenlere sonra da ‘Atatürk’ü seviyorum, Cumhuriyet’e sahip çıkıyorum.’ diyen herkese emanet ediyoruz. Gençlere ve kadına oy vermek Cumhuriyet’e oy vermektir, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ortaya koyduğu vizyona oy vermektir. Genç adaylarımıza, bilhassa genç kadın adaylarımıza çok inanıyorum. Hepsini başta kadınlara ve her yaştan Cumhuriyet’in gençlerine emanet ediyorum.”
“Gençler, kendi geleceğinize el koymanızı bekliyoruz”
Gençlerin önünü sonuna kadar açacaklarını aktaran Özel, “CHP Atatürk’e ve yüz yıl önce kurulan genç Cumhuriyet’e yakışır bir parti haline gelecek. İlk adımı cesaretle ve hep beraber attık. Bundan sonraki adımları yine hep beraber ve cesaretle atacağız. ” dedi.
Özel, gençlik kollarının birbirine sahip çıkmasının çok önemli olduğunun altını çizerek, “CHP’de gençlerle ilgili adımlar bugün başlamadı. Önceki Genel Başkanımız Sayın Kılıçdaroğlu döneminde gençlik kolları ve kadın kotasının tüzüğe girdiğini hatırlayalım. En önemli beklentim seçilen genç belediye başkanlarına ve belediye meclis üyelerine, gençlik kollarının destek olmasıdır. Gençlerin önünü açacak olan şey sizlerin başarısı olacaktır. Gençler, kendi geleceğinize el koymanızı bekliyoruz. Bütün partilerde ’40 yaşın üstündekiler gitsin, 40 yaş altındakiler kalsın.’ diye bir darbe yapılsa ‘Ben buna varım.’ derim.” ifadelerini kullandı.
“Gençleri CHP üyesi olmaya davet ediyoruz”
Siyasetin erkek egemen ve belli bir yaşın üzerindekiler tarafından yapıldığını dile getiren Özel, “Türkiye’nin yaş ortalaması 34 ise Atatürk’ün partisi, Cumhuriyet’in partisi,Türkiye’ye demokrasiyi getiren parti CHP de 34 yaşında olacak. Şu anda 43 yaşındayız, 34’e çekene kadar mücadeleye devam edeceğiz.” dedi.
Özel, CHP’de genç ve kadın olmanın dezavantaj değil avantaj olduğu bir sürecin başladığına dikkati çekerek, “Eğitim ve liyakatin çarçur edileceğini kimse düşünmesin. Bunun için bütün gençleri CHP üyesi olmaya ve dijital demokratik katılım platformlarında yerlerini almaya davet ediyoruz. Bir yıl sonra eğer amaçladığımızı başarabilirsek, dünyadaki siyasi partiler CHP’deki dijitalleşmeyi ve gençleşmeyi konuşuyor olacaklar.” şeklinde konuştu.
]]>Vali Selçuk Aslan mesajında “18 Mart Şehitleri Anma Günü’nü idrak etmenin onur ve gururunu yaşıyor. ‘Çanakkale geçilmez’ dedirten, vatan için her bir cephede şehadet şerbetini içerek feda-i can eyleyen tüm şehitlerimizi milletçe minnet, rahmet ve saygı ile anıyoruz. Çanakkale vatan toprağında açan her bir çiçeğin yaprağında, ülkenin her bir taşında, Cumhuriyet’in her yeni yaşında bir anlamdır. Bir dik duruştur. Milletin azim ve iradesinin vatan olma yolculuğundaki en büyük başlangıçtır. Kahramanlıktır. Kahramanlarının sonsuzluğudur. Geleceğe açılan kapının geçmişe duyulan en büyük minnetidir. Milletin vatanına sonsuz tutkusu ve kahramanlarına duyduğu saygıdır. Vatan toprağına emanet edilen canlar için edilen duadır, duaya eşlik eden hasret gözyaşıdır. Vatan için edilen şükürdür, daha çok çalışmaktır. Çanakkale bir ruhtur. Vatan olma yolculuğunda tarihin en büyük ve parlak sayfasıdır. Çanakkale geçilmeyen, geçilemeyecek olan asrın imzasıdır. Evladını vatan bağrına emanet eden annedir, yare duyulan bitmeyen hasrettir. Düşmanın denize döküldüğü yerdir. Dönmeyi düşünmeden içilen şehadet şerbetidir. Bayrağa rengini veren kızıllıktır. Bayrağın her dalgasında kınalı kuzulara sarılma hissidir. Yorgun düşmüş bir milletin var oluş mücadelesidir. Kadın, erkek, çocuk, genç, yaşlı demeden her canın kalbinin attığı yerdir. Her bir vatan evladının emanete sahip çıkma biçimidir. Emanetin güvenle gelecek nesillerle inşa edildiği yarındır. Düşmana karşı savaşılan, insana karşı nazik olunan insanlık dersidir. Dirilişten kurtuluşa uzanan ömürlük bir onurdur. Bu milletin şanlı tarihinin en güçlü örneğidir. Zaferin ezgisi, sonsuzluğun destanıdır Çanakkale. Sadece Çanakkale mi? tarihimizin her deminde vatanımızın bağımsızlığı, milli birlik ve beraberliğimiz uğruna sergilenen eşsiz kahramanlıklarla yazılan destanların her bir satırında emekleri olan, şanlı tarihimizin sayfalarına altın harflerle işlenen aziz şehitlerimiz milletimizin gönlünde müstesna bir yere sahiptir. Bu vatan için şehit olmak ulaşılabilecek en ulvi makamdır. Bu unvanla şereflenen kahramanlarımızın ve kıymetli ailelerinin hakkını ödeyemeyiz. Bizler onları her daim başımızın tacı bilerek aziz hatıralarını yüreğimizde şükranla taşıyoruz. Milletçe şunun farkındayız ki şehitlerimizin ve gazilerimizin emsalsiz fedakarlıkları neticesinde kanlarıyla korudukları kutsal vatanımız bizlere emanettir. Oturduğumuz her sofrada, attığımız her güçlü adımda haklarının olduğunu bildiğimiz şehitlerimizin bu güzide emanetine sahip çıkmak, yükseklere çıkarmak ve geleceğe taşımak için sorumluluğumuzu güçlü bir inanç ve kararlılıkla taşıyoruz. Bizleri millet yapan değerlerimizi daima canlı tutmaya ve gelecek nesillere aktarmaya devam ediyoruz. Bu duygularla Çanakkale Zaferi’nin 109. yıldönümünü kutluyor, 18 Mart Şehitler Günü’nde bu aziz toprakları bize emanet eden tüm şehitlerimizi ve başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kahramanlarımızı rahmet, şükran ve minnetle anıyorum. Ruhları şad, makamları ali olsun” ifadelerinde bulundu. – DÜZCE
]]>Hırka-i Şerif’in, ramazanın ilk cuma günü ziyarete açılması vesilesiyle cami bahçesinde düzenlenen törene, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, İstanbul Valisi Davut Gül, Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan, Veysel Karani’nin 59. kuşaktan torunu Barış Samir ile ailesi ve protokol üyeleri katıldı.
Hırka-i Şerif Camisi İmam Hatibi Recep Köksal’ın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan törende konuşan Erbaş, Al-i İmran Suresi’nin 31. ayetini aktararak, Allah’ın insanları sevmesinin yolunun Hz. Muhammet’e itaatten geçtiğini dile getirdi.
Ayette de bunun ifade edildiğini aktaran Erbaş, “Bizim hem Allah’ı sevmemiz hem Peygamberimize itaat etmemiz, onu sevmemiz Kur’an’ın bir emridir. Bunu aklımızdan hiç çıkarmayalım. Peygamber Efendimiz olmasaydı biz İslam’ı nasıl öğrenecektik? Biz namaz kılmayı nasıl bilecektik? Oruç tutmayı nereden bilecektik?” diye sordu.
Erbaş, Hz. Muhammet’in Kur’an-ı Kerim’in yaşayan hali olduğunu belirterek, Kur’an’ı anlamalarını sağlayanın hadisler olduğunu söyledi.
İlk Kur’an-ı Kerim yorumcusunun Hz. Muhammet olduğuna değinen Erbaş, “O yüzden aziz kardeşlerim, işte Hırka-i Şerif, Peygamber Efendimizin hırkası, Peygamber Efendimizin o kutsal eşyaları, ayağının izi, ayak izi bile bizim için o kadar değerli ki.” dedi.
Hırka-i Şerif’i bugüne kadar taşıyanlara, muhafaza edenlere teşekkür eden Erbaş, gençlere ve çocuklara peygamber sevgisinin aşılanması gerektiğini anlattı.
Hz. Muhammed’in Veda Hutbesi’nde Allah’ın kitabını ve sünnetini emanet bıraktığını vurgulayan Erbaş, “İşte biz o yoldayız. Peygamber Efendimizin bütün insanlığa, insanlığı karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için getirdiği Kur’an’ın yolundayız.” diye konuştu.
“Nihai hedefimiz Kuran’ı yaşamaktır”
Erbaş, Kur’an-ı Kerim’in ramazan ayında indiğinin altını çizerek, şunları kaydetti:
“Peygamber Efendimiz, Kur’an’ı 23 sene boyunca ne çileler çekerek bütün insanlığa ulaştırdı. Onun hatırına, Peygamber Efendimizin aşkına, Kur’an’ı okumasını bilmeyenler öğrensin. Öğrenenler okusun. Okuyanlar anlasın. Nihai hedefimiz Kuran’ı yaşamaktır. Cenabıhak, Peygamber Efendimize iyi bir ümmet olma noktasında hepimizi muvaffak eylesin. Peygamber Efendimizin kutsal emanetlerini kıyamete kadar taşımayı, muhafaza etmeyi, başta Kur’an’ı Kerim ve sünnet-i seniyyesi olmak üzere hepimize nasip eylesin.”
Katılımcıların hep birlikte dua etmesinin ardından Hırka-i Şerif’i ziyarete açıldı.
Hırka-i Şerif’i görmek için cami bahçesinde vatandaşlar uzun kuyruklar oluşturdu. Ziyaret sırasında bazı vatandaşlar duygusal anlar yaşadı.
Ziyaretçilerden Fatma Eskiyunus, Allah’ın buraya gelmeyi kendisine nasip ettiğini söyledi.
Gönül Yorulmaz, duygularının yüksek olduğunu kaydederek, dualarının kabul olmasını diledi.
Her yıl, Hırka-i Şerif’in ziyarete açıldığı ilk gün geldiğini anlatan Suzan Aracı, “İsterse 1000 kişi olsun. Bu sırayı bekler, girerim. Sabah 07.00’de, çok erken gelirim. Ramazan boyunca haftada 3 gün buradayım. Yarın yine eşimle beraber buradayım. O çalıştığı için bugün gelemedi.” diye konuştu.
Ramazanda her gün ziyaret edilebilecek
Hırka-i Şerif, ramazan boyunca hafta içi saat 10.00-17.00, hafta sonu ise 09.00-17.30 arasında ziyaret edilebilecek.
Kutsal emanet, 5 Nisan’da idrak edilecek Kadir Gecesi’nde teravih namazının ardından saat 03.00’e kadar görülebilecek.
9 Nisan Salı’ya denk gelen arife günü, ikindi namazı sonrasında ziyaretler dualarla sonlanacak.
Engelli, hasta, yaşlı ve hamile olanlar, ziyaretlerini sıra beklemeden görevli refakatinde yapabilecek.
Hırka-i Şerif
Hz. Muhammed’in vasiyetiyle Veysel Karani’ye hediye edilen kutsal emanetlerden olan Hırka-i Şerif, 1851 yılından bu yana Fatih ilçesindeki adına yaptırılan Hırka-ı Şerif Camii’nde muhafaza ediliyor.
Hz. Muhammed’in emaneti Hırka-i Şerif, Veysel Karani’nin 58. ve 59’uncu kuşak torunları tarafından korunarak ziyarete açılıyor.
]]>Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Bağcılar’da düzenlenen Memur-Sen İstanbul Teşkilat Buluşması’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Program’a Kurum’un yanı sıra Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Memur-Sen İstanbul İl Başkanı Cesur Öztürk ve çok sayıda vatandaş katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program protokol konuşmalarıyla devam etti. Kurum’a konuşması sırasında vatandaşlar alkışlarla eşlik etti. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
“Emekçilerimizin tazminatı da teminatı da Murat Kurum’dur”
Memur-Sen ailesiyle her zaman gurur duyduklarını belirten Murat Kurum, büyükşehir tazminatı bekleyen memurların destekçisi olacağını söyledi. 31 Mart akşamı emekçilerin sevineceğini ifade eden Kurum, “Kıymetli Memur-Sen Başkanım buradaki kardeşlerimizin tercümanı oldu. Çok duygulu bir konuşma yaparak emekçimizin bizden beklentisini ifade etti. Büyükşehir’de yaşayan tüm emekçilerimizin tazminatı da teminatı da Murat Kurum’dur. Bu kardeşiniz sizin her zaman yanınızda olacak. Sizlerin eksiği, ihtiyacı, beklentisi, talebi neyse onu gerçekleştiren tarafta olacak. Biz böyle gördük, böyle öğrendik ve bundan sonra da bu anlayışla çalışacağız. Sizlere şöyle bir bakıyorum ve görüyorum. Bu salondaki kardeşlerimizin gözlerinde 31 Mart’ın coşkusu, heyecanı ve zaferin müjdesi var. İyi ki varsınız, iyi ki Memur-Sen’imiz var. İyi ki dava arkadaşlarımız var. 31 Mart akşamı herkes sevinecek, işçi emekçi kardeşimiz sevinecek. 31 Mart akşamı İstanbul’u özgürlüğüne kavuşturacağız. 5 yıldır üzülen, kırılan İstanbul’un 571 yıllık onurunu gururunu Memur-Sen’li kardeşlerimizle ayağa kaldıracağız” dedi.
“Afetlerde, aşılmaz dağların eteklerini birlikte tırmandık”
“Yol arkadaşlığımız İstanbul’da da devam edecek” diyen Murat Kurum, “Memur-Sen, 20-30 yıllık değil, 1000 yıllık kadim bir duruştur. Tüm hizmet kollarıyla ve Genç-Memur-Sen’iyle 1 milyonu aşan üye sayısıyla Türkiye’mizin en büyük sivil toplum kuruluşu olan büyük Memur-Sen ailesiyle her zaman gurur duyduk. Sizlerin başarılarından her zaman mutluluk duyduk. Bugün, Memur-Sen’imiz kurulduğu günkü kararlılık, sabır ve samimiyet daha da güçlenerek yoluna devam ediyor. Bakanlık dönemimde her fırsatta beraberdik. Afetlerde, aşılmaz dağların eteklerini birlikte tırmandık. Yangınlarda, geçilmez sarp yolları birlikte aştık. Sellerde, en kötü anlarda birbirimize omuz verdik. Allah’ın izniyle bu yol arkadaşlığımız İstanbul’umuzda da devam edecek” şeklinde konuştu.
“Emekçimizin İBB hizmetlerinden faydalanması için adımlar atacağız”
Kurum, ideal şehir ve model İstanbul vizyonunu, “Biz belediyeciliğin nasıl olması gerektiği konusunda, sizlerin ve medeniyetimizin rehberliğini çok kıymetli görüyoruz. Çünkü biz ideal bir şehir, model bir İstanbul istiyoruz. Bizim medeniyetimizde ideal şehir, her şeyden önce değerler etrafında şekillenir. Şehir adaletli bir toplumsal düzeni sunmalıdır. Komşuluk hukukunu korumalıdır. Eşitliği ve insan haklarına saygıyı eksiksiz karşılamalıdır. İnşallah göreve geldiğimizde her bir İstanbullu için ‘eşit hizmet, adaletli düzen’ diyen bir belediyecilik yapacağız. İstanbul’umuzda, toplumsal dayanışmayı en yüksek seviyeye çıkaracağız. Yoksullara yardım etmek, yetimlere sahip çıkmak, muhtaçlara destek olmak en büyük şiarımız olacak. Tüm işlerimizde açık ve şeffaf olacağız. Temel insan haklarına en yüksek saygıyı göstereceğiz. Her vatandaşımızın onur ve haysiyetini koruyacağız. Doğal kaynaklarımızı gelecek nesillere emanet olarak bırakma düşüncemizi, daima muhafaza edeceğiz. Bilgiye, eğitime, kültüre, sanata ve sağlığa çok önem vereceğiz. Sağlık çalışanlarımızın ihtiyaçlarını gidereceği adımlar atacağız. Hastane çalışanlarımızın, şehir hastanelerinde kalan hasta yakınlarının kantinlerden kurtularak İBB hizmetinden faydalanmasını sağlayacağız. Ulaşımda da, konut fiyatlarının düşeceği alanda da emekçimizin yanında olacağız. İnancımızın bir gereği olarak hoşgörü ve çeşitliliği daima önemseyeceğiz. İnsanımızın yaradılışına, fıtratına ters tek bir şehircilik adımı dahi atmayacağız. Buranın altını çiziyorum. Kendi menfaatimizi değil, İstanbulluların menfaatini gözeteceğiz. İşte medeniyetimizin emrettiği bu ilkelerle çalışarak İstanbul’un 571 yıllık onurunu, gururunu düştüğü yerden yeniden ayağa kaldıracağız” sözleriyle anlattı.
“Bugün İstanbul’u yönetenlerde güvenilir adam duruşu yok”
İstanbul için ‘medeniyetin başkenti’ ifadesini kullanan Murat Kurum, “Peki yeniden ayağa kalkmanın formülü nedir? İnancımızın emri olan emanet şuurudur, şehre hizmetin ekseni olan şehreminliktir. Açık söylüyorum. Bugün İstanbul’u yönetenlerde emanet şuuru, güvenilir adam duruşu yoktur” diyerek mevcut İBB yönetimini ve yöneticilerini eleştirdi.
“31 Mart’ta gümbür gümbür geliyoruz”
İstanbul’un en büyük emanet olduğunu vurgulayan Kurum “İstanbul en büyük emanettir. Çünkü bu milletin mazisi, bugünü ve yarınıdır. İstanbul bize ecdadımızın, tarihin emanetidir. İstanbul bize ‘Bu şehir daima benimdir’ diyen Sultan Fatih’in emanetidir. Bu şehir bize ‘Medeniyetimizin başkenti İstanbul’dur’ diyen Erbakan hocamızın emanetidir. Bu şehir bize dava ve aksiyon adamı şanlı şehidimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun emanetidir. İstanbul bize ‘Kutlu İstanbul, şanlı hatıralar galerisidir’ diyen Mehmet Akif İnan’ın emanetidir. İstanbul bize bu şehrin en büyük sevdalısı liderimiz, genel başkanımız, Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın emanetidir. Ben inanıyorum ki bu emanet, 31 Mart’ta tarih şuuruna, millet şuuruna sahip olan bu emin ellere yeniden teslim edilecektir. Bunu her yerde coşkuyla görüyoruz. 31 Mart’ta gümbür gümbür geliyoruz. Yarı zamanlı belediye başkanı görecek. Onu süresiz tatile göndereceğiz. Bir de bunların eş genel başkanı var. Adı Özgür ama özgür değil. 31 Mart’ta CHP eş genel başkanlığını bırakacak ama nereye gider bilmiyoruz. Onu siyasetin tozlu raflarına göndereceğiz” ifadelerine yer verdi.
“Bizi arayanlar milletin yuvalarını yaparken bulacak”
İstanbul için de 650 bin konutun dönüştürülmesi gerektiğini belirten Kurum, sözlerine, “Biz sadece İstanbul’da değil, 81 ilimizin en ücra köşelerinde bile bu şuurla koşmuş adamlarız. Milletimizle el ele verdik gece gündüz çalıştık. Elazığ, Malatya ve İzmir’deki depremlerde, Antalya ve Muğla’daki yangınlarda, Kastamonu, Sinop, Rize, Bartın ve Trabzon’daki sellerde, asrın felaketinde, milletimizin tüm zor zamanlarında yanında olduk. O şehirlere sözler verdik. Muhalefet o zaman, ‘biz bunları bedava ve hızlı yapacağız’ dedi. Ne oldu? 28 Mayıs’ta milletimiz yine eserden, gerçekten yana tavrını koydu. Bunların boş vaatlerine aldanmadı. Milletimiz şunu çok iyi biliyor; AK Parti yapar. Murat Kurum söz verdiyse, gece gündüz çalışır o yuvaları yapar. 31 Mart’tan sonra da bizi arayanlar hiçbir zaman algıda, reklamda bulamayacak. Bizi arayanlar milletin yuvalarını yaparken bulacak. Bizi arayanlar yerin üstünde dönüşüm, yerin altında metro şantiyelerinde bulacak. Bizi arayanlar İstanbul’un 39 ilçesinde millet bahçeleri yaparken bulacak. Bizi hiç kimse polemik yaparken göremeyecek. Bizi arayanlar temel atarken, açılış yaparken bulacak. Biz hiçbir zaman kirli pazarlıkların, iftiraların, dedikoduların tarafında olmayacağız. Biz hep millet için yapan, millet için üreten tarafta olacağız” diyerek devam etti.
“Senin itirazın tek devlete, tek bayrağa, tek millete, tek vatana”
Murat Kurum, mevcut İBB Başkanı’nın rabia işareti ve Cumhur İttifakı seçmeniyle alay etmesine de tepki gösterdi. 31 Mart’taki seçimlerde vatandaşın İmamoğlu’na demokrasi tokadı atacağını söyleyen Kurum, “Bu ilgisiz ve beceriksiz belediye başkanı gibi olmayacağız. En son ne yaptığını hatırlayın. Rabia işaretimizle dalga geçerek, Cumhur İttifakı seçmenini aşağıladı. Milletimizin değerleriyle alakası olmayan, kendini bilmez adam. Kibri aklının önüne geçmiş CHP’li mevcut İBB Başkanı, milletin değerleriyle dalga geçmeye utanmıyor musun? Senin o parmakların sayısına değil, manasına itirazın var. Senin itirazın tek devlete, tek bayrağa, tek millete, tek vatana. Bu aziz millet sana, 31 Mart’ta o ellerle öyle bir demokrasi tokadı atacak ki, elini öyle sallayıp tatile gönderecek ki sen de ne olduğunu şaşıracaksın. Bizi özgürlüğe kavuşturacakmış. Sen önce dön aynaya bak, etrafında, masanda kimlerle birlikte hareket ediyorsun. Sen kimlerle yol yürüyorsun önce ona bak” dedi.
“Haksız yere işten atılan herkesi 31 Mart akşamı geri çağıracağız”
CHP’li İBB yönetimindeki işçi çıkartmalarını hedef alan Murat Kurum, haksız çıkartılan emekçilere seslendi. 1 Nisan itibarıyla kimseyi işinden etmeyeceğini dile getiren Kurum, “Ne dedik? İstanbul emanettir dedik. Ama bu emanet sadece bana ve teşkilatımıza bırakılmadı. Hepimizin çok çalışması gerekiyor. Mesele Murat Kurum meselesi değil. 1 Nisan’dan itibaren daima ‘Yarınından Emin, Güçlü Memur’ diyeceğim. Memur kardeşlerimizin derdini, kendi derdim yapacağım. Biz tek yürek, tek yumruk olacağız. Memurumuzun hak arama mücadelesine daima destek vereceğiz. Haksız yere görevden alınan tüm kardeşlerimizi geri çağıracağız, geri alacağız. ‘Kimseyi haksız yere işinden, ekmeğinden etmeyeceğiz, işçinin emekçinin yanındayız’ dediler. Büyükşehir belediyesinde, ilçe belediyelerinde çalışan emekçi kardeşlerim kartlarının çalışmadığını gördüler. Sebepsiz yere işten atıldıklarını gördüler. Ekmeği, emeği elinden alınan kardeşlerimiz üzüldü. Sen bir insanın ekmeğiyle neden oynuyorsun? Çocukları için, ailesi için fedakarca çalışan insanları haksızca işinden attın. Haksız yere işten atılan herkesi 31 Mart akşamı geri çağıracağız ve göreve alacağız. Kimseyi de haksız yere ekmeğinden, işinden etmeyeceğiz, biz onlar gibi değiliz” diye konuştu.
“Bunun rakibi kendisi”
İBB yönetiminin metro performansını da eleştiren Kurum, mevcut Başkana “Muhalefetten ve ilgisiz belediye başkanından İstanbul’la alakalı bir şey duydunuz mu? ‘8 kilometre metro yaptın’ diyoruz, bir şey demiyor. Çünkü o kadar yaptı. 5 bin 500 konut yaptın diyoruz sesi çıkmıyor. Çünkü o kadar yaptı. Sancaktepe’de metro yapacakmış. Sen onu benim külahıma anlat. Açılmış tünele hafriyat döken, 10 metro ihalesinin 3’ünü iptal eden sen değil misin? Millet zor zamandayken, ailem var diyerek tatile giden sen değil misin? Bizim ailemiz yok mu, işinden ettiğin insanların ailesi yok mu? Bunun rakibi kendisi.” Diye seslendi.
“İstanbul’da yaşayan memurlarımız için toplu ulaşımda iyileştirmeler yapacağız”
Memur ve emekçiler için hazırlanan sosyal projelerini anlatan Kurum “Çalışan memurlarımızın evlatları için her mahallemize 7 gün 24 saat esasıyla çalışan birer kreş yapacağız. Benim memur kardeşim gece mesailerinde, çocuklarını düşünmeyecek, büyükşehrin emin ellerine, şefkatli personeline teslim edecek. Gözü arkada kalmayacak. İstanbul’umuzda evden işe, işten eve gitmenin bir çileye dönüştüğü günler son bulacak. Bu yüzden İstanbul’da yaşayan memurlarımız için toplu ulaşımda iyileştirmeler yapacağız. İstanbul’da yaşamak memurlar için külfet olmayacak. Başkanımla birlikte karar alıp, uygulayacağız. Yeni metro hatları, kavşaklar, tüneller, otobüs ve metrobüslerle trafik sorununu memurumuzun, insanımızın gündeminden çıkaracağız” dedi.
“Memurlara ve emekçimize özel sosyal konut projeleri yapacağız”
Memurlara konut müjdesi veren Kurum, konuşmasında “Sizlerin daha güvenli ve sağlıklı evlerde yaşaması için, afetlere dirençli bir İstanbul için 5 yılda yatay mimariyi ve komşuluk ilişkilerini esas alan 650 bin konut inşa edeceğiz. Memur kardeşlerimin de 100 bin sosyal konuttan faydalanmaları için gerekli adımları atacağız. Yüksek kiralara karşı memur kardeşlerimizi korumak ve ev sahibi yapmak için memurlara ve emekçimize özel sosyal konut projeleri yapacağız. Memurlarımızın İstanbul’da ev sahibi olması için yanınızda olacağım. Biz hep ne diyoruz; ‘İman varsa imkan da vardır.’ Bugün çözülemez denilen ne kadar sorun varsa, bu kardeşiniz çözecek. 5 yıl önce yarım bırakılan ne varsa yeniden başlatacak. 5 yıldır durdurulan İstanbul’u yeniden şaha kaldıracak. İstanbul’un sorunlarını biz çözeriz, daha önce yaptık. Geleceğimizi hep birlikte inşa edelim” ifadelerini kullandı.
“Kılıçdaroğlu ’emekçiye sahip çıkacağız’ dedi, belediye başkanı bin 400 sözleşmeliyi işten çıkarttı”
Murat Kurum’un projesi için “Sayın başkanımızın emekçilere sosyal konut, kreş gibi destekleri çok değerli” diyen Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, CHP’li belediyenin işten çıkarmalarına da tepkisini “Geçen seçim sonrasındaki işçi kıyımı bizi çok zorladı. Biz o zaman bu seçim geçer, 5 yıl biter demiştik. Her yerde afişe edeceğimizi söylemiştik ve şimdi o zaman geldi. Bunlar sözleşmeli memuru attılar. Emekçiyi sürdüler. Sayın Cumhurbaşkanı’mıza gittik ‘bu ruhsat kötü kullanılıyor ve istifaya zorlanıyor’ dedik. Talimat verdi ve düzeltildi. Sürgünlerin önüne geçildi. Ama belediye birimleri arasında milletin başını döndürdüler. Cumhurbaşkanımız ile yaptığımız son görüşme sonrasında 460 bin kişinin kadroya geçişi oldu. 5 yıl geçti, 31 Mart’a gidiyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu ’emekçiye sahip çıkacağız’ demişti. Belediye başkanı bin 400 sözleşmeliyi işten çıkarttı ve sonra da kıyımlar devam etti. ‘Emekçiyi kucaklayacağız’ dediler, ama kundakladılar. Bizlere hizmet edenin, emekçiyi destekleyenin yanında olacağız” sözleriyle ifade etti. – İSTANBUL
]]>