TÜRKİYE Afet Müdahale Planı kapsamında, tatbikat gereği merkez üssü Bursa olan 6.7 büyüklüğündeki depremden etkilenen 5 il arasında yer alan Yalova’daki tatbikat, gerçeğini aratmadı. Vali Hülya Kaya, kentte ilk kez bu kadar kapsamlı bir tatbikat gerçekleştirildiğini söyleyerek, “Temel hedefimiz, burada yapmış olduğumuz planın ne kadar uygulanabilir olduğunu sahada görmek istiyoruz. Çünkü depremi yaşadıktan sonra hataları görmek insan hayatına mal oluyor” dedi.
Yalova’da, Türkiye Afet Müdahale Planı kapsamında, AFAD Başkanlığı tarafından 24 saat süre ile gerçek zamanlı ve saha uzantılı olmak üzere, ‘Bursa Bölge Tatbikatı’ gerçekleştirildi. Bu kapsamda senaryo gereği merkez üssü Gemlik olan, 6.7 büyüklüğündeki depremde, Türkiye Afet Müdahale Planı gereğince, şehirde bulunan ilgili tüm kurum ve kuruluşlar ile tatbikat yapıldı. Sabah saat 09.30’da siren sesiyle başlayan tatbikat ile Vali Hülya Kaya ve ilgili tüm kurumların müdürleri, 112 Afet ve Acil Durum Koordinasyon Merkezi’ne gelerek toplantı yaptı. Vali Kaya, burada müdürlerden aldığı bilgiler doğrultusunda planlama yaparak tatbikatı sürdürdü. Senaryo gereği saat 09.30’da meydana gelen deprem sonrasında, koordinasyon merkezinde gerçekleştirilen toplantının ardından, saat 09.45 itibarıyla ilk verilere göre, kent merkezinde 33, Armutlu ilçesinde 26, Termal ilçesinde 4, Çınarcık ilçesinde 4, Çiftlikköy ilçesinde ise 5 olmak üzere toplam 72 betonarme bina çöktü. Yıkılan yapıların içerisinde 335 vatandaşın yaşadığı tespit edildi. Kent merkezinde yıkılan 33 binadan 2’sine arama- kurtarma ve sağlık ekipleri sevk edilirken, depremin meydana geldiği an itibarıyla, şehir merkezinde emniyet, jandarma, AFAD ve itfaiye personeli olmak üzere 6 ekip, Altınova’da 2 ekip, Çiflikköy’de 2 ekip, Termal’de 1 ekip, Armutlu’da 2 ekip, Çınarcık’ta 2 ekip olmak üzere toplamda 9 ekip saha analizi çalışmasına başladı.
Tatbikata ilişkin açıklamada bulunan Vali Hülya Kaya, “Bugün Bursa merkezli 6.7 büyüklüğünde gerçekleşmiş olan depremin tatbikatını gerçekleştiriyoruz. Yalova’da, ilk defa bu kadar kapsamlı bir tatbikat yapıldı. Sabah saat 09.30’da gelen haber üzerine Afet Koordinasyon Merkezi’ne geldik. Çalışma arkadaşlarımızla da 7 dakika içinde merkezde toplandık. Takım arkadaşlarımıza haber ettik. Yazılmış olan senaryoya göre, 72 tane binanın hasar gördüğü tespit edildi. Bunu nasıl tespit ettik. Emniyetimiz, jandarmamız, itfaiye, arama kurtarma ekiplerimiz ilk etapta hemen sahaya çıktı. Birkaç tane binanın hasar gördüğünü gözlemledikten sonra bizlere bildirdi. Daha sonrasında acil müdahale etmemiz gereken binaları tespit ettik. Buralara da şimdi arama- kurtarma ekiplerini yönlendireceğiz” dedi.
‘DEPREMİ YAŞADIKTAN SONRA HATALARI GÖRMEK İNSAN HAYATINA MAL OLUYOR’
Deprem sonrasında hataların görülmemesinin insan hayatına mal olacağını belirten Vali Kaya, önlemlerin felaket öncesinde alınması gerektiğine dikkat çekip, tatbikatın önemine değinerek, şunları söyledi:
“Temel hedefimiz burada yapmış olduğumuz planın ne kadar uygulanabilir olduğunu sahada görmek istiyoruz. Bu yapmış olduğumuz çalışmayla nerelerde hata olduğunu, nerelere daha çok takviye yapmamız gerektiğini görmüş oluyoruz. Sadece burada değil Bursa, Kocaeli, aynı zamanda İstanbul’da da bu tatbikat gerçekleştiriliyor. Buradan da şu çıkıyor, biz bu depremden etkilendiysek çevremizdeki iller de etkilendi. Bize yardıma gelecek ekiplerin çevre illerden olmayacağının da farkındayız. Dolayısıyla eşleşen 10 ilden yardımların gelmesini bekliyoruz. Depremin bize vermiş olduğu zararı hızlı şekilde tespit edip bunu AFAD ile koordineli şekilde ilgili yardım isteyeceğimiz illerle koordineli olmak istiyoruz.”
]]>Odunpazarı Belediyesi Kanlıkavak Parkı’nda gerçekleştirilen 3’üncü Uluslararası Odunpazarı 3D Gençlik Festivali’nde farklı alanlardan birçok topluluk stant açarak vatandaşların sorularını cevapladı ve sohbet etti. Gelenekselleşen etkinlik, birçok vatandaşın yoğun katılımı ile gerçekleşti. Binlerce vatandaşın ve onlarca topluluğun katıldığı etkinliğe Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt da katılarak stantları ziyaret etti. Farkındalık oluşturmak ve toplumun daha da sosyalleşmesi için düzenlendiği öğrenilen etkinliğe Eskişehir’deki bütün tiyatro ekiplerinin de katıldığı gözlemlendi. Entegre Tiyatro, Odunpazarı Belediyesi Tiyatro ekibi ve birçok ekip stantlarda yerini aldı.
“Yeni arkadaşlarla tanışıp insanları sosyal hayata entegre ediyoruz”
Entegre Tiyatro ekibinin kurucu üyesi olan Sefa Sevindik, etkinliğin amacının dayanışma, diyalog ve dinleme şeklinde olduğunu belirterek, “Biz de aslında tiyatro yaparken yeni arkadaşlarla tanışıp insanları sosyal hayata entegre edip gençlere fırsat vermeye çalışıyoruz. Bu festivalde de bizim amaçlarımızla örtüşen bir konsept var. Biz de bu festival kapsamında atölyeler yapıp insanlara diyaloğun önemi, birbirini dinlemenin önemiyle alakalı farkındalık oluşturacak atölyeler ve etkinlikler yaptık. 3D Gençlik Festivali’nde de bu yönde etkinlikler oluyor. Bizi de bu yönde destekliyorlar. Bizim için şu an her şey istediğimiz gibi geçiyor. Sosyal bir farkındalık oluşturduğumuzu düşünüyoruz” ifadelerine yer verdi.
“Odunpazarı bölgesindeki insanların özellikle bu yönde ihtiyaçlarının olduğunu gördük”
Doğaçlama tiyatro oyuncusu Sefa Sevindik, tiyatro yapmaya gönüllü, istekli insanların çok olduğu gözlemlendiğini belirterek, “Bizden atölye talep ettiler. Ücretsiz bir atölye düzenleyeceğiz. İsim topladık insanlardan. Odunpazarı bölgesindeki insanların özellikle bu yönde ihtiyaçlarının olduğunu gördük. Oyunlarımıza talep vardı ve bazı vatandaşlar, isimlerini yazdırıp biletlerini aldılar. Hatta bir dernekle anlaşıp sosyal yardım projesi kapsamında bir oyun düzenleyecekler. Biz de burada bu oyunu destekleyip elde ettiğimiz geliri de derneğe bağışlayıp belediye, dernek ve biz beraber fayda oluşturacak bir proje yapacağız. Onun dışında da bu etkinliği tertip eden, düzenleyen Odunpazarı Belediyesi’ne ve Kazım Kurt’a teşekkür ederiz” şeklinde konuştu.
“Bu etkinlik neticesinde vatandaşların genel anlamda tiyatroya bir ilgisi oldu”
Etkinliğe katılımın beklediğinden çok daha fazla olduğunu belirten reji ve tiyatro oyuncusu Fatih Özcan, bütün tiyatro ekiplerin stantlarda görev aldığını belirterek, “Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’na denk gelmesi de çok güzel oldu. Bizim adımıza aşırı eğlenceli geçiyor. İnsanlar birbiriyle tanışıyor. Diğer tiyatro ekipleri birbiriyle etkileşim halinde. İnsanların gelip merak etmesi ve bize sorular sorması çok güzel oluyor. Stantları gezmesi tiyatroyla ilgili, doğaçlamayla ilgili meraklarını sormaları bizim adımıza da bayağı anlamlı. Bu etkinlik neticesinde vatandaşların genel anlamda tiyatroya bir ilgisi oldu. Mesela tiyatro yapmak isteyen insanlar var. Bu işle uğraşmak isteyen insanlar var. Gelip konuşuyorlar, başvurabiliyorlar, kimi ekip burada alım yapıyor, kimisi merak edip soruyor. Tiyatroda sahnede oynamak isteyenler için büyük bir avantaj” ifadelerine yer verdi. – ESKİŞEHİR
]]>2022 yılında rejim karşıtı bir protestoya katılan ve daha sonra kendisinden haber alınamayan 16 yaşındaki Nika Şakarami’nin cesedi dokuz gün sonra bulunmuş, hükümet intihar ettiğini iddia etmişti.
BBC rapordaki iddiaları İran hükümeti ve Devrim Muhafızlarına sordu, ancak yanıt gelmedi.
“Çok Gizli” ibareli rapor, Nika’nın davasıyla ilgili olarak, ülkenin İslami kurumlarını savunan güvenlik gücü Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan bir duruşmayı özetliyor. Raporda Nika’nın katillerinin ve gerçeği gizlemeye çalışan üst düzey komutanların isimleri de yer alıyor.
Rapor, güvenlik güçlerinin Nika’yı alıkoyduğu gizli bir minibüsün arkasında yaşananlara ilişkin rahatsız edici ayrıntılar içeriyor. Bunlar arasında, güvenlik görevlilerinden birinin Nika’nın üzerinde otururken onu taciz ettiği, kelepçeli tutulan Nika’nın tekmeleyerek ve küfrederek karşılık verdiği ve bunun üzerine görevlilerin onu copla dövdüğü var.
Nika Şakarami’nin kaybolması ve ölümü geniş yankı uyandırdı ve fotoğrafı İran’da kadınların özgürlük mücadelesinin simgelerinden biri oldu.
22 yaşındaki Mahsa Amini adlı kadının başörtüsünü düzgün takmadığı suçlamasıyla Eylül 2022’de polis gözetimindeyken aldığı darbeler nedeniyle ölümünün ardından Kadın, Yaşam, Özgürlük hareketi doğmuş, sokak protestoları İran’ın dört bir yanına yayılmıştı.
Bu protestolardan birinde kaybolan Nika’nın cesedini ailesi 9 gün sonra bir morgda buldu. İranlı yetkililer Nika’nın ölümünün gösteriyle bağlantılı olduğunu reddetti ve soruşturmalarını yürüttükten sonra intihar ederek öldüğünü söyledi.
Nika kaybolmadan hemen önce 20 Eylül akşamı Tahran’ın merkezindeki Lale Parkı yakınlarında bir çöp konteynırının üzerinde başörtüsü yakarken görüntülenmişti.
Etrafındaki diğer kişiler İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’e karşı “diktatöre ölüm” sloganları atıyordu.
Raporun anlatımına göre gösteriyi izleyen birkaç gizli güvenlik birimi vardı.
Bunlardan biri olan Ekip 12, “alışılmadık davranışları ve sürekli cep telefonundan yaptığı aramalar nedeniyle” genç kızın liderliğinden şüpheleniyordu.
Ekip, bunu teyit etmek için ajanlarından birini protestocu kılığında kalabalığın içine gönderdi, o da Nika’yı tutuklamak için ekibini çağırdı, ama Nika kaçmıştı.
Teyzesi daha önce BBC Farsça’ya Nika’nın o gece bir arkadaşını arayarak güvenlik güçleri tarafından takip edildiğini söylediğini anlatmıştı.
Rapora göre Nika yaklaşık bir saatin ardından, tekrar görüldükten sonra gözaltına alındı ve ekip aracı olarak kullanılan plakasız bir dondurucu minibüsüne bindirildi.
Nika arka bölmede üç ekip üyesiyle – Araş Kalhor, Sadık Moncazi ve Behruz Sadegi – birlikteydi. Ekip liderleri Murtaza Celil önde şoförün yanındaydı.
Rapora göre ekip Nika’yı götürecek bir yer bulmaya çalıştı. Yakınlardaki geçici bir polis merkezini denemişler ama aşırı kalabalık olduğu için geri çevrilmişler.
Bunun üzerine arabayla 35 dakika uzaklıktaki bir gözaltı merkezine gitmişler ve komutan önce Nika’yı kabul etmiş ama sonra “sürekli küfredip slogan attığı” için fikrini değiştirmiş.
Daha sonra rapor için müfettişlerle konuştuğunda, “O sırada karakolda 14 kadın tutuklu daha vardı ve diğerlerini de kışkırtabilirdi. Bir isyana neden olmasından endişe ediyordum” demişti.
Rapora göre Murtaza Celil tavsiye almak için bir kez daha Devrim Muhafızları Karargahı ile temasa geçti ve kendisine Tahran’ın kötü şöhretli Evin Cezaevi’ne gitmesi söylendi.
Yolda, minibüsün karanlık arka bölümünden gelen çarpma sesleri duymaya başladığını söyledi.
Faillerin ifadeleri
Arkada Nika ile bulunan görevlilerin belgede özetlenen ifadeleri, neler olduğunu yansıtıyor.
Bunlardan biri olan Behruz Sadegi, gözaltı merkezi tarafından geri çevrilen Nika’nın minibüse geri bindirildiğinde küfretmeye ve bağırmaya başladığını söyledi.
“Araş Kalhor çoraplarıyla ağzını tıkadı ama Nika debelenmeye başladı. Sonra Sadık [Moncazi] onu dondurucunun üzerine yatırdı ve üzerine oturdu. Durum sakinleşti.”
“Ne olduğunu bilmiyorum ama birkaç dakika sonra küfretmeye başladı. Hiçbir şey göremiyordum, sadece kavga ve dayak seslerini duyabiliyordum.”
Araş Kalhor ise daha da tüyler ürpertici ayrıntılar verdi.
Telefonunun ışığını kısa süreliğine açtığında Sadık Moncazi’nin “elini kızın pantolonunun içine soktuğunu” gördüğünü, bundan sonra kontrolü kaybettiklerini söyledi.
“[Bunu] kimin yaptığını… bilmiyorum ama… copun sanığa [Nika] vurduğunu duyabiliyordum… Tekmelemeye ve yumruklamaya başladım ama bizimkilere mi yoksa sanığa mı vurduğumu gerçekten bilmiyordum.”
Ancak Sadık Moncazi, Araş Kalhor’un mesleki kıskançlıktan kaynaklandığını söylediği ifadesini yalanladı. Elini Nika’nın pantolonuna soktuğunu inkar etti ama Nika’nın üzerinde otururken “tahrik olduğunu” ve kalçasına dokunduğunu kabul etti.
Bunun üzerine Nika’nın – elleri arkadan bağlı olmasına rağmen – kendisini tırmaladığını ve yere düşürdüğünü söyledi. “Yüzüme tekme attı, ben de kendimi savunmak zorunda kaldım” dedi.
Murtaza Celil minibüsün kabininden şoföre kenara çekmesini emretti.
Arka kapıyı açtığında Nika’nın cansız bedeniyle karşılaştı. “İyi durumda olmayan” yüzündeki ve kafasındaki kanı temizlediğini söyledi.
Nika’nın ölüm belgesinde de “sert bir cisimle aldığı darbelerin neden olduğu çoklu yaralanmalar” nedeniyle öldüğü belirtiliyor.
Ekip lideri Murtaza Celil ne olduğunu öğrenmeye çalışmadığını itiraf etti.
“Sadece onu nasıl nakledeceğimi düşünüyordum, kimseye soru sormadım. Sadece ‘Nefes alıyor mu?’ diye sordum. Sanırım Behruz Sadeki ‘Hayır, öldü’ diye cevap verdi.”
Elinde bir cesetle Celil, Devrim Muhafızları’nın karargâhını üçüncü kez aradı. Bu sefer kod adı “Naim 16” olan daha kıdemli bir subayla konuştu.
Naim 16, soruşturmaya ifadesinde “Zaten karakollarımızda ölümler oluyordu ve bu sayının 20’ye çıkmasını istemiyordum. Onu üsse getirmek hiçbir sorunu çözmeyecekti” dedi.
Celil’e onu “sokağa atmasını” söyledi. Celil, Nika’nın cesedini Tahran’ın Yadigar-ı İmam otoyolunun altındaki ıssız bir sokağa bıraktıklarını söyledi.
Rapor, minibüsün arka bölümündeki kavgaya bir cinsel saldırının neden olduğu ve 12. Ekip’in saldırılarının Nika’nın ölümüne neden olduğu sonucuna varıyor.
“Üç cop ve üç şok tabancası kullanılmıştır. Hangi darbenin ölümcül olduğu belli değil” deniyor.
Sorumlular cezalandırılmadı
Hükümetin Nika’ya dair açıklamaları raporla çelişiyor. Cenazesinden yaklaşık bir ay sonra devlet televizyonu, Nika’nın bir binadan atlayarak öldüğü sonucuna varan resmi soruşturmaya yer vermişti.
Nika’nın annesi Nesrin Şakarami daha sonra bir BBC belgeselinde yetkililerin protestocuların ölümleriyle ilgili iddiaları için “Hepimiz yalan söylediklerini biliyoruz” dedi.
Bazen resmi İran belgeleri gibi görünen ve internette dolaşan materyallerin sahte olduğu anlaşıldığından, BBC Eye sadece raporun içeriğini değil, güvenilir olup olmadığını da inceledi.
Eski bir İran istihbarat subayı, belgenin var olduğunu ve rapor numarasından 2022’de hükümet karşıtı protestocularla ilgili bir dava dosyasının parçası olduğunun anlaşıldığını söyledi.
Eski istihbarat subayının Devrim Muhafızları’na erişimi sayesinde, Nika’nın cesedinin atılması emrini veren “Naim 16″nın bu kurumda görev yapan Yüzbaşı Muhammad Zamani’nin kod adı olduğu bilgisi verildi.
Nika’nın ölümüyle ilgili raporda özetlenen ve beş saat süren duruşmaya katılanlar arasında bu isim de var.
Devrim Muhafızları ve İran hükümeti iddialara yanıt vermedi.
Bildiğimiz kadarıyla Nika’nın ölümünden sorumlu olan kişiler cezalandırılmadı.
Hizbullah güçleri
Belgede bunun nedenine dair bir ipucu da var. Duruşmaya katılan 12. Ekip’in tamamı raporda listelenmiş. İsimlerinin yanında ait oldukları grup yer alıyor: “Hizbullah”.
Burada kastedilen İranlı paramiliter grup Hizbullah ve aynı adı taşıyan Lübnanlı grupla ilgisi yok. Bu grubun üyeleri Devrim Muhafızları tarafından kullanılmakta ancak raporun da kabul ettiği gibi bazen onun yetki alanı dışında faaliyet gösterebiliyor:
“Yukarıdaki kişiler Hizbullah güçlerine mensup olduklarından, gerekli taahhüt ve güvenlik garantilerinin alınmasının ötesinde bu davanın takibi mümkün olmamıştır” deniyor.
Devrim Muhafızları subayı Naim 16’ya yazılı bir kınama cezası verildiği de belirtiliyor.
Birleşmiş Milletler’in bilgi toplama misyonuna göre, İran’daki Kadın, Yaşam, Özgürlük protestoları sırasında 551 protestocu güvenlik güçleri tarafından öldürüldü ve bunların çoğu silahla vuruldu.
Protestolar birkaç ay sonra güvenlik güçlerinin baskıları nedeniyle azaldı. Bunun ardından İran ahlak polisinin faaliyetlerinde bir durgunluk yaşandı, ancak bu ayın başlarında İslami kıyafet kurallarının ihlaline yönelik yeni baskılar başladı.
Tutuklananlar arasında Nika’nın ablası Ayda da var.
]]>Hisarönü Mahallesi Değirmenyanı mevkiinde SAR Arama Kurtarma Derneği Muğla İl Yönetimi tarafından eğitim alanında Muğla ilçelerinden katılan 35 kişilik ve tamamı gönüllülerden oluşan ekibe AFAD koordinesinde verilen tatbikat eğitiminin ikinci gününde AFAD çağrısı üzerine bölgeye intikal, BO (Base of official) alanı kurulumu, arama ve kurtarma ekiplerinin yağmur altında çalışmaları, BO alanındaki koordinasyon ve planlama üzerine eğitimler yapıldı. Eğitimde arama kurtarma köpekleri de görev alırken, arama kurtarma faaliyetleri devam ederken senaryo gereği enkaz altında kalanların yakınlarının telaşı da canlandırıldı.
‘Uluslararası kurallara göre planlama yapıyoruz’
SAR Arama Kurtarma Derneği Bodrum Koordinatörü Mert Başarır “Muğla il temsilciliğimizin hafif akreditasyon, kentsel arama kurtarma eğitimlerini yaparak yeni gelen gönüllülerimizi akreditasyona hazırlıyoruz. Burası akreditasyon sisteminde BO alanı olarak geçer. SAR olarak gelirsiniz afet bölgesine en yakın kurabileceğiniz, en mantıklı yere çadırlarımızı kurup ekibinizi buradan yönlendirirseniz burası da bizim alanımız. Her afette olduğu gibi bazı sorunlarla karşılaşabiliyoruz. Dolayısıyla güvenlik olayını da had safhada tutuyoruz. Girişlerde ve çıkışlarda gördüğünüz gibi güvenlik arkadaşlarımız duruyor. Yönetim çadırlarımızı burada uzun afetler için, konaklama çadırlarımızı burada bu şekilde hazırlanıyoruz. Uluslararası kurallara göre kurulmuş bu alanımız da 35 kişilik ekibimizin içinde ulaşım ekibimiz, lojistik ekibimiz, mutfak ekibimiz, banyo sanitasyon, medikal ekibimiz ve arama kurtarma ekiplerimiz mevcut. Arama kurtarma ekiplerimizi değişmeli olarak sahada tutuyoruz. Onun dışında güvenlik ekibimiz ve dinlenmekte olan ekibimiz, diğer lojistik depo alanı sorunlarımız hepsi burada bu alanında oluyorlar’ şeklinde bilgi verdi.
“Önce teorik bilgi sonra uygulama eğitimi verildi’
AFAD Koordinesinde SAR Muğla İl temsilciliği tarafından verilen ve 48 saat süren Kentsel Arama Kurtarma Eğitimi, koordinasyon tatbikatı ile ilgili bilgi veren Muğla İl temsilcisi ve eğitmen, Doktor Onur Güney Yılmaz ” Aynı zamanda derneğin genel olarak merkez yönetimde görev alıyorum. Bütün medikal süreçler, tıbbi süreçler benim üzerinden, koordinasyon benim üzerinden ilerliyor. Cuma gecesinden itibaren ekibin konaklamasını yaptık. Ardından teorik eğitimlerle başladık. Teorik eğitimlere daha önce de vermiştik yine de kısa bir özet geçmemiz gerekiyor. Ekibin ne yapacağına dair eğitim başlıkları, öncelikle intikal, bir afet çağrısı geldiğinde ekibin toplanması, bu ekibin toplanıp hazırlıklarını ivedilikle tamamlayıp afet bölgesine çıkışa hazır hale gelmesi. Çıkarken doğru şekilde araçların olay yerine intikal etmesi. Olay yerinde ilk önce kurmaları gereken operasyon üssünün kurulumu, ardından operasyon tamamlanıp afetten müdahale etmeleri gereken ihbar adresini aldıklarından sonra kurtarma ekibinin ihbar bölgesine, enkaz bölgesine intikal etmesi ve enkaz sürecinde yapacakları işlerin eğitimini yaptık” dedi.
‘Eğitimler devam edecek’
SAR Arama Kurtarma Derneği Marmaris Koordinatörü Erdal Yaşar 48 saatlik eğitim tatbikatı için ‘Bugün ikinci etaptayız. Aabahleyin bir AFAD’tan acil çağrı aldık. Vermiş oldukları koordinatlara ekiplerimiz araçlarıyla intikal etti. Daha sonra harekat üstümüz denilen BO alanımızı kurduk. Yönetim çadırımızı, lojistiği kurduk daha sonrasında ekipmanlar taşındı. bu burada aslında çalışan arkadaşlarımızın hepsi yeni gönüllülerimiz. Yani entegrasyon devlete entegre olacak, AFAD da entegre olacak, akreditasyon süreçlerine girecek bir ekip bu. Yaklaşık 35 kişilik bir ekibimiz ve depremde arama kurtarma ve hafif seviye olarak geçiyoruz biz ve tek yıldız arama kurtarma olarak geçiyoruz. ” diyerek enkazdan arama, kurtarma ve içeride bir yaralı var ise nasıl kurtarılıp sağlık ekiplerine teslim edileceğinin eğitimin sürdüğünü belirtti. – MUĞLA
]]>MUĞLA – Muğla’nın Bodrum ilçesinde 3 gün boyunca süren otomobil yarışında Ali Türkkan-Oytun Albayrak Genel klasman 1’incisi oldu. Karya Otomobil Spor Kulübü tarafından düzenlenen Petrol Ofisi Maxima 2024 Türkiye Ralli Şampiyonası üçüncü ayağı Rally Bodrum nefes kesen bir mücadeleye sahne oldu. 7’den 70’e insanların akın ettiği yarışlar ödül töreniyle sona erdi. Jandarma 185. yılına özel etabında en iyi zamanı yapan Türkkan-Albayrak, jandarma özel ödülünü de kazanırken, ekip aynı zamanda sınıf 3 birinciliğinin de sahibi oldu.
Cuma günü Bodrum’da başlayan ve 3 gün boyunca süren Rally Bodrum için mücadele eden otomobiller görsel şölen oluşturdu. Bodrum’un bir ucundan diğer ucuna kadar yarışan pilotlar zaman zaman nefes kesti. Özellikle köy yollarından ve köylerden geçen otomobilleri köy halkı ise pür dikkat izledi. Çizilen rotada Bodrum İlçe Jandarma ekipleri ve Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı ekipler üst düzey güvenlik önlemi alarak güvenliği sağladı. Kıyasıya geçen mücadelenin ardından Castrol Ford Team Türkiye takımından Ali Türkkan-Oytun Albayrak ekibi Genel klasmanda 1’inci oldu. Genel klasman 2’ncisi ise GP Garage My Team’den Ümit Can Özdemir-Kutay Ertuğrul ekibi oldu. Mücadelede 3’üncülüğü Parkur Racing takımından Kerem Kazaz-Corenitn Slyverstre ekibi oldu. Kazaz-Slyverstre, gençler birinciliğinin yanı sıra organizasyon TECNO özel ödülünü de kazandı. Bodrum ve Milas’ın doğal güzelliklerini gözler önüne seren asfalt zeminli etaplara 2 gün süren 476 kilometre uzunluğundaki rallinin Markalar birincisi Castrol Ford Team Türkiye olurken, Takımlar birinciliğini de GP Garage My Team elde etti.
Muğla Büyükşehir Belediyesi, Bodrum Kaymakamlığı, Milas Kaymakamlığı, Bodrum Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü ve Bodrum Belediyesi tarafından desteklenen sponsorların ve Bodrum Gazeteciler Cemiyeti katkıları ile gerçekleştirilen organizasyon finiş seremonisi ile sona erdi. Törende dereceye giren sporcular Muğla İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Ali Gemalmaz, Bodrum Kaymakamı Mustafa Çit, Bodrum İlçe Jandarma Komutanı Gökhan Kurgan, Bodrum Belediye Meclis Üyeleri Abdullah Engin Başol ve Seha Ergene ile sponsor firma yetkililerinden aldılar.
Yarışın Sınıf 4 ve İki Çeker birinciliğini Atış Motorspor’dan Refik Bozkurt-Soner Tamer elde ederken, Sınıf 5 birincisi Hypco Neo Motorspor’dan Kübra Denizci Keskin- Onur Vatansever, Master pilotlar birincisi GP Garage My Team’den Uğur Soylu, kadın pilotlar birincisi Burcu Çetinkaya kadın co-pilotlar birincisi İtalyan Fabrizia Pons oldular. 35 yaş üzeri klasik ralli otomobillerine açık historic klasmanında Parkur Racing’den Kemal Gamgam-Orkun Demir bir zafere daha imza atarken, ikinciliğin sahibi Fiat 131 S ile Ahmet Tınkır- Rafet Yılmaz ekibi oldu.
Bu yıl Celal Gülerhan anısına düzenlenen TOSFED Ralli Kupası klasmanında ise Ankaralı genç ekip Berkay Erdoğan-Muhammed Mataracı birinciliğe uzanırken ekip aynı zamanda Kategori 4’te ilk sırada yer aldı. Taner Oruç-Onur Sırımoğlu ikinci ve Kategori 2 birincisi, Sencan Kırıkkaya-Tezcan Başar da üçüncü oldular. Kategori 3’te en hızlı ekip Alp Atak-Alperen Tetik olurken, kadın pilotlar birinciliğini kızı Zeynep Tümerkan ile yarışan Çiğdem Tümerkan, kadın co-pilotlar birinciliğini de Faruk Sayın ile yarışan Cansu Açar kazandı.
]]>Cuma günü Bodrum’da başlayan ve 3 gün boyunca süren Rally Bodrum için mücadele eden otomobiller görsel şölen oluşturdu. Bodrum’un bir ucundan diğer ucuna kadar yarışan pilotlar zaman zaman nefes kesti. Özellikle köy yollarından ve köylerden geçen otomobilleri köy halkı ise pür dikkat izledi. Çizilen rotada Bodrum İlçe Jandarma ekipleri ve Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı ekipler üst düzey güvenlik önlemi alarak güvenliği sağladı. Kıyasıya geçen mücadelenin ardından Castrol Ford Team Türkiye takımından Ali Türkkan-Oytun Albayrak ekibi Genel klasmanda 1’inci oldu. Genel klasman 2’ncisi ise GP Garage My Team’den Ümit Can Özdemir-Kutay Ertuğrul ekibi oldu. Mücadelede 3’üncülüğü Parkur Racing takımından Kerem Kazaz-Corenitn Slyverstre ekibi oldu. Kazaz-Slyverstre, gençler birinciliğinin yanı sıra organizasyon TECNO özel ödülünü de kazandı. Bodrum ve Milas’ın doğal güzelliklerini gözler önüne seren asfalt zeminli etaplara 2 gün süren 476 kilometre uzunluğundaki rallinin Markalar birincisi Castrol Ford Team Türkiye olurken, Takımlar birinciliğini de GP Garage My Team elde etti.
Muğla Büyükşehir Belediyesi, Bodrum Kaymakamlığı, Milas Kaymakamlığı, Bodrum Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü ve Bodrum Belediyesi tarafından desteklenen sponsorların ve Bodrum Gazeteciler Cemiyeti katkıları ile gerçekleştirilen organizasyon finiş seremonisi ile sona erdi. Törende dereceye giren sporcular Muğla İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Ali Gemalmaz, Bodrum Kaymakamı Mustafa Çit, Bodrum İlçe Jandarma Komutanı Gökhan Kurgan, Bodrum Belediye Meclis Üyeleri Abdullah Engin Başol ve Seha Ergene ile sponsor firma yetkililerinden aldılar.
Yarışın Sınıf 4 ve İki Çeker birinciliğini Atış Motorspor’dan Refik Bozkurt-Soner Tamer elde ederken, Sınıf 5 birincisi Hypco Neo Motorspor’dan Kübra Denizci Keskin- Onur Vatansever, Master pilotlar birincisi GP Garage My Team’den Uğur Soylu, kadın pilotlar birincisi Burcu Çetinkaya kadın co-pilotlar birincisi İtalyan Fabrizia Pons oldular. 35 yaş üzeri klasik ralli otomobillerine açık historic klasmanında Parkur Racing’den Kemal Gamgam-Orkun Demir bir zafere daha imza atarken, ikinciliğin sahibi Fiat 131 S ile Ahmet Tınkır- Rafet Yılmaz ekibi oldu.
Bu yıl Celal Gülerhan anısına düzenlenen TOSFED Ralli Kupası klasmanında ise Ankaralı genç ekip Berkay Erdoğan-Muhammed Mataracı birinciliğe uzanırken ekip aynı zamanda Kategori 4’te ilk sırada yer aldı. Taner Oruç-Onur Sırımoğlu ikinci ve Kategori 2 birincisi, Sencan Kırıkkaya-Tezcan Başar da üçüncü oldular. Kategori 3’te en hızlı ekip Alp Atak-Alperen Tetik olurken, kadın pilotlar birinciliğini kızı Zeynep Tümerkan ile yarışan Çiğdem Tümerkan, kadın co-pilotlar birinciliğini de Faruk Sayın ile yarışan Cansu Açar kazandı. – MUĞLA
]]>Önümüzdeki sezondan itibaren Türkiye Basketbol 2. Ligi’nde mücadele edecek olan Göztepe Erkek Basketbol Takımı, Başantrenör Şahin Ateşdağlı ile anlaştı. Gürsel Aksel Stadyumu’nda düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Ateşdağlı, “Büyük bir camiada tekrar çalışacağım için çok mutluyum. Sizler gibi bu kadar bu işin içerisinde olan yıllarca bu kulübe hizmet etmiş ve dışarıdan basın olarak desteklemiş olan insanların önünde olmak benim için gerçekten çok keyifli ve gurur verici bir şey. Benim için yaklaşık 20 yıl önce burada eksik kalmış bir şey var. Bir hikaye var. O hikayeyi tamamlamak için ilk konuşmamızda sonra burada olmayı hiç uzatmadan kabul ettim. Ben yarım kalan hikayeyi bitirmek için burada olmak istediğimi ifade ettim. O açıdan benim için çok önemli bir yer olacak burası. Burada olduğum için çok mutluyum” ifadelerini kullandı.
Şahin Ateşdağlı: “İnanılmaz bir ekip var”
Doğru bir yapılanmayla nelerin yapılabileceğini yıllardır Göztepe’nin gösterdiğini dile getiren Şahin Ateşdağlı, “Şimdi basketbolda da başkanımla beraber uzaktan olsa da takip ettiğim bir yapılanma var. 3 senelik ve altı dolu ilerleyen bir sistem var. O sistem bizimle beraber tabii ki burada sadece tek başıma ben değil, kuracağımız ekiple beraber birlikte ilerleyeceğiz. Ama aynı zamanda Göztepe’yi çok yukarıya çıkaracağını düşündüğüm teknik ve idari ekip olacak. Burada en önemli şey de şu; buraya geldikçe her gün yeni bir yüzle tanışıyorum. Ama bu işin bu taşın altına elini sokmuş, burada inanılmaz çok sayıda insan var ve bu insanların hepsi çok enerjik, çok üst düzeyde bu işe enerji harcayan insanlar. Bu da çok keyif verici bir şey. Biz antrenörler açısından baktığımızda, bu enerjiyi bizim de sahada sizlere vereceğimizi, taraftarlara vereceğimizi ve hep beraber Göztepe’nin hak ettiği yer olan en üst ligde kalıcı bir şekilde altı dolu bir şekilde olacağımızı düşünüyorum. Bu konuda da bana düşen ne varsa ben elimden geleni ve aynı şekilde sahaya çıkan herkes elinden gelen her şeyi yapacak” dedi.
Başladıkları maceranın uzun bir maraton olduğunu söyleyen Başantrenör Ateşdağlı, sözlerini şöyle noktaladı:
“Bunun da göz ardı etmememiz gerekiyor. Çok kolay olmayacak bazı şeyler. Ama dediğim gibi doğru yapılanma, doğru bir yönetim ile sahada düzgün bir şekilde temsil edilerek en iyi şekilde Göztepe’yi hedeflediğimiz noktaya getireceğimizi düşünüyorum.”
Atakan Atalar: “50 kişilik ekip var”
Çok heyecanlı olduklarını dile getiren Göztepe Basketbol Şube Başkanı Atakan Atalar, “Biz gençlere önem vereceğiz. Onlar bizim için her şey. Gelecek sezondan itibaren de keyif verecek takım kuracağız. Göztepe Basketbol’un başarılı olması için arka tarafta çalışan 50 kişilik bir ekip var. Biz çok iyi bir sezon geçireceğimizi düşünüyorum. Göztepe’yi 100. yılda da şampiyon yapmayı planlıyoruz” diye konuştu. – İZMİR
]]>AFAD, arazi şartları ve yüksekliği nedeniyle müdahalenin zor olduğu teleferiklerde meydana gelebilecek kazalara karşı gerekli ekipmanları envanterinde bulunduruyor. AFAD personeli de zaman zaman teleferiklerden tahliye tatbikatları yapıyor.
Antalya’nın Konyaaltı ilçesindeki Sarısu teleferik hattında 1 kişinin hayatını kaybettiği, 7 kişinin yaralandığı kazanın ardından 174 kişinin tahliye operasyonunda, 607’si arama-kurtarma olmak üzere 2 bin 202 personel görev aldı, 304 araç, 11 ambulans, 10 helikopter, gece görüş kabiliyetine sahip dronlar, keşif ve askeri kargo uçağı kullanıldı.
AFAD’ın yanı sıra itfaiye, JAK, UMKE, 112 Acil Servis ve sivil toplum kuruluşu üyelerinin görev aldığı kurtarma operasyonunda Sahil Güvenlik Komutanlığı helikopteriyle 7 sortide 73, Hava Kuvvetleri Komutanlığı helikopteriyle de 3 sortide 24 kişi olmak üzere toplam 97 kazazede havadan kurtarıldı.
Mahsur kalan 77 kişi ise teleferik üzerinde ip hatları, uzun bombul vinç ve itfaiye merdivenleriyle tahliye edilerek sağlık ekiplerine teslim edildi.
-“Ya havadan ya da tellerin üzerinden kayarak müdahale gerekiyor”
AFAD Arama ve Kurtarma Daire Başkanı Kartal Muhcı, AA’ya yaptığı açıklamada, kazanın saat 17.28’de meydana geldiğini, 17.29’da 112 Acil Çağrı Merkezi tarafından Antalya AFAD Müdürlüğüne iletildiğini belirtti.
Antalya’daki AFAD ekiplerinin kaza noktasına kısa sürede ulaştığını anlatan Muhcı, hızlı şekilde kriz masası kurulduğunu, 607 arama kurtarma personeli görevlendirildiğini, Ankara, Erzurum ve Bursa’dan da ekiplerin bölgeye hareket ettiğini aktardı.
Kazada 25 kabinde mahsur kalanlar olduğunu belirten Muhcı, tahliye sırasında özel makara sistemleri kullanıldığını söyledi.
Muhcı, “Teleferik kazalarında ya havadan müdahale edilmesi ya da bizim yaptığımız gibi tellerin üzerinden kayarak kabinlerin üzerine inilmesi gerekiyor. Sonuçta burası sağlam bir yer değil, yıkılmış bir hat ve üzerinde tonlarca ağırlık var. En büyük sıkıntımız oydu.” diye konuştu.
Keçiören ve Bursa teleferiklerindeki tahliyelerde edindikleri tecrübeleri Antalya’da uyguladıklarını anlatan Muhcı, “Teleferik için özel makara sistemleri mevcut. Dağcılık eğitimi almış herhangi birinin gerçekleştiremeyeceği bir olaydı. Personelimizi teleferik kazalarında müdahale için yetiştirip gerekli malzemelerle, ekipmanlarla donattık. Bu sayede 174 vatandaşımızın 97’si hava, 77’si kara unsurlarıyla alındı.” ifadelerini kullandı.
Muhcı, kurtarma operasyonunun ortalama bir gün civarında süreceğini ancak sürenin arazinin durumuna göre uzayabileceğini tahmin ettiklerini ifade ederek, şunları söyledi:
“Gittiğimiz zaman, gördüğümüz olay, arazi gerçekten çok engebeli, dağlık bir alan. Yer yer araçlarla gittiğimiz yerler 70-75 derecelik eğime sahipti. Ulaşım imkanı bulunmuyordu. İlk olayda yaralanan ve vefat eden vatandaşımızı helikopterle bölgeden tahliyesini gerçekleştirdik.”
“Siz geldiğinizde buradan sağ salim kurtulacağımızı anlamıştık”
Kabinlerde mahsur kalanlarla iletişim kurduklarını dile getiren Muhcı, dronlarla halatlarda inceleme yaptıklarını, kabinlerin içerisinde kalanların sayılarını belirlediklerini aktardı.
Muhcı, “Vatandaşların, dronları, helikopterleri ve ekiplerimizi gördüğünde ‘Siz geldiğiniz zaman buradan sağ salim kurtulacağımızı anlamıştık.’ demeleri ekibimize ciddi bir motivasyon kaynağı oldu. Ekiplerimiz teknolojinin bütün imkanlarını kullandı. Dünyada hangi ekipman, hangi donanım var ise bütün ekiplerimiz bu donanımlara sahipti.” diye konuştu.
Operasyonda ayrıca hava raporlarını ve rüzgarın durumunu takip ederek bütün riskleri değerlendirdiklerini anlatan Muhcı, “Bu operasyonda dünyanın en iyi ekibi oradaydı. Ekiplerimiz hiç durmadan, bitmek bilmez bir güçle 22,5 saat içinde operasyonu gerçekleştirdi.” dedi.
Helikopter pilotlarının ise pallerin oluşturduğu rüzgarın bir tehlike oluşturmaması için yüksek seviyede konuşlandığını ifade eden Muhcı, şunları kaydetti:
“Aynı anda onlarca kabinde faaliyet devam etti. Hattın ucundan giren bir personelimiz kayarak kabinlerde faaliyeti gerçekleştiriyor, oradaki vatandaşlarımızı tahliye ediyor ve sonraki kabine hareket ediyor. Sonraki ekip de ondan bir sonrakine geçerek, bu şekilde zincirleme olarak, dağcılık metotlarını kullanarak, iplerle kurtarabileceğimiz bütün kabinlerde bulunan vatandaşları kısa bir zaman içinde tahliye etti.”
]]>Türkiye Deniz Canlıları Müzesi’nin de bulunduğu Beylikdüzü Balıkçı Kenan Tesisleri sahibi balıkçı Kenan Balcı İmamoğlu aleyhinde yapmış olduğu açıklamalar sonrasında işletmesi zabıtalar tarafından ablukaya alındı ve mühürlenmek istendi. Evraklarının tam ve eksiksiz olduğunu belirten tesis sahibi Balıkçı Kenan Balcı, “İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla işletme adeta abluka altına alındı. 150 bin lira olan arazimize 1500 lira verip almaya çalışıyorlar” dedi.
Zabıta ekiplerine direnen Kenan Balcı, “Ben 15 yıldır Anadolu Caddesi üzerinde, 50 yıldır da esnaflık yapıyorum. Böyle bir şey ilk defa gördüm. Zabıta ekipleri talimatla işletmemizi mühürlemeye geliyorlar. Bizlere de ‘bu mühür sembolik’ diye ifadelerde bulunuyorlar. Gündüz ayrı ekip, gece ayrı ekip geliyor. zabıta ekipleri işlerini bırakmışlar, Balıkçı Kenan Tesisleri’ni ablukaya almışlar. Gündüz zabıta ekip araçlarla geliyorlar. Gecede vinçlerle. Bizim arazimizi, işletmemizi elimizden almak için her yolu deniyorlar” ifadelerini kullandı.
“Ben bir esnaf olarak kazanımlarımı korumak amaçlı çıktığım bu yolda her geçen gün yeni bir zulümle karşı karşıya kalıyorum” ifadelerini kullanan Balcı, “50 yıldır balıkçıyım. Esnaflık yapıyorum. İmamoğlu tarafından yaklaşık 5 yıl önce kendi tapulu arazimden bir kısmını hediye etmem istendi. Ben bu isteği reddettim. Ondan sonra isteklerini yerine getirmediğim için kapsamlı olarak yıpratma ve yıldırma kampanyası başlattılar. Kendi tapulu arazime el koydular. Metrekaresi 150 bin lira olan arazimin metrekaresini bin 500 liraya almaya çalıştılar. Biz sesimizi yükselttikçe, itiraz ettikçe onlar daha çok üstümüze gelmeye başladılar” dedi.
“Paradan kuleler yapan İmamoğlu ve ekibi istediklerine ulaşamayınca zulmün dozunu artırmaya başladı” diyen Balcı, “30 yıldır bu bölgede balıkçılık yapıyorum. Ruhsatımı kendisi verdi. Ama şimdi beni ruhsatsız balık satmakla suçluyor. Ruhsatsız olduğu gerekçesiyle işyerimi kapatmak istiyor. Bu dükkanım tam 15 yıldır aynı yerde faaliyet göstermekte. 15 yıldır sorunsuz bir şekilde çalışan işyerimi istediklerini yapmadığım için ruhsatsızdır diye ilan edip kapatmak istiyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar burada balık satmaya devam edeceğiz. Arazimi, işyerimi İmamoğlu’na yem etmeyeceğim. Bu arazimin tapularını pankart yapıp suratlarına çarpıyorum” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan yardım isteyen Balıkçı Kenan Balcı, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a seslenmek istiyorum. Erdoğan sevdalısı esnaf olarak başımıza bu işleri açan, bize çökmeye çalışan, paradan yeni kuleler yapmak isteyen, İmamoğlu ve ekibine karşı bizi koruyun. Adaletin sağlanmasına vesile olun. Hz Ömer adaletinin temsilcisi sayın Cumhurbaşkanımızdan bunu talep ediyorum. Lütfen zulme karşı yanımızda olun” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Kampüs bahçesindeki tatbikata, Diyarbakır, Ankara, Konya, Sakarya ve İstanbul başta olmak üzere çeşitli şehirlerden gelen 30 kişilik gönüllü bir ekip katıldı.
Tatbikatta ilk olarak doktor, paramedik, ebe, hemşire, lojistik personeli, medya ve dokümantasyon sorumlusu konaklama kurulumu gerçekleştirdi.
Tatbikatın ikinci ayağında da sahra hastanesinin iç malzemeleri ve ekipmanları çadırların içine yerleştirildi, elektrik ve su tesisatı ile banyo ve tuvaletler kuruldu, ardından vaka kartları baz alınarak hasta profilleri üzerine çalışma yapıldı.
Üçüncü ayak olan söküm aşamasında ise tüm birimler, ekipman ve sarf malzeme listesi oluşturarak çadır söküm işlemini tamamlayacak.
Sağlık ekiplerinin olası bir afet durumunda sahra hastanesi kurma kapasitesinin geliştirilmesi hedeflenen tatbikat, 3 aşamanın ardından son bulacak.
“Amacımız, kriz bölgesinde kimseye yük olmadan çökmüş sağlık sistemine destek vermek”
Dernek Genel Başkanı Mevlit Yurtseven, yaptıkları çalışmalara ilişkin bilgi vererek, “Dışarıdan destek almıyoruz, yiyeceğimiz dahil olmak üzere yakıt ve su hariç her şeyimizi buradan götürüyoruz kriz bölgesine. Amacımız, kriz bölgesinde kimseye yük olmadan çökmüş olan sağlık sistemine destek vermek.” dedi.
Yurtseven, tatbikatın önemine dikkati çekerek, “Tıbbi alanda acil ve afet yaklaşımı biraz daha farklı. Birincisi, daha önce planlanmış, dayalı döşeli bir sağlık tesisinde yapmıyorsunuz, çadırlarda yapıyorsunuz. Şartlar değişik olabilir, kış olabilir, yaz olabilir ve 24 saat ekip 15 gün boyunca orada geçirmek zorunda.” diye konuştu.
Çalışmaları neticesinde Dünya Sağlık Örgütünce tanınmış bir ekip olacaklarını dile getiren Yurtseven, “Herhangi bir çağrı geldiği zaman dünyanın herhangi bir yerine gidecek yetkinliğe sahip olacağız, buradaki amacımız her an hazır olmak. Bütün malzemelerimizin hazır, taşınabilir ve çalışabilir olması ve gittiğimiz yerde herhangi bir sürprizle karşılaşmamak, ekibin birbiriyle uyumlu çalışabilmesi için bu tatbikatlara ihtiyacımız var.” ifadesini kullandı.
Tatbikatı Sağlık Bakanlığı ve AFAD işbirliğinde düzenlediklerini dile getiren Yurtseven, Marmara Üniversitesinin de yer tesisinde kendilerine destek verdiğini söyledi.
Uluslararası Doktorlar Derneği Proje Koordinatörü Ahmet Fatih Ceyhan da Dünya Sağlık Örgütüne akredite bir sağlık kurumu olmayı planladıklarını, bu kapsamda Ekim 2021’den itibaren uluslararası standartlarda sağlık hizmeti vermek adına ekipleri buraya davet ettiklerini dile getirdi.
Ceyhan, ekibe katılmak üzere başvuruda bulunan gönüllüleri belirli değerlendirmelere tabi tuttuklarını ve başarılı olan adaylara bölgenin şartlarına hazırlamak üzere eğitimler verdiklerini ifade etti.
Tip 1, 2 ve 3 olmak üzere farklı seviyelerde sağlık hizmetleri olduğunu belirten Ceyhan, şunları kaydetti:
“Burada temel olarak aslında birinci basamak sağlık hizmeti veriyoruz, triyaj, poliklinik, ayakta bakım, acil, eczane, karantina birimlerimiz mevcut. Günde 12 saat minimum 100 hastaya bakabileceğimizi taahhüt ediyoruz ve bunların tabii ki standart operasyon işleyişi var, hem yerel prosedürlere uygun hem de uluslararası standartlara uygun bir şekilde biz bu hizmeti veriyoruz.”
]]>Kayseri İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı JAK timleri, Türkiye’nin önemli kayak merkezlerinden olan ve 112 kilometrelik 41 pistin bulunan Erciyes Kayak Merkezi’nde mesailerini sürdürüyor. 3 bin 917 metre yüksekliğindeki Erciyes Dağı’nda zorlu şartlarda mesailerini sürdüren ekipler, pistlerin güvenliğini sağlarken, kayak sırasında kaza yapan kayakçıların imdadına yetişiyor. Kar motoru, UTV, kar üstü araçlar ve son teknoloji endüstriyel dağcılık malzemeleri ile çalışmalarını sürdüren ekipler, kayakçıların güven kaynağı oluyor.
Erciyes Kayak Merkezi’nde Kayseri 2. JAK Tim Komutanı olarak görev yapan Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş Korhan Tomruk, arama kurtarmayı kapsayan her olayda vatandaşların hizmetinde olduklarını söyleyerek, “Jandarma Komando Arama Kurtarma Tim Komutanlığı’nın kuruluş tarihi 2000 yılındadır. 2000 yılında Erciyes Jandarma Karakol Komutanlığı’na konuşlandırılmıştır. 2018 yılında 2 tim olarak teşkil edilerek, Erciyes Jandarma Karakol Komutanlığı’nda görevine devam etmektedir. Amacımız; Erciyes Dağına zirve tırmanışı yapan ve orada yaralanıp, mahsur kalan vatandaşları tahliye etmektir. Ayrıca Erciyes Kayak Merkezi’nde düşüp, yaralanan vatandaşlarımızın ilk müdahalelerini yaparak, kar üstü motorlarıyla sağlık kuruluşlarına sevkinin sağlanmasıdır. JAK’ın görev ve alanları sadece Kayseri ili değil, tüm illeri de kapsayacak şekildedir. Ayrıca Kayseri’nin komşu illeri de olan Nevşehir, Yozgat ve Kırşehir illerinde arama kurtarma ekiplerinin yetersiz kaldığı durumlarda Valiliklerin talebiyle JAK Tim Komutanlıkları buradan takviye edilerek, oradaki olaylara müdahale edebilecek, imkan ve kabiliyetlere sahiptir. Ülkemiz Doğu Anadolu Fay Hattı, Kuzey Anadolu Fay Hattı ve Ege Grabeni gibi deprem üretebilecek fay hatlarının üzerine kurulmuştur. Biz bunların bilincindeyiz. Aldığımız eğitimler, gördüğümüz kurslar Jandarma Genel Komutanlığı tarafından bize gönderilen ekip ve malzemelerle birlikte hem depremde arama kurtarma he mahsur kalanların kurtarılması hem çığda arama kurtarma gibi birçok olaylara müdahale ederek, vatandaşlarımızın hizmetindeyiz. Bizler Türkiye genelinde meydana gelebilecek, her türlü doğal afetlere karşı her zaman hazırız. Bizlerde bunun bilincindeyiz” şeklinde konuştu. 2023 yılı içerisinde bin 200 olaya müdahale ettiklerini dile getiren Tomruk, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen merkez üssü Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan ilçeleri olan 11 ili kapsayan depremde bizler arama kurtarma olarak, görevlendirildik. İlk görev yerimiz Gaziantep Nurdağı, akabinde İslahiye ilçesi ve daha sonra oradaki görevlerimize müteakip Hatay ilinde görevlendirildik. Oradaki çalışmalarımızı yaptıktan sonra tekrardan Kayseri’ye geri döndük. 2023 yılında Erciyes Dağı zirve tırmanışı yapan ve pistlerde düşüp yaralanan yaklaşık bin 200 kişiye müdahale ettik. Bunların içerisinde yine geçen sene Eylül ayında Polonya asıllı bir vatandaşın Erciyes Dağı’na zirve yapmak için tek başına çıktığı ve 3 bin 600 rakımda mahsur kaldığı Uluslararası Acil Yardım Merkezi’nin bizlere bildirmesiyle tespit edildi. Bizler onun için süratle hazırlandık. Yaklaşık 10 saat süren bir çalışmayla dağcının mahsur kaldığı yerden güvenli bölgeye tahliyesini sağladık. Erciyes Kayak Merkezi’nde ekipman ve sayı olarak yeterliyiz. Yaklaşık 2 buçuk milyon yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği Erciyes Kayak Merkezi’nde 2. JAK Timi olarak görevliyiz. Yetersiz kaldığımız durumlarda Ankara ilinde konuşlu bulunan Jandarma Özel Asayiş Komutanlığı JAK Birlik Komutanlığı’ndan takviye ekip görevlendirilerek, buradaki görevlerimizi yerine getirmekteyiz.” – KAYSERİ
]]>Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar 13. Bölge Müdürlüğü Erzurum Şubesi ekipleri, çetin kış şartlarının etkili olduğu Erzurum’da doğal yaşamın bozulmaması amacıyla kaçak avcılarla etkin şekilde mücadele ediyor.
Mesai gözetmeden çalışan ekipler, karlı arazilerde, arazi araçlarıyla av faaliyetlerinin yapıldığı bölgelerde denetimlerde bulunarak kaçak ve usulsüz avcılığı önlemeye çalışıyor.
Dron ve fotokapan gibi teknolojik imkanlardan yararlanarak nesli koruma altındaki yaban hayvanlarının popülasyonunu artırmaya çalışan ekipler, kar kalınlığının bir metreyi bulduğu arazilerde kaçak ve usulsüz avlananlara göz açtırmamak için sık sık denetim gerçekleştiriyor.
Büyük memeli hayvanların popülasyonunun yoğun olduğu bölgelere 52 fotokapan kuran ekipler, bu cihazlardan gelen e-maillerden de faydalanarak yaptıkları denetimlerle yaban hayatını koruyor.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürü Nebi Doğan, AA muhabirine, kaçak avcılığa karşı 7 gün 24 saat esasına göre çalışma yürütüldüğünü söyledi.
Kaçak avcı ve belgesi olup da kurallara uymayan avcılara idari para ve tazminat cezası uyguladıklarını anlatan Doğan, “Son 1 yılda 8 bin kişiye denetim yaptık, kontrol sağladığımız 168 kişiye işlem yapıldı. Bu kişilere toplamda 1 milyon 250 bin lira idari ve tazminat cezası uygulandı.” dedi.
Kaçak avcılara yönelik denetim ve ihbarlar üzerine her gün sahaya ekip gönderdiklerini dile getiren Doğan, her yıl 8’inci ayda av sezonunun açıldığını, diğer yılın 3’üncü ayında kapandığını belirterek, diğer aylarda belgesi olsa da hiç kimsenin av yapamayacağını vurguladı.
“Bizde mesai yok. Sahaya çıktığımızda 2-3 saat değil bazen gece de kalabiliyoruz. Bölgede neyle karşılaşacağımız belli olmadığı için dönüş saatlerimiz belli değildir.” diyen Doğan, yıl içerisinde hemen her gün kaçak avcılara karşı ekiplerin sahaya gönderildiğini söyledi.
Fotokapanlarla hayvanların popülasyonu gözlemleniyor
Hayvan popülasyonunun artıp artmadığını öğrenmek ve kaçak avcılara karşı kullanmak amacıyla yaban hayvanlarının olduğu bölgelere fotokapan kurduklarını ifade eden Doğan, bu cihazların aylık periyotlarla kontrol edildiğini belirtti.
Yapılan çalışmaların hayati öneminin olduğunu vurgulayan Doğan, “Fotokapanlardan anlık mail de alıyoruz. Elimize ulaşan görüntüleri Genel Müdürlüğe gönderiyoruz. Fotokapanlarımızı genellikle büyük memeli hayvanların popülasyonunun yoğun olduğu bölgelere kuruyoruz. Bu sayede hayvanların popülasyonunu ve geçiş yollarının nereler olduğunu öğreniyoruz.” ifadelerini kullandı.
Doğan, fotokapanlara bugüne kadar kurt, yaban keçisi, çengel boynuzlu dağ keçisi, tilki, domuz, vaşak ve çakal gibi büyük memelilerin yanı sıra tavşan, sincap ve keklik gibi küçük hayvanların da takıldığını belirtti.
Erzurum bölgesinde kaçak avcılara karşı 52 fotokapan ve 2 dronla sürekli denetimler gerçekleştirdiklerini belirten Doğan, şunları kaydetti:
“Belli periyotlarda fotokapanları kontrol ediyoruz. Anında görüntü gönderen fotokapanlarımız var ve bazıları direkt mail gönderdiği için ilgili bölgeye ekip gönderiyoruz. Dronla takip yapıyoruz. Ulaşımın sağlanamadığı bölgelere dronla ilgili kişinin görüntüsünü alıp daha sonra polis merkezine gidip ilgili kişinin kimlik bilgilerini öğrenip o kişi hakkında gerekli yasal işlemleri yapabiliyoruz.”
]]>Arama-kurtarmanın melekleri
ANKARA’da kurulan ve deprem, sel, yangın gibi afetlerde görev alan Anda Eğitim Araştırma Yardımlaşa ve Arama Kurtarma Derneği’nin, sadece kadınlardan oluşan 27 kişilik arama kurtarma ekibi, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’ndan (AFAD) akreditasyon alan ilk kadın arama-kurtarma ekibi oldu.
Anda Eğitim Araştırma Yardımlaşa ve Arama Kurtarma Derneği, kurulduğu 2016’dan bu yana Türkiye başta olmak üzere yardıma muhtaç coğrafyalarda faaliyet yürüttü. İlk dönemlerde sadece insani yardım faaliyetlerinde bulunan dernek, 2017’den bu yana da arama kurtarma ekipleriyle; deprem, sel, yangın gibi afetlerde görev aldı. Kahramanmaraş merkezli depremlerde de bölgede görev yapan dernek, sadece kadınlardan oluşan arama-kurtarma ekibi kurdu. Üniversite öğrencilerinin yanı sıra doktor, öğretmen, memur gibi farklı meslek gruplarından oluşan 27 kişilik ekip, 28 Ocak’ta AFAD’dan ‘Hafif Seviye Arama Kurtarma Akreditasyonu’ aldı. Dernek bünyesinde eğitimleri tamamlandıktan sonra AFAD’da yapılan sınavı başarıyla geçen ekip, akreditasyon alan ilk kadın arama-kurtarma ekibi olma özelliğine sahip oldu.
‘FARKINDALIK AMACIYLA BU EKİBİ KURDUK’
Ekipte görev yapan üniversite öğrencisi Ayşenur Bergen, sadece kadınlardan oluşan bir ekibin kurulmasında iki etkenin olduğunu söyleyerek, “Kadın arama-kurtarma personelinin enkaz ya da diğer afetlerde aynı erkeklerin yaptığı gibi her işi yapabildiğini biz biliyoruz; ama bunun dışarıdan da görülmesini istedik. Aslında bir farkındalık amacıyla bu ekibi kurduk. Görev yaptığımız birçok afette karşımıza çıkan olaylar vardı. Bunlar da bizim bu ekibi kurmamıza ve sahada çalıştığımızı göstermemize vesile oldu. Annesi banyodayken depreme yakalanan bir evladın, ‘Annemi o şekilde çıkarmayın, onu kadın personel çıkarsın’ diye istekte bulunması, selde kıyafetleri çıkmış kadın cenazelerini ailelerin kadın personelin almasını istemesi bizim bu alanda var olan kadınların bir ekip olarak sınava girip akreditasyon alamıza neden oldu” diye konuştu.AFAD’ın akreditasyon sınavını başarıyla geçtiklerini anlatan Bergen, “Kırıcı ve delici gibi ağır malzemelerle çalışıyoruz. Ağır jeneratörleri bir yerden bir yere taşımamız gerekiyor. Ekip halinde olduğumuzda bunların hepsini erkekler gibi rahatlıkla yapabiliyoruz. Akreditasyon sınavı ile de bunu göstermiş olduk” dedi.
‘DEPREMDE GÖREV ALDIK’
Ekipteki birçok kadının 6 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş merkezli depremlerde de görev aldığını söyleyen Bergen, kendisinin onlardan biri olduğunu ve unutamadığı şeyler yaşadıklarını bildirdi. Bergen, depremin ilk gününde Hatay’da görev yapmaya başladığını belirterek, “Bir enkaza gittik ve orada ‘Saadet’ diye bir kız çocuğunu ve annesini kurtardık. Annesini çıkarmamız sabaha kadar süren bir çalışmayla mümkün olmuştu. Saadet’i çıkardığımızda, ‘Ben korkmuyorum ama annemi çıkarabilecek misiniz?’ diye sormuştu. Saadet, Suriye uyrukluydu. Biz ona üzerinde Türk bayrağı olan yeleklerimizden birini verdik. Onu giydikten sonra ‘Ben de Türk oldum’ dedi. Biz enkazdayken, ‘Yağmacılar gelebilir, dışarıdaki malzemelere dikkat edelim’ diye aramızda konuşurken Saadet de bizi duymuş olacak ki, dışarı çıktığında ‘Ben de polis olacağım ve sizi yağmacılardan kurtaracağım’ dedi. Bu dediği şey bizi çok etkilemişti. Çünkü bizim mazluma dokunduğumuz her el aslında Türk’ün bir yerlerde olduğunu gösteriyor” dedi.Türkiye’nin deprem kuşağında olduğunu hatırlatan Bergen, “Ülkemizde bu tür olaylar hiç bitmeyecek; çünkü deprem kuşağındayız. Sellerin de diğer afetlerin yoğun olduğu bir bölgedeyiz. Ne kadar fazla eğitimli insan olursa işler o kadar hızlı yürüyor. O yüzden kadın personelin de bu işleri daha iyi yürütebilmek adına bu işlere başlaması gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
]]>ANKARA’da kurulan ve deprem, sel, yangın gibi afetlerde görev alan Anda Eğitim Araştırma Yardımlaşa ve Arama Kurtarma Derneği’nin, sadece kadınlardan oluşan 27 kişilik arama kurtarma ekibi, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’ndan (AFAD) akreditasyon alan ilk kadın arama-kurtarma ekibi oldu.
Anda Eğitim Araştırma Yardımlaşa ve Arama Kurtarma Derneği, kurulduğu 2016’dan bu yana Türkiye başta olmak üzere yardıma muhtaç coğrafyalarda faaliyet yürüttü. İlk dönemlerde sadece insani yardım faaliyetlerinde bulunan dernek, 2017’den bu yana da arama kurtarma ekipleriyle; deprem, sel, yangın gibi afetlerde görev aldı. Kahramanmaraş merkezli depremlerde de bölgede görev yapan dernek, sadece kadınlardan oluşan arama-kurtarma ekibi kurdu. Üniversite öğrencilerinin yanı sıra doktor, öğretmen, memur gibi farklı meslek gruplarından oluşan 27 kişilik ekip, 28 Ocak’ta AFAD’dan ‘Hafif Seviye Arama Kurtarma Akreditasyonu’ aldı. Dernek bünyesinde eğitimleri tamamlandıktan sonra AFAD’da yapılan sınavı başarıyla geçen ekip, akreditasyon alan ilk kadın arama-kurtarma ekibi olma özelliğine sahip oldu.
‘FARKINDALIK AMACIYLA BU EKİBİ KURDUK’
Ekipte görev yapan üniversite öğrencisi Ayşenur Bergen, sadece kadınlardan oluşan bir ekibin kurulmasında iki etkenin olduğunu söyleyerek, “Kadın arama-kurtarma personelinin enkaz ya da diğer afetlerde aynı erkeklerin yaptığı gibi her işi yapabildiğini biz biliyoruz; ama bunun dışarıdan da görülmesini istedik. Aslında bir farkındalık amacıyla bu ekibi kurduk. Görev yaptığımız birçok afette karşımıza çıkan olaylar vardı. Bunlar da bizim bu ekibi kurmamıza ve sahada çalıştığımızı göstermemize vesile oldu. Annesi banyodayken depreme yakalanan bir evladın, ‘Annemi o şekilde çıkarmayın, onu kadın personel çıkarsın’ diye istekte bulunması, selde kıyafetleri çıkmış kadın cenazelerini ailelerin kadın personelin almasını istemesi bizim bu alanda var olan kadınların bir ekip olarak sınava girip akreditasyon alamıza neden oldu” diye konuştu.
AFAD’ın akreditasyon sınavını başarıyla geçtiklerini anlatan Bergen, “Kırıcı ve delici gibi ağır malzemelerle çalışıyoruz. Ağır jeneratörleri bir yerden bir yere taşımamız gerekiyor. Ekip halinde olduğumuzda bunların hepsini erkekler gibi rahatlıkla yapabiliyoruz. Akreditasyon sınavı ile de bunu göstermiş olduk” dedi.
‘DEPREMDE GÖREV ALDIK’
Ekipteki birçok kadının 6 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş merkezli depremlerde de görev aldığını söyleyen Bergen, kendisinin onlardan biri olduğunu ve unutamadığı şeyler yaşadıklarını bildirdi. Bergen, depremin ilk gününde Hatay’da görev yapmaya başladığını belirterek, “Bir enkaza gittik ve orada ‘Saadet’ diye bir kız çocuğunu ve annesini kurtardık. Annesini çıkarmamız sabaha kadar süren bir çalışmayla mümkün olmuştu. Saadet’i çıkardığımızda, ‘Ben korkmuyorum ama annemi çıkarabilecek misiniz?’ diye sormuştu. Saadet, Suriye uyrukluydu. Biz ona üzerinde Türk bayrağı olan yeleklerimizden birini verdik. Onu giydikten sonra ‘Ben de Türk oldum’ dedi. Biz enkazdayken, ‘Yağmacılar gelebilir, dışarıdaki malzemelere dikkat edelim’ diye aramızda konuşurken Saadet de bizi duymuş olacak ki, dışarı çıktığında ‘Ben de polis olacağım ve sizi yağmacılardan kurtaracağım’ dedi. Bu dediği şey bizi çok etkilemişti. Çünkü bizim mazluma dokunduğumuz her el aslında Türk’ün bir yerlerde olduğunu gösteriyor” dedi.
Türkiye’nin deprem kuşağında olduğunu hatırlatan Bergen, “Ülkemizde bu tür olaylar hiç bitmeyecek; çünkü deprem kuşağındayız. Sellerin de diğer afetlerin yoğun olduğu bir bölgedeyiz. Ne kadar fazla eğitimli insan olursa işler o kadar hızlı yürüyor. O yüzden kadın personelin de bu işleri daha iyi yürütebilmek adına bu işlere başlaması gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
]]>İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, ilçe merkezi ve köy okullarında eskiyen, yıpranan masa ve sıraların yenilenerek tekrar kullanılması amacıyla geçen eğitim öğretim yılının başında çalışma başlattı.
Güroymak Yatılı Bölge Ortaokulu (YBO) ile farklı okullarda görev yapan öğretmenler ile Milli Eğitim Müdürlüğü personelinden oluşan 20 kişilik gönüllü ekip hafta sonları, sömestir ve yaz tatillerinde okulların masa ve sıralarını yenilemeye başladı.
Bazen köy okullarında bazen de köylerden ilçe merkezine getirdikleri masa ve sıraların yüzeyini temizleyen, zımparalayan gönüllü ekip, ardından vernik ve cilasını yaptıkları sıra ve masaları öğrencilerin kullanımına sundu.
Kentte etkisini sürdüren soğuk havaya rağmen bugüne kadar bin takım masa ve sırayı yenileyerek okullara kazandıran ekip, yürüttükleri bu çalışmayla yeni sıra ve masa alımı için ayrılan bütçeden tasarruf edilmesini sağladı.
İlçe Milli Eğitim Müdürü Nazım Budak, AA muhabirine, 20 kişiden oluşan gönüllü öğretmen ve personelin hafta sonlarında ve tatil dönemlerinde okullardaki masa ve sıraları yenilemek için çalışma yürüttüğünü söyledi.
Bu çalışmayı sömestir ve yaz tatilinde de devam ettireceklerini belirten Budak, şöyle konuştu:
“Bu şekilde kamu kaynaklarını daha tasarruflu kullanıyoruz. Bugüne kadar bin takım masa ve sıranın onarımını yaparak tekrar kullanıma aldık. Mesafeye bağlı olarak yakın köylerdeki okulların sıralarını taşıyoruz, uzak köylere ise ekibimiz gidiyor. Öğretmen ve öğrencilerimiz bu çalışmadan memnuniyet duyuyor. Temizlenmiş, cilalanmış ve ilk haline dönüştürülmüş masa ve sıraları görünce mutlu oluyorlar. Bu çalışma, sınıf ortamını da olumlu etkiliyor. Öğretmenlerimiz, öğrencilerinden daha çok seviniyor.”
Kentte bu onarımları yapabilecek özel yerler ile meslek liselerinin bulunduğunu belirten Budak, kamu kaynaklarını daha etkili kullanmak amacıyla öğretmenlerin böyle bir sorumluluğu üstlendiğini aktardı.
Budak, “Ekipte okul müdürlerimiz, rehberlik, felsefe gibi çeşitli branşlardan öğretmenlerimiz var. Gruba dahil olduktan sonra bu işi öğrenen arkadaşlarımız bulunuyor. Hepsi el birliğiyle bu çalışmaları yürütüyor.” dedi.
“Öğrencilerimiz yeni sıra ve masaları beğeniyorlar”
Güroymak YBO Müdürü Erdal Çelik ise okulda tespit ettikleri eksiklikleri öğretmenler ve diğer personelle gidermeye çalıştıklarını dile getirdi.
Okulun eski sıra ve masalarını hafta sonu tatilinde onardıklarını anlatan Çelik, şunları kaydetti:
“Milli Eğitim Müdürümüz Nazım Budak’ın desteğiyle diğer okullarda da bu tarz çalışmalarda bulunduk. İhtiyacı olan okullar varsa mesailerimizin dışında fırsat bulduğumuzda onların da onarımlarını yapıyoruz. Bu şekilde kamu kaynaklarını geri dönüşüm yoluyla tekrar kazanmaya çalışıyoruz. Öğrencilerimiz de buna çok seviniyor, masa ve sıralarını beğeniyorlar. Cuma günü okuldan ayrıldıklarında kullanılamaz halde olan sıralarını pazartesi günü geldiklerinde yenilenmiş halde görünce mutlu oluyorlar. Onlarda da koruma alışkanlığı bu şekilde gelişiyor.”
Çelik, onarım işini sevdiğini dile getirerek, masa ve sıralardaki kötü görüntüyü düzelttiğinde mutlu olduğunu ifade etti.
Gönüllü ekipte yer alan Milli Eğitim Müdürlüğü personeli Özcan Özcanlı da boş zamanlarda ekipteki arkadaşlarıyla okulların eksikliklerini gidermeye çalıştıklarını belirterek, “Kendi çabalarımızla bir şeyler yaptığımızda mutlu oluyoruz. Eski ile yeni arasındaki farkı gördüklerinde öğrencilerimiz de mutlu oluyor.” dedi.
]]>Viyana’da yaşayan 31 yaşındaki Engelhorn, 50 Avusturyalıdan oluşacak ekibin, bu paranın nasıl dağıtılacağını kararlaştırmasını istiyor.
“Bana çok büyük bir servet, yani güç miras kaldı ve bunun için hiçbir şey yapmam gerekmedi” diyen Engelhorn ekliyor: “Üstüne üstlük devlet bundan vergi de istemiyor”.
2008 yılında miras vergisini kaldıran Avusturya, mirastan ve ölüm işlemlerinden vergi almayan az sayıda Avrupa ülkesinden biri.
Engelhorn’sa bunun adil olmadığını savunuyor.
Marlene Engelforn, Alman kimya ve ilaç şirketi BASF’ın kurucusu Friedrich Engelhorn’un soyundan geliyor ve büyükannesi Eylül 2022’de öldüğünde ailesinin serveti Marlene’e kaldı.
Amerikan Forbes dergisi, büyükanne Traudl Engelhorn-Vechiatto’nun servetinin yaklaşık 3,8 milyar euro olduğunu hesaplamıştı.
Marlene Engelforn’sa henüz mirası devralmadan önce, kendisine kalacak paranın yüzde 90’ını bağışlamayı planladığını açıklamıştı. Engelhorn’a ne kadar miras kaldığı ve 25 milyon euronun mirasın yüzde kaçına denk geldiğiyse bilinmiyor.
Kendisini “doğuştan piyango kazanmış” biri olarak tanımlayan Engelforn açıklamasında “Siyasiler işlerini yapmıyor ve zenginliği yeniden dağıtmıyorsa, ben de kendi servetimi kendim dağıtmak zorunda kalırım” dedi:
“Birçok insan tam zamanlı işlerde çalışmalarına rağmen ay sonunu zor getiriyor, çalışarak kazandıkları her bir euro için vergi ödüyorlar. Bu durumu siyasetin bir başarısızlığı olarak görüyorum. Eğer siyasiler başarısızsa, o zaman vatandaşlar kendileri çözüm bulmalı”.
“Yeniden dağıtım” ekibi nasıl seçilecek?
Miras dağıtım ekibine katılmak üzere gönderilen davet mektupları, Çarşamba günü Avusturya genelinde rastgele seçilmiş 10 bin adrese ulaşacak.
Ekibe katılmak isteyenler internet ya da telefon yoluyla kayıt yaptırabilecek.
Bu kişiler arasından 50 kişi ve 15 yedek seçilecek. Bu 50 kişi içinde 16 yaş üstü olması koşuluyla her yaş grubundan, sosyal statüden ve farklı geçmişlerden gelen insanlar olacak.
Ekip üyelerinden “toplumun geneline faydalı olabilecek çözümlere katkıda bulunmaları” istenecek.
Ekip Mart’tan Haziran’a kadar Salzburg’da akademisyenler ve sivil toplum örgütleriyle bir dizi görüşme yapacak. Ekip üyelerinin seyahat masrafları karşılanacak ve toplantılara katıldıkları her hafta sonu için kendilerine 1200’er euro ödeme de yapılacak.
Marlene Engelhorn yapılacak bu toplantıların “demokrasi için bir hizmet” olduğunu ve bu nedenle katılımcıların bu hizmetleri karşılığında ödeme alması gerektiğini savunuyor; “Veto yetkim olmayacak. Varlığımı bu 50 kişinin hizmetine sunacağım ve onlara güveneceğim”.
Peki ekipten geniş çapta desteklenen bir karar çıkmazsa ne olacak? O zaman para Engelhorn’a geri dönecek.
Avusturya’nın miras vergisini kaldırmasının üzerinden 16 yıl geçmiş olsa da bu hala tartışmalı konu.
Sosyal Demokratlar verginin geri getirilmesini istiyor, hatta bunu bu yıl yapılacak seçimler sonrası kurulacak olası bir koalisyon hükümetine katılım şartı olarak sunuyor.
Şu an iktidar koalisyonunda bulunan Muhafazakar Parti ve Yeşil Parti’yse, miras vergisinin geri getirilmesine karşı çıkıyor.
]]>BALIKESİR’in Gönen ilçesinde tatil için geldiği yazlık evinden, ‘Tina’ isimli köpeğiyle ayrıldıktan sonra haber alınamayan Korhan Berzeg (84), 200 gündür kayıp. Arama çalışmaları, 130’uncu günde sonlandırılırken, artık gelen bir ihbar da yok. Berzeg için umutlar tükenirken, soruşturmanın aileden gizli yürütüldüğü öğrenildi. Berzeg’in, 74 gün sonra eve dönen doberman cinsi köpeği Tina ise hala sahibini bekliyor. Berzeg’in eşi Angela Berzeg (82) ile İstanbul Büyükada’da yaşamaya devam eden Tina’nın, daha önce bir araç gördüğünde tepki vermediği, ancak artık yanından geçen her aracın içine baktığı öğrenilirken, aile yakınları, köpeğin bu davranışının araçla kaçırılmış olma ihtimalini güçlendirdiğini belirtiyor.
ABD’deki Dünya Bankası’nda bir dönem ‘Asya Direktörü’ olarak çalıştıktan sonra emekli olup, İstanbul Büyükada’daki evinde yaşamaya başlayan Korhan Berzeg, 2023 Mayıs’ta İngiliz eşi Angela Berzeg ile memleketi Balıkesir’in Gönen ilçesi kırsal Armutlu Mahallesi’ndeki yazlık evine geldi. 17 Haziran’da telefonunun yanı sıra kimlik ve banka kartlarını da yanına almadan, doberman cinsi eğitimli köpeği ‘Tina’ ile yürüyüşe çıkan Korhan Berzeg, geri dönmeyince eşi kayıp ihbarında bulundu. Bölgede, AFAD, Jandarma Arama Kurtarma (JAK), Ankara Jandarma Özel Asayiş Komutanlığı (JÖAK) ile gönüllü arama ve kurtarma ekiplerinin yanı sıra iz takip ve kadavra köpekleriyle arama başlatıldı.
250 KİLOMETRELİK ALAN 5 KEZ TARANDI
Dron ve İHA’ların da kullanıldığı aramalarda, 250 kilometrekarelik alan, havadan ve karadan 5 kez sil baştan aranmasına rağmen Berzeg ile köpeği bulunamadı. Gönen Cumhuriyet Savcılığı’nın talimatıyla, Korhan Berzeg’in, Armutlu Mahallesi ve İstanbul Büyükada’daki evlerinde arama yapıp, bilgisayarları inceleyen ekipler, 20 kişinin de şüpheli olarak ifadesini aldı. Olay günü ve öncesinde, Armutlu Mahallesi’nden geçen araçların plakalarını belirleyen jandarma ekipleri, 40 araç sürücüsünü de sorguladı ancak hiçbir ize ulaşamadı.
74 GÜN SONRA ‘TİNA’ EVİNE DÖNDÜ
Berzeg’in köpeği Tina, kaybolduktan 74 gün sonra, 29 Ağustos sabahı, Armutlu Mahallesi’ndeki eve geldi. Evde kimseyi bulamayan köpek, 500 metre ileride, komşularının evinin olduğu bölgeye gitti. Tina’yı görenlerin ihbarıyla, Armutlu Mahallesi muhtarı Hamit Erman, olay yerine gelip, jandarmaya bilgi verdi. Çip kontrolünde de köpeğin Tina olduğu tespit edilince Angela Berzeg, Büyükada’dan Armutlu’ya gelip, köpeği teslim aldı. Tina’nın bakımlı olduğu, üzerinde arazide kaldığına dair kir, toprak ve çamur gibi izlerin bulunmadığı, patilerinin de temiz olduğu görüldü.
TİNA, ÇALIŞMALARA KATILDI ANCAK KATKISI OLMADI
İlk olarak köpeğin yakın bölgede alıkonulurken bırakıldığı ya da kaçtığı değerlendirildi. ‘Tina’nın dışkı ve kan örnekleri incelendi; köpeğin doğada kalmadığı bulgularına ulaşıldı. Aramalara ‘Tina’ da dahil edildi. 74 gün boyunca alıkonulduğu yere gitmesi için GPS takılıp, aç bırakılan ‘Tina’, her defasında, eve geri döndü. Ekipler, Tina’nın otomobille getirilip, bulunduğu yere bırakıldığı ihtimalini araştırmaya başlarken; çalışmalarda katkısı olmayacağı düşünülen köpek, bir süre sonra Angela Berzeg’e teslim edildi. Tina, Angela Berzeg ile İstanbul Büyükada’daki evlerine döndü.
ARAMALAR 130’UNCU GÜNDE SONLANDIRILDI
Tina’nın geri dönmesinin ardından, ekip sayısı arttırıldı, arama çalışmaları 120 kişiyle yeniden başlatıldı. Ekipler, daha önce 5 kez aranan 250 kilometrekarelik bölgeyi genişletti. 325 kilometrekareye çıkartılan alanı 9 kez arayan ekipler, son olarak Tina bırakıldıktan sonra Berzeg’in atılma ihtimali üzerine bölgedeki 10 kuyuyu boşaltıp, içini kameralarla izledi. Berzeg, Armutlu Mahallesi’ndeki evinden Çanakkale sınırına kadar olan 54 kilometrelik alan da dahil, 325 kilometrekarede arandı. Gönen’de 20’den fazla mahalle ile Gönen Çayı’nın, Erdek’te denize döküldüğü güzergahlar defalarca özel olarak kontrol edildi ancak hiçbir ize rastlanmadı. 50 kişilik ekiple sürdürülen arama çalışmaları, Korhan Berzeg kaybolduktan 130 gün sonra, 24 Ekim’de sonlandırıldı.
‘NE ÖLÜSÜ VAR, NE DİRİSİ’
Bölgedeki kayıp olaylarının kısa sürede çözüldüğüne ve gizemli bir durum olduğuna dikkat çeken yetkililer, sadece yapılan ihbarları değerlendirmeye başlarken, Berzeg’in kuzeni Levent Berzeg, soruşturmanın aileden de gizli yürütüldüğünü söyleyerek, “Bize de bilgi vermiyorlar. Bir gelişme yok, artık ihbar da yok. Ne ölüsü var ne dirisi, bir haber yok. Bu adamı ne yaptılar, ne ettiler hiçbir şey bilmiyoruz. Kaybolduğu gün neyse, o kadar bilgi var elimizde” dedi.
HER ARACIN İÇİNE BAKIYOR
Berzeg’in eşi Angela Berzeg de köpeği Tina’yı aldıktan sonra ayrıldığı Gönen’e bir daha gelmedi. Berzeg, İstanbul Büyükada’daki evinde yaşamaya devam ederken, ailenin yakınları, 200 gün geçmesine rağmen Tina’nın hala Korhan Berzeg’i beklediğini söyledi. Tina’nın kaybolduktan 74 gün sonra döndüğünde, eskisinden çok daha sağlıklı ve bakımlı olduğuna dikkat çekilirken, eskiden bir araç gördüğünde tepki vermeyen köpeğin, şu anda adada yanından geçen araçları görünce durup içine baktığı belirtildi. Daha önce böyle bir davranış sergilemeyen köpeğin, döndüğünde temiz ve bakımlı olmasının yanı sıra bu davranışının da araçla kaçırılmış olma ihtimalini güçlendirdiği belirtilirken, psikolojik destek alan Tina’nın gayet sağlıklı olduğu ve günde 3 kez yürüyüşe çıkarıldığı da öğrenildi.
]]>