Eğilmez – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Mon, 18 Mar 2024 07:48:27 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Ekonomistler, 2024 Mart ayı ekonomi görünümünü değerlendirdi https://www.haber60.com.tr/ekonomistler-2024-mart-ayi-ekonomi-gorunumunu-degerlendirdi/ https://www.haber60.com.tr/ekonomistler-2024-mart-ayi-ekonomi-gorunumunu-degerlendirdi/#respond Mon, 18 Mar 2024 07:48:27 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20342 Aylık Ekonomi Söyleşileri programında bir araya gelen iki deneyimli ekonomist Prof. Dr. Işın Çelebi ve Dr. Mahfi Eğilmez, 2024 Mart ayı ekonomi görünümünü değerlendirdi. Dr. Mahfi Eğilmez, “Yıllık olarak hane halkı tüketim oranımız yüzde 12.8 olarak açıklandı. Bu da tüketim artışımızın gelirimizden daha fazla olduğunu gösteriyor” dedi.

Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Mahfi Eğilmez, 26.3 trilyon TL (TUİK’in kabul ettiği kurla böldüğünüzde 1 tilyon 119 milyar dolar) bir Gayrı safi milli hasıla (GSMH) rakamı çıktığını hatırlattı. Buna, sığınmacıların ürettiği mal ve hizmetlerin dahil olduğunu vurgulayan Eğilmez, “Ancak kişi başı geliri hesaplarken sığınmacıları nüfusta yok sağdığımız için nüfusumuz daha az görünüyor ve 13 bin 110 dolar olarak kişi başı gelir daha yüksek çıkıyor. Oysa sığınmacıları dahil ederek hesapladığımda 11 bin dolara geriliyor. Yıllık olarak hane halkı tüketim oranımız ise yüzde 12.8 olarak açıklandı. Bu da tüketim artışımızın gelirimizden daha fazla olduğunu gösteriyor” dedi.

Martta açıklanan ekonomik göstergeler arasından büyüme oranı ve turizmin olumlu olduğunu dile getiren Dr. Mahfi Eğilmez, yüzde 4,5 açıklanan 2023 büyüme oranını iyi olarak nitelendirdi. Diğer göstergeleri de paylaşarak Türkiye’nin yüzde 67’lik enflasyonuyla Arjantin ve Lübnan’ın ardından üçüncü sırada olduğunu açıkladı. Prof. Dr. Işın Çelebi de 4,5’lik büyüme oranının hizmetler sektöründeki büyümeden kaynaklandığına işaret ederek tarımdaki büyümenin 0,5 ile gelecek için çok ciddi bir tehlike olduğunu anlattı.

“Kredi kartı taksit sayıları kısıtlandı ama tüketimin önüne geçilemiyor”

Eğilmez, en son açıklanan yüzde 67’lik enflasyon oranı ile Türkiye’nin, yüzde 254’lük Arjantin ve yüzde 177’i ile Lübnan’dan sonra üçüncü sırada geldiğini belirtti. Enflasyonun yapışık hale geldiğine de değinen Eğilmez, sokaktaki vatandaş enflasyon ile ciddi mücadele olmadığını görünce iç tüketimini kısmıyor. Kredi kartı taksit sayıları kısıtlandı ama tüketimin önüne geçilemiyor. Maliye politikası gevşekse ve yarı sıkı para politikanız varsa önleyemezsiniz. Sokağın davranışı da fiyatları artırıyor. Sarmaldan çıkılamıyor” açıklaması yaptı.

“Cari açık geçen yıla göre 7.8 milyon dolar düştü”

Geçen yılın bütününde 143 milyar lira olan bütçe açığının 2024 yılında şimdiden 151 milyar liraya ulaştığına işaret eden Eğilmez, “Ocak, Şubat nakit açığı 405 milyar liraya yükseldi. Bu bütçeyi de zorluyor. Türkiye’nin 2023’ün ilk 3 aylık verisine göre 483 milyar dolar toplam dış borcu var. 12 aylık 37 buçuk milyar dolarlık bir cari açığımız var, düşüyor. İhracatta 500 milyon dolarlık bir artış oldu. 2023 Ocak’ına göre ithalatta 7,6 milyar dolarlık bir düşüş var. Bunun yaklaşık 4 milyar doları, altın ithalatındaki düşüşten kaynaklanıyor. Böylece cari açığımızda Ocak’ta 7,8 milyar dolarlık bir düşüş yaşadık” bilgisini verdi.

“Turizmde olumlu bir gelişme var”

Eğilmez turizm 2022’de 46,5 milyar dolar olarak gelirini, 2023 yılında 54,3 milyar dolar olarak kapattığını söyledi. Merkez Bankası’nın 1 Mart 2024 itibariyle 130,9 milyar dolar brüt rezervi olduğunu da değinen Eğilmez, “Yılbaşına göre 10,1milyar dolar düşüş oldu. Net rezervlerde 14 buçuk milyar dolarlık bir düşüş var. Swap harici net rezervlerde ise 10,3 milyar dolarlık bozulma var ki bunun sonucunda swap harici net rezervlerimiz eksi 47,8 milyar dolara geldi” dedi.

“Faizi yüzde 75’e çıkarmak enflasyonun önüne geçilmesini sağlar”

Enflasyonla mücadele de farklı yöntemler denenebileceğini anlatan Eğilmez, en kötüsünün enflasyonu takip etmek olduğunu söyledi. Eğilmez, “Merkez Bankası, faizi yüzde 45 yerine bir anda yüzde 75’e çıkarabilir. Böylece sistemi önce bir sarsarsın ve oradan geriye gelirsin. Böylece enflasyonun önüne geçerek önemli bir etki oluşturabilir. Bu şekilde farklı yöntemler denenebilir” şeklinde öneride bulundu.

“Üretim ve verimliliğini artırmalı ve teknolojiye yatırım yapmalı”

Türkiye’nin en önemli ilkesinin hukuk devleti olması gerektiğinin altını çizen Çelebi, “Bundan ne kadar uzaklaşmışsak rasyonellikten o kadar kopmuşuz. Oysa Türkiye, dünyayla rekabet gücünü artırmalı. Üretim ve verimliliğini artırmalı ve teknolojiye yatırım yapmalı. Enflasyon Mayıs’a kadar 70’e çıkacak. Merkez Bankası yılsonu hedefini tutturabilmesi için geri kalan aylarda 2.5’ün üstüne çıkmamalı. Bütçe açığı artmış. Sadece sıcak para girişi ile sağlanamaz, kalıcı yatırım lazım” görüşlerini dile getirdi.

“Seçim kampanyanları harcamaları topluma açıklansın”

Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Işın Çelebi, son olarak kayıt dışı ekonomiden uzaklaşarak dolaylı vergilerin ve harcamalarının acilen azaltılmasını önerdi. Seçim kampanya maliyetlerinin de Nisan’dan itibaren şeffaflıkla açıklanmasını isteyerek “Dünyada 2023 yılında 1,3 trilyon dolar temettü dağıtımı oldu. 1 trilyona dolara yakın şirket birleşme ve satın alması oldu. Ne yazık ki, Türkiye’ye hemen hemen hiç kaynak girişi olmadı. Biz dünyaya adaleti sağlayacağız, herkese açık ve net olacağız mesajını verelim. Seçim kampanyalarında herkes seçim harcamalarını nereden temin ettiğine, kaynaklarını nereye harcadığına kadar açıkça topluma açıklasın. İşe Nisan’ın ilk haftasında buradan başlayalım” dedi. Böylece toplumun ve yurtdışındaki insanların güveninin artacağını öne sürdü. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/ekonomistler-2024-mart-ayi-ekonomi-gorunumunu-degerlendirdi/feed/ 0
Tarihçi: ‘Kürdistan’ ifadesi tarih sürecinde kullanılmadı https://www.haber60.com.tr/tarihci-kurdistan-ifadesi-tarih-surecinde-kullanilmadi/ https://www.haber60.com.tr/tarihci-kurdistan-ifadesi-tarih-surecinde-kullanilmadi/#respond Sun, 03 Mar 2024 00:24:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14181 Atatürk Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Eğilmez, tarih süreci içinde “Kürdistan” ifadesinin kullanılmadığını ifade etti.

Terör örgütünün siyasi uzantısı olan şimdiki adıyla DEM partisinin tüm yöneticileri ve vekillerinin sık sık bölücü söylemlerde bulunduğunu hatırlatan Doç. Dr. Savaş Eğilmez, “PKK terör örgütüne olan bağlıklarını, bebek katili terörist elebaşı Abdullah Öcalan’a olan sevgilerini saklamıyor ve varlık nedenleri olan bu durumu inkar etmiyorlar. Garip olan ülkemizde faaliyet gösteren bir kısım siyasi gruplar, böyle bir bağlantının olmadığını iddia ediyorlar. Yani düşünün ki biz, ‘bir siyasi parti eylemleriyle, söylemleriyle biz terör örgütüne bağlıyız diyor, başka bazı siyasi partiler de hayır hayır sizin terör örgütüyle bağınız yok, siz yanlış biliyorsunuz’ şeklindeki diyalogların geçtiği trajikomik ve garip bir tiyatro izliyoruz” dedi.

Kürdistan hayali

DEM Parti Eş Başkanı Tülay Hatimoğulları’nın, partisinin Batman’daki mitingindeki konuşmasında yeni bir bölücü söylemle ortaya çıktığını belirten Eğilmez, “Ülkemizin bir kısmını hadsiz ve cahil bir şekilde Kürdistan olarak nitelendirdi. Sonuçta DEM Parti, bugün bölgeyi yeniden dizayn etmek ve ülkemizi bölmek isteyen küresel güçlerin, gerçekte Kürt düşmanı olan piyonlarından birisidir. İşte bu güçlerin parçala ve yönet projelerinde kullandıkları en gözde enstrümanları Kürdistan tabiridir. Biz de bugün ‘Kürdistan’ konusunu kısaca irdeleyip, özet bir çerçeve çizelim istedik” diye konuştu.

“Kimse Kürdistan’ı bulamıyor”

Bin yılı aşkın bir süredir Türklerle kardeşlikten öte bir bağ içerisinde yaşayan Kürtlerin, özellikle günümüz Türkiye, İran, Irak, Suriye sınırındaki bölgelerde yerleşmiş Asyanik bir halk olduğunu anlatan Doç. Dr. Savaş Eğilmez, “Kürtler bu dağlık arazide çok uzun zamandan beri ikamet etmektedirler. İran’ın kuzeyindeki Türkmen steplerinden, İskenderun Körfezi’ne kadar uzanan ve eski çağlardan beri çeşitli kavimlerin gelip geçtiği bu geniş bölgeler, diğer ırklar gibi muhtemelen Kürt aşiretleri tarafından da dolaşılmıştır. Tarihi süreç içerisinde, Kürtlerin ikamet ettiği bölgeyi tanımlamaya çalıştığımızda, Birkaç söylem dışında, hele hele siyasi bir otoriteyi kastederek Kürdistan adına ulaşmanın mümkün olmadığını görürüz” şeklinde konuştu.

“Batılı araştırmacılar hemfikir değil”

Selçuklu Sultanı Sencer’in (1117-1157), o dönemdeki demografik yapıya vurgu yaparak Hemedan, Kirmanşah, Dinver ve Şerhizar şehirlerini kapsayan bölgeye Kürdistan adını verdiğini vurgulayan Eğilmez sözlerini şöyle sürdürdü:

“14. yüzyıla gelindiğinde ise dönemin en önemli kaynaklarından Hamdullah Kazvini’nin Nüzhet’l-Kulüb adlı eserinde Kürdistan diye isimlendirilen bölgenin 16 kasabadan ibaret olduğunu zikredilir. Osmanlı Devleti de ara ara yukarıda zikredilen bölgelerden bazılarını coğrafi olarak Kürdistan ismiyle nitelendirmiştir. Ayrıca şunu da belirtmeliyiz ki bu az sayıdaki coğrafi tanımlamalar içerisinde bugün Türk Devleti’nin sınırları içerisinde bulanan herhangi bir toprak parçasını bulmak imkansızdır. Kürtlerin kökenleri hakkında sınırlı bir alanda araştırma yapmak zorunda kalan batılı araştırmacılar da Kürdistan tanımı üzerinde fikir birliğine varamamışlardır. Hatta batının önde gelen araştırmacı ve oryantalistleri, böyle bir coğrafi ismin ortaya çıkarılabilmesinin imkansızlığından bahsederler.”

Türk-Kürt kardeşliği

Türklerin Anadolu’ya doğru büyük göçe başladıklarında bu coğrafyada Rumlar, Ermeniler ve Süryanilerin bulunduğunu belirten Eğilmez, “Kürtlerin bugünkü coğrafyaya yerleşmelerinde, Selçukluların Bizans’ı bölgeden geri çekilmeye mecbur etmesinin payı çok büyüktür. Bölgede kurulan Türk Beylikleri, Kürtleri kendilerinden ayrı görmüyor ve kardeş olarak tanımlıyorlardı. Bir an için ayrı ırklar oldukları düşünülse bile dindaşlık faktörü, çok kapsamlı ilişkilerin oluşturduğu bütünlük, Türkleri ve Kürtleri hiçbir zaman karşı karşıya getirmemiş, aksine derin bir birliktelik sağlamıştır. Nüfus yoğunluğuna ve yaşam tarzına göre zaman zaman bazı Kürt aşiretleri Türkleşmiş, bazı Türk obaları da Kürtleşmiştir” dedi.

“Kardeşliği bozamamışlar”

Doç. Dr. Savaş Eğilmez, konuyla ilgili konuşmasına şöyle devam etti:

“Bugün üzerinde bulunduğumuz, dünyanın kalbinin attığı bu bölgedeki Türk hakimiyetini zayıflatmak, kesintiye uğratmak ve nihayetinde sona erdirmek adına, tarih boyunca çok defa Türk-Kürt kardeşliği bölünmek istenmiş, bu insanlar çatışma içerisine çekilmeye çalışılmış ama hiçbir zaman başarıya ulaşılamamıştır. Bu insanlar asırlar boyunca Selçuklu, Osmanlı nihayet Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içerisinde kardeşçe yaşadılar. Kürtler; Selçuklu-Haçlı, Selçuklu-Moğol, Osmanlı-Safevi, Osmanlı-Batı mücadelelerinde hep Türklerin yanında yer aldılar. I. Dünya Savaşı’nda beraber şehit düştüler. Yeni Türk Devleti kurulurken yine Türklerle beraberdiler.”

“Türk milleti şiddetli bir ceza keser”

Türk Devletlerinin sonuncusu olan Türkiye Cumhuriyeti’nin, her zaman devletin asli unsuru olarak gördüğü Kürt vatandaşlarının, sınır dışındaki akrabalarını bile koruması altına aldığına vurgu yapan Eğilmez, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Hangi oluşum içerisinde olursan ol, Türk Devleti ile ne kadar sıkı ilişkilerin olursa olsun, sen eğer ülkemizin bir karış toprağını veya sınırlarımız dışında Kerkük ve Musul gibi tarihi Türkmen bölgelerini, sözde Kürdistan bölgesi içerisine katıp, ben buraları Kürdistan olarak tanıyacağım gibi safsatalarla ortaya çıkarsan, Türk Devleti ve Türk milletinden büyük bir tepki görür ve Türk Devleti tarafından şiddetli bir şekilde cezalandırılırsın.” – ERZURUM

]]>
https://www.haber60.com.tr/tarihci-kurdistan-ifadesi-tarih-surecinde-kullanilmadi/feed/ 0