Cumhuriyet Mahallesi’nde hemşehrileriyle buluşan Başkan Çetin Akın, konuşmasında şunları kaydetti:
“İlçe seçim kurulu hakimliği tarafından bir karar alındı. Yürüyüşler, havai fişekler yasaklandı. Biz de kanunlara, hukuka, nizamlara uyan medeni insanlarız. Gerçek efendiler bizleriz, efendi insanlar bizleriz. Şimdi o yasağı bu gece deliyorlar. Efendilik diye çıktılar. Efendilik kazanacak diyorlar. Ben de sizlere o zaman sorular soracağım. Kanunlara uymayandan efendi olur mu? Bir tane emniyet görevlimizi darp ettiler, bekçiyi darp ettiler. Bunlardan efendi olur mu? Emniyet güçleri, onlar bizim başımızın tacı. Hatırlayalım başka ne yaptılar biliyor musunuz? Evimin önüne gidip havai fişekler attılar. Çetin Akın aşağı in dediler. Bunlardan efendi olur mu? Kamunun malını yiyenden Müslüman olur mu? Bunlar büyükşehirin malını çatır çatır yiyorlar. Büyükşehirin bütün imkanlarını kendi siyasi amaçlarına alet ediyorlar. Bunlardan efendi olur mu? Bunlardan Müslüman olur mu? İftira atanlardan, efendi olur mu? Sahte sahte dergiler dağıtanlardan, sahte afiş asanlardan efendi olur mu? Ben 5 yıl, sizlere hiçbir zaman efendilik yapmadım. Sizlere kölelik yaptım. Bundan sonraki süreçte de sizlere köle olmaya devam edeceğim. Onlar istediği kadar, çamurun içine bulaşsınlar. Çöpün içine bulaşsınlar. Bataklıklarında boğulsunlar. Bizler efendi olmaya değil, sizlere hizmetkar olmaya talibiz. Bizi kimse eğemez, bükemez. Biz dimdik dayakta durmaya devam edeceğiz. Onların o çamurlarına, o siyasi bataklıklarına girmeyeceğiz.”
“BÜTÜN ŞEFFAFLIĞIMLA HER ŞEYİM ORTADA”
Başkan Çetin Akın, sözlerine şöyle devam etti:
“Sizlerin emanetine sahip çıktım, verdiğim bütün sözleri tuttum. Şimdi sizlerden bir beş yıl daha destek istiyorum. Bu desteği ne için istiyorum? 27 yıl, Turgutlu Belediyesinin her kademesinde çalıştım. Sonrasında Turgutlu’ya yapılan birçok hizmette benim de imzam vardır, hakkım vardır. Bu 5 yılda belediye başkanı olarak görev yaptım. Toplam 32 yıl, 33 yıla girdik. Bu işi benden daha iyi bilen, gerçekten hiçbir aday yok. Bunu samimiyetimle söylüyorum. Böyle bir avantajımız var. Ben Turgutlu’nun 61 tane mahallesinin 4 bin yüz tane sokağının hepsini hakimim, kalkan taşını biliyorum. Sorunların tamamına hakimim. Bir proje nasıl üretilir? Nasıl hayata geçirilir? Kaynak nasıl yaratılır? Bunların tamamına çok ciddi anlamda hakimim. Birinci avantajımız bu. İkinci avantajımız şu; belediye başkanlığı kapısı herkese açık oldu. O kapıya gelene ben hiçbir zaman sen AK Partili, MHP’li, İYİ Partili, Dem Partili, Saadet Partili misin? diye sormadım. O kapıya gelenlere, ne inancını sorduk, ne dilini sorduk, ne rengini sorduk, ne cinsiyetini sorduk. Ben insanları seven onlarla birlikte olmaya gayret gösteren, o farklılıklarımızı zenginlik olarak gören bir kardeşinizim. Hayat felsefem bu şekilde. Onun için biz bu toplumda barışı istiyorsak bir beş yıl daha bu memleketi ayırmadan ötekileştirmeden yönetecek bir belediye başkanı var. Ben de o kardeşinizim. Onun için sizden destek istiyorum. Üçüncü bir şey daha söyleyeceğim. Biz siyaseti zenginleşmek için yapmıyoruz. Birileri gibi kaz gelinecek yerden, tavuğu esirgemeyiz, yumurtayı esirgemeyiz diyen adam değiliz. Yaptığın bütün ihaleleri bugüne kadar şeffaf bir şekilde Kamu İhale Kurumu üzerinden yaptım. Bütün ihalelere ve bütün meclis toplantılarımı canlı yayınla yaptım. Onun için Sizlere o emanetinize sahip çıkabilmek için elimden gelen bütün gayreti gösterdim. Bütün şeffaflığımla her şeyim ortada.”
“O SANDIĞA GİDİN”
Tüm hemşehrilerini oy kullanmaya davet eden Başkan Çetin Akın, “Oyumuz kutsal. Hepimiz, sebebi ne olursa olsun beğensek de beğenmesek de lütfen vatandaşlık görevinizi yapın. O sandığa gidin. Demokratik hakkınızı kullanın. Beğendiğiniz adaya oyunuzu atın. O vatandaşlık hakkını mutlaka sandığa giderek kullanın. Bizim 400 tane sandıkta 800 tane görevlimiz var. Hiçbir sıkıntımız yok. O sizin emanetlerinize biz sahip çıkacağız. Bundan emin olun. Ama sizin de vatandaşlık göreviniz. Boş kalan, işi olmayan arkadaşımız mutlaka oy kullandığı sandığı sonucunu merak etsin, o sandığın sonucunu görsün. Sandığınıza sahip çıkın. Ondan sonra kutlamalarda hep beraber Atatürk Bulvarı’nda Cumhuriyet Halk Partisi İlçe Binasında olacağız” dedi.
Çetin Akın, ziyaretinin sonunda, “Burası Cumhuriyet Mahallesi, bizim kalemiz. Cumhuriyet Mahallemizde ve Turgutlu’muzun genelinde gördüğümüz bu coşku, bu kalabalık, bu destek, bu heyecan 31 Mart akşamı yaşayacağımız baharın ta kendisi. Halka hizmetin Hakk’a hizmet olduğunu çok iyi biliyoruz. Öyle çalıştık daha çok çalışmaya devam edeceğiz. 31 Mart’ta kazanan biz değil yine Turgutlu’nun güzel insanları olacak. 2 gün sonra aylardır yürüdüğümüz bu kutlu yolu çiçeklerle, bayraklarla, marşlarla süsleyeceğiz. Kazanacağız, mutlaka kazanacağız” diye konuştu, hemşehrilerilerine teşekkürlerini iletti.
]]>Hacı Veyiszade İbrahim Efendi’nin çocuğu olarak Konya’da 3 Mart 1922’de dünyaya gelen Kurucu’nun dedesi, Konya’nın yetiştirdiği önemli alimlerden Hacı Veyis Efendi idi.
Babaannesinin kendisi için Ali ismini uygun görmesiyle bu ismi alan şair, ilerleyen yıllarda 16 yaşlarında iken Konya’da bir züccaciye mağazasının tabelasında gördüğü ve çok beğendiği “Ulvi” ismini de kullanmaya başladı.
11 yaşındayken hafız oldu
Küçük yaştan itibaren Kur’an-ı Kerim’i öğrenen ve ilim tahsiline başlayan Kurucu, 11 yaşındayken hafızlığını tamamladı, bu suretle de ilk unvanını alarak ailesi ve çevresinde “Hafız Ali” olarak anıldı.
Lisans eğitimini El-Ezher Üniversitesi’nde tamamlayan Kurucu, Kahire’de Mustafa Runyun, Ali Yakup Cenkçiler, Ahmet Davudoğlu, İsmail Ezherli gibi isimlerin içinde bulunduğu Revaku’l-Etrak isimli toplulukta bulundu ve dönemin büyük alimlerinden şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi, Mehmed İhsan Efendi ve Zahid Kevseri’den eğitim gördü.
Babasının vefatının ardından, 1939’da dönemin şartları doğrultusunda daha iyi bir eğitim ortamı sağlamak için Medine’ye göçen ailesinin yanına giden Kurucu, önce küçük çaplı ticaretle uğraştı. 1953 yılında Medine-i Münevvere Maarif Müdürü (Eğitim Müdürü) Muhammed Said Defterdar’ın teklifiyle, onun emrinde memuriyete başladı.
Bu görevi 1955’e kadar sürdüren Kurucu, bu tarihten sonra bir yıl kadar ilkokullarda Kur’an-ı Kerim ve siyer dersleri verdi. Daha sonra 1956’da Medine-i Münevvere Evkaf İdaresi’nin İnşaat ve Sicillat Dairesi müdürlüğü görevine getirilen şair, 1980 yılına kadar bu vazifeyi yaptı.
Kurucu, ayrıca 1947 yılında Konyalı olan yakın komşuları Hacı İbrahim Sandıkçı Efendi’nin kızı Fatma Hanım’la evlendi. Bu evliliğinden 1948’de kızı Sare Hanım, 1952’de ilk oğlu İbrahim Bey ve 1962 yılında ikinci oğlu Mustafa Bey dünyaya geldi.
“Safahat”ın tamamını ezberledi
Şiire ilgisi üniversite yıllarında başlayan Ali Ulvi Kurucu, Mehmet Akif Ersoy’dan da etkilenerek “Safahat”ın tamamını ezberledi.
Ardında yüzlerce şiir ve eser bırakan Kurucu, şiirlerinde kullandığı dil, üslup ve ölçü itibarıyla Tanzimat ve Serveti Fünun dönemi şairlerini örnek aldı. Bu dönemlerden Namık Kemal, Ziya Paşa, Süleyman Nazif, Tevfik Fikret, Abdulhak Hamit, Muallim Naci, Cenap Şahabettin ve Mehmet Akif Ersoy’un aralarında bulunduğu şair ve edipleri okuyarak kendisini yetiştirdi.
Kurucu’nun dini ve manevi konulardaki şiirleri ilk kez Ali Kemal Belviranlı’nın çıkardığı “İslamın Nuru” dergisinde yayımlandı.
Medine’de 2. Mahmud’un inşa ettirdiği Mahmudiye ve Şeyhülislam Arif Hikmet kütüphanelerinde 32 yıl görev yapan Kurucu, görev sürecinde Arapça, Farsça ve Türkçe kaleme alınmış binlerce yazma eseri inceledi ve tasnif etti.
Kurucu, 1985’te emekliliğinin ardından Türkiye’ye daha sık gelip Şeyh Sami, Şeyh Mehmed Zahid, Şeyh Abdülgafur Abbasi, Ebul Hasen Nedvi ve Hasan El-Benna’nın arasında olduğu isimlerle aynı ortamlarda bulundu, sohbetler gerçekleştirdi.
Ömrünün 56 yılını Medine’de geçiren Kurucu, 3 Şubat 2002’de aynı kentte vefat etti ve cenazesi Cennetü’l Baki kabristanına defnedildi.
Kurucu’nun kaleme aldığı eserlerden bazıları şöyle:
“Büyük İslam Şairi Dr. Muhammed İkbal”, “Nurdan Sesler”, “Zulmeti Yıkan Nur”, “Gümüş Tül”, “Gümüş Tül ve Alevler”, “Asırlar Boyunca Parlayan Nur”, “Gecelerin Gündüzü” ve “Medine Notları”
]]>