Erzurum Kongresi’nin, Türkiye’nin yakın tarihi bakımından dönüm noktası olduğunu belirten Kent Konseyi Başkanı Başkan Tanfer, ” İşgale uğramış, ordusu dağılmış, topu, tüfeği değil, kazması, küreği dahi kalmamış bir millet ‘Ya Allah’ diyerek ayağa kalktı ve yeniden özgürlük, istiklal ve istikbal mücadelesini verdiği o günlerin tarihi dönüm noktalarından birisi Erzurum Kongresi’dir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Havza ve Amasya tamimlerinden sonra gerçekleştirdiği Erzurum Kongresi, aynı zamanda yeni dönemin başlangıcı, o acılardan kurtuluşun ve istiklal mücadelesi vermenin en önemli dönüm noktalarından birisiydi. Erzurum Kongresi’ndeki ruh, Misakımilli sınırlarını yeniden belirleyen ve bu sınırlar üzerinde ayağa kalkmamızı sağlayan bir ruhtur. Türkiye’nin mandacı ve himayeci anlayışla asla yürümeyeceğini, yani bağımsız bir ülke olarak ayağa kalkmaktan başka çaresi olmadığını cümle aleme ilan etmiştir. Bu tam bağımsız Türkiye ideali etrafında gücümüzü bilerek, hayale kapılmadan rasyonel bir şekilde bu ülkenin hem gücünü hem itibarını artırmaktır. Bu nedenle Erzurum Kongresi’nin ruhuna sahip çıkacağız.” dedi.
“Erzurum Kongresi’ni bir araya getiren Anadolu’nun irfanıdır”
Milli Mücadele’nin teşkilatlı bir yapıya bürünmesinde ve Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinde önemli aşamalarından biri olan Erzurum Kongresi’nin, “milli mücadeleyi zafere götüren istiklali tam ruhunu inşa etmede engin bir ufuk olduğunu” belirten Tanfer, sözlerini şöyle sürdürdü, “19 Mayıs Samsun, 24 25 Mayıs Havza ve Amasya Tamimlerinden sonra Kurtuluş Savaşı’nın en önemli adımlarından birini oluşturan Erzurum Kongresi, her biri birer ölümsüz meşale, hüviyet, kabiliyet ve kutsiyette olan delegeleri ile birlikte, milletimizin kendi geleceğine ve özgürlüğüne sahip çıkmak için gösterdiği mücadele yolunda mihenk taşını oluşturmuştur. Tarihi Kongrenin Erzurum’u birleştirici özelliği tarih boyunca öne çıkmıştır. Çünkü Erzurum, Anadolu’nun kuzeyini, doğusunu ve batısını birleştiren kavşak noktasındadır. Kongre’nin ilan edilmesinden bir yıl önce, ağır bir Ermeni mezalimine sahne olan Erzurum, bu işgal ve mezalimin sonucunda, “ölümün kesin zaferini ilan ettiği” bir şehir haline gelmişti. Fakat yine Erzurum’da ortaya konan; mücadeleyi zafere ulaştıran o yüksek şuur, kararlılık, şecaat ve azim, vatanı benzer bir ölüme, yok oluşa mahkum etmek isteyen tasallutu kesin ve dönülmez bir şekilde akamete uğratmıştır. Milli mücadele yıllarında kendini ortaya koyan yüksek şuur, bugün de bizlere ilham kaynağı olmaya ve geleceğe yürüyüşümüzde bizlere güç katmaya devam etmektedir. Birlik ve beraberliğimizden asla ödün vermeden, ülkemizi daha da güçlendirmek için aynı azimle çalışmalarımızı sürdürmek ise vazifemiz ve geleceğe yürüyüşümüzde en büyük gücümüzdür. Erzurum Kongresi’ni o zor şartlarda bir araya getiren tek şey Anadolu’nun irfanıdır, bu milletin özüdür, bu milletin hakikatidir, bu milletin inançlarıdır, bu milletin değerleridir. Erzurum Kongresi’ni bir araya getiren ve tarihi bir adım olarak önümüze koyan birlik ve beraberlik ruhudur. Erzurum Kongresi’nin ruhuna sahip çıkacağız. Bu duygu ve düşünceler ile, Erzurum Kongresi’nin 105’ncü yıl dönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bağımsızlık mücadelemizin tüm kahramanlarını saygı ve minnetle yad ediyorum.” – ERZURUM
]]>Sezona dönüm başı 60 bin lira ile başlayan karpuzun şu anda dönümü 35 bin liraya düştü. Dönüm başı 25 bin lira maliyeti olan karpuzun önümüzdeki günlerde tekrar yükselişe geçmesi bekleniyor. Karpuz üreticileri, Adana’nın güneşten yanmış karpuzlarını marketlerin ucuza sattığını, bunun da piyasayı düşürdüğünü söyledi.
Karaburç Mahallesi’nde karpuz üretimi yapan Mehmet Bilgiç, “Karpuz bu sene sezona iyi başladı. Tarlaları yüksek fiyata aldılar. Ama şu anda piyasa durgun, satış yok. Adana’nın güneş yanık karpuzları marketlere düştü. Marketler ucuz ucuz satıyor, piyasayı bozdu. Marketler ucuz alıyor ve kilosunu 9-10 liraya satıyor. Bizim piyasamızı çok düşürdü. Şu anda dönümler 30-35 bin liraya kadar düştü. Zaten maliyeti 25 bin lira. Sezona dönümü 50 bin ila 60 bin lira arasında başlamıştık. ‘Adana’da karpuz yandı’ dediler. Sonradan hızlı bir düşüş oldu. Şu anda biz kara karpuzları kırmaya başladık. Ala karpuzların bir haftası var. Bu ayın 15’i gibi toparlayacağını düşünüyoruz. 15-20’si gibi Bilecik tarafıyla burası çakışır. Adana biter, biz de umduğumuzu buluruz. Geçen sene fiyatlar daha hızlıydı. Bu yıl da hızlı başladı ama geçen seneye göre dökümler biraz daha iyi. Bir canlılık olacağını tahmin ediyoruz” dedi.
Kavun üreticisi memnun
Samsun’un Bafra Ovası’nda 9 bin 500 dönüm alanda ekimi yapılan örtü altı kavun hasadı da başladı. 25 Nisan’da ekimine başlanan örtü altı kavunun hasadına başlayan birçok üretici, işçi yevmiyelerinin bin 150 lira olması nedeniyle hasadı kendileri yapıyor. Pazarlama sorunu yaşamadıklarını söyleyen Bilgiç kardeşler, hava şartlarının iyi gitmesi nedeniyle rekoltenin yüksek olduğunu söyledi. Üretici Yunus Emre Bilgiç, “Bugün ilk kavunumuzu topluyoruz. Bafra kavunu şu an piyasaya çıktı. Fiyatlar kilosu 8,5-9 lira arasında. Ovada kavunlar çıkmaya başlayınca fiyatlarda da düşüş yaşandı. İleri ki günlerde fiyatların yükselmesini bekliyoruz” diye konuştu.
Üretici Yavuz Selim Bilgiç ise “25 Nisan’da ekilen örtü altı kavunumuzun şu anda ilk hasadını gerçekleştiriyoruz. Maliyetler ağır ama kazanılmayacak bir para değil. Fiyatlar bence normal. İşçi yevmiyeleri günlük bin 150 lira. Ailemiz kalabalık olduğu için böyle bir şeye genelde gerek duymuyoruz. Ekim, kazma vesaire bu tür şeyleri işçilerle yapıyoruz ama hasadı kendimiz gerçekleştiriyoruz. Bunun sulaması, bakımı ayrıyeten pazarlamasını kendimiz yapıyoruz. Pazarlama konusunda bir sıkıntımız yok. İstek üzerine malı topluyoruz, pazara çekmiyoruz yeri hazır, müşterisi bizi bekliyor. Hava şartlarından dolayı dökümler çok güzel. Geçen sene hava şartlarından dolayı pek bir şey elde edemedik. Geçen seneye göre bu sene pazarlaması daha güzel. Geçen sene böyle bir fiyat yoktu, daha kötüydü. Maliyetimiz var ama üstesinden gelinmeyecek bir maliyet değil. Kavun kazandıran bir mahsul. Karpuzla kıyaslanmayacak bir ürün. Karpuzu bir kere toplarsınız, kavunun 7-8 kere hasadı olur. Bafra kavununun lezzetli toprağından kaynaklanıyor. Dışardan gelen kavunlarla kıyaslarsak Bafra kavunu hem daha dayanıklı oluyor hem de daha şekerli oluyor. Yıllardır bu işin içindeyiz. Satışı olmazsa, pazarlaması olmazsa üretimi yapılmaz. Sevilmeyen malı da kimse almaz. Sevilen malı satıyoruz. Bafra’mızın adını da yürütmeye devam ediyoruz” ifadelerini kullandı. – SAMSUN
]]>TOKAT’ın Erbaa ilçesinde kesme çiçekçilik sektörüne nitelikli iş gücü sağlamak için başlatılan proje kapsamında 300’ü kadın, toplam 400 kişi hem eğitim alıyor hem de üretime katılıyor. Yılda 20 milyon çiçeğin üretildiği şehirde hedef yıllık 45 milyon dal çiçek üretim rakamına ulaşıp, Türkiye’nin 2’nci büyük üretim merkezi olmak. Erbaa Kaymakamı İsmail Altan Demirayak, “Kısa vadede yaklaşık 900 dönüm olan üretim alanımızı, bin dönümün üzerine çıkartmayı, yıllık üretim hacmimizi de 25 çiçek türünde 40-45 milyon adet kesme çiçek sayısına ulaşmayı hedefliyoruz” diye konuştu.
Erbaa ilçesinde yılda 25 çeşitte 20 milyon dal çiçeğin üretildiği kesme çiçekçilik sektörünün istihdam ihtiyacının karşılanması için Erbaa Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle proje hazırlandı. Nitelikli iş gücü ihtiyacının karşılanması için 300’ü kadın toplam 400 kişi eğitim programına alındı. Uygulamalı eğitim için çiçek serası da kurulan proje kapsamında, eğitim faaliyetlerine katılanların sektöre dahil edilmesi, kurulan serada üretim yapması ve kurulacak kooperatifle gelir elde etmesi planlanıyor. Yaklaşık 100 kişinin eğitiminin tamamlandığı ilçede, toplam 900 dönüm alanda çiçek üretimi yapılıyor. Erbaa’da, Türkiye’nin 2’nci üretim merkezi olmak, hedefleniyor.
Özellikle kadınları gelir getirici faaliyetlerle desteklemek için projeyi geliştirdiklerini ifade eden Erbaa Kaymakamı İsmail Altan Demirayak, “Erbaa Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından 2023 yılı programı kapsamında bir proje gerçekleştirdik. Projemizin adı ‘Erbaa Çiçeklerle Güçlensin’ projesidir. Bu projenin destekçisi, Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı SOGEP programıdır. Bu proje kapsamında özellikle Erbaa’da kesme çiçekçilik konusunda kadın istihdamını arttırmak, bu alanda özellikle kadınlarımızın daha fazla üretimde bulunarak gelir getirici faaliyetlerle destekleme hedefindeydik. Şu anda bulunduğumuz alan, Tokat Valiliği İl Özel İdaresi tarafından altyapısı oluşturulmuş Tokat İl Özel İdaresi’nin mülkiyetinde bulunan yaklaşık 700 dönümlük bir alan. Burada 560 dönümlük kapalı sera alanında, kesme çiçekçilik üretim faaliyeti devam ediyor. Bunun dışında geçmiş yıllarda da ilçemizde muhtelif yerlerde 302 dönümlük alanda kesme çiçekçilik üretimi devam etmektedir. Dolayısıyla 900 dönüme yakın bir alanda yıllık yaklaşık 20 milyon adet 25 ayrı çeşitte kesme çiçek üretimi halihazırda gerçekleştirilmektedir” dedi.
EĞİTİM VE ÜRETİM
Projeyle 300 kadının sektöre dahil olacağını ifade eden Demirayak, “Bizim burada oluşturduğumuz organize çiçek üretim bölgesi 108 üreticinin aktif şekilde üretimde bulunduğu bir üretim bölgesidir. Erbaa’mız toprak yapısı, iklim özellikleri itibarıyla kesme çiçekçilik üretimi bakımından fevkalade elverişli bir bölgedir. Bizim zaten Erbaalı üreticilerin geçmiş yıllardan bu yana, son 30 yıldır Antalya’da kesme çiçekçilik üretimi konusunda bir deneyimi bulunmaktaydı. O deneyimi Erbaa’ya taşımak suretiyle buradaki uygun koşulları da değerlendirerek Tokat Valiliği İl Özel İdaresi ve Erbaa Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği olarak burada organize kesme çiçek üretim bölgesi oluşturmuş olduk. Bu kadar geniş alanda kesme çiçekçiliğin gerçekleştirilebilmesi, istihdam ihtiyacını da nitelikli iş gücü ihtiyacını da ortaya çıkarttı. Biz özellikle bu SOGEP kapsamında 400’e yakın iş gücünü nitelikli hale getirerek, çiçekçilik konusunda eğiterek ve bunların 4’te 3’ü kadınlardan oluşacak şekilde en az 300 kadınımızı bu üretim sektörünün içine dahil etmek suretiyle burada gelir getirici bir faaliyeti desteklemeyi hedefliyoruz. Proje kapsamında sadece eğitim vermiyoruz. 3 dönümlük bir sera kurduk, bu hibe programı kapsamında 3 dönümlük bir seramız var. Eğitim süreci sonunda kadınlarımızın oluşturduğu bir üretici kadın kooperatifi vasıtasıyla 3 dönümlük seramızın işletilmesini gerçekleştireceğiz. Bu seradaki üretim faaliyetine kadınlarımızı dahil edeceğiz. Mevcut kurduğumuz serada hem eğitim hem üretim faaliyetinde bulunacaklar. Hem oradan elde ettikleri gelirler o kooperatif vasıtasıyla kadınlarımıza geri dönmüş olacak” diye konuştu.
‘KARADENİZ’E KESME ÇİÇEKÇİLİK TİCARET MERKEZİ KURMAYI HEDEFLİYORUZ’
Kaymakam Demirayak, açıklamasında, “Önümüzdeki dönemde bizim hedefimiz, yazlık üretimde özellikle nisan-aralık arasındaki yazlık ve sonbahar döneminde üretim açısından baktığımızda, Yalova’dan sonra Türkiye’de ikinci büyük üretim merkezi olmayı hedefliyoruz. Biz kısa vadede yaklaşık 900 dönüm olan üretim alanımızı, kapalı seralardaki üretim alanımızı, bin dönümün üzerine çıkartmayı, akabinde de yıllık üretim hacmimizi 25 çiçek türünde 40-45 milyon adet kesme çiçek sayısına ulaşmak suretiyle, biz yazlık üretimle Yalova’dan sonra Türkiye’de 2’nci üretim merkezi olacağız. Bunu hedefliyoruz. Buna ilişkin yeterli nitelikli iş gücünü oluşturacağız. Yeterli alanımız var. Buna ilişkin desteklerimizi sürdüreceğiz. Bir adım sonrasında da burada bir soğuk hava deposu ve mezat alanı oluşturmak suretiyle bütün Karadeniz Bölgesi’nin kesme çiçekçilik ticaret merkezini kurmayı hedefliyoruz” dedi.
]]>Karpuzu her yıl erken dikim yaparak ilk çıkaran Osmaneli ilçesi Medetli köyünde coğrafi işaret tescili alan Osmaneli karpuzunda günün ilk ışıklarıyla tarlaya giden üreticiler hasada başlıyor. Toprak yapısı ve iklim şartlarından dolayı karpuz üretimine elverişli olan ilçeye karpuz hasadı için Şanlıurfa, Mardin, Adana ve Diyarbakır’dan tarım işçileri geliyor.
Medetli köyünde yılın ilk karpuzunu alan Kütahyalı hal sahibi (Kabzımal) Faruk Kap “Yetiştiricimiz tarla sahibi Yaşar Aksoy abimiz Medetli köyünün karpuzunun aromasının çok yüksek olduğunu öncelikle belirmek isterim. Beş yıldır Medetli köyünden karpuz almaktayım. Yaşar abimin böyle kaliteli karpuz yetiştirdiği için eline emeğine sağlık bu yılın ilk hasadını yaptık. Buradan aldığımız karpuzları Türkiye’nin her iline gönderiyoruz. Medetli köyünde her yıl 500 dönüm karpuz alıyorum. Her yıl köyde gelenek haline getirdiğimiz Kurban kesimini ilk tarlaya girdiğimde ve sezon kapanışında mutlaka yapıyorum. Hasadımız ve kazandığımız paralar bereketli olsun diye kurbanımızı kesiyoruz işçilerimiz ile köylülerimiz ile birlikte sezona başladık diye hep birlikte kestiğimiz kurbanımızı tüketiyoruz. Bol bereketli bir sezon olsun inşallah” dedi.
Tüketicinin iyi karpuzu nasıl anlayacağını söyleyen hal sahibi Faruk Kap “Öncelikle karpuz alacakların dikkat etmesi gereken en önemlisi tüketici karpuzu eline aldıklarında tatlı bir aynası olduğunu görmeli, sesinden anlamalıyız tın tın ses gelmeli elimiz ile karpuza vurunca” dedi
İşçibaşı Şanlıurfalı Mehmet Kaplan “Medetli karpuzunun ilk kırımına başladık. Allah hayırlı uğurlu etsin bu yıl hasat güzel, karpuz güzel, bu tarlada çalışan işçilerimiz Adana’daki işçilerimiz oradaki karpuz sezonu bu sene dolu vurması nedeni ile erken bitti. Biz de işçilerimiz ile birlikte Medetli köyüne geldik. Kırk iççi ile sabahın erken saatlerinde tarlaya geliyoruz karpuz kırımına akşam gün batıncaya kadar devam ediyoruz. Yeni karpuz sezonu herkese hayırlı uğurlu bereketli olsun” dedi.
Tarla Sahibi Yaşar Aksoy “Bu sene ürünlerden de fiyatlardan da memnunuz, diğer senelere bakarak bu yıl havalar kurak gidince ürünlerimiz çok kaliteli ve normalden 10 gün önce ürünlerimiz yetişti. Biz bu sene ürünlerimizden memnunuz inşallah tüccarda tüketicide menün kalır. Bu sene Medetli köyünde ilk karpuz benim karpuz oldu 65 dönüm tarlanın ilk hasadı yapmakta bana nasip oldu. Hayırlı bereketli çiftçimizin yüzü gülecek bir sezon olmasını diliyorum” dedi
Köy Muhtarı Gürhan Karaca “Köyümüz İstanbul’a 2 saat, Eskişehir, Sakarya ve Bursa, illerine 1 saat mesafede olan bir köydür. Köyümüzde 4 bin, 5 bin dönüm karpuz dikimi ve üretimi yapılmaktadır. Karpuzumuz birçok illerden gelen halci arkadaşlarımız tarafından alınarak Türkiye’nin her iline gönderilmektedir. Köyümüz Osmaneli İlçesi civarında en çok karpuz ekimi ve üretimi yapan bir köyümüzdür. Bu yılın ilk karpuz haşatını Kütahya ilinden halci (Kabzımal) Faruk Kap arkadaşımız yaptı. Üreticimiz köyümüzden Yaşar Aksoy 65 dönüm arazisi içerisinde ilk karpuzunu yetiştirerek ilk hasadını yaptı. Aroması, tadı ve şekliyle köyümüzün karpuzu herkes tarafından kalite olarak bilinmektedir. Bu sene karpuz üretiminden köylümüz gayet memnundur. Geçen sene dönümü 20 bin, 25 bin bandında giderken bu sene dönümü 50 bin ila 60 bin arasında satılmaktadır. Alan satan hayrını görsün bu seneki ilk hasadımızda burada başladı bol bereketli bir yıl olsun” dedi – BİLECİK
]]>AHMET ÜN
(DİYARBAKIR) – Diyarbakır ve Mardin arasında çıkan arazi yangını nedeniyle bölgede incelemede bulunan İçişleri Bakan yardımcısı Münir Karaloğlu, yangında 11 kişinin yaşamını yitirdiğini, 78 kişinin yaralandığı belirterek, Diyarbakır ve Mardin’de toplam 15 bin 100 dönüm arazinin zarar gördüğünü söyledi.
Diyarbakır ve Mardin arasında dün akşam saatlerinde yangının ilk meydana geldiği Çınar ilçesine bağlı kırsal Köksalan mahallesinde incelemede bulunan İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, yangında hayatını kaybeden 4 çocuk babası 40 yaşındaki Ubeydullah Buğdaycı ve yeğeni 15 yaşındaki Abdurrahman Buğdaycı’nın cenaze törenine katıldı. Cenaze töreninde Bakan Yardımcısı Karaloğlu’nun yanı sıra, AFAD Başkanı Okay Memiş, Diyarbakır Valisi Ali İhsan Su, Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Ayşe Serra Bucak Küçük, AK Parti milletvekilleri Galip Ensarioğlu, Suna Kepolu, Mehmet Sait Yaz ve çok sayıda kişi bulundu.
Cenaze törenin ardından yangına ilişkin gazetecilere açıklama yapan Bakan Yardımcısı Karaloğlu, büyük bir yangınla karşı karşıya kaldıklarını belirterek, “Hem anız yangını hem daha hasadı yapılmamış tarla yangını olarak, örtü yangını olarak tarif edebileceğimiz büyük bir yangınla karşı karşıya kaldık. Yangının başlamasından hemen sonra Diyarbakır Valimiz ve Mardin Valimizin liderliğinde bölgede jandarmamız, AFAD’ımız, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve Mardin Büyükşehir Belediyemizin itfaiye teşkilatları, Orman Bölge Müdürlüğümüzün orman yangın söndürme ekipleri, Sağlık Bakanlığımızın UMKE ve 112 acil müdahale ekipleri bölgeye sevk edildi ve mücadele başladı. Sadece Sağlık Bakanlığımız 19 ambulans, 7 UMKE timini bölgeye sevk etmiş oldu. Yangın için Mardin’den 86 araç, 451 personel, Diyarbakır’dan 94 araç ve 587 personel ile olaya müdahale edildi” dedi.
‘Zararlarla ilgili tespitler hemen bugün başladı’
Yangında hayatını kaybedenlerden 8’inin Mardin, 3’ünün Diyarbakır nüfusuna kayıtlı olduğunu bildiren Karaloğlu, ayrıca 556 küçükbaş hayvanın da öldüğünü ifade ederek, şunları söyledi:
“Dün meydana gelen bu büyük yangında Diyarbakır’da 8 bin 100 dönüm arazi zarar gördü. Bunun 1450 dönümü daha biçilmemiş, hasadı yapılmamış arpa ve buğday tarlası. Geri kalan 6 bin 550 dönümlük kısmı ise hasadı yapılmış anız şeklindeki araziydi. Mardin’de ise 7 bin dönüm arazi yangından etkilenmiş. Bunun 4 bin dönümü hasadı yapılmamış tarla, 3 bin dönümü ise hasadı yapılmış anız olarak yanan ve hasar gören bölgedir. Sadece zarar gören bunlar değil. Vatandaşımız, tarlada bulunan sulama ekipmanları, boruları ve elektrik altyapıları da zarar gördü. Zararlarla ilgili tespitler Tarım ve Orman İl Müdürlüğümüz vasıtasıyla hemen bugün tespitler başladı. Şu anda vatandaşımızın zarar ve hasar tespitleri devam ediyor. Ayrıca bir vatandaşımızın ağılında, bir vatandaşımızın da samanlığında hasarlar mevcut. Yangında 556 küçükbaş telef olmuştur. 250 yaralı hayvanımız vatandaşların da rızalarıyla Et ve Balık Kurumuna kesime sevk edilmiş. 120 hayvanımız da bölgede veteriner hekimlerimiz ve fakültemizin desteğiyle tedavileri sağlanmıştır.”
Devletin bütün kurum ve kuruluşlarıyla bölgede olduğunu, vatandaşın yarasını sarıncaya kadar bölgede olacaklarını aktaran Karaloğlu, yangından etkilenenler için AFAD’ın 5 milyon lira yardım gönderdiğini belirterek, “İlk etapta AFAD Başkanlığımız Diyarbakır Valiliğimize 3 milyon, Mardin Valiliğimize de 2 milyon lira acil yardım ödeneği sevk etmiş durumda. Ama hasar ve zarar tespitleri tamamlandıktan sonra vatandaşımızın zararlarını karşılama noktasında da devlet olarak elimizden geleni yapacağız” diye konuştu.
Habercilerin yangının çıkış nedeniyle ilgili sosyal medyadaki iddialara ilişkin sorusunu yanıtlayan Karaloğlu, şunları söyledi:
“Yangının çıkış sebebiyle ilgili şu anda Cumhuriyet savcılığımız olaya el koymuş durumda. Jandarma olay yeri inceleme ekipleri bölgede araştırmalarına devam ediyor. Bunların hepsi söylenti. Şu anda kesin olarak tespit ettiğimiz yangın şu sebepten çıkmıştır diyebileceğimiz bir tespitimiz yok. Eğer bu tespiti savcılığımız çalışmasını, araştırmasını, soruşturmasını tamamlarsa bunu da sizlerle paylaşırız. Onun dışında sosyal medyada yazılan çizilenlere çok fazla itibar edilmemesini de vatandaşlarımızdan rica ediyoruz.”
]]>4 ayrı protokolün imzalandığı tören Erzincan İl Halk Kütüphanesi toplantı salonunda düzenlendi. Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu başkanlığında düzenlenen protokol imza törenine; Erzincan Belediye Başkanı Bekir Aksun, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Akın Levent, Vali yardımcıları, ilgili birim amirleri ve ilgili oda başkanları katıldı.
Protokol imza töreninde Vali Yardımcısı Yusuf İzci tarafından imzalanacak protokollere ilişkin bilgiler verildi.
Bu kapsamda;
“Koyun Sütü Toplama Merkezi ve Coğrafi Tescilli Tulum Peyniri Üretim Tesisi Kurulması”na ilişkin protokolle,
% 75’i Erzincan Koyun Keçi Yetiştiriciler Birliğine, % 12,5’i Erzincan İl Özel İdaresine ve % 12,5 Erzincan Belediye Başkanlığına ait olmak üzere bu 3 kurumun ortaklığıyla kurulacak olan şirket aracılığıyla yaylalardan koyun sütlerinin soğuk zincirle alınarak oluşturulacak fabrikada tulum peyniri üretim süreci tamamlanacak. Böylelikle Tulum Peyniri üretim süreci kontrol altına alınmış olacak. Yapılacak tesisle yılda 300 tona yakın tescilli tulum peyniri üretimi yapılarak, zincir marketlerde Erzincan Tulum Peyniri adı altında satışa sunulmuş olacak.
“Tulum peyniri üzerinde yapılan analizlerde, peynir yapımında kullanılan maya ile analizde çıkan sonuçların farklı çıkmasının nedeninin araştırılması protokolü ile tulum peyniri üretim aşamalarından biri olan mayalama aşamasında kuzu şirdeni kullanıldığı halde analizlerde farklı sonuçlar çıkmaktadır. Bunun sebebinin araştırılması için Erzincan Tarım ve Orman İl Müdürlüğünce belirlenecek yaylalardan ve üreticilerden Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi hocalarının belirlediği ölçülerde 4 ay boyunca belirli numuneler alınarak analizlerin yapılması sonucunda akademik sonuç elde edilmesi sağlanacak. Böylelikle tulum peynirinde hem belirli bir standartın oluşturulması hem de tescilli tulum peyniri miktarının arttırılması sağlanmış olacak.
Toplu Sera Bölgesi Kurulumu ve İşletilmesine İlişkin Protokol ile birlikte Kemah yolu üzerinde bulunan 504 dönümlük alanın 271 dönümü Erzincan İl Özel İdaresine, 233 dönümü ise Erzincan Belediyesi’ne tahsis edildi. İl özel idaresine tahsis edilen alan 21 parsele ayrılarak vatandaşlara 10 yıllığına kiralanabilecek. Buraları kiralayan kişiler daha sonra da IPARD 3 kapsamında hibe desteklerine başvuru yapabilecekler. Erzincan Belediyesi kendine tahsis edilen alanı ise kendi şirketleri vasıtasıyla seracılık faaliyetinde kullanacak. Altyapı ve sosyal donatı alanları ayrıldıktan sonra yaklaşık 350 dönümlük toplu sera bölgesi oluşturulacak. Bu proje ile birlikte Erzincan genelinde son on yılda yapılan çalışmalar ile birlikte 600 dönüme çıkan sera üretimine bu projeyle birlikte tek kalemde 350 dönüm daha kazandırılmış olacak.
Tarıma Dayalı İhtisas Sera OSB Kurulumu İçin Jeofizik Etüt Yapılmasına İlişkin Protokol ile birlikte Ekşisu bölgesinde Erzincan Belediyesi’ne tahsisli Kuzey Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı desteğiyle jeotermal kaynağa yönelik debi, miktar, derinlik ve sıcaklık başta olmak üzere sonuçların alınması amaçlanıyor. Etüt sonuçlarının olumlu olması halinde bölgede yaklaşık 1000 dönümlük alanda jeotermal sera OSB kurulumu için çalışmalara başlanacak.
Protokol İmza Töreni sonunda konuşan Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, imzalanan protokollerin hayırlı uğurlu olmasını dileyerek; “Bizim hep birlikte yapmamız gereken, Erzincan’daki gençlerimizin burada istihdam edilmeleri, burada mutlu olmalarını sağlamak. Bununda tek yolu istihdam ve üretimin artırılması. Burada istihdam ve üretimi artırırsak, nitelikli insanlarımızın dışarıya göç etmesini engellemiş oluruz.” dedi.
Konuşmasının sonunda imzalanan dört protokolün de Erzincan için hayırlı olmasını dileyen Vali Aydoğdu, emekleri, katkıları, destekleri ve işbirliklerinden dolayı Belediye Başkanı Bekir Aksun’a, EBYÜ Rektörü Prof.Dr. Akın Levent’e, vali yardımcılarına, ilgili birim amirlerine ve oda başkanlarına teşekkür etti. – ERZİNCAN
]]>Kilogramı 12 liradan satılan halk arasında “kan portakalı” olarak bilinen ‘Smith Red Blood’ yurt dışında yoğun talep görüyor
Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan:
“Bu ürün çok güzel ve kaliteli tanıtılması lazım”
ADANA – Türkiye’nin portakal ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayan Adana’da halk arasında “kan portakalı” olarak bilinen ‘Smith Red Blood’un hasadı sürüyor. Kan portakal, bahçede kilogramı 12 liradan alıcı buluyor.
Türkiye’de 580 bin dönüm, Adana’da ise geçen yıla oranla yüzde 10 artarak 145 bin dönüm alanda üretimi yapılan portakalda bu sene dönüm başına ortalama 5 ton verim alınıyor. Yüreğir ilçesinde yetişen portakallar yurt içinde tüketilmesinin yanında Rusya’ya, Doğu Avrupa’ya ve Suudi Arabistan’a ihraç ediliyor. Bahçede fiyatlar ise 4 ile 5 lira arasında değişiyor.
Kan portakal yurt dışına gidiyor
Ayrıca kentte halk arasında kan portakal olarak bilinen ‘Smith Red Blood’un hasadı sürüyor. Kent genelinde bin 500 dönüm alanda ekilen portakalın şuanda bahçede kilogramı 8 ile 12 lira arasında satılıyor. Dönüm başına 5 ton verim alınan ancak yurt içinde pek rağbet görmeyen portakal, dünyanın birçok bölgesine ihraç ediliyor.
“Kış sert geçince daha da kızarıyor”
Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, “Bu portakal Adana’da ekilen portakalın yüzde 1 buçuğu kadar ekildi. Buda ortalama bin 500 dönüm yapıyor. Bu cins portakalın yanında birde ‘cara cara’ cinsi var. Onunda içi kırmızı ancak dışı normal portakal gibi. Fakat ‘Smith Red Blood’un hem içi hem de dışı kırmızı. Bu portakal Ocak ayının 20’sinden sonra hasat yapılır ve Şubat’ın ortasına kadar devam eder. Kışın hava sert geçtiğinde bu portakalın rengi daha kırmızı oluyor. Hava bu sene sert geçmediği için rengi çok kırmızı olmadı” ifadelerini kullandı.
“Fiyatın düşük olması ürünün bol olmasından kaynaklanıyor”
Geçen sene ‘Smith Red Blood’un kilogramının 18-20 lira arasında değiştiğini aktaran Doğan, “Genelde bu portakal piyasada çok az tüketiliyor çok ekilmediği için. Yurtdışından bu cinse talep var. Bu portakalın kilosu geçen yıl 18-20 lira arasındaydı ancak bu yıl narenciye de hasat bolluğu yaşandığı için şuan tarlada fiyatı 8-12 TL arasında satılıyor. Yurt içinde bu portakalı çok bilen yok, bazı süper marketlerde satılıyor. Genelde diğer ürünleri gönderdiğimiz bütün ülkeler tarafından rağbet görüyor. Fiyatın düşük olması ürünün bol olmasından kaynaklanıyor” dedi.
“Tüketim alışkanlığı artmalı”
Gelecek senelerde ‘Smith Red Blood’un ekim alanının artacağını söyleyen Doğan, “Artık yüzde 6 meyil olmadan narenciye bahçesi yapılamayacak. Bu da artık Adana’da portakal ekimi olmayacak demek. Eğer eski bahçeler sökülüp yerine yeni cinsler ekildiğinde bu cins meyvenin ekileceğini düşünüyoruz. Bu ürün aslında çok güzel ve kaliteli. Fuarlarda biz bu ürünün tanıtımını yapıyoruz. Eğer halkımızda bu ürünün tüketim alışkanlığı oluşursa ekim alanı artacaktır” diye konuştu.
]]>