Sivas’ta Şeyh Şamil Mahallesi Hazma Yerlikaya Caddesi’nde bulunan 1 No’lu Aile Sağlığı Merkezi’nde 5 yıldır çözülemeyen kiracı mal sahibi anlaşmazlığı adeta yılan hikayesine dönüştü. 2018 yılında İl Sağlık Müdürlüğü, Veli Uzun’a ait 200 metrekarelik dükkanı Aile Sağlığı Merkezi olarak kullanmak üzere kiraladı. Bölgede aynı amaçla kullanılacak bir kamu binası inşa edildiği için sözleşme 1 yıllık yapıldı. 1 yıl dolunca binada hizmet veren aile hekimleri binadan çıkmazken, mal sahibi ile sözleşme de yenilemediler. İddiaya göre mal sahibinin tüm ısrarlarına rağmen doktorlar ne binayı terk ettiler ne de sözleşme imzalamaya yanaştılar. Dönemin İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, kendi sözleşmeleri sona erdiği için sorumluluklarının kalmadığını belirterek, itlafa müdahil olmadı.
Konu Yargıtay’a taşındı
Mal sahibi ve kiracı doktorlar arasındaki anlaşmazlık yargıya taşındı. Uzun, dükkanında bulunan doktorlardan şikayetçi oldu. Yerel mahkeme ve istinaf mahkemesi mal sahibinin aleyhinde karar verince konu Yargıtay’a taşındı. Uzun ailesi doktorların mülklerinde işgalci olduğunu belirtirken, karşı taraf kamu hizmeti yapıldığı şeklinde kendini savundu. Ayrıca ortada bir sözleşme bulunmamasına rağmen doktorlar mal sahibinin hesabına bin 500 TL, 2 bin TL, son olarak ta 4 bin TL gibi düşük oranlarda kira göndermeye devam etti.
“50 bin liralık dükkana 4 bin lira ödüyorlar”
Konuyla ilgili açıklama yapan Veli Uzun, “Sağlık ocağının bulunduğu mülkün sahibiyim. 2018 yılında Sağlık İl Müdürlüğü burayı benden aylık 2 bin 550 TL’ye kiraladılar. Bir yıl geçmesine rağmen kira ödemesi yapmadılar. 6 ay sonra biz yazılı beyanname ile kira ödemesi yapmadıklarını belirttik. Onlar da iki taraflı sözleşmenin iptal edilmesi için tahliye sözleşmesi imzalamamız gerektiğini söylediler, biz de iki taraflı sözleşmeyi imzaladık. İmzadan 6 ay sonra yine bize bir kira ödemesi yapmadılar. Biz de boşaltması için yazılı beyanda bulunduk. Onlar da ‘Biz buradaki doktorları çıkaramıyoruz, sizin çıkartmanız gerekiyor’ dediler. Mahkeme yoluna gittik. Mahkeme, iki yıl sonrasında tahliye kararı verdi ve tahliye kararına da uymadılar. İstinat mahkemesine gitti, istinattan da bir ay önce tekrar bir karar çıktı. Yeni bir sağlık ocağı olmadığı için buranın devam etmesine ve bizim de başvurumuzun reddine karar verildi. Devlet büyüklerimizden bu konuda bana yardımcı olmalarını istiyorum. Ben bunlardan daha kira talebinde bulunmuyorum, bir an önce tahliye etmelerini istiyorum. İlk olarak aylık 2 bin 550 TL olarak başladıkları kirayı bin 500 TL’ye düşürdüler. Şimdi ise 4 bine çıkartmışlar. Buranın bedeli 50 bin TL iken, onlar 4 bin TL ödüyorlar” dedi. – SİVAS
]]>BBC’ye konuşan bir doktor, “Ağrı kesici eksikliği nedeniyle bazen hastaların saatlerce çığlık atmasına göz yummak zorunda kalıyoruz” diyor.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Gazze’de sağlık hizmetlerindeki son durumu “kelimelerin ötesinde” diye niteliyor.
DSÖ, Pazar gününden bu yana Gazze’de 23 hastanenin çalışmalarını durdurmak zorunda kaldığını, 12 hastanenin kısmen, bir hastanenin ise minimum düzeyde çalıştığını paylaştı.
DSÖ, hava saldırıları ve tıbbi malzeme eksikliğinin “halihazırda yetersiz kaynaklara sahip bir sistemi tükettiğini” söyledi.
İsrail ordusu Hamas’ın “hastaneleri ve sağlık merkezlerini terör aktivitelerinin merkezi olarak kullandığını” söylüyor.
BBC’ye açıklama yapan ordu yetkilileri, “ordunun hastanelere saldırmadığını, bunun yerine Hamas altyapısını etkisiz hale getirmek ve Hamas teröristlerini yakalamak için dikkatli bir şekilde hareket ederek belirli bölgelere girdiğini” söyledi.
Ordu yetkilileri Gazze’ye insani yardım ve tıbbi malzeme girişine izin verildiğini belirtti.
Uyarı: Bu haber bazı okuyucuları rahatsız edebilecek detaylar içeriyor.
Hastaneler kapasitelerinin çok üstünde çalışıyor
Sağlık çalışanları, Gazze’deki hastanelerin çoğunun sınırlı malzemeye sahip olduğunu, bazılarının yatak kapasitelerinin yüzde 300’ün üzerinde çalıştığını söylüyor.
Her geçen gün çalışmalarını durdurmak zorunda kalan hastane ve sağlık merkezinin sayısı artıyor.
DSÖ, Gazze’nin güneyindeki Nasır Hastanesi’nin Pazar günü İsrail güçleri tarafından düzenlenen bir baskının ardından hizmet dışı kaldığını söyledi.
Yakınındaki hastanelerde çalışanlar, Nasır’daki durumun kendi operasyonlarını zorlaştırdığını paylaşıyor.
Gazze’nin güneyindeki Han Yunus bölgesinde bulunan Gazze Avrupa Hastanesi’nin müdürü Yusuf el-Akkad, durumu “savaşın başından bu yana karşılaştığımız en kötü durum” diye niteliyor.
El-Akkad, “Durum bunun öncesinde de ciddiydi. Yerinden edilen ve şu anda (hastane) koridorlarında kalan binlerce kişinin gelmesiyle şimdi nasıl olduğunu düşünüyorsunuz?” diyor.
Hastanede tedaviye ihtiyacı olan hastalar için yeterli yatak bulunmadığını söyleyen El-Akkad, bu nedenle personelin metal çerçeveler ve ahşap üzerine çarşaf serdiğini, “birçok hastayı ise hiçbir şey olmadan yere yatırdığını” söylüyor.
Gazze Şeridi’nin dört bir yanından gelen diğer doktorlar da benzer şartlarda çalıştıklarını anlatıyor.
Refah’taki Şehit Muhammed Yusuf el-Neccar Hastanesi’nin müdürü olan Dr. Mervan el-Hams, “Kalbi durmuş ya da kalp sorunu olan biri olsa bile onu yere yatırıp tedavisine başlıyoruz” diyor.
Ameliyatlar anestezisiz yapılıyor
Doktorlar sınırlı tıbbi malzemeyle çalışmakta zorlandıklarını söylüyor.
BBC’ye konuşan bir doktor, “Bir damla oksijen bulamıyoruz” diyor.
Dr. Yusuf el-Akkad, “Anestezi, yoğun bakım ünitesi için gerekli malzeme, antibiyotik ve ağrı kesici eksikliği yaşıyoruz. Ciddi yanıklarla gelen çok sayıda insan var. Onlar için uygun ağrı kesicimiz yok” diye anlatıyor.
Bir doktor ameliyatların anestezi yapılmadan gerçekleştirildiğini doğruladı.
Gazze’nin kuzeyindeki El-Avda Hastanesi’nin yardımcı müdürü olan Dr. Muhammed Salha, insanların tedavi için eşek ve atlarla taşındığını söylüyor.
Doktorların elektrik kesintileri nedeniyle ameliyatları fenerlerle yaptığını söyleyen Salha, “Felaket, yaralar iki ya da üç haftadan uzun süre açık kaldığı için çürümesiyle yaşanıyor” diyor.
İnsanlar akla gelen her tür yarayla hastanelere başvuruyor
DSÖ, Gazze’de yaklaşık 20 bin sağlık çalışanı olduğunu, ancak büyük çoğunluğunun “hayatta kalmakta zorlandıkları ve ailelerine baktıkları için” çalışamadığını söylüyor.
Doktorlar bazı hastanelerde gönüllülerin yardım ettiğini ancak gelen kişi sayısı ve yaralanma türleri göz önünde bulundurulduğunda bunun yeterli olmadığını belirtiyor.
Dr. Yusuf el-Akkad, bombalı saldırılardan sonra insanların hastaneye “köfteye benzer” şekilde geldiğini söylüyor.
El Akkad, “Tek bir kişi beyin hasarlarıyla, kırık kaburgayla, bazen gözünü kaybetmiş şekilde, aklınıza gelebilecek her tür yarayla gelebiliyor” diyor.
Gazze’de çalışan doktorlardan bazıları ailelerinden ayrı düştüklerini anlatıyor.
Dr. Muhammed Salha, “Ailem üç aydan uzun süredir benden uzakta ve onlarla kucaklaşmayı özlüyorum. Tek tesellim, burada çocuklara, kadınlara ve yaşlılara sağlık hizmeti veriyor ve hayatlarını kurtarıyor olmam” diyor.
Kronik hastalıkları olanlara yer bulunamıyor
BBC’ye konuşan doktorlar Gazze’de kronik rahatsızlıkları olan hastaların “büyük bir bedel ödediğini” söylüyor.
Dr. Yusuf el-Akkad, “Açıkçası onlar için yatağımız ya da onları takip edecek imkanımız yok. Haftada dört kez diyaliz tedavisi alan biri şimdi haftada bir kez alabiliyor” diyor.
Bazı kadınlar hiçbir tıbbi destek almadan çadırlarda doğum yaparken, ebelik hizmeti veren hastaneler kapasitelerinin sınırlı olduğunu söylüyor.
Dr. Muhammed Salha, “Bir bölümde bir insan ölüyor ve diğer bölümde bir bebek doğuyor. Çocuklar doğuyor ve onlar için süt yok. Hastane her çocuk için bir kutu süt sağlayabiliyor” diyor.
İnsanlar hastanelere aşırı kalabalık ve hijyenik olmayan koşullarda yayılan hastalıklarla da başvuruyor.
Gazze’nin güneyindeki Refah’a göç eden 54 yaşındaki Ebu Halil, “Hastalıklar var ve hiçbir tedavi bulamıyoruz” diyor ve devam ediyor:
“Sabah erkenden dışarı çıkıp kuyruklara girmemiz gerekiyor ve belki önümüzde 100 kişi daha oluyor. Elimiz boş dönüyoruz.”
Bu habere Muath El Hatib de katkı verdi.
]]>