İzmir Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Halk Sağlığı Dairesi Başkanlığı’na bağlı Doğal Yaşam Parkı’nda, yeni doğumların heyecanı yaşanıyor. Zebradan lemura, Güney Afrika antilobundan ceylan ve alageyiklere kadar parktaki bir çok tür 2024’ün ilk yarısında peş peşe gelen 61 yeni yavru ile birlikte ailesini genişletti.
“Bu güzellikler ciddi bir emeğin ürünü”
15 senedir Doğal Yaşam Parkı’nın sakinleri arasında yer alan dost canlısı bir papağan türü olarak bilinen kakaduların ilk kez yavruları oldu. Konuşma yeteneğine sahip ender türler arasında bulunan ve sesleri taklit etme yeteneğine sahip olan kakaduların, ziyaretçiler tarafından büyük ilgi gördüğünü belirten Veteriner Sağlık Teknikeri Emin Onbaş, “Kakadu ailesinden yavru alabilmek için özel bir çalışma yaptık. Kendilerini güvende hissetmeleri için özel bir alan oluşturduk. Böylelikle yavru almayı başardık. Şu an baksın içerisinde 3 yumurta daha var. Onlardan da yavru almayı umut ediyoruz. Tüm bu güzellikler ciddi bir emeğin ürünü. Bu emeklerin karşılığını aldığımız ve Doğal Yaşam Parkı’na bir kakadu daha kazandırdığımız için mutluyuz” dedi.
Lemur ve zebra ailesi de büyüdü
İzmir Doğal Yaşam Parkı’nın gözdeleri halka kuyruklu lemur ailesine de yeni bireyler katıldı. Nisan ayı başından bu yana lemur ailesine 3 erkek, 1 dişi lemur daha eklendi.
Parkta görevli Veteriner Hekim Gözde Budak Taşçı, ortalama 18 yıl ömrü bulunan halka kuyruklu lemurların sayısının yeni doğumlarla birlikte 23’e ulaştığını belirtti. Taşçı, “Lemurlar, doğal yaşamına uygun bir ortamda bulundukları için mutlu ve huzurlu. Bundan dolayı da rahatlıkla üreyebiliyorlar” diye konuştu. Yine su aygırları, deve kuşları, zürafa ve zebranın birlikte yaşadığı Afrika Savanı’nda bu yıl iki doğum olduğunu anlatan Taşçı, “Nisan ve Haziran’da iki erkek zebra doğdu. İlk geldiğinde 5 olan zebralar şimdi 14 kişilik bir aileye ulaştı. Mutlu bir aile” diye konuştu.
Sosyal ve neşeli bir canlı
Deve kuşlarından sonra en uzun kuş türü olarak bilinen emu da Mart ayının son günlerinde dünyaya bir erkek yavru getirdi. Veteriner Sağlık Teknikeri Bengisu Ziyan, “Şu an 5 emu var. Deve kuşundan sonra en uzun kuş. Boyu 2 metreye kadar uzuyor. 48 ile 65 gün arasında yumurtadan çıkıyor. Bizimle çok iyi anlaşıyorlar. Sosyal ve çok neşeli hayvanlar. Peşimizden ayrılmıyorlar” dedi.
“Ailemizin genişlemesi bizi mutlu ediyor”
Doğal Yaşam Parkı ailesinin her geçen gün büyüdüğünü ifade eden Veteriner Sağlık Teknikeri Emin Onbaş, “Bunda kaliteli bakımın, güzel ilginin de payı büyük. Yavrulama dönemi bu yıl çok iyi geçiyor. İlk doğumu Ocak ayının sonunda aldık. Güney Afrika Antilobu bir erkek yavru verdi. Nisan ayında ceylanlar doğum yaptı. 25 dişi, 14 erkek olmak üzere 39 yavru aldık. İyi bir şekilde gelişip, büyüyorlar. Ceylandan sonra yaban keçilerinde doğum başladı. 3 dişi 2 erkek de yaban keçilerinden aldık. Genel durumları çok iyi. Alageyikler de çok güzel yavru sahibi oldu. 8 yavrumuz dünyaya geldi” dedi. Böyle sağlıklı çocukların dünyaya gelmesi ve büyümesinin kendilerini çok mutlu ettiğini anlatan Onbaş, “İzmir Doğal Yaşam Parkı deneyimli kadrolara sahip. Hepimiz elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz. Her doğan yavruya özel ilgi gösteriyoruz. Bakımlarını aksatmıyoruz. Yavruların gelişip büyüdüğünü görmek bizi çok mutlu ediyor. Doğal Yaşam Parkı ailemiz genişliyor” diye konuştu. – İZMİR
]]>Hamilelik sırasında egzersiz yapmak, anne adayının sağlığını korumak ve doğuma hazırlanmak için kritik bir öneme sahip. Yaz aylarında hamilelere uygun egzersizler hakkında bilgi veren Doç. Dr. Kazibe Koyuncu Demir; yüzme, su aerobiği, bisiklet ve yürüyüş gibi aktivitelerin hamilelerin serinlemesi, rahatlaması ve kaslarını güçlendirmesi için uygun egzersizler olduğunu söyledi.
Düzenli egzersizin, hamilelik sürecinde anne adayının fiziksel sağlığını korumaya yardımcı olduğunu ifade eden Medicana Kadıköy Hastanesi Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Kazibe Koyuncu Demir, “Fiziksel aktiviteler, kas ve eklem sağlığını destekler, dayanıklılığı artırır ve hamilelik sırasında ortaya çıkabilecek kas ağrılarını ve krampları azaltır. Egzersiz kan dolaşımını iyileştirir, böylece ödem ve varis gibi dolaşım sorunlarının önlenmesine katkıda bulunur. Egzersiz, doğum için gerekli olan kas gücünü ve dayanıklılığı artırır. Özellikle pelvik taban kaslarını güçlendiren egzersizler, doğumu kolaylaştırabilir ve doğum sonrası iyileşme sürecini hızlandırabilir. Güçlü ve esnek kaslar, doğum sonrası vücudun eski haline daha hızlı dönmesine yardımcı olur. Ayrıca, egzersiz doğum sonrası kilo vermeyi kolaylaştırır ve enerji seviyelerini yüksek tutar. Ayrıca düzenli egzersiz yapan kadınların doğum sırasında komplikasyon yaşama ihtimali azalır. Hamilelik sırasında aşırı kilo almak hem anne hem de bebek için çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir. Egzersiz, sağlıklı kilo alımını destekler ve aşırı kilo alımını önleyerek gestasyonel diyabet, preeklampsi ve doğum komplikasyonları riskini azaltır” diye konuştu.
Gestasyonel diyabetin hamilelik sırasında ortaya çıkabilecek ciddi bir durum olduğunun altını çizen Doç. Dr. Kazibe Koyuncu Demir, “Egzersiz, insülin duyarlılığını artırarak kan şekeri seviyelerini kontrol altında tutar ve gestasyonel diyabet riskini azaltır” dedi.
BEBEĞİN KALP VE DAMAR SİSTEMİ DE GÜÇLENİYOR
“Araştırmalar, hamilelik sırasında egzersiz yapan annelerin bebeklerinin daha sağlıklı doğum aralığına sahip olduğunu ve bu bebeklerin daha güçlü bir kardiyovasküler sisteme sahip olma eğiliminde olduğunu gösteriyor” diyen Doç. Dr. Demir, buna ek olarak egzersiz yapan annelerin bebeklerinde obezite ve diyabet gibi kronik hastalık riskinin daha düşük olduğunun gözlemlendiğini de belirtti.
STRES VE KAYGININ AZALMASINA YARDIMCI OLUR
Doç. Dr. Demir, egzersizin zihinsel sağlık üzerine faydalarını ise şöyle anlattı:
“Hamilelik sırasında hormon değişiklikleri nedeniyle stres ve kaygı seviyelerinde artış görülebilir. Egzersiz, endorfin salgılanmasını teşvik ederek ruh halini iyileştirir ve depresyon belirtilerini hafifletir. Ayrıca düzenli egzersiz, uyku kalitesini artırır ve enerjiyi yükselterek genel bir iyilik hali sağlar.”
YÜZME VE SU AEROBİĞİ TÜM KASLARI ÇALIŞTIRIR
Doç. Dr. Kazibe Koyuncu Demir, hamilelere en uygun yaz egzersizlerini ise şöyle sıraladı:
“Yüzme: Su, vücudu destekleyerek eklemlere baskıyı azaltır. Yüzme, kardiyovasküler sağlığı destekler ve tüm vücut kaslarını çalıştırır. Havuzun temizliğinden emin olun ve kaymamak için dikkatli olun.
Yürüyüş: Yürüyüş, kolay ve düşük etkili bir egzersizdir. Kalp sağlığını destekler ve bacak kaslarını güçlendirir. Sabah erken saatlerde veya akşam geç saatlerde yürüyüş yaparak aşırı sıcaktan kaçının. Hafif giysiler giyin ve bol su için.
Yoga: Hamilelik yogası, esnekliği artırır, stresi azaltır ve doğuma hazırlık sağlar. Hamileler için özel olarak tasarlanmış yoga derslerine katılın. Sıcak yoga yapmaktan kaçının.
Pilates: Pilates, özellikle karın ve sırt kaslarını güçlendirir. Duruşu iyileştirir ve sırt ağrılarını azaltır. Hamileler için modifiye edilmiş pilates hareketlerini tercih edin.
Düşük etkili aerobik: Kardiyovasküler sağlığı destekler ve enerjiyi artırır. Hamileler için özel olarak tasarlanmış düşük etkili aerobik derslerine katılın. Sıcak havalarda egzersiz yaparken dikkatli olun.
Bisiklet: Sabit bir bisiklet üzerinde yapılan egzersiz, bacak kaslarını güçlendirir ve kardiyovasküler sağlığı destekler. Düşme riskini azaltmak için sabit bisiklet kullanın.
Su aerobiği: Su aerobiği, eklemlere yük bindirmeden tüm vücudu çalıştırır. Su sıcaklığının çok yüksek olmadığından emin olun.”
Yazın egzersiz yapan hamilelerin mutlaka bol su içmesi gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Demir, şu önerilerde bulundu:
“Egzersiz sırasında hafif, nefes alabilen ve rahat giysiler giyin. Egzersiz yaparken vücudunuzu dinleyin ve aşırı yorgunluk hissettiğinizde durun. Her gebe ve her gebelik farklıdır. Bu sebeple herhangi bir egzersiz programına başlamadan önce doktorunuza danışmanız önemlidir.”
]]>Parti yapıyor, eğleniyor ve kendi deyimiyle, “çılgın bir hayat” yaşıyordu.
Ta ki bir gün bayılıp hastaneye kaldırılana kadar.
Başına ne geldiği hakkında hiçbir fikri yoktu.
Yapılan tetkikler dört hafta içinde bebek sahibi olacağını gösterdi.
BBC’nin Reliable Sauce isimli podcastına konuşan Tawana, haberi duyduğunda “panik atak” yaşadığını söylüyor.
Haber aklını başından almıştı:
“Birisinin, ‘evet, hayatını toparlamak için dört haftan var’ dediğini düşünün” diyerek hissettiği endişeyi açıklıyor.
Hastaneye kaldırıldıktan sonra doktorlar Tawana’ya, MR’dan önce hamilelik testi yapmasını tavsiye etti.
Ancak genç kadın bu tavsiyeyi gülünç bularak görmezden geldi.
Deri altına yerleştirilmiş bir doğum kontrol implantı vardı ve hamile olduğuna dair de hiçbir belirti göstermemişti.
Test negatif çıktığında Tawana haklılığına daha da ikna oldu.
Ancak hamilelik ihtimalinin güçlü olduğunu düşünen bir hemşire, onu ultrasona ikna etmesi için doktoruyla konuştu.
Doğan çocuğunun babası Emmanuel, hamilelik haberini aldığında inanamadığını anlatıyor.
“Hiç mantıklı değildi. Doğaüstü bir durum gibiydi” diyor.
Kusma ve karın şişliği gibi belirgin hamilelik işaretlerinin herhangi biri olmadan bir bebeğe sahip olmak, gizli hamilelik olarak adlandırılıyor.
Bu nadir bir durum ancak doktorları Tawana’ya, siyahlar arasında gizli hamileliğin daha yaygın olduğunu anlattı:
“Bana, bunun kalça ve kemik yapımız yüzünden olabildiği söylendi. Bebek dışa doğru büyümüyor, içe doğru büyüyor. Ters doğuma da bizde daha sık rastlanıyor.
“Dolayısıyla doğum zamanım geldiğinde en büyük endişem onun ters olup olmayacağıydı.”
Gizli hamilelik vakalarına ilişkin veriler henüz mevcut olmasa da, Londra’daki South Bank Üniversitesi’nden Alison Leary, etnik azınlıkların hamileliklerinde farklılıklar görülme ihtimalinin daha fazla olduğuna işaret ediyor.
BBC Newsbeat’e konuşan Leary, özellikle siyah kadınların, hamilelikte ve doğumda daha fazla sorun yaşayabildiğini gösteren çalışmalar olduğunu söylüyor.
Alison Leary, yalnızca gizli hamilelik vakalarına eğilen daha fazla araştırma yapılması gerektiğini de aktarıyor:
“Az sayıda insanı etkileyen bir durum olsa da çok önemli bir konu çünkü hamilelikte ve doğuma yakın iyi bakıma erişiminiz olmazsa, doğumda kötü sonuçlarla karşılaşma olasılığınız daha yüksek.”
Hamileliğinin ona söylenmesinden tam dört hafta dört gün sonra Tawana, River’ı kucağına aldı.
Genç anne, doğum sonrası depresyonuyla mücadele ettiğini ve bu kadar kısa sürede anne olma konusunda tavsiye bulmak için TikTok’a yöneldiğini söylüyor.
Ancak önce ABD’de benzer bir durum yaşamış bir kadın dışında kimseyi bulamadığını belirtiyor.
“Gerçekten derin bir depresyona girdim çünkü sanki kimsenin bana verecek tavsiyesi yoktu.
“Kimse bunun hakkında konuşmuyordu. Sonra sanırım 100 kadar izlenen bir videoda bu konuda konuşan bir kadın gördüm. Kelimenin tam anlamıyla bana akıl veren tek kişi oydu.
Tawana daha sonra bu benzersiz deneyimi sosyal medyada bir videoyla paylaşmaya karar verdi.
Bu paylaşım o zamandan beri neredeyse 400 bin kez beğenildi.
Ayrıca diğer annelerle konuştuğu bir podcast da başlattı.
Hikayesini paylaştığını söyleyen Tawana, bunun hamile olduklarını son dakikada öğrenen genç annelere destek olmasını umduğunu söylüyor.
Kendi durumunda o annesinden maddi yardım alabildi ancak başkalarının o kadar şanslı olmayabileceğini de biliyor.
İsteği bu durumdaki kadınlara yardımcı olacak bir hayır kurumu kurulması.
Gizli hamilelik nedir?
Kaynak: Helen Cheyne, Stirling Üniversitesi’nde ebelik profesörü
]]>Çocukluğundan bu yana obezite problemi olan ve 8 yıl evlat özlemi çeken 40 yaşındaki Safiye Aydın Taştan, tüp mide ameliyatı öncesi yapılan tetkiklerinde 3,5 aylık hamile olduğunu öğrendi.
Obeziteden kaynaklı ciddi hayati riske karşın bebeğini dünyaya getirmeyi göze alan ve Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine başvuran Taştan, burada takibe alındı.
Karnının alt bölgesinde toplanan yoğun yağ tabakası nedeniyle normal doğumu ve bu noktadan sezaryen operasyonu mümkün olmayan Taştan’ın bebeği, kalabalık bir ekibin girdiği, nadir yapılan cerrahi operasyonla göğüs kafesinin alt bölgesinden çıkarıldı.
Anne Taştan, bu sayede 2 kilogram 800 gram ağırlığında dünyaya gelen oğluna kavuştu.
“8 yıllık evliyim, çocuğumuz olmuyordu”
Bebeğini 12 Mayıs Anneler Günü’nde dünyaya getiren Taştan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “8 yıllık evliyim, çocuğumuz olmuyordu. Tüp mide ameliyatı için hastanede verdiğim tahlilde 3,5 aylık hamile olduğumu öğrendim.” dedi.
Bu haberle büyük bir heyecan yaşadığını anlatan Taştan, “Hamile olduğumu öğrendiğimde inanamadım, farklı hastanelerde de test verdim. Hep ‘bebeğini aldır, bu kiloyla doğum yapamazsın’ dediler. Allah 8 yıl sonra bana evlat vermiş, böyle bir şeyi asla kabul etmedim.” ifadesini kullandı.
“Çok zorluk çektim ama çok mutluyum”
Kendisini özveriyle takip eden ve doğumunu gerçekleştiren doktorlarına teşekkürlerini ileten Taştan, “Gazi Hastanesine 3,5 aylık hamile olarak başvurduğumda 166 kiloydum, en son 177,5 kilosun demişlerdi. Sonrasını da takip etmedim.” diye konuştu.
Yaşadığı zor günleri anlatırken gözyaşlarını tutamayan anne, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çok zorluk çektim ama çok mutluyum. Dünya tatlısı bir oğlum oldu. Çok şükür, onu sağlıkla kucağıma aldığımda büyük mutluluk yaşadım. İsmini İbrahim Agah koyduk.
Bebeğim belli bir yaşa geldiğinde, tüp mide ameliyatı olacağım. Benim için de evladım için de bu durum çok zor. Çocukluğumdan beri obezitem var. Kilom nedeniyle çevremden baskı, hor görme, her türlü olumsuzluğu yaşadım. Çok diyet denedim, kilo verdim ama hep yine aldım. Bundan sonra inşallah kalıcı olarak kilo verebileceğim. Sağlıklı bir ebeveyn, çocuğuma yeterli bir anne olabilmek istiyorum.”
“Hastamızı son noktada sezaryene almak durumunda kaldık”
Annenin takibi ve doğumunu gerçekleştiren Gazi Üniversitesi Perinatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Karçaaltıncaba da Taştan’ın kendilerine 25 haftalık hamileyken başvurduğunu ve gebelik izlem sürecinde hipertansiyon ve diyabet sorunlarının da ortaya çıktığını anlattı.
Bunun üzerine Taştan’ı hastanede yatırarak takibe başladıklarını belirten Karçaaltıncaba, şu bilgileri paylaştı:
“Annemizin hastanede takip edilirken suyu erken dönemde gelince, doğum kararı alındı. Önceliğimiz her zaman normal doğum ancak hastamız obezite kaynaklı ıkınamadığı, kas kuvvetini tam kullanamadığı için doğum eylemi ilerlemedi. Hastamızı mecburen son noktada sezaryene almak durumunda kaldık.
Çok ciddi obezitesi olan hastamızın karın yağları neredeyse dizine kadar uzanıyordu ve bu bölgede çok geniş bir yağ tabakası vardı. Yağ tabakasının içinden ilerlemek ve bebeğe ulaşmak imkansızdı. Bu nedenle başka bir teknik kullanarak, göğüs kafesinin hemen altından girerek, düz bir kesiyle karın boşluğuna ulaştık. Bu esnada yağ tabakalarını aşağı doğru çekerek bebeği çıkardık. Son derece düzgün ve başarılı bir operasyon oldu. Bebeğimiz 36’ıncı haftada, 2 kilogram 800 gram ağırlığında dünyaya geldi. Annemizin de bebeğimizin de sağlık durumu gayet iyi. Annemiz şu an 185 kilo ancak bundan önemlisi boyu da kısa olduğu için 65 vücut kitle indeksine sahip bir hastamız. Oldukça yüksek bir vücut kitle indeksi. Bunlar da cerrahi operasyonu zorlaştıran etkenlerdi.”
“Obezite hem anne hem bebek açısından risklere yol açıyor”
Perinatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Pınar Tokdemir Çalış ise obezitenin anne adayları açısından yarattığı sağlık risklerine dikkati çekti.
Obezitenin 100 yılın en büyük sağlık sorunlarından biri olduğunu, hipertansiyon, diyabet gibi birçok sorunu beraberinde getirdiğini vurgulayan Çalış, “Obezite, gebelik döneminde hem anne hem bebek açısından risklere yol açıyor. Diyabet, hipertansiyon yanında gebelik zehirlenmesi obez anne adaylarında daha fazla görülüyor. Bebeklerde konjenital anomali, doğuştan kaynaklanan organ anomalisi riski artıyor.” dedi.
Çalış, morbid obezitede anne karnındaki bebeğin ultrasonla değerlendirme imkanının çok azaldığını, yağ dokusundan dolayı anne Taştan’ın bebeğine ultrasonla organ taraması yapılmasında da çok güçlük çekildiğini dile getirdi.
Planlı gebeliklerde, vücut kitle indeksi normal düzeye geldikten sonra hamileliğin düşünülmesinin önem taşıdığını belirten Çalış, gebelik öncesi tetkiklerin de mutlaka yaptırılması gerektiğini söyledi.
]]>TÜRKİYE, AVRUPA BİRLİĞİNE ÜYE 27 ÜLKEYİ SOLLLADI
Türkiye’nin kaba doğum hızının AB üyesi 27 ülkenin kaba doğum hızlarından daha yüksek olduğu görüldü. AB üyesi 27 ülkenin kaba doğum hızları incelendiğinde, 2022 yılında en yüksek kaba doğum hızına sahip olan ülkenin binde 11,2 ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi olduğu, en düşük kaba doğum hızına sahip olan ülkenin ise binde 6,7 ile İtalya olduğu kayıtlara geçti.

AVRUPADA DOĞURGANLIK EN FAZLA FRANSA EN AZ MALTA’DA
Toplam doğurganlık hızının Avrupa Birliği (AB) üye ülkeleri ortalaması, 2022 yılında 1,46 çocuk olarak kayıtlara geçti. AB üyesi 27 ülkenin toplam doğurganlık hızları incelendiğinde, 2022 yılında en yüksek toplam doğurganlık hızına sahip ülkenin 1,79 çocukla Fransa olduğu, en düşük toplam doğurganlık hızına sahip olan ülkenin ise 1,08 çocukla Malta olduğu görüldü.
Toplam doğurganlık hızı 2022 yılında binde 1,63 olan Türkiye, AB üyesi ülkeler arasında 5’inci sırada yer aldı.
Kaba doğum hızı binde 11,2 oldu Bin nüfus başına düşen canlı doğum sayısını ifade eden kaba doğum hızı, 2001 yılında binde 20,3 iken, 2023’te binde 11,2 oldu. Buna göre, 2001’de bin nüfus başına 20,3 doğum, 2023 yılında ise 11,2 doğum düştü.

DOĞURGANLIK HIZI EN YÜKSEK YAŞ 25-29 ARASI
Belli bir yaş grubunda bin kadın başına düşen ortalama canlı doğan çocuk sayısını ifade eden yaşa özel doğurganlık hızı, 2001 yılında en yüksek binde 144 ile 20-24 yaş grubunda iken 2023 yılında binde 101 ile 25-29 yaş grubunda görüldü. Bu durum, doğurganlığın kadının daha ileri yaşlarında gerçekleştiğini gösterdi.
Adölesan doğurganlık hızı, 15-19 yaş grubunda bin kadın başına düşen ortalama canlı doğan çocuk sayısını ifade ederken, 2001 yılında binde 49 olan adölesan doğurganlık hızı 2023 yılında binde 11’e geriledi. Buna göre geçen yıl 15-19 yaş grubundaki her bin kadın başına 11 doğum düştü.
AB üyesi 27 ülke arasında 2022 yılında en yüksek adölesan doğurganlık hızının olduğu ülke binde 37 ile Bulgaristan, en düşük adölesan doğurganlık hızının olduğu ülke ise binde 1 ile Danimarka olarak kayıtlara geçti. Adölesan doğurganlık hızı 2022 yılında binde 12 olan Türkiye, AB üyesi 7 ülkeyle beraber AB ortalamasının üzerinde yer aldı.
ORTALAMA ANNE OLMA YAŞI 29
Doğumlarını 2001 yılında gerçekleştiren annelerin ortalama yaşı 26,7 iken, 2023 yılında 29,2 oldu. İlk doğumunu geçen yıl gerçekleştiren annelerin ortalama yaşı ise 27 olarak belirlendi.
İlk doğumdaki ortalama anne yaşı illere göre incelendiğinde, 2023 yılında ilk doğumda ortalama anne yaşının en yüksek olduğu iller 29 ile Artvin ve Tunceli olurken, bu ili 28,6 yaşla İstanbul, 28,4 yaşla Trabzon ve Rize takip etti. İlk doğumdaki ortalama anne yaşının en düşük olduğu iller ise 24,2 ile Muş ve Ağrı oldu. Bu illeri 24,4 yaşla Şanlıurfa, 24,8 yaşla Gaziantep izledi.
]]>TÜİK, 2023 yılına ilişkin açıkladığı doğum istatistiklerine göre, 2023’te canlı doğan bebek sayısı 958 bin 408 olarak kayıtlara geçti. Geçen yıl canlı doğan bebeklerin yüzde 51,3’ü erkek, yüzde 48,7’si kız oldu. Bu sayı 2022’de 1 milyon 35 bin 795 olarak kayıtlara geçmişti.
EN YÜKSEK DOĞURGANLIK HIZI ŞANLIURFA’DA
Bir kadının doğurgan olduğu dönem (15-49 yaş grubu) boyunca doğurabileceği ortalama çocuk sayısını ifade eden “toplam doğurganlık hızı” 2001 yılında 2,38 çocuk iken 2023 yılında 1,51 çocuk olarak gerçekleşti.
Bir kadının doğurgan olduğu dönem boyunca doğurabileceği ortalama çocuk sayısı 2023 yılında 1,51 oldu. Bu durum, doğurganlığın nüfusun yenilenme düzeyi olan 2,10’un altında kaldığını gösterdi. Buna göre, geçen yıl en yüksek toplam doğurganlık hızı 3,27 çocukla Şanlıurfa’da kaydedildi. Bu ili 2,72 çocukla Şırnak, 2,40 çocukla Mardin izledi. Toplam doğurganlık hızının en düşük olduğu il ise 1,13 çocukla Bartın oldu. Bartın’ı, 1,14 çocuk ile Zonguldak ve Karabük, 1,16 çocuk ile Kütahya izledi.
KABA DOĞUM HIZININ EN YÜKSEK OLDUĞU İL ŞANLIURFA
Bin nüfus başına düşen canlı doğum sayısını olan kaba doğum hızı 2001 yılında binde 20,3 iken 2023 yılında binde 11,2 oldu. Diğer bir ifade ile 2001 yılında bin nüfus başına 20,3 doğum düşerken, 2023 yılında 11,2 doğum düştü. Kaba doğum hızı illere göre incelendiğinde, 2023 yılında kaba doğum hızının en yüksek olduğu il binde 24,8 ile Şanlıurfa oldu. Bu ili binde 22,0 ile Şırnak, binde 19,3 ile Mardin izledi.
TÜRKİYE’NİN KABA DOĞUM HIZI 27 AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKESİNDEN DAHA YÜKSEK
Türkiye’nin kaba doğum hızının Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin kaba doğum hızlarından daha yüksek olduğu görüldü. Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin kaba doğum hızları incelendiğinde, 2022 yılında en yüksek kaba doğum hızına sahip olan ülkenin binde 11,2 ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi olduğu, en düşük kaba doğum hızına sahip olan ülkenin ise binde 6,7 ile İtalya olduğu görüldü.
İLK DOĞUMDAKİ ANNE YAŞININ EN DÜŞÜK OLDUĞU İL MUŞ OLDU
Doğumlarını 2001 yılında gerçekleştiren annelerin ortalama yaşı 26,7 iken 2023 yılında 29,2 oldu. İlk doğumunu 2023 yılında gerçekleştiren annelerin ortalama yaşı ise 27,0 oldu. İlk doğumdaki ortalama anne yaşının en yüksek olduğu il 29,0 ile Artvin ve Tunceli oldu. İlk doğumdaki ortalama anne yaşı illere göre incelendiğinde, 2023 yılında ilk doğumda ortalama anne yaşının en yüksek olduğu il 29,0 ile Artvin ve Tunceli oldu. Bu illeri 28,6 yaş ile İstanbul, 28,4 yaş ile Trabzon ve Rize izledi. İlk doğumdaki ortalama anne yaşının en düşük olduğu il ise 24,2 ile Muş ve Ağrı oldu. Bu illeri 24,4 yaş ile Şanlıurfa, 24,8 yaş ile Gaziantep izledi.
ERKEN YAŞTA EVLİLİKLER AZALDI
15-19 yaş grubunda bin kadın başına düşen ortalama canlı doğan çocuk sayısını ifade eden Adölesan doğurganlık 2001 yılında binde 49 iken 2023 yılında binde 11’e düştü. Diğer bir ifadeyle, 2023 yılında 15-19 yaş grubundaki her bin kadın başına 11 doğum düştü.
ADÖLESAN DOĞURGANLIK HIZNIN AB ÜYE ÜLKELERİ ORTALAMASI BİNDE 7 OLDU
Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin adölesan doğurganlık hızları incelendiğinde, 2022 yılında en yüksek adölesan doğurganlık hızının olduğu ülke binde 37 ile Bulgaristan, en düşük adölesan dönemindeki doğurganlık hızının olduğu ülke ise binde 1 ile Danimarka oldu. Adölesan doğurganlık hızı 2022 yılında binde 12 olan Türkiye, Avrupa Birliği üyesi 7 ülke ile beraber Avrupa Birliği ortalamasının üzerinde yer aldı.
DOĞUMLARIN YÜZDE 3,3’Ü ÇOĞUL DOĞUM…
Doğumların 2023 yılında yüzde 3,3’ü çoğul doğum olarak gerçekleşirken, bu doğumların yüzde 95,6’sı ikiz, yüzde 4,2’si üçüz ve yüzde 0,2’si dördüz ve daha fazla bebek olarak gerçekleşti.
DOĞUMLARIN YÜZDE 40,6’SI ANNENİN İLK DOĞUMU…
Doğum sırasına göre doğumlar incelendiğinde, 2023 yılında doğumların yüzde 40,6’sının ilk, yüzde 30,4’ünün ikinci, yüzde 16,5’inin üçüncü, yüzde 11,9’unun ise dördüncü ve üzeri doğum olarak gerçekleştiği görüldü.
]]>Manisa Şehir Hastanesi’nde, 4 yılda bir denk gelen 29 Şubat tarihinin ilk bebekleri dünyaya geldi. 6 yıldır çocuk sahibi olamayan Raziye-Emrah Yılmaz çiftinin bebekleri bugün dünyaya geldi. Doğum öncesi gazetecilerin sorusunu yanıtlayan Kadın Hastalıkları ve Doğum Hekimi Op. Dr. Murat Özşahin, “Bugünün ilginç bir öyküsü var. Hastamızın 6 yıldır çocuğu olmuyordu. 1 yıl öncesinde tüplerini açtık ve gebe kaldı. 9 ay boyunca hastamızı takip ettik. Doğum gününü farkında olmadan 29 Şubat’a yani bugüne vermişiz. İlginç bir tesadüf de oldu. Hastamızın ağabeyi de 29 Şubat tarihinde doğmuş. Kendi çocuğunun da doğumu 29 Şubat tarihine denk geldi. 29 Şubat bilindiği üzere 4 yılda bir gerçekleşiyor. Hastamız 6 yıldır bu çocuğu bekliyordu. Güzel ve mutlu bir anı olacak onlar için de inşallah. Hastamızı birazdan doğumhaneye alacağız. Bütün çocuklarımız kıymetli. Bu çocuğumuzun da yeri biz de ayrı, çünkü 6 yıldır beklenen bir çocuktu. Kısmet 29 Şubat’a denk gelmesi” dedi.
Doğum tarihini 29 Şubat istemeyenler de oldu
Gün içerisinde 1 doğumun gerçekleştiğini ve planlı olarak 6 doğumun daha olduğunu belirten Özşahin, “Şu anda planlı 6 sezaryenimiz var. Sabaha doğru da bir normal doğumumuz oldu. Planlı olmayan bir doğumdu ve 29 Şubat’a denk geldi. Doğum günleri bazen birkaç gün öncesinden belli olduğu için 29 Şubat tarihini isteyenler oldu. Doğum gününü bir sonraki sene kutlayamayacağını düşünen hastalarımızdan istemeyenler de oldu” diye konuştu.
“Bizim için ilginç bir tesadüf oldu”
6 yıldır çocuk hasreti çeken Raziye Yılmaz ise doğacak çocuğuna Emre ismini vereceklerini belirterek, çok mutlu olduğunu söyledi. Yılmaz, “6 senedir çocuğumu bekliyordum. Allah’ın ve hocamızın da sayesinde bugün çocuğumuzu kucağımıza alacağız inşallah. Benim ağabeyimin de doğum tarihi 29 Şubat. Bizim için ilginç bir tesadüf oldu. 4 yılda bir kez doğum günü denk geliyor ama biz yine de 28 Şubat ya da 1 Mart gününe doğum gününü yapacağız” dedi.
Öte yandan röportajın ardından doğumhaneye alınan Raziye Yılmaz’ın doğumunun gerçekleştiği ve bebeğini sağlıklı bir şekilde kucağına aldığı bildirildi.
“Doğum gününü de babasıyla birlikte kutlarız”
Manisa Şehir Hastanesi’nde 29 Şubat tarihinin ilk bebeği ise İsmail-Şule Bilgin çiftinin Ahmet Müştak ismini verdikleri oğulları oldu. Sabah saatlerinde plansız olarak doğumu gerçekleşen Şule Bilgin, “İlk bebeğim çok heyecanlıyım. Yarın da nasipse babasının doğum günü. Doğum günleri arka arkaya denk geldi. Sürpriz yaptı bize. Tamamen kendi tercihi ile bugün doğum oldu. Bundan sonra inşallah doğum günün de babasıyla birlikte kutlarız” ifadelerini kullandı. – MANİSA
]]>Dünya’nın Güneş çevresindeki bir turunun yaklaşık 365 gün 6 saat sürmesi sebebiyle her yılsonunda artan 6 saatlik süreyi bir tam güne çevirmek için şubat ayı 4 yılda bir 29 gün oluyor. Birçok vatandaş her yıl doğum gününü kutlamayı heyecanla beklerken, 29 Şubat tarihinde dünyaya gelenler doğum günlerini 4 yılda bir kutluyor. Bugün Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde sabah saatlerinde dünyaya gelen 3 kilo 900 gram ağırlığında ve 55 santimetre uzunluğundaki Ömer Asaf da ilk doğum gününü 4 yıl sonra kutlayacak.
“Bebeğimizin de, annemizin de sağlık durumu gayet iyi”
Başarılı bir doğum süreci olduğunu belirten Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Fatma Sağlam Karaoğlan, “Bebeğimiz 39 haftalık, 29 Şubat’ın nadir bebeklerinden. Gebelik sürecimizi de burada takip ettik. 55 santim, 3 kilo 960 gram doğdu. 4 yılda bir doğum gününü kutlayacaklar. Bebeğimizin de, annemizin de sağlık durumu gayet iyi. Doğum sürecimiz de gayet güzel ilerledi. Biraz daha takip edip daha sonrasında taburculuklarını planlayacağız. Ömer Asaf bebek ve tüm 29 Şubat’ta doğan bebeklerimizin umarım nice mutlu yılları olur, sağlıkla büyüsünler” dedi.
“Sıkayım kendimi 1 gün önce veya sonra olsun dedim bebeğimiz sabırsız çıktı”
Bebeğinin 29 Şubat’ta dünyaya gelmesinin kendilerini de şaşırttığını söyleyen 26 yaşındaki anne Elif Lütfüoğlu, “Beklemiyorduk, aslında daha doğuma vardı. Bizim için de sürpriz oldu. Erken olması da iyi oldu aslında bugünün tarihini hiç beklemiyorduk. Dedim sıkayım kendimi 2 gün önce veya sonra olsun ama dünden yatışımız oldu. Bebeğimiz sabırsız çıktı, bugün dünyaya geldi. 4 senede bir çocuğumun doğum gününü kutlamak biraz değişik olacak. Bakalım artık ya bir gün önceden ya bir gün sonradan kutlamayı düşünüyoruz. Artık o da büyüyünce bize sorar ‘Benim gerçek doğum günüm neden 4 yılda bir oldu?’ diye. 4 yılda bir olması biraz babaannemize yaradı. Yine de kurtulamaz, mecbur o doğum günü kutlanacak. 3’üncü çocuğum, tekrardan anne oldum, mutluyum” ifadelerini kullandı.
“Kendi aramızda 28’inde veya 1 Mart’ta kutlayabiliriz”
3’üncü çocuklarını kucaklarına aldıkları için mutlu olduklarını söyleyen baba Ümit Lütfüoğlu ise, “Normalde 10 Mart’a doğru bekliyorduk, bizim çocuk biraz aceleci davranınca erken geldi. 4 senede bir denk geliyor, onun da kısmetinde bu varmış, iyi ki de geldi. Bizim için fark etmez, yeter ki sağlıklı, mutlu, huzurlu olsun. Biz tarihini kendi aramızda 28’inde, 1 Mart’ta kutlayabiliriz. İlk çocuk diye bu ayrı diyemiyorsun, ikinci çocuğum 15 gün yoğun bakımda kaldı. Bu çocuğumda çok şükür bir şey yok, mutluyuz. Kardeşleri yine yakamıza yapışır, mecbur doğum gününü kutlayacağız” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>Özcan KILIÇ/ İSTANBUL, – BAHÇELİEVLER’de 32 haftalık hamile Mizgin Güçlü kontrol için hastaneye gittiği sırada yolcu minibüsünde doğum yaptı. Minibüsle hastaneye götürülen kadın ile bebeği tedavi altına alındı. Bebeğe Asmin adı verildi. Doğum yapan Mizgin Güçlü, “Minibüste bir anda sancım başlayınca kendimi yere attım. Minibüste bir sürü erkek vardı, ben de onlardan çekindiğim için bağıramadım. Minibüsün demirlerinden tutunarak sessizce kendimi sıktım. Sıkınca da zaten bebek geldi” dedi. Baba Murat Güçlü, “Herkes minibüsçüye seslendi hızlansın diye. O da sağ olsun ambulans şoförü gibi sürmeye başladı. Hızlandı ve yoldakilere seslenerek yolu açtı. Tam hastanenin önüne geldiğimizde eşim minibüsün içerisinde doğum yaptı” dedi. Sürücü Hakan Yücel de “Uçakta gördük, takside gördük de minibüsün içinde ilk defa böyle bir şeye şahit olduk” diye konuştu.
Olay, perşembe günü saat 09.00 sıralarında Kocasinan Merkez Mahallesi mevkiinde Yayla-Topkapı güzergahında çalışan bir minibüste meydana geldi. Edilen bilgiye göre, 32 haftalık hamile Mizgin Güçlü (23) eşi Murat Güçlü (31) ile birlikte hastaneye kontrole gitmek için evden çıktı. 1 buçuk yaşındaki çocukları da yanlarında bulunan çift, Bahçelievler Devlet Hastanesi’ne gitmek için Yayla-Topkapı hattında çalışan Hakan Yücel’in kullandığı yolcu minibüsüne bindi. Mizgin Güçlü’nün Yayla Işıkları Durağı mevkinde sancıları başladı. Murat Güçlü ve yolcuların ikazı üzerine sürücü Yücel, Bahçelievler Devlet Hastanesi’ne doğru yola çıktı. Minibüs kısa sürede hastaneye vardı. Eşi, sağlık çalışanlarından sedye isteyerek Mizgin Güçlü’yü minibüsten indirmeye çalıştı. Sancıları artan Mizgin Güçlü doğumun başladığı söyleyerek minibüsten inemeyeceğini belirtti. Sağlık çalışanlarının yardımıyla 32 haftalık hamile Mizgin Güçlü minibüsün içinde doğum yaptı. Doğumun ardından bir sağlık çalışanın kucağında hastane içerisine götürülen prematüre bebeğin durumunun iyi olduğu öğrenildi. Asmin bebeğin Bahçelievler Devlet Hastanesi’nde yapılan müdahalelerin ardından Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildiği öğrenilirken enfeksiyon kapan kadının ise Bahçelievler Devlet Hastanesi’nde tedavisi sürüyor.
“MİNİBÜSÜN DEMİRLERİNDEN TUTUNARAK SESSİZCE KENDİMİ SIKTIM”
Güçlü Ailesi, ikinci çocukları olarak dünyaya gelen kızlarına Asmin ismini koydu.
Minibüste doğum yapan Mizgin Güçlü, “Ben hastaydım, eşim de beni muayeneye götürüyordu. Sonra birden sancım tuttu. Sancım tutunca ben de ıkınmaya başladım. Önce suyum geldi, sonra bebek doğdu. Doktor ve hemşireler hemen koştular ve bebeği aldılar. Minibüste de sağ olsun bir hemşire vardı, bana çok yardımcı oldu. Bana ‘Nefes al, nefes ver’ diyerek doğumu gerçekleştirdi. O yardımcı olunca doğum kolaylaştı. Bebeğim 7 aylık doğdu, erken doğum oldu. Beklemiyorduk. Minibüste bir anda sancım başlayınca kendimi yere attım. Minibüste bir sürü erkek vardı, ben de onlardan çekindiğim için bağıramadım. Minibüsün demirlerinden tutunarak sessizce kendimi sıktım. Sıkınca da zaten bebek geldi. Hastaneye 2 dakikalık mesafede bebek dünyaya geldi. Hastanenin kapısına gelir gelmez zaten bebek doğmuştu. Bebek arabanın içinde doğdu. Ben de şok oldum, ne yapacağımı bilemedim. Kucağıma almaya korktum. Minibüse bir tane bebeğimle bindim ama inerken iki bebeğimle indik. Aslında bu çok güzel bir duygu ama kızım uzakta, ben buradayım. Henüz kızımı göremedim. Bir an önce kızıma kavuşmak istiyorum. Doktorların söylediğine göre bebeğimin durumu iyiymiş. Sadece neden erken doğduğunu araştırıyorlar, yoğun bakımda şu an. Ne zaman göreceğiz daha belli değil, eşim yarın gidip doktorla görüşecek. Benim durumum da iyi ama inşallah tez zamanda kızıma kavuşurum” şeklinde konuştu.
“MİNİBÜSE KUCAĞIMIZDA BİR BEBEKLE BİNDİK, İKİ BEBEKLE İNDİK”
Eşinin minibüste doğum yapmasının ardından yaşadıkları şoku dile getiren baba Murat Güçlü, “Eşim geçtiğimiz gün hasta olduğu için doktora gittik. Gripti. Ben işteydim aradım onu hastaneye git dedim ama gitmedi. Ertesi sabah kötüleşince işten izin aldım, eşimi Perşembe sabahı hastaneye götürdüm. Avcılar’da oturuyoruz ama eşim hamile diye doktorlar kadın doğum uzmanının görmesi lazım dediler. Biz de Bakırköy’deki hastaneye geldik. Bakırköy’den de Bahçelievler’e yönelmemizi söylediler. Eşimin o sırada ağrıları başladı. Ona, ‘Hamilesin, doğum başlamış olmasın’ dedim. O da bana bir sıkıntı yok dedi. Ardından Bakırköy’den Bahçelievler’e gelmek üzere minibüse bindik. O sırada sancıları başladı. Arka tarafta oturuyordu eşim, öne doğru geçti. Benim de kucağımda bir buçuk yaşındaki oğlum vardı. Arka tarafta oturuyordum. Minibüsteki kadınlar yardımcı olmaya çalıştılar. Eşimi görüyordum, ellerini sıkmaya başladı” dedi. “Ağrısı, sancısı vardı ama sesini çıkarmıyordu” diyen Murat Güçlü, “Minibüsün içinde şansımıza bir de hemşire vardı. Bana, ‘eşinin doğumu başladı’ dedi. Eşime yardımcı olmaya başladı. Herkes minibüsçüye seslendi hızlansın diye. O da sağ olsun ambulans şoförü gibi sürmeye başladı. Hızlandı ve yoldakilere seslenerek yolu açtı. Tam hastanenin önüne geldiğimizde eşim minibüsün içerisinde doğum yaptı. Bebeğin ağlama sesini duydum. Doğum aracın içerisinde gerçekleşti, sonra eşimi içeri aldılar. Ben de o an çok heyecanlandım. Minibüse kucağımızda bir bebekle bindik, iki bebekle indik. Böyle bir olay beklemiyorduk, eşim yaklaşık 2 ay erken doğum yaptı. Olay 10 dakika içerisinde gerçekleşti zaten eşim de utangaç bir insan olduğu için hiç sesini bile çıkarmadı. Eşimin ve çocuğumuzun durumu şu an iyi. Eşim taburcu olacak, kızımız da kuvözde şu an. Tedavisine devam ediliyor, erken doğum gerçekleştiği için. Biz de bekliyoruz kızımızı. İsmini de Asmin koyacağız” diye konuştu.
“BEN DE YENİ BABAYIM 20 GÜN ÖNCE ÇOCUĞUM OLDU”
Sürücü Hakan Yücel de, “Yayla ışıklar dediğimiz yerde sancısı gelmeye başladı. Arkadan bir bayan geldi sancısı var yardımcı olur musunuz diye. Yolcu var bir anda anlayamıyorsun ne olduğunu, son sürat hastaneye sürdüm. Hastanenin içine girdik, dedim ‘inebilirsiniz’, dedi ‘aşağıya inemem, doğum başladı’. Yolcuları aşağıya indirdim, güvenlik görevlileri, hemşireler geldi. doğum oldu, aşağıya indiler. yolumuza devam ettik. Ben de yeni babayım 20 gün önce çocuğum oldu, farklı bir şeydi aslında. Beklemediğim bir olaydı minibüste doğum. Uçakta gördük, takside gördük de minibüsün içinde ilk defa böyle bir şeye şahit olduk. Yolculardan da Allah razı olsun hepsi yardımcı oldular. Babası yanındaydı bir anda heyecandan koşturdu gitti, göremedim babasını aslında, içerideydi bir anda hemşire geldi bir tane çocuk. ‘Burada mı doğdu’ dedim, ‘içeride doğdu’ dediler. Sadece merakım şuydu, acaba sağlıklı mı bir sorunu var mı? sağlıklıymış onun durumunu da öğrendim” diye konuştu.
Durakta kahya olarak çalışan Orhan Koşan ise, “İlk defa karşılaştık böyle bir şeyle. Arkadaşımız kadını doğuma yetiştirdiği için adını ‘Ebe Hakan’ koyduk” dedi
]]>Kentin ve bölgenin ihtiyaçlarına cevap veren Kayseri Şehir Hastanesi bünyesindeki gebe okulunda, yüz yüze ve çevrim içi eğitim imkanı sunuluyor.
Anne ve baba adaylarının birlikte katıldığı gebe okulunda, nefes egzersizi, plates eğitimi, bebeğin bakımı, gazının çıkarılması, annenin lohusalık dönemindeki ruhsal hali gibi pek çok konuda uzman ebeler eşliğinde eğitimler veriliyor.
Gebe okulunda çocuk bakımı ve hamilelik süreci hakkında detaylı bilgiler edinen baba adayları, oyuncak bebekler üzerinde pratik yapma fırsatı da buluyor.
Gebe Okulu Sorumlusu Uzm. Dr. Arzu Karakaş Aydın, AA muhabirine, dünya standartlarındaki eğitim ortamında 2 ebe eşliğinde anne adaylarına eğitimler verildiğini söyledi.
Aydın, gebe okulunda gebeliğin başlangıcı, fizyolojisi, annenin yaşayacağı sorunlar, geçireceği evreler, hangi ayda hangi sorunlarla karşılaşılacağı, doğum sonrası lohusalık bakımı, aile desteği, bunun önemi, bebek bakımı, bebek banyosu, doğum çantası hazırlanması gibi birçok konuda bilgiler verdiklerini anlattı.
Korkularını yenenler normal doğuma yöneliyor
Anne ve baba adaylarını beraber de eğitime aldıklarını belirten Aydın, şöyle konuştu:
“En temel amaçlarımızdan biri gebelerimizin doğum korkusunu yenmelerine yardımcı olmak. Gebelerimiz gerek basında gerek haberlerde gerek filmlerde doğumla ilgili korkunç sahnelere şahit oluyor. Kötü doktor, bebeği kaçıran ebe gibi sahneler, bağırış çağırış olan doğum sahneleri gebeleri olumsuz etkiliyor. Ülkemizde her yıl yaklaşık 1 milyon 300 bin doğum olmakta. Bunların hepsi bu kadar olumsuz bir hikayeyle mi sonuçlanıyor, biz hep olumsuz şeyleri duyuyoruz basından. Aslında birçok mutlu doğum haberlerimiz de var. Bunları da ön plana çıkarmak gerekiyor. Gebelerimizin korkuları büyüklerinden, komşu teyzeden, görümcesinden, teyzesinden, başkalarının yaşadığı doğum öykülerinden de kaynaklanıyor.”
Korkularını yenen gebelerin normal doğuma yöneldiğine dikkati çeken Aydın, “Gebe okulu, normal doğumu teşvik ediyor, normal doğum şansını da artırıyor. Bazı gebelerimiz direkt sezaryen diye bize geliyor ama gebe okulundaki derslerimizi dinlediğinde bunun fizyolojik bir şey olduğunu, rahatlatıcı tekniklerle ağrı korkusunun aslında çok da gerçeği yansıtmadığını, atlatabileceğini anlıyor.” dedi.
Aydın, eğitimlerden çok güzel dönüşler aldıklarını, bazı gebe adaylarının yurt dışından çevrim içi eğitimlere katıldığını kaydetti.
“Doğum süreci ve sonrasını bu bilgiler sayesinde kolay geçireceğimi düşünüyorum”
Eşiyle eğitime gelen, bir erkek bebek bekleyen Atasoy Asker de böyle bir eğitim ortamıyla karşılaşacağını tahmin etmediğini söyledi.
Güzel bilgiler edindiğini belirten Asker, “Özel hastanede bulamayacağınız bir ortam şu an burada var.” diye konuştu.
Anne adaylarından Bengüsu Sapancı da erkek bebek beklediğini, gebe olduğunu öğrenince hemen eğitimlere başladığını ve doğum süreci ile sonrasını bu bilgiler sayesinde kolay geçireceğini düşündüğünü dile getirdi.
Eşi Gökhan Sapancı ise “Eğitime çok gönüllü gelmedim, eşimin tavsiyesiyle geldim, mutluyuz, öğrendikçe kendimize güvenimiz artıyor.” ifadelerini kullandı.
“Normal doğum oranlarımız yüksek”
Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği Şefi Doç. Dr. Hüseyin Aksoy da 2018’de kentteki doğumevinden hastaneye taşındıklarını, yaklaşık 5 yıldır burada hizmet verdiklerini belirtti.
Bugüne kadar normal ve sezaryen dahil hastanede 50 bini aşkın doğum gerçekleştiğini anlatan Aksoy, “25 uzman hekimimiz var, içlerinde öğretim üyesi, doçentlerimiz, riskli gebelik uzmanlarımız var. 20 kadın doğum asistanımız var, onlara uzmanlık eğitimi veriyoruz. Yılda ortalama 11-12 bin civarında doğum oluyor. Doğumlarımızın büyük kısmı normal doğum olarak gerçekleşiyor. Normal doğum oranlarımız Türkiye geneline göre çok yüksek.” dedi.
]]>Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde normal doğumla üçüncü bebeğini dünyaya getiren anne Aslı Deveci’yi ziyaret eden Göktaş, 3 kilo 650 gram doğan kız bebek Beril Ece’nin ömrünün uzun, bahtının güzel olması, sağlıkla büyümesi temennisinde bulundu.
Anne Deveci’nin sağlık durumuna ilişkin bilgi alan Göktaş, Beril Ece bebeği kucağına alarak yakından ilgilendi.
Ailenin diğer çocuklarıyla ilgili de bilgi alan Göktaş, “Kardeşleri şimdi heyecanlı bekliyorlardır.” dedi.
Bakan Göktaş, ardından normal doğumla 3 kilo 350 gram olarak dünyaya gözlerini açan kız bebek Hatice Kübra’nın annesi Zeynep Cömert’i ziyaret etti.
Anne ve eşinin de aynı hastanede sağlık personeli olarak çalıştığını öğrenen Göktaş, “Bebekler bizim için çok kıymetli. Onlar bizim umudumuz, geleceğimiz.” diye konuştu.
Ziyaretlerinin ardından basın mensuplarına açıklamada bulunan Göktaş, yeni yılın ilk bebeklerini ziyaret ettikleri için çok mutlu olduğunu dile getirdi.
Hem bebeklerin hem de annelerin gayet sağlıklı olduğunu belirten Göktaş, “Her doğan bebek bizim için çok kıymetli. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaşlanan bir nüfus var. Her doğan çocuk ülkemizin geleceği için oldukça kıymetli. Bakanlık olarak hem aile hem çocuk odaklı politikalar üretiyoruz, üretmeye de devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
2024’ün sağlık ve esenlik getirmesini dileyen Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
” Filistin’de bu gece dahi bombalar altında yeni yılı geçiren kadınlar ve çocuklar var. İnşallah ateşkes en kısa sürede sağlanır ve oradaki kadınlar ve çocuklar da sağlık ve huzura ererler. Bizler de Cumhurbaşkanı’mız önderliğinde din, dil, ırk ayrımı yapmaksızın hiç kimseyi geride bırakmıyoruz. Her türlü çocukların, kadınların, ailelerin yanında oluyor, olmaya da devam ediyoruz. Dün Filistinli, Ukraynalı çocukları ziyaret ettik. Onlar da zor süreçlerden geçti. Sayın Emine Erdoğan’ın da destekleriyle Filistinli çocukları ülkemize getirmeye yönelik çalışmalarımız devam ediyor. İnşallah bir an önce ateşkes sağlanır. Bizler de mazlum coğrafyalardaki çocuklarımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz.”
Bebeklerini kucağına almanın sevincini yaşayan anne Aslı ve Adem Deveci çifti, 2024 yılının ilk bebeği olması nedeniyle mutlu olduğunu söyledi.
Doğumun çok kolay geçtiğini, ebelerin kendisine çok yardımcı olduğunu dile getiren anne Deveci, “Bir kızım, bir oğlum vardı, bu çocuğum da kız oldu. Kardeşler merakla aşağıda bekliyor.” dedi.
“Amacımız doğumları normalleştirip güzelleştirmek”
Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Kadın Doğum Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Özlem Moraloğlu Tekin de hastanenin “gebe ve bebek dostu” olduğunu belirtti.
Hastanenin açıldığı günden bugüne normal doğumu desteklediği söyleyen Tekin, “Amacımız doğumları normalleştirip güzelleştirmek. Sağlıklı nesilleri topluma kazandırabilmek.” dedi.
Hastanede gebe okulunun da bulunduğunu bildiren Tekin, “Gebelerimiz ilk başvurularından itibaren eşleriyle gebe okullarına kaydını yaptırıp ücretsiz faydalanabiliyor. Özellikle emzirme, anne sütünün ve doğum şeklinin önemine dair pek çok konudan bahsediliyor. Profesyonel ekipten yardım alıyorlar.” diye konuştu.
]]>