Doğal – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Mon, 22 Apr 2024 06:42:34 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Banka Yöneticisi Arıcılığa Yönelen Barbaros Yeşilgün: Çocuklarıma Doğal Bal Üretmek İstiyordum https://www.haber60.com.tr/banka-yoneticisi-ariciliga-yonelen-barbaros-yesilgun-cocuklarima-dogal-bal-uretmek-istiyordum/ https://www.haber60.com.tr/banka-yoneticisi-ariciliga-yonelen-barbaros-yesilgun-cocuklarima-dogal-bal-uretmek-istiyordum/#respond Mon, 22 Apr 2024 06:42:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28743 Mersin’de uzun yıllar bir bankada yönetici olarak çalıştıktan sonra hobi olarak başladığı arıcılığı meslek haline getiren Barbaros Yeşilgün, “Bu kararı vermemde en büyük faktör öncelikle çocuklarıma doğal bal üretmekti” dedi.

Mersinli 36 yaşındaki Barbaros Yeşilgün, uzun yıllar finans sektöründe çalıştı. Bu süreçte evlenen iki çocuk sahibi Yeşilgün, bir yandan bankada yönetici olarak çalışırken, diğer yandan da doğal yaşam arayışı içerisine girdi. Bu sırada hafta sonları hobi olarak arıcılık yapan Yeşilgün, bir süre daha devam ettiği ‘beyaz yakalı’ olarak nitelendirilen işinden ayrılarak arıcılık yapmaya başladı.

“3-5 kovanla başladığım bu serüveni 250 kovana kadar yükselttik”

Mezitli ilçesine bağlı Kuyuluk mevkiinde arıcılık yapan Yeşilgün, şu anda 250 kovanla Toros Dağları’nda bal üretimi yaptığını söyledi. Yaklaşık 9 yıldır arıcılık yaptığını belirten Yeşilgün, Mersin’de arıcılık yapan birçok işletme bulunduğunu ifade etti. Bunların büyük bir bölümünün gezgin arıcı olduğunu dile getiren Yeşilgün, “Biz de bu gezgin arıcılardan biriyiz. Bu kararı vermemde en büyük faktör öncelikle çocuklarıma doğal bal üretmekti. 3-5 kovanla başladığım bu serüveni kademeli olarak 40-50 kovan derken 250 kovana kadar yükselttik” diye konuştu.

“İşletmemizi de büyüttük, gelirimiz de bizlere yeter oldu”

Yeşilgün, bankada yönetici pozisyonunda çalıştığı dönemde ciddi bir maaş aldığını belirtti. Aldığı ayrılık kararının ardından maaş anlamında ilk etapta panik yaşadığını anlatan Yeşilgün, “Çünkü arıcılık sektöründe bir sene boyunca mücadele edip bir kere hasat edebiliyorsunuz. Senede bir defa gelir sağlıyorsunuz. Bu sağladığınız gelirle de bir sene boyunca geçinmeniz gerekiyor. Aylık bir gelir elde eden biri olarak bu şekilde bir gelir türüne geçince ilk önce bir panik yaşadık ama sonrasında arılarımız bizi hiçbir şekilde eli boş göndermediği için dağlardan elde ettiğimiz gelirle ciddi anlamda işletmemizi de büyüttük, gelirimiz de bizlere yeter oldu” dedi.

Arıcılığın bazı yıllar verimli, bazı yıllar ise daha az verimli bir sektör olduğunu vurgulayan Yeşilgün, bu nedenle ‘ak akçe kara gün içindir’ düşüncesiyle yaşamak gerektiğine işaret ederek, “Mesela iki sene önce çok yüksek bal tonajı oldu, iyi bir gelir elde ettik. Ama bir önceki yıl çok az tonaj oldu ve kemer sıkmak zorunda kaldık. Fakat totalde baktığımız zaman bankacılık hayatında elde ettiğim gelirden daha yüksek bir gelir elde ettiğimi açıkça ifade edebilirim” diye konuştu.

“En büyük avantajımız doğal hayatta yaşamamızdır”

Arıcılığa başladıktan sonra hayatında yaşanan değişimden de bahseden Yeşilgün, şöyle devam etti:

“Önce şehrin kalabalık trafiğinden, gürültüsünden, egzoz gazlarından, kirliliğinden uzak kalmak olağanüstü bir duygu. Her sabah barakamın önünde çiçeklerin arasında, arılarımın sesleriyle uyanıyorum. En önemlisi sağlıklı bir hayat sürüyorum, temiz havadayım. Sürekli yaylalarda temiz, doğal sular içiyoruz, doğal besleniyoruz. ve en büyük karımız aslında bizim mutlu, huzurlu ve sağlıklı yaşamamız. Yani maddiyat bizim işte ikinci planda. Yapmış olduğumuz bu işte en büyük avantajımız doğal hayatta yaşamamızdır.”

“Kendimi akvaryumun içerisinde yaşıyor gibi nitelendiriyordum”

Uzun yıllar bankacılık yapmış biri olarak kendisini ‘akvaryumun içerisinde yaşıyormuş’ gibi nitelendiren Yeşilgün, “Her sabah bankaya gelip bir camekanın içerisinde müşterilerimi ağırlıyordum” dedi.

Kendisi gibi doğal yaşamı seçmek isteyenlere tavsiyelerde bulunan Yeşilgün, şunları kaydetti: “Herkese tavsiye ederim. Böyle beyaz yakalı olup da ‘ben bir şeyler yapmak istiyorum, artık kendi işimi yapacağım, doğal hayata geçeceğim’ diyen arkadaşlar kesinlikle korkmasınlar. Ama şu da var; öncesinde benim bankacılık hayatımda yaptığım gibi bu işi iyi bilen bazı üreticilerin yanında hafta sonları kendilerini geliştirsinler. Hangi sektörde, hangi meslek dalında olursa olsun, hafta sonlarında bu tarz aktivitelerde bulunarak, kişisel kabiliyetlerini geliştirsinler. Bu kabiliyetlerini geliştirdikten sonra kendi işletmelerini kuracak güveni zaten yakalayacaklardır. Bu kararın akabinde de işlerine dört elle sarılsınlar ve görecekler ki çok mutlu ve çok iyi kazançlar elde edecekler. Kesinlikle korkmamalarını tavsiye ediyorum.” – MERSİN

]]>
https://www.haber60.com.tr/banka-yoneticisi-ariciliga-yonelen-barbaros-yesilgun-cocuklarima-dogal-bal-uretmek-istiyordum/feed/ 0
Marble İzmir Uluslararası Doğal Taş ve Teknolojileri Fuarı Başladı https://www.haber60.com.tr/marble-izmir-uluslararasi-dogal-tas-ve-teknolojileri-fuari-basladi/ https://www.haber60.com.tr/marble-izmir-uluslararasi-dogal-tas-ve-teknolojileri-fuari-basladi/#respond Thu, 18 Apr 2024 06:42:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28011 Doğal taş sektörünü bir araya getiren Marble İzmir Uluslararası Doğal Taş ve Teknolojileri Fuarı’nın 29.’su başladı. 20 Nisan 2024 tarihine kadar 4 gün boyunca devam edecek olan fuarda Denizli’den 42’si doğaltaş, 17’si ise makine ve diğer alanlar olmak üzere toplam 59 katılımcı firma sektörlerini bir kez daha güçlü bir şekilde temsil ediyor.

Denizli’nin doğaltaş sektöründeki deneyimi antik döneme dayanıyor. Öyle ki, Pamukkale’de yapılan kazı çalışmaları sırasında bulunan traverten bloğu üzerinde taş kesme makinesi kabartması keşfediliyor. Bu kabartmanın bir çeşit katrak olduğu sonucuna varılıyor. Bu keşif, traverten-mermer işleme tekniklerinin antik dönemde de oldukça ileri düzeyde olduğuna işaret ediyor.

Denizli, antik döneme dayanan sektör deneyimi, çeşit ve rezerv zenginliği, ham madde bolluğu, dinamik sektör yapısı ve kullanılan yeni teknolojileriyle dünya doğaltaş piyasasında önemini her daim koruyor. İlimizin işlenmiş doğaltaş ürünleri özellikle ABD pazarında büyük ilgi görüyor. Madencilik sektörünün toplam ihracatımızdan aldığı pay ise yüzde 6 seviyelerinde seyrediyor.

Açılış konuşmasında fuar organizasyonu ve doğal taş sektörü ihracat verileri hakkında görüşlerini paylaşan DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu şunları söyledi:

“Denizli İhracatçılar Birliği olarak Ege Maden İhracatçıları Birliği ve Batı Akdeniz İhracatçıları Birliği’nin ortak standında fuara katılım sağladık. Fuarlar, firmaların pazarlama ve tanıtım aktivitelerinde çok önemli rol oynuyor. Bu nedenle fuarları, potansiyel alıcılara ulaşmanın en kestirme yolu olarak değerlendiriyorum. Alıcılarla kurulan yüz yüze temaslarla uzun süreli ilişkilerin sağlam bir zeminde ilerlediğini düşünüyorum. Bu yüzden, mevcut potansiyelimizi koruma ve sürdürülebilir ihracat artışı vizyonumuzla iletişim ve tanıtım faaliyetlerimize tüm hızıyla devam ediyoruz”

“İşlenmiş doğaltaş ihracatında Denizli ülke çapında zirvede yer alıyor”

Doğaltaş sektörü ihracat verilerine de değinen Başkan Hüseyin Memişoğlu, “Türkiye geneli işlenmiş doğal taş ve blok mermer ihracatının 2023 yılı genelinde 1,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini görüyoruz. Geçtiğimiz 3,5 aylık dönemde ise 466 milyon değerinde ihracat kaydedildi. Denizli madencilik sektörü ihracatına baktığımızda 300’ün üzerinde firmanın 108 ülkeye yüzde 88,7 oranında işlenmiş doğal taş ihracatı yaptığını söyleyebiliriz. 2023 yılı genelinde Denizli’den 27,2 milyon dolar blok mermer ve 213 milyon dolar işlenmiş doğal taş olmak üzere toplamda 240 milyon dolar değerinde ihracat gerçekleşti. İşlenmiş doğal taş ihracatında ilimiz ülke çapında zirvede yer alıyor. İlimizin doğal taş ihracatını ülke bazında değerlendirdiğimizde ise; işlenmiş doğal taş ihracatında ABD, Fransa, Avustralya, Romanya ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin blok mermer ihracatında Çin, Hindistan, Brezilya, Mısır ve Cezayir’in ön plana çıktığını görüyoruz. Doğaltaş makineleri sektörü sürdürülebilir ihracatına devam ediyor. Fuara katılan 17 firmamız doğaltaş makineleri ve diğer sektörlerde faaliyet gösteriyor. Doğaltaş makinelerinde 2023 yılında Denizli’den yüzde 36 artışla 6,6 milyon dolar değerinde ihracat gerçekleşti. Doğaltaş makinelerinin ihracatı geçtiğimiz 3,5 aylık dönemde, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 38 oranında artışla 2,1 milyon dolara ulaştı. Sektörde Hollanda ve İsveç pazarlarına olan ihracatımız oldukça dikkat çekiyor” dedi.

“Doğaltaş sektörünün sürdürülebilirliği doğayla uyumlu üretimle sağlanabilir”

Doğaltaş sektöründe çevreyle uyumlu ve doğamıza sahip çıkan üretim hususunda firmaların farkındalık düzeyinin oldukça yüksek olduğunu belirten Başkan Hüseyin Memişoğlu, “Her ne kadar yapay kaplama malzemeleri son yıllarda hızla artsa da doğaltaşların dayanıklı materyaller olması sürdürülebilirlik konusunu her geçen gün daha da önemseyen tüketiciler için vazgeçilmez olmaya devam edecek. Biz de ülkemizin ve ilimizin sektörde gözbebeği olmasının sürmesi için tanıtım çalışmalarımızı planlıyoruz. Önümüzdeki Eylül ayında İtalya’nın Verona kentinde düzenlenen Marmomac Fuarı’nda da bir kez daha yerimizi alacağız. Fuar organizasyonu boyunca DENİB’de görevli çalışma arkadaşlarımız her türlü destek için sahada olacak. Fuarın şimdiden tüm firmalarımız için verimli geçmesini diliyorum.” diyerek sözlerine son verdi. – DENİZLİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/marble-izmir-uluslararasi-dogal-tas-ve-teknolojileri-fuari-basladi/feed/ 0
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Marble İzmir Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı’nın açılışında konuştu https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-cemil-tugay-marble-izmir-uluslararasi-dogaltas-ve-teknolojileri-fuarinin-acilisinda-konustu/ https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-cemil-tugay-marble-izmir-uluslararasi-dogaltas-ve-teknolojileri-fuarinin-acilisinda-konustu/#respond Wed, 17 Apr 2024 22:30:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27881 HABER: FATİH ÖZKILINÇ – KAMERA: KERİM UĞUR

Bu yıl 29’uncusu düzenlenen Marble İzmir Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı’nın açılışında konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, yeni dönemde bölgesel olarak kalkınmaya önem vereceklerini belirterek “Komşu illerimizle, Türkiye’deki tüm kurumlarımızla, kuruluşlarımızla işbirliği içerisinde olacağız. İzmir tarihsel olarak bir ticaret kentidir, fuarlar kentidir. Bu yönünü geliştirmek için çok çaba harcayacağız” dedi.

İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen doğal taş sektörünün buluştuğu Marble İzmir Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı, düzenlenen törenle 29’uncu kez kapılarını açtı. Fuar İzmir’de 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında gerçekleşecek fuarın açılışına İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı MAPEG Genel Müdürü Aslan Narin, Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdür Yardımcısı V. Tayfun Kılıç, MHP Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş, EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, İZTO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Emre Kızılgüneşler, EİB Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, EMİB Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Alimoğlu, DENİB Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Memişoğlu, İMİB Yönetim Kurulu Üyesi Metin Çekiç, Maden Platformu Sözcüsü Mehmet Yılmaz, TÜMMER Yönetim Kurulu Başkanı Hanifi Şimşek ile sektör temsilcileri katıldı.

Fuarın açılışında konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Marble İzmir Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı’nın 29’uncu kez kapılarını açtığına dikkat çekti. Tugay, “Bu fuarın geçen 29 yılın içerisinde çok büyük emeklerle ve katkılarla gerçekleştiğini ve bugün İzmir için ve daha önemlisi Türkiye için çok önemli bir değere, prestije sahip bir organizasyon olduğunu belirtmek isterim. Sektör temsilcileri, sektörle ilgili günün yaşanan sorunları beklentileriyle ilgili çok değerli şeyler söylediler. Özellikle Ege İhracatçılar Birliği Başkanı Jak Eskinazi’nin bizim işlenmiş ürünlere ihtiyacımız olduğunu, bunların katma değerinin daha yüksek olduğunu, markalaşmanın ve pazarlamanın hepimiz için çok önemli olduğunu, buna ihtiyacımız olduğunu belirtmesini değerli buluyorum. Biz bu dönemde bölgesel olarak kalkınmaya önem vereceğiz. Bunun için komşu illerimizle, Türkiye’deki tüm kurumlarımızla kuruluşlarımızla işbirliği içerisinde olacağız. İzmir tarihsel olarak bir ticaret kentidir, fuarlar kentidir. Bu yönünü geliştirmek için çok çaba harcayacağız” dedi.

VALİ ELBAN’DAN KATMA DEĞERLİ ÜRÜN VURGUSU

İzmir Valisi Süleyman Elban ise katma değerli ürünler vurgu yaparak “Tüm sektörlerde olduğu gibi doğal taş sektöründe de inanılmaz bir rekabet olduğunu hepimiz biliyoruz. Rekabette öne çıkmanın kurallarını hepimizden çok biliyorsunuz. Maliyeti düşürmek ve katma değerli ürünler üretmek bunun temel sırrı, başka yolu yok. Dolayısıyla hala bu sektörde madencilik yapıp çıkan mermeri işleyen arkadaşlarımız eğer enerjisini kendisi üretmiyorsa rekabet etmekle ilgili bir iddiası olmaması lazım. Yine sektörün artık gerek madencilikte gerekse taşı işlediği yerlerdeki artık birçok makinelerin üretimiyle ilgili eğer yerli ürünle ilgili çalışma yapılmayıp hala İtalya ve Çin’e bağımlılığımız devam ediyorsa yine iddiamız konusunda bir eksikliğimiz var demektir. Ama bu sektörü tehdit eden en büyük sıkıntı alternatif kullanımı olan ürünler gerek doğal olmayan taşlar gerekse diğer kaplama ve diğer malzemeler bu sektörü inanılmaz tehdit ediyor çünkü hem ucuz hem uygulaması kolay hem de seyahat tasarım açısından çok cazip görünüyor. Dolayısıyla bu sektörde taşın cazibesini arttıracak bilimsel, tasarımsal ve diğer konularda da çok ciddi çalışma yapılırsa ancak sektör kendisini ispatlayıp sektörü tehdit eden diğer rakip sektörler karşısında ancak güçlü kalabilecektir. Diğer konular bir şekilde çözülür. Ama bu konularda çalışma yapılmadığı taktirde sektör sürekli bir baskı ve tehdit altında kalacaktır” ifadelerini kullandı.

Katılımcılar konuşmaların ardından kurdele keserek açılışını yaptı ve fuarda yer alan stantları ziyaret etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-cemil-tugay-marble-izmir-uluslararasi-dogaltas-ve-teknolojileri-fuarinin-acilisinda-konustu/feed/ 0
Trabzon’da Derelerin Betonlaştırılması Tartışması https://www.haber60.com.tr/trabzonda-derelerin-betonlastirilmasi-tartismasi/ https://www.haber60.com.tr/trabzonda-derelerin-betonlastirilmasi-tartismasi/#respond Tue, 27 Feb 2024 23:42:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12758

GENÇAĞA KARAFAZLI

Trabzon’un Of ilçesi Uluağaç ve Dereköy mahallesinde yaşayan vatandaşlar, Salmada derelerinin DSİ tarafından beton kanallar içerisinden akıtılması çalışmasına tepki gösterdi. Vatandaş Fazlı Özkanca, “Habersiz ettiler bunları köylülerin yarısı yok burada şu göllerin, şu mağaraların kapanacağından haberi yok. Şu yapılan betondan haberi yok bu insanların. Bu gölleri bu hale getirenleri Allah’a havale ediyorum” dedi.

Devlet Su İşleri (DSİ) 22. Bölge Müdürlüğü, “Trabzon Of Uluağaç Mahallesi Dereleri 1. Kısım Yapım İşi” ihalesinin yapımına başladı. Proje kapsamında, bin 800 metre beton ağırlık duvarı, 200 metre kargır duvar, bir adet araç köprüsü, bir adet yaya köprüsü, 3 adet menfez ve 25 adet brit yapılacak.

“GÖLÜ BU HALE GETİRENLERİ ALLAH’A HAVALE EDİYORUM”

Çalışmalara tepki gösteren vatandaş Fazlı Özkanca, şunları söyledi:

“Ben İstanbul’daydım gelip gidiyorum aşağıdan beri geldik bu dereyi ne hale soktular. Burada bir çevre katliamı var, fuzuli bir beton döküyorlar. 30 bin ton metre küp buraya beton döküyorlar, ancak bu yörenin insanlarının çoğu burada değil gurbettedirler. Bazıları geliyor, ‘benim yerlerimi neden izin almadan kapatıyorsun’ diyor. Siyasilerle görüştüm bazı siyasilerde bizimle beraber, Trabzon DSİ Müdürlüğüne gittim bakıyorum ki onunla konuşuyorum o onu destekliyor onu destekliyor. Yani orada bir çevre katliamı var dere yok oluyor. Bakın görüyorsunuz aşağıdan beri geliyoruz şu gölde 2 metrelik bir derinlik var, karşıda kayaların altında mağaralar var Allah kendiliğinden burada doğal betonu yapmış, taşı yapmış 100 metre kadar. 10 gün sonrada buraya geldiğimizde bu duvar bu taşlar ve mağaralar hepsi beton olacak. Ben buraya ilk geldim inanır mısınız gözümden yaşlar aktı, böyle beton olur mu? Buraya hayvan inmeyecek buraya insanlar inemeyecek şu göl kapanır mı? İki ay sonra buraya geldiğimizde bu bulunduğumuz alan beton olacak. Mücadelemi sonuna kadar vereceğim. Habersiz ettiler bunları köylülerin yarısı yok burada şu göllerin, şu mağaraların kapanacağından haberi yok. Şu yapılan betondan haberi yok bu insanların. Bu gölleri bu hale getirenleri Allah’a havale ediyorum.”

“ŞİRKETLER KAZANIYOR, DOĞAL YAŞAM KAYBEDİYOR”

Türkiye İşçi Partisi Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan adayı Süleyman Hacıbektaşoğlu ise şunları söyledi:

“Burada tam anlamıyla bir eko kriz yaşanıyor, şirketler eliyle siyasi iktidar eliyle tamamıyla bu dereler ve doğal yaşama karşı müthiş bir eko kırım var. Bu dere kendi doğal vadisinde, kendi doğal kanalı içerisinde akarken görüyoruz ki kayaların önüne de duvarlar yapılıyor. Yani arkasında müthiş bir rantın olduğunu bir rant alanına dönüştürüldüğünü artık yaşadığımız bütün örneklerde görüyoruz. Doğaya müthiş bir saldırı var, yaban hayatına bu yaban hayatına da bir saldırı. Aynı zamanda etraf ormanlarla çevrili derenin hiçbir yere bir zararı yok ama şu yapılan duvarlarla birlikte yaban hayvanlarının dereden su içmesinin önüne engel konuluyor. Bir sürü balığın olduğu bizim yöreye ait kırmızı pullu alabalığın yaşadığı bu dere tabanına da beton dökülerek sağına soluna beton dökülerek işte oradaki o yaşam alanları da yok edilerek buradaki o canlı türlerinde yok edilmiş oluyor. Aynı zamanda bu derelerin kanala alınmasıyla birlikte bölgedeki buharlaşmanın önlenmesinden dolayı çevrede bulunan mahallelerin köylerin çay tarımından dolayı bu buharlaşmanın etkisiyle da düşüşler yaşanıyor. Belli bir gelir kaybına uğruyorlar, şirketler kazanıyor birileri kazanıyor, müteahhitler kazanıyor hatta  bunların iş birlikçileri de kazanıyor, siyasi ortakları da kazanıyor ama burada  yaşayan vatandaş kaybediyor, doğal yaşam kaybediyor, yaban hayatı kaybediyor, insanlık kaybediyor.”

“DEREYE BETON DÖKÜYORLAR BU DOĞA KATLİAMIDIR”

Hürriyet Mahallesi Muhtarı Selçuk Nuhoğlu, “Şu anda burada yapılan bir katliam bana göre. Yani burada dökülen betonları bize verin de yol dökelim bunlarla. Balıkların mı doğaya insanlara bunun bir zararı var. Biz buna karşıyız. Köylerimizin betona ihtiyacı varken bunu yollara değil dereye döküyorlar Doğa Katliamı bu” dedi.

]]> https://www.haber60.com.tr/trabzonda-derelerin-betonlastirilmasi-tartismasi/feed/ 0 Pürmüz Kullanımı İnsan Sağlığına Zararlı Olabilir https://www.haber60.com.tr/purmuz-kullanimi-insan-sagligina-zararli-olabilir/ https://www.haber60.com.tr/purmuz-kullanimi-insan-sagligina-zararli-olabilir/#respond Sun, 21 Jan 2024 08:42:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4402

Mehmet ALA/ -ÖZELLİKLE restoran ve kafelerde pek çok tatlı çeşidinde kullanılan mutfak ekipmanlarından biri pürmüz. Halk arasında alev tabancası olarak da bilinen pürmüz, sütlaç, krem brule gibi bazı tatlıların yüzey bölümlerinin yakılması, peynir gibi ürünlerin eritilmesi için sıklıkla kullanılıyor. Ancak uzmanlar pürmüzün yiyeceklerde bu şekilde kullanılmasının insan sağlığına zararlı olduğunu belirtiyor. Sebebi ise özellikle tatlılarda pürmüzle karamelizasyon elde edilirken akrolein maddesinin ortaya çıkması. Akroleinin normal şartlarda doğada da bulunduğunu ve insan sağlığı için korkulacak bir madde olmadığını belirten Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Vedat Göral, fazla tüketilmesi durumunda vücutta zarara neden olabileceğini vurguladı. Akroleinin fazla tüketilmesinin ağızda ve boğazda yanmalara ve yaralara da neden olduğunu belirten Göral, mümkün olduğunca pişirmede doğal yöntemlerin tercih edilmesini, tüketicinin doğal yollar ile pişen yiyecekleri tercih etmesi gerektiğini ifade etti.

“SIK TÜKETİLİRSE AKROLEİN, VÜCUTTA ZARARLAR MEYDANA GETİREBİLİR”

Prof. Dr. Göral, “Bu pürmüzün kullanılması sonrası ortamda akrolein denilen bir zararlı madde oluşuyor. Tabi bu zararlı madde en çok pürmüzü uygulayan kişide oluyor, aşçılarımızda oluyor. Tabi yiyen kişide de oluyor. Örneğin tatlılarda karamelizasyon meydana gelirken akrolein ortaya çıkıyor. Bunun çok fazla alınması sakıncalı. Hani 1 kere 2 kereden dolayı bir şey olmaz. Devamlı yapılıyorsa ve yapan kişi de bunu devamlı uyguluyorsa kişi risk altında olabilir. Tabii akrolein çok da korkulacak bir madde değil, tütünde var, toprakta var doğada da bulunuyor. Ama belirli miktarı aşarsa çok sık tüketilirse bu akrolein maddesi vücutta zararlar meydana getirebilir. Özellikle ağız ve boğazda yanmalar, yaralar oluşabilir. Kişi bunu inhale ederse yani akciğerine alırsa akciğerde sıkıntılar, nefes darlığı hatta bazen alerji nadir de olsa ölüme kadar gidebilir. Çünkü herkesin bünyesi bir değil. Farklı kimyasallara karşı farklı tepkiler yapabilir. Belki arada bir tüketilebilir ama çok sık tüketmemek lazım. En çok yapan kişi risk altında. Tabi yiyen kişi de risk altında. Örneğin sütlacı pürmüzle yakmaya çalışıyorlar. O anda da bu akrolein maddesi oluşuyor. Dolayısıyla kişilerin bu konuda dikkatli olması gerekir” şeklinde konuştu.

PÜRMÜZLE KARAMELİZASYON YAPARKEN TATLARIN VASFI DEĞİŞİYOR

Pürmüzün 90-100 derecede tahlike saçtığını belirten Göral, “Muhtemelen 90-100 derecede. Çünkü o dokuyu yakması gerekiyor. veya karamelizasyon oluşuyor. Oradaki tatlılar vasıf değiştiriyor. Aslındaki doğadaki gıdaların hepsi sağlıklı. Biz bazen pişirirken çabuk olsun, güzel gözüksün, müşteriyi etkilesin diye pürmüzle karamelizasyon yaparken tatların vasfı değişiyor. Belki görüntüsü güzel ama o esnada oluşan akroleinler kişi de bir takım sağlık sorunlarına yol açabilir. Özellikle doğala kaçmak lazım, görüntüsü güzel, moda olan, çabuk tüketilen gıdalardan biraz uzak durmak lazım. Daha klasik, anne babaların pişirdiği gibi sütlaçları, tatlıları tüketelim. Teknolojinin geliştirdiği bir takım teknikler sağlığımıza olumsuz bir zarar verebilir” diye konuştu.

“HER ŞEYİ DOĞAL YOLLAR İLE YAPIYORUZ, PÜRMÜZÜ KESİNLİKLE REDDEDİYORUZ”

Restoran Müdürü Ahmet Yazıcı, pürmüzü kesinlikle kullanmadığını, insan sağlığı için zararlı olduğunu belirterek, “Ben 38 yıldır lokantacıyım. Ama hiçbir zaman ne Hatay sofralarına ne şu anda çalıştığım işletmede pürmüz kullanmadım. Aynı zamanda aşçılık belgem de var. Aşçılık yaptığım zaman da hep reddetmişimdir. Çünkü pürmüz gazın, ateşin, direkt ete ürüne temas etmesi sağlığa zararlıdır. Zararlı olduğunu bildiğimiz için karşıyım. Hiçbir zamanda kullanmadım. Şu anda müessesemizde kullanmıyoruz. Çünkü doğal fırınımız var. Fırınımızda gereken kızartmaları, pişirmeleri, ızgarayı her şeyi doğal yollar ile yapıyoruz. Pürmüzü kesinlikle reddediyoruz” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/purmuz-kullanimi-insan-sagligina-zararli-olabilir/feed/ 0
Termal Tesisler, Yılbaşı Tatilinde Yoğun İlgi Görüyor https://www.haber60.com.tr/termal-tesisler-yilbasi-tatilinde-yogun-ilgi-goruyor/ https://www.haber60.com.tr/termal-tesisler-yilbasi-tatilinde-yogun-ilgi-goruyor/#respond Fri, 29 Dec 2023 08:48:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=1524 Türkiye’nin önemli termal kaynaklarına ev sahipliği yapan, dört mevsim tercih edilen Güney Marmara’daki Yalova ve Balıkesir ile İç Ege’de yer alan Kütahya’da hizmet veren tesisler, hafta sonu ile birleşince 3 güne uzayan yılbaşı tatilini hareketli geçirecek.

Yalova’ya 12 kilometre uzaklıkta bulunan Termal ilçesindeki Kültür ve Turizm Bakanlığı belgeli 17 tesis ile belediye belgeli işletmelerde hafta sonu ve yılbaşı rezervasyonları doldu.

Sağlık Bakanlığı Yalova Termal Kaplıcaları İşletmesi Müdür Yardımcısı Ümit Gürbüzoğlu, AA muhabirine, 3 bin 600 dönüm alanda kurulu tesisin Bursa, İstanbul ve Kocaeli’ye yakınlığı nedeniyle günübirlik ziyaretçi ve konaklama sayılarında her dönem yoğunluk olduğunu söyledi.

Hamamlar, termal havuzlar ve otellerden oluşan tesiste hazırlıkları tamamladıklarını, hafta sonu ve yılbaşında yüzde 100 dolulukla hizmet vereceklerini belirten Gürbüzoğlu, “Hafta sonları zaten büyük bir ilgi vardı. Şimdi yılbaşının da etkisiyle hafta başından itibaren otelimiz doldu. Genelde cuma gününden gelen misafirlerimizin pazar günleri çıkışları oluyordu ama yılbaşının pazar akşamına denk gelmesi ve pazartesi gününün de tatil olmasıyla insanlar 4 günlük tatil yapabilme imkanına kavuştu. O yüzden de daha çok tercih ettiler.” diye konuştu.

Kaynaktan 62 derece sıcaklıkta çıkan suyu, soğutma kulelerinde 34-35 dereceye düşürüp havuzlara aktardıklarını anlatan Gürbüzoğlu, 1911 yılında Roma’da düzenlenen şifalı sular yarışmasında tesise verilen madalyayı otelin lobisinde sergilediklerini ifade etti.

Bursa’dan gelen ziyaretçilerden Necmiye Uyanık, Termal’i çok beğendiğini, yıllardır tatilleri için bu tesisi tercih ettiklerini, yılbaşı tatilini hafta başından itibaren başlattıklarını aktardı.

Batman’dan arkadaşlarıyla gelen Şehmus Kır da 10 günlük tatil için Termal’i tercih ettikleri bilgisini vererek, “1600 kilometre uzaktan geldik. Sıcak su, kapalı havuz, hamam var. Çok beğendik.” dedi.

Termal kaynakları ve trekking yollarıyla “doğal şehir” Sındırgı

Balıkesir’in Sındırgı ve Bigadiç ilçelerinde gerek belediyelere gerekse özel kuruluşlara ait termal tesislerde de hafta sonu öncesi hareketlilik yaşanıyor.

Sındırgı Belediye Başkanı Ekrem Yavaş, “doğal şehir” olarak tanınan ilçenin, biri Emendere, diğeri Hisaralan mevkisinde iki jeotermal kaynağa sahip olduğunu dile getirdi.

Bu kaynağın, ilçede 5 bin konutun ısıtılmasında da kullanıldığını ifade eden Yavaş, şunları anlattı:

“İlçemizde bulunan termal tesisler özellikle yılın 12 ayı boyunca turist çekmektedir. Deniz turizminin aksine, sınırlı bölgelerde 12 ay boyunca turistlerin ilçeyi ziyaret etmeleri, burada yıl boyu ekonomik bir canlılık sağlamaktadır. Şu anda ilçede 5 adet nitelikli otel bulunmakta olup, termal otellerde yüzde 87 doluluk oranına ulaşılmış durumdadır. Önümüzdeki 3 günlük yılbaşı tatili için ise rezervasyonlar neredeyse tamamen dolmuş durumda. İnsanlar sadece otelde kalmakla kalmayıp pazar yerine gitmek, doğal ürünleri almak, meydanlarda sosyalleşmek ve çeşitli doğa aktivitelerine katılmak istiyorlar. Sındırgı da doğal ürünlere kolayca ulaşma şansı sunan bir merkezdir. Bu bölgede aynı zamanda açık hava aktiviteleri, trekking yolları ve spor imkanları da bulunmaktadır. Her mevsimi farklı güzelliklere sahip olan ilçemize doğal şehir atmosferiyle herkesi bekliyoruz.”

İç Ege’de 2 bin 500 yatak kapasitesiyle termal turizme katkı sağlıyorlar

Kütahya kent merkezine yakın Yoncalı ve Ilıca kaplıcalarının yanı sıra termal su kaynaklarına sahip Simav, Gediz, Tavşanlı, Emet ve Hisarcık ilçelerindeki toplam 2 bin 500 yatak kapasiteli turizm işletmelerinde yılbaşı tatili dolayısıyla rezervasyon yoğunluğu yaşanıyor.

Kütahya-Tavşanlı kara yolu yakınında 42 derece sıcaklığa ulaşan suya sahip Yoncalı Kaplıcaları’ndaki özel bir tesisin müdürü Ümit Efe, hafta sonu ve yılbaşı tatilinde yüzde 100’e yaklaşan dolulukla hizmet vereceklerini belirtti.

Hisarcık ilçesinde belediye tarafından işletilen Esire Termal Turizm Merkezi’nin müdürü Süleyman Köse de 140 yatak kapasitesine sahip tesisin 3 günlük tatil için rezervasyonlarının dolduğu bilgisini verdi.

Esire’nin müşteriler tarafından hem şifa hem de dinlenmek için tercih edildiğini söyleyen Köse, “Buradaki termal su özellikle cilt hastalıklarına çok faydalı. Yurt içinden ve yurt dışından müşterilerimiz bulunuyor. Özellikle tatil dönemlerinde tesisimizde hiç boş yer kalmıyor.” ifadesini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/termal-tesisler-yilbasi-tatilinde-yogun-ilgi-goruyor/feed/ 0