(İSTANBUL) – Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK) kurucusu ve ilk Genel Başkanı Kemal Türkler, katledilişinin 44’üncü yılında İstanbul Topkapı Mezarlığı’ndaki mezarı başında anıldı. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, “Kemal Türkler’e sıkılan kurşun, bugün bize yaşatılmak istenen Türkiye’nin işaret fişeğidir. Kemal Türkler’e sıkılan kurşun, emperyalist, kapitalist sistem içerisinde nasıl bir Türkiye istendiğinin göstergesidir” dedi.
İstanbul’da, 22 Temmuz 1980’de evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürülen DİSK’in kurucusu ve ilk Genel Başkanı Kemal Türkler için bugün Topkapı Mezarlığı’ndaki mezarı başında anma töreni düzenlendi. DİSK üyeleri ile siyasi parti temsilcileri, mezarlık girişinden kortej halinde sloganlarla Türkler’in mezarının başına kadar yürüdü. “Kemal Türkler ölümsüzdür” sloganı atılan anmada, Türkler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.
Anmada konuşan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türkiye işçi sınıfının çok güçlü bir mücadele tarihi olduğunu söyledi. Çerkezoğlu, şunları dile getirdi:
“DİSK’in tarihi, 1 Mayıslardan DGM direnişlerine, demokrasi mitinglerine kadar uzanan bir tarihtir. Sonrasında 12 Eylül askeri faşist darbesinde 11 yıl DİSK’in kapatılması faaliyetlerinin durdurulması, onlarca, yüzlerce yöneticisinin, temsilcisinin idamla yargılanması, yıllarca hapishanelerde tutulması, ardından DİSK’in yeniden açılmasından bugüne kadar her türlü baskının, zorluğun, DİSK’in örgütlenmesinin ve mücadelesinin önüne kurulması o nedenle tesadüf değildir. 1967’deki kuruluş bildirgesindeki, o manifestodaki mücadelenin gücü bugün DİSK’i hala durdurmak, önüne set çekmek isteyenlerin korkusudur. Kemal Türkler, işte o 1967’den bugüne kadar ve hepsi bizim tarihimiz olan bu tarihin en şanlı sayfalarının altında imzası olan kişidir. Bu tarihin en önemli sayfalarının altında Kemal Türkler’in damgası vardır.
“Kemal Türkler’i katledenlerde memlekete sahip çıkma iradesine karşı olmak vardı”
Kemal Türkler’i unutulmaz yapan, Kemal Türkleri bugün hala Türkiye işçi sınıfının yolunu aydınlatan en önemli liderlerden birisi yapansa sınıf mücadelesini sadece emek mücadelesiyle sınırlı görmeyen, Türkiye işçi sınıfının mücadelesini, emek ve ekmek mücadelesini aynı zamanda demokrasi mücadelesiyle birlikte yürüten yani Türkiye işçi sınıfının ekonomik, demokratik mücadelesiyle, siyasal mücadelesini bir ve aynı sürecin parçaları olarak gören o yüce zihniyetin sonucudur. Bilelim ki Kemal Türkler’e sıkılan kurşun, bugün bize yaşatılmak istenen Türkiye’nin işaret fişeğidir. Kemal Türkler’e sıkılan kurşun, emperyalist, kapitalist sistem içerisinde nasıl bir Türkiye istendiğinin göstergesidir. 1 Mayıs’ı kana bulayanlarda, Kemal Türkler’i katledenlerde, 12 Eylül’de DİSK’i yıllarca kapatanlarda, genel başkanını, yöneticilerini idamla yargılayanlarda, DİSK açıldıktan sonra önümüze her türlü barikatı kuranlarda, 10 Ekim’den bugüne kadar her türlü katliamları yapanların hedefinde Türkiye işçi sınıfının emeğine, ekmeğine, geleceğine, aynı zamanda ülkesine, memleketine sahip çıkma iradesine karşı olmak vardı.
“Emeğin Türkiye’si mücadelesini veriyoruz”
Onların bir Türkiye özlemi, dileği var. Onların Türkiye’sinde işçi sınıfı çalışacak, üretecek. Öyle 45 saat değil; 50, 60, 70 saat çalışacak. İş cinayetlerinde, inşaatlarda, madenlerde can verecek, sermaye için üretecek ama kendi emeği, ekmeği hakkında, kendi memleketi hakkında söz ve karar sahibi olmayacak, sözünü söylemeyecek. Sadece 5 yılda bir önüne konulan sandıkta oy kullanmayı demokrasi olarak kabullenecek. Böylesi bir Türkiye istiyorlar onlar ama biz biliyoruz ki, bizim özlemini kurduğumuz, istediğimiz Türkiye, bugün mücadelesini verdiğimiz Türkiye; eşitliğin, adaletin, barışın, kardeşliğin olduğu, ürettiğimiz değerin hakça paylaşıldığı, sendikalaşmanın, grev hakkı, toplu sözleşme hakkı başta olmak üzere sendikal hakların kullanımının önündeki bütün engellerin kaldırıldığı, demokrasinin bütün kurum ve kurallarıyla işlediği emeğin Türkiye’sidir ve biz bugün bunun mücadelesini veriyoruz”
Ardından Türkler’in mezarına karanfil bırakılmasıyla anma sona erdi.
]]>(ANKARA)- Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu, (DİSK) açıkladığı düşük enflasyon rakamlarına tepki göstermek için Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) önünde basın açıklaması yaptı. DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu, “TÜİK sürekli olarak enflasyonu düşük belirleyerek her gün ama her gün soframızdaki ekmeğin daha fazla küçülmesine yol açıyor. TÜİK, İşçinin, emekçinin sofrasından bir dilim ekmeği daha çalıyor” dedi.
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) önünde “TÜİK’i yargı kararlarına uymaya, ekmeğimizle oynamamaya, gerçekleri açıklamaya çağırıyoruz” çağrısıyla basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve DİSK Yönetim Kurulu üyeleri katıldı.
DİSK üyeleri “Gerçekleri açıkla ekmeğimle oynama”, “TÜİK elini cebinizden çek”, “Sefalete teslim olmayacağız”, “İnsanca yaşamak istiyoruz” sloganları attı.
“TAKSİM’E SAHİP ÇIKTIĞIMIZ GİBİ EKMEĞİMİZE SAHİP ÇIKMAK İÇİN MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRÜYORUZ”
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, yaptığı açıklamada, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda işçilerin Taksim’e çıkışının engellendiğini hatırlatarak, “Bizlerin Taksim’de olmamızı engellemek demek milyonlarca emekliyi on bin lira emekli aylığıyla yaşamaya mahkum etmek demektir. Bizlerin Taksim’de olmasını engellemek adaletsiz vergi sistemiyle krizin bütün yükünü işçiye emekçiye yüklemek demektir. Bizler 1 Mayıs’a ve Taksim’e sahip çıktığımız gibi emeğimize, ekmeğimizi sahip çıkmak için mücadelemizi sürdürüyoruz” dedi.
“HER GÜN DAHA FAZLA YOKSULLAŞTIĞIMIZ BİR DÖNEMİ YAŞIYORUZ”
TÜİK tarafından bugün açıklanan Nisan ayı enflasyon verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çerkezoğlu, “Enflasyon 3,18 yıllık enflasyon ise 70’ye dayanmış. Geçen yıl nisan ayında enflasyon yüzde 43,6 idi. TÜİK’in baskılanmış rakamlarıyla bile tablo ortada. Dört aylık enflasyonu hesapladığımızda yüzde 18,72 gıda enflasyonu yüzde 70’e dayanmış, ama bizim araştırma dairemizin gelir gruplarına göre hesapladığı gıda enflasyonuna baktığımızda örneğin emeklinin gıda enflasyonu yüzde 84, en düşük gelirli grubunun gıda enflasyonu ise yüzde 107. TÜİK rakamlarıyla bile baktığımızda çok yüksek bir enflasyon karşısında her gün daha fazla yoksullaştığımız bir dönemi yaşıyoruz” diye konuştu.
“GERÇEK ENFLASYONUN NE KADAR OLDUĞUNU YAŞAYARAK GÖRÜYORUZ”
TÜİK tarafından açıklanan enflasyon verilerinin uzun bir süredir tartışma konusu olduğunu, rakamların gerçekle ilgisinin olmadığını ve vatandaşların bu rakamların yanlış olduğunu yaşayarak gördüğünü söyleyen Çerkezoğlu, “Her gün hepimiz çarşıya, pazara, manava gittiğimizde, evimize elektrik, su faturası geldiğinde gerçek enflasyonun ne kadar olduğunu yaşayarak görüyoruz. TÜİK sürekli olarak enflasyonu düşük belirleyerek her gün ama her gün soframızdaki ekmeği daha fazla küçülmesine yol açıyor. TÜİK, İşçinin, emekçinin sofrasından bir dilim ekmeği daha çalıyor.”
“TÜİK, VERİLERİ KARARTMAYA DEVAM EDİYOR”
TÜİK’in gerçekleri açıklamadığını ve verileri kararttığını ifade eden Çerkezoğlu, TÜİK’in 20 yıl boyunca açıkladığı enflasyon sepetini iki yıldır açıklamadığını ve bunun için TÜİK’e yaptıkları başvurunun reddedildiğini söyledi. Çerkezoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz DİSK olarak bu listenin açıklanması için TÜİK’e bir başvuru yaptık. TÜİK, bu başvurumuzu reddetti. Arkasından CİMER üzerinden TÜİK’den bu listeyi istedik. TÜİK, ikinci kez reddetti. Adalet Bakanlığı bünyesindeki Bilgi Edinme Kurulu’na başvurduk. Biz işçi örgütüyüz, emekçi örgütüyüz. Milyonlar emekçinin ücreti bu rakam üzerinden belirleniyor. Bu rakamı neye belirlediğinizi görmek, bizim ve Türkiye’nin hakkıdır dedik. Kurul, başvuruyu reddetti. Ondan sonra bu süreci yargıya taşıdık. Ankara 6. İdare Mahkemesi, oy birliğiyle verdiği kararda bu verilerin TÜİK’in elinde olduğu ve bunu bütün kamuoyu ile ve DİSK ile paylaşmasının görevi gereği olduğunu söyledi. Ama TÜİK, buna rağmen verileri bizlerle paylaşmamaya devam ediyor. Yargı kararlarına uymayan TÜİK, verileri karartmaya devam etti. TÜİK’in Danıştay’a yaptığı başvurusu reddedildi. TÜİK’in verileri açıklamamak için denediği bütün yollar tükendi.
“TÜİK BAŞKANLIĞINI İŞÇİNİN EKMEĞİYLE OYNAMAKTAN VAZGEÇMEYE ÇAĞIRIYORUZ”
TÜİK’e Anayasa’nın 138. maddesini hatırlatıyoruz. Yasama, yürütme, yargı arasındaki idare mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Mahkeme kararlarını değiştiremez ve yerine getirilmesini geciktiremez. TÜİK başkanı, yargı kararlarına uymayarak açıkça suç işlemektedir. Ceza hukuku açısından ciddi suçtur. Kararı geciktirenler kişisel olarak da suçludur. Yargı kararlarına uymayarak milyonları mağdur edenlerin yarattığı hukuksuzluk ve haksızlıkla sonuna kadar mücadele edeceğiz. TÜİK başkanlığını görevini yapmaya çağırıyoruz. Gerçekleri saklamaktan vazgeçmeye çağırıyoruz. TÜİK başkanlığını işçinin, emekçinin ekmeğiyle oynamaktan vazgeçmeye çağırıyoruz.
“BU KOCAMAN BİR YALAN”
Bu enflasyon rakamlarıyla bile her gün daha fazla yoksullaştığımız bu süreçte herkes bilsin ki yargı ve hukuk tanımaz düzenle sonuna kadar mücadele edeceğiz. Zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapmak için dönen bu düzeni mutlaka değiştireceğiz. İktidar yöneticilerinin kemer sıkma politikaları adı altında, enflasyonla mücadele adı altında ücretleri baskılayan politikaları karşısında DİSK olarak mücadele edeceğiz. İktidar, enflasyonun sebebi ücretlerdeki artış diyor. Bu kocaman bir yalan.”
]]>
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) İstanbul Şişli’de basın açıklaması gerçekleştirdi. Emeklilikte insanca yaşamanın bir hak olduğunun altını çizen Çerkezoğlu, yıllarca çalışan, üreten, prim ödeyen emeklilerin insanca bir yaşam sürmesinin ülkeyi yönetenlerin görevi ve sorumluluğunda olduğunu ifade etti. Emekliler, aylıklarının enflasyona değil milli gelire endeksli olmasını, bayram ikramiyelerinin en az asgari ücret seviyesine çıkarılmasını, emekli aylıkları arasındaki farklılıkların giderilmesini istedi.
Basın açıklamasına DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, DİSK Genel Başkan Yardımcısı Özkan Atar, DİSK İstanbul Bölge Temsilcisi Asalettin Arslanoğlu, DİSK Emekli Sen Genel Başkanı Cengiz Yavuz, sendika genel merkez ve şube yöneticileri, DİSK’li işçiler ve emekliler katıldı.
Basın açıklamasında açılış konuşmasını yapan Emekli Sen Genel Başkanı Cengiz Yavuz, emeklilerin geçim zorluklarını ve taleplerini anlattı. Emekli Sen Genel Başkanı Yavuz, şunları söyledi:
“EMEKLİLERE KAYNAK YOK DİYEN, HER SEÇİM DÖNEMİNDE İSE BİZLERİ OY KAYNAĞI OLARAK GÖRENLERE KARŞI YEREL SEÇİMLERDE DE SANDIKLARDAYIZ”
“Saray buyuruyor: Emeklilere kaynak yok. Saray buyuruyor: Sermayeye kaynak çok. Saray buyuruyor: Oy yoksa hizmet yok. Saray buyuruyor; emekliler saraya biat etmiyor. Milyonlarca emekli ve hak sahibinin sesi, sözü olma sorumluluğuyla bir kez daha buradayız. Kara kışta sokaktaydık, güneşin alnında sokaktaydık. Bugün de buradayız. Emeklileri yoksullukta, sefalette eşitleyenlere karşı her mevsim sokaktayız. Emeklilere kaynak yok diyen, her seçim döneminde ise bizleri oy kaynağı olarak görenlere karşı yerel seçimlerde de sandıklardayız.
“EKONOMİ BÜYÜRKEN EMEKLİYİ YOKSULLAŞTIRANLARA KARŞI BURADAYIZ”
‘Kaynak var, niyet yok’ demek için buradayız. Ekonomi büyürken emekliyi yoksullaştıranlara karşı buradayız. Emekliye milli gelirden pay verilmemesine; istatistik uydurma kurumu tarafından açıklanan ve ertesi gün eskiyen enflasyon oranlarında yapılan sözde zamlara karşı buradayız. Bugün burada; yarın sandıklardayız. Emeklilere yönelik hayata geçirilen ya da geçirilmeyen politikaların hangi tercihin, hangi aklın ürünü olduğunu gördüğümüz için buradayız. İşçiden, emekçiden, emekliden alıp sermayeye aktarılan kaynakları haykırmak için buradayız. Harçlıktan farkı kalmayan üç bin liralık bayram ikramiyesinin, ramazan ayı boyunca, seçime yatırım yapmak için altın kaselerde sundukları iftar yemeklerinin kaçta kaçı olduğunu sormak için buradayız.
“ÇEKTİRENLER BİR AVUÇ, DEĞERLİ DOSTLAR; BİZ ÇEKENLER İSE MİLYONLARIZ”
‘Emekliler rüşvet değil, haklarını istiyor’ demek için buradayız. Açlığın pençesinden kurtulabilmek için çalışmak zorunda kalan, hem de güvencesiz ve kayıt dışı işlerde çalışmak zorunda kalan emekliler için buradayız. Yıllar boyunca çalışan, alın teri döken emeklilerin; tarlayı eken, çarkları döndüren, gemileri yüzdüren, tebeşirle birlikte sesini, madenlerde nefesini, atölyelerde ellerini tüketen ve bunca yorgunluğun sonunda bir oh diyemeyen emeklilerin gerçeğini haykırmak için buradayız. Çöken sosyal güvenlik sisteminin altında kalanın bizler olduğunu haykırmak; ‘kaynak yok diyenler, suyu kurutanlardır; doğayı katledenlerdir; kentleri yaşanılmaz, torunlarımızın yarınlarını öngörülmez kılanlardır’ demek için buradayız. Bugün buradayız, yarın sandıktayız. Çektirenler bir avuç, değerli dostlar; biz çekenler ise milyonlarız! Bizlere çektiren bir avuç doymak bilmeze karşı yoksulluk ve açlık çeken milyonlarca emeklinin sesi olmak için buradayız.
“EMEKLİLERİN SENDİKALAŞMASINI ENGELLEMEYE ÇALIŞANLAR, OY YOKSA HİZMET DE YOK DİYENLERDİR”
Biliyoruz: Emeklileri sırtında yük olarak görenler, işçilere daha çok çalışın, daha az kazanın diyenlerdir. Biliyoruz: Emeklileri her gün biraz daha yoksullaştıranlar, öğrencilerin barınma hakkına göz dikenlerdir. Biliyoruz: Emeklilere sağlıkta katkı payı dayatanlar, sağlık sistemini özelleştirenler, eğitimi piyasalaştıranlardır. Biliyoruz: Emeklilere asgari ücretin altında aylıkları reva gören çift maaşlılar, halkın iradesiyle seçilmiş milletvekilini hapsedenlerdir. Biliyoruz: Emeklilerin sendikalaşmasını engellemeye çalışanlar, oy yoksa hizmet de yok diyenlerdir. Bu aklı tanıyor, bu zihniyetle inatla, umutla mücadele etmeye devam ediyoruz.
“EMEKLİ AYLIKLARININ ENFLASYONA DEĞİL MİLLİ GELİRE ENDEKSLİ OLMASI HAKKIMIZDIR”
Taleplerimiz açıktır, nettir: Emeklilikte insan onuruna yaraşır ücret hakkımızdır. Emekli aylıklarının enflasyona değil milli gelire endeksli olması hakkımızdır. Emekli bayram ikramiyelerinin en az asgari ücret seviyesine çıkarılması hakkımızdır. Emekli aylıkları arasındaki farklılıkların giderilmesi hakkımızdır. Sağlık hizmetlerinde katkı payının kaldırılması ve sağlığın kamusallaştırılması hakkımızdır. Kendimizle ilgili tüm politikalarda karar alma mekanizmalarında yer almak hakkımızdır. Tüm bunların gerçek anlamda yaşama geçirilebilmesi için sendikalaşmak hakkımızdır. Tüm bunlar için kaynak var dostlar, fakat niyet yok. Niyeti bozuklara karşı, bugün burada, yarın sandıklardayız. Barınmak için ekmeğinden, ekmek için sağlığından vazgeçmek zorunda bırakılan emekliler olarak sokakları da sandıkları da terk etmeyeceğiz. Evlerimizde karnımız tok, mahallemizde içimiz rahat yaşamak için; ulaşılabilir, güvenli ve yaşanabilir kentler için, adil, eşit ve özgür bir ülke için mücadele etmeye, DİSK Emekli-Sen’de birleşmeye devam edeceğiz. Dünün işçileri ve emekçileri, bugünün emeklileri olarak saraya biat etmeyeceğiz. Emekliler haykırıyor: Kaynak var, niyet yok. Kaynak var, niyet yok”
DİSK-AR’ın hazırladığı “Emeklilerin Durumu” raporu da basın açıklaması sırasında DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu tarafından paylaşıldı. Çerkezoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan çarpıcı veriler şöyle:
EMEKLİSİNE EN AZ DEĞER VEREN ÜLKELERDEN BİRİ
-Türkiye’de ortalama emekli aylığı merkez Avrupa ülkelerinin 6’da biri düzeyinde: Ortalama emekli aylığı İspanya ve Fransa’da 1400, Almanya ve İtalya’da 1500, Belçika’da 1700, Hollanda’da 2000 avronun üzerinde iken Türkiye’de sadece 237 avro.
-Türkiye’de emekli aylıkları 2012 ve 2021 arasında avro cinsinden yüzde 33,6 oranında azaldı.
-2012 yılında Türkiye’den daha düşük aylığa sahip 9 Avrupa ülkesi varken bu sayı 2021 yılında 1’e düştü.
-Türkiye’de emekli aylıklarına ayrılan kaynak Avrupa’da ayrılan kaynağın yarısından bile az: Emekli ödemelerinin GSYH’ye oranı 27 AB ülkesinde ortalama yüzde 9,5 iken Türkiye’de sadece yüzde 4,1.
-Emeklilerin bu yoksullaşma süreci onları emekliyken de çalışmaya mecbur bıraktı. 2002 yılında çalışan veya iş arayan emeklilerin oranı yüzde 36,6 iken Aralık 2023’te yüzde 55,3’e yükseldi.
-Bütçede emeklilere ve sosyal güvenliğe ayrılan pay düşüyor: 2008-2024 arasında SGK’ye yapılan bütçe transferlerinin oranı 5,2 puan azaldı.
-Kaynak yok diyenler doğru söylemiyor. SGK’da emekliler için yeterince kaynak var: Prim gelirlerinin emekli aylıklarını ve sağlık ödemelerini karşılama oranı 2002’de yüzde 61 iken 2023’te yüzde 76,4’e yükseldi.
EMEKLİNİN ÇİLESİNDEN İKTİDAR SORUMLU
Raporda yer alan verileri özetledikten sonra emeklilikte insanca yaşamanın bir hak olduğunun altını çizen DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, yıllarca çalışan, üreten, prim ödeyen emeklilerin insanca bir yaşam sürmesinin ülkeyi yönetenlerin görevi ve sorumluluğu olduğunu ifade etti. Hepimizin ürettiği kaynakların emeklileri insanca yaşatmaya yeteceğini belirten Çerkezoğlu, bugün emeklilerin açlık ve yoksulluk ile karşı karşıya kalmasına iktidarın politik tercihlerinin neden olduğunu söyledi.
2008 yılında yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile emekli aylık bağlama oranları ve güncelleme katsayılarının düştüğünü, emekli aylıklarının hesaplanmasında milli gelirin payının iyice azaldığını ve aylıkların artırılmasında sadece resmi enflasyonun dikkate alınmaya başladığını anlatan Çerkezoğlu, tüm bunların sonunda aylıklarda ciddi bir gerileme yaşandığını vurguladı. Milyonlarca emekli ve hak sahibinin asgari ücretin çok altında aylık ve gelir elde edebildiğini, emekli aylıklarının insanca bir yaşam sürmekten uzaklaşarak adeta bir ek gelire dönüştürüldüğünü söyleyen Çerkezoğlu, emeklilerin hak ettikleri gibi insanca yaşaması için örgütlü mücadelenin devam edeceğini vurguladı.
]]>Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı İletişim-İş Sendikası, özel çağrı merkezi çalışanlarına mobbing ve baskı uygulandığı iddialarıyla ilgili açıklama yaptı. DİSK Ege Bölge Temsilci Memiş Sarı, “İletişim Sendikası bir kaç yüz üyeyle yetkiyi almak üzereyken tam da araya böyle bir provokasyonun sokulması, üyelerimizin istifa ettirilmesi ve baskı altında kalması, AKP iktidarının çatısı altında bulunan işverenlerin sendikalı ve toplu sözleşmeli bir pozisyondan, örgütten korkmasının gerekçesidir. Biz de karşımıza çıkan bu sahte sendikalara karşı mücadelemizi en büyük boyutta sürdürmek, AKP’nin korkulu rüyası olan örgütlü toplumu yaratmak için mücadeleyi her alanda yapacağımızın sözünü buradan veriyoruz ki patronlar DİSK’ten korktuğunu bir kez daha ifade etmiştir” dedi.
DİSK’e bağlı İletişim-İş Sendikası, özel çağrı merkezi çalışanlarına baskı uygulandığı iddialarıyla ilgili DİSK Ege Bölge Temsilciliği’nde basın toplantısı düzenledi. Toplantıya DİSK Ege Bölge Temsilci Memiş Sarı ve İletişim-İş Genel Başkanı Gürkan Emreoğlu katıldı.
İletişim İş Sendikası olarak uzun yıllardır Türkiye’nin birçok bölgesinde ve farklı işletmelerde örgütlenme faaliyetlerini yürüttüklerini söyleyen Gürkan Emreoğlu, “Yürütmekte olduğumuz bu çalışmalar sırasında, TELUS İnternational’ da örgütlenme çalışmalarımız Çağrı İş Sendikası tarafından sabote edilmeye çalışılmaktadır. Gerek antidemokratik sendikal yasalar ve gerekse birçok keyfi baskı uygulamalarının söz konusu olduğu koşullarda ve işkolumuzda örgütsüz on binlerce işçi dururken bu sendikanın, DİSK ve İletişim İş Sendikamız hakkında asılsız ve yalana dayalı propaganda yürüttüğünü öğrenmiş bulunuyoruz. Bu şahsiyetlerin konfederasyonumuz DİSK ve yöneticileri hakkında yürütmekte olduğu ahlaksızca ve yalana dayalı bu propaganda DİSK tarafından karşılıksız bırakılmayacaktır. TELUS işçilerinin kafasını karıştırmaya çalışarak örgütlenme ve toplu sözleşmeli sendikal hak mücadelesini engellemeye çalışan bu tutum sendikalı çalışma hakkı karşısına kişisel ve grupsal çıkar hesaplarının geçirilmesidir” dedi.
Çalışanlara çağrıda bulunan Emreoğlu, “Birliğimizi bozmaya çalışan bu tutumlara karşı uyanık olmalı ve ne koşulda olursa olsun birliğimizi korumalıyız. Ağır koşullarda kuralsızca ve uzun sürelerle çalışmak zorunda bırakılıyoruz. Neredeyse günlük olarak vardiyalarımızın değiştirilmesi sorunu, keyfi izin uygulamaları, keyfi işten çıkarmalar ve mobbing gibi onlarca sorunla karşı karşıyayız. Bunun karşısında, insanca yaşayabileceğimiz ekonomik ve sosyal haklara sahip olmak üzere yürütmekte olduğumuz sendikal örgütlenme çalışmalarımızı ısrarla sürdürmekten geri durmamalıyız” ifadelerini kullandı.
Toplumda artık örgütlü ve sendikalı olma yolunda çok büyük taleplerin olduğunu söyleyen Memiş Sarı ise “DİSK’in örgütlülüğüne karşı çıkan patronlar kendilerinin kurmuş olduğu bağımsız sendikalar aracılığıyla tırnak içerisinde mücadeleyi bölmek, işçileri örgütsüz hale dönüştürmenin koşulları içerisinde. Konfederasyona bağlı olmayan sendikaların Türkiye genelinde ülke barajını aşıp yetki alamayacağını bildikleri için aradan çıkartmış oldukları bağımsız sendikalarla ya da kendi elleriyle kurdukları sendikalarla var olacak, büyüyecek örgütlülüğün önüne geçmek istemektedirler. Tam da bu noktada biz İzmir’de de bunu yaşamaktayız. Oysa İletişim Sendikası bir kaç yüz üyeyle yetkiyi almak üzereyken tam da araya böyle bir provokasyonun sokulması, üyelerimizin istifa ettirilmesi ve baskı altında kalması, AKP iktidarının çatısı altında bulunan işverenlerin sendikalı ve toplu sözleşmeli bir pozisyondan, örgütten korkmasının gerekçesidir. Biz de karşımıza çıkan bu sahte sendikalara karşı mücadelemizi en büyük boyutta sürdürmek, AKP’nin korkulu rüyası olan örgütlü toplumu yaratmak için mücadeleyi her alanda yapacağımızın sözünü buradan veriyoruz ki patronlar DİSK’ten korktuğunu bir kez daha ifade etmiştir” diye konuştu.
]]>
DİSK Ege Bölge Temsilciği, Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Anagold Madencilik’e ait altın madeni alanında meydana gelen faciaya ilişkin bugün Basmane Meydanında basın açıklaması düzenledi. DİSK üyesi işçi ve emekliler adına basın açıklamasını yapan DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı, konuşmasında; “Erzincan İliç’teki altın madeni insanı ve doğayı katletmeye devam ediyor. Erzincan İliç’te Çöpler Altın Madeni’nde siyanürlü yığın liçi sahasındaki çökme sonucu büyük bir felaket ile karşı karşıyayız” dedi.
Sarı, açıklamanın devamında şunları söyledi:
“ABD merkezli SSR Mining ve Çalık Holding ortaklığıyla kurulan Anagold AŞ’ye bağlı madende 9 çalışanın kayıp olduğu resmi açıklamalarda yer aldı. Sayının artmasından endişe ediyor, kayıpların bu korkunç felaketten kurtulmuş olmasını diliyor, tüm işçilere ve bölge halkına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
“SİYANÜRLÜ ISLAK TOPRAĞIN FIRAT NEHRİNE DOĞRU GİTTİĞİNE DAİR BİLGİLER, ÇOK TEHLİKELİ BİR FELAKETLE KARŞI KARŞIYA OLDUĞUMUZU DÜŞÜNDÜRMEKTE”
Öte yandan milyonlarca ton sülfürlü, siyanürlü ıslak toprağın Fırat nehrine doğru gittiğine dair bilgiler, çok tehlikeli bir felaketle karşı karşıya olduğumuzu düşündürmektedir. Toprakta siyanür olduğuna dair uzmanların uyarılarına rağmen, kurtarma ekiplerinin uygun koruyucu donanımlarının olmadığına dair görüntüler, bu felakete yol açan zihniyetin aynen devam ettiğini göstermektedir. Emeğe, doğaya, akla, bilime zerrece önem vermeyen, sermayenin çıkarları ve buradan elde edecekleri rantlar dışında gözü hiçbir şey görmeyen bir zihniyetin ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceği bir kez daha görülmüştür.
“YAŞANAN OLUMSUZLUKLARA RAĞMEN MADENİN KAPASİTE ARTIŞI YAPMASINA İZİN VERİLMİŞ”
Uzun yıllardır bölgeyi zehirleyen maden tesisinde 2022 yılında da siyanürlü solüsyon etrafa saçılmıştı. Bu felaketin ardından maden kısa bir süre kapalı kalmış ve para cezasıyla konu kapatılmış, maden apar topar yeniden açılmıştı. Yaşanan bu olumsuzluklara rağmen madenin kapasite artışı yapmasına izin verilmiş, insanlarımız, başta Fırat nehri havzası olmak üzere doğamız pervasızca büyük bir tehlikeyle karşı karşıya bırakılmıştı. Yıllardır bu konuda soruna dikkat çeken meslek odaları, çevre gönüllüleri, yerel halkın feryatları dikkate alınmamıştır.
“DEVLETİN DENETİM VE YAPTIRIMLARDAN SORUMLU KURUMLAR ETKİSİZ HALE GETİRİLMİŞ”
Devletin denetim ve yaptırımlardan sorumlu kurumlar etkisiz hale getirilmiş, zayıflatılmış veya görev yapmaları bilinçli olarak engellenmiştir. Daha da ötesi, işçi sınıfının sırtındaki vergi yükünün arttığı bir dönemde bu şirketler vergi afları ve düzenlemeleri ile ödüllendirilmiştir.
“MADENLERİMİZİ EMPERYALİST TEKELLERE PEŞKEŞ ÇEKENLER BİLSİNLER İŞÇİ SINIFI SAHİPSİZ DEĞİLDİR”
Madenlerimizi emperyalist tekellere peşkeş çekenler; sınırsız emek ve doğa sömürüsü üzerinden vahşi bir üretim düzenini hayata geçirenler; daha çok kar için bilimi ve aklı yok sayanlar bilsinler ki bu ülke, bu halk ve işçi sınıfı sahipsiz değildir.
“MÜCADELEMİZİ SONUNA KADAR SÜRDÜRMEKTE KARARLIYIZ”
DİSK olarak öncelikle yaşanan katliamların hesabının sorulması, kamusal bir madenciliğin insan, çevre ve doğayla uyumlu yapılabilmesi, bu ülkenin refahı ve gelişmesine gerçekten katkı sunabilmesi için mücadelemizi sonuna kadar sürdürmekte kararlıyız. Kayıpların akıbetinin mümkün olan en çabuk biçimde netleştirilmesi, doğayı ve canlı yaşamını tehdit eden bu felaketin etkilerinin azaltılması için eldeki bütün olanakların seferber edilmesini acil olarak talep ediyoruz. DİSK konunun takipçisi olmaya devam edecektir.”
]]>