TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ başkanlığında toplandı. Partilerin grup önerileri görüşüldükten sonra CHP Milli Savunma Komisyonu’nda boş bulunan bir üyelik için CHP Zonguldak Milletvekili Eylem Ertuğrul’un adaylığı kabul edildi.
Bozdağ, Dışişleri Teşkilatı Güçlendirme Vakfı Kanun Teklifi’nin tümü üzerindeki görüşmeleri için grupları bulunan partilere söz verdi.
Temurci: “Anayasaya aykırı”
Saadet Partisi Grubu adına Gelecek Partisi İstanbul Milletvekili Selim Temurci, “Buradaki sorun bütün işleri yapabilmek için böyle bir vakıf kurmaya gerek var mıdır? Dışişleri Bakanlığımızın mevcut yapısında birimler var. Mevcut kanun teklifinde dışişleri bakanlığımız yapmış olduğu bu faaliyetler tamamen vakfa devrediliyor. Anayasaya göre çok açık bir şekilde bunu yapılamayacağını bize söylüyor” dedi.
Saadet Partili Kaya: “Dışişleri Bakanlığına paralel bir yapı”
Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya ise, “Şimdi, biz, böylesine, bir Bakanlığın görev ve yetkilerini vakfa devrederek alan açmaya çalışıyoruz; yarın herhangi bir bakanlık, herhangi bir gerekçeyle sizin, bizim için anlamlı olmayan ama kendi gözlerinde çok büyüttükleri bir gerekçeyle başka bir vakfı kurabilirler, o vakıf aracılığıyla faaliyetlerini yürütmek isteyebilirler ama biz bu vakıf ve vakıf gibi yapılan adımları çoğaltırsak bunun önüne geçmemiz mümkün değil. Bir diğer konu, vakıf aslında Dışişleri Bakanlığı’na paralel bir yapı inşa etmektir. Böylece hangi kararın kim tarafından alınacağı ve sınırlarının ne olacağına dair tartışmalar çıkacaktır” diye konuştu.
Bu arada Başkanvekili Bozdağ, Sayıştay Başkanı Metin Yener, Kırgızistan Sayıştay Başkanı Almazbek Akmatov, Özbekistan Sayıştay Başkanı Adiz Muzafarovich Boboev, Kazakistan Sayıştay Başkan Yardımcısı Rassul Rakhimov, Azerbaycan Sayıştay Başkanı Vugar Gulmammadov ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sayıştay Başkanı Osman Korahan’ın Genel Kurul’da bulunduğunu söyledi.
İYİ Parti’li Çömez: “Kanun teklifi Dışişleri Komisyonunda görüşülmedi”
Ardından İYİ Parti grubu adına Turhan Çömez söz aldı. Çömez, ilgili kanun teklifinin Dışişleri Komisyonu’nda görüşülmediğini belirterek, “Teklif kamuoyunda yeterince tartışılmamış, sivil toplum örgütlerinin görüşleri alınmamış, etki analizleri yapılmamış, ilgili komisyonda bile görüşülmemiş; hızlı ve özensiz bir şekilde Meclise gönderilmiş ‘Alın, bunu bir an önce geçirin’ denilmiş ve bir anlamda Meclis’e şekli bir görevi tamamlama misyonu yüklenmiştir” dedi.
“Yurttaşlar sorunlarına çare olacak kanunlar çıkarmasını beklerken…”
]]>
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 11 maddelik Dışişleri Teşkilatını Güçlendirme Vakfı Kanunu Teklifi görüşmelerinde CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, söz alarak ilgili teklife tepki gösterdi. Ağbaba, adeta gölge Dışişleri Bakanlığı kurulacak gibi durum olduğunu söyleyerek şunları dile getirdi:
“Aslında bir paralel yapı kurulmaya çalışılıyor. Bu paralel yapı kurulurken de, biraz önce de arkadaşlarımız ifade etti, bu kritik öneme sahip görevlere kimler atanacak? Geçmiş tecrübelere bakarak herhalde aynı şeyler olacak. Hangi tarikata verilecek, hangi cemaate verilecek? Bu soruları da sormak gerekiyor. Cumhuriyet tarihinde olmayan ve başka ülkelerde olmayan da bir iş getiriyorsunuz. Paralel yapıdan bu kadar çektiğini iddia eden bir siyasetin de bunu yapmasına hakikaten hayret ediyoruz.
“EMLAKÇILIK MI YAPACAK DIŞİŞLERİ VAKFI”
Vakfın muhtelif finansal araçlar edinmesi, çeşitli ticari işletmelerle iştirakler kurması, dahası, Dışişleri Bakanlığına ait taşınmazlar üzerinde tasarruf sahibi olması öngörülüyor. Resmen vakfı emlakçılık yapmaya yönlendiriyor. Yani emlakçılık mı yapacak Dışişleri Vakfı? Bu sorunun sorulması lazım. Emlakçılık görevi mi? Teklifte ‘Yurt içi ve yurt dışında emlakçılık ve inşaatçılık yapabilecek’ deniliyor. Dışişleri Bakanlığının görevi bu mu, arsa peşinde koşmak mı? Yani bunu zaten sizde iyi yapan çok. Nerede rant var, nerede araziler kıymetli, bunu iyi biliyorsunuz zaten.
“İKTİDARA YAKIN GRUPLARIN TİCARİ FAALİYETLERİNE PARAVAN OLMASI İÇİN BU VAKIF KURULUYOR”
Yetki tanımlarında ‘Eğitim kurumları açmak’ diyor. Dışişleri Bakanlığının adını, itibarını, ciddiyetini tamamen yok edecek bir paralel yapı yaratılıyor. Dışişleri Vakfına vakıf niteliği gereği birçok alanda vergi muafiyeti sağlanacak. Böylelikle kamu adına çalıştırılacağı iddia edilen bir yapı vergi kaçakçılığının aracı haline getirilecek. Vakıf yönetiminde bir finans uzmanının yer alması mecburiyeti getiriyorsunuz. Dışişleri Bakanlığının temayüllerine ve kurumsal kültürüne aykırı. İktidara yakın grupların, isimlerin birtakım ticari faaliyet ve ilişkilerine paravan ve aracı olarak kullanmak için Dışişleri Bakanlığının yapılanmasını temelden değiştirmek için kurulduğu kanısındayız.
“BU TEKLİF YURT DIŞINDAKİ İTİBARIMIZIN DA SIFIRLANMASI ANLAMINA GELİYOR”
Dışişleri gibi köklü bir yapısı, geleneği olan bir teşkilatın bu şekilde ticari faaliyetler içinde adının alınması devlet geleneğimiz açısından kabul edilemez. Yurt dışındaki itibarımızın da sıfırlanması anlamına geliyor. Kanun amacında bahsedilen Dışişleri Bakanlığı teşkilatının faaliyetlerini güçlendirilmesi ile personelin temsil kabiliyeti yüksek ve donanımlı yetiştirilmesi, desteklenmesi… Hakikaten inandırıcılık sıfır. Yani Türkiye’de onlarca, yüzlerce üniversite var; üniversitelerin bir taraftan içi boşaltılıyor, bir taraftan da kalifiye personel yetiştirmek için okullar kurulması söyleniyor. Dışişleri personel mülakatlarında neresi olduğunu hepimiz biliyoruz. Sizin Hükümetiniz döneminde maalesef bu Dışişlerinin yapısı bozuldu. Nasıl büyükelçi atadığınızı hakikaten biliyoruz. Rüşvet alan büyükelçiler var, Meclis’te bomba yağdıranların kardeşinin büyükelçi yapıldığı var, dil bilmeyen insanların büyükelçi yapıldığı var. Burada bir liyakatin aranmadığı gerçek.
“BU VAKFIN KURULMASI DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI’NIN ETKİSİZLEŞTİRİLMESİ ANLAMINI TAŞIYOR”
Kanun teklifinde yükseköğretim kurumları kurmak var. Bir zamanlar FETÖ’ye teslim etmiştiniz, şimdi sizin desteğinizle yurt dışında özel okullar açtılar hatta işi Afrika ülkelerinde özel büyükelçilikler açmaya kadar götürdüler. Ne zaman FETÖ’yle bozuştunuz, ardından Maarif Vakfı eliyle yurt dışında okullar açılmaya başlandı. Mademki bu Maarif Vakfını açtınız, Dışişleri Vakfı’nı niye açıyorsunuz ‘Dışişleri Bakanlığını destekleme’ adı altında bir vakıf kurarak okullar açacaksınız, kendi ideolojik propagandanızla öğrenciler yetiştireceksiniz, sonra bu okuldan mezun olan öğrencileri Dışişlerine ve diğer kurumlara yerleştireceksiniz. Bunun amacı belli. Bu vakfın kurulması Dışişleri Bakanlığının güçlendirilmesi değil, tam anlamıyla etkisizleştirilmesi, itibarının yok edilmesi anlamını taşıyor.
Bakanlığa sürekli meslek dışı büyükelçi atamaları yapılması da zaten ortada. onlarca eski milletvekilinizi büyükelçi yaptınız, hiçbir Dışişleri deneyimi olmayan, dış politika deneyimi olmayan onlarca insan maalesef büyükelçi olarak atandı. Şimdi Türkiye Cumhuriyeti’nin köklü bir Bakanlığının itibarı dış ülkeler nezdinde tamamen bitirilecek. Resmen bir FETÖ taklidi yapılıyor. Yıllarca FETÖ’ye de paralel yapı kurması için destek verdiniz, şimdi aynı şeyleri tekrar yapmaya çalışıyorsunuz. Bu Dışişlerinin itibarını hiç kimse zedelememeli. Mutlaka liyakatli kadroların eskisi gibi iş başına gelmesi lazım. Geçmişte yapılan işlere bakınca burada bir iyi niyet sezmek mümkün değil. Geçmişteki atamalara baktığımız zaman bir liyakatin olacağını söylemek mümkün değil. Bu nedenle bu kanuna karşı olduğumuzu ifade ediyorum.”
]]>“150 BİNİ AŞKIN ERMENİ ZORLA YERİNDEN EDİLDİ”
Ermenistan Dışişleri Bakanlığı, Dağlık-Karabağ’ı da hatırlatarak şu ifadeleri kullanmıştı; “Halihazırda 21’inci yüzyılda, 2020-2023 yıllarında, etnik temizlik politikasının yeni tezahürleri ve sonuçları ile karşı karşıya kaldık. 150 bini aşkın Ermeni, savaş, yabancı düşmanlığı, kimlik temelli suçlar, kuşatma ve nüfusa yönelik sürekli yıldırma eylemleri sebebiyle zorla yerinden edildi ve tarihi vatanlarından ayrılmaya zorlandı.”
DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI’NDAN ERMENİSTAN’A SERT TEPKİ
Dışişleri Bakanlığı, 1915 Olayları’nın 109’uncu yıl dönümü dolayısıyla bir açıklama yayımladı. Ermenistan Dışişleri’nin kullandığı ifadelere tepki gösterilen açıklamada, “Tarihi gerçekleri çarpıtan bu açıklamalar uluslararası hukuka da aykırıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 1915 olaylarının meşru tartışma konusu olduğunu açık biçimde kayda geçirmiştir” denildi.
“ERMENİSTAN İLE BAŞLATILAN NORMALLEŞME SÜRECİNE DESTEK VERİN”
Dışişleri Bakanlığı, “Bazı radikal çevreleri memnun etmek amacıyla 1915 olayları hakkında yapılan tek taraflı açıklamaları reddediyoruz” açıklamasında bulundu. Bakanlık, açıklamasına şu ifadelerle devam etti; “Tarihi gerçekleri çarpıtan bu açıklamalar uluslararası hukuka da aykırıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 1915 olaylarının meşru tartışma konusu olduğunu açık biçimde kayda geçirmiştir. Tarihle ilgili bu ön yargılı ve tarafgir açıklamalar, iki toplum arasındaki uzlaşı çabalarına zarar vermenin yanı sıra nefret suçları işlemeye meyilli radikal grupları da cesaretlendirmektedir. Tüm tarafları, Ortak Tarih Komisyonu kurulması önerimize ve Ermenistan ile başlatılan normalleşme sürecine destek vermeye çağırıyoruz.”

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’DAN MAŞALYAN’A 1915 MESAJI
Cumhurbaşkanı Erdoğan da 1915 olaylarına ilişkin Türkiye Ermenileri Patriği Sahak Maşalyan’a bir mesaj gönderdi. Mesajında, Birinci Dünya Savaşı’nın ortaya çıkardığı olumsuz şartlarda hayatını kaybeden Osmanlı İmparatorluğu vatandaşı Ermenileri anan, torunlarına taziyelerini ileten Erdoğan, çatışmalar, isyanlar, çete hareketleri ve tedhiş eylemleri nedeniyle vefat eden, şehit edilen Osmanlı toplumunun tüm mensuplarına Allah’tan rahmet diledi.
“TARİHTE YAŞANANLARI BİLİMİN REHBERLİĞİNDE ELE ALMAK ÖNEMLİ”
Birinci Dünya Savaşı’nın Osmanlı topraklarında yol açtığı yıkımın, hafızalarda derin izler bıraktığını belirten Erdoğan, şunları kaydetti; “Ecdadımızdan bize miras kalan huzur ve barış ikliminin devamı, ancak müşterek gayretlerimizle mümkün olabilir. Ürettikleri kültürel ve beşeri eserlerle Anadolu topraklarını zenginleştiren Ermeni vatandaşlarımızın emniyeti, refahı ve mutluluğu bugün de teminat altındadır. Tek bir Ermeni vatandaşımızın dahi ötekileştirilmesine, dışlanmasına, kendini vatanında ikinci sınıf hissetmesine müsaade etmedik, etmeyiz. Tarihte yaşananları, radikal söylemlere, ötekileştirmeye, nefret diline geçit vermeden, aklın, vicdanın ve bilimin rehberliğinde ele almamız önemlidir. Milli belleğimize kazınan hadiseler arasında ayrım yapmaksızın, empati kurulması, ekilen nefret tohumlarının kök salmasını da engelleyecektir.”
ERMENİ TOPLUMUNUN MENSUPLARINA SELAMLARINI İLETTİ
Dünyayı çepeçevre saran şiddet ve savaş sarmalından gelecek kuşakları korumanın yolunun, ortak acılardan çıkarılacak dersler ışığında, geleceği birlikte inşa etmekten geçtiğine işaret eden Erdoğan, Ermeni toplumunun mensuplarına selamlarını iletti.
]]>Keçeli, Dışişleri Bakanlığında düzenlenen basın toplantısında gündemi değerlendirdi ve basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın görevi devraldığı 2023’ün Haziran ayından 31 Aralık sonuna kadar 212 bin 950 kilometre yol yaptığını ve bunun dünyanın etrafında 5 tur atmaya eşdeğer olduğunu, 1 Ocak’tan bu yana oldukça yoğun bir diplomasi takviminin kendileri için devam ettiğini söyleyen Keçeli, “Onlarca konuğu Ankara ve İstanbul’da ağırladık, bunlardan 8 tanesi dışişleri bakanıydı.” diye konuştu.
Fidan’ın 8 ikili yurt dışı ziyareti olduğunu, bir defasında da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) Filistin konulu toplantısına katılmak üzere New York’a gittiğini ve orada çok sayıda toplantı yaptığını hatırlatan Keçeli, Fidan’ın Balkanlar’a yaptığı ziyaret ve görüşmelerin çok pozitif ve kapsayıcı olduğunu söyledi.
Keçeli, Fidan’ın Libya ziyaretine değinerek, Trablus’ta yapılan temaslarda, Türkiye olarak Libya’nın bütünlüğüne, istikrar ve refahına verdikleri önemi tekrarladıklarını ve bu mesajları Libya’daki tüm taraflara verdiklerini kaydederek, Bingazi Başkonsolosluğunun çok kısa bir süre içerisinde faaliyete geçmesinin planlandığını dile getirdi. Keçeli, yarın Gürcistan ve Macaristan dışişleri bakanlarını ağırlayacaklarını aktardı.
Sözcü Keçeli, Bakan Fidan’ın Münih Güvenlik Konferansı’na katılacağını, yaklaşık 20 ikili görüşme yapacağını ve Münih’te Gazze’deki insani trajediyle ilgili mesajlar vereceğini anlattı.
Fidan’ın Münih temaslarının ardından Brezilya’nın Rio de Janeiro kentine gideceğini ve burada G20 Dışişleri Bakanları toplantısına katılacağını aktaran Keçeli, bu yılki toplantının ana temasının “Adil Bir Dünya ve Sürdürülebilir Bir Gezegen İnşa Etmek” olduğunu ve Fidan’ın burada çok sayıda toplantıya katılacağını kaydetti.
Antalya Diplomasi Forumu
Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF) 2023’te düzenlenmediğini hatırlatan Keçeli, bu yıl ADF’nin 1-3 Mart’ta düzenleneceğine dikkati çekti.
Keçeli, “Bu yılki ana tema ‘Krizler Döneminde Diplomasiyi Öne Çıkarmak’ bu ana tema altında; yapay zekadan arabuluculuk konularına, bölgesel meselelerden gıda krizine çok sayıda toplantı yapılacak. Şu aşamada 40 panel düzenlenmesini öngörülüyor. Bu paneller arasında Gazze için de yüksek düzeyli özel bir panel olacak.” şeklinde konuştu.
İlk Antalya Diplomasi Forumu’na 10 devlet başkanının ve 43 bakanın katıldığını, toplamda da 2 bin kadar katılımcının yer aldığını vurgulayan Keçeli, 2022’de düzenlenen ADF’de ise 17 devlet başkanının, 80 bakanın katıldığını ve yaklaşık 3 bin 300 katılımcının ağırlandığını kaydetti.
Martta düzenlenecek üçüncü Antalya Diplomasi Forumu’na şu ana kadar, 21 devlet başkanı ve hükümet başkanının katılımının teyit edildiğini belirten Keçeli, “59’u dışişleri bakanı olmak üzere 80’den fazla bakan Antalya’da olacak ve toplam katılımcı sayısının da 4 bin civarında olmasını bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Keçeli, Türkiye’nin Afrika ve Latin Amerika’ya açılım politikasının ciddi sonuçlar doğurduğunu ve bu bölgelerden katılımın yüksek düzeyde olacağını belirtti.
İsrail’in Filistin’e saldırıları
Gazze’de yaşanan son olayları değerlendiren Keçeli, “Birincisi burada bir ateşkes ilan edilmeli, ikincisi insani yardımlar Gazze’ye bir an evvel ulaştırılmalı, üçüncüsü Filistinlilerin yerlerinden edilmelerine yönelik politikalarına son verilmeli, dördüncüsü ise bu gerilimin bölgesel bir çatışmaya dönüşmesine engel olmak isteriz.” dedi.
Keçeli, bunların birincil konularda yapılan çağrılar ve yürütülen diplomatik faaliyetler olduğuna işaret ederek, ikincil olarak, orta ve uzun vadede iki devletli çözüm ile Filistin-İsrail sorununa kalıcı bir çözüm bulunmasının istendiğini kaydetti.
Gazze’de yaşananların artık sözle ifade edilemez bir hale geldiğine dikkati çeken Keçeli, “Büyük olasılıkla, İsrail, uluslararası hukuk, uluslararası insani hukuk bakımından, işlenmiş olan, işlenmesi mümkün bütün suçları bu işin sonunda işlemiş olacak.” diye konuştu.
Türkiye’nin şu ana kadar Gazze’ye 34 bin ton insani yardımda bulunduğunu söyleyen Keçeli, bunlardan yaklaşık 7 bin 400 tonunun ve 32 ambulansın deniz yoluyla ve hava yoluyla Mısır’a ulaştırıldığını, oradan da El-Ariş kentine nakledildiğini ve Gazze’ye sevk edildiğini belirtti.
Keçeli, yardımların büyük oranda Gazze’ye ulaştığını kaydederek, bu konuda da yapıcı tutumlarından dolayı Mısır hükümetine teşekkürlerini iletti.
Gazze’ye yapılan yardımların bir kısmının da Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) üzerinden yapıldığını söyleyerek, “Un ihtiyacının yaklaşık yüzde 15’ini temin ediyoruz, hibe ediyoruz. Yaklaşık 26 ton un kuru gıdaya karşılık geliyor. Biz bu yardımı, geçtiğimiz haftalarda Mersin Limanı’nda UNRWA’ya teslim ettik.” şeklinde konuştu.
Keçeli, Türkiye’nin her yıl UNRWA’ya düzenli olarak yaptığı yardımlara değinerek, şunları kaydetti:
“Maddi katkı da bu yıl UNRWA’nın özellikle içinde bulunduğu sıkıntılar göz önünde bulundurularak arttı. Ayrıca, AFAD ve Türk Kızılay’ı her hafta yaklaşık 127 bin ton içme suyunu, Mısır Kızılay’ı ile ortak bir şekilde Gazze’ye sevk ediyor. TİKA’nın da çok sayıda çalışması var, hem Gazze’de hem Batı Şeria’da. Sayılarının binlerce olduğu tahmin edilen bir grup Gazzeli işçi biliyorsunuz, Batı Şeria’da sıkışmış durumda. TİKA bu Gazzeli işçilere yardım ediyor.”
Keçeli, Türkiye’nin Sağlık Bakanlığı tarafından Gazze’den hasta tahliyelerinin sağlandığını, bugün de bazı hastaların getirileceğini vurgulayarak, Gazzeli hasta ve refakatçilerinin Mısır üzerinden Türkiye’ye getirildiğini, hastanelerde tedavi gördüğünü ve bu sabah itibariyle 380 yaralı ve 344 refakatçinin Türkiye’ye getirildiğini anlattı.
Gazze’de bir sahra hastanesinin kurulmasının istendiğini dile getiren Keçeli, yaklaşık bir ay önce Dışişleri Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı yetkililerinden oluşan bir heyetin Gazze’ye gidip, sahada araştırma yaptığına işaret etti.
Keçeli, kurulması planlanan sahra hastanesi için gerekli ekipmanların nakledilmesi gerektiğinin ve bu konuda son aşamaya gelinmek üzere olunduğunun altını çizdi.
Gazze’deki Türk vatandaşlarının tahliyesi
Gazze’den bugüne kadar 1359 Türk, KKTC vatandaşının ve yakınlarının tahliye edildiğini aktaran Keçeli, savaş koşullarında insanlara ulaşmanın zorluğuna değindi ve bu konuda Türkiye’nin elinden geleni yaptığını söyledi.
Keçeli, “Şu anda tahliye işlemlerini takip ettiğimiz 1097 kişi var, hepsi vatandaşımız değil.” diyerek, yerel makamlarla koordineli olarak tahliye işlemlerinin takip edildiğini kaydetti.
Sözcü Keçeli, Türkiye-ABD ilişkilerine yönelik soruya, “Diplomatik ilişkilerimizin seviyesinde Amerika ile olan diyaloğumuzun derinliğinde hiçbir azalma olmadı. Öte yandan, İsveç’in üyeliği, F16 sürecinin tamamlanmış olması, bu iki ülkenin, iki müttefik ülkenin karşılıklı saygı ve karşılıklı çıkarlar temelinde birbirlerini daha iyi anladığı için yeni bir fırsat penceresi sunması gerektiğini düşünüyoruz.” dedi
Keçeli, Türkiye’nin ABD’den beklentisinin çok açık olduğuna dikkati çekerek, “Biz Amerika’dan, PKK’nın Suriye’deki uzantılarıyla olan ilişkisini tamamen sonlandırmasını istiyoruz. Kamuoyu önünde verdiğimiz bu mesaj, kapalı kapılar ardında da aynen bu şekilde verilmeye devam ediyor.” diye konuştu.
Türkiye’nin bu meseleye müttefiklik ruhu açısından yaklaştığını belirten Keçeli, “Ülkenin güvenliğini tehdit eden, başkentinde bomba patlatmaya çalışan, askerlerini, sivillerini şehit eden bir terör örgütüne destek veremezsiniz. Bu bakımdan bizim Amerika’dan beklentimiz çok açık.” ifadesini kullandı.
Sözcü Keçeli, ayrıca, Türkiye’nin ABD’den beklentilerinden birinin de FETÖ terör örgütü meselesini ciddiyetle ele alıp bu konuda adım atması olduğunu kaydetti.
ABD ile gündemdeki konular üzerine konuşulduğuna işaret eden Keçeli, terörle mücadele, ekonomik konular, savunma sanayi, yatırımlar gibi alanlarda iki ülke ilişkilerinin daha da güçlendirilebileceğini düşündüklerini aktardı.
Keçeli, Bakan Fidan ile ABD’li mevkidaşı Antony Blinken’ın sık sık görüştüğünün altını çizerek, ABD’nin Türkiye’nin hassasiyetlerine saygı duyması halinde ilişkilerin kuvvetleneceğini vurguladı.
-“Refah’taki durum, uluslararası hukuk açısından suç teşkil ediyor”
Uluslararası Adalet Divanında (UAD) devam eden 2 süreç olduğunu hatırlatan Keçeli, bunlardan birinin 2022’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararıyla UAD’den İsrail’in “işgal ettiği topraklarda” yaptıklarıyla ilgili görüş istenmesi olduğunu ve Türkiye’nin buna katkı sağladığını ifade etti.
UAD’de devam eden ikinci sürecin ise Güney Afrika’nın İsrail’e yönelik açtığı dava olduğunu söyleyen Keçeli, “Biz bu davaya, destek verdiğimizi zaten en üst düzeyde de ifade ettik.” dedi.
Keçeli, UAD’nin “İsrail’in operasyonlarının durması yönünde aldığı ihtiyati tedbir kararını” doğru bulduklarının altını çizerek, kararın uygulanması gerektiğini ve bunun çok önemli olduğunu bildirdi.
İsrail hakkında alınan uluslararası kararların sahadaki durumu değiştirmediğine değinen Keçeli, Refah’taki gelişmelerden rahatsız olduklarını aktardı. Keçeli, şöyle devam etti:
“Biz Refah’taki gelişmelerden de fazlasıyla rahatsızız. Refah’ta yaşananlar artık İsrail’in Gazze halkına uyguladığı zulmün kategorik olarak yerinden edilme noktasına geldiğini gösteriyor. Bu da başta dediğim gibi, uluslararası hukuk ve uluslararası insani hukuk açısından bir suç teşkil ediyor. Bir an önce bunun durması lazım.”
Keçeli, Bakan Fidan’ın İsrail-Filistin meselesinin çözümüne yönelik “garantörlük” kavramını hatırlatmasının dünyada ilgiyle karşılandığını kaydetti.
(Sürecek)
]]>