Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GKRY’nin bu politikasının, bölgenin istikrarını ve huzurunu bozabileceği ve adada bir silahlanma yarışı başlatabileceğini belirtilen açıklamada,”Son dönemde silahlanma faaliyetlerine hız verdiğini görüyoruz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı tarafından bu konuda yapılan açıklamada kayıtlı görüşleri paylaşıyoruz” denildi.
“SİLAHLANMA YARIŞI BAŞLAYABİLİR”
Açıklamada ayrıca “GKRY’nin izlediği bu yanlış politikanın, bölgemizin istikrarının ve huzurunun daha da bozulmasına yol açabileceğini ve adada bir silahlanma yarışı başlatacağını hatırlatmak istiyoruz” ifadeleri kullanıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al-Thani’nin daveti üzerine başkent Doha’ya gelen Fidan, Hamas Siyasi Bürosu üyeleri ile görüştü.

FİDAN’IN DOHA PROGRAMI
Fidan Doha temasları çerçevesinde, yarın başlayacak olan 22. Doha Forumu’na katılacak ve forum marjında mevkidaşlarıyla görüşmeler gerçekleştirecek. Fidan ayrıca Rusya Federasyonu ve İran Dışişleri Bakanları’nın katılımıyla yarın gerçekleştirilmesi beklenen Astana Formatında Dışişleri Bakanları Toplantısı’na katılacak.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bekayi, Dışişleri Bakanlığında düzenlenen haftalık basın toplantısında, ülkesinin dış politika gündemini ve bölgesel gelişmeleri değerlendirdi.
İsrail’in İran’ın nükleer tesislerine saldırı tehditlerinin sorulması üzerine Bekayi, konuya ilişkin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na (UAEA) ve Ajansın Genel Müdürü Rafael Mariano Grossi’ye protesto notası ilettiklerini aktardı.
İsrail’in bölgedeki saldırılarının durdurulması konusunda tüm bölge ülkeleriyle istişarelerini sürdürdüklerini belirten Bekayi, “Mesajımız çok açık ve Siyonist rejimin herhangi bir saldırısına İran tarafından kesinlikle karşılık verileceğini söyledik. İran’a yönelik bir saldırıda komşu ülkelerin topraklarını kullandırma izni vermeyeceğine güveniyoruz.” dedi.
Bekayi, İsrail’in muhtemel saldırısına hazırlıklar kapsamında bu ülkede vurulacak hedeflerin belirlendiğini belirtti.
Türkiye ile bölgesel işbirliği ve terörle mücadele konusuna değinen Bekayi, “Türkiye ile ilişkilerimizde sınır güvenliğinin güçlendirilmesi ve terörle mücadele iki önemli konu başlığı. Suriye konusunda Türk mevkidaşlarımız ile Astana çerçevesinde iletişim halindeyiz. Türkiye’nin ve diğer ortaklarımızın da yardımı ile Suriye’de barış ve istikrarı sağlamak için çalışıyoruz. ABD’nin Suriye’yi işgali ve istikrarın sağlanmaması terör örgütlerini güçlendiriyor.” diye konuştu.
Bekayi, “Ortak sınırlarda ve bölgede terörizmle mücadele etmek için Suriye’de istikrar ve güvenliğin yeniden tesis edilmesine yardımcı olmamız gerektiği konusunda Türkiye ile aynı fikirdeyiz.” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye ve İran’ın İsrail’in bölgedeki saldırılarının durdurulması konusunda da ortak hareket ettiğini vurgulayan Bekayi, “İslam dünyasının iki büyük ülkesi ve bölgesel gücü olan İran ile Türkiye arasındaki ilişkiler çok ayrıcalıklı. Dışişleri Bakanı’nın (Abbas Erakçi) son Türkiye ziyareti, Türk yetkililerle görüşmek için de iyi bir fırsattı ve Hamas yetkilileriyle yaptığımız görüşmeler de Hamas’ın hayatta olduğunu gösterdi. İki ülke İran ve Türkiye kararlılıkla Gazze ve Lübnan’a yönelik saldırıyı durdurmaya çalışıyor.” şeklinde konuştu.
Bekayi, ABD ile İsviçre’nin aracılığı üzerinden mesaj alışverişinin sürdüğünü de aktardı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in Lübnan’a kara saldırısı başlatmasıyla ilgili açıklama yaptı. Açıklama şöyle:
“İsrail’in Lübnan’a kara saldırısı başlatarak bu ülkenin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal etmesi, hukuksuz bir işgal girişimidir. Bu saldırının bir an önce sona ermesi ve İsrail askerlerinin Lübnan topraklarından çekilmesi gerekmektedir.
Söz konusu saldırı, sadece bölge ülkelerinin değil, bölge dışı ülkelerin de güvenlik ve istikrarını hedef almaktadır. Bu tehlikeli işgal girişimi sonucunda yeni bir göç dalgasının ortaya çıkması ve tüm dünyada aşırıcıların zemin kazanması kuvvetle muhtemeldir. Bu gelişmelerin İsrail’e siyasi destek ve silah sağlayan ülkeleri de etkileyeceği unutulmamalıdır.
BM Güvenlik Konseyi, uluslararası hukukun gereğini yapmalı ve Lübnan’ın işgaline yönelik bu saldırıya karşı gereken önlemleri almalıdır. İsrail tarafından işlenen her suç, aynı zamanda uluslararası hukuka ve BM Şartı’na indirilen bir darbedir.
Diğer taraftan, bölgede sükunetin tesisi için atılması gereken başlıca adım Gazze’de acil ve kalıcı ateşkesin sağlanmasıdır. Gazze’ye barış getirilmesi, tüm insanlığın sorumluluğudur.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türk Hava Yolları’nın uçağıyla İstanbul Havalimanı’na getirilen Eygi’nin cenazesi, Dışişleri Bakanlığı İstanbul Temsilcisi Büyükelçi Ayşe Sözen Usluer tarafından karşılandı.
İstanbul Havalimanı VİP Terminali’nde düzenlenen törende, Eygi’nin Türk bayrağına sarılı naaşı, askeri manga tarafından alana getirildi.
Tören, İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Havalimanı Mülki İdare Amiri Mehmet İlker Haktankaçmaz, İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Safi Arpaguş, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe ile Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer, AK Partili ilçe belediye başkanları Tevfik Göksu, Mevlüt Öztekin, Bünyamin Demir ve ilgililerin katılımıyla yapıldı.
Prof. Dr. Arpaguş’un dua okumasının ardından tören sona erdi.
Aydın’a defnedilecek Eygi’nin naaşı, İstanbul Havalimanı’ndan uçakla İzmir’e gönderildi.
Bu arada, İstanbul Valiliğinin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “Valimiz Davut Gül, hemşehrilerimizle birlikte Filistin’de soykırımcı İsrail askerlerinin şehit ettiği vatandaşımız Ayşenur Ezgi Eygi’nin naaşını İstanbul Havalimanı’nda karşıladı. Eygi’nin naaşı, düzenlenen törende dualarla İzmir’e uğurlandı.” ifadelerine yer verildi.
İsrail askerlerinin aktivist Eygi’yi öldürmesi
İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria’da barışçıl bir gösteri sırasında katılımcıların üzerine ateş açmış, Filistinlilere destek amacıyla gösteriye katılan ve ABD vatandaşlığı da bulunan Eygi, başından vurularak ağır yaralanmıştı.
Filistinlilere ait bir hastaneye kaldırılan Eygi, 6 Eylül’de müdahalelere rağmen hayatını kaybetmişti.
Türkiye’nin Tel Aviv Büyükelçiliği ve Kudüs Başkonsolosluğu tarafından yürütülen işlemlerinin ardından Eygi’nin naaşı, Tel Aviv’den Bakü’ye getirilmişti.
Filistin topraklarının İsrail tarafından işgaline karşı barışçıl ve sivil yöntemlerle Filistinlilere destek veren Uluslararası Dayanışma Hareketi gönüllüsü insan hakları aktivisti olan Eygi, 2003’te İsrail buldozeri tarafından ezilerek öldürülen ABD vatandaşı Rachel Corrie de aynı harekete mensuptu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>UkraynaDışişleri Bakanlığı, Belarus’un, Gomel bölgesindeki Ukrayna sınırına çok sayıda roketatar sistemi, hava savunma sistemleri, zırhlı araçlar ve personel konuşlandırdığını duyurdu. Bakanlık, “Belaruslu yetkilileri Moskova’nın baskısı altında ülkeleri için trajik hatalar yapmamaları konusunda uyarıyoruz” dedi.
Ukrayna Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Ukrayna istihbarat kurumlarının verilerine göre, Belarus Cumhuriyeti silahlı kuvvetleri tatbikat adı altında Ukrayna’nın kuzey sınırına yakın Gomel bölgesinde Özel Harekat Kuvvetleri de dahil olmak üzere önemli sayıda personel, silah ve tank, top, çok namlulu roketatar sistemleri (MLRS), hava savunma sistemleri ve mühendislik ekipmanları da dahil olmak üzere askeri teçhizat yoğunlaştırıyor. Eski Wagner PMC’nin paralı askerlerinin varlığı da kaydedildi. Sınır bölgesinde ve nükleer enerji tesisi olan Çernobil Nükleer Santraline yakın bir yerde tatbikat yapılması, Ukrayna’nın ulusal güvenliğine ve genel olarak küresel güvenliğe tehdit oluşturmaktadır. Belaruslu yetkilileri Moskova’nın baskısı altında ülkeleri için trajik hatalar yapmamaları konusunda uyarıyor ve silahlı kuvvetlerini dostane olmayan eylemlere son vermeye, kuvvetlerini Ukrayna’nın devlet sınırından Belarus sistemlerinin atış menzilinden daha uzak bir mesafeye çekmeye çağırıyoruz” denildi.
“İHLAL OLURSA TÜM TEDBİRLERİ ALIRIZ”
Bakanlık, Ukrayna’nın Belarus halkına dostane olmayan eylemlerde bulunmadığını ve bulunmayacağının altını çizerek, “Ukrayna’nın Belarus halkına karşı hiçbir zaman dostane olmayan eylemlerde bulunmadığını ve bulunmayacağını vurguluyoruz. Ukrayna’nın devlet sınırının Belarus tarafından ihlal edilmesi durumunda, devletimizin BM Şartı ile güvence altına alınan meşru müdafaa hakkını kullanmak için gerekli tüm tedbirleri alacağı konusunda uyarıyoruz. Sonuç olarak, Belarus’taki tüm askeri birlikler, askeri tesisler ve ikmal yolları Ukrayna Silahlı Kuvvetleri için meşru hedefler haline gelecektir” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlhan Uzgel, parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Uzgel, şöyle konuştu:
“Partimizin yerel seçimlerden birinci çıkması yalnızca Türkiye için değil bölge ve dünya için de önemli bir gelişmeydi. Bu yüzden çok dikkat çekti. İlgi çok arttı. Sürekli üst düzey büyükelçi düzeyinde büyük ülkeler büyükelçilikleri genel başkanımızla görüşmek istiyorlar. Randevu talepleri oluyor. Yurt dışında da öyle. Gerek benim yaptığım temaslarda gerekse genel başkanımızın yurt dışı gezilerinde kendisine yoğun bir ilgi var. Bunu söyleyerek başlamak istiyorum.
Artık ezberlediniz biliyorum ama dış politika iyi gitmiyor. Çok sorun var çok yanlış var. Yanlışta ve hatalarda ısrar var. Şimdi bir defa içerik olarak bölgede bizden habersiz yaprak kıpırdazmadan yaprak kıpırdamayan bir diplomasi sürecine geçtik. Evet tek tük görüşme, ziyaret oluyor ama bölgenin gündemine baktığınızda inanılır gibi değil. Kuzeyinde savaş var. Doğusunda istikrarsızlık var. Güneyinde savaş var, katliam var. Türkiye’ye uğrayan yok. Biden kabul etmiyor Putin gelmiyor. Normalde Türkiye gibi bir ülke şu an vızır vızır Dışişleri Bakanları’nın, devlet başkanlarının birinin uçağının inip diğerinin kalkması lazım. Uluslararası örgütlerin toplantı yapması lazım. Yani Arap birliği toplanacak, İslam işbirliği konferansı toplacak vs. Bunların hiçbiri olmuyor farkındaysanız. Batıdan pek gelen yok zaten. Hatta şöyle söyleyebilirim; son aylarda yoğun seçim gündemine rağmen genel başkanımızın yurt dışı faaliyetleri Erdoğan’dan daha fazla nerdeyse. Dolayısıyla Türkiye böyle şu kapasitesiyle şu kritik coğrafi konumuyla bölgesel gelişmeleri uzaktan izleyen, tribünden dış politika takip eden bir ülkeye dönmeye başladı. Bir Cumhurbaşkanı düşünün ki Amerikan Başkanı’yla Beyaz Saray’da görüşmek en büyük hayali. ‘En büyük stratejik planı ne’ diye sorsanız ‘Biden ile bir fotoğraf versek ya Beyaz Saray’da’ diyecek. Hatta hayıflandı. İşte ‘Trump ile iyiydi de Biden ile kuramadık’ gibi. Bir taraftan kendisi dışındaki herkese gayrimilli diyor bir taraftan da uluslararası konferanslarda, zirvelerde Biden’i kolluyor. Şimdi bu ikisi birden olmaz.
“HAMAS VE FİLİSTİN CUMHURBAŞKANI’NIN KAFASINDA EŞİTLENMİŞ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan da AKP hükümeti de Dışişleri Bakanı da tuhaf bir Hamas sevdası içerisinde. Nereden çıktı bu? Bu anlamsız ve faydasız bir sevda. Hamas sivil katliamı yapıp sonra da kendi halkının katliamını sebep olmuş bir parti, örgüt bir de bunu şeyle karşılaştırıyor Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bankanı ‘efendim Kuvayi Milliye’ymiş.’ Yani şimdi ne alakası var? Birisi tarihsel boyutu, derinliği var. Verdiği bir mücadele var. Diğeri Filistin hareketini bölmekten başka hiçbir olumlu sonuca uaşmamış hareket. Öyle ki Yunan başbakanıyla basın toplantısı yaparken sorulan bir soruya verdiği cevapta Hamas o kadar zihnine işlemiş ki yani Filistinli diyeceğine Hamaslı diyor. Yani Hamas ile Filistin, Filistin’de Hamas, Cumhurbaşkanı’nın kafasında eşitlenmiş. Başka bir Filistin anlamıyor. Kimsenin bu coğrafyada neredeyse Katar dışında kimsenin yan yana gelmek istemediği Hamas’la bu kadar içli dışlı olmanın mesela Türkiye’ye faydası ne oldu? Filistinlilere de faydasını ne oldu? Bir açıklasınlar hakikaten çok merak ediyorum. Desinler ki biz Hamas’la yakın temas kurduk. O da Türkiye’ye Filistin’e bölgesel sorunlara şu açıdan fayda sağladı. Merak ediyorum. Mesela bir anlatsınlar.
“DİPLOMASİ BU KADAR UCUZLATILIR MI?”
Dış politikada sorun var. Dışişleri Bakanlığı’nda daha fazla sorun var. Şimdi Dışişleri Bakanlığı Türkiye’nin en modern, en kaliteli, uluslararası anlamda en saygın kurumlarından biridir. En köklü kurumlarından biridir. Bir defa neredeyse bütün atamalar sorunlu. Dışarıdan yapılan siyasi atamalar sorunlu. Liyakat yerle bir. Yani diplomatlık mesleğini ucuzlatmaya başladınız. Bir konsolosluğunuz var. Ziyaret etmiş. Yani ziyaretlerini kabul etmişler. Böyle ergence tavırlar falan… Bu insan da Türkiye’yi temsil edecek. Diplomat sonuçta. Konsolos da olsa diplomatik kimliği var. ve bir tane açıklama yapmıyorsun. Bir tane özür yok. Bir tane geri çağırma yok. Bu mudur yani? Diplomasi bu kadar ucuzlatılır mı? Bir kurum bu kadar yıpratılır mı? Yani bu fotoğrafı gören diğer diplomatlar zannediyor musunuz ki bunlar hiç görülmüyor hiç bakılmıyor hiç takip edilmiyor? Herkes gördü. Size aynı muameleyi yapsalar ne olacak?
“BAKANLIK BÖYLE Mİ GÜÇLENECEK?”
Şimdi daha da vahimi; AKP grubu Meclis’te bir yasa teklifi hazırladı. İnanılır gibi değil. Dışişleri Teşkilatı Güçlendirme Vakfı kuracakmış. Nasıl olacak? Vakıf bir defa para kazanacak. Yani bir okuyorsunuz ben gözlerime inanamadım hakikaten doğru bir şey mi okuyorum diye. Şimdi vakfa gelir sağlayabilmek için yurt içinde ve yurt dışında taşınır ve taşınmaz alıp satabilecek. Dışişleri Bakanlığı böyle mi güçlenecek? Hani bir kripto işine girmemişsiniz ki onu da yapabilir bu yetkilerle. Başka işiniz yok mu sizin? Dışişleri Başkanlığı’nı güçlendirmenin başka bir yolu yok mu? Derdiniz ne? Bu teklifi sunan milletvekili şöyle bir veri veriyor; diyor ki şu anda yurt içinde 53 arsa var Dışişleri Bakanlığı’nın arsası var. 10 tane binası var. Yurt dışında 36 arsası 242 binası var. Yani oturmuş bunları çıkarmışlar. ya Türkiye’de satacak bir şey kalmadı. Sattın bitirdin, Dışişleri Bakanlığına bağlı ona ait zamanında bu ülkenin halkından toplanan vergilerle alınmış arsalara, binalara mı göz diktiniz? Onlar ne zahmetlerle alındı zamanında. Bunu mutlaka engellenmesi gerekiyor.
Dünyanın en çok misyon bulunduran, misyona sahip üçüncü ülkesiymiş Türkiye. Yani her şeyi sayıyla ölçüyorsunuz. Nicelik mi nitelik mi dediğimizde hep niceliğe. Büyük adalet sarayı hukuk yok. Büyük hastane randevu yok. Çok büyükelçilik var çok temsilcilik var Dışişleri’nin diplomamisisinin kalitesi yok. Bu sevdadan vazgeçmemek gerekiyor. İşin içine kaliteyi katın.
“NİYETİNİZ NEYSE ONU SÖYLEYİN SAYIN FİDAN”
Yasak teklifine bakıyorsunuz. Yüksek Öğrenim Kurumu kurabiliyormuş. Niye? Yani Dışişleri Bakanlığı bir vakıf kuracak. Bakan aynı zamanda vakfın başkanı olacak. O vakıf bir üniversite kuracak. Onun bir mütevelli heyeti olacak onun 10 kişilik mütevelli heyetini bakan atayacak. Onun da başında olacak. Rektör de ol. Derslerin hepsine de sen gir. Şimdi bu Dışişleri neyle uğraşıyor? Türkiye’de üniversite mi kalmadı?
Emlakçı mısınız siz? Şimdiye kadar Dışişleri Bakanlığı Osmanlı döneminden bu yana bir yerde bina alamıyor muydu? Bunun için bir vakfa mı ihtiyaç var? Tam biz bunları düşünürken bir bakıyoruz Dışişleri Bakanlığı yeni atama yapmış. Üç yeni Dışişleri Bakan Yardımcısı. Bakan yardımcılarınız eskinin müşteşar konumunda olanların kariyer diplomatı olması gerekiyor. Bakıyoruz o üç tanesinden iki tanesi de yazar. İletişimcileri koyuyorsunuz. Bir kurumu zayıflatmak için elinizden geleni yapıyorsunuz. Ondan sonra da vakıf aracılığıyla güçlendirecekmişsiniz. Yani güçlendireceksen Türkiye’de eğitimin kalitesini güçlendir. Kendi diplomasi akademin yok mu senin? Niyetiniz neyse onu söyleyin Sayın Fidan. Bir dış politika yürütürken bu kurumun yapısını bu kadar bozmayın, zayıflatmayın. Kurumlar olmazsa, devlet olmaz. Devleti var eden şey bir kişiler değil. Kişiler gelip gidiyor. Bakın siz kim bilir kaçıncı Dışişleri Bakanısınız. Ama kurum kalıyor. Kurumları bu kadar zayıflatırsanız bunun altında kalırsınız.”
]]>TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Dışişleri Teşkilatını Güçlendirme Vakfı Kanun Teklifi görüşülüyor. Teklif üzerinde söz alan CHP Karabük Milletvekili ve komisyon üyesi Cevdet Akay, vakfın kuruluş amacının Dışişleri Bakanlığı teşkilatını güçlendirmek olmadığının söyleyerek “Faaliyet listesinden açıkça görülmektedir ki Vakfın kuruluş amacı Dışişleri Bakanlığı teşkilatını güçlendirmek değildir. Teşkilatı bu şekilde nasıl güçlendireceğiz? Görev ve yetkilerinden yararlanarak bir kazanç elde edilmek amaçlanmış, biz öyle görüyoruz. Şimdi, normal ticari faaliyet alanlarında bir sürü özel sektör kuruluşları da var. Şimdi, siz vakıf olarak iştiraklerde bulunacaksınız, şirketler kuracaksınız, bunlardan faaliyetler yaparak gelir elde edeceksiniz ama vergi muafiyeti var yani bunlarla ilgili de vergi ödemiyorsunuz; bu ayrı bir boyut” diye konuştu.
“MECLİS DENETİMİ DIŞINDA BİR VAKIF OLMUŞ OLACAK”
Vakfın yapacağı faaliyetler nedeniyle vakıf olmanın ötesinde holding gibi hareket edeceğini iddia eden Akay, “Son beş yılda Yunus Emre Vakfı’nın ve Türkiye Maarif Vakfı’nın topladığı para aşağı yukarı 19,1 milyar lira; bu denetime tabi olmayan yani Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin de denetiminde olmayan bir kaynak. Dışişleri Bakanlığının bütçesi belli, buradan ayrılacak ödenekler belli. Bu vakıf kurulduğu takdirde Meclis denetimi dışında bir vakıf olmuş olacak; bu, sakıncalı bir durum. Bir sürü gelir elde ediyor, gayrimenkuller alıyor, satıyor, kiralıyor; ticari faaliyette bulunmak üzere birtakım şirketler kurabiliyor bunları da hem yurt içinde hem de yurt dışında yapabiliyor. Yaptığı bu faaliyetler nedeniyle de bu vakıf bir vakıf olmanın ötesinde bir holding gibi hareket edecek bir pozisyon alıyor” ifadelerini kullandı.
“VAKIF, DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI’NIN VARLIKLARINI KULLANABİLECEK”
Bakanın kararıyla belirli alanların vakfa tahsis edilebileceğine işaret eden Akay, “Mal ve hizmet alımlarıyla ilgili, gayrimenkul alımlarıyla ilgili bir inisiyatifi kim kullanacak? Gerektiğinde Dışişleri Bakanlığı’na ait taşınmazların, taşınır malların, gayrimenkullerin, kullanılabilmesiyle ilgili kararı kim verecek? Burada muallak bir durum var. Bakanın kararıyla belirli alanlar demek ki tahsis edilebilecek, kullanıma açılabilecek. Burada da şu durum önem arz ediyor: Bakanlık bünyesinde nerede, ne kadar kıymetli taşınmaz mal var, gayrimenkul var, menkul mallar var? Burada gerektiğinde Vakıf tarafından bu gayrimenkullerin kullanılması ve değerlendirilmesi söz konusu olacak. Örneğin, İstanbul Boğazı kıyısında çok geniş bir arazisi var Dışişleri Bakanlığı’nın. Mesela bu arazi Vakıf tarafından değerlendirilecek mi? Değerlendirilecekse nasıl değerlendirilecek, bu önem arz ediyor” diye konuştu.
“DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI TASARRUF TEDBİRLERİNİN DIŞINA ÇIKACAK”
Akay, Kurulacak olan vakıfla Dışişleri Bakanlığı’nın tasarruf tedbirlerinin dışına çıktığını belirterek şunları söyledi:
“10 milyonluk bir sermayeyle başlıyorsunuz. Kuruluş tamamlandıktan sonra anlatılan faaliyetler ve yerine getirilmesi gereken konular düşünüldüğünde buradaki gelirin çok yüksek boyutta olduğunu görüyoruz. Bu, finans uzmanı tarafından da yönetildiğine göre buradaki kazançların nasıl değerlendirileceği de çok önemli. Dışişleri Bakanlığı bünyesinde bazı projelerle ilgili denetim mekanizması var ama burada bir denetim mekanizması yok. Yani, siz buradaki yöneticilere yüksek maaşlar verebilirsiniz, lüks araçlar tahsis edebilirsiniz, lüks lojmanlar tahsis edebilirsiniz. Şimdi, bütün kurumlar, bakanlıklar tasarruf tedbirlerine uyarken bu vakıf aracılığıyla Dışişleri Bakanlığı tasarruf tedbirlerinin dışına çıkılmış olacak.”
]]>