“TÜRKİYE DEVLETİ, VATANDAŞIN HAYATINI ŞANSA BIRAKIR MI?”
“Bir şehrin tepesinden baktığınız zaman şehrin bütün panoramasını görürsünüz. Fakat Ulus’a girdiğiniz zaman sadece orayı görürsünüz. O yüzden, mümkün olduğu kadar tepeden bakmak lazım.” diyen Akar, sözlerine şöyle devam etti:
“Tepeden baktığımızda savaş 3 bölümden meydana geliyor. Bir hazırlık safhası var, bir icraat safhası var, bir de savaş sonrası yaraların sarılması var. Şimdi bu dönemde, geldiğimiz çağdaki araçların gelişmiş olmasından dolayı ilişkilerin son derece kompres hale gelmesinden dolayı durum zorlaşıyor. Amerika’yla Çin savaşsın, hadi. Peki otomobil sanayi ne yapacak, bilgisayar sanayisi ne yapacak, elektronik sanayi ne yapacak, kimya sanayi ne yapacak, ticaret, bankalar ne yapacak, finans ne olacak? Yani bunların hepsi bir dengedir. Hepsi bir kolda icraya gelince sonuç alınıyor, kutu açılıyor. O manada bunların yan yana gelmesi çok zor. Çünkü çok parametre var. Onun için biraz zaman alıyor. 2’nci Dünya Savaşı’nda Danimarka’nın işgali 6 saat, sadece 6 saat. Dolayısıyla bunun şakası yok. İsrail bize tehdit mi, değil mi? Tehdit, kocaman bir tehdit. Koskoca bir Türkiye devleti, 85 milyon vatandaşın hayatını şansa bırakır mı? Silahı var mı, var. Mühimmatı var mı, var. Mesafe var mı, var. Zaman hariç her şey var. Zamanlama meselesi. Yani olabilir. Buna bizim tabii ki hazır olmamız lazım”
TEĞMENLERİN KILIÇLI YEMİNİ
Milli Savunma Üniversitesi Kara Harp Okulu Mezuniyet Töreni’nde gerçekleştirilen kılıçlı yemin sonrası teğmenlere yönelik disiplin sürecini değerlendiren Akar, “Biz her zaman şunu söyledik, her gittiğimiz yerde. Türk Silahlı Kuvvetleri hukuk çerçevesinde, mevzuat çerçevesinde vazifesini şeffaf bir şekilde yapacak. Vazife, hukuk, şeffaflık; bizim iddiamız bu. Dolayısıyla bir mevzuat var. Bu mevzuat çerçevesinde birimler var; disiplin kurulları var, amirler var. Bu okullar, harp okulları rektöre bağlı. Bir hiyerarşi var. Bu hiyerarşi dahilinde bakan, rektör, kurumlar olayla ilgili çalışıyor. Dolayısıyla bizim sükunet ile onların kararını beklememiz lazım. Teorik bölüme baktığımızda orada bir hareket var; ama bir de yer ve zaman meselesi var. Yani şimdi siz, herkes saygı duruşundayken İstiklal Marşı okusanız olur mu, olmaz” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İLETİŞİM BAŞKANLIĞIN’DAN GÖRÜŞMEYE DAİR AÇIKLAMA
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile gerçekleştirdiği görüşmenin detaylarını açıkladı. Başkanlıktan yapılan açıklamada, “Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede İsrail’in Filistin ve Lübnan’a yönelik saldırılarının durdurulması için Müslüman ülkelerin birlik ve beraberliğinin önemli olduğunu, Türkiye’nin İsrail saldırganlığının sona erdirilmesi için Birleşmiş Milletler nezdinde İsrail’e yönelik silah ambargosu girişimi başlattığını, bu girişime desteğin artması için gayretlerin artarak süreceğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın İsrail saldırganlığını durdurmak için alacağı karar ve atacağı adımların önemli olduğunu belirtti” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kurtulmuş, Brezilya Temsilciler Meclisi’ndeki görüşmede, Türkiye ve İtalya hükümetleri arasındaki olumlu ilişkilerin parlamentolar tarafından da desteklenmesini, parlamenter diplomasinin bütün imkanları kullanılarak Türkiye ile İtalya arasındaki ikili ilişkilerin geliştirilmesini arzu ettiklerini söyledi.
Türkiye ile İtalya arasında özellikle ekonomik ilişkiler bakımından önemli bir potansiyelin bulunduğunu, bunun daha ileriye götürülmesi için gayretli çalışmalara ihtiyaç olduğunu dile getiren Kurtulmuş, 21 milyar dolarlık ticaret hacminin 30 milyar dolar seviyesine çıkarılmasının karşılıklı olarak iki ülkenin liderleri tarafından da teyit edildiğini belirtti.
Türkiye ve İtalya’nın çok yönlü krizlerin etkisi altında kalan bir bölgede bulunduğunu söyleyen Kurtulmuş, bu bölgede krizlerin sona erdirilmesi için barış perspektifine ihtiyaç olduğunu ve bölgede barışın tesis edilebilmesi için çatışmaların kaynağının iyi tespit edilerek bu süreçlerin barışla sonlandırılmasına destek olunması gerektiğini ifade etti.
Bir yılı aşkın bir süredir İsrail hükümetinin, Filistin topraklarında başlattığı ve ardından Lübnan’a sirayet ettirdiği katliam boyutlarının çok üstüne çıkan bir soykırımın devam ettiğini belirten Kurtulmuş, Birleşmiş Milletlerin İsrail’in bu saldırganlığını durduramadığı için savaşın bütün bölgeye yayılma potansiyeli taşıdığına da işaret etti.
Lübnan’da, İtalyan askerlerin de görev yaptığı UNIFIL’e saldıracak kadar gözü dönmüş olan bir İsrail hükümetinin bulunduğunu söyleyen Kurtulmuş, bir an evvel bu saldırganlığın durdurulmasının dünya barışının geleceği için çok önemli olduğunun altını çizdi.
Numan Kurtulmuş, bu çatışmalardan etkilenen bir ülke olarak İtalya’nın da İsrail hükümetinin saldırganlığının durdurulması, barışın temin edilmesi konusunda inisiyatif almasının faydalı olacağı kanaatinde olduğunu belirtti.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, İtalya Temsilciler Meclisi Başkanı Fontana’yı Türkiye’ye davet etti.
Görüşmede, AK PartiErzurumMilletvekiliSelami Altınok, TBMM İdare Amiri ve MHPGaziantep Milletvekili Sermet Atay, CHP Trabzon Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı Katip Üyesi Sibel Suiçmez ve Türkiye’nin Brazilya Büyükelçisi Halil İbrahim Akça da yer aldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bekayi, Dışişleri Bakanlığında düzenlenen haftalık basın toplantısında, ülkesinin dış politika gündemini ve bölgesel gelişmeleri değerlendirdi.
İsrail’in İran’ın nükleer tesislerine saldırı tehditlerinin sorulması üzerine Bekayi, konuya ilişkin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na (UAEA) ve Ajansın Genel Müdürü Rafael Mariano Grossi’ye protesto notası ilettiklerini aktardı.
İsrail’in bölgedeki saldırılarının durdurulması konusunda tüm bölge ülkeleriyle istişarelerini sürdürdüklerini belirten Bekayi, “Mesajımız çok açık ve Siyonist rejimin herhangi bir saldırısına İran tarafından kesinlikle karşılık verileceğini söyledik. İran’a yönelik bir saldırıda komşu ülkelerin topraklarını kullandırma izni vermeyeceğine güveniyoruz.” dedi.
Bekayi, İsrail’in muhtemel saldırısına hazırlıklar kapsamında bu ülkede vurulacak hedeflerin belirlendiğini belirtti.
Türkiye ile bölgesel işbirliği ve terörle mücadele konusuna değinen Bekayi, “Türkiye ile ilişkilerimizde sınır güvenliğinin güçlendirilmesi ve terörle mücadele iki önemli konu başlığı. Suriye konusunda Türk mevkidaşlarımız ile Astana çerçevesinde iletişim halindeyiz. Türkiye’nin ve diğer ortaklarımızın da yardımı ile Suriye’de barış ve istikrarı sağlamak için çalışıyoruz. ABD’nin Suriye’yi işgali ve istikrarın sağlanmaması terör örgütlerini güçlendiriyor.” diye konuştu.
Bekayi, “Ortak sınırlarda ve bölgede terörizmle mücadele etmek için Suriye’de istikrar ve güvenliğin yeniden tesis edilmesine yardımcı olmamız gerektiği konusunda Türkiye ile aynı fikirdeyiz.” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye ve İran’ın İsrail’in bölgedeki saldırılarının durdurulması konusunda da ortak hareket ettiğini vurgulayan Bekayi, “İslam dünyasının iki büyük ülkesi ve bölgesel gücü olan İran ile Türkiye arasındaki ilişkiler çok ayrıcalıklı. Dışişleri Bakanı’nın (Abbas Erakçi) son Türkiye ziyareti, Türk yetkililerle görüşmek için de iyi bir fırsattı ve Hamas yetkilileriyle yaptığımız görüşmeler de Hamas’ın hayatta olduğunu gösterdi. İki ülke İran ve Türkiye kararlılıkla Gazze ve Lübnan’a yönelik saldırıyı durdurmaya çalışıyor.” şeklinde konuştu.
Bekayi, ABD ile İsviçre’nin aracılığı üzerinden mesaj alışverişinin sürdüğünü de aktardı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in Lübnan’a kara saldırısı başlatmasıyla ilgili açıklama yaptı. Açıklama şöyle:
“İsrail’in Lübnan’a kara saldırısı başlatarak bu ülkenin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal etmesi, hukuksuz bir işgal girişimidir. Bu saldırının bir an önce sona ermesi ve İsrail askerlerinin Lübnan topraklarından çekilmesi gerekmektedir.
Söz konusu saldırı, sadece bölge ülkelerinin değil, bölge dışı ülkelerin de güvenlik ve istikrarını hedef almaktadır. Bu tehlikeli işgal girişimi sonucunda yeni bir göç dalgasının ortaya çıkması ve tüm dünyada aşırıcıların zemin kazanması kuvvetle muhtemeldir. Bu gelişmelerin İsrail’e siyasi destek ve silah sağlayan ülkeleri de etkileyeceği unutulmamalıdır.
BM Güvenlik Konseyi, uluslararası hukukun gereğini yapmalı ve Lübnan’ın işgaline yönelik bu saldırıya karşı gereken önlemleri almalıdır. İsrail tarafından işlenen her suç, aynı zamanda uluslararası hukuka ve BM Şartı’na indirilen bir darbedir.
Diğer taraftan, bölgede sükunetin tesisi için atılması gereken başlıca adım Gazze’de acil ve kalıcı ateşkesin sağlanmasıdır. Gazze’ye barış getirilmesi, tüm insanlığın sorumluluğudur.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakan Şimşek, Çin’in Ankara Büyükelçiliğinin, Çin’in kuruluşunun 75. yılı dolayısıyla JW Marriott Otel’de düzenlediği resepsiyona katıldı.
Çin Halk Cumhuriyeti’nin 75. kuruluş yıl dönümünü kutladığını ifade eden Şimşek, Çin Hükümeti’ne ve halkına tebriklerini sundu. Türkiye ve Çin’in, köklü tarihleri, güçlü kültürel bağları ve kadim medeniyet geçmişleriyle binlerce yıllık etkileşime sahip olduğuna işaret eden Şimşek, bugünkü dostluk ve işbirliğinin de sağlam temeller üzerinde yükseldiğini vurguladı.
“Çin, Asya’da birinci, dünyada üçüncü büyük ticaret ortağımız”
Şimşek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’nin gerçekleştirdikleri verimli görüşmeler başta olmak üzere, ülkeler arasındaki üst düzey temasların, son dönemde ivme kazanmasından memnuniyet duyduğunu dile getirerek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Türkiye-Çin Hükümetlerarası İşbirliği Komitesi Eşbaşkanı olarak yakında Çin’i ziyaret edeceğim. Bu ziyarette ülkelerimiz arasındaki ekonomik ve siyasi ilişkileri güçlendirmeye katkı sağlayacağımıza inanıyorum. Türkiye ile Çin arasındaki ekonomik ilişkiler, her geçen yıl daha da ivmeleniyor. Çin, bizim için Asya’da birinci, dünyada üçüncü büyük ticaret ortağımız. Geçen yıl 48 milyar doları aşan ikili ticaretimizin, daha dengeli şekilde gelişmesi için birlikte çaba gösteriyoruz. Bu kapsamda, Çinli yatırımcıların son dönemde ülkemize artan ilgisini memnuniyetle karşılıyor, işbirliğimizin farklı alanlarda daha da güçlenmesini ümit ediyoruz. Keza, bu yıl daha fazla Çinli turistin ülkemizi ziyaret ediyor olması, bizler için çok sevindirici.”
“Türkiye ve Çin olarak, İpek Yolu’nun canlandırılması amacıyla çalışıyoruz”
Ulaştırma koridorlarının geliştirilmesine de değinen Şimşek, Türkiye ve Çin olarak, İpek Yolu’nun canlandırılması amacıyla Orta Koridor ile Kuşak ve Yol Projesi’ni uyumlaştırmak için çalıştıklarını anlattı. Bu durumun hem bölgesel ticaretin gelişmesine hem de küresel tedarik zincirlerinin daha etkin hale gelmesine katkı sağlayacağının altını çizen Şimşek, şunları kaydetti:
“İki ülke arasında yapay zeka, yeni teknolojiler, yeşil enerji, sürdürülebilir tarım ve finans gibi alanlarda da işbirliğini önemsiyoruz. Yeniden Asya Girişimimiz kapsamında da Çin’le ilişkilerimizi daha ileri noktalara taşıma iradesindeyiz. Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluş yıl dönümünü bir kez daha içtenlikle kutluyorum.”
Şimşek, konuşmasını Çince “Dostluğumuz sonsuza kadar sürsün.” diyerek tamamladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kosova temaslarını sürdürüyor. Fidan, başkent Priştine’deki temaslarının ardından Prizren şehrinde Türk mahallesi olarak bilinen Kurila’da Türk soydaşlarla bir araya geldi. Motrat Qirazi Okulunda Kosova ve Türk bayraklarıyla karşılanan Bakan Fidan, çocuklarla hatıra fotoğrafı çekildi. Kosova’nın meşhur bardak folklor oyununu izleyen Bakan Fidan, burada yaşayan Türk soydaşlara seslendi. Fidan, “Prizren’deki Türk varlığı az önce Fikrim Bey’de ifade etti; Balkanlar’daki 600 yıldır devam eden Türk varlığının en müstesna unsurlarından biri. Sizlerle gurur duyuyoruz, iyi ki varsınız. Türk dilini, Türk kültürünü, Türk tarihini burada yıllardır her türlü koşula rağmen yaşatıyor olmanız, buradaki varlığınız, buradaki birliğiniz, dirliğiniz, iriliğiniz gerçekten bizim için çok şey ifade ediyor. Sizlerin iyi olması huzur içerisinde yaşaması, barış içinde olması, refah içinde olması gerçekten bizim de en büyük dertlerimizden biri. Türkiye Cumhuriyeti yıllardır olduğu gibi bundan sonra da sizin yanınızda olmaya devam edecek” dedi.
“Kosova’nın bağımsızlığına kavuştuğu günden itibaren ilk tanıyan devletlerden biri Türkiye Cumhuriyeti oldu”
Fidan, 600 yıldır devam eden buradaki varlığın son 20 yılında bu varlığı, bu kültürü bu dili yaşatmak için beraber çalışmaktan duyduğum gurur duyduğunu belirterek, “Mutluluğu da ayrıca ifade etmek istiyorum. 2003 yılında TİKA başkanlığına atandığımda o dönem buradaki Türk varlığına her türlü yardımı uzatmak için sayın başbakanımızın talimatları olmuştu. Cumhurbaşkanımız Tayyip Bey o zaman başbakandı. Özellikle Prizren’deki Türk varlığı için yapılması gereken her türlü desteğin yapılmasını faaliyetin yapılması konusunda talimat vermişti. O dönem gerçekten burada belki hepsinin adını anamayacağım çok değerli kardeşlerimiz vardı, dernekler vardı, şu anda bir kısmı hala buradalar. Mahir Bey buradalar Mahir Bey’le yıllarca beraber çalıştık Enis Kervan Bey, Fikrim Bey buradalar. Gerçekten birçok arkadaş, rahmetli Arif Bütüç (Mamuşa Belediyesi Başkanı) vardı” şeklinde konuştu.
Özellikle Türk kültürüyle ilgili faaliyetlerinin, projelerinin TİKA olarak büyük etki oluşturduğunu kaydeden Fidan, “Daha sonra başta Mamuşa olmak üzere buradaki Türk varlığının yaşadığı yerlerde hayata geçirdiğimiz projeler buradaki soydaşlarımızın yaşantılarını bir nebze de olsa kolaylaştırmak için Türkiye Cumhuriyeti’nin elinden gelen her şeyi yapmasının birer nişanesiydi. Tabi bunlar mütevazi katkılar ama daha büyük bir stratejik yaklaşım her zaman için büyük olan etkili olan Türkiye Cumhuriyeti’nin hafızasında ve stratejisinde sizlerin var olması. Kosova’nın bağımsızlığına kavuştuğu ilk günden itibaren biliyorsunuz ilk tanıyan devletlerden biri belki ilki Türkiye Cumhuriyeti oldu. Kosova’daki başta Arnavut kardeşlerimiz olmak üzere buradaki bütün kardeşlerimizin şanlı bağımsızlık mücadelesi Türkiye Cumhuriyeti tarafından başından itibaren desteklenmiştir” diye konuştu.
“Balkanlar’daki Osmanlı tarihinin bıraktığı izi, görmek için vatandaşlarımız buralara geliyorlar”
Ellerinden gelen her türlü desteği vermeye devam ettiklerini söyleyen Fidan, “Bugün Priştine’de yaptığım başta dışişleri bakanı daha sonra başbakan ve cumhurbaşkanıyla görüşmelerin hepsinde hem sayın cumhurbaşkanımızın Kosova’yı desteklemedeki iradesini hem de devlet olarak kurumlarımızın her türlü alanda ticaret, eğitim, kültür, enerji, ulaştırma, sağlık, güvenlik bütün alanlarda Türkiye’nin Kosova’nın yanında olduğunu her türlü iş birliğine hazır olduğumuzun altını bir kez daha çizdim” ifadelerini kullandı.
Kosova’daki Türk varlığının, Türkiye’den gelen turist sayısının giderek arttığını belirten Fidan, “Dün Kuzey Makedonya’daydım orada da yani şehrin merkezinde gerçekten çok sayıda Türkiye’den kardeşlerimiz şehri geziyorlardı. Ondan sonra buraya geliyorlardı bir paket içerisinde Balkanlar’daki Osmanlı tarihinin bıraktığı izi, anıları yerinde görmek için vatandaşlarımız buralara geliyorlar. Gerçekten Prizren’e de gelmeye başladılar. Bu etkileşimin artık sadece Kosova’dan Türkiye’ye değil, Türkiye’den de Kosova’ya geliyor olması yeni bir başlangıç bizim için. Bu başlangıçların inşallah artarak devam edeceğini umut ediyorum. Az önce ifade ettiğim gibi bizim Kosova’ya desteğimiz devam edecek” dedi.
“Biz Türkiye olarak her zaman sorunların diyalogla çözülmesine taraftarız”
Kosova’nın barış içerisinde, Balkanların huzur içerisinde olmasının bir numaralı stratejileri olduğunu vurgulayan Fidan, ” Üsküp’te de yaptığım basın toplantısında ifade ettiğim bugün de ifade ettiğim değerli soydaşlarımız zaman zaman haberlerde görüyorsunuz Balkanlar da gerek Saray Bosna da, gerek Kosova’da gerilim artıyor belli sorunlar yaşanıyor diye. Biz Türkiye olarak her zaman için sorunların diyalogla, barışla müzakere yoluyla çözülmesine taraftarız. Onun içinde elimizden geleni yapıyoruz. Cumhurbaşkanımızın yıllar içerisinde oluşturduğu siyasi liderliğin birikimiyle bölgedeki diğer siyasi liderlerle iletişime geçerek Türkiye’nin ağırlığını koyarak buradaki sorunların bütün halkların lehine ortak çıkarına ve huzuruna olacak şekilde çözülmesi için elimizden geleni yapıyoruz. İnşallah da yapmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
Bakan Fidan, “1941 yılından itibaren İkinci Dünya Savaşı’nın karanlık günlerinde Türk dilini, Türk kültürünü yaşatmak için Kuzey Makedonya’daki soydaşlarımız Yücel Teşkilatı vesilesiyle Türkçe eğitim için canlarını ortaya koydu, şehitler verdi. Prizren’de de Doğru Yol Türk Kültür ve Sanat Derneğini, Priştine’de de Gerçek Derneğini kuranlar o dönemin sor derece sınırlı imkanlarıyla Türk dilini, Türk kültürünü yaşattılar. Ben 2003 yılından itibaren buradaki projelere çalışmaya başladığımızda o zaman yakılmış olan meşalenin bugün de devam ettirmiş olmasını görmekten gerçekten çok gurur duydum. ve emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
“Kosova’dan gelen Türk gençlerinin ücret ödememesi sistemini kurduk”
Çocukları Türkçe eğitim veren okullara göndererek kendi diline sahip çıkmalarını, kültürlerine sahip çıkmalarını sağladıkları için başta anneler olmak üzere bütün ebeveynlere teşekkür eden Fidan, “Çocuklarımızın diline, dinine, kültürüne, tarihine sahip çıkmaları için verdiğiniz mücadele çaba her türlü takdirin üstündedir. Bunu ne kadar takdir etsek yine de yetmez. Tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Her gün bu okula çocuklarını getiren anneler, onları dışarıda bekleyen anneler, daha sonra alıp götüren anneler ve bunu yıllarca her gün ama her gün yağmurda, karda, çamurda sürekli yapan anneler gerçekten sizlerin varlığıyla sizlerin konuştuğu Türkçeyle, sizlerin dualarıyla, sizlerin ortaya koyduğu örnek şahsiyetle bu çocuklarımız büyüyorlar. Asıl teşekkür, asıl takdir size” diye konuştu.
Burada liseyi bitiren çocuklar için Türkiye’de okuma imkanlarının olduğunu belirten Fidan, “Belli burslarla Türkiye’ye geliyorlar. Bundan sonra sadece sınavı kazanan değil Türkiye’deki üniversitelere her türlü kaydı yaptıran öğrencilerimin ücretleri Türkiye Cumhuriyeti tarafından verilmesi karşılığında eğitim imkanı sunma kararı almıştık. Bunu da Sayın Fikrim Damka Türkiye’ye geçen sene geldiğinde gündeme getirdi. ‘Bütün gençlerimiz için bu elzem’ dedi. Biz de çok şükür gereğini yaptık bundan sonra özellikle Prizren’den Kosova’dan gelen Türk gençlerinin Türkiye’de eğitimlerini alırken Türkiye’de okuyan gençlerin ücret ödememesi sistemini kurduk. Bizim gençlerimizden tek bir beklentimiz var bundan sonra Türkiye’de okuyan eğitimini bitiren gençlerimizin tekrar buraya gelmesi, ata topraklarında bayrağın bırakıldığı yerden taşınmaya devam etmesi ve daha yükseklere çıkartılması esas olacaktır” dedi.
“İki ülke arasındaki ilişki inanılmaz derecede yakınlaşmış durumda”
Kosova hükümetiyle örnek bir iş birliğinin olduğunu ifade eden Fidan, “Onların ortaya koyduğu imkanlarla, bizim ortaya koyduğumuz stratejiyle iki ülke arasındaki ilişki inanılmaz derecede yakınlaşmış durumda. Türk iş insanları burada giderek yatırımlarını artırıyorlar. THY haftada 14 sefer Kosova’ya uçuş yapıyor. Kosova ile Türkiye arası neredeyse 1 saate inmiş durumda. Bu kadar yoğun bir trafik, gidiş-geliş iki ülkeyi adeta tek bir ülke gibi hareket ettiğimiz tek bir alana getirmiş durumda. İnşallah sizler bu imkanlardan daha çok faydalanacaksınız. Sizin her türlü derdinizi probleminizi dinlemek üzere hem büyükelçiliğimiz hem buradaki başkonsolosluğumuz 24 saat emrinize amadedir. Ben sözlerime son verirken değerli kardeşlerim bu sıcak karşılamanız için, beni ve arkadaşlarımı böylesine coşkulu bir şekilde bağrınıza bastığınız için çok teşekkür ediyorum. Gerçekten beni çok duygulandırdınız sizin sevginiz, sizin hisleriniz, sizin enerjiniz bize de geçti. Allah hepinizden razı olsun. İyi ki varsınız. Türkiye Cumhuriyeti her zaman yanınızda” şeklinde konuştu.
“Kosova’daki Türk toplumu hiçbir zaman yılmadı”
Kosova Demokratik Türk Partisi – KDTP Genel Başkanı ve Bölgesel Kalkınma Bakanı Fikrim Damka da, “Sizleri Türklerin Prizren’de en yoğun yaşadığı Kurila semtinde başta öğrencilerimizle, öğretmenlerimizle, STK temsilcilerimizle, yöneticilerimizle ve halkımızla karşılamaktan onur duyduk. Kosova’da Türk toplumu 600 yıldan bu yana ayakta durmaya gayret etti, gayret etmeye de devam edecektir. Bazen zor dönemler oldu, bazen kolay dönemler oldu. Ama Kosova’daki Türk toplumu hiçbir zaman yılmadı. Türkçe eğitimden yılmadı, Türk kültüründen yılmadı, Türkçe konuşmaktan yılmadı. Türklüğü savunmaktan asla ve asla yılmadı, vazgeçmedi” ifadelerini kullandı.
Bundan sonra da bunun devamını daha görkemli bir şekilde getireceklerini belirten Damka, “Bugün anavatanımızın sayesinde yüzlerce çocuğumuz Türkiye’de eğitim alıyor, yüzlerce hastamız şifa buluyor, gençlerimiz kültürel gezi düzenliyor. Yüzlerce çocuğumuz yerinde burs alıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin bu destekleri bizlerin bu topraklarda devam etmemiz için vesile. Bunlar sizin sayenizde sayın bakanım. Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere siz değerli bakanımız, TİKA’mız, YTB Başkanımız, büyükelçilerimiz bütün kurum ve temsilcileriniz Kosova’daki Türk toplumunun yanında. Her derdimize her talebimize aniden cevap veren bir Türkiye Cumhuriyeti var” şeklinde konuştu. – PRİZREN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail askerleri tarafından Batı Şeria’da başından mermiyle vurularak öldürülen 26 yaşındaki aktivist Ayşenur Ezgi Eygi için CHP Genel Başkanı Özgür Özel X hesabından başsağlığı mesajı yayımladı. İsrail’i lanetleyen CHP Lideri Özel şu ifadelere yer verdi:
“İsrail askerlerinin Batı Şeria’daki saldırısında başından mermiyle vurulan 26 yaşındaki evladımız Ayşenur Ezgi Eygi’ye Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı diliyorum. İsrail’in sivillere yönelik saldırısını ve Filistin’e yapılan zulmü lanetliyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>***
Eylül 2020’de başlayan ve 44 gün süren 2. Dağlık Karabağ Savaşı’nda, Azerbaycan’ın izlediği başarılı politika sonucunda bölgedeki Ermeni işgali sona erdi. Bakü yönetimi, 1. Karabağ Savaşı’nda kaybettiği toprakların bir kısmını savaşarak, bir kısmını da diplomasi ile geri almayı başardı. Erivan ise yenilgiyi kabul etti. Eylül 2023’de Azerbaycan ordusu, Karabağ’da faaliyetlerine devam eden gayrimeşru Ermeni rejimine yönelik anti-terör operasyonuyla bölgeyi tamamen kontrol altına aldı. Azerbaycan yıllardır işgal altında olan topraklarını kurtarırken, Güney Kafkasya’daki statüko da değişti. Savaşın ve mağlubiyetin etkileri ise Ermenistan iç ve dış siyasetini etkilemeye devam ediyor.
Erivan siyasetinde dengeler
2018 yılında “Kadife Devrim” olarak adlandırılan protesto gösterileriyle iktidara gelen Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ülkeyi yolsuzluktan ve eski tarz siyasetten kurtaracağını belirtti. Ancak Ermenistan’ın 2. Dağlık Karabağ Savaşı’nda ağır bir yenilgi alması, Paşinyan’ı eleştirilerin odak noktası haline getirdi. Muhalifler onu hem söz verdiği reformları yerine getirmediği hem de Azerbaycan’a karşı savaşı kaybettiği için eleştirmeye devam etti. Bağımsızlıktan 2018 yılına kadar ülkeyi yöneten “Karabağ Klanı” ise Paşinyan’ı istifaya davet ederek etnik milliyetçi muhalefetin liderliğini yapıyor. Nisan 2021’de istifa etmek zorunda kalan Paşinyan, Haziran 2021’de gerçekleştirilen erken seçimlerde yüzde 50’den fazla oy alarak seçimleri kazandı.
Savaşın ardından popülaritesi azalan Paşinyan’ın net bir zafer kazanması, Ermenistan halkı için önemliydi. Yöneticileri, medyası ve Batı’daki diasporası tarafından yıllarca manipüle edilen Ermeniler, büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Karabağ’da yaklaşık 30 yıldır sürdürdükleri işgal sona ererken geriye oldukça sorunlu bir ekonomi ve dışa bağımlı hale gelen bir ülke kaldı. Diaspora ve Rusya’nın ekonomik yardımları yıllarca Ermeni dış politikasına yön verirken sürdürülen savaş ekonomisi Ermeni halkının yaşam koşullarını zorlaştırdı. Bu sebeple yolsuzluk davaları devam eden ve Moskova’nın desteklediği eski siyasetin en önemli figürlerinden Eski Ermenistan Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’ın seçilememesi, Ermeni halkının yeni ve daha temiz bir siyaset talebini ortaya koydu.
Ermenistan’ın ekonomik, siyasi ve sosyal sorunlarının farkında olan Paşinyan, nefret temelli Türk düşmanlığını içeren milliyetçi politikaya karşı çıkıyor. Bu sebeple etnik milliyetçi “Karabağ Klanı” ile savaş taraftarı ve bölgesel gerçekliklerden uzak olan Ermeni diasporasının ülke siyasetindeki etkisini kırmaya çalışıyor. 2020’deki savaşın ardından önceki yıllarda izlenen politikaları eleştiren Paşinyan, Karabağ’daki yeni statükonun Ermenistan’ın geleceği açısından daha olumlu olduğunu ifade ederek kamuoyunu da yanına çekmeye çalışıyor. Azerbaycan ve Türkiye ile normalleşmeye ihtiyaç duyan Erivan yönetimi, bu ülkelere karşı toprak taleplerini içeren 1990 tarihli Bağımsızlık Bildirisi’ni ve anayasayı değiştirmeyi de gündeme getirdi.
Dış politikada arayış
Ermeni halkının da isteği olan hukuksal ve ekonomik reformlar ise dış politikada doğru adımların atılmasıyla mümkün olabilir. Nitekim 2000’li yıllardan itibaren ulus-devlet inşasını olgunlaştırıp ekonomisini geliştiren Azerbaycan, çok taraflı dış politikasıyla ordusunu modernize ederek Ermenistan ile arasındaki güç dengesini değiştirmeyi başardı. Yaşanan bu süreç, Erivan’ın ülke üzerindeki Rus nüfuzunu kırmaya çalıştığı ve Batı yanlısı bir politika takip ettiği bir dönemi başlattı. Muhalefette olduğu dönemde de Moskova karşıtı söylemleriyle tanınan Paşinyan, 2020’deki savaşın ardından bu düşüncelerini daha net şekilde uygulamaya başladı. Özellikle geçtiğimiz şubat ayında Paşinyan’ın Rusya liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’ne (KGAÖ) Ermenistan’ın katılımını askıya aldıklarını açıklaması, Erivan dış politikasındaki “eksen kayması” tartışmalarını artırdı.
2. Dağlık Karabağ Savaşı’nın seyrini değiştiren en önemli unsurlardan birisinin bölgedeki Türk-Rus çekişmesi olması, Paşinyan’ın argümanlarını Ermenistan kamuoyunda da güçlendirdi. Rus silahları ve teknolojisi ile donatılan Ermenistan ordusu, insansız hava aracı (İHA) ve silahlı insansız hava aracı (SİHA) başta olmak üzere Azerbaycan ordusunun kullanımına sunulan Türk silahları ve teknolojisi karşısında çaresiz kaldı. Nitekim bu süreç Ermenistan’ı hem komşularıyla ilişkilerini düzelttiği hem de Batı ile ilişkilerini geliştirdiği çok boyutlu bir dış politika oluşturmaya teşvik etti. Bu noktada Haziran 2023’de Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın göreve başlama törenine katılan Paşinyan, Ankara ile ilişkilerinin normalleşmesinin Ermenistan açısından en önemli faktör olduğunu ifade etti.
Erivan’ın Batı yanlısı dış politika açılımına ise en fazla ilgi gösteren ülke Fransa oldu. İki ülke arasında çeşitli güvenlik anlaşmaları ve askeri yardımlar konusunda görüşmeler gerçekleşti. Hatta bu yakınlaşma, Fransa’nın açıkça Azerbaycan karşıtı bir siyaset izlemesine ve kısa sürede Bakü-Paris ilişkilerinin bozulmasına neden oldu. Türkiye’nin Afrika’da artan etkisinden rahatsız olan Fransa’nın, jeopolitik bir karşılık olarak Güney Kafkasya’daki yeni denklemde bir rol kazanmaya çalıştığı söylenebilir.
Bu noktada Paşinyan liderliğindeki Ermenistan’ın dış politika açılımları pragmatiktir. Erivan, Batı yahut Rusya arasındaki bir eksen tercihinden ziyade çok boyutlu bir dış politika anlayışıyla ülkedeki sorunları gidermeyi amaçlıyor. Ermenistan’ın komşularına karşı atacağı pozitif adımlar muhakkak ki karşılık bulacak ve ülkedeki sosyo-ekonomik reformlar için önemli bir fırsat doğuracaktır. Ancak hem içerdeki muhalefetin baskısı hem de Erivan’ın yeni müttefiklerinin jeopolitik arzuları, Güney Kafkasya’da beklenen bölgesel barışı olumsuz etkileyebilir.
[University of York’ta doktora çalışmalarına devam eden Burak Çalışkan, Orta Asya siyaseti, Rus dış politikası ve Avrasya jeopolitiği konularında çalışmaktadır.]
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
]]>ERKAN KARACA
İYİ Parti Grup Başkanvekili ve Samsun Milletvekili Erhan Usta, Çorum’da “Dış politikada Türkiye’de kurumlar yok. Dışişleri Bakanlığı diye bir şey çalıştırılmıyor. Sayın Erdoğan’ın ruh haline göre Türkiye bir dış politika çiziyor kendisine ona göre davranıyor. İşte bundan 10 yıl öncesinden başlayarak, Mısır Devlet Başkanı Sisi’yi darbeci, hain, zalim, katil diye nitelendiren Erdoğan, evvelsi gün Sisi’nin ayağına gitti ve Sisi, kardeş Sisi oldu. 10 yıl boyunca Sisi’ye bu şekilde zalim, katil demenin Türkiye’ye faturasını hiç hesap eden oldu mu? O gün darbeci olan bugün niye kardeş oldu ve niye ayağına gidiyorsun” dedi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili ve Samsun Milletvekili Erhan Usta, İYİ Parti’nin aday tanıtım toplantısına katılmak üzere Çorum’a geldi. Toplantıda konuşan Erhan Usta şunları söyledi:
Dış Politika… Biliyorsunuz dış politikada Türkiye’de kurumlar yok. Dışişleri Bakanlığı diye bir şey çalıştırılmıyor. Sayın Erdoğan’ın ruh haline göre Türkiye bir dış politika çiziyor kendisine ona göre davranıyor. İşte bundan 10 yıl öncesinden başlayarak, Mısır Devlet Başkanı Sisi’yi darbeci, hain, zalim, katil diye nitelendiren Erdoğan, evvelsi gün Sisi’nin ayağına gitti ve Sisi kardeş Sisi oldu. 10 yıl boyunca Sisi’ye bu şekilde zalim, katil demenin Türkiye’ye faturasını hiç hesap eden oldu mu? O gün darbeci olan bugün niye kardeş oldu ve niye ayağına gidiyorsun?
“15 TEMMUZ FİNANSÖRÜ DEDİĞİNİZ BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİNE NEDEN GİDİLİYOR?”
Birleşik Arap Emirlikleri… Ondan iki gün önce de Birleşik Arap Emirlikleri’ne gitti değil mi? Onlara ne dediler? ’15 Temmuz’un finansörü’ dediler. ‘Türkiye’de darbe yaptılar’ dediler. Birleşik Arap Emirlikleri’nin ayağına gittiler. İşte bizim dış politikamız bu. 2 bin yıllık devlet geleneğine sahip Türklerin bugün dış politikada geldiği nokta, maalesef Türkiye’nin dış politikası bu şekilde yönetiliyor.”
“ENFLASYONDA DÜNYADA İLK DÖRTTEYİZ”
Ekonomiye de değinen Usta sözlerine şöyle devam etti:
“Ekonomiyi anlatmaya gerek yok zaten hepimiz yaşıyoruz. Bugün enflasyonda dünyada ilk dörtteyiz. Özellikle 2021 yılının Eylül ayından itibaren bile bile veya inatla, hani ben ona kuru inat kara cehalet diyorum. Bir politika uygulandı ve işte dolar kuru 7 liradan önce 18 liralara bu gün de 31 liraya çıktı. 2 yıl içerisinde 2,5 yıl içeresinde dolar kuru 7 liradan 31 liraya çıktı. Sadece dolar karşısında değil euro karşısında da işte komşumuz Gürcistan’ın parası, Romanya’nın Parası, Bulgaristan’ın parasının karşısında da Türk lirası aynı ölçüde değer kaybetti ve Türkiye’de çok ciddi bir enflasyon onun sonucunda da alım gücü sıkıntısı yaşıyor. Bugün en düşük emekli maaşı 10 bin lira yapıldı. Eskiye bakılınca güzel bir rakam gibi duruyor ancak bugünün rakamlarına bakınca, bugün açlık sınırı 15 bin lira ve bu 10 bin lira olan emekli maaşı haziran ayının sonuna temmuz ayının başına kadar devam edecek. Bizim tahminlerimize göre o gün 17 bin lira olacak açlık sınırı. Yani açlık sınırının 17 bin lira olduğu bir ülkede siz emekliye prim ödemiş, alın teri dökmüş gerek özel sektörde gerek kamu sektöründe ülkesi için çalışmış insana açlık sınırının 5 bin lira, 6 bin lira, 7 bin lira altında bir maaş reva görüyorsunuz. Böyle bir yönetim olabilir mi?”
]]>