Dikkat – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Tue, 23 Jul 2024 06:27:05 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Bartın’da Boğulma Vakaları Artıyor: Vali Vatandaşları Uyardı https://www.haber60.com.tr/bartinda-bogulma-vakalari-artiyor-vali-vatandaslari-uyardi/ https://www.haber60.com.tr/bartinda-bogulma-vakalari-artiyor-vali-vatandaslari-uyardi/#respond Tue, 23 Jul 2024 06:27:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41524 Bartın’da aşırı sıcaklar ve plajlarda yaşanan yoğunluklarla birlikte boğulma vakalarının artması üzerine Vali Nurtaç Arslan, yayımladığı görüntülü mesaj ile vatandaşları uyardı. Hafta sonunda 67 kişinin boğulma tehlikesi geçirdiğini ve 1 kişinin boğularak hayatını hatırlatan Vali Arslan, plajlarda önlem ve uyarılara riayet edilmesini istedi.

Mevsim normallerinin üzerinde seyir eden hava sıcaklığı üzerine Bartın’daki sahil ve plajlarda yoğunluk arttı. Hafta sonunda aşırı kalabalığın yaşandığı plajlarda boğulma vakaları da arttı. Hafta sonunda 67 kişinin boğulma vakasının yaşandığı Bartın’da Vali Nurtaç Arslan yayımladığı videolu mesaj ile insanları uyardı.

Karadeniz’de fırtına, dalga ve çeken akıntıların yaşandığını hatırlatan Vali Arslan, böyle durumlarda alınan önlemlere uyulması için çağrıda bulunarak, “Tüm ülkemizde olduğu gibi ilimizde de mevsim normalleri üzerinde seyreden hava sıcaklıklarına bağlı olarak vatandaşlarımızın hem keyifli vakit geçirme hem de serinleme ihtiyacı ile birlikte deniz, göl ve Nehir gibi su kaynaklarının olduğu kesimlerimizde özellikle hafta sonları büyük bir yoğunluk yaşanmaktadır. Denizlerimizde fırtına, dalga ve özellikle de çeken akıntının etkili olduğu zamanlarda tatilcilerimiz, plajlarımızda alınan önlemlere yapılan uyarılara riayet etmedikleri için boğulma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadırlar. Maalesef yapılan uyarılara ve alınan önlemlere rağmen geçtiğimiz hafta sonu ilimizde altmış yedi vatandaşımız boğulma tehlikesi yaşamış bir vatandaşımız hayatını Kaybetmiştir” dedi.

Vatandaşların dikkat etmesi gerekenler

Kamu kurum ve kuruluşlarının aldığı önlemlere uyulmasını isteyen Vali Arslan, mesajında vatandaşların dikkat etmesi gerekenler konusunda da hatırlatma yaptı. Arslan, “Bu tür trajik olayların önüne geçmek, tatilimizin hüzne dönüşmesini önlemek için hepimize bazı görev ve sorumluluklar düşmektedir. Öncelikle güvenli yüzme alanlarının belirlenmesi ve bu alanlarda cankurtaran hizmetlerinin sağlanması büyük önem taşımaktadır. Valiliğimiz koordinesinde kolluk birimlerimiz, il özel idaremiz ve belediyelerimizce bu konuda gerekli adımları atarak halkımızın güvenliğini en üst düzeyde sağlamaktayız. Vatandaşlarımızın da tatil süreleri boyunca herhangi bir olumsuz durumla karşılaşmamaları için can Bulunduğu plajları tercih etmeleri çocuklarını denizde sürekli gözetim altında tutmaları ve tehlikeli bölgelerde yüzmelerine izin vermemeleri plajlardaki uyarı levhalarına ve yapılan sözlü uyarılara dikkat etmeleri hava şartlarını göz önünde bulundurmaları, valiliğimiz sosyal medya hesaplarından ve yerel basından yapılan uyarıları da dikkate almaları büyük önem arz etmektedir” şeklinde konuştu

Boğulanların çoğu misafirler

Arslan, Bartın’daki plaj ve denizlerde boğulma tehlikesi geçirenlerin önemli bir bölümünün il dışından gelenler olduğunu da ifade ederek, “Ilimizde yaşanan boğulma vakalarının büyük bölümü ilimiz dışından gelen misafirlerimizin yaşadığı görülmektedir. Denize girmeden gitmeme anlayışı boğulma tehlikelerinin sayılarını arttırdığı gibi vahim sonuçları da beraberinde getirmektedir. Bu konuda misafirlerimizin daha dikkatli olmalarını istirham ediyorum” ifadelerini kullandı

112 çağrısı

Arslan, uyarı mesajının son bölümünde ise boğulma tehlikesine şahit olanların yapması gerekenler konusunda ise, “Herhangi bir boğulma tehlikesine tanık olan vatandaşlarımızın cankurtaranlarımızdan yardım istememiz ve yüz on iki acil çağrı merkezini aramaları gerektiğini bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Unutmayalım ki alacağımız basit bir önlem bir hayatı kurtarabilir. Tüm misafirlerimizin ve hemşerilerimizin bu uyarılarımızı kendi can güvenlikleri için dikkat almalarını rica ediyor sağlıklı ve mutlu tatiller diliyorum” diye konuştu. – BARTIN

]]>
https://www.haber60.com.tr/bartinda-bogulma-vakalari-artiyor-vali-vatandaslari-uyardi/feed/ 0
TİHV, Türkiye’nin İşkenceye Karşı Komite’ye sunduğu rapora alternatif raporunu açıkladı https://www.haber60.com.tr/tihv-turkiyenin-iskenceye-karsi-komiteye-sundugu-rapora-alternatif-raporunu-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/tihv-turkiyenin-iskenceye-karsi-komiteye-sundugu-rapora-alternatif-raporunu-acikladi/#respond Fri, 12 Jul 2024 23:03:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38973 (ANKARA) – Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Komite’ye Türkiye’nin Beşinci Dönemsel Raporu için sunduğu rapora alternatif raporunu açıkladı. Türkiye’de işkencenin son bulmadığı ifade edilen raporda, Ocak 2016 – Haziran 2024 döneminde işkence ve diğer kötü muameleye maruz kalan 5 bin 553 kişinin tedavi, rehabilitasyon ve belgeleme amacıyla TİHV’e başvurduğu bildirildi. Raporda, 2022 yılından bugüne en az 73 mahpusun hastalık, intihar, şiddet, ihmal gibi çeşitli gerekçelerle yaşamını yitirdiği, çok sayıda siyasi mahpusun keyfi kararlarla denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme hakkından mahrum bırakıldığı da belirtildi.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Türkiye’nin de 1988 yılından beri taraf olduğu İşkence ve Diğer Zalimane Gayrıinsani veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşme’nin uygulanıp uygulanmadığını denetleyen Birleşmiş Milletler (BM) İşkenceye Karşı Komite’ye alternatif rapor sundu.

Raporda hem mevzuatın hem de yargının işkence suçunun cezasız kalmasına imkan sunduğu kaydedilirken “İşkence ve diğer kötü muamele sokağa taşarken, bu suçu işleyenler değil, işkenceye maruz kalanlar yargılanıyor” denildi.

Komite 17-18 Temmuz’da  Türkiye’yi değerlendirecek

Türkiye’nin Beşinci Periyodik Raporu’na alternatif olarak sunulan ve 2016 yılından bugüne gelen süreci kapsayan raporda, Türkiye’nin işkence ve diğer kötü muamele fiillerini önleme yükümlülüğünü yerine getirmediğine, işkence iddiaları ve yaşam hakkı ihlallerinin etkili ve bağımsız şekilde soruşturulmaması başta olmak üzere sözleşmenin uygulanmasına yönelik birçok sistematik soruna dikkat çekildi. TİHV, dikkat çekilen sistematik sorunların çözümüne ilişkin 108 öneriyi Komite’ye sundu. Komite, 17-18 Temmuz’da Cenevre’de yapılacak oturumlarda Türkiye’yi değerlendirecek.

“Türk Ceza Kanunu’nun ‘işkence’ suçunu düzenleyen 94. maddesinin BM İşkenceye Karşı Sözleşme ile uyumlu değil”

Rapor, TİHV Başkanı Metin Bakkalcı tarafından İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde gerçekleştirilen basın toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu. Raporun hazırlanmasına katkı sunan insan hakları savunucularının da katıldığı basın toplantısında, Türk Ceza Kanunu’nun “işkence” suçunu düzenleyen 94. maddesinin BM İşkenceye Karşı Sözleşme ile uyumlu olmadığı belirtilen raporda, bu durumun yarattığı yasal boşlukların işkence ve diğer kötü muamele iddialarının etkili ve tarafsız biçimde araştırılamamasına ve dolayısıyla cezasızlığa sebep olduğu kaydedildi.

“232 çocuk işkence ve kötü muameleye maruz kaldı”

Ocak 2016 – Haziran 2024 döneminde Türkiye sınırları içerisinde işkence ve diğer kötü muameleye maruz kalan 5 bin 553 kişinin tedavi, rehabilitasyon ve belgeleme amacıyla, TİHV’e başvurduğu ve bu kişilerin 232’sinin çocuk olduğu aktarılan raporda, gözaltı araçlarında ve sokakta işkence ve diğer kötü muamele uygulamalarında artış kaydedildiği belirtildi. Rapora göre, söz konusu dönemde fiziksel şiddet ve pozisyonel işkence uygulamalarında da artış görülürken, cinsel şiddet de bir işkence yöntemi olarak varlığını korudu. Sıkı kelepçe ve ters kelepçe uygulamalarının 2016 yılından itibaren giderek arttığı ve bir cezalandırma aracı olarak rutin bir uygulama haline geldiğinin de raporda altı çizildi.

“Cezasızlık politikası güçlenerek devam ediyor

İşkence ve diğer kötü muamele iddiaları dahil, ağır insan hakları ihlallerinde cezasızlık politikasının güçlenerek devam ettiğine dikkat çekilen raporda, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) de kararlarıyla bu cezasızlık politikasını tahkim ettiği belirtildi. 2015 yılında sokağa çıkma yasağının uygulandığı yerlerde askeri operasyonlar sonucunda meydana gelen yaşam hakkı ihlallerinin takipsizlikle sonuçlanmasıyla ilgili başvurularda AYM’nin yalnızca 4 başvuruda usul yönünden ihlal kararı vermesi, yüksek mahkemenin bu tutumuna örnek olarak gösterildi. Zorla kaybetmelere ilişkin hukuki süreçlerin de zaman aşımı gerekçe gösterilerek birer birer sonlandırıldığı Komite ile paylaşıldı.

“Karşı dava” kalkanı

Raporda, işkence suçunun soruşturulmasının önüne geçmek amacıyla işkenceye maruz bırakılanları yıldırmaya yönelik “görevi yaptırmamak için direnmek” (TCK 265) suçlaması gibi suçlamalarla karşı davalar açılmaya devam edildiğine dikkat çekildi. Savcılıkların, kamu görevlilerinin şüpheli olduğu “işkence” soruşturmalarda genellikle takipsizlik kararı verirken, işkenceye maruz bırakılanlar hakkında başlatılan soruşturmaların ise çoğunlukla kamu davasıyla sonuçlandığı Komite ile paylaşıldı.

Cezasızlığın kovuşturma aşamasında da ortaya çıktığı belirtilen raporda, mahkemelerin “işkence” suçlamasıyla yargılanan kamu görevlilerini beraat ettirme eğiliminde oldukları, buna karşılık “görevi yaptırmamak için direnmek” suçlamasıyla görülen davaların beraat ile sonuçlanma oranının yüzde 30’un üzerine çıkmadığı Komite ile paylaşıldı.

TİHEK eleştirisi: 4 bin 708 başvurunun yalnızca 15’inde “ihlal” tespit etti

Raporda, Ulusal Önleme Mekanizması olması gereken Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun (TİHEK), İşkenceye Karşı Sözleşme’ye Ek İhtiyari Protokol’de (OPCAT) belirtilen ilkelerden, Paris İlkeleri’nden ve BM İşkenceyi ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezayı Önleme Alt Komitesi’nin (SPT) Kılavuz İlkeleri’nden son derece uzak, tamamen yürütmeye bağlı bir yapı olduğu değerlendirmesi de İşkenceye Karşı Komite ile paylaşıldı.

TİHEK’in BM’nin kılavuz ilkelerine aykırı bir şekilde “soruşturma” yürüttüğü belirtilen raporda, kurumun 2016 – 2023 yılları arasında kendisine yapılan 4 bin 708 başvurunun yalnızca 15’inde “ihlal” tespit ettiğine dikkat çekildi. “Soruşturma” iddiasıyla yürütülen, ancak BM İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı, Aşağılayıcı Muamele veya Cezaların Etkili Biçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesi için El Kılavuzu’na (İstanbul Protokolü) uygun işlemeyen bu süreçlerin, işkence ve diğer kötü muamele iddialarının etkili ve tarafsız bir şekilde araştırılmasını engellediği vurgulandı.

“Uzman kurumlar süreçlerin dışında bırakıldı”

Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen bir günlük İstanbul Protokolü eğitimlerinin, BM tarafından kabul edilen bu protokolün hazırlanması ve güncellenmesinde aktif ve öncü rol oynayan TİHV’e ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Adli Tıp Uzmanları Derneği (ATUD) gibi diğer uzman kurumlara danışılmadan organize edildiği belirtilen raporda, bu eğitimlerin akademik yeterliliğinin olup olmadığının değerlendirilmesine imkan veren bir yöntemin de ortaya koyulmadığı Komite ile paylaşıldı.

“Eğitim” adı altında yapılan söz konusu toplantıların yalnızca hekimlere yönelik olduğu ve kapsam dahilinde olmasına rağmen hakim ve savcılar, gözaltı yerleri idari denetçileri ve kolluk görevlilerine yönelik yapılandırılmış herhangi bir eğitim programının yapılıp yapılmadığının bilinmediği belirtildi.

Hapishanelerde aşırı kalabalıklaşma sorunu

Raporda, hapishanelerde giderek ağırlaşan koşulların ve rutin hale getirilen insan haklarına aykırı uygulama ve kısıtlamaların başlı başına işkence ve diğer kötü muamele niteliği taşıdığı vurgulandı. Hapishanelerdeki aşırı kalabalıklaşma sorununun kemikleştiğine dikkat çekilerek, yalnızca raporun yazım sürecinde hapishanelerde bulunan tutuklu ve hükümlü sayısının 78 bin 50 kişi arttığı belirtildi.

Yeni açılan “S Tipi Ceza İnfaz Kurumu”, “Y Tipi Ceza İnfaz Kurumu” ve “Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu” olarak adlandırılan hapishanelerde tecridin olağan rejim olarak kabul edildiği belirtilen raporda, hasta mahpusların durumuna da dikkat çekilerek, 2022 yılından bugüne en az 73 mahpusun hastalık, intihar, şiddet, ihmal gibi çeşitli gerekçelerle yaşamını yitirdiği aktarıldı. Raporda, çok sayıda siyasi mahpusun keyfi kararlarla denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme hakkından mahrum bırakıldığının da altı çizildi.

]]> https://www.haber60.com.tr/tihv-turkiyenin-iskenceye-karsi-komiteye-sundugu-rapora-alternatif-raporunu-acikladi/feed/ 0 AFAD Başkanı Okay Memiş, Doğu Karadeniz’deki Sağanak Yağışlar Hakkında Uyarıda Bulundu https://www.haber60.com.tr/afad-baskani-okay-memis-dogu-karadenizdeki-saganak-yagislar-hakkinda-uyarida-bulundu/ https://www.haber60.com.tr/afad-baskani-okay-memis-dogu-karadenizdeki-saganak-yagislar-hakkinda-uyarida-bulundu/#respond Mon, 08 Jul 2024 22:30:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38134 Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yaşanan sağanak yağışlar nedeniyle turuncu ve sarı alarm verilen illeri ziyaret eden AFAD Başkanı Okay Memiş, vatandaşların uyarıları dikkate almaları halinde can ve mal kayıplarının önüne geçilebileceğini söyledi.

Turuncu alarm verilen Samsun ve Ordu illerinin ardından sarı alarm verilen Giresun’u ziyaret eden Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanı Okay Memiş, Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse, AFAD yetkilileri ve kurum yetkilileriyle toplantı gerçekleştirdi. Yapılan toplantının ardından basın açıklaması yapan Memiş, “Dünden itibaren hem Samsun, hem de Ordu vilayetlerimiz için Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından turuncu alarm, aşırı yağış ikazı verilmişti. Bu kapsamda riskli bölgelerde vatandaşlarımıza gerekli ikazları yaptığımızı söyleyebiliriz. Bu ikazları nasıl yapıyoruz. Bütün vatandaşlarımıza SMS ile bilgilendirmeler yapıyoruz. Bununla yetinmiyoruz. Daha sonra hem belediye anons sistemleri ile hem de camilerdeki anons sistemleriyle köylerde ve kırsal alanlarda yaşayan kardeşlerimize dere yataklarından uzak durmaları çağrısında bulunuyoruz. Bu çerçevede yapılan çalışmalar neticesinde Samsun’un özellikle Terme ilçesinde dere taşması sorunuyla karşı karşıya kalındı ancak herhangi bir can kaybı yaşanmadı. Ancak Ordu ilimizde maalesef bir teyzemiz dereden karşı karşıya geçerken suya kapıldı ve hayatını kaybetti. Kaybolduğu yerden yaklaşık 2 kilometre aşağıda AFAD, jandarma ve Büyükşehir ekipleri marifetleriyle maalesef cansız bedenine ulaşıldı. Muş’un Malazgirt ilçesinde aşırı yağışlar nedeniyle bir vatandaşımız hayatını kaybetti. Erzurum’un Tekman ilçesinde 4 vatandaşımız aşırı yağışlar neticesinde yaralandı” dedi.

“Uyarılar dikkate alınmalı”

Sarı alarm verilen illerde vatandaşların uyarıları dikkate almalarını isteyen AFAD Başkanı Okay Memiş, “Giresun ve Trabzon ve yakın illerimizde sarı ikaz bulunmamaktadır. Biz buna rağmen yine Valimizin başkanlığında, Belediye Başkanımız ve diğer paydaşlarımızla birlikte muhtemel riskleri göz önüne aldık. Muhtemel riskler neticesinde dikkat edilmesi gereken hususları dile getirdik. Buradan biz vatandaşlarımızı yeniden ikaz etmek istiyoruz. Değerli vatandaşlarımız su debisi yükseldiğinde, yaklaşık 15 santimetrelik bir suda karşıdan karşıya geçmek isterseniz, su debisi sizin ayağınızı yerden kesiyor. Bu hususa dikkat ediniz. Aynı şekilde bir araç da 35 santimetrelik debinin üzerinde su olduğunda aracın tekerlekleri yerden kesiliyor. Birçok can kayıpları bu şekilde olabiliyor. Vatandaşlarımız, kamu görevlileri, valiliklerimizin, emniyetimizin, jandarmamızın, AFAD’ımızın ikazlarına dikkat etmeliler. Aşırı yağışlı olduğu zaman dere yataklarından lütfen uzak dursunlar. Yeter ki can kaybı yaşamayalım. Oluşan hasarları Cumhurbaşkanımız liderliğinde, hükümetimiz ve devletimizin imkanlarıyla giderebiliriz ama can kaybının telafisi yok. En önemli olan husus can kaybı yaşanmaması” dedi.

“Dereler ıslah ediliyor”

Yaşanabilecek riskleri azaltmak için alınan tedbirlerle ilgili de bilgi veren Memiş, “AFAD üzerinden 111 iş makinesi için DSİ ile bir protokol yaptık. Karadeniz illeri başta olmak üzere Türkiye’nin bütün derelerini ıslah etmeye başladık. İnşallah 2 yıl içerisinde tüm bu bölgedeki derelerin iş makineleriyle temizlenme işlemleri devam ediyor. Bu anlamda hem Ordu, hem Giresun, hem Trabzon ve Rize’de, diğer sahil kesimlerinde AFAD koordinasyonunda riskli derelerde en azından bakım ve ıslah çalışmaları devam ediyor. Böylece can kaybının önüne geçmeyi hedefliyoruz. Bu çalışma yeni başladı. Çok da iyi gidiyor. Bize bu imkanı veren Cumhurbaşkanımıza, İçişleri Bakanımıza, Tarım ve Orman Bakanımıza şükranlarımızı sunuyorum” dedi. – GİRESUN

]]>
https://www.haber60.com.tr/afad-baskani-okay-memis-dogu-karadenizdeki-saganak-yagislar-hakkinda-uyarida-bulundu/feed/ 0
LGS Sınavı Değerlendirmesi: Türkçe ve Fen Bilimleri Testleri Belirleyici Oldu https://www.haber60.com.tr/lgs-sinavi-degerlendirmesi-turkce-ve-fen-bilimleri-testleri-belirleyici-oldu/ https://www.haber60.com.tr/lgs-sinavi-degerlendirmesi-turkce-ve-fen-bilimleri-testleri-belirleyici-oldu/#respond Mon, 03 Jun 2024 23:51:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34676

Mektebim Koleji Eğitim Direktörü Ferhat Argın, Liseye Geçiş Sistemi (LGS) sınavından sonra değerlendirmelerde bulundu. Argın, “Sınav öğrencilerin okuduğunu anlama, yorumlama, analiz etme, problem çözme becerilerini ölçmeye yönelikti. Matematik testi önceki yıllara nazaran daha kolaydı. Türkçe ve Fen Bilimleri testleri belirleyici oldu” dedi.

LGS Türkçe sınavı konu kapsamı açısından ünitelere göre uygun olarak hazırlandığını söyleyen Mektebim Koleji Eğitim Direktörü Ferhat Argın, “Soruların büyük bir kısmı yoruma dayalı ve okuduğunu anlamaya yöneliktir. Öğrencilerin okuduklarını anlama, bilgiyi yorumlama gücü ve grafik üzerinde doğru kullanmasının ölçüldüğü görülmüştür. Dil bilgisi konuları; konuları kavramış, konuya hakim olan öğrencilerin yapabileceği nitelikteydi. Soruların zorluk seviyelerinin orta üstü düzeydedir ve çeldiriciler özenle kullanılmıştır. Görsel okuma ve sözel mantık sorularındaki işlem basamakları fazla olduğundan zaman yönetimi ön plana çıkmıştır. Yeni nesil soruları: yorumlama, görsel grafik ve tablo okumaya dayalı sorulardan oluşmuştur. Yazım kuralları ve noktalama işaretleri konuları birer soru ile karşımıza çıktı” diye konuştu.

“MATEMATİK DERSİ YİNE BELİRLEYİCİ DERS OLMA ÖZELLİĞİNİ KORUMUŞTUR”

Geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da tüm sorularda öğrencilerin somutlaştırabilme ve yorum yapabilme yeteneklerini ölçmek için şekil, grafik, tablo gibi görseller kullanıldığını aktaran Argın, “Bazı sorularda kullanılan şekiller sorunun çözümünde etkin rol oynamıştır. Sınavdaki sorular MEB tarafından her ay düzenli olarak yayınlanan örnek sorularla eş değerdir. Sınavın geneline bakıldığında seçici soru sayısı yoktur. Matematik dersi artık seçici ders olmaktan çıkmış diğer branşlarda seçicilik daha fazladır. Kazanım odaklı herkesin yapılabileceği en az 10 adet soru bulunmaktadır. Diğer 10 soru da Yeni Nesle geçiş soruları olmuştur. Müfredat dışı herhangi bir soru bulunmamakta olup her konudan en az 1 adet soru bulunmaktadır. “Kareköklü ifadeler” konusu sınavda yoğun olarak sorulan bir konu olmuştur Kapsam olarak tüm ünitelerden eşit bir dağılım olmamıştır. Bu sınavın geçen seneye göre tek farkı, basit kazanımların mantık – muhakeme yeteneğine göre yorumlanması basitleştirilmiş olunup Matematik dersi yine belirleyici ders olma özelliğini korumuştur” dedi.

“KARIŞIK VE ÇELDİRİCİ SORULAR BU YIL DAHA AZ”

Sınav soruları MEB müfredatına ve içerdiği kazanımlara uygun olarak hazırlandığını hatırlatan Argın, “Direkt bilgiye dayalı değil, yeni nesil bilgiyi yorumlamaya ve görsel, grafik, tablo, düzenek okumaya dayalı sorulardan oluşmuştur. Soruların büyük birçoğu kolay-orta seviye olmakla birlikte 2 tane soru üst düzey belirleyici olarak yorumlanabilmektedir. 3 tane sorunun çeldiriciliği kuvvetli ve öğrencilerin dikkatini ölçme odaklı olduğu görülmüştür. Dikkatli okuma ve muhakeme etme yeteneğini sorgulayan soru sayısı genel olarak bu yıl daha az olarak belirlenmiştir. MEB’in yıl boyunca örnek olarak yayınladığı kazanım sorularına benzer düzeneklerde sorular tercih edilmiştir” ifadelerini kullandı.

Sınavda MEB müfredatına uygun bir şekilde; Mevsimler ve İklim Ünitesinden 1 soru, DNA ve Genetik Kod Ünitesinden 4 soru, Basınç Ünitesinden 2 soru, Madde ve Endüstri Ünitesinden 5 soru, Basit Makineler Ünitesinden 2 soru, Enerji Dönüşümleri ve Çevre Biliminden 4 soru, Elektrik Yükleri ve Elektrik Enerjisinden 2 soru sorulduğunu belirten Argın, “DNA ve Genetik Kod ile ilgili sorular direkt bilgiye dayalı iken, Basit Makine ve Elektrik Yükleri ile ilgili gelen sorular öğrencileri düşünmeye ve muhakeme etmeye zorlamıştır. 8. Sınıf Fen Bilimleri dersinin kazanımlarını eksiksiz bir şekilde öğrenen öğrencilerin dikkatli okuma yaptıkları takdirde başarılı olacakları bir sınav olduğu düşünülmektedir” dedi.

“OKUMAYI SEVEN, YORUMLAYABİLEN ÖĞRENCİ BAŞARILI OLACAK”

Argın T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi açısından sorular MEB müfredat ve kazanımlarına uygun olarak hazırlandığını belirterek “Soruların ünitelere dağılımı beklenen düzeydeydi. Direkt bilgiyi ölçücü ve kelime bilgisini ölçen soruların yanında yorumlama yeteneği gerektiren sorular oldukça ağırlıklıydı. MEB örnek soruları ile uyumlu, geçen yıl olduğu gibi neden sonuç ilişkisi kurulması gereken bir soru yine mevcuttu. Sınav; 7 soru kolay, 2 soru orta ve 1 soru dikkat ve yorum gerektiren nitelikteydi. Türkçe dersinde olduğu gibi paragraf sorularını yorumlayabilen öğrenciler kesinlikle zorlanmayacaktır. Bilgi soruları ise MEB müfredatında bulunan ve dikkat eden öğrencilerin yapabileceği düzeydeydi. 1 zor soru eleyici nitelikle olan muhakemeyi ölçen bir soruydu. Kronoloji ve harita bilgisini ölçen sorulara bu yıl da yer verilmedi” diye konuştu.

Genel olarak; kelime bilgisi olan, okumayı seven, yorumlama yeteneği olan öğrencilerin başarılı olacağını düşündüğünü belirten Ferhat Argın, “2025 LGS öğrencilerine tavsiyem MEB müfredatındaki kelimelere oldukça dikkat etmeleri gerektiği olacak” dedi.

“ÖNGÖRÜLDÜĞÜ GİBİ BİR SINAVDI”

2024 LGS İngilizce soruları, okuduğunu anlama ve yorumlama becerilerini ölçen sorulardan oluşmuş ve tüm üniteleri (7. Ünite ve 10. Ünite hariç) kapsadığını aktaran Argın, “Yönergeler açıklayıcı olup, sınavda diyalog tamamlama, metin okuma ve yorumlama gibi soru tipleri ağırlıklı olarak yer almıştır. Sınav konularının eşit olarak dağıtıldığı ve diyalog sorularının ağırlıklı olduğu belirtilmiştir. MEB’in yıl boyunca yayımladığı örnek sorularda yer alan grafik ve tablo ile ilişkilendirilmiş soru tipleri sınavda bulunmamış, diyaloglara dayalı çıkarımlar yapılması istenmiştir. Cümle yapıları basit ve anlaşılır olup, önceki yılların sorularıyla kıyaslandığında daha kolay olduğu görülmüştür. Sorular, okuduğunu anlama becerilerini ölçmüş ve yüksek düzeyde dikkat gerektirmeyen nitelikte olmuştur. Bir soruda üniteler arası sarmal yapı kullanılmıştır. Soru kökleri kısa, net ve anlaşılır olup, hem olumlu hem de olumsuz soru köklerine yer verilmiştir. Genel olarak, soruların zorluk derecesi kolay ve orta seviyededir. Geçmiş yılların LGS sınavlarıyla kıyaslandığında, bu yılki sorular ezberci yaklaşımla çözülemeyecek, dikkatli okuma, okuduğunu anlama ve bağ kurma becerilerini gerektiren nitelikte hazırlanmıştır. Özetle, okuduğunu yorumlayabilen ve özümseyen öğrenciler, İngilizce sorularını dikkatle okuduklarında rahatlıkla cevaplayabilmişlerdir” ifadelerini kullandı.

“SINAVDA DİKKAT VE YORUMLAMA: HER ÖĞRENCİNİN BAŞARISININ ANAHTARIDIR”

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi adına sınav soruları bu sene hem bilgiyi hem de yorumlamayı ön plana çıkaracak şekilde sorulduğunu belirten Argın, geçmiş senelerdeki gibi öğrenciyi seçenekler arasında ikileme düşürecek soruların olamadığını, okuduğunu anlama ve yorumlama üzerinden sorulduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti:

“Ayrıca bu sene sınavda bilgi sorularının da olduğu dikkat çekmektedir. Bilgi soruları da yine diğer sorular gibi yapılabilir düzeyde sorulmuştur. Beklenilen şekilde sorularla karşılaşılmıştır. MEB’in örnek sorularına bakıldığında soruların aynı doğrultuda olduğu söylenebilir. Genel olarak sorulara bakıldığında; soruların kolay ama dikkat isteyen ve okuduğunu anlama-yorumlama şeklinde olduğunu söyleyebiliriz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/lgs-sinavi-degerlendirmesi-turkce-ve-fen-bilimleri-testleri-belirleyici-oldu/feed/ 0
Ankara’da ‘Değişimin İçinde: Okyanus Eylemi ve İklim Değişikliği’ Temalı Blue Talks Etkinliği Düzenlendi https://www.haber60.com.tr/ankarada-degisimin-icinde-okyanus-eylemi-ve-iklim-degisikligi-temali-blue-talks-etkinligi-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/ankarada-degisimin-icinde-okyanus-eylemi-ve-iklim-degisikligi-temali-blue-talks-etkinligi-duzenlendi/#respond Mon, 22 Apr 2024 22:00:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28809 Ankara’da “Değişimin İçinde: Okyanus Eylemi ve İklim Değişikliği” temasıyla düzenlenen “Blue Talks” etkinliği kapsamında “Okyanusta Sıfır Atık, Değişimin İçinde” (Zero Waste on the Ocean, Immersed in Change) adlı panel yapıldı.

Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu “Blue Talks” etkinliği, üst düzey diplomatik katılım ve ortak çevresel eylem için önemli bir platform görevi görecek.

Bizim Dünyamız Vakfı Başkanı Kahraman Halisçelik’in moderatörlüğünde düzenlenen panele, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği (AB) Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, Kosta Rika’nın Ankara Büyükelçisi Gustavo Campos Fallas, Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Isabelle Dumont, BM Barış Üniversitesi Daimi Gözlemcisi Büyükelçi David Fernandez Puyana ve İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesinden Prof. Dr. Bayram Öztürk konuşmacı olarak katıldı.

Bozay, burada yaptığı konuşmada, diplomasinin iklim kriziyle daha ilgili bir alan olması gerektiğini belirterek, bunun bütüncül ve kapsamlı şekilde ele alınmasının önemine işaret etti.

Karayipler’den Doğu Asya’ya, Fransa’dan Türkiye’ye bütün aktörlerin iklim kriziyle mücadelede rol almasının ehemmiyetine dikkati çeken Bozay, “İklim değişikliğine karşı mücadele ederken aynı safta olmalıyız.” dedi.

Bozay, küresel ısınmayı 1,5 derece ile sınırlama hedefine ulaşılamama ihtimaline dikkati çekerek, iklim değişikliğinin gıda güvenliğiyle ilişkili olduğunu vurguladı

Fallas da okyanusların korunmasında özellikle komşu ülkelerle çalışmalar yürüttüklerini belirterek, Kosta Rika’nın batısında Büyük Okyanus, doğusunda ise Karayip Denizi’nin bulunduğunu anımsattı.

Ülkesinin okyanus konusunda ileri çalışmalar gerçekleştirmesine ilişkin Fallas, “En önemlisi bilinçlenmek. Okyanus ile insan ve toplum arasındaki ilişkinin ne olduğunu bilmek önemli. Okyanusları dikkatlice korumamız gerekir zira, günümüz ve geleceğimiz buna bağlı. Toplumları da bu tarz etkinliklere katılmaya ve bu konuları daha çok konuşmaya davet ediyorum.” diye konuştu.

“Türkiye’de ‘Sıfır Atık’ projesi yürütülüyor ve oldukça başarılı”

Dumont da Türkiye’nin bölgede son derece önemli bir ülke olduğunu söyleyerek, okyanus ve iklim değişikliği noktalarında Türkiye ile işbirliğinin büyük katkı sağladığını aktardı.

Okyanusların plastiklerle dolu olduğunu vurgulayan Dumont, “Türkiye’de ‘Sıfır Atık’ projesi yürütülüyor ve oldukça başarılı. Fransa’da ise bu tarz adımlar için yasal kararlar gerekiyor. İnsanlar, ‘gelin atıklar için faydalı bir şeyler yapalım’ diyemiyor.” diye konuştu.

Büyükelçi Puyana da iklim değişikliği ile mücadeleyi konu alan çalışmaların önemine değinerek, iklim değişikliğinin yol açtığı güvenlik kaygılarının dikkate alındığını aktardı.

İklim değişikliğiyle mücadeleyi ele alan, barış ve güvenliğin korunmasını sağlayan çok çeşitli çalışmaların olduğunu kaydeden Puyana, iklim krizinin sadece gelecek için tehdit oluşturmadığının, bugün de ciddi bir tehdit olduğunun altını çizdi.

Puyana, söz konusu tehdidin küresel istikrarsızlığı, iş dünyasını ve birçok alanı etkilediğini vurguladı.

Öztürk, Türkiye’nin kıyı şeridi, denizleri, ekosistemi ve ülkede yaşayan deniz canlıları hakkında katılımcılara bilgi vererek, Türkiye’de iklim değişikliğine bağlı olarak yaşanan sorunlara dikkat çekti.

Panelin sonunda iklim değişikliğine dikkat çeken video gösterildi.

Bizim Dünyamız Vakfı tarafından Birleşmiş Milletler (BM) Barış Üniversitesi işbirliğiyle, Dışişleri Bakanlığı ve Kosta Rika’nın Ankara Büyükelçiliği destekleriyle düzenlenen “Blue Talks” etkinliğine, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay??????? ile Kosta Rika, Fransa, Japonya ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi birçok ülkenin Ankara büyükelçileri katılıyor.

Her yıl düzenlenmesi planlanan etkinlik, okyanusların iklim dayanıklılığındaki önemine odaklanacak ve etkinlikte üst düzey yetkililer ile uzmanların görüşlerine yer verilecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ankarada-degisimin-icinde-okyanus-eylemi-ve-iklim-degisikligi-temali-blue-talks-etkinligi-duzenlendi/feed/ 0
Ramazan Bayramı tatili dönüş yolunda dikkat edilmesi gerekenler https://www.haber60.com.tr/ramazan-bayrami-tatili-donus-yolunda-dikkat-edilmesi-gerekenler/ https://www.haber60.com.tr/ramazan-bayrami-tatili-donus-yolunda-dikkat-edilmesi-gerekenler/#respond Sat, 13 Apr 2024 22:18:27 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27303 Ramazan Bayramı tatili dolayısyla memleketlerine veya tatil bölgelerine giden vatandaşların dönüş yoluna girdiğini belirten uzmanlar, sürücülerin yolda dikkat etmesi gereken konularla ilgili uyarıda bulundu.

Yurtta 9 günlük Ramazan Bayramı tatilinin yarın sona ermesi nedeniyle tatillerini şehir dışında geçiren vatandaşlar, dönüşü son güne bırakmamak için bugünden yola çıkmaya başladı.

Bayram dönüş trafiğindeki yoğunluk nedeniyle kazaların arttığına vurgu yapan uzmanlar, sürücülerin dikkat etmesi gereken konularla ilgili çeşitli uyarılarda bulundu.

“Dikkat dağınıklığı kazalardaki en önemli etken”

İstanbul Medipol Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökhan Malkoç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çeşitli araştırmalara göre trafik kazalarının yüzde 94’ünün insan hatasından kaynaklandığını anlattı.

Psikolojik unsurlar olarak adlandırılan duygusal, davranışsal ve bilişsel faktörlerin sürücü davranışlarını etkilediğine işaret eden Malkoç, dikkat dağınıklığının kazalardaki en önemli nedenlerden biri olduğunu söyledi.

Malkoç, dikkatin dağılmasıyla beraber sürücülerin reaksiyonlarında bir farklılık meydana geldiğini belirterek, “İşte frenleme zamanı, bir işareti okuyamamak, aynadan görmemiz gereken bir ipucunu kaçırmak gibi durumlara sebep oluyor. Böylelikle de bütün bu ipuçlarını kaçırmamız sonucunda birtakım hatalar yaparak kazalara neden oluyoruz.” dedi.

Vücudun gerginliğinin azaltılması tavsiyesi

Diğer önemli bir faktörün de yorgunluk olduğunu aktaran Malkoç, sürücülerin iyice dinlenmeden yola çıkılmamaları gerektiğini söyledi.

Malkoç, uzun yola çıkacak sürücülerin iki saatte bir mola verip 5-10 dakika yürüyüş yaparak birtakım fiziksel hareketlerle vücudun gerginliğini azaltması tavsiyesinde bulundu.

Duyguların davranışları etkilediğine dikkati çeken Malkoç, “Araba sürme de bir davranış olduğu için bunu da etkilemesi muhtemel. O yüzden üzüntü, kızgınlık, öfke gibi duygu durumlarını dikkate almamızda fayda var. Çok fazla üzgün, çok fazla kızgın ya da öfkeli bir şekilde yola çıkmak bizim aslında bilişsel faaliyetlerimizi, düşünce biçimlerimizi değiştiriyor. Bu da bizim davranışlarımızı daha olumsuz bir yönde etkileyeceğinden araba sürme davranışımızı etkilemektedir. Kısacası hem davranışsal hem duygusal hem de bilişsel açıdan iyi bir hazır oluş halinde yola çıkmamız önemli.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Malkoç, çok hızlı araba kullanmanın zaman açısından çok büyük farklar sağlamayacağına vurgu yaparak, agresif bir sürme davranışının çok yönlü etkileri olabileceğini, hem sürücünün hem araç içi yolcuların hem de trafikteki diğer insanların hayatının riske girebileceğini anlattı.

“Gece araba kullanmak, daha çok dikkati gerektiren bir durum”

Yolda araba kullananların aynı uzmanlıkta, aynı hassasiyette olamayabileceğini dile getiren Malkoç “Araba kullanırken kendilerini uzman olarak niteleyen insanlar olabilir. Şuna dikkat etmemiz lazım çok iyi araba kullanıyor olabiliriz, kendimize güveniyor olabiliriz ama yüksek hızlara ulaştığımız zaman en küçük bir hata bizim kaza yapmamıza sebep olabilir. Bu durumda bizim önümüzde, arkamızda, sağımızda ya da solumuzda giden araç sürücülerini de kazaya sevk edebilir. Unutmamamız gereken şey de yoldaki tüm sürücülerin aynı uzmanlık düzeyinde olmamasıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

Malkoç, gece araç kullanılmasıyla ilgili olarak, vücudun bir sirkadiyen ritmi olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

“Bu sirkadiyen ritim, 24 saatlik bir ritimdir. Dolayısıyla da genelde gündüz ışığında biz aktif hale geliriz, güneş ışığı azaldığı zaman hem beynimizdeki birtakım merkezler hem de bazı hormonlar vasıtasıyla vücut fonksiyonlarımız yavaş yavaş azalmaya başlar. Biz bu ritim çerçevesinde işte gece 11’den sonra uykuya dalarız. Bu çerçevede şunu unutmayalım, gece araba kullandığımız zaman riskleri biraz daha artırmış oluyoruz. Sadece biz değil, başkaları açısından da. O yüzden gece araba kullanmak daha çok dikkati gerektiren, daha çok kurallara uymayı gerektiren durumdur. Bir de gün içinde bizim görsel sistemimiz düzen değiştirir. Yani gece görüşten gündüz görüşe ya da gündüz görüşten gece görüşe gittiğimiz zamanlarda duyarlılık değiştirir. Bu duyarlılık değişimlerinde bizim görme performansımız biraz azalabilir. Bu noktalarda da özellikle bu zamanlarda da oldukça dikkatli olmamızda fayda bulunmaktadır.”

Sürüş esnasında cep telefonu kullanımına değinen Malkoç, bir çalışmaya göre sadece elde tutulması değil bluetootla da cep telefonu kullanımının sürücü davranışını etkilediğini anlattı.

Malkoç, cep telefonunu kullanılmasının dikkati azalttığına vurgu yaparak, “Bu da bizim bilişsel olarak doğru kararlar almamızda, vermemizde sorun teşkil etmekte. Bizim özellikle reaksiyon zamanının açısından daha hatalı davranmamıza sebep olmakta.” dedi.

“Yola çıkmadan araç bakımları yapılmalı”

İleri Sürüş Teknikleri Uzmanı Serkan Çabuş da yola çıkmadan araçların bakımlarının yapılmasının önemine işaret etti.

Sürüş esnasında en önemli unsurun trafik kuralları olduğunu aktaran Çabuş, “Hızımızı çok iyi ayarlamamız lazım, buna bağlı olarak takip mesafemiz tabii ki çok önemli, kurallara kesinlikle uymaları gerekir. Yine benim üzerimde duracağım konu, sürücülerin ısrarcı olmadan, yorgun olduklarında mola vermeleri en önemli detaydır.” diye konuştu.

Çabuş, sürücülerin trafik kurallarına uyması halinde kazaların zaten azalacağını belirterek, sürücülerin aracı kontrol edebileceği hızda tutması gerektiğini kaydetti.

Araç içindeki yolculara da değinen Çabuş, şunları söyledi:

“Sürücüyle yine sohbet halinde olurlarsa iyi olur çünkü araç içerisinde herkes uyuduğunda ister istemez sürücü yol hipnozuna girebiliyor. Yaklaşık 15-20 dakikalık sürüşlerin oraya nasıl geldiğini hatırlayamıyor. Tek bir yere odaklanarak gider, gözlerinde kısılmalar, kapanmalar, göz kırpmalarında azalmalar bulunur. Bu durumda sürücü en azından bir çay, kahve molası verme konusunda uyarabilirler. Sohbet ettiklerinde sürücü biraz daha dinç kalabilir trafikte. Hem de aracın içinde herkes uyuduğu zaman ister istemez sürücüyü de etkilemiş oluyor.”

“15-20 dakikalık uyku, 3-4 saatlik rahatlık sağlıyor”

Çabuş, trafikte sürücülerin tek başlarına olmadıklarına dikkati çekerek, şöyle konuştu:

“Sürücü sadece tek başına kendi aracını kullanmıyor, aynı zamanda etraftaki diğer araçları da kontrol etmesi gerekir. Bunun için bizim dikiz aynalarımız mevcut. Sürüşünüzde ön tarafta, sağımızdaki solumuzdaki araçlara dikkat edebiliriz ama arkadan hızla gelen bir arabayı dikiz aynalarımızı kontrol etmezsek göremeyiz. Karşımızdan gelen sürücü uyumuş olabilir. Yani karşınıza çıkabilecek her durumda bir tepki verebilmeniz lazım. O yüzden her tarafı kontrol edebileceksiniz, bütün sürücülerin her türlü hatayı yapabileceklerini düşünerek aracınızı kullanacaksınız.”

Çabuş, sürücünün yorgun olması halinde bir park alanına arabasını çekip ve 15-20 dakika uyumasının 3-4 saatlik yolda rahat ve güvenli bir şekilde seyretmesini sağlayacağını kaydetti.

Yolculuğa başlamadan önce rotanın belirlenmesi gerektiğini anlatan Çabuş, “Rota değiştireceğiniz zaman da kesinlikle aracınızı müsait bir alana alarak tekrardan yeni bir rota belirlemeniz lazım. Çünkü araç kullanırken biz bu gibi şeylerle ilgilendiğimizde araç kullanmaya verdiğimiz dikkatimiz azalıyor, reaksiyon süremiz gecikiyor. Bundan dolayı da kazalar yine kaçınılmaz oluyor.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ramazan-bayrami-tatili-donus-yolunda-dikkat-edilmesi-gerekenler/feed/ 0
Bayram tatili dolayısıyla trafik yoğunluğuna dikkat https://www.haber60.com.tr/bayram-tatili-dolayisiyla-trafik-yogunluguna-dikkat/ https://www.haber60.com.tr/bayram-tatili-dolayisiyla-trafik-yogunluguna-dikkat/#respond Thu, 04 Apr 2024 07:36:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26072 Bayram tatili dolayısıyla özellikle büyükşehirlerde, şehir dışına çıkmak isteyenlerin oluşturduğu trafik yoğunluğu sebebiyle Dr. Öğr. Üyesi Şule Aydın Yeral sürücülere ve yolculara önemli önerilerde bulundu. Dr. Yeral, yoğunluğun stresi artırdığını ve dikkat dağınıklığına yol açabileceğini vurgulayarak yolculuğun rahat geçmesi adına tavsiyeler verdi.

Bayram tatilleri, sevdiklerimizle bir araya gelmek ve güzel vakit geçirmek için harika bir fırsat olarak değerlendirilir. Ancak yoğun trafik ve kalabalık, birçok insan için stres kaynağı olabildiği için kazalara da neden olabiliyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Ramazan Bayramı öncesi tatil heyecanı ve seyahat planları, yollarda uzun araç kuyruklarına sebep olabileceği gibi sürücülerin ve yolcuların sabırsızlıkla beklediği tatilin stres kaynağı olmaması adına İstanbul Esenyurt Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkan V. Dr. Öğr. Üyesi Şule Aydın Yeral önemli uyarılarda ve tavsiyelerde bulundu.

İlk koruyucu faktör: Yeterince uyumak ve dinlenmiş olmak

Dr. Öğretim Üyesi Şule Aydın Yeral, bayram tatillerinin yoğun dönemler olduğunu belirterek, bu yoğunluğun trafikte artışa neden olduğunu ve insanlarda daha fazla stres oluşturduğunu ifade etti. Yeral, “Hem bu stresi yönetmek hem de dinlenmek ve yola dikkati vermek gibi önemli faktörler var. Mesela yeterince dinlenmiş ve uyumuş olmamız gerekiyor. Bu bizim için bir koruyucu faktör çünkü strese ve zorluklara karşı baş edebilme gücümüzü arttırıyor. Aynı şekilde mental sağlığı da düzenleyen ve destekleyen bir şey iyi uyumuş olmak. Bu yüzden yola çıkacak hem şoförler hem de yolcular için öncesinde dengeli bir uyku öneriyoruz” dedi.

Stres yönetimi yapılabilmeli

Bir diğer önemli faktörün stres yönetimi olduğuna da dikkat çeken Dr. Yeral, “Kalabalık ve yoğunluk stresi arttırır. Burada stres yönetimi yapmak durumundayız. Ek olarak nefes ve gevşeme egzersizleri yapabiliriz. Dinlendirici müzikler dinlenebilir ancak özellikle şoförler bunu yaparken uyanıklık seviyelerini düşürmeyecek şeyler dinlemeliler. Bunun yanı sıra sık sık mola vermeliler. Sürecin uzunluğuna bağlı olarak molalarla dinlenmek, dikkati toplamak, dikkati azaltacak farklı faktörler varsa ekran ve telefon kullanımı gibi veya endişe verici düşüncelerden kaçınılmalı” şeklinde konuştu.

“Öfkeyi davranışa dökmemeli, sakinleşmeye çalışmalıyız”

“Yolculuğun iyi geçmesi adına bunlara ek olarak öfke yönetimini ekleyebiliriz” diyerek sözlerine devam eden Yeral, “Çünkü kalabalık ve trafik kurallarının aksaması insanların daha fazla öfkelenmesine neden oluyor. Öfke duygusunu hissettiklerinde davranışa dökmemeleri ve kendilerini sakinleştirmeleri gerekiyor. Sonuçta herkes stresli bir yolculuğa girebiliyor çünkü çok kalabalık. Dolayısıyla burada biraz empati kurmak, herkesin stresli olduğu bir bakış açısıyla durumu kişileştirmemek, hatalarımızı kabul edebilmek ve anlayışlı olarak çatışmalardan kaçınarak yola devam edebilmek, tabii ki de tüm trafik kurallarına uyarak, önerebileceğimiz şeyler” diye konuştu.

Planlama yapmak ve beslenme önemli

Son olarak yolculuk öncesi planlama yapmanın ve beslenmeye de dikkat edilmesi gerektiği konularına da vurgu yapan İstanbul Esenyurt Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkan V. Dr. Öğr. Üyesi Şule Aydın Yeral, “Gidilecek yol ve süre de çok önemli. Öncesinde biraz planlama yapmak önerilir. Planlama yaparken, rotayı belirlemek, zamanlama için paylar bırakmak mesela, şu kadar sürede varabilirim gibi bir sonucun üstüne biraz ek zaman koymak gerekiyor. Olabilecek aksilikleri de belirsizleri de hesaba katmalıyız. Belki biraz erken çıkmak ya da daha geç çıkmak daha iyi bir planlamaya yardımcı olabilir. Ayrıca dengeli beslenmek önemli. Çok açlık ya da çok tokluk, kişileri zorlayacak şeylerdir ve sindirimi güçlendirecek şeylerden kaçınırlarsa daha rahat bir yolculuk olacaktır” diyerek sözlerini sonlandırdı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/bayram-tatili-dolayisiyla-trafik-yogunluguna-dikkat/feed/ 0
DEHB Tedavisi Görmeyen Bireylerin İlişkileri Sağlıklı Olmayabilir https://www.haber60.com.tr/dehb-tedavisi-gormeyen-bireylerin-iliskileri-saglikli-olmayabilir/ https://www.haber60.com.tr/dehb-tedavisi-gormeyen-bireylerin-iliskileri-saglikli-olmayabilir/#respond Wed, 13 Mar 2024 00:00:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18277 Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov, tedavi görmeyen Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan bireylerin kişiler arası ilişkilerinin, sabırsızlık, dürtüsellik ya da dikkatsizlik nedeni ile pek sağlıklı olmadığını belirtti.

Üniversiteden yapılan açıklamada, Doç. Dr. Serdar Nurmedov, DEHB’nin yaşam konforunu ve ilişkileri nasıl etkilediğini değerlendirdi.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun çocukluk çağının en sık görülen psikiyatrik bozukluğu olmasının yanı sıra psikiyatride ve hatta tıpta en fazla araştırılmış olan bozukluklardan olduğunu vurgulayan Nurmedov, “Her ne kadar DEHB çok sık görülen bir bozukluk olsa da özellikle erişkin dönem tanısı ve tedavisi bir o kadar da ihmal edilen bir bozukluktur. Tedavi edilmeyen olgularda son derece ciddi sosyal, psikolojik, psikiyatrik, legal ve akademik sorunlara yol açmaktadır.” ifadelerini kullandı.

DEHB tanısının genelde okul çağındaki çocuklara çocuk ve ergen psikiyatri uzmanları tarafından, ebeveynlerden ve öğretmenlerden alınan bilgiyle çocuğun okuldaki ve evdeki performansının ve davranışlarının değerlendirilmesi sonucu konduğunun altını çizen Nurmedov, “Semptomların başlangıcı erken yaşlardadır ve tanı konabilmesi için semptomlarının bazılarının 12 yaşından önce başlamış olması şartı aranır.” değerlendirmesinde bulundu.

“DEHB tedavisi uzun soluklu bir süreç, aileler sabırlı olmalı”

Çocuğuna DEHB teşhisi konan ebeveynler için tavsiyelerde bulunan Nurmedov, teşhis ne kadar erken konulur ve ne kadar erken müdahale edilirse, çocuk gelişiminin o kadar sağlıklı olacağının altını çizdi.

Nurmedov, bazı durumlarda davranışçı müdahalelere ek olarak ilaç tedavisinin gerekebileceğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Bu konuda tedavi ekibi ile olabildiğince işbirliği içinde olmaları önerilir. DEHB tedavisi uzun soluklu bir süreç olduğu için sabırlı olmalı, maddi ve sosyal kaynakları buna göre kullanmalılar. Tek seferde tamamen tedavi edecek mucize bir yöntem yoktur. Doğru kaynaklardan doğru tedavi yaklaşımlarına başvurmaları önerilir. Tedavinin başarısı hastanın, ailenin ve tedavi ekibinin iş birliğine bağlıdır. İş birliğine önem vermeleri önerilir.”

DEHB’nin oluşumunda genetik faktörlerin temel bir rol aldığını da vurgulayan Nurmedov, sorunun bireyin yaşam konforunu olumsuz yönde etkilediğini belirtti.

“Dalgınlık veya unutkanlık, psikiyatrik bozukluklarda sıkça görülen genel bir problem”

DEHB’nin tanı kriterlerine bakıldığında dürtüsellik, dikkatsizlik ve aşırı hareketlilik olduğunun altını çizen Nurmedov, şunları kaydetti:

“Bu belirtiler her yaşta farklı sorunlara yol açabiliyor. Dikkat ve odaklanmada sorun yaşayan bir çocuğun akademik performansının olumsuz yönde etkilenmesi sonucu kendi kapasitesinin altında bir okulda okumasından, dürtüsellik ve aşırı hareketlilik nedeni ile bir işte bir türlü dikiş tutturamayan, durmadan iş değiştiren yetişkinlere kadar çeşitli örnekler verilebilir. Kişiler arası ilişkileri de sabırsızlık, dürtüsellik ya da dikkatsizlik nedeni ile pek sağlıklı değildir tedavi görmeyen DEHB’li bireylerin. Tanışmak kolay, ilişkileri devam ettirmek zordur mesela. Rutin ilişkilerden çabuk sıkılabildikleri için evliliklerinde ya da yakın ilişkilerinde kimi zaman sorun yaşarlar.”

Doç. Dr. Serdar Nurmedov, DEHB’in ilaç, davranışçı yaklaşımlar, terapiler, diyet düzenlemeleri, Nörofeedback gibi alternatif yöntemlerle tedavi edilebildiğini belirtti.

Sosyal medyada yanıltıcı bilgiler içeren videolara da değinen Nurmedov, şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür içerikler yanıltıcı ve hatalı bilgiler içeriyor. Örneğin, ‘Çay bardağınızı masada bırakıyorsanız DEHB’iniz olabilir’ gibi ifadeler gerçekçi değildir. Çay bardağını bir yerde unutmak, genellikle unutkanlık veya dalgınlığın bir belirtisi olabilir. Ancak, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) gibi ciddi bir durumu tek bir belirtiyle ilişkilendirmek doğru değildir. Dalgınlık veya unutkanlık, psikiyatrik bozukluklarda sıkça görülen genel bir problemdir. Bu durum, depresyon, kaygı bozukluğu, psikotik bozukluk, duygu durum bozukluğu ve panik bozukluk gibi çeşitli durumlarla ilişkilendirilebilir. Dolayısıyla, sadece dalgınlık üzerinden bir teşhis koymak bilimsel ve etik açıdan yanlış bir yaklaşımdır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/dehb-tedavisi-gormeyen-bireylerin-iliskileri-saglikli-olmayabilir/feed/ 0
İstanbul’da depremde ulaşım için önemli uyarı https://www.haber60.com.tr/istanbulda-depremde-ulasim-icin-onemli-uyari/ https://www.haber60.com.tr/istanbulda-depremde-ulasim-icin-onemli-uyari/#respond Mon, 11 Mar 2024 21:06:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17927 Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halit Özen, İstanbul’da yaşanacak olası bir depremde, doğu-batı istikametinde sahil yolu, D-100 karayolu, TEM Otoyolu ve Kuzey Marmara Otoyolu’ndan oluşan 4 koridordan en az ikisinin açık tutulması gerektiği uyarısında bulundu.

Halit Özen, AA muhabirine, İstanbul’da olası bir depremde ulaşım alanında alınacak önlemler ve yapılması gerekenlere ilişkin değerlendirmede bulundu.

Deprem durumunda ulaşım hareketliliğinin, güvenlik amaçlı, tahliyeden kaynaklı acil yardım-kurtarma amaçlı ve son aşamada da hasarın tespiti-onarımı amaçlı altyapı hizmetlerinin verilmesine ilişkin yolculuklar şeklinde olduğunu anlatan Özen, bu yolculukların iyi yönetilebilmesi, depremin sosyal ve fiziksel etkisinin azaltılması amacıyla hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.

Yolların tıkanmaması için çözüm, toplu taşıma araçlarının kullanımı

Özen, deprem öncesi, deprem anı ve sonrası göz önüne alınarak trafik yönetim çalışmalarının 3 aşamada gerçekleştirilmesinin önemli olduğuna değinerek, şöyle konuştu:

“Deprem meydana geldiği andan itibaren deprem bölgesinde artık afet kanunları geçerli olacağından öncelikle afet kanunlarına ilişkin kişilerin bilgilendirilmesi lazım. Kişisel yolculuklarda yolların tıkanmaması için toplu taşıma araçlarının kullanılması gerekiyor. Bu kapsamda kamuya hizmet eden, mesela taksi sürücüleri, toplu taşıma sürücüleri, raylı sistemi kullananlar ve altyapı hizmetlerinde çalışan araçların sürücülerinin tamamına, deprem anında nasıl hareket etmeleri gerektiğine yönelik eğitimler verilmeli.”

Depremden sonra, 3 ila 7 gün boyunca tahmin edilmesi zor ve karmaşık bir trafik durumunun ortaya çıktığına dikkati çeken Özen, “Arama-kurtarma ve acil durum araçlarıyla, emniyeti sağlamakla görevli ekiplerin görev yerlerine erişimini hızlı bir şekilde gerçekleştirmek için trafik yönetiminin planlanması gerekmektedir. Bunu yaparken de ambulansların ilk çıkış noktasından afet alanına gidiş, afet alanından hastaneye gidiş ve aynı şekilde itfaiye araçları için bu güzergahların açık tutulmasına yönelik faaliyetlerin yapılması büyük önem arz ediyor.” dedi.

Ulaşım hareketliliğine ilişkin süreci, “iyileşme” ve “düzelme durumu” olarak tanımlayan ve bu süreçte artık insanların konutlarının etrafından uzaklaşarak daha güvenli alanlara gitmeye başlayacaklarını da aktaran Özen, toplanma alanlarının belirlenmesinden sonra da buralara ulaşımın nasıl gerçekleştirileceği ve bu noktadan tahliyelerin nasıl yapılacağının iyi incelenmesi gerektiğini dile getirdi.

Sahil yolu “Tsunami etkisiyle kullanılamayabilir”

Halit Özen, “Olası bir depremde İstanbul’da doğu-batı istikametinde, sahil yolu, D-100 karayolu, TEM Otoyolu ve Kuzey Marmara Otoyolu’ndan oluşan 4 koridordan en az ikisinin açık tutulması gerekiyor.” dedi.

Otoritelerce koridorların açık tutulmasını sağlayacak tedbirler üzerine çalışıldığını kaydeden Özen, en dikkat edilmesi gereken yolun sahil yolu olduğuna dikkati çekerek, “Çünkü denize çok yakın. Tsunami etkisinin ortaya çıkmasından dolayı deprem anında kullanılamayabileceği dikkate alınarak tasarımlarının yapılması önem arz ediyor.” diye konuştu.

Deprem anında, raylı sistem araçları gibi deniz yolu taşıtlarından da hizmet alamama durumunun söz konusu olabileceğine dikkati çeken Özen “Depremde en azından iki veya üç günlük bir süreç boyunca biz denizi kullanamayacağız. Bu süreçte denizi kullanmayacağımızı bilerek kendimizi buna göre tasarlamamız, ulaşım sistemini buna göre kullanmamız, yardımları da buna göre düzenlememiz gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbulda-depremde-ulasim-icin-onemli-uyari/feed/ 0
Soğuk hava kalp krizi riskini arttırıyor https://www.haber60.com.tr/soguk-hava-kalp-krizi-riskini-arttiriyor/ https://www.haber60.com.tr/soguk-hava-kalp-krizi-riskini-arttiriyor/#respond Wed, 24 Jan 2024 22:45:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4875 Soğuk hava kalp krizi riskini arttırıyor

YOZGAT – Soğuk havanın kalp krizi riskini arttırdığını söyleyen Yozgat Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji A.D. Başkanı Prof. Dr. Özgür Çiftçi, hastaların soğuk havalarda beslenme ve yaşam tarzlarına dikkat etmelerini söyleyerek uyarılarda bulundu.

Soğuk havanın insan vücudunu olumsuz yönde etkilediğini belirten Prof. Dr. Özgür Çiftçi, özellikle kalp hastalarının göğüs bölgelerini iyi şekilde koruyarak dışarı çıkmaları gerektiğini söyleyerek kış aylarında beslenmelerine dikkat etmeleri tavsiyesinde bulundu. Prof. Dr. Çiftçi Kalp damar ve diyabet hastalığı olanların kış mevsiminde gribal enfeksiyonlara karşı korunmaları ve kalp krizi riskini en aza indirmeleri için de grip aşısı ve zatürre aşılarını yaptırmaları konusunda uyarılarda bulundu.

“Soğuk havada kalp hastalıkları daha fazla görülür”

Soğuk havaların kalp krizini tetiklediğini ifade eden Prof. Dr. Çiftçi, “Soğuk havada kalp hastalıkları daha fazla görülür, kalp krizini de tetikler. Çünkü kanın akışkanlığı azalır. Damarda pıhtılaşmaya yol açan çeşitli faktörler artar ve tansiyon daha fazla yükselme eğilimindedir. Bu durumlarda daha fazla kalp yetmezliği atağını görebilirsiniz. ve aritmeye bağlı olarak ani kalp durmaları da daha fazla olur. Çok soğuk ülkelerde mesela Sibirya gibi ülkelerde soğuk havanın etkisi daha azken, mesela ülkemiz gibi ılıman kuşaktaki ülkelerde soğuk havanın hastalığa karşı etkisi daha fazla oluyor. Bir de ani soğuğa maruz kalma ekstra olarak kalp hastalığını daha fazla etkiliyor. Özellikle koroner arter hastalığı dediğimiz kalp krizini de içinde bulunduğu hastalık grubunu daha fazla etkiler. O yüzden soğuktan korunmamız lazım. Özellikle şeker hastaları, kalp hastaları bunlar daha fazla dikkat edecekler kendilerine. Sıkıca giyinip o şekilde dışarı çıkmaları lazım” dedi.

“Kış aylarında hastaların beslenmelerine dikkat etmesi gerekiyor”

Kalp hastalarının kış aylarında beslenmelerine dikkat etmeleri gerektiğini de söyleyen Prof. Dr. Çiftçi, “Kalp hastalarının kış aylarında düzenli beslenmeleri gerekiyor. Hastaların soğuk havalarda kan şekeri seviyelerinin daha yüksek olduğunu görürüz, bu dönemlerde tansiyon yükselmeleri ortaya çıkacaktır. ve kanın akışkanlığı da daha azaldığı için bu sorunlar daha fazla gözükecektir. Onun için kışın sıkı giyineceğiz, yediğimize içtiğimize dikkat edeceğiz. Karbonhidrattan daha zayıf, lipitlerden daha sık beslenmeli, daha hafif yağlı yiyecekler tüketmemiz lazım ki hastanın şekeri artmasın, eğer şeker kontrolü zorlaşırsa koroner artar hastalığı da artacaktır. Bir de dışarı çıktığımızda eğer rüzgara karşı yürüyorsak ve bu da soğuk bir rüzgarsa kesinlikle kalp damarlarında spazma yol açabilir, ani kalp ölümlerini arttırabilir ve daha kısa sürede göğüs ağrısı olabilir” şeklinde konuştu.

“Grip ve zatürre aşıları mutlaka olunmalı”

Kalp ve diyabet hastalarının kış aylarında enfeksiyondan korunmaları için grip ve zatürre aşılarını yaptırmaları gerektiğini de vurgulayan Prof. Dr. Çiftçi, “Kış aylarında kalp krizi riskinden korunmada dikkat edeceğimiz bir başka konu ise malumunuz kış mevsiminde enfeksiyonlar daha fazla gözüküyor. O konuda da hastaların kendilerini koruması lazım. Özellikle kalp hastaları grip aşısı aşılarını ve zatürre aşılarını yani pnömokok aşılarını yaptırmaları gerekiyor. Buna diyabetik hastalar da dahil. Bunlara dikkat edersek ve soğuktan korunmak mümkün olacaktır ve kalp krizi etkisi oldukça sınırlı olacaktır” ifadelerine yer verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/soguk-hava-kalp-krizi-riskini-arttiriyor/feed/ 0
İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimi Önemli Bir Rol Üstleniyor https://www.haber60.com.tr/is-sagligi-ve-guvenligi-egitimi-onemli-bir-rol-ustleniyor/ https://www.haber60.com.tr/is-sagligi-ve-guvenligi-egitimi-onemli-bir-rol-ustleniyor/#respond Tue, 02 Jan 2024 21:27:17 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=1998

İş sağlığı ve güvenliği başlığı 2023 yılının sonunda iş kazası bildirmeme veya geç bildirme cezalarındaki artışla bir kez daha gündeme geldi. İKÜ Hukuk Fakültesinden Dr. Öğr. Üyesi Ender Demir, işletmelerin iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin hukuki yükümlülüklerini bilmesi ve yerine getirmesi sürecinde eğitimin önemine dikkat çekti.Dr.Öğr.Üyesi Demir, “İş sağlığı ve güvenliği alanında eğitim kalitesi çok önemli. Bu eğitimlerin kağıt üstünde verilmiş gösterilmesi ve uzman olmayan kişilerce düzenlenmesi iş sağlığı ve güvenliğinin önündeki en büyük risklerden biri” dedi.

Yılın son haftası yapılan açıklamada, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Kanununa göre 2023 yılında yeniden değerleme oranında (yüzde 122,9) artışla bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen işverene uygulanacak ceza oranı 15 bin 529 TL’ye yükseldi. SGK’nın, “İş Kazası İstatistikleri” 2022 raporuna göre 4a kapsamında 588.823, 4b kapsamında 448 sigortalı olmak üzere toplam 589.271 kişinin iş kazası kayda geçti. İş kazasına ilişkin bildirimler başta olmak üzere sürecin baştan sona sağlıklı ve güvenli yönetiminde en önemli vurgu ise eğitim.

İKÜ Hukuk Fakültesinden Dr. Öğr. Üyesi Ender Demir, işletmelerin iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin hukuki yükümlülüklerini bilmesi ve yerine getirmesi sürecinde eğitimin ve eğitimli İSG uzmanlarının çok önemli bir rol üstlendiğine dikkati çekti.

İSG EĞİTİMLERİ KAĞIT ÜZERİNDE VERİLMEMELİ

İşverenler, İSG için lüzumlu olan her türlü araç ve gereci sağlamalarına rağmen bu araçların doğru ve etkin kullanımının denetlenmediğine dikkati çeken Dr. Öğr. Üyesi Demir, mevzuatın yalnızca araç gereç tedariği değil, bu araçların denetiminde de işverene çeşitli yükümlülükler getirdiğini belirtti.

“KAĞIT ÜSTÜNDE UZMAN ANCAK YETERLİ BİLGİYE SAHİP DEĞİLLER”

İş sağlığı ve güvenliğinin sağlanmasında en önemli aktörlerin iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimleri olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Ender Demir öncelikle iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimlerinin hukuki ve teknik anlamda bir eğitimden geçmiş olmaları gerektiğine dikkati çekti. Kağıt üstünde uzman olan ancak yeterli bilgi ve birikime sahip olmayan kişiler eliyle İSG hizmetlerinin yürütülmesinin riskli olduğuna dikkati çeken Dr. Öğr. Üyesi Ender Demir işletmelerin iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri konusunda dikkat etmesi gereken noktaları şöyle açıkladı:

“Çalışanları eğiten, onları yönlendiren İSG profesyonellerinin iyi bir eğitim almış olmaları önemlidir. Çalışanlara özellikle; işe başlamadan önce, çalışma yeri veya iş değişikliğinde, iş ekipmanının değişmesi halinde veya yeni teknoloji uygulanması halinde eğitim verilir. Eğitimler, değişen ve ortaya çıkan yeni risklere uygun olarak yenilenir, gerektiğinde ve düzenli aralıklarla tekrarlanır.”

İSG EĞİTİMİ HUKUKİ VE CEZAİ OLDUĞU KADAR VİCDANİ BİR SORUMLULUK

İş sağlığı ve güvenliği eğitimleri teknik ve hukuki boyutlarına dikkati çeken Dr. Öğr. Üyesi Ender Demir, teknik eğitimlerde uygulama ve bilgi birikiminin ön plana çıktığını ifade etti. Demir, İSG eğitimi almayı planlayan işletmeler için dikkat edilmesi gereken başlıkları şöyle sıraladı:

“Eğitimcilerin alana hakim olması, uygulamanın içinden gelmesi, eğitiminin kağıt üstünde kalmasını engeller. Eğitim alınan kurumların belirlenmesinde, kurumun konuya hakimiyeti, geçmişi, eğitimcilerinin kimlerden oluştuğu, ilgili kişilerin uygulamanın içinden gelmesi önemli. İşletmelerin bu hususları göz önünde tutarak eğitime yaklaşmaları, hem kendi kurumlarının itibari ve menfaati hem de çalışanlarının menfaatleri bakımından büyük önem arz etmektedir. İSG eğitimlerini yalnızca yasal bir zorunluluğun yerine getirilmesi olarak görmemek lazım. Ülkemizde maalesef her gün ortalama 6-7 çalışan iş kazası neticesinde ölmekte. Konu cezai ve hukuki sorumluluğunun yanı sıra vicdani bir sorumluluk. Bir yaşamın, o yaşama dahil hayallerin yok olması her yönüyle büyük bir yıkım yaratır. Bu yıkımın bir parçası olmamak adına iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine basit bir pencereden bakmamak gerek. Gerçekten daha iyisini, en iyisini nasıl yapabiliriz diye düşünerek yaklaşmak gerekir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/is-sagligi-ve-guvenligi-egitimi-onemli-bir-rol-ustleniyor/feed/ 0