Devrim Muhafızları – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Tue, 01 Oct 2024 10:37:06 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 İran’da Okula Silahlı Saldırı: 4 Ölü https://www.haber60.com.tr/iranda-okula-silahli-saldiri-4-olu/ https://www.haber60.com.tr/iranda-okula-silahli-saldiri-4-olu/#respond Tue, 01 Oct 2024 10:37:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/iranda-okula-silahli-saldiri-4-olu/ İranlı Öğrenciler Haber Ajansı’na (ISNA) göre, Nikşehr Kaymakamı Mucib Hüseyni olaya ilişkin bilgi verdi.
Hüseyni, “Muhsinin Şeyhan Bent Okulu’nda öğrenciler dışarıda etkinlikteyken, açılan ateş sonucu Bent Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Perviz Kedhudayi, Bent Kent Şurası Başkanı Yusuf Şirani ve 2 asker hayatını kaybetti.” dedi.
İranlı yetkili saldırganların kimlikleri hakkında bilgi vermedi. Saldırganların yoldan geçen otomobilden ateş açtığı kaydedildi.
İran’ın “terör örgütü” ilan ettiği “Ceyşül Adl”, ülkedeki “Sünni Beluç halkının haklarını savunduğunu” ileri sürerek, Tahran yönetimine karşı silahlı mücadele veriyor.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranda-okula-silahli-saldiri-4-olu/feed/ 0
İran siyasetinde din adamlarının etkisi azalıyor mu? https://www.haber60.com.tr/iran-siyasetinde-din-adamlarinin-etkisi-azaliyor-mu/ https://www.haber60.com.tr/iran-siyasetinde-din-adamlarinin-etkisi-azaliyor-mu/#respond Mon, 08 Jul 2024 21:30:17 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38088 İran’da din adamları, 1979’daki devrimden bu yana sürekli olarak iktidar mevkilerinde yer aldı.

Dini liderliğin yanı sıra cumhurbaşkanlığı, anayasa değişikliğinden önce başbakanlık, üst yargı başkanlığı ve diğer yüzlerce önemli pozisyon yıllarca din adamları tarafından üstlenildi.

Ancak son yıllarda din adamlarının siyasetteki ve toplum içindeki varlıklarının giderek azaldığına tanık oluyoruz.

Geçmişte halkın güvenine sahip olan din adamları, devrimden sonra iktidarı ele geçirebilmişti.

Ancak 40 yılı aşkın süredir devam eden İslami yönetimde, din adamlarının halkın güvenini yavaş yavaş kaybettiği ve artık aynı inandırıcılığa sahip olmadıkları görülüyor.

Bu güvensizlik, Mahsa Amini’nin ölümü üzerine 2022 yılında düzenlenen ve onlarca din adamının “sarık düşürme” eylemleriyle karşı karşıya kaldığı yaygın protestolarda daha da belirgin hale geldi.

Din adamlarını küçük düşürmeyi amaçlayan protestocular, onlarla alay etmek için sarıklarını kafalarından düşürüyor ve bunu videoya çekiyordu.

Ülkedeki hoşnutsuzluk, son parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de görüldü.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde tek din adamı adayı olan Mustafa Purmuhammedi, geçersiz oylardan daha az oy aldı.

Helikopter kazasında hayatını kaybeden eski Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi gibi Purmuhammedi de 1980’lerde ‘Ölüm Komitesi’ diye adlandırılan komitenin üyesiydi ve siyasi mahkumlar için yargısız infaz emirleri vermekle suçlanıyor.

Seçimlerde aldığı ağır yenilgiye tepki olarak Purmuhammedi, seçim sonucunun kendisi için öngörülebilir olduğunu ve yüksek bir oy sayısı elde etmenin “imkansız” olduğunu bildiğini ifade etti.

Peki İran toplumunda din adamlarının etkisi azalıyor mu? Din adamları iktidar mevkilerine seçilmezse, onların yerini kim alabilir?

İran’da yargının başına ve istihbarat bakanlığına hep din adamları getirildi

İran’ın ilk lideri Ayetullah Humeyni’nin tavsiyesi üzerine Şubat 1980’de yapılan ilk cumhurbaşkanlığı seçimlerinde din adamları aday olmadı.

Ancak devrimden sonraki ilk parlamentoda 164 din adamı yer aldı.

İran’da yargının başı ve istihbarat bakanı her zaman din adamları oldu.

Ayrıca, dini lideri atamaktan ve denetlemekten sorumlu olan Uzmanlar Meclisi’nin üyeleri de din adamları ve erkeklerden oluşuyor.

Anayasayı yorumlayan, seçimleri denetleyen ve adayları onaylayan Muhafız Konseyi’nin 12 üyesinden 6’sı da din adamı.

İkinci cumhurbaşkanlığı döneminden sonra, din adamlarının yürütme pozisyonlarına gelmelerine ilişkin yasak eski dini lider tarafından kaldırıldı.

Ekim 1981’den bu yana beş din adamı yürütmeden sorumlu olurken, din adamlarının cumhurbaşkanlığı makamında bulunmadığı sadece sekiz yıllık bir dönem oldu.

Her ne kadar 2009 seçimlerinin geçerliliği rakipleri tarafından sorgulanmış ve sonuçlarına karşı yaygın protestolara yol açmış olsa da bu dönemde Mahmud Ahmedinejad, Ayetullah Hamaney’in desteğiyle İran cumhurbaşkanı oldu.

Ali Hamaney, liderliğinin ilk yıllarında din adamlarını defalarca “sahnede” ve toplumdaki siyasi, sosyal ve kültürel değişimlerin “ön saflarında” yer almaya çağırdı.

Son yıllarda yaşlı din adamlarını genç imamlarla değiştirdi ve birçok önemli kuruma genç din adamlarını atadı.

Ancak istatistikler, din adamlarının siyasi ve sosyal varlığının yıllar içinde azaldığını gösteriyor.

Veriler, din adamlarının oylarındaki ilk düşüşün Ayetullah Humeyni dönemindeki üçüncü parlamento döneminde gerçekleştiğini ve din adamlarının sandalye sayısının ilk döneme kıyasla yüzde 50 azaldığını gösteriyor.

Bu eğilim reformcuların çoğunluğu elde ettiği altıncı dönemde de devam etti ve din adamlarının temsilci sayısı 35’e düştü.

Son parlamento seçimlerinde din adamları 290 sandalyeden sadece 17’sini kazanabildi.

Rejimin sembolü

Din adamları bir zamanlar İran’da halk arasında bir referans noktasıydı. Ancak yıllarca yönetimde olmalarının ardından pek çok kişi onları İran’ın sayısız sorununun sorumlusu olarak görmeye başladı ve onlar ülkedeki rejimin bir sembolü haline geldiler.

Reformculara yakın bir siyasi analist olan Abas Abdi, “Devrimin ilk yıllarında yüksek oy alan din adamları, devrim öncesi dindar sınıfa mensup oldukları, baskı altında oldukları, mücadele ettikleri ve halkla dayanışma içinde oldukları için halk tarafından seviliyordu” diyor.

Abdi’ye göre, “Devrimden sonra, bu pozisyonda olmanın fayda sağladığı din adamlarıyla karşılaşıldı. İktidardaki bu din adamları grubu halkın yanında yer almakta zorlanıyor, bu yüzden de halk onlardan uzaklaştı.”

Din adamlarının sonu mu?

2022 yılındaki kitlesel protestolar ülke tarihinde bir dönüm noktası oldu.

“Jin, Jiyan, Azadi” (Kadın, Yaşam, Özgürlük) sloganının atıldığı protestolarda din adamları önemli ve büyük bir meydan okumayla karşı karşıya kaldı.

Protestocular “Din adamı gitmeli” sloganları attı ve “sarık düşürme” eylemleri protestonun sembolik bir parçası haline geldi. Öyle ki din adamları sokaklarda kendilerini güvende hissetmediler ve arkadan gelecek saldırılardan endişe duydular. Bazıları kamuya açık yerlerde cübbe giymeyi bile bıraktı.

Din adamlarına yönelik nefret ve güvensizlik uzun süredir artıyor ve bir gecede oluşmadı. İnsanlar ülkenin ekonomik ve siyasi durumundan din adamlarını sorumlu tutuyor. Onların performansı ülkedeki dini kurumları bile etkiliyor. Şu anda İran’daki camiler çoğunlukla boş.

‘Ülkedeki yaklaşık 75 bin camiden 50 bini kapalı, bu bir felaket’

Üst düzey bir hükümet yetkilisi, “Ülkedeki yaklaşık 75 bin camiden 50 bini kapalı, bu bir felaket” diyor.

Son yıllarda ilahiyat fakültelerinde öğrencilerin sayısında da önemli bir düşüş kaydediliyor.

Yüksek yaşam maliyetleri ve okul ücretleri bu düşüşün nedenleri olarak gösteriliyor.

Son yıllarda okullarda ve bankalar gibi diğer kurumlarda iş olanakları yaratılarak öğrencilerin ilahiyat fakültelerinde kalmaları teşvik ediliyor.

Rejim, ilahiyat fakültelerini farklı araçlarla etkisi altına almaya çalışıyor.

Bazı analistler, İran’da dinin popülaritesinin azalmasının ve başta gençler olmak üzere toplumun çeşitli kesimleri arasında laikliğin artmasının nedeninin din adamlarının performansı olduğunu söylüyor.

Boşluğu kim dolduruyor?

Peki üst düzey hükümet pozisyonlarında din adamlarının sayısının azalmasıyla birlikte bu rolleri kim üstleniyor?

En başta Devrim Muhafızları ve güvenlik güçleri.

Devrim Muhafızları’nın parlamento, hükümet, kurumlar ve ekonomi sektöründeki faaliyetleri incelendiğinde, Mahmud Ahmedinejad’ın cumhurbaşkanlığından bu yana askeri ve güvenlik personelinin varlığının arttığı görülüyor.

Bir önceki parlamento döneminde en az 26 vekil Devrim Muhafızları’nda tuğgeneral ve albay seviyesinde komuta deneyimine sahipti.

Haziran ayında oluşturulan mevcut parlamentoda ise yaklaşık 30 vekilin Devrim Muhafızları geçmişi var.

İçişleri Bakanı olarak görev yapan Ahmed Vahidi gibi Devrim Muhafızları’nın önde gelen bazı isimleri de hükümette yer alıyor.

Bununla birlikte, cumhurbaşkanı yardımcıları ve valiler arasında Devrim Muhafızları üyelerinin varlığı da oldukça dikkat çekici; İran’daki eyalet valilerinin çoğu Devrim Muhafızları üyeleri arasından atanıyor.

Analistler, İran’da güçlü siyasi partilerin yokluğunda Devrim Muhafızları’nın İran’daki en uyumlu ve güçlü örgüt haline geldiğine ve sahip oldukları önemli ekonomik ve güvenlik gücüne dayanarak İran siyasetinde belirleyici bir oyuncu olarak hareket ettiğine inanıyor.

Devrim Muhafızlarının dini lidere olan bağlılıkları da din adamlarından daha fazla olabilir.

Ancak parlamentoda ve üst düzey hükümet yetkilileri arasında din adamlarının sayısındaki azalışa rağmen, İran’da din adamlarının etkisi ve rolü önemini korumaya devam ediyor.

Dini liderin doğrudan onun gözetimi altında faaliyet gösteren ve din adamlarından oluşan temsilcileri, tüm hükümet ve askeri kurumlarda belirleyici bir rol oynuyor.

İran’ın küçük ve büyük şehirlerindeki çok sayıda imam ve sayısız cami ise din adamlarının ülkedeki önemli rolünü vurgulamaya devam ediyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iran-siyasetinde-din-adamlarinin-etkisi-azaliyor-mu/feed/ 0
Gizli belge, İran protestolarında gözaltında öldürülen Nika Şakarami’nin taciz edildiğini ortaya koydu https://www.haber60.com.tr/gizli-belge-iran-protestolarinda-gozaltinda-oldurulen-nika-sakaraminin-taciz-edildigini-ortaya-koydu/ https://www.haber60.com.tr/gizli-belge-iran-protestolarinda-gozaltinda-oldurulen-nika-sakaraminin-taciz-edildigini-ortaya-koydu/#respond Tue, 30 Apr 2024 22:15:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29900 İran güvenlik güçleri tarafından yazıldığı anlaşılan ve sızdırılan bir belge, protestolarda gözaltına alınan bir genç kızın, üç güvenlik görevlisi tarafından cinsel saldırıya uğradıktan sonra öldürüldüğünü ortaya koydu.

2022 yılında rejim karşıtı bir protestoya katılan ve daha sonra kendisinden haber alınamayan 16 yaşındaki Nika Şakarami’nin cesedi dokuz gün sonra bulunmuş, hükümet intihar ettiğini iddia etmişti.

BBC rapordaki iddiaları İran hükümeti ve Devrim Muhafızlarına sordu, ancak yanıt gelmedi.

“Çok Gizli” ibareli rapor, Nika’nın davasıyla ilgili olarak, ülkenin İslami kurumlarını savunan güvenlik gücü Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan bir duruşmayı özetliyor. Raporda Nika’nın katillerinin ve gerçeği gizlemeye çalışan üst düzey komutanların isimleri de yer alıyor.

Rapor, güvenlik güçlerinin Nika’yı alıkoyduğu gizli bir minibüsün arkasında yaşananlara ilişkin rahatsız edici ayrıntılar içeriyor. Bunlar arasında, güvenlik görevlilerinden birinin Nika’nın üzerinde otururken onu taciz ettiği, kelepçeli tutulan Nika’nın tekmeleyerek ve küfrederek karşılık verdiği ve bunun üzerine görevlilerin onu copla dövdüğü var.

Nika Şakarami’nin kaybolması ve ölümü geniş yankı uyandırdı ve fotoğrafı İran’da kadınların özgürlük mücadelesinin simgelerinden biri oldu.

22 yaşındaki Mahsa Amini adlı kadının başörtüsünü düzgün takmadığı suçlamasıyla Eylül 2022’de polis gözetimindeyken aldığı darbeler nedeniyle ölümünün ardından Kadın, Yaşam, Özgürlük hareketi doğmuş, sokak protestoları İran’ın dört bir yanına yayılmıştı.

Bu protestolardan birinde kaybolan Nika’nın cesedini ailesi 9 gün sonra bir morgda buldu. İranlı yetkililer Nika’nın ölümünün gösteriyle bağlantılı olduğunu reddetti ve soruşturmalarını yürüttükten sonra intihar ederek öldüğünü söyledi.

Nika kaybolmadan hemen önce 20 Eylül akşamı Tahran’ın merkezindeki Lale Parkı yakınlarında bir çöp konteynırının üzerinde başörtüsü yakarken görüntülenmişti.

Etrafındaki diğer kişiler İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’e karşı “diktatöre ölüm” sloganları atıyordu.

Raporun anlatımına göre gösteriyi izleyen birkaç gizli güvenlik birimi vardı.

Bunlardan biri olan Ekip 12, “alışılmadık davranışları ve sürekli cep telefonundan yaptığı aramalar nedeniyle” genç kızın liderliğinden şüpheleniyordu.

Ekip, bunu teyit etmek için ajanlarından birini protestocu kılığında kalabalığın içine gönderdi, o da Nika’yı tutuklamak için ekibini çağırdı, ama Nika kaçmıştı.

Teyzesi daha önce BBC Farsça’ya Nika’nın o gece bir arkadaşını arayarak güvenlik güçleri tarafından takip edildiğini söylediğini anlatmıştı.

Rapora göre Nika yaklaşık bir saatin ardından, tekrar görüldükten sonra gözaltına alındı ve ekip aracı olarak kullanılan plakasız bir dondurucu minibüsüne bindirildi.

Nika arka bölmede üç ekip üyesiyle – Araş Kalhor, Sadık Moncazi ve Behruz Sadegi – birlikteydi. Ekip liderleri Murtaza Celil önde şoförün yanındaydı.

Rapora göre ekip Nika’yı götürecek bir yer bulmaya çalıştı. Yakınlardaki geçici bir polis merkezini denemişler ama aşırı kalabalık olduğu için geri çevrilmişler.

Bunun üzerine arabayla 35 dakika uzaklıktaki bir gözaltı merkezine gitmişler ve komutan önce Nika’yı kabul etmiş ama sonra “sürekli küfredip slogan attığı” için fikrini değiştirmiş.

Daha sonra rapor için müfettişlerle konuştuğunda, “O sırada karakolda 14 kadın tutuklu daha vardı ve diğerlerini de kışkırtabilirdi. Bir isyana neden olmasından endişe ediyordum” demişti.

Rapora göre Murtaza Celil tavsiye almak için bir kez daha Devrim Muhafızları Karargahı ile temasa geçti ve kendisine Tahran’ın kötü şöhretli Evin Cezaevi’ne gitmesi söylendi.

Yolda, minibüsün karanlık arka bölümünden gelen çarpma sesleri duymaya başladığını söyledi.

Faillerin ifadeleri

Arkada Nika ile bulunan görevlilerin belgede özetlenen ifadeleri, neler olduğunu yansıtıyor.

Bunlardan biri olan Behruz Sadegi, gözaltı merkezi tarafından geri çevrilen Nika’nın minibüse geri bindirildiğinde küfretmeye ve bağırmaya başladığını söyledi.

“Araş Kalhor çoraplarıyla ağzını tıkadı ama Nika debelenmeye başladı. Sonra Sadık [Moncazi] onu dondurucunun üzerine yatırdı ve üzerine oturdu. Durum sakinleşti.”

“Ne olduğunu bilmiyorum ama birkaç dakika sonra küfretmeye başladı. Hiçbir şey göremiyordum, sadece kavga ve dayak seslerini duyabiliyordum.”

Araş Kalhor ise daha da tüyler ürpertici ayrıntılar verdi.

Telefonunun ışığını kısa süreliğine açtığında Sadık Moncazi’nin “elini kızın pantolonunun içine soktuğunu” gördüğünü, bundan sonra kontrolü kaybettiklerini söyledi.

“[Bunu] kimin yaptığını… bilmiyorum ama… copun sanığa [Nika] vurduğunu duyabiliyordum… Tekmelemeye ve yumruklamaya başladım ama bizimkilere mi yoksa sanığa mı vurduğumu gerçekten bilmiyordum.”

Ancak Sadık Moncazi, Araş Kalhor’un mesleki kıskançlıktan kaynaklandığını söylediği ifadesini yalanladı. Elini Nika’nın pantolonuna soktuğunu inkar etti ama Nika’nın üzerinde otururken “tahrik olduğunu” ve kalçasına dokunduğunu kabul etti.

Bunun üzerine Nika’nın – elleri arkadan bağlı olmasına rağmen – kendisini tırmaladığını ve yere düşürdüğünü söyledi. “Yüzüme tekme attı, ben de kendimi savunmak zorunda kaldım” dedi.

Murtaza Celil minibüsün kabininden şoföre kenara çekmesini emretti.

Arka kapıyı açtığında Nika’nın cansız bedeniyle karşılaştı. “İyi durumda olmayan” yüzündeki ve kafasındaki kanı temizlediğini söyledi.

Nika’nın ölüm belgesinde de “sert bir cisimle aldığı darbelerin neden olduğu çoklu yaralanmalar” nedeniyle öldüğü belirtiliyor.

Ekip lideri Murtaza Celil ne olduğunu öğrenmeye çalışmadığını itiraf etti.

“Sadece onu nasıl nakledeceğimi düşünüyordum, kimseye soru sormadım. Sadece ‘Nefes alıyor mu?’ diye sordum. Sanırım Behruz Sadeki ‘Hayır, öldü’ diye cevap verdi.”

Elinde bir cesetle Celil, Devrim Muhafızları’nın karargâhını üçüncü kez aradı. Bu sefer kod adı “Naim 16” olan daha kıdemli bir subayla konuştu.

Naim 16, soruşturmaya ifadesinde “Zaten karakollarımızda ölümler oluyordu ve bu sayının 20’ye çıkmasını istemiyordum. Onu üsse getirmek hiçbir sorunu çözmeyecekti” dedi.

Celil’e onu “sokağa atmasını” söyledi. Celil, Nika’nın cesedini Tahran’ın Yadigar-ı İmam otoyolunun altındaki ıssız bir sokağa bıraktıklarını söyledi.

Rapor, minibüsün arka bölümündeki kavgaya bir cinsel saldırının neden olduğu ve 12. Ekip’in saldırılarının Nika’nın ölümüne neden olduğu sonucuna varıyor.

“Üç cop ve üç şok tabancası kullanılmıştır. Hangi darbenin ölümcül olduğu belli değil” deniyor.

Sorumlular cezalandırılmadı

Hükümetin Nika’ya dair açıklamaları raporla çelişiyor. Cenazesinden yaklaşık bir ay sonra devlet televizyonu, Nika’nın bir binadan atlayarak öldüğü sonucuna varan resmi soruşturmaya yer vermişti.

Nika’nın annesi Nesrin Şakarami daha sonra bir BBC belgeselinde yetkililerin protestocuların ölümleriyle ilgili iddiaları için “Hepimiz yalan söylediklerini biliyoruz” dedi.

Bazen resmi İran belgeleri gibi görünen ve internette dolaşan materyallerin sahte olduğu anlaşıldığından, BBC Eye sadece raporun içeriğini değil, güvenilir olup olmadığını da inceledi.

Eski bir İran istihbarat subayı, belgenin var olduğunu ve rapor numarasından 2022’de hükümet karşıtı protestocularla ilgili bir dava dosyasının parçası olduğunun anlaşıldığını söyledi.

Eski istihbarat subayının Devrim Muhafızları’na erişimi sayesinde, Nika’nın cesedinin atılması emrini veren “Naim 16″nın bu kurumda görev yapan Yüzbaşı Muhammad Zamani’nin kod adı olduğu bilgisi verildi.

Nika’nın ölümüyle ilgili raporda özetlenen ve beş saat süren duruşmaya katılanlar arasında bu isim de var.

Devrim Muhafızları ve İran hükümeti iddialara yanıt vermedi.

Bildiğimiz kadarıyla Nika’nın ölümünden sorumlu olan kişiler cezalandırılmadı.

Hizbullah güçleri

Belgede bunun nedenine dair bir ipucu da var. Duruşmaya katılan 12. Ekip’in tamamı raporda listelenmiş. İsimlerinin yanında ait oldukları grup yer alıyor: “Hizbullah”.

Burada kastedilen İranlı paramiliter grup Hizbullah ve aynı adı taşıyan Lübnanlı grupla ilgisi yok. Bu grubun üyeleri Devrim Muhafızları tarafından kullanılmakta ancak raporun da kabul ettiği gibi bazen onun yetki alanı dışında faaliyet gösterebiliyor:

“Yukarıdaki kişiler Hizbullah güçlerine mensup olduklarından, gerekli taahhüt ve güvenlik garantilerinin alınmasının ötesinde bu davanın takibi mümkün olmamıştır” deniyor.

Devrim Muhafızları subayı Naim 16’ya yazılı bir kınama cezası verildiği de belirtiliyor.

Birleşmiş Milletler’in bilgi toplama misyonuna göre, İran’daki Kadın, Yaşam, Özgürlük protestoları sırasında 551 protestocu güvenlik güçleri tarafından öldürüldü ve bunların çoğu silahla vuruldu.

Protestolar birkaç ay sonra güvenlik güçlerinin baskıları nedeniyle azaldı. Bunun ardından İran ahlak polisinin faaliyetlerinde bir durgunluk yaşandı, ancak bu ayın başlarında İslami kıyafet kurallarının ihlaline yönelik yeni baskılar başladı.

Tutuklananlar arasında Nika’nın ablası Ayda da var.

]]>
https://www.haber60.com.tr/gizli-belge-iran-protestolarinda-gozaltinda-oldurulen-nika-sakaraminin-taciz-edildigini-ortaya-koydu/feed/ 0
İran Devrim Muhafızları, üç farklı ülkedeki hedefleri vurdu https://www.haber60.com.tr/iran-devrim-muhafizlari-uc-farkli-ulkedeki-hedefleri-vurdu/ https://www.haber60.com.tr/iran-devrim-muhafizlari-uc-farkli-ulkedeki-hedefleri-vurdu/#respond Thu, 18 Jan 2024 00:27:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3916 24 saat içinde balistik füzeler ve insansız hava araçları fırlatarak üç farklı ülkedeki hedefleri vuran İran Devrim Muhafızları son yıllarda önde gelen bir bölgesel güç olarak konumunu sağlamlaştırdı.

Önceki gün Irak ve Suriye’nin kuzeyini vuran Devrim Muhafızları, bir sonraki akşam da Pakistan’da iki hedefe saldırdı.

Devrim Muhafızlarına yakın medya, Pakistan saldırılarının geçtiğimiz haftalarda İranlı sınır muhafızlarını öldüren Ceyş el-Adl adlı militan gruba misilleme olduğunu bildirdi.

Ceyş el-Adl, İran’ın güneydoğusundaki Beluçların hakları için savaştıklarını söyleyen İranlı Sünni Beluç bir grup.

Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami, İran İslam Cumhuriyeti’nin hiçbir düşmanının korkusuzca uyuyamayacağını ilan etti.

Orta Doğu’daki ABD üslerinin yanı sıra Tel Aviv ve Hayfa’daki İsrail üslerinin de balistik füzelerinin menzili içinde olduğunu açıkça ifade ediyor.

Pazartesi gecesi Devrim Muhafızları’nın Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) başkenti Erbil’i hedef alan 11 balistik füze fırlatmasıyla Tahran niyetini açıkça ortaya koydu.

Bölgesel hükümet en az dört sivilin öldüğünü ve altı sivilin de yaralandığını açıkladı. Başbakan Mesrur Barzani bunu “Kürt halkına karşı işlenmiş bir suç” olarak nitelendirdi.

İran Devrim Muhafızları’na yakın Fars haber ajansı, saldırıda İsrail istihbarat servisine bağlı üç Mossad üssünün imha edildiğini iddia etti.

IKBY hükümeti topraklarında yabancı ajanların varlığını reddederken İsrail sessizliğini koruyor.

Ancak Devrim Muhafızları, önde gelen Kürt iş insanı Peşrev Dizayee’nin evini hedef alarak nokta saldırıları düzenleyebileceğini gösterdi.

Dizayee, 2003’te ABD’nin Irak’ı işgalini takip eden yıllarda Falcon Group ve Empire World adlı iki şirketin sahibi ve kurucusuydu. Reuters haber ajansına göre Barzani ailesine yakındı.

Evine dört füze isabet etti ve yerel haberlere göre 11 aylık kızı da saldırıda hayatını kaybetti.

Falcon Group güvenlik, inşaat, petrol ve gaz gibi çeşitli sektörlerde faaliyet gösteriyor. Grubun güvenlik bölümü Irak’taki Amerikan ve çeşitli Batılı temsilci ve şirketlere destek sağladı.

Bu nokta saldırıları, Devrim Muhafızları’nın sadece sivil yapıları hedef almakla kalmayıp, ABD öncülüğündeki koalisyon üssünden sadece birkaç kilometre ötedeki Erbil Uluslararası Havaalanı yakınlarındaki askeri tesisleri de vurabileceği mesajı veriyor.

ABD’nin Irak’ta, Erbil de dahil olmak üzere, IŞİD örgütüne karşı ABD öncülüğündeki koalisyonun bir parçası olarak 2 bin 500 askeri bulunuyor.

Washington, yerel güçleri desteklemek ve bir zamanlar Irak ve Suriye’nin büyük bölümünü kontrol eden IŞİD’in yeniden canlanmasını önlemek için orada olduklarını söylüyor.

Ancak bu saldırılar, İsrail’in Suriye’deki son eylemleri göz önüne alındığında, İran açısından ülke içi amaçlara da hizmet ediyor.

25 Aralık’ta üst düzey bir Devrim Muhafızları komutanı Şam’ın dış mahallelerinden birine yönelik İsrail hava saldırısı olduğuna inanılan bir saldırıda öldürüldü.

Devrim Muhafızları 15 Ocak’taki saldırısında da Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib vilayetine balistik füzeler fırlattı. Saldırıda IŞİD ve diğer “terörist grupların” hedef alındığı belirtildi.

İdlib, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a karşı 2011’deki ayaklanmaya destek veren 2,9 milyon yerinden edilmiş Suriyeliye ev sahipliği yapan son muhalif kale.

Esad, Rusya ve İran’ın askeri desteğiyle iktidarda kalmayı başardı.

İslamcı grup Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) İdlib’de kontrolü elinde tutan ana grup olmakla birlikte IŞİD ve El-Kaide de İdlib’de varlık gösteriyor.

Devrim Muhafızları saldırının 3 Ocak’ta İran’ın güneyindeki Kerman’da misilleme olduğunu açıkladı.

Devrim Muhafızları komutanı Kasım Süleymani’nin ölüm yıl dönümü nedeniyle mezarı yakınında toplanan kalabalığa yönelik iki intihar bombacısının saldırısı olmuştu.

İran Devrim Muhafızları İdlib’i hedef almak için bin 450 km menzile kadar gidebilen Hayber Şekan (Kale Yıkan) füzesi kullandığını açıkladı.

Ayrıca saldırıyı güneydeki Huzistan vilayetinden yaptığını söylüyor.

Ancak Devrim Muhafızları füzeleri İdlib’e çok daha yakın olan Batı Azerbaycan eyaletinden de fırlatabilirdi.

Yer seçimi ve Hayber Şekan füze sistemi, İran’ın Suriye sınırındaki İsrail’in çeşitli noktalarına ulaşma kabiliyetini dünyaya göstermek istediğine işaret ediyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iran-devrim-muhafizlari-uc-farkli-ulkedeki-hedefleri-vurdu/feed/ 0