“4 apartmanımızı boşalttık. Komşularımızı otellerde misafir edeceğiz”
“Depremin siyaseti olmaz; herkesin bir an önce kentsel dönüşüme girmesi lazım, çünkü İstanbul depremi çok önemli”
İSTANBUL – Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır, çöken binanın 1980 yapımı olduğunu ve 4 katlı olarak yapıldığını belirterek, “94 yılında 3 kat kaçak eklenmiş. Toplam 4 apartmanımızı boşalttık. Komşularımızı otellerde misafir edeceğiz” dedi.
Bahçelievler Zafer Mahallesi Yadigar Sokak’ta bulunan 7 katlı bina, sabaha karşı büyük bir gürültüyle kısmen çökmüştü. Çöken binanın resmi kayıtlarda 4 katlı olduğu, 1994 yılında kaçak 3 kat çıkıldığı ortaya çıkmıştı. Binanın bir kısmının toprağa gömüldüğü olayın ardından Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır olay yerine geldi. Binada ve olay yerinde incelemelerde bulunan Bahadır, basın mensuplarına açıklama yaptı. Binanın 1980 yapımı olduğunu ve 4 katlı olarak yapıldığını söyleyen Bahadır, “94 yılında 3 kat kaçak eklenmiş. 9 daire var, yaklaşık 40 kişi yaşadığını biliyoruz. Geceleyin sarsıntı oluyor. Çökme gibi bir ses geliyor. Tüm komşularımız dışarı çıkıyor. Ondan sonra binanın 1, 2, 3. katı aşağı doğru dikey toprağa doğru çöküyor. Şu anda gözüken yukarıda toprağın üzerinde olanlar 4, 5, 6, 7. katlar. Arkasında iki apartman var. O apartmanlara da tuğlalarına zarar vermiş. Kolon kirişleri sağlam, onları da boşalttık. Yanında bir bina var, onda bir zarar yok. O da 90 yılı yapımı. 4 binamız sıkıntılı. Aşağısında bir bina var. O yeni olduğu için onda bir sıkıntı yok. Yani birisi tam hasarlı çökmüş durumda üç katı. Toplam 4 apartmanımızı boşalttık. Komşularımızı otellerde misafir edeceğiz. Bahçelievler Belediyesi’nin arama kurtarma ekipleri, AFAD’ımız haber geldikten ilk saniyesinden beri burada dinleme, arama yaptılar. İçeri girdiler. Tek tesellimiz bir yaralı ve ölünün olmaması. Yaşanılan bir bina. Bize bir karot alınsın diye başvuruda bulunulmamış. Şikayet yok. Yıkımı bekleyen bir bina değil ama bina zaten eski. Yıkılması gereken bir binaymış” dedi.
“99 depremi öncesi yapılan tüm binalar çürüktür”
Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Bahadır, aşağıda çalışan iş makinesinin binaya bir zararının olmayacağını söyledi. Belediyeye ulaşan bir şikayetin de olmadığını ifade eden Başkan Bahadır, “Bize ulaşan bir şikayet yok. Bize bildirseler biz karot aldırırız. Zabıta ve polis eşliğinde karot aldırıyoruz. Belediyeye ulaşmış bir şey yok. 1999 yılı deprem yönetmeliği öncesi yapıldığı için çürük. Biz bunu söylüyoruz komşularımıza. 99 depremi öncesi yapılan tüm binalar çürüktür. Binanın o zamanki yapımı doğrudur ama şimdi farklı malzemeler kullanılıyor. İlave yapılan katlar da etkiliyor. 4 katlı binaya siz 3 kat ekliyorsunuz. Neredeyse yüzde 70 bina eklemişler. Buna benzer çok fazla bina yok. Bize gelmiş yok. Karot alınmış, boşaltılması gereken böyle bina yok. Bizde sadece 165 tane bina var kentsel dönüşüme uğrayacak. Komşularım müteahhit arkadaşlarla anlaşmışlar. Normal yıkılacak yani acil durumda olmayan 165 bina yıkacağız biz. Bize ulaşmış böyle acil durumda bir bina yok” ifadelerini kullandı.
“Herkesin bir an önce kentsel dönüşüme girmesi lazım, çünkü İstanbul depremi çok önemli”
6 Şubat depreminin ardından belediyeye 4 bin tane şikayet geldiğini ifade eden Bahadır, “4 bin apartmana mühendis ve teknikerler arkadaşlar gittiler ve karot hariç röntgen cihazıyla fiziki olarak baktılar. Bahçelievler’in yapısı çok çok iyidir diyemiyorum. Sahil bandından biraz uzak olduğumuz için orta seviyedeyiz. Kimsenin kalbine su serpiyorum. Ama buradan şunu söylüyorum. Lütfen 99 yönetmeliği öncesi tüm binaları yenileyelim. Kentsel dönüşümde dört parametre var. Bir tanesi devletin yapması gereken. Onu da yarısı bizden kampanyasıyla bir buçuk ödeme Türkiye’de ilk defa Bahçelievler’de başladı. Ödendi, yani başladı. Müteahhitimiz parayı aldı, sonra biz 6 tane plan lotu çıkardık. Çatı katlarını, çatı piyeslerini tama çevirdik. Kat artışı verdik. Burada 3. parametre komşumuz, 4. parametre müteahhit. Müteahhit arkadaşlar da ticaret yapıyorlar. Ama onlar da sürümden kazansınlar. Komşularımdan da birleşmelerini istiyorum. Bizim hedefimiz ada bazlı dönüşüm. Olmadı parsel bazlı, apartman bazlı dönüşüm. Ama komşularımız kendi aralarında birleşmiyor. Şu apartman dönüşmüş olsaydı bugün bu sıkıntı yaşanmazdı. Ben en çok maddi durumu iyi olan sevgili komşularımda sıkıntı yaşıyorum. Maddi durumu iyi olmayan komşularım daha uyumlu, anlaşıyorlar. Burada olay aslında teknik değil, olay sosyolojik. Aynı apartmanda akrabalar birleşmiyor. Burada insanı yaşatmak önemli. İstanbul’daki kentsel dönüşümü biz çözmeye gayret ediyoruz. Ama bu 60 yıllık sorun. Çarpık kentleşme burada 60 yıldır olmuş. Burada şunu da söyleyeyim. Burada hiçbir parti siyasi bir bakış getirmesin. Komşuları olarak söylüyorum. Siyasi bir bakışla bakmasınlar. Depremin siyaseti olmaz. Burada birliktelik önemli. Herkesin bir an önce kentsel dönüşüme girmesi lazım. Çünkü İstanbul depremi çok önemli. Türkiye’nin geleceğiyle ilgili çok önemli” ifadelerini kullandı.
]]>İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ), Kampüsİzmir kapsamında paneller düzenlemeye devam ediyor. İzmir depreminde kaybettiği 15 yaşındaki ikizleri Sayra ve Çınar adına vakıf kuran anne Tülin Batmaz da, öğrencilerle bir araya geldi. Şimdiye kadar 12 bin çocuğa iyilik elini uzatarak ‘enkazdan doğan iyilik ikizim’ hareketini başlatan Batmaz, azmi, umudu ve sevgisiyle Türkiye’ye örnek oldu. Gerçekleşen panele; İEÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Hakan Abacıoğlu, Rektör Danışmanı Dr. Burçin Önder ve çok sayıda öğrenci katıldı. İEÜ Fuaye Alanında düzenlenen panelde anne Tülin Batmaz, vakfın yaptığı çalışmaları ve hedeflediği projeleri anlattı.
1,5 yıla yakın bir süre önce kurulmasına rağmen vakfın kısa sürede hızla büyüdüğünü söyleyen Batmaz, “Vakfımızı kurarken amacımız; çocuklarımız başta olmak üzere ihtiyaç sahibi kişilere ulaşmak, kaza ya da afete maruz kalanlara yardım etmek, tüm bunları yaparken sosyal ve kültürel faaliyetlere de imza atmaktı. Bu konularda da kısa süre içerisinde oldukça hızlı yol aldık. Yarınlarımızı güzelleştirmenin yolunun, eğitimden geçtiğini biliyoruz. Bağışçılarımızın destekleri sayesinde ortaöğretim ve üniversite öğrencilerinin eğitimlerine katkıda bulunuyoruz. Vakfımız, bugüne kadar 12 binden fazla çocuğumuza ulaştı. Şimdiye dek 5 bin fidan dikimi gerçekleştirdik. Kütüphaneler açarak 5 binden fazla çocuğumuzu kitapla buluşturduk. 100’ün üzerinden gencimizle farkındalık atölyeleri düzenledik” dedi.
“Bir annenin yaşayabileceği en büyük acıyı yaşadım”
Batmaz, Kahramanmaraş depremi nedeniyle bölgeye yardımlar yapıldığını da söyledi. Öğrencilerden gelen, ‘Depremin acısını yaşayan bir kişi olarak Kahramanmaraş depremini duyduğunuzda ne hissettiniz?’ sorusuna yanıt veren Batmaz, “Depremin oluşturduğu; çaresizliği, acıyı, umutsuzluğu sözlerle ifade etmem mümkün değil. Ben; dünyam dediğim, hayattaki her şeyim dediğim iki yavrumu depremde kaybettim. Eğer hayatta olsalardı, şu anda 19 yaşında, sizler gibi üniversitede olacaklardı. Ben, ilk kez bir üniversiteye konuk oldum. Şu anda sizlerle konuşurken de bu duyguları hissediyorum. Ben, bir annenin yaşayabileceği en büyük acıyı yaşadım; ancak çocuklarım için pes etmedim. Kahramanmaraş depremini ilk öğrendiğimde, yıkım görüntülerini gördüğümde, oradaki insanlarımıza bir an önce nasıl ulaşabiliriz, neler yapabiliriz diye düşündüm. Vakıf olarak elimizden gelen ne varsa yapmaya çalıştık. Deprem bölgesinde benimle benzer acıları yaşayan çok kişi var. Onlarla görüşüyor, konuşuyoruz” diye konuştu.
Panelin ardından İEÜ Rektörü Prof. Dr. Hakan Abacıoğlu ve Vakıf Başkanı Tülin Batmaz, iş birliği protokolü de imzaladı. Bu kapsamda Sayra&Çınar Vakfı, kampüsün fiziki imkanlarından yararlanabilecek, İEÜ kampüsünün ev sahipliğinde etkinlikler gerçekleştirerek öğrencilere yönelik çalışmalar yapabilecek.
İmza töreninde konuşan Prof. Dr. Abacıoğlu da, vakfın çalışmalarına destek olmaktan gurur ve mutluluk duyacaklarını belirtti. İzmir ve Türkiye’nin deprem yönünden riskler taşıdığını ve üniversite olarak bu konuda kendilerine de sorumluluk düştüğünü söyleyen Abacıoğlu, “Afet yönetimi, koordinasyonu ve risk azaltmaya yönelik bir araştırma ve uygulama merkezi kurmak için çalışmalarımız sürüyor. Bilgi ve deneyimimizi bu merkezimize aktarmak istiyoruz. Bu, işin bilimsel tarafı. Bir de işin sosyal tarafı var. Üniversiteler, sosyal sorumluluğu ve toplumsal faydayı temel alan kuruluşlara destek olmalı, manevi yönden yanında olduklarını hissettirmeli. Bu konuda Sayra&Çınar Vakfı ile imzaladığımız bu protokolü çok anlamlı ve önemli görüyorum” dedi. – İZMİR
]]>AK Parti Yeşilyurt Belediye Başkan Adayı Prof. Dr. İlhan Geçit, beraberinde AK Parti Yeşilyurt İlçe Başkanı Ramazan Yaylacı ile birlikte Sütlüce Mahallesi’nde düzenlenen toplantılara katıldı. Vatandaşların özellikle de çocukların sevgi seli ile karşılanan Geçit, Sütlüce Mahalle sakinlerine, 2 yıl içinde depremin izleri silinmiş bir Malatya teslim edecekleri sözünü verdi.
“6 Şubat depremleri bize çok şey öğretti”
“6 Şubat depremleri bize çok şey kaybettirdi ama aynı zamanda çok şey öğretti” diyen AK Parti Yeşilyurt Belediye Başkan Adayı Prof. Dr. İlhan Geçit, seçilmesi durumunda yapacağı hizmetleri anlattı. Malatya’da depremin izlerini silmek için gerek Büyükşehir Belediyesi gerekse diğer adaylarla koordineli bir şekilde şehrin ayağa kaldırılması konusunda projeler hazırladıklarını ifade eden Pof. Dr. İlhan Geçit, “Bizler ekip olarak Malatya’ya hizmet etmek istiyoruz. Bizler yarın seçildiğimizde şahsi kaprislerimizi belediye hizmetlerimizin önüne koymayacağız. Kavga etmeyeceğiz, hizmet üreteceğiz. Belediyeler arası uyumu ve koordinasyonu çok önemsiyoruz ve bunu başaracağız. 6 Şubat depremi bize çok şey kaybettirdi ama aynı zamanda çok şey de öğretti. Biz gelir gelmez ekip olarak bu şehri ayağa kaldırmak için gerek üniversiteler, gerekse TOKİ ile toplantılar yaptık. Çarşıyı en geç bir yıl içinde ayağa kaldıracağız. Hatta Sayın Çevre ve Şehircilik Bakanımız, 10-11 ay gibi bir sürede de olur dedi. İkinci ve üçüncü etapları da en geç 2 yıl içerisinde bitireceğiz. Ama Nasıl? Birinci sınıf imalatlarla bitireceğiz. O çarşı hayal ettiğinizin daha ötesinde bir çarşı olacak. Yeşilyurt ve Battalgazi dahil 11 ilçemizde depremin tüm izlerini en geç 2 yıl içinde merkezi hükümetin desteği ile sileceğiz. Size normal yaşanabilir, sanatıyla, sporuyla, kültürüyle bir Malatya teslim edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Vatandaşa “Siz değil biz sizin ayağınıza geleceğiz’ sözü
Göreve gelmeleri durumunda belediyeyi dar bir zümrenin makamı olmaktan çıkarıp vatandaşın çok rahat ulaşacağı bir hizmet alanına çevireceklerini kaydeden Geçit, “Sizler bize çok rahat ulaşacaksınız. ‘Başkanım Yanımda Projesi’ bizim diğer bir projemiz. Her ay iki bölgede toplantı yapacağız düzenli bir şekilde. Tüm ekip olarak yerinde sorunları tespit edip karar alacağız ve sonuçları takip edeceğiz. Siz kapılarda sekreterlere takılmayacaksınız biz ayağınıza geleceğiz. Kiltepe’yi rezerv alanına aldık, Melekbaba’yı kentsel dönüşüm alanı ilan ettik diyoruz veya rezerv alanı ilan edeceğiz diyoruz. Çünkü 5 yıl içinde kentsel değeri artmış mahalleler olarak karşımıza çıkacak. Altyapısıyla, üst yapısıyla her şeyini bitireceğiz. Size söz veriyorum” diye konuştu. – MALATYA
]]>Halk Eğitim Merkezi Konferans Salonu’nda 1-7 Mart Deprem Haftası etkinlikleri kapsamında “Kastamonu’nun Depremselliği ve Kuzey Anadolu Fay Hattı” konulu konferans düzenlendi.
Depremle ilgili araştırma ve çalışmalar gerçekleştiren Prof. Dr. Mahmut Bilgehan, konferansta yaptığı konuşmada, merkez üssü Marmara olan bir deprem beklediklerini söyledi.
Marmara’da olacak depremin birçok kenti etkileyeceğini anlatan Bilgehan, “Belki de Kastamonu’daki binaları yıkacaktır. Tıpkı 6 Şubat’ta yaşanan depremlerde olduğu gibi. Merkez üssü Kahramanmaraş’tı ama en çok etkilenin il Hatay oldu.” diye konuştu.
Depremin afet değil, bir doğa olayı olduğunu ifade eden Bilgehan, binaların depremi afete dönüştürdüğünü anlattı.
Kastamonu’nun deprem bölgesinde yer aldığını belirten Bilgehan, şöyle devam etti:
“Dünyanın en aktif faylarından bir tanesi olan Kuzey Anadolu Fay Hattı, Kastamonu’da şehir merkezimizin 35 kilometre güneyinden geçmektedir. Kuzey Anadolu Fay Hattı, Kastamonu için önemli bir tehdit kaynağı oluşturmaktadır. Bu fay üzerinde meydana gelen 26 Kasım 1943 yılında Tosya-Ladik depremi Kastamonu’yu önemli ölçüde etkilemiştir. 1943 yılında çok büyük bir deprem olmuş. Zaman arttıkça buna benzer bir depremi yaşama olasılığımız da yükseliyor demektir. Kastamonu da Türkiye’nin birçok ilinde olduğu gibi yüksek deprem riski altındadır. Zaten artık Türkiye’de deprem riski sıfır olan hiçbir yer kalmadı. Artık her yer deprem bölgesidir. Bazı ölü faylar var, bakıyorsunuz diriliyor. Bir bakıyorsunuz bu faylar deprem üretmeye başlıyor. O yüzden Türkiye’nin her tarafı deprem riski bölgesinde yer alıyor.”
Yapılan çalışmaların yeni depremlerde can kayıplarını önleme açısından faydalı olacağını vurgulayan Bilgehan, “Dönüştürülen sadece bir bina, kurtarılan yüzlerce can demek. Yıkılma ihtimali yüksek olan binaları dönüştürdüğümüz zaman hazırlıklı olacağımızı söyleyebilirim. Yeni yapılan binaların yönetmeliğe, denetime uygun yapılması gerekiyor. Mevcut binaların ise depreme dayanıklı hale getirilmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
Kastamonu AFAD İl Müdür Yardımcısı Dr. Suat Tüfekci ise 1943 yılında Tosya’da yaşanan depremle ilgili bilgi verdi.
Depremin 1943 yılının 26 Kasım’ı 27 Kasım’a bağlayan gece meydana geldiğini hatırlatan Tüfekci, şunları kaydetti:
“Yaklaşık 2 dakika boyunca büyük bir deprem yaşadık. Bu deprem 7.2 büyüklüğündeydi. 45 bin kilometrekarelik bir alanda etkili oldu. Kastamonu, Çankırı, Çorum, Amasya, Samsun, Tokat, Sinop ve Ordu’da bilhassa ölümler ve binalarda hasarlara yol açtı. En çok Ilgaz, Tosya, Kargı, Osmancık, Merzifon, Havza, Vezirköprü ile Erbaa ilçeleri etkilendi. Tosya, Kastamonu ve Kargı’da toplamda bin 71 kişi hayatını kaybetti, bin 293 vatandaşımız da yaralandı. 1200’den fazla büyükbaş hayvanımız telef oldu. Kastamonu’nun merkezinde de bu depremi şiddetli bir şekilde hissettik. Özellikle Kastamonu Kalesi’nden yuvarlanan kayalar, etrafında bulunan Hisarardı Mahallesi’nde bulunan 7 evin yıkılmasına, 4 kişinin ölümüne ve 2 kişinin de yaralanmasına neden oldu.”
Konferansa, Vali Yardımcısı Ahmet Atılkan, Kastamonu Belediye Başkan Vekili Mehmet Yurt, İl Jandarma Komutanı Albay Zafer Özden, AFAD personeli ve az sayıda vatandaş katıldı.
]]>