HABER: MEHMET OFLAZ – KAMERA: BERKİN GÜLSOY
Depremde yakınlarını kaybeden aileler Ankara Ulus’ta eylem yaptı. Depremde kız kardeşi ve iki yeğenini kaybeden vatandaş, “Benim kız kardeşim ve iki küçük yeğenim örgütlü bir kötülüğün kurbanı mı oldular? Bu devlet eliyle işlenen bir cinayet mi? Biz bunu nasıl anlayacağız? Zihnimize nasıl açıklayacağız? Kamu personeli bütün suçlular yargılanmalıdır” dedi.
Kahramanmaraş merkezli depremin üzerinden 13 ay geçmesine rağmen hiçbir kamu personeli yargılanmamasına tepki gösteren depremde yakınlarını kaybetmiş aileler Ankara Ulus Meydanı’nda eylem yaptı.
“OTEL OLARAK ADLANDIRILAN KATİL BİR BİNADA EN DEĞERLİLERİMİZİ KAYBETTİK”
Isias Otel’de 14 yaşındaki kızı Selin’i kaybeden Ruşen Yücesoylu Karakaya, şöyle konuştu:
“6 Şubat’taki deprem sonucu biz Grand Isias Otel olarak adlandırılan katil bir binada en değerlilerimizi kaybettik. Onların adaletini sağlamak ve adlarını yaşatmak için kurduğumuz derneğimizle birlikte son 14 aydır hep beraber durmadan mücadele veriyoruz. Buradaki dostlarımız ise Türkiye’nin 11 farklı deprem bölgesinde, hayatlarını sürdürdükleri, evim dedikleri, fakat usulsuzlükle, ne olursa olsun mantığı ile inşa edilen katil binalarda oldukları için yitirdiler en değerlilerini.
“72 CANIN KATİLLERİ SUÇLUDUR VE ADALET ÖNÜNDE HESAP VERMELİDİR”
Hepimiz, tüm Kıbrıs ve dünyanın birçok yerinden destekçilerimizle ilk günden beri tek yürek olarak her yeni güne adalet diyerek uyandık. Isias özelinde bizim Ocak ayında başlayan duruşmalarımız Nisan ayında devam edecek ve gerçekler mahkeme huzurunda bir kez daha ortaya konacaktır. Bütün çabamız tüm suçluların en ağır cezayı alması içindir. 72 cana mezar olan usulsüz yapıyı yaratan her birey suçludur ve adalet önünde hesap vermelidir. Başka canlar bu hırsız, ahlaksız zihniyetlerce aramızdan alınmasın diye hep birlikte mücadele etmeliyiz.
ACILI ANNE ADALET BAKANLIĞI’NA SESLENDİ
Savcılık iddianameleri yayınlanmasına ve resmi görevlilerin isimleri tek tek ortaya konmasına rağmen Adalet Bakanlığı soruşturmanın genişletilmesi için gerekeni yapmamaktadır. Depremde en sevdiklerimizi kaybettiğimiz bu sahte ve usulsüz yapılara izin veren ve devletin verdiği yetkiyi kötüye kullanan herkes suçludur ve yargılanmalıdır. Bir sonraki duruşma günlerimize kadar her türlü kanaldan adalet çığlıklarımızı daha güçlü duyurmaya devam etmeliyiz. Türkiye’de bir adalet depremi yaşanmalı ve sevdiklerimizi öldürenler en ağır cezayı almalıdır.
Depremi hiç unutmuyoruz. Her an 6 Şubat’ı yaşıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin de bu bilinçle hareket etmesi ve siyasi kaygılardan uzak insani ve hukuki kararlar vermesini talep ediyoruz. Kıbrıs’ın şampiyonlarının ve tüm hayatını kaybedenlerin adaleti elbet sağlanacak ve suçlular en ağır ceza ile yargılanacaktır. Biz Kıbrıs’lı aileler ve Kıbrıs halkı olarak hep yanındayız, kendi davamızdan asla vazgeçmeyeceğiz ve hayatlarını kaybeden, gelecekleri ellerinden alınan sevdiklerimiz için sonuna kadar mücadelemiz sürecektir.”
“ADALET İSTİYORUZ”
Hatay Ilgım Apartmanı’nda 4 yakınını kaybettiğini belirten Duygu İnegöllü, “Depremden bir gün sonra alanına ulaştığımızda arama kurtarma çalışmalarının başlamadığını fark ettik. 8 gün süren tırnaklarımızla kazıdığımız günlerin sonunda sevdiklerimizin tanınamayacak vücutlarına ulaşabildik. Bu apartmanda 80 kişi hayatını kaybetti. Adalet istiyoruz. Dosyada bir tek kamu personeli yargılanmıyor. Bu binalara izin verenleri, bizi yalnız bırakanların hepsini mahkeme salonlarında görmek istiyoruz.” diye konuştu.
Kahramanmaraş Sait Bey Sitesi’nde oğlunu kaybettiğini belirten anne, “Adalet istiyorum. Adalet yerini bulsun artık” dedi.
“BU DEVLET ELİYLE İŞLENEN BİR CİNAYET Mİ?”
Kız kardeşini ve iki yeğenini kaybettiğini belirten vatandaş, yetkililere şöyle seslendi: “Benim kız kardeşim ve iki küçük yeğenim örgütlü bir kötülüğün kurbanı mı oldular? Bu devlet eliyle işlenen bir cinayet mi? Biz bunu nasıl anlayacağız? Zihnimize nasıl açıklayacağız? Kamu personeli bütün suçlular yargılanmalıdır.”
Kahramanmaraş Ebrar Sitesi’nde eşini ve çocuklarını kaybettiğini belirten anne ise “Tüm suçluların cezalandırılmasını istiyorum. Hayallerimizin hepsi yarım kaldı. İki ayağımı kaybettim. Bunun hesabını kim verecek?” diye sordu.
“BU ÖLÜM TUZAĞINI ÇOCUKLARIMIZA KİMLER KURDU?”
Isias Otel’de rehber oğlu Nazımcan Hartlap’ı kaybeden Hilal Düzgünce, “Bu ölüm tuzağını çocuklarımıza kimler kurdu? Kimler bizi kaç paraya sattı? Söyleselerdi bize fiyatlarını biz satın alsaydık onları. Bizler yaşamıyoruz, nefes almıyoruz, kabristanlara gidemiyoruz” dedi.
Gaziantep Furkan Apartmanı’nda oğlunu kaybettiğini belirten anne, “Ben çok öfkeliyim, çok kinliyim. Bu binada 51 kişiyi kaybettik. Bunun sorumlusu kamu personeli yargılansın” diye konuştu.
]]>AA muhabirinin Birleşmiş Milletler Kalkınma Programının (UNDP) “Depremden Etkilenen Küçük İşletmelerin Desteklenmesi Hibe Programı” çerçevesinde İsveç’ten sağlanan fonla destek sağladığı depremzede kadın girişimcileri ele alındığı dosya haberin ilk bölümünde, Adıyaman’daki kostüm ve çeyizlik imalatçısı ile kafe işletmecisi kadınlarla röportaj yapıldı.
UNDP, program kapsamında, Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen illerdeki küçük işletmelere sağladığı toplam 10 milyon dolarlık hibeyle, bu işletmelerin yeniden faaliyete başlayabilmesini hedefliyor. Program kapsamında, bugüne kadar 4 bin 616 küçük işletme desteklendi. Bu işletmelerin büyük bölümünü de kadın girişimciler oluşturdu.
“Yeniden üretime başladık”
Bu kapsamda desteklenen kadınlardan birisi olan Nurten Yıldırım, Adıyaman’da depremin ardından kurulan Balıkesir Çarşısı’nda yöresel kıyafet dikiyor ve özellikle çocuklara yönelik çeşitli kostümlerin satışını yapıyor. Yıldırım, Pamuk Prenses, Örümcek Adam ve Robin Hood gibi karakterlerin kostümlerini de hazırlıyor.
Yıldırım, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, çocuklar için kostüm hazırlamanın kendisini mutlu ettiğini ve amacının çocukların hayallerini gerçekleştirmek olduğunu söyledi. Hazırladığı yöresel Türk kıyafetlerine yurt dışından talep olduğunu belirten Yıldırım, “Yurt dışında bulunan Türk okullarına, Almanya, Fransa, İsviçre’ye yöresel Türk kıyafetleri gönderiyoruz.” ifadelerini kullandı.
Depremde hem ev hem de iş yerinin yıkıldığını anlatan Yıldırım, “Depremde 35 yılın emeği ve birikimi iş yerimiz, 30 saniyede yerle bir oldu. Yeni bir yerde üretime yeniden başladık. Bu süreçte bize destek olanlara teşekkür ediyoruz. Tek başına toparlanmamız çok zor ama güzel destekler sağlanıyor.” diye konuştu.
Yıldırım, kadınların kendisini geliştirmesinin önemli olduğuna işaret ederek, “Kadınlar kendini geliştirsin ki gelişmiş çocuklar yetiştirsin. Üretken bir anne, çocuğuna çok şey verebilir. Dünya değişiyor ve değişen dünyada çocuklar kendilerine yol gösterecek rehber istiyor.” dedi.
“Kadınların üretmesi çok kıymetli”
Seval Alagöz ise atölyesinde, geleneksel danteller, pike, nevresim, yastık, havlu ve seccade gibi çeyizlikler üretiyor.
Meslek lisesinde giyim teknolojisi bölümünde eğitim alan Alagöz, 15 yıl ara verdiği mesleğine, depremden 9 ay önce açtığı iş yeri ile geri döndü. Depremde iş yeri ağır hasar alan Alagöz, UNDP’den aldığı destekle yaklaşık 2 ay önce yeni işletme açtı ve üretmeye kaldığı yerden başladı.
Alagöz, “Anneannelerimizin, annelerimizin gelenekselleşen dantel ve nakışlarını güncelleyip çeyizlik hazırlıyoruz. Aslında sandıkları yeniliyoruz. Çeyiz güzel bir gelenek, eskilerde kalmasın istiyoruz.” diye konuştu.
Kadınların çalışması ve üretmesinin çok kıymetli olduğunu belirten Alagöz, kadının elinin değdiği her şeyin yeniden hayat bulduğunu dile getirdi.
Açtığı kafeyi enkazdan çıkardığı eşyalarla süsledi
Kadın girişimci Nihat Pulat da Balıkesir Çarşısı’nda deprem enkazından çıkarıp onardığı eşyalarla kafe açtı.
Depremden önce küçük bir kafe işlettiğini ancak asrın felaketiyle tüm emeklerinin yok olduğunu belirten Pulat, hayata sıfırdan başlayarak üretime kaldığı yerden devam ettiğini söyledi.
Pulat, depremle birlikte hayatının nasıl değiştiğini şu sözlerle anlattı:
“Depremden önceki işletmemizde el yapımı reçeller, kahvaltılıklar hazırlıyorduk. Sıcak, samimi bir aile ortamımız vardı. İşimizi zor imkanlarla kurmuştuk ama çok sevildi, büyüdü. Ta ki 6 Şubat’a kadar. Depremde kaldığımız ev yıkıldı. Ayağım kırık şekilde evden çıktım. İlk gittiğim yer dükkanım oldu, çünkü orası benim için çok önemliydi. Depremin ardından Diyarbakır’a giderek tedavi oldum. Tedaviden sonra tekrar Adıyaman’a döndüm çünkü her şeyimi kaybetmiş olamazdım.”
Depremden birkaç ay sonra faaliyete başlayan dükkanında doğal meyve suları ve meyve kaseleri hazırladığını bildiren Pulat, hibe desteğinin kendisi için “can suyu” olduğunu söyledi. Pulat, “Kadınlar oturmasın, faaliyete geçsin. Biz deprem yeniden kalkıp bir şeyler yapabildiysek herkes yapabilir.” diye konuştu.
Pulat, Adıyaman’da bir şeyler üretmek isteyen ve buna imkan bulamayan diğer üreticiler için de bir atölye kurmak istediğini aktararak, bu konuda kendilerine yer tahsis edilmesi talebinde bulundu.
]]>Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerde kentteki iş yerleri yıkılan veya zarar gören 10 altın ustası, Diyarbakır’da yeni bir yaşama başladı.
Ustalar, Diyarbakır Kuyumcular ve Sarraflar Odası’nın çatısı altında, kentteki çeşitli atölyelerde yeniden altın takı üretimine başladı.
Diyarbakır Kuyumcular ve Sarraflar Odası Başkanı Mehmet Yüksel, AA muhabirine, Kahramanmaraş’ın kuyumculuk sektörü açısından önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, yaşanan depremle birlikte Kahramanmaraş’ta sektörün zarar görmesinin kendileri için üzücü olduğunu söyledi.
Bölgede üretimin büyük kısmının Kahramanmaraş’tan yapıldığını, depremin ardından bu sektörün sekteye uğradığını kaydeden Yüksel, depremden etkilenen üreticilerin olduğunu belirtti.
Kahramanmaraş’tan 10 altın ustasının Diyarbakır’a geldiğini, bu ustaların çeşitli atölyelerde çalışmaya başladığını bildiren Yüksel, ustaların kentte üretim yaptığını söyledi.
Ustalara her konuda yardımcı olduklarını ifade eden Yüksel, “Bizler onlara el, ayak olduk. ‘Yeter ki üretim yapın, biz de size yardımcı olalım.’ dedik. Onlara her türlü desteği veriyoruz. Kentte toplam 60 atölye var. Ustalarımız, 10 ayrı atölyede çalışıyor.” dedi.
“Depremde, çok kaybımız vardı ama mücadeleyi de bırakmamak lazım”
Usta Ali Çiftaslan, depremde iş yerlerini kaybettikten sonra bir süre devletin olanaklarından faydalandıklarını ve daha sonra da Diyarbakır’a ailesiyle birlikte yerleştiğini söyledi.
Diyarbakırlı dostlarıyla görüşmeleri sonucu Diyarbakır’a taşınmaya karar verdiklerini bildiren Çiftaslan, şöyle konuştu:
“Daha önce Diyarbakır’daki esnafla ticari ilişkilerimiz vardı. Bu ilişkiler sonra dostluğa dönüştü. Ayrıca, Diyarbakır ve Kahramanmaraş’ın takı tasarımları da benzer. Bunlardan dolayı Diyarbakır’a yerleştik. Burada işimize başladık. Kahramanmaraş’ta sürdürdüğümüz işi burada da devam ettiriyoruz. Diyarbakırlı hemşerilerimizin, dostlarımızın, esnafımızın misafirperverlikleri, bizi kabullenmeleri, kendilerinden ayırt etmemeleri, yaşadığımız olaydan sonra daha bir sarılmaları, samimi olmaları bizi sevindirdi. Depremden dolayı maddi ve manevi kayıplarımız oldu. Hayat devam ediyor. Depremde, çok kaybımız vardı ama mücadeleyi de bırakmamak lazım. Bir şekilde devam etmek gerekiyor.”
Eşiyle birlikte atölyede çalıştığını kaydeden Çiftaslan, Diyarbakır’da da ekmeklerini kazanmaya, hayatlarını idame ettirmeye çalıştıklarını aktardı.
Kahramanmaraş’tan gelen ustaların Diyarbakır’a renk kattığını aktaran Çiftaslan, “Sanatımızı yapıyoruz, kalfalarımızı yetiştirmeye çalışıyoruz. Bizden sonra da kısmet olursa onlar devam ettirecek. Kahramanmaraşlı bir sanatkar olarak Diyarbakır’da üretimimize devam ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Kahramanmaraş’ta düzenimiz dağıldı”
Usta Sıddık Denizdurduran da Kahramanmaraş’taki Kuyumcukent’te bulunan dükkanının depremde yıkıldığını söyledi.
“Asrın felaketini yaşadıktan sonra Kahramanmaraş’ta düzenimiz dağıldı. Biz de Diyarbakır’a geldik.” diyen Denizdurduran, Diyarbakır’da yeniden imalat gerçekleştirdiklerini bildirdi.
Denizdurduran, “Orası da burası da evimiz. Diyarbakır’da yabancılık çekmiyorum. Burada bir şeyler üretebilirsek memnun oluruz.” diye konuştu.
Atölye sahibi Ali Topuz da bünyelerinde çalışmaya başlayan Kahramanmaraşlı ustalarla bir aile gibi olduklarını dile getirdi.
Kahramanmaraşlı altın üreticilerinin Diyarbakır’ın kuyumculuk sektörüne farklı bir bakış açısı getirdiğini anlatan Topuz, “Depremden etkilenen vatandaşlarımız yanımızda çalışıyor. Diyarbakır’ın üretimine de katkı sağlıyorlar.” dedi.
]]>Diyarbakır’da yaşayan Ayşe Çetinkaya, 6 Şubat’taki Kahramanmaraş merkezli depremlerde enkaz altında kalan oğlu, gelini ve 5 yaşındaki torununu, Şirin Ata da ablası, eniştesi, 4 yeğeni, ablasının gelini ile torununu kaybetti.
Depremde sevdiklerini kaybetmenin üzüntüsünü yaşayan kadınlar, sık sık yakınlarının mezarını ziyaret ederek gözyaşı döküyor.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesindeki ADEM’de verilen kurslarla yaşama tutunmaya çalışan Çetinkaya ve Ata, merkezde ayrıca psikolojik destek alıyor.
“Zor günlerim oldu, o acı paylaşılamaz ancak yaşayan bilir”
Çetinkaya, AA muhabirine, gelinin Kahramanmaraşlı olduğunu, oğlunun ailesiyle depremde kente gittiğini anımsattı.
“Oğlum ve ailesi o gece oraya misafirliğe gitti. Orada kalınca deprem oldu. Zor günlerim oldu, o acı paylaşılamaz ancak yaşayan bilir. Fotoğraflara bakınca üzülüyorum, ağlıyorum. Fotoğraflarını hep büyütüp duvarlara astım.” diyen Çetinkaya, büyük bir acı yaşadığını söyledi.
ADEM’den bir ekibin evini ziyaret ettiğini ve merkeze gelmeye başladığını anlatan Çetinkaya, şöyle devam etti:
“İnsan buraya gelince stres atıyor, ferahlıyor. Bir şeylerle meşgul oluyorsun. Psikoloğumuz var. Arkadaşlarla her şeyi paylaşıyoruz. Herkes destek oluyor. İnsan arkadaşlarıyla derdini paylaşıyor. Burası bana iyi geliyor. Evde yalnızım, buraya gelince, arkadaşları görünce derdimi biraz unutuyorum.”
“Burada işe daldığımda, konsantre olduğumda aklıma bir şey gelmiyor”
Şirin Ata da, Diyarbakır’da depremde yıkılan Hisami Apartmanı’nda ablası, eniştesi, 4 yeğeni, ablasının gelini ile torununu kaybettiğini dile getirerek, Irak’ta çalışan yeğeninin erken doğum yapan eşini ve kuvözde olduğu için göremediği bebeğini ilk defa görmek için deprem gecesi Diyarbakır’a geldiğini anlattı.
Bebeğin deprem gecesi kuvözden çıkarıldığını anımsatan Ata, şöyle konuştu:
“Yeğenim, gece geldi ve bebeğini 2 saat görebildi. Sabaha karşı deprem oldu. Depremde, ablam, eniştem, yeğenlerim, ablamın gelini ve torunu hepsini kaybettik. Deprem gecesi onlardan haber alamayınca üzerime montumu aldım, çıplak ayakla koştum. Yağmur yağıyordu, yolda düşe kalka oraya vardım. Binaya bakınca, o anı hiç bir zaman anlatamıyorum. Hepsi birlikte gitti ve o duyguyu hiçbir zaman anlatamam.”
Deprem sonrası sıkıntılardan uzaklaşmak için merkeze gelmeye başladığını aktaran Ata, merkezin büyük faydasını gördüğünü kaydetti.
Ata, “Eğer bu merkeze gelemezsem yapamam, evden kaçıyorum. Kursa geliyorum. Burada işe daldığımda, konsantre olduğumda aklıma bir şey gelmiyor. Aklıma geldiğinde arkadaşlarla konuşuyorum, bir terapi gibi oluyor. Psikoloğumuz bize terapi yaptığında bana iyi geliyor, korkularım gidiyor.” diye konuştu.
ADEM Koordinatörü Arzu Çetin ise, depremde kadınların zor bir süreç yaşadığını, onlara destek için çeşitli çalışmalar yaptıklarını bildirdi.
Deprem afetinden sonra evlerinden çıkmak istemeyen, depremde birinci derece yakınlarını kaybeden kadınların ellerinden tutarak, merkeze getirdiklerini ifade eden Çetin, eğitimlerin ve seminerlerin çok faydasının olduğunu söyledi.
“Hepimiz birlik olarak yüreklere dokunuyoruz”
Psikolojik danışman ve oyun terapisti Sena Nur Serengil de Bakanlığa bağlı olarak depremin ilk gününden bugüne kadar depremin izlerini taşıyan ve merkeze gelen tüm kadın ve çocuklara psikolojik destek verdiklerini dile getirdi.
Kursların ve sağlanan psikoloji desteğin depremzede kadınlar için çok olumlu sonuçları olduğunu aktaran Serengil, “Depremin yıl dönümü yaklaştığı için tekrardan yoğun bir talep var. Depremzedeler, ‘Tekrar avize sallanıyor, sarsıntılar başlıyor, o günün gelmesini istemiyorum, çünkü kayıplarımı hatırlıyorum, acılarım tazeleniyor.’ diyorlar. Bu normal bir süreç. Bu nedenle evde yalnız kalmamaları için merkez onlar için büyük bir fırsat. Buraya geldiklerinde herkesin kaybı farklı olsa da hepimizin acısı bir. Hepimiz birlik olarak yüreklere dokunuyoruz, yalnız olmadıklarını hissettiriyoruz. Onlara güven duygusunu veriyoruz.” diye konuştu.
]]>