Joe Biden ABD seçimlerini baştan aşağı değiştirdi. Haftalarca Demokrat Parti’nin başkan adayı olarak kalacağında ısrar ettikten sonra, baskıya boyun eğdi ve yarıştan çekildi.
Peki bu, Başkan Yardımcısı Kamala Harris, genel olarak Demokratlar ve Donald Trump için ne anlama geliyor.
Harris, çok sayıda Demokratın almak isteyeceği bir risk
Kamala Harris’in Demokrat Parti’nin başkan adayı olması ihtimali Joe Biden’ın açıklamasıyla büyük bir güç aldı.
Tam destek verdi ve Harris’i dört yıl önce başkan yardımcısı yapmasının hayatı boyunca aldığı en iyi karar olduğunu söyledi.
Harris de Biden’ın desteğinden onur duyduğunu ve adaylığı kazanmak için elinden geleni yapacağını söyleyerek karşılık verdi.
Demokratların Biden’ın izinden giderek, Demokrat Parti Kongresine bir aydan az süre kala belirsizlikten kaçınmak için başkan yardımcısının arkasında hizalanması muhtemel.
Bunu yapmaları için hem pratik hem de siyasi nedenler var.
Anayasaya göre Biden’ın halefi Harris. İlk siyah kadını başkan adayı olarak görmezden gelmek parti için korkunç olur. Ayrıca, şu ana dek kampanya için toplanan kabaca 100 milyon dolarlık paraya derhal erişimi olacak.
Ancak riskler de var. Kamuoyu yoklamaları Harris’in onaylanma oranlarının en az Biden kadar düşük olduğunu gösteriyor. Ayrıca Donald Trump ile başa baş eşleşmelerde durumu kabaca Biden gibi.
İkincisi Harris’in başkan yardımcılığı zaman zaman zorlu geçti. Yönetimin ilk günlerinde Harris’e ABD-Meksika sınırındaki göçün altında yatan nedenleri çözme görevi verildi.
Bu çok zor bir işti ve attığı bazı yanlış adımlar ve yaptığı açıklamalar Harris’ie eleştiriye açık hale getirdi.
Ayrıca, çok daha etkili bir şekilde ele aldığı kürtaj hakları konusunda yönetimin sözcüsü oldu. Ancak ilk izlenimler kalıcı olabiliyor.
Son olarak ve belki de en önemlisi, Harris zaten 2020’de başkan aday adayı olmuş ve fiyaskoyla sonuçlanmıştı.
Adaylık yarışının ilk günlerinde iyi giderken, beceriksiz söyleşiler, net bir şekilde tanımlanmış vizyon eksikliği ve kötü yönetilen bir kampanyanın birleşimiyle en ilk ön seçimlerden bile önce yarıştan çekilmişti.
Harris’i tercih etmek Demokratlar için bir risk ama bu noktada güvenli seçenek yok. Ve söz konusu olan da olası bir Donald Trump zaferi.
Demokrat Parti Kongresi heyecanlı olabilir
Son 50 yıldır, parti kongreleri sıkıcı olaylara dönüştü. Her dakikanın senaryosu televizyonlar için dikkatle yazıldı ve başkan adayı için birkaç gün süren televizyon reklamlarına dönüştü.
Geçen hafta Cumhuriyetçi Parti Kongresi tam da böyleydi. Donald Trump’ın çok uzun ve bazen boş konuştuğu adaylık kabul konuşmasına rağmen.
Chicago’da gelecek ay yapılacak Demokrat Parti Kongresi çok, çok farklı bir toplantı olabilir. Partinin ve Biden’ın üzerinde çalıştığı senaryo boşa getti. Parti, Harris’in arkasında sıralansa bile kongrede işlerin nasıl gelişeceğini planlamak ve kontrol etmek zor olacak.
Ve Harris partiyi toparlamakta başarılı olamazsa da, kongre çeşitli isimlerin kameralar önünde ve kapalı kapılar ardında adaylık için uğraştığı herkese açık bir siyasi yarış olabilir.
Heyecanlı bir siyasi tiyatro, canlı ve tahmin edilemez olabilir. Amerikan halkının daha önce hiç görmediği bir şekilde.
Cumhuriyetçilerin Güçlü’ye karşı Zayıf stratejisi boşa çıktı
Bu yılki Cumhuriyetçi Parti Kongresi dikkatle planlanmış bir organizasyondu: Partinin en gözde gündem maddeleri tanıtıldı ve tek bir adama, Joe Biden’a eleştiri üzerine kuruldu.
Biden’ın kararıyla Cumhuriyetçilerin yanlış adamı hedef aldığı görüldü.
Biden’ın yarıştan çekilmesiyle, Donald Trump’ın öncülük ettiği Cumhuriyetçilerin oyun planı bozuldu.
Cumhuriyetçiler, tüm bir haftayı kendilerine karşı yarışan Demokratın zayıflıkları üzerine senaryosu yazılan bir organizasyonla geçirdi.
Kampanya, adayın gücüne ve canlılığına odaklanıyordu. Eski güreşçi Hulk Hogan, dövüşçü Dana White ve Kid Rock grubu sahneye çıktı.
Biden’ın zayıflığı algısıyla zıtlığa dikkat çekerek genç erkek seçmenleri ikna etme çabası açıktı. Ancak şimdiki senaryoda Demokrat Parti’nin adayı Biden’dan çok daha genç biri olacak.
Başkan Yardımcısı Kala Harris ya da daha genç Demokrat Valilere karşı güçlü ve zayıf zıtlığını vurgulamak aynı ağırlığı taşımayacak.
Harris aday olursa, Cumhuryetçilerin başkan yardımcısını mevcut yönetimin algılanan zayıflıklarıyla ilişkilendirmeye çalışması beklenebilir. Aylardır Harris’e “Sınır yetkilisi” diyorlardı.
Eski savcı kesinlikle partinin ilerici kanadından olmasa da, daha önce Cumhuriyetçi Parti’nin saldırılarında “radikal sol” diye gösterilmeye çalışılabilir.
Aday kim olursa olsun, Cumhuriyetçiler Demokratları Biden’ın yaş bağlantılı zayıflıklarını örtmek ve ülkeyi tehlikeye atmakla suçlayacak. Bu noktada herkes başkanlık seçimlerine birkaç ay kala kör uçuş yapıyor.
]]>ABD Başkanı Joe Biden, 27 Haziran’da Donald Trump ile yaptığı münazaranın ardından Demokratların haftalarca süren baskısı sonrasında Kasım ayında başkanlığa aday olmayacağını açıkladı. Biden adaylıktan çekilirken yardımcısı Kamala Harris’i adaylık için desteklediğini bildirdi. Biden’ın çekilme kararı birçok yeni tartışmayı da beraberinde getirdi. Karar yalnızca seçim sonuçları için değil, ABD tarihi için de bir kırılma anı gibi görülüyor.
Biden’ın adaylıktan çekilmesi sürpriz bir gelişme değil. Yaşına bağlı olarak bilişsel sağlığının yeni bir başkanlık dönemine uygun olmadığı yönündeki yorumların artması, kendi partisinden Biden’a yönelik çekilmesi baskısının yükselmesine neden olmuştu. ABD’nin Eski Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, Eski Başkan Barack Obama ve Senato Çoğunluk Lideri Chuck Schumer Biden’a çekilme yönünde mesajlar veren en kıdemli Demokratlar olmuştu.
Harris’in adaylığı kesin mi?
Biden’a, kendisine destek verdiği için teşekkür eden Başkan Yardımcısı Kamala Harris’in adaylığı ise kesin değil. Biden’ın desteği adaylık mücadelesinde büyük bir avantaj sağlasa da, Harris’in Demokrat Ulusal Kongreden (DNC) onay alması gerekiyor.
Demokratların Kongresi henüz gerçekleşmedi. Kongre, 19-22 Ağustos günlerinde Chicago’da yapılacak. Biden’ın çekilmesiyle yaklaşık 3.800 Biden delegesinin statüsü ‘serbest temsilcilğe’ evrildi. Demokratik Ulusal Komite kurallarına göre, Biden’a bağlı delegeler, onun seçtiği halefi desteklemek zorunda değil. Ancak çok adaylı bir görüntünün oluşmaması ve Demokratlar içerisinde birlik imajının güçlenmesi için Parti yönetiminden Harris’i destekleme yönünde bir baskı olacağı öngörülüyor.
Demokrat Parti’nin ağır toplarından Hillary ve Bill Clinton hızla Harris’i desteklediklerini açıkladı. ABD Senatosundaki Demokratlar da Harris’in adaylığını destekledi. ABD’nin Demokratlara yakın medya kuruluşlarında Harris’in adaylığının DNC’de resmi statü kazanmasına neredeyse kesin gözüyle bakılırken, Harris’in başkan yardımcısı adaylığına kimi seçeceği, Kasım’da Beyaz Saray’a gelmesi halinde nasıl bir yol haritası çizeceği, Biden’dan ne yönde farklılaşacağı tartışılıyor.
Obama Harris’e rakip olabilir
Obama, kendi başkanlık döneminde başkan yardımcısı görevinde bulunan Biden’ın çekilmesinin ardından yaptığı açıklamada çekilme kararından övgüyle bahsetti. “Joe Biden, Amerika’nın en etkili başkanlarından biri olduğu kadar, benim için yakın bir dost ve ortak oldu. Bugün bir kez daha, en yüksek düzeyde bir yurtsever olduğunu hatırladık” diyen Obama’nın Harris’i desteklememesi dikkati çekti.
Harris’le ilgili herhangi bir yorumda bulunmayan Obama’nın gelecek ay Chicago’da yapılacak Demokratik Ulusal Kongre’de adaylığa talip olabileceği izlenimi güç kazandı.
Biden ABD Başkanlığı görevinden çekilecek mi?
Biden, adaylıktan çekildiğini açıkladığı sosyal medya postunda görev süresini tamamlayacağını ifade etmişti. Biden’ın seçim yarışından çekilmesini talep eden kıdemli Demokrat temsilciler, erkenden istifa etmesi yönünde bir talepte bulunmazken Biden’ın çekilme kararını metheden mesajlar yayınladı. Biden’ın çekilmesinde önemli bir rol oynayan Pelosi “Tanrı Amerika’yı Joe Biden’ın büyüklüğü ve iyiliği ile kutsadı” dedi.
Ancak ABD Senato’su ve Kongre’sinden bazı Cumhuriyetçi temsilciler Biden’ın görevinden çekilme olasılığını gündeme getirdi. Biden’ın başkanlık görevinden erken çekilmesini talep eden Cumhuriyetçiler Biden’ın görevlerini etkin bir şekilde yerine getiremediğini savunarak bunun ulusal güvenlik riski oluşturduğunu öne sürüyorlar.
Biden’ın kampanyasına yapılan bağışlara ne olacak?
Haziran ayı sonu itibarıyla Biden’ın kampanyasının banka hesabında 96 milyon dolar para bulunuyordu. Seçimlerde aday değişikliği durumlarında bağışlara ne olacağına dair bir emsal bulunmasa da ABD medyasında konuyu değerlendiren uzmanlara göre yeni aday Harris olur, banka hesabının kontrolünü sorunsuz bir şekilde devralabilir. Uzmanlar, nihayetinde bu bağışların Biden-Harris ikilisi için kayıtlı bir komiteye yapıldığının altını çizerek, paranın yalnızca Biden’a ait olmadığını söylüyor.
Bazı Cumhuriyetçi yorumculara göre ise Harris’in bu parayı almaya hakkı yok. Harris’in bağışları devralması halinde bunu mahkemede engellemeye çalışacak tarafların olabileceği endişesini de dile getiriliyor.
]]>Başkan Biden’ın televizyon tartışmasındaki birinci hedefi yaşıyla ilgili endişeleri gidermekti. Ancak bunu başarmak bir yana, tartışmalar derinleşti.
Bazı Demokrat siyasetçilerin 81 yaşındaki Biden’ın adaylıktan çekilmesi talebini CNN yorumcularına ilettiği dahi bildiriliyor.
Bazıları ise direkt olarak Beyaz Saray’a giderek, adaylığa devam etmesi ile ilgili endişeleri dile getirmeyi değerlendiriyor.
Peki Biden bu dakikadan sonra geri adım atabilir mi? Ve bu olursa onun yerini kim alabilir?
Joe Biden çekilebilir mi?
Demokrat Parti’nin başkan adayı, 19-22 Ağustos tarihleri ??arasında Chicago’da yapılacak Demokratik Ulusal Kongre’de (DNC) resmileşecek.
Burada bir adayın delegelerin çoğunluğunun desteğini elde etmesi gerekiyor.
Ancak halihazırda yaklaşık 4 bin delegenin yüzde 99’u ön seçimlerde Biden’a oy vereceklerini taahhüt etti.
Demokratik Ulusal Kongre kuralları gereği bu delegeler taahhütlerini yerine getirerek Biden’ın adaylığını desteklemekle yükümlülüler.
Ama eğer Biden, kendisi adaylıktan çekilirse bu delegelerin ellerini kolaylaştırır.
Halef belirleme konusunda parti içinde bir siyasi mekanizma bulunmuyor. Bu nedenle eğer Biden çekilirse Ağustos kongresi bir aday seçim kongresine dönüşecektir.
Muhtemelen Biden’ın, adaylığını destekleyeceği taahhütünü veren delegeler üzerinde bir nüfuzu olacaktır. Ama bu delegelerin istediklerini yapma özgürlükleri de olacaktır.
Bu durum, adaylık fırsatı kollayan Demokratlar arasında çılgın bir rekabetin yaşanmasına yol açabilir.
Fakat Biden’ın şu ana kadar kenara çekilmeyi düşündüğüne dair hiçbir belirti olmadığını eklemekte fayda var.
Joe Biden çekilmeye zorlanabilir mi?
Bu daha da az olası bir senaryo.
Modern siyasi tarihte, ABD’de büyük bir ulusal partinin üyeleri, hiçbir zaman başkan adayını zorla seçim dışına itme girişiminde bulunmadı.
Bu olasılığa dair ciddi bir plan bulunduğuna ilişkin de kanıt yok.
Ancak Demokratik Ulusal Kongre’nin yönetmeliklerinde Biden’ın görevden alınmasını mümkün kılabilecek bazı küçük boşluklar teorik olarak bulunuyor.
Eğer çok sayıda delege, Biden’a karşı bir araya gelirse, yeni bir isme doğru yöneliş olabilir.
Kamala Harris olabilir mi?
ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris, başkanlık döneminde Biden’ın bir şekilde görevden ayrılması olasılığında otomatik olarak onun yerini alacaktı.
Ancak Demokrat Parti adaylığı belirleme sürecinde böyle bir otomatik yer değiştirme durumu bulunmuyor.
Biden’ın çekilmesi olasılığı, Harris’e seçimli bir kongrede avantaj da getirmiyor.
Kamala Harris’in de diğer olası adaylar gibi delegelerin oyunun çoğunluğunu kazanması gerekecek.
Başkan yardımcılığı unvanı nedeniyle olası bir seçimde Harris’e yönelme elbette gerçekleşebilir.
Ancak Amerikan kamuoyunda nispeten düşük bir popülaritesi var ve bu da başkan yardımcılığının getirdiği nüfuzu boşa çıkarabilir.
Yapılan kamuoyu yoklamaları, Harris’e verilen desteğin Biden ve Trump’ın da altında olduğunu gösteriyor.
Yerini alabilecek bir isim var mı?
Bu seçim döneminde birçok Demokrat, Biden’a meydan okumaya çalıştı.
Yazar Marianne Williamson ve Minnesota Kongre üyesi Dean Phillips’ın adaylık girişimleri yarışın başında sonlandı.
California Valisi Gavin Newsom veya Michigan Valisi Gretchen Whitmer’ın, Biden’ın yerine aday gösterilebileceğine dair spekülasyonlar bulunuyor.
Ancak bu iki isim de Biden’ın yerine aday olmakla ilgilenmediklerini gösterdi.
Newsom televizyon tartışması sonrası “Asla Başkan Biden’a sırtımı dönmeyeceğim” dedi ve şu mesajı verdi:
“Onunla çok zaman geçirdim ve son 3,5 yılda neler başardığını biliyorum. Neler yapabileceğini biliyorum, vizyonunu biliyorum ve hiçbir endişem yok.”
]]>Ekrem İmamoğlu, Paris’teki ilk gününün akşam saatlerinde, aralarında Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo, Atina Belediye Başkanı Haris Doukas, Kiev Belediye Başkanı Vitali Klitschko, Saraybosna Belediye Başkanı Benjamina Karic ile Tiran Belediye Başkanı ve B40 Balkan Şehirleri Ağı Başkanı Erion Veliaj’ın da bulunduğu bir grup ile birlikte Avrupa Sosyalist Partisi (PES) özel oturumuna katıldı.
Oturumda, katılımcı belediye başkanlarıyla birlikte, PES Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkan adayı Nicolas Schmit ile Fransız Sosyalist Partisi Başkanı Raphaël Glucksmann birer konuşma yaparak, Avrupa ve yakın çevresiyle ilgili görüşlerini paylaştı.
“AVRUPA’NIN AŞIRI SAĞA KAYIŞINI TESPİT ETMEK SOSYAL DEMOKRAT PARTİLER AÇISINDAN ELZEMDİR”
Oturumda yaptığı konuşmaya, “AB Parlamenter seçimlerinin yaklaşmakta olduğu düşünüldüğünde, akla iki soru geliyor” diye başlayan İmamoğlu, şunları söyledi:
“Öncelikle, ilerlemeci ve sosyal demokrat partiler neden Avrupa Parlamentosu’nda koltuk kaybediyorlar? İkinci olarak, bu trendin daha geniş ölçekteki etkileri neler olacaktır? Önemle vurgulamak gerekir ki, popülist sağdaki yükseliş, bu akımın bir zafer kazandığı anlamına gelmemektedir. Türkiye’de kısa bir süre önce yapılan seçimlerde görüldüğü üzere, mevcut sistemin yol açtığı sorunlara alternatifler arayan halk, bize kullanmamız için bir kredi açmıştır. Bu kredi, oy kullanan vatandaşların demokrasinin işleyişine yönelik hoşnutsuzluklarını dile getirme yöntemlerinden biridir. Bu nedenle, hangi politika kararlarının popülist ve aşırı sağa yönelik desteğin artmasına katkıda bulunduğunu bir an önce tespit etmek, sosyal demokrat partiler açısından elzemdir.
“AVRUPA SAMİMİYETİNİ SORGULMALI”
Kendisini ‘demokratik ideallerin muhafızı’ olarak konumlandıran Avrupa, bu değerleri tutarlı bir biçimde savunduğunu samimiyetle söyleyebilir mi? Göçmen sorununun başka ülkelere aktarılması, bunun aksini göstermektedir. Avrupa’nın Gazze’de yaşananlara verdiği cevap da öne çıkan bir diğer örnektir. Aralarında kadınların ve çocukların bulunduğu, on binlerce masumun katlini daha yüksek bir sesle eleştirmemiz ve kınamamız gerekmez mi? Belki de Kiev ve Ukrayna’da acı çeken masum insanları savunmak için de daha fazlasını yapmamız gerekmektedir.
“GÜÇLER AYRILIĞINDA YAŞANAN EROZYON, DEMOKRASİNİN KARŞILAŞTIĞI EN BÜYÜK TEHLİKE”
Güçler ayrılığında yaşanan erozyon, demokrasinin karşılaştığı en büyük tehlike niteliğindedir. Bu sorun, uluslararası ortaklıklar yoluyla ve stratejik karşılıklı bağımlılık içinde olduğumuzu kabul ederek çözülebilir. Demokrasiye ve demokratik kuruluşlara duyulan inancın sarsıldığı, açıkça ortada olmakla birlikte, bu durum, dirençliliğimizi artırmamız yönünde bir uyarı alarmı olarak görülmelidir. Türkiye, bu süreci Avrupa’dan daha uzun bir süredir yaşamaktadır. Her zaman olduğu gibi çözüm, insanları dinlemekten geçmektedir; tıpkı bizim İstanbul’da yaptığımız ve zafere ulaştığımız şekilde. Türkiye’deki seçim sonuçları, demokrasiye duyulan umudu yeniden canlandırmış ve başta gençler olmak üzere, milyonlarca insanı yeniden harekete geçirmiştir. Artık, daha iyi bir gelecek adına, birlikte çalışmanın tam zamanıdır.”
]]>Özel, Fransa’nın Strazburg kentinde, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) İlkbahar Oturumu Sosyalistler, Demokratlar ve Yeşiller Grubu Toplantısı’na katıldı.
Özel, burada yaptığı konuşmasında, Türkiye’nin kurucu partisi olarak demokrasinin, insan hak ve özgürlüklerinin geliştirilmesi için mücadele etmeyi sürdürdüklerini belirtti.
Avrupa Konseyinin temel amacı olan insan hakları ile temel hak ve özgürlüklerin korunmasını, gelişmesini ilke edinmiş bir parti olduklarını dile getiren Özel, CHP Genel Başkanı olarak seçildiğinde partilerinin, Avrupa ve dünyadaki kardeş partileriyle, yoldaşlarıyla daha sıkı ilişkiler ve dayanışma içinde olması gerektiğinin altını çizdiğini anımsattı.
Özel, Almanya’da SPD Kongresi’ne, Madrid’de Sosyalist Enternasyonal Zirvesi’ne, Bükreş’te Avrupa Sosyalist Partisi Liderler Zirvesi’ne katıldığını da hatırlatarak, “Partimizde, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinde görev yapmış çok değerli yöneticilerimiz, milletvekillerimiz, Avrupa kurumlarını çok iyi bilen isimler var. Bundan sonra da bu temaslarımızı sıklaştırarak sürdüreceğiz.” dedi.
Geçen yıl 100. kuruluş yılını kutlayan CHP’nin, yerel seçimlerde 17 milyon 300 bin vatandaşın desteğini alarak birinci parti olduğunu, 14’ü büyükşehir olmak üzere Türkiye’nin 35 ilinde belediye başkanlıklarını kazandıklarını anımsatan Özel, bugün ülke nüfusunun yüzde 65’inin CHP’li belediyelerden hizmet aldığını ve yönettikleri belediyelerin ülke ekonomisinin yüzde 80’ini temsil ettiğini ifade etti.
Özel, aldıkları bu destekle sorumluluklarının da arttığına işaret ederek, bu bilinçle sosyal demokrat değerlerden ve adaletli yönetimden asla taviz vermeyeceklerini vurguladı.
“Demokrasiden ve çağdaşlıktan tarafız”
Kadınların şiddetten korunduğu, eşitlikle toplumun bir parçası olduğu bir toplum düzeni için İstanbul Sözleşmesinden taraf olduklarını belirten Özel, şöyle devam etti:
“Demokrasinin ve insan haklarının herkes için güvence altında olması için Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinden tarafız. Emeğin, emeklinin, gençlerin, ekonomik ve sosyal hakların güvence altına alınması için Avrupa Sosyal Şartından tarafız. Bizim tarafımız belli. Biz kurucu kadrolarımızın gösterdiği rotadan, demokrasiden ve çağdaşlıktan tarafız. Avrupa’nın bütün ülkelerinden ilerici sosyal demokrat, sosyalist ve çevreci yoldaşlarımızla birlikte 31 Mart günü Türkiye’de partimizin gerçekleştirdiği seçim başarısını tüm Avrupa’ya yaymak bizlerin dayanışmasından ortak mücadelesinden geçmektedir. Bu çerçevede, haziran ayı içinde Avrupa Parlamentosu Seçimlerini de çok önemli görüyoruz. CHP Genel Başkanı olarak bu seçimlerde ilerici sosyal demokrat, sol siyasi partilere destek vermeye, katkı sunmaya hazır olduğumuzu buradan ifade etmek isterim.”
Özel, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yaşayan Türk seçmenlerin, daha adil bir Avrupa’yı hedefleyen partilere yöneleceğine inandığını ve bunu bir davet olarak ifade ettiğini dile getirdi.
“AB üyeliği için öncülük yapmaya hazırız”
Kosova’nın, Avrupa Konseyi üyeliğinin onaylanmasından memnuniyet duyduğunu kaydeden Özel, “Ülkemiz 1959’da çıktığı Avrupa Birliği yolculuğunun 65. yılında halen tam üye statüsü alamamıştır. Bu süreçte her iki tarafın eksik ve hataları nedeniyle ülkemizin tam üyelik hedefi gerçekleşememiştir. Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği konusunda Avrupa Birliği’ndeki yoldaşlarımızın desteği önem taşımaktadır. AB tam üyeliği, parti olarak bizim de halkımızın da temel hedefidir. Bu, kurucumuzun bize gösterdiği rotadır. Biz Avrupa’nın bir parçasıyız. Türkiye’nin AB üyeliği için katkı sunmaya, diplomatik girişimlerde bulunmaya ve Avrupalı dostlarımızı ikna etme konusunda öncülük yapmaya hazırız.” diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Özel, dünyanın değişim ve dönüşüm sürecinden geçtiğini belirterek, artık karşılaşılan sorunların, sınırları aşan çözümünün hep birlikte çalışılması gereken küresel meseleler olduğuna vurgu yaptı.
Birbirine derinden bağlı olan bu sorunlar silsilesinin, halkın ekonomik, sosyal koşullarını ve demokrasileri tehdit ettiğini aktaran Özel, şunları söyledi:
“Kurulu ekonomik düzenden hak ettiğini alamayan, kendini geride bırakılmış hisseden, gelir adaletsizliği yaşayan kitleleri, radikal söylemlerle kendine çeken aşırı sağ ideoloji, kıta Avrupa’sının pek çok bölgesinde güçlenmektedir. Yükselen aşırı sağ akımlar ve otoriter rejimler, tarihin sayfaları arasına gömdüğümüz zararlı ideolojileri tekrar gün yüzüne çıkarma potansiyeline sahiptir. Türkiye’de bu çoklu krize ortak sorunlara çare üretecek yeni siyasetin önemli ve güçlü adımlarını attık. Bu nedenle demokratik siyaseti güçlendirmeli, yükselen otoriterliğe karşı partilerimiz arasındaki dayanışmayı arttırmalıyız.”
Demokrasiye inananlar ve yeni bir ekonomik düzeni kurma iradesi taşıyanlar olarak daha fazla güç birliği yapılması gerektiğinin altını çizen Özel, neoliberal ekonomik düzenin yerine geçecek yeni bir düzen ile katılımcı, demokratik, eşit temsile dayalı bir yönetim anlayışının ortak ihtiyaç olduğunu dile getirdi.
Özgür Özel, “Ne küresel, ne ulusal alanda gelir adaleti sağlanamadığı gibi aksine her krizde gelir dağılımı daha da bozulmuştur. Maalesef gelir eşitsizliği sürdürülemez boyutlara ulaşmıştır. Bu durum, hem ulusal hem küresel ölçekte gerilimleri besleyen bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Bu konuda bizlere daha çok görev düşmektedir. Ancak bu şekilde işçilerin, çiftçilerin, dar gelirlilerin, güvencesiz bırakılan kesimlerin sorunlarına çözüm üretebiliriz.” dedi.
“Gazze’de kalıcı ateşkes sağlanmadan gerilim dinmeyecek”
Savaş ve çatışmanın hala insanlık için en önemli risklerden biri olduğuna dikkati çeken Özel, İsrail’in Gazze’de yürüttüğü operasyonlarda şu an itibarıyla 33 binden fazla insanın hayatını kaybettiğini bildirdi.
Bunun önemli bir kısmının kadın ve çocuklardan oluştuğuna dikkati çeken Özel, şunları kaydetti:
“Gazze’de bu insani dram sürerken hafta sonu İsrail-İran arasında tırmanan gerilimi endişeyle takip ettik. Geçtiğimiz kasım ayında uluslararası bir barış çağrısında bulunmuştum. Almanya’da kardeş partimiz SPD Kongresi’nde Genel Başkan yardımcılığına seçildiğim Sosyalist Enternasyonal’in Madrid Zirvesi’nde, Bükreş’teki Avrupa Sosyalist Partisi Liderler Zirvesi’nde bu konuda bizlere büyük bir sorumluluk düştüğünü vurgulamıştım. Orta Doğu’da tansiyon bu denli yükselmişken partimize düşen görev, bu gerilimi düşürecek her çabanın öncüsü olmaktır. Bu konuda kardeş partilerimizle dayanışma içinde her türlü girişime hazır olduğumuzu ifade etmek isterim. Gazze’de kalıcı ateşkes sağlanmadan ülkeler arasında yükselen gerilim dinmeyecek. Bu tehdit, tüm Avrupa’da tüm dünyada hissedilmeye devam edecektir. Sorunun kalıcı çözümü için Birleşmiş Milletler’in 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin Devleti’nin kurulması, iki devletli oluşuma ihtiyaç olduğunu vurgulamak isterim.”
Doğrudan sivilleri hedef alan saldırıların devamına göz yumulmasının ve bazı ülkelerin tutumlarının insan hakları gibi temel değerlerin zeminini yok ettiğini vurgulayan Özel, “Ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta barış, dünyada barış’ sözünden hareketle daima barışın sözcüsü, haklının ve mazlumun savunucusu olmaya devam edeceğiz.” dedi.
“Geçtiğimiz dönemde Azerbaycan’la aramızda yaşanan, oylamasına dahil olmadığımız ama doğurduğu sonuçlar açısından da üzüntü duyduğumuz sürecin hızla onarılması gerektiğini düşünüyorum.” diyen CHP Genel Başkanı Özel, şu değerlendirmeleri yaptı:
“Konseyin ortak değerlerinin sonuna kadar savunucusuyuz. Ancak Azerbaycan’la yaşanan süreç, bugüne kadar verdiği sonuçlar açısından her iki taraf açısından da öğreticidir ve bundan sonra ilişkilerin yeniden tesisi noktasında üzerimize düşecek her türlü katkıyı yapmak üzere bizim için çok önemli bir ülke olan Azerbaycan’la konsey arasında her türlü sorumluluğu almaya hazır olduğumuzu da ifade etmek isterim. Avrupalı demokratlar olarak bütün krizlerin üstesinden gelebilecek güç ve iradeye sahibiz. Daha demokratik, daha müreffeh, daha güvenli bir Avrupa bu ailenin her ferdenin daha insan hakları temelinde daha güçlü bir sosyal devleti mümkün kılmaktadır.”
]]>