KOBANİ DAVASI’NDA SELAHATTİN DEMİRTAŞ’A 42 YIL HAPİS CEZASI
6-8 Ekim 2014 tarihinde çıkan sokak eylemlerine ilişkin görülen Kobani Davası’nda eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş için verilen ceza belli oldu. Demirtaş hakkında 42 yıl hapis cezası verilirken tutukluluk halinin devamına hükmedildi.
DEMİRTAŞ: MAHKEME HEYETİ SİYASETİN VERDİĞİ KARARI OKUDU
Demirtaş’tan ilk açıklama geldi. t24’ten Murat Sabuncu’nun sorularını yanıtlayan Demirtaş, verilen cezaların siyasi olduğunu belirtti. Demirtaş şunları söyledi: “Mahkemenin açıkladığı karar, yıllar öncesinden bizzat iktidar ve ortakları tarafından verilmiş ve miting meydanlarında defalarca ilan edilmişti. Mahkemedeki ağır ceza heyeti, sadece şekli bir görevi yerine getirerek siyasetin verdiği kararı okumuş oldu.
Kararı hücremizde televizyondan izledik. Benim için de Selçuk Hoca için de sürpriz olmadı. Zaten öngörüyorduk, her yönüyle hazırdık. Güçlü ve moralli karşıladık. Biz halk için tüm gücümüzle direnirken morali de yine halkımızdan alıyoruz. Kimse merak etmesin; bizim boynumuz bükülmez, dizimiz çökmez. Halkımız nasıl dimdik ve onurlu şekilde duruyorsa biz de onlara layık olacağız ve halkımızı asla mahcup etmeyeceğiz.
Selahattin Demirtaş“SADECE DÜŞÜNCELERİMDEN 42 YIL CEZA VERİLDİ”
Verilen cezaların tamamı bir tweet ve birkaç miting konuşmamdan dolayı verilmiş. Yani yıllardır yalan ve iftirayla yarattıkları algılara dayalı. Ne bir şiddet eyleminden ceza verildi ne de şiddeti teşvik ya da destekten. Sadece düşüncelerimden, söylediklerimden 42 yıl ceza verilmiş oldu. Bu da davanın siyasi bir dava, cezaların da siyaseten verilmiş cezalar olduğunu bir kez daha ispatlamış oldu.
“BİR KARINCAYI BİLE İNCİTMEDİK”
Elbette biz değil bir insanı öldürmek veya yaralamak, bir karıncayı bile incitmedik. Bunu devlet de hükümet de mahkeme heyeti de çok iyi biliyor. Ancak yıllarca bizi “katil, terörist” diye yaftalayıp bunun üzerinden hem kamplaştırma yaratarak seçim malzemesi yaptılar hem de 6-8 Ekim’de katledilen insanların gerçek faillerini gizleyip korumuş oldular. Buradan da anlaşılıyor ki ölümlerin çoğunun failleri bir şekilde devletle bağlantılıydı ki onları koruyup bizi hedef göstermiş oldular.
“DOSYADA ZATEN SIFIR DELİL VARDI”
Dosyada zaten sıfır delil vardı, bizi cinayetle suçlayanlar da bunu biliyordu ancak açıkça yalan söyleyip halkın bir kesimini kandırmayı başardılar. Tekrar ifade etmek istiyorum ki 42 yıl cezanın tamamı konuşmalarımdan dolayı verildi ki o konuşmaların tamamının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında ifade özgürlüğü kapsamında olduğu tespit edilmişti. Yani Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı uygulansaydı bu dava beraatle sonuçlanmalıydı. Elbet bir gün, hepimizin beraat edeceğimizden kuşkum yok.”
]]>Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, dava kapsamında tutuklu yargılanan sanıklar arasında yer alıyor.
Sanık avukatları, hukuki süreci “kumpas davası” olarak tarif ediyor ve beraat talep ediyor.
Kobani (6-8 Ekim olayları) davasının içeriğini ve dava kapsamında bugüne kadar neler yaşandığını inceledik.
Kobani olayları nedir?
Davaya konu olan Kobani olayları, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütünün, Eylül 2014’te Kobani’ye karşı bir saldırı başlatmasını takiben Türkiye’de yaşanan protesto ve şiddet olaylarını kapsıyor.
Arapça adıyla Ayn-el Arab, Kürtçe adıyla Kobani, Suriye’nin kuzeybatısında yer alan, Şanlıurfa’nın Suruç ilçesine komşu bir kasaba.
Halep Vilayeti’ne bağlı kasabanın kontrolü, Suriye’de 2011 yılında iç savaşın başlamasından kısa süre sonra Demokratik Birlik Partisi’ne (PYD) geçti.
IŞİD, Eylül 2014’te Kobani’ye karşı kapsamlı bir harekât başlattı.
Türkiye’de bu dönemde, kamuoyunda “çözüm süreci” olarak bilinen süreç devam ediyordu.
IŞİD, Ekim ayında kasabanın çevresinden merkezine doğru ciddi bir ilerleme kaydetmeye başladı.
Bu süreçte, Türkiye’nin farklı kentlerinde “Kobani’ye destek” eylemleri yapıldı.
HDP yetkilileri, krizin başından itibaren Türk yetkilerle çeşitli görüşmelerde bulundu.
HDP’lilerin en önemli taleplerinden biri, Suriye’nin kuzeyindeki diğer bölgeler ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) üzerinden gelecek askeri yardımın ulaşması için Türkiye toprakları üzerinden Kobani’ye bir koridor açılmasıydı.
6 Ekim’de HDP Genel Merkezi, Kobani’yle ilgili olarak Twitter üzerinden sokak protestosu çağrısı yaptı.
Bunun ardından önemli bir bölümü Doğu ve Güneydoğu kentlerinde olmak üzere Türkiye çapında kitlesel sokak eylemleri başladı.
Bu arada Batılı ülkelerin Kobani’ye hava operasyonu da gündemdeydi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 7 Ekim’de Gaziantep’te yaptığı konuşmada, Batılı ülkelere seslenerek IŞİD’e karşı mücadelenin havadan bombardımanla çözülemeyeceğini söyledi.
Erdoğan, “Yerde, kara harekâtı ifa edenlerle işbirliği kurulmadıkça hava harekâtıyla bu iş bitmez. İşte aylar geçti, herhangi bir netice yok. Şu anda Ayn-el Arab da, diğer adıyla Kobani de, buyrun, düştü düşüyor” dedi.
Bu açıklama HDP’den tepki gördü.
8 Ekim’e gelindiğinde gösterilerde şiddet olayları arttı.
Olaylarda hem güvenlik güçleriyle göstericiler hem de bazı yerlerde göstericilerle onlara karşı çıkanlar arasında çatışmalar yaşandı.
Güvenlik güçleri yer yer gerçek mermi de kullanarak müdahale etti; göstericiler ise taş, sopa, molotof kokteyli ve havai fişek kullandı.
Bazı kentlerde eylemcilerle Hür Dava Partisi (Hüda-Par) yanlıları arasında gerilim ve şiddet olayları yaşandı.
Selahattin Demirtaş, 9 Ekim’de Diyarbakır’da bir basın açıklaması yaptı ve protestoları savunurken şiddet olaylarını eleştirdi.
Bunların durması çağrısını yaptı ve tutuklu PKK lideri Abdullah Öcalan’ın da kendilerine ulaşan mektubunda bunu savunduğunu söyledi.
9 Ekim’de olaylar sona erdi.
Resmi açıklamalara göre 35 il ve 96 ilçede yaşanan olaylarda 37 kişi yaşamını yitirdi, 326’sı güvenlik görevlisi 761 kişi de yaralandı.
Bu açıklamalarda, olaylarda 197 okulun yakıldığı, 269 kamu binasının tahrip edildiği, 1731 ev ve iş yerinin yağmalandığı, 1230 aracın da zarar gördüğü belirtildi.
İktidar, ilerleyen yıllarda ölümlerle ilgili olarak sokak eylemi çağrısı yapan HDP’yi suçlayacaktı.
Kobani davası nasıl başladı ve ilerledi?
Olaylar üzerinden HDP ile hükümet arasında gerilim yaşanmasına karşın “çözüm süreci” devam etti.
Türkiye, 20 Ekim 2014’te IKBY’ye bağlı Peşmerge güçlerinin destek amacıyla Türkiye üzerinden Kobani’ye geçmesine izin verdi.
28 Şubat 2015’te HDP heyeti ile hükümet yetkilileri, İstanbul Dolmabahçe’deki Başbakanlık ofisinde yaptıkları görüşmenin ardından kamuoyuyla 10 maddelik bir deklarasyon paylaştı.
Ancak 2015 yaz aylarında “süreç” sona erecekti.
Kobani olaylarıyla ilgili ilk soruşturma 2014 yılında başlatıldı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, olaylarla ilgili soruşturması kapsamında 2 Ekim’de 17 HDP’li siyasetçi tutuklandı.
Tutuklananlar arasında, o dönem gözaltına alındıktan sonra görevinden istifa eden eski Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen de vardı.
Savcılığın hazırladığı iddianame, 7 Ocak 2021’de Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
Dava kapsamında bugüne kadar 30’u aşkın duruşma yapıldı.
Duruşmalar, Ankara’daki Sincan Ceza ve İnfaz Kurumları Kampüsü’nde gerçekleştirildi.
Suçlamalar neler?
Dava dosyası 3 bin 530 sayfalık bir iddianame ile 324 klasör delil ve eklerinden oluşuyor.
Sanıkların 29 ayrı suçlamayla 38’er kez ağırlaştırılmış müebbet ve 19 bin 680’er yıl hapsi isteniyor.
“Adam öldürme”, “yağma”, “kamu görevlisini silahla yaralama”, “bayrak yakma”, “devletin birliğini, ülkenin bütünlüğünü bozma” yöneltilen suçlamalardan bazıları.
Demirtaş’ın durumu ne?
Selahattin Demirtaş hakkında, çeşitli tarihlerdeki farklı konuşmalarıyla ilgili 122 adet fezleke hazırlandı, bunlardan 31’i bir ana dava dosyasında toplandı ve Demirtaş bu dosya kapsamında, 4 Kasım 2016 tarihinde tutuklandı.
Demirtaş’ın konuşmalarıyla ilgili çeşitli suçlamalarla açılan çeşitli davaların bir kısmı düştü veya beraatle sonuçlandı, bir kısmı ise birleştirildi ve halen devam ediyor.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 20 Kasım 2018’de Demirtaş’ın siyasi nedenlerle tutuklu olduğuna karar verdi ve kendisinin derhal serbest bırakılması gerektiğini açıkladı.
Bir gün sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, “AİHM’nin kararı bizi bağlamaz” açıklamasını yaptı.
7 Aralık 2018’de ise ana dava dışında Demirtaş’a bir konuşması nedeniyle verilen 4 yıl 8 aylık hapis cezası, İstanbul’daki bir mahkeme tarafından onanarak kesinleşti.
Demirtaş, ana dava dosyasından tutukluyken bu dosyadan ise hükümlü hale geldi.
AİHM kararı, tarafların itirazı üzerine AİHM Büyük Dairesi’ne taşındı ve Büyük Daire 18 Eylül 2019 tarihinde Strasbourg’da duruşma yapmaya karar verdi.
2 Eylül 2019’da, Ankara’da, ana davanın görüldüğü duruşmada, Demirtaş hakkında tahliye kararı verildi.
18 Eylül’de Strasbourg’daki duruşmada Türkiye, Demirtaş’ın “bir başka suçtan hükümlü olduğunu” savundu.
Bunun üzerine avukatları, Demirtaş’ın hükümlü olarak cezaevinde bulunduğu bu aşamada, tutuklu kaldığı sürenin, hükümlü olduğu ceza süresinden mahsup edilmesi için başvuru yaptı.
20 Eylül 2019 tarihinde Demirtaş, Kobani olaylarıyla ilgili soruşturma dosyasından tutuklandı.
Bu dönemde mahsup talebi kabul edildi, Demirtaş’ın hükümlülüğü ortadan kalktı ve tahliye edildi ancak bu kez Kobani soruşturması nedeniyle tutuklanmış olduğu için cezaevinde kalmaya devam etti.
Demirtaş savunmasında ne dedi?
Demirtaş, dava kapsamında ilk savunmasını 25 Aralık 2023’te yaptı.
Eski HDP lideri savunmasında, “Hakkımda somut tek bir delil yok, bu bir siyasi intikam davasıdır, hukuken tutuklanmadık, hepimiz siyasi rehineleriz” diye konuştu.
Davanın hukuken savunulacak bir tarafı olmadığını da öne süren Demirtaş, dava dosyasını “çöp” diye niteledi.
Demirtaş, “mahkemeden çıkacak kararın halkın vicdanında yok hükmünde olduğunu” söyledi.
17 Nisan’daki son duruşmada ise Demirtaş, “Herhangi bir söz talebim yok. Bütün arkadaşlarımın özgürlüğünü talep ediyorum” sözlerini sarfetti.
Figen Yüksekdağ ise 20 Aralık’taki savunmasında, “siyasi iktidarın yaklaşan seçimler öncesinde düşman yaratmak, toplumu kutuplaştırmak ve bir konsolidasyon yaratmak istediğini, tutuklanmalarının arkasında böyle bir siyasi amaç olduğunu” söyledi.
Demirtaş dışındaki sanıklar kimler?
Kobani davası kapsamında 18’i tutuklu olmak üzere toplam 108 kişi yargılanıyor.
Sanıklar arasında; Gültan Kışanak, Sebahat Tuncel, Sırrı Süreyya Önder, Ayhan Bilgen, Ayla Akat Ata gibi siyasetçiler de yer alıyor.
Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi’nden Emekli Prof. Dr. Beyza Üstün de sanıklar arasında bulunuyor. Dava kapsamında bir süre tutuklu kalan Üstün, tutuksuz yargılanıyor.
Yargılananlar arasında ayrıca, Murat Karayılan ve Cemil Bayık gibi KCK yöneticileri ile PYD Sözcüsü Salih Müslim de bulunuyor.
Davada 2 bin 676 kişi ve kurum ise müşteki (Şikayetçi) olarak bulunuyor.
Avukatlar ne diyor?
Savunma avukatları hukuki sürecin bir “kumpas davası” olduğunu savunuyor.
Davada birçok hukuksuzluğun yaşandığını öne süren avukatlar, yayımladıkları ortak açıklamada verilecek kararın “siyasi bir karar olacağını” öne sürdü.
BBC Türkçe’ye konuşan, Selahattin Demirtaş’ın avukatlarından Mahsuni Karaman, “Beklentimiz sekiz yıllık bu yargı tacizinin ortadan kalkmasıdır. AİHM ihlal kararını verdiği zaman Sayın Demirtaş’ın siyasi saiklerle tutuklandığını söylemişti. Dolayısıyla eğer bugün itibariyle yargı uluslararası hukuk tarafından yapılan tespitleri dikkate alacak ise beraat kararı vermesi gerekiyor” dedi.
Karaman, Demirtaş hakkında devam eden başka davalar olmakla birlikte tutuklu yargılandığı tek davanın Kobani davası olduğunu, dolayısıyla olası bir beraat kararının sonucunun Demirtaş’ın serbest kalması olacağını söylüyor.
Duruşmanın TSİ 10.00’da başlaması bekleniyor.
]]>Birçok festivalden ödülle dönen film, Demirtaş’ın Niğde Andala’daki aile evinin yapılan baraj sebebiyle yıkılmadan önceki son halini mekan, insan ve hafıza ilişkisi üzerinden ele alıyor.
Belgesel gösterimi sonrası AA muhabirinin sorularını cevaplayan Demirtaş, Andala’ya 1970’lerde ailesinin taşındığını ve kendisi ile kardeşlerinin burada doğduğunu söyledi.
“Hafızamızın kökleri buraya dayanıyor”
Demirtaş, yaşadıkları yerden 1999’da İstanbul’a göç kararı aldıklarını, fakat her fırsatta ziyaret ettiklerini dile getirerek, “Andala, bizim pandemide dahi kaçış noktamız, doğa ile bağımızdı. 2019’da devlet tarafından kesin olarak baraj yapım kararı alındığında ve bu durum bize bildirildiğinde, ben de bir gazeteci ve film yapımcısı olarak ‘bir şeyler yapmalıyım’ diye düşündüm. Zira burayı tüm ailem gibi ben de çok seviyordum. Çünkü hafızamızın kökleri buraya dayanıyor.” dedi.
Belgesel projesiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğünden destek aldıktan sonra 2020’de Andala’daki evlerine son kez ailesiyle ziyarete gittiğini belirten Ali Demirtaş, “Hem ön hazırlık hem de sonraki çalışmaları da kapsayan süreçte ‘Andala-Son Ziyaret’ bir belgesel film ürünü olarak 2022’nin ocak ayında ortaya çıktı. 2024 yılına kadar olan bu dönemde birçok film festivalinde gösterildi ve naçizane ödüller aldı.” diye konuştu.
“Belgesele dair eleştirdiğim noktalar var”
Demirtaş, belgeselin çekim sürecine ilişkin şunları anlattı:
“Olabildiğince profesyonel yaklaşmaya çalıştım. Zaman zaman aile üyelerine soru sorarken onların reaksiyonları sonucu kendimi tutamadığım ve profesyonel çizgiden kaydığım anlar da oldu. Ama onları çok iyi tanıyor olmamın da verdiği bazı kolaylıklar ve avantajlı durumlar da oldu. Aslında tüm bunlar başta bir çatışma idi. Yani bu belgeseli yazarken de çekerken de izlerken de hep şu soru aklımdaydı, ‘Ben bu filme yazar ve yönetmeni olarak mı yaklaşmalıydım, yoksa bu ailenin bir üyesi olarak mı?’ Bu ikilem sinema için çatışmaya müsait güzel bir şey gibi görülse de zaman zaman kafa karışıklığına da sebep oldu. Tüm bunlar da belgeselin sonucuna yansıdı elbette. Belgesele dair eleştirdiğim noktalar var tabii. Ama tüm bu eleştirileri finalde şöyle sonlandırıyorum; artık ‘Andala’ diye bir yer yok ve tüm bunlar belgeselle kayıt altına alınmış durumda.”
Belgeselin ayrıca kurgudan ve kurgusallıktan uzak olduğunun altını çizen Demirtaş, “Profesyonel kaygıdan uzak, samimi, özgün ve hikayesine yakışır bir üslupla hayata geçirdik. Eksikleri ve ‘daha iyi olabilirdi’ kısımları elbette var. Bu sebeple de benim için çok önemli bir okul oldu belgesel. Umarım sonraki yeni çalışmalarımda öğrendiklerimi uygulayabilir olacağım. Ama filmografim içinde ‘Andala-Son Ziyaret’ benim için çok özel ve farklı bir yerde durmaya devam edecek. Tüm bunlar hepimiz için aile hafızamıza ve tarihimize bir kayıt olarak düştü.” ifadelerini kullandı.
]]>Gülüç Belediye Başkanı Gökhan Mustafa Demirtaş İYİ Parti Gülüç Belde Başkanlığı ve Seçim Bürosu için açılış töreni düzenledi. Mitinge dönen açılış törenine İYİ Parti Bakı Karadeniz Kadın Politikaları Başkanı ve 28. Dönem Zonguldak Milletvekili Adayı Op. Dr. Evrim Balbaloğlu, İYİ Parti Kdz. Ereğli İlçe Başkanı Yasemin Erdoğan, Kdz. Ereğli Belediyesi Önceki Dönem Başkanlarından Murat Sesli, İYİ Parti Alaplı Belediye Başkan Adayı Serdar Akyol ile çok sayıda partili ve vatandaşlar katıldı.
Gülüç Belediye Başkanı ve İYİ Parti Gülüç Belediye Başkan Adayı Gökhan Mustafa Demirtaş, kendisine yönelik ortaya atılan iddiaların tamamen iftiradan ibaret olduğunu belirterek, bu iddialara gerekli cevabı yargı aracılığıyla verdiklerini ve vermeye de devam edeceklerini söyledi. 31 Mart günü belediye başkanlığı seçimlerini yeniden kazanarak ustalık dönemini yaşayacağını belirten Demirtaş, Gülüç’e hak ettiği hizmetleri getirmeye devam edeceğini söyledi.
Demirtaş hizmetlerini anlattı
Başkan Demirtaş konuşmasında: “2014 yılında sizlerin sevgisi ve desteği ile başladığımız hizmet yolunda yaklaşık 10 yıllık bir süreci geride bırakıyoruz. Şöyle dönüp geriye baktığımda aklıma ilk gelen; bu caddenin eski hali geliyor. Tabir yerindeyse bataklık gibiydi buralar. Yollar çamur içerisindeydi. Bırakın insanlarımızın yürümesini, araçlar bile gidemiyordu bu yolda. Göreve gelir gelmez ilk işimiz bu yolu pırıl pırıl yapıp sizlerin hizmetine sunmak oldu. Buraların eski halini hatırlıyorsunuz değil mi? Sonra yine hemen karşı tarafta Pazar yeri olarak yapılan bir yer vardı. Yıllarca atıl durumda kalmıştı. Tabir yerindeyse çürümeye başlamıştı artık. Buraya bölgenin en güzel düğün ve toplantı salonunu yaptık. Ne kadar isabetli bir iş yaptığımızı zaman geçtikçe daha iyi anladık. Burada yüzlerce gencimizin ve ailelerinin mutluluğuna ortak olduk. Tüm etkinlerimizi kendi yerimizde yaptık. Çocuklarımız, kadınlarımız ve tüm Gülüç halkı olarak burada kimi zaman eğlendik, kimi zaman etkinlikler düzenledik, kimi zamanda vatanımızın bölünmez bütünlüğü için can veren şehitlerimiz, sağlığından olan gazilerimiz için mevlit programları düzenledik, birlikte dualar ettik. Gülüç meydanımızın eski halini ve çevresini de hatırlıyorsunuz değil mi? Gülüç Meydanımızıda Gülüç’ümüze yakışır şekilde yaptık. Geriye dönüp baktığımda 10’larca eseri Gülüç’ümüze kazandırmanın mutluluğunu yaşıyorum. Gülüç’te çocuklarımızın oynayabileceği doğru dürüst bir tane bile çocuk parkı yoktu. Sizler gezmek, dinlenmek, oturup bir çay içmek için Karadeniz Ereğli’ye gitmek zorunda kalıyordunuz. Belediyemizin kısıtlı bütçesine rağmen Gülüç Sahil projemizi hayata geçirdik. Çocuk parkları, masal kahramanları, kamelyalarımız, yürüyüş yolları ve gezinti alanlarımızın yanı sıra çok modern bir kafeteryayı yapıp, sizlerin hizmetine sunduk. Gülüç deresinin üzerinde hep birlikte gerek kadınlar günü, gerek sünnet şölenleri, gençlik eğlenceleri gibi etkinlikler düzenledik. Gülüç deresinin üzerinde gençlerimizin nişan, söz ve düğünlerini yaptık. Yeterli miydi? Gülüç halkımızı her şeyin en iyisine en güzeline layık; elbette YETMEZ dedik ve millet bahçesi projemizi yapmaya başladık. Millet Bahçemizin büyük bir bölümünün yapımını tamamladık. Ufak tefek çevre düzenleme gibi işlerimiz kaldı. Onları da tamamladıktan sonra inşallah en kısa zamanda orada da ailecek gidip mangalınızı yaparken, çocuklarınızda parkta eğlenecek. Yapay şelalesi, eşsiz güzellikleri ile Gülüç tepesinden manzarayı izleyip hoş vakit geçireceksiniz. Projemizin ikinci etabında ki restoran, açık ve kapalı düğün salonu, futbol, voleybol, basket sahaları, fitnes spor alanları ve yürüyüş yollarını da yine en kısa sürede yapıp sizlerin hizmetine sunacağız. 10 yıllık görev süremiz içerisinde Gülüç’te tüm yolları ya asfaltladık, ya beton yaptık yada parke yaptık. Yeni yollar açtık, dar olan yerleri genişlettik. Gülüç halkımızı çamurdan ve çukurdan kurtardık. Kaldırımlar ve çevre düzenlemeleri yaparak sizlerin daha rahat ve konforlu bir yaşam sürmeniz için çalıştık, çalışmaya da devam edeceğiz. Gülüç’ümüze hayırseverlerimizin desteği ile merhum Emin Ayhan ağabeyimizin ismini taşıyan modern bir okul kazandırdık. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımız şimdi bu modern okulda eğitim ve öğrenimlerini sürdürüyor. İnşallah Gülüç Vesile Dikmen İlkokulu’nun yapımı da yeni dönemde tamamlanacak ve çocuklarımız daha güzel bir okula kavuşacaklar. 10 yıllık görev süremiz içerisinde gerek okullarımızın ve gerekse tüm camilerimizin eksiklerini tamamladık, bakımını ve temizliğini düzenli olarak yaptık. “Ölüsüne sahip çıkmayan, dirisine de sahip çıkmaz” sözünden yola çıkarak mezarlığımızı yeniden düzenledik, şadırvanlarını yaptık, düzenli olarak ta bakımlarını yapıyoruz. Her dini bayramlar öncesinde de yine burada ahirete irtihal eden yakınlarımız için Kur’an-ı Kerim okutup birlikte dualar yaptık. Gülüç’te cenaze hizmetlerini sunmaya başladık. Cenaze hizmetlerimiz ve cenaze nakil aracımızla sadece Gülüç’e değil tüm bölgeye de ihtiyaç duyulduğunda hizmet vermeye devam ediyoruz. Yaptıklarımızı burada sizlere anlatmaya devam etsem inanın saatlerce konuşabilirim. Kısaca Gülüç’te yeni doğan çocuğumuzdan en yaşlımıza kadar ne ihtiyacı varsa yanında olduk. Belediye başkanlığı makamının kapısını sizlere sonuna kadar hep açtık. 7 gün 24 saat hangi vakitte bana ihtiyaç duyduysanız ben hep sizlerin yanında oldum.”
Gülüç’ü çok sevdiğini ve son nefesini verene kadarda hizmet etmeye devam edeceğini anlatan Demirtaş, Gülüç’ün öz evladı olarak bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra halkın kendisine sahip çıkacağına olan inancının tam olduğunu vurguladı. Demirtaş, tek amacının Gülüç’ü en güzel hale getirip arkasında bıraktığı eserler için hayır duası almak olduğunu ifade etti.
“Bize yaşattıklarının hesabını adalet önünde verecekler”
Hakkında iddiaların iftiradan ibaret olduğunu, bunlarında yargı kararlarıyla ortaya çıkmaya başladığını belirten Demirtaş, bu iftiraların arkasında fırsat vermediği rant çetelerinin olduğunu öne sürdü. Demirtaş konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Görev yaptığım 10 yıllık süre içerisinde bana inanan, bana güvenen, benimle birlikte yol yürüyen hiç kimseyi mahcup etmedim. Gülüç halkının başını öne eğdirecek hiçbir iş yapmadım. Son zamanlarda şahsıma yönelik atılan iftiraları sizlerde takip ediyorsunuz. Neden bu güne kadar bekledim? Yüce Türk adaletine güvendim. Şimdi adalet yavaşta olsa tecelli etmeye başladı. Şahsıma yönelik ortaya atılan iftiralardan birinden yargı takipsizlik kararı vererek beni akladı. Bir diğer şikayetle ilgili olarak ise dosyaya delil olarak konulan ses kayıtlarının Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Daire Başkanlığı tarafından yapılan incelemesinde montaj olduğu tespit edildi. Bu rapor mahkemeye sunulacak. Hiç merak etmeyin; benim alnım ak, başım dik. Üzerime atılan iftiraların hepsinden Yüce Türk Adaleti’nin vereceği kararlarla yine alnım ak bir şekilde çıkacağımdan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Şimdi bu iftira atanların bir tanesi ile ilgili gerekli suç duyurularımızı yaptık, bize yaşattıklarının hesabını elbette adalet önünde er yada geç verecekler.”
“Rant çetelerine tüyü bitmemiş yetimin hakkını yedirmem”
Kendisine yönelik karalama kampanyalarının arkasında rant çetelerinin olduğunu öne süren Demirtaş açıklamalarına devam etti. “Peki bunlar benim başıma durup dururken mi geldi?” diye soran Demirtaş konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Elbette durup dururken gelmedi. Bazı rant çeteleri bana geldiler; Dediler ki bize düğün salonunu vereceksin, işte bize Gülüç sahilinde yaptığın kafeteryayı vereceksin, şu arsamızda bize imar rantı vereceksin? Hepsini makamımdan kovup gönderdim. Sonra bunlar satın aldıkları bazı kalemşörlerle basın yoluyla bize saldırmaya başladılar. Yüzlerce haber, her tarafa yüzlerce şikayet dilekçesi ile beni tehdit edip istediklerini yapmam için beni zorlamaya çalıştılar. Hem İçişleri Bakanlığı, hem Zonguldak Valiliği ve hemde Kdz. Ereğli Kaymakamlığı yüzlerce şikayeti gönderdikleri müfettişlerle haftalarca didik didik incelediler. Rabbime şükürler olsun; tek bir olumsuz bir durum bile bulunmadı. Çünkü; benim hiçbir yanlış işim olmadı. Bu yolla olmayınca bu sefer ahlaksızca iftiralarla benimle sizlerin arasına girmeye kalktılar. Seçimle beni yenemeyen birkaç sözde siyasetçi de bunlara maddi-manevi destek verdi. Hepsini biliyorum. Bana oynanan oyunları da, bu oyunları oynayanları da, arkalarında ki rant çetelerini de iyi biliyorum. Buradan sizlerin önünde bir kez daha söylüyorum: Allah’tan başka hiç kimseden korkmuyorum. Ben Gülüç’ün öz evladıyım. İşte burada Gülüç halkımla yine beraberim ve dimdik ayaktayım. Gülüç’te tüyü bitmemiş bir tek yetimin hakkını dahi sizlere yedirirsem namerdim. Elinizden geleni ardınıza koymayın. Amacınıza ulaşamayacaksınız. Kötüler her zaman yenilmeye mahkumdur. Sizler bu kirli oyunlarınızla 31 Mart günü bir kez daha yenileceksiniz. Hangi iftirayı atarsanız atın, hangi saldırıyı yaparsanız yapın, ben Gülüç halkına güveniyorum. Gülüç halkı beni yalnız bırakmadı. Benim Gülüç halkı ile arama asla giremeyeceksiniz. 31 Mart akşamı bu rant çetelerine en güzel cevabı sandıklarda vermeye var mısınız? Türlü iftiralar ve kirli oyunları ile Gülüç Belediyesi’ni ele geçirmeye çalışanlara en güzel cevabı sandıklarda vermeye var mısınız? Allah hepinizden razı olsun.”
Belediye başkanlığında ilk döneminin çıraklık, ikinci döneminin kalfalık yeni döneminin ise ustalık dönemi olacağını anlatan Demirtaş, 31 Mart 2024 akşamı yeniden iyilerin kazanacağını söyledi. Demirtaş kendisine İYİ Parti’de adaylık yolunu açan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İYİ Parti Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Burak Akburak, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Şükrü Kuleyn, Batı Karadeniz Kadın Politikaları Başkanı ve 28. Dönem Zonguldak Milletvekili Adayı Op. Dr. Evrim Balbaloğlu, İYİ Parti Zonguldak İl Başkanı Erdal Gülay, İYİ Parti Kdz. Ereğli İlçe Başkanı Yasemin Erdoğan ile tüm partililere teşekkür etti.
Törende konuşan İYİ Parti Batı Karadeniz Kadın Politikaları Başkanı ve 28. Dönem Zonguldak Milletvekili Adayı Op. Dr. Evrim Balbaloğlu, İYİ Parti Kdz. Ereğli İlçe Başkanı Yasemin Erdoğan ve İYİ Parti Gülüç Belde Başkanı Turan Bilgen Demirtaş’a desteklerini ifade ederek, 31 Mart 2024 akşamı Gülüç’te İYİ Parti’nin kazanacağını vurguladı. Kdz. Ereğli Belediyesi Önceki Dönem Belediye Başkanlarından Murat Sesli ise Demirtaş’ın uzun yıllardır başarılı bir belediye başkanlığı yaptığını belirterek, 31 Mart’ta Kdz. Ereğli Belediye Başkanlığı’nı kazandıklarında Gülüç’e her türlü desteği vereceğini söyledi. Başkan Sesli, kendilerinin de İYİ Parti ailesine katıldıklarını belirterek Kdz. Ereğli Belediye Başkanlığı seçimlerine İYİ Parti ile gireceklerini açıkladı.
Belediye meclis üyesi adaylarını tanıtan Gülüç Belediye Başkanı Demirtaş, tören sonrası eşi Işıl Demirtaş’ın sevgililer gününü kutlayarak bir buket çiçek takdim etti. Demirtaş, beraberindeki partililerle daha sonra programa katılan kadınlara karanfil dağıtarak sevgililer gününü kutladı. – ZONGULDAK
]]>