CHP Genel Başkan Yardımcısı Volkan Demir, vergi kanunlarında değişiklik yapılmak üzere TBMM’ye sunulan yasa teklifiyle ilgili açıklama yaptı.
Demir, “vergi adaleti” diye sunulan kanun teklifinde vatandaşın üzerindeki vergi yükünü azaltacak “bir madde bile olmadığını” belirterek, “Sunulan torba yasa, öncelikle vergi adaleti sağlamayı hedeflememektedir. Çünkü vergi vermeyen kesimlerden vergi almak üzere hazırlanmamıştır. Hali hazırda az ya da çok vergi ödeyenlerden daha fazla vergi almak üzere kurgulanmıştır” dedi.
“Sunulan torba yasa, vergi adaleti sağlamayı hedeflememektedir“
Demir, torba yasa teklifinin ticareti zora sokacağı, konkordato ve iflasların artacağı, işsizlik ve kayıt dışılığı artıracağı uyarısı yaparak, şunları kaydetti:
“Sunulan torba yasa, öncelikle vergi adaleti sağlamayı hedeflememektedir. Çünkü vergi vermeyen kesimlerden vergi almak üzere hazırlanmamıştır. Hali hazırda az ya da çok vergi ödeyenlerden daha fazla vergi almak üzere kurgulanmıştır. Yasa ile etkilenecek olan sektörlerin görüşü alınmadan hazırlanmış ve muhtemelen daha sonra tekrar tekrar değiştirilecektir. Yılların kazanımı olan serbest bölgelerin cazibesi ortadan kaldırılmaktadır. Yıllardır serbest bölgelerde yatırım yapan, ihracata doğruda etkisi bulunan serbest bölgelerdeki vergi avantajının kaldırılması; istihdam ve yatırım kaybı olarak ülkemize geri dönecektir. Ülkemize doğrudan yabancı sermaye gelmediği gibi, çıkışlar ise artmıştır. Birçok sektörde rekabet üstünlüğümüz ortadan kaybolmuştur. Çalışmaya devam eden EYT’lilere sağlanan yüzde 5 prim istisnasının kaldırılması birkaç milyar lira kamu harcaması azaltabilir ancak EYT’lilerin iş gücü piyasasından çekilmesi ve kayıt dışı çalışmayı artırmasından endişe edilmektedir.”
“Geçilmeyen köprülere sağlanan garanti ödemeleri meşhurdur”
“Yap işlet devret ve kamu özel iş birliği projeleri bilindiği gibi gidilmeyen yollara, uçulmayan havalimanlarına, geçilmeyen köprülere sağlanan garanti ödemeleri meşhurdur” diyen Demir, yüzde 25 olan kurumlar vergisi oranının bu şirketler için yüzde 30’a çıkarıldığını hatırlattı. Demir, “Milyarları tek kalemden harcayan iktidar, buradan sadece 557 milyon lira gelir beklemektedir. Ayrıca unutmamak gerekir Türkiye’de bu projeleri yapan 44 şirket var. Bu şirketlerin 37’si 2023’te matrah beyan etmemiş yani zarar etmiş” dedi.
Demir’den yurt dışına çıkış harcına getirilen artışa tepki: “Çok güzel hikayelendirdiler”
Demir, yurt dışına çıkış harcına getirilen artışı da eleştirerek, “Yurt dışına çıkış harcını 150 liradan 500 liraya çıkarıyorlar. Bunu çok güzel hikayelendirdiler! Önce 3 bin lira olarak kamuoyunun tepkisini ölçtüler, sonra bin 500 lira olarak tepki ölçmeye devam ettirdiler. Şimdi 500 lira yapıyorlar. Tam ‘davranışsal iktisat’ konusu. Merak edenler ‘çıpalama’ kavramını araştırabilirler” diye konuştu.
“Vergi adaleti sağlamak için ilk önce niyet etmek gerekir”
Vatandaşın geçinemediği ve zor durumda olduğunu vurgulayan Volkan Demir, “Vatandaş geçinememekte ve zor durumdadır. Şirketler, KOBİ’ler, küçük esnaf zor durumdadır. Geçinemeyen vatandaşın şimdi de işsiz kalmasını sağlayacak uygulamalardan derhal vazgeçilmelidir. Vergi adaleti sağlamak için ilk önce niyet etmek gerekir. Vergi adaleti torba yasayla olmaz ve bu torba yasada bu niyet yok” ifadesini kullandı.
]]>Ayaz, 2007’de baygınlık geçirmesi ve kalbinin durması üzerine kaldırıldığı hastanede, doğuştan gelen, bin kişiden 1 ila 2’sinde rastlanan, hayatı tehdit edici ritim bozukluğuna sebep olan Brugada sendromuna sahip olduğunu öğrendi.
Genetik geçişli ve ölümle sonuçlanabilen bu hastalığa çare olarak Alper Ayaz’a, kalp ritmi düzensizleştiğinde şok vererek ritmin normale dönmesini sağlayan, “şoklu kalp pili” olarak da adlandırılan “İmplante Edilebilen Kardiyoverter Defibrilatör (ICD)” takıldı.
Şok cihazı görevi gören bu pille yaşamaya başlayan Alper Ayaz, işteyken, arkadaşlarıyla vakit geçirirken, hatta trafikte araç kullanırken birçok kez kalbinde meydana gelen ciddi ritim bozukluğu nedeniyle devreye giren ICD’nin verdiği elektroşokun etkisini yaşadı.
Ayaz, son aylarda kalp pilinin çok sık şoklama yaptığı ve kendini güçsüz hissettiği için İstanbul’daki Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvurdu. Burada Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Serdar Demir tarafından kontrolleri yapılan Ayaz’a kalbindeki düzensiz ve anormal ritmi engelleyecek ablasyon tedavisi uygulandı.
Anormal kalp ritimlerine yol açan küçük bir kalp dokusuna radyofrekans enerjisi ya da dondurma yöntemiyle uygulanan bu minimal invaziv prosedürü sonrasında Ayaz, artık kalbinin durmadığı ve şoklanmadığı günlere “merhaba” dedi.
“Sürekli kalbin durmasına bağlı kalp pili devreye girerek şokladığı için hastalar ciddi acı hissedebiliyor”
Ayaz’ın hastalığı ve tedavi süreciyle ilgili AA muhabirine konuşan Doç. Dr. Serdar Demir, sendrom nedeniyle hastaların kalbinde elektriksel üretimde bir bozukluk meydana geldiğini belirtti.
Doç. Dr. Demir, 3 farklı tipi bulunan ve erkeklerde daha sık görülen bu sendromda, genellikle 27 ila 40’lı yaşlarda ani kalp durmalarına bağlı, hastaların yaşamını yitirdiğini söyledi.
Hastaların kalp durması öncesinde hiçbir belirtiyle karşılaşmayabildikleri için tanı konamadığını, bu nedenle de Brugada’dan ölümlerin sık yaşandığını aktaran Demir, ailesinde ani ölüm ve bayılma hikayesi olan hastalarda, öncelikli olarak bu sendromun akla gelmesi gerektiğini vurguladı.
Sendrom tanısının detaylı anamnez ve fiziki muayene sonrasında çekilen EKG ile yapılan genetik analizin sonucuna göre konulduğunu anlatan Demir, arada kaldıkları vakalarda ise farklı bir testle tanıyı kesinleştirdiklerini dile getirdi.
Doç. Dr. Serdar Demir, “ventriküler fibrilasyon” denilen, ani ve hayatı tehdit eden ritim bozukluğuna sahip bu hastaların kalbi sürekli durduğu için şok tedavisi uygulayarak ritmin tekrar normale çevrilmesini sağlayan bir kalp pili takıldığını anlattı.
Alper Ayaz’da da bulunan şok pilinin hastaların yaşama tutunmasını sağladığını söyleyen Demir, “Ancak bu tedavi, hastaların hayatını kabusa dönüştürebiliyor. Çünkü sürekli kalbin durmasına bağlı kalp pili devreye girerek şokladığı için hastalar çok ciddi acı hissedebiliyor.” dedi.
Demir, halk arasında “şoklama” olarak bilinen bu yöntemde, defibrilatör cihazının kalp pili şeklinde kalbin içerisindeki iki boşluğa yerleştirilerek, elektrik akımı verdiğini aktardı.
“Hasta ritim bozukluğu olmadan hayatını idame ettirebiliyor”
Hastası Ayaz’a uyguladıkları tedaviye ilişkin Demir, “Biz bu hastada, son zamanlarda güncel olan ablasyon tedavisini uygun gördük. Yaptığımız başarılı operasyon sonrasında hastada uzun süreden beri herhangi bir şoklama, ciddi bir ritim bozukluğu olmuyor. Hasta herhangi bir aktivitesi sırasında ritim bozukluğu olmadan hayatını idame ettirebiliyor. Kalbi durmuyor, pili gereksiz yere şoklamıyor.” bilgisini verdi.
Doç. Dr. Serdar Demir, ablasyon yönteminin son birkaç yıldır oldukça gündeme gelmeye başladığını, Türkiye’de de birkaç merkezde başarılı şekilde uygulandığını aktardı.
Yöntemi uygulamadan önce kalbin hem içinden hem dışından 3 boyutlu haritasının çıkarıldığını ve elektriksel aktivite bozukluğuna neden olan bölgelerin tespit edildiğini anlatan Demir, “Alper Bey’de biz buraları tespit ettik. Verdiğimiz radyofrekans ablasyon yöntemi sonrası bu elektriksel anormal aktiviteleri yakarak tamamen ortadan kaldırdık. Damardan verdiğimiz ilaçlarla anormal aktivitelerin bir daha tekrarlamadığını görünce işlemimizin başarılı olduğunu kabul ederek, sonlandırdık.” diye konuştu.
Demir, Ayaz’ın kalp pilinin de hala durduğunu çünkü güncel tedavi kılavuzuna göre kalp pilinin çıkarılmasının söz konusu olmadığını, ileriki dönemlerde ablasyonun birincil basamak tedavi olması halinde pil ihtiyacının kalmayabileceğini kaydetti.
Herhangi bir anda kalp pili şoklaması yaşayabiliyordu
Alper Ayaz da, 17 yıl önce Trabzon’dayken aniden bayıldığı için kaldırıldığı hastanede rahatsızlığının teşhis edilemediğini, ardından İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesine sevk edildiğini ve burada Brugada sendromu tanısı aldığını söyledi.
Doktorların kendisine kalp pili takılmasına karar verdiğini aktaran Ayaz, pil takıldıktan sonra şoklama anında yaşadıklarına değinerek, “Bir anda gelebiliyor, (şoklamanın) geldiğini ortalama 3-4 saniye önceden anlıyorum. Mesela araç kullanırken, yolculuk yaparken veya başka bir araçta yan koltukta otururken böyle bir tehlikeye maruz kalabiliyorum. Arkadaşlarımla yemek yerken, sohbet esnasında bir anda kasılma oluyor ama bu 3-4 saniye sürüyor. Kalp duruyor, pil devreye giriyor.” diye konuştu.
Kalp pili 1 günde 12 kez şokladı
Ayaz, ritim bozukluğu nedeniyle geçmişte kalbinde birkaç kez ağır şoklamalar da yaşadığını belirterek, o anları şöyle anlattı:
“Bazen ritim düzene girmediğinde kalp çıldırırcasına atıyor, pil hemen devreye giriyor. Bir günde 12 şok aldığımı hatırlıyorum. Sonrasında acile gittim, nabzım çok yüksekti, hemen hastaneye yatırdılar. Yine ağır olarak 6-7 şok aldım. Bir de bu ablasyon işlemini yaptırmadan önce evdeyken 7-8 şok birden aldım. Bu durumun zaten normal olmadığını kendim anlayabiliyordum çünkü 1 ya da 2 şokla vücudun düzene girmesi lazım. 1-2 şok yapıldığı zaman ortalama 4 ila 7 ay arasında vücut şok almaz. Çok yüksek şok aldığım için en son yaşadığım şok 9 ay sonra oldu. 9 ayın üzerine Koşuyolu’na geldim. Çok ağır şoklar alınca artık vücudum halsizleşti, vücudumu taşıyamıyordum çünkü elektrik veriyor bana doğal olarak.”
Ablasyon işlemini buraya başvurduğunda tesadüfen öğrendiğini belirten Ayaz, “Hocamız, ‘Yakacağız.’ dedi. Ben de ‘Yakacaksınız ama finalinde ne oluyor?’ dedim. ‘Şoklama olmayacak.’ dedi. ‘Ne kadar büyük buluş, acaba gerçek mi?’ dedim çünkü insan yaşadıklarından dolayı ilk başta inanamıyor. Ablasyon bu konuda muhteşem bir buluş gibi görünüyor. Herhangi bir olumsuzlukla şu ana kadar karşılaşmadım.” diye konuştu.
“Ablasyonla o günleri geride bırakacağım”
Alper Ayaz, “2007’den beri ortalama 150 kez şok almışımdır. Dediğim gibi ablasyonla inşallah o günleri geride bırakacağım, daha güzel günlere erişeceğim.” dedi.
Ailesinde de kalp rahatsızlıklarının olduğunu, iki amcasının kalp krizi nedeniyle vefat ettiğini, babasına stent takıldığını, annesinin aort damarının yırtıldığını anlatan Ayaz, kalp ile ilgili rahatsızlıkların ailesinde genetik olduğunu söyledi.
Uygulanan işlemden çok memnun olduğunu vurgulayan Ayaz, bu durumu yaşayan birinin ablasyon yaptırmaktan çekinmemesini önerdi.
]]>ANKARA,’da, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nda (TCDD) kadın yol bakım çavuşu olarak görev yapan Banu Demirci (35), her gün tren raylarını kontrol edip arızaları tespit ederek, tren seferlerinin güvenli yapılmasını sağlıyor.
Ankara’da evli ve bir çocuk annesi Banu Demirci (35), 2022 yılında TCDD Ankara Marşandiz Demiryolu Bakım Müdürlüğü’nde göreve başladı. Ankara’daki tek kadın yol bakım çavuşu olan Demirci, kendi sorumluluk alanında rayları her gün kontrol ederek, arızaları tespit edip, bakım yaptırıyor. Ekibinde yer alan erkek işçilerle birlikte tren seferlerinin güvenli yapılmasını sağlayan Demirci, 7/24 esasına göre çalıştıklarını ve yaz-kış, gece-gündüz demeden mesai arkadaşları ile birlikte güvenliği sağladıklarını söyledi.
‘HEDEFİM MÜDÜRLÜK’
Demir yollarının ataerkil bir yapıya sahip olduğunu ve işe ilk başladığında bazı zorluklar yaşadığını söyleyen Demirci, “Biz işe ilk başladığımızda tabii ki ister istemez deneyimli demir yolu ustaları, ‘Bu kız çocuklarının sahada ne işleri var?’ gibi ithamlarda bulunuyorlardı. Tabii ki biz onların bu önyargılarını da anlıyoruz. İlk kez böyle bir durumla karşılaşıyorlar. Biz onlara kadınların da bu işi yapabileceğini hatta daha da iyi yapabileceğini göstermiş olduk. Şu anda da birlik, beraberlik içerisinde takım olarak çalışıyoruz. Bundan sonraki süreçlerde de ilerlemek istiyorum. İlk hedefim sürveyanlık, daha sonraki hedefim kısım şefliği ve son hedefim ise demiryolu bakım müdürlüğü” ifadelerini kullandı.
‘AMACIMIZ GÜVENLİ ULAŞIM’
Önceliklerinin ‘güvenli bir ulaşım’ olduğunu vurgulayan Demirci, “Biz şu an operatörlerimizle birlikte 8 kişilik bir ekipten oluşuyoruz. Marşandiz bir manevra sahası ve bu yüzden Ankara’ya gelen bütün trenler Marşandiz’e girer ve burada bakımları yapılır. O nedenle oldukça yoğun bir yer. Bakım çalışmaları da fazlasıyla yoğun. Biz, demir yolunun mutfağındaki kısımız. Bizim önceliğimiz güvenli ulaşım. Güvenli ulaşımın sağlanabilmesi adına da koruyucu, önleyici ve acil durum dediğimiz müdahalelerimiz var ve elbette acil durum yaşanmadan önce koruyucu ve önleyici bakımlarımızla bunların önüne geçmeye çalışıyoruz” diye konuştu.
‘BU MEŞALENİN NEFERİ OLMAKTAN GURUR DUYUYORUM’
Demir yolu çalışanı olmanın bir kültür olduğunu dile getiren Demirci, “Demir yolu çalışanı olmak bir gönül işi, sevmeden yapamazsınız. Ailemde hiç demir yolu çalışanı bulunmuyor. Daha önce bana ‘demiryolcu olmak’ deyimini sorsaydınız bunun anlamını bilemezdim. Fakat sistemin içerisine girince bunun bir kültür olduğunu öğrendim ve ister istemez bu işe kalben de bağlanıyorsunuz. Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi, ‘Demir yolları bir ülkeyi uygarlık ve refah ışıkları ile aydınlatan kutsal bir meşaledir.’ Ben de bu meşalenin neferi olmaktan gurur duyuyorum” dedi.
Demirci, ‘yol bakım çavuşu’ isiminin nereden geldiğini ilişkin de, “TCDD’nin ilk genel müdürü Behiç Erkin, askeri kökenli olduğu için bu gibi jargonların hakim olduğu bir yapı vardı. ‘Çavuşluk’ kavramı da buradan geliyor. Bizler yol birimi olarak ustalarımız ve işçilerimizle birlikte sahada yol bakımını yaparken yolların genel güvenliği ve genel kontrolünden sorumlu olduğumuz için tıpkı askeriyedeki çavuşlarla benzer bir nitelik taşıdığı için bu ismi almış fakat yeni literatürdeki ismi ‘hat bakım onarım memuru’ oldu” diye konuştu.
]]>ARAÇ Kiralamacıları Konfederasyonu (AKKON) İzmir İl Başkanı Ahmet Demir, sahte kimlikle araç kiralamanın arttığını ve kiralanan araçların zaman zaman yasa dışı işlerde kullanılabildiğini söyledi. Demir, araç kiralama şirketlerinin müşterilere araçlarını emanet ederken aldığı çeşitli güvenlik önlemlerinin, sahte kimlik kullanımı ile etkisiz hale getirilebildiğini belirtti. Sahte kimlikle araç kiralama eyleminin hem dolandırıcılık hem de resmi belgede sahtecilik suçları nedeniyle bazı yaptırımlara tabi tutulduğunu ifade eden Doç. Dr. Candide Şentürk Akaner ise “Dolandırıcılık suçunun nitelikli halleri de söz konusu olabiliyor. Resmi belgede sahtecilik denildiğinde temel halini esas alırsak 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası var” dedi.
Yazın gelmesiyle birlikte araç kiralamada artış yaşandı AKKON İl Başkanı Ahmet Demir, sahte kimlikle araç kiralamalarının arttığını belirtti. Demir, ahte kimlik kullanımının araç kiralama şirketleri için hem maddi hem de manevi kayıplara yol açtığını söyledi. AKKON olarak Türkiye genelinde her il ve ilçelerde başkanlıkları ve İzmir’de 182 üyeleri bulunduğunu belirten Demir, “Kurban Bayramı ve yaz aylarının gelmesiyle beraber işlerimiz yoğunlaştı. Ama bazı olumsuz durumlar da yaşanıyor. İyi niyeti suistimal eden müşteriler oluyor. Sahte kimliklerle kiralanan araçlar, genellikle yasa dışı faaliyetlerde kullanılabiliyor veya iade edilmiyor. Bu durum, şirketlerin ciddi maddi zararlar yaşamasına yol açıyor. Hırsızlık olaylarına karşı bazı önlemler almaya çalışıyoruz. Emniyetle birlikte hareket ediyoruz. Her gelen müşteriyi emniyete bildiriyoruz. ‘Şu araç şu kişiye verildi’ diye bilgi akışı sağlanıyor. Ancak bazı müşteriler sahte kimlikle bize geliyor. Bunu yaparken de dış görünümü iyi olan bazı aracı insanları tercih ediyorlar. Biz de bakıyoruz, e-Devlet’ten herhangi bir suç dosyası varsa araç teslim edilmiyor. Kredi kartından findeks durumuna yani kredi notuna bakarak araç teslim ediyoruz. Ama başka birinin kimliğiyle gelenlere aracı verdikten sonra hırsızlık olayları yaşanabiliyor” dedi.
‘BİYOMETRİK KİMLİK DOĞRULAMA SİSTEMLERİ KULLANILSIN’
Kiralık araçların zaman zaman yasa dışı işlerde kullanılabildiğini anlatan Demir, uyuşturucu ticareti yapılabildiğini ya da çalınan araçların parçalanıp nakte çevrilebildiğini vurguladı. Araç kiralama sektöründe sahte kimlik sorununu en aza indirmek için çeşitli önlemler alınabileceğini söyleyen Demir, şunları söyledi:
“Öncelikle, kimlik doğrulama süreçlerinin daha güvenli ve teknolojik yöntemlerle desteklenmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda, biyometrik kimlik doğrulama sistemleri, sahte kimlik kullanımını büyük ölçüde engelleyebilir. Parmak izi, yüz tanıma ve iris taraması gibi biyometrik verilerle kimlik doğrulama, sahte kimliklerin tespit edilmesini kolaylaştıracaktır. Bunun yanı sıra kimlik doğrulama süreçlerinin daha titiz bir şekilde yürütülmesi ve personelin bu konuda eğitilmesi önemlidir. Araç kiralama şirketlerinin, müşterilerinden aldığı kimlik bilgilerini detaylı bir şekilde incelemesi ve doğrulama yapması, sahte kimlik kullanımını önlemede etkili olacaktır. Ayrıca, sahte kimlik tespitine yönelik yazılımlar ve veri tabanlarıyla entegre çalışan sistemler, sahte kimliklerin hızla tespit edilmesine yardımcı olabilir. Bu suçlar eskiden de vardı ama son yıllarda arttı. Araçlar büyük bir sermaye olarak görülüyor. Kimse araç alamayınca ‘rent a car’dan araç kiralama arttı. Araç gidince mağdur olan biz oluyoruz. İyi niyeti suistimal suçundan işlem görüyorlar ama cezalar bizce yetersiz.”
‘1 YILDAN 5 YILA KADAR HAPİS’
İzmir Ekonomi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Candide Şentürk Akaner de 2015 yılında yapılan yasal düzenlemeyle araç kiralama şirketlerine birtakım yükümlülükler getirildiğini söyledi. Araç ve araçları kiraladıkları kişilerin kimlik bilgilerine, kolluk kuvvetlerinin erişebildiğini belirten Akaner, ‘Resmi belgede sahtecilik’ ve ‘Dolandırıcılık’ suçları ile Yargıtay içtihatlarında da sıklıkla karşılaştıklarını dile getirdi. Sahte bir kimliğin düzenlenmesinin ‘Belgede sahtecilik’ suçu olduğunu anlatan Doç. Dr. Akaner, “Sahte kimlikle birlikte araç kiralama şirketine giderek kendi yararına, şirketin de zararına uğramasına sebep olunması aldatıcı bir işlem sayılıyor. Böylece dolandırıcılık suçunu da işlemiş oluyor. Türk Ceza Kanunu’nda var olan açık bir hüküm gereği hem resmi belgede sahtecilik hem dolandırıcılık suçundan ayrı ayrı cezai hüküm bulunmasıyla karşılaşılıyor. Dolandırıcılık suçunun nitelikli halleri de söz konusu olabiliyor. Resmi belgede sahtecilik denildiğinde temel halini esas alırsak 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıyla karşılaşılan bir suç tipi var” dedi.
‘FIRSAT KAPISI’
Sahte kimliğin oluşturulması sırasında kamu görevlisine yalan beyanda bulunmanın da bir suç unsuru olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Akaner, resmi belge aracılığıyla bir araç kiralanmasının söz konusu olabileceğini belirterek şöyle konuştu:
“Özellikle yaz ayları geldiğinde Ege ve Akdeniz Bölgesi’ne turistlerin gelmesiyle beraber çok fazla bu suç tipleriyle karşılaşılıyor. Şikayet üzerine suç ortaya çıkıyor ve yerel mahkeme kararları ya da bölge adliye mahkemesine hatta daha öncesinde Yargıtay’a giden dosyalar üzerinden haberdar oluyoruz. Tamamıyla sıfırdan olmayan bir kişi üzerinden kimlik oluşturulması bu suçun oluşması için yeterli. Suç işlemeye meyilli kişiler tarafından bir fırsat kapısı olarak görülüp bu suç artıyor.”
]]>KARDEMİR’in 2023 yılı faaliyetlerinin görüşüldüğü 29. Olağan Genel Kurul Toplantısı yapıldı.
KARDEMİR Eğitim ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıya, yönetim kurulu üyeleri genel müdür, genel müdür yardımcıları ve hissedarlar katıldı.
Toplantıda konuşan Demir, özellikle son çeyrek yüzyılda dünyada benzerine az rastlanan doğa olaylarıyla karşı karşıya kalındığını söyledi.
Avrupa Yeşil Mutabakat bildirisinin, iklim kriziyle mücadelenin en önemli yazılı belgesi olduğunu belirten Demir, “Bu bildiriye göre Avrupa, 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarını yüzde 50-55 oranında azaltmayı ve 2050 yılına kadar ise karbon nötr olmayı en önemli hedefi olarak ortaya koymuş durumda. Yine Cumhurbaşkanlığımızca Yeşil Mutabakat Eylem Planı konulu genelge Temmuz 2021’de Resmi Gazete’de yayımlanmış ve Ticaret Bakanlığımızca da eylem planı yürürlüğe konulmuştur.” dedi.
Demir, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizmasının gelecek yıllarda küresel ticaretin dinamiklerini değiştirmesinin beklendiğini ifade ederek, “Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması uygulamasıyla yüksek emisyonlarda üretim yaparak ürünlerini Avrupa’ya ihraç eden şirketlerin, yeni vergi yüküyle karşı karşıya kalması, emisyonlarını azaltmayan şirketlerin Avrupa pazarındaki rekabet güçlerinin zayıflaması öngörülmektedir. İhracatının yarıya yakınını Avrupa pazarına yapan ve Avrupa Birliği ile ticari ve siyasi alanda yakın ilişkiler içerisinde bulunan Türkiye’nin bu önemli düzenlemenin dışında kalması söz konusu değildir.” diye konuştu.
Çimento, alüminyum, gübre, elektrik sektörleri gibi çelik sektörünün de bu yeni düzenlemenin doğrudan etkileyeceği öncelikli sektörler arasında yer aldığını dile getiren Demir, bu nedenle diğer tüm sektörlerde olduğu gibi tüm dünyada çelik üreticilerinin de karbondan arınmaya odaklandığını kaydetti.
Demir, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu kapsamda yönetimimiz; Yeşil Mutabakat ve Sınırda Karbon Düzenlemesini, sektörü daha yeşil ve temiz kılmaya imkan tanıyan bir fırsat olarak değerlendiriyor ve karbon emisyonlarımızı, su kullanımını ve biyoçeşitlilik üzerindeki tüm olumsuzlukları azaltmayı, üretim proseslerinde verimliliklerimizi artırmayı ve sürdürülebilir üretim ve başarıları yakalamayı hedeflemektedir. Üretim kapasitemizi 3,5 milyon ton seviyelerine çıkarmak için kurulması planlanan yeni yüksek fırın yatırımımızın, ‘yeşil çelik’ hedefine uygun teknolojiyle gerçekleştirilmesi için teknik araştırmalarımız devam etmektedir.”
Buna paralel şirkette oluşturulan “Karbonsuzlaştırma Çalışma Grubu”nun faaliyetlerine başladığını aktaran Demir, yeşil çelik yol haritasına uygun üretim için de çalışmaların devam ettiğini söyledi.
Demir, diğer yandan da üretim içindeki katma değerli ürün miktarını artırmak için planlanan yatırımların sürdüğünü belirtti.
Yönetimin bu dönemde odaklandığı bir diğer konunun ise dijitalleşme olduğuna değinen Demir, KARDEMİR’in Türkiye demir çelik sektöründe kapsam olarak gerçekleştirilen “en büyük dijital dönüşüm projesi” olan kurumsal kaynak yönetimi S/4 HANA projesini devreye aldığını hatırlattı.
Demir, AR-GE merkezinin, şirketin rekabet edebilirlik seviyesini artırmak ve sürdürülebilir büyümesine katkı vermek üzere çalışmalar yürüttüğünü kaydetti.
“Öz kaynaklarımızda güçlü büyüme kaydedilmiştir”
Dünya ham çelik üretiminin 2023’te 1 milyar 888 tonda sabit kaldığını aktaran Demir, şöyle devam etti:
“En büyük üretici konumundaki Çin, geçen yıl üretimini sadece yüzde 0,1 artırırken, Hindistan’ın üretimi yüzde 11 artmış ve dünyada üretimini en fazla artıran ülke olmuştur. Bu dönemde ülkemiz ham çelik üretimi, bir önceki yıla göre yüzde 4 küçülmüş ve 33,7 milyon ton ile 2019 yılı seviyesine gerilemiştir. KARDEMİR, dünya genelindeki durağanlığa rağmen 2023’te 2 milyon 394 bin 312 ton ham çelik ve buna bağlı 2 milyon 319 bin 823 ton net mamul ile üretimini artırma başarısını göstermiştir.”
Demir, Asya, Avrupa ve Afrika’nın 2023’te ihracat pazarları olduğunu dile getirerek, Gürcistan, Sırbistan, Romanya, Almanya, Polonya, Bulgaristan, Çekya, Kosova, Slovakya ve Yunanistan’a muhtelif çelik kaliteleri ihraç edildiğini ve yaklaşık 26 bin ton satışla 29 milyon dolar değerinde ihracat geliri elde edildiğini ifade etti.
Mali mevzuat gereği enflasyon muhasebesinin etkileriyle finansal veriler incelendiğinde 2023’te 51 milyar 621 milyon lira satış geliri, 3 milyar 296 milyon lira faiz, amortisman ve vergi öncesi kar (FAVÖK) ve 1 milyar 588 milyon lira net kar elde edildiği bilgisini paylaşan Demir, “Geçen senenin aksine net borç pozisyonundan net nakit pozisyonuna geçilirken, enflasyon muhasebesinin etkisiyle öz kaynaklarımızda güçlü büyüme kaydedilmiştir.” dedi.
Demir, kurdukları KARDEMİR Liman İşletmeciliği ve Taşımacılık Anonim Şirketinin (KARLİMTAŞ), öncelikli olarak Zonguldak-Karabük arasında özel demir yolu taşımacılıklarını ve gelecekte de liman işletmeciliklerini yapacağını kaydetti.
Şirketin küresel ölçekte rekabet edebilirliğini artırmak, çevreye duyarlı üretim yapısını güçlendirmek ve yenilikçi çözümler geliştirmek adına yürüttükleri çalışmalarda ortakların desteklerinin kendileri için büyük önem arz ettiğini vurgulayan Demir, “Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da KARDEMİR ailesi olarak birlikte daha büyük başarılara imza atacağımıza olan inancımız tamdır. Bizlere olan güveniniz ve desteğiniz için yönetimimiz adına teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.
]]>Gazi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde son sınıf öğrencisi olarak eğitim gören 18 yaşındaki Sudem Lara Berivan Demir, 15 yaşında yazmaya başladığı ‘Karanlıktaki Işık’ adındaki ilk kitabını yayınladı. Aynı zamanda bir öğrenci olan genç yazarın hem ailesini hem de öğretmenlerini gururlandıran kitabı Eskişehir 3. Kitap Fuarı’nda yoğun ilgi gördü. Küçüklüğünden beri kitap yazma hayali olan ve ilkokul öğretmeninin yazdırdığı küçük hikayelerle bu işe başlayan Demir, bir cesaretle yazıp yayınladığı kitabı için işlerin iyi gitmesinin ardından başlamış olduğu 2’nci kitabını ise yaz aylarının sonlarına doğru çıkartmayı planladığını açıkladı. Anne Naile Gökcan Demir de, çocukları bir şey yaptıklarını söyledikleri zaman ailelerin mutlaka onları dinleyerek arkalarından durması gerektiğine dikkat çekerken, Gazi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Sırrı Kabadayı, okuyucularla buluşan genç yazarın diğer öğrenciler açısından örnek teşkil etmesini dilediğini dile getirdi.
“Hayalim her zaman kitap yazmaktı”
Sudem Lara Berivan Demir, kitap yazmanın ilkokuldan beri hayali olduğunu söyledi. Bu işe ilk adımını bir öğretmenin yazdırdığı küçük hikayelerle attığını ifade eden Demir, “15 yaşımda kitabımı yazmaya başladım. Hayalim her zaman kitap yazmaktı. İlkokul hocamızın yazdırdığı küçük hikayelerle yazmaya başladım. Bir cesaretle yazmaya başladığım ilk kitabımı 18 Kasım 2023 yılında çıkarttım. Şu anda ilgi gayet iyi. İlk kitabım olmasına rağmen gayet fazlasıyla ilgi gördüm. Kendi çabam ve ailemin çabasıyla beraber kitabım iyi satıyor. Çevremde çok fazla arkadaşım yok ama yine de çok fazla kötü söz aldım. Yazamayacağımı söylediler. Ailem ve çok yakın arkadaşlarım bana hep yardımcı oldular. Destek verdiler. Maddi ve manevi her konuda yanımdaydılar. Zaten onların yardımıyla bu kadar ilerleyebildim. İkinci kitabım da yolda. Yazın sonuna doğru çıkacak” dedi.
“Ufak ufak romanları vardı ama bu kadar büyük bir şey olabileceğini aklıma getirmemiştim”
Anne Naile Gökcan Demir, kızının ilk başlarda kendilerine kitap yazdığını söylediğinde çok inandırıcı bulmadıklarını belirtti. Ufak ufak romanlarının olduğunu ancak bu kadar büyük bir şey olabileceğini aklıma getirmediğini aktaran Demir, “Kitabı elime alıp okuduktan sonra kızımla öylesine gurur duydum ki anlatamam. Tarif edilemeyecek türden onur ve gurur yaşadım. İyi ki de kitabı çıkmış ve iyi ki de okuyucularla buluşmuş benim kızım. Sudem bambaşka bir çocuktu zaten. O bambaşkalığını bu kitapla gerçekten ifade etti. Daha güzel, daha büyük ve başarılı yerlere geleceğine inanıyorum. Belki de ilerideki Agatha Christie’dir. Çok güzel romanları var. İkinci kitabımız yolda. Devamını da getireceğine inanıyorum. Aileler çocukları bir şey yaptıklarını söyledikleri zaman hiçbir şekilde onları geri plana atmasın. Öncelikle çocuklarını dinlesinler ve yapacakları her şeyin arkasında dursunlar” şeklinde konuştu.
“Öğrencimizin yazdığı Karanlıktaki Işık kitabı gerçekten okunmaya değer”
Gazi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Sırrı Kabadayı ise, Sudem Lara Berivan Demir’in tüm Türkiye’deki öğrencilere örnek olmasını dileyerek şu sözleri kaydetti:
“Sudem’in henüz lise son sınıfta iken 2’nci kitabını yazmaya başladı ve 1’inci kitabını yayınlaması bizi çok mutlu etti. Tüm idareci ve öğretmenler olarak, Suden’i kutluyoruz. Öğrencimizin yazdığı Karanlıktaki Işık kitabı gerçekten okunmaya değer. Bizler de çok güzel geri bildirimler edindik. İnanıyorum ki kızımız ileride çok iyi bir yazar, mesleki ve teknik eğitimin de yüz akı olacak. Suden’i bu etkinlikte yalnız bırakmamak adına 6 öğretmenimiz ve 100 öğrencimizle onun standına ziyarette bulunduk. Ben Suden’in tüm Türkiye’deki öğrencilere örnek olmasını diliyorum. Sürekli okumalarını ve yazmalarını gönülden diliyorum.” – ESKİŞEHİR
]]>Torbalı Belediye Başkanı Övünç Demir, mahalle muhtarları ile bir araya geldi. İsmail Uygur Kültür Merkezi’nde gerçekleşen toplantıya Başkan Demir’in yanı sıra başkan yardımcıları ve birim müdürleri de katıldı. Başkan Övünç Demir, 31 Mart yerel seçimler sonrasında göreve yeni başlayan muhtarları tebrik ederek görevlerinde başarılar diledi. Muhtarların mahallelerin en önemli temsilcileri olduğunu belirten Demir, her zaman kendileri ile iletişim halinde olacaklarını ifade etti.
Torbalı Belediyesi bünyesinde sorunların daha hızlı ve sağlıklı bir şekilde çözümü için Muhtarlar Masası kurduklarını belirten Demir, masanın başına da geçmiş dönemde muhtarlık yapan ve şu anda CHP Torbalı Belediye Meclis Üyesi olan Bahadır Kun’u getirdiklerini söyledi. 2 Mayıs tarihi itibariyle 60 mahalleyi kapsayan bir tura çıkacağını ifade eden Belediye Başkanı Övünç Demir, sorunları yerinde dinleyip çözüme kavuşturacaklarını belirtti.
“BU DÖNEM BAŞKA BİR DÖNEM OLACAK”
Torbalı Belediye Başkanı Övünç Demir, şöyle konuştu:
“Yeni dönemimiz hepimize hayırlı olsun. İlk defa seçilen ve güven tazeleyerek görevlerine devam edecek tüm muhtarlarımıza görevlerinde başarılar diliyorum. Bu dönem başka bir dönem olacak. Sürekli istişare halinde olacağımız, hiçbir zaman yalnız olmadığınızı hissedeceğiniz bir dönem yaşayacağız. Sizlerin işlerini kolaylaştırmak ve sorunların daha hızlı çözülmesi amacıyla muhtarlar masasını kurduk. Muhtarlar masasının başına da meclis üyemiz ve geçmiş dönemde muhtarlık yapmış sizlerin içerisinden gelen Bahadır Kun arkadaşımızı getirdik. Eski dönemlerde birim müdürlerini arayarak işlerinizi halletmeye çalışıyordunuz ama kurduğumuz muhtarlar masasıyla sorunların daha hızlı ve etkili bir şekilde çözülmesini sağlayacağız. Biz sizleri asla oyalamayacağız. Yapabileceğimiz işleri yapacağız, yapamadığımız işleri de neden yapamadığımızı sizlere anlatacağız. Sizler de mahallenize döndüğünüzde işin neden olmadığını mahalle sakinlerine anlatabileceksiniz.”
“60 MAHALLEMİZİ KAPSAYAN BİR TURA ÇIKACAĞIM”
60 mahallede tura çıkacağını belirten Demir, “2 Mayıs tarihinde belediye başkan yardımcılarımız ve icracı müdürlerimizle birlikte 60 mahallemizi kapsayan bir tura çıkacağım. Bu tur hem teşekkür için hem de mahallelerdeki sorunların çözümü konusunda olacak. Şuanda bir geçiş durumundayız. Gece saat 4’lere 5’lere kadar çalışmalar yürütüyoruz. Radikal kararlar almak durumundayız. Bütçe bulmamız gerekiyor. Yarım kalan bir meydan ve hizmet binası projelerimiz var. Kamuda devamlılık esastır biliyorsunuz. Beni az çok hepiniz tanıyorsunuz, çok net bir kardeşinizim. Çok rahat bir şekilde ‘hayır’ derim ama ‘evet’ dediğim zaman da ikinciyi sormanıza gerek yok. Verdiğim sözü yerine getirmek için de elimden gelen her şeyi yaparım. Eğer ki ben yapamıyorsam o işi Türkiye sınırları içerisindeki hiçbir belediye başkanı da yapamaz” ifadelerini kullandı.
“ÇOK ÇALIŞMAMIZ LAZIM”
Siyaset döneminin sona erdiğini artık hizmet döneminin başladığı söyleyen Demir, sözlerin şöyle sürdürdü:
“1 Nisan tarihi itibariyle siyaset dönemi bitti. Sizler seçildiğiniz köylerde bizler de ilçemize hizmet etmekle görevlendirildik. Bu nedenle artık kimse siyaset yapmasın. Çok çalışmamız lazım. Özellikle kırsalda çok gerideyiz. Torbalı merkezin en az 20 yıl geride olduğunu her zaman söyledim. Bizim bu açığı kapatmamız için işe konsantre olmamız ve ciddi anlamda da mesai harcamamız lazım. Oturduğumuz yerden biz bu farkı kapatamayız. Biz sınırlarımızı zorlayacağız sizlerden beklentimiz de bu süreçte bizleri doğru bir şekilde yönlendirmeniz. Bizi yanlış yönlendirdiğiniz anda aramızdaki güven bağı zedelenir. Kimse kişisel taleplerde bulunmasın. Mesela sizlere söyleyeyim arkadaşlar. Belediye şirketine meclis üyelerini yazıyorlardı. Şu anda hiçbir meclis üyemiz, yönetim kuruluna girip de maaş almayacak. Torbalı’da kendi işletmesinde marka yaratmış, dürüstlüğü ile nam salmış işletmecilerimize Torbalı’ya hizmet etme fırsatı vereceğiz.”
“BİZ BURADA PATRON DEĞİLİZ SADECE EMANETÇİYİZ”
Başkan Demir, “Değerli muhtarlarımız, bana en yakınımdaki yanlış bir şey yaptıramaz, yedi düvel el olsun hiç tanımadığımız bir kişi doğru bir şey söylüyorsa bana onu yaptırtır. Biz bu şekilde çalışacağız. Herkese eşit mesafede olmamız gerekiyor. İnsan kayırmamamız gerekiyor. 2 Mayıs tarihinden sonra mahalle ziyaretlerimizde herkesi dinleyeceğim. Biz burada patron değiliz sadece emanetçiyiz. Biz bu emaneti en iyi noktalara taşımakla yükümlü olan kişileriz. Mahalle ziyaretlerimizi bir çalıştay olarak düşünebiliriz. Herkesin yer aldığı bu toplantıda mahallenin en önemli sorununu belirleyeceğiz. Gençlere göre park olabilir, kadınlara göre sosyalleşecek bir alan olabilir. Biz toplantılarda sorunların sırasını da belirleyeceğiz. İlk sorunu çözdükten sonra ikinci, üçüncü sorunlara geçeceğiz. Toplantının ardından Torbalı Belediyesi, o mahalleye ne yapacağını bilerek kalkmış olacak. Yani yapmaya çalıştığımız şey şu; sürekli işçi olacağız arkadaşlar. Bundan sonra sizlerin sorunlarda ve taleplerde arayacağınız tek yer Muhtarlar Masası olacak. Muhtarlar Masamızda ilettiğiniz talepleri ilgili birime iletecek ve takibini yapacak” ifadelerini kullandı.
“VATANDAŞLA ANLIK İLETİŞİMDE OLACAĞIZ”
Sivrisinekle de mücadele ettiklerini belirten Demir, “Şu anda biliyorsunuz arkadaşlar sivrisinek ile ilgili bir mücadele vermeye başladık. Biz 31 Mart gecesi seçildiğimiz için Nisan ayında aralıksız bir şekilde ilaçlama yapmayı sürdürdük. Mart ayında da çalışma yapılmış ama istediğimiz düzeyde değil. Biz ilk kez drone çıkarıyoruz belki denk gelmişsinizdir. Sivrisinekle mücadele edeceğiz ama gerçekçi olalım. Geçtiğimiz yıla göre sivrisinek azalmış olacak ama bir sonraki yıla kıyasla da daha fazla olacak. Ama işi rayına oturttuktan sonra önümüzdeki yaza sivrisinek olmaması için her şeyi yapacağız. Bütün birimlerimiz sosyal medya hesaplarını açacak. Hesaplarımıza yapılan şikayetler, talep ve isteklere hangi birimimizle ilgiliyse o birim cevap verecek ve takibini yapacak. Vatandaşla anlık iletişimde olacağız” şeklinde konuştu.
“TORBALI VE AYRANCILAR’A KENT LOKANTALARI AÇACAĞIZ”
İlçeye iki yeni kent lokantası açılacağını söyleyen Başkan Demir, “En başından beri söylüyorum değerli muhtarlarımız, yarım kalan belediye binamız ve meydan projelerimize başladık. Ayrıca Sadık İleri Bulvarı’nda bulunan parka aile kafesi yapacağız. Çalışabilecek durumda olan engelli arkadaşlarımız burada çalışacak. Onları sosyal projeler ile hayatta tutacağız. Ayrıca Torbalı ve Ayrancılar bölgesinde iki tane yer tuttuk. Buralara kent lokantası açacağız. Emeklilere, öğrencilere, şehit yakınlarına, gazi ve ailelerine indirimli bir şekilde satış yapılacak. Daha fiyat belirlemesi yapmadık kar da zarar da etmeyeceğiz. Bir çorba parasına tabldot yemek vereceğiz. Bu arada 2. Koruluk projemize başladık. Ağaçlandırmalar başladı. Bir taraftan tebrike geliyorlar, bir taraftan müdürlüklerimizin verimliliklerini artırmaya çalışıyoruz. Geleceği oturtmaya çalışıyoruz” dedi.
“İSRAFI KESTİK, LÜKS HARCAMALARI BİTİRDİK”
İsrafı bitirdiklerini dile getiren Demir, “Bu arada belediyenin bütçesi de hiç iç açıcı değil. Zor bir durum var. Ama biz üstesinden geliriz. Torbalı Türkiye’nin en güçlü ilk 5 belediyesi arasında yer alacak bir potansiyele sahip. Şu an ne yazık ki 100’ncü sıralarda. İsrafı kestik, lüks harcamaları bitirdik. 1 liranın hesabını soruyoruz. Bütün müdürlüklerimizin bütçelerini kestik. Tek bir yerden alım olacak. Büyük bir depo kuruyoruz. O depoya her şey barkodla girecek ve birimlere barkodla çıkış yapılacak. Anlık stokumuzda ne var her şey görünecek. Artık teknoloji o kadar gelişti ki kara kaplı deftere gerek yok. Kurumsallığı oturtacağız ve böylelikle Torbalı Belediyesi’ni Türkiye’nin ilk 5 belediyesi arasına sokacağız. Hizmetle başaracağız bunu, veren bir belediye olacağız” diye konuştu.
“UMUT HER ZAMAN VAR”
Geçiş sürecini Torbalı’ya yansıtmayacaklarını söyleyen Demir, sözlerini şöyle noktaladı:
“Şu anda ciddi bir asfalt sorunumuz var. Büyükşehir’de de bir geçiş süreci yaşanıyor. Cemil Başkan’ımızda dirayetli bir başkanımız. O da daha iyi nasıl hizmet ederiz diye hesap yapıyor. Bu konuyla ilgili geçiş süreçleri hep sancılı olmuştur. Biz Torbalı’da onu hissettirmeden geçiş dönemini sağlamaya çalışıyoruz. Büyükşehir Belediyesi’nin işi bizden daha da zor 30 tane ilçenin başı olmak kolay değil arkadaşlar. Ama bu düzen oturacak merak etmeyin. Kısa süre içerisinde asfaltlamalar da başlayacaktır. Torbalı Belediyesi 2023 yılında 327 ton asfalt dökmüş ama ödenmemiş 60 milyon borç var. Bir yandan da borç ödemek durumundayız. Ama umudumuzu kaybetmeyeceğiz. Umut her zaman var. Kılı kırk yararız geceleri uyumayız çalışırız bu belediyeyi şaha kaldırırız merak etmeyin. Bu bir hayırlı olsun toplantısıydı. Geldiğiniz için hepinize tekrardan teşekkür ediyorum.”
]]>Novo Nordisk’ten yapılan açıklamaya göre hemofili, dünyada yaklaşık 1 milyon 125 bin, Türkiye’de ise 6 binden fazla kişiyi etkiliyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Demir, Dünya Hemofili Günü dolayısıyla hemofiliyle yaşamaya dair farkındalığı artırmak ve bu alandaki karşılanmamış ihtiyaçlara dikkati çekmek için değerlendirmelerde bulundu.
Prof. Dr. Demir, hemofilinin yaşam boyu tedavi gerektiren bir hastalık olduğunu belirterek, sürecin yönetimi konusunda hasta ve hasta yakınlarına doğru bilgilerin zamanında ulaştırılmasının büyük önem taşıdığının altını çizdi.
Demir, tedavilerin düzenli yürütülememesi durumunda hastaları bekleyen ciddi riskler olabileceğini vurgu yaparak, şu ifadeleri kullandı:
“Hemofiliyle yaşayan bireylerin yaşam kalitesini iyileştirebilmek için geçmişten günümüze hemofilide bakım ve tedavi alanında çeşitli gelişmeler gerçekleşse de bu bireyler hala birçok karşılanmamış ihtiyaç ile karşı karşıya. Hemofilideki karşılanmamış ihtiyaçları, kanama yönetimi, eklem sağlığı, fiziksel özgürlük, yaşam kalitesi, tedavi uygulaması, okul ve iş hayatı başlıkları altında sınıflandırabiliriz. Ancak genel kapsamda olan bu karşılanmamış ihtiyaçlara, hemofili ile yaşayan bireylerin yaşadığı coğrafik bölgeye göre de eklemeler yapılmalıdır.”
Afet dönemlerinde kronik hastalıklarda tedaviye kesintisiz erişimin hayati önem taşıdığına dikkati çeken Demir, özellikle doğal afetler gibi yaşamı tehdit eden olayların, düzenli tedavi gerektiren hastalıklar için zorlayıcı koşullar oluşturduğunu vurguladı.
Demir, bu süreçte sıkça yaşanan yaralanma, travma, organ, uzuv kaybı ve benzeri durumların hemofili ile yaşayan bireyler açısından ölümcül şekilde sonuçlanabileceğini ifade ederek, “Öte yandan, bu tür durumlarda, yaşanılan ve tedavi alınan bölgenin değiştirilmesi, faktör konsantrelerinin saklanması ve depolanması, ilaçların tedarik zincirinin bozulması, sağlık kurumlarına ve hekime ulaşımın sekteye uğraması da hemofili ile yaşayan bireyler ve diğer kronik hastalıkları olanlar için hayati tehlike oluşturuyor.” görüşlerini kaydetti.
“Afetlerde Hemofili Yönetimi projesinin temelleri atıldı”
Prof. Dr. Demir, geçen yıl yaşanan deprem felaketinde hemofili ve nadir kanama bozukluklarıyla yaşayan bireylerin tedavilerinin kesintisiz devam etmesinin ne kadar önemli olduğunu gözlemlediklerini aktardı.
Demir, Novo Nordisk’in desteğiyle Türk Hematoloji Derneği çatısı altında oluşturulacak ulusal bir çalışma grubunun katkılarıyla gerçekleştirilecek “Afetlerde Hemofili Yönetimi” projesinin temellerinin atıldığını belirterek, şunları kaydetti:
“Bu projede temel önceliğimiz, başta ülkemizde olmak üzere tüm dünyada olası bir afet dönemine karşı hemofili ile yaşayan bireylerin bakım ve tedavi süreçlerinin kesintiye uğramadan yönetilebilmesi için hasta-hasta yakınlarına, hekimler ve sağlık çalışanlarına, sağlık otoritesi ve ilaç endüstrisi yöneticilerine yönelik öneriler içeren bir kılavuz hazırlamak. Bu alanda yapılacak çalışmalara önderlik edecek nitelikte hazırlanacak kılavuzun hem afet dönemleri öncesinde yeterli düzeyde hazırlık yapılması hem de afet dönemlerinde daha iyi bir hemofili yönetimi sağlamada önemli rol oynayacağına inanıyoruz.”
]]>CHP heyeti, Ramazan Bayramı dolayısıyla MHP’yi ziyaret etti. Partiler arası bayramlaşmanın bir gelenek haline geldiğini ve sürdürülmesinin vatandaşlar tarafından da takip edildiğini söyleyen MHP’li Karakaya, “Normal zamanlarda da bu ziyaret yapılabilmeli. Geçmişte örnekleri var ama en azından yılda iki defa bayramlaşma vesilesiyle karşılıklı ziyaretler vatandaşımız açısından da ilgiyle izleniyor. Bu tür bayramlaşmalar vatandaşın hoşuna gidiyor” dedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Volkan Demir ise “Demokrasinin olmazsa olmaz kuralı, siyasi iletişim araçlarının, kanallarının açık olması. Biz de çok önemsiyoruz” diye konuştu.
Siyasi partiler arasında bayramlaşma ziyaretleri yapılıyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı Volkan Demir başkanlığındaki CHP heyeti, MHP’yi ziyaret etti. CHP’yi MHP Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Karakaya, Genel Sekreter Yardımcısı Tamer Osmanağaoğlu ve MYK Üyesi Özgür Bayraktar’dan oluşan MHP heyeti ağırladı.
“SİZİN YERİNİZ AYRIDIR”
Demir, “Bu bayramın başta deprem bölgesindeki vatandaşlarımızın yaralarının sarılmasına vesile olmasını diliyoruz. Dileğimiz ve duamız Filistin’deki insanlık zulmünün durdurulması, öncelikle insani yardım koridorunun açılması ve daha sonda bu kan ve zulümün kalıcı olarak durması” dedi.
“İnsanlığın huzura ihtiyacı var” ifadelerini kullanan Karakaya, “Bayramlar bu anlamda bu tür zulümlerin bitmesine vesile olur. Temennilerinize aynen katılıyoruz” dedi. Volkan Demir ile tanışmalarının eskiye dayandığını söyleyen Karakaya, “Doçentlik jürisinde de yer aldım. Çok çalışkan, gayretli bir arkadaşımız. Bugün de siyasette partimizde ağırlamaktan dolayı son derece mutlu olduğumu ifade etmek isterim” diye konuştu. Demir ise Karakaya’ya “Ben de çok memnun oldum hocam. Hem partiler arası bu iletişimi açık tuttuğumuz hem de muhatap olarak sizinle burada görüştüğüm için çok mutluyum. Sizin yeriniz ayrıdır” ifadelerini kullandı.
“TEK KIRMIZI ÇİZGİ ANAYASA’NIN İLK ÜÇ MADDESİNİN KORUNMASI”
Demokrasinin en önemli kurumlarının siyasi partiler olduğunu söyleyen Karakaya, “İnsanlar siyasetten ve partilerden uzak tutulmaya çalışılmış. Oysa sorunların çözüm yeri siyasi partilerdir. Bu anlamda bakınca genelde uzak durulur partilere. Halbuki insanların ilgi duymaları gereken alanlar. Sizin de CHP’de böyle bir göreve gelmiş olmanız, siyasete atılmış olmanız bu anlamda beni memnun etti” diye konuştu. Karakaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Milletin değerleri etrafında toplanan ve o değerlere saygı duyan insanların özellikle küresel alandaki oynanan oyunları dikkate aldığımızda hangi partilerde olursa olsun olmasında gerçekten fayda var. Burada tek bir hedef, tek kırmızı çizgi Anayasa’mızın ilk üç maddesinde dercedilen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Benim en büyük eserim’ dediği Türkiye Cumhuriyeti’nin felsefesinin korunması. Bunun dışındaki şeyler ayrı siyasi politikalardır, bakış açılarıdır. Tüm partilerin aynı olması mümkün değil, olmaması da lazım. Farklı bakış açılarının ortaya konulması lazım. Bu temelden hareket ederek mutlaka tüm partilerden özellikle de temel değerleri savunan insanların artmasında, çoğalmasında fayda var. İnşallah güzel olacak. Partiler arası bayramlaşmayı, siyasi partiler 20 yılı aşkın süredir devam ettiriyor. Bu geleneklerin de sürdürülmeye çalışılması güzel diye düşünüyorum.”
Demir ise “Demokrasinin olmazsa olmaz kuralı, siyasi iletişim araçlarının, kanallarının açık olması. Biz de çok önemsiyoruz” diye konuştu.
“PARTİ BAYRAMLAŞMALARI VATANDAŞLARIN HOŞUNA GİDİYOR”
Karakaya, “Normal zamanlarda da bu ziyaretler yapılmalı. Çok önemli konular, siyasi gündem söz konusu olduğunda yapılabiliyor. Geçmişte örnekleri var ama en azından yılda iki defa bayramlaşma vesilesiyle bu tür karşılıklı ziyaretler vatandaşımız açısından da ilgiyle izleniyor. Bu tür bayramlaşmalar vatandaşın da hoşuna gidiyor” dedi.
“HEPSİ KİLO YAPIYOR”
Çay ve yiyecek ikramlarına ilişkin esprili anların da yaşandığı MHP ve CHP heyetlerinin bayramlaşmasında Karakaya, Demir’e “Çay alıyorsunuz ama bir şey yemiyorsunuz” dedi. Demir’in “Hepsi kilo yapıyor” demesi gülüşmelere neden oldu.
]]>
Gayrettepe Yıldız Posta Caddesi Gönenoğlu Sokak’taki gece kulübünde çıkan yangında yaşamını yitirenlerin akrabaları, Beşiktaş İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne gelerek, yakınlarının eşyasını teslim aldı.
Yangında oğlu Efe Demir’i (17) kaybeden acılı baba Adem Demir, çıkışta gazetecilere konuştu.
Oğlunun tadilatını yaptığı mekanda bir şey olmasından korktuğunu vurgulayan Demir, iş yerinin ihmalleri olduğunu ve kimin ihmali varsa gerekli cezaların verilmesini istediklerini söyledi.
Acılı baba, şunları dile getirdi:
“Efe o gün orada çalışıyordu. Mobilya dekorasyon üzerine oraya montaja gitmişlerdi. Burası ihmallerin olduğu bir mekan. Karakolda da gerekli ifademizi verdik. Gerekli işlemlerin yapılacağını umuyoruz. Gerekli cezanın verilmesini istiyoruz. Ben 17 yaşında evladımı toprağa koydum. Efe’yle hayallerim vardı. Geleceğe dönük planları vardı. Meslek sahibi olmak istiyordu. Dışarıdan okulunu okuyordu. ‘Hem okuyup hem çalışayım baba. Bir meslek sahibi olayım. İleriye dönük yapacaklarımızı planlarız. Ona göre yolumuza bakarız.’ diyordu ama olmadı. O mekan onlara mezar oldu. 29 kişiye mezar oldu. Bu yangınla alakalı kimin ihmali varsa, kişi veya kişiler, o mekanın sahipleri veya işçilerin, gerekli cezayı almasını istiyoruz. Bu konunun sonuna kadar takipçisiyiz. Şu anda 11 kişi gözaltında. Babası olarak olayın arkasındayım. Çünkü, bir evlat kolay yetişmiyor. O benim ilk göz ağrımdı. 17 yaşında kendi elimle toprağa verdim. Bunun hesabını öyle ya da böyle soracağım.”
“Fizik olarak ayaktayım, ruhen çökmüş durumdayım”
Oğlunun mekanda bir aksilik olacağından korktuğunu kendisine söylediğini aktaran Demir, “Üç ya da dördüncü günüydü. ‘Baba, eksi 2. kattayız, Allah korusun bir şey olsa çıkamayız.’ diyordu. Buranın bayrama kadar yetiştirilmesiyle ilgili de galiba biraz baskı yapıyorlarmış. Orada birden çok firma çalışıyordu. Maalesef mezar oldu. 29 kişiye mezar ettiler orayı.” ifadelerini de kullandı.
Baba Demir, yangının ilk anlarında oğlunun, ustası Ercan beyle olduğunu ve bir kahramanlık yaptığını dile getirerek, “Yangın tüpünü alıp, geliyor. O yangını tüpünü alıp geldiğinde, yaşı küçük olduğu için ustası, ‘Çıkın buradan.’ diyor. Orada yanıcı maddeler, elyaflar var. Duman bir anda kaplıyor. Üç tane çıkış kapısının ikisi kapalı. Eksi 2. kattan da çıkamıyorlar. Orada yaşanan karmaşada da çıkamamışlar. Efe bana, ‘Burada Allah korusun bir şey olsa nasıl çıkarız bilmiyorum.’ diyordu. İçine mi doğdu artık bilmiyorum. Geride kalan 28 kişiyle çıkamadılar. Yani fizik olarak ayaktayım, ruhen çökmüş durumdayım.” şeklinde konuştu.
“Müdahale etseler belki söndürürlerdi”
Yangını cinayet olarak adlandıran Demir, “Yangın tüplerinin bir tanesinin çalışmadığı söyleniyor. Aslında 2 tane yangın tüpü var, biri geliyor ve çalışıyor. Onu da Efe getirmiş zaten. Ailelerden diğer tüpün de çalışmadığını duydum. Küçük ebatla başladığında yangın tüpleri de çalışsa, müdahale etseler belki söndürürlerdi.” görüşünü sundu.
Orada kaynak yapıldığı ve tutuşma gerçekleştiğine dikkati çeken Demir, “Yalıtım yapıldığı için her tarafı elyaf dolu. Buranın daha itfaiye raporu çıkmadı. Mekanda yangın söndürme sistemi yok, kaynak gazının çıkması için havalandırma sistemi yok. Kaynak gazının dışarıya atılabilmesi için vantilatör sisteminin kurulması gerekiyor ama böyle bir şey yok. Bakın cinayet bu. Başka hiç bir şey değil, cinayet. Bu yangın, 29 kişinin cinayetidir” şeklinde konuştu.
]]>Karabük Valiliği Atatürk Köşesi’nde düzenlenen etkinlikte kutlama komitesi adına Vali Mustafa Yavuz tarafından çelenk sunumu yapıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile devam programda konuşan Karabük Valisi Mustafa Yavuz, “3 Nisan 1937’de çeltik tarlalarında temeli atılan, gücünü emek ve çelikten alan KARDEMİR; yaktığı mavi ateşle adeta Karabük’ün doğuşunu müjdelemiştir. Yakılan o ateş, sadece fabrikaların bacalarında değil, aynı zamanda umutların da ateşleyicisi olarak küllerinden yeniden doğan bir milletin yüreklerinde yankılanmıştır. Çünkü 3 Nisan’da yazılan bu hikaye, bir kentin değil, aksine koskoca bir milletin azminin, emeğinin ve kararlılığının da hikayesidir” dedi.
6 Haziran 1995 tarihinde 78. il olarak Türk idare sistemindeki yerini alan Karabük’ün geçmişle geleceği, gelenekle modernizmi bir araya getiren senteziyle bir kültür mozaiği olma özelliği taşıdığını ifade eden Yavuz, “Tarih boyunca ev sahipliği yaptığı sayısız medeniyetin izleri, dünya mirası Safranbolu’nun tarih kokan havası, Karadeniz’in Zeugma’sı Hadrianapolis’in gizemli kalıntıları ve eşsiz doğası bu kentin bir tarih ve doğa harikası olduğunu tüm dünyaya tescillemiştir. Bugün bu çelengi sunarken Karabük’ün değerli geçmişine olan bağlılığımızı ve saygımızı yineliyor, Karabük’ün gelecek yolculuğunda Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda birlik ve beraberlik içinde daha güzel yarınlara yürüme kararlılığımızı hatırlatıyoruz. Bu vesileyle Karabük Demir Çelik Fabrikalarının ve Karabük’ümüzün kuruluşunun 87. yıl dönümünü tekraren kutluyorum” diye konuştu.
KARDEMİR Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir ise, fabrikanın kuruluşundan bu yana ülkenin demirçelik sektöründe öncü bir rol üstlendiğini belirterek, “Metalürji ile ilgilenen herkesin geçtiği önemli bir mektep olmuş, ekonomiye ve istihdama sağladığı katkılarla ülkemizin kalkınmasına büyük destek vermiştir. Ülkemizin sanayileşme adına attığı en büyük adımlardan biri olan KARDEMİR Karabük Demir Çelik Fabrikası, Cumhuriyetimizin kıymetli sınai miraslarından biridir” ifadelerini kullandı.
3 Nisan 1937 tarihinde Türkiye’nin ilk entegre sanayi kuruluşu olarak temelleri atılan KARDEMİR’in adını tarihe demirden harflerle yazdırdığını aktaran Demir, şunları söyledi:
“9 Eylül 1939 tarihinde ateşlenen fırın ile 10 Eylül 1939 tarihinde dökülen demir, bugün hala ilk günkü gibi değerini korumaktadır. Bu ilklerimizden aldığımız gücü, ‘geçmişini bilmeyen geleceğine yön veremez’ anlayışıyla Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına taşımayı hedefliyoruz. KARDEMİR ve Karabük’ün beraber yazılmış tarihi inşallah bundan sonra yeni ufuklara yelken açacak. Geleceğe daha güçlü adımlarla ilerlemek için çalışmalarımıza ara vermeden devam ediyoruz. KARDEMİR’in bu köklü tarihi yanında oluşan atmosfer ve gayretli ilerleyiş ve çabalarla beraber oluşacak yeni adımların hep beraber atılacağını, KARDEMİR ve Karabük birlikteliğinin daha da önemli bir fonksiyon görmeye başlayacağını belirtmek gerekir. Hem Karabük Türkiye’ye açılacak hem de Türkiye Karabük’ü daha iyi tanıyacak.”
Konuşmaların ardından İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen şiir, kompozisyon ve resim yarışmasında dereceye giren öğrencilere Vali Yavuz tarafından ödülleri verildi. Halk oyunları gösterisinin ardından “Fotoğraflarla Cumhuriyetin Sanayileşme Öyküsü” sergisinin gezilmesi ile program sona erdi. – KARABÜK
]]>Karabük Valiliği bahçesinde saygı duruşundu bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende, Vali Mustafa Yavuz, Atatürk Anıtı’na çelenk sundu, öğrenciler şiir ve kompozisyon okudu.
Yavuz, burada yaptığı konuşmada, 3 Nisan 1937’de çeltik tarlalarında temeli atılan, gücünü emek ve çelikten alan KARDEMİR’in yaktığı mavi ateş ile adeta Karabük’ün doğuşunu müjdelediğini söyledi.
Yakılan o ateşin sadece fabrikaların bacalarında değil aynı zamanda umutların da ateşleyicisi olarak küllerinden yeniden doğan bir milletin yüreklerinde yankılandığını belirten Yavuz, şunları kaydetti:
“Çünkü 3 Nisan’da yazılan bu hikaye, bir kentin değil aksine koskoca bir milletin azminin, emeğinin ve kararlılığının da hikayesidir. Kurtuluşunu değil kuruluşunu kutlayan Karabük, Cumhuriyet tarihinde ülkemizin sanayileşme, kalkınma ve ilerleme mücadelesi adına en önemli kilometre taşlarından olmuştur. Bugün bu çelengi sunarken, Karabük’ün değerli geçmişine olan bağlılığımızı ve saygımızı yineliyor, Karabük’ün gelecek yolculuğunda ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonu doğrultusunda, birlik ve beraberlik içinde daha güzel yarınlara yürüme kararlılığımızı hatırlatıyoruz.”
“KARDEMİR, Cumhuriyetimizin kıymetli sınai miraslarından birisidir”
KARDEMİR Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Demir, fabrikanın, kuruluşundan bu yana Türkiye’nin demir çelik sektöründe öncü rol üstlendiğini, metalürjiyle ilgilenen herkesin geçtiği mektep olduğunu anlattı.
Fabrika mühendislerinin çoğunun ilk göz ağrısı olduğunu dile getiren Demir, “Ekonomiye ve istihdama sağladığı katkılarla ülkemizin kalkınmasına büyük destek vermiş, temel harcını atmış bir şirketimiz. Ülkemizin sanayileşme adına attığı en büyük adımlardan birisi KARDEMİR, Cumhuriyetimizin kıymetli sınai miraslarından birisidir.” dedi.
Demir, 3 Nisan 1937’de Türkiye’nin ilk entegre sanayi kuruluşu olarak temelleri atılan KARDEMİR’in adını tarihe demirden harflerle yazdırdığını vurgulayarak, şöyle konuştu:
“9 Eylül 1939’da ateşlenen fırın ile 10 Eylül 1939’da dökülen demir, bugün hala ilk günkü gibi değerini korumaktadır. Bu dökülen demir, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sanayileşme yolculuğunun da ilk harcı olmuş diyebiliriz. Bu ilklerimizden aldığımız gücü, ‘Geçmişini bilmeyen geleceğine yön veremez’ anlayışıyla Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına taşımayı hedefliyoruz.
KARDEMİR ve Karabük’ün beraber yazılmış tarihi, inşallah bundan sonra yeni ufuklara yelken açacak. KARDEMİR’le Karabük de yeni açılımların ufkuna doğru yol alacaktır. Geleceğe daha güçlü adımlarla ilerlemek için çalışmalarımıza ara vermeden devam ediyoruz, devam edeceğiz. KARDEMİR’in bu köklü tarihi yanında oluşan atmosfer ve gayretli çabalarla oluşacak yeni adımların hep beraber atılacağını, KARDEMİR ve Karabük birlikteliğinin daha da önemli fonksiyon görmeye başlayacağını belirtmek gerekir. Hem Karabük Türkiye’ye açılacak hem de Türkiye Karabük’ü daha iyi tanıyacak.”
Konuşmaların ardından İl Milli Eğitim Müdürlüğünce düzenlenen şiir, kompozisyon ve resim yarışmasında dereceye giren öğrencilere Vali Yavuz tarafından ödülleri verildi.
Halk oyunları gösterisiyle sona eren törenin ardından protokol üyeleri, Karabük Valiliği fuaye alanındaki “Fotoğraflarla Cumhuriyetin Sanayileşme Öyküsü” sergisini gezdi.
Programa, AK Parti Karabük Milletvekilleri Cem Şahin ve Durmuş Ali Keskinkılıç, CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay, Cumhuriyet Başsavcısı Koray Kesgin, kurum müdürleri, sivil toplum kuruluşu ve siyasi parti temsilcileri ile öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.
]]>Cumhuriyet’in Kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla dönemin Başbakanı İsmet İnönü tarafından 3 Nisan 1937’de Türkiye’nin ilk ağır sanayisinin temeli Karabük’te atıldı.
İlk yüksek fırının 9 Eylül 1939’da ateşlenmesinden 1 gün sonra 10 Eylül 1939’da ilk Türk demiri üretildi.
Aradan geçen yıllarda “fabrikalar kuran fabrika” ünvanıyla anılmaya başlanan KARDEMİR, Türkiye’nin ilk 500 büyük sanayi kuruluşu içinde 27. sırada yer alıyor.
Bağlı kuruluşlarıyla yaklaşık 5 bin çalışanı bulunan fabrika, yıllık 3,5 milyon ton sıvı çelik üretimi hedefliyor.
“KARDEMİR’in tarihi önemi var”
KARDEMİR Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Demir, AA muhabirine, fabrikanın Türkiye’nin ilk demir çelik tesisi olarak 1937’de kurulduğunu ve 1939’da ilk üretimini yaptığını söyledi.
Fabrikanın demir çelik sektörü ve Türkiye sanayisi için bir mektep olduğunu belirten Demir, “Metalürji ve demir çelik sektörüyle ilgilenen herkesin geçtiği önemli bir mekteptir. O açıdan tarihi bir önemi vardır. Bu tarihi önemiyle şu anda geldiği noktada da yaptığı ve yapacağı atılımlarla Türkiye’ye demir çelik sektöründe yeni ufuklar açmayı da planlayan bir yeri vardır.” dedi.
Demir, iç pazara hem kitlesel üretim yapan kütük ve benzeri ürünler hem de niş alana giren ürünlerde KARDEMİR’in bir merkez olmasını amaçladıklarını dile getirerek, “Savunma sanayinde yaptığımız araştırmalarda Türkiye’nin nitelikli alaşım, demir çelik ve diğer alaşımlar konusunda belirli açıkları olduğunu tespit ettik. O açıkların kapatılmasıyla ilgili belirli stratejiler ve yol haritaları oluşturduk. Bu strateji ve yol haritalarının bir kısmını da KARDEMİR, KARDÖKMAK ve KARÇEL ile beraber tamamlayacağız.” ifadelerini kullandı.
Bağlı ortaklıklarla 5 binin üzerinde çalışanlarının olduğunu aktaran Demir, her sene 300-400 işçi alımının yapıldığını kaydetti.
Demir, fabrikada yıllık 2,5 milyon ton sıvı çelik üretildiğine değinerek, “Amacımız 3,5 milyon tona erişmek ve daha sonra 4 milyona yükseltebilmek. Üretim kapasitemizi artırmakla beraber üretim kalitemizi, yani nihai ürünlerde kalitemizi artırmak da hedeflerimizden biri.” diye konuştu.
KARDEMİR’in hem üretim kapasitesini artırmak hem de ürettiği nihai ürünlerin niteliğini, çeşitliliğini ve katma değerini artırmak yönünde yatırımların devam edeceğini vurgulayan Demir, şöyle devam etti:
“Bu anlamda hem çelikhanemizde hem haddehanemizde hem de yüksek fırın teknolojilerinde planlamalarımız var. Kapasitemizi artırmak amacıyla da yeni bir yüksek fırın yatırımı planlanmakta. Dünyada yapılan çalışmaları yakından takip etmekle ilgili arkadaşlarımıza bir farkındalık sağladık. Onun için İstanbul ve Ankara’da AR-GE ofisleri oluşturduk. Karabük Üniversitesi ile bu konuda çalışmalarımızı yürüteceğiz. Dünyada şu anda devam eden çalışmaların ne olduğunu, araştırmaların ne olduğunu yakıdan takip ettiğimiz gibi yeni pilot uygulamalar var. Bu pilot uygulamaların da bir kısmının benzerini belki burada yapmak hatta bazı uygulamaların pilot uygulamasını kendimizin yapması gibi bir gündemimiz var.”
Demir, KARDEMİR’in bölgenin gözbebeği olduğunu belirterek, sözlerini, “Cumhuriyetimizin kıymetli sınai mirasları KARDEMİR’in kuruluşunun 87. yıl dönümünü kutluyorum. Nice 3 Nisan’lara.” diye tamamladı.
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakan Abdulkadir Uraloğlu, demiryollarını devlet politikası olarak ele aldıklarını ve öncelikli sektörlerin en başında tuttuklarını söyleyerek, demiryollarında önemli atılımlar gerçekleştirdiklerini kaydetti. Demiryolu projeleriyle Türkiye’nin dört bir yanını raylı sistem ağlarıyla bağladıklarını belirten Uraloğlu, “Son 22 yılda ülkemizde demiryollarında ciddi yatırımlarla, iyileştirme, yenileme ve kalkınma hamleleriyle Türkiye’nin adeta çehresini değiştirdik. Ana yurdumuzu gerçekten demir ağlarla ördük” dedi.
“Vatandaşlarımız seyahatlerinde demiryollarını tercih ediyor”
Bakan Uraloğlu, mevcut tüm demiryolu hatlarının tamamen yenilendiğini, yüzde 60’tan fazlasının ise sinyalli hale getirildiğini kaydetti. Son 22 yılda demiryollarına 57 milyar dolar üstünde yatırım gerçekleştirdiklerini dile getiren Uraloğlu, 2002 yılında 10 bin 948 km olan hat uzunluğunu, şu anda 13 bin 919 kilometreye yükselttiklerini ve 2 bin 252 kilometre hızlı tren hattı inşa ettiklerini ifade etti.
Bakan Uraloğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ülkemizi, yarım asırlık hayalimiz olan Yüksek Hızlı Tren işletmeciliği ile tanıştırdık ve Avrupa’da 6’ncı, Dünya’da 8’inci yüksek hızlı tren işletmecisi yaptık. Demiryollarına yaptığımız yatırımların sonuçlarını da aldık. Artık vatandaşlarımız seyahatlerinde demiryollarını tercih etmeye başladı. Vatandaşlarımızın isteğiyle son dönemde birçok hatta yeni sefer başlattık. Bunların en sonuncusu da Ankara -Elmadağ arası yeni seferlerimiz oldu.”
“Ankara-Elmadağ Bölgesel Treni, 21 Mart tarihinden itibaren işletilmeye başlayacak”
Bakan Uraloğlu, TCDD Taşımacılık A.Ş Genel Müdürlüğü tarafından işletilen Ankara-Kayseri-Kars güzergahında Ankara-Elmadağ Bölgesel Tren Seferi’ni 21 Mart’ta başlatacaklarını yineleyerek, “Bölgesel Tren Seferi Ankara-Elmadağ ve Elmadağ-Ankara arasında her gün 6 sefer olarak düzenlenecek. Gelen talepler neticesinde sefere koyduğumuz Ankara-Elmadağ Bölgesel Treni, 21 Mart tarihinden itibaren işletilmeye başlayacak. Her gün aralıksız olarak 6 sefer yapacak olan trenlerimiz ile vatandaşlarımız Ankara Elmadağ arasında konforlu yolculuk etme şansı bulacak. Ankara-Elmadağ Bölgesel Trenimiz 136 koltuk kapasiteli dizel setlerden oluşacak” diye konuştu.
Ankara’dan Elmadağ’a 40 dakikada seyahat
Ankara-Elmadağ Bölgesel Treni’nin her gün Ankara’dan 06: 10, 12: 25 ve 17: 40 saatlerinde, Elmadağ’dan Ankara’ya ise 07: 20, 13: 30 ve 18: 55 saatlerinde hareket edeceğini bildiren Bakan Uraloğlu sözlerini şöyle sürdürdü;
“Hareket saatleri vatandaşların ihtiyacına göre belirlendi. Seyir süresi ise 40 ila 45 dakika olacak. Ankara-Elmadağ Bölgesel Treni sadece Kayaş İstasyonu’nda bir dakikalık bekleme yapacak. Tren seferlerinde bilet fiyatlarını da en uygun düzeyde tuttuk. Tam parkur ücretinin 55 TL, diğer istasyonlar için ise 40 TL olarak belirlendik. İnsanımız trenle yapılan seyahatin konfor ve güvenine alıştı. Bizler de vatandaşlarımızın konforu, vatandaşımızın güveni için Türkiye’nin dört bir yanını demiryolu ağları ile birleştirmeye, yeni tren seferleri ile vatandaşlarımızı buluşturmaya devam edeceğiz.” – ANKARA
]]>Demir, AA muhabirine, tıbbi cihaz sektörünün sadece sağlık kesimi için değil, ekonomi için de önem taşıdığını söyledi.
Sektörün, binlerce kişiye istihdam imkanı sunduğunu ve küresel pazar büyüklüğünün 2022 yılında 512,29 milyar dolar olduğunu belirten Demir, bu rakamın 2030’a kadar 799,67 milyar dolara çıkacağının tahmin edildiğini kaydetti.
Demir, Kovid-19 salgınının başlangıcında basit tıbbi ürünlere erişimin zorlaştığını ve bu durumun tıbbi cihaz stratejisi oluşturmanın önemini gösterdiğini belirtti.
Türkiye’nin salgın sürecini diğer ülkelere kıyasla daha iyi yönettiğine dikkati çeken Demir, “Yoğun bakım ürünleri üretimi ve tedarikinde sektör, dinamik hareket ederek güçlü işbirlikleri ile önemli adımlar atmış ve bu ürünler diğer ülkelere de ihraç edilmiştir. Bu sayede ülkeye döviz girdisi ve ekonomiye önemli katkılar sağlanmıştır. Biz de sektör temsilcileri olarak bu gelişmeleri yakından takip ediyor ve gerekli adımları atarak, Türkiye’nin tıbbi cihaz sektöründeki gücünü artırmak için çalışıyoruz.” dedi.
“Türkiye, sektörde katma değeri yüksek ürünler ile öne çıkıyor”
Demir, Türkiye tıbbi cihaz pazarının ise dünya pazarı ile paralel şekilde büyüdüğünü ifade ederek, “Dünya pazarında yüzde 0,85 paya sahip olan Türkiye, bu payı artırmak için yerli üretime, AR-GE yatırımlarına, inovasyona ve ihracata önem vermelidir.” diye konuştu.
Ülkenin, nitelikli iş gücü, stratejik coğrafi konum ve gelişmiş üretim altyapısı ile önemli avantajlara sahip olduğunun altını çizen Demir, Türkiye’nin sektörde robotik fizyoterapi aletleri, göz içi lensler, biyobozunur implantlar gibi katma değeri yüksek ürünler ile öne çıktığını söyledi.
Demir, Türkiye’nin, sağlık endüstrisindeki rekabetçi gücünü artırmak için sektörün finansmana erişiminin kolaylaştırılması, finansman maliyetinin düşürülmesi, sağlığa ayrılan bütçenin artırılması ve piyasadaki kalite ve fiyat algısını bozan ürünlerin ülkeye girmesinin engellenmesi gerektiğini belirtti.
“Teşvikler, girişimciliğin gelişmesine katkıda bulunacaktır”
Türkiye’nin tıbbi cihaz ihracatında önemli bir yere sahip olduğuna da dikkati çeken Demir, Almanya, ABD, Fransa, Hollanda ve İtalya’nın ihracatta öne çıkan ülkeler olduğunu belirtti.
Demir, bu ülkelerin dışında Irak, İspanya, Belçika, Birleşik Arap Emirlikleri ve Rusya’nın önemli pazarlar arasında yer aldığını dile getirerek, “CE mevzuatı ile tam uyumlu olduğumuz için Avrupa Birliği (AB) gibi gelişmiş pazarlarda Türk malı kendisine yer bulabiliyor. Türk Cumhuriyetleri ve uzak ülkelerdeki varlığımızı geliştirmek de hedeflerimiz arasında.” dedi.
Vergi indirimleri ve finansman imkanları gibi teşviklerin, Türkiye’nin, bu alanda, dünya pazarındaki payını artırmasına ve girişimciliğin gelişmesine katkıda bulunacağını dile getiren Demir, şöyle konuştu:
“Sağlığa ayrılan bütçenin artırılması ve bütçe içinde tıbbi cihazların payının da yükseltilmesi, yeni ürünlerin geliştirilmesine ve üretilmesine katkıda bulunacaktır. Ödemelerin, sözleşme vadelerinde yapılması kamu maliyesi ve sektörün kaynak planlaması açısından da çok önemlidir. Bu şekilde sağlık sektöründe yeni yatırımlar ve yenilikçi ürünlere uygun bir zemin oluşturabiliriz.”
“Türkiye, sağlıkta yapay zeka kullanımı açısından çok ileride”
Son dönemde sağlık sektöründe teşhis, tedavi ve hasta takibinde önemli gelişmelerin yaşandığını da vurgulayan Demir, şunları kaydetti:
“Yapay zeka tıbbi görüntülerin analizinden ilaç geliştirmeye ve kişiselleştirilmiş tedavi planları oluşturmaya kadar birçok alanda kullanılıyor. Robotik cerrahi daha hassas ameliyatlar yapılmasını sağlıyor. Sanal gerçeklik hastalara ameliyat öncesi eğitim ve simülasyonlar sunmak için kullanılıyor. Artırılmış gerçeklik ise cerrahlara ameliyat sırasında ek bilgiler ve rehberlik sağlayarak ameliyatların daha güvenli ve başarılı geçmesine katkı sunuyor. Bu yeni teknolojilerin sağlık endüstrisini topyekün değiştireceği aşikar. Türkiye de bu teknoloji yarışında hiç de kötü bir başlangıç yapmadı. Sağlıkta yapay zeka kullanımı açısından bakıldığında Türkiye, çok ileride. Umuyoruz, bu rekabetçi üstünlüğümüzü kaybetmeden, küresel çapta, güçlü sağlık teknolojisi şirketlerinin adını duyacağız.”
???????
]]>Samsun Büyükşehir Belediye Meclisi 2024 yılı Mart Ayı Olağan Toplantısı 2. Birleşimi gerçekleştirildi. 40 maddenin görüşüldüğü toplantıda konuşan Başkan Mustafa Demir meclis üyelerine veda ederken, karara bağlanan İlkadım ilçe sınırları içerisinde kruvaziyer liman ve kıyı koruma yapısı amaçlı nazım ve uygulama imar planına esas görüş verilmesi teklifi hakkında açıklamada bulundu.
“Merkez liman sadece kruvaziyer ve yatlar için kullanılacak”
Düzenlenecek plan ile birlikte merkez limana sadece turizm amaçlı gemilerin girebileceğini, tırlar ve yük taşıyan gemilerin yapılacak 2 yeni limana gideceğini ifade eden Mustafa Demir, “Yeni Organize Sanayi Bölgesi önüne 2 tane liman yapılacak. Bunlardan bir tanesi mevcut Samsun Limanı’ndan daha büyük olacak. 15 milyon tonu yakalayacak nitelikte yeni bir liman inşasını planlıyoruz. Yapıldığında merkezdeki limanın eleçleme noktasında tüm altyapısı kaldırılacak. Orası sadece yat ve kruvaziyer gemi için kullanılacak limana dönüşecek. Bu şehrin geleceği çok parlak. Bizden önce de kim taş üstüne taş koyduysa şehir için kıymetlidir. Biz bardağın dolu tarafını görmek durumundayız. Bu mecliste çok önemli kararlar aldık. İddia ediyorum, slogan olsun istiyorum. ‘Bu şehir dünyaya örnek bir şehir olacak.’ Yürüyüş bu yürüyüştür. Yatay kalkınma, gelir adaleti, hakkaniyet, doğal güzelliği, suya, toprağa verdiği değeriyle, tüm gelişme alanlarının çok etkin ve güçlü olduğu bir şehir Samsun. Tarım, spor, eğitim, sanayi, doğa, mutluluk, sağlık şehri Samsun. Bu vasıfları tüm uygulamalarımızda hesaba kattık” dedi.
“Bu ülkenin en mutlu insanıyım, 30 yıl milletime hizmet ettim”
Planla birlikte Samsun’un çehresinin değişeceğine değinen Demir, “Bizim merkez liman, tam bir kruvaziyer gemilerin ve turistlerin cirit attığı, park ettiği, konakladığı yat limanı noktasında da ciddi bir hüviyet arz eden bir de sivil halkın liman içerisinde olabilecek kafeler, restoranlar, teknelerle tam bir cümbüş, insanların kendini oradan alamayacağı bir alana dönüşecek. O limana giren demir yolları ve ulaşım yapılarının kalkmasıyla müthiş bir de yaya ve yatay anlamda büyük çapta rahatlama yaşanacak. Hesabımız bu. Bu ülkenin en mutlu insanlarından biriyim. 30 yıldır milletimin hizmetindeyim. Bu işe ilk girerken hangi duygudaysam aynı duygularla bu başkanlık görevimi de sona erdiriyorum. Bu benim için büyük bir huzur ve mutluluk kaynağıdır” diye konuştu.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla Samsun Müzesi’nin açılışının yapıldığını, yine 2024-2028 yıllarını kapsayan Samsun Turizm Master Planı’nın kamuoyu ile paylaşıldığını hatırlatan Demir, “Sayın Bakanımız 2 defa Samsun’a geldi. Turizm tanıtımında çok hayırlı gelişmelere vesile oldu. Şu anda turizmin tanıtımı noktasında en ön planda tuttuğu şehirlerden birisi Samsun. Bu arada 8-16 Haziran’da Kültür Yolu Festivali’ne konu Samsun. İnşallah ilk kez düzenlenecek. Türkiye’de 16 il var Samsun’da bu sene dahil oldu. Bu bir çığır, bambaşka bir dönüm noktası. Samsun Turizm Master Planımızın lansmanını yaptık. Sayın Bakanımızın bizzat ifadesi sanırım Türkiye’de 3’üncü veya 4’üncü iliz Turizm Master Planı olan. Arkadaşlar bu çok büyük bir vizyon, verimliliktir. Şu anda bizim 2028 yılında hedeflediğimiz ziyaretçi sayısı 2 milyon. Arkadaşlar şehirlerde ve ülkelerde kritik bir sayı vardır nedir biliyor musunuz? Nüfusunuz kadar ziyaretçiyi ağırladığınızda dünyanın en önde gelen turizm şehri, turizm beldesi veya turizm ülkesi haline dönüşüyorsunuz. Bizim 1 milyon 400 bin nüfusumuz var. 2026, 2027 yıllarında muhtemelen nüfusumuzdan daha fazla ziyaretçiyi ağırlar hale geleceğiz” şeklinde konuştu.
Başkan Demir ve meclis üyeleri, akşam saatinde sona eren toplantının ardından veda iftarında bir araya geldiler. – SAMSUN
]]>Uraloğlu, Yozgat’ın Sorgun ilçesindeki YHT istasyonunun açılış töreninde, 2002’den itibaren hayata geçirdiklerini yatırımlarda demir yollarını bir devlet politikası olarak ele aldıklarını ve öncelikli sektör olarak belirlediklerini belirtti.
Türkiye’nin konumunun sağladığı fırsatların ekonomik ve ticari avantajlara dönüşebilmesi için demir yollarında yeni bir atılım başlattıklarını vurgulayan Uraloğlu, şöyle devam etti:
“Demir yolu hatlarımızın limanlara, havaalanlarına, lojistik merkezlere bağlantısını güçlendirdik. Projelerimizle sadece doğu-batı hattında değil, kuzey-güney arasında da demir yolu ulaşımını ekonomiye katkı sağlar hale getirmeyi planladık. 22 yılda demir yollarına 57 milyar doların üstünde yatırım gerçekleştirdik. 2002-2024 yıllarında ülkemizde demir yollarında ciddi yatırımlar, iyileştirme, yenileme ve kalkınma hamleleri gerçekleştirdik. 2002’de 10 bin 948 kilometre olan hat uzunluğumuzu 13 bin 919 kilometreye yükselttik.”
Uraloğlu, Türkiye’yi YHT işletmeciliğiyle tanıştırdıklarını, demir yollarını artık hızlı ve konforlu seyahat isteyenlerin ilk adresine dönüştürdüklerini ifade ederek, “Bugüne kadar YHT hatlarımızda yapılan toplam yolculuk sayısı 85 milyona ulaştı. Şu anda hızlı tren hatlarımız 11 şehre doğrudan, 9 şehre ise bölgesel ve otobüs bağlantılarıyla dolaylı hizmet vererek ülkemiz nüfusunun yüzde 50’sine ulaşıyor.” diye konuştu.
Ankara-Sivas Hattı’nın sadece iki şehri birbirine bağlayan bir hat olmadığını, aynı zamanda Edirne’den Kars’a uzanan demir yolu koridorunun önemli bir parçası olduğunu anlatan Uraloğlu, ???????”Ankara-Kayseri Hızlı Tren Hattı da bu hatta bağlanacak.” dedi.
Kara yoluyla ortalama 5 saat, trenle 12 saat süren Ankara-Sivas seyahat süresini, yüksek hızlı trenle 2 saate, Ankara-Yozgat arasını da 1 saate indirdiklerini aktaran Uraloğlu, “Ankara-Sorgun arası ise 1 saat 40 dakikaya indi. Projeyle Kırıkkale, Yozgat ve Sivas illerimizin Ankara merkezli hızlı tren ağına bağlanmasıyla bu illerimizde yaşayan yaklaşık 1,4 milyon vatandaşımızı daha doğrudan hızlı trenle seyahat etme imkanına kavuşturduk. Açıldığı günden bu yana hattımızla yaklaşık 900 bin yolcu taşıdık. 405 kilometrelik hattın içinde 66 kilometre uzunluğunda 49 tünel ve 27,2 kilometre uzunluğunda 49 viyadük inşa ettik.” ifadelerini kullandı.
Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde AK Parti hükümetlerinde zorlukların olmadığını dile getirdi. Sorgun istasyonunu 12 bin metrekare alan üzerine 240 bin yolcu kapasiteli olarak inşa ettiklerini dile getiren Uraloğlu, şunları kaydetti:
“980 metrekare kapalı bina alanıyla istasyonun içinde 100 araç kapasiteli otopark başta olmak üzere birçok sosyal donatısıyla hizmet verecek. 2053 yılı hedeflerimiz doğrultusunda kara yollarındaki yüzde 72’lik yük taşımacılığının payını yüzde 57 düşürmeyi, demir yollarının yüzde 5 olan taşımacılık payını yüzde 22’ye çıkarmayı hedefliyoruz. Demir yollarının yolcu taşımacılığında da yıllık ortalama 19,5 milyon olan yolcu sayısını 270 milyona çıkarmayı planlıyoruz. 2028 yılı sonuna kadar demir yolu hat uzunluğumuzu 17 bin 657 kilometreye çıkaracağız. Ankara’dan Kapıkule’ye kadar planlanan hızlı tren hatlarıyla Orta Koridor’u önemli bir şekilde destekleyici bir ulaşım ağını tamamlayacağız.”
Açılış programına, Yozgat Valisi Mehmet Ali Özkan, TCDD Genel Müdürü Veysi Kurt ile AK Parti ve MHP milletvekilleri katıldı.
]]>Adıyaman’ın Besni Kaymakamlığından 11 Ağustos 2022’de Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile Şırnak’ın Cizre ilçesine atanan Demir, ilk kadın kaymakam olarak görev yaptığı ilçede, birçok projeyi hayata geçirerek vatandaşların hizmetine sundu.
Altyapı ve üstyapı hizmetlerinin yanı sıra İsmail Ebul-İz El-Cezeri Köprüsü, Dirsekli Mahallesi’nde 64 dönümlük alanda mesire alanı, Seyir Cizre Cam Teras, belediye hizmet binasında güneş enerji sistemi, itfaiye binası, kadın yaşam merkezi ve yaşam parkları gibi hizmetleri sunan Demir, yaptığı ziyaretlerle vatandaşların takdirini kazandı.
Kaymakam Demir, AA muhabirine, haraketli ve potansiyeli yüksek bir ilçede ilk kadın kaymakam olarak görev yapmanın gururunu yaşadığını belirterek, bu görevi layık gören devlet büyüklerine teşekkür ettiğini söyledi.
İlçeyi güzelleştirmeye, ilçenin çehresini değiştirmeye, vatandaşlar için daha yaşanabilir bir Cizre oluşturmaya çalıştıklarını aktaran Demir, “Geldiğimiz günden beri Cizre’nin devam eden projelerini tamamlamak, yeni projelerle vatandaşa nefes olmak için elimizden geleni yapmaya çalıştık. Belediye imkanlarını vatandaşların huzuru, refahı için seferber etmeye çalışıyoruz.” dedi.
Demir, öncelikle ilçenin sosyal donatı alanları ve parklarda iyileştirmeler yaptıklarını, aynı zamanda 64 dönümlük mesire alanını hizmete aldıklarını belirterek, yaz aylarında sıcaklıkların 50 dereceyi bulduğu ilçede özellikle Dicle Nehri kenarındaki park ve bahçelerde vatandaşların daha huzurlu zaman geçirebilecekleri alanlar oluşturduklarını ifade etti.
“Dicle’nin yeni gerdanlığı Cizre’ye çok yakıştı”
Daha önce atıl durumdaki alanı cam teras olarak değerlendirdiklerini ifade eden Demir, şöyle konuştu:
“Cam teras 2 aydır faaliyet gösteriyor. Orası evlenen çiftlerin fotoğraf çektiği bir mekana da döndü. Vatandaşlarımız da ilgi gösteriyor. Hafta sonları ve özellikle akşamları Cizre’nin eşsiz manzarasının tadını çıkarıyorlar. Sonrasında da bize teşekkür ediyorlar. İsmail Ebul-iz El Cezeri Köprüsü yaklaşık 6 yıldır devam eden bir süreçti. Göreve başladığımızda bunu hızlandırdık. Yaklaşık bir yılda bu aşamaya getirdik. Tabiri caizse Dicle’nin yeni gerdanlığı Cizre’ye çok yakıştı. Özellikle ışıklandırma ile geceleri çok güzel bir görüntü oluşturuyor.”
Demir, Konak ve Nur mahallelerinde inşaatı devam eden taziye evleri olduğunu kaydederek, belediyenin enerji ihtiyacını en aza indirmek için ÇatıGes Projesini hayata geçirdiklerini, belediye ve içme suyu arıtma tesis binası çatısında 1,5 megavatlık güneş enerji sistemi kurduklarını bildirdi.
ÇatıGes Projesi ile Cizre Belediyesinin elektrik ihtiyacını karşılayacaklarını belirten Demir, elektrik için harcanan kaynağın hizmetler için kullanılacağını vurguladı.
Demir, yenilenebilir enerji kaynaklarının tanıtımını sağlamak ve doğayı koruyarak diğer nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak istediklerini dile getirerek, Konak Mahallesi’nde yapımı süren itfaiye binasını en kısada sürede hizmete almayı planladıklarını söyledi.
Tüm Cizrelilerin göreve başladığından bu yana kendisini bağırlarına bastığını belirten Demir, şunları kaydetti:
“Bir kadın kaymakam olarak hiç kendimi yalnız hissetmedim. Kimin elini sıktıysak, kime dokunduysak hep bir tebessümle karşılaştık. Yaptığımız ev ziyaretlerinde özellikle kadın kardeşlerimizle ablalarımızla görüştüğümüzde onların mutluluğu bizim için çok önemli. Çünkü ‘Kadın gülerse dünya güler, kadın mutlu olursa herkes mutlu olur.’ diyoruz. Biz de kadınların gönüllerine dokunmak için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Nur Mahallesi’nde kadın kültür merkezi vardı. Tek katlı bir binada faaliyet gösteriyordu. Buna ikinci bir katı yaptık. Yeni 8 derslik ekledik. Burası kadınlarımıza iyi hizmet verecek. Bu da kadınlarımıza bir hediye oldu.”
“Onun gelişiyle Cizre’de parklar ve yeşil alanlar çoğaldı”
Vatandaşlarından Emine Acar da Kaymakamın kadın olmasından dolayı memnun olduğunu dile getirerek, göreve geldiğinden beri parkların yenilendiğini ve Dicle Nehri üzerinde yeni asma köprü yapıldığını ifade etti.
Kadın kaymakamının göreve başlamasıyla kadınlara yönelik kurs gibi faaliyetlerin arttığına işaret eden Acar, “Kendisi resmen Cizre’ye bir nefes, arkadaş, yoldaş oldu. Görevini layıkıyla yaptığını düşünüyorum. Cizre’de gözle görülür bir değişim, güzelleşme ve temizlik var. Kaymakamdan memnunuz. Görevinde başarılar diliyorum.” diye konuştu.
Zekiye Kaçar ise Kaymakam Demir’in açtığı kursla kadınların iş sahibi olduğunu, kendisinin de bu sayede iş sahibi olduğunu söyledi.
Kaçar, şöyle dedi:
“Allah kendisinden razı olsun. Onun gelişiyle Cizre’de parklar ve yeşil alanlar çoğaldı. Cizre’de çok şey değişti. Onun elinin değdiği her şey güzelleşti. Özellikle biz kadınlar için çok iyi oldu. Kız çocuklarımız için bir örnek. Artık onlar da ‘Ben de kaymakam olacağım.’ diyor. Kendisinden çok memnunuz.”
???????
]]>Minimal İnvaziv Üroloji Derneğince bu yıl sekizincisi düzenlenen “Ulusal Minimal İnvaziv Ürolojik Cerrahi Kongresi”, 7-10 Mart’ta Antalya’daki bir otelde yapıldı.
Çok sayıda Türk ve yabancı bilim insanın katıldığı kongrede, üroloji alanında en güncel tanı yöntemleri ve minimal invaziv cerrahi teknikleri konuşuldu.
Minimal İnvaziv Üroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Demir, AA muhabirine, üriner sistem taş hastalığının ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğini söyledi.
Türkiye’de de bu hastalığın sıklıkla görüldüğünü aktaran Demir, sıvı tüketiminin azlığı, idrar yollarındaki anatomik darlıklar, doğumsal bozukluklar, beslenme alışkanlıkları, şişmanlık ve diyabetin taş oluşumunu artırdığını dile getirdi.
Demir, taş hastalığının genetik tabanının olduğuna dikkati çekerek, hastalığın tedavisinde çeşitli yöntemlerin uygulanabildiğini hatırlattı.
“Minimal invaziv yöntemi hastalar için daha konforlu”
Dışarıdan şok dalgaları yöntemiyle müdahalenin her taş için uygun olmadığını belirten Demir, şunları kaydetti:
“Bazı durumda gelişimsel tedavi dediğimiz bir ameliyat gerekli. Bu da minimal invaziv cerrahi. Bundan 20-25 yıl önce bir santimetrelik taş belki 15 santimetrelik cerrahi kesiyle alınıyordu. Günümüzde artık bir santimlik taş için belki hiç kesi yapılmadan idrar kanallarından girilerek, taş lazerle kırılıp küçük parçalar şeklinde alınıyor veya düşmesi bekleniyor. Daha büyük taşlara ise böbrek bölgesinden yaklaşık beş santimetrelik kesiyle taşın bulunduğu alana girip, taş görüntülendikten sonra küçük parçalara ayrılıp oradan alınması yöntemi uygulanıyor.”
Hastalar için bu yöntemlerin çok daha konforlu olduğunu vurgulayan Demir, “Bir santimetrelik bir delikten ya da hiç kesi yapmadan minimal invaziv cerrahi yöntemiyle yapılan işlem hastanın hayat kalitesini yükseltiyor. Cerrahiye bağlı etkiler, ağrı ve enfeksiyon gibi yan etkilerin mümkün olduğunca az olmasını sağlıyor. Minimal invaziv cerrahi yöntemleri hastalarımız açısından çok büyük konfor sağlıyor.” ifadelerini kullandı.
Kongre Başkanı Prof. Dr. Ender Özden de kongreye 460 uzmanın katıldığını, teorik sunumların yanı sıra yarı canlı ve 8 canlı ameliyat sunumu yapıldığını söyledi.
Kongrede bu yıl kadın ürologlara pozitif ayrımcılık tanıdıklarını aktaran Özden, “Ürolojide kadın oranı çok düşük. Bir toplum içinde kadın oranı arttığında orada güzel şeyler çıkıyor. Ürolojide de kadın uzman oranının artmasını çok önemsiyoruz. Bu nedenle farkındalık yaratmak istedik. Kongremizde 39 kadın üroloji uzmanı ve asistanını ağırladık.” diye konuştu.
Diğer konuşmacılar
Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuşan Derneğin İkinci Başkanı Prof. Dr. Barbaros Başeskioğlu ise prostat kanserinin tanı sürecinde robotik yöntemlerle yapılan biyopsilerin kanama, ağrı ve enfeksiyon riskini ciddi oranda düşürdüğünü vurguladı.
Derneğin Kurucu Başkanı Prof. Dr. Cenk Yücel Bilen ise erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden biri olan prostat tedavisinde robotik cerrahinin giderek daha popüler hale geldiğin belirtti.
Türkiye’nin “ilk öğretim üyesi kadın üroloğu” Doç. Dr. Naşide Mangır da üroloji alanında eşit temsilin ve çeşitlilik sağlanmasının, farklı görüşlerle birlikte sağlık hizmetinin kalitesini artırdığını, ürolojik hastalıkların sadece erkeklerde görülmediğini bildirdi.
Derneğin Genel Sekreteri Doç. Dr. Ahmet Güdeloğlu ise iyi huylu prostat büyümesinde enükleasyon teknikleri hakkında bilgi verdi.
]]>Kaza sırasında sürücü T.C. ile aynı araçta bulunan kişilerden 17 yaşındaki Alp K, Eyüpsultan İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliğinde verdiği ifadede, şüphelinin lüks aracıyla kendisini evden almaya geldiğini, araçta Kemal D. isimli bir arkadaşının daha olduğunu ancak bu kişiyi evine bıraktıklarını söyledi.
Devamında T.C’nin evinin önüne gittiklerini, burada Demir Ö. isimli arkadaşını beklediklerini, bu kişinin de kendi aracıyla geldiğini anlatan Alp K, “Araçta hatırladığım kadarıyla Demir, Hakkı ve Poyraz vardı. Toplamda 5 kişi olduk ve siteden çıktık. Ben T.C’nin olduğu araca bindim. Demir, Hakkı ve Poyraz diğer araçla peşimizden geldiler. Yılmaz A. ve Kerem A. isimli arkadaşlarımızı farklı bir siteden aldık. Kerem A. ve Yılmaz A. diğer araca bindiler. Toplamda 7 kişi olduk, Göktürk içinde arabalarla turladık ve site meydanına geldik.” dedi.
Burada kendilerine 3 kişinin daha katıldığını ve sohbet etmeye başladıklarını aktaran Alp K, toplam 10 kişi araçlarla meydandan ayrıldıklarını, yakıt aldıklarını ve Bahçeköy orman yoluna girdiklerini belirtti.
Alp K, orman yolunda diğer araç sürücüsünün el hareketiyle önüne geçmelerini istediğini, T.C’nin de sollayarak geçtiğini, yoldaki kasisten sonra hızlandığını anlatarak, “Daha sonra T.C. yolun sağ tarafında, gidiş istikametimizde bir şeyler olduğunu gördü ve çarpmamak için direksiyonu ani şekilde sola doğru kırdı. Aracın benim olduğum sağ tarafı ATV tarzı araçlara doğru kaymaya başladı. Aracımız ATV’lere çarptıktan sonra soldaki yamaca doğru çıktı.” ifadelerini kullandı.
Kazadan sonra diğer 3 kişiyle araçtan inerek 2 yaralıyla iletişim kurmaya çalıştıklarını öne süren Alp K, yolun uçurum tarafı ile kaza yaptıkları aracın altında da yaralı olduğunu öğrendiğini kaydetti.
Alp K, olayın devamında yoldan geçen kişilerin yaralılara yardımcı olmaya çalıştığını ve ambulansı aradıklarını öğrendiğini dile getirdi.
T.C’nin, özel şoförü ile annesini arayıp kaza yaptığını söylediğini aktaran Alp K, bir süre sonra T.C’nin annesi ile bir kadının olay yerine gelerek, T.C’yi, kendisini ve Demir Ö’yü alıp bölgeden uzaklaştıklarını anlattı.
Alp K, T.C ile annesinin, kendisi ve Demir Ö’yü sitenin girişinde araçtan indirdikten sonra buradan ayrıldığını belirterek, “Site önünde bulunduğumuz esnada yaralılardan birine ait olan cep telefonunun Zekai Hakkı isimli arkadaşımızda kaldığını gördük. Akabinde ben bu sitede oturan Kemal isimli arkadaşımın yanına gittim.” savunmasını yaptı.
Kaza sırasında diğer araçta bulunan Zekai Hakkı D. (16) ise olay günü arkadaşı Demir Ö’ye kalmaya gittiğini, akşam T.C’nin görüşmek amacıyla Demir Ö’yü aradığını, bir süre sonra Demir Ö’nün babasının aracına diğer 4 kişiyle binerek T.C’nin evinin önüne gittiklerini anlattı.
“O anki dalgınlıkla şahsın telefonunu cebime koydum”
Kendilerine T.C’nin kullandığı araçla diğer arkadaşlarının da katıldığını aktaran Zekai Hakkı D, Bahçeköy orman yoluna girdiklerini T.C’nin kendi araçlarını sollayarak hızlı gitmeye başladığını kaydetti.
Zekai Hakkı D, şöyle devam etti:
“Önümüzdeki viraja sert girince arabaları yalpalayarak kaymaya başladı. Ancak aramızda mesafe olduğu için tam göremiyordum. Biz de virajı alınca T.C’nin aracının yolun solundaki su kanalına çıktığını gördük. Hemen aracımızı durdurduk. Aşağıya indiğimizde yolun ortasında iki erkek şahsın yaralı yattığını gördük. Yaralılardan birinin yanına giderek konuşmaya çalıştım. Yaralı şahıs bana flaşını yaktı ve telefonunu vererek başına bakmamı istedi. Telefonu alarak başına ışık tuttum. O anki dalgınlıkla şahsın telefonunu cebime koydum. Daha sonra diğer yaralının yanına gittim.”
Yoldan geçen kişilerin yardıma geldiğini, etrafın kalabalıklaştığını bildiren Zekai Hakkı D, gelecek ambulans ve itfaiyeye yolu açmak amacıyla Demir Ö’nün aracını alıp Kerem A. ile olay yerinden ayrıldıklarını ve aracı siteye bıraktıklarını öne sürdü.
“T.C’nin annesi, ‘Sahibine vereceğim’ diyerek telefonu güvenlik görevlisinden almak istedi”
Yeniden olay yerine gitmek için taksi çağırdığı sırada Demir Ö’nün eski model araçla geldiğini aktaran Zekai Hakkı D, kendisine, yaralılardan birinin telefonunun elinde olduğunu ve olay yerine dönerek bırakmaları gerektiğini söylediğini iddia etti.
Zekai Hakkı D, sözlerini şöyle sürdürdü:
“O esnada Kerem taksiye bindi. Olay yerine gideceğini düşünerek telefonu Kerem’e verdim. Kerem, böyle bir sorumluluğu taşıyamayacağını söyleyerek, telefonu site girişindeki duvarın üzerine bıraktı. Daha sonra güvenlik görevlisi gelerek telefonu aldı. Ardından veliler de sitenin önüne geldi ve bizi uzaklaştırdı. T.C’nin annesi, ‘Sahibine vereceğim.’ diyerek, telefonu güvenlik görevlisinden almak istedi. Görevli de telefonu T.C’nin annesine verdi. Ardından T.C’nin annesi sitenin önünden ayrıldı.”
Ne olmuştu?
Eyüpsultan’da seyir halindeki 3 ATV aracından biri arızalanmış, yol kenarına çekilen arızalı araç tamir edilmeye çalışılırken aynı yönde ilerleyen iki araçtan birisi buradaki 3 ATV’ye çarpmıştı.
Kazada yaralanan Oğuz Murat Aci ile İbrahim Gümüş, T.A, S.K. ve H.T. hastaneye kaldırılmış, yaralılardan Aci, müdahaleye rağmen hayatını kaybetmişti.
Yapılan incelemede, kazaya neden olan 17 yaşındaki sürücü T.C’nin olay yerine gelen annesi Eylem Tok’un aracıyla buradan uzaklaştığı, anne-oğulun önce İstanbul Havalimanı’na, sonra da uçakla Mısır’a gittikleri tespit edilmişti.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, Mısır’a kaçan sürücü T.C. ve annesi yazar Eylem Tok hakkında yakalama kararı çıkarılmıştı.
Başsavcılık, 18 yaşından küçük sürücü ile annesi Eylem Tok hakkında kırmızı bülten çıkarılmasına yönelik Adalet Bakanlığına yazı göndermişti.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, T.C. ile annesi Eylem Tok hakkında tutuklama kararı verildiğini, 2 Mart’ta uçakla Mısır’a giden iki şüphelinin Türkiye’ye iadesi için Mısır adli makamlarıyla temasa geçildiğini ve şüpheliler hakkında kırmızı bülten talep edildiğini kaydetmişti.
Tunç, “Mısır Interpolü tarafından şahısların Mısır’dan ABD istikametine çıkış yaptıklarının bildirilmesi üzerine, adı geçenlerin ABD’den ülkemize iadesi amacıyla hazırlanan geçici tutuklama talep evrakı hem diplomatik kanaldan hem de Interpol aracılığıyla ABD yetkili makamlarına iletilmiştir.” ifadelerini kullanmıştı.
]]>Seyhan Belediye Başkanı Akif Kemal Akay’ın İYİ Parti’den adaylığına karşı YSK’ya yapılan itiraz reddedildi ve Akay seçim çalışmalarına başladı. Başkan Akif Kemal Akay, bu süreçte yaşananlara videolu bir gönderme yaparak yanıt verdi. Akay, aday adaylığı sürecinde yaşadıklarını Adana kent tarihine mal olmuş bir isimden; Muharrem Gülergin’den örnek vererek anlatmayı tercih etti. Akay’ın sosyal medya hesabında “Tamam l-n, girin suya! Yeniden oynuyoruz!” ve “Kendine ve kentine güvenen Seyhanlılara selam olsun!” sloganıyla paylaşılan video gündem oldu.
NE OLMUŞTU?
31 Mart seçimlerinde İyi Parti’den aday olan Seyhan Belediye Başkanı Akif Kemal Akay, geçen seçimde CHP’nin oyunu ilçede yüzde 31’den yüzde 57,84’e çıkararak göreve gelmişti. CHP ise Seyhan’da mevcut başkanı yeniden sahaya sürmeyi tercih etmeyip, Çukurova’dan aday adayı olan isimlerden birini Seyhan Belediye Başkan adayı olarak çıkarmayı tercih etmişti. Başkan Akif Kemal Akay da CHP’den istifa ederek İYİ Parti’ye geçti ve yeniden adaylığını ilan etti. Akay, aday adaylığı sürecinde yaşadıklarını Adana kent tarihine mal olmuş bir isimden; Muharrem Gülergin’den örnek vererek anlatmayı tercih etti. Akay’ın sosyal medya hesabında “Tamam l-n, girin suya! Yeniden oynuyoruz!” ve “Kendine ve kentine güvenen Seyhanlılara selam olsun!” sloganıyla paylaştı.
VİDEODAKİ MESAJ NE?
1940’lı yılların ortasında Adana Demir spor’da kurulan su topu takımının başına getirilen Muharrem Gülergin, takımı Adana’da havuz bulunmaması nedeniyle DSİ kanallarında çalıştırır. Demirsporlu gençler kanala su verildikçe çalışarak önce Çukurova Şampiyonu olurlar, sonra İstanbul Moda Havuzu’nda türkiye finallerine katılırlar. Bu şampiyonada takıma hem kaptanlık hem de antrenörlük yapan Gülergin’in parmağı da kırılmıştır. Rakip takımı 7-6 yenerler ama her biri kendi arabası ile gelen yalı çocukları ilk defa doğru düzgün havuz gören, otobüste yatan Adana gençlerine yenilmeyi kabullenmez. İtirazlar yükselir “efendim top beş gram normalden ağır”, “Adana kaptanı eli sargılı oynadı” diye. Muharrem Gülergin ise elindeki sargıyı çıkarıp Demirspor tarihine geçen o cümleyi söyler; ” tamam lan, girin suya! baştan oynuyoruz…”
Bu kez 7-6’lık maç 12-0 biter. Adana Demirspor ondan sonraki 16 sezon boyunca üst üste Türkiye Şampiyonluğunu alıp “yenilmez armada” unvanı alır.
‘ZENGİN BEBESİ’ GÖNDERMESİ
Başkan Akif Kemal Akay’ın videosundaki mesaj, bu hikayeye dayanıyor. Başkan Akay, yeniden aday gösterilmemesini, sonrasında da adaylığının engellenmeye çalışılmasını videosunda “mızıkçılık” olarak niteledi.
MUHARREM GÜLERGİN KİMDİR?
Muharrem Gülergin, Adana Demirspor’un efsane kaptanı. Kent tarihindeki ünü ise spor yaşamındaki inadından ve kararlığından geliyor. Yüzme ve sutopunda milli takım kaptanlığı yapan, spor konusunda Adana’da sayısız görevler üstlenen Gülergin’in bir lakabı “Fofo” iken diğer lakabı ise “56 binlik”tir. Spordaki büyüklüğünü ve kararlığını ifade etmek için ona “56 binlik” lakabı takılmıştır. Çünkü, “56 binlik” o günlerde Devlet Demiryolları’ndaki en güçlü buharlı lokomotiftir ve Adana Demirspor’da demiryolu işçilerinin takımıdır.
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kırklareli’nin Vize ve Demirköy ilçeleri çevre yolu açılışına katıldı. Açılışta konuşan Uraloğlu, kökleri binlerce yıl öncesine dayanan kadim tarihi, kültürel dokusu ve eşsiz doğal güzellikleriyle Trakya’nın saklı kalmış cenneti Kırklareli’nde Vize ve Demirköy Çevre Yolları’nın açılış töreni katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Uraloğlu, “Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak, ülkemizin ulaşım ve iletişim altyapısını güçlendirmek, modernize etmek ve vatandaşlarımıza daha konforlu bir yaşam sunmak hedefiyle önemli adımlar atıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gerçekleştirdiğimiz projelerle, Türkiye Yüzyılı’nda şehirlerimizi birbirine daha da yaklaştırıyor, ulaşım altyapısını güçlendiriyoruz. Bilindiği üzere Trakya Bölgemiz; güçlü karayolu altyapısı, limanları, demir yolu ve hava yolu bağlantıları ile Avrupa’yı Asya’ya bağlayan köprü konumundadır. Özellikle Dereköy Sınır Kapısı üzerinden Bulgaristan’a ulaşım sağlaması, Edirne’den İstanbul’a kadar Trakya’yı kat eden otoyol ve devlet yoluna yakınlığı ile de lojistik açıdan büyük önem arz ediyor. Ayrıca Kırklareli; tarihi yapıları ve kültürel değerlerinin yanı sıra, tarım ve tarıma dayalı sanayi kollarıyla, üretim alanları, pazarlara yakınlığı ve iş gücü kaynakları ile bölgenin yatırıma açık merkezleri arasında yer almaktadır. Bu nitelikleriyle Kırklareli her gün büyüyor, gelişiyor, güzelleşiyor. Biz de bunun farkındayız ve Kırklareli’nin büyüme hızına ve artan trafik yoğunluğuna bağlı olarak yeni proje üretiyor, dev yatırımlar hayata geçiriyoruz. Bugün de Kırklareli’mize iki müjde ile Vize ve Demirköy Çevre Yollarımızın açılışı için geldik” diye konuştu.
“İlçe merkezindeki trafik yoğunluğu rahatlattık; hızlı, güvenli ve konforlu ulaşım sağladık”
İstanbul’dan Kırklareli’ne ulaşım sağlayan güzergahta hayata geçirilen karayolu projeleri ile şehrin ulaşım altyapısını geliştirdiklerini belirten Uraloğlu, “Özellikle İstanbul’dan Kırklareli’ne ulaşım sağlayan güzergahta hayata geçirdiğimiz kara yolu projeleri ile şehrin ulaşım altyapısını geliştirmekteyiz. Bu kapsamda yürüttüğümüz önemli çalışmalar arasında yer alan Saray-Kırklareli Yolu’nun uzunluğu 71 kilometredir. Bu yolumuz bünyesinde tamamlayarak açılışını gerçekleştirdiğimiz Vize Çevre Yolumuzu; 6,3 kilometre uzunluğunda bitümlü sıcak karışım kaplamalı bölünmüş yol standardında inşa ettik. Projemiz ile; bölgede bulunan organize sanayi bölgeleri ile yurt içi ve yurt dışına sevkiyat yapan, kapasitesi yüksek kireç ve çimento fabrikalarından kaynaklanan ağır taşıt trafiği kentin dışına aldık. Transit trafiğin kesintisiz akışını tesis ederek ilçe merkezindeki trafik yoğunluğu rahatlattık; hızlı, güvenli ve konforlu ulaşım sağladık” diye konuştu.
“İğneada bölgesindeki askeri faaliyetleri kapsamında sevk edilen ağır tonajlı askeri araçları geçişine uygun, hızlı ve güvenli ulaşım imkanı da sağlamış olduk”
Trakya Bölgesi’nin Karadeniz sahiline açılan en önemli turizm beldesi olan İğneada’ya ulaşımın sağlanması adına büyük önem taşıdığını aktaran Uraloğlu, “Pınarhisar-Demirköy-İğneada yolunda Trakya Bölgesi’nin Karadeniz sahiline açılan en önemli turizm beldesi olan İğneada’ya ulaşımın sağlanması adına büyük önem taşımaktadır. Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve İstanbul illerinin İğneada’ya ulaşan tek aksıdır. Ayrıca Karadeniz kıyısındaki eşsiz longoz ormanları ve orman endüstrisine dayanan ekonomik faaliyetleriyle de öne çıkmaktadır. Demirköy-İğneada Yolumuzu 27,7 kilometre uzunluğunda, bitümlü sıcak karışım kaplamalı tek yol standardında projelendirdik. Yolumuzun Demirköy geçişinde de 5,5 kilometrelik Demirköy Çevre Yolu’nu tamamladık ve iş kapsamındaki 75 metrelik Bulanık Deresi Köprüsü’nü inşa ettik. Yolun kalan kesimlerinde de çalışmalara hızla devam ediyoruz. Demirköy Çevre Yolumuz ile; bölgedeki orman endüstrisinden kaynaklanan ağır taşıt trafiğinin ve özellikle yaz aylarında artış gösteren turistik trafiğin Demirköy şehir merkezinde neden olduğu yoğunluğunu rahatlattık. Bu yolumuzun çok önemli bir yanı daha var. Savunma Sanayii Başkanlığımızın ülkemizin güvenliği için önem arz eden İğneada bölgesindeki askeri faaliyetleri kapsamında sevk edilen ağır tonajlı askeri araçları geçişine uygun, hızlı ve güvenli ulaşım imkanı da sağlamış olduk” dedi.
“Kırklareli’nin demir yolu altyapısını da çok önemli yatırımlar yaptık”
Uraloğlu, “2002 yılında 77 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 257 kilometreye çıkardık. Kırklareli’yi; Edirne’ye, Tekirdağ’a, İstanbul’a bölünmüş yollar ile bağladık. Kırklareli’nin demir yolu altyapısını da çok önemli yatırımlar yaptık. Şehir içinde kalan tüm demir yolu altyapısını modernize ettik. 62 kilometresi Kırklareli’nden geçen 229 kilometre uzunluğundaki Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren projesi ile Kırklareli’ni İpek Demiryolu güzergahının önemli merkezlerinden biri haline de getiriyoruz. Bu proje kapsamında Kırklareli’nde Babaeski, Lüleburgaz, Büyükkarıştıran istasyonları olacak. Projenin tamamlanmasıyla; mevcut hat kapasitesini 4 kat artıracağız. Halkalı-Kapıkule (Edirne) arası yolcu seyahat süresini 4 saatten 1,5 saate; yük taşıma süresini ise 6,5 saatten 2,5 saate düşüreceğiz. Hattın hizmete alınmasıyla birlikte gelişmeye başlayacak ticari hareketlilik bölge insanımızın ve ülkemizin ekonomik süreçlerine, kalkınmasına ve gelişmesine çok büyük faydalar getirecektir” diye konuştu. – KIRKLARELİ
]]>Giresun Yağlıdere ilçesinde doğan 45 yaşındaki Ramazan Demir ve 49 yaşındaki Ramazan Demir, 31 Mart’ta yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimlerinde Ulus Mahallesi muhtarlığı için başvuru yapan 4 aday arasında yer aldı.
Adayların, isim, soyadı ve memleket benzerliğinin yanı sıra seçim çalışmasını yürüttükleri otomobilleri de aynı marka.
Yaşları, kampanya sloganları ve araç renklerinin farklılığı dışındaki benzerlik, seçmenin zaman zaman adayları karıştırmasına neden oluyor.
“Ulus’ta Bayram Var” sloganını kullanan Yağlıdere Sınırlı köyünden Ramazan Demir ile aracına “Başın Düşerse Dara Muhtar Bayram Demir’i Ara” sloganını ve anne babasının ismini yazdıran Koçlu köyünden Ramazan Demir, mahallelerine hizmet için girdikleri gülümseten seçim yarışını sürdürüyor.
“Kim kazanırsa onu tebrik ederiz”
İşçi emeklisi 45 yaşındaki Bayram Demir, AA muhabirine, mahallede aynı ad ve soyadı taşıyan iki kişinin aday olmasının seçim atmosferini farklı noktaya taşıdığını söyledi.
Oy için gittikleri yerlerde zorlandıklarını anlatan Demir, “İki Bayram Demir’in muhtarlığa aday olması tesadüf ama tesadüften de öte ikimiz de aslen Giresun Yağlıdereliyiz. İkimizin aracının markası da aynı. Bu durum mahallemize de çok büyük heyecan getirdi.” diye konuştu.
Demir, benzer durumlarda olmanın zorluğunun yanı sıra heyecan da yaşadıklarını dile getirerek, seçmenlerin zaman zaman kafa karışıklığı yaşadığını, oy kullanırken adayları nasıl ayırt edeceklerini sorduklarını söyledi.
Yüksek Seçim Kurulunun isim benzerliklerine karşı önlemler aldığına değinen Demir, “Adayların isimleri aynıysa oy pusulasında ismin yanına anne ve babanın da isminin yazılması gibi. Çok şükür bu durum bizleri kurtarıyor. Bir de oy pusulamızı dikey veya yatay olarak hazırlayabiliriz. Ben dikey olarak hazırlayıp seçmene sunacağım.” şeklinde konuştu.
Demir, bu durumun mahalleye farklı atmosfer getirdiğine işaret ederek, “Bu güzel bir şey ve benim açımdan hiç sakıncası yok. Burada milletin tercihi önemlidir. Kim kazanırsa onu tebrik ederiz. Kahvehanede otururken iki Bayram Demir’in olmasıyla ilgili arkadaşlarla aramızda latifeler oluyor. Bu da güzel bir şey.” ifadesini kullandı.
Seçim çalışmalarını yürütürken kendisini tanıyanların köyünün ismiyle “Sınırlı Bayram” şeklinde hitap ettiğini belirten Demir, diğer adayı da köyüyle anan vatandaşların, seçim pusulasına yazılan aza isimlerinden de oy verecekleri kişiyi ayırt edebileceklerini kaydetti.
“Türkiye’de ilk olduğunu söylediler”
Esnaf 49 yaşındaki Bayram Demir, isim ve soyadı benzerliğini duyunca şaşırdığını söyledi.
Benzerlik dolayısıyla yaşanan sorunları nasıl çözeceklerinin sık sık sorulduğunu belirten Demir, araçlarında yazan seçim sloganları ve oy pusulasına anne baba isminin yazılmasının problemi çözdüğünü ifade etti.
Demir, benzerliğin çevrelerinde de şaşkınlıkla karşılandığına değinerek, “Biz zor olmadığını biliyoruz. Ulus Mahallesi sakinleri kime oy vereceklerini biliyorlar. İlk defa muhtar seçmiyorlar. Bu ilk olmadığı için bizim de özverili çalışmamız gerektiğini düşünüyorum.” dedi.
Muhtarlık seçimlerinde verdikleri mücadelenin dostluk içerisinde sürdüğünü vurgulayan Demir, şunları kaydetti:
“Aramızdaki rekabetin dostluk içerisinde gitmesi gerekiyor. Muhtarlık, toplumun önünde söz sahibi olmak ve haklarını savunmak demektir. Aramızda sürtüşme illaki olacak, o seçim atmosferinin doğasında var. Diğer Bayram kardeşimiz bazen ‘Neden ismini değiştirmedin?’ diye takılıyor. Biz de bunu gülerek karşılıyoruz.”
Demir, hayatında ilk defa bu kadar çok heyecanlandığını dile getirerek, tatlı atışmalarla geçecek seçim sürecini “örnek insan” olarak bitirmek istediklerini sözlerine ekledi.
]]>Kardemir Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Demir, Kardemir A.Ş.’nin çizdiği stratejik plan, yatırım hedefi, üretim tonajı, Yeşil Mutabakat ve sınırda karbon düzenlemesi ve yeşil çelik yatırımlarında atılabilecek yerli ve milli teknoloji adımları hakkında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Kardemir’in ham çelik üretin tonajını 2,5 milyon ton seviyelerinden 3,5 milyon tona çıkartmayı amaçladıklarını ifade eden Demir, Türkiye Yüzyılı’na yakışır bir stratejik plan hazırlandığını ve önümüzdeki 5 yılda 1,5 milyar doları bulacak yatırım hedefleri olduğunu ifade etti. Demir, Kardemir’in demir çelik sektöründe yerli ve milli üretim stratejileriyle sektörel bağımsızlığı sağlayacağını ve küresel bir güç olmak vizyonuyla yoluna devam edeceğini belirterek, “Kardemir, bu kapsamda yenilikçi teknoloji ve sürekli iyileştirme anlayışının vurgulandığı, çevresel sosyal sürdürülebilirliğin ve paydaş değerlerinin ön planda tutulduğu mevcut üretimin ötesinde değer katan ve fark oluşturan operasyonları ile değişime liderlik etmeyi hedeflemektedir” diye konuştu.
“5 yıl içerisinde 1,5 milyar doları bulacak yeni yatırım hedefimizi paylaşmak istiyorum”
Hazırlanan 5 yıllık stratejik plandan ve Türkiye Yüzyılı’nın ilkelerinden hareketle uzun vadeli iş modellerinde yatırımlar yapmaya öncelik gösterdiklerini söyleyen Demir, “Stratejik planlarımız doğrultusunda önümüzdeki 5 yıl içerisinde 1,5 milyar doları bulacak yeni yatırım hedefimizi paylaşmak istiyorum. Ham çelik üretim tonajımızı kısa vadede yeni yatırım planlarımızla beraber 2,5 milyon ton seviyelerinden 3,5 milyon tona çıkartmayı hedeflemekteyiz. Katma değerli çelik üretimini önümüzdeki 5 yıl içerisinde iki katına çıkaracak planlamalar içindeyiz. Süreç boyunca uygulanacak kontrol mekanizmaları ile yarı mamul ve nihai mamul kaliteli teknolojiler ve nitelikleri sürekli iyileştirilecek, bunu destekleyen operasyonel verimlilik artırılacaktır” açıklamasında bulundu.
“Özel demiryolu taşımacılık işletmesi olma yolunda onay sürecinin iki yıl içinde tamamlanmasını planlıyoruz”
Demir, kapasite açısından lojistik kısıtlamaların aşılması gerektiğine dikkati çekerek, bu bağlamda lojistik master planı hazırlanacağını ve alternatif taşıma kanallarının ortaya konacağını sözlerine ekledi. Lojistik master planı dahilinde görüşülen liman işletmeciliği ve demiryolu işletmeciliği projelerinin de hayata geçirileceğini söyleyen Demir, “Yük taşımacılığı hizmetlerimizin verimliliğini artırmaya ve daha yeşil ulaşım seçeneklerine geçişi desteklemeye yönelik başladığımız bu serüvende büyüklüğümüzü sürdürecek atılımların bir parçası olarak gördüğümüz özel demiryolu taşımacılık işletmesi olma yolunda alınan kararlar ile başlanılan projede onay sürecinin iki yıl içinde tamamlanmasını planlıyoruz. Bu konuları stratejik iş birliği yapılabilecek paydaşlarla yapmakta planlarımızın bir parçası olabilir. Bu formülle liman ve demiryolu projeleri ile kritik stok seviyeleri etkin olarak takip edilecek, fırsat alımları değerlendirilecek ve stok maliyetleri kontrol altında tutulacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
“Cumhurbaşkanımızın Kardemir’e verdiği değer kritik bir role sahip”
Demir, büyüme stratejileri çerçevesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kardemir’e verdiği desteğin çok kıymetli bir yere sahip olduğunu ifade ederek, “Cumhurbaşkanımızın Kardemir’e vermiş olduğu değer, ülkemizin sanayi ve ekonomik kalkınması açısından kritik bir role sahiptir. Bu destek, Kardemir’in sadece bir sanayi kuruluşu olmanın ötesinde, ulusal ve uluslararası alanda rekabet edebilirlik gücünü artırarak Türkiye’nin sanayi potansiyelini daha da geliştirmesine katkı sağladığı gibi bu desteği, yerli üretimin teşvik edilmesi ve istihdamın artırılması gibi stratejik hedeflerimizi ve ülkemizin sanayideki önemli konumunu korumasına yardımcı olmaktadır” diye konuştu.
“2024 yılı için çevre yatırımlarımıza yaklaşık 40 milyon dolar bütçe ayırdık”
Mali yapıyı güçlendirmek adına sürdürülebilir bir Kardemir oluşturmak istediklerini aktaran Demir, Kardemir’in çevre yatırımları, Avrupa Birliği Yeşil Mutabakat ve sınırda karbon düzenlenmesi hakkında atılacak adımların öneminin altını çizdi. Kardemir’in mali yapılarını güçlendirmesinin sürdürülebilirlik açısından en önemli konulardan biri olduğunu söyleyen Demir, “Kardemir’in sürdürülebilir rekabet gücünü artıracak etkin finansal sistem yapısı geliştirilecek, maliyet azaltıcı ve karlılık artırıcı faaliyetler ile ‘Mali Yapıyı Güçlendirmek amaçlanmaktadır. Katma değer ve karlılık konuları önceliğimiz olacaktır. Bu sayede karlılığımız yeni ve yenilikçi yatırımları mümkün kılacağı gibi temettü dağıtımı ile hissedarlarımıza değere ortak etmeyi sürdürmek isteriz. Hisselerinin tamamı Borsa İstanbul’da işlem gören Şirketimiz yaptığı yatırımlar ve karşılığındaki kazanç potansiyelini ortaya koyarak yatırımcı çekmeye devam edecektir. Demir-çelik şirketlerinin önünde artık AB Yeşil Mutabakat ve sınırda karbon düzenlemesi vardır. Şirketimizde bu düzenlemeye uygun bir şekilde 2053 hedefleri doğrultusunda yola devam edecektir” ifadelerine yer verdi.
Demir, Kardemir’in ‘Sağlıklı Çevre ve Verimli Üretim’ ilkesinden hareketle tüm üretim ve yatırım faaliyetlerinde çevreye duyarlı olmayı ve sürekli geliştirmeyi temel prensipler olarak kabul ettiğini de dile getirdi.
“2053 yılına kadar karbon nötr bir tesis olmayı hedeflemekteyiz”
Demir, karbon nötr tesis hedefi ile alakalı çizdikleri yol haritasından da söz ederek, 2020 yılı sonuna kadar 250 MW yenilenebilir enerji üretimine ulaşılmasını hedeflediklerini dile getirdi. Misyonlardan bir tanesinin efektif bir demir çelik ekosistemini kurmak olduğunu dile getiren Demir, “Bu kapsamda rekabet öncesi iş birliği geliştirilerek ürünlerin sektörler arası kullanımı artırılacak ve demir çelik geleceğini inşa edecek ARGE projeleri sektör firmaları ile geliştirmeyi planlamaktayız. Demiryolu sektöründe ray ve tekerde tek üretici konumunda olan şirketimiz, geliştirmekte olduğu ürünlerde de yol haritasını sektör temsilcileriyle birlikte oluşturacaktır. Demir çelik sanayiini geliştirecek ve sürdürülebilirliği sağlayacak yeşil çelik stratejilerini ortaya koyacak Yeşil Çelik Strateji Yol Haritası son haline getirilecektir. Burada önemle altını çizdiğimiz konu ise yeşil çelik konusundaki teknolojiyi yerli ve milli firmalarla ortak payda da buluşarak geliştirmeyi planlıyoruz. Karbon nötr yolunda karbon emisyonlarını 2030 yılına kadar yüzde 15 azaltmayı ve 2053 yılına kadar karbon nötr bir tesis olmayı hedeflemekteyiz” şeklinde konuştu.
Demir, enerji tüketimlerinin verimli yönetilmesi için enerji verimliliği projeleri geliştirileceğini ve alternatif yenilenebilir enerji kaynakları yatırımları yapılacağını da duyurdu. Böylece ton ham çelik başına düşen enerji tüketim miktarının düşürüleceğini ifade eden Demir, değişen çevre koşulları ve iklim krizine bağlı olarak yüzey suyu ve yer altı sularının azalarak tehlike arz ediyor olmasından dolayı toplam tüketilen su miktarının yüzde 15 oranında düşürüleceğini aktardı.
“Ortaklık yapısıyla yeni iş modeli tasarlayacağız”
Kardemir, bağlı ortaklık yapısını da yeniden değerlendirilerek, yeni iş modeli tasarlayacaklarını ifade ederek, “Şirketlerimizin mühendislik kabiliyetlerini ön plana çıkaran ve pazarlayan kuruluşlar haline getireceğiz. Kardökmak’ı demir çelik sektörünün Ar-Ge mühendislik, tasarım ve Ür-Ge firması haline getirmeyi, Enbatı’yı yeni ve yenilenebilir enerji teknolojileri alanında uzmanlaştırmayı, Karçel’i ise yapısal çelikte imalat montaj ve tesis kurulumunda bir çelik servis merkezi kurulumuyla beraber daha da etkin ve yetkin hale getirmeyi hedefliyoruz” dedi.
“Savunma sanayii alanı için kaliteli malzemelerin tedarikinde önemli bir role sahibiz”
Demir, savunma sanayii alanında kendi tecrübelerini de aktararak, Kardemir’in gelişmiş alt yapısı ile faydalı işlere imza atılabileceğini söyledi. Demir, şu ifadeleri kullandı:
“Kardemir, demir ve çelik üretimindeki uzmanlığıyla başta savunma sanayii olmak üzere nitelikli alaşım ihtiyacı olan kritik sanayi alanlarının ihtiyaç duyduğu yüksek kaliteli malzemelerin tedarikinde önemli bir role sahiptir. Kardemir’in büyük ölçekli üretim kapasitesi ve esnek üretim yetenekleri, bağlı ortaklıklar ile sağladığı esneklik ile kritik ve stratejik sanayimizin taleplerini karşılamak için ideal bir altyapı sunmaktadır. Kardemir’in bu katkıları; yerli ve milli üretimdeki güçlü adımlarımızı destekleyerek ülke güvenliğimizi daha da sağlamlaştırabilir. Savunma sanayiinde kazandığımız uzun yıllara dayanan deneyimleri, Kardemir’in operasyonlarına entegre ederek hem ulusal hem de uluslararası alanda rekabet gücünü artırmayı hedefliyoruz.” – ANKARA
]]>İYİ Parti Sağlık Politikaları Başkanı Taner Demirer, Erzincan’ın İliç ilçesindeki maden faciasına ilişkin “Bu büyük bir felakettir. Bunun örneği de yoktur. Özellikle Doğu Avrupa – Türkiye çizgisinde ikinci Çernobil vakası yaşanmaktadır. Üzerine yağmur gelmesiyle birlikte hidrojen siyanür gazı da atmosfere yayılacaktır. Bu gazın nerelere gideceği bilinmez. Basra Körfezi’ne kadar gidecektir” dedi.
İYİ Parti Milli Güvenlik Politikaları Başkanı Ali Demir ve İYİ Parti Sağlık Politikaları Başkanı Taner Demirer, Erzincan’ın İliç ilçesinde maden faciasının yaşandığı bölgede incelemelerde bulundu. Bölgede faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşları ve bilim insanlarının uyarılarına rağmen bunların dikkate alınmadığını ifade eden Demir, “Dikkate alınmadığı gibi büyük bir umursamazlık içerisinde 2021 yılında Murat Kurum’un Çevre ve Şehircilik Bakanı olduğu dönemde Çöpler Kompleksi Madeni’nin kapasite artırımına da izni verilmiştir” dedi.
İYİ Parti’yi temsilen 2021 yılında bölgeye gelerek incelemelerde bulunan parti heyetinin alınması gereken tedbirleri rapor haline getirerek ilgili kurumlara ilettiğini aktaran Demir, bir sonraki sene ise İYİ Parti Milletvekili Şenol Sunat tarafından soru önergesi verildiğini hatırlattı.
İliç’te 21 Haziran 2022’de yaşanan siyanür sızıntısı ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından işletmenin faaliyetlerinin durdurulduğunu belirten Demir, “Ancak bakanlık bir süre sonra belirlenen eksikler için 16 milyon 400 bin TL idari para cezası yaptırımı uyguladıktan sonra işletmeci firmaya tekrar faaliyet izni vermiştir” diye konuştu.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, 29 Haziran 2022 tarihli TBMM grup toplantısı sırasında konuyu tekrar gündeme getirdiğini kaydeden Demir, tüm uyarılara rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığını vurguladı.
Demir şöyle devam etti:
“İLİÇ’TE 2 YIL ÖNCE YAŞANAN SİYANÜR SIZINTISI FELAKETİ HEPİMİZ İÇİN BİR DERS OLMALIYDI”
“Bugün itibariyle, ilgili maden firmasının faaliyetinin durdurulmasına neden olan eksikliklerin giderilip gidermediğini ve ayrıca hangi gerekçe ile 2021 yılında kapasite artırımına izni verildiğini kamuoyu gibi bizler de merak ediyoruz. Ödenen 16 milyon 400 bin TL idari para cezasının bölgedeki risk ve tehditleri ortadan kaldırmadığını dün hep birlikte çok acı bir şekilde gördük. Oysa, İliç’te 2 yıl önce yaşanan siyanür sızıntısı felaketi hepimiz için bir ders olmalıydı. Benzeri felaketlerin bir daha yaşanmaması için dünkü olaydan ders çıkarılmalı ve olay tüm boyutlarıyla değerlendirilmelidir.”
Çöpler Madeni Bölgesi’ni işleten maden firmasının yurtdışı ortağına ait yaklaşık 221 milyon lira vergi borcunun silindiğine yönelik haberlere de işaret eden Demir, bu borcun hangi gerekçe ile silindiğini sordu.
İYİ Parti Sağlık Politikaları Başkanı Taner Demirer ise şunları söyledi:
“DOĞU AVRUPA – TÜRKİYE ÇİZGİSİNDE İKİNCİ ÇERNOBİL VAKASI YAŞANMAKTADIR”
“Yaşanan olay doğal bir toprak kayması değildir. Maden firması tarafından işlenmiş toprağın uygun şekilde yerleştirilmemiş olması sebebiyle meydana gelmiş bir kaymadır. Bu toprak siyanürlü dolu, ağır metal içeren, adeta jöle kıvamında su gibi akan bir toprak büyük bir çukuru doldurmuştur. Bu büyük bir felakettir. Bunun örneği de yoktur. Özellikle Doğu Avrupa – Türkiye çizgisinde ikinci Çernobil vakası yaşanmaktadır. Üzerine yağmur gelmesiyle birlikte hidrojen siyanür gazı da atmosfere yayılacaktır. Bu gazın nerelere gideceği bilinmez. Basra Körfezi’ne kadar gidecektir.”
Avrupa Birliği tarafından tasfiye edilen bir metodun bölgede uygulanmaya devam ettiğini dile getiren Demirer, “Bu toprak yığınından yer altı sularımıza siyanür sızıntısı devam edecektir. Bölgedeki barajlara ve göllere, zaman içerisinde Fırat’a sızacaktır. Özellikle toprakta yaşamı sonlandıracaktır. Yer altı suları siyanürlü olacaktır. Akarsulardaki balıklar ölecektir” diye konuştu. Yaşananların kısa vadede olduğu gibi uzun vadede de sonuçları olacağının altını çizen Demirer, bölgedeki köylerin gözetim altına alınması gerektiğine dikkat çekti.
]]>MERSİN – Mersin’de bir apartmanın demir korkuluklarına bacağı saplanan ve itfaiye ekipleri tarafından kurtarılan kendi, tedavisinin ardından sağlığına kavuştu.
Alınan bilgiye göre, demir korkuluklara saplanmış bir kedi olduğuna dair ihbar alan Mersin Büyükşehir Belediyesi, ilk olarak itfaiye ekipleri ile bölgeye ulaştı. Mezitli’deki bir apartmanın demir korkuluklarına bacağı saplanan kediyi korkulukları keserek kurtaran ekipler, Mersin Büyükşehir Belediyesi veterinerlerine teslim etti. Kaşlı Geçici Hayvan Bakımevi’nde tedavisi yapılan sağlıklı bir şekilde yürümeye başlayan kedi, alışkın olduğu ve beslendiği doğal ortamına bırakıldı. Zamanında müdahale ile kedinin bacağının ampute edilmeye gerek kalmadan kurtarıldığı ifade edildi.
“Can dostlarımıza gerekli tüm ilgiyi gösteriyoruz”
Yaralı kedinin bacağını eski sağlığına kavuşturduklarını anlatan Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesinde Veteriner Hekim olarak görev yapan Yusuf İncir, “Yapılan ilk tespitler sonucunda, balkon demirinin bacağından yaklaşık 10-15 cm civarında geçtiği görülmüştür. Yapılan dezenfeksiyon ve temizlik işlemlerinin ardından, balkon demiri anestezi altındaki kedinin bacağından çıkarıldı. Çıkarılırken dokuya mümkün olduğu kadar zarar vermemeye dikkat ettik. Yaptığımız tespitlerde kaslardan bir tanesinin kopmuş olduğu, yalnız sinir dokusunda herhangi bir hasar oluşmadığı tespit edilmiştir. Yapılan yara temizliği ve dezenfeksiyonun ardından, kopan kas kısmı dikişle tekrar eski haline getirildi. Dezenfeksiyonun ardından, yırtılan ve hasar gören dokuların dikiş işlemini gerçekleştirdikten sonra, deri dikişi ile işlemimizi tamamladık. 12 gün zarfında kedimiz sağlığına kavuştu” ifadelerine yer verdi.
Sahipsiz sokak hayvanlarını tedavi ettikten sonra doğal ortamlarına bıraktıklarını ifade eden İncir, “Büyükşehir Belediyesi çalışanları olarak, can dostlarımıza gerekli ilgiyi gösteriyoruz. Elimizden geldiği kadar onları tedavi etmeye ve işlemlerini en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz. Sadece sokak hayvanlarına hizmet ediyoruz. Burada gerek kısırlaştırdığımız, gerekse de tedavisini yaptığımız hayvanları, süreç sonunda doğal ortamlarına geri bırakıyoruz” dedi.
“Hepimizin hayvanlar konusunda elimizi taşın altına koymamız lazım”
İkamet ettiği Mezitli’de yaklaşık 60 kediye bakan Yerel Hayvan Koruma Gönüllüsü Canan Keven, bir sabah sitesindeki bir kedinin sesine uyandığını ve demir korkuluklara saplandığını söyledi.
Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi’ni aradığını, ardından da Alo 185’i arayarak ihbar oluşturduğunu anlatan Keven, “Yarım saat içerisinde geldiler. Onlardan tek bir ricam vardı. ‘Kediyi arka tarafa bırakmayın’ dedim. Çünkü saplandığı demir kesildi. Yanlarında tutmalarını rica ettim, onlar da bu isteğimi yerine getirdiler. Başta başkanımıza, barınak müdürümüze ve görevli arkadaşlara sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. Benim canım, tamamlanan tedavisi sonrasında sapasağlam geldi. O kadar çok mutluyum ki, sanki bana dünyalar bağışlanmış gibi” şeklinde konuştu.
Bakımını üstlendiği can dostların belediyenin bakımevinde kısırlaştırıldığını da sözlerine ekleyen Keven, “Bütün vatandaşlardan tek bir talebim var. Mersin Büyükşehir Belediyesine Alo 185’i arayarak başvurabilirler. Bütün hayvanseverler bilirler ki onlar bizim için bir hayvan değil, bir can. Allah’ın sessiz kulları. Hepimizin hayvanlar konusunda elimizi taşın altına koymamız lazım” ifadelerine yer verdi.
]]>Alınan bilgiye göre, demir korkuluklara saplanmış bir kedi olduğuna dair ihbar alan Mersin Büyükşehir Belediyesi, ilk olarak itfaiye ekipleri ile bölgeye ulaştı. Mezitli’deki bir apartmanın demir korkuluklarına bacağı saplanan kediyi korkulukları keserek kurtaran ekipler, Mersin Büyükşehir Belediyesi veterinerlerine teslim etti. Kaşlı Geçici Hayvan Bakımevi’nde tedavisi yapılan sağlıklı bir şekilde yürümeye başlayan kedi, alışkın olduğu ve beslendiği doğal ortamına bırakıldı. Zamanında müdahale ile kedinin bacağının ampute edilmeye gerek kalmadan kurtarıldığı ifade edildi.
“Can dostlarımıza gerekli tüm ilgiyi gösteriyoruz”
Yaralı kedinin bacağını eski sağlığına kavuşturduklarını anlatan Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesinde Veteriner Hekim olarak görev yapan Yusuf İncir, “Yapılan ilk tespitler sonucunda, balkon demirinin bacağından yaklaşık 10-15 santimetre civarında geçtiği görülmüştür. Yapılan dezenfeksiyon ve temizlik işlemlerinin ardından, balkon demiri anestezi altındaki kedinin bacağından çıkarıldı. Çıkarılırken dokuya mümkün olduğu kadar zarar vermemeye dikkat ettik. Yaptığımız tespitlerde kaslardan bir tanesinin kopmuş olduğu, yalnız sinir dokusunda herhangi bir hasar oluşmadığı tespit edilmiştir. Yapılan yara temizliği ve dezenfeksiyonun ardından, kopan kas kısmı dikişle tekrar eski haline getirildi. Dezenfeksiyonun ardından, yırtılan ve hasar gören dokuların dikiş işlemini gerçekleştirdikten sonra, deri dikişi ile işlemimizi tamamladık. 12 gün zarfında kedimiz sağlığına kavuştu” ifadelerine yer verdi.
Sahipsiz sokak hayvanlarını tedavi ettikten sonra doğal ortamlarına bıraktıklarını ifade eden İncir, “Büyükşehir Belediyesi çalışanları olarak, can dostlarımıza gerekli ilgiyi gösteriyoruz. Elimizden geldiği kadar onları tedavi etmeye ve işlemlerini en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz. Sadece sokak hayvanlarına hizmet ediyoruz. Burada gerek kısırlaştırdığımız, gerekse de tedavisini yaptığımız hayvanları, süreç sonunda doğal ortamlarına geri bırakıyoruz” dedi.
“Hepimizin hayvanlar konusunda elimizi taşın altına koymamız lazım”
İkamet ettiği Mezitli’de yaklaşık 60 kediye bakan Yerel Hayvan Koruma Gönüllüsü Canan Keven, bir sabah sitesindeki bir kedinin sesine uyandığını ve demir korkuluklara saplandığını söyledi.
Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi’ni aradığını, ardından da Alo 185’i arayarak ihbar oluşturduğunu anlatan Keven, “Yarım saat içerisinde geldiler. Onlardan tek bir ricam vardı. ‘Kediyi arka tarafa bırakmayın’ dedim. Çünkü saplandığı demir kesildi. Yanlarında tutmalarını rica ettim, onlar da bu isteğimi yerine getirdiler. Başta başkanımıza, barınak müdürümüze ve görevli arkadaşlara sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. Benim canım, tamamlanan tedavisi sonrasında sapasağlam geldi. O kadar çok mutluyum ki, sanki bana dünyalar bağışlanmış gibi” şeklinde konuştu.
Bakımını üstlendiği can dostların belediyenin bakımevinde kısırlaştırıldığını da sözlerine ekleyen Keven, “Bütün vatandaşlardan tek bir talebim var. Mersin Büyükşehir Belediyesine Alo 185’i arayarak başvurabilirler. Bütün hayvanseverler bilirler ki onlar bizim için bir hayvan değil, bir can. Allah’ın sessiz kulları. Hepimizin hayvanlar konusunda elimizi taşın altına koymamız lazım” ifadelerine yer verdi. – MERSİN
]]>Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi bünyesindeki Bozyazı, Silifke ve Kaşlı Geçici Hayvan Bakımevi’nde misafir edilen can dostların yanı sıra sokakta yaşayan hasta, yaralı ve kaza geçirmiş patili dostlar için önemli çalışmalar yapılıyor. Başıboş, hasta, yaralı kedi ve köpekleri toplayarak tedavi etme, kısırlaştırma, sahiplendirme ve mama desteği vermeyi sürdüren Büyükşehir, Alo 185 üzerinden gelen ihbarlara da en kısa sürede yanıt veriyor.
30 Ocak günü Alo 185 üzerinden demir korkuluklara saplanmış bir kedi olduğuna dair ihbar alan Büyükşehir Belediyesi, ilk olarak İtfaiye ekipleri ile bölgeye ulaştı. Mezitli’deki bir apartmanın demir korkuluklarına bacağı saplanan kediyi korkulukları keserek kurtaran İtfaiye ekipleri, can dostu, Büyükşehir’in veterinerlerine teslim etti. Kaşlı Geçici Hayvan Bakımevi’nde yaklaşık 12 günlük tedavisinin ardından sağlıklı bir şekilde yürümeye başlayan patili dost, alışkın olduğu ve beslendiği doğal ortamına bırakıldı. Büyükşehir İtfaiyesi’nin hızı, veteriner hekimlerin de etkin müdahalesi sonucu can dostun bacağı, ampute edilmeye gerek kalmadan kurtarıldı.
Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi’nde Veteriner Hekim olarak görev yapan Yusuf İncir, yaralı kedinin bacağını eski sağlığına kavuşturduklarını anlatarak, şöyle konuştu:
“Yapılan ilk tespitler sonucunda, balkon demirinin bacağından yaklaşık 10-15 cm civarında geçtiği görülmüştür. Yapılan dezenfeksiyon ve temizlik işlemlerinin ardından, balkon demiri anestezi altındaki kedinin bacağından çıkarıldı. Çıkarılırken dokuya mümkün olduğu kadar zarar vermemeye dikkat ettik. Yaptığımız tespitlerde kaslardan bir tanesinin kopmuş olduğu, yalnız sinir dokusunda herhangi bir hasar oluşmadığı tespit edilmiştir. Yapılan yara temizliği ve dezenfeksiyonun ardından, kopan kas kısmı dikişle tekrar eski haline getirildi. İçerinin dezenfeksiyonun ardından, yırtılan ve hasar gören dokuların dikiş işlemini gerçekleştirdikten sonra, deri dikişi ile işlemimizi tamamladık. 12 gün zarfında kedimiz sağlığına kavuştu. Büyükşehir Belediyesi çalışanları olarak, can dostlarımıza gerekli ilgiyi gösteriyoruz. Elimizden geldiği kadar onları tedavi etmeye ve işlemlerini en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz. Sadece sokak hayvanlarına hizmet ediyoruz. Burada gerek kısırlaştırdığımız, gerekse de tedavisini yaptığımız hayvanları, süreç sonunda doğal ortamlarına geri bırakıyoruz.”
İkamet ettiği Mezitli’de yaklaşık 60 kediye bakan Yerel Hayvan Koruma Gönüllüsü Canan Keven, bir sabah sitesindeki bir kedinin sesine uyandığını ve demir korkuluklara saplandığını söyledi. Büyükşehir İtfaiyesi’ni aradığını, ardından da Alo 185’i arayarak ihbar oluşturduğunu anlatan Keven, şunları dile getirdi:
“Yarım saat içerisinde geldiler. Onlardan tek bir ricam vardı. ‘Kediyi arka tarafa bırakmayın’ dedim. Çünkü saplandığı demir kesildi. Yanlarında tutmalarını rica ettim, onlar da bu isteğimi yerine getirdiler. Başta Başkanımıza, barınak müdürümüze ve görevli arkadaşlara sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. Benim canım, tamamlanan tedavisi sonrasında sapasağlam geldi. O kadar çok mutluyum ki, sanki bana dünyalar bağışlanmış gibi. Başkan Vahap Seçer, hayvan hakları konusunda Mersin için mucize.”
Bakımını üstlendiği can dostların Büyükşehir’in bakımevinde kısırlaştırıldığını da sözlerine ekleyen Keven, “Bütün vatandaşlardan tek bir talebim var. Büyükşehir Belediyesi’ne Alo 185’i arayarak başvurabilirler. Bütün hayvanseverler bilirler ki onlar bizim için bir hayvan değil, bir can. Allah’ın sessiz kulları. Hepimizin hayvanlar konusunda elimizi taşın altına koymamız lazım” diye konuştu.
]]>Babasından gelecek haberi bekleyen Zekiye Demir, “Yaklaşık 6 aydır evden çıkmıyordu, hava almaya dahi çıkmıyordu”
HATAY – Hatay’da depremin ardından aylarca evden dışarı çıkmayan 54 yaşındaki Ayhan Demir, Pazartesi günü evinden çıktıktan sonra sırra kadem bastı. Demir’in yakınları gelecek güzel haberi bekliyor.
Kahramanmaraş merkezli depremlerde Hatay’da bir çok insanın hayatı olumsuz etkilendi. Antakya ilçesinde yaşayan 54 yaşındaki Ayhan Demir’in de asrın felaketinde iş yeri yıkıldı ve yakınları vefat etti. Deprem sonrası psikolojik olarak zor günler geçiren Demir, uzun bir süre evden çıkmayarak çevresiyle iletişim kurmadı. Demir, 22 Ocak Pazartesi günü evinden ayrılarak sırra kadem bastı. Yanına cep telefonu, cüzdan ve para almayan Demir’den haber alamayan yakınları gelecek güzel haberi bekliyor.
“Her zaman da söylüyordum gel hava alalım yürüyüş yapalım diye ama dışarıya çıkmazdı”
Eşinin yanına para ve cüzdan almadan evden ayrıldığını belirten Yeliz Demir şöyle konuştu; “Pazartesi günü kahvaltısını etti. Geldi oturdu Oturduktan sonra ben mutfağa gittim aramızda sadece kapı vardı. Burada kendisi yürüyüş yapıyordu. Bende oradaydım. Bir anda geldim buraya baktım Ayhan yok. Baktım demir kapı açık dedim kim açmış demir kapıyı çünkü kendi dışarıya çıkmaz. Hep içeride kapalı yerde öyle bir cesareti yok yani dışarıya çıksın. Her zaman da söylüyordum gel hava alalım yürüyüş yapalım diye ama dışarıya çıkmazdı. Ama öyle birden bilmiyorum kafasına ne geldi, ne düşündü birden terlikle çıkmış. Bir de üzerinde mavi bir mont vardı. Yanında kimlik yok, para yok hiç bir şey yok. Bilmiyorum nereye gider ama 3 tane komşum görmüş. Sağlık ocağının o taraflara gitmiş. Ama nereye gitmiş, nasıl gitmiş kimse görmemiş. Evimiz ve dükkanımız yıkıldı onun etkisi tabi ki var. Çünkü o içine kapanık birisiydi. 22 Ocak Pazartesi günü saat 10 civarıydı. Çıktım ilk çıktığı zaman koştum peşinden onu bulmak için ama maalesef bulamadım. Sokak sokak aradım. Bütün köyü aradım. Sordum soruşturdum maalesef gören yok. Sadece 3 kişi görmüş bir şey yapamamışlar. Ama kendisi giderken acele ediyor. Çok hızlı bir şekilde gidiyormuş. Ama neden böyle bir şey düşündüğünü hiç anlayamıyorum. Buradan çıktığı zaman durumu iyiydi. İste kafasına ne geldi, ne düşündü bilemiyorum” diye konuştu.
“Yaklaşık 6 aydır evden çıkmıyordu, hava almaya dahi çıkmıyordu”
Haber alamadıkları babasını bulmak için kolluk kuvvetlerine de başvurduklarını belirten Zekiye Demir, “En büyük kızıyım. Şu an çok kötü durumdayız. Yani hiç bir şekilde babamıza ulaşamıyoruz. Ne yapacağımızı hiç bilmiyoruz. Her yere baktık. Polisler her yeri arıyor hiç bir şekilde bir sonuç yok. Çok mutsuzuz ne yapacağımızı şu an hiç bilmiyoruz. Bekliyoruz elimizden hiç bir şekilde bir şey gelmiyor. Yaklaşık 6 aydır evden çıkmıyordu, hava almaya dahi çıkmıyordu. Birden böyle çıkıp gitmesi çok tuhaf geliyor. Babamın gidebileceği herhangi bir yer var mı bilmiyoruz” dedi.
]]>Kahramanmaraş merkezli depremlerden Hatay’da birçok insanın hayatı olumsuz etkilendi. Antakya ilçesinde yaşayan 54 yaşındaki Ayhan Demir’in de asrın felaketinde iş yeri yıkıldı ve yakınları vefat etti. Deprem sonrası psikolojik olarak zor günler geçiren Demir, uzun bir süre evden çıkmayarak çevresiyle iletişim kurmadı. Demir, 22 Ocak Pazartesi günü ise evinden çıktıktan sonra sırra kadem bastı. Yanına cep telefonu, cüzdan ve para almayan Demir’den haber alamayan yakınları, gelecek güzel haberi bekliyor.
“Her zaman da söylüyordum ‘Gel hava alalım, yürüyüş yapalım’ diye ama dışarıya çıkmazdı”
Eşinin yanına para ve cüzdan almadan evden ayrıldığını belirten Yeliz Demir, “Pazartesi günü kahvaltısını etti, geldi oturdu. Oturduktan sonra ben mutfağa gittim, aramızda sadece kapı vardı. Burada kendisi yürüyüş yapıyordu, ben de oradaydım. Bir anda geldim buraya baktım Ayhan yok. Baktım demir kapı açık, dedim ‘Kim açmış?’ demir kapıyı. Çünkü kendi dışarıya çıkmaz. Hep içeride, kapalı yerde, öyle bir cesareti yok yani dışarıya çıksın. Her zaman da söylüyordum ‘Gel hava alalım, yürüyüş yapalım’ diye ama dışarıya çıkmazdı. Ama öyle birden bilmiyorum kafasına ne geldi, ne düşündü birden terlikle çıkmış. Bir de üzerinde mavi bir mont vardı. Yanında kimlik yok, para yok, hiçbir şey yok. Bilmiyorum nereye gider ama üç tane komşum görmüş. Sağlık ocağının o taraflara gitmiş. Ama nereye gitmiş, nasıl gitmiş kimse görmemiş. Evimiz ve dükkanımız yıkıldı, onun etkisi tabii ki var. Çünkü o içine kapanık birisiydi. 22 Ocak Pazartesi günü saat 10 civarıydı. Çıktım ilk çıktığı zaman koştum peşinden onu bulmak için ama maalesef bulamadım. Sokak sokak aradım. Bütün köyü aradım. Sordum soruşturdum maalesef gören yok. Sadece üç kişi görmüş, bir şey yapamamışlar. Ama kendisi giderken acele ediyor. Çok hızlı bir şekilde gidiyormuş. Ama neden böyle bir şey düşündüğünü hiç anlayamıyorum. Buradan çıktığı zaman durumu iyiydi. İşte kafasına ne geldi, ne düşündü bilemiyorum” diye konuştu.
“Yaklaşık 6 aydır evden çıkmıyordu, hava almaya dahi çıkmıyordu”
Haber alamadıkları babasını bulmak için kolluk kuvvetlerine başvurduklarını belirten kızı Zekiye Demir ise, “En büyük kızıyım. Şu an çok kötü durumdayız. Yani hiçbir şekilde babamıza ulaşamıyoruz. Ne yapacağımızı hiç bilmiyoruz. Her yere baktık. Polisler her yeri arıyor, hiçbir şekilde bir sonuç yok. Çok mutsuzuz, ne yapacağımızı şu an hiç bilmiyoruz. Bekliyoruz, elimizden hiçbir şekilde bir şey gelmiyor. Yaklaşık 6 aydır evden çıkmıyordu, hava almaya dahi çıkmıyordu. Birden böyle çıkıp gitmesi çok tuhaf geliyor. Babamın gidebileceği herhangi bir yer var mı bilmiyoruz” dedi. – HATAY
]]>Demir, AA muhabirine, KARDEMİR’in öncelikli görevinin istihdam edilecek potansiyel insan kaynağının yetiştirilmesi olduğunu belirtti.
KARDEMİR’in çevre hassasiyetinin toplum ve Karabük için artarak devam edeceğini anlatan Demir, “Üretim hacmimizi artırmak üzere yeni fırın yatırımlarımızı gündeme taşıyacağız. 2024 yatırımlar yılı olacak. Yatırımlar tamamlanmasa bile kararlarımızı aldığımız 2024 bütçemizi gözden geçiriyoruz. Önemli yatırımların orada olması gerekiyor.” dedi.
Demir, sektörde iniş çıkışların bulunduğuna ve rekabetçi olmak gerektiğine dikkati çekti.
KARDEMİR’in maden sahasının bulunmadığına işaret eden Demir, “Yerli cevher kullanıyoruz ama gerek Türkiye’deki maden sahalarından istifade etmek, gerek mevcut işletmecilerle daha uzun vadeli stratejik işbirlikleri yapmak, bunun yanında maden sahamızın olmasıyla ilgili tedbirler almak gündemde. Belirli kaynakların araştırmasını yaptık. Gerek maden sahası gerek bazı alternatifler olarak önemli haberler verebiliriz.” diye konuştu.
Demir, maden sahası açılması, yerinde zenginleştirilmiş cevherlerin taşınması, iç proseslerin işlenmesi, daha butik ve katma değerli ürünler üretilmesi, bilimsel çalışmalar ve insan kaynağı yatırımları konularının gündemlerinde yer aldığını bildirdi.
“Okulların KARDEMİR’le iç içe çalışmasını sağlamak gerek”
KARDEMİR’in kente kültürel desteklerinin artarak devam etmesi gerektiğini söyleyen Demir, bu katkıların topluma, insana, gençlere dokunacak projeler çerçevesinde yapılmasının gerekliliğine işaret etti.
Demir, gençlerin, mesleki eğitimin başından itibaren demir çelik sektöründeki tezgah, metot ve süreçlerde uzmanlığı kazanacak şekilde alana girmesinin öneminin altını çizerek, şöyle devam etti:
“Okulların KARDEMİR’le iç içe çalışmasını sağlamak gerek. Öğrencilerin, kurumun öğretme ve tecrübe imkanlarından olabildiğince faydalanmalarını sağlamak birinci aşama. İkinci aşama ise gerek meslek yüksekokulu gerek üniversite bazında faaliyetlerin sürdürülmesi. Toplumsal ve sosyal açıdan gençlerin mesleki eğitimlerinin yanında burs imkanları olmalı. Sadece demir çelik özelinde değil, yöneticilik, çeşitli mesleki kabiliyet edinmeleri anlamında üniversite, yüksek lisans ve doktorada başarı göstermek isteyen, bu anlamda iddialı olan gençlerimizin de burs ve çeşitli imkanlardan faydalandırılması önemli.”
Demir, personeli mutlu edecek ve çalışma iştiyakını arttıracak, maddiyatın yanı sıra onun çevresel açıdan geliştirecek faktörlerin de en az para kadar önemli olduğu yorumunu yaptı.
“TCDD işletmeciliğin yüzde 20’ye yakın müşterisi biziz”
KARDEMİR’in sadece demir yolu sahasında faaliyet gösterdiğinden bahseden Demir, Türkiye’nin lojistik problemlerinin bir anlamda kendilerini de etkilediğini söyledi.
Demir, problemlerin çözülmesini beklemek yerine kurumu ilgilendiren kısımlarda inisiyatif aldıklarını vurgulayarak, “Çözüm ortaklarımız TCDD Taşımacılık, Devlet Demiryolları veya diğer taşımacılık şirketleriyle nasıl entegre çözüm yapılabilir? Bu zincirden maksimum ölçüde KARDEMİR nasıl istifade edebilir? Türkiye’nin taşımacılık sorunuyla ilgili KARDEMİR’in rolü ne olur? Malum TCDD Taşımacılığın yüzde 20’ye yakın müşterisi biziz. Burada vagon lokomotif zinciri var. Savunma sanayinden gelen alışkanlıklarımızla, yerli ve milli olmakla ilgili idealleri KARDEMİR’de da hayata geçirmek istiyoruz. Üretilen rayların bu amaca hizmet etmesi, ihraç edilmesi, demir yolu tekerleği ve aksın yerli üretiminde KARDEMİR’in katkısının ne olabileceği gibi konuların hepsi gelecek planlarımız arasında yer alıyor.” ifadesini kullandı.
İstanbul Teknopark ve Ankara Ostim Teknopark’ta ofis kurduklarını aktaran Demir, “Bütün üretim aşamamızın dijital ikizle modellenebilmesini vizyonuma koyuyorum. Yazılım işin bir parçası ama alttaki her aşamanın bilimsel modeli ve yaklaşımı var. Yani burada kimyasal, metodolojik ve sırasal analizler gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“Yeşil çelik’ üretiminde başka ülkelerin eline kalmak istemiyoruz”
Demir, hidrojen kullanımı ve yeşil üretim gibi bir dizi metotlarının bulunduğunu, AR-GE ile belli aşamaları katedebileceklerini ancak asıl beklentilerinin, üniversitelerden ayakları yere basan, uygulanabilecek önerilerin gelmesi olduğunu anlattı.
Modelleme, yazılım ve geleceğe yönelik teknolojilerle ilgili çalışmaların neler olabileceğine ilişkin yönünde bir dizi çalışma yaptıklarına değinen Demir, şunları dile getirdi:
“Bu metal, malzeme yolculuğu, insanlık tarihi boyunca gelmiş ve hala devam eden bir yolculuk. Burada da üniversite ile yakın temasta işbirliği ve iletişim içinde olmak istiyoruz. Özellikle ‘yeşil çelik’ ve çevre söz konusu olduğunda dünyada da önemli tercihler var. Kaçırmamamız gereken tren de şu; ‘yeşil çelik’ üretimi safhasında biraz geride kalırsak, yarın ‘Bu üretimi yaptık, bu teknolojiyi uyguluyoruz, size de uygulamamızı istiyorsanız, bunun şu kadar fiyatı var, biz girip bunu kurarız.’ diyen ülkelerin eline kalmak istemiyoruz. Tam aksine bu teknolojilerde biz ön alıp, ‘Evet, yeşil çeliğe geçildi, biz şunları başardık. Buyurun size de kuralım.’ diyen ülke olmak bizim için ideal bir konum.”
]]>Demir, AA muhabirine, “yerli ve milli” kavramının Türkiye’nin olmazsa olmazı olduğunu söyledi.
Yapacakları işlerde olabildiğince yerli şirketlere inisiyatif vermek istediklerini dile getiren Demir, “Risk almayınca yerli üretim olmuyor. Bu riskleri almak için de biraz cesaret lazım, biraz riski hesaplamak lazım ama fırsat vermezsek bunlar olmaz. Fırsat verirken de belirli bedeller ödenebilir mi, ödenebilir. Ama uzun vadede ödeyeceğimiz bedel dışarı bağımlı kalarak, kısa vadede ödeyeceğimiz bazı küçük bedellerden çok daha fazla olacaktır. Bunu görmek gerekiyor. Bunu savunmada biz çok net gördük.” diye konuştu.
KARDEMİR Döküm Makine Sanayi ve Ticaret AŞ’yi (KARDÖKMAK) bu anlamda öne çıkarmayı düşündüklerini anlatan Demir, şöyle devam etti:
“Orada yapılacak butik çalışmalar, demir çelik enstitümüzün ve üniversitemizin de katkısıyla bizi bu alanda öne geçirebilir. Ayrıca döküm unsuru var. Türkiye’nin çeşitli döküm tesisleri var ama döküm hassas bir konu. Özellikle daha girift, sofistike parçaların veya yüksek kalite alaşımların yapılması, alaşımdan sonra döküm safhasının, özellikle bazı dökümlerin yapımı önemli bir unsur. Mesela gaz türbinlerinde tek kristal büyütmüş malzemeye ihtiyacımız var. Bununla ilgili proje başlatmıştık. Başarılı sonuçlar aldık. Bu devam edecek. Yarın bizim yüzlerce, binlerce motor yaptığımızı düşündüğümüz zaman bu tür malzemelere çok daha fazla ihtiyaç olacak. Bu teknolojilerin ne olduğunu, hangi aşamada olduğunu, burada bizlerin ne yapabileceğini gündeme taşımak lazım.”
Bir taraftan KARDEMİR’in üretim hacminin 3,5 milyon ton civarına taşımasıyla ilgili unsurları düşünürken diğer taraftan da katma değerli üretimlerin gündeme alınması gerektiğini vurgulayan Demir, “Ray, tekerlek, aks gibi konularda da çalışmalar devam ediyor. Tekerlek seti olarak satış işlemine geçeceğiz. Onunla ilgili yatırımlarımız var. Gerekirse daha da yatırımlar yapılacak. Türkiye’deki sanayiyle entegre olunacak. Karabük için KARDEMİR çok önemli, Türkiye için önemli.” ifadelerini kullandı.
“Yeşil çelik üretiminde adımlar atmak istiyoruz”
Demir, insana, çevreye, ülkeye saygı gereği sorumluluklarının olabildiğince çevre dostu üretime yönelmek olduğunu bildiklerini belirterek, “Bu konuda çok hassasız, hassas olacağız. Bu konuda yapılacak yatırımların asla israf olmadığını, olmayacağını ve olmaması gerektiğini biliyoruz. Bu tür yatırımların hem devlet hem uluslararası alanda çeşitli destekleri var. Bu destekleri de olabildiğince kullanmak ve bir an önce yeşil çelik üretiminde adımlar atmak istiyoruz.” şeklinde konuştu.
Yeşil çelik konusunda işbirliklerine hazır olduklarını bildiren Demir, bu alanda teknolojiyi de kullanmak istediklerini kaydetti.
Demir, KARDEMİR’in teknoloji konusunda da yatırımlar yaptığına ve kendisini sürekli geliştirdiğine değinerek, “KARDEMİR ilk adım olarak ERP sisteminin birinci fazını entegre etmiş durumda. İkinci fazına geçiş çalışmaları devam ediyor. Üretimin her safhasının verilerinin hassas şekilde alınabilmesi, biriktirilmesi ve bunun analizi çok önemli.” dedi.
“İstanbul ve Ankara’da küçük Teknopark ofisleri açıp işbirliği yapmak istiyoruz”
Karabük Üniversitesinin teknoloji konusunda fabrikaya önemli katkısı olacağını düşündüklerini dile getiren Demir, “Demir Çelik Enstitüsü şu anda üniversitemizde kurulmuş durumda. Yetkin bir laboratuvarı var. Diğer taraftan Teknoparkın ve orada oluşturulacak belirli şirketlerin de demir çelik üretimi konusunda katkıda bulunmasını bekliyoruz. Karabük’ten dışarıya çeşitli bilgi transferleri yapmak ve belirli kabiliyetleri daha etkin kullanabileceğimiz, laboratuvar imkanlarını kullanabileceğimiz çeşitli kabiliyetli araştırmacılarımızı da işin içine katabileceğimiz şekilde gerek İstanbul gerekse Ankara’da küçük Teknopark ofisleri açıp işbirliği yapmak istiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Demir, KARDEMİR olarak tek başlarına değil, bağlı şirketlerle de belirli bir güç çerçevesi oluşturduklarına işaret ederek, şu bilgileri verdi:
“Özellikle KARDÖKMAK ve KARÇEL düşünüldüğünde savunma sanayi sektöründe hizmet etmesini beklediğimiz yüksek alaşımlı, yüksek nitelikli çelik ve malzemelerin üretimi de bizi çeken bir konu. O daha butik, yani yıllık tüketimine baktığınızda 1000 tonu geçmeyecek bir rakam var. Bir entegre tesisin kapasitesini düşündüğünüzde çok küçük bir miktar ama belki o 1000 ton yıllık üretiminizin hepsinin getireceği değeri, getirecek nitelikte de bir değeri var. Hem ülkemiz için de stratejik. O açıdan da KARDÖKMAK’ı, hem çevre alanlarında hem de bu teknolojilerde kullanmak istiyoruz. KARÇEL’in de Demir Çelik Enstitüsünün katkılarıyla çelik konstrüksiyon binaların artık Türkiye’de etkin olması gerektiği, burada da belirli çözümleri çözüm ortaklarıyla hayata geçirmek üzere hem yurt içinde hem de yurt dışında faaliyetler yapmasını bekliyoruz.”
“Üçüncü çeyrekte 1,2 milyar liranın üzerinde karımız oldu”
Demir, 2023’ün bazı sıkıntıların yaşandığı bir yıl olduğuna, buna rağmen KARDEMİR için iyi geçtiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Üçüncü çeyrekte 1,2 milyar liranın üzerinde karımız oldu. Yıl sonunda bunun daha da artmasını bekliyoruz. Bu da genelde sektörü düşündüğümüzde başarılı bir sonuç. Bu yıl içinde belirli yatırımlar yapıldı. Yatırımların bir kısmının tamamlanmasına yaklaşıldı, bir kısmının da belli aşamaları geçildi. 2024 bütçemize de yine önemli yatırımlar koymayı düşünüyoruz. Haddehanemizde belli iyileştirmeler yapıldı, yapılmaya devam ediliyor. Yine üretim tesislerimizin tam kapasite kullanılması için üretim zincirimizin bütün aşamalarının da koordine edilmesi açısından belirli adımlar atıldı. Belirli analizler yapıldı. O analizlerin neticesinde ortaya çıkan iyileştirmeler adım adım uygulanıyor, uygulanmaya devam ediyor. Yine daha kapsamlı bir stratejik plan çalışmamız aşama aşama devam ediyor.”
Yeni yılın daha da iyi geçmesi için gerekli çalışmaları yapacaklarını vurgulayan Demir, “Yatırımlar işin esası. Karlılık da tabii yatırımların lokomotifi oluyor bir anlamda. Tabii bu bir zincir. Bu zincirin her adımında israfa mahal vermeden en verimli şekilde çalışmaları yürütmek niyetindeyiz. Yatırım kararı alınması önemli. Tabii her yatırım o yıl içinde bitecek diye bir kural yok. Bazıları çok uzun soluklu olabilir veya bazıları birbirinin arkasında gelen yatırımlar olabiliyor. Önümüzdeki dönemin bizim için en önemli konularından biri de yeşil çelik meselesi olacak. Kendi enerji üretimimizle ilgili belirli konuları masaya yatırdık. Güneş enerjisi gibi konuları da düşünüyoruz.” diye konuştu.
]]>