(ANKARA) – Anayasa Mahkemesi (AYM), babanın çocuğuna cinsel istismar suçundan verilen beraatı “kötü muamele yasağı” kapsamında değerlendirdi. Yüksek mahkeme, mağdur çocuğa 20 bin TL manevi tazminat ödenmesine ve şüpheli babanın yeniden yargılanmasına karar verdi.
A.Ç. 2009’da 14 yaşındayken annesinin yardımıyla “Uyuyamama, huzursuzluk, ellerde ve ayaklarda titreme, nefes alamama, öleceğini zannetme, tırnak yeme, hırçınlık, sinirlilik, aile ilişkilerinde sorunlar, ders başarısızlığı” şikayetleriyle özel bir psikiyatri merkezine müracaat etti.
Bu sırada, yapılan görüşmelerde A.Ç. babası M.N.Ç.’nin cinsel organına dokunmaya çalıştığını ve genel olarak bir babanın yaklaşımından farklı olduğunu hissettiğini anlattı. Bunun üzerine anne R.Z. eşi M.N.Ç. aleyhine evlilik birliğinin temelden sarsıldığı iddiasıyla 2010’da boşanma davası açtı.
“İFTİRA” İDDİASI
Boşanma davası devam ederken R.Z., eşi M.N.Ç. hakkında “cinsel taciz ve tehdit” suçlarını işlediği iddiasıyla Ankara (Sincan) Batı Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulundu. Bunun üzerine M.N.Ç. kollukta verdiği savunmasında suçlamaları kabul etmemiş ve eşiyle arasında boşanma davası olması nedeniyle kendisine iftira atıldığı iddiasında bulundu.
SULH CEZA HAKİMLİĞİ, ŞÜPHELİ BABAYI SERBEST BIRAKTI
Baba M.N.Ç.’nin çocuğun cinsel istismar suçu kapsamında tutuklanmasının talep edilmesi üzerine Sulh Ceza Hakimliği’nin sorgusunda suçun işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe bulunmadığı değerlendirilerek serbest bırakılmasına karar verildi. Bunun üzerine M.N.Ç., iftira suçunu işledikleri iddiasıyla şikayetçi oldu. M.N.Ç.’nin şikayeti üzerine Başsavcılıkta başlatılan soruşturma aralarında bağlantı olduğu gerekçesiyle M.N.Ç. hakkında yürütülen cinsel istismar soruşturmasıyla birleştirildi.
Başsavcılık, M.N.Ç.’nin çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiasıyla hakkında ceza davası açtı. İddianamede şüpheli M.N.Ç.’nin eylemlerinin bir kısmının teselsülen cinsel saldırı, diğer kısmı teselsülen cinsel taciz suçu olarak nitelendirerek her iki suçtan cezalandırılmasını talep etti. Öte yandan, Başsavcılık A.Ç. ve R.Z. hakkında şüpheli M.N.Ç.’nin yaptığı iftira şikayetine kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verdi.
GAZİ ÜNİVERSİTESİ: “CİNSEL İSTİSMAR EYLEMİNDEN DOLAYI RUHSAL SAĞLIĞI BOZUK” TESPİTİ
Diğer taraftan baba M.N.Ç. hakkında Ankara (Sincan)Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesince (Ağır Ceza Mahkemesi) yapılan yargılamada Adli Tıp Kurumu’ndan görüş istendi. Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp İhtisas Kurulu ise raporunda A.Ç. hakkında “olaydan kaynaklanmış ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede travma sonrası stres bozukluğu denilen psikiyatrik bozukluk tespit edildiği ve bu duruma göre ruh sağlığının bozulduğu belirlenmiştir” tespitine yer verdi.
Öte yandan, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin muayene raporunda da anne R.Z. ve kızı A.Ç.’nin anlatımlarının birbirleriyle uyumlu olduğu, babasının davranışlarından dolayı A.Ç.’nin çok üzgün ve öfkeli olup sık sık ağladığı, kaygı ve huzursuzluk duyduğunun öğrenildiği, babasıyla bir araya gelmek istemediğini belirttiği ve tüm bulgular değerlendirildiğinde maruz kaldığını söylediği cinsel istismar eyleminden dolayı ruhsal sağlığının bozulduğunu kaydetti.
MAHKEME “İDDİALAR SOYUT, DESTEKLEYECEK DELİL YOK” DEDİ
Ağır Ceza Mahkemesi, yargılama sonunda M.N.Ç.’nin üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediğine dair mahkumiyetini gerektirecek nitelikte delil bulunmadığını değerlendirerek, beraatine karar verdi. Mahkeme kararın gerekçesinde ise “Bu iddialar soyut iddia dışına çıkmadığı, bu soyut iddiaları destekleyecek başkaca delil bulunmadığı gözetildiğinde, anne ile babanın birbirine husumet beslediği bu soyut ve genel beyanlar dışında mahkumiyete yetecek kadar kesin, net, inandırıcı delil elde edilemediği…” ifadeleri kullanıldı.
YARGITAY DA MAHKEMENİN KARARINI ONADI, AYM’YE BİREYSEL BAŞVURU YAPILDI
Mahkemenin kararı üzerine beraat kararına karşı A.Ç. ve R.Z. temyiz yoluna başvurdu. Yargıtay 14. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin kararını onadı. Bunun üzerine A.Ç. ve R.Z. 2018 yılında Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu. AYM’nin bireysel başvurulara bakan İkinci Bölümü’nün 25 Ocak 2024’te verdiği kararda, şu değerlendirmeler yapıldı:
“R.Z.’nin kız kardeşinin baba M.N.Ç.’nin sürekli porno filmler seyrettiğine ve bir kısım cinsel içerikli davranışlarda bulunduğuna ilişkin söylemlerini doğrular mahiyette bilgiye sahip olduğunu belirtmiştir. Bu husus soruşturma veya kovuşturma aşamasında araştırılmamış, baba M.N.Ç.’ye iddialar sorularak denetleme yapılmamış veya M.N.Ç.’nin izlediğ iddi edilen bilgisayar üzerinde inceleme yapılmamıştır. Ayrıca bu yöndeki iddiaları mevcut deliller doğrultusunda kararda tartışılarak kararlaştırılmamıştır.
“CİDDİYETİ TARTIŞMASIZ OLAN ESASLI BİR DELİL DİKKATE ALINMAMIŞTIR”
Diğer taraftan başvurucu A.Ç. hakkında düzenlenen sağlık raporlarının tamamında başvurucunun maruz kaldığını iddia ettiği istismar eylemi nedeniyle ruhsal sağlığının bozulduğu, travma sonrası stres bozukluğu yaşadığı, anlatımlarının birbiriyle ve yaşıyla uyumlu olduğunun tespit edildiği gözlemlenmiştir. Ancak Ağır Ceza Mahkemesi’nce yapılan yargılama sonunda sanık baba hakkında beraat kararı verilirken başvurucu hakkında alınan bu raporların değeri tartışılmamış, isnat edilen suç bakımından ciddiyeti tartışmasız olan esaslı bir delil dikkate alınmamıştır.”
Söz konusu değerlendirmenin ardından AYM, açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağı kapsamında devletin usul yükümlülüğünün ihlal edildiğine karar verdi.
MANEVİ TAZMİNAT ÖDENECEK, YENİDEN YARGILAMA YAPILACAK
AYM, somut olayda ihlalin tespit edilmesinin başvurucu A.Ç.nin “uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı açık olduğu gerekçesiyle ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için manevi zararları” karşılığında A.Ç.ye net 20 bin TL manevi tazminatın ödenmesine karar verdi. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddiayı kabul ederken, kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verdi.
]]>(İSTANBUL) – İstanbul Bağcılar’da geçen yıl 11 yaşındaki kız çocuğunu iş yerinde istismar eden 60 yaşındaki sucu Metin Şenay’ın çok sayıda çocuğa cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla yargılanmasına Bakırköy 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Duruşma öncesinde açıklama yapan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim, sanık hakkında 15 yıl önce aynı suçtan şikayet olduğunu, ancak delil yetersizliği gerekçesiyle beraat kararı verildiğini anımsatarak, “Birçok çocuk istismarının delil yetersizliğinden üstü kapatılıyor. Yetersiz olan delil değil, yetersiz olan bu ülkedeki adalettir” dedi.
Geçen yıl mayıs ayında okuldan çıkan 11 yaşındaki M.Y.’yi aracıyla kendisine ait su dükkanına götürüp burada alıkoyan ve taciz eden Metin Şenay’ın çok sayıda çocuğa cinsel saldırıda bulunduğu belirlendi. Dükkandaki ses yalıtımlı özel oda görüntülenirken Şenay’ın istismar görüntülerini kayda aldığı ortaya çıktı. Sanık hakkında hazırlanan iddianame, mahkemece kabul edildi. Metin Şenay, bugün hakim karşısına çıktı. Sadece vekaletnamesi olan avukatlar salona alındı. Koridorda kalan izleyiciler, “Çocuklar vatandır, vatanına sahip çık” şeklinde slogan attı. Sanık SEGBİS sistemiyle duruşmaya katıldı.
“BU ÜLKEDE YETERSİZ OLAN DELİLLER DEĞİL, ADALETTİR”
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim duruşma öncesinde adliye önünde yaptığı açıklamada, sanığın 2009’da da aynı suçtan “delil yetersizliği” nedeniyle hakkında beraat kararı verildiğini belirterek, şunları söyledi:
“Çocuk istismarını aklatmamak üzere buradayız. Yıllarca süren bu istismarda kimlerin payı varsa, kimlerin ihmali varsa birer birer yargılanması için elimizden geleni yapacağız. Bir kişi onlarca çocuğu istismar ediyor. 2009 yılında 12 yıl ceza alıyor. Sonra Yargıtay bir karar veriyor, ‘Yetersiz ve soyut deliller olduğu için beraatına’ diyor. Yani hiçbir ceza almadan elini kolunu sallayarak küçücük odada, küçücük çocukları istismar etmeye devam ediyor. 15 yıl olmuş. Çocuk istismarını önlemek mümkün. Lanzorete Sözleşmesi uygulanırsa çocuk istismarı önlenebilir. Çocuk Koruma Kanunu’nu etkin uygulanırsa çocuk istismarı önlenebilir. Her okulda risk tarama formu uygulanırsa çocuk istismarı önlenebilir, daha erken farkedilebilir. Genelde ‘Çocuk susar, sen susma’ derler. Biz tam tersini söylüyoruz. Çocuk anlatır bir şekilde. Siz gözlerinizi ve kulaklarınızı kapatmayın yeter ki siz yetkililer sessiz kalmayın yeter ki. Birçok çocuk istismarının delil yetersizliğinden üstü kapatılıyor. Yetersiz olan delil değil, yetersiz olan bu ülkedeki adalettir. Bu ülkedeki yetkililerin sorumluluklarını yerine getirmemeleridir. 2009’da ceza almış olan biri 15 yıl oldu 2024 tekrar yargılanacak Metin Şenay. Bu davanın takipçisi olacağız”
METİN ŞENAY HAKKINDA YÜZLERCE YIL HAPİS TALEBİ
İddianamede, şüpheli Metin Şenay’ın ilk mağdura yönelik işlediği “zincirleme olarak cebir, tehdit veya hile kullanarak çocuğu cinsel amaçla hürriyetinden yoksun kılma” suçundan 10 yıl 6 aydan 36 yıl 9 aya kadar, “zincirleme şekilde 12 yaşını tamamlamamış çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan 63 yıldan az olmayacak ceza ve “müstehcen yayınların üretilmesinde çocukları kullanmak” suçundan 8 yıl 9 aydan 17 yıl 6 aya kadar hapsi istendi. Metin Şenay’ın, eşinin yeğeni olan iki mağdur çocuğa yönelik 2019-2023 yılları arasında işlediği, “zincirleme olarak cebir veya hile kullanarak çocuğa cinsel amaçla hürriyetinden yoksun kılma” suçundan ayrı ayrı 18 yıl 4 aydan 62 yıl 1 aya kadar, “zincirleme olarak üçüncü derece kayın hısımlığı bulunan 12 yaşını tamamlamamış çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan ayrıca 63 yıldan az olmayacak bir ceza ve “müstehcen yayınların üretiminde çocukları kullanmak” suçundan da ayrı ayrı 8 yıl 9 aydan 17 yıl 6 aya kadar hapsi istendi.
Sanık Şenay’ın son mağdur çocuğa karşı 24-25 Mayıs 2023 tarihinde işlediği “cebir, tehdit veya hile kullanarak silahla ve cinsel amaçla çocuğu hürriyetinden yoksun kılma” suçundan 6 yıldan 21 yıla kadar, “12 yaşını tamamlamamış çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan 27 yıldan az olmamak üzere ve “müstehcen yayınların üretiminde çocukları kullanmak” suçundan da 5 yıldan 10 yıla kadar hapsi istendi. Şüphelinin ayrıca “çocukların kullanıldığı müstehcen görüntüleri depolamak ve bulundurmak” suçundan 2 yıldan 5 yıla kadar hapsi de istendi.
]]>Türkiye, Karaman’da Ensar Vakfı ve KAİM-DER yurdunda kalan 8-9 yaşındaki çocuklara karşı istismar skandalından sonra bu kez Bağcılar’da yine aynı yaşlarda çocuklara yönelik zincirleme istismarla karşı karşıya kaldı. Hakkında yüzlerce yıla varan hapis cezası istenen sanığın daha önce de benzer suçlama ile hakim karşısına çıktığı ve beraat ettiği bilgisi tepkileri daha da artırdı. Akşam saatlerinde Bağcılar Meydanı’nda buluşan bir grup yurttaş, “Çocuk istismarını aklatmayacağız, hesap soracağız” mesajı verdi.
2016 yılında Karaman’da Ensar Vakfı ve Karaman Anadolu İmam Hatip Lisesi Mezunları Derneği’ne (KAİM-DER) ait evlerde kalan 8-9 yaşlarında çocukların cinsel istismara uğradıklarının ortaya çıkması büyük tepki çekmişti. Benzeri bir skandal yıllar sonra İstanbul Bağcılar’da yaşandı. Metin Şenay isimli sucunun süngerle ses izolasyonu sağladığı dükkanındaki bir odada çok sayıda çocuğa zincirleme cinsel istismarda bulunduğu ve o anları kayıt altına aldığı ortaya çıktı. Sanık hakkında 196 yıla kadar hapis istendi. Ayrıca sanığın 2009 yılında benzeri bir suçtan yargılandığı ancak delil yetersizliğinden beraat ettiği ileri sürüldü. Gelişmeler endişe ve tepkileri artırdı. O tepkilerden biri de Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri’nden geldi. Akşam saatlerinde olayın yaşandığı Bağcılar’da toplanan kadınlar, “Çocuk istismarını aklatmayacağız, hesap soracağız” mesajı verdi.
Platform Genel Sekreteri Fidan Ataselim, Bağcılar halkına geçmiş olsun dedi. Ataselim, şunları söyledi:
ÇOCUKLARIN ÇIKARDIĞI SESİ DUYALIM
“Geçmiş olsun ve son olsun bu istismarlar artık. Geçmiş olsun ve geçsin bu ihmalkarlıklar artık. Geçmiş olsun ve sorumluluğu bulunanlar, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirsinler artık. Çocuk koruma kanunu, Lanzarote Sözleşmesi etkin uygulansın artık. Klasik bir slogan vardır, hani denir ya: ‘Çocukların çıkaramadığı ses olalım.’ Ben bugün tam tersini söyleyeceğim size. 2009 nere, 2024 nere! 2009’da Metin Şenay şikayet edilmiş. Ne olmuş: yargılama yapılmış, ceza almış, Yargıtay’dan dosya geri dönmüş. Niye? Delil yetersizliği demişler. Bu çocuklar daha ne yapsın? Bu çocuklar daha nasıl seslerini çıkarsın? Bu insanlar, bu halk daha ne yapsın? Karakola gidiyor, dava açıyor, savcılığa gidiyor. Daha ne yapalım biz? Ama kimlerin ne yapmadığını biliyoruz. Yargının nasıl işlemediğini görüyoruz. Bu yüzden bugün ben, çocukların çıkaramadığı ses olalım demiyorum. Çocukları duyalım, çıkarttıkları sesi duyalım, çocukların davranışlarını görelim. Çocuklarla, kendi çocuklarımızla aramıza büyük büyük duvarlar örmeyelim ki, çocuklar kendilerini bize anlatabilsinler, anlatıyorlar da. Anlattıkları zaman inanmamazlık etmeyelim, kendi çocuklarımıza güvenmemezlik etmeyelim. Etmediğinizi biliyorum. O yüzden siz suçlu değilsiniz.
‘BİR KEREDEN BİR ŞEY OLMAZ’ DİYEN SİYASİ İKTİDAR SUÇLUDUR
Bu yaşanan olayda, 2009 yılından 2023 yılına, yıllar geçmiş, onlarca çocuğun istismarından bahsediyoruz. Elbette ihmali bulunanları söyleyeceğim. Kimin suçu vardı burada söyleyeceğim. O ilk suç duyurusunda bulunulduğunda konunun üzerine gidilseydi, yeterli araştırma yapılsaydı, istismarcı adam bulunamaz mıydı soruyorum size. Açığa çıkamaz mıydı bunca istismar? Bu kadar çocuk boşuna istismara uğradı. Uğramayabilirdi, bunun önüne geçilebilirdi. Bütün deliller toplanabilirdi. Bütün delilleri toplamayan kolluk sorumludur bu süreçte! Bir delil yetersizliğinden bahsediliyorsa eğer, o delilleri soruşturacak savcılardır sorumlu olan! Bir dava başladıysa eğer, hak ettiği cezayı vermeyenler, delil yok diyerek üzerini kapatan yargı mensuplarıdır, hakimlerdir, Yargıtay’dır sorumlu olan! ve her seferinde ‘Bir kereden bir şey olmaz’ diyen siyasi iktidar da sorumludur bu olanlardan.
BAKANLIKLARA SESLENİYORUZ: SORUMLULUĞUNUZUN ÜSTÜNÜ ÖRTEMEZSİNİZ
Bunca çocuk istismara uğramış daha sayılarını bilmiyoruz. Belki kendi çocuklarımız da istismara uğramış olabilir. Nice çocuğun o odada duvarda ismi var. Bunları bugün görüyoruz, duyuyoruz. Daha önce görülebilirdi, duyulabilirdi. Bir şey daha eklemek istiyorum. Aile Bakanlığı bir açıklama yaptı. ve diyor ki, bir çocuğun koruma altına alındığını söylüyor, diğer iki çocukla ilgili ne yapıldığını bilmiyoruz. ve tüm bu süreç içerisinde bakanlığın neler yaptığınıysa hiç bilmiyoruz. Ne yaptınız Aile Bakanlığı, soruyorum buradan ne yaptınız? Bu çocuklar niye istismara uğradı? Bakanlığın açıklamasındaki cümlelerin ne anlama geldiğini biz çok iyi biliyoruz mücadelemizden. O cümlelerden birinde şunu söylüyor: ‘Soruşturma aşaması davaya döndüğü zaman, biz de bakanlık olarak müdahil olduk. En ağır cezanın verilmesi için müdahiliz.’ Bazı hukuksal kavramlarla, cümlelerle sorumluluğunuzun üstünü örtemezsiniz. Sadece Aile Bakanlığı da değil, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı neredesiniz? Bizim ihtiyacımız olan şey, yetkililerin yükümlülüklerini yerine getirmesi, çocukların üstün yararı gözetilerek istismara uğramayacakları bir hayat ortaya koymak.
“TEK İMKANIMIZ VE GÜCÜMÜZ POLİTİK ÖRGÜTLÜLÜĞÜMÜZ, İHMALLERİ BİZLER AÇIĞA ÇIKARACAĞIZ”
Müdahilliğin de en iyi örneğini biz gösteriyoruz. Bir istismar şüphesi ortaya çıktığı zaman, ailelerle birlikte o delilleri toplamaktan tutun da, savcının istemediği raporları istemeye kadar. Hangi istismara uğramış çocuğun ailesini dinlediniz bakanlıklar, soruyorum size. Müdahil olmak demek taraf olmak demektir. Yaşamaya taraf olun kadınlar için, çocuklar için, tüm canlılar için. Elimizde imkan olmamasına rağmen biz bunu yapmaya çalışıyoruz. Tek imkanımız ve gücümüz eşit özgür yaşayacağımıza olan inancımız, politik örgütlülüğümüz. Buradaki kadınlar bizim tek gücümüz. Sizin yetkiniz var, polisiniz var, yasanız var, yargınız var, her şeyiniz var. Her gün bütün ekranlarda, meydanlarda konuşma hakkınız var. Biz bu imkansızlıklarla nica kadın cinayetini durdurabiliyorsak eğer, nice istismarcıyı, faili açığa çıkartabiliyorsak, sadece davanın açılmasını beklemeden şüpheli kadın ölümlerinde gerçekleri açığa çıkartabiliyorsak, siz bakanlık olarak çok daha fazlasını yapabilirsiniz. Yapmadınız, yapmıyorsunuz! İstismara uğrayan her bir çocuk için suçlusunuz! ve sizler de yargılanacaksınız. Bunca yıldır her kimin ihmali varsa hepsini birer birer bizler açığa çıkaracağız. Her bir çocuğun hesabını soracağız.
Biz bugün bir kadın örgütü olarak buradayız, kadınlar olarak bu açıklamayı yapıyoruz. Ama bizi dinleyen birçok erkek arkadaşlarımız da var. Abilerimi kardeşlerimi görüyorum burada. Çok farklı siyasi görüşlerden, partilerden temsilciler var. Bir çocuğun hayatını konuşuyorsak eğer, bunun ötesinde ne olabilir ki? O yüzden biz el ele vermeye bu konuların üzerine gitmeye devam etmeliyiz. Çocuklarımızın yaşadıkları şeyleri bizlere rahatlıkla anlatabileceği ilişkileri kurmaya özen göstermeliyiz. Sevgili Bağcılar halkına sesleniyorum: Sizin aklınızda en ufak bir şüphe varsa eğer, mutlaka bize başvurun. Korkmayın, hiçbir çocuk korkmasın, sizler de korkmayın.Biz varız biz! Elimizde bazı imkanlar yok ama bizim mücadele gücümüz var. Biz kenetlendiğimiz zaman, çocuklarımız gülüp oynayıp neşeyle geleceklerine kavuşabilir. Kadınlar şiddete uğramayabilir. Bunu hep birlikte sağlayabiliriz. ve sağlayacağız”
]]>
KATİL ZANLISINA 3 AYRI SUÇTAN CEZA İSTENDİ
Esasa ilişkin mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanık Ersoy’un olay yerine gitmeden önce bıçak satın aldığını ve diş hekimini muayenehanesinde birçok yerinden bıçaklayarak öldürdüğünü, sonrasında ise maktulün çantasını da alarak olay yerinden ayrıldığını belirtti. Mütalaada, sanık Ersoy’un “bir suçu gizlemek, delillerini ortandan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla tasarlayarak kasten öldürme” ve “iş yerinde silahlı yağma” suçlarından cezalandırılması, diğer sanık Artut’un ise öldürme eyleminden haberdar olduğuna ve suç delillerini gizlemek kastıyla hareket ettiğine ilişkin kesin ve inandırıcı delil bulamadığı için beraatine karar verilmesi talep edildi.

“DURDUK YERE KATİLLİĞİM TUTMUŞ OLAMAZ”
Mütalaaya ilişkin savunma yapan tutuklu sanık Ersoy, “Şeyma Biran, ‘Senin çok güçlü bir ruhun var, cosmosdan çok fazla enerji çekmen lazım ama çekemiyorsun, çakraların kapalı, yan odada taşlarım var ben oradan 5 dakika güç alıp geleceğim, diğer doktorumuz reankarnasyon uzmanı sana da ücretsiz yaptırabiliriz’ dedi. Sonra yanıma gelerek ‘Sen daha önce köpek olarak gelmişsin erkek değil, kadın olarak gelmişsin, Arif Bey gelince detaylı olarak bakar ama benim gördüklerim bunlar’ dedi.
Ellerinden tropikal bir koku geliyordu, bu esnada terimi silmek için havluyu alırken havlunun altındaki bıçak gözüme ilişti. Bir anda gözlerim karardı, kendimden geçtim. Kendime geldiğimde Şeyma Biran’ın yerde ölmüş olduğunu fark ettim. Maddi değeri 1 TL olan bir şeyi bile almadım. Durduk yere, 51 yaşında hırsızlık ve katilliğim tutmuş olamaz. Her şey için üzgünüm. Ben bu süreçte annemi kaybettim. Ben de mağdurum” ifadelerini kullanarak beraatini istedi
TUTUKSUZ SANIK, OLAY SONRASINDA YAŞANANLARI ANLATTI
Tutuksuz sanık Abdullah Artut ise, “Ziya Ersoy bana, ‘Feribottan inerken doğulu iki gençle tartıştım. Birinin dişine vurdum, elim kesildi’ dedi. Yanında bulunan çantasından bir şeyler çıkarıp bana verdi. ‘Bunları çöpe atabilir misin, kavgadan dolayı bunlar kan oldu annem görmesin’ dedi.
Çantayı alarak içindekilerle birlikte dükkanın kapısının önünde bulunan çöpe attım. İçeri döndüğümde masanın üzerinde bir bıçak gördüm. Ziya, ‘Bu bıçağı yeni aldım sana hediye etmek isterdim ama eve götüreceğim, bir kaç gün sende kalsın sonra alırım’ diyerek bir çorabın içerisine koyarak bana verdi. Bıçağı masanın altına bıraktım. Bıçağı neden çorabın içerisinde verdiğini sorgulamadım ve merak etmedim” dedi.
AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPSE ÇARPTIRILDI
Davayı karara bağlayan mahkeme, sanık Ziya Ersoy’un “bir suçu gizlemek, delillerini ortandan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasına karar verdi. Cezada takdiri indirim uygulamayan mahkeme, ayrıca “iş yerinde silahlı yağma” suçundan da 11 yıl hapis cezası verdiği Ersoy’un tutukluluk halinin devamına hükmetti. Diğer sanık Abdullah Artut’un da üzerine atılı suçu işlediği sabit olmadığından beraatine karar verildi.
İDDİANAMEDEN AYRINTILAR
Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, sanık Ziya Ersoy hakkında “bir suçun işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla kadına karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, “nitelikli yağma” suçundan da 10 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor. Diğer sanık Abdullah Artut hakkında da “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.
]]>