Teröristlerin, eylem hazırlığındayken Beykoz’daki bir adreste küçük çaplı bir tatbikat yaptıkları öğrenildi
İSTANBUL – İstanbul’da terör örgütü DEAŞ’a yönelik düzenlenen “Bozdoğan-32” operasyonunda yeni ayrıntılara ulaşıldı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı İstihbarat Şubesince yapılan çalışmalarda, örgüt içinde “Abbas İsa” kod adıyla anılan Suriye uyruklu K.A. ile Afganistan uyruklu M.H. patlayıcı yapımında uzman 2 terörist Beykoz’daki bir işyerinde yakalandı.
Yaklaşan 1 Mayıs İşçi Bayram’ında sansasyonel eylem planı yapan DEAŞ’a bağlı bir hücre güvenlik ve istihbarat birimlerince çökertildi. İstanbul’u kana bulamaya çalışan teröristlerin, Taksim Meydanında eylem planladıkları anlaşıldı. DEAŞ silahlı terör örgütü ile bağlantılı olduğu ve bomba yapım konusunda bilgi sahibi olduğu tespit edilen; K.A. aynı işyerinde kalan M.H. ile birlikte İstanbul’un Beykoz ilçesinde yakalandı.
K.A.’nın bombalı saldırı eylemi hazırlığında olduğu ve bomba yapımında kullanılan kimyasal maddelerle patlamanın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini test ettiği tespit edildi. Ele geçirilen ve bomba yapımında kullanılacağı anlaşılan kimyasal maddelerin büyük çapta patlamaya sebebiyet verebilecek nitelikte kimyasal (patlayıcı) maddeler olduğu anlaşıldı.
Hücrenin kilit ismi: “Abbas İsa” kod adlı Suriyeli tatbikat yapmış
Hücre üyeleri ile ilgili İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı İstihbarat Şubesi ekipleri geniş çaplı çalışma gerçekleştirdi. İstanbul İstihbarat Şubenin yaptığı çalışmalarda, ilk etapta “Abbas İsa” kod adlı Suriye uyruklu K.A. ile Afganistan uyruklu M.H. yakalanarak gözaltına alındı. Operasyonun devamında söz konusu 2 teröristin Türkiye’deki bağlantıları mercek altına alındı. Bu iki teröristin bağlantılı olduğu 6 şüphelinin daha düzenlenen zincirleme operasyonlarda yakalandığı belirtildi. Operasyon bomba yapımında kullanılan hidrojen peroksit ile aseton ve sülfürik asit türü kimyasal madde ele geçirildi. Teröristlerin, eylem hazırlığındayken Beykoz’daki bir adreste küçük çaplı bir tatbikat yaptıkları öğrenildi.
Irak ve Suriye’de DEAŞ’ın “havan topu birimi”nde yer aldı
Suriye ve Irak’ta patlayıcı ve bomba eğitimi gören K.A.’nın, İdlip’te “Ebu Ömer” isimli DEAŞ emirinin yanında mühimmat doldurma ve temizleme biriminde faaliyette bulunduğu, ayrıca 2016 yılına kadar örgüt içinde DEAŞ’ın havan birliğinde yer aldığı öğrenildi. Elde edilen bilgi ve belgelere göre K.A., 2016’da Hatay üzerinden Suriye’den Türkiye’ye kaçak giriş yaptı, 2020’de ise İstanbul’a geldi. 4 yıldır İstanbul’da bulunan Abbas İsa kod adlı terörist, kentin kalabalık meydanlarında sansasyonel eylem planı yaptığı kaydedildi. 2014 yılında DEAŞ’ın sözde Irak’ın Musul valisi Ebu Leys Al-Hamduni’den hem şer-i, hem bombalı eğitim aldığı ortaya çıkan K.A.’nın, hangi noktaları hedef seçtiği araştırılıyor.
Afganistan uyruklu terörist bu yıl Türkiye’ye gelmiş
DEAŞ’ın eylem hücresine yönelik yürütülen soruşturma derinleştirilirken, Afganistan uyruklu K.H.’nın bu yılın Ocak ayında İran üzerinden Türkiye’ye geçiş yaptığı tespit edildi. Operasyon çerçevesinde yakalanan “Abbas İsa” K.A.’nın kardeşi “Abdullah Mustafa” kod adlı isimli A.A.’nın da yurda 2014 yılında giriş yaptığı ve ilk olarak Muğla’da kaldığı, sonrasında da eylem için İstanbul’a geldiği ortaya çıktı. Öte yandan “Abbas İsa” kod adıyla anılan Suriye uyruklu K.A. ile Afganistan uyruklu M.H. tutuklandı, diğer 6 şüphelinin emniyetteki sorgusu devam ediyor.
]]>***
Son dönemde terör örgütü DEAŞ’ın, Horasan (DEAŞ-K) ve Sahel’de (DEAŞ Sahel Eyaleti) bulunan aparatlarında bir hareketlenme söz konusu. Öncelikle İstanbul’da akabinde Moskova’da eylem yapan DEAŞ-K’nın, Madrid, Roma, Londra ve Paris gibi Avrupa’nın bazı başkentlerinde de eylem yapacağını duyurması ve 2024 yazı Almanya’da düzenlenecek olan Avrupa Şampiyonası’nın da hedef alınacağının bildirilmesi dünya kamuoyunun dikkatini tekrar DEAŞ terör örgütüne çevirdi. Bu gelişmelerle dünya kamuoyunda önemli sorular tartışılmaya başlandı; DEAŞ yenilip, ortadan kaldırılmamış mıydı? ABD öncülüğündeki koalisyon, terör örgütü PYD/YPG’nin taşeronluğunda DEAŞ’ı Irak ve Suriye’de tepelememiş miydi? Görünen o ki bu propaganda doğru değildi. DEAŞ, Irak ve Suriye’de geriletilse de metastaz yaparak dünyanın çeşitli bölgelerinde tekrar ciddi bir yükseliş içerisine girdi.
Yükselişin arka planı
3 Ocak 2024’te yeri ve kimliği bilinmeyen DEAŞ sözcüsü Ebu Huzeyfe yayınladığı bir açıklamada, örgüt tabanına eylem çağrısında bulundu ve tüm milis yapısına yine yeri ve kimliği bilinmeyen sözde imamları Ebu Hafs’ın selamlarını iletti. Bu mesaj örgüt tabanında geniş yankı buldu. Ebu Huzeyfe’nin bu açıklaması aslında birazda mecbur kalınan bir açıklama gibi de düşünülmeli. Söz konusu tarihe kadar uzun süredir pasif durumda olan DEAŞ’ın Avrupa’daki çirkin Kur’an yakma olaylarına, akabinde de Filistin meselesinde yaşanan gelişmelere sessiz kalması örgüt tabanında rahatsızlığa neden oldu. Örgüt tabanının yoğun bir şekilde kullandığı Telegram gruplarında örgütün sözde yönetimi eleştiriliyordu. Dolayısıyla Kur’an yakma ve Hamas-İsrail çatışmasının yaratığı iklim, DEAŞ tabanı için ciddi motivasyon kaynağı oldu.
DEAŞ-K’nın hareketlenmesindeki öncü rolü ise örgütün lideri konumunda olan ve yine yeri ve kimliği bilinmeyen Şahap El Ensari üstlendi. Şahap El Ensari, stratejik bir kararla örgütün ana yapısını, 2020’de Afganistan’ın kuzeyine taşıdı. Bu bölgede DEAŞ-K, kısa sürede Taliban karşıtı olan Tacik ve Özbek yapılar arasında sempati kazandı ve etkinliğini arttırdı. Bilindiği üzere Orta Asya’daki Tacik ve Özbek yapılar, gerek Rusya’da, gerek Türkiye’de ve hatta Avrupa’da diğer Orta Asyalı gruplara göre daha fazla seyahat imkanına ve çalışma iznine sahipler. Dolayısıyla bu şahısların legal bir şekilde çeşitli ülkelere rahat bir şekilde girip çıkabilmeleri de eylem planlamasında, DEAŞ-K’ya avantaj sağlamaya başladı. Bu kapsamda Türkiye ve Rusya’daki son eylemlerin planlanmasının arka planı da bu şekilde değerlendirilebilir.
DEAŞ-K’nın gelecek dönemde, artan eylemselliğini daha da geliştirme ve küresel düzeye çıkarma kapsamındaki motivasyonunun sağlam olduğu da ileri sürülebilir. Avrupa’daki Kur’an yakma eylemleri ile Hamas-İsrail çatışması, bu motivasyonun itici gücü konumundadır. Bu itici güç ise temelde, örgüt tabanının örgüt yönetimini zorlamasıyla meydana geldi. Yoksa yukarıda da belirtildiği üzere örgüt yönetimi, uzun süre söz konusu meselelerde görece zayıf bir tutum ve davranış içinde oldu.
DEAŞ’ın yeni hedefleri nereler?
DEAŞ-K’nın Çin’in çıkarları aleyhine Çin’de ve Güney Asya’da eylemsellik arayışı içerisine girebileceği de kuvvetli bir ihtimal olarak görülmelidir. Bu noktada DEAŞ-K’nın, Çin’i doğrudan hedef alabilecek eylemlerini, Çin içinde değil de Çin dışında örneğin Pakistan’da veya dünyanın çeşitli şehirlerinde gerçekleştirmesi beklenmelidir. Bunun nedeni, Çin’in sıkı güvenlik tedbirleri ve seyahat rejimi kapsamında Çin içerisinde seyahat etmenin, oturma ve çalışma izni almanın zor olmasından kaynaklanıyor.
Afrika Sahel bölgesindeki DEAŞ yapılanmasının da yükseliş içerisinde olduğu bir gerçektir. Bu yapının bölgenin iç dinamiklerinden kaynaklanan bazı sorunları halletmesi halinde, daha küresel bir hale gelebileceği de beklenmelidir. Bölgedeki Tuareg kabilelerin oluşturduğu Tuareg cephesi, Afganistan El Kaidesi ile Mali, Nijer, Nijerya ve Burkina Faso hükümet güçleri ile çatışma halinde olan Sahel bölgesindeki DEAŞ yapısı, enerjisinin çoğunluğunu, şu an için bu yerel aktörle girdiği güç mücadelesinde harcıyor. Buna karşı Sahel’deki DEAŞ yapısının, özellikle Kuzey Afrika kökenli olan ve Avrupa’da yaşayan sempatizan yapısıyla etkileşime girerek, Avrupa başkentlerinde eylem yapma kapasitesinin her zaman mevcut olduğu da kabul edilmelidir.
Sonuç olarak gerek DEAŞ-K’nın gerek Sahel bölgesindeki DEAŞ yapılarının yeniden ciddi bir küresel tehdit haline dönüşme riski hız kazanıyor. Özellikle Moskova ve İstanbul saldırısı, akabinde Avrupa başkentlerini sayarak yapılan tehditler bu durumun emaresidir. DEAŞ-K’nın ana itici gücünü oluşturan Afganistan’ın kuzeyi ile Sahel bölgesinde radikalleşme (tekfirileşme) eğilimlerinin yüksek olması ve merkezi hükümetlerin bu alanlarda zayıf otoriteye sahip başarısız devletler şeklinde varlıklarını sürdürmesi, DEAŞ’ın önümüzdeki yıllarda artan oranda küresel çaplı eylemler yapmasına yardımcı olacaktır.
[Doç.Dr. Ali Burak Darıcılı Bursa Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesidir.]
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
]]>2 hücre üyesinin yakalandığı evde jandarma üniforması, polis yeleği, çakar tertibatı, polis şapkası, araç telsizi, bıçak ve silah kılıfı ile eylem talimatı içeren dijital malzeme bulundu
İSTANBUL – İstihbarat ve terörle mücadele ekiplerince İstanbul’da düzenlenen operasyonda, saldırı için hazırlık yaptıkları tespit edilen 2 DEAŞ üyesinin yakalandığı bildirildi. Orta Asya kökenli oldukları belirtilen hücre üyelerinin barındıkları evde ise jandarma üniforması, polis yeleği, araç çakar tertibatı, polis şapkası, araç telsizi, bıçak ve silah kılıfı ile eylem talimatı içeren dijital malzeme bulundu.
Edinilen bilgilere göre, eylem arayışında oldukları düşünülen 2 kişilik DEAŞ hücresine yönelik operasyonun düğmesine geçtiğimiz günlerde basıldı. Saldırı tasarladıkları ileri sürülen Tacikistan ve Kırgızistan kökenli biri kadın 2 kişilik hücre, MİT’in saha ajanları tarafından adım adım takip edildi. Uzun zamandır terör örgütü saflarında bulunan DEAŞ üyelerinin bilgileri emniyete bildirildi.
Evin bodrum katında gizlenmişler
Kent genelinde karmaşık suç ve terör ağlarına yönelik operasyonlarını ara vermeden sürdüren İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube ile TEM ekipleri, DEAŞ’la bağlantılı söz konusu şüphelileri mercek altına aldı, adım adım izini sürdü. Orta Asya kökenli 2 hücre üyesinin Pendik’te bir evin bodrum katında saklandıkları bilgisini elde eden emniyet güçleri, şüphelilerin kaldıkları adresi takip altına aldı. Ekipler, ileri aşamaya gelmiş saldırı planının baş faili olarak görünen “Abu İsmail” kod adlı Tacikistan uyruklu Fazıljon A.ve yanındaki yardımcısı Kırgızistan kökenli Zulfııa S.’nin saklandıkları eve baskın düzenledi.
Jandarma üniforması, araç çakar tertibatı ve polis yeleği bulundu
Operasyonda, Fazıljon A. ve Zulfııa S. yakalanarak gözaltına alındı. DEAŞ üyelerinin saklandıkları evde yapılan aramalarda ise planın bir parçası olarak saptanan, eylem öncesi ve sonrasındaki kaçış sırasında giymeyi planlandıkları jandarma üniformaları, polis yeleği, araç çakar tertibatı, polis şapkası, araç telsizi, bıçak ve silah kılıfı ile örgütsel malzeme bulundu.
Kilit isim: “Abu İsmail” kod adlı Tacikistanlı
Şüphelilerin, Türkiye’de terör eylemi gerçekleştirmeye yönelik planlamalar yaptıkları belirlendi. Henüz hazırlık aşamasında olduğu değerlendirilen eylemin organize ve koordinatörünün ise “Abu İsmail” kod adlı Tacikistanlı zanlı Fazıljon A. olduğu tespit edildi. Uzun süreden beri DEAŞ saflarında yer aldıkları anlaşılan ve saldırı tasarladıklarına dair kanıtlara ulaşılan şüphelilerin hedefinde kim ya da kimler olduğu ise henüz belirtilmedi. Hücrenin çökertilmesiyle ileri aşamaya gelmiş bir saldırı planının engellendiği anlaşılırken, iki DEAŞ mensubunun günler süren çalışma sonucu yakalandıkları öğrenildi.
Planı yapan tutuklandı, diğeri sınırdışı edildi
İstanbul Terörle Mücadele Şubesinde ifadeleri alınan örgüt üyelerinin, Türkiye’de bağlantıda oldukları başka kişiler olup olmadığı araştırılıyor. Her iki zanlı, polisteki sorgularının tamamlanmasının ardından mahkemeye çıkarıldı. Tacikistanlı DEAŞ üyesi Fazıljon A. çıkarıldığı mahkemece tutuklanırken, onun yardımcısı olduğu saptanan Kırgızistan kökenli Zulfııa S. adlı kadın şüphelinin ise sınırdışı edildiği öğrenildi.
]]>***
22 Mart 2024 tarihinde Moskova’da, Rusya tarihinin en büyük terör saldırılarından biri yaşandı. Crocus belediye binasında yer alan konser salonunda 4 teröristin gerçekleştirdiği terör saldırısı, çok sayıda sivilin ölmesine neden oldu. Son açıklamalara göre ölü sayısı 135’i geçti. Bu saldırı, Rusya’nın 1990’lı yıllarda Beslan trajedisinden sonra tecrübe ettiği 2’nci en büyük saldırı konumunda.
Kim bu DEAŞ-K?
Terör saldırısının arka planıyla ilgili olarak özellikle sosyal medya üzerinden yayılan manipülatif haberlere rağmen, DEAŞ terör örgütüne bağlı, Afganistan ve İran’da faaliyet gösteren DEAŞ-Horasan Eyaleti (DEAŞ-K), saldırıyı resmi yayın organı Amaq Haber Ajansı üzerinden çeşitli görüntü ve videolar eşliğinde üstlendi. Peki, kim bu DEAŞ-K? Amacı nedir? Nasıl gelişmiştir? Neden Rusya’yı hedef almıştır? Son sorudan başlayacak olursak, DEAŞ-K, 2017 yılından beri Rusya ile savaş halinde olduğunu ilan ediyor. Kurulduğu 2014 yılından bu yana Rusya’yı tehdit eden DEAŞ-K’nin, Crocus belediye binasına düzenlenen saldırıdan 1 hafta önce Kaluga’da bir sinagoga planladığı saldırının Rus istihbaratı tarafından engellendiği de medyaya servis edildi. DEAŞ-K’nin amacı, militan yapısı ve nasıl geliştiğine dair ise temel olarak şunlar ifade edilebilir.
DEAŞ-K, 2013’te El Kaide’nin Irak kolundan ayrılarak oluşturulan DEAŞ’ın Pakistan-Afganistan bölgesindeki aparatına verilen isimdir. DEAŞ-K ilk olarak Horasan ve civarı bölgelerde 2015 yılında ortaya çıktı. DEAŞ, DEAŞ-K’yi Pakistan Taliban’ından ayrılan militanları da yanına çekerek kurdu. DEAŞ-K’nin militan yapısını, tıpkı DEAŞ’ın ana omurgasını oluşturan üyeleri gibi, Suriye ve Irak’tan Afganistan’a kaçabilen veya kaçmasına göz yumulan ve çeşitli Arap ülkelerinin yanı sıra, özellikle de Tacikistan, Özbekistan, Çeçenistan, Hindistan, Bangladeş, Çin’den gelenler oluşturuyor. Bu noktada “kaçmasına göz yumulan” ifadesine dikkati çekmekte fayda var. Bu ifadenin ne anlama geldiğini anlamak için, 2017 yılında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) öncülüğünde koalisyon güçleri ile Suriye Rakka’da bulunan DEAŞ militanlarının yaptıkları örtülü anlaşmadan bahsetmek gerekiyor. BBC gibi uluslararası medya kuruluşlarının geniş şekilde yer verdiği söz konusu anlaşma ile ilgili çeşitli güvenilir açık kaynak bilgilerine bakıldığında, şu maddeler göze çarpıyor.
2017 yılında Rakka’da bulunan 250 DEAŞ militanı ve aileleri, Suriye’de DEAŞ ile mücadele etme maskesi adı altında kurulan ABD-İngiltere öncülüğündeki koalisyon ile ana omurgasını PKK terör örgütünün Suriye aparatı olan Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) oluşturduğu ortak operasyonla Rakka’dan güvenli bir şekilde tahliye edildi. Tahliye edilen DEAŞ’lıların arasında, örgütün önde gelen militanlarının yanı sıra çok sayıda yabancı savaşçı vardı. Söz konusu 250 DEAŞ militanı, Rakka’nın ABD destekli YPG’li teröristler tarafından ele geçirilmesinden önce yüzlerce araçlık konvoyla şehirden ayrıldı. Onlarca yabancı DEAŞ militanı silah ve cephane yüklü 10 kamyonla Rakka’yı ABD ve YPG’nin denetimi altında güvenli bir şekilde terk etti. Uluslararası medyada yer alan net bilgilere rağmen, ne ABD ve İngiltere öncülüğündeki koalisyonun, ne de koalisyonun desteklediği PYD/YPG’nin anlaşmadaki rollerini itiraf etmek istemedikleri anlaşıldı.
DEAŞ-K’nin Orta Asya’daki yükselişi ve yayılması
Peki bu militanlar nereye gitmiştir? Bu militanların her ne kadar Irak ve Suriye’nin derinliklerine dağıldıkları, yabancı militanların çoğunun ise ülkelerine döndükleri Batı medyasında yer alsa bile DEAŞ’a bağlı unsurların Afrika’nın Sahel bölgesinde ve Horasan’da son aylarda artan etkinlikleri dikkate alındığında, söz konusu grupların özellikle Afganistan’a, akabinde de Sahel’e geçiş yaptıkları kuvvetle ileri sürülebilir. Çünkü bu şahıslar ciddi çatışma tecrübesi bulunan, iyi derece silah ve patlayıcı kullanabilen, gizli bir şekilde ülke değiştirerek eylem planlayabilen, keşif yapabilen, kripto irtibat ve muhabere tekniklerini kullanabilen ve ideolojik olarak DEAŞ’a sıkı sıkıya bağlı militanlardır. Dolayısıyla bu şahısların, DEAŞ’ın Horasan ve Sahel’deki yükselişinde öncü rol oynadıkları rahatlıkla analiz edilebilir. Horasan ve Sahel’e güvenli bir şekilde geçiş yapan militanların, bu yolculuktaki hedef duraklarının söz konusu bölgeler olması da oldukça manidardır.
Öncelikle “Neden Horasan?” sorusunu sormak gerekiyor. Bu sorunun cevabı Horasan ve civarının yani Afganistan’ın stratejik konumuyla ilişkilidir. Söz konusu stratejik konum, uluslararası sistem açısından farklı bakış açılarıyla değerlendirilebilir. DEAŞ’ın Horasan’daki yükselişinin, önümüzdeki yıllarda Çin ve ABD arasındaki küresel rekabette belirleyici bir rolü olabilir. Bilindiği üzere Çin’in Kuşak-Yol Girişimi’nin güvenliğinde Afganistan’ın önemli bir rolü bulunuyor. Bu nedenle Çin, ılımlı ve söz dinleyebilecek bir Taliban yönetimini, Pakistan üzerinde etki yaratabilmek ve Afganistan’la da ilişkileri geliştirmek için istiyor. DEAŞ-K ise bu tercihe zarar verebilecek bir potansiyele sahiptir. Ayrıca Çin, Doğu Türkistan üzerinden kendi ülkesinde de DEAŞ destekli bir terör tehdidi ile karşı karşıya kalabileceğini de öngörüyor. Dolayısıyla DEAŞ-K’nin Orta Asya’daki yükselişi ve yayılması, Çin için doğrudan bir tehdit ve risktir. Bu durumun Çin’in çıkarlarına ve stratejilerine verebileceği zararlar kapsamında, ABD için tercih edilebilecek bir durum ortaya çıkıyor.
Çin’in Afrika coğrafyasında ekonomik ve siyasi etkisi giderek artsa dahi bu yatırımlar henüz başlangıç aşamasındadır. Çin’in, Afrika’nın birçok bölgesinde maden işletmeciliği, uzun süreli liman kiralamaları, çeşitli altyapı inşaatları gibi büyük ölçekli ticari yatırımları bulunuyor. Bununla beraber birçok fakir Afrika ülkesinin de Çin’e büyük miktarda borcu var. Tüm bu gelişmeler Çin’in Afrika’daki nüfuzunu artırıyor. Bu nedenle de önümüzdeki yıllarda Sahel merkezli DEAŞ terörünün Afrika’yı önemli ölçüde istikrarsızlaştırması oldukça olasıdır. Bu durum Çin’in, Afrika’ya yönelik planlarını ciddi ölçüde akamete uğratabilir.
Sonuç olarak tüm bu değerlendirmeler ışığında akıllara “DEAŞ’ın hedefindeki ülkeleri nasıl seçtiği?” sorusu geliyor. DEAŞ, neden Batı’yı veya ABD’yi hedef almak yerine Rusya, Türkiye, İran ve Orta Asya’da saldırılar planlıyor? Bu kapsamda DEAŞ yönetiminin taşeronluk yaptıkları güçlerin himayesinde hareket ettiği düşünülebilir.
[Doç. Dr. Ali Burak Darıcılı, Bursa Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesidir.]
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
]]>Crocus Belediye binasında ne oldu?22 Mart 2024 Cuma günü Rusya’nın başkenti Moskova, tarihinin en büyük terör saldırılarından birini yaşadı. Çok sayıda masum insanın hayatına mal olan Crocus Belediye binasına düzenlenen terör saldırısı, Beslan trajedisinden sonra yaşanan 2’nci büyük saldırı oldu. Crocus City Holl-Belediye Kültür Merkezi konser salonunda, 4 kişi silahlı saldırıda bulundu. Binada saldırı sonrası yangın çıktı. Rus medyası, saldırganların “otomatik silahlarla ateş açtığını” ve “el bombası veya yangın bombası atarak yangına yol açtığını” bildirdi. Saldırıda şimdiye kadar 135 kişinin öldüğü açıklandı. Ayrıca olayda 100’den fazla kişi de yaralandı. Saldırıyı gerçekleştirdiğinden şüphelenilen 4 kişi, cuma gecesi Rusya’nın Ukrayna sınırı yakınında Bryansk bölgesinde gözaltına alındı. Federal Güvenlik Servisi (FSB), saldırıdan sonra suçluların “Rusya Federasyonu ve Ukrayna sınırını geçme niyetinde olduklarını ve Ukrayna tarafıyla ilgili temaslarda bulunduklarını” iddia etti. Belarus’un Rusya büyükelçisi ise Belarus özel servislerinin cuma gecesi Rusya’ya teröristlerin sınırdan kaçmasının engellemesinde yardımcı olduğunu söyledi.
Rus devlet medyası gözaltına alınanların tamamının yabancı uyruklu olduğunu bildirdi. Saldırgan olduğu iddia edilenlerden biri saldırıyı gerçekleştirmesi için kendisine yarım milyon ruble (yaklaşık 5 bin dolar) sözü verildiğini söyledi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, toplam 11 kişinin gözaltına alındığını duyurdu. Bu saldırıyı gerçekleştirenlerin Moskova’nın kuzeyinde bir pansiyonda buluştukları ve 4 failden en az 2’sinin yalnızca “10-12 gün önce” görüştüğü belirtildi. Crocus Belediye binasına gittikleri ve kaçmak için kullandıkları arabanın bir akraba bağlantısı aracılığıyla satın alındığı tespit edildi. Saldırının yapıldığı Picnic grubunun konseri için yaklaşık 6 bin 500 biletin satıldığı bildirildi.
Terör saldırısının amacı neydi?Terör saldırısının ardından DEAŞ’a bağlı Amaq haber ajansı Telegram’da yayınladığı kısa bir açıklamayla saldırının sorumluluğunu üstlendi. Bu noktada, DEAŞ’ın kendisinin düzenlemediği saldırıların sorumluluğunu üstlendiği bir geçmişe sahip olduğunu da belirtmekte fayda var. Saldırının sorumluluğunu üstlenen DEAŞ’ın silahlı grubuna bağlı, Afganistan ve İran’da faaliyet gösteren DEAŞ-Horasan Eyaleti (ISKP), aslında 2017 yılından beri Rusya ile savaş halinde olduğunu ilan ediyor. DEAŞ-K olarak da adlandırılan bu grup, terör örgütünün Afganistan ve çevre bölgelerde faaliyet gösteren kolu olan DEAŞ-Horasan olarak anılıyor. Bu grup 2014 sonlarında doğu Afganistan’da ortaya çıktı. DEAŞ-Horasan grubunun 2014 yılından beri Rusya’yı tehdit ettiğini biliyoruz. Hatta bir hafta önce Rus güvenlik güçleri Kaluga’da bir sinagoga yapılacak saldırıyı engellediklerini açıkladılar.
Genel olarak bakıldığında bu saldırıda amacın Rusya’yı Müslümanlarla karşı karşıya getirerek “Asıl savaşınız Ukrayna’da Hristiyanlarla, İsrail’de Yahudilerle değil Müslümanlarladır.” anlayışına geri dönmesi için uyarmak olduğu düşünülebilir. Rusya, uzun süredir bu tehdidin ve kurgunun farkında olduğu için saldırıyı her ne kadar DEAŞ üstlense de arkasındaki gücün ABD, İsrail veya Ukrayna’ya destek olan Batılı ülkeler olduğunu düşünüyor. Bu militanların çoğu birbirini önceden tanımıyorlar. Çok profesyonel değiller. Teröristlerin hepsinin Rusça’yı son derece kötü konuştuğu ya da kötü konuşuyormuş gibi yaptığı ve birinin bir tercüman aracılığıyla Tacikçe iletişim kurduğu bildirildi. Terör saldırısının sanki para için gerçekleştirildiği algısı verildi. Saldırıda kullanılan kalaşnikofları Rusya’daki organizatörlerin temin ettiği anlaşılıyor. Bu silahları elde etmek Rusya’da artık hiç de zor değil. Ukrayna’daki savaş nedeniyle Rus paralı askerler kendi silahlarını kolayca ülkenin her yerinde satabiliyor.
Teröristlerin Moskova’nın kuzeyindeki bir pansiyonda buluşmaları ve birbirlerini pek tanımıyor olmaları ise profesyonelce bir kurguyu andırıyor. Bu kurgu genelde İsrail’in İkinci Dünya Savaşında görev almış ve kaçak olarak başka ülkelerde yaşayan eski Nazileri avlamakta kullandığı gönüllü birliklerin stratejisine benziyor. Mossad’ın sıkça kullandığı bu taktik sayesinde kayıp ve yakalanma olması halinde organizasyonun liderlerine ulaşılamıyor. Bu saldırıya katılan 4 militandan en az 2’sinin yalnızca “10-12 gün önce” tanışması bir örgütten çok bir devlet istihbarat organizasyonu izlenimini veriyor. Zaten militanların saldırı anında yayınlanan görüntülerinde silah kullanmalarına bakacak olursak profesyonel olmadıkları, bazılarının savaşta veya çatışmada bulunmadığı da anlaşılabilir. Genel olarak saldırı, planlanmasına ve kurgusuna bakıldığında bazı ülkelerin dış istihbaratları tarafından kullanılan örgütsel bir eylem gibi duruyor.
Teröristlerin yakalandıktan sonra canlı ifadelerine bakılacak olursa onları bu saldırıya iten ana sebebin ne olduğu belli olmuyor. Sadece para için böyle bir saldırı yapmaları ise tutarlı değil. Bu insanları tam olarak neyin birbirine bağladığı, onlara hangi güdülerin rehberlik ettiği belki ileriki zamanlarda ortaya çıkabilir. Rusya’nın Moskova saldırısı ile Suriye’de Rusya’ya karşı mücadele eden ve şu anda Ukrayna’da bulunan Abdulhakim Şişani ve ekibiyle bağlantı kurması muhtemeldir. Ancak Çeçenlerin bu tür saldırılar gerçekleştirmediği göz önüne alındığında Şişani ile bir bağlantı şüpheli olacaktır. Çünkü onlar genelde bu tür saldırılar yerine cephede savaşmayı tercih ediyorlar.
Kim ne tepki verdi?Moskova’daki terör saldırısının dünya liderleri tarafından kınanması hızlı oldu. Belarus Dışişleri Bakanlığı ve Türkiye Dışişleri Bakanlığı saldırıdan hemen sonra kınama mesajı yayınladılar. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Putin’i arayarak başsağlığı diledi ve terörle mücadelede destek açıklaması yaptı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Beyaz Saray sözcüsü John Kirby, saldırıyı kınadılar. Birleşik Krallık adına İngiltere Dışişleri Bakanı David Cameron, ülkesinin “düşüncelerinin tüm kurbanların ve yaralıların aileleriyle birlikte olduğunu” ifade etti. Almanya Başbakanı Olaf Scholz da benzer duygular dile getirdi.
Bunun dışında Çin, Polonya Fransa, Hindistan, Suudi Arabistan, Afganistan, Küba, İtalya, Venezuela, Japonya, İsrail, Filistin, Malezya, İspanya, Suriye, Norveç, İsveç, Danimarka, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır, Yunanistan, Güney Afrika, İzlanda, Belçika gibi ülkeler de diplomatik misyonlar üzerinden saldırıyı kınadıklarını duyurdular. Birleşimiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi bunu “iğrenç ve korkakça” bir saldırı olarak nitelendirirken, Genel Sekreter Antonio Guterres olayı “mümkün olan en güçlü ifadelerle” diyerek kınadı. NATO Sözcüsü Farah Dakhlallah, askeri ittifakın saldırıyı “kesinlikle” kınadığını söyledi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de saldırıyı kınayanlar arasındaydı. Hamas da Moskova’daki terör saldırısını kınadı ve Rusya halkına başsağlığı diledi.
Putin, televizyondan ulusa hitaben yaptığı konuşmada, Pazar günü ulusal yas ilan ederek saldırıyı “barbarca bir terör eylemi” olarak nitelendirdi. Putin, teröristlerin ön verilere göre sınırı geçmeleri için bir “pencere/kaçış kapısı” hazırlanmış olan Ukrayna’ya doğru hareket ederek kaçmaya çalıştıklarını açıklayarak Ukrayna’yı teröristlere yardım etmekle suçladı. Putin, Rusya’nın en zor zamanlarda her zaman daha da güçlü olduğunu, şimdi de öyle olacağını ilan etti. Rus İç Güvenlik Servisi FSB, saldırının dikkatlice planlandığını ifade ederek saldırganların Ukrayna tarafında bağlantılarının olduğunu öne sürdü.
Ukrayna ise Rusya’nın saldırıyı Ukrayna ile bağdaştırmaya yönelik açıklamalarını reddetti. Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Mykhailo Podolyak cuma günü yaptığı açıklamada, Kiev’in saldırıyla hiçbir ilgisi olmadığını ifade etti. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı iddianın Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırganlığını körüklemek için kullanılabileceğini öne sürdü. Rusya’nın bu saldırıyı her ne şartta olursa olsun Ukrayna ile ilişkilendirmesi mümkündür. Hatta saldırganların Ukrayna’ya kaçma girişimleri daha çok geri teslim edilmeyecekleri düşüncesi veya onları bu saldırıya itenlerin yönlendirmesiyle de olabilir. Terör saldırısının Ukrayna ile ilişkilendirilmesi Rus toplumunu duygusal ve belki de askeri açıdan Ukrayna’daki savaşa katılım ve destek açısından da etkileyebilir.
[Prof. Dr. Salih Yılmaz: Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesidir.]
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
]]>Türkiye’nin, Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin 51. maddesinden kaynaklanan meşru müdafaa hakkı uyarınca, güvenliğini tehdit eden terör örgütü DEAŞ başta olmak üzere Suriye’nin kuzeyinde mevcut teröristleri etkisiz hale getirmek ve sınır güvenliğini sağlamak için başlattığı Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında Bab ilçe merkezinin terörden temizlenmesinin üzerinden 7 yıl geçti.
24 Ağustos 2016’da başlayan harekatın 6. ayında DEAŞ’tan kurtarılan Bab ilçe merkezinde, Türkiye’nin desteğiyle terörün izleri silindi.
Harekatın tamamlanmasının ardından Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Suriye Milli Ordusu (SMO) birlikleri, bölgenin güvenliğini sağlamaya ve terör nedeniyle yerinden edilen sivillerin geri dönmesi için gerekli koşulları oluşturmaya odaklandı.
Eğitim, sağlık, altyapı ve hizmet alanlarında yürütülen projeler sayesinde ilçe merkezi ve çevresindeki yerleşimlerde nüfus yaklaşık 400 bini buldu.
DEAŞ’tan kurtarılarak güvenli hale getirilen bölgelerde yaşayanların eğitim hakkından faydalanmalarına büyük önem veren Türkiye, ilçe merkezinde onarılan ve yeniden inşa edilen toplam 154 okulun eğitime kazandırılmasında büyük rol oynadı.
Halihazırda ilçe merkezi ile kırsalda 150 bin aşkın öğrenci eğitim görüyor.
Sağlık hizmetlerine öncelik verildi
Teröristlerden arındırılan bölgelerde hayatın normalleştirilmesi, insani ve teknik yardım kapsamında ihtiyaç duyulan sağlık hizmetlerinin sunulması ve Suriye’den Türkiye’ye hasta sevkini asgariye indirmek amacıyla Türkiye Sağlık Bakanlığı faaliyetler yürütüyor.
Bu kapsamda çok sayıda sağlık kuruluşu bölge halkının hizmetine kazandırıldı.
Sağlık Bakanlığının katkılarıyla ilçe merkezinde kurulan Bab Hastanesi, Suriye’nin kuzeyindeki en önemli sağlık üslerinden biri haline geldi.
Türkiye Diyanet Vakfı da hayırseverlerin desteğiyle ilçede çok sayıda camiyi restore etti.
Yerel meclisin destekleriyle ilçede elektrik şebeklerindeki hasarların giderilmesiyle evlere ve iş yerlerine ücretli elektrik verilmeye başlandı.
Bölge halkı, Tel Rıfat ve Münbiç ilçelerinde işgalini sürdüren PKK/YPG’li teröristlerin, kurtarılmış bölgelerdeki huzur ve güven ortamını bozmaya yönelik saldırılarının son bulmasını istiyor.
“Bab’a geri dönmek bir hayaldi”
Bablı Ammar Nasır, AA muhabirine, 2014’te DEAŞ’ın Bab ilçesini ele geçirmesiyle doğduğu şehri terk etmek zorunda kaldığını söyledi.
DEAŞ’lı teröristler yüzünden İdlib’e geçtiğini ifade eden Nasır, “DEAŞ kardeşimi alıkoydu, daha sonra ondan haber alamadık. O vakit ailemi çıkarmak zorunda kalmıştım. Bab’a geri dönmek bir hayaldi.” diye konuştu.
Nasır, SMO ile TSK’nın Fırat Kalkanı Harekatı sayesinde Bab’a geri döndüğündü ifade ederek “Bab’a girdiğimizde bir hayalet şehri andırıyordu. İlçenin tekrar ayağa kalkacağını hiç ümit edemezdik. Şükürler olsun Bablılar ve bütün Suriyelilerin çalışmaları sayesinde tekrar ayağa kalktı.” diye konuştu.
Bab ilçesinin Suriye’nin kuzeyindeki en iyi şehirlerden biri olduğunu belirten Nasır, tarım sektörüne yatırım yapılması halinde ilçenin bu alanda örnek olacağını söyledi.
“El ele ilçenin görünümü değişti”
Esed rejiminin saldırılarından kaçarak 7 yıl önce Bab ilçesine yerleştiğini anlatan Humuslu Celal Tellavi, ilçenin DEAŞ’tan temizlenmesinin 10. gününde Bab’a geldiklerini söyledi.
Tellavi, “Yerel meclise bağlı müdürlükler inşa edildi. İlçenin yüzde 70-80’i onarıldı. El ele ilçenin görünümü değişti. Humuslular yerel halkla hızlı entegre oldu.” ifadelerini kullandı.
Humuslu Tellavi, “Bab 7 yıl içinde yavaş yavaş şu anki görünümüne kavuştu. İlçenin çok şeye ihtiyacı var. Daha iyi bir yarın için hayallerimiz var ve bunun için çalışmaya devam ediyoruz.” dedi.
“Vatandaşa ucuz maliyetle kaliteli hizmet sunmaya çalışıyoruz”
Bab Yerel Meclis Başkanı Heysem Şihabi, ilçede yürüttükleri çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Şihabi, yerel meclisin halka temel hizmetler sunuma konusunda önemli rol oynadığının altını çizerek, şöyle devam etti:
“Yerel meclisin sunduğu hizmet ve projeler sayesinde kentte hayat normalde döndü. Enkaz kaldırıldı. Sokaklar temizlendi. İlçemize elektrik ulaştı. Kamu binalarını ve yolları onardık. Zorlu şartlarda altyapıyı yeniledik. Sağlık alanında da önemli yatırımlar oldu. Kentimize büyük hastane açıldı. Zarar görmüş okulların tadilatının yanı sıra yenileri açıldı. Su sıkıntısını imkanlar dahlinde çözmeye çalışıyoruz.”
Nüfus kayıtları konusunda da bilgi veren Şihabi, şimdiye kadar yaklaşık 200 bin kişinin yerel kimlik kartı sahibi olduğunu aktardı.
Yerel Meclise bağlı sosyal hizmetler müdürlüğünün tespit ettiği ihtiyaç sahibi ailelere yardım sağlandığını söyleyen Şihabi, “Merkezde 19 bin 800, kırsalda 1800 ve çadır kamplar bölgesinde 3 bin 200 olmak üzere toplam 24 bin 800 aileye maddi ve lojistik yardımı yaptık.” şeklinde konuştu.
Şihabi, “Mikro ticari faaliyetleri destekleyerek kendi kendimize yetinme hedefine ulaşmaya çalışıyoruz. Vatandaşa ucuz maliyetle kaliteli hizmet sunmak için çaba harcıyoruz.” ifadesini kullandı.
Bab ilçesinin kurtarılmasıyla taçlanan Fırat Kalkanı Harekatı
Operasyonun ilk gününde, Gaziantep’in Karkamış ilçesinin karşısındaki Suriye topraklarında yer alan Cerablus ilçe merkezi, 23 Şubat 2017’de ise Bab ilçe merkezi DEAŞ’tan kurtarıldı.
Harekatla 2 bin 55 kilometrekareye yayılmış yerleşimler 217 günde terörden arındırıldı. Kahraman Mehmetçik ve Suriye Milli Ordusu (SMO) askerleri, Fırat Kalkanı Harekatı ile 7 ay gibi bir sürede 3 binden fazla DEAŞ’lıyı etkisiz hale getirdi.
Dönemin Başbakanı Binali Yıldırım, 29 Mart 2017’de harekatın bittiğini duyurmuş, 2 gün sonra Genelkurmay Başkanlığından yapılan açıklamada da harekatın başarıyla tamamlandığı ifade edilmişti.
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 33 ilde DEAŞ’a karşı düzenlenen ‘Kahramanlar-49’ operasyonuna ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Yerlikaya’nın açıklaması şöyle:
“33 İlde DEAŞ Terör Örgütüne yönelik eş zamanlı olarak gerçekleştirilen ‘Kahramanlar-49’ operasyonlarında 147 şüpheli yakalandı.
Aziz Milletimizin huzuru, birlik ve beraberliği için teröristlerin hiçbirine göz açtırmayacağız. Güvenlik güçlerimizin üstün gayretleriyle mücadelemize aralıksız devam edeceğiz.
Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Başkanlığı ve Terörle Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde; İl Emniyet Müdürlüklerimizce Adana, Adıyaman, Afyonkarahisar, Ankara, Antalya, Bingöl, Bitlis, Bolu, Bursa, Çorum, Diyarbakır, Düzce, Eskişehir, İstanbul, Gaziantep, İzmir, Karabük, Kayseri, Kırıkkale, Elazığ, Kırşehir, Kilis, Kocaeli, Konya, Kütahya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa ve Yalova’da düzenlenen operasyonlar kapsamında;
Adana’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 5 şüpheli yakalandı.
Adıyaman’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 3 şüpheli yakalandı.
Afyonkarahisar’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şüpheli yakalandı.
Ankara’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 8 şüpheli yakalandı.
Antalya’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 3 şüpheli yakalandı.
Bingöl’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şüpheli yakalandı.
Bitlis’te DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şüpheli yakalandı.
Bolu’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 4 şüpheli yakalandı.
Bursa’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şüpheli yakalandı.
Çorum’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 3 şüpheli yakalandı.
Diyarbakır’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 7 şüpheli yakalandı.
Düzce’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şüpheli yakalandı.
Eskişehir’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şüpheli yakalandı.
Elazığ’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şüpheli yakalandı.
Gaziantep’te DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 6 şüpheli yakalandı.
İstanbul’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şüpheli yakalandı.
İzmir’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 11 şüpheli yakalandı.
Karabük’te DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şüpheli yakalandı.
Kayseri’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 5 şüpheli yakalandı.
Kırıkkale’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şüpheli yakalandı.
Kırşehir’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 6 şüpheli yakalandı.
Kilis’te DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 6 şüpheli yakalandı.
Kocaeli’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 3 şüpheli yakalandı.
Konya’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 4 şüpheli yakalandı.
Kütahya’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şüpheli yakalandı.
Manisa’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 9 şüpheli yakalandı. Mardin’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 3 şüpheli yakalandı.
Mersin’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 6 şüpheli yakalandı.
Muğla’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şüpheli yakalandı. Sakarya’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 8 şüpheli yakalandı.
Samsun’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şüpheli yakalandı. Şanlıurfa’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 11 şüpheli yakalandı.
Yalova’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şüpheli yakalandı.
Operasyonları gerçekleştiren kahraman polislerimizi tebrik ediyorum. Allah ayaklarına taş değdirmesin. Yılın 365 günü, 4 mevsim, 12 ay, gece gündüz demeden operasyonlar düzenliyoruz. Terörle mücadelemiz son terörist etkisiz hale getirilince kadar kararlılıkla devam edecek.”
]]>İçişleri Bakanı Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada 37 İlde DEAŞ Terör Örgütüne yönelik eş zamanlı olarak düzenlenen “Kahramanlar-38” operasyonlarında 189 şahsın yakalandığını belirterek şu bilgileri verdi:
“Aziz milletimizin bilmesini isterim ki; Ülkemizin huzuru, birlik ve beraberliği için teröristlerin hiçbirine göz açtırmayacağız. Milletimizin duası, güvenlik güçlerimizin üstün gayretleriyle mücadelemize aralıksız devam edeceğiz.
Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı ve İstihbarat Başkanlığı Koordinesinde; 37 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen “KAHRAMANLAR-38” operasyonları kapsamında; Adıyaman’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şahıs yakalandı. Afyonkarahisar’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 11 şahıs yakalandı. Ankara’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 27 şahıs yakalandı. Antalya’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 6 şahıs yakalandı. Bingöl’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şahıs yakalandı.
Batman’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şahıs yakalandı. Bolu’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şahıs yakalandı. Bursa’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 10 şahıs yakalandı. Çorum’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 3 şahıs yakalandı. Diyarbakır’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 9 şahıs yakalandı. Düzce’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 5 şahıs yakalandı. Erzurum’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şahıs yakalandı. Eskişehir’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şahıs yakalandı. Gaziantep’te DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 5 şahıs yakalandı. Hatay’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 6 şahıs yakalandı.
Isparta’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şahıs yakalandı. İstanbul’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 22 şahıs yakalandı. İzmir’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 7 şahıs yakalandı. Karabük’te DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 6 şahıs yakalandı. Kastamonu’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şahıs yakalandı. Kayseri’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 4 şahıs yakalandı. Kırıkkale’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şahıs yakalandı. Kırşehir’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şahıs yakalandı. Kocaeli’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 10 şahıs yakalandı. Konya’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 3 şahıs yakalandı. Kütahya’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 4 şahıs yakalandı. Mardin’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 5 şahıs yakalandı. Osmaniye’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 4 şahıs yakalandı. Sakarya’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 4 şahıs yakalandı. Samsun’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şahıs yakalandı. Siirt’te DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şahıs yakalandı. Şanlıurfa’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 5 şahıs yakalandı. Tokat’ta DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şahıs yakalandı. Trabzon’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 6 şahıs yakalandı. Van’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 4 şahıs yakalandı. Yozgat’ta DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şahıs yakalandı. Yalova’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şahıs olmak üzere toplam 189 şahıs yakalandı.
Operasyonları gerçekleştiren Kahraman Polislerimizi tebrik ediyorum. Allah ayaklarına taş değdirmesin. Yılın 365 günü, 4 mevsim, 12 ay, gece gündüz demeden operasyonlar düzenliyoruz. Terörle mücadelemiz son terörist etkisiz hale getirilince kadar kararlılıkla devam edecek.” – ANKARA
]]>“TERÖRİSTLERİN HİÇBİRİNE GÖZ AÇTIRMAYACAĞIZ”
İçişleri Bakanı Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada 37 İlde DEAŞ Terör Örgütüne yönelik eş zamanlı olarak düzenlenen “Kahramanlar-38” operasyonlarında 189 şahsın yakalandığını belirterek şu bilgileri verdi: “Aziz milletimizin bilmesini isterim ki; Ülkemizin huzuru, birlik ve beraberliği için teröristlerin hiçbirine göz açtırmayacağız. Milletimizin duası, güvenlik güçlerimizin üstün gayretleriyle mücadelemize aralıksız devam edeceğiz.
37 İLDE EŞ ZAMANLI OPERASYON
Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı ve İstihbarat Başkanlığı Koordinesinde; 37 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen “KAHRAMANLAR-38” operasyonları kapsamında; Adıyaman’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şahıs yakalandı. Afyonkarahisar’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 11 şahıs yakalandı. Ankara’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 27 şahıs yakalandı. Antalya’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 6 şahıs yakalandı. Bingöl’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şahıs yakalandı. Batman’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şahıs yakalandı.
BURSA’DA 10 DİYARBAKIR’DA 9 ŞAHIS YAKALANDI
Bolu’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şahıs yakalandı. Bursa’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 10 şahıs yakalandı. Çorum’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 3 şahıs yakalandı. Diyarbakır’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 9 şahıs yakalandı. Düzce’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 5 şahıs yakalandı. Erzurum’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şahıs yakalandı. Eskişehir’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şahıs yakalandı. Gaziantep’te DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 5 şahıs yakalandı. Hatay’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 6 şahıs yakalandı.
Isparta’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şahıs yakalandı. İstanbul’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 22 şahıs yakalandı. İzmir’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 7 şahıs yakalandı. Karabük’te DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 6 şahıs yakalandı. Kastamonu’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şahıs yakalandı. Kayseri’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 4 şahıs yakalandı. Kırıkkale’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şahıs yakalandı. Kırşehir’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şahıs yakalandı. Kocaeli’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 10 şahıs yakalandı. Konya’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 3 şahıs yakalandı.
“YILIN 365 GÜNÜ, 4 MEVSİM, 12 AY, GECE GÜNDÜZ DEMEDEN OPERASYON DÜZENLİYORUZ”
Kütahya’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 4 şahıs yakalandı. Mardin’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 5 şahıs yakalandı. Osmaniye’de DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 4 şahıs yakalandı. Sakarya’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 4 şahıs yakalandı. Samsun’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şahıs yakalandı. Siirt’te DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şahıs yakalandı. Şanlıurfa’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 5 şahıs yakalandı. Tokat’ta DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 1 şahıs yakalandı. Trabzon’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 6 şahıs yakalandı. Van’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 4 şahıs yakalandı. Yozgat’ta DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şahıs yakalandı. Yalova’da DEAŞ terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten 2 şahıs olmak üzere toplam 189 şahıs yakalandı. Operasyonları gerçekleştiren Kahraman Polislerimizi tebrik ediyorum. Allah ayaklarına taş değdirmesin. Yılın 365 günü, 4 mevsim, 12 ay, gece gündüz demeden operasyonlar düzenliyoruz. Terörle mücadelemiz son terörist etkisiz hale getirilince kadar kararlılıkla devam edecek.”
]]>