İSHAK KARA
(İSTANBUL) – İstanbul Anadolu Van Dernekler Federasyonu tarafından düzenlenen ‘Vanlılar Yayla Şenliği’nde konuşan Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Abdullah Zeydan, “Bizim ihtiyacımız çatışma değil, bizim ihtiyacımız birbirimizi kötülemek kutuplaştırmak değil, bizim ihtiyacımız toplumsal barıştır. Türkiye’de başta Türk ve Kürt halkının ve bu ülkede yaşayan bütün kimliklerin de ihtiyacı budur” dedi.
İstanbul Anadolu Van Dernekler Federasyonu, ‘Vanlılar Yayla Şenliği’ düzenledi. Şenliğe; Tuzla Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat, Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları Abdullah Zeydan ve Neslihan Şedal, DEM ve DBP Van il başkanları, ilçe belediye eş başkanları, çok sayıda CHP ilçe başkanı ve meclis üyeleri, Anadolu Dernekler Federasyonu Başkanı Bayram Çiftçioğlu, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve Vanlı vatandaşlar katıldı.
Etkinlikte konuşan Zeydan, şunları söyledi:
“Biz hep söyledik Van’da büyük bir dayanışma ortaya çıktı, özellikle mazbata gasbı sırasında, İstanbul’da yaşayan Vanlı hemşehrilerimiz demokrasiye, hukuka, adalete halkın iradesine yüksek bir duyarlılıkla sahiplenmişlerdi. Bununla birlikte Van’da bizleri ziyaret etmişlerdi. Biz de aynı şekilde halkımızın duyarlılıklarına yakışır bir duyarlılıkla güçlü bir şekilde iade-i ziyaret gibi geldik. Sevgili Eş Başkanımız Sayın Neslihan Şedal ve bütün belediye eş başkanlarımız, belediye meclis üyelerimiz, il eş başkanlarımız ile birlikteyiz mutluyuz. İnşallah bu birlikteliğin, bu dayanışmanın toplumsal barışa vesile olmasını ve bu toplumun demokrasinin adaletin yeniden tesis edilmesi birlikte onurlu özgür yaşam iradesinin yeniden güçlenmesine vesile olmasını diliyorum. Halkımız her zaman, her yerde kendi hizmetkarlarına değer vermiştir. Biz de inşallah halkımızın bu teveccühüne bu ilgisine layık bir süreç yürüteceğiz, halkımız bu süreç için her şeyi yaptı, 14 belediyenin 14’ünü de partisine verdi bize inandı, bize güvendi. Biz de bütün arkadaşlarımızla birlikte hep söyledik kendi halkımızla, kendi dinamikleriyle yöneteceğiz dedik. Biz de halkımızın bu fedakarlıklarına yakışır bir duruşla 24 saat hiç durmadan, halkımıza yakışır hizmetler vereceğiz. Halkımızın bu ilgisine karşısında bizim yapabileceğimiz tek şey bu ilgiye karşı 24 saat halkımıza hizmetkarlık yaparak layık olmak.
“Bizim ihtiyacımız birbirimizi kötülemek kutuplaştırmak değil, bizim ihtiyacımız toplumsal barıştır
Aslında burada olması gereken budur. Türkiye çok anormal koşullardan geçiyor. Asıl normal olan farklı siyasi partilerin, farklı düşüncelerin, farklı fikirlerin bile bir araya gelebilmesidir. İnsanlar farklı fikirde oldu diye, farklı siyasi partilerde siyaset yapıyorlar diye ötekileştirilip, kutuplaştırılmamalıdır. Siyasetin dışına itilmemeli. Yani bugün antidemokratik bir şekilde hukuk, adalet ayaklar altına alınarak özellikle Kürt illerinde halkının iradesine karşı gerçekleştirilen kayyum gasbı aslında vicdanlı olan, hukuk ve adaleti savunan herkes tarafından itiraz edilmesi gereken bir konu ve bugün burada bunu gördük. Yani farklı siyasi partileri kayyum atanmalarını eleştirdi, demokrasiyi adaleti sahiplendiler, birlikte özgür yaşamı sahiplendiler bizim ihtiyacımız bu, bizim ihtiyacımız çatışma değil, bizim ihtiyacımız birbirimizi kötülemek kutuplaştırmak değil, bizim ihtiyacımız toplumsal barıştır. Türkiye’de başta Türk ve Kürt halkının ve bu ülkede yaşayan bütün kimliklerin de ihtiyacı budur.”
“Van dayanışma kültürü çok güçlü bir kenttir”
Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Neslihan Şedal ise şu şekilde konuştu:
“Yılların, on yılların özlemini gidermek, duygularını paylaşmak, dayanışma durumunu yeniden hatırlatmak ve bu hafızayı yeniden canlandırmak için buradayız. Bu sebeple hem federasyon başkanımızın bu anlamlı davetine çok anlam akdediyoruz, bizim için fiziki mesafe uzak olsa da bizim acılarımız da sevinçlerimiz birdir. Bu sebeple Van’ın canı ne zaman yandıysa buradaki hemşehrilerimizin canı da aynı zaman yanmıştır bu dayanışma duygularını her zaman hayata geçirmişlerdir, bu da Vanlı olmanın özelliğidir. Van tarihi kadim bir kenttir, kültürü güçlü bir kenttir, dayanışma kültürü çok güçlü bir kenttir. Dolayısıyla Vanlılar bu değerleri yaşatmak için Türkiye metropollerine gelirken büyük acılarla geldiler ama bu kültürlerinden, dillerinden, inançlarından, yaşam tarzlarından hiç bir zaman ödün vermediler, bunun yayılması için dayanışma ruhunun yayılması için ellerinden geleni de yaptılar. Her zaman aslında ötekileştirilen, yok sayılan kesimler kucaklaşmayı bildiler, bu kültürün buralarda yayılmasına sebep oldular. Bu kültürde tam hepimizin özlem duyduğu adalet kültürüdür, eşitlik kültürüdür dolayısıyla yapılan her bir konuşma, verilen her bir mesaj hepimizin bu değerlere özlem duyduğunu da göstermiş oldu. Tam da bu etkinlikler böylesi duyguların yeniden yeşermesi için, yeniden toplumsallaşması için dayanışmayı dirilten buluşmalardır. Biz de Vanlı hemşehrilerimizin böyle bir şeye vesile olmalarını yeniden kutluyor tekrardan teşekkür ediyoruz.”
İstanbul Anadolu Van Dernekler Federasyonu Başkanı Bayram Çitfçioğlu, “Bugün burada Van’ın birliğini beraberliğini gördüm. Sizler, bin 600 kilometre Van’dan bizler için geldiniz bu bizler için büyük bir onur. Halkımız bu meydanları doldurdu, yani artık araçların mesire girebileceği yer bile yoktu. Ben çok mutluyum, bu mutluluk da bu onur da aslında benim de değil hepimizin, tüm dernek başkanlarımızın, hemşehrilerimin tüm yönetimin ben herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.
]]>
Doğukan YILMAZ/ İSTANBUL, İSTANBUL Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul Vakfı 2024 yılı kurban bağışları kapsamında hazırlanan konserve dağıtım etkinliğine katıldı. Burada bir konuşma yapan İmamoğlu, “Bu yıl 150 milyon liralık bağış topladık. Kurban vekaleti aldığımız bu bağışlarla birlikte 10 bin 714 adet kurban hissesiyle, 150 bin konserve et ürettik” dedi. İmamoğlu, ” Tam 200 bin ailenin evine et girecek ve 200 bin aileye bu dağıtımlar yapılacak” şeklinde konuştu. İstanbul Vakfı’na yapılan bağışlar kapsamında, 150 bin konserve etin yanı sıra, 50 bin ilikli kemik suyu ve işkembe çorbasının da dağıtımı yapılacak.
İstanbul Vakfı’na yapılan 2024 yılı kurban bağışları kapsamında hazırlanan konservelerin ihtiyaç sahiplerine dağıtımı yapıldı.İstanbul Vakfı’nın Çıkrıkçı yerleşkesindeki etkinliğe İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu da katıldı.İmamoğlu burada yaptığı konuşmada, 2024 yılındaki bağış ve konserve üretimiyle ilgili verileri paylaştı. İmamoğlu, son 5 yılda İstanbul Vakfı’na yapılan kurban bağışlarına ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.İstanbul Vakfı’na yapılan bağışlar kapsamında, 150 bin konserve etin yanı sıra, 50 bin ilikli kemik suyu ve işkembe çorbasının da ihtiyaç sahiplerine dağıtımı yapılacak.
“DAYANIŞMA RUU NOKTASINDA ŞANSLI BİR MİLLETİZ”
İmamoğlu, “Temel besin maddelerinde birisi olan et konusundan bahsedildiğinde artık mutfağına et girmeyen yüzbinlerce haneyi tüm şehirlerimizde yaşıyoruz. Böyle zorlu dönemlerde toplumun dayanışma ruhu aslında çok önemli oluyor. Bu dayanışma ruhu noktasında da biz aslında şanslı bir milletiz. Çünkü milletçe bu tür anlarda gerçekten dayanışmayı komşuluk hukuku üzerinden, toplumsal hukuk üzerinden, hemşehrilik ve vatandaşlık hukuku üzerinden en üst seviyede koruyan, korumaya gayret eden, gelenekleri bu yönde olan bir milletiz. Tabii bu aynı zamanda bizim inancımızın da gereği, dayanışmayı ortaya koymak, toplumun zekat anlayışı ve fitre anlayışı tümden bu hassasiyetlerin öndeki uygulamalarından birisi” dedi.
“ASKIDA FATURA UYGULAMASI DÜNYA ÇAPINDA ÖRNEK ALINDI”
Başkan İmamoğlu, “Geçtiğimiz 5 yıl içerisinde özellikle pandemi döneminde insanların evlerinden çıkamadığı, işsiz kaldığı, ücret alamadığı dönemde toplumsal dayanışmanın çok farklı örneklerini şehirlerimizde, ülkemizin farklı noktalarında insanlarımız ortaya koydu. Biz o dönemde askıda fatura uygulamasıyla olağanüstü bir tarifi toplumsal dayanışmaya kazandırmış olduk. Hatta bu askıda fatura öyle bir seviyeye geldi ki dünya çapında farklı ülkelerde ve farklı şehirlerde uygulanır bir pozisyona döndü ve dünya çapında örnek alındı, ödüller aldı” diye konuştu.
“150 BİN KONSERVE ET ÜRETTİK”
İmamoğlu, “İnsanlarımız kurbanlarını dönüp bize vekaletini verdi. Biz de bu vekaleti alarak en çağdaş, en düzgün, en hijyenik ortamlarda kurban kesimi süreçlerini yönettik. Bunu yaparken inancımızın bütün gerekli kurallarını yerine getirerek kurban kesimiyle ilgili en ufak bir soru işareti kalmayacak şekilde kurumsal ilişkimizi de inşa ederek süreci yönettik. Kurbanlarımız kesildi, peki biz sadece vatandaşlarımızın, on binlerce vatandaşımızın bu süreçte sadece kurban kesmesine mi destek olduk ? Hayır. Esas niyetimiz başkaydı. Biz İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak yoksulluk haritasının yarattığı sıkıntılı ortamda ihtiyacı olan aileleri ve kişileri en iyi bilen kurumların başında geliyoruz.Bu yıl 150 milyon liralık bağış topladık. Kurban vekaleti aldığımız bu bağışlarla birlikte 10 bin 714 adet kurban hissesiyle birlikte 150 bin konserve et ürettik. Yani şu gördüğünüz konserve etlerimiz en hijyenik ortamda hazırlanmış, en doğru şekliyle hazırlanmış konserve etlerimiz. Tabii bunlar dana kuşbaşı konservesi şeklinde hazırlandı, paketlendi. Bunun yanına arkadaşlarımız başka bir ürün daha koydu. O da yine bu çok faydalı olduğu bilinen ilikli kemik suyu. Biz aslında bu yapılan 33 bin 46 konserve kemik suyu ve aynı zamanda 16 bin 954 adet de işkembe çorbası hazırladık. Yani 3 çeşit ürünü en hijyenik koşullarda, bütün tıbbi, bütün gıda kontrol mekanizmalarının en üst seviyede geçirilmesiyle beraber hazırlandı” ifadelerini kullandı.
“5 YILDA 1MİLYON AİLEYE ULAŞTIK”
Başkan İmamoğlu, “Tam 200 bin ailenin evine et girecek ve 200 bin aileye bu dağıtımlar yapılacak. Bu dayanışmanın en güzel konusu yine şu, veren el alan eli görmedi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi yani 16 milyon insana ait olan kurum ve onun güzide kurumu İstanbul Vakfı yine olağanüstü bir işbirliğini ortaya koydu. Hayırsever yurttaşlarımıza, kurbanını bize bağışlayan ve kurbanını bizimle paylaşan, vekaletini bize veren on binlerce insanımıza teşekkür ediyoruz. 5 yılda 1 milyon aileye ulaşan yardımlaşma köprüsü için minnet duyuyoruz Biz bunu çok daha yüksek seviyeye taşımak isteriz” şeklinde konuştu.
]]>
(İSTANBUL)- İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul Vakfı’nın 5’nci kez düzenlediği Kurban bağışından elde edilen konserveleri, 200 bin haneye ulaştırılmak üzere yola çıkardı. Beş yılda 1 milyon aileye et ulaştırıldığını belirten İmamoğlu, “Biz bunu çok daha yüksek seviyeye taşımak isteriz. Büyükşehirde kurban kesilmesi konusunda sıkıntı yaşayan vatandaşlarımızın bu ibadetini en doğru şekilde yerine getirmek istediklerinde en üst seviyede hizmet sunmada iddialı kurum biziz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi… Kesim zorluklarının İstanbul’da yaşattığı birtakım sıkıntılı anları ve ortamları da ortadan kaldırmış oluyoruz” dedi.
İstanbul Vakfı, 2020 yılından itibaren gerçekleştirdiği kurban bağışı kampanyasını 2024 yılında da düzenledi. Vakıf, 2024 yılı Kurban Bayramı kurban bağışı kampanyası kapsamında 150 milyon TL bağış topladı. 10 bin 714 adet kurban hissesi bağışı yapılan kampanya aracılığıyla bu yıl 150 bin konserve et, 33 bin 46 konserve kemik suyu ve 16 bin 954 konserve işkembe çorbası olmak üzere toplamda 200 bin aileye ulaştırılmak üzere konserveler hazırlandı. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB Genel Sekreteri Can Akın Çağlar ve İstanbul Vakfı Başkanı Perihan Yücel birlikte kurbanlıkların dağıtımını başlattı. Dağıtımdan önce konuşan İmamoğlu şunları söyledi:
“İnşallah bu ekonomik kriz toplumumuzda derin hasarlar bırakmadan toparlanır”
“Hepinizin bildiği gibi ekonomik açıdan ne yazık ki tarihimizin en sıkıntılı dönemlerinden birisini geçirmekteyiz. ve tüm uyarılara rağmen teknik anlamda doğru adımların atılmadığı zaman ne yazık ki ekonomik olarak ne denli sıkıntılara ülkenin savrulduğunu, hem ulusal hem uluslararası noktada problemli bir sürece doğru ülkemizin ekonomisinin evrildiğini hep beraber yaşadık, yaşıyoruz. Özellikle şimdi tüm bu süreçlerin belki de 7-8-9 yılın ortaya koymuş olduğu sonucun sonrasında tedbirlerle beraber iyileşme adına yapılan birtakım ortaya koyan programlar, bütün bunlar aslında yine toplumun hem geçmişe dair kaybettiği bir zaman diliminin bundan sonra da çok sıkıntılı bir süreçten sonra tekrar ekonomik anlamda iyileşmesine dönük yapılan mücadeleyi de izliyoruz. Tabii net olarak ifade edeyim. Akıl ve bilim, her konuda olduğu gibi aslında toplumun yaşadığı sıkıntılarda, ekonomik noktada da her zaman kılavuz olması gereken prensiplerin tarifidir. Her zaman diyoruz; inşallah bu ekonomik kriz toplumumuzda derin hasarlar bırakmadan bir an önce toparlanır ve kaidelere, kurallara uygun bir biçimde süreç takip edilir. Ben bilirim değil, bu işi bilen insanlarıyla, liyakatli insanlarıyla süreçler yönetilir. Temennimiz budur.
“Emeklinin ücretinin yetmediği, asgari ücretin anlamını yitirdiği bir ortamda…”
Bugün sanayiden tarıma, turizmden konuta birçok sektörün derin sıkıntılar içerisinde olduğunu takip ediyoruz. Tabii bizim için en önemlisi bu krizin ekonomik sorunların hanelere, insanların mutfağına, evine düşürdüğü sıkıntı… Bu bağlamda emeklinin ücretinin yetmediği, asgari ücretin anlamını yitirdiği bir ortamda insanların artık alışveriş yapamadığı, filelerinin, poşetlerinin boş döndüğü bir dönemin yaşıyoruz. Özellikle bu zorlukların yaşandığı ortamlarda hani temel besin maddelerinden birisi olan et konusu bahsedildiğinde artık mutfağını et girmeyen yüz binlerce haneyi bütün şehirlerimizde yaşıyoruz.
“Dayanışma ruhu noktasında da biz aslında şanslı bir milletiz“
Böyle zorlu dönemlerde toplumun dayanışma ruhu çok önemli oluyor. Bu dayanışma ruhu noktasında da biz aslında şanslı bir milletiz. Çünkü milletçe bu tür anlarda gerçekten dayanışmayı, komşuluk hukuku üzerinden, toplumsal hukuk üzerinden, hemşehrilik vatandaşlık hukuku üzerinden en üst seviyede koruyan, korumaya gayret eden, gelenekleri bu yönde olan bir milletiz. Tabii bu aynı zamanda bizim inancımızın da gereği, dayanışmayı ortaya koymak, toplumun zekat anlayışı, fitre anlayışı tümden bu hassasiyetlerin önündeki uygulamalarından birisi…
“Kurban kesimiyle ilgili en ufak bir soru işareti kalmayacak şekilde süreç yönettik”
Geçtiğimiz beş yıl içerisinde özellikle pandemi döneminde insanların evlerinden çıkamadığı, işsiz kaldığı, ücret alamadığı dönemde toplumsal dayanışmanın çok farklı örneklerini şehirlerimizde, ülkemizin farklı noktalarında insanlarımız ortaya koydu. Biz o dönemde Askıda Fatura uygulamasıyla olağanüstü bir tarifi toplumsal dayanışmaya kazandırmış olduk. Hatta bu Askıda Fatura, öyle bir seviyeye geldi ki dünya çapında farklı ülkelerde, farklı şehirlerde uygulanır bir pozisyona döndü. Dünya çapında örnek alındı, ödüller aldı. Bu dayanışma örneğinin bir başka şeklini açıkçası göreve geldiğimde hemen arkadaşlarımla paylaşarak harekete geçirmiş olduğumuz 2020 yılı Kurban Bayramı’ndan itibaren, İstanbul Vakfı’yla beraber yönetmekte olduğumuz kurban bağışı… Kurban kesecek olan, buna gücü yeten vatandaşlarımızın kurban sorumluluğunu yerine getirirken ben burada aracı kurum olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve onun bir kurumu olan İstanbul Vakfı üzerinden bir dayanışma köprüsünün kurulması. Nasıl yönettik bu süreci? İnsanlarımız kurbanlarına dönüp bize vekaletlerini verdi. Biz de bu vekaleti alarak en çağdaş, en düzgün, en hijyenik ortamlarda kurban kesimi süreçlerinin yönettik. İnancımızın bütün gerekli kurallarını yerine getirerek kurban kesimiyle ilgili en ufak bir soru işareti kalmayacak şekilde kurumsal ilişkimizi de inşa ederek süreç yönettik. Kurbanlarımız kesildi.
“İnancımıza, toplumsal kültürümüze, milli kültürümüze uygun bir biçimde…”
Peki biz sadece vatandaşlarımızın, on binlerce vatandaşımızın bu süreçte kurban kesmesine mi destek olduk? Hayır esas niyetimiz başkaydı. Biz İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak yoksulluk haritasının yarattığı sıkıntılı ortamda ihtiyacı olan aileleri ve kişileri en iyi bilen kurumların başında geliyoruz. Dolayısıyla bu tespitleri yapmış olan ve bu ailelere desteğini sunma konusunda zaten birçok kalem, sosyal politikalarını geliştirmiş olan ve bu konuda da örnek işler yapan, öğrenci bursundan tutun Kent Lokantası’na, yeni doğan bebek paketinden iş arayan gençlerimize sunulan ücretsiz ulaşım kartına varıncaya kadar tüm hassas detayları düşünen bir yönetim olduk. Kurban kesiminden başka bir fayda elde ettik ve işte yüz binlerce eve et girmeyene ve bu ekonomik sıkıntılı dönemde pandeminin geçtiği ekonomik problemlerini üst seviyeye tırmandığı dönemde biz evlere et sunduk ve yine Askıda Fatura’da olduğu gibi veren elin alan eli görmediği bir biçimde en hassas, inancımıza uygun, toplumsal kültürümüze uygun milli kültürümüze uygun bir biçimde süreç yönelttik. Bunun gururunu yaşıyorum.
“200 yüz bin aileye bu dağıtımlar yapılacak”
Bu yıl 150 milyon TL bağış topladık. 10 bin 714 adet kurban hissesi bağışıyla 150 bin konserve et, 33 bin 46 konserve kemik suyu ve 16 bin 954 konserve işkembe çorbası olmak üzere toplamda 200 bin ailenin evine et girecek. Bütün tıbbi, bütün gıda kontrol mekanizmalarının en üst seviyede geçirilmesiyle beraber hazırlandı. Şimdi ne olacak? Tam 200 bin ailenin evine et girecek ve 200 yüz bin aileye bu dağıtımlar yapılacak. Bu dayanışmanın en güzel konusu yine şu; veren el alan eli görmedi… İstanbul Büyükşehir Belediyesi yani on altı milyona, sana ait olan kurum ve onun güzide kurumu İstanbul Vakfı yine olağanüstü bir işbirliğini ortaya koydu. Bu çalışma prensibiyle şimdi hem buradaki Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığımızı, diğer birimlerimiz Destek Hizmetleri olsun bütün çalışma arkadaşlarımız ve tespitlere katkı sunan özellikle birçok birim ve kuruluşumuzun bize katkı sunduğu insanlarımız olsun onların katkılarıyla sıcacık bir el olarak evlere ulaşacak.
“Yardımlaşma köprüsü için minnet duyuyoruz”
Hayırsever yurttaşlarımıza kurbanını bize bağışlayan ve kurbanını bizimle paylaşan, vekaletini bize veren on binlerce insanımıza teşekkür ediyoruz. Beş yılda 1 milyon aileye ulaşan bu yardımlaşma köprüsü için minnet duyuyoruz. Biz bunu çok daha yüksek seviyeye taşımak isteriz. Büyükşehirde kurban kesilmesi konusunda sıkıntı yaşayan vatandaşlarımızın bu ibadetini en doğru şekilde yerine getirmek istediklerinde en üst seviyede hizmet sunmada iddialı kurum biziz. Kesim zorluklarının İstanbul’da yaşattığı birtakım sıkıntılı anları ve ortamları da ortadan kaldırmış oluyoruz. Bu yönüyle, bu güzel ilişkinin, bu güzel paylaşımın, bu güzel ibadetin devam etmesini diliyorum. Vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum. Allah hem hayırlarını hem de kurbanlarını kabul eylesin. Tabii ki vatandaşlarımıza da çocuklarıyla birlikte afiyet olsun diyerek, biraz vatandaşlarımızı bir nebze olsun rahatlatmanın da ve ona destek olmanın da gururunu yaşayarak birazdan bu kolilerimizi yola çıkaracağız. Tekrar emeği geçen herkese teşekkürler. İstanbul Vakfı’mıza İstanbul Büyükşehir Belediye’mize teşekkürler”
]]>Beyoğlu Belediye, haziran ayı meclis toplantısında üyeler Filistin’e destek mesajı verdi. Üzerinde Filistin Bayrağının yer aldığı atkılarla toplantıya katılan meclis üyeleri yaptıkları açıklamalarla Filistin halkına dayanışma içinde olduklarını söyledi.
Beyoğlu Belediye meclisinin haziran ayı birinci toplantısı, bugün meclis salonunda gerçekleştirildi. Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in başkanlık ettiği toplantıya Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) meclis üyeleri üzerinde Filistin Bayrağının yer aldığı atkılarla katıldı. Toplantıda Filistin’e destek mesajları verildi. Güney, hassasiyetlerinden dolayı tüm meclis üyelerine teşekkür etti. Konuşmasına, mayıs ayında şehit olan askerlerin isimlerini tek tek sayarak başlayan Güney, “Aziz şehitlerimize Allahtan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı ve sabır diliyorum. Ben şimdiden tüm komşularımızın ve İslam aleminin Kurban bayramını kutluyorum” dedi.
“”BU DAYANIŞMA SİYASET ÜSTÜ BİR DAYANIŞMA OLMALI”
Haziran ayı meclis gündeminde Filistin dayanışması ele alındı. Filistin ile dayanışma duygularını dile getiren Güney, “Filistin’de yaşanan zulmü geçen gün İsrail Başkonsolosluğu önünde bir basın açıklamasıyla protesto ettik. Yaşanan vahşeti ve zulmü bütün dünyanın izlediği mazlum Filistin halkıyla dayanışmamızı dile getirdik. Bugün de burada AK Partili kardeşlerimiz Filistin bayrakları ve atkıları getirdiler. Teşekkür ediyoruz. Bu dayanışma siyaset üstü bir dayanışma olmalı. Katil İsrail’in karşısında, mazlum Filistin halkının yanında durmak, her gün gözyaşı döken çocukların yanında durmak, onların sesini haykırmak insani, vicdani ve ahlaki bir görevdir diye düşünüyorum. O nedenle buradan Beyoğlu Meclisinden mazlum Filistin halkıyla dayanışma duygularımızı bir kez daha hep beraber Filistin’e yollamış olalım” diye konuştu.
“DESTEK OLMAK İÇİN BUGÜN MECLİSİMİZE FİLİSTİN ATKILARIYLA KATILDIK”
Beyoğlu Belediyesi AK Parti Grup Başkanvekili Sezai Çimen de “Vatanımızı ve topraklarımızı korumak için bu uğurda can veren şehitlerimizi rahmetle ve minnetle anıyorum. Allah onlardan razı olsun. Filistin’de 241 gündür devam eden soykırımı AK Parti Grubu ve meclisimiz adına kınıyoruz. Destek olmak için bugün meclisimize Filistin atkılarıyla katıldık. Orada 40 bine yakın sivil, bunun 16 bini çocuk katledildi. Biz de elimizden geldiği kadar ülke olarak Filistinli, Gazzeli kardeşlerimizin yanındayız. Bu soykırımın biran önce bitmesi için ülke olarak da elimizden geleni yapıyoruz. Bugün de Beyoğlu’ndan güçlü bir destek vermek istedik. Bu desteğe katıldığınız için sizlere de teşekkür ediyoruz sayın başkanım. Tüm İslam aleminin Kurban Bayramını tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.
“BU BARBARLIK, FİLİSTİN HALKININ ASLA KADERİ DEĞİLDİR”
Beyoğlu Belediyesi CHP Grup Başkanvekili Erdoğan Horlu ise “Filistin meselesi varlığı ve temel hakları yok sayılan işgal altındaki bir halkın kendi kaderini tayin etme kavgasının onurlu bir tarihidir. Filistin işgal, sömürgecilik, savaş, katliam ve yerlerinden edilme gibi insanlığın tanık olabileceği tüm acıların yaşandığı bir yerdir. İsrail’in 7 Ekim’den beri Filistin’in Gazze kentini hedef alarak doğrudan sivil halka yönelik yaptığı saldırılar vicdanlarda unutulmaz yaralar açmıştır. Dünyanın en büyük açık hava hapishanesine dönüşen Gazze şeridine tıbbi yardım malzemesi ile temel ihtiyaçların ulaştırılmasının engellenmesi toplu cezalandırmadır ve uluslararası insani hukukun açıkça ihlalidir. Savaş kurallarını, uluslararası hukuku ve insan haysiyetini yok sayan bu barbarlık, Filistin halkının asla kaderi değildir. İlk günden beri dediğimiz gibi bu bir savaş değil, soykırımdır” dedi.
]]>CHP Diyarbakır Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanvekili Sezgin Tanrıkulu, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle açıklama yaptı. Tanrıkulu, “İşçilerin birlik, dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs’ı, bu yıl daha karanlık bir tablo ile karşılıyoruz. İşçilerin temel hak, özgürlük ve eşitlik taleplerinin görmezden gelindiği, iş cinayetlerinin normal, sorumluların yargılanmasını anormal olduğu, ucuz istihdam yani açık sömürü politikalarıyla çocuk emeğinin tercih edildiği, sağlıktan barınmaya, ulaşımdan eğitime tüm kamusal hizmetlerin piyasanın vahşi koşullarına terk edildiği, sendikal hak ve özgürlüklerin sınırlandırıldığı, mücadele ve direnişin bastırılmaya çalışıldığı, taşeronlaştırmanın, güvencesizleştirmenin temel politika haline getirilerek yaygınlaştırıldığı, işsizliğin normalleştirildiği, yoksulluğun “kader” diye pazarlandığı, doğanın yağmaya ve talana terk edildiği, bağımsız, muhalif gazetecilerin yoğun baskı ile ezildiği günlerden geçiyoruz. AKP iktidarının amacının beyaz ya da mavi yakalı işçilerin demokrasi ve özgürlük mücadelesinin engellenmesi, birlik ve dayanışma ruhunun zayıflatılması olduğunu biliyoruz” ifadelerini kullandı.
Tanrıkulu açıklamasında Türkiye’deki işçi ölümleri, işsizlik ve işçilerin ekonomik durumlarına ilişkin verileri de paylaştı. 2002 yılından bu yana 32 bin 478 işçinin ‘önlenebilir sebeplere rağmen’ yaşamını yitirdiğine dikkat çeken Tanrıkulu şunları dile getirdi:
“Bu yılın ilk üç ayında en az 425 iş cinayeti… Ocak ayında 161, Şubat ayında 149, Mart ayında 115 olmak üzere üç ayda en az 425, her gün -en az- beş işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. 2023 yılında ise (Ocak 115, Şubat 261, Mart 130, Nisan 123, Mayıs 147, Haziran 160, Temmuz 184, Ağustos 206, Eylül 153, Ekim 151, Kasım 145, Aralık 154) en az 1.929 işçi yaşamını yitirdi. Ayrıca son 11 yılda -en az- 689 çocuk (99’u kız, 590’ı erkek) çalışırken hayatını kaybetti. Çocukların 80’inin göçmen/mülteci olduğu belirlendi.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin verilerine göre, AKP iktidarında geçen 2002-2023 yılları arasında -en az- 32.478 işçi “önlenebilir sebeplere rağmen” yaşamını yitirdi.
“İŞSİZ SAYISI SON BİR YILDA 811 BİN ARTTI”
DİSK-Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi (BİSAM) tarafından hazırlanan Mart 2024 dönemi “Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması” 15 Nisan günü yayımlandı. Buna göre; sağlıklı ve dengeli beslenmenin maliyeti günlük 550 TL’yi, dört kişilik bir aile için açlık sınırı 16 bin TL’yi, yoksulluk sınırı 57 bin TL’yi, tek başına yaşayan bir kişi için ise yoksulluk sınırı 25 bin TL’yi geçti.
DİSK Araştırma Merkezinin çalışmalarına göre ise; geniş tanımlı işsiz sayısı son bir yılda 811 bin kişi arttı, zamana bağlı eksik istihdam bir yılda 611 bin kişi arttı. Geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 24,5, geniş tanımlı kadın işsizliği ise yüzde 32,9 oldu.”
]]>Özel, partisince Tevfikbey Caddesi’nde düzenlenen Bilecik Halk Buluşması’nda yaptığı konuşmada, seçmenlerden CHP’nin Bilecik Belediye Başkan adayı Melek Mızrak Subaşı’na destek istedi.
Toplu sözleşme ikramiyesiyle ilgili tartışmalara değinen Özel, bu konuda yaptıkları çalışmalarla ilgili bilgi verdi.
Geçen yıl 34 bin ton et ithal edildiğini, son 10 yılda 7,2 milyar dolarlık canlı hayvan ithalatı yapıldığını dile getiren Özel, şunları kaydetti:
“Şimdi ramazan. İnsanlar, emekliler sofralarına koyacak et bulamıyorlar. Şimdi en düşük emekli maaşı 3 Kasım 2002’de yani Tayyip Erdoğan’ın iktidara geldiği gün 1,5 asgari ücretti. Ne kadardı? Bugünkü hesapla 26 bin liraydı. Bugün en düşük emekli maaşı kaç para? 10 bin lira. O gün 1,5 katıydı. Bugün yüzde 60’ı kadar, 0,6… Peki o gün en düşük emekli maaşı… Hangi hesap şaşmaz? Şaşmaz şaşmaz, altın hesabı şaşmaz değil mi? O gün en düşük emekli maaşıyla sarrafa giden 8 çeyrek altın alıyordu. Bugün en düşük emekli maaşı 10 bin lirayla sarrafa giden kuyumcuya giden 2,5 çeyrek altın alıyor.”
“Çiftçileri 31 Mart’ta dayanışmaya ve iktidara itiraz etmeye davet ediyorum”
Özgür Özel, Türkiye’de geçen yıl küçülen tek sektörün tarım olduğunu öne sürerek, çiftçilerin bankalara borcunun bir yılda yüzde 88 arttığını savundu.
Çiftçiyi yeniden milletin efendisi yapmak için Cumhuriyet Halk Partili belediyeleri başa getirmek gerektiğini söyleyen Özel, “Çiftçi destek programlarını, kırsal kalkınma programlarını hayata geçirmek lazım. Bunun için de Bilecik’teki, Marmara’daki, İç Anadolu’daki, Karadeniz’deki, Ege’deki, Akdeniz’deki çiftçilerin destekleri lazım. Çiftçileri de 31 Mart’ta dayanışmaya ve iktidara itiraz etmeye davet ediyorum.” ifadesini kullandı.
CHP Genel Başkanı Özel, şöyle devam etti:
“Burada ifade etmek istediğimiz bir husus; Tayyip Bey bir yanıt bekliyormuş. Diyor ki ‘Savunma sanayini şuradan aldık, buraya getirdik. Bunlar niye yapmadılar? Ankara’da, İstanbul’da götürdüler. Bir şey yapmadılar savunma sanayinde.’ Tayyip Bey’e Allah afiyet, selamet versin. Belediyelerin uçak fabrikalarının olduğunu sanıyor. Belediyelerin İHA, SİHA fabrikalarının olduğunu sanıyor ama illa bir cevap bekliyormuş. O zaman şunu söyleyelim; Tayyip Bey o zaman ‘götürdüler’ demeyeceksin. ‘Getirdiler’ diyeceksin. CHP’li belediyeler hizmeti, dayanışmayı, adaleti, sevgiyi, huzuru getirdiler.”
İttifak konusuna da değinen Özel, “Diyoruz ki ‘Sonuçlar iyi olacak.’ Diyorlar ki ‘Ama bu sefer ittifak yok. O tarafta ittifak var. Bu tarafta ittifak yok.’ Ben bizim bu tarafta ittifak olsun diye çok gayret sarf ettim. Gördünüz değil mi? Çok gayret sarf ettik ama dediler ki ‘Hür ve müstakil gireceğiz.’ Saygı duyduk. Hatta bazen bize kızdılar, söylendiler. ‘Canınız sağ olsun’ dedik.” değerlendirmesinde bulundu.
Kendilerinin “Türkiye ittifakı”nı kurduğunu anlatan Özel, “Onların ittifakının adı korku ittifakı, zam ittifakı, zulüm ittifakı kendi koydukları isimle Cumhur İttifakı. Bizim ittifakımızın adı dayanışma ittifakı, birlikte olma, gönülleri alma, kol kola girme, sevgiyi ve mutluluğu yüceltme, hep birlikte ülkeyi zenginleştirme, Cumhuriyeti yeniden kurtarma, yeniden kurma ittifakı. Bizim ittifakımızın adı Türkiye ittifakı.” diye konuştu.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, CHP İl Başkanı Ali Özdemir ile Bilecik Belediye Başkan adayı Melek Mızrak Subaşı’nın da katılımcılara hitap ettiği programda, merkez, ilçe, belde belediye başkan adayları ile merkez ve ilçe, il genel meclisi adayları tanıtıldı.
]]>Samsun’da ve çevre illerde sosyal dayanışmaya yönelik kültürel faaliyetler yürüten sivil toplum kuruluşlarını tek bir çatı altında bir araya getiren SAM-BİR, düzenlediği kahvaltı programıyla yerel basın temsilcilerini ağırladı. Gerçekleştirilen basın buluşmasında birlik beraberlik mesajı verildi. Bir kafede gerçekleşen programda konuşan SAM-BİR Dönem Başkanı ve KADEF Yönetim Kurulu Başkanı Bayram Erişgin, programa katılımlarından dolayı platform üyesi dernek ve federasyon başkanları ile basın temsilcilerine teşekkür etti. Erişgin, Samsun Sivil Toplum Birliği’nin Samsun ve çevre illerde faaliyet gösteren dernekleri ve federasyonları bir araya getiren bir oluşum olduğunu belirterek, bu vesileyle hemşehri dernekleri arasındaki sosyal ilişkileri ve bağları güçlendirerek dayanışmayı sağlamayı hedeflediklerini söyledi.
“Samsun’a bağlılık hissini güçlendiriyoruz”
Programda basın açıklamasını SAM-BİR Dönem Sözcüsü Nuri Seven yaptı. Seven, “Samsun’u kucaklayan hemşehri dernekleri, şehrin gelişimine ve değerlerine sahip çıkma, Samsun’da bulunan hemşehri derneklerinin arasında kültürel ve sosyal bağları güçlendirme amacıyla bir araya gelmiştir. Bu birliktelik, SAM-BİR çatısı altında toplanan Samsunlu hemşehrileri ve şehrimize sevgi besleyenleri bir araya getirerek ortak bir paydada buluşturmaktadır. Bu vesileyle hemşehrilerimizin ve Samsun sevdalılarının Samsun’a bağlılıklarını ve aidiyet duygularını güçlendirmiş oluyoruz. SAM-BİR sadece coğrafi bağlılığa dayanmayan, aynı zamanda duygusal ilişkilere de önem veren oluşumdur” diye konuştu.
Konuşmaların ardından programa katılan platform üyesi dernek başkanları, sırayla söz alarak kendilerini tanıttı. SAM-BİR Platformu çatısı altında bir araya gelen dernek ve federasyonlar şöyle:
“Samsun Artvin Turizm Folklor Derneği, Samsun Alaçamlılar Derneği, Samsun Asarcık Kültür ve Yardımlaşma Derneği, Samsun Bafralılar Kültür, Dayanışma ve Haberleşme Derneği, Samsun Balkan Türkleri Derneği, Samsun Bayburt Kültür ve Yardımlaşma Derneği, Samsun Çerkes Derneği, Samsun Giresunlular Kültür ve Yardımlaşma Derneği, Samsun Gümüşhane Dernekler Federasyonu, Samsun Kavak Dernekler Samsun 25 Mayıs Havzalılar Dayanışma ve Yardımlaşma Kültür Derneği, Samsun Kars-Ardahan-Iğdırlılar Derneği, Samsun Mübadele Derneği, Samsun Of-Çaykara Kültür ve Dayanışma Derneği, Samsun Ordulular Derneği, Samsun Ordu Sevgi Derneği, Samsun Salıpazarlılar Kültür Turizm ve Dayanışma Derneği, Samsun Sinoplular ve İlçeleri Kültür ve Dayanışma Derneği, Sevdamız Samsun Genel Merkezi, Samsun Termeliler Kültür ve Yardımlaşma Derneği.”
Programa SAM-BİR Genel Sekreteri Termeliler Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Recep Ormancı, Samsun Artvin Turizm Folklör Derneği Başkanı Kazım Yılmaz, Samsun Asarcık Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Bayram Konuşuk, Samsun Balkan Türkleri Derneği Başkanı İbrahim Özdemir, Samsun Çerkes Derneği Başkanı İlhan Ayrancı, Samsun Giresunlular Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Yücel Turan, Samsun Kars-Ardahan-Iğdırlılar Derneği Başkanı Yaver Cengiz, Samsun Of-Çaykara Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Osman Nuri Sarı, Samsun Ordulular Derneği Başkanı Yusuf Günaydın, Samsun Ordu Sevgi Derneği Başkanı İlknur Yılmaz ve basın mensupları katıldı. – SAMSUN
]]>Atlas Sineması’nda gerçekleşen törende, esere katkısı olan kişi ve kurumlara ödülleri takdim edildi. Törende Anadolu Ajansından esere katkı sunan kameramanlar Osman Bakır ve Alican Ocak, muhabir Muzaffer Çağlıyaner ve Tunahan Akgün, foto muhabirleri Erçin Ertürk ve Murat Şengül ödül aldı.
Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız, törende yaptığı konuşmada, insan yaşamının korku ve umut arasında sürdüğünü belirterek, “Acının ya da 6 Şubat’ın resmini çizebilecek bir kalem var mıdır acaba? 6 Şubat’ta yaşadığımız, asrın, yüzyılın felaketi diye ifade ettiğimiz bu büyük felaket, biz belediye başkanlarına ve yöneticilerine, korkuyla umut arasındaki çizgide, umuda dair çok şey yapmak için bir motivasyon, önemli, sürükleyici bir güç olmalı.” dedi.
Yaşanan acının ve kayıpların yanında yaşanan dayanışma nedeniyle Türk milletinin bir ferdi olmaktan büyük onur duyduğunu vurgulayan Yıldız, şöyle devam etti:
“Bunun başlı başına bir umut kaynağı olduğunu ifade etmek isterim. Türk milleti ve Türkiye, deprem sabahı bütün dünyaya asrın felaketiyle karşılaştığını ama devlet millet el ele olduğunu, büyük bir devlet ve büyük bir millet olduğunu, asrın felaketinin açtığı yarayı, asrın dayanışmasıyla saracağını gösterdi. Elbette bunu gösteren, sizler, kalem sahipleri, televizyonlarda, gazetelerde bu büyük acıyı ve dayanışmayı bütün dünyaya duyuran ses oldunuz. Hepinizi kutluyor, tebrik ediyorum.”
Yıldız, kendisinin de depremin 3. günü Kahramanmaraş’a gittiğine işaret ederek, olası depremlere yönelik tedbirler alınması gerektiğinin altını çizdi.
“Haberciler, dünyada pek örneği olmayan bir kitaba, deneyimlerini aktardı”
Türkiye Haber Kameramanları Derneği Başkanı Aytekin Polatel de Kahramanmaraş merkezli depremlerin yaşattığı travmanın inanılmaz bir iz bıraktığını belirterek, şöyle konuştu:
“Ama bu travmayı beraber, birbirimizle dayanışma içinde atlatmaya çalışıyoruz. Depremin ilk saatlerinden itibaren yaşananları kayıt altına alırken, bir taraftan da nasıl bir afet olduğunu anlamaya çalışıyorduk. Haber akışı içinde yaşananları kayıt altına aldığımız o tarih, 6 Şubat. Yaşadıklarımızı, Sarsılma kitabıyla milli hafızamıza kazandırırken, aynı zamanda, tecrübelerimizin arşivlenmesine de katkı sağladık. Neslimizden nesillere çok kıymetli tecrübelerin kaydını bıraktık. Zor koşullarda görevini yapan meslektaşlarım aynı zamanda depremzede ve haberciydi. ‘Önce insanız’ diyerek ellerini taşın altına koydular. Dünyada pek örneği olmayan bir kitaba, deneyimlerini aktardılar. Bu kitap ile tarihe not düştüler.”
Taipei Ekonomi ve Kültür Misyonu Temsilcisi Volkan Chih-Yang Huang ise etkinliğe davet edildiği için onur duyduğunu aktararak, “Geçen yıl bu zamanlarda arama kurtarma ekibimizle gece gündüz çalışarak, kurtarma operasyonunu desteklemek için Adıyaman’daydık. Unutulması güç, tarifi zor günlerdi. Sarsılma kitabını okuyunca oldukça duygulandım. Vefat edenlere rahmet diliyor, bir daha böyle bir felaket yaşanmamasını yürekten temenni ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Tayvan tarafından yapılan yardımlara ilişkin merkezi ve yerel yönetimlerin yanı sıra çeşitli sivil toplum kuruluşlarıyla görüştüklerinin altını çizen Volkan Chih-Yang Huang, yıl boyunca Hatay’ı 7, Adıyaman ve Gaziantep’i dörder, Kahramanmaraş’ı 2 kez ziyaret ettiğini söyledi.
Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD-ASAM) Genel Müdür Yardımcısı Ayşegül Yalçın Eriş’in de kısa bir konuşma yaptığı etkinlikte depremle ilgili hazırlanan video da gösterildi.
]]>