Darbe – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Fri, 26 Jul 2024 21:48:25 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 CHP Genel Başkanı Özgür Özel: CHP İktidarında Alım Gücü Artacak https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-chp-iktidarinda-alim-gucu-artacak/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-chp-iktidarinda-alim-gucu-artacak/#respond Fri, 26 Jul 2024 21:48:25 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42350 Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, CHP iktidarında alım gücünün artacağını söyleyerek, ” Recep Tayyip Erdoğan’ın en çok övündüğü konu, paradan 6 tane sıfır atmasıdır. Biz de atacağız. Biz onun gibi 6 sıfır atmayacağız. Bir sıfır atacağız, ama o 6 sıfırı etiketlerden fiyatlardan, masraflardan da attı. Döndü maaşlardan da attı. CHP iktidarının 10’uncu yılında bugüne dönüp baktığınızda bir sıfır attığımızı göreceksiniz ama maaşlardan değil, sadece fiyatlardan. Yani bugünkü maaşı alacaksınız ama mazotun 4 lira, dana kıymanın 55 lira olduğunu göreceksiniz. Bu şu demek, alım gücünün 10 kat artması demek” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa İl Başkanlığı’nda düzenlenen basın toplantısında konuştu. Son yerel seçimlerde her 2 kişiden birinin oyunu alarak seçim kazandıklarını belirten Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, anketlerde her geçen gün CHP’nin oylarının arttığını ifade etti. Emekliden üreticiye, asgari ücretliden esnafa, tüm kesimlerin sorunlarını konuşarak yollarına devam edeceklerini dile getiren Özel, “Recep Tayyip Erdoğan’ın en çok övündüğü konu, paradan 6 tane sıfır atmasıdır. Biz de atacağız. Biz onun gibi 6 sıfır atmayacağız. Bir sıfır atacağız, ama o 6 sıfırı etiketlerden fiyatlardan, masraflardan da attı. Döndü maaşlardan da attı. CHP iktidarının 10’uncu yılında bugüne dönüp baktığınızda bir sıfır attığımızı göreceksiniz ama maaşlardan değil, sadece fiyatlardan. Yani bugünkü maaşı alacaksınız ama mazotun 4 lira, dana kıymanın 55 lira olduğunu göreceksiniz. Bu şu demek, alım gücünün 10 kat artması demek” diye konuştu.

“Tayyip Bey’in gösterdiği istikametle olmuyor”

“Bu Tayyip Bey’in gösterdiği istikametle olmuyor. Şangay İşbirliği Örgütü’nde ortalama milli gelir 4 bin 500 dolar. Tayyip Bey’in peşine takılan oraya gider. Atatürk’ün gösterdiği yöne, muasır medeniyetler yönüne giderseniz, Avrupa Birliği hedefiniz olursa orada milli gelir ortalama 45 bin dolardır” diyen Özel sözlerini şöyle sürdürdü: “Arada 10 kat fark var. Burada dünyanın en iyi arabaları üretiliyor ama kendileri mütevazı arabalara biniyorlar. Bu taraftakilere satıyorlar. Dünyanın en pahalı Mercedes’ini 10 tane Merkel’in ülkesi üretti o tarihte, Merkel kendisi mütevazı minibüse bindi, 2 tanesini bize sattı. Geri kalanının bu taraftaki ülkelere sattı. Burada saray büyük, liderler zengin, uçaklar 10’ar 10’ar. Bu tarafta tarifeli uçuyorlar, ucuz evde oturuyorlar. Ama buranın halkı sürünüyor, buranın halkı zengin.”

“Bir sıfır olsun bizim olsun”

Önümüzdeki seçimin referandum niteliğinde olacağını söyleyen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Avrupa Birliği hedefinde hızla kalkınan bir ülke mi, Şangay İşbirliği Örgütü’nün peşinde 4 bin 500 dolarlık bir ülke mi? Biz bu ülkeyi önce 45 bin, sonra 55-60 bin dolar milli geliri olan bir hale getireceğiz. Paradan değil, etiketlerden sıfır atacağız. Maaştan değil, masraftan sıfır atacağız. Tayyip Erdoğan gibi 6 koli bu tarafa, 6 koli diğer tarafa atıp milletin yüzüne bakıp 6 sıfır attık demeyeceğiz. Bir sıfır atacağız. Bir sıfır olsun bizim olsun diyeceğiz. Herkesin yüzünü güldüreceğiz” diye konuştu.

SGK’nın belediye borçlarını tahsil etmesine yönelik açıklamasını CHP’li belediyelerin icraat yapmaması için yapılan ‘mali bir darbe girişimi’ olarak değerlendiren Özgür Özel, ” Türkiye’deki bütün belediyelerin ve şirketlerinin SGK’ya toplam borcu 90 milyar lira. Sadece Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde bize kalan borç 30 milyar liradır. Ne konuşuyorsunuz? Sadece SGK borcu 4,5 milyar lira. Bize enkaz devrettiler. Türkiye’nin en borçlu belediyeleri AK Parti’den bize geçen belediyelerdir” dedi.

15 Temmuz’un kanlı bir darbe girişimi olduğunu vurgulayan Özel, “Orada CHP olarak demokrasinin yanında durduk. Meclisin yanında durduk, kapalı meclisi açtırdık ve darbecilere meydan okuduk. Geçen 31 Mart seçiminden sonra Ekrem İmamoğlu’nun 13 bin oyla kazandığı seçimin iptal edilmesi yargı yoluyla darbe girişimiydi. Milletin feraseti ile fark 806 bine çıktı. Osmanlı tokadı atacağız diyenler demokrasi tokadı ile kendilerine geldiler sandık, gelmemişler. Şimdi Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla CHP’li belediyelere mali darbe girişiminde bulunuluyor. Darbe, milletin seçtiğinin millete hizmet etmesine engel olup, bertaraf etmeye çalışmaktır. Bunu tankla topla yaparsan, askeri darbe olur. YSK kararı ile yaparsan adli yargı darbesi olur, şimdi maliye eliyle yapıyorsun. Seçilenin milletine hizmet etmesine engel olmaya çalışıyorsun. Yıllardır SGK primlerini ödememiş AK Partili belediyeler. 4.5 milyar Bursa’ya bırakmış. Hesabı ödemeden kaçmış. Mustafa Bozbey’e diyor ki, ‘kendininkini de öde, bundan önceki yönetimin 4.5 milyarını da öde, faizi ile öde’ diyor. Böylelikle hizmet yapamayacağız, o da diyecek ki ‘CHP’li belediyeler çalışmıyor.’ Vallahi de yapacağız, billahi de yapacağız. Gerekirse Türkiye’nin en büyük örgütlenmesini yapar, yine hizmetleri yapacağız” şeklinde konuştu.

“Türkiye büyük bir açmazın içinde”

Türkiye’nin büyük bir açmazın içinde olduğunu savunan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Ülkeyi şirket gibi yöneteceğim diyen Erdoğan, tavla, dama oynar gibi devlet yönetti. Kırdı, kırıldı, yendi yenildi. Oysa ülke satranç oynar gibi yönetilir. Bir satranç oyuncusunun iyi olup olmadığı yaptığı açılışa bakılır. İyi bir açılış yaptıysanız, açmaza düşmezsiniz. Türkiye çok büyük iki açmazın içindedir. Bugün asgari ücret alan için çok düşüktür. Veren için çok yüksektir. Bugün dolar kuru bizim için çok yüksektir, ihracatçı için çok düşüktür. Bunun sebebi orta gelir tuzağıdır. Orta gelir tuzağının en büyük sebebi geçmiş yöntemlerle bu dönemde üretim ve ihracat yapmaya çalışmaktır. Penye, fason kot üreterek ve bununla tutunmaya çalışarak, 9 bin – 12 bin dolar sınırında kalırsınız ve ilerleyemezsiniz. Bu 20-30 yılın öncesinin işiydi. Bugün de ihtiyaç kadar üretilir ama esas ağırlığı yüksek katma değerli ihracat ürünlerinde olması gerekirdi. Bugün çip üretiyor, dokunmatik telefonları bizim üretiyor olmamız gerekiyordu” ifadelerini kullandı.

Gri listeden çıkmış olmanın övünülecek bir şey olmadığını anlatan Özel, ” Mozambik’in olduğu listeden çıkmakla övünüyorlar. Amatör ligin de altına düşmüşlerdi, şimdi 3. lige çıktık övünüyorlar. Öyle bir anlayışla karşı karşıyayız ki, yalan yanlış işler yapıyor. Ülkenin kredi notu düşüyor. Biri çıkıp ‘bunlar gayri milli’ diyor. Uluslararası kuruluş, gayri millisi mi olur? Fitch ülkenin kredi notunu düşürüyor, adam açıklama yapıyor; ‘Fitch’in biri notumuzu düşürmüş’ diye. Öbür gün artınca Fitch’e methiyeler düzmeye başlıyorlar. O yüzden bu anlayış Türkiye’yi zor duruma getirdi” dedi. – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-chp-iktidarinda-alim-gucu-artacak/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel: “Biz buraya mazeret üretmeye gelmedik. İcap ederse hepimiz çıkarız, çöpleri toplarız” https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-biz-buraya-mazeret-uretmeye-gelmedik-icap-ederse-hepimiz-cikariz-copleri-toplariz/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-biz-buraya-mazeret-uretmeye-gelmedik-icap-ederse-hepimiz-cikariz-copleri-toplariz/#respond Thu, 25 Jul 2024 22:33:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42248 Bursa’da belediyelerin Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) olan prim borçlarına ilişkin atılan adımla ilgili açıklama yapan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, “Biz buraya mazeret üretmeye gelmedik. İcap ederse hepimiz çıkarız, çöpleri toplarız” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa programı çerçevesinde Mustafakemalpaşa ilçesine ziyarette bulundu. Burada partisinin ilçe başkanlığını ziyaret eden Özel, daha sonra Mustafakemalpaşa Belediyesi önünde partililere seslendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı belediyelerin SGK prim borçlarının İller Bankası ödeneğinden tahsil edilmesine ilişkin konuşan Özel, “Bu bir mali darbe girişimidir. Milletin seçtiklerini hizmet edemez noktasına getirmek, milleti yönetilmeyen bir belediyeye mahkum etmeye çalışmak mali bir darbe girişimidir. Er ya da geç bu milletin seçtiklerine darbe yapmaya kalkma” şeklinde konuştu.

“İcap ederse çıkar çöpleri toplarız, başkanlarımızın yüzünü eğdirmeyiz”

Atılan adımlarla belediyelerin çalışamaz duruma getirmenin hedeflendiğini söyleyen Özel, “Bursa Büyükşehir’e de, Mustafakemalpaşa’ya da CHP iktidarı yakışır demiştim. Hep içimde kalmıştı. Mustafakemalpaşa isimli bir ilçede iktidar Cumhuriyet Halk Partisi olmalıydı. Bu kadar Atatürk sevgisinin olduğu bir yerde sonuçlar böyle olmalıydı. Çok geniş bir coğrafya, çok zor şartlarda, çok büyük borçlarla devralınmış bir belediye. Sadece SGK’ya 150 milyon lira borç var. Erdoğan çıkmış diyor ki İller Bankası ödeneğinden keseceğim. Hangi görüşten olursa olan Mustafakemalpaşa’da benim partim kazanamadı, hepsine ceza veriyorum diyor. Parayı keseyim diyor. Tayyip Bey, sen diyorsun ki yemeği bizim AK Partililer yedi, hesabı siz ödeyeceksiniz. Bu sayede umudu hizmetin aksaması, vatandaşın CHP’ye oy verdiğine pişman olması. Cevap veriyorum, çok beklersin. Parayı yollamayayım, çöpleri toplamasınlar, hizmet yapamasınlar. Biz buraya mazeret üretmeye gelmedik. İcap ederse hepimiz çıkarız, çöpleri toplarız” ifadelerini kullandı.

“22 yılda Hollanda kadar tarım alanı kaybedildi”

Tarım alanlarının günden güne eridiğini söyleyen Özel, “En önemli mesele tarım, 22 yıl öncesine göre Hollanda kadar yer kayıp. Karacabey, Mustafakemalpaşa ovasında en önemli geçim kaynaklarından biri domatesi 1 lira 75 kuruşa alıyorlar. Buradan bir müjde vereceğim. Hep söyledik. Cumhuriyet Halk Partisi belediyeler üzerinden bütün sorunları çözemez ama yaraya merhem olur. Kavun ve karpuz üreticilerine sesleniyorum. Tarlada bir tek karpuz, kavun bırakmayacağız. Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey hepsini alıyor. Hem üreticiyi mağdur etmeyeceğiz hem de bu sıcak yaz gününde marketlerde, manavlarda kavuna, karpuza ulaşamayan ailelerin mağduriyetini gidereceğiz” dedi.

“Bu bir mali darbe girişimidir”

Belediyelere karşı atılan adımları ‘mali darbe girişimi’ olarak nitelendiren Özel, “Erdoğan, darbe girişimlerinden çok çektiğini söylüyor. 15 Temmuz gecesi kapalı meclisi açalım diyen, açınca kurumu alıp giden, konuşmayı yapan, o darbeye dimdik duran biri olarak söylüyorum. O bir askeri darbeydi. Silah zoruyla kendim yöneteceğim diyendir. 2019 yılında 31 Mart’ta Ekrem İmamoğlu İstanbul’u kazandı. Mazbatayı verdiler, sonra seçimi iptal ettiler. CHP’ye Osmanlı tokadı vuracağız dediler. Millet bu hukuk darbesini gördü. Sandığa gitti ve o tarihte AK Parti’nin adayını sandığa gömdü. O gün nasıl millet askeri darbede siyasetçilerin arkasında durduysa, o gün İmamoğlu’na yapılan yargı darbesinde de seçtiğinin arkasında durdu. Erdoğan’ı uyarıyorum. Bu bir mali darbe girişimidir. Milletin seçtiklerini hizmet edemez noktasına getirmek, milleti yönetilmeyen bir belediyeye mahkum etmeye çalışmak mali bir darbe girişimidir. Er ya da geç bu milletin seçtiklerine darbe yapmaya kalkma” şeklinde konuştu.

“Ya bu çiftçilere sahip çıkın ya da bu işi bırakın”

Yüksek enflasyonun sebebinin yüksek faiz olduğuna dikkat çeken Özel, “Kendi çıkardıkları kanunlara göre yüzde 1 destekleme verilmesi gerekirken köylüyü bundan mahrum edip, beşte birini bile vermiyorlar. Geçen sene 178 milyardı, bu sene 480 milyar. Milletin efendisini perişan eden iktidar, bu yaptığınız iş, iş değildir. Şu anda Türkiye’de çiftçilerin yaş ortalaması 58. Bunun 35 olması lazım. Gençler tarımla uğraşmıyor. Her 4 genç çiftçiden 3’ü başka iş bulacağım diyor. Zamanı gelince Türkiye’nin bizden başka dostu yok diyorsunuz. Yüksek fiyatlı gıdanın sebebi kötü tarım politikalarınızdır. ya bu çiftçilere sahip çıkın ya da bu işi bırakın. Küfe bende değil, sende. Sen dedin faizleri, enflasyonu düşüreceğim. Bunun için oy aldın. Geldiğinden beri faizler çıkıyor. Hayat ateş pahası. Herkes perişan. 33 milyar emekliye verdim diyor. En düşük emekli maaşı 12 bin 500 değil benim dediğim gibi asgari ücret olsaydı cebinden çıkacak para 100 milyar olacaktı. Para yok diyor. Geçen sene sildiği 43 şirketin borcu 660 milyar. Oradan 660 milyarı alsaydı emekli maaşı en düşük 17 bin 500 lira olabilirdi. Yetmez asgari ücret 25 bin lira olabilirdi. Çay taban fiyatı 25 lira, buğdayın 15 lira, fındıktaki taban fiyat ziraat odalarının tasarladığı fiyat olabilirdi. Kavun karpuz tarlada kalmayabilirdi” ifadelerini kullandı.

“Emekliyi, emekçiyi, çiftçiyi taşıyamıyorsan çıkar küfeyi, biz onlara sahip çıkarız”

Vatandaşlardan aldıkları destekle birlikte iktidara hazır olduklarını belirten Özel, “Recep Tayyip Erdoğan, emekliye, emekçiye, çiftçiye bakarsan geçim olur. Geçim olmazsa eninde sonunda seçim olur. Biz CHP olarak nerede bir mağdur varsa yanındayız. Aramızda staj ve çıraklık mağdurları var. 1986’dan beri çalıştım, hakkım yendi diyor. Hakkınızı hep birlikte alacağız. Bir yıl geç sigortalı olup, 17 yıl çalışmak zorunda olanlar var. Hakkınızı hep birlikte alacağız. TOKİ mağdurları var. Borçlar ödenemiyor. Önümüzdeki hafta Mecliste bir kez daha TOKİ mağdurlarının hakkını isteyeceğiz, önerge vereceğiz. Biz ne kadar söylesek de Erdoğan yapmıyor. Gariban sevmiyor, zengin seviyor. Onun için artık ondan istemeyi bırakıyoruz. Emekliyi, emekçiyi, çiftçiyi taşıyamıyorsan çıkar küfeyi. Biz onlara sahip çıkmaya hazırız. Hepsini biz halledeceğiz. Nerede bir mağdur varsa, ne bekliyorsa artık bu iktidardan beklemeyin, halkın iktidarı geliyor, destek verin, bu düzeni değiştirelim” diye konuştu. – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-biz-buraya-mazeret-uretmeye-gelmedik-icap-ederse-hepimiz-cikariz-copleri-toplariz/feed/ 0
15 Temmuz Sempozyumu’nda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı konuştu https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-sempozyumunda-aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-konustu/ https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-sempozyumunda-aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-konustu/#respond Thu, 18 Jul 2024 21:42:28 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40547

İstanbul Üniversitesi’nde düzenlenen 15 Temmuz Sempozyumu’nda konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “Aziz milletimiz o gece, büyük bir irade sergileyerek, FETÖ’nün hain darbe girişimini başarıyla engellemiş ve geleceğine sahip çıkmıştır. 15 Temmuz’da, Anadolu topraklarında düşman işgaline geçit vermeyen Çanakkale ruhu uyandı” dedi.

İstanbul Üniversitesi Rektörlük Binası’nda, İstanbul Üniversitesi tarafından ‘Milletin Zaferi: İlkeye, Ülkeye, Aileye Aidiyet’ paneli düzenlendi. Programa, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, 15 Temmuz gazisi İbrahim Akbalık ve çok sayıda davetli katıldı. Program, şehitlerimiz için saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından, 15 Temmuz’da yaşananları aktaran kısa film gösterimi ile başladı.

“ÇANAKKALE RUHU UYANDI”

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, darbeler dönemine son verildiğini belirterek, “15 Temmuz, ülkemizin ve milletimizin özgürlük ve bağımsızlık destanı yazdığı büyük bir milattır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğiyle, milletimizin kazandığı bu büyük zafer, darbeler dönemine son vererek, demokrasimizin gücünü kanıtlamıştır. Aziz milletimiz o gece, büyük bir irade sergileyerek, FETÖ’nün hain darbe girişimini başarıyla engellemiş ve geleceğine sahip çıkmıştır. 15 Temmuz’da, Anadolu topraklarında düşman işgaline geçit vermeyen Çanakkale ruhu uyandı” ifadelerini kullandı.

“ŞEHİTLERİMİZİN YAKINLARI VE GAZİLERİMİZ BİZE MİLLETİMİZİN EMANETİDİR”

“Güçlü aile, güçlü toplum, güçlü Türkiye” diyerek çalışmaların odağına aileyi koyduklarını belirten Bakan Göktaş, “Aile değerleri, kültürümüzü şekillendiren asli mayadır. Bizi hayata bağlayan, öncelikle aile bağlarımızdır. 15 Temmuz’da vatandaşlarımızı canı pahasına devletine, milletine siper eden en büyük motivasyon, ailelerimizden gördüğümüz vatan sevgisidir. Çünkü vatan en büyük evimiz, millet en geniş ailemizdir. Biz de Bakanlık olarak, bu geniş ailenin, kadın-erkek, genç-yaşlı her üyesi için özel hizmet modelleri geliştiriyor, politikalar hayata geçiriyoruz. Etkili politikalarla aile kurumunu koruma ve güçlendirme konusunda önemli adımlar attığımıza inanıyoruz. Ailemizin önemli bir parçası olarak gördüğümüz, şehitlerimizin emanetlerine ve gazilerimize derin bir vefa duygusuyla destek oluyoruz. Pek çok alanda sağladığımız desteklerle 15 Temmuz kahramanlarımız dahil olmak üzere, şehitlerimizin aileleri ile gazilerimizin her zaman yanında oluyoruz. Biliyoruz ki, onlar için ne yapsak az. Şehitlerimizin yakınları ve gazilerimiz bize milletimizin emanetidir” diye konuştu.

“DÜNYANIN EN BÜYÜK İSTİHBARAT ÖRGÜTLERİNDEN BİRİNİ YAŞADIK”

İstanbul Valisi Davut Gül, halkın geçmişte olduğu gibi darbeye boyun eğmeyerek iradesine sahip çıktığını belirterek, “Karşımızda dünyanın en büyük istihbarat örgütlerinden birini yaşadık. Fethullahçıların genel prensibi şudur: inkar, iftira ve kumpas. Herhangi bir suçu işleyen, kabahati olan biri ‘evet bunu yaptık’ der. Ama bunu Fethullahçılar’da göremezsiniz. Etrafınızda baktığınızda da bunu göremezsiniz. Aslında her şey planlanmıştı. Planlanmayan Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu irade, vatandaşlarımızın Menderes ile arkadaşlarında yaşadığı pişmanlığı yaşamamak için sokağa ineceklerini planlayamadılar. Onlar şöyle düşündüler: herhangi biri düdük çalacak, yöneticiler ülkeyi terk edecek ya da yakalanacak, vatandaşlar da tıpkı geçmiş darbelerde olduğu gibi darbecilerin emrine gireceğini düşündüler” dedi.

“EVRENSEL ÖZGÜRLÜK DEĞERLERİ SAVUNULDU”

İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, “15 Temmuz gecesi Türk Milletinin demokrasiye olan bağlılığını ve demokrasi ruhunu tüm dünyaya haykırdığı bir gecedir. O gece aziz vatanımızı esaretten dökecek kahramanlar, sokaklara dökülerek tanklara göğüs gerdi. Bu kahramanlar sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin değil aynı zamanda demokrasi ve özgürlük değerlerinin de savunucularıydı. Bu özgürlük birilerinin tarif ettiği, sınırladığı, kendine göre tarif ettiği değil; evrensel özgürlük değerleriydi” şeklinde konuştu.

“ÜLKEMİZİN GELECEĞİNİ SAVUNDUK”

15 Temmuz Gazisi İbrahim Akbalık, “15 Temmuz, milletimizin bağımsızlığına ve demokrasisine olan inancını bir kez daha tüm dünyaya gösterdiği karanlıktan aydınlığa kavuştuğu önemli bir tarihtir. O gece hain darbe girişimine karşı milletimizin her bir ferdi kadın, erkek, genç, yaşlı demeden sokaklara dökülerek demokrasimize sahip çıkmıştır. Bizler o gece sadece bir darbe girişimini değil; aynı zamanda ülkemizin geleceğini de savunduk” ifadelerini kullandı.

]]> https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-sempozyumunda-aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-konustu/feed/ 0 Özcan’ın eski genel başkan Kılıçdaroğlu’na yönelik sözleri başını yaktı https://www.haber60.com.tr/ozcanin-eski-genel-baskan-kilicdarogluna-yonelik-sozleri-basini-yakti/ https://www.haber60.com.tr/ozcanin-eski-genel-baskan-kilicdarogluna-yonelik-sozleri-basini-yakti/#respond Thu, 18 Jul 2024 00:24:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40365 CHP MYK oy birliği ile aldığı kararla Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ı kınama cezasıyla cezalandırmak üzere Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk etti.

MYK’NIN MASASINDA PEK ÇOK KONU VARDI

CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında toplandı. Parti genel merkezindeki toplantı, saat 16.30’da başladı. Parti kaynaklarından alınan bilgiye göre, MYK toplantısında, perşembe günü eğitim politikalarına yönelik düzenlenecek 24 saatlik basın açıklamasının detayları, cuma günü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yapılacak ziyaretin hazırlıkları, ay içerisinde Şam’a yapılması planlanan ziyaret, eylül ayındaki tüzük kurultayı hazırlıkları, etkinlik takvimi, emekli ve memur aylıkları ile asgari ücret ve dış politikadaki gelişmelerin masaya yatırıldı.

TANJU ÖZCAN DİSİPLİNE SEVK EDİLDİ

Bir gazeteci tarafından CHP Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımların sorulması üzerine Yücel, “Bugün MYK toplantımızın gündem maddelerinden biri de buydu. Tanju Özcan’ın MYK’nın oy birliği ile almış olduğu kararla; tüzüğümüzün 68/3-C maddesi uyarınca ‘kınama’ cezası ile cezalandırılmak üzere Yüksek Disiplin Kurulu’na sevkine karar verilmiştir” cevabını verdi.

İZMİR’DEKİ FECİ OLAY

Yücel, İzmir’de meydana gelen sağanak yağışın ardından elektrik akımına kapılarak hayatını kaybeden 2 vatandaşın hayatını kaybetmesine ilişkin meydana gelen olayda kusur ya da ihmali olanların titizlikle araştırılması ve yargı önünde hesap vermesi gerektiğini dile getirdi.

Yücel’in açıklamalarından öne çıkan diğer satır başları şöyle;

“Türkiye’nin demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçen 15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden tam 8 sene geçti. O gece; devletin silahları FETÖ’cü hainler tarafından vatandaşlarımıza doğrultuldu. Devletin uçakları, tankları, milletimizin üzerine, TBMM’ye bombalar yağdırdı… 251 vatandaşımız FETÖ’cü hainler tarafından şehit edildi, 2 bin 194 vatandaşımız gazi oldu.

Birilerinin sınırsız iktidar hırsı Türk Silahlı Kuvvetlerinde, Emniyet Teşkilatında, Adliye’de, Milli Eğitimde ve devletin daha birçok kurumunda ağır bir tahribata ve toplumda on yıllar boyu tamir edilmesi mümkün olmayan ağır bir travmaya neden oldu.”

Vatandaşlarımızın canına, milletimizin egemenliğine, demokrasimize ve anayasal düzenimize kast ederek darbe girişiminde bulunan hainler kadar, o hainlerin devletin kılcal damarlarında yuvalanmasına izin vererek 15 Temmuz’a göz yumanlar ve zemin hazırlayanlar da suçludur. ‘Ne istediler de vermedik’, ‘Dön artık bitsin bu hasret’, ’15 Temmuz Allah’ın bir lütfudur’ diyenleri unutmadık. Fetullah Gülen’i ‘Bu ülkenin yetiştirdiği değerli bir kıymettir’ diyerek TBMM kürsüsünden övenleri unutmadık. Gazetecileri, siyasileri, akademisyenleri, bu ülkenin aydınlarını, Türk Silahlı Kuvvetlerinin onurlu şerefli, haysiyetli, vatansever ve Atatürkçü subaylarını Silivri zindanlarına mahkûm eden Ergenekon, Balyoz, Askeri casusluk gibi kumpas davalarına alkış tutanları unutmadık.”

“ÇIKARILAN HER KHK CADI AVINA DÖNDÜ”

Darbe girişiminin hemen ardından, 20 Temmuz 2016’da ilan edilen, 7 kez uzatılan, tam 2 sene süren OHAL süreci başladı. OHAL sürecinde Türkiye’de büyük bir hukuk katliamı yaşandı. Darbecilerle mücadele için çıkarılan her KHK, muhalif düşünen herkesi darbeci diye yaftalayan bir cadı avına dönüştü. Üzerinden 8 yıl geçmesine rağmen devletin en önemli kurumlarının başında hala FETÖ bağlantısı olan kişilerin olduğunu, on binlerce masum insanı günah keçisi yapan AKP iktidarının, bu süreci hukuk dışı yönettiğini bir kez daha görüyoruz.

Başta Cumhuriyet Halk Partisi, olmak üzere bu yanlışa yanlış diyen herkes, darbeyle ve darbecilerle mücadeleye karşı olmakla suçlandı. Daha da ileri gidildi, darbeci olmakla suçlandı. OHAL boyunca, iki yılda toplam 36 KHK yayınlandı. Çıkarılan KHK’lar darbe ile mücadeleden o kadar uzaktı ki evlilik programları bu KHK’lar ile yasaklandı, kış lastiğine dair düzenlemeler bu KHK’lar ile yapıldı. Milletvekilimiz Enis Berberoğlu işte bu dönemde tutuklandı. Selahattin Demirtaş OHAL döneminde tutuklandı. Kayyım süreçleri OHAL döneminde başladı. Cezaevindeki gazeteci sayısında Türkiye, dünyada bir numaraya yükseldi. Cezaevlerinde yaşanan işkence ve kötü muamele olaylarını tüm dünya duydu. 130 binden fazla kişi, çıkarılan KHK’larla kamudaki görevlerinden ihraç edildi.

“POLİS DEVLETİN POLİSİDİR AMA O DEVLET’İN DEĞİL”

“Kışlaya siyaset girdiğinde neler olduğunu 2016’da acı bir şekilde tecrübe ettik. Şimdi bir kez daha söylüyoruz, TSK, Türk milleti için kutsal ve dokunulmazdır. Ne zaman bir şehit haberi alsak, 85 milyon yurttaşımız, bu acıyı yüreğinin en derininde yaşar. Biliriz ki, asker herkesin askeri… Fakat 2 gün önce Özel Harekat Daire Başkanı Süleyman Karadeniz’in bir siyasi parti liderinin elini öpmesi, üstelik bu yakışıksız hareketi üzerinde kamuflajıyla yapması toplumu rahatsız etti.

İnsan ‘Neden?’ sorusunu sormaktan kendini alamıyor. Bazı meslekler vardır ki, kafanıza göre hareket edemezsiniz. O üniforma bize, bu vatan için can vermiş evlatlarımızı hatırlatıyor. Bu şekilde görmek istemezdik. Büyük bir talihsizlikti. Herkesin siyasi görüşü olabilir, herkes bir siyasi partiye, lidere sempati duyabilir, gönül verebilir. Bunu anlarız, bu hiçbirimizi ilgilendirmez ama devletin silahlı gücünü temsil eden, devletin üniformasını giyen bir kişi, bir siyasi parti liderinin elini öpüyorsa, bu durum en basitinden, onun bu makamın ağırlığını, önemini, ciddiyetini kavrayamadığı gösterir.

Nasıl ki Yargıtay Başkanı, Erdoğan’la çay topladığında bunu doğru bulmadıysak, ‘asker, polis, bürokratlar, yargın mensupları… Bunlar iktidarın değil devletin görevlileridir’ dediysek bugün de aynı noktadayız. Polis de devletin polisidir ama o Devlet’in değil!”

ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUNU

Mecliste yoğun bir gündem var. Öğretmenlik Meslek Kanunu, 9’uncu yargı paketi, ve kamuda tasarruf önlemleri Meclis’in gündeminde… Yine, uzun bir süredir konuşulan sokak hayvanları ile ilgili teklifin komisyon süreciyse bugün başladı.

Bütün bunların içinde; vatandaşın en önemli gündemi ve sorunu olan hayat pahalılığına hangisi çözüm getiriyor, ekonomik sıkıntıları biraz olsun hangisi hafifletiyor diye sorarsanız hiçbirisi. AKP, Öğretmenlik Meslek Kanunu diye öyle bir kanun teklifi getirdi ki… Neresinden tutsanız elinizde kalacak bir teklif…

Öğretmenlik unvanını gasp eden, insan yetiştirmek gibi son derece önemli bu mesleği itibarsızlaştıran, eğitimcilere ‘sözde’ eğitim vermeyi yasalaştırmaya çalışan bu teklife sonuna kadar direneceğiz. Yarın saat 10.00’da Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in katılımıyla, ‘Eğitim Maratonu’na başlıyoruz.

Okul öncesi eğitim, ilköğretim, orta öğretim, yüksek öğretim, mesleki eğitim, laik ve bilimsel eğitim, nitelikli ve kamusal eğitim, müfredat, atanmayan öğretmenler ve Öğretmenlik Meslek Kanunu gibi… 24 ayrı başlıkta, partimizin eğitimin can alıcı başlıklarındaki tutumunu, alanda çalışan uzmanların, akademisyenlerin görüşleri ve sendikaların çalışmalarıyla hep birlikte belirleyeceğiz.

“TARİKAT SEVDALISI YUSUF TEKİN”

“Eğitim demişken, Milli Eğitimi Atatürkçü ve laik çizgiden uzaklaştırmak için her yolu deneyen; öğretmenleri, öğrencileri ve velileri yok sayan, tarikat sevdalısı Yusuf Tekin, CHP’nin laiklik anlayışını eleştirmiş. Bana bak Yusuf Tekin! CHP’nin adını ağzına alırken, en az iki kere düşüneceksin. Laikliği ağzına alırken az iki kere düşüneceksin. Laiklik kim, sen kim? Sen ancak tarikatları bilirsin, sen ancak yobazlığı bilirsin, sen ancak küçücük körpe beyinleri, bağnaz düşüncelerle doldurmayı bilirsin, sen ancak laik eğitimin altına dinamit koymayı bilirsin. Eğitimi Atatürk ilkelerinden, laik ve çağdaş bilim ve eğitim esaslarından saptırdığında her seferinde karşında bizi bulacaksın.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozcanin-eski-genel-baskan-kilicdarogluna-yonelik-sozleri-basini-yakti/feed/ 0
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları: Muhalefetin Yenikapı Ruhuyla Hesaplaşması Gerekiyor https://www.haber60.com.tr/dem-parti-es-genel-baskani-tulay-hatimogullari-muhalefetin-yenikapi-ruhuyla-hesaplasmasi-gerekiyor/ https://www.haber60.com.tr/dem-parti-es-genel-baskani-tulay-hatimogullari-muhalefetin-yenikapi-ruhuyla-hesaplasmasi-gerekiyor/#respond Tue, 16 Jul 2024 22:21:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40024 (TBMM)- DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “20 Temmuz OHAL darbesinden sonra rejimin değişmesini muhalefet ne yazık ki oturup izledi. Bizler ne darbenin ne darbecilerin bir parçası olduk. Yenikapı ruhunun figüranları olmayı reddettik, halkın yanında olduk. Yeni dönemin siyaseti muhalefet tarafından şekillendirilirken bu konuştuğumuz konuları, o dönem Yenikapı ruhunu oluşturarak bu iktidarın kendini kurumsallaştırmasının önünü açan anlayışla muhalefetin hesaplaşması gerekiyor” dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 20 Temmuz’da uygulamaya konulan OHAL şartlarının asıl darbe olduğunu belirten Hatimoğulları, OHAL nedeniyle mağduriyet yaşayan kesimlerin sorunlarına dikkat çekti. Hatimoğulları, özetle şu açıklamaları yaptı:

“Hangi darbe yaşandıysa en ağır bedeli bu ülkenin halkları, işçileri, emekçileri, yoksulları, solcuları ve muhalifleri ödemiştir. Bizlerin DEM Parti geleneği olarak siyasi darbelere karşı tutumuz çok açık ve nettir. Darbelerin kazananı o darbeyi gerçekleştiren klik ve ona bağlı güçler olur. Kaybedeni ise Türkiye olmuştur. 15 Temmuz darbe girişinden de nemalanan AKP iktidarı oldu. 15 Temmuz Türkiye halklarına karşı kurulmuş büyük bir komplodur. 15 Temmuz ve 20 Temmuz, hukukun ortadan kaldırıldığı günlerdir. AYM, AİHM, Yargıtay… Neredeyse yargının doğru düzgün işleyen hiçbir tarafı kalmadı. Yargı yargıya darbe yapmıştır. 20 Temmuz’da ilan edilen OHAL’le beraber gerçekleşen siyasi darbeyle ve tabii ki kolluk kuvvetinin desteğiyle Türkiye’deki bütün muhalifler, vatandaşlıktan çıkarılmıştır. Onlara biat etmeyeni vatandaşlıktan çıkardıkları günün başlangıcı olarak tarihin sayfalarına yazılacaktır.”

“Üniversiteleri; muhalif akademisyenleri ihraç ederek, cübbelerini polise ezdirerek siz bitirdiniz”

Hatimoğulları, OHAL ve KHK’lar ile mağdur edilen kesimler ile polislerin akademisyenlerin cübbelerinin üzerine bastığı fotoğrafları kürsüden göstererek şunları söyledi:

“Çiğnenen akademisyenlerin cübbeleri aynı zamanda bilimin, muhalif olan akademisyenlerin, bilimsel eğitime gönül vermiş olan insanların bilinçleri ve gelenekleri çiğnenmiştir. Erdoğan, bir üniversitenin açılışında konuşma yaparken şunu söyledi: ‘Eskiden Türkiye, dünya üniversitelerinde ilk 500’de yer alırken şimdi biz niye artık derecelere girmiyoruz’ diye sordu. Bu sizin sayenizde oldu. Üniversiteleri siz bitirdiniz, muhalif akademisyenleri ihraç ederek, cübbelerini polise ezdirerek siz bitirdiniz.

12 Eylül’de faşistler; solcu, yurtsever, sosyalist gençlerin üzerine salındı ve gençleri katletmeye başladılar. Aynı görüntüleri 15 Temmuz askeri darbe girişimi ve 20 Temmuz OHAL darbesinden sonra üniversitelerde gördük. Eli satırlı öğrenciler, eli kalem tutan öğrencilerin üzerine o satırları salladılar. Üniversiteler ve öğrenciler için YÖK’ün yarattığı neyse, aynısını şimdi AKP’nin eliyle gerçekleşen siyasi darbe üniversitelerde yaratmıştır.”

“OHAL ve darbe girişimini Allah’ın lütfu olarak görerek çıkardıkları kanundan destek alıp kayyım atıyorlar”

En düşük emekli maaşının 12 bin 500 liraya çıkarılmasına tepki gösteren Hatimoğulları, “Bu ülkede 16 milyon emekli var. Bunların verdiği zam, ne bir kıyaktır. Saray 15 saniyede bir emekli maaş harcarken emekliye verdiklerinin 12 bin 500 lira olduğunu biraz önce öğrenmiş olduk. DEM Parti olarak emekli maaşının yoksulluk sınırının yarısı kadar olması gerektiğinin altını çizdik” dedi.

Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanmasının ardından valiliğin önündeki polis ablukasının fotoğrafını gösteren Hatimoğulları, iktidarın darbe girişimini “Allah’ın lütfu” olarak nitelediğini ve OHAL’den destek alarak kayyım atadıklarını söyledi. Hatimoğulları, şöyle devam etti:

“Geçmiş dönemde yaşanmış olan askeri darbe dönemlerinde dahi kayyum atanmadı. Geçmiş dönemde kamu emekçileri mesleklerinden men edildi ama birkaç sene içerisinde bütün hakları tazmin edilerek görevlerine iade edildi ama bu darbe, 12 Eylül askeri darbesinden daha beter bir darbedir. 12 Eylül askeri darbesinin, anayasasının gerisine düşmüş bir anlayıştır iktidar. Siyaseten diz çöktüremediklerine yargı yoluyla, OHAL ve darbe girişimini Allah’ın lütfu olarak görerek çıkardıkları kanundan destek alıp kayyım atıyorlar. Eylemlerimizle, atanmış olan kayyım el çektirilene dek ve orada seçilmiş olan yasal prosedürlere uygun olarak başkan seçilmiş olan Viyan Tekçe başkanvekili atanana dek mücadelemiz devam edecektir.”

“Rejimin bu otoriterleşmeyi seçmesinin en önemli sebebi, zenginlerin sermayesini korumak”

Cudi ve Akbelen’de doğa katliamları ve eylem yapan emekçilerin fotoğraflarını göstererek iktidarın sermayeyi koruduğunu ileri süren Hatimoğulları, “Bu darbeci anlayış, aynı zamanda sermayenin daha da palazlanması için Türkiye’nin bütün doğasını sermayeye peşkeş çekmekten geri adım atmadılar. Türkiye’nin dört bir yanını yaktılar, yıktılar, doğal afetlerle bir felakete sürüklediler. Şimdi ise KHK’larla, yasaları kendi kafalarına göre değiştirip onlardan da güç alarak rezerv alan ilan ediyorlar. Bunun adı, yaşama darbedir. Bu darbenin sermaye düzenini korumak için yapıldığını da çok iyi biliyoruz çünkü Türkiye’de artan bu işsizlik ve yoksulluk, 50 milyon insanın yoksulluk sınırında yaşadığı bir ülkede elbette sendikalar da ayağa kalkar, yoksullar da alanlara dökülür. Bu olağan bir şeydir. İşte rejimin bu otoriterleşmeyi seçmesinin en önemli sebebi, zenginlerin sermeyesini korumak, yoksulları susturmak” ifadelerini kullandı.

Kayseri ve diğer illerde yaşanan mülteci karşıtı eylemlerin fotoğraflarını gösteren Hatimoğulları, “Bu iktidar sanki mültecilerden yanaymış gibi mesaj verip aslında bu tablonun açığa çıkmasını kendileri sağladılar. Ahmet El-Naif, ailesinden uzakta daha çocuk yaşta nefret söylemlerine maruz kalarak bir cinayete kurban gitti. İşte bu fotoğraf, aynı zamanda darbecilerin Türkiye’yi savaşla birlikte mahkum ettikleri fotoğrafın ve mültecilerin görüntüsüdür” dedi.

“Bu darbeyi, senaryoyu kendileri yazdılar, kendileri oynadılar”

Hatimoğulları, şöyle devam etti:

“Bütün darbelerin ortak özelliği; darbe süreçlerinde ilk basına saldırılır çünkü yaptıkları kirlilikler, otoriterleşme ve insan hakları ihlalleri kamuoyuna gösterilmesin diye en büyük darbeyi basına yaparlar. En çok gazeteciyi hapishaneye atmış olan bir ülke Türkiye. Bunu darbe döneminde daha da yaptı. Sermaye gruplarıyla daha da güçlendirdiler kendi medyalarını. Bu süreçte KHK’larla 204 medya kuruluşu, 6 haber ajansı, 70 gazete, 20 dergi, 41 radyo, 38 televizyon kapatıldı. Yüzlerce basın kartı iptal edildi, gazeteciler tutuklandı. Özgür basına olan bu baskıların benzerini 12 Eylül darbesinde yaşadık.

Demek ki 15 Temmuz darbe girişimini yapan akılla 20 Temmuz OHAL ilanıyla birlikte bu ülkede siyasi darbeyi gerçekleştiren akıl, aynı akılmış, bu iktidarmış. AKP’nin öncülüğünde ve onların küçük ortaklarıyla birlikte ve daha bu ortaklığa eklenen yeni kuvvetlerle beraber faşist-otoriter bir rejimi inşa etmek için bu darbeyi, senaryoyu kendileri yazdılar, kendileri oynadılar. Şu an bizim yaşadığımız, zamana yayılmış bir darbenin ta kendisidir. Darbenin siyasi ayağı şu an siyasetin başı olmuş durumda. Bizler, darbenin siyasi, yargı, toplumsal ayağıyla mücadele etmeye devam edeceğiz.

20 Temmuz OHAL darbesinden sonra rejimin değişmesini muhalefet ne yazık ki oturup izledi. Bizler ne darbenin ne darbecilerin bir parçası olduk. Darbe rejiminin sahte oyununun perdesini açarak Türkiye halklarına gösterenler olduk. Yenikapı ruhunun figüranları olmayı reddettik, halkın yanında olduk. Yeni dönemin siyaseti muhalefet tarafından şekillendirilirken bu konuştuğumuz konuları, o dönem Yenikapı ruhunu oluşturarak bu iktidarın kendini kurumsallaştırmasının önünü açan anlayışla muhalefetin hesaplaşması gerekiyor. Bu hesaplaşma gerçekleşmezse demokratik bir cumhuriyetten bahsetmek mümkün olmayacak diye bunun altını özellikle çiziyoruz.”

]]> https://www.haber60.com.tr/dem-parti-es-genel-baskani-tulay-hatimogullari-muhalefetin-yenikapi-ruhuyla-hesaplasmasi-gerekiyor/feed/ 0 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: FETÖ elebaşıyla irtibatları ayan beyan ortada https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-feto-elebasiyla-irtibatlari-ayan-beyan-ortada/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-feto-elebasiyla-irtibatlari-ayan-beyan-ortada/#respond Tue, 16 Jul 2024 21:33:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39976

ADALET Bakanı Yılmaz Tunç, ” Akıncı Üssü’nde o gece sivil imamlar suçüstü yakalandı. Bunların FETÖ elebaşıyla irtibatları ayan beyan ortada, tüm deliller ortada. Ama maalesef iade dosyalarımız Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Adalet Bakanlığı’ndan bir türlü yargı makamlarına ulaştırılmadı, ulaştırılmak istenmedi. Avrupa Birliği (AB) ülkeleri başta Almanya, FETÖ elebaşlarını, FETÖ irtibat ve iltisaklarını misafir etmeye devam ediyorlar” dedi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Yargıtay Konferans Salon’unda düzenlenen ‘Milletin Zaferine Giden Yolda Yargı’ panelinde konuştu. Bakan Tunç, uluslararası hukuka ve anayasaya uygun bir şekilde TBMM’de 20 Temmuz’da olağanüstü hal ilan edildiğini hatırlatarak, “O dönemde Meclis’te bu konuyla ilgili grubumuz adına konuşma yapmıştım. Başka gruplar da konuştu ama maalesef orada da görüş birliğinde olamadık. Üzülerek söylüyoruz. Bir darbeyle karşı karşıya kalmışız. Uluslararası hukukun verdiği bir yetkiyi kullanıyoruz. Olağanüstü hal ilan etmemiz lazım. Orada da ‘hayır’ diyenler maalesef oldu. Hatta daha da ileri gittiler, ‘Bu 20 Temmuz bir karşı darbedir, asıl siz kontrollü darbe yaptınız, bu bir oyundur, bir tiyatrodan ibarettir’ diyebildiler maalesef. İnşallah o görüşlerini, o arkadaşlarımız da bu süreç içerisinde değiştirmişlerdir. Olağanüstü hal ilan edildikten sonra da yine her şey hukuk çerçevesi içerisinde mücadele devam etti” diye konuştu.

‘İADE TALEPLERİMİZ DEVAM EDİYOR’

Bakan Tunç, yurtdışına kaçanlarla ilgili olarak iade taleplerinin devam ettiğini ifade ederek, “İstinabe taleplerimiz var, adli yardımlaşma, onlar da devam ediyor. ‘Demokratik hukuk devletiyim, insan haklarına saygılıyım’ diye sürekli ‘demokrasinin beşiğiyiz, insan haklarını en güçlü savunuyoruz’ diyen ülkeler ve bunlar bizim müttefikimiz, NATO’da, AB’de maalesef Türkiye’nin insan hakları mücadelesinde, demokrasi mücadelesinde yanımızda olmadılar, başta ABD. FETÖ elebaşı zaten darbeden yıllar önce orada konuşlandırıldı, ona orada bir karargah kuruldu ve oradan örgütü yönetti ve ABD’nin kontrolünde bunları gerçekleştirdi. Sonrasında da yargılamalar sırasında tüm deliller, 7 iade talebimiz var, 30’a yakın suç var. Tüm bunlar delilleriyle sabit. Akıncı Üssü’nde o gece sivil imamlar suçüstü yakalandı. Bunların FETÖ elebaşıyla irtibatları ayan beyan ortada, tüm deliller ortada. Ama maalesef iade dosyalarımız ABD Adalet Bakanlığı’ndan bir türlü yargı makamlarına ulaştırılmadı, ulaştırılmak istenmedi. AB ülkeleri başta Almanya FETÖ elebaşlarını, FETÖ irtibat ve iltisaklarını misafir etmeye devam ediyorlar. Bunu üzülerek söylüyoruz. Dost ülkelerimize onların temsilcileri Türkiye’ye geldiğinde, onların adalet bakanları Türkiye’ye geldiğinde, hep bunları ifade ediyoruz. ‘Terör, bir insanlık suçudur, darbe bir terör eylemidir. O nedenle bu insanlık suçu günü gelir; sizin de başınıza geldiğinde bununla mücadele etmek uluslararası iş birliğini gerektirir’ diyoruz ve her defasında onlara bunu her misafirimize izah ediyoruz” dedi. 15 Temmuz sürecinde Türkiye’ye yardımcı olan dost ülkelerin olduğunu belirten Bakan Tunç, “Onlar sınır dışı ettiler, bizlere teslim ettiler. İstinabe taleplerimize, adli yardımlaşma taleplerimize duyarlı davrandılar. Onlara teşekkür ediyoruz. Ama ‘demokratik hukuk devletiyiz’ deyip de maalesef ikiyüzlülük yapan ülkeleri de buradan üzülerek zikretmek durumunda kalıyoruz” diye konuştu.

‘YARGIMIZLA ONUR DUYUYORUZ’

Tunç, o gece yargının büyük bir kahramanlık gösterdiğini aktararak, “Milletimize layık bir kahramanlık gösterdi. 1960 darbesinde, 1971 muhtırasında, 1980 darbesinde, 28 Şubat postmodern darbesinde darbecilerin yanında duran bir yargı sistemi vardı. Vesayetçi anlayışa, darbeci anlayışa, Yassıada zihniyetine mensup bir yargımız vardı maalesef. Bu, bizim geçmiş yargı tarihimiz. Ama bunlardan ders çıkardık. O gün darbecilerin yanında duran, darbe mağdurlarını yargılayan bir yargımız varken; 15 Temmuz’da gördük ki darbe mağdurlarının hakkını savunan, milletin hakkını, hukukunu savunan, darbecileri yakalayan, gözaltı yapan, soruşturan, yargılayan ve onlardan hesap soran bir yargımız var. İşte bu yargımızla onur duyuyoruz, gurur duyuyoruz. Yargımız her zamankinden daha bağımsız ve tarafsız bir şekilde yoluna devam ediyor” dedi.

‘YARGITAY, BU HATALI KARARLARIN DÜZELTİLMESİ İÇİN VAR’

Birilerinin yargıyla ilgili birtakım eleştirilerde bulunduğunu ifade eden Bakan Tunç, şunları söyledi:

“Yargının bağımsız ve tarafsızlığı konusunda birtakım haddi aşan ifadeler de duyuyoruz. Yargı sistemi içerisinde hatalı kararlar olamaz mı? Bugün bulunduğumuz bu mekan, Yargıtay. Yargıtay niye var? Bu hatalı kararların düzeltilmesi için var. İstinaf var, 3 dereceli bir yargı sistemindeyiz. İlk derecenin verdiği bir hatalı karardan yola çıkarak işte ‘yargı bu, adalet nerede’ şeklinde yargıyı yıpratan sözlerin 24 bin hakim ve savcımızı töhmet altında bırakan sözler olduğunu düşünüyoruz. O nedenle yargımızla ilgili konuşurken özellikle adalet sistemimiz, adalet mülkün temelidir. Sürekli hedefin adalet olduğunu görüyoruz. Ama 15 Temmuz’da gördük ki yargı mensuplarımız milletin yargısı olarak iş başındaydı. O nedenle tarafsız ve bağımsız yargımıza güvenmeye devam edeceğiz, inşallah.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-feto-elebasiyla-irtibatlari-ayan-beyan-ortada/feed/ 0
Gümüşhane’de 15 Temmuz Anma etkinlikleri https://www.haber60.com.tr/gumushanede-15-temmuz-anma-etkinlikleri/ https://www.haber60.com.tr/gumushanede-15-temmuz-anma-etkinlikleri/#respond Tue, 16 Jul 2024 02:21:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39821 Gümüşhane’de 15 Temmuz hain FETÖ darbe girişiminin 8. yıl dönümünde anma programı düzenlendi, demokrasi nöbeti tutuldu.

15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü nedeniyle Atatürk Parkı’nda gerçekleştirilen anma programı saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.

Açılan anı defterine vatandaşların ve protokol üyelerinin görüşlerini aktardığı programda Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından İl Müftüsü Hüseyin Gün tarafından dua yapıldı.

Sancak koşusunun sonunda sporcuların Vali Alper Tanrısever’e sancağı takdim etmesinin ardından protokol konuşmalarına geçildi.

Vali Tanrısever, konuşmasında milletin birlik ve beraberliğini tüm dünyaya gösterdiği, devleti, demokrasiyi, milli birlik ve beraberliği, anayasal düzeni ve özgürlükleri hedef alarak Türkiye’nin bekası ve bölünmez bütünlüğünü parçalamaya yönelik FETÖ/PDY terör örgütü tarafından yapılan 15 Temmuz hain darbe girişiminin 8.yılında milletçe tek yürek olup eşine az rastlanır bir kahramanlık destanı yazmış olmanın onur ve gururunu hep birlikte yaşadıklarını söyledi.

“Bu gece milletimizin iradesine ve demokrasiye sahip çıkma gecesi olarak da hafızalarımızda yer edinmiştir”

15 Temmuz 2016 gecesinin Türkiye tarihinde kara bir leke olarak yerini aldığını kaydeden Vali Tanrısever, “Ancak bu gece, milletimizin iradesine ve demokrasiye sahip çıkma gecesi olarak da hafızalarımızda yer edinmiştir. Hain darbe girişimine karşı sokaklara dökülen vatandaşlarımız, tankların önüne yatarak, bu vatanın sahipsiz olmadığını tüm dünyaya haykırmışlardır. Bu direniş, Türk milletinin cesaretini, vatan sevgisini ve birlik ruhunu tüm dünyaya göstermiştir. Bu aziz millet, mücadelenin, kavganın her türlüsünü görmüş ve hepsinin de üstesinden gelmiş bir millettir. Çok ihanetler gördük, çok hainlikler gördük ama 15 Temmuz kadar sinsi olanı, onun kadar yakınımıza sokulanı belki de daha önce hiç görmedik. Ama elhamdülillah sonuç değişmedi. 40 yıl hazırlık yaptılar, hiç beklemediğimiz anda saldırdılar. Allah’ın izniyle milletimiz yine galip geldi” dedi.

“Tüm hain odaklara ve bölücü terör örgütlerine karşı verdiğimiz mücadeleden asla taviz vermeyeceğiz”

15 Temmuz’u unutmamak, yaşananları gelecek nesillere doğru şekilde aktarmak ve bu mücadele ruhunu canlı tutmanın önemli olduğunun altını çizen Vali Tanrısever, “Bugün aynı zamanda milletimizin kenetlenmesinin, vatan sevgisinin ve demokrasiye olan bağlılığımızın en güçlü simgesidir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde, devletimizin tüm kurumları, güvenlik güçleri ve aziz milletimizin dua ve destekleriyle ülkemizin bekasına, birliğine, huzuruna ve geleceğine kasteden tüm hain odaklara ve bölücü terör örgütlerine karşı verdiğimiz mücadeleden asla taviz vermeyeceğiz” diye konuştu.

“Türk milleti öyle oldu bittilerle teslim olacak bir millet de değil”

Milletvekili Musa Küçük Türk milletinin tarihinde önemli kırılma günleri, anları olduğunu, 15 Temmuz’un da öyle bir gün ve öyle bir an olduğunu belirterek, “Biz o gün ne FETÖ’yle ne PKK’yla onlar sadece olsa olsa maşa olurlar. Onların ağababalarıyla savaşa tutuştuk ve Türk milletinin desteğiyle, Türk milletinin omuz vermesiyle birlikte çok şükür galip geldik. Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere, liderimiz Devlet Bahçeli olmak üzere o gece bu işi ateşleyen, bu işi göğüs göre bütün devlet mensubu arkadaşlarımıza, kardeşlerimize, sivil vatandaşlarımıza minnetlerimi, şükranlarımı sunuyorum. Cenab-ı Allah hepsinden razı olsun. Bir kez daha şunu gösterdik ki, Türk milleti bu topraklarda tesadüf yaşamıyor. Türk milleti öyle oldu bittilerle teslim olacak bir millet de değil. Biz bugünlere kolay gelmedik. Demokrasi güzel bir şeydir. İnsan hakları güzel bir şeydir. Özgürlük güzel bir şeydir. Ama hiçbiri devletin bekasını yeri tutamaz. Milletimizin birliğinin dirliğinin yerini tutamaz. Türk milleti sırası geldiğinde bu değerler için canını vermeye hazırdır. 15 Temmuz bunun en güzel örneğidir. Bu ezanlar bu minarelerden dinleyecek. Bu bayrak bu göklerden inmeyecek. Türk milleti yeniden büyük millet olacak. Yeniden bölgesinde ve dünyada yeniden büyük güç olacak diyorum. Tekrar şehitlerimizi rahmetle, minnetle arıyorum. Gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar diyorum” ifadelerini kullandı.

“Devletimiz bugün dünden daha güçlüdür”

Belediye Başkanı Vedat Soner Başer ise 8 yıl önce milletin sağladığı imkanlarla, milletin teslim ettiği silahlar ve namluların millete çevrildiğini hatırlatarak, “Devletimizin bekasına kastettiler. Milletimizin geleceğine kastettiler, insanımızın canına kastettiler. Maalesef o gün dış güçler tarafından içimizde devşirilenlerle bunları yaptılar. Darbe kalkışmasının ilk saatlerinde Genel Başkanımız Dr. Devlet Bahçeli ilk siyasi açıklamayı yapmıştır. Darbecilere karşı seçilmiş hükümetin yanındayız demişti. Bu milletimizin darbecilere karşı direnişinin ilk işaret fişeğiydi. Daha sonra Sayın Cumhurbaşkanımız çıktı, dünya liderine yakışır bir şekilde korkusuz, cesur bir şekilde milletimizi şehirlerin meydanlarına, sokaklarına, havalimanlarına davet etti. Allah’a şükürler olsun. Milletimiz bu iki çağrıya uyarak darbecilere karşı, namlulara karşı, kurşunlara karşı, tanka, topa, helikoptere, hatta uçağa karşı göğsünü siper etti ve darbeyi akamete uğrattı. Bunları bizler unutmadık, unutmayacağız. Devletimiz bugün dünden daha güçlüdür. Yarın inşallah daha da güçlü olacak. Bizler burada yine demokrasi nöbetindeyiz. Hiç kimse yeise kapılmasın. Devletimiz gerekli her türlü tedbiri alıyor. Bu hain örgütle hem adli manada hem askeri manada hem de sosyal alanlarda mücadelemiz devam ediyor, devam edecektir. Biliyoruz halen kriptolar var. O taktikleri uygulayanlar halen var. Ama milletimiz de bunun farkında, devletimiz de bunun farkında, bizler de bunun farkındayız. İnşallah Allah bir daha o günleri bu millete göstermesin. Rabbim bizim birliğimizi, dirliğimizi daim eylesin. Bizler birliğimize, dirliğimize sahip olduğumuz müddetçe bizim ezanımızı susturamayacaklar. Bu bayrağımızı göklerden indiremeyecekler. Bizim vatanımızı bölemeyecekler. Bize diz çöktüremeyecekler. Bunu Gümüşhane meydanından tüm dünyaya haykırıyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasının canlı yayınla izlettirildiği programda sinevizyon, kamu spotları ve İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan “Ahmet’im, Mehmet’im, Şehitlerim” belgeseli alanda bulunan vatandaşlara duygu dolu anlar yaşattı.

Belediye tarafından sıcak çorba, Zigana Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi tarafından şerbet, Kızılay tarafından da çeşitli ikramların yapıldığı programda saatler 00.13’ü gösterdiğinde tüm camilerde demokrasi şehitleri için sela okundu ve ardından demokrasi nöbeti tutuldu. – GÜMÜŞHANE

]]>
https://www.haber60.com.tr/gumushanede-15-temmuz-anma-etkinlikleri/feed/ 0
Antalya’da 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Anma Etkinlikleri Düzenlendi https://www.haber60.com.tr/antalyada-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-anma-etkinlikleri-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/antalyada-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-anma-etkinlikleri-duzenlendi/#respond Tue, 16 Jul 2024 01:54:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39794 Antalya’da, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla anma etkinlikleri düzenlendi. Programda konuşan Antalya Valisi Hulusi Şahin, “Eğer 15 Temmuz başarılı olsaydı 16 Temmuz günü on binlerce insanımızı kaybedecektik, ondan sonra küresel dostlarımız ülkemizi işgal edeceklerdi.” diye konuştu.

Antalya’da, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü kapsamında bir dizi etkinlik gerçekleştirildi. 15 Temmuz şehitlerini hep birlikte anmak için Cumhuriyet Meydanı’nı dolduran vatandaşlar, program sonuna kadar alanı boşaltmadı. 3. Piyade Eğitim ve Tugay Komutanlığı Bando Gösterisi ile başlayan program sırasında, Antalya Valisi Hulusi Şahin ve katılımcılar meydanda oluşturulan anı defterini imzaladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasının ardından, Kur’an-ı Kerim Tilaveti yapılarak şehitler için dua edildiği programda, protokol konuşmaları yapıldı, 30’a yakın insandan oluşan sanacak koşusunu tamamlayan vatandaşlar Vali Şahin’e sancağı teslim etti. Etkinlik, Yivli Minare Camii’nde Teheccüd Namazı Kılınmasının ardından sona erdi.

“Plan darbe değil, iç savaştı”

Anma etkinliğinde konuşan Antalya Valisi Hulusi Şahin, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki hain darbe girişimi sırasında canlarını kaybeden şehitlerin acısının kalplerde sıcaklığını muhafaza ettiğini ifade etti. Vali Şahin, “Aradan geçen 8 yıl, başımıza gelenleri salim kafayla değerlendirecek kadar da uzun bir süre. Ne oldu da o gece Türk milleti, Türk devleti uçurumun eşiğine geldi. Ne oldu da kendi tanklarımızla, kendi uçaklarımızla, kendi silahlarımızla kendi insanlarımızın şehit olacağı bir büyük bir ihaneti yaşadık. Yani kardeşlerim artık kefemizi önümüze koyup bu büyük ihaneti çok iyi sorgulayıp değerlendirmeliyiz. FETÖ’cüler 15 Temmuz’da darbe yaptıklarını ve iktidara geleceklerini zannediyorlardı. Küresel kuklacıların başka bir fikri vardı, aslında plan darbe değil iç savaştı. Çünkü küresel aktörler biliyordu ki, Türkiye’nin milli güçleri elbette direneceklerdi. Bu ne demek Türkiye’nin kendi silahlarıyla kendini vurması demek, işte bu bir iç savaştı. Aynı Suriye’de olduğu gibi. Eğer 15 Temmuz başarılı olsaydı 16 Temmuz günü binlerce on binlerce insanımızı kaybedecektik, ondan sonra küresel dostlarımız ülkemizi işgal edeceklerdi.” ifadelerini kullandı.

“Evlatlarımızı kaptırmayalım”

Antalya Valisi Hulusi Şahin, hain darbe girişimini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı duruşu, milletin gücü, milli kuvvetlerin hareketi ile atlatıldığına dikkat çekerek, konuşmasını şu şekilde tamamladı: “Uçurumun kenarına gelirken evlatlarımızı nasıl kaptırdığımızı da başka sayfa açarak düşünmek lazım. Nasıl oluyor da Anadolu’nun parlak çocuklarını böyle bir şarlatana teslim ettik? Aslında bunun da cevabı, maalesef bizim kutsal bir anlayışımızda saklı. Bizler birisinin arkasından gitmeye çok meraklıyız, bizim bilimi rehber etmemiz lazım. Eğer aklımızı kullanmazsak halimiz perişandır, soracağız sorgulayacağız hesap edeceğiz. Kur’an-ı Kerim’in birçok yerinde de geçiyor; ‘Dikkat edin o çok aldatıcı şeytan, sizi Allah ile aldatmasın.’ Benim bildiğim 3 yerde geçiyor. İşte o sahte göz yaşlarına, bazı cümlelerin arkasında saklanan o kötü niyete çocuklarımızı teslim ederek, cebimizden paralar çıkararak, biz de hizmet ettik. Bir daha bu hataya düşmemek için önce dinimizi doğru kaynaklardan öğreneceğiz. Terörle mücadelede 2016’dan sonra büyük mesafeler kat ettik, attığımız her mermi yerini buldu. Ondan önce bulmuyordu, ihanetin haddi hesabı yok da ancak bugün anlayabiliyoruz. Evlatlarımızı kaptırmayalım, evlatlarımızı her zaman bu milletin emrine sunalım.”

Programa; Antalya Valisi Hulusi Şahin, FETÖ’nün darbe girişimi sırasında Ankara Emniyet Müdürlüğünde şehit düşen polis Muhammed Oğuz Kılınç’ın Antalya’da yaşayan ailesi, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Bayram Ali Çeltik, Tuğgeneral Tarık Hekimoğlu, 3. Piyade Eğitim ve Tugay Komutanı Mehmet Kayhan, Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı Orhan Özdemir, Antalya İl Emniyet Müdürü Orhan Çevik, Antalya Milletvekilleri Hilmi Durgun, Mustafa Köse, İbrahim Ethem Taş, Aykut Kaya, Kaymakamlar, Siyasi Parti İl Başkanları, STK temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/antalyada-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-anma-etkinlikleri-duzenlendi/feed/ 0
15 Temmuz Darbe Girişiminin 8. Yılı… Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Bu İhanet Şebekesi Değil 8 Yıl, 80 Yıl Sonra Bile Nefretle Anılacaktır” https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-darbe-girisiminin-8-yili-cumhurbaskani-erdogan-bu-ihanet-sebekesi-degil-8-yil-80-yil-sonra-bile-nefretle-anilacaktir/ https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-darbe-girisiminin-8-yili-cumhurbaskani-erdogan-bu-ihanet-sebekesi-degil-8-yil-80-yil-sonra-bile-nefretle-anilacaktir/#respond Tue, 16 Jul 2024 01:00:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39740

(ANKARA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişiminin 8. yılında; “Yurt dışındaki şarlatandan emir alarak pis ellerini vatanımıza uzatan FETÖ’cü alçaklar döktükleri kanla tarihimize kara leke olarak geçtiler. Modern dönem Haşhaşilerini ne biz affedeceğiz ne de 252 evladını kara toprağa veren milletimiz affedecektir. Ülkemize, milletimize ve hükümetimize kast eden bu ihanet şebekesi değil 8 yıl, 80 yıl sonra bile nefretle anılacaktır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişiminin 8. yıldönümünde Cumhurbaşkanlığı’nda düzenlenen ’15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Anma Programı’nda konuştu.

Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Tıpkı 8 yıl önce olduğu gibi bugün de omuz omuzayız”

“Bugün milletimin zaferinin, aziz milletimizin FETÖ’cü darbecilere karşı yazdığı destanın 8. yıldönümünü idrak ediyoruz. Bu gazi mekanda ve 81 vilayetimizin tamamında birbirimize kenetlenmiş durumdayız. Tıpkı 8 yıl önce olduğu gibi bugün de omuz omuzayız. Biriz, beraberiz, genci yaşlısı, kadimi ve bunun yanında kadını erkeğiyle, 85 milyon hepimiz tek yumruğuz. Karşımdaki bu muhteşem kardeşlik tablosundan duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum. Bu muazzam birlik ve beraberlik için, dosta güven düşmana korku veren dik duruşunuz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

“Tüm kardeşlerime şahsım ve milletim adına bir kez daha şükranlarımı sunuyorum”

Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de ‘Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz, zira onlar diridirler, ancak siz bunu bilemezsiniz’ buyuruyor. Manevi bakımından şehadetle müşerref olmak dünyada her kula nasip olmaz. 15 Temmuz gecesi darbeye direnen vatandaşlarımızdan 252 şehidimiz bu müjdeye mazhar oldu ve şehitlikle şereflendi. 2 bin 740 insanımız da o gece yaralanarak gazi oldu. Rabbim peygamberlikten sonra en yüce mertebe olduğu bildirilen kahramanların hepsinden razı olsun diyorum. Her biri birer fedakarlık ve cesaret timsali olan gazilerimize de Mevladan hayırlı, sağlıklı, bereketli ömürler diliyorum. Sokaklara, meydanlara, hava limanlarına akın eden, uçakların, helikopterlerin karşısına korkusuzca dikilen, kurşunlara karşı göğüslerini siper eden, ellerinde bayraklarla istiklal şöleni yazan tüm kardeşlerime şahsım ve milletim adına bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Hainlerin başarısız, milli iradenin muzaffer olması için tüm kalpleri ile dua eden yurt dışındaki vatandaşlarımıza ve Türkiye sevdalısı kardeşlerimize ayrıca teşekkür ediyorum. Canlarını ortaya koyan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, emniyet birimlerimiz ve Milli İstihbarat Teşkilatımızın şerefli mensuplarına hasseten teşekkür ediyorum.

“Gazi Meclis 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin kuklalarına dur demiştir”

O gece adeta abideleşen kurumlarımızdan biri de parlamentomuzdu. TBMM halkın meclisi olduğunu bir kez daha göstermiştir. Milletvekillerimiz savaş uçaklarının sonik patlamaları, tepelerine yağan bombalarına aldırmadan korkusuzca görevlerini yerine getirmiştir. Gazi Meclis 15 Temmuz ihanetinde bu defa emperyalizmin kuklalarına dur demiştir. O gece ikinci kez gazilikle şereflenen Meclisimizin hangi siyasi partiden olursa olsun tüm değerli mensuplarına tekrar teşekkür ediyorum.

“Bu ihanet şebekesi değil 8 yıl, 80 yıl sonra bile nefretle anılacaktır”

Her toplumda kahramanlar gibi korkaklar da bulunur. Her millette vatanını canından çok sevenler gibi, ruhlarını 1 dolara satacak kadar ucuzlaşanlar da olabilir. 15 Temmuz’da ülkemiz içinde ve dışında sayıları çok sınırlı da olsa darbe girişiminin başarıya ulaşmasını isteyenler de vardı. Tanklara selam duranları, darbecilere alkış tutanları, sala okuyan din görevlilerimize saldıranları, FETÖ’cü hainlere destek verenleri bugün bir kez daha utançla hatırlıyoruz. Yurt dışındaki şarlatandan emir alarak pis ellerini vatanımıza uzatan FETÖ’cü alçaklar döktükleri kanla tarihimize kara leke olarak geçtiler. Modern dönem Haşhaşilerini ne biz affedeceğiz ne de 252 evladını kara toprağa veren milletimiz affedecektir. Ülkemize, milletimize ve hükümetimize kast eden bu ihanet şebekesi değil 8 yıl, 80 yıl sonra bile nefretle anılacaktır. Bugün altını çizerek tekrar sorguluyorum; zalime merhamet mazluma zulümdür.

“Acımız da öfkemiz de tazedir”

Sadece şu an bulunduğumuz bölgede 29 insanımızı şehit edenlere, henüz 15-16 yaşındaki evlatlarımızı acımasızca bizden koparanlara, devletin namusuna emanet ettiği silahları millete doğrultup, masumları katledenlere, Gölbaşı’nda, Emniyette, Genelkurmay’da nice aslan parçasının kanını dökenlere merhamet edersek Allah korusun şehitlerimizin ruhunu muazzep ederiz, kahraman gazilerimize mahcup oluruz. Acımız da öfkemiz de tazedir. FETÖ ve vesayetle mücadele azmimiz diridir, güçlüdür, ayaktadır. Allah’ın izniyle bu kararlılığımızdan hiçbir surette taviz vermeyeceğiz. Milli irade ve demokrasi düşmanlarıyla mücadelemizi sürdürürken hukuk ve adaleti gözetecek, mağduriyetlerin önüne geçecek, masumlarla mücrimleri ayırmaya azami kararlılık göstereceğiz. Son darbeci yargıya hesap verene kadar bu süreci hassasiyetle yürüteceğiz.

“Topyekün Türkiye ve bekamız hedef alındı”

15 Temmuz gecesi sadece bir işgal girişimini püskürtmedik. Aynı zamanda istiklal ve istikbalimize de sahip çıktık. O gece sadece bizi ve aile efradımızı hedef almadı. Sadece AK Parti ve hükümetimiz hedef alınmadı. Devletimizin güvenlik birimleri TRT, TÜRKSAT, basın yayın kuruluşları hedef alınmadı. Topyekün Türkiye ve bekamız hedef alındı. Hedef şahsımızla ve ailemizle birlikte tüm milletimizdi. 85 milyondu. Taşeron olarak FETÖ’cüler eliyle milletin iradesine zincir vurmayı amaçlıyorlardı. FETÖ’yü sureti haktan göstererek 40 yıl boyunca beslediler, büyüttüler, himaye ettiler, yurt dışında önünü açtılar. Klasörler konusu delile rağmen darbeci ve elebaşlarını ısrarla desteklemeyi sürdürdüler. Çatışma ve kıtlıktan kaçan mazlumlara bir lokma ekmeği çok görürken FETÖ’cü hainleri bunun için bağırlarına bastılar. Batı başkentlerinde ellerini kollarını sallayarak serbestçe gezebiliyorlar. Bizler de Cumhur ittifakı ile birlikte önemli adımı attık, tedbirlerimizi oluşturduk. Darbecilere kol kanat vermeyi, hukuk ve adalet diyerek yutturmaya çalışıyorlar. Ellerinde masum kanı olan FETÖ’cülere gösterilen müsamahanın hukuk ve demokrasiyle ilgisi yoktur. 15 Temmuz gecesi kullandıkları bu piyonu Türkiye’ye karşı projelerinde yeniden önümüze sürmektir.

“15 Temmuz’da son kozlarını oynadılar”

1960’dan beri ülkemizde yapılan darbelerin arkasında kimin eli varsa aynı üst akıl 15 Temmuz ihanetinde de tüm unsurlarıyla devredeydi. İşaret fişeği bizim ‘one minute’ çıkışımızdan hemen sonra atıldı. Şahsımız ve hükümetimizin Filistin davasına sağladığı güçlü destek siyonist lobi ve onların içimizdeki etki ajanlarını rahatsız etmişti. Önce 7 Şubat MİT krizi ardından Gezi olaylarıyla iktidarımızı alaşağı etmeye kalktılar. Akabinde 17-25 Aralık Emniyet, yargı darbe girişimiyle hükümetimize karşı hamle yaptılar. 15 Temmuz’da son kozlarını oynadılar. Bu sinsi planları yırtıp attık. Çanakkale, İstiklal Harbimizde olduğu gibi 15 Temmuz’da milletin istiklalini milletin azim ve kararlılığı kurtarmıştır.

“15 Temmuz milletimizin son bir asırda yazdığı en büyük destandır”

15 Temmuz milletimizin son bir asırda yazdığı en büyük destandır. On yıllar boyunca gururla anlatılacak direniş olma yanında milletimizin küllerinden yeniden doğuşun da hikayesidir. 15 Temmuz, ülkemiz, milletimiz ve demokrasimiz için hakiki dostların ortaya çıktığı turnusol görevi görmüştür. O gece iş başa düşünce ellerinde bayraklarıyla sokaklara koşanların yanısıra ikbal peşinde koşanları da gördük. Çıplak elleriyle tanklara meydan okuyanlarla birlikte tankların arasından sıvışıp kaçanları da gördük.

“15 Temmuz etkinliklerinin ana temasını ‘Milletin zaferi’ olarak belirledik”

Hangi siyasi partiden olursa olsun tek yürek, tek bilek olanlarla birlikte milletimizin ezeli kardeşliğini dinamitlemeye çalışanları da gördük. Sabaha kadar milletimizin zaferi için dua edenlerle beraber darbecilerin galip gelmesini dört gözle bekleyenleri de gördük. 15 Temmuz’da ülkemizin nasıl badire atlattığını unutmamak, darbeci ve arkasındaki güçlere karşı verilen mücadeleyi unutturmamak vefa borcumuzun bir gereğidir. 15 Temmuz etkinliklerin ana temasını ‘milletin zaferi’ olarak belirledik. Sabah İstanbul Şehitler Köprüsü’nün hemen girişinde ilk programımızı yaptık. Ardından buradayız. Türkiye’nin 81 vilayetinde bu programlar devam ediyor.

“Yeni Türkiye 15 Temmuz ruhunun üstünde yükselecek”

Gençlerimizin 15 Temmuz’u anlamalarını, içselleştirmelerini, o gece asil milletimizin yazdığı eşsiz destanlarla gurur duymalarını arzu ediyoruz. Birileri rahatsız olsa da şuna yürekten inanıyoruz; Çanakkale ruhu 1 asır milletimize rehberlik etmişse, 15 Temmuz da Türkiye Yüzyılı’nın inşasına öncülük etmiştir. Kutup yıldızlarımız olarak tüm gençlerimiz bizlere yol gösterecek. Yeni Türkiye 15 Temmuz ruhunun üstünde yükselecek. Her 10 yılda bir demokrasimizin askıya alınmadığı, milletin egemenliğine kast etmeye kimsenin cüret edemediği, dış politikası bağımsız, ekonomisi güçlü, itibarı yüksek çekim merkezi gelmiş bir Türkiye’yi inşallah inşa edeceğiz. Bunun için 15 Temmuz ruhuna sahip çıkmak çok ama çok önemlidir. Bizim nazarımızda milletin iradesine kast edenler arasında hiçbir ayrım yoktur. Vatandaşa silah doğrultan kim olursa olsun yine karşısında dimdik dururuz. Sandıkta tecelli eden iradesine Allah’ın izniyle gölge düşürmeyiz.

“Birilerinin 15 Temmuz kıyamına çamur atma çabalarını ibretle ve üzüntüyle takip ediyoruz”

FETÖ’cülerin arkasına saklandığı manevi milli değerlerimizin örselenmesine izin vermeyiz. 27 Mayıs, 12 Eylül, 28 Şubat, 15 Temmuz vari saldırılarla karşı karşıya kalmaması için gereken her türlü tedbiri alıyoruz ve almaya da devam edeceğiz. Birilerinin 15 Temmuz kıyamına çamur atma çabalarını ibretle ve üzüntüyle takip ediyoruz. Birileri çıkıyor, uyduruk bahanelerle milletin heyecanını paylaşmaktan imtina ediyor. Adı sanı, unvanı ne olursa olsun her kim 15 Temmuz’a laf söylüyorsa hedefi millettir, demokrasidir. Her kim milletin zaferini küçümsüyorsa, tiyatro diyerek bühtan ediyorsa, FETÖ’cü efendilerine diyet borcunu ödemektir asıl amaçları. Biz bunlara prim vermedik vermeyeceğiz. Milletimizde engin ferasetiyle sinsi niyeti görmektedir. FETÖ ve onu kullanan üst akla yaranmak için herşeyi yaptılar. Ne yaptılarsa 8 yıldır emellerine ulaşamadılar. İnşallah hiçbir zaman da ulaşamayacaklar. O gecenin asıl kahramanı milletimiz zaferine de sahip çıkacaktır. Hemen yanı başımızda şehit düşenlerin fedakarlıklarını önemsiz göstermeye kimsenin gücü yetmez. Her 15 Temmuz demokrasi ve milli birlik gününde 85 milyon hem kahraman şehitlerimizi yad edeceğiz hem de bu önemli günü hakkıyla idrak edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-darbe-girisiminin-8-yili-cumhurbaskani-erdogan-bu-ihanet-sebekesi-degil-8-yil-80-yil-sonra-bile-nefretle-anilacaktir/feed/ 0
Bursa’da 15 Temmuz Şehitleri Anma Etkinlikleri Gerçekleştirildi https://www.haber60.com.tr/bursada-15-temmuz-sehitleri-anma-etkinlikleri-gerceklestirildi/ https://www.haber60.com.tr/bursada-15-temmuz-sehitleri-anma-etkinlikleri-gerceklestirildi/#respond Tue, 16 Jul 2024 00:12:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39692 Bursa’da Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü çerçevesinde şehitleri anma etkinlikleri gerçekleştirildi. 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda düzenlenen törende konuşan Bursa Valisi Mahmut Demirtaş, FETÖ’nün 40 yıllık planı ve gücünün milli irade karşısında bir gecede tarihin çöplüğüne gittiğini söyledi.

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin 8. yılında Bursa’daki anma programları, 15 Temmuz Demokrasi ve Bayrak Yürüyüşü ile başladı. Bursa Valiliği önünden başlayan yürüyüşe Bursa Valisi Mahmut Demirtaş, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, AK Parti Bursa Milletvekilleri, AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan, ilçe belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri ve yüzlerce vatandaş katıldı. Bursa Büyükşehir Belediye Bandosu ve Mehter Takımı da yürüyüşe eşlik etti. 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda son bulan yürüyüş sonrası program saygı duruşunda bulunulması, İstiklal Marşı’nın okunması ve Kuran’ı Kerim tilavetiyle devam etti.

Törende konuşan Bursa Valisi Mahmut Demirtaş, “Aziz milletimiz, kendisini hesaba katmayanlara milli iradenin ne demek olduğunu en ağır şekilde göstermiş, adeta milli irade dersi vermiştir. Üzerinden 8 yıl geçse de o gece yaşadıklarımız hafızalarımızda hala dün gibi canlılığını koruyor. Yaptığımız hamlelerin benzerleri tüm kentlerimizde hayata geçirildi ve en nihayetinde gün ağarırken darbe planı boşa düşürüldü. Milletimizin milli ve manevi değerlerini kendileri ve hamleleri istikametinde sömüren, hainler topluluğunun gücü milletimizin çelikleşmiş iradesine çarparak bir gecede parçalandı. FETÖ’cü hareketin kırk yıllık planı ve biriktirdiği güç, milli irade karşısında bir gecede tarihin çöplüğündeki yerini aldı” ifadelerini kullandı.

“Bu milletin darbelere karşı nasıl bir dayanışma gösterdiğini o gece gördük”

Hain darbe girişimi karşısında Türk milletinin büyük dayanışma örneği gösterdiğini ifade eden Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, “Milletin iradesine karşı yapılan darbenin, ihanetin, milletin zaferi ile sonuçlandığı günü anıyoruz ve 8 yıl önce şehit düşenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Gazilerimizi de minnetle anıyorum, iyi ki varlar. Bu milletin darbelere karşı nasıl bir dayanışma gösterdiğini, o gece hep beraber gördük. Bu vesileyle vatanımızın bölünmez bütünlüğü ve demokrasimizin korunması için canını feda eden şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum” diye konuştu.

“Bir gecede 250 şehit, 20 binin üzerinde gazi”

15 Temmuz gecesi şehit düşenleri rahmetle anan AK Parti Bursa Milletvekili Refik Özen de, “İçeriden dışarıdan zor bir coğrafyada yaşamı yaşıyoruz ve bu ülke, bu millete yakın siyasi tarihimizde çektirilen acıları ve çektirilenleri gayet iyi biliyoruz. İlk defa 8 sene önce bu millet ‘yeter’ dedi. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bir çağrısıyla meydanlara indi ve o hainlere fırsat vermedi. Allah hepinizden razı olsun. Bir gecede 250 şehit, 20 binin üzerinde gazi veren bu millet, bu vatan uğruna, bu bayrak uğruna canlarını feda eden tüm kahraman şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle yad ediyorum” dedi. – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/bursada-15-temmuz-sehitleri-anma-etkinlikleri-gerceklestirildi/feed/ 0
15 Temmuz Demokrasi Müzesi, FETÖ’nün hain darbe girişimini ziyaretçilere hatırlatıyor https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-demokrasi-muzesi-fetonun-hain-darbe-girisimini-ziyaretcilere-hatirlatiyor/ https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-demokrasi-muzesi-fetonun-hain-darbe-girisimini-ziyaretcilere-hatirlatiyor/#respond Mon, 15 Jul 2024 23:15:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39647 FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki hain darbe girişiminin üzerinden 8 yıl geçerken Gaziantep’teki 15 Temmuz Demokrasi Müzesinde sergilenen objeler ve videolar, o gece yaşanılanları ziyaretçilere hatırlatıyor.

FETÖ’nün 2016 yılında gerçekleştirdiği darbe girişiminde yaşananların gelecek nesillere aktarılması amacıyla Gaziantep’te kurulan Türkiye’nin ilk 15 Temmuz müzesi olan “15 Temmuz Demokrasi Müzesi”nin ziyaretçileri eksik olmuyor.

Üzerinden 8 yıl geçen FETÖ’nün hain darbe girişiminin anlatıldığı “15 Temmuz Demokrasi Müzesi” darbe girişiminin yıl dönümünde vatandaşlar tarafından ziyaret edildi.

İstasyon Parkı’ndaki müzede, darbe gecesi yaşananların kronolojik anlatısının yanı sıra ziyaretçilerde tanıklık hissini oluşturmak için deneyim alanları da bulunuyor. Müzede, 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “facetime” uygulaması aracılığı ile vatandaşlara yönelik yaptığı konuşmanın yer aldığı video ile halkın selalar eşliğinde sokağa çıktığı anları yansıtan ışık ve ses yerleştirmeleri de bulunuyor.

Gece yarısından sonra şiddetlenen direniş ve çatışmalar müzede önemli bir yer tutarken, bir başka bölümde ise ziyaretçiler, sanal gerçeklik teknolojisinin yardımıyla TRT’ye yapılan baskın ve korsan bildiri okutulması sırasındaki olaylara tanıklık etme imkanı buluyor.

Müzede, tankların 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nü kapatmasından başlayarak darbenin bastırıldığına dair 16 Temmuz’da TBMM’de yapılan resmi açıklamaya kadar olan o süreç de anlatılıyor. Müzenin dış bölümünde ise 15 Temmuz şehitlerinin isimlerinin yazılı olduğu anıt duvar dikkati çekiyor. Müzede, 15 Temmuz’daki karanlık geceyi unutturmayacak olan hain darbe girişimi, özel ses ve görsel efektlerle de anlatılıyor. Darbeye ilişkin birçok görsel çalışmanın yer aldığı mekanda, şehit ve gazilere ait çok sayıda özel eşyaların yer aldığı özel bölümler de bulunuyor. Müzede ayrıca Ankara Emniyet Müdürlüğü otoparkında park halinde bulunan İstihbarat Şube Müdürlüğüne ait polis aracı ile bir vatandaşa ait olan ve zırhlı tanklar tarafından ezilerek hurda haline getirilen iki araç da bulunuyor.

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Kütüphaneler ve Müzeler Şube Müdürü Murat Dağ, üzerinden 8 yıl geçen FETÖ’nün hain darbe girişiminin izlerinin “15 Temmuz Demokrasi Müzesi”nde ziyaretçilere hatırlatıldığını söyledi. Darbeye ilişkin birçok görsel çalışmanın yer aldığı müzede, şehit ve gazilere ait hatıralarının da bulunduğunu belirten Dağ, 15 Temmuz’u unutturmamak için çabaladıklarını söyledi.

Müzede o gece yaşananlara ilişkin güvenlik kameraları kaynaklı görüntülerin yanı sıra vatandaşlara ait cep telefonu çekimlerinin kronolojik bir sırayla ekranlardan aktarıldığını belirten Dağ, ziyaretçilerin bu duyguyu bire bir yaşamalarını sağladıklarını kaydetti.

“O gün 251 şehit ve binlerce yaralı verdik”

Hain darbe girişiminin 8 yıldönümü olduğunu hatırlatan Dağ, “8 yıl önce bir hain, haince bir kalkışma gerçekleştirmek istedi. Türk halkının girişimleri ile darbe teşebbüsü saf dışı bırakıldı. O gün 251 şehit ve binlerce yaralı verdik. Biz de Gaziantep Büyükşehir Belediyesi olarak Türkiye’nin ilk 15 Temmuz Müzesini darbe teşebbüsünden bir yıl sonra Gaziantep’te açtık. Müzemizde 15 Temmuz gecesi şehit ve gazi olanların aziz hatıralarını ölümsüzleştirmek üzere ve o günü unutmamak üzere yapılmış bir müzedir” dedi.

“Müzemize yeni iki tane envanter kazandırdık”

Ankara Emniyet Müdürlüğü otoparkında park halinde bulunan İstihbarat Şube Müdürlüğüne ait polis aracı ile bir vatandaşa ait olan ve zırhlı tanklar tarafından ezilerek hurda haline getirilen iki aracı da bu yıl müzeye getirdiklerini belirten Dağ, “Müzemize yeni iki tane envanter kazandırdık. Bu araçlarımızda 15 Temmuz gecesi darbeciler tarafından derdest edilen araçlardır. Bu araçları müzemize kazandırdık. Gelen ziyaretçiler 15 Temmuz’un acı hatıralarını bu iki araç üzerinden de görebilirler” şeklinde konuştu.

15 Temmuz şehitlerinin ve gazilerimizin aziz hatıralarının Gaziantep’teki “15 Temmuz Demokrasi Müzesi”nde yaşatıldığını belirten Dağ, “Müzemiz Gaziantep’te yaşayanlar başta olmak üzere birçok ilden gelen turistler tarafından ziyaret ediliyor. Müzemize gelen ziyaretçiler adım adım, saniye saniye 15 Temmuz’un izlerini sürebiliyorlar. Müzemizde dijital ağırlıklı olarak temalar bulunmaktadır. Darbe teşebbüsünün ilk başladığı saatlerden darbe teşebbüsünün başarısız olduğu dakikalara kadar o geçen süreçte nelerin yaşandığını ziyaretçilerimiz adım adım müzemizde takip edebiliyorlar. Özellikle okul gruplarından öğrencilerimizi ziyaretçilerimize dahil ediyoruz. Öğrencilerimizi okuldan alıp müzemize getirip tekrar okullarına bırakıyoruz. Bu şekilde de milli şuuru öğretmeye çalışıyoruz” diye konuştu.

Ziyaretçilerden Tuncay Bozbey de 15 Temmuz darbe girişiminin yıl dönümü nedeniyle “15 Temmuz Demokrasi Müzesi”ne geldiğini ve çok etkilendiğini belirtti. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-demokrasi-muzesi-fetonun-hain-darbe-girisimini-ziyaretcilere-hatirlatiyor/feed/ 0
Dem Parti Sözcüsü Doğan’dan Dışişleri Bakanı Fidan’a: “Türkiye, Suriye’de Bu Sefer Ne Arıyor?” https://www.haber60.com.tr/dem-parti-sozcusu-dogandan-disisleri-bakani-fidana-turkiye-suriyede-bu-sefer-ne-ariyor/ https://www.haber60.com.tr/dem-parti-sozcusu-dogandan-disisleri-bakani-fidana-turkiye-suriyede-bu-sefer-ne-ariyor/#respond Mon, 15 Jul 2024 23:00:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39632 (ANKARA) – DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin MYK toplantısı sürerken açıklama yaptı. Doğan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Suriye ile ilgili açıklamalarını eleştirerek “Suriye’deki bu karmaşık tabloda Türkiye’nin nasıl bir rolü oldu? Türkiye, Suriye’de bu sefer ne arıyor? Hakikaten Fidan’ın dediği bir normalleşme furyası başlayacaksa ki böyle bir furya aldı başını gidiyor, ‘normalleşme’ diyerek bir normalizasyonun olmadığını son aylarda hep beraber görmüyor muyuz” dedi.

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğanu, partisinin MYK toplantısı devam ederken gündeme dair açıklamalarda bulundu. Toplantının Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler hakkındaki değerlendirmelerle başladığını bildiren Doğan, “Suriye’deki bu karmaşık tabloda Türkiye’nin nasıl bir rolü oldu? Türkiye, Suriye’de bu sefer ne arıyor? Hakikaten Fidan’ın dediği bir normalleşme furyası başlayacaksa ki böyle bir furya aldı başını gidiyor ‘normalleşme’ diyerek bir normalizasyonun olmadığını son aylarda hep beraber görmüyor muyuz” dedi.

Filistin’e yönelik saldırılara da değinen Doğan, “Gazze’den Amediye’ye kadar her yanı savaş ve çatışma hali sarmış durumda. Bundan Türkiye’de çok ağır ekonomik maliyetlerle, siyasal sonuçlarla ve ne yazık ki can kayıplarıyla, ağır bedellerle etkileniyor” dedi. “İmralı’da süren tecrit, hapishanelerin durumu, hasta tutsakların hali, kayyum politikaları değişmeyen gündem konularımızdı” diye konuşan Doğan, şu bilgileri verdi:

Adalet Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’na çağrı

“Ben dün Sincan Ceazaevi’nde bazı tutuklu arkadaşlarımızı ziyarete gittim ve orada cezaevi gözlem ve idare kurullarının yaşattığı zulmü bir kez daha dinledim. Bu bile hapishanelerin durumunun artık ne kadar kritik bir hal aldığını biz kez daha gösteriyor. İmralı’da sayın Öcalan’a uygulanan ve yalnızca onunla sınırlı kalmayan; onunla birlikte tecride maruz bırakılan diğer tutukluların durumundan bahsetmişken Adalet Bakanlığı’na bir çağrı yapmak istiyoruz tekrar. Bu insan hakkı ihlalinden, insanlık suçundan vazgeçilmesi gerekiyor. Tecrit ağır bir insanlık suçudur ama İmralı Ada Hapishanesi’nde tutulanların sağlık hakları da ihlal ediliyor. Dolayısıyla Sağlık Bakanlığı’na da çağrı yapıyoruz. Orada tutulan insanların sağlık durumları bir kaygı ve endişe konusu. Buna dair bir açıklama yapmak gerekiyor.

“Olmayan bir demokrasi Türkiye’de sürekli bir şekilde darbelerle kesintiye uğruyor”

15 Temmuz darbe girişiminin yıl dönümüyle nedeniyle de değerlendirmelerde bulunan Doğan, “Bugün 15 Temmuz. Türkiye geçmişten ne yazık ki dersler çıkarmak yerine aynı yöntemlerde ısrar ediyor ve bundan vazgeçmiyor. Darbe girişiminin yıl dönümü. Olmayan bir demokrasi Türkiye’de sürekli bir şekilde darbelerle kesintiye uğruyor. İlkesel olarak her türlü darbe ve askeri kalkışmaya karşıyız. Demokratik zeminin bu şekilde kesintiye uğratılmasına karşı mücadele etmek için onlarca yıllardır da büyük bedeller ödüyoruz. Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu şey daha çok demokrasi, daha çok özgürlük, daha çok adalettir” ifadelerini kullandı.

“Darbe girişimi karanlıkta kaldı, bu yapılarla yüzleşilmedi”

Ayşegül Doğan, şunları söyledi:

“Her tür darbenin, askeri kalkışmanın ardında gizli saklı tutulan, bir türlü yüzleşilmek istenilmeyen bir siyasi güç olduğunu biliyoruz. Bu yapılar saklandı, saklanmaya devam ediyor. Darbe girişimi karanlıkta kaldı, bu yapılarla yüzleşilmedi. OHAL’ler çıkartıldı. Ancak bir başka darbeyle mümkün olabilecek hukuksuzluklar silsilesi yaşandı. Bugünkü rejimin tesisi için adeta yaşananlar bir fırsata dönüştürüldü. Kayyumlara yol açıldı. 15 Temmuz 2016’da yaşananlarla çıplak bir şekilde yaşananlarla çıplak bir şekilde yüzleşmek öncelikli olarak iktidarın görevidir. Bu konuda iktidarı daha açık ve şeffaf bir şekilde sorumluluk almaya ve bunların siyasi sorumlularıyla yüzleşmeye davet ediyoruz. Yalnızca iktidar değil muhalefet partileri de bunu bir demokrasi sorunu olarak ele almak yerine ne yazık ki milliyetçiliği körüklemeyi tercih ettiler ve o günden bugüne 15 Temmuz’u kendi tabanlarını konsolide etmenin bir aracı olarak gördüler.

“Ankara-Bağdat-Şam-Erbil arasında kurulacak bir ittifak savaş ve çatışma ittifakı olmamalı”

Irak-Kürdistan bölgesinde yaşananlardan çok büyük bir kaygı duyuyoruz. Kürtler yaşadıkları tüm coğrafyalarda neresi olursa olsun varlık mücadelesi vermek durumunda kalıyorlar. Son derece meşru haklarını kullanıyorlar bu saldırılara karşı. Daha önce bu çok acı bir şekilde tecrübe edildi. Hiç kimse, hiçbir güç halkları tekrar bu kötü tecrübeleri yaşayacak günlere götürmemeli. Ankara-Bağdat-Şam-Erbil arasında kurulacak bir ittifak savaş ve çatışma ittifakı olmamalı. Eğer bir ittifak kurulacaksa bugüne kadar kurulanın tam tersine savaşa karşı, çatışmaya karşı ve halkların kazanımlarını koruyacak bir ittifak olmalı. Hiçbir güç burada yaşayan Kürtleri karşı karşıya getirmemeli. Yapılacak her hesap bu dönemde daha çok barış ve bir arada yaşam için olmalıdır. Hiçbir Kürt gücü de bu hesapların bir parçası olmamalıdır.

“Halkların iradesine saygı duyuyor musunuz?”

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın açıklamalarından alıntılar yapmak istiyorum. Diyor ki ‘Suriye’de çok karmaşık bir tablo var ve bu tablonun tartışılmaya açılması için çok zaman lazım.’ Bir kere şunu hatırlatmak isteriz: 10 yılı aşkın bir savaş halinden bahsediyoruz. Suriye’deki bu karmaşık tabloda Türkiye’nin nasıl bir rolü oldu? Türkiye, Suriye’de bu sefer ne arıyor? Hakikaten Fidan’ın dediği bir normalleşme furyası başlayacaksa ki böyle bir furya aldı başını gidiyor ‘normalleşme’ diyerek bir normalizasyonun olmadığını son aylarda birlikte görmüyor muyuz?

Eğer siz Suriye ile ilişkilerde bir normalizasyon arıyorsanız ve gerçekten geçmişi yeniden düşünerek bunu yapacaksanız açık ve şeffaf şekilde kamuoyuyla paylaşılması gerekir. Mültecilerle ilgili Türkiye ne yapacak? Gönüllü dönüşler dahil olmak üzere nasıl bir planlama yapılacak? Suriye’de yaşayan halklar birleşik ve demokratik bir Suriye’de yaşamak istiyorlar. Siz de halkların iradesine saygı duyuyor musunuz?

Ekmek ve Adalet kampanyası 19 Temmuz’da başlıyor

Partisinin 19 Temmuz’da başlatacağı “Ekmek ve Adalet Kampanyası” hakkında da bilgilendirme yapan Doğan, “Mardin’de Kızıltepe’de 19 Temmuz’da start veriyoruz. Starta Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan katılıyor, Mardin Büyükşehir Belediyesi ve ilçeleri eş başkanları, Mardin milletvekillerimiz katılıyor. 19 Temmuz’da saat 17.00’de Kızıltepe’de vereceğimiz start ilke ‘Ekmek ve Adalet’ kampanyamızı başlatıyoruz. Mardin’den sonra 25 Temmuz’da Ağrı’da bir esnaf buluşması gerçekleştireceğiz. Gürbulak sınır kapısında bir açıklama ve buluşma gerçekleşecek. 28 Temmuz’da Batman’da bir ’emek’ buluşması planlıyoruz. 29 Temmuz’da Hatay rezerv alanında bir buluşma olacak. 7 Ağustos’ta Iğdır’da bir tarım ve kadın işçilerle bir buluşma gerçekleştirilecek. 11 Ağustos’ta Kocaeli-Gebze’de tersane işçileri ile, 18 Ağustos’ta Antalya’da turizm işçileri ile, 19 Ağustos’ta İzmir’de emeklilerle buluşma gerçekleşecek. 20 Ağustos’ta İzmir Ekoloji Buluşması planlıyoruz. 21 Ağustos’ta Manisa’da tarım işçileri ile buluşuyoruz.”

]]> https://www.haber60.com.tr/dem-parti-sozcusu-dogandan-disisleri-bakani-fidana-turkiye-suriyede-bu-sefer-ne-ariyor/feed/ 0 Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nde ‘Direniş! Bedir’den Çanakkale’ye! 15 Temmuz’dan Gazze’ye’ Konferansı Düzenlendi https://www.haber60.com.tr/agri-ibrahim-cecen-universitesinde-direnis-bedirden-canakkaleye-15-temmuzdan-gazzeye-konferansi-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/agri-ibrahim-cecen-universitesinde-direnis-bedirden-canakkaleye-15-temmuzdan-gazzeye-konferansi-duzenlendi/#respond Mon, 15 Jul 2024 22:57:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39629 Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nde (AİÇÜ) “Direniş! Bedir’den Çanakkale’ye! 15 Temmuz’dan Gazze’ye” konferansı düzenlendi

AİÇÜ Recep Tayyip Erdoğan Kültür ve Kongre Merkezi Selçuklu Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen, Araştırmacı-Yazar Seyfullah Şenel konuşmacı olduğu “Direniş! Bedir’den Çanakkale’ye! 15 Temmuz’dan Gazze’ye” konferansına, Ağrı Valisi Mustafa Koç, Rektör Prof. Dr. Abdulhalik Karabulut, Ağrı Cumhuriyet Başsavcısı Adem Çalış, İl Protokolü, akademisyen ve idari personel ile vatandaşlar katıldı. Prof. Dr. Karabulut, protokol üyeleri ile konferans öncesinde 15 Temmuz Resim Sergisi’ni ziyaret etti.

Konferansta konuşan AİÇÜ Rektörü Prof. Dr. Abdulhalik Karabulut, hain FETÖ/PDY terör örgütünün darbe teşebbüsünde bulunduğu 15 Temmuz 2016 gecesi aziz milletimizin bu karanlık geceyi demokrasiye ve özgürlüklere olan inancını güçlendiren bir direnişle karşıladığını belirtti.

İnsanların yaşadığı toprakların her zaman onların şekillenmesinde önemli bir rol oynadığını ifade eden Prof. Dr. Abdulhalik Karabulut, “İbn-i Haldun, Mukaddimesinde ‘Coğrafya kaderdir’ demektedir. Bu topraklar bizim kaderimiz olduğuna göre, burada birlik-beraberlik içerisinde kardeşçe yaşamak ve her metrekaresinde bir medeniyetin ortaya çıktığı bu aziz vatanda güçlü olmak zorundayız ki, 15 Temmuzları bir daha yaşamayalım” dedi.

Prof. Dr. Karabulut, “Bu millet, tankın, topun, tüfeğin, F16 uçaklarının karşısına sadece ve sadece imanıyla, inancıyla, yüreğiyle dikildi. Bu yüce millet, tarih boyunca kendisine karşı girişilen darbeler zincirinin son halkası olan FETÖ/PDY ihanetinde, 15 Temmuz Gecesi şehitleriyle ve gazileriyle top yekün gösterilen cesaret, dirayet, kararlı ve dik duruşuyla tarih yazdı. Bu devlet kendisine silah çekene, vatandaşına kurşun sıkana, vatandaşının üzerine tankla-topla yürüyene, bomba yağdırana hak ettiği cezayı verdi ve vermeye devam etmek zorundadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği, dirayeti ve cesareti ile halkımızın kenetlenmesi bu hain silahlı darbe girişiminin başarısızlığa uğratılmasını sağlamış, böylelikle Türkiye, terör belasından kurtulmak için büyük mesafe kat edebilmiş, bugün Ayasofya’ya vurulan zincirleri kırabilmiştir. Ayasofya, yine bir darbe sonucu birinci saltanatında tahttan indirilen Fatih Sultan Mehmet Han’ın mirası, Fethin kutlu sembolü, tam bağımsızlığımızın bir nişanesidir” diye konuştu.

Prof. Dr. Karabulut, “15 Temmuz’da olduğu gibi bizler çalışır gerekeni yaparsak, Rabbimizin de yardımına mazhar oluruz. Bu duygularla, 15 Temmuz Gecesi darı bekaya yürüyen şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum, gazilerimize sağlık ve sıhhat diliyorum. Türkiye’de duruşuyla, verdiği konferanslarla örnek bir insan olan kıymetli Seyfullah Şenel kardeşimiz ile tekrar bir arada olmaktan mutluluk duyduğumu ifade ediyor, kendisine en kalbi teşekkürlerimi sunuyorum. Bugün artık direniş değil, diriliş günüdür. Rabbim bir daha 15 Temmuz’ları bu aziz millete yaşatmasın diye dua ediyorum. 15 Temmuz Demokrasi Zaferimiz kutlu olsun!” diye konuştu.

“Direniş! Bedir’den Çanakkale’ye! 15 Temmuz’dan Gazze’ye” konferansında konuşan Araştırmacı-Yazar Seyfullah Şenel, “15 Temmuz’da hain terör örgütü tarafından gerçekleştirilen darbe girişiminde birçok vatandaşımız canını feda etmiş, birçoğu da yaralanmıştır. Ancak bu fedakarlıklar, milletimizin birlik ve beraberlik içinde olmasıyla taçlanmıştır. Siyasi görüş, etnik köken, dini inanç farkı gözetmeksizin Türk milletinin bir olduğunda darbeci zihniyete ve tüm dünyaya neler yapabileceğini göstermiştir. Bugün ve yarın ihtiyacımız olan ise; 15 Temmuz günü sahip olduğumuz ‘Direniş’ ruhu ve 16 Temmuz sabahı sahip olduğumuz sorumluluk bilincidir. Türkiye’nin gerçek gücü, birlik ve beraberliğindedir. Uçakların, helikopterlerin, silahların önüne imanından aldığı güçle çıkan kahraman halkımız, Çanakkale’de ortaya koyduğu ruhu 15 Temmuz’da bir kez daha sergilemiştir” dedi.

Konferans, Prof. Dr. Karabulut’un Araştırmacı-Yazar Seyfullah Şenel’e teşekkür belgesi takdimi ile sona erdi. – AĞRI

]]>
https://www.haber60.com.tr/agri-ibrahim-cecen-universitesinde-direnis-bedirden-canakkaleye-15-temmuzdan-gazzeye-konferansi-duzenlendi/feed/ 0
Özgür Özel: “Bir Ülkede Darbe Oluyorsa Millet Egemenliği Güçsüz Demektir” https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-bir-ulkede-darbe-oluyorsa-millet-egemenligi-gucsuz-demektir/ https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-bir-ulkede-darbe-oluyorsa-millet-egemenligi-gucsuz-demektir/#respond Mon, 15 Jul 2024 22:48:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39620 (ANKARA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “15 Temmuz gibi bir gecenin bir daha yaşanmaması için herkesin üzerine düşen çok önemli sorumluluklar var. Bu binayı (Meclis) güçlendirmek lazım. Bu bina ne kadar güçlü olursa yani millet temsilcilerine ne kadar güvenir, temsilcileri kendilerine ne kadar güvenir, ne kadar bağımsız kararlar verebilirler, ne kadar milletin denetimi burada, bu binanın denetimi de yürütmenin üzerinde güçlü olursa her şey kolay. Bunu başarabilen ülkelerde darbenin d’si akla gelmiyor. Bir ülkede darbe oluyorsa millet egemenliği güçsüz demektir çünkü güç bir yerde toplandı mı herkes onu ele geçirmeye çalışıyor. Oysa güç millette oldu mu, kimse milleti ele geçiremez” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün, TBMM’de, Habertürk TV’nin 15 Temmuz’a özel canlı yayınına katıldı, gazeteci Fevzi Çakır’ın sorularını yanıtladı. Özel, şunları söyledi:

“Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Osmanlı’nın en iyi yetişmiş paşalarından birisi, Milli Mücadele kahramanı… Dönüyor herkes gözünün içine bakıyor, ‘Bu ülkeyi nasıl yöneteceksin’ diye. Krallıkla yönetebilir, başkanlık sistemiyle yönetebilir, padişahlığa devam edebilir. Ama daha Milli Mücadele’ye girişmeden topladığı ‘Meclis ne görev verirse, millet ne görev verirse onu yapacağız’ diyor ve hep Meclis’e vurgu yapıyor. O yüzden bütün darbelerin hedefi hep Meclis olmuştur. Fethullah Gülen cemaati ile CHP’nin çizgisinde tarihsel bir husumet var. 15 Temmuz’a giderken havada uçuşan birçok bilgi vardı. Şimdiden baktığınızda, o günlerde devletin elindeki istihbarat, gazetecilerin istihbaratı, buralarda konuşulanlar, ‘Bunlar bir darbeye kalkışabilir’ beklentisi vardı. Ama tanklarla insanların ezileceği, F-16’larla Meclis’in bombalanacağı kimsenin aklının ucundan geçmiyordu.

“Liyakat yerine sadakat ya da yaşam biçiminin benzemesine duyulan güven bizi bu noktalara getirdi”

Rakamlara baktığınızda tehlikenin aslında ne büyük ve hepimizin algılarının noktada eksik olduğunu da görmek lazım. 33 bin subay vardı, 11 bin 400 subay FETÖ’cülükten ordudan atıldı. Kurmaylara baktığımızda oran yüzde 84. birçok darbe, kendisine meşru bir gerekçe üretir. Bunlar, sistematik bir şekilde yıllardır buna hazırlanıyorlarmış. Bu süreçteki kusur şudur: ‘Bunların alnı secdeye geliyor, bunlardan kötülük gelmez’ algısı. Liyakat yerine sadakat ya da yaşam biçiminin benzemesine duyulan güven bizi bu noktalara getirdi. İktidar-muhalefet hep birlikte bir araya gelinebilse, ‘Böyle bir belayla karşı karşıyayız. Gelin, bunlarla birlikte mücadele edelim’ noktasında olunsa belki bu kadar kan dökülmeden, o büyük acı yaşanmadan atlatılabilirdi. O süreçlerin hepsinden hepimizin alması gereken der var ama şunu çok rahatlıkla söylemem lazım: Fethullah Gülen Cemaati’nin devlete sızması ve yerleşmesinde, geçmişte tüm bu görevleri yapmış olanların belli oranlarda sorumluluğu vardır ancak AKP, onlara öyle bir alan açtı ki devletin en kritik yerlerine yerleştiler.”

“O gece, ‘Bütün darbeler meclisleri kapatır, bizim bu Meclis’i açmamız lazım. Gidelim, orada mücadele edelim’ dedik”

Özel, 15 Temmuz gecesi yaşadıklarını şöyle anlattı:

“14’ünü 15’ine bağlayan gece -ben de nöbetçiydim- 02.30 gibi bu Meclis kapandı. Ardından milletvekilleri illerine dağıldılar. Buradaki odamda, çalışmaları akşamüstü 17.00-18.00 gibi bitirdim. Saat 21.40 gibi misafirhanenin önüne arabayı park etmek üzereyken adeta başımın bir karış üstünden bir uçak geçti. Gece 22.00 gibi köprü kapandı ve anlaşıldı ki bir darbe girişimi var. Ben o sırada milletvekili grubuna hemen mesaj yazdım, ‘Arkadaşlar partide toplanalım’ dedim. Partiye gittim. O gün Ankara’da toplam 16 kişiymişiz, 16 arkadaşımızla birlikte bir değerlendirme yaptık. Dedik ki ‘Bütün darbeler meclisleri kapatır, bizim bu Meclis’i açmamız lazım. Yoksa bunlar giderler, Meclis’i zapt ederler, bir daha girilmez. Gidelim, orada mücadele edelim.’ Bir dizi telefon görüşmesi oldu. Ben Meclis’i açan değil, açılmasını teklif eden kişiyim. Meclis’i açan o günün Meclis Başkanı’dır. İsmail Kahraman’ın çağrısıyla geldik ve ‘olağanüstünün olağanüstü’ diye kendisinin nitelendirdiği oturum gerçekleşti.

“Sözümüze değer veren herkesi darbeye direnmeye çağırdık”

O sırada sürekli Genel Başkan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu arıyorum. ‘Duydum, nasıl bir saçmalık’ gibi bir tanımlaması oldu. ‘Biz uygun görüyorsanız Meclis’e geçiyoruz’ dedim. ‘Çok iyi yaparsınız. Ben de buradan bulduğum ilk vasıtayla döneceğim’ dedi. O anda Meclis’e giderken şöyle bir ruh halindeydik hepimiz; “gidelim, demokrasiye sahip çıkalım, biz üstümüze düşeni yapalım. Darbeciler başarırsa zaten hepimiz gittik ama başaramadıkları durumda karşılarında iktidarıyla, muhalefetiyle öyle bir demokrasi görüntüsü görsün ki Türkiye ve dünya bir daha kimse buna yeltenemesin.’ Esas hareket noktamız buydu. Darbeler doğası gereği iktidara yapılır, darbenin muhatabı iktidardır ama herkes döner muhalefete bakar, ana muhalefetin de gözünün içine bakar. Sen, o darbeden bir medet umuyorum görüntüsü verirsen o gece Türkiye çok kötü bir noktaya savrulabilir. Çok net olmak gerekiyordu. Sözümüze değer veren herkesi darbeye direnmeye çağırdık.

“O gece iktidarıyla, muhalefetiyle bu ülke çok iyi bir sınav verdi”

O gece gerçekten iktidarıyla, muhalefetiyle bu ülke çok iyi bir sınav verdi. CHP, MHP, AKP buradaydı. Bugünkü DEM Parti yoktu ama dediler ki ‘Ankara’da sadece iki kişiyiz, sokaklarda öfkeli insanlar var, eli silahlı insanlar var. Biz gelmekten endişe ederiz ama tavrımız demokrasinin yanında, yazılacak bildiriye imza atacağız.’ Bazıları oturduğu yerden tiyatro diyor, ben onlara çok sert tepki gösterdim. Adam F-16 ile vuruyor, 0,1 derece yukarıdan atsa Genel Kurul’un üstünü vuracak. 16 tane, 4,5 tonluk avize var. Oraya vursa bütün milletvekilleri ölecekti. Biz, Genelkurmay kapısından içeri girerken kavşakta tanklar insanları eziyordu. O gece herkes üstüne düşeni yaptı ama devamında şöyle bir hata, tüm Türkiye siyaseti tarafından yapıldı; birincisi bu meseleyi siyaset üstü bir yerde tutmayı başarmadık.”

“Yenikapı ruhundan ziyade, TBMM’nin 1920 ruhunu yakalamak lazımdı, bu yapılmadı”

Özel, “Yenikapı ruhunu doğru buluyor muydunuz” sorusunu şöyle yanıtladı:

“Yenikapı meselesini bir partinin egemenliğine girmek olarak istedi birileri. Hata oradaydı. Yenikapı ruhundan ziyade, TBMM’nin 1920 ruhunu yakalamak lazımdı, bu yapılmadı. OHAL yetkisini, gücü eline alanlar; bırakın darbecilerle mücadele etmeyi, bütün muhalefeti tasfiye etmeye çalıştılar. Biz muhalefet olarak bunları eleştirirken ‘Siz darbeyle mücadeleye karşı mı çıkıyorsunuz’ dediler. Buraya geldi mi, mutabakat bozulur. Türkiye’nin hayati konularda siyaseti alet etmemeyi, tek yumruk olmayı, tek yumruk kalmayı başarması lazım. 15 Temmuz gecesi tek yumruk olundu ama sonra tek yumruk kalınamadı. Doğru olan şudur: Hatanın büyük kısmı bu iktidara aittir ama tek yumruk olmayı başarmak önemliydi, tek yumruk kalamamakta hiçbirimiz masum değiliz.”

“Demokrasiyi askıya alıp OHAL yetkilerini yıllarca kullanmak, iktidar partisi eliyle demokrasimize çok büyük yaralar açtı”

Özel, 15 Temmuz sonrası başlatılan FETÖ soruşturmalarını ise şöyle değerlendirdi:

“15 Temmuz darbesini araçsallaştırıp 20 Temmuz’da OHAL ilanı yanlış ama üç ay sürse bir şey demeyeceğim. İçine anayasa değişikliği, referandum ve genel seçim sığdırıldı. Yıllarca OHAL sürdü. OHAL sürecinde mahkemelerin kararlarına itiraz edilemedi. İçine her şeyi attılar, çok kötü kullandılar o yetkiyi, istismar ettiler ve denetimsiz bir dönem geldi. İnsanların adalete olan güveni sarsıldı. Ben darbe girişimine karışmış, ona finansman sağlamış, onun için atamalar yapmış, bürokraside bunun için konuşlanmış, o çetenin içinde olanların devletten ayıklanmasını son derece doğru buluyorum. Bunun bir başka yolu yok zaten. Ama o sırada bir karar veriliyor, ‘masumum’ diye bağırıyor adam, OHAL var diye sesini duyan yok. Orada hepimiz şunu gördük: Demokrasiye karşı yapılan bu darbeden sonra, demokrasiyi biraz askıya alıp OHAL yetkilerini yıllarca kullanmak, iktidar partisi eliyle demokrasimize, kuvvetler ayrılığına çok büyük yaralar açtı. Bir de bir sürü FETÖ’cü o bulanıklıktan istifade tekrar kendine pozisyon ve konum buldu. Bu pozisyonumuzun çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. İktidar-muhalefet kavgasından bu ülkedeki düzeni ortadan kaldırmaya çalışan birtakım unsurlar aradan sıvışmasın. O yüzden diyalog zemini her zaman önemli.”

“Cemaatler, tarikatlar yönetmek için ortaya çıkmış yapılar değildir. Bunlara mensubiyet devlet görevinde bir kriter olamaz”

Özel, “Sizce FETÖ tehdidi bütünüyle ortadan kalktı mı” sorusunu ise şöyle yanıtladı:

“Uyuyan hücreleri vardır, yeni pozisyonlar bulmuş olanlar vardır. O zihniyet, fırsatını bulursa her türlü ihanete kalkışır, dikkatli olmak lazım. Ama esas tehlike, alınan ana mesajı unuttu bazıları. Önemli olan şu, cemaatler, tarikatlar yönetmek için ortaya çıkmış yapılar değildir. Bunlara mensubiyet devlet görevinde bir kriter olamaz. Ama bugün başka cemaatler, başka tarikatlar belli bakanlıklarda kümeleniyor. Devletin belli bir düzeni vardır. O düzen ırka, mezhebe, inanca kördür. Onun kriterleri liyakattır, iyi yetişmektir. Onun kriteri arka alanda başkalarına sadakat değil; devlete, millete sadakattır. Devleti ele geçirmek üzerine bir anlayışı yarıştırırsanız eninde sonunda 15 Temmuzlar yaşanır.”

“Suriye ziyareti konusunda henüz bir gün yok ama olumlu bir seyir var”

CHP iktidar olduğunda, kurumları ele geçirmeyi değil, bir daha ele geçirilemeyecek şekilde düzenlemeler yapmaya hazırlandıklarını kaydeden Özel, “Suriye’den randevu talebinize dönüş oldu mu” sorusu üzerine şunları söyledi:

“Bu kadar kritik bir gündemde, doğrudan resmi bir talepte bulunmadık. Arka kapı diplomasisiyle, sempatik kanaldan ne düşünüldüğüne baktık. Bize dönen yaklaşımın resmi bir talep olursa olumlu bakıldığı yönünde oldu. Resmi talebimizi yaptık birkaç gün önce. Teorik olarak henüz bir gün yok ama olumlu bir seyir var.”

“Ölüm korkusu yaşadık”

Özel, “15 Temmuz gecesi öldürülme korkunuz var mıydı” sorusu üzerine şöyle konuştu:

“Biz Aykut Erdoğdu ile birlikte geldik Genel Merkez’den. Helikopterlerle yolları tarıyorlardı. O sırada Aykut Erdoğdu cep telefonunu çıkardı, vasiyet videosu çekmeye başladı. Ben de bir yandan arabayı kullanıyorum, bir yandan nereye gittiğimizi, bu videoyu niye çektiğimizi ve başımıza bir şey gelirse kimi kime emanet ettiğimizi söyleyen, duygusal tarafı kuvvetli olan bir şeydi. Buraya bomba düşünce biz sığınağa indik. İki saat çıkamadık. İki saat sonra su bulmak için çıktığımda telefonum çekti. Benim sesim oraya ulaşınca kızımın çığlığını, evdekilerin ağlamasını unutamıyorum. Biz ölüm korkusu yaşadık. Onu atlatıyorsunuz ama yakınlarımızın yaşadığı korkunç bir şeydi.

“Bir ülkede darbe oluyorsa millet egemenliği güçsüz demektir”

Böyle bir gecenin bir daha yaşanmaması için herkesin üzerine düşen çok önemli sorumluluklar var. Bu binayı güçlendirmek lazım. Bu bina ne kadar güçlü olursa yani millet temsilcilerine ne kadar güvenir, temsilcileri kendilerine ne kadar güvenir, ne kadar bağımsız kararlar verebilirler, ne kadar milletin denetimi burada, bu binanın denetimi de yürütmenin üzerinde güçlü olursa her şey kolay. Bunu başarabilen ülkelerde darbenin d’si akla gelmiyor. Bir ülkede darbe oluyorsa millet egemenliği güçsüz demektir. Çünkü güç bir yerde toplandı mı herkes onu ele geçirmeye çalışıyor. Oysa güç millette oldu mu, kimse milleti ele geçiremez.”

” Türkiye Cumhuriyeti, ilk sözü de son sözü de milletin söylediği bir cumhuriyet olarak varlığını sürdürmelidir”

Şehitleri rahmetle anıp gazilere şükranlarını sunan CHP lideri Özel, “O gece bir bütün olarak Türk milleti gazidir, Meclis’i gazidir. Çünkü hep beraber demokrasinin arkasında durdular, demokrasiye sahip çıktılar. Türkiye Cumhuriyeti Atatürk’ün kurduğu, kuvvetlerin birbirinden ayrı olduğu ve milletin egemenliğinin esas olduğu, ilk sözü de son sözü de milletin söylediği bir cumhuriyet olarak varlığını sürdürmelidir” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-bir-ulkede-darbe-oluyorsa-millet-egemenligi-gucsuz-demektir/feed/ 0
HAK-İŞ Ağrı İl Başkanı ve Öz Sağlık İş Sendikası Ağrı Şube Başkanı 15 Temmuz’u Anma Bildirisi Yayımladı https://www.haber60.com.tr/hak-is-agri-il-baskani-ve-oz-saglik-is-sendikasi-agri-sube-baskani-15-temmuzu-anma-bildirisi-yayimladi/ https://www.haber60.com.tr/hak-is-agri-il-baskani-ve-oz-saglik-is-sendikasi-agri-sube-baskani-15-temmuzu-anma-bildirisi-yayimladi/#respond Mon, 15 Jul 2024 22:00:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39587 HAK-İŞ Ağrı İl Başkanı ve Öz Sağlık İş Sendikası Ağrı Şube Başkanı Hakan Yıldırım, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla bir bildiri yayımladı.

Yıldırım, yayımladığı bildiride, “HAK-İŞ Konfederasyonu olarak, 15 Temmuz gecesi demokrasimize sahip çıkan milletimizin zaferini bir kez daha duyurmak için tüm teşkilatımızla birlikte buradayız. 15 Temmuz darbe girişimini önlemek için milletimizin büyük bir kesimi bir araya gelmiş, sivil toplum kuruluşları, medya ve halkımız birlik ve beraberlik içerisinde hainlere karşı tek vücut olmuştur. 15 Temmuz, bir daha yaşanmamak üzere tarihin altın sayfalarına ‘demokrasiye sahip çıkan milletin zaferi’ olarak yazılmıştır. 15 Temmuz gecesi demokrasiye, vatana, millet iradesine sahip çıkmak için eli kanlı teröristlerin karşısına dikilen 251 vatandaşımız şehit düşmüş, 2 bin 301 vatandaşımız ise gazi olmuştur. 15 Temmuz gecesi şehitlerimiz, gazilerimiz ve milyonlarca vatan evladıyla tarihi bir direniş gerçekleştirmiştir.” ifadelerini kullandı.

Yıldırım, HAK-İŞ Konfederasyonu’nun tüm darbe girişimlerine karşı Türkiye’nin beka sorununa, geleceğine, milli iradesine, birliğine ve bütünlüğüne karşı yapılan hain saldırılara mücadele ettiğini belirterek, “15 Temmuz gecesi ilk sokağa çıkan, canını ortaya koyan bir tutum sergilemiştir. HAK-İŞ Konfederasyonu, 15 Temmuz darbe girişimine karşı tüm sendikaları ve teşkilatı ile birlikte, milletten, demokrasiden ve özgürlüklerden yana olan tavrını kararlı bir şekilde ortaya koymuş, sağlam bir demokratik duruş sergilemiştir.” dedi.

Yıldırım, 15 Temmuz gecesi HAK-İŞ üyesi Ahmet Özsoy, Ali Karslı, Celalettin İbiş ve Hakan Gülşen’in şehit olduğunu, onlarca üyenin de gazi olduğunu anımsatarak, şehit ve gazileri minnet ve şükranla andıklarını söyledi.

Darbe girişiminde yer alan hainlerin en ağır şekilde cezalandırılmasını isteyen Yıldırım, HAK-İŞ Konfederasyonu’nun demokrasi nöbetlerinde de en önde yer aldığını, 26 gün boyunca Türkiye’nin her bölgesinde teşkilatıyla birlikte mücadele ettiğini ifade etti.

Yıldırım, HAK-İŞ Konfederasyonu’nun ulusal ve uluslararası arenada etkinlik, sempozyum, konferans ve paneller düzenleyerek 15 Temmuz bilincini uyanık tutmaya, darbeci zihniyeti telin ederek milletin yazdığı destanı gelecek nesillere aktarma kararlılığında olduğunu vurguladı.

Yıldırım, “HAK-İŞ Konfederasyonu milletten, devletimizden ve adaletten yana olan taraflılığını bundan sonra da devam ettirecektir. HAK-İŞ Konfederasyonu, 15 Temmuz’u unutmamayı, unutmayacağını ve unutturmayacağını ilke olarak benimsemiştir. Bu yıl da ‘Türkiye Aşkına’ diyor, 15 Temmuz hain darbe girişimini unutmadığımızı, unutmayacağımızı ve unutturmayacağımızı kamuoyuna ilan ediyoruz. Bugün de HAK-İŞ Konfederasyonu Yönetim Kurulu olarak Üye Sendikalarımız ve tüm teşkilatımız ile birlikte 15 Temmuz’u unutmadığımızı, unutmayacağımızı ve unutturmayacağımızı göstermek için 15 Temmuz şehitlerimizi Ankara Karşıyaka Mezarlığı’nda bulunan 15 Temmuz Şehitliği’nde dualarla anıyoruz. 15 Temmuz’da, Türkiye’yi işgal ve hain darbe girişimine kahramanca direnerek şehit ve gazi olan, ayrıca vatanı, milleti, inançları, özgürlüğü ve Cumhuriyetimizin bekası için canlarını feda eden bütün şehitlerimize Yüce Allah’tan rahmet, ailelerine sabır, gazilerimize bir kez daha şifalar diliyoruz. Milletimizin başı sağolsun.” ifadelerini kullandı. – AĞRI

]]>
https://www.haber60.com.tr/hak-is-agri-il-baskani-ve-oz-saglik-is-sendikasi-agri-sube-baskani-15-temmuzu-anma-bildirisi-yayimladi/feed/ 0
İBB Başkanı İmamoğlu, 15 Temmuz Anma Programında Konuştu https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-15-temmuz-anma-programinda-konustu/ https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-15-temmuz-anma-programinda-konustu/#respond Mon, 15 Jul 2024 21:30:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39560 Haber: Çağatan AKYOL – Kamera: Mehmet ÇALPAR

(İSTANBUL) İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) önünde 15 Temmuz darbe girişiminin 8’nci yıl dönümü nedeniyle anma programı düzenlendi. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Ders çıkartmadık ve ülkemizi 15 Temmuz’a karşı koruyan, koşulların oluşmasında ekili olanların, darbecilerin önünü açan bir kısım politikaları uygulayan insanların gerekli özeleştiriyi yapmadıklarını ve yaptıklarının sorumluluklarıyla ilgili yeterince milletimize hesap vermediklerini düşünmekteyim… Bugün aynı yanlışın farklı boyutlarının tekrarlanma niyetlerini ya da emarelerini görmekteyiz. İktidarı uyarıp eleştirenleri kolayca düşman ve terörist ilan eden akıl, maalesef bizleri sıkıntıya sokmaktadır. Bu ülkede bir daha 15 Temmuzlar yaşanmasın istiyorsak bir an önce milletçe, memleketçe, kurumlar ve kurallar ülkesi olmak, demokrasiyi eksiksiz sağlamakla yükümlüyüz. Bir an önce yargı bağımsızlığını, hukukun üstünlüğünü sağlamak zorundayız” dedi.

FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin üzerinden 8 yıl geçti. İBB’nin Saraçhane’deki merkez binası önünde de bugün anma programı düzenlendi. Şehitler Panosu önünde gerçekleştirilen anmaya CHP Yüksek Disiplin Kurulu Başkanı Turan Taşkın Özer, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB Meclisi CHP Grup Başkanvekili Ülkü Sakalar, İBB Meclisi AKP Grup Başkanvekili Zeynel Abidin Okul ve kurum bürokratları katıldı. Anma töreninde İmamoğlu, Sakalar ve Okul birer konuşma yaptı.

Ülkedeki en kara günlerinden birinin 15 Temmuz olduğunu söyleyen İmamoğlu, “Bu kara ve acı günde belki de en kanlı noktalarından birisi tam da İstanbul Büyükşehir Belediyesi kurumumuzun önünde, burada yaşanmıştır. Başta burada olmak üzere memleketimizin farklı noktalarında bu hain darbe girişimine karşı mücadele eden, müdahale eden, partili, partisiz, hangi etnik kökenden, hangi inançtan olursa olsun karşı duran her vatandaşımızı buradan saygıyla selamlarken şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Gazilerimize de minnet duyduğumuzu belirtmek isterim” dedi.

“Gazi Meclisimizi bombalayacak kadar gözü dönmüş bir terör örgütü ile karşı karşıya kalmıştık. Düşünün ki ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyen Meclisimizi zapt etmeye, ele geçirmeye kalkıştılar” diyen İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu amaçla kurumlarımızı, değerlerimizi, vatandaşlarımızı hedef aldılar. Canice, hunharca suçlar işlediler. O gün az önce de ifade ettiğim gibi kahramanca direniş sergileyerek demokrasiye ve milletimin iradesine sahip çıkan o günün o aziz milleti asil karakterini ortaya koymuş ve gerçekten önemli bir mücadele vermiştir. 15 Temmuz, her siyasi görüşten yurttaşımızın aslında kendi egemenliğine karşı harekete geçen her türlü unsura dönük kararlılığını net ortaya koyduğu önemli günlerden birisidir. Bu, aslında güçlü bir demokrasi cephesidir. Ortak bir duygu ve iradeyle hareket ederek o günün darbecilerine de geçit vermemişlerdir.

“Gerçeklerden ders çıkartmak asli sorumluluğumuz”

Darbe girişimine karşı tüm siyasi partilerin ortak tavır sergilemesine ilişkin İmamoğlu, “Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni temsilen tüm partilerin ortak hareket etmeleri, darbeye karşı çok net bir tavır göstermeleri ve aynı şekilde aynı metinle bütün milletimize seslenmeleri de demokrasinin ne kadar zemininin sağlam olduğu ve milletimizin ne denli güçlü bir şekilde sahip çıktığının özetidir. Bunlar elbette tarihimiz açısından da bizler için de hem çok önemlidir hem de değerlidir ancak bazı gerçekleri konuşmak ve bu gerçekler üzerinden de ders çıkartmak asli sorumluluğumuzdur” diye konuştu.

“Darbeci örgüt bir gecede ortaya çıkmadı”

“Ders çıkartmadık ve ülkemizi 15 Temmuz’a karşı koruyan, koşulların oluşmasında ekili olanların, darbecilerin önünü açan bir kısım politikaları uygulayan insanların gerekli özeleştiriyi yapmadıklarını ve yaptıklarının sorumluluklarıyla ilgili yeterince milletimize hesap vermediklerini düşünmekteyim” diyen İmamoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Hepimiz biliyoruz. 15 Temmuz’un darbeci örgütü bir gecede ortaya çıkmadı. Onlarca yılın ürünüdür. Dolayısıyla o, onlarca yıla geri dönerek bu koşullar nasıl oluştu, memleketimiz böyle utanç verici bir güne acı bir güne ve yüzlerce şehidimizin olduğu bir güne nasıl eriştiğini iyi anlamak mecburiyetindeyiz. Uzun yıllar bir virüs gibi devletin içerisine yayıldığını hepimiz biliyoruz. Bu süreç boyunca en yüksek makamlardan destek gördüğünü, övgü aldığını hepimiz gördük, yaşadık. Yıllarca bu konuda yapılan sayısız uyarı ve eleştirilere kulaklarını kapayanlar asıl suçluları bir yana bırakıp bunu açığa çıkaran insanlarla uğraştığını, zulüm çektirdiğini, hapse atıldığını hatta ve hatta hayatlarını kaybettiklerini de hepimiz biliyoruz.

“Yapılanmaya dikkat çekenler baskı gördü”

Devlet içindeki bu hukuk dışı yapılanmaya dikkat çekenler, onunla mücadele edenler çok büyük baskılar görmüştür, cezalandırılmışlardır. Bugüne kadar bugün şehitlerimizi andığımız gibi o gün bu uyarıyı yapan insanların ve bu uyarıyı yaparken aynı zamanda zulüm çeken, hatta hayatını kaybeden insanların da anılması, onlara minnet duyulması, hatta onlara zulüm çektirirken buna göz yumanların özür dilemesi gerekmektedir. Bugün aynı yanlışın farklı boyutlarının tekrarlanma niyetlerini ya da emarelerini görmekteyiz. İktidarı uyarıp eleştirenleri kolayca düşman ve terörist ilan eden akıl, maalesef bizleri sıkıntıya sokmaktadır. Bu ülkede bir daha 15 Temmuzlar yaşanmasın istiyorsak bir an önce milletçe, memleketçe, kurumlar ve kurallar ülkesi olmak, demokrasiyi eksiksiz sağlamakla yükümlüyüz. Bir an önce yargı bağımsızlığını, hukukun üstünlüğünü sağlamak zorundayız.

“Devletin dini adalettir”

Hazreti Ali’nin bize emaneti, ‘Devletin dini adalettir’ sözü belki de dünya tarihi var oldukça en mühim tavsiyelerden birisidir. Ben özellikle ifade etmek isterim ki adaletin tesis olduğu, kurulların ve kuralların kurumunun her aşamasının adaletle düzen edindiği bir ortamda biz asla ve asla 15 Temmuz gibi günleri yaşamayız. Tabii ki ben bu talebi yalnızca bir vatandaş olarak değil, 15 Temmuz hain darbe girişiminde çalışanlar arasında şehit ve gaziler vermiş İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin başkanı olarak da dile getiriyorum. En kalpten duygularımla, en güçlü biçimde, en güçlü ifadelerle dile getiriyorum. Türkiye’yi milletin iradesinin üzerinde bir gücün olmadığı, özgür, demokratik ve kardeşçe yaşamın hakim olduğu bir ülke haline getirmek, 15 Temmuz’un kahramanlarına ve arkada resimlerini gördüğümüz hayatını kaybeden şehitlerimize; orada resmi olmayan bütün hayatını kaybeden şehitlerimize ve bu süreçte uyararak ne yazık ki zulüm görerek ölenlere borçlu olduğumuzu ifade etmek zorundayız.

“Hiçbir güç milletin iradesinin üstünde değildir”

Bu yönde devletimizi kurallarıyla, hukukun üstünlüğüyle, kurumlarının asaletiyle, kurumlara sızma girişimine hep birlikte dik durarak devletin liyakat esası üzerinden yönetilmesiyle bu memleketin ve bu milletin asla bir zümrenin baskısı altında olamayacağını ifade ederek 86 milyon insanımızın eşit hissedarı olduğu bu toprakları doya doya her vatan evladının eşitliği için yaşadığı bir geleceği var etmekle yükümlüyüz. Bu görüşle ve bu bakışla 15 Temmuz şehitlerimizi tekrar rahmet ve minnetle anıyorum. Gazilerimize sağlık ve esenlik diliyorum. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. İnancımızı kullanmak isteyenlere de hatırlatıyorum. Devletin dini adalettir. Hiçbir güç millet iradesinin üstünde değildir, olamaz. Bizi birbirimize bağlayan kardeşlik köprülerini sonsuza dek açık ve ayakta kalmasını diliyorum. Allah bize hiçbir zaman 15 Temmuz gibi günler yaşatmasın”

Konuşmaların ardından dualar edildi. Anma, İmamoğlu ile beraberindeki heyetin panoya karanfil bırakmasıyla sona erdi.

Edirnekapı Şehitliği’ndeki anmaya da katıldı

İmamoğlu, Edirnekapı’daki 15 Temmuz Demokrasi Şehitliği’ndeki anmaya da katıldı. İstanbul Valiliği tarafından organize edilen anma töreninde Vali Davut Gül, 1’inci Ordu ve İstanbul Garnizon Komutanı Orgeneral Ali Sivri, şehit aileleri, gazi ve gazi yakınları ile birlikte çok sayıda yurttaş da hazır bulundu. Dualarla başlayan Edirnekapı’daki anma, şehit mezarlarının dolaşılmasıyla ve mezarlara karanfil bırakılmasıyla son buldu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-15-temmuz-anma-programinda-konustu/feed/ 0
İBB Başkanı İmamoğlu: 15 Temmuz’dan Ders Çıkartılamadı https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-15-temmuzdan-ders-cikartilamadi/ https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-15-temmuzdan-ders-cikartilamadi/#respond Mon, 15 Jul 2024 21:27:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39557

SARAÇHANE’de bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) binasının önünde 15 Temmuz’da şehit olanlar için anma töreni gerçekleştirildi. Törende konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Ne yazık ki bugün itibari ile 15 Temmuz’dan yeterince ders çıkartabildiğimizi düşünmemekteyim. Hepimiz biliyoruz; 15 Temmuz’un darbeci örgütü bir gecede ortaya çıkmadı. Onlarca yılın ürünüdür. Uzun yıllar, bir virüs gibi devletin içerisine yayıldığını hepimiz biliyoruz” dedi.

15 Temmuz darbe girişiminin 8’inci yıl dönümünde, Saraçhane’de bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığında şehit olanlar için tören düzenlendi. Tören saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Törene, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB Meclisi AK Parti Grup Başkan Vekili Zeynel Abidin, CHP Grup Başkan Vekili Ülkü Sakalar, gaziler ve şehit yakınları da katıldı. Törende Ekrem İmamoğlu konuşma yaptı.

İMAMOĞLU: GÖZÜ DÖNMÜŞ BİR TERÖR ÖRGÜTÜ İLE KARŞI KARŞIYA KALMIŞTIK

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “15 Temmuz ülkemizin en kara günlerinden birisidir. Bu kara ve acı günde belki de en kanlı noktalarından birisi, tam da İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kurumumuzun önünde, burada yaşanmıştır. Başta burada olmak üzere; memleketimizin farklı noktalarında bu hain darbe girişimine karşı mücadele eden, müdahale eden, partili-partisiz, hangi etnik kökenden, hangi inançtan olursa olsun, karşı duran her vatandaşımızı buradan saygıyla selamlarken şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Gazilerimize de minnet duyduğumuzu belirtmek isterim. Şunu söylemek lazım; Gazi Meclisi’mizi bombalayacak kadar gözü dönmüş bir terör örgütü ile karşı karşıya kalmıştık” dedi.

İMAMOĞLU: BU ASLINDA GÜÇLÜ BİR DEMOKRASİ CEPHESİDİR

İmamoğlu, “15 Temmuz her siyaset, siyasi görüşten yurttaşımızın aslında kendi egemenliğine karşı harekete geçen her türlü unsura dönük kararlılığını, net ortaya koyduğu önemli günlerden birisidir. Bu aslında güçlü bir demokrasi cephesidir. Ortak bir duygu ve iradeyle hareket ederek o günün darbecilerine de geçit vermemişlerdir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni temsilen tüm partilerin ortak hareket etmeleri, darbeye karşı çok net bir tavır göstermeleri ve aynı şekilde ve aynı metinle bütün milletimize seslenmeleri de demokrasinin ne kadar zemininin sağlam olduğunun ve milletimizin ona ne denli güçlü bir şekilde sahip çıktığının özetidir” diye konuştu.

İMAMOĞLU: 15 TEMMUZ’DAN DERS ÇIKARTILMADI

İmamoğlu, terör örgütünün uzun yıllardır devletin içerisine yayıldığının altını çizerek, “Ancak bazı gerçekleri konuşmak ve bu gerçekler üzerinden de ders çıkartmak asli sorumluluğumuzdur. Ne yazık ki bugün itibari ile 15 Temmuz’dan yeterince ders çıkartabildiğimizi düşünmemekteyim. Ders çıkartmadık ve ülkemizi 15 Temmuz’a karşı koruyan koşulların oluşmasında etkili olanların, darbecilerin önünü açan bir kısım politikaları uygulayan insanların, gerekli öz eleştiri yapmadıklarını ve yaptıklarının sorumlulukları ile ilgili yeterince milletimize hesap vermediklerini düşünmekteyim. Hepimiz biliyoruz; 15 Temmuz’un darbeci örgütü bir gecede ortaya çıkmadı. Onlarca yılın ürünüdür. Dolayısıyla o, onlarca yıla geri dönerek, bu koşullar nasıl oluştu, memleketimiz böyle utanç verici bir güne, acı bir güne ve yüzlerce şehidimizin olduğu bir güne nasıl eriştiğini iyi anlamak mecburiyetindeyiz. Uzun yıllar, bir virüs gibi devletin içerisine yayıldığını hepimiz biliyoruz” şeklinde konuştu.

“14 VATANDAŞIMIZ DA BURADA ŞEHİT OLDU”

AK Parti Grup Başkan Vekili Zeynel Abidin Okul, “Bu hain darbe girişimi ülkemizi Türkiye’mizi durdurma, işgal etme ve emperyal güçlere sunma projesiydi. Erkek, kadın, polis, asker tam 251 şehit verdik, binlerce yaralımız var. Değerli arkadaşlar üzülerek ifade etmek isterim ki; bu mekanda ülkesi için, vatanı için, belediyesini savunmaya gelen 14 vatandaşımız şehit oldu. Yüzlerce vatandaşımız gene bu mekanda gazi oldu, yaralandı. Bu hain darbe girişiminde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarihinde ilk kez bombalandı. Değerli arkadaşlar milletimizin feraseti ve cesaretiyle sayın cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve dik duruşuyla bu hain darbe girişimi engellendi” dedi.

“DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY EGEMENLİĞİN MİLLETE AİT OLDUĞUDUR”

CHP Grup Başkan Vekili Ülkü Sakalar ise, milletin egemenliğine vurgu yaparak, “Maalesef ülkemiz 101 yıllık Cumhuriyet tarihinde sıkça darbeler yaşadı. Bazılarımızın çocukluğu, bazılarımızın gençliği darbeler tarihini dinlemekle geçti. Ancak bizlerin görevi, çocuklarımıza darbeler tarihini anlatmak değil; Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının kurduğu Atatürk milliyetçiliğine bağlı, laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni ve anayasal kurumlarını korumak olmalıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi ‘nin kurulduğu gün, 1920 yılından bu yana Türkiye Cumhuriyeti Anayasası defalarca değişti ama değişmeyen tek şey; 1921 Anayasası yani Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’ndan bu yana, egemenliğin millete ait olduğudur” ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından, başkanlık binası önünde bulunan ‘Şehitler Panosuna karanfil bırakılarak dualar okundu.

]]> https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-15-temmuzdan-ders-cikartilamadi/feed/ 0 15 Temmuz Hain Darbe Girişiminin 8. Yılında Anma Programı Düzenlendi https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-hain-darbe-girisiminin-8-yilinda-anma-programi-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-hain-darbe-girisiminin-8-yilinda-anma-programi-duzenlendi/#respond Mon, 15 Jul 2024 21:21:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39551 15 Temmuz Hain Darbe Girişimin 8’inci yılında hayatını kaybeden şehitler ve gaziler için İstanbul

Saraçhane’de anma programı düzenlendi.

15 Temmuz hain darbe girişiminin 8.yıl dönümünde hayatını kaybeden şehitler ve yaralanan gaziler için İstanbul Büyükşehir Belediyesi Saraçhane Binası önünde anma töreni gerçekleştirildi. Anma törenine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB AK Parti Grup Başkan Vekili Zeynel Abidin Okul, İBB CHP Grup Başkanvekili Ülkü Sakalar, Daire Başkanları, ilçe belediye başkanları katıldı. Tören saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.

“Her daim uyanık olmalıyız ve bu darbeyi unutmamalıyız ve gelecek nesillere de unutturmamalıyız”

Programda konuşma yapan İBB AK Parti Grup Başkan Vekili Zeynel Abidin Okul, erkek, kadın, polis, asker tam 251 şehidin olduğunu belirterek, “Binlerce yaralımız vardı değerli arkadaşlar. Üzülerek ifade etmek isterim ki, evet bu mekanda ülkesi için vatanı için belediyesini savunmaya gelen 14 vatandaşımız bu mekanda şehit oldu. Yüzlerce vatandaşımız gene bu mekanda gazi oldu yaralandı. Bu hain darbe girişiminde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarihinde ilk kez bombalandı. Değerli arkadaşlar milletimizin feraseti ve cesareti ile Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve dik duruşuyla bu hain darbe girişimi engellendi. Cumhurbaşkanımız halkın gücünün üzerinde hiçbir güç yoktur diyerek bu darbe girişimini engel olmuş ve halkımız bu çağrıyla bu hain darbe girişimini engellemiştir. Demokrasisini ve ülkesini sahip çıkmıştır ve bu hain bu topraklarda sonsuza deyin bir daha darbe yapamayacaklarını anlamışlardır. Ama bütün buna rağmen bu kirli oyunlar ülkemiz üzerinde oynanmaya her daim devam edecektir. Bu yüzden bu yüzden millet olarak her daim uyanık olmalıyız ve bu darbeyi unutmamalıyız ve gelecek nesillere de unutturmamalıyız” dedi.

“Türk milleti egemenliğini anayasanın koyduğu esaslara göre yetkili organları eliyle kullanır”

Anma töreninde konuşan İBB CHP Grup Başkanvekili Ülkü Sakalar, “1921 Anayasası’nda “Hakimiyet bila kayd-u şart milletindir “der. Bugün yürürlükte olan Anayasamızın 6 maddesinde “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” Türk milleti egemenliğini anayasanın koyduğu esaslara göre yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması hiçbir surette hiçbir kişiye zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağına anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz, denilerek millet iradesini nasıl kullanacağını çok açık kurallara bağlamıştır” şeklinde konuştu.

“15 Temmuz her siyaset siyasi görüşten yurtdışımızın aslında kendi egemenliğine karşı harekete geçen her türlü unsura dönük kararlılığını net ortaya koyduğu önemli günlerden birisidir”

Programda İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Gazi meclisimizi bombalayacak kadar gözü dönmüş bir terör örgütü ile karşı karşıya kalındığını söyleyerek, “Düşünün ki, ‘Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir’ diyen meclisimizi zapt etmeye ele geçirmeye kalkıştılar. Bu amaçla kurumlarımızı, değerlerimizi, vatandaşlarımızı hedef aldılar. Canice, hunharca suçlar işlediler. O gün az önce de ifade ettiğim gibi kahramanca direniş sergileyerek demokrasiye ve milletin iradesine sahip çıkan o günde Aziz milletimiz asil karakterini ortaya koymuş ve gerçekten önemli bir mücadele vermiştir. Az önce ifade ettiğim gibi 15 Temmuz her siyaset siyasi görüşten yurtdışımızın aslında kendi egemenliğine karşı harekete geçen her türlü unsura dönük kararlılığını net ortaya koyduğu önemli günlerden birisidir. Bu aslında güçlü bir demokrasi cephesidir, ortak bir duygu ve irade ile hareket ederek o günün darbecilerine de geçit vermemişlerdir” ifadelerini kullandı.

“15 Temmuz’dan yeterince ders çıkartabildiğimizi düşünmemekteyim”

Konuşmasının devamında 15 Temmuz’dan yeterince ders çıkarılmadığını belirten İmamoğlu, “Ne yazık ki bugün itibariyle 15 Temmuz’dan yeterince ders çıkartabildiğimizi düşünmemekteyim. Ders çıkartmadık ve ülkemizi 15 Temmuz’a karşı koruyan koşulların oluşmasında etkili olanlar darbecilerin önüne açan bir kısım politikaları uygulayan insanların gerekli özeleştiriyi yapmadıklarını ve yaptıklarının sorumlulukları ile ilgili yeterince milletimize hesap vermediklerini düşünmekteyim. Hepimiz biliyoruz 15 Temmuz’un darbeci örgütü bir gecede ortaya çıkmadı onlarca yılın ürünüdür. Dolayısıyla o onlarca yıla geri dönerek, bu koşullar nasıl oluştu, memleketimiz böyle utanç verici bir güne acı bir güne ve yüzlerce şehidimizin olduğu bir güne nasıl eriştiğini iyi anlamak mecburiyetindeyiz” şeklinde konuştu.

“Bir an önce yargı bağımsızlığını hukukun üstünlüğünü sağlamak zorundayız”

Yargı bağımsızlığına dikkat çeken İmamoğlu, “Bu ülkede bir daha 15 Temmuzlar yaşanmasın istiyorsak, bir an önce milletçe memleketçe kurumlar ve kurallar ülkesi olmak istiyorsak demokrasiyi eksiksiz sağlamakla yükümlüyüz. Bir an önce yargı bağımsızlığını hukukun üstünlüğünü sağlamak zorundayız. Değerli dostlar Hazreti Ali’nin bize emanet ettiği “Devletin dini adalettir” sözü belki de dünya tarihi var oldukça, en mühim tavsiyelerden birisidir. Ben özellikle ifade etmek isterim ki adaletin tesisi olduğu kurulların ve kuralların kurumunun her aşamasının adaletle düzenlediği bir ortamda biz asla ve asla 15 Temmuz gibi günleri yaşamayız” dedi.

Konuşmaların ardından şehitler ve gaziler için dua edildikten sonra anıta karanfil bırakıldı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-hain-darbe-girisiminin-8-yilinda-anma-programi-duzenlendi/feed/ 0
Ankara Emniyet Müdürü Mahmut Karaaslan, 15 Temmuz darbe girişimini anlattı https://www.haber60.com.tr/ankara-emniyet-muduru-mahmut-karaaslan-15-temmuz-darbe-girisimini-anlatti/ https://www.haber60.com.tr/ankara-emniyet-muduru-mahmut-karaaslan-15-temmuz-darbe-girisimini-anlatti/#respond Mon, 15 Jul 2024 21:12:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39542 Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ), 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında Ankara Emniyet Müdürü olan Mahmut Karaaslan, o gece yaşananları anlattı.

Darbe girişimi gecesi Ankara İl Emniyet Müdürü olan teşkilata, “Merkeze ateş eden kim olursa olsun, karşılık verilecek” yönünde talimatlar veren Mahmut Karaaslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 15 Temmuz akşamı saat 21.00 sıralarında Genelkurmay Başkanlığı civarında silah sesleri duyulduğunu belirtti.

Karaaslan, bölgeye gönderdiği müdür yardımcısının, alandan ayrılmadan tekrar silah seslerinin yükseldiğini söylemesi üzerine kendisinin de olay yerine gittiğini söyledi.

Bir subayın, “Asker cinnet getirdi, onu etkisiz hale getirmeye çalışıyoruz”, bir başkasının da “Terörist grup geldi” demesi üzerine doğru bilgi verilmediğini düşündüğünü kaydeden Karaaslan, “Ekipleri, Genelkurmay Başkanlığının çevresine topladım. Ankara Valisi ve Emniyet Genel Müdürümüzü durumdan haberdar ettim, bir toplantı kararlaştırdık. ‘Binalarımıza hiç kimsenin sokulmaması, gerekiyorsa şiddetli şekilde çatışmaya girilmesi, gerekiyorsa arkadaşların, en ağır silahlarla silahlandırılması’ talimatını verdim.” diye konuştu.

Karaaslan, dönemin Jandarma Genel Komutanlığı Harekat Başkanı Arif Çetin’in kendisini arayarak, Beştepe’deki Jandarma Genel Komutanlığı’nın işgal edildiğini söylemesi üzerine, dönemin Ankara Özel Harekat Şube Müdürü Eraslan Er’e de binayı darbecilerden temizleme talimatı verdiğini aktardı.

“Polis ve vatandaşın direnişi bunları allak bullak etti, zıvanadan çıkarttı”

Mahmut Karaaslan, saat 23.30 sıralarında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne giderken, Milli Kütüphane yakınlarında darbe karşıtı bir grup sivilin toplandığı anonsu üzerine, sokağa çıkan bütün vatandaşların Genelkurmay Başkanlığı’na taşınması talimatı verdiğini belirterek, şunları söyledi:

“Sabaha kadar Genelkurmayı, polis ve vatandaş kuşatmış olduk. Darbe planlamasını yaparken, muhtemelen geçmiş darbelerde neler yaşandığını görmüş olmalılar ki ona göre bir planlama yaptılar. Geçmişte böyle bir direniş yok, ne polisin direnişi var ne de vatandaşın sokağa çıkması var. Bu iki direniş bunları allak bullak etti, zıvanadan çıkarttı. Meclis’in, bizim binamızın, Özel Harekatın, Külliye’nin bombalanmasını, iyice çıldırmışlığın sonucu bir davranış olarak yaşadık.”

Turgut Aslan’ın nasıl kurtarıldığını anlattı

Jandarma Genel Komutanlığında darbecilerin başından vurarak yaraladığı dönemin TEM Daire Başkanı Turgut Aslan’ın kurtarılma sürecini ekibiyle yöneten Mahmut Karaaslan, yaşananları şöyle anlattı:

” Emniyet Genel Müdürlüğü’nde yaptığımız toplantıda Turgut bey yoktu, halbuki ilk haber aldığımda Turgut beyle birlikteydik. Ben Genelkurmay’a gitmek üzere ayrıldığımda, Jandarmaya gideceğini söylememişti, sonra bir haber alamadık. Gecenin ilerleyen saatlerine kadar Turgut beyden haber alamadık. Beştepe’deki binada şiddetli çatışmalar sürüyordu, sabaha karşı Eraslan Er, arayarak Turgut Başkanın içeride olduğunu söyledi. Binaya yönelik operasyonda bizim hassasiyetimiz daha da arttı. Saat 06.00 gibi bina tahliye edildi, Eraslan Er aradı, ‘Turgut Başkanımızı bulduk, yaşıyor’ dedi, koruması şehit olmuştu.”

Eski Emniyet Müdürü Karaaslan, ülkenin içine düştüğü zorluklarda gerekiyorsa ölümü göze almak için yemin etmiş insanlar olduklarını dile getirerek, şöyle devam etti:

“(Öleceksek bunun için ölmemiz gerekiyor) dedim. O emirleri de bu duygularla verdim. İlk emrim Genelkurmay’ın kuşatılması oldu. İkinci ve önemli emrim, binalarımıza polis dışında hiç kimsenin sokulmaması, tabir aynen şöyle ‘Asker masker dinlemeyip, direniş olursa misliyle silahlı karşılık vererek binalarınıza sokulmaması’ talimatını verdim ve bu arkadaşlarım da bu emirlerimi harfiyen yerine getirdi, yerine getirmeselerdi kuru sözden ibaret kalırdı, bir başarı varsa bu pay arkadaşlarımındır.”

“Milletimiz, devletinin o mücadelesinin arkasında durmaya devam etsin”

Mahmut Karaaslan, son günlerde sosyal medyada FETÖ’cülerin kendilerini aklama ve kendilerine yapılan hareketi bir komplo gibi sunma girişimleri olduğunu belirtti. Buna alet olanlar bulunduğunu belirten Karaaslan, şu ifadeleri kullandı:

“Diyorlar ki ‘Masum insanlar ne yapmışlar, Bank Asya’ya para yatırmışlar, insanlar bundan mahkum mu edilir?’ Bunlar öyle bir örgüt ki, ‘Silahlı değil’ diyorlar, ordunun silahlarını çaldılar, hangi terör örgütünde savaş uçağı, tank var? O gece Polatlı’dan buraya getirilen kamyonların üzeri füze yüklüydü, kalkıp da bu insanlara ‘silahsız’ nasıl dersiniz? Beni üzen sanki o günler yaşanmamış gibi, bir milletin hafızası bu kadar zayıf olmamalı. Biz bunu unutursak yarın yine benzer tehlikelerle karşı karşıya kalırız. O gün yapılanlar, o gün verilen mücadele sonuna kadar haklı bir mücadele, devletin verdiği mücadele doğru bir mücadele, milletimiz devletinin o mücadelesinin arkasında durmaya devam etsin.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ankara-emniyet-muduru-mahmut-karaaslan-15-temmuz-darbe-girisimini-anlatti/feed/ 0
15 Temmuz Gazileri Yozgat Şehitliği’ni Ziyaret Etti https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-gazileri-yozgat-sehitligini-ziyaret-etti/ https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-gazileri-yozgat-sehitligini-ziyaret-etti/#respond Mon, 15 Jul 2024 08:57:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39521 Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından düzenlenen 15 Temmuz hain darbe girişimi gecesi Ankara’da gazi olan Yozgatlı Durak Tetik (40) ve Şenol Yeşil (37), hain kalkışmanın 8. yılında o geceyi anlattı.

15 Temmuz gecesi hain darbe kalkışması sırasında ayrı ayrı kahramanlık gösteren Yozgatlı gaziler, yaşadıkları o anları anlattı. Hain darbe girişiminde vücuduna isabet eden şarapnel parçalarıyla yaralanan ve sağ bacağını kullanamaz hale gelen 15 Temmuz gazisi Durak Tetik, o gece ağabeyi, kardeşi ve yeğeni ile birlikte darbecilere karşı direnmek için meydanlara koştu. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin önünde vücuduna isabet eden şarapnel parçalarıyla yaralandı. 38 gün hastanede kaldı, 5 kez ameliyat oldu, 1.5 yıl tedavisi sürdü. Şu an da bacağında ortez var ve koltuk değnekleriyle hayatına devam ediyor. Gazi Tetik, o geceyi ve sonrasında yaşadıklarını ilk günkü duygu ve düşünce ile anlattı. 15 Temmuz gecesi Genel Kurmay Başkanlığı önünde helikopterden atılan kurşunlara hedef olan ve gazi olan Şenol Yeşil ise o gece yaşananları ve nasıl gazi olduklarını anlattı.

15 Temmuz gecesi vatanın istiklali ve istikbali için sokaklara dökülen binlerce kahramanlar arasında yer alan Yozgatlı Gazi Durak Tetik ve Şenol Yeşil, hain kalkışmanın 8. yılında Yozgat Şehitliği’ni ziyaret ederek 15 Temmuz ve diğer şehitler için dua okudu.

“Bu darbe değil, işgal girişimiydi”

Hain darbe girişimini hala dün gibi yaşadıklarını anlatan 15 Temmuz gazisi Durak Tetik, “Bugün olsa canım feda, bir saniye düşünmeden bu vatan, bayrağım, ezanım için canımı feda ederim, yine meydanlara giderim. Bu olay darbe değildi, işgal girişimiydi. Biz Suriye, Irak’a dönmeyelim diye onun mücadelesini verdik. Ben 40 yaşındayım o geceki iman gücünü, maneviyatı, cesareti hayatım boyunca yaşamadım. Bugün olsa yine de canım feda” dedi.

“Bizim başka vatanımız, bayrağımız yok”

O kara geceyi gözyaşları içinde anlatan Tetik, “Biz külliye camisine giderken ikinci bomba benim arkama düştü, şarapnel parçası beni yere savurdu, ben yaralandım. Kendime geldiğimde 3 şey aklıma geldi. Birincisi tamponumu kendim yapmaya çalıştım, ikincisi ölürsem diye 5 kere Kelime-i Şehadet getirdim. Üçüncüsü de ölürsem annem, babam, eşim, çocuğum bu acıya dayanamaz, üzülürler duygusu geldi. O gün bizi bir sivil polis aracımız Atatürk Hastanesi’ne götürdü, ben 38 gün boyunca orada kaldım, 5 kez ameliyat oldum. Sağ olsun doktorlarımız mücadele etti, bacağım kopmak üzereydi. Bugün şu kullandığım değneklerle acılarım, sancılarım devam ediyor. Bizim başka vatanımız, bayrağımız yok, onlara sahip çıkmalıyız. Çocuklarımıza bu iman gücünü, maneviyatı, vatan aşkını aşılamalıyız. Vatan hainleri şunu bilsinler ki bugün olsun, canım feda. Bedelse yine bedel öderiz ama bedel ödetmesini de biliriz. Bu saatten sonra benim vatanıma, bayrağıma, ezanıma uzanan elleri bu can bu bedende olduğu sürece o günkü şuurla canımız feda” şeklinde konuştu.

“Vatan için gerekirse canımı veririm”

Şenol Yeşil ise o gece canlarını düşünmeden vatan ve bayrak için meydanlara indiklerini belirterek, “15 Temmuz’da o akşam, haberi aldığımda Ankara’da abim beni aradı, darbe girişimi oluyor dedi, şok oldum. Televizyonları açtığımızda bir kalkışma olduğunu gördük. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, halkı sokaklara, havalimanlarına inmesini söyleyince biz de hemen abdestimizi aldık, canımızı hiç düşünmeden vatanımızı, bayrağımızı, namusumuzu düşünerek yollara çıktık. Hala dün gibi hatırlıyorum o geceyi, her yer zifiri karanlıktı, ülkenin üzerine çökmüş hain FETÖ’cüler. Çok şükür o gün binlerce kişi sokağa indi, atlattık. Bugün yine olsa yine sokaklara iner bayrağımızı alır, yollara dökülürüz. Her yere gideriz ülkemiz, namusumuz için. Ben sağ bacağımdan yaralandım, gerekirse ülkemiz, namusumuz için, toprağımız için canımı da veririm, yine olsun yine çıkarız meydanlara. Bir buçuk yaşında çocuğum var, elimden geldiğince onu vatan aşkıyla, bayrak sevgisiyle yetiştirmeye çalışıyorum” ifadelerine yer verdi. – YOZGAT

]]>
https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-gazileri-yozgat-sehitligini-ziyaret-etti/feed/ 0
15 Temmuz Darbe Girişimi Konferansında Konuşmacılar Türkiye’nin Birlik ve Mücadele İradesini Vurguladı https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-darbe-girisimi-konferansinda-konusmacilar-turkiyenin-birlik-ve-mucadele-iradesini-vurguladi/ https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-darbe-girisimi-konferansinda-konusmacilar-turkiyenin-birlik-ve-mucadele-iradesini-vurguladi/#respond Mon, 15 Jul 2024 06:39:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39470 15 Temmuz hain darbe girişiminin sekizinci yılında Altınbaş Üniversitesinde gerçekleştirilen konferansa konuşmacı olarak katılan Dr. Eray Güçlüer, Türkiye’yi parçalamak için planların 1961 yılında başladığını söyleyerek, “FETÖ bitmezse PKK da DEAŞ da bitmez çünkü üçü de birbiri ile bağlantılı. O yüzden mücadele tam anlamıyla bitene kadar devam etmeli” dedi.

15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nün 8. yıl dönümü dolayısıyla Altınbaş Üniversitesi hem özel bir konferansa ev sahipliği yaptı hem de 7 yıl önce şehitler adına üniversite bünyesinde oluşturulan “15 Temmuz Demokrasi ve Şehitler Ormanı”na fidan dikimi gerçekleştirdi. Ağaç dikme törenine Altınbaş Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Çağrı Erhan, akademisyenler ve çok sayıda personel katılırken Gayrettepe Kampüsü 100. Yıl Konferans Salonu’nda da “8. Yılında 15 Temmuz ‘Milletin Zaferi'” adlı konferans düzenlendi. Konferansa moderatör olarak İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tolga Demiryol eşlik ederken konuşmacılar arasında Dr. Eray Güçlüer, Doç. Dr. Ufuk Adak ve Doç. Dr. Kenan Özkan yer aldı.

15 Temmuz 2016’da yaşanan hain darbe girişimi ve sonrasındaki süreçte yaşananların ele alındığı konferansta, 8 yıl sonra Türkiye’nin geldiği nokta da değerlendirildi. Konuşmacılar, 15 Temmuz’un Türk milletinin demokrasiye bağlılığını, birlik ve beraberlik ruhunu tüm dünyaya gösteren bir dönüm noktası olduğunu vurguladılar.

“Planlar 55 yıl öncesine dayanıyor”

Dr. Eray Güçlüer 15 Temmuz 2016 gecesinde yaşananların 55 yıllık bir sürecin sonucu olduğunu, çok uzun yıllardır devletin her bir noktasına sessizce sızıldığını aktardığı konuşmasında şunlara değindi:

“Öncelikle bu işin kökenine bakmak lazım. 55 yıl öncesine, 1961 yılına kadar inebildim. 1961 yılında rahmetli Adnan Menderes’in idamından sonra, anayasa değiştiriliyor ve halkın egemenliğinin ötesinde yeni oluşumlar ortaya çıkıyor. Bunlardan biri de Özel Harp Dairesi. ABD tarafından Türkiye’de kuruluyor ama devlet erkanının haberi yok. Yıllık 10 milyon dolar da para harcanıyor buna. CIA’in Türkiye’ye yönelik derin planları vardı ve 1961’den itibaren bu planları uygulamaya çalıştılar. Türkiye’ye sızma, Türkiye’de bir alternatif oluşum kurup ülkeyi ele geçirme planı 55 yıl önce başlatıldı ve sürdürüldü.”

“Ellerinde alçak ve kanlı bir plan vardı ama bunu gerçekleştiremediler”

Eğer 15 Temmuz’da başarılı olsalardı Türkiye’de neler olunacağına dair de konuşan Dr. Eray Güçlüer, “Bu, aslında bir darbe girişimi değil, Türkiye Cumhuriyeti devletini Suriyelileştirme, Iraklaştırma ve parçalama projesiydi. Amaçları, İstanbul’da bir Vatikan gibi devletçik kurup, Anadolu’dan ayırarak diğer bölgeleri küçük, yönetilebilir eyaletler haline dönüştürmekti. Ellerinde çok daha alçak ve kanlı bir plan vardı ama bunu gerçekleştiremediler. O gece, yani 15 Temmuz’da, sınır hatlarındaki FETÖ’cü generaller askerleri Suriye ve Irak sınırından çektiler. Sınırları boşalttılar çünkü helikopterlerle Irak’ta toplanan DEAŞ’lılar ABD’ye bağlı helikopterlerle Türkiye’ye girecekti. PKK da DEAŞ ile mücadele bahanesiyle Türkiye’ye girecekti ve PKK kahramanlaştırılacaktı. Bunu yapamadılar ama Türkiye’nin birçok yerinde iç savaş çıkacaktı. ABD’deki o alçak, Türkiye’ye getirilip İstanbul’da bir Vatikan kuracaktı ve Türkiye 22 eyalete bölünecekti. Bu şekilde, sürekli Batı’ya ve Amerika’ya bağımlı, Türkiye Cumhuriyeti’nin olmadığı bir düzen kurulacaktı. Ülkemiz olmayacaktı ve istedikleri şey buydu. Ama olmadı; başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere güçlü bir irade ortaya konuldu. Bu durumda Türk’ün sosyo-genetik kodlarını gerçekten hesaba katamadılar” dedi.

“FETÖ bitmeden PKK ve DEAŞ bitmez”

Son olarak FETÖ ile mücadelenin PKK ve DEAŞ ile mücadeleyle aynı olduğunu ve mücadelenin son bir kişi kalana kadar devam ettirilmesi gerektiğinin de altını çizen Dr. Güçlüer, “Evet, hala FETÖ ile mücadele arzu ettiğimiz seviyede olmayabilir ama 55 yıl sabırla, sessiz sedasız bir şekilde eğittiler, donattılar, istihbarat verdiler ve en üst seviyede finanse ettiler. Devletin çok çeşitli yerlerine sızdılar ve gerçekten başka bir ülke olsaydı, bu belayı defetmesi hiç kolay değildi. Ama biz milletçe bu belayı defetmeyi başardık. Bundan sonra da bu alçakların yapmak istediği planı gördükten sonra, mücadele kesinlikle hız kesmeden bitirilene kadar devam etmelidir. Konuyla ilgili kalıcı birimler oluşturulmalı. Kolay değil ama FETÖ bitmeden PKK ve DEAŞ bitmez. Yani, FETÖ bitmezse, hiçbiri bitmez. Üçü birbiri ile bağlantılıdır” diyerek sözlerini sonlandırdı.

“15 Temmuz’a darbe ya da darbe girişimi demek yanlış, diğer darbelerden farklı faktörler var”

Doç. Dr. Ufuk Adak ise Türkiye tarihindeki darbelerle 15 Temmuz arasındaki farkın ayırt edilmesi gerektiğini söylediği konuşmasında özellikle 15 Temmuz’un halkın iradesi ile durdurulmasının en önemli özelliği olduğunu hatırlattı. Doç. Dr. Adak konuşmasını şöyle sürdürdü:

“15 Temmuz’a darbe ya da darbe girişimi demek aslında yanlış olur. Çünkü diğer darbelerden farklı birçok faktör söz konusu. FETÖ her şeyden önce uluslararası bir örgüt ve uzun yıllar boyunca bu uluslararası istihbarat teşkilatları ile çalışıyordu. Dijital çağda yaşadığımız bir olay sonucunda, halkın bu teşkilatlar vasıtasıyla nasıl yanlış yönlendirildiğini gördük. Diğer önemli fark, bu darbenin halkın iradesi ile durdurulmasıdır. 12 saat içinde binlerce vatandaş sokağa döküldü. Tarihteki darbelerle hep benzerlikler kuruluyor, fakat 15 Temmuz’u ayrı bir yerde konumlandırmak zorundayız. Darbe sonrasındaki süreçlerde de gayet başarılı olduk. Çok kısa sürede çok sayıda gözaltı ve tutuklama oldu. Binlerce insan cezaevlerine girdi. Devlet kurumları açısından yönetsel olarak çok zor bu durumla da baş edildi. Sonuç olarak, 15 Temmuz’u değerlendirirken birçok farklı açıdan ele almalıyız. Ayrıca, süreçle ilgili olarak bu unsurlardan tamamen kurtulana dek mücadele devam etmeli; akademik anlamda da çalışmalar ve araştırmalar aynı şekilde sürdürülmelidir.”

“Halkın iradesinin arkasında sosyo-genetik kodlarımız yatıyor”

15 Temmuz’da halkın iradesinin sosyo-genetik kodlar vasıtasıyla ortaya çıktığını ifade eden Doç. Dr. Kenan Özkan ise geçmiş yaşantılar sonucunda oluşan kitle psikolojisinde Türkler için vatan, millet ve bağımsızlık duygularının son derece yüksek ve önemli olduğunu ifade etti. Doç. Dr. Kenan Özkan, “Bu kavramlar özellikle 15 Temmuz gibi önemli durumlarda bizim toplumumuzda diriliyor. Sosyo-genetik kodlarımızdaki bu ifadelere insanlar her zaman kendi namusları gibi sahip çıkmışlardır. Türk siyasi tarihinde vatan kavramı Namık Kemal ile siyasi literatürü girmiş bir kavramdır. Vatan eşittir namustur çünkü vatan anneye benzetilir ya da genç kızlara benzetilir ki bu Milli Mücadele yıllarında da kullanılan ve milli değerlerimizde zaten var olan bir kavramdır. İşte bu yüzden 15 Temmuz gecesi halk sokaklara dökülerek Saraçhane Meydanı’ndan tutun da Hakkari’ye Kars’a kadar yurdun dört bir köşesinde halk vatanına ve toprağına sahip çıkmıştır. Bu davranışlar bizim DNA’mızda var. Ayrıca 15 Temmuz’u gerçekten tarihi konumlandırma, tanımlama, analiz etme ve değerlendirmeyi çok farklı bir bakış açısıyla yapmalıyız. Yoksa birçok yanlışa düşebiliriz. Uzun yıllardan bu yana süren gelen bir yapı ve zihniyetle mücadele edebilmek ancak köklü geleneklere sahip çıkarak mümkün olabilir. İşte bizim Türk insanının, vatandaşının ve gençliğinin bu farkındalıkla olaylara bakması ve buna göre bir tavır sergilemesi gerekiyor. Neticede Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ileri görüşlülüğü aslında burada karşımıza çıkıyor: ‘Ey millet, iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru en gerçek tarikat, medeniyet tarikatıdır.’ 15 Temmuz’dan almamız gereken dersler, güçlü bir istihbarat, iyi bir teknolojidir. İşin bir de felsefi ve düşünsel boyutu var o da Mustafa Kemal’in bize bıraktığı miras olan, akıl ve bilime sıkı sıkı tutunmak ve laik, demokratik, çağdaş cumhuriyetin kıymetini ve değerini bilmektir” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-darbe-girisimi-konferansinda-konusmacilar-turkiyenin-birlik-ve-mucadele-iradesini-vurguladi/feed/ 0
Siyasilerden 15 Temmuz mesajları: Darbeler dönemi bir daha açılmamak üzere kapanmıştır https://www.haber60.com.tr/siyasilerden-15-temmuz-mesajlari-darbeler-donemi-bir-daha-acilmamak-uzere-kapanmistir/ https://www.haber60.com.tr/siyasilerden-15-temmuz-mesajlari-darbeler-donemi-bir-daha-acilmamak-uzere-kapanmistir/#respond Mon, 15 Jul 2024 05:54:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39464 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla siyasiler sosyal medya hesaplarından mesajları yayımladı. Birlik ve beraberlik vurgusu yapılan açıklamalarda şehitler rahmet, gaziler saygıyla anıldı.

BAHÇELİ: 15 TEMMUZ, İŞGAL GİRİŞİMİNE İMAN İRADEYLE DİRENİŞTİR

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla sosyal medya hesabından yayımladığı mesajda, şu ifadeleri kullandı; “15 Temmuz, Millî Kahramanlığın dış bağlantılı ihanet ve işgal girişimine iman ve iradeyle direniş ve dik duruş mefkûresidir. 15 Temmuz şehitlerimize ve bilcümle bütün şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz ediyor, gazilerimize uzun ve sağlıklı ömürler diliyorum. 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü münasebetiyle Türkiye aleyhine karanlık senaryo hazırlığı içinde olanlara sadece felaket günlerinde Türk milletinin hangi fedakârlıkları göze alacağını idrak etmelerini ikazen tavsiye ediyorum.”

BAKAN GÖKTAŞ: MİLLETİN ZAFERİ’Nİ NESİLDEN NESİLE AKTARACAĞIZ

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Bir hilal uğruna canlarını feda etmekten çekinmeden hain FETÖ’nün darbe teşebbüsünü göğsünde durduran kahramanlarımızı da; o karanlık gecenin nasıl aydınlığa döndüğünü de unutmadık, unutmayacağız. 15Temmuz’un ruhunu bu topraklarda her daim diri tutacak, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın tarihi liderliğindeki ‘Milletin Zaferi’ni nesilden nesile aktaracağız. Demokrasimize ve milli birliğimize kasteden hain darbe girişiminin yıl dönümünde aziz şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum” dedi.

BAKAN BOLAT: 15 TEMMUZ RUHUNU YAŞATMAYA DEVAM EDECEĞİZ

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “15 Temmuz gecesi, aziz milletimiz şanlı tarihinden aldığı güçle, ülkemizin geleceğini hedef alan hain darbe girişimine karşı şanlı bir direniş göstermiştir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın göstermiş olduğu liderlik ve milletimizin dünyaya örnek olan engin cesaretiyle bütünleşmiş olan direniş ruhu, devletimizi, geleceğimizi, ekonomimizi, güvenliğimizi hedef alan cuntacıların ve onların arkasındaki odakların planlarının başarısızlığa mahkum olmasında büyük bir rol oynamıştır. 15 Temmuz gecesi devletimizi, kurumlarımızı, Gazi Meclisimizi, şehirlerimizi ve milletimizin iradesini hedef alan saldırılara karşı devlet-millet el ele vererek Türkiye’mizin geleceğini karanlığa sokmaya çalışan hain saldırıyı püskürttük. Bu düşüncelerle, ülkemizin bağımsızlığını ve birliğini hedef alan hain darbe girişiminin yıl dönümünde 15 Temmuz gecesi şehit olan tüm vatan evlatlarımıza Allah’tan rahmet, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca bu aziz vatan için canını feda eden tüm kahraman asker, polis ve sivil şehitlerimize şükranlarımızı sunuyor, Yüce Allah’tan gani rahmet diliyoruz. Tarih boyunca birçok zorluğun üstesinden gelen milletimiz ile el ele vererek ecdadımızın bize miras bıraktığı ülkemizi daha güçlü yarınlara hazırlamaya ve 15 Temmuz ruhunu yaşatmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

BAKAN KACIR: CUMHURBAŞKANIMIZ LİDERLİĞİNDE KAZANILMIŞ MİLLETİN ZAFERİ’DİR

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, yayımladığı mesajında, “15 Temmuz Türk Milletinin istiklâline ve istikbâline sahip çıkarak, kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla birlikte verdiği kahramanca mücadelenin ve yazdığı destanın adıdır. Cumhurbaşkanımız ve Başkomutanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde kazanılmış Milletin Zaferi’dir. Şair’in ‘Asım’ın nesli diyordum ya; nesilmiş gerçek…’ diye bahsettiği o nesilden, namusunu çiğnetmemek adına şehadete koşan kahramanlarımızı rahmetle, şanlı gazilerimizi minnetle anıyorum” ifadelerine yer verdi.

BAKAN ERSOY: DEMOKRASİMİZİ VE MİLLÎ BİRLİĞİMİZİ HER ZAMAN KORUYACAĞIZ

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda, “15 Temmuz, aziz milletimizin tek yürek olarak canı pahasına yazdığı bir destandır. Bu kahramanlık destanını birlik ve beraberlik ruhuyla asla unutmayacağız ve daima yaşatacağız. Türkiye Yüzyılı’nda geleceğe umutla bakarak, ülkemizi daha güçlü yarınlara taşıma kararlılığımızla demokrasimizi ve millî birliğimizi her zaman koruyacağız. 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü vesilesiyle kahraman şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi şükran ve minnetle anıyorum” diye konuştu.

BAKAN TUNÇ: DARBELER DÖNEMİ BİR DAHA AÇILMAMAK ÜZERE KAPANMIŞTIR

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında şu ifadelere yer verdi; “15 Temmuz hain darbe girişiminin 8. yıl dönümünde tüm darbeleri ve darbe girişimlerini lanetliyor; vatanımız, bağımsızlığımız ve demokrasimiz uğruna can veren aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Mazisi kahramanlıklarla dolu aziz milletimizin 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nü tebrik ediyorum. 15 Temmuz 2016’da gerçekleştirilen hain darbe girişimi, aziz milletimiz için bir dönüm noktasıdır. Darbelerle, muhtıralarla, kumpaslarla, sokak olaylarıyla amacına ulaşamayan vesayetçi zihniyet, FETÖ eliyle anayasal düzeni ve milli iradeyi yok etmek istemiş, Sayın Cumhurbaşkanımızı ve halkın oylarıyla seçilmiş hükümeti devirmeye kalkışmıştır. Aziz milletimiz, tıpkı Milli Mücadele’de olduğu gibi 15 Temmuz’da da hainlere geçit vermemiş, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla meydanlara akın ederek vatan ve bayrak aşkıyla yeni bir kahramanlık destanı yazmıştır. Hainlerin karşısında dimdik duran milletimiz, onurlu mücadelesiyle tüm dünyaya bir kez daha demokrasi dersi vermiştir. Hain darbe girişiminin önlenmesinde en önemli unsurlardan biri de şüphesiz tarafsız ve bağımsız yargıdır. Darbe girişiminin ilk anından itibaren Cumhuriyet başsavcılıkları soruşturmalarını başlatmış, darbeciler hakkında gözaltı ve tutuklama kararları vermiştir. Yargı mensuplarının gösterdiği kahramanlık, geçmişteki darbelerde cuntacıları ‘hazır ol’da bekleyen vesayetçi yargı anlayışının tarihe karıştığının en önemli göstergesi olmuştur. 15 Temmuz’la birlikte ülkemizde artık darbeler dönemi bir daha açılmamak üzere kapanmıştır. Geçmişten geleceğe kurduğumuz köprünün harcını birliğimizle, kardeşliğimizle, istiklal aşkıyla, vatan ve millet sevgisiyle karmaya devam edeceğiz. Vesayetçi zihniyete, ülkemiz üzerinde oyun kurmak isteyen şer odaklarına asla müsaade etmeyeceğiz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa etmeyi sürdüreceğiz. Başta FETÖ ve PKK olmak üzere ülkemizin huzurunu hedef alan hiçbir terör örgütüne göz açtırmayacağız.”

BAKAN TEKİN: 15 TEMMUZ EMPERYALİSTLERE TARİHİ BİR CEVAPTIR

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda, “15 Temmuz, milletimizin bağımsızlık ve hürriyetine olan sarsılmaz inancının teşekkül ettiği, ortak zaferimizin ve kutlu direnişimizin yıl dönümüdür. O gece, milletimiz hain darbe girişimini sadece püskürtmekle kalmamış, birlik, beraberlik ve demokrasiye olan bağlılığın gücünü tüm dünyaya göstermiştir. 15 Temmuz, emperyalistlere ve onların iş birlikçilerine verilmiş tarihî ve destansı bir cevaptır. Bu nedenle, 15 Temmuz Destanı’nı diri tutacak, yarınları kuracak bir ruhla anmaya devam edeceğiz. Unutmamak, unutturmamak, şehitlerimizin aziz hatıralarını yaşatmak hepimizin görevidir. Millî Eğitim Bakanlığı olarak genç nesillerimizi millî ve manevi değerlerine bağlı, vatan sevgisiyle yoğrulmuş bireyler olarak yetiştirmeyi en öncelikli görevimiz olarak kabul ediyoruz. 15 Temmuz ruhunu ve milletimizin direnişini genç nesillerimize aktararak, evlatlarımızın her daim vatanına, milletine ve bayrağına bağlı, cesur ve fedakâr bireyler olmasını hedefliyoruz. Bu vesileyle, 15 Temmuz’un yıl dönümünde bir kez daha vatanımız için canlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize minnet ve şükranlarımı sunuyorum. Birlik ve beraberlik içinde, daha güçlü bir Türkiye için hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/siyasilerden-15-temmuz-mesajlari-darbeler-donemi-bir-daha-acilmamak-uzere-kapanmistir/feed/ 0
Türkiye’nin en karanlık ve uzun gecesi! 15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden 8 yıl geçti https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-en-karanlik-ve-uzun-gecesi-15-temmuz-hain-darbe-girisiminin-uzerinden-8-yil-gecti/ https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-en-karanlik-ve-uzun-gecesi-15-temmuz-hain-darbe-girisiminin-uzerinden-8-yil-gecti/#respond Mon, 15 Jul 2024 05:27:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39454 Tarih 15 Temmuz 2016 saat 14.00 sularında Kara Havacılık Komutanlığı’nda görevli bir binbaşı Yenimahalle’deki Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Yerleşkesi’ne giderek darbe girişimi olacağına ilişkin ihbarda bulundu.

İhbar üzerine MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Genelkurmay Başkanlığı’na geçti. Gerçekleştirilen kritik toplantıda, Kara Havacılık Komutanlığı’ndan 3 helikopterin izinsiz uçuş yapacağı bilgisi alındı. Bilginin araştırılmasına, şüphelilerin gözaltına alınmasına karar verildi. Kışlalardan tank ve zırhlı araçların çıkışı yasaklandı. İkinci bir emre kadar askeri uçuşlar iptal edildi.

DARBE SAATİNİ ERKENE ÇEKTİLER

Genelkurmay Karargahı’nda o gece, üniformalı sinsi düşmanlar da olan biteni takip ediyordu. Komuta Kademesi’nin etrafında üst düzey darbeci isimler de vardı. Fidan’ın gelişiyle, darbe planının deşifre olduğu anlaşılınca kritik bir karar verdiler. Darbe saatini gece 03.00’ten erkene çektiler.

AKAR DARBE BİLDİRİSİNİ İMZALAMADI

Hakan Fidan ayrıldıktan sonra darbeciler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın odasını bastı. Darbenin başladığını bildirdiler. Ancak Hulusi Akar, bu duruma sert tepki gösterdi. Önüne konan darbe bildirisini imzalamadı. Bunun üzerine kemerle boğazı sıkılarak, derdest edildi. Akıncı Üssü’ne götürüldü. Darbeciler, Genelkurmay 2. Başkanı Yaşar Güler’i de aynı şekilde rehin aldı.

WHATSAPP GRUBUNDAN ÖLÜM TALİMATI

Saat 21:14’te darbe girişiminin koordine edilmesi için ‘Yurtta Sulh’ isimli bir whatsapp grubu kuruldu. Gruptaki yazışmalarda sivil vatandaşlara yönelik; “Ezin, yakın, taviz yok” şeklinde vur emri verildi. Saatler 21:23’ü gösterdiğinde bir grup darbeci asker Kuleli Askeri Lisesi’nden çıkış yaptı. Darbeci askerler 21:52’de köprüye ulaştı. Askeri araçlarla, Avrupa Yakası’na geçiş güzergahını trafiğe kapattılar.

BAŞBAKAN’DAN İLK AÇIKLAMA

Herkes neler olduğunu sorguluyordu. İlk yanıt, canlı yayına bağlanan Başbakan Binali Yıldırım’dan geldi. Yıldırım “Doğrusu bir kalkışma ihtimali üzerinde duruyoruz. Belliki emir komuta zinciri olmadan, askerin içerisindeki bazı kişilerin kanunsuz bir eylemi söz konusu. Vatandaşlarım ve milletim bilsin ki, demokrasiye herhangi bir zarar getirecek hiçbir faaliyete izin verilmeyecek” dedi. O dakikalarda İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne gelen telefonda, sıkıyönetim ilan edildiği, dönemin emniyet müdürü Mustafa Çalışkan ve ekibinin teslim olması istendi.

ANKARA’DA ALÇAK UÇUŞ

Saatler 22.00’yi gösterdiğinde ise Ankara’da savaş uçakları alçak uçuşa başladı. Darbecilerin hedefindeki en önemli yerlerin başında Milli İstihbarat Teşkilatı geliyordu. FETÖ’cü pilotlar helikopterlerle Ankara Yenimahalle’deki MİT yerleşkesini taramaya başladılar. İstanbul Atatürk Havalimanı da hareketliydi. Bir grup darbeci, tanklarla havalimanına gelerek Kontrol Kulesi’ni işgal etti. Uçuş trafiğini durdurdu. Saatler 23.00’ü gösterdiğinde bu kez hedef İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı binasıydı. İBB binasını basan darbeciler kendilerine direnen sivil halkın üzerine ateş açtı. 14 kişi darbecilerin silahından çıkan kurşunlarla şehit düştü.

TRT’YE BASKIN

Darbecilerin işgal ettiği bir başka kritik kurum ise TRT’ydi. 16 Temmuz’un ilk dakikalarında korsan bildiri okutuldu.Bunun üzerine TÜRKSAT üzerinden TRT’nin yayın akışı durduruldu.

ERDOĞAN AYRILDIKTAN SONRA OTELİ BASTILAR

Aynı dakikalarda Marmaris’te tatilde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk Havalimanı’na doğru hareket etti. Cumhurbaşkanı ayrıldıktan kısa bir süre sonra, darbecileri taşıyan helikopterler Marmaris’teki oteli bastı. Çıkan çatışmada, Cumhurbaşkanı’nın koruması özel harekat polislerinden bazıları şehit oldu.

UÇAKLAR BOMBA YAĞDIRDI

Bir süre sonra, onlarca kişiye ölüm yağdıran uçaklar darbenin merkezlerinden olan Akıncı Üssü’nden havalandı. Sırasıyla, TBMM, Gölbaşı Polis Özel Harekat Daire Başkanlığı, Ankara Emniyeti ve TÜRKSAT’ı bombaladılar. Onlarca sivil vatandaş ve özel harekat polisi şehit düştü. Darbecilerin hedefindeki bir diğer isim Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal’dı. Ünal dahil 17 general, Moda Deniz Kulübü’ndeki bir nikahtayken derdest edildi.

CUMHURBAŞKANI DARBECİLERE MEYDAN OKUDU

Gecenin dönüm noktası ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir televizyon programına telefonla bağlanması oldu. Erdoğan “Milletimizi illerimizin meydanlarına davet ediyorum. Havalimanlarına davet ediyorum ve milletçe meydanlarda havalimanlarında toplanalım ve bunların o azınlık grubu tanklarıyla toplarıyla gelsinler, ne yapacaklarsa halka orada yapsınlar, halkın gücünün üstünde bir güç ben tanımadım bugüne kadar” ifadelerini kullandı. Bu çağrı yüz binlerce kişinin caddelere, meydanlara akın ederek darbecilere karşı direnişini tetikledi. O direnişin en büyük sembollerinden biri köprülerde sergilendi. Darbeciler Boğaz Köprüsü’ne gelen sivillerin üzerine uzun namlulu silahlarla ateş açıyordu.

CAMİLERDEN SALA’LAR YÜKSELDİ

Diyanet İşleri Başkanlığı Türkiye’nin tüm camilerinde sala’lar okunması için talimat verdi. Gazi Meclis darbecilere karşı dik durdu. Ankara’daki milletvekilleri Meclis’e koştu. Genel Kurul salonu açıldı. Bu direnişi takip eden darbeci alçaklar Meclis’i bombaladı.

ÖMER HALİSDEMİR DARBE PLANININ SEYRİNİ DEĞİŞTİRDİ

En çarpıcı anlardan biri ise Özel Kuvvetler Komutanlığı Karargahı’nda yaşanıyordu. Darbenin Özel Kuvvetler Komutanı olarak seçilen Semih Terzi, 02:16’da Şırnak Silopi’den Karargah’ı ele geçirmeye geldi.Ancak astsubay Ömer Halisdemir Terzi’yi vurarak darbe planının seyrini değiştirdi. Cumhurbaşkanı’nın Marmaris’ten ayrıldığını öğrenen darbeciler harekete geçti. Bomba yüklü F-16’lar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bulunduğu uçağı vurmak için havalandı.

AKINCI ÜSSÜ’NDE SİVİLLERE ATEŞ AÇILDI

Millet, darbecilerin uçakları havalandırmasını önlemek için Akıncı üssünün etrafında toplandı. Üs çevresinde toplanan kalabalığa ateş açıldı, 5 kişi şehit düştü. Başbakan Binali Yıldırım, tüm askeri uçakların inmesi, inmeyenlerin de düşürülmesi talimatını verdi. Bu arada cuntanın uçakları, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı taşıyan ATA Uçağını arıyordu. Cuntanın F-16’ları ATA uçağının rotasını ve bulunduğu noktayı tespit edemedi. Saatler 03:20’yi gösterdiğinde Cumhurbaşkanı İstanbul Atatürk Havalimanı’na güvenli bir şekilde iniş yaptı. 1 saat sonra basın mensuplarının karşısına çıktı. Erdoğan “Milletin üzerinde hiçbir güç yoktur. Bu bir ayaklanma, vatana ihanet hareketidir. Bunun bedelini çok ağır ödeyecekler.” dedi. O esnada bir askeri helikopter ve alçak uçuş yapan F-16 savaş uçağı tarafından taciz yapıldı.

Sabahın ilerleyen saatlerine doğru darbeciler, psikolojik üstünlüğü iyice kaybetmeye başladı. Ancak hala tehlike tam olarak atlatılabilmiş değildi. Sabah 06.30 sularında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne bomba atıldı. İstanbul Boğazı’nda bir TOMA, tank atışıyla vuruldu.

Darbeci hainler, milletin ordusuna ait tankla tüfekle saldırdı. Ancak millet, Türkiye’nin 81 ilinde demokrasiyi korumak için meydanlardaydı. Kışlaların önü, tankların çıkışını engellemek için belediye kamyonlarıyla kapatıldı. Eskişehir’den kalkan dost uçaklar, Akıncı Üssü’ndeki pistleri vurdu.

DARBECİLER KAYBETTİ, MİLLET KAZANDI

Sabah 08.30 sularında Jandarma Genel Komutanlığı darbecilerden temizlendi. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ve derdest edilen üst düzey komutanlar kurtarıldı.

MİT yaptığı açıklamada; “Sistematik operasyon bitti, nokta operasyonuna geçtik, 1-2 saate tamamlanır” dedi. Darbenin planlayıcısı ve uygulayıcısı olan sivil ve askerlerin çoğu yakalanarak gözaltına alındı.

252 ŞEHİT

Tüm yurtta yaklaşık 21 saatte kontrol altına alınan darbe girişiminde asker ve sivil 252 kişi örgüt mensuplarınca şehit edildi. Yaklaşık 9 bin askeri personel, 35 uçak, 37 helikopter, 74’ü tank 246 zırhlı araç ve 4 bine yakın hafif silah kullanıldığı kayıtlara geçti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-en-karanlik-ve-uzun-gecesi-15-temmuz-hain-darbe-girisiminin-uzerinden-8-yil-gecti/feed/ 0
Erzurum Kent Konseyi Başkanı Hüseyin Tanfer’den 15 Temmuz Mesajı https://www.haber60.com.tr/erzurum-kent-konseyi-baskani-huseyin-tanferden-15-temmuz-mesaji/ https://www.haber60.com.tr/erzurum-kent-konseyi-baskani-huseyin-tanferden-15-temmuz-mesaji/#respond Sun, 14 Jul 2024 08:39:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39322 Erzurum Kent Konseyi Başkanı Hüseyin Tanfer, 15 Temmuz Şehitlerini Anma, Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Başkan Tanfer yayımladığı mesajında bundan 8 yıl önce hain FETÖ Örgütü’nün alçak saldırısı karşında yüreğinde vatan sevgisi yatan kahraman şehitlerin kararlı duruşu ile darbenin püskürtüldüğünü ifade etti.

Erzurum Kent Konseyi Başkanı Hüseyin Tanfer, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla meydanlara inen vatandaşlarımız, hainlere karşı güvenlik güçlerimizin yanında yer almış; kadını, erkeği, genci yaşlısı canları pahasına vatanı korumak için tankların, topların önüne siper olmuştu. 15 Temmuz aynı zamanda; Milli Mücadelede ve Çanakkale’de olduğu gibi, tarihin her döneminde olduğu gibi, saldırı nereden gelirse gelsin, vatan için inanç ve cesaretle, gözümüzü kırpmadan canımızı vereceğimizi, tüm dünyaya bir kez daha gösterdiğimiz gündür. Öyle ki; hainlere karşı destan yazdığımız 15 Temmuz’da, Ülkemizin gururu kahraman şehidimiz Ömer Halisdemir, canını hiçe sayarak, hainlerin planını bozmuş, darbenin seyrini önemli ölçüde değiştirmiştir. “

“Gelecek nesillere de anlatacağız”

Başkan Tanfer, 15 Temmuz’da hain FETÖ mensuplarının ülkenin bekasına, Türk milletinin birlik ve beraberliğine karşı bir işgal ve darbe girişiminde bulunduğunu belirtti. Türk milletinin birliğine ve dirliğine kast edilerek gerçekleştirilmesi planlanan hain darbe girişiminin, demokrasisine sahip çıkan vatandaşlar tarafından bertaraf edildiğini hatırlatan Başkan Tanfer, mesajını şu şekilde sürdürdü: “Devletimiz, 15 Temmuz’u unutmamak ve yeni nesillere unutturmamak için bu günü ’15 Temmuz Şehitlerini Anma, Demokrasi ve Milli Birlik Günü’ ilan etmiştir. Aziz milletimizin, tarihi boyunca hiçbir zorbaya teslim etmediği iradesini esir almayı ve insanımızı kendi şer emellerine boyun eğdirmeyi planlayan bu zalimler, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın dik duruşu ve çağrısıyla korkusuzca meydanlara çıkan vatandaşlarımıza silah doğrultarak acımasızca saldırmışlardır. Kendi menfaatleri için başkalarının maşası olmayı marifet bilen hain FETÖ terör örgütü ve onun işbirlikçileri karışlarına ölüme meydan okuyan bir milletin çıkacağını hesaplamamışlardır.

“Karanlık geceyi birlikte aydınlattık”

“8.yıl dönümünde ülkesi için hayatını kaybeden demokrasi şehitlerin, anmak ve milli birlik ruhunu tekrar yaşatmak için yine meydanlarda olacaklarını ifade eden Tanfer, “Kurtuluş Savaşı’nda, Çanakkale Savaşı’nda Türk milleti cepheye nasıl koştuysa 15 Temmuz günü o vatan aşkıyla tankların önüne dikilen, kendisini bombalara, kurşunlara siper eden kahraman vatandaşlarımız canlarını kurşunlara siper ederek darbenin önüne geçti. Şu bilinmelidir ki Türk milleti bu ve bunun gibi darbelerin yapılmasına izin vermeyecektir. Türk milleti, bir kez daha ülkemizin bölünmez bütünlüğüne ve birlik beraberliğine kast eden hainlere gereken dersi vermiştir, kararlılıkla vermeye de devam edecektir. Milletimiz o karanlık geceyi birlik, beraberlikle aydınlatmayı başardı. 15 Temmuz 2016 gecesi yaşadığımız hain darbe girişiminin 8.yıl dönümünde, gözlerini kırpmadan, tankların karşısına dikilen, kurşunlara göğsünü siper eden ve şehadet şerbetini içen aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum.15 Temmuz’da yediden yetmişe tarihi destanı yazan necip milletimizin de 15 Temmuz destansı kahramanlığını kutluyorum.” – ERZURUM

]]>
https://www.haber60.com.tr/erzurum-kent-konseyi-baskani-huseyin-tanferden-15-temmuz-mesaji/feed/ 0
Eski Belediye Başkanı Mahmut Öztürk, 15 Temmuz darbe girişiminde askeri uçaklara bindirilmeyi engelledi https://www.haber60.com.tr/eski-belediye-baskani-mahmut-ozturk-15-temmuz-darbe-girisiminde-askeri-ucaklara-bindirilmeyi-engelledi/ https://www.haber60.com.tr/eski-belediye-baskani-mahmut-ozturk-15-temmuz-darbe-girisiminde-askeri-ucaklara-bindirilmeyi-engelledi/#respond Sun, 14 Jul 2024 08:09:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39319 15 Temmuz darbe girişiminde 550 komandonun Denizli Çardak Havalimanına iniş yapmak üzere olan askeri uçaklara bindirilmesini engelleyen eski Belediye Başkanı Mahmut Öztürk, “Ben, eşim ve şoförümün bulunduğu aracı askeri konvoyun önüne çektiğimizde 4 namlu bize doğrultulmuştu ve biz o durumdayken bile yoldan çekilmeden operasyon sürecini yöneltmeye başardık” dedi.

15 Temmuz 2016’da Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişiminin üzerinden 8 yıl geçmesine rağmen o gece yaşananlar hafızlardan silinmiyor. 15 Temmuz gecesi 11. Komando Tugay Komutanı olan ve darbecilerin sözde atama listesinde “Denizli sıkıyönetim komutanı” olarak adı geçen eski tuğgeneral Kamil Özhan Özbakır, Denizli’deki 550 komandoyu Ankara’ya sevk etmek istedi. Kayseri Erkilet Askeri Havaalanından gelen C-130 ve C-160 tipi iki kargo uçağın Çardak Hava Meydan Komutanlığına veya Çardak Havalimanına inmesinin planlanarak 550 komandonun Ankara’ya gitmesi hedeflendi. Çardak’a 550 darbeci askerin geleceğini ve uçaklarla kentten ayrılacağı haberini alan Çardak, Bozkurt ve Honaz halkı Hava Meydan Komutanlığı önüne giderek askerlerin geçişine izin vermedi. O esnada dönemin Çardak Belediye Başkanı Mahmut Öztürk, kendi belediyesi ve Büyükşehir Belediyesine ait iş makinalarını piste çekilmesi talimatını vermesi üzerine Kayseri’den gelen askeri kargo uçaklarının inişi engellendi.

Darbenin seyrini değiştirecek hamleyi yapan Çardak eski Belediye Başkanı Mahmut Öztürk, o gün yaşananları İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirlerine anlattı. 15 Temmuz akşamı kent merkezinde gerçekleşen Büyükşehir Belediyesi toplantısından ilçeye geldikleri sırada yolda askeri araç konvoyunu gördüklerini belirten Çardak eski Belediye Başkanı Öztürk, darbe girişimi olduğunu anladıklarını söyledi. Vatandaşların bilgilendirilmesi için partililerine haber verdiğini söyleyen Öztürk, “Çardak’a gelir gelmez de hep beraber havaalanı kavşağını durumu kontrol etmek üzere yola çıktık. Konvoy ikiye bölünerek, birisi arkamızda gördüğünüz askeri havaalanına doğru bir kısmı da sivil havaalanına doğru yönlendirildi” dedi.

“O gece karar vericiler ortada yoktu, sonra birçoğu FETÖ’cü çıktı”

Darbe girişiminin yaşandığı anlarda ne yapılacağına karar verecek kişilere ulaşılamadığını belirten Öztürk, kalkışmanın sonrasında devam eden soruşturmalar kapsamında karar verici kişilerin FETÖ üyesi olduğunun anlaşıldığını söyledi. Ülkenin kurtuluşu için canları pahasına askeri konvoyun önüne geçtiklerini ifade eden Öztürk, “Konvoyu durdurduktan sonra kargo uçaklarının ilçemiz üzerinde uçtuğunu tespit ettik. Bunun üzerine piste inmelerine engellemek amacıyla belediye araçlarını ve Büyükşehir Belediyesine bağlı araçlarının tamamını piste çıkartarak, piste kullanılmaz hale getirdik. Sabah saatlerinde de İl Jandarma Komutanlığından geldiler ve biz nöbete devam ederken buradaki darbeci askerleri teslim alarak buradan ayrıldılar. Çardak aslında Kazan kadar önemliydi. Kazandan belki daha önemliydi. Buradan giden 550 komando darbeci asker belki cumhurbaşkanımızın bulunduğu külliyeyi basacaklardı. Biz tabi soğukkanlılığımızla başımıza ne geleceğini düşünmeden bütün bunları yaptık. Ülkemiz için yine gerekirse yine yaparız” şeklinde konuştu.

“Benim ve eşimin bulunduğu araca namlular doğrultuldu”

15 Temmuz gecesi ölüm kalım savaşı verdiklerini dile getiren Mahmut Öztürk, “Herkes bunu hissedemez. Benim içimde bulunduğumuz araçta eşim, ben ve şoförüm askeri konvoyun önüne aracı çektiğimizde 4 namlulu silah bize doğrultulmuştu ve biz o durumdayken bile yoldan çekilmeden operasyon sürecini yöneltmeye başardık. Çok şükür başımıza bir şey gelmedi. Gözümün önünden gitmeyen şeyler bunlar, biz çoluğumuzu çocuğumuzu her şeyimizi bırakıp belimizi silahımızı taktık ve FETÖ’nün karşısına çıktık” ifadelerini kullandı. – DENİZLİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/eski-belediye-baskani-mahmut-ozturk-15-temmuz-darbe-girisiminde-askeri-ucaklara-bindirilmeyi-engelledi/feed/ 0
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı: Yargı, Darbecilerin Gücünü Kırdı https://www.haber60.com.tr/bursa-bolge-adliye-mahkemesi-baskani-yargi-darbecilerin-gucunu-kirdi/ https://www.haber60.com.tr/bursa-bolge-adliye-mahkemesi-baskani-yargi-darbecilerin-gucunu-kirdi/#respond Sat, 13 Jul 2024 23:03:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39223 ‘Dünü, Bugünü ve Yarınıyla 15 Temmuz Darbe Girişimi’ başlıklı konferansta konuşan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı Abdülkadir Şahin, “Darbe girişimi gecesinde ilk gözaltının yapıldığı Bursa’da, girişimin tüm detayları, ele geçirilen listelerle deşifre edildi. Yargı, müthiş bir operasyonla darbecilerin gücünü kırdı” dedi.

Bursa Teknik Üniversitesine (BTÜ) 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla konuk olan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı Abdülkadir Şahin, ‘Dünü, Bugünü ve Yarınıyla 15 Temmuz Darbe Girişimi’ başlıklı konuşmasıyla, Fethullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) kuruluşu, büyümesi, darbe girişimi öncesi ve sonrası yaşananları anlattı. Mimar Sinan Yerleşkesi Ali Sümen Salon’da gerçekleşen konferansa, BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Sinan Uyanık ve Prof. Dr. Barış Tamer Tonguç, Genel Sekreter Selim Uzun, akademik ve idari personel katıldı. FETÖ’nün 1970’li yıllarda farklı bir grup bünyesinde faaliyet gösterdikten sonra kendi bağımsızlığını ilan ederek 1980’li yıllarda büyüdüğünü anlatan Şahin, örgütün Mavi Marmara ve Deniz Feneri davalarıyla hükümetle karşı karşıya geldiğini söyledi. Gezi Olayları ve 17-25 Aralık operasyonlarının da FETÖ terör örgütü tarafından yapıldığını kaydeden Abdülkadir Şahin, tüm bunların engellenmesiyle örgütün, 15 Temmuz hain darbe girişimini gerçekleştirdiğini söyledi.

Bugüne kadarki en organize ve planlanmış darbe girişiminin 15 Temmuz olduğunu aktaran Abdülkadir Şahin, “15 Temmuz, merkezinde hava kuvvetlerinin olduğu bir darbe girişimidir. FETÖ bu girişime, deşifre olmaması için tüm elemanlarını dahil etmedi. Ancak darbe girişimi yapacakları deşifre olduğu için gece saat 3’te planlanan girişim, gelen talimatla saat 20’ye alındı” dedi.

Darbecilere İlk Gözaltı Bursa’dan

15 Temmuz gecesi Bursa’da yaşananları anlatan Abdülkadir Şahin, kendisinin dönemin Bursa Cumhuriyet Başsavcısı olduğunu belirtti. O gece, darbe girişiminin olduğu bilgisini alınmasının ardından Yurdakul Akkuş’un sıkıyönetim komutanı olduğunu ve Osmangazi İlçe Jandarma Komutanlığına gittiğini öğrendiğini aktaran Şahin, 19 yıllık Cumhuriyet Başsavcısı olarak aldığı inisiyatifle saat 23.50’de Yurdakul Akkuş için gözaltı kararı verdiğini ifade etti. Emniyetten 8 kişilik polis ekibinin, Osmangazi İlçe Jandarma Komutanlığına giderek Akkuş’u gözaltına aldığını ifade eden Şahin, böylelikle darbe girişimi gecesinin ilk gözaltı işleminin Bursa’da yapıldığını kaydetti. Gözaltı işleminin gerçekleştirildiği esnada kendisine, Emniyet’ten Akkuş’un çantasında belgeler bulunduğuna dair haber geldiğini anlatan Şahin, “Akkuş’un çantasında, 23 sayfalık darbe harekat planı ve tüm sıkıyönetim komutanlarının isimleri bulunuyordu. Bir başka listede ise sıkıyönetim mahkemelerinde görevlendirilecek hakim ve savcı kökenli 423 subayın ismi yer alıyordu. Üçüncü listede ise genelkurmaya bağlı 450 kişilik atama listesi bulunuyordu. Burada kimlerin, hangi mevkilerde yer alacağı belirlenmişti. Bu hayati listeyi ilgili yerlere gönderdik. Devlet bu şekilde topyekün olarak, Genelkurmayda kimler bu darbenin içinde ya da dışında öğrenmiş oldu” ifadelerini kullandı.

Darbe girişiminin başlamasına rağmen; kamu otoritesinin, emniyetin, yargının çalışamaya devam etmesinin vatandaşı cesaretlendirdiğini vurgulayan Abdülkadir Şahin, “Darbeler, anayasa ve Türk Ceza Kanunu’na göre ağır suçtur ancak darbeyi yine meşrulaştıran yargıdır. 1960 ve 1980 darbeleri de yargıyla meşrulaştırılmıştı. Ama 15 Temmuz’da yargı, darbeye karşı pozisyon aldı, halkla bir araya geldi. İşte bu aşamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısı ile vatandaş da devletin tüm organları da darbe girişimini bertaraf etmek için elinden geleni yaptı. Halk sokakları doldurdu, askeri birliklerin önüne kepçeler, kamyonlar koyarak çıkışları engelledi. İkinci bir darbe durumuna karşı yine halk, gece gündüz 45 gün boyunca sokakta nöbetini sürdürdü. Yargı bu süreçte müthiş bir operasyonla, darbe yapanların gücünü kırmaya çalıştı. Darbe, cuma akşamı yapıldı, pazar günü 2 bin 850 hakim ve cumhuriyet savcısı açığa alındı. Günümüzde FETÖ hala bitmedi ama deşifre oldukları için bir daha operasyon çekemezler” dedi.

“Devlet her zaman 18 yaşındadır” ifadesini kullanan Abdülkadir Şahin, sözlerine şunları da ekledi:

“Türkiye Cumhuriyeti bir çadır devleti değildir, köklü medeniyeti ve tarihi olan bir devlettir. Bu nedenle herkes müsterih olsun. Bu tür yapılara karşı devletin tüm organları tedbirli. Düşman her zaman düşmanlığını yapar. Önemli olan ona karşı nasıl durdurduğumuzdur.” – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/bursa-bolge-adliye-mahkemesi-baskani-yargi-darbecilerin-gucunu-kirdi/feed/ 0
Adalet Bakanı Tunç: Türkiye Yüzyılı için yeni bir anayasaya ihtiyaç var https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-tunc-turkiye-yuzyili-icin-yeni-bir-anayasaya-ihtiyac-var/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-tunc-turkiye-yuzyili-icin-yeni-bir-anayasaya-ihtiyac-var/#respond Sat, 13 Jul 2024 22:00:09 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39152

ADALET Bakanı Yılmaz Tunç, “Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına başladığımız şu dönemde ‘Bir daha hiç darbe olmasın, bu ülkede milli iradenin önü hiç kesilmesin’ diye daha köklü reformlara adım atmamız lazım. Bunun için de 184 değişiklik geçiren artık yamalı bohçaya dönüşen bir anayasa yerine milletin temsilcileri tarafından Mecliste hazırlanan, tüm toplum kesimlerinin görüşlerinin alındığı, temel hak ve özgürlükleri öne alan, devletin görevlerini net bir şekilde ortaya koyan, demokratik, sivil, katılımcı bir anayasayla inşallah ‘Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmemiz lazım” dedi.

Adalet Bakanı Tunç, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’nda (SETA) düzenlenen ’15 Temmuz Sempozyumu’na katıldı. Bakan Tunç, 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili bazı kesimlerce seviyesiz ifadeler kullanıldığını belirterek, “Sayın Cumhurbaşkanımızın yurt dışına kaçacağı gibi akıl tutulması içeren birtakım sözler maalesef sarf edilebiliyor. Sayın Cumhurbaşkanımız, 15 Temmuz’un o karanlık gecesini milletiyle beraber aydınlatan ve canı pahasına milletiyle beraber darbecilere karşı direnen bir liderdir. Maalesef, bu saçma sapan iddiaları böyle televizyon ekranlarında konuşanlar ülkemizde var. Ama milletimiz hiçbir zaman onlara itibar etmeyecektir. 15 Temmuz karanlık gecesi, milletimizle beraber, o şanlı direnişle aydınlığa çevrildi. Sonrasında darbeci anlayışla, darbecilerle hukuk içerisinde mücadele etmek gerekiyordu. Bu anlamda Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) hemen devreye girdi. Sayın Cumhurbaşkanımızın OHAL (Olağanüstü Hal) Kararnamesi’ni içeren teklifi, Meclis’te oy çokluğuyla kabul edildi” ifadelerini kullandı.

‘ASLOLAN YAPISAL DÖNÜŞÜMÜ GERÇEKLEŞTİRMEK’

15 Temmuz darbe girişimi yargılamalarına değinen Tunç, her bir dosyanın kendi özelliği olduğunu aktararak, “Yargımız o dosyaları kılı kırk yararak inceleme yapıyor. Varsa bir hata elbette ki düzeltiliyor. İstinafta düzeltiliyor. Yine hata yapılmışsa temyiz mahkememizde, Yargıtay’da düzeltiliyor. O nedenle yargımıza sonuna kadar güvenmemiz lazım. Bundan sonra asıl olan bu ülkede darbeler gerçekleşmemesi için neler yapabiliriz? Asıl önemli olan bu. Büyük bir tecrübe yaşadık. Önleyemediğimiz darbeler var ve önlenen darbeler var. 367 kriziyle beraber e-Muhtırası, önlenen darbe kalkışması ve Gezi Olayları da önlenen darbe kalkışması. 17/25 de önlenen darbe kalkışması. 15 Temmuz hain FETÖ kalkışması da önlendi. Bundan sonra bu tür kalkışmalara tevessül edilmemesi için özellikle tedbir almak gerekir. Hem bu tür sempozyumlar önemli, gençlerimize geçmiş siyasi tarihimizi anlatmamız, aktarmamız, çok değerli akademisyenlerimiz, tecrübeli yazarlarımızla beraber olmamız; ama asıl olan tabii ki yapısal dönüşümü gerçekleştirmek” diye konuştu.

‘YENİ ANAYASA BORCUMUZU ÖDEMİŞ OLURUZ’

Tunç, Türkiye’nin yapısal dönüşüm anlamında çok önemli reformlara sahne olduğunu kaydederek, “Anayasamızda gerçekleştirilen değişiklikler; Hakimler Savcılar Kurulu’nun yapısının daha demokratik hukuk devleti ilkesine uygun hale getirilmesi, Anayasa Mahkememizin yapısının demokratikleştirilmesi, Milli Güvenlik Kurulu’nun sivilleştirilmesi, hak arama yollarının arttırılması, Kamu Denetçiliğinden bilgi edilme hakkına varıncaya kadar temel hak ve özgürlüklerin daha da tahkim edilmesi. Artık bu ülkede ‘laik’ diye aykırı eylemler, başörtüsü yasağı, katsayı yasağı, bunlar artık tamamen tarihe karıştı. Hak arama yollarını alabildiğine açan, kadın haklarını, çocuk haklarını güçlendiren düzenlemeleri anayasamızda yaptık. Sıkıyönetim ilan edilebileceğine yönelik madde vardı anayasada, bu kaldırıldı. İç hizmet kanunu 35 hep tartışıldı, hep konuşuldu. Bunlar hepsi tarihe karıştı, kaldırıldı. ‘Darbeciler yargılanamaz’ diye madde vardı anayasamızda, kaldırıldı. 12 Eylül darbecileri de ahir ömürlerinde milletin huzurunda yargılandılar. 28 Şubat darbecileri de gerekli cezalara çarptırıldılar. Dolayısıyla bu ülkede bir daha bu yüz kızartıcı suça hiç kimse tevessül edemesin diye mekanizmalar oluşturulmaya çalışıldı. Hükümet sistemi değişikliği de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi de bu reformlardan en önemlerinden bir tanesi” dedi.

Tunç, tüm bu değişikliklerin darbe anayasasının üzerinde yapılan değişiklikler olduğunu vurgulayarak, “Vesayetçi anlayışla oluşturulmuş olan bir anayasanın üzerinde yaptığımız kısmi değişiklikler. Asıl olan bu ülkenin artık yeni bir anayasayı hak ettiği, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına başladığımız şu dönemde ‘Bir daha hiç darbe olmasın, bu ülkede milli iradenin önü hiç kesilmesin’ diye daha köklü reformlara adım atmamız lazım. Bunun için de 184 değişiklik geçiren artık yamalı bohçaya dönüşen bir anayasa yerine milletin temsilcileri tarafından Mecliste hazırlanan tüm toplum kesimlerinin görüşlerinin alındığı, temel hak özgürlükleri öne alan, devletin görevlerini net bir şekilde ortaya koyan demokratik sivil katılımcı bir anayasayla inşallah ‘Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmemiz lazım. İnşallah Türkiye bu şansı yakalar, Mecliste bir uzlaşma inşallah sağlanır ve o uzlaşma gerçekleştikten sonra da milletimize olan yeni anayasa borcumuzu da ödemiş oluruz” diye konuştu.

‘SOYADI DÜZENLEMESİ KOMİSYONDA KORUNDU’

Tunç, sempozyumdan sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. Tunç, evlenen kadının kocanın soyadını almasını öngören teklifle ilgili soruya, “Sorduğunuz soru 9’uncu Yargı Paketi’yle alakalı. TBMM Adalet Komisyonu’nda görüşmeleri tamamlandı Cuma günü sabaha karşı. 9’uncu Yargı Paketi’nde sadece kadının soyadıyla ilgili madde yok. 30’dan fazla madde var. Özellikle yargı hizmetlerinin etkinliğini daha da arttırmak, vatandaşlarımızın yargı hizmetlerinden daha etkin, verimli bir şekilde faydalanmasını sağlamaya yönelik, yargının hızlandırılmasına, adil bir şekilde tecelli etmesine yönelik önemli düzenlemeler var. Başta alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin geliştirilmesi olmak üzere; arabuluculuk gibi. Yine istinaf sürecinde dosyaların, davaların gecikmemesi için, hızlı bir şekilde sonuçlanmasına yönelik birtakım düzenlemeler var. Sosyal medya ve görüntülü ya da yazılı basın yoluyla hakaret suçlarını en aza indirmek için özellikle bu suçlarla mücadeleye yönelik de önemli düzenlemeler var. ve yine usule ilişkin gerek icra-iflas sistemimizdeki elektronik satışa ilişkin birçok husus var. Anayasa Mahkememizin süreç içerisinde iptal ettiği Medeni Kanunu’na ilişkin düzenlemeler var. Bunlardan bir tanesi kadının soyadına ilişkin. Medeni Kanunu’muza göre; kadın evlenmekle kocasının soyadını alır. Eğer kadın isterse kocasının soyadıyla beraber kendi kızlık soyadını da kullanabilir. Mevcut düzenlememiz bu şekilde Medeni Kanun’da. Anayasa Mahkemesi burada bir iptal kararı verdi ve bu iptal kararı sonrasında o boşluğun yeniden düzenlenmesi gerekti. Taslak çalışmamızı biz TBMM grubumuza ilettik ve onlar da değerlendirmelerde bulundular. Komisyonda da mevcut düzenleme, ‘Kadın evlenmekle kocasının soyadını alır. İsterse kızlık soyadı bununla beraber kullanabilir’ hükmü Adalet Komisyonu’nda aynı şekilde korundu; ama Anayasa Mahkememizin gerekçelerine de atıf yapılarak yeni bir düzenleme gerçekleştirildi. Durum bundan ibaret” yanıtını verdi.

‘İSTİNAFA VE YARGITAY SÜRECİ VAR’

‘Balıkesir’deki kurye cinayetiyle ilgili yargı kararına ilişkin Tunç, “Bağımsız ve tarafsız yargımız, gerekli cezayı verdi. 18 yaşından küçük olması nedeniyle 24 yıl ceza vermek durumunda kaldı. Azmettiricinin beraat etmesiyle ilgili bir karar söz konusu oldu. Cumhuriyet başsavcısı da bu açıdan aykırı karar verildiği için temyiz etti. Bağımsız ve tarafsız yargı süreci içerisinde devam edecek. İstinaf ve Yargıtay incelemesi var. Dolayısıyla yargının kararını bu konuda beklememiz gerekiyor” dedi.

Tunç, eski Kızılay Başkanı Kerem Kınık’ın kızının karıştığı kazadan sonra adli kontrolle serbest bırakılmasına ilişkin soruya da “Dosyayla ilgili benim bu konuda henüz bir bilgim yok. Ama şuna bakalım; eğer dosyanın içeriğinde bir hata varsa mutlaka bu itiraz yoluyla düzeltilir. Bu konuda dosyayla ilgili, yargının vereceği kararla ilgili bizim şu anda buradan bir yorum yapmamız doğru olmaz. Ama hatalı bir işlem varsa da bu itiraz yoluyla düzeltilebilecek bir durumdur” cevabını verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-tunc-turkiye-yuzyili-icin-yeni-bir-anayasaya-ihtiyac-var/feed/ 0
Adalet Bakanı Tunç: 15 Temmuz’un üzerinden sekiz yıl geçti, yeni bir yıldönümünü daha idrak ediyoruz https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-tunc-15-temmuzun-uzerinden-sekiz-yil-gecti-yeni-bir-yildonumunu-daha-idrak-ediyoruz/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-tunc-15-temmuzun-uzerinden-sekiz-yil-gecti-yeni-bir-yildonumunu-daha-idrak-ediyoruz/#respond Sat, 13 Jul 2024 21:33:15 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39128 SETA tarafından düzenlenen 15 Temmuz Sempozyumunda konuşan Adalet Bakanı Tunç, “15 Temmuz’un üzerinden sekiz yıl geçti. Yeni bir yıldönümünü daha idrak ediyoruz. Hem üzüntüyü yaşıyoruz, hem de gururu yaşıyoruz” dedi.

Adalet Bakanı Tunç, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından düzenlenen 15 Temmuz Sempozyumuna katıldı. Konferans salonunda düzenlenen programa SETA Genel Koordinatör Nebi Miş’le çok sayıda personel yer aldı.

“Hem üzüntüyü, hem de gurur yaşıyoruz”

Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “15 Temmuz’un üzerinden sekiz yıl geçti. Yeni bir yıldönümünü daha idrak ediyoruz hem üzüntüyü yaşıyoruz, hem de gururu yaşıyoruz. Şehitlerimiz için üzülüyoruz onlar ölümsüzleşti bu vatan için şehit oldular, milletimiz için bayrağımız için bağımsızlığımız için şehit oldular. Diğer yandan da milletimizin şanlı direnişiyle gurur duyuyoruz, onur duyuyoruz. Her iki duyguyu birlikte yaşıyoruz. SETA özellikle ülkemiz düşünce kuruluşları arasında çok önemli bir yer tutuyor. Çok kıymetli akademisyenleriyle, hocalarıyla, gazeteci yazarlarıyla ve düşünce adamlarıyla sürekli ülkemiz gündeminde gerek siyasete ilişkin gerek ekonomiye ilişkin gerek toplumsal olayların sorunlara ilişkin fikir üretilen bir ocak burası” dedi.

SETA’nın değerli düşünce insanlarının açıklamalarıyla topluma ışık tutan bir merkez olduğunu dile getiren Bakan Tunç, SETA’yı kutladı.

” Filistin’de uluslararası hukukun nasıl ayaklar altına aldığını hep beraber üzülerek görüyoruz”

Eski Bosna-Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Aliya İzzetbegoviç’in sözünü hatırlatan Tunç, “Darbeler için unutmayın diyor unutulan soykırım bir daha tekrarlanır işte tekrarlanıyor Filistin’de Gazze de maalesef dünyanın gözü önünde tüm uluslararası sistemin nasıl etkisiz kaldığını uluslararası hukukun nasıl ayaklar altına aldığını hep beraber üzülerek görüyoruz. İşte o nedenle darbeleri de unutmayacağız darbe kalkışmalarını da unutmayacağız. Çünkü unutulan darbeler maalesef siyasi tarihimize baktığımız zaman hep tekrarlandı. O nedenle tekrarlanmaması için unutmamak gerekiyor, unutmamak için de bu tür toplantılar bu tür sempozyumların düzenlenmesi ve gençlerimize gelecek kuşaklarımıza darbenin ne kadar kötü bir şey olduğunu bir insanlık suçu olduğunu milli iradeye kast ettiğini çocuklarımıza ve gençlerimize aktarmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“Darbeleri unutmayacağız”

15 Temmuz 2016 hain darbe girişimini unutmamak gerektiğini vurgulayan Tunç, “251 şehit verdik, 2 bin 190 gazimiz var. Ben buradan bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, mekanları cennet olsun. 50’den fazla ameliyat geçiren gazilerimizi tanıyoruz, zaman zaman onlarla beraber oluyoruz ve o gazilerimize de şükranlarımızı buradan ifade etmek istiyorum. Darbeleri unutmayacağız, unutturmayacağız ve bundan sonra o tür karanlık gecelerin bu ülkede yaşanmaması için milletçe birlik ve beraberliğimizden hiçbir zaman taviz vermeyeceğiz. Ülkemizin geçmişi darbeler tarihi 1960 darbesiyle rahmetli Menderes iktidarı on yıl başarıyla süren bir iktidar maalesef kanlı bir şekilde sonlandırıldı. Bu ülkenin Başbakanı, Bakan’ları idama mahkum edildi” diye konuştu.

AK Parti’nin, kuruluşunda başörtülü kurucu olduğundan ötürü kapatma davasına maruz kaldığını söyleyen Tunç şunları dile getirdi:

“Meclis Cumhurbaşkanı seçtirmez dediler, anayasayı göz göre göre ihlal ettiler. Anayasa’da olmayan bir kuralı icat ettiler. Cumhuriyet mitingleri dediler, Danıştay saldırısı gerçekleşti ve muhtırayla hükumete bir bildiri yayınladılar. Ama hükümetimiz sert bir cevap verdi, sizin göreviniz bu değil dedi ve muhtırayı yırtıp çöpe attı ve şikayetçi anlayışa karşı çok anlamlı bir direniş sergiledi. Sonrasında yapılan seçimlerde bu milletimiz tarafından takdir topladı ve daha güçlü bir şekilde tekrar AK Parti iktidara geldi.”

Adalet Bakanı Tunç’un ardından konuşan Miş şunları dile getirdi:

“15 Temmuz örtülü bir iş değişimi olarak nitelendirmenin en önemli dayanaklarından birisi yabancı devletler tarafından açıkça desteklenmesi ve söz konusu ülkelerin darbenin yöneticilerine ev sahipliği yaparak onların korumasıdır. 15 Temmuz darbe girişiminin öncekilerden farkı milletimizin destansı bir direnişiyle bu darbe girişimini engellemesidir. Bu aynı zamanda Türk siyasi hayatında demokrasi tarihimizde bir dönüm noktasıdır. Darbenin önlenmesinde en önemli unsurlardan birisi siyasi liderliğin yanı sıra Cumhurbaşkanımız Erdoğan liderliğidir. Cumhurbaşkanımız döneminde darbelerin toplum, devlet ve demokrasi için ne kadar zararlı olduğu toplumsal bellekte yer edilmiştir.”

Miş, darbe girişiminde hayatını kaybedenlere rahmet diledi.

Program, fotoğraf çekiminin ardından noktalandı. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-tunc-15-temmuzun-uzerinden-sekiz-yil-gecti-yeni-bir-yildonumunu-daha-idrak-ediyoruz/feed/ 0
“FETÖ’nün püskürtülmesi Türk siyasal hayatı açısından baktığımızda bizim alnımıza şerefli bir ifade olarak yazılacak” https://www.haber60.com.tr/fetonun-puskurtulmesi-turk-siyasal-hayati-acisindan-baktigimizda-bizim-alnimiza-serefli-bir-ifade-olarak-yazilacak/ https://www.haber60.com.tr/fetonun-puskurtulmesi-turk-siyasal-hayati-acisindan-baktigimizda-bizim-alnimiza-serefli-bir-ifade-olarak-yazilacak/#respond Fri, 12 Jul 2024 23:48:09 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39018 Türkiye Maarif Vakfı genel merkezinde düzenlenen “Bir vatanseverlik destanı 15 Temmuz” paneline, Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün, AA Yönetim Kurulu Üyesi ve İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Özkır, araştırmacı İhsan Aktaş, 15 Temmuz şehidi Onur Ayanoğlu’nun kardeşi, 15 Temmuz gazisi Oğuz Ayanoğlu ve şehidin babası İhsan Ayanoğlu katıldı.

Açılış konuşmasını yapan Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Prof. Dr. Akgün, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin 8. yılı dolayısıyla toplandıklarını belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla harekete geçen halkın gösterdiği direnişin o geceyi tarihe geçirdiğini söyledi.

FETÖ ile mücadelenin devam ettiğine vurgu yapan Akgün, “Türkiye Maarif Vakfı, FETÖ’nün yurt dışındaki okullarını milletimize kazandırmak için önemli çalışmalar yaptı. Ancak FETÖ’nün yeniden dirilme girişimleri hala gündemde. Bu nedenle bilinçli ve dikkatli olmalıyız. 15 Temmuz anma törenleri, bu bilinci diri tutmak ve geçmişi unutmamak için önemlidir. Geçmişten ders almazsak aynı hataları tekrar yaşarız. Bu millet gerektiğinde tekrar harekete geçecektir.” diye konuştu.

Panelde konuşan AA Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Özkır, şu anda Fetullahçı Terör Örgütü ile mücadelede en etkin kurumlardan birinin çatısı altında bulunmanın ayrıca önemli ve anlamlı olduğunu söyledi.

Darbe girişiminin üzerinden geçen 8 yıllık süreci soğukkanlı bir şekilde değerlendirmek gerektiğine dikkati çeken Özkır, “FETÖ’nün püskürtülmesi Türk siyasal hayatı açısından baktığımızda bizim alnımıza şerefli bir ifade olarak yazılacak. Darbeyi püskürtmek dünya demokrasi tarihinde nadir görülen bir başarıdır ve Türkiye’nin oluşturduğu bir modeldir. Yakın dönemde başka bir darbe girişiminde, Türkiye’nin modelinden ilham alınarak halk sokağa çağrıldı ve darbeye direnildi.” dedi.

“Bu, tüm riskleri göze alarak yapılan bir harekettir”

Özkır, darbenin püskürtülmesinin birinci sebebinin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliği olduğunu vurgulayarak, “NBC televizyonu ve bazı yabancı yayın organları, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya’ya ya da Amerika’ya kaçtığına dair haberler yayınlamaya başlamıştı. Oysa Erdoğan, Marmaris’ten İstanbul’a gitme kararı aldı ve milleti meydanlara çağırdı. Bu, tüm riskleri göze alarak yapılan bir harekettir.” diye konuştu.

Darbe gecesi kendisinin de Saraçhane’ye gittiğini anlatan Özkır, “Orada cesur gençler vardı. Yaşlı bir teyze, ‘Adnan Menderes’i savunamamış bir kuşağız. Bu yüzden Tayyip Erdoğan’ı yedirmemek için buradayız.’ dedi.” ifadesini kullandı.

Bu durumun, milli iradenin korunması noktasında önemli bir gösterge olduğunun altını çizen Özkır, şöyle devam etti:

“Bu siyasi ve toplumsal yaklaşım, milli iradenin korunması açısından çok önemlidir. Türkiye üzerine yazılan ve on yıllardır dile getirilen, ‘Türkiye’de demokrasi bir hikayeden ibarettir. Seçimler yapılır ama millet siyasi iradesine sahip çıkmaz.’ gibi iddiaları yalanlamıştır. Gördük ki Türkiye’de siyasi irade, kendisine verilen yetkiye sahip çıkıyor ve cesurca davranıyor. Aynı şekilde, ona oy veren insanlar da sokaklara çıkıp kendi haklarını ve iradelerini savunuyorlar. Bu iki faktör, Türk siyasal hayatı açısından büyük bir değişimin ve dönüşümün mihenk taşıdır. Bundan sonraki süreçte de benzer girişimler olacaksa veya olduğunda, bu durumu hatırlayacaklarını düşünüyorum.”

Özkır, Türk siyasal hayatında darbe tehlikesinin geçtiğini düşünmediğini belirterek, “27 Mayıs darbesinin zehirlediği bir zihin dünyası var. Bu zihniyetin etkisi altında olan gruplar ve kişiler hala mevcut. Demokrasi ve milli iradeyi savunmak için adımlar atılıyor ancak bu virüsün varlığını unutmamak lazım.” dedi.

15 Temmuz’un püskürtülmesinde vatansever askerlerin ve yine vatansever polislerin rolünün de çok önemli olduğunu dile getiren Özkır, medyanın da siyasi iradeden yana tavır alıp demokrasiden yana duruş sergilemesinin darbenin püskürtülmesinde çok etkili olduğunu söyledi.

Özkır, “Bu, Türkiye’nin demokrasisi ve milli iradesi için önemli bir dönüm noktasıdır. Medyanın oynadığı rol, dijital içeriklerin toplumda bir duygu seli oluşturmasına da katkı sağladı.” diye konuştu.

Araştırmacı İhsan Aktaş da FETÖ’nün çıkış noktasının, dini yaşam üzerindeki baskılara karşı bir tepki olarak başladığını kaydetti.

Çocuk yaşlarda bile FETÖ’nün organizasyonunun diğer dini gruplardan farklı olduğunu anladığını belirten Aktaş, örgütün iki yüzyıllık İngiliz ve Amerikan müktesebatını kullandığını, bu müktesebatın din ve tarikat kurma stratejilerinden beslendiğini dile getirerek, “FETÖ, Haricilikten İhvan modeline kadar birçok örgüt felsefesini sofistike bir şekilde kullandı.” dedi.

15 Temmuz darbe girişimi sırasında halkın gösterdiği direnişi değerlendiren Aktaş, “O gece Türkiye’nin her yerinde insanlar sokağa çıkarak darbe girişimine karşı koydu. Bu, milletin tarihten gelen devletsiz kalmama arzusunun bir yansımasıdır.” diye konuştu.

FETÖ’nün darbe girişiminin devletin bütününü ele geçirme ve iç savaş çıkarma girişimi olduğunu söyleyen Aktaş, araştırmalarında halkın yüzde 95’inin Recep Tayyip Erdoğan’ın tutumundan memnun olduğunu gördüklerini ve halkın yüzde 55’inin sokağa çıktığını kaydederek, “Bu, Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan beri en yüksek memnuniyet oranıdır.” dedi.

Aktaş, darbe girişiminin ardından yapılan araştırmalarda halkın yüzde 13-14’ünün Erdoğan’ın çağrısından önce, kalan yüzde 40’ının ise çağrının ardından sokağa çıktığını belirterek, “Bu, liderin gücünün ve halkın liderine duyduğu güvenin bir göstergesidir.” diye konuştu.

15 Temmuz gazisi, o gece yaşadıklarını anlattı

15 Temmuz gazisi Oğuz Ayanoğlu ise panelde o gece yaşadıklarını şöyle anlattı:

“İşten gelirken metrobüslerin kapalı olduğunu öğrendim ve Üsküdar üzerinden eve gitmeye çalıştım. Kısıklı’ya doğru giderken köprüde askerleri ve polisleri gördüm. Darbe girişimi olduğunu sosyal medyadan ve arkadaşlarımdan öğrendim. Cumhurbaşkanı’na destek olmak için arkadaşlarımla Kısıklı’ya gittik. Kısıklı’da toplanan kalabalık, Cumhurbaşkanı’nın açıklamasından sonra daha da arttı. Kalabalık içinden köprüdeki insanlara yardım etmek isteyenler olduğunu duyduk ve arkadaşlarımla köprüye gitmeye karar verdik. Kardeşim Onur’un köprüde olduğunu öğrendim ve telaşlandım. Köprüye vardığımda Onur yaralılara yardım ediyordu. İkimiz de ateş altında kaldık ve ben vuruldum. Onur, sırtından vurularak şehit oldu. Yaralı halde sürünerek kendimi güvenli bir yere taşıdım ve hastaneye götürüldüm. Hastanede Onur’un şehit olduğunu 5 gün sonra öğrendim. Onur’un cenazesine katılamadım. Hastanede 33 gün yattım, iyileşme sürecim yaklaşık 5 ay sürdü.”

“Allah o gece Çanakkale ruhunu bize tekrar yaşattı ve darbe girişimini engelledik”

Şehidin babası İhsan Ayanoğlu, darbe gecesi evde otururken televizyondaki alt yazılardan bir şeylerin ters gittiğini anladıklarını söyledi.

İhsan Ayanoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

“Çocuklarımla sürekli iletişim halindeydim. Onur ve kardeşiyle birkaç kez konuştuk. Şarjları bitmişti, onları Kısıklı’da buldum. Orada büyük bir kalabalık vardı. Şarj cihazlarını verdim ve biraz şakalaştık. Köprüdeki durumu duyunca oraya gitmeye karar verdik. Köprüye doğru ilerlerken silah sesleri duymaya başladık. Herkes yere yatmıştı. Oğlum Onur’u aradım, gişelerin altında olduklarını söyledi. O anda içimde büyük bir korku vardı ama geri dönmedim. Tekrar Onur’u aradığımda başka biri açtı ve Onur’un vurulduğunu öğrendim. Hemen Başkent Hastanesi’ne gittim. Onur morgdaydı, diğer oğlum da ameliyattaydı. O geceyi Türk filmlerine benzetiyorum. Başlarda zor, sonunda mutlu biten bir hikaye gibi. Allah o gece Çanakkale ruhunu bize tekrar yaşattı ve darbe girişimini engelledik. Çocuklarım ve milletimle gurur duyuyorum. Allah bir daha böyle ağır bir imtihan yaşatmasın.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/fetonun-puskurtulmesi-turk-siyasal-hayati-acisindan-baktigimizda-bizim-alnimiza-serefli-bir-ifade-olarak-yazilacak/feed/ 0
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin: 15 Temmuz’da Milletin İradesine Sahip Çıkmak Önemli https://www.haber60.com.tr/milli-egitim-bakani-yusuf-tekin-15-temmuzda-milletin-iradesine-sahip-cikmak-onemli/ https://www.haber60.com.tr/milli-egitim-bakani-yusuf-tekin-15-temmuzda-milletin-iradesine-sahip-cikmak-onemli/#respond Fri, 12 Jul 2024 22:36:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38946 Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “15 Temmuz gibi önemli alanlarda kritik olan husus, milletin hep beraber kendi iradesine sahip çıkmasıdır. 15 Temmuz’u farklı kılan da budur” dedi.

“8. Uluslararası 15 Temmuz Sempozyumu, 15 Temmuz’dan Gazze’ye Direniş” programı İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Cemil Bilen Konferans Salonunda düzenlendi. 15 Temmuz Derneği ve Milli Eğitim Bakanlığının işbirliğiyle düzenlenen programa Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 15 Temmuz Derneği Başkanı İsmail Hakkı Turunç, milletvekilleri ve öğrenciler katıldı.

“15 Temmuz gibi önemli alanlarda kritik olan husus, milletin hep beraber kendi iradesine sahip çıkmasıdır”

Programla ilgili konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “15 Temmuz gibi önemli alanlarda kritik olan husus, milletin hep beraber kendi iradesine sahip çıkmasıdır. 15 Temmuz’u farklı kılan da budur. 27 Mayıs Darbesini, darbeden 5 gün sonra ‘meşru bir iktidar değişikliği hareketidir’ diye yorumlamak, ‘alt devrim’ diye kitap yazmak hiçbir şekilde darbelerle mücadele anlamında bize bir katkı vermez. Biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak ana hareket noktası milli irade, millet, demokrasimiz, cumhuriyetimiz bunu aldık. Buna yönelen her hareketi darbe olarak tanımlayıp bu türden olağanüstü durumlarla karşılaştığımızda milletlimizin tamamının ülkesini seven milletini seven herkesin bu anlamda devlete, millete, milli iradeye sahip çıkmasını arzu ettik. Bunu da bugün kamuoyunda çok tartışılan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli müfredatımız içine bunu eklemiş olduk. Bu ülkeye hep beraber amasız, fakatsız sahip çıkma şuurunu çocuklarımıza verelim istedik” dedi.

Savaşların insanların yaşadıkları yeri terk etmesine neden olduğunu söyleyen Bakan Tekin, “Türkiye’deki yerleşik vesayetçi geleneğin ürettiği darbe ve darbe girişimlerinden bütünüyle farklı bir seyir içinde gelişen ve halkın topyekun direnişi karşısında akim kalan 15 Temmuz kalkışması ile Filistin’de süregelen işgal, zulüm ve soykırım politikaları arasında gerek aktörlerin niteliği bakımından gerekse uygulama ve hedeflerin ortaklığı açısından büyük bir benzerlik olduğunu düşünüyorum. Askeri, sınai ve ekonomik gücü elinde bulunduran emperyal ülkelerin küresel düzeyde kurdukları sömürü düzeni, kendi devamlılığını sağlamak için ihtiyaç duyduğu mekanizmaları hiçbir ahlaki kaygı ile kayıtlı olmaksızın devreye sokabilmekte; yer altı ve yer üstü zenginliklerine ulaşmak için başka coğrafyaları adeta talan edebilmekte; Suriye, Afganistan ve Gazze’de olduğu gibi milyonlarca insanın ölümüne, evsiz kalmasına ve kitlesel göç hareketlerine neden olabilmektedir” şeklinde konuştu.

“Birleşmiş Milletler küresel dünyayı kendi çıkarları doğrultusunda yöneten ve yönlendiren 5 ülkenin vesayeti altında bulunmaktadır”

Dünya barışının sağlanmasına dikkat çelen Bakan Tekin, “Dünya barışını ve güvenliğini tesis etmek ve korumak amacıyla kurulan Birleşmiş Milletler’in yapısı bile bu gerçeği gayet açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Dünya halkları arasında ekonomik, toplumsal ve kültürel bir iş birliği oluşturmak için kurulan bu uluslararası örgüt, küresel dünyayı kendi çıkarları doğrultusunda yöneten ve yönlendiren 5 ülkenin vesayeti altında bulunmaktadır. Bu 5 ülke ile dünyanın geri kalanı arasındaki ilişkiler, söz konusu 5 ülkenin ortak çıkarlarına ve hatta zaman zaman da bu ülkelerden herhangi birinin bireysel çıkarlarına göre tazmin edilmekte, edilebilmektedir. Nitekim Cumhurbaşkanımızın önderliğinde bilhassa temel insan hakları konusunda yaşadığımız sorunların çözümünde, sahip olduğumuz kültür ve medeniyet geleneğine sahip çıkmak konusunda, dünya mazlumlarının sesi olmak noktasında atılan adımları da adalet ilkesinin bizim geleneğimizdeki pratiğinin bir yansıması olarak okumak gerekir. Bu geleneğe Cumhurbaşkanımızın onurlu sahip çıkışının, bütün dünyaya ve sahip olunan ortak değerlere ayar vermeye çalışan hegemonik yapının çıkarlarını zarar verdiği, kurgulamaya çalıştıkları yenidünya düzeni hedeflerini sekteye uğrattığı da açıktır. Bu onurlu karşı çıkışı ve haykırışı kesmek, hegomanyalarını devam ettirmek isteyen zalimlerin doğrudan kendileri tarafından ya da kullandıkları maşalar aracılığıyla akla hayale gelmedik tuzaklar kuracaklarını, kurmaya yelteneceklerini de tahmin etmek zor değildir. 15 Temmuzu ve Gazze’de yaşananları böyle okumaya tercih ediyorum. Fakat bilinmelidir ki, Onlar tuzak kurdular, Allah da onlara tuzak kurdu. Türkiye’yi 15 Temmuz’a götüren sürecin aslında 31 Mart 2009 yerel seçimleri öncesi öncesinde Davos’ta Cumhurbaşkanımızın “one minute” çıkışıyla dönemin İsrail Cumhurbaşkanına tepki vererek yürüdüğünü başladığını rahatlıkla düşünebiliriz” şeklinde konuştu.

Program daha sonra konuşmanın ardından sempozyum ile devam etti. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-egitim-bakani-yusuf-tekin-15-temmuzda-milletin-iradesine-sahip-cikmak-onemli/feed/ 0
Ege Üniversitesi, 15 Temmuz’u anma programı düzenledi https://www.haber60.com.tr/ege-universitesi-15-temmuzu-anma-programi-duzenledi/ https://www.haber60.com.tr/ege-universitesi-15-temmuzu-anma-programi-duzenledi/#respond Fri, 12 Jul 2024 08:57:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38845 Ege Üniversitesi, milli iradenin hain darbe girişimine karşı gösterdiği onurlu duruşun sekizinci yıl dönümünde, canları pahasına vatan müdafaası yapan kahramanları andı.

Ege Üniversitesinde, Rektör Prof. Dr. Necdet Budak öncülüğünde tek yürek olan akademik ve idari çalışanlar ile öğrenciler “15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü”nü kutladı. Ege Üniversitesi Rektörlüğü koordinasyonunda düzenlenen program, EÜ Kampüsünde yer alan 15 Temmuz Anıtına Çelenk Sunma Töreni ile başladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından şehitler için Birgivi İlahiyat Fakültesi Öğr. Gör. Osman Bostancı tarafından Kuran-ı Kerim tilaveti icra edildi. Programın açılışında günün anlam ve önemine ilişkin bir konuşma yapan Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, 15 Temmuz gecesi hain terör örgütüyle gerçekleştirilen zorlu mücadelede şehit olanları anarak konuşmasına başladı.

Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Demokrasi; özüne insana saygıyı ve insan onurunu yerleştiren, hukukun üstünlüğünü esas alan, devlet-birey ilişkisini koruyan ve egemenliğin millete ait olduğu yönetim biçimidir. Ancak ne yazık ki tarih boyunca demokratik rejimler, çeşitli darbe ve darbe girişimlerinin hedefi haline gelmiştir. Ülkemizde de cumhuriyetimizin kuruluşundan bu yana birçok darbe ve darbe girişimi gerçekleştirilmiş; demokrasimiz, bu tür müdahalelerle kesintiye uğratılmıştır. Bu müdahaleler, başta siyasal yaşam olmak üzere ekonomik, sosyal ve toplumsal boyutta onarılması güç hasarlara sebep olmakta ve toplumları onlarca yıl geriye götürmektedir. Bizler de bugün, yakın tarihimizin en acı olaylarından birinin, demokrasimize yöneltilen hain darbe girişiminin yıldönümünde, ’15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nü anmak ve bir kez daha idrak etmek amacıyla bir arada bulunuyoruz” diye konuştu.

“O gece milletimiz, bir kahramanlık hikayesi daha yazdı”

Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “15 Temmuz 2016 tarihinde, askeri yapılar ve devlet içinde konuşlanmış FETÖ mensubu bir grup hain tarafından gerçekleştirilen darbe girişimi; demokrasi tarihimizde deneyimlediğimiz diğer darbelerden ve darbe girişimlerinden farklı olarak halkımızın şanlı direnişi ve ortak iradesi ile başarısızlığa uğratılmıştır. Yakın tarihimizin en acımasız gecesi olarak tarih sayfalarına yazılan bu gecede, milletimizin iradesi hedef alınmış; kuruluşundan bu yana her koşulda milletine hizmet eden yüce Meclisimiz, darbecilerin hedeflerinden biri haline gelmiştir. Ne mutlu ki o tarihi gecede milletimiz, milli iradenin tecelligahı olan yüce Meclisimize sahip çıkmak için tüm farklılıklarını bir kenara bıraktı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde bağımsızlığı, vatanı ve demokrasisi için tek yürek olan milletimiz, meydanları doldurarak ortaya koyduğu irade ile hain darbe girişimini bertaraf etti. O gün; bağımsızlığına ve geleceğine bağlılığını, cumhuriyetinin kazanımlarından asla taviz ve ödün vermeyeceğini tüm dünyaya bir kez daha haykıran kahraman halkımız, şanlı tarihimize gururla yaşatılması gereken bir kahramanlık hikayesi daha ekledi” dedi.

“Bu alçak darbe girişimini unutmamalıyız”

15 Temmuz gecesinde şehit olan 251 ve yaralanan 2 bin 196 vatan evladının acısını hala yüreklerinde hissettiklerini vurgulayan Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Ülkemize yönelen her türlü tehdide karşı canlarını feda eden şehitlerimize ve kahramanca mücadele eden gazilerimize karşı hepimizin sorumlulukları bulunuyor. Bizler, istiklal ve istikbalimizi, cumhuriyetimizi ve kazanımlarını, milli mücadelenin ardında var olan ve bugün hala yaşattığımız şanlı ruha borçluyuz. Özgürlüğüne yöneltilen her türlü tehdide karşı benzersiz bir mücadele ortaya koyan ataların torunları olarak, bizler de vatanımıza ve değerlerimize aynı kararlılıkla sahip çıkmalıyız. Tam da bu nedenle 15 Temmuz gecesinde Türk Devleti’ni ve halkını kaba kuvvetle hizaya getirmeye çalışan bu alçak darbe girişimini unutmamalıyız. Bu tarihi gecede milletimizin iradesini hedef alan hain girişimin ardındaki yapılanmayı ve bu girişimin etkilerini anlamalıyız ki bağımsızlığımızı, birlik ve beraberliğimizi hedef alan her türlü saldırıya, tıpkı Malazgirt’te, Çanakkale’de, Milli Mücadele’de ve son olarak 15 Temmuz’da olduğu gibi karşı koyalım. Bizler Ege Üniversitesi olarak gerek kampüsümüzde şehit ve gazilerimizin adını yaşattığımız 15 Temmuz Demokrasi Anıtı ve 15 Temmuz Şehitleri Hatıra Korusu ile gerek vatanına ve bayrağına bağlı yetiştirdiğimiz nesillerle ülkemizin birlik ve beraberliğinin daimi kılınmasında; demokratik değerlerimizin korunmasında daima devletimizin yanında olacağız. Sözlerime son verirken bugün burada bizlerle beraber olarak demokrasiye, bayrağına, ülkesine ve değerlerine bağlılık gösteren herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Bir kez daha aziz şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi şükranla yad ediyorum” dedi.

“Milli Birlik ve Beraberlik Yürüyüşü”

Çelenk sunumu töreninin ardından katılımcılar “Milli Birlik ve Beraberlik Yürüyüşü” kapsamında 15 Şehitleri Hatıra Koruluğuna yürüdü. Ege Üniversitesi ailesi, korulukta şehitlerin anısına toplu halde karanfil bıraktı.

Demokrasi ve Milli Bilinç Paneli

Program, EÜ Fen Fakültesi Konferans Salonunda düzenlenen “Demokrasi ve Milli Bilinç Paneli” ile devam etti. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Kemal Ramazan Haykıran, “15 Temmuz Darbe Girişiminin Tarihsel Kökleri”; Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Ali Bilgenoğlu ise ” Türkiye’nin Dış Siyaseti ve Uluslararası İlişkiler Çerçevesinde 15 Temmuz Darbe Girişimi” başlıklı sunumlarını yaptı.

15 Temmuz Şehitlerimize Minnet ve Saygıyla Fotoğraf Sergisi

Konferans salonunun fuaye alanında gün boyu “15 Temmuz Şehitlerimize Minnet ve Saygıyla” başlıklı fotoğraf sergisi ziyarete açıldı. Ayrıca, salon önünde şehitlerin anısına lokma hayrı gerçekleştirildi. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/ege-universitesi-15-temmuzu-anma-programi-duzenledi/feed/ 0
Emniyet Genel Müdür Yardımcısı: 15 Temmuz Türk milletinin ve Cumhurbaşkanımızın duruşu dünyadaki darbelerin kaderini değiştirdi https://www.haber60.com.tr/emniyet-genel-mudur-yardimcisi-15-temmuz-turk-milletinin-ve-cumhurbaskanimizin-durusu-dunyadaki-darbelerin-kaderini-degistirdi/ https://www.haber60.com.tr/emniyet-genel-mudur-yardimcisi-15-temmuz-turk-milletinin-ve-cumhurbaskanimizin-durusu-dunyadaki-darbelerin-kaderini-degistirdi/#respond Wed, 10 Jul 2024 22:21:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38423 Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çalışkan, ” 15 Temmuz’da Türk milleti ve Cumhurbaşkanımızın duruşu dünyadaki darbelerin kaderini değiştirdi” dedi.

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) tarafından Turizm Fakültesi Konferans Salonu’nda “15 Temmuz Darbe Girişimi ve Milletin Zaferi” konulu konferans düzenlendi. Konferansta darbe kültürünün kansere ya da bir virüse benzediğini söyleyen Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çalışkan, “Maalesef bir darbe kültürümüz ve ona paralel olarak darbeler tarihimiz var. 2016’da biz isim olarak ‘hain darbe girişimi’ diyoruz ve ondan öncesinde de yapılan darbeler var. Bunlar bizim tarihimizde birebir yaşadığımız, ülkemizi ve bizleri etkileyen darbeler veya darbe girişimleridir. Darbeyi virüse ya da kansere benzetebilirsiniz. Bünyeye girdikten sonra çıkması çok zordur. Maalesef bizim ordumuzda da böyle bir hastalık, Osmanlı’nın son zamanlarından böyle bir virüs bizim ordumuza sirayet etmiştir. 15 Temmuz 2016’daki darbe bir konsorsiyumdur. Amerika vardır, NATO vardır, İngiltere vardır, Almanya vardır, İsrail vardır. Daha birçok devlet de bu darbeyi desteklemiştir. İç dinamikler kadar dış dinamiklerin de çok önemli olduğu darbelerde, iç dinamiklerle ilgili bütün sinir uçlarımıza dokunmuşlardır. Nedir bizim sinir uçlarımız? Mezheple ilgili sinir uçlarımız var. Laik-antilaik gibi bir takım sinir uçları var. Alevi-Sünni gibi, Türk-Kürt gibi bir takım sinir uçlarımız var. Aslında büyük sorunlarımız yok ama bu sinir uçlarımıza dokunduğunuzda iç dinamikler faaliyete geçebiliyor” dedi.

“15 Temmuz gecikseydi anahtar teslim olarak ülke teslim edilecekti”

Çalışkan, 15 Temmuz darbe girişiminin 2-3 yıl daha gecikmesi halinde ülkenin darbeciler tarafından teslim edileceğini söyleyerek, “15 Temmuz 2016’ya gelindiğinde, darbeler NATO üyeliğimizle beraber daha kontrollü ve neye hizmet edeceği önceden belirlenen kısaca ‘gladyo’ diye özetlenen yapıca yönetilmektedir. 2004’te başlayan yapılanma ile kurum ve kuruluşların birçok noktasına nüfus ederek, kılcal damarlarına indiler. 2016’ya gelindiğinde onlarca general, rektör, vali, emniyet müdürü, STK başkanı pozisyonlarını işgal ettiler. Neredeyse ülkeyi anahtar teslimi yapacak duruma geldiler. Anadolu’da çok konuşulan bir söz vardır; ‘Olanda hayır vardır’ deriz. 15 Temmuz’un hayrı neydi? Eğer 15 Temmuz 2016’da bu darbeyi yapmasalardı veya bu darbe bastırılmasaydı, ortaya çıkmasaydı ve 2-3 yıl daha sabretselerdi inanın anahtar teslim olarak ülke teslim edilecekti. Bunu bütün kurumlar üzerinden söylüyorum” ifadelerini kullandı.

” Türkiye’nin ve Cumhurbaşkanımızın duruşu dünyadaki darbelerin kaderini değiştirdi”

15 Temmuz’da Türk milletinin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın duruşunun dünyadaki darbelerin kaderini değiştirdiğini söyleyen Çalışkan, sözlerine şöyle devam etti:

“15 Temmuz’dan sonra halkın gücü görüldü, dünya siyaset tarihine örnek bir mücadele olarak geçti. Türk siyasi tarihinde ilk defa darbeciler tarumar edildi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Türk milletinin darbeye karşı başarılı duruşu dünyadaki darbelerin de kaderini değiştirdi. Bunu bu günlerde yaşıyoruz. Rusya’da darbe yapmaya kalktı birisi, cevabını aldı. Venezuela’da darbe yapıldı, Amerika destekledi ama başarısız oldu. Kolombiya’da çok yakın zamanda darbe girişimi oldu ama başaramadılar. Mali’de, Çad’da, Gine’de, Nijer’de, Kırgızistan’da 15 Temmuz’dan sonraki dönemden bahsediyorum 12 tane darbe girişimi oldu. Başarısız oldular. Burada hiç mütevazı davranmaya gerek yok; Türkiye’nin duruşu, Türk halkının duruşu, Türk devletinin duruşu ve Cumhurbaşkanı’nın duruşu dünyaya örnek oldu.”

ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun ise konuşmasında, “Özellikle 15 Temmuz 2016 günü ordumuz başta olmak üzere devletimizin kolluk kuvvetlerine sinsice sızmış kendini bilmez bir avuç hain, azınlık olan FETÖ/PDY terör örgütü mensupları milli irademizi ve ülkemizin geleceğini hedef alan menfur bir darbe teşebbüsüne kalkışmışlardır. Yaşanılan o kara gecede kendini bilmez hainler devletimizin maalesef tüm imkanlarını kullanarak meydanlarda insanlarımıza silah doğrultarak zulüm etmişlerdir. 15 Temmuz 2016’da yaşanılan bu hain kalkışmayı unutmamaları ve unutturmamaları için yaşanılanları anlatmaya devam edeceğiz. 15 Temmuz gecesi milletimizin varlığına, istikbaline kast ederek darbe girişiminde bulunmak isteyen hainlere karşı canlarını feda eden aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.

Programa Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Mustafa Çalışkan, ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Kayseri İl Emniyet Müdürü Atanur Aydın, protokol üyeleri, akademisyenler ve vatandaşlar katıldı. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/emniyet-genel-mudur-yardimcisi-15-temmuz-turk-milletinin-ve-cumhurbaskanimizin-durusu-dunyadaki-darbelerin-kaderini-degistirdi/feed/ 0
15 Temmuz Şehidi Volkan Canöz’ün Doğum Gününde Anması Yapıldı https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-sehidi-volkan-canozun-dogum-gununde-anmasi-yapildi/ https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-sehidi-volkan-canozun-dogum-gununde-anmasi-yapildi/#respond Sun, 07 Jul 2024 21:18:25 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37920

FETULLAHÇI Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında, Ankara Emniyet Müdürlüğü önünde şehit olan amatör futbolcu Volkan Canöz (28), doğum gününde annesi Sedef Canöz tarafından mezarı başında anıldı. Canöz, “Oğlum arkadaşlarını toparlamış, ayakkabısını giyerken, ‘Anne merak etme geri geleceğim’ dedi. Oğlum bana verdiği sözlerin hepsini tutardı ama o gece tutamadı. Sonra peşlerinden ben de çıktım sokağa. ‘Bugün vatan, millet için birileri ölecekse ölecek’ dedim. O anda benim oğlum zaten vurulmuş” dedi.

FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında, Ankara Emniyet Müdürlüğü önünde darbecileri durdurmak için tankın üzerine çıkan amatör futbolcu Volkan Canöz, 3 kurşunla vurularak şehit oldu. Canöz, Karşıyaka Şehitliği’ne defnedildi. 5 Temmuz 1988 doğumlu olan Volkan Canöz’ün annesi Sedef Canöz, darbe girişiminin 8’inci yıl dönümü öncesi doğum gününde oğlunun mezarını ziyaret etti. Canöz, Ankara, Antalya ve Kırıkkale’de 3 okula ismi verilen oğlunun mezarında gözyaşı döktü. Sedef Canöz, oğlunun mükemmel bir evlat olduğunu belirterek, “Çok yürekli, çok yiğit bir çocuktu. Nazarım olacak, diye gözlerine bile bakamazdım. Rabbim benden daha çok sevmiş onu. Ben onu Rabbim’e emanet ettim. Allah ondan razı olsun. Ankara’da Şentepe Anadolu Lisesi’nde okudu, sonra okuduğu okula ismini verdiler. Volkan’ım çocukla çocuk olurdu, yaşlı ile yaşlı olurdu. Neşeli, mutlu, öyle güzel bir çocuktu. Hem huyu güzeldi hem kendi güzeldi” diye konuştu.

‘BİRKAÇ ÇAPULCUYA MI BIRAKACAĞIZ’ DEMİŞTİ

15 Temmuz akşamı darbe girişimini televizyondan öğrendiklerini söyleyen Sedef Canöz, “Dua ediyorduk; memleketimize, askerimize, polisimize bir şey olmasın, diye. İki oğlumun ikisi de dışarıdaydı, ‘Eve gelin’ diye telefon ettim. Volkan geldi, odasına gitti. Odasına gittiğinde üzerini değiştirmişti. Kardeşine o gece ‘Gidelim’ dedi. Kardeşi, ‘Ağabey, ne olduğunu bilmiyoruz’ dedi. O da ‘Vatan elden gidiyor, birkaç çapulcuya mı bırakacağız?’ dedi. O an biz ‘Silahın mı var?’ dedik; o da ‘Taş da mı yok anne, ben taş ile o uçağı düşürürüm’ dedi. Sonra arkadaşlarını toparlamış. Mahalledeki arkadaşlarına mesaj atmış, ‘Vatan elden gidiyor’ diye. Komşumuza, ‘Teyze ben gidiyorum, geri dönmeyeceğim, hakkını helal et’ demiş. Bana ayakkabısını giyerken, ‘Anne merak etme geri geleceğim’ dedi. Oğlum bana verdiği sözlerin hepsini tutardı. O gece tutamadı. Sonra onlar çıkınca ‘Ben niye duruyorum?’ dedim, peşlerinden ben de çıktım sokağa. Sonra oradakiler ortalığı karıştırmak için bir şeyler söylüyorlardı. Ben orada ‘Bugün vatan, millet için birileri ölecekse ölecek’ dedim. O anda benim oğlum zaten vurulmuş” ifadelerini kullandı.

‘VOLKAN KENDİNİ VATANA, MİLLETE SİPER ETTİ’

Küçük oğlunun aracı park ettiği sırada ağabeyinin vurulduğundan habersiz olduğunu anlatan Sedef Canöz, “Küçük oğlum geldiğinde kanlar içinde görmüş ama ağabeyini tanıyamamış. Sonra polislere yardım etmek için içeri girmiş. Küçük oğlumu aramışlar, ‘Dışarı gel, ağabeyin vuruldu’ demişler. O da plastik mermi zannediyormuş. Hastaneye giderken kardeşinin elini sıkmış, sonrası da yok zaten. Genelkurmay’a gidiyorlarmış aslında ama Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün orada, ‘Yardım edin, burası çok kötü’ demişler. Öyle olunca emniyete dönmüşler. Volkan orada tankın üzerine çıkmış. Ona ateş eden haini yere atmış. Arkadaşların bir tanesi de ‘İn, ateş ediyorlar’ demiş. O anda hain tankın içinden çıkıyor, sırtından, boynundan, üç yerinden vuruyor. Silahsız bir insanın neyinden korktun? Sana ne kadar bir korku verdi ki, oğluma 3 kurşun sıktın? Bir evlat çok zor yetişiyor, nasıl kıydın? O gece Volkan hem vatana hem millete hem askerimize hem polisimize kendini siper etti. 8 yıldır da ne yaşadığımı bir ben bilirim, bir Allah bilir. Bugün oğlumun doğum günü, bu saatlerde kucağıma vermişlerdi, benim çocuğumu. Affetmiyorum yapanları, onları Allah’a havale ediyorum” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-sehidi-volkan-canozun-dogum-gununde-anmasi-yapildi/feed/ 0
15 Temmuz Şehitlerinin Kişisel Eşyaları Polis Müzesi’nde Sergileniyor https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-sehitlerinin-kisisel-esyalari-polis-muzesinde-sergileniyor/ https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-sehitlerinin-kisisel-esyalari-polis-muzesinde-sergileniyor/#respond Fri, 05 Jul 2024 22:45:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37377

15 TEMMUZ darbe girişiminde şehit olan polislerin kişisel eşyaları, Ankara’da Emniyet Genel Müdürlüğü Sosyal Hizmetler ve Sağlık Daire Başkanlığı bünyesinde oluşturulan Polis Müzesi’nde sergileniyor.

EGM Sosyal Hizmetler ve Sağlık Daire Başkanlığı bünyesinde oluşturulan Polis Müzesi, 9 Nisan 2021’de açıldı. Türk Polis Teşkilatının tarihi, kültürü, gelişimi ve değişimini yeni nesillere aktarmak amacıyla kurulan müze, 6 bölümden oluşuyor. Müzenin A, B ve C sergi alanlarında; kıyafetler, polis tarihi kronolojisi, Osmanlı polis teşkilatının yapılanması, Osmanlı karakol maketleri, silahlar ve tarihi araçlar sergileniyor. D bölümünde, kriminal ve bomba imha canlandırma alanları bulunuyor, polis köpeklerinin tanıtımı yapılıyor. F bölümünde geçmişten günümüze kullanılan zırhlı araçlar sergilenirken, şehitlere ait eşyaların yer aldığı E bölümünde, 15 Temmuz şehitlerinin kişisel eşyaları da bulunuyor. Darbe girişiminde şehit olan polisler, bu bölümde sergilenen kişisel eşyalarıyla anılıyor. Gölbaşı Özel Harekat Daire Başkanlığı’na düzenlenen bombalı saldırıda şehit olan 2’inci sınıf Emniyet Müdürleri Zafer Koyuncu, Önder Güzel, polis memuru Yakup Sürücü, özel harekat polisleri Murat Ellik ve Murat Alkan’ın tespihleri, boyunluk ve üniformaları müzede özenle korunuyor.

Darbe girişiminde TRT önünde bacağından vurularak gazi olan Sosyal Hizmetler ve Sağlık Daire Başkanı Asım Bulat, 15 Temmuz darbe girişiminin yıl dönümü öncesi müzede 15 Temmuz şehitleri için de özel bir alan oluşturduklarını söyledi. Bulat, “Müzemizin en önemli yerleri arasında 15 Temmuz’la ilgili sergilediğimiz eserlerin bulunduğu bölüm de yer alıyor. Beraber görev yaptığımız, aynı okulda beraber okuduğumuz arkadaşlarımızın hatıraları burada mevcut. 3 arkadaşımıza ait tespih, bir arkadaşımızın boyunluğu, diğerinin de üniforması var. Anılarını burada yaşatıyoruz” dedi.

‘TRT’YE İLK GİDEN POLİSTİM’

Darbe girişiminde yaşadıklarını da anlatan Asım Bulat, o dönem Özel Güvenlik Daire Başkanlığında Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığını belirterek, “Eve gitmek üzereydim, çıkarken telefon geldi, darbe olduğunu, TRT’nin ele geçirildiği söylendi. Ben tek başıma TRT’ye gittim. Gittiğimde orada pek kimse yoktu. Herhalde ilk giden polis bendim. Yanlış hatırlamıyorsam bana 4 veya 5 otobüs dolusu askerin geldiğini söylediler. Önce içeriye girmeye çalıştım, ateş ettiler. Üzerime projeksiyonu yansıtarak ‘Gidin buradan, uzaklaşın’ diyerek sürekli talimat verdiler. Daha sonra İstihbarat Başkanlığından personeller geldi. Saat 23.00 civarlarında özel harekatın özel havacılık bölümünde büyük bir patlama oldu. Sonradan öğrendiğimiz kadarıyla oradaki helikoptere ateş etmişler ve orada 6 tane arkadaşımız şehit olmuş. Özel harekatta ikinci bir patlama daha oldu. Orada da birçok arkadaşımız şehit oldu” dedi.

‘SÜREKLİ ATEŞ EDİYORLARDI, VURULMUŞUM’

Bu sırada TRT’deki ormanın içine girdiklerini anlatan Bulat, “Orada helikopter bizi taradı, yaklaşık 15-20 metre ilerimizden kurşun geçti. Baktık olacak gibi değil, tekrar TRT’nin ön kapısına geldim. Bu arada baya vatandaş gelmişti. Biz onlarla birlikte orada asker kılığındaki bazı cuntacıları ikna etmeye çalıştık. ‘Bu yapmış olduğunuz eylem hukuka aykırı. Eğer bu eylemi devam ettirirseniz darbe yapmaktan dolayı cezalandırılırsınız’ şeklinde ikazlarda bulunduk. İçeriye girmeye çalışırken vatandaşları ve bizleri korkutmak için sürekli havaya ve yere ateş ediyorlardı. Sol bacağımın arka tarafında bir sıcaklık hissettim, meğer vurulmuşum. Vatandaşlar beni aldı, hastaneye götürdü” diye konuştu.

Hastanede tedavi olduktan sonra tekrar emniyete gittiğini anlatan Bulat, “Rahmetli Zafer Koyuncu’nun eşi, sürekli eşini arıyor, ulaşamıyor. Zafer’in şehit olduğunu biliyorsunuz; ama eşine bunu anlatamıyorsunuz. Rahmetli o gün şehit oldu, biz eşine bunu söyleyemedik. Allah bir daha devletimize, milletimize böyle bir olay yaşatmasın. Zafer rahmetli olduktan sonra müzemiz için eşinden bir hatıra talep ettik. O da bize rahmetlinin tespihini verdi, onu burada sergiliyoruz. Müzemizi gezmek için herhangi bir ücret talep etmiyoruz. Aynı zamanda isteyenler sanal olarak da polismuzesi.com adresinden gezebiliyor” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-sehitlerinin-kisisel-esyalari-polis-muzesinde-sergileniyor/feed/ 0
Dem Parti Grup Toplantısı.. Tuncer Bakırhan: “Kayyım Kararı Kızılcahamam’da Alındı. Üç Gün Toplandılar, Tartıştılar Çıka Çıka Gasp Çıktı” https://www.haber60.com.tr/dem-parti-grup-toplantisi-tuncer-bakirhan-kayyim-karari-kizilcahamamda-alindi-uc-gun-toplandilar-tartistilar-cika-cika-gasp-cikti/ https://www.haber60.com.tr/dem-parti-grup-toplantisi-tuncer-bakirhan-kayyim-karari-kizilcahamamda-alindi-uc-gun-toplandilar-tartistilar-cika-cika-gasp-cikti/#respond Wed, 05 Jun 2024 21:28:23 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34867 (TBMM) – DEM Parti Eş Genel Başkan’ı Tuncer Bakırhan, “Biz biliyoruz ki kayyım kararı Kızılcahamam’da alındı. Kızılcahamam’da üç günlük kampı topladığında ne demişti AKP Genel Merkezi, yeni anayasayı, normalleşmeyi tartışacaklarmış. Üç gün toplandılar, tartıştılar, çıka çıka kayyım darbesi çıktı, gasp çıktı” dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup toplantısında konuştu. Grup toplantısına Mardin Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ahmet Türk, eski HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, DEM Parti Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş katıldı. Grup toplantısında ön sıralara “Belediyeler bizimdir, gaspa izin vermeyeceğiz” dövizleri konuldu.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, yaptığı konuşmada, “Dün yine Türkiye’nin değişmeyen gerçeği olan bir darbeyle uyandık. Hakkari Belediyemiz alçakça gasp edildi. Geçmişte de en hukuk dışı işlerin yürütüldüğü bir kentti. Neredeyse Soylu’nun düzenli ziyaret ettiği, birçok kirli işin yapıldığı merkezlerden biri haline gelmişti. Kirli sermayeyle, itirafçılarla, devletin bütün kurumlarıyla, AKP- MHP iktidarıyla, JİTEM ittifakıyla orada yarıştık” dedi.

“Yerel yönetimleri alana kadar Hakkari’den ayrılmayacağız”

Bakırhan, “Hakkari’yi alana kadar ayrılmayacaklarını” belirterek şunları söyledi:

“Yine bir sabah geçmişte olduğu gibi kayyum atadılar. Zannediyorlar ki bir gasbedilen yerel yönetimlerde sessiz kalacağız.  Yok öyle yağma. Van’da olduğu gibi Türkiye’nin ezilenleriyle Hakkari halkının iradesini savunmaya devam edeceğiz. Yerel yönetimleri alana kadar Hakkari’den ayrılmayacağız. Bu düşman hukukuna ‘yeter’ diyoruz.

Trol medya tetikçileri tekrar harekete geçtiler. Neymiş belediye eş başkanımızın üzerinde 50 bin TL ile İran’a kaçacakmış. ya 50 bin lirayı zaten pul ettiniz. Saçma sapan algılarla Türkiye kamuoyunu yanıltmaya çalışıyorlar. Yıllardır hangi Kürt’ü terör yaftasıyla yargılamadınız ki…”

Bakırhan, Yüksek Seçim Kurulu’nun, 31 Mart seçimleri öncesi Akış’ın Belediye Başkanlığını kabul etmesine ilişkin “Herhangi bir sorun var mıydı şu ana kadar. YSK devletin kurumu değilse bir örgüt yöneticisine nasıl izin verdi de aday yaptı. 2014’te açılmış dosyayı açan savcı gri listede aranan bir savcıdır. Darbe derken, gri listede aranan bir FETÖ’cü savcının hazırlamış olduğu iddianame ile kesinleşmeyen bir dosyayı gerekçe göstererek belediyemize kayyım atayacaksınız. İçişleri Bakanı’nı da buradan uyarıyorum, bugün MHP’nin, Ergenekon’un kayığına binerek gideceğiniz yer Soylu gibi tarihe ‘suç işleri bakanı’ geçmektir.” dedi.

“Kürt’üm diyen her AKP’li ses çıkarsın”

Bakırhan, Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanmasına ilişkin şöyle konuştu:

“Biz biliyoruz ki kayyım kararı Kızılcahamam’da alındı. Kızılcahamam’da üç günlük kampı topladığında ne demişti AKP Genel Merkezi; yeni anayasayı, normalleşmeyi tartışacaklarmış. Üç gün toplandılar, tartıştılar, çıka çıka kayyım darbesi çıktı, gasp çıktı. Normalleşme dedikleri Kobani kumpas davasında yüzlerce yıl ceza verilmesidir. Normalleşme dedikleri 28 Şubat darbecilerinin serbest bırakılmasıdır. Seferberlik yönetmeliğinin değiştirilmesidir., etki ajanlığı yasasının çıkarılmasıdır. Normalleşme dedikleri Hakkari’de atanan kayyım darbesidir. AKP-MHP ittifakının çimentosu Kürt düşmanlığıdır. Siz Kürt düşmanısınız dediğimizde de hopluyor, zıplıyorlar.

Saray ve MHP el ele vermiş Kürt halkının gerçekliğini inkar ediyor. Bu mesele artık bir ulusal onur meselesidir. Biraz vicdanı olan, onur sahibi olan, ben Kürt’üm diyen her AKP’liyi bu haksızlığa karşı ses çıkarmaya davet ediyoruz… Bugünlerde susan, bu zulmü izleyenleri de halkımızın unutmayacağını belirtmek istiyorum.”

“Yeni anayasasının içeriğine dair güçlü ipuçları verdiler”

“Hakkari’de yaptıklarından, yeni anayasasının içeriğine dair de çok güçlü ipuçları verdiler” diyen Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yeni Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ilk iki maddesini açıklıyorum; madde 1, Kürtler Türkiye’de sömürge bir halktır, ‘sömürge kurallarıyla yönetilir’ diye yazın. Madde 2, ‘Kürt halkının seçme ve seçilme hakkı yoktur, yaşadıkları kentleri yönetmeye hakkı yoktur’ diye yazın. Bu iki maddeyi en başa yazsınlar. ‘Kürtlerin bulunduğu yerlerde yerel seçim yapılmayacaktır’ desinler. Kürtler genel seçimlerde eğer milletvekili seçerlerse yerleri cezaevleridir. Biraz şeffaf olun, ikiyüzlü politikalardan vazgeçin. Normalleşme iddiaları kayyım zihniyetinin altında ezilmiştir. İktidar kararını vermiştir. Normalleşmenin, ırkçı MHP’yi pusula yaparak çetelerle kol kola suç işlemek olduğunu bu karar ortaya koymuştur. Bir partinin genel başkanı bu haksız hukuksuz kararı verenlere ‘Sizi yürekten kutluyorum’ diyor. Emin olun biz yüreklerimizde bu kararı verenleri asla unutmayacağız.”

“Normalleşmenizi de yeni anayasanızı da başınıza çalın”

Erdoğan’ın “kırmızı çizgilerimizden taviz vermeyeceğiz herkesi kucaklayacağız” dediğini, “Ankara kriterleri” diyip durduklarını belirten Bakırhan, “Alın normalleşmenizi de yeni anayasanızı da başınıza çalın” ifadesini kullandı.

“28 Şubatçılara, Kenan Evren’e rahmet okuttular”

Bakırhan, “Recep Tayyip Erdoğan benim milletvekili olduğum Siirt’te bir şiir okuduğu için yargılandı ve ceza aldı. Beğenemedikleri o darbeciler bile Erdoğan görevden alındıktan sonra yeni belediye başkanını Meclis’in seçmesi için zemin hazırladılar. Ali Müfit Gürtuna, Erdoğan görevden alındıktan sonra İstanbul Büyükşehir Beledisyesi’nde seçildi. 28 Şubat darbe deyip, ağızlarını açıp oraya gönderme yapanlar 28 Şubat darbecilerinin bile gerisindeler. Kenan Evren’e rahmet okuttular.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/dem-parti-grup-toplantisi-tuncer-bakirhan-kayyim-karari-kizilcahamamda-alindi-uc-gun-toplandilar-tartistilar-cika-cika-gasp-cikti/feed/ 0
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’dan sert açıklamalar https://www.haber60.com.tr/dem-parti-es-genel-baskani-tuncer-bakirhandan-sert-aciklamalar/ https://www.haber60.com.tr/dem-parti-es-genel-baskani-tuncer-bakirhandan-sert-aciklamalar/#respond Tue, 28 May 2024 22:45:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33562 (TBMM) – DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer  Bakırhan, TBMM’de partisinin grup toplantısında; ” İçişleri Bakanlığı’na ve AKP hükümetine sesleniyorum, uyuşturucu ile mücadele mi etmek istiyorsunuz, iktidarınızı içindeki çöreklenmiş çetelere ‘dur’ deyin. Çürümeye son vermek mi istiyorsunuz, JİTEM ittifakını bitirin. JİTEM ittifakıyla bu ülkeyi yönetiyorsunuz. MHP ile ittifak bugün AKP’nin işine geliyor olabilir ama 70’lerden bu zamana kadar kaosların krizlerin baş aktörü olan MHP, bir gün hep birlikte göreceğiz AKP’nin sonunu yavaş yavaş getirecektir” dedi. Bakırhan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “DEM Parti kapatılsın” şeklindeki açıklamasıyla ilgili “Lütfen her şeyi kapatma sevdanızdan önce o ağzınızı kapatın, Türkiye’ye en büyük hayrınız bu olacaktır” diye konuştu.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, TBMM’de partisinin grup toplantısında gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İsrail’e yönelik saldırıları kınayan Bakırhan, “Uluslararası devletler kınamakla yetindiler bizler de bunlara çok şahit olduk. Katliamlara devam eden Netenyahu hükümetini de kınıyoruz. Dünya haklarına çağrı yapmak istiyorum, lütfen bulunduğunuz ülkelerde Filistinlilerin yaşamış olduğu bu katliamlara itiraz edin” dedi.

Bakırhan, 27 Mayıs 1960 darbesinin yıl dönümünü de hatırlatarak, “Her gün halkın iradesine dönük işlenen hukuksuzluklar darbe değil de nedir? Darbe postal mıdır, tank mıdır? Darbenin en iyisini 22 yıldır her gün maalesef yaşıyoruz” dedi.

“Cezaevinde bizden kaynaklı yer yok”

Bakırhan, konuşmasının devamında şunları söyledi:

“Erdoğan ‘Türkiye’nin en fazla darbe girişimine maruz kalan hükümetiyiz’ diyor. Peki siz darbe girişimine maruz kaldıysanız biz ne olduk? 12. partimiz insaf… Önceki dönem eş başkanlarımız, milletvekillerimiz,  belediye başkanlarımız cezaevinde… Cezaevinde bizden kaynaklı yer yok. Beyefendi en fazla darbeye maruz kalan parti biziz diyorlar. Buna gülüp geçmek gerekiyor. 15 Temmuz Allah’ın lütfu diyenler sanki kendileri değildi. Kobani kumpas davası, Gezi davası, HDP’nin kapatılma davası bugüne kadar süren rehin darbelerinin tamamı açık birer darbedir.

Darbelerin karargahı haline gelmiş MHP-AKP genel merkezleri.

Son 70 yıldaki darbelerin yürütücülerine, bildirilerine ve sonrasına baktığımız zaman tek parti görülecektir. Sürekli bu darbelerde MHP’yi görüyoruz. 1970’lerdeki kriz ve kaosa bakın MHP’yi göreceksiniz. Çünkü bunlar varlığını krizden, kaostan ve darbeden alıyor. Bugünde AKP’yi yanına alarak demokratik siyasete ve toplumsal taleplere her gün darbeler yapıyorlar. İki partinin genel merkezleri siyasi darbelerin planlandığı, hazırlandığı ve yürürlüğe konulduğu genel merkezler olarak tarihe geçecektir. Darbelerin karargahı haline gelmiş MHP-AKP genel merkezleri.

Çete düzeninin bekası”

Düşünün tuğgeneral olmuş sınırda insan kaçakçılığı yapıyor… Resmi çakarlı araçlar Türkiye’de katilleri taşıyor, bunu görmeyen yok ama yargı görmüyor. Kimse kalkıp bize bu çete düzenini, kamu düzeni olarak satmasın… Ankara’nın ortasında bir cinayet işlendi, tüm detayları sonuçlarıyla birlikte ortada işlem yapan yok. Peki niye işlem yapmıyorlar? Çünkü beka dedikleri şey bu çete düzeninin bekasıdır. Onlar beka dedikleri zaman ülkemizin demokratik geleceği aklınıza gelmesin. Onların beka dedikleri şey çürümüş düzenin bekasıdır. Daha bir yıl önce çeteleri koruyan bir bakanımız vardı değil mi?

JİTEM ittifakıyla bu ülkeyi yönetiyorsunuz.

‘Uyuşturucuyla en büyük mücadele amacımız’ diyor hükümet. İçişleri Bakanlığı’na ve AKP hükümetine sesleniyorum, uyuşturucu ile mücadele mi etmek istiyorsunuz, iktidarınızı içindeki çöreklenmiş çetelere ‘dur’ deyin. Çürümeye son vermek mi istiyorsunuz, JİTEM ittifakını bitirin. JİTEM ittifakıyla bu ülkeyi yönetiyorsunuz.

MHP ile ittifak bugün AKP’nin işine geliyor olabilir ama 70’lerden bu zamana kadar kaosların krizlerin baş aktörü olan MHP, bir gün hep birlikte göreceğiz AKP’nin sonunu yavaş yavaş getirecektir. Nereye gidiyorsak sokakta, mitingde, ziyaretlerimizde  AKP’liler bu ittifaktan rahatsız. Bu rahatsızlıkları hepimiz biliyoruz ama saray bilmiyor, çünkü işine gelmiyor. Türkiye gri listesinden çıkmak istiyorsa önce MHP’nin, AKP’nin kol kanat gerdiği çetelerin durdurulması ve tasfiye edilmesi gerekiyor.

“Her şeyi kapatma sevdanızdan önce o ağzınızı kapatın”

Tuttuğu takım küme düşüyor diye ‘bu sene düşmesin kalksın’ diyen oyu düştüğünde ‘baraj kalksın’ diyen, hoşuna gitmediğinde ‘güneş doğmasın’ diyen, fikren de siyaseten de başedemiyor diye ‘DEM Parti kapatılsın’ diyen bu toplum ve akıl düşmanı anlayışa bir önerimiz var. Lütfen her şeyi kapatma sevdanızdan önce o ağzınızı kapatın, Türkiye’ye en büyük hayrınız bu olacaktır.

“Taht kavgalarını izleyecek sabra sahip değiliz”

Biz ne iktidarın taht kavgalarını izleyecek bir zamana ne de muhalefetin iktidarını bekleyecek bir sabra sahip değiliz. Memleket çürüyor, batıyor. Barış, demokrasi, özgürlük, AŞ diye insanlar haykırıyor… Demokratik bir ülke için Türk halkının statüsünü tanıyan, eşit yurttaşlığı esas alan herkesi kapsayan bir Türkiyelilik tek çözümdür.”

“Kampanya yürüteceğiz”

Tasarruf paketinin adının “tasarruf değil hak gasbı” olduğunu söyleyen Bakırhan, “Halkımıza emekçilere, emeklilerimize reva görülen bu yaşamı kabul etmiyoruz. Bugünden başlayarak DEM Parti olarak temmuz ayına kadar asgari ücretin ve emekli maaşlarının iyileştirilmesi için bir kampanya yürüteceğiz. İlkesel tutumumuzda şudur yoksulluk sınırı neyse en az asgari ücrette onun kadar olsun” dedi.

Sokak hayvanlarına ilişkin AKP’nin getirmek istediği kanun teklifini değerlendiren Bakırhan, “İçeriğinde hayvan hakları yok hayvanları katledecek teklifler var… Sahiplendirilen hayvanları sahiplerine verecekler gerisini de uyutacaklarmış. Birileri daha uyutmanın ne olduğunu bile bilmiyor. Zannediyorki güneşin önünde hayvanlar uyutulacak, gece uyandırılacaklar. Uyutma dedikleri hayvanları katledecekler… Sokak köpekleri diye bir sorun yarattılar. Allah aşkına barınaklar açsaydınız barınaklardaki hayvanların yaşam koşullarını iyileştirseydiniz, kısırlaştırmak için gerçek bir plan ve program hayata geçirseydiniz bugün sokak hayvanlarının bir sorun olduğundan bahsetmeyecektiniz” dedi.

]]> https://www.haber60.com.tr/dem-parti-es-genel-baskani-tuncer-bakirhandan-sert-aciklamalar/feed/ 0 Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye’de darbeler ve muhtıralar dönemi kapanmıştır https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiyede-darbeler-ve-muhtiralar-donemi-kapanmistir/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiyede-darbeler-ve-muhtiralar-donemi-kapanmistir/#respond Mon, 27 May 2024 23:27:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33462 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Demokrasi Adası’nda düzenlenen Türkiye Yüzyılı Anayasası Sivil Anayasa Güçlü Türkiye Sempozyumu’nda önemli açıklamalarda bulundu. 27 Mayıs ve yeni anayasa ile ilgili mesajlar veren Erdoğan, “Bu ülkede artık darbeler ve muhtıralar dönemi kapanmıştır. Bulanık suda demokrasi avlama dönemi geri kalmıştır” dedi. Erdoğan ayrıca, “Çerçevesini darbecilerin çizdiği dili sorunlu mevcut anayasa ile yola devam edemeyiz. Türk demokrasisi yeni ve sivil anayasa yapacak güce sahiptir. Artık yeni bir anayasa kaçınılmazdır” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Adnan Menderes Kongre Merkezi Özgürlük ve Demokrasi Adası’nda düzenlenen Türkiye Yüzyılı Anayasası Sivil Anayasa Güçlü Türkiye Sempozyumu’nda konuştu. Erdoğan konuşmasında Adnan Menderes ve iki bakanı rahmetle yad ederken, Türkiye’nin yeni bir anayasaya duyduğu ihtiyacı ve bunun önemini vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, “Milletimiz Adnan Menderes’i şükranla anmaya devam edecektir. Bir yargı tiyatrosuyla idama gönderilenleri rahmetle anıyorum. Üzerinden yüzyıllar geçse de darbecileri unutmayacağız ve affetmeyeceğiz. Dilinden ve kaleminden kan damlayan sözde hukukçuları unutmayacağız ve affetmeyeceğiz. Yassıada’da işkenceye maruz kalan devlet adamlarımızın isimlerini milletimizin gönlüne şehit olarak yazdırdık” dedi.

“Karar verilmeden idam sehpalarını kurdular “

Mayıs demokrasi tarihinin karanlık günü olarak kayıtlara geçtiğini belirten Erdoğan, “27 Mayıs adım adım bir provokasyonun ürünüdür. 27 Mayıs demokrasi tarihinin karanlık günü olarak kayıtlara geçti. Menderes, ülkeyi tapulu mülkü gibi görenleri rahatsız etti. Nasıl ki darbeye bir günde karar verilmemişse Yassıada’da alınan kararlar da tesadüf değildir. Burası özellikle seçilmiştir. Millete ayağınızı denk alın mesajı verilmiştir. Demokrasimiz yargılanmıştır. Önce mahkum edilen ve sonra idam edilen bizatihi milletin iradesidir. Kararlar verilmeden idam sehpalarını bunun için kurdular. Burayı sivil ve demokratik siyasetin kabusu olmayı hedeflediler. 27 Mayıs’ın karanlık gölgesi her 10 yılda bir tekrarlanan darbelerle milletin peşini bırakmadı. Türk siyaseti uzun yıllar boyunca kargaşa ve istikrarsızlık girdabından bir türlü kurtulamadı. 27 Mayıs planı AK Parti’nin iktidar olduğu 22 yıllık süre zarfında defalarca tekrarlanmaya çalışıldı.” diye konuştu.

“Saldırılar karşısında asla geri adım atmadık”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının devamında, “22 yılda türlü badireler atlattık. Türk siyasi tarihinin en fazla darbe girişimine maruz kaldık. Ama saldırılar karşısında asla geri adım atmadık. Siyasete operasyon çekilemeyeceğini içerideki ve dışarıdaki tüm vesayet heveslilerine çok net bir şekilde gösterdik. Türkiye’de demokrasi mücadelesi tehditlere, korkutmalara rağmen kararlılıkla ilerlemiştir. Bu ülkede artık darbeler ve muhtıralar dönemi kapanmıştır. Bulanık suda demokrasi avlama dönemi geri kalmıştır. Türkiye’de iktidara gelmenin tek yolu sandıktır.” dedi.

“Yeni anayasa mesajı”

Türk demokrasisi yeni ve sivil anayasa yapacak güce sahip olduğunu ifade eden Erdoğan, “Yeni anayasa ile tüm bu kazanımları daha da ileriye taşımayı hedefliyoruz. Yeni anayasaya ülkemizin neden lüzum duyduğunu aktardık. 1921 ve 1924 anayasalarını dışarıda bırakırsak bütün anayasalarımız vesayetçilerin direktifiyle yapılıp halka empoze edildi. Anayasalarımız içinde vesayetin en fazla nüfuz ettiği 1961 anayasasıdır. 61 Anayasası ve 82 Anayasası’nın hazırlanma sürecinde milletin iradesi tecelli etmedi. Çerçevesini darbecilerin çizdiği dili sorunlu mevcut anayasa ile yola devam edemeyiz. Türk demokrasisi yeni ve sivil anayasa yapacak güce sahiptir. Artık yeni bir anayasa kaçınılmazdır. Mevcut anayasa siyasete güveni zedeliyor. Yapıcı ve uzlaşmacı tavrımızı koruyacağız. Muhalefetteki muhataplarımızın da bu istekte ısrarcı olmayacağını düşünüyorum.” diye konuştu.

“Milli bir ödev olduğuna inanıyorum”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Uzlaşma aranmadan yapılan anayasalar doğumundan öte sakattır, kriz üretmeye daha yakındır. Yakın siyasi tarihimizde bunun örnekleri bulunuyor. Tartışmalardan yargıdaki gerilime kadar karşılaştık. Devlet ile vatandaş arasındaki ilişkiyi zehirleyen sebebin aynı olduğunu görüyoruz. Artık bazı gerçekleri kabullenmemiz gerekiyor. Elitlerin uzlaşısını yansıtan mevcut anayasa ile devam edemeyiz. Bu utancı milletimize daha fazla yaşatamayız. Meclis’imiz yeni anayasa yapacak olgunluğa, kudrete sahiptir. Milli bir ödev olduğuna inanıyorum.” dedi.

“Bu katliam, terör devletinin kanlı ve kalleş yüzünü bir kez daha ifşa etmiştir”

İsrail’in BM kampını bombalamasıyla ilgili konuşan Erdoğan, “Bugüne kadar 36 binden fazla Filistinli kardeşimizi şehit eden soykırımcı caniler, dün de güvenli bölge ilan ettikleri Refah’ta bulunan bir mülteci kampındaki sivillerin üzerine füze ve bomba yağdırmıştır. Uluslararası Adalet Divanının saldırıları durdurma çağrısının ardından gerçekleşen bu katliam, terör devletinin kanlı ve kalleş yüzünü bir kez daha ifşa etmiştir. Netanyahu ve cinayet şebekesi, Filistin halkının kahramanca direnişini kıramadıkça ülkesinde iyice köşeye sıkışmakta, daha fazla kan dökerek siyasi ömrünü uzatmaya çalışmaktadır. Ama bunun hiçbir fayda sağlamadığını pek yakında görecek. Tıpkı özendiği Hitler gibi, Miloseviç gibi, Karadciç gibi ve tarihteki diğer firavunlar gibi lanetle anılmaktan kurtulamayacak. Türkiye olarak insanlıktan zerre kadar nasibini almamış bu katillerden, bu barbarlardan hesap sorulması için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Rabbim, Filistin halkının ve Gazzeli kardeşlerimizin yardımcısı olsun. Rabbim; bebek, çocuk, kadın, yaşlı, sivil demeden masumları öldürenleri Kahhar ism-i şerifi hürmetine kahr-u perişan eylesin” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiyede-darbeler-ve-muhtiralar-donemi-kapanmistir/feed/ 0
27 Mayıs Darbesi ve Demokratik Olgunluk Dönemi https://www.haber60.com.tr/27-mayis-darbesi-ve-demokratik-olgunluk-donemi/ https://www.haber60.com.tr/27-mayis-darbesi-ve-demokratik-olgunluk-donemi/#respond Mon, 27 May 2024 22:33:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33432 Önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Kasapoğlu, 27 Mayıs darbesi ile ilgili yaptığı açıklamada, “Cumhuriyetimiz, milli iradenin, insan hak ve hürriyetlerinin, ifade özgürlüklerinin savunulduğu ve baş tacı edildiği, tüm bu olmazsa olmaz değerlerimize karşı çıkmaya çalışanların ise hukuk önünde hesap verdiği, oluşturdukları kara delikler içine kendilerinin atıldığı ve tarihten silindiği demokratik olgunluk dönemini yaşıyor” dedi.

27 Mayıs 1960 darbesinin Türkiye Cumhuriyeti tarihine kara bir leke olarak geçtiğini hatırlatan Dr. Kasapoğlu, “Kendilerine ‘Milli Birlik Komitesi’ adını veren Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki bazı general ve subayların oluşturduğu 38 kişilik bir grup tarafından gerçekleştirilen darbe sonrasında, bütün antidemokratik yöntemler devreye sokuldu. Anayasa ve TBMM feshedildi, siyasi faaliyetleri askıya alındı. Dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes, hükümet üyeleri, DP’li milletvekilleri, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rüştü Erdelhun ile asker ve bazı üst düzey kamu görevlileri gözaltına alındı. Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan 16 Eylül, Adnan Menderes ise İmralı Adası’nda 17 Eylül 1961’de sağlık muayenesini yapan doktor heyetinden sağlam raporu alındıktan sonra saat 13.21’de idam edildi. Türk demokrasisini uzun yıllar etkisinde tutacak Türkiye’nin ‘Kara Deliği’ de tüm bu olaylarla açılmış oldu. Kara deliklerin ışık dahil etrafındaki her şeyi emmesi, değişime uğratması gibi, 27 Mayıs darbesi demokrasiyi yutan, özgürlükleri yok eden ve toplumu karanlığa sürükleyen bir hareket olarak ortaya çıktı. Normal siyasi süreçlerin dışında gerçekleşen her olay kendi kaotik etkilerini de beraberinde getirir. Zayıflatılan demokrasi ve insan hakları, kısıtlanan ifade özgürlükleri ve artan toplumsal huzursuzluk, darbenin siyasi çekim gücünün kaotik bir sonucuydu. 27 Mayıs darbesinin ardından, kara deliğin etkisine giren Türkiye’nin siyasi sahnesi de benzer bir şekilde değişime uğradı. Demokratik kurumlar zayıfladı, ifade özgürlüğü kısıtlandı ve toplumsal huzursuzluk arttı. Bu, darbenin siyasi çekim gücünün bir sonucuydu ve daha uzun yıllar bu etki ‘Damoklesin kılıcı’ gibi Türk siyasetinin üzerinde sallanmaya devam etti” ifadelerini kullandı.

“Demokrasi adına demokrasi askıya almak”

Eski zihniyetin zaman zaman kendini göstermeye çalıştığını ifade eden Kasapoğlu açıklamasına şöyle devam etti: “Tarih içinde zaman zaman bu zihinsel kara deliğin etkisine giren ve ülke yönetiminde söz sahibi olmak isteyen dahili ve harici gerek siyasi gerekse siyaset dışı kurumların ilk aklından geçen şey demokrasi adına demokrasiyi askıya almak, hukukun üstünlüğünü ihlal etmek, insan hakları ihlalleri yapmak ve adalet yok saymak oldu. Türkiye Cumhuriyeti’nde artık darbelerin, kalkışmaların ve muhtıraların gölgesinde yaşamıyoruz. Cumhuriyetimiz, milli iradenin, insan hak ve hürriyetlerinin, ifade özgürlüklerinin savunulduğu ve baş tacı edildiği, tüm bu olmazsa olmaz değerlerimize karşı çıkmaya çalışanların ise hukuk önünde hesap verdiği, oluşturdukları kara delikler içine kendilerinin atıldığı ve tarihten silindiği demokratik olgunluk dönemini yaşıyor. Her ne şekilde olsun bu güzel vatanı yeniden kaosa sürüklemeye, baskı altına almaya ve karanlığa sürüklemek isteyenlere karşı dimdik duracağımızdan ve yeni kara deliklerin gençlerimizin geleceğini yutamaması için çok çalışmaya devam edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın”. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/27-mayis-darbesi-ve-demokratik-olgunluk-donemi/feed/ 0
Erdoğan: 6-8 Ekim hadisesi terör kalkışmasıdır, karar yüreklere su serpmiştir https://www.haber60.com.tr/erdogan-6-8-ekim-hadisesi-teror-kalkismasidir-karar-yureklere-su-serpmistir/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-6-8-ekim-hadisesi-teror-kalkismasidir-karar-yureklere-su-serpmistir/#respond Mon, 20 May 2024 22:42:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32567 (ANKARA) – Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, ’26. Dönem Adli Yargı ve 16. Dönem İdari Yargı Kura Töreni’nde; Kobani Davası kararına ilişkin “6-8 Ekim hadisesi asla bir protesto gösterisi değil 37 insanımızın vahşice öldürüldüğü bir terör kalkışmasıdır. Doğrudan devleti hedef alan isyan girişimiydi. 6-8 Ekim olaylarını kimse mazur ve meşru gösteremez. Hukuk bunlardan hesap sormak zorundadır. Mahkeme kararlarıyla ilgili haddi aşan yorumları kabul etmiyoruz. Karar yüreklere su serpmiş, adaletin tecellisine olan inancı güçlendirmiştir. İsyan girişiminden 10 yıl sonra geç de olsa hakkın yerini bulduğunu görüyor, bundan da mağdurlar ve demokrasimiz adına memnuniyet duyuyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 26. Dönem Adli Yargı ve 16. Dönem İdari Yargı Kura Töreni’nde konuştu. Erdoğan’ın açıklamasından satır başları şöyle:

“Bugün farklı dönem adli ve idari yargı adaylarımızın bir kısmının kurasını çekeceğiz. Böylece bugünkü kura törenimizle 1044 hakim ve Cumhuriyet savcımızı ülkemizin dört bir yanındaki görev yerlerine yolcu edeceğiz. Hakim ve savcılarımızdan 81 vilayetiyle 85 milyon vatandaşıyla bu ülkeyi çok sevmelerini, bu devlete en güzel şekilde hizmet etmelerini istiyorum. Hepsi birbirinden başarılı, gayretli ve donanımlı bu genç kardeşlerimizin inşallah gittikleri yerlerde adalet sancağını yücelteceklerine inanıyorum. İnşallah biz de 21 yıldır olduğu gibi ülkeye ve millete karşı mesuliyetlerini hakkıyla ifa etmeye çalışan herkese destek vereceğiz. Bugünkü kura töreniyle birlikte hakim savcı sayımızı 25 bine yaklaştırmış oluyoruz. İktidara geldiğimizde 9 bin 349 olan hakim savcı sayısını 2,5 kattan fazla artırmak suretiyle mahkemelerimizin yükünü hafiflettik.

“Anayasayı değiştirerek darbecilerin yargılanmasını sağladık”

Yargıda çift başlılığa son verilmesinden bireysel başvuru hakkına arabuluculuk müessesesine hasılı çok geniş bir yelpazede adalete erişimi kolaylaştıran tarihi reformlara imza attık. Güven veren adalet hedefiyle bu alandaki çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz. Anayasa’yı değiştirerek darbecilerin yargılanmasını sağladık. İktidarlarımız döneminde milli iradeye kasteden darbeciler yargılandı geç de olsa hak ettikleri cezaları aldılar. 12 Eylül ve 28 Şubat’ta demokrasiye darbe yapanlar bağımsız Türk mahkemeleri tarafından mahkum edildi. Aynı durum 15 Temmuz darbe teşebbüsünün elebaşları için de geçerlidir.”

“Yurt dışına kaçan alçakların da peşini asla bırakmayacağız”

15 Temmuz darbe girişimini hatırlatan Erdoğan, “253 insanımızı şehit edenler gün yüzü göremeyecekler. Yurt dışına kaçan alçakların da peşini asla bırakmayacağız. Son FETÖ’cü hain de yargıya hesap verene kadar enselerinde olacağız. Demokrasimize uzanan elleri kırmaktan çekinmedik, yine çekinmeyeceğiz. Milletin muazzez iradesine kimsenin gölge düşürmesine müsaade etmeyeceğiz. Vatanımızın bekası, milletimizin birlik ve dirliği, milli iradenin egemenliğine kim kastederse karşısında yine bizi bulacak, yargımızı bulacaktır” dedi.

“Karar yüreklere su serpmiştir”

Erdoğan, Kobani Davası kararlarına ilişkin ise şöyle konuştu:

“6-8 Ekim hadisesi asla bir protesto gösterisi değil 37 insanımızın vahşice öldürüldüğü bir terör kalkışmasıdır. Bu isyan girişiminde 37 insanımız şehir eşkıyaları tarafından katledilmiştir. Doğrudan devleti hedef alan isyan girişimiydi. 6-8 Ekim olaylarını kimse mazur ve meşru gösteremez. Hukuk bunlardan hesap sormak zorundadır. Mahkeme kararlarıyla ilgili haddi aşan yorumları kabul etmiyoruz. Karar yüreklere su serpmiş, adaletin tecellisine olan inancı güçlendirmiştir. İsyan girişiminden 10 yıl sonra geçte olsa hakkın yerini bulduğunu görüyor, bundan da mağdurlar ve demokrasimiz adına memnuniyet duyuyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogan-6-8-ekim-hadisesi-teror-kalkismasidir-karar-yureklere-su-serpmistir/feed/ 0
Ahmet Davutoğlu: “Dün Gece Son Yılların En Önemli Gecesi Yaşandı. https://www.haber60.com.tr/ahmet-davutoglu-dun-gece-son-yillarin-en-onemli-gecesi-yasandi/ https://www.haber60.com.tr/ahmet-davutoglu-dun-gece-son-yillarin-en-onemli-gecesi-yasandi/#respond Wed, 15 May 2024 21:48:51 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31825

(ANKARA)- Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğu, “Bence dün gece son yılların en önemli gecesi yaşandı. Mafyatik yapılar devletimizin her yanına sızmış. Bütün bu meselenin arkasında Ayhan Bora Kaplan diye birine ve bir çeteye yapılan operasyon var. Mafyatik yapıları bu devlete kim musallat etti? Sayın Bahçeli, imalı konuşmayın. Kimi kastediyorsanız açıkça söyleyin. Varsa bir darbe ihtimali ona söyleyin, bilgi ve belgeleri devlet kurumlarıyla paylaşın çünkü ifadeleriniz çok ağır. Fitneyi büyümeden durdurmanız gereken sizsiniz. Siz gözlemci değil iktidar ortağısınız” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dün gece Adalet Bakanı ve MİT Müsteşarı ile görüştüğünü, ancak bu görüşmede İçişleri Bakanı’nın yer almadığına dikkat çeken Davutoğlu, “Arkadaşlar siz devlet yönetiyorsunuz, kamuoyuna derhal bir açıklama yapılmalı” diye konuştu.

Saadet- Gelecek Partileri ortak grup toplantısı bugün yapıldı. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, grup toplantısına katılmadı. Karamollaoğlu’nun yerine konuşma yapan Genel Başkan Vekili Sabri Tekir, şunları söyledi:

“Genel seçimlerinin üzerinden tam bir yıl geçti. İlginçtir ki iktidarın altına ne hikmetse birden bire tasarruf tedbirleri uygulamak geldi. ‘Enflasyonu düşürmemiz gerekmektedir’ diyorlar ikincisi de 6 Şubat depremlerinin oluşturduğu sıkıntıları gidermek, onların maliyetlerini karşılamak. Ancak enflasyon yeni bir olay değil ki. Türkiye’deki enflasyon son 4-5 yıllık dönem içerisinde birçok Avrupa ülkesinden çok daha hızlı bir yükseliş göstermekte. İlginç olan bir şey de şu; ne zamana kadar bu tedbirlerin uygulanacağına ilişkin verilen beyanatlar bize göstermektedir ki üç yıl süreyle uygulanacak. Neden üç yıl, neden sürekli değil? Çünkü bir sonraki seçimlerden bir yıl öncesine kadar.  Yani 2028 yılı seçimlerine adeta bir birikim yaparcasına tasarruf paketi hazırlamışlar. Böyle ince hesaplara halkımızın aklının ermeyeceği düşünülüyor. Öte yandan böyle bir paketin getirilmesi iktidar tarafından bu zamana kadar büyük bir israfın, harcamalarda duyarsızlığın ve ölçüsüzlüğün bir başka itirafı değil midir? İsrafın en yoğun olduğu bir takım kurumlar tasarrufun dışında tutuluyor. Herkes çok iyi biliyor ki Cumhurbaşkanlığı başta olmak üzere birtakım kurumları ve birtakım gider kalemlerini teğet geçen bir paket olduğu anlaşılıyor.

“KAMUDA TASARRUF TEDBİRLERİ CİDDİYETTEN UZAKTIR”

Ancak kesin olarak bildiğimiz bir şey var; bir şehrin tüm ana hatlarında devasa kaçaklar varken, evde damlatan bir musluğu değiştirmek çözüm değildir. Bu anlamda, adına ‘Kamuda Tasarruf Tedbirleri’ denilen paket ciddiyetten uzaktır. Tasarruf edilmesi planlanan 100 milyar lira bizim bütçemizin yüzde birini ancak teşkil eder.  Zira bu giderlere dün ‘çerez parası’ diyen Maliye Bakanımız, bugün kendilerine verilen ev ödevleri kapsamında sözde tasarruf tedbirleri aldıklarını söylemektedirler. Normal şartlarda, başlangıç için küçük de olsa olumlu adımlar olarak karşılayacağımız bu düzenlemelerde yer alan birtakım maddelerle esas amacın yine vatandaşın kemerini biraz daha sıkmak olduğunu göstermektedir. 22 yıllık israf düzeninin acı reçetesi olarak, şimdi bir kez daha kanseri aspirinle tedavi edeceklerini iddia etmeleri halkın tepkisini azaltmaya yöneliktir.  Bir kez daha ifade ediyoruz; her şeyden önce zihniyet değişimi şarttır. Tüketime ve gösterişe dayalı yanlış yatırım anlayışından vazgeçilmelidir. Mantık aynı mantık olduğu sürece ülkemiz büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalacaktır.  Dün ‘itibardan tasarruf olmaz’ diyenler, bu paketle aslında şimdi de şunu söylüyorlar; ‘Bizi kapsamayan itibarlardan sadece 3 yıllığına tasarruf olabilir’. 1000 liradan 1 lira tasarruf ederek enflasyonla mücadele edemezsiniz, koca bir baraj gölünü bardakla dolduramazsınız.

“ÇİFTÇİMİZE AYRILMAYAN PARA ŞİRKETLERE AYRILDI”

Dün, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’ydü. Avrupa ülkelerinin bütününde çiftçiler desteklenirken ve onların destek politikalarıyla ürettikleri tarımsal ürünler, hayvanlar bizim gibi ülkelerde destek verilmediğinden dolayı ya ürün yetersizliğinden veya fiyatlar kontrol altına alınamadığında o ülkelerden ithalat yapmak zorunda kalıyor. Maalesef, iktidarın 22 yıllık yanlış politikaları neticesinde insanımız topraksız, toprağımız da insansız kalıyor. Üreticilerimizin alın terinin karşılığı günbegün erimektedir. Vatandaşımız domates, salatalığın kilosunu 40 liraya tüketmek zorunda kalmamalıdır. Bir zamanlar ilkokul kitaplarında, coğrafya derslerinde sıklıkla ifade edildiği gibi; kendi kendimize yetebilen bir ülkeydik, mercimeği Kanada’dan ithal eder bir ülke haline geldik. 2006 yılında çıkarılan kanunda yer alan; tarıma verilen destek GSYH’nın yüzde 1’inden az olamaz’ maddesinin gereği bir kez bile yerine getirilmemiştir. Kendi çiftçimize ayrılmayan para, uluslararası şirketlere ayrılmaktadır. Yaş çay alım fiyatının 17 lira olarak belirlenmesi de bu politikanın bir yansımasıdır.”

“FİLİSTİN, BİTMEYEN BİR FELAKETİ YAŞIYOR”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ise şunları söyledi:

“15 Mayıs 1919’da İngiltere’nin ve emperyalist güçlerin desteğiyle Yunan ordusu İzmir’e çıktı ve bir kahraman önüne arkasına bakmadan, geleceğim ne olacak diye düşünmeden işgalcilere ilk kurşunu attı. Hepsini saygıyla selamlıyorum. Bundan 4 gün sonra 19 Mayıs’ta bir başka çıkarma yapılmamış olsaydı ne olacaktı? Ege, oradaki Müslüman ve Türklerden arındırılıp, Türkler ve Müslümanlar İç Anadolu’ya sürülüp mümkünse de Orta Asya’ya kadar gönderilecekti. Bu emperyalizmin planıydı. Şunun herkes tarafından bilinmesi lazım; Türkiye Cumhuriyeti Doğu’nun mazlum halklarının antiemperyalizme karşı yükselttiği sesin eseridir. 15 Mayıs 1948’de ise Filistinliler yerlerinden yurtlarından silindiler. Bugün Gazze’de yaşayanların yüzde 70’i Filistin’in geri kalan topraklarından sürgün olarak geldi. Yani eğer biz direnmemiş olasaydı muhtemelen biz de Gazze gibi İç Anadolu’ya çekilmek zorunda kalacaktık. Herkesin Gazze’deki savaşı doğru okuması lazım. Bu milletin vizdanına uygun bir şekilde okuması lazım. 15 Mayıs o günden bugüne Nakba Günü olarak anılır. Bitmeyen bir felaketi yaşıyor Filistin.

“HER AN DARBE OLACAKMIŞ ALGISINI KALDIRIN”

Bence dün gece son yılların en önemli gecesi yaşandı. Devlet yapısı, devlet tecbüresi içinde çok bulunduğum için şimdiden uyarmak istiyorum. Dün Sayın Bahçeli bir konuşma yaptı: ‘Bugünlerde iç işgal cephesinde toplanıp aynı zamanda emniyet ve yargı içinde yuvalanmış soysuz ve kripto çetelerin yeniden Türkiye üzerinde hesap yaptığı görülmektedir(…)Birkaç emniyet mensubunun görevden alınmasıyla geçiştirilemeyecek bir komplo devrededir. 17-25 Aralık emniyet ve yargı ortaklığı darbe girişiminin tekrarını planlayanlara boyun eğmeyiz’ dedi. Cumhurbaşkanı dün gece Adalet Bakanı ve MİT Müsteşarı ile görüştü. Arkadaşlar siz devlet yönetiyorsunuz, kamuoyuna derhal bir açıklama yapılmalı. Bir şeyin yayılması olmasından daha beterdir. Olursa tedbir alırsınız, yayılırsa Türkiye’nin dışarıdaki algısı ‘Türkiye’de her an bir darbe olabilir’ olur. Bu da bir yıldır fakir halkın üstüne bedelini yıktığınız o ekonomik paketlerin hepsini yerle bir eder. Hiçbir yatırımcı darbe ihtimali olan bir yere gelmez. Buradan hareketle böyle bir ihtimal yok da birileri bir korku iklimi yaratıp her an darbe olacakmış gibi bir iklim yaratıp son seçim neticeleri sonrasında çöpe gitmiş otokrasi hayallerini hayata geçirmek için bunu kullanmak istiyorsa onlarla da görülecek hesabımız olur. Mafyatik yapılar devletimizin her yanına sızmış. Bütün bu meselenin arkasında Ayhan Bora Kaplan diye birine ve bir çeteye yapılan operasyon var. Mafyatik yapıları bu devlete kim musallat etti? Türkiye’nin bir beka meselesi varsa öncelikle bu mafyatik yapılardan gelir. Sayın Bahçeli, imalı konuşmayın. Kimi kastediyorsanız açıkça söyleyin. Varsa bir darbe ihtimali ona söyleyin, bilgi ve belgeleri devlet kurumlarıyla paylaşın çünkü ifadeleriniz çok ağır. Fitneyi büyümeden durdurmanız gereken sizsiniz. Siz gözlemci değil iktidar ortağısınız.

“YAPILAN TOPLANTIDA İÇİŞLERİ BAKANI DA OLMALIYDI”

Sayın Erdoğan dün akşam toplantıda ne konuştunuz bilmiyorum ama orada İçişleri Bakanı da mutlaka olmalıydı. Yapılması gereken şudur; bütün devlet kurumlarına net bir talimat verin. Hiç kimse devletin üstünde değildir. ‘Devlete karşı olan mafyatik yapılarla mücadele edeceksiniz’ talimatını cesurca, hiç tereddüt etmeden verin. Türkiye’de faili meçhulleri getiren bu yapılardır. Sayın Bahçeli ile derhal görüşerek ‘veri şu belgeleri de ben de gerekeni yapayım’ deyin. Bakanlık müessesi ciddi şekilde zayıflatılmış olmakla birlikte çok önemlidir. İçişleri Bakanı’nın görevi hiçbir tesir ve baskı altında kalmadan görevini sürdürmektir. Tereddüt ettiğiniz her an Türkiye’yi başka bir felakete götürür. Bir diğer önemli konu Sinan Ateş.. Eğer bu cinayet başka bir yerde olmuş olsaydı yer yerinden oynardı. Sinan Ateş’le birlikte Türkiye’de bir insanlık da öldürülmüştür. Şu iddianame Türk hukukuna kurşun attı.”

]]> https://www.haber60.com.tr/ahmet-davutoglu-dun-gece-son-yillarin-en-onemli-gecesi-yasandi/feed/ 0 İzmir’de Site Sakini Kadın Apartman Görevlisi Tarafından Darbedildi https://www.haber60.com.tr/izmirde-site-sakini-kadin-apartman-gorevlisi-tarafindan-darbedildi/ https://www.haber60.com.tr/izmirde-site-sakini-kadin-apartman-gorevlisi-tarafindan-darbedildi/#respond Wed, 17 Apr 2024 23:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27920 İzmir’in Bornova ilçesinde bir site sakini kadın, apartman toplantısında site görevlisi tarafından darbedildiğini iddia etti. Tehdit edildiğini de öne süren kadın, mağduriyetini ve korkusunu dile getirmek için evine durumu bildiren pankart astı.

Olay 17 Mart günü Bornova ilçesi Erzene Mahallesi 116/7 Sokakta bulunan 34 hanelik bir sitede meydana geldi. Edinilen bilgiye göre site sakini Aysun Bodur (55) toplantı esnasında, emekli olan site yöneticisinin part-time çalışması hakkında teklif verdi. Bir anda sinirlendiği iddia edilen site yöneticisi M.B. (47), eline aldığı sandalyeyle Bodur’un boynuna vurdu. Neye uğradığını şaşıran kadın yere düşerken, M.B., site sakinleri tarafından uzaklaştırıldı. Bu esnada kadına hakaret ve tehdit savurduğu ileri sürülen M.B. dışarı çıkartılırken, Aysun Bodur hastaneye gitti. Darp raporu alan Bodur, site görevlisi hakkında suç duyurusunda bulundu.

Evine pankart astı

Uğradığı saldırı sonrası M.B.’nin tehditlerinden korktuğunu söyleyen Aysun Bodur, site yönetimi tarafından M.B.’nin işine son verilmesini istedi. İşine son verilmeyen ve hala sitede oturan M.B.’den korktuğunu ve çözüm alınamadığını söyleyen Bodur, mağduriyetini dile getirmek için evine pankart astı. Aysun Bodur, “Burası Esin Sitesi, 19 yıldır burada yaşayan kadın site sakiniyim. 17 Mart 2024 akşamı site toplantısında emekli olan site görevlimiz için yeni çalışma alternatiflerini anlatırken site görevlimiz tarafından küfürle hakarete uğradım, sandalye ile darbedildim. ‘Ya sen, ya ben’ diyerek tehdit edildim. Site yönetimi bu konuyla ilgili iş yasasını hala uygulamamış, bu kişinin işine son vermeyerek yönetim olarak şiddeti meşrulaştırmış ve şiddete ortak olmuştur” yazılı pankartı evinin penceresine astı.

‘Ya sen, ya ben’ diyerek tehdit savurdu

Olay anını anlatan siyte sakini Aysun Bodur, “Site yönetimine girmem hakkında teklif yapılınca ben de toplantıda bazı görüşlerimi söylemek istedim. Biz 34 daireli küçük bir siteyiz ve gelirimizin çoğunu hizmetli için veriyoruz. Kendisi geçen yıl emekli olmuş ve zaten emekli maaşı alan biri için tekrar 30 sigorta primi ödemeyelim diye yan sitedeki yöneticilerle görüştüğüm ve çeşitli alternatifler sundular. Bana en mantıklı gelen part-time sistemiydi. Evinde yine oturacak, belli bir miktar maaş alacak ve diğer giderleri de karşılanacaktı. Biz de primimizi onun çalıştığı o saatlere göre ödeyecektik. Bunu anlatmaya başladım ve daha cümlemi bitirmeden bu beyefendi altında oturduğu metal ayaklı bir sandalyeyi havaya kaldırarak hışımla üzerime doğru geldi. Ben o esnada sadece sandalyeyi havada gördüm ve refleks olarak sağa doğru kaydım. O esnada sandalye ile boynuma vurdu ve ben darbeyle geriye doğru düştüm. Ben yerde yatarken 4-5 kişi onu hala tutmaya çalışıyordu ve hala bana küfür edip sandalyeyle vurmaya çalışıyordu. Geriye düşmeseydim kesin bir kaç darbe daha şansım vardı. O esnada arkadaşlar onu dışarıya çıkarırlarken ‘Ya sen, ya ben’ diyerek tehdit ederek ortamı terk etti” dedi. Daha sonra hastaneden darp raporu aldığını söyleyen Bodur, polis merkezine giderek M.B.’den şikayetçi oldu.

Site görevlisi M.B. tarafından darbedildiğini ve tehditler nedeniyle tedirgin olduğunu dile getiren Aysun Bodur, sesini duyurmak için evinin penceresine bir pankart astı. Apartman yönetiminin kendisine saldıran apartman görevlisinin sözleşmesini feshetmesi gerektiğini söyleyen Aysun Bodur, “Yeni seçilen yönetimin normalde iş yasası gereği bu kişinin iş akdini feshetmesi gerekiyordu. Ama ne yazık ki yönetim böyle bir şey yapmadı. Hatta ertesi gün WhatsApp grubumuz var. Sitemize yeni yönetici seçilen kişi, ben istifa ediyorum diyerek bir mesaj attı ki bu da yasal bir şey değil zaten. Sürekli gruptan bakın arkadaşlar ben çok kötü durumdayım, sokağa çıkamıyorum, tehdit edildim. Psikolojik destek alıyorum, ilaç alıyorum. Artık bu kişiyi yasa gereği göndermeleri gerekiyor dememe rağmen karşıdan bana hiçbir şekilde dönüş olmadı yönetimden. Ben de artık bu şekilde bir yöntemle çığlığımı herkese duyurmaya çalışıyorum. Bir an önce bu kişinin buradan gitmesini istiyorum” diye konuştu.

“Darbetmedim, yalan söylüyor”

Aysın Bodur’u darp ve tehdit ettiği ileri sürülen apartman görevlisi M.B. ise, telefon görüşmesinde yaptığı açıklamada, “Ben darp veya tehdit etmedim; kendisi yalan söylüyor, ekmeğimle oynuyor” sözlerine yer verdi. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmirde-site-sakini-kadin-apartman-gorevlisi-tarafindan-darbedildi/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: İsrail bir terör örgütü gibi hareket ediyor https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-israil-bir-teror-orgutu-gibi-hareket-ediyor-2/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-israil-bir-teror-orgutu-gibi-hareket-ediyor-2/#respond Wed, 27 Mar 2024 00:57:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23716 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İsrail’in Gazze’ye saldırılarının ramazan ayında da sürdüğünü belirterek, “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ateşkes kararı aldı ama maalesef hala ateşkes kararlarına, konseyin ve uluslararası kuruluşların daha önce aldığı kararlara uymayan bir devlet var. İsrail’e devlet demek mümkün değil. İsrail bir devlet gibi hareket etmiyor. İsrail bir terör örgütü gibi hareket ediyor maalesef.” dedi.

Bartın’ın Kurucaşile ilçesinde partisinin seçim irtibat bürosunu ziyaretinde konuşan Tunç, ilçenin genel seçimlerde kendilerine verdiği destekten ötürü seçmenlere teşekkür etti.

Tunç, ilçeye çok güzel hizmetlerde bulunduklarını anlatarak, “‘Belediye başkanlığını AK Parti’ye verin, gerisini merak etmeyin’ demiştik size, sene 2009’da. Burada Cumhuriyet Halk Partili bir belediye vardı. ‘Muhalefet belediyesi, Kurucaşile’ye faydası olmaz. Kurucaşile’nin önemli problemleri var. Bunları hükümetle beraber gerçekleştirecek olan da AK Parti’li belediye olacaktır’ dedik. Sizler de bizi kırmadınız.” diye konuştu.

Kimsenin inanmamasına rağmen ilçede yapılmaz denen yol ve tünel inşaatlarını hayata geçirdiklerine değinen Tunç, yaklaşık 1600 metrelik Cumayanı Tüneli, 1000 metre uzunluğunda bağlantı yolu ve 2 bin 700 metrelik Karaman Meydan Tüneli gibi çalışmaları kazandırdıklarını kaydetti.

Yapılacak en önemli işlerden birinin ilçenin doğal gaza kavuşması olduğuna değinen Tunç, Karadeniz’de doğal gaz keşfinin yapıldığına inanmayan kişilere oy verilmeyeceğini, inanmayanların zaten doğal gazı ilçeye de getirmeyeceğini ifade etti.

Tunç, geçmiş yıllarda bu bölgedeki arama işlerinin yabancı şirketler tarafından yapıldığına işaret ederek, şöyle devam etti:

“Berat Albayrak enerji bakanıyken 4 yerli sismik araştırma gemileri Karadeniz’e çıktı, işte o zaman aradılar, buldular ve 3 bin metre derinlikte doğal gazı çıkardılar. 180 kilometre denizin dibinden karaya boru döşendi. Ama Cumhuriyet Halk Partililer ne dedi; ‘Doğal gaz yok, tüpü bağlamış’ gibi komik komik laflar etmediler mi? O günkü genel başkanı. Şimdiki de zaten ne dediğini bilmiyor, her gün pot kırmaya devam ediyor. Muhalefetin durumu bu değerli hemşehrilerim. ‘Hayır’ diyen, ‘yok’ diyen, böyle her şeyi paralayana mı? iş yapan, icraat yapan, milletine hizmet edene mi? Hizmet edene tabii ki.”

“Darbe, milli irade hırsızlığıdır”

Bakan Tunç, Kurucaşile ilçesiyle Bartın arasındaki ulaşımı 25 dakikaya düşürecek yol çalışması ve hastane yapımıyla ilgili arsa tahsisinin yapıldığını bildirerek, eğitimden sağlığa, sosyal politikalardan kültüre, adalete ve güvenliğe varıncaya kadar her alanda insanları güçlendirmek için çalıştıklarının altını çizdi.

Bu gelişimden rahatsız olanların muhtıralara ve darbelere başvurduğunu, krizler çıkardığını ancak hiçbirinde başarılı olamadığını anlatan Tunç, 15 Temmuz 2016’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısıyla milletin meydanlara koştuğunu, darbecilerin ülkeye yaşatmak istediği karanlık gecenin darbecilere yaşatıldığını dile getirdi.

Türkiye’nin demokrasisini güçlendirdiklerini ifade eden Tunç, şöyle konuştu:

“Bugün darbeden hala medet umanlar var. ‘Gençler yaparsa darbeyi, başımızın üstünde yeri var’ diyebilen bir ana muhalefetin genel başkanı bile var bu ülkede maalesef. İşte bu yüz karası. Böyle bir durum olabilir mi değerli hemşehrilerim? İnsan darbe iyidir diyebilir mi? Şunlar yaparsa iyidir, bunlar yaparsa kötüdür. Darbenin her türü kötüdür. Dolayısıyla darbe, milli irade hırsızlığıdır. Milli irade hırsızlarına, iktidar yüzü görme fırsatı hiçbir zaman bu millet tarafından verilmez. Bunu anlayabilseler.”

“Ülkemizi terörün her türlüsünden arındıracağız ve kararlı mücadelemiz sürecek” diyen Tunç, ülkeyi huzurlu geleceğe kavuşturmanın gayreti içerisinde çalışmaları sürdüreceklerini, dünyada da adaleti, hakkaniyeti, dengeli dış politikayı savunmaya ve “Türkiye ekseni”ni kurmaya devam edeceklerini vurguladı.

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına tepki

Bakan Tunç, ramazan ayında Filistin’de mazlumların katledilmeye devam edildiğini anımsatarak, “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ateşkes kararı aldı ama maalesef hala ateşkes kararlarına, konseyin ve uluslararası kuruluşların daha önce aldığı kararlara uymayan bir devlet var. İsrail’e devlet demek mümkün değil. İsrail bir devlet gibi hareket etmiyor. İsrail bir terör örgütü gibi hareket ediyor maalesef.” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Dünya beşten büyüktür” diyerek uluslararası sistemin adaleti sağlayamadığını, güvenliği, insan haklarını savunamadığını hep söylediğine dikkati çeken Tunç, dünyada her platformda insan hakları savunucusu olarak yer almaya devam edeceklerini dile getirdi.

AK Parti Bartın Milletvekili Yusuf Ziya Aldatmaz, İl Başkanı Yaşar Arslan ile Kurucaşile Belediye Başkan adayı Hulusi Sayın’ın da konuşma yaptığı programın ardından Tunç, esnafı ziyaret etti, vatandaşlarla selamlaştı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-israil-bir-teror-orgutu-gibi-hareket-ediyor-2/feed/ 0
İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan: Gençlerin kötü alışkanlıklardan uzak durmasını istiyoruz https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakan-yardimcisi-bulent-turan-genclerin-kotu-aliskanliklardan-uzak-durmasini-istiyoruz/ https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakan-yardimcisi-bulent-turan-genclerin-kotu-aliskanliklardan-uzak-durmasini-istiyoruz/#respond Sun, 24 Mar 2024 01:48:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22860 İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, “Biz gençlere güvenen insanlarız, gençlerin kötü alışkanlıklardan uzak durmasını isteyen insanlarız. Uyuşturucu başta olmak üzere tüm kötü alışkanlıklardan uzak tutmaya çalışıyoruz ama en kötü alışkanlık milletin hakkına girmektir, darbeye aracılık yapmaktır.” dedi.

Çanakkale’de ziyaret ve temaslarda bulunan Turan, Gelibolu Öğretmenevi’nde düzenlenen iftar programında yaptığı konuşmada, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in katıldığı bir televizyon yayınındaki “Gece telefon çalsın, ‘Darbe oluyor’ desinler ama ‘Gençler yapıyor’ desinler, ben o darbeye teslim olurum.” sözlerini eleştirdi.

Bakan Yardımcısı Turan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bu yapının kimseye faydası yok demiştim. Zihinleri bozuk olan insanların iyi işler üretme imkanı olmaz. Geçen gün konuşma yapıyor CHP’nin Genel Başkanı, ‘Gençler darbe yaparsa omuz veririm’ diyor. ‘Acaba yanlış mı duydum’ dedim, tekrar dinledim. Öyle diyor. Gençler darbe yaparsa destek olacakmış. Biz gençlere güvenen insanlarız, gençlerin kötü alışkanlıklardan uzak durmasını isteyen insanlarız. Uyuşturucu başta olmak üzere tüm kötü alışkanlıklardan uzak tutmaya çalışıyoruz ama en kötü alışkanlık milletin hakkına girmektir, darbeye aracılık yapmaktır. Ülkeyi geri götürecek bu tarz adımlar atmaktır.”

Gençleri kötü alışkanlıklardan uzak tutma mücadelesi verdiklerini dile getiren Turan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Nasıl ki uyuşturucuda torbacılar problemse gençlere darbecilik atfında bulunup gençler ile darbe ifadesini aynı cümlede kullanan siyasi torbacılara bu ülkenin ‘dur’ demesi lazım. Biz inşallah gençleri bu adamların tavrından, tarzından koruyarak bu torbacılara imkan vermeyeceğiz. Memlekette darbe mi kaldı, hala bunu aynı kelimede, aynı cümlede kullanıyorsunuz. Kaldı ki bir yanda gençlerin seçime girme yaşını 18’e indirenler, bir yanda ‘gençlerle darbe’ diyenler. Tekrar söylüyorum, bu adamların bu memlekete faydası olmadı, olmayacak.”

“Bir köy yönetimi gibi…”

Turan, Gelibolu’nun altın değerinde bir ilçe olduğunu ancak belediyecilik faaliyetlerinde örnek gösterilecek bir şey bulunmadığını belirtti.

İlçenin Çanakkale’ye, Türkiye’ye örnek olabilecek altyapısı, üstyapısı, parkı ve bahçesinin olmadığını söyleyen Turan, şunları kaydetti:

“Bir proje gösterin ki Gelibolu’da, biz de ‘Çanakkale’de herkes bunu yapsın’ diyelim. Tüm Türkiye’ye ‘Gelibolu Belediyesi şu işi yaptı, çok kıymetli bir iş, herkese tavsiye ediyoruz’ diyelim. Bir tane var mı? Pazar yeri mi güzel, otoparkı mı güzel, garajı mı güzel, doğal gazı çabuk toparlaması mı güzel? Neyi güzel Allah aşkına? Bazı ilçeler vardır hiçbir değeri yoktur ama belediye orayı alır, öyle bir parlatır ki insanın göresi gelir, gidesi gelir. Tam tersi, buranın öyle bir değeri var ki sahili, tarımı, turizmi o kadar farklı bir yer ki potansiyeli o kadar büyük ki ama gel gör ki bir köy yönetimi gibi hiçbir işe karışmayan, hiçbir iş üretmeyen bir anlayışla yönetiliyor. Çok değil, eğer yetkiyi verirseniz 5 sene sonra nasıl bir Gelibolu olduğunu hep beraber takip ediyor olacağız.”

İftar programına AK Parti Gelibolu İlçe Başkanı Cahit Bilge, AK Parti Gelibolu Belediye Başkanı adayı Ali Kamil Soyuak, partililer, oda ve borsa başkanları ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakan-yardimcisi-bulent-turan-genclerin-kotu-aliskanliklardan-uzak-durmasini-istiyoruz/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: Türkiye’de temel hak ve özgürlükler kısıtlanamaz https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-turkiyede-temel-hak-ve-ozgurlukler-kisitlanamaz/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-turkiyede-temel-hak-ve-ozgurlukler-kisitlanamaz/#respond Sat, 23 Mar 2024 04:51:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22538 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Türkiye’de artık bundan sonra temel hak ve özgürlükleri kısıtlamak isteyenler, başörtüsünü yasaklamak isteyenler, ‘katsayı sorunu’ diyenler, tüm bunlar tarihe karıştı. Bunları yapamazlar. Anayasada gerçekleştirdiğimiz yapısal reformlarla Türkiye’yi darbelere karşı daha dayanıklı, daha güçlü yaptık.” dedi.

Tunç, Bartın’ın Ulus ilçesinde belediye tarafından Ulus Doğa Park Otel’de düzenlenen iftar programına katıldı.

Bakan Tunç, yaptığı konuşmada, 31 Mart’ta seçmenlerin vereceği kararla ilçede oy rekoru kırılacağına, gerçek belediyecilik hizmetlerinin devamının sağlanacağına inandıklarını söyledi.

Gerçek belediyeciliğin AK Parti ile başladığını belirten Tunç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1994’te Büyükşehir Belediye Başkanı olarak, CHP’nin elinde yaşanılamaz hale getirilen İstanbul’u bir dönemde yaşanılır hale getirdiğini ve gerçek belediyeciliğin damgasını İstanbul’a vurduğunu anlattı.

Tunç, 22 yılda milletin önüne 17 sandık getirildiğini ve tüm seçimlerde de milletin tercihini AK Parti’den, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ve Cumhur İttifakı’ndan yana kullandığını dile getirerek, dünyada böyle bir başarının görülmediğini kaydetti.

“Darbecileri de vesayetçi anlayışı da tarihe gömdük”

Her türlü engeli aşarak milletle bugünlere geldiklerini ifade eden Tunç, şöyle devam etti:

“Bugünlerde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı; yine darbe lafı etmeye başladı. ‘Darbeyi gençler yaparsa şapka çıkarırım o darbeye.’ diyor. Bunların ruhuna, kılcal damarlarına işlemiş darbecilik, vesayetçilik. İşte onlar darbeci gelenekten gelir. Onlar, rahmetli Menderes’i asan zihniyettir. Onlar, maliye bakanını, dışişleri bakanını dar ağacına gönderen zihniyettir. Onlar, o darbeleri ‘Demokrasi Bayramı’ diye yıllarca bu millete kutlatan zihniyettir. O zihniyet, bu ülkede hiçbir zaman iktidar olamaz çünkü bu millet onları çok iyi tanır. O nedenle 22 yıldan bu yana sizlerle beraber darbecileri de vesayetçi anlayışı da tarihe gömdük.”

Tunç, 22 yıldan bu yana ülkenin fiziki kalkınmasını sağlarken, altyapı yatırımlarını tamamlamaya çalışırken, 81 ili yatırımlarla donatırken, savunma sanayinde yüzde 80 yerlilik oranını yakalayıp teröre ve dış tehditlere karşı daha güçlü bir Türkiye’yi inşa ederken diğer taraftan da demokrasinin standartlarını yükselttiklerini anlattı.

Bakan Tunç, şunları kaydetti:

“Bugün Türkiye hem daha çok kalkınmış bir Türkiye hem de demokrasisini daha çok güçlendirmiş bir Türkiye. Türkiye’de artık bundan sonra temel hak ve özgürlükleri kısıtlamak isteyenler, başörtüsünü yasaklamak isteyenler, ‘katsayı sorunu’ diyenler, tüm bunlar tarihe karıştı. Bunları yapamazlar. Anayasada gerçekleştirdiğimiz yapısal reformlarla Türkiye’yi darbelere karşı daha dayanıklı, daha güçlü yaptık. Yüksek standartlı bir demokrasiye kavuşturduk ve bundan dönüş yok. Türkiye’yi istikrarlı kalkınma hamleleriyle daha ileriye taşımaya devam edeceğiz. Çocuklarımızın, gençlerimizin geleceği için terörün her türlüsüyle kökünü kazıyıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğiz ve ülkemizi huzurlu bir geleceğe kavuşturacağız. Dünyada da hakkaniyeti, adaleti savunmaya devam edeceğiz. Mazlumun hakkını, Filistinli mazlumu savunmaya, ‘Dünya 5’ten büyüktür.’ demeye ve Türkiye eksenli bir dış politikayla yolumuza devam edeceğiz.”

Yerel seçimlerin ardından 4 yıl seçimsiz bir dönem geçirileceğine değinen Tunç, milletin refahı için, şehirlerin daha da güçlenmesi ve depremde yıkılan şehirlerin biran önce ayağa kaldırılması için mücadeleyi sürdürmeye devam edeceklerinin altını çizdi.

AK Parti Bartın Milletvekili Yusuf Ziya Aldatmaz, AK Parti İl Başkanı Yaşar Arslan ile Ulus Belediye Başkanı ve AK Parti Belediye Başkan adayı Hasan Hüseyin Uzun’un da konuşma yaptığı programda Tunç, vatandaşlarla hatıra fotoğrafı çektirdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-turkiyede-temel-hak-ve-ozgurlukler-kisitlanamaz/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Özgür efendinin darbelerde acı çekenlere özür borcu var https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ozgur-efendinin-darbelerde-aci-cekenlere-ozur-borcu-var/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ozgur-efendinin-darbelerde-aci-cekenlere-ozur-borcu-var/#respond Sat, 23 Mar 2024 02:54:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22441 Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Özgür efendinin darbelerde acı çekenler, işkence görenler, hayatı kararanlar başta olmak üzere tüm Türkiye’ye özür borcu var”

“Sözünün nereye gittiğini bilen, aklı başında, demokrasiyi özümsemiş genel başkanlar böyle şeyler söylemez”

“Dünyanın hiçbir medeni ülkesinde ekranlarda darbe güzellemesi yapan ana muhalefet partisi yöneticisine rastlayamazsınız”

“5-6 kişi toplanıp nereden geldiği ve nereye gittiği belli olmayan şaibeli paralarla saatlerce kule yapıyor”

ÇANKIRI – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Özgür efendinin darbelerde acı çekenler, işkence görenler, hayatı kararanlar başta olmak üzere tüm Türkiye’ye bir özür borcu vardır. Kendisi hiç vakit kaybetmeden çıkıp milletimizden, meclisimizden ve istismar ettiği gençlerimizden özür dilemelidir. Milletimiz ve uğruna bedeller ödediğimiz demokrasimiz adına biz bunun takipçisi olacağız. Vatandaşlarımızın da 31 Mart’ta bu darbe sever zihniyet hak ettiği dersi sandıkta vereceğine inanıyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çankırı’da düzenlenen mitingde konuştu. Çankırı il merkezindeki Belediye Meydanı’nda gerçekleştirilen miting alanını binlerce vatandaşa seslenen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, muhalefeti eleştirerek, “Biz Çankırı ile tüm Türkiye için canla başla çalışırken CHP’nin başını çektiği muhalefetin durumu ise gerçekten içler acısı. Ne millete hizmet etmek niyetindeler, ne de bu yönde bir çabaları var. Vizyon, proje, ufuk, eser, icraat desen zaten hak getire. Ziya Paşa’nın güzel bir beyti var, ‘eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri.’ Biz hizmet ve eser bırakıyoruz. Muhalefet bavullarla, valizlerle, çantalarla taşınan balya balya paralar dışında elle tutulur hiçbir işleri yok. Dolar çantalarda, bavullarda, avrolar çantalarda, bavullarda. Nereye kadar böyle gideceksiniz, 31 Mart’a kadar. 31 Mart’ta bizim milletim sizi sandıklara gömecek. Bir büroda 5-6 kişi toplanıp nereden geldiği ve nereye gittiği belli olmayan şaibeli paralarla saatlerce kule yapıyor. ‘Açıkla’ deyince panikle sağa sola saldırıyorlar. Hatırlarsınız, bunlar son seçim yenilgisinin ardından değişim diye bir şey başlatmışlardı. Güya kendilerini yenileyecek, faşist zihniyetlerini değiştirecek, milletle artık kavga etmeyeceklerdi. Sonuç, tam bir fiyasko oldu” dedi.

“Sözünün nereye gittiğini bilen, aklı başında, demokrasiyi özümsemiş genel başkanlar böyle şeyler söylemez”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ‘darbe’ sözlerine eleştiride bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Genel başkanlık koltuğunda oturun kişi değişti ama CHP’nin cuntacı, darbeci, vesayetçi kodlarında zerre miskal dönüşüm olmadı. CHP’nin yeni genel başkanı tıpkı selefi gibi darbe sever çıktı. Öyle ki televizyondan gülerek darbenin faziletlerinden bahsediyor. Neymiş, belli yaşın altındakiler milli iradeye kast ederse bu iyiymiş, doğruymuş, faydalıymış. Kafaya bak. Bunların eski genel başkanlarının 15 Temmuz gecesi FETÖ’cü hainlerin açtığı yoldan gittiği, tankların arasından Bakırköy Belediyesi’ne gittiği akşamı hatırlıyorsunuz, değil mi? Şimdi Bay Bay Kemal’e Ankara’da bir daire tuttular, orada istirahat ediyor. Çok açık ve net söylüyorum. Sözünün nereye gittiğini bilen, aklı başında, demokrasiyi özümsemiş genel başkanlar böyle şeyler söylemez. Darbelerin bu ülkeye ödettiği faturalara vakıf siyasetçiler böyle cümleler kuramazlar. Dünyanın hiçbir medeni ülkesinde ekranlarda darbe güzellemesi yapan ana muhalefet parti yöneticisine rastlayamazsınız. Ancak Türkiye’de özgürlükler ve demokrasi konusunda mangalda kül bırakmayanlar, sandıktan umutlarını her kestiklerinde bu tür hezeyanlara saldırıyorlar. Buradan, milli iradenin kalesi Çankırı’dan Özgür efendiye şu gerçeği hatırlatmaktan fayda görüyorum. Türkiye’de darbeler dönemi açık ve netti. Artık tamamen kapanmıştır. İktidara giden yolu vesayetçilerde arama devri sona ermiştir. Her kim milletin iradesine kast ederse karşısında bizi bulur, 15 Temmuz gecesinde olduğu gibi genci yaşlısıyla, kadını erkeği ile 85 milyonu bulur. Siyasette değişim olacaksa bunun yolu darbe değildir, sandıktır. Sandık dışında başka yollara tevessül edenlerin akıbeti hüsran olacaktır. Özgür efendinin darbelerde acı çekenler, işkence görenler, hayatı kararanlar başta olmak üzere tüm Türkiye’ye bir özür borcu vardır. Kendisi hiç vakit kaybetmeden çıkıp milletimizden, meclisimizden ve istismar ettiği gençlerimizden özür dilemelidir. Milletimiz ve uğruna bedeller ödediğimiz demokrasimiz adına biz bunun takipçisi olacağız. Vatandaşlarımızın da 31 Mart’ta bu darbe sever zihniyet hak ettiği dersi sandıkta vereceğine inanıyorum” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ozgur-efendinin-darbelerde-aci-cekenlere-ozur-borcu-var/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özgür Özel’e darbe sözleri için özür dilemesi çağrısında bulundu https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ozgur-ozele-darbe-sozleri-icin-ozur-dilemesi-cagrisinda-bulundu/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ozgur-ozele-darbe-sozleri-icin-ozur-dilemesi-cagrisinda-bulundu/#respond Sat, 23 Mar 2024 02:45:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22432 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Özgür efendinin darbelerde acı çekenler, işkence görenler, hayatı kararanlar başta olmak üzere tüm Türkiye’ye bir özür borcu vardır. Kendisi hiç vakit kaybetmeden çıkıp milletimizden, meclisimizden ve istismar ettiği gençlerimizden özür dilemelidir. Milletimiz ve uğruna bedeller ödediğimiz demokrasimiz adına biz bunun takipçisi olacağız. Vatandaşlarımızın da 31 Mart’ta bu darbe sever zihniyet hak ettiği dersi sandıkta vereceğine inanıyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çankırı’da düzenlenen mitingde konuştu. Çankırı il merkezindeki Belediye Meydanı’nda gerçekleştirilen miting alanını binlerce vatandaşa seslenen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, muhalefeti eleştirerek, “Biz Çankırı ile tüm Türkiye için canla başla çalışırken CHP’nin başını çektiği muhalefetin durumu ise gerçekten içler acısı. Ne millete hizmet etmek niyetindeler, ne de bu yönde bir çabaları var. Vizyon, proje, ufuk, eser, icraat desen zaten hak getire. Ziya Paşa’nın güzel bir beyti var, ‘eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri.’ Biz hizmet ve eser bırakıyoruz. Muhalefet bavullarla, valizlerle, çantalarla taşınan balya balya paralar dışında elle tutulur hiçbir işleri yok. Dolar çantalarda, bavullarda, avrolar çantalarda, bavullarda. Nereye kadar böyle gideceksiniz, 31 Mart’a kadar. 31 Mart’ta bizim milletim sizi sandıklara gömecek. Bir büroda 5-6 kişi toplanıp nereden geldiği ve nereye gittiği belli olmayan şaibeli paralarla saatlerce kule yapıyor. ‘Açıkla’ deyince panikle sağa sola saldırıyorlar. Hatırlarsınız, bunlar son seçim yenilgisinin ardından değişim diye bir şey başlatmışlardı. Güya kendilerini yenileyecek, faşist zihniyetlerini değiştirecek, milletle artık kavga etmeyeceklerdi. Sonuç, tam bir fiyasko oldu” dedi.

“Sözünün nereye gittiğini bilen, aklı başında, demokrasiyi özümsemiş genel başkanlar böyle şeyler söylemez”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ‘darbe’ sözlerine eleştiride bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Genel başkanlık koltuğunda oturun kişi değişti ama CHP’nin cuntacı, darbeci, vesayetçi kodlarında zerre miskal dönüşüm olmadı. CHP’nin yeni genel başkanı tıpkı selefi gibi darbe sever çıktı. Öyle ki televizyondan gülerek darbenin faziletlerinden bahsediyor. Neymiş, belli yaşın altındakiler milli iradeye kast ederse bu iyiymiş, doğruymuş, faydalıymış. Kafaya bak. Bunların eski genel başkanlarının 15 Temmuz gecesi FETÖ’cü hainlerin açtığı yoldan gittiği, tankların arasından Bakırköy Belediyesi’ne gittiği akşamı hatırlıyorsunuz, değil mi? Şimdi Bay Bay Kemal’e Ankara’da bir daire tuttular, orada istirahat ediyor. Çok açık ve net söylüyorum. Sözünün nereye gittiğini bilen, aklı başında, demokrasiyi özümsemiş genel başkanlar böyle şeyler söylemez. Darbelerin bu ülkeye ödettiği faturalara vakıf siyasetçiler böyle cümleler kuramazlar. Dünyanın hiçbir medeni ülkesinde ekranlarda darbe güzellemesi yapan ana muhalefet parti yöneticisine rastlayamazsınız. Ancak Türkiye’de özgürlükler ve demokrasi konusunda mangalda kül bırakmayanlar, sandıktan umutlarını her kestiklerinde bu tür hezeyanlara saldırıyorlar. Buradan, milli iradenin kalesi Çankırı’dan Özgür efendiye şu gerçeği hatırlatmaktan fayda görüyorum. Türkiye’de darbeler dönemi açık ve netti. Artık tamamen kapanmıştır. İktidara giden yolu vesayetçilerde arama devri sona ermiştir. Her kim milletin iradesine kast ederse karşısında bizi bulur, 15 Temmuz gecesinde olduğu gibi genci yaşlısıyla, kadını erkeği ile 85 milyonu bulur. Siyasette değişim olacaksa bunun yolu darbe değildir, sandıktır. Sandık dışında başka yollara tevessül edenlerin akıbeti hüsran olacaktır. Özgür efendinin darbelerde acı çekenler, işkence görenler, hayatı kararanlar başta olmak üzere tüm Türkiye’ye bir özür borcu vardır. Kendisi hiç vakit kaybetmeden çıkıp milletimizden, meclisimizden ve istismar ettiği gençlerimizden özür dilemelidir. Milletimiz ve uğruna bedeller ödediğimiz demokrasimiz adına biz bunun takipçisi olacağız. Vatandaşlarımızın da 31 Mart’ta bu darbe sever zihniyet hak ettiği dersi sandıkta vereceğine inanıyorum” diye konuştu. – ÇANKIRI

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ozgur-ozele-darbe-sozleri-icin-ozur-dilemesi-cagrisinda-bulundu/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: Darbeci ve vesayetçi anlayış hortlamayacak https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-darbeci-ve-vesayetci-anlayis-hortlamayacak/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-darbeci-ve-vesayetci-anlayis-hortlamayacak/#respond Fri, 22 Mar 2024 23:54:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22298 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı; ‘Gençler darbe yaparsa ben o darbecilere şapka çıkarırım, teslim olurum’ diyor. Bunlardan siyasetçi olabilir mi? Darbecinin yaşlısı genci mi olur? Sivili, askeri mi olur? Bunların ruhuna işlemiş, bunların bu vesayetçi ruhtan kurtulmaları mümkün değil. Bunlar Yassıada zihniyetidir.” dedi.

Bartın’ın Hasankadı beldesinde seçim irtibat ofisi açılışında konuşan Tunç, doğa harikası beldeyi daha yaşanılır hale getirmek için çalışacaklarını söyledi.

Hasankadı-Yenice kara yolu etüt çalışmalarının sürdüğünü, beldenin doğal gaza kavuşmasını da sağlayacaklarını anlatan Tunç, “Gerçek belediyecilik; AK Parti’dir, Recep Tayyip Erdoğan belediyeciliğidir. Gerçek belediyecilik, 31 Mart’tan itibaren Hasankadı’da uygulanmaya devam edecek inşallah.” diye konuştu.

Tunç, AK Parti’nin 22 yıldan bu yana iktidarda olduğunu, 17 seçimde milletin tercihini AK Parti’den, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan, Cumhur İttifakı’ndan yana kullandığını dile getirerek, 18’inci sandıkta da milletin yine en doğru kararı vereceğine inandıklarını kaydetti.

Eğitimden sağlığa, kültürden sosyal politikalara, adalete, güvenliğe varıncaya kadar her alanda insanı güçlendirmek için çalıştıklarını anlatan Tunç, şöyle devam etti:

“O nedenle insanımız, milletimiz, her sandığa gittiğinde ‘Recep Tayyip Erdoğan’ dedi. Boşuna demedi. Muhalefet seçimleri kazanamadı. Her seçim öncesi çok konuştular. Her şeyi söylediler. Ama ne oldu? Hepsi dağıldı gitti. 10 ay önce bir seçim oldu. O seçimde genel başkanları vardı, cumhurbaşkanı adayları, şu anda ortalıkta yok. Kendi partilerine genel başkanlığa layık görmediler. Cumhurbaşkanı yardımcıları vardı. Her partinin başkanı, cumhurbaşkanı yardımcısı olacaktı. Neredeler şimdi? Birbirlerine düştüler. Bunlar iktidara gelselerdi şimdi Türkiye nasıl olurdu? Nasıl bir kaosa girerdi? Her kafadan bir şey çıkardı. İktidarı paylaşamazlardı. Hemen tekrar seçim telaşı. Öyle olmaz mıydı? Ama milletimiz dedi ki; ‘Ben kaos istemiyorum, ben icraat istiyorum. Ben eser siyasetinin devam etmesini istiyorum’ dedi. Milletimiz tercihini tekrar AK Parti’den, Cumhur İttifakı’ndan yana kullandı. Muhalefet ne oldu? dağıldı gitti.”

Tunç, Türkiye Yüzyılı’nda güçlü Türkiye’yi inşa edeceklerini vurgulayarak, terörün her türlüsüyle mücadelenin kökü kazınıncaya kadar devam edeceğini dile getirdi.

“Hiç kimseyi enflasyona ezdirmeyeceğiz”

Bakan Tunç, 22 yıldan bu yana vesayetçi ve darbeci anlayışın AK Parti’nin önünü kesmek istediğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kesebildiler mi? Sizler müsaade etmediniz. Her zaman bizim önümüzü açtınız. O darbeci, vesayetçi anlayışı tarihe gömdük. Muhtıralarda da başarılı olamadılar. Krizler çıkarmaya çalıştılar, başarılı olamadılar. Gezi olaylarında da başarılı olamadılar, 17-25’te (Aralık) de. 15 Temmuz karanlık gecesini de onların başlarına sizler sayesinde çevirdik ve aydınlık bir güne kavuştuk. Bundan sonra bu ülkede bir daha darbeci, vesayetçi anlayış hortlamasın diye Anayasa’mızda reformlar yaptık. Bundan sonra darbeci, vesayetçi anlayış, hiçbir zaman bu ülkede hortlayamayacak.

Ama zihniyet gitti mi? İşte geçenlerde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı; ‘Gençler darbe yaparsa ben o darbecilere şapka çıkarırım, teslim olurum’ diyor. Bunlardan siyasetçi olabilir? Darbecinin yaşlısı genci mi olur? Sivili askeri mi olur? Bunların ruhuna işlemiş, bunların bu vesayetçi ruhtan kurtulmaları mümkün değil. Bunlar Yassıada zihniyetidir. Bunlar Adnan Menderes’i asıp maliye bakanını, dışişleri bakanını darağacında idam edenlerdir ve o günü ‘Demokrasi Bayramı’ diye yıllarca kutlatanlardır. Dolayısıyla herkes her şeyi görüyor. O nedenle bu ülkede bu millet bir daha darbeci, vesayetçi anlayışa ve onların destekçilerine, siyasi uzantılarına hiçbir zaman fırsat vermeyecek. Milli irade bayrağını hiçbir zaman yere düşürmeyeceğiz. 31 Mart’ta vereceğimiz kararla hep beraber yine bunların da cevabını vermiş olacağız.”

Seçmenlerin 31 Mart’taki kararlarıyla Türkiye Yüzyılı’nın inşasına destek vermiş olacağına işaret eden Tunç, “Önümüzde 4 yıllık bir kalkınma süreci olacak. Emeklinin, memurun, işçinin refahının arttığı, depremin, salgının, pandeminin etkilerinden kurtulduğumuz, ekonomik gelişmenin artarak devam ettiği bir dönem olacak. Bunu hep beraber göreceğiz. Hiç kimseyi enflasyona ezdirmeyeceğiz, emeklimiz de dahil. Sayın Cumhurbaşkanı’mız da bunu defalarca ifade ediyor ve bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da insanımızın her bir ferdinin yanında olmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

AK Parti Bartın Milletvekili Yusuf Ziya Aldatmaz, AK Parti İl Başkanı Yaşar Arslan ile AK Parti Hasankadı Belediye Başkan adayı Süleyman Özgün’ün de konuşma yaptığı programın ardından Tunç, seçim irtibat bürosunun açılışını yaptı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-darbeci-ve-vesayetci-anlayis-hortlamayacak/feed/ 0
Trabzonspor-Fenerbahçe Maçı Olaylarına İlişkin Tutuklanan 5 Kişinin İfadeleri https://www.haber60.com.tr/trabzonspor-fenerbahce-maci-olaylarina-iliskin-tutuklanan-5-kisinin-ifadeleri/ https://www.haber60.com.tr/trabzonspor-fenerbahce-maci-olaylarina-iliskin-tutuklanan-5-kisinin-ifadeleri/#respond Fri, 22 Mar 2024 02:12:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22004 Trendyol Süper Lig’de 17 Mart Pazar günü oynanan Trabzonspor-Fenerbahçe maçının ardından çıkan olaylara ilişkin tutuklanan 5 kişinin ifadelerine ulaşıldı.

Maçın ardından gözaltına alınan ve dün 2. Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanan şüphelilerden Hasan Ç. mahkemedeki ifadesinde, maçı izlemek için 14 Mart’ta Almanya’nın Köln şehrinden Trabzon’a 50 kişilik grupla geldiğini söyledi.

Maça girecekleri esnada tanımadığı kişilerin kendilerine meşale verdiğini belirten Hasan Ç, bir meşaleyi kemer bölgesine saklayarak stada girdiğini, yanında da maske olduğunu ifade etti.

Maskeyi Avrupa’da gittiği maçlarda sürekli kullandığını dile getiren Hasan Ç, maç başladığı esnada meşale yakan grubun içinde kendisinin de olduğunu, söndükten sonra meşaleyi sahaya atmadığını belirtti.

Sahaya ilk atlayan Hasan Ç, maçın başından sonuna kadar gergin bir ortam olduğunu ifade etti. Maç bitiminde Fenerbahçeli bazı oyuncuların bulundukları tarafa doğru el işareti yaptıklarını ve bu şekilde taraftarları kışkırttığını öne süren Hasan Ç, bunun üzerine bir anlık sinirle maraton alt tribününden sahaya girdiğini kaydetti.

Yüzünde maske olduğunu, amacının el ve kol hareketleriyle tepki göstermek olduğunu savunan Hasan Ç, sahada sevinen futbolculara yaklaştığı anda güvenlik görevlileri ve futbolcuların bir anda üzerine doğru geldiklerini, kendisini korumak amacıyla gard aldığını, gard alır almaz güvenlik görevlileri ve futbolcuların üstüne gelerek kendisini yere düşürdüğünü, bazı futbolcuların kendisine yumruk ve tekme atmaya başladıklarını anlattı.

Hasan Ç, sahaya atladığı sırada üzerinde herhangi bir kesici veya delici alet bulunmadığını, kimseye vurmadığını iddia etti.

Korner direğiyle futbolculara doğru koşan Engin T. ise kendisine ait Passolig kartının süresinin bitmesi nedeniyle arkadaşına ait kartla bilet alarak gittiği maçı kuzey kale arkası tribününden izlediğini söyledi.

Maçın başından sonuna kadar çok gergin bir ortam olduğunu, maç sonunda Fenerbahçeli futbolcuların orta alanda tribünlere yönelik hareketlerini görünce sinirlendiğini belirten Engin T, sahaya atlayan taraftarları görmesi üzerine kendisinin de sahaya girdiğini kaydetti.

Engin T, sahaya atladığı sırada önünde gördüğü korner direğini eline alarak kalabalığa doğru koştuğunu ancak kimseye vurmadan güvenlik görevlilerinin kendisini tuttuğunu, bunun üzerine korner direğini yere bıraktığını, herhangi bir futbolcuya yönelik bir eylem gerçekleştirmediğini savundu.

Tutuklanan şüphelilerden Kadir O. da doğu alt tribünde maçı izlediğini belirterek, Fenerbahçeli futbolcuların maç boyunca ve maç sonunda orta sahada sevinirken taraftarı tahrik ettiğini ileri sürdü.

Tribünden bir taraftar sahaya atladıktan sonra Fenerbahçeli futbolcuların bu taraftarı darbetmeye başladığını, birden fazla kişinin tek bir taraftarı darbetmesine dayanamayıp sahaya atladığını dile getiren Kadir O, sahaya atladıktan sonra bir güvenlik görevlisinden darbe alıp yere düştüğünü, darbedildiği sırada güvenlik görevlilerinin kendisini kurtardığını söyledi.

Kadir O, sahaya indikten sonra birine vurup vurmadığını hatırlamadığını ancak kamera görüntülerinde “Fenerbahçeli futbolcuya dokunan kişi”nin kendisi olduğunu kaydederek, amacının darbedilen diğer arkadaşlarını korumak olduğunu, suç işleme kastının bulunmadığını beyan etti.

Mahmut Halil K. ise Fenerbahçeli futbolcuların sahaya atlayan kişiyi darbetmeye başladığını, olayları daha net görebilmek amacıyla tribünün alt tarafına yöneldiğini, tribünden atlamaya çalışan başka şahısların yaptığı baskıyla dengesini kaybedip düştüğünü anlattı.

Tribüne geri çıkmak istediğini ancak taraftarların sahaya inmeye devam etmesi nedeniyle bunun mümkün olmadığını belirten Mahmut Halil K, farklı bir noktadan tribüne çıkmak için taç çizgisi boyunca hareket ederek Trabzonspor yedek kulübesinin olduğu yere yöneldiğini, herhangi birine müdahalede bulunduğunu hatırlamadığını, suç işleme kastının olmadığını öne sürdü.

Oğuzhan B. de sahaya atlayan Trabzonspor taraftarının Fenerbahçeli 3-4 futbolcu tarafından darbedilmesi üzerine kendisinin de dayanamayıp sahaya atladığını, pişman olup tribüne tekrar çıkmak için sahaya giriş çıkış için kullanılan tünele doğru koştuğunu söyledi.

Tünele yaklaştığında Fenerbahçeli futbolcu Batshuayi’nin kendisine tekme attığını, bunun üzerine sinirlendiğini ve önüne çıkan kaleci Livakovic’e yumruk attığını anlatan Oğuzhan B, herhangi bir hedef belirlemediğini, aldığı darbenin etkisiyle canı yandığı için önüne çıkan herhangi birine yumruk salladığını iddia etti.

Trabzonspor-Fenerbahçe maçının ardından çıkan olaylarla ilgili 13 şüpheli gözaltına alınmıştı. Şüphelilerden Engin T. silahla basit yaralamaya teşebbüs, Hasan Ç, Mahmut Halil K, Kadir O. ve Oğuzhan B. ise basit yaralamaya teşebbüs suçundan tutuklanmış, 8’i adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/trabzonspor-fenerbahce-maci-olaylarina-iliskin-tutuklanan-5-kisinin-ifadeleri/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Özgür Özel’e: Darbe şakşakçılığını bıraksın görevini yapsın https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogandan-ozgur-ozele-darbe-saksakciligini-biraksin-gorevini-yapsin/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogandan-ozgur-ozele-darbe-saksakciligini-biraksin-gorevini-yapsin/#respond Thu, 21 Mar 2024 01:51:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21534 Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Burdur mitinginde konuştu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “Gecenin üçünde yine telefon çalsın, darbe oluyor desinler ayağa kalkar fırlarım, kim yaptığıyla ilgilenmem. Ama derlerse ki gençler yapıyor, bütün partideki gençler, 40 yaşın üzerindeki bütün siyasiler tasfiye olacak. Ben o darbeye teslim olurum” sözlerine tepki gösterdi.

ERDOĞAN: DARBE ŞAKŞAKÇILIĞINI BIRAKSIN GÖREVİNİ YAPSIN

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özel açıklamalarına yönelik şunları söyledi: “CHP’nin DEM’den transfer ettiği aday çıkıyor İstanbul’un bir ilçesi için akla ziyan sözler ediyor. Özgür efendi akılla mantıkla bağdaşmayacak darbe açıklaması yapıyor. Darbecilerden kendisine milli iradenin yerle yeksan edildiğine dair telefon gelecekmiş, o da bunu gençler yapıyor diye sevinecekmiş. Darbe şakşakçılığını bıraksın görevini yapsın. Devrik başkanları darbecilerin tanklarının arasından kaçmıştı. Özgür efendi yanına İBB Başkanı’nı da alsın Türk siyasetine bulaştırdıkları bu lekeden dolayı milletten özür dilesin. Siyasi rüştünü ispat etmek istiyorsa beklenen tavır budur. Sadece şu olaylar bile farkımızı ortaya koymaya kafidir”

“DESTE DESTE PARA BALYALARINDAN YAPILAN KULELERİ İZLEDİNİZ”

CHP’deki para sayma soruşturmasına yönelik de açıklamalarda bulunan Erdoğan’ın sözleri şu şekilde: “Bunların tek bir derdi var o da menfaatlerini korumak: Deste deste para balyalarından yapılan kuleleri siz de izlediniz. Nereden geldiği ve nereye gittiği belli olmayan paralar var. Her televizyona çıkan farklı açıklama yapıyor. Yöneticilerinin hepsi ayrı telden çalıyor. Hiç kimse şüphe bulutlarını giderecek mantıklı cümle kurmuyor. Meşhur hesap uzmanının ortalıkta esamesi yok, kayıp. Ankara’da bir daire tutmuşlar vaktini orada geçiriyor. Bay bay kemal demiştim, dediğim çıktı. Kimse böyle bir skandalı üç maymunu oynayarak geçiştiremez. Milleti kendi suçuna ortak ederek bu rezaletten kendini kurtaramaz. Çantalar dolusu para kimden alındı? Bu paralar belgeleriyle şeffaf şekilde açıklanmak zorunda”

ÖZGÜR ÖZEL NE DEMİŞTİ?

Geçtimiz günlerde CHP Gençlik Kolları’nın İstanbul’da Dijital Gençlik Buluşması’na katılan Özel, şunları söylemişti:

“Anadolu’nun bir kahvesindeyiz. Ben gençlerle ilgili bir şey söyleyince, bir tane Ak Partili abi bana dedi ki, ‘Ya gençler diyorsun da, bu gençler seni de götürür bak. Sen de çok genç değilsin bak.’ Dedim ki bütün darbelere karşıyım. 15 Temmuz darbe akşamı meclis kapalıydı. Meclis’i açalım darbeye hep birlikte direnelim diyen, meclis başkanını ve Ak Partilileri arayan benim. Meclis’te konuşma yaptım. 100 yıllık partiyiz yeneriz yeniliriz, darbecilere teslim olmayız. Darbeyi Atatürkçü subaylar destekliyor diye not geldi bana. Sanmam dedim ama öyle bile olsa karşılarındayız. Sonradan bir FETÖ işi olduğu çıktı.

Dedim ki amca bak yarın bu sefer gecenin üçünde yine telefon çalsın, darbe oluyor desinler ayağa kalkar fırlarım, kim yaptığıyla ilgilenmem. Ama derlerse ki gençler yapıyor, bütün partideki gençler, 40 yaşın üzerindeki bütün siyasiler tasfiye olacak. Ben o darbeye teslim olurum.

Bütün partilerde 40 yaş üzerindeki siyasetçiler gitsin, bütün partilerde 40 yaş altı siyasetçiler kalsın, ben bu darbeye razıyım dedim. Gerçekten de razıyım”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogandan-ozgur-ozele-darbe-saksakciligini-biraksin-gorevini-yapsin/feed/ 0
Darbelerin Türkiye Ekonomisine Etkisi https://www.haber60.com.tr/darbelerin-turkiye-ekonomisine-etkisi/ https://www.haber60.com.tr/darbelerin-turkiye-ekonomisine-etkisi/#respond Tue, 12 Mar 2024 23:24:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18263 Türkiye ekonomisi üzerinde darbelerin etkisi rakamlarla gözler önüne serildi. Darbeler ekonomiyi yavaşlattı, milli gelir ve dış ticarette kayıplar yaşandı. 1960 darbesinde milli gelir yüzde 78 düştü.

2023 yılında G20 ülkeleri arasında 17’nci sıraya yerleşen Türkiye, ekonomisiyle 100 yılda birçok çetin sınavdan geçti. Türkiye, kuruluş yıllarından bu döneme kadar İkinci Dünya Savaşı, 1960, 1980 ve 28 Şubat darbeleri, 2001 küresel ekonomik krizi yaşadı. Ekonomileri derinden sarsan savaş, darbe ve küresel krizler Türkiye’nin yükselmesini yavaşlattı. Özellikle 1960 ve 80 darbelerinde Türkiye ekonomisinin aldığı yaraların sarılması yıllara mal oldu. Ekonomi darbe sonrası yıllarda toparlansa da etkisi uzun süre hissedildi.

Cumhuriyet tarihinde ilk askeri darbe 27 Mayıs 1960’ta gerçekleşti. Emir komuta zinciri içinde yapılmayan darbe, 37 düşük rütbeli subayın planlarıyla icra edildi. 235 general ve 3 bin 500 civarında subay emekliye sevk edildi, üniversitede bulunan 147 öğretim görevlisi görevden alınmış ve bazı üniversiteler kapatıldı.

1960 darbesinde milli gelir yüzde 78 düştü

Bu gelişmelerle sadece istikrar değil, ekonomi de derinden etkilendi. Rakamlara bakarsak; darbeden önce 14,1 milyar dolar olan gayri safi yurt İçi hasıla (GSYH) yüzde 78 gerileyerek 7,9 milyar dolara düştü. Bu dönemde dolar bazında kişi başına düşen gelir de 509 dolardan 281 dolara indi.

İhracat ivme kaybetti

Ekonomide darbenin etkisi ihracat ve ithalat rakamlarında da göze çarptı. 1960 yılına kadar süren ihracattaki ivmelenme 1961’de durdu. 1923 yılında 50,8 bin dolar olan ihracat, 1960 yılına 320 bin 731 dolara yükselmişti. İhracat ve ithalat rakamları darbe yılından sonra yaklaşık yüzde 10 arttı. Bu dönemde ihracatın ithalatı karşılama oranı 0,68 olarak gerçekleşti.

Türkiye ekonomisi 1970 yılında GSYH’sini 19 milyar dolara yükseltti. Dolar bazında kişi başına düşen gelir de aynı dönemde 533 dolara yükseldi. Rakamlara göre Türkiye ekonomisi 1961-1970 arasındaki dönemde darbe öncesi ekonomik göstergelere ulaşmayı başardı. 1960 darbesi ekonomik yükselişi dizginleyen bir sonuç oluşturdu.

12 Mart muhtırası 2 milyar dolar kaybettirdi

Ardından 12 Mart 1971 Muhtırasında 32’nci Türkiye Hükümetinin istifaya zorladığı askeri müdahale yaşandı. Bu dönemde GSYH bir önceki seneye göre 2 milyar dolarlık gerileme yaşayarak 16,9 milyar dolara indi. Aynı dönemde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 57’ye düştü.

1980 darbesinin ekonomiye el freni etkisi

Türkiye’yi istikrarsızlaştırma çabası 12 Eylül 1980 ihtilaliyle sürdü. Türkiye ekonomisi bu döneme kadar 68,9 milyar dolar GSYH rakamına ulaşmış, kişi başına düşen gelirini dolar bazında 1.540 dolara yükseltmişti. Ancak 1980 ihtilaliyle ekonomide durgunluk bir sonraki senenin rakamlarında açıkça görüldü. 1981 yılında GSYH yüzde 3,08’lik sınırlı yükselişle 71 milyar dolar, kişi başına gelir de 1.579 dolar olarak gerçekleşti.

2001 krizi

Darbelerden çıkan Türkiye ekonomisi büyümeye devam etti. 1990 yılında Türkiye’nin GSYH’si 154 milyar dolara, kişi başına düşen geliri ise 2 bin 730 dolara fırladı. Ancak 2001 krizi kapıda belirdi. Küresel krizin etkisiyle 260 milyar dolara ulaşan Türkiye’nin GSYH’si bu dönemde 201 milyar dolara geriledi, kişi başına düşen gelir de 3 bin 12’den 2 bin 260 dolara indi.

2023’te kişi başı gelir 13 bin doları aştı

Türkiye ekonomisi darbelerden çıkarak 2023 yılına geldi. Geçen yıl Türkiye’nin GSYH’si 1,19 trilyon dolara yükseldi. Kişi başına düşen milli gelir 13 bin doları aştı. Türkiye 2023 yılında ihracatını 256 milyar dolarla tarihin en yüksek seviyesine yükseltti. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/darbelerin-turkiye-ekonomisine-etkisi/feed/ 0
Adalet Bakanı Tunç: “Vesayetçi, darbeci anlayışı tarihe gömdük” https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-tunc-vesayetci-darbeci-anlayisi-tarihe-gomduk/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-tunc-vesayetci-darbeci-anlayisi-tarihe-gomduk/#respond Sun, 10 Mar 2024 00:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17573 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Muğla’da Büyükşehir Belediyle Başkan Adayı Aydın Ayaydın’ın proje tanıtım toplantısına katıldı. Bakan Tunç, geçmişte var olan Yüksek Askeri Şura, Milli Güvenlik Mahkemesi, Özel Yetkili Mahkemeler gibi FETÖ terör örgütünün yuvalandığı yapıların tarihe karıştığını, vesayetçi ve darbeci anlayışı tarihe gömdüklerini açıkladı.

Bakan Tunç, 31 Mart yerel seçimlerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Belediyelerimiz ile birlikte uyumlu çalışarak Türkiye yüzyılının inşasına İnşallah başlattık ve bu süreçte gençlerimize güveniyoruz. Onların omuzunda çocuklarımızın güvenle terörün her türlüsünden arınmış huzurlu bir Türkiye’yi inşallah ihya etme gayreti içerisindeyiz. Dünyada söz sahibi olan, enerjide bağımsız ekonomide IMF’ye muhtaç olmayan ve savunma sanayiinde yerli ve millik oranını artık yüzde 100’lere yaklaştırmış bir Türkiye olarak inşallah yolumuza deva edeceğiz. Tabii bu 22 yıllık süre içiresinde Türkiye’nin kalkınmasını istemeyen şer şebekeleri de hiç boş durmadı. 367 krizleri, e muhtıralar, MİT tırları krizleri, gezi olayları, 17-25, terörün azdırılması, hendek kazmalar sonrasında 15 Temmuz hain darbe kalkışması ile karşı karşıya kaldık. O karanlık geceyi ülkemize yaşatarak Türkiye’ye yönetimini bir güce devredip, burada uydu yönetim kurmak istediler, bağımsızlığımızı almak istediler. Güneyimizde bir uydu devlet kurmak istediler. Tük bunları milletimizin desteği ile karanlık geceyi milletimizin ve liderimizin kararlı duruşu ile aydınlığa çevirdik ve Cumhur ittifakı olarak bugün yolumuza devam ediyoruz” dedi.

“Vesayetçi, darbeci anlayışı tarihe gömdük”

Adalet Bakanı Tunç, terör örgütlerinin yuvalandığı yapıları yerle bir ederek vesayetçi anlayışı tarihe gömdüklerini belirterek, “22 yıldan bu yana temel hak ve özgürlüklerin alanını genişlettik. Hukukun üstünlüğünü, adaletin güvenini sağlamanın gayreti içerisinde olduk. Bunu hem mevzuat değişiklikleri ile yaptık, hem de Anayasamızda gerçekleştirdiğimiz önemli reformlarla sessiz devrim sayılan reformlarla hayata geçirdik. Bütün temel kanunlarımızı saha ihtiyaçlarına uyarladık. Avrupa’nın en çağdaş, en yeni ihtiyacını cevap veren mevzuatı bizde. Anayasa Mahkemesi, Hakimler Savcılar Kurulu, Yüksek Askeri Şura, Milli Güvenlik Kurulu, Devlet Güvenlik Mahkemeleri, Özel Yetkili Mahkemeler, bunların hepsi vesayetçi anlayışın, darbeci anlayışın maalesef çöreklendiği yerlerdi. Bu yapı al dönüşümü sağlayarak vesayetçi, darbeci anlayışı tarihe gömdük. Hak aramaları sonuna kadar açtık. Vatandaşımızın kişisel verilerin korunmasından özel hayatın korunmasına varıncaya kadar. Kamu denetçiliği kurumu, vatandaşlarımızın kamuda iş ve işlem noktasında şikayetini hemen başvurabileceği bir mekanizma, bilgi edinme hakkı bunlar Anayasamızda yoktu. Kadınlara pozitif ayrımcılık, darbe anayasasında bunlar akla gelmemişti. Çocukların korunması. Bunların hepsi son dönemde Anayasamıza giren hususlar. Milletimizin onayı ile gerçekleşen düzenlemeler” dedi.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi 15 Demokrasi Şehitleri Salonunda gerçekleşen toplantıda Cumhur İttifakı Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Prof. Dr. Aydın Ayaydın, Muğla’nın 13 ilçesi için 68’i ana proje olmak üzere toplam 75 projesinin tanıtımı yaptı.

Ayaydın, proje tanıtım toplantısında 13 ilçeye yönelik tam 73 proje ile yarışa girdiğini ve hizmet için oy istediğini belirterek rakiplerinin de oy istediği 3 söylemi bulunduğunu, bunlardan birisinin Ayaydın ithal başkan, diğerinin ‘Gelirlerse her şeyi yasaklarlar’, üçüncüsünün de Atatürk ilkeleri ve Cumhuriyet olduğunu açıkladı. Aydın Ayaydın, sahaya indiği 2 aylık süreçte her ilçeyi karış karış gezerek sorunları dinlediğini ve projelerini anlattığını belirtti.

Ayaydın’ın 13 başlıkta topladığı projeleri arasında, imar ve şehircilik projeleri, ulaşım ve altyapı projeleri, altyapı projeleri, spor tesisleri projeleri, sosyal konut projeleri, deniz ve kıyı projeleri, kültür ve sanat projeleri, tarım ve hayvancılık projeleri, sosyal projeler, çevre projeleri, sosyal destek projeleri, ulaşım projeleri ve diğer projeleri yer alıyor. – MUĞLA

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-tunc-vesayetci-darbeci-anlayisi-tarihe-gomduk/feed/ 0
Sakarya’da 28 Şubat Anma Programı: Darbeler ve Dersler https://www.haber60.com.tr/sakaryada-28-subat-anma-programi-darbeler-ve-dersler/ https://www.haber60.com.tr/sakaryada-28-subat-anma-programi-darbeler-ve-dersler/#respond Sat, 02 Mar 2024 20:30:09 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13984 Sakarya’da “28 Şubat Anma Programı: Darbeler ve Dersler” etkinliği gerçekleştirildi.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un katılımıyla, Sakarya Valiliği, Sakarya Büyükşehir Belediyesi, Sakarya Üniversitesi (SAÜ) ve 15 Temmuz Milli İrade Derneğince SAÜ Turgut Özal Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen programda Kur’an-ı Kerim okundu, kısa film gösterimi yapıldı.

Vali Yaşar Karadeniz, programda yaptığı konuşmada, 28 Şubat’ta insan hak ve özgürlüklerini hiçe sayan, aslında içerisinde inanç özgürlüğünü büyük oranda barındıran demokrasiye büyük bir darbe vurulmak istendiğini söyledi.

İnanç özgürlüğü ve ifade hürriyeti gibi temel insan haklarının ayaklar altına alınmaya çalışıldığı, binlerce kişinin mağdur edildiği 28 Şubat’ın, geçmişteki askeri ihtilaller gibi tarihe kara leke olarak düştüğünü belirten Karadeniz, “Bütün karanlık darbe dönemlerinde olduğu gibi 28 Şubat’ta da yüz binlerce insan büyük zulümlere, yasa dışı muamelelere, acı ve gözyaşına mahkum edildi. Kamu düzenini sağlama adına hukukun ayaklar altına alındığı bugünlerde insan onuru hiçe sayıldı.” diye konuştu.

Karadeniz, 1000 yıl süreceğine inanılan ancak 10 yıl bile sürmeyen bu postmodern darbenin, Türkiye’ye nasıl zarar verdiğini herkesin çok iyi bildiğini belirterek, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın riyasetinde, Cumhuriyet’imizi ve demokrasimizi korumak, ülkemizin dünyanın en müreffeh ve gelişmiş ülkeleri arasında yer almasını sağlamak en önemli şiarımızdır.” dedi.

“Başörtülü öğrencilerimize yapılan psikolojik baskıları unutmadık”

Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce ise İsrail’in Filistinlilere yönelik saldırılarına dikkati çekerek, 7 Ekim’den bu yana Gazze’de akıtılan kanın durması gerektiğini ifade etti.

Yıllar önce ülke olarak insan haklarının hiçe sayıldığı, ayaklar altına alındığı olaylara şahit olduklarını anlatan Yüce, “60 darbesi, 1971 darbesi, 1980 askeri ihtilali, 15 Temmuz ve seneyidevriyesi olan 28 Şubat darbesi… Ülkemizde 27 yıl önce gerçekleşen 28 Şubat darbesi, hükümetin ağır baskılarla istifaya zorlanmasıyla tarihimizin kara bir lekesi olarak zihinlere kazınmıştır.” şeklinde konuştu.

Yüce, 28 Şubat’ın milletin ifade özgürlüğüne, değerlerine, inançlarına yapılan darbe olduğunu aktararak, “İmam hatipler kapatılsın diye ortalığı ayağa kaldırıp, eğitim görmek isteyen evlatlarımızın elinden eğitim haklarının alındığını unutmadık. Başörtülü öğrencilerimize yapılan psikolojik baskıları unutmadık. Üniversite kapılarında polis zoruyla başları açtırılan kardeşlerimizin, kızlarımızın gözyaşlarını unutmadık. Vatanından, evinden ayrılmak zorunda kalan, zulüm gören, adaletsizliği iliklerine kadar yaşayan kimsesizleri unutmadık, unutturmayacağız.” ifadesini kullandı.

“Özgürlük ve demokrasi adı altında milletin özgürlüğünü ve geleceğini kararttılar”

Serdivan Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı’nın Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Yusuf Alemdar, 27 yıl önce yapılanları lanetledi.

Yıllardır bu davanın peşinde olduklarını vurgulayan Alemdar, “Bu oyunları, senaryoları çok gördük. Gençlerimize şunu söylemek istiyorum. Bilin ki, her ne hikmetse bu darbeleri yapanlar, yaptıranlar, destekleyenler, hep bir sloganla yola çıktı. Özgürlük ve demokrasi adı altında milletin özgürlüğünü ve geleceğini kararttılar. Onun için bugün de aynı süreci, senaryoyu yapmaya çalışanlara dikkat etmemiz gerektiğini düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

15 Temmuz Milli İrade Derneği Başkanvekili Osman İbrahimbaş da 28 Şubat 1997’deki MGK toplantısının üzerinden 27 yıl geçtiğini ancak postmodern darbenin etkilerinin zihinlerdeki yerini muhafaza ettiğinin altını çizdi.

Türk milletinin bu tür darbelerin bir daha yaşanmaması için demokrasi dışı her türlü faaliyete karşı teyakkuzda olması gerektiğini vurgulayan İbrahimbaş, “Geçmişte yaşadığımız tüm darbelere ve muhtıralara, özellikle 28 Şubat postmodern darbesinde olduğu gibi çok yakın tarihte yaşadığımız FETÖ’nün 15 Temmuz hain darbe girişimine de bütün bedenimizle, ruhumuzla, vicdanımızla ve sarsılmaz imanımızla karşıyız. Bu alçak milli irade hırsızlarına diyoruz ki, yaptıklarınızı unutmadık, unutmayacağız.” ifadelerini kullandı.

Programa, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, TBMM KEFEK Başkanı ve Sakarya Milletvekili Çiğdem Erdoğan, AK Parti Sakarya Milletvekili Ertuğrul Kocacık, Sakarya Cumhuriyet Başsavcısı Osman Köse, SAÜ Rektörü Prof. Dr. Hamza Al, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, AK Parti İl Başkanı Yunus Tever, akademisyenler, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sakaryada-28-subat-anma-programi-darbeler-ve-dersler/feed/ 0
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Sakarya’da 28 Şubat programında konuştu Açıklaması https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-sakaryada-28-subat-programinda-konustu-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-sakaryada-28-subat-programinda-konustu-aciklamasi/#respond Sat, 02 Mar 2024 03:54:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13947 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Esasında hiç lafı eğip bükmeden söyleyebiliriz; 1960 darbesinin arkasında da 1971 muhtırasının arkasında da 12 Eylül darbesinin arkasında da 28 Şubat’ın arkasında da 15 Temmuz’un arkasında da dış güçler olmuştur, dış güçler Türkiye’yi durdurmak istemiştir.” dedi.

Çeşitli programlara katılmak üzere kente gelen Kurtulmuş, Sakarya Valiliği, Büyükşehir Belediyesi, Sakarya Üniversitesi (SAÜ) ve 15 Temmuz Milli İrade Derneğince SAÜ Turgut Özal Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Darbeler ve Dersler: 28 Şubat Anma Programı”na katıldı.

Programda konuşan Kurtulmuş, Türkiye’nin, çok partili hayata geçişinden bu yana bedeli en ağır şekilde ödenmiş bir demokrasiye sahip olan ülke olduğunu söyledi.

Türkiye’ye demokrasi dersi verenlerin unuttuğu bir şeyin olduğunu dile getiren Kurtulmuş, “Türkiye’de 70 küsur yıllık çok partili siyasi hayatımızda çok kere darbelerle karşılaşmış, çok kere darbe tehditleriyle burun buruna gelmiş ve en sonuncusunda, 15 Temmuz’da da milletin iradesiyle milletin inancıyla milletin gücüyle darbecilere dersini vererek, darbeler tarihini silerek demokrasiyi takip etmiş bir milletin fertleriyiz. Bu süreçlerde demokrasiye destek verenleri saygıyla minnetle ve şükranla anıyoruz. Rahmetli Menderes’i, rahmetli Özal’ı, 28 Şubat’ın o sıkıntılı ve sancılı toplantılarında buram buram terleyerek milletin iradesine sahip çıkan rahmetli Erbakan’ı ve ‘Ben namlusunu millete karşı doğrultmuş olan ordunun karşısında selam durmam.’ diyen rahmetli Yazıcıoğlu’nu minnet ve şükranla anıyorum.” diye konuştu.

Kurtulmuş, milli iradeyi mahkum etmek isteyenlerin isminin hatırlanmadığını ve tarihin yargılanan sayfalarında bulunduğunu belirtti.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, konuşması öncesindeki 28 Şubat’ı anlatan videoya işaret ederek, şunları kaydetti:

“Burada gördüğümüz olayların hemen tamamını dün gibi hatırlayan biriyim. O zaman genç bir doçent olarak İstanbul Üniversitesinde o olayları çok yakinen takip ettik. Binlerce insanın nasıl mağdur edildiğine, on binlerce insanın nasıl sonu belli olmayan bir geleceğe doğru sürüklendiğine şahit oldum. Dolayısıyla o günleri çok iyi bilen ve yaşamış insanlar olarak derdimiz; o günlerde yaşayanları yargılamak değil, o günlerde yaşayanları sorgulamak değil ama o günlerde yaşananlardan ders alarak ileride böylesi durumların yaşanmaması için gayret sarf etmektir çünkü tarih, bir turnusol kağıdı olarak herkes hakkında gerekli hükmünü veriyor. Bizim bütün bu olaylardan ders çıkararak yolumuza devam etmemiz lazım. Öncelikle demokrasinin, Türkiye’nin geleceği için olmazsa olmaz bir mesele olduğunu çok iyi şekilde anlamamız gerekiyor. Devlet millet kaynaşmasının sağlanabilmesi için devletin değerleriyle bütünleşik bir kamu yönetiminin şart olduğunu kavramamız gerekiyor. Bu anlamda 28 Şubat’ta yaşananları iyi bir şekilde tahlil etmek ve bundan sonrası için buradan dersler çıkarmamız gerekiyor.”

Kurtulmuş, 28 Şubat sürecine gelmeden önceki dönemde yaşananları da hatırlamakta fayda olduğuna, 1990’ların başında dünya siyasetinde bütün dış etkileri de değiştirecek önemli gelişmelerin olduğuna değinerek, “Esasında hiç lafı eğip bükmeden söyleyebiliriz; 1960 darbesinin arkasında da 1971 muhtırasının arkasında da 12 Eylül darbesinin arkasında da 28 Şubat’ın arkasında da 15 Temmuz’un arkasında da dış güçler olmuştur, dış güçler Türkiye’yi durdurmak istemiştir. Dolayısıyla öncelikli olarak 1990’ların başındaki gelişmeyle birlikte Türkiye çok daha dikkatli şekilde izlenen bir ülke haline geldi. Batılı beylerin kontrolünün dışına çıkacak bir Türkiye’nin, oluşmakta olan yeni dünya dengesinde başlarına bela olacağını hissedenler, Türkiye’yi 1990’ların başından itibaren karıştırmaya başladılar.” ifadelerini kullandı.

Üç gün arayla Sivas katliamı ve arkasından Başbağlar katliamının yapılmasının asla tesadüf olmadığını, 1990’lı yılların başından itibaren Türkiye’de önemli insanların bazı suikastlara uğradığını, faili meçhul cinayetlerin gerçekleştiğini ve bunlarla Türkiye’nin bir kaos ortamına itilmek istendiğini bildiklerini anlatan Kurtulmuş, o dönem içerisinde birtakım olayların gerçekleşmesiyle Türkiye’nin kriz ortamına itilmeye çalışıldığını, şüpheli ölümlerle ülke gündeminin sarsıldığını dile getirdi.

Gölcük’te 12 yüksek rütbeli subayın “Bir tatbikat yapıyoruz.” diyerek aslında 28 Şubat ve sonraki dönemde neler olacağının işaretlerini ortaya koymalarının önemli olaylardan olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, millet adına ülkeyi yönetme yetkisine sahip olanlara hayatın dar edildiği 28 Şubat’taki o meşhur Milli Güvenlik Kurulu toplantısının gerçekleştiğini belirtti.

Kurtulmuş, “28 Şubat; öyle bildik, şimdilerde Afrika ülkelerinde görülen sabah kalkan ordu birliklerinin yaptığı bir darbe değil, iyi planlanmış, belki aylar öncesinden yurt dışındaki bazı enstitülerde hazırlıkları yapılmış, ince işlenmiş bir postmodern darbe teşebbüsüydü.” dedi.

“27 Mayıs’ı, 12 Eylül’ü, 28 Şubat’ı, 27 Nisan’ı sakın hikaye okur gibi okumayın”

Bir gayri milli anlayışın, Türkiye’yi 28 Şubat sürecine getirdiğini belirten Kurtulmuş, ya korkutularak ya parayla birtakım imkanlar temin edilerek 28 Şubat’ta o günkü hükümetin düşürüldüğünü söyledi.

Kurtulmuş, o dönemde 7 milletvekiliyle Refahyol Hükümeti’ne sonuna kadar destek veren Muhsin Yazıcıoğlu’nu rahmet, minnet ve şükranla yad ettiğini kaydetti.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, 28 Şubat’a “postmodern darbe” denilmesinin sebeplerine değinerek, Osmanlı’nın son döneminde yaşanan darbelerin tamamının arkasında Batı’nın ve Türkiye’nin üzerinde hiç de iyi niyetleri olmayan ülkelerin etkisinin bulunduğunu vurguladı.

Kurtulmuş, Babıali ve Feriye baskınlarının, Sultan Abdülhamid Han’ın “halli”nin, 27 Mayıs’ın, 12 Mart’ın, 12 Eylül’ün, 28 Şubat’ın, 27 Nisan’ın ve 15 Temmuz’un karşısında ve yanında kimlerin olduğunun iyi değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

15 Temmuz’un, Türkiye’de darbeler tarihini sona erdirdiğini ifade eden Kurtulmuş, “Gençler; 27 Mayıs’ı, 12 Eylül’ü, 28 Şubat’ı, 27 Nisan’ı sakın hikaye okur gibi okumayın. Bütün bunları, Türkiye’nin ikinci yüzyılı, sizin öncü olacağınız önünüzdeki dönemi daha demokratik hale getirebilmek, Türkiye’yi daha güçlü hale getirebilmek için mutlaka çok iyi anlayın, çok iyi algılayın.” şeklinde konuştu.

Kurtulmuş, 28 Şubat’ın, siyasete müdahaleden daha çok Türkiye sosyolojisine müdahale ettiğini vurgulayarak, 28 Şubat’ın, Anadolu insanının toplumsal alandaki görünürlüğünü engellemek için yapıldığını belirtti.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Bu darbeyi yapanlar, bu darbenin arkasındaki akıl sahipleri bilmiyorlar mı ki bir metrelik başörtüsünü önlesen ne olur önlemesen ne olur? Ama mesele inançları gereği başını örten insanların başörtüsüyle tasfiye edilmesinden öte, hakir gördükleri, kıyıda gördükleri, köşede gördükleri, bir şey anlamaz zannettikleri o insanların çocuklarının gelip okuyarak toplumda güçlü bir yer edinmesini önlemek için o yasağı ortaya koydular.”

Eşi Sevgi Kurtulmuş’un o dönemde İstanbul Üniversitesinde doçent olduğunu aktaran Kurtulmuş, başörtüsü nedeniyle üniversiteden atıldığını söyledi.

Kurtulmuş, “Dönemin başbakanının, Merve Kavakçı’yı Meclis’te dışarı çıkartırken, sıra kapaklarına ‘dışarı dışarı’ diye vururlarken söylediği bir söz, 28 Şubat’ın zihin şifrelerinin anahtarıdır. ‘Bu kadına haddini bildirin…’ Mesele; haddinin bildirilmesi meselesiydi. Yoksa başörtüsü meselesi, yani sadece bir görüntü olarak, sembol olarak, başörtüsü meselesine karşı olmak değil, çok geniş halk kitlelerine haddinin bildirilmesi operasyonudur.” ifadelerini kullandı.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, 28 Şubat’ın, Anadolu insanının yükselişini önleyen bir darbe olarak hafızalara kazındığını belirterek, “Millete haddini bildirmeye kalkan bu darbeden sonra Allah’a çok şükür millet, ‘Ben buradayım.’ demeyi başarmıştır. Sonuç itibarıyla 28 Şubatçılar değil, 28 Şubat’ta mücadele eden millet çoğunluğu kazanmıştır. Bu anlamda milletimiz kazanmaya devam edecektir.” diye konuştu.

“Türkiye eksen falan kaydırmıyor”

“28 Şubat dış desteklidir.” dediklerinde bazılarının “Olur mu şey?” ifadesini kullandığını aktaran Kurtulmuş, dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir’in, Amerikalı profesörle bir dergi için imzaladığı makaleye dikkati çekti.

Bir’in, o dönemki ifadelerini hatırlatan Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Daha sonraki dönemlerde zaman zaman Sayın Cumhurbaşkanımıza, ‘Türkiye’nin ekseni kayıyor.’ diyerek hatırlatma yapanların söylediklerine ne kadar benziyor değil mi? Onlara şunu bir kere daha hatırlatmak vazifemizdir; Türkiye eksen falan kaydırmıyor. Türkiye’nin eksenini kaydırmaya çalışan bazılarına bu millet, darbelere karşı çıkarak yol vermiyor, onların önünü açmıyor. Türkiye kendi eksenini tahkim ediyor. İnşallah Türkiye; artık demokrasisini çok daha güçlü hale getirerek, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında şimdiye kadar bedeli en ağır şekilde ödenmiş bir demokrasiye sahip bir ülke olarak ikinci asrımızda çok daha güçlü bir ülke olacak.”

Kurtulmuş, Çevik Bir’in makaledeki ifadelerinin bugünü ne iyi kadar anlattığına işaret ederek, “Bugün İsrail bu bölgede bu kadar pervasız bir şekilde hareket ediyorsa ve çok şükür Türkiye bunun karşına her bakımdan güçlü bir şekilde çıkmayı, durmayı başarabiliyorsa bunda hiç şüphesiz demokrasinin güçlü olmasının büyük payı vardır.” dedi.

“Dünya barışının kapısı Filistin davasıdır”

İsrail’in insani yardım bekleyen Filistinlilere yönelik saldırısında 104 kişinin öldüğünü aktaran Kurtulmuş, “Bütün dünya 5 aya yakın bir süredir izliyor. İsrail’in arkasında olan ülkeler de dünyanın birçok yerinde demokrasiye ayar verdikleri gibi İsrail’e destek vererek Orta Doğu’ya da ayar vermek istiyorlar. Çok net ifade ediyorum; dünya barışının merkezi, dünya barışının kapısı Orta Doğu. Orta Doğu’da barış olmadan dünyada barış olmaz. Dünya barışının kapısı ise Filistin davasıdır. Filistin davasının en güzel şekilde ileriye götürülmesi için Türkiye her bakımdan mücadelesine devam edecek.” diye konuştu.

Kurtulmuş, demokrasisi güçlü, milletiyle devleti kaynaşmış, her bakımdan dünya uluslarıyla rekabet edebilen bir Türkiye’nin, Orta Doğu barışının anahtarını en güzel şekilde açan ülke olacağını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Onun için diyoruz ki demokrasimizi tahkim edeceğiz; medeniyette, kültürde, bilimde, sanatta, her alanda güçlü olacağız. Bu anlamda Türkiye’yi etrafımızdaki ülkelerle normalleşme süreci başta olmak üzere dünya siyasetinde çok etkili bir ülke haline getireceğiz. İnşallah bir daha bu topraklarda hiç kimse milletin sözünden başka bir söze itibar edemeyecek ve milletin sözünden başka hiçbir söz yeterli olamayacaktır. Söz de karar da milletindir diyoruz ya bu millet bu sözü gerçekten kanlarıyla yazarak hak etmiş bir millettir.”

Kurtulmuş, 1960 darbesi, 12 Eylül ve daha sonraki süreçte, 28 Şubat’ta ve 15 Temmuz darbe girişiminde büyük bedel ödeyen milletin önünde saygıyla eğildiğini belirterek, “Bu millet gerçekten karşısına çıkılacak, karşında durulacak bir millet değildir. Yeter ki önüne hedef konulsun, hep beraber birlikte kenetlenerek yürüyebileceği, milli anlamda ittifak edeceği bir yol kurulsun. İşte bu anlamda ikinci yüzyılımıza ait hedeflerimiz, Türkiye’nin bundan sonraki geleceğidir. Geleceğin anahtarı da siz sevgili gençlerin elindedir.” ifadelerini kullandı.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, konuşmasının ardından Sakarya Üniversitesi Rektörü Hamza Al’ı ziyaret etti.

Kurtulmuş, inşaatı süren Adapazarı Anadolu İmam Hatip Lisesini de gezerek, Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce’den çalışmalar hakkında bilgi aldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-sakaryada-28-subat-programinda-konustu-aciklamasi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Belediyecilikte bizimle yarışacak kimse yok” https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-belediyecilikte-bizimle-yarisacak-kimse-yok/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-belediyecilikte-bizimle-yarisacak-kimse-yok/#respond Sat, 02 Mar 2024 03:09:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13911 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aydın mitinginde yaptığı konuşmasında, “Her partiye, her adaya saygı duyuyorum ama belediyecilikte bizimle yarışacak kimse yok” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 31 Mart 2024 tarihinde yapılacak olan yerel seçimler öncesi mitinglerini sürdürüyor. Aydın’da Atatürk Kent Meydanı’nda halka hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aydın geçtiğimiz Mayıs aydında Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinde yaklaşık yüze 40 düzeyinde yanımızda yol aldı. Bu oy Aydınla bizim aramızdaki gönül bağımızı ifade etmekten çok uzak. İnşallah 31 Mart’ta büyükşehir ve ilçelerinden müjdeli haberler bekliyoruz. Şu anda meydanda 52 bin kişi var. Bu ne demek? 31 Mart günü sandıkları patlamaya hazırlanıyoruz demek” dedi.

“Aydın bize Menderes’in emaneti”

“Aydın’ın bize ‘yeter söz milletin’ diyerek Türk demokrasisine adını altın harflerle yazdıran Adnan Menderesin emanetidir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin demokrasi ve kalkınma yolculuğu her darbede, her krizde ne yazık ki kesintiye uğradı. Bu defa durum farklı. Kendi iç meselelerimizle uğraşırken bizimle aynı seviyede olan ülkeler aldı başını gitti. Ülkemizin darbeler zincirinin önemli halkalarından biri de dün 27’nci yılını geride bıraktığımız 28 Şubat postmodern darbesiydi. Öncesiyle sonrasıyla bu darbe ülkemizin utanç verici sayfalarından biridir. Menderes’i hoyratça başbakanlık koltuğundan indirip, darağacına gönderen zihniyet 28 Şubat darbesinde kendince daha incelikli yöntemler kullandı. Kafa aynı kafaydı, sadece metot farklıydı. Bu darbe girişimin ele başlarından birinin gerekirse ülkemizin nüfusunun bir kaç milyon azalmasından ziyan gelmeyeceğini söylediği rivayet edilir. Hatta dönemin cuntacıları 28 Şubat’ın bin yıl süreceğini ilan etmişlerdi. Kılık kıyafetinden dolayı kadınların okuma ve çalışma hakların gasp edildiği, milli irade hazımsızlığının en sefil örneklerinin sergilendiği, bazı medya organların darbe bülteni gibi yayınlar yaptığı, demokrasi, hukuk, adalet ve özgürlük namına ne kadar değer varsa hepsinin çiğnendiği o kara günleri unutmadık, unutmayacağız. Allah ülkeyi bir daha bu faşist zihniyetin eline düşürmesin. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevimizden daha süremiz dolmadan darbecilere selam duran hukukçuların kararlarıyla ayrılmak zorunda bırakıldık. Partimizi kurup başbakanlık görevini üstlendikten sonra da sürekli darbeci zihniyetin ve onun emrindeki bürokratik oligarşinin oyunları ile boğuştuk. Cumhuriyet mitingleri adı altında Cumhuriyetimize, milli iradeye, demokrasimize kasteden tuzaklarla, karanlık cinayetlerle ve daha nice sinsi senaryolarla karşılaştık. Ardından uyduruk gazete kupürleri ile, internet haberleri ile partimizi kapatmaya kalktılar. Milletimizin desteği ile bu badireleri aştıkça önümüze yeni yeni engeller çıkarttılar. Gezi olayları ile sokakları karıştırmaya çalıştılar. FETÖ’nün, emniyet, yargı, darbe girişimi ile milli iradeyi esir almaya cüret ettiler. PKK terör örgütü ile vatan topraklarını parçalamaya niyetlendiler. 15 Temmuz darbe girişimi ile milletimize silah çektiler, kan döktüler. Sınırlarımıza yığdıkları teröristlerle vatan topraklarına ve milletimizin aziz canına kastettiler. Hiçbirinde başarılı olmayınca işi ekonomimizi mahvetme tehditlerine kadar vardırdılar. Ülkemizin 74 yıllık çok partili geleneğini hedef alan saldırıların gerisinde Türkiye’yi istedikleri gibi yönetmek isteyen emperyalist güçlerin olduğunu biliyoruz. Biz içerdeki maşalarla mücadele ederken, asıl büyük kavgayı bunlara karşı verdik. Nerde? Cudi’de verdik. Nerde? Gabar’da verdik. Bunları mağaralara gömdük. Terk edip gittiler. Bakıyorsunuz bir taraftan Fransızların meşhur LaFarge çimento ürünü Türkiye’ye geldi ve bunlarla mağaraları yaptılar teröristlere. Fransa ne yazık ki terörün adeta baş destekçisi oldu. Biz Kuzey Suriye’deki LaFarge’ın bütün barınaklarını gömdük” diye konuştu.

“Karşılaşacakları gerçek en hafif benzetmesi ile 15 Temmuz olacaktır”

Türkiye’nin her alanda güçlenmesi ile tuzakların çapının da büyüdüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizi siyasetiyle, diplomasisiyle, üretimiyle, ihracatıyla, teknolojisiyle, savunma sanayisiyle güçlendirdikçe bize karşı kurulan tuzakların çapı da büyüdü. Covid-19 salgını ve Rusya-Ukrayna savaşı gibi krizlerinin etkisi ile kendi canlarının dertlerine düşmeselerdi daha neler yaparlardı Allah bilir. Bu hadiselerin ülkemize olumsuz yansımalarını en alt düzeyde tutmak için çok çalıştık. En büyük başarımız ne yaşarsak yaşayalım ülkemizi demokrasi ve kalkınma rotasında tutmak olmuştur. Bugün de milletimizi yılgınlığa sürükleyerek, küresel ve yerel dinamikleri aleyhimize kışkırtarak ülkemizi yeniden darbe iklimine sokma hevesi ile yanıp tutuşanlar olduğunu biliyoruz. Ama artık işleri daha zor. Çünkü Türkiye, eski Türkiye değil. Milleti ile, alt yapısı ile, siyaseti ile, ordusu ile, bölgesel ve küresel dengelerdeki stratejik konumu ile artık bambaşka bir Türkiye var, bambaşka bir devlet var. Türkiye Yüzyılına kilitlenmiş bu ülkenin, önünü kesmek, ayaklarına pranga vurmak, diz çöktürmek, istikamet belirlemek öyle kolay değil. Sağda solda kendi kendilerine gelin güvey olanlar varsa milli iradenin şehri Aydın’dan hepsini ikaz ediyorum. Hayalinizde 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat gibi bir darbe veya cunta girişimi varsa, karşılaşacakları gerçek en hafif benzetmesi ile 15 Temmuz olacaktır. Dik duracağız, diklenmeyeceğiz. Artık bu milletin kendi iradesini hiçe sayanlara tahammülü kalmamıştır. Bu millet bir daha rahmetli Menderes’in ardından yaptığı gibi göz yaşı dökmeyecektir. Bu millet bir daha rahmetli Özal’a edilen eziyetlerin tekrarlanmasına rıza göstermeyecektir. Bu millet bir daha merhum Erbakan’a ve merhum Türkeş’e yapılan hoyratlıkların tekrar sahnelenmesine eyvallah etmeyecektir. Bu millet bir daha geçtiğimiz 21 yılda yaşadığımız türden hiçbir sinsi girişimin tekerrürüne izin vermeyecektir. Ülkemizin ihtiyacı çalışmaktır, üretmektir, gücünü arttırmaktır, refahını yükseltmektir, Türkiye yüzyılının inşasını kesintisiz sürdürmektir. Elbette çözmemiz gereken sıkıntılar var. Bunları ülkemizi milli irade hırsızlarının, kalkınma düşmanlarının eline teslim ederek değil, daha çok mücadele vererek çözeceğiz” ifadelerini kullandı.

“Ramazan Bayramı gelmeden 31 Mart’ta milli irade bayramı ilan edeceğiz”

Ramazan Bayramı öncesinde 31 Mart’taki seçimleri kazanarak milli irade bayramı ilan edeceklerini kaydeden Erdoğan, “Her kim size vizyonsuz projesiz vaatlerde bulunursa emin olun söylediklerini yapamayacağı gibi, sizi elinizdekilerden de edecektir. Biz Türkiye’yi lafla değil, çalışarak, üreterek, alın teri dökecek, tehditlere direnerek büyütmeyi sizlere taahhüt ediyoruz. Aydın’ın da bu kutlu yolculuğun lokomotiflerden biri olacağına inanıyorum. Öyleyse buradan ses verin ki emperyalistlerin de ve maşalarının da kulakları çınlasın. Aydın, 31 Mart’ta milli irade bayrağını bir kez daha yükseltmeye var mıyız? Türkiye yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar, ana kademe, kadın kolları ve gençler kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Aydınla birlikte Türkiye haritasının tamamını Cumhur İttifakı’nın renkleri ile boyamaya var mıyız? Ramazan ayı yaklaşıyor. Bu mübarek günleri gündüzü ile ayrı, gecesi ile ayrı değerlendirmeliyiz. İnşallah Ramazan Bayramı gelmeden 31 Mart’ta milli irade bayramını ilan edeceğiz. Demokrasi ve kalkınma yolculuğumuzun bu durağını da zaferle geride bırakacağız” dedi.

“Aydın’ı daha güzel yatırım ve hizmetlerle buluşturmayı sürdüreceğiz”

Aydın’a yapılan yatırımlardan bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Allah’ın her köşesine ayrı bir güzellik bahşettiği Aydın’ı biz de 22 yılda 177 milyar lira kamu yatırımı yaparak, geliştirdik, büyüttük ve zenginleştirdik. Eğitimde şehrimize 3 bin 494 yeni sınıf kazandırdık. Gençlik ve sporda 12 bin 306 kişi kapasiteli yurt binaları açtık, 43 adet spor tesisi inşa ettik. Sosyal yardımlarda Aydınlı ihtiyaç sahibi vatandaşlarımız için 7 milyar lira tutarında kaynak aktardık. Sağlıkta aralarında bin 499 yataklı 25 hastanenin olduğu, 63 adet sağlık tesisi yaptık. Yatak kapasitesi 950 olan Aydın Şehir Hastanemiz ile birlikte 8 sağlık tesisinin yapımına devam ediyoruz. TOKİ eli ile 2 bin 75 konutu, sosyal donatı alanları ile birlikte tamamlayıp vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Bin 552 konutun inşasına devam ediyoruz. Şehrimizde 9 bin 717 riskli bağımsız bölümün kentsel dönüşümünü gerçekleştirdik. İktidara geldiğimizde Aydın’da 7 adet atık su arıtma tesisi varken, bugün 34 adet atık su arıtma tesisi ile belediye nüfusunun yüzde 88’ine hizmet veriyoruz. Bunlar belediyenin yapması lazım. Aydın’daki 4 millet bahçesi projemizden 2’sini tamamlayarak hizmete sunduk, diğerleri ile de çalışmalarımız sürüyor. Ulaştırmada 114 kilometreden devraldığımız Aydın’ın bölünmüş yol mesafesini 408 kilometreye çıkarttık. İzmir-Aydın Otoyolu’nu, Aydın Çevre Yolu’nu tamamlayarak trafiğe açtık, şehir hastanesi yolunu da biz yapıyoruz. İlk 80 kilometresini trafiğe açtığımız Aydın-Denizli Otoyolu’nun kalan 60 kilometrelik kısmını da inşallah bu yıl sonuna kadar tamamlayacağız. Ayrıca çeşitli güzergahlarında inşası süren, projelendirmesi yapılan çok sayıda yol çalışmamız var. Demir yollarında; Cumaovası, Aydın, Denizli Hattı ile Nazilli, Kızıldere arasını tamamen yeniledik. Afyon, Denizli, Isparta, Burdur ve Ortaklar Aydın-Denizli tren hatlarını modernize ediyoruz. Didim Yat Lima’nını da biz tamamladık. Aydın’a 14 baraj, 13 gölet, 6 hidro elektrik santrali, 8 arazi toplulaştırma, 42 sulama tesisi ve 17 yer altı depolama tesisi inşa ettik. 4 baraj daha inşa ediyoruz. Hayata geçirdiğimiz sulama projeleri ile 592 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtık. Halen inşası ve ihale süreci devam eden 11 sulama tesisi ile 297 bin dekar araziyi daha suyla buluşturacağız. Aydınlı çiftçilerimize yaklaşık 71 milyar lira tutarında tarımsal hibe desteği verdik. Sanayi ve teknolojide 1 teknopark, 9 araştırma geliştirme merkezi ve 3 tasarım merkezi kurduk. Efeler’deki 72 hektar alanda tarıma dayalı ihdtsas organize sanayi bölgesini faaliyete geçirdik. İstihdamı desteklemek için Aydınlı işverenlerimize toplam 4,2 milyar lira tutarında prim teşviki verdik. Enerjide Aydın, Çine, Efeler, Germencik, İncirliova, Koçarlı, Köşk, Kuşadası, Kuyucak, Nazilli, Söke, Sultanhisar ve Yenipazar’a doğalgaz arzını sağladık. Didim’e de önümüzdeki yıl doğalgaz arzını sağlayacağız. Aydın’daki müzelerimizde bulunan eser sayısını 66 binden yaklaşık 113 bine çıkarttık. İnşallah Aydınımızı daha nice güzel yatırımlarla, eserlerle, hizmetlerle buluşturmayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

“21 yıldır sadece eser ve hizmet siyaseti yaptık”

Türkiye yüzyılı vizyonuyla cumhuriyetimizin ikinci asrına güçlü bir giriş yapmanın çabası içerisinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Biz bu ülkede 21 yıldır sadece eser ve hizmet siyaseti yaptık Türkiye’nin asırlık ihmallerin ürünü tüm alt yapı eksikliklerini gidermek, milletimizi hayalleri ile buluşturmak bize nasip oldu. Sadece somut projelerle kalmadık. Hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi konusunda da devrim mahiyetinde düzenlemeleri hayata geçirdik. Her alandaki sorunları çözerken, asla kimsenin inancına, hayat tarzına, kökenine ve şehrine bakmadık. Siz birilerinin yaptıkları eski Türkiye güzellemelerine sakın kulak asmayın. Milletçe Cumhuriyet tarihinin en müreffeh ve en demokratik dönemini son 21 yılda yaşadık. Ülkemizin en iddialı kalkınma programı olan 2023 hedeflerini biz hayata geçirdik. Ülkemizin güven ve istikrar iklimine, demokrasisine, bağımsızlığına kasteden saldırılara ilave olarak küresel ve bölgesel krizlerin yansımalarından kaynaklanan o sıkıntılar, bu hakikatin üzerini örtemez. Biz ülkemiz ve milletimiz için en iyisini hedefleyerek yolumuza devam ediyoruz. Türkiye yüzyılı vizyonuyla cumhuriyetimizin ikinci asrına güçlü bir giriş yapmanın çabası içerisindeyiz. Bugün açıklanan 2023 yılı büyüme rakamları hamdolsun oldukça iyi geldi. Türkiye ekonomisi geçen yıl depreme ve diğer olumsuzluklara rağmen yüzde 4,5 büyüyerek çok önemli bir başarıya imza attı. Hani ekonomi kötüydü? Kötüye gidiyordu? Böylece ekonomimiz üst üste 14 çeyrektir büyüme başarısı gösterdi. Bu oranla Avrupa Birliği ülkeleri arasında en çok büyüyen ülke olduk. Gayrisafi yurtiçi hasılamız 1 trilyon 119 milyar Dolar ile ilk kez 1 trilyon Dolar sınırının üzerine çıktı. Muhalefet, hani yandık, öldük, bittik diyordu ne oldu? Aydın 31 Mart akşamında bu muhalefete dersini verecek, ben size inanıyorum. Çok çalışacağız. Aydın’ı 31 Mart akşamı özellikle takip edeceğim.”

“Bizimle yarışacak kimse yok”

Türkiye’de belediyeciliğin AK Parti’nin işi olduğunu ve belediyecilikte kendileri ile yarışacak kimsenin olmadığını belirten Erdoğan konuşmasını şu sözlerle noktaladı:

“Bugüne kadar yaptıklarımızla beraberce atlattığımız badirelerle, geleceğe yönelik yol haritamızla hep sizlerin huzurunda olduk. Milletimize asla yalan söylemedik. Yapamayacağımız işin sözünü vermedik. Sözünü verdiğimiz her işi yapmak için de canla başla çalıştık ve çabaladık. Şüphesiz eksiklerimiz olmuştur ama asla milletimizin karşısında başımızı eğecek yalanımız, hele hele ihanetimiz olmadı. 31 Mart seçimleri için sizlerin karşısına çıkarken arkamızda 21 yıllık eser ve hizmet karnemiz, önümüzde de Türkiye yüzyılı şehirlerini inşa etmek için gerçek belediyecilik sözümüz var. Efeler diyarı Aydın harbiliğin ve hasbiliğin kitabının yazıldığı yerdir. Biz size yüreğimizi açıyoruz. En samimi şekilde muhasebemizi yapıyor, vaatlerimizi anlatıyoruz. Büyükşehri ve ilçeleri ile Aydın 31 Mart’ta tercihini Cumhur İttifakı’ndan yana yaparsa bundan kazançlı çıkacak olan sizlersiniz. Niye? Cumhurbaşkanı bu kardeşiniz mi? hükümet bu kardeşiniz ile mi yürüyor? kabine benimle mi yürüyor? Öyleyse Aydın’daki yerel yönetim de bizim olduğu zaman nasıl hizmetler olacağını anlayın. Her partinin bir adayına saygımız var ama belediyeciliğin bizim işimiz olduğu hususunda iddialıyız. Zira bu kardeşiniz 1994’de çöp, çukur, çamur olan İstanbul’u CHP’den aldı. Orayı hamdolsun pırıl pırıl bir şehir haline biz getirdik. Kimse kusura bakmasın. Bu konuda bizimle yarışacak kimse yok. Aydın’ı Türkiye yüzyılına hazırlamak için 31 Mart’ta sandıkta desteğinizi istiyoruz.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuşmasının ardından AK Parti Aydın İl Başkanı Gökhan Ökten ve MHP Aydın İl Başkanı Haluk Alıcık’ı sahneye davet ederek Aydın Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere 17 ilçenin belediye başkan adaylarını tanıttı. – AYDIN

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-belediyecilikte-bizimle-yarisacak-kimse-yok/feed/ 0
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: Tüm darbelerin arkasında dış güçler vardır https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-tum-darbelerin-arkasinda-dis-gucler-vardir/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-tum-darbelerin-arkasinda-dis-gucler-vardir/#respond Sat, 02 Mar 2024 03:06:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13908 Sakarya’da 28 Şubat programları çerçevesinde ‘Darbeler ve Dersler’ programına katılan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Esasında hiç lafı eğip bükmeden söyleyebiliriz 1960 darbesinin arkasında da 1971 bir muhtırasının arkasında da 12 Eylül darbesinin arkasında da 28 Şubat’ın arkasında da 15 Temmuz’un arkasında da tüm darbelerin hepsinde dış güçler olmuştur. Dış güçler Türkiye’yi durdurmak istemiştir. Türkiye demokrasisini çok daha güçlü hale getirelim. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında şimdiye kadar bedeli en ağır şekilde ödenmiş bir demokrasiye sahip bir ülke olarak ikinci asrımızda çok daha güçlü bir ülke olacağız” dedi.

Sakarya’ya gelen TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, ilk olarak Sakarya Valiliğini ardından Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanlığını ziyaret etti. Kurtulmuş ardından Türk demokrasisi tarihinde kara bir leke olarak nitelendirilen 28 Şubat günü çerçevesinde Milli İrade Derneği tarafından düzenlenen ‘Darbeler ve Dersler’ programına katıldı. Burada konuşma gerçekleştiren TBMM Başkanı Kurtulmuş, “Türkiye geçtiğimiz cumhuriyete ve çok partili siyasi hayata geçişimizden bu yana özellikle çok partili siyasi hayatımızda bedeli en ağır şekilde ödenmiş bir demokrasiye sahip olan bir ülkedir. Şunu açıklıkla ifade etmek gerekir ki yeri geldiği zaman Türkiye’ye demokrasi dersi verenlerin unuttuğu bir şey var. Türkiye’de yetmiş küsur yıllık çok partili siyasi hayatımızda çok kere darbelerle karşılaşmış, darbe tehditleriyle burun buruna gelmiş ve en sonuncusunda 15 Temmuz’da da milletin iradesiyle, milletin inancıyla, milletin gücüyle, darbecilere dersini vererek, darbeler tarihini silerek demokrasiyi tahkim etmiş olan bir milletin fertleriyiz. Bundan dolayı bu süreçte yaşananlar dolayısıyla bu süreçlerde demokrasiye destek verenleri saygıyla, minnetle, şükranla anıyorum. Rahmetli Menderes’i, rahmetli Özal’ı 28 Şubat’ın o sıkıntılı ve sancılı toplantılarında buram buram terleyerek milletin iradesine sahip çıkan rahmetli Erbakan’ı ve ben namlusunu millete karşı doğrultmuş olan ordunun karşısında selam durmam diyen rahmetli Yazıcıoğlu’nu minnetle, şükranla anıyorum” dedi.

“Tarih bir turnusol kağıdı olarak herkes hakkında gerekli hükmünü veriyor”

“Öncelikle 28 Şubat’ı anarken bizim yapmak istediğimiz, asla ve asla kişiler üzerinden söylemek değildir, kişileri yargılamak değildir, tarihi bir hikayeyi anlatmak hiç değildir” ifadelerini kullanan Kurtulmuş, “Ben deniz, ailenizle birlikte ve birçok arkadaşımızla birlikte o olayların hemen tamamını dün gibi hatırlayan birisiyim. O zaman genç bir doçent olarak İstanbul Üniversitesi’nde o olayları çok yakinen takip etti. Binlerce insanı nasıl mağdur edildiğini on binlerce insanın nasıl sonu belli olmayan bir geleceğe doğru sürüklendiğine birebir şahit olduk. Dolayısıyla o günleri çok iyi bilen ve yaşamış olan insanlar olarak bizim derdimiz o günlerde yaşayanları yargılamak değil, o günlerde yaşayanları sorgulamak değil ama o günlerde yaşananlardan ders alarak ileride böylesi durumların yaşanmaması için gayret sarf etmektir. Çünkü tarih bir turnusol kağıdı olarak herkes hakkında gerekli hükmünü veriyor ve bizim bütün bu olaylardan ders çıkararak yolumuza devam etmemiz lazım. Öncelikle demokrasinin Türkiye’nin geleceği için olmazsa olmaz bir mesele olduğunu çok iyi şekilde anlamamız, kavramamız gerekiyor. Devlet, millet kaynaşmasının sağlanabilmesi için devletin değerleriyle bütünleşik bir kamu yönetiminin şart olduğunu kavramamız gerekiyor. Bu anlamda 28 Şubat’ta yaşananları iyi bir şekilde tahlile ve bundan sonrası için buradan dersler çıkarmamız gerekiyor. Davalar görüldü, o davalarda bir kısmı ceza aldı. Ama şunu biliyoruz ki hiç şaşmaz yargının olduğu günde mahkemelere çıkmamış, daha yargılanmamış, ceza almamış olanların da millet gönlünde ve zihnimde hükmü verildiği gibi öteki tarafta da mutlaka onlar layık oldukları en ağır cezaları göreceklerdir” diye konuştu.

“Tarihçilerin medeniyet hilali olarak gördükleri bu coğrafyanın tam kalbinde olan ülke, Türkiye’dir”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, “Tarihçilerin medeniyet hilali olarak gördükleri bu coğrafyanın tam kalbinde olan ülke, Türkiye’dir. Onun için Türkiye yalnız bırakılamaz, Türkiye tek başına bırakılamaz, Türkiye’nin mutlaka batı tarafından kontrol edilmesi dizayn edilmesi lazım gelir diye bir fikirle hareket ettiler. Esasında hiç lafı eğip bükmeden söyleyebiliriz 1960 darbesinin arkasında da 1971 bir muhtırasının arkasında da 12 Eylül darbesinin arkasında da 28 Şubat’ın arkasında da 15 Temmuz’un arkasında da hepsinde dış güçler olmuştur. Dış güçler Türkiye’yi durdurmak istemiştir. Öncelikli olarak doksanların başındaki bu gelişmeyle birlikte Türkiye çok daha dikkatli bir şekilde izlenen bir ülke haline geldi. Batılı beylerin kontrolünün dışına çıkacak bir Türkiye’nin oluşmakta olan yeni dünya dengesinde başlarına bela olacağını hissedenler Türkiye’yi doksanlardan başından itibaren karıştırmaya başladılar. Dönemin muktedir Genelkurmay ikinci başkanı Çelik Pirinç’in söylediği biz demokrasiye balans ayarı yaptık diyerek Sincan’ın caddelerinden tanklar kariyerler geçirilerek siyasete, filiz siyasete göz dağı verilmeye başlanmıştır. Yine bu süre içerisinde unutmayacağımız önemli olaylardan birisi ise Gölcük’te on iki yüksek rütbeli subayı bir tatbikat yapıyoruz adı altında aslında 28 Şubat ve sonrasındaki dönemde neler olacağının işaretlerini ortaya koymalarıdır” şeklinde konuştu.

“28 Şubat siyasete müdahaleden daha çok Türkiye sosyolojisine müdahale etmiştir”

Postmodern darbeyi anlatan Kurtulmuş, “28 Şubat’ın diğerlerinden fark eden bir önemli özelliğinin de altını çizmek isteriz. Diğer bütün darbelerin en temel etkisi siyaset alanına etkisidir. Yani siyasi sonuçları olan darbelerdir. 28 Şubat siyasete müdahaleden daha çok Türkiye sosyolojisine müdahale etmiştir. Nasıl? Anadolu insanının önünü kesmek için onların siyaset, toplumsal alandaki görünürlüğünü ortadan kaldırmak için harekete geçmiştir. Bu darbeyi yapanlar, bu darbenin arkasındaki akıl sahipleri bilmiyorlar mı ki? Mesele bir metrelik başörtüsü yani inançları gereğin başını örten insanların başörtüsüyle onların tasfiye edilmesinden öte o insanların akil gördükleri, kıyıda gördükleri, bir şey anlamaz zannettikleri o insanların çocuklar gelip okuyarak toplumda güçlü bir yer edinmesini önlemek için o yasağı ortaya koydular” ifadelerini kullandı.

“Türkiye demokrasisini çok daha güçlü hale getirelim”

İsrail’in Filistin saldırılarına da değinen Kurtulmuş, “Türkiye demokrasisini çok daha güçlü hale getirelim. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında şimdiye kadar bedeli en ağır şekilde ödenmiş bir demokrasiye sahip bir ülke olarak ikinci asrımızda çok daha güçlü bir ülke olacağız. Bugün eğer İsrail bu bölgede bu kadar pervasız bir şekilde hareket ediyorsa ve çok şükür Türkiye bunun karşına her bakımdan güçlü bir şekilde çıkmayı, durmayı başarabiliyorsa bunda hiç şüphesiz demokrasinin güçlü olmasının büyük rolü vardır. Ama yetmez önümüzdeki dönemde bunları da söylemek mecburiyetindeyim. Biz bugün bu toplantıya gelirken İsrail Gazze’ye de Refah sınırına yardımlar dolayısıyla sıkıştırdığı gariban, masum Filistinlilerin üzerine yine ateş açtı ve öyle görünüyor ki yüze yakın Filistinli şehit oldu. Bir dilim ekmek alabilmek için. Tamamı sivil, tamamı neredeyse kadın çocuk ve yaşlılardan oluşan bir kitleyi şehit etti. Bütün dünya izliyor 5 aya yakın bir süredir. İsrail’in arkasında olan ülkeler de aynen dünyanın birçok yerinde nasıl demokrasiye ayar verdikleri gibi İsrail’e destek vererek Orta Doğu’ya da ayar vermek istiyorlar. Dünya siyasetine de ayar vermek istiyorlar. Çok net ifade ediyorum dünya barışının merkezi, dünya barışının kapısı Orta Doğu’dur. Ortadoğu’da barış olmadan dünyada barış olmaz. Dünya barışının kapısı ise Filistin davasıdır. Filistin davasının inşallah en güzel şekilde ileriye götürülmesi için Türkiye her bakımdan mücadelesine devam edecek. Demokrasi güçlü, milletiyle devleti kaynaşmış her bakımdan her alanda dünya oluşlarıyla rekabet edebilen, mücadele edebilen bir Türkiye ancak Orta Doğu barışının anahtarını en güzel şekilde açan ülke olur. Onun için diyoruz ki demokrasimizi tahkim edeceğiz. Medeniyette, kültürde, bilimde, sanatta, her alanda güçlü olacağız. Bu anlamda Türkiye etrafımızda ülkelerle normalleşme süreci başta olmak üzere dünya siyasetinde çok etkili bir ülke haline getireceğiz ve inşallah bir daha bu topraklarda hiç kimse milletin sözünden başka bir söze itibar edemeyecek ve milletin sözünden başka hiçbir söz geçerli olamayacak” dedi. – SAKARYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-tum-darbelerin-arkasinda-dis-gucler-vardir/feed/ 0
AK Parti Sözcüsü Çelik, Adana’da partisinin üye katılım töreninde konuştu Açıklaması https://www.haber60.com.tr/ak-parti-sozcusu-celik-adanada-partisinin-uye-katilim-toreninde-konustu-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-sozcusu-celik-adanada-partisinin-uye-katilim-toreninde-konustu-aciklamasi/#respond Sat, 02 Mar 2024 02:00:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13841 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Genel seçimlerde de olsa yerel seçimlerde de olsa esas meselemiz, Türkiye’de hak ve hürriyetleri teminat altına alan, demokrasiyi güçlendiren bir mücadeleyi sürdürmektir.” dedi.

Çelik, partisinin Adana İl Başkanlığı’nda düzenlenen üye katılım töreninde yaptığı konuşmada, seçim sürecinde Türkiye’deki çeşitli tartışmaları bir kere daha yakından izleme fırsatı bulduklarını söyledi.

Dün 28 Şubat “postmodern darbesi”nin yıl dönümü olduğunu hatırlatan Çelik, şöyle devam etti:

“Dün gece özellikle bazı programlara baktım. Ne konuşuluyor? ‘Bazıları acaba bunca zaman geçtikten, onca acı yaşandıktan sonra o günleri nasıl anlatacak’ diye. Kuşkusuz, ahlaki tutarlılığa sahip, demokrat insanlar, o günlerin ne kadar büyük kötülük günleri olduğunu hatırlayarak ve bir daha Türkiye’nin o günleri yaşamaması gerektiğine dair analizlerini güçlü bir şekilde yaparak tespitlerini ortaya koydular. Fakat az da olsa bir zihniyet, halen o günlerde yapılanların doğru olduğunu, bunun arkasında birtakım gerekçeler olduğunu izah etmekle meşguller.”

“Esas meselemiz, demokrasiyi güçlendiren mücadeleyi sürdürmektir”

Çelik, Türk siyasi tarihinde 27 Mayıs darbesinin bütün darbelerin ve kötülüklerin “anası” olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:

“O darbeyi de meşrulaştırırken ‘İşte, evet darbe yapıldı ama mutlaka şu siyasetçiler, şu yanlışları yaptılar. Parlamento şu yanlışı yaptı, hükümet şu yanlışı yaptı’ falan diyerekten, gerekçeler dizerek bu yanlışları savunmaya çalıştılar. Dün de baktım; ‘İşte devlette şöyle oluşumlar vardı. Böyle şeyler vardı, şunlar vardı, bunlar vardı. O sebeple 28 Şubat bunun sonucu olarak ortaya çıktı’ gibisinden bu kötülük günlerini yine savunan bir zihniyet, halen diri ve fırsat kolluyor. Hiç utanmadan bir yorumcunun bir tanesiyse ‘Ona işte darbe bile dememek lazım. Bu darbe değil çünkü parlamento açıktı’ diyebiliyor. Elinde silah olan birileri, hiçbir şekilde yetki sahibi olmadıkları halde hükümeti kuşatma altına alıyorlar. Hükümeti silah çekmekle tehdit ediyorlar. Hatta alenen ‘Gerekirse güç kullanarak meseleleri çözeriz’ diye milli iradeyi, milleti tehdit ediyorlar. Ondan sonra da ‘Efendim buna (28 Şubat) darbe diyemezsiniz çünkü parlamento açıktı’ diyebiliyorlar. Bu zihniyet halen diridir. O sebeple Türkiye’deki demokrasi mücadelemiz sona ermemiştir. Genel seçimlerde de olsa, yerel seçimlerde de olsa esas meselemiz, Türkiye’de hak ve hürriyetleri teminat altına alan, demokrasiyi güçlendiren bir mücadeleyi sürdürmektir.”

“Postmodern darbecilerin bu zihniyetlerini yürürlükten kaldıran Cumhurbaşkanı’mızdır”

Çelik, darbelere karşı mücadele edildiğine işaret ederek, “Türkiye’de bu kötülükleri, darbeleri, postmodern darbecilerin bu zihniyetlerini yürürlükten kaldıran, bugün bunların devlette egemen olmasını engelleyen, demokrasi mücadelesinin lideri Cumhurbaşkanı’mız, Genel Başkanı’mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde bu çatının altında olmak aslında başlı başına bu demokrasi mücadelesine destek vermektir. Bu kötülüklere karşı mücadele etme sözümüzü, ahdimizi tazelemektir.” diye konuştu.

Bir süre önce Yeniden Refah Partisi Yüreğir İlçe Başkanlığı görevinden istifa ederek AK Parti’ye katılan Atilla Baruğ ve arkadaşlarını, demokrasi mücadelesine verdikleri destekten dolayı tebrik ettiklerini dile getiren Çelik, bundan sonra beraber çalışacaklarını söyledi.

Türkiye’yi büyütme, kalkındırma, yeni ufuklara ulaştırma çabalarını sürdüreceklerini belirten Çelik, bu vesayeti yeniden diriltmek isteyen odaklara geçit vermeyeceklerini dile getirdi.

“Kazanımlarımızın hiçbir şekilde gölgelenmesine müsaade etmeyeceğiz”

Uzun yıllardır siyasetin içinde olduğunu anımsatan Çelik, şunları kaydetti:

“Bunca zamandır Cumhurbaşkanı’mızla yol yürüyorum. Dün özellikle 28 Şubat’ı savunanların neler söyleyeceklerini dinledim. Akşam gittim bu yayınlara tekrar baktım. Kötülük halen diridir. Bu millete kötülük etmek isteyenler halen bu kötülük gerekçelerini, mühimmatlarını taze tutuyorlar. Dolayısıyla halen birtakım varsayımsal, afaki iddialarla eski günlerin özlemi içerisindeler. Onlar eskiyi özleye dursunlar, biz de bu kazanımlarımızın hiçbir şekilde gölgelenmesine müsaade etmeyeceğiz. Bu mücadelemizi güçlü bir şekilde bitireceğiz. Önümüzde yerel seçim var. Yerel seçimlerde, bu vesayet odaklarına vereceğimiz en güzel cevaplardan bir tanesi belediyelerde arkadaşlarımızın belediye başkanı olmasını sağlamaktır.”

Çelik, konuşmasının ardından bir süre önce istifa eden Yeniden Refah Partisi Yüreğir İlçe Başkanı Atilla Baruğ ve parti üyelerinin de aralarında bulunduğu 40 kişiye rozet taktı.

Baruğ da tehlikeli ve kirli oyunları görünce istifa ettiklerini belirterek, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhur İttifakı adaylarının yanında olma gereğini hissettiklerini kaydetti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-sozcusu-celik-adanada-partisinin-uye-katilim-toreninde-konustu-aciklamasi/feed/ 0
Selçuk Üniversitesi’nde ‘Milli İradeye Darbe 28 Şubat’ konulu söyleşi düzenlendi https://www.haber60.com.tr/selcuk-universitesinde-milli-iradeye-darbe-28-subat-konulu-soylesi-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/selcuk-universitesinde-milli-iradeye-darbe-28-subat-konulu-soylesi-duzenlendi/#respond Fri, 01 Mar 2024 23:18:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13688 Selçuk Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen “Milli İradeye Darbe 28 Şubat” konulu söyleşi Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkan Vekili, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) 27. Dönem Başkanı İsmail Kahraman, 26. 27. Dönem Milletvekili Ahmet Sorgun ve 23. Dönem Konya Milletvekili Hüsnü Tuna’nın katılımıyla gerçekleştirildi.

Selçuk Üniversitesi, Milli Türk Talebe Birliği, Hukuki Araştırmalar Derneği, Birlik Vakfı, Hukuki Atılım ve Tecrübe Topluluğu ortaklığıyla düzenlenen “Milli İradeye Darbe – 28 Şubat” konulu söyleşisi Sultan Alparslan Kültür Merkezi 30 Ağustos Salonu’nda gerçekleştirildi.

“28 Şubat süreci ülkemiz için hem bir sınav hem de bir uyanış noktası olmuştur”

Programın açılış konuşmasını yapan Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Aksoy, “Tarihimizde iz bırakan, toplumsal, siyasal ve kültürel anlamda derin etkileri olan 28 Şubat süreci ülkemiz için hem bir sınav hem de bir uyanış noktası olmuştur. Bu süreçte yaşananlar, toplumumuzun farklı kesimlerinde derin izler bırakmış, birçok insanın yaşamını baştan sona etkilemiş; demokrasiye, insan haklarına ve özgürlüklere yönelik birçok zorluğu beraberinde getirmiştir. Bugün Türk demokrasi tarihinde kara bir leke olarak anılan 28 Şubat; milli iradenin yok sayıldığı, özgürlüklerin kısıtlandığı ve vesayet gölgesinin ortaya çıktığı bir sürecin başlangıcıydı. Bu bağlamda bu programda, 28 Şubat’ın karanlık gölgesini bir kez daha hatırlamak ve milli iradeye kasteden bu utanç verici olaya karşı ortak bir bilinç oluşturmak için bir araya geldik. Elbette 28 Şubat sürecini benim de ailemde ve hayatımda yakından yaşamış insanlar oldu. Anadolu Üniversitesi sınavına başörtülü bir öğrenciyi aldığım için 2 sene yasaklı listesine girdim ve yasaklı listesinde olduğumdan 2 sene görev verilmedi. Bugün Selçuk Üniversitesi akademisyenleri, üniversiteler arası kurul temsilcileri, dekanlar, rektör danışmanları ve ülkemiz rektörleriyle birlikte hem başörtüsünün hem de öbür tarafta belirli seviyede aydın gözüken ama zihniyeti örümcekleşmiş insanların engellemelerine rağmen gerçek anlamda demokrasiyi ortaya çıkartan bir üniversite ve bir toplum olduk. Buna vesile olan dünya lideri Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ne kadar teşekkür etsek azdır. Ümit ediyoruz ki bir daha bu dönemler yaşanmaz” ifadelerini kullandı.

Vali Vahdettin Özkan, “İnsanın tabiatında var olan en kuvvetli duygulardan birisi etkili olma duygusu. Bazı büyüklerimiz buna saltanat meftunu der. Maalesef bu toplumsal düzeni sağlamakla görevli olan vazifeliler, bu saltanat hissiyatına zaman zaman mağlup olarak bir toplum mühendisliğine soyunabiliyorlar. Bu tarihin her döneminde olmuştur. 28 Şubat’ta böyle bir konjonktür. Esasen kendisine kamu görevi iktisadi vazifesi verilmiş, milletin iradesi tarafından vazifelendirilmiş ve millete hizmetkar olması gereken kurumlar veya kişiler bu hissiyatlarına mağlup olarak, saltanat meftunluğunu esas alarak kendince bir tavır, bir tutum geliştirmişlerdir. Bu da hem hukuk hem de toplumsal düzeni yüksek derecede riske maruz bırakmıştır. İnşallah bir daha 28 Şubat misali bu saltanat meftunlarıyla, bu küresel belli mahfillerin maşası hükmüne geçen insanlarla, kurumlarla karşılaşmayız ve bunun defedilmesi yönünde de bu söyleşinin bir vesile olmasını temenni ediyorum” diye konuştu.

“28 Şubat’ı hem kat sayı hem kılık kıyafet zulmüne maruz kalan çocukların velileri olarak iliklerimize kadar yaşadık”

Açılış konuşmalarının ardından HUDER Konya Şube Başkanı Avukat Levent Babacan moderatörlüğünde “Milli İradeye Darbe – 28 Şubat” konulu söyleşiye geçildi.

28 Şubat darbe sürecinin unutulmaması gerektiğinin altını çizen 26. ve 27. dönem Milletvekili Ahmet Sorgun, “1980 darbesini üniversite son sınıf öğrencisiyken yaşadım. 28 Şubat’ı hem kat sayı hem kılık kıyafet zulmüne maruz kalan çocukların velileri olarak iliklerimize kadar yaşadık. Darbelerin gerekçelerinden birincisi, bütün darbeler millet iradesine karşı ve demokrasiye karşı yapılır ama hep millet için ve demokrasi için yapıldığı söylenir ki hemen darbeden sonra meşhur bir bildiri okunur. Orada da memleketi kurtarmak için, demokrasiyi kurtarmak için yapıldığı anlatılır. İkincisi, bütün darbeler mutlaka bir dış destek ile yapılır. Dış destek olmadan asla darbe yapılmaz. Üçüncüsü, bütün darbelerden önce darbeye haklı gösterecek ortamlar oluşturulmuştur. Evet, darbenin kazananları ve kaybedenleri var. Her zaman darbelerin kazananları darbeciler, kaybedenleri millet oldu. Ancak bir tek istisna: 15 Temmuz. Elhamdülillah, onun kazananı millet oldu” dedi.

Türkiye’de yaşanan tüm darbelerin bir öncekiyle bağlantılı olduğunu söyleyen 23. Dönem Konya Milletvekili Hüsnü Tuna, darbecilerin 1980 sonrasını dizayn etmek için bir anayasa çıkardıklarını belirterek o dönemde askerlerin çoğunlukta olduğu siyasi partilere ağırlık verdiğini ve toplumda itibar kazanmaları için propaganda çalışmaları yaptıklarını ifade etti. Üniversitelerde yaşanan hak ihlallerine de değinen Tuna, 1986 yılı Aralık ayında Kenan Evren’in Başkanlığını yaptığı Yükseköğretim Kurulu toplantısında, Türkiye’de ilk kez kıyafet yasağının uygulamaya konulduğunu söyledi. 28 Şubat’ın sadece kılık kıyafet sorunu olarak algılanmaması gerektiğini de ifade eden Tuna, 28 Şubat darbecilerinin asıl hedefinde Müslümanların ve iç tehdit olarak görülen irticai grupların olduğunu belirtti.

“Gelişme olduğu anda önümüz kesiliyor”

28 Şubat’ın Türkiye’nin büyümesinin engellenmesi için yapıldığını belirten Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Başkan Vekili, TBMM 27. Dönem Başkanı İsmail Kahraman, “Cumhuriyet döneminde bir üniversite vardı. 1960 darbesi döneminde üniversiteye başladım, 7 üniversite oldu. Şu an 209 üniversitemiz bulunuyor. Gelişme olduğu anda önümüz kesiliyor. ‘Hürriyet getireceğiz, Türkiye’yi geliştireceğiz.’ söylemlerinin hepsi birer ameliyat, hiçbir ameliyat iyi değildir. Çünkü bir ameliyat ne kadar başarılı olursa olsun, iz bırakır. Hiçbir darbe de iyi değildir. Darbelerin yükünü çok çektik. Darbe ile ihtilali bir tutarlar. Oysa değildir, bu iki kavramın iyi anlaşılması gerekiyor. İhtilal bir sistemi sosyal, ekonomik ve siyasi yönüyle değiştirmektir, darbe ise baştaki hükümeti indirmek, yerine geçmektir. 27 Mayıs darbesini yapanlar da ihtilal derler, çünkü biraz daha sempatik gelir de ondan.” ifadelerini kaydetti.

Darbelerin sosyal, ekonomik, siyasal ve manevi hayata olumsuz etkileri olduğunu söyleyen Kahraman, “Cumhurbaşkanımız olmasaydı Ayasofya açılamazdı, bırakmazlardı. Yüzyılda bir böyle bir adam gelir, kıymetini bilelim, ötelemeyelim. Mesele 31 Mart Türkiye için seçim değil, bütün dünya içindir” dedi.

Programın sonunda Rektör Prof. Dr. Aksoy, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Başkan Vekili, TBMM 27. Dönem Başkanı İsmail Kahraman’a, 26. 27. Dönem Konya Milletvekili Ahmet Sorgun’a ve 23. Dönem Konya Milletvekili Hüsnü Tuna’ya hediye takdiminde bulundu. Söyleşiye Konya Valisi Vahdettin Özkan, Cumhuriyet Başsavcısı Halil İnal, Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Aksoy, Konya Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Nuri Çelik, SÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Emrullah Eken, Prof. Dr. İlhan Çiftci, Genel Sekreter Prof. Dr. Kamil Beşoluk, HU-DER Konya Şube Başkanı Av. Levent Babacan, protokol üyeleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. – KONYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/selcuk-universitesinde-milli-iradeye-darbe-28-subat-konulu-soylesi-duzenlendi/feed/ 0
Adalet Bakanı: Yargımız tarafsız ve bağımsızdır, darbeciler hesap verecek https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yargimiz-tarafsiz-ve-bagimsizdir-darbeciler-hesap-verecek/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yargimiz-tarafsiz-ve-bagimsizdir-darbeciler-hesap-verecek/#respond Thu, 29 Feb 2024 23:06:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13351 Türkiye siyasi tarihine kara bir leke olarak kazınan ve “Postmodern darbe” olarak adlandırılan 28 Şubat’ın yıl dönümünde İstanbul Üniversitesi’nde sempozyum düzenlendi. Sempozyumda konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Yargımız her zamankinden daha tarafsız ve bağımsızdır. Darbeciden hesap sormaktadır. Bundan sonrada herhangi böyle bir şeyi aklından geçirenlere karşıda teyakkuzdadır” dedi.

Türkiye siyasi tarihine kara bir leke olarak kazınan ve “postmodern darbe” olarak adlandırılan 28 Şubat’ın yıl dönümünde İstanbul Üniversitesi’nde sempozyum düzenlendi. ’28 Şubat Sempozyumu’na Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, AK Parti Grup Başkanvekili ve Ankara Milletvekili Leyla Şahin Usta, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, İstanbul 2 Nolu Baro Başkanı Av. Yasin Şamlı, yargı üyeleri, akademisyenler, 28 Şubat mağdurları ve öğrenciler katıldı.

“15 Temmuz’da yargı, darbecilere teslim olmadı”

Sempozyumda konuşan İstanbul 2 Nolu Baro Başkanı Av. Yasin Şamlı, “28 Şubat post modern darbesinde anayasa mahkemesi tarafından iktidar partisi kapatılmasaydı, o hukuka aykırı yargılamalar olmasaydı, o darbenin de başarılı olması mümkün değildi. Bu söylediklerimi şununla test edebiliriz; 15 Temmuz’da yargı, darbecilere teslim olmadı, onların bildirileri altında ezilmedi, reddetti. Daha 15 Temmuz gecesi yakalama kararları çıkarıldı ve o darbe başarılı olamadı. Dolayısıyla darbeler açısından yargı bu kadar önemli” dedi.

“Duvarsız üniversite, açık bilim, açık kapı, bilimli toplum arasındaki kapının kapatılması, bilgi toplumu olmak dedik”

İstanbul Üniversitesi’nin ziyaretçilere açılmasıyla ilgili eleştirilere yanıt veren İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, “Son günlerde kurumumuza yöneltilen haksız, mizansız ve insansız eleştiriye değinmek istiyorum. Duvarsız üniversite, açık bilim, açık kapı, bilimli toplum arasındaki kapının kapatılması, bilgi toplumu olmak dedik. Akla hayale sığmayan eleştiriler oldu. Yalnızca fotoğraflarla amfimizde olan personelimizi sığınmacı gibi gösteren bu nefis mekanlarda dizi, film çekmek isteyenleri işgalci olarak gösterenler oldu. Ama ne yazık ki bu hakikaten ön yargılı eleştirileri, basında bunları kendi araştırmadan, soruşturmadan sundu. Çok şükür aklı selim basın mensupları bu yazılanların provokasyon olduğunu gördü. ve doğrularla iş yerine oturdu” ifadelerini kullandı.

“Milli irade düşmanları Türkiye’nin kalkınmasına, o güçlü yürüyüşünü durdurmak için harekete geçtiler”

Başarılı darbelerle anılan bir Türkiye tarihi olduğunu belirterek son 20 yılda darbelerin ve darbe girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlandığı yıllar olarak tarihe geçtiğini ifade eden Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Türkiye ne zaman istikrarı yakalasa, ne zaman tek başına iktidarla bir kalkınma sürecine girse şer güçler, demokrasi düşmanları, milli irade düşmanları devredeydi. Türkiye’nin kalkınmasına, o güçlü yürüyüşünü durdurmak için harekete geçtiler. 1971’den, 12 Eylül 1980 darbesine kadar sürede çok çalkantılı, zor geçti. Her yıl bir hükümet değişti, koalisyonlar ve istikrarsızlık süreci, sağ – sol kargaları, Kürt – Türk, Alevi – Sünni çatışmaları ve gençlerimiz birbirine kırdırıldı. Üniversitelerde olaylar ve 12 Eylül 1980 darbesine giden süreç hazırlandı. 90’lı yılların başında sona erdi. 90’lı yıllardan itibaren yine koalisyonlar, krizler sıkıntılı bir süreç başladı. 90’lı yılların başında terörün zirveye çıktığı, 1993 yılında PKK terörünün iyice azdırıldığı, faili meçhullerin hat safhada olduğu, gazeteci suikastlarının peşi sıra ülkenin bir kaosa sürüklendiği o dönemleri yaşadık” şeklinde konuştu.

“2000’li yılların başına geldiğimizde tüm bu olumsuzluklar, siyasi krizler ekonomiye büyük darbe vurdu”

28 Şubat darbesinin sürecini anlatan Adalet Bakanı Tunç, “Gerek askeri çevreler, gerek darbeci ve vesayetçi anlayışı destekleyen medya, yargı çevreleri ve o dönemde gerek işveren sendikaları, gerek işçi sendikaları, sivil toplum kuruluşlarının o dönemdeki temsilcileri maalesef demokrasinin yanında değil de hükümetin aleyhindeki kampanyaya katıldılar. 28 Şubat 1997 tarihinde Milli Güvenlik Kurulu toplandı. Milli Güvenlik Kurulunda kararlar alındı. Başbakanın boncuk boncuk terletildiği, Milli Güvenlik Kurulu toplantısının belgesellerde gençlerimiz gördüğünde hatırlıyorlar. O toplantıda, alınan kararlardan en önemlilerden bir tanesi kılık kıyafet serbestliğine sınırlama getirilecek, 8 yıllık kesintisiz eğitim uygulanarak imam hatiplerin orta kısımları kapatılacak, Kur’an kursları 13 yaşına kadar yasak hale getirilecek, Anadolu sermayesine kısıtlama getirilecek, irtica tehlikesi gösteren bazı medya kuruluşlarının kapatılma gibi 18 maddelik bir bildiriyi Milli Güvenlik Kurulu yayınladı. Başbakan bu Milli Güvenlik Kurulu bildirisini imzalamadı. Sonrasında tabii yine süreç devam etti. 2000’li yılların başına geldiğimizde tüm bu olumsuzluklar, siyasi krizler ekonomiye büyük darbe vurdu. Bu süreçte 21 banka boşaltıldı ve bu ülkenin sırtına 300 milyar dolar ekonomik kayıp olarak vuruldu. Maalesef millet bu parayı sonrasında ödemek zorunda kaldı” diye konuştu.

“Milli irade hırsızları sahneye çıkamasın diye çok önemli yapısal dönüşümleri gerçekleştirdik”

Türkiye’de bir daha darbe olmaması için yapısal dönüşüm gerçekleştirdiklerine değinen Bakan Tunç, “Bir taraftan vesayetçi anlayışla mücadele ederken bu 2000’li yıllarda geçtiğimiz 22 yılda diğer taraftan da ülkemizin kalkınması, milletimizin refahı içinde çok önemli icraatlara imza atıldı. Bu engellemeler olmasaydı bugün ekonomimiz 3 kat değil belki 5-6- 7 kat büyük olurdu. Hem gezi olaylarının maliyeti yaklaşık 250 milyar dolar. Değişik rakamlar konuşuluyor. 28 Şubat’ın maliyeti, 15 Temmuz’un maliyeti tüm bunların ülkeye ekonomik faaliyetleri olmasaydı bugün milletimizin refahı çok daha yüksek olurdu. İşte bu vesayetçi anlayışta, hem demokrasiye hem milli iradeye hem ekonomimize hem ülkemize zararı var. Tabi tüm bunları anlattık. Hafızamızdan film şeridi gibi geçti. Hepimiz anlatıyoruz asıl olan bir daha bu süreçleri çocuklarımızın, gençlerimizin bir daha yaşamamasıdır. İşte bunun için neler yapıyoruz, neler yaptık, önemli olan bu onun için de çok şeyler yaptık. Bir daha bu ülkede darbe olmasın, milli irade hırsızları sahneye çıkamasın diye çok önemli yapısal dönüşümleri gerçekleştirdik” dedi.

“Yargımız her zamankinden daha tarafsız ve bağımsızdır”

‘Sessiz devrimi anlatan Bakan Tunç, “Milletimiz için ne yapsak azdır. Ülkemizin geleceği için özellikle bundan sonra demokrasi dışı müdahalelerin olmaması için gerekli yapısal dönüşümleri anayasamızda ‘sessiz devrim’ diyebileceğimiz şekilde gerçekleştirdik. Zihniyet, dönüşüm önemli. Gelecek kitapların bilinçlendirilmesi önemli darbenin ne kadar ülkeye zarar verebileceğini, demokrasi dışı müdahalelerin bu ülkeye nasıl zaman kaybettirdiğini çocuklarımıza, gençlerimize aktarmamız önemli. Yapısal reformlar bakımından anayasamızda o sessiz devrim sayılan o düzenlemelerin daha kalıcı hale gelmesi, daha demokratik daha sivil katılımcı bir anayasayı yapma noktasında da aslında siyaset kurumuna, Türkiye Büyük Millet Meclisine önemli görevler düşüyor. Gerek Milli Güvenlik Kurulu’nun yapısı çünkü Milli Güvenlik Kurulu toplantısı 28 Şubat diyoruz. O toplantıda alınan kararlar, o Milli Güvenlik Kurumu yazısını sivilleştirdik, demokratik hukuk devleti ilkesine uygun hale getirdi, Devlet Güvenlik Mahkemelerini kaldırdık. Yargımız her zamankinden daha tarafsız ve bağımsızdır. Darbeciden hesap sormaktadır. Bundan sonrada herhangi böyle bir şeyi aklından geçirenlere karşıda teyakkuzdadır. 6 milyon insan fişlendi. O demokrasi dışı müdahalelerin bir daha gerçekleşmeyeceği bir ülkeyi 2000’li yıllarda bu yapısal dönüşümde sağladık. İnşallah bundan sonra da bu tür hareketlere tevekkül etmek isteyenler hiçbir zaman başarılı olamayacaklar çünkü milletimize güveniyoruz” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yargimiz-tarafsiz-ve-bagimsizdir-darbeciler-hesap-verecek/feed/ 0
AK Parti Grup Başkanvekili: 28 Şubat’ın mağdurları tarihten silindi https://www.haber60.com.tr/ak-parti-grup-baskanvekili-28-subatin-magdurlari-tarihten-silindi/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-grup-baskanvekili-28-subatin-magdurlari-tarihten-silindi/#respond Thu, 29 Feb 2024 22:57:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13342 AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu, 28 Şubat “postmodern darbesine” ilişkin, “Topuk selamı ile siyaset yapanlar, namlusunu halka doğrultanlar, demokrasimizi tank paletleri altında ezmeye çalışanlar ve halktan aldıkları iradeyi vesayetçilere peşkeş çekenler tarihten silindiler.” dedi.

TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, 28 Şubat “postmodern darbesi”nin planlayıcısının küresel güçler olduğunu söyledi.

ABD ve İsrail ile ilişkilerin kesilmesi gerektiğini ifade eden Kaya, yaşanan dönemde imam hatip okullarındaki öğrencilerinin ve başörtülü kadınların mağdur edildiğini dile getirdi.

Bülent Kaya, “Bugün oturup konuşmamız gereken 28 Şubat’ın sonuçlarını hep beraber nasıl ortadan kaldırırızdır.” dedi.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta, 28 Şubat’ın “demokrasi darbesi” olarak tarihe geçtiğini belirtti.

Eğitim hakkının Anayasa’da teminat altına alındığını vurgulayan Usta, öğrenci affının getirilmesini istedi.

Hayvancılık alanında meraların önemli bir yeri olduğunu dile getiren Erhan Usta, ” Türkiye’de ciddi şekilde meralar heba ediliyor. Meralar satılıyor.” diye konuştu.

“Milletimiz, darbecilere ve darbe heveslilerine asla geçit vermeyecektir”

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, darbelerin, muhtıraların, vesayet girişimlerinin siyasi ve demokratik hayatı sekteye uğrattığını vurguladı.

Milli iradeyi hedef alan 28 Şubat’ın, “postmodern darbe” olduğunu kaydeden Akçay, yaşanan süreçte milletin mağdur edildiğini dile getirerek, şöyle devam etti:

“Demokrasinden dem vuran bazı çevreler, 28 Şubat’ın antidemokratik uygulamalarına alkış tutmuş, destek vermiştir. Gençlerimizi ikna odaklarında gelecekleriyle tehdit edenleri ödüllendirmişlerdir. Bugün hala bazı kesimlerin 28 Şubat özlemi çektiği, darbe imasında bulundukları, algı oyunlarıyla kaos ve kargaşa yaratarak insanları sokağa davet ettikleri görülmektedir. Ancak o günler geride kalmıştır. Milletimiz, 15 Temmuz’da da görüldüğü üzere darbecilere ve darbe heveslilerine asla geçit vermeyecektir.” diye konuştu.

Demokrasiye ve millet iradesine şartsız sahip çıkılması gerektiğinin altını çizen Akçay, her türlü darbe girişimin karşısında durmaya devam edeceklerini kaydetti.

Erkan Akçay, eski başbakanlardan Necmettin Erbakan’ı da vefatının 13. yılında andı.

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, 28 Şubat “postmodern darbesi”nin mağdurlarının iktidar koltuğunda oturduğunu söyledi.

Darbeleri kınamanın yetmediğini ifade eden Koçyiğit, darbeci zihniyetten arınmak gerektiğini belirtti.

“Kadınların ve erkeklerin ne giyecekleri kendilerinin karar verebilecekleri özgürlük alanıdır”

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, 1971 darbesi sürecinde CHP’lilerin öldürüldüğünü, 12 Eylül 1980 darbesinin ardından da partilerinin kapatıldığını aktardı.

CHP’nin, yaşanan darbe dönemlerinde Türkiye’nin yararı için çalıştığını ifade eden Günaydın, “Gelelim 28 Şubat postmodern darbesine, çok açık söyleyeyim, sokaklarda tankların yürütülmesine de askerlerin demokrasiye ayar vermesine de karşıyız. Kadınların ve erkeklerin ne giyecekleri ancak kendilerinin karar verebilecekleri bir özgürlük alanıdır.” ifadelerini kullandı.

İktidarı eleştiren Günaydın, “İkaz ettik, tarikatlar yalnızca devlete sızmadılar koalisyon ortağınızdı. ‘Bunlar sizi de yiyecekler’ dediğimiz zaman bu kürsülerde bize saldırdınız.” şeklinde konuştu.

Günaydın, CHP’nin, FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminde dimdik durduğunu, partisinin her türlü darbeye karşı Türkiye’nin yanında olmaya devam edeceğini söyledi.

“Milletimiz, darbecileri mahkum etti”

AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu, 28 Şubat sürecinde milletin iradesinin hiçe sayıldığını belirtti.

İnsan hakları ihlallerine tanıklık edilen 28 Şubat döneminde, ordunun yönetime el koyması yerine farklı bir yöntemin izlendiğini aktaran Yenşehirlioğlu, kıyafetlerinden, dini hassasiyetlerinden dolayı çok sayıda vatandaşın ağır mağduriyetler yaşadığını vurguladı.

İkna odaları kurularak öğrencilere psikolojik şiddet uygulandığını söyleyen Yenişehirlioğlu, şunları kaydetti:

“Topuk selamı ile siyaset yapanlar, namlusunu halka doğrultanlar, demokrasimizi tank paletleri altında ezmeye çalışanlar ve halktan aldıkları iradeyi vesayetçilere peşkeş çekenler tarihten silindiler. ‘Bin yıl sürecek’ dedikleri garabetleri de tarihin çöp sepetinde yerini aldı. Milletimiz darbecileri ve darbeye destek verenleri önce sandıkta, ardında da maşeri vicdanda mahkum etti. Milletin iktidarıyla birlikte, 2002’den günümüze dek mağduriyetler giderilmeye başlandı. Her zaman olduğu gibi aziz milletimiz galip geldi. 28 Şubat, bin yıl sürmedi ancak aynı acılar tekrar yaşanmasın diye bizlere yaşatılanları bin yıl geçse de asla unutturmayacağız.”

Demokrasiyi muhafaza etmeyi sürdüreceklerini dile getiren Yenişehirlioğlu, eski başbakanlardan Necmettin Erbakan’ın ömrünün 28 Şubat zihniyetiyle mücadeleyle geçtiğini ifade etti.

Bahadır Yenişehirlioğlu, milli muharip uçak KAAN’ın ilk uçuşuyla herkesi gururlandığını da sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-grup-baskanvekili-28-subatin-magdurlari-tarihten-silindi/feed/ 0
İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan: ‘Bugün halen yazarlık yapanlardan utanıyorum’ https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakan-yardimcisi-bulent-turan-bugun-halen-yazarlik-yapanlardan-utaniyorum/ https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakan-yardimcisi-bulent-turan-bugun-halen-yazarlik-yapanlardan-utaniyorum/#respond Thu, 29 Feb 2024 22:27:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13315 İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, 28 Şubat “postmodern darbesi”ne ilişkin, “O gün ‘Nerede kaldınız?’ diyen yazarların bugün halen yazarlık yapmasından ben utanıyorum. O gün sessiz kalmakla övünen, gününü gün eden iş adamlarının bugün halen iş adamı olmasından utanıyorum.” dedi.

Turan, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) tarafından genel merkez binasında düzenlenen “Türkiye’nin Demokrasi Serüveni ve Yeni Anayasa” programında, 28 Şubat müdahalesinin Türkiye’nin tüm sosyolojik katmanlarına farklı bedeller ödettiğini söyledi.

Darbenin Türkiye’nin ekonomisine maliyetinin 380 milyar dolar olduğunu dile getiren Turan, “Bunun dışında 25 banka Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredildi. Yani o bankaların zararı bu milletin sırtına, alın terine bedel olarak yazılmış oldu. Bir gecelik faiz yüzde 7 bin 500’ü buldu.” diye konuştu.

Turan, 2010 yılında yapılan anayasa değişikliği ile “darbecileri koruyan” geçici maddenin kaldırıldığını aktararak, 28 Şubat’ın tek sorumlusunun asker olmadığını anlattı.

Askere “Haydi artık” ve “Geç kaldınız” diyen yazarlar ve finansörlerle sessiz kalan siyasetçilerin de sorumluluğunun bulunduğunu, toplumun 28 Şubat’a farklı görüş ve etkinliklerle hazırlandığını belirten Turan, “Ardından bu sert adımlar atıldı, acımasızca bir süreç başladı. Ancak o gün ‘Nerede kaldınız?’ diyen yazarların bugün halen yazarlık yapmasından ben utanıyorum. O gün sessiz kalmakla övünen, gününü gün eden iş adamlarının bugün halen iş adamı olmasından utanıyorum.” ifadelerini kullandı.

“Darbecilerden hesap sormadıkça bu ülkede bir daha darbe olmamasının garantisini sağlayamayız” diyen Turan, 2010 referandumunun bu kapsamda çok kıymetli bir adım olduğunu vurguladı.

Türkiye’de ilk darbelerin kaba, softa ve çok ucuz yöntemlerle gerçekleştirildiğinin altını çizen Turan, şöyle devam etti:

“Sonra Türkiye’de teknoloji geliştiği gibi, zihinler dönüştüğü gibi darbeciler de kendisini geliştirdi. Daha soft, daha farklı, daha ustaca yapılan darbelere şahitlik ettik. ’28 Şubat’ın halen darbe mi değil mi?’ olduğunu anlamayanlar var bu ülkede. Niye, askerin silahıyla çıkıp dayatmadığını düşündüler, 1980 gibi. Daha öncekiler gibi olmadığını düşündüler. Oysa sonuç itibarıyla hiçbir fark yoktu darbelerin. Osmanlı’da da darbe vardı ama Osmanlı’da padişahı yerinden kaldırıp tekrar adım atan darbeciler meşru olmanın yolunu hanedanın üyesini oraya oturtmak olarak gördüler. Yani bir padişah kaldırıldıysa onun oğlu, yakını oraya getirildi. Bir anlamda kendileri açısından meşruiyet sağlanmış oldu. Ama Türkiye’de yeni dönem modern darbe anlayışında o kadar sert, o kadar acımasız davranıldı ki bir adam alındı, idam edildi.”

“Filistin sokaklarını bu gençlikle doldurana kadar çalışacağız”

TÜGVA Genel Başkanı İbrahim Beşinci ise geçmişini unutanların geleceğini aydınlatamayacağını dile getirerek, bu düşünceyle bu tür etkinlikleri önemsediklerini söyledi.

Askeri vesayetin geride kalmasıyla devlet büyüklerinin açtığı yolda ilimde, fende ve teknolojide yüksek hedeflere çıkıldığını belirten Beşinci, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bu yolu açtığı için teşekkür etti.

Gençliğin enerjisine inandıklarını vurgulayan Beşinci, şunları kaydetti:

“Kubbet-üs Sahra’nın saflarını, Mescid-i Aksa’nın avlusunu ve kadim Filistin sokaklarını bu gençlikle doldurana kadar çalışacağız. Nasıl ki Ayasofya’da zincirler kırıldı, özgür Kudüs’te bizler namaz kılacağız. Bunun inancıyla çalışacağız. Buradaki büyüklerime TÜGVA’nın şu sözünü vermek istiyorum; İnşallah bu gençlik yazacak hakikati, tüm dünya okuyacak. Bu gençlik söyleyecek, gök kubbede hoş bir sada yayılacak. Bir gün gelecek, bir gün kalacak. Buna hepimiz şahitlik edeceğiz, o günler gelecek.”

Programın devamında Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir’in başkanlığını yaptığı oturumda AK Parti Denizli Milletvekili ve TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi Cahit Özkan, MHP Grup Başkanvekili Levent Bülbül ile Hukukçu Kadınlar Derneği Başkanı Figen Şaştım “Anayasa” konusunda görüşlerini aktardı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakan-yardimcisi-bulent-turan-bugun-halen-yazarlik-yapanlardan-utaniyorum/feed/ 0
AK Parti Milletvekilleri 28 Şubat Darbesini Eleştirdi https://www.haber60.com.tr/ak-parti-milletvekilleri-28-subat-darbesini-elestirdi/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-milletvekilleri-28-subat-darbesini-elestirdi/#respond Thu, 29 Feb 2024 22:24:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13312 AK Parti Amasya Milletvekili Hasan Çilez, AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç ve AK Parti İstanbul Milletvekili Adem Yıldırım, 27’inci yılında 28 Şubat postmodern darbesini eleştirdi.

AK Parti milletvekilleri, Meclis’te basın toplantısı düzenledi.

AK Parti Amasya Milletvekili Çilez, 28 Şubat’ın, ülke demokrasi tarihinin kara lekesi ve Türkiye’nin ayağına vurulan pranga olduğunu söyleyerek, 28 Şubat’ı gerçekleştiren vesayet odaklarının, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yok edildiğini belirtti.

Çilez, “Vesayetçi odaklar, Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin uygulanmasıyla birlikte tarihin çöplüğünde kendi yerini bulmuştur. Vesayet Türkiye’de kalkmıştır. Yeni vesayet odaklarının ortaya çıkmaması için demokrasimizi geliştirmek ve güçlendirmek, hepimizin birinci derece sorumluluğudur.” diye konuştu.

Eski Başbakanlarda Necmettin Erbakan’ı rahmetle anan Çilez, “28 Şubat’ta, darbenin birinci mağduru Erbakan Hocamızın şahsiyetinde milletin kendisi olmuştur. Erbakan Hocamızı boncuk boncuk terletenlerle bugün onun yolunda olduğunu söyleyip Erbakan Hocamıza zulmedenlerle kol kola, kucak kucağa olanlar ibretlik olaydır. Genel Kuruldaki çalışmalarda bunu her an yaşıyoruz. O da Erbakan Hocanın izinde giden, onun fikirlerini ve hayallerini bugün bir bir hayata geçiren kadrolar olarak bizleri kahretmektedir.” ifadelerini kullandı.

“81 yıl sonra seçilme hakkını elde eden kadın milletvekilleri var”

AK Parti Bursa Milletvekili Gözgeç, 27 yıl önce millet iradesine, milletin değerlerine, inancına darbe yapıldığını, sözde irtica tehdidi adı altında millet iradesinin yok sayıldığını dile getirdi.

Gözgeç, 28 Şubat sürecinde eğitim almak isteyen kız çocuklarının okulların kapısından kovulduğunu, mesleğini icra etmek ve bu ülkeye hizmet etmek isteyen öğretmenlerin, avukatların, doktorların ve memurların adeta yaşamdan kovulduğunu ifade etti.

Milletin oyu ile seçilen milletvekiline sırf başörtülü olduğu için Meclis’te had bildirilmek istendiğini belirten Gözgeç, şunları kaydetti:

“Tüm bu acılar yaşanırken dahi, üniversite kapısından kovulurken, başörtümüz başımızdan çekilirken, binbir emekle elde ettiğimiz mesleğimiz elimizden alınırken, maddi manevi psikolojik şiddete uğrarken sadece el ele tutuştuk. Bu ülkeye, millete hizmet etmek istiyoruz dedik. Çok şükür ki bugün Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde AK Parti ile başörtülü açık ayrımı yapılmaksızın, üniversitelerde ilimle uğraşan mühendis kızlarımız var. Teknolojide, eğitimde, ekonomide tarımda üreten ekonomiye değer katan kadınlar var. 81 yıl sonra hiçbir ayrımcılık olmaksızın seçilme hakkını elde eden kadın milletvekilleri var.”

“CHP Genel Başkanı hala 28 Şubat darbecilerinin tahliye edilmesi üzerinden konuşuyor”

AK Parti İstanbul Milletvekili Yıldırım da 28 Şubat’ta milletin iradesiyle vesayet odaklarının çarpıştığını, milletin merhum Necmettin Erbakan’ı tercih etmesini kabullenemeyen vesayet odaklarının darbe yaptığını anlattı. Refah ve Fazilet partilerinin kapatılmasına yönelik Anayasa Mahkemesi kararlarını, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin de onayladığını hatırlatan Yıldırım, bu bağlamda inanç hürriyetinden bahseden Avrupa’nın, vesayet odaklarından farklı davranmadığına işaret etti.

28 Şubat sürecinde ülkenin 381 milyar dolar zarara uğratıldığını, 6 milyon insanın fişlendiğini belirten Yıldırım, “Milletimiz, 3 Kasım 2002’de artık buna ‘Dur.’ dedi ve Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı seçti. Milletimiz 22 yıldır da Cumhurbaşkanı’mızın arkasında dimdik durmaktadır.” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in dünkü konuşmasına işaret eden Yıldırım, “CHP Genel Başkanı, hala 28 Şubat darbecilerinin tahliye edilmesi üzerinden konuşuyor. Başka mağdur insanlar var, onlarla ilgili bir kelime konuşuyor mu? 28 Şubat süreciyle alakalı neden sadece AK Parti’li milletvekilleri basın toplantısı yapıyor? Hepimiz yapalım, çünkü bu darbe tüm millete yapılmıştır.” şeklinde konuştu.

AK Parti’li Yıldırım, 28 Şubat darbesinin sona erdiğini ancak bu zihniyetin henüz bitmediğini de dile getirerek, “Hala o zihniyet kenarda kendisini uykuda göstermeye çalışıyor, bunun temsilciliğini de maalesef CHP yapıyor. Sayın Kılıçdaroğlu döneminde ‘Mağdur ettiğimiz kesimle barışmak istiyoruz.’ diye dil ucuyla söylemek istediler ama bu dil ucuyla söylenecek bir şey değil. Sanatçı, yazar-çizer ve medya kesimine varıncaya kadar CHP, bu darbeci ve vesayetçilerin arkasında durmaktan, gölgesinde yaşamaktan vazgeçmeli. Çıkacaklar milletten açıkça özür dileyecek ve helallik isteyecekler. Başka türlü bu darbecilerin yaklaşımından kendisini arındıramaz.” ifadelerini kullandı.

Yıldırım, eski Başbakanlardan Necmettin Erbakan’ı da rahmetle andı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-milletvekilleri-28-subat-darbesini-elestirdi/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: Bugün yargımız her zamankinden daha bağımsız ve tarafsızdır https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-bugun-yargimiz-her-zamankinden-daha-bagimsiz-ve-tarafsizdir/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-bugun-yargimiz-her-zamankinden-daha-bagimsiz-ve-tarafsizdir/#respond Thu, 29 Feb 2024 22:15:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13303 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Bugün Türk yargısıyla ilgili laf edenler, ‘Yargı bağımsız, tarafsız değil’ diyenler aslında 27 Mayısların, 12 Eylüllerin, 28 Şubatların yargısını özleyenler. Tüm açıklığıyla söyleyebiliriz ki bugün yargımız her zamankinden daha bağımsız ve tarafsızdır.” dedi.

İstanbul 2 Nolu Barosu tarafından İstanbul Üniversitesi (İÜ) Doktora Salonu’nda düzenlenen “28 Şubat Sempozyumu”nda konuşan Tunç, demokrasiye kara lekenin çalındığı 28 Şubat darbesinin 27. yıl dönümünde bu sempozyumu düzenleyenlere teşekkür etti.

Tunç, 1995 seçimlerinde birinci çıkan Refah Partisi Hükümetinin daha ilk yıllarında, sürekli irtica tehlikesinin pompalanmaya başlandığını, 28 Şubat 1997’de ise toplanan Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) 18 maddelik bir bildiri yayımladığını hatırlattı.

1990’lı yıllardan 2000’lerin başına kadar parlamenter sistemdeki koalisyonların, siyasi krizlerin yol açtığı bunalımlı yıllar olarak tarihe geçtiğini kaydeden Tunç, “O günleri yaşadı bu ülke. Şimdi hatırladığımız zaman ne kadar çirkin, ne kadar kötü, ne kadar demokrasi düşmanlığı yapıldığını hafızalarımızı tazelediğimizde görüyoruz.” ifadesini kullandı.

“15 Temmuz’da milletimiz meydanlara inmeseydi yine ülkemizin önü kesilecekti”

Kendisinin de 1990’lı yıllarda İstanbul Üniversitesi’nde öğrenci olduğunu belirten Tunç, o dönem başörtülü kız arkadaşlarının derslere alınmadığını anlattı.

Vesayetçi anlayışın hem demokrasiye hem milli iradeye hem de ekonomiye zararının olduğunu vurgulayan Tunç, darbenin yüz kızartıcı bir suç ve milli irade hırsızlığı olduğunu, Türk Ceza Kanunu’nda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiğini kaydetti.

Tunç, 12 Eylül ve 28 Şubat darbelerini yapanların yargı önüne çıktığını ve hesap verdiklerini hatırlatarak, “Aslolan bu süreçleri çocuklarımızın, gençlerimizin bir daha yaşamaması. Bunun için neler yapıyoruz, önemli olan bu.” dedi.

Bu ülkede bir daha darbe olmasın, milli irade hırsızları sahneye çıkamasın diye çok önemli yapısal dönüşümleri gerçekleştirdiklerini kaydeden Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunu, Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği ve kararlılığı sayesinde siyasetçilerimizin, parlamentomuzun yoğun çalışması ve milletimizin yoğun desteği sayesinde gerçekleştirdik. Milletimizin destekleri olmasaydı, o referandumlarla anayasa değişikliklerine ‘evet’ dememiş olsalardı bunları gerçekleştiremezdik. 15 Temmuz’da milletimiz meydanlara inmeseydi yine ülkemizin önü kesilecekti. O nedenle biz milletimize şükran borçluyuz. Milletimiz için ne yapsak azdır. Ülkemizin geleceği için, özellikle bundan sonra demokrasi dışı müdahalelerin olmaması için gerekli yapısal dönüşümleri, anayasamızda sessiz devrim diyebileceğiniz şekilde gerçekleştirdik.”

“Anayasa’da temel hak ve özgürlükleri genişleten önemli düzenlemeler yaptık”

Tunç, Anayasa’da temel hak ve özgürlükleri genişleten, hak arama yollarını arttıran önemli düzenlemeler yaptıklarını, darbelere gerekçe gösterilen yasa maddelerini ve uygulamaları kaldırdıklarını söyledi.

Milli Güvenlik Kurulu’nu ve Yüksek Askeri Şura’yı, yapısını sivilleştirip demokratik hukuk devleti ilkesine uygun hale getirdiklerini hatırlatan Tunç, Devlet Güvenlik Mahkemelerini kaldırdıklarını aktardı.

Bakan Tunç, özel yetkili mahkemeler, Hakimler ve Savcılar Kurulu ile Anayasa Mahkemesinin yapısının daha demokratik, hukuk devleti ilkelerine uygun hale getirilmesi gibi önemli yapısal düzenlemeleri gerçekleştirdiklerini dile getirdi.

Tunç, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş gibi, özellikle halkın doğrudan doğruya yürütmeyi ve cumhurbaşkanını belirlediği bir sisteme geçerek, Cumhuriyet rejimini ve demokrasiyi güçlendiren bir yönetim sistemine de adım attıklarını vurguladı.

Fazilet Partisinde ilçe başkan yardımcısı olduğu dönemde “Başörtüsüne özgürlük” diye bir metin imzaladıklarını anlatan Tunç, o zamanki İstanbul Barosunun isimlerini ve adreslerini bildirmesi üzerine Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılandıklarını dile getirdi. Tunç, Türk Ceza Kanunu’nda yer alan 312. maddenin suç olmaktan çıkarılması üzerine, o davanın ortadan kalktığını anımsattı.

“Darbecilere anayasa hazırlayan anayasa hukukçularını gördük”

Adalet Bakanı Tunç, “Özellikle vesayetçi-darbeci anlayışının kök saldığı en önemli kurumlardan birisi de yargımızdı. Türk hukuk tarihine baktığımız zaman özellikle 60 darbesi sonrası maalesef o günkü yargı mensupları darbecilerin yanında durdu, darbe mağdurlarını idama mahkum etti. Darbecileri ise baş tacı etti ve onları korudu. Darbecilere anayasa hazırlayan anayasa hukukçularını gördük.” ifadesini kullandı.

Sonrasında 12 Eylül 1980 darbesinin gerçekleştiğini aktaran Tunç, “Yine o günkü yargı, darbe mağdurlarını yargıladı. Yaşlarını büyüterek gençleri astılar ve darbecilerin yanında durdu, darbecilere destek verdi. 28 Şubat’a geldiğimizde Anayasa Mahkemesi Başkanı, Yargıtay Başkanı, Danıştay Başkanı, bütün yüksek mahkeme başkanları ve daire başkanlarını alıp doğru Genelkurmaya götürdüler, askerlerin karşısında hazır ola geçirttiler.” diye konuştu.

“Demokratik, sivil bir anayasayı milletimize olan borcumuzu yerine getirerek inşallah sağlayacağız”

Adalet Bakanı Tunç, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında ise Türkiye Cumhuriyeti Devleti savcılarının adliyelere koşarak darbeciler hakkında gözaltı ve yakalama kararları çıkardığını vurguladı.

Millet meydanlarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile beraber darbecilere karşı koyarken Türk yargısının da adliyelerde darbecileri soruşturmak için mücadele ettiğini kaydeden Tunç, şunları paylaştı:

“Bugün Türk yargısıyla ilgili laf edenler, ‘Yargı bağımsız, tarafsız değil’ diyenler aslında o 27 Mayısların, 12 Eylüllerin, 28 Şubatların yargısını özleyenler. Tüm açıklığıyla söyleyebiliriz ki bugün yargımız her zamankinden daha bağımsız ve tarafsızdır. Darbeciden hesap sormaktadır. Bundan sonra da eğer böyle bir tehlike karşısında, böyle bir şeyi aklından geçirenlerle ilgili de zaten teyakkuzdadır. 28 Şubatları bundan sonra yaşamamak için elbette ki bu önemli günlerle hafızalarımızı tazeleyeceğiz ama bu yapısal dönüşümlerin daha kalıcı olması için de inşallah yeni, demokratik, sivil bir anayasayı, milletimize olan borcumuzu yerine getirerek inşallah sağlayacağız.”

Tunç, 28 Şubat sürecinde yüz binlerce insanın fişlendiğini belirterek, demokrasi dışı müdahalelerin bir daha gerçekleşmeyeceği bir ülkeyi 2000’li yıllarda yapısal dönüşümle sağladıklarını ifade etti.

“Darbe yapan bütün darbeciler yargılandı”

İstanbul 2 Nolu Barosu Başkanı Yasin Şamlı ise her darbenin milletin bilimsel, teknolojik, ekonomik ve askeri alanda, her türlü gelişmesine engel olmak amacıyla yapıldığını anlattı.

Şamlı, 28 Şubat sürecinde başörtülü öğrencilerin ve memurların tamamının kurumlardan atıldığını belirterek, “Bütün vakıf ve dernekler hakkında kapatma davaları açıldı. O günün sözüm ona hukukçularına göre Müslüman kadının örtüneceği tek yer evleri olarak kalıyordu.” ifadesini kullandı.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, bütün darbecilerin yargılandığını aktaran Şamlı, “2012’de 12 Eylül darbecileri yargılanmaya başlandı. 2013’te 28 Şubat postmodern darbecileri yargılanmaya başladı. 2016’da 15 Temmuz darbecileri yargılandı ve gerekli cezaları aldılar.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-bugun-yargimiz-her-zamankinden-daha-bagimsiz-ve-tarafsizdir/feed/ 0
AK Parti Teşkilatları 28 Şubat Darbesine İlişkin Açıklama Yaptı https://www.haber60.com.tr/ak-parti-teskilatlari-28-subat-darbesine-iliskin-aciklama-yapti/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-teskilatlari-28-subat-darbesine-iliskin-aciklama-yapti/#respond Wed, 28 Feb 2024 23:57:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13218 Van, Muş, Bitlis ve Hakkari’de, AK Parti Teşkilatları, 28 Şubat darbesine ilişkin açıklama yaptı.

AK Parti Van İl Başkan Yardımcısı Esra Bakan, AK Parti Seçim Ofisi önünde yaptığı açıklamada, 28 Şubat darbesinin insanlık tarihine kara bir leke olarak geçtiğini söyledi.

Failleri tarafından “Bin yıl sürecek” yaklaşımı ile savunulan karanlık girişimin on yıl bile sürmemesinin vesayetçilerin hukuksuzluğunun, kirli hesaplarının net bir göstergesi olduğunu belirten Bakan, şöyle devam etti:

“Türkiye’ye sözde ayar vermeye kalkan, milletimizin elinden geleceğini, haklarını ve huzurunu alan karanlık darbe dönemleri, milletimizin 15 Temmuz gecesi verdiği mücadele ile bir daha yaşanmamak üzere tarihe gömüldü. Milletimizden aldığımız güç ve tarihin bize yüklediği sorumluluk ile millet iradesini egemen kılma, büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa etme mücadelemize kararlılıkla devam ediyoruz.”

Muş

AK Parti Muş İl Başkanı Melik Emre, partililerde Göletli Park’ta yaptığı açıklamada, yaşanan darbe süreciyle İslami kimliğe sahip olan toplumun büyük kesiminin kısıtlandığını belirtti.

Kızlar üniversitelere başörtüleri ile giremedi, kılık kıyafetleri nedeniyle gençlerin eğitim haklarından mahrum bırakıldığını anımsatan Emre, şunları kaydetti:

“Katsayı adaletsizliğiyle gençlerin istedikleri okulda eğitim almalarının önü kapatıldı. Kamu görevlileri eşleri başörtülü olduğu için fişlendi. Türkiye’ye sözde ayar vermeye kalkan, milletimizin elinden geleceğini, haklarını ve huzurunu alan karanlık darbe dönemleri, milletimizin 15 Temmuz gecesi verdiği mücadele ile bir daha yaşanmamak üzere tarihe gömüldü. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında, Türkiye Yüzyılı yolunda daha emin adımlarla yürüyor, 21 yıldır her şartta ve koşulda darbeler karşısında yanımızda olan milletimize şükranlarımızı sunuyoruz.”

Açıklamaya, Muş Belediye Başkanı Feyat Asya ve partililer katıldı.

Bitlis

AK Parti Bitlis İl Başkan Yardımcısı Neşe Yüksel, insanlık onuruna, akıl ve mantık ilkelerine deli gömleği giydirmek üzere gerçekleştirilen 28 Şubat darbesinin insanlık tarihine kara bir leke olarak geçtiğini ifade etti.

28 Şubat’ta siyasete, demokrasiye ve insan haklarına balans ayarı vermeye çalışanların, kısa sürede milletin balans ayarına uğradığını kaydeden Yüksel, Türkiye’ye sözde ayar vermeye kalkan, milletin elinden geleceğini, haklarını ve huzurunu alan karanlık darbe dönemlerinin, milletin 15 Temmuz gecesi verdiği mücadeleyle bir daha yaşanmamak üzere tarihe gömüldüğünü kaydetti.

Hakkari

AK Parti Hakkari İl Başkan Yardımcısı Hacı Nuri Gür, yaşanan darbe süreci ile İslami kimliğe sahip olan toplumun büyük bir kesiminin türlü yollarla kısıtlandığını söyledi.

Kızlar üniversitelere başörtüleriyle giremediğini, kılık kıyafetleri nedeniyle gençlerin eğitim haklarından mahrum bırakıldığını aktaran Gür, “Siyasi görüş ve inancından dolayı insanların çalışma, eğitim, ibadet, düşünce ve ifade özgürlükleri gibi temel hakları engellendi. Ülkesi için, milleti için çalışan ve üreten sermaye dahi ‘yeşil sermeye’ adı altında kategorize edildi, ötekileştirildi. Türkiye’ye sözde ayar vermeye kalkan, milletimizin elinden geleceğini, haklarını ve huzurunu alan karanlık darbe dönemleri, milletimizin 15 Temmuz gecesi verdiği mücadele ile bir daha yaşanmamak üzere tarihe gömüldü.”

Basın açıklamasına İl Başkanı Avukat Zeydin Kaya, Merkez İlçe Başkanı Cumhur Demir, İl Gençlik Kolları Başkanı Kenan Beyter ve partililer katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-teskilatlari-28-subat-darbesine-iliskin-aciklama-yapti/feed/ 0
Eğitim-Bir-Sen Manisa Şube Başkanı: 28 Şubat mağduriyetlerinin giderilmesi gerekmektedir https://www.haber60.com.tr/egitim-bir-sen-manisa-sube-baskani-28-subat-magduriyetlerinin-giderilmesi-gerekmektedir/ https://www.haber60.com.tr/egitim-bir-sen-manisa-sube-baskani-28-subat-magduriyetlerinin-giderilmesi-gerekmektedir/#respond Wed, 28 Feb 2024 23:12:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13178 Eğitim-Bir-Sen Manisa 1 No’lu Şube Başkanı Halil Kallat, 28 Şubat post modern darbenin 27. yılı dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Milletimiz 28 Şubatçıları ebedi yok oluşa ve aşağılanmaya mahküm etti ancak hala 28 Şubat mağduru insanların olması, millet vicdanını yaralamaktadır. Gecikmiş de olsa, adaletin tecellisi için mezkür mağduriyetlerin mutlaka giderilmesi gerekmektedir.” dedi.

Eğitim-Bir-Sen Manisa 1 No’lu Şube Başkanı Halil Kallat, “27 yıl önce, 28 Şubat’ta, hiçbir zaman demokratik yolla iktidara gelemeyen vesayet örgüt ve odaklarının, demokrasiyi, kanunu, hakkı, hukuku, teamülü, meşruiyeti, görgüyü, nezaketi, insaniyeti çiğneyip, milletin hür iradesiyle seçilmiş hükümetine karşı, silah ve zor kullanarak ahlaksızca, kabaca, pervasızca, saygısızca yaptıkları darbeyi, asla unutmadık, unutmayacağız. 28 Şubat, Washington’da ‘bizim çocuklar’ diye kodlanan Siyonist ihanet şebekesinin, beynelmilel millet düşmanları ile müştereken, ‘bin yıllık’ temel değerlerimizi bütünüyle çökertmek amacıyla yaptıkları organize bir yıkım operasyonudur. Milli iradenin idareye dönüşerek ekonomide, yönetimde, demokraside, toplumsal barışta, gelir dağılımında iyileşmelerin başladığı bir dönemde, Türkiye’nin yolu kapatılmak, yürüyüşü engellenmek istenmiştir. Ülkesi, devleti, milleti ile Türkiye’nin kendi dünyasına ve değerlerine dönmesinden, kendi zemininde, kendi tarihi ve hayati amaçlarına yönelmesinden rahatsız olan vesayet odakları, asker, yargı, siyaset, medya, iş çevreleri ve kimi sözde sivil toplumdaki iş birlikçileri ile bir dizi yasa dışı ve gayrimeşru uygulamayı zorbaca devreye soktular. 28 Şubat siyasi iradeyle birlikte Türkiye’nin ekonomik birikimlerine, yaşama heyecanına, inanç değerlerine, demokrasi irade ve talebine, eğitime, sağlığa, özgür basına, haber alma özgürlüğüne, aşımıza, ekmeğimize, emeğimize, geleceğimize yapılmış bir darbedir. Milletimiz, sabrı, feraseti, dirayeti ile ‘bin yıl süreceği’ iddia edilen zalim kuşatmanın zincirlerini kısa zamanda kırmış, faillerinin boynuna dolamıştır. Medeniyet değerlerine, milli iradeye suikast yapmak isteyenler, bin yıllık köklü irfan ve geleneğin yenilenen şuuru, asil duruşu ve sakin öfkesi karşısında 3-5 yıl içinde darmadağın olmuş, tarihin çöplüğüne süpürülmüştür. Ruhunu, vicdanını kanattıkları insanımızın lanetine müstahak olanların yarınları olamaz, olmamıştır. Nitekim darbeciler çok geçmeden yargılanmış, çetenin elebaşlarının rütbeleri sökülmüş, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almışlardır. Ancak anlaşılmaz bir çelişki olarak hala 28 Şubat mağduru insanların olması, millet vicdanını yaralamaktadır. Gecikmiş de olsa, adaletin tecellisi için mezkür mağduriyetlerin mutlaka giderilmesi gerekmektedir.” dedi.

“Ne biz ne millet ne de tarih unutacak”

Zorbalığın egemen olmak istediği o zor zamanlarda, aralarında sözde hak ve özgürlük mücadelesi verdiklerini söyleyen kimi sözde sendikaların darbecilere fiili destek vermesinin millet vicdanında derin yara açtığına dikkat çeken Kallat, “Benzer tezgahı daha sonraları ‘Ulusal Birlik Hareketi Platformu’ adıyla tertip eden sözde sendikacılık anlayışı, milletin özgür irade ve demokratik haklarını gasp edenlerle doğrudan iş birliği yaparak var olmaya çalışmakla, sivil toplum örgütlenmesinin de sendikal faaliyetlerin de yüz karası olmuştur. Eğitim-Bir-Sen, kurulduğundan bu yana, ülke ve millet geleceğinin tehlikeye girdiği her dönemde, varlık amacını baskıya, yasaklara, haksızlığa tavizsiz karşı koyarak tahkim etmiş, her türlü riski göğüsleyerek direnmiştir. 15 Temmuz’da olduğu gibi vatan ve millete bağlılığımızı sözde değil, özde kanıtlamış bir teşkilat olarak, bundan böyle adını bile duymaya tahammül edemediğimiz darbe girişimleri, en amansız, daha kesin, daha keskin bir direnişle karşılarında önce bizi bulacaktır. Milletimiz, darbecileri fiilen yargılayıp mahküm ederek özgürlük ve demokrasi tutkusunu, hak edilerek kazanılmış gerçek değere dönüştürmüştür. Direnerek darbeleri tarihin karanlığına gömen iradenin ürettiği değerler, bilgide, eğitimde, sanatta, sosyal dayanışmada, demokrasi kültüründe, milli hassasiyetlerde, öz güven artırmada yüksek bir bilinç ve eylem kültürü ile kökleşmeli, kalıcı olmalıdır. Hayat içinde canlı etki ve sonuçları ile bu bilinci üretemezsek, darbeleri püskürten, istiklali tesis eden irade, istikbali tesis edecek idareye dönüşemez. Eğitim-Bir-Sen olarak, darbelere alkış tutanları ve destek verenleri, söylem, eylem ve hatırlatmalarımızla ne biz ne millet ne de tarih unutacak, affedecektir. Bundan böyle bir daha böyle meşum günlerin yaşanmaması; daha özgür, daha aydınlık, daha müreffeh yarınlar için omuz omuza vermeliyiz.” diye konuştu. – MANİSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/egitim-bir-sen-manisa-sube-baskani-28-subat-magduriyetlerinin-giderilmesi-gerekmektedir/feed/ 0
GÖRÜŞ- Postmodern değil gerçek bir darbe: 28 Şubat https://www.haber60.com.tr/gorus-postmodern-degil-gercek-bir-darbe-28-subat/ https://www.haber60.com.tr/gorus-postmodern-degil-gercek-bir-darbe-28-subat/#respond Wed, 28 Feb 2024 22:21:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13130 Gazeteci Meryem İlayda Atlas, “28 Şubat darbesi”nin Türk demokrasisini ve toplum dinamiklerini nasıl etkilediğini AA Analiz için kaleme aldı.

***

Türk siyasi hayatında önemli bir kırılma noktası olarak 28 Şubat darbesi, başörtüsü yasağının, katsayı uygulamasının, muhafazakar iş insanlarına yönelik baskıların, neredeyse toplumun her kesimine verilen askeri brifinglerin bin yıl sürecek söyleminin miladıydı. 28 Şubat süreci, gönüllü işbirlikçiler ve medya eliyle demokrasimize önemli hasarlar veren kutuplaşmalar ve nefret söylemlerini zerk etti. 28 Şubat’ta derinleşen laik-şeriatçı tartışması zaman zaman hala ülkenin gündemini işgal ediyor. Kimi çevrelerce hala başörtüsü-türban ayrımı yapılıyor. Hatta 28 Şubat bir darbe olarak sadece muhafazakarları ilgilendiren bir konu olmalıymış gibi, bazı çevreler bu darbenin anlatılmasından, konuşulmasından dahi rahatsız oluyor. 28 Şubat gündem olduğunda “Yine mi mağduriyet?”, “Sorunlar çözülmedi mi?” tarzında yaklaşımlarla toplumsal muhasebenin de önüne geçilmek isteniyor.

28 Şubat’ın aktörleri

Bu muhasebenin asıl muhatabı, elbette 4 Şubat 1997’de Sincan’da tankların yürütülmesi ile başlayan süreçten sorumlu ve o dönemde siyasetin üzerinde önemli bir vesayet kurumu olan ordu mensuplarıdır. Diğer sorumlular arasında başta üniversite rektörleri, savcılar, yüksek mahkeme mensupları, bürokratlar, üniversite hocaları gibi 28 Şubat döneminde topluma karşı hizmet görevini belli bir kesime zorbalık etmek üzerinden icra eden devlet memurları geliyor. Bu aktörlerin elini rahatlatan, onlara adeta yol açıp algıyı yöneten 28 Şubat medyası da darbeci zihniyetle beraber anılıyor. Bütün bu aktörlerin yanında devletçi-seçkinci refleksleri ve indirgemeci tavırları ile her konuda mutlak bir Batıcılığı benimsemiş, kendisini Türk halkından üstün ve ayrıcalıklı kabul eden bir zümre de onlara eşlik ediyor. Toplumun geniş bir kesimini kutuplaştıran 28 Şubat darbesine gönülden destek veren bu zümrenin en belirgin muhatabı ise maalesef sokakta ve medyada genellikle daha kolay hedef olabilen başörtülülerdi. Bazı örnekleri hatırlamak gerekirse, İstanbul Üniversitesinde uygulanan, başörtülü öğrencilere karşı psikolojik bir işkence metodu olan ikna odaları, Nur Serter’in projesi olarak hayata geçmişti. Nur Serter, daha sonra ana muhalefet partisi CHP’den iki dönem milletvekilliği yaptı ve kutuplaştırıcı söylemlerine Meclis çatısı altında devam etti. O dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel başörtülülerin Suudi Arabistan’a gitmesi gerektiğini söylerken, Siyaset Meydanı, A Takımı gibi o dönemin önemli tartışma programlarına çıkan konuşmacılar sık sık başörtülüleri hedef alıyor ve belli menfaatler çerçevesinde başörtüsü taktıklarını dile getirip “İrancılıkla” ve “tarikatçılıkla” suçluyorlardı. CHP’li Canan Arıtman ise Sümerlerde “fahişe” rahiplerin örtündüğünü söylemişti ve bu argüman uzun süre başörtüsü takan bireylere karşı bir suçlama halini aldı. O yıllarda başörtüsü ve türban ayrımı ortaya atılarak, Anadolu’nun başı yazmalı kadınlarının “başörtülü”, üniversitedeki kadınların ise siyasal bir simge olan “türbanlı” olduğu iddia edildi. “Türban siyasal simgedir.” argümanı uzun yıllar Türkiye’nin gündemini meşgul etti.

Gerçekten de postmodern bir darbe mi?

On yıllardır 28 Şubat üzerine yorumlar, çerçevelendirmeler, tanımlamalar içeren bir düşünce pratiği içindeyiz. 28 Şubat neden meydana geldi, sebepleri, sonuçları nelerdi, hangi uluslararası bağlamda ortaya çıktı? Bu tanımlamalardan en yaygın kabul göreni ise 28 Şubat’ın postmodern bir darbe olduğudur. Bu tanım literatüre de geçmiş ve epey kabul görmüştür. Baudrillard, Foucault, Derrida, Lacan gibi düşünürlerin öncülüğünde bir modernizm-modernite-modernlik tartışması ve bir anlamda eleştirisi olan postmodernizm, 20. yüzyılın düşünce akımları içinde kendine has bir yere ve olumlu bir algıya sahiptir. 28 Şubat’ın ise postmodern bir darbe olmasının bu bağlamda bir karşılığı yoktur. Bu, seçilmiş hükümetlere karşı onları destekleyenlerin bastırılması ve cezalandırılması yoluyla anayasal düzene müdahaledir. 28 Şubat darbe gibi bir darbedir. 1980 darbesinin yıkıcılığına sahip olmamasının sebebi, 28 Şubat’ın muhatabı olan kitlelerin 80 darbesinin muhatabı olan kitlelerden “şiddetin kullanımı açısından” farklılığı olabilir. 28 Şubat’ın faaliyet alanı olan “engellemek, yasaklamak, kamusal görünürlüğü yok etmek” gibi fiiller “postmodern” falan değildir. Tam tersine 28 Şubat’ın yaptığı uygulamalara bakılırsa rijit modernleşmeci, aşırı pozitivist, patriarkal ve indirgemeci olduğu apaçıktır. Bu uygulamalar devlet söylemi üzerinden büyük bir seçkinci anlatı kurar ve bu hali ile büyük anlatılara karşı çıkan postmodernite ile uzaktan yakından ilgisi yoktur. Postmodern darbe, kelimenin teori içindeki yerini ve anlamını bilmeyenler için bir hoşluk barındırırken, aslında bağlam itibarıyla da bir relativite barındırarak bizleri “sana göre, bana göre” gibi muğlak bir tanıma da sevk ediyor. Meseleyi olduğundan hafife indirgiyor. Halbuki 28 Şubat da tıpkı kendinden önceki darbeler gibi Türk demokrasisine büyük bir hasar vererek birkaç kuşak devam edebilecek önemli bir kırılmaya sebep oldu. Üstüne üstlük yasaklar ve engellemeler kaldırılmış olsa da o dönemde kullanılan itibarsızlaştırıcı ve kutuplaştırıcı dil bugünlere miras kaldı. Bu kutuplaştırıcı dil ise toplumsal birlikteliğin önündeki en büyük engellerden biri olmaya devam ediyor.

[Meryem İlayda Atlas, gazetecidir.]

Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

]]>
https://www.haber60.com.tr/gorus-postmodern-degil-gercek-bir-darbe-28-subat/feed/ 0
AK Parti Bursa İl Başkanı 28 Şubat Darbesini Kınadı https://www.haber60.com.tr/ak-parti-bursa-il-baskani-28-subat-darbesini-kinadi/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-bursa-il-baskani-28-subat-darbesini-kinadi/#respond Wed, 28 Feb 2024 08:27:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13039 AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, millet iradesini yok sayan silahlı cuntanın 27 yıl önce gerçekleştirdiği 28 Şubat Post Modern Darbesini yayınladığı basın açıklaması ile kınadı.

Başkan Davut Gürkan açıklamasında; “28 Şubat’ta siyasete, demokrasiye ve insan haklarına “balans ayarı” vermeye çalışanlar, Aziz Milletimiz tarafından kısa sürede balans ayarına uğradılar. Milletimizden aldığımız güç ve tarihin bize yüklediği sorumluluk ile millet iradesini egemen kılma, büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa etme mücadelemize kararlılıkla devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“28 Şubat Darbesi kara bir lekedir”

28 Şubat 1997 darbesinin insan haklarına saldırı ve demokrasi düşmanlığının yıldönümü olduğuna dikkat çeken AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, “27 yıl önce silahlı cunta tarafından, sözde irtica tehdidi ile bütün bir ülkeyi çevrelemeye çalışmak, toplumun çeşitli kesimlerini vesayet ideolojisinin elinde rehin tutmak, insanlık onuruna, akıl ve mantık ilkelerine deli gömleği giydirmek üzere gerçekleştirilen 28 Şubat Darbesi insanlık tarihine kara bir leke olarak geçmiştir” diye konuştu.

Failleri tarafından “1000 yıl sürecek” yaklaşımı ile savunulan bu karanlık girişimin değil bin, on yıl bile sürememiş olmasının, vesayetçilerin hukuksuzluğunun, kirli hesaplarının net bir göstergesi olduğunu belirten Başkan Gürkan; “İslami kimliğe duydukları derin öfkeyi, sistematik ve kanun dışı vahşi bir militarist dayatma ile dışa vuran darbeciler, aldıkları anti-demokratik MGK kararları ile dönemin iktidarına darbe vurmuşlardı. Yaşanan darbe süreci ile birlikte İslami kimliğe sahip olan toplumun büyük bir kesimi türlü yollarla kısıtlandı. Genç kızlar üniversitelere başörtüleri ile giremedi, kılık-kıyafetleri nedeniyle gençler eğitim haklarından mahküm bırakılarak ikna odaları eliyle inançlarından vazgeçmeye zorlandılar. Katsayı adaletsizliğiyle gençlerin istedikleri okulda eğitim almalarının önü kapatıldı. Kamu görevlileri eşleri başörtülü olduğu için fişlendi. Siyasi görüş ve inancından dolayı insanların; çalışma, eğitim, ibadet, düşünce ve ifade özgürlükleri gibi temel hakları engellendi. Ülkesi için, milleti için çalışan ve üreten sermaye dahi “yeşil sermeye” adı altında kategorize edildi, ötekileştirilmiştir” dedi.

“Asıl balans ayarını milletimiz vermiştir”

Demokrasi ve insan haklarını, millet iradesini hiçe sayan darbeye en güzel cevabın, yine bu aziz millet tarafından verildiğine vurgu yapan AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan, “28 Şubat’ta siyasete, demokrasiye ve insan haklarına “balans ayarı” vermeye çalışanlar, Aziz Milletimiz tarafından kısa sürede balans ayarına uğradılar. Türkiye’ye sözde ayar vermeye kalkan, milletimizin elinden geleceğini, haklarını ve huzurunu alan karanlık darbe dönemleri, milletimizin 15 Temmuz gecesi verdiği mücadele ile bir daha yaşanmamak üzere tarihe gömüldü. Milletimizden aldığımız güç ve tarihin bize yüklediği sorumluluk ile millet iradesini egemen kılma, büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa etme mücadelemize kararlılıkla devam ediyoruz.

Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında, Türkiye Yüzyılı yolunda daha emin adımlarla yürüyor, 21 yıldır her şartta ve koşulda darbeler karşısında yanımızda olan milletimize şükranlarımızı sunuyoruz” ifadelerini kullandı. – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-bursa-il-baskani-28-subat-darbesini-kinadi/feed/ 0
İstanbul 2 Nolu Barosu Başkanı Yasin Şamlı, darbecilerin ayrı bir suçtan cezalandırılması önerisinde bulundu https://www.haber60.com.tr/istanbul-2-nolu-barosu-baskani-yasin-samli-darbecilerin-ayri-bir-suctan-cezalandirilmasi-onerisinde-bulundu/ https://www.haber60.com.tr/istanbul-2-nolu-barosu-baskani-yasin-samli-darbecilerin-ayri-bir-suctan-cezalandirilmasi-onerisinde-bulundu/#respond Tue, 27 Feb 2024 21:03:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12647 İstanbul 2 Nolu Barosu Başkanı Yasin Şamlı, darbecilerin, milletin silahını millete karşı kullandıkları için Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) yer alan “Anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs” suçundan değil, özel olarak ayrı bir maddede tanımlanan suçtan cezalandırılması önerisinde bulundu.

Yasin Şamlı, “postmodern darbe” olarak tanımlanan ve çok sayıda insanın mağdur olmasına neden olan 28 Şubat döneminde; mağdur kesimde yer alan başörtülü öğrenci, öğretmen ve ihraç edilen memurların avukatlığını yaptı.

Darbenin yıl dönümünde AA muhabirine açıklamalar yapan Şamlı, Türkiye’de milletin iradesiyle iktidara gelen kişilerin, iktidarı kullanıp milleti yönetmemesi için her 10 yılda bir darbe yapıldığınık, 28 Şubat postmodern darbesi öncesinde de iktidarın muktedir olma ihtimalinin görülmesi üzerine darbe gerçekleştirildiğini söyledi.

Bu postmodern darbenin başarıya ulaşmış bir darbe olduğunu belirten Şamlı, “28 Şubat sürecinin neticesinde iktidar düşürülmüştür. İktidarı, daha çok vesayet odakları, darbeciler ele geçirmiştir. Onların kararları icra edilmiştir o dönemde. Hükümete rağmen icra edilmiştir ve sonuç itibarıyla hükümet şeklen dahi varlığını devam ettirememiş ve Anayasa Mahkemesi, iktidar partisini kapatmıştır.” diye konuştu.

Süreçte sembol olarak “başörtüsü” özelinde bütün bir milletin mağdur edildiğini aktaran Şamlı, üniversitelerde başörtülü öğrencilerin ve öğretmenlerin okullardan atıldığı, kamuda çalışan memurların, orduda eşi başörtülü olan veya namaz kılan personelin ve yurt dışında okuyan öğrencilerin denkliklerinin iptal edilip ihraç edildiğini hatırlattı.

Vakıf ve derneklerin kapatılması için davalar açıldığını, mütedeyyin kesimdeki iş insanlarının “yeşil sermaye” diye gruplandırılarak iflas etmeleri için uğraşıldığını vurgulayan Şamlı, “kamusal alan” kavramı adı altında, ev haricinde hastane, bahçe, park, sokak ve cadde gibi yerlerde başörtüsünün yasak olması gerektiğinin tartışıldığını kaydetti.

“Özgürlüklerin kısıtlanması korkunç boyutlara ulaşmıştı”

Tıp fakültesini bitiren başörtülü bir öğrencinin diplomasını almak için okuluna giremediğini, Çapa Tıp Fakültesi Hastanesinde 71 yaşındaki Medine Bircan’ın başörtülü olduğu için tedavisinin yapılmadığını anlatan Şamlı, “Özgürlüklerin kısıtlanması, hakların ihlal edilmesi 28 Şubat postmodern darbesiyle korkunç boyutlara ulaşmıştı, zulüm boyutlarına ulaşmıştı.” dedi.

Şamlı, darbe dönemlerinde yaşananları gençlere anlatmanın zorluklarına dair, “Şu anda gençlerin birçoğuna bunları anlatmak mümkün değil. Çünkü onlar böyle zamanları hiç görmediler. Türkiye’nin gündemini siyasilerin değil de askerlerin belirlediğini, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararlarının belirlediğini bilmiyorlar ama o günlerde maalesef böyleydi. Türkiye gündemini takip etmek isteyenler, ülkede yakın gelecekte neler olacağını merak edenler, siyasilerin değil tam aksine askerlerin söylediklerine bakıyorlardı. Çünkü gündemi maalesef onlar belirliyordu.” ifadelerini kullandı.

“Amaç, Türkiye’nin her alanda gelişmesinin önünü kapatmaktı”

Türkiye’de her 10 yılda bir yapılan darbelerin arkasında emperyalistlerin bulunduğu ve darbelerle ülkenin gelişmesinin önlenmesinin amaçlandığı değerlendirmesini yapan Şamlı, “28 Şubat postmodern darbesinin amacı da tam buydu. Türkiye’nin her alanda gelişmesinin önünü kapatmaktı. Bu görüşümü şu şekilde test edebilirsiniz; 15 Temmuz’da darbelerin başarısız olacağı ortaya çıkıp vesayet odakları tek tek temizlenmeye başlandıktan sonra Türkiye’deki her türlü gelişmenin önünün açıldığını görürsünüz.” diye konuştu.

Üniversite, bilim, teknoloji ve savunma sanayisi alanında çok ciddi hamlelerin yapıldığına işaret eden Şamlı, milli muharip uçağı KAAN’ı örnek göstererek, Türkiye’nin dünyadaki ilk 4 ülkenin arasına girdiğini ve darbeler olmasa, bu uçağın yıllar önce yapılabileceğini söyledi.

Yasin Şamlı, “Bu teknolojik gelişmelerin darbe dönemlerinde yapılması asla mümkün olmazdı. Türkiye Cumhuriyeti tarihi bunun bir yazılı delilidir. Olmadı. Ne zamanki vesayet odakları ortadan kaldırıldı, bu gelişmelerin önü açıldı ve bu gelişmeler sağlandı.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de son 20-30 yılda çok ciddi gelişmeler yaşandığını, bunlardan bir tanesinin de darbecilerin yargılanması olduğunu kaydeden Şamlı, 1980 darbesi, 28 Şubat postmodern darbesi ve 15 Temmuz darbe girişiminde darbecilerin yargılandığını hatırlattı. Ancak 1960 darbecilerinin hayatta olmamaları nedeniyle yargılanamadığını ve darbeden sonra kurulan Yassıada Mahkemesi’nin bütün kararlarının hukuka aykırı olduğunun bir kanunla tespit edildiğini dile getiren Şamlı, darbecilerin yargılanmasının, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir dönüm noktası olduğunu ve çok önemli bir gelişme olarak kayıtlara geçtiğini söyledi.

Başkan Şamlı, “Darbecilerin yaptıkları yanlarına kar kalmadı. Cezalarını aldılar, yargılandılar. Biz bunlara şahit olduk. Ben bu darbe davalarının birçoğunda bulundum. Onların yargılandığını görmek adalet açısından hakikaten mükemmel bir şeydi.” görüşünü paylaştı.

Darbelerde yargı kurumlarının konumuna işaret eden ve Türkiye’de yapılan bütün darbelerin kendini yargı eliyle tamamlattığına işaret eden Şamlı, “Eğer yargı mensupları, darbecileri desteklememiş olsa ya da darbecilerin istedikleri kararları vermemiş olsa darbenin, darbecilerin başarılı olması mümkün değildir.” dedi.

Yasin Şamlı, 28 Şubat sürecinde Anayasa Mahkemesi başta olmak üzere bütün yargı kurumlarının, darbecilerin istedikleri kararları verdiğini de hatırlattı.

“15 Temmuz, yargı açısından dönüm noktasıdır”

15 Temmuz darbe girişiminde ise yargının alkışlanacak bir tavır aldığını vurgulayan Şamlı, “Hukukçuya, hukukçulara yakışan bir tavır aldı. Daha darbe gecesi, darbeciler hakkında yakalama kararları çıkarıldı. Bu da Türkiye Cumhuriyeti tarihi açısından bir dönüm noktasıdır. Artık darbecilerin emirlerine kulak kesilen, onların dediklerini yapan, onların istedikleri gibi karar veren bir yargı yoktu. Tam aksine darbecileri yargılamayı, daha darbe gecesi hedefleyen ve buna ilişkin yakalama kararları çıkaran bir yargı vardı. Ben bu yargı mensuplarımızı, bu vesileyle tekrar tebrik ediyorum.” ifadelerini kullandı.

“O döneme baktığınız zaman şu dönem tam özgürlükler dönemi.” diyen Şamlı, günümüzde isteyen kişinin başını açabildiğine veya örtebildiğine, isteyenin istediği gibi giyinebildiğine ve kimsenin kıyafetine karışılmadığına işaret etti.

Şamlı, Türkiye’de darbecilerin ceza aldıkları Türk Ceza Kanunundaki (TCK) maddenin değişmesi gerektiği önerisinde bulunarak, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Darbe suçları, ceza kanununda ayrı bir madde olarak tanımlanmalıdır. Şu anda öyle değil. Darbeciler, ‘Anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs’ suçundan ceza alıyor. Esasen diğer örgütler de bu suçtan ceza alıyor. Diyelim ki 10-15 kişilik silahlı bir örgüt, ‘Anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüsten’ yargılanabiliyor. Bu silahlı örgüt, kendi silahlarını kendi temin ediyor ama darbecilerin konumları çok farklı. Çünkü darbeciler, bu milletin silahını, millete karşı kullanıyor ve silahları da milletin silahları. Yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin savaş uçakları, tankları ve askeriyede bulunan her türlü silah, darbecilerin suç aleti haline geliyor. Dolayısıyla TCK’da darbe suçunun, spesifik olarak ayrıca bir maddede tanımlanması ve bu suçlar açısından da zaman aşımının olmaması gerekiyor.”

“Milletimizin her yönüyle teyakkuzda olması gerekiyor”

15 Temmuz darbe girişiminin ardından darbecilerin ve onların arkasındaki emperyalistlerin, başka planlar uygulamaya başladıklarını da anlatan Şamlı, şunları kaydetti:

“Düşünülen darbelerin bir daha başarılamaması için milletimizin her yönüyle teyakkuzda olması gerekiyor. Birinci olarak seçeceği liderlerin bu dirayeti, bu cesareti gösterecek liderler olmasını gözetmesi gerekiyor. İkincisi de seçtiği liderin iradesinin her zaman arkasında kuvvetli bir şekilde durması gerekiyor. Bizim bu darbeleri unutmamamız ve unutturmamamız gerekiyor. Özellikle bu darbe dönemlerini, o dönemlerde yaşanmış zulümleri gören, şahit olan bizlerin bunları unutturmamamız gerekiyor. Bunu milletimiz için yapmamız gerekiyor. Ülkemizin gelişmesi için yapmamız gerekiyor. Milletimizin iradesinin iktidar olması için yapmamız gerekiyor. Özgürlüklerimize sahip çıkmamız için bunu yapmamız gerekiyor. Yani siyasetçiler belli bir dönem için seçilirler. Ondan sonra eğer milletimiz onların icraatlarını beğenmezse yeni dönemde seçmezler. Bu kadar basit. Ancak darbeciler böyle değil. Darbeciler, darbe yapıp iktidara geldikleri zaman istediklerinde giderler.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbul-2-nolu-barosu-baskani-yasin-samli-darbecilerin-ayri-bir-suctan-cezalandirilmasi-onerisinde-bulundu/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: 1982 Anayasası, yeni modern çağda o araçla gitmenin doğru olmadığını söylüyoruz https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-1982-anayasasi-yeni-modern-cagda-o-aracla-gitmenin-dogru-olmadigini-soyluyoruz/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-1982-anayasasi-yeni-modern-cagda-o-aracla-gitmenin-dogru-olmadigini-soyluyoruz/#respond Thu, 25 Jan 2024 21:21:18 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5003 ?Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 1982 Anayasası’nın, 82 model bir arabaya benzettiklerini belirterek, “Yeni modern çağda o araçla gitmenin doğru olmadığını hepimiz söylüyoruz.” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum başkanlığındaki “Yeni Anayasa Genel Değerlendirme Çalıştayı” Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapıldı.

Çalıştayın açılışında konuşan Tunç, Türkiye Yüzyılı’nın başlangıcında insan haklarına dayanan, hukukun üstünlüğünü esas alan, devletin görevlerini belirleyen ve insan onurunu koruyan yeni, demokratik, sivil, kuşatıcı bir anayasa yapma hedeflerinin olduğunu söyledi.

Siyasi düşüncesi ne olursa olsun herkesin TBMM’nin demokratik ve sivil bir anayasa yapma noktasında görüş birliği içinde bulunduğunu belirten Tunç, yeni anayasa yapılmasının milletvekillerinin millete borcu olduğunu ifade etti.

Tunç, anayasa tarihine bakıldığında, Türkiye’nin anayasal istikrarsızlık dönemlerini yaşadığının söylenebileceğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Anayasanın amacı insanın temel hak ve özgürlüklerini devlet iktidarı karşısında korumak. İnsan onurunu korumak için adaletin tecelli etmesi lazım. Adaletin tam anlamıyla tecelli etmesi için de hukuk devleti ön şart. Hukuk devletinin de ön şartı tarafsız ve bağımsız yargı. Tarafsız ve bağımsız yargının insan onurunu koruyabilmesi, insanı iktidar karşısında koruyabilmesi de önündeki uygulayacağı metne bağlı. O metin de en başta anayasa. Biz, tarafsız ve bağımsız yargının uygulayacağı, devletin bağlı olacağı anayasanın öncelikle insan onurunu korumasını esas almasını istiyoruz.”

Türk siyasi tarihinin her 10 yılda bir vesayet odaklarının, darbecilerin ve darbe heveslilerinin toplumda açtığı yaralarda dolu olduğuna dikkati çeken Tunç, bu dönemlerde yaşanan adaletten uzak yargılama süreçleri, işkence ve idamların zihinlere kazınmış birer acı hatıralar olduğunu dile getirdi.

“Türkiye’deki anayasalar çoğunlukla darbe ve darbe girişimlerinden doğdu”

Tunç, Türkiye’deki anayasaların çoğunlukla darbe ve darbe girişimlerinden doğduğunu ve darbecilerin zihnindeki vesayetin muhafazası için hazırlandığını vurgulayarak şöyle devam etti:

“Örneğin 27 Mayıs darbecilerinin hazırladığı 1961 Anayasası’nın temel vazifesi, darbeyi meşrulaştırmak ve milli iradeyi vesayet altına almaktı. Yine 12 Mart 1971’de sivil siyasetin aldığı darbe, dönemin anayasasına da yansıdı ve yapılan değişikliklerle siyasette vesayet adeta kurumsallaştı. Türkiye’nin on yıllar süren kayıp yıllarında gençlerimizin bir sağdan, bir soldan darağacına götürüldüğü, hukuk cinayetlerinin normal bir hal aldığı dönemin sonunda 1982 Anayasası ortaya çıktı. 1982 Anayasasının kodlarında millete güvensizlik, siyaset kurumunu itibarsızlaştırma ve vesayeti kökleştirip meşrulaştırma vardır.”

“Sivil ve demokratik bir anayasanın hazırlanması son derece elzem”

1961 ve 1982 Anayasalarının tarihe kara leke olarak geçen zulmün, baskının, acıların gölgesinde vesayetçi anlayışı muhafaza için kurgulandığını belirten Tunç, “O nedenle on yıllar boyunca toplumsal barış tesis edilememiş, vesayet odaklarının toplumumuzda açtığı derin yaralar kapanmamıştır. Hala yürürlükte olan 1982 Anayasası’nın yerine sivil ve demokratik bir anayasanın hazırlanması son derece elzemdir.” değerlendirmesinde bulundu.

“Anayasamız protez anayasaya dönüşmüş durumda”

Tunç, 177 maddeden oluşan Anayasa’da 19 kez değişiklik yapıldığına ve bu değişikliklerin 184 yerle ilgili olduğuna işaret ederek, şunları söyledi:

“Madde sayısından daha fazla bir değişiklik söz konusu oldu. Hem metin bakımından yeknesaklığın bozulduğunu görüyoruz hem de birilerine göre ‘yamalı bohçaya’ dönüştü, birilerine göre ‘delik deşik bir anayasa’ şeklindeki hak etmediğimiz birtakım eleştirilere de hep maruz kalıyoruz. Üstelik darbe ürünü olan bu Anayasa’da yapılan değişikliklere rağmen milli irade üzerindeki vesayet kalıntıları bir türlü tamamıyla silinemedi. Vesayetçi ruh azaltılmaya çalışıldı ama tamamen silindiğini söylemek mümkün değil.”

Vesayetçi ruhun maddelere kadar işlediğini ifade eden Tunç, şunları kaydetti:

“1982 Anayasamızı, 1980 darbesinin ardından yapılan 82 model bir arabaya benzetiyoruz ve bu süre içerisinde ihtiyaçlarımıza göre eski arabada çok sayıda parça değişiklikleri yaptık. Yeni modern çağda o araçla gitmenin doğru olmadığını hepimiz söylüyoruz. Bu Anayasamız adeta protez anayasaya da dönüşmüş durumda. 21 yılda gerçekleştirdiğimiz ve Anayasamızdaki vesayetçi ruhu azaltan düzenlemelere rağmen yeni bir anayasa istiyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-1982-anayasasi-yeni-modern-cagda-o-aracla-gitmenin-dogru-olmadigini-soyluyoruz/feed/ 0