Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminde şehit olan gençleri anmak amacıyla Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün İstanbul’da düzenlediği programa katıldı. Gençlerin milli ve manevi değerlerle bütünleşmesi, tarihini yakından tanıması ve 15 Temmuz darbe girişiminin izlerini unutmaması amacıyla her yıl düzenlenen anma programı, hain darbe girişiminin 8. yılında İstanbul Ataköy Uluslararası Gençlik Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Kuran-ı Kerim tilavetiyle başlayan programın açılış töreninde konuşan Bakan Dr. Osman Aşkın Bak, 15 Temmuz’un destansı bir mücadele olduğunu vurgulayarak “15 Temmuz bir destan, bu destanı yazan aziz milletimizi saygıyla selamlıyoruz. Biz de o zaman parlamentoda görev yapıyorduk. Parlamentoda görev yaparken TBMM’ne de saldırıda bulunuldu, bombalar atıldı. Resimlerde de gördüğünüz gibi Ankara’da, İstanbul’da pek çok ilde hain darbe girişimi içerisinde milletimizin şanlı direnişine şahit olduk. O gün Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla meydanlara koşan bu aziz millet, bu ülkenin kılcal damarlarına kadar sızan hain terör örgütünü meydanlarda yendi. Belki de dünyadaki darbeler tarihine, demokrasi tarihine en önemli düştüğü notlardan bir tanesi de şu; şöyle söyledi bu aziz millet; ‘Bu ülkeyi kimin yöneteceğine sadece ve sadece ben karar veririm.’ İşte aziz milletin kararı bu” dedi.
“O gün 15 Temmuz’da destan yazan bu millet, içimizdeki hainleri temizledi”
Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimde milletin iradesinin galip geldiğini vurgulayan Bakan Bak, “O gün 15 Temmuz’da destan yazan bu millet, içimizdeki hainleri temizledi. Hiçbir ülkede hiçbir millet tanka yumruk atmaz, tankın önüne geçip engellemeye kalkmaz. İşte biz böyle bir milletiz. Aziz Türk milletiyle gurur duyuyorum” diyerek şöyle devam etti:
“Bu millet bu zamana kadar asla ve asla boyun eğmemiştir. Bu coğrafyada bayrak inmemiş, ezan susmamıştır. Hiç kimse bu millete diz çöktürmemiştir. İşte bu millet aziz Türk milletidir. 15 Temmuz bu milletin destanıdır. Bu destanda yer alan şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Gazilerimize uzun ömür diliyoruz, onlarla gurur duyuyoruz ve diyoruz ki; bu aziz millet için çalışmaya devam edeceğiz.”
“Bize ve gençlere düşen görev bu büyük destanı unutturmamak”
Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bu destansı mücadelenin unutulmaması için çalıştıklarını belirten Bakan Bak, “Bu noktada gençlere büyük bir görev düşüyor. Bir şey unutulursa ortadan kalkar. O yüzden bunu gençlerimizin unutmaması lazım, unutturmaması lazım. O yüzden gençlerimiz bu konuları geleceğe taşıyacaklar, sürdürecekler. ve inşallah inanıyoruz ki bu destansı mücadele ilelebet sürdürülecek. Bu noktada gençlik merkezlerimiz, 81 ildeki İl Müdürlüklerimizi ile hepimiz 15 Temmuz demokrasi ve milli birlik günü nedeniyle pek çok aktivite yapıyoruz. Bu milletin zaferidir” diye konuştu.
“Kimsenin dayatmasına, darbe girişimine, yönetimi değiştirme çabasına müsaade etmeyeceğiz”
15 Temmuz gecesi darbe girişimini engellemek için canını feda eden şehitleri anan Bakan Bak, şunları kaydetti:
“Hain darbe girişiminin olduğu gün hayatını kaybeden dostlarımız, kaybettiğimiz büyüklerimiz var, bizim de dostlarımız arkadaşlarımız, Erol Olçok bey ve oğlu. Şahsen tanıdığımız arkadaşlarımız, dostumuz İlhan Varank hocamız. Hepsiyle birer hukukumuz var. Şimdi onlar bu ülke için fedakarlıkta bulundular ve şehitlik mertebesine ulaştılar. Pek çok dostumuz var, hem memleketimizde hem İstanbul’da o gün saraçhaneye giden, köprüde olan yine Ankara’da olan bizzat tanıdığımız insanlar, şehitlerimiz var. Kimsenin dayatmasına, kimsenin darbe girişimine, kimsenin yönetimi değiştirme çabasına müsaade etmeyeceğiz.”
Bakan Bak ve gençler, programın ardından 15 Temmuz fotoğraf sergisini gezdi. – İSTANBUL
]]>Vücuduna iki kurşun isabet eden Aras, yaşadıklarını hatıra defterinde saklıyor
Gazi Aras: “Makinalı silahı alıp ayağa kalkmaya çalıştım, tank hareket ediyordu. Karın bölgemden sıcaklık hissettim tişörtümü kaldırdım iki tane mermi girmiş kanlar süzülüyordu”
SAKARYA – İstanbul’da, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında tanka çıkarak askerleri engellemek istediği esnada yaşanan boğuşma sırasında darbecilerin silahından çıkan 2 kurşunla yaralanarak gazi olan Mustafa Aras, hain darbe girişiminin 8’inci yıl dönümünde o karanlık geceyi anlattı.
Fethullahçı Terör Örgütü’nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin üzerinden 8 yıl geçti. O gece yaşanan olaylar neticesinde 300’den fazla kişi hayatını kaybederken, bin 491 kişi yaralandı. Kadın, erkek, genç, yaşlı demeden binlerce insan, demokrasiye ve milli iradeye sahip çıkmak adına meydanlara inerek darbe girişimine direndi. Türk milletinin birlik ve beraberliği, darbe girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasına sebep oldu. O gece, vatanını korumak için canını feda eden şehitler, Türk milletinin hafızasında bir iz bıraktı.
Sakarya’da yaşayan Mustafa Aras, İstanbul’da Esenler İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün istikametinde darbeci askerlere direnmek ve demokrasiye sahip çıkmak maksadıyla binlerce insanla birlikte meydanlara indi. Darbecilere karşı direndiği esnada tanka çıkan ve darbeci askerlerle boğuştuğu esnada 2 kurşunla yaralanan Mustafa Aras gazi oldu. Ağır yaralanarak ölümden dönen Aras, hastaneye götürülürken çevresinde birçok insan olduğunu ancak hiçbirini hatırlamadığını belirterek, “Türk filmlerinde puslu sahneler olur ya, insanları göremezsin. Cidden benimle birlikte gelenlerin hiçbirinin yüzünü hatırlamıyorum” diyerek yaşadığı dehşet dolu anları anlattı. Ayrıca Aras, yaşadığı acıyı hatıra defterinde saklıyor.
“Silah sesini duydum, elimdeki silah patladı sandım”
15 Temmuz hain darbe girişiminde yaşadıklarını anlatan Aras, “15 Temmuz gecesi yolda ilerleyen tank arabalara ve insanlara zarar verip neredeyse bizi de ezecekti. Biz kenara kaçarak kendimizi koruduk. Bizi geçtikten sonra koşarak tankın üzerine çıktım. O esnada darbeci askerlerin kafasındaki miğferlerini söküp attım. Yarbay rütbesindeki askeri de tanktan aşağıya atmaya çalıştım ama kemerle kendini bağlamıştı. Devamında işin rengi değişti ve yaşanan arbede esnasında benim burnum kırıldı. İkitelli kavşağına doğru gelirken altgeçit var o mevkide tankın üzerinde bir aydınlık oluştu. Burada yaşanan arbede esnasında askerin elindeki silah düştü, ben düşen makinalı silahı aldım. Tank bu esnada hareket ediyor tabi ve ben kurma kolunu çekmeye ve aynı zamanda dengede durmaya çalışıyorum. İlk silah sesini duydum, elimdeki silah patladı sandım. Ama daha kurma kolunu çekmedim, silahı hazırlamadım bu silah nasıl patladı diye düşündüm. Daha sonra karın bölgemde sıcaklık hissettim ve tişörtümü kaldırdım. İki tane mermi girmiş, kanlar süzülüyordu aşağıya doğru. Vurulduğumu o şekilde anladım” dedi.
“Beni hastaneye götürenlerin yüzünü hatırlamıyorum”
Darbe girişimi esnasında vatanı için iki kurşunla yaralanan gazi Aras, “Tanktan aşağı ben atladım ya da düştüm bilmiyorum. Daha sonra kalktım bu sefer böyle derler ya kendi kendinle konuşuyorsun, halüsinasyon görüyorsun cidden öyle şeyler oldu. O vurulma anı çok acayip bir duygu; ne yaşadığınızı veya ne düşündüğünüzü hayal bile edemezsiniz. Her şey geliyor o anda insanın aklına. Araba ışıklarının bana doğru geldiğini gördüm ve yere yattım. Oradaki vatandaşlar gelip beni arabaya bindirdiler. O esnada hiçbir yerimi hareket ettiremiyordum. Devamında beni hastaneye götürdüler. Türk filmlerinde puslu sahneler olur ya, insanları göremezsin. Cidden benimle birlikte gelenlerin hiçbirinin yüzünü hatırlamıyorum. Ama o esnada birçok insan vardı çevremde, biri benimle konuşuyor, ayakta tutmaya çalışıyordu. Acayip bir durumdu, o anı anlatamam. Gençten bir arkadaş geldi ‘abi nasıl hissediyorsun’ diye sordu ben de ‘çok soğuk burası, donuyorum’ dedim ve ondan sonra bende zaten film koptu, gerisini hatırlamıyorum. Yoğun bakımda 6-7 gün yatırdılar beni” diye konuştu.
]]>Bursa Teknik Üniversitesine (BTÜ) 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla konuk olan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı Abdülkadir Şahin, ‘Dünü, Bugünü ve Yarınıyla 15 Temmuz Darbe Girişimi’ başlıklı konuşmasıyla, Fethullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) kuruluşu, büyümesi, darbe girişimi öncesi ve sonrası yaşananları anlattı. Mimar Sinan Yerleşkesi Ali Sümen Salon’da gerçekleşen konferansa, BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Sinan Uyanık ve Prof. Dr. Barış Tamer Tonguç, Genel Sekreter Selim Uzun, akademik ve idari personel katıldı. FETÖ’nün 1970’li yıllarda farklı bir grup bünyesinde faaliyet gösterdikten sonra kendi bağımsızlığını ilan ederek 1980’li yıllarda büyüdüğünü anlatan Şahin, örgütün Mavi Marmara ve Deniz Feneri davalarıyla hükümetle karşı karşıya geldiğini söyledi. Gezi Olayları ve 17-25 Aralık operasyonlarının da FETÖ terör örgütü tarafından yapıldığını kaydeden Abdülkadir Şahin, tüm bunların engellenmesiyle örgütün, 15 Temmuz hain darbe girişimini gerçekleştirdiğini söyledi.
Bugüne kadarki en organize ve planlanmış darbe girişiminin 15 Temmuz olduğunu aktaran Abdülkadir Şahin, “15 Temmuz, merkezinde hava kuvvetlerinin olduğu bir darbe girişimidir. FETÖ bu girişime, deşifre olmaması için tüm elemanlarını dahil etmedi. Ancak darbe girişimi yapacakları deşifre olduğu için gece saat 3’te planlanan girişim, gelen talimatla saat 20’ye alındı” dedi.
Darbecilere İlk Gözaltı Bursa’dan
15 Temmuz gecesi Bursa’da yaşananları anlatan Abdülkadir Şahin, kendisinin dönemin Bursa Cumhuriyet Başsavcısı olduğunu belirtti. O gece, darbe girişiminin olduğu bilgisini alınmasının ardından Yurdakul Akkuş’un sıkıyönetim komutanı olduğunu ve Osmangazi İlçe Jandarma Komutanlığına gittiğini öğrendiğini aktaran Şahin, 19 yıllık Cumhuriyet Başsavcısı olarak aldığı inisiyatifle saat 23.50’de Yurdakul Akkuş için gözaltı kararı verdiğini ifade etti. Emniyetten 8 kişilik polis ekibinin, Osmangazi İlçe Jandarma Komutanlığına giderek Akkuş’u gözaltına aldığını ifade eden Şahin, böylelikle darbe girişimi gecesinin ilk gözaltı işleminin Bursa’da yapıldığını kaydetti. Gözaltı işleminin gerçekleştirildiği esnada kendisine, Emniyet’ten Akkuş’un çantasında belgeler bulunduğuna dair haber geldiğini anlatan Şahin, “Akkuş’un çantasında, 23 sayfalık darbe harekat planı ve tüm sıkıyönetim komutanlarının isimleri bulunuyordu. Bir başka listede ise sıkıyönetim mahkemelerinde görevlendirilecek hakim ve savcı kökenli 423 subayın ismi yer alıyordu. Üçüncü listede ise genelkurmaya bağlı 450 kişilik atama listesi bulunuyordu. Burada kimlerin, hangi mevkilerde yer alacağı belirlenmişti. Bu hayati listeyi ilgili yerlere gönderdik. Devlet bu şekilde topyekün olarak, Genelkurmayda kimler bu darbenin içinde ya da dışında öğrenmiş oldu” ifadelerini kullandı.
Darbe girişiminin başlamasına rağmen; kamu otoritesinin, emniyetin, yargının çalışamaya devam etmesinin vatandaşı cesaretlendirdiğini vurgulayan Abdülkadir Şahin, “Darbeler, anayasa ve Türk Ceza Kanunu’na göre ağır suçtur ancak darbeyi yine meşrulaştıran yargıdır. 1960 ve 1980 darbeleri de yargıyla meşrulaştırılmıştı. Ama 15 Temmuz’da yargı, darbeye karşı pozisyon aldı, halkla bir araya geldi. İşte bu aşamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısı ile vatandaş da devletin tüm organları da darbe girişimini bertaraf etmek için elinden geleni yaptı. Halk sokakları doldurdu, askeri birliklerin önüne kepçeler, kamyonlar koyarak çıkışları engelledi. İkinci bir darbe durumuna karşı yine halk, gece gündüz 45 gün boyunca sokakta nöbetini sürdürdü. Yargı bu süreçte müthiş bir operasyonla, darbe yapanların gücünü kırmaya çalıştı. Darbe, cuma akşamı yapıldı, pazar günü 2 bin 850 hakim ve cumhuriyet savcısı açığa alındı. Günümüzde FETÖ hala bitmedi ama deşifre oldukları için bir daha operasyon çekemezler” dedi.
“Devlet her zaman 18 yaşındadır” ifadesini kullanan Abdülkadir Şahin, sözlerine şunları da ekledi:
“Türkiye Cumhuriyeti bir çadır devleti değildir, köklü medeniyeti ve tarihi olan bir devlettir. Bu nedenle herkes müsterih olsun. Bu tür yapılara karşı devletin tüm organları tedbirli. Düşman her zaman düşmanlığını yapar. Önemli olan ona karşı nasıl durdurduğumuzdur.” – BURSA
]]>Açılış konuşmasını yapan Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Prof. Dr. Akgün, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin 8. yılı dolayısıyla toplandıklarını belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla harekete geçen halkın gösterdiği direnişin o geceyi tarihe geçirdiğini söyledi.
FETÖ ile mücadelenin devam ettiğine vurgu yapan Akgün, “Türkiye Maarif Vakfı, FETÖ’nün yurt dışındaki okullarını milletimize kazandırmak için önemli çalışmalar yaptı. Ancak FETÖ’nün yeniden dirilme girişimleri hala gündemde. Bu nedenle bilinçli ve dikkatli olmalıyız. 15 Temmuz anma törenleri, bu bilinci diri tutmak ve geçmişi unutmamak için önemlidir. Geçmişten ders almazsak aynı hataları tekrar yaşarız. Bu millet gerektiğinde tekrar harekete geçecektir.” diye konuştu.
Panelde konuşan AA Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Özkır, şu anda Fetullahçı Terör Örgütü ile mücadelede en etkin kurumlardan birinin çatısı altında bulunmanın ayrıca önemli ve anlamlı olduğunu söyledi.

Darbe girişiminin üzerinden geçen 8 yıllık süreci soğukkanlı bir şekilde değerlendirmek gerektiğine dikkati çeken Özkır, “FETÖ’nün püskürtülmesi Türk siyasal hayatı açısından baktığımızda bizim alnımıza şerefli bir ifade olarak yazılacak. Darbeyi püskürtmek dünya demokrasi tarihinde nadir görülen bir başarıdır ve Türkiye’nin oluşturduğu bir modeldir. Yakın dönemde başka bir darbe girişiminde, Türkiye’nin modelinden ilham alınarak halk sokağa çağrıldı ve darbeye direnildi.” dedi.
“Bu, tüm riskleri göze alarak yapılan bir harekettir”
Özkır, darbenin püskürtülmesinin birinci sebebinin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliği olduğunu vurgulayarak, “NBC televizyonu ve bazı yabancı yayın organları, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya’ya ya da Amerika’ya kaçtığına dair haberler yayınlamaya başlamıştı. Oysa Erdoğan, Marmaris’ten İstanbul’a gitme kararı aldı ve milleti meydanlara çağırdı. Bu, tüm riskleri göze alarak yapılan bir harekettir.” diye konuştu.
Darbe gecesi kendisinin de Saraçhane’ye gittiğini anlatan Özkır, “Orada cesur gençler vardı. Yaşlı bir teyze, ‘Adnan Menderes’i savunamamış bir kuşağız. Bu yüzden Tayyip Erdoğan’ı yedirmemek için buradayız.’ dedi.” ifadesini kullandı.
Bu durumun, milli iradenin korunması noktasında önemli bir gösterge olduğunun altını çizen Özkır, şöyle devam etti:
“Bu siyasi ve toplumsal yaklaşım, milli iradenin korunması açısından çok önemlidir. Türkiye üzerine yazılan ve on yıllardır dile getirilen, ‘Türkiye’de demokrasi bir hikayeden ibarettir. Seçimler yapılır ama millet siyasi iradesine sahip çıkmaz.’ gibi iddiaları yalanlamıştır. Gördük ki Türkiye’de siyasi irade, kendisine verilen yetkiye sahip çıkıyor ve cesurca davranıyor. Aynı şekilde, ona oy veren insanlar da sokaklara çıkıp kendi haklarını ve iradelerini savunuyorlar. Bu iki faktör, Türk siyasal hayatı açısından büyük bir değişimin ve dönüşümün mihenk taşıdır. Bundan sonraki süreçte de benzer girişimler olacaksa veya olduğunda, bu durumu hatırlayacaklarını düşünüyorum.”

Özkır, Türk siyasal hayatında darbe tehlikesinin geçtiğini düşünmediğini belirterek, “27 Mayıs darbesinin zehirlediği bir zihin dünyası var. Bu zihniyetin etkisi altında olan gruplar ve kişiler hala mevcut. Demokrasi ve milli iradeyi savunmak için adımlar atılıyor ancak bu virüsün varlığını unutmamak lazım.” dedi.
15 Temmuz’un püskürtülmesinde vatansever askerlerin ve yine vatansever polislerin rolünün de çok önemli olduğunu dile getiren Özkır, medyanın da siyasi iradeden yana tavır alıp demokrasiden yana duruş sergilemesinin darbenin püskürtülmesinde çok etkili olduğunu söyledi.
Özkır, “Bu, Türkiye’nin demokrasisi ve milli iradesi için önemli bir dönüm noktasıdır. Medyanın oynadığı rol, dijital içeriklerin toplumda bir duygu seli oluşturmasına da katkı sağladı.” diye konuştu.
Araştırmacı İhsan Aktaş da FETÖ’nün çıkış noktasının, dini yaşam üzerindeki baskılara karşı bir tepki olarak başladığını kaydetti.

Çocuk yaşlarda bile FETÖ’nün organizasyonunun diğer dini gruplardan farklı olduğunu anladığını belirten Aktaş, örgütün iki yüzyıllık İngiliz ve Amerikan müktesebatını kullandığını, bu müktesebatın din ve tarikat kurma stratejilerinden beslendiğini dile getirerek, “FETÖ, Haricilikten İhvan modeline kadar birçok örgüt felsefesini sofistike bir şekilde kullandı.” dedi.
15 Temmuz darbe girişimi sırasında halkın gösterdiği direnişi değerlendiren Aktaş, “O gece Türkiye’nin her yerinde insanlar sokağa çıkarak darbe girişimine karşı koydu. Bu, milletin tarihten gelen devletsiz kalmama arzusunun bir yansımasıdır.” diye konuştu.
FETÖ’nün darbe girişiminin devletin bütününü ele geçirme ve iç savaş çıkarma girişimi olduğunu söyleyen Aktaş, araştırmalarında halkın yüzde 95’inin Recep Tayyip Erdoğan’ın tutumundan memnun olduğunu gördüklerini ve halkın yüzde 55’inin sokağa çıktığını kaydederek, “Bu, Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan beri en yüksek memnuniyet oranıdır.” dedi.
Aktaş, darbe girişiminin ardından yapılan araştırmalarda halkın yüzde 13-14’ünün Erdoğan’ın çağrısından önce, kalan yüzde 40’ının ise çağrının ardından sokağa çıktığını belirterek, “Bu, liderin gücünün ve halkın liderine duyduğu güvenin bir göstergesidir.” diye konuştu.

15 Temmuz gazisi, o gece yaşadıklarını anlattı
15 Temmuz gazisi Oğuz Ayanoğlu ise panelde o gece yaşadıklarını şöyle anlattı:
“İşten gelirken metrobüslerin kapalı olduğunu öğrendim ve Üsküdar üzerinden eve gitmeye çalıştım. Kısıklı’ya doğru giderken köprüde askerleri ve polisleri gördüm. Darbe girişimi olduğunu sosyal medyadan ve arkadaşlarımdan öğrendim. Cumhurbaşkanı’na destek olmak için arkadaşlarımla Kısıklı’ya gittik. Kısıklı’da toplanan kalabalık, Cumhurbaşkanı’nın açıklamasından sonra daha da arttı. Kalabalık içinden köprüdeki insanlara yardım etmek isteyenler olduğunu duyduk ve arkadaşlarımla köprüye gitmeye karar verdik. Kardeşim Onur’un köprüde olduğunu öğrendim ve telaşlandım. Köprüye vardığımda Onur yaralılara yardım ediyordu. İkimiz de ateş altında kaldık ve ben vuruldum. Onur, sırtından vurularak şehit oldu. Yaralı halde sürünerek kendimi güvenli bir yere taşıdım ve hastaneye götürüldüm. Hastanede Onur’un şehit olduğunu 5 gün sonra öğrendim. Onur’un cenazesine katılamadım. Hastanede 33 gün yattım, iyileşme sürecim yaklaşık 5 ay sürdü.”

“Allah o gece Çanakkale ruhunu bize tekrar yaşattı ve darbe girişimini engelledik”
Şehidin babası İhsan Ayanoğlu, darbe gecesi evde otururken televizyondaki alt yazılardan bir şeylerin ters gittiğini anladıklarını söyledi.
İhsan Ayanoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
“Çocuklarımla sürekli iletişim halindeydim. Onur ve kardeşiyle birkaç kez konuştuk. Şarjları bitmişti, onları Kısıklı’da buldum. Orada büyük bir kalabalık vardı. Şarj cihazlarını verdim ve biraz şakalaştık. Köprüdeki durumu duyunca oraya gitmeye karar verdik. Köprüye doğru ilerlerken silah sesleri duymaya başladık. Herkes yere yatmıştı. Oğlum Onur’u aradım, gişelerin altında olduklarını söyledi. O anda içimde büyük bir korku vardı ama geri dönmedim. Tekrar Onur’u aradığımda başka biri açtı ve Onur’un vurulduğunu öğrendim. Hemen Başkent Hastanesi’ne gittim. Onur morgdaydı, diğer oğlum da ameliyattaydı. O geceyi Türk filmlerine benzetiyorum. Başlarda zor, sonunda mutlu biten bir hikaye gibi. Allah o gece Çanakkale ruhunu bize tekrar yaşattı ve darbe girişimini engelledik. Çocuklarım ve milletimle gurur duyuyorum. Allah bir daha böyle ağır bir imtihan yaşatmasın.”
]]>Bartın Valiliği ve Bartın Üniversitesi (BARÜ) tarafından “15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü” anma etkinlikleri kapsamında “Dini Boyutuyla 15 Temmuz” başlıklı bir konferans düzenlendi. Darbe girişiminin dini, tarihi ve sosyolojik boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte, milletin demokrasiye olan inancının gelecek nesillere aktarılmasının önemi vurgulandı. Kutlubey Yerleşkesi Kütüphane Konferans Salonunda gerçekleştirilen etkinliğin, açılış konuşmalarını Bartın Valisi Dr. Nurtaç Arslan ile BARÜ Rektörü Prof. Dr. Orhan Uzun yaptı.
Vali Arslan konuşmasında, ülkenin bekasını ve bölünmez bütünlüğünü parçalamaya yönelik gerçekleştirilen hain darbe girişiminin bozguna uğratıldığını ifade ederek, “Bundan 8 yıl önce 15 Temmuz 2016’da Türk milletinin demokrasiye olan inancının ve vatan sevgisini tüm dünyaya gösterildiği topyekün bir direniş sergilendi. O günkü kahramanlığıyla tarihe adını altın harflerle yazdıran aziz milletimiz; şehitlerimizin bizlere bıraktığı mukaddes emanetin sorumluluğunu ilelebet taşıyacak, milli iradesine yöneltilen her türlü girişime asla izin vermeyecektir” dedi.
“O gece sadece şanlı bir zaferi değil, geleceğimizi de kazandık”
15 Temmuz 2016’da yaşananların toplum hafızasından silinmeyeceğini vurgulayan Rektör Uzun ise “Ülke olarak terörle mücadelede kritik bir eşikten geçtiğimiz o günlerde, şer odaklarının ortağı konumundaki FETÖ’nün darbe girişimiyle karşı karşıya kaldık. Millet iradesinin hiçe sayıldığı hain darbe girişimine karşı tek yürek ve tek bilek olarak sadece şanlı bir zaferi değil, aynı zamanda geleceğimizi de kazandık. Aziz milletimiz, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde vatanına, bayrağına, bağımsızlığına ve geleceğine olan bağlılığını bir kez daha ispatlamıştır. Bizler canları pahasına vatan müdafaası yapan ve milli irade destanını yazan şehitlerimiz ile milletimizin direnişini 8 yıl değil 80 yıl da geçse unutmayacağız, unutturmayacağız” diye konuştu.
Dini Boyutuyla 15 Temmuz Konferansı
Ardından geçilen konferansın moderatörlüğünü BARÜ İslami İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muhammed Yamaç yaparken, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ejder Okumuş da konuşmacı olarak yer aldı. 15 Temmuz’un siyasi, askeri, ekonomik birçok boyutu olduğunu ancak ana faktörün din faktörü olduğunu belirten Doç. Dr. Yamaç, “Bir süreç olarak düşündüğümüzde dinin ana faktör olarak darbe girişiminin zeminine oturtulduğunu görebiliriz. Başlangıçta din zemininde vücut bulan örgüt, zamanla askeri, hukuki, siyasi ve eğitim alanına da yayılmıştır. Temel meşruiyetini yanlış bilgilerle dine dayandıran örgüt, halkı inançları üzerinden kandırarak farklı ideolojik perspektiflere bürünmüştür” şeklinde konuştu.
15 Temmuz darbe girişimini dini, felsefi ve sosyo-psikolojik açıdan ele alan Prof. Dr. Okumuş ise FETÖ ve benzeri yapılar hakkında toplumun bilinç düzeyinin artırılmasının önemine dikkat çekti. Prof. Dr. Okumuş “Örgütlü küresel bir yapı olan FETÖ, dini argümanlarla hedeflerini meşrulaştırmaya çalışarak insanların inançlarını istismar ederek dini araçsallaştırdı. Bizim bu olayları farklı kavramlar üzerinden bilimsel olarak değerlendirmemiz lazım. Paralel yapıları iyi görüp gözlemlemeli ve din konusunda bilgilenip bilinçli olarak mücadele etmeliyiz. Bu yapının geçmişi ve şimdisi var. Akademik çalışmaların artırarak üniversiteler öncülüğünde kendimizi geliştirmeli, darbeci zihniyetlere karşı bir ve bütün olmalıyız. Bunun en büyük örneğini 15 Temmuz gecesi gördük. Tüm renkleriyle her gruptan, her ideolojik görüşten insanlar darbeye karşı duvar oldu. O gece milletimiz kahramanlık destanı yazdı” diye bilgilendirmelerde bulundu.
Milletin Zaferi Poster Sergisi
15 Temmuz darbe girişiminin dini boyutuyla ele alındığı konferansın ardından Kütüphane Fuaye alanında iki ayrı serginin açılışı da yapıldı. BARÜ Bartın Meslek Yüksekokulu Grafik Tasarım Programı öğrencileri tarafından hazırlanan “Milletin Zaferi Poster Sergisi”nde 15 Temmuz darbe girişiminde halkın gösterdiği direnişin yansıtıldığı eserler sergilendi.
15 Temmuz Kitapları Sergisi
Darbe girişimi ve millet olarak kazanılan zaferin farklı bakışa açılarıyla kaleme alındığı eserler tanıtıldı. Bölgenin en büyük kütüphanesi olan BARÜ Kutlubey Yerleşkesi Kütüphanesi bünyesinde yer alan ve 15 Temmuz hain darbe girişimi çerçevesinde darbelerin sosyal, ekonomik, psikolojik ve kültürel etkilerini konu alan kitaplara nasıl erişebilecekleri anlatıldı.
Yoğun ilgiyle gerçekleştirilen “Milletin Zaferi” programı millet iradesi ve bütünlüğünü hedef alan girişimlerin bir daha yaşanmaması temennisiyle son buldu. – BARTIN
]]>